09:48 / 1:00:33Şu an 09:48 / 1:00:33
Video bölümleri
Transkript
135 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil alemin ve sallallahu aleyhi ve seyyidina Muhammedin ve aleyhi ve sahbihi ecma'in Evet, kıymetli kardeşlerimiz bundan sonra inşâAllah Ramazan-ı Şerif boyunca bir saat kalarak İstanbul'u baz alıyoruz tabi o arada sohbetler yapacağız Allah-u Teala bizlerden
- 00:39
güzel şekilde ifade etmek sizlerden de güzel şekilde ifade etmek nasip eylesin. Amin Onun için kardeşlerimiz bu mübarek Ramazan-ı Şerif girdi ve ameller kat kat artmaya başlandı. En mühim mesele orucu Allah için tamamlamak, takvâ üzere tamamlamak.
- 01:14
Şimdi Ramazan-ı Şerif'in faziletleri hakkında hadis-i şerifimiz var. Hadis-i şerifler çok. Biz de size bazılarını okuma gayret edeceğiz. Hepsini de yetiştiremiyoruz ama bunun önemi nereden doğuyor? Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Enes İbni Malik Rabbil Allah'tan rivayet edilen hadis-i şerifinde öyle buyuruyor.
- 01:45
Sübhânallâh, mâ zâ testekvilûn ve mâ zâ yestekvilukum. Bir kere, işte Şaban Şerif'in sonuydu. Ramazân-ı Şerîf'in başıydı. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem tesbihde bulundu. Tesbih, Allah'a tenzih. Sübhânallâh mânâsını defanetle zikrettik de, yani ne zaman söylenir? Teâccüb ânında söylenir. Teâccüb ne demek?
- 02:21
Yani şaşırdığın zaman ne büyük iş, ne önemli iş mânâsına geliyor. Şimdi, durup dururken Sübhânallâh deyince Zât-ı Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem devamlı Devamlı vahyin muhatabıdır. vahyettir. Hazret-i Cibril geliyor, ona görünüyor, sahabeye görünmüyor. Ondan dolayı onlar ne oldu acaba diye merak ediyorlar.
- 02:52
Ne büyük bir şeyi karşılıyorsunuz buyurdu. Ne büyük bir şey de size doğru geliyor. Deyince, Hazreti Ömer Efendimiz Radıyallâhu Teâlâ yanındaydı. Dedi ki, Ya Rasûlâllah! Yani, düşman mı bizim üzerimize geliyor, yoksa yeni bir vahiy mi nazil oldu, siz ona mı şaşırdınız, dedi. Bu hadis-i şerifi İbn-i Hüzeyme Sahin'de rivayet ediyor.
- 03:46
Beyhakî'de de var, vesaire kaynaklarda da var. Resûlullah buyuruyor, sallallahu aleyhi ve sellem, Yeni bir vahiy nazil olmadı. olmadı. Düşman da baskın bastırmadı. Ondan dolayı tehaccüp etmiyorum. Ya, velâkin şehr-i ramazân, lâkin ramazan ayı geldi. Yani dikkat çekmek için Ramazan-ı Şerif'in ehemmiyetine bu tehaccüp ifadesini kullandık, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem.
- 04:19
Kâfirullâhu fî evvel leyletillikille ehliyâ zilkıbleti. Allah-u Teâlâ Ramazan-ı Şerif'in ilk gecesinde işte dünkü gece teravihde başlandı. Bugünün sabahında Likülliyelâ zilkıbleti. Bu kıble ehlinin yani Kâbe-i Muazzama'ya doğru dönenlere kıble ehli dönüyor. Ama namazın dışında dönenlere ile alakalı değil bu.
- 04:47
Namaz kılanlara. Çünkü namaz kılanlar devamlı kıbleye dönüyor. Onun için onlara ehli kıble deniyor. Yani adam namaz kılıyor. Namaz kılmıyorsa kıble ehlinden değil. Onun için bir hadis-i şerifte de bu beyan ediliyor. Yani kim bizim kıblemize dönerse, bizim kestiğimizi yerse, yani Besmele'yi keserse, Besmele'yi kestiklerini ararsa,
- 05:25
اَللّٰهُمَّ صَلِّى صَلَاتَنَا وَاسْرَكْ بَلَ قِبْلَتَنَا وَاكَلَتَ بِيْحَتَنَا diye başlıyor. Bizim gibi namaz kılarsa, bizim kıldığımız namazı o da kılarsa, kıblemize dönerse, kestiğimizi yerse, işte o öyle bir mümindir ki Allah ona malı ve canı ve ırzının korunması hakkında teminat vermiştir.
- 05:58
Çünkü o mümin olduğu vakitte İslam devletinde onun malı, canı, ırzı her şey güven altındadır. Allah'ın zimmetini kimse bozamaz buyuruyor. Ama yine orada bakın, kendisine malı, canı ve ırzı hakkında güvence verilen mümin sıfatlarını sayarken, iki mesele de bizim kıldığımız namazı kılarsa ve bizim kıblemize dönerse, o diyor mümindir diyor.
- 06:32
Şimdi onun için Hanbeli mezhebi ki hak mezheptir, Ahmet İbni Hanbel radıyallahu teâlâ kurdu bu mezhebi. Sonra unutulmaya yüz tuttu. Şafii mezhebinin müntesibi çok, Hanefi mezhebinin çok. Hanbeli mezhebi yine dünyada en az müntesibi olan mezhep Hanbeli'dir. Suud bölgesi işte oralarda, Körfez'de biraz var.
- 07:09
Geri kalan Hanefi gibi Şafii'ler de çok, maşallah. Dolayısıyla onlar Ahmet İbni Hanbeli mezhebi. Ama hak mezhep. Abdülkadir Geylani Hazretleri, kattesallahu aleyhi ve sellem o Şafii mezhebinden idi. O mezhepte çok fıkıh ilmi tahsil etti. Bütün ilimleri tahsil etti. Fakat konuşma yapmıyordu, insanlara vaaz yapmıyordu, fetva vermiyordu.
- 07:46
Sonra Yusuf Emmed Ghani Hazretleri, bizim Nakşibend Eskisi'lerimizin ricaında, ismi şerifi buradaki isimlerden hangisine denk geliyor, onu da buluruz inşallah. Mübarek zat Havs diye anılıyor. İbni Haceri Askalani, İbni Haceri Eytemi. İşte bütün alimler bunu naklediyor. O zamandaki Havs, yani dünyadaki en büyük veli, Abdülkadir Geylani Hazretleri talebeyken,
- 08:14
daha çocukken, bizim silsiledeki Yusuf Emmed Ghani Hazretleri. Zaten o müjdeleri, bu bir mesele, uzun bir kıssası var. Üç kişiyle gittiler. Bir de İbni Sekka vardı. Öbürünün adı aklıma gelmeyebilir. Talebelik zamanlarında dediler, Allah dostlarının Havs'ı, en büyüğü gelmiş. Onlar da yola çıktılar, ziyaretine gitmek için.
- 08:44
O arada, işte İbni Sekka, talebe çok zekiydi. İbni Sekka dedi ki, ben onu imtihan edeceğim, birkaç soru soracağım, dedi. Yani fıkhın derin meselelerinden. O da onları bilemez zaten. Yani aklınca, Havs Hazretleri'nin şey yapacak, küçük duruma düşürecek. Abdülkadir Genel Hazretleri dedi ki, biz Havs Hazretlerine gidiyoruz, dünyanın en büyük velisi diye.
- 09:18
Bütün millet itikat etmiş, ittiba etmiş. Ben himmet isteyeceğim, dedi. Duasını isteyeceğim, himmetini isteyeceğim, dedi. Öbürü de ne dedi, ne demedi, onun hakkında bir şey yok. Üçü de gittiler, işte tam ziyarette, o sorularını hazırladı falan. Yusuf Efendi Hazretleri dedi, sen dedi, beni imtihan etmek için geldin, dedi.
- 09:48
Onun için dedi, senin sonun iyi değil. Korkar, sen kafir olarak ölürsün, dedi, İbni Sekka'ya. Yusuf Efendi Hazretleri için buyurdu ki, bu genç, Bağdat'ta öyle bir makama gelecek ki, Benim bu ayağım, Allah'ın bütün evliyasının boynunun üzerindedir, diyecek. Ve bütün evliyaullah, boynlarını uzatarak ona tabi olacaklar, dünyanın her yerinde.
- 10:23
Ben bunu görüyorum bileli. Yani kayıptan, Allah ona bildirdi, kayıptan haber veriyor, Yusuf Efendi Hazretlerimiz. Onun için, sonra tabi Abdülkadir Genel Hazretleri çok ilim okudu, medreselerde bütün ilimleri bitirdi. Fakat sohbet etmiyor. Bağdat'ta çok Arapçası düzgün, çok alimler var o zaman. İbnül Cevzi var mesela o zamanki, en büyük müfessir, muhaddis,
- 10:51
Abdurrahman, Ebu'l-Ferheci, İbnül Cevzi vs. yani o dönemde Arapçayı en iyi konuşan edebiyatlı adamlar var. Yusuf Efendi Hazretleri buyurdu ki, onu bir gün, Sen niye konuşma yapmıyorsun? Dedi efendim dedi, Bağdat'ın fısahasına ben nasıl konuşacağım dedi, her şeyde bir yanlış bulu var. Evladım dedi, şu anda tefsir, hadis, fıkıh, usul, işte bütün ilimleri bitirdin dedi.
- 11:25
Sen konuşmayacaksın da kim konuşacak dedi. Allah'ın izniyle sohbetlere başla dedi. Abdülkadir Genel Hazretleri'nin sohbette başlaması, vaazlara başlaması, yine bizim silsilemizdeki şeyhimiz Yusuf Emre Dâni Hazretlerimizin delaletiyle ve teşvikiyle olmuş. Bunu da kim yazıyor? Hadiste müminlerin emri kabul edilen İbn-i Hacer Askalani, Bukhari Şarihi.
- 11:51
O Hıptatun Nazır, işte fiil tercümeti, Şeyh Abdülkadir isimli kitabında yazıyor. Düşün bak ne kadar kaynağı sağlam. Ondan sonra ilimleri neşretmeye başladı. Kaddesallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri kerametleri sonsuz. Onun kerametlerin yazıldığı kadar, okunduğu kadar, anlatıldığı kadar hiçbir evliyanın kerameti bize ulaşmamış.
- 12:22
Yani başka velilerde de olur ama bize ulaşan, kayıt altına giren kerametlerin sayısı bakımından en fazla Abdülkadir Genel Hazretleri'nde zuhur etmiş. İlmi olarak hesap edildiğinde. Dolayısıyla Hanbeli mezhebi unutulmayı üst tutmuş. Bağdat merkezi zaten, Ahmet İbni Hanbel radıyallâhu anh da Bağdat'ta yatıyor biliyorsunuz.
- 12:52
Dört mezhebin müştehidlerinden ikisi Bağdat'ta yatıyor. Ebu Hanife radıyallâhu anh Efendimiz ile Ahmet İbni Hanbel radıyallâhu anh ikisi orada yani. Birisi İmam Şafii Mısır'da, Kayre'de. Birisi İmam Malik İbni Enes, zaten Medine'nin müştehidiydi, Medine bölgesinde. Senedül Bekri'de yatıyor.
- 13:12
Dolayısıyla Abdülkadir Genel Hazretleri bir gece rüyasında Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i görüyor. Bir de Ahmet İbni Hanbel radıyallâhu anh. Bunlar hep kitaplarda kayıtlı. Çok kaynakları var. Ahmet İbni Hanbel hazretlerini de görüyor. O da diyor ki Mürbeledek'e, Ya Rasulallah hattâ yahmiyeşşeyhı zayıf, ben gibi zayıf bir ihtiyarım diyor Ahmet İbni Hanbel.
- 13:44
Bu senin oğlundur diyor Seyyid Abdülkadir diyor. Buna bir emir buyur da beni himaye etsin diyor. Kim beni himaye etsin? Zaten Ahmet İbni Hanbel o Geylani Hazretlerinden 250-300 sene ne kadar varsa evvel ölmüş. Beni diyor himaye etsin diyor.
- 14:05
Şimdi burada ne anlaşılıyor? Öldükten sonra himaye yani kabrine birisi saldırır da gider kabrini koruma altına alırsın falan. Çünkü oradan ne mana çıkıyor? Benim mezhebim gitti gidiyor, bitti bitiyor. Benim mezhebime geçsin de, benim mezhebimi kurtaralım diyor. Çünkü bir mezhep tabirleri oldukça devam edebilir.
- 14:29
Tabirleri olmasa unutulur. Leysi Bin Sa'd Hazretleri Radıyallahu Anh çok büyük müştehiddi. İmam-ı Azam Ebu Hanifar Radıyallahu Anh'dan alanlardandı. Yani onun mezhebi üzereydi. O da şeyde yatıyor, İmam Şafii'ye yakın. Kahire'de çok çok büyük bir zat Leysi Bin Sa'd Radıyallahu Anh. Ama ulema ne buyuruyor?
- 14:56
İmam Leysi Bin Sa'd, İmam Malik'ten daha büyük bir alim. büyük bir alim ve müşrikti. Ama Leyse Bin Saad'in talebeleri onun mezhebini yürütmediler. Onun için Leyse Bin Saad diye bir şey şu anda kimse duymuyor. Ve onun mezhebi diye bir şey yok şu anda. Talebeleri onun yolunu muhafaza etmediler.
- 15:16
Şimdi bizimle Muhammed Efendi meselesinde aynı durumdayız. Biz vasiyeti niye tutuyoruz? Rab'b-ı tayini'yi niye öne çıkarıyoruz? Benden sonra şeyh bırakmadım, halife bırakmadım. Vekillerimle yürüyecek, Hazret-i Mehdi'ye ulaşacak. Bütün bunların üzerine bu harbi niye veriyoruz? Cihan Muharebesi'nden beter.
- 15:37
Çünkü Efendi Hazretleri'nin yolunu biz muhafaza etmesek onun da açtığı çığır söner. Birileri sahtekârlar çıkıp parsayı toplar, istismar eder. Onun için ne buyuruyor? Hatta bunu İmam Şafii söylüyor. Leyse bin Sa'd diyor İmam Malik'ten daha büyük âlimdi. Çünkü İmam Şafii, İmam Malik'e ulaştı. Değil mi hocam?
- 15:59
İmam Malik'ten aldı diye biliyorum Şafii hadis. Yani İmam Malik'e ulaştı İmam Şafii. Onu iyi biliyorum. Ondan sonra Leyse bin Sa'd'a kavuşamadı. Mısır'a geldi. Leyse vefat etmişti. Leyse bin Sa'd'den ders alamadım dedi. Koca İmam Şafii. Ama Leyse bin Sa'd'ın talebeleri dedi onun yolunu muhafaza mezhebini fetvalarını muhafaza etmediler.
- 16:28
Yani talebeleri çok ama ondan sonra yolunu yürütmediler. Yürütmeyince Hazreti Leysin mezhebi şu anda ortada kalmadı. Onun bazı fetvaları kitapların aralarında serpiştirilmiş vaziyette. Burada da ince bir mesaj var. Mesele var. Yani daha büyük âlim olabiliyorsun ama senden daha aşağı olanın talebeleri sahip çıkarsa onun yolu yürüyor.
- 16:51
Talebeleri sahip çıkmayan âlimlerin açtıkları çığırlar maalesef hakim kalıyor. Bu da önemli bir mesele. Buraya nereden geldik? İmam Şafii Radıyallahu anh Ahmet bin Hanbel'den de aldı fetvalar. Onunla da bir iltikası var. İmam Azam Efendimiz'den görüşemedi. Yaşı tutmuyor İmam Azam Efendimiz. Evvel vefat etti.
- 17:18
Burada Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki Şeyh Ahmet bin Hanbel Resulullah Efendimiz'e rica diyor. Bu senin oğlundur diyor. Abdülkadir Efendi, Seyyid Abdülkadir Efendi emrediyor. Bu zayıf ihtiyarı himaye etsin. Yani ne demek? Benim mezhebime sahip çıksın. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de buyuruyor.
- 17:40
Ya Seyyid Abdülkadir Ya veya da Şeyh diyor. Ya Şeyh Abdülkadir Ey Abdülkadir İkbal İltibası hâlde Şeyh. Bak bu Şeyh diyor bir şey talep ediyor. Bunun iltibası talep demektir. Türkçe'de başka manada kullanılıyor. Bunun talebini kabul etti. Bunun üzerine Abdülkadir Geylani Hazretleri uyanıyor. İşte ertesi gün bilirim ne zamandır yakın bir zaman içerisinde Şeyh Ali İbn-i Hiti
- 18:13
bu çok büyük Bağdat Meşayıhında Abdülkadir Geylani döneminde o regaib namazı meselesine geçer o. Geldi dedi sen dün gece regaib namazı mı kıldın buraların orada oldu falan. Büyük konuşmaları görüşmeleri var. Abdülkadir Geylani Hazretlerimizle Ali İbn-i Hiti kendi anlatıyor bizzat. Hepsi senetli, isnaplı.
- 18:33
Allah'ın izniyle bir şey okudukları zaman ölüleri dirilteceklerdir. Şeyh Sermet oradan mı geliyor böyle rivayet raviler çok. Beka İbn-i Battu kimse duymamış bu isimleri. Bağdat'ın Abdülkadir Geylani dönemindeki en büyük şeyhleri bunlar. Büyük veliler hepsi. Allah'ın izniyle bir şey okudukları zaman ölüleri diriltecek tasarrufa sahip oldukları ittifakla.
- 18:57
Ali İbn-i Hiti ile diyor Beka İbn-i Battu efendim yedi almış yanına evliyadan bir cemaat daha var. Dedi Ahmet İbn-i Hanbel'in kabrini ziyarete gidelim. Gidiyorlar Ahmet İbn-i Hanbel'in radıyallahu anh kabrini ziyarete ediyorlar. Bizim çocuklar da gittiler geçen de biraz etrafında çöplük, pislik yapmışlar.
- 19:22
İşte ondan sonra rica ettik yetkililere buradan yetkililere, oradan yetkililere, Büyükelçi'ye filan inşallah kabrin etrafını temizlettiriyordum yani. Orada bir bakım yaptıracağız inşallah Ahmet İbn-i Hanbel hazretlerimizin. Bak kabrinin önüne kimler gelmiş. Abdülkadir Geylani bütün evliya onu kabrine ziyaret ediyorlar.
- 19:40
Ondan sonra aynen İbn-i Hacer-i Askalani zerre kadar hurafeye yer vermez. Boş laf konuşmaz. Askalani ne demek? Emirul müminin filadisi. Bütün muhaddisler bunu bilir. Müminlerin emirul müminin filadisi. Bütün muhaddisler bunu bilir. Mü'minlerin emri, hadis ilminde askalani'dir, İbn-i Hacer. O bunu anlatıyor, bunun gibi daha niceleri anlatıyor.
- 20:05
Yani, Ahmet İbn-i Hanbel R.A.'nın işte kabrinde okuyorlar, teveccüh ediyorlar, Ahmet İbn-i Hanbel Hazretleri kabirden çıkıyor, diriliyor. فَخَرَ جَسَّيْهُمْ اِنْ قَبْرِهِ شَيْخِ اَفَنْدِهِ قَبْرِنْدَاً Çıktı, diyor. İbn-i Hacer söylüyor bunu. Bütün kaynaklar söylüyor bunu. E şimdi, zaten Abdülkadir Genel Hazretleri kaç tane ölüyü diriltti?
- 20:30
Tavuğun kemiklerini dirilttiği, Mahmut Efendi Hazretleri devamlı anlatıyor, kemiklerinden tavuk yeniden canlanmadı mı? O yaşlı kadının meselesi. Allah-u Teala'nın dünyada dirilttiği Ölüler kitabı, en son çıkan kitaplarımdan, o kitapta bunun yarım sayfa kaynağı var. Zaten bir Müslüman ile bir Hristiyan tartışıyorlar Bağdat'ta.
- 20:58
O diyor, benim peygamberim İsa A.S. Öbürü diyor, benim peygamberim Muhammed Mustafa A.S. Bunun üzerine Abdülkadir Genel Hazretleri oradan geçiyor. Diyor, niye mücadele ediyorsunuz? Diyor ki, bu Nasrani'dir. İsa A.S.'ı taftil ediyor, bizim peygamberimiz üzerine. Ben de bizim peygamberimiz üstünde diyorum.
- 21:27
O zaman Hristiyan'a dönüyor, diyor ki, sen diyor, ben diyor, bir ölüyü diriltirsem, sana hakkı söylerse, Müslüman olur musun diyor. Olmaz olur muyum diyor, öyle bir şey görsem, tabii Müslüman olurum diyor. İman ederim diyor. Gel o zaman bana diyor, çok eski bir kabir göster. Ondan sonra bir kabire gidiyorlar, eski bir kabrin başında.
- 21:56
Abdülkadir Genel Hazretleri dualar okuyor, İsm-i Azam okuyor, neyse. Mevla'ya muracaat ediyor, dirilten ancak Allah. Adam kalkıyor, işte ona iman kelimesi soruyor veya işte o bir şeyler söylüyor. Diyor, tamam mı kabul ettim mi diyor, Hristiyan Müslüman oluyor. Yani bu kadar kerametleri zahir ve bahir, açık bir zat.
- 22:22
Ahmet bin Hanbel'in kabrine gittik diyor, Ali İbn-i Hiti anlatıyor. Ahmet bin Hanbel kabir şerifinden çıktı ve kucakladı onu. Elinde bir hilat vardı, kıymetli kaftan. Kabirden çıkarken. O hilatı da ona giydirdi diyor. Abdülkadir Genel Hazretleri dedi ki, Ya Seyyid Abdülkadir, En nasiftegaru ileyke fî ilmi şeriati ve fî ilmi hakikati.
- 22:53
Bütün insanlar şeriat ilminde sana muhtaç. Hakikat ilminde sana muhtaç, tarikat ilminde sana muhtaç. Hal ilmi, hal demek tasavvuf ilminde sana muhtaç kaldılar. Sen kimseye konuşma yapmıyorsun. İnsanlar istifade edemiyor. Ve benim mezhebimde inkaraza uğrayacak, bitti, bitiyor. Ondan sonra bu şeyi kabul ediliyor.
- 23:16
Sabah namazında şimdi orada camilerde mihraplar var. Mesela Mekke-Medine'de de vardı bu eskiden Osmanlı döneminde. Hanefi makamı, Şafii makamı, Hanbeli makamı, Maliki makamı. Ne demek? O zamanki en büyük Hanefinin alimi Mekke'de kimse Hanefileri orada kıldırıyor. Şafilerin en büyük alimi kimse dört tane mihrap vardı.
- 23:47
Harem-i Şerif'te, Mekke'de. Dört mezhebin mihrabı vardı. O zaman adına makam deniyor. Bağdat'ta da aynı sistem. Fakat Hanbelilerin hiç cemaati kalmamış. Yani Hanbelilerin gittiği cami, çünkü o mezhebe göre abdest alıyor, o mezhebe göre guslediyor. Farklar bazı çıkıyor ya. Şafii Göre Hanım'ın eline değse abdest bozuluyor, Hanefi'de bozulmuyor.
- 24:11
Adam da ona göre Şafii İmam varsa, Şafii, Şafii İmam'ı tercih ediyor. Çünkü bizim mezhebe göre daha iyi bilir abdestini, kustuğunu, taretini diye. Ondan sonra Abdülkadir Geylen Hazretleri sabah namazına, Hanbelilerin makamına, mihrabına geçince hiç cemaati kalmamış o makamın, o caminin. Ondan sonra doluyor, taşıyor.
- 24:37
Onun için burada bir mesele. Ne çıkıyor? Allah dostları vefatlarından sonra tasarrufları devam ediyor bu. Kabirden diyor adam, İsmail Han'ın en büyük hocası geçinen, kabirden diyor, görünerek çıkan diyor, Âdem Aleyhisselâm'dan beri bir kişi yok diyor. Halbuki bütün peygamberler Mescid-i Eksa'da görünerek geldiler.
- 25:02
Âişe Ahmet Muhammed, e sen İbn-i Hacer'i kabul ediyor musun? İbn-i Hacer Askalani yalan konuşur mu? Haşa! Yani bunu herkes kabul ediyor. E İbn-i Hacer söylüyor bunu zaten. Cübbeli söyleyince uydurukçu oluyor. Ya İbn-i Hacer söylüyor, kabirden çıktı diyor. Bir de fiziki manada kaftan giydirdi. Cübbe, kürklü böyle neyse işte, kürklü kürksüz, onu bilmiyor musun?
- 25:25
Kürklü kürksüz, onu bilmiyorum da. Kıymetli bir kaftan giydirdi Abdülkadir Geylân Hazretleri'ne. Yani fiziken ona kaftan verdi. Dolayısıyla Radıyallâhu anh, Ahmet İbni Hanbel çok büyük. Ondan sonra Abdülkadir Geylân Hazretleri eğer Ahmet İbni Hanbel'in mezhebine geçmeseydi ve o sabah namazında oraya, onun mihrabına geçmeseydi şu anda Hanbeli diye bir şey kalmayacaktı.
- 25:54
Hanbeli mezhebi diye bir şey kalmayacaktı. Âlimler bunu itiraf ediyor ve kabul ediyor. Çünkü onun çok itibarlı bir âlim. İşte konuşmaya da başlaması için yine Yusuf Emre Dehane Hazretleri diyor ki bütün ilimleri bitirdin artık konuş, insanlar sana muhtaç diyor. Öyle emir üzere konuşmaya başlıyor. Buna nereden geldi?
- 26:18
Kim bizim namazımızı kılarsa, kim bizim kıblemize dönerse kim bizim kestiğimizi yerse yani Müslümanın kestiği yerlerine itikad edecek ve yiyecek başkalarının kestiğine itikad etmeyecek ve yemeyecek. Ondan sonra zimmeti bozulmayan yani İslam'ın ona verdiği güvenceye İslam devletinin, şeriat devletinin riayet etmesi gereken bir Müslüman ancak odur diyor.
- 26:51
Şimdi bu hadistede namazın ehemmiyeti ve kıble ehline, bizim kıblemize dönerse diyor. Bundan dolayı Hanbeli mezhebi namaz kılmayanı, beş vakit namazı kılmayanı kasten namazı terk edeni Müslüman saymıyor. Nerede kaldı ki? Üç mezhebe göre Müslümandır. Yani maturidi'de kafir olmaz. Çünkü ameli terk etmekle maturidi'de kafir olmak yok.
- 27:26
Eşari'de de yok. Ama Hanbeliler de eşaridir. Velakin Hanbeli mezhebinde ki ağır basan görüş onu Müslüman saymıyor. İşte bu gibi birçok hadisleri var. Beynel abdü ve beynel küfrü terkü salah bir kul ile kafir olmasının arasında tek engel namazdır. Namazı terk etti mi kafirliğine engel kalmaz. Salaten mütehammeden bir vakit namazı bile kasten baygın değil, aygın değil
- 27:58
entübe değil, bilmem ne değil namazı terk etti. Fakat kefere cihara aşikare kafir olmuştur. Şimdi biz bunu maturidiler vs. üç mezheb olarak alimlerimiz nasıl değerlendiriyor? Namazın farziyetine inanmayı terk ederse onda ittifak var zaten bir adam derse ki namaz farz değildir bu zaten kesinlikle kafir olmuştur.
- 28:23
kafir olmuştur. Allah'ın farzını Kur'an'ın âyetlerinden inkar etmiştir. Allah'ın farzını Kur'an'ın ayetten Ehl-i sünnetin maturidi cenahı, eşarinin de bir kısmı şafi maliki kısmı ne diyor? Namazı kılmamakla kafir olmaz, kafir olmaz, fansık olur fâsık olur, en büyük günahkar olur. Ama Hanbeli mezhebinde ne diyor?
- 28:46
Bu hadis-i şeriflerin zahirine bakılırsa bir vakit namazı bile kastani terk etse aşikare kafir olmuştur diyor. Yani onlar ameli imandan cüz sayıyor. Maturidiyle eşaride ya şafide de öyle Amel imandan parçadır diyor. Yani iman şartlarına inanmakla müslüman olmuyor bir de islam şartlarını da tatbik etmesi gerekir diyor.
- 29:16
Elinden geldiği nispetle. Ama namazı terk eden islamın en büyük şartını ihlal ettiğinden çünkü onlar diyorlar ki imanın tarifinde nedir? Ondan sonra tasdikun ikrarun bil lisan ve tasdikun bil cenan ve amelun bil erkan diyor. Bir adamın müslüman olması için bir defa kalbinde beyninde itikada amentü esasları zaruriyatı diniyeden inanılması gereken her şey diliyle ikrar edecek.
- 29:48
Kelime-i şehadet okuyacak. Zaten ramazan-ı şerifte çok okuyun buyuruyor. Hadis-i şerif buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah. Allâhu minne seyyidika el-cennâ ve ne'udü bike minne'l-hamd. Amin. Allahumme salli alâ seyyidina Muhammed. Halisim, sohbet aralarında hep bunu yapmak lazım.
- 30:13
Ramazan'da dört şeyi çok yapın buyuruyor. Onun hadislerini yine tekrar mecbur edeceğiz. O hadisler Ramazan'a çok önemli. Ondan sonra, demek ki dilimizle ikrar ediyoruz. Kalbimizden de doğruluyoruz. Mâ türizi de iman bu. Ama eşhari de bir ilave daha var. Üçüncü bir şart var. Ve amelun bil erkân diyor.
- 30:36
Yani İslâm'ın rükunleriyle beş temel esası vs. farzlarla yani amel etmek. Şimdi ameli de imandan cüz yapıyor. Onlar da kendi aralarında ikiye ayrılıyor. Yani diğer üç mezhebin itikattaki eşhari görüşü. Onlar da diyorlar ki, Efendim, amel iman için şart diyorlar. Fakat herhangi bir ameli terk etmek insanı kâfir etmez diyorlar.
- 31:09
Ama imanı nâkısk olur, işte nuru eksik olur vs. vs. Fakat hanbeli mezhebi diyor ki, özellikle namazı terk ederse bu kâfir diyor. Çünkü neden diyor, Mesela zekât hakkında böyle hadisler yok, haç hakkında böyle hadisler yok. Onlarda da terk edenlere tehditler var ama kâfir olur lafzıyla sahih hadisler ondan sonra sadece namaz hakkında var diyor.
- 31:37
Burada hanbeli mezhebi bir tek namaz kılmamayı kâfirlik söylüyor. Efendi Hazretlerimiz buyururdu ki, Ya bize göre kâfir değil. Ehl-i Sünnet-i Muhatirî diye bize göre kâfir değil ama Sen düşünsene, hak mezhebden birine göre Müslüman sayılmıyorsun. Böyle bir tehlikeye girilir mi derdi. Ya sen bu ne demek, dört mezhebe hak.
- 31:59
Hak mezhebden birine göre namaz kılmayan Müslüman sayılmıyor. Şimdi, dün akşam bir arkadaşla karşılaştık bir yerde. Sizden sonra yani, buradan çıktıktan sonra. Mübarek üç ayları tutuyormuş, namaz kılmıyormuş. Şok oldum. Dedim ya, zaruretli mi, bir şey yok. E başlayacağım dedi, yeni öğreniyorum, başlayacağım dedi.
- 32:27
Ya neredesin sen dedim ya. Yaş kaç, kırk dokuz. Yaş gelmiş kırk dokuz, namaza başlayacağım diyor ya. Sen ne yapıyorsun dedim ya, sen ne yapıyorsun? Ne üç ayların kabul olur, ne acın, ne umren, ne zekatın. Çünkü namazı terk edenin hiçbir ameli kabul olunmaz. Ama o ameli yaptığı için borcundan düşer. Mesela bir adam Ramazan'da oruç tutsa, beş dakika namaz kılmasa,
- 32:57
ahirette ona oruç borcu sormazlar. Oruçtan sebep yanmaz. Ama namazdan sebep zaten o kadar yanar ki. Zor çıkar. Onun için zekat verene, sen namaz kılmıyorsun verme denmez. Oruç tutana tutma denmez. Açık başlı gezen kadına, çıplak gezen kadına, sen madem dışarıda erkeklere böyle açık geziyorsun, sen namaz kılma denmez.
- 33:24
Çünkü o namaz ayrı borç, tesettür ayrı farz, oruç ayrı farz, hac ayrı farz, zekat ayrı farz. Bunları böyle değerlendirmek lazım. Birini yapmayana öbürünü de yapma denmez. Ne kadar yapabiliyorsan yap denir. Ama şu bir gerçek ki, bütün amellerin kabulü namaza bağlı. Kabulü ne demek? Kabul edilmezse sevap alamıyorsun.
- 33:51
Namaz diyelim, oruç tutuyorsun, borcun düşüyor, sevap yok. Bu kadar hadis, üç yüz, dört yüz sefer Ramazan isen de Ramazanın müjdeleri var. E şimdi bu müjdelere namazsızlar kavuşamıyor. Zekat verdi, borcu düştü. Ahirette ondan azap olmaz. Ama kabul olunmadı ne demek? Sevap verilmez. E şimdi mizanda hasenat tarafının sevap tarafının ağır gelmesi lazım.
- 34:21
Sen ne kadar amel etsen de namazı terk ettiğin için o ameller sana sevap getirmiyorsa bu demektir ki mizanında da tartılırken hasenat tarafına konmayacak. Öyle mi şimdi? Kabul olunmayan amele sevap verilmezse sevap verilmeyen amelden mizanda hangisi sağ tarafa kalır? Kabul edilmedi ki. Ha ne oluyor?
- 34:48
Oruçtan muaf, zekattan işte, veyahut da işçi işmedi, kumar oynamadı, zina etmedi, bilmem ne. günah etmedi, bilmem ne, o bunlardan ceza görmez. Ama zaten şirkten sonra en büyük günah azamul zülubba'de şirk, terk-ü salâh. İmansızlıktan sonra günahların en büyüğü adam öldürmek demiyor. İş geçmek, kumar olmak, bunlar tabi ki en büyük günah.
- 35:13
Ama terk-ü salâh. Salât birinci maddede namazın terki geliyor. Şimdi ben bu Müslümanlara 30 Ramazan sırf namazı anlarsam yine yetmez. Ki evvela namaz meselesini konuşmak lazım. Şimdi beş vakit namaz asla müsamaha kalkamaz. Farzlar. Hani önündeki sünneti kılamadı, arkasındaki sünneti terk etti falan, pişman.
- 35:39
Tabii sünneti terklerinde çok zarar olur. Müekked sünnetler ise hitap olur, bir sitem olur, bir azarda yer. Azarlama da yiyecek ahirette, müekkedleri terk ederse mesela. Şimdi akşamın son iki rekat sünneti müekked. Yatsının ilk sünneti değil. Son iki rekat sünneti müekked. İkiyi dört kılarsan kadir gece sevabı var, ama son iki müekked değil.
- 36:04
Dördün ikisi müekked. İkindiden evvelki gayri müekked, müekked değil. Yani ikindinin sünnetini niye kılmadın, yatsının ilk sünnetini niye kılmadın diye ahirette bir azarlama işitmez. Ama öğlenin ilk sünneti, son sünneti. Öğlenin de son sünnetini dörde tamamlıyoruz. Dörde tamamlayanlar çok sevap alıyor vesaire.
- 36:24
Ama öğlenin son sünnetinin ilk ikisi müekked. Sen dörde kalkarsan yani, oturmada Salli Barik okursan, üçe kalkıp Sübhaneke ile başlarsan, dörde çıkarırsın. Dörde çıkarsan da o son iki yine yatsının son ikisi gibi gayri müekked. Yani sana bir azar ederlerse, yatsının son iki rekatından azar ederler. Öğlenin son ikisini kılmadıysan azar ederler.
- 36:51
Dört niye kılmadın diye azar etmezler. Hep ahirette itap deniyor buna, itap. İtap demek sitem. Yani tabi Efendi Hazretlerimiz buyurdu ki, Allah-u Teala beni azarlayacağına cehenneme asaday. Yani azarlamaktan da utanmak lazım. Yani azarlamanın sonunda azaplama yoksa, azap yoksa, sen dersin ki, senin kafa, benim kafa nasıl olsa sonunda azap yok.
- 37:18
Ama Mahmud Efendi Hazretleri'nin beyni başka çalışıyor. O da diyor ki, Allah-u Teala bana niye böyle yapmadın diyeceğine diyor, o kadar utanırım ki diyor Allah'ım da diyor, böyle diyeceğine azap etsin de diyor, bana diyor azar etmesin diyor. Bak şimdi, Evliyaullah'ın bakış açısı farklı. Bizim bakış açımız, nereden kurtarırız, nereden sıyırırız, asgari ne kurtarır?
- 37:44
Biz en aşağısından kurtarmaya bakıyoruz. Ya Allah azar ederse de, azap etmezse de, artık onu idare ederiz diyor. Ama Mahmud Efendi Hazretleri ne buyuruyordu? Ya bana azar etmesin de azap etsin diyor. Çünkü neden? Azap etse en azından beni yüzlemiyor. Ama azar edince, ey benim kulum niye böyle yaptın, niye öyle sünnetini kılmadın diyecek bana.
- 38:06
Azap etmese de, o sitem yeter diyor bana diyor. Cehennemden daha çok yakar beni derdi. Böyle kelamları var Efendi Hazretlerimizin. Sünnetlere canını verirdi, müstehaplara canını verirdi. Onun için, şimdi burada, farz namaz, hani ben şunu demek istiyorum, sünneti müekkedeleri terkten azar var. Gayri müekkedeleri terkten azar da yok.
- 38:35
Ama her ikisinde de, azap yok. Ama farzın terki, 80 sene cehennem azabı, günde 5 kere, 5 kere efendim, 8 ile 5 yapıyoruz. Ne ediyoruz? 400 mü ediyoruz? Ne ediyoruz? 400 sene, bir gün namaz kılmayanın cehennemde yatarı, nasıl şimdi mahkemeler? Savcılar ceza istiyor, hakimler karara bağlıyor. Orada yatarı şu kadar.
- 39:05
5 vakit namazı terk edenin yatarı ne? Günlük yatarı, günlüğüne karşı 400 sene. Ömrü ne kadarsa, hep aleyhine çalışmış oluyor. Boşuna yaşamış olmuyor. Zararına yaşamış oluyor. Efendi Hazretleri buyurdu ki, yani, bir dükkan devamlı zarar ediyorsa, bunu açık tutmanın ne manası var? Ne yaparsın? Bakarsın, sermayeyi yiyor, ana parada gidecek.
- 39:34
Efendim, iflasa doğru gidiyorum. Bir insan bu durumu görürse, ön tedbir alarak, ne yapar? O şirketi kapatır. Şirketi kapatmazsa, babam gibi benim, ondan sonra, topu atar, iflas eder, borçlular kapıya yığılır. borçlular kapatır. Bu yanlış bir şey. Bir insan zarar ettiğini önceden anlayamıyorsa, zaten onda ticaret aklı yok.
- 40:05
Ticaret kafası çalışmıyor. Bu adama şirket kurdurulur mu? Kur'an ne diyor? Bunlar hidayeti sattılar, dalâleti aldılar. Namazı sattılar, namazsızlığı aldılar. Zekatı sattılar, cimriliği aldılar. Anladın mı? Yani ne demek? Cenneti sattılar, cehennemi aldılar. Allah seni davet etmiş secdeye, sen vakit çıktı, Allah'ın emrine itaat etmiyorsun.
- 40:42
Bundan büyük felaket olur mu? Sapıklık olur mu? Ondan sonra adam gibi geziyorsun, millet de sana hürmet ediyor. Bilmem ne efendi, şu efendi, beyefendi, bakarsın beyefendi. Ama Allah çağırmış gitmemiş. Bunların ticareti kar etmemiş. Çünkü ticaret niçin yapılır? Ana paranın üstüne kar elde etmek için.
- 41:06
Eğer bir şirket kursun, bir dükkan açsın, bir alışveriş yapıyorsan ve zarar ediyorsan, bu zarar senin sermayeni de yiyecek. Bu sefer müflis olacaksın, eve ekmek götürecek, halim kalmayacak. vakfesinde onlar hidayet bulamadılar diyor. Ama oradaki hidayet bulamadıklarının manasını bazı müfessirler çok güzel teslim ediyor.
- 41:33
Ne diyor? Kar elde etmenin yolunu bilemediler. Çünkü namaz kılmayan bir adamın ahirette kar etmesi, cennette müjde alması, nimete kavuşması mümkün değil. Bu namaz da dünyada var, ahirette değil. Şu anda birkaç günlük ömrümüz yakaldı yakalmadı, birkaç sene belli değil. Hala namaza başlamamış, bu kadar da kazası var.
- 41:59
Bize onları da ödemesi lazım. Kaza etmesi lazım, farzlarla vitri. E bunlar diyor, kar etmenin yoluna eremediler. E o zaman ne yapması lazım? Şirketi, dükkanı kapatması lazım. Eşilik adam dünyada hayatını sürdürüyor. Ne yapacağım yani? Madem ki ben zarar ediyorum ahiret bakımından, azaba kendimi namzet ediyorum.
- 42:28
Dükkanı kapat o zaman. E nasıl dükkanı kapat kardeşim? Bakkal dükkanı değil ki kapatayım. Kafama mı sıkıp gideyim? Ya bir sana kafana sık diyen mi var kardeşim? Sen burada her gün 400 sene cehennem azabını kayda geçirttiriyorsun. Biz de sana diyoruz ki, namaza başla diyoruz. Namaza başla, geçmişlerinde kaza et, Mevla affeder, ömrün yetmezse kazaların bitmezse,
- 42:53
Allah senin kazalarını kıldığını, ciddi olduğunu, hesabını doğru yaptığını görürse kurban olduğu, ömrün yetmese de ahirette af muamelesi yapar sana. Çünkü neden? Tevbe-i nasuh üzerine. Dönüş yaptı ama 40 yaşında yaptı. Ama 60 yaşında yaptı. Ama 20 yaşında, 30 yaşında. Kaç senelik kazası vardıysa, kazasını yapıyor.
- 43:15
Ama vakti yetmiyor. Vakti yetmemenin de gerçekçi olması lazım. Yani film seyretmeye vakti buluyor. Açık oturup seyretmeye vakit buluyor. Ondan sonra maç Ondan sonra insanlarla oturup çekirdek çitlemeye vakit buluyor. Ondan sonra iftardan sahura kadar bile dır dır dır konuşurlar bazıları. Sahur da yapalım da yatalım.
- 43:41
Zaman namazına kılmadan da yatarlar, sahur yaparlar. Böyle yani. Bir de bu oruç tutmayanlar daha çok sahura kalkıyorlar ne hikmetse yani. Bektaş'ın işiyle. Oruç tutuyor musun? Yok dedi. Ondan sonra zaten 3 gün tutuyorum dedi. Biri ondan zaten 30 ediyor dedi. Bektaş hesapları. Bunlar İslam'da olur mu böyle bir şey?
- 44:01
Ondan sonra sahura kalkıyor. 3 gün oruç tutuyorsun, her gecede sahur yemeği istiyorsun dediler ya. Sahura da kalkmayayım ben gavur mu olayım dedi ya. Ya arkadaş sahura kalkmakla oruç tutmadan imanı nasıl kurtaracaksın sen?
- 44:20
Şimdi bak karlarının yolunu bilemediler. Aleyhine kurnazlık yapıyor. Kendi aleyhine uyanıklık yapıyor. Anladın mı sen? E şimdi madem Allah bizi yarattı, yaşatıyor. Bizim şimdi kendi canımızı kendimiz almamızın imkanı yok. Ama ahiret çok zor kardeşler. Ahiret çok zor. Koca Abdülkadir Geylani ölüleri diriltme kerametlerine sahip vefat etmeden evvel ne dedi biliyor musun?
- 44:50
Tam ölüyordu. Anam keşke beni doğurmasaydı. keşke beni doğurmasaydı, ne kadar zormuş ahiret dedi ya. Koca Abdülkadir Geylani bunu söylerse, senin benim son nefesimin durumu ne olacak? Bir de namaz kılmazsan beş vakit nasıl imanın kurtulacak ya? Ya bu namazsız oruç işi beni çok etkiliyor. Çünkü adamın orucu...
- 45:12
bununla sevap verilmeyecek ya sadaka veriyor, fitre veriyor, zekat veriyor, ömreye gidiyor, hacca gidiyor. Ya bu hacca ömreye gidenlerin Ya bu hacca ömreye gidenlerin hepsi beş vakit kılmıyor ha, yanlış anlamayın. Hac ömre zaten şu anda şeye döndü ya. seyahate döndü ya, seyahate döndü. Bakıyorum, birçok adamlar, gelenler, gidenler,
- 45:34
sosyal bir adamım ben, çeşitli çevrelerden muhatap oluyorum. Bakıyorum, beş vakit yok adamda, iki de böyle ömreye gidiyor ya. Ya arkadaş ben sana ömreye gitme demiyorum. Ama ömrenin de sevabını alamıyorsun. Niye? Ömre farz değil, vacip değil. Ha orucu tutarsaydın borcun düşer. Ömre diye bir borç yok ki İstanbul'da.
- 45:58
Şafii mezhebinde bir kere vacip, Hanefi mezhebinde hiç vacip değil. Sünnet. E tamam, zaten sana niye ömre yapmadın diye sorulmayacak ki ahirette. Azabı yok. E şimdi gidiyorsun, geliyorsun, gidiyorsun, geliyorsun. Ondan sonra, namaza gelince, biz orada cemaate kalkıyoruz, adam orada oturuyor. Ulan sen daha ömreden yeni geldin.
- 46:25
Burada namaza duruyoruz. Ondan sonra bir bahane, bir sağa gidiyor, bir sola gidiyor. Bir baktım, selam veriyorum, arkamda yok. Kaytardı yani. O arada gidiyor tuvalete, bilmem niye, bilmem ne. Bunlar kılsınlar da neyse, beni de çağırmasınlar diye. Ya bu namaz bu kadar zor mu ya? Bu Allah'a secde etmek bu kadar zor mu ya?
- 46:45
Muhteremler, Müslümanlar, biz namaz kılmayanlara kafir demiyoruz. Müslümandırlar. Ama diğer hiçbir amellerinin sevabını alamıyorlar kardeşim ya. Ha şimdi Ramazan-ı Şerif geldi. İlk gecenin sabahında diyor. Şimdi Ramazan'ın ilk sabahı, yani bu sabahtan bahsediyor. Allah Müslümanlardan affetmediği kimseyi bırakmaz diyor.
- 47:22
Herkesin günahları Ramazan'ın sabahına girdin mi, Ramazan, Ramazan arasını sildiriyor ya. Sahih hadis. Büyük günahlardan sakınma şartı var. Büyük günahlardan özel tevbe istiğfar edilecek. Ya Rabbi bu günaha pişman oldum, bir daha yapmayacağım. Büyük günahlarda tevbe şartı var. Küçük günahlar dolu hepimizde.
- 47:45
O küçük günahlarda Tevbe ettim diye özel anıp da Ya Rabbi şu günahdan tevbe ettim demese de, Ramazan'ın ilk sabahı Mevla onu otomatiğe bağlamış. Ramazan, Ramazan arasını sildirir. Bu sahih. Yani bu Ramazan'dan geçen Ramazan arasını sildirir. Tamam. Bu müjde çok büyük bir müjde. Bir senelik temizlik.
- 48:14
Büyük günahlarımızda ne olacak yani bilmiyorum. Namaz kılan insanların öyle büyük günahları çok olmaz. Tabi orada faiz tehlikesi çok var. Rüşvet tehlikesi çok var. İş yapanlarda falan biraz faiz işleri oluyor. Bunlar çok tehlikeli büyük günahlar tabi. Yoksa yani anaya babaya isyan etmek, adam öldürmek, içki içmek, kumar oynamak, zina etmek, eşcinsellik yapmak,
- 48:40
libatallık, lezbiyenlik, bilmem nelik. Yani bunlar Allah'ın izniyle çoğumuzda olmaz. Yoktur yani. Çoğu insanlar da Allah'ın izniyle olmaz ama bu namaz işi bak bir vakiti kasten terk. Yani Ahmet İbni Hanbel'in mezhebinde bir vakti, ömür boyu terk ederse demiyor, bir vakti kasten terk etse dinden çıkar diyor.
- 49:07
Şimdi o da Ahmet İbni Hanbel'in mezhebinde hak mezhep, onu anlatmaya çalıştım. Abdülkadir Geylani'ye işte kabrinden çıktı, zuhur etti, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'i gördü, Abdülkadir Geylani Hazretleri bunun mezhebine geç. Çünkü neden? Bu mezhep haktır buyurdu, sallallahu aleyhi ve sellem bu mezhebi koruyalım buyurdu.
- 49:22
Onun için, yani yoksa 3'e düşmüştü şu an. Ornadan, bazı fetvadan yararlanıyoruz mesela. Organ naklinde, Hanefi'de yok şu yok, ölüm kalım meselesi var, ne diyoruz? Hanbeli mezhebinde müsaade var, işte ihtilaf ümmeti rahmeti vasıha, ümmetimin alimlerinin, müştehidlerinin görüşlerdeki ayrılıkları geniş bir rahmettir.
- 49:42
Bir rahmet alanı açıyor. Bizim mezhepte sıkıştık, zaruret oldu. Dört mezhep içinde kalmak kaydı şartıyla zaruri konularda taklit yapılıyor. yapıyoruz değil mi? Adam işte nikah meselelerinde, talak meselelerinde, çoluğu var, çocuğu var, ağzından bir laf çıkmış, nikah gidiyor, bilmem ne. Efendi Hazretlerimiz ne buyururdu?
- 50:03
Bunun nikahı Şafii mezhebine göre yeniden kıyılıp kurtarıyorsa, inceleyin. Onun da bir şartları şutları var şu anda ben size onu burada anlatacak vaktim yok, Şafii'ye göre yeniden kıysın, yuvası bozulmasın derdi. Mahmud Efendi Hazretleri kadar sıkı Hanefi'yi ben dünyada görmedim. Ama derdi ki, evladım burada zaruret var, karısı çalık, çocuğu perişan olacak,
- 50:24
Şafii mezhebinde bunun bir kurtarı tarafı varsa, konuştuğu lafa mevzular değişik. Anladın mı? İşte nedir? Ümmetimin ihtilafı geniş rahmettir. Onun için bize kadar ulaşan mezhep dörttür. Yoksa müştehitler, yüzlerce müştehit var. Bazı meselelerde farklı iştahları da var. Ama onlar bize ulaşmadı. Onların mezhepleri, derleri toplanmadı.
- 50:48
Talebeleri onları zayi etti. Talebeleri onların yolunu, mezhebini yürütmeyince, Süfyan-ı Sevri Hazretleri büyük müştehitti. Mezhebi bize ulaşmadı. Süfyan-ı İbn-i Uyayni Hazretleri, İbn-i Uyayni'ye çok büyük müştehitti. Bize ulaşmadı. İmam Evzai, İmam Hazretlerimiz zamanında muhasır, Beyrut, Lübnan, Şam, Şam bölgesinin müştehidi, yani Irak bölgesinin o civarın,
- 51:13
Cebu Hanife Radıyallahu anh, aynı dönemde, Lübnan, Beyrut, Şam oraya dahil, Kudüs, oraların müştehidi kim idi? Evzai Hazretleri, İmam Evzai Hazretleri. Medine ve civarının, Hicaz bölgesinin kim idi? İmam Malik Hazretleri. İmam Şafii ile Ahmet İbni Hanbel, dönem olarak onlardan sonradırlar. İmam Şafii ile Ahmet İbni Hanbel muhasırdırlar.
- 51:40
Dönem olarak Ebu Hanifelerden, İmam Maliklerden sonradırlar. Dolayısıyla, müştehitlerin görüşleri bir mesele hakkında, hangi müştehidin görüşüne tutunursan, Allah sana azap etmez. Niye? Bir müştehidin görüşüne muvaffakat ettin. O müştehitte ayet, hadis konuşmayacağına göre, o da o hükmü çıkarttığına göre.
- 52:02
Anladın mı? Yaptığın iş bir müştehidin de yine uygun düşsün derdi Ali Adem Efendi babamız, kattes Allah'a ısmarladık. Ama, şu anda dört mezhebin dışındaki müştehidlerin, görüşleri, talebeleri tarafından yazılmadı, nakledilmedi, okutulmadı, anlatılmadı, ders yapılmadığı için munkarız oldu. Şu anda onlardan istifade edemiyoruz.
- 52:24
E şimdi Ahmet İbni Hanbel'in mezhebinden istifade etmemiz gerektiği için, Resulullah Abdülkadir Genel Hazretleri'ne emrediyor rüyasında, bu şeyhin talebini kabul et diyor. Ve Abdülkadir Genel Hazretleri, Ahmet İbni Hanbel'in kabrine gidiyor ve bu şekilde onun mezhebine geçiyor, hilat giyiyor ve Abdülkadir Genel Hazretleri'den sonra Hanbeli mezhebi yeniden aldı yürüdü.
- 52:47
Yoksa kalmamıştı mezhep yani. Bitiyordu. E şimdi bu mezhebe göre bir vakit namazı bak, beş vakit demiyoruz, bir vakit namazı kasten terk etse kafir sayıyor. E şimdi, şüphelicen cennete girmez diye, Zübelican cennete girmez diye bir asasözü var. Yani burada namaz kılmayanın zaten direk cennete girmesi olacak bir şey değil.
- 53:12
Namaz, namaz, namaz. Yani, Yani imanı kurtarsa bile cehennemde yandıktan sonra cennete gider. He ama Allah'ın fazl körüğünü bilir. Bir kişiye özel bir iyiliği vardır, muamele yapar. Allah şahıslara özel ne yaparsa o bizi ilgilendirmez. Çünkü biz o şahsı kime yapar, kime yapmaz onu bilmiyoruz. Ama biz genel kaderine bakınca Namazı zayi edenler ölür ölmez gayya kuyusuna
- 53:42
gideceğini Meryem Suresi'nin ayetinde Allah bize buyurmuş. Ha o adam çok iyi niyetliydi de, dünyada fakir fukara baktı da, yetim tullara yedirdi de, şunu etti de, bunu etti deyse şunu etti de, bunu etti deyse, o Allah'ın o Allah'ın Celle Celaluhu, O'na yapacağı bir özel muamele de şirkten başkalarını dilediklerim için şirkten başkasını ama Ahmet Efendimiz onu şirk sayıyor.
- 54:07
Ahmet bin Hanbel, onu şirk sayıyor sade namazı Çünkü namaz hakkında sahih hadisler var diye. Ama diğer mağduriydi vesaire, Eşari'nin diğer iki meselemi saymıyorum. Ve lakin şimdi burada mühim mesele ne? Ramazan geldi. Ne buyursa Allah'ın selamına, mazaat etsek bunu ne büyük şeyle karşı karşıyasınız ya, subhanAllah falan de.
- 54:34
Sahabe-i kiram Hazreti Mehmet, ya Rasulallah ne oldu ya? Tabi Efendimiz onların görmediklerini görüyor, bilmediklerini biliyor. Düşman mı yaklaştı sana, bildirildi? Yoksa vahiy mi indi, çok tehlike mi var, bir şey mi var? Ne oldu? Ne olacak dedi ya, lakin şey Ramazan Yahu Ramazan, Ramazan ayı geldi dedi, bundan büyük bir şey var mı?
- 54:54
dedi. E şimdi, bunun büyüklüğü ne? Bak öbür hadiste de var. Ramazan'ın ilk sabahı, geçen Ramazan'la arasını kesinlikle sildirir, süpürttürür. Mesela, şöyle diyelim. Namerem kadınlara bakmak, tabii şehvetle bakmak, günahtır. Ama kebair günah kategorisinde değil.
- 55:26
Şimdi günahlarda tasnif var. Kur'an'ın ifadesiyle. Yasaklandığınız şeylerin büyükleri var, küçükleri var. Büyüklerinden sakınırsanız, Niye? Beş vakit namaz arasını sildiriyor. Günlük. Cuma, cuma arasını sildiriyor. Haftalık. Ramazan, Ramazan arasını sildiriyor. Yıllık. Hac, hac arasını sildiriyor. Ömürlük.
- 56:00
Ömre, ömre arasını sildiriyor. Ömürlük. Tamam mı? Yirmi yaşında bir ömre yapsa, sonra seksen yaşında bir ömre yapsa, iki ömre arasını sildiriyor. Ama bunlar küçük günahlar hakkında. Dolayısıyla zina yapan bir adamın, zinadan özel bir şekilde Allah'a tevbe edip, bir daha yapmayacağım, estağfurullah diye bir tevbe namazı kılıp, veyahut namaz kılmasa da bir istiğfar edip,
- 56:26
namaz kılarsa tevbe namazı daha makbul olur. Çünkü sahih hadis. Dolayısıyla, onun için ne buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem? Allah ilk gecenin sabahı, bu kıble ehlinin hepsini affeder. Ne çıktı şimdi kıble ehli diye? Beş vakit namaz kılmayana kıble ehli denir mi? Kim namazımızı bizim gibi kılarsa, bizim kıblemize dönerse e beş vakit kıbleye dönmüyor adam.
- 56:53
Nasıl kıble ehli olacak? E kıble ehli olmayan, kıble ehli olmayan işte Ramazan'ın bu mağfiretinden, geçen sene ile bu sene arasına kadar, geçen sene ile bu sene arasında kadar bizim de hepimizin küçük günahlarımız olmuştur. Bunların hepsinden kurtuluyoruz. Bunların hepsinden kurtulalım. Bu sabah itibariyle kurtulduk.
- 57:08
Neden? Büyük günahlardan da sakınıyoruz. Veya yaptıysa bile biri, özel tevbe ediyor. Kocam da özel tevbeyle affederim diyor. Yani adını söyleyerek. İçki günahımdan tevbe ediyorum, Büyük günahlardaki tevbe, adını söyleyerek. O demek o. Özel tevbe. Küçükler de nameremlere gözün değdi. Birinden bir etkilenme oldu.
- 57:31
Bilmem ne, bilmem ne, bir şeyler. Karıştırdık yani. O zaman ne oldu? Ramazan girdi, bir senelik geri sildirdi. Bu kıble ehlinin her birini, efendim, affeder. Ama namaz kılmayana ben şimdi bu müjde var, nasıl diyeceğim? O müminin cadda malına dokunulmaz, şeriat devletinin zimmetindedir ki, namazımızı kılacak, kıblemize dönecek.
- 57:56
Peki ben namaz kılmayana bu müjdelere dahil oldu, nasıl diyeceğim? Onun için beş vakit namazı olmazsa olmazımız olarak mülaza edelim. Biliyorsunuz, Efendi Hazretlerimizin üç dakika payı var. O üç dakikaya göre de hareket edelim.
- 58:12
Şimdi önümüzdeki cumartesi, pazara bağlayan akşam, kardeşlerimiz saat 21.30'da hepiniz Lalegül başına, Büyük Yesevi Aşevi bağış gecesi yapılacak. Hüsamettin Vanlıoğlu Hoca Efendi, Mustafa Züleyha Hoca Efendi, İsmail Üneriz Hoca Efendi, Fatih Kalender Hoca Efendi, bende kambersiz düğün olmaz bu fakirle beraber tabii.
- 58:35
Ne yapalım? Şu Aşevi'ni bitireceğiz inşallah. Otuz bin talebe yemek bekliyor inşallah. Cumartesi 21.30'da bu programa katılın, insanlar da teşvik edin, bağış yaparlar inşallahurrahman. Efendim, kardeşlerim, o programda en azından inşaatın durumunu öğrenin, bir metrekare bedelini öğrenin, programı izleyin.
- 58:55
Ayetler okuyoruz, hadisler okuyoruz, ilimler söylüyoruz. Paran yoksa da sohbet dinlemiş olursun. Biz de orada boş konuşmuyoruz yani. Dolu ayet, hadis okuyacağız Ramazan'da sadaka hakkında inşallahurrahman. Efendim, kardeşlerimiz, önümüzdeki 25 Şubat, çarşamba, saat 20.30'da Ahmet Hakan tarafsız bölgeye çağırdı.
- 59:15
Ramazan hakkında konuşacağız, inşallahurrahman. O programı da mutlaka izleyelim, izletelim, insanlara dinletelim. Efendim, artık vaktinizi, saatinizi siz ayarlayın. Yarın da dua kabul saatini yapacağız. Bu dersin, bu hadisin devamını, Allah kıble ehlinin hepsini affeder. Hadisinin devamında neler buyurulduğunu, bir dahaki derste de onu yapacağız.
- 59:39
İnşallahurrahman. Buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü. La ilahe illallah. Muhammedun Resûlullah, fî kulli lem hatte ve nefesin hadeden ve âsâfe ve u'ilmullah. Allahümme salli ve sellim ve barik alâ Seyyidina Muhammedin Nebiyyi l-Ummi, el-Habibi l-Âli l-Qadri, el-Azîmi l-Cahî, ve alâ Âli ve Sahibi ve Sellim.
- 1:00:10
Amin. İftar duası, Ya Azîm, Ya Azîm, Ente İlâhi, Lâ İlâhe Gayruke, İğfirli Ezzenbel Azîm, Fe İnnehu Lâ Yeğfiru Ezzenbel Azîm İllel Azîm. Amin.
Benzer sohbetler
1:04:09İftar Sohbetleri 2026 - 24. Bölüm 19 Mart 202619 Mart 2026 · 65 dkRamazan Sohbetleri · 19 Mart 2026
1:06:14İftar Sohbetleri 2026 - 23. Bölüm 18 Mart 202618 Mart 2026 · 67 dkRamazan Sohbetleri · 18 Mart 2026
44:45İftar Sohbetleri 2026 - 22. Bölüm 17 Mart 202617 Mart 2026 · 45 dkRamazan Sohbetleri · 17 Mart 2026


