54:43 / 1:04:14

  1. 00:00

    İllâhir-Rahmânir-Rahîm, Elhamdülillâhir Rabbil-Âlemîn, Vessalâtu vesselâmu alâ seyyidil-murselîn, Muhammedinû alâ aliyyul-sahbihi ecma'în. Kıymetli dinleyenlerimiz, Mektubat-ı Şerife derslerimize devam ediyoruz. İmam-ı Rabbânî Kaddese Allâh-u Teala Hazretleri itikadi konulardan bahsederken,

  2. 00:29

    Geçen derste Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimizin Allâh-u Teâlâ'nın bildirmesiyle haber verdiği ve beyan ettiği bütün hükümlerin, sâdık olduğunu ve vâkıa mutâbık olduğunu, bunların hiçbirinde asla tereddüt edilemeyeceğini, akılla, mantıkla bu işlerin olmayacağını beyan etmiştir.

  3. 00:52

    Şimdi bu konuda kıyamet gününün hak olduğu, tefsiratın hak olduğu, cennet-cehennemin hak olduğu hususlarında mektubuna devam etmektedir. Burada asıl temel vurgulanan husus, felâsifeye, felsefecilere, filozoflara reddiye yapacaktır bu derste. Şöyle ki yani, işte gökler yok olur mu? Akla göre olmaz. İşte yerler yok olur mu?

  4. 01:20

    Yok, böyle kalır. Peki, şekli değişir ama aslı kalır, felân. Bu şekil inançlar var. Bunlar Kur'an'a, âyetlere, hadislere muhaliftir. Dolayısıyla bunlar isâbetsizdir. E tabi ki yani, aristo mantığıyla, eflâtun mantığıyla gidildiğinde bu imandan, İslâm'dan uzak kafalıdır. Ama esas konu, yani işte İbn-i Sînalar, Fârabîler gibi Müslüman geçinenlerin sıkıntısıdır.

  5. 01:54

    Ve bunları insanları Müslüman sanmasıdır. Ve bunlar işte efendim namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar diye aldanılmasıdır. İşte bizim hep benim sohbetlerde vurguladığım noktaya geliyor. Yani bir adam kelime-i şehadet getirmekle veyahut namaz kılmakla, oruç tutmakla Müslüman sayılamıyor. Çünkü dinden olduğu bilinen, zaruret ile bilinen her şeyi yapması gerekiyor.

  6. 02:20

    Her şeye inanması gerekiyor. Yapmasa da inanması gerekiyor. Yani şimdi onun için bir adam sakalı var diye veyahut da namaz kılıyor, oruç tutuyor, haçta gördüm, ömrede gördüm, Mekke'de gördüm, tekkede gördüm diye Müslüman sayılamıyor. Müslüman sayılamaz. Çünkü adam kaderi inkar ediyorsa, alın yazısını inkar ediyorsa, Mustafa Usta Moğlu gibi,

  7. 02:44

    işte Mehmet Okuyan gibi, mucizeleri inkar ediyorsa, daha bunun örneklerini çoğaltabiliriz. Aziz Bayındır gibi, Allah'ın ilmini, yani Allah ne bilsin senin kiminle evleneceğini diyerek, Allah'ın ilmini, bu kaderi inkar, Allah'ın ilmini inkara gelir. Bunları inkar ediyorsa, bunlara asla Müslüman denilemiyor.

  8. 03:04

    Çünkü namazlı abdesti yetmez diyor. İbn-i Sina'da belki namazlı abdesti var abi de. Fakat kurtaramaz diyor. Şimdi onun için, bu dersi çok iyi dinleyelim. Bu dersi çok iyi anlayalım. Çok temel kaideler verecek ve bunu ondan sonra tatbik ederiz hayatımızda.

  9. 03:23

    Karşılaştığımız insanlarla alakalı tatbik etmemiz için elimizde bir ölçü ayar olur, bir miyar ve mizan olur, bir kıstas olur yani. Ne yaparız? Her meseleyi o kıstasa vururuz. Dinden olduğu zaruretle bilinen ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler, sahih hadisler, mütevatir hadisler, tabi burada itikat konularında, yani sahih.

  10. 03:54

    Sahih hadis olması şarttır, geri kalan sahih olmayan muteber hadisler var. Sahih bazı şartlarından dolayı sahih denmiştir. Sahih olmayan, sahih değil dendiği zaman uydurma demek değildir. Yani burayı da tabi cahiller çok olduğu için hani hadisçiler bunu bilir ve belirtir, muhaddisler hep belirtir bunu sahihin altında.

  11. 04:17

    Hasan vardır, efendim, garip vardır, zayıf vardır, yani sen şimdi Tirmizi'de, Ahmet Mühambel'de kilerin hepsi sahih değil. Ama sahih değil demek, uydurma demek değil. Çünkü hasendir. En ufak mertebesi hasendir. Bazı alimler bazen zayıfta söylemişler. Ama bir tane bile mevzu, yani uydurma yoktur. Dolayısıyla sahih değil demek, eğer hadisleri sahih olma şartını koyduğun zaman,

  12. 04:49

    bu Gari Müslim, İbn-i Hikmet, birkaç tane sahih şartına ait, efendim, hadisler kalır. Bunlar da on bin, yirmi bini geçmez. Hikmetten onu sahih dediğine o sahih demez, bu sefer orada da ihtilaf çıkar, müttefakun aleyhe kalırsın, müttefakun aleyhe kaldığın zaman da üç beş bine düşersin.

  13. 05:09

    Halbuki Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem yirmi üç senelik nübüvvet döneminde milyonlarca hadis buyurmuştur. Bu sefer sen bu kadar hadisten ve ilimden mahrum olursun. Dolayısıyla cahilliğin bir lüzumu yok. Mesela bana geçen getirdiler, işte imam-ı hatiplerde zannedersem okutulan, imam-ı hatiplerde okudulan, hadislerle ilgili bir kitaptı.

  14. 05:30

    Hatırladığım kadarıyla, Canlı reddiye yapar mısın? dediler. Ben dedim, neresine reddiye yapacağız? Yani sabaha kadar bitiremeyiz. Ama şu cehalete ve rezalete dikkatinizi çekmek istiyorum. Bunu bugün ister Diyanet Reisi'ne sor, hepsi bunu kabul eder benim bu dediğimi. Yani diyanet reisi de hadisçiyim diyor.

  15. 05:49

    Diğer birçok hadisçi olan insanlar da var yani Türkiye'de de yok değil. Şimdi bunlara da sor, benim dediğimi hepsi tasdik edecek. Adam şimdi diyor ki, bir hadis almış, bu hadise diyor, şimdi şeyini unutabilirim lafını, mühim olan yani genellemek daha iyi. Bu hadise diyor, İshâk ibn-i Râhûye diyor, büyük muhaddistir, İshâk ibn-i Râhûye'nin müsnedi var.

  16. 06:16

    İsmini bile duymadınız, onun için daha ismini duymadığınız dolu muhaddist var. İshâk ibn-i Râhûye diyor, bu hadise sahih değil dedi. Bak sahih değil dedi, doğru. Sahih değil dedi. Peşine devam ediyor yani o kitabı hazırlayan kimlerse yani, bu kadar hadis cahili, hatta eceheli olan insanlara kitap yazdırılır mı?

  17. 06:40

    Ve bu milli eğitimde, muhatiplere vesairede okutulur mu? Sahih değil dedikten sonra altına diyor ki, işte diyor bu gibi uydurma hadisler diyor. Yahu sen ne biçim adamsın, sahih değil demek, uydurma demek değil. İstersen, kime sorarsan sor. Yani şu anda dünya üzerinde bir tane hadisçi, bu hadis sahih değilse uydurmadır demez.

  18. 07:03

    Çünkü sahitten sonra hasen mertebesi vardır, garip mertebesi vardır. Ondan sonra efendim zayıf mertebesi vardır. Zayıfın içinde de kendi aranında zayıfın efendim münker mertebesi vardır. İşte garip zayıfın kısmı olabilir. Böyle meratip vardır. En son çizginin altına düştüğü zaman mevzu, mevzu ne demek uydurma, mevzu zaten hadis değil.

  19. 07:30

    Ama sahih değil lafını İshak İbn-i Rahoye gibi büyük muhaddisin, bu hadis sahih değil lafını uydurma olarak anlayacak kadar hadis eceli insanlar kitap yazıyor da bunu çocuklar okuyorsa, tabii ki artık denizin bittiği yer, lafın tükendiği noktaya geldik yani. Memlekette niye adam yetişmiyor, ne kaliteli imam yetişiyor, ne kaliteli müezzin yetişiyor, ne kaliteli doktor yetişiyor.

  20. 07:59

    Hiçbir işte kalite yok çünkü hiçbir işte ehliyet ve liyakat aranmıyor. Yani o işi hadis alimine yazdırmamışlar. Madem bu sahih değilse, bu sahih değil demek uydurma demek değil ki, eğer sahih değilse uydurmadır dediğin anda Ebu Davud, Tirmiziye, İbn-i Mace, Ahmettehan, Bel, Muatta, Dârimi, küllün gitti yani.

  21. 08:23

    Halbuki orada sıhhat şartı aranmasa da, hasen şartı aranan veyahut da en azından zayıftan aşağı düşmeyen İmam Suyuti'yi, Delâl-i Nübüve-i Beyhakî'nin 5-6 cid kitaptır, çok muazzam deliller var. O İmam Beyhakî büyük muhaddistir ve kitabın başında diyor ki ben bu kitapta mevzu bir rivayet tahriz etmeyeceğimi taahhüt ediyorum.

  22. 08:47

    Taahhüt ediyor yani. Ondan sonra İmam Suyuti'yi Camül Kebir'de, Camül Cevâmiyye'de mevzu bir rivayet nakletmeyeceğime söz veriyorum diyor. İmam Suyuti muhaddistir. Dolayısıyla o rivayete birileri mevzu demişse de İmam Suyuti'ye göre mevzu olmadığı kesin anlaşılıyor. Neden? Nakletmesinden.

  23. 09:13

    Dolayısıyla o ittifaklı mevzu olmuyor. Çünkü onun nakli, o ki şart koştu başında mevzu nakletmeyeceğim, onu mevzuluktan çıkarıyor. Mevzu bu yani. Mevzuluktan çıkarıyor, anladın mı? İlim böyle konuşulur. İlim her yönüyle konuşulur. İrfan gibi, Şefik gibi, efendim, daldırmaca, laf olsun torbat olsun, ne olursa olsun her şeye uydurma dersen

  24. 09:44

    E tabii ki bu hadis bilmediğinin, hadis ilminden hiç alaka olsun, olakan olmadığının ispatı olur. İşte kitaplara baksan okutulan kitabı sahip değilsen uydurma diyor. Yani böyle bir çarpıklık var. Onun için zaruri olarak dinden olduğu bilinen diyor. bilinen diyor. Yani bu mektupta onu anlatacak. Kadere inanmanın zaruri olduğu kesindir.

  25. 10:06

    Birçok sahih hadisle sabitir. Sahih diyorum bak. Sahih hadisle sabitir. Müslim'de var, Muhari'de var, hepsinde var. Ondan sonra göklerin ve yerlerin yıkılacağı. Zaten âyette sabitir. Âyette sabit olan yere de hadis aranmaz da aranmaz derken hadis şer getirir, izah getirir. Niye aranmazsın? Tabi de tefsir mahiyetinde aranır.

  26. 10:26

    E sen şimdi felâsife gibi, filozoflar gibi, aklıma ermiyor bilmem ne deyip de İbn-i Sinâ gibi, Fârâbî gibi, gökle yer yok olmayacak dedikten sonra İslâm dairesinden çıkıyorsun. İmâm-ı Gazâlî onun için onları tekfir etmiştir. Haşr-ı ecdadı inkâr ediyorsun. Kabirden, topraktan cesetler tekrar dirilmeyecek.

  27. 10:46

    E bunlar âyetle sabittir. Ve idel huşr, huşrat. Vahşi hayvanlar bile mahşere getirilecek diyor. İnsan mı getirilmesin yani? Onun için bu iş nereye gidiyor? İşi akla mantığa vuranlar hadisçi de olsa sapıtıyor, felsefeci de olsa zaten sapıtıyor, tefsirci de olsa sapıtıyor. Mutezile müfessirleri niye sapıtır yani?

  28. 11:08

    Mucizeyi akla vurup da böyle şey olmaz dediğin anda mucize-i inkâra gidiyor. Mucize-i inkâra gittiği zaman âyeti tefsir ederken bile işte onda erkek hormonu da vardı falan. Yine tek başına olmadı, babasız olmadı. Bu işler işte içeride döllendi. Kendi kendine diyor Mehmet Okuyan. İşte bu mutezile kafasında sorun buradan geliyor.

  29. 11:27

    Yani aklı öne alıyor, her şeyi akıl süzgecinden geçiriyor. Ondan sonra da namaz kılıyor, hacca kılıyor falan filan. İblisinada namaz kılıyordu. Fahrabi'de namaz kılıyordu diyor İmam-ı Rabbani. Yani demek istiyor adamın namazına, orucuna bakmayın. Zaruri olarak inanılması gereken şeylere inanıyor mu, inanmıyor mu ona bakın.

  30. 11:46

    Çünkü buna inanıyorsa namaz kılmazsa da Müslüman oluyor. Buna inanmasa namaz kılsa da kafir oluyor. Bu kaideyi elinize almadıktan sonra siz hep insanların bakış açısında zahirle iktifa edip çuvallarsınız. Biz de zahirle iktifa ediyoruz. Ama zahir nedir? Kalbini yarıp da bakmadık ihlaslı mı, ihlaslı mı, münafık mı, kafir mi?

  31. 12:06

    Ama zahir nedir? Zahir konuştuğudur. Alın yazısı yok diye alenen konuşuyor veya yazı yazıyorsa biz de zahire baktık işte. E sen diyorsun ki ama ehl-i kıble tekfir edilmez. Ne demek ehl-i kıble tekfir edilmez? Bu kaide külli kaide değildir. Yani namaza dönüyorsa, kıbleye dönüyorsa, kılıyorsa buna kafir diyemezsin.

  32. 12:25

    Bu tanımıyorsan sözünü, kitabını, yazısını görmüyorsan genel manada namaza durdu, kıbleye döndü, kafir denmez. Ama adam namazı kıldırdı hatta imam ondan sonra millete döndü. Dedi ki şeriat, meraat yok. Kaçıncı asırda yaşıyoruz ya? Bırakın Kur'an şeriatla yönetilir mi bu zamanda dedi. Bu adam Stalin gibi kızıl kafirdir.

  33. 12:47

    Demin imam olsa da. Ehl-i kıble tekfir edilmez ne demek yani? Adam kalkacak melekler yok diyecek. Namaz kılacak, namazdan sonra dönecek. Melek mi olur, cin mi var ya? Nereden çıkartıyorsun hurafeleri diyecek. Ayetlerle sabit olanı inkar ediyor. Ehl-i kıble tekfir edilmez. O mu demektir yani? Eğer kader yok diyorsa, Allah'ın ilmi yok diyorsa, alın yası yok diyorsa

  34. 13:10

    bu adamı nasıl kafir denmez? Kıpkızıl kafirdir. Allah'ın ilmi nasıl yok bütün ayetler? Valla bir kül şey'in alim. Her şeyi bilen Allah diyor yani. Allah'ın bizden ne farkı kaldı? Olacağı bilmiyor. Geçmişi bilmiyor, önceden yazılmıyor. Önceden bilmiyor yani. Benden ne farkı kalıyor? Haşa ve kella kurban olduğuma böyle bir cehalet isnat edilebilir mi?

  35. 13:31

    Şu ağzı bayındırır. Sen sakalını aldan hacca götürüyor, milleti kafileyle ömreden getiriyor. Sen şimdi ehl-i kıble tekfir edilmez. Nasıl oluyor? Adam diyor Allah senin işte İmam Kemalettin Beyazı Hazretleri Şahratül Meram isimli eserinde beyan ediyor. Hanefi Maturidi ulemasındandır. İtikad kitabı yazmış.

  36. 13:52

    Çok önemli bir akait kitabı yazmış yani. Burada beyan ediyor. Diyor ki bir adam Tevhille, Mevhille alın yazısı yok falan alın yazısı yok diyor. Bu alın yazısı eğer Tevhille gidip de yani adam öyle yazıldı diye adamı zorlamıyor, cebretmiyor falan ha o bize göre de bir kurtarı tarafı var. Çünkü yazı bizi zorlamıyor.

  37. 14:11

    Biz kendimiz ne yapacağımızı Allah ezelden bildiği için yazıyor. O ayrı bir Tevhille müsait gelebilir. Ama diyor bir adam alın yazısı yok, kader yok derken eğer maksadı Allah'ın ilmi yok yani Allah ezelde benim ne yapacağımı şimdi ne yapacağımı ta ezelde bilmezdi diyorsa veyahut Allah Teala yarın ne olacağını bilmez

  38. 14:29

    veyahut da benim ne yapacağımı bilmez, kimle evleneceğimi bilmez kaç çocuğum olacağımı bilmez gibi yani. Allah'ın ilmini inkarsa kafir olur diyor. O manada kaderiye kafirdir diyor. Çünkü kaderiye hani mutezilede de kafir olan kısmı var, olmayan kısmı var.

  39. 14:44

    Şimdi ehl-i kıble tekfir edilemez veya ehl-i bidat tekfir edilemez veya mutezile tekfir edilemez diye külli bir kaide yok. Külli bir kaide yok. Mesela şia tekfir edilemez. Çünkü şia eğer aşağı anamıza iftira diyorsa tekfir edilir. Tekfir edilir. Nûr Sûresi'ndeki 18 ayeti inkar ettiği için. Ebu Bekri Sıddık'ın sahabiliğini inkar ederse

  40. 15:04

    Tevbe Sûresi'ni inkar ettiği için tekfir edilir. Yani şia tekfir edilemez diye bir şey yok. Eğer ki zaten İmam-ı Rabbânı Zetleri 72 fırka mutlaka cehenneme girer çıkar. Ama diyor imanını kurtardıysa yani zaruriyatı inkar etmediği sürece. Yani o zaman kâfir denemez. Zaruriyattan bir şeyi inkar ederse kâfir denir.

  41. 15:24

    Şimdi mesela Mutezile eğer kader yok alın yası yok derken tevil yapıyorsa falan bir kurtarı tarafı varsa bidat ehli olur. Yani ehli sünnetten çıkar kâfir olmaz. Ama Mutezile'de hulat. Buna hulat-ı kaderiye deniyor. Yani Mutezile'nin nasıl ki şianın hulatı var. Hz. Ali Efendimiz'e Allah diyor. Kaderiyenin de hulatı var.

  42. 15:43

    Yani Mutezile'nin. Bunlar ne diyor? Allah bilmez diyoruz. Aziz Bayındır hulattandır. Çünkü hulattan olduğunu nereden anlıyoruz? Çocuğa diyor ki Allah senin kiminle evleneceğini ne bilsin evladım diyor. Telefon kaydı seste çıktı. E şimdi işte Allah bilmez dediği noktada hulattan oluyor. Lasara kâfiran billahü teala diyor.

  43. 16:01

    Kesinlikle Allah'a inkar etmiştir diyor. Çünkü Allah'ın ilmi yok demek Allah'a yok demektir. İlimsiz Allah ne farkı var kullarından? Şahratül Meram'da söylüyor. Ehli sünnetin hakaret kitabı. Muteber. Onun için lafları doğru anlayalım yani. Ehli kıble tekfir edilemez. Tekfirini mucip bir sapıklığı yoksa şiha tekfir edilemez.

  44. 16:24

    Ama aşağı anamıza iftira ederse fuhuş iftirası 18 ayetle beratına hazır olmuştur. E Kur'an inkar ediyor. Onun için dikkat edelim. Yani ehli sünneti doğru anlayalım. Şimdi bu mektup bunu anlatacak. Ben şimdi artık bu girizgahı yaptıktan sonra bu mukaddimeyi siz şimdi bundan sonra daha iyi anlayacaksınız aşağısını.

  45. 16:46

    Başını dinlemeyen orada zorlanmasın yani onu demek istiyorum. Başından dinlenince bir şey burada ileride bu çok bak ne demek istediğimi çok daha güzel anlayacaksınız. Vemul kıyameti kıyamet günü hakkun haktır. Burada müptedadır yani zarf değildir. Zarf olsa yevme okurduk. Kıyamet günü yani haktır ne demek?

  46. 17:09

    Gerçekleşecektir yani. Bu bir ne değil? Hayal mahsulü veyahut da işte öyle zannedilecek. Veyahut da büyük bir sarsıntı olacak da büyük bir celzele gibi. Dünya yine duracak. Gökler yerler duracak da işte kıyamet koptu deniyor ya bazı kere. Hani öyle bir şey değil ya. Hakikaten kopacak yani diyor. Bu gerçekten.

  47. 17:29

    Ve tekunu yani şimdi anlatıyor izah ediyor. Yani böyle kıyamet koptu çok sallandık bomba patladı kıyamet koptu falan en ufak bir şeyde panik olduğunda denilen laflar gibi değil diyor. Ve tekunu olacak es semâvâtu yedikat gökler vel kevâkibû katır trilyonlarca yıldızlar. Öyle mi? Samanyon'da ne kadar yıldızlar var?

  48. 17:49

    Hâlâ çıkıyor, çıkıyor, çıkıyor. Hâlâ diyorlar oh bu zamana kadar diyorlar astronomiyle ilgili bildiklerimizin hepsi yıkıldı. Ne oldu? Yeni bir gecekan bulduk diyorlar. Bütün şey alt üst oldu. Hesap kitap diyorlar. Geçen yine NASA bir şeyler buldu. Daha çok bulur NASA kasa masa. Uğraşsınlar canım. Çünkü Allah'ın şeyini hata demezler mahlukatını.

  49. 18:09

    İlla bir maaşa dilediği kadarını gösteriyor Mevla. Daha da birinci kat semâdan yukarıdan haberleri yok. Hep birinci katın altıyla uğraşıyorlar. Zaten birden üstüne çıkmaları mümkün olmayacaktır hiçbir vasıtayla. Bundan dolayı. Gök kapıları açılmaz onlara kafirlere diyor. Müslüman'a da açılır ama İbrahim Hakkı olursan açılır.

  50. 18:32

    Yani onlar tabii yukarıdan haber verirse onlara inanırız. Çünkü onlar kafir değil ya. Arif'i billah Allah dostları. Miraç yaparlar. Oradan bir şey söylerse şurada şunu gördüm. O haktır bize inanırız. Ama kafir dinsiz kitapsızların daha birinci kata kadar bile ulaşamadıkları her dakika yeni bir şey buldukları ortadadır.

  51. 18:50

    Onun için yıldızlar deyince katır trilyonlarca gezegen var. Yıldızlar vel arzu yerler vel cibâlu dağlar diye yedi kat yerler. Ve minel arzu mislehun âyet-i kerimesiyle yerler yedi kattır. Âyet-i kerimeyle sabittir. Yer de yedi kat oldu. Vel cibâlu dağlar. İşte bütün dünyadaki Himalyalardan tut. Ağrı dağlar tut.

  52. 19:14

    Everesten meveresten ne kadar yüksek varsa vel bihârü denizler, okyanuslar. İşte yedi deniz diyor ya Kur'an-ı Kerim. Yedi denizde yardım etse diyor. Yedi deniz yani yedi okyanustur. Yani dünyayı çevire. Kapatmıştır, kaplamıştır. Zaten dörtte üçüsüdür. Bunların hepsi deniz diyelim. İşte göller, gölekler.

  53. 19:35

    Hepsi buna tabidir. Vel hayevânâtu bütün canlılar. Canlılar deyince artık Allah Teala bin ümmet yaratmış. Altı yüzü denizde, dört yüzü karada diyor hadis-i şerifte. Halikallâhu teâlâ elfe ümmetin sitte meyed fil bahri ve arba meyed fil berri. Tabi deniz ümmetleri daha fazla dünyada. Dörtte üçüsü olmasına sebeple de denizdeki canlı türleri daha fazla.

  54. 19:57

    Yerde de tür olarak yani şimdi bir efendim sen diyorsun ki ne dört yüzü hoca efendim, dört milyar bilmem ne kadar şu var böcek var. Ya mübarek adam. Şimdi o milyon tane böcek çeşidi haşerat cinsine göre. Hayvanat canlılar demektir. Canlıların altında başlıklar var. Bunun altında insan var, bunun altında cin var, bunun altında melek var.

  55. 20:19

    Ama kaç tane insan var? Adem Aleyhisselam'dan kıyamete kadar. Ne bileyim kaç milyar, yetmiş milyar, yüz milyara mı çıkacak? Şu anda yedi milyar diyorsun. O insanın içinde, hayvanat dediğin zaman anladın mı? Sen diyorsun ki bin türlü böcek çeşidi var. O haşerat cinsinin içinde. Yani o insan, cin, melek, haşerat, behaim, enham falan filan onlar hep hayvanatın içinde dolaşır.

  56. 20:42

    Dört yüzü öyle anca bulursun yani. Dört yüzü de bulamayabilirsin öyle. Mevlanın yarattığı da senin bilmediklerin olabilir. Bütün canlı çeşitleri ve nebatiatü bitki çeşitleri. E bitki çeşitleri işte görüyorsun sayıyorlar. Türkiye'de diyorlar altı yüz çeşit var. İşte bilmem şurada, Alpler'de şu var, bilmem nerede ne var.

  57. 21:00

    Dağları, bayılları tespit ediyorlar. Daha tespit edemedikleri birçok bitki çeşidi vardır. Hani şu şuna yarıyor, bu buna yarıyor, şu şu içiriyor, kaynatılıyor meselelerini. Baktığınız zaman yüzlerce, binlerce, bunun kitapları da var yani bitki kitapları. Arapça da var bizde bayağı mesela. Türkçelerde de var.

  58. 21:17

    İnternetlerde de olur. Bütün bitkiler, velme'a dinu madenler. İşte madenler işte, altın, bakır, kurşun, demir, bor, bilmem ne işte böyle. Kalay, dolu yani kurşun şeyi çıkıyor. Kalay işte maden değildir herhalde de. Yani adını biz üç beş yedi tane sayabiliyoruz ama şeyde çok literatürde dolu maden çeşidi var yani.

  59. 21:43

    Kömür maden, mesela odun maden değil diyelim ama kömür maden de mesela alttan çıkarılıyor. Yani yer altından çıkarılanlara madenler. Tabii ki her sene de maden denmeyebilir. Mermer, taş cinsinde olur, maden sayılmaz bilir ama madenlerin hepsi yerden, alttan çıkması gerekiyor. Bütün bunlar ne olacak?

  60. 22:02

    Madumeten yok olacak, vefütelâşiyeten darmadağın olacak. Yani ham maddeleri yok olacak. Yoksa hani orada patladı bir yer, oradan darmadağın oldu, öyle değil. Küllün yok olacak, fâni, küllü men aleyhâ fân. Yerin üstünde olan her şey yok olacak. E sen o zaman dersin ki bak ayette diyor ki yerin üzerindekiler fâni olacak.

  61. 22:25

    Sen göklere nereden çıkarttın? Ama küllü şeyin hâlikun illâ vecih. Öbür ayeti okumadığın için böyle konuşuyorsun. Öbür ayette diyor her şey, şey mevcuda derler. Yani her varlık yok olacak, ancak Allah'ın zatı kalacak. O zaman ne demektir? Göklerde her şey helâk olacak. Efendim ve yevmeydin işte o gün tenşakkû, çatlayıp yarılacak es semâvâtû.

  62. 22:49

    Yedi kat gökler, yani üstünden bulut, yedinci katın üstünden beyaz bir bulut peydahlanacak. O beyaz bulut yedinci katı çatlatacak. Böylece yedinci kat altının üstüne düşecek, onu patlatacak. Altıncı kat beşin üstüne düşecek, onu çatlatacak. Böyle böyle birinci kata kadar inecek, birinci kattan aşağı dünyanın üstüne.

  63. 23:08

    Efendim şu âyet-i kerîmede Estağfirullah ve yevme teşekkâkûs semâvû bil gamâmî. Gökler beyaz bulutla, beyaz olursa buluta gamâm deniyor. Beyaz bulutla yarılacak. Bu âyet-i kerîmede sabittir göklerin yarılacağı, çatlayacağı. Ve ten tesirû, darmadağın olacak. Yani tespih taneleri gibi. Doksan dokuz yüz bir tespihin ipini koparttığın zaman her tane bir tarafa gider.

  64. 23:32

    Darmadağın olacak. El kevâkibû gezegenler ve yıldızlar. Ve yekûnûl erdu, yeryüzü olacak. Dağ vel cibâli dağlar, hebâen, toz bulutu. Toza dönecek. Menthûrâ, saçılmış, dağılmış. Bunlar hep âyet-i kerîmelerle sabittir. Etelâ-etel cibâle tehsebâ câmideten Yani dağları şimdi durmuş, donuk görüyorsun. Ve yetemûrû merras sahâb.

  65. 23:59

    Kıyamet günü bulut gibi havada toz duman olacak, bulut gibi uçacak diyor. Âyet-i kerîmede. Hebâen menthûrâ. Vâzel-i idâmû, işte bu idâm, Türkçe'de idâm biliyorsunuz yani, Arapçadır o. İdâm, adem yokluk demek, idâm yok etmek. Dağ vel ifnâû, fânilik yani fâni kılmak. Yok etmek, her şeyi Allah'ın yok etmesi, yetallekû.

  66. 24:20

    Yetallekû diyor neye? Bin nef'gati üfürüşe. Öyle üfürüş ki el-ûlâ, birinci üfürüşte. Sûra iki kere üflenecek, âyet-i kerîmede. Yevmen fehû fissûri, Yasin-i Şerif'te de var. Sûra üfürüldüğü zaman bütün âlemler yok olacak. Mahşer birinci, İsrafil Aleyhisselam'ın elindeki boruya sûr denen o göklerle yerlerden büyük olan,

  67. 24:43

    her dairesi, daire daire olan, her dairesi göklerle yerler kadar geniş olan, sûra üfürmesiyle bütün mahlukat ölecek, efendim. Sümme nüfika fî uhrâ, âyet-i kerîmede. Sûra sonra bir daha üfürünce, uhrâ, bir diğer üfürülüş var, işte o nefka-i saniyedir. Birincisi öldürmek, yok etmek için arada kırk sene geçecek, kırk sene sonra ikinci nefka ile üfürüşle beraber,

  68. 25:10

    ve bin nefka-t-i saniyeti, ikinci üfürüşle, yekûmu kalkacak, elhalâeku bütün mahlukat min kubûrîm kabirlerinden ve ezzebûne gidecekler ilel mahşeri, mahşere gidecekler. Yani haşır yeri, bu dünya değişecek, yevmetü beddel-l-ardu hayral ard, yer başka yer olacak. Yani dünyanın toprağı değişecek, gümüşten bir arazi olacak, bembeyaz ve üzerinde hiç Allah'a isyan edilmemiş.

  69. 25:35

    Bu toprak bulaştı şimdi, çok üzerinde şirk iş yapıldı, küfür yapıldı, zina iş yapıldı, içki içildi, bu toprak pisleşti. Onun için yeni, üzerinde Allah'a isyan edilmemiş, zaten mahşerde de isyan etmeye kimsenin gücü olmayacağı için artık orası temiz kalacak. Mahşer arazisine gidecekler.

  70. 25:53

    Bu toprak Kudüs Mescidi Aksa'nın orada olacak, Allah Teala Mescidi Aksa'nın oradan mahşer arazisini kurup genişletecek, dünya ortadan kalkıp direktman o boyut değişiyor, direkt öbür boyuta geçilecek. Yani mahşer arazisinde kabirden kalkışla beraber bu topraktan kalkacağız ama gidişimiz, haşır alanı bu toprak olmayacak.

  71. 26:16

    Bunlar hepsi yani ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde sabittir. İkinci üfürüşte o arada melekler de ölecek. Ama melekler bizden sonra ölecek, bizden önce getirilecek. Bazı sohbetlerimde Cebrail Aleyhisselam'ın ve Azrail Aleyhisselam'ın da vefatıyla ilgili rivayetleri anlatmıştım. Vel felâsifetu, akla mantığa göre hüküm veren filozoflar, felsefeciler.

  72. 26:45

    İşte Aristoteles'in kudeması, yani öncekileri. İbn-i Sinaf-ı Arabi tipleri, sonrakileri. Yani mütehakkirin deniyor. Bize göre çok önce onlar. Değil mi? 1100-1200 senelik adamlar. Ama bize göre, yani Aristoteles'e göre, İsa Aleyhisselam dönemine göre falan onlar mütehakkir oluyor. Felsefe konusunda mütehakkir oluyor yani.

  73. 27:10

    Şimdi filozoflar la yücevvizune, caiz görmüyorlar. Buradaki caiz, mümkün görmüyorlar demektir. Helal haram manasında cevaz kast edilmiyor çünkü ne alakası var? Yani caiz görmüyorlar ne demek? Mümkün görmüyorlar neyi? İ'dâme's-semâvâdi, gökleri Allah'ın yok etmesini. Bak bak bak mümkün diyor. Allah her şeye kadir diye ayet var.

  74. 27:33

    İbn-i Sinâ Fârabî azalim değil, Allâh'ın mevcânı ama Kur'an'ımı bilmeyecek yani. Fakat akıl süzgecinden geçiriyor. İşi akla dayattığı için kafayı yemişler. Mümkün görmüyor neyi? Göklerin yok edilmesini. Dâ vel kevâ kibî. Yıldızların yok edilmesini mümkün görmüyorlar. Dâ vel fenâ'e, la yücevizune mâ turtur.

  75. 27:54

    Vel fenâ'e, yokluğu, vel fesâde, bozulup dağılmayı ne için? Lehâ, lehumâ da olabilir. Lehumâ semâvet ve kevâ kib'e gider. Ben sanki burada lehâ görüyorum. Ama lehumâ'dır. Yani gökler, yıldızlar, gezegenler için fenâ, yokluk, fesat, bozulma. Bu düzenin yani gezegenlerdeki nizam-ı nizam var yani ne diyorsunuz işte.

  76. 28:16

    Astrolojide veya neyse şu andaki göklerin düzeni. Uzaydaki efendim hareketler, şunlar bunların devam ediyor ya. Yüzyıllardır, binlerce yıldır devam eden, hiç oynamayan, şaşmayan işte güneş tutulmasından, ay tutulmasından, doğuş yerlerinden, batış yerlerinden değişmeyen bir sistem var. Yani bu sistemin bozulmasını mümkün görmüyorlar.

  77. 28:40

    Bu ne demek biliyor musun? Allah'ın buna gücü yetmez demek. Bu aynı zamanda şu demek, bunu Allah böyle ayarlamadı. Bu kendi kendine vardı demek. Çünkü birisi yaptığına inanırsan, o yapanın onu bozacağına da inanırsın. Bu bozulmaz dediğin anda, yapan yok demek. Çünkü yapanı olan, fail, aynı zamanda müfsid de olabilir.

  78. 29:05

    Burası ayrı bir konu. Bu nereye gidiyor? Zaten Fahrabiler, İbni Sinalar, İmam Gazali'nin tekfir ettiği, kafir saydığı nokta ne? Kıdem-i alem. Semasebete kıdemu istihale ademu. Evveli yoksa bu alemin sonlardan yok olması da imkansızdır. Çünkü bir şeyin evveli yoksa, o demek kendi kendine var. Halbuki biz Ehl-i Sünnet'e göre, bırak Ehl-i Sünnet'i, İslam'a göre,

  79. 29:31

    kendi kendine var olan bir tek Allah'tır. Geri kalan her şey yaratılmıştır. Yani Allah yaratmıştır. O halde hiçbir şey kadim değildir. Ancak Allah kadimdir. Kadim ezeli demek, evveli yok. Yani geri geri ne kadar gitsen, yok olduğu bir zaman dilimi yok. Diyemezsin ki şurada başlangıç var, bundan geride yoktu, haşa.

  80. 29:49

    Ama bu ancak Allah için. Göklere gidersin, 7 bin sene evvel yoktu diyebilirsin. Göklere gidersin, şu kadar sene evvel yoktu diyebilirsin. Öyle mi? Arş, şu kadar bin sene evvel yoktu diyebilirsin. Çünkü hepsi mahluktur, hepsi sonradan yaratılmış. Onun için de hepsi yok olacak. E sen şimdi bunlar yok olmaz, bunların yok olmasını mümkün görmüyoruz dediğin anda

  81. 30:14

    bunlar kendi kendine var oldular, onun için yok olamazlar demiş oluyorsun. Çünkü kendi kendine var olmadığını kabul etseydin, yok olacağını haydi haydi kabul ederdin. Çünkü onu bizzat yaratan bir varlık varsa, onu yok etmesi de imkan dahilindedir. Yok edecek, yok etmeyecek ayrı dava. Mesela Allah-u Teala isteseydi, bu alemi yok etmeyebilirdi.

  82. 30:38

    Mesela dünya sonsuza kadar devam edebilir miydi? Edebilirdi. Çünkü yapan, yaratan zat istese, ben bunu da devam ettiriyorum diyebilir. Fakat Mevla bize Kur'an'da bildirdiği için yok edeceğini, biz buna böyle inanıyoruz. Ama sen yok etmesi mümkün değil dediğinde, mümkün yok, göklerin yerlerin yok olması mümkün değil dediğinde, bunu Allah yok edemez demiş oluyorsun.

  83. 31:08

    Mümkün değil demek Allah yok edemez. Niye Allah yok edemez? Çünkü bu Allah yaratmadı ki Allah yok etsine geliyor, bu kendi kendine var oldu, kendi kendine devam eder. Biz niye yok edecek diye inanıyoruz? Allah-u Teala yok edeceğim buyurduğu için. Eğer Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde dünyanın yok olacağına dair hiçbir ayet-i hadis olmasaydı,

  84. 31:30

    o zaman biz yok olacak diye kesin konuşamazdık. Ama yok olması mümkün derdik. Çünkü madem Allah yarattı, istediğini yapar derdik en azından. Ama felâsefe ne diyor? Mümkün değil diyor. Şimdi ayet-i hadiste yok olacağı bildirilirken mümkün değil deyince kafir oluyor. Çünkü mümkün değil demek kudreti inkardır.

  85. 31:53

    Ve kulune filozoflar hükmediyorlar. Ba ile kullanılırsa kale, hakeme manasında. Ve kulune hükmediyorlar ne ile? Ezeliyet-i ha. Köklerin yerlerinin ezeli olduğuna yani evveli de yok, daha vebediyet-i ha sonu da yok. Çünkü bir şey ezeliyse mecburen ebedidir. Bir şeyi yaratan yoksa artık o yok olmayacaktır.

  86. 32:20

    Bir şeyin varlığı kendindense o sonsuzdur. Böyle bir zat bir tek vardır, o da Allah-u Teala. Sıfatları da onunla beraber. Onun için Kur'an da kadimdir, ezelidir. Çünkü Kur'an bize indirilişi sonradır. Ama Allah'ın ilminde Kur'an'ın kelamı ezelidir. Çünkü kelamı kadimdir. Ama Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e kadim diyebilir miyiz?

  87. 32:42

    Diyemeyiz. Sonradan yaratılmıştır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in nuru, nuruna kadim diyebilir miyiz? Yani Efendimiz'in yaratıldığı nur. Yani ilk nur. Kadim diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Birisi derse ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ezelidir, ebedidir. Yani ruhu kadimdir, haşa şirktir.

  88. 33:04

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kadim değildir. Nuru da sonradır. Allah'ın yarattıklarının ilkidir. Ama bak yaratılmıştır. Dolayısıyla Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yaratıldığı nur, bütün peygamberlerin, bütün yaratılmışlardan önce yaratılmıştır. Ama yaratılmıştır. Yaratılmış ne demektir?

  89. 33:23

    Sonradandır. Yaratılmışın nesi vardır? Geçmişinde yokluk vardır. Başladığı bir nokta vardır. Onun için mahlukla Halik'i karıştırmamak lazım. Yaratanla yaratılan asla bir olmaz. Bir defa yaratan ezelidir, yaratılan ezeli değildir, kadim değildir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhu da olsa kadim değildir, nuru da olsa kadim değildir.

  90. 33:45

    Çünkü yaratılmıştır. Bunları doğru anlamak lazım. Ve mazelke bununla beraber, yec'alü, kılıyor el-mütehhirûne, bak, sonra gelenler, yani İbni Sinev, Fârabî ayakları, minhum felâsifeden, yec'alü sayıyor. Ceale öyle bir kelimedir ki, nereye gelirse ona göre mana alır. Onun için yec'alü sayıyor. Yahudî manasındadır burada.

  91. 34:13

    El-mütehhirûne, sonra gelenler, yani işte İbni Sinev, Fârabî, eflâtunlara göre mütehhirdir. Minhum felâsifeden. En fücûn, kendilerini sayıyorlar, min zümrat-i ehl-i islâm. Kendilerini ehl-i islâm zümresinden sayıyorlar. Millet de onlara çok hürmet ediyor. Türbeler, mürbeler de var. İbni Sinev, Fârabî, desen millet evliya zannediyor.

  92. 34:35

    Tabii insanlar şimdi orada gitseler, yatır var, türbe var, mübarek zat diye okuyacaklar yani. Her önüne gelenin yatır katır meselesini, ben çok anlattım bir hikaye ama, Yunus Efendi bulsun onu, onu paylaşsın yani. Bu yatır katır çok önemli. Önüne geleni evliya zannetmeyin, türbesi var diye.

  93. 34:53

    Şimdi bunu ehl-i islâm zümresinden islâm zümresinden sayarlar. Ve yetune, kendileri der ki biz müslümanız yahu. Ve yetune yaparlar. Burada yetune yef'alune muhasnadar. Eta, bihi, feale. Yetune işlerler. Bi bazı ahkâmil islâm. İslâm'ın bazı hükümlerini işlerler. Ne demek? Yani namaz, orgut, bir de baktığın adam Mekke'de, tekke'de ya.

  94. 35:14

    Yani kastediyorum, kastediyor yani müsannif. Ya'melune, amel ederler biha, islâm ahkâmının bazısıyla. Yani zahiren şair islâmdan olduğu için, camide gördüğüne müslüman de. Tamam bu kaide-i külliyedir. Ama müslümanlığı bozacak bir şey söylemediyse. Adam haçta gördüm ama ondan sonra kalkıp diyorsa ki faiz helal kardeşim bu zamanda faizden, faiz yasak mı olur ya?

  95. 35:39

    Ekonomik bozulur faizsiz diyor. E şimdi bu adam haça gitsene oğlum. Helal haram dedi. Harama helal dedi yani. Vel acebu şaşılır min bazı ehl-i islâm müslüman geçinenlerin bir kısmına şaşılır. Allah Allah. Yani bir de şimdi bu kendini müslüman sayana şaşılır. Ama onu müslüman sayana daha çok şaşılır.

  96. 36:03

    Keyfe, yusaddikû. Bu bazı müslümanlar nasıl tahsil ediyor? Çünkü şu anda İbn-i Sînâ-yı Fârabî'yi müslüman bilen çoğunluktur. Ancak İmâm-ı Gazâlî'yi bilen, İmâm-ı Rabbânî'yi bilenler bu işi biliyor. Mektubatı bilenler bu işi biliyor. Geri kalan halkın geneline sor. Türk ve müslümandır. E şimdi şaşarım ki diyor İmâm-ı Rabbânî.

  97. 36:25

    Bazıları keyfe, yusaddikû nasıl tahsil ediyor? Minhum bu felâsifenin müteahhirîninden. Neyi? Hâzel mânâ. Bu mânâyı nasıl tahsil ediyor? Bu mektupta İbn-i Sînâ'nın, Fârabî'nin adı geçmiyor. Hoca bunu nereden çıkarıyor demeyin. Bu başka mektuptadır. Ubeydül Hoca bulursa o mektubu hemen onun şeyini verelim.

  98. 36:45

    Bu mektuptan mı geçti bilmiyorum ama yani gerisinde geçmişse tabii çok aylar oluyor, ara veriyoruz. İmâm-ı Ghezâli ne diyor? Tekfir etti. Ha buradaymış, buradaymış tamam. Aynı mektup 264. sayfada. Allah Teâlâ Efendimiz'den Kadîmun Ezelîyün Evveli yoktur. Leysel-i Gharîb Teâlâ Kıdemun Allah'tan başkasının kıdemi yoktur.

  99. 37:08

    Velâzeliyetün Ezeliyeti yani evveli olmama vasfı yoktur. Ecmâ cemî'ul millîyîn alâ zel hükmî Bütün din mensupları bu hükümde ittifak etmiştir. Femen kâle bi kıdemi ghelâk sübhânehu ezeliyyeti Her kim Allah'tan başka kadim var, ezeli var, evveli olmayan var derse fakat kefâr. Muhakkak kâfir olmuştur.

  100. 37:27

    Ve minâd-il heysiyyeti İşte bu cihetten dolayıdır ki keffar al-imâm-ul ghezâliyyu rahimehullâhu ibne sînâ vel fârâbiyye ve gayra humâ İmâm-ı Ghezâli, İbni Sînâ'ya kâfir demiştir. Fârâbiyye kâfir demiştir. Diğer filozoflara kâfir demiştir. Fe innûm çünkü onlar kâilûne hükmediciler. Bi kıdemi l-ukûl ve n-nufûz Akıllar kadimdir.

  101. 37:51

    Ruhlar kadimdir. Ve-el kâle izâb Bunlar bi kıdemi s-semâvât bi mâ fiyâ ve kıdemi l-heyûlâ ve s-sûrati Ham maddesi, bu âlemin kendisi bu şekil, gökler, yerler, dağlar bu şekil ezeli değil ama ham maddesi vardı. Yani Allah yoktan yaratmadı, bir ham maddeden yarattı. O kadimdir. Gökler kadimdir. Bi mâ fiyâ, içinde ne varsa göklerin içindeki hepsi kadimdir.

  102. 38:13

    Yani evveli yoktur. Evveli yoktur ne demek biliyor musun? Yok olmayacak demek. Çünkü varlığı kendinden olmuş oluyor o zaman. Yaratılmış olmuyor. Bak, İmâm-ı Gazâ kafir dedi. Bu mektubun 3 sayfa gerisinde. Tabi belki bizim sohbetler açısından 6-7 ay gerisinde oluyor. Çünkü 3-4 ay tatil oldu ya. Evet, işte söylüyorum sana.

  103. 38:32

    Bunu anlatıyorum. Gerideki sayfayı bulduğunuz zaman mevzuyu anlarsınız yani. Şimdi diyor. Bu İbn-i Sinâ Fârabî adamla kendilerini Ehl-i İslâm cümlesinden sayarlar, Bu İbn-i Sinaf-ı Harâbî adamlar kendilerini Ehl-i İslam cümlesinden sayarlar. namaz da kılarlar, oruç da tutarlar, hacca da giderler. Buna şaşılır, buna şaşılır.

  104. 38:48

    Ama daha çok şaşılır bazı Müslüman geçinenler, şu anda ilahiyattaki profesörlerin, çoğuna sorsan İbn-i Sinâ çok Müslüman ve mübarektir. Çünkü kafaları uyuyor. Akıl ve mantık ya. Süzgeçten geçiriyorlar ya bunlar. Süzgeçten geçirirken kendileri yukarıda eleğin üstünde takılıyorlar. Anladın mı? Yukarıda takılıyorlar, aşağıya geçemiyorlar.

  105. 39:11

    Bunlar kendilerini müslüman sayıyorlar. Daha şaşılacak iş. Bazı müslümanlar Enne okşan keyfe yusaddiku tasdik ediyor minhum bunlardan. Hazel mânâ. Bu müslüman olduklarına dair mânâ-ı veyâ teküdü. İnanıyorum onlara müslümin. Ya bunlar müslüman, İbn-i Sinaf'ın hakkında niye konuşuyorsunuz? Farah ağabeyi niye gevurduyorsun arkadaş diyorlar.

  106. 39:31

    Bunları müslüman sanıyorlar. Min gayri tehâşin. Hiç sakınmadan, çekinmeden. Yahu kardeşim diyor. Allah'ın ayetlerini inkar edenler namaz kılıyor diye, oruç tutuyor diye müslüman mı sayacağız diyor. Dinle şimdi. Ve e'cebu min zâlik. Ve e'cebu, daha da şaşılacak bir şey söyleyeyim diyor min zâlik'e, bundan beteri.

  107. 39:52

    E ne bazı müslümin. Değil mi? Bazı Müslümanlar, şu andaki ilahiyat camialarının ekseriyeti demektir bu. Hepsi bu kafa. Bunların bazı.. Yâ Tevhidû İnanıyor, İslâm'a bazın.. Bazılarının Müslümanlığını kimden? Münâzil cemaati. Yani bu felsefecilerden bir kısmının Müslümanlığını, bir de kâmilen. Sen ne diyorsun İbn-i Sînâ?

  108. 40:13

    Kâmil, mükemmel, mükemmil bir Müslüman. Meşayih'tan diyen var ya. Tabii. Büyük velî ya, Allah dostu, İbn-i Sînâ ne demek falan. Türbesi var falan. Onu bir de kâmil zannediyor bir de. Ve yazunnû. Zannediyor. Neytânevum, onları tenkit etmeyi, dâveteşniyavum. Onların çirkinliklerini ifade etmeyi, münkeren.

  109. 40:38

    Ya bu cübbeli ne ya? Freni patlamış araba gibi gidiyor. Ona buna saldırıyor. Diye İmâm-ı Rabbânî'ye gidiyor tabii bu lafta. Onları tenkit etmeyi münker sayıyor. Ne demek münker? Ya sen yanlış iş yapıyorsun. Kur'an'a, sünnete muhalif, şeratsız iş yapıyorsun. Ben seni bu münkerden ne iyi ediyorum diyor.

  110. 40:56

    Niye? Sen niye diyor büyüklerimizi tekfir ediyorsun? Ya ben mi tekfir ediyorum? İmâm-ı Gazâlî onları en iyi biliyor. İmâm-ı Gazâlî çok uğraştı bu felâsifeyle. Felsefenin kitabını yazdı. Teâfütü'l-felâsife. Filosofların, felsefecilerin nasıl şaşkın kelebek gibi ateşe düştüklerini, cehenneme düştüklerini ve sapıttıklarının kitabını yazdı.

  111. 41:15

    Adı Teâfütü'l-felâsife. El-Münkiz b. Dalâli yazdı. Sapıklıktan kurtaran kitap. İmâm-ı Gazâlî bunların ciğerini biliyor. Felsefenin ağababası diyelim. Ondan sonra bunların gavurluğunu meydana çıkarttı. Ben ne bileyim? Felsefe hiç okumadım ki. Ben İmam Hazari'ye bakarım. Ben İmâm-ı Gazâlî'ye bakarım. İmam Rabbani'ye bakarım.

  112. 41:36

    İmâm-ı Rabbânî'ye bakarım. Onun için Velhâlu hâlbuki ennehum onlar münkirûne İnkâr ediyorlar alennusûsul kat'iyyeti Kesin deliller, kesin delil şu demek Hadis olsa kaynağı ne? İbn-i Hükban diyorum. İbn-i Hıbbân diyorum. ipli ipa ne? Pirenin anası, ipli ipanı tanımıyorsan ne soruyorsun? İbn-i Hıbbân ne?

  113. 41:52

    Pire'nin anası. İbn-i Hıbbân'ı tanımıyorsan ne soruyorsun? Zühela fışkırıyor. Ama kat'in husus yani. Kat'in husus demek ayet var. Âyet var, hadis Hadis mütevatir. Hadisi de bıraktık. Ayet var ya. Âyet olan konuları Ayet olan konuları İbn-i Sînâlar İbn-i Sinalar inkar ediyor. inkâr ediyor. Tâ ve icmâil Enbiyâ aleyhissalâtu vesselâm İki yüz yirmi dört bin peygamberin

  114. 42:10

    224 bin peygamberin kesin ittifak ettiği konular Bütün kitaplar söylüyor ki Allah'tan gelen gökler yerler yıkılacak. Yani bunu inkâr eden adamı reddetmeyi reddediyor. Ve buna reddiye yapmayı münkâr sayıyor. Bunlarla ne uğraşıyorsun diyor. Ya ne uğraşıyorum? Sen de onu kafaya gidersen kafir olursun. Senin imanını kurtarmaya uğraşıyorum kardeş.

  115. 42:36

    Bana da İbn-i Sînâ'dan hasbım değil, hıçkım değil. Allah-u Teala buyurdu ki Kur'an'da tekvir suresi var. Tekvir ne demek? Güneşin dürülmesi demek. Surenin adı ya. Güneş dürülüp atıldığı zaman. Yıldızlar, gezegenler döküldüğü zaman. Gök sistemi, efendim feza, uzay sistemi bozulduğu zaman demek. Yıldızlar dökülünce sistem mi kalır?

  116. 43:06

    Ayet-i kerime, inşikak, yarılmak demek ya. Zaten surenin adı göklerin çatlaması. Gökler çatlayıp yarıldığı zaman. Demin okudum ayet, Furkan suresi. Beyaz buluttan sema yarıldığı zaman diyor işte. İtaat ettiği zaman, Rabbine teslim olduğu zaman. Çatla çatla, dökül dökül, sökül sökül. Yok ol yok ol. Dediğimi ya isteyerek yapacaksınız Dediler.

  117. 43:40

    Ne demek? Seve seve yaptık ne dersen emrin bas. Ayet bu da. Fussilet sureti olabilir. Ve zaten gök ne yapacaktı ki diyor Rabbine itaat etmesi zaten hakkıydı. Ona yakışan oydu diyor. Ad-i kerime yine Rabbin buyurduğu nerede? Nebe Suresi. Gök açılacak. Fekanet olacak. Ve gök açılacak. Arkasında cennet çıkacak.

  118. 44:16

    Yer açıldı mı altında cehennem çıkacak. Gök açıldı mı çünkü cennet cehennem de şu anda mevcut. Yaratılmış. Şöyle gökler. Şurada da yerler. Cennet bunun üstünde. Cehennem bunun altında. Mevzu ne? Mevzu bu yok oluyor. Cennet ve cehennem zaten şu anda var. Resmin tamamını ancak görürsün.

  119. 44:42

    Şimdi anasının karnındaki çocuk gibi İstanbul var Ankara var desen ne konuşursun Muammer? Çocuk anla bunu. Ya sen çok dar yerdesin çok rahatım beni sakın karıştırma. alışıyor, alışıyor, alışıyor. Bu sefer diyor, bu anne karnında nasıl durmuşum, ben boğulmamışım yani. Onun için dünya, anne karnı kadar.

  120. 45:28

    Kökler, yerler. Açıldığı zaman, cennet, cehennem, ooo adam, bir Müslümana altmış bu dünya kadar. Bir kişiye. Yani adamın evi altmış dünya kadar. Adamın özel mülkü yani. Ne kadar Müslüman var, Adem Aleyhisselam'dan son Müslümana kadar falan. Hadi en son cehennemden çıkan bile Müslümana on bu dünya kadar veriliyor.

  121. 45:49

    Genişliğe bak. Haddi hesabı var. Allah'a göre. Biz o büyüklüğü ölçemeyiz. Yoksa Mevla'nın yarattığı her şeyini bir sınırla yaratmıştır tabii ki. Hiçbir şey Mevla gibi sonsuz. Olamaz. Vemselüzelke bu gibi ayetler fil Kur'an'i, Kur'an-ı Kerim'de kefiratın çoktur.

  122. 46:08

    Şimdi geldi, Cübbeli Hoca ona buna zındık diyor, ona buna kafir diyor, ona buna bilmem ne diyor. Ben İmam-ı Rabbani'ye dayanıyorum. İşte boyut. Bu cahiller bilmezler mi ki? Sadece çıplak bir konuşma, ney bir kelimet-i şehadeti. Kelime-i şehadet, tefevh demek, ağzından çıkartmak.

  123. 46:37

    Dedi mi dedi. Ben bunu duydum mu duydum. Çıktım gidiyorum. Daha da adamla görüşmedim. Bir fikrine şahit olmadım. Bir yazısına muttali olmadım. Bu adam yarın öldü, geldi musallaha kondu. Müslüman mıdır, değil midir? Ben Müslüman olduğuna şahitlik ederim. Neden? Adamın ağzından kelime-i şehadeti duydum, ondan sonra da onu bozan bir beyanını veya yazısını duymadım.

  124. 46:58

    Sah! Adamı camiye gidip gelirken gördüyseniz, imanına şahitlik edin. Sahih hadistir. İnne mâ yâ murâ'atinin tefsirinde geçer. E şimdi, bu adamı ben camide görüyorum, özelde şadırvanda muhabbet etmedik. Öyle ya, namazdan evvel şadırvanda otururlar bizimkiler. Bizim Anadolu halkı falan, Türk milleti. Çok kötü alışkanlıktan biri.

  125. 47:26

    Dır dır dır için. Ya on dakika evvel gireyim, bir Sübhan Allahi Beyan bir çekeyim, üç kere bir tanesi demezler. Hepsi ezan okunmasını beklerler, şadırvanda dır dır yapmak için. Rezillik yani. Şimdi bu şadırvanda otururken, adamın ne yumurtladığını duymamış. İse. Veya namaz bitti, çıktılar. Haşure dağıtıldı falan.

  126. 47:46

    Yiyorlar, içiyorlar. Adam orada dedi ki, ulan bu gericiler yobazlar, bilmem ne. Kadının örtünmesine farz diyorlar. Bak oradan Zekeriya Beyaz çıktı. Örtünmek mörtünmek yok efendim. Başı açıkta dolaşabilir. Farz değil, vacip değil dedi falan. Hadi bakalım, inanmış bir ilahiyatçıya. Ne oldu şimdi? Tesettür farz, ayetle sabit.

  127. 48:06

    Adam ayeti inkar etti şimdi. Ayeti inkar edene de ben, camiden çıktı diye müslüman diyemem ki. Yani şunu diyorum. Ama bu adamı camide gördüm, geçtim. Lafına sözüne şahit müşahit olmadım. Sonra musallaya geldi. Ben onu camide gördüğüm için, ellerimi önde Allah, nasıl biliriz, biz müslüman biliriz, diyebilirim.

  128. 48:28

    Ama ben camiden çıktıktan sonra, bir kere bu adamın şeriatı inkar ettiğini, mütevatir hadisleri inkar ettiğini, kıyameti inkar ettiğini, dirilmek mi olur ya? Ben sabah akşam, namaz kılan, oruç tutan, bir nene gördüm yani. Dedi ki, uşağım dedi, böyle dirilmek, dirilmek dedi. Hiç aklım sarmıyor o işlere.

  129. 48:52

    Dedim dolma değil ki bu sarsın dedim ya. Sen ancak dolma sararsın nene dedim ya. Aklı niye sarmıyor dedim bunu yani. Şimdi namaz abdest kurtarmaz ya, adam dirilmek ne biçim iş diyor ya. Onun için kelime-i şehadeti söylemek, camiye gidip gelmek, Mekke'de, Tekke'de buluşmak, eğer o adamın, Kur'an'a, sünnete muhalif, yani şeriatın zaruriyatını, inkar eden bir beyanını veya

  130. 49:18

    yazısını veya paylaşımını, şimdi mesaj atıyor, tweet atıyor, o tweet de yeter. Resmi adresinden tweet atıyorsa, işte bakara makara olayı. Sallıyorum diyor bir ayet diyor, bu bakara makara çok var diyor bunda ayet diyor, sallıyorum diyor bir bakaradan diyor, makara gibi diyor. E şimdi bu adam camide.

  131. 49:40

    Devamlı bizim, bürokratlarımızın yanında duruyor hala. Namaz da kılıyor. E ben şimdi o ses kaydını dinledim yani. Dinlemeseydim ben o adamı müslüman derdim. E şimdi duydum. Anlatabiliyor muyum? Bir adamın şeriatı Kur'an'ı inkar eden bir beyanını duymadıkça, yazısını, tweetini, sesini, kaydını, kuydunu duymadıkça, camiye giden gelene Müslüman deriz.

  132. 50:08

    Kelime-i şehadet diyene Müslüman deriz. Ama kapri delilleri inkar eden bir beyanın duyduktan sonra şehadeti de muteber değil, namaz-ı abdesti de muteber değil. Ne gibi? Hacca gidip şeytan taşlıyor. Ondan sonra diyor ki burada şeytan meytan yok. Taşı taşı attık geldik arkadaş diyor. Sahih yapıyor orada diyor.

  133. 50:27

    Sahi yapıyor orada diyor, ne koşturuyorsunuz bizi burada diyor. Ya bir adam Allah'ın vacibini, İnne safâ vel mervete min şâirillâh Kur'an'da geçen bir sahih meselesini alaya dalgaya alıp, efendim, görevli hocaya, efendim görevli hocaya, efendim efendim, Şaka Şamata kabilinden de olsa, ne dönüyoruz bu Kabe'nin etrafında ya deli gibi, dediği zaman,

  134. 50:49

    nasıl müslüman diyeceğiz ama adam Mekke'de. Onun için diyor, bunlar bilmiyorlar mı ki, İbn-i Sina kelime-i şehadet söyledi veya Hacca gitti veya İbn-i Sina 5'e 5 katıyordu, Farabi'yi 5'e 10 katıyordu namaz. Ama diyor, kelime-i şehadeti sadece okumak gayru kafir. Kafir değildir fil-islam. Adamın müslüman olması için.

  135. 51:09

    Ben bunu demek istiyorum. Adam Kur'an'daki ayetleri Mehmet okuyan, inkar ederken, efendim, İslam oğlu Adem Aleyhisselam'ın babası var diyerek, Adem Aleyhisselam'ın çamurdan yaratıldığı bunca ayeti inkar ederken, sen hala namaz kılıyor, Filistin'e yardım götürdü, bilmem, Mekke'de geldi, Mekke'de girdi, babasının cenazesine sarık taktı.

  136. 51:31

    Geç o işleri, geç. Çünkü dinin zaruri ayetlerini inkar ediyor bir taraftan. Kulaklarımızla duyuyoruz, kitaplarında okuyoruz. O zaman, zorunlu olarak lazımdır. Mecîû Mineddîn. Din adına geldiği bilinen. Ama ne yolla? Bak, ha burada zayıf hadis, burada zayıf hadis, veya diyelim ki sahih de olsa, yani kertenkele öldürene bir vuruşta yüz cevap, iki vuruşta elli cevap.

  137. 52:05

    kertenkele öldürene bir vuruşta yüz sevap, iki vuruşta elli sevap, sahih. Kertenkele öldüren kafir öldürmüş. Bu sahih Müslüm'de bir baptır. Bizim kızın, benim ve Ayşe Dilara kızım var, o kızın bir medreseye gidiyor. Şimdi bir de baktım diyor, kadınlar da tanımıyor benim Cübbeli Hoca'nın kızı olduğumu da diyor, kadınlar konuşuyorlar diyor, biri diyor ki diyor,

  138. 52:25

    öyle şey mi olur hayvan öldürmekte, kertenkele öldürülmekte sevap mı olmuş bilmem ne bilmem ne. Öbür kadın diyor ki, olur mu ya Cübbeli Hoca'dan dinledim diyor. Hadis var, sahih diyor. Öbür Hoca Efendiler demiş ki, onu bir inceleyeyim, benim bilgim yok bu hususta demiş. Maşallah, insaflıymış hoca hanım.

  139. 52:41

    Bir inceleyeyim demiş, ben Cübbeli Hoca'yı dinlemedim demiş bu hususta. Mevzu buraya gitmiş yani bugün bizim kızın dersinde de, yani şunu demek istiyorum. Bu hadis sahih Müslüm'dedir. Babu katril ve zegah. Kertenkele öldürmeyle ilgili bab var, bab. Ama bizim en meşhur hocalarımızdan biri bile bana geldi, sen nereden çıkarttın bunu dedi.

  140. 52:59

    Hocam sahih Müslüm'den dedim, bir açtım. Yaa dedi. Tansiyonu baya düştü ama hiç olmazsa tabii Müslüm'ü önüne koyunca sustu. Böyle İrfan gibi, Şefik gibi Bukhari tanımaz, Müslüm tanımaz adamlardan değildi tabii ki. Yani sahih hadis kaynak göstersem bunlara, onu da cerh ederler.

  141. 53:17

    Şimdi, bak ne diyorum, bir insan sadece kelime-i şehadet getirmekle Müslüman olamaz. Ya ne lazım? Dinden geldiği bilinenlerin hepsini tasdik etmesi lazım. Ama kayda bak şimdi, dikkat. Bir zaruret. Zaruretle bilinen. Çünkü öbür türlü adama kertenkele öldürmek, kâfir ölmüş gibi dediğin zaman, bu adam da bunu inkar ettiği zaman kâfir olmaz.

  142. 53:45

    Ama bu hadis var, kaynağı da sahih Müslüm dendiği zaman hala inkar ediyorsa, yani bu adam el üstünden çıktı da diyemeyiz, tevatür yok. Tevatür olmaz, el üstünden çıktı diyemezsek de, çıkmanın ağzına kadar gelmiş. Yani bu adam Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in mübarek ağzından bir şey duysa, idi.

  143. 54:05

    Bu kertenkele hadisi, madem sahih Müslüm'de, Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in mübarek ağzından kesin çıktı. Bunu Resûlullah Efendimiz'in ağzından kulağıyla duysa, demek ona da diyecek ki, öyle de şey mi olur ya Resûlullah diyecek, yani böyle bir durumdadır. Bu adam vahim bir durumdadır yani.

  144. 54:21

    Acile kalkması lazım. Ama yine de biz ona kâfir diyemeyiz. Bak el üstünden çıktı, müptediyle diyemeyiz. Ama bu adam Nüzulü Mesih gibi İsa Hasan inmeyecek, yaşamıyor gökte derse. Ama bu adam Hazreti Mehdi diye bir şey çıkmayacak derse, buralarda manevi tevatür olduğu için bazı ulema kâfir dese de cumhur ulemaya göre kâfir olmaz.

  145. 54:43

    Velâkin el üstünden fersah fersah çıkmış olur. Ehl-i bid'at olur. Ama Ahlusi Hazretleri Hz. Mehdi için olmasa da İsa As'ın nüzûlündeki tevâtür çok daha kuvvetli olduğundan İsa As inmeyecek diyenlerin kâfir olduğuna icma vardır diye koca âlûsi Kâtibet-ül Müfessir'in söylüyor. El-Hüsnet itikadında da imamdır yani.

  146. 55:08

    Kuvvetli bir müfessir. Bütün Dünya ve Vehhabiler bile kabul eder. Düşün o kadar bir acayiptir yani. Yani ittifaklı bir isimdir âlûsi, markadır. O onda tekfire icma vardır, kâfir olduğuna. Şimdi demek ki, bir adam kelime-i şehadet söylemekle, İbn-i Sina, Fârabi, namaz kılmakla, şununla bununla olmaz.

  147. 55:27

    Zaruret ile İslâm'dan olduğu bilinen her şeyi tasdik etmesi lazım. Peki, göklerin çatlayacağı, yıldızların dağıtılacağı, yerin yok olacağı, her şeyin helak olacağı, ayetlerle sabit midir? Sabittir. Daha bunda tevâtür mü, sahih mi diye bir şey aramaya lüzum var mı ayet olduktan sonra? Konu kapanmıştır.

  148. 55:47

    Demek ki bu adamlar, bu filozoflar, zarureten, yani mecburen, kesinlikle yani, zarureten burada şu demek, kesinlikle demek, kesinlikle ayet olduğuna göre inanılması, iman, inkârı, küfür ve şirk olan bir hususu inkâr ettiklerinden dolayı kelime-i şehadet getirmekle, namaz kılmakla, hacca gitmekle Müslüman olamazlar.

  149. 56:14

    Ve bunları Müslüman sayanlar da, şu an sayanlar da, şaşılacak kadar derecede cahildirler. Hele bunları kâmil, mükemmel Müslüman sayanlar eceldirler. Anladın mı? Onu söylüyorum. Çok acayip bir mektubun bölümü yani. Bak, şurada yarım sayfalık bir bölümde sizi ehl-i sünnet itikadının mihek noktalarından, kavaydinden, külli kaydelerinden neler verdi neler.

  150. 56:38

    Neler verdi neler İmam-ı Rabbân-ı Hazretleri. Şu mektubat dersini kaçırana. Aklını kaçır, mektubatı kaçırma. Yazık değil mi biz burada bu kadar mesai sarf ediyoruz, gayret ediyoruz. Yani medreselerde okunan mektubatlarda da mübarek talebelerimiz de bunu dinlesinler. Bu fakir kadar pek anlatan, şerh eden hoca bulamazlar.

  151. 56:59

    Efendi Hazretleri'nin elidir bu, Efendi Hazretleri'nin dilidir bu. Onun için ders yapsınlar bunları, ders. Bak kırık kırık mana talebeler için veriyor. Önce itikad mektuplarından başlasınlar, seyr-i sürük mektuplarından değil. Seyr-i sürük mektuplarında öyle zor işler var ki hiç okunulması, millete anlatılması caiz bile değil.

  152. 57:19

    Akait mektuplarından başlasınlar, ibare söksünler. Ondan sonra cemaate de anlatabilirler. Bunlar tam cemaatlik konusu, genele anı hitap eder. Medreseler, talebeler bu mektubat derslerini mutlaka dinlemelidirler. Hocaları dinletmelidirler. Aksi takdirde nakıs kalırlar. Mektubatı okuyorum, gel bir ibare oku, yanlış okuyorsun.

  153. 57:41

    İcazet aldım, tekamülü bitirdim, iktisası bitirdim. Anlat bana burayı, ne diyor bura? Anlat bana burayı, anlatamıyorsun hoca efendi, kusura bakma. Benim talebelerim, talebenin talebeleri, talebenin talebeleri ama ilmin sonu yoktur. Derse devam. Kendi direkt hocanda kalmamak lazım. Öbüründen de anlat, öbüründen de anlat.

  154. 58:01

    Yeter ki tabi el-hüsnet olsun, efendimizin adamı olsun. İtikadı efendimizin usulü üzere olsun. E sen şimdi Şefik'ten ders okunabilir misin şimdi? Şefik'ten mektubat dersi okusan helak olursun. Çünkü efendi hazretlerinin hadisleri olan itikadını tahrif etti. Göz göre göre tarif etti ve efendi hazretlerini kabul ettiği hadisleri uydurdu diyor.

  155. 58:20

    Benim, bana uydurdu demek o demek. Efendi kabul etti hadisleri hepsini, ben biliyorum. Kırk sene efendinin yanında bu işleri okudum okuttum. E ne demek? Onun için her sakallıyı da babansan mı? Her sarıklıyı da hocansan mı? Her mektubat okuyan da dinlenmez. Adamını da seç. Hıyar alırken seçiyorsun. Hoca seçerken de dikkat et.

  156. 58:42

    Öyle sade benim hocamı dinlerim, öbür hocaları dinlesem raputan bozulur dersen senin kafan zaten bozulmuş. Ne raputan bozuldu? Peşek miyim, mürşit miyim? Haşa ve kella. Ben ilim veriyorum sana, ben zahiri ilimden bahsediyorum. Bu efendinin dersleridir, bunu efendi okutmuş bana bunları. Sen de dinleyeceksin.

  157. 59:02

    Kendi kafana kalırsan işte hiçbir şey anlatamazsın. Vetteberri minel küfri. Kafirlikten efendim daha ne lazım? Labut de lazım. Mintastı'yı kıyamâ tuf. Vetteberri minel küfri. Kafirlikten beri olmak, uzaklık bildirmek lazım, yetmedi. Ha ben gavur değilim. Tabii ki birisine gavurum demez. Kim der yoğurdum ekşi?

  158. 59:26

    Kafirlikten beri herkes olur. Ben müşrik değilim, ben kafir değilim. Bir tane kafirim diyen var mı ilahiyatta şimdi? Ama bal gibi Allah'ın ilmini, sıfatını, kaderini inkar eden kafirler var. Dikkat! Ve levâzimihî. Kafirlikten beriyim yetmez. Kafirliği mucib olan. Kafirliğin, Türkçesi gereksinimlerinden.

  159. 59:48

    Yani kadere iman etmemek kadere kafirliğin levâzımındandır. Gökler yerler yok olmayacak kafirliğin levâzımındandır. Allah'tan başka ezeli mi var? Onun için kelime-i şehadet söyledi, namaza gitti, hacca geldi. Öyle bir şey yok. Yetmez. Dinden olduğu kesin bilinen yani kesin şu demek, sana söylüyorum.

  160. 1:00:18

    Ya Kur'an'da nasihat olacak, ya mütevatir hadis-i şerif olacak, ya da manen mütevatir. Mütevatir deyince lafzan manen. İkisi de birdir. Mütevatir hadis olursa itikadı mucibdir. Kesin inanman gerekir. Orada inkar adamı kafir eder. Ama dediğim gibi mütevatir olmayan konularda say hadisleri inkar eden tehlikeye girer, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemle sıkıntıya girer

  161. 1:00:44

    ve Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sağ olsa kulağıyla duysa bile inanmayacak gibi bir terbiyesizlik arz etmiş olur. Yani bereketi kaçar, o ayrı dağılır. Ehl-i sünnetten de çıkmaya adım atmış olur. Anladın mı? Böyle yapmak lazım ki hattâ ütasavveren İslâm'ı bir adamda İslâm sıfatının mevcudiyeti tasavvur edilebilsin.

  162. 1:01:06

    Kafirlikten beri olacak. Kafirlik icap ettiren bütün inkarlardan yanlış inançlardan beri olacak. Din adına kesin olarak inanılması gereken her şeyi de tasdik etmesi icap eder. Bu yoksa nedir işte bu bir tabirdir. Katat dikenli ağaçtır. Elinle dikenleri eline batıra batıra onu sıvamaktır. Yani çok dikenli bir ağacı dikenden arındırayım derken sen elinle o dikenleri

  163. 1:01:38

    efendim temizleyeyim derken bütün eline ne yapar? O dikenler bata bata kan revan içinde kalırsın. Hatta o dikenleri de kökünü bile sökemezsin o vaziyette. Çünkü elin artık işlemez hale gelir. Demek ki yani bu çok müşküldür ve acı vericidir ve ahirette de adamın başını bela sokar, cehenneme sokar. Onun için Müslüman olayım diyorsan, kolaylık ile Müslüman kabul edilmek

  164. 1:02:04

    istiyorsan, İslâm'ı da kolayca anlamak, tasdik etmek istiyorsan Kur'an'da sünnette olanların hepsine inanacaksın. Ama zaruri olanlara mecburi inanacaksın. Aksi takdirde sende İslâm sıfatı sabit olmaz. Velev ki hacı olsan, velev ki hoca olsan velev ki efendim işte kelime-i şehadet, zikir yapsan yani adam sabaha kadar zikir yapabilir.

  165. 1:02:28

    İblisine zikir yapmıyor demiyorum bak. Yani bu tip kafa al birini vur birine. Aynı ilahiyat kafasında ekseriyet itibariyle konuşuyorum. Yani Allah'ın ilim sıfatı. İlahiyatta yüzde seksen öğretmen asla kadere inanmaz. Çünkü muhtecileden okumuşlardır hepsi. Hüseyin Atay kafasında. Beslendikleri için alın yazısı yok derler.

  166. 1:02:52

    Yahu Ankara ilahiyatın ilmi kelam, yani itikat bölümü talı başkanı Şaban neydi sonu? Soyadını unuttum şimdi. Adı Şaban. ConTV'de konuştu ya bir. Soyadını şimdi unuttum. Size anlattım bir kere ben onu. Adam dedi ki ya hani gidiyorlar çocuğu ölen adamı teselli ediyorlar dedi. İşte Allah'ın kaderi sabretmek lazım.

  167. 1:03:18

    Razı olmak, teslimiyet lazım. Bu yazılmıştı zaten olacaktı falan filan. O dedi ana babayı teselli etsin falan. Yoksa Allah ne bilsin çocuk dedi orada ne zaman ölecek araba vuracak dedi yani. Allah'ın kaderi böyle bir şey yok dedi ya. Bunu Ankara ilahiyatta çoluk çocuğa itikat öğreten ilmi kelam itikat demek.

  168. 1:03:36

    İlmi, kelam, dalı, başkanı dedi. Hala da başkan o adam. Allah Teala imanlarımızı emanet ettik. Rabbim itikatlarımızı muhafaza eylesin. Akla mantığa vurmaktan işi muhafaza eylesin. Allah Tebarik ve Teala cümlemizi, çocuklarımızı, zürriyetlerimizi, cemaatlerimizi, dinleyenlerimizi sevdiklerimizle beraber hepimizi ehl-i sünnet itikadını muhafaza ederek yaşayıp ölmeye selametle,

  169. 1:04:04

    zümreyle cennete girmeye muvaffak eylesin ve bu işleri anlamayı, korumayı bizlere müyesser eylesin. Amin.