1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve salatu ve selamu ala Seyyidil Murselin. Muhammedin ve ala alihi ve sahibihi ecma'in. Mektuba Serifeden 3. cilt 24. mektuptan sahabe-i kiramın müdafaası hakkında itikad meselelerine devam ediyoruz. İmam-ı Rabbani Kudsesi Ruh Hazretlerimiz buyuruyor.

  2. 00:25

    Yenbegiyi icap eder en yu'leme bilinmesi. Ennel ashabe el kirame keremli, sahabe-i kiram. Yani keremli demek, şerefli demek. Tâb Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in sohbetine bulunmuşlar. Radıyallâhu Teâlânûn. Allah bize razı olsun. Onlar kimdirler? Ennen'in haberi geldi. Mübellihûl kitâbi ve sünneti.

  3. 00:51

    Mübellihû neydi? İzafetten un düştü. Onun için cemidir. Mübellihûl kitâbi. Kitâbı yani kitaptan bahsediyor. O yüce kitap Hz. Kur'an. Zâlikel kitâbu, lâ raybe fîh diyor. İşte o kitap. Kitap denince en mükemmel kitap odur. O kitabı tebliğ eden, dâ ve sünneti. Sünnet deyince hadis-i şerifler. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e bildirilen vahiyler.

  4. 01:14

    Hadisler de vahiydir. Bu kitap ve sünneti tebliğ eden, yani bize ulaştıranlar kimlerdir? Kimlerdir? Sahabe Hazarâtı'dır. Çünkü sahabe-i kiram arada devrede olmasa, tabi'in nereden ne hadis öğrenecek, hangi âyeti duyacak der. Vekâne olduğu dolayısıyla yani, el-icmâ'u, icmâ, mesela edille-i şer'aniye dörttür.

  5. 01:38

    Şer'atın delilleri, kitap, sünnet, icmâ, kıyas. Şimdi kıyasa konuşmuyoruz. Kıyas bu dönemde de cari olabilir, tabi' fakih de kalmadı diyebiliriz ama, işte mütefakkih diyelim, mesare, yine bir kıyas yapılabiliyor belki. Çünkü yeni bir mesele çıkıyor, onu evvelce hakkında nas bulunan bir şey, vecih şeklinde.

  6. 01:57

    Vecih şebehleri, müşâbet, vecihleri tutarsa belki bir kıyas yapar ama, mesele o değil, mesele değişmezler var, bu değişmezler. Kitap, Kur'an, sünnet, hadis-i şerifler, icma, ulemanın görüş birliği. En mühim elbette ki, o dönemdeki, her dönemin kendine göre icması var. Fakat en mühim olan icma nedir?

  7. 02:31

    Asr-ı saadetteki icmadır. Çünkü asr-ı saadette yaşayan sahabe-i kiram, başta olmak üzere tabi aslında, asr-ı saadette tabiinden de yaşayan olmuştur. Yani o 100 sene, asr-ı saadeti 100 sene kabul edersek, tabi sahabeden sonra onların çocukları, çocuklar belki tabiinden de gelmiş, 100 sene dolmadan geliyor.

  8. 02:48

    Onu konuşmuyoruz. Neyi bahsediyoruz? Burada sahabenin icma, icma demek görüş birliği. Mesela bir mesele, âyetle sabittir. İşte efendim, helal belli, haram belli. Şimdi domuzun helal olduğunu söyleyecek kimse olmaz herhalde. Veyahut da şarabın helal olduğunu söyleyecek. Ne bileyim sen, zinanın serbest olduğunu vs.

  9. 03:13

    Haramlar belli, helallar belli. Koyun etine kimse haram diyecek. Hal yok besmeleli kesildikten sonra. Bunları konuşmuyoruz. Ama bazı meselelerde, yani Kur'an-ı Sünnet'te sarıh naslar olduğu zaman hüküm bellidir. Bazı meselelerde nasıhı var, mensuhu var, mükaddemi var, muhakkari var, mücmeli var, mufassali var.

  10. 03:44

    Naslarla ilgili konuşuyorum. Naslar hakkında konuşuyorum. Ondan sonra bir hadis-i şerif sonra var edilmiştir, bir hadis-i şerif önce var edilmiştir. Diyelim kabir ziyaretlerini önce yasak etmiştir. Sonra, ben sizi önce yasaklamıştım ama şimdi ziyaret edin kabirle, size ölümü hatırladı falan, bu gibi şeyler var.

  11. 04:07

    Ondan sonra, bütün nikahı hayber şeyinde bir ara serbest edilmiştir. Ondan sonra, sonra kıyamete kadar haramdır, ebedi yasak edilmiştir. Bu gibi konular var. Bu gibi bazı konularda da icma diye bir şey var. İcma nedir? O dönemde bulunan sahabenin icma. Bu icma, cumhurun, ekseriyetin görüşüdür. Mesela bir müteannikâhındaki icma, kıyamete kadar haram olduğuna dairdir.

  12. 04:38

    Mesela orada İbn-i Abbas muhalefet etti ama tek kaldı yani veyahut da bir iki kişi kaldı. Sonra o da pişman oldu. Eyvah dedi, döndü o fetvadan. Yani Hayber'deki müsaadenin devam ettiğiyle yürüdü gitti. Ama ondan sonra pişman oldu mesela. Ama ne oldu?

  13. 05:00

    ...da olsan, tek kaldığın zaman, İbn-i Ömer'de olsan, İbn-i Amr'da olsan, İbn-i Mes'ud'da olsan, bir konuda bir kişi, iki kişi kaldığın zaman, geri kalan bütün sahabe o konuda tersini söylediği zaman icma orada oluyor. İcma görüş birliği. Görüş birliği demek yüzde yüz demek değil. Yani yüzde bir, yüzde iki, yüzde üç muhalif olsa da o icmağı bozmuyor mesela.

  14. 05:24

    İcmağı böyle anlamak lazım. Şimdi, Kur'an ve sünnetten sonra ne geliyor? İcma geliyor. Dolayısıyla, mütanikanın kıyamete kadar haram edildiğine dair ne var? İcma var. Mesela, misal veriyorum. İktilafa bir misal veriyorum.

  15. 06:13

    En nihayetinde arada ne yok? Çok vasıtalar yok. Aşırı bir aracı yok. Aşırı değil, hiç yok. Aracı olmayan bir cemaat. Tabi ki bu topluluğun icmağı, görüş birliği muteberdir. Onun için Dini Mümin İslam'ın mesailinin, şeriat hükümlerinin Kur'an ve sünnetten tabi çıkarılmak suretiyle

  16. 06:43

    ama ayet ve hadislerde bıçak gibi kesmeyen veyahut da şu helaldir şu haramdır net olmayıp, görüş birliğiyle bu ayetten bu hadisten ne çıkıyor diye karar verilecek delillerin, şeratın delillerinin üçüncüsü icmağıdır. ama âyet ve hadisler

  17. 07:03

    şeriatın delillerinin üçüncüsü icmâdır. Bu icmâdan da maksat, yani şu anda 15. asırın içindeyiz. Bu arada bütün dünyanın alimleri bir mesele hakkında şey yapsa, kıyas denir ona, yine icmâ denmez. Çünkü yani, ha kıyas üzerindeyiz, Kıyas üzerinde icmağı olur, bir konu bir şeye kıyas edilir. Bu haramsa bu da haram.

  18. 07:26

    Bunda da aynı illet var, aynı sıkıntı var. Kıyas yapılır falan. Bu kıyas üzerinde icmağı olur mu? Olur diyelim. onun dışında mesela böyle kıyas yapıldı falan. Bu kıyas üzerinde icma olur mu? Olur diyelim. Misal, yeni bir mesele çıkarsa. Ama bugüne kadar zuhur etmiş, kesinleşmiş meselelerde meseleleri bozacak bir icma olmaz.

  19. 07:46

    Mesela Yeni Şefa'nın bir yazarı ne konuştu? Dedi ki, bin senelik icmadır. Mehmet Görmez gibi âlimler toplansa bozamaz mı? Bozmalı dedi yani. Bozabilir dedi yani burada da değişecek. E Mehmet Görmez'in kim olduğunu sonra meydana çıktı işte. Mehmet Görmez ne dedi şimdi? Şeriatın adaletsiz hükümleri var dedi.

  20. 08:03

    Şeriat demek Allah'ın dinidir mi? Ondan sonra dedi ki, hırsızın kolunu kesmek dedi. Şer'idir, dinde var, âyette var, Kur'an'da var ama meşrudur. bu değildir, adaletli değildir dedi. Allah'ın hükmüne adaletsiz dedi adam. Böyle Müslüman olabilir mi bu? Buna Müslüman diyen de Müslüman olamaz. E şimdi böyle adamların Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış diye

  21. 08:21

    bir tanesi değil, bunun binini bir koysan, hepsi toplansa bütün dünyada bu gibi reformist, bu gibi efendim ehli sünnet dışı demiyorum artık. dışı, dinsiz durumda, bu gibi adamların icmağı, bir şeyde, bir görüşte birleşmeleri muteber olabilir mi? Nasıl muteber olacak? Adamın zaten dini yok. Allah'ın Kur'an'daki âyete meşru değil, adil değil dedi.

  22. 08:46

    Çünkü meşru kelimesi de adille eşittir diyor. ama meşru değildir diyor. Meşru da adil demektir diyor. Bunu kendi kelamı, hiç başka bir laf katmadan, yorum yapmadan konuşuyoruz. Onun için böyle icmaa olur mu? İcmaa ne derler? İcmaa, başta Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i gören ve ondan vahyi işiten

  23. 09:11

    Hadislerde vahiy olduğuna göre, Kur'an ve sünneti ondan işiten sahabe topluluğunun görüş birliği muteberdir. Ve meselelerin birçoğu sahabe döneminde karara bağlanmıştır. Onun için vekâne oldu diyor İmam-ı Rabbânî Hazretleri. el-icmâu onu onlar bize duyurdular. Aracımız onlar. Onlar anlatmazsanız Kur'an'ı kimse bilmeyecek.

  24. 09:38

    Hadis-i şerifleri bize kim tebliğ etti? E tebliğ Ebu Musa'yla, Ebu Musa'yla, Ebu Meded İbn-i Cerrahlar, Sa'di İbn-i Öbi Vakkaslar, Talha İbn-i Ubeydillah, Zübeyir ibni Avvam, Rıdvanullahi aleyhi ve cemiyye, Aşer-i Meşere'den, Bedir ehlinden, Uğur ehlinden, Beyat-ı Rıdvan ehlinden, hep sahabe bize ulaştırdı Kur'an-ı Sünneti.

  25. 09:59

    Sen Kur'an-ı Sünneti Allah'tan almadın, Peygamberden almadın yani. Celle Celaluhu sallallahu aleyhi ve sellem. Ne konuşuyorsun? Peki bu zatlar bize devlet. Peki icma, şeriatın üçüncü delili icma. İcma deyince ne? Bütün âlimler bir görüşte bile birleşecek. Bütün âlimler ne olacak? Sıfır solda olursa bin tane sıfır olsun.

  26. 10:17

    Mehmet görmez ki biz. Olmaz ki. Solda sıfır, hiç bir hükmü yok. Birisi sağında olsaydı on olurdu. Bir daha olsaydı yüz olurdu. Yüz bin olurdu, yüz milyon olurdu. Ama sağda olursa, solda olunca sıfırlar. sıfırlar, bunların icmaı Bunların icma muhtemel olur mu? Peki, şeriatın üçüncü delili yine sahabede düğümleniyor.

  27. 10:39

    Çünkü icmadan oldu, menudan bağlanmış oldu. Bir karnıyım. Onların karnı, karnın asır demek. Asr-ı saadet. O asırda bulunan bütün sahabenin zaten asr-ı saadet. O yüz sene içinde sahabenin hemen bir, beş, altı, yedi tane kalmıştı zaten. Yüz senenin dolumuyla da dünyada sahabe Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gören bir kişi kalmamıştı.

  28. 10:59

    O asır ehline icma ümmet mefhumu, şeriatın üçüncü delili, yani bir meselede cumhurun görüşü, ekseriyetin görüşü, ittifak sayılıyor. Bu onların asrında olan icma hüccet oluyor ve delil oluyor. Ondan sonra tabi tabi tabi zayıflaya zayıflaya bize kadar geliyor. Bugün de el-i sünnet alimleri, fıkıha çalışan alimler,

  29. 11:27

    belki fakih ayarında bile dünyada bir kişi kalmamıştır ama mütefekkih diyelim. Bu alimler bir şeyi kıyas edecekler de, bir şeye benzeyecekler de, onda aynı illet vardı da, şuydu da, buydu da. Sen sahabenin icma gibi bağlayıcı olur mu yani? Tabi ki olmaz. Zaman belli, zemin belli.

  30. 11:47

    Şimdi Kur'an onlardan tebliğ edildi, sünneti onlar tebliğ etti. İcma ümmet de onların görüş birliğine bağladıkları konularla sınırlı oldu. Çünkü bütün el-i sünnet itikad meseleleri, iman meseleleri, inanç meseleleri, bütün akait metinlerine geçenler, zaruriyat-ı diniye, bu milletin neye inanması lazım, şuna inanmazsa kafir olur, şuna inanmazsa el-i sünnetten hariç olur, çıkar.

  31. 12:15

    Bütün bunlar sahabe kiramın görüşlerinde, birleştiği görüşlerle sabit oldu. Bunları İmam-ı Azam, Ebu Hanifeler, İmam Şafiler, Ahmet Muhammedler, müçtehit, müçtehid-i fıkıh meselelerinde, yani Allah ve Rasulünden bize tebliğ edilen konularda, onlar ilk nesil değiller ki. Onlar neye bağlı? Sahabeye bağlı.

  32. 12:42

    Ebu Hanife radıyallahu anh ki müçtehitlerin en büyüğüdür, bütün müçtehitleri o yetiştirmiştir. Din-i Mü'min-i İslam fıkıh meselelerinde dörtte üçünü o çözmüştür. İmam Şafi'nin şehadetiyle o dörtte birinin de yarısında bize ortak oldu diyor. Geri kalan, yani dörtte birinin yarısında bütün müçtehitler paylaşıyoruz, payımızı, hissemizi çıkarıyoruz diyor yani.

  33. 13:03

    Bu İmam Şafi'nin kendi beyanıdır. Bütün ümmetin ekserisi onun mezhebinde şu anda fıkıh tamir ediyor. Mesela, ama o Ebu Hanife bile ne diyor? Radıyallahu anh, Allah'tan gelen, yani kitap, Kur'an'la bildirilen, Ala Rasulallah'in baş gözü üstüne. Orada iştahat olur mu? Mevrid-i Nas'da iştahat olmaz.

  34. 13:23

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden gelen, tabii geldiği sabit olan, onun tarikleri var. Ala Rasulallah'in baş gözü üstüne. Sahabeden gelen, sahabenin bir meseledeki görüşleri geldi. Bazı ihtilaflar olabilir. Ama o da Ala Rasulallah'in ittifaklı geldiyse, yani sahabenin cumhurundan ekseriyeti bir görüşle birleştiyse,

  35. 13:50

    bir şeyin helallığında, haramlığında veya meşru, gayrimeşru oluşunda. O da başımız gözümüz üstüne. Yalnız sahabeden ihtilaflı geldiyse, yani sahabeden bir kısmı şöyle dediyse, bir kısmı böyle dediyse, o zaman bizim de bir ilmimiz var. Tercih ederiz. Ama neyi tercih ediyor? Kendi bir görüş ortaya atıp onu tercih etmiyoruz.

  36. 14:12

    Sahabeden gelen görüşler arasında iki görüş, üç görüş varsa, oradan hangisi daha kabule şayan olduğuna dair, koca Ebu Hanifar Radıyallahu anh. Orada bir tercih hakkımız doğar diyor. Ama yine sahabeden gelmiş bir sözü kabul edeceğiz. Kendimiz bir görüş ortaya atamayız diyor.

  37. 14:36

    Ama diyor, tabiinden geldiyse, tabi ne demek? Sahabe değil. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e yetişmemiş, onu görmemiş. Ama onu göreni görmüş. E göreni görmüş, İmam Azam da göreni görmüş. Sekiz tane sahabe görmüş. O zaman diyor, onlar da adam, biz de adamız diyor.

  38. 14:54

    Bunu Ebu Hanife diyor, kimin hakkında diyor? Kendi tabakası olan tabiinin hakkında söylüyor. Tâbiîn hakkında söylüyor. Yoksa sahabeden adam, ben de adamım demiyor. Sahabeden gelen görüş bizi bağlar, icma ve ittifak varsa bizi bağlar, icma yoksa, ihtilaf varsa bir tercih hakkı bize doğar diyor. E şimdi hayretli karamanlar, işte efendim, bu naylon müştehitler,

  39. 15:18

    vesaire, öbürlerinin ismini bile söylemeye bir lüzum yok. Yani, Samsun'daki, bilmem neredeki, bu adamlar, ne diyorlar? Hübür r-Ricâli'n-Nâdur r-Ricâ diyorlar. İmam-ı Azam da adam, biz de adamız artık. Mesela hayretli karamanın, ne diyor? İmam-ı Azam'ı çok büyük, yani büyütülüyor ama, on sekiz hadis biliyordu diyor.

  40. 15:49

    Ya şimdi bunu, ona ilahiyatta, ilk ilahiyatlar açıldığında Ahmet Davutoğlu Hoca Efendi vardı. Bu başbakan olan değil. Eski vefat etti Ahmet Davutoğlu Hoca Efendi. Müslim şarihi, yani sahih müslümi şer etmiş. Piyasada kitap var, ben de kütüphanede. Büyük alim idi. O bunun hocasıydı. Ta o zaman din tahripçileri.

  41. 16:09

    Din tahripçileri kitabına, hayretli karamanlar kaç yaşında o zaman? O zaman tespit etmiş, altmış sene evvel. En az altmış sene, yetmiş sene evvel. Bu demiş, büyük sıkıntı çıkaracak ümmetin başına demiş. Bütün naylon fetvalar bundan çıktı. Ondan sonra istismarlar bundan çıktı. Zaten muaviyeyi sevmem, bilmem ne, sahabenin hakkında konuşuyorum.

  42. 16:30

    E sonra diyor, sen cennete girecek, dedi. Bilmem ne, FETÖ'cülerle eş tuttu, abarttı toplantıları. Reddiye yazdık biz buna, kitap yazdım ben bunu, görüş hakkında. Reddetmek için. E şimdi dolayısıyla, 18 hadisten kastı neydi? Ya mütevatir olarak, hem lafzan hem manev. Manev mütevatir, çok hadis var. Ama lafzan mütevatir,

  43. 16:53

    yani ayet gibi kelime kelime bu kelimelerle buyurulduğu denilen, ya bunları çok uzun anlatmıştım, şimdi yeri değil. Diyelim 18 tane falan çıkıyor. E sen, lafzan mütevatir, zaten 18 tane var. İmam-ı Azam onu 28 tane yapamaz ki. E sen buradan çıkıp da 18 tane hadis biliyordun. Bu ne biçim laf? Bak daha o zaman hocası diyor ki bu, din tahripçisidir diyor.

  44. 17:17

    Ve bak bugün hala yaşıyor ve ifsatlarına devam ediyor. Şimdi dolayısıyla bu adamlarla iş tutan tarikatlar var. Bazı tarikatlar bunları baş hocamız ilan etmiş. Adam tarikat, Nakşibendi, Halid'i kolundan. Ama bunlarla iş tutuyor. Bu tarikatlardan hayır gelebilir mi? E tabii ki sahabe düşmanlığı da ondan bulaşmış onlara.

  45. 17:36

    Maviye'yi sevmem lafı oradan çıkıyor. Şu adam onu büyük bir Allame-i Cihan zannediyor, müçtehid zannediyor, nasıl müçtehid? Şu adam diyor ki onlar da adam, biz de adamız diyor. Kim için bunu söylüyor? İmam-ı Azamlar için, İmam-ı Şafiiler için, Amir ve Hanbeller için söylüyor. Peki İmam-ı Azam, bu sözün aslı İmam-ı Azam'a aittir.

  46. 17:53

    Ama İmam-ı Azam o sözü kim için söyledi? Sahabe için bile söylemedi. Sahabeden gelen bizi bağlar da, ittifakla gelen bizi bağlar. İhtilafla gelen de bir tercih hakkımız doğar. Ama tabiinden gelen, onlar da adam, biz de adamız. Yani ben de tabiindenim diyor. Aynı tabakanın eylindenim, belki de tabiinin en hayırlılarındandır İmam-ı Azam.

  47. 18:11

    Yani belkisi de yok. Çünkü bugüne kadar onun mezhebi devam ettiğine göre, tabiinin hangisinin böyle bir şumullü bir mezhebi, fıkıh mezhebi yürürlükte şu anda? Tabiinden kimin? İmam-ı Azam Katar yani. Radıyallahu anh. E o zaman lafına sözüne dikkat edeceksin. Sahabenin icmaıyla şu andakileri toplanıp ittifak etmesi bir olabilir mi?

  48. 18:35

    İlk icma muteber. Asrı saadetin icma. Bak İmam-ı Rabbani Hazretleri'nde nas var. İtikadda müştehittir İmam-ı Rabbani Hazretleri. İcma-i ümmet diyor, onların asrındaki icmağa bağlıdır. Çünkü neden? Bütün meseleler orada zaten çözülmüştür. Zarurat-ı diniye tespit edilmiştir diyor. Bikarnihim diyor. Bikar nihim diyor.

  49. 18:54

    Bak onların asrına diyor. Düşün ki tabiini bile katmıyor. Yani ikinci yüzyıl, üçüncü yüzyıl, ikinci yüzyıl, üçüncü yüzyıl Hicri takvimde. Hicri takvim diye. Ona bile söylüyorum. Bikar nihim diyor. Bikarnihim diyor. Sümmellezîne elûne mani hayırlılıkta ve onları takip edenler hadiste ilk üç asır için Senef-i Sâlih'in hakkında.

  50. 19:10

    Ama icmağa men utan bikarnihim diyor. Çünkü zaten orada bütün meseleler kotarıldı yani. İmam-ı Azamlar, İmam-ı Şafiiler zaten o icmağa devam ettirdi. Hafıkın meselelerinde, cüz'i meselelerinde, iştahat meselelerinde, o gün hukuk bulmamış, sonradan meydana gelmiş meselelerde vesaire iştahat kapısı o zaman açıktı.

  51. 19:30

    Müştehitler bulunduğu dönemde. E şimdi sen sahabeyi tenkit edersen nasıl olacak hacı abi? Felevkane eğer olursa cemiyum, sahabenin toptanı, tümü. Ev mazum, yahut da bir kısmı. E bir kısmı dedin ki, yahu bir kısmı dedin ki Muaviye radıyallahu anh'a taraftarlarından bahsediyorsun, Cemel'de aşanemiz var, Talha Zübeyir efendilerimiz var, aşeriyi mübeşşeleri, ezbacı tayinat var.

  52. 19:54

    Kaç bin sahabe var. Sıffin diyorsun, Sıffin'de Hazreti Muaviye tarafında 10.000 sahabe var. 10.000 sahabe ki o 10.000 sahabe hepsi eli silah tutan veyahut da harbe gelmiş. Yani bunun sahabe 124.000, işte 114.000, 124.000 rivayetleri olmakla beraber bunun sen kadını var, çocuğu var, şusu var, busu var, çocuktan da sahabe oluyor, görmüş.

  53. 20:15

    Onları karıştırmadığın zaman zaten 10.000 sahabe ne demek? İmâm-ı Rabbânî Hazretleri'nin diğer mektuplardaki tabirleriyle şeyin yarısı diyor. Sahabe nisful ashab diyor. Sahabenin yarısı diyor. Hazreti Muaviye tarafındaydı diyor.

  54. 20:30

    Şimdi sen sahabenin tümü nefsine uydu dersen, e bazı yahut da bir kısmı dersen, bir kısmı dediğin ne? Ya şimdi diyelim ki burada konu nereden çıkıyor? İşte Sıffin'de Hazreti Muaviye'nin yanında olan sahabeyi Hazreti Aleyh'e muhalif geldiler diye devre dışı bırakıp veyahut onları tenkit et, oklarına hedef yaparsan bir kısmını.

  55. 20:54

    E bir kısmı da yarısını tekabül ediyor. Eğer onlar mutlası Sıffin'e nitelenirlerse, sıfatlanırlarsa bir dalaleti, yoldan çıkmış dersen, ve fıski fâsık oldular dersen, fâsık oldu demek büyük günah işledi. Büyük günah işledi, fâsık oldu. Dediğin zaman Haydarbaş Zındı ne dedi? Kâfir oldular dedi ya. Bir Ebu Bekir ile Ömer'e konuşamıyorum dedi.

  56. 21:23

    Onlar iki kayınpeder dedi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'de kızları var ya, Ayşe annemizin, Ebu Bekir Sıddık'ın kızı, Hafsa annemizin, Hazreti Ömer'in kızı. Onları kenarda tutuyoruz. Ne kenarda tutuyor, onlara da diyor işte. Kâfir oldular dedi ya. Bu adamlar şeyh oldu bu memlekette, mürit buldu ya.

  57. 21:46

    Tarikattan bahsediyor. Ne tarikatı ya? Sen dinden imandan çıkmışsın zaten. Sahabeye düşman olan, sevmeyen tarikat mı olur? Şeriat olmadan tarikat mı olur? E sen sahabenin tümüne veya bazısına, Şian ediyor, Beş tane hariç diyor. Hazreti Ali, Miktad, Selman, Ebu Zerr işte falan. Dört, beş. Bir parmağın geçmez.

  58. 22:09

    E zaten Hasan Hüseyin de sahabeden sersak. Rıdvanullah Aleyhi ve sellem. Onlar torun zaten. Elli bey değil mi? E beş tane sahabenin geri kalanı hepsi kâfir oldu diyor. Haydarbaş o görüşteydi. Mesela, Şimdi dolayısıyla, Burada sahabenin tümüne veya bazısına, Bunlar dalalete düştü, bunlar sapıttı, bunlar fasık oldu, bunlar büyük günahlara düştü.

  59. 22:35

    Dediğin zaman, Ne olacak? Yertefu tümden kalkacak. Ne el-irtimadu, itimat ne demek? Güven. Bütün güven kalkacak. Kimden? Ankürdit din. İslam dininin tümünden güven kalkacak. Neden? Tümü sapıttı dersen, İslam dininin tümü bize bunlarla ulaştı. O zaman bunların rivayetine de güvenilmez. Konuştuğuna da itibar edilmez.

  60. 22:58

    Dinin tamamı boşa düştü. Ev vaziyi. Yok derse ki bunların bir kısmı sapıttı, fasık oldu. O zaman da onlardan gelen rivayetler, ayet ve hadisler. Çünkü Kuran musaf cem edilirken, Hz. Ebu Bekir Hazreti Ömer döneminde bu istişareye varıldı. Hz. Osman nushalarını dörde çoğalttı. Yoksa Kuran'ı toplayan Ebu Bekir Ömer Efendimiz zamanında bu toplandı.

  61. 23:23

    Ama sahabe-i kiramın hepsinden, şahidiyle, deliliyle, yanındaki şahidiyle, bu ayeti sen duydun mu Rasulullah'tan? Ayet olarak namazda okudun mu? Dinledin mi namazda? Çünkü hadislerde namazda okunmadığı için. Namazda okunuyorsa mutlaka ayet olduğu anlaşılıyor. Sen bunları tespit ettin mi? Şahitlik ediyor musun?

  62. 23:40

    Yanında şahidin var mı? Böyle yani. Bütün Kuran, hadisler bize sahabeden geldi. Sahabenin tüm dalalet ve fısk ile, fücur ile, kebair günah sahibi olmakla nitelenirse, dinin tamamından güven kalmadı. Bu adamların anlattıklarında biz namaz kılacağız, rükû yapacağız, secde yapacağız yani. Çünkü bu adam zaten yanlış yola gitmiş yani.

  63. 24:04

    Bu adam belki evvelce de yalan konuştu. Belki namaz dört vakit değil. Belki beş vakit değil. Allah muhafaza. Görüyor musun? Şimdi bak ne dinsizlik çıkıyor ortaya. Ya da dinin bazısından itimat kalkıyor. O zaman muaviye tarafında olanlardan gelen, hadislere itibar etme. Ne olacak yani? Ukbe ibn-i Amir bu kadar hadis rivayet etmiş.

  64. 24:24

    Bukhari'de, Müslim'de dolu hadisler var. Abdullah ibn-i Amir. O taraf tutmadı ama babasını, babanı bırakma dedi. Amr ibn-i As Hazretleri. Babasının tarafında durdu ama savaşa bir fiil katılmadı Abdullah ibn-i Amir. Ama babası, Amr ibn-i As. En büyük sahabeden Hazreti Amr. E sen şimdi nasıl olacak? Ondan bu kadar hadis geldi bize.

  65. 24:50

    Talha Efendimiz'den bu kadar hadis geldi. Zübeyre Efendimiz'den. Ayşe annemiz. Ona humeyra diye lakab takmışlar. Dininizin 3'te 2'sinin fıkhını, ilmini Ayşe'den alın. Huzuruz edinikum minadil humeyra. E ne olacak dinin 3'te 2'sini Ayşe'den alın buyrulan bir annemiz. Hafızası, zekâsı, ilmi, fıkhı, iştihadı en büyük müştehide.

  66. 25:14

    Hiçbir müştehit onun yanına yaklaşamaz yani, iştihatta. İştihadın kaynağı çünkü Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den bizzat duymuş. Ben kimsenin yorganının altında, hiçbir eşimin yorganının altındayken bana vahiy gelmiyor, bana cibril yanaşmıyor. Hücre-i saadetime gelmiyor.

  67. 25:33

    Ancak Ayşe ile beraberken, tabii yani onun odasında evinde ve üzerimize yorgan çekmişiz veya çarşaf çekmişiz. Yani Ayşe eşimle beraber üzerimize çarşaf varken cibril geliyor. Bak öbür eşlerinden de ne kadar üstün olduğunu burada beyan ediyor. E sen böyle bir annemize zaten şia kafir diyor veya fasıka diyor, zındıka diyor.

  68. 25:59

    Nâhuzu billâhi teâlâ min şurûru enfusunâ ve seyyâte amâli. E dininizin 3'te 2'si diyor gitti. Ondan gelen bütün vaatler boşa düşerse nasıl olacak? Bu kadar helal haram meselesi ondan gelen hadislerle çıkıyor. Böyle bir şey olabilir mi ya? O zaman ne olacak? Nebilerin sonuncusu olan, Resullülerin en faziletlisi olan Muhammed Mustafa'nın gönderilmesi,

  69. 26:28

    bi'set demek peygamber olarak gönderilmesi. E onun faydası ne olacak? Kaliletten çok az olacak. Çok az olacak yani hatta hiç olmayacak. E neden? E Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den bütün bu hadisleri, Kur'an'ı ayet olarak, ayete ayet olarak, hadise hadis olarak duyup, işitip bize ulaştıran bu zatlar.

  70. 26:47

    E bunlar dalalete düştü, fasık oldu. E o zaman ne oldu rivayetlerinin itimadı, güvenilirliği kalktı. Kalkınca ne oldu? E bunlardan gelen her şey soru işareti, çarpı işareti. E o zaman Allah bize peygamberi niye gönderdi? Kur'an ve sünnetle ayet ve hadise amel etmeye çalışan bir Müslüman olarak bunları anlamaya,

  71. 27:06

    Bunları anlamaya, işte Arapça öğrenmişim, okumuşum, ömrümü bu yönde görmüşüm, elli beş senedir işte Arapça öğrenmişim, okumuşum, ömrümü bu yönde görmüşüm, 50-55 senedir tristek çürütüyorum. dirsek çürütüyorum. Bu dini anlamaya çalışıyorum. Ama bu dinin bana getiren kaynaklar dalalete düşmüş, fasık olmuş, büyük günahkar olmuşsa,

  72. 27:21

    dalanete düşmüş, fâsık olmuş, büyük günahkar olmuşsa benim de buna itimadım kalmayınca, e ben bu dinden nasıl yararlanacağım? Peki Allah bir din gönderip de o dini bize tebliğ edenlere böyle günahlar nasip eder mi? Veyahut da Allah adam mı bulamadı böyle günahlara düşecek, peygamberden sonra dinden çıkacak, sapıltacak, fasık olacak adamlara,

  73. 27:46

    Kur'an'da radıyallahu anh ve radıyallahu anh, Allah onlardan razı, onlar Allah'tan razı diye Kur'an'da meth eder mi? Vellezine mâ üşitte alel küferruhâ mâ beynuhum. Fetih Suresi son ayetinde, yarım sayfa Kur'an'da bir ayet, 29 olacak herhalde bilmiyorum, tam hatırlamıyorum. Ya son ayeti, yarım sayfa.

  74. 28:06

    Bu ayette tümü bunları meth ediyor, Allah bunların bozulacağını, sapıtacağını bilemedi mi de ezelde, o zaman Allah'ın ilminde yanlışlık oldu. Allah bunu neye göre garanti verdi? İşte hapiste yatan bir serseri var. Biliyorsunuz hapse attı hükümet. Doğru da yaptı. Ya böyle bir şey olur mu diyor, tek kitap gönderdi diyor, Kur'an diyor.

  75. 28:26

    E şimdi bu diyor, bunu gönderene yazana da diyor, tabi Allah kitabını bilmem kullar yazdığına da ima ediyor yani zaten. Bunu yazanda sıkıntıya düşer diyor. Niye diyor, bir şey yazdı cayacak diyor, cayamıyor diyor. Çünkü diyor kıyamete kadar bu geçerli deyince diyor, kendini bağlıyorsun diyor, bağlayınca diyor, ya onun bir kul yapısı değil ki.

  76. 28:46

    Allah-u Teala'nın vahyi. Allah ta ezelden neler olacağını bilmiyor muydu? Biliyordu. Allah'ın ilminde değişiklik olur mu? Olmaz. Çünkü değişiklik olmak demek önce bilmedi, sonra bildi, yeni bir fikir gelişti demektir. E o zaman Allah bunların razı olduğuna dair Kur'an'da ayetle tescil etmiş. Hadi hadis olsa kaynağı maynağını araştıracaksın.

  77. 29:04

    Kur'an'da ayet, herkes Kur'an'a inanıyorum diyor, Müslümanım diyorsa. E o Kur'an'da bunlardan Allah razı oldu diyor. Sen Allah'ın razı olduğum dediği adamdan ben razı değilim desen, ne yazar ya, sen kimsin? Peki Allah razı olduğum dediği adamlar, sonradan sapıtacak, fasık olacak, büyük günah işleyecek adamlardan Allah razı olduğum der mi?

  78. 29:22

    E sen ben deriz. Ondan sonra bu adam sapıttı ya, ben ne bileydim razı oldum dedim. Sözümü geri çekerim. Met ettiğim bir videoyu geri çekiyorum. Şu anda ben bu adamdan teberri ediyorum. Ben bunu eskiden adam zannediyordum.

  79. 29:35

    Şimdi hıyar çıktı. Ben bunu yaptım. Yapıyorum hala da. Bu adamları tezkiye ettim. Şimdi Seyfettin İnancı'yı tezkiye ettim. Şimdi tezkiye eder miyim? Asla tezkiye etmem. Teberri ederim. Yaptığı yanlışlardan, dalalet ve fısklardan, fücurlardan. Yaptığı ortada. Yapmadığı bir şey bırakmadı. Şerata, tarikata.

  80. 29:53

    Bir hıyanet etti mesela. E şimdi ben bu adamı... Şimdi ben bu adamı evvelce methetmişim. Evvelce methettiğimi, tabii ki ben şu anda… E niye? E çünkü ben anlamıyorum ki aldanabilirim. O zaman adam düzgündü, sonra sapıttı, bozuldu. Dünya malına meyletti vesaire, hainlik etti. E şimdi bu oluyor. E İsmaila'da yaşadıklarımız var.

  81. 30:13

    Methettiğimiz adamlar şimdi mezmum oldu. Ama bu bende olur, Allah'ta olur mu? Olmaz. Çünkü neden? Allah onun evvelini de biliyordu, cemaze ile evvelini de biliyordu, cemaze ile ahirini de biliyordu. Ne zaman sapıtacağını da biliyordu, ne zaman efendiye hainlik edeceğini de biliyordu. Rabıtayı ne zaman bozuldu?

  82. 30:30

    Bunların hepsinin efendinin vasiyetini adam yerine koymayacağını da biliyordu. E sen şimdi sahabe hakkında nasıl konuşuyorsun? Yani Allah onlardan razı olduğunu Kur'an'da beyan ettiği bizzatlar hakkında dalalet ve fısk ihtimalini göz önünde bulundurduğun zaman Allah bilmedi, Allah bilmedi demiş oluyoruz.

  83. 30:52

    Zaten Allah'ın ilmi değişti dese kafir olursun, Allah'ın ilmi değişmez. Çünkü ilim ne zaman değişir? Yeni bir bilgi gelir. Allah'a yeni bir bilgi gelmez ki. Ta ezelden ebede her şeyi olmuş bitmiş olarak biliyor. Yani neyi anlatacak İmam Abbas'ın ne kadar güzel beyan ediyor. Sahabeden birine bile sen fıskı fücur istat etsen Münafıklardan bahsetmiyoruz ya.

  84. 31:17

    Abdülhamid, Übey ibn-i Selül bilmem ne 300 küsur münafık var, münafıka var kadınında, erkeğinden. Kadınlar çok meşhur olmamış, ismi tanınan yok, erkeklerden var. E münafık var yani, münafık sahabedi ki. Biz burada cennette müjdelenmiş Uhud ehli, Bedir ehli, Beytur, Rıdvan ehli insanlardan bahsetti diyor.

  85. 31:35

    Sahabe oldukları ittifaklı yani. Hem sahabe olduğunu kabul ediyor ondan sonra sapıtı diyor. Nasıl sahabe sapıtacak? Allah razı olduğunu önden peşinden karar vermiş. Sonunu bilmiyor muydu Allah? Ve camül Kur'an-ı Mecidi, ulu Kur'an-ı Cemeden Hazreti Osman'a Hazreti Osman Efendimiz konuşuyorlar aşağıya.

  86. 31:54

    E Hazreti Osman Kur'an'ı topladı. Belhatta Hazreti Sıddık'ı ve Hazreti Faruk'u Hazreti Sıddık, Faruk Efendimiz zamanında oldu. Hafızlar bir muharebede, 70 hafız bir anda şehit olunca Kur'an'ı ezberleyenler çok azaldı diye. İşte Hazreti Ebubekir Efendimiz'e gitti. Baştan Resulullah yapmadı bu işi, ben yapmam dedi.

  87. 32:13

    Sonra Hazreti Ömer Efendimiz bunu kalbim şerif oldu. Ya bunu yapsak iyi olur, hafızlar ölüyor. Ezbere bilenler azalıyor. Bir anda bir muharebede, bir cihada gidiyorlar. 70 hafız ne demek o zaman? E Kur'an-ı Kerim daha bir musafta iki kapak arasında toplanmamış yani. Sade ezberlerde var. Öbür türlü birinde kemiğin üzerine yazılmış, birinde derinin üzerine.

  88. 32:36

    Herkes evinde falan yüksek yerde tutuyor. Ama bir arada bütün altı bin altı yüz küsür işte ayet-i kerimede hepsi bir arada yok hiç. E bunu ne yapalım dedi. Sonra Hazreti Ebubekir Efendimiz de kalbim şerif oldu. Tamam dedi. Ondan sonra Hazreti Ömer'le karar aldılar. Onların döneminde sahabe-i kirama Zeyd-i Büsâbit olabilir, Bübeyb-i Kâb olabilir.

  89. 32:55

    İşte onlarda tam şey yapabilirim. İki sahabe diye hatırlıyorum. Görevlendirildi. Kıraat ilmiyle, Kur'an ilmiyle çok Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i methettiği zatlardan. Sahabeden. Onları görevlendirdiler. Onlar da bütün sahabeden ne kadar elinizde yazılı var işte onları getirdiler. Ezberden okuyana okuttular.

  90. 33:14

    İşte Efendimiz zaten kendileri de hafız, kendileri de biliyor ama yine de tabi bir icma olsun diye. Yani Kur'an'ı bile cem eden ayetleri iki kapak arasında mushaf olarak toplayan hatta Hazreti Osman da değil yani. Çünkü mesela Hafsa Mushafı diye Hazreti Hafsa'nın Hazreti Ömer'in kızı Hafsa annemizin evinde duruyordu.

  91. 33:37

    Bir mushafcem olmuş. Yani Hazreti Osman Efendimiz Camiul Kur'an Hazreti Osman diye biliniyor ama Hazreti Osman esas dört nuska yaptırdı, yazdırdı. Küfikatla dört nuska işte birisi Bukhara'ya biri işte nereye dört nuska dünyanın İslam merkezlerine. O zaman İstanbul İslam diyarı değil. dört nuska gönderildi.

  92. 34:03

    Hazreti Osman onu dört nuskaya çoğalttı. Yoksa ilk toplayan Hazreti Ebubekir'i Ömer Efendimiz'in kararlarıyla cem başladı yani. Radıyallahu Teala anhum Allah hepsine razı olsun. Söküp almak demek. Selb olunmuşlar. Nesi selb olmuş? El adaleti. Musaf olunca nun düştü. Adaletleri meslup. Ne demek? Güvenilirlikleri.

  93. 34:38

    Sağlam rivayette bulundukları. Doğru konuştukları efendim sabit değil. Bir durumda olsalardı. Yani adaletsizlikleri tescil edilmiş olsaydı. Bunlar adil insanlar değil. Bunlar düzgün konuşan insanlar değil. Bunlar yanlış yapan insanlar. Dalalete düşmüş, fâsık olmuş, büyük günahlar işlemiş insanlar durumunda olsaydı, Bunlar yalan konuşan insanlar.

  94. 35:00

    eyü itimadin, hangi güvenli yebkâ kalacaktı alel Kur'an? O zaman onların cem ettiği Kur'an'a ne itimat kalacaktı? Yani Kur'an'ı toplayan adamlar, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra kâfir olmuşlar diyorsun. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra beş tane sahabe müslüman kaldı, geri kalan hepsi mürtet oldu, kâfir oldu dersen,

  95. 35:20

    Kur'an'ı da cem eden, bir araya getirenler buzatlar. Yani iki kapak arasında musaf dediğin, inanıyorum dediğin bu Kur'an, buzatlar tarafından bir araya cem edilmiş, Allah'tan vahyedilmiş, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafından tebliğ edilmiş ama ve bunlar birinin iki ayet getirdiği yazmış, öbürü bir sure, böyle böyle toplandı bütün sahabeden.

  96. 35:43

    Tabi onu şahidi de çok, ezberleyenler de beraber ama sen de duydun mu, o da sen de duydun mu, tamam ben zaten duymuştum ama sen de ne var getir bakalım, getirdi. Tamam benim de duyduğuma uygun, bu uygun, bu f'si şaşmıyor, noktası şaşmıyor, tamam. Böylece cem ettiler. Ve bir şeyin o zaman hangi vesileyle yekûnu olacaktı ettiğini, İslam dini kaimen, İslam nasıl yaşayacaktı?

  97. 36:10

    Nasıl yaşar yani? Hemen Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra toplanmışlar, Hazreti Ali hakkını yemişler, ondan sonra mürted olmuşlar, ondan sonra dinden çıkmışlar, bilmem ne bilmem ne. Musaf çatalara veyahut da Hazreti Ali'ye karşı gelen taraf, Hazreti Talha, Zübeyir, Aişe, Annemiz, Hazreti Muaviye, on bin sahabe, bunların hepsi dalalete düşmüşler, fasık olmuşlar.

  98. 36:31

    Bunu dediğin zaman, bunların hepsinin Kur'an cem edilirken getirdiği, şahitlik ettiği ayetler var. Ve bunların şehadetiyle o ayet Musaf-ı Şerif'in içine kaydedilmiş. Bunlardan onlarca, yüzlerce, hatta Hazreti Muaviye'nin yüzlerce hadis-i şerif rivayeti var. Hem de ahkam hadislerinde de var. Sen nasıl konuşuyorsun?

  99. 36:54

    Bunların getirdiği bu ilimler, bu din, yani peruk takmanın haram olduğu, saçına saç ekletmenin haram olduğu, dövmenin, bilmem ne, Bunların, Hazreti Muaviye'nin minberinde, kendi emir-ül müminin olduğu dönemde, Mescid-i Nebevi'de, hutbede bu hadis duyuldu. Dünya kadar helal-haram meselesi, din meselesi, bunların rivayetlerine ve nakillerine tereddüb ediyor.

  100. 37:22

    O zaman din mi kalır? Yembeğî lazımdır, en yüce emmele, iyi düşünülmeli, fi şenâte hazel emri, sahabeye sapık demenin, kafir, mürted demeyi hiç konuşmuyorum, onu diyen zaten kendi kafir. Ama zalalete düştü, fâsık oldu falan demenin, bu işin ne kadar şenî ve çirkin olduğu, iyi düşünülmesi lazım. Dolayısıyla, Ashab-ı Nebî Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem,

  101. 37:47

    Efendimiz'in sohbetinde bir kere bile bulunmuş, ve İslam üzere vefat etmiş, mürtet olmadan vefat etmiş, tabi münafıklar zaten bundan hariç, külluhum hepsi udûlun. Adaletli olma vasfına sahiptir. Hepsi. Bak içinde günah işlemiş olan var mı? Var. Sahabeden biri bir günah yapmış olabilir mi? Olabilir. Çünkü sahabe masum değil, peygamber değil.

  102. 38:11

    O ismet sıfatı yok. Bir sahabe, bir sahâbî diyelim, müfret olursa sahâbî, veyahut da sahabeden biri, sahabe o zaman cemî oldu, sahabeden biri, günah işlemesi mümkün mü? Mümkün. Vakî mi? Vuku olmuş da var. Had cezası uygulanan sahabe var, had cezası uygulandığına göre büyük günah da işlemiş. Had cezası küçük günahlar da yok.

  103. 38:34

    Kolu kesilen var mı? Var. Reçmedilen var mı? Var. Yüz sopa yiyen var mı? İçkiden var. Bunlar iki kişi, üç kişi, dört kişi, beş kişi mesela. Olabilir mi? Olabilir. Ama Allah şöyle buyurdu, Resûlü böyle buyurdu dediği zaman o sahabenin bile, yani günah işlemiş veya had cezası kendisine uygulanmış olanın bile rivayetinde adaletli midir?

  104. 38:57

    Adaletlidir. Doğru mu rivayet eder? Doğru. Çünkü Allah'a ve Resûlü'ne iftira etmez. Allah ve Resûlü buyurdu dediği zaman duyduğunu nakleder. Bu itibarla sahabenin hepsi rivayetleri bakımından adaletlidir. ''Ve kullu mâ henneşeyki belegâ ulaştınâ bize bi tebliğihim'' Onların ulaştırmasıyla, tebliğ etmesiyle, rivayet etmesiyle, nakletmesiyle bize ulaşan her ayet-i hadis hakkun,

  105. 39:23

    haktır ve sıdkun, doğrunun ta kendisidir ve gerçektir. Burada şüphe yoktur. ''Ya sen kraldan bete kralcı mısın ya?'' Hz. Ali Efendimiz'in kendi söylüyor. ''İhvânunâ begav aleynâ'' Yani Ayşe Hanemiz, Talha Zübeyre Efendimiz söylüyor. Sonra Hz. Muaviye hakkında söylüyor. Diğer sahabe hakkında söylüyor.

  106. 39:43

    Kardeşlerimiz bize karşı çıktılar. Yani biz meşru bir yönetim, hilafet Hz. Ali'ye geçti. Ve İslam merkezini, devletin merkezini Kufe'ye, Irak'a geçtik. O zaman İslam merkezi, İslam devleti oradan yönetiliyor. Dolayısıyla İslam devletine karşı bir başkaldırı oldu. Yani Hz. Muaviye ve etrafı tarafından.

  107. 40:06

    Bize karşı, yani hükümete karşı, devlete karşı geldiler diyor. Şimdi bu tamam. Ama Hz. Muaviye de ne diyor? E ben de Hz. Osman'ın katilleri onun ordusuna gizlendi. O da onlardan kısas yapmadı. Kısas yapmayınca ben de Hz. Osman'ın akrabası olarak, yakınları olarak, akraba yakınlığı olarak, Allah da bize hakkını arama yetkisi vermiş Kur'an'da.

  108. 40:33

    Ben de o hakkımı aradım. Katilleri infaz et, idam et, kısas yap yani. O da yapmadı, yapamadı. Onu da yapmama sebepleri başka. Tam tespit edemedim dedi. Vesaire. Burada bir iştah döndü. Dolayısıyla Hz. Ali kendi söylüyor. Asla kafir olmadılar. Buraya dikkat edeceksin şimdi. Fasık da olmadılar. Fasık ne demek?

  109. 40:57

    Yani bana karşı geldiler, savaş bile çıktı ama büyük günaha düşmediler. Niye? Onların da tevilleri var. Ne demek tevilleri var? Onların da haklı bir talepleri var ve o haklı talebi biz gerçekleştiremedik. Ondan sonra araya Yahudisi girdi, münafık girdi, bilmem ne bir savaşlar çıktı. Yine Hz. Ali'nin kendi beyanı var.

  110. 41:16

    Katliam fil cennet. Muaviye tarafında öldürülenler de cennettedir, bizim tarafında öldürülenler cennettedir. Ha münafık başka. Ganimet için gelmiş, ikisini birbirine katmış karıştırmış. İbni Zebe, Yahudisi ve o tarafta Allah bilmem ne. Müslümanların harbine girmiş, o da Müslümanım diye işte benim ganimet almış, adamın üstünü soymuş,

  111. 41:34

    kılıcını mılıcını almış, kaç paraya tenezzül etmiş falan. Öyle zındıklar vardı tabii ki. Ama burada hak meydana çıksın, Hz. Osman'ın katilleri meydana çıksın diye karşı gelen taraf, yani yönetime karşı gelen taraf, yönetimden bu talebi iletip cevap alamayan taraf, Hz. Muaviye ve etrafındaki 10 bin sahabe bunlar da iştihad hatasından bir sevap aldılar.

  112. 42:02

    Hz. Ali Efendimiz tarafı iştihadında haklıydı, isabetliydi, iki ecir aldılar. Bunu önümüzdeki ders çok daha güzel anlatacak. Bunu defaatle anlattık. Ama defaatle anlatmamız zorundayız. Çünkü bütün bu meseleler kaşına kaşına kaşına şu anda tarikatlar bozuldu. Bak önümüzdeki derste bu anlatılacak. Adam tarikat şeyhi olmuş İstanbul'un göbeğinde,

  113. 42:24

    kalkıyor diyor ki sahabede neler yaptı ya, üstüne çarşaf çektik. Sen kimsin çarşaf çekeceksin ya? Kur'an'da Allah ben onlardan razıyım dediği insanlar. Allah senden razı mı, haberin var mı? İmanını kurtarabilecek misin, haberin var mı? Cennete gidebilecek misin, haberin var mı? Yemin et de göreyim bakayım.

  114. 42:41

    Edemiyorsun. Sen ne konuşuyorsun sahabe hakkında? Böyle cahil tarikatlara, Türkiye'nin en meşhur tarikatlarından şeyhlerinden biri bunu konuştu bana. Dolayısıyla durum tehlikeli, itikad bozuluyor, sahabeye karşı itikad bozuluyor, ve ehl-i sünnetten çıkıyor adam. Kâfir derse dinden de çıkıyor. Sahabe sapıttı derse ehl-i sünnetten çıkıyor.

  115. 43:04

    Ondan sonra nasıl ahirette Resulullah'a şefaat atacak? İzi âdükerâ sahâbî femsikûn. Sahabemin aleyhine konuşmayın, dilinizi tutun buyurun. Uğut Dağı kadar altın verseniz onların yarım ölçeğini bile vermiş olmazsınız sevap bakımından buyurun. Ondan sonra aşağıda neler var? Bu önümüzdeki derste neler anlatacak İmam Rabbimiz?

  116. 43:22

    Ne hadisten anlatacak? Dinleyelim, dinletelim. İnsanları uyaralım, itikadlarını tahsis edelim. Allah Teala sahabe-i kiram hakkında nezih itikadımızı muhafaza etmeyi cümlemize nasip eyleyip, dünyada ahirette onların müdafası için bu yaptığımız konuşmalar ve sizin vakit ayırıp bu dinlemelerinizden dolayı özel şefaatlerine cümlemizi mazhar eylesin. Amin.