Mektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları (1. Cilt 266. Mektûb - 34) 34. Bölüm 23 Kasım 2016
23 Kasım 2016 · 78 dk
29:48 / 1:17:42Şu an 29:48 / 1:17:42
Transkript
196 satır
- 00:17
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdulillahi Rabbil alemin Es-salâtu ves-selâmu alâ seyyidil murselîne Muhammedin ve alâ âliye ve sahbiyye ecma'în Mektubat-ı Şerife'den dersimize devam ediyoruz.
- 00:37
Tam yerimiz geldi. İmanın ne olduğunu beyan etmek bâbına. Tabi İmam Rabbani Hazretleri işi bilenlere konuşuyor, ehline mektup yazıyor. Onun için ekseriyetle bakıyorsunuz, bazı teferruata giriyor. Belki de o teferruat ilmi kelam kitaplarında bulunmaz. Bu arada bize itikadi konularda dikkatli olmamız ve tabi itikad kitaplarını okumamız hakkında teşviklerde bulunuyor.
- 01:26
Sonra biraz fıkıhtan meseleler zikredecek mektubun bir devamında. Fakat yine orada da ana fıkha havale etmek üzere bir teşvikte bulunuyor. Çünkü bu bir mektuptur en nihayetinde. Bizim şimdiki sayfalarımızda diyelim 20-25 sayfalık bir mektuptur. Bunda tabi bütün ilmi kelam, iman meselelerini, fıkıh meselelerini tahsilatıyla yazma imkanı yoktur.
- 01:50
Ancak biz buradan teşvik anlayacağız. Buyuruyor, vel imânu, iman, inanmak diyoruz. Esasında işte eman vermek. Geçen derste bunun lukatı üzerinde durdum. Ama ıstılahî manada yani din dilinde, İslâm, İslâm'ın ıstılahında yani kullanım dilinde iman nedir? İbâretün, İbâret-i ant-tasdîkın doğrulamaktan öyle bir tasdik ki kalbiyyin, kalple alakalı.
- 02:30
Yani insan ağzından bu doğrudur demek yetmiyor. Çünkü kalbi inanmıyorsa bu iman olmuyor. Onun için burada sukutu muhtemil olmayan, yani düşmesi ihtimali olmayan tek rükûn kalptir. Kalpte inanmak olmadı mı, tasdik olmadı mı bu iman asla olmuyor. Dil bazı kere işte söyleyecek. Dilsiz olur vs. zaruret olur.
- 02:55
Dil düşebiliyor, dille ikrar. Kalple tasdik asla düşmüyor. Peki neyi tasdik edilecek? Bima'u şey'i ki beleha bulaştı kime, nâbize. Neden? Yani din adına bize ulaşan ilimler var. Neyle bir tarihi zarureti. Zaruret yani artık inkârı kâbil olmayacak şekilde kalbine herkesin bildiği şeyler. Diyelim Allah-u Teâlâ'nın varlığı, meleklerin varlığı.
- 03:27
Zaten Kur'an-ı Kerim yazıyor yani. Daha bunun acabası yok. Cinlerin varlığı diyelim, İslamoğlu cinleri, bile Ninova'dan insanlar gelmiş diyorum Mekke'ye. Yani bu kadar zaruret tarihiyle bilinen şeyler bunlar. Cin Sûresi var Kur'an-ı Kerim'de yani. Fakat insanlar o kadar cahil ki o adamları hâlâ dinleyen çıkabilir.
- 03:50
Çıkabiliyor. Ona bakarsanız. Zaten peygamberim diyorum, Mesih'im diyorum. Yani yeni din getiriyor onun da. Din getiriyor onun da tabileri oluyor. Hem de Müslümanlardan tabi oluyor. Birçok fırka çıktı bunlar. Yani şu anda da bu cehalet içerisinde. Yadırgıyorum ama yadırganacak bir şey de değil. Evvela insanları cahil bırakmak gerekiyordu bu işler için.
- 04:10
Zaten bu Osmanlı son döneminden beri insanların harfini değiştirdiler, dilini değiştirdiler, kitaplarını değiştirdiler, marifini değiştirdiler, bilgilerini değiştirdiler. Bundan sonra bu insanlara adam gelse ben peygamberim dese de yutarlar. Fetö gibi ben Mesih'im, Mehdi'im peygamberim dese yutarlar.
- 04:29
İslamoğlu gibi dese Adem Akşener'in babası var yutarlar. E çünkü cahil olduktan sonra her şeyi yuttular. Yuttuktan sonra her şeyi yutturmak kolaydır. İman nedir? Dinden bize ulaşanları kalben tasdik etmekten ibaret. Peki dinden bize ne yolla ulaşacak? Yani bir zarureti. Zaruret yoluyla, zaruret demek yani inkârı kâbil değil.
- 04:52
Nasıl inkâr edeceksin şimdi meleklerin varlığını? Veyahut ahiretin varlığı? Yani Kur'an-ı Kerim'de de çok geçiyor. İşte bu bütün peygamberlerin, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in getirdiği dinin efendim, âmentüsü yani. Bunu artık şeye, ihtilâfa açmanın manası var mı? Yok. Bunların hepsine inanmak gerekiyor, imanlı olmak için.
- 05:14
Davet, tevâkürî. Tevâkür tarikiyle gelmiş yani. Yalanda birleşmeleri düşünülemeyecek kadar çok insanlar birbirinden almışlar. Onlar Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den almışlar. Sonra onun sahabesinden yine böyle cemaat cemaat bu konuları almışlar işte. Tevâkür tarikiyle diyor. Yani beş vakit namaz.
- 05:35
Yani şimdi 1400-1300 senedir bu kılınarak gelmiş bir de yani. Yani sadece duymakla da değil, bir fiil tatbikatla da gelmiş mesela. Tevâkür var. Veya fiili durum olmaz. İşte efendim, demin dediğim gibi peygamberlerin varlığı, Allah'tan vahiy aldıkları işte insanlar için Allah ile görüşüyorum veya melek vasıtasıyla Allah'tan vahiy alan var mı?
- 06:02
Böyle bir risalet müessesesi var mı? Tevâkür tarikiyle gelmiş bir şey yani. Bunu artık bir insan bunu inkar ettikten sonra bunda iman adı bile konuşulmaz. Yani dinden zaruret ve tevâkür tarikiyle bize ulaşmış olan her şeye kalben tasdik etmemizden ibarettir iman. Tabi yani buna baktığın zaman Kur'an-ı Kerim zaten tevâkür tarikiyle laf zannedip emanet bize ulaşmış.
- 06:29
Kur'an-ı Kerim'in içinde bulunan bir meseleyi inkar, imandan adamı çıkarıyor. İşte bunun için diyoruz ya bir ayeti inkar, hepsini inkar. Bir ayeti inkar, insanı kafir eder dememiz bundan dolayı. Çünkü Kur'an-ı Kerim bize tevâkür yoluyla gelmiş. Burada daha neyini inkar ediyorsun yani? Yani tevirlere saparak da inkar yapmaya çalışıyorlar ama inkar inkardır.
- 06:54
Hüseyin Aleyhisselam 100 sene ölü kaldı. Ondan sonra Allah onu diriltti. 100 sene ölü bıraktı, sonra onu diriltti. Nihayet bir ayette o diriltti yani. İslamoğlu ağzı işte. Misal miymiş, temsil miymiş bilmem. Bunların bilayetin ekseriyetinin ağzıdır. İslamoğlu işte şey olmuş. Önde vitrin olmuş bu şey yani.
- 07:20
Şerre kapak olmuş. Yoksa aynı kafada dolu adam var. E şimdi bu efendim böyle bir diriltme olmadığı bilmem. Bu inkar yahu. Tevâkür yoluyla gelmiş ayet yani. Sen bunu nasıl inkar ediyorsun? Diriltmemiş falan filan. Yok efendim o Muhammed Esed midir nedir? O adamın, o sapık adamın tefsirinin beyanlarıyla işte.
- 07:43
Deniz yarıldı diyor. Efendim yol açılıyor. Kur'an-ı Kerim bundan bahsediyor. Her parçası büyük dağ gibi. Denizin kenarlarda su dondu durdu diyor. Yani bu kadar. İsrail olan denizden geçirdik. Denizden geçirdik değil ki bu. Yani altı yüz bin küçücük şey. Kime gemi yetecek? Denizden geçirdik diyor. Hiçbir vasıfla yüzerek de geçemezler.
- 08:22
O kadar insan. Denizden yürüyerek geçirdik yani. E bu kadar tevâkür tarihiyle gelmiş bir hadise. Zaruret tarihiyle bilmem. Kur'an ayetlerini artık tartışmaya açmışlar. E şimdi sen efendim Medcecir olayı olmuş. Tekirdağ'da işte üç dört metre. Deniz şey olmuş şimdi. Millet şüphelenmişler. Sonra işte bu işe araştırmacılar demişler ki depremle ilgisi yok bunun işte böyle.
- 08:46
Her sene midir? Neyse dönem dönem burada bu su çekiliyor. Yani böyle çamur çıkmış biraz böyle. Dört metre mi beş metre? Su çekilmiş. Ya Medcecir dediğin nedir? On metre çekilsin, yirmi metre çekilsin. Sen koca denizden insanlar ayağı yaşlanmadan yani ıslanmadan geçiyorlar. Bunun Medcecir ile ne alakası var?
- 09:06
Dünyanın neresinde Medcecir görülmüş ki? Kalkmış gitmiş yahu. Bunu Esed denen adam bu kafada Medcecir'e tabir ediyor işte falan. Yani işte İslamoğlu'nun kaynakları veya birçok ilahiyatçının kaynakları Yahudi'den dönme bir adammış bu Esed. Allah bilir döndüğünü dönmediğini. Yani şimdi mesele ne? Zaruret tarihi ile tevatür yolu ile bize din adına bunlar ulaştı.
- 09:31
Yani Kur'an bu. Hadis-i şeriflerde de böyle mütevatir laf çok bulamasak da manev mütevatir çok konu var. Zaten bizi bağlayan manev mütevatir şu anda. Lafza mütevatir ararsak hadis hep ben gitti. Bir tane hadis var iki tane O da bana yalan iftiradan cehennem yerine hazırlasın. Zaten uydurmayın buyurmuş oluyor.
- 09:50
Dolayısıyla lafza mütevatir bir iki tane de inhisar ediyor. Onun için hadiste de manev mütevatir itibarı alıyoruz. Akaidde. İsa a.s'ın ineceği gibi, Mehdi a.s'ın zuhuru gibi vs. Bunlar tabi meclis meclis konusu zaten Kur'an-ı Kerim metninde var. Dehabetullah Kur'an-ı Kerim metninde var. İsa a.s'ın nüzûrüne Kur'an-ı Kerim metninde de alet ve işaret var vs.
- 10:16
Bunlar hep zaruret tarikiyle gelmiş oluyor. Onun için iman mefhumuna giriyor. Ne alakası var getirdin İsa a.s'ın nüzûrünü, burada âmentüye soktun. Nesi âmentüye soktun? Ve kütübüye sokuyorum ve Resûlüye sokuyorum. Zaruretle geldi, tevatürle. Eğer öyle olmasaydı, İmam Âlusi der miydi ki İsa a.s'ın ineceğini inkar edenlerin tekfiri ve kâfir olduklarına dair icma var.
- 10:43
Nasıl olacak koca Âlusi icma var? Bu kadar ulema nasıl icma edebilir? Teferruat bir konuda. Teferruat olsaydı. Çünkü zaruretle tevatür diyor. Bu tevatür sadece âyet ve Kur'an'ın metnindeki tevatür değil. Hadis-i şeriflerin de lafzani veya mânen tevatürleri iman-ı muciptir. Sen ne anlarsın?
- 11:02
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu kadar hadis geliyor sana da efendim ben inanmıyorum dediler. Bu lüksü yok. Yani ahad tarikiyle gelir. Onda da sapıklık olur, bid'at ehli olursun falan ama diyelim Deccal şimdi adada yaşıyor. Bu şimdi ahad tarikiyledir. Diyelim ki sahih müslümde var, biz buna inanırız.
- 11:22
Ama bir adam kalksa bunu inkar etse, Deccal şimdi adada yaşıyor falan. Ha buna kâfir diyemeyiz. Çünkü tevatür ve zaruret tarikinde girmez. Ama mânen tevatür, tevatüre girer. Yani Nücülü Mesih, İsa as. inecek, Hazreti Mehdi zuhur edecek şeklindeki konularda tevatür var.
- 11:39
Şimdi kıyamet alametlerinin birçok hadis var sahittir ama tevatür olmayınca burada kâfir diyemiyorsun. Ama böyle İsa as. inmeyecek, yaşanmıyor falan. Bunları böyle inkar etmek kolay bir şey değiller. Çünkü burada mânen tevatür var. Bunları birbirinden ayıralım. Hadis inkar insanı kâfir etmez. Sahitte olsa kâfir etmez.
- 12:02
Ama haberi ahad ise, mânen tevatür olan bir şey ise kâfir eder. Yani bunlar ufak tefek işler değil. Yani bir hadis-i şerifte var. Orada tabii Mehdi Kitabı'nın başında onları zikrettim. Onun için din adına bize ulaşmış. Neyle ulaşmış? Zaruret tarikiyle, tevatür tarikiyle. Bu kadar kitaba geçiyor, bu kadar râvisi var, bu kadar sahabeden geliyor.
- 12:33
200 sahabeden geliyor. Bunları dinleyen bu kadar binlerce teabi'in, tebi'un teabi'inden geliyor. E burada bir icma seviyesine ulaşıyor. Sen kalkıyorsun. O yok, bu yok. Nasıl oluyor? Zaruret tarikiyle geliyor. Çarşamba günü uğursuzluğu devam eden bir gündür. Bu hadis-i şeriftir. İşte efendim tamam. Bu hadis-i şerifin kaynağı da var.
- 12:59
Halkamî Rahimullah büyük muhaddistir. Bu mevzu değildir diyor. Falan filan. Bunlarla beraattır. Yani şimdi bir adam diyor ki çarşamba günü uğursuzluk yok falan. Biz buna kâfir değil miyiz? Veyahut işte kertenkeleyi öldürmek cevaptır. E tamam. Sahittir. Hem de sahih müslümdedir. Bap da açmış ona. Ama sen kalkıp da şimdiki adam kertenkeleyle ilgili hadisi inkâr etti.
- 13:22
Hemen bu adama kâfir denmez. Kâfir denmez ama şu var tabi ki. Bunu peygamber de dese inanmam. Veya peygamberin ağzından da duysam reddederim. Bunu diyen kâfir olur. Çünkü neden? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ağzından da duysam inanmam, kabul etmem demek küfürdür. Orada hadis zayıfmış, efendim sahiymişe bakmaz.
- 13:45
Çünkü ben peygamberden duysam hadi git işine derim diyor. Yani bu kâfirdir. Bunu konuşmuyorum. Ama hadis manen tevâkür derecesine ulaşmazsa sahihte bile geçse diyorum tekfiri mucib olmuyor. Ama ne oluyor? Tefsik oluyor. Tâsık denir, bid'at ehli olur. Çünkü bu işler kolay değil. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hadisi kaynaklarda var.
- 14:07
Sen burada kalkıyorsun yok diyorsun. Buraya dikkat edelim. İman çok önemli bir meseledir. İman, İslam, İlmihali bu hususta çok önemlidir. Biz İman, İslam, İlmihali'nin başında nelere inanılması? Zaruret tarikiyle. Mecburen inanman gerekiyor. Bunsuz olmaz. Bunsuz Müslüman olunmaz. Bunsuz bir adam mümin olamaz.
- 14:29
Bunlar 120 sayfa kadar İman, İslam, İlmihali. Bu fakirin çıkarttığımız. Birinci cildi çıkart. Bunun baş tarafında zaruret ve tevâkür tarikiyle olanlara tabii yine işaret olacak. Çünkü 120 sayfada bütün tafsilat verilemez. Bütün tafsilatı vereyim dediğin zaten bütün Kur'an'ı koyman lazım. Çünkü zaruret tarikiyle gelenin hepsine iman.
- 14:48
tarikiyle gelenin hepsine iman. Ama biz Kur'an'a imanı nasıl anlatabiliyoruz? Mus'af'ın iki kapağının arasında olan Musab'ın iki kapağının arasında olan, içinde bulunan her şeye iman ettim, hani şeklinde. hani şeklinde geçiyoruz. Çünkü Vekülübî maddesini. Öbür türlü Kur'an-ı Kerim'de ne varsa oraya koyduğun zaman, o 120 sayfa olur mu?
- 15:06
Kur'an-ı Kerim kendisi 600, 600 altı sayfa. Ondan sonra sen kalk, bir de ona izah ki tefsir yaptığını düşün. Yani anlatabiliyor muyum? Orada da yine işaret oluyor. Ama ne işaret oluyor? sen şunu biliyorsun ki, Kur'an-ı Kerim'in, Mus'af'ın iki kapağı arasında ne varsa inanmadan insan Müslüman olamıyor, bir meseleyi inkar, insanı kâfir ediyor.
- 15:26
En azından bunu anlıyorsun. Ve Rasûlü'yü dedi Rasûlülere. Ve Rasûl-i İd'e de Rasûller. Rasûller'den maksat ne? Rasûlülerden maksat ne? Ben Muhammed Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, işte 124.000 peygamber. Kur'an'da ismi geçenlere, ismiyle, ismi geçmeyenlere vasfıyla, risalet vasfıyla iman ettim diyorsun.
- 15:40
E bu hal böyleyken Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e iman nasıl oluyor? E buyurduklarına inanmak. Ben ona hak peygamber olduğuna inandım. Tamam inandım. Ondan sonra ne diyor? Kertenkele'den bana bahsederse inanmam. Veyahut efendim bana derse çarşamba günü şöyledir inanmam. Mesela, misal veriyorum yani.
- 16:00
E şimdi sen nasıl peygambere inanıyorsun da onun buyurduğu buyurduğunu kulağımda duysam inanmam. Bu iman olur mu? Bu inkar olur. E burada adamın bir hadisi inkar ettiğinde kâfir olmaması, eğer hadis mütevatir değilse, mânem mütevatir değilse, ha laf zaten az,
- 16:27
efendim kâfir olmaz diyoruz. Buna kâfir olmaz dememizin sebebi ne biliyor musun? Buna kâfir olmaz dememizin sebebi bir acabalık oluyor. Yani bu Padişah Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem söyledi mi söylemedi. Bize göre kaynaklarımızda geçerse kesin söyledi. Fakat genel manada baktığınızda tevatürle gelmediğinden, bir acaba girdiğinden adama kâfir diyemiyorsun.
- 16:48
Yoksa Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'den bir kişi bir hadisi duysa, yani cemaatle duymasına gerek yok, kulağın yok mu senin? Aklın da var, e duydun mu duydun. E sonra kabul ettin mi etmedin. Veysellimu teslimâ. E Kur'an zaten söylüyor. Fela ve rabbike lâ yuminûn. Rabbine yemin olsun ki iman etmiş olamazlar.
- 17:11
Müslüman sayılamazlar. Hattâ ühakkimû kefîmâ şecerû beynev. Aralarındaki ihtilaflı meselelerde, soru cevaplarında, işte neyse, fetvalarında seni hakem tayin edecekler. Sonra senin hükmünü dinleyecekler. Sümme lâ yedidû fey'in fışim haracemimâ gazayte. Sonra sen karar verdin, bir şey buyurdun. Bu böyle olacak, bu böyledir.
- 17:32
Hak bunundur veya şu şöyledir. Bunda en ufak içlerinde böyle bir sıkıntı, daralma bile hissetmeyecekler. Veysellimu teslimâ. Tam teslim olmadan mümin olamazlar. Burada mümin olamazlar derken, kamil manada mümin olamazlar buyurmuyor. Hakiki manada mümin olamaz. Yani gâvur olur demek istiyor. Çünkü neden?
- 17:55
İşte bu münafıklar hakkında nazil olmuş bir ayettir. Yani adam geliyor, içinden peygambere imanı yok. Ama görünüşte Müslümanım diye geçiniyor. Ondan sonra bir Yahudi ile davalaşmış veya bir gâvur ile hasımlaşmış. Geliyor, hani ben nasıl olsa Müslüman görüntüsündeyim. Beni tercih eder zannediyor falan filan.
- 18:13
Halbuki Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem hakkı tutuyor. Gâvurun hakkı da olsa onu ona veriyor falan. E sen şimdi burada, bu ayet kimden bahsediyor? Kalbinde iman olmayandan bahsediyor. Dolayısıyla yani sen ben peygamber dedese, ondan da duysam işime gelmeyeni kabul etmem. E böyle bir iman olabilir mi?
- 18:31
Senin onun için bir hadis-i inkâr meselesi, mütevatir değilse, sana biz kâfir diyemiyoruz. Kâfir diyemememizin sebebi, acaba o hadis Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem mübarek ağzından çıkmış mı meselesinde? Dolayı tevatür olmadığından. Tevatür. Bize göre kaynaklarımızda geçse sahittir. Biz onun Peygamberimizin ağzından çıkmış, zaten kesin çıkmış da kabul ediyoruz.
- 18:55
Ama orada bir ihtimal varit olduğundan sana kâfir diyemiyoruz. Çünkü kâfir demek için ihtimalli olmaz. Yüzde yüz garantili işte olur. Bundan dolayı sana kâfir diyemiyoruz. Ama sen Allah'ın dinde nesin? O başka bir şey. Ha adam şunu der, ben bu rivayetin Resûlullah'tan ulaştığında şüpheliyim ama Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem buyursa, bitti ben ondan duysam veya buyurduğunu kesin bilsem, hiç şüphesiz.
- 19:18
Ha buradan adam imanı kurtarsa kurtarıyor. Ama bir adam kalkar derse ki, ben Resûlullah'tan da duysam bu böyle iş olur mu ya? Dese, o adam zaten hadis zayıfmış falan fark etmez. Veyahut hadis olmasına da lüzum yok. Diyorsa ki, bunu peygamber bile dese ben kabul etmem. Hani mesela şu laf da çok tehlikeli.
- 19:43
Elfâz-ı küfür dersi yapmak lazım diyorum ya. Feriştahı gelse sallamam falan. Ne demek o feriştah? Melek demek. Feriştahı gelse bana ne takmam. Feriştah melek. E melek neyle gelir? pek neyle gelir? vef'alûne mâ umarûn Âyet var, emrolunanı yaparlar. Melek Allah'ın emriyle gelir. Sen diyorsun ki Allah'ın emrini takmam.
- 20:05
Onun için bunlar tehlikedir. FETÖ niye? FETÖ kafir oldu mu diyeyim, onları tartışıyorlar. FETÖ zaten çok zaman evvel ne dedi? Cebrail Aleyhisselâm gelse dedi, parti kursa dedi, desteklemem dedi. Ya Cebrail Aleyhisselâm niye gelsin parti kursuna? İşi mi bitmiş? Bir. İkincisi Cebrail Aleyhisselâm ne? Melek.
- 20:23
Hem de ne meleği? Vahiy getirmekle görevli melek. Cebrail Aleyhisselâm gelip de parti kurarsa bu ne demek yani? Farz-ı muhal bir şey konuşuyorsun, olmayacak bir şey konuşuyorsun ama Cebrail Aleyhisselâm her yaptığını Allah'ın emriyle yapan bir melek. Zaten bu elfâz-ı küfre giriyor. E çünkü elfâz-ı küfür derslerinde geliyor bu.
- 20:40
Feriştahı gelse bilmem ne. Bu feriştahı demek diyor, insanı kafir eder. Çünkü neden? Melek diyor gelse, konuşsa diyor bana ne diyor. E yani melek Allah'ın emriyle geliyor. Yani sen niye melekten bahsediyorsun ki? Sen desene ki bilmem nerenin ağası gelse de o zaman. Veyahut bu lafı anlatmak istiyorsan bilmem nerenin paşası gelse takmam de.
- 20:59
Buna bir şey diyen var mı? Ama melek de gelse bunu ben dinlemem dediğin anda kafir olsun. Oradan da geliyor konu. Onun için yani illa hadis olması gerekli değil. Bunu peygamber de dese kabul etmem diye. Rastgele bir laf içinde konuşsan peygamber de dese. Demiş olması gerekmiyor. Yani dese duysam inanmam diyorsun.
- 21:24
Bu da insanı kafir eder. Bu Müslüman olmak için kolay iş değil. Onun için ahirette insanların çoğu kafir çıkacak. Ve bu Müslüman mezarlıklarında yatanların da birçoğunun kıbleden sırtı, yüzü döndürülmüş olarak Ruhul Beyan tefsirinde geçen kıssayı biz size anlatıyoruz. Ne kadar eski, sekiz bin senelik belki bir mevzu bu.
- 21:45
Kefen soyucunun mevzuu. Bunları size yazdık. Zannedersem içki kumarın fenalıkları kitabında diye hatırlıyorum. O kıssayı mutlaka okuyun. Tam sayfasını bilmiyorum. Yeşimdübey Hoca Efendi bulursa söylerim deste yani. Şimdi ona girmeyeyim. İnsanların çoğu kıbleye yüzü yatırılmış, Müslüman mezarlığına gömüldü.
- 22:06
Bir de sonra incelediler. Kabir açmak haram da işte kefen soyucudan dolayı. Kıbleye sırtını getirmiş Allah. Neden? Kafir ölmüşler. Bak imansız ölmüşler. Günahkar değil bu. Kıbleye sırtını getirseler imansız öldüğüne delalet eder. E şimdi bu durum bu. Kaç kişi Müslüman ölüyor kardeşim sen? Millet imanı dinleyen var mı?
- 22:27
Anca diziler, filmler, maçlar başka bir şey yok. Ben nasıl Müslüman ölebilirim? Doğru Müslüman mıyım acaba? İmanım. E bu senin abdeste de benzemez. Sadece abdestinde vesvese ediyorsun abdestimi. Kuru kaldı mı, sulu kaldı mı? Bilmem niye benzemez ki bu yani. Müslüman mısın değil misin? Arada bir orta direk yok.
- 22:44
Orta durak da yok yani. Nereye geleceksin? O zaman sen hâlâ iman-ı İslam ilmi halini okumuyorsan aklına şaşarım yani. Müslümanım deyip de. Hiç olmazsa bir zarurat-ı diniyeden bir şeyler öğren kardeşim. Hiçbir şey öğrenmiyorsun.
- 23:01
Şimdi iman nedir? Dinden bize geldiği zaruret ve tevatürle bilinen ulaşan bize her şeye kalben inanmak ve onu tasdik etmek doğru olduğuna hüküm vermek. İşte burada ne dedim? Kur'an-ı Kerim'in tamamı. Zaten âmentü esasının tamamı Kur'an-ı Kerim'de geçiyor. Hadis-i şerifler kalıyor. Kitap, sünnet. Hadis-i şeriflerde de mevzumuz nedir?
- 23:26
Tabi hepsine inanmak. Hadis zayıf falan olur mu senin? Hadis kaynakta geçiyorsa hepsine inanmak gerekir. Ama inanmayanın kafir olması durumunun hükmünde hadiste tevatür ararız. Bu tevatürde lafzan yani aynı kelimelerle olması şart değil. Çünkü raviler arasında innedir, innemadır bu lafızlar fark edebilir çünkü maksut manadır lafız değil.
- 23:53
Onun için mana aynıysa yani amellerin kabulü niyetlere göredir. Hepsindeki mana bu mu? Bu. E bunu inkar eden kafir olur. Hepsindeki mananın esasen gökte hayatta inecek. Mana müşterek. Bitti. Bunlar mana mütevatir, bunlar inkar eden kafir eder. Öyle kolay değil o işler. Aklıma uymadı bunu yorumlayayım, bunu değiştireyim.
- 24:16
Öyle bir şey dinin var mı ya? Vekalü dediler el-ikraru l-lisaniyyu dil ile ikrar da eyza, kalp ile tasdik gibi. Dil ile ikrar buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve resûlüh. Dil ile kabul ediyorsun. Allah'tan başka ilah yok demek bütün buyurduklarına inandım demek. Muhammed Allah'ın elçisi demek bütün duyurduklarına inandım demek.
- 24:40
Bunun başka izahı var mı? Allah'tan başka ilah yok, mabud yok, tapulma layık yok Ondan sonra İngiltere'den de kanun alabiliriz. Yani Allah'tan başka hüküm koyan yok. Allah'tan başka ilah yok ne demek? Ondan sonra Amerika ne derse o olur falan. Bunlar inkardır, küfürdür, şirktir. Yani bunun için hepsi gülüyor.
- 25:00
Muhammed Allah'ın elçisidir ne demek? Getirdiği her şey Allah'tandır, haktır, doğrudur demek yani. Allah'ın elçisidir diye şahitlik ettikten sonra ben bu hadise inanmam. Ondan sonra bir de peygamber dese de inanmam. Sen kıpkızıl gavur oldun Stalin gibi. Ben sana ne yapayım yani? Seni Celal-i Cüce'de kurtaramayacak dedi daha.
- 25:18
Seni kim kurtarabilir yani? Kabirde yedin zopbaları. Onun için dille ikrar da imanın rüklüdür demişler bazı alimler. Rüklüdür yani olmazsa olmazıdır, temel esasıdır. Olmazsa olmaz demişler. Yani hep ulemanın hepsi dememişler. Fakat bunu da demişler derken doğrudur. Mühtemilün lissukut, düşme ihtimali var.
- 25:42
Ne demek düşme ihtimali var? Şu demek. Şimdi dilsiz adam Müslüman olamayacak mı? Olacak. E dille söyleyemiyor. O zaman kalben inanması yeterli mi? Yeterli. Neden? Onda şey olduğu için, manisi olduğu için, özrü olduğu için dil düştü bak. Ama kalbin tastığı düşmez. Niye düşmez? Adam dilsizse de kalbinden buna inanması gerekiyor.
- 26:12
E kalbinden inanmadan Müslüman olunmaz mı? Kalbinden inanmadıktan sonra niye inanmıyor kalbinden? Hadi dilden niye söyleyemiyor? Özrünü buluyoruz. Dilsiz. Peki kalpten niye inanmıyor? Manyak. Manyaksa zaten Müslüman olmaz ki. Bir adam akılsızsa, deli hastanesi raporluysa buna mümin mi Müslüman mı denmez ki buna mecanin sınıfına girer, mecnun olur.
- 26:34
Mecnun olursa da zaten ahirette şu hali olmaz. En azından kafirlerden iyi bir konumdadır. Toprak olur. Kafirler gibi cehenneme girmez. Yani şimdi bir adam kalbende inanmayacak ondan sonra Müslüman oluyor. Nasıl oluyor? Anası babası Müslüman diye, önüne gelen deliye manyağı da Müslüman diyemeyiz ki. Kalbinde tastık demek, bir akıl ister.
- 26:56
E buna kalbin akdi. Akit ne demek? Bir şeye kalbi kararlamak, bağlamak demek. E bu inanmak, düşünmekle olur, akılla olur. Ama dilsizdir. Bunun imanına zarar yok. Çünkü neden? Dille ikrar sukuta muhtemildir. Yani düşebilir. Burada da var. Zülcevzi ile geçiyor, kaynaklarını almış. 94 İçki, uyuşturucu ve kumarın iki cihanda yol açacağı felaketler kitabı.
- 27:23
68. Risale'de. Sayfa 94 95-96 gidiyor. Fakat o benim dediğim zannedersem evza-i felan idi. Rahimallah. Onu burada yazmışım, yazmamışım. Belki başka bir bölümde tekrar gelebilir. Fakat burada da bu konuya işaret ediliyor. Yani içki ile ilgili geliyor ama bu günahtan dolayı insan mesela imanını kaybeder.
- 27:53
O tehlike var. O tehlikenin olduğu ileride bir vapta zannedersem yine gelebilir. Yani bazı günahlar insanı ne yapıyor? Kafir ediyor. Bersi İsa'nın kıssası geliyor. Yine burada 162. sayfada. O da çok önemli. 220 sene ibadet yapmış. Niye kafir olarak öldüğü meselesi var. İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür.
- 28:22
Bak bu sayfalar da çok önemli. 162'den başladı gidiyor. 168-169 gidiyor. Evet. Kefen soyan biri Müslüman mezarlığındaki ölülerin bir kısmını kıbleden döndürülmüş buldu. Bu da Ruhi Bey'in tefsirinde fakat Esas benim demek istediğim buraydı. 171'de başlıyor. Bu da çok acayip bir mesele. Yani bunu okuyun.
- 28:46
Lütfen okuyun. Sayfa 177'ye kadar devam ediyor. Yani Evzailer, Ebu İshaklar ben dedim ya 1000 senede. Evzai yani en az 1200 sene. 1200 İmam-ı Azamlar dönemi. 1200 senelik mevzu bu yani. İnsanlar kafir ölmüşler. Bu kitapta neler yazık bu içki uyuşturucu kitabında. Okumuyorsunuz ki. İşte bu sayfaları okuyun yani.
- 29:08
Deminden beri adını verdiğim arkadaşlar da insanları unutuyorlar. Altyazılarda o sayfaları yazsınlar ki insanların aklında kalsın. Kitapta aramıyorlar. İçinde bir anda bulmuyorlar. Biz de bazen alfabetik firist yapma vakit bulamıyoruz hızlılıktan. O da sizin bulmanızı zorlaştırıyor mesela. Bu kitapta çok mesele var ama bir alfabetik firist yapmak icap eder yani hakikaten.
- 29:30
Bak biz bile şimdi Kefen soyan'dan K harfinden girip hemen tak bulabilecektik. Bak okumak zorunda kalıyoruz. Yani en çok alfabetik firisti falan da ben kullanıyorum yani. Kitabı ben çalıştırıyorum ekseri. İnsanlar çok okumuyor ki. Kendi yazmış, kendi okumuş. Kitabını gibi bir duruma döndüm yani ama olsun.
- 29:48
Olsun. Ben yine yazmaya, okumaya devam edeceğim. Çünkü belki bir kişi bir kişi kurtarırım yani. Ne yapayım? Millet. Dedikodu. Başka bir şey sevdikleri yok. Şimdi dille ikrar da imanın rüklüdür. Şükuta mühtemildir. Yani ne demek? Düşme ihtimali var. Niye? Özür olabilir. Yani ya dilsiz olur, ikinci özür ne olabilir?
- 30:12
Korku. Yani adamın efendim kafirlerin ortamında olur. Eşhedü dese adamı öldürecekler. Böyle bir durumda adam kalbinden tasdikine devam eder. Dilden ikrar etmeyebilir. Etbe illâ men yukrihe. Ve kalbû mutbahinnûn bil îmân. Ayet-i kerimesinde kalb-i imanla yatışmışken zora gelir. Yani zor derken de hepten böyle bana gülerler mi?
- 30:38
Ne derler? Bu zorluk değil. Böyle şeylerde dille ikrar düşmez. Veya küfrü ilan. Niye efendim? Millet gülmesin diye ben ben de gavurum dedim. O zaman oldun gavur. Milletin gülmesi mesele değil ki yani gülsünler, dalga geçsin ağlayasınlar. Ancak yani böyle silahı kafana dayarlar meselesi. İkrarın da bir tarifi var yani.
- 31:01
Her zorlanma neymiş efendim heriften birkaç kuruş alacağım var da param kalır onda diye hadi ben de Ermeni oldum. Bilmem ne. Böyle bir şey yok yani. Kalsın parandırsa Allah rızkı ala Allah. Açlıktan mı öldü? Bunlar ikrara girmez. Burada ikrara giren kitaplarda diyor ki işte ya ölümdür ya da diyor ağrısına sancısına dayanılamayacak eziyetli işkencelerdir.
- 31:25
Yani şimdi mesela adama ceryan veriyorlar falan. Bazı kere eziyetler, işkenceler polislerde falan oluyorlar. E bu böyle bir şeyler olursa veyahut da diyor bir yerini kırma mesela. İnsan kırık ağrısına yani dayanılamayacak ağrılar olabilir. Kırık da. Yani böyle bir yerini kırma veyahut da böyle bir ne diyeyim sana ceryana tutma falan gibi durumlara zorlanma deniyor.
- 31:47
Veyahut ölüm zaten. Seni öldürürüz. Tehdidi var ama hakikaten de tehdidini ikağa kadir bir durumda anlaşılıyorsa. Bunlar ikrara girer. Ama sen şimdi durup dururken onu hoşnut edeyim, bunu razı edeyim, ben de sizdenim. Ha ha ha iyi. Böyle ikra zorlanmak mı olur? Bu zaten dediği gibi aynen gavur olur yani.
- 32:08
Şimdi dille ikrar düşmeye ihtimallidir. Niye düşmeye ihtimallidir? Bir, dilsiz gibi özrü olur. İki, zorluk hali olur. Yani zaruret ve korku hali olur. Ama korkunun da haddini söylediği tarifi var. Yani her korku değil. Demişler. Bu doğru bir görüştür. İlmi kelamda. Neden?
- 32:31
Şimdi bir adam Müslüman oldu. Kalben tasdik etti. Dinden ulaşan her şey. Âment ve esaslarına iman etti. Fakat bu adam hemen ikrar etmesi lazım. Dilinden kelime-i şehadeti La İlâhe İllallah Muhammed Resulullah Tevhidi etmiyor. Niye etmiyorsun ağabey? Dilsiz misin? Yok. Manyaksan zaten kalbinden de tasdik olmaz.
- 32:55
Evet. Akıllısın. Eee? Korkun mu var? Tehlike mi var? Yok. Sen niye kelime-i şehadet okumuyorsun? Derler adama. O zaman burada rükündür yani. Bunu kabul ederiz. Neden? Maniler yokken şehadeti söylemiyorsa şehadet olur oluyor. Buna da Müslüman denmez. Onun için tasdik kalbi olmazsa olmazıdır imanın. Kalben inanmak.
- 33:23
Ama dilin ikrarı da rükündür. Düşmez. Ancak kalbin tasdiki hiçbir halde düşmez. Mutlaka kalben inanması lazım. Onun düşme ihtimali hiç yok. Dilde düşme ihtimali olan noktalar var. Korku ve dilsizlik özcü gibi şeyler. Dolayısıyla iman budur. Gel de bir satır ibareye mana ver. Mektubattan şimdi bu anlaşıldı gidelim.
- 33:49
Ey cemaati müslümin. Olmaz. Yani ben mecburen burada bu kadar konuşmak zorundayım. Bak araya hiç bir şey katmadım. Başka konulara da girmiyorum. Ama izahsız mektubat olmaz. Mektubat sana çok kısa konuşur. Anlayana muhataba anlayanlar olduğu için. Büyük alimlere yazdığı için. Allame insanlara yazmış.
- 34:11
Kitap telif eser sahibi insanlara yazmış bunu. Yani bu bu kadar konuşuyor. Ama sen şimdi bunu açmamız lazım. Değil mi? Bak anladınız şimdi. Şimdi geldi ben dedim ki hiçbir ilmi ilmi kelamı kitabında yazmayan şeylere geçer. Çünkü Yuhan Rabbi Hazretleri'nin maksadı burada imanın lukatını, istilahını ilmi kelamını anlatmak değil.
- 34:31
Ona kısa bir geçiş yaptıktan sonra bir adamın kalbinin Allah peygambere, İslam'a, Kur'an'a inandığının, tasdik ettiğinin alameti nedir? Mesela hiçbir kitapta bu kadar hakaret kitabı okudum. Kimi de okuttuk. Böyle bir izah hiçbir kitapta yok. Çünkü onun gelmek istediği konu başkadır. bizi yönlendirmek istediği.
- 34:56
Sen Müslüman mısın diyor? Müslümansın. Alametin ne diyor? Oraya geçiyoruz şimdi. Müslüman neyle olunur? İlmi kelamın konusu Nelere inanmak zaruridir? İlmi kelamın konusu o. Ona ciltler dolusu kitap yazılıyor. Konusu o değil. bir buçuk satırla geçti, şimdi geldi esas sadedine. Sen Müslüman olduysan alametin nedir?
- 35:20
Etteberri minel küfri, kâfirlikten uzak duracaksın. Kafirlikten uzak duracaksın. Şimdi kâfirlikten uzak duracaksın nedir? nedir? Kafirlik soba değil ki. Kâfirlik soba değil ki, yani sobanın yanına yaklaşma çok, yanarsın falan. Cis falan. Kafirlikten uzak dolaşmak nasıl oluyor? Vettecennübü. Kenara geçeceksin.
- 35:39
Uzaklaşacaksın. Neden? An levâzimihî. Kafirliğin gereksinim diyorsunuz Türkçe'de. Gavurca olmadığı için kullanıyorum. Uydurukça ama. Ne demek lazımlarından? Yani kafirlikle eşdeğer olan nişanlar var. Kafirlerin özelliklerinden. Yani kafire mahsus işler. İşte. Zünner takmak gibi. Ama kalben bilecek ki bu küfrün levâzımındandır.
- 36:10
Kafirlerin hususiyetlerindendir. Bu haramdır. Bile bile haram yapacak. Allah ona günah da yazmayabilir. Korkudan. Ama isteyerek takıyorsa günah yazar. Harama girer. Müşriklere benzemekten. Şirk koşanlara zerre kadar meyletmeyin. Ateş dokunur size. Bu ayetten dolayı. Onun için bir adam Müslümanım dediyse kafirlikten uzak duracak.
- 36:42
Bir de kafirliğin özelliklerinden de Şimdi Noel geliyor. Bu Noel mesela çok büyük bir tehlikedir. Bu tehlikede insan imandan bile çıkabilir ki İmam-ı Rabbim Hazretlerinin bir beyanı var. Bilmiyorum. Belki de. Evet bak. Bu mektupta gelecek. Bir iki ders sonra benim her sene Noel münasebetiyle anlattığım o boyalı plan meselesi.
- 37:08
Komşusunun kafir ölüp ölmeme meselesi. Bu mektubun sırasındaymış. Herhalde iki derse kavuşuruz. Noel'e de yakın düşer. Şimdi bu kafirlerin alametidir. Bundan sevinmek, kutlamak falan. Kafirlerin merasimi. Şirk merasimi. Çünkü onlar İsa Selam'ın doğumunu kutlamıyor. İsa Selam'ı ilah diye görüyorlar. Ortak olmuşlar onu.
- 37:31
Bu bir şirk merasimidir. Yani öbür türlü olsa mesela Musa Selam'ın ümmeti Musa Selam ile denizden kurtuldu. Ne günahı aşığı ora günahı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunu bilmiyordu diyelim. Sonra Mevla bildirdi. Medine'ye geldi sordu. Bu Yahudiler niye oruç tutuyor? Dediler ki kutlama. Neyin kutlaması?
- 37:51
Dediler ki Musa Selam'ın yani onların atalarının firavundan kurtulmak kutlaması. Musa'nın nimetinin tebriki için bize daha yakışır. Yani Musa bizden peygamber kardeşiz. O da Müslüman biz de Müslüman. Bunlar gavur. Bunlar onun yolunu bozmuşlar. Niye bunlar kutlasın da biz kutlamıyoruz? Esas biz kutlamamız lazım.
- 38:12
Ve ne yaptı? Aşure günü orucunu bu sebeple tuttu. Bu sebeple tuttu. Ama Yahudilerin sadece 10. günü tutma meselesinde ne oldu? Yahudilere benzemeyelim. Yine orada benzememek için 9'u da ilave edelim seneye dedi. 9'u da ilave edelim. Onlar tek tutuyor. Biz 9-10 yapalım. Lesumennet tase'a inşallah. İn 9'unu da tutacağım buyurdu.
- 38:38
O yaşamadı ama bize bunu ri'at etmiş oldu. Sallallahu teala aleyhisselam. Durum bu. Sen nereden neye göre hareket ediyorsun? İsa'nın doğumu kutlamak meselesi peygamberin doğumu değil. Allah'ın oğlu oldu haşa meselesi. Allah'ın oğlu olur mu? Veledellah diyorlar. Ve inne mulekâdibun. Yalancıdırlar Allah buyuruyor.
- 39:04
Onun için bu Noel işini hiç benzememek meselesi. Çünkü bunun İslam'ın tasdikinin alameti nedir? Küfrün levazına ve hasayisi özelliklerinden uzak duracaksın. Küfre mahsus şeyler var. İşte Christmas, bilmem Noel, bilmem Zünnar. Papazların bağladığı bir özel kemer. Bir müslüman takmaz. Gavura özel. Ha ve küllima her o şeyden ki bunu adam küllima okur.
- 39:31
Bu neden? Dizginin yanlışı. Çünkü küllima eğer ki zaafet de düşünülüyorsa zaaf düşünülmüyorsa ma'yı külliden ayırmak lazım. Mesela buradan insanları şaşırtır. Ve küllima daha her o şeyden ki yani ma'yı ayırmak lazım hatta. Mollalar şaşırmasınlar sonra. Burayı kendi kitaplarında şey etsinler. Daha neden?
- 39:53
Ve küllima ve küllimâ her o şeyden tecennub ve her o şeyden ki teberri uzak durmak gerekir ki hüve o nedir? min fü'lil küffâr kafirlerin fiilindendir. Ne gibi keşeddiz zünnâr. Zünnâr bağlamak, zünnâr yani eski dönemde bilmiyorum, şimdi de papazların var öyle bir kemerler herhalde, şu andaki durum mu bilmiyorum.
- 40:13
Yani kılık kıyafetlerini. Fakat o papazlara has, kafire özgü bir şeydir o kemer. Bir adam bunu bağladığı zaman buna müslüman demezler. Belki adam ajandır. Müslümanların ajanıdır. Kafirlerin arasında dolaşıyor, devletin görevlisidir. O ayrı bir şey. Allah indinde müslüman olabilir. Takiye yapıyor falan, zaruret var, korku var, tehlike var.
- 40:35
Onu biz bilmeyiz. Ama zünnâr gördüğümüz zaman o adama müslüman demeyiz mesela. Çünkü dış alamet çok önemlidir. Yani vitrin meselesi. Ne oldu? Vitrine ne koymuşsun abi? Kasap gibi etleri dizmişsin, koyunları, keçileri, bacağından. Sonra içeride de kuyumcu, altın satıyorsun. Kimse o vitrine bakıp da burası kuyumcu demez.
- 40:58
Vitrine altınları dizmişsin, içeride kıyma satıyorsun. Kimse o vitrine bakıp da burası kasap demez. Vitrinin önemi budur. Kimse zünnâr bağlayana müslüman demez. İlerisine gideceğim de, gitmiyor. İle ahirihi, kafirlere özgü yularlar var, fularlar var, bilmem neler var, bağlar var, Bunları hâlâ müslümanım diyenler bol bol takmaktadırlar.
- 41:25
Ve bir İngilizle karşı karşıya, yan yana geldikleri zaman hangisi Müslüman, hangisi İngiliz anlayamazsın. Ancak İnci Luzum derse, ellasa anlarsın ki bu Türktür. İngiliz de diyemez, İnci Luzum der. Oradan belki anlarsın yani, anladın mı? Efendi Hazretleri böyle buyururdu. Adamı yan yana koyarsın, bizim Hasan'la, o Hans'ı Hasan'la Hans'ı yan yana koyarsın.
- 41:53
Tepeden tırnağa bakarsın. Baş tıraşından ayağına kadar, ayağındaki dona kadar. Silip bilip bir şeyler giyiyorlar ya böyle don. Silip mi adı, neyse. Bakarsın tıraşından bıyığı kesmiş, sakalı yolmuş, öbürünü yontmuş, her tarafı yuları bağlamış, vizunları kalmış, ondan sonra ceketi giymiş, ceket, Fransızca tabi.
- 42:23
Pantolonu ayağına takmış, Fransızca tabi. Hepsini baktığın zaman, kadın, pardesü, Fransızca. Frenk, tabirler frenk yani. Dikkat edelim. Bütün bunlara baktığın zaman ondan, o Hans'la Hasan arasında dış görüntü bakımından bir alamet bulamazsın. Onun için derdi bazı her tarafınızı düzeltemiyorsunuz, sakal bırakın da.
- 42:48
Yine vitrini kurtarma bakımından, yani o da esasen sakalı yeterli görmezdi. Çünkü sakal niye yesin ki? Yani sakallı gavurlar da var, papazlar da var. Çünkü sakalın üzerine şalvar da lazım, şalvarlı bilmem neler de var, cübbede lazım, takke de lazım, takke yetmez. Farkı mâ beyninâ beynil müşrikîn helâ mâimâ lel kalânis.
- 43:10
Tirmizi hadisi. Görüntünün önemi yok. Niye dayanıyorsun ya? Duvara dayanıyorsun. Ben Tirmizi hadisler dayanıyorum. Müşriklerle farkımız nedir? Takkeler yetmez. Takkenin üzerinde bağlanmış sarıklarımızdır. Yani müşriklerle farkımız ya, ya hadise bak ya, yetmişte kaç cevabı var değil, fazali amal değil ya.
- 43:32
Müşrikle farkımız diyor. Ne konuşuyorsun? Kâliful müşrikîn, müşriklere benzemeyin. Sakalı bol bırakın. Sakallar kısaldır. O kısa sakallar da sünnet değil. Bir tutamdan aşağı hiç bir fakir mübah etmemiş. Ancak haramdan kurtarırsın. Ustura vurmayarak. Çünkü sakalın secdede değecek yani yere. Sakal da secde edecek yani.
- 44:00
Bundan aşağısı sünnet olmaz. Hac Salih Efendi Hazretleri öyle derdi. Sakal değmezse sakal secde etmezse olmaz sünnet derdi. Bir tutam olanın da sakalı secdede yere değer yani. Bunlar alamet. Alamet tamam biz sana sakalın yok diye kâfir olmazsın. Kravat taktın diye kâfir olmazsın. Ama yaptığın işin haram olduğuna, kâfirlere teşebbüh olduğuna inanmak suretiyle.
- 44:27
Öbür türlü ne fark eder ya böyle bir şey mi var? Var işte müşriklere muhalefet edin diyor. Kılık kıyafeti sokuyor. Bak orada takke ve sarığa giriyor. Burada yani bıyık ve sakala giriyor. Yani bunlar şekilcilik değil mi? Dış değil mi? Zavahir değil mi? E niye Resulullah S.A.V. müşriklerle aramızdaki fark?
- 44:48
Müşrik lafını niye kullanıyor yani? Bu daha faziletlidir, takvaya daha uygundur demiyor. O zaman burada demek ki ciddi bir sorun var. Yani ben demek ki vitrin meselesi diyorum. Allah indinde Müslüman mısın, kafir misin? Onu Allah bilir. Bazı da sarıklı, cübbeli gavurlar var. O da ayrı bir şey. Yani her sarılı taran şihler de sarıklı.
- 45:10
Müslüman mı oluyor? Veyahut da ajanlar var. Adam sarık cübbe giyiyor ama efendim içimizde sokulmuş. Aslında Allah Peygamber'e hiç imanı yok. Böyle kafirler de var. Yani takıya yapmış. Sultanahmet'te imam olmuş ya adam 20 sene. Sünnetsiz. İmam nasıl oldu Sultanahmet'te sarıklı cübbele? Bunlar mesele değil.
- 45:31
Allah el-ilmü indi Allah. Fakat İslam nehnu hükmü zahir, vallâhu tevellez sarahir. Nehnu hükmü biz hükmüne göre vereceğiz, biz zavahir. Görüntüye göre. Vallâhu tevellez sarahir. E içini Allah bilir. Şimdi zünner bağlayana biz Müslüman diyemeyiz. Ama niçin bağladı zünneri? Takıyaydı, korkudandı, canını kurtarmayaydı?
- 45:52
Allah biliyor onu. Ben bilmiyorum ya. O alametle ben ona Müslüman diyemem. Küfrün kafir fiillerinden ona her şeyden uzak durmak lazım. Bir adam teberri etmezse yani ben uzaklaştım demezse veyahut fiilen bunu göstermezse minel küfri minel küfri, kâfirlikte, kafirlikte. ıyâzen billâhi şübhânehu uznâ ıyâzen, sığınmakla sığındık, ıyâzen ve huru mutlak,
- 46:19
billâhi şübhânehu, münezzeh olan Allah'ımıza sığınıyoruz, tabi bunu arada cümleyi muhtereze olarak eûzu çekiyor yani. Bir adam kâfir, yani böyle bir duruma düşmekten Allah'a sığınırız. Bir adam kâfirlikten uzak durmuş. Hem de ma'at, davet, tasdîkî. Ben inanıyorum dediği halde, iddia. Dava, iddia. Yani iddiası nedir?
- 46:39
Müslümanım, Kur'an'a inanıyorum, âmentüye inanıyorum, tasdikim var, kalbimde tasdik var. Bu iddiada fakat kafirlikten uzak durmuyor. kâfirlikten uzak durmuyor. Ne demek kâfirlikten uzak durmuyor? Kâfirlik alametlerinden, bayramlarını kutladıkları için. Kafirlik alametlerinden bayramlarını kutlamalarından, merasimlerinden falan filan.
- 46:56
Zahara o zaman şu belirdi ki ennehu bu adam müttesimün nişanlanmıştır bisimetil irtidat dinden dönme alametiyle nişanlanmıştır. Bu üzerine damgalanmış diyelim buna. İrtidat damgasını yemiştir. Dinden dönmüş Vay vay vay vay. Bu adamın hükmü filhakkati hükmül münafık, münafık hükmüdür. Çünkü neden? Münafıklar camiye gelir miydi?
- 47:30
Gelirdi. Münafıklar namaz kılar mıydı? Görüntüde kılardı. Zekat verir miydi? Hicabında devlet vergisi gibi ya İslam Devleti'nde münafık Sahabe arasında zekatı da veriyordu belki. Belki derken mecburi görünen şeyini verecek. İslam Devleti'nde Müslümanım diyorsa yani gidip de Yahudi'den de zekat istemiyorlardı o iş.
- 47:51
Ama Müslümanım diyenden İslam Devleti istiyordu. E şimdi bu adam ne oldu? Aynı camiye gelen namaz kılan, zekat veren, görüntüde Haç'ta, Arafat'ta falan ama münafık ne demek? Kalpten imanı yok. La ilaha illahi ne Müslümanlara tam tabi olmuş Aynı bizim maalesef milletimizin döndürüldüğü, çevrildiği feci akıbeti anlatıyor değil mi?
- 48:21
Tam Avrupa Birliği'nden değil, Hristiyan değil. Tam efendim Müslüman değil. İki cami arasında bir namaz Efendi Hazretleri onlar nasıl anlatıyordu? Nasıl ezberlemişti onları ya? Bu sohbette kitabında birine çıkar. Yani pek çok ezberleyemedim onu. Yani bir dergide çıkmış o zaman derdi. Bir Türk'ün durumunu anlatırdı.
- 48:48
İşte nasıl doğar? İslam şey üzere mi doğar? Fıtrat üzere doğar onu da bilmiyorum yani. Çünkü onu bir gavur gözüyle bir İsviçreli mi ne yapmış o tahlili. Doğuşundan merasimleri başlamış. İşte görüntüleri almış. Doğuşundan itibaren yetişmesi, çocukluğu şu bilmem ne gavurların usulüne göre. O tahsili bilmem hangi gavurların mekteplerinin muhredat programlarına göre.
- 49:19
Ondan sonra ticareti bilmem hangi Alman, İngiliz neyse bilmem ne kanunlarına göre. Ondan sonra ceza kanunları bilmem hangi gavurun çocukluğundan itibaren yazmış, yazmış, yazmış hangi gavurlardan hangi kısım alınmışsa en efendisi bunları bir ezber eden söylerdi. Yani öyle şey unutmazdı hiç. Ondan sonra çok takrar ederdi bazılarda meseleleri.
- 49:45
Böylece getirirdi en sonunda İslam kanunları üzere ölüp gömülen köksüz bir adamdır dedi. Efendi demiyordu ya. Gavurun biri tahlil yapmış. O zamanki bir dergide. Adamın evrelerine bak, çevrelerine bak. Hatta şunu da ben ilave ederim, ederdim yani sohbetlerinde, meclis sohbetlerde var. Sonunda da İslam kanunlarına göre gömülmesi de şeye girdi.
- 50:13
Çünkü öyleden çelenk gelmeye başladı. Bu çelenkler de, İslam'da hiç alakası olmayan çelenkler, her cenazeye gelmeye başladı. Dolayısıyla ölümü bile İslam kanunlarına göre değil. Çünkü çelenk haramdır, kafirlere benzemektir, güllere, çiçeklere yazıktır, ziyandır. Falan filan. Hiç İslam'da böyle bir üzerine çelenk koymak yok.
- 50:37
Ancak gidersin kabrinin üstüne bir şey ekersin. Üzerinde yeşillik olur. O yeşillikler zikreder, zikrettikçe kabir azabı ondan taklif olunur. Bu Bukhari hadis-i şerifte var. İki tane mezara, iki tane yeşil dal dikti. Bunlar kurumadıkça azaplarının hafiflemesini umarım. Demek ki iki kabirde azap oluyordu.
- 51:02
Bu Bukhari'dir, bu sahittir. İki mezara, iki tane şey dikti. Ha yeşilliği anlarım. Ama yeşillik kurumadıkça diyor, sen çelenk yaparken ne yapıyorsun? Kurutmuş oluyorsun şeyi. Yani kuruları alıyorsun. Yani koparıyorsun. Yaşta olsa. Kopardığın zaman ne olacak? Kuruyacak. Hadis-i şerif kurumadıkça diyor buna fayda eder.
- 51:26
Çünkü kurumadıkça zikri devam eder, kuruyanın zikri kesilir. Hayattan kesildiği için. Canlıyken zikrediyor. Bitkileri söylüyorum. O zaman ne oldu? Efendim, yeşillik dikmenin faydası oldu. Ama sen koparıyorsun, zaten kurumaya terk ediyorsun onu demektir. O anda tazeliği yarım saat, bir saat getiriyorsun onu.
- 51:47
Yani demek ki ölümü bile Müslümanız diyenin, Türk milletimizin çelenklerle dolmak açabiliyle o laf bile şüpheye girdi yani. İslam kanunlarına göre mi gömülüyor? Yani tabii genelde definde İslam kanunları, işte kıbleye döndürüyorlar falan. Bunlar formalitedir. Şu anda bunlar adet, örf ve formaliteye dönmüş.
- 52:10
Bu şuur insanların çoğunda kalmamış ki. Sen onu tersine de çevirsen, bak şu anda millet o kadar cahil hatta ecehel durumdadır ki, ölüsünü mezarda kıbleye döndürmesen de sırtını getirsen, yani getirse oradaki çalışan amele, hamele, bir tanesi kalkıp yani, bir tanesi demeyeyim, çoğu kalkıp da ya nasıl yatırdın arkadaş?
- 52:31
Benim ölümün sırtını kıbleye verdin ya. Yüzünü kıbleye ver bile diyecek kadar bilgisi yoktur. Durum bu. Nereye koyarsan koy, başını tersine getir, sırtını düzüne çevir. İlim yok. Cahil bıraktılar milleti. İslam üzerine yaşamıyor zaten adam ya. Bu adam sonunda mezarın içindeki defnenin İslam usulünü mü anlayacak ya?
- 52:55
Adamın hayatında İslam yok. Eşinde, çocuğunda Kur'an yok. Sohbet yok. Vaaz dinlemiyor. Devamlı küfür adetleri, küfür gelenekleri, küfür dizileri, gavur dizileri, gavur bilmem neler. Zaten bizim diziler gavurları geçti. Şu anda bizim dizilerdeki pislikler, çıplaklar, en İslami kanallar, Müslüman geçinenler, bunların kanallarındaki diziler, baldır bacak, çırıl çıplak,
- 53:24
bildiğiniz gibi bir durum yok ya. Ensesler, pis ilişkiler, gavurların dizilen taklitler, oradaki yarışma programları, oradaki evlenme programları, oradaki bilmem ne programları, hiçbir Müslümanın konuşacağı laflar değil. Çoluğumuz, çocuğumuz bunları dinlemekle yetişiyor. Bu nasıl Müslüman ölecek de kıbleye dönecek ya?
- 53:46
Dönse ne olur? Sırtını döndürecekler kardeşim. Amca İmam-ı Rabbâniler konuşuyor. Küfrün nişanlarından tebelli etmezse diyor, İyâ zembillah, münafık hükmündedir. Ne tam Hristiyan diyebilirsin, ne tam Müslüman diyebilirsin. Allah'ın dinde işte ilmi Allah'a kalmış. Ne muamele yapacak ona bakalım. Durum vahim.
- 54:10
İman kurtarma meselesi ya, bu milletin çoğu imanlı ölmüyor. Yahu 1200 sene evvel bir şey söylüyorum diyorum, oku kitapta da, imanlı ölmediğini göreceksin, Müslüman mezarlığını anlatıyoruz yahu. İmam Mevzai dönemi yahu. Sen burada ne zannediyorsun ya? Çoğunun zaten nikahı da yok. Elfazı küfür konuşuyor, nikahı gidiyor, haberi de yok.
- 54:33
Talak veriyor, devam ediyor, zinaya haberi de yok. Evlenmiş, nikahı bilmeden, evlenmiş, talağın ne olduğunu bilmeden, Müslümanım diyor, iman şartlarını bilmeden, İslam esaslarını bilmeden. Ne olacak bu milletin hali? Ya Rabbel Alemin. Şu sohbetlerden başka ne çıkar yol kaldı? Ancak âyet-i hadis dinleyin.
- 54:59
Sohbet dinleyin yahu. Bu ilimleri kaçırmayın, sakın bu dersleri kaçırmayın. Taneler var önümüzdeki dersler, İmam-ı Rabbânız'ın beyan ediyor. Felâbudde, çaresiz, mutlaka olmalıdır, izen, o takdirde, fî tehakkuku ilî imânî, bir adamın imanının gerçekleşmesi için, hakiki mânâda Müslüman olması için, kâmil mânâda demiyorum, kâmil ayrı bir şey, kâmil amellerle kâmil olur.
- 55:27
Hani kardeşi için sevecek, Müslüman için sevdiğini felan, bunlar huy ve ahlaktır, bunlar mekârî bir ahlâka girer, kâmil demiyorum bak, hakiki iman diyorum. Bu hakiki imandan da kastım, tasavvuftaki hakiki iman değil. Buradaki kastımız, lügat mânâsı itibariyle, istilah mânâsı itibariyle, yani bir insan Müslüman mı değil mi?
- 55:47
Kâmil, mükemmel, mükemmeli konuşmuyoruz şimdi. Yani gâvur mu, Müslüman mıyı konuşuyoruz? Gâvur mu, Müslüman mı? Onu konuşuyoruz. Bir adam Müslüman olması için ne lazım? Minetteberri'yi, teberri olmadan olmaz. Neden? Minel küfrî, kâfirliğin her kâfirliğin her hususiyetinden uzak olacak
- 56:09
kılığı da, kıyafeti de, bayramı da, seyranı da, başı da, kaşı da, tıraşı da, çocuğunun tıraşı da, her şey. Yani çocuğunuza yaptırdığınız veya bize yaptırılan sünnet. Bir şey diyeceğim şimdi. Sünnetsiz demek ne demek? Türkçe'de, Türkçe'de, Türkiye'de gâvur demek. Yani Ruma-Ermeniye şunu bunu anlatırken sünnetsiz ya bu herif derler.
- 56:41
Şimdi PKK'yı konuşuyoruz ya, Ermeni dörleri diyorum. Sonra bakıyorlar, ondan sonra cesedi çıplak açılınca bomba patlıyor bilmem ne. Sünnetsiz olduğunu söylediler. Güvenlik güçleri ya evvelce. Haç çıktı üzerlerinden falan filan. Haç çıkması üzerinden ne demek? Küfür nişanı. Adamın itikadını, kalbini yarıp bakamıyorsun.
- 57:01
Ama o haçın gözükmesi, o haç çıkarma hareketi işte. O hareketlerin hepsi diyelim küfür. Peki. Sünnetsiz görünce ne diyorsun? Halbuki sünnet diyorsun bak. Adına sünnet diyorsun. Adına şahali İslam'dan, tamam İslam nişanlarındandır. Fakat sünnetsiz olsa bir adam kafir olur mu? Olmaz. Bir adam Müslüman olsa, 80 yaşında, 70 yaşında, 60 yaşında bir Avrupalı veya Hristiyan,
- 57:25
Rum-Ermeni Müslüman olsa, bunun sünnet olması mecbur mudur? İyidir. Yani sünnet olmadan Müslüman olamazsın diye bir müftülükte bir şey diyor mu adam? Demez. İmanın şartından değil. En azından ameldendir. Ama biz bu amele demek çok önem veriyoruz ki vermeliyiz. Ama diğer amelleri farkında değiliz. Gümbürdüğe gidiyorsun.
- 57:50
Peki bu sakalsızlık ne manaya geliyor? Sakal tıraşı ne manaya geliyor? Fıkha sokarsam işi, erkeğin sakalını tıraş etmesi haramdır. Dört bezepte. Ne yapacaksın şimdi? Sünnetten de ileri gitti. Sakal bırakmak vacip oldu. Neden? Çünkü tersi haram olduğundan. Çünkü sakalsızlık neye benzetiyor? Kafirlere, insanı, dinsizlere, imanslara teşebbüh ve müşahede sokuyor.
- 58:23
Hal böyle olunca işler ince. Küfrün nişanlarından uzak durmak lazım. Bu teberriğinin en aşağı derecesi nedir? Yani ben kafirlikten ve nişanlarından, en azından ne yapabilirim? Kalbi gün. En azı kalptedir. Yani bir insan imkan bulamaz. Memurdur, sakal bırakamaz. Bak ben söylüyorum şimdi. Memurdur, sakal bıraksa atarlar.
- 58:51
Şimdi biraz biraz serbestlik başladı sakala izinler falan. Askeriyede çalışanlara falan. Askerlere değil de askeriyede çalışanlara. İnşallah askerlere de izin gelir, polislere de gelir. Ama şimdi inşallah iyi bir şey tabii. İnsanlara en azından özgürlüğünü verme anlamında. Bir adam sakalını tıraş etmeye mecbur olduğu zaman veya kravat taktığında
- 59:12
yarabbim memurum mecburum ama kalben ben bundan uzağım. Çünkü kafirlerden çıktı bu iş. Bunlara benziyor. Hiçbir müslümanda böyle bir şey yok. Yani İslam aleminden gelme bir şey değil. İslam örfünde yok. Bir de haça benzeme durumu da var falan. Çünkü yavrulardan birisi babama öyle demiş İsviçre'de. Ne takıyorsunuz bunu demiş.
- 59:32
Babam da takıyordu o zaman. İş adamı durumundaydı. Zenginlerlemekten İsviçre'de kalıyordu. Adam demiş ki sen bu ne kıyafet. Bu bizim haçımız demiş yav. Yani bunu benim babam anlatıyor. Babamsa bunu bir kafir söylemiş yani.
- 59:49
Şimdi, burada mecbur olan adam ne yapacak? Kalben, yâ Rabbi ben bu kılıktan, kıyafetten, şekilden, bir şekilden beriyim, uzağım, razı değilim ama durumumda çoluk çocuğumun afakası veya işteyim veya güçteyim veya mecburum veya korkudayım veya tehlikedeyim felân.. Bu kalbidir. Teberinin en azı. Anladın mı?
- 1:00:11
Bir adam öldürülecek diye korkuyor, yakalanacak. Ne yaptı? Zünnleri bağladığı şey ne? Kaleden, kuleden çıkana kadar gâvurların elinden Onlar da baktılar, aha burada zünner var, papazdır veya neyse rahiptir. Yani mesela salacaklar onu da o da canını kurtarmaya uğraşıyor. O arada zünneri giymiş. Ha bu adam kalben teberi ediyor zaten bundan.
- 1:00:30
Rahatsız tabii ki. Olması gerekiyor. Bunun ednası bu. Çünkü bir adam kâfir nişanlarını takınır. Kâfirlere benzer de bir de kalbende razı gelir, memnun olursa bunda zerre kadar iman yoktur. Çünkü kalbende memnun oluyor gâvurların merasimine katılmaktan kutlamaktan veya şekillerine bürünmekten falan filan.
- 1:00:51
Ve alâhu Teberinin en mükemmeli, en üstün derecesi nedir? Etteberri uzak durmaktır. Ve hasebil kalbi vel kâlebi. Kalıp yanidir. Arapçası kâleptir. Kalp ve kalıp bakımından. Yani kalp zaten uzak olduğunu düşünüyorsun, inanıyorsun. Razı gelmiyorsun, hoşnut olmuyorsun. Bu kalp işi. Kalıp işi ne? Kalıp ceset, iskelet yani kalıp.
- 1:01:16
Benim şu anda gördüğüm kılığım, kıyafetim yani. Bak, takkeme bak, sarığıma bak, Haa, kalıp itibariyle. Zahiren Müslüman görüntüsü var bende. Beni gören bir Müslüman der yani. E şimdi zahiren, kalbimde ben münafık olabilirim, inanmayabilirim, ajan olabilirim. O ayrı dava, o Allah'a kalmış. Ama biz fıkha göre, dine göre, birbirimize baktığımıza göre,
- 1:01:43
zahire göre, hüküm verdiğimize göre konuşuyorum. Onun için ne yapacak diyor? Bir insan tebelli edecek. Hem kalbiyle tebelli edecek, hem vücudundaki giyimiyle, kuşamıyla, eviyle, barkıyla adamın evine giriyorsun. Durum ne? Aaa, bir de baktın heykeller, bilmem neler. Allah Allah, hemen insan ne oluyor?
- 1:02:06
Acayip bir soğukluk, yarahat, ikrah, nefret gibi. Allah, aman çıkalım şuradan yani. Kiliseye mi girdik ya bu kadar? Yani misal, her şeyde küfür merasiminden uzak duracaksın. Maalesef Müslümanların evlerinde de çok, kafirlerin evlerinde de olan ortak şeyler var yani. Eşya var, eşya. Sıkıntı. Eee, efendim.
- 1:02:30
Vetteberri, teberri nedir? Yani beri olmak, Türkçe'de beri olmak, beri. Uzak olmak. İbâretun an muâdâti âdâil hakkı celle ve âlâ. Hak celle ve âlâ'nın, yani Rabbimiz'in düşmanlarına düşman olmaktan ibaret. Sen düşmanının şekline bürünür müsün? Hatta bir renk, bir ceket giyse bir adam, o da senin çok düşmanınsa adam ne diyor biliyor musun?
- 1:02:55
Aynı renk ona hediye etseler, ya diyor ben bunu kabul etmeyeyim diyor, benim diye. Nefret ettiğin bir adam aynı böyle giyiyor da diyor, benzemek istemiyorum diyor. Gördüğü zaman evde falan bir insan, bir düşmanının bir şeysi, ne soktunuz bunu buraya ya? Halbuki adamın malı değil, üstü elbisesi değil.
- 1:03:08
Ona benzediğinden bile onu hatırlatıyor. Onu hatırlatınca ne oluyor? Adamın sinirleri bozuluyor. Diyor ki bırakın şunu ya, şöyle giymeyin. E şunu şunu çıkarın, uzak edin. Bana bunu almayın, veyahut ben bunu giymem. Düşmanını aynı model araba alıyor musun? He? Aynı model araba alıyor musun? Ulan bırak diyorsun şunları, bizim düşmanlarımız şunları markasından almayalım.
- 1:03:33
Markayı değişik oluyorsun. Az da yediğin içtiğini değiştireceksin. Görürsen ki o onu seviyor. Aman ben sevmediğim adam onu seviyormuş, ben de nefret ettim falan. Hak Celle ve Ala'nın düşmanlarına düşman olmaktan ibaretin. Sevâun kânet. İsterse olsun. Hâzîn muâdeâtu. Bu düşmanlık bil kalbi fakat. Sadece kalple olabilir bu.
- 1:03:54
Ne zaman olur ama? Kema izâ hîfe. Korkulduğu zaman min zararî. Zararlarından endişe edilirse açıklayamazsın. Açıklayamayınca ne olur? Kalpte olur, kalpte kalır. Bu kabulümüzdür. Tabi zararlarından korkulduğunda da demin anlattım, her korku değil. Ufak menfaatler değil. Hakikaten can tehlikesi veya acı veren, eziyet veren, işkence tehlikesi yani çoluğuna, çocuğuna vs.
- 1:04:20
bu zararlar insanı ne yapar? Mecburen Ala'yla konuşamaz. Bir hareket yapamaz. O zaman efendim kalple bu düşmanlığı yani rızasızlığı yapar, hoşnutsuzluğu gösterir. Ev bil kalbi vel kâleb-i mân. Ya da hem kalbiyle hem dışıyla, kalıbıyla, cismiyle, bedeniyle hareketleriyle, işaretleriyle, sesleriyle, sözleriyle yapar.
- 1:04:43
İze âlem yekûn bulunmuyorsa zararul half. Lem yekûn, lem yücet manasında burada kâne tâmih. anasında burada kânet-i âmmedir yani, daha kısa değil, haber aramayın. İzâlem yekûn bulunmuyorsa, zararul kavf, korku zararı mevcut değilse o zaman efendim, alenen zaten ne yapacak? Ben bunu kabul etmiyorum, reddediyorum, giymiyorum falan diyecek.
- 1:05:05
Feinne evet ve kavlû teâlâ, Allah-u Teâlâ'nın âyet-i kerimesi Estaizübillah, Yâ eyyuhel-nebiyyû Ey nebîzi şâ'un Tevbe Sûresi herhâlde, Câhidil küffâr kâfirlerle savaş kılıçla ve'l-munâfikîn münafıklarla savaş münafıklar da alenen gâvurum demediği için efendim, direk harbi olmadı Medine'de de onlarla da lisanla, hüccetle, delille yani ikna etmek için, müslüman etmek için
- 1:05:38
müslüman görünüyor ama kalbinde iman yok herkesin cihadı farklıdır, her ortamın cihadı farklıdır e şimdi, bizim cihadımız ne? iyiliği emretmek, kötülükten nehye etmek, vaaz etmek, nasihat etmek efdâl-ül cihad, cihatların en üstünü elemrû bil mârûf ve neyyû hal münker çünkü neden? milletin bir şeyden haberi yok bilmediği için evvela ilimle, talimle, tedrisle
- 1:06:04
ders, bak burada ders yapıyoruz, mektupat dersi bu şimdi bu dersleri niye yapıyoruz? bizim cihadımız budur cihadın en üstünüdür harpte şehit olmaktan üstündür çünkü neden? harp cihadı adam kaybettirir vaaz cihadı, emr-ül bil mârûf cihadı adam kazandırır bir kişiyi daha doğrulsun diye, itikadını düzeltsin diye uğraşıyoruz veya kılığını, kıyafetini de düzeltsin
- 1:06:26
o da tabi İslam'ın şiarındandır, onu da önemsiyoruz vehlûf aleyhim buradaki esas mesele kafirlere, münafıklara karşı katı ol, sert ol diyor bu sert ol demek yani kesinlikle zaten sevme demek sevmemek de yetmiyor sevmiyorum, sövmüyorum şeklinde de olamaz, burada orta yol yok sert ol anladın mı? sövmek derken zannetmeyin ana avrat sövmek, böyle İslam'da yok
- 1:06:56
kafire de olsa böyle ana avrat sepmetmek sövmek puta da olsa yok yani put var ya putlar, tapılan putlar velâ tesubbu l-ledîne yed'ûne mindûnillâh kafirlerin taptıklarına, haçına, münmemnesine sövmeyin, fesübbullâha edven ve gayr-i ilm çünkü onlar da Allah'a söverler, haşa yani adamı kendi ilahına sövdürmüş olsun falan bunlarda incelik var ama burada sertlik ayrı bir şey
- 1:07:20
hoşgörü yok FETÖ'nün çıkarttığı hoşgörü Kur'an'da yok dinler arası diyalog dinde yok bunlar şirk şimdi de yine yavrular bir Kur'an meali hazırlatmışlar Arapça mı bilmiyorum, bana dün geldi, daha inceleyemedim çıktı alacağım, kağıtla bakacağım dinler arası işte şeyin meşruluğuna dair diyalog falan bir Kur'an meali yazmışlar, bir şeyler mi ne yazmışlar
- 1:07:44
benden de görüş istiyorlar yani Medine'den arkadaşlar tabi Arap alemine mi gelecekler bazı hocalardan görüş istemişler e tabi bizim görüşlerimiz ortada ama tabi Arapça bir şey yazmamız lazım onlara göndereceğiz göndermeliyiz e sen şimdi nasıl bir şeref Mevla buyuruyor, sert ol sen diyorsun ki diyalogçu ol Mevla diyor hırzatlı davran katı ol, sert ol sen diyorsun ki
- 1:08:07
yumuşak ol, hoşgörü ol bana niye hoşgörülü olmadınız, beni hapse attınız ben ne yaptım size Müslümana sert ol gavura yumuşak ol bunlarda bunların kitabı Kur'an değil bunlar kitapsız bu FETÖ'cülerin bunların kitabı Kur'an olsa Kur'an'da gavura sert ol Müslümana kafirlere serttirler aralarında merhametlidirler bunlar ne yaptı bütün Müslümanlara zarar verdi vatana hıyanet etti
- 1:08:40
ve bizleri zindana attı bizlere ne büyük zarar anamı öldürdü bu kadar üzüntümüze sebep oldu maddi manevi Müslümanlara zarar verdiler vatana millete Ya insanlar öldürün dediler ya. Daha yakın 250 kişi bu. 15 Temmuz'da 250 Müslüman'ı öldürdüler. 15 Temmuz'da 250 Müslümanı öldürdüler Müslüman'ı öldürün diyor ya.
- 1:08:59
Müslüman'ı öldürün diyor. Müslümanı öldürün diyor ya Tabi ama bütün gavurlarla anlaşma ve diyalog hoşgörüsü. Bak Avrupa bas bas bağırıyor. tabii Aman FETÖ'yü nasıl kurtardım diye. bütün gavurlar onlardan Hileriye yardım ediyor Clinton'a yardım ediyor ya bir Müslüman'a bir kuruş yardım eder mi ya bir garibana ama Clinton'a yardım eder niye Yahudi onu istiyor
- 1:09:23
ne oldu kafirlerle cihadet münafıklarla cihadet ne oldu onlara sert ol benim kitabımda kafire sert Müslüman'a merhametli ol yazıyor sen hangi kitabı okuyorsun kitapsız Müslümanları hapse attın bizi bu kadar insana eziyet ettin ondan sonra efendim gavurlarla sarmaş dolaş geçiniyorsun bir de Müslümanlardan topladığın paraları gavurlara yardım ediyor Gâvurların muhtacına değil.
- 1:09:51
Adam aç kalmış, ölüyor. Gâvur da olsa yardım ederiz. Biz de ederiz. İhad ediyor. Dünyanın her tarafında zulme uğramış veyahut aç açık kalmış, selde, deprem, afete tutulmuş. Bu adama Müslüman gidip yardım edemez mi? Eder. Onu mu anlatıyoruz şimdi biz? Papaz okuluna verdi 2 milyon doları. papaz okuluna veriyor.
- 1:10:09
Bir Müslüman medresede bir talebeye bir zeytin alır mı? Almaz bu fethi. Kalkar medreselere kapansın. Şimdi bak 28 Şubat'ta onların yaptığı çıkıyor. Erbakan Hoca'yı da onların devirdiği çıkıyor. Herif Akoncu'yu da onların devirdiği çıkıyor. O zaman da benim başıma kaç hapis geldi. O zaman da onların olduğu çıkıyor.
- 1:10:24
Anlamadık ki tabi. Şimdi onlar da o zamandan beri çıkıyor. Bizle kim uğraşıyor? E kim uğraşacak? Sen hakkı doğruyu anlatırsan senden dünyanın gâvuru uğraşıyor. Etkin de varsa uğraşıyor. Hani kafirlere sert olacaktık? ve hududu aleyhim, evet, işte bu ayet müeyyidün, destekleyicidir, Bak Ruf Aleyhim, evet.
- 1:10:38
İşte bu ayet müeyyidün destekleyicidir. liâzel mânâ, benim dediğim mânâın teidimâiyetindedir, çünkü neden? Liyazel mânâ. Çünkü neden? fe inne muhabbetel hakkı sübhânehu, hak sübhânehu, sevmek, Allah'ı sevmek, ve muhabbete Resûlü aleyhissalâtu vesselâm, Resûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'i sevmek, lâ tutâkûn, müstesavvaru, düşünülemez.
- 1:10:58
Düşünülemez. Nesiz? Bidûnî muâdâti a'lâ illâhi ve rasûlih. Allah ve Rasûlü'nün düşmanlarına düşmanlık etmeden düşünülemez. Ne diyor şair? Bir mısra. Aynı o mısra. Bir mısra. Aynı o mısra, aynı beytin mısraı demektir yani. Tek mısra söylüyor, beyt olmuyor. İkili olmadığından. Veleyse muhibbî men yuhibbû eâdiyyâ Orayı herkes a'diyya okur, bizim bütün hocalar.
- 1:11:25
Eâdiyyâ, kelime çok ince bir kelimedir. Lügatlarda da geçer yani. Tabi lügatta değil, derin lügatlarda, ehteri de geçmeyebilir. Eâdiyyâ, benim düşmanlarım demektir. olsa düşmanlar demektir. E adiyya benim düşmanlarım demektir. Hem orada kelimenin kendi ya'sı var, hem de nispet ya'sı var. Yani benim mesela.
- 1:11:48
Onun için onu da söylemiş oldum. Çok eskiden bunu... Şimdi olsa ben de a'diyya okurdum da. Yani eskiden okudukken çok lügat bakardım, çok şeye bakardım, şerhlere bakardım. Benim düşmanlarımı seven, beni seven olamaz. Mısra, kapak, benim düşmanlarımı seven, beni sevemez. Beni seven biri olamaz. O zaman, kafirler Allah'ın düşmanları mı?
- 1:12:19
E tabi Allah'ın düşmanları. Benim ve sizin düşmanlarınızı dostlar edinmeyin. Allah-u Teala kafirlere düşmanım buyurmuş mu? Buyurmuş. Peki kafirler Allah'ın düşmanı. Rasulünün düşmanları sallallahu aleyhi ve sellem. Peki. Sen kafirleri seviyor musun? Seviyorsun. Nereden belli?
- 1:12:43
diyalogundan belli, belli, belli, belli. O zaman ne diyor? Hem ayet okuyor hem şiirden de delil getiriyor. Benim düşmanlarımı seven, beni seven biri olamaz. Demek ki Allah'ın düşmanlarına düşmanlık etmeyenin Allah'ı ve Peygamberi sevmesi düşünülemez. Biz Fetö'yü esas buradan anlamalıymışız. Dinler arası diyalogun.
- 1:13:07
Gavurlara hoşgörülü olalım. Muhammed Rasulullah demeyenlere merhametli olalım. Bak, bak, bak, bak. La ilahe illallah diyenleri baş göz üstüne tutalım. Başımın tacı. Yani Muhammed Rasulullah'sız. E peki Muhammed Rasulullah'sız din var mı? Yok. İslam var mı? Yok. Müslüman olabiliyor mu? Yok. E Müslüman olamıyorsa e gavur.
- 1:13:27
E gavuru da baş göz üstüne tutalım. Hoşgörelim, acıyalım, merhametli olalım falan filan filan. Bu lafları hep dinledik, duyduk, kitaplarında gördük bunları. Biz anlatmaya çalışıyorduk. Ama çok da gücümüz yoktu. Ortadan konuşuyorduk. Yine o zamana göre elhamdülillah bir şeydikti. Bir cesaretti, bir mertlikti, bir dürüstlüktü benim yaptığım.
- 1:13:50
Beş sene, altı sene evvelki, seksen, dokuz, iki bin on konuşmalarım ortada. İnceleyin. Nasıl çatmışım? Halbuki zararlarından da korku, tehlikem vardı. Kini tekimde bir sene hapis yatırdılar. Zararların da oldu. Bütün devleti ele aldıkları da işte görüldü sonra. Ama o zaman da zarar korkum vardı benim.
- 1:14:11
Ama ben o zarar korkusunu da göze alarak azimetle amel ettim. Belki orada ruhsatım vardı. Ben orada azimetle amel ettim, bindirdim. E sonunda da bir bedel ödedim. Ayrı dava. O zarar da geldi. Ama ahiretin azabı daha çetin. Biz nasıl bildiklerimizi doğru söylemeyeceğiz? Demek ki bir adam kafirleri seviyorsa, hoş görüyorsa, benimsiyorsa, Allah'ın düşmanlarından
- 1:14:38
muhabbeti, sevgisi, ilgisi, ilişkisi varsa ha ben burada ortaklık olabilir, maddi işler olabilir. Bu sevgi anlamına gelmiyor. Sevgi başka bir şey. Nice insanlar yan yana yaşamakta mecbur oldukları insanları hiç sevmiyorlar ama geçiniyorlar. Geçinmek başka, sevmek başka. Sevmek benimsemek,
- 1:14:58
sevmek, özenmek ve onu artık saçının tıraşından ayağına kadar, çorabına kadar her şeyinde benzemek. İlişki bunu gerektirmiyor. Sevmek ayrı bir şey. Onun için kim Allah'ın düşmanı kafirleri seviyorsa biliniz ki Allah'ı sevmiyor, Resûlü'nü sevmiyor. Sevemez, seviyorum dese de siz alametlere bakın, sevmediklerini kabul edin.
- 1:15:27
Çünkü sevemezler Allah'ı ve Resûlü'nü. İstediği kadar da İslâm nişanları üzerinde de olabilir. Ama diğer küfür nişanlarına karşı yumuşaksa, hoşgörülüyse ve kafirlere sevgisi varsa, kafirlere sevgisi olanın Allah ve Resûlü'ne sevgisi olamaz. Çünkü ayet belli, sert bulunmak emredilirken, katı durulmak emredilirken nerede olacaksın efendim?
- 1:15:55
Hem Allah'ı, Resûlü'nü seveceğim, hem âyet-i hadiseye inanacağım, hem de gavurları seveceğim. Yok öyle nane. Onun için Allah cümlemizi yüce zatını ve Resûlü'nü ve dinini ve kitabını hakkıyla sevenlerden ve düşmanlarından hakkıyla uzak duran, teberri eden saadetli, bahtiyar kullarından eylesin. Onlardan isek o dairede sabit eylesin.
- 1:16:20
Bu itikatta, bu şuurda olmayan kardeşlerimiz yine Müslüman olabilir. E fakat münafaa doğru meyletmiş diyorum Ya Rabbi Hazretleri. Onları da Allah'ın bu sohbetler bereketiyle, vesilesiyle bir an evvel düştükleri durumdan halas eylesin, hidayetlerine bizleri de vesile eylesin. Amin. Sizleri de vesile eylesin.
- 1:16:38
Sizler de bu sohbeti önemseyin. Mektubat dersleri bundan sonra çok önemli. Bu 3-4 ders zaten Noel'e doğru gidiyor. Allah'ın da hikmeti. Tam o her Noel'de anlattığım ders birkaç hafta sonra geliyor yani. Bu acayip bir şey. Mağarapan'sın kerameti tabii. Biz de bunu denklemedik buraya. Dersimiz biliyorsunuz bir seneye yaklaşmış.
- 1:16:56
Dersi takip edin. Herkese dinletin. Tekrarlarınız olsun. Kaçırana izletin. Mektubat dersi çarşamba akşamları 8'de basıyor, akşam 8'de. Hiç kaçırmayın, kaçırttırmayın. Allah için dinleyin. Bu milletin imanını kurtarmak için vesile olun. Bu kanala, Lalegül TV'ye, bu kanala, Hak kanala, Doğrusöz'e insanları yöneltin, tevcih edin.
- 1:17:18
Mesaj atın işte neyse. WhatsApp'tan, Sinep atın, bir şeyler yapın. İnsanları uyarın. Mektubat başladı, ders başladı. Hemen insanları haberdar edin. Allah-u Tebarik ve Teala cümlenizi Emr-i Mübarif yapan, dine davet eden, hidayetçi kullarının zümresine ilhak eylesin. Amin. Sallallahu aleyhi ve sellem. Muhammed'in ve aleyhi ve sellem'e teslimen küthürün. Elhamdülillah Rabbil Alemin.
Benzer sohbetler
43:47Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 6) 243. Bölüm 14 Ekim 202614 Ekim 2026 · 44 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 14 Ekim 2026
34:42Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 5) 242. Bölüm 7 Ekim 20267 Ekim 2026 · 35 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 7 Ekim 2026
38:05Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 4) 241. Bölüm 30 Eylül 202630 Eylül 2026 · 39 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 30 Eylül 2026


