22:29 / 25:14

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillâhi Rabbil Alemin ve sallallâhu aleyhi ve seyyidil murselin ve Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmaîn. Kıymetli takipçilerimiz, Mektubat-ı Şerife'den İmam Rabbân-ı Kutsesur Hazretleri, 23. mektubunda,

  2. 00:21

    felsefecilerin dalaletlerini, felaketlerini, akılla vahyin bulunamayacağını, akılla dinin tespit edilemeyeceğini, akılla ehkem belirlenemeyeceğini beyan ediyor. Beyan ediyordu, evvelki derslerden beri, buyuruyor ki ve küffâru dâri'l-harb, dâri'l-harb kâfirleri,

  3. 00:51

    yani dâri'l-harb kâfirleri, artık işte bir dâri'l-İslâm vardır, bir dâri'l-harb vardır, dâri'l-İslâm olmayan yerler dâri'l-harptir falan, yani şimdiki işte Avrupa gibi, Amerika gibi buralar dâri'l-harptir mesela. Ama halkı müslüman olan, ekseriyeti müslüman olan Türkiye gibi yerlere bu isim verilmez.

  4. 01:18

    Çünkü İmâm-ı Azâm Efendimiz'e göre bir yer bir kere dâri'l-İslâm olduğu zaman bir daha dâri'l-harpa dönmez hani. Bir de iki mesele var. Bir, İmâm-ı Azâm'ın bu kavlinden dolayı biz Türkiye'ye dâri'l-harptir demiyoruz. Çünkü şerhat ile amel edildi 600 sene. Yani İstanbul'un fethinden evvel de tabi Türkiye dediğin zaman sadece İstanbul'dan ibaret değil, bütün çevreler falan.

  5. 01:50

    Bursa'sı, Edirne'si onlar evvelki payitahtlar başka, bunlar İslam üzere, Kur'an, şerhat, sünnet, ehl-i sünnet üzere, padişahlarımız tarafından. Padişahlarımız tarafından, Şeyhülislamlar tarafından yönetildiler, onun için Darül-İslam olarak bu yurt kaybolmuştur.

  6. 02:04

    E tabi şimdi bir laiklik falan çıkarttılar, bir şeyler çıkarttılar, şeriat hükümlerini ilgah ettiler, bu 150 senelik bir iştir. Ondan dolayı Darül-Harb'e döner mi? Dönmez. Niye dönmez? Çünkü bir defa Darül-İslam olduğundan dönmez. Birinci tutanağımız bu. İkinci dayanağımız da nedir? İslam nişanları var mıdır, yok mudur?

  7. 02:30

    Şimdi fıkhî hükümlerde birçok şeriat, Hakk'ın da fıkhı da maalesef tabi yasak. Yasalar, ana yasabe yasalar, şeriata uygun olmayan şeyler de serbestlik vermiş falan. Bu bakımdan şeriatla yönetiliyoruz. Diyemeyiz, onu diyen de zaten tımarhanede yer bulamaz yani. Ancak İslam nişanları nedir mesela? Ezanların okunması.

  8. 02:57

    Camilerin açık olması, minarelerin bulunması, işte minare bulunması derken minare ne yapacak? Ezan okunmasa minare bomboş durur. Yani ezanların okunması. İşte biliyorsunuz 18 sene Türkçe'ye çevirdiler, ezanları neler der, neyse yani artık. Allah herkese müsaadenizi versin.

  9. 03:14

    Şimdi elhamdülillah elhamdülillah, ezanların okunması, ondan sonra camilerin açık olması, bu gibi işte hacca mumreye insanların gidebilmesi, yani böyle şair islam dediğimiz islam nişanları, belirgin nişanları var. Bu nişanlar muhacesinde iki dayanaktan dolayı darülâb değil diyoruz. Tabi darülâb olsaydı ne getirirdi, olmasaydı ne getirirdi, bunların farkları var.

  10. 03:45

    Yani fetvalarda da değişiklikler var, bulunduğu dara tabi olarak, dar yurt demek. Şimdi imanın bazıları, burada şeyi kastediyorum. Yani bir vardır, şeriatın yaşandığı darül-islam veyahut da işte islam nişanlarının, illa tam yaşanmıyorsa da, islam nişanlarının zahir ve açıkta olduğu darül-islam sayılan yurtlarda zimmiler de var, kafirler, kafir de, ona zimmi deniyor mesela ne gibi?

  11. 04:22

    Şimdi Türkiye'de pasaportla yaşayan Rumlar var, Ermeniler var, Hristiyanlar var yahut da var. Yani pasaportla giren de tabi zimmiste girer ama o turist sayılır. Ama vatandaş olarak, vatandaş olarak burada evvelden beri duran da var, sonradan belki vatandaşlıkta almış olabiliyor işte ne bileyim bazı şeyler biliyorsun, şartlar koşuyorlar şu kadar para verirsen verirsen, yani devletin tasarrufları onlar, o bizi çok alakadar etmiyor.

  12. 04:47

    tasarruflar onlar, o bizi çok alakadar etmiyor. En nihayetinde buna zimmi deniyor. Yani kafir, iki türlü kafir var. Bir de harulaf kafirleri, yani şimdiki Avrupa'da, Amerika'da, bulunanlar gibi. Bir de işte Darül-İslam'daki kafirlerin onlara zimmi deniyor. Onların bazı hakları var, dokunulmazlıkları var.

  13. 05:09

    Malları, canları, ırzları, namusları işte İslam Devleti'nin yahut da işte zimmeti altında yani güvence saati altında falan. Şimdi İslâm yurdunda yaşayanlar tabii ki az çok ne bileyim komşusu Müslüman oluyor illa ki, bu da çoğunluk zaten Müslüman 20-30 bin, 50 bin, 100 binden 80 milyon burada Müslüman var.

  14. 05:36

    Dolayısıyla iş yaptığı, konuştuğu, görüştüğü alışveriş ettiği icabında ortaklıklar da var, yani caizdir halbuki biz ortaklık da önemli demiyoruz. Dolayısıyla yeter ki yapılan iş, ortaklaşılan iş domuz satmak gibi, işte efendim şarap satmak gibi kaynı meşru olmadıktan sonra sen şimdi burada demir satıyorsan, çivi satıyorsan gibi mesela, ondan ortaklık

  15. 06:02

    oluyor falan, bu vesileyle Darül İslam'da olan zimmi statüsünde olanlar, Darül İslam'ın kafirleri daha tabii İslam'dan haberdar oluyor veya bir Allah'tan peygamberden haberdar oluyor falan. Onu bırak diyor İmam Abdullah Hazretleri, bu felsefeciler diyor, yani akılla, felsefeyle, mantıkla işte Allah hakkında hüküm veriyor, işte peygamberlik

  16. 06:33

    böylesine sesini inkar ediyor, elçilik ve risaleti reddediyor, Allah'a direk yani bağlantı kurduğunda iddia etmese de Allah-u Teala'nın hiçbir işe karışmadığını, yarattık bıraktığını sonra Allah-u Teala ister istemez bir aklı faal, yapay zeka gibi bir her şeyi yöneten yönlendiren bir beyin meydana geldiğini, sonra bütün bu sistemleri, ya bu güneş,

  17. 06:57

    ay, yıldızlar, gökler, yerler içindekiler, sırf benim içimde bir sistem var. bir araya gelse daha benimdeki damar vesile, tıp çözemiyor yani. Dünyaları fabrika yapsan bir adamı, böbreğine ayrı makineler koysan kalbine Allah canını aldığı zaman, öldürdüğü zaman yani hiçbir şey onu geri döndüremiyor, diriltemiyor veyahut böbreğini, kalbini, çalışmasını düşürdüremiyor.

  18. 07:25

    Yani bir insandaki sistem zaten bütün alemden üstün bir sistem. Tehsebü enneke zirmün sahirun. Ve fîkent avel alemül ekber. Kendini küçük bir cisim zannediyorsun diyor, bir buçuk metre ben işte 1.65 boyunda bilmem 70 kilo bilmem ne. Kendini bir şey zannediyor, sen de kaç kiloysan neysen falan. Yani.

  19. 07:45

    E tabii ki göklere, yerlere, dağlara, taşlara göre hiçbir şey değiliz. Ama ve fîkent avel alemül ekber. En büyük alem senin içine dürülmüş konmuş. Bir kalp var, bir akıl var, bir beyin var, bir zekâ var, bir hafıza var, bir bilmem ne var. Bir insanda öyle bir sistemler var. Yani şimdi bunların hepsini aklı faal diye eee varlığı yokluğunda bir tane kelam olan,

  20. 08:08

    felsefeciler arasında da tartışma konusu olan bize göre zaten öyle bir şey yok. Eee Allah-u Teala varmış her şeyi eee ama yaratma, tenezzül etmemiş. Gayr-i ihtiyari o işte bir her şeyi yöneten bir efendim beyin, akıl ondan sudur etmiş. Sudur etmiş ama o da iradesi ve ihtiyarıyla ben böyle bir şey yapayım da ben her şeyle uğraşmayayım.

  21. 08:30

    Hani bir adam bir müdür alır da ben işte holdingin başıyım, haşa teşkilata yok eee ben çaycıyla, çorbacıyla muhatap olmayayım. Bir müdür alayım da o müdür yönetsin burayı falan. Ben arka planda kalayım falan dercesine. Ama onu da o holdingin sahibi iradesiyle, ihtiyarıyla bir seçiyor adamı beğeniyor beğenmiyor işte bakıyor beğenmez atıyor yeni müdür alıyor falan.

  22. 08:51

    Burada o da yok. Allah-u Teala istem dışı gayr-i ihtiyar yani Türkçesi istem dışı eee ondan bir faaliyetli çok faaliyetli, çok yönlü faaliyet olan bir akıl yönetemiş. O akıl yönetiyormuş. Geçen mektubarda o konuşuluyordu. Yani bunun şirk olduğu eserde.

  23. 09:11

    Şimdi diyor ki İmam-ı Rabbân-ı Küsesur Hazretleri Ya bunların ne aklı ne mantığı ya diyorum. Ve küffâr-u dar-ül harb. Dar-ül harbin kafirleri bile. Hani dar-ül islamı bırak. Yani dar-ül islamdaki kafirler yine belki müslümanlardan etkilenerek falan bir şeyler inanmasa da Allah adına peygamberden bir şey duymuş olabilir.

  24. 09:32

    Bir bilgisi altyapısı olabilir yani. Yaşadığı yurt itibariyle. Bu dar-ül abdest yani kafir ne demek? Yani yaşadığı yurtta kafir ihtiyarı. Yönetimi de yurtta bütün doğanlar, doğuranlar kafir ekseriyet itibariyle tabii. Yani şimdiden Almanya'ya gitmiş birkaç milyon Türk onu konuşmuyoruz. Müslüman gitmiş.

  25. 09:51

    Veyahut Fransa'da Faslılar var işte. 3-5 milyon onu konuşmuyoruz yani. O yurdun adamları, kafirleri, frek yavruları anladın mı? Ondan sonra nazik yavruları falan. Tarihul Arp'ta yaşamış bir memle. Misal yani. O zamanki şeyi konuşuyorum. Mâ vücûd-i vâdez-i l-asnâvîm, o puta tapmalarıyla beraber, zaten Hindistan'ı baz alırsak, İmân-ı Mahzen'in memleketini,

  26. 10:14

    onlar zaten puta tapıyorlar, ineğe tapıyorlar, maymuna tapıyorlar falan. Yani puta tapıyorlar, Allah'tan gayrına tapıyorlar. Olduğu halde ehsen-i onlar daha ehven, halen inanç, beyin bakımından daha ehven kalıyorlar. Neden? Minâzî-i cemaati bu felsefeye dayanan akıl ve mantıkla sistemi çözmeye kalkan ve bir yaratıcının olduğunu,

  27. 10:40

    ama onun elçi peygamber göndermediğini, dolayısıyla gönderdiklerini de zaten tekzip etmişler. Dolayısıyla bir aklı faal ile bu yönetim kendi kendine oluyormuş falan. Bunu diyenlerden diyor, Darül Abdeki puta tapan kafirler bile daha durumları, yani daha güzel demeyelim de yani tabi ibaret-i ahsen'i daha güzel demiş ama,

  28. 11:02

    bu tabi farsçadır aslı yani bunu Arapça'ya tarif edenler bunu diyor. Ehven demesek daha uygun yani. Öbürü de nisbi yani göreceli yani. Niye? Ehven diyorum çünkü puta tapanlar yelteciğune sığınıyorlar illa Hak-ı Sübhanehu. Hak-ı Sübhanehu'ya sığınıyorlar. Ne zamanlarda? Filme sahibi darlık zamanlarında.

  29. 11:22

    Dara düştükleri zaman, mesela puta tapanlar olsun, şunlar olsun, bunlar şimdi Hristiyandır ya bilmem nedir, tamam bizim inandığımız gibi Allah'ımıza inanmıyorlar, sıfatların içinden inanmıyorlar, bir şeyden haberleri yok. Şirke düşmüşler zaten, kitapları tarif edinmiş peygamberlerin, dolayısıyla tekzip etmişler.

  30. 11:40

    Zaten Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem son peygambere inanmayarak ve tabi olmayarak müslüm olmuşlar da. Veyahut da oradaki ineğe tapan, şunu tapan, bunu tapan bunlar bile diyor, başı sıkışan yine bir Allah diyor. Ne diyorlar? Feministlik kocayı bulana kadar, komünistlik parayı bulana kadar, ateistlik türbülansa girene kadar.

  31. 12:04

    Yani sıkışınca zaten Kur'an-ı Kerim bundan çok bahseder. Ve idâ meslekum durru fil bahri balle men tedvûne illâ iyyâh. Denizde başını sıkıştığı zaman, size bir zarar, kasırga vurduğu zaman, Allah'tan başka dua ettiğiniz, yalvardığınız, putlarınız, taptıklarınız, hepsi kaybolur. Felemmâne câgvülel berrâ rastum.

  32. 12:30

    Karaya bir daha çıkartacağım sizi. Bu sefer yine yüz çevirirsiniz, gavurluğunuza devam ediyorsunuz falan. Onun için burada puta tapanların bile, ateist değil, ateistler en fazla inşallah maşallah diyenler, ateistler yani. Ondan sonra efendim Allah'a inanmıyorsun, niye Allah deyip duruyorsun falan yani.

  33. 12:58

    İşte o da dil alışkanlığı diyor, şu diyor, bu diyor. Ama sıkıştığı zaman, dara düştüğü zaman, sadece Allah geliyor ağzına. Allah'tan başka o tek yaratıcı, ancak o kurtarır. Gayri ihtiyari geliyor. Hani adam o anda mümin olmuş, İslâm'a girdiğinde şöyle diyor, La ilahe illallah demiyor. Yani Muhammedur Rasulullah demiyor, demeden Allah diyor.

  34. 13:21

    Hani o müslüman olmuş olmuyor. Öyle Allah demekle, önüne gelen Allah demekle, Allah belanı versin diyen herkesi müslüman mı kabul edeceğiz yani Allah dediği diye. Öyle müslüman olmasa anlamında konuşmuyoruz. Gayri ihtiyari, İslâm dışı Allah'tan başka ağzına, diline, aklına, kalbine gelen yok. Çünkü bir yaratıcı var, irade ve kudret sahibi.

  35. 13:38

    Çünkü denizin ortasındasın yani. Hani şimdi cep telefonu, cep telefonu ne olacak yani? Fırtına çıktı bilmem ne. Onu bunu arasan, sahil güvenliği arasan bilmem ne. Okyanusun ortasında, sahil güvenlik sana gelene kadar hapsilere yem olsun balinalara. Ondan sonra köpek balıklarına diyelim, balina pek yemiyor herhalde.

  36. 13:55

    Ondan sonra, yani nedir? Balina toptan yutuyor yani. Öbürü parçalayıp yutuyor. Demek ki hiçbir şey kalmıyor. Ancak Mevla kalıyor. Yani puta tapan en cahil, en kültürsüz, hakiki, katıksız, karışıksız kafirler. Onlar bile bu felsefecilerden ta ehvenler yani. Yapmıyorlar esnafı ve putlarını. Aracı ve vesilenin dışında bir şey yapmıyorlar.

  37. 14:27

    Allah'ın dinde putlarını ancak vesile olarak, aracı olarak kabul ediyorlar. Mesela Mekke müşriklerinden bahsedecek olursak. Kahrolap kafirlerinden, o zaman Mekke'de kahrolap gidelim. Kabe'nin içinde 360 put var. Veyahut küffar yönetiyorlar, bu cihil yönetimi yani. Durum neydi?

  38. 14:52

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem nübüvvetini izah ettiğinde, Allah'ın dinine, tevhidine davet ettiğinde, İslam'a çağırdığında. Ardında, durum neydi? Putlara tapıyorlar, 360 putlu Kâbe'nin içinde, dışında koymuşlar, tapıyorlardı. Tapıyor ama, adama ve neyse, adama sorsan ki şimdi sen de diyorsun ki Ebu Cehil, Ebu'l-Hakem yine Hikmet'in babası.

  39. 15:11

    İslamiyet gelince o çok akıllı adamdı esasen. İslam gelince onu Ebu'l-Hakem mi? Ebu'l-Cehil yaptı yani Hakem'in tavsidi. Yani Hikmet'in babası değil, Cehalet'in babası. İşte felsefeciler de Hikmet deniyor ya işte. Akılla, mantıkla gittiğinden Ebu'l-Cehil orada. Ebu'l-Cehil orada akılla, mantıkla gitseydi Müslüman olurdu.

  40. 15:28

    Yine akılla, mantıkla gitmedi. Orada inata bindirdi, nefsine uydu yani. Çünkü kendi aralarında bir gün konuşurlarken, dedi yani bu Muhammed'in okuduklarını duyuyor musunuz ya? Akılla, mantıkla olacak işte. İşte vahiy geliyor, aletler, sureller yeni gelmeye başlamış falan. Ondan sonra, senin görüşün ne, senin görüşün ne?

  41. 15:50

    Birbirine görüştürdüler. E ona da sorunca, dedi ki yani bu insan işi, beşer işi değil. E o zaman insan üstü bir şey var yani burada. Mucizevi bir durum falan şey yaptı. Ondan sonra, dürüstlüğüne gelince yani yalan konuşmaz, yanlış yapmaz falan. Hiç dedi, yalanı yanlışı yok dedi yani. Aslında dedi, doğru yolda dedi yani.

  42. 16:10

    E bu sefer adamlar da dediler ki yani, biz senden sebep biz de Müslüman olacağız olmuyoruz veya ulanmıyoruz. E gidelim tabi olalım dedi, kurtulalım dedi. Yani neyse bu fitne dursun. Onlara göre tabi onların ocaklarına ateş düştü. Yani köleleri Müslüman olmuş, karısı Müslüman olmuş, kiminin oğlu Müslüman olmuş.

  43. 16:28

    Herkes artık da evde, ocakta. Onlara göre huzur kalmamış. E bu şeyi, düzeni sağlayalım yani, birlik olsun. Ondan sonra ne? Biz dedi, bir kere aykırı gittik dedi. Şimdi daha dönemeyiz. İşte kibir budur. El-Kibriya tarih olarak hakkı bile bile reddetmek. Yani onun için Hikmet'in babası derken, sonra Ebu Cehil Cehalet'in babası.

  44. 16:50

    Ama o Cehalet, nefsinin enaniyetine, kibrine, benliğine mağlup düştüğünden Cehalet'in babası oldu. Yoksa hakkı anlamadığından değil, Ebu Cehil hakkı anlamayacak kadar da zırh cahil değil idi. Öbür cahilliği nereden geliyor? Allah'a isyan eden, Allah'a şirk koşan herkes hissettiği kadar akıllı olsa da cahildir.

  45. 17:10

    Çünkü neden? O yüce yaratıcıya karşı sen nasıl bu isyanı görüyorsun nefsinin benliği için? Eğer ebedi cehennemde yandığın zaman nefsin mi kalacak, kibrin mi kalacak, forsun mu kalacak? Yani onu düşünen adamda hikmet kalır mı? Kalmaz. Ama meseleyi anlamak bakımından aklı var mıydı? Vardı. İşte onun için.

  46. 17:31

    Ve le isre'l tevm diyor Kur'an. Sen onlara sorsaydın, yani Mekke müşriklerinden bahsediyor. Ve le isre'l tevm diyor Kur'an. Kökleri yerleri kim yarattı? Şimdi Ebu Cehil demiyordu ki Hübel yarattı. Ebu Cehil demiyordu ki Lat yarattı, Uzza yarattı, Menat yarattı. Kabe'nin içindeki putlar, Kur'an'ın içindeki ismi üçünün geçiyor Necim Suresi'nde.

  47. 17:53

    Velid ibni Mughire, işte ne bileyim sana, Übeym'li Halefler bilmem ne. En büyük yavruları söylüyor Mebulevler. Bunların hiçbiri o Lat putunun önüne gidip secde ediyor, yere yatıyor, dua ediyor, bilmem ne yapıyorsa. Beni bu yarattı. Kökleri yerleri bu yarattı der mi? E bunun imal tarihi belli ya. İmal tarihi belli.

  48. 18:15

    E gökyarı ondan ne kadar evvel var? E zaten bu bir şey değil Mahmul. Ham maddesi var. E ham maddesi ondan önce yani. Çünkü bunu yaptığına göre, sen eline yaptığın yonttuğuna göre, bunun ham maddesi ondan önce ki o ham maddeden bunu yaptı. E zaten o zaman o ham madde kim yarattı yani? E bu nasıl kökleri yerleri yaratacak, içindekileri yaratacak?

  49. 18:36

    Dolayısıyla hiçbiri öyle o manada bizi Lat uzat yarattı demiyordular. Kim diyorlardı? E kul ne diyorlardı? Allahu. Allah yarattı diyorlardı. E şimdi o zaman kul habibim söyle yani birçok ayetlerde hani böyle şeyler geliyor, peşin sıra falan ne yapıyorsun? E siz nasıl haktan batıla döndürülüyorsunuz?

  50. 18:59

    E o zaman bunlar tapınılmayı hak etmiyor. O zaman onlar diyorlardı ki bunlar Allah ile bizim aramızda aracı, şefaat, aracı şefaat, aracılık demek, vesaili şefaat, aracılık vesileleri oluyor. E şimdi dolayısıyla burada tabii biriyle de kalkıp işte rabıtayı buna sokuyorlar. Selefisi, vahabisi işte.

  51. 19:22

    Siz de türbelere gidiyorsunuz, kabirlere tapıyorsunuz, evliyadan bir şey söylüyorsunuz. Ya Allah Allah. Evliyanın yüzü sürvetini Allah'tan istiyoruz bir. İkincisi, o putların Allah'ın şefaatçisi ve elçisi, vesilesi olduğuna dair Allah bir ayet adresi indirmemiş. Daha göndermemiş. Ama peygamberlerin, velilerin Allah ile aramızda vesile olduklarına dair ayet indirmiş.

  52. 19:43

    Febtehu ile il vesile bana sizi ulaştıracak vesile arayın buyuruyor. Ülâke lezniyedûne yebtehûne ilâ rabbu'l-vesîle. Melekler bile Allah'a ulaştıracak vesile arıyorlar. Hicab'da melek bile bir peygamberi vesile ediliyor yani. Peygamber melekten eftel olduğu için. olduğu şey. Dolayısıyla Allah-u Teala bu benim şefaatim.

  53. 20:00

    Peygamberler, alimler, şehitler şefaat edecek. Tamam Allah-u Teala bu şefaat edecek dediği zaman sen de ona, ondan dua isteyebilirsin yani. O yaratmıyor ki. Ama sen burada putlara aracılık koyuyorsun. Aracılık. Umutlar bizi yarattı diye tapıyoruz demiyorlar. Bak, âyette sözleri var. Allah'a bizi yaklaştırsınlar diye tapıyoruz diyor.

  54. 20:23

    Dolayısıyla Allah'a yaklaştırması için, peygamber olacak, veli olacak, E dolayısıyla Allah'a yaklaştırması için ahir gelecek, Allah sana, ben bunu sana göndereyim, bu beni sana yaklaştırır demeden ayı gelecek, Allah sana ben bunu sana göndereyim, bu beni sana yaklaştıracak sen kendi kafana nasıl bir vesile uydurursun?

  55. 20:35

    Vesile, aracılık var ama o vesile o aracının kim olacağını da Allah Resûlü beyan ediyor. Sen kendini uyduramazsın. Fark burada yani. Şimdi dolayısıyla Vâ cebû minâ zâlih. Bundan daha şaşılacak olan, enne cemaaten bir cemaat, insanlardan bir grup var, yusemmûne, atlandırıyorlar. Hâvle sûfehâ. Bu beyinsiz, sefil, felsefecileri.

  56. 20:56

    Hukemâe. Yani müşrikler diyor. Mekke müşrikleri bile veyahut da Darül Harp kafirleri bile putlara aracı diyorlar. Bunlar yarattı bizi demiyorlar. Yaratma işi Allah'a aittir diyorlar. Bunlar aracı diyorlar. Darül Harp kafiri bile. Bu felsefeci geçinenler ne diyorlar? Allah var, bir yaratan var ama kendi istem dışı bir aklı faal belirmiş,

  57. 21:21

    o yönetimi ele almış, o yaratıyor diyorlar. Yani yaratmayı ve yönetmeyi aklı faale istaat ediyorlar. Halbuki Darül Harp kafirleri, Mekke müşrikleri bile yaratmayı putlara, taftıkları putlara bile istaat etmiyorlardı. Onu demek istiyorum. Bir de birileri çıkmış şimdi bu Darül Harp kafirlerinden daha cahil, beyinsiz olan felsefecilere hükema, bunlar hükema, hikmet sahibi.

  58. 21:45

    Felsefenin adına hikmet takmışlar. Filozofların da Arapça'da karşılığı, tabi filozof lafı Arapça değil, Yunanca falan olabilir belki. Hakim diyorlar, yani hikmet sahibi. Nerede hakim? Veensibune nispet ediyorlar. Bunların sözlerinden ileri hikmeti. Çok hikmetli konuşuyorlar, terin ilimler falan var.

  59. 22:03

    Halbuki ve ekseruhkamim, verdikleri hükümlerin, aldıkları kararların, konuştukları lafların ekserisi, siyema, bahusus demek. Özellikle fil ilahiyyat. Allah-u Teala'nın ilahlığıyla ilgili konularda, Allah-u Teala'nın zatı, sıfatları, isimleri, Allah'la ilgili konularda kararlar veriyorlar ki, elleti ilahiyyat konusu hiyeu el maksadu, kast edilen şey, el esna.

  60. 22:29

    En değerli, en yüce maksadımız bizim şimdi nedir? Tabi ki fıkıhtır, tabi ki faziletli amel, tabi ki abdesttir, tabi ki kusursuzdur. Bunların hepsi maksadımızdır. Ahireti kazandıracak. Ama maksadı esna, en yüce maksadımız nedir? İlahiyattır. Ne demek ilahiyat? Ankara ilahiyat değil herhalde. Allah'la ilgili inanç, Allah'ın zatı hakkında,

  61. 22:49

    isimleri hakkında, sıfatları hakkındaki ilimler. Çünkü onu bilmeden namazın, abdestin zaten kabul olmuyor. Diğerleri maksatlıktan çıkıyor. Peki bunların en değerli maksadımız olan, ve hedefimiz olması gereken, ehl-i sünnet, itikad diyelim. İtikadi konularda verdikleri kararlar, ekserisi kâzimetün. Bak bazıları uyuyabiliyor.

  62. 23:11

    Bazı kere yani denk getirmişler. Ama ekserisi kâzimetün yalandır ve muhalifetün ters düşücüdür. Kitaba, sünnete, Kur'an'a, hadise, aykırı şeyler konuşuyorlar bu felsefeciler. Febey itibari, hangi itibarla kullanılacak, el hükeme, hakim adamlar, hikmet sahibi adamlar tabiri, bu adamlar hakkındaki, cehl-i mürekkepten başka nasibi olmayan.

  63. 23:37

    Cehil, bilgisizlik, cehalet. Mürekkep ne demek? Katmerli. Bilmiyor, bilmediğini de bilmiyor. Bir adam bilmese, bilmediğini bilse, ona bir tedavi çaresi bulunabilir. biliyorum zannetse, ona kim tedavi verecek? Kimseyi dinlemez ki. İşte ben felsefenin akıllıyım, mantıklıyım diyor. Ne peygamber deniyor, ne veli tanıyor.

  64. 23:59

    Ondan sonra, katmerli, cehaletten başka nasibi olmayan bu adamlara, artık hakim adamlar, hükema tabiri, hangi itibarla kullanılacak? Allahümme illa cahil. Ey Allah'ım diyor, hani buna bir çare yok ama, ancak denirse alâ seviyye tehekkümü, dalga geçmek velisli zâhî, alay etmek yoluyla, işte efendim, adama diyorsun, ev yahut da yuhaddu sayılacak, min kabîli itlagıl basîri,

  65. 24:23

    gören tabirini kullanma kabirinden, alel âmâ köre, görüşü engelli bir adama, bunu da gözü çok iyi görüyor dersen, veya çok çirkin, suratına bakılamayacak, çirkin biri hakkında, dünyanın en güzeli, bundan güzeli de görmedim dersen, nasıl bir dalga geçmiş olursun, laf olarak efendim, kullanırsın ama bütün millette güldürürsün.

  66. 24:43

    Yani felsefeciyle uğraşanlara da, hikmet sahibi adamlar, âyete, hadise, muhâlif felsefeyle, âyete, Kur'an'a, sünnete muhâlif olan felsefeye vurup da, Kur'an'ı, sünneti aklına vurup da, vurup da aklıma olanı atarım, almayanı satarım diyenlere hikmet sahibi denemez, hikmet sahibi desen Allah muhafaza insan şirkete düşebilir.

  67. 25:04

    Çünkü Kur'an-ı Sünnet'e muhalif adamın ilmi hikmet olmaz ancak dalalet ve felaket ve cehalet olur. Bugün böyle kalalım. Sallallahu aleyhi ve sellem.