Mektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları (3. Cilt 23. Mektûb - 9) 213. Bölüm 5 Kasım 2025
5 Kasım 2025 · 50 dk
39:36 / 50:00Şu an 39:36 / 50:00
Video bölümleri
- 04:50İbnü Sînâ ve Fârâbî Hangi İnançlarından Dolayı Şirke Düştüler?
- 07:16"Bu Âlemin Ham Maddesi Ezelde de Mevcûd İdi" Diyen Felsefecilere Reddiye
- 15:27Türkçe'de Kulanılan Îcâd ve Mûcid Kelimelerinin Kullanılmasının Dînen Sakıncaları
- 22:44Felsefecilerin Çürüyen Bedenlerin Tekrâr Dirilmesini İnkâr Etmelerine Reddiyeler
- 32:56Yaşar Nuri Öztürk'ün Felsefeye Kapılıp Cesedlerin Dirileceğini İnkâr Etmesine Reddiye
- 45:09İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin: "Felsefenin Çoğu Ahmaklıktır, Bir Şeyin Çoğu Ahmaklıksa Tamâmı Ahmaklıktır." Sözünün Îzâhı
- 47:35Halis Aydemir Gibi "Hadîsler Hüküm İfâde Etmez" Diyenler Hâlen Kürsülere Nasıl Çıkartılıyor
Transkript
122 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu aleyhi ve sellem. Seyyidina Muhammed'in ala alihi ve sahbihi ecmain. Kıymetli kardeşlerimiz, biraz ses kellerimde değil de, boğazımda yara açılmış. Ondan dolayı işte antibiyotikler, iğneler falan verdiler. Bir zamandır böyle zor konuşuyordum da harfleri de çıkaramayacak hale geldim.
- 00:26
Ama işte vakit bulup gidememiştim. Bugün gittim, onun için çok uzun konuşmamam tavsiye edildi doktor tarafından. Biraz da iğneler falan inşallah biraz düzenlerim. Kısa kısa da olsa derslerim. Kısa kısa da olsa dersleri terk etmeyelim. Onun için afdalülhamal edve muavenkalle, amellerin en faziletlisi az da olsa devamlı olandır.
- 00:50
Yani bir gün üç saat konuşup, sonra üç hafta konuşmayacağına her hafta dersini yap, yarım saat konuş, yirmi dakika konuş, hadis-i şerif bunu emrediyor. Yani bir insan bir gece, cuma gece sabaha kadar teheccüd kılıp öbür geceleri yatacağına efendim iki rekat, dört rekat kılsın, her gece kılsın yani. Allah-u Teala öyle seviyor.
- 01:12
Az da olsa devamlılığı seviyor. Onun için derslere devam ediyoruz. Efendimiz'in üçüncüsü, 23. mektubunda felsefecilerin hatalarından, hata da değil, şirklerinden, şirklerinden bahsediyor. Hata tabii ki, hata da yanılmak, yanlış yapmak demektir. Yanlışın büyüğü var, küçüğü var, kafirlik edecek, müşrik yapacak hata var, günaha düşürecek hata var.
- 01:46
E bir de unutur eder, yanılgıdır, o da aynı bir şeydir yani bunlar. Ama hepsi yine hata deniyor. İşte, İnnâ kaldlihum kânı hıddan kebîrâ. Çocukları diri diri öldürmek diyor, büyük bir hata. Şimdi o Türkçe'de hata deyince basitleşiyor, küçümseniyor.
- 02:01
Ama Arapça'da, şimdi biz Arapça'ya göre, âyet, hadise göre konuştuğumuz için bizim bazı laflarımızı işte Türkçe'de yanlış anlaştı diye izah etmek gerekiyor. Hata hani, hataysa basit. Öyle değil işte. En büyük günah, çocuğunu öldürmek, adam öldürme büyük hata diyor. Yani şu güneden her günah, büyük günah, her küçük günah hatadır aynı zamanda.
- 02:28
Ama her hata büyük günah değildir. Çünkü bazı hata yanılgıdır. Türkçe'de özellikle hata yanlış ve yanılgıya söylenir. Ama âyet ve hadislerde hata büyük günahı da deniyor, küçük günahı da deniyor, yanlışlıkla olana da deniyor. Bunları da bilmeyen kültürsüzlükten dolayı bilmeyenler, tabii kelimelerine mana yükleyebiliyorlar, yanlış manalar yükleyebiliyorlar.
- 02:51
Biz de onun için biraz fazla konuşmak zorunda kalıyoruz. Şimdi buyuruyor ki, gerekir mektubu da okuduğum noktayı Türkçe'ne şey edeyim. Bir de Arapçası okumayayım ben. Geçen hafta okudum orayı çünkü. Oradan irtibat var. Felsefecilerin diyor, eksik akılları, noksan akıllarının tavrı ve tarzı sanki diyor, belki kasıtlı olmamış ama
- 03:15
oluşum itibariyle hangi yerde konumlanmış, nübüvvet tavrının, yani peygamberlik, rasullük müessesesinin, nizamının, tarzının tam nakizinde zıttına oturmuş diyor. Yani aslında onu peygamberlik ne diyorsa biz onu tam tersine bir şey kuralım diye kurmamışlar. Ama baktığın zaman taban tabana zıt. Orada bir sanki ifadesi koyuyor.
- 03:43
Sanki ifadesini niye koyuyor? Bazı meselelerde buluştuğu yerler olabilir. Ama çoğu meselede ayrışıyor. Ve böylece ne olmuş oluyor? Akıl ve mantık yürüterek kurdukları... yürüterek kurdukları sistem ve düzen, bakıyorsun, vahyin tam karşısında yer alıyor. Ve nübüvvet tarzının tam karşısında yer alıyor.
- 04:06
Bu yüzden tabii şirkete düşenleri çoktur. Müşrik de oluyorlar. Çünkü karşı zıttında olduğun zaman, vahyin zıttında olan bir inanç, bir fikir, tabii ki kesinlikle imandan, İslam'dan uzak olur. Tam tersi. Tarafta gidiliyor. Mebde ve matusunda, yani yaratılışın başlangıcı konusunda da yanlış anladım.
- 04:33
Yanlış anladığım şeyleri var, ahiretle ilgili çok büyük şirk inançları var, yani bunların verdikleri kararlar meselelerde, peygamberlerin aleyhisselam ehkâmına, hükümlerine ters düşüyor. Çünkü bundan Allah'ın imanı ve ahirete imanı tahsiye edememişler. Ne demek tahsiye edememişler?
- 05:00
İbn-i Sinâ'dır, Fârâbî'dir, Müslüman filozoflar da var, yani Müslüman geçinen, lafa baştan Allah'ın ahirete imanı var. Hani bir Neflâd'ın gibi, Hristod'un gibi, Mehmed'in gibi değil. Lafa baştan Müslüman, âyetler, hadisler, hafızlık yapmışlar, böyle ilimler okuyor. İbn-i Sinâ'daki ilimler, şu anda dünyada öyle bir İslâm âlimi yok.
- 05:22
İslâm'ı çok iyi biliyor yani. Tefsir, hadis, fıkıh çok büyük allâmedir. Fakat felsefe ağır basınca, Hristod'un aklına yatıyor, yatmıyor, bir muhakeme yapıyor, akıl canibini tercih ettiği zaman helak oluyor. Yani onun için bunlar Allah'ın ahirete imanı yok demiyor, sahih imanı yok diyor. Yani sorsan Allah'ın ahirete inanıyor ama doğru dürüst inanmıyor.
- 05:49
Çünkü neden? İnancını akla dayandırıyor. Vahye dayandırması lazımdır. Mesela ondan dolayı, Allah'ın imanı, ahirete imanı sahih olarak temin edememişler. Zaten onun için vekâlu hükmetmişler. Âlemin kıdemine hükmetmişler. Âlem ne demek? Gökler, yerler içindekiler, üsttekiler, dıştakiler, bütün on sekiz bin âlem var.
- 06:21
Allah-u Teala'dan gayri her şey âlem. Mahluk yani, yaratılmış. Bunun kıdemine kâil oldu. Geçen sohbette anlattım bunu. Yani ezeli olduğuna hüküm verdiler. Ezeli ne demek? Başı yok, başlangıcı yok. E bu şirktir, küfürdür. Allah'tan başka ezeli yok. Çünkü Allah-u Teala var, zaman yokken var, mekan yokken var, gökler yerler yokken var.
- 06:51
Allah-u Teala'nın yok olduğu bir zaman yok. Geriye ne kadar gitsen Allah'ın yokluğunun düşünüldüğü, farz edilebileceği bir zaman yok. Çünkü varlığı kendinden, kimse onu yaratmadı ki aşağı. Bir noktadan başlasın. O yaratılanlar bir noktadan başlıyor. Evvelinde Adem şefkat ediyor, yokluk geçiyor. Ondan sonra vücut varlık âlemine geçiyor.
- 07:11
Ondan sonra da işte ölene kadar, yok olana kadar evreleri var. Şimdi felsefeciler, İbri Tevmiye'de de bu kafa var. Yani İbri Tevmiye'yi tabii tekfir etmiyoruz, şu durumdur ama Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kabir şerifine ziyaretteyse, niyette çıkanlar günahkar olur, namazı kısaltamaz, işte dört ikiye inmez, bir şeyler bir şeyler, ahmak akmaklayanları var.
- 07:36
Mahmut Efendi Hazretlerimiz oradan takmıştı ona zaten. Daha ne konuşuyorsunuz böyle diyen adamı? Fakat İbri Tevmiye'deki sorunlar bundan sınırlı kalmıyor. Alemin kıdemi işte, alemin kıdemi demek, kıdem zaten Türkçeleşmiş, Kıdem tazminatı, kıdem maaşı, kıdem askerde, kıdem ve falan. Kıdem, evvel, daha önce.
- 07:54
Daha önce olan o ondan kıdemli oluyor hani. Ama alemin kıdemi ne demek? Allah-u Teala kadim, o zaman alem de kadim. E gökler yerler sonradan yaratılıyor Kur'an. Sonradan yaratılan ezeli nasıl olacak? Bir noktadan evvel yoğdu, o noktadan sonra başladı. Ve lakin şöyle böyle safsatayla işi bulandırıyorlar, kafaları karıştırıyorlar.
- 08:20
Biz bu gökler, bu yerler, bu dağlar, Uludağ, bilmem Kayışdağ, yani şu andaki mevcut sistemin bu şekliyle ezeli olduğunu söylemiyoruz. Yani onu söyleyecek kadar manyak değiliz demek istiyorlar. Hani herkes biliyor ki bunların bir başlangıcı var. Ama diyorlar alemin ham maddesi vardı. Ham madde ne demek?
- 08:43
İşte Big Bang patlamadan evvel gökler yerler yapışıktı diyor Kur'an. Onları biz ayırdık diyor. Bütün bu beyanlar da işte Sümme stevâ ile semâ ve duhânun Önce yeri yarattı diyor, sonra yeri döşedi diyor. Önce yeri yarattı, sonra gökleri yarattı, sonra yeri döşedi.
- 09:07
Şimdi Kur'an'da böyle de şeyler var. Yani bu sefer adam diyor ki, yer sonra yarattım. Değil, döşemeyi sonra yaptım diyor. Bir Kabe'nin olduğu yerde Ömür Kur'an, bir köpük halinde yeryüzünün ham maddesi olarak yaratmıştı onu. Ama yaymamıştı oradan. Bütün dünya Mekke'den yayıldı, açıldı. Hamuru, şöyle bir hamuru, böyle çarşaf açsan gibi.
- 09:38
Ama orada döşeme göğün yaratılışından sonra. Ama yaratılması göğün yaratılışından önce falan. Böyle ayetlerde çelişki gibi görülen, aslında çelişki olmayan İbn-i Abbas Rıdvan-ı Muhammed'in çözdüğü birçok mesele var. Şimdi orada da mesela, sonra göğe yöneldi diyor. Göğü yaratmaya tealluk etti, iradesi.
- 09:59
tahlukat-i iradesi ve kudreti ve yeduhân-ı gökdumandı diyor. Şimdi gökdumandı diyor, yani göğün hamı maddesi dumandı diyor. O duman, işte ona gaz diyorlar. Uzaydaki gaz diyorlar, şu diyorlar, bu diyorlar vs. Şu anda o dumana gaz diyorlar.
- 10:18
Şimdi bu felsefesi nedir? diyorlar ki, gökler yerler bu haliyle, gezegenler, burçlar, güneş, ay, sistem bu haliyle kadim demiyoruz. Yani diyoruz, bunun bir ham maddesi vardır artık ona, duhan mı diyeceksin, duman mı diyeceksin, gaz mı diyeceksin, enerji mi diyeceksin, bilmem ne bilmem ne, bu bir ham madde vardır.
- 10:27
Yani diyoruz, bunun bir ham maddesi vardı artık ona, duhan mı diyeceksin, duman mı diyeceksin, Bu bir ham madde vardı diyor, Allah ondan onu yarattı diyor. Yani kadın şimdi börek yapmış, çarşaf böreği, bir Nazan teyze vardı Allah'a selamet versin ölmediyse, ölmedi herhalde, benim çocuklukta yani, bir çarşaf böreği açardı şu kadar hamurdan,
- 10:50
ondan sonra şu halı var ya, burası kadar çarşaf olurdu. Hatta odaya bir sığmazdık, çekilin, çekilin, geri gidin derdi biz çocuktuk. Yani, ulan nereye kadar açıldı bu? Bir de onun hüneri, arada da delinmeden, hamur delinmeden açacaksın. Deldirdikten sonra ben de açarım yani. Ondan sonra, şimdi demek ki ham madde vardı, ham madde yaydı Mevla diyor.
- 11:14
E şimdi orada, diyelim, undan, bilmem neden, buğdaydan, suyudan, bilmem ne, yumruk kadar bir hamur. Sonra bunu incelte incelte açıyor, onu halı kadar büyütüyor yani. Çarşaf böreği o demek. Ondan sonra, sen şimdi bu kadına dersen ki, sen bu hamurdan, undan, şeyden, bunu sen yapmadın, bunun hamuru hazırdı, hamuru başkası yapmış, sen ondan sonra bunu çarşaf gibi yaydın.
- 11:54
Desen, e kezzap olursun, yalancı olursun yani. Çünkü neden? Unundan, suyundan, her şeyinden ilk mayasını o yaptı yani. Ama yine bu da benzemez Mevla'nın işe. Çünkü niye buna benzemez? Hiçbirinde hata olur yani. Neden? Oradan yine kadın, suyu o yapmadı, unu da o yapmadı. Dolayısıyla onun suyunu, ununu, yine ham maddenin ham maddesi, ham maddenin ham maddesi var.
- 12:22
Dolayısıyla sen ona, bunu sen yapmadın, bunun bir ham maddesi vardır dediğin zaman, undan, sudan, ilk hamuru yapsa bile, yine ona sen bunun bir ham maddesi vardır diyebilirsin. Çünkü neden? Bunun suyunu nereden geldi yani. Ama Allah-u Teala gökleri, yerleri ve alemleri yarattığı zamanda, bu yoktu. Çünkü ayet-i kerime, hadis-i şerifinde buyuruyor,
- 12:45
Kânellâhû, Allah mevcut idi ezelden ebede kadar, Velem yekûn mâû şeyhû gayrû, Allah'la birlikte hiçbir varlık yoktu. Bunu ham madde vardı dersen, bu Bukhari hadisi, sahih hadisi inkar etmiş olursun. Onu bırak yani, Bukhari sahih hadisi zaten itikatta da bizi bağlar ama, ayet var, ve hâleka külleşeyn.
- 13:10
İşte Kur'an'da bu, hâleku külleşeyn, dolu. Ne ediyor? Her varlığı o yarattı. Halk yaratmak, yaratmak ne demek? Yoktan yaratmak demek. Yok efendim olan bir şeyin de şeklini değiştirirsen, o da onu yaptı, yarattı, şekil verdi diye çevirilebilirsin. Peki öbürü adeta ne yapıyorsun? Yebdevül hâleka, yaratmaya sıfırdan başlıyor.
- 13:33
Kur'an'da ayetler mükerrer, aynı manada dolu ayet var zannediyorsun. Dolu ayet olur mu işte, hâleka'dan içine çıkarırsan, yarattığın bir manada şekil verdi, ham madde vardı o da şekil verdi dersin. E o zaman sana diyorum ki, yebdevül hâleka, yaratmaya bede, başladı, başlatıyor. Başlatıyor demek, yoktan başlatıyor.
- 13:57
E zaten hadis-i şerif, ayeti tesir ediyor. Beraberinde hiçbir varlık yoktu. Efendim, sadece nuru ve ruhu ilk yaratılan o da yoktu. O da ezeliydi ki, onu da Allah da yaptı. İlk yaratık olarak onu yarattı ama o da mahluk. Sen de sana Resulullah'ın sadece nuru mahluk değildir, kâfir olursun.
- 14:18
O zaman Resulullah'ın nuruna ve ruhuna ezeliyet ve kıdem atletmiş olursun, o Allah'a ortak etmiş olur. Allah'tan kıdem sıfatında ortağı yok. Pekâ sıfatında ortağı yok. Mahdaniyetin ortağı yok. Kıyam bir nefsi yiyen kendi varlığı, kendi zâtından olmakta ortağı yok. Her şeyin varlığını onunla kaim. Allah'ın varlığı zâtıyla kaim.
- 14:39
Kimseden emanet almamış. Şimdi onun için denilen âlem kadimdir. Yani evveli yok ama bu şekliyle biz demiyoruz. Milletin kafasını karıştırmak için. Bir ham madde vardı. Peki o zaman bu ham maddelerde mevcut duruyorsun, varlık yani. Peki halaka yarattı kılıcı. Hiçbir şey yokudur. Ham madde dediğin de dahil.
- 15:03
Gazdır, buhardır, dumandır, bilmem ne elementleridir. Bunları yoktan yaratılıyor Kur'an. Küçük âyette. Sen nereden uyduruyorsun ki bunların ham maddesi vardı da, bu şekli almamıştı da, Allah sonra buna şekil verdi. O zaman Allah yaratan değil, şekil veren olmuş olur. Yaratan ne demek? Yoktan yaratılmış.
- 15:27
İcat ne demek? İcat, mucit diyorsun, bir şey buldu işte. Buldu da ne bulacak? Buldu bir ilaç, buldu bir teknolojik ürün. Buldu da mı? Ham maddesi olmasa da, hem ham maddeden o mu? İcat etti. Yok. Allah'ın yarattığı malzemelerden bir şey buldu. Aslında ona mucit denmez. Çünkü mucidin kelimesi vücuttan geliyor.
- 15:49
Vücut varlık demek. İcat da oradan geliyor. Aslında icat dediği vavya'ya döndü. İcat ne demek? Varlığa çıkartmak. Bu ne demek? O noktadan evvel o yoktu ki varlık alemine çıkarıldı. Onun için Allah'tan başka yaratan da yok, icat edene. Zaten yaratmak ve icat etmek manasını vurduğu yer aynı şey. Yoktan varlığa çıkarttı.
- 16:15
Alemin ham maddesi nasıl katım olacak? Böyle dediler. Salam icma ve ittifak var. Bütün esmet ulemasının, enbiyanın, evliyanın ittifakı münakıdını iddikat etmiş. Kesin karara bağlamış. Bütün alemler hadistir. Yani sonradan yaratılmış. Ama ham maddesiyle sonrasıyla geri zannediyor.
- 16:39
Bütün cüzleriyle, bütün parçalarıyla, şu andaki haliyle, evvelki haliyle, en evvelki haliyle ilk yaratıldığı işte sudan mı, dumandan mı, buhardan mı, gazdan mı, gaz patlaması, gaz sıkışması, gaz patlaması falan. Bütün bu ham maddeler bu alemin cüzleridir. Dolayısıyla bütün cüzleriyle beraber sonradan yaratılmış.
- 17:10
Yani ehl-i sünnetin derken ehl-i islamın da diyebiliriz bunu. Hani 72 fırkadan da bu kafada olan, alemin kıdemine kadar olan pek duymadık. Muhteşem bazı şeyleri karıştırıyor ama ben muhteşem hakkında kesin bilgim yok. Ancak İbn-i Teymiye'den nevi alem, alemin bir türü, yani bu alem bu yaratılışıyla değil,
- 17:36
o da ham maddeye rücu ediyor, kadiminde bir nevi, bir nevi, bu ham maddeler bunlardan evveldi dersen o nisbi olur, göreceli olur, bu bundan evveldi, bu bundan kadimdir, bu bundan ektemdir, bu laflar uygundur, bu müşafir adamı kabul etmez yani. İşte o da bir nevi, bir tür, bir çeşit şeyleri, kayıtları eklerek, anladın mı sen, aleme bir kıdemat sökmek.
- 18:06
Yani bu alemin ham maddesi daha Türkçe anlaşılıyor, aslında bir şey varmış yani. Hani nasıl kadar şeyde diyor ki, aküllü ebme cesedimne adem yebli ala cevez emmi, Ademoğlu'nun bütün cesedi çürür, kuyruk sokumundaki hücre çürümez. Sen şimdi Allah-u Teala ikinci yaratışı, diriltişte, mahşere bizi çıkartacağı zaman,
- 18:31
o topraklara karışmış olan, kılımız, tüyümüz, etimiz, kemimiz, mermimiz, kaç yüz sene, bin sene, kaç bin sene de yatan var yani. O yattığı topraktan, onun hiçbir tarafını, burası kemikli, burası şey, seçemezsin ki artık. Dönüşü olmuş, toprak olmuş. Toprak olma lafının ne yerden geliyor, toprak oldu.
- 18:52
Yani toprağa dönüştü yani. Ama o kuyruk sokumu dönüşmüyor. O kuyruk sokumu çok aletlerle bile zor görülür. Küçük bir hücre o. Küçük hücre ne demek? Gözden görülmeyecek hücreler var. Hani cihazlarla falan, belki büyütürsün bilmem ne.
- 19:10
Şimdi bak yapay zekalem diyor, tüp bebek sahibi oldu diyor haberlerde. Ne alaka dedim yani, alaka var işte. Ne alaka var? Çünkü tüp bebek için bilmem ne kadar canlı hücre lazım. O canlı hücrelerin sayısı tutmadığından, mesela bazıları tüp bebeğe de tahip oluyor. Tüp bebeğe de çocuğu olamıyor. Herkesin tüp bebeğine çocuğu oluyor mu?
- 19:30
Olmuyor. Niye olmuyor? Canlı hücre sayısının bilmem ne limiti var. Şuradan aşağısına olmuyor. Orada canlı hücre sayısını gözden laboratuvarda tespit edemeyenler, şimdi yapay zeka 19 senedir çocuğu olmayan bir ailenin, işte Amerika'da bu nerede, yapay zeka aletlerin tespit edemediği canlı hücreler varmış.
- 19:54
Onları yapay zeka tespit edince limit oluşmuş. 19 sene sonra şimdi çocuklar olmuş. Normalde doktorlar senin olmaz diye, tübbene tabi değilsin, müşahit değilsin demiş. Şimdi bak, şimdi biz diyoruz ki 6 bin sene evveldir kabirde yatsa da onun kuyruk sokakının hücresi orada duruyor, nereden hadis-i şerif sahip dönüyorsun.
- 20:14
saydır diyorsun. Adam diyor, ne alakası var? Altı bin sene, beş bin senedir adam yatıyor. Toprak, yani hiçbir eseri yok adamın. Zerresi yok. Diyorsun ki, zerresi var. Kuyruk sokakının zerresi duruyor. Ondan sonra Allah-u Teala diyen yüz kilo, yüz elli kilo, kaç kilo öldüyse, gömüldüyse onu ona bina edip, terkip yapacak, birleştirmeyi o kuyruk sokumunun üstüne yapacak.
- 20:39
Ham madde var işte, buna ham madde var denir. Allah-u Teala onu ham maddeden yadır. Tamam ama ilk yaratışta ne yaptı? Kuyruk sokumu mu vardı? İlk sokumunda ham madde de yok. Ama mahşere çıkar işte, ihyada diriltmekte ham madde var. Ayette ne diyor? Sizi yoktan yarattım da şimdi dirilteceğimden mi inkar ediyorsunuz, aklınızı aldıramıyorsunuz.
- 21:05
Diriltmek diyor ilk yaratmaktan daha kolay. Hani Allah'a göre kolaylık zorluk yok, size göre düşünürseniz. Çünkü neden? İlkinde ham madde yok, bunda zaten kuyruk sokumundan bir ham madde var. Ondan sonra onu toprağa dönüştürmüş, gökleri yerler önce yapışık yaratmış, kefe teknamı sonra patlattı karalarını diyor.
- 22:13
Bütün bunlar çok salih ifadeler yoksa da ayet kelimelerinden bunlar çıkarılabiliyor, anlaşılıyor yani. Çok net bir teferruata girmemiş ama ana başlıklarını vermiş. Ama buradaki bizim inanmamız gereken ne? Bunların hepsi mahluktur, sonradan yaratılmıştır, evveliyatlarında yokluk geçirmişlerdir, Allah'tan başka evvelinde yokluk olmayan bir varlık yoktur.
- 22:41
peygamberin itikadı da bu, iman, Kur'an bu e şimdi velem vekûlû, mesela felsefeciler bu kadar da gittikleri için, bizim ders buradan başlıyor demediler, ne demediler? bin şikâkis semâvâd velem vekûlû vâilekûlû kullanılırsa hüküm vermediler. Yani inanmadılar, kabul etmediler. Niye? Bir şıkak-ı semavat gökler yarılacak ya.
- 23:03
İşte bütün Kur'an-ı Kerim'de bir şıkak-ı semavat, gök yarıldı o zaman. Yani kıyamete yakın. Yedinci katın üstünden beyaz bir bulut, yedinci katın üstüne düşecek. Ve meteşekkaku semav bil hamam. Hamam beyaz bulut demek. beyaz buluttan gök yarılacak diyor. Ve nüzrilel melaiketü tenzihile Furkan suresinde olacak.
- 23:22
Yedi kat göklerde. Yedi kat göklerde, şimdi yedinci katın üstünden birinci, yedinciyi yarınca Çünkü yedinci katın üstünden birinci, yedinciyi yarınca, yedinci altıncı üstüne düşecek. Altı beşin üstüne düşecek. Böylece hepsi birbirinden, yani bir tavanı, küçücük bir tavanı sökerken, buldozerlerle, bilmem nelerle, ne patırtırlar ne götürürler.
- 23:40
Hele bir de yüz katlı, iki yüz katlı yerleri şey yaparken, etrafını kilometrelerce açmaları lazım. İşte onlar dökülür, bilmem ne, onun bunun üstüne saçılır falan. Kaza, bela olur. Koca gökler yani göğün altından kaçıp çıkan yok. Herkes göğün altında.
- 23:56
Yani sen şimdi bu tavanı yıkayayım derken bunun altından çıkıyorsun, elli yüz metre, beş yüz metre gidersen, burayı yıkarken sana bir zarar gelmez. Bütün alemlerin tavanı yıkılıyor. Altından çıkman mümkün değil. Nasıl zarar gelmeyecek?
- 24:10
Şimdi göklerin yarılması diye bir şey olmayacak diyorlar. Yıldızlar dağılacak. Güneş dürüldüğü zaman, yıldızı, ışığı söndürüldüğü zaman, yıldızlar dağıldığı zaman. Ondan sonra. Başka ayette de var. Yıldızlar çökülüp döküldüğü zaman, yani bir tespihi koparttığın zaman, ipliğini, tanelerin nasıl saçıldığı gibi, göğün sistemi de çöktüğü zaman, onda duran bütün yıldızların da tespih taneleri gibi düştüğü zaman.
- 24:50
Ama felsefeciler bunları kabul etmiyor. Bu alem hiç bozulmayacak diyor. Ve'lem ve gûlû hükmet ve'ller min şikâri semâvât göklerin yarılacağına, en tisâri kevâ gibi yıldızların dökülüp dağılacağına, ve'n dikâkil cibâli dağların birbirine çatıp, efendim, vurarak parçalanacağına, ve'n ficâri bühâri denizlerin fışkırtacağına.
- 25:16
kılacağına. Ondan sonra ayet-i kerimelerde bu var. Ve hidel biharu süt cirat. süt cirat, denizler taştırılacak, süt cirat da var, hidel bühârû, süt cirat Hidel biharu süt cirat. Yani süt yani süt cirat, kızdırılma, altta mama var o yangın mama tabakasına şimdi Allah yol vermiyor o engelini kaldırdığı zaman bütün denizler kaynatılacak
- 25:42
ondan sonra fışkırılacak, aradan dağlar kaldırılacak, dağlar kaldırınca zaten sulara dağlar engel oluyor arada engeller kalkınca bütün sular birleşecek el-mev'ûd dedi bütün bunlar vaad olunmuş şeyler, nerede olacağı fiyem-ül kıyamet kıyamet günde olacağı Kur'an-ı Kerim'de vaad edilen bu olayların olacağına kâil olmadılar, yani böyle şeyler olmayacak
- 26:08
Allah olacak diyor, yaratan olacak diyor, yaratılmış olmayacak diyor e bu adam nasıl müslüman kalacak? çünkü neden? âyette şu mâ sebede kıdemû isrâle ademû kıdemi sabit olanın ademi muhal olur yani bir şeyin evveli yok dersen sonu da yok demen lazım bir şey ezeliyse mutlaka ebedi olması lazım çünkü ezeli olması için varlığı kendinden olsun
- 26:33
varlığı kendinden olan kendini yok eder dolayısıyla varlığı kendinden olursa kıdemi sabit olur kıdemi sabit olursa ademi muhal olur yani yokluğu düşünülemez işte böyle bir tek zatlar o da Allah-u Teala'dır kıdemi sabit olduğu için yokluğu muhal ama bu nasıl idi? âlem bu şekliyle kadim demiyorsak da ham madde itibariyle bir gazıydı, mazıydı bir şey vardı yani
- 26:58
Allah yoktan yaratamadı illa bir ham maddeden yaratmak zorunda kaldı demek bu bunu dediğin zaman o zaman gökler yarılacak, ıslızlar sökülecek burçlar dökülecek, denizler kaynatılacak, fışkırtılacak, taştırılacak falan o zaman nizam bozuluyor bunun kıdemi sabitse yok olmaması lazım bütün Kur'an bunun yok olacağını söylüyor çünkü neden?
- 27:26
Kadim değil ki ezelî değil, Allah yaratmış, Allah yıkacak sonra gökler yevetüveddel az gayrel az yerler başka yerlere dönüştürecek ve sıfat gökler başka göklere yani bu yer gök ortadan çekilecek zaten gök yer ve bu âlemler ortadan çekilince yukarı tarafta cennet açılacak aşağı tarafta cehennem açılacak yani bu âlemler ortadan kalktığı zaman
- 27:49
üstü cennet, altı cehennem zaten şu anda denizlerin altı mağmurların üstü nedir? bu cehennemden ulaşan sıcaklıktan onun kaç binde bir cücü yani esas cennet cehennem altta kaynıyor Siccin yedikat yerin dibinde yani şeytanların hapishanesi ve aileyi yedikat göklerinin üstünde arş cennetin tavanı yani zaten şu anda millet bunu anlamıyor şu anda biz bu âlemlerimiz
- 28:15
dünyada bulunan bu âlemler bu cennet ve cehennem arasındayız bu kalktığı zaman gök yer sistem kalktı bak ayet ne diyor göksüz yersiz kalacaksınız demiyor gökler başka göklere dönüşecek yerler başka yerlere tebettül edecek diyor Kur'an'ı iyi anlamak lazım gök yer yok olacak demiyor bu sistem kalkınca
- 28:40
şimdi bu bir tavan ama bunun üstünde bir tavan daha var ikinci katın tavan onun üstünde üçüncü kat bu beş kat şimdi bu sökülecek bu tavansız kalacak demiyor bu dönüşecek diyor yani beşinci katın tavanı üç dört kat aradan kalkırsan Burak'ın tavanı olacak yani cennet tavan olacak cennette tavan olmayacak cennette de 6600 dereceler var orası bir üstü bir altının
- 29:13
en aydın nefis değilse hala ondan sonra sekiz cennet hepsinin tavanı arş zaten arş son cisim arştan sonra zücup alemi başlıyor cisim kalmıyor Allahü Teala esme asfalt zilel taneleri ondan yansımaları nurlarının gölgeleri mesela oradan zillin aslı aslı aslı aslın aslı öyle gidiyor o artık mekandan çıkıyor zaman da işlemiyor orada efendim size ne kadar anlatılır bu işlerin
- 29:43
onun için çok ilim lazım az ilimle müslüman olunmaz kelime-i şehadet gelse müslüman olur ama müslüman olunur ama müslüman kalınmaz müslüman kalmak için çünkü öbür türlü kocaları itikadı olsun Kocakarı itikadı olsan kalırsın ama biri internetten bir şey söyler, öbürü bir şey anlatır, öbürü bir şey dinletir,
- 30:01
ondan sonra kafan bir karışır, Müslüman oldum dersin ama ondan sonra Müslüman kalamazsın. Çünkü neden? O safi itikad, kocakarı itikadı keşke korunabilse ama sen dağdaki kocakarı değilsin. Dolayısıyla devamlı internete bakarsan, onunla geleni hoca diye dinlersen, her felsefeciye, her mantıkçıya, bilmem neye tabi olursan, aklıma yatmıyor dersin, dinden imandan çıkarsın, gidersin.
- 30:24
Onun için, ve inkirûne, bir de bak, bir de bak, inkar ediyorlar, haşdal, ecsâdi, cesetlerin mahşere çıkmasını inkar ediyor. Beden çiftletmeyecek ruhla diyor, ruh zaten kalıcı diyor, o nimet, azap, cennet, cehennemle falan ruhanidir diyor. Fiziki manada, beden gömüldü gitti, ot gibi bitti gitti, daha o dirilmeyecektir.
- 30:49
Bütün Kur'an, kemikten bahsediyor, etten bahsediyor. Ruhun kemiğeti olmaz ki, ruh kirama taraziyet girmez ki. Bütün Kur'an, 18 ayette kafirlerin, Ey zahmettâkûnâ turâben ve izâmen, eyni alefî halkın cedid var, eyni aleme borçlun var, evâbâbunel evvelû var, bütün Kur'an bunu söylüyor.
- 31:11
Kafirler ne demişler, biz toprak olduğumuz zaman, kemiklerimiz kaldığı zaman, sonra onlar da çürülür zaman, yeniden mi geri döneceğiz ya? Ha böyle de şey diyorlar. E şimdi, Mevla hep onlara cevap veriyor, adam neyi inkar ediyor zaten? Ruh kalıcıymış da, ruh canlıymış da, ruh dolaşırmış da, onu inkar etmiyor ki.
- 31:33
Adamın kafasının basmadığı yer, toprakta çürümüş, iskeleti çürümüş, eser kalmamış. Cesedin tekrar aynı ceset, etten kandan, deriden müteşekkil vaziyette kalkıp yürümesi. Adam zaten aklını almadığı yer orası. Ruhu zaten görmediği için, şimdi de var mı yok mu belli değil. Ruh var tabii, inkar eden kafir olur.
- 31:56
Ama adam şimdi, fiziken bedeni görüyor, bu birden çürüt diyor, bu çürüyen döner mi diyor. Adam oradan kafayı taktı, gavur oldu. Kur'an-ı Kerim'de hep kemikten bahsediyor, etten bahsediyor. Deriden bahsediyor, nasıl deri çürümüş, cehennemde derileri pişecek diyor. Niye deri diyor? Ruh değil. Ruhla beden beraber, nasıl ki şimdi beraber?
- 32:19
Ruhsuz insan zaten, esas insan ruhtur. Ama mahşere çıkan ceset, ruhla birleşecek. Veyle nüfus, vücud, vücret, ruhlar bedenlerle çiftleştirilecek diyor. Ama felsefeci de bunu reddediyorlar. Ceset fiziki manada dirilmez diyor. Onun ruhu yaşıyorsa yaşar diyor. İşte bu da imansızlık, şirk. Şirkin en büyüğü.
- 32:41
Ve'l-ba'si va'de'le'l-tehakkun. Ve yukhalifune, ters düşüyorlar. En ruhsuzsa, naslara, delillere, el-Kur'aniyete. Kur'an'ı, delillerine, bu adamlar açık ifadelerine kafadan ters düşüyorlar. Yaşar Nuri İlahiyatçı Kur'an'ı meal yazdı ya. Çok ilmi vardı. Tasavvuf hakkında kitap yazdı, Kuşadalı'nın tasavvuf, rabıta meselelerini bile.
- 33:10
Bütün o Kuşadalı'nı, hazretlerinin kitaplarını bastı ya. Bilmediği bir şey yok. Esas sizin için tasavvuftur, branşlı tasavvufçudur yaşamın. Yani bilmediği bir şeyleri yok ya. Ama bu felsefe ve akıl işi nereye getiriyor? İlmin üstüne çıkıyor. O da onu bu halin üstüne çıkartıyor. Mesela ne dedi?
- 33:36
Git dedi, şeye bak dedi, o kadının programında kahkaha atan bir kadın vardı, o kadının programında. Tam da Cuma saatinde, Cuma'ya da gitmeye gitmiyordu. Orada konuşuyordu. Ben de hapisteydim, ben de Cuma'ya gidemiyorum. Hapiste tek başımayım. Oradan seyrediyordum. Ben dinledim. Yani dirilme, mirilme konuları.
- 33:58
Ya dedi, mezarda git bak dedi, kemik memik dedi, bu nasıl dirilecek? Şimdi bir ilahiyatçı Kur'an'ın mealini yazmış, bütün Kur'an'da cesedin dirileceğini söylüyor. Zaten Yasin'in son sayfası, Men yuhayla zan ve yaram, çürümüş kemikleri kim dirilecek diye. Aldı ufaladı kemiği. Müşriklerin biri işte, ismini şimdi unutabilirim.
- 34:20
Ebu Cehil olmayabilir, başka biriydi o. Hübeyb'in halef olabilir, Ümeyye'nin halef olabilir, neyse. Geldi, kemiği ufaladı. Mezardan kemik almış herif. Efendim sonra diyor ki, bu çürümüş kemiği kim dirilecek? Ruhla alakalı bir şey konuşmuyor. Çürümüş kemik eline almış ufalıyor o. Kur'an'ı ilk başta yoktan, yaradan yeniden dirilecek diye
- 34:43
Allah da Yasin'in son sayfasına cevap veriyor. Daha sen cesedin mahşere çıkmayacağını iddia edersen, nasıl Müslüman olacak? Cephe kafasını böyle karıştırıyor lan. O ruhanidir, içseldir, öyle duygusaldır, vicdani azap var, bir şeyler, bir şeyler, ya fizikinde var. Zaten fizik olsa da, beden olsa da, ruh olmadan zaten beden acı hissetmez.
- 35:11
Adama narkozu veriyorsun, ondan sonra kesiyorsun, doğuruyorsun, acı hissetmiyor. O bölgeden ruh çıkarsa, onu konuşmuyoruz. Ruhsuz zaten, insan yok. Ama burada bedene de, dirilme var, haşır var, zaten ruh ölmüyor ki dirilsin. Dirilme zaten fiziki bedene. İşte böyle Kur'an'ın aslanı. Yahu felsefeciden bahsediyorsun, Sokrat'tan, Aristo'dan, Eflatun'dan bahsediyorsun.
- 35:37
Burada ilahiyattaki hoca tefsir yazmış, tefsir yazmış. Adam ondan diploma, not almazsa mülkte olamıyor bu memlekette. O adam dirilmeyi inkar ediyor, dolu ilahiyatçı dirilmeyi inkar eden var ya. Sen daha ne konuşuyorsun, Eflatun'dan bahsediyorsun. Dinsizlik almış yürümüş.
- 35:57
Bu felsefecilerin son dönemlerindekiler. Son dönemdekilerden benim anladığım, Farabi, İblisina, başka mektuplardan anlıyorum, onu söylüyorum. Ellerini okuyacaklar, adli olsaydılar, enfusun kendilerinin dahiline, girici. Nereye? Fi zümrede el-İslam. İslam ehlinin zümresine kendilerini dahil sayıyorlar.
- 36:18
İblisina'ya desen ben gavurum, Hristiyanım, Yahudiyim demezdi. Çok da acayip tefsir, hadis, fikir, ilimleri okutuyordu. Farabi, bunlar Müslüman, kabul ediliyorlar. Kendilerini de İslam zümresine dahil sayıyorlar. Hani bir Sokrat, Aristo değil ki bunlar. Adları da Müslüman bilmezler. Ama onlar nedir?
- 36:45
Son dönem, son dönem dediği bize göre çok eski dönemdi. Bin senelik iş, o dönemler. Ama tabi Aristo'lara göre, Eflatun'lara göre, İsa as'a dönemine göre, dünyanın tüm itibariyle son dönem oluyor. İşte onlar, onlardan da daha son dönem var. Onlar kim? İşte o zaman bizim Müslümanım diyenler. İslam şeriatı, Kur'an geldikten sonraki felsefeciler.
- 37:12
Onlara desen ben kafirim demiyor. Kendilerini el-İslam zümresine dahil sayıyorlar. İşte onlar rasihune, sabit kademdirler. Halbuki biz Müslümanız dediğine göre nerede sabit kadem olması lazım? Kur'an sünnette, ehl-i sünnette. Değil. Fi usulihim kaidelerinde. Kendi kaidelerinde. Hangi kaideleri? Usul, asılın cemidir.
- 37:35
Asıl, esas demektir. Esas da temel demektir. Kaide de aslında Arapça'da temel demektir. İnşaatta kaide, temeline diyorlar. Esas da temeline diyorlar. Ama kelimelerin hepsi Arapça'dır. Öyle kaideler ki, el-felsefiyet. Felsefeden, yani Ahmak Eflatun dediği, bilmem manyak Aristo dediği, İmam Efendimiz Hazretleri'ni akılla yol bulmaya çalışmışlar, helak olmuşlar ya.
- 38:03
Onlar, veya onlardan da önceki Yunan felasifesi, ne yapmışlar? Kaideler belirlenmişler. O kaidelerde kendileri kurmuşlar, kendileri bağlanmışlar. İki kere iki, dört demişler. O kaidelere göre gitmişler. Şimdi bu şimdikiler, İblis'i, Allah'ı, Farah'ı bilmem neler, bunlar da mesela Müslüman mısın? Biz Müslümanız.
- 38:26
Müslümanız diyor ama diyor, felsefeden gelen, geriden gelen kaidelere sabit kadem ayaklarını mıhlamışlar. Oradan taviz vermiyorlar. Ne gibi? Kemahiye. Yani kafir ve müşrik felsefecilerde nasıl idiyse, aynı kaideye geliyor, Müslümanım dediği halde burada işletmeye çalışıyor. Burada da işletince, hükmedicidirler, söyleyicidirler.
- 38:52
Göklerin bu hali olmasa da ham maddesi kadim. Velke vakibi yıldızlar kadim. Yani evveli yok. Ve mesela bunların benzerleri şeyler söylüyorlar. Bunların diyorlar, Allah bunlara bu şekli falan verdi bir zaman içinde veya bir zaman sonra ama bunların ham maddesi, gazı, mazı, bilmem nesi aslında ezelden varıdı.
- 39:14
O zaman Allah'tan başka kadim var demiş oluyor. O zaman da o ham maddeyi Allah-u Teala yaratmamış oluyor. Çünkü o hep Allah'ın varlığı ile beraber varlığı devam ediyor. O zamandan oluyor Allah yaratıcı olmamış oluyor onları. Çünkü ham maddeyi yaratmadıysan ondan sonrakini zaten nasıl yaratacaksın? İlk baştan yaratış, sanayi istesen yaratıcı olur.
- 39:36
İşte bunlar böyle. Ve hemşerilere buna benzer hezyanlar yapıyorlar ve hakim bu ne? Hükmediyorlar. Neyle? Bir halden fena ya. Bu sefer iş nereye geliyor? Kıdem-i Şabid olan ademe muhal olur. Evveli yoksa sonu da yoktur. Çünkü varlığı kendinden ise kimseden almadıysa varlığı... Niye kimseden onu yok edemez?
- 39:56
Çünkü beni sen yaratmadıysan, yaşatmıyorsan sen beni yok edemezsin. Onun için iş nereye geliyor? Bu sefer diyorlar ki gökler yerler yok olmayacak. Çünkü ham maddesi asli. Halbuki bu hali değişirse bile bir haliyle yine kalıcıdır. O zaman bir ademe fena ya. Onların fenasının yokluğunun ademine hükmediyorlar.
- 40:20
Yani yok olmayacağına hükmediyorlar. Ve helaka helak olmayacağına, ademe helak olmayacağına hükmediyorlar. Onun için kutum, bunların azığı tekzi-i bürnüsü usul Kur'an'ı yediği Kur'an'ın naslarının ayetlerini yalanlamak. Azıkları bu. Bundan besleniyorlar. Akıl ve mantık yürüteyim derken hep vahye ters düşme şeyle gidiyorlar.
- 40:47
Fese fese yürüyorlar. Veriş kulumun bunların rızkı, hani senin benim yemeğim, içmeğim, suyum, çayım. Neyse bunların da beslendikleri ham madde, inkar-u zaruriyati dini. Dinin zaruriyatını, yani olmazsa olmazlarını inanmıyorum dediğin anda ittifak ile kafir sayılacağın konular var.
- 41:09
Sen şimdi beş vakit namazı inkar eden, ahireti inkar eden, melekler yok diyen, Çinler yok diyen bunlar. Zaruriyatı dini, ayet-i hadise sabit, inkar eden Müslüman olamaz. İman şartları, İslam şartları mesela. İşte bu dinin zaruri meselelerini inkar etmek bunların rızkı olmuş, nasibi olmuş.
- 41:30
Bundan dolayı ve daha evvel mesailin yakıniyeti, şüphesiz meseleler, yani İslam'da tartışmalı olmayan, mezhepler arasında ihtilaflı olmayan, itikad mezhepleri, revamel mezhepleri hiç ihtilaflı olmayan, dünyada konu var. İhtilaf zaten teferruatta. Asli esaslarda iman şartları, İslam şartlarında hiçbir mezhep ihtilaf etmez.
- 41:52
Hele ki hak mezhep, dört tane fıkıh mezhebi, yahut matur-i deşşari itikadda iki mezhep. Onlar da ihtilaf olur mu ya? Ayet var zaten. Ayet olan yerde istihdat mı olur? İşte onun için yakini, şüphesiz, herkesin inanması gereken ve her Müslümanın inandığı meseleleri inkar etmek, onların rızkı olmuş, nasibi hale gelmiş.
- 42:18
Allah'a inanıyoruz diyorlar, işte İbni Sinaf-ı Haram'ın meselesini buradan anlıyorum. Ve bir Rasulü'ne de inanıyoruz diyorlar. Şimdi Sokrat, Hristo, Eflatun desen, onlar diyelim ateist değilse bir yaratan var diye Allah'a inanabilir. Ama Rasulü'ne inanma meselesine gelince, onlar zaten elçi, biz tabi değiliz, bizim aklımızı bize tert edilir.
- 42:37
İsa S.'a tabi olmadılar, teklif geldiği halde. Ama şimdi burada Allah'a ve Rasulü'ne iman ediyorlar. O zaman burada kimden bahsediyor işte İbni Sinaf-ı Haram'ın felahet felsefesi. Allah Rasulü'ne iman ediyor, Rasulü'ne iman ediyor, hadislere iman ediyor, bir şey iman ediyor.
- 42:53
Ama velahekbel minel kabul etmiyorlar ma o şeyleri ki, emar Allah'a, Allah emretti bir o şeyleri, Rasulü. Lakin Rasulü, Allah ve Rasulü'nün emrettiğini kabul etmiyorlar. Beyanlarına esas almıyorlar. Felsefecilerinin asli prensiplerini işletiyorlar. Dağlar birbirine çattırılıp, havada toz duman uçurulacak dediğin zaman olmaz öyle şey.
- 43:19
Gökler yarılacak, sökülecek, güneş dürülecek, yıldızlar sistemi çökecek. Hepsi tespit tanesi gibi dağılacak. Bu alemde evveli yok, kadim, onun için sonu da olmaz. Böyle şeyler alemde, kevn-ü fesatta, yani yazboz tahtası olmaz diyorlar. Halbuki bize göre yazboz. Çünkü Allah-u Teala hem yazıyor hem bozuyor.
- 43:42
İstediğimi yazıyor, istediğimi bozuyor, istediğimi diriltiyor, istediğimi öldürüyor, istediğimi… Muhkem gökler yerler, sağlam sanatlar sergiliyor. İstediğimi de onları bir saniye geçmeden kıyameti kopartıp yok ediyor. Ve edecek. İman budur. Allah'a, Rasul'e iman edip edeceksin. Ondan sonra felsefe prensiplerinden ayrılmayarak,
- 44:04
alemin kadim olduğuna, kadiminde evveli olmadığına, evveli olunca sonunda olmayacağına, dolayısıyla bu kadar ayet-i hadis haşa onlara göre çöpe gitti. Boşa gitti. Allah yalan söyledi aşkım. Allah var, Allah var da onun kitabı da var da. Rasulü de var. Sen Allah'la mı görüşüyorsun yok. Allah'tan ne yapar adresi?
- 44:23
Rasulü ve kitabı vasıtasıyla. Öbür türlü Allah'a inanmanın ne manası kalıyor? Hiçbir irtibat ve iletişim yoksa. Bizim bütün iletişimimiz Rasulü vasıtasıyla. Sallallahu aleyhi ve sellem. Hadis-i şerifler, alimlerimiz işte. Hani Arapça bilmiyorsunuz, tesiri hadis bilmiyorsunuz. O vasıta vasıtayla, nakillerle vasıtayla.
- 44:40
ile vasıtayla. Ama ilk vasıta, en büyük vasıta, Muhammed Mustafa, sallallahu aleyhi ve sellem, Kur'an-ı Kerim, ona indirilmiş. E sen buna inanın da içeriğine inanmadığın zaman, Kafanı kapattığın zaman ben bu iki kapağın içinde ne varsa inanıyorum. Mus'af'a inanıyorum. Mus'af, bu iki kapağın içinde ne varsa inanıyorum.
- 45:00
Ondan sonra diyor ki burada gökler yarılacak. O olmaz diyor, eşek olur diyor ya. Ne oldu şimdi içindekine inanmıştır. Onun içindir ki, fe'l-teteci'â ve'zû ileri geçebilirim, es-sefâtu. Ben diyor felsefecilere sefi, ahmak, beyinsiz cahil diyorum. Sefilik ve beyinsizlik, Anzelge zaten bundan ileri nereye geçebilir diyor yani.
- 45:23
Zaten bunlar o en son noktaya gelmiş diyor ya. Beyinsizlik bunların geldiği noktaya kadar gelmiş. Beyinsizlik de bundan ileri geçemiyor diyor yani. Çünkü beyinsizliğin zirvesindeler. Şiarun bir şiir okuyayım diyor. el-felsefe-tüsefe'ın ekserruhâ vekedâ mecmû'â izni küllîn hükmü ekserîhî Felsefe, beyinsizlik ve ahmaklıktır.
- 45:47
Ama hepsi demiyorum. Bazı mantıkla 2-2-4 eden yerler çıkabilir. Sûrâ küfrâdan neticeye gidebilirsin. Bazı neticeyi de doğru neticeye bir şeyden varabilirsin. Mesela burada duman var. ateş var. Ateş varsa yakam var. Su varsa hayat var. Su varsa canlılık var. Falan filan bazı iki kereki dört eder. Felsefenin diyor hepsi demiyorum.
- 46:14
Ekserisi beyinsizlik ve cehaletlerdir. Ama madem öyle diyor vekedâ mecmû'â o zaman tümü beyinsizliktir diyebiliriz diyor. Çünkü ekserisi cehalet ve rezaletse mecmû'na o hüküm verilir. Neden? Her bir şey için ekseriyetinin hükmü vardır. Bir şeyin ekserisi neyse ona o hüküm verilir. Ekserisi sütse süt suysa su sıcaksa sıcak soğuksa soğuk pis kokuyorsa pis temiz kokuyorsa temiz.
- 46:48
Ekseriyet. Seçimde bile elli artı bir kararı veriyor yani. Onun için bir şeyin ekseriyeti neyse tümü odur. Felsefenin de ekseriyeti beyinsizliktir. Çünkü akla dayanığında vahyi bozuyor. Vahyin ters tarafında duruyor. Korumalıyor. Onun için Allah bunların şerrinden bunların felsefelcilerin verdikleri vesveselerden ve insanların kafalarına verdikleri karıştırmalardan
- 47:19
şu anda bunlar ilahiyatçı geçiniyor. Doçent geçiniyor. Profesör geçiniyor. Hicabında cami imamı geçiniyor. Hicabında tefsir yazmış. Ama ayete hadise dayanarak konuşmuyor. Aklına dayanarak konuşuyor. Halis Aydemir ne dedi? Ayet olsa aklıma sorarım dedi. Bu adam kaç sene yeniden çıktı işten. Yaşlarında on beş kişinin Din İşleri Yüksek Kurulu'nun içinde en çalışkan ve
- 47:46
en aktif rol alan bir efendim din düşmanıydı yani. Dolayısıyla çünkü de ayet hadisi inkar ediyordu. Sayı hadisi de olsa diyordu. İki bin tane kadar sayı hadisi var diyordu. Milyonlarca hadisi inletti diyor. Yüz binlerce diyelim hadi. İki bin sayı hadisi var. Sayı demek Resulullah sana bunu buyurmuş mu buyurmuş.
- 48:09
Tamam say. O da hüküm ifade etme diyordu. Zaten Resulullah sana yanına gelse bir şey söylese hükümsüzdür. Yani bunun Allah Resulüne mümin olması, camide imam olması, sarığı da başına çekiyor. Kafasında da çok saç var. Omuzlarına kadar dökülüyor. Kafasında duramıyor saçtan dolayı. Ondan sonra bu vaziyette mihraba geçiyor, kürsüye çıkıyor.
- 48:32
Benim kürsüye çıkmam yasak. Onun kürsüye çıkması serbest. Eski memur bile olsa, emekli bile olsa kürsüden. Benim yasak. Niye ben Kur'an-ı Sünnet'i anlatıyorum, onun için yasak. Yanlış konuşana serbest. Bütün bunlar, bu kadar ahadis okurlar, çok da ilmi var. İbn-i Hükman'ı tahkik etti, tahrik etti, hadis tahrikçisi ya.
- 48:54
Ama niye burada bu hale geldi ya? İşte aklı hakem tayin ettikleri. Akıl, Kur'an-ı Sünnet'i anlamak için bize verildi. Hakemlik yapmak için hangisi haklı, hangisi haksız? Allah'ın vahyinde haklı, haksız, doğru, eğri olur mu ya? Hepsi hak. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem iman etti, sahabe-i kiram iman etti.
- 49:19
Bütün ahadislerine, bütün müminlere iman etti kardeşim. Sen ne konuşuyorsun ya? Sen kimsin sen? Aklın kaç para ya? Sende iman kalır mı? Onun için Rabbim aklı, mantığı vahye galip kılmaktan, onunla onu kıyas yapmaktan, birbirine benzetmekten, ölçüm yapmaktan cümlemizi muhafaza edeyim. Hakkıyla vahye ahadise tabi olsun. Aminu sallallahu aleyhi ve aleyhi Muhammedin ve alihi ve sahbihi ve selleme.
Benzer sohbetler
34:42Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 5) 242. Bölüm 7 Ekim 20267 Ekim 2026 · 35 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 7 Ekim 2026
38:05Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 4) 241. Bölüm 30 Eylül 202630 Eylül 2026 · 39 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 30 Eylül 2026
27:50Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 3) 240. Bölüm 23 Eylül 202623 Eylül 2026 · 28 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 23 Eylül 2026


