01:49 / 49:14

  1. 00:17

    Euzubillahimineşşeytanirracîm Bismillahirrahmanirrahîm

  2. 00:35

    demeye demeyin. Bu. Akşamki mektubat dersimizde geriden devam ediyoruz. İmam Rabbani Kaddesallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri imanı anlatırken imanın zaruri olarak imansızlardan teberri gerektirdiğini yani beri olmayı, uzak olmayı, onlara benzememeyi, onların alametlerinden geri durmayı, iktiza ettiğini beyan etti.

  3. 01:15

    Ve konuyu şuraya getirmişti. Bir adam Allah ve Rasûlü'nün düşmanlarına düşman değilse, o kişi Allah'ı ve Rasûlü'nü sevemez. Eğer Allah Teâlâ ve Rasûlü'nü sallallahu aleyhi ve sellem sevdiğini iddia ediyorsa, mutlaka onları sevmeyenlerden uzak durur. Onlara düşman olur. Ve bir mısra ile son kelimeyi bitirmiştik.

  4. 01:49

    Benim düşmanlarımı seven benim dostum olamaz. Fakat burada başka bir konuya girdi. Konuya girdi, buyuruyor ki Şia-i Şenia yani çirkin Şia fırkası Ehl-i Beyt'i çok sevdiklerini iddia ediyorlar. Biz Ehl-i Sünnet'te Ehl-i Beyt'i çok sevdiğimizi söylüyoruz ve doğru söylüyoruz, takıya yapmıyoruz.

  5. 02:24

    Şimdi onlar da bize diyorlar ki siz Ehl-i Beyt'i sevmiyorsunuz. Nasıl sevmeyiz ya Ehl-i Beyt'i sevmek, dinimiz, imanımız. E diyorlar ki siz Ehl-i Beyt'i sevseniz... ...sevseniz diğer üç halifeyi tutmazsınız, onlardan uzak durursunuz, diğer sahabenin tümünü sevmezsiniz, sevmemelisiniz. Niye? E sen demedin mi ki bir kimseyi sevmek onun düşmanlarına düşman olmaktan geçer?

  6. 02:57

    Efendim üç halife olsun, diğer sahabenin tümü olsun, hepsi Ehl-i Beyt'e düşmandırlar, haşa yani. O zaman siz hem Hz. Ali Efendimiz'i işte dördüncü sıraya koyuyorsunuz, diğer üç halifeyi ondan üstün tutuyorsunuz. Sonra Hz. Ali ile işte hasbel beşer, hasbel kader savaşa girmiş. Cemel ve Sıfir'in hadiselerinde savaşa girmiş.

  7. 03:21

    Diğer sahabeyi de seviyorsunuz, tutuyorsunuz, ee? O zaman Ehl-i Beyt'i sevemezsiniz, diyorlar şia bize. Şimdi oraya bir cevap veriyor yani, sanki cümleyi motorize gibi girdi buraya. Esas Allah ve Rasûlü'nün düşmanları kafirlere benzememek, kafirlerle dost olmamak imanın olmazsa olmazıdır. Konusundayız yani.

  8. 03:47

    Geçen ders oydu. Şimdi ilerisinde ona devam edecek yine bizim. Şimdi buradan geçişimiz oraya geçeceğiz. Araya bir cümle soktu yani. Parantez açtı diyorsunuz ya Türkçe'de. Buyuruyor ki, vecrabu şî'ati şeni'ati. O çirkin Şia fırkasının yürürlüğe sokması, hâzi'il kazıyyete, bu hükmü, yani bir kimseyi seven onun düşmanlarına düşman olur.

  9. 04:20

    Düşmanlarına düşman değilse o kişiyi sevmiyor demektir. Bu bir kazıya yani. Bu hükmü icra ediyor Şia. Ve ne hususta? Fî muhâlâti ehl-il beyt. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in hane halkı olan Hz. Ali Efendimiz, Fatıma Annemiz, Hasan Hüseyin torunlar, yani başlıca onlar tabi burada. Harp onların üzerinde dönüyor.

  10. 04:46

    Çünkü ezbati tayiratta ehl-i beyttendir. Fakat Şia'nın derdi onlar değil. Annelerimizi de tutmazlar yani. Bir tek Hatice Annemizi tutarlar. Bir de Hz. Ali Efendimiz'le alakalı bir mevzusu yok. Yani o çocukken vefat ettiği için. O noktada Hatice Annemiz'den başka da annelerimizden kimseyi sevdiklerine dair, belki bir Ümmü Selim'e,

  11. 05:17

    radıyallâhu anhâhi, biraz bilmiyorum, öyle bir şey hatırımda var. Geri kalan annelerimizle, Şia'nın, hiç ehl-i beytmiş, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in hanımlarıymış falan, işleri olmaz yani. Hatta haşa annemize, hapse annemize büyük düşmanlıkları, kim ve nefretleri,

  12. 05:34

    hatta onları haşa kafir saydıkları ve çok kötü iftiralar taktıkları, kendi ana kaynak kitaplarında sabittir. Az kitapsız adam değiller bunlar. Annelerimize bile işi dokundururlar yani. Kur'ân-ı Kerim'le müberra oldukları bütün suçlardan, ayıplardan, kusurlardan, Allah tarafından uzak tutuldukları, beyan edildiğine dair ayet olan annelerimize bile laf ederler.

  13. 06:01

    Hem de ne laflar. Onun için şimdi ehl-i beyt denince, diyorlar ki ehl-i beyte dost musunuz? Eğer dostsanız, bu hükmü sizde uygularız. Hangi hükmü uygularsınız? Ve ce'alûm onların yapması neyi? Et-teberriye, uzak olmayı, yani sevmiyorum demek. Teberri yani ben tutmuyorum, savunmuyorum, sevmiyorum, beri yani uzak.

  14. 06:30

    Beri uzaktan geliyor. Onlar ne yapıyorlar? Teberriyi kimden? Minel hulefâ-i selâseti. Üç halife Ebu Bekir, Ömer ve Osman radıyallâhu anh ve cemâin efendilerimizden, daha ve gayrıyım diğerleri kimlerden? Ebu Bekir'den de sahabeti, sahabe-i kirem hazaratından. Diğerlerini de, diğerlerinden teberriyi, uzak durmayı, onları sevmemeyi, ne yapmaları şartla, şart koşmaları, lehâ.

  15. 07:05

    Lehâ, muhabbet-i ehl-i beyt için. Yani ehl-i beyti sevmenin şartı nedir? Sahabeyi sevmemektir. Üç halifeyi sevmemektir. Hatta üç halifeye ve tüm sahabeye düşman olmak. Beş tane sahabe hariç, işte Hz. Ebu Zer, Hz. Selman gibi, sanırsam Ammar radıyallâhu anh var işte. Beş, altı. Bu, bunun dışında, yani burada on binlerce sahabe var.

  16. 07:40

    Yani yüz bin küsur var da. Bu olaylarla müteallik olan binlerce, on binlerce sahabe var. Bunlardan uzak olmayı, ne yapmaları şartla, şart kabul etmeleri, lehâ. Ehl-i beyt sevgisi için. Yani madem ki bir hüküm verdin, bir insanı seviyorsan düşmanlarını sevemezsin. Tamam, bu doğru. E sen de ehl-i beyti seviyorsan, ehl-i beyti düşmanları sevemezsin.

  17. 08:08

    Neymiş onlar? Üç halife ve sahabenin tamamı ehl-i beyte düşmanmış. Hoppala! Nereden çıktı sahabe ehl-i beyte düşman olduğu ya? Üç halifenin düşman olduğu nereden çıktı? Hz. Ömer Efendimiz, Hz. Ali Efendimiz'in damadı oluyor ya. Kızı verdi ona, kızalt onu da. Hz. Osman Efendimiz'i aşkıyalar şehit etmesinler diye Hz.

  18. 08:30

    Ali Efendimiz nöbet bekledi kapısında. Hasan Hüseyin Efendimiz'i nöbete yolladı ya. Canlarını tehlikeye attılar yani. Direndiler Hz. Osman'ı kurtarmak. Ama baş edemediler çünkü adamlar çatıdan geldi. Bir tanesi katil olan çatıdan geldi, çatıdan indi evin içine yani. Kapıdan gelemedi. Onlar Mısır'dan şuradan buradan Yahudilerin, İbni Sebe Yahudisi filan kışkırtmalarıyla toplanan

  19. 08:57

    efendim çabulcular Medine'yi bastılar. Ama üç halife birbirine düşman değdiler ki Hz. Ali Efendimiz'e düşman değdiler ki. Daha geçen gün okuduk. Hz. Ömer ne dedi? Ya Abel Hasan senin olmadığın bir asırda yaşamaktan Allah'a sığınırım. Hz. Ali Efendimiz'in, Ebubekir Sıddık Efendimiz'in de ordu komutanlığını yaptığı, mahkeme katılığını yaptığı, Hz.

  20. 09:19

    Ömer Efendimiz, Hz. Osman Efendimiz hepsinin döneminde vazife yaptığı ya. Nereden çıkarttılar bu işi ya bunu? Yahudilerden çıkarttılar. Müslümanları bölmek için. Böyle bir şey olur mu ya? Birini sevmen için düşmanlığı sevmemen lazım. Bu bir kaziyedir. Yani karar, hüküm. Tamam kabul. O zaman sen geliyorsun bunu nereye tatbik ediyorsun?

  21. 09:45

    Ehli Beyt'i seviyor musun? Seviyorum. Seviyorsan Ebubekir, Ömer, Osman'ı sevemezsin. Ebu Bekir, Ömer, Osman'ı sevemezsin. On binlerce sahabeyi sevemezsin. Onlardan uzak durman lazım. Bunun şartı budur. Bu kaideyi buraya uygulamaları gayr-u münasir gayr-u münâsibin ve icrâb-ı müptedâ ve ceâlühümde. Ona mâ tuf.

  22. 10:07

    Haber geldi, gayr-u münâsibin asla uygun bir şey değil. Yani münasebet alan bir şey değil. Alâkası yok yani. Bu dediğimizle bunun alâkası yok. Allah ve Resûlü seven onun düşmanlarını sevmez. Bu bir kaide. Bu da bir kaide. Tamam. Ama sahabe-i kiram ve üç halife el-i beyti düşman değil ki. Mesele burada.

  23. 10:35

    Nereden çıkarttınız, uydurdunuz bunu? Buyuruyor. fe-inne teberriye Çünkü beri olmak, sevmemek, uzak olmak, ellezî o şeyki huve min şartı muvâlâti l-ahbâb Sevdiklerine dostluğun şartıdır. Doğru. Sevdiklerinle mutlak olmanın şartı nedir? O sevdiklerinin düşmanlarından uzaklaşmaktır. Bu var ya. Ve bundan maksat nedir?

  24. 11:05

    minel âdâ O sevdiklerinin düşmanlarından uzak olmaktır. Yoksa lâ mutlakut teberri Mutlak manada uzak olmak ammen o kimselerdeki sivâhı onların dışındadır. Yani el-i beyt olmayan kimseyi sevemez. Öyle bir şey yok. Yani ben hocamı seviyorum. Üstadımı seviyorum. Benim bunu sevmemek için bunun düşmanlarından uzak olmam lazım.

  25. 11:37

    Bunu anlarım. Ben Mahmut Efendi Hazretleri'ni seviyorum. Ona hakiki sevgim varsa, ona düşman olanlarla geçinemem. Yani onu sevmeyenlerden uzak olmam gerekiyor. Bu bir kaidedir yani. Gayr-i ihtiyariyle bu hasıl olur. Çünkü sevginin kuralıdır bu. Nasıl ki Mahmut Efendi Hazretleri, Ali Adil Efendi hakkında bir şey konuşan, ne yüzüne bakar ne elini tutar yani.

  26. 12:01

    Yanından da kovar. Bir daha da yanına almaz. Niye şeyhinin haline konuşup yahut da ona karşı bir hareket yapmıyor. Asla. Biz çünkü biliyoruz tavırlarını, böyle şeyleri. Yanında bulunduk, şahit olduğumuz şeyler var. Eskiyi tabii hatırlatıyor biz onları yaşamamışız ama o adam işte efendi baba için şöyle demişti falan.

  27. 12:19

    Hiç o adama itibar etmez. Veya efendi baba şu adam için böyle demişti. Bitti o adam onun için. Ağzıyla kuş tutsa, havadan uçsa madem şeyhinden onun hakkında bir bilgisi var, ona itibar etmez. Tamam. Sevginin kaidesi sevdiklerinden, sevdiklerinin düşmanlarından teberridir. Beri olmak, uzak durmaktır.

  28. 12:45

    Bunda sıkıntımız yok. Ama bu onun düşmanlarından uzak durmak anlamına gelir. Yoksa onun dışında kimseyi sevemez, tamam sevginin meratibi, dereceleri vardır ama onun dışında kimseyi sevemez anlamına gelir mi peki? Yani El-i Beyt seviyorsan sahabenin hiçbirini sevemezsin. Böyle bir şey olur mu ya? Hz.

  29. 13:06

    Ali Efendimiz'i seviyorsan üç halifeyi sevemezsin. Düşmanlarını sevemezsin Hz. Ali Efendimiz. Onu anarız. Sahabe birbirine düşman değil ki. Hz. Muhabir Efendimiz'le savaştığı halde ne buyurdu Hz. Ali Efendimiz? Devlet idaresine karşı çıktılar. Ama bizim kardeşlerimiz dirler. Kardeşlerimizdirler. Kafir de değiller.

  30. 13:33

    Fırak kafiri, fasık da değiller. Şiaya sorsan sahabe Hz. Muhabir ve onun taraftarları hepsi kafir. Haşa. Bunlar kıymetli sahabedirler. Bak Hz. Ali Efendimiz'den daha mı iyi biliyorsun? Kraldan beter kralcılık yapıyorsun. Kafir de değiller. Fasık da değiller. Niçin? Onların da işteatı var. Ellerinde dayandıkları âyet, hadisler var.

  31. 13:55

    Buna göre Hz. Osman Efendimiz'in velisi oluyorlar. Yani kan sahibi. Akrabalıktan. Ümeyyeoğullarından geldiği için. Hz. Osman Efendimiz de onlardan idi. Bu arada kan talebi oldu. İşte ihtilafların sebebi istihadam ebniydi. Yani âyet ve hadislerden çıkardıkları hükümlere göre hareket ettiler. Nefislerine göre hareket etmediler ki.

  32. 14:23

    Arada münafıklar, Yahudiler kol gezdip harp çıkarttılar istemeden de oldu bazı savaşlar. Ama hiçbirinin kastı nefsani şahsi, kin ve nefret ve İslam düşmanlığı değil. Hz. Ali düşmanlığı değil. Hz. Muhammed Efendimiz bir kere yanına gelen bir zata Hz. Ali sordu. Ne yapıyor şimdi, ne haldedir falan. O da biraz da çekindi yani onlar harp etmişler diye.

  33. 14:51

    Nasıl anlatayım, ne diyeyim, neresinden anlatayım, anlat. Adını unuttum o zaten. Bir kere sohbette geçti bu. Sohbette geçti bu. O da anlattı işte gece şöyle namaz kılar, gündüz böyle oruç tutar. Bazı hallerini, faziletlerini anlatmaya başladı. Hatta baktı biraz Hz. Muaviye yani bozuluyor mu? Hz. Ali Efendimiz'i bet edince.

  34. 15:20

    Nerede bozulacak? Başladı ağlamaya ya. Vallahi Ebu'l-Hasan, yani Hasan'ın babası da Hz. Ali için. Vallahi Ebu'l-Hasan senin dediğin gibi, daha da yüksek faziletleri var. Vallahi öyledir. Dünyadan zahid, soğuk. Sırf ibadete rakip, dünyadan zahiddir. Bütün faziletleri kendine toplamış. Onun döneminde yani Hz.

  35. 15:43

    Osman da vefat ettikten sonra Hz. Ali Efendimiz'den daha eftel, dünyada bir kişi kalmadı. Sahabenin hepsine eftel. Dünyada bir kişi yok ondan eftel. Hz. Muaviye bunu bilmeyecek bir adam mı? O kadar akıllı insan vahiy katipliği yapmış yani. Hz. Ali'nin faziletlerini nasıl bilmez? Siyasi işler oldu, istihadi meseleler oldu.

  36. 16:05

    Devlet yönetirmiş de böyle sıkıntılar çıkarıyordu. Çıkardı. Hz. Ali tarafı iki sevap aldılar, haklıydılar. Hz. Muaviye tarafı haksızdılar. İstihad hatasından dolayı olduğu için yine bir sevap aldılar. Kendisi de diyor, kafir dedi, fasık da değil. Fasık, yani büyük günah işlemiş biri değil. Halbuki devlete başkaldıran fasık olur.

  37. 16:28

    Vahiy olur yani. Burada da bir haddi aşma var. Bir başkaldırı var ama sebepli olduğundan, tevhilleri olduğundan, istihada dayalı olduğundan yani çünkü Hz. Muaviye de müctehid. Sahabenin fukuhasından. Fakih yani, fıkıhçı. Normal bir sahabe değil. İbn-i Abbas Hazretlerine sordular. İşte Hz. Muaviye bir meselede şöyle fetva veriyor.

  38. 16:52

    Dedi ki, o fakıhtır. Yani Muaviye fıkıh bilir yani, İslam'ın fıkıhını bilir. Her sahabe bilmez mesela fıkıh. Sahabenin hepsi hafız değil, hepsi müfessir değil, hepsi ravi değil. Yani hepsinin farklı şeyleri var. Mesela fıkıhçı sahabe az. Muaviye fakıhtır dedi. Bukhari'de var bu ya. Onun için burada nefis falan yok.

  39. 17:18

    Sen diyorsun ki, ehl-i beyti sevecekseniz ee, hiçbir sahabeyi sevemezsiniz. Nereden çıkarttı bunu? E sen dedin ya, kaide var. Ne kaidesi var dedim ben? Ben dedim ki, düşmanlarından uzak durma kaidesi var. Sen diyorsun ki, ondan başka herkesten uzak durma kaidesi var. E böyle şey olur. Benim şimdi Mahmud Efendi Hazretlerini sevmem.

  40. 17:39

    Benim Hac-ı Salih Efendi'yi sevmeme mani değil ki. Sevgiler arasında tabii ki fark var. Kendi şeyhimin sevgisiyle bir olmaz. Ama Şeyh Zekeriya Efendi'yi de, Muhammed Zekeriya'yı, Bukhari'yi de, onu da çok sevdik. Seyyid Muhammed Aleyhi ve Maliki'yi de çok sevdik. Birçok ulema evliya gördük, efendilerin yanında ekserisiyle tanıştık.

  41. 17:58

    Onları, efendiyi mi sevmiyorsun Mahmud Efendi? Tamam. Hiç başka, ondan başka hiçbirini sevemezsin. Uzak olacaksın. Yani nasıl sevemezsin? O da bir Müslüman, o da bir alim. O da bir Allah dostu, veli yani. Böyle bir şey olabilir mi? Buradaki kaide, onun dışındaki hiç kimseyi sevemezsin diye bir kaide yok ki.

  42. 18:15

    Onun düşmanlarını sevemezsin diye bir kaide var. E öbür şeyhler, meşayih birbirini düşman değil ki. Hepsi birbirini elini öpmeye, ayağını öpmeye kalkıyor. Biz öyle gördük onları. E sahabe de öyleydi, birbirine hürmet eden. Ruhama veynum. Yani ben Şia'ya mı inanacağım, Kur'an'a mı inanacağım? Kur'an diyor ki sahabe kendi aralarında çok merhametlidirler.

  43. 18:37

    E şimdi Allah'ın ayeti, Kur'an vahiy gelmiş. Fetih suresinin son ayetinde. Bunlar sonradan birbiriyle savaş edecek, harp edecek, birbirine girecek, birbirine düşmanlık edecek, mal için, şan için, şöhret için kanlar tökecekler olduğunu Allah bilmedi mi aşağı? Ya diyeceksin ki Allah cahil idi aşağı. Allah önceden sahabenin ne mal olduğunu bilemedi.

  44. 19:05

    Onun için Kur'an'da önceden çek yazdı. Aralarında merhametlidirler buyurdu. Ondan sonra da Allah'ın bildiği gibi olmadı. Sonradan bir de baktı peygamber vefat etti. Sallallahu aleyhi ve sellem sahabe girdi birbirine harp etti. Tamam sahabe harp etmedi demiyor. Ama burada bir şefkatsizlik, merhametsizlik yok.

  45. 19:24

    Burada bir iştihat hatası var, bir tevil var. Yahudinin, münafıkların iş görmesi var, laf taşıması var. Mücevirliği var. Hiç iade dışında oldu ya. Hz. Talha, Hz. Zübeyir Cemal vakasında, ertesi gün harp olacak bilmezdiler. Harpten evvel Hz. Halifemizin çiçeğine geldiler çadırına. Beraber yemek yediler akşam ya.

  46. 19:51

    Namaz kıldılar cemaatle. Ertesi gün birbirine savaşacak adam akşamında aynı sofrada yer miler? Senin benim anladığım bir şey yok burada yani. Sonradan Hz. Ali, Hz. Zümer şehit oldular. Hepsi Hz. Ali Efendimiz'in askerlerine bile dediler ki biz bu işte bir şey anlamadık, biz ona karşı diye harp edelim diye gelmedik biz ona.

  47. 20:13

    Fiyatımızı ulaştırın, biz vefat ediyoruz burada harp ediyoruz. meydanında daha yetişemeyiz. Yani onun için burada aralarında bir düşmanlık yok. Çünkü âyet-i kerime diyor ki, Benim peygamberimle beraber olanlar, kim onlar? Sahabe işte. Biz sahabe olamayız ki onunla beraber değildik ki. değildik ki. Kafirlere karşı çok katı ve şiddetlidirler.

  48. 20:41

    Aralarında çok esirgeyici, merhametlidirler. Medineliler, kendilerine izzet eden muhacirleri çok severler. Kendileri aç olsa, açık olsa, onları nefislerine tercih ederler. Yemezler, yedirirler. Giyinmezler, giydirirler. Arsalarını, tarlalarını yaraladılar. Efendim, mallarını, mülklerini ortaya koydular.

  49. 21:09

    Muhacirlere taksim ettiler, siz geldiniz, her şeyiniz Mekke'de kaldı. Kafirlerin elinde bir şeyiniz yok burada diye. E şimdi bu âyetler Kur'an'da yani. Ben Şia'nın palavralarına, Acem palavralarına mı inanacağım? Allah'ın âyetlerine mi inanacağım? E ama peygamberden sonra bunlar dinden döndü. Haydarbaş'ın demesi gibi.

  50. 21:26

    Tövbe estağfurullah. Yemamedeki mürted olan kafirlerin hadisini getiriyor Ebubeşir. Tıfar Hazretleri evvellere kullandı ya. Birkaç ay evvel yazdım işte terkide. İki tane veyahut üç tane yazı yazdım. Bütün kaynak ve delilleriyle ortaya koydum. Böyle bir şey olabilir mi? Kim dinden dönmüş? Hangi sahabe dinden döndü ya Efendimiz'den sonra?

  51. 21:50

    Dinden dönen yok. Yüz bin küsur sahabe var. Kim dinden döndü ya? Müseylemetül Kezzap sahabe miydi? Yani onun adamları, Yemamedekiler. Haa, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i görmüş, müslüman olmuş. Belki birkaç kişi var içinde olabilir. Bundan sonra mürted oldu. Zaten mürted olduktan sonra sahabelik kalır mı?

  52. 22:11

    Adam dinden çıkıyor. Ama Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin muhacir ve ensar tabakası. Yemame nereye yani sen? Muhacir ve ensar değil ki Yemameliler. Muhacir ve ensardan kim mürted oldu? E sen bu hadisleri nasıl buraya hamlediyorsun? Ondan sonra, efendim, onlar birbirine çok kaba davrandılar işte.

  53. 22:39

    Hz. Ali'nin hakkı niyetler vs. harbettiler, kan döktüler falan. E peki bu ahte ne diyeceğiz? Aralarında merhametlidirler. E Allah Teala ezelde, bilmiyor mu? E bunu Kur'an'a koyuyor, vahiy ile indiriyor da. Ne solmamış, lafsı da mensuh değil, hükmü de mensuh değil. Alenen Kur'an'da muhkem bir ayet olarak duruyor.

  54. 23:00

    E şimdi bunların aralarında merhametli olduğu Kur'an'la sabit iken, sen nasıl görsün ki onlar birbirinin düşmanıydı? Düşmanlar merhametli olur mu yani? Ne kadar güzel bir delil aklıma getirdi Mevla. Şimdi konuşurken laf lafı açtı yani. E ben sana mı inanacağım? Ey Şia! Rabbime mi inanacağım? Tabii Rabbime inanacağım.

  55. 23:22

    Mevla bu dükkanlar birbirine çok acır. O zaman sen ne yapamazsın? Efendim ehl-i beyti seviyorsan, sahabeyi sevmeyeceksin. Böyle saçmalık olur mu? Mahmut Efendi'yi seviyorsan, diğer hiçbir evliyayı sevmeyeceksin. Böyle bir şey olur mu? Kaydı hangisidir? Seviyorsan düşmanlarını sevmeyeceksin. Bunu da kabul et.

  56. 23:42

    Ama sahabe onların düşmanı değildiler. Onlara çok hürmet ederdiler. Tazim ederdiler ehl-i beyte ya. Allah Allah! Birbirinin elini öpmeye kalkardı, öbürü öbürünün efendim ayağını öpmeye kalkardı. Öyleydiler yani hürmet bakımından. O derdi biz alimlerimize şöyle hürmet edeceğiz. Diyelim sahabenin işte ki fıkıhçı olana, ehl-i beytten olan İbn-i Abbas gibi zatlar,

  57. 24:12

    işte sen bizim alimimizsin, fakirmişsin falan öbürü, onun elini öper. Veyahut işte atından inmesine yardımcı olur. Veyahut tazim eder. O ona işte biz de o zaman ehl-i beyte böyle saygı göstermekle emrolunduk der. O da ona daha büyük saygı gösterir. Öyle bir şey yok. Bu harpler farklı hikmetlere memnun olarak takip etti.

  58. 24:36

    Bu usta uzun daha böyle sohbetlerim var. Cemal vakası, sıfırın vakası ile ilgili. Eski derslerde. Onun için bu böyle bir şey olamaz. La yücevvüzü caiz göremez. Akılün, akıllı başında bir adam. Nunsıfın, insaf vicdan sahibi ise, her akıllı vicdanlı değil ki. Yani. Yani adamda akıl var ama kurnaz, hilebaz, hokkabaz, tersine çeviriyor işi ya, insaf eden bir akıllı caiz göremez.

  59. 25:08

    Neyi? Kevne ashâbin nebiyyi, aleyhissalâtu vesselâm Efendimizin sahabesinin olduğunu, âden, düşmanlar olduğunu. bir aklı başında adam, bu kadar âyet, hadis-i bira, bak demin de bir şeylerden söyledim, delil, bu âyet ve hadisleri göz önünde bulundurarak, siyere bakarak, şemale bakarak, şemâle bakarak, yani siyer kitaplardaki sahabe arasında yaşanan hadiseleri,

  60. 25:28

    yaşanan hadiseleri, vakıf vakıf olarak, diyebilir mi? Bu sahabe birbirinin düşmanıydı. Asla diyemez. Çünkü bu büyük zatlar, bu dostlar, bedelü, cömertçe harcadılar, embalevun mallarını, canlarını bile. Ne mallarını ya? Biz daha bir kuruş para veremiyoruz. İslâm için, Kur'ân için, şeriat için. Onlar ne yaptılar?

  61. 25:56

    Mallarını, canlarını bezlettiler. Fî muhabbetî, Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem'in âlihisselâtü vesselâmın sevgisi uğrunda. Ona o kadar âşık oldular, onu o kadar sevdiler ki, analarından, babalarından ileri geçirdiler. Oğullarından, kızlarından, karılarından ileri geçirdiler. Zaten imanın kemale ermesi için, sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz, anladın mı?

  62. 26:24

    Bak şimdi, efendim, Mevlid-i Şerîf'e girdik. Rabiul Evvel ayına girmiş bulunuyoruz. Rabiul Evvel'in ilk gecesi. Bu sohbetin size, efendim, ulaştığı gece. Mevlid-i Şerîf'in, Rabiul Evvel Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem'in dünyayı teşriklerle, yani işte, epey bir sene olmuş, 1490 gibi falan bir hesap çıkarttık, yani doğumu için.

  63. 26:52

    Bu kadar sene evvel, alemlere şeref verdi, nura hak etti. Sallâllâhu aleyhi ve sellem. İnşâAllah Mevlid Kandili'de, Yahya Kemal Bey attığı şeyde, çekmecede olacağız, inşâAllah orada toplanacağız, Mevlid'i kutlayacağız, sohbetler yapacağız, muhabbetler yapacağız. Hanım cemaate yer olmadı ama, onlar da evlerinden, radyo, televizyonlarından izleyecekler inşâAllah, merak edecekler.

  64. 27:17

    Oradaki bereketlerden onlar da mahrum kalmamaları için, o gece orada ilanlar da yapacağım, yani. Ertesi günle alakalı. Onlara da, efendim, Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem'in berekatı ulaşsın diye bazı şeyler söyleyeceğim, takip etsinler, kaçırmasınlar. 11 Aralık oluyor herhalde. 11 Aralık, pazarın, akşam yani, pazartesiye bağlayan gece.

  65. 27:38

    Hem de hakikaten Efendimiz'in doğduğu gece, Her sene, yani 12. gece, pazartesi gecesi olmaz her sene. Bu sene olması büyük bir bereket ve rahmet. E şimdi, sahabe-i kiram onu nasıl sevdiler? Onun sevgisi uğrunda mallarını, canlarını, efendim, çömertçe sarf ettiler. Ve terakkû bıraktılar el câhe, rütbeleri, makamları, mevkileri ve riyasete, reislikleri, başkanlıkları,

  66. 28:08

    efendim, Mekke'deki konumlarını, itibarlarını, diyelim ki tüccar, Mekke'nin en zenginlerinden, tüccarlar, Hazreti Ebubekir Efendimiz, Hazreti Osman Efendimiz, zengilidiler. Ama geldiler Medine'ye, hiçbir şeyleri yok. Kim terk eder yurdunu, evini, barkını, efendim, malını, mülkünü, kim terk eder? Kolay mıdır?

  67. 28:30

    İslam, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in sevgisi onları öyle fedakârlıklara sevk etti. Çünkü gayri ihtiyarî, doğal olarak, tabii olarak, birini sevdiğin zaman, hele ki canından ileri sevdiğin zaman artık onun uğrunda can verilmez mi? Canından çok sevdiğin birine can verilir. Sen niye veremezsin Allah için, Peygamber için canını diyelim, cihat edemezsin?

  68. 28:55

    Çünkü sen Allah'ı, Peygamberi, canımdan çok seviyorum, lafta, iddiasındasın. Hakiki manada sevseydin verebilirdin. Çünkü canından çok sevdiğine can feda edilir. Ama bizdeki laf, inşâAllah, şu mübarek Mevlid ayı hürmetine Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in muhabbeti ve sevgisi hakkında, sünnet seniyesine ittiba, yoluna uyma hakkında ve onun faziletleri,

  69. 29:20

    güzel ahlakı hakkında birkaç ders yapacağız inşâAllah. Efendim, tabii Mevlid kandilinden birkaç gün evvel bir toplantı daha var, bir salon tutulacaktı, onu da ilan edeceğim. Sonrasında yine var, Mevlid'den bir gün sonra, yine bir salonda, İstanbul'da, ikisi de İstanbul'da, onları ilan edeceğim tam, yani şu anda adreslerini bilmiyorum.

  70. 29:46

    Kesinleşti de, yer olarak bir ihtilaf var, ya oraya, ya oraya, ya bu yakada, ya karşı yakada. Onları beyan edeceğim, o sohbetlerde de. sohbetlerde de Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in muhabbeti hakkında biliyorsunuz. Rebûl-i Evvel girdi mi ben dört hafta yani en azından dört sohbet, perşembeler itibariyle konuşuyorum.

  71. 30:05

    Kainat Efendisi'ne salavat okumanın faziletleri, muhabbeti, sevgisinin alametleri ve sahabenin ona olan sevgisi, bunları çok anlatırım. Bunlarda çünkü imanın kuvvetlenmesine sebebiyet var. Fekeyfe, nasıl yecûz-ü câiz olur? Nisbet-i adâvet-i ehl-i beyt. Ehl-i beyt düşmanlığını nisbet etmek ileyhim bu sahabeye.

  72. 30:29

    Malının canını Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem uğrunda vermiş. Hazret-i Sıddık o mağara hadisesinde, Hazreti Ömer Efendimiz kaç yerde tehlikeli anlarda, Hazreti Osman Efendimiz Tebük'te muharebelerde bin tane deve, şimdiki bin tane jip, kaç yüz bin euroluk. Yani mallarını, mülklerini bir insan sevmeden verebilir mi ya?

  73. 30:52

    Münafıklar niye veremedi o zaman? Onlar da biz Müslümanız dediler, hiçbir şey veremediler. Çünkü münafık yani inanmadığı şeye, inandım diye gösteriyor ama para verebilir mi ya? Çünkü bu sevgi itaatı gerektirir. Sevense innel mu'ibbel mey yuhaygu l-muttaya. Seven sevdiğine itaat eden. Bu yani gayri ihtiyari, sevgi bunu gerektiriyor.

  74. 31:14

    Öyle bir cömert olur ki sevdiğine karşı. Nesi var nesi yok ver. Başka normal insanlara karşı o kadar cimridir, üstten sıkar alttan yalar. Ama sevdiğine geldi mi kesenin ağzını açar. Sevgi bu. Yoksa sevgi değil zaten, sahtekarlık. E şimdi sahabe-i kiram, malını canlı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgisi ve yolu uğrunda sarf etmiş o şerefli insanlar.

  75. 31:37

    Nasıl dersin ki sen ey şia, onlar ehl-i beyt'e düşmandılar. Ya ehl-i beyt kim? Onların en sevdiklerinin torunları, reyhaneleri, çiçekleri, parçaları, Fatıma bin Zahid bin Minni. Fatıma benim parçam. Allah. Men kucum Mevla, felihum Mevla. Ben kimin dostuysam Halide onun dostudur. E Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem o sahabenin velisi, mevlası, sahibi dostu değil miydi?

  76. 32:05

    En yakın dostlarıydı, anadan babadan ileri dostlarıydı. E peki onlara demiş ki, ben sizin dostunuzsam Halide sizin dostunuz. Bu ayrılmaz. Birbirinden ayrılması düşünülemez. O zaman sahabe peygambere inanmamış olur ya. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i sevmemiş olur ya. Böyle bir şey nasıl düşünülebilir?

  77. 32:24

    Bu nasıl bir Acem palavrasıdır bunu tutturdular, bir de yutturdular millete ya. Ve şimdi sen malını, canını Allah ve Rasulünün sevgisi ve itaati yolunda harcayan sahabeye diyeceksin ki, ehl-i beyti sevmezler. Peki. Kur'an-ı Kerim buyuruyor ki, Vessâbikûne levvelûn minel muhâcirîne evlensâri vellezîne ettebe'ûn bi ihsâni.

  78. 32:54

    Muhacirlerin ilkleri, ensarın sabikleri, akabe beyatlarında ilk bulunanlar, sonra imandır, ihsanda, iyi amellerde, onlara tabi olan diğer sahabenin tümü, radıyallahu anhu ve radu anhu. Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'ın sevabından, mükafatından razı oldu.

  79. 33:14

    Şimdi Allah-u Teala haşa bilmeyecek, ayeti indirecek, razı olduğunu beyan edecek. Sonra da bunlar yoldan çıkacak. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettikten sonra onun hane halkına, ehl-i beytine düşmanlık edecekler. E ona düşmanlık edene Allah razı olur mu? Olmaz. E peki Allah'a niye razı oldum diyor.

  80. 33:33

    E işte bu süper ne oldu Allah bilemedi işte bunlar Allah'ı da kandırdılar haşa. E sen kıpkızıl kafirsin ya. Seni 72 fırkadan sayamayız ki. 72 fırkadakiler hiç olmazsa müslüman. Ehl-i sünnet olmasalar da. E sen müslüman olamazsın neden? Ne mutezilede var böyle bir durum, ne cebriyede var, ne kaderiyede var, ne mürciyede var, ne müşebbiyede var.

  81. 33:56

    72 fırkan en kötüsü şiadır der İmam-ı Rabbim Hazretleri. E çünkü Rasulullah'ın hesabına boz ediyorlar kızıyorlar. Allah razıyım buyurduktan sonra. Allah'ın emrini kırandan Allah razı olduğunu Kur'an'da bildirir mi? E bildirmez. E peki ve lüzum muhabbeti ehl-i beyti aleyhissalatü vesselam. Efendimizin ehl-i beytini sevmek farz mı?

  82. 34:18

    Farz. Bunun farziyeti ve lüzumu sabitün. Sabitir bin nassıl kat'iyi. Kesin delille. Ayet var yahu hadiste olsa hani sahabeden biri der ki o hadisi ben duymadım. Öbürü der ki ben o sohbette bulunmadım. Öyleyse bütün sahabe her hadisi duymadı ki. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem devamlı sohbet ediyordu.

  83. 34:39

    Herkesin işi var gücü var. Biri gidiyordu böyle iki ay dönemiyor yoldan. O zamanki imkanları düşün. Şimdi bile insanlar her sohbette bulunabilir mi? Efendimiz Hazretleri bu kadar sohbet yaptı. Ben diyebilir miyim ki hepsinde vardım? Sen diyebilir misin? Ben belki ekseriyetine vardım. Sen ne kadarında vardın?

  84. 34:55

    Ki bu kadar şu anda imkanlar arttı hal. E şimdi sahabe-i kiram hadis değil ki bu. Diyesi ki ben bu hadisteki sevginin farziyetini duymadım. Ya bu nasıl kat'iyle, âyetle sabit? Resûlullah'ın ehli beytini sevmek. Ne diyor İmam Şâfiî radıyallâhu anh? Ya ehl-i beyt-i nebî, hübbukumu farzun minallâhi filkur'âni enzelehû.

  85. 35:21

    Yani bu mısraları hatırladım da. yekfîlekum şerefenennekumu men lâ yusallî aleykum lâ salâtelehû. Belki biraz kelimeleri şey etmiş olabilir. Şiir ve zinlerinde konuşalım. İmam Şâfiî'nin şiiridir. Ey ehl-i beyt, Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem çocukları, torunları, hâne halkı. Sizi sevmek farzdır.

  86. 35:46

    Allah Kur'ân-ı Kerîm'de bunun farz olduğunu âyetle indirmiştir. Ve bildirmiştir. Siz şeref mi arıyorsunuz? Size şeref olarak yetmez mi ki? Yeter de artar. Nedir o? Size salavat okumayan, dua yapmayanın namazı yok diyor. Onun için İmam Şâfiî'nin mezhebinde Allah'ımı salli, Allah'ımı barik okumak tehyyatta, yani son tehyyelerde veyahut da gayr-i mühkede sünnetlerin yani ikindiyle

  87. 36:10

    yatsının ilk sünnetlerindeki ilk oturuşta da okunuyor biliyorsunuz. Gayr-i mühkede olduğu için. Kalkınca da Sübhaneke okunuyor ya. Oralarda salli, barik okumak vaciptir. Bize göre kuvvetli sünnettir hanefide. Şâfiî, İmam Şâfiî hazretlerine göre farzdır yani. Salli, barik farzdır. Fatiha gibi vacip, farz demek.

  88. 36:33

    Amelde vacibin, ameldeki karşılığı farz gibi. Mecbur yapılacak demek, zorunlu. E şimdi diyor ki size Allah'ımı salli okumayanın namazı yok diyor İmam Şâfiî ya. Yani size dua etmeyenin namazı yok diyor. Allah Teâlâ kendine yapılan ibadette kendine has olan namaz ibadetinde bile size duayı şart koymuş.

  89. 36:56

    E bu kadar önemlisiniz. E şimdi sahabe-i kiram bunu bilmiyor mu? O sahabe-i kiram nasıl onları sevmez? Sevmiyor nasıl denebilir? Zerre kadar usturanın ağzına sürülecek kadar aklı başında olan bir adam sahabe ehli beyte düşmandı safsatasını ortaya atabilir mi ya? Adama manyak derler. Ama bugün kaç yüz milyon Şia bu kafada.

  90. 37:21

    Allah akıl fikir versin, hidayet versin. Bunlar ne biçim insan ya. Sen ne diyorsun ya? Ve cuilet kılındı muhabbeti ehli beyti sevmek. Ecrat daveti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in İslam'ı bize davet etmesinin tebliğ etmesinin ve bize dine davet etmesinin ücretini kılın. Para istedi mi bizden?

  91. 37:42

    İstemedi. Bütün peygamberlerin Kur'an-ı Kerim'de ortak sözleri nakledilir. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Kur'an sayıyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e de emrediyor. Kul ma'a seluk ma'a limin ecr. Habibim söyle ki ben size dini duyururum, tebliğ ederim ama karşılığında ücret istemem.

  92. 38:01

    Söyle. E diğer peygamberlerden de naklediyor. Ve ma'a seluk ma'a limin ecr. Ben size dini tebliğ ettim, sizi dine davet ettim ama karşılığında ücret, para istemiyorum. İne ecriye illa alallah. Ücretim ancak Allah'a ait. İne ecriye illa alellezi fataray. Başka ayet. Farklı peygamberlerin kelamları. Ama Kur'an-ı Kerim naklediyor.

  93. 38:23

    Benim ücretim beni yoktan yaratana aittir. Para istemiyorum. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize bu dini getirdi, davet etti. Ne namaz bilirdik, ne abdest, ne kusur, ne taharet, ne ahiret, ne cehennem, ne cennet. Hayvanlardan beter yaşıyorduk. Ve fetret devrinde kalsak, peygamber daveti bize ulaşmasa cennet yüzü göremezdik.

  94. 38:46

    Hani belki azap da olmazdık fetret devre tebliğ gelmemişse. Ama toprak olurduk. E şimdi biz cennete adayız. İrmen namzetleriyiz. Allah tamamına erdirsin, nurumuzu kesintiye uğratmasın. Cennete girene kadar nurumuzu daim eylesin. Hidayet nurumuzu, ehl-i sünnet inancımızı. Rabbana etmimul enâ nûrâne ve ahfirlenâ inneke alâ kul şen kadir.

  95. 39:09

    Ey Rabbimiz bizim için nurumuzu tamamla ve bizi mağfiret eyle. Günahsız kul olmaz. Bizi nursuz bırakma. Dua ediyorlar Allah'ın dostları. Kur'an-ı Kerim onların dualarını bize naklediyor. Şimdi münafıkların kuşu kesilince mahşerde müminler böyle dua edecekler. E şimdi biz bu dinin bize gelmesinden ne kadar bahtiyarız.

  96. 39:34

    Bu İslam ile müşerref olmamızdan dolayı ne kadar memnunuz, saadetliyiz değil mi? Ne ödedik bunun karşılığında Resulullah Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e para? sallallahu aleyhi ve sellem'e para? Hiç. Hiç. Peki davetin Peki davetin ücreti neymiş? ücreti neymiş? Ehl-i beytini Ehl-i beytini sevmek.

  97. 39:49

    sevmek. Çünkü Çünkü âyet-i kerime var. Nebûne's-Seâdü Billâh. Hul lâ es'elukum aleyh ecrân Habibim söyle ki ben sizden dine davet karşılığında ücret ve ecir, yani karşılık istemiyorum. illel meveddete fil urbâ ancak benim yakınlarıma dostluk edeceksiniz. Yakın akrabama dost olacaksınız. Ehli beytime, hane halkıma dost olacaksınız.

  98. 40:16

    Yani bunun dışında para mara mal mülk hizmet istemem. Yani gel işte eşyamı taşı, evimi süpür, yemek ver, yemek yap, pişir, getir, götür, hurma topla. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bir şeysi yoktu ki. Ancak yakınlarımı seveceksiniz. E sahabe müslüman değil mi? Müslüman. Âyet-i kerime demiyor mu ki ben onlardan razıyım?

  99. 40:39

    Âyet-i kerime demiyor mu ki onlar aralarında merhametlidirler? E peki, Allah'ın kendilerinden razı olduğunu bildirdiği muhacir ve ensar isimlerini vasıflarında söylüyor. Bu zaten sahabe-i kiram iki tabakadan müteşekkil ana hatlarıyla. Bir taraf muhacir, bir taraf ensar. E Mevla da bunlardan razı olduğunu bildirdikten sonra bu kişilerin bu âyetlere karşı gelmeleri,

  100. 41:01

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ehli beytini sevmemeleri tasavvur edilebilir mi? Tekayül edilebilir mi? O zaman Efendimiz'in getirdiği dine davetin ücretini ödememiş oluyorlar. Var mı öyle yağma? Böyle insandan Allah razı olur mu? Peki Allah Teala bunları evvelden bilmemesi düşünülebilir mi?

  101. 41:20

    Haşa. E razıyım dediyse ebedi kıyamete kadar razıdır. Çünkü âyetle sabit. Daha âyet değişir mi, Kur'an değişir mi? Kıyamete kadar baki son kitap. O zaman rızalığı sabit. Demek ki onlar bu rızayı bozacak bir şey yapamayacaklarını Allah ezelde biliyor. Yapmayacaklarını. Zorla değil yani. İradeleriyle yani.

  102. 41:42

    Böyle bir şey yapmayacaklar. Evvela bildiği için razıyım buyuruyor. Tanesi kaldı. Ondan sonra. Kim iyi ve güzel bir amel işlerse ki ehli beyti sevmek en güzel hasenedir. Biz o kişiye o işlediği güzel amel içerisinde karşılığını, güzel sevaplarını cennetteki derecelerini artırdıkça artırırız. E şimdi demek ki ehli beyti sevmek hasenedir.

  103. 42:16

    Farzdır. Vaciptir. En hayırlı, en güzel bir makbul ameldir. Ve Mevla'nın karşılığında cennetini, cemalini vaat ettiği söz verdiği bir haslettir. Hal böyleyken Allah'ım razıyım bu kullarımdan buyurduğu kişilerin bu hasletten ari olmaları, yoksun olmaları zerre kadar aklı ve vicdanı olan bir müslümanım diyen için düşünülebilir mi, görülebilir mi?

  104. 42:50

    Mümkün değil. O zaman ya bu şiada akıl yok ya da bunlarda iman yok. Üçüncü şık yok. Ya bunlarda akıl yok. Ya bunlarda vicdan yok. Ya da bunlarda iman yok. Üç şık, dördüncü yok diyebiliriz. Ya akıl yok. Varsa vicdan yok. İnsaf yok, adalet yok. Üçüncü şık, iman yok. Ya da üçü birden. O da olabilir. Üçü birden de olabilir.

  105. 43:26

    Bu ne ya? Sen ne düşünüyorsun? Ehl-i Beyt'i seviyor musun? Seviyorum. Sevmiyorsun. Niye? Ebu Bekir'i seviyor musun? Seviyorum. Ebu Bekir'i seversen Ehl-i Beyt'i sevemezsin. Niye? Onlar Ehl-i Beyt'e düşmandılar. Sen ondan düşman olmazsan bunu sevemezsin. Sevdiğini düşmanla düşman belleyeceksin. Böyle bir şey yok ki ya.

  106. 43:46

    Ebu Bekir sırtlıkla onlar düşman değildiler ki. Sahabenin hiçbiriyle düşmanlıkları yoktur. E sen Ehl-i Beyt'i seviyorsan onlardan başka kimseyi sevemezsin diye bir kaide olabilir mi? Onların düşmanlarını sevemezsin diye bir kaide olabilir. E sahabede onların düşmanı değil. O zaman konu kapanmıştır. Ne sürdürüyorsunuz bunu?

  107. 44:06

    Bin dört yüz senedir bu kavgayı. Şu an Suriye'deki savaş Şia Ehl-i Sünnet savaşı. İran'daki Ehl-i Sünnet'e yapılan zulümler, yüzde yirmi Ehl-i Sünnet. Ne camileri var, ne medreseleri var, ne ibadet özgürlükleri var. Hiçbir şey yok. Kabirleri kalmamış. Nişabur onların elinde. İmam Gazali'nin kabiri yerle bir.

  108. 44:30

    Sahibi'nin kabiri yerle bir. Ama evliya kayıp, kırmışlar, geçirmişler. Bestamlar, Harkalılar, Tebrizler, Nişaburlar, Reykenti yani, Tahran şimdiki adıyla. Bütün hep bunların işgali altında ya. Buralardaki Ehl-i Sünnet. Naçar vaziyetteler. Hiçbir çoluğun çocuğunu yetiştirecek halde hiçbir özgürlükleri yok.

  109. 45:00

    Âlimlerin, velilerin, bu kadar ulemanın, evliyanın hep oralarda yetişmiştiler. Şimdi mezarlığını bulamıyorsun. Gittik yani, baktırdık. Mezarlığını kırmış, geçirmişler. Gavur yapmaz işgal etse ya. Bu nedir? Bu ne savaşıdır? Ehl-i Bet'i seviyorsun. Ehl-i Bet sana böyle mi dedi? Hz. Ali Efendimiz sana böyle mi dedi?

  110. 45:23

    Benle savaşanlar bile benim kardeşim dedi. Kâfir değiller, fâsık değiller, büyük günahkar değiller. İşte hatası oldu dedi. Araya düşman girdi, Yahudi girdi, münafık girdi. Anlaşılmadan bir şeyler patladı. Ya o zamanki imkansızlıklardan dolayı da, laf söz tabii çok, haberleşme Ya o zamanki imkânsızlıklardan dolayı da laf söz tabi çok haberleşme araçları yok yani.

  111. 45:43

    O da tabi işi körükledi ya. Çünkü adamlar dururken, oradaki bir Yahudi, bir münafık, bir şey bir ok atıyor oraya, bir kılıç vuruyor oraya. Yani karşı tarafa öyle bir hareket yapmıyor. yapıyor, içerideki ajanlar, öbür tarafa savaşı başlatıyor. Bu taraf kendimi müdafaa edeyim derken, koptu bir savaş. Bunlar böyle oldu.

  112. 46:06

    Kur'an'a bakarsak, bu hadis-i şeriflere bakarsak, sahabenin birbirine düşman olmadığı, birbirine çok merhametli olduğu çok merhametli olduğu ayetleri, Allah'ın onlardan razı olduğuna değer ayetleri âyetleri, Allah'ın onlardan razı olduğuna değer âyetleri okuduğu okuduğumuz zaman başkasını düşünmek mümkün değil.

  113. 46:19

    Nasıl Allah razı olacak duyduğumuz zaman başkasını düşünmek mümkün değil. birbirini kesip doğrayan adamlardan ya, nefis için? Asla olmaz. Onun için Allah'la dost olmak ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i sevmek demek, onların düşmanlarından sebelli uzak olmak, onları sevmemek. Kaydıyla, şartıyla bu kaydettir.

  114. 46:45

    Bunda şüphe yok. Çünkü benim düşmanlarımı seven benim dostum olamaz. Kayde tamam ama Şian'ın bu kaydeyi alıp da ehl-i beyti seviyorsanız, bütün sahabe, hiçbir sahabeyi sevmeyeceksiniz demeleri akıldan, insaftan, imandan, İslam'dan çok uzaktır, bununla alakası yoktur diye bir konu girmiş oldu. Bunun dışında şimdi Allah düşmanlarından uzak olmakla alakalı konular devam edecek.

  115. 47:20

    Dersimiz burada kalsın. Buradan ileride yine asıl konuya dönecek. Neydi asıl konu? Allah'ı seviyor musun? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i seviyor musun? Allah'ın düşmanlarından alakayı keseceksin. Resulullah'ı sevmeyenlerden, sünnetini sevmeyenlerden ilişkiyi keseceksin. Dost olamazsın. Dost olursan Allah ve Resulü sevmiyorsun anlamına gelir.

  116. 47:43

    Bu meselenin üzerinde bir iki ders daha gider. İnşallah önümüzde de bu mektubat derslerini kaçırmayalım, birbirine haber verelim, mesaj atalım, telefon atalım, açalım. Çünkü neden? Tam da nuhale doğru gidiliyor, insanlar Allah muhafaza bir gaflet edip de bir Hristiyan merasimlerine katılmak kasta olmasa bile görüntüde bir benzemek bile olmasın yani.

  117. 48:06

    Görüntüde benzemek, kutlamak, sevinmek, böyle bir bayram havasına girmek gibi bunlardan sakınmak için bu tam da mektubattaki bu dersimiz yani kaç sene ders dönsen oraya getiremezsin yani. Tam önümüzdeki iki haftalığın dersi. Önümüzdeki iki hafta, üç hafta da önemli. Çünkü artık millet nuhale hazırlanmaya başlıyor, Allah muhafaza.

  118. 48:30

    Onun için bunu güzelce kafirlerin durumu ve onların Allah ve Rasulü'nün düşmanı oldukları ve bir Müslümanın da onlarla dostluk edebileceği onların merasimlerine katılamayacağına dair çok önemli derslerdir Allah Teala. Cümlemizi İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin beyanatından, mektuplarında yazdığı ilimlerden

  119. 48:52

    azami derecede müstefid eylesin, son derece müstefiz eylesin, ölene kadar bu feyizlerden mahrum eylemesin, ahirette de bu dostlarının itikadı üzere ölüp dirilmek, mahşere çıkmak ve orada şefaatlerine ermek müyesser eylesin. Amin.