1:25:23 / 2:21:46Şu an 1:25:23 / 2:21:46
Transkript
342 satır
- 00:00
Elhamdülillâh, ellezi hedânâ lehâdâ ve mâ künnâ lehtedie lev lâ hedâne Allâhe mâ tevfîkî ve at-sâmi lillâhi billâhi ve kat-câetu resûlu rabbinâ bilhâk. Sallu alâ Resûlillâh Muhammed, Allâhümme salli alâ seyyidina Muhammed. Sallu alâ tabîbü kulûbnâ Muhammed, Allâhümme salli alâ seyyidina Muhammed. Allahumme salli alâ seyyidina Muhammed ve alâ aleyhi s-salâmu aleyhi ve sellem.
- 00:33
Euzubillahimineşşeytanirracim. Rabb'i euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Derse başlamadan evvel bir hususu arz edeceğiz. Tiyanet Reisi aradı. Mehmet Tali Hoca Efendi gelmişti. O aradı işte. Onun vasıtasıyla aramışlar. Konuştuk biraz. Yani dedi bazı kere işte uygunsuz laflar oluyor.
- 01:38
bizim diyanet makamına saygı olmak lazım falan tabii. Alttan alıyor. Cevazılı adam da ben dedim ne yapmışım, ne etmişim tabi ben de bilmiyorum. Bir yumurtladı lafı geçmiş herhal. Bazı siteler bunu manşet etmişler. Ben bizim siteler böyle bir manşetleri böyle bir manşetlere ben dikkat ediyorum. Yumurtladı diye bir şey söylemedim.
- 02:01
Yani sitede manşete çekmedim fakat benim lafımın arasında bu yumurtladığı lafı geçmiş. Onun için demek ben yumurtlamışım yani. Ondan sonra dedi bir de evvelce de bir şeyde Ne demişim? Halt. Halt ettim mi ne demişim? Evvelce bu kaç sene olduysa bilmiyorum. O da Diyanette dosyalar halinde bunlarla uğraşıyormuş yani.
- 02:32
Benim ne dediğimle uğraşıyormuş. Sonra dosya Sonra dosyayı ona getirmişler. demişler. Dedi bir de halt etti demişsin. E peki. Dedi bir de halt ettim. Sonra da bir de herzeh. Bunlar tabi çok sene evvelki şeyler. Ben tabi hatırlamıyorum. Herzeh mi yedi demişim. Ne etmişim bilmiyorum.
- 02:46
Şimdi tabi ki benim bazı kere böyle gevezeliklerim olur. Estağfurullah diyesiniz. edemiyorum derdi Hasbi Hoca. Rahmetullah Aleyh. Benim böyle işlerim olur. Ben halk dili konuştuğum için dedim, Efendim dedim yani halk dili konuştuğum için sizden özür dilerim dedim. Cemaatin huzurunda da özür dilerim.
- 03:11
Yok dedi lazım, lüzum yok dedim falan. lazım, lüzum yok dedi falan. Dedim olsun, ben yine cemaatin huzurunda da. tamahatın huzurunda da ilim meclisine ağırlık yakışır, Ben eğer ki ilim meclisine yakışmayacak böyle argo tabirler kullandımsa ki kullanmışım, bundan dolayı kendisinden de, diyanet makamından da özür diliyorum.
- 03:38
Bunu da, bu tabii kaç senelik toptan bir şey yani, üç kelime burada bulmuşlar. E bundan dolayı özür diliyorum, sizleri de şahit ediyorum. Ancak yaptığım reddiyeler hususunda Sakalı Şerif meselesini gazete öndeki soruyu yazmamış. Benim cevabım yanlış, orada bir yanlışlık oldu. Ben Sakalı Şerif, Saç Şerif bunlara ihtiram ederim.
- 04:10
Teberrük, tevessül bunları kabul ederim dedi yani. Ancak buradan Saç Şerif diye falan şeceresi belli olmayan bir şey. Efendim işte, Çeçenistan'a mı götürülmüş Kadirova? Kadirova topluyor bunları hep. Kadirova bozuk adam biliyorsunuz. Çok bozuk bir adam. Fakat bu kutsal emanetleri topluyor Dünya'dan.
- 04:37
Rusya'nın bir İslâm projesi, Müslümanları ele alma projesi var, Rusya'nın. Çünkü Türkiye Cumhuriyetleri hep Müslüman olduğu için. Amerika'ya benzemiyor. Rusya'nın çoğu Müslüman, yani etki alanı. Türkiye devletleri hep Müslüman. Dolayısıyla Rusya'nın böyle bir planı var, Putin'in. Putin'in karısı da bu sene Haç'taymış yani.
- 04:58
He, neler duyacağız daha neler? Ondan sonra, efendim, böyle durumlar olduğu için siyasi, tabi burada da bunu alet ediyorlar, parayla, büyük paralarla satıyorlarmış falan. Sakalı şerif, saç şerif falan. Bana dedi, böyle bir soru sordular dedi. Ben de cevabında, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, bunlar yani, hayatta olsaydı bunu yasaklardı.
- 05:24
Yani sakalını, saçını, ziyareti, öpmeyi yasaklardı demedim ben dedi. Yani efendim sevmezdi böyle işi, paralarla satıyorlar, alet ediyorlar, bunu yasaklardı. E fakat dedim, hocam, biz dedim, yazıya bakıyoruz, Habertürk gibi bir gazete bu. Tırışkadan, tayyare değil. E şimdi sen burada biz bunu okuyoruz, e dedi yani işte üstünü yazmamışlar, soruyu yazmamışlar falan.
- 05:47
Hani Kadiroğlu'nun adı falan geçmesin demek istemiş. Ama şimdi ben deyince daha beter geçti yani, ayrı dava. Neyse, bende sır kalmaz. Ondan sonra dedi, durum buydu. Ben dedim, bunu ama biz neye göre hükmediyoruz? Çıkan yazıya göre. O zaman kendisinin tekzip etmesi önce gerekiyor. Önce tekzip etmeyin diye bize laf düşüyor.
- 06:09
Zaten bana o laf gelene kadar kaç hafta geçiyor. E o arada tekzip edilmemesinden biz de önce atlamışız. Neyse, bundan dolayı biz işte halt dedik, herze dedikse falan ben hepsinden özür diliyorum. Ancak, ilmi reddiyelerin bakidir. Geri kalan konularda geri kalan konularda, yani işte Mehdi hakkındaki hadis muteber değil veyahut fiten hadisleri sorunlu
- 06:41
kıyamet alametleri ilgilense sorunlu vs. Bu gibi konularda biz ehl-i sünnet itikadının metnine geçmiş Hz. Mehdi'nin zuhuru gibi İsa a.s'ın gökten nüzulü inmesi gibi, deccalın hurucu gibi, ehl-i sünnetin mütevatir akidesinin metinlerinde bulunan konularda asla ne yapamayız? Taviz veremeyiz. Benim bütün reddiyelerim kendisi hakkındaki konularda geçerlidir.
- 07:11
Bir tek Sakal Şerif konusunda o diyor ki, cevap buna dair değildi, bu parayla satılmalara dair idi diyor, yasaklardı lafı. Bunu da sizle paylaşmış oluyorum. Ondan sonra bu konuyu burada kapatıyoruz. Ama tabi ki arka oku kelamlar konuşmamak lazım. Konuştuksa da konuştuğumuza göre özür dilememiz icap ediyor.
- 07:35
Allah Teala zaten özürleri kabul ediyor. Kullara da benim ahlakımla ahlaklarının özürleri kabul edin buyuruyor. E o da zaten mütevazi insan yani şey olarak ahlak bakımından yani, ahlak bakımından mütevazı bir insandır. Ben de dedi her sözüne karşılık sana bir hediye hazırlamıştım dedi. Kitap hediyesidir.
- 07:56
Bana ne hediye gelecek? Baklava gelse zarar. Börek zarar. Bana gelse kitap gelsin hediye. Değil mi? Ondan sonra üçe dedim, tamam hocam sen dedim hediyeleri gönder. Fazilet sende kalsın. Kitaptaki hediyeleri ne olsa olsun reddetmeyiz. Değil mi? Usta kitaplar tam şu anda hatırımda yok yani demedi herhalde.
- 08:19
Bu durum bundan ibarettir. Ondan sonra efendim Muhammed Keskin'in dergisinde bir yazı çıkmış benim aleyhimde. Bu dergi Efendi Hazretleri'nin deniyorsa da bu yazıyla beraber Efendi'ye ait olmadığı kesinleşmiştir. Bu yazıda benim hadisler hakkında efendim böyle uydurma hadisler konuştuğum rivat ettiğim.
- 08:54
Ondan sonra vesaire laflar açıklanıyor. O yazıda geçiyor ki isim de yazmaya cesaret edememiş kim yazdıysa. Yani yazının sahibi yok. olmaması ne demektir? Derginin tümü bunda sorumlu demektir. Sahibi olsaydı yazının ne olacaktı? Sorumluluk sahibine gidecekti. Ben sahibini de biliyorum. Ama ne lüzum var?
- 09:23
Yazmaya cesaret edemeyen adamın adını konuşmaya da gerek yok. Fakat bunun Muhammed Keskin'in haberi olmadan yazılması mümkün değil. Hatta daha yukarısının da haberi var. Mutlaka. Ama bu yazıda Efendi Hazretleri'nin yolu reddediliyor. Kırk sene Efendi'nin yanında hizmet etmiş biri olarak Efendi Hazretleri buyurdu ki diyor şimdi orada uğraşmayalım biz.
- 09:55
Gıybet olur. Ahmet dedi bana. Bu şey ne demek diyor şöyle olmuş, böyle olmuş. Aslında bu reddiye bana değil. Bu reddiye kime? Efendi Hazretleri'ne. Cerh, yaralama demek. Cerrah. Yaralayan, ameliyat yapana cerrah diyorlar. Tadil de düzgün adam demek. Yani bu kişi güvenilir diye rapor vermek diyelim. Bu cerh, tadil ilmi ne biliyor musunuz?
- 10:29
Mesela muhaddisler var. İşte efendim İmam Bukhari gibi, İmam Yahya ibn-i Ma'in gibi, Darı Kutni gibi vs. İbn-i Hibban gibi falan filan. Bunlar kitaplar yazmışlar. Bu kitaplarda Hazretleri rivayet edenlerin bütün isimlerini almışlar. Bu isimlerde bu kişi güvenilir mi, değil mi diye bilgi vermişler. Fakat tabii ki burada çok ihtilaf var.
- 10:55
Yani birinin fika güvenilir dediğine öbürü kezzap, çok yalancı diyebilmiş. Birinin saduk, çok dürüst dediğine öbürü kazip, yalan da katar diyebilmiş. Öbürü biri hakkında işte lehu evham, çok evhamlıdır, işte karışık rivayetleri birbirine karıştırır diyebilmiş. Öbürü nesya, çok unutkandır demiş. Öbürü bazı çok da aşırı gitmişler.
- 11:28
Habis, pis herif diyen de olmuş. Fakat bu kargaşanın içinde Efendimiz Hazretleri derdi ki evladım bizim kitaplarımız belli. Kütüb-i Sitte belli, Kütüb-i Tisa belli. Bütün hadis kaynakları bitti mi şimdi? Bitti. Bundan sonra yeni hadis kaynağı yazılacak mı? Fıkıh yeniden yazılacak mı? O zaman biz elimizdeki kaynaklardaki hadislere itibar ederiz.
- 11:55
Anladın mı? Onlar birbiri hakkında ne demiş? Bu gıybet olur. Çünkü vefat etmiş mübarek zatlar. Kendi asrında olanlar birbirine bir şey der falan ama aslanlar tepişirken şakallar, tilkiler arada ezilir. Fillerin kavgasına bizim girmemize bir lüzum var mı? Yok. Bu saatten sonra biz kalkıp yani Buhari'deki bir ravi hakkında
- 12:22
öbürü kalkmış, Buhari'nin itibar ettiği bir adama itibarsız demiş. Ya bu sefer bütün kaynaklarımız şüpheye girer ve çöker. Bizim bu cevh tadille uğraşmamıza hacet var mı? Yok. Niye yok? E çünkü bütün hadisler geldi bize kadar artık süzgeçlerden geçirildi. Kitaplarımız belli zaten. Kaç yüz senedir yeni hadis kitabı yazılmıyor.
- 12:44
Kaç yüz senedir. Ancak o hadislerden alınan hadis kitapları yazılıyor. Anladın? Yeni bir muhaddis yok yani senediyle, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den gelen senetle duydum diye yeni bir hadis getiren yok ki biz bunu cevh tadile sokalım. Hepsi cevh tadilden geçmiş zaten. Bize kadar süzgeçten geçmiş, hazır önümüze konmuş, öyle mi?
- 13:04
Şimdi bizim bu onun ona dürüst dediği, onun ona dürüst dediği, onun ona onun ona pis dediği, pis dediği, evhamlı dediği, unutkan dediği, karıştırır dediği, vefat etmiş vefat etmiş kaç yüz sene evvelki zatlar. Bu gıybete girer evladım dedi. Vallahi bunu kulaklarımla duydum, billahi Billahi kulaklarımla duydum.
- 13:22
kulaklarımla duydum, tallâhi kulaklarımla duydum. Efendiden duymadıysam Efendim duymadıysam şu kulaklar sağır olsun. Bu dergide, Efendinin dergisi denilen dergide bu laf reddediliyor. Cübbelinin sözü yok. Cübbeli ne öğrendiyse Efendiden'dir. Efendiden başka bir şey bilmem ben. Bana mı güvenirsiniz 40 senelik Efendinin yanındaki adama?
- 13:49
Bu çoluk çocuğa mı güvenirsiniz? Dünkü etmeler gelmişler, hadis hakkında ahkam kesiyorlar. Ya ben Efendinin yolunu savunuyorum. Siz ne konuşuyorsunuz? Şimdi de Ruhul Furkan tefsirindeki hadislerin uydurma olduğuna dair yazı hazırlıyorlar. Tefsirin bazı hadisleri, bazı hadisleri. Bu yazı yazan adam Murat Demir Hocaefendi var, benim yanımda beraber çalıştığım.
- 14:18
O Hocaefendi'ye telefon ediyor. O Cübbeli'ye söyle, şimdi de Ruhul Furkan hakkında yazacağız. E Ruhul Furkan Efendi'nin tefsiri. Siz o zaman ayağınıza değil, kafanıza sıktınız. İşte bir adam yoldan çıktığı zaman Allah böyle saçıttırır. Durum bu.
- 14:37
Şimdi ben ne yapayım? Şimdi ben Efendiden duyduklarımı söylüyorum. Koca Abdullah Habeşi o zamanlar daha 80 yaşlarındaydı. 100 yaşına kadar yaşadı, 90 yaşında çocuğu oldu. Büyük muhaddis, Seyyid İbrahim'in de şerhlerinden. Ahsen'in. Birçok dünyadaki muhaddisesi Efendi Hazretleri'yle de gittik. Arif Çoşkun Hoca'nın evine geldik.
- 15:04
Biz de Hikmet Efendi Hazretleri, İhsan Efendi Hoca'mız, Efendi Hazretleri gittik. Ziyaret ettik. Evvelce de Efendi'ye gelmiş. Bir kere de Bakırköy'e gelmişti. Orada da gittim bir ziyaretine. Yani hakkında çok istilaflar var ama büyük alim ve muhaddis olduğu kesin, Lübnan'da. Sonra işler karışınca ben efendiden böyle duyunca Lübnan'da da gittiğimde ziyaretine gidelim dediler.
- 15:29
O zaman sahidi gitmedim. Çünkü efendiden bir şey duyduğum zaman ben ona bakardım. Şimdi bu adam, bu hoca, efendi, bize faks çekti. Rakaten bi'imâmetni, hayrumu'l-sefâniyye, rakaten bi'l-i'mâmet İsmaila'ya faks çekti. Sarıkla kılınan iki rekat namaz, sarıksız kılınan, efendim sarıkla, sarıksızın yetmiş rekatından üstündür.
- 15:51
Bu hadisi Efendi Hazretleri çok okurdu. Bu hadis-i şerifin zayıf olduğuna dair, ya zayıf olsa zaten amel edilir. Zayıfta sorun yok. Zayıf olduğuna dair, halbuki adam sarığı inkar etmiyor. Diyor ki, Buhari'de sarık hakkında daha kuvvetli hadisler var. Buharileri falan kullanın. Yani bu hadis zayıf diye faks gönderdi.
- 16:12
Ve o, o zaman efendiden yaşlı, yaşlı, efendiden yaşlı ve çok büyük muhaddis olan Efendi Hazretleri'ne de hürmet etti. Abdullah Al-Habeşi'nin, dedi ki, Ahmet dedi, bu adamın derdi mi bitmiş, hadisi zayıf diyerekten bize faks çekiyor. Bırak şunu, bundan sonra bununla şey etmeyelim, görüşmeyelim diye. Hadise, zayıf olan hadise zayıf dedi diye reddetti adamı ya.
- 16:37
Siz bunları biliyor musunuz ya? Efendim'in yanında gezdiniz mi? Her şeyi söylüyorum size. Efendi Hazretleri sevmez böyle bir şey. Fizâ tehayyartum fil-umûr. İşlerinizde şaşkına düştüğünüz zaman fessâ-i nûmine el-kubûr. Kabir ehlinden immet isteyin. kabir ehlinden himmet isteyin. Bu İbn-i Kemal Paşa'nın 40 hadisinden biridir.
- 16:55
Şeyhülislam'dır İbni Kemal. Kemal. Yavuz Sultan Selim'in şeyhülislamıdır. Onun çamurlu kaftan şeyini ayağından çıkan, çamurları kaftanla bulaştığı vakit o kaftanı kabrinin üstüne koydurmuş Koca Yavuz Selim. Öyle dünyayı fethettiler. Hadisleri inkar ederek değil, hadislere iman ederek fethettiler. İbni Kemal'in kırk hadisinden biridir.
- 17:19
Biz o zaman bunu da bilmiyorduk. İsmet Baba Risale-i Kudse'de diyor ki vefil hadis, hadiste buyurulmuş. Dedim Efendi Hazretleri buna kaynak bulamıyoruz. İsterseniz hadis demeyelim. Ne? İsmet Baba ne demiş dedi? Hadis bu demiş dedim. İsmet Baba hadis diyorsa hadis de evladım. Ben İsmet Baba'ya mı güvenemeyeceğim Koca Şeyhleri Şeyhi?
- 17:44
Aleyhisselatü Vesselam'ın dört mezheb büktüsü. Bütün Kur'an'ın kenarında vesairede Deylemi'den vesaire kitaplardan, Ruhul Beyan'dan kaynak veriyor. İsmail Hakkı Mursevi hadis dedi. Efendi Hazretleri hadis der. Asla itiraz etmemiş. Ömrü hayatı Ruhul Beyan tefsiriyle sohbet etmekle gelişmiş. Hep önündeki tefsir.
- 18:02
Herkes şahit buna. Ruhul Beyan dedi. E sen şimdi efendim bu yazıyı yazan adama göre efendim bunların hiçbiri hadis değil, uydurma. Ve bu adam efendi dergisinde yazı yazıyor. Ve efendinin yolunu benim değiştirdiğimi iddia ediyor. Ve efendim kendi görüşlerini efendinin bu cemaatın görüşü olarak yansıtamaz.
- 18:28
Diyor. Halbuki bu benim görüşlerim mi? Asla ve kata. Biz Abdülkadir Geylani'ye, İmam-ı Gazali'ye, İsmail Hakkı Mursevi'ye vesaire meşayiha İsmet Babamız'a, İmam Rabbani'mize itimat ederiz. Kitaplarında hadis diyorlarsa kaynak bulamasak bile biz onlardan hadis olarak naklederiz. Öyle mi? İtikadımız bu mu?
- 18:52
İşte bu adam da bana diyor ki şimdi efendim Efendi Hazretleri'nin gıybet işlerine karışmayalım. Aliülkari mevzuat kitabı yazdı, mevzuat ister. Halbuki Aliülkari mevzu denen hadisleri manen sahih diyerek birçoğunu kurtarmaya uğraşan biridir. Ona bile Efendi Hazretleri ne işi bitmiş de mevzuat yazıyor ya bu Aliülkari'yi ne karıştırıyor?
- 19:16
Yani Efendi'nin görüşü bu iken Efendi'nin dergisi denilen efendim yerde benim adımı sırf hasetlik ve fesatlık olsun diye benim adımı geçirerek ondan sonra da telefon edip Ruhul Furkan tefsirindeki hadislere de çatacağım deme cesaretini gösteren adam hâlâ orada tutuluyorsa benim marifet derneğiyle ilişkim kesilmiştir.
- 19:43
Ben Efendi'nin yolunu bozduramam. Ölsem bozduramam. Bozdurmayacağım. Bugüne kadar bu kadar olay oldu sabrettim. Çeçenistan'dan başlayan sürece o zamana kadar bir şey anlamadım. Hep iyi niyetle hizmet ediyorlar diye gördüm. Ama keskin ne dedi? O saftır dedi. Çok doğru söyledi. Hakikaten safmışım. O zamana kadar anlamadığımda.
- 20:09
Seçenistan sürecinden sonra bazı olaylar yaşadım. Sonra külliyenin yıkılmasının sebepleri hakkında çok önemli olaylar yaşadım. Bunların hepsi bende mevcuttur. Şu anda söylenmesinin lüzumu yoktur. Ama ne zamanki iş efendinin hadislere imanı ve hadislere bakış açısı konusundaki itikadına geldi. İşte ben şahsıma yapılan bütün hakaretleri sindiririm.
- 20:40
Ama hadise, fıkha, tefsire, reddiye konusuna bunlar geldiği zaman, o zaman düşman aramaya hacet var mı? İslamoğlunun ne farkı kaldı bu işten? O da hadisleri inkar ediyor. Bunların hepsine uydurma diyor. Tasavvufun hadislerini hep reddediyor. E bunlar da öyle. Ne oldu o zaman? Ne farkı kaldı batılı elinden?
- 21:05
Efendinin ekmeğini yiyeceksin. Efendinin nimetleriyle hayat süreceksin. Efendinin inandığı hadisleri reddedeceksin. Efendinin ciğer hütehadirle uğraşmayalım oğlum gıybet olur dediği sözü efendinin dergisi diye yutturduğun yerde reddedeceksin. Ben de sizi reddediyorum. Muhammed Keskin, Şefik Kocaman ve bu ekip hakkında yaptığım medhiyeleri geri çekiyorum.
- 21:35
Bütün yaptığım övgüleri geri çekiyorum. Bundan evvel yaptığım bütün tezkiyeleri, tebriğeleri geri çekiyorum. Ben hadislere, efendinin itikadına bu yazıyı yazdırandan beriyim. Evet. Siz bilirsiniz. Keyfiniz bilir. Yol burada. Efendi bana bu tefsiri, Haspocan'ın şeydi, onun adını unuttum neydi, yeğeni onların sakallı bir hoca efendi, biraz yaşlı yani.
- 22:11
Tam hiçbirini unuttum şimdi. Onların köyü Ofun, Maki köyünden. Değil mi? O geldi, rüya gördü. Dedi ki Hacı Anne'yi gördüm. Vefat eden Hacı Annemiz, Zehra Annemiz. Dedi Zehra Annemizi gördüm. Rüyada dedi ki ben bunu böyle bilmiyordum.
- 22:33
ne buyuruyorsunuz yani? Neyi bilmiyordunuz böyle? Bu Ruhul Furkan tefsiri ben böyle bilmiyordum. Ne biliyordunuz? Nasıl bilmiyordunuz? E dedi ki Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem tabii o ahirette ya görüşmüş demek. Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem dedi ki bunun her harfi bana arz olunuyor, öyle yazılıyor.
- 22:51
Ben bunu böyle bilmiyordum. Diyor. Bu rüyayı geldi anlattı bize. Çok sene var bu. Daha Efendi Fatih'deyken. Teşvik oldu bize tabii. Gittim Efendi Hazretlerine dedim ki çünkü Efendiden onay almadan bir rüyayı kabul edelim mi, etmeyelim mi? Sorun çıkabilir. Dedim Efendi Hazretleri böyle arz ettim. Dedi ki ya sen ne biliyordun dedi.
- 23:11
Bu tefsiri yazmayı bize kim emretti dedi. Ön sözünde var. Şaban-ı Şerif beraat gecesinde Ravza İmtihanı'nda Resulullah emretti. Ben dedi e tabii Resulullah emretti tabii onda habersiz olur mu dedi. Kimi? Bak İsmail Efendi diyor ki Efendi Hazretleri Yavuz Selim sohbetinde bu emredildi bize. Yazıldı, emredildi.
- 23:36
Duydum diyor. Herkes duydu bunu. Şimdi ben kaç kere dedim Efendi Hazretleri beni azlet. Bu işi tabii beceremiyorum. Bazı hasta oluyorum, bazı yorgun oluyorum. Meşayıhın dedi senden başkasının yazmasına izni yok. Yani Evliyaullah Allah tabii görüşüyor. Meşayıhın izni yok diyor. Ben meşayıhı görüşemem ki ben.
- 23:57
Meşayıhın dedi senden başkasının yazmasına izni yok. Seyfettin Hoca buna şahittir. Ondan sonra dedim ki mecbursun dedi. Yazacaksın dedi. Ben atlayan bir adam değilim. Haddimi bilen bir adamım. Dünkü çocuk da değilim. Başımdan geçmeyen şey kalmamış. Her şeyin farkındayım. Bu İsmaila'dan da bu kadar gelip geçen dünya kadar insan gördüm.
- 24:21
Herkes bir şekil geldi gitti. Herkes haddini bilecek. Efendinin hadis itikadına kadar. Yaptığınız işler dünya kadar kargaşa işler. Ben onlardan karışmıyorum. O konulara girmiyorum. Şimdi zamanı değil. Hadise de dokundunuzsa tefsirinde hakkında yazacağız diye konuştunuzsa arayıp artık bu iş ne oldu? Çığırından çıktı.
- 24:47
İtikadımızı da bozacaklar yahu. Efendin inandığı hadisleri reddettirecekler bize yahu. E bu bir de efendin adamıyım diye. Yâ Rabb'elâ! Ben böyle bir şey görmedim. Öbür konulara girmiyorum. Dünya kadar konu biliyorum. Hiçbirine girmiyorum. Duyuyorum. Bildiğim az, duyduğum çok. Ama doğruluk süzgecinden geçmeden delilli olmayan şeyler İslam'a göre konuşulması caiz değildir.
- 25:13
Bak konuşmuyorum. Ama benim konum tefsir, hadis meselesidir. Mustafa Ekin Hoca ki onların yanında baş adamlarıdır. O bile diyor ki, telefonda yani bana, yahu diyor, efendimden kulağımla duydum. Şu Ahmet'i bir odaya kilitlesem de tefsiri bitirene kadar çıkartmasam istiyorum. Kulağımla duydum diyor adam ya.
- 25:33
E ben bu işi kendi kafama mı yazıyorum ya? Hepsi efendiye okundu bu zamana kadar. İlk cidler tamamen harfi harfine başımızda oturdu. Ondan sonra tabii bana güvendi, itimat etti. Bu Ahmet'in ilmi okumakla değildir dedi. İlmiyle dün verilmiş buna dedi. İhsan Efendi hocamıza vesaire insanlar bunu duymuştur.
- 25:53
Buna Allah verdi bu işi dedi. Ondan sonra bize emretti. Bu işe başlatıldı. Bu 25-30 senelik iş. E sen şimdi bunu nasıl bozuyorsun? Bunu hadisleriyle oynamaya kalkıyorsun. Bu yazı zaten hadis ilminde Efendi Hazretleri'nin itikadının hilafınadır. Tamamen efendiye reddiyedir. Çünkü ben yemin ettim ki bu sözü efendiden duyduğuma ve onlar bunu bile bile esas tehlikeli mesele şu.
- 26:22
Bunu bile bile bunun da farkında oldukları halde Efendi Hazretleri'nin bu işi bana nasıl verdiğini evet. Şimdi belki uğraşırlar. Bilmiyorum tabii bunlar ne yapacakları belli değil. Ama keskin işte benim avukata telefon etmiştik birkaç haftalar evvel. İşte benim aleyhime konuşmuş konuşmuş konuşmuş bir saat.
- 26:45
Ondan sonra işte Allah'ın tokadı var işte tokadı gelecek. Bakalım Efendi'nin yolunu koruyanlara mı tokat gelecek? Efendi'nin yolunu bozanlara mı tokat gelecek? Hep beraber göreceğiz. Habibim sen bekle bakalım Efendim onların başlarına gelecek. Onlar da bekliyorlar bakalım senin başlarına gelecek. Ama Allah hak yoldan ayırmasın.
- 27:07
Amin. Ben dünyanın gavruyla uğraşmışım. 28 Şubatçılar bana neler etmişler yine beni bitirememişler. He? FETÖ benle uğraşmış neler etmişler bitirememişler. Dünyanın gavuru benle bu kadar uğraşmış. Allah'ın izniyle bunlar da benim itibarımı dergide bir yazı yazaraktan bitireceklerini zannediyorlar. Avuçlarını yalarlar Efendi'nin tuttuğu adamlarla uğraşmasınlar.
- 27:34
Efendi'nin sevdiği adamların aleyhine yazı mazı yazmakla uğraşırlarsa benim için hiçbir sorun olmaz. Ben Efendi'nin benden razı olduğuna iman etmişim. Bana söz vermiş birçok konuda. Hatta dedim Efendi Hazretleri o şeyler attılar ya FETÖ paralel kasetler kumpaslar başlattılar 2009-2010 2011'de de içeri aldılar.
- 28:01
bir de içeri aldılar. O araki olaylarda dedim Efendi Hazretleri, benim aleyhime çok iş çıkaracaklar, çıkaracaklarını da biliyorum. Sizi de zorlarlar. Vesaire gelir. Bu cübbeli şöyleymiş böyleymiş. Sizi de zora sokmayayım. Sizi de zora sokmayayım. Bırakın beni de ben Medine'ye gideyim yerleşeyim. Bu benim hakkımdaki dosyalar kabarık.
- 28:22
Uydurmuşlar çok biliyorum. E benimle çok uğraşacaklar. Çünkü onların eline kalsaydı bu iş Tayyip Bey Allah hayırlı uzun ömür versin. Tayyip Bey olmasaydı bunlar daha bizden çok uğraşırdı. Bizi ebedi perişan etmiştiler. Ondan sonra dedim ben dedim bu iş uzayacak. Bunlar bela. Güçlenmişler. Size de zarar olur.
- 28:43
Ben Medine'ye gideyim. Resulullah seni orada istemiyor dedi. Sallallahu aleyhi ve sellem. Yani burada duracaksın. Bir kere yine dedim. Ümmeti kime bırakacaksın? Gitmek yok dedi. Burada kalacaksın dedim. Çok sıkıntı var burada. Ben başımda dönüyor her şey. Yani olaylar. Başıma gelmeyen kalmadı ya. Başkası olsa insan içine çıkamaz ya.
- 29:05
Ben doğru, dürüst insan olduğum için çıkabiliyorum sizin suratınıza ya. Sahtekar olsam bir dakika insanın içine çıkamam ya. E ondan sonra böyle böyle dedim. Dedim efendim gelirler. İlla sizi zorlarlar. Benim aleyhime bir şey konuşturmak isterler. Dedi yok. Böyle bir şey yapamazlar. O kadar telaşa kapılmışım ki o kumpas olayları, kaset olayları vesaire tabi panik bir şey yani.
- 29:30
Kolay bir şey değil yani. Pis pis şeyler. Uydurmalar, kaydırmalar. O zaman Habertürk'te 20 tane bakımdan benim olmadığıma dair delil var. Parmağında altın yüzük olması, o görüntüdeki kişinin burnunda kemer olması. 20 tane mevzu var ama adamların dünya çapında yani Hollywood mollywood ellerinde ya. Öyle proje yapıyorlar adamlar.
- 29:53
Kasette istediğin istediği yere monteliyor yani. Siz de ne kadar yani zahmet çekmenizi istemiyorum. Diren, diren, diren. Bunlarla mücadele edemeyeceksin falan. Altı kere söyledim. Olmaz, yapamazlar, edemez falan. En sonunda şu parmağını şöyle yaptı, şuraya koydu. Söz veriyorum sana. Ölünceye kadar senin aleyhine bana bir şey söylettiremeyecekler.
- 30:44
Bu Efendi Hazretlerinden nastır. Allah dostlarının kelamları, ayet, hadis gibi bizim itikadımızda. Çünkü febiyyantıku, Bukhari Hadisi Kutsi'de benim dostum nafilelere devam eder de nihayet ben onu severim. Ve ide ahbevdü ben onu sevdiğim zaman küntüse ma'ûledi yesme'ubi işiten kulağı olurum ve basaroledü surubi gören gözü olurum.
- 31:09
İşte o Hadisi Kutsi'nin bir rivayetinde Bukhari'de yani en sahih febiyyantıku konuştuğu zaman benimle konuşur. Yani benim konuşmamla konuşur. O halden delil ediyorum ki Efendi'nin kelamı bizim için nastır. Mademki veli olduğunu iman ettik, mademki evliyadan olduğuna itikad ettik, bu hadiste kesin söylüyor ki konuştuğu zaman benim kelamımla konuşur.
- 31:33
Yani ben ne diyorsam onu der. O halde Efendi Hazretlerine bir zarar zeval gelmeyecek inşaAllah. Hayırlı uzun ömürlerle yaşayacak inşaAllah. Allah'ım, Allah'ım salli alâ seyyidina Muhammed ve alâ seyyidina Muhammed Efendi Hazretlerinin etrafında Efendi'nin yoluna zarar veren, Efendi Hazretlerinin itikadını taşımayan, Efendi Hazretlerinin itikadına muhalif şeyler
- 31:58
yazanlara izin veren, destek veren kimler varsa uzak eyle yarabbim. Allah'ım Efendi Hazretlerinin yanında, civarında, yolunda, hizmetinde onun yoluna sadık, samimi, iyi niyetli kimler varsa yardım eyle yarabbim. Zarar verenler uzak eyle yarabbim. Amin. Allah'ım salli alâ seyyidina Muhammed ve alâ alihi ve sahbihi ve sellem.
- 32:20
Amin denilecek duadır. Biz isim vermiyoruz, isim vermiyoruz. Kim zararlıysa Efendi yoluna, onu diyoruz. Kim Efendi'nin yoluna hizmetliyse, iyi niyetliyse onu diyoruz. Yine Seyfettin Hoca şahittir. Fatih Tekevi'nde yattığı bir vaziyette iken, yanında gittiğimizde bu Ahmet iyi niyetlidir. Acaba kimin için iyi niyetlidir demiştir.
- 32:44
Amel başkadır, iyi niyet başkadır. Çünkü görünüşte adam namazlı, abdestli, zikirli, ameli iyi gözükebilir. Ama niyeti bozuksa, ameli muteber değildir. Bir insana iyi niyetlidir Efendi'nin demesi kadar, benim için evliya demesinden, efendim allame demesinden, her türlü methiyeyi düzmesindense iyi niyetlidir demesini tercih ettim.
- 33:10
Ederim. Çünkü Madem bütün ameller niyetlere göredir, ne yaparsam yapayım, dünyayı hizmet doldursam, bütün milleti namaza abdeste başlatsam, İslam'ı dünyaya hakim kılsam bile, niyetim bozuksa, bütün amellerim fasit olacaktır. Ama benim niyetimin hayırlı olduğuna Efendi Hazretleri şahitlik etmiştir. Allah dostunun şahitliğinin üstüne şahitlik tanımam.
- 33:36
Kullar arasında. Onun için Allah hepimize bu yolda istikamet nasip eylesin. Ben bunlardan ve bunlara yaptığım methiyelerden ve bunlarla ilgili geriye dönük yaptığım, efendim şeylerden uzak oldum. Madem ki hadislere, hasetlik fesatlık yüzünden hadislere dokunacak gibi bir yazıyı yazdırıyorlarsa, tefsirin aleyhine de yazı hazırlıyoruz diye adam telefon edip
- 34:00
söylüyorsa, daha bunun ötesinde bir zarar bu kapıya düşünemiyorum. bunu duyuruyorum. Herkes hakkı tutsun. Kimse menfaat için, korku tehlike için, endişe için, şu için, bu için, batılı desteklemesi. Hakkı tutan, kaldıranlardan olalım inşallah. Batıla destek vermeyelim. Ne maddi, ne manevi. Batılın yanında bulunmayalım.
- 34:28
Allah sorar bunun hesabını. Biz bugüne kadar bu kadar anlamamıştık. Çok falsolar var ama delil lazım, delil. Ama ne zamanki bu delili gördük, artık demek ki adamlar freni patlamış. Nerede duracakları artık belli değil. Yarın ne yapacakları belli değil. Bundan dolayı Allah Efendi Hazretlerimizi muhafaza eylesin.
- 34:53
Ben bunu Allah için konuşuyorum. konuşuyor. Kimse bana bir şey yapamaz. Kimseden de korkum yok. Ne yapacaksın? Ağababalarından korkmamışım. Onlardan mı korkacağım? Niye korkacağım ya? Ben Efendi Hazretleri'nin rabıtasına devam ediyorum elhamdülillah. Bitti. Yanında olmaktansa yolunda olmak Peyşemenî der, Yemenî der, Yemenî, Peyşemenî derdi Efendinin en meşhur sözleri
- 35:23
Önümdedir, Yemen'dedir Yemen'dedir, önümdedir Onun için bundan sonra Efendi Hazretleri'ne gitmiyor musun? İşte efendim bir kere gittim, kapıyı üstüme kapattılar. Hadi çık dışarı diyor, yola çıkart diyor beni. Yahu diyorum ben zaten güvenlik yüzünden, yanımda koruma polisleri var, onları bile almadım yanıma.
- 35:45
Tek başıma gitmişim. Kaç tane araba geldi kapıya, döndüler, yol tıkanıyor. Birkaç kişi geldi. Yahu diyorum beni içeri al, görüştürmezsen görüştürme diyorum, kapıyı suratıma vuruyor. E şimdi bunları yaşadım. Hiçbirini söyledim mi size kaç ay oldu? Demezdim de. Hadislere istayanlığı zaman Efendi'nin itikadını bozdurmam Allah'ın izniyle.
- 36:10
Yaşadığım süreci Efendi'den öğrendiğim inancı sizlere anlatacağım inşâAllah. Başka bir şey bilmem. Ama sifil atladı. İtibar eden yok da doçentler itibar ediyor mübarek. Bak sifil Efendi'nin mücedditliğini inkar etti. Ne kadar olaylar Efendi'nin mücedditliği vs. hakkında neler yazdı. Bunlar dediler sifil haindir, şöyledir, böyledir diyorlardı.
- 36:37
Şimdi aynı noktaya geldiler. Demek ki geçen ders nasıl çıktı görüyor musun? Geçen ders neydi? Haset. Adama ne yaptırır? Hasenelerini yedirir, bitittirir. Ateş odunu yediği gibi. Hiç nokta nereye geldi? Artık Efendi'ye muhalif, Efendi'nin faziletine, mücedditine inanmayan adamlarla bile birleşecek noktaya getiriyor.
- 37:01
Anladın mı? Düşmanımın düşmanı dostumdur kabilinden. Halbuki ben öyle yapar mıyım? Asla yapmam. Düşmanımın düşmanı iyi adamsa dostumdur. o da düşmanımdır. Öyle mi? Şimdi düşmanımın düşmanı ama herif kitapsız. Ben nasıl dost olacağım bundan şimdi? Mesela.. Misal veriyorum yani. Ama bu devletler siyaseti gibi olmaz ki.
- 37:26
Müslüman imanla, kalple, itikadla, ihlasla hareket edendir. Yoksa devletler arası bürokrasi gibi düşmanımın düşmanı dostumdur. O başka iş. Biz buradan Müslüman olarak hareket ediyoruz. Bu benim kıskandığım adamı yıpratıyor. Ben de bunun dostu olayım. E peki bu adamın itikadı durumu ne? E bu adamın itikadı bozuksa ben bununla niye dost olayım canım düşmanımın düşmanı diye?
- 37:53
Mühim olan çizgi, çizgi. İnsanın kırmızı çizgileri diye bir şey olacak. Değil mi? Burada parayı da reddedebilecek, her menfaati reddedebilecek, her riski göze alabilecek, her bedeli ödeyebilecek çizgisi olmayan insandan Allah'a sığındık. Çünkü adamın duracağı çizgi yok. Bir baktın, hadisi reddedip baktın, tefsirin aleyhine bir baktın.
- 38:18
E şimdi biz nasıl yapalım bunlarla? Beni şimdi bu durumda bunu açıklamam gerekmez miydi size? Memnun kaldınız mı bundan? He? Netleşti mi? Sesli konuşun, kameraya hiç ses gitmiyor yani bu arada. He? E bekliyordunuz, ben hadislere iş gelene kadar canıma ne zarar gelse konuşmam. Ya sabrederim ağabeyim, daha bana neler yaptılar.
- 38:48
Ben sabrederim. Ama ne zaman Efendinin itikadına geldi iş, ben Efendinin itikadını bozduracaksam niye yaşıyorum? Hayat gayem ne yani? Yaşama sebebim ne yani? Sen Ruhul Furkan'daki hadislere konuş. Ruhul Beyan'daki hadislere konuş. E İsmet Baba'nın hadis dediğine hadis deme. Senin konuştuğun yazıya göre bunların hiçbiri hadis değil.
- 39:14
Ve adam diyor ki, Ruhul Furkan'da da ne uydurma hadisler var diyor. Şimdi diyor, bunları açığa çıkaracağım. Bu adamları besliyorlar, bir de bunlara yazdırıyorlar. Ve kendileri bile bile yapıyorlar. Artık duracak noktada değiliz. Ehl-i Sünneti müdafaa, Efendinin itikadını muhafaza. Vazifemiz budur. Allah da bizi Efendinin yolunu koruduğumuz için muhafaza eylesin.
- 39:38
Şimdi geldik. Eyvel velet. Ey oğul dersine. Efendim, inşâAllah pazartesi aşure sohbetimiz var. Pazartesi akşam sen diyorsun ki sekizde mi olsun? Ama bu sefer yatsı şey oluyor. Onun için yatsıyı kılmadan yapınca çok zor oluyor.
- 39:56
Şimdi zaten geri gelecek yatsı. Biraz bir iki hafta sabır. Yani yatsıya tabi olalım şimdi. Oradan sekize kadar iner zaten yatsıyı kılıp. O sekize birkaç haftaya iner. Oradan sekize şey yaparız. 8'e kesin bağlarız. Yatsıyı şimdi namazı kılmadan oturmayalım. O şekilde pazartesi de inşâAllah yatsıyı ezanla hemen ilk vaktinde okuyup kılıyoruz.
- 40:23
Gördünüz. Gördün hiç.. Yetiştim bekletmedim. Telefon ettim. Dedim yetişemezsem beklemeyin. Çünkü hani insanlar gecikiyor, sohbet gecikiyor. Çünkü hani insanlar gecikiyor sonra. Yetişemezsen beklemeyin. Çünkü benim kendi hanemde de mescidim var, cemaatim var, talebeler var, hoca efendiler var. Cemaatsiz hiç kılmam zaten.
- 40:39
Yani onun için eddiğim hane olmasa ben cemaatı sonra yaparım. Yetişemezsem. Yol açıktı, yetiştim elhamdülillah. Allah yollarımızı açık etsin. Dünya ahiret. Âmin. Şimdi geldik. Efendim.. Ne dedik? Cehalet hastalığı dört türlüdür. Bilmeme hastalığı nedir?
- 41:05
Şimdi birincisini geçen sohbette anlattık. Eğer ki senden yüz çevirmesi ve sana sorular sorup seni işte mindere çekmeye çalışması hasetten, buğuzdan, düşmanlıktan ve çekememekten ise ilacı yoktur değil mi? En güzel cevabı da versen adamı ikna edemezsin. Bunun üzerine ancak ne kadar iyi cevap versen nefreti artar, haseti artar.
- 41:35
O zaman çare nedir dedi, buna cevap vermekle meşgul olma. Uzun cevap vermeye lüzum var mı? Yok bak ben de şimdi uzun cevap verdim mi? Bana göre bu beş saat, on saatlik cevabım var. İlmi konulara bir girerek çıkamam yani. Ama sizi aydınlatacak kadar kâfi. Yettim. Siz anlayacağınızı anladınız. Tamam. Ondan sonra ikinci, cehalet hastalığının ikinci türü.
- 42:05
Vessâni ikinci türü en yekûne olması عِلَّتُ olması illetû. Cehalet illetinin efendim, ne olması? efendim ne olması? Minel hamâkati. Ahmaklıktan naşi olması. Ahmak. Bazı adam hasetli fesatı yoktur, Şimdi bazı adam haseti fesatı yoktur. Fakat ahmaktır. Yani Efendi Hazretleri derdi, kalkaleli ahmak derdi.
- 42:26
İşte kalkaleli ne demek? Yani kafı kalkale yapıyorsun. ehme o, öyle çıkıyor. Yani böyle bazısı katmerli yani. Siz Türkçe'de katmerli diyorsunuz. diyorsunuz. Kalkaleli yani ahmak. Yani iki kat ahmak. Yani Ve veyza bu adam da, şimdi adam ahmak Bu adam da
- 42:44
şimdi adam ahmak, yani çok yani çok, ne diyeyim sana, zeka sıfır. Ondan sonra fetanet sıfır. Fetanet anlama kabiliyeti yani böyle. Kavrama, anlama böyle. Uyanıklık yani. Adamda zeka yok. Fetanet yok. Ne var? Belâdet var, ghabâvet var. Meşe kütüğü gibi bir şey yani. Meşe kütüğü anlar yahu. Böyle adamlar var mı?
- 43:12
Acayip fitne sabit. Ne desen anlamayan. İkna edici, deliller güzel. Adam hâlâ aynı şeyi savunuyor. E bu yani bir hakikaten ahmak bu. Hasetten değilse ahmaklıktan. Ahmaklıktan olursa ve bunun durumu nedir? Bu da laik velu kabul etmez, el ilâh. Bu da ilaç kabul etmez. Yani çok zor bunun ilaç kabul etmesi.
- 43:38
Efendim çok zor. Bazı alimler demişler ki bu ne kadar ahmak olsa da eğer ki haramlardan sakınırsa, takva erat ederse, ciddi çalışırsa bir de öğrenmek için muazzabe sürekli devam ederse yine bu tabi hasetçi gibi olmaz. Bunun bir biraz bir şeyler öğrenmesi kabildir demişler. Yani medreseye gitmiş e bir molla efendim kaç sene okumuş, okumuş, okumuş hiçbir şey anlamamış.
- 44:17
Yahu insan bir şey anlamaz mı ya? Anlamıyor adam. Sonra efendim kaçmış herhalde hocasına da müderrise söylemeden onları da meşgul etmeyeyim yani ben bir şey anlamıyorum. Giderken köyüne bir kuyu görmüş. Eski bir kuyu. Sonra halat var işte kovanın ipinde böyle eski bir halat var, ip var. Çok eski. Sonra bir de bakmış kaya taş kuyunun şeyi..
- 44:52
onun ağzındaki taşlar eski kayalar yani şimdi, mermer gibi taştan yontma ağzı var bakmış ki, Allah Allah böyle şey, o taş aşınmış baya aşınmış böyle öbür sırasındaki yerler düz bir nokta kovanın yani işte inip çıkartıldığı nokta çok aşınmış ya, baya deli yani Kaç santim yani o yük. Allah Allah demiş.
- 45:25
Bu demiş, nasıl oluyor da demiş, yani bu taşı, bu ip, bu kadar etkileyebildi? Merak etmiş. Demek demiş, bu gide gele, gide gele, tekrarından dolayı, bir şeyi tekrarlamaktan dolayı tesir oluyor. Ben de demiş, medreseye dönüp de aynı meseleleri, yani böyle bir kere, üç kere dinleyip geçiyorum, anlamıyorum.
- 45:54
Veya ezberleyemiyorum. Ama tekrar, tekrar, tekrar, çok devam ediyor. Bak sana burada, belki elli sene, yüz sene o ip oradan halat, gide gele yapmış onu. Üç kere inmekle, çıkmakla yapmamış. O zaman benim demiş, çarem, yine medresede okudu, aklını başına getirmiş biraz. Bak nasıl anladı şimdi? Oradan geri dönmüş, ondan sonra bu tekrar sayesinde, efendim, ilim, taallümde muvazabe.
- 46:21
Yani öğrenmeye çalışırken süreklilik, devam, devam, devam. Anlamıyorum, devam, anlamıyorum, devam. Ümit kesmek yok. İşte o noktada büyük alim olmuş. Ondan sonra da şu beyti inşaat etmiş. Çok da fasih bir beyt söylemiş. Ey talebe, ilim tahsil eden, hangi meselede olursa olsun, tabii ki meşru olsun. Meşru ilimler olsun.
- 46:59
Doktorluk öğreniyorsan da, o da ilimdir. Değil mi? Mühendislik lazım, mimarlık lazım. Köprüleri kim yapacak? Ey ilim tahsil eden, ama tabii bu en mühim olan şeriat ilimleri, din ilimleri kastediliyor. Sakın ulaşmak istediğin, tahsil etmek istediğin ilme nail olmaktan ümidini kesme. Çünkü talebenin afeti, belası, tamam mı?
- 47:27
Yıldırım çarpması, zelzele de yıkılması değil. Talebenin afeti ve musibeti, öğrendiği noktada ümitsizliğe kapılmasıdır. Benden hoca olmaz, benden hafız olmaz, benden alim olmaz. Ben bu işi kavrayamadım. Millet şey gibi tak tak, hoca bir şey diyor, talebe ondan ileri gidiyor. Ben böyle bakıyorum, ne dediklerini bile anlamıyorum kaç senedir.
- 47:52
Ümidini kestiğin anda belaya düştün. Görmüyor musun? Şu ip, şu halat, efendim tekrar etmesi, yani kuyunun içine kovayı sarkıtıp çekerken tekrar tekrar sürtünmesi gidip gelmesi nedeniyle en sert kayada bile iz bırakmış. En sert kayada iz bırakırsa tekrar nedeniyle, benim beynimde niçin tekrar sayesinde ilim kalmasın?
- 48:22
Demiş. Ve doğru demiş. Onun için yani ahmaklığa yine bir belki çare olur ama tabii burada her ahmak değil, Tabi burada yani bazısında tedavi kabildir. Ekseriyeti tedavisiz. Çünkü kemâ kâle îsâ leyve alâ nebînes-selâm İsa Aleyhisselam, bizim Peygamberimize de ona da salatü selam olsun. ee İsa aleyhisselâm bizim Peygamberimize de ona da salat selam olsun.
- 48:47
O şöyle buyurdu. ee o inni muhakkak ben mâ a'ceztu, a'cez kalmadım Kalmadım. ani hiyâil mevtâ ölüleri diriltmekten aciz kalmadım Yani ölüleri dirittim Allah'ın izniyle Çünkü Kur'an-ı Kerim'de ne diyor? İsa aleyhisselamın sözü olarak Mevla bize naklediyor vevbirû lekmehe anadan doğduğum Anadan doğma körü iyi ediyorum.
- 49:12
Hele burası abraş hastasını, alaca hastasını iyi ediyorum. Şimdi bile tıpta çaresi yok. Derileri renkli renkli, insanları görüyorsunuz. Tedavisi olsak zengin adam kaç para verecek? Parası da var ama yok. Onu iyi ediyorum. Ve huyil mevtâ. Ölüleri diriltiyorum.
- 49:37
Ben ölüleri diriltmekten aciz kalmadım. Komşusu vardı Azer. Ahbabıydı, sadıkıydı. İsa Aleyhisselam'ın. Vefat etmişti. Geldi. Biraz birkaç ismi şerif daha var. birkaç ism-i şerif daha var. O bir dergide yazdım geçen. Ha geçen ay yazdım. İnşaAllah ölüleri dirilttiği ism-i şerifler ama siz belki ölü kalbinizi diriltirsiniz ancak o ism-i şeriflerle ama öbür kabire gidip falan
- 50:06
okuyup makuyup denemelere kalkmayın. diriltmek, kabirdeki ölüyü diriltmekten daha zor, biliyor musunuz? Onun için siz ölü kalbi diriltmekle meşgul olun, zikirlerle. O ismi şerifleri okuyun. Ama ölüyü diriltme için zikredilen ismi şerifler dünyadaki bir işin için daha iyi olmaz mı? Mesela çocuğunun düzelmesi için.
- 50:32
E ölüyü diriltiyor o ismi şeriflerle yani. Çocuğun düzelmez mi Allah'ın izniyle? Değil mi? Ondan sonra hanımın huysuzsa onunla geçinebilmen için, kocası huysuzsa kadının, kadın onun düzelmesi için, içkiye müptelaysa, kötü ahlaklıysa, kadını dövüyorsa, para vermiyorsa, cimriyse, yani bu ismi şerifler Allah'ın izniyle iş görüyor.
- 50:55
Allah'ın ismi bunlar yahu. Efendim, o komşusunu işte ya Hayyü akayım, işte devamı da 7 ismi şerifte var. Ya Ferdu var, ya ya Vitru var, ya Kadimu var, ya Ehadü var, ya Samedü var. Orada yazdığım kaynaklar, bir de sabah namazından sonra okunanlar var da onlarda bazı ilaveler de var. O yüz kere okunursa ne istersen oluyor, onlar ayrı bir şey.
- 51:20
Geçen yani yaptım dedim ya size yakında görürsünüz, bir şey yaptım dedim. Bir düşmanların şeyini birkaç haftalara evvel söyledim. Hakikaten o hafta mesela çok önemli bir gelişme oldu. Sizin dikkatinizden kaçtı mesela. Hemen o hafta hiç umulmadık, beklenmedik bir istifa oldu mesela. E bunlar o haftaya niye denk geldi?
- 51:39
Kimse de beklemiyordu. Yani birilerinin arka duvarı yıkıldı yani, Dayandıkları duvar yıkıldı. Şimdi onun için ismi şeriflerle ben çok vakit bulamıyorum. Yani vakit bulsam da bunları yapsam bayağı bir indiririz, kaldırırız Allah'ın izniyle. Yani Allah'ın isimlerini okuyoruz kardeşim ama vakit bulamıyorum.
- 52:00
Bir, ikincisi kabul olmayacaksa nasip olmuyor da meselesi var. Bazen kendi dertlerim var, senelerdir oturup yapamadım ya. Ya bu kadar buna kafayı taktın, bu kadar dırdır konuşacağına otur şu ismi şerifi oku, onu bile yapamadık oluyor. Mevla'nın izniyle oluyor her şey. Mevla izin vermeden bir şey olmaz.
- 52:20
Şimdi o komşusunu Allah'ın izniyle diriltti, o yaşadı, hatta çocuğu da oldu. Yani ölü dirildi, çocuğu da oldu. Olur mu? Allah Allah! Ölmeden evvel yaşarken kim yaratıyordu? Çocuğu. E dirildikten sonra yine kim yaratıyor? Ne değişti? Allah değişmediğine göre. Ya ne şaşırıyorsun? Ondan sonra ben dedim, bir koca karının oğlu vardı, baktı ki acıdı koca karıya.
- 52:51
Yaşlı kadın, oğlu ölmüş. Kadın da oğluna acıyordu. Serire koymuşlar yani. Şimdi araba yok. Öyle şey, ne diyorsunuz? Ellerinde taşıyorlar. Efendim, sedye diyelim ha. Ölü olarak, ya dedi, öyle mi dedi? Baktı ki kadına acıdı, kadın da üzülüyordu. Bir yaptı duasını, tak! Sedyeden aşağıya dikildi aya. İsa Aleyhisselam'dan bahsediyoruz.
- 53:20
Cübbeli Ahmet'ten bahsetmiyoruz. Ondan sonra efendim, ailesine döndü, çocuklarına döndü. Sonra Bintül Aşir namında bir kadın vardı, kız vardı. Onu diriltti Allah'ın izniyle. O da doğum yaptı ondan sonra. Allah Allah Allah! Ya dediler, sen dediler. Herhalde yeni ölmüş, taze ölüleri diriltebiliyorsun dediler.
- 53:42
Eski ölüleri diriltemezsin de işte. Ahmak ya! Tam ahmak yani. E dedi ki, tamam o zaman istediğiniz bir eski ölüyü getirin dedi, gösterin dedi. Dediler, bunlara belki sekte-i kalp isabet etmiştir. O arada sen de adamların canlandığına denk geliyorsun. Hani morgda falan canlananlar var ya, onlar ölmemiş ki.
- 54:07
Öldü diye götürüyorlar. Morgda adam bir de bakıyor, sonra ayağa kıpırdıyor. Adam anlattı bana ya. Bir morgda, açtım diyor kapıyı diyor, dolu ölü dizmişler. Yani dolu ölü varmış şeyde. Bir de baktım diyor, birinin ayağı kıpırdıyor. Nasıl iş ya falan? Korktum kapattım diyor. Ulan ne korkuyorsun, kapatıyorsun?
- 54:26
Adam diri zaten ya, ölü diye koymuşsun oraya. Rahmetli Halid ağabeyi bizim yaptılar. Binada 81 senesinde Efendi Hazretleri açtayız. Çok kramp girdi ayağım. Şöyle kastayım, böyle kastayım. Hadi beni gönder Hafız ağabey derdi efendiye. Beni gönder hastaneye. E Hüseyin Kocaman hocam vardı. Allah selamet versin.
- 54:44
Gerede'de ziyaret ettim ya evinde. Resimleri takip ediyor musunuz? Takip ederseniz bir adam tanırsınız ha. ha? Bayağı bir adam tanırsınız yani. Böyle sanatçı, artist, futbolcu tanınmaktansa, bak yüz yaşında bir zata gittik değil mi? Meşayih'tan, Evliyaullah'tan, Şaban-ı Veli'nin silsilesinden şeyh. Yüz yaşında değil mi?
- 55:04
Nasıl konuşuyordu sohbette? He? Ağabey o İbrahim İmre'de mi kısasını hatırlıyor musunuz? Anlattı orada. Anlattınız mı? He? Kimse bir şey anlamamış ki. Ya yüz yaşında adam konuşuyor, adamlar bir şey anlamıyor ya. Adam güzel güzel konuşuyor. Ne ilimleri? Bizim arkadaşlar da yarım yamalak çekmişler de.
- 55:26
Yani yine he? Az az Ne ilimler.. Az, az.. Nasıl var? Attık ya. Az, az.. Orada bir şey az çıkıyor he. Ya işte İbrahim İbni Edem'in efendim dediği, yaptığı dediği şeye gelmiş. Sultanlığı zamanında, Behz Sultanı'yken han yapmış, dolu hanlar, hamamlar yapmış padişah iken. Sonra derviş oldu, kimseye de tanıtmıyor kendini artık.
- 55:48
Şimdiki gibi resim yok ki herkes tanısın. O ismiyle artık meşhur olmuş ama kendi yanına gelse adam tanımıyor. Ondan sonra gelmiş demiş, ya demiş ee hancıya. Ben demiş bu gece misafir kalayım, yerim yok, yatağım yok. Demiş ki olmaz. İki kişi olursa ben bekliyorum ama demiş. Bir kişi olursa bugün kimse yok.
- 56:06
Sen tek başınasın, ben bir kişi için hanı açık tutamam. Yahu etme, gitme. Demiyor tabii ben yaptım bu hanı lan, sen ne konuşuyorsun falan. Demiyor. E bu sefer adam almıyor. Bayağı bir tartışmış, etmişler. Bir vurmuş İbrahim Eddem Hazretleri de merdivenlerden aşağıya mübarek birkaç yerden kafası kanamış.
- 56:27
Kanlar içinde böyle. Ya neyse demiş, gideyim demiş. Bakmış ondan sonra bir dükkanda körükçü, ateş körüklüğü bir şey yapıyor işte. Demir mi dövüyor, ne yapıyor falan. Selamun aleyküm demiş. Adam durmuş, durmuş, durmuş. 5-10 dakika geçmiş. O da oturmuş öyle orada, belki yani sığınırım oraya. Ve aleykümselam demiş.
- 56:45
Yahu demiş 10 dakika sonra mı selam alınır kardeşim? Yahu kardeşim demiş, ben burada sana aleykümselam derken burada benim işim var, gücüm var. Adam bana şey verdi. Efendim iş vermiş. Ben buradan para alıyorum demiş ya. Senin selamının cevabıyla meşgul olaraktan iş sahibinin işini tehir edersem demiş.
- 57:04
Hak olur demiş. Onun için demiş, işimi bitiririm. Şimdi bizimkiler nasıl? Bizim memurlar falan, işçiler. Hayatta sünnet kılmaz, 8 rekat kılıyor. İşten kıracak yani. Dava bu. Namaz bahane. Yani öyle, iş sahibi sünnetleri kılmana izin vermezse onu bile kılamaz. Ama farzda onun iznine tabi değil. E sen bir de evvabin.
- 57:39
Ya mübarek adam, adam razı mı? İzin al. Adam derse ki Hacı ağabey bana da dua et. İstersen 20 rekat evvabin kıl. Derse kıl. Ama sen şimdi bu kadar nafile ibadet adamın işinin saati mesai saati yani. İslamiyet böyle bir inceliktir. Ben onun için memuriyete karşıyım diyorum televizyonlarda. E şimdi İbrahim İbn-i Etem Hazretleri Radıyallahu Teala
- 58:05
demiş ki, siz anlamadınız değil mi o anlattığını? Böyle anladınız mı? Ha dinlemediniz ki. O da ayrı bir dava. Ondan sonra demiş ki yahu demiş ne mübarek adamsın, ne büyük evliyasın. Ben de demiş koca İbrahim İbn-i Etem de ben de sana şaşırdım yahu demiş. Ne kadar ince gidiyorsun kulakları meselesinde demiş.
- 58:26
Ya ne bırak demiş, ne evliyası, ne duası demiş ya. 7 senedir dua ediyorum İbrahim İbn-i Etem'le görüşeyim diye demiş. Bir duam kabul olmadı demiş. Ben de ne takvalsam ne olur, bilmem ne olsam ne olur. Ah gidi demiş. İbrahim İbn-i Etem geldi ayağına ama demiş kafası yarıldıktan sonra geldi demiş. Ulan ne mübarek adamsın Allah tövbe tövbe sana gönderdi.
- 58:49
Demiş ona. Onun için İbrahim İbn-i Etem Hazretleri'ne derlermiş ki hayatta en sevindiğin 3 anı bize anlatır mısın Efendi Hazretleri? O zaman demiş, bir bu hancı beni yuvarladığı andaki lezzeti hiçbir zaman alamadım. İkincisi bir gemide oturuyordum kenarda herifin biri kalktı, maskaralığı adam aradı buldu beni, tuttu saçımdan
- 59:12
benim bir eşyam vardı, bir şöyle çekiyordum diyormuş, bir şöyle çekiyordum. Beni bütün gemide eşek çeker gibi gezdirdi, rezil etti. Ben de dedim Ya Rabb'i sana hamdolsun benden başkasının kulunu bulamadı, beni buldu. Bu ne nimettir, rezil oldum demiş. Yani nefis kırılıyor, nefis. Değil mi? Ondan sonra öbür üçüncüsü ne?
- 59:34
Söyleyin bakalım. He? Ulan tek tek konuşun be ya. He? Yok, yok, değil o, orada var o. Yok ya değil, oradan. Orada var da ben de unuttum, görüyor musun? Değil, değil. Orada uzat, anlattı onu. Üç şey var dedi. Yani üç tane sevindiği şey hep bizim için en üzücü haller, değil mi? Hayatında üç tane sıkıntını anlat desen bizim en..
- 1:00:09
sıkıldığım an diye arz edeceğimiz durumlar onun için en sevindirici, mutlu yaşadığı anlar olmuş. İşte böyle adamlar evliya olmuşlar. Ha? Helal sana. Sen mi dedin, biri mi dedi sana? Helal sana. Maşallah sana. Helal sana. MaşâAllah sana, lâ kuvvete illâ l-hamd. La kuvvete illallah. Ondan sonra adamın biri bir yerde oturdu diyor, dinleneyim diye.
- 1:00:32
Adamın birisi de yukarıdan dedi ey dedi derviş sana bir gül suyu dökeyim. Çıkarttı şarşar, işedi üstüme diyor. Bayıldım diyor, ne güzel oldu diyor, ne güzel oldu. Bana tam diyor böyle uygun oldu. Allah'ım nefsi kıranlardan eyle bizi de ya. Bu dostların ne adamları. Ya mübarek, maşâAllah geride de yüz yaşında yaşınızı soruyorum diyor ki ben ne bileyim, anam bilir diyor.
- 1:01:01
Bir de şakacı, bir de şakacı. Ya Rabbi, maşâAllah. Kaç tane, yüzlerce, binlerce hafız yetiştirmiş. Ondan sonra hafız, ondan sonra alim. Bir de nasıl hafıza ya? Ya bana bir dua edin ya, dedim ki senin yaşında senin gibi hafızam olsa yaşasam diye bir dua istiyorum her gittiğim yerde. Bana orada da bir reçete yazdı.
- 1:01:24
Halbuki benim kitabımda yazıyor. Ama tabi o biraz şartları ağırlaştırdı. Dedi ki Lekacci Hakûm'u okuyanlar ölmüyorlar dedi. Ondan sonra, belki onun da sırrı öyle. Ondan sonra dedi Evliyaullah'ta, ben onu görmüştüm hatta kitaptan, nakip etmiştim. Hatta yazdım dualarım kitabında da o şeyleri de hepsini anlatıyor.
- 1:01:47
Ebu Bekri, Şibliye, Ebu Bekri. Öbürü de Ebu Bekir de diyor, onu diyor unuttum diyor. İçimden dedim ki iyi ki unuttun, yoksa kafayı yiyeceğim ya! Ya her şey bu kadar hafıza olur mu? Ebu Bekri, Mukriye öbürü de ben zaten bu yaşta unutuyorum. O, o yaşta unuttum diyor, böyle düşünüyor. Ben de şaşırıyorum.
- 1:02:05
Efendim, şimdi o işte Efendimiz, Cenneti elinden biri gelirse yarın sana sen ona efendim selam söyle dedi. O zata Evliyaullah'tan Ebu Bekri, Mukriye Hazretleri'ne o da çok heybetli bir alim. Vezir geliyor, İsa el-Vezir. Zamanın en büyük, meşhur vezirdir İsa. Ondan sonra vezir geliyor, ayağa kalkmaz.
- 1:02:25
Padişah geliyorsa kalkmaz. Ebu Bekri, Şibliye gelince ayağa kalktı. Bütün müritleri şaşırdılar. Efendi Hazretleri sen sultanlara kalkmayan adamsın. Bu nedir? E dedi Cenneti elinden bir adama nasıl kalkmayayım? E nasıl bildin? E Rasulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem dün gece bana zuhur etti. Dedi ki yarın olduğunda sana Cenneti elinden biri gelecek, ona benden selam söyle.
- 1:02:44
Dedim ya Rasulullah bu zat nereden hak etti senin indinde bu sevgiyi, mertebeyi? Buyurdu ki Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem her namazdan sonra beni metheden lekeciyâküm ayetlerini okuyan bir insanı ben nasıl sevmeyeyim? Sonra da bana üç kere salavat getireni ben nasıl sevmeyeyim dedi. Bunu anlattı. Bak bunları hep anlattı.
- 1:03:02
Ondan sonra da dedi işte Evliyaullah'tan biri 130 yaşına gelmiş, ölmüyormuş. Ondan sonra Rasulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ona zuhur etmiş. Ya hâlâ bize gelmeyecek misin? O da demiş ya Rasulullah benim elimde mi gelmek? Ben ölemiyorum yani istesem de. Ben, benim elimde değil ki ya Rasulullah demiş.
- 1:03:20
O da Rasulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de buyurmuş ki sen böyle lekeciyâküm okudukça da hiç ölmezsin. okudukça da hiç hiç ölmez. Ondan sonra efendim ertesi gün terk etti lekeciyâküm, o gün vefat etti. Evet ama hadis-i şerifte var. Ben lezime, Kıraate lekacciakum. lekeciyâküm okumaya devam eden lem yemüt hedmen velâ ghargan velâ darmen bihedîde.
- 1:03:40
Göçük altında ölmez, boğularak ölmez, demir darbesiyle Demir darbesiyle, kurşunla murşunla ölmez. ölmez. Ama o şekil ölmez diyor. Ama okuduğu gün Demeyeyim mi? Zâlikellehum velâ tilkellehile. okuduğu gün ve okuduğu gece ölmez. Ya ben okumaya çalışıyorum falan ama o da mübarek demesin ki her namazdan sonra yedi kere.
- 1:04:01
Ya biraz orayı şey edemedim yani. Her namazdan sonra başka okuyacaklarımız da var. E şimdi ölmemek için de o kadar okuyamam yani. Ölürsek de öleceğiz, çare yok. Şimdi yedi kere şey yani ben biraz da yavaş okuyorum yani. Ben bir kere okuyana kadar siz yedi kere okuyanlar var yani. Paat, küt tabii ki.
- 1:04:17
Ağzını burnunu kırarak harfleri. E onu bilmem o tutar ne kadar tutar ne kadar tutmaz. Ama efendim he? He he o mübarek öyle dedi. Ya televizyonda görüyordum seni dedi. Yani programları seyrediyormuş herhalde. Benim bu şeylerimi seyrediyor hepsi ya. Yüz yaşlı adamlar bile seyrediyor. Dedi seyrediyordum ya bir görsem istiyordum dünya gözüyle dedi.
- 1:04:41
Bize lütuf oldu dedi. Dedim esas bize lütuf oldu hocamız, büyüğümüz yani. Dur bakayım dedim sen İstanbul'a geliyorsan kızı çok istiyormuş. çok istiyormuş, kendi işini kendi yaptığı için. Bir de damadı var, o da yetmiş beş falan yaşında. Ne gülüyorsunuz? Damadı çıktı mı, videoda bilmiyorum. Damadı da mübarek, onu götürüyor, bunu götürüyor.
- 1:05:00
Yahu bırakın siz burada. Allah Allah, kızlar istiyormuş, gelmiyormuş. Dedim hele sen bir gel, seni bir televizyona çıkarayım. He. bir muhabbet et, bir sohbet yap şu millete dedi, bir sohbet görsünler bakalım dedi. Bakalım heves etti, bir geleceğim dedi bakalım. İnşâAllah Allah hayırlı uzun ömür versin.
- 1:05:17
Ona da bize de nazardan muhafaza etsin. Hepimize hayırlı uzun ömürler versin. Sizin gibi el-i sünnet itikadındaki cemaatimi çok yaşat Allah'ım. Allah'ım ömürlerini ziyade eyle yâ Rabbi. Yüz yirmi yaşına kadar balık eyle yâ Rabbi. Dinine kâdim eyle yâ Rabbi. Allah'ımız salli alâ seyyidina Muhammed. Ve âli alâ seyyidina Muhammed.
- 1:05:36
Eftelâ salavat. Âdede malumatik ve barikü sellim. Teslimek edâlik. Bu dua tutar inşâAllah. Evet. Ya yüz yirmi olmaz, yüz olur. Doksana da razıyız. Yani taş attıkta kolumuz boyuruldu, dua etmekte ne sıkıntı var? Yalnız mesela ulemanın rivayetlerinde yüz yirmiye kadar dualar geçiyor. Mesela yüz otuza ulaştır beni diye bir dua görmedim kitapta.
- 1:06:03
Ama yüz yirmi duası meşayih yapıyor hep. Sonra şimdi öğrendim ki insan vücudu normalde yüz yirmiye göreymiş. Biz anormallikler yüzünden gazlı içecekler, bilmem neler, kimyasallar vs. indire indire işte elli, altmışa indirdik yani efendim. Ama yani bu da acayip bir şey. Ta iki, üç sene evvelki kitapta yüz yirmi seneye beni ulaştır duaları meşayihin gördüm.
- 1:06:35
Ama şimdi sonradan da duydum ki tıpta yüz yirmi seneye göre. Yani tabi onlar hep manevi rivayetlerle o dua yapıyorlar, kafadan dua yapmıyor. Ya şu anda mesela iki, üç sene, iki yüz elli sene duası yapsak uygun düşer mi? He? Allah katir ama, uygun düşmez. Zaten iki yüz elli sene yaşadığın zaman hiçbir tanıdığın kalmayacak, öleyim diye kendin dua edeceksin.
- 1:07:01
Torunların da seni tanımayacak, manyak mısın nesin diyecekler sana. Sen benim torunumun, torunumun, torunumun, torunu dediğin zaman da çocuk senin kafana şey edecek. Hadi git, tanı diyeceksin. Onun için yani her şeyin zamanı, vakti var. Hani şair demiş ya, efendim İzâ mâ telkarnullezî entefî ee senin yaşadığın asrın, halkın tümü öldüğü zaman efendim ee
- 1:07:31
İzâ teîşu fe entegharibu yani. Yaşarsan artık gurbette gibisin. Çünkü memleketinde tanıdık kalmadı. Tanıdık kalmayacak, ya Almanya'dasın ha buradasın yani. Kimse seni tanımıyor. Bundan dolayı her şeyin hayırlısını Ya Rabbi nasip et. Resûlullah'ın duasını Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem sen bize öğret. Allah'ım salli alâ seyyidi Muhammed ve alâ seyyidi Muhammed.
- 1:07:54
Allahumme mâ ehyînâ mâ kânetil hayâtu hayrallenâ. Ya Rabbi hayat bizim için hayırlı olduğu sürece yaşat bizi. Ve tevffenâ izâ kânetil vefâtu hayrallenâ. Ölüm bizim için hayırlı olunca öldür bizi. Ve cehalil hayâte ziyâdeten lenâ fî kulli kayr. Yaşamamızı bütün hayırlarımızın artmasına vesile eyle. Ve cehalil mevte râheten lenâ min kulli şerr.
- 1:08:19
Ölümü de bizim için her şerden kurtuluş eyle. Allahumme ehyînâ hayâten tayyibe. Bi'l-sıhhati ve'l-afiye. Ve'l-muâfâti'l-dâime. Fi'l-dîni ve'l-dünyâ ve'l-âkirâ. İnneke alâ kulli şeyin kadîr. Amin. Allahumme salli alâ seyyidina Muhammed. Ve alâ alîhissalâtu vesselâm. Buradakilere tuttu da canlı yayından izleyenleri katalım mı bu işe?
- 1:08:48
He? Tamam edebiyle izleyenleri katalım. Anladın mı? Allah sohbet dinlemenin edebini bize nasip eylesin. Yapmanın da tabii. Yapmanın da edebi var. Dinlemenin de edebi var. Edebine rahat etmeyen ne olur? Mahrum olur. Dedi ki ne yapacağız? Bana dedi bir kabir gösterin, eskimiş kabirse onu da dirilteyim Allah'ın izniyle.
- 1:09:17
Dediler ki biz seni Nuh aleyhisselamın oğlu Sam'a götüreceğiz. dört bin sene olmuş öleli. O zaman. İsa aleyhisselam zamanında dört bin sene olmuş. Onun kabrine getirdiler. Ondan sonra Allah-u Teala dua etti. Sam efendim bizim babamız Yafes'ten geliyor Türkler. Sam efendim Sudan Habeş onların dedesi, atası.
- 1:09:47
Sam aleyhisselam diyebiliriz, gemide kurtulanlardan, tam da bu gemi inmek üzere değil mi? Pazartesi, salı günü gemi inecek. Nuh aleyhisselamın gemisi ne gün indi? Aşure gün ne gün? Önümüzdeki salı. Pazartesi de biz gecesini ihya dedik. Allâh-u Teâlâ maşâ. Âşûrâ gecesini ibadetle ihya edeni Allah-u Teâlâ onun istediği kadar değil, kendi dilediği kadar ihya edecek.
- 1:10:15
Allah'ın dilemesi sonsuzdur. Maddi manevi hayatlar, pazartesi gecesinin sohbetinde, Maddi mânevî hayatlar faziletinde, ihyasında, ibadetinde olacak inşallah. Efendim, tabii canlı yayın veriliyor inşallah. Allah bu fırsatı verdi insanların dinlemesine. Allah ulaşımımızı artırsın Allah Teala. Diğer bütün kanallara da girmemizi nasip eylesin Allah.
- 1:10:37
Amin. Ondan sonra geldi, başı yaşlanmış idi. Ondan sonra, sizin zamanınızda ihtiyarlık yok idi. İsa Aleyhisselam konuştu onunla. Sizin zamanınızda beyazlamak yok. İlk beyazlamak ne zaman başladı? İbrahim Aleyhisselam'da başladı. İbrahim Aleyhisselam beyazlık gördü. Bu nedir dedi ya Rabbi, ben böyle bir şey görmedim.
- 1:10:57
Dedi Mevla benim nurumdur. O zaman nurunu artır dedi, bir anda ben beyaz oldum. Onun için beyazlık nurdur. Ama sizin zamanınızda yoktu, sen niye ihtiyarladın? Dedi ki, senin duanı işitince, sen dua edince beni çağırdın. Kumbi iznillah, kalk Allah'ın izniyle dedin. E ben, bana bir nida geldi. Ecib ruhallah.
- 1:11:19
Ruhullah, İsa Aleyhisselam'ın sıfatıdır. İsa'ya icabet et, davetine buyurdu. O zaman ben kıyamet koptu zannettim, onun için saçım sakalım bembeyaz oldu, korkudan. Kıyametin korkusundan. Ondan sonra, dedi ki, can çekişme hali nasıl oldu, ölüm nasıl, ölümün tadını bir anlatır mısın bana dedi. O da dedi, ya ruhallah, dört bin senelik ölmüşüm dedi,
- 1:11:44
hala hanceremden, boğazımdan ölümün acılığı gitmiş değil dedi. Allah cümlemize kolay eyle ya. Asan eyle ya Rabbim. Ondan sonra, döndü millete, dedi ki, sattıkû fe innehu nebiyyûn. Bu kulu tasdik edin, bu Allah'ın peygamberidir, buna iman edin dedi. Bazısı iman etti, bazısı da dediler, gâzâ sihrû. Ne büyü yaptı bize ya.
- 1:12:08
Ölen kalkan, dirilen yok dedi. Gözümüze böyle gösteriyordu. Ne oyuncu da o dediler, tekzim ettiler. Ondan sonra, dediler, başka mucize isteriz. Ona dedi ki, sen evinde bugün, efendim, kavurma yemişsin. Sen evinde şunu yemişsin, sen evinde, herkese evinde, bir de stoğunda şu var, dolabında yani, buzdolabı değil, işte şey, kiler gibi, azık yerlerinde, sende şu var, sende şu var,
- 1:12:32
kimsenin bilmediği şeyler. Onun için ayette diyor, ve ünebbiyyukum bimâ teekulûne ve mâ teddikirûne fî buyûtikum. Ben size yediklerinizi de söylüyorum, evde stok ettiklerinizi de söylüyorum. Hiç sır kalmaz, Allah'ın izniyle. Mevla bana bildiriyor, işte, kim inandı, kim inanmadı. Bundan dolayıdır ki, yani işte, ne kadar ahmak olsa, cahil olsa falan filan, mucize görünce,
- 1:12:59
adam inanıyor. Ama öylesi var ki, yine inanmıyor. İşte, bazı ahmaklık, ilaç kabul etmez. İsa aleyhisselam ne buyurdu? İnnî mâ ecezzü min ihyâil mevtâ. Ben ölüleri diriltmekten aciz kalmadım. Vekat ecezzü ammû âleceddil ahmak. Ahmaka ilaç yapmaktan aciz kaldım. Yani ahmağı düzeltemiyorum. Var böyle acayip ahmaklar.
- 1:13:23
Anlatıyorsun, anlatıyorsun, anlatıyorsun. Adam bir nefes alıyor. Peki niye? Peki neden? Peki ne oldu? Ya sana ben zaten nedenlerini anlatıyorum iki saattir, sen hâlâ niye diyorsun bana? Ne manyak adamsın ya! Böyle insanlarla karşılaşılıyor. Onun için şair ne demiş?
- 1:13:49
Her derdin ilacı olur, tıpta tedavisi olur, ancak ahmaklık var ya, tedavi edenini aciz bıraktı. Allah'ım ahmaklıktan muhafazayım. Kurban olduğum, ahmaklığı gidermeye kadirsin. Bizim içimizde ahmak varsa, başta ben olmak üzere, ya Rabbi bu ahmaklıklarımızı izale eyle. Zekamızı, fetânetimizi ziyade eyle.
- 1:14:13
Şuurumuzu ziyade eyle. Deyle! Amin Allâhümme salli alâ Seyyidina Muhammed aleyhi ve sellem. Amin. Allahumme salli alâ seyyidina Muhammed. Âlâ. Yani, mesela, Sübhânallâhu ve l-hamdü lillâhi ve la ilâhe illallâh ve Allâhu ekber. Adede mâ alim ve zinete mâ alim ve mile mâ alim. Adede külle harbin kütübe ve yüktebû ilâ beddil abidin ve dehrid dâhirin.
- 1:14:34
Her namazdan sonra bir kere dese, sürat-ı fehm için. Çabuk anlarsın her şeyi. Öbürü iki dakika düşürür, sen hemen anlarsın. Şimdi ben buna devam ediyorum bir zamandır. Kafamda çalışmaya başladı, farkında mısınız? Ne? Bir ara hepten şey gibiydim, salakana gibiydim. Tabii. Ben zikre çok itikad ederim.
- 1:14:56
Kitapta gördüm. Şimdi onu zaten bir kısmını yapıyordum, bir kısmını ilave ettim. Şimdi onu da ilave edince şüratli anlayış için yazayım dergide. Yapmayasınız ki bir şey. Ben anlayacağım bakayım, laftan anlıyor musunuz, anlamıyor musunuz? Yapıp yapmadığınızı oradan anlayacağım. Daha çok var tabi, ben Çörekotu Mucizeci kitabında da birkaç tane yazdım hafıza için.
- 1:15:21
hafıza için. Ezberleme kuvveti ayrı bir şey. Bir adam ezberler, anlamaz. Anladın mı? Hafıza ayrı bir şey. Mesela çocuklarda hafıza kuvvetlidir, anlayış zayıf. Yaşlanınca, büyüyünce anlayış artar, hafıza zayıflar, ezbere bir şey kalmaz. Ben şimdi kolay kolay bir şey ezberleyemiyorum. Evvelce bir sayfayı bir kere okurdum Arapça, peşini ezbere okurdum.
- 1:15:46
Ama şimdiki o hafızam kalmadı. Ama anlayışım arttı biraz. Çünkü o zamanda bakıyorum, anlamıyordum okuduğumu. Anladınız mı? Ama Mevla anlatmaya kadirdir. İnşâAllah bize yaşlı zamanda da hafızamızı ziyade eder inşâAllah. Âmin. Ziyade eylesin, âmin.
- 1:16:04
Şimdi ve zâlike bugünkü dersimiz de çok ilginç. Tam benim temas ettiğim konularla ilgili bir ahmak tarifi yapacak. Ne gülüyorsun mu Muharrem? Ben mi uydurdum şimdi? Sıradaki ders kaç senedir devam ediyoruz? Bugüne mi rastladı yani? Yani adamlar böyle bir yazı yazdılar, ben mi yaz dedim onlara? Peki, eyyühel velet, kaç senedir devam ediyoruz?
- 1:16:34
Ara veriyoruz çünkü üç aylar gürüyor, faziletli geceler gürüyor, onlar gürüyor, mecburen onları atlayamayız. O geceleri anlatıyoruz. Bu sefer ders teğkır oldu, oldu, oldu. Geldik bugün bu ders. Tam bu hafta bunlar bunu yazmış. İmâm-ı Gazâlî, Hüccetül İslam. İmâm-ı Gazâlî de bak şimdi bu ikinci madde yazıyor.
- 1:16:53
Ben geçen hafta biliyor muydum bunların yazacağını? He? İsa Aleyhisselâm mıyım ben, adam evlerine stok etmiş. E şimdi bak şimdi, derse bak şimdi. Gel de İmâm-ı Gazâlî'nin kerametine inanma. Bu benim kerametim değil. Dersteki akışın şeyinde İmâm-ı Gazâlî'nin kerameti. Geçen hafta da haseti anlattı. Bu hafta patladı.
- 1:17:16
Bu hafta da şimdi durumu anlatıyor. Diyor ki ilaç kabul etmeyen adam ve zâlike bu adam racülün bir adamdır ki yeşteğilü meşgul olur bir talebel ilim tahsiliyle zemânen kalîlen az bir zaman birkaç sene okur. Ben kaç senedir okuyorum? Kırk beş senedir. Yedi yaşımdan beri okuyorum. Bil fiil okuyorum, bil fiil.
- 1:17:43
Her gece yine kitaplar, sayfalarca tahkikler, tasihler, kitap. Bir kitapçıdan yazıyorum. O arada onlarca, bazen yüzlerce kitap açıyorum. Bazen yüzlerce kaynak açıyorum. Şimdi biraz kalk otur şeyi azaldı. Hem yardımcılarım var, Allah onlara sıhhat versin, afiyet versin. E hem de bilgisayarlarda mektebeler var.
- 1:18:08
Yüz bin cildi bilgisayara koymuş Arapça. Yüz bin, kaç yüz binlik kitap. Oradan güvenmiyorum yine. Vehhabiler falan yaptığı için güvenmiyorum. Ama oradan yerini buluyoruz. Oradan kitabı getir diyoruz. Kitabı görmeden yazmıyorum. Ama yer bulmak kolaylık oluyor. Eskiden kendi başıma kalkardım, otururdum e canım çıkardı bir şeyi bulana kadar, sabaha kadar.
- 1:18:30
Şimdi elhamdülillah kolaylıklar oldu. Şimdi adam birkaç sene ilimle meşgul oluyor. Sonra ve teallemi öğreniyor. Şey emmine l-ilmi ilimden bir şey öğreniyor. Öyle ilim ki el-akliyi akılla ilgili. Yani işte efendim akaid, burada ee akaid ve ee ilmi kelam diye tefsir ediyor. Fakat burada lugat işte sarf, nahif, emsile, bina ise izhar, kafiye diyelim.
- 1:19:04
Bu bazısı mantık falan daşırıyor. Mantık okuyan tam mantıksız oluyor zaten. O da ayrı dava. Bir şeyler tasvir ediyor. Ondan sonra vel veş-şer'iyyi şeriat ilimlerinden de biraz tefsir, hadis, fıkıhtan, tasavvuftan bir şeyler okuyor. Ama az bir zaman okuyor. Ondan sonra fe-yes'elü başlıyor sual sormaya.
- 1:19:26
Başka alimlere, hocalara. Ondan sonra ve-yâ ter-ez'u itiraza başlıyor. Diyor ki bu doğru değil. Bu senin işte bu hadis doğru değil. Bu kaynak doğru değil. Abdülkadir Geylani hadisçi değil. İmam Gazali hadis ilminde zayıf. Kimin dediğini biliyorsunuz değil mi? ismi lazım değil. İmam-ı Gazali diyor, hadis ilminde zayıf diyor doçentimiz doçentimiz öyle diyor.
- 1:19:57
İmam-ı Gazali, hadis ilminde zayıf, sen, hadis ilminde çok kuvvetli. Ben de, affedersiniz Pantolon, ceket, kısa sakal, yüzde sıfır meymenet, sana inanacağım, İmam-ı Gazali'yi terk edeceğim. buna inanacağım, İmam-ı Gazali'yi Avucunu yalarız. İmam-ı Gazali'ye bütün dünya... hüccetül islam, İslâm'ın delili demiş ya.
- 1:20:25
Adam diyor ki, İmam-ı Gazali'nin diyor, hadis ilmi eksik diyor ya. Sen kaç sene okudun hoca efendi? Kaç tane hadis biliyorsun ya? İki ibare okuyamazsın ya. İki hadisi ezberden, beş yanlıştan zor okursun ya. İmam-ı Gazali nedir, kimdir? Sen tanıyor musun İmam-ı Gazali'yi ya? Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, mânâ âleminde, Musa Selema, İsa Selema göstermiş.
- 1:20:49
Sizin ümmetinizde böyle âlim var mı? Gösterin demiş. İki peygamber, ün-i lazım peygamber ümmetinde bir İmam-ı Gazali gibi çıkaramamış ya. Diyorsun ki İmam-ı Gazali hadiste zayıf. Bu kafa işte. Aynı kafa. O bana yazıyı yazan kişinin adamı işte o. Beraber görüştükleri. O da bunları tebrik etti değil mi?
- 1:21:11
O da bunları hemen atladı, tebrik etti. Aynı kafa işte. Haa. Tebrik ediyorum, kutluyorum. Tabi İmam-ı Gazalileri, Abdülkadir Geylani'leri, hadisçi değil bunlar, hadis ilmi zayıf bunların diyenler birbirini tebrik ederler. Bunlardan yadırganacak şeyler değil bunlar. Koca Evliyaullah, İmam-ı Gazali, Resûlullah Efendimizle uyanıkken görüşen adam ya.
- 1:21:37
Sallallahu Teala Aleyhisselam. Abdülkadir Geylani'den bahsediyoruz. Adamı ne yapar biliyor musun? Himmet dedik. Ulan hadi çıkartsın onu hapisten şimdi görsün bakayım. Geylani'yi bilmem neymiş dedi. Aziz Bayındır. O hafta çıkarttı bizi Evliyaullah ya. O hafta. Ulan keşke önce deseymiş ya. Sen ne konuşuyorsun Evliyaullah'ın himmetinden.
- 1:22:06
Hadis bilmiyormuş. He! Abdülkadir Geylani haddesene, haddesene. Ben şundan duydum, o şundan duydu diye. Arada 5-6 vasıtayla Resûlullah Efendimiz'e ulaşıyor. Bu adamlar yalancıymış. Bunlar hadis uydurmuş. Bizim doçentimiz. Bir de bu bizim doçent olamayan. Bu zavallı. Doçent de olamamış, bir şey de olamamış da bu.
- 1:22:28
Bu da kalkmış işte aynı kafadan yazıyor falan. Hadis bilmez, usulü hadis bilmez. Bir şey bilmez, bilmem ne. Senin gibileri tersten okudur. Bir şey bilmez ama. Hem de 40 sene falan okuturum yani. Ne olacak yani uydurduktan sonra? O da uyduruyor, ben de uydururum yani. Mesele değil ki. 80 sene de okuturum yani.
- 1:22:49
Ama kitaptan da okuturum ayrı dava. Sen ne konuşuyorsun ya? Bir ufak zaman ilim tahsil etmiş beyefendiler, sonra gidiyor, itiraz ediyor. Min hamâkatihî. Ahmaklığından dolayı. Ben demiyorum İmam Gazali diyor. Ahmaklığından dolayı itiraz ediyor, ibare bu. Alel âlimil kebir. Büyük alime. Haşa ben o alim değilim tabii burada kim kimin rolünü paylaşıyor.
- 1:23:17
Tiyatro çevirmiyoruz yani. Ama bir gerçek var. Yani İmam Gazali itiraz ediyor. İmam Geylani'ye itiraz ediyor. Bak bak dikkat et. Hadisçi değil diyor ya. Bu hadisler uydurma diyor ya. İmam Gazali hadisçi değil ki diyor falan. Bu da doçent olmuş. Daha profesör bile olamamış. He ya. Büyük alime itiraz ediyor.
- 1:23:53
Bütün ilimler, felsefe. İmam Gazali felsefeyi yuttu. Felsefe biz okumamız caiz değil. Ama o onları niye öğrendi? Diyor ki milleti korumak ve kurtarmak için onları da öğrendi. Efendim ibare şiir var da aklıma gelmedi. araftu şerre lâ liş-şerri velâkin li tevekkîhi ve men lâ ya'rifu-l-khayra mineş-şerri yegâh-fîhi ben şerri öğrendim ama şerle amel edeyim diye değil
- 1:24:32
ama siz sakın denemeyin ha aman size göre değil ha attabunuz sıfır zaten bir de felsefe okuyacak. Adam âyet-i hadis bilmiyor, felsefe okursa ne olur? Kıpkızıl gavur olur. Ben diyor her şeyi, âyet-i hadisi bildiğim için şerri tanıdım ama şerri uygulamak için değil, şerden korunmak için. E şimdi felsefeyi okumak lüzum kalmadı.
- 1:24:55
Niye? İmam Gazali diyor ki ben size felsefenin ne bozukluk olduğunu kitabını yazdım. Tehâfütül felâsife. İmam Gazali'nin en büyük eseri filozofların şaşkınlığı ve sapıklığı. Sonra bir kitap daha yazdım, muhteşem eser. El-Munkizu Minad Dalâl. Sapık yollardan mantıkla, felsefeyle efendim Kur'an'a karşı gelmekten kurtaran kitap.
- 1:25:23
El-Munkiz çok önemli bir eseridir. Tehâfütül felâsife. Neler anlatıyor, bir bakıyorsun hakikaten ya akılla, mantıkla arış da olsan ne olur? İmam-ı Rabbânî mesela eflâtun için ne diyor? He? Ahmak eflâtun diyor. Şimdi bak tam dersimizin konusu değil mi? Niye ahmak eflâtun diyor? Eflâtun'a dediler ki bir zat çıkmış, ölüleri diriltiyormuş dediler.
- 1:25:48
Ya siz gördünüz mü dedi? Evet yanında şahit olduk, mezarın başına gittik. Ne yaptı? Okudu, etti, dua etti. Ölü kalktı, dirildi. Yani onun da inandığı insanlara soruyor tabii. Madem dedi, öyle bir insanı gördünüz, ona tabi olun. Yani peygamberim diyorsa neyse inanın, peşine gidin, ne diyorsa yapın. Yasalını terk edin.
- 1:26:10
Peki efendim siz bunu nereden anladınız? Dedi ki evladım biz dedi felsefede, akli ilimlerde, zirvedeyiz. Şu anda benim olduğum konumdan ileride dünyada bir insan yok. Tıpta vesaire, ilaçlarda, bitkilerde. Ama ben dedi bir ölüyü diriltemiyorum. O zaman burada, çünkü ben sebeplerle takılıyorum. Demek ki burada sebepleri aşan bir kuvvet var.
- 1:26:37
İlahi bir kuvvettir. Ve o demek bu kişiye, bu kişinin elinde zuhur ediyorsa yani, o zaman ona uyulur dedi yani. Peygamberim diyorsa bu doğru söylüyor. Çünkü nasıl bu işi yapabiliyor? Ben bunu yapamıyorum. Yani ben zirvedeyken yapamıyorsam burada devrede başka bir kudret var. İlahi kudret. Peki efendim dedi, madem öyle bir durum var, siz de beraber gidelim,
- 1:26:58
ona tabi olalım, iman edelim. Yok dedi. Biz arındırılmış, nefsimizi süzgeçten geçirmiş, kötü huylarımızı tertemiz etmiş, akılla, mantıkla yolumuzu bulmuş adamız. Bizim artık nefsimizi, ruhumuzu, aklımızı, latifelerimizi efendim, tehzib edecek, arındıracak, böyle işlemden geçirecek birilerine ihtiyacımız yok.
- 1:27:24
Ama sizin var dedi, siz gidin. İşte onun için diyor ki İmam Rabbi Hazretleri, O zaman İsa Aleyhisselam'a uysal havarilerden, sahabeden olacaktı. Şimdi ne oldu? Cehenneme odun oldu. Çünkü eğer İsa Aleyhisselam'ın zamanına yetişmeseydi, fetret devrinde kalsaydı, hiç olmazsa toprak olurdu. Ama Peygamber'in şeyi ulaştı ona.
- 1:27:50
Tebliğ yani haberi geldiği halde inanmadı. Ve mucizesine de inandı bak, mucizedir diyordu. Ama iman etmedi. Onun için ahmaklık az akıllı olmaz derler. Anladın? Ahmaklık az akıllı olmaz. Yani Eflatun gibi bütün felsefeyi, her şeyi bitireceksin de o zaman hakiki ahmak oluyorsun yani zaten. Ben onun için ne diyorum?
- 1:28:14
İyi ki okumadım diyorum yani. Bunların mekteplerinde kafayı bulandırmadım, sulandırmadım diyorum yani. Efendi Hazretlerinin eline düştüm, gözümü onda açtım, onda kapatacağım inşallah. Allah yolundan ayırmasın. Mürşid, mürşid, mürşid. Doğru yolu gösteriyor sana da. Ben o zaman mantık okuyacaktım, lazım değil dedim.
- 1:28:37
Ondan sonra ben Saddet'e yüksel hoca var, Fatih'te ders okutuyor, yıkılıyor ortalık. Molla Camii kafiye falan. Ya işte o zaman Molla Camii'de çok zor. Ben ta Rize'ye gitmemişim. Yetmiş yedi, yetmiş yedilerde Bayram Hoca, rahmetli şehit Bayram Hoca. O zaman şalvalı cübbeli değil. Kısal sakalı vardı da, İsmail Ağa büyük kursta hocaydı.
- 1:29:02
Alim, alim, çok güzel alim, meşhur da hoca ama yani böyle daha Efendimiz Hazretleri'ne bağlı değildi o seneler. Bayağı sonra intisap etti ama herkesi geçmiştir, ayrı dava. Ondan sonra mübarek o da geliyordu, bazı kere işte ya diyor ki şu Bayram Hoca gidiyor, şu hoca gidiyor, bu hoca gidiyor. Bir de kasetler o zaman yeni moda.
- 1:29:22
Saddettin Hoca burada Fatih Camii'de okutuyor, bir Molla Camii okutuyor. E biz de bir hocalardan okuyoruz. İşte kendi kendimize körler, zarlar birbirine ağırlar hesabı. Ben de kafam çalışmak istiyor, anlamaya çalışıyorum. Biraz kabıma sığmıyorum ama bir şey de anlamıyorum. E bu sefer bir baktım bir kasetler geldi İsmail Ağa'nın
- 1:29:43
İsmail Ağa'nın Taş Medresesi'nde o zaman ranzalar var. Mehmet Aydın mı ne? Birkaç tane Mehmet vardı yani o zaman. Birinin soyadını unuttum. Hepsi sağdır inşâAllah. Ondan sonra kaseti bir dinliyorum. Ulan aynı dersi. Yahu dedim bari gidemiyoruz abi kasetleri getirin. E şimdi bir ders nerede bu benim dinlediğim?
- 1:30:03
Nerede bu? Ars'tan fers kadar fark var. Dedim efendim Nazırım, ben dedim gideyim Sadrazam Hoca'nın derslerine deme olacağım şu, bu.. Senin okuduğun yeter sana, otur aşağı dedi. İyi ki dinlemişim değil mi? Kim bilir nereye atlatacaktım, belli değil. Kim bilir nereye atlattı. Oku dedim mi okuyacaksın, dur dedim mi duracaksın, konuş dedim mi konuşacaksın.
- 1:30:27
Konuşmak istemiyorum, konuş diyordu. Bazılara gidiyordum, konuşma yahu diyordu çok, otur tefsir yaz diyordu. yazıyordu, yani mürşit senin ayarını bilip seni düzene sokar. Mürşitsiz adamı ne yapacaksın? Yoldan çıkar yahu. Ve men yuddunil. Allah kimi ki saptırır. Allah gibi ki saptırır. Felentecideleu veliyyem mürşidea.
- 1:30:48
Sen artık ona ne yar bulursun, ne dost, ne de mürşit. Mürşidin yanında durur, Gürşit'in yanında durur ama Allah bir adamı saptırmak murad eder. ama Allah bir adamı saptırmak murat ederse mürşit ona kar edemez. Ama Allah bir adamı idare etmek isterse ona mürşidi buldurur. Ama mürşidi bulmak yeter mi?
- 1:31:05
Yetmez. Mürşide uymak gerekir. Sözünü dinlemedikten sonra dünyanın en büyük mürşidinin yanında ol. Fayda var mı? Yok. Fayda yok. Mühim olan onun yolunu yürütmek değil mi? Efendi Hazretleri kadar mübarek insan. Nezih insan. Değil mi? Temiz insan. Kulaklarından sakınan insan. Yani kul hakkı da insanlara gıybet dedik olduğu ilk sıra.
- 1:31:33
Her şeyden sakınan insan. Böyle bir şahsiyet. Nerede bulacaksın böyle bir mürşit? Bağırmaz, çağırmaz, yetmez. Affeder, müsamaha eder. Görmezden gelir. Tam Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in ahlakı üzere. Yani böyle bir insan. Ama işte insanda hidayet isteği olmayınca Allah hidayet yaratmıyor.
- 1:31:56
İlla isteyeceksin yani. Ne yapacaksın? Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in yanında olsan efendim camide namaz kılan arkasında namaz kılan safta olsan kurtarabilir misin yani? Ona tabi olmadıktan sonra. Eee? Uydum imama tabi oluyorsun. Ama için hasta. Medine'de kaç tane münafık vardı yani? Cemaatta, camide cuma günü çıkarttı dışarı.
- 1:32:22
Görünüşte sahabeden görünüyor. Mühim olan görüntü değil. Mühim olan itikat, ittiba, tabi olmak. namaza uydum şeklinde görüntüyle yetmez. Önce kalbinden ona uyacaksın. İmanında, itikadına uyacaksın. Sonra zahirinde ittiba edeceksin. Yoksa fayda yok. Yol bu.
- 1:32:45
Şimdi ne yapar? Birkaç mesele öğrenir, birkaç zaman okur, ondan sonra gelir ahmaklığından dolayı ömrünü akli ve şer'i yani akli dediği işte Arap dili ve edebiyatı, çünkü onu bilmeden de tefsir, hadis anlaşılmıyor. Sarf, nahif dediğimiz yani. Sarf, nahif, mani, beyan, bedir mesela bu gibi. Şer'i dediğin tefsir, hadis, fıkıh, usulü, fıkıh, akaid, ilmi, kelam, tasavvuf.
- 1:33:14
Bu ilimlerde adam ömrünü geçirmiş, bu da kalkar ona ne yapar? İtiraz eder. Evet. Yani sualler sorar, müşkil meseleler önüne koyar. Yani Laf dinleyeceksin, itiraz etmeyeceksin. Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem onun için ne buyuruyor? Efendim, İnne Allâhe kerihelekum felâten Allah üç şeyi yapmanızı sevmez.
- 1:33:42
Bunlardan birisi, kes ve tes sual, Çok soru sormak. devamlı karıştırmak, deşmek, yani Allah Allah Fir'an'ın anasını deşmek. pirenin anası. Yani çok karıştırma be kardeşim. Caizdir diyor hocaefendi seni. Ondan sonra Allah'ın sıfatını soruyorsun, ismini soruyorsun. Anlatıyorsun, tamam. İşte şunu kim yarattı Allah, bunu kim yarattı Allah.
- 1:34:05
Sonra Allah'ı kim yarattı? Tövbe estağfurullah. O zaman ne diyeceksin? Âmentübillah. Euzubillah. Allah'a emanettim, Allah'a sığınırım. Sen ne biçim soru soruyorsun? Yani bunun gibi Allah-u Teala'nın sıfatları hakkında, isimleri hakkında uygunsuz sorular, gereksiz konular. Bunları açmayı Allah istemez.
- 1:34:27
Sizin böyle yapmanızı istemez. Ondan sonra vekile ve kal, dedikodu o şöyle dedi, bu böyle dedi, laf taşımalarınızı istemez. Ve yıda'etel mal, mallarınızı zayi etmenizi de istemez. Yani malınıza sahip çıkın, anladın mı? Buğularsın, kızartırsın, bilmem ne. Yani malı zayi etmek Koruyacaksın yani malın.
- 1:35:19
Bunları Mevla sevmez. Şimdi Hele ki özellikle Allah'ın Celle Celaluhu Zatı hakkındaki sorular çok tehlikelidir. Yani haşa Allah nerede? Haşa işte Allah efendim ne zamandan beri var? Haşa, Allah işte bizi yaratmadan evvel ne yapıyordu? İşte Allah şu anda ne yapıyor? Haşa. Yani bunlar ahmak sualleri de.
- 1:35:49
Bunlara girmeyeceksin. Çünkü bunlar nehyedilmiş. Şeytan gelir sizden birine Şunu kim yarattı, bunu kim yarattı? Celle Celaluhu. Sonra der ki Allah'ı kim yarattı der? Haşa ve kella. Sizi o noktaya getirirse siz deyin Allah'a iman ettim, Allah'a sığındım şeytandan benim başıma bu vesveseyi çıkarttım. Vesvese de kötü bir şey.
- 1:36:20
Evet yani Allah'ın zatının sırrına öz zatının künhüne ne diyor Ebubekir Radıyallahu anh? Evet Anlamayacağını, anlayamayacağını anlamak, asıl anlamak odur. Allah Teala'nın zatını anlayamayacağını idrak edilemeyeceğini idrak etmek asıl idrak odur. Allah'ın zatının mahiyeti ve özü hakkında araştırma yapmak hakikaten şirk koşmaktır.
- 1:36:56
Buna girmeyeceksiniz. Bilmiyor ki enne maaş gele aleyh kendisine müşkil gelen konular ecza kendisi gibi müşkilin zor gelin O büyük alim de onu cevaplayamaz ki. Şimdi ama zaten kendi birkaç bir şey okumuş ya öbür alimi susturmak için onun cevap veremeyeceği konuları soruyor.
- 1:37:19
Şimdi cevap veremeyeceği konuları sorunca ne oluyor? Halkın nazarında ulan adam cevaplayamadı oluyor. Halbuki yasak saha adam oraya giremiyor. O da ona hadi girsene, hadi girsene diye gaz veriyor. O alim, büyük alim gaza gelir mi? He? Tal Hoca bir fıkra anlat. Anlatayım mı? He? Diyor ki yani oğlu babasına babacığım diyor annemle ne zaman tanıştınız?
- 1:37:47
Nerede buluştunuz? İlk nasıl görüştünüz? Ne zaman elektrik aldınız diyor. Nasıl elektrik aldın annemden diyor falan. Oğlum bizim zamanımızda gaz lambası vardı. Gaza geldik diyor. Yani birilerime tekti falan. Biz de aldık diyor.
- 1:38:02
Şimdi belayı bulduk diyor yani. Anladın mı? He şimdi sen efendim adamı gaza getirmeye uğraşıyorsun. Diyorsun ki işte Allah'ın zâtının mâhiyeti künhü bilmem ne, bilmem ne bir soru soruyor. Adam imamı gazali olsa buna cevap verebilir mi? Hz. Ali olsa, efendim fakir olsa radıyallâhu anhuma cevap veremez.
- 1:38:22
Hz. Ali Efendimiz Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır buyurdu. İlim arayan kapıdan gelsin. Ya o yine ne diyor? Allah'ın zâtının sırrını sorarsan şirke düştün. E sahabe-i kiram kaderin sırrını sorabilir misin? Geliyor şu Boğaz'ın yazısı ne meseledir? Bana bunlar niye yazıldı acaba? Benim ne suçum var?
- 1:38:51
Falan filan. Herkesin battığı bir konu kader. Geliyor Hz. Ali Efendimiz'e kaderi, sırrını soruyor. E geliyor Hz. Ali Efendimiz'e kaderin sırrını soruyor. Ne buyuruyor? Derin denizdir, dalmayalım oraya diyor. Adam yine soruyor, soruyor, soruyor. Allah'ın sırrını soruyor. Allah'ın sırrıdır. sırrıdır. Sana bana vermez, teftiş etmeyelim diyor.
- 1:39:15
Yani teftiş karıştırmak. Adam yine soruyor, soruyor, soruyor. Tarîkun muzlumun felâtelicuhu. Karanlık yoldur, girmeyin oraya diyor. Sen Hz. Ali'yi gaza getirebilir misin ya? İşte bir de adam ediyor. İşte bir de adam, sen çok büyük alimsin. Sen çok büyük alimsiniz efendim. Siz allamesiniz, meşayihtansınız, büyük velisiniz.
- 1:39:35
Siz acaba benim ya başıma ne gelecek bu yazılanlar hakkında falan filan? O da ne diyor? Evladım benim başıma ne geleceğini bilmiyorum. ne geleceğini bilmiyorum ki seni nereden bileyim. Ya gaza gelmemek budur. Ama adamı mindere çekmek için bayağı bir olay yaparlar ha bu ahmaklar. İlla mindere çekelim yani.
- 1:39:53
Şu konuyu söyle bakayım, bu konuyu söyle bakayım. Bana da müşkil yani. Durum bu. Bu anlattığımız ahmak, düşünmediği zaman, efendim, لَنْ فَاِذَا لَمْ يَعْلَمْ Bilmediği zaman, هَازَلْ قَدْرًا bunu bilmiyorsa ben bunu dünyanın en büyük âlimine sorsam bunun cevabı yok. Bu Allah'ın sırrıdır. Karıştırılmamalıdır.
- 1:40:20
Zaten bunu bilmiyorsa yekûn şu'alû onun bu sorusu nereden olur? minel hemâkati ahmaklıktan naş olduğundan fe-embeğî yine ne gerekir? ellâ teşteğile sen meşgul olmayasın ne ile? bir cevabı buna da cevap vermekle meşgul olmayasın. Bak Hz. Ali Efendimiz'e 3 tane ayrı cevap verdirmek zorunda bırakıyor. Yani bir kereyle anlaması lazım.
- 1:40:43
İkinci, üçüncüyü tekrar ediyor. Yani sana girmeyelim dediği konuya Hz. Ali Efendimiz yani birinci de söyler zaten sana bilse. Ama ahmaklık böyle bir şey. İkinciyi soruyor. Üçüncüyü soruyor. Zaten indemâ heleke men kâne kablehum kablekum ey ashâbım sizden öncekiler niçin elâk oldu battı? Bir kez Hz. Ali'nin çok soru sordukları için bak dilâvim alâ enbiyâim
- 1:41:10
sana gereken zaten yazılmış. İtikat belli, ilmihal belli. Peygamberlerine bir de karşı geliyor. Soruyu soruyor bir de sorduktan sonra uymuyor. Tabi ki sorunca da iş zorlaşıyor. Çünkü sormazsan, geniş saha var, geniş saha var, mubah dairesi geniş. Orada yürüme imkanların var. Yani şimdilik istihara yapmak da buna benziyor.
- 1:41:29
Ya istihara yapmazsan, sünneti terk ediyorsun. Ama istihara yaptıktan sonra uymazsan, efendim Allah'ın hayırlı dediğine şerli muamelesi yapıyorsun. Allah'a karşı geliyorsun. Bu iş böyle. Şimdilik adam bir kızı sevmiş, aşık olmuş. Bilmem ne, deli gibi evlenmek istiyor. Ondan sonra geliyor. Bir istihara yap.
- 1:41:50
Diyorum istihara çıkmazsa sen bunu bırakabilir misin? Bırakamazsın. Bırakamazsan ne istiharası yapacağım sana? Yani daha mı beter belanı bulmak istiyorsun? Bari şu anda bir geniş saha var. Her kızla evlenmek caiz, kocası yoksa. Yani geniş dairede bul birini, evlen. Beni ne alakadar eder kardeşim? Evli değilse karı, kız.
- 1:42:12
Evlen. Dulla da caiz, yaşlıyla da caiz, gençle de caiz, çirkinle de caiz. Şimdi geniş bir daire var. E sen burada buna istihara özel bir şey yaptırıyorsun. Uymayacaksan adam aha bavulu hazırlamış, bileti almış. Her şey ben işte Amerika'ya gideceğim, caiz mi? Şey istihara yapabilir misin? Yahu kardeşim sonra ne olacak?
- 1:42:35
Biletlenecek, şu olacak, bu olacak. İlla da gideceksin. Ne yaptırıyorsun? Böyle şeylere yapmıyorum ben. Değil mi? Hacı Dursun Efendi'ye geldiler. Dediler ki Efendi Hazretleri işte kızı birileri istiyor. Buna istihara yapar mısın? Dedi namaz kılıyor mu? Dediler kılmıyor. İstiharası çıktı dedi. Nasıl çıktı efendim?
- 1:42:55
Verilmez dedi. Yani şimdi böyle sorduğun zaman, cevabını aldığın zaman lafı dinleyeceksin. Lafı dinlemediğin zaman değil mi, içki içiyor mu? Ara sıra iki tek atıyor. İstiharası çıkmıştır yani. Şimdi buna kız verilir mi şimdi? Ha zinayı verdin, ha buna verdin. Sarhoş olacak, karıyı boşayacak yani. Dolayısıyla çok sual sormamalı.
- 1:43:20
Helal belli, haram belli. Geniş daire mubah belli. Bu daireyi kendine ne yapmamalı? Dar etmemeli yani. Çünkü sorular soraraktan ne yapmış oluyorsun? Daraltmış oluyorsun. Ben de çocuklukta, Efendi Hazretleri'nin yanında ben çok çocuk yaşlarımda yani. 10, 12 deli deli şeyler soruyordum, hatırlıyorum ya.
- 1:43:42
Efendi Hazretleri mübarek insan, musamalı insan zaten ben çocuk yaşındayım. Yani güzel cevaplar veriyordu. Şey diyor, şu durumu sonra biraz aklın başına geldikçe sormamayı tercih ettim. Çünkü neden? Efendi'nin buyurdukları belli. Yolu belli. Öğrettikleri belli, öyle mi diyeyim şimdi? Hele ki illa yapacağın bir işi yani terk etmek elinden gelmiyor, zaruri bir konu.
- 1:44:08
Bunun artık sorulmasına bir hacet yok. Çünkü bu sefer sorup da muhalefet etmiş oluyorsun, anladın mı? Sorup da muhalefet sıkıntı doğru. Onun için çok sormayacaksın. Sorarsan da aldığın cevaba ittiba edeceksin. Uyacaksın.
- 1:44:27
Şimdi vestealizu üçüncüsü, bunun verrağı bürsü yok mu? Hastalık kaç türlüydü? Dört türlüydü, he. Biri ilaç kabul eder, diğeri kabul etmez. Kabul etmeyen üç, kabul etmez. Ruşt ne demek? Hidayet, doğru. Bu meselede doğru görüş ne? Onu öğrenmek isteyecek bir defa. Bu adam ne derse desin ben bunu kabul etmeyeceğim diye ön fikirli gelmeyecek.
- 1:45:00
Çünkü neden? Adamı sevmiyor, haset ediyor, çekemiyor. Ondan sonra ne derse desin ben bunu rezil edeceğim diye çıkmış. Adam doğru cevaplar verse de adam doğru cevaplar verse de adam ikna ikna olmadım diye gösteriyor. olmadım diye gösteriyor. Onun için Onun için bu ruşt aramıyor, hidayet istemiyor. ama bir adam müsterşittir.
- 1:45:20
Yani hidayet arayan durumda. E bu adam müsterşit olduğu zaman buna ne yapılır? Laf anlar mı? Anlar, ancak anlamıyor. Anlamıyor. Büyüklerin kelamlarından araştırıyor fakat tasavvuf ehlini kastediyor burada. Tasavvuf ehlinin kelamlarından anlaşılmayan şeyler var.
- 1:45:52
Şimdi Beyazıt Bestami diyor ki ma fil cübbeti gayrullah cübbenin içinde Allah'tan başkası yok diyor. Adam ne diyorsun? Ne diyorsunuz Efendi Hazretleri? O da diyor ki anlamıyorsan çık git. Sübhane-i Sübhane mağaza ve şahane. Ben beni tespih ederim diyorum. Şanım ne yücedir diyor. Anlamıyorsan çık git.
- 1:46:17
Hallaç diyor, enel hak. Makam, mertebe. Hakikaten onlar Allah'tan gayrısı kalmadığında o lafı söylüyor. Senin benim gibi burada uydurmuyor yani. E şimdi burada büyüklerin sözleri, mesela Muhiddin-i Arabi'nin acayip sözleri var. Değil mi? He? Yani Muhiddin-i Arabi'nin öyle kitapları var ki Fütuhat-ı Mekke'nin haricinde yüzlerce, 500'e yakın eseri var.
- 1:46:42
500'den fazla eseri var. Mesela orada, yani nehanukavvun yahramun nazar fî kütübina. Kendi diyor ki biz öyle bir kavimiz ki diyor kitaplarımıza bakmak haramdır. Şimdi öyle bir söz söylüyor. İzzibd-i Abdüselam da camide, Muhiddin-i Arabi de camide yanında mürakabe halinde. Diyorlar ki işte bu sözü söyleyen ne olur?
- 1:47:02
Yani Muhiddin-i Arabi'nin bir sözünü naklediyorlar. İzzibd-i Abdüselam şeriatın zahirine göre büyükallame, takih, şafii. Diyor ki zındık olur. Bunları anlıyorlar kime dediğin. Ondan sonra diyorlar ki efendim zamanın evliyasının kutbu kimdir? Şurada oturandır diyor. Nasıl oluyor değil, doğru oluyor.
- 1:47:22
Şimdi bu zatlar anlaşılmayan bu sözler şifreli. Yani ne diyor adam? Sin-Şin'a girince diyor Muhiddin'in kabri zuhur eder. Kimse anlamıyor. Yahu Selim, Selim'in Sin'i, Şam'ın şeysi yani Selim Şam'a girince kabrime türbe yapacak diyor. Bunu kaç yüz sene evvel söylüyor. Osmanlı'nın kurulacağını söylüyor.
- 1:47:49
Sahabeden sonra en düzgün devlet Osmanlı olacak diyor. diyor. Daha Osmanlı'nın adı yok. Osman Gazi doğmamış. Bunlar Evliyaullah. Ama sen bunların sözlerini okumak zorunda mısın? Değilsin. Hatta okumalı mısın? Okumamalısın. Kafan karışır. Onun için diyor ki, bir adam müstersitse, yani hidayet arıyorsa, Evliyaullah'ın büyüklerin kelamlarından anlamadığı şeyler varsa,
- 1:48:20
yuhmelû hamledilir alâ kusûru fehmi. Kalkıyor şimdi, muhtemelen Arap'ın şöyle diyor, ona çatıyor, buna çatıyor falan, zahiri ilimle, molla bir şeyler okumuş. Kalkıyor şimdi. Muhyiddin Arabi Halebi Hazretleri büyük alim ama işte Muhyiddin Arabi'yi tekfir ediyor. İşte birçok alim ediyor. İşte birçok alim, Ali-ül-Kâri de herhalde öyle.
- 1:48:36
Aliülkaride herhalde öyle. Birçok alim orada çuvallamıştır. Muhyiddin İbni Arabi Muhyiddin İbni Arabî büyük velidir. El-i'tikârif İbni Arabî nisful velâhi. Yani İbni Arabi'nin veli olduğuna Yani İbni Arabî'nin veli olduğuna inanmak bile inanmak bile veliliğin yarısıdır diyorlar. veliliğin yarısıdır diyorlar.
- 1:48:50
Çok değişik bir zattır. Bizim Haa.. silsilemizde değildir, mürşidimiz listesinde değildir, kitaplarını biz tavsiye etmeyiz. Hele ki tercümeleri hepten berbat. Çünkü tercüme eden ne anlayacak yani? Onu dinleyen anlamıyor, yanındaki anlamamış da. Sen tercümeyle nasıl anlayacaksın? O zaman diyor ki İbni Arabi böyle dedi, ne biçim söz şöyle oldu, gavur olacak, zındık oldu falan.
- 1:49:16
Sen de diyeceksin ki diyor, senin anlayışın eksik kalmış. Bu zatın maksadını anlamaya aklın ermemiş diyor. Bu kişinin suali yani buradaki sorusu din istifade. Yani faydalanmak için soruyor. Yani diyor ki İbni Arabi'nin bu sözü ne anlama geliyor falan filan. Fakat lâkin yakûnû oluyor, velîden yani ahmak oluyor, kafası çalışmıyor, lâ yudrikû, anlayamıyor el-hakâik,
- 1:49:47
hakikatleri anlayamıyor. Şimdi bir adam gelirse şatahat-ı sufiyye'den, tasavvuf ehlinin gizemli, şifreli selamlarından, hallacın bu sözü sözüne anlama gelir, İbn-i Arabi'nin bu sözü ne mana gelir, Beyaz Pestami nasıl böyle der, felan felan kabilinden. Bu işlere girerse, tasavvufun derinliklerindeki gizli ilimlere girer.
- 1:50:09
gizli ilimlere girerse. Sen de bakarsın diyor. Bu hakikatleri anlayacak derecede, seviyede yani bunlara dünya kadar şerh yazılmış. yani bu Yani bir fusus var zaten. Fususun hikem, hikmet yüzük taşları. E şimdi o fususta zaten kopuyor ortalık. Adam geldi, diyor ki bu Muittin İbn-i Arabi gâvurun biri.
- 1:50:32
Haşa. O zaman Efendi Hazretleri'nin de ihvanı Noğlu Fazlı Ağa. Of'un ağasıydı o zaman. 90 yaşlarında felan. Efendi Hazretleri ama o zeki adamdı. Efendi Hazretleri ona yani günlerce mektubat okudu. Niçin? Yani İbn-i Arabi'nin Vahdet-i Vücud konusundaki şeyi hatalıdır. Keşif hatası var, şu var, bu var ama sakın ona kafir deme.
- 1:50:57
Evliyaullah'tandır. Bu sefer ne olursun? Sen tehlikeye girersin. Çünkü ne diyor İmam-ı Rabbân Hazretleri? Bazı, yani akıl almaz sözleri, görüşleri var ama vel aceb şaşılacak halki enne-şeyh yurâ fil keşfine-l makbûlîn benim manevi keşfimde İbn-i Arabi makbul velilerden görülüyor. Şaşılır ama diyor. Yani onun için sen burada ben anlayamadım herhalde.
- 1:51:28
konuyu kapatmalısın. Tartışmaya açarak İbn-i Arabi'ye adamın hakaret etmesine, küfretmesine kafir demesine, tekfir etmesine sebebiyet vermemelisin. Öyle mi değil mi şimdi? Meşgul olmak bir cevabı. Buna cevap vermekle. Şimdi kainatın Efendisi ne buyurdu? Buyurdu ki
- 1:51:58
Peygamberler cemaati olarak Ümirna emrolunduk ennü kellimen nâse İnsanlara sohbet ve konuşma yapacağız. Ama alâkaderi okulîm akıllarının ölçüsüne göre. Yine hadis-i şerifinde ne buyuruyor? Kellimün nâse alâkaderi okulîm İnsanlarla akıllarının aldığı nispetle konuşun. Anlamayacakları şeyleri anlatmayın.
- 1:52:21
Mesela ne buyuruyor bir hadis-i şerifinde yine? Sallâllâhu aleyhi ve sellem haddisün nâse bimâ yârifûn İnsanlar anlayacakları konulara girin. Et-tühibbûne yükezzeballâhu rasûlü Allah'ın ve Peygamberinin yalancı çıkarılmasını mı istiyorsunuz? Yani şimdi gittin sosyete bu it, Bağdat Caddesi bir evde misafir ettiler veya Cübbeli Hoca meşhur dediler, bilmem ne çağırdı.
- 1:52:46
Oluyor da böyle bazı da şu anda vaktim yok. Eskiden gidiyorduk değişik değişik sohbet diye çağırıyorlardı. Biri bir eve gidiyorduk, bir de bakıyorduk. Allah Allah acayip acayip insanlar. Eşledik adamlar geliyor şu bu. Eşini biz burada kertenkele öldürmek yüz cevap. İki vuruşta öldürürsen elliye düşer.
- 1:53:03
Tamam sahihtir ama yeri mi arkadaş? Yeri mi? Yani Allah ve Rasûlünün yalancı çıkarılmasını mı istiyorsunuz? Adamın bir de çıkıp bu ne biçim hadis ya? Böyle sünnet mi olur? Bunu mu istiyorsunuz? O zaman anlamadıkları konulara ne yapmayın? Girmeyin. Yani adam imanı daha yok. Adama gidiyorsun sakal bırak diyorsun.
- 1:53:27
Adam Müslüman değil ki ne sakalı bırakacak? Adama geliyor hemen tutuyor bizim emr-i bi'l-mârûfçular. Parmağını hemen altın yüzük falan. Hemen adamın yüzüğünü sıkıyor böyle bir şeyler parmağını falan. Ne oldu bu altın yüzük haram şudur budur? Ya diyor bir adımı sor kardeşim. Belki adım Agop diyor. Yani Agop'a altın yüzük haram mı?
- 1:53:50
Emr-i bi'l-mârûf'un usulü var. Vaz-ı nasihat'ın usulü var. Soru sormanın usulü var. Cevap vermenin adabı var. Öbür türlü ne olur? Allah ve Resûlü'ne hakaret ettirirsin adamı yani. Böyle bir din derdi yani şimdi. Başlar oradan girmeye. Öyle mi değil mi şimdi? Yani bunlar önemli şeyler. İnsanlar anlamayacak.
- 1:54:10
Mesela Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Allahumme inni âudübüke minke. Ya Rabbi senin azabından işte sana sığınırım. Şimdi bazı yerde bu duayı yapıyor. Mesela bazı hadislerde görüyoruz. Âudübü kelimâtillâhi teâmâ. Allah'ın tas tamam kelimelerine sığınırım diyor. Eğer anlamayan adam varsa Allah'a sığınırım diyor.
- 1:54:29
Kafası basmaz. Tasavvuftaki işte rabıta, tevessül adam anlamıyor. Şimdi mesela yani adam rabıta inkar ediyor. Yani rabıta caiz değil, işte efendim adam niye efendim şeyhini düşünsün, gözünü kapatsın falan falan diyor. Adam bir şeyden haberi yok. Adam namazı doğru kılmıyor. Farzları, vacipleri bilmiyor.
- 1:54:52
Hiçbir ilmi yok, bir şeysi yok. Bu adama şimdilik rabıta caizdir, meşrudur. Ben bunun delilleri için 500 sayfa kitap.. yazdım. Ama bu konuda şimdi onu ikna etmenin zamanı mı yani? Onunla mı uğraşacağız yani şimdi? Neden? Daha başta intikadı düzgün mü? Ehl-i sünnete göre inanıyor mu? Imanı var mı? Ondan sonra namaz kılıyor mu?
- 1:55:11
Abdest alıyor mu? Bu konuları Bu konuları konuşmadan konuşmadan ben şimdi bu adamlar eskiden eskiden işte böyleydim. Maalesef ben de böyleydim. Ya burada o adama rabıtayı ikna etmek zorunda değiliz. Yani Alâddin Efendi Hazretleri İskiliple Hatıf Efendi'nin arkadaşıydı. İskiliple Hatıf Efendi rabıtayı kabul etmezdi.
- 1:55:31
Tarikatlar da kabul etmezdi. Ama iyi bir şerahçıydı. Frenk mukallitliği kitabı yazıp şapka kanununa karşı kitap yazan. Tabii kanundan evvel yazmış gerçi ayrı dava ama onlar sonra yazmış gibi astılar mübarek zatı şehit ettiler. E şimdi İskiliple Hatıf Efendi Alâddin Efendi Hazretleri beraber gidiyordu sağa sola.
- 1:55:50
Geçen hafta da geçti işte. Beraber gittiler ya o burada ne sorarsanız cevap verilir diyen zata. Hep beraber hareket ediyorlardı. E şimdi efendi baba ondan ne yapmıyordu? Kavga gürültü etmiyordu ama çok iğnelemeler yapıyorlardı. İğneleme. Alimlerin lafları da birbirine çok ağır olur yani. Bir gün geldiler tam ezan okunuyordu.
- 1:56:12
Onlar da bir yerden fethanedenlerden geliyorlardı. Tam ezan okundu falan. Efendi baba dedi ki hadi camiye gidelim. Ya benim abdestim yok dedi. İskiliple Hatıf Efendi. O da ona dedi ki sıttıklarla zındıklar şimdi belli oldu. Yani bunlar ağır laflar.
- 1:56:26
Şimdi birbirini vurma sebebi yani. Ama o zaman mübarekler böyle birbirinin nazını çekiyorlardı, niyazını çekiyorlardı. Çünkü seviye yüksek. Seviye yüksek olduğu için şakası şamatası, muhabbeti de böyle ilmi oluyordu. E şimdi seviye düşük. Adam internetten bir şey öğreniyor. Geliyor. Namaz yok, abdest yok.
- 1:56:49
Hoca diyor şu rabıta neymiş ya bir anlat bakayım. Şimdi ben ona anlattığım zaman ahmak olurum işte. Çünkü neden? Senin durumun ne ya? Sen rabıtayı soracak bir defa adam mısın? Sen rabıtayı sorman için dünya kadar fırın ekmek yemen lazım. Senin sorduğun soru ağzına yakışmıyor değil mi şimdi? Vahdet-i vücut meselesine bir girelim hoca.
- 1:57:10
Ne giriyoruz lan? Herif elinde tespih, bilmem ne, mafya ayakları. Vahdet-i vücutu konuşuyor. Vahdet-i şuhut, bilmem ne. İki kelime ezberlemiş. Derin yerlerden böyle damardan. Millet de bir zannediyor ki çok büyük ilmi var. İki tane sembol koy, at da ortaya şimdi. Bundan uğraşamam ki ben şimdi sana. Bu adamın at yapısı yok, bir şey yapısı yok.
- 1:57:36
Ben bunu anlatmaya kalktığım zaman affedersin ne olmuş olurum? Cevherleri, hınzırları boynuna takmış olurum. Takmayın diyor kardeşlerim. İlmi zahir edersiniz. O arada ehline başka bir şey anlatırsın. Hiç olmazsa ilminin zekatını ödersin. Ne lüzum var ahmakla, cahille uğraşıyorsun?
- 1:57:56
Şimdi Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem bakardı. Eğer yanında diyor Allah'a sığınmak çünkü Allah'a sığınırım dediğimi herkes anlıyor. Allah'ın kelimelerine sığınır mı? Aklı az olan, yetmeyen anlamayacak. Onun için onun yanında Allah'a sığınırım diyor. Ama mesela başka bir durumda ne buyuruyordu mesela?
- 1:58:15
Diyen bir Ebubekir Sıttık var. Anlar mı? Anlar. Onun da anlamayacağı var mı? Var. Nübüvvetle ilgili özel ilimler verdim. Ebubekir Sıttık bile anlamaz. Habibim gizle buyurdu miraç gecesi. Onu da Allah anlayamayacağı ilim var. E şimdi ama Ebubekir Sıttık yanına ne diyor? E hücbu kelime haddillâh. Allah'ın kelimelerine sığınırım diyor.
- 1:58:34
Ebubekir Sıttık Allah'ın kelimelerine sığınılır mı der mi? Demez. Çünkü onu anlıyor o. Allah'ın kelimeleri, ayetlerine de sığınılır. Efendim dualarına, isimlerine, kelimelerine, isimlerine, sıfatlarına hepsine sığınılır Allah'ın. Ondan sonra Allah'ın kelimelerine diyelim Evliyaullah'tan himmet istenir mi?
- 1:58:53
Peki Evliyaullah Allah'ın kelimesi olabilir mi? Olabilir. Nasıl olabilir? bir kul Allah'ın kelimesi nasıl olur? Kur'an-ı Kerim'de âyette diyor ki, İsa a.s. anlatırken İsa aleyhisselam'ı anlatırken ve kelimetuhu el-kâha ilâ meryeme horuhum min. Allah'ın Meryem'e bıraktığı kelimesidir. Çünkü kün emriyle tecellisidir diyor.
- 1:59:12
Babasız yaratmıştır, diyor. Şimdi Şimdi, bir kula da Allah e bir kula da Allah bu benim kelimem demiş yani Kur'an'da. Dolayısıyla şunu demek istiyorum. Allah Teala bir kuluna tasarruf verirse, tecelli ederse ölüleri diriltiyor işte İsa aleyhisselam. Demek ki yaratmak Allah'a mahsus. O onu yaratmıyor.
- 1:59:32
Yaratan Allah'tır. Ama O'nun vasıtasıyla yaratıyor. Bunu da kavradığın zaman zaman, e bu başka, bu başka, şimdi anlamayacak adama.. Şimdi şeye gidiyoruz, işte kabir ziyaretleri falan filan. E şimdi kalabalık halk olursa elimizi kaldırmıyorum. Niye? Adam zannedecek ki Eyüp Sultan bana yarat diye bir şey istiyorum ona.
- 1:59:53
Halbuki ben Eyüp Sultan'dan ne istiyorum? İstenir. Aracı ol, himmet et, elimizden tut. Mevlam şu işimi görsün diye seni aracı ediyorum. Ya Bâibu'l-Ensari, bunu deriz. Ama elimizi kaldırırsa adam da zanneder ki yani o yaratıyor, belki cahildir adam. Haşa yaratmak zannetmesin diye. Anladınız mı? Mesela misal adamına göre, yerine göre, genelde başka, özelde başka
- 2:00:19
bunlar ilim ister. Her yerde aynı hareket sergilenmez. Ondan sonra adam sana bir soru soracak. Orada lap diye kalacaksın. Yani cevap verecek ilmin yok. Hakikatleri anlamayanlara cevapla meşgul olmamak lazım. Efendim, bundan dolayıdır ki Muhyiddin İbn-i Arabi Hazretleri'nin kitaplarını okumayı mesela o zaman Osmanlı'da padişah yasak etmiş.
- 2:00:43
Halbuki İbn-i Arabi'nin ekolü bütün Osmanlı'yı sarmıştır. Ve bütün ulema evliya Osmanlı da İbn-i Arabi ekolündendir. Bayram Ali Hoca bu işleri çok araştıran biri olarak böyle derdi rahmetullahi aleyh. Ve ruhul ben sahibinden tut, iftihadı efendinin tut, celvetiyesinden, halvetiyesinden hepsinde gidersin bir de bakarsın İbn-i Arabi'nin noktasına gelirse.
- 2:01:08
Çünkü Mevlâ'da fâni olunca kendini göremez oluyor. Bu müşahededir. Ama o makama gelmeyen bu lafları konuştuğu zaman efendim, bu mazur olmaz. Niye mazur olmaz? Burada manevi bir sekir hali, yani manevi sarhoşluk feyizden, tecelliden kendinden geçer. Bu mazur olur. Ama sen bu makama gelmeden takliden bu lafı söylediği zaman mazur olmazsın, mesul olursun.
- 2:01:36
Çünkü neden? Sana bunu taklit ettendi mi? Sana zahiri ulemanın sohbetlerindeki şeratın zahirini taklit ettendi denmeyen işi yapmayacaksın. Evet, İbn-i Arabi salihtir, fazıldır, velidir, evliyadır diyor Kadime Hazretleri. Evet. Aliülkari ona yanlış adam dedi, sapık dedi, haşa. Böyle şeyler vardır. Ama Aliülkari onu anlayacak seviyede değildir.
- 2:02:04
Onu Sadreddin Konevi anlar. Onu Molla Camii anlar. Anladın mı? Onu çok büyük makamdaki şarihler anlar. Böyle her önüne gelen zahiri ilimle İbn-i Arabi'nin sözlerini anlayacak değildir. Mesela diyor ki bir sözünde Rasulullah S.A.V. bile benden istifade ediyor diyor. Deyince hadi git lan demişler. Yani derler yani zahiri ulema, hafız, Molla, hoca Rasulullah..
- 2:02:35
Mesela Efendi Hazretleri derdi ki o şunu demek istedi. Bir insan bir bahçeye bir açlama dikse sonra o ağaç yetişse meyve verse o ağaç, açlamayı diken onun meyvesinden yemeyi sever mi? Sever, memnun olur değil mi? İmam-ı Gazaliye'de Efendimiz mânâ âleminde ne dedi? Musa aleyhisselâmla onu takıştırdı.
- 2:02:56
Takıştırdı demeyelim. İlmi münâzaraya soktu. Hadi sor bakalım dedi. Musa aleyhisselâm sordu. İmam-ı Gazali cevaplar veriyor. O şöyle, o böyle. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem seyretti, memnun oldu değil mi? İmam-ı Gazali kazandı orada. Biliyorsunuz meseleyi. E orada Rasulullah Efendimiz memnun olmadı mı şimdi?
- 2:03:12
Bunun gibi yani ben onun açlamasıyım diyor, fidesiyim diyor. Benden bir ilim zuhur ederse yani Allah bana da bir şey ilham eder. Bir şey olur. Rasulullah S.A.V. bundan memnun olur mu? Memnun olur diyor yani. Neden insan açlamasından yemek ister? Yani yetiştirdiği insandan istifade. İstifade ne demek?
- 2:03:31
Rasulullah S.A.V. bilmediğini öğrenir demek değil. Ama senin de bunu sergilemeni sever yani. E bundan dolayı lafları anlayana konuşacaksın. Anlamayana konuşmayacaksın. Efendim İbn-i Arabi'nin anlaşılmayan sözlerini ben size gelin izah edeyim diye bende çok bu usta ilim var. Kitap var. Ve lakin bu konulara ekseri girmem.
- 2:03:54
Misal olarak birkaç tane vermem icap eder. Çünkü hepten de kalkıp İbn-i Arabi'ye sonra haşa kafir deyip de helak olmayasınız. Onun için diyor ki üçüncü kısım insan ilacı kabul etmeyen. Niye ilacı kabul etmiyor? Burada ilaç sökmez. Adam iyi niyetli, cahil değil, ahmak değil. birinci kısım neydi? Cahil hasüt.
- 2:04:22
Hasetçi. Hasetçi cahil. İlaç kabul etmez. İkinci kısım neydi? Ahmak, cahil. Cahil, ahmak. Yani anlatsan anlamaz. Üçüncü kısım müsterşid. Hidayet arıyor, niyeti iyi, kafası da çalışıyor, Zekası da var. Fakat.. zekası da.. Büyük Evliyaullah'ın tasavvufi, şifreli konularına girmiş. Buna da ilaç yok. Yani cevap verilemez.
- 2:04:45
Niye cevap verilemez? Sır ilmidir. Bu adam zeki de olsa, akıllı da olsa, tasavvufu, bu hakikatlerini yaşamadan, o makamlara erişmeden anlayamaz. Anlayamayınca, sen anlayan biriysen, yani İmam Gazali olsan, Abdülkadir Geylani olsan, buna cevap vermekle uğraşmaz. Uğraşmaz. Niçin uğraşmaz? Vakit zayiatıdır.
- 2:05:06
Konuyu kapatır, anladın? Bu da ilaçlık değil yani. Neden? Tedavi yok. Ben sana anlatsam, sen anlayamazsın. Makamın düşük. Yani Ebubek Sıddık'ın anlamayacağı işler var. Nübüvvet, ilmi, ilmi âlâ, en üstünlüğün, peygamberlere mahsus.
- 2:05:21
Şimdi Ebubek Sıddık'ın anladığı öyle işler var, Hazreti Ömer anlamaz. Anladın mı? Ebu Hureyre'ye öyle ilimler öğretmiş. Bukhari bu ya, Bukhari olmasa diyeceksiniz bu tasavvuf, uyduruk, haşa. Bukhari hadisinde Ebu Hureyre Hazretleri ne diyor? Ben Resulullah Efendimiz'den iki kap ilim doldurdum. Bir tane doldurduğum kapı ki son senelerde.
- 2:05:48
Hayberfettin'de falan Müslüman olmuş. Son dört sene mi? He? İki sene mi? Yani Hayberfettin'de işte. Son birkaç sene Müslüman olmuş. Ama yirmi sene Resulullah Efendimiz'de gezenlerden fazla rivayet etmiş. Çünkü bakkalı yok, çakkalı yok. Dükkana gitmemiş, orada karın tokluğuna, hatta karın açlığına kıvranmış, etmiş, günlerce aç kalmış.
- 2:06:11
Ama kapıyı bırakmamış. Her hadisi ezberlemek için. Resulullah Efendimiz'den de dua almış. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem tükürmüş. Cübbesini toparlamış. Üzerine giydirmiş. Daha bundan sonra unutmayasın demiş. Ve hiçbir duyduğunu unutmamış. Dünyayı hadisle rivayetle doldurmuş. Ben iki kap doldurdum.
- 2:06:28
birine emmâ hedû mâ fekad mes'ed yaydım yaydım yaydım yani onun kadar rivayet eden kimse yok Yani sahabe içinde. Onun için orada eksiğim yok diyor. Bütün ilimleri ehline tebliğ ettim. tebliğ etmiyor. Ve melağar, diğer, doldurduğum bir kap var. Fe levbesesû le kut'a hazel bul'ûm Ondan bir şey açamıyorum.
- 2:06:50
Böyle hadisler var bende. Onlar özel ilim, sır ilmi, tasavvuf. Ben onları açsam bu boğazım kesilir diyor. Yani derler ki Ebu Ureyre kafir olmuş, gelip beni keserler. Onun için sır ilimleri de vardır. Ben bunları açamam diyor. İmam Zeynel Abidin, ehl-i beytin imamlarımızdan büyüğümüz Cafer Sadık Efendimiz'in dedesi efendim dedesi ne diyor?
- 2:07:14
öyle ilimler biliyorum, özellikle yetenezzelul emru beynevunne göklerle yerler arasında Allah'ın ne emirleri döner dolaşır, iner çıkar bu âyetin tefsirinde diyor, İbn-i Abbas da diyor öyle ilimler biliyorum, anlatsam Anlatsam dersi Zeynel Abidin, Ekferur kafirin, kafirlerin en büyüğüdür derler.
- 2:07:31
Şimdi onlar, bu ilimleri konuşmamış. Şimdi onlar Anladın mı? İbn-i Abbas konuşmamış. Anladın mı? Ben diyor, bu âyetin tefsirinde bildiklerimi söylesem لَرَجَمْتُ مُونِيَ بَنِي تَشْلَا أُلْدُرُسُنُوا diyor İbn-i Abbas. Çünkü sır ilimleri var. Bunları açamam diyor. Ama Muhittin Arabi işte dayanamamış.
- 2:07:49
dayanamamış. Biraz açmış. Adamın başına gelmedik kalmamış. Hallacı Mansur Hazretleri biraz açmış. Hadi dar ağacında sallandırmışlar. Yetmedi. Cesedini yakmışlar. Küllerini Dicle'ye savurmuşlar. Yani biraz açanların zaten başına gelenler ortada. İşte Niyazi Mısri Hazretleri katletse biraz açmış. Doğru sürgün Limni Adası.
- 2:08:15
Limni mi? Limni Adası'nda. Kabri'de orada da dükkanın bir gavurun dükkanının altında kalmış şimdi. Eskiden türbesi var. Osmanlı da ona yanlış ettiğini sonra da anlamış ama Padişah Abdülmecit miydi? Dalgaların arasında kaldı. Ondan sonra bir de baktı sandal gitti adaya. Bir de baktılar bir türbe var.
- 2:08:34
Kim mi? Niyazi Mısri. İşte dedelerimin yaptığından özür dilerim falan. Bayağı bir kabrinden himmet istemiş. Şey istemiş de Osmanlı biraz daha devam etmiş mesela. Şimdi Evliyaullah'ın ahını almak da kolay iş değil. Ruhul Beyan Sahibi İsmail Hakkı Hazretleri'nin efendim şeyhi Kıbrıs'ta sürgün. O zaman Kıbrıs sürgün yeri.
- 2:08:52
Onun kabri orada. Kutbul Ektap o zaman. Ama işte şimdi böyle sır ilimlerinden biraz açarsan başına gelmedik kalmaz. Madem sırdır sırı sır etmek lazım. Tutmak lazım. Ama onlar isteyerek yapmıyor bunu. Taşıyor yani. Şimdi sahabe-i kiram gibi şey kolay değil. bunları dengeleyebilmiş. Ama meşayih sahabe kadar olamaz ki.
- 2:09:19
Bazı meşayih yani. Onlar bu işlerde efendim işte bizim silsilenin böyle bir özelliği var. Mesela Abdülhalik Kucruvani Hazretleri. Onun müritlerinden mesela Muhammed Baba Semmasi olacak. Arifliği ve Kerihi silsilemizde. Yani hallacın zamanında diyorum. Abdülhalik Hücruvânî'nin halifelerinden işte Mahmud İnci, Rıfâkı Nebi, Arif Rivikeri, Muhammed Kovas Emmâsı, Hâce Azîzân
- 2:09:44
efendim, bu halifelerden biri olsaydı, hallacın elinden tutardı diyor. Yani Abdülkadir Geylani de diyor, yani hallacın bize şeyi oldu. efendim, sekir haline düştü yani. E ben olsaydım elimden tutardım diyor, o zaman olsaydım. Elinden tutan da yokmuş diyor. Yani dolayısıyla bu işleri karıştırmak gerekmiyor.
- 2:10:09
Şeriatın zahiriyle mükellefiz, sır ilimleriyle bağlı. Sır ilimleriyle, batınıyla mükellef değiliz. Böyle bir noktaları karıştırıp soru soranlar olursa da bir şey bilsek bile cevap vermemeliyiz. Konuyu uzatmamalıyız. Anlamadıkları dilden konuşmamalıyız. Anladın mı? Ama sen ne yapıyorsun? Oho, o işler ince işler.
- 2:10:32
Ben neler biliyorum diye başlıyorsun. Ondan sonra karıştırıyorsun. Bir ilmin yok. Yani biliyorum havalarına girmenin ben tarikat dersi yapıyorsun falan ya adam da seni bir şey zannediyor. Zannediyor ki vahdet-i vücudu sana izah edebilirsin. Nasıl izah edeceksin sen şimdi vahdet-i vücudu? Tarikat dersine elli bin çeksen ne olur?
- 2:10:53
Yani şimdi bunun mektubatta bir mektup var. Herkesin eli ayağı kesiliyor orada zaten. İnce bir ilim. Vahdet-i şuhutla vahdet-i vücut arasındaki fark. Tabii ki vahdet-i vücut efendim, geçilecek bir makamdır ama orada takılıp kalırsan da sıkıntılar çıkıyor yani. Ama biz daha oralara geldik mi? He? Yukarı baksak falan görebileceğimiz bir yere geldik mi?
- 2:11:15
Altına bile gelemedik ki. Yola girdik mi esas? Onu soralım. Tasavvufta yola girebildik mi? Yola, yola. Daha yola giremedik ki. Onun için efendim hakikatleri idrak edemeyecek durumda olana ne yapılmaz? Cevap vermekle. Meşgul olunmaz buyuruyor.
- 2:11:35
Şimdi üçü bitti. Kaldı ilaç kabul edecek kimse. Sual-cevapta, münazara da, ilmi tartışmalarda kim tedaviyi kabul eder? Ona işte sorusuna cevap verilir ve onunla ilgilenmek icap eder. Bunu da önümüzdeki derste inşâAllahurrahman. Tabii Perşembe dersinde. Pazartesi aşuras anlatacağız. Perşembe dersinde inşâAllah Rabbim okumayı, bu risaleyi bir an evvel bitirmeyi
- 2:12:04
nasib-i müyesser eyleye. Âmin. Şimdi şehit askerlerimiz elhamdülillah biraz azaldı. Yani sekize düştü bugün. Bugün de bir terör hadisesi oldu ama orada bir ölen yok inşâAllah. Allah yaralılara acil şifalar efsane etsin. Teröristleri kahrumah ve perişan etsin. Bütün bombalarını imha eyle. Ya Rabbi ellerinde patlat da kimseye zarar vermeden kendileri gebersin Ya Rabbim.
- 2:12:34
Ellerinde patlat. Yaptıkları yerde patlat ama konu komşuya da zarar vermeden. Sadece kendilerine patlat Ya Rabb'e. Salli alâ seyyidina Muhammed ve alâ alihi s-salâmu aleyhi ve sellem. Gökhan Haydar, Orhan İrkarlı, Erdi Demirer, Murat Ataş, Ali Gölge, Oğuzhan Çito, Orçun Kubat. Yedi tane askerimiz. Murat Mimiroğlu, polisimiz olmak üzere sekiz tane şehidimiz.
- 2:13:01
Allah rahmet eyle. Kabrini nur eyle. Kabirlerini Ya Rabbi. Nurlarla pür nur eyle. Derecelerini âli eyle. Allah'ım kıyamete kadar Ya Rabbi kabir azabı göstermeyip mahşere kalktıkta defterlerin sağ ellerinden irtiha eyle. Ailelerine sabır, yemin, ecr-i cezir, ihsan eyleyip ehl-i sünnet itikadında yaşayıp ölmelerini müyesser eyle.
- 2:13:24
Âmin ruhları için buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammed abdühü ve resûlü. Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah fî kulli lem hattin ve nefesin adedemâ mis'il ilmullah. Allah, Allah, Allah Celle Celaluhu. Hediyelerimizi vasıl eyle. Kabirlerini nur eyle. Ya Rabbel Alemin. Ahmet Şimşirgil hocamızın oğlu İsmail Şimşirgil vefat etti.
- 2:13:58
Hocam yani oğlu evlat acısı çok zor dedi. Ben tatmamışım. Allah tattırmasın. Efendim başına gelene de sabırlar ihsan eylesin. Hocamıza sabr-ı cemil, ecr-i cezir ihsan eylesin. Hizmetlerini daim eylesin. Âmin. Mahdûmu İsmail, merhum İsmail Efendi kardeşimizin de ruhu için buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammed abdühü ve resûlühü.
- 2:14:24
La ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah. Fî kulli lemhetin ve nefesin adede mâ us'ahuhu ilmullah. Allah, Allah, Allah Celle Celaluhu. Allah. Hediyelerimizi vasıl eyle. Mahşer sabahına kadar bu İsmail Efendi'yi bu nurlarla, pür nur olan kabirden mahşere imanla, Kur'an'la kalkmaya muvaffak eyle. Ona müyesser eyle ya Rabbi.
- 2:14:49
Kabir istirahatinin müjdadı eyle ya Rabbelallah. Derginin bu sayesinde Şimşirgül Hoca Yavuz Sultan Selim ve Kaftanını yazmış. Ben de okuyamadım daha. Okurum inşâAllah. 50. sayfede. O güzel, doğru tarih anlatıyor yani. Efendim doğru tarih, okuyacaksanız onu okuyun. O Kaftan herhalde efendim birçok malumat var o Kaftan'da.
- 2:15:11
Ondan sonra Fetö o Kaftan'ı çaldırıyormuş he? Yaa. Beyazıt İmamı'na demiş, senin görevin demiş bu Kaftan'ı çalacaksın. Sanki Kaftan'ı giyince halife oluyor adam. Haha. E o zaman eşeğe de giydirelim. Kaftan'ı eşeğe giydirirse halife mi olacak? Ya adama bak ya. İhtilal olunca gelecekmiş halife Kaftanıyla gelecekmiş.
- 2:15:35
Bütün Müslümanlığı bitirecekti. Allah onu bitir ya Rabbela. Amin Allah'ım. Hükümete kuvvet ver ya Rabbi. Yardım eyle ya Rabbi. Ya Rabbi bütün ne kadar gizli varsa açığa çıkar ya Rabbi. Askerde, poliste, maliyede, memuriyede ne emniyette, adliyede ne kadar gizli varsa bir sebeple açığa çıkar ya Rabbi.
- 2:15:56
Bu korkumuzu bitir ya Rabbela. Herkes birbirinden korkuyor ya gizlimizin şu mudur, bu mudur. Yani hükümet bile çekiniyor ya en ufak bir şey bunlar aniden. Allah muhafaza ya Rabbim. Sen bunlardan kurtar bizi ya Rabbela. İhsan Çenolcak Hoca sahabe müdafasını yazmış mesela. O da güzel çok ilmi, ehl-i sünnet üzere yazılar yazıyor.
- 2:16:17
Ondan sonra Murat Soydan Hoca Efendi kardeşimiz. Farsçacı. Cihana hakim Türkler ve veliler. Çok güzel konulara temas etmiş. Hüseyin Avni Hoca büyü var mı? Sihir var mı? Sihir denen şeyin hakikati var mı? Birinci yazdığı, ikinci yazısını yazmış. Allah Teala okuyup efendim tesirlenmek, hidayete ermek cümlemize nasip eyle.
- 2:16:39
Amin. Amin. Amin. Amin. Bunlar hep isim. Soyat okumuyoruz. Okuyamadım. Kadir mi bu ne? Hacer, Hediye, Nazmiye, Mediha, Lale, Türkan, Fatıma, Saide, Ghalise, Kadriye, Fakize, Emine, Şahzen, isimli meyit ve meytelen ruhu için buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü.
- 2:19:10
La ilahe illallah Muhammedun Resulullah. şehadetlerin sevabı bütün meyitlere hediye edilse hepsini kurtarmaya kâfi gelir. O kadar ağırlıkları var. Senin nezdinde ya Rabbi, bu kelime-i tayyibe-i münciye hürmetine, şehadetler hürmetine, bu meyit ve meyteleri affeyle, mağfiret eyle, ruhlerine bu sevapları hediye eyle, vasıl eyle,
- 2:19:49
kabirle nur eyle, seyyiatlarını mahveyle, hasenata tebdile. Azabı olan varsa şu Cuma gecesi hürmetine, Muharrem-i Şerif hürmetine azabını kaldır, defura vizale eyleyip, bizlere de ahir umrumuzda iman-ı kâmil, hüsn-ü katim eyle, çene kapamak müyesser eyle ya Rabbim. iman-ı kamil hüsn-ü katim eyle,
- 2:20:05
Ya Rabbim kardeşlerimizle bizim de dünya ahirette ne hayırlı muratlarımız varsa nail eyle. umduklarımıza nail eyle, korktuklarımıza nemin eyle, çocuklarımızı ıslah eyle, terbiyelerinden aciz kaldık, Sen terbiye eyle, huzurumuzu, aile huzurumuzu evimizde, ocağımızda daim eyle, Kur'an ve sünnet ve zikirle yaşayıp ölmek nasip eyle,
- 2:20:25
gaflete düşmekten, ahir zaman fitnelerine kapılmaktan muhafaza eyle, Efendi Hazretleri yolunu bozmaktan, bozduranlardan bizi muhafaza eyle, Efendi Hazretlerimizin yolunda yürümeye, ölünceye kadar bu yolda insanlara irşad etmeye, hizmet etmeye cümlemizi muvaffak eyle. Amin. Kendisine hayırlı uzun ömürlerle, sıhhat ve afiyetlerle
- 2:20:46
ya Rabbi başımıza neksik etmeden himmetiyle, bereketiyle yaşamamızı nasip eyle. Amin, amin. Dualarımızı kabulü için buyurun. Es-salatu ves-selam. Aleyke ya Resulallah. Aleyke ya Habiballah. Es-salatu ves-selam. Aleyke ya Seyyidel Evvelin vel Ahirin. Sübhane Rabbika Rabbil İzzeti amma yusifun. amma yusifun, ve selamün a'lel murselîn, Ves-selamun alal murselin.
- 2:21:10
velhamdülillahi rabbil alemin. Başta Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ehli beytinin ve sahabesinin, tabi'un, tabi'un, tabi'un, hazarâtın, hazaratın, silsile-i meşayihımızın ve saadet-i rukaniyenin, silsile-i meşâhımızın ve sâlih-i türkârlıyın, meşâhıkların meşayih ve mütesiplerin rahine, tesebbülen râhine, khâsaten hâsatın, şânakşı madmâmu rabbâni.
- 2:21:25
şanak-ı şehmet, mağmurabbani, kaddesallahu sirruhus-sâmi, hüsmet-i garibullah, büyük Şeyh Efendi, Mevlana Halid-i Bağdadi Züccenahin, Halimullah Zahrafi, Ali Zahrafi, Aziz Efendi ve Ali Haydar Efendi, babalarımızın ervah-ı tayyibelerine ve bu celsede isimleri geçen asker, polis, şehitlerimizin ve meyit ve meyitlenen ervahine. El-Fâtiha.


