30:08 / 43:41

  1. 00:17

    Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillâh Rabbil Alemin ve es-Salâtu ves-Selâmu aleyhâ Seyyidil Murselîn Muhammedin ve aleyhi ve sahbihî ecmaîn. Mektubat-ı Şerife'den kaldığımız dersten devam ediyoruz. İtikadla ilgili mektup. Konu imana gelmişti. İmana anlatırken, imanın tasdik anlamında geldiğini, bunun alametinin de kafirlerden, küfürden, şirkten, inkardan,

  2. 00:52

    ve levâzımından ve hasâsından, yani gavurluğun gerektirdiği şeylerden uzaklaşmak olduğunu beyan etmişti. Bir insanda, hem Müslümanım inanıyorum iddiası varken, hem de zünner takmak gibi şirk alametleri var. alametleri var ise, bu kişinin mürtedlik damgası yediğini beyan etmişti. Münafık hükmünde olduğunu açıklamıştı.

  3. 01:32

    Bir insanın gerçek manada Müslüman olması için kafirlerden, onların alametlerinden, nişanlarından uzak durması gerektiğini beyan etmişti. Şimdi oradan devam ediyoruz. İbrahim'ül-Halil'u alâ Nebînâu aleyhissalâtu vesselâm Halil İbrahim aleyhisselâm inne mâ nâle muhakkak ulaştı, mâ o şeye ki nâle nâil oldu.

  4. 01:55

    O da nedir? Mine deracetil kusvâ. En yüksek, en uzak derecede, en uzak demek yani ulaşılması en uzak demek. Aksa da oradan geliyor. Aksa en uzak mescid o zaman Mekke'ye. Kusvâ da onun mühendisiydi. Derece mühendis olduğu için öyle söylüyorum. Yani ulaşılması en uzak dereceye İbrahim aleyhisselâm ulaştı.

  5. 02:15

    Vesâire oldu. Nedir oldu? Aslâ şeceratin nübüvveti, peygamberlik ağacının temeli oldu. İbrahim aleyhisselâmdan sonra gelen bütün peygamberler onun zürriyetinden geldi. Hiç onun zürriyetinden olmayan gelmedi. Hepsi İsrail oğullarından geldi. Zaten İsrail Yakup aleyhisselâm demek. Yakup aleyhisselâm da İbrahim aleyhisselâmın torunudur.

  6. 02:36

    İshâk aleyhisselâmın oğludur. İshâk aleyhisselâm, Yakup aleyhisselâm, İbrahim aleyhisselâm, İshâk aleyhisselâm, İbrahim aleyhisselâmın oğludur. Ve vebne alev İshâk. Biz ona İshâk'ı bağışladık, buyuruyor. Ve Yakub'e nâfile. Yakub'u da torun olarak bağışladık, buyuruyor. İbrahim aleyhisselâm nübüvvet ağacının aslını teşkil ettiğine buyuruyor.

  7. 03:01

    Peygamberliği ve kitabı onun zürriyetine tahsis ettik. Dört büyük kitap da onun zürriyetine gelmiştir. Musa aleyhisselâm, İsa aleyhisselâm, Davud aleyhisselâm ve Muhammed Mustafa aleyhisselâm. Peygamberler, İbrahim aleyhisselâm'dan öncekileri demiyoruz. Öncedekilerin de sayısı azdır. Allah bilir ama Allah'ı alem azdır.

  8. 03:25

    İbrahim aleyhisselâm'dan sonra gelen bütün peygamberler onun neslindendir. Dört büyük kitabı sahibi Enbiya-i İslâm da onun neslindendir. Hepsi Yakup aleyhisselâm'dandır. Bir tek Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem İsmail aleyhisselâm'dandır. Hacer validemiz vasıtasıyla geliyor. O da İbrahim aleyhisselâm'dandır.

  9. 03:42

    O zaman çok büyük bir fazilet ve meziyete nâil olmuş demektir. Çünkü nübüvvet ağacının temeli oldu. Peki neden oldu bu? Bu kadar peygamberler içerisinde niye İbrahim aleyhisselâm'dır? Niye İbrahim aleyhisselâm'a mahsus oldu bu makam? Uzak durması vasıtasıyla. Kim der? Mînâ-i de'â-i teâlâ. Allah-u Teâlâ'nın düşmanlarından hep uzak durdu.

  10. 04:09

    Yanaşmadı, yaklaşmadı, taviz vermedi. Müşâmahalı davranmadı. Ya. Kâlellâhu teâle, Allah-u Teâlâ ne buyurdu? Laqad kâne lekum. Andolsun ki muhakkak sizin için vardır. Üsletun hasenetun. Çok güzel bir nümune. Nümune-i imtisal. İktidâ örneği. Yani uyacağınız, tabi olacağınız bir nümune. Nümune var. Kimde fî İbrahim'e?

  11. 04:36

    Velledîne mâ. İbrahim kulumuzda, bir de onunla beraber olanlarda. Demek sahabesi de var. Lût aleyhisselâm hem yeğeniydi hem peygamberiydi ama onunla beraber olanlardan sayılır. O da muacir oldu, hicret etti, kâfirlerden kaçtı.

  12. 05:01

    Ben Rabbime muacir çıkıyorum buyurdu. İşte onlardan örnek alın. İzgâlu. Vaktâ ki dediler-li kavmîm, kendi milletlerine, kâfir olan, müşrik olan, puta tapan, halklarına, ümmetlerine dediler. Ne dediler? İnne muhakkakiz burâ'û. Berî kimseleriz. Kesinlikle tamamen uzaklaşmışız.

  13. 05:34

    Allah bırakıp hangi putlara, hangi insanlara, hangi şeytanlara, hangi cinlere, hangi heykellere, işte neyse. Kime tapıyorsanız onlardan da uzağız, sizden de uzağız. Küfrettik yani inkâr ettik bir gün sizi. Reddettik sizi, tanımıyoruz sizi yani. Siz kimsiniz yani Türkçe'de? Sen kimsin? Allah'a koşacaksın, Allah'tan gayrına ibadet edeceksin, tapınacaksın.

  14. 06:02

    Ondan sonra dozentim, profesörüm, başvekilim, bakanım, takanım. Kim takar seni ya? Kim olsan ol. Karun olsan ne olur? Nemrut olsan ne olur? Şeddat olsan ne olur? İbrahim Aleyhisselam Nemrut'a karşı çıkmış insandır yani. Ki dünyanın tek hükümdarı o zaman. Kendisi de tek başına bir insandır Müslüman olarak.

  15. 06:23

    Bir tek başına bir insan dünyanın tek hükümdarına karşı çıkabiliyor mu? Çıktı işte. Onun için diyor peygamberlerin şeceresinin temelini teşkil etti. Çok makamlar sahibi oldu. Hiçbir peygamber ona ulaşamıyor. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem hariç. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'den sonra kim gelir?

  16. 06:41

    İbrahim Aleyhisselam gelir. Adem Aleyhisselam'dan üstün, Nuh Aleyhisselam'dan üstün, Musa Aleyhisselam'dan üstün insan. Yani ülül azmin içindedir beşin. Fakat Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'den sonra en üstünü İbrahim Aleyhisselam diye ben biliyorum yani. Deliller onu gösteriyor. Bu neden oldu?

  17. 07:01

    Kafirleri ve müşrikleri reddetmesinden oldu. Biz sizi tanımıyoruz dediler. Vebeda zahir oldu, belirdi. Beynenâ bizimle aramızda ve beyneküm sizinle aranızda ne? El-adâvetu, düşmanlık. Sen kimseye düşmanlık etmeyeceksin. Laf salatası var ya. Tamamen Kur'an'a muhaliftir. Tamamen. Düşmanlık zahir oldu diyor.

  18. 07:30

    Ve'l-baghdavu buz. Kızgınlık. Sevmemek. Efendim, hoşgörülü olacaksın. Yahudilere de hoşgörülü olacaksın. Hristiyanlara da hoşgörülü olacaksın. Budistlere de hoşgörülü olacaksın. Onlar oluyorlar mı? Yok. Mevla bilmiyor onların olmayacağını. Biliyor. Onun için siz de Evliya, benim ve sizin düşmanlarınızı dostlar edinmeyin.

  19. 07:56

    Komşuluk ayrı bir şey. Yanında işçi olursun. Bunlar iş irtibatlarıdır, iş ilişkileridir. Bunlar dostluk anlamına gelmiyor ki. Dostluk ayrı bir şey. Ortağın olur ama dost değilsindir. Bunları da birbirine ayırmak lazım. Bir Yahudi, efendim, açlıktan ölüyorsa ona bir ekmek verirsin. Bu düşman olacağız, açlıktan ölsün manasında gelmiyor.

  20. 08:21

    Bunlar ayrı şeyler. Komşuluk hukuku vardır. Et kesilmiştir, eve gelmiştir. Bir şey kokmuştur. Yemek pişirmişsindir. Bir lokma verilir. Bir hediye gönderilebilir. Bunlar ayrı bir şey. Bunlar ayrı bir şey. Ölür komşun, Ermenidir, Yahudidir. Baş sağlığına gidersin, bu kadar. Bu kadar. Ama ilerisine gidemezsin.

  21. 08:37

    Yok cenazeye, yok kiliseye, yok âhineye, yok mezarlığa. Gidemezsin. Bunları evvelce konuştuk yani. Bazı hocalar ona bile fetva verdiler. Az daha Fatiha okusun diyecekler, orada durdular. Bir de Ya Rabbi bütün insanları affet dersin diyor. Meşhur da bir hoca. Televizyonlarda en çok izlenenlerden. E sen nasıl diyorsun ki Fatiha?

  22. 08:59

    E Allah'ım herkesi affet. E Mevla kafirleri affetmeyeceğini beyan etti. Kavru mezarına gidip de herkesi affet denir mi yani? Bu adamı affet demek gibi bir şey yani. E sen Allah-u Teala'nın yapmama karar verdiği şeyi bilmiyor musun? Hoca oldun. Rabbana khfirli velühaldeyi velin mümini ne diyor? İbrahim Aleyhisselam'a duasını öğretiyor Mevla.

  23. 09:20

    Beni affet, ana babamı affet, bir de müminleri affet. Mümin olmayanlara mağfiret duası yapamaz ki. Sonra bir babasının için af istedi de nihayetler geldi. Baban için af isteyemezsin. Tabi o babası amcası meselesi var. Azerinin amcası olduğu söyleniyor. Babasının adı Tarak olduğu söyleniyor. Araplarda yani eski kavimlerde amcaya baba demek şeyi var.

  24. 09:51

    Bu manada ihtilaf vardır. Ehl-i Sünnet uleması arasında. İyi bir ihtilaf vardır ama biz tefsirde bayağı bir beyan etmiş idik. ihsan etmiş idik, delilleriyle beraber. O zaman tabi şeyi koyduk, Azer'in babası olduğu görüşünü çok destekledik. Fahr-ı Râzî ve diğer müfessirlerde ağırlık o yöndeydi tabi. Sonradan Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in atası olmak hasebiyle

  25. 10:16

    ve tekellübüke fîs-sâcidîn, sessizce edelim. edenlerin surtlarında gezip dolaşıyordun, ondan ona, ondan ona intikal ediyordun. Âyet-i kerimesi secde edenler buyurması asebiyle. Yani bazı alimler de efendim, anne babasının ve bütün atalarının Müslüman olduğuna dair kuvvetli deliller olduğundan onun Azer'in babası değil amcası olduğuna dair bir görüş serdediyorlar.

  26. 10:46

    Onların da kendilerine göre delilleri var. Yani bu itikadi bir mesele değildir. Yani inanmasan dinden çıkmazsın, ehl-i sünnetten çıkmazsın. Hani desen ki babasıdır. Ama yani şu anda bende ağır basan görüş Necât-ül Valide'nin anne babasının kurtuluşu hakkında kitabı hazırlarken, tabi basamadım size ama hazırlarken gördüğüm deliller muaciyesinde konuşuyorum.

  27. 11:11

    Azer'in amcası olduğu görüşü ağır basıyor. Fakat burada mühim olan nedir? Babasıysa da, amcasıysa da İbrahim Aleyhisselam onu reddetmiştir. Sonra onun günahları için Allah'tan hapis dediğinde Allah-u Teala ona efendim ne, asla sen müşrikler için hapis diyemezsin buyurmuş. Bunun üzerine İbrahim Aleyhisselam da tevbe etmiştir, özür dilemiştir.

  28. 11:38

    Ve mâ kâne istighfaru İbrahim el-yebî illâ amme mu'iddeti mu'adâiyyâ. Babasına söz vermişti. Le istighfiranne leke vehcûrnî meliyyâ. Meryem Suresinde hatırlıyorum. Orada geçiyor. Sana istighfar edeceğim demişti. O sözü yerine getirmek için, ya Rabbi bunu affet demişti. E fakat Mevla buyuruyor, o sözden dolayı bir hapis dedi ama fe lem mâ tebeyyene leve nev'adû lillâh

  29. 12:02

    ne zamanki baktı ki amcası babası işte hangisiyse orada girip şey görüş. E Allah'ın düşmanı çıktı yani Müslüman olmadı. Teberru emminhû, ondan uzak durdu. Amcam demedi, babam demedi. Hazaruri ihtiyaç olur. Açlıktan ölecek olur. Yani kimsesiz kalır, muhtaç kalır. Yardım edilir, insani yardım. Bu ayrı bir şey.

  30. 12:23

    Ama ne yapmadı? Dostluğu kesti, ilişkiyi kesti, alâkayı kesti. Daha asla onu sevmedi. Onun için, yok hoş görü. Bu din arası, diyalogçuların, bu fetöcülerin tabii uydurdukları bir palavraydı. O zaman da söylüyordum ben bunları ama işte işine gelmeyen anlamıyordu yani, dinlemiyordu. Ama bak ne buyuruyor âyet-i kerîme.

  31. 12:44

    Sizinle bizim aramızda düşmanlık zuhur etti. Vel-baghdâ'u kîn öfke, kızgınlık ebeden ebeden ne demek biliyor musun? Sonsuza kadar. Ahirette de yollarımız ayrılıyor. Anan olsa, baban olsa kâfir ölenle cennetle getirmiyorlar ki seni yanına. Ebeden. Sonsuza kadar düzelmez bu iş. Hattâ tü'minûn siz inanıncaya kadar billâhi Allahe vehtehu tek olarak.

  32. 13:10

    Şirkten uzak duracaksınız. Tek olan Allah'a inanacaksınız. İbrahim Aleyhisselam dedi. O zaman İbrahim Aleyhisselam, Allah'ın halili peygamberi olduğuna inanmak şartı vardı. Sonra gelen bütün peygamberler dedi. Bir olan Allah'a imandan sonra. Zaten bir olan Allah'a inandın mı o Allah sana peygamber gönderiyorsa ona da inanmak durumundasın.

  33. 13:27

    Kitap indiriyorsa ona da inanmak durumundasın. Allah'a ben sana inanıyorum ama gönderdiğim peygamber yalancıdır dersen haşa veya Allah'a inanıyorum ama Kur'an'a inanmıyorum dediğin zaman zaten Allah'a inkâr etmiş oluyorsun. Düşmanlık ve kîn buğuz devam etmiş oluyorsun. Yani iman neyle beraberdir? İman şartlarıyla beraberdir.

  34. 13:45

    İman tek başına olmaz. Allah'a inandın ne buyurduysa inanacaksın. Meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahirete, kadere İman Allah'a iman içindedir. Onun için ayette tek kelime geçiyordu ya peygambere inanmak şart değil gibi böyle yanlış yunmuş manalar çıkaran profesör ilahiyatçılar var. Sade Allah'a iman yeter.

  35. 14:06

    Hayretli Karaman ne diyor? Ayete bakarsan iki şart ediyor. Allah'a bir de ahirete inandıktan sonra Yahudi, Hristiyan hepsi cennete girer. Süleyman Ateş de bunu söylüyordu. Hayretli Karaman'ı reddiye yaptım. O kitap ortalıkta yani. Lale Gül'den bulabilirsiniz. O çıkan kitaptaki kaynaklarını da verdim yani.

  36. 14:25

    E bu adamlar bugün hocaların hocası olmuşlar. Ben ne yapayım yani? Ayet-i Kerimeler'de ne buyuruyor? Kafirlerden uzak durun. Onlarla dost olmayın. Sen onları mümin sayıyorsun. Cennete girecek sayıyorsun. Nasıl cennete? Madem cennete girecek, cennete girecek adama düşmanlık edilir mi? Bu müşriktir daha.

  37. 14:48

    Sadece Allah'a inanmak yetseydi, o zaman kitaplara, peygamberlere hiçbir şeye inanmak şart olmasaydı, dünyada gavur kalmayacak. Budist de Allah'a inanıyor, Yahudi de Allah'a inanıyor, Hristiyan da Allah'a inanıyor. Allah'a inanıyor, Hıristiyanlar Allah'a inanıyor. E kim kafir? Kur'an-ı Kerim'de niye böyle buyuruyor?

  38. 15:04

    Bu kadar ayetlerde, Yahudiler Hıristiyanlara dost edinmeyin buyuruyor. Yahudiler de, Hıristiyanlar da veli, dost, sırdaş edinmeyin. Bazı Mevliya bazı, onlar birbirine dosttur. Size dost olmazlar. Kâvurdan dost olmaz, ayıdan post olmaz diyorlar. Yanlış. Ayıdan post olur, domuzdan post olmaz. Ayının postunu tabaklasan seccade olur, cahizdir.

  39. 15:34

    Efendim baba öyle fetva verirdi. Yani şimdi burada da ayı lafını çıkartmışlar. Neye ayı lafını çıkartıyorsunuz? Kâvurdan dost olmaz, domuzdan post olmaz. Postu tabaklamayı kabul etmeyen, dibahat ile temizlenmeyen bir tek hınzırdır. E şimdi, bunlar boşuna mı söylendi yani? İbrahim Aleyhisselam niye düşman oldu?

  40. 15:58

    Tavmine, kabilesine, en yakınlarına, akrabasına, amcasına niye düşman oldu? Allah için. Onun için, iman tasdik demektir. Tasdik, Allah'ı doğrulamak demektir. Allah'ını, Rabbini doğrulayan, O'nun kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hepsine iman eder. Allah'a inanıp da buyurduklarına inanmamak şirktir.

  41. 16:22

    Dolayısıyla, iman ve tasdik neyi ıktıza eder diyor? Allah ve Rasulünün düşmanlarından teberri gerektirir. Çünkü neden? Hem, bana inanıyorum sana diyeceksin, seviyorum seni diyeceksin, dostunum senin diyeceksin, hem de gidip benim baş düşmanımla dost olacaksın. Var mı böyle bir şey ya? Bu ne? Allah'tan gelen kitaplarda yazar.

  42. 16:45

    Ne insanların yazdığı kitaplarda yazar. Hiçbir kaide de, kural da yazmaz. Nedir? Hatta düşmanının düşmanı bir nevi dostun olur, bir nevi. Her yönden değil. Dostunun düşmanı, senin de düşmanın olur. Bu bir kaide yani, bütün dünyada şu anda geçerli. Görmüyor musunuz? Devletler arasında geçiyor, milletler arası, fertler arası.

  43. 17:13

    Kim kimin dostuna düşmanlık ederse, o da ona düşman olur. E sen nasıl Allah'a düşman olan şirk koşanlarla dost olabilirsin? Bak, düşmanlık yok. Nerede yok ya? Ayette var işte, düşmanlık belirdi diyor. Kızmak yok, öfke yok, nasıl yok ya? Velbeghzâhu, buğz var işte, ayet. Çin, buğz, düşmanlık belirdi artık diyor.

  44. 17:36

    Fir olan Allah'a, inanın İslam'a girerseniz, düşmanlık kalkar. Bizimkiler ne yapıyor? Müslümanlar, cemaatler birbirlerine düşmanlık ediyor. Amentü'ye inananlar birbirine davet ediyor, buğz ediyor. Yahudilerle, Hristiyanlarla, Masonlarla, Fasonlarla herkes iyi geçiniyor. Ya Mevla ne buyuruyor? Bizim İslami cemaatler geçinenler neler yapıyor?

  45. 17:59

    Öyle bir şey olur mu ya? Vela amele, hiçbir amel olamaz. Minele amâli, amellerden hiçbiri. Ameller deyince, namaz, oruç, hac, zekat, sadaka, hayır, hesene, neler, amel, sâlih ameller binlercedir. Fakir ve sınırsız zikir ve sâlih amel var. Ama bunların hiçbiri olamaz. Fî nezâre âzel fakîr. Bu fakir, yani kendi için diyor İmam-ı Rabbim Hazretleri,

  46. 18:24

    fakir derler, derviş mağasına işte. Muhtaç, Allah'ına muhtaç. Bu fakirin diyor, görüşüne göre hiçbir amel olamaz. Eftalû. Efendim, daha üstün olamaz. Neden? Min hâzet teberrî. Yüzünden beri ve uzak olmaktan. Ne hususta daha üstün olamaz? Fî husûli rızâ-l hakkı celle ve âle. Yüce Rabbimizin, Hak Teâlâ'nın rızâsının meydana gelmesi için.

  47. 18:53

    Yani onu tahsilde demek istiyorum. Allah'ın rızâsını kazanmak istiyoruz. Hepimizin derdi bu değil mi arkadaş? Namaza başlarken ne diyor? Niyet edin Ya Rabbi rızâ-yı şerifini. Dilden dememek lazım, kalpten geçirmek lazım. Sünnet kalptedir. Niyetin mahalli kalptir. Ama ne niyet ediyoruz yani? Veya söyleyende var.

  48. 19:13

    Hatta namazı bozulur demiyorum ama bid'at oluyor diyor İmam-ı Rabbî Hazretleri. Ama düşünülen, mülâza edilen niyet nedir? Niyet ettim Ya Rabbi rızâ-yı şerifin için. Hacca gidersen neveytül umrete lillah. Allah için yani rızâ-yı şerif için ümreye niyet ettim. İnnî yurîdül hacce. İrade ediyorum vel umrete.

  49. 19:42

    Ümre kastediyorum lillah. Allah için. Her ibadetin mihekki merkezi noktasında duruyor Allah'ın rızasını tahsil niyeti azmi kararlılığı duruyor. İşte o zaman diyor Allah'ın rızasını kazanmak istiyor musun? İstiyorsan. O zaman kâfirlerden uzak durmak, onlara benzememekten daha üstün bir amel bu konuda bulamadım.

  50. 20:07

    Bu konuda. Zaten bütün konuların şahı Mevla'nın rızası kazanmak değil mi? Namaz kıldın rızayı kazanamadın. Ne yarar? Hacca gittin, rızayı kazanamadın. Ne yaradı? Çok para dağıttın fakirlere. Allah rızası için makbuliyet, mahbubiyet kazanamadın. O zaman maksadımız ne? Maksadımız, Hak Celle ve Ala'nın rızasını kazanmak ise, bu huzurda bize bunu kazandıracak amelleri arıyorsak,

  51. 20:29

    Maksadımız Hac Celle ve Ala'nın rızası. bundan üstün, bu fakire göre bir amel bulamadım. Nedir o? Kâfirlerden uzak durmak, işte nuallerini kutlamamak, onlar gibi giyinmemek, onlar gibi konuşmamak, onlar gibi kuşanmamak, onlar gibi evlenmemek, onlar gibi boşanmamak, onların alametleri olan işte yularları, fularları, işte neyse onları, zünnarları bağlamamak,

  52. 20:59

    surasın onlara benzemeyecek, başın onlara benzemeyecek, kaşın onlara benzemeyecek, tıraşın onlara benzemeyecek, teberri, teberri, teberri. Ne diyordu şairin işte birinci müsrasını belki hatırımda değil ama, Tevelli bi teberri nist mümkin. Fahri Efendi hocamızın bir kızı varmış küçük, Aysel'in adı diye öyle hatırlıyorum.

  53. 21:22

    Biz de çocuk idik belki, biz de doğmamış mıydık bilmiyorum. Yandı o, yangında şehit oldu. Yavrumuz, küçük kız. O bunu okuyup gezerdi derdi. Tevelli bi teberri nist mümkin. Küçücük, çocuk yani 1-2 yaş belki var yok. Hiç iyi de kocama koca olmuyorsunuz ha buna mana veremezsiniz. Tevelli Allah'a dostluk.

  54. 21:45

    Yani veya meşayiha dostluk, evliyaya dostluk, ulemaya dostluk. Bi teberri onların düşmanlarından uzaklaşmadan sen onlara dostluk edeyim dersen nist mümkin. Mümkin değildir. Olmayacak bir şey aramaya. Kafirlere benziyorken Allah'a dost olacağım. Mümkün değil. Mevla senin üzerinde gavurlardan bir eser, bir iz görürse sevmiyor seni yav.

  55. 22:10

    Ama Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem en çok sevdiği Habibi'dir. Ondan bir eser görürse, misvak görse, sarık görse, sakal görse, cübbe görse, şalvar görse, takke görse, entari görse falan. Üzerinde bir eser, veya ahlakında veya huylarında falan. O zaman mümkin.

  56. 22:26

    Ama düşmanların inancından, başta inanç, sonra amel, sonra ahlak, bunlardan uzak durmadan sen Allah'ın dostlarına dost olamazsın. Tevelli-i bi-teberri. Bi- yok demek Farsça'da. Bi-namaz. Namazsıza deniyor. Şimdi onu Türkçe'ye dikseniz bey namaz yapmışlar. Halbuki o bey namaz olur mu? Bi-namaz. Yani bi-teberri.

  57. 22:53

    Düşmanlardan uzak durmaksızın. Dostluk tevelli velayetten geliyor yani. Dostluk nist mümkin. Kafanı çalıştır. Dostlara benzemeye çalış ey Müslüman. Kafirlerden uzak dur. Ve innelil hakkı subhanehu ve teala. Şüphesiz hak subhanehu ve teala için adabeten, düşmanlık vardır. Zatiyeten. Hem de sıfatlarına raci değil.

  58. 23:19

    Dikkat et. Allah'ın öz zatıyla ilgili bir düşmanlık vardır. Neye karşı? Mal küfrü, kafirlik, inkara karşı ve kefereti bir de kafirlere karşı. Allah-u Teala şirki ve kendisini ve tabi buyurduklarını amen tüyü inkar etmeye karşı. Öz ve öz düşmandır. Zatıyla düşmandır bu inkara. Bir de bu inkarcılara. Tabi inkar bir sıfattır.

  59. 23:46

    Bu sıfatla muttasıp olanlara kafir, kefere deniyor. Kafir müfrettir, tekildir. Kefere çoğul cemidir. Yani kafirler. Allah-u Teala'nın mesele. Buna da tabi bir şey altta beyan edecek. Müslümanların günahları buna benzemez. Allah-u Teala bizim günahlarımızı da sevmez. İçki içsen sevmez. Kıybeti sevmez.

  60. 24:08

    İftirayı sevmez. Zina yapsak sevmez. O fiilimizi sevmez. Sevmez ama zatıyla değil. O sevmemesi buğzu sıfatlarıyla buğz ediyor. Zatıyla buğz etmiyor. Neden? Müslümana imanı var diye. Buraya dikkat. O boş ilahlar. Afaki demek. Hariçte yani dışarıda bulunan. Yani görünen, elle tutulan, göze görülen. Yani.

  61. 24:37

    Yani gitsen görüyordun onu da, değsen değiyordun ona. Bir de enfüsiye var. Enfüsiye içimizdeki kibir, gurur, haset, fesat falan. Nefsin içine. Onlara enfüsiye deniyor. İki batıl ilahlar. İnsanın nefsine de tapıyor tabi. Bundan dolayı gavur olmuyorsa da. İçeride kaldığı için, ağzından böyle bir şey açıklamadığı için, fiiliyata dövüşüyor.

  62. 24:56

    için, fiiliyata dökmediği için ama içerideki o benlik şeyi tabi onu gizli şirk dediğimiz, gizli şirk, kâfir yapmıyor da. Şimdi, batıl ilahların dışta görülenleri, lat ve uza gibi yani heykeller, putlar vs. vs. veyahut da işte inek ve kime tapıyonlarsa ve abedet yuha, bir de bunların

  63. 25:16

    onlara tapanlar, yani işte ilahî tapan hindusudur, öbürü puta tapan, heykele tapan işte efendim hristiyanlar yani İsa Aleyhisselam'a tapmıyorlar ki, heykellere tapıyorlar. Ondan sonra müşrikler putlara tapıyorlar, buddhistler bütün heykellere, putlara tapıyorlar. Ondan sonra müşrikler putlara tapıyorlar, budistler bütün heykellere, putlara tapıyorlar, falan filan.

  64. 25:33

    Bunlar, bu ilahlar da, bunlara tapanlar da, a'dâü'l-hakkı s-sübhanehu, Hak s-sübhanehu'nun düşmanlarıdır, bizzati, öz zatıyla düşmanlık yapıyor bunlara. Öz zatla olan sönmez, dönmez yani. Sıfatlarla olan, tevbe, istiğfar falan rücu eder. Öz zatıyla olan da, tevbe ederse, tevbeyle rücu, tevbeyle dönmez, o dediğim şöyle, iman gereken.

  65. 25:57

    İman ederse döner, o düşmanlık kalkar. Müslüman olursa, o düşmanlığı kalkar Mevla'nın, zatının düşmanlığı. Ama Müslüman olmadıktan sonra işte, ben pişmanım da, yok efendim bu böyleydi de, biz de avanaktık da, aldandık da, boş laflar. İslam'a girmeden o laflarla Mevla'nın adavet-i zatiyyesi, öz zatının düşmanlığı kalkmaz.

  66. 26:21

    Vel hulûdu finnâr, cehennemde ebedi kalmak. Mesela hiçbir Müslüman cehennemde ebedi kalmayacak. Velev ki günahı ne olursa olsun sayıyoruz. Yani aklınıza gelmeyecek günahlar yapabilir bir adam. Yine de cehennemde ebedi kalmıyor, Müslüman olarak öldüyse. Cehennemde ebedi kalmak nedir? Cezâ ve hâzel amelî.

  67. 26:39

    Bu işin karşılığıdır, eşşeni'i. Bu en çirkin işin. Yani cehennemde ebedi kalmak sadece kafirliğin ve müşrikliğin karşılığıdır. Tabi Yavd-ı Hristiyan da bu durumda kafirdir. Budist de kafirdir. Müslüman olmayan, şu anda İslam'ı kabul etmeyen herkes kafirdir. İslam'ın şartları olan namaz, orucu yapamasa da Müslüman olur.

  68. 27:01

    Günahkar Müslüman olur. Ama İslam'ı itikad etmeyen, inanmayan, kabul etmeyen ve diğer dinlerden beri olup, teberi edip, sadece İslam'ı kabul etmeyen herkes kafirdir. Yani ona göre dikkatli olalım. Öyle. Ilımlı İslam. Hoşgörülmüştür efendim bakış açına. Yok Mü'minmiş de, Müslüman değilmiş de Yahudi'ye de Mü'min diyor.

  69. 27:24

    Her Mü'min Müslümdir, her Müslüm Mü'mindir. Eli Sünnet'e göre. Sen nasıl burada imanla İslam'ı birbirinden ayırmak suretiyle Yahudi'ye de, imanlı Yahudi, Mü'min Yahudi neymiş? Allah'a inananlar Mü'min olurmuş. Bu da FETÖ'nün diyalogçularının, Vatikan'ın Ilımlı İslam projesinin tabirleridir. Öyle Yahudi'ye Hristiyan'a Mü'min denmez, imanlı denmez.

  70. 27:46

    Çünkü imanlı, İslamlı aynı şey demektir. Eli Sünnet'e göre Mü'min, Müslüm eşittir. Her Müslüman Mü'mindir, her Mü'min Müslümandır. Zaten Müslüman değilse Mü'min olamaz. Bunlar birbirinden ayrılmaz. Lukat manasında fark olabilir. Mü'min, iman eden, inanan. Müslüm, teslim olan, boyun eğen. Tamam, lukat manasında fark olabilir.

  71. 28:07

    Ama İslam'ın istilahında, kullanımında Eli Sünnet'in yani buyurduğu üzere Bunlar birdir. Onun için en çirkin iş küfür ve inkar kafirlik, müşriklik, şirktir. Cehennemde ebedi kalmak da sade bunun cezasıdır. Mesela insan Müslüman olduktan sonra hangi günahı yaparsa yapsın hakkında ebedilik hükmü yoktur.

  72. 28:32

    Suçu kadar, cezası kadar yanar çıkar veya şefaat yetişir veya tevbe eder, kabul eder Mevla. Onlar bizim bileceğimiz iş değil. Müşahhas insanlara olayı indirgediğimiz zaman biz orada şu 5 bin sene kalır, 1 bin sene kalır, 7 bin sene kalır diyecek gücümüz yok. Ama belki de hiç girmez. Allah orada Rabbim Teala bağışlar, mağfiret eder, bir şefaat erişir.

  73. 28:52

    Onu da bilmiyoruz. Ama Müslümanların günahkarları için cehennem vaidi vardır, tehdidi vardır. Ama ebedilik hulud yoktur. Çünkü ebedilik cezası sadece ve sadece şirk, inkar, küfür yani inkar etmek. Tabii ki bu amentü esaslarını inkardan bahsediyoruz. Sadece Allah'ı inkar değil. Kur'an'ı inkar, aynı küfürdür.

  74. 29:17

    Mütevatir hadisleri inkar, aynı küfürdür. Bu böyledir. Kâfir olduktan sonra da ebedilik kesinleşir. Ve hâdîl hâletû Ama bu durum, yani cehennemde ebedi kalma cezası vefkûdetûn yoktur, yitiktir, kayıptır. fil âliyetil bâtûliyetil, boş ilahlarda öyle ilahlar ki el-enfusiyyet içerideki boş ilahlar. İçimizde de nefis var.

  75. 29:43

    İçimizde bir nefis taşıyoruz. İnden nefselen ma'rûfü misû. Kur'an-ı Kerim'de bu nefis çok bahsediliyor. Hep kötülüğü emreder buyuruluyor. Ama bu nefis, efendim, ruh başka bir şeydir, akıl başka bir şeydir, kalp başka bir şeydir, nefis başka bir şeydir. Bu enfusi ilahlar yani insanın enaniyeti, benliği, efendim, işte kendini üstün görmesi, vesairesi,

  76. 30:08

    vesairil amâl-i seyyiyeti, sâir kötü amelleri, yani diyelim ki zina, içki, o batıl ilahlar, enaniyet, benlik, gurur, iftihar, kibir, haset, falan filan, bunlara tapar. İçinde bunlar ama yani, dıştaki put gibi değil. Bir de kötü ameller vardır. İçki kumar, fahiş fuhuş, bunlarda. Bunlarda ebedi ceza yok cehennemde.

  77. 30:30

    Bir zamanlık var. Çünkü fe innel âdâvete, çünkü düşmanlık, yani Allah-u Teala'nın düşmanlığı, vel gazabe, kızgınlığı, bin nisbeti ilâ zilmezkûrâti, bu sayılan, efendim, enaniyet, kibir, gurur gibi, içte bulunan benlik ilahlarına, vesaire, işte içki kumar gibi büyük günahlara nisbetle, Allah'ın düşmanlığı vardır tabii ki.

  78. 30:55

    Allah onları da sevmez. Gazabı vardır ama leyset bizatiyetin zatına özgü değildir. Öz zatıyla bunların da düşmanlık etmez. fe inke âne eğer varsa hünâke burûdâ gazabun, Allah'ın bir gazabı varsa, içki içmeye, zina etmeye, içki içene, fe ve ol gazab râciûn, döner ilâ sıfatı, sıfatlara döner. Yani Allah-u Teala sıfatlarıyla kızar bunlara.

  79. 31:19

    Zatıyla kızmaz. ve inke âne mesela sıfatları var ya Allah-u Teala, isimleri sıfatları. Yani, müntekimdir, intikam alıcıdır, kahhardır, işte efendim, şedîdül-ikabdır, azâb-ı şiddetlidir. Bunlar olan sıfatlarıdır. Bu gibi sıfatlarla tecelli eder. Tabii ki çünkü adam bazı kere zina etmiş, içki içmiş diye adama belasını da verir yani.

  80. 31:45

    Dünyada da verir. Ahirette de azâb eder. Ama bunlar, zatıyla olan bir davet ve bu azâb değildir. Sıfatlarına râcidir. Şedîdül-azâb, şedîdül-ikab, züntikam, intikam sahibi gibi sıfatlarına râcidir. ve inke âne, ikâbun eğer bir azâb varsa, ev itâbı yahut daha düşük bir mekruhtur diyelim. ve sünneti terktir, evlâyı terktir.

  81. 32:08

    Bazen de o zaman azâb yapmaz, itâb bayfar. Yani, azar. Niye yaptın böyle falan? Bu da tabi, Allah dostlarına azaptan daha ağır geliyor, ayrı dava. Bir sitem yapar, bir azar yaparsa, ve o da râciûn, rûcu edicidir, iler ef'âli. Bak, gazabı sıfatlara râcidir dedi, kızgınlığı. Azap veya sitem, azar varsa fiillerine râcidir.

  82. 32:33

    Çünkü Allah-u Teâlâ'nın fiilleri var. İhyâ, diriltmek, imâ, teveccüh etmek, tehlik, yaratmak. İşte bu yaratma şeyinde ef'âli vardır. Burada bir azar edebilir, bir azap halk edebilir. Ama fiilleriyle yapar bunu. Zâtıyla düşmanlık ve buğz yapmaz Müslümanlara. Ve nihâzâ bundan dolayı lembekûn olmadı. El-hulûdu, ebedi kalmak, finnâri ateşte nedir olmadı?

  83. 32:58

    Cezâe hâdîs seyyâti. Hiçbir günahın cezası ahirette, cehennemde ebedi kalmak değil. Ancak kâfirliğin ve gâvurluğun karşılığıdır. Bel bilâkis cehâlel hakkü subhanehu, Allah-u Teâlâ günahların cezâsını bile ne yaptı? Onları bağışlamayı, günahlarını affetmeyi menûtaten bağlı yaptı. Kendi dilemesine bağlı kıldı.

  84. 33:23

    Yani kâfirlerde kesin karar verdi. İnnallâhe lâ yehfûrû eyyushrakebi Kur'ân-ı Kerîm'de, âyetlerde geçiyor ki Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Şimdi bu ortak koşulmasını deyince Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i inkâr, ortak koşmaktır. İlle puta tapmak gerekmiyor şirk için. Âmentür'ün bir maddesini inkâr.

  85. 33:43

    Rasûl'leri inkâr, bir peygamberi inkâr, hepsini inkâr. Allah ortak koşmaktır. Kitaplarını inkâr, Kur'ân'daki bir âyeti inkâr, şirktir. Kaderi inkâr, şirktir. Allah'ın ilmi yok demiş oluyor. Allah'ın ilim sıfatını inkâr ediyor. Alın yazısı yok, kader yok, bir şey yok. Şirktir ve inkârdır. Allah'ın ilmi yok diyorsa.

  86. 34:01

    Hal böyle olunca, yani âmentü esaslarını iyi bilmek lazım. Çünkü bunların inkârı şirke gider. Hadîs-i şerifleri de inkârı şirktir. Çünkü Allah-u Teâlâ Kur'ân'da Rasûl'e itaatı fazlıyor. Etehü'l-Rasûl buyuruyor. Ve mâ teâkum Rasûl fekudûh. Rasûlüm ne verdiyse alın buyuruyor. Bundan dolayı Hadîs-i şeriflerde mütevatir olanlar, manende olsa mütevatir olanlar, hüküm tespit eder.

  87. 34:25

    İsa'yı Selam'ın ineceği gibi, ölmediği gibi, Hazreti Mehdi'yi zuhur edeceği gibi, Deccal'ın çıkacağı gibi vs. Bütün bunlar iman edilmesi gereken hususlardır. Çünkü Rasûlullah'a inkâr oluyor. O yüzden mütevatir bu konu var. Bunları da Allah muhafaza, Allah'ın zatî düşmanlığını celp eder. Çünkü şirke girer.

  88. 34:45

    Hak subhanehu ne yaptı? Onları affetmeyi meş'iyetine bağlı kıldı. Yani dilersem affederim buyurdu. Bundan dolayıdır ki, efendim efendim bunların durumu, Müslümanların en büyük günahkârları da olsa durumları aff-u mağfiret olmaları Mevla'nın iradesine bağlanmıştır. efendim, şu bilinmelidir ki ne zaman ki gerçekleşti اَنَا دَوَتُ الزَّاتِيَّتُ

  89. 35:14

    Allah'ın öz zatının düşmanlığı فِي حَقِّ الْكُفْرِ وَالْكُفَّارِ kafirliğe ve kafirlere Allah öz zatıyla düşman. Böyle olunca imtina ııı mümteni oldu, imkansız hale geldi. Allah'ın acıması ve esirgemesinin Allah'ın, Allah Teala'nın cemal sıfatlarındandır. hoş davranma sıfatlarındandır. Acıması ve esirgemesi.

  90. 35:47

    Bu iki sıfatın şamil olması fil ahirette, ahirette kafirleri içine alması mümkün değil. Madem zatından zatıyla düşmanlık ediyor kafirliğe ve kafirlere artık onlar rahmet kapsamına girmiyorlar. efendim kaldırması neyin sıfatı? Rahmeti, Allah'ın acıma sıfatının neyi? Öz zatının düşmanlığını ortadan kaldırması mümteni oldu.

  91. 36:16

    Bu da imkansız oldu. Çünkü Allah'ın zatıyla ilgili konular öz zatının kızması, öz zatının düşmanlık yapması daha güçlü olur ve arfa daha yüksek olur. ilgilidir bir sıfati. Allah-u Teala mesela şetidül-ikab sıfatıyla azabi şiddetli olan sıfatına çarpılmış bir durum var. Bu Allah'ın rahmeti galip gelir.

  92. 36:40

    Bunu kaldırabilir deriz. Çünkü sıfatıyla gazap etmişti ona. Filiyle sitem etmişti ona, azar etmişti ona. Ama sen zatıyla düşmanlık ettiği bir noktada sıfattan zat daha sıfattan zata gel, hakka gidelim. Sıfattan geçilince zata geliniyor. Dolayısıyla öz zat-ı pâkişübhâniye'nin efendim mütealliki olan onunla ilgili olan bir konuda

  93. 37:08

    rahmet sıfatı gelip de o konuyu ortadan kaldıramaz. Çünkü zatın ilgi alanına gireni sıfat ortadan kaldıramaz. Femuktezoz sıfat sıfatların icabı nedir? Layıktır o. Sıfatların gerektirdiği bir durum. Yani rahmet sıfatı gerektiriyor ki bu adamdan azap kalksın. Adam kafir yahudi. Ama Allah-u Teala rahmetti ve siahet külleşe.

  94. 37:40

    Rahmetin her şeyi kaplamış. Şimdi bu sıfatın muktezasına bakarsan, bunun muktezası istiyor ki zaten de azap kalksın. Allah o kadar merhametli fakat ama bu şirk ve küfür içinde olanlara Allah-u Teala'nın düşmanlığı ve buğzu gazabı neyle? Sıfatlarıyla olsa bu sıfat o sıfata harmasacak. Sebebiyet rahmeti hala gazabı.

  95. 38:02

    Rahmetin gazabı mı geçmiş? Ama bu sıfat sıfatı geçmiş. Kafirlerle ilgili konudaki adameti düşmanlığı neyle? Sıfatıyla değil ki Zatıyla, öz zatıyla kızıyor. Hal böyle olunca ne oldu? Layıktır o. Bu güç yetiremez en iyi. Yübettile değiştirmeye ve yukayyıra tehir edip ortadan kaldırmaya neyi? Muktezaz zat.

  96. 38:26

    Zatın iktizatı, öz zatının kafirler hakkındaki kararının muktezası nedir? Kararının gerektirdiği husus cehennemde ebedi kalmalarıdır. Bitti. Rahmet sıfatı ne kadar gazab sıfatına galip gelse de öz zatın düşmanlığına galip gelemez. Ve ma hangi şey ki vera devarit oldu. Hadis-i Kudsi'de buyuruluyor ki sebekat geçti rahmeti benim acıma sıfatım, gazabı kızma sıfatımı geçti.

  97. 38:54

    Tamam bu hadis-i kudsi müsellemdir. Ama fel muradu maksad bil gazabi gazaptan fihi bu hadis-i kudsi'de rahmetim gazabı mı geçti ne anlayacağız bunu diyor. Yembeg-i icab eder en yekune bunun olması nedir olması? El gazabe sıfatiyye sıfatlarıyla ilgili işte azabı şiddetli olmak, cezası şiddetli olmak, intikam sahibi olmak bu sıfatların muktazası olan gazabı geçebilir.

  98. 39:20

    Ellezü o gazap ki o maksurun bağlıdır. Sınırlanmıştır. Kime karşı? Ala usuatil müminin. Müminlerin günahkarlarına karşı. Günahkarları hakkında efendim sınırlıdır. Allah'ın sıfatlarıyla olan düşmanlığı ve gazabı kini, kini haşa kini diyebilelim. Yani kızgınlığı, öfkesi diyebiliriz, gazabı diyebiliriz.

  99. 39:42

    Bu sıfat kimler hakkındadır? Müminlerin günahkarları. İçki içene kızar, zinaya kızar, zina yapana kızar, adam öldürmeye kızar, katile kızar, gazap eder. Ama sıfatlarıyla gazap eder. çünkü o müslümandır. Müslüman olduğu için ona zatı ile düşmanlık etmez. Sefaket-i rahmeti, benim rahmetim geçti, gazab-ı gazabım.

  100. 40:02

    Ne anlayacağız buradan? Rahmet sıfatım, gazap sıfatımı geçer. Çünkü sıfat sıfatı geçebilir. O zaman Allah-u Teala, Müslümanların günahkarları hakkında mutlaka sonunda ne yapacaktır? zaten tevbe kapısını açmış, şefaat kapısını açmış, Acıyacaktır. dönüş imkanı sağlamış. Ama hadi ahirete kadar gitti, cehenneme kadar girse bile yine rahmet ağır basaraktan

  101. 40:22

    ebedi kalmıyor, sonunda cehennemden çıkıyor işte. Sıfat sıfatı geçtiğinden oluyor. Rahmet ağır bastığından cehennemde bir müslüman kalmıyor. Yedi bin sene sonra diyelim. 7000 sene sonra diyelim. Lel gazabul. E bu gazap olamaz. Bunun ne olmasa bu gazabul. Lel gazabe. Embeğe inkünel gazabe sıfatı ye. Lel gazabe.

  102. 40:41

    El maksusa bil müşrikin. Allah'a ortak koşan kafirlere özel, Allah'ın zatıyla yaptığı gazap ve adavete şamil olmaz. Onun için kafirler ve kafirlik ve kafirler. Bunları iyi tanıyacaksın. Bunların özelliklerinden, bunların sıfatlarından, bunların alametlerinden, bunların nişanlarından, bunların modalarından, bunların odalarından, bunların

  103. 41:05

    kılığından, kıyafetinden, şeklinden, müşekkelinden, haltasından neyse. Her bir bunlara has olan niteliklerden uzak duracaksın. Ta ki Allah sana da zatıyla adavet yapmasın. Ta ki senin son nefeste imanını bağışlasın da kafirlerden olarak ölmeyesin. Başka bir çaren yok. Ama maalesef bugün toplumumuz tepeden tırnağa evlenmekten boşanmaya bütün kanunlarıyla beraber hepsinde

  104. 41:36

    İtalyanın, Fransızın, gavurun, İngilizin özelliklerini, alametlerini sıfattan taşımaktadır. Yaklaşan günlerde de bir Noel tehlikesi başımıza bela almıştır. Usta bir sohbet yaptım, o sohbetin kitabı var. Adı Noel tehlikesi, kitaplaştırıldı o. Mutlaka onu alıp okusunlar. Okuyun, okutun, dağıtın. Her yere ulaştırın.

  105. 41:58

    Çünkü az kaldı. Adam şimdi hindiği hazırlar, çamı hazırlar, çam devirmeye başlar şimdiden. Paralarını biriktirmeye başlar, Noel özel programlarına katılmak için. Evde de olsa kutlamak için, onun için aman çok tehlikeli gavurlara benzemek. Kafirlerin din merasimidir, şirk merasimidir Noel. Onlar 24'ünü de yapıyor.

  106. 42:19

    Ben 24'ünü de yapmıyorum. Ben 31'inin akşamı yapıyorum. Ya sen ne enayi adamsın. Onlar da yılbaşını 31'inin akşamı kabul ediyorlar, yapıyorlar. O İsa Selim'in doğduğuna göre uyduruyorlar bir rivayet işte. Yok 24'ü demiş falan. O aranın tümünü kutluyorlar onlar. 24'ten başlıyor, orada doruk noktasına zirveye çıkıyor Noel 31 Aralık efendim gecesi, akşamı.

  107. 42:41

    Biz Bursa'da sohbete olacağız inşallah. Cemaat işte kaçan kurtulacak, yani sohbete kaçan kurtulacak. Veya dinleyerek tabii, herkes oraya sığmaz. Ama buraya dikkat edin. Noel Tehlikesi kitabını mutlaka okuyun, okutun. Bir Müslümana verin. Belki o kısadır ya. Hemen okuyabilirler. Birkaç gün içinde bir de bakarsın ya ben bu sene yılbaşı falan kutlamayacağım.

  108. 43:02

    Normal gecelerden farksız yapacağım der. Bir Müslüman kurtulmasına sebep olun. Allah sizin de imanınızı bağışlar. Ne olur bu kafirlere benzemeyelim Allah rızası için. Helak olduk zaten, az daha işgal edeceklerdi bizi ya. Ya biz bu kafasızlıkla gidersek yeniden işgal oluruz biz ya. Çünkü o kadar kafirlere benzemeye çalışıyoruz ki.

  109. 43:20

    Allah tabiri etsin sevdiğiniz gavurları alın başınıza musallat edin. Bunu buyurmaması için bir cemaat olsun içimizde iyiliği emretsin, kötülükten neye yetsin? Bu Noel Tehlikesi'ne de dikkat çeksin. Mektup da burada kalsın, fe inkile de. Buradan devam edelim inşallah. Allah'a sallallahu aleyhi ve aleyhi ve seyyidina Muhammedin ve aleyhi ve aleyhi ve sahibine selam ve teslimen küfür etsin. Elhamdülillah Rabbil Alemin.