Mektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları (1. Cilt 266. Mektûb - 33) 33. Bölüm 16 Kasım 2016
16 Kasım 2016 · 77 dk
45:48 / 1:16:38Şu an 45:48 / 1:16:38
Transkript
190 satır
- 00:00
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin Salatu Vesselamu Aleyhi Seyyidil Murselin, Muhammedin ve ala aleyhi ve sahbihi ecma'in Kıymetli kardeşlerimiz, bir mektubat-ı şerife dersinde de Allah-u Teala bize cema eyledi, lütfu kerem eyledi İmam-ı Rabbani Kudsesi Ruh Hazretleri'nin Ehl-i Sünnet itikadı ile ilgili yazmış olduğu mektuptan
- 00:38
kaldığımız dersten devam ediyoruz. Dersten devam ediyoruz. Epey ilimler bize beyan etti. Tabi bazıları zor idi ama şimdi biraz daha halkın anlayacağı, herkesin istifade edeceği yerlere geldik diye düşünüyorum. Daha da diğer mektuplar da var inşallah onları da takip ettiğimiz zaman baya bir Ehl-i Sünnet itikadı ile ilgili malumat sahibi olacağız inşallah.
- 01:08
Niyetlerimizi tavsiye edelim. İşte huzuru kalb ile, güzel itikad ile, Ehl-i Sünnet itikadı ile müşerref olmak kalplerimizden olur. Kalplerimizde bu inancın yerleşmesi niyetiyle İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin bu sohbetinden, bu mektubundan, bu dersinden istifade etmek, istifaza etmek, feyz talep etmek niyetiyle dinleyelim, dinletelim, insanları uyaralım, haberdar edelim.
- 01:35
Çoklarının bir şeyden haberleri yok. Meleklerden haberleri yok, cinlerden haberleri yok. İlayette profesör olmuş adamlar cinleri inkar eden var ya. İslamoğlu biliyorsunuz inkar etti. Ninova'nın cinleri dedi. Ninova'dan adamlar gelmiş Mekke'de tanınmadığı için cin denmiş onlara dendi. Dedi yani böyle bir şey.
- 01:57
Böyle bir şey, akıllara ziyan bir beyanlar, ifadeler oluyor. Hala da bu millet, bu adamları dinliyor, dinleyebiliyor. Onun için mutlaka İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin beyanlarından istifade ederek itikadımızı el-sünnet dairesi içerisine muhafaza etmeye gayret edelim ki son nefeste imansız ölmeye sebebiyet vermesin.
- 02:23
Çünkü batıl ehlini, dalalet ehlini, nasları yani ayet ve hadisleri ve zaruriyat diniyeyi mecbur inanılması gereken meseleleri dahi inkar edenlerin olduğu bir ortamda bulunuyoruz. Çok gezecek tozacak zaman değil yani internetlerde gezecek demek istiyorum. Kanallarda gezecek, internetlerde gezinecek zaman değil.
- 02:55
Birinden bir, Allah muhafaza, bir pis itikad sıçrayabilir. Yanlış bir, fasid bir inanç, batıl bir akide insanın kalbine yerleşir veya iz bırakır. Yerleşmese de iz bırakır. Acaba dedirtir, şüpheye düşürdür. Bu din, iman işi, itikad işi, ehl-i sünnet itikadı şüpheye gelmez. Haves vesaire bir şey. Kalpten bir şey gelir geçer, elinde değil.
- 03:24
Ama bu adamların konuştuklarında insana acaba dedirttirir, şüpheye düşerler. Ondan sonra kim kurtaracak yani senin son nefeste imanını? Bu bakımdan Allah için bu derslere, özellikle Mektubat-ı Şerife derslerine çok önem verelim. Azami derecede dikkatle dinleyelim, güzel anlamaya çalışalım işte. Allah istifademizi azim eylesin.
- 03:50
Amin. İbadullâhi Sübhânehu. Allah-u Teâlâ'nın kullarıdır. Mâsûmûne, korunmuşlardır. Minel isyâni, günah işlemekten mâsumdurlar. Yani, Ağaç Kerime ile sabit bir hakkattir. İnsanda günah işleme payı var, peygamberler haricinde. Ama meleklerde günah işleme payı yok. Melek olarak kaldıkları müddetçe. Ama Allah onu meleklikten çıkarır da, nefis verir.
- 04:29
İşte efendim insan, imtihan için insan şeyine sokar. Şeyine sokar, yani mükellefiyete sokar. Çünkü melekler mükellef değildirler. Onun için sevapları, günahları da yok, ilerlemeleri, terakkileri de yok. Cihad olmadığı için. Ve lakin, hani Mevla Teala ne murad eder, o ayrı bir şey.
- 04:51
Yani bir meleğin meleklik sıfatını değiştirse, ona beşeriyet gibi bir mükellefiyet koysa, o ayrı bir şey. Hadis-i şeriflerde, rivayetlerde konular geçiyor. Bunu da anlamayanlar tabi bu Kur'an'a muhalif falan, El-İsrâd itikadına muhalif diyenler de oluyor ama
- 05:12
şimdi burada El-İsrâd'e muhalif olan hangisidir, âyetlere muhalif olan hangisidir? Melek melekken günah işler mi? Bunları iyi ayırt edelim. Melek, melekken günah işlemez. Peygamber de nedir? İnsandır. Beşer günah işlemişler. Ama ona farklı bir boyut verilmiş. Melekten üstün olmuş. Melekten üstün olunca da masum olmuş.
- 05:39
Onun için nasıl ki insanın içerisinde günah işlemeyenler, peygamberler sınıfı var. Meleklerden de birine Allah-u Teala imtihanı için efendim, al sana bir nefis vereyim de insanlar gibi gör bakalım ne yapacaksın, ne yapmayacaksın falan. Bu ayrı bir şey yani. Konumuzun harici. Hemen her şeyi hadis-i şerif Ahmet bin Hanbel'de varsa, hadis-i şerif tefsirlerde varsa,
- 06:07
İmam Suyuti Duru'l-Mensur'da 20 sayfa bunun kaynaklarını veriyorsa, yani anlayan anladı. E şimdi bunu, bu kadar hadisi reddetmek akıl mantık işi değil. Hemen bu ayete uymuyor, al aşağı çal duvara. Öyle bir şey yok. Aklını çalıştıracaksın, kafanı çalıştıracaksın. Melekler günahtan masumdur. Tamam. Meleklik sıfatı mevcut olduğu sürece
- 06:37
ama Allah imtihan ederse eder, o ayrı bir şey. O zaman onu meleklikten çıkarır ve şeriat halleri verirse o ayrı bir şey, biz onu konuşmuyoruz şu an. Biz genel manada bütün melekler, bütün melaike-i kiram isyandan masumdur. Ve mahfuzune, korunmuşlardır. Minel hatayı yanılmaktan. Da ve nisyani, unutmaktan.
- 07:02
Mesela insanda unutma illeti var. Zaten insan nisyandan geliyor, kelime kökeni bile unutmaktan geliyor. Yani mastarı. Devamlı unutuyoruz yani. Onun için unutmamak için tedbirler alıyoruz. Ama meleklerde unutma diye bir şey var mı? Yok. Yani Hazreti Aleyhisselam'a belki seni bu sene şu ay şu günü öldür de canını al diye emir gelir de Hazreti Aleyhisselam da unutur seni de
- 07:30
sen de belki biraz daha yaşarsın falan zannetme yani. Unutma yok. Dakika, saniyesi yaşmaz. Hiçbir işte. Yağmur yağacak şu vakit şuraya. Melekler görevlidir. İşleri yöneten meleklere yemin ediyor Kur'an-ı Kerim'de Mevla. İşte işler yağmurlar, bulutlar, zelzeleler, fırtınalar, ölümler, hep Melaike-i Kiram'ın görevlerindendir.
- 07:56
Hiçbirinde şaşma payı yok. Yanılma yok. Unutmak yok. Özellikle günah işlemekte tamamen kesin masumiyetleri var. La yansığune isyan etmezler. Bu ayet-i kerimedir buradan sonrası. Yani ayetten iktibas etmiş. Karşı gelmezler. Kime? Allah'a. Allah-u Teala. Ne hususta o şeylerde ki? Emre emretti. Hüm onlara.
- 08:23
Ne emretti? Şunu yap, yap. Yık, yık. Öldür, öldür. Bu memleketi batır, batır. Altın üstüne getir, çevir, getir. Hani bazı hadis-i şeriflerde geçiyor taberanide. Efendi Hazretleri çok anlatırdı ya. İşte şuranın altını üstüne çevir. Melekleri gönderir. Melekler derler. Ya Rabbim burada falan abid var.
- 08:45
Yani Mevla'ya haşa demek istemiyorlar ki. Sen niye böyle yaptın? İsyan değil bu. Ya acaba biz mi şaşırdık? Yanlış yere geldik gibi. Bir taaccüp ifadesidir o. Mevla'da ne buyuruyor? O abid sofu evliya geçinenden batırmaya başlayın. Aman ya Rabbim. Ne hikmettir diyorlar. Kurtuluş tefsirinde de var bu.
- 09:13
Bana karşı bu kadar isyanlar, bu kadar günahlar işlendi de bir kere suratı bile bozulmadı ekşibedi. Yani neme lazım dedi geçti o hoca. Evliya sabaha kadar namaz kılıyor ama millet her türlü günahı yapsa bana ne diyor? İşte vaaz etmemek. Dili emretmemek. Kötülükten neye yetmemek? Reddiye yapmamak. Bana diyorsunuz ya çok reddiye yapma.
- 09:35
Reddiye yapmayayım da belamı bulayım değil mi? Siz mi kurtaracaksınız ben sonra ahirette? Allah'ın emirlerine isyan ediliyor. Kader inkar ediliyor. İkimiz inkar ediliyor da. Ondan sonra ben reddiye yapmayayım. Seni mi dinleyeceğim? Rabbimi dinleyeceğim? Biz Mevla'nın dediğine bakarız dedi. Tayyip Bey görmüyor musun?
- 09:55
Hansa bilmem bilmem neye bakmayız dedi. Siz bana diyorsunuz ki doğruları söyleme. Ne demek yahu? ayette, hadiste Söyleyeceğiz. Onun için şimdi melekler dediler Ya Rabbi burada felan abid var. Nasıl yapalım? Azzeballâhu kariyeten fihâ isnehâ şerâil fî âlim. Yine Tabarani hadisinde geçer. Allah bir kariye halkına azap etti.
- 10:15
Orada on iki bin alim var. Amelüm amellü enbiyâ. Amelleri de peygamber kadar yani peygamber makamında değiller de. O kadar fazla ibadet yapıyorlar. Melekler soruyorlar işte böyle. Ya Rabbi burada alimler var. Sen de buyuruyorsun ki bir Allah diyenin hatırı için göğü yere indirmem. Kıyamet bile kopmayacak.
- 10:35
Bir Allah diyenin ölmesini bekleyecek. Hani bu nasıl olacak şimdi? Mevla da buyuruyor. Helâk edin gitsin. E bu sefer onlar emir tutarlar işte. Emre isyan yok. Ama hikmetinden sual etseler bu isyan değil. Bazı hadis-i şeriflerde bazılarda geçer bu. Sen de zannetme ki melekler karşı geldi veya yorum soktu araya.
- 10:57
Yorum sokmuyor. Ama anlamak için sorabilir. Soruyor. Biz de Mevla'dan bir şey sorsak efendim veyahut bir hoca efendiye bir şeyh efendiye bir şey sorsak bu hikmeti nedir acaba? Siz böyle buyurduğunuz zaman desek. Bu ona isyan olmuyor ki. Orada tabii iyiliği emretmezdiler. Allah için haramlar işlendiğinde kader inkar ediliyor, âmentü inkar ediliyor.
- 11:27
Ayetler, hadisler inkar ediliyor. Bunlar hiç kızmazdılar. İyiliği emretmez, namaz kıl demez, oruç tut demez. En büyük, en maruf imandadır. Kadere inan demiyor adama yahu. Namazı boş verdik. Namazı kurtarmaz ki. Kadere inanmayalım. Daha âmentüyü bozuyorlar. Birisi Allah için kasaf eden yok. Oruç demez mi?
- 11:49
Bunlar batar. Bunların ne namazı kurtarır, ne karılarının mescuri olması, kendilerinin hacca, ömreye gitmesi senede beş kere. Kurtaramazlar ki. Allah için kızmazdılar. İyiliği emretmezdiler. Vela enevnu anünker. Kötülükten ne etmezler. Ondan sonra Nurettin Yıldız hoca da kalktı gitti. Yok babasının taziyesiymiş, çay içiyor, çorba içiyor.
- 12:11
Mübarek adam. Bak sen demiyor musun bu adama selam verilecek durumu yok. Çay içilirken melekler görmesin. E çünkü diyor, hadis-i şerif ne diyor? Onlar bu kadar Allah'ı kızdıracak işler yaptılar. İslamoğlu kaderi inkar ederek Mevla'yı çok büyük azap ettiriyor. Bunlar ne yapıyor? Birlikte oturdular, yediler içtiler diyor hadis-i şerif.
- 12:35
E bu birlikte oturup bir su içmek, bir çay içmek az iş değil. Âmentüyü bozan, kaderi inkar eden adamlarla bir mecliste bulunmak, bir sofrada bulunmak falan kolay iş değil. Kolay iş değil yani. Fitat elinden itikadı reformist olan birinin yüzüne gülmek kolay iş değil. Senelerce hesabın kitabın bitmez ahirette.
- 12:57
Biz kitaplarda böyle okuyoruz ehl-i sünnet kitaplarını. Bizim okuduklarımız doğruysa tehlike büyük. Ki doğrudur asla şüphemiz yok. Onun için dikkat edeceğiz. Melekler isyan etmezler. Onun için öyle dedi Nurettin Hoca da. Melekler dedi beni çay içerken görsün isterim. Doğru dedi çünkü melekler isyan etmezler.
- 13:17
Mevla buyurursa ki altın üstüne getir. E sen de oradasın. Oturdu yediler içtiler. Bunun izahı yok. Onun için Ne emrolunuyorsa melekler onu yaparlar. Ha bir şey sorarsalar hikmetinden sual kabilindendir. Yoksa itiraz asla onlardan tasavvur edilemez. Masumdurlar. Yemek yemezler. Su içmezler. Çay içmezler.
- 13:55
Melekler. Sıfatlanmazlar. Nitelenmezler. Dişilikle. Meleklerde cinsiyet yoktur. Ama bu milletin çoğuna sorsan melekleri dişi bilirler. Hristiyanlar çünkü bu meleklere dişi tasvirler yaptılar. Heykeller yaptılar. Resimler çizdiler. Milletin aklına bu işi böyle getirdiler. Bazı da işte Milletin sevgililerine işte efendim vesaire gavurların filmlerinde felancanın melekleri gibi
- 14:35
tasvirler haşa kullandılar. Hala da bazı belki firmalarda veya işte neyse reklamlarda, gavurlarda bu melek şeyi ismi resmi kanatlı tasvirlerle beraber işte ne diyorsun onlara mankenlere bilmem efendim şarkıcılara, zurnacılara bazı kere yapıyorlar hala. gavurlar hala gavurlarda var ve bu tabi Türklere de ve Müslümanız geçinenlere de bulaşmış insanı kafir eder
- 15:16
ahirete inanmayanlar meleklere dişi ismi takarlar dişi derleri bir bırak dişi ismi takana bile ahirete inanmayanlar diyor dişi ismi takmak bile ya ben dişi olduğunu kabul etmiyorum ama isim taktım ona ismini Allah takar meleğe sen Allah'ın meleğine ismini takamazsın onun için erkeklik dişilik onlarda aranmaz fehumonlar müberraune beri uzak tutulmuşlardır anhuma
- 15:45
erkeklik ve dişilik cinsiyetlerinden ve münezzehune son derece tenzih edilmişler yani hiç onlar hakkında böyle bir şey düşünülmesi bile mümkün değil münezzeh ve tezgirul vamairi zamirlerin mücekker getirilmesi elraciati rücu eden ileyhim onlara nerede fil kur'anil mecit ulu Kur'an-ı Kerim'de meleklere giden zamirlerde mücekker gidiyor mesela işte la yasune yani zamir vav
- 16:17
erkek şeyinde yaf'alune mesela gibi ondan sonra yadribune vücuhuhum yadribune yani her yerde zamirler mücekker gidiyor innema ve ancak bu bi antibari şerefi sınıfı zikuri erkek sınıfının şerefi itibariyle bin nispeti ila sınıfil inat dişiler sınıfına nispetle yani şunu demek istiyorum genel manada sınıf olarak Allah-u Teala bir tercih yapmış erkekleri kavvam yapmış üstün yapmış
- 16:56
işte peygamberleri de onun için erkeklerden göndermiş ve ma arsalna mukabilke illa ricalen senden önce peygamber olarak ancak erkekler gönderdik diyor nurhi ilehim onlara vahyediyor işte hadis-i şerifine bu gariyi kemul ve minel ricali kethir ve minel yekul minel nisa illa meryemu bintu imran ve asi imran ve firan bir hadis-i şerif var yine bu garide
- 17:22
erkeklerden kemal bulan çok var çünkü zaten enbiya sınıfı 224 bin kemalat sahibidir evveliler de ona göre ama kadınlardan kemale eren yani zirve noktada kemalat sahibi olan 4 tane falan sayıyor işte birisi meryem validemiz birisi asiye validemiz herhalde hadice validemiz olabilir fatıma validemiz olabilir böyle
- 17:47
şimdi burada cinsin cinse karşı tercihi var yoksa ferdin ferde karşı tercihi yok bu ne demektir yani şu anda bir kadın vardır ki 40 erkekten de üstündür hatta 40 400 bin efendim 4 milyar erkekler üstün olabilir şimdi bir müslüman kadın e diyelim 4 milyar gavur erkek var 4 milyar gavur erkek bir yana hristiyan yahudi budist budist falan 4 milyar diyelim 3 milyar erkek 3 milyar
- 18:23
burada müslüman bir bacımız var namazında abdestinde o hepsi neftaldir Yani fertler bazında şu kadın, şu erkek, yani her erkek, her kadından üstün diye bir şey yok. yani Ama cins itibariyle baktığımız zaman, Allah-u Teala güç, kuvvet, anlayış, idrak, işte efendim dayanıklılık kemalat yönetim istikrar vesaire birçok efsaf var bu arada kadını aşağılamak yok
- 18:56
ama Allah-u Teala öyle yaratmış cinsler olarak ama bazı öyle bir kadın var hafızası 40 erkekten üstün haşa anamız herkesten fazla hafızalıydı zekiydi onun için fertleri mülaza etmiyoruz ama erkek dişiler sınıfına itibarla cinsiyet manası yani cins genel umum tuttuğun zamandır erkek sınıfına bir şeref atfettiğinden Mevla-ı Teala atfediyor ve rabbü'kü yeklikü maşa ve ihtar
- 19:28
Rabbin istediğini yaradır, dilediğini seçer buna kimsenin bir şey demez çünkü beyinlerdeki gramajlarda bile hesap yapılıyor şimdi yeni bir kitaptan işte bakıyordum orada hepsi madde madde yazıyor şu hormonundan şu bilmem nesinden beynin zarından vesaire hepsi maddelemiş yani gavurlar test ediyor bunu da yani biz bir şey demiyoruz ama vaka bu
- 19:50
yani Allah-u Teala yaratırken böyle yaratıyor e o bakımdan erkek sınıfını bu noktada cins olarak tuttuğunda itibarlı kıldığında meleklere de şeref atfetmek için ne yapacak? Sıyralar iki türlüdür. Zamirler iki türlüdür. Onun için erkek zamini kullanıyor. Yoksa erkek olduklarından değil. Ona bakarsan...
- 20:17
Allah-u Teala kendisi hakkında da değil mi? E şimdi Kur'an-ı Kerim'de yahluku diyor, yahluku müzekkere kullanılan bir şey yaratır demesi, ceale Ne? Ceale yaptı, yarattı diyor Kur'an'da. Cealet, haşa buyurmuyor. cealet, haşa Yahluku buyurmuyor. buyurmuyor, tehluku buyurmuyor Dolayısıyla dolayısıyla Mevla Mevla hakkında da, hakkında da kendi zatı hakkında da
- 20:39
tabir olarak geçtiği zaman mücekker sıyheleri kullanıyor. Bu, haşa Allah Teala'da cinsiyet olduğu anlamına gelir mi? Bunu düşünen kafir olur. İşte meleklerde de zamirlerin mücekker olması onlarda erkeklik var anlamına gelmez. İki şey arasında tercih yapılınca tercih olarak rical taifesinin sıyheleri, zamirleri kullanılmak Mevlamız tercih etmiş.
- 21:05
kemâ evrâde nitekim getirdi kimel hakkus mânev Allah Teala neyez zamâira zamirleri errâce ate rucu eden ilâ nefsi Mevla kendi zatına giden zamirleri de Kur'an'da mücekker aten. Onları da mücekker kullandı. Haşa Allah Teala'da erkeklik düşünür mü? Bir maşa. E melekle de düşünülmez demek istiyorum.
- 21:31
Karı koca haklar hakkında bir kitap hazırlıyorum. Orada biraz bu konuya geleceğiz. Yani kadınlar sınıfının efendim erkeklerden düşük yaratıldığı anlamına gelmiyor. Ancak Allah Teala ona o vasfı münasip görüyor. Ona onu uygun buluyor. Kime ne uygun buluyorsa ona da ona göre yük vuruyor. Onun için kadına da git sokakta çalış, gel evine bak diye yük vurmuyor.
- 22:01
Çünkü ona o gücü vermemiş. O gücü vermediği için onu ondan mesul etmiyor. Babası bakacak, kocası bakacak. Kocası bakamadı, devlet bakacak. Beytülmal. Kadınlardan hangisi mağdur muhtaç durmadıysa hiçbirinin çalışması gerekmiyor. Şu anda devlet devlet olsa, İslam devleti olsa hiçbir kadın çalışmaya muhtaç ettirilmez.
- 22:25
Erkeğe ona göre iş bulunur, iş verilir. Ona göre maaşı biraz fazla verir. Karısının, çoluk çocuğunun bakacak hale getirilir. Erkeği yoksa duldur falandır, evlenmiyor. Çocuğu var falan filan. O zaman Beytülmal devlet bakması gerekiyor. Yok sigorta yatırdın mı primini yatırdın mı bilmem ne mi kadına bunu sormaz devlet.
- 22:42
Kadın muhtaçsa ne bileyim sen sigortaya girmemişsin. Zamanında çalışmamışsın. E kocan da emekli değildi. Ondan da sana maaş kalmadı. Buradan da bir şey yok. Ne olacak? Öl. Böyle bir şey var mı Kur'an'da, sünnette. Niye? Mevla buyuruyor ben bu kadına çalışma gücü vermedim. Erkekler içerisinde efendim oturup kalkma şeyi vermedim imkanları.
- 23:03
Onu ben öyle yarattım. Onun için onu ben koruyorum. Buyuruyor. Demek ki Mevla kimse kimseden aşağı etmedi. Ama burada da niye o zaman erkekte de zengin etmediğine sormuyor ki. Sana demiyor ki git çalış da illa kırk bulda birini ver. E adam yok. Fakir. Yani erkekte de gücü vermediğine sorumluluk yüklemiyor.
- 23:27
E bu da kadının ahirette cennette mertebesinin düşük olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü Kur'an-ı Kerim herkesin ameline göre derecesi olacak. Kadın takvaysa haramlardan sakınmakta üstün ise, kocası günahkar ise o kadının cennete derecesi yüksek olur. Adamın ahirette derecesi düşük olur. Hatta cehenneme girer.
- 23:51
Karısı cennete gider adam cehenneme girer. Böyle de adamlar çok olacak yani. Hele bu zamanda biraz fazla. Kadınlar daha cennete gidebilir belki. Çünkü namaz, abdest işleri biraz onlarda daha fazla. Erkeklere bakıyorsun çoğu namazsa abdestsiz. Karıları kapalı olanların bile adamların çoğu namazsa abdestsiz ya.
- 24:09
Onun için ahiret bakımından bir noksanlık yok. Dünyada da buna noksanlık denmez. Ya nedir? Mevla'nın tensibi. O öyle münasip gördü. Sana bu durumu münasip gördü. Sana rahim verdi. Çocuk doğurma görev verdi. Adama efendim ev bakma, çalışma maişet temini görev verdi. Kuvvet verdi. Ona da onu verdi. Güç verdiğine yük verdi.
- 24:33
Biraz daha ona göre zayıf ettiğinin yükünü aldı. Kimseyi kimseden aşağı etmedi. Ahirette de takvaya bağladı. Kim takvaysa haramlardan daha fazla saklıyorsa derecesi onun yüksek olacak. Erkeklikle değil buyurdu. E burada ne var? Onun için yanlış anlamamak lazım. Mevla'ya itiraz etmemek lazım. Seçim hakkını ben ona Ben yaratıyorum, yaratırken de seçiyorum.
- 25:01
İstediğime, istediğim cinsiyeti münasip görüyorum. Hangi cinsiyete daha kuvvet vereceğim, daha akıl vereceğim, efendim, daha mesuliyet yükleyeceğim, onu da ben seçiyorum. Onlara da sormuyorum. Onlar da buna itiraz etme hakları yoktur. Ve ya Sübhânallâhü Teâlâ ma yuşrikûn. Peşine baksana. Şirk koştukları şeylerden Allah ne kadar yücedir, münezzehtir.
- 25:23
Yani burada Mevla'ya itiraz, adamı şirke götürür. Bunu niye seçtin? Bunu niye üstüne ettin? Bu cinsiyete bunu niye verdin? Bana niye bunu vermedin? Beni niye erkek yaratmadın? E şimdi böyle şey olur mu yani? Allah-u Teâlâ itiraz, bu şirktir. Herkes kendine verilenle kanaat. Ne verdimse onu al, otur şükredenlerden ol, ahiretini kazan.
- 25:47
Mevla buyuruyor ama işte kadınları şimdi bayartıyorlar. İslam'ı kadın aleyhtarı gibi, Kur'an'ı sünneti kadın aleyhtarı gibi kadınların hakkını yiyen bir din gibi haşa gelirler. Göstermeye çalışıyorlar. Halbuki kendileri laiklik adı altında, efendim kadın erkek eşitlik adı altında kadınları köleden beter ettiler.
- 26:05
Bütün kadın kız sabahın köründe, sokaklarda perişan vaziyette. O kadın ona nasıl dayansın? Gece çocuk bakıyor, çocuk kırk kere uyanıyor, ağlıyor, ödüyor. Uykusunu zaten efendim, verimini azaltıyor. Kalkıyor ona bakıyor, yatıyor. Adam rahat rahat, hor hor uyuyor. O kadın çocuğuyla uykuya sabah efendim, çay demleyecek.
- 26:24
Bulaşığı var, çamaşırı var, ev temizliği var. Erkek bulaşıkla karışmıyor. Bir de kadın kalkacak efendim, çalışmaya gidecek. Bu kölelik değil de nedir ya? Modern köleliktir ya. Kadına Allah çalışma görevi vermemiş dışarıda erkekler içinde. Bunu bu düzen zorladı bunlar bu işe. Hangi düzen? Avrupa'nın çarpık düzeni.
- 26:44
Kafirlerin çarpık düzeni. Mahvettiler insanları. Bir de ucuz işçi. Parasını da az veriyor. Bak şimdi. Niye o zaman efendim, onlar orada işi tutmuyorsunuz? Tutmaz. Her türlü fesat çıkartacak kadınları şeye sokarak erkekler içine yani. Dertleri ıslah değil. Dertleri kadınlara özgürlük vermek değil. İslam veriyor kadın özgürlüğünü ya.
- 27:12
Böyle şey olur mu? Şimdi burası böyle. Melekler hakkındaki derse devam edersek. Ve Kadı Mustafa'yı muhakkak seçti. Hak subhanehu ve teâlâ. Rabbimiz bazı meleklerden bazı risaleti elçilik vazifesi için. Yani peygamberlik göreviyle. Cemaat-i Şerife nasıl ki şereflendirdi bazı insanları biazi devleti Risalet ve nübüvvet devletiyle.
- 27:43
Herkes peygamber değil. İçimizden kimi seçti? Peygamberler seçti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizim ümmet içine peygamber gönderdi. Musa aleyhisselam İsrailoğulları'na gönderdi. Daha binlerce, on binlerce peygamberi İsrailoğulları'na gönderdi. Hindistan'da bile gittik. Bak dokuz tane peygamber kabri var.
- 28:03
Ta Hindistan'da. İbrahim aleyhisselam ile Nuh aleyhisselamın arasında gönderilmiş. Düşünün İbrahim aleyhisselamdan önce Hindistan'da halk var. Yani İmam Rabbani hazretleri onları keşfetti kabirlerini. Biz ziyarete gittik. E demek herkese peygamberlik vermiyor ama her kavmede bir uyarıcı velikulli kavmin hâd her kavme bir hidayetçi gönderdim buyuruyor.
- 28:26
Meleklerin de hepsini elçilik vazifesine tahsis etmemiş. Yani Hazreti Cibril'e vermiş sefaret, risalet. Peygamberlerle Allah arasında elçi. Vahiy getirme görevi gibi. Yani orada Mikael, İsrafil ve Azrail aleyhisselamın özel görevleri var. Diğer meleklerde yok. Ayet-i kerimesinde ne buluyor? Allahu yastafi, Allahu Allah yastafi seçer.
- 28:52
Minel melaket, meleklerden, rusulen, rasuller, peygamberler seçer. Bak meleğin de peygamberi var. Kendi içinde. Cebrail aleyhisselam diğer peygamber, diğer meleklerden üstün. Çünkü meleklerin peygamberi. Nasıl Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizden üstün. Bizim peygamberimiz olduğu gibi. Meleklerde de böyle tasnif var.
- 29:10
Ve minen nâs. İnsanlardan da seçer. Seçti işte. Daha bundan sonra yeni peygamber seçmeyecek. Bitti. Ama seçim yaptı. İşte bu seçime itiraz edebiliyor musun? Ne demiyorsun? Erkek olsan ne olur? Yani sen çıkıp diyebilir misin Allah-u Teala yine Muhammed'i, niye Muhammed'i seçtin aşağıda? Ben seçmedim.
- 29:29
O zaman Mekke müşriklerinden ne farkın kalır? Tevla'nüz zilâdel Kur'ânü alâ raculim minel kar'iyete. Alayım. Mekke'nin, Taif'in bu kadar ulu adamları var. Zengin ağa paşa. Niye bunlara Kur'an indirilmedi diye kalktı. Ebu Talib'in yetimine. Haşa Rasulullah Efendimiz'e hakaret için. Söylüyorlar. Kur'an indirilecek adam olarak bunu mu buldu?
- 29:49
İşte müşrik kafası gibi. Beni niye erkek yapmadın? Beni niye peygamber yapmadın? sen niye zengin yapmadın, ben daha layıkıdım falan filan, bu şirk, şirk, Rabb'in dilediğini seçer. Beni niye zengin yapmadın? Sen itiraz hakkın yok, verileni kabul et, seni zaten kimseden aşağı etmemiş, takvalık kapısı açık, iman-ı amel-i sâlih kapısı açık,
- 30:10
cinsiyetle değişmez, fakirlikle değişmez, hiçbir şey değişmez, bugün en fakiri... bakıyorsun, dünya bütün zenginlerinden Allah'ın neftar. Bir kadın, makamı yükselmiş takvada, bütün erkeklerden neftar, e ne var? Öbürü, zahiri bu alemde Allah yaratırken sana bunu münasip etmemiş. Sen buna ne itiraz edebilirsin?
- 30:31
Vecumûrû lemâ yehlil hâk. Hak ehli yani ehl-i sünnet. Ehl-i sünnet alimlerinin ekseriyet yani, hemen hemen tamam. Ne görüş üzerinde ittifak etmişler? Alâ enne havâssal beşeri. Beşerin seçilmişleri, yani Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, Mûsâ, Âisâ, Nuh, İbrahim, aleyhimus salâtü vesselâm gibi peygamberler, eftalû.
- 30:54
Daha faziletlidirler. Min havâssal melâket. Meleklerin seçilmişlerinden. Ben bunu devamlı söylerim. Zaten ehl-i sünnet itikadımızın metninde de böyledir. Yani ne demek? Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Cebrâil Aleyhisselâm'dan üstün. Nuh Aleyhisselâm Cebrâil Aleyhisselâm'dan üstün.
- 31:17
Evet. Peygamberler, meleklerin peygamberlerinden üstün. İnsanların evliyâsı da meleklerin evliyâsından üstün. Ama insanların evliyâsı, mesela bizim Efendi Hazretleri büyük velî. Ama Cebrâil Aleyhisselâm'dan üstün olamaz. Çünkü Cebrâil Aleyhisselâm meleklerin peygamberi olduğu için. Ama normal dördüncü kasyemâda bir melek var.
- 31:39
İkinci kasyemâda. Hüsnü Zan ile konuşuyoruz tabi Efendi Hazretleri hakkında. Ayet-i hadis yok da. Orada tabi Hüsnü Zan devreye göre ama alametler var. Bu alametlere göre, kerametlere göre bunu anlıyoruz. Biz kendi gördüklerimize göre yani bunu anlıyoruz. Herkesin iman etmesi hakâyet-i metninde geçmiyor Efendi Hazretleri'nin adına.
- 31:55
Ama misal veriyoruz yani misal. Öbürüne göre de felan zat. Yani herkesin tabi olduğu bir mürşidi var. Herkes onu beşerin seçkinlerinden olarak görüyor evliyâsından. O zaman o ne oluyor? Normal bir ikinci katta, dördüncü katta ki bir melekten üstün oluyor Ehl-i Sünnet'in itikadına göre. Ama veliler ne kadar yüksek mertebede olsa İmam-ı Rabbani evliyanın reisi ama
- 32:24
Cibril Aleyhisselam'da üstün olamaz. Ama normal meleklerden üstün olur. Ehl-i Sünnet'in geneli bu görüş nedir? Beşerin peygamberleri, meleklerin peygamberlerinden eftaldir. Ancak İmam-ı Gazali yok. İmam-ı Gazali Hazretleri. Hüccet-ül İslam. Ve İmam-ı Harameyn. İmam-ı Harameyn yani İmam-ı Gazali'nin de şeyhi olacak herhalde.
- 32:52
İmam-ı Cüveyni mi İmam-ı Harameyn? Ona bak. Ve sahibül fütuhat-ı Mekkiye'ti. Bir de fütuhat-ı Mekke'ye sahibi. Fütuhat-ı Mekke'ye meşhur İbn-i Arabi Hazretleri'nin kitabıdır. Onun adını söylemiyor yani. Onda vasfıyla söylüyor. Fütuhat sahibi yani İbn-i Arabi. Hükmettiler. Ne ile? Eftaliyyeti. Meleklerin seçilmişlerinin eftal olduğuna.
- 33:23
Kimden bine? Beşerin seçkinlerine göre. Yani beşerin peygamberlerine göre meleklerin peygamberleri üstündür dediler. Ama farkındaysanız üst dört kişi oluyor. Geri kalan ehl-i sünnet alimlerinin cümhur ittifakı insanların peygamberleri meleklerin peygamberlerinden üstündür demiş. İki üç tane alimimiz onlar da ehl-i sünnet.
- 33:47
Onun için demin ehli hakkı nefsi demedi. Cümhuru dedi. Niye cümhur dedi? Ekseriyet dedi. Çünkü istisna var. İstisna olduğu için icma var demedi. Cümhurun görüşü bu dedi. Birkaç tane alim İmam Gıza, İmam-ı Harameyn, İmam Cüveyni diye biliyorum öyleymiş. İmam Cüveyni Allame tabi o da. Yadırganacak bir şeysi yok.
- 34:11
Çok büyük. Büyüklerin büyüğü. Bir de Muhiddin İbn-i Arabi evliyanın reislerinden. Onlar dediler ki Cebrail aleyhisselam Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden üstün. Veya Cebrail aleyhisselam İşte efendim Nuh aleyhisselam'dan, İbrahim aleyhisselam'dan üstün şeklinde. Meleklerin havası, beşerin seçkinlerinden üstün dediler.
- 34:35
Ama Ve ma neşey ki zahra belirdi li hazel fakir. Bana zuur eden şeyi söyleyeyim mi size diyor İmam-ı Rabbi Hazretleri. Benim anlattığım. Enne velayetel melek Meleğin velilik tarafı Eftalu min velayetil enbiya alim sallallahu aleyhi ve sellem Peygamberlerin velilik tarafından üstün. üstün.
- 34:54
Şimdi burayı doğru anlayalım. Buradan dolayı İbni Arabi'ye de iftira derler. İbni Arabi Hazretleri derler, efendim, velilik, peygamberlikten üstün diyor derler. Halbuki İbni Arabi Hazretleri veli peygamberden üstün demedi. Ama Peygamber'de iki taraf var. Bizim velilerimizde tek taraf var, velayet.
- 35:20
Kemâlât-ı Velâyet, tamam, Kemâlât-ı Nübüvvet'ten alabilir, istifade edebilir ayrı dava ama Kemâlât-ı Nübüvvet onda direktman peygamber olmadığı için asaleten olmaz. Kemalat-ı velayet, tamam. Kemalat-ı nübüvvet'ten alabilir, istifade edebilir, ayrı devam. Ama Kemalat-ı nübüvvet onda direktman
- 35:31
Hal böyle olunca peygamberlerde iki canip var, iki kanat var. Bir peygamberliğin velîlik tarafı var. Şeyh Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem peygamber olmadan önce de veliydi. Kırk yaşına kadar günahı yoktu ki hiç. Bir kere bir düğüne gittim dedi bir bakayım diye, daha çocuktum hemen bir uyku geldi, hiçbir şey görmedim duymadım, uyandım baktım güneş çıkmış.
- 35:53
Yani kırk yaşına kadar da veliydi. Nebi diyemiyoruz o dönem ama veliydi. Şimdi peygamberlerin bir velîlik tarafı var, bir peygamber olduktan sonraki tarafı var. Bundan hangisi üstün? İbn-i Arabî dedi ki velîlik tarafları daha üstün. İki taraf ağır basarsa, aynı kişide ama, aynı kişideki velîlik tarafı üstün.
- 36:19
Yoksa normal bir evliya peygamberden üstün demedi. Millet bunu yanlış anlataraktan iftira ettiler ona. Hiçbir velî peygamberden üstün olabilir mi? İbn-i Arabî bunu bilmeyecek kadar şey midir? Haşa. O zaman şimdi dedi ki o, peygamberde olan velîlik tarafı, velîlik tarafı şu demek, insanlardan ayrı olma, uzlet, işte Hiram ağrısına çekilmesi dönemleri,
- 36:47
insanlarla karışmamak, görüşmeme, tabi tebliğle memur mükellef olmadığı dönemler, Allah ile arasındaki ibadetler, şimdiki işte tarikattaki velilerde çilahanelere girmekler, halvetler, uzletler, riyazatlar falan filan. Bu tarafı üstün gördü. Çünkü neden? Mevla'ya yöneliş tarafı falan. Çünkü nübüvvet tarafı insanlarla ilgilenme yönü.
- 37:08
Sen ne diyorsun, ne fetva soruyorsun, gel bakalım, git bakalım, paramı istiyorsun. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem peygamberlikten sonra bütün milletin dertlerini dinledi yani. Dolayısıyla o öyle anlamış ki velîlik tarafı üstün.
- 37:22
Şimdi İmam-ı Rabbî Hazretleri diyor ki, burada diyor melek için söylenecek olursa, şimdi peygamberlerde bir velîlik tarafı var ya, yani velîlik tarafı dediğim Allah'a yönelen tarafları, Mevla ile halvet, Mevla ile beraber olma, işte insanlarla ilgilenmeyip Mevla'nın huzurunda bulunma makamları. Bir de meleklerin velîlik tarafı var.
- 37:45
Zaten meleklerde nübüvvet kemalatı hiç yok. Meleklerde velîlik tarafı var. Ne demek velîlik? İşte zaten yemiyor, içmiyor, erkeklik yok, düşürülük yok, şervet yok, bir şey yok. Tam bir velayet meleklerde zuur ediyor. Şimdi meleğin diyor velîlik tarafı peygamberlerin velîlik tarafından üstündür. Bu da ince bir şey.
- 38:09
Çünkü melekte bu iş zirve diyor yani. Çünkü peygamberlerin ne kadar velayet tarafı olsa da, illa ölmemek için yiyecek beşer. Zaruret miktarı yiyecek veyahut evlenecek zaruret miktarı. E şimdi orada yine bir zaruretler onları şeye çekiyor biraz, ihtiyaçlara. Ama melekte hiç ihtiyaç olmaz. Velayette Mevla Teala'ya teveccüh tarafını mülaza ettiğin zaman
- 38:39
meleğin velîlik tarafını peygamberlerin velîlik tarafından üstün diyebilirim diyor. Yani şunu demek istiyor İmam Gızaallerin, İmam Cüveynilerin de melekler peygamberlerden üstün derken eğer deselerdi ki, bir ayrım yapsalardı, deselerdi ki meleklerdeki velayet, velîlik tarafı nebilerdeki velîlik yönünden üstün olur ağır basar.
- 39:06
Hani ben de buna, bana da zuur ediyor böyle bir şey. Ama velâkin fin nubûvveti ve risâleti, şimdi peygamberlerde bir taraf var, o da meleklerde hiç yok. Şimdi meleklerde olan velîlik peygamberlerde var. Ama peygamberlerde olan nubûvvet ve risâlet tarafı, yani elçilik, Allah'tan vahiy alma ve kullara vazifeli elçilik yapma.
- 39:30
Bu nubûvvet ve risâlet de deracetün, peygamberlere has bir derece var, o da hiçbir melekte yok. Hiçbir melekte de yok, hiçbir velîde de yok, insan velîlerinde de yok. Nubûvvet, risâlet yok ki peygamber olmayanda. O zaman lem yeblûk ulaşmamıştır ha o dereceye. Melekün bir melek kat'tu. Asla hiçbir melek Cebrail'de yok.
- 39:53
Cebrail Aleyhisselam da olsa, Mikâil Aleyhisselam da olsa, İsrafil Aleyhisselam Mevla ile çok özel makamları vardır, mukarreptir. Bazı kere Cebrail Aleyhisselam bile silçilede, icazet silçilerinde vs. bazı hadis rivayetlerinde, hadis-i kutsi Mevla'dan alınan hadis-i kutsilerde, kitaplarda görüyoruz.
- 40:13
Cebrail aleyhisselâm Mikâel aleyhisselâm'dan almış, Mikâel aleyhisselâm İsrafil aleyhisselâm'dan almış. İsrafil aleyhisselâm'ın da silsilede öyle bir yeri var ki Mevlâ'dan telekkîde, İsrafil Aleyhisselam'ın da silsilede öyle bir yeri var ki, Mevla'dan telekki de, Cebrail Aleyhisselam'dan da öne geçtiği yerler var.
- 40:22
Cebrail aleyhisselâm'dan da öne geçtiği yerler var. Zaten o da meleklerin peygamberlerinden zaten. Ama velev İsrafil Aleyhisselam olsun, Cebrail Aleyhisselam olsun, bir peygamberde bulunan, herhangi bir peygamber ha, ülül azm olması şart değil. Diyelim, Danyal Aleyhisselam. Diyelim, İşmevil Aleyhisselam.
- 40:43
Diyelim, Circis Nebi. Diyelim, Yuşa Aleyhisselam. Hani peygamberlikleri sabit olan hadislerde, ayette ismi geçmesin de demek istiyorum. Ben İsrail'deki bir nebiye, herhangi bir nebiye, herhangi bir nebiye, kitap sahibi değil, müstakil kitap sahibi değil, müstakil şeriat sahibi değil. Ama her nebiye mutlaka vahiy geliyordu, ayrı dava.
- 41:03
Ülül azm olmasa da Cebrail Aleyhisselam bile o Danyal Aleyhisselam'daki veya Circis Nebi'deki bir şeye, Risalet ve nübüvvet derecesine ebediyen ulaşmamıştır. Ulaşamaz tabii ki. Çünkü orada Allah'ın nebisi ve rasulü olma sıfatı var ki, bu hiçbir meleğe nasip olmamıştır. Vazitler Hacıdı bu derece nâşiyetun, kaynaklanıyor.
- 41:30
Bu nereden geliyor insana yahu? Niye meleğe gelemiyor da insanda oluyor bu? Cebrail Aleyhisselam nasıl bir peygamberin nübüvvet derecesine ulaşamıyor ya? Çünkü, minciyetin on suri türabiyi, toprak latifesinden geliyor. Melekler topraktan yaratılmamış, nurdan yaratılmış. Peki nur mu üstün, toprak mı üstün soruyorsun?
- 41:51
Burada toprak ağır bozuyor. Çünkü nur, tevazuda ağır basmıyor. Nur ışıktır, enerji diye anlarsan şimdi. Bu mütevazilikte, alçak gönüllükte, tezellülde zirve değil. Alçak, Allah'a karşı tabii zillet, meskenet, fakirlik, alçalma mertebeleri. Çünkü alçalmadan ne kadar dibe inerse yükselme o kadar fazla oluyor.
- 42:21
Alçalma noktasında, tevazuda, zirve nedir? Toprak latifesidir. İnsanda toprak unsuru var. Unsur, anasını erbaat. Yaratıldığımız dört ham madde. Su, hava, toprak, ateş. Bu topraktan geliyor. Elledi toprak olan maksulsün bir beşer. İnsana maksuldür. Melekte de toprak unsuru yok, cinde de yok. Cinde ateşten yaratılmış.
- 42:45
Tabii cinler onun için ancak havalarda geziyorlar. Uçuyorlar, kaçıyorlar ama düştü mü de tam düşüyorlar. Ondan sonra cehennemin dibini de boylayacak cinlerin çoğu da kafir tabii ki. Bundan dolayı cinlerdeki hiçbir kemalat insanın evliyasını geçemez. Cinlerin de kendilerine göre peygamberleri var ama onlara Rasul ve Nebi denmiyor, Nezir deniyor.
- 43:11
Ondan sonra efendim, Kendi kavimlerine münzir olarak gittiler diyor. Yani münzir nezirden geliyor, uyarıcı. Bir makamdır ama insanların peygamberlerine ulaşamıyor. Niye ulaşamıyor? İşte toprak latifesinden değiller cinler. ''Ve zuhurette izâ inel yâ zelfakîri'' Bu fakire, yani bu kendisini imam-ı Rabbânâ zekâsı diyor.
- 43:41
Bana şu Mevla şunu anlattı. ''Enne kemâlâtil velâyetî'' Velîlikle ilgili üstünlükler. Velîlik anlıyorsunuz değil mi? Allah dostu, Allah'a yakınlık. Zaten veliye kelimesi, velâyetin mastarı velyen. Veli kurttur. Zaten başka mektuplarda der. Yani Mevla'ya yakınlık. Tabi Mevla'da haşa, mesafe olmadığından, mekanda olmadığından yakınlık metrelerle ölçülen manada değil.
- 44:11
Manevi yakınlık. Velîliğinde tabi işte diyorum ağır basan üstünlükleri de riyazattır. Şehvetten uzak durmak, şehveti tahrik eden hayvani gıdadan vesaire. Uzlet, halvet, inziva, insanlarla karışıp görüşmemek çünkü. Kendini Mevla'ya müteveccir durumda bırakmak. Bu velîliğin çok kemalatı var tabi. Kerametleri, keşifleri görmüyor musunuz?
- 44:41
Evliya'dan nakledilen kerametler. Cidler dolusu kitap yazar. Bir velîdeki kerametler. Şah-ı Nakşibend'de, bir Abdülkadir-i Geylani'de. Cidler dolusu kaç cid kitap var bende yani. Sırf Abdülkadir-i Geylani. karikulade, Allah'ın ona verdiği hünerler. Hoş peygamber değil ama mucizesi yok ama mucizedeki kadar aynı derecede açık, belirgin, eşsiz kerameti var.
- 45:07
Mesela ölüyü diriltmiş. Yani İsa aleyhisselam ölüyü dirilttiğinde mucize deniyor. Çünkü peygamberim dediği için. Abdülkadir Geylân hazretlerindeki ölüyü diriltmeye keramet dönüyor. Çünkü orada nübüvvet iddiası yok. Zaten peygamberim değil, veliyim de demiyor ki. Çünkü velayette iddia yoktur. Nübüvvette iddia şarttır.
- 45:28
Peygamber, ben peygamberim demem zorunda. Öbür türlü adam inanmazsa ebedi cehenneme gidecek. Kendini gizleyerek, tevazu yaparaktan adamı gavur mu bıraksın? Ama velilikte onun şahsına inanma, velilik mefhumuna inanmak şarttır. Keramet mefhumuna inanmak iman şartıdır. Çünkü Kur'an'a inanmaya girer. Ayetlerde kerametler var.
- 45:48
Asaf ibni Berhiyan, Belkıs'ın tahtını getirmesi. Meryem annemize yazın kış kışın yazın meyvesinin getirilmesi. Bu keramete inanmak şarttır. Velayete inanmak şarttır. Çünkü elâ nevliye Allah diyor Kur'an. Allah'ın velileri var diyor. Lâ gavvûne âlim. Korku yok onlara. Üzülmeyecekler diyor. Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn.
- 46:08
Demiyor ki peygamberdirler, rasüldürler. Vahiy geliyor. Diyor ki sıradan müslümanlardır. Ama haramlardan sakınma yüzünden takva ile veli olmuşlar diyor. Demek ki her mümin bu manada hususi veli değildir. Umumi manada gavurlara göre veliyiz hepimiz. Ama özel manada hepimiz bu ve kânû yettekûn da değilsek takva şartını tamamlayamayanlar da özel veli olamıyor.
- 46:32
Onun için veliliğe inanmak iman şartıdır. Keramete inanmak iman şartıdır. Niye? E Kur'an'a inanmak şartsa Kur'an içindedir. Ama bir şahsın özel olarak veli olduğuna inanmak şart değildir. Yani bir adam Abdülkadir Geylani'nin veli olduğuna inanmıyorum dese kafir olmaz. Ama dünyada veli diye bir şey yok.
- 46:50
Allah'ın velisi yok dese kafir olur. Ayet var. Ama özelde Mahmut Efendi Hazretlerine inanmıyorum dese kafir olmaz. Kafir olmaz ama yani nasipsiz olur, bahtsız olur. Şanssız olur yani değil mi? Allah dostlarına inanıp sarılsaydı bağlansaydı kazanırdı. Büyük devletlerden mahrum olur ahirette kafasını vurunca kaya ağır.
- 47:11
Ayrı dava. Ama kafir olmaz. Hal böyle olunca şimdi velayette çok kemalat var. Kemalat deyince sana anlatıyorum işte. Ölüyü diriltmeye kadar varacak kadar. İşte rufailerde ateşin içine girip yanmayacak kadar. Kılıç mılıç kesmiyor onları ya. Ahmet Ruba Hazretleri kerametleri müritlerine intikal etmiş.
- 47:38
Hala bile hani onlarda bu hal zuhur ediyor. Şeyhlerinin kerameti onlara intikal etti buyurdu Alaeddin Efendi Hazretleri. Ama bunlara hiç itibarı yoktur. Ama neye göre? Biz keramet değersiz demiyoruz. Kerametin adı işte keramet ikramdan gelir. Zaten Allah ona değer verdiği için keramet vermiş. Değersiz olur mu?
- 48:00
Lafın kerametin adı zaten değerli. Şeref. Ama peygamberlikte bulunan üstünlüklere ve faziletlere göre tamam mı? Yani Rasulullah s.a.v'in Nuh s.a.v'in, İbrahim s.a.v'in veya Danyal s.a.v'in, Yuşa s.a.v'in herhangi bir peygamberde bulunan manevi olgunluklar kemalat demek Bu kemalata nispetli hiçbir velinin kemalatına itibar yok.
- 48:28
Ama bizim gibi düşüklerin, rezillerin, sefihlerin, sefillerin durumumuza göre tabi ki evliyanın keramatına, kemalatına çok itibar var. Bize göre onlarda çok itibar var. Ama peygamberlere göre de onların kemalatına itibar yok. keşke velilik kemalatı olgunlukları için olsaydı hükmel katrati keşke bir damla hükmü olsaydı bin nispeti ilel bahril muhit muhit kuşatan okyanus
- 49:00
her tarafı kuşatan denize göre yani okyanusa göre bir damlana kadar bütün evliyanın kemalatını keramatını toplasan bir peygamberin kemalatına göre okyanusun yanındaki damla olaydı keşke. Damla bile olur diyemiyor. Keşke olaydı diyor. O zaman felmeziyetün naşiyet felmeziyetü üstünlük en nâşiyetü kaynaklanan felmeziyeti üstünlük en naşiyeti kaynaklanan min tarîkın nübüvveti
- 49:28
min tarikın nübüvveti peygamberlik peygamberlik yoluyla gelen bir üstünlük, bir fazilet, bir meziyet, bir kemalat, bir olgunluk, bir mertebe tekülü olur, zaid eden tekûlü olur, zâideten ziyade olur, fazla olur ve afâfin katlarla, muzâaffetkin katlarla ve avafin katlarla, muzaaffetin kat kat katlanmış katlarla.
- 49:45
Neüzene alel meziyetin naşiyeti kaynaklanan üstünlüklerden nerden min tarikül velayeti zikir, velayet, velîlik yolundan kazanılan meziyet, keramet, kemalat var ama peygamberlik yoluyla gelen faziletler onlardan kat kat üstündür. O halde fezleke, feleftaliyetü fâi fezleke deniyor. Bunlara yani neticeye gelelim.
- 50:07
Geride konuştuklarımızın neticesi, feleftaliyetü alel itlak, kayıtsız şartsız üstünlük, en üstün olma mertebesi, tamam mı? Sâbitetün, sabittir, kim için ilenbiyâ aleyhissalâtu vesselâm. Mutlak manada konuştuğun zaman, genel manada ama kayıtlarsın bir şeyle, kayıtlar işi değiştirebilir. Kayıtlıyı konuşmuyoruz.
- 50:37
Yani Resûlullah Aleyhisselâm'a göre Nuh Aleyhisselâm'ınki mertebesi düşük kalır. Bu kayıtlı şeyleri konuşmuyoruz. Alel itlak demek kayıtsız şartsız. Genel manada konuştuğumuz zaman efendim veya peygamberdeki velâyetle peygamberdeki nübüvvet meseleleri kayıtlı. Orada da ihtilaf çıkabiliyor. Yani İbn-i Arabî'ye göre bir peygamberin velâyet tarafı muraccahtır.
- 51:00
İmam-ı Rabbî Hazretlerine göre de peygamberin nübüvvet tarafı. Neden? Çünkü tamam nübüvvet canibinde halkı davetle uğraşıyor, insanların derdini dinliyor, yani sırf ibadete ayrılamıyor ama halkın derdiyle uğraşmak Allah'ın emriyle olduğu için en büyük ibadet oluyor. Bir de nefsin tercihi de olmadığı için eftal oluyor.
- 51:24
Neden? Çünkü onun canı Mevla ile meşgul olmak istiyor. Rabıta, murakabe, huzur, mükaşefe yani veliler için bir insan geldiğinde bir şey sorduğunda ona cevap vermek o rabıtan, o murakabe halinden ayılmak ne demek biliyor musun sen? Cennetten çıkıp çöplüğe dönmek kadar burnunu tıkarsın, miden bulanır yani.
- 51:45
O kadar zor geliyor buna. Şimdi Efendi Hazretlerine bakıyorsun geliyorlar, bir şey soruyorlar. Yani murakabe halinde böyle, öyle zor açıyor gözlerini, o kadar zor çıkıyor ki o içinde bulunduğu halden. İşte mecburen bir cevap verecek, bazı kere eskiden öyleydi, şimdi zaten çoğuna da cevap da vermiyor.
- 52:00
Çünkü o manevi halini bırakmak istemiyor. İnsanlarla zaten hürriyeti kesmiş ne zamandır. Hal böyle olunca peygamberin de mesela Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Miraç'tan dönmek istemedi. Ama Mevlana buyurdu Habibim biliyorum sen beni cemalimi seyretmeye doymazsın ama insanların davet vazifesi var.
- 52:23
Miraç'tan döndüğüne kadar sıkıldı. Hem niye diyor Muhafize-i Nebiyyimiz ile Muhafizeyi diyor? Benim çektiğim eziyeti hiçbir peygamber çekmedi. Çünkü benim gördüğüm Mevlana'nın cemalini hiçbir peygamber görmedi. O gördüğü zamanki zevkten ve tattan mecburen bizim için yani bizi davet için geri döndü geldi.
- 52:42
E geri döndü geldi, onun için en büyük sıkıntıyı çekti. Millet de bu hadisi anlamıyor. E Zekeriya Aleyhisselam'ın ağacın içinde ikiye biçtiler. Yahya Aleyhisselam'ın başını kestiler. E bu kadar peygamberler eziyet, Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e böyle bir eziyet olmadı ki diyor. Ama Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Mevlana'nın cemalini görme lezzetinden ayrıldı.
- 53:00
O kadar zordu ki onun için. Daha büyük bir sıkıntı olamaz. Sevgiliden ayrılmak. Dünyayı hepsini al git der ya yeter ki beni ayırma. Ama o eziyeti bizim için çekti. E şimdi geldi halkla uğraştı. Hele Miraç'tan indikten sonra zaten biraz sonra hicret etti. Hicretten sonra da 10 sene, Medine dönemi 10 küsur sene bütün harpler, gazalar, cihatlar, müfrezeler, seriyyeler
- 53:27
neler çekti ya. E Mevla Aleyhira Dağı'nda mağarada oturup meşgul olabilirdi ne tatlıydı değil mi? Ve Miraç'ta kalırdı hiç inmezdi. İdris Aleyhisselam gelmediği gibi geri. Ama onun için peygamberin velilik tarafındansa diyor, peygamberlik tarafı yine eftel. Çünkü neden? Burada Mevla Aleyh çok ibadette meşgul olmuyor gibi görünüyor.
- 53:50
İnsanların derdiyle uğraşıyor. Savaşla uğraşıyor, kılıçla uğraşıyor. Vurdu, kırdı, kesti, astı da mutlu muharebete gitti adama vurdu. Yani bir bindirdi ona üveyini kalef gavuruna mesela şimdi gidip secdede durmak varken niye gidiyor gavura vurdu ya? Hangisi eftel? İşte oradaki Mevla'ya müteveccih velayet halinden daha eftel o nübüvvet ahvali.
- 54:16
Çünkü neden? Orada insanların ümmetin kıyamete kadar gelecek ümmetinin müslüman olması cennete gitmesi. Yani nefsiyle uğraşmıyor orada. Velilik tarafında nefsinin hazları da devreye giriyor. Yani canı istiyor çünkü çok tatlıdır. Feyiz geldiği zaman insan dünyayı satar ya. Al git ya benim bütün malım mülküm al git.
- 54:35
Beni bu feyizimden alıkoyma diyor. Biz bile bir zerre bir zebi feyiz geliyor Adam kimse gelmesin ya konuşmasın benimle istiyoruz. Biz neyiz ki yani? Bunun zerresinin zerresinden e bir de nübüvvet velayet makamlarında hiç ayrılmak ister mi? İstemez ama niçin ayırtıyorlar onu? Ama sen tek başına cennete gelirsen ne anladık?
- 54:54
Git milleti de davet et de bütün ümmetinle cennete gel. E bu sefer de sıkıntıya giriyor tabi ümmetin daveti kolay iş değil. Cihatı var, mücadelesi var, harbi var, Onun için İmân-ı Hakk'ın hazretleri burada yine isabetlidir. Bir peygamberdeki nübüvvet tarafı velayet tarafından üstündür. Neden? Çünkü üstünlük zorluğa göreyse.
- 55:19
Eftel-i amâl-i ahmez ve amellerin en üstünü, en zor geleni ise o zaman Hiram Ağası'nda ibadet etmeye göre Sevir Dağı'ndaki kaçıp hicret etmek daha zor değil mi? Zor eftelse nübüvvet tarafı efteli oluyor. Çünkü halkı davet tarafında zahmet fazla. Yine üstünlük nübüvvet tarafındadır. Yani peygamberin kendindeki iki makam arasında kıyas yapıyoruz.
- 55:47
Peygamberle Evliya'dan bahsetmiyoruz ha. Peygamberde bulunan kendi içindeki iki makamdan bahsediyor. Yine nübüvvet tarafı ağır basıyor. Yani yine İbn-i Arabi Hazretleri'nin görüşündense İmâm-ı Rabbân Hazretleri'nki zahire uygun. Ve zaten o burada da onu söylüyor. Kayıtsız şartsız üstünlük arıyorsan Enbiya için sabittir.
- 56:10
Peygamberlerdedir bu durum. Vel fazlul cüz'i cüz'i bir fazilet arıyorsan velayetteki zirve veliyetteki zirve tabi orada yememek, içmemek, evlenmemek, erkeklik yok, düşündük yok falan filan bilmelâket-i kirâm şerefli meleklere cüz'i bir fazilet düşer. Nebilere nispetle aleyhissalâtu vesselâm. Aleyhissalâtu vesselâm.
- 56:31
Selam olsun bütün melaike-i kirâm hazarâtına. Fassavâbû O halde fezlekenin fezlekesi. Doğru olan nedir? Mâ o şeydir ki kâlehû onu söyledi el-cumhûru. Ekseri ulema ne dedi? Minel ulemâ-il e'lâmi E'lâm yani marka isimler demektir. E'lâm marka isimler. Yani zirve isimler. E'lâm dağlar gibi de olabilir.
- 56:58
Yani Kur'ân-ı Kerîm'de de diyorlar ki e'lâm dağlar gibi. Yani dağ gibi âlimler de olabilir. Özel müşakkas marka isimler den olan âlimler ne dedilerse şekerallâhu Allah meşgul kılsın sâ-yevm gayretlerini yevm vel kıyâm. Kıyamet günü onların dünyadaki bu el-hüsnet itikadını bize anlatma husustaki gayretlerini karşılıksız bırakmasın hayırla mükafatlandırsın diye dua ediyor.
- 57:23
Cumhurulemâ ne dedi? Doğrusu odur. İşte onu şimdi özetliyor. Fe lâ hâ O zaman zuhur etti. Fe ayrı lâ hâ zuhur etti. Fe lâ hâ zuhur etti. Minazette hakîk. Benim bu geride yaptığım açıklamadan dennehu şân lâ yeblûhû ulaşamaz veliyyûn, hiçbir veli İbn-i Arabî de olsa, Abdülkadir-i Geylani de olsa, İmam-ı Rabbani de olsa hiçbir veli ulaşamaz derecete nebiyyin
- 57:52
hiçbir peygamberin derecesine. En ufak, Kur'an'da adı geçmeyen Beni İsrail'deki nebilerden biri. Belki de hadislerde de ismini duymadık. 224.000'in adını bilmiyoruz ki çoğunun. Hiç kim bir nebinin derecesine ulaşamaz, minel enbiyâ alemü's-selâm. Hepsine selam olsun. Peygamberlerden hiçbirinin derecesine ulaşamaz.
- 58:14
Bel, bilakis yekûne olur Rasûl-i Veli'yi Veli'nin başı yani İmam-ı Rabbani'nin, Abdülkadir-i Geylani'nin, Şah-ı Nakşibend'in başları nerede olur? Teht-i kadem-i nebiyyin mutlaka bir peygamberin ayağının altında olur. Alet devamlı, bu devamlı öyledir. Tabi her velini de biliyorsunuz, mebde-i tayyûnü var.
- 58:33
O mebde-i tayyûnde hangi peygambere uyum sağlıyor manevi hâli? Onun için bazı peygamberler bazı veliler heybetli oluyor, işte Musa as. gibi celalli oluyor. Ala ader efendi, bu ağamız gibi, mesela ben onun mebde-i tayyûnü olarak kademini bilmiyorum da onu misal olarak konuşuyorum. İşte bizim Efendimiz Hazretleri yani Efendimiz as.'a çok benzer cemal, merhamet meselelerinde.
- 58:58
Onun için illa bir peygamberin ayağının altında olur ama. Kendi makamı göreyim, gereği. Yembegî gerekir en yûleme bilinmesi en nevşan mâ min mes'eletin. Burası çok önemli. Hangi bir mesele varsa ihtelefe ihtilâf ettiyse fîhâ o konuda el-ulemâ ve âlimlerle ve sûfiyyetü tasavvufçular meşâyih Şeyh Efendi.
- 59:19
İlla mutlaka idâ lûhizat düşünülürse fîhâ o meselelerde hakka'l-mulâhazat iyi bir düşünce yapılırsa işte İbn-i Arabî ile diğer cumhur ulemanın ayrıldığı noktalar var işte. Vatedi vücut konusunda olsun işte peygamberin velâyet tarafı eftaldir konusunda olsun vs. Veyahut da işte cehennemde yananlar sonunda biraz azapları dinecek gibi konularda olsun.
- 59:49
Ne zaman iyi düşünülürse hak ve hakikat fihâ, o meselede nerede çıkar? fî cânib-il ulemâ, alimler tarafında çıkar. Mutlaka alimler haklı çıkar. Ves sirru zâlike, bunun sırrı nedir? Niçin hep alimler haklı çıkar? Enne nazarel ulemâi, çünkü alimlerin bakışı, zahir alimlerden bahsediyor. Yani tefsir, hadis, fıkıh, işte sarf, naif okuyor.
- 1:00:14
Sarf, naifleri güzel bildikten sonra mâni, beyan, bedi' gerekir. Ondan sonra da işte tefsir, hadis, fıkıh, akaid, tasavvuf okuyor. Zâhir-i ulemânın nazarı ve düşüncesi. Zâhir-i ulemâ deyince şimdiki ilâhiyatçıları anlamayın. Orada da belki birkaç tane el-i sünnet adam çıkar. Birkaç tane diyorum, el-i sünnet çok azaldı.
- 1:00:32
Zâhir-i ulemâdan maksadımız el-i sünnet itikadında olacak. Kader inkâr eden alim olur mu? Kader inkâr eden müslüman olamaz. Nerede alim olacak? Onun için hadisleri inkâr eden, yok fiten hadisleri sorunludur diyen, sahih hadisleri reddedenler. Onlar alimler sınıfından olamaz, müslüman sınıfından zor olur.
- 1:00:52
El-i sünnetten hiç olamaz. Mütevatir hadisleri inkâr ediyor, mehdi inkâr ediyor, leccal inkâr ediyor. Bu kadar mütevatir hadis... Alimler deyince yanlış anlamayın yani. Böyle etiketi var, doçat profesör anlamayın. El-i sünnet alimlerinin zâhir-i alimlerden bahsediliyor. Anladın? Şimdikilerden isim verip mevzuyu karıştırmayalım ama zâhir-i alimler diyelim tasavvufa intisâbı yok.
- 1:01:22
Yani diyelim biz ölmüşlerden konuşursak hiç kilitli. Hatıf efendi diyelim şimdi. Yani zâhir-i bir alim idi. Baba Ali Adem Efendi Hazretleri'nin arkadaşıydı. Derdi ki şeriat alimiydi. Şeriat alimiydi. Bak tamam. Ama tasavvuftan nasibi yok. Diyelim ki bir meselede israf çıksa iyi düşünürsen diyor yine bakarsın zâhir-i alimleri haklı görürsün.
- 1:01:52
İmam-ı Rabbân Hazretleri kendi tasavvufun başı olduğu halde bunun sırrı nedir diyor. Çünkü alimler keşfi yok. Manevi boyutu yok. Tasavvufa girmedikleri için yani ilhamları yok, kerametleri yok, keşifleri yok, bir şey yok. Bir şey konuştuğu zaman neye göre konuşacak şimdi? Ayete, hadise göre konuşacak.
- 1:02:11
Çünkü elinde başka bir malzemesi yok. Bir vasıtası. Mütebbat-i Enbiya Aleyhisselam. Peygamberlere uymaları vasıtasıyla onların görüşü nafizün. Geçerlidir. İla kemalat-i nübüvveti. Peygamberlik kemalatına sirat ediyor. Daha ve ulum ya onların ilimlerine sirat ediyor.
- 1:02:29
Şimdi. Zâhir-i şeriat alimi olan biri. Vahiy gelmez aşağı. Peygamber değil ki. İlham da gelmez. Niye? Veli değil. Zâhir-i âlimler veli değilse Allah'ın hiç velisi yok der. İmam-ı Azam ile İmam-ı Şâfir o ayrı bir vecihtir. Çünkü şeriatı zâhirini muhafaza ettikleri için tabi ki evliyadırlar. O makam ayrı.
- 1:02:52
Ama hususi velâyette tasavvuf ehli kadar çalışmadıklarından özel ilhamları yoktur. Peki bir şey konuştukları zaman, bir şey karar verdikleri zaman cehennemde ebedi azap devam edecek. Azap hafiflemeyecek. Asla efendim kafirler çıkamayacak. O ittifaklı da. Azapları da dinmeyecek dedikleri zaman nereden alacak bunu?
- 1:03:17
Cehennemi gördü bile. Cehennemde yananlar sonradan rahatladılar biraz falan. Bunu keşifle göremeyeceğine göre Kur'an-ı Hadis'e bakacak. Lâ yuhaffafu anemul azâb. Azapları hafiflemez âyetini görecek. Diyecek bu budur. Ama tasavvuf ehlinden İbn-i Arabî Hazretleri gibi zatlar bazı kere keşfe bakıyor. E keşifte de ben böyle görüyorum diye devreye giriyor.
- 1:03:41
O zaman kendine delil olan âyet-i hadislerden bir şeyler bulmaya da çalışıyor. Tevhilde var tabi. Âyetsiz, hadisiz olmaz ama bazı onların da delil getirdikleri. Ama hatalı olabiliyor. Onun için âlimlerin görüşü nereden çıkıyor? Kemal-i Abdülbüvet'e geçiyor. Nereden geçiyor? E ben hafızsam, âlimsem tefsir biliyorsam, hadis biliyorsam âyet-i hadise bakıyorum.
- 1:04:07
Âyet-i hadis kimin ilmi? Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in ilmi. Âyet-i hadis hangi kaynaktan geliyor? İkisi de vahiyden geliyor. Vahiyde şaşma pay var mı? Yok. Bu sefer ne oldu? Zahiri ulemanın görüşü haklı çıkıyor. Çünkü şaşma pay yok. Ve nazaru sufiye. Fakat tasavvufla uğraşanlar eğer İmam-ı Rabbânî Hazretleri gibi iki kanatlı, gerçi
- 1:04:31
yanlış anlamayın İbn-i Arabî tek kanatlıdır demiyorum İbn-i Arabî de. Kur'an hafızlıydı, bırak. Hadis hafızlıydı, bırak. Fıkıhta müçtehid değil, mezhep sahibiydi yani. Müçtehidi taklit etmez. O kadar yüksek âlim. Onu demek istemiyorum. Ama kendilerinde velayet kemalatı ağır basan küşüfat ağır basan, zuhurat ağır basan, sufiyenin nazarı maksûrun bağlı kalıyor.
- 1:04:57
Ala kemalatil velayeti, velîlikle ilgili olgunluklara ve ma'rifâ, onların ma'rifetlerine, velîliğin ilimleri, ma'rifetleri, işte zuhuratı, küşüfatı kendilerine gösterilenlerle efendim sınırlı kalıyor. Şimdi o da alenen görüyor yani. Onun da keşf-i hayal değil, rüya değil yani. Alenen görüyor. E bundan dolayı da yani ilham bize göre
- 1:05:26
bizi bağlayacak bir ilim sebebi değil ama işte o sahibini bağlıyor. Sahibini bağlıyor. Ehl-i hakk'a göre, el-hüsned'e göre ilham bir şeyin sıhhatini bilmenin esbabından değil. Ayet-i hadis gibi hüküm sabit etmez. Ama o kendisine gösterilen zat onunla amel ediyor. Etmeli de. Çünkü bu sefer o kendine gösterilene muhalefet etmiş olur.
- 1:05:50
Anladın mı? Yani sen bir rüya gördün, diyelim o rüya ile işte sana şuraya gitme dediler, şunu dediler, bunu dediler. Senin amel etmen uygundur yani, seni bağlar. Bağlar derken helal haram konusunda bağlar demiyorum. Ama sonra başına bir iş gelir. Ondan sonra vah edersin, aha edersin. Ama şimdi beni bağlamaz yani şimdi senin rüyanı sen görürsün, bana bir şey anlatıyorsun.
- 1:06:14
Ben böyle bir şey görmedim. Benim istiharem bir şey için hayırlı çıkıyor, sen benim için istihare ediyorsun. Senin benim için yaptığın istihareye tabi olmam gerekmiyor. Ama kendi adıma yaptığım istihare etti, beni bağlıyor. Çünkü Mevla'ya sordum, Mevla'dan bir cevap aldım. Bunun gibi o zat da onu görüyor.
- 1:06:31
Gördüğü için o da ona göre hüküm vermek durumunda. Çünkü alenen görüyor, o da onu uydurmuyor ki rüya da görmüyor. Keşif çünkü uyanık yakası halidir. Hal böyle olunca onlarda velayet kemalatıyla ilgili noktada yetiniyorlar. Fela cereme şüphe yok ki yekûnü oluyor. El ilmul me'hûcu alınan ilim min mişkâtin nübüvveti.
- 1:06:55
Peygamberlik kandilinden, fenerinden alınan bir ışık, bir ilim, bir bilgi. Es vebe. Daha doğru oluyor. Bak öbürüne de hepten yanlış demiyor. Buna daha doğru diyor. Ve es sahhe daha sahih oluyor. Neden? Min el ilmul me'hûcu alınan ilimden. Nereden? Min mertebeti velayeti. Velilik mertebesinin kandilinden, fenerinden alınan ilimden daha doğru ve daha sahih oluyor.
- 1:07:19
Çünkü velayet kandilinin ışığıyla peygamberlik güneşinin ışığı bir değildir. Bu bir olmayınca, tabii ki ışık ne kadar fazlaysa da o kadar ortalık daha çok görülüyor. Nübüvvet güneşi ortada aydınlanmamış kıl bırakmaz. Ama velayet kandili nübüvvet kadar parlamaz. Onun için belki hafif müşkil işler kalabilir.
- 1:07:43
Ama nübüvvette kalmaz. Çünkü vahiyle gelen ilimlerde gizli kapalı bir şey yok. Açıkça Mevla bildiriyor ne buyurduysa odur. Bunlar özel meseleler biraz. Ve tahkikü bazı hazil me'arifi. Bu marifetler ve ilimlerin bazılarının tahkiki yani incelenmesi, İzahı Münderic'in içine konmuştur. Fil mektubil mesturi.
- 1:08:08
Yazılan mektuba bismi veledil erşedi. Çok rüşt sahibi. Erşed diyor mesela. Hacı Muhammed Sadık Hazretleri. İmamoğlu bazen yanında yatıyor. Önümüzdeki dergide onun da kabrinin resmini koyacağız. Hemen İmamoğlu bazen yanında iki oğlu yatıyor. Biri Hacı Muhammed Said, biri Hacı Muhammed Sadık. Çok büyük velidir.
- 1:08:27
Bu birinci cidi 260. mektubudur. Onları da velayette zirvedirler. Zirvedirler. Hacı Muhammed Sadık hatta Hindistan'a, o beldelere bir büyük veba, taun salgını gelecekti. O Mevla müracaat etti. Yarabbi bu kadar insan ölecek. Yani sen beni al. Bu yüzden ona isabet etti. Taunda şehit oldu. Babasının sağlığında İmam Rabbi Hazretleri diye biliyorum.
- 1:08:51
Vebat etti. Sonra da Mevla ona bir mertebe verdi. İmam Rabbi Hazretleri'ne bildirdi. Madem ki bu ümmet için kendini feda etti. Ben de onun ismi, Hacı Muhammed Sadık ismiyle kim, onun hürmetiyle bana sığınırsa, bulaşıcı hastalıklardan, tavundan, vebadan, onun ismiyle dua edenin hastalığını kaldıracağım.
- 1:09:11
Ona bulaştırmayacağım. Nüsha de yazılıyordu. Şeyh Yahya Efendi vefat eden rahmetullahi aleyh. Bu şimdiki Hindistan'daki torunları, Zübeyir Efendilerin babaları. Bize gelmişti İstanbul'a. Misafir etmiştik onu. O mübarek eliyle yazardı. Hacı Muhammed Sadık, ilahi bir Hakk-ı Hazreti Hacı Muhammed Sadık diye.
- 1:09:31
Tabi onlar Farsça şey diyorlardı. Hacı Muhammed Sadık, büyük veli olmuş. Erşed diyor. Raşid demiyor. Erşed diyor yani. En olgun makamda bir veli. Benim oğlum, Hacı Muhammed Sadık Hazretleri'nin adına bir mektup yazdım diyor. 260. mektup yani. Biz şimdi 266'yı okuyoruz herhalde. Birkaç sayfa ilerdeyiz.
- 1:09:52
O mektubu biz okumadık. Zaten o mektuba girsek ne benim ayağım kalır, ne senin kafan kalır. Herkes havada uçuşur. O kadar zor. Bir mektup yazmış. Marif, marif. Marif o demek işte, anladın mı? Marif, marifetler. Mevla Teala'yı bilmekle ilgili ilimler demek, marif. Allah Teala'yı tanımakla ilgili. Tabii onun meratibi var.
- 1:10:15
Bir şeyler yazıyor ki ne hoca anlar, ekseri, şeyhim diyenlerin bile çoğu anlamaz şimdi. Nerede Efendi Hazretleri? Öyle anlatırdı mübarek. Onun kadar mektubatı kim anlayacak yani? İlmi husuli, ilmi huzuri falan filan. Neler anlatıyor o mektupta? O mektup ben anlayamıyorum ki size anlatayım yani.
- 1:10:36
Belki lügat manasından bir şeyler anlarım ama onun için zaten cemata gerekli bir mektup değil. Makamına göre, dersine göre belki ilgilenen okur. Ona özel okunabilir belki. Asaleten kemalat-ı nübüvvet olmaz, peygamber değil ki. Ama kemalat-ı nübüvvetin mişkatından bir şeyler ışık alır veliler.
- 1:11:21
Bunların hepsinin malumatında gizli bir şey kaldıysa fel yurâca' başvurulsun hünâke, o mektuba başvurulsun. Oradan bu iş anlaşılır buyuruyor. Şimdi imana geldik, mübarek ne kadar zor şeylerden sonra, ta imana yeni geldik. Halbuki biz Elifba'da başlasaydık, ne anlatacaktık? İman nedir? İtikad mektubu çünkü.
- 1:11:47
Ama bunlar tabi özel zatlara yazıldığı için. hepsine göre muamele etmiş. Şimdi biz geldik, iman nedir? Yani tasavvufa göre değil, şerâta göre müslüman olmak için iman nedir? Önümüzdeki çarşamba dersi budur. Kaçıranda ne diyeyim sana o kadar zarar var ki, Şerata göre Müslüman olmak için iman nedir?
- 1:12:06
bu dersi, bir dahaki dersi kaçıranlara o kadar zarar isabet eder ki ahirette çok pişman olur. Çünkü bu dünyayı Allah'ı bilmeye bulmaya geldik. Marifetullah mektebidir derdi Efendi Hazretleri. Yemek içmek bakımından beş kuruş etmez. Cennetten bir ufak nimet görsen dünyadan çıksınırsın ebedi yiyemezsin.
- 1:12:27
Cennet tavamı bir kere yedirseler sana daha midem bulan burada. En iyi yemeklerden kaçarsın. Onun için yemek içmek bakımından beş kuruş etmez ama Mevla'yı bilmek, bulmak ve tanımak bakımından maha biçilmez. Çünkü cennette de Allah'ı tanıma yok. Mektubat mı okuyacaksın cennete? Geçti o iş.
- 1:12:46
Onun için Allah'ını bilmek, bulmak, Rabbini tanımak, varmak isteyen el üsnet itikadı ile Allah'a kavuşmak isteyen bu mektubat dersini dinleyecek, dinletecek. İtikatta müçtehittir buradan. Normal bir alim değil. Öyle normal bir şey, ikinci bini müceddettikleri ayrı makam. Bu itikatta müçtehit, ayrı makam.
- 1:13:07
Kimsenin anlatamayacağı şeylere giriyor yani. Onun için hiçbir kitapta bulunmaz bu ilimler. Mektubatta bulunur. Dersimize kaldığımız yerden devam ederiz. Ama bugünkü dersten anlayacağınız, hiçbir veli ne kadar üstün olsa da hiçbir peygamberin en etna derecedeki, Ben-i İsrail'in ismini bile duymadığımız bir peygamberinin makamına ulaşamaz.
- 1:13:31
En üstün veli İmam Rabbani olsa, Abdülkadir Geylani olsa mutlaka bir peygamberin ayağının altında onun başı vardır. Nasıl Abdülkadir Geylani diyor ki, bütün velilerin boynu üzerinde, benim ayağım bütün velilerin boynu üzerindedir. Dünyanın her yerindeki veliler manen duydular boynuna neydiler. İşte Abdülkadir Geylani'nin boynu üzerinde de mutlaka bir peygamberin ayağı vardır.
- 1:13:57
Mertebe böyle sıralanıyor. İşi karıştırmayalım, yanlış anlamayalım. Hiçbir veli, hiçbir peygamberin derecesine, en üstün veli, en etna nebinin, peygamberler içindeki etnayı kastediyorum, derecesine ulaşamaz. Peki peygamberin kendinde velayet ve nübüvvet iki tarafı vardır.
- 1:14:15
İmam Rabbani Hazretlerine göre peygamberdeki nübüvvet tarafı, yani halka nazır olan, insanları davetle meşgul olan tarafı, kendi velayetinin, yani Mevla'ya müteveccü olduğu nübüvvet öncesi, işte Hiram ağrısındaki üzletler gibi makamlardan yine üstündür. Nübüvvetten sonraki milletle uğraşması, çünkü orada cihat vardır, davet vardır, zahmet vardır, zorluk vardır.
- 1:14:38
Onun için peygamberin kendinde bulunan nübüvvet, velayet tarafından yine üstündür. Burada İbn Arabi'lere muhalif olarak söylüyor bunu. Onu başka bir mektupta ben bir kere okumuştum size. Burada da bunu bilelim. Nübüvvet, eftâl, velayet onun yanında, keşke okyanusun yanındaki bir damla kadar hükmü olsaydı velîliği, peygamberliğe nazaran.
- 1:15:00
Konuşuyoruz. Allah-u Teala doğru anlamak, doğru inanmak, doğru bilmek, bizlere lazım olan dinimiz, dünyamız, ahiretimiz için gerekli olan marifetlerden, ilimlerden istifade edip kavramak, sonra unutmamak ve insanlara anlatabilmek, tebliğ yapabilmek, cümlemize nasip eylesin. Amin. O sallallahu aleyhi ve sellem Muhammedin ve aleyhi ve sellemi teslimen katirun.
- 1:15:24
Elhamdülillahi rabbil alemin. Yarın inşallah, perşembe akşamında sohbet var. Mescitte olacağız. Ahmet Yesevi Derneği'nde bulunacağız. Allah rızası için, ayakla adım atanlar, ayaklarıyla bu mertebeye ersinler. Gelemeyenler izlesinler, radyodan, televizyondan. Gelebilenler mutlaka adım atalım. Allah için, efendim, ibadete niyet edelim.
- 1:15:48
İlim meclisinde sohbete niyet edelim. Sohbette buluşalım, birleşelim. İlim meclislerinde affolalım, mağfiret olalım. Dostların arasına karışalım. Bir amin, bir duası kabul olan zat hürmetine biz de affoluruz, kabul oluruz niyetiyle. Kaç günlük ömrümüz kaldı belli değil. Daha kaç sohbete gidebiliriz, adım atabiliriz belli değil.
- 1:16:06
İstifade edelim. Fırsatı, ganimet bilelim. Herkese de duyuralım. Bugün bir iki haftadır olamadık, Hindistan'daydık. Geçen hafta öğlen maniler çıktı. İnşaAllah yarın akşam saat 8'de sohbet başlayacak. Tabi akşam yatsı cemaatle kılınıyor orada da. 8'e kadar gelen, 8-8.30'a sohbete kavuşurlar. Allah Teala manileri izale eylesin.
- 1:16:29
Yardımcıları ziyade eylesin. Amin. O sallallahu teala ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellem. Teslimen keziyuna velhamdülillahi rabbil alemin.
Benzer sohbetler
34:42Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 5) 242. Bölüm 7 Ekim 20267 Ekim 2026 · 35 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 7 Ekim 2026
38:05Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 4) 241. Bölüm 30 Eylül 202630 Eylül 2026 · 39 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 30 Eylül 2026
27:50Mektûbât-ı Rabbâniyyeden İtikâd Mektubları (3. Cilt 24. Mektûb - 3) 240. Bölüm 23 Eylül 202623 Eylül 2026 · 28 dkMektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları · 23 Eylül 2026


