Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 17. Mektûb - 17) 235. Bölüm 21 Ocak 2026
21 Ocak 2026 · 70 dk
52:05 / 1:09:39Şu an 52:05 / 1:09:39
Transkript
173 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu teala ala seyyidina Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecma'in. Kıymetli takipçilerimiz, Mektubat-ı Serifeden, evvelce İmray Salih'e yazılmış bir mektup vardı. Bu mektubun dersleri yapılmıştı fakat 1-2 ders tabii 15-20 sene evvelden olduğu için şey kalmış, nakıs kalmıştı, onu tamamlıyorum.
- 00:49
O seri tamamlanmış olacak inşallah. Ondan sonra diğer birkaç mektup-ı şerif kaldı. İtikadla alakalı, ondan sonra bitecek inşallahu rahman. Üçüncü cildin 17. mektubu olarak geçiyorum. Bu 17. mektup, Akayet hakkında. Geçen hafta bayağı konuşuldu. O dersi takip etmeniz lazım. Bu dersle birlikte dinlemeniz de icap eder.
- 01:15
Şimdi, Allah-u Teala kulun, bütün fiillerin Halikidir. Bizim yaptığımız her işi, konuştuğumuzu, tuttuğumuzu, gittiğimizi, gelip gittiğimizi, her şeyi Mevla yaratıyor. Allah-u Teala'dan başka yaratan yoktur. O zaman, içki içenin de içmesini O yaratıyor. Zina edenin de kuvvetini O yaratıyor. Taraf yapan kuvvetini de O yaratıyor.
- 01:45
İşte efendim, zemzem içenin de kuvvetini O yaratıyor. Çünkü içmek kolay bir şey değil. Boğazından bile geçiremezsin. Ondan sonra, bütün bunları, fiilleri, ef'al-i ibadi, Allah-u Teala yarattığına göre, burada, kul neden mesul oluyor o zaman? Yani Allah yaratmadan ben içki içemiyorsam, Allah güç yaratmadan ben zina yapamıyorsam,
- 02:14
Allah da bunu yaratıyor, bu fırsatı, bu imkanı bana veriyorsa, ben niye cehenneme gidiyorum yani, gibi bir saçma sapan mantık düşünecek olursak, ki bu kafada olanlar da sayıları da az değil. Tabi bunlar zaten Müslüman olamaz. Böyle bir şey düşünen, dillendiren. Yani, hani başkasının ağzından dillendirip buna ne cevap verebiliriz, şey farklı da,
- 02:42
kendi niyeti bu olarak şey olsa, yeniden güzel iman etmedikten sonra da Müslüman sayılacak hali yok, bu lafın sahibinin. Şimdi İmam-ı Rabbani Kudsesi Ruhi Sâmi Hazretleri bunu manalandırıyor. Bu konuyu çok güzel izah etmişti. Yani gelinin özeti şu ki, kulun kendi fiillerinde ihtiyari işlerinden bahsediyoruz.
- 03:12
Bir de gayri ihtiyari meseleler var. Onlarda kulun zaten mesuliyet yok. Niye rengin siyah oldu, niye boyun 1.60'da kaldı, niye bilmem 20 yaşında öldün? Bunlar ihtiyari fiiller değil ki ne. Allah-u Teâlâ sana bana sormamış olmalı. Diğer fiillerimizde de ihtiyari, ne demek ihtiyari? İstersen şimdi yatsı namazını kılarım, istersen de kılmadan yatarım yani.
- 03:41
Bunlar ikisi de ihtiyari. Seçime bağlı, tercihe bağlı. İşte bu fiillerden bahsediyoruz, ihtiyari fiiller. Zaten mesuliyet bunlardadır. Sevap, azap bunlara tertip ediyor. Günahtır, serbesttir, yasaktır, helaldir, haramdır, mubahtır vs. Bütün bunlar ihtiyari fiillere taalluk ediyor.
- 04:05
Burada ise kuldan sudur eden, yani meydana gelen, mesela benden bir konuşma meydana geliyor şu anda, sizden de bir dinleme meydana geliyor. En azından hiçbir hareket yapmadığımızı, yerimize oturduğumuzu farz etsek bile. Bu durumda bir kuldan bir işin sudur etmesi, yani meydana gelmesi iki şeyle oluyor dedi.
- 04:29
Geçen dersin özeti bu. Oradan buraya bağlayacağız. İki şeyle oluyor. Yani tek taraf yetmiyor. Allah-u Teala tabii sadece istediğini yaratır. Rabbuke yehluku ma'aşa ve ehter, dilediğini seçer, istediğini yaratır. Ama burada öyle yapmıyor. Yani adamı götürüp zorla zina ettirmiyor. Ömrünü götürüp zorla boğazında içki içirtmiyor.
- 04:51
Elini işte gayri ihtiyari götürüp ağzına, efendim, uyuşturucu attırmıyor. Dolayısıyla... Bunlar ihtiyari fiiller. Ne demek? Mevla Teala, Halik, yaratıcı. Ondan başka halk ve icat, yoktan var etme sıfatı kimseye ait değil. Ama kula da burada ne vermiş? Cüz'i de olsa bir irade, bir kudret vermiş. Bu cüz'i, irade ve kudretle kul kesbedici oluyor.
- 05:20
Yani kul kâsip, Allah Halik oluyor. Kesbedici ne demek? Müteşebbis, yani o işi başlatmaya, işte o işin olması için harekete geçici. Bu, o hareketi de Allah-u Teala yaratmakla beraber sana önce bir irade veriyor. Bu iradeyi bir yere zorlamıyor. Yani irade üzerinde cebir yok. O zaman Eri Sünnet-i 72 Fırkadan Cebriye Fırkası,
- 05:51
Allah bize zorla içittiriyor, zorla yedittiriyor diye döner. O tabii doğru bir inanç değil, Eri Sünnet'e uygun bir itikad değil. Bu itibarla irade üzerinde cebir yok. Cebir ne demek? Sen şunu tercih ettin diye baskı kurmak yok. Yani Allah tarafından bir serbestlik vermiş. Yani sana bir şeyi yapmayı arzu etme, isteme kabiliyeti vermiş.
- 06:21
Bana da vermiş, sana da vermiş. İşte aklımıza bir şey geliyor veya bir şey görüyoruz. Görünce hatırlıyoruz veya neyse. Ondan sonra, sonra o işin olmasını istiyoruz. İnşallah umre yapmak istiyoruzdur, namaz kılmak istiyoruzdur, yarın oruca niyet etmek istiyoruzdur falan. Bunlar güzel şeyler. Yarın Perşembe zaten.
- 06:42
Mübarek Şaban-ı Şerif orucu, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ayı, en fazla oruç tuttuğu Ramazan'dan sonraki ay falan. Yani bunu şimdiden bir irade ister. Yarın oruca niyetleneyim. Niyetleneyim diyebilir, şimdiden niyetleniyorsun yani. Yani irade kullanıyorsun. Ondan sonra da bunun sahura kalkması boyutu var.
- 07:04
Veya sahura kalkmayacağım, geceden niyet ettim, dedin veya kalktın bir bardak su içtin veya yemek yedin veya yemedin. Bunlar mühim değil. Ama sen yarın oruca niyetlenmeye irade kullandın. Bundan sonrası kudrete mütealliktir. Kudret demek işte tabii ona mani olacak, onu bozacak hareketlerden sakınacaksın.
- 07:26
Yemekten, içmekten, cinsel cemaatle birleşmekten, eşinle. Yani orucun bozanları bunlar. Veya işte tabii gıybetten, dedikodudan, yalandan falan, şarkı türküden uzak duracaksın oruçluyken. Ayrı bir şey bunlar da mükemmelatı, mütemmimatı bunlar. Ama hep irade. Çünkü sen orada ben bugün oruçluyum ya, oruçsuz günüm günüm hareket etmeyeyim,
- 07:51
bağırıp çağırmayayım, kavga gürültüye girmeyeyim şimdi falanca, ben oruçlu günümde gidip şimdi görürsem falanı bilmem olay çıkacak, bilmem ne bari bugün oruçluyum gitmeyeyim. Hep bunlar irade. Yani her şeyi baştan insan beyninde planlıyor. Bu planlamaya da Allah-u Teala müdahale etmiyor. Yani senin iradeni bir yere zorlamıyor.
- 08:12
Sana özgür irade vermiş. İstersen oruç tutmaya açılmış, istersen yarın gidip kebap partisine katıl. İstersen, tabii kebap partisi de günahtır haramdır ama yarın da Ramazan olmadığına göre insan isterse yarın kebap yiyebilir. Onu demiyoruz. Dünya fani, kebap baki demiş adam. Mevzu o değil yani. Hiçbir şey bakide değil tabii bu arada.
- 08:32
Dolayısıyla, ister hayır tarafına ister şer tarafına, ister ibadet tarafına ister masiyet günah tarafına. İster Allah-u Teala'nın razı olduğu işleri yapma tarafına, ister Allah-u Teala'yı gazap ettirecek, kızdıracak, razı etmeyecek, cehenneme atmasına hatta tehditlerine çarpılmaya sebep olacak fiillere ve icraatlara bu iradeni önce yönlendiriyorsun.
- 09:00
İşte bu senin kesbin oluyor. Yani ne demek dahlin. Yani ne demek etkilemen. Yani şeyde bir etkin var mı meydana gelecek olan bir işte? Var işte. Ne bakımdan var? Çünkü Allah-u Teala sana irade vermiş. Sonra da bir kudret vermiş. Bu kudret kendi başına hiçbir şey yaratamıyor. Hiç parmağını oynatamaz.
- 09:19
Şöyle yapamaz. Allah yaratmadan. Şu anda şu hareketi Allah yaratıyor. Her hareketi, her şeyimizi Allah yaratıyor. Sizi de Allah yarattı. Yaptığınız bütün amelleri de Allah yaratıyor. Dolayısıyla burada ehli sünnet haklıdır. Kul kendi fiilini kendi yaratıyormuş. Bu ahetlerle zaten çakışıyor. Zaten Allah'tan başka yaratan.
- 09:39
Nasıl düşünebiliriz? Tabi onların da görüşlerinden bazılarını ne maksatla yaptıklarını bilmem neler. Geçen derste biraz anlatmıştım. Onlar da göğe tenzih kayesiyle yapalım derken Allah-u Teala. Noksanlık istat ediliyor. Veyahut da noksanlık istat etmese mükemmellik istat edeceğim derken Allah'tan başkasına yaratma sıfatı istat ediliyor falan.
- 10:03
Tehlikeli, sakıncalı itikadlara düşmüşler. Allah cümlemizi muhafaza buyursun. Ehl-i sünnet dışı fırkaların itikadlarından. Onun için bir kuldan bir işin meydana gelmesi için iki şey devreye giriyor. Kul tarafından kesp, kazanmak. Kazanmak ne demek? Teşebbüs. Bu teşebbüs yaratmakta yeterli mi? Değil.
- 10:23
Ama bir iradeyle onu istemesi ve o işe besmele çekmesi veyahut da işe besmelelik iş değilse de düğmeye basması diyelim, başlatma. Onu düğmeye basacakken irade etti, gücünü de toparladı oraya yönlendirdiği anda Allah-u Teala yaratıyor. O anda Allah yaratmasa gücü yok. Ama Allah-u Teala irade ettikten sonra, azmettikten sonra, karar verdikten sonra
- 10:50
düğmeye de basmak üzere yani, tamam olsun bu iş dediği anda Allah-u Teala onun gücünü kullandığı noktada yaratıyor kudretini yani güç yaratıyor ve ondan sonra o iş meydana geliyor. Mevzu bu. Onun için burada bir cihet kul tarafına baktığım zaman kesp, yani kazanma, daha Türkçesi teşebbüs, bil fiil icraata başlama iradesi ve teşebbüsü diyelim.
- 11:27
Teşebbüs de Arapça kelime de girişim, girişim yapmak. Bu yetmiyor. Ama bu öne geçmeye yetiyor, sebep olmaya yetiyor, mesul etmeye yetiyor, azap olunmaya da yetiyor, sebep alınmaya da yetiyor. Çünkü neden? Allah-u Teala şimdi mektubattaki mevzumuz, iman eden Allah-u Teala buraya geldik, geçenden geldik buraya.
- 11:51
Niçin? Madem Allah yaratmadan bu iş benim irademle, kudretimle bitmiyor ve hasıl olmuyor ve meydana gelmiyorsa, o zaman niye mesul oluyorum? Dedik ya baştan, şimdiki orayı anlatacak. Vecale yaptı. Kim? El-Hakkû. Hak Allah'ın isimlerinden biridir. Zelgen bilen Allahü'l-hakkul mübin. Hak demek Allah'ın varlığı kendinden olan yegane mevcut ve her şey fâni.
- 12:25
Ancak Allah sabit ve bakı olmasa bile, hak sabit manasındadır zaten. Hakka, Arapçada fiili sebete. Sabit oldu bir şey, yani vücuda geldi, meydana geldi, var oldu falan. İşte Allah-u Teala sabitliği, evveli yok, ahiri yok, devamlı var. Sabit o demek. Hak sübhanehu, sübhanehu zaten, onu tenzih etmekle tenzih ederim.
- 12:47
Üsebbiyo sübhanehu, sebbatü sübhanehu, orada da sübhanehu, sübhan kelimesi, huya izafet var, orada mefhuru mutlak oluyor. Yani Allah-u Teala'yı tesbih etmekle tenzih ederim. Yani bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan cümlesi tabii Hakk'ın sıfatı oluyor, Hak Teala yaptı. Ne yaptı Allah? Halkahu yaratmasını, yaratmak ancak Allah'ın tasarrufunda.
- 13:11
Yaratmasını ne yaptı ama? Tabi'an, tabi yaptı. Tabi Türkçeleşmiş, aslında Arapçadır, tebaiyetten geliyor. Yani uyucu, izleyici yani, izleyici. Neyi izleyici? Likastu'l-abdi, kulun kastını ve maksadını. Yani azmini, cezmini ve kararlılığını. Efendim, ne hususta? Fii fi'liyi, kulun seçtiği, yapmak istediği işi.
- 13:39
Hangi fiilse o fiili hakkında kastı nedir? Yani namaz kılmaya mı şu anda niyetlendi? Kast etmek, niyet etmek. Maksat, niyet edilen şey, ulaşılmak istenen şey. Kasad eden geliyor. Maksut da buradan geliyor, maksat da buradan geliyor. Dolayısıyla kul yapacağı herhangi bir işle, iyi veya kötü, efendim, meşru, gayrimeşru, helal, haram gibi herhangi fiilse,
- 14:10
o fiilinde kulun bir kastı var. Kast ne demek? Niyetleniyor, ondan sonra onu şüpheli değil de, kesin karara bağlayıp, beyninde düğmeye basarak teşebbüse geçmek istiyor. İşte o noktada Allah-u Teala kendi yaratmasını da, kulun o isteği ve isteği doğrultusunda teşebbüse geçmesinin hemen peşine, peşine derken anında yani, çünkü Mevla seni biliyor ya ondan,
- 14:39
yapmak istediği anda yaratıyor. Yaratmayı onun izleyici kılmış. Bunu neden yapmış? Min kemâli râfetihî. Râfet esirgeyicilik, râuf, ismi Allah'ın oradan geliyor. Kemal zaten Türkçe'de mükemmellik, olgunluk diyor. Allah-u Teala râfetinin ve rahmetinin ve esirgeyiciliği. Rahmetinin ve esirgemesinin mükemmelliğinden dolayı hiç kimsenin esirgemesine benzer mi?
- 15:03
Anamızdan, babamızdan çok acıyan Mevlamız derdi, Efendi Hazretlerimiz. Yani kimsenin de öyle bir esirgeme yok bize. Rabbimiz yaratan bizi o esirger. İşte onun esirgemesi çok mükemmel olduğundan kurban olduğum Allah'ım ne yapmış? Yarat, kendi yaratma fiilini, halkını yani icadını senin öyle sulu bırakıp şüpheli değil, kesin kararı verdin, niyetlendin ve düğmeye basıyorsun.
- 15:36
Ona, onu izliyor Allah'ın yaratması. Mevla her şeyi her dakika görüyor. Görmediği bir şey yok, kontrol edildiği bir şey yok, evet. Bu da Allah'ın acıdığı şey, yoksa dayatma da yapabilir, cebir de kullanabilir, yani nasıl ki boyun, rengin, bilmem ecelin vesaireler ihtiyarı değil. Fiilini de gayri ihtiyar yapabilir, herkesi robot da yapabilir.
- 16:07
Yatır kaldırır aşağı yani, kimi namaz kıldırır kimini devirir aşağı. Misal, veyahut da herkesi namazlı yapar, o zaman zaten imtihan olmaz, meleklerden farkı kalmaz. O zaman bu alem niye yaratıldı? Melekler zaten vardı. Tesbih, cezik ise, zaten Seni takdisle bulunuyoruz, tesbihle bulunuyoruz, sen bu ademi niye yaratacaksın dediler.
- 16:36
Bensin bilmediğiniz şeyleri biliyorum deyince melekler Senin bize öğrettiğinden başka bilmemiz, ilmimiz yok, seni tenzeh ederiz ya Rabbi, konuyu kapattılar. Dolayısıyla bu alemin yaratılması ve burada Adem'in aleyhisselam yaratılması, ondan beni Adem'in, beşerin insanlığın yaratılması ve burada bir imtihan yurdu kurulması
- 17:02
ve bunun akabinde cennet, cehennem diye mükafat ve mücazat yurdunun yaratılması ve onun sonsuz olması, bütün bunlar büyük hikmetlere münahendir. Mevla abeste şikâret etmez, hikmetsiz iş yapmaz. Onun için bu imtihan hikmetine binaen birçok âyette de nebtelî-yî fe cehennelâhu semî'anbâsıyla biz ona göz verdik, kulak verdik, işitsin görsün, imtihan edeceğiz.
- 17:28
Çünkü bu sıfatları iradeyi cüziye vermese, kudreti cüziye vermese el ayak göz kulak vermese, akıl beyin vermese imtihan boşa düşer. İmtihan olunamayacak hale geliyor. Aklı olmayan imtihan mı olur? Hani tabi kulağı gözü olmayan yine imtihan olur da. Hayatı olmayan imtihan olmaz, aklı olmayan imtihan olmaz.
- 17:48
Zaten onlar gayrimesul oluyorlar o zaman. Efendim namaz abdest bile sorulmuyor deliye. Şimdi Mevla çok acıdığı için bize efal-i ihtiyariyemizde yani bizim mesul tutacağı, sorumlu tutacağı, sevap veya azaba tabi tutacağı fiillerimizde, işlerimizde çok acıdığı için haysu yucidu, icat ediyor, yani varlığa çıkarıyor.
- 18:20
Neyi? El-fi'le, bir işi. Kimde? Filabdi, kulda. Kulda bir işi meydana çıkarıyor. Bakın adam tutuyor, icabında adamın alimin elini öpmeye tutuyor, icabında adamın kolunu kıvırmaya tutuyor. Birisi sevap, birisi günah. İcabında yabancı kadınlarla tokalaşıyor ediyor veya şehvetle tutuyor kadınlarını. Orası burası bilmem ne.
- 18:40
Bir fiil. Anladın mı? Veyahut da bir musafaha diyor bir müslümanla, günahları dökülüyor falan. Her şey bir fiil. İşte kulun, kulda bu fiili yaratıyor. Öbür türlü ne parmağını oynatabilir, ne götürebilir, ne getiremez. Bunu yaratıyor ama neden sonra yaratıyor? Kulun kastı ve niyeti ve kararlılığı ilgilendikten sonra neyle bir o işi yapmakla.
- 19:06
Ben diyor bunun elini tutacağım diyor. Niyet ediyor ve fiiliyata geçirdiği anda Allah o anda yaratıyor. Ve o iş meydana geliyor. Ama Allah'ın yaratması neden sonra meydana geliyor? Tabi zaman bizim anlayacağımız kadar saniyelerle bile belki ölçülemez ama öncelik nerede? Kulun kesbinde. Yani neyi arzu ettiğinde, yani neyi kastettiğinde, yani neyi yapmak istediğinde.
- 19:37
O da yetmez. Ondan sonra neyi yapmaya teşebbüs ettiğinde, başladığı anda. Ama o anda arada pek yani saniyeler bile son vermiyor. Çünkü Allah o anda yaratıyor da. Ama Mevla onun niyetini biliyor, kastını biliyor, teşebbüsünü biliyor. O anda yaratıyor. Ama neyin akabinde yine de bir sonralık var. O sonralık da nedir?
- 19:55
Önce kul ona niyetleniyor. niyetleniyor ve kararlı bir şekilde teşebbüse geçmek üzereyken onu Mevla biliyor, görüyor, ondan sonra da o işi hayırsa, şerse, neyse icat ediyor. Peki o zaman, Efendi Hazretlerimizin şöyle bir tabiri vardı. Kaddesi Allahü Teala Hazretleri, çok kısaltan keser ve çok özet konuşur bazı kere bile işte.
- 20:22
Yarım satırla, çitler dolusu kitap manası çıkartıyor. Cevami-ül Kerim verilmişti ona. Yani çok manalar içinde toplayan kısa kelimeler. Bu Resûlullah'ın mucizelerindendir, tabi Evliyaullah'ın kerametlerindendir. Bunu herkes yapamaz. Çok uzun uzun konuşursun, konuşursun. Ceviz, fındık kabuğu dolduramazsın ama öbür türlü tabi bir kelimeyle dünyayı doldurursun.
- 20:42
Mesela şu sözü söylerdi. Yazılan bozulmaz değil mi Hoca Efendi? Soruyor bana, diyor. Ben de diyorum yazılan bozulmaz. Efendim kader yazılmış ve yazılmıştır. Sabit mi sabittir. Değişim değişmez. Çünkü Allah'ın ezeli ilmi değişmez, onun için. E değişmez, tamam. E madem yazılan bozulmaz, ben niye dua ediyorum, niye namaz kılıyorum, nasıl olsa olacağı belli.
- 21:08
Benim bu fiillerimin, icraatımın şeyde netice itibariyle ne etkisi var akıbetimde? Diyemezsin. Çünkü neden buyuruyordu? Benim kadar bu kadar uzun konuşmuyor, kısa. Yazılan bozulmaz ama sen yazdırdın onu. İşte bu kelime bu kadar kısa. E sen yazdırdıysan niye itiraz edeceksin daha? Peki bu ne demek oluyor?
- 21:35
Bu şu demek oluyor. Allah-u Teala sana cüz-i irade ve kudret verdiği için, senin de iradeni serbest bırakıp onu bir zorlama altına, cebir altına sokmadığı için, sen o hür iradenle, özgür isteminle, hayırdan şerden neyi murad edip de ona teşebbüs etmeye karar verdiğin anda Mevla'yı aratıyorsun. Peki bu benim neyi isteyeceğimi biliyor muydu?
- 22:04
Yani ben bir dakika sonra veya bir saat sonra, iki saat sonra bu gece, helalimle mi cemaat mi isteyeceğim? Cennette bir köşk alacağım. Bir haramla mı zina etmeyi isteyeceğim? Veya içki içmek mi isteyeceğim? Çay içmek mi isteyeceğim? Bilmem nereye, para pavno mu isteyeceğim? Allah muhafaza. İşte ne bileyim, tekkiye, camiye, sohbete mi gitmek isteyeceğim?
- 22:24
Falan filan. Yani bir saat sonra, yarım saat sonra. Bir dakika sonra. İnsan ne isteyeceğini bilmiyor ki. Peki Allah onu biliyor mu? Biliyor. Ha insan önden bir, zaten herkesin bir yolu, güzergahı vardır o ayrı bir şey genel. Ama özeli söylüyorum. Peki Allah onu biliyor mu? Biliyor. Peki bilmesi, de cebir var mı zorlamam mı?
- 22:47
Yok. Niye? Benim burada hiçbir müdahalem olmadan, anladın mı? İki kişi gelmişler, birbirini vurmuşlar, kırmışlar. Ben de hiçbir, ne onun adı, bu işin olması için, oldurmak için hiçbir tecrübesim yokuşum. Ama ben bunu seyretmişim. Seyrettiğim için bende bir ilim hasmı olmuş. Görmüşüm yani, görgü tanığı olmuşum.
- 23:11
Ama olaya tanık olmayanlar ondan sonradan yorumlar morumlar. Bazı kere biliyorsunuz cinayetler, şunlar bunlar, aylar, yıllarca inceleniyor. Halbuki orada bilen olduğu zaman ne oluyor? Bu kadar masrafa ne lüzumu var? Mit, istihbarat, emniyetlin, istihbaratı ayrı. Herkes devreye girip bir cinayeti çözecek.
- 23:32
Halbuki adam gördüyse onu, o hazır bilgi ve hiç de bir mesai sarf etmeden. Şimdi Allah-u Teala ezelden ebede var. Yani ne kadar geriye gitsek Allah-u Teala'nın yok olduğu bir zaman yok. Çünkü varlığı kendinde. Kimse onu var etmedi ki bir noktadan başlatsın. O zaman kendi var. Kendi varken sıfatlarıyla var.
- 23:57
Zatları sıfatlarından ayrılmaz. Bu derste yaptık, bir önceki derste. Peki o zaman ilim Allah'ın sıfatıdır. Bütün Kur'an bunun adı olmuş. Bütün gizli kapanları hakkıyla bilen. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Her şey, şey demek mevcut var olmuş. Peki o zaman bu noktada Rabbimiz Teberruke-i Teala ezeli ilmiyle hepimizi ne zaman yaratacağını biliyor muyuz?
- 24:28
Biliyoruz. Ondan sonra bize yaşatacak mı, ne kadar yaşatacak? Ergenliğe ulaştıracak mı? Çocukken mi öldürecek? Bütün bunları biliyor muyuz? Biliyoruz. Peki biz ergenliğe ulaştıktan sonra bize peygamber, kitap, vaiz hangi dönemde yaratılacağız? Hangi dönemde yaşayacağız? Fetrete mi denk geleceğiz?
- 24:45
Yoksa şu andaki gibi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ümmeti olma dönemine mi denk geleceğiz? Vesaire vesaire. Veyahut hangi ilim imkanlarına sahip olacağız? Bize hangi tebliğle ulaşacak, ulaşmayacak? Bizim bunları biliyor muydu? Biliyordu. Ve bu meselelerin hepsini topladığımız zaman bizim önümüze hocalar çıkıyor, vaizler çıkıyor, sohbetler çıkıyor.
- 25:12
Allah hayrı göstermiş, şerri göstermiş. Bu helal demiş, bu haram demiş. Şu anda o dönemdeyiz. Zaten ekseriyetle ümmetler o dönemlerde muhatap alınıyor. Fetret devri, peygambersiz dönemler, tebliğin ulaşmadığı dönemler, peygamberlerin dönemlerine göre azdır. Dolayısıyla fetretin tabi kendine has bazı özellikleri, durumları vardır.
- 25:39
Çünkü tebliğ ulaşmadan. Resulullah elçi gönderene kadar azab edici değiliz. Elçi gelmeden sonra da tabi olana azab etmeyiz, tabi olana azab edeceğiz. Buyuruyor. İsra suresinin ayetinde. Ama şu anda bizlerden bahsedecek olursak, kendi ihtiyarımızla helal haram belli, bir şey yapıyoruz veya terk ediyoruz.
- 26:04
Bir de bunu terk etme meselesi var. Terk, bırakmak demek. Fiil, yapmak demek. Ama terk de burada önemi arz ediyor. Neden? Sen şimdi namazı kılmadığın zaman bir fiil yapmıyorsun. Yani bir icraatın yok. İçki içerken fiil var. Zina yaparken fiil var. Adamı döverken fiil var. Ama namaz kılmayınca bir şey yapmıyorsun.
- 26:24
Yapmayınca buna terk deniyor. Ne demek? Farzı terk. Bunun bir fiil tarafı var, bir de terk tarafı var. Bazı şeyi terk etmek farz, bazıları terk etmek haram, bazı fiili yapmak farz, bazı fiili yapmak haram. Bu kısımları bir arada düşündüğümüz zaman fiil veya terk cihetlerinden yapacaksın, yapmayacaksın.
- 26:48
İraden ve kudretini taalluk ettirip kast ediyorsun, karar veriyorsun artık. O noktada Allah'ın halkı ve icadı yaratması, devreye girip o fiili yaratıyor. Peki Allah senin ezeldeyken, daha ezelden şu an mesela 10 dakika sonra ne olacak, 5 dakika sonra bilmiyoruz. Mevlam bunun öncesinden, daha ezelden itibaren tabii ben yatsı namazını kılmayı tercih edeceğim, kılmadan
- 27:14
uyumayı mı tercih edeceğim? Bunu Allah ezelden biliyor muydu? Biliyordu. E bilmesi cehalet lazım gelir. Çünkü bir şey olduktan sonra bilirse o zaman ben de olduktan sonra, nenem karı da biliyor, ben de biliyorum. Bir şey olduktan sonra veya gördükten sonra bilmek Allah-u Teala'ya çok özellik atfetmiyor.
- 27:32
Yani Allah-u Teala'ya bir övgü, bir medih sıfatı olmuyor. Çünkü nedir? Allah-u Teala ezelden evvel her şeyi olmadan evvel bilmesi. Allah'ın ilminin faziletini, farkını ortaya koyuyor. O zaman Mevla her şeyi biliyor. Ezelden biliyor. E benim de bir dakika sonra ne yapacağımı irademi henüz daha belirlememişim.
- 27:57
İrademi nereye kullanacağımı, kastımı nereden yönlendireceğimi onu da biliyor muydu? Biliyor. Biliyor ama bu nasıl ki ben burada şahit olduğum bir olaya hiçbir müdahil olmadım. Sadece kenardan hatta belki de gizlendim şimdi bana da dalmasınlar kavga gürültü çıktı buradan diye. Ondan sonra kenardan baktım.
- 28:18
Ama kim kim uğurdu kırdı öldürdüyse ona şahit oldum. Ama başkaları için bu bilgiyi elde etmek aylar yıllar sürebilir. Hatta yanlış bir karar da verip adamı atıyorlar 20 sene sonra pardon diyorlar katil başkasıymış diyorlar. Böyle de şeyler çıkıyor hala. Onun için burada Allah-u Teala'nın bilmesi demek zorlaması demek değil.
- 28:42
Müdahalesi demek değil. Görgü tanığı mesabesinde düşün. Hiçbir oraya karışmamış, müdahale etmemiş. Şu taraf şöyle olsun bu taraf kaçsın, bu taraf kaybetsin. Hiç müdahale yok. Sade gördü. İşte Allah-u Teala da ilmi ezelinde bizleri yarattı. Ve ondan sonra şu anda bize verdiği irade-i kudreti o zaman kendi ilmindeyken verdi.
- 29:06
Ondan sonra sen özgür iradenle neyi aldın, neyi yaptın, neyi bıraktın bunu da seyretti. Müdahale yok. görgü tanığı olmam gibi. Ondan sonra o ilim bozulmayacağından daha değişmeyeceğinden. Çünkü neden? E sen o Allah'ın o zaman böyle şöyle irade edecek diye bildiğinin yarın dünya çıktıktan sonra tersini irade edecek olsan o zaman Allah-u Teala'nın ezeldeki ilmi
- 29:34
yanılgıya nispet edilmiş olur. Ve cehalete tebeddül eder. Çünkü Allah-u Teala'nın ilminde yanılma payı yok. Yaratan O. Ama hariçte yaratmadı yani dışarıda daha gökler yerler yok, insanlar içinden rükmederek yokuş yok. Ama ilminde ta ezelden beri ne yaratacağını, neyi ne zaman varlık sahasına çıkaracağını, neyi ne zaman yok edeceğini Neyi ne zaman yok edeceğini hepsini biliyor.
- 29:56
hepsi bilmiyor. Bunlar arasında kulların fiilleri de var mı? Efe aleyhi bar. Tabi var. İhtiyari olmayan, ızdırari olan, bunun boyu ne kadar olacak rengi, siyah mı olacak, sarışın mı olacak, kumral mı olacak. E bunlar nasıl ki senin benim elimde olmayan şeyler, Allah-u Teala orada cüz-i irade bile vermemiş, efendim istediğini yapmış.
- 30:24
İşte orada nasıl bir kesin bilgi varsa, benim irademe, kudretime tabi olan, cüz-i irademe tabi olan konularda bu adam yaratıldığı zaman, yirmi yaşına geldiği zaman, otuz yaşına, bilmiyorum hangi ay, hangi gecesi, hangi saatinde, şurada, neyi murat edecek bu, ne yapmak isteyecek yani? Ve ondan sonra neye teşebbüs edecek?
- 30:47
Ben de ona neyi yaratacağım? E bunu ezelden bilmese, o zaman senin benim bilgimle onun ilminin farkı kalmaz. Peki o bilgide bir zorlama var mı? Yok. Neden? E çünkü ben burada rastladım, hiçbir şey karışmadan seyrettim. Seyredemez miyim? Rastlanmıyor mu öyle? E rastlıyor. Ama şimdi orada onu görenle görmeyen bir mi?
- 31:10
Bir değil. Görmeyende kırk tane şüpheler oluyor. Kim kime ne yaptı ki öldü? Katil kaçmış falan bir şey. Öldüren belli değil. Ne kadar ortakta şimdi biraz kamera kayıtları falan vardı, biraz ipuçları arttı. Evvelce hepten muamma atıyordu, bırakıyordu.
- 31:26
Şimdi de atıyor, bırakıyor. Ama işte öyle kolay değil her yerde kamera var. Şimdi enselenmek kolaylaştı. Yine bile yıllar süren ve yanlış hüküm verilen davalar görüyoruz. Çünkü ne o görmedi. Şimdi burada birisi de gördü. E görenle görmeyen bir olur mu? E olmaz. E Allah-u Teala da ezelden biliyor mu derse?
- 31:45
E biliyordu. Ama müdahale ederek mi biliyordu? Yok. Adama şu anda verdiği iradeyle, nasıl ki isteyen namaz kılıyor, isteyen kılmıyor, isteyen içki içiyor, isteyen sebze biçiyor, isteyen hacca gidiyor, isteyen bilmem nereye gidiyor. O özgür iraden şu anda ne şükürü, ilim ezeliydi, aynı bu. Şu an bunda benim ne konuşacağımı seyretti ezelden, şimdi de yaratıyor.
- 32:11
Ama ben buna irade kullanacağım için bana bunu yaratıyor. Çünkü kendi halkını ve icadını ve yaratmasını Kemal-i Ra'fetenden çok esirgediği için benim yaratmam burada öne geçmesin. Ben onun, melekler de şahit olsun. Bazı olaylar oluyor ki kullar da şahit oluyor. Şahitler çoğalsın. Çünkü ancak mesul edeceğim, cehenneme atacağım.
- 32:38
Kimse itiraz edemezsin. Mevla zaten kimse itiraz edemez ama işte istemiyor öyle. İçlerinde bir şey kalsın. Her şey meydana çıksın. Kimsenin Allah'a karşı özür dileyecek bahanesi, mazereti kalmasın. Bundan dolayı kurban olduğum Rabbim yaratmasını kulun irade ve teşebbüsünün akibinde, hemen peşinde yaratıyor.
- 33:05
Bu da kulun mesul olmasını veyahut da müsab olmasını, sevap almasını yeterli kılıyor. Çünkü neden? E sen bunu istemeseydin ve buna azmetmeseydin ben bunu yaratacak mıydım? Yaratmayacaktım. Peki senin özgür iradene müdahale ettin mi, şunu istettin mi, bunu istettin mi? Yok. Seni bıraktım, koyverdim. Sen bunu seçtin.
- 33:33
E ben de bunu bildim. Sonra düğmeye bastın, teşebbüse geçtin. Ben de yarattım imtihan olsun diye. Kötüyü yaratmasam, iyiyi yaratsam imtihan kalmaz. E zaten adam diyor ki ben zaten günah işleyemeyeceğim ki neden? Son kertede Allah yaratmayacak, zaten günah işleyemeyeceğim. O zaman zaten adamın günah işlemeye niyetlenmesi de boşa düşüyor.
- 33:59
Onun için bu iş niyetle başlıyor. Yani senin bir şeyi yapma arzun, isteğin ve azmin, istekten de ileri karar verip teşebbüse geçmen öne geçiyor. Allah-u Teala çok acıdığı için bize onu öne geçirdi. Seninki bir şey yaratmaya yetmiyor ama seninki Allah'ın yaratmasının devreye girmesini başlatıyor. Çünkü Mevla kaideyi öyle kurmuş.
- 34:26
Sen irade kudreti kullandığın anda ben halk edeyim, yaratırım. Hayrı yaratırsam sevap veririm, şerri yaratırsam ceza veririm. Ama hayrı yaratmadım, mani çıkarttım, günah yazmam. Şerri yapma kararı verdin, ben bir mani çıkarttım, yaratmadım. Yani günah yazar yazmaz orada Ehl-i Sünnet'in istilafı var.
- 34:53
Çünkü neden? Bazıları diyorlar ki öyle... ...ki öyle bir azmetmişti ve kararlıydı ki Allah mani çıkartmasaydı kesin yapıyordu o işi. Bazıları oradan gidiyor ama bazıları diyor ki iş meydana gelmiş mi? Gelmemiş. İş meydana gelmese günahı sudur etmedi oluyor. Vesaire. Yani... ...tabii bazı yerde... ...Mekke'de günah yapmasa da yapmak istese bile...
- 35:22
...ve men yurid fî bil hâlim bi zulmîn nuzlikum min âlemine lim. Şimdi bu ayet çok ilginç. Kur'an'da böyle misli olmayan tek ayet. Kim diyor? Kabe'de diyor. Hak bir zulüm ve haksızlık yapmayı... ...murad ederse diyor. Ve men yazlim. Zulmederse demiyor. Yurid diyor. İrade ederse diyor. Nuzlikum min âlemine lim.
- 35:43
Acı verici... ...azaptan ona tattıracağız. Şimdi İbni Abbas gibi... ...en büyük sahibeden... ...baş fakir, Allame, ümmetin en büyük alimi... ...niye Mekke'de durmadı da... ...Tâif'te yerleşti? En Mekke'ye yakın olsun. Ömrüye gitmesi, gelmesi, ibadeti... ...ama ikameti Tâif'te tercih etti. Neden? Bu ayetten dolayı.
- 36:06
Çünkü dedi ki... ...hadi gözüme kulağıma sahip oldum, elim ayağıma sahip oldum... ...haramdan günahdan hani... ...takva sahibi sahabenin... ...hem de çok ileri geleni yani. E tamam ama diyor... ...gönlüme, kalbime nasıl hakem olayım? Aklıma bir istek geldi. Kafama bir şey geldi. Kalbime bir şey geldi.
- 36:24
Ama ben onu yani icraata sokacağım anlamında... ...demiyor onu. Yani gelip geçmesine nasıl mani olacağım? E Allah da Kabe'deki azabı nereye bağlamış? İradeye bağlamış. Yani isterse bile yapamasa da... ...azap. Ama bu şimdi Kabe'nin haremine mahsus. Kabe'nin dışındaki yerlerde o zaman... ...demek ki aklından bir şey geçiyor.
- 36:46
Niyet ettin, niyetlendin bilmem ne mani çıkarttı Allah. Sen de ne yapamadın? Yapamadın o işi. O zaman anlaşılan o ki... ...ceza gelmemesi daha ağır basıyor. Mevla zaten kuluna acıdığı için... ...onun iradesini öne geçiriyor. Fekün o zaman oluyor. Bir zarureti... ...yani mecburen bunu kabullenmek lazım ki...
- 37:12
...memduhen iyi bir şey... ...irade kuddet sarf edip de Allah onu yarattıysa... ...kul övülmeye şayan oluyor. Veya ve melumen... ...melum... ...tenkit edilmiş, levmden geliyor, levm etti. Melumen... ...kötü bir işe teşebbüs etti ve Allah da onu yarattıysa ona... ...o zaman da kul ne oluyor? Melum oluyor.
- 37:32
Yani kınanıyor. Mezmum oluyor. Ama buradan Allah'a bir şey gitmiyor. Çünkü neden? Sebep olan kim? Yaratan mesul değil, sebep olan mesul. Kimin iradesi öne geçti? Mevla... ...senin iradeni öne geçirdi. Sen ne istiyorsan onu yarattı sana. Aksine zorlamadı seni. Onun için... ...ve muhakkaben... ...azap edilecek olursa...
- 38:00
...kulun kendi oluyor. Günah yaptığı zaman... ...ve müslihaben... ...sevaptan geliyor orada. İyi bir amel-i salih yaptığı zaman da... ...sevap kazanmayı... ...yine o hak ediyor. Burada... ...ve kastul abdi kulun bir şeyi kastetmesi... ...yani kesin yapmak üzere... ...azmetmesi... ...ve onu seçmesi...
- 38:26
...yani ne yapayım ne yapmayayım... ...arasından dolu... ...şeyler var, alternatifler var... ...şu işi yapmayı kastetti. Onu seçti yani. Öyle bir kastu ihtiyar ki... ...yani kastetmek ve seçmek şeyi ki... ...ortaya... ...o kula, kul verildi... ...huma o ikisine, yani o ikisi ona verildi. Kim tarafından?
- 38:47
Minkıbeli Hakkı Sübhanehu. Hakkı Sübhanehu tarafından... ...kula ne verildi? Kast ve ihtiyar verildi. Kast ve ihtiyar ne demek? Kast, niyet etmek, irade etmek demek. İhtiyar ne demek? Seçmek demek. İşte o ikisi... ...neye? Ciheteyniydi. İzafetle onu düştü. İzafet der ki... ...fiil ve terk cihetlerine tahluk ediyorlar.
- 39:12
Yani demin anlattım. Bir yapma tarafı var, bir de bırakma tarafı var. Bazen yapma tarafı farz oluyor. Terk etme tarafı haram oluyor. Namaz gibi. Bazen de terk tarafı farz oluyor. Yapma tarafı haram oluyor. İçki içmek gibi. Bu ustanın iki tarafı da kesiyor. Yani yapma veya terk etme... ...de... ...günahı yapma tarafında...
- 39:38
...azaba çarpılıyor. Emirleri terk etme tarafında... ...adamın iradesi ve... ...kudreti, kastı, ihtiyarı... ...yani her insana verilen... ...akıllı insana yani... ...verilen irade ve kudret diyelim... ...diğer tabiriyle kast ve ihtiyar diyor, yani seçiyor... ...yapma veya yapmama tarafını neyse, iyi de kötü de...
- 40:02
...ondan sonra onu kast ediyor yani... ...teşebbüs ediyor, düğmeye basıyor. İşte bu ikisi... ...Allah kula vermiş. Yapma tarafında tercih edebilirsin kulum, yapmama tarafında tercih edebilirsin kulum. Yani namazı kılma tarafına seni mecbur etmiyor... ...terk etme tarafında da seni mecbur etmiyor... ...sen helalde, haramda, günahta, sevapta...
- 40:27
...yapma ve terk etme, bırakma... ...taraflarının iki ciheti var bu işin. Bunların hepsine senin... ...irade ve kudretin bu tarafına tealluk ediyor, bu tarafına tealluk etmiyor diye bir şey yok. İki tarafı da tealluk ediyor. İster yapma tarafını tercih ediyorsun, ister bırakma tarafını. O zaman... Aynı böyle.
- 40:48
Münezzeh olan Hak Rabbimiz... ...beyan etti. Neyi? Bunun yapmanın güzelliğini. Ve bırakmanın güzelliğini. Anladın mı? Namazda yapmanın güzelliğini beyan ediyor. Zinada terk etmenin güzelliğini beyan ediyor. Bu ikisinin çirkinliğini... ...zinada yapmanın çirkinliğini... ...şey... Zinada terk etmenin...
- 41:15
...güzel olduğunu beyan ediyor. Ve hatta bu işin... ...yapması çirkin... ...zinada yapmasının çirkinliğini beyan ediyor. Namazda kılmamanın çirkin olduğunu... ...terk tarafının çirkin olduğunu beyan ediyor. Bütün bunları... ...peygamberlerin dilleriyle... ...sallallahu aleyhi ve sellem... ...ne ile beyan etti?
- 41:37
Bir tafsili. Yani şeyi konuşmuyoruz. Fetret devrini. Resul kitap ulaşmamış. Onları konuşmuyoruz. Normal şu andaki bizim ortamımızda konuşuyoruz. Efendim... ...zaten esas olan da odur dünyanın... ...yaratılışını, hikmeti, imtihansa... ...o imtihanda da peygamber kitap vesaire... ...göndermeden zaten olmaz.
- 41:59
Fetret devirleri şahs şeylerdir. Onlar genel hükme... ...müessir olmaz. Bir tafsili. Bütün tafsilatına kadar şu anda... ...helal, haram, mekruh, mubah... ...her şeyin... ...bütün tafsilatını isteyen ulaşabiliyor mu? Hocalara sorabiliyor. Zaten internet ve bilmem ne... ...ne kadar güvenli ne kadar güvenilmez...
- 42:23
...ayrı bir konu. Ama ilme ulaşman diyelim. Güvenli siteler var. Orada adam el üstüne fetvayı açıklamış. Aradığını yazıyorsun. Bir hocanın sohbetini dinliyorsun. Her şeyi tafsilatıyla... ...midyesine kadar bilmem... ...karidesine kadar yani... ...bütün tafsilatıyla... ...her şeyin mezhepler arasındaki...
- 42:47
...ihtilaflarına kadar. E Allah-u Teala... ...bunları açıkladı. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem vasıtasıyla. Ondan sahabe-i kiram, tabir, müştehidler... ...muhaddisler, müfessirler... ...ne yaptılar? Vazifelerini yaptılar. Şu anda bizim hiç gizli kapalı da bir şeyimiz kalmadı. Zaten o tafsilata girmeyen...
- 43:07
...yahut da ne bileyim... ...oralarda hükümünü bulamadığın bir şeyse... ...zaten Allah ondan seni mesut tutmaz. Biraz da kıyas yapacaksın... ...tabii. O zaman... ...tabii kıyas nerede yapılır? Ayet, hadis, iştihat, şeriattan delil... ...müştehid, fıkıhçının beyanı falan yoksa... ...efemâ vücûd-i zelke...
- 43:27
...işte bütün bu imkanları vermiş. İrade yerine vermiş, kudreti... ...yaratma gücün yok ama... ...yaratmayı başlatma gücün var. Kast ettiğin anda... ...düğmeye basarken... ...yaratma devreye giriyor. Ama yaratmayı neye bağladı? Senin niyet edip... ...teşebbüs ettiğin anda... ...seni teşebbüs edemezsin.
- 43:49
Çünkü yaratmadan teşebbüs olmaz. Ama sen teşebbüs ettiğin anda... ...an derken o kadar yakın ki birbirine... ...o anda gücünü yaratıyor. Yani burası da çok önemli. Sana zina etme gücünü... ...sen zinaya başlamadan evvel yaratmıyor yani. Çünkü yaratma... ...her fiilde... ...o anda başlar. Öbür türlü mutezile gibi...
- 44:13
...ham madde hamur vermiş... ...istediğin kadar lahmacun aç... ...öyle değil işte. Sana... ...al sana bir yaratma kabiliyeti verdim... ...ben verdim... ...onun için yaratmak bana ait ama... ...para kendine harcamak sana ait. İstediğin zaman istediğini yarat... ...öyle bir şey vermemiş. O mutezilerin işi.
- 44:35
El-Sünnet'e göre... ...her bir teferruatı yaratmayı... ...şöyle yapacaksın... ...bunu o anda yaratıyor. Sen o fiil... ...sen arzu ettin, kast ettin, karar verdin... ...teşebbüs, teşebbüs ettiğin anda... ...teşebbüs edemezsin. O an... ...o an, saniyelerin sâlihselerine bölünür o iş... ...o anda yaratıyor.
- 44:59
Güç veriyor sana o işi yapmaya. İstitaat. İstitaat senin o işi yapmaya güç bulmaz. O gücü ama... ...senin kendinde olan kudret, iradeyi... ...kasta çevirmeye, isteği... ...azme çevirmeye ve bir fiil, düğmeye basma noktasına getirmeye kadar o kudret. İşi meydana getirmeye başlamasındaki kalp veicada o kudret işlemez.
- 45:24
O anda Allah'ın yaratması devreye giriyor. E şimdi tamam, peygamberine gönderdi, kitapları indirdi... ...sana cebir yapmadı, zorlama yapmadı... ...iradene, kudretine özgürlük verdi... ...ama onu öne geçirdi... ...sen ne istiyorsan ben sana onu yaratacağım kulum, yoksa imtihan olmaz. Ama sen hiçbir şeyden zorlamayacaksın.
- 45:43
Şimdi hal böyle olunca... ...ve mâ vücûdcel bütün bunlar var iken... ...lev ihtâra eğer seçecek olsa elabdü kul... ...sen ben işte. Neyi ihtel cihetten? İki cihetten birini. Yani, hayrı veya şerri. Ben hayır hissetmişim, sen şerri hissetmişsin. Bunun aksini düşünelim. Euzübillahimineşşeytanirracim...
- 46:08
...kaçınılmaz olur münenyekûn olması. Nedir olması? Okulun. Yani melûmen olsa daha iyi, yukarıda melûm idi... ...bu da melûm olsa daha iyiydi de... ...biraz ifadenin başka hatası da olabilir. Melûmen, levm olunmuş... ...ya mülâmen de olur yani elâmeden de... ...levm olunmuş yani... ...kaçınılmaz olarak tenkit kime gelecek?
- 46:28
Zem kime gelecek? Kınama kime gelecek? Kulağa. Ev yahut da iyi tarafı tercih ettiyse... ...memduhân, met olunma, övülme, beğenilme... ...tabii bunun getirisi cennet, cemâllah, rızâllah... ...öbürünün de akabinde... ...tabii ki Allah'ın gazabına çarpıldıysa... ...levmine uğradıysa o da cehennemden sonuçlanacak.
- 46:49
Bu kaçınılmaz olacak. Ama burada Allah mesul olmayacak. Kul mesul olacak. Neden? E çünkü Allah-u Teâlâ ben önden yaratıyorum buyurmuyor. Senin istediğini sana yaratıyorum. Sen teşebbüs edip ama... ...düşünce planında kaldı, vesvese planında geldi geçti... ...veya yapmak istedim sonra vazgeçtim... ...bilmem ne falan hepsini biliyor.
- 47:12
Onun için o irade... ...düğmeye basma noktasına geldi artık yani. Elinde olsa kendine yaratıp yapacaktı o işi. E şimdi kendi elinde olsaydı... ...yaratma... ...o anda o yaratmayı kullanıp... ...o işi bil fil icra edecekti durumuna geldiği anda... ...yaratmayı yine Allah yapıyor. Yaratmayı ona vermedi.
- 47:34
Yaratmayı Allah yapıyor ama ne zaman yapıyor? Ona yaratmayı verseydi... ...o kendine o işi yaratacaktığı anda... ...bu kadar da net. Belki ilk sefer bu kadar konuşuldu. Kısa ve öz. İmam Rabbi Hazretleri'nin berekatıyla. Çünkü mektubatı takip edince konu oradan gidiyor. Kendi kafana da anlatıyorsun bu işleri ama...
- 47:56
...tabii kitaplardaki tetebbüatını ve melekenle anlatıyorsun. O da yanlış olma ihtimali olmaz. Allah'ın sünnetinin itikadı belli. Vela şekke... ...hiç şüphe yok ki ennel hakka sübhanehu... ...yüce Rabbin münezzeh olan Hak Teala... ...hata verdi el abdekula.
- 48:13
Şimdi yine aynı konuyu yani benim başlardan mukaddime ve... ...bir yatak döşedim ya. Ön hazırlıklar geçen derste de yaptık. Bu derste de yaptık. Şimdi bunları anlamak kolay oluyor. Hak sübhanehu hata verdi el abdekula. Minel kudreti güç bakımından vel ihtiyari seçim bakımından. Yani yapma tarafını tercih edeyim, yapmama tarafını tercih edeyim.
- 48:31
Namaz kılmayı mı tercih edeyim, kılmamayı mı tercih edeyim? Helalı mı tercih edeyim, haramı mı tercih edeyim? Bu ihtiyar seçme şeyi. Kudret de onu seçmeyi planladıktan sonra... ...icrata geçirmek yani o güç kullanmak. Burada yaratma kulda değil ama teşebbüs. Yani ihtiyardan, seçmekten... ...iradeden bir perde ileri gidip...
- 48:55
...artık karar verilmiş düğmeye basıyor. İşte bunlardan ne kadar verdi Allah kula? Miktar ama o kadar miktar verdi ki... ...mümkün oluyor... ...lehu okul için... ...ne el hurucu çıkmak, nereden min uhdetil evamiri... ...emirlerin uhdesinden, mesuliyetinden... ...ve nevai yasakların. Öyle emir ve yasaklar ki...
- 49:19
...kanun, manun, meclisin yaptığından bahsetmiyoruz. Eş şer'i ye teyni. İkisi de şerata ait olacak. Çünkü emir ve yasak ve mesuliyet ancak Allah'a aittir. Sonra Resulüne aittir. O kadar. Şer'a tayin etmek Allah'a, Resulüne aittir. Allah Resulü'ne sallallahu aleyhi ve sellem... ...Allah vai ettiği için ona da aittir.
- 49:39
Zaten beyan tarafı... ...açıklama tarafı, tebliğ tarafı tamamen Resulü'ne aittir. Sallallahu teala aleyhi ve sellem. İşte sana Allah ne kadar güç kuvvet verdi? Sana ne kadar lazım? Sokuda ver. Bu iş için lazım olmayanı vermedi sana. Sana yaratmak da vereyim. İstediğin yerde bozuk para gibi harca. İstediğini yarat, istediğini yaşat, istediğini öldür.
- 50:02
Böyle bir şey vermedi. Böyle bir şey olsa zaten dünyada... ...dünyada şu anda bile ne kadar fesat var. Bir de onu düşün. Herkes istediğini bilmemiş. Kim kimi yaşatır ya? Onun için... ...öldürmek elinde olsa, yaşatmak elinde olsa, yaratmak elinde olsa... ...böyle bir saldırma yok. Allah kula verin bunu.
- 50:18
Bu muhtesil ne kafasız. Yani kafasız derken, aşırı akıldan kafasız. Aşırı zekadan fırlatmışlar. Halbuki hayatta dize bak ya. Şimdi Allah sana... ...güç verdi mi verdi? İrade, ihtiyar, seçim hakkı verdi mi verdi? Bunlar cüz'i mi cüz'i? Niye cüz'i? Niye külliyi vermedi? Niye verecek ya? Kim kime külliyi vermiş?
- 50:40
Adam işçisine külliyi şey mi veriyor? Yetki mi veriyor? Şu anda sen de insansın, o da insan. İkincisi de 9 aylık. Ondan sonra... ...belki sana para vermiş, öbürüne akıl vermiş. Zaten çoğu parası olanlara çok akıl olmaz. Ondan sonra çok akıllılar da parayı bulamaz. Bunlar da ayrı bir şeyler. E tamam, herkese yettiği kadar vermiş.
- 51:03
Onu ona çalıştırtırıyor, bunu ona çalıştırtırıyor. Öbürü de ölürse ne yapar? Aynakları kimse, kimse bir şey çalışmaz. Dolayısıyla Mevla burada bir düzen kurarken... ...sana diyor... ...seçim hakkı verdim. Onu güce çevirecek, kasıtlılık, azim, karar, teşebbüs, yetkisi de verdim. Tamam. Ne kadar verdim sana ben?
- 51:24
Miktar ama o kadar verdim ki diyor. Ya, yümkünülük, benim için artık mümkün oluyor. Ne mümkün oluyor? El hürmeti, el hürmeti levhamir ve'l nevayh. Eşariyeti, şeratın emir ve yasaklarının mesuliyetinden çıkmam mümkün olacak kadar bana yetiyor. Niye? E ben şimdi namazlarımı kılabiliyorum, farzlarım, vaciplerim var.
- 51:46
Namazlarımı kılabiliyorum. Orucum, bu işte sağlığım yetişse, neyse Allah'ın verdiği imkanı üstelik de tutabiliyorsam. E işte hacca, kat işte, zenginlik, nisab, yol emniyeti. Bütün bu şartlar belli. Tafsilatı ile ele alan belli, her şey belli. Peki ben bunlardan birini yapmak istediğimde... ...bunun muhtesinden çıkacak kadar...
- 52:05
...iradem beynimde var mı var? Gücüm, teşebbüsüm var mı var? Bu yetkin var mı var? Allah da beni zorluyor mu? Bunun tersine zorlamıyor. Öbürü de tersine düşünüyor. Haram işte, mersuna buna... ...niyetleniyor, teşebbüse geçiriyor. Allah da onu, onu yaratıyor. Fakat ona verilen o şeyle, o gücü... ...eğer Allah ona harama günaha meylettiği zaman...
- 52:29
...ve elinde olsaydı, yaratacaktı... ...elinde olsa yaratacaktı konumunda, kararlıyken... ...Allah ona, onu yaratmasa... ...o zaman imtihan oluyor. Zaten tek taraf kalıyor. Herkes şeratı yaşamak mecburiyetindedir. Bunu kanunla, şeyle, diyanetle, onu hacıyla, hocayla değil... ...mecburiyeti ne? Robot.
- 52:53
O zaman robot oluyor. Beş vakit namaz, camiler... ...her tarafta olmuş. Cemaat takılacak, robot. Bunun aksini yapamazsın yani o zaman. Ama sana yapma tarafını da, terk etme tarafını da... ...eşit mesafede olan bir irade kudret varmış. Peki sana verdiği miktar... ...senin şeratın emirlerini yapacak...
- 53:12
...yasaklardan kaçacak... ...ve böylece ahiret saadetini, ebedi saadet, cenneti kazanacak kadar... ...yeterli mi senin için bu? Yeterli. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem nasıl kazandı? Aynı irade kudretten. Sahabeden nasıl kazandı? Aynı irade kudret. Sende de, bende de aynı o irade kudret var.
- 53:29
Efendi Hazretleri hep buyurduğu gibi... ...Şah-ı Nakşibend Hazretleri'ne iki kalp vermedi ki sana tek kalp verdi diye konuşuyorsun. Ona dört göz mü verdi? Yani sende ne varsa Şah-ı Nakşibend'de de var, sahabede de var, evliyada da var. Ulema'da da var. O bu iradeyle... ...burayı kazandı. Sen bu iradeyle niye bu cehenneme düştün?
- 53:50
Ben hastaydım, şuydum buydum bilmem ne. Namazımı kılamadım. Ya kılamayacak kadar hasta olsan zaten entüb olsan bilmem nasıl onu soran yok. Baygınken soran yok. Ayakta kılamadın, oturak oturak kılamadın. Başını sallayarak ima eyle yahu. Abdesti alamıyorum, teyemmüm. Sana bu kadar alternatif sunmuş. Sen şimdi ben hastaydım, ustaydım.
- 54:12
Eyüp Aleyhisselam'ı getirecek Mevla. Eyüp kulumdan daha mı hastaydın? O hiçbir namazını, ibadetini terk etmedi. Yedi sene inim inim inledi, her parça, zerresi paramparça oldu. Anladın mı? Yok ben zengin idim, işim gücüm çoktu bilmem ne. İşçi çalıştırıyordum, bu kadar istihdam meydana getiriyordum. Bir şeyler bir şeyler konuşuyor işte.
- 54:32
O arada namazı kaçırıyorum, ne yapayım hocaefendi ben de. Ticaret de ibadet. Yok efendim çalışmak da ibadet. Bir de bu lafı tutturmuşlar, ne kadar manyak varsa hep bunu konuşuyorlar. Çalışmak ne zaman ibadet? Farzları, vacipleri yaptıktan sonra ibadet. Farzı terk edersen çalışmak haram. Para kazanman da haram.
- 54:50
Farzı terk ediyorsan namaz, para kazandığın haram. O işten sebep terk ediyorsun çünkü. E daha ne konuşuyorsun? O zaman Süleyman Aleyhisselâm'ı çağıracak. Bütün dünyayı yönetiyordu bu ya. Sen nereyi yönetiyorsun ya? Elli tane işçin var. Affedersin bir şey diyeceğim şimdi, kıçıklık dükkanım var. Ondan sonra, ay bizim dükkan çok meşguliyet var hocam, öğleni kaçırttım falan.
- 55:12
Neyi kaçırttın ya sen? Aklını kaçırttın. Ha, o zaman Süleyman Aleyhisselâm, bütün insanlar cinler. Lan cinler ya, sen cinler adamı ne yaparsın ya? Seni bir dakikada şeye çevirirler. Bütün insanları cinleri yönetiyor. Namaz kaçırdı mı? Oruç kaçırdı mı? Teheccüd kaçırdı mı? Süleyman Aleyhisselâm zikri bıraktı mı?
- 55:33
Davut Aleyhisselâm... Yani peygamberlerden iki tane hükümdar var dünya çapında. Eee? E bu kulumu, Süleyman kulumu, Davut kulumu, bu kadar işi gücü, hanımım var. O Süleyman Aleyhisselâm'ın bin tane vardı. Davut Aleyhisselâm'ın üç, üç, üç tane vardı. Ondan sonra benim hanımım, hanımım, çoluk çocuk var hoca efendi, ben biraz arada namazlarım.
- 55:55
Ya ne arası, ne sırası ya? Senin bir karıyla, efendim, veyahut da bir kocayla uğraşırken namaz kaçırılır mı ya? Sen cehenneme gittiğin zaman karın koca mı seni kurtaracak? Namazı farzı terk ettiğin zaman, belayı bulduğun zaman Allah... Ne mazereti ortaya koyacaksın? Sana irade verdi, kudret verdi. Helal, haram beyan etti.
- 56:18
Sen ne tarafı tercih ettin? Yani Allah sana emirleri ve yasakları tutup, mesuliyetin ötesinden çıkacağına yeterli miktarda güç ve irade, kudret verdi mi verdi. E bu yaratmasa da bunu kullandığın anda ben yaratmayı taahhüt ettim ve yaratıyordum. E şimdi bu kadar cennete gidenler neyle gitti? Aynı irade, kudretle gitti.
- 56:47
O zaman Allah burada kimi zorladı, kimseye zorlamadı. E niye mesul olsun müdahale etmeyen? Ama o yarattı, o yaratması olmazdı. E o yarattı ama ne yarattı? Sana verseydi yaratma etkisini, senin yaratacak olduğun anda yarattı. O zaman anladınız mı? Ve limaza ne şey için yelzem-i lazım gelsin?
- 57:12
İrtah-ı kudretin öyle bir güç vermek, kamiletin, mükemmel, tek başına yaratan bir güç vermesi, Allah'ın daha ve ihtiyarın, yani irtah-ı ihtiyarın bir seçme hakkı vermesi, ta'min, tas tamam ve mükemmel bir irade ve kudret verecek ki sana, ha kendi bütün yetkisini sana kullandıracak, öyle mi? Bugün senin amirin sana bütün yetkiyi veriyor mu?
- 57:37
Herkes kendine göre sistem kurur. E Allah-u Teala mükemmel sistemiz, noksansız, hatasız. Ondaki irade kamildir, kudret-i kamiledir, bizdeki irade ve kudret cüziyedir. Ama bize İslam'ı yaşayacak kadar efendim Allah'ın yaratmasında öne geçen kulun kesbi, yani iradesidir. Kulum sen neyi yapmak istiyorsun?
- 58:03
Ben onu yaratacağım sana. O zaman ben sana tam yetki vermem. Nereden lazım gelsin? Vekatata zaten vermiş ve daha da zaten vermiş miktar ama o kadar ki yurttaşı ihtiyaç duyuluyor ile ona. müktarama o kadar ki yuhtacu ihtiyaç duyuluyor ile ona. Ya senin cennete girmen için Bunun için de sana verdiğim irade, kudret yetiyor mu arkadaş?
- 58:24
Yetiyor. Zaten sen bir noktaya gelmiyorsun ki ya benim kudretim yetmiyor, iradem yetmiyor, ben… ben efendim bunu yapamıyorum. Yapamıyorsan zaten Allah da onu sana sormuyor ki. Yani ayakta namaz kılanmayacak adama niye ayakta kılmadın mı soracak? Para vermediğin adama niye zekat vermedin mi soracak? Haa.
- 58:47
Bu itibarla ihtiyacın kadar vermiş. Onun için ve inkârul münkirin Allah'ın yarattığı halkın Allah'a ait olduğu, kesbin kulağa ait olduğu sebebiyet ve öne geçmesi, sebebiyet veren mesuldür. Allah-u Teala yaratıcıdır ama senin yaratılmasını istediğin anda ve o işe karar verip girdiğin anda, giriştiğin anda kalp orada meydana geliyor.
- 59:14
Öncesine gelmiyor. Bu itibarla bu hakikati inkâr edenlerin reddetmesi, işte ben niye mesul oluyorum ki? İşte Allah yaratmasa zaten ben günah yapamayacaktım. Allah yarattı, beni mecbur etti gibi. Bu gibi konuşmalar musadimin çatışıcıdır. Zilbedati o meydanda olan hiç düşünmeden anlaşılabilecek bir gerçekle, bir hakikatle çatışıyor.
- 59:40
Çünkü neden? Herkes görüyor ve biliyor ki adam o yönde irade kudret sarf etmeden Allah ona şer yaratmıyor veya hayır yaratmıyor. Onun irade kudretinden soruyor. Bu irade-i kudretinden sonra el atıyor. Bunu herkes görüyor. Beni Allah zorla etti, mecbur etti, sen Parkinson gibi böyle elini… İstem dışı sallayan birisi değilsin ki.
- 59:59
İsteyerek sallıyorsun. Ya kadının elini tutuyorsun, ya hocanın elini tutuyorsun. Ya bir Müslümanın elini musafaha yapıyorsun, ya harama tutuyorsun, ya ilalaha tutuyorsun. Böyle böyle elin rastgele değmiyor ki. Onun için, vebiyim onlarda vardır. Marazun, büyük bir hastalık var. Kalbiyyun, kalp hastalığı.
- 1:00:16
Yani itikadları bozuk. Onun için acizu, aciz gelmişler. Bir, o kalp hastalığı sebebiyle neden? Anit-i aml-i ahkâm şer'iyeti, şer'atın hükümlerini yerine getirmekten. İşte ben namaz kılamıyorum hocam. Niye kılamıyorsun? Gücüm yetmiyor. Ulan nasıl gücün yetiyor? Yürümeye gücün yetiyor, karından birleşmeye gücün yetiyor, çocuğun doğurmaya gücün yetiyor.
- 1:00:37
Her şeye gücü yetiyor, namaz kılmaya gücün yetmiyor. Niye? Allah kıldırtmıyor. E şimdi bu adam kalbinde şirk ve küfür ve hastalık olmasa, öbür adam senden daha hasta, daha yorgun, daha zayıf, her bakımdan güçsüz. O beş vaktinde kılıyor. E sen ondan daha güçlüsün. Sen niye kılmıyorsun? Elim kolum kalkmıyor.
- 1:01:02
Dağları taşıt bana da iki rekat namaz kıl deme bana. Abdest alamıyorum bu üstede. Ya sen ne bozuk adamsın ya. Şimdi onun için orada kalpte şirk var, kalpte hastalık var. Sen Allah'a doğru dürüst, ehl-i sünnete göre, Kur'an'a, sünnete inanmış olsan, sen efendim Allah bana zorla işçi çektiriyor, zorla namaz kıldırtmıyor,
- 1:01:24
benim namaz kılmama Allah'a engel oluyor ya bilmem ne, bilmem ne. Niye? Yaratmıyor işte. Yaratmayınca ben kılanmıyorum falan. Ama Allah-u Teala sen ne istersen onu yaratıyor zaten. Öbür işleri nasıl yapıyorsun? İstiyorsun, yaratıyor. Bunu demek ki irade kullanmıyorsun, yaratmıyor. Burada niye Allah'a mesul olsan?
- 1:01:39
Onun için ayette ne buyuruyor? Ağır gibi, büyük geldi. Allah'a ortak koşan dinsiz imanslara. Sen davet ediyorsun, çağırıyorsun umumları ile o şeye. Yani hangi İslam'a, dine, namaza, abdese, hayrata, sanata, zekata, işte ne bileyim, dünya ahiret saadetlerine sebebiyet verecek hayırlı amellere, iyi işlere efendim çağırıyorsun ya, o Müslümanlara zor gelmiyor.
- 1:02:07
Ama müşriklere çok zor. Şimdi onun için kim namazdan ağırlanıyorsa, Ramazan'da oruç tutmaktan zorlanıyorsa, ikindiye kadar tutuyorum diyor, hocam bana dua et dedi, ben oruç tutamıyorum. Ben de zannettim ki benim gibi malulen emekli, hasta yani. Dedi Allah şifa versin falan. Yok öyle değildi. Nasıl dedi?
- 1:02:28
Ya tutamıyorum. Nasıl tutamıyorsun, niye tutamıyorsun? Hasta desen. E dedi işte ikindiye kadar tutuyorum dedi. Sonra irademe malik olamıyorum dedi, ikindiden sonra yiyorum dedi. Ulan ne olay çıktı ki yiyorsun? Hiçbir şey yok. Zaten ikindiye kadar en zoru geçmiş. E tabi de ikinden sonra da tabi onun açlığın ağırlığının bindiği tabi şeyde.
- 1:02:50
Hele ki sigaracılar, sigara kafalarına vuruyor, karşılarına çıkma yani devamlı kavga çıkarırlar iftara kadar. Ondan sonra nefse ağır gelebilir. Günler uzun olabilir. O günde çok çalışmış, ter akıtmış veya zor işlerde çalışan bir adamla evde yatan bir mi? Sevapları da bil değil tabi. Dolayısıyla ne ecr-ü kuruk mu alakadar?
- 1:03:13
Ta bir gün mücretleriniz, zahmetlerinize göre, çektiğiniz sıkıntıya göre ayarlanacak. Hadis-i Şerif'i bunu açıklıyor. Dolayısıyla ben anlamadım yani. Dedi ki dayanamıyorum, ben yiyorum. E ne olursun, ölüyor musun, geberiyor musun, yerlere mi yıkılıyorsun? Bir şey yok. Benim dedi, iradem zayıf dedi. İşte ben artık ne anlatayım?
- 1:03:35
Ben de merdivenden çıkıyordum. O da aşağıda, o tarafta böyle üstten bakıyordum. Ondan sonra bizim kayınpeder de dayanamadı. Dedi ki ne iraden zayıf dedi, hocayı meşgul ediyorsan. Senin imanın zayıf dedi. Doğru dedi. Tek kelimeyle. Çünkü neden? Senin davet ettiğin din-i İslam'ı yaşamak herkese ağır gelmiyor.
- 1:03:55
Müşriklere ağır geliyor. Demek ki bir insan Müslüman olduğu halde, ben namaz kılmadı diye, zina etti diye kafir oldu demiyoruz. Ama bir insan Müslüman olduğu halde namaz kılmıyorsa, yani namaz ona ağır geliyorsa, andaki kalbinde o kadar şirkten nasip var. Allah muhafaza. İşte o bir kalbi kaplarsa adamı imansız, mürtet olarak öldürüp dünyadan çıkarttırır Allah muhafaza.
- 1:04:25
Onun için işte bu mesele yani bu konu Kelami meselelerin derinlerindendir. غَوَامِذُ ghumuzlu, ghumuz kapalı. Mesail, meseleler, konular. inançlar, bu kelimelerden biri de ilm-i kelam deniyor. Yani ilm-i kelamın aslında itikad köküyle, kökeniyle bir alakası yok. İlm-i kelam denmesi, tabi konuyu alimler ele aldıkları zaman, Allah Cennet'e görülecek mi?
- 1:05:01
El kelamu fî kelam. Bu konudaki kelam, mevzu şudur gibi, bu konuları böyle bölerlerken, tafsilata girerlerken, işte Allah-u Teala zatıyla, sıfatlarıyla, işte fiilleriyle, Cennet, Cennet ve ahiretmiştir mesela, inanılması gereken konular yani bunlar. Bunlar da şu konudaki kelam şudur, bu konudaki söz şudur, bu konudaki hüküm budur gibi kelam.
- 1:05:26
Tabir kelamdan gitmiş. Yoksa kelam kelimesinin, akaid ve itikadla, yani inanç konusuyla ilgili lükat manasından, geçilecek bir istila yok. Ama bu konudaki söz şudur. Onlar da ilm-i kelam olmuş. Buradaki maksat nedir? İlm-i kelam yani itikad ilminin birçok konuları var. Bu konuların, tabi fıkıh kadar teferruatlı değildir ama, yine de baya bir mesele var.
- 1:05:55
Bunların en derinlerinden biri, yaratan ancak Allah, kesmeden kul, irade ve kudret kulun cüziye, Allah'ın ki külliye, kulun yaratması yok, irade kudreti yaratmaya yetmiyor, ama kul irade kudretini kullanmadan, Allah-u Teala halketmiyor, yaratmıyor. Dolayısıyla onun teşebbüsüyle, o anda yaratıyor. Bundan dolayı kul mesul oluyor.
- 1:06:22
Efendim, Allah mesul olmuyor. Ve kula da ihtiyacı kadar, irade kudret vermiş. Zaten bu onu, mesuliyetlerinden çıkartmaya, cennete kavuşturmaya yeterli geliyor. Bu konu, itikad konularının en derinlerindendir. Ve nihayetü şerhiha, bunun şerhinin açıklamasının nihayet, son noktası, ve gayetü beyaniha, ve bunun beyan edilmesinin açıklanmasının gayesi, gaye de Arapçada,
- 1:06:53
Türkçede maksat gibi kullanılıyor, Arapçada nihayet demektir. Son noktası, sınırı. O ilimlerdir ki, süvvide karalandı, yani yazıldı. Fiyazil evrakı, bu sayfalarda, sayfaları el yazısıyla yazıyor, o zaman matma yok, bilgisayar yok. Bu evrak diyor. Evrak, verak yaprak demek, sayfalar yani. Bu yaprak sayfalarında, tesvit.
- 1:07:21
Tesvit karartmak demek. Karalama diyorlar ya, yazmaya da karalama diyorlar. Boyamaya, resim yapmaya da diyorlar da. İşte efendim, birkaç satır şuraya karaladım diyor adam. İşte o demek. Onlar, süvvide karalandı, yani yazıldı. Fiyazil evrakı, şu varaklarda, benim diyor, şu, bu mevzuda yaptığım, yazdığım, bu mektuptaki bu beyan ve açıklama, işte diyor,
- 1:07:49
şerhin ve açıklamanın nihayeti ve zirvesidir. Zaten buradan ileri konular tartışmaya girilecek şeyler değildir. İtikadi konular zaten tartışmaya müsait değildir. Kur'an, Sünnet, Ehl-i Sünnet bellidir. E, kimsenin akıl yürütme mantıkla çözüme kavuşturma şeyi yok. Ancak aklını bunları anlamaya kullanırsa, doğru bir iş yapmış olur.
- 1:08:13
Allah Teala da onu hayra ve doğruya ulaştırır. Ve Allahüsmanehu münezzeh olan Allah kimdir? El müveffiku, müveffik, muvaffak. Allah'ın başarılı kıldığı müveffik, başarılı kılan ancak Allah'tır. Tevfik, et-tevfik, ce'al vâfı'l-ibâdi, muvâfıkan li mâ yufakbu ve yabdâ. Tevfiğin tarifi nedir? Tevfik sizin mahalledeki tevfik değil.
- 1:08:38
Tevfik demek Allah'ın kullarının, kul bir kulunun işlerini kendi sevdiği ve razı olduğu işlere denk düşürmesi. Yani ona hayır getirmesi ve doğruyu buldurması ve hidayet buyurmasıdır. Onun için Allah tevfikini cümlemize rafik eylesin ve böylece de kulun mesuliyetinden çıkamayacağını ve Allah'a asla mesul tutamayacağını ve Allah'a bahaneler uyduramayacağını ve Allah-u Teala'yı
- 1:09:09
suçlayamayacağını ve efendim, onun yaratmasını bahane ederek sevaplardan, günahlardan kurtulamayacağını çünkü ona verilen irade kudretin İslam'ı yaşamakta yeterli ve cehenneme onu girdirecek kadar günahları düşürmekte kifayetli olduğunu olduğunu beyan etmiş oldu, Allah Teala el-Hüsnet itikadından zerre kadar ayrılmaktan cümlemizi muhafaza eylesin.
- 1:09:31
beyan etmiş oldu. Allah-u Teala el-Fussilet itikadından zerre kadar ayrılmaktan Aminu sallallahu alâ seyyidina Muhammedin ve alihi ve sahbihi ve selleme. Amin. O sallallahu ala seyyidina Muhammedin
Benzer sohbetler
34:42Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 5) 242. Bölüm 7 Ekim 20267 Ekim 2026 · 35 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 7 Ekim 2026
38:05Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 4) 241. Bölüm 30 Eylül 202630 Eylül 2026 · 39 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 30 Eylül 2026
27:50Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 3) 240. Bölüm 23 Eylül 202623 Eylül 2026 · 28 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 23 Eylül 2026


