1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve salatu ve selamu ala Seyyidi'l-Muhselin. Muhammedin ve ala âlihi ve sahibihi ecma'in. Kıymetli takipçilerimiz, bu mübarek Ramazan-ı Şerif gününde Allah'ımız bizlerle bizleri cem eyledi. İlim meclisinde, ilim sofrasında Rabbimiz Tebareke ve Teala azam bir derecede bu sohbetlerden istifade edebilmeyi nasip eylesin.

  2. 00:36

    Amin. Ramazan-ı Şerif'in ibadetleri çok, faziletleri katlamalı, ancak bunlardan tabi istifade edebilmek için birçok hadis-i şeriflerde Kütüb-ü Sitte'de, Sahihada, Bukhara'da vs. de geçiyor. Yine bir hadis-i şerifinde Huzur-u Levv-i Mâtegâ-t-Temem-i Zembi'yi geçiyor. Bir üçüncü hadis-i şerifte yine bu meali de Men kâme leyletel gadri imânen vehçisâ ben

  3. 01:29

    Huzur-u Levv-i Mâtegâ-t-Temem-i Zembi'ye İman ederek, sevabını Allah'tan bekleyerek, ihlâs ile kim Ramazan-ı Şerif'te sıyamda bulunursa, şimdi sıyam biliyorsunuz, oruç demek. Diğer hadis-i şerifte kıyamda bulunursa diyor. O da ayakta durmak demek. Namazda ayakta durmak kastediliyor. Boşu boşuna ayakta durmak kastedilmeyeceğine göre, ondan da teravih namazı kastediliyor.

  4. 02:08

    Diğerinde zaten özellikle Kadir Gecesini ihya ederse buyuruluyor. Bu da tabi her sene değişen bir gece, 27. gece diye sabit değil. Bu itibarla şimdi Ramazan-ı Şerif'te sıyam ve kıyam ile meşgul olanların huzur alev mâ pekâ temem izenbî geçmiş günahları, mağfiret olunur kendileri için buyuruyor.

  5. 02:57

    Bu hadis-i şeriflere göre tabi bizim için şu anda en mühim meselelerden birisi teravih namazıdır. Zaten konuştuk, burada teravih namazı, nafile namazlar zaten Ramazan-ı Şerif'te nafile namazların fazileti çok. Her bir secdeye, nafile namazın her birinde iki tane secde var. Her bir secdeye cennette ağaçlar, köşkler, saraylar vadediliyor.

  6. 03:41

    Birçok hadis-i şerif bu usta sabittir. Burada bu gece biraz teravih namazıyla ilgili konuşmak istiyorum. O da şudur. İnsanlar biliyorsunuz şimdi teravih namazını kimisi 8'e indirmiş, kimisi hiç kılmıyor ve teravih namazına önem verilmiyor. Bundan dolayı bugün buna biraz teşvik edeceğim. Teravih namazı Sünnet-i Mekke'dedir.

  7. 04:13

    Yani en kuvvetli sünnetlerdendir. Sünnet-i Mekke'de olanlarda ne var? Terkinde azap yoksa da itap var. İtap sitem demek. Sitem de Allah-u Teala'ya, kulum sen niye böyle yaptın? Şeklindeki bir azarlaması anlamına geliyor. Bu da çok manidar bir şeydir yani.

  8. 04:44

    Efendi Hazretlerimiz, Mahmud Efendi Şeyhimiz Kudüs-i Esiru buyururdu ki yani Allah-u Teala'nın bir kulunu azarlaması ve ona sitem etmesi onu yani tabi o Evliyaullah'ın anlayışına göre yani ben cehenneme alsın da yahut da bana azap etsin de kulum sen niye böyle yaptın yahut niye bunu yapmadın?

  9. 05:09

    Şimdi yaptığın tarafı var, yapmadığın tarafı var, il ve tek bakımından. Bu bana, azap bana hitaptan, sitemden daha ehven gelir. Çünkü neden? Hani çünkü orada Mevla-i Teala muhatap almış oluyor, yüzlemiş oluyor, yüzleşmiş oluyor yani diyor ki sen niye böyle yaptın? Onun için müşkil, müşkil bir iş. Sünneti müekkedeleri terk etmemek lazımdır.

  10. 05:37

    Mesela öğle namazının ilk sünneti dört rekat sünneti müekkededir. Son iki rekatı sünneti müekkededir. Yani dört kılarsan da son ikisi gayri müekkededir. Sabah namazının sünneti zaten biliyorsunuz. En kuvvetli, sünnetli müekkedeler içinde en kuvvetlisidir. Ondan sonra akşam namazının son iki rekatı sünneti, ilk sünneti zaten yok.

  11. 06:06

    Gerçi şafide falan kılıyorlar, daha nefide yok. O sünneti müekkededir. Yatsı namazının efendim son iki rekatı, yani dört kılarsan kadir gece sevabı var, fazilet çoktur ama o son ikisi gayri müekkededir. Çünkü onda oturunca salli barik okunuyor, kalkınca da sübhaneke okunuyor. Böylece bunlar hep yatsının son ikisi sünneti müekkededir.

  12. 06:35

    Bu arada teravih namazı da fıkha göre, İslam dinine göre sünneti müekkededir. Hulefa-i Nasir'in dört büyük halife hazaratı buna devam etmiştir. Burada Ömer radıyallahu anh efendimizin Bukhari hadisinde bu ne güzel bidattır diye buyurmuş olmasından bazıları yanlış anlayarak Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem teravih kıldırmamış gibi bir yanlış mana çıkarıyorlar.

  13. 07:17

    Halbuki öyle değildir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan otur gecesinde Mescid-i Şerif'te cemaata teravih kıldırmamıştır. Ama en az üç gecesi kıldırmıştır. Ondan sonra farz olur korkusundan çok güzellik oldu, feyiz oldu, berekat oldu, insanlar cami, mescid-i nebevi doldu. Bundan dolayı geri kalanlarını evinde kılmıştır.

  14. 07:42

    Mescidde de kılanlar sahabe-i kiram, cemaatler halinde veya hanelerinde kılmışlardır. Ancak Ömer radıyallahu anh efendimiz, Ebubekir Sıddık radıyallahu anh efendimiz zaten iki Ramazan ya geçirdi ya geçirmedi. Zaten hilafet döneminde iki sene küsür birkaç ay. O mürtedlerle savaş vs. çok işlerle uğraştı.

  15. 08:11

    Onun zamanında da yine herkes kendi kılıyordu veyahut da cemaatler kılsa da mescid-i nebevi de imamete geçip birisi bütün cemaat arkasında değil de farklı şeyler çünkü onlar uzun kılıyorlar. Sahura yakına kadar kılanlar var. Çok uzun sureler okuyanlar var vs. Bir imam arkasında içtima, toplanma hasıl olmadı.

  16. 08:34

    Hazreti Sıddık döneminde radıyallahu anh. Sonra Hazreti Ömer efendimiz radıyallahu anh. Zaten biliyorsunuz birçok meselede öncülük yaptığı gibi tertipli insan, düzen kuran insan, İslam devlet nizamını sistemleştiren insan. Tabi biraz da hilafet döneminin uzunluğu 10 sene kadar sürmesi bu da çok önemli bir şey.

  17. 09:02

    Bir de onun dirayeti, cesareti vs. İlhamlı olması. Çünkü Bukhari hadiste ne buyuruyor? Sizden evvel geçen ümmetlerde muhaddesler vardı. Muhaddes demek kalbine ilham geliyor. Yani peygamber olmadığı için vahiy gelmiyor ama kalbine ilham geliyor. İlham geldiği zaman mesela 18 yerde Kur'an-ı Kerim'de ve Ahkam-ı Şerie'de

  18. 09:42

    bunları bir kısmı helal haram tespit eden hükümler kabiliğinden olan meselelerdir. 18 yerde Hazreti Ömer efendimiz radıyallahu anh vahiy gelmeden önce istişare olarak yani kalbine gelen ilham ile Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem veziri olarak, müşiri olarak yani istişarecisi olarak

  19. 09:59

    olarak bir fikir ortaya sundu ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mesele onu tasdiklemedi yani hemen tasdiklemedi, kabul etmedi. Ama ne oldu? Vahiy gelince Hazreti Ömer efendimizin radıyallahu anh o istişaresinin uygun olduğu meydana çıktı. Vahiy Hazreti Ömer'e uydu denmez haşa.

  20. 10:22

    Ama işte Bedir esirlerinden, esirlerinin fidye alınıp salınmaması, müşriklerin korkutulması için öldürülmeleri istişaresini verdi. Orada haklı çıktı. Ondan sonra Ya Resulallah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in eşleri Ezme-i Tahirat ve Ümmet-i Müminin annelerimiz yani şimdiki çarşaflı bacılarımız gibi, eşlerimiz gibi yüzleri yani hepten peçeli değildi.

  21. 10:51

    İlk dönemde. Yani Hazreti Ömer Efendimiz dedi ki Ya Resulallah inna ezvadeke yedhul aleyhinde alberruhu alfacir. Senin eşlerin yani insanlar onların yüzünü görebiliyor. Bu da aslında yüzde avret değil meselesi de var ama işte iyisi var kötüsü var. Bunun hepsi sahabe değil ki sahabenin içinde münafık da var.

  22. 11:17

    Sahabe gibi gözüküyor ama sahabeden değil münafık. Fasık, münafık demek. Fasıkın en beteri demek. Dolayısıyla bunlara karşı bir hicab, bir perde olsa, eşlerin perde arkasında dursa erkekler görmesin falan. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bana böyle bir emir gelmediği durumundaydı o zaman. İşte hemen hicab ayeti geldi.

  23. 11:41

    Yani şimdi dersimiz o değil. Perde arkasından konuşun, sorun, isteyin. Bunun gibi bak on sekiz mesele. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. Ey Ömer Rabbin sana muvaffakat etti. Bunu tersten okuyalım doğru mana çıksın.

  24. 12:00

    Yani Rabbin sana muvaffakat et derken senin verdiğin istişare Allah-u Teala'nın yedi kaç zamanın fevkindeki levh-i muhafızdan indirdiği vahye muvaffak düştü. Uygun düştü yani. Onun için ne buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem? Geçmiş ümmetlerde muhaddesler var. Muhaddesler ne demek? Kalbine ilham geliyor.

  25. 12:29

    Bu normal benim içime şöyle doğdu bilmem ne. Geç o işleri senin benim. Amelimiz takvamız ne? Ne ferasetimiz olabilir? Mü'mine göre zerefete iman olan bir şey. Olur ama. Öyle nerede? Benim ümmetimde varsa buyuruyor. Ömer onlardandır. Ömer o da varsın. Ömer'dir diye de biten de var. Divanetlerde. E şimdi bu ümmet.

  26. 12:57

    Ümmetlerin en faziletlisi olduğuna göre. Geçmiş ümmetlerde mülhem zatlar bulunduğuna göre. Bu ümmette bulunmamasını düşünmek mümkün müdür? Onun için Ömer onlardandır buyuruyor. Şimdi Hazreti Ömer de radıyallahu anh baktı ki Mescid-i Nebevi'de cemaat üç kişi birine arkasında cemaat olmuş. Beş kişi orada.

  27. 13:21

    Kenar köşelerde teravih kılıyorlar. Halife olduğu dönemde. Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in Bakra'un Übey İbn-i Kamil'in benim ümmetim içinde kıraatı en güzel olan Kur'an tilaveti en iyi bilen Übey İbn-i Kamil'dir. Reis-ül Kurra esası odur. Hazretleri radıyallahu anh sahabenin ileri gelenlerinden Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona bir gün dedi ki

  28. 13:51

    Ya Übey Allah-u Teala bana emretti Sana Lemmekun İllezine Keferuh suresini okuyacağım. Yani Übey İbn-i Kâbe Hevesen Mâni Allah dedi Ya Resulallah Allah benim adımı mı verdi sana Übey'e okudu yani ümmetine oku sahabeye oku anladık da benim ismimle mi söyledi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem evet senin ismini verdi ya Übey Übey İbn-i Kâbe oku bu sureyi.

  29. 14:17

    Şimdi onun için ağlamaya başladı yani. Bunlar ne büyük zatlar bu sahabe-i kiram onu imam yaptı. Dedi ki bütün cemaat onun arkasında cemaat olacak birleşecek. O da o şekilde Hazreti Ömer Efendimiz döneminden beri yani dört kalifenin hepsi kılmıştır ama Hazreti Ömer Efendimiz mihrapta bir imam arkasında bütün cemaat toplanmış vaziyette 30 Ramazan 29'da çekebiliyor bazen

  30. 14:51

    Ramazan şerifinin tüm gecelerinde teravihi bu şekilde Resûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem'den gördüğü, üç gecede gördüğü şeyi bunu sabitlemiştir. Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem zaten her gece teravih-i camide kendi imam olup kıldırmamasının hikmetini beyan sadedinde buyurmuştur. Bir gece çıktı sallâllâhu aleyhi ve sellem işte burada Ayşar radıyallâhu anh'a anlatıyor.

  31. 15:21

    Gecenin bir vakti çıktı mescitte fakat biraz geçti. Yani böyle şimdiki gibi yatsıhan işini kılıyoruz ya akşamdan bir buçuk saat sonra falan öyle. O vakit dilmin cevfilleyl diyor. Gecenin yarısı yani demek istiyor herhalde şimdiki hesaplar 11-12'ler biriler.

  32. 15:41

    Yani şimdiki gece olsa ortası olması için yani demek ki yatsıhın vaktinin girmesinden birkaç saat en azından sonra olduğu kesin anlaşılıyor cev kelimesinden. Mescitte namaz kıldı. Yani işte namazların teravisine. Sallâllâhu aleyhi ve sellem. Sahab-ı Ekrem'den orada bulunanlar önceden ilan etmedi. Ben bu gece çıkacağım işte teravih kıldıracağım bir şey ilan etmedi.

  33. 16:05

    Kendi çıktı. O arada mescitte bulunanlar hemen peşine cemaate uydular. Sabah oldu yani sabah namazında. Sabah namazı zaten herkes cemaate geliyor. Cemaatsiz kılan yok ancak münafık yatsı namazıyla sabah namazının cemaatinden kim geri kalırdı diyor. İbn-i Mesud Hazretleri olacak. Radıyallahu anh. Sahabe arasında yani en güçlülerden en alimlerinden biliyorsunuz.

  34. 16:30

    Yani Bakar sabah namazına gelemedi. Gelemeyen adama bir münafık mı acaba? Tam kasıt koyardık yani soru işaretini koyardık diyor. Yatsı namazını da yatsı zaten biraz da herhalde şey oluyor. Geç kılınıyor biraz da. Bir de yorgunluk oluyor. Gündüz tarlada, bayırda, çayırda çalışıyorlar. İşte şeylerle. Bostanları var biliyorsunuz.

  35. 17:00

    Medine halkı ziraatle uğraşıyor. Ondan yorgunluk da oluyor falan. Yatsıya da gelmiyor. Ama sahabe-i kiramın hepsi geliyor. Ama baktı ki yatsıdan geri kalıyor. Bu münafık olabilir. Sabah namazından, cemaatinden geri kalıyor. Zaten münafıksa evinde iş kılmaz. Anladın mı?

  36. 17:24

    Namaza ancak tembel, üşenik vaziyette. Efendim korona edeceğiz dersen. 90 yaşında nene korona giriyor. Efendim bacak vuruyor. Ama hadi teravih kılın deyince. Uğurlu vakti için 50 kişi iftar verilmiş bilmem ne. Mescide geçişin, teravide. Dökülen dökülene, sökülen sökülene. Bir iki kişi kalmış. Geri kalan ondan sonra iftar etmişler bilmem ne.

  37. 17:49

    Yatsıyı yakılıyor, yakılmıyor. Ondan sonra oruç tutuyorum diye geziniyor yani işte. Yani yatsıyı kılmayan hakkında konuşuyorum. Yatsıyı kılmayan, farzları kılmayan orucu. Yani borcu düşer ama kabul görmez. Kabul görmeyince de sevapları. Bu kadar sevaplar. Önceki dersleri takip edin. Her akşam işe bir saat kala.

  38. 18:09

    Bazen işte 55 dakikaya düşüyor ama bir saat kala şey yapacağız. Bu sohbetlere çok şeyleri anlatacağım inşallah. Önümde daha yeni bir tertip yapabiliyorum kendime. Dağınıklığım vardı. Malzemelerimi yeni topladım yani. Kağıtlarım, notlarım dolu var. Size daha anlatılmamış şeyler var. Tekrar düşülebilir.

  39. 18:29

    düşülebilir. Kur'an-ı Azimuşşan'da iman ve amel-i salihtir. Kırk beş yerde bahsediyorum. Kur'an-ı Azimuşşan'da imam ve amel-i salim diyor. 45 yerde bahsediyorum. Bir Musa aleyhisselamın kıssasını kaç yerde anlatıyorum. Musa'nın selamının kıssasını kaç yerde anlatıyorum? Bünü Halis'in selamının kıssasını kaç yerde anlatıyorum?

  40. 18:40

    Çünkü bu insanlara vaaz-ı nasihatta tekrar edilmesinin çok faydası var. Peş peşe, peş peşe. Vesselamu aleykumul kavle. Biz onlara diyoruz. Kelamlarımızı, buyruklarımızı birbiri ardınca ziyadesiyle ulaştırdık buyuruyor. La ilahe illallah ve tezekkaruhum. Başka yerlerde de var işte. Ola ki onlar ince düşünürler, tefekkür ederler, ibret alırlar.

  41. 19:06

    Ondan sonra amel ederler. İhlas kazanırlar. Bundan dolayı vaaz-ı nasihatta çok faydalar var. Millete duyuralım, şey yapalım. Beyli sünnet üzere, hadis üzere. Size lazım olacak dünya, ahiret için faydalı ilimleri anlatmaya çalışıyorum. Dinleyelim, dinletelim. İnsanları haberdar edelim. İnşallahurrahman.

  42. 19:33

    Şimdi sabah oldu, sabah namazı oldu. Dediler ki ya gece Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem çıkmış. İşte teravih kıldırmış. Biz de duymadık falan. Yani önceden ilan olmayınca. O zaman ertesi gece, feş cemaat. Ya bu gece de çıkabilir dediler. Bir hesap kitap yaptılar. Daha fazlası toplandı. Daha kalabalık cemaat geldi.

  43. 19:56

    Ve fesallev ma'u. Levvâû, yine Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le beraber teravihe uydular. Bak oldu ikinci gece yani. Şimdi bu sefer, yine bu, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ben gece şu saatte teravih kıldıracağım, gelin diye ilan etmediği için, emretmediği için, birinci geceden o namaza cemaat olanların konuştuklarından yayılanla beraber,

  44. 20:23

    öbür duyanlardan işte bazıları geldiler. Yine ikincinin sabahı oldu. Bu sefer yine konuştular etler, ya bu gece de çıkmış ya Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, biz nasıl kaçırdık falan. Bu sefer, bak üçüncü gece, üçüncü gecede Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem çıktı. Bak ben ne dedim size, en az üç gece dedim.

  45. 20:50

    Üçüncü gecede çıktı, fakat Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem yine teravih kıldırdı. Onlar da bununla beraber kıldılar. Dördüncü gece, artık dediler ki bu iş sabitlendi. Demek ki Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bu gecede çıkar. Acezel Mescid-i Haneli'yi, mescid yetmedi. Yani duyan geldi, duyan geldi.

  46. 21:17

    Mescid-i Nebevi doldu. Hatta çünkü başka zamanda, diyelim Kuba tarafındakiler, yatsıya orada cemaat takılıyor veyahut bazı mescid-i Nebevi'ye uzak yerlerde bazı mescidler vardı. Ama şimdi bu teravih meselesi olunca hepsi aynı yere geldi. Aynı yere gelince mescid-i Nebevi almadı. Hatta Kharûzî'nin salat-ı subhayı Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de gece çıkmadı.

  47. 21:46

    Sahabe-i Kiram'da kendileri kıldılar, beklediler, kıldılar. Sabah namazını kıldırmaya çıktı, yani imsaktan sonra çıktı. Sabah namazını kıldırınca, insanlara yüzünü dönüyordu, namaz kıldırdıktan sonra imamlar dönüyorlar. O kuvvetli sünnettir. Nevvet-i Şeh'e de ondan sonra teşevk de bulundu. Yani işte hamd-ü senâ da bulundu.

  48. 22:11

    Allah-u Teala'nın vahdettir birliğiniz. Neşâetlik etti, yani konuşmaya başladı demek istiyor. Sonra buyurdu ki, şimdi bundan sonra size diyeceğim şeyi iyi dinleyin. Sizin mescide gelmeniz, zaten Hücre-i Saadet Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Hane-i Saadet'in, mescidin bitişi, şimdiki gibi,

  49. 22:33

    o şimdi demir memur var Hücre-i Saadet'in, kabr-i şerifin şeyinde, o zaman öyle demir memur yok. Bir şey yok yani. Ondan sonra hasırdan, şeyden, işte duvarlar, kelpüşten falan, kelpüş bile, şimdiki gibi muhkem tuğlalar yok. Sizin yani mescidin dolup taşlığını Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem nasıl duymayacak?

  50. 22:55

    Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, zaten gece teheccüd kılıyor, uyumuyor ki yani orada. Ben, gizli kalmadı bana, ben farkındayım, siz geldiniz ama. Velâkin nihaşidu en tufra ve aleykum fetehacidu anâ. Lakin şimdi bu namaz farz değil. Kuvvetli sünnet, sünnet-i müekkede. Ama şimdi, tabii ben Mevla'nın bildirmediğini bilmem buyuruyor,

  51. 23:18

    ilmi ezelisinde hükmü şu anda bana farz etmedi bu teravih namazını. Ama bu güzellik, bu feyiz, bu bereket, bu coşku, yani mescid-i nebevinin dolması, taşması gece, biraz da gecenin geç vaktinde, yani endişe ettim ki, ya farz, Allah-u Teala hani tamam teravihi farz ettim namazdan da buyurursak, siz de ondan aciz kalırsanız, bu sefer yatsının farzı dörtte kata benzemez.

  52. 23:49

    Yani yirmi rekat kılamazsanız, bu sefer farzı terk etmekten cehennemlik olursunuz, günaha girmiş olursunuz. Onun için ben, yani herkes kendi kılsın veyahut ben evimde kılacağım gibi bir mana çıkıyor sonunda. Yani bu gece çıkmadım, buyurdu. Resulullah Efendimiz vefat edene kadar durum böyle devam etti.

  53. 24:18

    Sonra Hazreti Sıddık Radiyallahu Anh Efendimiz, dediğim gibi zaten iki Ramazan, ya o arada iki Ramazan vardır en fazla olsa, şey olarak, dönem olarak. O da bu işe el atamadı. Hangi işe el atsın? Mürtedlerle savaş falan, ortalık seriyeler tertip ediyor, gazaya, cihata gönderiyor falan, millet dinden çıkanlar, kabileler var.

  54. 24:38

    O işlerle geçti. Hazreti Ömer Efendimiz Radiyallahu Anh bu işe el attı. Dedi ki böyle üç kişi bir yerde, beş kişi bir yerde yapmayalım. Ya bu ne güzel bidat. Şimdi ne demek istiyor bu ne güzel bidat? Buyurmak istiyor ki bidatın manası, burada lügat manası bidat. Yani Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem otuz gece kıldırmadı.

  55. 24:56

    Kıldırmadı. Ama üç gece kıldırdı. E onu üç gece kıldırmazsa sana ne anlama geliyor? Bu kuvvetli sünnettir. Yani benim sünnetimdir bu. Ama sana hikmetini açıkladı. Niye dördüncü gece çıkmadım, beşinci gece çıkmadım? E şimdi ya farz olursa haciz kalırsınız. Herkes kılamaz mı? buyurdu.

  56. 25:14

    Bunun hikmetini açıkladığı için demek ki yoksa Eşref Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatından sonra farz kılınma tehlikesi kalmadı. Hazreti Ömer'e vay gelecek de yeni bir farz inecek değil. O da bunun rahatlığıyla dedi ki bir imamın arkasında toplanın bakalım. Her gece teravi var. İşte bu manada yenilik oldu.

  57. 25:37

    Yoksa bu kötü bidat manasına değildir. Her bidat da kötü değildir. Bidat ne manadadır? Efendim Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında tekli bu suretle olmayan ama aslı var. Mesela şimdi minareler var. Efendim Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında minare yok. Yani yapı olarak bir minare yapılmamış. Ama Hazreti Bilal'e ne buyuruyor?

  58. 26:03

    Çık yukarıdan oku. Neden? Millet ezanın sesini duysun. İşte o yukarıdan okumak, sen biraz daha yukarı çıkarsan müezzine bir yer yaparsan o şeref eden okursa daha fazla insan duyar. Mesele bunun sırrı ne? Mesele yüksekten oku ki millet duysun. Millete ulaştırmanın yolu neyse o.

  59. 26:22

    Şimdi dolayısıyla bu gibi bazı meseleler var. Diyelim medrese, sonra Osmanlı dönemindeki Selçuklu Nizamiye Medresesi gibi bir medrese vardı şeyde. Asr-ı Saadet'te. Mescid-i Nebevi'nin yanında. Yoktu ama Asr-ı Sofret mescidin içinde bir yerde bir bölümde yatıyorlardı, yiyorlardı, içiyorlardı. Çünkü onların karısı, çoluk çocuğu yoktu.

  60. 26:47

    Efendim Sallallahu Aleyhi ve Sellem'de ilim öğreniyorlardı. Asr-ı Medrese. E sen şimdi bunu Diyanet'in camisinde yapman mümkün mü? Yani kimsenin yatırı kalır. Adam itikafa bile müsaade etmiyorlar. Dolayısıyla Ramazan sonu gündeki itikafa bile camiler açık değil. Müezzin kitliyor gidiyor. Dolayısıyla ne olacak millet nerede ders okuyacak?

  61. 27:08

    Yatacak, kalkacak, yiyecek, içecek. Aldı sana medrese. E şimdi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında medrese yoktu diyerek buna bidat denir mi? O manada sonradan bu sistem haline getirildi. Ama bu sünnette aslı var. Çünkü Asr-ı Sofret'in yeri sünnette aslı olana aslında bidat denmez. Ama lügat manasıyla denir.

  62. 27:31

    Bu şekilde yoktu Asr-ı Saadet'te. Demek başka. Aslı yoktu başka. Hangi bidat kötüdür? Hangisine bidat denir daha doğrusu? Tüm Avrupa Anaslarımıza göre bidatın hasenesi olmaz diyor. Çünkü neden? O hasene dediğin zaten bidat değil. Mesela sen Feravun namazında Hazreti Ömer bidat tabirini kullandın. Lügat manasında kullandın.

  63. 27:51

    Fıkıh manasında bidat demedi ki ona. Çünkü neden? Üç gece Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kıldırdı. Aslı sünnette var. Minare yapmanın, işte hastane yapmanın. Şimdi sen hayrına bir hastane yapsan bilmem ne. İşte neyse devlete bağışlasan. Bu nedir? Sadaka-i cariye olur. Çünkü orada dünyada hastalar gelecek gelecek.

  64. 28:17

    Devlet her yere yetişemiyor. Hastane lazım. Bir hayır sahibi bir hastane yapmış. Gidiyor Tayyip Bey mesela. Açılışı yapıyor. Kurdelasını kesiyor. O adam ecir alır mı? Niyetine göre. Riya yapmıyorsa. Allah için yaptıysa. Tabi ki ecir alır.

  65. 28:31

    Şimdi bu şekilde Medine'de böyle bir hastane yoktu. Pastane yoktu. Ya arkadaş. Şimdi hastaların kalacağı bir yerin olması. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in veyahut da Kur'an'ın, sünnetin zıt düştüğü yani yapmayın böyle bir şey diyeceğim bir şey olabilir mi yani? O da bu kadar hasta ziyaretinden bahsediyor.

  66. 28:53

    Hastaya yardımdan bahsediyor. Müslüman kardeşine fayda vermeye gücü yeten mutlaka elinden gelen faydayı yapsın diyor. E bunlar bu sana buradan yol açıyor. Zaten ben seninle sünneten, haseneten Sünnet-i hasene güzel bir çığır açanlara bak ona işte bidat demiyor. Sünnet-i hasene diyor. Çünkü öyle aslı sünnette var.

  67. 29:16

    Sen de bunu sistematik hale getiriyorsun. Yani bir tertip ve düzene sokuyorsun. Seni mukabele. Yani namazlardan evvel veya namazlardan sonra cami şeriflerde mukabele okunuyor. Hafız efendi bile okuyor işte. Şeyler onu dinliyor. Cemaattan dinleyenler oluyor. Bu çok önemli. E bunun Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem oturup da mihraba okuyordu da

  68. 29:45

    sahabe-i kiramın ellerinde o zaman mushak bile daha basılmamış. Yani istinsak edilen nüshalar bile tamamlanmamış. Yazılan ayetler hepsi parça parça sahabenin. Sahabenin işte deve kemiklerinde, ceylan derilerinde vs. vs. Daha bir araya toplanıp musaf olmamış. Daha Hazreti Ebubekir Efendimiz zamanında musaf projesi hayata geçirildi.

  69. 30:09

    Hazreti Osman Efendimiz de dört tane nüsha yaptı, yazdırdı, işte dünyanın merkezlerine gönderdi. Bir tane şu anda bile Bukhara'da var mesela, Hazreti Osman Efendimiz'in gönderdiklerinden. Bir tane Topkapı Müzesi'nde var, sanayinde var mesela. E şimdi bunlar, o zaman Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem oturup da gelin ben mukabele okuyacağım, siz de beni dinleyin.

  70. 30:32

    Böyle bir şey yok. Esin sen diyebilir misin ki, efendim mukabele bidattır, kötüdür bilmem ne, Resûlullah yapmamış, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ne alakası var? Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ne buyuruyor? Her sene Ramazan-ı Şerif'te Cebrail Aleyhisselam gelirdi. O zamana kadar çünkü neden?

  71. 30:49

    Şimdi Ramazan-ı Şerif zaten hicretin ikinci senesinde yani farz kılınmış oruç olarak, ona göre teravihinin meşruiyeti vesaire. Yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hayatında sekiz Ramazan tutmuştur bu durumda. Çünkü hicretin onuncu senesinde vefat ettiğine göre sekiz Ramazan'da oruçta son on günlerde itikaf yapıyordu vesaire.

  72. 31:13

    Bir senesi başında yaptı, bir senesi ortasında yaptı, bir senesi sonunda yaptı. Ondan sonraki seneler hep sonunda yaptı. Çünkü Kadir Gecesini aramak için son on gecelerin tek gecelerini de arayın buyurduğuna göre son on gece yaptı mesela. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bütün bunlar itikaf sünneti, teravih sünneti vesaire.

  73. 31:31

    Ramazan-ı Şerif'in farz kılınmasıyla beraber meydana gelmiş sünnetlerdir. Dolayısıyla bu da son sekiz senedir. Bu arada Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem teravih meselesinde üç gece çıkmış olması onun sünnet olarak meşruiyetini ortaya koymuştur. Buyuruyor ki Cebrail Aleyhisselam her sene bana gelirdi. Her sene dediğine yani Ramazan'da diyor.

  74. 31:53

    Ramazan farziyetinden sonraki seneler yine melhuzdur burada. Gelirdi o zamana kadar gelen vahiy. Çünkü vahiy gelmeye devam ediyor. Vefat edene kadar en son veda açığında bugün dininizi kemale erdirdim. Nimetimi size tamamladım. Din olarak İslam, Kur'an şeriatını size razı oldum. Beğendim verdim buyuruyor.

  75. 32:19

    Bu hadd-i kerimeden sonra zaten 82 gün kadar yaşamıştır Zülhice'den sonra. Ondan sonra Muharrem, Zafer. İşte Zülhice'de haç ayı. Haçcan veda açığından döndü Medine-i Münevvere'ye. Ondan sonra yılbaşı Muharrem-i Şerif birinci ay. Zafer ikinci ay. Rabbül Alemin on ikisine vefat etti. Yani dolayısıyla 70-80 gün bir şey ediyor.

  76. 32:42

    Zülhice'de haçtan sonra da var 82 gün oluyor. Bu 80 küsur gün sonra vefat edene kadar oradan da vahiy gelmedi. O zamana kadar vahiy devam ediyor. Diyelim hicretin üçüncü senesinde. Cebrail Aleyhisselam geldi. Kur'an-ı Kerim'den o zamana kadar vahiy edilen ayetleri İşte Cebrail Aleyhisselam okuyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dinliyor.

  77. 33:07

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem okuyor. Cebrail Aleyhisselam dinliyor. Mukabele ne demek? Bilmukabele diyorsunuz. Türkçeleşmiş bilmukabele. Yani sen bana teşekkür ediyorsun. Veyahut da bir tebrik yapıyorsun. Bilmukabele karşılığında ben de varım. Mukabele karşı karşıya gelmek. Dolayısıyla birisi okuyor öbürü dinliyor.

  78. 33:24

    Öbürü okuyor öbürü dinliyor. Cebrail Aleyhisselam her sene bana gelirdi diyor. O zamana kadar vahiy edilen ayetlerde birbirimizle mukabelede bulunurduk diyor. Son senesi buyuruyor. Yani işte vefattan önce bunu beyan etti. Son hadis-i şeriflerden biridir bu. Son sene yani Ramazan-ı Şerif. Son Ramazan'da yani.

  79. 33:45

    Cebrail Aleyhisselam lan Kur'an-ı Kerim'in tümünü zaten o zaman vahiyin de hemen hemen tümü tamamlanmış gibi son sene. Zaten Ramazan'dan sonra Şevval Zülkade Zülce. Yani son Ramazan'dan sonra Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Şevval'e-i Zülkade ayında zaten vedaatçına yöneldi yani. Bir ay sonra, bir buçuk ay sonra zaten Hicret'in dokuzuncu senesi sekizde Mekke fethi.

  80. 34:16

    Dokuzuncu senesi Ebubekir Sıddık Efendimiz ile Hazreti Ali Efendimiz haç yaptırdı millete. Müşrikler de geliyorlardı o zaman. Onlara da ilan ettirdi. Bir daha müşrikler Arafat'tan Müzerrefe'ye gelmeyecek. Ondan sonra Sallallahu Aleyhi ve Sellem onuncu senesi vefat senesinde zaten vedaatçı yaptı. Demek ki son Ramazan haçtan birkaç ay evvel Ramazan oluyor.

  81. 34:38

    Haç ayından şimdi Kurban Bayramı ile işte arasında. İki ay, on gün Şevval Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'den haça gitmesi. Zaten erken çıkacak. Kaç haftada yani en az on günden aşağı gidemez. Beş on gün sürer belki de yolculuklar. Orada da gün var zaten. Gidecek Mekke-i Mükerreme'ye gitti Sallallahu Aleyhi ve Sellem.

  82. 35:00

    O Ramazan'da Cebrail Aleyhisselam diyor, benimle Kur'an'dan o zamana kadar vahyet dilenleri, muaraza da deniyor buna, muaraza mukabele manasına geliyor. İki kere bana şey yaptı, Kur'an-ı Kerim'in tümünü hakmettirdi. İki kere. Ben o zaman anladım ki niye böyle iki kere oldu bu. Düşündüm herhalde benim vefatımın vakti geldi.

  83. 35:27

    Bir daha Hazreti Cebrail ile dünya hayatı faslında mukabele yapamayacağız. Onun için mukem olsun, iş sağlam olsun. İşte Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem zaten Allah-u Teala'nın ezberletmesiyle ezberliyordu. Allah-u Teala'nın beyanıyla tefsirleri yapıyordu. Bütün aletleri tefsir ediyordu. Hepsi Mevla'dan.

  84. 35:49

    Onun işi bize benzemez. Dolayısıyla onda hiçbir arıza, hatası ortaya çıkmaz. Çünkü Allah-u Teala'nın Kur'an'ı muhafaza sözü var. İnnâ nehannu nezzeline zikra ve innâ levle hafizun. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hafızayı şerifesinde muhafaza etmeden, onun Sümme İnne Aline beyanı buyuruyor.

  85. 36:11

    Ve ilâ karâne afettebihü Kur'âne. Biz Kur'an'ı sana okuyoruz, Cebrail Aleyhisselam ile okutuyoruz. Sen onun peşine oku. Ondan sonra la tuharik bi lisan-ı keritâncelebi. Ezberliyim diye acele etme. Hızlı hızlı okumaya çalışma. Çünkü onu ezberletmek bize ait Sümme. İnne aline beyanuhu tefsirini manasını açıklamak bize ait.

  86. 36:34

    İnne aline cem'ahu ve Kur'âne. Onu senin hafızanda toplamak, onu sana kıraat etmek. Sümme inne aline beyanuhu tefsirini beyan etmek. Hepsi bize ait Allah'ın buyuruyor. Orada bir sorun olacağından değil. Ama bize talip için. Öğretmek için. Ve Hz. Kur'an'ı mahfuz bir şekilde bize bırakıp kıyamete kadar onu muhafaza eden ümmetler birbirinden öğrensinler için.

  87. 36:59

    Dolayısıyla seni sen mukavele bidattır. Ben Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in camide oturup sahabeye toplanıp musablara açıp onu dinlemek diye şeklinde bir şey var mı? Yok. Böyle bir şey vakı oldu mu asr-ı saadette? Olmadı. Bunun olmadığını bulmak için kaynak ara mağdur çıkmıyor ki akıl marvantlık ortada.

  88. 37:17

    Ama Cebrail Aleyhisselam'la biz mukavele yapıyorduk deyince ne çıkıyor? Demek ki birisi okursa öbürü dinlerse Allah Teala bundan razı oluyor. Bu da Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in kuvvetli sünnetlerinden olmuş oluyor. Sen şimdi buna o zamanda yok diye bunu reddedersen olur mu? Bunun gibi örnekleri efendim çoğaltabiliriz.

  89. 37:37

    Böylece teravih namazının meşruiyeti Bukhari teravih bahsinde, Müslim misafirin bahsinde, Ebu Davud, Ramazan bahsinde, Nesai kıyam-ı leyd bahsinde, kendi sünnetlerinde sahillerinde bu hadis-i şerifi tahrik etmişlerdir. İmam Zühri buyuruyor ki Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem vefat ettikten sonra teravih namazı evlerde kılınmak üzere devam etti.

  90. 38:06

    Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den sonra farz olma korkusu kalktı. Hazreti Ömer Efendimiz de insanları topladı. Bir de şu mesele var. Diyelim ki bir meseleyi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem yapmadı hiç. Dört halifeden biri yaptı. Bu da bizim ümmet için meşru bir sünnettir. Çünkü Sayh-ı Hadis-i Şerif'te, Tirmizi'de de geçiyor.

  91. 38:26

    Ne buyuruyor? Aleyküm-ü sünneti ve sünnet-i hulefa-i raşin dinet. Mehdine'de bazıları vardır, bazıları da yok. Benim sünnetime sarılın. Benim sünnetime ellerinizi yetmez, azut dişlerinizi de ısırın. Yani ne manada söylüyor? Elini gevşek tutarsın falan, kaçar gider koparırlar. Aranızı açmasınlar yani.

  92. 38:51

    Sımsıkı sarılın, dişinizi de takın ki sizin sünnetimden, benim yolumdan koparamasınlar Resulullah buyuruyor. Peşine ve yakına mühteserdir umur. Sakın sonradan çıkma icatlardan, bidatlerden sakının buyuruyor. Şimdi o bidatlerden evvel ne diyor? Feyn-i kulle muhtesim bidatün. Dinde sonradan çıkarılan reform ve yenilikler bidat olur.

  93. 39:13

    Ve kulle bidatın dalâletün. Her bidat sapıklıktır, sizi yoldan çıkarır. Ve kulle dalâletin fil narer. Sapıtmanın sonu da cehennemde, ateşin içinde neticelenir buyuruyor. Ama onun başında ne diyor? Benim sünnetim demekle yetinmiyor. Raşid halifelerimin sünneti diyor. Raşid halifeler burada dört büyük halife olarak anlaşılıyor.

  94. 39:34

    Şimdi mesela Cuma namazındaki ikinci ezan caminin içinde. Bir ezan dışarıda okunuyor, bir ezan caminin içinde okunuyor. Mesela o caminin içindeki ezan, o Hazreti Öbbek-i Ömer zamanında da yoktu. Radıyallahu anhuma. Hazreti Osman Efendimiz, cemaat arttı, cami büyüdü. Zaten Hazreti Osman Efendimiz mihrabı da daha sağa almak zorunda kaldı.

  95. 39:53

    Sağa almak zorunda kaldı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mihrabında bu sefer durursa, cemaat arttığı için saflar enine doğru gitti. Bu sefer ne oluyor? İmam safın köşesinde, ucunda kalmış oluyor. Halbuki imam safların ortasında olması sünnet. O zamanki mescitte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem durduğu yer ortaydı.

  96. 40:12

    Sonra bir de Hazreti Osman'ın mihrabı var. Şeyde, Ravza'nın yeşil halların dışındaki bölümde. Çünkü yine Hazreti Osman mihrabını oraya almak zorunda kaldı. E Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kıldırdığı yerde niye kıldırmıyor? Ya kardeşim, bu rujdaki Rasulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in kıldırmasındaki, durduğu yerdeki sır ne?

  97. 40:30

    Cemaatin ortasında imam olur. E şimdi cemaat sağa doğru gitti. Cemaat arttı, Müslüman arttı, tabiin arttı. Gençler doğdu, genç büyüdüler, camiye geliyorlar. E bu sefer ne oldu? Mihrabı hemen hemen bir misli daha ileri, sağa doğru aldı ki cemaati ortalasın diye. Bunları yanlış anlamanın ne manası var?

  98. 40:51

    Ondan sonra, sallallahu aleyhi ve sellem'in ikinci bir ezanı da, çünkü Cuma'da biliyorsunuz farz, tam Cuma saatinde alışveriş yapmak haram, dükkanı kapatmak lazım falan. İşte onun için dışarıya bir ezan önceden okudur. Sonra da, çünkü imam minbere çıkacağı zaman hutbe okumak üzere. O iki rekat namaz gibidir.

  99. 41:11

    Dünya kelamı konuşmaması lazım. Hatip hutbe okuyan dua etse amin dememesi lazım. Kalbinden de diyebilir, sesli diyemez. Ses yapan işaret bile yapsa Cuma'sı bozulur. Ondan dolayı, bu iş ciddiyet olsun çünkü cemaat arttı falan, bu kalabalıktan dolayı. İkinci bir ezan da, yaptı ki minbere çıkılıyor yani, imam hatip minbere çıkıyor artık, susun konuşmayın falan vesaire.

  100. 41:38

    E şimdi bakın, 1400 senedir devam ediyor ikinci ezan. E bu iki halifenin döneminde diyor. Ama ne buyuruyor? Benim raşit halifelerim. Hazreti Osman, raşit halifelerden olduğu için onun sünneti de Rasulullah'ın sünneti. Benim sünnetim gibidir buyuruyor. E onun için, yani Hazreti Ömer radıyallahu anh diyelim,

  101. 41:57

    Mescid-i Nebevi'de teravihin cemaatte 20 rekat üzere kılınmasını sistemleştirdi vesaire. Hazreti Ömer'in radıyallahu anh'ın zaten sünneti, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem benim sünnetim neyse Hulefa-i Raşit'in sünneti odur buyuruyor. Yani oradan da gidersek yine teravih namazının sünnette yeri var.

  102. 42:18

    Şimdi burada teravih namazının rekat sayıları hakkında tabii tartışmalar açılıyor. Bir defa teravih namazının hakkındaki faziletler de çok. Biraz faziletlerinden kısaca bahsedeyim. Ondan sonra rekatının sayısıyla konuyu bitirelim. Ebu Reyre'den başta okuduğum Radıyallahu anh hadis-i şerifte Bukhari, Müslim, Ebu Davud rivayet ediyor.

  103. 42:45

    Tirmizi'de İbn-i Mace'de, Nesai'de var. Yani hemen hemen efendim altı kütüphesitlerin tamamında var bu hadis-i şerif. Hepsinde bu ne kadar sahih yani. Her kim Ramazan-ı Şerif'te iman ederek ve ihtisap ederek yani sevabını Allah'tan hesap ederek kıyam yaparsa. İman denilince ehl-i sünnete göre itikadı düzgün olacak.

  104. 43:18

    Çünkü ehl-i sünnete göre itikadında Kur'an'a sünnete, ehl-i sünnete muhalefet, ters bir inanç olursa Allah muhafaza şimdi işte hadisleri inkar eden sünneti inkar ediyor. Sünneti inkar edenin ehl-i sünnet olması mümkün müdür? Ondan sonra efendim işte neler de neler. Birçok meselede insanlar maalesef bazı ilahiyatçılar da yüzünden çok şeyleri inkara gittiler.

  105. 43:49

    Yani ehl-i sünnet itikadından çıktılar. İsa Aleyhisselam'ın gökte hayatta olduğuna inanması lazım ehl-i sünnete göre. Kıyamet alametlerinin sabit olduğu, işte büyük alametlerden biri İsa Aleyhisselam'ın ineceği vs. Bu gibi meselelerde birçok yanlış bilgilerle milleti yönlendiriyorlar, ehl-i sünnetten çıkarıyorlar.

  106. 44:11

    Onun için Ramazan'ın kıyamı teravih namazıdır. Her gece teravih kılarsa ama başta imanın. İman olmasa namaz da kabul değil, oruç da kabul değil. İman neye göre? Neye göre? Anana babana göre olmaz, sana bana göre olmaz. İman ehl-i sünnet ve cemaate göre. Kabahat-ül hakaret dersleri yaptım. Bu kadar mektubatta hakaret dersleri yaptım.

  107. 44:30

    Ben bilmiyorum 250'den fazla belki ders var. Hatırladığım kadarıyla. Bizim YouTube'da Cübbeli Ahmet işte hocaefendi sitesinde. sitesinde gidin bakın oraya, yeni siteye yani, orada da var, eskisinde de var, o dersleri dinlemek lazım, ehl-i sünnet itikadını tahsil etmek, gözden geçirmek benim inancımda ehl-i sünnet'de bu ehl-i sünnet'e muhalif bir şey varsa helak olursun.

  108. 44:56

    Ne teravih, ne orucu, ne zekat, ne haç, ne on, hepsi boşa gider. Önce iman, ikinci vaht-i sahaben, sevabına Allah'tan olacak. Yani işte ne bileyim, teravih kılıyor ama işte millet de inatlaşmış veya ne diyorsunuz ona, iddialar. Sen kılarsan ben de kılacağım. Yok öbürü ben hatimle kılmaya gidiyorum. İşte o hatimle kılman biraz uzun sürüyor.

  109. 45:23

    Sen hatimle kılarsan ben de hatimle kılacağım. Bu şekilde şeyleri Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yasak etmiş. Onun için Hazreti Ömer radıyallahu anh Efendimiz de Ramazan ayı girince öyle buyurmuş yani Veliyette kıyâh edikum en yakûn esûmin sâme filân ve gûmin gâme filân. Ramazan girdiği zaman özellikle buyurmuş ki, yani falanca oruç tutarsa ben de tutacağım.

  110. 45:49

    Yok o teravih kılarsa ben de kılacağım. O teheccüde kalkarsa ben de kalkacağım. Yani ve mâ sâmeu gâmeu fele ziyâni zâlike lillâhi. Ya arkadaş oruç tutuyorsan Allah için tut. Teravih kılıyorsan Allah için kıl. Hatimle kılıyorsan Allah için hatimle kıl. Yani onun hatırına bunun başına. Yok öbürü görsün, öbürü beğensin, öbürü desin.

  111. 46:07

    Böyle iddialaşmalarda bilmem nelerle din olur mu yahu? Allah'a ibadet olur mu? Helâlillâhi dinul hâlis. Din ibadet demek. Kulluk demek. Hâlis olacak. Yani bütün, efendim, desinler beğensinler şeyinden, şaibelerinden, riyalarından, gösterişlerinden arınmış olacak. Hâlis din ancak Allah'a aittir. İbadet hâlis olursa ancak Allah onu kabul eder.

  112. 46:32

    Yoksa kabul etmez. İne vâ tegabbelullâhu minel müttakîn. Allah ancak takvâ sahiplerinden amellerini kabul eder. E şimdi oruç tutuyor, beş vakit namaz kılmıyor. Bu adama takvâ sahibi denebilir mi? Namaz en büyük farz. Beş vakitten bir vakti kasten yani mazereti yokken terk etmiş olsa, ki mazeret de çok büyük mazeretler ya,

  113. 46:52

    entübe olursun, bilmem ne olsun, ameliyattan kalırsın vs. Öbür türlü mazeret mi olur ya? Ayakta kılamayan, oturarak kılamayan başıyla ima ederek yine namazı kılmak farz. Namazın borcu üzerinden düşmez yani. Onun için haramdan sakınacak, namaz kılmamak en büyük haram. Ondan sakınmaz, oruç tutuyor. E tamam borcu düşer ama sevabı alamaz.

  114. 47:15

    Bu kadar sevapları alamaz. E şimdi farz namazı kılmıyor, teravih kılıyor. Yani saçma sapan işler var. Ramazan'da oruç tutmuyor, gidiyor, Muharrem'in ilk 10'unu tutuyor, Ramazan'ı tutmuyor. Bir de böyle bir sınıf var. İlginç ilginç işler, Muharrem orucu kuvvetli sünnetse de farz değil, vacip değil. E şimdi Ramazan'ı tutmuyor.

  115. 47:35

    Yani bu sefer ne oluyor? E orucu terk etmekle haram işlemiş oluyor. Cekatı var hesap etmiyor, hesabı doğru yapmıyor, vermiyor, çimrilik ediyor. E bunlar hep haram. E bu haramlardan sakınırsan senin diyor namazını, orucunu açsın, cekatını kabul ederim Allah'a buyuruyor. Dolayısıyla en büyük haramlardan biri riya, gösteriş.

  116. 47:58

    Onun için şu kılarsa ben de kılacağım, tamam bakalım felancak camiye gidiyorsa ben de gideyim. Camiye Allah'ın evine mübarek adam, Allah'ın evine Allah'a ibadet için gidiyor. Felancak gidiyorsa ben de gideyim onu orada görürüm veya görüşürüz bilmem ne. Bunlar, bunlar niyeti bozan şeyler. İhtiyacı ifsad eden şeyler.

  117. 48:18

    Namaz kılsa gösterişini şu görür diye hoşlansa beğense diye. Duyulmadı ya benim camiye gittiğim nasıl bunu haber yaptıracağız acaba bilmem ne. Bu şirk koşmuş olur diyor. Hatta bir kafir olduğu anlamında almasak bile gizli şirk riyadır. Kamil mümin olamaz. Orucu riyaya katsa şirk olur.

  118. 48:45

    Allah haberlerden ancak zatı kastedilen, yüce zatının rızası ve hoşnutluğu talebiyle yapılanları kabul eder. Öbürlerini kabul etmez. Onun için üç hadis-i şerifte de, Ramazan orucunda da, Ramazan'ın kıyamı teravihte de, Kadir Gecesi'nin kıyamı, özellikle Kadir Gecesi'nin teravih hakkında her birisinde aynı cümleler var.

  119. 49:11

    İmanen vahdisaben. Yani iman edecek, ehl-i sünnete göre, Kur'an'a, sünnete inanacak. Bir de sevabını sadece Allah'tan beklerse. Evet, geçmiş günahları kendisi için mağfiret edilir. Ahmet İbni Hanbel'in bir rivayeti var. O rivayette, gelecek günahları da bağışlanır şeklinde bir ilave var. Nesai'de, Sünan-ı Kübra'da ve sahih-i ulema'da bu ziyade ilave etmişler.

  120. 49:46

    Yani tabi gelecek günahlar, yani teravih namazı gelecek günahlarını affettirmesi çok önemli. çok önemli, ben geçmiş günahları affettiren çok amel var, gelecek günahları affettiren az amel var. Kurs'ta bir kitap hazırladım, topladım, 30-40 civayet ya var ya yok. Ama geçmiş günahları affettiren ne 300 ne 500, binlerce hadis-i şerif vardır yani, şunu

  121. 50:10

    yapanın günahı silinir, şunu yapanın günahı silinir. yapan, afolun, mağfiret olun, çok o. Onu hani şu anda ben ona bir sayı veremem. Ama biliyorum ki yüzlerce, binlerce faziletli amel var. Günahlara kefaret olarak sildirmesi bakımından. Ama gelecek Ama gelecek günahlar demek, 3 tane manası var, gelecek günahlar çok büyük bir müjdedir.

  122. 50:23

    günahlar Çünkü gelecek günahlar olduğu zaman, demek ki sana imanla ölmek nasip olacak. İkincisi, demek ki sana tövbe etmeyeceğin günah nasip olmayacak. Demek ki sana, efendim bir günah istesen bile, kalan hayatında ölene kadar tövbe nasip olacak. Demek ki Allah-u Teala senin tövbeni kabul edecek. Çünkü herkesin tövbesini kabul etmek mecburiyetinde değil, aşağı.

  123. 50:57

    Dolayısıyla gelecek günahların mağfiretinde çok büyük vaatler ve müjdeler var. Bundan dolayı Abdurrahman, İbn-i Afr radıyallahu anh'dan ibadet edilen hadiste, İbn-i Maced'e, İbn-i Ebişeyb, Ahmet İbn-i Hanbel'de geçen ahd-ı şerifte ne buyuruyor? Ramazan-ı Şerif öyle bir hadir ki, Allah onun orucunu tutmayı size farz etti.

  124. 51:25

    Teravisini kıyam, işte ayakta durmak. Namazın ekseriyeti ayakta durulduğu için, bir de uzun okunursa zaten kıyam ekseriyeti teşkil ediyor. Onu da ben size sünnet yaptım, meşru ettim. İbadet olarak, Allah'a kulluk olarak. Artık Ramazan-ı Şerif'te oruçlarını doğru tutarsa, Gecelerinde teravih ile kıyamda bulunursa, Bak yine her yerde bu kayıt geçiyor.

  125. 51:55

    Bir imanı, hem teravihin müjdesine inanacak, müjdesine inanmadan, vaadini tasdik etmeden yapılan ibadetlere Mevla mükafat vermez buyuruyor. Birçok Hadis-i Şerif var. İmanen bi vaadihi ve tasdiken bi mev'udihi. Birçok yerde bu kayıt var. Yani, men belagavu anillâhi şey'un fî fazîletûn. İşte, feagıze bi imanen.

  126. 52:17

    İmanen bi, ve tasdiken bi vaadihi. Yani, bu rivayet sabittir. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem size bunu buyurmuştur. Ve mantıgu en levâ, o kafasından isteğine göre konuşmaz. İn huve illâ vahyûn ve yuhâ. Ona bildirilen Allah'ın vahyidir. Dolayısıyla, o bir şeye böyle bir sevap var. Buyuruyorsa, bu namazı kılın buyuruyorsa.

  127. 52:36

    Bunu, Hadisler de vahyidir zaten. Yani, teşri'in merci'i vahye dayanıyor. Vahyi Allah'a dayanıyor. Allah'dan başka kimse vahye edemez. Dolayısıyla, ama bunu iki yolla vahye ediyor. Birine, tilaveti namazda kıraat yerine geçen vahyi metlûk denilen Kur'an-ı Kerim vahyidir. Biri de, namazda okusan, tilavet etsen, Hadis'in Arapça metnini namaz olmaz yani.

  128. 53:01

    Dolayısıyla, orada mana Mevla'dan, lafız Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den. Kur'an-ı Kerim vahyinde, lafız da Mevla Teala'dan, mana da Mevla Teala'dan. Hadis vahyinde, Cebrail s.a.v. getiriyor, Mevla'dan haberleri veriyor. Lafzını Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beyan ediyor.

  129. 53:19

    Mana olarak, o müjde veyahut da o hüküm ifade ediliyor ki, birçok hadis-i şerifle helal hüküm de sabit oluyor. İşte, altın erkeğe haramiyeti, ipeğin erkeğe haramiyeti, sakal tıraşının erkeğe haramiyeti, haram oluşu yani. Bütün bunlar hadis-i şerifler. Daha yüzlerce, binlerce mesele haram, mekruh hakkında hadisler.

  130. 53:39

    Bunlar nereden geliyor? Hepsine Allah Teala'dan geliyor. Çünkü vahiy ancak Allah'tan gelir. Onun için, vaadine, müjdesine inanacak. Rasûlullah bunu buyurdu, sallallahu aleyhi ve sellem. Boşuna konuşur mu? Haşa. Kesinlikle bu sevap var. Bir defa sevabına inanacak. Vahd-i sevaben ikincisi, sevabını Allah'tan bekleyecek.

  131. 53:59

    Kınahlarından çıkar diyor. Nasıl çıkar diyor? Anasının onu doğurduğu gündeki gibi, bütün günahlarından kurtulur buyuruyor. Yani bu gece altıncı gece olacak herhalde. Bu gecenin teravihsinde Allah Teala ona diyor. Taşlar, kelpişler bile onun günahı için istiğfar eder. Canlı cansız her şey onun mağfireti için Allah Teala muracaat eder.

  132. 54:30

    Allah Teala beyti mağmurun etrafında tavaf edenlerin sevabını ihsan eder. Beyti mağmur, Kur'an'da geçiyor. Kabe'nin hizasında, yedinci kat semadanın fevkinde veya orada duruyor. Düşsek, tam Kabe'nin, şu anda Kabe'nin üstüne düşer. O aranın hepsi kıbledir biliyorsunuz. Yani Kabe-i Muazzama'dan Meyt-i Mamur'a kadar o aralı, yani gökteki yeri de aynı hizası.

  133. 55:08

    Bütün insanlar için kıbledir. Dolayısıyla bu gecenin orayı tavaf eden ne kadar melek var? Her gün 70.000 melek tavaf ediyor. Bir daha o 70.000 meleğe sıra gelmiyor. Bak bize Kâbe'de kaç kere gidip tavaf etmek nasip oldu. Yani birçok insana da nasip oluyor. Ama meleklere Beyt-i Mahmûd'u tavaf etmek...

  134. 55:29

    bir kere nasip oluyor. Çünkü o kadar melek var ki Allah'ın orduları, yetmiş bin melek tavaf ediyor. Ondan sonra, bir daha onlara sıra gelmiyor kıyamete kadar. O kadar Allah'ın melek orduları. İşte bütün onları, Beyt-i Mamur'u tavaf eden ne kadar melaike-i kiram varsa, hepsinin sevabı kadar, altıncı gecede, bu mübarek gecede, mesela teravih namazı kılana ihsan ediliyor.

  135. 55:54

    Onun için, burada tabi, teravihin faziletleri bitmez, tükenmez. Şu meseleyi açıklayalım. Rekat meselesini de, bu arada konuşmuş olayım. Atâ ibni Ebî Rabah radıyallâhu anh buyuruyor. İbni Ebî Şeybe'de geçiyor. İbni Ebî Şeybe demek, Bukhari'nin de şeyhi. Yani Bukhari ondan hadis öğrendi. İbni Ebî Dünya, Dünya'nın en büyük hadis-i hafızı.

  136. 56:18

    Onda da geçiyor. Ramazan'da teravihi yirmi kılarlardı. Vitri de üç rekat. Yirmi üç, şu andaki tatbikat böyle. Onun için, sahabe-i kiram tabi-i nizam, İmam Mervezi büyük muhaddes, mesela kıyam-ı Ramazan isimli eseri var. Orada da beyan ediyor. Dolayısıyla, sahabe-i kiramdan Abdurrahman Ebubekir, sahabeden Ebubekir Sıddık'ın oğlu Abdurrahman Efendimiz,

  137. 56:46

    Said İbni Ebn-i Ebn-i Hasen, Mervan-ı Abdî. Ben diyor, bütün bunlara yetiştim diyor. Yunus R.A. Bunların hepsi yirmi rekat olarak teravihi kılıyorlardı, kıldırıyorlardı diyor. Şimdi burada, şöyle bir sıkıntı doğdu. İşte, Ayşar R.A'dan bir rivayet var. Sahillerde de geçiyor. Bukhari'de de var diye hatırlıyorum.

  138. 57:10

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, geceliğin on bir rekat kılardı. kılardı. 8'den fazla kılmazdı. İşte 11, 8'e 3 ekliyorsun, vitirle beraber, vitri de gece kıldığı için, vitri de gece kıldığı için işte 11'e derdi veyahut da 13'te olabilir bir rivayet. 13 olursa da 10 dakika teheccüd, 3 rivayet.

  139. 57:14

    Sekizden fazla kılmazdı. İşte on bir, sekize üç ekliyorsun. işte on bire derdi veyahut da, on üçte olabilir bir rivayet. On üç olursa da, on rekat teheccüd. Ayşar R.A.'nın bu rivayeti Ayşe Annemizin bu rivayeti sahih midir? Sahittir. Ama Ayşar R.A. bu rivayette teravihden bahsetmiyor. Gece kılmazdı diyor.

  140. 57:38

    Ancak bu kadar kılar. Ama Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, sekiz yüz rekat kılarsın. Bekara Suresi okuyordu, Halil İmran okuyordu, Nisa okuyordu, saatlerce rükûda secdede kalıyordu. O ayrı. Ama o teheccüdden bahsediyor. R.A.'nın orada Ramazan'dan da bahsetmiyor. Diyor ki Ramazan'da ve gayrısında.

  141. 58:00

    Ramazan'da ve gayrısında. Teheccüdü kastediyor. Ramazan'da da teheccüd kılardı. Sadece teravih mi kılıyordu? Ramazan'da kıldığı teheccüde de bu kadar rekat kılardı diyor. Eğer sen Ramazan'da ve diğer aylarda sekizden fazla kılmıyordu, hadis-i şerifini teravih manasına alırsan, o zaman Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, akşam namazının sünnetini kılmıyor muydu?

  142. 58:22

    O zaman evvabin namazı kılmıyor muydu? Bu kadar teşvik ettiği bir namazı. Yatsıya kadar kılıyordu bazı kere. Ondan sonra, yatsının ilk sünnetini, son sünnetini Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kılmıyor muydu? Dolayısıyla Ramazan'da vesairese geceliğin, sekizden fazla kılmıyordu. Topladığın zaman akşamın sünneti, yatsının ilk sünneti, son sünneti vesairesi, bunlar zaten

  143. 58:42

    onu geçiyor. Dolayısıyla bu saçma bir sözdür. Kesinlikle muteber değildir. Aşağı nefesin Ramazan'da ve dışında hep sekiz kılardı teheccüdü, işte bitirilen on bir kılardı. Bu rivayeti sahittir. Bunun manası ancak ve ancak teheccüd namazı hakkında sabittir. Gece namazı deyince, o gecede daha ne namazlar kılıyordu?

  144. 59:05

    Abdesthazı, şükrü kılıyor veyahut da hacet namazı kılıyor. Efendimiz'in namazının haddi hesabı mı var? O sekizle nasıl sınırlanabilir? O teheccüd namazıydı ve uzun okuduğu için sekiz kılıyordu. Biz o arada seksen kılarız yani. Mevzu bundan ibarettir. Sakın sekiz rekat, sekiz rekat kılanlar, Gece namazına sayılır veyahut da ibadettir, nafiledir, tamam, ama teravi olmaz.

  145. 59:32

    Teravi sünnetum et teravihü Teravi sünnetum et-teravihu sünnetum vekedetun et-teravihu şuna rekaten. Bütün kaynak, Übeybi Kehf Rabbiyallah Hazreti Ömer İmamettin kaç rekat kıldırıyordu sahabeye? Yirmi rekat. Bütün sahabe, o günden bugüne yirmi rekat.

  146. 59:44

    Şimdi Mekke Medine'ydi on aydır. indirmişler. Yahu 10'a indi, 10 dakikada ne indiriyorsun bunu? Neymiş? Uzun okuyorum, ya sen uzun okuyorum. Ya sen uzun okuyorsun da teravih 20 rekat. Kısa oku, 20 rekat yap. Çünkü teravihin rekatı kuvvetli sünnet-i müekkededir. Şu anda bu sünnet terk ediliyor ve terk edilmeye çalışılıyor.

  147. 1:00:00

    Allah muhafaza buyursun. Onun için 8 rekat teran annesine takılmayın. Bu hakikaten büyük bir reform. günde bid'at, kötü bir bid'attır, sekizden teravi olmaz, namaz, namazdır, nafile namazdır. Ama en kuvvetli sünnetlerden olan Ramazan'ın kıyamı, geçmiş gelecek günahları affedilir müjdesine nail olmak için bir adam Ramazan'da kıyam yapacak.

  148. 1:00:25

    Bu Ramazan'ın kıyamı da 1400 senedir 20 rekat olarak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de 20 kıldırdı. Onun da kaynaklarını buldum. O günden bugüne 20 kıldırılıyor. Mekke-Medine'nin yaptığına da itibar etmeyin, çünkü onlar da zaten ağabeylik var biliyorsunuz. Çok muhtemel değiller.

  149. 1:00:43

    Şimdi de ona indirdiler. Yarın kalpten kaldırabilirler. Ama 20 rekat olarak teravihe devam edelim. Kadınlar evde cemaatine çıkabilirler ama mümkünse evde yaparlar. Allah oruçlarınızı kabul eylesin. Bu mübarek gecede cümlemizi mağfuru cümlesine ilhak eylesin. Sallallahu aleyhi ve sellem.