Mektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları (3. Cilt 3. Mektûb - 4) 202. Bölüm 18 Haziran 2025
18 Haziran 2025 · 25 dk
00:43 / 24:27Şu an 00:43 / 24:27
Video bölümleri
Transkript
59 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu teala alâ seyyidil murselin Muhammedin ve alâ âli ve sahbi ecma'in. İmam-ı Rabbânı Hazretleri 3. cildin 3. mektubunda Allah-u Teala'nın şirkten şerikten münezzel olduğu beyanında iki üç ders yaptık. Geçen ders İsmetullah Amca'yı ettirdiği İmam-ı Rabbânı Hazretleri'nin torunu ile
- 00:31
Lale Gülşü Stüdyosu'na yaptığım için o biraz kısa oldu. Tabi ama orada da okundu bir paragraf. Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Buyuruyor ki, yani ibadeti hak etmek, kulların kendisine tapınmasını hak etmek, ancak üluhiyet manasıyı takviye edince olur. Üluhiyet de ilahlık demek. Yani kimde ilahlık salatı varsa o ibadete müstahik olur.
- 01:03
Yani kullar ona ibadet edebilir. Kimde bu yetki yoksa ona ibadet edilmez. Peki, o salahiyet-ül üluhiyeti, ilahlık salahiyet. Salahiyet Türkçeleşmiş yetki gibi düşünelim. İlahlık da işte, kendisine tapınması. Kendisine tapınılma sıfatına sahip olan yegâne zat Allah-u Teâlâ'dır tabii de.
- 01:26
Şimdi onu anlatıyor. Bu üluhiyet yetkisi diyorum, her bulut atıyorum, bağlılık kılınmıştır. Bir vücûbul vücûdi, vücûbu vücuda, vücut var olmak demek, vücutta zorunluluk demek. Şimdi bunu birkaç kere anlattım, yine kısaca söylüyorum. Bir vacibül vücut var, bir de mümkünül vücut var. Vücut var olmak demek.
- 01:50
Allah-u Teâlâ'da mevcut, bizde mevcutuz. Yani şu an için. Ama biz bilmem ne kadar sene evvel biz mevcut değildik Allah-u Teâlâ'da. Mevcut değildik, Allah-u Teâlâ mevcuttu. Bilmem ne kadar sene sonra biz mevcut olmayacağız, Allah-u Teâlâ'ya mevcut olacak. Hani Allah-u Teâlâ ezelidir, ebedidir, işte tâimidir, bâkidir meseleleri.
- 02:10
Bu nereden geliyor? Varlık meselesinden. Şimdi ben ne zaman var oldum? Tabi ruhlar aleminde bedenlerden dört bin sene evvel işte felâdet-i şerifler. O ayrı bir şey. O da tabi bir noktadan başlıyor. Ondan evvel yok idi. Ruhlarımız da yoktu. Bedenlerimiz, binlerce sene evvel ruhlarımız yaratıldı, alem-i ervahta.
- 02:34
O tamam. O ama yaratıldı diyorsun, bak mahlûk. Yani mevcut ama. Şimdi mevcut, var demek. Allah-u Teala da mevcut, biz de mevcuduz. Ama Allah-u Teala mahlûk değil, biz mahlûkuz. Farkı bu. Biz evvelce yoktuk, Allah-u Teala bizi halketti, icat etti, yarattı, biz mevcut olduk. Ama Allah-u Teala icat eden hiçbir varlık yok, haşa ve kella.
- 02:53
Çünkü O'nun varlığı kendinden. Bizim varlığımız Mevla'dan, kendimizden değil. Onun için varlık, bizim varlığımız mümkün. Bizim varlığımız mümkün. Ne demek mümkün? Yani Türkçede de mümkün diyorlar, mümkün dediği de bu da. Olsa da olur, olmazsa da olur. Yani biz yaratılmasaydık da mevcut olmayabilirdik.
- 03:13
Dünyada da bir şey eksilmezdi göklerin yerlerine. Veya göklerin yerlerine de mevcut olmayabilirdi. Felekler, melekler de mevcut olmayabilirdi. Bu zamanda ne gerekmezdi? Allah-u Teala'ya bir şey eksik olmazdı. Yani yarattıkları ona bir şey katmadı ki, haşa. Menfaat görmekten, mazaret görmekten münezzehtir.
- 03:34
Onun için varlığı mümkün ve vacip. Yani şu demek, varlığı mümkün, Allah-u Teala'dan başka gökler, yerler, felekler, melekler, bütün 18 bin alemler dahil olmak üzere her şey mümkünül vücuttur. Yani ne demek? Bunları Allah-u Teala var etmeseydi bunlar mevcut olmayacaklardı. Var etmeyebilir miydi? Tabi var etmeyebilirdi.
- 03:58
Çünkü o faal-i muceb değildir, faal-i muhtardır. Ona zorla bir iş yaptırılmıyor. O kendi iradesine yapıyor. Dolayısıyla bunların yok olduğunu da düşünmek mümkün mü? Mümkün. E ki nitekim yok olacaklar. Kullu şeyin hâli. Kullu illâ ve cihâd. Allah'ın Zât-ı Müstesna her şeye helâk olacak diyor âyet. Ondan sonra...
- 04:19
Kullu men aleyhe fâni. Tabi o yeryüzünde olan her şey fâni diyor. Öbür âyet yeryüzüne kısıtlanmıyor. O kullu şeyin gökler, meyerler, felekler, bütün 18 bin alemde her şey mevcuta denir. Onun için... Onun için zât-ı müstesnâ diyor.
- 04:36
Şimdi Allah-u Teâlâ'nın varlığı ise vacib. Ne demek vacib? Hani bu bitri vacib gibi farz, vacib, sünnet... O demek değil o. Vacibin burada lügat manası değerlendiriliyor. Yani zorunlu. Bu zorunlu derken yani onu da hiç anlıyor. Yanlış anlıyor. Sanki mecbur oldu, var olma falan. Hâşâ. Buradaki vacib şu demek.
- 05:00
Allah-u Teâlâ'nın var oluşunu düşünmemek mümkün değil ve düşünmek zorunlu. Çünkü neden? O bir yaratıcıyı düşünmediği zaman bu mevcut adının hiçbirinin olmaması lazım geliyor. Bunlar nereden çıktı meydana? Bunlar varsa bunun mucidi ve yaratanı var. İşte o yaratanı da kimse yaratmamış olması lazım geliyor.
- 05:26
Çünkü onu biri, onu biri, devir lazım geliyor. İla gayri nihaye geri gidiyorsun. Teselcül bu manada batıldır. Çünkü olmasa olmazdı, olmasa olmazdı... Bir yerde duracak daha. Zincirleme trafik kazası nereye kadar? İllaki zincirin bir son halkasını buluyorsun. Buradan başladı diyorsun. Bu diyorsun buna geçirdi diyorsun, o ona geçirdi diyorsun.
- 05:50
Ondan sonra zincirleme trafik kazasını çözüyorsun. E bu nerede başladı kardeşim? Geri geri geri hiç bitmiyor. Nasıl bitmiyor ya? Köprüden çıktık bilmem ne otobana girdik bilmem ne girdik nasıl bitmiyor? Kıtaları mı geçecek? Bir yerde denize dayanıyor bilmem ne. Nereden araba kaldı? Kim kime vurdu da başlattı ya?
- 06:10
Onun için Allah Teâlâ'nın varlığı vacip ne demek? Onun yokluğunu düşünmek mümkün değil. Çünkü varlığı kendinden, varlığı kendinden olanı zaten kimse yaratmıyor. Haşa kella vacip. Bizim mümkünlüğümüz. Şimdi bizim gibiler melek de olsa, peygamber de olsa, en büyük evliya da olsa veyahut eşkıya da olsa veyahut adam inane tapıyor, fareye tapıyor, sıçanaya tapıyor.
- 06:37
Ne demek bu? Ülûhiyet payesi veriyor ona. Ülûhiyet ne demek? İbadete istikrak. Yani mahlukatın kulluk yapmasına, kendisine yalvarmasına, yakarmasına. Bilmem nesine? Ona rükû yapmasına, işte huzurunda el pençe divanı durmasına, boyun bükmesine, secdelere kapanmasına, alnını yerlere sürtmesine falan ibadetlere hak kazanmış olması gerek.
- 07:02
E nasıl hak kazanılacak? Varlığı kendinden değil. İneğe tapıyorsun koca Hindular, koca Hindistan'dan bilmem kaç milyonlar. Boyuna kaç yaşında? Anasının karnına düşmeden neredeydi? Bu şimdi mevcut. Mevcut tamam var oldu ama birinin var etmesine var olduğu da Allah'tır. Kendi başına duramayan, varlığı kendinden olmayan, birkaç zaman sonra yenilecek, içilecek, biçilecek.
- 07:30
Hani onlar yemiyorlar, kesmekle yasak etmişler falan. Nereye kadar? Bu senin kulluk yapmanı hak eder mi? Kulluk yapılmasını hak etmesi için bir zatın, bir varlığın onun vacibül vücut olması lazım. Yani ne demek? Onun yokluğunu düşünememen lazım. Ne demek? On iki sene evvel yoktu. Ben bilmem ne, altmış beş sene evvel yoktu.
- 07:54
Gökler, yerler bilmem altı bin, yedi bin sene evvel yoktu mesela. Her şeyin yokluğunu tahayyül edebiliyorsun. Yokluğu da, varlığı da mümkün olan bir şey benim kulluğumu niye hak edecek? Beni o yaratmadı ki. Onun için diyoruz. Salâhiyyetü'l-ülûhiyyeti. İlahlık yetkisi. Vücudi. Varlığı vacib olmaya bağlıdır.
- 08:18
Yani varlığı kendinden olacak ve her şeyi o yaratmış olacak. Ona hiçbir şey yaratmamış olacak. Ona ancak tapulunur. Çünkü her şeyi o yarattı. Yarattığı için ibadetimi hak ediyor. Yani beni yoktan varlığa çıkarttı çünkü. Olmadı. Yani onun varlığının vacib olmasında nasibi yoksa o işte hissesi, şirkette hissesi yoksa yani varlığı kendinden değilse onu da başka bir zat
- 08:50
yani o da Allah-u Teala tabi tek yaratan o yarattığına göre o zaman layık olmaz, yakışmaz. Ve lüluhiyyeti yani ibadete müstahak olma sıfatına asla uygun düşemez. Bu da ne demektir? Ne getirir? Bu demek ki hak kazanamaz. Ne elinle ibadet? Kulların ona ibadet yapmasını hak edemez. Böyle bir varlık Allah'tan başka bir tane yok.
- 09:22
Ma ne kadar çok eşedde. Ma eşedde. Yani ne kadar kuvvetli oldu demek. Şiddet kuvvet mi aslında? Ne kadar kuvvetli oldu yani, ne kadar güçlü yani. Ne sefaatemen. O kimselerin beyinsizlikleri ki sefih beyinsizlikleri. La üşrüküne ortak koşmuyorlar kime? Billahü subhanehu. Allahü subhanehu hazretlerine ne?
- 09:44
Hiçbir şeye ortak koşmuyorlar. Ne hususunda? Varlığının vacip olması hususunda. Şimdi müşriklere de sorsan puta tapıyor. E diyorsun ki bu put ham maddesine kurşun, ya bakır veya taş, yontma taş E bu kaç sene evvel var mıydı? Yoktu. Ne yaptın? Ben yonttum elimle. E şimdi bu adam bu ezelden ebede kadar vardı diyemez ki ne?
- 10:08
Sen ne kadar haklı olan. Ebu Cehil'de taptıkları latlara, uzalara, menatlara ezelidir, ebedidir demez ki. Kendi yontmuş ya babası veya atası. Yani onun zamanı belli, imal tarihi var üzerinde. Yani mesela hani üstüne yapışmış anlamda konuşmuyorum. Bilinen bir şey. E şimdi bunların ahmaklığı ve beyinsizliği ne kadar kuvvetli oldu ki diyor.
- 10:34
Bunlar diyor vacibül vücut olmaktı. Allah'a bir şeye ortak koşmuyorlar. Çünkü her şey sonradan yaratıldı. Hattâ vel-insel dümen halekase ma'et velal. Kökleri yerleri yok iken kim yarattı diye sorsan onlara. ve kulûn lillâhi elbette Allah diyecekler. Yani diyorlardı. Onlara müşrik olmaları bu putlar bize Allah'ın da şefaat edecek.
- 10:56
Diye ayet-i hadis hakkında varit olmayan Allah'ın sultan ve hüccet inzâl buyurmadığı bir delil, Allah'tan gelen bir delil olmak için kendi kafasına göre istediğini alıyor. Bu Allah'ın yanında bana şefaat edecek. Şirkleri oradan çıktı. Yoksa hiçbir gavur, Ebu Cehil, Ebu'l-Hakem'di, Hikem'di, bilmem neydi aklın, hikmetin babasıydı.
- 11:17
Ebu Cehil o kadar manyak mıydı ki gökleri yerleri bu put yarattı diyecek. Yokken o zaten hiç yoktu. Nasıl onları yaratacak? Onun için meseleyi doğru anlamak lazım. Allah gibi yoktan yaratan ve ezelden ebede baki kalan bir tane daha var mı desen, onda kimseyi Allah'a ortak koşmuyorlar. Tek Allah diyorlar.
- 11:42
Ama ve mâ zelke mullâbide hüçlikûne ortak ediyorlar. Şuraka'e şerikler. İbadet olunmak hususunda. Yani bizi bu yaratmadı, bu da sonradan yaratıldı ama buna da ben tapabilirim diyor. İbadet yapabilirim diyor. E tamam da, Varlığının kendinden olması ve yokluğunun asla düşünememesi. Yani ezeli olması sıfatı.
- 12:12
Şart o istihbar, ibadeti. Bir varlığa ibadet yapılabilmeyi hak etmesinin şartı odur. Eğer olmadıysa, Ezelden ebede yaşamakta, Varlığının kendinden olması hususunda sıfatında ve yokluğunu düşünememesi hususunda Ortağı yok. Yani sadece onda bu sıfat varsa, O zaman lâ günû olamaz ki, Yani varlıkta ortağı yoksa, O zaman ortağı olmaması lazım.
- 12:48
Kulluk ve ibadet ve tahtı hak etme hususunda da ortağı olmaması gerekiyor. Çünkü Allah'tan her şeyin yokluğu düşünebilir. Bir zamandan evvel önce o da yoktu denebiliyorsa, O zaman Allah'tan başka ibadeti hak eden bir tane daha yok demiş oluyorsun aslında. Vel işrâke ortak yapmak, Bu puta ibadet yapılabilir.
- 13:13
Bu adama kulluk yapılabilir. Yok ineğe tapılabilir. Yok maymuna bilmem ne gözüyle bakılabilir. E bunu, bu ortak yapma, müstercim bunu gerektirir. Ne ile? İşrâke, O zaman demiş oluyorsun ki, Varlığının vacip olması ve kendinden olması ve ezelî ve ebedî olmasında da Allah'ın ortağıdır. Bu demiş oluyorsun.
- 13:37
Halbuki herkes biliyor ki, Müşriklerin taptığı hiçbir şey sonsuza kadar devam etmeyecek ve ezelden de gelmiyor. Çünkü hepsinin gerisinde bir imalat tarihi var. Anladın mı? Çünkü onun olmadığı bir zaman gökler yerine bile sonradan yaratılmış. İçindekiler nasıl ezelî olacak? Feyenbegî o zaman icap eder, Nef' yedilip giderilmesi, Ne ile?
- 14:09
Bir tekrar Hazreti Kelimet-i Tayyibet'i, bu çok mübarek kelime, İşte ilah yok diyor. Ne demek ibadete? Hak kazanan yok, ancak Allah var. Çünkü neden? Varlığı kendinden olan kimse yok, ancak Allah var. Çünkü neden? Ezelden ebedî, bakî ve ebedî kimse yok, ancak Allah var. Çünkü neden? Yokluğu düşünülemeyen, ancak Allah var.
- 14:33
Herkesin yokluğu da düşünülür, geçmişte yok olduğu da zaten bilinmektedir. İşte bu kelimeye tabi tekrar edilerek nef' edilmesi lazım. Şerîkü vücûbü'l-vücûdî, Varlıkta Allah, varlığının kendinden olması ve ve yokluğunun düşünülememesi hususundaki bir ortağın da nefret edilmesi lazım daha ve şerik üstelik ibadeti bir de ibadete lakin hiçbir varlık yok diye
- 14:52
nef' edilmesi lazım daha. Ve şerîküstü ibadeti, hiçbir varlık yok diye, onun da nef'i edilmesi, vacib-ül fücur, Zat'ın da olmadığı, Allah'tan başka olmadığının da beyanıyla ve bu kelime-i tevhidi tekrarıyla, bunun da ortadan, beyinden, akıldan, süpürül izalesi icap eder. Bel daha doğrusu, el-ehemmu, en mühim olan, ve lâ hüvecû ileyh, kendisine en çok ihtiyaç duyulan husus,
- 15:22
daha vel-enfâhu, en ziyade fayda veren, fiyâzat-ı tarik, bu manevi yolda, yani tarikata girenlerin, kalbinden Allah'tan gayri bütün varlıkların sevgisini, tasasını, korkusunu, endişesini, nef'i etmesi ve def etmesi babında, tarikat buna çalışmak için ya, mâsib-i âyet, def etmek, kalpten uzaklaştırmak, def etmek konusunda.
- 15:43
En mühim ve en ihtiyaç duyulan, nef'i, şer'ik, istiğfar, ibadeti, kulluğu hak etme manasında Allah'ın bir ortağı olacağı, haşa, şirkini, düşüncesini nef'i etmek. Evet, çünkü o nedir? El-mahsûsû, o nef'i yani, o nef'i etme usulü mahsustur. Bir davet-i enbiya, alem-i salavat, teslimat, salât-ı selâmlar, onların üzerine olsun peygamberlerin insanları,
- 16:14
dine davetleri, İslam'a davetleri, özellikle hangi konudadır? Allah'tan gayrısına ibadet edilmemesi ve ibadeti hak etmediğinin beyanı konusundadır. Bundan dolayı bütün peygamberlerine, yani tabi 224 bin peygamberin hepsinin ismiyle, şeyle, tebliği Kur'an'da zikredilmiyor ama örnek teşkil edilecek. Gül azim peygamberler vs.
- 16:36
Hepsinde ne diyor? E la teâbudû illallah. Allah'tan başkasına ibadet yapmayın, tapmayın. Çünkü ona da sorsan, her şeye bir yaratan var. Kaç sene evvel bu var mıydı? Yoktu. E o zaman Allah'tan başka vâcib-ül vücut var olduğunu iddia edemez, ibadet edemez. Ama kendi kafasına uyduruyor, kaydırıyor. Kalkıyor diyor ki ben buna önünde secde yapacağım,
- 17:01
buna adak atacağım, bundan medet umacağım yaratmak bakımından. Ama Allah sana peygamberleri bana vesile et, velileri bana vesile et, vebtehû le'il vesîle, bana aracı arayın. Allah'ın âyetinde geçiyorsa bu vesileden maksat da yaratmak hususunda haşa aracı değil. Sadece benim, şimdi bile bu kulum çok değerlidir.
- 17:24
Bunun yüzüstü hürmetine, bunun ibadeti, taatı, buna olan sevgin, muhabbetin, teslimiyetin Allah için olduğundan bunun hürmetine benden iste. Yaratmayı ancak ben yaparım. Bu ayrı bir şey. Ama sen, bu bana Allah'ın izniyle şefaat edecek, Allah bunun hakkında hiçbir delil, bu benim şefaatçimdir. Ama öbür taraftan ne diyor?
- 17:46
Üç cümle ahirette şefaat edecek. Yeşil-i Umembel, Kıyamet-i Selâs, El-Enbiya, Sümer-i Ulemâ, Zümeşkül. İbn-i Mâce'de var bu hadis. Vehhabiler de kabul ediyor. Ahirette peygamber şefaat edecek. E tamam işte, mesele o. Yani onu kabul ediyorsun da dünyada da sen onun yüzüstü hürmetini Allah'tan istiyorsan, e yine yaratan ancak olduğuna, inandığına göre.
- 18:10
E Allah-u Teala zaten bunu ahirette daha zor. Dünyada onun sevgisi hürmetine, ona olan muhabbetini, itaatini hürmetine, yaptığın harcamalar, infaklar hürmetine, çünkü sevdin onu falan, onun hizmeti yayılsın, vazgeçsin diye işte onu arabaya aldın, götürdün, getirdin, medrese senden yardım yaptın. Niçin?
- 18:31
Allah için seviyorsun. E bunlar sâlih amel olarak, sevgi zaten en büyük amel. Allah için sevmek, e bu sevgiyi araya koyarak, bir insan Allah'tan yaratmasını istese, iyilik istese, yaratmasını istese, bunun şirk ile ne alakası var? Ama öbürü direktman aracı yapmıyor. Yarma gibi bodozlama, ki diyor bu put, benim şu işimi görecek diyor.
- 18:55
Allah arada yok ki orada. E göğü yeri şunu kim yarattı? Allah yarattı. Ama tasarrufu yönetimi buna devretti diyor, artık hiç karışmıyor diyor. E biz öyle mi diyoruz? Ölüm meleği canları alıyor diyor Kur'an, öbür halde Allah canları alıyor diyor. Çünkü neden? Ölümü yaratan ancak Allah. Ama sebep aleminde, Azrail Hasan'ın devresi oluyor.
- 19:17
Anladın mı? İsa Hasan ölüleri diriltiyor diyor, Kur'an diyor. E dirilmeyi yaratan, hayatı yaratan ancak Allah. E kimi sebep etti? Bak vesile. Şimdi İsa Hasan vesile. Ölünün dirilmesine. Anladın mı? Azrail Hasan vesile neye? Canlının ölmesine. Yaratan ancak Allah. Vesile bu. Ama burada putu vesile yapmıyor.
- 19:45
Direkt Allah diyor, yetkiyi buna devretmiş. Tek yetkili bu diyor. Biz öyle mi diyoruz? Yaratan ancak Allah. Bunlar arada vesile. Ama Mevla ne buyurdu bize? Araya araya. Araya aracı koyun diyor. Sizin benim yanımda çok hatırınız olmaz. Benim nezdimde çok hatırı kıymetli zatların yüzü sürümetine isteyin benden.
- 20:07
Benden isteyin diyor. Bu mesele. İşte onun için. Burada peygamberler bütün 224 bin peygamber bize Allah dedirtmek için geldiler. Evladım buyurdu alâ aderevend, babamız efendi haserimize. Onun için ibadet, zikir, bütün her şeyi ancak Allah hak ediyor. Burada da Allah'tan başka ezeli yok, ebedi yok. O konuda müşrikler bile kabul edebiliyor bazı yönleriyle.
- 20:35
Onun için bizim tarikattaki vazifemiz, şeriat tarikatta en mühim mesele Allah'tan başka ibadeti hak eden yok. Bu hususu işlemektir. Fe innel muhâlifîne. Çünkü muhalifler ehlezine leşû. Onlar ki olmadılar bir mültezimine sarılıp yapışmış değiller. Millete nebîmine lenbiyâ. Hiçbir peygamberin dininde değiller.
- 20:58
Müşrik dolu, Budist dolu, Hindu dolu, yamyam dolu, bilmem ne dolu. Bunlar yani el kitap da değiller, müslüman hiç değiller. Alem-i salavat ve teslimat efendilerimizin dinine bağlı olmayan şirk ehli. Onlar da yenfûne nefh ediyorlar. Şerike vücûbil vücûd. Varlıkta, varlığı kendinden olmakta ve kendi yaratılmayıp her şeyi o yaratmakta Allah'ın ortalığını nefh ediyorlar.
- 21:27
Yani yok diyorlar. Bir delal-i akli yetin. Yani âyet-i hadis bilmeseler de akli delillerle anlıyor adam. Bu yoktu sonradan oldu. E o zaman? Ve lâ hüsbetûn. Onlar da tespit etmiyorlar. Hayra vâhidîn. Birden başka yok diyorlar. Kimden? Min vâcib-ül vücûd. Varlığı kendinden olan ve yokluğu düşünülemeyen tek bir var.
- 21:51
O da Allah'dır. Yani adına Allah demiyorsa da. Onu, ondan başka varlığı kendinden olan ve yokluğu düşünülemeyen, çünkü her şeyin yokluğu mümkün. E yok oluyoruz, gidiyor dünya, devam ediyor ya. E görüyoruz işte. Onun için onlar da böyle bir tespit yapmıyorlar o noktada. Lâkin onlar gafil duruyorlar, habersiz kalıyorlar.
- 22:15
Ammû muâmelet-i istikâkat-i ibadetî. Allah'tan gayretinin, ibadeti hak etme muamelesinden gafil oldukları için onu düşünmüyorlar. Fârivû ne? Fârivû kaldıkları için yani boş kafa. Neden? Allah'tan başkasına kulluk, köleli yapılamaz. Allah'tan başka hakikaten hiçbir ortağı yoktur. İtikadından, boş olduklarından.
- 22:46
Hiç kaçınmıyorlar. İnek buldu ineğe, sinek buldu sineğe. Binebildiğine biniyorlar ve başkasına ibadetten çekinmiyorlar. Tembellik de etmiyorlar. Neden? Kiliseler yapmaktan, manastırlar inşasından, havralar şeyinden. Neye gidiyor ki? Üç ilah diyor, İsa-ı Selema'da Meryem Vazifemiz'e ilahlık, haşa, isnat ediyor.
- 23:14
Hristiyanlar ondan gavur oldu. O Allah'ın oğlu var diyor, hanım var diyor. E bir de ona ibadet yapılabilir diyor. Biz hiç bir âlime, bir şeyhe, bir evliyaya, bir peygambere ibadet, kulluk yapılır diyebilir miyiz? Dedi bakalım nasıl? Stalin gibi gavur olsun Allah muhafaza. Ama onlar ne yapıyorlar? İsa-ı Selema, Meryem Vazifemiz'e ibadet, tapıyorlar.
- 23:35
İşte. Halbuki el-Enbiya, peygamberler, ümmü'l-lezine, onlar o kimselerdi ki, yehtimune yıkıyorlardı, kiliseleri, manastırları, havraları yıkıyorlardı. Niye? Allah'a ortak koşulduğu için ibadette. Da ve enevne, ne ediyorlardı? An-nebâde-l-gayri, Allah'tan başka hiçbir şey ibadet edilmez diye o milleti uyarıyorlardı.
- 23:59
Onun için burada kalabiliriz. Tarikat büyükleri nezdinde müşrik kime diyorlar? Bir de oradaki şirkten uzaklaşmak nasıl oluyor? O da tasavvufi ve işari manası kabul edilebilir. Oradan da önümüzdeki dersle işlenebilir inşallah. Ve sallallahu aleyhi ve sellem.
Benzer sohbetler
43:47Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 6) 243. Bölüm 14 Ekim 202614 Ekim 2026 · 44 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 14 Ekim 2026
34:42Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 5) 242. Bölüm 7 Ekim 20267 Ekim 2026 · 35 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 7 Ekim 2026
38:05Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 4) 241. Bölüm 30 Eylül 202630 Eylül 2026 · 39 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 30 Eylül 2026


