Mektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları (3. Cilt 23. Mektûb - 2) 206. Bölüm 17 Eylül 2025
17 Eylül 2025 · 40 dk
33:43 / 39:36Şu an 33:43 / 39:36
Video bölümleri
Transkript
94 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Vessalâtu vesselâmu alâ seyyidil murselîn Muhammedin ve alâ âlihîn sahâbiyye cima'în. Hastaneden Mektubat-ı Şerîfemizdeki dersimize başlıyoruz. Üçüncü cildin yirmi üçüncü mektubu. Kaldığımız noktadan önce özet yapacak olursak. Peygamberlerin gönderilmeleri âlemlere rahmettir.
- 00:28
Özellikle Muhammed Mustafa'mızın Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem gönderilişi rahmetenli âlemin olarak kitab-ı mübinde tescillenmiştir. Hiçbir peygamber hakkında özel ismen böyle bir âyet nâzil olmamıştır, buyururdu Ali Adler Efendi babamız.
- 00:44
Şimdi, buyurur ki, peygamberlerin ne büyük nimet olduğu, nasıl rahmet olduğu, peygamberlersiz aklın Allah'ı bulamayacağı, kârın zararını bilemeyeceği, helal-i haramı anlayamayacağı ve ebedi ahireti kaybedeceği kesindir. Burada, evvelce buyuruyor, felsefeciler, eski felsefeciler, Yunan filozofları, kendilerini en büyük akıllı zannediyorlardı.
- 01:18
Ama yaratıcıyı bile inkar ediyorlardı. Yani bir defa zerre kadar aklı olan bir yaratıcı olduğunu bilmez mi? Zerre kadar aklı olan, yani ben kendi kendime olmadım, bu hiçbir şey kendi kendime olmuyor, bunların bir yaratan var. Bunu kocakarılar daha iyi anlar. Ama adamlar yaratıcıyı bile inkar ediyorlardı.
- 01:40
Eşya, varlıklar nereden olmuş? Zamanın geçmesiyle kendi kendine olmuş. Zamanın geçmesiyle, uzun zamanların geçmesiyle, varlıklar kendi kendine olsaydı, elli sene, yüz sene aynı yerde olsaydı, yüz sene aynı yerde yaşıyoruz. Uzun ömürlü yaşayanlar var vs. şu anda zaten resimler var, videolar var. Hiç kendi kendine bir yerde bir şey, biri getirmeden oluyor mu?
- 02:11
Biri bir şeyi bir yerden kaldırmadan o şey oradan kalkıyor mu? Bu kadar alemler, bu nizam, bu intizam, bu düzen, gökler, yerler, felekler, yani hani melekleri görmüyoruz diyebilirler. Bu kadar alemlerdeki bu düzen, yani bir idareci, bir yönetici, bir yaratıcı ve o yaratıcı çok ilim sahibi, hatasız. Fikmet sahibi vs.
- 02:39
vs. sıfatlara sahip olmayan biri tarafından yapılabilir mi? Bunlar varsa yaratıcı var. Peki nasıl bir yaratıcı? Hikmet sahibi, itkan sahibi, yaptığı işi muhkem yapmış, kökler binlerce yıldır bozulmuyor, yerler, denizler, dağlar, taşlar, doğanlar, ölenler, nasıl bir sistem? Kendi kendine oluyor diyor.
- 03:09
Hangi şirket kendi kendine yönetiliyor? Hangi dükkan kendi kendine çalışıyor, para kazanıyor? Hangi insan anası babası kendi başına doğuyor, büyüyor, yetişiyor? Peki bütün bunların bir yaratıcısı olmadan rast geldi, uzun zaman geçti, kendi kendine peydalandı. Peydalandı da böyle düzenli nasıl peydanlandı?
- 03:35
Onun için eski filozoflar yaratıcı da yok diyorlardı. Fakat sonra peygamberlerin ilimleri yayılınca bu sefer yaratıcıyı kabul ettiler. Bir yaratan var ama bu sefer nübüvvet müessesesi. Nübüvvet müessesesini inkar ettiler. Yani o bize elçi göndermedi, peygamber göndermez. Bizim gibi beşerden olmaz bu işler falan.
- 04:02
Biz o zaman aklımıza göre takılalım, aklımıza göre yaratıcıyı tanıyalım. Doğruyu tespit edelim, eğriyi tespit edelim falan. İşi akla havale etmeye başladılar. Evvelkiler, çok filozofturlar, felsefeciydiler ama yaratıcı da bile yok diyorlardı. Peygamberlerin tebliği olmadan evvel yaratıcı da yok diyorlardı.
- 04:23
O da onların tam bir ahmak olduklarını gösteriyordu. Her şey kendi kendine zamanla oldu diyorlardı. Ve bir cümle diyor yani kaldığımız yerin bir üstünden yeniden alayım. İndel akle kâsrun, akıl yetersiz kalır fî isbâdi hâzîd devletil uzmâ. Bu büyük devletin ispatı hususunda, yani yaratıcının varlığını kabul etme işinde akıl yetersiz kalır.
- 04:49
akıl yetersiz kalır, yakın bile olamaz yet dediği yol bulmaya, ilahya, bu büyük devlete, iman hidayete kavuşmaya, bid'uni hidayet-i Lâ ekâdü yakın bile olamaz yehdedi yol bulmaya ilehâ, bu büyük devlete, iman hidayete kavuşmaya. bu büyük nebilerin yol göstermesi, tebliğleri, davetleri, irsalleri, biyonsetleri olmasaydı.
- 05:11
Ve len mane zaman ki işte arad meşhur oldu, yaygınlaştı. Deavetül Enbiya aleyhimus salavat ve teslimat salatü selam üzerlerine yâsım nebilerin davet etmeleri kime? İle Allah'a, Allah'a, ellezihu Allah'a küfehu halikul arzi, yerleri yaratan ve zemani zamanı yaratan ve semavati gökleri yaratan. Allah'a davet etmeye başladan peygamberler tebliğleri yayıldı.
- 05:38
Ve gökleri, yerleri yaratan, zamanı, mekanı yaratan Allah var, diye ümmetlerine duyurdular. Yani geçen dersi dinlerseniz, dehriyecilere, işte ateistlere özellikle ateistlere çok güzel cevaplar vardı geçen mektubatta. Geçen şaşamba başladık ya bu yeni dönemde, eylülde.
- 06:08
Şimdi, zaman dediğin şey, orada uzun anlattım. Zaman, güneş ve ay uzun burçlarda devaranıyla ondan sonra gecenin gündürün meydana gelmesiyle, işte gece ve gündüz oluyor bir gün, işte yedi gün oluyor bir hafta, dört hafta oluyor bir ay, on iki ay oluyor bir yıl, böyle zamanı tespit ediyorsun.
- 06:40
Şimdi zamanı tespit ettiğin, zaman tespitini, takvimleri yapman için gerekli olan hesabın, kitabın şeyi, güneşe aya dayanıyor. Geceye gündüze dayanıyor. E şimdi, güneş ay olmadan gece gündüz belli değil. Ondan sonra, şimdi bunlar kendi kendine yaratılıyor, güneş ay ondan sonra gece gündüz oluyor falan.
- 07:07
Ondan sonra o zaman geçiyor, işte yıllar geçince, insan oluyor hayvan oluyor, işte şu oluyor, bu oluyor. Tamam da, zamanın uzun zamanın geçmesi bunları meydana getirmiş. Uzun zamanın geçmesi. Zaman dediğin mefhum ne? Zaman elle gözle görülen, gösterilecek bir şey değil ki. Zaman gece gündüz. Gelen gün belirleniyor.
- 07:34
O zaman bir gün geçti, iki gün geçti, üç gün geçti, ondan sonra bin sene geçti, iki bin sene geçti, bilmem ne. Bu zamanın geçmesi için güneş ay lazım. E güneş ay kendi kendine nasıl oldu? Sen diyorsun ki her şey zamanla oldu. Peki zaman neyle oldu? Güneş ayla gök sisteminin gece gündüz sistemiyle. E gece gündüz sistemi ve güneş ay sistemi kendi kendine nasıl oldu?
- 08:02
Her şey zamanla oldu ama zaman bağlı olduğu mekanizma gece gündüz, güneş ayın devranına bağlı. E güneş ay nereden oldu? Yani her şey bağladığın zaman kendisi de mahluk, başka yaratılmışların işlemesine bağlı gelişmiş. Kendi mahluk olan kendini bağladığı şey, yaratılmış olan zincirleme gidiyorsun hep mahluklarda her şey yaratılmış.
- 08:46
Bir noktaya geliyorsun geldiğin noktada ya diyeceksin ki zamanı başlatan güneş, ay, gök sistemi nizam bu kendi kendine oldu diyeceksin. İşte bunun kendi kendine olduğunu dediğin zaman sana manyaklar güler. Sana hayvanlar güler. Bu kadar akılsız hayvan bile yok. O zaman gittin, gittin, gittin, gittin Big Bang'e geldin, büyük patlamaya geldin bilmem neye geldin.
- 09:20
Hiçbiri kendi kendine geldin, bilmem neye geldin, hiçbir şey kendi kendine patlıyor mu ya? Haa evelen vera lezîne keferu ennes semâvet vel az kâne teheratken kökler yerler bitişikti fefetek nehumâ biz onları patlattık, ayırdık diyor âyet. Ama biz diye bir sahiplenen bir Halik var. bir yaratan var. Onları baştan bitişik yarattım diyor, sonra
- 09:46
aralarına ayırdım diyor, sonra işte okyanuslar denedim vs. patlamalar, kıtalar vs. Hepsini biz yaptık diye sahiplenen bir zat var. Sen bunların hepsinin kendi kendine olduğunu söylüyorsun. Zincirleme, trafik kazası. Gidiyorsun, gidiyorsun, Geride başlangıç, noktan yok. geriden Mutlaka bir yaratan, bir düğmeye basan, bir kün fe-i kün, bir var ol diyen lazım.
- 10:10
Aksi takdirde yaratılmış, yaratılmışa bağlı. Öbürü başka bir yaratılmışa, öbürü başka bir yaratılmışa bağlı. Hani bunu ilk yaratan. Mevzu bu. Şimdi peygamberler ki, gökleri yerleri yaratan var, sen şimdi diyorsun bunlar zamanla oldu. E zamanı da yaratan var. Diye Allah'a davet edince, ve tevâterat, bu davet mütevatir olunca, mütevatir Türkçe'de yanlış kullanılıyor.
- 10:38
Uydurma haber zannediliyor. Halbuki mütevatir demek yalanda birleşmeleri mümkün olmayacak kadar fazla kişiler tarafından farklı iklimlerde hiçbirbirine irtibatı olmayan yerlerde aynı davetin gelmesi. Aynı konunun konuşulması. Aynı bilginin neşredilmesi. Bu tabi bu şekilde bir yaratıcı var, itikadı. Yakınlaşınca ve alet yükselince kelimat-i umumların kelimeleri, davaları.
- 11:09
Vartefeat. İktifa kesmedince, yani kıymetlenince tabi insanlar zerre kadar haklı olanlar da e tabi ya bir yaratıcı olmadan buna kendi kendine bir şey olmuyor yani. Biz nasıl kendi kendimize olalım demeye başlayınca İttal'a vakıf oldu, muttalib oldu. Süfeha külli vaktin. Her vakitteki beyinsizler, beyinsizlere, felsefecilere diyor.
- 11:37
Başka bir mektubunda da söylüyor. Ekseru felsefetin gace cae demek. O da yani şiirden öyle okunuyor. Ekseru felsefetin casefehen fekeze cemiuhu izli küllin hükmü ekseri. Bir şeyin çoğu neyse tümüne o hüküm verilir. Felsefenin çoğu ahmaklıktır. İçinde bazı akıl mantık kaideleri varsa çoğu ahmaklıktır.
- 12:04
Çünkü vahye dayanmıyor, akla dayanıyor. Onun için tüm ahmaklık sayılır. Onun için ona sefih diyor. Her dönemin sefihleri, öyle sefihler ki kâne valide levmonlar için tereddüdün bir tereddütleri vardı yani acebaları vardı.
- 12:27
Ondan sonra yaratıcının varlığı hakkında acebaları olan, evvelki filozoflar, kadim felsefecilerde yaratıcı itikadı yoktu. İşi zamana bağlamışlar. Onlar dehriyeydi. Yani zamandan her şey kendi kendine oldu. Mantar desen, mantar da kendi kendine bitmiyor. Mantarın da bitmesi için bir toprak, bir zemin lazım.
- 12:49
Mantar gibi bittin diyorsun, mantar gibi bittin de ha tamam biri ekmedi, pişmedi belki onu kastediyorsun ama mantar yani böyle gök ile yer arasında kendi kendine böyle bir şey olmuyor yani. Onun da zemini var. Toprağa ihtiyacı var vs. havaya, suya ihtiyacı var. Dolayısıyla yaratıcı var mı yok mu o evvelkiler inkarcıydı fakat peygamberlerin davetleri, tebliğleri yayılınca
- 13:17
insanlar nezdinde de bir yaratıcı var ya böyle şey olur mu falan. Bu sefer her dönemin kendi beyinsizleri yani filozofları alâ kabâ-i hıym. Vâkıf oldular. İttalâya vâkıf oldular. Neye alâ kabâ-i hıym? Kendi çirkinlik işlerine. Ya dediler biz yanlış fikirlerdeyiz yani. Bu kafa kafa değil. Çünkü neden?
- 13:39
Hakikaten düşün taşın biraz da kaşın. Yaratıcısız yani kendi kendine olmak hiçbir şey sonradan olmuyor kendi kendine. Kendi kendine hiçbir şey olmuyorsa bu kadar iş nasıl oldu kendi kendine? Bunu demeye başladılar. Vekâlû. Şöylediler, hükmettiler. Demek ki kale bağ ile kullanılırsa hakeme manasına gelir.
- 13:58
Yani vekâlû ve hakemi demek ki hükmettiler. Neyle bi-vücûd-i sânî? Yaratıcının var olduğuna bile ihtiyarim. Artık ihtiyarsız. İhtiyarsız da demek ki seçim hakları kalmadı. Çünkü onu inkar zaruri bir meseleyi insanın kendini inkar gibi oldu. İster istemez. Ya bir yaratıcı var dediler. Vekâlû. Yaptılar el-eşyâ'a.
- 14:23
Eşyâ demek varlıkları. Müstenideten dayanmış yaptılar. İleyhi Teâlâ. Allah'a müstenit yaptılar. Yani dediler tamam. Bir yüce yaratan vardır. Tabi bu son dönem filozoflarının belki şeylerde bunu kabul ediyordu. Yani Eflatunlar, Aristolar yaratıcıyı onların evvelleri kabul etmiyordu. Diyelim bu kabul edenlerin bu inancı da nurun.
- 14:51
Bir nurdur ki muktebesin alınmıştır. Min envâril enbiyâ. Peygamberlerin davet ve davet etmesi. Peygamberlerin davet ve tebliğ nurlarından, onlara ulaşandan, onları mecbur etmiştir bu inanca. Tâ ve ni'metün. Büyük bir nimettir. Müstefâdetün. Kazanılmıştır. Min mevâidîm. Onların sofralarından, peygamberlerin.
- 15:12
Âleyhim onların üzerine olsun. As-salâtu ve teslîmât. Bütün salâ selâmlar Nebîlerin üzerine olsun diyor. Ne zamana kadar? İlâ ye'mi t-tenâd. Tenâd gününe kadar. Tenâd, zâlike ye'mi t-tenâd diye Kur'an'da da geçiyor. Aslı tenâdî idi. Nâdâ'dan ne gelirse tefâvülden tenâdâ-i tenâd. Tenâdî birbirine çağrılacak gün.
- 15:34
Kıyametin çok isimleri var. Yevm-ül haşr var, yevm-ül kıyâme var, yevm-ül tekâbun var, yevm-ül tenâdî var. Yani Kur'an-ı Kerim'de kıyameti çok Esma ile anar. Çünkü orada çok olaylar olacağı için her olaydan isim çıkar. Birbirine çağırma günü, çağrışma günü. Münâdîler dellâl bağıracak, Mevlâ Teâlâ nidâ ettirecek.
- 15:57
Yani birçok nidâlaşma ve çağrışı olacak. O çağrışma gününe kadar. Bel, hatta diyor, çünkü mahşer yine bir sınırı var, elli bin sene diyelim. O salâ selâmlar diyor, birbirine çağıracakları kıyamet gününe kadar olsun. Bel daha doğrusu, ilâ ebedil âbâdî. Ebediliklerin ebediyetine kadar. Yani sonsuzların sonsuzluğuna kadar
- 16:31
hep Enbiyâ aleyhissalâtu vesselâm, peygamberler efendimizlerimize salâ selâmlar olsun. Çünkü cennet, cehennem de sonsuz. Cennete girenler de sonsuza kadar yaşayacakları için o noktada bir bitiş söz konusu olmasın diyor salavatların. Vekedel gene böylece sârus sem'iyyâti diğer sem'i ilimler, sem'i demek duyuma bağlı.
- 17:00
Mesela öğlen namazının dört döküntü olduğu farzının, bu şimdi akılla çözülemez. Allah'a inansan da peygamber gelmeden sana Allah böyle buyuruyor, şunu emrediyor, şunu ne ediyor, yasak ediyor buyurmadıktan sonra sen ne yapamazsın? Kendi kafana göre kuzu eti helaldir, domuz eti haramdır. Neye göre? Üzümün suyu, şırası helaldir, biraz beklediğimi köpük attığımı haramdır.
- 17:29
Neye göre? Ticaretin şu şekli helaldir, şu şöyle faiz karışırsa haramdır. Neye göre? Bunlar sem'iyyâta bağlı. Ramazan, oruç kaç gün? Hangi saatten başlıyor, hangi saatte başlıyor? Hiçbir şey bulamaz. Sem'iyyât, peygamberlerden işitmeye bağlı olan ilimler. Melekât ulaştı kime, ne bize? Neyle tebliğ eden peygamberlerin ulaştırmasıyla?
- 17:55
Aleyhissalâtu vesselâm. Onlara salâh, selâm olsun. Peki ne gibi meseleler? Sıfat-ı Teâlâ, Allah-u Teâlâ'nın sıfatları, el-kâmilet, mükemmel sıfatları, hayat, ilim, semih, basar, irade, kudret, selam, tekvin, o sonra sıfat-ı zâtiye, sıfat-ı sübüntüye, sıfat-ı zâfiye, vücut, kıdem, bekâ, vahdâniyet, muhalefet, zulül, havadis, kıyam, bir nefsi, işte Allah'ın
- 18:22
diriliği, bizim dirilimize benzer mi? İlmi bizimkine benzer mi? İşitmesi bizimkine benzer mi? Ya Allah'ın varlığı kendinden, bizimkimiz Allah'tan, O'nunki kendinden. O sonra ezelilik, ebedilik, sonradan yaratılanlara hiçbir bakımdan benzememek falan bu gibi sıfatlar. Ekseriyetiniz biliyorsunuz. Bu sıfatları peygamberler gelmese nereden bilecektik?
- 18:45
Daha ve müessetilen bir ay, peygamberlerin gönderildiği, gönderileceği, Allah-u Teala'nın peygamber göndermediklerini mesul tutmayacağı, bu ismet-i melaketi, meleklerin ismeti, melekler erkekliği düşünüyor, melekler günah işlemez, böyle melekler yaratılmış. Melekler var, günahsız. Aleyhüm selam, selam olsun onlara.
- 19:07
Dave minel haşri, işte insanlar ölecekler, tekrar dirilecek adam. Ot gibi biteriz, yiteriz diyor yani, çürümüş kemikler nasıl dirilecek diyor. Buna akıl mantık erer mi diyor. Ama peygamberler geldi diyor ki, bu diyor, dirilecek diyor.
- 19:22
Şimdi, ondan sonra bakıyorsun, Allah her baharın ölü toprağı nasıl diriltiyor? Ondan sonra, efendim, zaten dirilttiği ölüler de var, ondan sonra bir kitap yazdım şimdi. Allah-u Teala'nın dünyada dirilttiği ölüler. Şimdi o zaman o neye delil oluyor? Ahirette herkese dirilteceğine delil. Dünyada dirilttiği ölüler.
- 19:44
E ben gözümle görmedim, ben gözümle görmedim. İsa-i Şerif'in ölüleri dirilttiği, Resulullah-ı Saadet'in dirilttiği ölüler, Evliyaullah'ın dirilttiği ölüler vesaire, usta müstakil kitap yazdım şimdi, onu da bu hastane ortamında biraz herhalde kolaylarım tasfiye kaldı.
- 19:57
E şimdi, mahşere çıkış ve neşri, neşir diriliş, haşir sevkiyat, yani çıktıktan sonra Mevla'nın hesap yurduna gidiyor. Neşir, bu kez derken nüşür diyor Kur'an, yani kabirden çıkış, onlar tabi ince işler, öbür derslerde konuşuldu. Kırk gün yağmur yağacak, işte meni gibi, insan suyu gibi topraklar karışacak, işte kuyruk sokumu zaten çürümüyor, o çürümeyen kuyruk sokumu üzerine,
- 20:28
insanın öldüğündeki kilosu, boyuna göre bütün eti, butu geri gelecek üzerine, ondan sonra daha ruh yok, iskelet yine. İlk kabre konduğu gibi iskelet olacak, ondan sonra herkesin ruhu sura öfürünce çıkacak, hangi bedenden çıksa ona girecek falan filan. Akıl nasıl çözecek bunu? Akıl alınca inkar edecek, aklım almıyor diyecek.
- 20:53
Ondan sonra kafir olup ebedi cehennemde kalacak, peygamberler gelmese. Ve min vücudil cenneti, cennet diye bir yerin varlığı ve narih, cehennem diye bir yerin varlığı. Ve ten'imi, cennete çok nimetlere ihsan edeceği ve tanzim, cehennemde çok azaplar olacağı. İkisinin de sürekli olacak. Cehennem kafirler hakkında sonsuz.
- 21:15
Cennet müminler hakkında sonsuz. Buna benzer konular, Allah! Milyonlarca şeriatta mesele var. Bahislerden ki ne takat? Söyledi, konuştu, bir bunları eşşeriyatı, şeriat bunların hepsini konuştu. Şeriat bunları konuştu, şeriatı kim getirdi? Vel aklu akıl kâsırun yetersiz kalır an idrâki. Bu konuları idraktan.
- 21:38
Ve nâkısun eksik kalır fî isbâti. Bunların varlığını bile konuşabilmekten. Ne olmasaydı? Min gayri semâin. Bir işitme olmasaydı, bir duyum gelmeseydi. Min âlû âl-ekâbiri. Bu büyük peygamberlerden. Lestiklâle. Hiçbir bağımsızlık yoktur lev akıl için. Fî şeyin. Hiçbir ustamina. Şu sayılanların hiçbirini de ben sana söylüyorum.
- 22:02
Namazın rekâtları, abdestin farzları, kuşluğun vacipleri, bilmem neyin, şeriatın hangi meselesini ele alırsan. Bütün dünyanın akıllıları bir araya gelse, bir meseleyi tespit edemez. Efendimiz de onun için derdi yani. Sallâllâhu aleyhi ve sellem, Efendimiz'in ne büyük rahmet olduğunu anladık hep beraber.
- 22:22
Şu anda Amerika Rusya'da bütün dünya toplamışsa, Birleşmiş Milletler, Şükür Milletler, bu milletler Allah'tan bir ayet alamaz. Yani Allah-u Teala'dan bir ayet, bir hüküm şu anda getiremez. Ama peygamberler varken, vay gelirken geldi. Bu nasıl bir nimet ki? Yaratan seni yönetmiş, yönlendirmiş. Şuradan gidersen cennete, şuradan gidersen cehennemin dibine buyurmuş.
- 22:46
E bu peygamber olmasa sen? Hadi ben peygamber görmedim, toprak olurum. E toprak olursan iyi bir şey mi yani? Toprak olsun, hayvanlarla mı özleneceksin? E işte kafir olsan cehenneme gidince, Keşke ben toprak olaydım diyecek. Çünkü ne demek o? Dünyada hayvan olaydım. Çünkü o, sen yaratılmış insansan toprak olma özgürlüğün yok artık.
- 23:11
Yaratıldın, yaka ele verdin derdi Efendimiz. Şimdi ya bu deveye gidersin, cennete gidersin, ya da cehenneme. Onun için kıymet bilmek lazım. Kur'an okumak lazım. Sünnet, hadisleri. Çünkü hadislerse Kur'an anlaşılmıyor. Hadis-i şerifleri tefsir için gönderdi. Biz bu Kur'an'ı sana indirdik. Sadece duyurasın diye değil.
- 23:36
İnsanlara ne indirildiğini onlara açıklaman için. Hadis olmazsa Kur'an tefsirsiz kalıyor. Onun için, Nasıl ki aklın tavrı, hissin tarzının ötesindedir. Ne demek? His, burnumdan kokladığım, elimden dokunduğum, gözümden gördüğüm, kulağımdan duyduğum. Bunun bir tavrı tarzı var. Bu bir ilim sebebidir. Acı mıdır anlıyorsun, dokunuyorsun, sert midir anlıyorsun,
- 24:05
görüyorsun, güzel midir, çirkin midir, yeşil midir, kırmızı mıdır? Bunlar bir bilgi verir. Ama aklın verdiği bilgiyi vermez. Çünkü neden? Akılla öyle şeyler anlaşılır ki, ma öyle şeyler ki, la yudraku anlaşılamaz bil hissi. Yani, elle tutularak, gözle görülerek anlaşılamayan şeyler, akılla çözülür. Duyu organları, ilim sebebidir.
- 24:31
Lakin, aklın vereceği anlayışı, idraki veremez. Altıncı his diye bir şey. Sen şimdi adamın, oturuyorsun, kalkıyorsun, tavrından, tarzından, aklın yoksa, ona aldanıyorsun, kanıyorsun, bilmem ne. Aklın varsa, adamın alnında kefere yazmıyor. Veya adamın alnında dolandırıcı yazmıyor, bilmem ne. Ama bakıyorsun, akıl oradan bir hükme var.
- 24:56
Bir hükme var. Diyor ki bu adam, affedersin, orası burası oynuyor, bilmem ne. Bunun sözüne güvenilmez. Lan buna parayı verin, para. Hâlâ profesör olmuşlar, paraları kaptırıyorlar. E çünkü akıl başka bir şey. Bakıyorsun bir koca karı, o vartaya düşmüyor. En saf dediğin köylü, onu kaptırmıyor. Ama öbür profesör, bin beş bin dolar kaptırdı, bas bas bağırıyor.
- 25:20
Kafan çalışacak. Yani duyu organları ne yapmıyor? Adamı kerizlikten kurtarmıyor. Çünkü gördüğün, duyduğun yetmiyor. Adamın güzelliği, çirkinliği. Hele ki güzelsen güzel, bir de bal dudaksa tam kandırıyor. Ama akıl ne yapıyor? Hele dur diyor ya, sen bu parayı kazanmadın. Bir günde mi kaybedeceğiz? Falan.
- 25:45
Yani aklın idraki duyuları geçiyor. İşte tavr-un nübüvveti, peygamberliğin tarzı da eza, aklın hissi geçtiği gibi ve ra'a tavr-il akli, aklın tarzını ve tavrını sonluyor, geçiyor. Yudrakü idrak ediliyor biha, peygamberlikle yani onlara, Allah'tan gelen vahiyle ma o şeyler ki la yudrakü onlar anlaşılamıyor bil akli akıllar.
- 26:18
Çünkü akıl kumarda kolay para kazanmak var. Volley vurursam köşeyi dönerim zanneder. E niceleri işte en akıllı adamlar kumarda battı, intihar ediyor. Ama nübüvvet tavrı ne diyor? Bunun sonunda husran ve hasar var, senin soruna düşüp, psikolojik soruna malın da gider, can da gider, namusun da gider diyor.
- 26:40
İşte. Akıl biraz içeyim, kafayı bulayım, derdimi unutayım diyor. Ama vahiy sana diyor ki bu sana derdini unutturmaz, derdine dert katar, birazdan ayrılırsın, aynı dertler başına gelir ama o sarhoş zamanında da yaptığın, sattığın, aldığın, karını dövdüğün, boşadığın belanı bulursun diyor. E akıl bunları çözecek olsa, şu anda dünyanın en akıllıları batakta zaten.
- 27:06
Hiç mutlu da değiller. Çünkü vahyin tavrı, nübüvvet tarzı aklı sollamış geçiyor. Çünkü yaratan Allah bilmez mi? Şimdi vahide geliyor, işte efendim sineğin bir kanadında zehir var, bir kanadında panzehir var, çorbaya düştüm, çorbayı dökmeyin, sineği batırın, sonra batırın, sonra çıkarın, sineği atın, çorba afiyet olsun.
- 27:31
Ama bunu ne duyu organları çözebiliyor, ne akıl çözebiliyor. Ama teknoloji gelişince bir de bakıyor, sineğin bir kanadında zehir var, bir kanadında onun panzehri var, bir şey bulduk diyorlar. Diyorlar ki 1500 sene evvel bir şey bulduk diye ortaya çıkmayın, rezil olunuz. Japonlar buldu bunu. Sonra rezil olalım, niye rezil olalım?
- 27:54
Bari Müslüman olalım dediler, onu bulanlar Müslüman oldu yani. Çünkü bunu diyor, bu teknolojiye kadar dünyanın bu zamanına kadar kimse bulamamış. Bunu nasıl söyleyecek 1500 sene evvel? İşte nübüvvet bu. Çünkü o yaratan, o sineğe onu koyan söylüyor onu. Denizin ortasında diyor bir yer var diyor, tatlı su, tuzlu su diyor, birbirine karışmıyor diyor, onun balığını atsan
- 28:16
böyle şey mi olur diyor, gidiyor gidiyor onu bulduğu zaman yani iki denizi saldı birbirine, göz görüşünde perde yok. Kudretten perde var. Ya su bu ya, su. İkisi böyle, su. Bu taraf tuzlu, bu taraf tatlı ya. Şimdi sen akılla bunu anlayabilir misin? Böyle bir şeyin var olabileceğini düşünebilir misin?
- 28:41
Tahammül edemezsin. Onun için ve men kim ki lem yüspit var demedi, sabit kılmadı lil marifeti Allah'ın bilinmesi ve bulunması için gerçeklerin anlaşılması için tarikan bir yol yoktur dediyse vera etavril akli yani aklın anlayışının dışında hakkı bulmanın başka yolu yoktur ancak akılla bulunabilir diyorsa işte felsefeciler akılcılar, mantıkçılar fe ve o
- 29:17
kişi filakketi, gerçekten münkirun inkar etmiş oluyor, litavrin nübüvveti peygamberliğin vahiy tarzını inkar etmiş oluyor. Şu anda da işte mutezile kafası ilahiyatın bazı kafaları aklım almıyor. Mehmet okuyan ne diyor? Nasıl babası çocuk olacak diyor. Onun için diyor Meryem Valide'de çift çiftçiyet var, erkeklik dişilik, iki hormon çalışmış iki hormon kendi içinde çiftleşmiş
- 29:41
diyor. Ya Allah babası çocuk yaratabilir desene nübüvvet de onu söylüyor, Kur'an onu söylüyor, vahiy onu söylüyor. Adam ilahiyatta hoca olmuş, tefsir hocası meal yazıyor, Allah'ına gücünü inkar ediyor. E şimdi bunun filozoftan, Yunan felsefeci cinsinden ne farkı var? Adam asayi vurdu diyor Musa aleyhisselam diyor, deniz ikiye yarıldı diyor, on iki yol açıldı diyor,
- 30:08
Musa aleyhisselam ümmetine geçti diyor, bütün Kur'an bunu söylüyor. Adam geliyor, yok ya diyor, öyle diyor, asayi vurup da su açılı mı diyor, ne olacak diyor, med-cezire denk geldi diyor. Ulan hangi med-cezire, elli metre, yüz metre, koca deniz dibinden ayağı ıslanmadan geçti karşıya ya. Bunu Kur'an söylüyor.
- 30:26
Tariqa-n-Furbaniyya'da denizde kuru yol aç diyor, med-cezirde deniz kuruyor mu? E şimdi sen bunu Kur'an-ı Esed denen Yahudi dönmesinin yazdığı meal, Mustafa İslamoğlu'nun kafası, bütün bu kafalar aslında nübüvvetin tavrını inkar ediyor. Mucize inkar, aklın bunu almıyor diye yapılıyor. E sana biz diyoruz ki bir nübüvvet ve vahiy tavrı var, Allah'ın gönderdiği,
- 30:52
peygamberler vasıtasıyla bize ulaştırdığı. Bu nasıl ki akıl, hissin anlayamadığını anlıyor, nübüvvet de aklın anlayamadığını anlıyor. Çünkü yaratan onu, bilen yaratan söylüyor ki ben böyle yaptım. Sen yaratan değilsin, orada bulunmuş değilsin, görmüş değilsin, tanık değilsin, böyle bir şey olamaz diyorsun.
- 31:15
E göklerden nasıl olursa hep yaratan var. Peki o zaman Allah da yok de, onu da demiyor. Tam gavur olduğunu açıklamamak için. Ama nübüvveti inkar, ülüyeti inkar. Peygamberlik müessesesinin inkarını Allah inkar etmiş. Her deist, her deist aynı zamanda ateisttir. Çünkü ben Allah'a yaratıcıya inanıyorum ama O'nun bir peygamber gönderdiğine inanmıyorum diyen,
- 31:40
o yaratıcıyı inkar etmiş oluyor. Çünkü yaratıcı ben peygamber gönderdim diye buyurmuş oluyor. Sen yaratıcıyı nereden biliyorsun peygamber gelmeseydi yaratıcı var mı diyecektin? En akıllı felsefeciler yaratıcı inkar ediyordu peygamberlerin tebliğ ulaşmadan. Dolayısıyla şu anda mucizeyi inkar eden,
- 32:01
işte Mehmet Emin Yıldırım şimdi gazze olaylarında başı çekiyor, bir şeyler, bir hareketler, bir operasyonlar çekiyor ortalığı ama bunun dergisi ayın yarılma mucizesini, denizin yarılma mucizesini, birçok mucizeyi siyer dergisi inkar ediyor. Bütün hocaları profesör inkar ediyor. Meydan okudum dedim bunları reddet, benim dergimde yazsa da bunlar şirktir.
- 32:25
Onu da demedi. Biz hakem dergiyiz dedi çıktı. Şimdi neyin hakemisi? Ayet-i hadisin var olduğunu söyleyen ayet-i hadisin yazmadan bunlar akla uymuyor, böyle şey mi olur? İsa Selam'ın iğneci. Ayetlerde bu kadar delaletler var, hadis-i şeriflerde sanatlar var. Gökte sağ oldu. E bunu inkar eden diyor ahalisi bütün Alman'ın kafir olduğuna ittifak etmiş.
- 32:53
Mustafa Karadar, Ülke TV'nin Kanal 7'nin hocası. Böyle şey mi olur diyor ya. Süleyman Ateş eski diyanet reisi. Gökte oksijen yok nasıl yaşayacak diyor ya. Dördüncü katta, ikinci katta diyor. Ya şimdi Allah oksijensiz adamı yaşatamaz. Gökte oksijen yok melekler nasıl yaşıyor? O zaman melekler de yoktur, gavur olduğunu ispat et.
- 33:17
Mucizeleri inkar edenlerin hepsi aklım ermiyor diye inkar ediyor. Peki o zaman hakkı hakikati bulmakta akıldan öte bir yol yoktur. Aklıma yatan ağlarım, aklıma uymayan ayette de geçse, hadiste de geçse inanmam diyen şu andaki bazı ilahiyatçılar nedir? Peygamber'in nübüvvet tavrını inkar eden zındıkı azamlardır.
- 33:43
En büyük kafirlerdir. Çünkü ayet ve mütevatir hadislerle sabit olan aklın ermediği o kadar mesele var ki. Ama Allah'ımız bunu beyan etmiş. İşte denizin yaranması, işte Meryem Validemiz'in babasız çocuk doğması, işte Adem Aleyhisselam'ın topraktan yaratılması, evrim mevrim devrim geçirmemesi. Ama ne diyor adam?
- 34:11
Mutlaka evrim vardır. E sen o zaman dehriyeden uzun zaman geçmesiyle yaratıldık, o zaman kendi kendine yaratıldık diyenler ne farkın var? Allah-u Teala halakum min turab topraktan başladı yaratmasına. Kün insan oldu dedi, ruh verdi feykün hemen oldu diyor.
- 34:25
Bu kadar açık ayet varken, burada evrimi araya sokan, evrim Kur'an'la çelişmiyor diyen Caner Teslaman kafası nasıl çelişmiyor ya? Direkt topraktan, ham maddesi topraktan diyor, geçiş kün feykün diyor. Ol dediği anda oldu diyor. Burada yüzlerce, binlerce, on binlerce senenin oradan efendim cinazorlardan, maymunlardan,
- 34:43
binlerce senenin oradan efendim, dinozorlardan, maymunlardan, bilmem nereden gelip bilmem nereden gelip Adem Aleyhisselam'ın bile babası var diyen, Âdem Aleyhisselam'ın bile babası var diyen, Kur'an'ı açıkça inkar eden adamları bugün hoca diye itibar görüyoruz. hoca diye itibar görüyor ya. Senelerce hükümetle çatışana kadar birçok hükümetin adamları,
- 35:01
belediyeleri Mustafa Esteban ile çalıştı ya. Allah'tan Tayyip Bey, Allah'a selamet versin, meseleyi huzağa kavuşturdu da, bu adam salıplış dedi ya. Dolayısıyla yani bir yukarıdan birşey gelene kadar alttan yine kırıştıranlar devam ediyor. O Akabe Vakfı'yla O Akabe Vakfı ile bir memleği tutan nice belediyeler hala var.
- 35:24
bilmem ne iş tutan nice belediyeler hala var. Dolayısıyla kardeşim şimdi sen mucizeleri inkar eden Adem Aleyhisselam'ın babası var diyene kadar biz bu kadar anlattık kimse bir şey anlamaz. kimse bir şey anlamadı. Yine geçen birisi diyor ya ben bunu da dinliyordum, sen de. İsviçre'den geldiler. senin de, İsviçre'den geldiler.
- 35:40
Geçen bir ayet. Seni de dinliyordum, onu da dinliyorum. Ortada kaldım, ortada kaldım. Adem Hasan babası var deyince çüş dedim diyor ya. Ha, Ha, ne oldu bu sefer? Adamın sözü yani ben şey yapmıyorum, yani bu kadar da olmazdı manasla konuşuyor. Ve neticesinde ben diyor seni dinlemeye başladım, onu kestim diyor.
- 36:08
Bütün ailemiz kurtuldu diyor ya, şimdi gavur olmuştuk diyor. Ta yeni geldi, bir hafta evvel geldi. Yani sen mektubatı dinle bari, itikad derslerini dinle. Burada her ilim var. İmam Rabbimiz de bir şey eksik bırakmadı yani. Onun için ben aklımın aldığı yere kadar giderim, aklımın durduğu yerde dururum, ondan ileri ayet, hadiste olsa aklıma bakarım.
- 36:31
Ne dedi? Halis Aydemir ya. Diyanet İşleri. Yüksek kurulu 15 kişiden oluşuyor. 15'den biri Halis Aydemir. Ses kaydını dinlettikse, reddiyeler yaptık. Hala Diyanet onu tutar. Çünkü Diyanet'in de elinde değil onu değiştirmek. Daha yukarılardan gelecek. Bunun yukarısı aşağısı mı var ya? Adam ne diyor? Ayet de olsa âyette olsa aklıma bakarım.
- 36:58
aklıma bakarım. Aklıma Aklıma uymayanı âyette olsa reddederim diyor. diyor. E ses kaydı var. Bunu kim savunabilir ya? Ayet de olsa diyor artık ya, hadi hadisleri Âyette olsa diyor artık ya. geçtiniz ya. Hadisler geçilir mi? Ayetten Hadi hadisleri geçtiniz ya. ne farkı var? Say hadise. Âyetten ne farkı var?
- 37:13
Say hadise. Ama hadi onu geçtiniz. Sen ne konuşuyorsun? Onun için aslında onlar peygamberlik meselesi inkar ediyorlar. Ve musadimun aslında çatışıyorlar ve çarpışıyorlar. Lil bedadi. Aşikar bir şey. Herkesin bildiği, bilmesi gereken Allah varsa peygamber var. Peygamber varsa akıl peygambere tabi olması lazım.
- 37:40
Dînû lâ bil nukûl. Ebu Bekir Sıddık Efendimiz dînimiz, ayet hadis dînidir. Akla uyar mı, uymaz mı diye bakılarak tespit edilecek bir din yoktur. Hz. Ali Efendimiz de buyuruyor, akla sorsaydı mesin altı tozlanıyor ama biz abdeste mesin üstüne su veriyoruz. Üstü tozlanmıyor, altı tozlanıyor. Yani o kadar açık seçik bir mesele ki bu bu haktan zahir hiçbir şey yok.
- 38:10
O sürülere pilhanemiş. Ama kör güneş inkar ettiği gibi benim gözüm görmüyor demiyor. Bu da aklıma uymuyor diyor. Halbuki akıl onu anlayacak fıtrat üzere yaratılmış. Allah sana aklı göndereceği vahiyi anlayasın ve uygulayasın diye vermiş. Allah sana aklı, ben peygamber göndermeyeceğim, kitap indirmeyeceğim, sen aklınla benim razı olduklarım olmadıklarımdan
- 38:38
ayrı seç kendine bir din çıkart diye akıl vermemiş. Onun için tabi ders uzun gider. Fela butte mim vücudil enbiya peygambersiz olmaz, peygamberlerin varlığı kaçınılmaz diye devam edeceğim. Haftaya da inşallah hastaneden çıkarsam da evden yaparım, çıkamazsam da buradan yaparım. Allah Tebarike ve Teala imanımızın nurunun kuvvetleşmesine bu itikad derslerimizi vesile eylesin.
- 39:13
Münkirlerin imana gelmesine, ateistlerin Allah'ı bilmesine, deistlerin peygambere inanmasına, peygambere inanıyorum diyen bazı sahtekar zındıkların da akıllarını vahye tabi kılmasına kılmasına, Allah bu dersleri vesile eylesin. Onun için dinleyin, dinletin, insanlara dinimizi tebliğ edin. Sallâllâhu alâ seyyidina Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ve sellem. Sallallahu ala seyyidina Muhammedin
Benzer sohbetler
34:42Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 5) 242. Bölüm 7 Ekim 20267 Ekim 2026 · 35 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 7 Ekim 2026
38:05Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 4) 241. Bölüm 30 Eylül 202630 Eylül 2026 · 39 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 30 Eylül 2026
27:50Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 3) 240. Bölüm 23 Eylül 202623 Eylül 2026 · 28 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 23 Eylül 2026


