11:45 / 37:53

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Es-salâtu ve es-selâmu alâ seyyidil murselîne Muhammedin ve alâ aleyhi ve sahbihî ecma'în. Mektubat-ı şerîfeden, dersimize kaldığımız yerden inşâAllah devam edeceğiz. İtikadla ilgili konularda İmam-ı Rabbânâ Hazretlerimiz hüccettir. Ve delildir.

  2. 00:21

    Ve müjdeiddir. Tabi bazı teferruata da giriyor. Çünkü mektup yazdığı kişiler Hacı Abdullah, Hacı Obeydullah ikisi de Şeyh'inin oğullarıdır. Onlar çok âlim, allâme insanlar. Yani mektup yazdığı kişinin makamına göre de bu mektuplar insanlar okuyacak, dinleyecek, onu da belki de mülazat etmemiş de olabilir.

  3. 00:46

    Mektupların bazı ağır yönleri oluyor. Çünkü muhatapları çok âlim. O muhatabına göre mektup yazıyor. Biz de arada bir şeyler faydalanmaya çalışıyoruz yani. Yoksa bu mektuplar bize yazılmış değil. Bize yazılsaydı belki çok daha bizim kafamızın almayacağı şeyleri veyahut da işte bize lazım olmayan şeyleri açıklamazdı.

  4. 01:07

    Hacı Abdullah işte şimdi bu dergide inşâAllah Hindistan'ı hazırlayacağım resimleriyle. Hemen sağında yatıyor Muhammed Bakıbillâh Hazretleri'nin oğlu Abdullah. Sonra ileri gittik onu bilmiyorduk hiç. Geçen gittiğimizde bilmiyorduk. Orada adama sorduk. Hacı Abu Beyloburoğlu da sol tarafında yatıyor. Bir de Hacı Hüsamettin Halife'si yatıyor.

  5. 01:27

    Yani Ma'a Rabbâ Hazretleri'nin şeriki olan. Onun için mektuplar önemlidir. Biz de buradan nasibimizi almaya bakıyoruz işte. Sizinle hasbihal yapıyoruz. Ders yapıyoruz. Mektubat derslerimizden. Sizle itikadi konularda bilgilendirmeye çalışıyoruz. Geldiğimiz noktada buyuruyor ki vel cennetü cennet vel nârü cehennem mevcûdetâni.

  6. 01:51

    İkisi de şu anda vardır. Gelecek el cennete cennete ba'de'l-muhâsebeti hesabını verdikten sonra günah, sevap hesabı yapıldıktan sonra yevmel kıyameti, kıyamet gününde et taifetün bir taifet tedhulün nâra cehenneme girecek.

  7. 02:12

    Şimdi burada tabi esas mesele yani iki tane konu var da ikinciye geçmeden birinci konu cennet, cehennem şu anda var. Çünkü akaid kitaplarımıza da bu geçiyor. U'iddetlil muttakîn cennet için takva sahipleri için hazırlandı buyuruyor. Hazırlanacak buyurmuyor. Cehennem için kafirler hakkında. U'iddetlil kafirîn.

  8. 02:34

    İkisi de Kur'an'da aittir. Kafirler için hazırlandı buyuruyor. Hazırlanacak buyurmuyor. Yani fiil-i mâzî sırasıyla. Oldu, bitti demektir. Onun için cennet şu anda var. Zaten hadis-i şeriflerde, Miraç hadisleri, sahih hadislerde cennete girdiğini söylüyor. Köşkler, saraylar gördüğünü söylüyor. Cehenneme girdiğini, yani cehennemi gördüğünü söylüyor.

  9. 02:53

    Cehennemde azapları gördüğünü söylüyor. Sallallahu aleyhi ve sellem. Ki sahih hadisler, Bukari Müslim'de de var cennete girdiğine dair. Efendim, ondan sonra, Dehalü tül cennetani diye böyle bahşiş hadisler de var. Cennete girdim. Efendim, işte Ramazan-ı Şerif hakkında hadisler, sahih İbn-i Hüzeyme'de var.

  10. 03:15

    İbn-i Hüzeyme'de var vs. kaynaklar da hep geçiyor. Ramazan derslerimizde, Ramazan kitabımda da kaynakları çok. Mesela işte Huriler, cennetin köşklerinde, kubbelerine, kulelerine çıkıyorlar işte Ramazan girdiği zaman falan filan. Yani bunlar hayali şeyler değil. Cennet var. Cennette şu an köşkler var, saraylar var, Huriler var.

  11. 03:36

    Şu anda cennet diye bir oluşum var yani. Alemler içerisinde, Allah'ın yarattığı sistemler içerisinde. Dünyanın içinde cennet olmaz. Çünkü cennet nasıl sığacak dünyaya? Bir adama 60 dünya kadar cennet veriliyor Müslüman'a. Yani göklerin üstünde, cehennemlerde, yerlerin altında. Yani bu dünyanın dışında cennet ve cehennem oluşumu… ve cehennem oluşumu dünyanın dışında.

  12. 03:56

    Mevcut mu şu an? Mevcut. Âyet var mı hakkında? Var. Birinci itikadımız bu. Ama işte ilahiyatçıların birçoğu zaten cesetlerin dirileceğini inkar ettiğinden adam cennet, cehennem ruhanidir, manevidir diyerek cennet, cehennem inkar ediyor. Bir kısmı da şu anda mevcut değil, mahşer günü kurulacak diyor.

  13. 04:19

    Bunlar tabii ki ekseri ilahiyatçılar olsun. Benim reddiye yaptığım kişiler televizyonlarda boy gösteren işte kişiler, birçoğu cennetin, cehennemin şu anda var olduğunu inkar ediyorlar. Bu tabii Resulet İtikadından muhalif, Kur'an'a muhalif. Evet, ikinci konu ve sevabı ehlil cennet. Cennet ehlinin sevabı ve azabı ehlin nâri.

  14. 04:54

    Cehennem ehlinin ve ikabı ehlin nâri. Cehennem ehlinin azabı ebediyyâni. İkisi de sonsuzdur. Lâ inkat'âni, hiç kesilmeyeceklerdir. Burada işte Muhyiddin-i Arabî ile Kaddesallâhu aleyhi ve sellem bir tartışmaya girecek şimdi. Kema dellet, delalet ettiği gibi aleyh bu konuya, en-nusûsu, deliller, el-kat'iyyetü kesin, el-müekkedetü tekitlenmiş.

  15. 05:20

    Yani âyet ve hadiste o kadar tekitli, güçlü deliller var ki hiç itirazı kabil değil. Peki ne oldu? Kaddesallâhu aleyhi ve sellem. Fusus kitabının sahibi, yani Muhyiddin-i İbn-i Arabî Hazretleri söylüyor. O fusus kitabı fütuhattan daha müşkildir. Fütuhat-ı Mekke'ye çok büyüktür, çok geniştir ama hani birbirini şerh ediyor.

  16. 05:41

    Fusus kitabı sıkıntılıdır. Fusus kitabına onun için Molla camiler vs. Birçok ulema, zannedersem şey de var, Sadrücün Konevî'nin de var. Birçok ulema şerh yazmıştır. Çünkü Muhyiddin-i İbn-i Arabî Hazretleri'nin sözleri çok kolay anlaşılır cinsten değildir. Anlayamayan da sapıtıyor. Onun için çok kitaplarına bakmak, okumak ve mutala etmek de uygun değildir.

  17. 06:07

    Ehli olmayanlar için. Bu zamanda da pek ehli kaldığı söylenemez. Ama maalesef internetten ilim almaya çalışanlar, Muhyiddin-i Arabî'nin kitaplarından bir şeyler çıkartmaya çalışıyorlar. Hiçbir ilmin ve altyapın yokken, internet ilmiyle her taraf yalan, dolan dolu, hiçbiri kaynak vermeyen siteler, hiçbirinde kaynak yok.

  18. 06:35

    Böyle sitelerden, acaba o adam onu dedi mi, o kitapta yazıyor mu, onun hiçbir kesinliği yokken böyle şeylere girmeyin yani. Kesinlikle İbn-i Arabî ile ilgili, onun eserleriyle ilgili siteler vesairelere kesinlikle girmeyin ve okumayın. İbn-i Arabî'nin büyük veli olduğuna itikad edin. Allah dostu olduğuna itikad edin.

  19. 07:03

    Bu çok önemli bir şeydir yarın, ahiret için. Ahiretiniz için sakın haşa sapıtmış demeyin, İbn-i Tevmiye gibi kafir demeyin. İbn-i Arabî Hazretleri'ne çok büyük tehlikeye girersiniz. Son nefesiniz de sıkıntıya girebilir, Evliyaullah'a dil uzatılmaz. Ama onun laflarını anlayacak çapta değilsiniz. Ben de o çapta değilim belki ama ben işte Arapça şehler okuyabiliyorum, farkımız o.

  20. 07:26

    Hani Molla Camii gibi işte Sadrdün Konevî gibi işte Davud-ü Karsî gibi ben şehler elimde var. Ve şehlerden hepsini anlamıyorsam da yani anlayabildiğim kadarıyla şehleri mutalea etme fırsatım var. Sizde o da yok yani siz neye güvenerek bu işe giriyorsunuz? Hele ki internet bilgileriyle toplama, derleme, çatma şeylerle asla girmeyin.

  21. 07:48

    Bak şimdi fusuf sahibi ne demiş diyor İmam-ı Rabbânî Hazretleri. Meâl-ül külliyle rahmet. Herkesin neticesi rahmete gidecek. Yani kafirler de dahil. E nasıl olacak? İnne rahmeti ve siad külle şeyh, rahmetim her şeyi kaplamıştır. Allah buyuruyor diyor, madem öyle her şeyin içinde kafirler de girer. Bu rahmet hepsini kaplamış.

  22. 08:08

    Peki ve yüz bitv-il âdâbe, azabı ispat ediyor. Yani sabit kılıyor lil küffâri. Kafirler için azap yok mu? Bu kadar ayet var. Tabii var diyor. Ama ilâ selâset-i ahkâbin, 3 hukuba kadar. 3 hukub 80 senede bir tanesi. 3 kere 8, işte efendim 3 kere 8 24 mü? 240 sene falan, 240-250 sene kadar bir azap olur diyor.

  23. 08:32

    E şimdi, Bak cehennemden çıkacaklar da demiyor. Orası da ilginç. Ayet var ya, kafirler ateşten çıkmaz. O ayete de çatmıyor. Çelişmiyor. Çıkmaz ama orada bir rahatlar diyor yani. Ne gibi işte, ateş böceği ateşte yaşaması gibi anla yani. Pislik böceğinin pislikten rahatsız olmaması gibi anla yani. Orada bir alışkanlık, iltiyat hasılı olur diyor.

  24. 09:10

    Doğru mu? Doğru değil. Şimdi onu reddedecek ama, delilleri de var. Cehennemde hukuklar boyu beklerler diyor. Şimdi o ayet ammededir. O ayete bakarsan 80-80, ahkâpta cemi olsa 3 kere 8. Ceminin en azı, çoğulun en azı 3 ya. Onun için 3 diyor zaten. Dolayısıyla 38-24'ten sen bunu diyor 240 seneyi geçiremezsin diyor.

  25. 09:33

    Ayet var diyor. Bazı delilleri var. Bursa'da bazı alimler şeyler söylemişler yani, Ramazan Efendi'de, Nesefi taftazani şerhidir. O Ramazan Efendi'de de bu itikad kitabında da var bu konular. Birçok konu, delilleri de olanlar var. Sahabeden de nakiller geliyor falan filan. Ama şunu anlayalım. Cehennemden çıkmıyorlar.

  26. 09:59

    Bak orada ittifak var. İttifak var. Kafir cennete gidemez, cehennemden çıkmıyor bak. Oraları da karıştırmayın, lafları doğru anlayın. Ancak orada azabı yenlikleşir mi biraz? Hafifleşir mi veya bir itiyat hasılı olur mu? Bir alışkanlığa gelir mi yani her insan? Ölümde yok ya, Lâ imû tufî ve lâ yehyâ ya.

  27. 10:17

    Hani ölmez diyor, ölmeyince de ne olacak? Bu devamlı acı, acı, acı falan. Kema kânet ateş olduğu gibi Lilhalîli İbrahim Halil aleyhisselamu alâ nebînâ ve aleyhimussalâtu vesselâmuh. Bizim peygamberimize de diğer bütün enbiya'ya da salâtu selâm olsun. Ona nasıl ateş, serinlik oldu? Ateşin içindeydi ama yakmıyordu.

  28. 10:38

    Bunlara da diyor, ilk üç şeyi söylemiyor. Orada azap var diyor. Ondan sonra böyle bir hafifletme olur diyor. Ondan sonra ve yücevviz, yücaiz görüyor. El-hulfe. Söz bozmayı. Nerede? Fî va'idî sübhanehu. Allah diyor, vaadini bozmaz. İnnallâhe lâ yuhliful miyâd. Allah sözünü bozmaz ağacı var. Verdiği müjde sözünü bozmaz.

  29. 10:58

    Adama dediyse ki şu namazı kılana cennette şu kadar sevap, şu tesbihi çekene şu kadar köşk, şunu yapana şu kadar ağaç. Devamlı anlatıyoruz tabi ki hadislerde. E bu müjdeleri bozmaz diyor. Ama diyor, tehdit yaptıysa bozabilir diyor. Buna cevaz veriyor. Ne demek? Korkutmak için adamı dünyada da huzurlu yaşasın, dünyada da işte belaya düşmesin diye.

  30. 11:20

    Bak şöyle yaparsan sana şu kadar azap edeceğim der yetmiş sene. Seksen sene azap edeceğim der. Sonra adamı caydırmak için o günahtan. Fakat diyor sonra diyor yani sen bu günahı yaptın ama şimdi şu var tabi. Müslümanlar hakkında bu adama özel sana seksen sene azap edeceğim deyip de bozduğu dair bir bilgimiz yok ki.

  31. 11:45

    Dolayısıyla o geneldir. Mesela bir namazı kasten kazaya bırakan seksen sene diyelim cehennem azabı tehdidi var. Ama bu adam sonra tevbe etmiş veya kaza etmiş veya kaza etme fırsatı bulamamış ama son nefeslerden evvel bir dönüş yapmış. Otuz kırk senedir nasıl kaza edecek? İki yüz bine de, iki ayda tevbe eder.

  32. 12:06

    Ha bu adam o seksen seneleri uygulamayabilir. Ama bu söz bozmak değil. Yani tehdidi bozmak değil bu. Çünkü veyâ zerûlimen yeşâ. Dilediğimi affederim kaydını zaten koydu. Dilediğini affederim kaydını koyduğu için sen orada Allah tehdidinden caydı diyemezsin. Ama kafirler hakkındakini konuşursak e şimdi kafirlere azap tehdidi yaptı ondan sonra kafiri cehennete koysa bu

  33. 12:32

    tehdidinden cayma olur. Bunu da kimse demiyor. İbn-i Harabi de bunu demiyor. Cehennete gidemez diyor. E kaldı cehennemde. İşte o zaman İmam-ı Rabbî Hazretleri de diyor ki Azapları hafifletilmez diyor. Bu halde ne yapacaksın? Diyor. O da diyor ki işte öyle tehdit eder ama diyor bazı tehditlerinde çünkü diyor bir insan verdiği sözü bozarsa aşağılık olur diyor.

  34. 12:56

    Tehdidini bozarsa diyor şeref, izzet şeref olur diyor. Hani mesela bir adam dese ki sana işte bana şöyle yaptın, böyle yaptın ben de beni kızdırdın işte bana bana zarar verdin falan filan sana elli kamçı vuracağım dese sonra da dese ki hadi affettim falan bütün millet der ki maşallah ne cimci ya afçi adam ya hiç zararını da görmedi sinirini yuttu der.

  35. 13:19

    Ama diyor bir adam dese sana elli lira para vereceğim çalıştırdı adam çalışır bilmem ne sonra parasını vermez derse ki ne elli lirası ya ben ne zaman demiştim falan filan bütün millet der ki vay namussuz şerefsiz adam herifi çalıştırdı parasını vermedi der. Yani sözünü bozana kötü konuşurlar tehdidini bozana iyi konuşurlar.

  36. 13:39

    Yani tehdidi bozmak iyidir asçılıktır. E bu noktaya gelince yani İbn-i Arabi de diyor ki ya Allah-u Teala onları korkutmak için dedik azabınız hafiflemeyecek. Ama diyor sonra hafifletir yani rahmetim her şeyi kaplamıştır sırrınca diyor şimdi. Böyle bir tezleri var. İmam Rabban Hazretleri bunlara yol vermiyor.

  37. 14:01

    Bunları tasdik ve kabul etmiyor. Şimdi onlara cevap verecek. Yani Allah diyor sözünden bozmaz ama diyor tehdidini bozmasına cevaz verdi diyor. Vekulü diyor ki yani İbn-i Arabi lem yezeb gitmedi ahadü l-kimse min erbabil kulüb kalp sahiplerinden yani tasavvuf ehli meşayihtan kalp yani kalp-i selim sahipleri demek istiyor.

  38. 14:24

    Kimse zahip olmadı ila huludül küffar kafirlerin ebedi kalacağı görüşüne fî azâbin nâr. Kafirler cehennemde ebedi kalacak diye evliya Allah'tan kimse kabul etmedi diyor. Yani İbn-i Arabi'nin sözü bu. Tabi şu manada kafirler cehennemde ebedi kalacak. Fakat onun demek istediği şu azaplara ebedi olmayacak.

  39. 14:45

    3 asır sonra bir alışkanlık hâsıl olup yani acı hissetmeyecekler diyor yani ama orada kalıyorlar da. E bu hani kalp-i selim erbabından evliya Mermabından, Evliyaullah'tan hiç kimse demedi ki işte sonsuza kadar acı çekecekler demedi mi ağzına, söylüyorum. İmam-ı Rabban Hazretleri şimdi onun laflarını hakletti.

  40. 15:07

    Veve diyor, İbn-i Arabi Kadife Kaha muhakkak düştü fiyâz-i ilmeseleti, bu meselede de eyza, diğer bazı meselelerde, vahdet-i vücutta vs. düştüğü gibi daiden uzağa düştü, hani salat, doğrudan uzağa düştü yani, burada da doğru isabeti yok. E fakat sen şimdi İbn-i Arabi, İbn-i Teymiye'yi kefesine koyabilir misin?

  41. 15:26

    Haşa! İbn-i Teymiye sapık. İttifakla sapık. İbn-i Arabi ittifakla Evliyaullah'tan. Onun için onun lafları bazı keşfine dayanıyor, keşifte de hata payı var diyor. Yani manen ona o gösteriliyor, o da mazurdur diyor, gördüğünü konuşuyor diyor. Yani onu aşağıda beyan edecek. Lem yedri bilmedi ki ennese aten rahmeti Allah'ın rahmetinin genişliği ve umuma, umumiliği fi hakkil müminin

  42. 15:57

    müminler hakkında da geniştir. Vel kafirin, tamam kabul, kafirler hakkında da Allah'ın rahmeti kaplamıştır. Ama maksul zaten bir dünya. Bu dünyaya mahsustur, kafirler bizden çok iyi içiyor, bizden daha rahat, hasta da olmuyorlar, uzun yaşıyorlar. Şu anda da öyle yani, dünyada 7 milyar insanın 1,5-2 milyar hakkında Müslüman belada yani, kafirlerin kaçta kaçı belada?

  43. 16:19

    Müslümanların küllüsü belada yani. Çünkü dünya bizim için imtihan, müminin zindanı, kafirin cenneti hesabı. Hadis-i şerifin beyanıyla. Bu diyor, dünyada kabul ediyoruz. Allah'ın rahmeti onları kaplamış, ma fil ahiret. Ama ahirete gelince felâ tasılı ulaşamaz râihetul rahmet. Rahmet kokusu ilâ meşâm mil küffâr.

  44. 16:43

    Kafirlerin burnuna Allah'ın rahmetinin kokusu bile gelmez, bırak kendisi diyor. E çünkü neden? Öbür ayeti oku. Kema kâlellâhu teâlâ, ne buyurdu Allah'ımız? İnnehu muhakkak şân. Yani dikkat. Lâ yeyyesu ümit kesmez min ruhillah. Allah'ın rahmetinden ümit kesmez illel kafirûn. Kafirler ümidi keser. Çünkü ne demek?

  45. 17:04

    Kafirler ümitsiz bakar. Onlar ümitsiz olsun diyor. Kafirlerin benden ümidi yok diyor bu ayete. Bu ayete baktığımız zaman kafirlerin ümit kesmesi doğru. Yani ne demek? Ümitleri kalmayacak yani. Mevla onlara bir rahmet ulaştırmayacak demek. Ve kâle teâlâ Mevla buyurdu bade kavli sübhânehu. Şu kelimesinden sonra ve rahmeti ve si'et külleşi.

  46. 17:25

    Yani İbn-i Arabi'nin delil dayandığı ayet. Rahmetim her şeyi kapladı. Tamam. Ama peşini oku diyor. O dünyada söylüyor rahmet. Bak şimdi kafirler bizden çok iyi uçuyor rahat işte. Çünkü dünyada kafir hepsini, rahmet kafiri kaplamış. Ama fesektübâ yakında o rahmeti yazacağım, tahsis edip ayıracağım. Kime?

  47. 17:46

    Haramlardan sakınanlara. Zekatlarını verenlere. Bizim ayetlerimize inananlara ayıracağım. Yakında dediğine ne ahiret? Orada rahmetten kafirleri ayırdı. Takva sahiplerini seçti. Yani haramdan sakınanlar, en azından şirkten sakınsa genel manada Müslüman takva sahibi oluyor. Kafirlikten sakındığı için.

  48. 18:14

    Ona rahmet gelecek. Çünkü bir Müslüman ne kadar günahkar olsa da, cehennemde yedi bin sene kalsa da sonu cennete çıkıyor. Çünkü yine rahmet ona ulaşıyor. Ama kafir ebedi çıkamıyor. Çünkü neden? Hiç rahmet ulaşamadığından. Çünkü ama Allah diyor ki takva olacak, zekat verecek. Ya takvalık üç basamaktır.

  49. 18:31

    Birincisi şirkten sakınmak. Bu şirkten sakındığı için namaz abdesti olmasa da, bozuk adam olsa da, Müslüman ölürse yani cehennemde yansa bile takva sahibi oluyor yine. Neden? Birinci basamakta. Şirkten sakındı ya, gavur olmadı. Ondan. Yine oradan bir rahmete ulaşıyor yani, cehennemden sonra da olsa.

  50. 18:50

    Onun için takva sahipleri deyince illa evliya Allah'tan olanlar cennete girecekse zaten hepimiz eşkıya Allah'tan olduğumuz için bizde cennete iki milyardan iki kişi zor gider. Kaç tane evliya var ki? Kırklar, yüzler, yedi yüzler. Çık yedi yüze kadar, bine kadar falan filan. Yani Türkiye'de kaç evliya çıkar yani?

  51. 19:10

    E dolayısıyla yettekuneyi ağır şartlardaki takvalığa koyduğun zaman kimseye rahmet gelmez. Onun için o şirkten sakınan da girer o takvaya. Onun için bütün Müslümanların sonu cennet. Peki. Ve ki enne Şeyh Hasan ki Şeyh Efendi yani İbn Arabi Hazretleri diyor. Kara okumuş evvelel âyeti. Âyetin başını okumuş ve terakki bırakmış ahıra.

  52. 19:34

    Sonunu görmemiş mi mübarek diyor. Ve leysefi kavl-i teâlâ. Şimdi bir ayet daha delil getirmiş. O ayette yoktur. Hangi ayet? Ve lâ tehsebennallâhu muhlife ve'edî rusulehû. Sakın sen Allah'ı, Resullerine verdiği sözü bozar sanma. Bu ayette yoktur delaletün delil. Ala hususiyeti ademil cevâs. Caiz olmamanın özelliğine neyle bihul fil vaad.

  53. 19:57

    Hul fil vaad. Sadece sözünü bozma hususunda cevaz yok. Yani özellikle söz bozma düşünülemez. Ama tehdidi bozma düşünülebilir gibi bir delalet çıkmaz diyor. Niçün? Orada vaad kelimesi geçti ama lennu, çünkü şân lâ yecûzul iktisârû. İktifa etmek caiz ve mümkün olmaz hünâ burada. Ala ademil hul fil vaad.

  54. 20:21

    Allah müjdesini de verdiği sözü bozmaz ama adamı tehdit etti sonra kerem sahibidir, tehdidini bozar diye bir mana bu ayetten çıkmaz diyor. Çünkü neden? Binaen şuna binaen konuşuyorum. Ala ennel murâde minel vaadihuna. Buradaki Allah'ın vaadi ve sözünden maksat nedir? Ayet-i nüzülçebebi nedir? El vaadü müjdesidir, bir tasarruf-i rusul

  55. 20:48

    peygamberlere imkan ve iktidar vereceğine dair. Ta ve tesellutihim onların musallat olması hususunda. Alel küffâri kafirlere karşı. Ve ghalebetihim galip gelmeleri hususundadır. Aleyhim kafirlere. Şimdi bu ayet, Allah Rasullerine verdiği sözü bozacak sanma. Yani ne demek? Rasullerine ne sözü verdi? Sizi kafirlere galip edeceğim, kafirleri mağlup edeceğim.

  56. 21:11

    Ve ahirette de cehenneme atacağım düşmanlarınızı. Dünyada da mağlup edeceğim. Habibim sakın zannetme ki Allah bu sözü bozar. Çünkü bozmadı işte Bedir'de de galip ettiği hudda da yenilmiş durumda bir gözüküyorken bile müşrikler kaçtı. Yenmişken kaçtı yani. Dolayısıyla Allah sözünü bozmaz. Rasullerine verdiği sözü.

  57. 21:33

    Ama buradaki maksat nedir? Kafirlere karşı onları galip edecekleri ve düşmanları olan kafirleri cehenneme atacağına dair sözüdür. O zaman burada ve bu söz mütazammının içine alıcıdır. Lil vaadü vel vaidü cemiyat. Bu hem rasullere verdiği galibiyet sözünü içine alıyor. Hem de kafirlere verdiği mağlubiyet tehdidi var.

  58. 21:56

    E onu da içine alıyor. Bu iki taraflıdır. Sen şimdi peygamberlere bensiz galip edeceğim bu sözü bozmayacağım dedin mi öbür tarafı ne bunun? Düşmanlarınızı da mağlup edeceğim. E siz cennette nimetleneceksiniz. İntikamınızı almış olacaksınız. Kafir düşmanlarını da cehennemde yakacağım. E bu şimdi rasullere verdiği sözü bozmam demek e rasullerin karşı tarafına da

  59. 22:19

    e tehdit olursa buna müjde oluyor zaten. Bu müjde tek taraflı nasıl olacak? Ben durduğum yerde Allah bana müjde vermiş. E benim düşmanım bana sıkıntı vermeye devam ettikten sonra bana verdiği vaadin ne anlamı kalıyor? O zaman burada iki taraflı düşününce kafirlere verdiği tehdidi de bozmayacağı anlaşılıyor.

  60. 22:38

    Çünkü rasullere müjdesini bozmuyorsa. Müjde ne konuda? E düşmanlarının helaki konusunda. O zaman onu da bozmuyor. Haa Bu vaadun lir rusul peygamberler için müjde ise ve vaidun lir küffar kafirlere de tehdit içeriyor. O zaman fedelletâ zilâyetu bu ayet neye delat etti? felâet etti ki, alentifâhi gul fil vâdi ve gul fil va'îdi cemiyâ.

  61. 23:01

    Delat etti ki alentifâhi gul fil vâdi ve gul fil vaidi cemiyâ. Allah, müjde sözünü de bozmaz, tehdit sözünü de bozmaz. Felâet-i ohalde, âyet ne oldu? Müsteşhedün, delil getirilme mevkiinde oldu. Müsteşhedun Bihâ kendisiyle aleyh, İbn-i Arabîn aleyhine delil getiriliyor bu. İbn-i Arabi'nin aleyhine delil getiriliyor bu.

  62. 23:20

    Lâ lehû leyneyh. Lâ lehu lehine lehine sökmez. Şükürler Rasullü'lere olan vaad düşmanlarına da tehdittir. İkisi de bozulmayacak demek oldu. Ve izâine böylece ennel hulfe fil vaid tehditten dönmek kel hulfi fil vaad müjde sözünden dönmek gibi müjdel zimr gerektirilil kezib yalan icap ettirir daha ve mâ şeyki lâ yelikubi sübhanehu Allah'ın makamına yakışmayan bir durumu

  63. 23:44

    icap ettirir. Neden? Yani hakkate âzel kavli çünkü bu sözün hakkati innallâhu teâlâ şimdi bu ne demek? Allah seni tehdit eder ama korkutmak için dünyada nizamı temin etmek için düzeni tesis için ahirette bir de bakarsın ki ya bunun karşılığını bu demiştim sana ama hadi be ben o tehdidi bozdum. Bunun hakkati nedir yani?

  64. 24:07

    Bunu kabul etmenin gerçek anlamı nereye gidiyor? İnnallâhu teâlâ Allah-u Teâlâ alime fil ezeli ezelde bilmiş ki ennehu yüce zâtı lâ yukhallidû l-küffâra kafirleri ebedi bırakmayacak fî azâbin nâri cehennem azabında ezelde böyle bilmiş yani ben bunları ebedi bırakmayacağım azapta iki yüz kırk sene sonra bunlar rahata erecek.

  65. 24:28

    Yani acılarını unutacaklar. Ve mazâlikâ buna rağmen Akbar'a bildirmiş bir hilâf-i ilmi bildiğinin tersini söylemiş. Yani ezelde üç hukuktan sonra rahata ererler bilmiş sanki yani. Ama bize ne bildirmiş? İşte efendim ben ebedi sizi azapta bırakacağım diye bildirmiş. Niye böyle yapmış? Zaten libaslâtın işte tehdit yaparaktan milleti kafirlikten caydırma.

  66. 24:56

    yani caydırma menfaatini gözetmiş. E şimdi Allah-u Teala bir defa Ehl-i Sünnet'e göre muraatü'l-aslah vacip değildir. Allah-u Teala'ya hiçbir şey vacip değildir. Allah-u Teala maslahatlara riayet etmez. Bizim anladığımıza göre bunda kar var, bunda zarar var. Kara gidelim, zarardan kaçalım hesabı yapmaz.

  67. 25:17

    Bir defa Allah-u Teala dilediğini yapar. Dilediğini yapar, bir. İkincisi, yani vekâle buyurmuş ki muhazzibun, ben onlara azap edeceğim, bil azâb-ı mukalledi. Ebedi azapla azap edeceğim buyurmuş. Halbuki ezelde bilmiş ki etmeyecek. Etmeyeceğini bildiği halde, kararı etmeme yönünde olduğu halde bize de Kur'an'da söylemiş ki hâlidîne fiyâbedâ, hâlidîne fiyâbedâ, hâlidîne fiyâbedâ.

  68. 25:42

    Bütün Kur'an hep bunu söylüyor. Ebedi kalacaklar. Kâfirler için. E bu şimdi nasıl oldu? Ondan sonra yani tabi diğer âyetler de var. O onu burada söylemiyor. Mesela başka bir mektubunda da söylüyor bu konuyu. Orada, Cehennemden çıkmamak yetmez. Azaplar devam edecektir. Neden? Azapları hafifletilmeyecek âyeti var.

  69. 26:05

    Sonra, O benim, hani delil getirebileceğim bir şey. Ama tabi İbn-i Arabi Hazretleri de ona diyebilir ki bu, üç hukup boyuncadır külle mânâsı cet. Belki onu diyebilir o. Ama, Azapları hafifletilmeyecek. Yine ona da kalkıp, bu da İbn-i Arabi yani, Evliyaullah'ın reislerinden yani, hadis hafızı, müjdehid, kendi başına mezhep sahibi, mukallid de bile değil.

  70. 26:31

    Yani şimdiki öyle bir insandan bahsediyoruz. O da, hepten de cahil cühela muamelesi yapar gibi, İbn-i Arabi'den de biçim bir şeymiş, hiç bilmiyormuş gibi haşa. Bir terbiyesiz düşüncelere de sahip olmayalım. Ama İmam-ı Rabbani, Eylü Sünnet'in, cumhurunun görüşünü teyiden bunu söylemek durumunda. Biz de bunu okuyoruz.

  71. 26:51

    Sıramız, dersimiz nereye geldiyse oraya okuyoruz. Evet. Şimdi, وَفِي تَجْوِجَازَ الْمَانَاءِ Bu manayı mümkün görmek de vardır. Çok çirkin, tam bir çirkinlik vardır. Yani Allah için, ezelde bildi ki, birkaç yüz sene sonra azaplarını dindireceğim. Ama bize dedi ki, yani korkutmak için ebedi azap edeceğim, demiş.

  72. 27:15

    Yani bu şekilde bir şey Allah hakkında düşünülemez. İzzet sahibi Rabbini diyor, onların nitelediklerinden tenzih ederim. Ayeti getiriyor burada. Hani Allah'ı tespih ederiz, Allah'a yakışmaz diyor bu iş. Gönderilenlere selam olsun. Rasûller bize tebliğ ettiler. Yani ebedi yanacaklarını, kafirlerine hadisler beyan ettiler.

  73. 27:36

    Onlar da böyle yanlış beyanda veyahut da işte Mevla onlara da bunu bildirmedi. Kendi öyle bildi, onlara başka bildirdi. bunları biraz bu iş bu tarafa götürüyor. Bunu da düşünmekte şenaat vardır, biraz çirkin bir duruma düşme tehlikesi var. Gelelim, icmâ verbâ bil gulûb. Gelelim. Ya bu da vavlı olursa uygundur ama işte tabii

  74. 27:58

    çünkü veicmâ diyor, çünkü bu burada bir istiğnaftır da geriye cevap veriyor şimdi. Vav uygundur. İcmâ-ı erbâbil kulûb Kalb-i selîm sahibi evliyâullâh'ın icmâı var dedi ya alâ ademu hulûdil küffâr fî azâbinnâ Kafirler cehennem azabında ebedi kalmayacak. Bu hususta evliyâullâh ittifak etti diyor.

  75. 28:16

    Şimdi İbn-i Arabî Şimdi imtihan yapayım. İttifak etti diyor. Yani ebedi kalmayacak ne demek? Cennete çıkacak demek değil. Orada kalacak, azap dinleyecek. Yani azaba alışacak gibi bir şey diyor. Şimdi burada icmağı var diyor ama neye göre diyor bunu diyor ya? Min keşfiyat-i şeyh. İbn-i Arabi'nin, Şeyh Efendi'nin keşfindendir bu diyor.

  76. 28:38

    Manada öyle görmüş diyor. Evliyaullah'ı görmüş, İbn-i Arabi öyleydi. Bütün görüşürdü, peygamberlerle görüşürdü. Bütün Evliyaullah'ı, kendinden yüzlerce, binlerce sene evvel canım. Oho İbn-i Arabi'deki keşif kimde var yani? Onun keşfidir bu diyor. Yani manevi gözü açılmış bunu görmüş.

  77. 28:56

    Onlar da demişler ki, bunlar bir zaman sonra alışacak, yani ama Allah azap edecek, işte bir süre edecek, demişler. İşte bir süre edecek demişler. Ama diyor, ve mecâlül hatayı, yanılma payı, filkeşfi, manevi keşiflerde kesîrun çok olur, diyor. Ama diyor Keşiflerde kesirun çok olur diyor. Onun için biz âyet-i hadisteki delillere Ehl-i Sünnet'in cumhurunun icmağına bakarız.

  78. 29:16

    diyor. İmam Rabbani'de de az mı keşif var? Ama diyor, keşifte yanılma payı çoktur. İmam-ı Rabbani'de de az mı keşif var? Fela'ti dâdebihi. Keşfe itibar olmaz. Ama her manada değil ha. Diyanetin hutbesine dönmesin. Diyanet bir hutbe okumuş biz Hindistan'dayken haberimiz yok. Meğer ortalık karışmış. Anlatmış anlatmış son paragrafta geçen cuma mı ne ben yoktum.

  79. 29:38

    Keşif keramet hepsini Gümbürtü'ye göndermiş Diyanet. Neymiş Adalet Bakanlığı Adalet Bakanlığı Diyanet'e beyanat vermiş. Demiş ki millet çok keşif keramet yani FETÖ için FETÖ çok rüya, müa, zuhurat anlatıyorlar hapishanedekilere ayaklandırıcıklar. Ortalık karışacak bir hutbe hazırlayın demiş. Bizim diyanette hutbe hazırlarken bütün keşif kerametleri söylemiş.

  80. 29:59

    Ulan Fetö'nün kerametleri desenize, deccalın keşifleri desenize. Sen niye karıştırıyorsun İbni Arabi, İbni İmam-ı Rabbani? E biz isim vermiyoruz. İşte en büyük tehlike reddiyelerde isim vermeme tehlikesidir. Çünkü ben onun için mektup adrese gitsin diye isim veriyorum. Ama hocaların hiçbiri isim vermiyor benden başka.

  81. 30:21

    Hiçbiri. Vermediklerinden de sapı samanı birbirine karıştırıyorlar, bir şeye çatıyor, ondan sonra Mahmut Efendi'ye mi gitti bilmem ne, sahtekar efendiye mi gitti, hiçbir şey belli değil. Ondan sonra Ondan sonra toptan pazar. Adam da diyor ki hoca böyle dedi ama e ben Mahmut Efendi'yi kastetmedim. Ne anlayacağız kastetmediğin?

  82. 30:42

    Şevket Ege bir gün bir yazı yazdı. Efendi Hazretleri, Efendi Hazretleri dedikleri adam diyor. Yazdı, yazdı, yazdı, aleyhine yazdı. E kim bu? E aradık telefon ettik ya Üstad. Yazıyorsun bir şey de isim ver. Millet bizim efendimize. Bana demesin mi ki Anadolu'da Efendi Hazretleri dolu ya. Gelmiş 80 yaşına adamın konuşma şeklini görüyor musun?

  83. 31:06

    50 senedir, 60 senedir yazı yazıyor. Anadolu'da diyor Efendi Hazretleri dolu. E bu işi bir tahsis edin efendim dedim yani. Bütün millet bizim efendiyi anladı bu dedim olmaz ki. Dedim, tahsis de etmedi yani falan falan. Yani şimdi işte bu gibi şeyler FETÖ'nün adını vermekten korkuyor. Anladın mı? Ondan sonra keşif yok, keramet yok bunlara inanmayın.

  84. 31:30

    Ulan neye inanmayın? Kerametin varlığı keramatül veli-i bidari dünyâ lehâkevn-ün fevm ehl-ün nevâli itikadımızı metni el-i sünnet-i emâliye al. İmam Rabbani bile onu okumuş, o kitaptan okumuş ya. Velilerin kerametleri Allah'ın dostlarıdırlar, ikramına mazardırlar. Kesinlikle sabittir el-i sünnet-i inancı.

  85. 31:49

    E kerameti inkar eden kafir olur. Ama şu adamın kerametini kabul etmiyorum derse özel bir konudur. Onda kafir demem. Ama genel manada kerameti nasıl inkar ediyorsun? Meryem validemiz peygamber miydi? Kadından peygamber yok. Ve mâ sellâmu'l-kabrike illâ ricalen ancak erkek gönderdik Rasûllerden diyor.

  86. 32:09

    E peki nesin yazın kış meyvası, kısın yaz meyvası geliyordu. Dayısı Zekeriyaselam şaşırıyordu bu meyvalar nereden. Bu keramet değil miydi? Seramı vardı o zaman. E ondan sonra Asaf ibni Berhiyâ var. Göz açıp kapamadan Belkıs'ın tahtını Yemen'den Kudüs'e nasıl getirdi ya şimdiki cihazlarla, teknolojiyle bir saniyede getiremezsin.

  87. 32:31

    Nasıl getireceksin bir saniyede koca köşkler, sarayları? Işınlama sistemi diyorsun. Işınlamayı bile daha şu anda kuramamışsın. Işınlamayla bile olmaz şu an. E bu da Kur'an'da var. Kerameti inkar eden kafir olur. Ayeti inkar ettiği için. Ama belli bir adamın kerametini kabul etmiyorum dese eğer o adam hakikaten ehl-i sünnet bir evliyalı olsaydı tabii çarpılır falan ayrı dava ama

  88. 32:53

    kafir diyemeyiz. Müşakkaslaştıramayız, olayı özelleştiremeyiz ehl-i sünnete göre. Ama keramet mefhumu mucize mefhumuyla eşittir. Mucizeye inanmayan da kafirdir, keramete inanmayan da kafirdir. Genel anlamda. Onun için keşfe itibarı yok diyor şimdi. Ha sen de diyorsun ki bak Diyanet doğru hutbe okumuş.

  89. 33:14

    Bak keşfe itibarı yok dedi İmam-ı Rabb'a. İlerisini dinle. Hemen yumurtlama. Mâ kevnî muhâlifen eğer muhalif ise üstelik muhalif ise l-icmâ-il müslimîn Müslümanların, alimlerinin ittifak ettiği bir konu var. Kafirler cehennemde ebedi kalacak, azapları da dinmeyecek. İcmâ bu. Zahiri ulemayı konuşuyoruz.

  90. 33:36

    Ayet, hadisten, naslardan anlaşılan bu. Tamam burada bu itikad var. Var. Sen İbn-i Arabi olarak ne gördün zuhuratında? Evliyaullah meclislerini gördün. Ne konuştunuz? Dediler ki manevi alemde önce giden evliya ervahı falan bizim ittifakımız var. Bu azap dinecek. Dediler. İmam-ı Rabb'a diyor ki keşifte hata payı olur.

  91. 33:58

    Keşfe itibarı olmaz. Eğer bir keşif Müslümanların zahiri ulemanın ayet ve hadisten anladığı itikadi konuya muhalifse ben keşfimde böyle gördüm diyemezsin. Gördüysen gördün, mazursun. Ama sen yine keşfinden ayıldığın zaman ayıktığın zaman ayete hadise bakacaksın. Naslara, delillere baktığın zaman baktın ki bu bütün ümmet ittifak etmiş.

  92. 34:25

    Kafirler ebedi kalacak. Azapları da ebedi. Hiç dinmeyecek. O zaman sen bu keşfeye itibar etmeyeceksin. Kendi keşfinde olsa şeyhinin keşfinde olsa keşifte hata payı var diyeceksin. Neden? Zahiri ulema itikadın metni var. Bu metne mukalif olan hiçbir şeye keşfe, zuhurata itibar yoktur. Ama genel manada keşiflere itibar yoktur anlamına gelmiyor.

  93. 34:54

    Çünkü neden? İcma'ı teyit eden, herifret itikadının maddelerini destekleyen, delillendiren, misallendiren, örneklendiren dünyada keşif var. O keşifleri hepimiz kabul ediyoruz ve anlatıyoruz ve naklediyoruz. Çünkü neden? Âyet-i hadise uygun çünkü. Efendimiz ne buyururdu devamlı kaide-i külliye olarak?

  94. 35:14

    Dinimiz rüyalarla sabit olmaz. Ama âyet-i hadise uyan rüyaları alırız. Muhammed Efendimiz Hazretlerimizin böyle külli kaideleri vardır biliyorsunuz. Bu külli kaideleri bilmeyen cahiller ve echeller, günümüzde olduğu gibi yanındakilerde, yani sorun yaşıyorlar, yaşatıyorlar millete yani. Onun için kaideleri iyi bileceksin.

  95. 35:36

    Âyet-i hadise uyan rüyaları alırız. Bundan dolayı İmam-ı Rabbânî Hazretleri de bu konuda kesin tavrını beyan etmiş oluyor. İki madde anladık biz şimdi, bizim anlayacağımız ne? Dikkat! Cennet şu anda var mı? Var. Köşkler, saraylar, hurler, rilmanlar, vildanlar, Kur'an'da geçen her şey var mı şu an? Mevcut.

  96. 36:01

    Âlemlerde mevcut, dünyada mevcut değil. Dünyaya sahip mi ya? Aa 18 bin âlem var. Mevcut. Birinci bunu anlıyoruz. Fezleke çıkaralım dersin sonunda. Bundan sonra öyle yapsak da iyi olurdu da, arada ders dallanıyor ya, gerçi bugün ben metinden dışarı pek çıkmadım. Hep keşke böyle yapaydım da. İkinci anlayacağımız şey nedir?

  97. 36:22

    İkinci anlayacağımız da, kafirler için, cennet ehlinin nimeti ebedidir, kesilmeyecek. Kafirlerin azabı da ebedidir, kesilmeyecek. Yani ne demek? Öyle 300 sene sonra alışırlar malışırlar, ateş serinliğe gelir. Böyle bir şey yok diyor yani. O da ebedidir, o da ebedidir. Ve şu anda da mevcutturlar. Yani öldükten, dirildikten sonra cennet o anda yaratılacak diye bir şey yok.

  98. 36:44

    Bu da ayetlere ters düşer. Şu anda vardır. Ha ölenler cennete gitmiyor çünkü bedenleri dirilmediğinden. Ruhları cennet bahçelerinde dolaşan şehitler vardır. Ama herkese cennete gidemez. Kabirden yani cennet, cehennem ona gösterilir ruhuna falan. Ama dirilmeden evvel bu bedenle cennete gitme ölenler için yok.

  99. 37:06

    Bedeniyle gitme yok. Ama ruhaniyeti, ruhu cennette olan birçok müttakî zatlar, şehitler, bir de şehitler makamında olanlar var. Herkes harpte şehit olmaz yani. Makamı şehit makamları var. Onlar cennettedirler. Ruh makamından. Çünkü beden, fiziki beden tabii ki toprakta çürüyor veya şehitse çürümüyorsa da duruyor yani.

  100. 37:27

    O oradan cennete gitmez o beden. Ne zaman? Dirilince gidecek. Bunları da bu şekilde anlamış oldunuz. Meleklerle ilgili konuya geldik. İnşallah önümüzdeki derste meleklerle ilgili bahis açacak İmam-ı Rabbân Hazretleri. Dersleri takip edin, takip ettirin, dinleyin, dinlettirin. Allah Teala istifadenizi azim eylesin. Amin. Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi s-salam.