
Kur'ân-ı Kerîm'in Havâssı
Kur'ân-ı Kerîm'deki Tüm Duâlar (2. Cild)
Duâların en üstünü ise hiç şüphesiz Yüce Rabbimizin keremli Kitâb’ı olan Hazret-i Kur’ân’da bize öğrettiği yâhut peyğamberlerinden naklettiği ya da velîlerinin diliyle bahsettiği veyâ meleklerinin lisânı ile zikrettiği d
Ahmet Mahmut Ünlü
Tanıtım
Duâların en üstünü ise hiç şüphesiz Yüce Rabbimizin keremli Kitâb’ı olan Hazret-i Kur’ân’da bize öğrettiği yâhut peyğamberlerinden naklettiği ya da velîlerinin diliyle bahsettiği veyâ meleklerinin lisânı ile zikrettiği duâlardır.
İşte bu konuda yazdığımız bu kitabın ikinci cildinde sizlere Kur’ân-ı Kerîm’de geçen bütün duâlardan sıramızda gelenleri tertîb üzere (sûre sırasını gözeterek) mânâlarıyla birlikte zikre-
deceğiz. Lâkin okumak isteyenlere kolaylık olsun diye sağ taraftan da sâdece Arabça metinlerini peşpeşe zikredeceğiz. Duâ bizden, kabûlü ise Rabbimizdendir.
Şu husûs iyi bilinmelidir ki; Kur’ân-ı Kerîm’de geçen bâzı duâlar zikir şeklinde görülüp bir istek içermemekte ise de aslında onlar duâların en fazîletlileridir.
Nitekim hamd, tesbîh ve senâ ihtivâ eden bâzı âyet-i kerîmeler ulemâ tarafından duâlar zımnında zikredilmiştir ki bunun ilmî îzâh ve gerekçesini önsözden sonra gelecek “Faydalı Mâlûmât” başlığı altında bulacaksınız.
Şu bilinsin ki; biz bu kitabın birinci cildinde İbrâhîm Sûre-i Celîlesi’ne kadar vârid olan duâları almıştık.
Bu ciltte ise Bimeşîetillâhi Te‘âlâ İbrâhîm Sûre-i Celîlesi’nden îtibâren Enbiyâ Sûre-i Celîlesi’nin 87. âyet-i kerîmesine kadar sâbit olan bütün duâları almaya gayret ettik.
Lâkin birinci cildi hazırlarken gözümüzden kaçmış olup daha sonra vâkıf olduğumuz bâzı Kur’ân duâlarını bu cildin başında açtığımız “İstidrâkât” bölümünün içerisinde sizlere arz ettik.
Şunu arz etmek isterim ki; Kur’ân duâlarını cemeden önceki dönem müstakil risâlelere çok denk gelmedim.
Ancak bâzı eski eserlerin içerisinde bu hususta cem yapılan bölümlere tesâdüf ettim.
Nitekim mütekaddim ulemâdan Nasr İbnü Ya‘kûb ed-Dînevrî (Rahimehullâh) (v. 410) “Câmi‘u’l-hayrât fi’l-ed‘ıye ve’s-salevât” isimli eserinin beşinci bâbını Kur’ân duâlarına ayırmıştır. (Bkz.: Hacı Selîm Ağa Ktp., Hüdâî Efendi, rakam:211)
İmâm-ı Deylemî (Rahimehullâh)dan hadis rivâyet eden İmâm-ı Harzemî (Rahimehullâh) da Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in duâlarını cemettiği “el-Câmi‘u’l-behiyy fî de‘avâti’n-Nebiyy” isimli kitabının 14. bâbını Kur’ân’dan iktibâs edilen duâlara ayırmış ve bidâyetinde:
“Ben Allâh-u Te‘âlâ’nın Kitâb’ıyla teberrük için bu duâlarla başladım, zîrâ rivâyetlerde vâkıf olduğuma göre: ‘Duâların en fazîletlisi Kur’ân duâlarıdır.’ demiştir.” (‘Abdüsselâm el-Endersebânî el-Harzemî, el-Câmi‘u’l-behiyy fî de‘avâti’n-Nebiyy, sh:151; Duâların tümü için bkz.:151-154)
Türk ulemâsından olan Allâme Muhammed İbnü Bahâdır ez-Zerkeşî (Rahimehullâh) (v. 794) duâlar ahkâmına dâir yazdığı “el-Ezhiye fî ehkâmi’l-ed‘ıye” isimli eserinde: “Kur’ân’da nakledilen ve kesinlikle icâbet olunduğu bilinen duâları peşpeşe serdetmeyi uygun gördüm.” dedikten sonra bu duâları zikretmiştir. (ez-Zerkeşî, el-Ezhiye fî ehkâmi’l-ed‘ıye, sh:98-101)
“Buhârî” şârihlerinden büyük muhaddis Kastallânî (Rahimehullâh)a âit “Levâmi‘u’l-envâr” isimli eserde de Kur’ân duâlarının bir kısmının mesdûr olduğuna vâkıf oldum. (Ahmed el-Kastallânî, Levâmi‘u’l-envâr fi’l-ed‘ıye ve’l-ezkâr, sh:297-300)
İbnü Hacer el-Heytemî (Rahimehullâh)ın talebesi olan büyük muhaddis Muhammed İbnü Alî Hırid (Rahimehullâh) da “el-Vesâilü’ş-şâfi‘a” isimli eserinde bu duâlara özel yer ayırmıştır. (Muhammed İbnü ‘Alî Hırid, el-Vesâilü’ş-şâfi‘a fi’l-ezkâri’n-nâfi‘a, sh:332-334)
Ayrıca Alî el-Kārî (Rahimehullâh)ın “el-Hizbü’l-A‘zam” isimli eserinin bidâyetindeki bölüm bunların en mühimlerindendir.
İşte bu eser üzerine yapılan bütün şerh ve hâşiyelerde de bu duâların mânâları ve bâzı fazîletleri zikredilmiştir.
(Metin ve bâzı şerhler için bkz.: ‘Alî el-Kārî, el-Hizbü’l-a‘zam ve’l-virdü’l-efham, sh:10-18; İbrâhîm es-Sâkızî er-Rûmî el-Hanefî, Feyzu’l-Erham ve Fethu’l-Ekram, sh:21-42; Ahmed İbnü ‘Ömer el-İzmîrî, Fethu’r-Rabbi’l-Ekram fî şürûhı’l-Hizbi’l-A‘zam, Süleymâniye Ktp., Mihrişâh Sultân, rakam:222, verak:18a-48a; Muhammed İbnü Mahmûd et-Trabzônî, ed-Dürru’l-münazzam fî şerhi’l-Hizbi’l-A‘zam, verak:11a-69b, Süleymâniye Ktp., Lâleli, rakam:1559)
Yine böylece Mahmûd el-Kûrânî el-Halvetî (Kuddise Sirruhû) Hazretleri “Kurratü’l-‘ayn ve’l-bâkıyâtü’s-sâlihât” isimli eserinde Ed‘ıye-i Kur’âniyye’ye yer vermiştir. (Mahmûd el-Kürdî el-Kûrânî el-Halvetî, Kurratü’l-‘ayn ve’l-bâkıyâtü’s-sâlihât, Süleymâniye Ktp., Pertev Paşa, rakam:265, verak:116a-118a)
Ayrıca bu konuda Mer‘î İbnü Yûsuf el-Kermî el-Makdisî (Rahimehullâh)ın, “Câmi‘u’d-duâ ve Virdü’l-evliyâ ve Münâcâtü’l-esfiyâ” isimli eserinin 1. bölümü Kur’ân duâlarına ayrılmış olup bize bu hususta kitap yazma fikrini vermiştir.
Bu hususta müstakil bir te’lîf olarak Osmanlı meşâyihından Kuşadalı Ahmed Efendi (Rahimehullâh)ın (v. 1118) risâlesini Berlin Kütüphânesi’nden bulup istifâde ettim ve o risâleyi diğerlerine nisbetle daha câmiiyetli buldum.
Şu cihetten ki peyğamberlerin kendilerine âit yaptıkları özel duâları da o risâlede zikredip insanların bunları okuması için cemettiğini beyân etmek üzere: “Duâ ibâdetin muhhu (özü ve iliği) ve tâatlerin en fazîletlilerinden olduğuna göre; Kur’ân-ı ‘Azîm’deki duâlar ise duâlar arasında en tercîhlisi olduğundan dolayı bu abd-i za‘îf Ahmed Adavî (Kuşadalı) Kitâb-ı Mübîn’deki duâları cemetmek için istihâre yaptım.
Daha sonra muvâfakat ile ilhâm olundum ve bana ve dîn kardeşlerime Yevm-i Tenâd’da (kullara nidâlar yapılacağı kıyâmet gününde) zehîra (âhiret azığı) olsun için Hazret-i Kur’ân’daki duâları cemettim (topladım).
Özellikle ‘Rabb’ ism-i celîli ile başlayan bütün duâları sûrelerin tertîbi şerîfi üzere sıraladım ve terkîb-i latîf ile cemeyledim. Zîrâ ulemâ: ‘(İsm-i şerîfler arasında) ‘Rabb’ ism-i şerîfinin duâların kabûlünde tesiri vardır.’ demişlerdir.
Sonra ben Yüce Mevlâ’mın kerem sâhasından kabûlümü niyâz ederek bu risâleye ‘el-Ed‘ıyetü’l-Kur’âniyye’ ismini verdim. İşte bu vesîleyle bi-hamdillâh bu risâle kendisine sığınılacak korunaklı bir kale olarak cem oldu.” demiştir.
(Kuşadalı Ahmed es-Sârim er-Rûmî, el-Ed‘ıyetü’l-Kur’âniyye, Berlin Eyâlet Ktp., Koleksiyon:DE-SBB, rakam:Ms. or. oct. 3972, -Mecmû‘a zımnında-, risâle rakamı:7; verak:58b-59a; Ayrıca duâların tümü için bkz.:59a-62a)
Yine böylece Muhammed Sıddîk el-Buhârî (Rahimehullâh) “Nüzülü’l-ebrâr” isimli eserinde “Mushaf-ı Şerîf Tertîbi Üzere Kur’ân Duâları” nâmında bir bab açmış ve bâzı duâları zikrettikten sonra faydalı îzâhları da yapmıştır ki biz bunların bâzısından istifâde ettik. (Muhammed Sıddîk el-Buhârî el-Kınnevcî, Nüzülü’l-ebrâr bi’l-‘ılmi’l-me’sûr fi’l-ed’ıye ve’l-ezkâr, 1/293-318)
Bu konuda son dönemde yazılan müstakil birçok eser gördümse de özellikle Bekr Abdülhâfız el-Halîfât’a âit “el-Ed‘ıye fi’l-Kur’âni’l-Kerîm tefsîruhâ ve me‘ânîhâ” isimli eseri inceledim ve bâzı faydalı mâlûmâtı naklettim.
Ayrıca Muhammed Halil Çiçek’e âit “Dürûsü’l-ed‘ıyeti’l-Kur’âniyye ve risâlâtühâ” isimli eseri tetebbu‘ ettim.
Yine böylece Abdurrahmân ed-Dihâmî’ye âit “el-Ed‘ıyetü’l-me’sûra fikhuhâ ve me‘anîhâ” isimli eserden istifâde ettim.
Yüce Rabbimizden niyâzımız ömrümüze ve vakitlerimize bereketler ihsân ederek tamamlamaya niyetlendiğimiz diğer eserlerimizi de itmâma bizleri muvaffak kılmasıdır. Tevfîk ve hidâyet ancak Azîm ve Celîl olan Rabbimizdendir.
Namazsız Hanım Kardeşlerimiz
Bu Duâları Okuyabilir mi?
Şu bilinsin ki; ay hâlindeki hanım kardeşlerimiz veyâ lohusa olanlar Kur’ân okumayı kastetmeksizin Fâtiha gibi birkaç âyet olsa da duâ mânâsı içeren âyet-i kerîmeleri duâ niyetiyle kırâet edebilirler veyâ şükretmek için okuyabilirler.
Meselâ hamdetmek için “Elhamdülillâh” diyebilirler, bir işe bereketle başlamak için “Bismillâh” diyebilirler.
Dolayısıyla zikir için okuyacakları zaman bir âyetten az olmasına dikkat etmelidirler.
Nitekim “Lâ ilâhe illâllâh” ve “Sübhânellâh” gibi zikirler bir âyetten az oldukları için onları okuyabilirler.
Ama duâ mânâsı içerenleri duâ niyetiyle okudukları zaman böyle bir kısıtlama ekserî ulemâya göre söz konusu değildir.
Nitekim Hanefî ulemâsından Alâüddîn es-Semerkandî (Rahimehullâh) şöyle demiştir:
“İmâm-ı Tahâvî’nin beyânı vechile; cünüb ve hayız olanlar tam bir âyeti okuyamazlar.
Bir âyetten aşağısında ise bâzı ulemâ beis (sakınca) yok demişse de cumhûr-u meşâyih Kur’ân’a tâzîm için bir âyetten azını okumanın da mekrûh olduğunu söylemişlerdir.
Velâkin Kur’ân’ı kırâet (okuma) kastı ile değil de duâ maksadıyla okursa bunda beis (sakınca) yoktur.
Nitekim işlere başlarken besmelenin tamâmını okusa veyâ şükretme kastıyla Fâtiha’nın birinci âyeti olan:
﴿ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ﴾
“Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn” okusa bunlarda beis olmaz. Zîrâ cünüb olan kişi duâdan ve zikirden menedilmiş değildir.
Yine böylece Haskefî ve Dâmâd Efendi’nin nakilleri vechile: “Bir kimse duâ vechi üzere Fâtiha’yı okusa veyâ içerisinde duâ mânâsı bulunan âyetlerden birini okusa bununla kırâeti (Kur’ân okumayı) kastetmediği sürece bunda hiçbir beis yoktur.
İmâm-ı Halvânî de bu görüşü tercîh etmiştir.” (‘Alâüddîn es-Semerkandî, Tuhfetü’l-fukahâ, 1/32; el-Haskefî, ed-Dürru’l-muhtâr, 1/172; ‘Abdurrahmân İbnü Muhammed Şeyhzâde, Mecma‘u’l-enhür, 1/26)
Bu îtibarla bu kitapta duâ başlıkları altında zikredilen duâların tümünü hayız ve nifâs hâlindeki hanımların Kur’ân kırâeti kastetmemek şartıyla okumalarında bir sakınca bulunmamaktadır.
9 Ramazân 1447 / 27 Şubat 2026








