47:31 / 1:06:29

  1. 00:48

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi rabbil alemin. Vessalatü vesselamü ala seyyidil mürseline Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmeîn. Mektubat-ı şerifeden kaldığımız yerden devam ediyoruz. Tabii biz anlamadan ağır bir mektuba girdiğimizi size söylemiştim. itikatla ilgiliyse de itikadın çok derin meselelerini ihtiva ediyor.

  2. 01:23

    Ama biz eee tabii ki başladığımız üzere sizlere bu dersleri izaha devam etmek istiyoruz inşallah. Rabbim bu mektubun da diğer itikat mektuplarını da tamamına erdirsin. Mollalar için, kız erkek talebelerimiz için tabii mektubat okuyanlar için önemli izahlar yapılıyor. Biraz da kırık mana vermeye çalışıyorum.

  3. 01:54

    İnşallah bittiğinde kırık mana üzere belki itikat mektupları bir kitap haline gelip yaptığımız izahlar da şerh olur ve kalıcı bir eser olur. Sizler de istifade edersiniz inşallah. Hoca efendiler, e ilimle uğraşanlar daha istifade eder. Kaldığımız noktada buyuruyor ki ve ennehu teala şüphesiz Allahu Teala Rabbimizden bahsediyoruz.

  4. 02:28

    Bu çok önemlidir. Onun zikri üzere bulunuyoruz. Onu hatırlıyoruz. Onun yüceliğini, kudretini, gücünü izah etmeye çalışıyoruz. Onun için bahtiyarız, seitleriz. Mevla'an gafil olanların, Allah'ı bilmeyenlerin durumuna düşmeyeceğiz inşallah. Yani bu mektupta da, bu bahiste de felsefecilerin ne kadar ahmak olduğunu, ne kadar beyinsiz olduğunu yani felsefeyle uğraşıp eee şeriata

  5. 03:01

    yan bakanlar işte vahiye dayanmayan, ayete, hadese dayanmayıp felsefeyle iş yapanların eee ne durumda olduğunu ortaya koyacak. Demek ki insanlar filozof oluyor işte efendim şöyle şöyle eee ilimler tahsil ediyor. E burada ilmi hücum işte yıldızlarla ilgili ilimler, astronomi vesaire birçok ilimlerle uğraşıyorlar.

  6. 03:33

    Hatta o ilimlerde zirveye yükseliyorlar. Fakat Allahu Teala'yı bilmekten gafildirler. Yani Allahu Teala'nın bir sıfatını bilmiyor. Sıfatları hakkında malumatı yoktur. Onun için bizler mevlamızı bilmek bakımından yüce zatının tenzih etmek ve yüce sıfatlarını münezzeh tutmak açısından eee yani e birçok doçent, profesör gibi unvanlar kazanmış olan insanlardan çok daha ileriyiz.

  7. 04:07

    Çünkü saf bir itikat üzereyiz ve rabbimizi tenzih üzereyiz. Yani noksan sıfatlardan tenzih etmeyi en azından biliyoruz. Nerede bir eksiklik, noksanlık, değişiklik, intikal, eee, hudüs belirtileri, sonradan olma eserleri falan görürsek Mevla'yı ondan uzak tutuyoruz. Mesela e bu adamlar gökleri karıştırıyorlar.

  8. 04:31

    İşte gezegenlerden tutun işte efendim felekleri bütün tahlil ediyorlar. yerin dibine dibine inmişler falan. Yerin merkezine kadar tabakalarını tespit ediyorlar. Her türlü ilimlere ulaşmışlar. Fakat bu varlıkları yaratan yüce zatın sıfatları hakkında ve zatı hakkında bir itikada, bir imana eee sahip değiller ve bilgileri yanlış.

  9. 05:01

    İşte şimdi bunu anlatacak. Burada ne kadar hamd etmemiz lazım olduğu, Allah'ımıza ne kadar şükretmemiz gerektiği, bu kadar bizden akıllılar Allah'ı bulamamışken bu bize nereden nasip oldu? Biz yani aklımız çok yok onlara göre. Onlar daha akıllı. Bizden güzellerine nasip ol, bizden zenginlerine nasip olmuyor.

  10. 05:25

    Bizden akıllılarına nasip olmamış. E şimdi bu hemen bizi nereden buldu bu itikat? Yani burada çok büyük bir eee hamd ve şükür icap ediyor. Allah'ımıza, imanımız hakkında bu felsefecilerin, filozofların eee durumuna düşmediğimizden dolayı işte eee ileride mektubun bir dahaki derste geçiyor geçecek herhalde.

  11. 05:48

    Oraya kadar yetiştiremeyebilirim. Eflatun'dan bahsediyor ona. Ahmak Eflatun diyor mesela. Eflatun felsefenin babası. Yani şu anda bütün dünyanın profesörlerinin yani peşinde olduğu bir adam. Marka bir isim Eflatun. Ama bak onun Allahu Teala hakkındaki yanlış görüşleri İsa Aleyhisselam'ın döneminde İsa Aleyhisselam'a iman etmemesi, onun peygamberliğinden haberdar

  12. 06:12

    olmaması, peygamber olduğunu söylese de ona tabi olmadığından neler kaybettiğini söyleyecek. Buradan ne anlıyoruz? Hidayet Allahu Teala'dandır. Ve ehhdi men yeşa sırrı dilediğini hidayete erdiriyor. Demek ki burada bize de iş düşüyor. İrademiz ve kudretimiz cüzi de olsa bize verilen bir sermaye var.

  13. 06:35

    Bu sermayeyi nerede kullandığımıza mevla önem veriyor. Festehduni ehdikum sırrı sahih Müslim hadisinde hadis-i kutside hidayet isteyin ki hidayet vereyim. E peki şimdi burada da yani biz anamızdan doğduk işte ben mesela 5 6 7 yaşlarımdan Efendi Hazenin yanında bulundum. böyle de gelmişim bu yaşa. Yani çok da bir hidayet arayışında da olmamışım veya

  14. 06:58

    bu hususta bir irade sarf etmiş miyim meselesine gelince tabii Allahu Teala Hazretleri ezeli ilmiyle herkesin istdadını biliyor. Yani kabiliyetlerini biliyor. Onun için lisan-ı istiatla diyor meşayih. İnsan kabiliyet lisanıyla Allah'tan bazı şeyleri talep eder. Yani onun kabiliyetinde vardır. O belki diliyle o hususta dua etmemişse de eğer fıtratında, hilkatinde işte

  15. 07:28

    kalbinde, ruhunda doğru yol arayışı, doğru inanç arama vasfı varsa zaten o duayı yapmadan da ona Allah ediyor. E tabii istiddat lisanımız, kabiliyetlerimiz hususunda da elden bir şey gelmez diyorsunuz. Mevla bizi yarattı böyle yaratmış. Ama suçu Mevlaya bulmamak lazım. Neden? Çünkü Allahu Teala Hazretleri yani efendi hazretleri şöyle misal verirdi.

  16. 07:57

    Bir baba işte 100 milyardan eee 3 tane oğluna da veriyor. Yani orada bir adaletsizlik yapmıyor. 300 milyar 3 kişiye böldü çocuklarına sağlığında. Neyse. E şimdi bunun birisi akıllı çalıştırıyor, nemalandırıyor yani artırıyor. Birisi yerinde sayıyor belki. Birisi de batırıyor. Yiçiyor. İsretlerde sabahlıyor.

  17. 08:27

    Bar pavyon bitti para. E şimdi bu çocuk e babasına ya ne insafsız adamsın. Bu çocukların bak zengin oldu da ben böyle perişan sürünüyorum dese haklı mıdır derdi. Haksızdır. Niye? Baba eşit davrandı derdi ama sen aklını kullanamadın. Yani mevla herkese hidayet yolunu gösteriyor. İn sebil ayeti kerimesinde biz kula gideceği doğru yolu gösterdik buyuruyor.

  18. 08:58

    Ya peygamberler bunun için gönderiliyor. Kitaplar bunun için indiriliyor. Hocalar, vaizler bunun için gönderiliyor. A şimdi Lalegül TV'den sohbet var. E şimdi orada onun önünde başka kanal var. Ardında başka kanal var. Uyduda yüzlerce kanal var. Kiminde içki var, kiminde fışkı var, kiminde çıplak karı var.

  19. 09:16

    Kiminde dizi var kimin? Her şekilde bir şey var. Herkes aradığını buluyor yani. E sen şimdi gelip burayı dinlemezsen nasıl hidayet bulacaksın bilmem ne dizisinde? E sana yolu gösterdik diyor. İmma şakiran ya şükredersin beni tanırsın nimetimi bilirsin. Femike vahdek la şerik. Bütün nimetler tek sendir.

  20. 09:34

    Ortağın yok dersin. Emrimi tutarsın. Yasağımdan kaçarsın. Ve imma kefura ya da büyük bir gavur olursun diyor. E bunu insan suretinde yani kimse Allah bana yol göstermedi diyemez. Yani şu anda hele ki dünya daralmış, çarşılar, pazarlar yaklaşmış. Kıyamet alameti, internet satışlarıyla şu anda giriyorsun oturduğun yerden Çin'deki malı alıyorsun.

  21. 09:58

    Yani bu kadar her imkanın olduğu, bu kadar ilimlerin bulunduğu, isteyen cennet yoluna, isteyen cehennem yoluna gidebildiği, isteyen sapık hocaları, isteyen e doğru ehli sünnet alimleri bulduğu, bulmanın da kolay olduğu bir dönemdeyiz. Onun için biz İmam-ı Rabbani gibi müceddid elfisani ikinci bin yılın müceddidi gibi böyle zatların ilimlerine kulak verelim.

  22. 10:24

    Onlar Allah'ı bildiler, buldular, vasıl oldular. Arif oldular. Bu işler felsefeyle, hendeseyle, coğrafyayla, matematikle, fizikle Allah bulunmaz. Yani onlar Allah'ın yarattığı celle celalü ilimlerdir. Hayra kullanırsan hayır, şerre kullanırsan şerdir. Ama mevlayı bulmanın da bir yolu var. Tasavvuf yolu.

  23. 10:43

    Ayetten, hadisten alınmış Ehli sünnet yoluyla bulacağız. Rabbimiz var bizim. E nasıldır, nedir? Haşa. Şekilden münezzeh ama e sıfatları var. Şimdi o noktadayız. Birbirini haberdar edelim. Birbirini uyaralım, uyandıralım. Ders kaçırmayalım. Belki bir kelimede hidayetimiz gizlidir. Belki bir cümlede Allah bizi uyandıracaktır.

  24. 11:05

    Bir yanlışımızı tahsis edeceğiz. Doğru yola gireceğiz. Kafamızı çalıştıralım. Mevzu burada. Hidayet ettik diyor. Ettik neyle ettik? İşte mevla seni zorla da idat eder. Kalbine de ilham eder. Bir de bakarsın sabah uyanırsın evliya olmuşsun. Onu ben karışmam. O olabilir. Olmaz da demiyorum ama Allahu Teala'nın nesi var?

  25. 11:29

    Kanunları var. Sebepler alemindeyiz. Bu kanunlardan biri de nedir? İlim hidayet ışığıdır. İnnel ilme nurun. İlim nurdur. E ilim nurdur. Sen bu ilme nasıl vasıl olacaksın? Ya kitaptan okuyacaksın ya hocadan dinleyeceksin. Okumadan, dinlemeden Allah seni okutabilir. Gece rüyanda sabaha kalktı, hafız oldu.

  26. 11:51

    Böyle zatlarda duydum yani. Ama kaç tane? Sen böyle bir şey bekleme. Şimdi sen yoluna gireceksin. Bunun yolu nedir? Dinlemekten geçer. Sohbet dinlemeyen adamın rabbini bilmesi bulması mümkün değil. E dinlemek yetmez ama dinlemeden başlamaz ki. Bir süreç başlamaz. Sen hangi süreçtesin şu an? Kitap okumamış, dinlememiş.

  27. 12:10

    Ehli sünnet alimlerinden bu bir silsiledir. Biz Efendi Hazretlerinden dinledik. O Ali Hader Efendiden dinledi. O Ali bu bir silsileyle devam ediyor. Yani sen böyle kesik kopuk aşın şu cereyan geliyor buraya. Şurada bir kesik olsa gelir mi? Şurada bir kablo kopuk olsa bu yanar mı? Bak benim şuradaki şey bile biraz düşüyor.

  28. 12:30

    Hemen geliyorlar beni uyarıyorlar. Aman diyorlar aşağı düştü diyorlar. E ses gelir mi size? Bak dünyanın neresinde? Amerika'dan, Rusya'dan beni dinliyorsun. Nasıl dinliyorsun orada? Bu aletlerle, sebeplerle sen sebepleri kes. Ondan sonra ben sana ulaşacağım. Nasıl ulaşacağım? Sen bana nasıl ulaşacaksın?

  29. 12:47

    Onun için bu dersler mektubat özellikle mevlamızı bilme hususunda en büyük rehberimizdir. Bunu güzel anlayacağız ve anlatacağız. Ben onun için eee izaha çalışıyorum. Herkesin anlayacağı dilde. Ve ennehu teala şüphesiz Allahu Teala.

  30. 13:05

    Şimdi biz rabbimiz hakkında bize e bir sıfat, kudret sıfatını işleyecek bugün. Kadirun bir de ihtiyar sıfatı. Yani ihtiyar irade demek. Kadirun kadirdir. Kadir ve ve alâ kül şeyin kadir. Yani hepimizin okuduğu, konuştuğumuz bir zikirdir. Allah her şeye kadirdir. Birçok ayeti kerimenin sonunda geçer.

  31. 13:24

    Her şeye gücü yeter. Ne demek? Yani yapamayacağı bir şey yok. Bir defa zaten buna inanmışız. Buna inanmayan kafir olur. Peki kadirdir. Gücü var. Peki nasıl gücü var? Muhtarun ihtiyar sahibidir. İhtiyar sahibi ne demek? Seçimi var. E zaten bunu Kur'an ve rabbike ve rabbin dilediğini yaratır, istediğini seçer diyor.

  32. 13:51

    Muhtar seçilmiş demek işte. Muhtar ihtiyar da seçmek demek. Rabb'in dilediğini seçer. Yani burada ne demek? Zorlanmaz bir şey. Mesela bizde bazı kere irademiz devre dışı kalacağı haller var. Bizim ihtiyarımız. Adam mesela diyelim ki Parkinson olur değil mi? E titriyor böyle böyle böyle böyle böyle.

  33. 14:19

    Şimdi bu adam titremek istiyor mu? istemiyor. Bütün millet de ona bakıyor. Bir toplantıda şurada burada adam da mahcup oluyor. Ama adamın elinde değil ki. O kendi isteği dışında hareket yapıyor insan. Bazı kere sara olan pat küt düşüyor. E bütün milletin içinde kadın küt diye düşmek ister mi? Hele ki takva bir kadın ne kadar mahcum oluyor.

  34. 14:40

    Ama ne yapacak? Giderken vurdu sara. Bunda ihtiyar var mı şimdi? Yani seçim hakkı yok burada. E dolayısıyla bizim bazı işlerimiz irademiz dışında olabilir. Mevla'nın hiçbir işi iradesi dışında olmaz. Mevla kimse bir şeye zorlayamaz. Hani evangelist mevangelist dangalakların işte tanrıyı kıyamete zorlamak.

  35. 15:03

    Neyi zorluyorsun diye bir projeleri var. İşte Mesih İsa Aleyhisselam gelsin diye uğraşıyorlar yaş armegadon marmegat aşidik Suriye meseleleri buradan geliyor savaş çıkartmak için falan. projeleri var. Amerika'daki Yahudi lobilerin efendim peşine takılan Hristiyan avanakların işte neyse falan. Tanrıyı zorluyorsun.

  36. 15:21

    Neyi zorluyorsun? Haşa Allah Teala istedi patlatacak bu cihanı. Saatte bomba kurulmuş derdi efend vaktini bekliyor. E şimdi hiçbir şey onu dünya yaratılmış Allah'ın haberi yok. Haşa yani iradesi yok kendi kendine olmuş. E sonra kıyamet kopasa kendi kendine kopmuş. Nasıl oluyor böyle? Kendi kendine hiçbir kıpırdıyor mu?

  37. 15:44

    Yani şimdi şurada dal kıpırdasa ne diyorsun? Rüzgar var. E şimdi rüzgar yok. Dal kıpırdıyor. Hepimiz ne yaparız? Allah bana mı gelmiyor acaba ya? Yani belki buraya vurmuyor. Oraya vuruyor herhalde. Çükred niye kıpır diyor? Sebepsiz bir şey oluyor mu? E Mevla kudreti tealluk etmeden nasıl bir iş meydana gelir?

  38. 16:07

    Münezzehun uzak tutulmuştur. Tenzih edilmiştir. Neden? Şaibedil icabi. İcap şaibesinden icap demek mecbur kılınma. Allah Teala kimse bir şeye eee zorlayamaz. Allah'a hiçbir şey vacip değildir. A kendi söz verir. Bunu vacip eder. Kendi üstüne alır. Yani alabya işte herkes cehenneme uğrayacak. Sıattan geçecek ayetinin tefsirin yani atinde bunu ben kesin karar verdim.

  39. 16:37

    Bu hüküm bitmiştir diyor. Yani rabbin bunu üstlenmiş. Ama bu hadislerde de çok geçer. Hakk alah işte Allah'a hak olur. Yani bu hadisleri doğru anlamak lazım. Şu zikri yapanı cennete sokmak Allah üzerine hak olur. Bu hadislerde çok geçer. Ama burada şu ibadeti yapana şu sevabı vermek Allah üzerine hak olur.

  40. 16:57

    Bu şu demek. Allah Teala onu fazlu keremiyle üstlenmiş. Kendine bağlamış. Orada diyor ki bunu yapana ben bunu vereceğim. Söz veriyorum. Yani söz manasındadır o. Yoksa ben buna mecburum da illa da vereceğim anlamında değildir. Çünkü ehli sünnetin itikadı budur. Mutezile mezhebi sapık fırkalar. Onlar derler ki ibadet yapana sevap vermesi mecbur.

  41. 17:17

    Günah işleyene cezaev vermesi mecbur. Ya nasıl Allah mecbur olur? Bunlar nasıl hocadırlar ya? Çok da büyük ilim adamları böyle sapıtmıştır. Yani bu noktada adam bu kadar ibadet yapmış yani cennete mecbur sokacak onu. Ne demek mecbur? Niye soksun ya? Bir mevla isterse sokmaz onu. O onun mülküdür. Ben mülküm bu masa benim mülkümse efendim istersen baltayı vururum kırarım.

  42. 17:43

    Şimdi istersem de yaldızlarım, bakımlarım. Şimdi ben bunu kırdığım zaman kimse bana gelip bunda hesap soramaz. Ben zalim de olmam. Çünkü ben senin mülküne karışmadım ki. Senin malını mı kırıyorsun? Canım istedi kırdım yani. Neyse. E dolayısıyla her şey Allah'ın mülkü olduğuna göre istediğini orada yapabilir.

  43. 17:59

    Başkasının mülkü değil ki zalim olsun. Haşa. Hal böyle olunca bir şey ona zorla yaptırılamaz. Eee, bir şey ona vacip olmaz. Eee, faali mucep değildir. Faali muhtardır. Faili mucep demek yaptığı işi zorla yaptırılan. Bazı bizim başımıza geliyor böyle zorlanarak bir şeyi mecburen yapıyorsun. İstemesen de irade dışı yani.

  44. 18:26

    Ama Mevla haşa böyle şeyler asla düşünülemez. Faali muhtardır ne demek? seçimle yapar. İstediğini yapar, istemediğini yapmaz. Böyle bir şaibe onda ona yoktur. Ulaşmaz yani. Zorunluluk diye bir şey Allah'ta yok. Haşa bizde zorunluluklar var. Her işimiz zorunlu ya. Abdestimiz sıkışsa zorunlu, karnımız ağrısa zorunlu, acıksak zorunlu yemek yani hangi işimiz serbest böyle şey gibi

  45. 18:52

    hayatla yarışmaya çalışıyoruz ya. Hele zaten ben pilli gibi bir şeyim. Şeker düştü, şeker çıktı. düşünce bir şey tatlı ye çıktığı iğne vur. Yani siz siz de başka işleriniz herkesin kendine göre oraya yetiş buraya koşuş. Yani kendi elinde misin? Karnın, karnın seni zorladığı vakitte en önemli toplantıda olsan tuvalete zor yetişirsin.

  46. 19:16

    Ya adam dedi dur ya çok önemli bir işimiz var işte şu kadar kar var, para var şun adam e duramıyorum ki. Altıma mı yapayım? Yaptıktan sonra burada batıracağız ortalığı rezil gidiyorsun. Çünkü sen her yaptığını zorunlu yapan bir adamsın. Hiçbir şeyi iradene göre olsa tuvalete girmene bile vakit koyarsın.

  47. 19:34

    münasip saatte gidersin. Yani karnın münasip saatte ağrır. Sen şimdi kendine uygun zamanda mı acıkıyorsun? Kendine uygun zamanda mı abdest bozuyorsun? Ne senin elinde var ya? Yani demek istediğin parginson değilim diye ben iradeliyim falan diyorsun ama hiç seninle alakalı tansiyonun bir çıkıyor senin elinde değil.

  48. 19:56

    Düşüyor senin elinde değil. Bayılıyorsun acile kalkıyorsun falan. Senin elinle isteğinle mi oluyor bu? Hangi saatte ben acile kalkayım diye hesap mı yapıyorsun yani? O zaman seçimin yok. Ayetin devamında ne diyor? Rabbin dilediğini ihtiyar eder. Onların seçim hakkı yok diyor. Seçim hakkı yok. Bu çok önemli.

  49. 20:15

    Ama o zaman seçim hakkımız yoksa biz niye mesul oluyoruz? Niye o seçim hakkın öyle? Yok ama namaz kılmakta iradeni kullanarak kılıyorsun veyahut içki içerken iradeni kullanarak içiyorsun. Demek ki seçim hakkın yok derken ne kadar yaşayacağın boyun, bosun, şeklin, rızkın bunlarda seçim hakkın yok. Ama sana namaz kılacak mı kılmayacakğım mı orada seçim hakkı vermiş.

  50. 20:40

    Niye? İmtihan orada olacak. Sana öbür türlü boyun niye uzun diye cehenneme girmiyorsun ki? Boyun niye kısa diye cennetten atmıyorlar ki adamı. Onlarda zaten seçimin yok. Seçimin olmayan işlerde de günahın vebalin yok. Nerede günahın vebalin var veya sevabın ecrin var? Sana verilen iradenin devreye girdiği yerlerde yani namaz gibi, abdest gibi istersen alıyorsun istemezsen

  51. 21:01

    almıyorsun. Yine almakta mevla yaratıyor alman fiilini. Ama e senin de iradende teşebbüsün var. Öne geçiyorsun. Ve müberraun Allah Teala müberradır. Müberre yani son derece uzak tutulmuş. Neden? eee yani zorunluluk halinin konuşulmasından hatta düşünülmesinden, zannedilmesinden yani tahmin bile edilmez bu konuda Allah Teala hakkında bir zorunluluk lafı akla gelemez bile.

  52. 21:34

    Yani bırak konuşmayı zannından bile müberradır. Şimdi vel felsefetü filozoflar öyle felsefeciler ki elhumekau ahmaklar diyor felsefeyle uğraşanlara efendim imanı rabbani diyor ben demiyorum şimdi hemen hakaret sayıp da beni mahkemeye vermesinler uğraşıyoruz böyle mahkemelerle yani bu ben tercüme etmek durumundayım da ara burada ibareyi tercüme ediyorum aklı kıt yani

  53. 22:04

    felsefeciler nefevul ihtiyara nefev nefyettiler. Yani yok dediler. Neyi nefetti? El ihtiyara. Seçim halini, irade sıfatını, ihtiyar hakkını. Kimden? Minel vacibi teala. Allahu Teala'dan nefetti. Dedi ki Allah'ın böyle bir şeyi seçerek yapmıyor. Felsefede. Kural bu. Yani onların genel inancı. Daha ve ezbetu ispat ettiler.

  54. 22:33

    Var dediler. Yani neyi? Elicabe zorunluluk halini. Kim için? Lehu sübhan. Allahu Teala için icep halini ispat. Allah zorunlu yarattı bu mahlukatı. Yaratmasa olmazdı. Halbuki biz diyoruz yaratmasa olurdu. Yaratmasa yaratmazdı. E herkesin bir başlangıcı var. Köklerin yerlerinde başı var. O zaman ondan evvel niye yoktu?

  55. 22:50

    Ondan evvel bu alemler yokken Allah Teala neye muhtaçtı? Ve Allahu Teala'nın hangi sıfatı eksikti? Haşa. Biz olmasak da onun sıfatı tamamdı. Şimdi onlar tabii bunu niye yapıyorlar? Allah'ı inkar ettirmek için değil. Göya Allah'a işte kemal sıfatı ekleyecekti. Yani bu cahillik çok kötü bir şey. Sen

  56. 23:09

    şimdi Allah'a baba dediğin zaman ne oluyor? Hani sen adama baba derken methetmiş oluyorsun. Zannediyorsun ki Allah'a da baba deyince haşa Allah'ı övmüş olur. Ama bu Allah'a şirk oluyor. Neden? Baba dedin mi karıya muhtaç, çocuğa muhtaç. Her şey birbirine bağlı. Allahut Teala bunlardan uzak. Ne eşi olur, ne çocuğu olur.

  57. 23:29

    Bunlar noksan sıfat. Ama sen zannediyorsun kemal. Çünkü senin işte bilgin anlayışına göre zamen yanlış anlayarak minhum onlar tarafından ne diye anlamışlar? Ennel kemale mükemmellik nerededir? Üstünlük fil icabi yani zorunluluktadır. Çünkü neden? İşte zorunlu olursa işte mesela adam niye sakat bu? Bu adamı niye sakat yaratmış?

  58. 23:55

    Bu çocuğu niye işte efendim gözünü kör yaratmış? Öbürü şöyle olmuş. Beriki böyle olmuş. Şimdi sen dersen ki Allah bunu isteyerek yapmış. Anladın? Ya Allah bunu niye yapmış sorusu çıkacak. Ama sen ne sen ne dersin o zaman ya? Bunlar Allah'ın iradesi dışında gelişiyor. Mesela şimdi bizim başımıza bir iş gelse bir tanıdığımız sevdiğimiz de ondan rahatsız olsa bize

  59. 24:14

    telefon etse falan ya bu niye böyle oldu? Hani açıklama yaptınız şunu oldu, böyle oldu. Biz bundan rahatsız olduk falan. Sen desen ki yani benim iradem dışında gelişti. Haberim yoktu. Öyle mi desen ne oluyorsun? Mazeret açıklamış oluyorsun. Karşı taraf seni mazur görüyor. Ama sen bildiğini ikrar ettiğin zaman veya ben isteyerek yaptım dediğin zaman soru cevap uzuyor gidiyor.

  60. 24:34

    O zaman o da diyor ki arkadaş beni niye böyle yapıyorsun? Ben aramızda hukuk var. Niye beni bozdun falan filan. Şimdi bunlar da diyorlar ki ya madem mahlukatta böyle şeyler var ya sakatlıklar, körlükler, topallıklar, zararlar, ziyanlar falan falan deprem, zelzele, ölenler kalan. E ne olacak? E şimdiik derse ki bunları Allah isteyerek yapıyor.

  61. 24:51

    Bu sefer izah yapamayacağız. Veyahut da Allah'a diyecekler ki al işte depremde dediği gibi benim oğlumu, çocuğumu nereden buldun? İşte bu çocuğun ne günahı vardı diye Allah haşa hakaret eden Hürriyet Kazci yazarları gibi. E sen burada eee bundan sıyrılmak için felsefe akıl yürütüyor. Mantık ya. Ne diyor?

  62. 25:10

    İşte Allah diyor bunları zorunlu yaptı. Yani Allah diyor mesela bir aklı yarattı. Her şeyi yapan bir akıl bir beyin gibi bir şey. Ondan sonrasını hep o yaptı. Allah buna karışmadı. Allah'ın isteği dışında gelişti bu olaylar diyor. Böyle diyerek ne yapıyor? Sanki Allah'a işte yaptıkları milletin anlayamayacağı şeylerden Allah'ın işte mesul olmamasını.

  63. 25:32

    Ya Allah niye mesul olsun? Ayette diyor ki yaptığından sorulmayan bir Allah var. Peki yaptığı her işte hikmet var mı? Var. E ben anlamıyorum. Anlamayabilirsin. Yani Hızır Aleyhisselam gönderiyor çocuğun kafasını kopartıyor. Küçücük günahsız çocuk. Sen burada bu hikmeti anlamayabilirsin ama var mı bunda bir hikmet?

  64. 25:53

    Var diyor Kehf suresinin ayetinde. O çocuk büyüse kafir olacaktı. Anası babasında çok Müslüman adamlar onları da gavurluğa zorlayacaktı diyor. O çocuğu öldürttürüyor. Niye? Çocuk günahçısız ölsün o da cennete gidiyor. Ana babası da çocuk büyüse onları da gavur edecekti. Ana babası da iyi insanlardı.

  65. 26:07

    Onlar da zorla cehenneme gitmesin diye. Fal. E sen bilmiyorsun ki ilerisine gerisine. Bunun kör olmasında ne var. Onun topal olmasında ne hikmet var? Onun sağır olmasında ne hikmet var? Depremde ne hikmet var? Bu insan bugün niye öldü

  66. 26:20

    şimdi falan. E bilmiyorsun ki sırlarını bu işin. Ledün ilmin yok, gayip ilmin yok. Arka planı bilmiyorsun. Konuşuyorsun. O zaman Allah'ı bu işlerden tenzih etmek için bunu Allah yapmadı denir mi ya? Böyle kurtuluş yolu olur mu? Sen desene ki Allahu Teala'nın her yaptığında bir hikmet vardır. Biz o hikmeti bazen anlarız bazen anlamayız.

  67. 26:41

    Anlamazak da biz iman ederiz. Mevla şer yapmaz. Hak şerleri hayır eyler. Zannetmeki gayr eyler. Arifanı seyreyler. Görelim mevlese güzel eyler. E şimdi bunu niye demiş? Ama arifler bunu anlar diyor. Allah'ı bilen anlar. Felsefeyle hendeseyle olacak iş değil ki. Mevlaı bilme meselesi. Kalkmışlar demişler ki Allah bu yaptıklarını zorunlu yapıyor.

  68. 27:05

    Yani onun elinde de değil. İrade ondan hariç gelişmiş falan falan. Felsefe kafası ve süfe bu sefihler yani beyinsiz filozoflar diyor muhakkak kıldılar kimi? El vacibe teala vacip teala yani Allah'ımızın ismidir. Varlığı kendinden olan demek vacip. Vacip Teala hazretlerini ne yaptılar? Muattalen. Muattal tatilde yani tatil de Arapçadır.

  69. 27:30

    Tatil muattal yani Allah bir iş yapmıyor. Öyle ya şimdi onda o zorunlu oluyor. Onun iradesi dışında olan bir şey ne oldu? Allah yapmadı oldu. Allah'a muattal yapmışlar. Ve mühmelen mühmel. Mühmel ne demek? İhmal edilmiş. Yani Allahu Teala bir iş yapmayan bir zat olarak var ama ne iş yapar? Ne sıfatı var?

  70. 27:52

    Hiçbir sıfatı yok. Bir iş yapmaz diyorlar. Ve lem yekulu hükmetmiyorlar. Niye? Bir suduri gayri masnuin. Yaratılmış bir şeyin suduru öyle şey ki vahidin tek bir masnu var. Allah'ın yaptığı ondan başkası sudur etmedi. Kimden? Halkı semavat vel ard. Ya koca gökleri, yerleri ve arasındakileri ve içindekileri bu kadar her şeyi yaratan Allah'tan onlara sorsan tek bir maslu

  71. 28:18

    sudur etmiş. Bir şey yarattı Allah diyorlar. Başkalarını yaratmadı. Felsefedeki kural bu. Yani mantık buymuş. Biz tabii felsefe okumadığımız için mektubattan onu anlamış oluyoruz. Biz felsefeye hiç itibar etmedik. Yani şimdi bu bir varlık varmış ve hü ve o varlık da diğerleri gibi sadirun süur etmiş onlara göre bil icap.

  72. 28:46

    O bir tane yarattığını da zorunlu yaratmış. Onu da isteyerek yaratmamış. O da gayri ihtiyari gelişmiş meydana çıkmış. Ondan sonra bütün işleri de o yapıyor. Şu anda robot yani bir robot var alemde. Mevla onu da zorunlu yaratmış. O bir beyinmiş. Yani her şeyi o beyin yapıyormuş. Aklyorlar buna. Her şeyi yapan akıl.

  73. 29:08

    Yani akıl da ki senin benim bu kafamdakini demiyorlar. Bütün alemleri yöneten bir akıl varmış. Bu kadar akılsızlık olur mu ya? Ve nebu nispet ettiler. Vücudel muhtesat. Sonradan yaratılan bütün alemin varlığını işte gökler, yerler, dağlar, denizler her gördüğümüz şeyleri e bunların varlığı nereden geliyor sorsan onlara.

  74. 29:30

    Nispet ne diyorlar? İlel aklil feal. Bir akıl var diyorlar. Bir beyin yani. Tabii bizim beynimizde bu bir küçük sistemdir. Bunun büyüğünü düşün. Bu bizim beynimizin bir büyüğünü düşün. Bu beyin bizi yönlendiriyor, yönetiyor. Bir de düşün ki bütün yaratılanları yöneten bir beyin var. Akıl var. Bu akıl adı feal.

  75. 29:54

    Feal zaten eee meşhur feal. Türkçede faaliyet. Çok faal adam derler. Faal. Feal yani çok iş yapan böyle. Ne diyorum sana? Robot gibi eli ağır yere yetişiyor mesela. Böyle bir akıl varmış. Tamam mı? Ellezi öyle bir şey ki bu lem yesbut sabit olmadı vücudu bunun varı. Nerede bu y desen varlığı sabit değil.

  76. 30:15

    Nerede gayri tevehüm onların vehminin, düşüncesinin dışında bir yerde böyle bir şeyin varlığına dair bir belge ve bilgi ve bulgu yok. Bir eseri yok yani. Ve la şuhle lehum. Onlar için hiçbir meşguliyet yok. Yani ve la tealluka hiçbir ilgi ve alaka yok. Neyle? Bil hakkı sübhaneu ve teala. Hak sühan ve tea Allah ile hiçbir alakası yok efendim ilgisi yok.

  77. 30:47

    Fizimül fasidi fizim iddialarına göre elfasidi. Bozuk iddiaların asla yani Allah'a bir şey de sormuyor. Bir şey yaparken Allahu Teala ile ilgilenmiyor. Allahu Teala'nın bir sıfatı onunla ilgilenmiyor. Hiç Allah'la ilgisiz, alakasız Allah'tan sudur etmiş. Ama celle celal o da zorunlu olarak hiç onun iradesi dışında bir akli faal bir beyin türemiş.

  78. 31:11

    Bu sistemi o yönetiyormuş. Ya bunu bunu düşünmek için de bayağı bir şey lazım yani. Bayağı bir akılsızlık lazım. Az akıllan olmaz yani. Delilik. Delilik az akılan olmaz derler. Yani bu delilikler bayağı akıl ister yani. Adam uğraşıyor, uğraşıyor, uğraşıyor. Felsefeyi bitiriyor, şunu bitiriyor, bunu bitiriyor.

  79. 31:31

    İlmin hücumu bitiriyor falan. Nereye geldin diyorsun? geldiğin noktada buldum diyor. Neyi buldun diyorsun? Tam kaybettiği nokta bir diyor beyin bir sistem buldum diyor. Her şeyi yöneten bir sistem var. Çünkü neden? Bakıyor ki bu işler rastgele olmaz. Felsefeci de o kadar manyak değil. Ateist gibi.

  80. 31:47

    Şimdi bakıyor bu sefer ya diyor bu kadar işte kendi kendine olmaz diyor. Tabii o kadar da akılsız değilim diyor. Kendi kendine olmayınca bunu yöneten bir sistem var. O sistemin adı ne? On işte uydur. Aklını faal diyor. Doğa diyor, boğa diyor. İşte Allah demeyilsin de ne derse diyecek. Yani Allah dememek için bir şey bulacak.

  81. 32:08

    Yani feyelzem o onlara lazım geliyor. Bu durumda f'den o çıkıyor. Feyelcemu yani bu durumda lazım geliyor. Hum. Onlar bir zarureti mecburen gerekiyor. Ne en yelteciu sığınmaları ne zaman vaktel drari sıkıştıkları zaman. Ya şu deprem neden oldu arkadaş? Niye yıkıldı bu kadar bina? Bu kadar adam öldü kaç 100 bin ne oluyoruz falan.

  82. 32:28

    Bir soru cevap sıkışımca nereye döndürüyorlar işi? aklil feali. O aklı faale döndürüyorlar. İşte tabiattı, doğaydı. Bir kuralı var. Her şeyin bir ka bir sistem var. Bu sistem bu her şeyi yapan beyin. Otomatik beyin. Yani işte bilgisayara bilgisayara nasıl yüklüyorsun, yüklüyorsun, yüklüyorsun. Hakikaten yani dünya kadar on binlerce cilt ne on

  83. 32:51

    binleri ya yüz binler, milyonlar ona göre efendim hepsini aldırıyorsun. Ne programlar, ne projeler buradan oraya çıktıya döksen yani fizana gider. O kadar çıktığı alırsın yani. Bu nereye sokuyorsun bunu? Böyle bir beyin var yani yapı. Bu da onun gibi. İşte bilgisayarın beyni gibi bir beyin var. Her şeyi o yapıyor.

  84. 33:12

    E bu deprem neden oldu? Bu niye öldü? Bu niye kötürüm oldu falan. İşte o sistem böyle gelişti. Sistemin efendim içinde buuş böyle kaçınılmaz oldu falan demeye mecbur kalıyorlar. dönmemeye mecbur oluyorlar. Kime ile? Hakkı sübhane ve teala hak subhanu ve teala asla asla Allah'a hiçbir işte dönmüyorlar.

  85. 33:34

    Bunu Allah yaptı dedikleri bir olay rastlayamazsın felsefede. Feinnehu çünkü şanale tesiri yok. Le teala Allah'ın zatı için fi vücudil havadis al fiudil havadis. Sonradan yaratılanlar var olmuşlu var. Bu kadar yeni olay çıkıyor meydana. Bunların var olmasında Allah'ın tesiri yok. Alaim onların yanlış inancına ve felsefesine göre, mantığına göre Allah'ın etkisi yok.

  86. 34:03

    Bel bilakis elkaimu eee efendim yönetici olan neyle bir icadil havadisi sonradan yaratılanları var etme işini gören kimmiş? Aklal her şeyi yapan bir akıl, bir beyin, bir ruh neyse bir yapı var deyip duruyorlar. Belbek gerekiyor. Dönmemeleri aslında onlara bakarsan bu her şeyi yapan akla da dönmemeleri gerekiyor.

  87. 34:28

    Yani Allah'a dönmedikleri gibi ona da dönmemeleri lazım. Niye? Onun için de seçim hakkı yok. Eyza hani Allah'ın iradesi yok. İstediğini yapamıyorsa Allah gibi haşa onun da ihtiyarı yok. defi beliyati belaların defi hususunda bizamim onların inancına göre yani işte eee deprem oluyor sallanıyor. E şimdi burada biz Allah'a yalvarıyoruz işte veya denizde fırtınaya tutuluyoruz.

  88. 34:56

    Rüzgarı durdurması için Allah'a yalvarıyoruz. Mesela belanın defi için. E en kitapsız adam bile Allah demeye başlar yani bir sıkıştığı vakitte. Çünkü fıtratında hani Allah inancı var herkesin doğuştan. Bunlar bu felsefede öyle bir şey ki bela geldiği zaman yani siz kime müracaat edeceksiniz? Kimden bu belanın açılmasını talep edeceksiniz?

  89. 35:20

    Efendim Allah'tan zaten istemezler. Allah'a dönülmeye gerek yok. Çünkü Allah'ın bir tesiri yok demişler. Onu kenara tutmuşlar. Peki o zaman aklı faal diyorsun. Bir beyin var diyorsun. Alemi yöneten onu da Allah yaratmış diyorsun ama istemeyerek de olsa yaratmış diyorsun. Peki o beyin ne iş yapar? Yani şimdi biz mesela bu ssıntımızı durdursun.

  90. 35:39

    veyahut da sallantıyı, çalkalantıyı durdursun. Bir de bu bu şey diyoruz. Kusacağız, edeceğiz, başımız döndü. Yani öleceğiz burada. Ne yapacağız? Kime yalvaracağız? Şimdi onlar o haklı faali her şeyi yapan olarak kabul ediyorlar ama onun da kendi iradesi ve seçimi yok. O da otomatiğe bağlamış. O da otomatik bir her şey tak robot diyorum ya sana.

  91. 36:02

    Bir program dahilinde iş yapıyor. O da bilerek yapmıyor. Veya şu olsun olmasın seçim hakkı yok. O zaman ne oldu? E bu bela da ondan iradesiz çıktıysa ona da yalvarmaya gerek kalmadı. Çünkü neden? Senin iradenle düğmeye basmanla başlamadıysa bir iş. E ben sana ne söyleyeyim ki? Sen onu durduramayacaksan durduramayacak.

  92. 36:23

    Doymayacaksın sofraya oturma. Sana yalvarma ne hacet? Bunlara göre ya işte bu şeye denk geliyor işte doğa, tabiat kanunlar yani bunun önüne geçilemez meselesi. Neyin önüne geçilemez? Allahu Teala'dan istediğin vakitte hiç önüne geçilemeyecek işin önüne geçiyor. Denizi açıyor, kurutuyor, yol yapıyor.

  93. 36:40

    Musa Aleyhisselam geçiriyor. Mesela neyin önüne geçilemez yani? Firavun yetişti. Denizde boğulmak var ya Firavun bizi kesecek. E kesemez diyor. Orada yolu açabiliyor. Burada bir kudret var, irade var, ihtiyar var. İstediğini yapıyor çünkü. E senin kurallarına göre bittik. Neye göre bittin? Madem her şeye kadir diyorsun.

  94. 37:01

    Tabii felsefeciler bunu bu kafada değiller. O bizim Müslüman ilan veşkıya ne kadar onlara çatıyor görüyor musun? Humaka dedi. Ahmaklar eşkıya dedi. Eşkıya Türkçeleşmiş. Şakiler yani bedbaht adamlar. Bahtsız mahrum adam yani. Allah'ı bilmekten uzak insan bunlar. İstediği kadar profesör olsun. Böyle profesörler var.

  95. 37:25

    O bir adam var. Hiçbir şeye inanmıyor. Büyük de profesör yani. Allah'a inanmıyor. Haşa. Hiçbir şeye inanmıyor. Adını unuttum yani. Neyse. Bu şakiler esbek ama dünya hakkında bir konuşuyor. Astroloji, astronomi aşağı vur yukarı çık. Çok bilgili bir şey. O İlber Ortağıyla birkaç kere çıktı Fatih Altaylı'ya.

  96. 37:53

    Onun yanında çıkıyor. Acayip bir adam. Profesör büyük adam inanmıyor. Yani demek ki hidayet Allah'tan meselesi. Akılla ilimle olacak iş değil. Yani demin başından beri diyorum ne kadar hamdetsek azdır. Bu iman bize mi nasip oldu? Bizim sermayemiz neydi de bunu bulduk? Yani demek hidayat Allah'tan tabii varmış bizim de kabiliyetimizde bir hidayet arayışı ki o ayrı bir şey.

  97. 38:18

    Tabii ki biz de hidayete inat etmedik, direnmedik. Yani geldiği zaman kabul ettik. Demek ki bu da Allah'tan tabii ki çok hamd etmek lazım. İman nimetek mevlaya sıfatlarına inanıyoruz. Kudretine inanıyoruz. Her şeyi o yaratıyor inanıyoruz. Belı o kaldırabilir.

  98. 38:34

    Şimdi sen düşünebiliyor musun? başına gelecek belalarda önümüzdeki günlerde veya sonrasında veya hastalığımızda ölümümüzde neyse yani hadi ölüm ötesini de inanmıyor onu konuşmuyoruz ama biz dünyada onların da inandığına göre o noktada gelen bir sıkıntıda yalvaracak hiç kimsemiz yok diye bir düşünsek nasıl bir bunalıma gireriz şimdiden?

  99. 38:55

    Ben şimdi önümdeki süreçlerde neler olabilir diye kendime zarar verecek hep düşünürüm. Yani Allah'a da sığınıyorum ama bir şey de olsa diyorum hemen mevlaya sığınırım. Şu zikri yaparım, şu ismi azamı okurum, şu virdi okurum, şu sureyi okurum falan. Bayağı bir şeyler yazıyorum size ya dolu kitaplarda falan.

  100. 39:12

    Hep onları diyorum. A ben ona yaparım, bunu yaparım. Niye? Yani Allah'ım var benim. Belayı kaldırır diyorum. E beni iyi edemez. Yok kanseri iyi edemez. Yok kangren iyi edemez. Yok haşa. Bu Allah ecelin geldi başka. Ama Allah'ın açamayacağı bir bela yok. Dua ettiği vakit zorlanan, sıkışana kim cevap verebilir diyor.

  101. 39:34

    Ve ekşif sıkıntısını, kötülüğü kim açabilir diyor. E kendini koy. Ey ilah Allah var mı benimle başka ilah ki diyor beni bırakın da ona ondan isteyin. E şimdi bizim böyle bir Allah'ımızın yani irade sahibi istedi mi benden bu belayı açar. Yani iradesi var. Sen dersen ki Allah'ın iradesi yok. Allah'ın iradesi yok.

  102. 39:54

    Haşa. O zaman zaten Allah istese de beni kurtaramayacak o zaman. O zaman ne oldu? Ben çaresiz kaldım. Hiç mevla adama çaresiz bırakıyor mu? Hep diyor ki ümidi kesmeyin, ümidi kesmeyin, ümidi kesmeyin. Ben her şeye kadirim diyor.

  103. 40:05

    Şimdi bizim imanımızdaki genişliğe bak, ferahlığa bak. Yani böyle bir Allah'ın varlığına inanıp ona iltica eden, sıkışınca Allah diyen adamın imkanlarına kadar çün Allah her şeye kadirse ona sığınan da her türlü şeyden kurtulabilir. Ümidi var. En azından felsefeci olmuşsun, şu olmuşsun, bu olmuşsun.

  104. 40:26

    Diyorsun ki her şey kaçınılmaz. Hiçbir şeyin savuşturulması mümkün değil. Neymiş? Otomatiğe bağlanmış. Robot işliyor her şeyi. Bu nasıl bir akıldır? Mantıktır ya. Biz ne kadar genişlikteyiz? İman genişliği. Allah yehdiy Allah adamı da etmek isterse diyor ayetinde yeşrah islam. Göğsünü gönlünü İslam'a karşı münşrih kılar.

  105. 40:49

    Adam böyle Allah'ın sıfatları anlatılıyor zatan her şeye kabul kabul kabul. Allah gibi saptırmak isterse göğsünü dar kılar. Sıkıntılı böyle göklere yerlere sığmaz adam. Sanki adamı merdivensiz göğe çıkartıyorsun. Yani öyle zor gelir ona İslam'ı kabul etmek. Ama bize ne kadar kolay geliyor. Çünkü hidayetimiz Mevla'an geliyor.

  106. 41:22

    Şimdi eşkıya bu bedbah şakiler esb daha öncedirler kademen adım bakımından nerede fil haptı? Sendelemekte bunalım ve bocalamakta daha da evvel belahi belahet ahmaklık eble ve ahmaklıkta bunların adımı daha önde diyor. Göya felsefe okumuş profesör olmuş. Ne olmuş? Kimden daha önde? sapıtmış bütün fırkalardan.

  107. 41:49

    Yani bunlar Yahudilerden de daha sapık, Hristiyanlardan daha sapık, Mutez yani Ehl Sünnet dışı hepsinden daha sapık. Hatta müşrikler, müşrik ateistlerden bile yani Allah'a ortak koşanlar, webten Allah'ı inkar edenler bunlardan bile sabık oluyor. Neden? Çünkü bunlar göya Allah var diyor. Ama Allah zorunlu yapıyor yaptığı işi.

  108. 42:09

    Diyor isteyerek yapmıyor diyor. Şimdi Allah'a yok diyenden daha da sapık. Allah zorunlu yapıyor diyor. Ondan sonra da bir şey yaratmış. Onu da zorunlu yaratmış diyor. Başka da bir şeye karışmıyor diyor. Bütün yapılanları da diyor o onun yarattığı zorunlu olarak yarattığı bir beyin yapıyor diyor. O da isteyerek yapmıyor diyor.

  109. 42:29

    O da diyor otomatiğe bağlamış her şey oluyor diyor. Hiç kimsenin onun için ne kimseye dua et ne kimseden bir şey iste. Başına gelene katlan git diyor. Bunlar bütün fırkalardan bir adım ileridedir diyor sersemlikte. Çünkü neden? küffar kafirler bile yani Allahsızlar kitapsızlar yelteciû sığınıyorlar ilah teala Allah'a sığınıyorlar ve istiyorlar

  110. 42:51

    Allah tefiyeti belanın defini Ebu Cehil bile Kur'an'da Allah yani ey Allah diyor mesela müşrikler bile Allah diyorlardı gökleri yerle kim yarattı diyorlardı Allah yarattı yekulunallah diyor ama efendimizin peygamberliğine yeni bir kitap gelmesine falan filan onların projeleri başka Mekke'deki yönetim işte işte ellerinden gitmesin diye inadına bir şey.

  111. 43:18

    E şimdi hakikaten yani eee hiç Allah'a inanmıyorum diyen adam bile gemide dalgaya tutulsa fırtınaya kapılsa, "Allah Allah" diyor. Çünkü neden? Fıtratında yaratılış kabiliyetinde bir yaratıcı olduğu inancı herkese konmuş. O depreşiyor yani. E şimdi bakıyor ki ne yapacağım? putlara tapıyordu. Ekr radıyallahu an Ebu Cehil'in oğlu efendimiz sallallahu

  112. 43:42

    aley ve sellem ferman çıkarttı. Nerede bulursanız Kabe'nin astarına da bulsanız dört kişiyi geberteceksiniz. Mekke fethinde birisi de Ebu Cehil'in oğlu kime sahabeden oldu. Sonra onun için radıyallahu anh diyorum. O birkaç tanesi yakalandı. Hatta Kabe'nin astarında yakalandı yaani Kabe'de bana dokunmazlar diye.

  113. 44:01

    Halbuki efendimiz ferman etmişti sallallahu aley ve Kabe'nin aslarında da bir ikisini öyle geberttiler. Ekrem kaçtı işte cidde tarafından mı Yemen tarafından bilmiyorum. Belki en yakın yer ciddedir. Deniz olarak gemiye bindi. Hani deniz aşırı kaçacak Mekke fethedilince. E gitti gemide fırtınaya tutuldu.

  114. 44:21

    Fırtınaya tutulunca ne yapacağız? Ne edeceğiz? Bu sefer burada öleceğiz. Belki Mekke'de kalsak bir kurtulma ümiti vardı. Müslüman olurduk falan. Ne yapalım dedi. Geminin kaptanı dedi ki ya sefine dedi. Ey gemidekiler, burada sizin putlarınız, ilahlarınız Lat, Uzza falan öyle hikayeler sökmez. Tamam mı?

  115. 44:43

    Onlar sizi ilahlarınızı kurtaramaz. Allah değil çünkü müşrikler de Allah diyor. Bu sefer ikrime dedi ki hesap yaptım diyor. Ya beni denizde kurtaramayan karada hiç kurtaramaz. Karada da kurtaramaz. Biz ne taptık bu tavzaya? Davamız neydi yani? E inan ya Rabbi söz veriyorum sana dedi. Sen benim Allah'ımsın.

  116. 45:05

    Bu fırtınadan selametle çıkıp da hayatımı kurtarırsam doğru gideceğim Muhammed'e sallallahu aleyh ve sellem. biat edeceğim, iman edeceğim, teslim olacağım sana." dedi. Fırtına durdu ve gitti iman etti. Sahabeden oldu. E demek şimdi e sen bir sıkıştığın zaman burada hiçbir çare yok. Hakikaten denizin ortadasında rüzgar durmadıktan sonra boğulacaksın.

  117. 45:29

    E bu rüzgarı kim durduracak? Bu kimin elinde ya? O zaman sen bir ilaha yani bir olan her şeye gücü yeten bir zata iltica etmen lazım. Kafirler bile Allah'tan istiyorlar. belanın defini bir hilafa süfa bu beyinsizler diyor sefih ahmaklar bunlar mantık yürütüyorlar çok akıllıyız diyorlar ama en cahilden beter bunlar öyle yapmıyorlar neden Allah'tan niye isteyeyim belanın

  118. 45:55

    defini Allah zaten zorunu yapıyor bunları Allah'ın elinde değil ki diyor Allah'ın elinde değilse o zaman da Allah'a niye diyeyim ki kaldır bunu bu kafa dalar ve fihim bir de bunlarda var şeyani iki şey daha var zaidani ilave yani tam bura Bura bir iki name daha ilave etmişler. Bunlar alel alama o şeylerin üzerine ki fi fir fiak daleti eee fil firakı olması lazım ibarek.

  119. 46:21

    Elif lamlı daha doğrudur. Burada öyle değil ama filakı daleti sapık fırkalar üzerine öyle fırkalar ki erbabil belaheti. O ahmaklık sahibi yani dolu ahmak fırkalar var efendim. eee, akılsız, beyinsiz, sapıtmış, Allah'ın gazabına çarpılmış Yahudi taifeleri, Nasara taifeleri. Birçok dünyada sapık fırka var.

  120. 46:47

    Ama bu felsefeciler de bunların sapıklığına ilave iki şey daha var. Ehaduma birisi küfr inkar etmeleri neyi? Bil ahkamil münzeleti bil ahkami hükümleri. El münzeleti. Allah'tan indirilen hükümler var. İşte faiz haram, işte zina yasak, işte namaz farz indirilen hükümler var bize rabbimizden. Bunları tanımaz.

  121. 47:06

    Bunlar dedim ya kitap yani ayet hadis kitap tanımaz. Ve inkarum inkar etmeleri aleyha Allah'ın hükümlerini ve muanedetü inatlaşmaları ve muadatü eee düşmanlık etmeleri. Kime neye lilbar murseleti gönderilen haberler. Şu hadis diyorsun şu şey diyorsun onu aklımı almadı. bunu mantığım kabul etmedi. Vurur onu felsefeye.

  122. 47:31

    Ne ayete bakar, ne hadise bakar. Şimdiki ilahiyatçıların da birçoğunun neden ayet hadislere itiraz ettikleri, yanlış manalar vererek sapıttıklarını buradan daha iyi anlıyoruz. Çünkü neden? Mantık ve felsefeyle eee karışınca bu oluyor. Bende niye olmuyor ya? Siz şeyi anlasanıza işte İsa Aleyhisselam gökte yaşıyor.

  123. 47:53

    Kıyamete yakın inecek. Ehli sünnetin itikadı bu. Bütün sahih hadislerde, bu ayetlerde de işaret var. Hadislerde de sarahat var. Ama ne diyor Süleyman Ateş? İşte diyor ki bu diyor ikinci kat semada diyor bu hadise göre diyor nasıl yaşayacak diyor. Niye diyorsun? Diyor atmosferde diyor oksijen yok. İşte anladın mı?

  124. 48:15

    İşte burada atmosferde oksijen yani senin yaşaman için mutlaka oksijen lazıma bağlamış. Onun dışında Allah'ın mucizesi yok. Ve ala kü şeyin kadir. Oksijensiz adamı yaşatmağa kadir mi değil mi? Nasıl oluyor? Ve ala kü şeyin kadir. Ama sen diyorsun ki oksijen yok. Öyleyse yaşayamaz. Öyleyse yaşayamaz.

  125. 48:37

    Öyleyse bu hadis Buhari'de de geçse peygamber de söylese bu hadis olmaz. E sen şimdi ne yaptın burada? Felsefe yaptın. Felsefe yaparak Resulullah sallallahu aley Allah'ın gönderdiği habere düşmanlık ediyorsun. hatamlar ilahiyatçı ama felsefe ile karışık olduğu zaman gönderilen haberlere, indirilen hükümlere mantık yürütmeye çalışıyor.

  126. 48:57

    Mantığına da uymayan şeyi de reddediyor. Ya sen desene ki benim anlamadığım bir şey var. Madem ve alâ kül şeyin kadir bu oksijensiz ne istediğini yaşatır. Köçüğün altında 30 gün 40 gün nefes almadan kalıyor. Nasıl kalıyor? Çıkıyor sağlam 50 günde. Allah Allah. İsterse yaşatır. Bunu desene ya. Çocuk ananın kızının karnında oksijen mi alıyor?

  127. 49:22

    O dar yerlerde 9 ay istediğini yaşatır. E sen veev ala kül şeyin kadiri daha anlamamışsın. Allah'ın kudretini konuşuyoruz burada. Anlasaydın bunu der miydin? Ben anladım diyor. Anladım ama diyor hala suyu nereden geliyor? Bula diyor musun? Bu yel değirmeni diyorum adama. Adam diyor ki anladık yel değirmeni ama suyu nereden geliyor diyor.

  128. 49:44

    Ulan sen yel değirmeni olduğunu anladıysan suyunu sorar mısın? Ve kafasız diyorum. Allah her şeye kadir. Diyor ki ben de inanıyorum Allah her şeye kadir. Ondan sonra diyor ki İsa Aleyhisselam nasıl yaşayacak? Oksijen yok. Ya şimdi bu adam anladı mı Allah'ın her şeye kadir olduğunu? Hiçbir şey anlamadı.

  129. 50:01

    Ve senima ikinci ilave bunların bu felsefeyle uğraşanların ikinci şeyleri tertibül mukaddimatil fasideti. Bozuk bozuk mukaddimeler tertip ederler. mukaddimede suhra kübra netice derken şu şöyledir şu şuna bağlıdır şu şuna bağlıdır o öyleyse o öyledir işte ne işte demin yaptım ya sana bir tertip yaptık işte ne oldu insan oksijensiz yaşamaz bir mukaddime

  130. 50:27

    gökte de oksijen yok iki netice aleyhisselam gökte yaşamıyor niye yaşasaydı oksijensiz yaşamazdı getirdi buraya bir şey koydu e sen burada bozut bir mukaddime yaptın ya sen bana göre sana göre matematik hesap yapıyorsun. Allah'a göre bunu bu buna bağlı değil ki Allah'a göre. Allah yoktan yaratıyor. Ve telbisü delail delilleri birbirine karıştırırlar.

  131. 50:54

    Ve şevahidil batı boş boş şahitler şahit yani mukaddime delil mantık kuralları koyarlar. fi ispati makası diyeim maksatlarını ispat sadedinde veib vahiyeti eee düşük basit zayıf çürük matpleri maksatları ispat hususunda efendim eee böyle şu şöyledir bu böyledir öyleyse bu böyledir. Su kübra neticeye giderler ama her yerde bu böyle değildir.

  132. 51:25

    İşte Mevla'nın kudreti var. Mucize denen bir şey var. Harikulade denen bir şey var. Bununla bütün mucizeleri falan da redd ederler. O sendeleme ve bocalama ki sad bunlardan sudur etti ispati makas davalaran ispat için yani Allah'ın irade sıfatı yok ihtiyar sıfatı yok zorunlu olarak yaratmış elinden gelmeden mecbur olmuş bu alem falan filan bu konularda

  133. 51:47

    bunlardan sudur eden e bu sendelemeler ve bocalamalar lem yastur sadir olmamıştır min sefihin asla dünya kuruldu kurulalı hiçbir beyinsizden bile böyle şeyler meydana gelmedi Çünkü ne yaptılar? Tayin ettiler. Eee, medar emri bütün işlerin deveranını. Yani şimdi işte çocuklar doğuyor, birileri ölüyor.

  134. 52:11

    Şu anda şu saniyede ben şu konuştuğum anda bile efendim kardeşimin kayın validesi için aniden ölmüş. Ona gidiyordu kardeşim. Allah rahmet eylesin. Kabri nur olsun. Eee, namazlı abdestli kadınca cazidi yani. Ben de şahidim mesela şey bir anda mesela cenaze var. Şu anda doğan var. Şu anda hastalan var, bir anda felketçiler var.

  135. 52:29

    Vesaire göklerde neler oluyor, yerlerde neler oluyor, yerin dibinde nerede deprem oluyor, nerede patlama oluyor bilmiyoruz ki denizlerin dibinde ne oluyor. Bu kadar medarel emri. Medar deveran yani işlerin yönetimi ve dönüşü. Bütün bunlar nereden oluyormuş diyorsun şeye, felsefeciye. Bunları bağlamışlar ala harekati semavat.

  136. 52:51

    göklerin hareketlerini yani gezegenler vessema vel kevakibi kevakip yıldızlar gezegenler işte gezegen duranı var sevabiti var turanı var gezeni var bunların hareketleri daha ev bunların vaziyetleri güneş şuradaysa şöyle oluyor ay bu konumdaysa burada oluyor şu burç şuradaysa şöyle şu buradaysa böyle bütün yönetim oraya bağlanmış yani yeryüzünün dünyanın

  137. 53:14

    yönetimi alemlerin şeyi feleklerin ve gezegenlerin yürüyüşler in yüzmelerine, felekte yüzmelerine bağlanmış. Evet. Halbuki gökler, yerler, yıldızlar, gezegenler mütehayyiratün şaşkın vaziyette dolaşıyorlar ve muzdaribat yani eee bir oraya bir oraya çalkantılı haldedirler. Fi cemil evkat her zaman için.

  138. 53:40

    Ya kendi sabit olmayan başka şeyi yönetebilir mi? Ta kendi kendini yönetemiyor ki. Gök kendi iradesi dışında dolanıyor. Gezegenler kendi iradeleri dışında dolanıyor. Hangi yörüngeye gidecek? Hangi yörüngeden çıkacak? Ona o yörüngeyi sistemi mevla kurmuş. Ona bir yaratan var. O yoksa kendi kendine yapsa her zaman aynı yerden gitmez.

  139. 53:59

    Bir kere de öbür yoldan gideyim der zaten iradesi olsa. Niye hep aynı yoldan gidiyor? Yani hiçbir gezegenin yörünge değiştirdiği duyulmuş mu? Ha güneş batıdan doğacak falan o ayrı bir şey zaten. O zaman daha çok anlaşılacak ki Mevla onu oradan doğurtuyordu.

  140. 54:14

    Şimdi bak buradan doğurtuyor. Demek ne demek? Güneş kendi elinde değil. E bu bir adam robot ne demek? Bastın düğmeye hep aynı gider. Ben robot değilim. Niye? Bir öyle giderim bir öyle giderim. İradem var. E bu hali gökler, yerler içindekiler kendi ellerinde değiller zaten. Yönetimleri kendi elinde değil.

  141. 54:36

    yumbuşlar gözlerini gökleri yaratan Allah'tan ve mucidil kevakip gezegenleri icat eden Allah'tan ve muharriki onları hareket ettiren yürüten gezdiren yüzdüren Allah'tan ve müdebbiri umur onların işlerini yöneten Allah'tan gözlerini kapatmışlar her şey otomatik kendi kendine böyle işte doğa kanunu gidiyor ama Allah bunu yaratmış sistemi bir yaratan var ama yaratan da

  142. 55:00

    elinden gelmeden işte ister istemez olmuş şimdi de sistem oturmuş uzak görüyorlar. Sonradan yaratılanların varlığını, yönetimini dayandırmayı ile teala Allah'a bizzat bizzat Allah yaratıyor her şeyi. Şu anda bak elimi kaldırıyorum bizzat Allah yaratıyor. Konuşuyorum kelimemi, harfimi, sesimi bizzat Allah yaratıyor.

  143. 55:21

    Onlar diyor ki yok bu uzak. Allah böyle işlerle uğraşmaz falan. Mutezile de biraz buraya benziyor. Ve ebev yüz çevirdiler. Anu Allahu Teala'dan ve yaratanı devre dışı bırakarak isteyerek bir şey yapmıyor. İstem dışı gelişmeler diyerek Allahsız bir celle cel Allah var derken aslında Allah'ı inkar etmiş oluyorlar.

  144. 55:47

    Maade ebadehum ne kadar uzaktırlar yani ma ne şey ebade uzak etti onları da olabilir. Anil akli bunlar akıldan ne kadar ırak adamlar. Bunlar hak yoldan ne kadar kaymış sabıtmış rüsvay adamlar. Ve bunlar ne kadar mahrum adamlar. Minessadeti. Saadetten yani bahtiyarlıktan imanlı ölmekten, cennete girmekten, dünyada da hakkı doğru yolu bulmaktan, sırat-ı

  145. 56:10

    müstakimden ne kadar mahrum olmuşlar. Oku, oku, oku, oku. Jitlerde kitabı devir. Profesör, doçent ol. Geldiğin noktada saadetten mahrum ol. Ve eşeddü daha beteri minimum bunlardan sefen. Beyinsizlik bakımından bundan beteri de var. Ve ekeru daha çok hamakaten ahmaklık bakımından daha kötüsünü söyleyeyim mi diyor.

  146. 56:34

    E sen dedin ki bu bunlar hepsinden ahmak dedin. Şimdi kim çıktı bunlardan beter? söylerim sana diyor. Men o kimse ki yezumu zannediyor hum bunları ezkiya bunları zeki zanneden ve erbab fatanetin fatanet sahipleri fatın adamlar akıllı adamlar zeki adamlar ne kadar kafa yormuşlar ne kadar beyin çatlatmışlar felsefede zirveye ulaşmışlar diye bunları akıllı zanneden

  147. 56:57

    de diyor bunlardan daha beyinsiz ahmak diyor hakikaten yani eee biraz da devam ediyor tabii dersler İnsanlarımızın çoğu yani böyle filozof tipli adamlar felsefeyle ortama Allah'a inananları, Kur'an'a, sünnete inananları tenzih ederim ben. Öyle de belki birkaç kişiler çıkabilir ama bunun, bu işlerin ekseriyetle, akıl ve mantıkla bu yolda yürümeye çalışanlar Allahu Teala'ya

  148. 57:26

    yakışmayan sıfatlar mutlaka istihat ediyorlar. Ve Allah'ın sıfatlarını Kur'an'dan, sünnetten öğrenmeyince kendi aklına, mantığına vurarak Allah hakkında yorumlar yapıyorlar. yüce zatı ve sıfatları hakkında hüküm veriyorlar. Haşa. E bunlar tabii yoldan çıkıyorlar. Fakat bunları işte altındaki unvana dayanarak veyahut da hakikaten adamlar akıl yormuş.

  149. 57:48

    Ben bir şey demiyorum. Adam 80 sene, 100 sene eee bu işlere kafa yoran adam var. Ama sonunda geldiği nokta Kur'an'a, sünnete, hadise bakmadığı için kendi kendine Allah'ı bulacağım. Allah'ın sıfatlarını, Allah hakkında geçerli olan halleri eee bunları ben kendiliğimden bulmam lazım. şeklinde bir mantıkçılık yaparak eee yoruluyorlar.

  150. 58:10

    Amiletün nasıbetün ayetinde olduğu gibi boşuna yoruluyorlar. Çok çalışıyorlar ama boşuna yoruluyorlar. Allah'ı bulamadıkları gibi Allah'tan en uzağa da onlar düşüyorlar. Müşrikten bile beter duruma düşüyorlar. Çünkü neden? Allah'ın kudreti var, ihtiyarı yok. Ne demek bu ya? Seçim hakkı yok. Ne demek böyle bir yaratan olur mu?

  151. 58:29

    Haşa. Mevlâ yakışır mı? Bu noksanlık iradesi dışında bir her şey oluyor. E bunu bu şekle girmişler. felsefe diyor. Tabii şu anda biz felsefe bilmiyoruz, okumadık. Şu andaki filozofların görüşlerinde ben bilmem ama İmam Rabb Hazretleri bu işin tabii aslını, bu işi Kur'anların yani Aristoların, Eflatunların kurduğu düzeni burada yıkıyor.

  152. 58:51

    Zaten bu şimdikiler Tufeyli'ye onlara tabi olmuşlar falan. içindikilerin hepten daha mantıksız oldukları daha çok ortada oluyor. Eee, maalesef bu dersler ilahiyatlarda okutuluyor. E, felsefe ve mantığın tabii zararlı tarafları. Bu akılcılık bunlara efendim İmam-ı Azam da adam, ben de adamım. Öyleyse aklımı kullanırım.

  153. 59:15

    İmam-ı Azam'a niye tabi olayım? Mezhebe ne lüzum var? Fıkıra ne lüzum var? Sahabenin tefsirine ne lüzum var? Kur'an'ı al eline manayı sen çıkart. Kafana göre takıl. Bütün bunlar e bir felsefenin, bir yanlış mantığın ürünü. Kur'an'a tabi olan, hadise tabi olan adam ben aklıma göre giderim der mi ya? Zerre kadar aklı olan aklına güvenir mi ya?

  154. 59:36

    Zerre kadar aklı olan senin aklın neyi çözer? Gaybı bilmiyorsun. Duvarın arkasını bilmiyorsun ya. Ha buradan dere geçiyor, su aşağı. Ne zamanki parkeler kabardı o zaman kazalım burayı. Bir de kazdık. Aa altta dere gidiyor mübarek. Bizim Hüseyin abi diyor ki alttan dere gidiyormuş. Mübarek ne altımızdan haberimiz var ne üstümüzden haberimiz var.

  155. 59:56

    Parka kabarınca diyoruz ki kıralım ha burayı. E bizim aklımızla nereye gideceğiz yani? Mevlaı bulacağız. Sıfatlarını bileceğiz. Cenneti, cehennemi keşfedeceğiz. Hak yolları bulacağız. Ha görmüyor musun? Anayasa yamalıklı bahçeye dönmüş. 40 tane madde demiş ya. 80 anayasası. Ha şimdi diyorlar ki 70 madde zaten değişmiş bilmem ne.

  156. 1:00:15

    Geri kalan değiştirelim işte. uyuşamıyorlar. Mecliste kurullar, heyetler, bilmem neler, bilmem neler ya bir maddeyi değiştiriyorlar. Daha bir ay geçmiyor. İtirazlar başlıyor. Diyor ki bu maddeyi diyor değiştirdik ama diyor buradan açık çıktı. Buradan çatlak çıktı diyor. Burayı nasıl tıkatacağız? Hadi bakalım yama orayı, yama burayı.

  157. 1:00:32

    Yamalı bokhçaya dönmüş. Affedersin don lastiğine dönmüş. E senin aklındla, mantığınla, beyninle bu milletin saadetinin nerede olduğunu, hidayetin nerede olduğunu, suçların nasıl önleneceğini, terörün nasıl duracağı, dünyada nasıl bir cennet hayatı yaşayacak, bunu yaratan programını koymuş göndermiş sana.

  158. 1:00:49

    Sen diyorsun ki ben bu Allah'ın iradesi yok, bilmem nesi yok, Kur'an'ın dönemi geçmiş, bilmem ne. Ben diyorsun aklım var, mantığım var, mukaddimeler tertip ederim, kaideler var. 2 kere 2 4 eder, bilmem ne diyorsun. Senin yaptığın hesapların hiçbiri tutmadı. ve tutmuyor. Avrupa'nınki de tutmuyor. Avrupa rezil perişan halde.

  159. 1:01:09

    Amerika'nınkini de tutmuyor. Ancak kan emerek, bilmem ne ederek, Müslümanları sömürerek falan hayatını sürdürmeye çalışıyor. Nereye kadar? Hiçbir sistemleri tutmayacak. Çünkü vahye dayanmayan, Allah'tan alınmayan Celle Celalü. Hele ki Mevla hakkında, sıfatları hakkında, hükümleri hakkında e sen kafana göre bir şey yorumlama getirdiğin zaman felah yok.

  160. 1:01:31

    Ş Allah'ını bilmeyen hiçbir şey bilemez. Allah'ı bulmayan her şeyi kaybetmiştir. Allah'ı bilmek, bulmak için de zatı hakkında, sıfatları hakkında, ayet ve hadisler ışığı altında Ehl Sünnel alimlerinin şehlerini, izahlarını dinlemek, anlamak, okumak, okutmak ve böylece önce Mevla'yı bilmek. Mevla bilmeden zaten her şey boş.

  161. 1:01:53

    Niye yaşıyorsun? Boşuna geldin bu dünyayı. Allah'ın kudreti var, iradesi yok, ihtiyarı yok, seçim hakkı yok, bilmem ne. Ben kendime göre bu bu işi çözerim. Ha çöz bakalım. Bocaladı kaldı herkes. Ne filozoflar ifla etti, ne astronotlar ifla etti, ne gök ilmin hücum sahipleri felah buldu. Kimse felah bulamaz ama Resulullah sallallahu ve sell vahiye tabi oldu.

  162. 1:02:15

    Mevlasını buldu. Miraca çıktı. Dedikat kökleri geçti. Arşı-ı kürsişi geçti. E sen de şimdi o miraç yapamazsın ama ruhunla yaparsın. Tarikata giriyorsun. Seyri sülük vazifeleri zikirle meşgul oluyorsun. Ruhun sırrı hafi. Latifelerin yükseliyor, yükseliyor, yükseliyor. Arşından alınma ruhumuz oraya kadar varıyor.

  163. 1:02:33

    Mesela evliyaullah. E onlar keşfediyor her şeyi. Önceden söylüyor. Allah ona bildiriyor. Neden oluyor o? Hangi felsefeci bu altta ne var biliyor. Hangi profesörüm, doçentim diyen efendim adamın çocuğu olacak olmayacak haber verebiliyor. Evliyaullah haber veriyor. Çünkü onlara da keramet verilmiş. Peygambere mucize, evliya-ı keramet.

  164. 1:02:56

    Neden? Tabi olduğundan, vahiye tabi olduğundan doğruyu buluyor. Sen akla tabi olduğun zaman yolunu şaşırtıyorsun. Hem de bu kadar diplomalarla beraber bu rezillik reva mıdır? Bu kadar okuyup da bir cahil kocak kararıdan daha aşağı kalmak reva mıdır? Keşaf sahibi tefsirin Mutezilenin imamı Zemak Seri ne yaptı?

  165. 1:03:21

    Ayağı da topal idi. Geldi bir köye gitti. Zemakşer işte bizim şey tarafları herhalde. Orta Asya geldi köyde bütün millet toplandı. Şöyle alim, böyle alim geldiler. Millet bir de kocarı geldi. O da aa dedi bu sef Zemakşeri. Zemakşeri dünyanın en büyük alemi bu muymuş ya dedi. Tipini mi beğenmedi? Ne yaptı?

  166. 1:03:44

    Top almış ya dedi falan. O biraz o zat kızdı bu işe. Yani sen beni milletin içinde aşağılıyorsun. Top alsam top alan koca karıya. Sen dedi ne konuşuyorsun dedi koca kararıya. Ben dedi Allah'ı dedi varlığını dedi 100 delille ispat ederim. Yani tabii deliller getirecek. Koca karı da baktı dedi ki ya sen onun şüphesi olanlara konuş dedi.

  167. 1:04:06

    Benim şüphem yok ki hiçbir delile de ihtiyacım yok dedi. Adamı susturdu çökertti. Öyle mi değilmiş. Kul fiilinin halıkıdır. Kul kendi işini kendi yaratır. Yani konuşmamın içini ben yaratıyormuşum. Haşa. Mutezile bu görüşte şu elimi hareketimi ben yarattım. E şimdi sen adama 40 ayet okuyacağına işte bir koca karı veyahut da bir kadın onu susturabiliyor.

  168. 1:04:27

    Çünkü neden? Vahiye tabi olan ayet hadise tabi olan koca karı, nene, kadın dediğin, beğenmediğin dünyanın en büyük filozofunu çökertir, oturtur aşağı. Çünkü vahiye tabi olmuş. Bunun mantığı, aklı, felsefesi son zirveye çıksa oradan aşağı yuvarlanır. Çünkü neden? Mevlaan gelen beyyine üzere değildir.

  169. 1:04:49

    Allah bizi celle celalüü kendisini hakkıyla tanıyan, hakkıyla bilen ehli sünnet alimlerinin ayet ve hadislerden kendisini zatını, sıfatlarını, fiillerini bize tarif ettikleri veci üzere tanımaya gayret eden ve bu imanla yaşayıp ölen bahtiyarlar zümresine ilhak eylesin. ahmaklar, eşkıyalar, süfeha, İmam Rabbani'nin bugünkü tabirinde bedbaht,

  170. 1:05:11

    şaki, mahrum, sefih beyinsiz neler dedi ya. Aklıt olmaktan cümlemizi muhafaza eylesin. Akıllarımız senin elinde ya Rabbi hakka çevir. Kalplerimiz senin elinde ya Rabbi hidayete çevir. Ya Rabbi bizi bize bırakma. Nefsimizin eline bırakma. Aklımıza, mantığımıza bizi bırakma ya rabbel alemin. Ve sallallahu teala ala seyyidina Muhammedin ve alahi ve selleme teslim. Elhamdülillahi rabbil alemin. Amin.