Mektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları (2. Cilt 67. Mektûb - 29) 185. Bölüm 1 Ocak 2025
1 Ocak 2025 · 61 dk
54:07 / 1:00:17Şu an 54:07 / 1:00:17
Video bölümleri
- 01:38Din Adına İnsanları Yanlış Yönlendiren FETÖ Gibi Yapıların Devlette Söz Sâhibi Olmasının Kötü Etkileri
- 10:39Ulemânın, Ümerâ İle Birlikte Olmaları ve Meclislerinde Bulunmaları Uygun mudur? Bunun Ölçüsü Nedir? Onlara Teblîğ Nasıl Yapılır?
- 23:16Putları Şefâatçi Kabûl Eden Müşriklerin Bâtıl Görüşlerine Reddiye
- 41:06İslâm'da Tevessülün ve Aracı Koymanın Hükmü Nedir?
- 48:19Sahte Şeyh Husûsunda Uyarıyorum Diye Bana Sövenlere Ben de Diyorum ki...
Transkript
145 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Ve sallallahu teala alâ seyyidil murseline Muhammedin ve alâ âline ve sahbihe ecma'in. Mektubat-ı Şerife'den 67. mektup, 2. cilt 67. mektup. Dersimizden kalan kısmı devam ediyoruz. Çok da bir şey kalmadı ama yine bir iki derstence biter. Bu mektubu Hanı Cihan'da yazmıştı.
- 00:31
O dönemin sultanının yani Hindistan'ın padişahının yakını o da yazmıştı. O da yani yüksek seviyede bir, şimdiki diyeyim de bürokrat gibi anlıyorum. Onun için ona Allah size devlet verdi, imkanlar verdi, sultanın, padişahın yanında ve ondan sonra itibar verdi. Onun için bazı alimler dünya perest oldukları için padişaha tavizli fetvalar verip gözüne girmek istiyorlar falan ama
- 01:16
kendisi padişahın yedidir. Yedi ceddinden beri Müslüman, ehl-i sünnet ve mezhebi Hanefi'dir, onun için bu da bizim için yani oranın halkı da Hanefi olduğu için yoksa diğer üç mezhep de halk da yani uyum bakımından bu da uygundur şeklinde beyanlar da bulunmuştu.
- 01:35
Şimdi kaldığımız yerde buyuruyor ki, ve lakin, lakin lemma kâne ne zaman ki oldu, yani şimdi bazı hocalar devlet adamlarına yaklaştırırlar, ondan sonra müdahene yaparlar, yağcılık yaparlar, efendimizin tabiriyle hoşatsa otururlar, kuyruk sallarlar. Turlar, kuyruk sallarlar falan, bu da dinin, İslâm'ın hükümlerinin zayıflamasına sebep olur.
- 02:04
Çünkü onlar Padişah'ın da kendilerine itibar vermesini istedikleri için, maddi menfaat temin etmek istedikleri için azimetli amel, doğru fetva vermezler. Onlara işte şirin görünmeye çalışırlar diye anlattı ya, şimdi diyor ki, ve lakin, böyle ama diyor, bazı alimler tabi Padişah'ların yanlarına çok gidip çıkıp yanlış fetvalar yapıp, Padişah'ları da
- 02:42
Tabi bu Şeriat Devleti'nde daha çok olan tehlikesi var. Öbür türlü tabi şimdi zaten laik düzende bu sistemde, yani zaten hükümler İslam'a göre verilmediği için buradaki tavizler tabi yine mutlaka birçok alimlerin, hacıların, hocaların da hükümette, başkan üzerinde, başbakan üzerinde diyelim dönem dönem sui tesirleri, yanlış fetvalarının kötü etkileri görülmüş.
- 03:15
Yani bu düzende de görülmüştür bunun şey değil. Çünkü adam bir hoca ile çalışıyor diyelim işte Kenan Evren'de ona göre diyanetle muhatap oldu. Hepsini hükümeti, talibe yaptığı hükümeti ele geçirdi. E o zaman da diyanet kapanmadı hoş. E diyanetle muhatap oluyor. Ondan sonra birçok demireller, cevizler, ondan evvel özeller, menderesler hepsi bu şekilde muhatap oldukları zaman
- 03:51
mesela diyanetin başında olan veya mütevellesinde olan yüksek din işleri kurulunda olanlar doğru fetvalar verseler, bu caiz değil deseler, mesela bir mesele için yani devlet ise onu dinler dinlemez ayrı dava ama en azından onlar ötesinden sıyrılmış olur, mesuliyetinden kurtulmuş olur.
- 04:15
Ama şimdi ben buna efendim kadınların erkekler arasında çalışması caiz değil veya kadınların başı açık gezmesi, bacağı açık gezmesi caiz değil bunlara ruhsat vermeyelim. Ruhsat vermeyelim falan bir şeyler istersen, ya sen hangi dönemde yaşıyorsun, yobaz mısın, mağaradan mı çıktın falan der bana, onun için ben de aşağılamamak için yani bu konulara girmiyorum.
- 04:47
Senin konuların bunlar, helal haram senin konuların yani vs. Bazı kere sorduğunda tavizli fetva veriyor, bazı kere hiç sormadan da kalkar. Karıştırır, işgüzarlık yapar, bu da caizdir işte siz öbür geleceği hocalara bakmayın. İşte, çöpeli gibi yobazlar, yılbaşı kutlanmaz diye günah der onlara bakmayın.
- 05:12
Size yılbaşı kutlanmak caiz ne var yani falan. Şeyler yaptı şimdi, Çanakkale zamanı bu sene yaptı aynı. Mesela şimdi o hoca mıdır? E değildir. Değildir ama topluma hoca diye el lansa edilip ilahiyatçı geçinerek Veyahut da işte ne bileyim esas diploması, dini ilimler değil bildiğim kadarıyla. Ama adam kalkıyor, mesela en büyük haramlardan biri meşrudur diyebiliyor.
- 05:38
Habertürk gibi kanalda bunu konuşursa falan. Din adına konuşuyor. Kur'an'da bunun nehyeden bir ayet yok diyorlar, dolu ayetler okuduk. Kaç haftadır bu konuyu konuştuk yani. Hani gündemi geçti diyelim. Ve lakin, işte hep böyle din adamı geçinenlerin tavizlerinden bu hale geldi bu ümmet, bu millet.
- 05:59
Onun için yani onlar milleti de cahillerde saptırıyorlar diyor İmamoğlu Hazretleri. Ama diyor burada bir fark var. Neden? Çünkü padişah seni dinliyor diyor. Bu mektup yazdığı müridine, khan-ı cihana olabilir dedi mi? Üstündeyim bürokrat gibi anlıyorum. Padişah seni dinliyor diyor. Yani öbürleri de yağcılık mazlum geleni gideni var ama diyor,
- 06:25
sen ne dersen onu yapar, sana itibar ediyor diyor. Sen bu fırsatı değerlendirip emri bir maruf yapman lazım diyor yani. Mesele bu. Onun için hak ehli hükümetleri yönetenlere yakın olsalar, taviz vermeden hakkı doğruyu söyleseler, hükümetler, devlet reisleri, liderler onlar dinler dinlemez o ayrı bir şey.
- 06:50
Ama en azından yaptığı bir şeyi yanlış olduğunu bilerek yapar. Harama haram olduğunu bilerek yapsa en azından imanı kurtarır, kafir olmaz mesela. E şimdi öbürü ben de din adamıyım ya bu cahildir mazlum derse, o da onu dinlerse, onun görüşünü kabul ederse bu sefer harama helal inandığında dinden de çıkar.
- 07:11
Onun için din adamlarının tavizcileri, kevşekleri, özellikle dış güçlerle, kafirlerle, şunlarla bunlarla anlaşmış olmaları için bir fethi örneği yaşadık. Yani bu din adı altında, din kisvesinde yürüdü bu işler. Yurtlar, kurslar, memleler. Kendisi merkez vaiziydi, Fatih Camii'nde vaaz ediyordu. Yeni camide hutbe okuyordu Cuma'da, özel töneminde falan.
- 07:45
Merkez vaiziydi bu adam. E ne yaptılar? Yahudiler insanın cennete gireceğini derdi. Amen türlü altısını, ikincisini. Yani şunu daha yeni yaşamadık mı? Senelerce bunların hediyesiyle uğraştık, kitaplar yazdık, sohbetler yaptık. Siz bunun şahitlerisiniz. Sizin içinizde bunun çok tanığı var. Onun için din adına çıkınca, işte kız üniversiteye gitmek için başını açabilir dedi.
- 08:11
Ondan sonra askeriyede ilerleyebilmek için, önüne içki koyulasa, sen denemek için içilebilir dedi. İşte efendim altın yüzük erkeklere haram, kendini belli etmemek için takıya olsun, işte altın yüzük takılabilir dedi. Daha neler ya? Bir savcıyı, onlarla uğraşan bir savcıyı deşifre edip kaset çekip duruyordular ya, bunlar kaset kumpasçısı, başörtülü kıza,
- 08:40
efendim sen açıl veya neyse, onunla zina yapabilirsin dedi. Nasıl zina ya? Zina haram değil mi? Ama biz harpteyiz dedi. Harp iyileştirilir dedi, biz harpteyiz dedi. Onun için, çünkü ona video koyacak, kaset çekecek, o savcıyı işte itibaren zedeleyip attıracak. Çünkü FETÖ'cülerle daha o zaman uyanmıştı o savcı, en evvel onlara dosya açmıştı.
- 09:05
Hatta biz 2000'de aynı şeyde mahkemede yine yargılandık FETÖ ile. Ona takımsizlik beraat verdiler. Bana iki seneye daha üç gün ceza geçirdiler yani. Aynı mahkemedeydik. Çünkü öbür savcı Ankara'dan tutuklama çıkarttı falan, İstanbul'u iptal etti. O zaman FETÖ'ye uyanmış. Mesele yani 2000-2001. Ben şunu bir daha aldım, bir daha girdim çıktım,
- 09:36
bir daha yatarım kaldı onaylandırmadım falan. 2002'nin sonunda çıktım yani. O dönemde oldu bu. Onun için bu meseleler de din adına konuşanların zararı, öbür din düşmanlarından fazla olur. Din düşmanı ise dinin yasakları, ibadeti yasaklar. İbadeti yasaklar, kursunu kapatırlar falan. O aynı bir şey. Yani o zaten kıyamete kadar cihad devam eder.
- 10:11
Halk batıl, mücadele edecek yani. Ama senden görünüp senin içinde olup, hoca kisvetinden, ya kılık-kıyafet bakımından veya konuşma-ağız-üstlük bakımından din adına konuşuyorsa, bir de yanlışa yönlendiriyorsa, belanın en büyüğü budur. Buradan tabii ki yöneticiler de etkilenir. Ya bu da hoca, bu buna cahil diyor.
- 10:35
Sen niye beni, zora mı çok bakıyorsun? Değil diyorsun falan. Böyle işler. Diyor ki şimdi ve lakin, lakin diyor, lemma kâne müslüh-i azze sultanı, böyle bir sultan, yani padişah diyor, böyle sultan ki azıymış yani, şanı büyük, yani çok muteber bir adam diyor, iyi bir Müslüman diyor. Hocalara, alimlere değer veriyor diyor.
- 10:59
Şanı yüce olan, böyle bir sultan ki, yani Hindistan'ın padişahı o zaman, oldu ne oldu? Nedir oldu? Musliyen. Musliyen kulak verici oldu. Neye ilâ kavlikum? Sizin sözünüze kulak veriyor. Yani öbürleri de etkileyebilir ama fetva sizden alıyor yani, size itibar ediyor. Neyle kulak veriyor? Hani dinler de ne diyor falan, işine gelmeyene atar satar, öyle değil.
- 11:26
Bi husn-i istimâ'i, istimâ'i dinlemek, husn-i güzellik, güzel bir dinlemeyle kulak veriyor, yani iyi niyetle kulak veriyorsa. E şimdi yük bindi, sizin sırtınızda demek istiyor. Adamı doğru yönlendir o zaman. Daha, ve mütelekkiyen, telekki ediyor, yani alıyor. Neyi iyâhu? O sözünüzü, sizin görüşünüzü bir meseledeki, onu telekki ediyor, alıyor.
- 11:52
Neyle karşılıyor onu? Bir kabul, kabulle karşılıyor. Öyle dinliyor da, ben bir istişare yapayım, bir kıyas yapayım demiyor. Siz onun güvenini kazanmışsınız, onun için kabul ediyor. Böyle olunca, kâne oldu, el-lâzımu, lazım gelen, yani sizin ne yapmanız gerekiyor diyor, size yapmanız gereken ne oldu?
- 12:15
En yâhut da saymak zâlike, onun size itibar etmesini. Devleten, azîmeten, büyük bir devlet, devlet yani, nimet yani. Büyük bir ganimet bilmeniz lazım. Niye? E koca padişah, benim sözümü dinliyor, o zaman ben onu doğru yönlendireyim demeniz lazım. Daha ve mübelleke tebliğ edilmesi lazım, etmek lazım.
- 12:38
Tebliğ ulaştırmak neyi? Kelime-i kelamı, öyle kelime, el-hakkati, hak olan sözleri. Kelime burada cins tutuluyor yani, bir kelime, iki kelime demek değil bu, sözler. Hak olan sözleri ulaştırmak lazım. Yani kastediyor, malum bazıları, hak olan sözlerden neyi kastediyor? Kelime-i İslami, İslam kelimesini.
- 12:57
İslam kelime burada dâvâ. Ve kelimetullâhi el-hülyâ diyor. Allah'ın kelimesi en yüce odur diyor Kur'an, odur. Allah'ın kelimesini belli bir kelime, harften bahsedilmiyor. Harften bahsedilmiyor Allah'ın kelimesi. Tabi kelime-i tevhid, kelime-i şehadet olarak onların da cümlesine toplam kelimede deniyor ama burada kelimeden maksat dâvâdır.
- 13:17
Yani Allah'ın davası en yücedir. Putların davası mı var? Onun için, İslam kelimesi öyle kelime ki el-muvâfikate, uygun düşen. Nereye? li-mu'tekadâd, ehl-i sünnet, ehl-i sünnet inançlarına uygun düşen İslam anlayışı diyor. Yani çünkü yordum eksi diyen yok. 72 fırkanın hepsi, biz doğruyuz diyor. Hepsine âyet-i hadis okuyorlar.
- 13:44
Şian da kendine göre âyet-i hadis okuyor. Mu'tezile âyet okuyor, yani bu. Senin kendini haklı görmen mühim değil. Allah seni hak üzere buluyor mu mühim olan olur. Onun için İslam davasını tebliğ etmek lazım. Ama şimdi İslam davasıyla ortaya çıkan dünya kadar sapık fırka var diyor yani. Nereye uygun olanı?
- 14:08
El-muvâfikate, uygun düşenliği, mu'tekadâd, ehl-i sünnet. 73 fırkadan, 72'si sapıtmış ya, biri fırkayı nâciye kurtaracak. İşte o ehl-i sünnet itikatlarına uyan efendim, İslam anlayışını. Herkes Müslüman mı diyor, gavurum diyen yok. Ama sen ehl-i sünnetin anladığı, âyet-i hadise verdiği manaları kabul etmen lazım ve bunu padişahın kulağına da ulaştırmak lazım.
- 14:44
Ne kadar Müslüman olsa da tafsilatlı dinlenilmeni bilmez. Şekerallâhu, Allah-u Teâlâ meşgul kılsın. Ehl-i sünnet alimlerinin gayret çalışmalarına bu kadar hizmet yaptılar, bu kadar kitaplar hazırladılar, bize kadar ulaştı yani. Allah çalışmalarını makbul eylesin. İşte o kelimeyi ulaştırmak lazım. Yani ehl-i sünnet davasını, İslâm'ın ehl-i sünnet anlayışını ulaştırmak lazım.
- 15:12
Sarahaten, ya açıkça adını vererek, evişareten ya da ima ve işaret yoluyla nereye ulaştırmak lazım? İlahi Sem'a Sultan, padişahın kulağına onu iki devir su kaçırmak lazım. Hak olan itikadlar bunlardır efendim diye ulaştırmak lazım. Tâven yâ rıza, arz etmek lazım. Sunum yapmak yani. İlehi padişah, neyi sunacaksın ona?
- 15:38
Kelâme ehl-i hakkı. Hak ehli yani ehl-i sünnet ve cemaatin sözlerini, itikadi görüşlerini, neye göre bir kaderiyle imkanı tabii elinden gücünden yettiği kadar, elinin gücüne eriştiği kadar imkan dahilinde. Şimdi bazı kere bir yöneticilerle, bürokratlarla, milletvekilleriyle, bakanlarla veya devlet-i cumhurlarıyla görüşebilme imkanı olan bir insan bazı kere bu imkanlar elinden alınıyor.
- 16:08
Yani devreler kapanıyor, aracılar aradan çıkıyor falan. Onun için gücün yettiği nispette ulaşmaya çalışmak lazım. Üç seviyedeki yöneticileri, kaymakamıdır, valisidir, milletvekilidir, bakanıdır bunlara hakkı tebliğ etmek, doğruları ulaştırmak lazım. Tabii bir kaderiyle imkan, imkan Türkçeleşmiş yani.
- 16:37
İmkan mümkünattan geliyor. Elde imkan olduğu kadar. Bel daha doğrusunu söyleyeyim sana diyor, yenmeği icap eder, en yeterazsa de gözetim içinde bulunmak, daveti hazıra muntazır olmak, beklentili olmak ve ümitli olmak lazım. Tamamen devamlı. Neyi bekleyip gözleyip efendim çalıştırmak lazım? Fırsaten.
- 17:06
Bir fırsat kollamak lazım. Sürekli yöneticiler nezdinde etkili olacak adamlara ulaşma konusunda fırsat gözlemek lazım. Niçin? İradik, kendine döneri yağlı kesmek için, çoluk çocuğuna tüken açmak için değil. İradik, kelami, ehlil mezhebi, mezhebin ahalisinin kelamlarını ve sözlerini koyabilmek için. Öyle mezheb-i hak olan.
- 17:38
Yani hak olan mezheb bir tane zaten, tek fırka kurulacak. Kullûn fî ne'rûbile nefs-i ateşe gümleyecek buyurduğu hadis-i şerifte. İbn-i Mahce'de geçiyor, sahih birçok kaynakta geçiyor. Hak olan mezhebin ehlini ve adamlarının sözlerini getirebilmek için nereye filbeğini araya onların kelamlarını, kelimelerini, hükümlerini araya sokup insanların itikadını düzgün tutabilmek için
- 18:07
devamlı fırsat kollamak lazım. Hatta böyle yapılsın ki, hatta nihayet tezharu, zuur etsin, belirgin hale gelsin, hakikatül islâmi, İslâm'ın gerçek yüzü meydana çıksın, dâ ve yebdüve, belirsin, ne butlânul küfrî, kâfirliğin, imansızlığın bâtıl olduğu, dâ ve şenâtû, ne kadar şeniğin ve çirkin olduğuna zuur etsin için ve İslâm'ın hakikati açıkça ortaya çıksın için devamlı
- 18:45
ehl-i hak olan hak mezhebin sahipleri olan, ehl-i sünnet olan, bütün bizim bir şeyhandaki, etrafımızdaki arkadaşlarımız hep ehl-i sünnet, elhamdülillah. Ehl-i bid'atle işimiz yok. Ama onların hak olan görüşlerini, fil beyni araya sokabilmek için fırsat kollayalım ki, hatta tezharu hakikatül islam, islamın gerçek yüzü meydana çıksın.
- 19:11
Ve yebdüve butlanül küfri ve şenatu, kafirliğin, geçersizliği, asılsızlığı ve çirkinliği meydana çıkması için müslüman konuları kapatmayacak, daima fırsat kollayacak. Vel küfrü kafirlik ise huvehu zahirul butlani ve batıllığı açık olan bir şeydir.
- 19:29
Fırsattan karşısında tapmak ve islamdan gayri din tutmak ve ahir zaman olduğu için sadece Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem var. Eski dönemlerde aynı anda bin peygamber oluyordu. Şeyin, efendim, Kudüs ve civarında. Efendim, Kudüs ve civarında, şimdi öyle değil, onun için Resûlullah'ın sallallahu teâlâ
- 19:57
hak olduğu net bir şekilde anlaşılana kadar fırsat kollayıp ehl-i sünnetin görüşlerini araya sokmak lazım. Vel küfrûne zarûr mutlansın. Kafirlik, batıllığı açık olan, asılsızlığı belirgin olan bir şeydir. batıl olduğunu izah etmek için çok büyük meseleler harcamaya lüzum yok. Yâ es-tehsil, güzel kabul edemez.
- 20:24
Kâfirlik kabul edemez. Hû onu yani kâfirliği yaratan Allah'ı inkâr etmeyi asla güzel göremez. Âkülün zerre kadar aklı olan asla bu nedir ya? Allah-u Teala'nın mülkünde Allah-u Teala yaratmış her şeyi sen bu senin ortağındır diye adamı aldın getirdin tuttun kolundan başına bela ettin ya böyle şey olur mu?
- 20:48
Şirk budur. İlgisiz, alakasız insanları Allah'a orta koşmaya davet ediyorlar ve bunu da tutturuyorlar. Ona göre ikram yapıyorlar. Yemek yediriyorlar, para veriyorlar. Bir işi sıkışınca arkasında bir destek oluyorlar falan böyle numaralar dönüyor memlekette. Onun için hiçbir akıllının güzel görmeyeceği şekilde yanlışın yanlış, çirkinin çirkin olduğu
- 21:24
herkes tarafından belirleyecek şekilde kafirlik asılsız ve temelsiz bir davadır. Onun için Kafirlik batıldır, asılsızdır, köpük gibidir. Suyun üstüne çıkar ama söner gider. Su alttan gider ama insanlara fayda veren su yerde bakı kalır çünkü herkesin ona ihtiyacı var. Bu bakımdan küfrün batılığını demek hiç sakınmadan, kaçınmadan eğer mecliste kafirlik batıldır diye
- 22:08
gerekilen yazığını açıklamak mutlanılır. Kafirliğin batıl oluşunu açıklamak icap eder. Daha nefh etmek lazım gelir. Kafirlerin ilah diye taptıkları putları öyle ilahlar ki asılsız hiçbir ne zürriyet tutuyor ne nesil tutuyor ne canlısı ayrı iş, cansızı ayrı iş bu kadar tapınılan putlar var. Nefh etmek lazım.
- 22:40
Batıl olan ilahlarını nefh etmek yani ortadan kaldırmak yani kırıp geçirmek elinden geliyorsa kırıp geçireceksin. Kırıp geçirmek elinden gelmiyorsa o zaman en azından dilinle vaaz edeceksin. Bunlar size ne fayda vermişler, siz bunları tapıyorsunuz ya diye izah edeceksin yani. Nefh etmek o demek. Mesai harcayacaksın.
- 23:08
Zerre kadar durmadan batıl ilahları nefhine gayret etmen lazım. Daha ne gerekiyor? Ben yüsbitte ispat etmek. Hiç tereddütsüz bunu ispat etmek lazım. Devamlı bunu sabitlemek lazım. İnsanların kafasına kazımak lazım. Allah'tan başka yaratan yok, yaşatan yok. İbadet ancak Allah'a mahsustur diye bunu öne çıkarmak lazım.
- 23:47
Ve bunu da hiç duraklamadan, bilâ tereddüd geçirmeden bunu yapmak lazım. Her kâne oldu mu müslümanın işitilmiş asla kesinlikle işitildi mi sizin tarafınızdan düşiklerin ilahları el batılete batılı olan asılsız olan ilahları bir sivrisinek bir sinek sivrisinek bile yarattıkları tarafınızdan duyuldu mu diyor.
- 24:20
Toplansalar da lehu o işi yapmak için sineği geri döndürmek için mesela küllüm hepsi toplansa ondan sonra yine olmaz. Bel bilâ ki daha doğrusu lev karasa koparacak olsa hum onlardan ezübâ bu. Yani sinek gelip onların bir parçasını koparacak olsa yediklerinden veya bir vesileyle ve ağza eziyet etse sinek çünkü putlar dikilmişler duruyorlar.
- 24:53
Kâbe'nin üstünde 360 put. atmış put, koymuşlar. Her yer put. Safa'nın üstüne, vermenin üstüne, ishafların aile var. Put, putlaşmış. Câhiliyet dönemi putperest bunlar, müşrik bunlar. E şimdi bunlara sormak lazım. Sizin bütün ilahlarınız bir araya gelseler, bölge başkanlarınız, bilmem neniz, Ondan sonra toplansalar da bir sinek bir şey yaratabilirler mi?
- 25:22
Yaratamazlar. Peki, yaratamıyorlar. Sinekten kendilerini kurtarabilirler mi? Bellev karasoncubabı, sinek onları efendim, kesse de orası yani, orasına burasına konsa, oradan parça kopartsa ve ağaca eziyet verse onlara, zaten eziyet, eziyetlenmek için canlı olmak lazım. Cansız eziyetlenmez ki.
- 25:47
Bütün sinekler heykelin üzerinde olsa, şimdi bizim üzerimizde bir sinek, ikisinin üzerinde böyle böyle, kovalıyorsun. Heykel kovalayamıyor. Tamam, gücü yok. Gücü yok, canlı değil. Canlı değil, eziyetle duymuyor ki mesela. Onun için sinek farz etseler, eziyet verse onlara, layıktır ona, onlara güç getiremez de, kendilerini korumaya, neden minibüs sinekten?
- 26:12
Kendini bile koruyamıyor put. Fazlen, nerede kalsın ki hani haksız gayri başkalarını koruyacak, başkalarının korumasından daha fazla düşün yani. Kendini koruyamıyor ki sen başkasına bahsediyorsun. Vek'ennel keferate, işte onun için kafirler, kalü dediler mülahizan düşünerek, bir senaate hazretleri yaptıkları işin,
- 26:35
putlara tapmanın senaatini, fecaatini ve çirkinliğini tabi mülaze ediyorlar. Çok da tutturamıyorlar, kendileri de inanmıyorlar ki, o putların bir şey yaradığına. Onun için mülahizan düşünerek, neydi senaate hazretleri yaptıkları işin, çirkinliğin, düşünerek ne dediler? Bu putlar bizi yarattı demiyorlar.
- 26:56
Çünkü putlar bizi yarattı deseler, o zaman bir de teklif getirir, ben de şöyle bir sipariş vereyim, bunu da yaratsınlar. Ya putlar duymuyor ki ne yaratacak. Onun için bu tapınmalarının, Allah'tan gayrı ne tapınmalarının fecaat olduğunu düşünerek, ne dediler? Ha uleyhi bunlar, bunlar bizi yaratan değiller ama, şüfeavuna, şefaatçilerimizdir.
- 27:18
İnd'Allah, Allah'ın izniyle bunlar bize yardım edecek, şefaat edecek. E tamam peygamberler şefaat edecek, alimler şefaat edecek, şehitler, sıddıklar, salihler hep şefaat edecek. Melekler şefaat edecek. Bunda sorun yok. Onlarda itikad bozukluğu oluyor mu olmuyor. Neden? Çünkü yaratan ancak Allah o izin verirse, izni kadar,
- 27:40
Allah'ın izni olmadan kimse kimseye bir fayda temin edemez, şefaat yapamaz diyor, aracılık yapamaz diyor, azaptan kurtulamaz diyor. Onun için orada sorun olmuyor ama bunlar, bu hem put atan bunlar, ya bu mu yarattı seni, ya bu seni ne yaratabilir, sinek kondu kaçıramaz, daha görmüyorsun mu? Ya bu da bu sefer beni yarattı diyemiyor bu sefer.
- 28:00
Kusura bakma ne dediler, bu putlar şefaatçilerimizdir. Allah'ın izniyle bizim sıkıştığımız zaman bunlar devreye girer, bunlar şefaat edecekler. E neye göre sen bunun Allah'ın indinde itibarlı olduğuna, şefaatçi olabileceğine kanaat getirdin? Kendi söylemesiyle. Reşit sen söylesen eşit demiş. Yani şeyhin kerameti kendinden menkul lafı gibi, ondan sonra,
- 28:32
onlar dediler ki biz Allah'ın indinde şefaatçi olacağız, demediler. Onlarsa da konuşamıyor. Peki Allah-u Teala böyle bir şey buyurdu mu? Kur'an'da buyurdu mu? Hiçbir ayette var mı Allah'tan başka, efendim Allah'a sormadan kendi kafasına göre istediğini kurtaramayacak kimse var mı bakalım? Yok. Neye göre bunu söylüyor?
- 28:54
Sonra diyorlar, ve in nehum şüphesiz bunlar bu putlar, le yukaribu elbette yaklaştırıyorlar, kimi nâ bizi kime illa Allah'ı Allah, zülfâ, o da aynı kelimeden gelmiyor, yani gayri laf, lafsı fark ediyor, manasız şey oluyor. Onun adı mefhul mutlak düşüyor yani. Zülfâ, yaklaştırmak. Zülfâ o da takriben manasına.
- 29:19
Bunlar bizi tam manasıyla Allah'a yaklaştırıyor. Yani seni Allah'a yaklaştırdığına inanabilmen için Allah'tan bir bilgi gelmesi lazım sana. Bunlara kulluk yapabilirsiniz, veya bunlara dua edemezsiniz, bunlardan bir şey isteyebilirsiniz, ya Allah'tan bir bilgi geldi mi? E gelmedi. Velem yediri bilemedi.
- 29:41
Hâ ule'l-mecânîn. Bu mecnunlar deliler. yani şirk koşanın aklı başında değil. Neyi bilemediler? Ney bilemediler en nevşüb ve şan, yani önem verilmesi gereken husus nedir? En nehum şüphesiz şan, Lezze olmadı, lea değil, cemaat artık. Bu cemaat donuldu. Bu cemâdat donuk varlıklar, heykeller, şunlar, bunlar.
- 29:58
Bunlar işte olamaz. Mecâli şefaat. Yarın ahirette, mahşerde insanları azaptan kurtaracak şefaat, mecâli. Mecâli dolaşılacak alan yani. Cevelan'dan geliyor efendim peygamberler şefaat ederler. Ama Mevlânâ'nın izniyle ederler. Ama bu putlara bizim bunlar şefaatçı mıdır diyen mecnunlar, deliler bunlara şefaat izni ve etkisi verilmediğini bilemediler.
- 30:30
Rennel Hakk'a subhanehu ve Hak subhanehu ve teâle hazretleri lâ ekbelu kabûl etmez şefaate şuraka şeriklerin şefaatini ellezîne o ortak koşulanlar ki onlar fil hakkati işin gerçeğinde âdâhu teâlâ Allah'ın din düşmanlarıdır. İslâm'ı bozmak için efendim onlara şeytan taptırdı milleti yani şuraka deniyor onlara şerikler.
- 30:56
Peki Hakk'a subhanehu onların bir kimse hakkında şefaat etmek isteseler de şefaatini kabul etmeyeceğini bunlar bu cahiller bilmediler. Kim hakkında Allah'ın düşmanlarıdır? Fil Hakk'a ve milleti âdâhi Allah'ın düşmanlarına tapan bu cahil cühela millet hakkında esasen o Allah'a ortak koştukları onların da düşmanı Mevla'da hepsinin düşmanı ve lakin bunları bilemediler.
- 31:30
Onun için de çok zarar ettiler. Mesela Kayyum Büstân'ın, Büstân Bostan yani bir Bostan'ın, Kayyum atandı işte. Kayyum yetkili yani yönetici. Bir Bostan'ın yöneticisi var diyelim. Harac'a haykırı çıktı Alâ Sultân. Padişah'a karşı çıktı. Yani ne diyorsun? Kazan kaldırdı gibi. Ama Padişah'ın en büyük Bostan'ın bahçesinin yöneticisiydi bu.
- 31:58
Sonra sonra itiraz etti. Bu sefer itirazcıya geldi cemaatün bir grup Minel Bülehay Eblehler'den. Ebleh yani aklı kıt. Bunlar da geldiler. Destek veriyorlar ki Mel Kayyum'u o Bostan'ın bekçisine imdat ediyorlar. İmdat da medetten geliyor yani. Yardım ediyorlar.
- 32:26
Şu iddiayla ki Kayyum bekçi Yeşifoğ şefaat edecek ki Mel Kayyum'un onlara. Sultanı Padişah'ın nezdinde ne zaman vakteri müzayekati, bir müzayekat, daralma maralma olur, teftiş olup sıkıntı olursa bu bizi Sultan'ın elinden alır. Hapse bile gidecek, çıkartır. Diye ona hürmet ediyorlar. Hürmet ediyorsun ama bu hürmet edilen adamın Padişah'ın yanında itibarı var mı yok mu?
- 32:54
Onu bilmeden yaparsan bütün tazmin, hürmetin mesain boşa gitti. Maskaralık yani. Önce bir bakacaksın. Sen bir adama hürmet ediyorsun. O beni kaymakamla görüştürecekti. Valiyle bir işim var. Başvekille, reis ve cumhurla bir işim var. Onunla aracı yapacağına ne kadar değer veriyorsun? İşlerimi gördüreceğim diyorsun.
- 33:20
Tamam ama bu dolandırıcı ise sen bunu nereden anladın? Padişah'ın yanında itibarı var. Şimdi önüne gelen ben Cumhurbaşkanı'yla görüşüyorum. Benim aracım var. Direkt onun yanında. Herkes bir kanal yapmaya çalışıyor. Şimdi eble olsan, ahmak manyak olsan diyor, sen de bunu araştırmadan adamın itibarı var mı?
- 33:46
Gidersin adama yatırım yaparsın yani. Sen de ona göre yediriyorsun, içiriyorsun, getiriyorsun bilmem ne. Senelerce böyle takılanlar var. Kaç sene sonra anladı ki gittiler Padişah'a, sordular reisi, cumhura falan. Böyle birini tanımıyorsun falan. Ah! Bunlar küçük hayale uğradılar.
- 34:06
Şimdi diyor, sen öne gelene şeyh diye bağlanıyorsun. Niye? Allah'ın dinde itibarı vardır, bana şefaat edecek. Ulan kendini kurtarsın diyor. Yani şimdi hakiki mürşidse tamam. Ama hakiki mürşidse Allah'ın dinde itibarı olur. Allah diyor, aracı koyun benimle, kendi aranızda aracı koyun. Ama şimdi bu aracı dolandırıcı mı?
- 34:30
Sahtekar mı, kutlaytarık mı? Eşkıya mı? Seni soysa ona çevirecek. Yoksa hakikaten Allah'ın dinde müteber bir mi yani? Sen bunu araştırmadan körü körüne bağlanıyorsun. Bir de yatırım yapıyorsun, yıllarca masraf yapıyorsun. Acayip. İşte diyor, Bostan'ın kayyumuna diyor bir cemaat ebleler, ahmaklar başımıza bir darlanma sıkıntı gelirse bu Bostan Padişah'ın özel koru, koru
- 34:54
O sahası, avlandığı bu avlandığı mesele yani, o da Bostan'ın yöneticisi yani. sahibi. Vezir sadrazam bile değil ha. Çok at tabaka yani. Ama Bostan'ın kayyumu ne olursa olsun, Padişah buraya geliyor, gelince de bu onunla tek etek kalıyor falan. Tek bir aracılık yapabilir yani. Bir dakikaya bakar. Bu fikirle destek veriyorlar.
- 35:17
Vennum ve onlar, o ahmaklar cemaati, Getekarabuğ'una yaklaşmaya çalışıyorlar İlet Sultanı Padişah'a neyle bir tevessülü vesile edinerek. Kimi bihi, o kayyumi, Bostan'daki çalışan, işte neyse yetkili. Şimdi, halbuki o Bostan'da çalışan adam, velev ki hamal olsa, velev ki şey olsa, Padişah oraya geliyorsa, arada bir ondan tek etek kalıyorsa, önemlidir yani.
- 35:46
Birinin bir işini çözer yani. Çünkü bazen o konuyu başkası ulaştırmaz, o ulaştırır. Yapma ya der, veziri çağırır, sadrazam çağırır, işi çözer. Olmuyor mu şu anda da, birçok bürokraside böyle oluyor. Oradan duyurtmuyorlar, takoz koyuyorlar, başka bir yerden, bilgiyle geliyor sonra, ya siz niye bu adamı bana ulaştırmadınız falan, bunlar da dakika olan şeyler.
- 36:07
E tamam ama, o işte o adam bir şekilde Padişah'a senin derdini veyahut da neyse dileğini arz edecek, fırsata, imkana sahipse, senin yani herkese yatırım yapmana bu konuda işin ona düşüyorsa, önemliyse senin için, dünyalık bakımından, aracılara değer vereceksin tabii ki. Buna niye masraf ediyorsun denmez yani.
- 36:33
Çünkü o da senin işini çözecek. Ama, ya Padişah bunu kovmuşsa, bu Padişah'a kuruş etmiş, açtı gitmiş, Padişah da defolun lan git demiş, bunu daha sokmayın demiş, bozsana demiş. E senin bütün yatırımın boşa gidiyor, neden? Adamın istifadı kalmadı ki, o eskidendi.
- 36:53
Şimdi yani, her şeye bu uyar. Allah'tan başkasına tapanlar. Şimdi kâmillere ne diyor? Bu putlara, siz niye bunlara dua yapıyorsunuz, ibadet yapıyorsunuz falan? Yemek yemiyorlar, bir şey içmiyorlar, canlı değiller, sineği kovamıyorlar. Bütün ayet-i hadisler de beyan ediliyor. Ya onlar da bu sefer, ya bunlar bizi yarattı biz onun için,
- 37:16
yaratılmamıza ibadet yapmakla mükellefiz diyemiyorlar. Çünkü neden? E o sineği kovamıyor, o beni yarattı dese, külüstürüme düşer. E bu ceyluk o da manyak mı? Bu sefer uydurdular. Bunlar Allah'ın nezdinde bizim şefaatçilerimizdir. Bunlar bizi Allah'a yaklaştırıyor. Tam da Allah diyor ki, bunun benim yanımda seni kurtarabilmesi için sıkıştığında, mahşerde, dünyada neyse,
- 37:44
veyahut seni bana manen yaklaştırabilmesi için, benim buna onay vermem lazım. Bunların benim nezdimde şefaatlerinin geçerli olduğuna dair sinelerinize bir sultan ben indirmedim. Yani sultan kuvvetli hüccet demek. Yani Arapça öyle de yani. Padişah da sultan denir, hüccet delilidir, sultan denir. Oradaki öyle.
- 38:03
Mâ zelâllâhu bihamdül sultan. Yani ne demek? Sen şimdi reisi cumhurdan aracı yaptıran adamı kıyas yapıp, kaç yerden sorgulayıp, orada itibarı var mı yok mu öğreneceksin. Var. Peki bir ay evvel kovuldu. Bir günde neler değişiyor? Bir saatte il başkanı değişiyor. İlçe başkanı değişiyor. Milletvekili istifa ediyor.
- 38:29
Bakan görevden alınıyor. Sen adama bakan diye yatırım yaparsın. Ya burası dünya. Ama mesele o değil. Tabi o zaman senin onun itibarlı olduğu veya nüfuzlu olduğunu anlarsan da yatırım yaparsan da, o bir nevi izahı olan bir şey. Çünkü önceden adam yetkiliydi zaten. Ben ne bileyim canım, yarın yetkisi alınacağını.
- 38:52
Sana ben o zaman ahmak diyemem. Ama sen herhangi bir adama aracılık yükledin, onu Allah'la arana koydun. Şeyhlik nedir? Şeyh ne demek? Allah'la arana vesile koyuyorsun onu. E o makamda değilse, Allah-u Teala sana ne ahmak adamsın buyurmaz mı? Ben bile diyorum ne ahmak adamsın. E şimdi ne diyorum ne amak adamsın?
- 39:18
Mevla neler yapıyor sana? E şimdi neden? Vasıfları tutmuyor, şunu tutmuyor, şartına ait değil. Birileri gelmişler, bu şey demişler, e tamam o zaman sokaktan 10 kişi toplansın, bu da Cumhurbaşkanlığı yardımcısı ilanesinden, ondan sonra başlasın. Bu da Cumhurbaşkanı yardımcısı ilan etsinler. Ondan sonra başlasınlar bütün milletler paraları toplasınlar.
- 39:38
Bütün manyak millet de yatırımları ona yapsınlar. Ondan sonra biz bu işlerimizi gördürecektik. İhale alacaktık, şunu yapacaktık bilmem ne bilmem ne. Onay alacaktık, imar alacaktık. Herkes kendine göre. bir dert var. E bu adamın ne etkisi var ki bu başkanın yanında? Hiçbir etkisi yok. E siz buna, nerelere şey ettiniz ya?
- 40:04
Resmi kasetede mi yayınlandı bu, bir yere mi tayin edildi? Yani müsteşar mı bu? 1500 tane müsteşar var, listesinin sonunda. Atıban Burun. Tanışma mı bu? Hiç görüşebiliyor mu yani yirmi senedir? Hiçbir şey yok. Ama işte üç dört kişi toplandılar. Kılıç ailesi, bilmem ne ailesi. Şu aile bu ailesi toplandılar.
- 40:25
Dediler ki bu Allah'ın en büyük adamıdır. Şu anda dünyada mürşid-i kâmil olarak rabıta yapılacak adam budur. Rabıtayı Mahmut Efendi'ye bırak, onu bırak, bunu bırak. Gelin buna rabıta yapacaksınız. E peki bunun Allah ile aracı, yani rabıta yaptırmak kendine ne demek biliyor musun? Ben sekiz milyar, buçuk milyar yani Müslüman'ı baz alalım, iki milyar.
- 40:47
Müslüman içerisinde Allah'a en yakın benim, yani kendine yapılan rabıtayı kabul etmenin manasını söylüyor kitap. Ben bunları kendim yorum yapacak kadar akıllı değilim. Ben Allah'a en yakınım, beni aracı yaparsan Allah'a yaklaşırsın.
- 41:03
Şimdi işte bu noktada mürşid-i kâmillere yapılan rabıtalar hakkında da vehhabiler, tekfirci vehhabiler, selefiler, senelerce bunu, bize bunu kullandılar bizim hakkımızda. Şimdi onlar da X'lar çoldular falan, döndüler, kravat taktılar, bir şeyler oluyor onlara da. Bozulsunlar daha iyi, Müslümanım deyip de milleti kandırmasınlar şeraatçıyız diye.
- 41:26
Yani biz ona memnun oluruz, bozulmadan çünkü İslam'ın içini bozuyorlar. O ayrı bir mesele. Şimdi onlar bize niye tekfir ediyorlar? Sen Mahmut Efendi rabıta yapıyorsun, tut elimden diyorsun, kalben muracaat ediyorsun, şunu ediyorsun, bunu ediyorsun. E ben sana vebtehulil vesile. Allah diyor, Celle Celaluhu, bana arayacağınıza vesile arayın.
- 41:44
E sen bunu neye göre şey yapıyorsun? E Ali Adem Efendi Hazretleri ona bunu vermiş. Deliller var. Ben Ali Adem Efendi Hazretleri'nin verdiğine dair, Mahmut Efendi Hazretleri'nin verdiğine dair neler duydum. O zaten kendi meselesi. Kendi halifeliği dersin hani. Karşıdan şahidin delilin var. Dünya kadar şahidin var.
- 42:08
Bahattin Abisi'ne, Halit Abisi'ne. Ki Ali Adem Efendi Hazretleri oğulları. İlk baştaki noktada da Efendimiz Hazretleri'ne bağlanmadılar zaten. Ama sonra anlıyorlar çünkü neden. E biz babamızın yanında oturuyorduk, babam bunları demişti diyorlar. Bir zaman sonra da ablalarını, şunu bunu işte aile için şeyler oluyor.
- 42:27
Ama hakka haykırdılar yani. Kayıt da var Bahattin Abinin mesela. E şimdi burada onun gibi ben neciye ihvan gördüm? Ali Adem Efendi Hazretleri'nin huzurunda bunlar. Hepsi efendim, benden sonra Mahmut'um. Bende ne varsa Mahmut'uma verdim. Altmış çift manda koştular aramıza. Beni ondan ayıramazlar. Ondan sonra onun eli benim elim.
- 42:48
Sen kendine rahmete yaptırabilirsin. Ali Adem Efendi Hazretleri'nin ekibi. Ali Adem Efendi Hazretleri Padişah'ın fermanıyla içerideki odada duruyor. Ona bağlanan kimseden okuyamayacağı, hiçbir kitaptan halinde öğrenmeyeceği bütün ilimlerle, dün ilimlerle ulaşılıyor. Yani bir silsile, bir sahihiyet lazım.
- 43:05
Şimdi burada birini çıkartıyorsun. Bu adam şey etti, buna rabıta yapsın. Yani ne demek? Senin Allah ile arana girebilme mertebesine sahip. Ve sen buna rabıta yapsan Allah seni kendine yaklaştırır. E delili nerede? Bir şey yok. Kılıç ailesi. İki üç kişi toplamış, birbirinin damadı, ikisi de oğlu. Bu adamı geçmişler.
- 43:28
Aynı bu mesele. Şimdi onlar bize diyor ki, Mahmut Efendi'yi, Mehmet Efendi'yi, Sami Efendi'yi, bunlar müşrik-i kamiller tabi, efendislerimizin de tasdik ettiği insanlar. tasdik ettiği insanlar. Diğer, tabi, Hikmet Efendi de öyleydi. Diğer, Hikmet Efendi de öyleydi. E şimdi bunlara, e sen rabıta nasıl yapılabiliyor?
- 43:45
Şudur budur. E tamam hocam, silsileleri var, Şudur budur. şahitleri var, sahiyetleri var. Öyle öne gelen Böyle önüne gelen iki kişi toplanmış da, sen şey etsin dememiş ki. iki kişi toplanmış da, e sen şehsin dememiş ki. Orada yatırım boşa gitmiyor yani, dolandırılmıyorsun. Orada ya Ama şimdi senin putları diyor, Ebu Cehil bu putlar bizi yarattı diyemiyor.
- 44:06
Diyemeyince, bunlar bizi Allah'ın yanında şefaat edecek, Allah'a bize yaklaştıracak. E Timamut'a Allah nerede dedi bunu? Celle Celaluhu. Timamut'un sesli beyanı var, yerime kimseyi bırakmadım diyor mesela. Şimdi yerime kimseyi bırakmadım, buyrulan bir yerde, kendi sesiyle, görüntüyle izledikten sonra, ya bu kadar hamakat, bu kadar cehalet olur mu yani?
- 44:27
Neyin peşindesiniz? E şimdi, dolayısıyla, burada bir de fark var. Şimdi Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine çok dururdu. Abilerim bizi tekfir etti bununla. Diyor, siz Mahmud Efendi'ye aracı yapıyorsunuz. E peki aracı yapıyoruz da kime aracı yapıyoruz? Allah'a aracı yapıyoruz. Peki kimden yaratma istiyoruz?
- 44:49
Allah-u Teala'dan istiyoruz. Mahmud Efendi yaratılmaz ki. Allah'ı sevdiği yaratamaz. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de yaratılmaz. Peki tefessül ne demek? Tefessül, Ya Rabbi bu zaten hatırı için, senin şimdilik itibarı için, itibarı olmayanı araya koyarsan zaten yandı. Zaten yandı. Katıra yatır dersen, yandı.
- 45:06
Ama Allah'ın dediği itibarı varsa Nebiler ses ettikler varsa, şehitlerse, sâlihlerse, ulemâyse, evliyâyse, tamam mı? Delili kendine saklet. Delili kendine, yaptığı hizmete bakacaksın yani. E o zaman, bunun, ya Rabbi senin kalpte değeri var, dinine hizmet ediyor. E o zaman, bunu, Yarabbi senin kalpte değeri var,
- 45:24
Onun için bu zaten ümmetine, sen de, bunu aracı yapıyorum, bunun hatırı için, beni de kırma işte beni. Onun için bu zaten ümmetine sende. Şu işimi gör. E yaratmak kime ait? Allah'a ait. Sen kimden istiyorsun? Allah'tan istiyorsun. Bu zaten ne yaptın? Aracı yaptın. E şimdi bunun, müşriklerin putlara, tabuta, bunlar bizi Allah'a yaklaştırıyor.
- 45:41
Şimdi evliyalar bizi Allah'a yaklaştırıyor. Tabi yaklaştırır, çünkü Allah-u Teala aracı koyun buyurduğundan. Ama sen burada, efendim, putları bu konuma koyarsan, bu seni Allah'a yaklaştırmaz. Seni Allah'tan uzaklaştırır, cehenneme gönderir. O da diyor ki Allah'a yaklaştırıyor, bu da diyor ki Allah'a yaklaştırıyor.
- 46:02
Ya tamam da, onun dediği, Allah'ın dinine bil fiili hizmet eden, malını canını Allah yolunda feda etmiş, herkes şahit ve ispatlı bir insanlar. Allah bunların kendilerine itibarlı olduklarını, bunlar diyor, en güzel arkadaşınız, yoldaşınız, vesileniz bunlardır diyor. Nebiler, Sıddıklar, Şeyhler, Sadiler diyor.
- 46:23
Hangi ayette, hadiste buyurulmuş ki, efendim, felan yerde bir put var gidin ona sürün elinizi ayağınızı bilmem ne yapayım. Öyle bir şey yok. Bir de, biz Mahmut Efendi'yi, Mehmet Efendi'yi tapan yok ki. Herkes Allah'a ibadet ediyor diyor. Benim şeyhim de Allah'ın kulu, o da Allah'a ibadet ediyor diyor.
- 46:42
Aracılık başka, ibadet başka. Peki müşrikler ne diyor? Biz onlara tapmıyoruz, illa tapıyoruz. Niçin? Bize Allah'a yaklaştırsın. Bak, ya şunu bile anlayamayacak kadar cahiller derdi Efendi Hazretleri ya. Adam ben onun için tapıyorum diyor puta. Burada kim şeyhine tapan var? Yani bu kadar fark var. İbadetle tevessülün, dünya kadar farkı var.
- 47:07
Bir adam bir adamdan bir şey istiyor, sen reisi cumhurdan bir şey istiyorsun. Adamı aracı yapıyorsun. E sen o adamdan istersen onu, o adamın yetkisi yok ki zaten. Onun için reisi cumhurunun nezdinde itibarı var. O itibarı kullanıyorsun. Ama sen o adama takılırsan, ne olur sen çöz bu işimi dersen, sen manyağın önce gideni o zaman oluyorsun.
- 47:25
Ve dolandırılıyorsun. Ama seni araya koyuyorum da oraya bu işi ulaştır. Dediğin zaman, doğru adrestesin. Ama ibadet, puta tapmak. E tapıyorsun. E onun senin duanı duymuyor ki. Duan takıldır. E Allah-u Teala her şeyi duyuyor ama. E sen gitmişsin. Bana ortak koşuyorsun, kafana göre. Bana aracı yapmamışsın ki.
- 47:48
İbadete ortak yapmışsın diyor. Ben seni cehenneme atarım diyor. Onunla da beraber. İnnekum ve ma teâbü dünümün dünlü asabı cehennem. Hepiniz cehennemin ordulusunuz diyor Kuran. Taptıklarını tuttular mı beraber? Entümle havari diyor. Cehennemin dibini boğulacaksınız. Levkâne hâliyete mâ vurad duâ. Bunlar ilah olsaydı cehennemde ne işleri vardı sizden?
- 48:07
İlah cehenneme girer mi? Cehennemi yaratan olması lazım. Ve küllû fî ahâlinûn. Hepiniz müebbet ebedi kalacaksınız. Manyaklığın ne lüzumu var? Bende başka yaratan mı var? Allah'a buyuruyor. Onun için burada çok güzel bir misal. Yani kayyım, müsteşar, bilmem ne diye adama yatırım yapıyor. Halbuki adam padişahı yanlış yapmış.
- 48:30
Padişah onu aforoz etmiş, azletmiş. Senin bundan haberin yok. Boşuna adama hürmet edip yatırmıyor. Orada birkaç sene daha iyi geçiyor yani bu bahaneyle. Halbuki senin hiçbir işini iletemez. Çünkü kendi giremiyor daha saraya. Kovulmuş herif. E sen şimdi kovulmuş adamı, cami boştu, bu zamana kadar mirap boştu, efendim buyurulmuş adamı, ondan sonra silsilenin aracısı yapıp
- 48:56
oradan da Allah'a yaklaşacak. Tamam tapmıyorsun, ona tapmıyorsun, aracı yapıyorum diyorsun. Ama aracı yapıyorsun ama aracılık vasfı yok. Adam kovulmuş. Veyahut sene diyor, istihdadı yok, sahihiyeti yok, eli yok. Kendi itiraf ediyor ağzıyla diyor. Birkaç kişi geldiler bana diyor, Salih Topçuk dedi ki seni şey ile.
- 49:18
Bu kadar. Aynı bunlar ne kadar benziyor yani. E şimdi bunlar Efendi Hazretleri'ne, ben ona şey yaparsam, rabıta yapsam beni Efendi'ye yaklaştırır. Ali Adem Efendi'ye yaklaştırır. Nasıl yaklaşacak? Ali Adem Efendi, Mahmut Efendi'nin istifadı kopuyor onu. O zaten cami boştu demiş, kovmuş onu. Cami boştu, mihrap boş, ne demek ya?
- 49:39
Normal caminin imamına bile bunu demiyordu Efendi Hazretleri. Normal hafızadan güzel namaz kıldırıyorsa cami boş denmez ki. Bu ne demek yani? Bunu bile düşünmüyorsun ya kaç tane şahit var. Muhammed İstanbul Hoca bunu duydu. İslamoğlu Hoca bunu duydu, Muhammed Şişman duydu, hepsi efendilerin duydu da bunu.
- 49:55
E bize söyledi. Ben bunu böyle bilmezdim, bu nasıl çıktı böyle. E sen şimdi ham, bunlar hamı da yaparsak biz Efendi'ye yaklaşacağız. İşte görüyor musun hamakatın zirvesini. Ondan sonra bana sövüyor sayı. Niye? Ben, benim şeyhime sahte diyor bana karşı. Yahu ben sana iyilik yapıyorum, diyorum ki bak dolantırılıyorsun.
- 50:14
Bu arada boşuna kürek sallıyorsun. Yarın atlete çekeceksin. Eli cebi boş, Efendi'de kovacaksın Efendi Baba'ya. Elin cebin boş, bir tane efendide kovacaksın, efendi baban. Hiç yanına yanaşamayacaksın. Yapma daha. Herkesi yerine koy. Gidip sen hiçbir itibarı olmayan, Efendi senin yanında itibarı olmayan bir adam Efendi'yle beni görüştürür diye ona yatırım yaparsan ne olur?
- 50:38
Dünyada nasıl kusuran olsun, ahirette de aynı kusuran olacaksın. Bunu anlatıyor. Şimdi diyor, maazama ne kadar büyük oldu hamakat yahu. Ya bunların ahmaklığı ne kadar büyüktür diyor. Niye? Hacruya hizmet ediyorlar. El kayyime, müsteşara hizmet ediyor. Kayyime hizmet ediyor. Efendi Efendi'nin nöbetçileri vardı eskiden.
- 51:00
O nöbetçiler ne kadar forstuydu ya. Yani eski İslam'ın zamanında bugünün nöbetçisi iki kişiydiler. Böyle hep iki iki falan. E şimdi, o Efendi Efendi'yle beni bir görüştürür belki bir dua alırım diye bütün millet zenginleşiyor. Tamam şunlar bunlar, tabi efendi seni hiç sevmez öyle işler ama millet o şeye meraktır Türk milleti bilhassa yani.
- 51:20
Hemen bir aracı koymak iyi bir şeydir de enayilik yap. E adam nöbetçilikten kovulmuş. Seni de Efendi'yle ebedi görüştüremez. Onu sokmuyorlar oraya yanlış yapmış mesela. Sen hala o adamı yediriyorsun içiriyorsun. Belki bir nöbet günü beni şey eder. Ya bu kadar ahmaklık olur mu diyor. Hizmetçiye hizmet ediyorlar.
- 51:41
Talep ediyorlar. Diyelim ki af olmak istiyorlar. E peki kim affedecek seni? Seni azıcık Allah affedebilir. Bir isteğini kim yaratacak? Efendi Hazretleri aracı. Peki aracıya da aracı lazım da ona ulaşacağım. Tamam o da kabul. Ama o aracıya aracı olacak durumda mı? Sen şimdi kimden affını istirham ediyorsun?
- 52:03
Sultanlar. Yani Padişah'tan. Kimin seni kabul etmesi, dua etmesi istiyorsun? Tamam bu doğru bir şeydir. Çünkü ibadet etmiyorsun, tapınmıyorsun. Allah'ın dinine müttefer bir zat olduğundan dolayı tefessül yapıyorsun. Sen ondan bir talebin var. Ama kimi araya koydun? Bir şefaati. O kovulmuş adamın şefaatıyla şefaat aracılık demek.
- 52:28
Onun aracılığıyla sultana ulaşayım, bir dilekçemi imzalatayım, bir işimi geçireyim diyorsun. Zahiri sultan, manevi sultan. Meselede bir kıyasta fark yok. E sonra ve tekarrabune, yaklaşmaya çalışıyorsun her türlü. İleyhi sultana yani ulaşacaksın. Ne ile? Bihi. Kimin aracıyla? O kayyimi. Niye? Ben onu bir kere yanında görmüştüm.
- 52:54
O eskiden camisinin imamıydı. O konuşuyordu, o dinliyordu. E tamam da bugün ne oldu? Bu adamın şu andaki konumu ne? Bu kaç sene evvel kovulmuş diyelim bir adam. E sen şimdi bunu... ...hizmet etmiyorlar. Es sultane. Sultanın kendisine niye hizmet etmiyorsun? Alel hakkı, hak olan, hak sahibi olan. E efendim, kendisine rabıta etsen zaten direk bu işler manevidir.
- 53:23
Kaymakam, valiyi araya koymaya lüzum yok yani. Başvekille görüşme. Bu manevi işte direk rabıta yapabiliyorsun. E sen oradan direk alacakken niye diyor? Kırmıyorlar el kayyime. Bekçiyi, nöbetçiyi, müsteşarı. Niye kırmıyorlar? Yani kırmıyor derken aradan çektirmiyorlar. Hattâ ekûnû tâ ki olabisne min ehlil kurbin.
- 53:43
Gerçek yakınlık ehlinden olsunlar. Ve ehlil hakkı, hak ehlinden olsunlar. Tabi bu putlara tapanlar hakkında konuşulan bir şey. Ama mevzu ne? Burada bizim farkımız ne? Onlar ibadet ettikleri için müşrik oluyorlar. Biz ibadet etmiyoruz. Tevessül, aracılık Allah'ın emri olduğu için Ama bizde aracıyı yanlış seçersek
- 54:07
şimdi şeyh diye bağlandıkları nice insanlar var. O adamlarda da ne yolsuzluklar olanlar var. Şeyh diye bir içki içen var. Yani memlekette her dakika haberler çıkıyor. Kaç kişi hapiste şu an şeyhlerden. Şeyh geçinenlerden. Ne yolsuzlukları, ne yüzsüzlükleri çıktı. E bu millet bunlara kandı. Gitti yani mesela.
- 54:29
E tamam da diyor, hangi delille Allah'ı arana koydun? Yani ibadet edersen zaten tapınırsan başkasından müşrik olursun. Ama tevessül edersen, aracı kabul edersen meşru olursun. Ama aracılık sıfatı olmayanı vesile edinirsen de ahmak olursun diyor. Ne diyecek yani sana? Efendim, niçin sultanın kendisine yaklaşmayı, ona hizmeti, direk hizmeti, e aracısız olmaz.
- 55:00
O zaman aracıyı doğru seç. Ki seni ulaştırsın. Ulaşabiliyor musun acaba? Ulaşamıyorum. O zaman yanlış adrestesin. Niye diyor Hak'kı elinden? Olmuyorlar. Ve yekûnû. Olmuyorlar. Ta ki olsunlar fî emnin, güven içinde ve emanin. Eman içinde, güven içinde. Kalbin seni rahat ediyor mu şimdi? Mahmud Efendi ben kimseyi yerime bırakmadım diye sesinden duyuyorsun orada, videoda.
- 55:26
Ondan sonra beni ona yaklaştıracak diye başka birine rabıta yapıyorsun. Bundan daha büyük hamakat olabilir mi? Sen düşünmüyor musun ki burada sana güvence yok? Ve hâvle almecânînû. İşte bu mecnunlar deliler. Yenhicûne, oyuyorlar el hacara. Taşları beydim, elleriyle taşları oyuyorlar. Ve abuduna sonra ibadet yapıyorlar, tapıyorlar.
- 55:50
O taşlara, kertişlere, siniğine, senelerce. Sonra veyahut mahvune bir de tamahlanıyorlar, bekliyorlar. Putlardan, sunlardan, saateşeklerden falan. Tevekkuâtın nice beklentiler, umutlar, bilmem neler. Keşfim hazırlayacak, rabıtaya yapacağım, Efendi'ye yaklaşacağım, silsileye ulaşacağım. Velhâsıl temenniyle, beklentiyle bir şey olmaz.
- 56:12
Ayağın yere basacak. Hak ve hakikat ortadadır. Şer'atta nasıl peygamber olması için mucizesi lazım. Mucizesiz peygamber, Allah göndermemiş. Çünkü peygamberin kâfir olduğunu biliyor. Cehennemde kalıyor. Onun için bir mucize gösterecek. Hâlâ mucizede görüyor, inanmıyor. Âl-i dâvâ. Burada da velayet tarikinde Allah'a tost olmak için, gördüğün zaman Allah'ı hatırlayacaksın.
- 56:36
Dünyadan soğuyacaksın. Ondan sonra sahihiyet olacak. Efendim, senin irşadının için ta Mevla Teala ona senin hakkındaki bütün şeyleri bildirmiş olacak. Son nefesine kadar seni muhafaza edebilecek. Ondan sonra ölürken şeytan geldiğinde o gelip senin imanını kurtarabilecek. Münker Nekir'in cevabında kabre gelebilecek.
- 56:58
Oho İmam Şahrani'de bir şartlar var. Bu şartlara hayır olmayan mürşid olamaz. Veli olur. Veli çok. Mürşid başkadır. Yani orada seni üstleniyor. Tekefül ediyor. Onu kim üstlenmiş ki? O seni üstlensin yani. Seni nüfusuna kaydediyor manen. Mürşid seni manen nüfusuna kaydediyor. Benim doğumumdan gelmiş, ölümüme kadar, benim mezarına kadar müdahale ediyor.
- 57:28
Ben buna mı mürşid derim? Kardeşim bir şeyden haberi yok. Geldiler bana dediler böyle alahamdülillah biz de kabul ettik falan. İşte böyle beklentiye girenlerin diyor hamakatleri ne kadar büyük olmuştur diyor. Yani Hindulara gülüyoruz, maymuna tapanlara gülüyoruz, fareye sıçanlara tapanlara gülüyoruz.
- 57:46
Hakikaten maskaralık durumlara gülüyoruz. Gülüyoruz, ağlanacak halimize de gülüyoruz. Aracı olamaz denen adamlara aracım yok diyor. Direkt bana devam edin diyor. Sesi var. Yok yine bu senin aracındır diye. Yani İnle Şirke'yle Zuhru Nazim Fekirdar Sohbeti'nde anlattığım içerikte de var ya. Hani alıyor elinden tutuyor derler bana.
- 58:08
Getiriyor bu senin dükkanın ortağıdır. Ay sonunda parayı kırışacağız. Ya neredeydi bu ben bu iş hizmetleri yapayım? Yok diyor. Baskıyla güçle tabela bizde kaldı bilmem ne. Hükümet bizi destekliyor. Öbür türlü derlerinizi kapatırım bilmem neyizi iptal ettirip ha böyle şeylerle sen mafya vari gelirsin oturursun dükkana da çökersin.
- 58:30
Yarıyı değil tümünü de alırsın o ayrı dava. Alırsın ama ahirette de azabı alırsın. Dünyada da ne bileyim sen havanı alırsın yani. Onun için insan din işinde hassas olacak. Dünya işinde bu kadar hassas oluyorsun dolandırılmayayım diye. Yine de en büyük profesörler dolandırılıyor yani şu anda. Ne kadar okumuşlar onlar daha fazla dolandırılıyor yani görüyorsun haberleri.
- 58:53
Onun için bizim millet hep çok bir kısım dolandırıldı. Onun için bizim millet hep bir kısım dolandırıldı. Elhamdülillah Efendimiz'in himmetine doğu hakkı söyledik insanların aklı başında. Dediler ki tamam, Sultan demiş ki, İbrahim Efendi Hocamız hep Efendimiz'e Sultanımız de. Sultanımız demiş ki, ben aracı koymuyorum, bana direkt devam eden tamam demiş.
- 59:13
duydun da, e bitti. Sen yine bir aracı koyurum diyorsun, bir de aracıyı aracılıktan da çıkarıyorsun, aracıyı maksut, kast edilen bir zat yapıyorsun, ondan sonra direkt... Aracıyı maksut kastedilen bir zat yapıyorsun. Ondan sonra direkt yani adam aracıdan çıkıp sen yarat derse bir puta veya bir insana nasıl müşrik olursa sen de tarikatta müşrik oluyorsun.
- 59:34
Esat Çoşan Hoca Efendi Rahmetullahi Hazretleri'nin de hani müridi mürtetler o mürtet derken kavur anlamında söylemedi. Buradaki müşrik buradaki mürtet tasavvufunda tarikatında nesi var bir irtidadı bir şirki var. Çünkü neden? Sana açıkça beyan edilmiş deliller, sen delil olmadan ihdas ediyorsun, bid'at uyduruyorsun.
- 59:57
Ve böylece kusuruna uğraman kaçınılmaz oluyor. Allah muhafaza buyursun. Böylece bu mektupta da acayip bir şeyler çıktı yani. Baştan uyuyordun biraz, ondan sonra beyefendi, ama Mevla size lazım olanı beyan eyledi. Allah-u Teala istikamette daim eylesin. Amin.
Benzer sohbetler
34:42Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 5) 242. Bölüm 7 Ekim 20267 Ekim 2026 · 35 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 7 Ekim 2026
38:05Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 4) 241. Bölüm 30 Eylül 202630 Eylül 2026 · 39 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 30 Eylül 2026
27:50Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 3) 240. Bölüm 23 Eylül 202623 Eylül 2026 · 28 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 23 Eylül 2026


