Mektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları (3. Cilt 23. Mektûb - 8) 212. Bölüm 29 Ekim 2025
29 Ekim 2025 · 39 dk
18:51 / 38:16Şu an 18:51 / 38:16
Video bölümleri
- 00:47Eflâtûn, 'Îsâ Aleyhisselâm'ın Peygamber Olduğunu Kabûl Ettiği Hâlde Niçin Îmân Şerefinden Mahrûm Oldu?
- 16:40Felsefeciler Hangi Konuda Kur'ân'a Muhâlif Düştükleri İçin Kâfir Oldular?
- 20:52Allâh'tan Başka Ezelî Bir Varlık Olduğunu Söyleyen Ne Demiş Olacağı İçin Kâfir Olur?
- 27:42"Bu Âlem Şu Hâliyle Ezelî Değilse de Ham Maddesi Îtibârıyla Aslı Ezelîdir" Diyenlerin Ne Büyük Kâfir Oldukları
Transkript
94 satır
- 00:00
Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil Alemin Sallallahu aleyhi ve sellem Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecma'in Mektubat-ı Şerife'den Üçüncücü, 23. Mektub'dan devam ediyoruz Sübhane Allah diye başlıyor Yani felsefeciler öyle reddiyeler yapıyordu ve Peylesned itikadında vahye tahammülü olmak gerektiği Kur'an'a, sünnete ittiba
- 00:32
lazım olduğu ve felsefeyle, akılla, mantıkla dinin hükümlerinin istihraç edilemeyeceği ve din adına konuşulamayacağı konularını bayağı detaylı anlattı İmam-ı Rabbânî Kutsesi Rûh Hazretlerimiz buyuruyor, Sübhânellâhu aleyhi ve sellem İnne eflâtûne Meşhur eflâtûn ellezî okihû verraîsul felâsifeti, felsefecilerin başıdır, sayılır diyor.
- 01:00
O diyor, edrake, ulaştı. İsa, İsa'nın Peygamberi gönderilme devletine. Devlet, yani devlet nimet, fırsat demek esasen. Devlet, kuşu başına kondu derler. O ne demek? Kısmetin açıldı yani. Hayırlı bir imkânı doğdu. Şimdi eflâtûn da diyor, İsa'nın Peygamberi olarak gönderilmesi en az 2000 seneden fazladır tabi.
- 01:35
Bunların şimdi İsa'nın Peygamberi doğdu mu diye miladi olarak işte 2025'teyiz herhalde. Bunların hesabı doğru değil ama tabi 2000'de fazla da olabilir. İsa'nın Peygamberi'nin gönderilme zamanı. İsa A.S. üzerine olsun, assalatu vesselamu, salatü selam olsun.
- 02:02
Şimdi İsa A.S.'ın biyasetine, biyasetin devletine ulaştı, ne demek? Öyle bir fırsat da oldu, iman edebilseydi, o da havarilerden olacaktı. En azından İsa A.S. peygamberin sahabesinden olacak, ya sahabından olacak, bir peygamberin sahabesinden olmak ne demek? Bundan büyük şeref mi olur, devlet mi olur?
- 02:27
ama vele musaddik, tasdik etmedi. Kimi? Huu, İsa as. Yani iman etmedi ona. etmedi ona. Halbuki edebilirdi yani. Hem vaktine denk geldi, hem de imkan oldu herhalde. Ona gelebilirdi, onu görebilirdi. Çünkü İsa A.S'ın mucizeleri, ölüyü diriltmesini, körü gözünü açması bunlar evlat Ondan sonra ulaştı, ulaştı.
- 02:58
Başka mektuplardan biliyorum, yani başka mektuplarda öyle buyuruyorum. Ondan sonra, dedi, ne gibi mucizesi var, dediler ki, Ondan sonra Ölüyü kabirden kaç bin senelik ölüyü Nuh aleyhisselam'ın oğluna kalktı zil etti. Ooo dedi. Bunu gören var mı? Gördünüz mü dedi. Dediler gördük. Tamam dedi. O zaman dedi, siz ona iman edin, tabi olun dedi.
- 03:35
Niye dediler? Çünkü dedi biz felsefede ve tıpta zirveye ulaştık, bizden üstüne dünyada adam yok dedi. Her işi elbette. Bizden üstüne dünyada adam yok dedi. Her işi ehli, en iyi bileni en iyi yapanıdır. Onun için biz ki dedi ölüyü hâl diriltemiyoruz, şu anda da kimse ölüyü diriltemiyor. Zaten dirilten ancak Allah'tır.
- 04:06
Peygamberlere mucize veriyor, Evliya'ya keramet veriyor, diriltiyorlar. O ayrı bir şey. Allah-u Teala'nın daha dünyadayken... dirilttiği ölüler hakkında kitap yazdım. Şimdi onu bitirdim yani, paskaya vereceğim. Orada görürsünüz ne ölüler dirilmiş. Aleyhisselâm'ın mucizelerini orada özel fasıla ayırdım, bu battaki.
- 04:23
Ve aleyhisselâm bu mucizelerini orada özel fasıla ayırdım. Dolayısıyla biz ki dedi yapamıyoruz dedi, biz ki bu işin... dedi, biz ki bu işin zirvesindeyiz dedi, demek bu ayrı bir güç dedi. O güç de ancak yaratıcının gücüdür, onun şeyidir, mucizesine mazhar olmuştur. Gidin onlara iman edin, tabi olun dedi.
- 04:47
Dediler ki, e buyur sen de düş önümüze. Madem böyle bir peygamber varsa ne kabul ettin? Allah'ın elçisi olduğunu, mucize olduğunu. Birlikte iman edelim hepimiz birden. Raded-i Ebedi'ye nail olalım dedi. Dediler. İşte o bu mektupta herhalde yok. Başka mektuplarda birkaç yerde var. Nahnu kavmin muhezzebûn de var, mehdiyûn de var.
- 05:14
Lâ hacezebûnâ ilâ men yehdînâ da var, yuhezzibûnâ da var. Biz hidayete ermiş bir topluluğuz, felsefeciler cemaatı. Aklımızla, mantığımızla kafayı çalıştırdık. Hakkı doğruyu bulduk. Bizim artık bize yol gösterecek, bizim nefsimizi kötü huylardan arındıracak ondan sonra kişilere ihtiyacımız yok dedi.
- 05:37
Onun için İmam-ı Rabbânâ Hazretleri orada o tabiri kullanıyor yani başka mektupta. Ahmak eflâtun diyor. Bak şimdi, aklın, felsefenin, mantığın zirvesinde ama İmam-ı Rabbânâ Hazretleri'ne göre ahmak. Çünkü en akılsız adam. Çünkü bir hamal, veyahut hamallığı küçümsemek için söylemiyorum, en yorucu meslekse parası en helal, en şerefli meslek olur.
- 06:03
Yani, mektep medrese görmemiş. Yani Hiçbir zahiri anlamda kültürü yok. Hiçbir Veyahut dağdaki koca karı ondan sonra veya esir, köle Müslüman olmadılar, oldular. Yani bunların hepsi tabi esir, köle olmakta. İnne etrâmü'l-kümûni dâllâhu etkâkum. Allah'ın dediğinde en keremliniz, en şerefliniz, haramlardan en çok sakınıp, en takva sahibi olanınızdır buyuruyor.
- 06:42
Onda da bir şey yok. Ama insanların hakik gördüğü meslekler, tipler, şekillerden örnek vermeye çalışıyorum. Yani. Peki bu adam cennete gidecek. Sen aklın babasısın. Hikmetin reisisin. Hikmette de, felsefede hikmet diyorlar. Aslında hikmet denmez de. Ama onlara göre öyle. Onlara da hükema diyorlar, hakim diyorlar kendilerine, bilmem ne.
- 07:04
E sen cehenneme gittikten sonra senin bu aklın seni kabir azabından kurtaramadıysa, mahşerde elli bin sene sıkıntıdan kurtaracak amellere delalet edemediyse ve cehennemde ebedi yanmaktan seni çekip alamadıysa, kurtaramadıysa ne yapayım o akla, bilmem ne edeyim o akla, turp suyu sıkayım ya. Ne lazım o akıl?
- 07:27
O felsefe, o mantık ne lazım? Beni cehenneme götürdükten sonra. Vah, vah, vah. Yazıklar olsun. Onun için bu şerefi kaçırdı. Böyle müsattık, tasdik etmedi. Eflatun hu İsa as. Niçin? Zaman zannettiği için. Minu, kendi tarafından naşi. Minu kendinden naşi, yani doğan kendi kendine yürüttüğü bir zami var.
- 07:54
Yani boş iddiası var. Ne sebebiyle bu zahmet zanna düştü? Bir cehaleti. Cahilliği sebebiyle. Yavaş. Cahilliği denir mi yahu? Eflatun bu yahu. Bütün felsefeciler akıllı geçinenlerin reisi yahu. İşte bir cehaleti. Rabbini bilmezsen en büyük cahil sen olursun yani. Bir koca kadın Rabbini bilirse bir bir meczup bir efendim sokakta kalmış aç susuz yani hiçbir şey yok.
- 08:28
Hiçbir şey okumamış, bir şey etmemiş. Köprüklerde yatıyor. Ama Allah'ı biliyor. Cennete gidecek. İman etmiş, 50 sünnete göre itikad sahibi olmuş. Ama Eflatun bu cehaleti, cahilliği sebebiyle zannetti ki en nev'ü şüphesi kendisi Müştahinin Müştahinin yünüydü. O şey düşüyor tabi, yağ düşüyor. Eskeseyle iktifa ediliyor yani yağının olduğuna delaleten.
- 08:53
Müştahinin istiğna edicidir. Kimden ânı o? İsa as. Yani İsa as'a istiğna ne demek? Benim ona ihtiyacım yok, ben bizim biz artık aşmışız bu işleri. Efendim siz işinize bakın. Siz buldunuz öyle adam, gidin tabi olun. Bize lazım değil. Nasıl dersin bunu ya? İşte Ayet-i Kerime'de ne buyuruyor? Esra'yı duya kella innel insâne le yadghâ arra'ü staghne
- 09:21
Asla insanın yaptığı doğru değil. Şüphesiz insan azar ve kurtulur diyor. Çünkü kendisini müstahni görür. Benim Allah'a ihtiyacım yok, Peygamber'e ihtiyacım yok. Âlimlere ihtiyacım yok, muhacirlere ihtiyacım yok. A'in Paşa'ya işte parasına güvenir gibi. İmkanlarına güvenir yani. Ondan sonra imkanları elinden çıkarken de başlar basmaz bağırma Allah Allah deme.
- 09:48
Firavun gibi. Ne derler o zaman ona? Âlâne Şimdi mi anladın da iman ettin? Özellikle asr-ı tekablü ve kuntemine'l-müfsidîn. Bundan önce isyan ettin, müfsiddin. isyan ettiğin müşriklerden oldun. Onun için koca eflatun velem yenel nâil olamadı. Ulaşamadı nasiben. Büyük bir nasibe değil. Orada temin takdir için.
- 10:15
Azıcık bir nasibe bile kavuşamadı. Neden? nübüvvetin bereketlerinden ve nurlarından nübüvvet peygamberlik İsa a.s. Allah'ın peygamberi hala da yaşıyor kıyamet yakını inecek Her istikadına göre el-istikametine göre teçcalı öldürmek ona nasip olacak nasip olacak. Kesin bu sayı hadislerde kesin bu say hadislerde geçiyor geçiyor.
- 10:33
Şimdi öyle bir Nebi Zişan'ın şimdi öyle bir nebiyiz inşâAllah, bereketlerimiz bereketlerinden, feyizlerinden ne yapamadı? Yaralanamadı. O zaman işte âyet-i kerîmede delil getiriyor yani şey olarak. Ve men her kim ki lem yece'al yaratmadı Allah, Allah Teala lehu onun için nuran Allah ona bir nur yaratmadıysa bir adama, feraset vermediyse, isabetli görüş vermediyse,
- 11:05
hidayet vermediyse, kalbine nur vermediyse, fema lehu artık onun için yoktur. Min nuri nur adına hiçbir şey, Min'in manasında vermek Efendimiz'e böyle harb-ı cellerin mümkün mertebe. Zahide kabul etmez, mana verilebilen her birisine vermeyi önemserdi yani. Onun için Allah kime nur vermediyse fema lehu onun için artık yoktur.
- 11:31
Min nuri nurdan hiçbir şey. Den'dan manası ya min'den. Hiçbir nur bulamaz. Yine bu usta kâlellâhü tebâreke ve teâlâ yüce olan Rabbimiz ne buyurdu? Ve lekât, sebegât Vallahi lekât demektir. Allah'a yemin olsun ki elbette muhakkak sebegât Geçti kelime tünâ bizim kelimemiz. Kelime burada, kelamımız yani hükmümüz ve kararımız ezelde geçti.
- 11:59
Ezel geriye ne kadar gitsen başlı başlangıç yok. Allah'ın kararları ve ilimleri ezeliydir. Allah Teala sonradan kazandığı bir şey görerek sonradan olarak meydana geldikten sonra görerek, bilerek tecrübe ederek haşa öğrendiği, bildiği hiçbir şey yok. Bütün ilimleri ezelidir. Evveli yok. Başı yok. Çünkü zatından, ilim sıfatı zatıyla kaybolur.
- 12:27
İlimden boş kalsa bir şey bilmese o zaman o hususta cehalet bilgisizlik sıfatı lazım gelir. O bize mahsustur. Bir dakika sonra bir saniye sonra bir şey bile bilmiyoruz. Hiçbir şey bilmiyoruz. Karnımızda ne var şu an? Hangi damarımız tıkalı? Neremiz hasta? Onu bile bilmiyoruz. Fut diye adam ölüyor. Niye?
- 12:49
E kalbi tıkanmış senelerdir haberi yok. Sonra kalp krizi gitti. Kalp krizi bir anda olur ama o damarlar tıkanı olmasa atlatır. Sebepler alemindeydi. Niye atlatamadı? E tıkalıydı bilmiyor. Yani adam kalbini, damarının tıkanıklığını bilmiyor. Kendinin içini bilmiyorum. Dışarıdan ne bilecek? Onun için Allah cüriyatı bilmez.
- 13:17
Allah ezelden bilmez. Allah senin kiminle evleneceğini bilmez. Sen evlendikten sonra bilir. Onu koca karı da bilir. Nenem de bilir. Allah'ın ilmini bak nereye kıyas et. Aziz Bayındır Taalli Mudilli mürtedi söylüyor. Aleyna söylüyor işte. Allah diyor geleceği bilmez. Allah nasıl geleceği bilmez ya? Bütün Kur'an'ı Allah kaybı bilir.
- 13:41
Ve lillâhi ghaibu s-semâvâti velâ göklerinin yâni kayıpları Allah'a bütün Kur'an kaybıdır. Allah'tan başkası bilmez diyor. Ancak peygamberlerine mucize olarak, verilene keramet olarak bildirir ayrı dava. Onlar müstesna olarak. Bütün kayıpları ancak Allah bilir. Kullâ âlemul gaybe illallah. Neden bunu söyleyebiliyor?
- 14:01
Bu da ilahiyat işte. Bu ilahiyatlar da böyle yetiştiriyor işte. Felsefe kafasıyla, mutecila kafasıyla akıl mantıkçılık yaparak. Bunların geldiği nokta bu. Bu bunların başkocalarında. Senelerce cihanette de fetva başkanlığı yaptırır İstanbul müşterilerinde. Eyvah ki bundan fetva alana yani. Onun için velâ gâzsebeket kelimetüne bizim kelimemiz sefkat etti.
- 14:26
Yani ne demek? Ezelde kararımız geçti Mevlamız'a. Bizim kararlarımız ezelidir burada. Biz sonradan bir şey düşünmeyiz. Düşünerek bir şey yapmayız. Biz sonradan bir şey, yeni bir şey öğrenmeyiz. Haşa. Çünkü yeni bir şey öğrenmek demek ki evvelce onu bilmiyordun. Cehalet lazım gelir. Haşa. O bizim mahsus.
- 14:42
Bizim ezelde kararlarımız geçti diyor. L'ibâdina kullarımız hakkında. Evvela kullarımız hakkında. El-Murselin. Rasul olarak gönderilmiş. hakkında bizim kararımız geçti. Ne diye geçti? İnnehum. Yani peygamberlerimiz hakkında peygamberlerimiz hakkında biz ezelde karar verdik. bizim kararımız geçti. Ta onları fiziken yaratmadan evvel.
- 15:03
İnne-ü şübhesunlar lehüm elbette ancak onlar el-mansurûn bizim tarafımızdan müeyyettirler. Nusrat'e mazhardırlar. Yani yardım olunmuşturlar. Bizim özel yardımımıza mazhar kimselerdir. Ve inne cündeler, şübhesiz bizim ordularımız,
- 15:27
mücahidler, Allah'ın orduları, en çok melekler var. Ve mâ ye'lem cunûde rabbike illâh. Senin Rabbinin ordularını Allah'tan başka kimse bilemez diyor. O kadar sayısı fazla. İşte o ordular lehum elbette ancak onlar el-galibûn galip olacakların ta kendilerini. Başkaları galip olma imkanı yok. Allah'ın desteklemediği galip olabilir mi?
- 15:50
Felsefeyle, akılla, mantıkla bir yola çıksan, Allah seni teyit etmezse, desteklemezse tevfikini refik etmezse, hayra isabeti doğruyu bulmayı sana arkadaş etmezse, sana hidayeti buldurmazsa, senin aklın, zekan, güzelliğin, paran, pulun, beyaz Türk olman, bilmem ne olman, ağa kral olman, reisi cumhur olman ne faydalar?
- 16:15
Doğruyu bulamazsın. Ancak Kur'an'a, sünnete uyarsan bulursun. Onun için bak felsefeciler, mahzul oldular, rüsvay oldular, ahirette azaptalar. Kurtulacak değiller, cehennemde. Yani, kafir felsefecilerden bahsediyorum, kafir felsefeci, onları birbirine karıştırma şimdi. Onun için, Şeflatun diyor, onlardandır diyor.
- 16:41
Vel acebu, çok şaşırılacak bir şey, enne tavra ukulil felasefeti, felsefecilere, ukul akıllar demek, tavır tarz. Türkçe'de tavır tarz kullanılıyor. E öyle, akılları ki, en nakız hati, eksik etek derler yani, nakız. Halbuki en akıllı onlar geçiniyor. Sura, kübra, netice. Anladın mı? Yani mantık yapıyor, bilmem ne yapıyor, kaliteler koymuş, iki kere iki dört eder diyor yani.
- 17:11
E hiç yetmiyor. Nakız, felsefecilerin nakız ve kasır akıllarının tavrı ve tarzı, ken nehu, sanki o, yani, tam öyle tıp atıp demiyor, sanki, ekseriyet itibariyle konuşuyor demektir. Fakat, hukuk oluyor, düşüyor, nereye? Ala tarafı nakız tavrı nübüvveti. Peygamberlik tavrının, tarzının, nakızı yani zıttı, tarafında.
- 17:40
Taraf zaten Türkçeleşmiş. E taraf Türkçeleşmiş, nakız Türkçeleşmiş, tavır Türkçeleşmiş. Ne hususta, ters tarafta kalıyor? Fil mebdeyi, mebde hususunda ve fil maadi maad hususunda. Mebde başlangıç noktası demek, maad dönüş noktası demek. Mebde ve maaddan neyi karşılıyor? Mebde, insanın yaratılışı, herkesin özel kendi yaratılışı, kendi mebdeyi oluyor.
- 18:05
Maadı da kendi ölümü, kendi dirilmesi oluyor. Ama, Allah'ın bütün yarattığı mahlukat hususunda mebde, maad ne oluyor? Allah-u Teala'nın ilk yarattığı nur, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in nurundan başlayan süreçte işte arş, cennetler, kürsüller, gökler, yerler, işte onlar, bizden, insanoğlundan, Adem Aleyhisselam'dan çok evvel yaratılmışlar.
- 18:28
Onun için, alemlerin yaratılışının bir mebdeyi var. Yani başlangıç noktasında yaşananlar, işte Big Bang diyorlar, büyük patlama diyorlar, işte Firmallah'ın Allah-u Teala'ya nasıl yaratılış ettik, Mevla bilir. Bir de ve fil maadi, maadda diyor. Maadda ne demek? Ahiret hususunda, mesela öldükten sonra dirilme meselesi, herkesin öleceği, ruhların ölmeyeceği,
- 18:51
sonra bedenlerine geri döndürüleceği, ve yine nüfus, yüzü, vicat, ruhların bedenlerine tekrar çiftleştirilip, içine sokulup, aynı dünyada yaşadığı gibi kabre girerken kaç kiloysa aynı külözlere kalkıp dirileceği, sonra maşlarda 50 bin sene hesaba çekileceği, işte sılat, köprüsünden ya cehenneme düşeceği veya cennete geçeceği, mizanda sevap günahı tartılacağı,
- 19:13
havzu kevserden içeceği, kimini kovulacağı vs. vs. maad yani bunlar. En nihayetinde kulların gideceği iki yer kalıyor yani, ya cennet ya cehennem. Orası da ikisi de ebedidir yani. Sonsuzluk var. Ama bütün bu konularda felsefeciler çok akıl yoruyor. Ya sen ne kadar akıl yorarsan yor, Allah seni yaratan, bir yaratıcıya da inanıyorsun, yaratıcıya inanıyorsun da
- 19:37
sana peygamber göndermeyeceğini, seni başıboş bırakacağını, mühmel bırakacağını mı zannediyorsun? Yani seni yaratıp bu kadar alemlere, ilminin, kudretinin, bütün acayip masumatını, mahlukatını serdedip, gözümüzün önüne serip, ondan sonra hesap sormayacak, diriltmeyecek demek hesap sormayacak. O zaman herkesin yaptığı yanında kel kalacak.
- 19:55
Var mı öyle bir şey ya? Allah'a besle, istiğar eder mi? Hikmet sahibi, kudret sahibi, ilim sahibi, bir zâta, ecelli âlâ, hiç boş iş yapar mı ya? Çocuk oyuncağı mı bu? Kumda kaleler, kuleler yapıp akşama bir tekme devirip evine git.
- 20:15
Siz sandınız mı ki biz sizi abesle iştigal ettik, fuzuli yere yarattık? Siz asla bize geri döndürülemeyeceksiniz. Öyle öleceksin, biteceksin, yiteceksin, toprağa karışıp gideceksin. Var mı öyle bir şey ya? Yani Gökleri, yerleri ve arasındakileri batıl, boş yere biz yaratmadık. O imansızların düşüncesi.
- 20:47
O ay geldi kafirlerin başına cehennemden ne azaplar çekecekler buyuruyor. Yani şimdi felsefe, akıl, mantıkla geliyor, geliyor biri. Ondan sonra kalkıyor diyor ki, Allah ezeliyse onu kabul ederim diyor, evveli yok. Ama diyor, bu alemde ezeli, bunun da evveli yok. Yani, kadim, kıdem de oradan geliyor yani, kadim.
- 21:13
Halbuki bize göre bir tek Allah-u Teala kadim, ezeli ve ebeli. Ezelilikte Allah'tan başkası, ezeli yok. Sıfatları da öyle. Sıfatları da Allah'tan ayrılmadığı için zatından. Sıfatları da kadim. Ondan sonra, İsterse Allah'ın zatına ait sıfatlar işte,
- 21:44
Bu sıfatlar, isterse izafi olsun. Yani, fiil sıfatları olsun. Yani işte, diriltmesi, öldürmesi, yaratması, rızık vermesi. Onlar, mahlukat ile, yarattıkları ile müteallık oluyor. Halbuki, hiçbir şey yaratmasa bile, Hayat-i İlim sebebi ve basar sıfatları, onda mevcut. Vücut, var olmak, kıdem, evveli olmamak, veka, sonu olmamak, vahdaniyet, bir olmak, birliklerine mahsul olmak,
- 22:12
Sonradan yaratılanlara hiçbir bakımdan benzememek, kıyam bir nefsi, kendi zatına yeterli olmak, kendi başına durmak. Herkes Allah ile duruyor. Nefes almamız şu anda Allah'ın vermesiyle, aldırmasıyla, verdirmesiyle. Hemen öldürebilir bizi. Ama Allah-u Teala'ya kimse müdahale edemez. Allah-u Teala kimseye zarar veremez, zeval veremez, öldüremez.
- 22:33
Çünkü neden? Vardığı kendinden. Kimseden emaneti almış değil ki. İşte onun için, bu felsefe kafası diyor, Sanki diyor yani, tamamen olmasa da, ekseriyet değil zaten ekseriyet. Adam bir maddeyle bile müşrik olur. Allah hakkında yanlış bilse, ahiret hakkında yanlış konuşsa. Bir meselede bile kafir olur.
- 22:52
Öldükten sonra dirilmek yok dese, kafir olur. Dese ki Allah'ta başka kadimler var. Yani ezeli olanlar var, evveli olmayan var. İşte bu alemdir, bunun ham maddesidir, bilmem ne, heyyuladır, şunlardır bunlar. Allah'ta başka ezeli olmadığına göre var dese kafir oluyor işte. Bir meseleyle bile kafir oluyor.
- 23:11
Onun için bunların diyor, mebde mad konularında, yani yaratılışın başlangıcı ve sonunda döneceği nokta itibariyle, peygamberler ne diyorsa bunlar tersini söylüyor sanki ya. Bunların aklı basmıyor, tersine çalışıyor. Ve ahkamun, felsefecilerin hükümleri, yani verdikleri kararlar demek istiyor. Yani inandıkları şeyler, muhalif ediyor, ters düşüyor.
- 23:38
Peygamberlerin verdikleri hükümlere, kararlara, ilimlere, bilgilere, itikadi noktalara, aleyhümus salatu ves selam, peygamberlere salatu selam olsun. Ondan sonra, feyniyon çünkü onlar ma sahhahu, tahsiye etmediler. Tahsiye sıhhatten geliyor, sıhhat işte sağlık, sıhhat oradan da geliyor. Sıhhat doğruluk demek esasen, düzgünlük yani.
- 24:01
Onlar ma sahhahu, tahsiye edemediler, yani elde edemediler doğru bir şekilde. Doğru bir şekilde elde edemediler. Neyi elde edemediler? İmanı, inanmayı. Kime? Billahi Allah'a. Allah'a inandım, Allah'a inandım diyorlar. Yani Allah demek, ismini Allah demek. Bir yaratan var, yaratıcıya inandım, halik var.
- 24:20
E bu işler işte kendi kafasına, kendi başına bu kadar alemler, düzen kurulmuş, kendi başına olmuş diyen dehliler, işte ateistler falan var ama felsefeciler tabii. Sadece onlar da pek yaratıcıya inanmıyorlar. Kadim felsefe, Yunan felsefesinin kadikudeması. Daha sonra buyuruyor, işte İsa a.s. bazı peygamberlerin sahabelerinin ve mucizelerinin vs.
- 24:45
haberlerinin ve kitaplarından, vahiylerinden ve bazı ilimlerin bu kendilerine ulaşmasıyla birlikte yaratıcı itikadına, yaratıcının varlığı itikadına geldiler diyor. Yani iki mektuba evvel onu söyledi. Geldiler ama onun için bak, Allah'a inanmadılar demiyor. Masahhahu, sahih inanamadılar. Sahih olarak kesbedemediler, kazanamadılar.
- 25:08
Çünkü inandım demekle Müslüman olunmuyor ki. Adam inandım diyor, oradan şeriatın geldiği, oradan diyor Kur'an'da böyle bir şey var diyorsun, öyle âyet var diyorsun, abolata şey diyor, Kur'an'da böyle yazıyorsa da inanmam diyor. Koca, Diyanet'in en başındaki, Hâles-i Aydemir, ilk 15'teki, şimdi neyse bu seferki heyette yok.
- 25:25
Kaç sene millet ifsad etti. Yine ifsada devam eder, internet ellerinde yani, şey değil. Ondan sonra, aklıma uymayan diyor, âyet olsa inanmam diyor. Sesi var ya. Onun için aklıma bakarım diyor. E şimdi sen, Diyanet'in başına adam sarığı takıyor, saçları da o kadar uzun ki sarık da kafasında tutmuyor.
- 25:46
Ondan sonra cübbeyi giyiyor, istediği camide şu anda bile gidebilir. Çünkü Diyanet'te ne olsa olsun şey var, kıdem şey var yani, görevi var. Şimdi illa ki emekli olmuş değildir belki ama, istediği camide mesela ben konuşamam, yasak. Ama o gider konuşur. Ama diyor ki, âyet olsa aklıma bakarım inanmam diyor.
- 26:07
E bunun felsefeciden, mürtedden, şeyden ne farkı kaldı? Onun için ben inandım demeyle, hacıyım hocayım demeyle kafasına, efendim Diyanet'in sarığını takmakla, kürsüye, müminlere geçmekle adam Müslüman olmuyor ki. Masahhavu, sahih şekilde elde edemediler diyor. Neyi? El imane, inanmayı. Kime? Bille Allah'a.
- 26:27
Daha böyle el imane, inanmayı, iman etmeyi. Nereye? Bile ahirete. Ahirete inanmayı doğru beceremediler. E çünkü adam, Allah var diyor, bir yaratan var diyor, sonra diyor peygamber göndermedi. Allah elçi göndermez diyor. Millete akıl vermiş, en büyük elçi akıldır diyor, aklını çalıştır, doğruyu bul diyor.
- 26:49
Nasıl bulacağım ben doğruyu ya? Beş vakit, namazın beş vakit olduğunu nereden, akılla bulacağım. Sabah namazının farzının iki rekat olduğunu nereden bulacağım? Abdest, kusurlu, şartını, farzını nereden bulacağım? Ne çıkarsa abdest bozuluyor, ne girerse oruç bozuluyor. Bilmem nereden bulacağız ya bunu?
- 27:07
Bu kadar bu alemde helal, haram, emirler, yasaklar, binlerce ahkam, şeriatın kazayı, şer'i, bütün bunlar pumarsız, dünya işte oldu, cehennemden beter. Her taraf Teksas'a döndü, bütün millet birbirini boğazlıyor ya. Allah'ın şeriatını, hükümleri, Allah'ın gönderdiği din yaşanmayınca bir laiklik tutturdular, gidiyorlar, belalarını buldular işte.
- 27:32
E yani demek istediğim, sen akılla bunları nereden teferruatlandıracaksın? Tafsilatına nail olacaksın yani. Bundan dolayı, ve gali mesela felsefeciler diyor, peygamberlerin tavrını diyor, tam tersi tarafındalar. Ne dediler? Bi kıdemil alemin. Alemin kıdemi ne? Hükmettiler. Kâlu bâ ile kullanılsa, kâle maddesi, hakeme mahsusuna gelir.
- 27:54
Fakat hâlâ hükmettiler. Neyle hükmettiler? Bi kıdemil alemin, alemin kıdemiyle. Kıdemi ne demek? Ezeliyetiyle. Yani bu alemin evveli yok. Ama şimdi bu burada yoktu evvelce, ya ben şey demiyorum diyor, yani böyle şu anda sen bir bina yaptın, bu burada ezelden beri duruyordu, onu diyecek adam manyak değil.
- 28:15
Alemin kıdemi ne demek? Nevi alem. Nevi alem ne demek? Yani göklerin yerleri, işte ham madde, göklerin yerleri bu şekliyle dildiyse, onun da aslı işte efendim hava dalgasıydı, bilmem buluttu, ondan suydu, bilmem neydi. Yani Allah varken Allah ile birlikte celle celaluhu, bir ham maddede varmış yani.
- 28:37
Allah da onu işte big bang patlattı, matlattı. Göklerin yerleri, birbirinden ayrıldık, fethettik, daha mağburu felan. Ve cehennemine minel mâ külleşin. Hayır, her canlıyı o sudan yarattık. Bunlar aletlerde de var. Ama yaratmasının bir başlangıcı var ve yaratma sıfatının başlangıcı yok. Sıfat hep onunla kaim.
- 29:03
Sıfat ezeli, kadim. Ama mahluk itibariyle ilk yarattığı şey ne? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in nuru. Bazı vakitte kalem, bazı vakitte ilk yarattığı akıl diyelim. Şimdi, o ilk yarattığından evvel hiçbir mahluk yoktu. Varken yok idi insü melek. Arşüfer şu hemnü felek. Dokuz felek yoktu diyor.
- 29:29
Allah varken gökler yoktu diyor. Sahih Hadis-i Bukhara'da. Allah varırdı ezelden ebede kadar. Hep var. Başlangıcı yok. Allah'ın varlığının başı ve başlangıcı yok. Hep var. Çünkü ondan evvel o zaman yokluk sepkat etmesi, geçmesi gerekir. Allah-u Teala üzerine hiç yokluk geçmemiş. Onunla beraber hiçbir şey mevcut değildi diyor.
- 29:50
Yani Allah ezelde varmış. Allah'ın varlığının başı ve başlangıcı yok. yani Allah ezelde Allah ezelde varken hiçbir şey O'nunla beraber yoktur. Bütün Buhari hadisi, bütün âyetler, hadisler bunu söylüyor. Ve khalegakul reşiye diyor Kur'an, her şeyi Allah yarattı diyor. Şey ne demek? Mevcut demek. Varlıkların hepsini Allah yarattı.
- 30:07
Yarattığına göre bir noktadan sonra O yaratıldı da mahluk oldu. O'nun yarattığı masanın başı var, başlangıcı var. Allah'ın yaratma sıfatının başı yok ama yaratmayı bil fiil, halk ve icadını bir mağduma, bir yok. Yokluk aleminde her şeyi yoktan yarattı yani. Bir de mesele yoktan yaratması. Yoktur ki hiçbir şey.
- 30:27
O yarattı yani. Dolayısıyla ama felsefeler ne diyor? Âlem kadim diyor. Yani bu âlem, gökler, yerler, dağlar, taşlar bu şekilde belki ezelî değilse de ham madde itibariyle bir tür O'nun aslı, mayası, hamuru ezelden beri vardı. Allah da O'nu işledi yani diyor. O'nu yarattı diyor şimdi. Ya böyle bir şey olabilir mi?
- 30:50
Peki Allah yaratmadan O nasıl kendi kendine var? Var olan, varlığı kendinden olan ve varlığı bakı olan ancak Allah. E sen O'na bu zaman ortak koşuyorsun. Peki O'nu kim yarattı o zaman? O'nu kimse yaratmaması lazım öyle. Çünkü başı yoksa O da kendiliğinden kendi varlığı ile devam ediyor. Allah'tan başka varlığı kendinden olan olur mu?
- 31:11
Ya diyeceksin ki Allah yarattı o zaman mahluk oluyor, yaratılmış oluyor. Başı ve başlangıcı oluyor. Ya diyorsan ki bu ezelîdir. Başı yok, başlangıcı yok. Hep vardı böyle bir maddesi bu işin. O zaman Allah sonra O'nu işledi. İşte göğe, yere çevirdi. Su, suyu çevirdi. Birbirinden ayırdı falan diyorsan.
- 31:28
Birbirinden ayırdı tamam. Evvela yapışık yarattı. Evvela verâ lezîne keferû ennesse mâ vâti velâ dâkâne teâratkâ fe fe tekne hâfâ. Gökler yerler yapışık gitti. Sonra biz onlara yardık diyor. Büyük patlama, büyük patlama. Buna hamledilebilir. Birbirini açması manasını. Ama onlar o yapışık olarak Allah tarafından yapışık olarak yaratıldı.
- 31:49
Sonra işte yerin döşenmesi, göğün efendim yaratılması. Velhâsıl Bâdî telkede yeri önce yaratıyor, sonra göğü yaratıyor. Ama göğü, yeri bir şey halinde yaratıyor. Kabe'nin oradaki bir efendim köprü gibi bir ana, Ümmülkura diyor ya şehirlerin anası işte. Kabe'nin adı. Niye Ümmülkura? Orada başlıyor, halk ediyor toprağı.
- 32:15
Ondan sonra göğü yaratıyor. Gökten sonra bir daha yeri döşüyor. Bunların hepsi sonradan olmuş, yaratılmış. Allah'ın kudreti buna tahalluk etmiş. Halk etmiş bunu, icat etmiş. İcat ne demek? Vücuda getirmek. Vücut ne demek? Varlık demek. Lügat-ı Mahsene vücut yaptı diye, kas yaptı diye vücut yaptı diyorlar.
- 32:32
Cahil cahil konuşmalar. Varlık. Varlık gösteriyor. Tamam bu da güç gösteriyor. Peki o manada olarak. Varlık, icat ne demek? İvcat ediyor. Vücuttan geliyor. Vavya'ya döndü. Varlık sahasına çıkarttı onu. Nereden çıkarttı onu? Onun hammattası yoktu ki. Adem ile Adem yokluk demek. Adem başka. Adem hemşeyle.
- 32:52
Adem Aleyhisselam'ın adı. Adem, Adem yokluk demek. A çekmiyor. Adem. Öbürü de Adem. O başka, birbirinden ayrılır. Madum. Madum ne demek? Yok. Senin benim esamem var. Göklerin yerlerinin ismi mi var? Hiçbir şey yoktu ya. Allah varken hiçbir şey yoktu diyor. E şimdi felsefeciler ne diyor? Yok diyor, bu alemin diyor
- 33:16
Aslında bu şekil olmasa da şu andaki görüntü böyle ezeli demiyorsak da Bunda dönüşümler var diyor. Oradan oraya, oradan oraya, oradan oraya diyor. İlk tevbe hammattası, sumudur nedir? İşte bir hammattası vardır diyor. E bu ne demektir? Allah'a şirk koşmak. Çünkü onu o zaman Allah yaratmadı demiş oluyorsun.
- 33:33
Madem ezelden var. Yokluk geçirmemiş. O zaman varlığı kendinden. Varlığı kendindense onu Allah yaratmamış. Haşa. Allah diyor. Var olan her şeyi ben yarattım diyor. Ayet-i inkar. E şimdi o zaman. Vel hâlû hâlbuk endel icmâ Yani bütün Kur'an sünneti elinin Ondan sonra bundan evvel gelen Yani eski dönemlerinde, muteber olduğu dönemlerde Musa as.
- 34:03
Bütün peygamberlerin, bütün kitapların Semavi kitapların Ondan sonra Bütün şeriatların Adamlarının icmâı Yani görüş birliği El-Metine Metin muhkem demek. Metanetli derler ya Türkçe'de. Yani çok kuvvetli icmâ. Böyle zerre kadar Mesela icmâ dersin, ekseriyet bir şeye karar verir. İcmâ oluştu dersin. Yani cumhur dersin.
- 34:29
Bu öyle değil. El-Metine. Bir file yok. Allah'ın gönderdiği peygamberlerde Sahabelerinde, alimlerinde, Hakimlerinde, velilerinde Bir file yok. Muhkem ve sağlam bir İcmâ ve ittifak. Münakıdun nedir? Kararlanmıştır. İnikât etmiştir. Münakıdun düğümlenmiştir. Münakıdun düğümlenmiş yani, bağlanmış yani.
- 34:58
Hiç bağlanmış, sulu bırakılmamış. Ne hususta? Alâ hudûsil âlemîn. Bu âlemin hudûsüne dair. Yani bütün âlemde yaratılanlar, 18 bin âlem, Allah'ın yarattığı her şey hadistir. Hadis ne demek? Sonradan olma. Hepsinin bir başladığı nokta var. O 10'dan eski olabilir, öbürü 1000 sene evvel olsun, öbürü 21 sene, öbürü 2000 sene olsun.
- 35:19
Ama illa bir noktadan başladı, 10'dan evvel yokluk geçirdi, yoktu. Allah onu yoktan var etti yani. İcmâ buna münakıddır. Hem de neyle beraber? Bütün cüzleriyle beraber. Onun için, bütün cüzleriyle ne demek istiyor? İşte yani dağlar sonradan, gökler sonradan, yerler sonradan ama bazı cüzleri var. Bazı parçaları, onlar ham madde gibi, onlar kadim dedik biz.
- 35:48
Yoksa bu şekliyle şu andaki gördüğümüz gökyer sistemini demedik. Ama bunların ham maddesi vardır. Allah o ham maddeyi işledi, Allah ondan yarattı. Ama o ham madde yaratılmış değil yani onu evvel yok diyorlar. Onun için, halbuki diyor, bütün müminlerin, müslümanların, alimlerinin, bilenlerinin icma-ı metini münakıddır.
- 36:18
Yani bu alem hadistir, sonradan yaratılmıştır, bir cemiye eczane. Bütün cüzleriyle, ham madde, bilmem son madde yok. Hepsi sonradan yaratılmış, bütün parçası, en cüzü, en zerresi. Allah'tan başka ezeli yok diyor. Onun için felsefeciler böyle işlere gittiler.
- 36:36
Şimdi devam edecek inşallah önümüzdeki derste. Felsefecilerin Kur'an'a, sünnete muhalif, nübüvvet tarzına ve risalet kurumunun öğretilerine ve hükümlerine, Allah'tan gelen vailerine taban tabana zıt olan ve şirk inancını, şirk ve küfür dalaletlerini içinde barındıran ne görüşleri var? ne görüşleri var?
- 37:10
Daha o görüşlere bazı misaller Daha o görüşlere bazı misaller daha verecek. daha verecek. Allah o batıllara uymaktan, aklamanta kapılıp vahyi terk etmekten hatta eşlikten, değiştikten çoluk çocuklarımızı, yavrularımızı ve bu felsefe akımlarından imansızlık belalarından cümlesini, cümlemizi muhafaza eylesin.
- 37:31
Şu İmam Rabbi Hazretleri'nin mektubat-ı şerifesine yazılan âyetler, hadisler, ilimler hürmetine o yüce zveli Zişan'ın tasarrufatı bereketine ve sizlerin bu mektubat dersine vakit ayırmanız ve dinlemeniz, dinletmeniz, inşaAllah her tarafa tebliğ edersiniz, link atarsınız. Bu hizmetleriniz ve imanlarınız hürmetine, bereketine, Allah zürriyetlerinde imanınızı bağışlasın.
- 37:58
Bugün bu saatleri, bu dakikaları Allah için, Allah'ın dinini, imanı öğrenmek için, öğretmek için vakit verenler elbette başkalarıyla Allah tarafından bir tutulmayacaklardır. Onların çoluk çocuğunu Allah özel hidayetler halk edecektir diye söz ediyorum. Ve sallallahu aleyhi ve sellem Muhammedin ve alihi ve sahbihi ve selleme.
Benzer sohbetler
43:47Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 6) 243. Bölüm 14 Ekim 202614 Ekim 2026 · 44 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 14 Ekim 2026
34:42Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 5) 242. Bölüm 7 Ekim 20267 Ekim 2026 · 35 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 7 Ekim 2026
38:05Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 4) 241. Bölüm 30 Eylül 202630 Eylül 2026 · 39 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 30 Eylül 2026


