56:42 / 1:00:11Şu an 56:42 / 1:00:11
Video bölümleri
- 07:54Çok Nâfile İbâdet Ederek mi, Yoksa Sadece Günahlardan Kaçarak mı Kurtulursun?
- 33:34Ramazân Sabır Ayıdır! Peki, Sabır Kaç Türlüdür ve Mertebe Farkı Nelerdir?
- 43:53Ramazân'ı Böyle Geçiren, Âhirette İbrâhîm Aleyhisselâm ile Diz Dize Olacak!
- 46:04Bir Oruçluya İftâr Ettirenin Sevâbı Nedir? Bu Sevâb Nasıl Kazanılır? Ziyâfet Şart mı, Yoksa Ufak Bir İkrâm Yeterli mi?
Transkript
136 satır
- 00:00
Ey sahibi, ecmain, muhteremler, Rabbimiz Tebâreke-i Teâlâ bu mübarek Bedir gününde, dün gece Bedir gecesiydi biliyorsunuz, Bedriye okuduk, bugün Bedir günüdür, işte bir saatten aşağıya düştü, Bedir gününü uğurluyoruz. Dolayısıyla, bu mübarek günün hürmetine dualar yaptık. Yevm-ül Furkan, Furkan günü Rabbimiz buyurduğu, Yevm-ül Tekal-i Cem'an, iki ordunun karşılaştığı,
- 00:39
küfrün ve keferenin nallarının koptuğu, müşriklerin kalip çukuruna doldurulduğu, İslâm'ın aziz olduğu, İslâm ordusunun galip olduğu, bu mübarek Bedir günü hürmetine, sizlerin oruç ağızlarınız hürmetine, Rabbim şu mübarek saatte, dünya ahiret, hayırlı muratlarınızı ihsan eylesin, umduklarınıza nail eylesin, korktuklarınızdan emin eylesin, diyorum.
- 01:18
Ve şeye başlamıştık, biliyorsunuz uzun bir hadis-i şerifte, bu hadis-i şeriften devam edelim, inşaAllahu r-Rahman, Rabbim bütün faziletler, Ramazan-ı Şerif'in bütün meziyetlerine cümlemizi mazhar eylesin, amin. Bundan sonra çok önemli geceler gelecek. On geceler, özellikle tek geceler, Kadir Gecesi'nin arandığı geceler, artık zerre kadar şuur olan,
- 01:57
şuur olan müminler gaflet edemez, tembellik yapamaz. Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in Ramazan-ı Şerif farz kılındığından beri, yani sonra vefatına kadar, yani 8 sene kadar, her sene şiltesini Mescidi Nebi'ye serdiği ve hanelerine, hücreata gitmediği, halbuki yanında birkaç metre.
- 02:36
Mescidle arası ve Kadir Gecesi'ni aramak için ve Kadir Gecesi'ne ulaşmak için O'nun gibi masum, cennetin en âlâsında olacağı garantilenmiş bir insanın, Kadir Gecesi'ne bu kadar önem verdiği bir mevsime giriyoruz. Bu durumda bizler gibi fakir, muhtaç, günahkarların en büyük kurtuluş vesilesi olacak, ömründe bir kere dehi Kadir Gecesi'ne muvaffakata, muvaffak olmak.
- 03:15
Şu anda bir şuur meselesidir, beyin altyapısını buna odaklama meselesidir ve ben bu sene gaflet etmeyeceğim, akşam namazlarını hep cemaatle kılacağım, yatsı namazlarını cemaatle kılacağım, teravihi cemaatle kılacağım, sabah namazını cemaatle kılacağım en azından. cemaat de kılacağım, teravih-i cemaat de kılacağım, sabah namazı da cemaat de kılacağım, en azından.
- 03:35
Çünkü men sallel mağribe ve'l uşâfi cemaatin ekhedeh, fekat ekhedeh hazzâhu min leyleti'l kadri. İbn-i Abbas R.A.'dan rivayet ediliyor. Kim Ramazan boyunca, fi Ramazan diyor tabi o da. Ramazan boyunca akşamı yatsıyı cemaatle kılan mutlaka Kadir Gecesi'ne denk gelmiştir. denk gelmiştir.
- 03:55
Çünkü o gecelerin biri zaten mutlaka Kadir Gecesi'dir ve Kadir Gecesi'ne nasibini almış olur buyuruyor. Bundan dolayıdır ki akşamın cemaati çok kaçırılıyor, iftar sofralarında geçiriliyor, misafir çağrılıyor veya misafirliğe gidiliyor. Onun için Kadir Gecesi olmalı. ihtimali bulmalarda bu gibi şeylerden uzak durmak veyahut dikkatli olmak lazım.
- 04:21
dikkatli olmak lazım. Çünkü Kadir Gecesi'ne Çünkü Kadir Gecesi'ne girerken çok ağır yemekler, uzun sofralarda, uzun oturmak. uzun oturmaklar sünnete muhaliftir. Ne yapılmak lazım? Süt gibi, hurma gibi çabuk yenen, kolay yenen ve uzun zaman midede durarak tokluk hissi veren gıdalar,
- 04:47
zaten mescitte, cemaatle de kılınacağına göre mescitte falan, öbür türlü ağır yemekler zaten mescitte uygun olmaz, Yiyerek 15-20 dakikaya geçmeden Beş dakika içerisinde, yirmi dakikaya geçmeden, yani akşam namazını cemaatle edaya efendim, geçilmelidir. Ki Kadir Gecesi'den nasibi çok olsun. Aksi takdirde Ki Kadir Gecesi'nden nasibi çok olsun.
- 05:15
Aksi takdirde, Kadir Gecesi girerken Kadir Gecesi girerken, sofralarda uzun sofralarda uzun oturanlara, oturanlara, Evrazeu de'an lâ devâle, bir dert getirir ki bir dert getirir ki hiç devası yok, diyor. hiç devası yok diyor. O da Hazreti Ali Efendimiz'den O da Hazreti Ali Efendimiz'den rivayet edilmiş.
- 05:26
Bu itibarla önümüzde çok önemli mevsim var, ticaret mevsimi var. Kâr elde edilmekte en aranacak mazınnesi, yeri, bu önümüzdeki geceler. Tabi günleri de gecelerine tabidir. Onların da faziletleri ve leyletülkadri ve sabahüha Kadir gecesiyle bir de onun sabahı buyuruyor. Sabahı dediği günü demektir. Akşam güneş batana kadar o fazilet devam ediyor.
- 05:59
Dün böyle bir ümitli gecelerden birini geçirdik. İnşaAllah gafletle geçirmedik. Biznillah, ibadetle, taatle geçirdik. Bedriye'nin zikriyle geçirdik. Teravihlerle geçirdik. Ve yas namazlarını, sabah namazlarını cemaatle eda ettik. Elhamdülillah, Rabbim kabul eylesin. Sizler de çoğunuzun bizi izleyen ve takip edenlerin de bu şuurda olduğunu ve bu amellerde olduğunu
- 06:26
düşünüyorum ve hepinize hüsn-ü zannede bulunuyorum. Çünkü ben size ticaret yollarınızı, kar yollarını gösteriyorum. Ve sizi iki cihanda menfaatinize ve hayrınıza delalet ediyorum. Ben daha ne yapayım? Bu kadar da kitaplar yazarak da tabii bunlar sırf Lânegül Dergisi. Önümüzdeki gecelerin namazlarının faziletleri, teravihlerin faziletleri, Kadir Gecesi'nin namazları, duaları vs.
- 06:54
Yani Ahıskar yayınlarından talep edilebiliyor hemen. İnternet şeyi olaylarında geliyor işte neyse. Sizin gitmeniz gerekmiyor hani dükkanı aramanız. Şu anda öyle kolaylıklar da var, istifade etmek lazım. Daha önümüzde işte on günden fazla var. Ramazan-ı Şerif'in ikinci bölümünü tamamlamak üzereyiz. Ya haffâ razûluhu, ey günahları bağışlayan zikriyle yüz kere ihya etmekteyiz.
- 07:24
Ondan sonra bu mübarek orta bölümünde mutlaka affolup son on gecelere, günlere mağfuran, merhumen, müstecaben çıkmaya çalışmalıyız. Bunun için gayret sarf etmeliyiz. Beynimizi şimdiden Kadir Gecesi önümüzdeki gecelerden birinde aman en azından günah yapmayayım. Yani bir insan kar edemese de zarar etmezse yine teselli olur.
- 07:51
Niye? Hani başa baş geldi derler. Şimdi günahlar öyle bir şey ki sen teravih kılıyorsun, teheccüd kılıyorsun, yüz zekatı kılıyorsun, tesbih namazı kılıyorsun, kılıyorsun, ondan sonra bir günah daha hadi bakalım yaptığını yıkıyorsun yani.
- 08:09
Şimdi onun için bazı büyükler de şöyle demişler günahlardan uzak kal, fazla nafile ibadete yani lüzum yok manasında değil de yapmasan da olur. E yapmasan zaten olur. Farzlar, vaciplerin dışındakileri tabi sünneti müekkedelerde kuvvetli sünnetler var da geri kalan nafile faziletli amellerin sayısı yani şu anda ihata bile edemeyiz.
- 08:37
Görmediğimiz dolu dağıt içerikte vardır. Onun için ne kadar yaparsan o kadar kar olur ama yapmasan da kardan zarar olur ama azap bakımından bir zarar olmaz hani. Sorgun sualin şiddeti bakımından kabirde mahşerde sıkıntı o noktada çıkmaz. Onun için hani derler tevbe günah kirlenir sabunudur. Tevbe tü sabunul evzar.
- 09:07
Madem kirlenmeden duramıyorsun sürekli temizlik yapmak lazım. Bu da doğru bir tez. Bir ev gelen giden mesela ayak altı işte büro bilmem ne dükkan çok kirleniyorsa çok temizlik yapacaksın. Bunun bir şey yok. Ben temizlik yapmak istemiyorum. Böyle ne oluyor arkadaş kaç ayda bir yapsam yeter yani bu ne haftada iki gün, üç gün her hafta bilmem ne ne bu ya bıktık falan diyorsan
- 09:33
kirletmemek lazım. Yani onun için fazla faziletli amel çok sevap ya ben yapamıyorum dedim e tamam günah yapmasan zaten otomatikman farzları vacipleri yapsan bir günah da yapmasan zaten ahiretin zenginlerindensin. Ve cennete cehenneme hiç uğramadan gireceklerdensin. E çünkü neden? E bütün ayet kelimelerde Mevla Teala iman ve ameli salih.
- 09:59
İman ve ameli sâlih diyor. iman ve amel-i salih diyor. Bir de kurtuluşun çaresi olarak işte ve men yıkhşallâhu ettekhîn feuvlâkumul fâizûn işte, Yani, hatırladığım kadarıyla, yani hatırladım kadarıyla. Kim Allah'tan korkar, sakınır, kalbinde Kim Allah'tan korkar, sakınır, kalbinde O'na karşı derin saygı bulundurur, taşır, ona karşı derin sakınır.
- 10:20
zaten hepimiz Allah'ımıza karşı yani, O'na ne şübhe. E tabi, haramlardan sakınma hususunda gevşekliklerimiz oluyor. Mevlamız'ın bizi gördüğü yerde, zaten görmediği yer yok. E gördüğü yerde, bazı günahlar yaptığımıza göre, o bizi gördüğü yerde yapıyoruz bunu yani. Dolayısıyla bu bir saygısızlık oluyor falan ama, bu arada tabii unutuyoruz.
- 10:40
Her gün açtı ya, mutlaka unutup da işlemiştir. Eğer müslümansa, unutup derken, mazeret olan unutma hatırlamama manasında değil, yani Allah'ın azametini ve büyüklüğünü düşünmeyi unutmuş yani. O anda, o mülazada, o düşüncede olsan yapamazsın ki. Demek bir günaha teşebbüs edip, tefessül edip yapıyorsan, o anda Mevla'nın azametine dair delilleri aklında bulundurmuyorsun yani.
- 11:05
Unutma dediğimiz o. Yoksa unuttu da namazı kaçırdı gibi mazur değil yani. Günahı bilerek yapıyor canım. Ama Allah ne kadar büyük ve beni şimdi görüyor, cehennem ne acayip, tevşekli. Beni cehenneme atarsan ne olacak? Bunları düşünemiyorsun tabii. Bunları düşünsen zaten günah yapamazsın. Ya da günah yapacağın o anda bunları unutuyorsun.
- 11:26
Unutuyorsun derken düşünmüyorsun yani. Sen benim lafımı anlıyorsun. Onun için Kur'an-ı Kerim ne diyor? Cehaletle kötü işler yapanlar, sonra ardından tevbe edenler ve yaptıkları yanlışları ıslah edip düzeltenler diyor. Rabbin bu işlerden sonra bunları böyle yapanlar elbette bağışlayıcıdır, acıyıcıdır buyuruyor.
- 12:01
Ama şimdi orada adam zannediyor ki, cehaletle günah yapan, yani onun günah olduğunu bilmeden yapanı tevbe edince Allah affediyor. O zaman yanlış bir mana çıkıyor. O da nedir? Günah olduğunu bilerek yapanların tevbesi kabul değil gibi bir mana çıkıyor. Haşa böyle bir mana ayetlerde, hadislerde melhuz değil.
- 12:21
Murat mana zaten asla bu değil. Çünkü hepimiz günahlar yapıyoruz ve günah olduğunu biliyoruz. E sonra da tevbe edersek nasıl kabul olmayacak yani? Zaten ona tevbeyi vaat ediyor tevbe kapsamını. Günah yapmayanın yani tevbesi şartı yok ki günahsızsa. Ha tamam Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem günahsızdı ama her gün yetmiş kere yüz kere istiğfar ediyorum buyuruyordu.
- 12:46
E tabi o zikir mealinde, tevazum ayetinde işte Mevla Teala azziyetini, zafiyetini izhar mealinde tabi ki istiğfar sünnet zaten. E zaten Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yapıyorsa ondan sonrası nasıl yapmayacak? Fakat günahı işleyenler, bilerek günah işleyenler sonra tevbe kapsası açık değil mi?
- 13:08
Açık. Adam Canboğaz'a dayanmadı ki, kar kara halinde değil ki yani. İşte oradaki vicdanetine ne mana veriyor? Bütün müfessirler burada müttefiktir. Hiçbir müfessir muad'de istemez ki günah olduğunu bilmeden yaparsan sonra tevbe eder. Günah olduğunu bilerek yapar. Ya şimdi günah olduğunu bilmeden günah yapar mı?
- 13:26
Hepimiz biliyoruz şu andaki faiz günahı, işçi günahı, gıybet günahı, dedikodu günahı, iftira günahı. Biri onu yapıyor, biri onu yapıyor. Şimdi hepsini birden, benim yaptığım söylenemez ama kebal günahlardan pek nasibim yoktur. Lakin sen şimdi gıybet tabi, o gıybette ayrı mesele yani. İlk yediye giriyor mu?
- 13:45
İlk yetmişe giriyor. Giriyor, girmiyor. Yedi yüze kadar kebahiri çıkartan var. Yedide kalan var vesaire. Nisbi kebahir var, nisbi sahair var. Ona nisbetle büyük, buna nisbetle küçük sayılıyor vesaire. Ama bir yedi var ki onun nisbisi misbisi yok. İşte adam öldürmek, büyü yapmak, namuslulara iftira yapmak.
- 14:10
İşte şirk zaten en başta geliyor. Ondan sonra harpten kaçmak vesaire. Şimdi onun için günah işleyen herkes cahildir diyor bu ayetten çıkan hüküm. Ne manada cahildir? Allah-u Teala'nın azametini ve büyüklüğünü bilmiyor. Hakkıyla bilmiyor demektir. İki, azabının şiddetini cahildir, bilmiyor. Biliyorum cehennem şöyle azap böyle azap hocalar anlatıyor, ayet hadis dolu.
- 14:49
Ama yaşamamış, tatmamış, mukayese yapmamış. Dünyada öyle bir azabın misli benzeri yok ki. Neye göre kıyas ediyor? yok, neye göre kıyas etsin? Onun için, onun da cahilidir. Kürhünü bilmiyor yani. Meselenin hakiki mahiyetini de bilemez. Cehennemi görmeyen, içine girmeyen, ne kadar buradan tasavvur edebilir ki?
- 15:12
O manada, yani Allah'ın büyüklüğünü ve azabı şiddetini o anda düşünebilir. zaten o günahtan el çekecek. Düşünemediği için günahı yapıyor. Dolayısıyla, Dolayısıyla, hani fazla ibadetlerle yüzlerce, binlerce senelik sevaplar almak mümkün? buna yok olur. Buna yok diyenler, münkir ve cahil ve echel, İsmail Han'ın imamı olsa da, bilmem hangi üniversitenin dekanı olsa da, anladın mı?
- 15:46
Çünkü, zaten leyletülkadir-i hayru'l minel fişeril, âyet inkar etmiş oluyor. Bir kadir gecesi, binaydan hayırlı. Nedir bunun açılımı ne? Binaydan hayırlı. Hayırlı da bana ne hayrı var? Kendisi hayırlı. Burada çok mübarek bir şey var. Tamam, çok mübarek ne? Mübarek, bereketli demektir.
- 16:04
Bunun bereketi bana sirat etmiyorsa, ben bundan bir hayır ve bereket, bir feyiz, bir nur, bir rahmet, neyse maddi manevi sahada bir şey alamıyorsam, onun kendi mübarekliği kendine yani. Mübarek demek, bereketli demek. E bereket, sende bende tasavvur etmesi lazım. E tamam işte, istilam edenlerin şahitlik edecek, ahirette afiyet olmasına sevap olacak.
- 16:34
Mübarek, e nasıl mübarek? Çok bereketli. Bereketi kime? Kendine mi? E değil be, kendine zaten mübarek. E bize bereketi var. Niye? Tavaf ediyorsun, günahlarından siliniyor. Elli tavaf yapan, anadan doğmuş gibi aklanıyor. İşte efendim, umre yapan, onu tavaf etmeden yapan. İşte umre yapan, şu kadar sevap alıyor.
- 16:51
Hac yapan, günahları affoluyor. Umre arasını siliyor. E bunların hepsi neyle yapılıyor? Kabe-i Muazzama olmasa, o mübarek işte, mübarek işte, bereketleri sana geliyor. Anladın mı? Mübarek o demek. Onun için burada da senin günahlarının mağfiretine vesile olması, onun sana ulaştırdığı en büyük hayır ve bereketi olmuş oluyor.
- 17:20
Bu cihetten düşündüğümüz zaman da kim Allah'a ve Rasul'üne itaat ederse, yani emirlerini tutarsa, yasaklandan kaçarsa, onun için zaten farz vacip diyorum yani. Çünkü onlar, itaatın, farzlarda itaat var. Vacipler de vacip, vacip de amelen farz, tamam. Diğerlerinde hani azap yok. Terkinde azap yok, kardan zarar var.
- 17:46
Ve inşallah Allah'a karşı derin saygı duyarsa, yani işte bu derin saygı hepimizde var. Var ama günah işlerken bir cehalet, bir gaflet eseri olarak günahlara bağlı düşüyoruz ama gaflet kapısı açık. Ve tekhi, Allah'tan sakınırsa yani, haşa Allah-u Teala, insanlara üç gibi tanıtılacak, haşa haşa, kafir olur, öyle olur mu?
- 18:15
Mevlamız'dan güzellik yok. İnnallâhe cemîlûn yuhibbul cemâl. Allah güzeldir, güzelliği sever. Onun için burada nereden sakınacaksın? Haramlarından, takva o. Rabbin seni nerede bulunmaktan yasakladıysa, zinadan, içki içilen meclisten veyahut içki içmekten, işte efendim, vesaire. Şurada bulunma. Şu işi yaparken görünme.
- 18:47
Ne demek görünme? Yapma görünmesi. Yaparsan Allah'ın görmediği bir yer yok. İşte senin Rabbin yasak ettiği bir yerde görmemesi takva odur, diyor. Yani görmemesi ne demek? Senin orada bulunmaman demek. E haramlardan sakınırsan, fevzû neccattan gelir. Yani kurtulanlar, ne demek? Ebedi cehennemden kurtulacak, ebedi cennete mazar olur.
- 19:12
Sadece cennete giren dağda çıkmayacak ve ölmeyecek. Sonsuza kadar nimetlenecek, mezeplenecek. Cennet katır katır, trilyar senedir dese kafir olur, derdi Efendi Hazretleri. Niye? Hâli dine fî ebedâ. Bütün ayetlerde cennette ebedi kalacaklar. Zaten giren ebedi. Cehenneme giren ebedi olmayan var. Çünkü cehenneme giren müslümanlar da olacak.
- 19:35
Onlar ebedi kalmayacak. Cehenneme her giren ebedi değil. Ama cennete her giren ebedi. Çünkü cennete giren de dağda çıkmak yok. Ömâ minâ bimuhurracîn. Onlar oradan çıkartılacak değiller. Ha, kafirler hakkında da var. O ayet kafirler hakkında, gerisi. Orada da kafirler cehenneme gelince dağ çıkartılacak değiller.
- 19:56
O manada müslümanlar çıkartacak. Müslümanlar çıkacak, yakın ucumine ne yapacak? Cehennemden çıkacak. Demek girdi ki çıkacak. Men kâne fî kalbîn fî kalbîn. Habbetim min kardelin min iman. Kardal tanesi kadar imanın eserinde, kalbinde bulunan. Yani iman bölünmez de, inanılacak şeylerin hepsine inanmış.
- 20:15
İnanmış ama ameli az, zayıf, farzları ve acipleri falan terk etmiş, haramlar yapmış. İmanının nuru zerre kadar yani, o demek. Ama imanı kurtarmış. Günaha kadar yansa yakılsa, cehennemden çıkarılacak. Yafrucu var, yukracu var. Ehricû minen nâri cehennemden çıkarım Mevla emir buyuracak. Bunlar Bukhari'de olsa, itikad teşkilinde, yani sahih hadisler,
- 20:38
akaidde hüküm teşkilinden inanılması zaruriyattan olan meseleler. Müminlerden cehenneme girenler olacak. Ama onlar ebedi kalmayacak ve çıkacak. Ama cennete girenler, cennetten çıkmayacağı için, hâli dîne fî âbede, onlar ebedi orada müebbet kalacak. Sonsuza kadar ölmek yok. Onun için milyar, trilyar, bilmem katır trilyar da desen, sonu olduğu için senelerin günlerin,
- 21:02
Mevla da cennet sonsuz buyurduğu için, kâfir olursun buyururdu, Âet-i İnkâr'dan dolayı. Ne kadar net bir delil. Şimdi faizun ne demek? İşte adam, Kur'ân-ı Kerim'de, öyle bir çok var o, geçiyor. Hemen Levenzellâh'ın üstünde de var. Lâ istevî ashâbun nâri ve ashâbun cenneh. Ashâbun cennetuhumul fâizûn.
- 21:29
Cennete girenlerle cehenneme girenler asla eşit olmaz. Yahu yananlarla nimetlenenler bir olur mu yahu? Şu anda dünyada yangının içindekiler, nimetlerin içindekilerine bir diyenlerden daha ahmak kim olabilir? Ashâbun cennetuhumul fâizûn. Cennete girenler, onlar adamları olacaklar. İşte onlar ancak kurtulacaklar.
- 21:54
Femen zuhzihânin nâri. Femen her kim ki zuhzihâ. Yani üb'ide, uzak edildi, aninar, cehennemden. Cehennemin sesini, nefesini, gürlemesini bile Allah ona işittirmediyse, kabirden kalkarken beş yüz senelik mesafeden cehennemin gürleme sesi geliyor. Ama bazılarına hiç duyurtmayacak. Lâ ismâvni hasîsâ. Onlar cehennemin sesini bile işitmeyeceklerdi.
- 22:20
Benim dostlarım buyuruyor. Beş yüz senelik yoldan duyulan sesi bile duymuyor. Çünkü Mevla ona duyurtmuyor. Ve'n fî meştehet enfusum hâlidûn. Onlar canlarının çektiği, istediği, iştah ettiği nimetler içerisinde sonsuza kadar yaşayacaklar. Lâ ehcunûmul fezeûlek. En büyük feryat çıkanlar kopacak. O cehenneme atılanları zebaniler tutup yakaladığı zaman,
- 22:47
onlar ateşe atılacaklarını anladıkları zaman, öyle feryat, öyle fıkhat, öyle bağırmak ki. Dünyada en büyük düşman öyle bağırsa acırsın. Zerre kadar merhameti olan acımamak edemez. Ama Allah zebanilerden, cehennem görevlilerinden rahmeti ve merhameti çöküp almış. O bağırdıkça onlar zevk alacak. Yoksa cehenneme atmaları kabil değil.
- 23:11
İşte o büyük feryatlar benim dostlarımı hüzne gark etmeyecek, mahzun etmeyecek. Melekler onları karşılayacak. İşte bugün sizin vade olunduğunuz dünyadayken, namaz kılın, oruç tutun, hac farzınızı yapın, zekat verin, haramlardan sakının, sonsuz nimetlere mazhar kılacaksınız diye sevap dolanıyordu ya, ölüp dirildikten sonra.
- 23:46
İşte o gününüz bugündür. Buyurulacak. Önümüzde böyle günler var. İşte onun için faizun, fevzu neccattan geldi. Adam da biri cahil olduğu için orada cennet ehlini Allah methediyor, faizun diye yani fevzu neccat bulacak, kurtulacaklar. O da oradan manayı bilmediği için, cahillik çok kötü bir şey. Ah dedi faiz yiyenler.
- 24:09
Halbuki cennet ayeti ya, faiz yiyenlerle ne alakası var. Faiz zaten sonu keskin z değil. Fa-il-vo, sonu va. Fevzudan geliyor. Fevz da fazlalıktan geliyor. Nereden uydurdun? Öbürü fevz z, keskin z. Cehalet, alaizze resaletlerdi Efendimiz. Onun için, kurtulmak için Allah Rasulü'ne itaat, farzlar, vacipler haşyet ve takva.
- 24:40
Birçok ayet kelimelerde bunlar bazı ameller zikrediliyor. Peşine kurtulacaklar. Fevlake umul müflihun, fevlake umul müflihun. Çok var. İşte ancak bunu yapanlar bunlar. İşte felah bulacaklar. Umduklarına kavuşacaklar. Efradın camii, riyân-ı mâni, bir mana zaten. Dışarıda bir ferdini bırakmıyor, yabancı bir şeyin içine sokmuyor.
- 25:13
Çünkü umduğunu bulduğun zaman, umduğun neydi? Cennete girmek, Allah'ın cebani görmek, rızasını ermek, hafız-ı kevserinden içmek, sıra dışı bir şey gibi geçmek vs. vs. Korktukların neydi? Korktukların en başta imansız ölmek, kabirden mükernekeye cevap verememek, kabirde azap çekmek,
- 25:34
mahşerde 50 sene güneş tavan boyu yaklaşmış çile çekmek, sırattan cehenneme düşmek, hafız-ı kevserden kovulmak, içememek, cennete girememek. Bunlar, korktuklarımız bunlar. Onun için ayet-i kerimelerde felâh, kurtuluş, fevz, necât, bütün bunlar birçok ayet-i kerimelerde bazı şartlarla vaad ediliyor.
- 26:02
Bu ayet-i kerimesinde Allah Resûlü'ne itaatten sonra haşret ve takvâ zikrediliyor. Yani Allah'a karşı derin saygı, o genel manada var ama huşû hâli, hubû' son ayınla, Mevla'ya karşı tabi kafanın boynunu böyle namazda kıraraktan, onlar mekruh şeyler. Yani namazda böyle kafa hareketi, el hareketi, sallanma hareketleri falan bunlar mekruh şeyler.
- 26:28
O kalp, kalp boyun eğecek. Yani ne demek? Tevazu ve meskenet ve zillet hâli, Mevla'nın huzurunda durduğunu mülâza ederek. Mahşerde Allah'ın huzurunda Celle Celâlühü hesap vereceğinde ne cevap vereceğini düşünerek namazdaki kıyamı ve ayakta duruşu, mahşerdeki duruşun tekabülü olarak düşünmek. Öyle düşünen adam tabi ki maç kaç kaç diye namazda düşünemez yani.
- 27:02
İşte o derin saygı ve etteki bir de Allah'tan, haramlarından yani takva yarat edecek. Yani sakınacak. İşte ancak bunlar fevz-ü neccat olacak, ordu olacak buyurun. Dolayısıyla başından yani nereden geldim buraya deyince, şuradan geldim. Bir insan ikide bir temizlik yapmak istemese, evini, ocağını, yatağını, yorkanı neyse temiz tutacak.
- 27:36
En kolay iş kirletmemek. Kirlettikten sonra temizlik şu buydu ya, yapana kadar edene kadar yine bir eseri bir şeysi de kalıyor yani. İsi kalıyor. Hiç kirletmesen daha rahat. E hiç kirletmemiş duramıyor, duramıyorsan o zaman tövbesiz de durmayacaksın. Devamlı istiğfara, Mevla'ya yalvaracaksın, af isteyeceksin.
- 27:58
Beş vakit namazı cemaatle kılacaksın, aralarını sildireceksin. Cuma cuma arasını sildireceksin. Anladın mı? Ramazan, Ramazan arasını. E büyük günahların sakınırsan, küçüklerde biz affederiz Mevla buyuruyor Ramazan'dan Ramazan'a. E bir senelik temizlik oluyor işte. Onun için faziletli amelin sonu sayısı çok, yok.
- 28:19
Yani sınırı yok belki. Ama burada günah işleyip de kazandığın bezendiğine yetmeyecek hale geleceği ne? Anladın mı? Kazandığın harcadığına yetiremiyorsan e hasardasın, zarardasın. Şu andaki emekliler geçiremiyoruz diyor. Asgari ücretliler geçiremiyoruz diyor. E geçinemez. Ya hesap ortada. Hele bir de kiradaysa.
- 28:49
Bir de 2-3 çocuğu varsa. E şimdi bu açıkça zarar. Çünkü öyle kazanması lazım ki ihtiyacını karşılasın, biraz da fazlası kalsın. Yani bir zaruri olmayan fazladan bir şey canını çektiği bir şey de alamıyorsun yani. Bu ölmeyecek kadar yaşıyor. Onun için bazıları çok nafile ibadetler, faziletli amellere merak.
- 29:16
Ben de onları teşvik etmeye çok merakım. Ama öte taraftan bir günah, bir haram yapıp da torbayı deldirip de kul haklarına girip de buradan bütün sevaplar ahirette müflis tüccar gibi alacaklılara hesabına geçirilecekse ve bu ucuz çubuk ortada sevapsız vaziyette kalıp cehenneme girecekse e sen bu kadar salih amelleri fazali amali niçin yaptın?
- 29:47
Düşmanlarına yedirmek için mi? Yani sevmediğin adamları çünkü niye gıybet ediyorsun sevmediğin için. Niye iftira atıyorsun adama? Kızdığın için. E tamam bunu yapıyorsun kul hakkıyla görüyorsun. Adam senden alacağı tereddüt ediyor. Bu taraftan da teheccüd kılıyorsun, teravih kılıyorsun, hatimle kılıyorsun, bilmem ne yapıyorsun.
- 30:07
Böyle çok var. E demek ki sen düşmanlarla çalışıyorsun. Senden enayi kim olabilir? Onun için yani yine söylemiştim. İbadet, din ibadet demek burada zaten. Allah'a kulluk et, dinini taatını taat, dini taat sırf Allah için. Gösteriş yapmayacaksın, gidesinler, beğensinlere kaçmayacaksın. Millete hava atmayacaksın, kibirlenmeyeceksin, büyüklük taslamayacaksın.
- 30:42
Bunlar günahçar diye hakları görmeyeceksin, kendini sevapçar, görerekten cennetlik gibi güvenmeyeceksin. O zaman yekfikel amel bu kadar. Az amel sana yeter. Yani ihlas varsa tamam mı? Ondan sonra takva varsa, yani haramlardan sakınma varsa, nafile ibadetlerden, faziletli amellerden azı da yeter. Ama ihlas yoksa, takva yoksa çok amel de yetmez.
- 31:17
Niye? Ahirette adam dolu namaz, oruç, hep nafile, nafile, nafile, faziletli amel çöküyormuş. Farzları zaten yapmış. Ama hepsi alacaklara gitti. İflas eden ümmetimden kim olacak bilir misiniz? Sorusuna sahabe-i kiram. Biz bildiğimize göre
- 31:47
Parası kalmayan işte, altın, gümüş parası, şimdiki işte neyse, nakiti falan. Kalmayana müflis derler yani, aç açık kaldı. Buyurdu ki, esas müflisi siz biliyor musunuz? Yarın ahirette, Onu dövmüş, onu sövmüş, ondan ahalmış, bundan vahalmiş, ondan kul hakkına girmiş. Ondan sonra Alacaklılar başına üşüşmüş, ona sevaplarından bir miktar vermiş.
- 32:23
Karşılayacak kadarını öbürüne vermişler, öbürüne vermişler. Bir salih ameli kalmamış, alacaklılar başında duruyor. O zaman deniyor ki, siz bari sevabı kalmadı bunun, kendi günahlarınızdan alacağınız kadarını buna yükleyin. Adam bir de, o da yine onun kendi günahları olmuş oluyor. Çünkü milletten niye aklına girdi?
- 32:43
Sünme-i Turagüfi'den sonra atın bunu cehenneme. Ulan bu adam geldiğinde melekler şaşırmıştılar. Maşallah yani, tulum çıkaracak herhalde, hasenat tarafı mizanda. Sekil olacak. Ne kadar sevabı var, ne kadar nafile ibadet yapmış. Seccadeyes gitmiş falan. Ama işte bak. Onun için ne demek istedim size başından beri?
- 33:07
Haramlardan sakınırsak, ki kulakları en başta geliyor. Haramlardan sakınırsak, az amel bize yeter. Tamam mı? Haramlardan sakınmazsak, hiçbiri bizi korutmaz. Karşı gelmez yani, alacaklılara. Ne diyeyim ya Rabbel alemin. Bir yerden başlıyorum, gidiyorum. Onun için zaten oradan yine yapmıştım bir sohbet.
- 33:35
Ramazan-ı Şerif sabır ayıdır. İşte orada da anlattım. Sabır, hastalıklara, musibetlere, belalara sabır. Zaten sabretme, sende ne olacak? Gelen gitmiyor ki, yani Mevla'yı gönderme derdi. Hiç olmazsa beni mi buldu deme. Allah niye böyle yaptı bana deme, itiraz etmek, rıza göster. Sevabından mahrum olma bari kere.
- 34:00
Zaten başına gelen gelecek. Çare yok. Seni şaşan başına gelmeyen bela, şöyle yapmasaydım gelirdi de şunu yaptım da kurtuldum. Ne konuşuyorsun, yalan yanlış ya. O başına bela gelmez, zaten gelecek değildi. Veya bir bela seni şaştı gitti başkasına. Ulan görüyor musun, kafamı şöyle çektim, tak, öbürünün kafa gitti.
- 34:30
Ya Rabbel Alemin. Hiç erişletildi kadına uygun konuşmalar. Değil, münafık konuşmalar. Bir şey senden şaştıysa, yani sana vurmadıysa bir bela. Bil ki o zaten sana vuracak değildi. E tamam ben kafamı kaçırtmaya mıydım? Kaçırtacaksın tabii, deli misin? Sebepler alemindeyiz. Önce deveni bağla, sonra Allah'a tevekkül et.
- 34:53
Sebebe sarıl. Mevla sana sebebe sarılmayı emretmiş. Ondan sonra tevekkül et buyurmuş. Sen de sebebe sarılıyorsun. Tamam. Tedbirlerinizi alın. Sakınma tedbirlerinizi alın diyor. Âyet bu, âyet emir. Ama sen şunu diyemezsin ki ben bu tedbiri almasaydım başıma bu bela gelirdi. Kesin gelirdi. Neye göre kesin gelirdi?
- 35:23
Mevla yazmamış ki onu sana. Ama ben tedbir aldığım için yazdım. E tamam Allah ezelde alıp almayacağını biliyor. İtikadını düzgün yani tut. Ehl-i sünnete göre ol. İman, itikad ehl-i sünnete göre olmazsa helak olsun. Bundan dolayı yani haramlardan, günahlardan sakınma öyle bir çözüm üretir ki çok bir salih amele de ihtiyaç bırakmaz.
- 35:56
Farzlar, vacipler yani müekkel sünnetlerde eklesek. Onların da sayısı çok değil. Sünnet-i müekkeleler çok değil. Geri kalan sünnetler çok. Dört bin sünnet var. Yapmak lazım. Yapmak lazım olmaz mı? Tabi yapmak lazım. Ama sen sarık sarmadın ya adam cehenneme girecek veyahut müsvak kullanmadı diye cehenneme girecek diye bir âyet, hadis yok yani.
- 36:20
Onu demek istiyorum. Farz, vacipten farkı o. Ha bereketi kaçar, başarılı olamaz, nusret ve zafer gelmez. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ittiba bereketlerinden mahrum olur. O kadar zarar eder ki hadd-i hesabı yok. Ama mesele biz bu millete emirleri tutmak, yasaklardan kaçma mefhumunu anlatmalıyız.
- 36:50
Çünkü hastalıklara, belalara sabır. Üç yüz derece, iki derece arz-ı cennette yerlik yok Aras kadar. Ama namaz, abdese, orucu işte bunlara sabretmek, Ramazan sabır ayıdır. Sabrın sevabı cennetten aşağı olmaz. Onun için ibadetler sabır ister. Adam ben orucumu tutuyorum ama ne yalan söyleyeyim namazı tam kılanmıyorum.
- 37:13
Ne yalan söylemiyorsun da doğru söylüyorsun da yalanından beter yani. Namaz kılanmıyorum diyorsun yani böyle doğru konuşmadan. Ne anlam var? Türkçülük mü yapıyorsun yani? Çünkü neden diyorum? Ramazanın başı belli, sonu belli diyor. Orucun iftarı belli, imşakı belli. Namaz diyor hiç belli değil ya. Yani ne demek istiyor?
- 37:38
Her gün beş kere ya. İkide bir abdestin bozuluyor işte. Halbuki namaz oruçtan da daha belli. Ne demek bundan? Orucun bak şimdi iftarı var, dakikası gelene kadar kalmış orada işte herhalde on beş, yirmi dakika yakın bir şey. O vakte kadar iftarı demiyorsun. Ama namaz, öğlen namazını kılıp ölseydin, farz olmadan, ikindi ezanın vakti girmeden ölseydin, bugünün ikindisi akşam ezan.
- 38:07
Artık bundan sonra hiçbir namaz farz değil. Yani iftarda bir saat söyleyebiliyorsun. Namazda ne zaman öleceğin belli değil. Ne zaman ölürsen önündeki namazlar farz değil. Tamam o da bitti işte. Yani ben işte ne zaman öleceğim arkadaş? Devamlı namaz ya işte ya. Sabır ister. Beş vakit namazdan sabır, cemaata devam, sabır.
- 38:29
Sebahat. İşte ona altı yüz derece cennette vaat ediliyor, emirleri tutmak. Neden? Hastalığa sabırdan daha zor. Hasta olan herkes mecbur dayanacak. Ama namaz kılan kaç kişi kaldı? Cemaata giden kaç kişi var? E sebahat edemiyor işte. O daha zor. Vücud hukmuna alakadarı tabi hukum. Ücretleriniz, zahmetlerinizle görev verilecek.
- 38:54
Bundan sonra ne buyuruyor? Günahlara düşmemekten sabır var bir de. Ohoo harama uşkur çözmemek, ağzına geldi gıybet etmemek, tam ballı börek dedikodunun tam zamanı vur beline, lan dur, laf taşıma. Kendini durdurabilmek, namerime bakmadan gözünü engelleyebilmek, kulağına şalgı, türkü, zurna bilmem ne, oyun havası, ud, mud, iftar saati.
- 39:23
Akıl TV'de bile bizim tarikat ehli, sahte şeyh namzetleri bile oturmuşlar, beline vurmuşlar, udun mudun tam iftar saatinde. Her şeyi demiyorum. Yani tartışmalı diyordum, yani şey olarak İmam-ı Gazali ne yapıyorsun vesaire sen laflarını yeme diyorsan bana ben laflarımı yemem sen merak etme. Ama şeyh namzeti Mahmud Efendi Hazretleri'nin yolunda.
- 39:53
Yolunda sahte şeyh namzetleri olup da iftara on sene kadar kalan utlar, kemanlar, dümdüz yamanlar, yani falan. Bırak bu işleri ya, bırak bu işleri, devlet suçları demiş ya. Onun için yani kulağı korumak, gözü korumak, onu korumak, sabır. Hacı sabır, sabır.
- 40:18
Adam, Arafat'ta çekti bıçağı, adama zaptı çekiyor, ulan İbrahim'desin, bir de Harem-i Şerif'tesin, şusun, busun, sinir, sabır. Yaa, Beytullah'ta ya, neler oluyor. Hacer-i Lesvet'te yumruk atıyor adama ya. Ulan Hacer-i Lesvet senin istilamına mı şahitlik yapsın, adamın kul hakkına girip de adama yumruk attığına mı şahitlik yapsın ahirette.
- 40:44
Kaç sevaptan kurtul günahlarına döndü ya. Gidiyor oraya ömreye diye bilmem. Ne haramlar günahlara o yolda gelenler. Ne kadar hacca giderken namaz kaçıran duydum. O yolculukta bazı kere 24 saatte Mekke'deki otele gidemiyorsun. Evet öyleydi şimdi bilmiyorum, bizim zamanlarımızda. böyle ilişkini bilmiyorum, bizim zamanlarımızda.
- 41:04
Yani çok zor, çok bekliyorsun, bekliyorsun, bekliyorsun. Yani tabi oralar, biz elhamdülillah hep Efendi Hazretlerimizden gidiyordukça, haçlara özellikle ben hiç efendisi gitmedim. Efendi Hazretlerimizsiz benim hiç haççım yok yani. Belki ömrelerim vardır ama haççım hiç yok. Hatırlamıyorum çünkü ben Arafat'ta efendisi değilim.
- 41:21
kendime. Kafam yerim de. Dolayısıyla cemaat bile kaçırılmaz. Cemaatsiz kılınır mı yahu? Hacca onda. Efendisi öyle buyururdu. Hacca gidiyorum diye bir namazı farzı kaçırsan, Haça gidiyorum diye bir namazı, farzı kaçırsan kazığa bıraksan yani yolculuğun zahmetlerinden dolayı. kaza bıraksan yani yolculuğun zahmetlerinden dolayı bir vakit Bir vakit namaz, bak bir günlük değil.
- 41:41
Bir gündeki bir vakit öğlen namazı veya akşam. Haçtan aşağı mıdır der. Haç ne? Ömründe bir kere farz. Ramaz? Günde beş kere farz. Bir vakit namaz, İslam şartlarından biri olan hani farz haççı kastediyor. O farz haççıdan aşağısı yok, fazlası var derdi. Yani böyle bir şey mi olur? Ama insanlar bir alem.
- 42:07
Yani farzların önemini, vaciplerin önemini takdir edemiyorlar herhalde. Ondan sonra işte sabır. Hastalıklara, ağrı sancılara üç yüz derece. Hepsi yerle gök arası kadar. Namazlara, ibadetlere emirleri tutmaya sabır. Altı yüz derece hepsi gök arası kadar. Ama haramlara düşmemek için freni tutturabilmek, sabır ve sebat gösterebilmek.
- 42:39
İşte o dokuz yüz derece. Çünkü en zor o. Hem de iki derece arası yerle gök arası kadar değil. Yerle arş arası kadar. Ne demek biliyor musun? Yerle gök arasının kaç ne kadar katı. O kadar yüksek dereceler veriliyor. Hep mesele sabır. Birkaç güne kaldı öleceğiz. Sayılı nefesleri tüketmek üzereyiz. Ha şurada başladık işte.
- 43:08
Bir saat bile yoktu başladığımızda. Şu anda elli dakika hemen hemen oldu. Nasıl geçti? Her gün böyle geçiyor. Hep bizi ölüme yaklaştırıyor. Ahirete yaklaştırıyor. Bir anda gideceğiz. Ve yaşlıya, gence, hastaya, sağlama da bakmıyor bu iş. Her an hepimiz ölmek üzereyiz ve ölebiliriz. Nasıl çözecek bu hesaplar?
- 43:35
Onun için bu Ramazan-ı Şerif, bu sabır ayı iyi değerlendirelim. Günahlardan gelmiş. Muhafaza edelim. Bu usta zaten ne kadar hadis-i şerifler var. Bu sene pek okuyamadım. Yani bu hadis-i şeriflere göre. Arada bir tane de okuyayım.
- 44:21
Müslümanlara eziyet yapmaktan. Kıyamet günü, Allah-u Teala ona manen öyle bir yakınlık, Mevla Mekândan münezzeh, zahiri mesafe yakınlığı söz konusu değil. Ama yüksek derecelerde ona öyle bir manevi makam verecek ki, onun dizi İbrahim Halilurrahman aleyhisselamın dizine dokunacak. İbrahim aleyhisselam ne demek ya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem.
- 44:52
Resûlullah, sallallahu aleyhi ve sellem, büyük dedesim. Hattakabbi Allah İbrahim'e, Halil'e Allah İbrahim'e dost seçti ya. Resûlullah, sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra en büyük peygamber kimdir? Ülül Azim 5'in içinde yine İbrahim aleyhisselam. Kesin. Musa aleyhisselam'dan falan çok uçtu. Bak dizi İbrahim aleyhisselam'ın dizi ne diyecek?
- 45:13
Ve lem yekûn beyne ve beynel arş illâ fersahunev. Arşla arasında da bir fersah işte, 3-4 bin adımlık yer bir fersahunev, birkaç kilometre. Arşla, arş nereye? Yedi kat göklerin üstü, kürsünün üstü, Sidra'nın üstü, devrim ağzının hepsinin üstü. Arş 8 cennetlerin de üstü, tavanı. Arş bütün cennetlerin tavanı.
- 45:34
Arştan öte cisim yok. Cisim alemi bitiyor. Cennet de cisim alemi. Çünkü yaratılmış, sonradan yaratılmış. Lahut aleminde, vücud aleminde değil ki. Onun için, arşa ne kadar yakın? Yani cennetin tavanına. En üst derece yani. Onun için Ramazan-ı Şerif'te haramlardan sakınmanın çok büyük önemi var. Yani bildiğiniz gibi bir şey yok.
- 46:05
Ve şehrul muvasati Ramazan-ı Şerif, iyilik yapma, hayır yapma ayıdır hakikaten. İnsanlar fitreler, fidyeler, zekatlar, sadakalar ihraç ediyorlar. Bundan daha eftel bir zaman nerede bulacağız? Ve şehrun yezdadı ve rızkul mü'mini. Öyle bir mübarek aydır ki mü'minin rızkı onda arttırılıyor. Herkese bir bereket geliyor.
- 46:30
Sofralara bereket geliyor. En fakirin sofrasında, başka zaman tam takır olanlar, yine birkaç çeşit bir şey buluyor. Kahvaltılıklı bir şeydir. Müslümanlar da verirlerse, hayırlar yaparlarsa, yapıyorlar. Yapmaya çalışıyor herkes bir şeyler. Onun için rızka bereket geliyor, o zaten şüphesiz. Bereket ağır bir şey.
- 46:55
Ama bir de fakir fukarayı da arayıp kollamak lazım ki onların da rızkı artsın. Mevla da senin hayrını artırsın, ecrini artırsın. Men fattara fi sa'imen. Kim Ramazan-ı Şerif'te bir oruçluya iftarlık verirse, iftar ettirirse, iftarlık verirse, tabii şimdi götürüp de ne bileyim sana Çırağan Sarayı'nda adama iftar verirsen diye bir şart yok ya.
- 47:20
Zaten Çırağan Sarayı'nda falan herhalde içki var. Zaten içki olan pusulatlarında, mahzenlerinde bile içki olan yerlerde iftar edilir mi? İftara gidilir mi hiç? Ama Ramazan'da yok. Ramazan'da ne yok? Mahzende yine var. Ramazan'da sofraya koymamış. Onun için veyahut da işte ne diyorsun, resepsiyona koymamış, şeye koymamış.
- 47:43
Öyle yok. İçki içilen yerler, bunlara efendim haramın olduğu yerde, meleklerin girmeyeceği yerlerde iftar edeceksin de, iftarından hayır mı göreceksin? Onun için burada zaten lüks tüketim, israfa kaçan çeşit çeşit yemekler, kalanlar, tökülenler, atılanlar, saçılanlar, bilmeyenler. E iftarın bütün bereketi kaçtı.
- 48:16
Hani iftarda bir milyon kişi cehennemden azat oluyor. Her iftarda. Bu gece kişilik şimdi iftarınız yanaştı. Orada şu anda düne kadar hiç affolmamış. Ölseydi cehenneme gidecekti. Kesin. Yani hiç çıkmamak üzere demiyorum da. Hani Müslüman ölse bile cehenneme gidecek. Günahlar var. Ama her gece. İnnallâhe teâlâ.
- 48:44
Külleliyetin elfe elfi. Bin kişiyi, bir milyon. Binle bini çarpıyorsun. Bir milyon ateşten azatlısı var. E şimdi şu saatler nazik saatler. Dualar müstecaf saatler. Sübhanallahü ve Behamdü'yü okuyun. Ya hafı ara zülü bugün. Yetmiş sene sifar çekin ha. Yetmiş sene sifar yetişir. Hafiz deyin. İşte bir de bir Müslümana iftarlık vermişseniz.
- 49:17
Ya evinizi aldınız diyeceksiniz. Evler dar yani. Haremle selamlığa rahat edilemiyor. Bu sefer iftar ruhsasında komşunun karısıyla sen karşı karşıya bakarak oturursan. E bu caiz değil. Kadın erkek karışık. Karışık namahremlerle bir arada. Bu ortamlar caiz değil. Hani sofranda. Hani sen kendi sofranda eşinlensin, kızınlansın falan.
- 49:44
Yine de karışık ortamlar. Ama bir de aynı sofrada falan. Hepten caiz değil. Onun için iftar yapacağız. İftar yapacağım, yaptıracağım derken, ne dedim dedim yine, çok sevaplar, faziletler var ama mesele günahtan sakınmak. Günahtan sakınırsan az amel de yetiyor dedim işte. Onun için bu çok önemli. Yok birini ömreye götüreyim, onda sevabını alayım.
- 50:11
El âlemin karısı kızı. Mahremi var mı? Yok. Grup yaptık, gidiyoruz. Hanefi mezhebinde bu ara. Yani misal, hanefi mezhebinde derken, şerifse de la yahillu diyor. Seferi mesafede, mahremsiz. Helal olmaz buyuruyor meselesini. Sen ne yabancı bir kadın. Senin mahremin değil yani. Yok, onda parasını ödeyeyim de, onda ömreye götüreyim, sevab kazanayım.
- 50:35
Böyle olur mu işte. Başta kaç sevaptan kurtul, günahtanın yerlerinden bir misal oldu. Oruçlu iftar ettirenin, ver ona şey, illa çok yemek veremezsen para ver, iftar etsin o parayla. Veya hurma ver, peynir, zeytin al, erzak ver, iftar etsin onunla. Pide ver. Bütün günahları affolun.
- 51:13
Kaç kişiye iftarlık verdi? 10 kişiye. Bazısı aneli tutma, çok zenginler var, 100 kişilik veriyor, 1000 kişiye verenler var. O oruç tutanların oruç cevabından hiçbir şey eksik edilmeksizin, hepsinin bir misli kadarsa, kaç kişiye iftar verse, o kadar da ona yazılır. İftarlık verene.
- 51:37
Dediler ya Resulallah, hepimiz iftarlık verecek kadar maddi imkana malik değiliz. Sahabe-i Kiram'ın ekseri fukaralık vardı. Fethiler sonradan asıl oldu yani. Ekseri de Resulullah'tan sonra sallallahu aleyhi ve sellem. Ganimetler çoğaldı falan. Onun için buyurdu ki,
- 52:03
Ya bir tadımlık, bir yudumluk süt de mi veremiyorsunuz? Ev şerbeti minma sudan bir içecek de mi veremiyorsunuz? E şimdi yani sudan ucuz diye bir laf var. Gerçi su da bağlanmıştır illa ki. Su gölden olduğu için biz de hediye falan sular geliyor. Ondan sonra, bir yudum su bile versen, hurma versen, haydi haydi.
- 52:34
Bir hurma, bir hurma ne demek? Bir yudum sudan pahalı. Kim bunu verirse diyor, Allah ona oruçlu iftar ettiğine verdiği sevabını açsın verecek. Ama bir de ne var? Bak iftarlıkla doyurmak ayrı bir şey. Taftır başka, itham başka. İtham yedirmek, itham doyurmak. Ama taftır iftarlık vermek. İftar nedir? Bir yudum sudan orucunu açıyorsun ya, orucunu açtırmak yani.
- 53:07
Kim oruçluyu doyurursa buyuruyor, Allah ona benim ağzı keserimden bir şerbet içirecek. Mahşerde asla susamayacak. Cennete girene kadar. Zaten susuzluklar da çekilecek. Mahşer elli bin sene. Kur'an bu. O günün miktarı, süresinin uzunluğu elli bin sene. Sağlam bir Müslüman, dünyada kıldığı iki rekat sabahın farzı kadar geçebilir.
- 53:46
Ama miktarı elli bin sene. O elli bin sene hissedecek, yaşayacaklar. Kâfir, münâfik, fâsık. Günahkarlara çok zor gelecek. Hele alel kâfiriyle. Kâfirlere hiç de kolay gelmeyecek diyor. Çok çok tehlikeli bir güne gidiyoruz. Önümüzde ora var, cennetten evvel. Cennete gireceksen bile cennetten evvel mahşer var.
- 54:11
Mesele orayı atlatabilmek. Onun için bu sâlih amellerin orada çok faydası var. Bak bir oruçlu, karnını doyurursa diyor. Mahşerde elli bin sene ne var? Susuzluk var. Hararet var. Ciğerler patlamış, dudaklar paralanmış. Dünyada olsa o susuzluktan mümkün değil yaşaması. Su kaybından ölür. Bin kere ölür, on bin kere ölür.
- 54:34
Ama orada ölüm yok bu sefer. Ölüm olmayınca öldürecek hal var. Ölüm yok. Bu ne demektir? Çekmek var. Böyle bir çile var önümüzde ya. Burada işte yaptığın bir fakire doyurdun. Orada karşına geliyorsun. Havuz-u Kevser'den bir kere içen de zaten susamak almayacak. Cennete girince, cennette sonsuz yaşamak var, hiç çıkmamak var, ölmemek var.
- 55:01
Orada da susamayacak. E cennette bu kadar ırmaklar var. Kur'an'da söylüyor. E tamam, onları susadığı için içmeyecek. Zevk için içecek. İçtiğinde de hiçbir hazımsızlık, ne bileyim, sen şeker yükseltme, tansiyon çıkartma, kaputma, kolesterol yapmayacak. O zevk için yani. Orada yemek içmek zevk için. Acıktığından yemeyecek, susadığından su içmeyecek.
- 55:25
Çünkü neden? Acıkırsa şey yaparsa, açlık içse eziyet. Susuzluk içse eziyet. E dolayısıyla cennete eziyet yok, ucuz bir şey yok. Onun için mahşerde var. İşte mahşerde benim havuzumda Allah bir şerbet içtirecek, cennete girene kadar susamayacak. Ne demek bu? Cennete girdikten sonra ebedi susamak. E cennete girene kadar susamamak ne demek?
- 55:49
50 bin sene hiç susuzluk çekmeyecek. Niye? Oruçluyu yedirdi diye, karnını doyurdu diye. Muhterem, Müslüman. Onun için şimdi Vadi-i Şerif'te bir parça şey kaldı. Her sene ders yaptığım, uzunca ders yaptığım bir bölümdü o da. Ondan yarın inşallah sohbeti kaçırmayalım. Biz yarın Haydar'da olacağız yine.
- 56:15
Şimdi Haydar'ın stüdyosundayım yukarıda. Farkettiğiniz üzere ortam değişmiş. Yarın inşallah gelenler, bir saat kalır, yarım saat, işte iftara kadar gelenler, sohbeti yapacağız. Ondan sonra inşallah, çünkü yarın 18, salı, çarşambaya bağlayan gece, Meşayih'in beyanı ve çile, çok büyük belaların, uğursuzlukların yağdığı, yağacağı gece olmak esebiyle, ne yapacağız?
- 56:42
İftardan sonra, evvabinden sonra, belaların yağmasına engel olacak, zikirlerimizi yapacağız cemaatle beraber. Canlı yayınlar da olacak. Radyo, televizyon, Youtube, bütün kanallardan canlı yayın, zikirler olacak. Yani iftardan 40 dakika sonra falan başlarız. Yani 40 dakika sonra başlarız. İftardan, İstanbul iftarını baz alıp, 40 dakika sonra inşallah zikir.
- 57:03
Dün de Bedir ehli ölü 8 gibi başlamıştık. Dolayısıyla, zikirlere başlayacağız. Ondan sonra teraviyi kıldıracağım. Teraviyi biraz hafif kıldıracağım. Uzun surelerle kıldırmayacağım. Çünkü peşine 12 rekatlık hacet namazı var. Secdede çünkü 20 dakika kadar sürüyor. Okumalarımız var secdede. Cemaatle beraber, bütün belaların üzerimizden
- 57:24
kalkması için, bir sene belalar uğramaması için. Ondan sonra sabahına da, yani ayının 19. çarşamba sabahında, imkanı olanlar, kurban kestirsinler. 60 parçaya mutlaka böldürsünler. 60 parça fakirlere dağıtılacak. Veya güvendiği bir hayır kurumuna verir. Ben Haydar'ı, burada kendim çok güvendiğim için, şeffaf olduğu için, kendim çocuklarım adına,
- 57:48
maddi imkanım da o kadar olduğu için, kurban kestireceğim inşallah. Tabii ki bu, farz değil, vacip değil. Sünnet dersek, böyle bir sünnet, sadaka, kurban kesme, her zaman sünnet var ama, o günde sünnet var desek, o da caiz değil. Ama Evliya Allah beyan etmiş, bugünün sabahında, kurban kestirip, 60 parçaya böldürüp, dağıttıranlar veya işte aç ellerine,
- 58:12
şuraya buraya, kendi eliyle yapamasalar da, güvendiği kurumlara yaptıranlar, vekillik vekalet verenler, onlar belalardan korunur, buyuruyor. Az sadaka, çok bela hedef eder. Sadakayı tez verin, işte kurban da erkenden kestirirsen, belalar 10 geçemez. Geceden yağacak belalara, zaten çarşamba meselesi hakkında, Yavumi Nahzim Müstemir, bu herifler çok,
- 58:36
Safer Risalesi bütün bunlarla dolu, hepsini beyan ettik. Dolayısıyla Mart'ta Rumi takvime göre, ilk şeyinde yarınki, akşam oluyor, birbirine duyuralım, zikir yapacağız, bir şey yapmayacağız, zikir yapacağız, teravih kılacağız, hacet namazı kılacağız, şerata muhalif yok, hepsi büyüklerimizin teşvik ettiği ameller yapılacak.
- 58:56
Çarşamba sabahında kurban kesebilir, ne kestirir, başımın gözümün sadakası derler. Yani bu iyi bir şey. Ama bak farz macip demedik, sünnet de demedik. Ama Evliyaullah'ın sünneti, Ahmet-i Buni Hazretleri, bu gibi belalara karşı, hacet namazıyla kurbanı tavsiye etmiş. Çok büyük veli, halüsine bile geçer.
- 59:18
O'nun kaynakları, O'ndaki ilimlerdir. Onun için, yani bu konu geçer demiyorum. Ahmet-i Buni'nin marka, ismi, değeri, bütün ulema, evliya ondan alır yani. Onu demek istiyorum. Allah-u Teala yarın akşamda, sohbette buluştursun. İlimleri konuştursun. Bu mübarek 18. gecede teravih kılanlara, Allah dünyanın ahiret bütün sıkıntılarına kâfi gelir.
- 59:41
Mücahidlerin, şehitlerin sevabına nail kılılır. Bir melek, ey Allah'ın kulu, Allah-u Teala senden de, anne babandan da razı olmuştur. Diye, İnnâ Allâhe Kadrâ Diyâhen Keb'ânü Vâlideyke. Yani bak annem kabirde yatıyor. Şimdi ben bu gecede teravih kılarsam, Allah da anamdan babamdan razı olduğunu beyan ederse, bildirirse, onun da kabrine rahmet gider.
- 1:00:03
Allah hepimizi geçmişten rahmet eylesin. Oruçlarımızı kabule karîn eylesin. Amin. Ve sallallahu aleyhi ve sellem.
Benzer sohbetler
1:04:09İftar Sohbetleri 2026 - 24. Bölüm 19 Mart 202619 Mart 2026 · 65 dkRamazan Sohbetleri · 19 Mart 2026
1:06:14İftar Sohbetleri 2026 - 23. Bölüm 18 Mart 202618 Mart 2026 · 67 dkRamazan Sohbetleri · 18 Mart 2026
44:45İftar Sohbetleri 2026 - 22. Bölüm 17 Mart 202617 Mart 2026 · 45 dkRamazan Sohbetleri · 17 Mart 2026


