54:01 / 1:28:08

  1. 00:00

    Rabb'e avudu bika min emezatil şiatin ve avudu bika Rabbe'ye hudurun. Bismillahirrahmanirrahim. Estağfirullah. İnnâ Allâhe ve melâketehu yusallûne alen nebî. Yâ eyyuhel-lezîne âmenû. Sallu aleyhi ve sellimuhu. Teslimah. Allahümme salli alâ Seyyidina Muhammedin. Habibi'l-mehbûb, şâfi'l-aileli ve müferri'l-kurûb.

  2. 00:23

    Ve alâ âlihi, sahibi'l-selim, ve si'âhu, ilmullah. Mevlana Hacı'nın salavatını bulundurun. Oldu mu? Duamadım. Şümbârek cuma gecesinde Rabbimiz Tebârekel Teâlâ fazl-ı keremiyle cümlemizi Habibi'nin sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem ayı olan şümbârek Şâbân-ı Şerîf hürmetine mağfiretine mazhar eylesin.

  3. 01:05

    Bu yıllarımızı Cehennem'den âcâd eylesin. Ve Habibi'ne sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem salavat-ı şerife okuyanlar hürmetine bizleri de ona hakkıyla salâtu selâm okuyan ve rabıta üzere okuyan ve Sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'i ölmeden evvel ve gazaten uyanıkken görebilen bahtiyar kullarına ilhâk eylesin.

  4. 01:36

    Amin. Allahümme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve âlihi ve sellim. Şimdi kardeşlerimiz yarın dua kabul saati var 17.33'te başlıyor. Allah-u Teala yarınki cuma günde kabul saatinde, akşam ezanına kadar mutlaka hayırlı muratlarımıza yurta eylesin, şerlerden muhafaza eylesin. Kabul saatine az bir vakittir, vurur geçer, rastlayabilmeyi müyesser eylesin.

  5. 02:15

    Amin. Tam o an geldiğinde bize de dünya ahiret için en hayırlı muratımızı istemeyi nasip eylesin. Çünkü istemeyi beceremeyen çoğası kabul olsa da ucuza gider. Ucuza gitmemek için mutlaka büyük şeyler istemek lazım. Dünya ve ahirette rıza istemek lazım, hasene istemek lazım, camiyetli dualar yapmak lazım.

  6. 02:46

    Resûlullah öyle buyurdu, sallallahu aleyhi ve sellem, Âişe annemize, aleykibil kevâmili, ey Âişe, kâmil, mükemmel dualar yap. Yani içinde hepsini toplasın, camiyetli olsun. Şimdi Kur'an duaları ikinci cilt, başka gönderiyorum inşâAllah, bitirdim onu. Kur'an duaları ikinci ciltte bu hadis-i şerif var.

  7. 03:15

    Orada Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz öğretmiş. Âişe Hanım'ız sormayı becermiş. Ya Resûlullah nedir? En camiyetli, en kâmil, mükemmeliyetli dualar hangileridir? O zaman sen bana öğret, ben kendi kafamdan bir şey bilmem demiş. Bunun üzerine Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem talim buyurmuş.

  8. 03:47

    Tabi birkaç satır var yani, dört beş satır. Ben bazılarını duaların içinde okuyorum. Onun için, işte o kitapta çıkınca, Allah size de çok istifade nasip eylesin. Âmin. Kur'an-ı Kerim dualarının ikinci ildini, üçü de kısa zamanda çıkarmayı müessele eylesin. Âmin. Hep de ilm-i halin ikinci ildi var. Daha çok hazırlıklarımız var.

  9. 04:13

    Allah'ım, Tebâreke ve Teâlâ, bir an evvel tevfikini refik eylesin. Vakitlerimize, ömürlerimize bereketler ihsan eyle. Bedenimize sıhhat, kuvvet, ihsan eyle. Zikrine, şükrüne, güzel ibadetlerine, karşımızda da yardım eylesin. Âmin. Allahumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve âlihi ve sellem.

  10. 04:33

    Ondan sonra bu hafta 7 Şubat Cumartesi akşam 20.30'da diyor, Bursa Vakıf Külliyesi'nde sohbet var. Zaten aynı ilk Cumartesi oraya gidiyoruz. Hanımefendi, deniz, orada geniş var. Erkek kadın orada rahat ediyor. İnşâAllah emr-i bi'l-mar'fa niyet edelim, iyiliği emredelim.

  11. 05:00

    Diyelim, kötülükten ne edelim, dinimizi tebliğ edelim, insanlar da etraflardan, Ramazan-ı Şerif'ten evvelki son sohbettir. Ondan sonra herhalde Nisan'a gidecek. Bayramdan sonradan umre var inşâAllah. Ondan dolayı Bursa, 7 Şubat, ön emri, toplaşalım. Allah için konuşalım. Etraftan da, vilayetlerden insanlar, Allah rızası için adım atsınlar, tekerlek çevirsinler.

  12. 05:32

    Ondan sonra Allah için benzin parası versinler, Allah için birkaç kişi çağırsınlar, hep Allah için iş yapsınlar. O zaman bir insanın hidâyetine vesîle olmak, yani ne kadar insanlar mesaj yazıyorlar vs. Yani tesettüre giriyorlar, namaza başlıyorlar, faizi bırakıyorlar, zina bırakıyorlar. Hep bu sohbetler vesilesiyle.

  13. 05:57

    Sohbetsiz bir şey olmaz arkadaşlar. Cemaate, sohbete devam etmek lazım. Cemaat ehl-i sünnet ve cemaat itikadına ve sohbetine ve âlimlerin meclisine devam. Büyük rahmet. Ayrılmak büyük azap. Onun için cennet bahçelerinden istifade edin. Hadis-i Şerif'i bir kere bir kere okuduk. Onun için ne buyuruyor?

  14. 06:40

    İmam Feyyûmi Hazretleri, Feth-ül Karîm-ül Mücip'te bu hadis-i şerifi zikrediyor. Bir ilim meclisinde bulunsa, işte burası ayet-i hadis okunuyor. Bir ilim meclisinde bulunsa ki orada Allah'ın ayetleri okunuyor. Habibinin sallallahu aleyhi ve sellem'i hadis-i şerifle okunuyor. İşte o mecliste bulunmak, o sohbette bulunmak Allah'ın dinde daha değerlidir.

  15. 07:06

    Neden daha faziletlidir? Daha çok sevap kazandırır. Daha çok derece kazandırır. İbadet, elf senetin bin sene ibadet, bin sene. Bin sene, Nuh Aleyhisselam'ın ömrüne yakın yani. O bin sene ibadet ki, göz açıp kapayıncaya kadar o seneler içerisinde Allah'a hiç isyan edilmemiş. Yani şimdi bir adam ibadet yapıyor,

  16. 07:35

    bir saat, iki saat, üç saat, beş saat, adliyen bir sene, iki sene, beş sene. Ama arada ne günahlar işliyor. Hiç günahsız sırf ibadet yapmak çok zor iş peygamberlere mahsus. Bir de büyük velilere mahsus yani. Öbür türlü normal Müslümanlar günahsız duramıyor. E şimdi bir adam düşünelim, bin sene ibadet yaptı.

  17. 07:56

    Bu bin sene ibadette hiç günah işlemedi. Yani günahsız, sırf ibadet, halisan, muhlisan, Lillahi Teala. Bunun bin senelik ibadetini bir tarafa koyuyor, bir ilim meclisinde bulunmak ondan daha faziletlidir buyuruyor. Niye? Çünkü ilimsiz iman olmaz, ilimsiz ilmihal olmaz, ilimsiz namaz amcası olmaz, ilimsiz bir şey olmaz.

  18. 08:23

    Eğer ki ilimsiz kalırsanız, işte bu zındıklar sizi kafir edecekler. Hocayız diye çıkıyorlar, hacıyız diye çıkıyorlar, sahtekarlar, şeyhiz diye çıkıyorlar. Ama öyle şeyler konuşuyorlar, öyle şeyler milleti kafasına sokuyorlar ki, Allah Allah. Adam geçen gün demiş, ben demiş, Hazreti Ali'yim demiş, herkes inanmış, manyak dolu memlekette ya.

  19. 08:46

    Ondan sonra demiş ki Resulullah, Allah emretti demiş, bir fabrika kuracağız demiş. Bütün milletten paraları toplamış. Ondan sonra ne fabrika var ne bir şey var neyse. Demişler ne oldu Allah'ın emri? Demiş ki Allah tehlil etti demiş, bir vahiy daha geldi demiş. Ondan sonra bu adama bütün paraları kaptırmışlar.

  20. 09:07

    Şimdi hapse atmış hükümet. Neyse hapse atmaktan da baş olmuyor. Hazreti Ali'yim desen, inanan var. Peygamberim desen, inanan var. Allah'ım desen, inanan var. Şeyhim desen, inanan var. Sahtekar da olmuş, sahtekar, sahtekar. Bu millet ne kadar haram parası vardır bunlara kaptırmaya? Yani helal paraları az herhalde, helal paraları.

  21. 09:33

    Zaten bir hesap yapmışlar. Yüzde seksen millet parayı faize yatırmış. Faizler yükseldi. Yüzde seksen. E bütün paralar haram. E haram para nereye geçecek? İşte böyle sahtekarlara geçecek. Onun için ilim olmayınca, insan sohbet dinlemeyince, ne oluyor? Bu şekilde azim hatalar oluyor. azim hatalar oluyor.

  22. 10:01

    Telafisi mümkün değil. Hadi burada tevbe ettin, düzelttin, anladın, idrak ettin, telafi ettin. E bir de bu vaziyet ölürsen ne olacak yani? Onun için ne buyuruyor? İşte bu okuduk bu salı günün ki derste. Sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz öyle buyuruyor. Yani, Tecd-i sûrû mâ külli âlimin. Her âlimle beraber oturmayın.

  23. 10:30

    Her âlimin sohbetini dinlemeyin. Bizi Efendi Hazretleri çok söylüyordu bunu. Her âlimle birlikte mecliste oturmayın. Ancak beş şeyden beş şeye davet edecek. Salı sohbetini Lâle Gül veremiyor işte. Başka programları var. Biz Youtube'dan verdik. İsmail Ünal Hoca'nın oradaki sohbetini herhalde Youtube canı verdi.

  24. 10:54

    Siz dinlememiş olabilirsiniz. Dinleyin, dinleyin. Orada çok ilim var, çok. O sohbette çok ilim konuşuldu. Yani, sizi şübeden yakine çağıracak. Tamam mı? Dünyacılıktan ahirette çağıracak. Ondan sonra kibirden tevazuya çağıracak. Ondan sonra ya halilikten nasihate çağıracak. İyi niyete çağıracak. İnsanların iyiliğini istemeye davet edecek.

  25. 11:20

    Böyle yani. Vasıflar var. Herkesten oturulmaz. Efendim sohbetle gidersin, helak olursun. Adam profesör, ilahiyatta docent. Yok dekan, yok bakan. Ya bize ne bunlar kardeşim? Allah'a, Rasûlü'ne muhalefet eden herkesten beriyiz. Onun için konuşmalar çok tehlikeli konuşmalar oluyor. Elfaz-ı küfür çok konuşuluyor.

  26. 11:46

    Yani size ne diyeyim? Allah size el-Hüsned ulema dilemeye muvaffak eylesin. El-Hüsned ulema'dan başkasının dilemeyi nasip etmesin. Dinlediğiniz ulema'dan derslerinden, sohbetlerinden azami istifadeler müyesser eylesin. Biz size duacıyız. Ancak siz de gayret edin. Bursa sohbeti, 7 Şubat Cumartesi. Güzel, faydalı ilimler olacak inşallah.

  27. 12:15

    Orayı söyledim. Pazar sabahı sohbet yapacağım inşallah. Nerede? Efendi Hazretlerimizin Cami-i Şerif'inde pazar sohbeti, 8 Şubat pazar günü. Yani bu önümüzdeki pazar sabah namazını orada kılacağım inşallah. Efendi Hazretlerimizin Ali Adem Efendi babamızın usulü pazar-sabah sohbeti önemli ya. Onun için lise aleküsü.

  28. 12:36

    Okunan açlama ana veririm, lise aleküsü okurum. Mektubat okurum inşallah. Üçünü birden yaparım inşallah. Efendi Hazretlerimiz bana öyle uyduruyor. Burada pazar sohbeti yap. Pazar sohbetinin aslı, esası sabahtır. Ali Adem Efendi babamızdan kavan usulde. Bu Cami-i Şerif'i dine davet binası. Cami-i Şerif'i kıyamet sabahına kadar mamur eyle ya Rabbim diye dua etti.

  29. 13:04

    Kendi ismini verdi Efendi Hazretlerimiz biliyorsunuz. Evet. Evet, onun için ben kırk sene evvel bir rüya gördüm. Onun için ben 40 sene evvel O zaman itikâftaydım Efendimiz Hazretleri'ne. 80'li yıllar. Seksenli yıllar. Seksenli yıllardı. Efendi Hazretlerimizle camide İsmaila'da Efendimiz Hazretleri'ne camide, İsmaila'da itikâftaydım.

  30. 13:20

    itikaftaydım. Sonra bir rüya Sonra bir rüya gördüm. Baktım, İsmaila'nın mihrabı sökülmüş. Tahtaları sökülmüş. Her taraf perişan. Böyle çakıl taşları serilmiş. Onlar da çok sert uçları sivri yani batıyorlar falan. Ben de tahyatta oturuyorum, oturuyorum çok canım acıyor falan. Her taraf viran olmuş, harap olmuş falan.

  31. 13:50

    Sonra gittim Efendi Hazretlerimize bu rüyayı anlattım. Efendi Hazretlerimiz aslında rüyayı, rüyaları çok tabir etmez. Tellekü hayran, hayrolsun der geçer. Öyle rüya tabirinde istihare ise tabir eder. Tarikat istiharesini dinlerdi. Onları tabir ederdi. Anladın mı? Adam geldi tarikat dersi alacağım diye istihare yaptım.

  32. 14:13

    Ne gördün dedi. Dedi ki yoğurt yiyorum dedi. Yoğurt yiyerek bu iş olmaz dedi. Ya git işine dedi. Yani mesele işte. Belki birinin yoğurt yiyorsa beyaz gördüğünü kabul eder. Belki birini kabul etmez. Onun kalbi istihare makamıydı. Onun tabirlerini kimse yapamaz, yetişemez ama normal rüyalar anlatılsa dinler, sökülür.

  33. 14:34

    Tellekü hayran, hayrolsun der geçerdi. Ama ben bu rüyayı söylediğim zaman bana buyurdu ki yani İsmail Ağa'nın mihraf sökülmüş, her taraf sökülmüş, dökülmüş, perişan olmuş buralar. Buyurdu ki bana demek öyle olacak sonunda dedi. Bana söyledi bunu. Rüyada söylemedi. Bana rüyada söylemedi. Vallahi billahi tallahi söyledi bana böyle.

  34. 14:58

    Öyle. Rüyayı tabir et. Şimdi de farkındaysanız o rüyaya doğru olaylar gidiyor. Onun için kendisi Mahmud Efendi Camiş diye o cami-i şerife isim taktı ve dine davet binası şahabı. Mahşere kadar da hizmet etmesi için duacı oldu. Allah Efendi Hazretlerimizin duasını yere düşürmez. Onun için kardeşlerimiz,

  35. 15:23

    biz tabi her hafta yapamıyoruz, Ahmet İslamoğlu Hoca Efendi bir hafta yapacak herhalde bir düzen kuracağız inşâAllah. Hane-i Saadettin cami-i şerifinde sabah namazını orada kılarız. Sabah namazından sonra sohbet olacak inşâAllah. Cemaatleri davet ediyoruz. Efendi Hazretlerimizin feyizinden, bereketinden inşâAllah nasip alırız.

  36. 15:48

    Efendim kardeşlerimiz, Haydar Gazze için seferberlik yapıyor. Her gün on bin kişilik sıcak yemek Gazze'de dağıtılıyor. Aylardır, belki iki seneye yakın her gün Haydar on bin kişilik sıcak yemek dağıtıyor. Şimdi bin üç yüz battaniye dağıttı. Her ay ortalama sizlerin yardımlarıyla dört yüz elli bin dolarlık, yani şu anda dört yüz elli bin dolar hemen hemen dokuz milyon mu ediyor?

  37. 16:15

    Yani değil mi? Kaç lira ediyor ya? Dört kere, dört kere dört on altı, yirmi milyona yakın oluyor evet. Yirmi milyona yakın her ay, her ay sizlerin yardımıyla, her ay Gazze'ye yardımlar geliyor. Diyorsun bak videolar paylaşıyor, ben de bir tane paylaştım. Battaniyeler nasıl ulaşıyor, diğer erzaklar nasıl ulaşıyor?

  38. 16:41

    Biz iki senedir bu şeyi ama maşâAllah sizlerin Gazze hassasiyetinizden dolayı Allah size çok rahmet eylesin, yardım eylesin. Şu ana kadar Gazze'ye Haydar üzerinden sizin yardımlarınız yedi buçuk milyon dolar ulaşmış. Allah yardımlarınızı kabul eylesin. Ezilenizi azim eylesin, hayırlarınızı daim eylesin, Gazze'yi helâs eylesin.

  39. 17:04

    Şimdi yeni gruplar kuruluyor, Gazze'nin kendi içinden bir on kişilik ehed kuruluyor. Yetkililerle görüştüğüm üzere yani, Gazze'yle ilgili yetkililerle görüştüm. Dolayısıyla şimdi Gazze'nin refah kapısı açıldı biraz. Tam da Allah tam açılmasını nasip eylesin. Biz yalvardık, ne hacet namazları, dua, dua, dua, gece gündüz duadayız.

  40. 17:26

    Ne yapalım, bir yanda da maddi işte sizlerin hayırlarını gönderiyorlar arkadaşlar. Benim burada yaptığım bir şey yok, ben koca karıdan daha aciz, zavallı, hükümsüz bir adamım. Ama sizle birlik olunca, cemaatle olunca bak ne işler görülüyor, ne işler görülüyor. Ne kadar insanlara hayırlar, daha bu Türkiye'nin içinde, dışında.

  41. 17:46

    Efendim şimdi kurbanda, çok önemli, kurbanlarınızı mutlaka haydelere tahsis edin. Yani kurbanda, 15-20 ülkede o kadar hayırlar görüyoruz ki, dünyanın her yerine. Ehl-i sünnet, tam ehl-i sünnet olanları buluyoruz elhamdülillah. Onun için kurbanlarında, şimdiden Kurban Bayramı'da hazırlanıyorlar arkadaşlarımız.

  42. 18:05

    Çok hizmetler devam edecek inşâAllah. Allah Gazze'yi dert edip, yardım edenleri iki canlı da aziz eylesin. Gönüllerini mesrur eylesin. Gazze'ye yaptığınız yardımlar ümette, kendinizden, sevdiklerinizden, evinizden, ocağınızdan, arabanızdan, malınızdan, dükkanınızdan, her varlığınızdan, bütün belaları def'urrat-u izale eylesin.

  43. 18:29

    Amin. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihihselam. Yani Gazze'ye biz çok önem veriyoruz. Arkadaşlar onun için kardeşlerimiz bu hayırların vesilesisiniz. Şimdi efendim, bu mübarek Şaban Şerif ayında dedik, Salavat Şerif'le ilgili bir ders yapalım. Yani çok ders yapıyoruz. Yapsak da hepsi tabii kafada kalmaz.

  44. 19:03

    Ancak Salavat Şerif'i okumanın fazileti ve önemine dair İbn-i Beşküval Hazretleri. İbn-i Beşküval Endelüs alimlerinden büyük muhaddistir. Senetli, isnatlı hadisler zikreder. Yani 500'lü, hemen hemen 900 sene evvel yaşamış büyük bir alim. Kitapları çok müfit yani, kitapları bizde çok var. O, Evliyaullah'tan bizzat naklediyor.

  45. 19:40

    Diyor ki, Mıstah diye bir adam vardı diyor o zaman. Bu adam vefat etti diyor. Hayatı boyunca da biraz bozuk yaşamış. Yani takvâ üzere yaşamamış yani, amellerinde bozuk yaşamış. Amellerinde bozukluk var. Sonra, vefatından sonra, onu gördüm diyor. İbn-i Beşküvel Hazretleri'nin naklettiği meşayıhtan bizzat.

  46. 20:13

    Mâ feâlellâhu bi-keşke. Bu önemli bir şey, kitap olacak dedim ya bu. Allah sana ne yaptı? Bu çok önemli bir mesele yani. Ahiretten haberler ancak rüyayla gelir. Rüyadan başka bir yerle keşfe açık olursa, gider kabrin başında oturduğu zaman, değil mi? Meseleleri çözer. Geçen mektubat dersinde, çarşamba ne anlattık?

  47. 20:36

    İşte, Fahruddin Tebrizi Hazretleri ne buyuruyor? Benim diyor, onu da Alaaddin Konevi ondan naklediyor. Alaaddin Konevi'den İmam Suyuti naklediyor. Hepsi senetli, istatlı şeyler. Yani, bazı meseleleri çözemiyorum diyor. Çözemeyince, tıkanınca diyor, doğru şeyhimin kabrine gidiyorum diyor. Tacuddin-i Tebrizi Hazretleri'nin

  48. 21:05

    Teveccüh ediyorum, kabre yöneliyorum, rabıta yapıyorum diyor. Bütün çözemediğim günlerce düşünüyorum, taşınıyorum. Bütün gayretimi sarf ediyorum. Fakat, işte neyse fıkıhtan, tefsirden, hadisten, neyse yani meseleler. İlmi. Ama meseleleri çözemiyorum. Bazı mesele geliyor, takılıyorum diyor. O kadar da büyük alimler yani, oluyor.

  49. 21:29

    En büyük alim olsan bir yerde takılırsın. Hızır Aleyhisselam ne yaptı Fahrettin Razi? Yani, 3 gün zorladı. Ondan sonra, rüyada Hızır Aleyhisselam onu zorladı. Rüyada Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem öğretmese, Fahrettin Razi Medine-i Münevvere'de ders verdi. Yani, Allame-i Cihan diye millet bakıyor.

  50. 21:51

    Bu sefer cevap veremedi. Mahcup olacaktı. Sonunda geldi dedi, buldun mu cevabını dedi. Bir gün daha müsaade dedi. İkinci gün bulamadı. Bir gün daha müsaade dedi. Üçüncü gün, çok darlanca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem rüyasına girdi. E imam bilemedin mi dedi. Bilemedim ya Rasulullah. Devam böyle böyle dedi.

  51. 22:10

    O da geldi, oh! İki gündür bakıyor, o adam olmasın diye. İstiyor ki o adam olmasın. Yine soracak, karıştıracak bir şey diye. Cevap bulamamış ya. Ama üçüncü gün dedi, inşallah bugün gelmiştir dedi. Çünkü sorsun da söyleyeyim dedi. Cevabı öğrenmiş dedi. Ondan sonra bir hava attı. Hava attı derken, kibir için değil aşağı yani.

  52. 22:34

    Böyle dedi. O zat oradan dedi, Salli aleyhi ve sellem, sana öğretene salavat oku dedi. Allah Allah, sallallahu aleyhi ve sellem. Muhammed valisi. Ya ne demek istedi? Sen mi buldun dedi yani. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, geldi ki sana öğrettidir. Bak her şeyden haber var. O Hızır aleyhisselam idi.

  53. 22:52

    Ya Hızır aleyhisselam'ın menkıbeleri bitmiyor. Devam ediyor tasarruflar. Yani, hala şunu bile anlamıyorlar. Biz Efendimiz aleyhisselam'ın tasarrufu devam ediyoruz. Ya kabirden vefat etmiş evliyaların tasarrufu devam eder. Ve şekle girip görünürler, diyoruz. Hızır aleyhisselam, kırk şekilde, bin şekilde görülüyor mu, görünmüyor mu?

  54. 23:15

    E nasıl oluyor? Hızır aleyhisselam, peygamber olduğuna dair rivayetle kuvvetli değil. Veli olduğu kesin. E şimdi, İmam-ı Rabbani Hazretleri ne buyuruyor mektubatında? E İmam-ı Rabbani'ye bunlar inanıyorlar, göğe mektubat okuyorlar. Nasıl okuyorlar bunu? Bir sabah, zikir yaparken işte, Halakamıza, Hızır aleyhisselam ile Khabır, esas adı Khabır,

  55. 23:46

    Khabır aleyhisselam ile İlyas aleyhisselam geldi, diyor. İmam-ı Rabbani Hazretleri de, ben de onları görünce dua istedim, diyor. Himmet istedim, diyor. Onlar bana dediler ki, bir adamın işini Allah yoluna koyarsa, yani üstlenirse, senin gibi adamları Mevla direkt yönetiyor. Mealen konuşuyorum yani. Senin bize, bizim duamıza hacetin kalmaz.

  56. 24:13

    Çünkü sen, yani Mevla seni özel yönetimine almış, dediler, diyor. Yahu siz tri misiniz, ölü müsünüz dedim, diyor. Biz de diğerleri gibi vefat ettik, dediler. Ancak Allah bizim ruhlarımıza, istediği zaman, istediği şekle girip, istediği yerde, istediği kişiyle görünme ve görüşme izni verdi. Onun için biz öyle, ruhlarımız bedene girip, şekle bürünüp dolaşıyoruz, diyor.

  57. 24:48

    Şimdi bunu kim anlatıyor? İmam-ı Rabbani anlatıyor. İmam-ı Rabbani kim? Müceddeli herifler, ikinci binim müceddeli. Hadi Mahmud Efendi Hazretleri'ni hasta yaptınız, bir usta yaptınız, şöyle yaptınız, böyle yaptınız. Mahmud Efendi Hazretleri'ni ne hakaret ettiniz. Terbiyesiz, şerefsizler. Peki, İmâm-ı Rabbânî Müceddit Elbisânî, ikinci binin müceddidi.

  58. 25:12

    Ondan sonra binlik müceddit bir daha gelmeyecek dünyada. Çünkü dünyada bir daha bin yok. Üçüncü bin yok. Peki, İmâm-ı Rabbânî Hazretleri burada, Hızır Aleyhisselâm ile İlyas Aleyhisselâm'a, kendim sordum diyor. Uyanıkken İmâm-ı Rabbânî rüyadı görmedi ki. Ben diyor zikrederken diyor, ihvanla beraber, bizim zikir halkamıza geldiler diyor.

  59. 25:34

    E onları görünce onlara sordum diyor. Bak, birçok âlimlere göre Hızır Aleyhisselâm Aleyhisselâm ölmediler, hayattalar. Kıyamete yakın ölecekler. Ekseri âlimlere göre, sofiyelere göre, evliyâullâhın hemen hemen cümhuruna göre böyle. Ama biz İmâm-ı Rabbânî'ciyiz. Yani şimdi İmâm-ı Rabbânî olduğu zaman, orada biz dururuz.

  60. 26:00

    Çünkü itikadda müştehittir. E şimdi sordum diyor. Onlar da dediler ki diyor, biz vefat ettik. Ama siz devamlı geliyorsunuz, gidiyorsunuz, her yerde görünüyorsunuz. Değil mi? Hızır Aleyhisselâm şimdi, aynı zamanda Fatiha Müsliğinde, aynı zamanda Ulu Camide, aynı zamanda Mescid-i Aksa'da, aynı zamanda Mekke'de, aynı zamanda Medine'de.

  61. 26:25

    Esas yeri de denizlerde, adalarda duruyor. İlâs Aleyhisselâm çöllerde duruyor, Hızır Aleyhisselâm denizlerde duruyor. Esas yeri denizler. Her yerde herkes görüyor. Buna ittifak edilmiş. Şimdi bir adam Hızır Aleyhisselâm'ı gören yok, Hızır diye bir şey yok dese, ona herkes manyak der yani. Çünkü o kadar evliyâullâh'tan ve görenlerden o kadar nakil var ki, haddi hesabı yok.

  62. 26:54

    Onun hakkında müstakil bir kitap yazacağım da, onun hakkında kitap yazmak, yani kıyamete kadar bitmez o kitap. O kadar her kitapta kıssası var. Tabi, belli başlı konuları toplarız. E şimdi bugün Hızır Aleyhisselâm ne yaptı? Vefat etmiş. E şimdi her yerde görünüyor mu? Görünüyor. İmâm-ı Rabbânî Hazretleri bana geldi diyor mu?

  63. 27:18

    Diyor. Peki ne demiş Hızır İlyas Aleyhisselâm? İkisi de İmâm-ı Rabbânî Hazretleri'ne ne demişler? Allah bizim ruhlarımıza tasarruf verdi, temessül hakkı verdi. İstediği zaman, istediği şekle girip istediği kişiyle görüşüyor. Bu mektubatta yazıyor mu? Yazıyor. E peki ben bundan başka ne diyorum? Muhammed Efendi Hazretleri'nin ruhuna mevla tasarruf vermiş.

  64. 27:46

    E peki Hızır İlyas Aleyhisselâm'a verilen onlara mahsus bir şey değil ki. Diğer veliler de orada müşterek. Diğer O peygamberlere has bir şey de değil. Yani ruhuna tasarruf. Çünkü şehitlerde de aynı tasarruf var. Sıddıklarda da Hz. Ali Efendimiz'in ruhaniyeti daha doğmadan 250 sene evvel 150 sene 2 sene evvel Selman-ı Farisi'ye göründü.

  65. 28:16

    Hz. Ali doğmamış. Ama bedenlere ruhlar girmeden, doğmadan ruhlar var mıydı? E var. Ruhlar bedenlerden 4 bin sene evvel yaratılmış. Evvelki sohbetlerde söyledim. Selman-ı Farisi kaç sene yaşadı? Bir madde 250 var, 300 var, 400'e kadar var. En azı 250 yaşadı. 250'den aşağı söyleyen yok. Bak demek ki Hz.

  66. 28:41

    Ali doğmadan evvel 150 sene evvel Selman-ı Farisi'nin yüz yaşlarındaydı. Ortalama. Selman-ı Farisi'ne olan bir canavar ona saldıracak veya bir şey oldu. Çok büyük bir tehlike oldu. Birisi geldi onu kurtardı. Ondan sonra 150 sene geçti. 150 sene. Geldi Medine'ye Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sahibi oldu.

  67. 29:05

    Medine dönemi kaç sene? Medine dönemi toplasan 10 sene. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in. Yani Selman-ı Farisi'nin 250 senelik hayatında Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in birlikteliği en fazla taş atlasın 10 sene. Anladın mı? E Hz. Ali Efendimiz de çok daha yaşı küçük. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in arasında çok yaş var.

  68. 29:28

    Dolayısıyla ta Hz. Ali görünce ne dedi? E beni kurtaran sensin dedi ya. E Hz. Ali doğmamış. Anasının karnına da düşmemiş. Ruhun işi başkadır. Ruhlar aleminin tasarrufatı farklıdır. Bu kitaplarda geçiyor. Gözüktü aynı. Ki onu zarardan, beladan kurtardı. Yani Hz. Ali Efendimiz'in tabi büyük veli olduğu için velilerin en yükseği onlar, dört halife özellikle.

  69. 30:04

    Tasarrufu devam ediyor. Bak ne diyor Fahreddin Tevrizi? Gidiyordum diyor şeyhimin kabrine, bir teveccüh ediyordum, bir yöneliyordum diyor, bütün meseleler çözülüyor. Başka yere gitsem çözülmüyor. Dağa git, kafan sakin yerde, belki kafan başına gelir. Yok, şelaleye git, belki şelale şarşar sarsar falan.

  70. 30:24

    Böyle feyiz gelir. Kafana bir, aklına bir, başına gelir. Milletten uzaklaş falan. Otur, düşün, düşün, düşün. Çözülmüyor diyor. İlle onun mezarına gideceğim diyor. E ne diyor Mâlâ-i Dervânî Baba Hazretleri? Ben sizi okutacağım kabrimden dedi. Evliyalar mı okumuşlar kabirden? E Hızır Aleyhisselâm, İmâm-ı Azâm'ın kabrine devam etti.

  71. 30:47

    Fıkıh dersim yarım kaldı ya Rabbi dedi. Ne olur dedi, şu İmâm-ı Azâm da öldü dedi. Bunun ruhunu iade et de mezardan beni okusun dedi. Mevlâ da buyurdu ki, ne yapıyordun? Her sabah derse giriyorsun. Her sabah mezarına git buyurdu. E bütün kitaplarda var bu. Hızır Aleyhisselâm şeriattaki fıkıh ilmini Hanefi mezhebine göre.

  72. 31:09

    Hanefi mezhebinde şeriatı fıkıh ilminde İmâm-ı Azâm'dan aynı kabriden işitiyor. Derse gitse, otursa nasılsa İmâm-ı Azâm konuşuyor. Kabriden işitiyor. Bu da Hızır Aleyhisselâm eski ümmetlerden. Geçmiş peygamberlerin ümmetlerinden olduğu için işte bizim ümmetin de eftaliyeti burada zuur edecek ya. İmâm-ı Azâm Efendimiz'e verilen ilim kime verilmiş?

  73. 31:35

    Leddün ilmi de var, zahiri ilim de var. Hızır Aleyhisselâm'a leddün ilmi verilmiş. E zahiri fıkıh ilmi ayrı bir şey. E bilmez mi? E bilir ama ona da Mevla buyuruyor ki öbürünü bedava verdin, bunu da biraz emek et. Yani leddün ilmi kim ne olacak her şeyi biliyorum. Bu çocuk yaşarsa kafir mi olacak? Müslüman mı olacak?

  74. 32:01

    Anasına babasına itaatkar mı olacak? Asim mi olacak? Kefsuret mi olacak? Çocuğu ne yaptı? Ama Musa Aleyhisselâm hak vermedi işte. Dedi ki ya Musa dedi. Bana Allah bir ilim verdi, sen o ilmi bilmezsin dedi. Çünkü neden? Bu çocuğun büyüyünce kafir olacağını sana Allah bildirmezse bilmezsin. Ama bana bildiriyor.

  75. 32:29

    Ey Musa sana da şeriat ilmi verdi dedi. Anladın mı? Onlar da ben bilmiyorum diyor. Bak o hadiste, sahih hadisen benim hatırladığım kadarıyla Bukhari'de. O hadis-i şerifte Hızır Aleyhisselâm Musa Aleyhisselâm'a verilen ilmi kendine verilmediğini ama ona verilen leddün ilminin de Musa Aleyhisselâm'a verilmediğini beyan etti.

  76. 32:53

    Buradan da ne anlaşılıyor? Hızır Aleyhisselâm da Ebu Hanife'nin radıyallâhu anh kabrine devam ederek fıkhını tamamladı. E şimdi bunlar olmayan şeyler mi? E bu zındıklar ne konuşuyor şimdi? Kabirde tasarruf yok, ölünün işi bitti mi? E bunu Vehhabi de aynı şeyi söylüyor. Onun için dünkü dersi de, yani çarşambaki dünkü dersi de çok iyi dinleyin.

  77. 33:19

    Salınınkini de dinleyin. Dinleyin, dinletin. Bunlar ilim meclisleridir. Onun için burada çok uzatmak da her zaman işimize gelmiyor. Şimdi hıfız namazı var. Kadınlar, erkekler evlerine gidemiyorlar. Otobüs bulamıyorlar. Onun için burada ben şimdi uzatmak istemiyorum. Üç saat, beş saat de konuşurum. 5 saatte konuşurum.

  78. 33:37

    Alırım kitabı, geçerim dümene. Gideriz. Allah'ın denizi bitmez. Allah'ın kelimeleri bitmez. Yani ama e şimdi bir sohbetle ve bir çiçekle yaz gelmez. Bir sohbet dinlemekle bu ilimler anlaşılmaz. Çok ilim var. Onun için çok dinlemeniz lazım. Ne işiniz var sizin ya? Malayianileri bırak, fuzuli konuşmayı bırak.

  79. 34:06

    Reklamlar, haberler, bilmem neler. Televizyonlar, diziler, filmler bıraktığın zaman zaten bütün millet beş altı saat oraya veriyor. Mesela milletin televizyon seyretme süresi düşmüş. Niye düştü? E internet çıktı. İnternet çıkmasaydı televizyonun başında trene bakar gibi bakıyorlardı. Ama şimdi internet çıkınca televizyon açmıyor onları.

  80. 34:33

    Çünkü orada mecburi çıkan programı izlemek zorunda kalıyor. Orada da tabii kanallar çok var. Atlıyor, zıplıyor, oraya buraya gidiyor ama hiçbiri açmadı beni. E internet var. İnternette istediği hayırsa da şerse de her şeyi buluyor. Ve şu anda bilmiyorum herhalde bir son duyduğum kadarıyla. Duyduğum kadarıyla 4-5 saat Bu milletin çoğu hakkında söylüyorlar

  81. 34:59

    4-5 saat internetle meşgul oluyormuşlar Youtube'larla, Whatsapp'larla, şunlar bunlar Onların onlarla meşgul olduğu vakitte Sen sohbet dinlesen ama Youtube'dan ama nereden Sen sohbet dinlesen çok ilim alırsın Bir ilim meclisi Bin sene isyansız günahsız ibadetten eftaldir Onun için Meclislerimizin Kıymetini bileceğiz

  82. 35:27

    Şimdi Ne diyor Evliyaullah'tan bizat İbn-i Beşküval Hazretleri bizim İsnatımız ondan geliyor Müstah diye bir adam vardı Vefattan sonra Efendim gördüm Hayatında da bozuk idi Onun için Ma fa'ilallâhu bike Allah sana ne muamele et Diye sordum diyor işte bak Ahiretten haber nereden geliyor Rüyada geliyor Keşif ehliyse O zaten kabre gidiyor Kabirde Kabir ehliyle konuşuyor Görüyor

  83. 36:04

    Efendim sallallahu aleyhi ve sellem bu kabirdekiler azam buluyor diye görmedin mi? Gördüm Ama bu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mucize oluyor Evliyaullah'a da Keramet oluyor Allah dostların kerameti arttır Peygamber'e mucize olarak zuhur eden her şey Evliya'ya da keramet olarak Verilir Ehli Sünnet'in itikadı bu Onun için Ne diyoruz?

  84. 36:30

    Hızır aleyhisselama İstediği vakit istediği şekle bürünüp İstediği ile görünme ve görüşme yetkisi veren Allah diğer Evliya'dan da bazılarına bunu vermiş midir? Vermiştir Kesin Ama Hızır aleyhisselam kadar çok değil Çünkü Hızır İlyas aleyhisselam özellikle Hızır aleyhisselam Her saniye her dakika O çok Bu şeyi kullanıyor Mevla ona Yani Çok büyük tasarruf vermiş Onun için

  85. 37:02

    Allah hayırla Karşımıza çıkarsın inşallah Hayırla görüştürsün hayırla buluştursun Ama mesele görüşüyorsun görüştüğünü anlamıyorsun Çoğusu Hızır aleyhisselam olduğunu sonra anlıyor Sonra anlayınca kafasına dank ediyor Eyvah ben ona niye bunu sormadım Değil mi? Bir şey sorsaydım bir şey isteseydim dua isteseydim Neyse görüştüysen Dua etmiştir sana Yani görüştüysen

  86. 37:30

    Duasını almışsın Bir bereketini almışsın zaten inşallah imtihanı kazanmışsındır O devamlı gezer Yani ahiretten Haber gelmesinin Yolları var Bu yollardan en mühimi rüyadır Salih rüyalardır Ondan sonra bir de keşf-i sahittir Sahih keşiflerdir sahih keşifler Şu anda da keşif elvandır vardır Ama azalmıştır Bir de itimat biraz azalmıştır yani güven biraz azalmıştır

  87. 38:02

    Dedim ki diyor Allah sana ne muamelem Dedin Ghafer Ali Beni mahvet etti Benim günahlarımı affet Allah bu işine karışılmaz Celle Celaluhu Dedim sen ne yapmışsın da Neşeyle Bu Mahfreti hak ettin Diyor ki Bazı muhaddislerin yanına gittim Tabi bu İbn-i Beşküvar diyorum 900 sene evvel Onun naklettiği şeyh ondan ne kadar evvel

  88. 38:35

    Bu baya eski o zaman çok muhaddis var şimdi bile dolu muhaddis var da o zaman Hakiki büyük hadis-i hafızları var Gittim diyor Dedim ki diyor senediyle istadıyla bana bir hadis-i şerif Yazdırır mısın Bozuk adam ama O zamanın bozuk adamı bile Böyle yani Anladın mı Senediyle istadıyla ne demek Ben Şu zattan işittim O şundan işitti o şundan işitti oradan tabiin tabiin

  89. 39:08

    Sahabeye dayanacak işte aradan ne kadar mesafe varsa ona göre bazı kere İki vasıtayla sahabeye ulaşır bir vasıtayla ulaşır o şey Tabi ise bir vasıtayla ulaşır Tebe-i tabi ise iki vasıtayla ulaşır Etba-i tebe-i tabi ise üç vasıtayla ulaşır yani Bu zamana da bağlı arada yaşayanların ömürlerine de bağlı da Efendim zaman olarak Bir muhaddisin yanına gittim

  90. 39:34

    Dedi ki bana bir hadis-i müsnet yazdır Hadis-i müsnet ne demek senden Direk Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e arada Ondan duydun bundan işitmek direk sen işittin O da hakikaten işitti hepsi birbirinden işitmiş olacak Bu şekil müsnet olacak O da şeyh efendi muhaddis olan zat bir yani işte isnadı yazdıracak hemen bir salavat-ı şerife okudu buyurun

  91. 40:04

    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim Salavat okuyunca diyor ben de onunla birlikte salavat-ı şerife okudum ve sesimi yükselttim O salavat okurken yüksek sesle okumakta çok rivayetler gördüm Yani çünkü salavatta riya yok riya olsa da yine kabul oluyor

  92. 40:31

    Hiçbir amel gösterişle kabul olmuyor salavat-ı şerife Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e dua aldığı için Mevla Teala buyuruyor Habibime bu dua etti şimdi ne niyetle ettiyse etti Habibimin duası ona ulaşsın Onun için yani burada riya yaptı demiyorum yani yüksek sesle diyor salavat okudum diyor Şeyh efendiyle beraber diyor bu sefer mescid ehli duydu diyor

  93. 41:00

    Mescide gittim işte hadis muhaddis orada ders okudum orada da cemaatler var işte talebeler var falan Onlar da ben özel istedim diyor sonra o salavat okudu ben de yüksek sesle okudum Ben yüksek sesle okuyunca bütün mescid ehli birden salavat okudular diyor okuyalım beraber Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi

  94. 41:25

    Gecemizin salavatını okuyalım Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin nebiyil ümmih el habibil alil kadri el azimil cahi ve ala alihi ve sahbihi Amin Yani tabi bu salavatı okumadılar da biz gecemizin salavatını okumuş olalım Mescid ehli de duydu diyor onlar da salavat ettiler O gün diyor o mescidde olanların hepimiz affolmuşuz diyor

  95. 42:08

    Allah bizi diyor o salavatla mağfiret buyurmuş İşte demek ondan sonra da günah bir daha işlemeye vakti olmadı veyahut neyse Günah nasip olmadı veyahut da yakın öldü Onun için insan ölümünü isterken nasıl istiyorum ben? Devamlı size de amin dedirtiyorum Ölümümüzü isterken ne diyoruz biz? Diyoruz ki Ya Rabbi en hayırlı amelimizi son amelimizeyle

  96. 42:37

    En hayırlı nefesimizi son nefesimizeyle En hayırlı günümüzü sana kavuşacağımız güneyle Amin Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve alihi ve sellim Çünkü sonu muhtemel İşte yaptığın bir işe acır Bir amelini beğenmiştir Bir merhametine efendim bir yaptığın iyiliğe Rabbim lütfü keremiyle muamele etmiştir Ve böylece ne yapmıştır?

  97. 43:05

    Son nefese sana hayırlı bir amel nasip eder Allah bir kul hakkında hayır murad ettiği zaman Ölmeden evvel ona hayırlı bir amel nasip eder O hayırlı amel üzere öldürür Ama adam namaz, abdest, hac, umre, zekat Bütün millet hacı hoca evliya zannediyor Lakin son nefese yaklaşınca Allah bir kuluna şer murad ettiği zaman Ona bir kötü amel nasip eder

  98. 43:33

    Ve onun son nefesinde o kötü amel üzere bitittirir diyor Peki Allah niye böyle yapsın? Celle Celaluhu İşte o adam zahiren ne kadar güzel amellerle yaşadı görünse de Allah'ı kızdıran bir şey yapmış İşte öbür adam ne kadar kötü amellerle yaşadı gözükse de Allah'ı sevindiren, razı eden bir şey yapmış Mevla kulunun kalbini biliyor Niyetini biliyor Amellere itibar var ama

  99. 44:02

    Allah amelin ruhunu biliyor İhlasla mı yapılmış, gösterişle mi yapılmış, maksat neymiş Menfaat miymiş Beğensinler, desinler miymiş Onun için yani Çok önemli bu mesele Sonumuz ne olacak? Onun için devamlı hayırlı ameller yapmaya çalışalım İşte bir hayırlı amelleri de sonunda bitireceğiz inşallah Allah'ım cümlemize müyesser eylesin, amin Evet Ebu'l-Hasani Bağdadi

  100. 44:34

    Et-Tarimi Hazretleri Mana aleminde Ebu Abdillah İbni Hamid Hazretlerini görüyor Vefatından sonra çok defaatle görüyor Yani bir değil iki değil işte Soruyor ona Allah sana ne muamele yaptı Diyor İşte bu bize de sorulabilir. Biz öldükten sonra bizi de gören olabilir. Biz de, şimdi bizden evvel ölmüşleri görebiliriz.

  101. 45:02

    Yani bazı haberler alıyoruz. Bazı durumlardan fark ediyoruz yani. Adamı rüyada gördüğümüz halden esir midir, tutsak mıdır, konuşabiliyor mu? Cennette midir, cehennemde midir, işte elbiselerinin değil mi, beyaz olması, yeşil olması, geniş yerde olması, köşkler, saraylar veyahut neyse. Yani rüyada ölüyü gördüğün zaman onun halini de anlıyorsun.

  102. 45:32

    Oradaki vaziyetinden şey çıkarabiliyorsun yani. Ahirette rahat mı, değil mi? Dedi, Allah sana ne muamele yaptı? Dedi, beni çok mağfiret etti, bana çok rahmet etti, bana çok iyi muamele yaptı. Peki o zaman sana sorayım dedi.

  103. 46:01

    Sen o zaman bana bir amel söyle, madem sen benden önce gittin ahirete, ve cennete girdiğin anlaşılıyor, yani çünkü zaten daha tabii ruhlar bedenlerle birleşmemiş, mahşer kurulmamış ama ruhlar aleminde adamın yerinin güzel olduğu görününce e zaten kabirde de bu belli oluyor da kabirde mahşer de belli oluyor.

  104. 46:29

    E şimdi kabirde yatanların münker nekire verdikleri cevaplar netcesinde kabirleri ya cennet bahçesi ya cehennem çukuru ya cehennem çukuru. E şimdi burada mezarı e şimdi burada mezarı cennet bahçesiyse çıkınca cehenneme gitmez ki cennet bahçesi ise çıkınca cehenneme gitmez ki. akıl var, mantık var, âyet var, hadis var, en başta yani el-kabri mâ râvdus minâ zulcinân

  105. 46:50

    ya cennet bahçelerinden bir râvzadır E şimdi adamın kabri cennet bahçesi ise kabirde mahşere çıkınca cehenneme gider mi bu? Çünkü neden? E çünkü neden? Burası düzgünse Burası düzgünse orası daha düzgün. orası daha düzgün. Burası bozuksa orası daha bozuk. el-hufra cüm'in huferin li'l-ayya Ya cehennem çukurlarından bir çukur.

  106. 47:09

    Şimdi burada kabirde cehennem çukurlarından bir çukur. Bu, ahirette cehenneme gider mi? Bu ahirette cehenneme gider anlaşılan. anlaşılar. Ama kabir azabı onun günahlarını sildirmeye yettiyse ondan sonra mahşerde de elli bin sene sıkıntı çekerse o sıkıntılarda onu patlarsa, temizlerse kefaret olsa Allah-u Teala onu cehenneme göndermeden cennete de gönderebilir.

  107. 47:33

    Yani kabri cennet bahçesi ise o kesinlikle mahşerde rahat eder ve o direkt cennete gider, cehenneme gitmez. Çünkü kabri cennet bahçesi ya. Ama kabri cehennem çukuruysa zaten kafirse ebedi cehennem. Ama müslümansa, günahkarsa kabir azabıyla kefaretini ödeyebilir. Mahşerde çektiği sıkıntıyla ödeyebilir.

  108. 47:53

    Bazısını sırf kabir azabı kurtarıyor. Bazısı kabir azabından evvel, ölürken çektiği sıkıntıyla kurtuluyor. Kabirde rahat ediyor. Çünkü çok zor öldürüyor Mevla onu. Dünyada çeksin diye. Bazısı kabirde çektiği azapla kurtuluyor. Mahşere kalmıyor. Mahşerde rahat ediyor. Bazısının kabirde çektiği azap yetmiyor.

  109. 48:15

    Günahların karşılığı, cezaları bitmiyor. Mahşerde de çekiyor. Mahşerde elli bin sene sıkıntı çekiliyor. Orada da temizlenen var. Çünkü Allah-u Teala buyuruyor, tamam bunu da kefaret yaparım. Veya tamam sen şimdi cennete git. Sana zaten günahlarının cezası çektirdim Allah buyuruyor. Bu da var. Onun için kabri cehennem çukuru olanın

  110. 48:37

    hemen o da cehenneme gidecek kesin demeye lüzum yok. Ehli sünnete göre. Çünkü o orada şefaat erişebilir. Mevla mahfuret buyurabilir. Kabirde çektiği azapta Mevla onu ona karşılık sayabilir. Kurban olduğum Allah'ım. Allah'ım bize ölmeden evvel hesapları temizlemeyi nasip eylesin. Ahirete açık hesap bırakmaktan muhafaza eylesin.

  111. 49:05

    Kul hakkıyla çıkmaktan muhafaza eylesin. Üzerimizde emanetler varken ölmekten muhafaza eylesin. Vasiyetsiz ölmekten muhafaza eylesin. Vasiyet edilmesi gereken bir şey varsa vasiyet etmeden ölmekten muhafaza eylesin. Amin. Çünkü ahirete iş bırakmasın Rabbimiz. Tebareke ve Teala. Mahşerde de kabirde mahşerde rahat ettirsin Allah-u Teala.

  112. 49:27

    Cennet-i âliyet hesapsız azapsız girenlere ilhak eylesin. Amin. Bunun içinde iman lazım, amel-i salih lazım, vesaire vesaire. Onlar da nerede toparlanıyor? Çarvan nerede düzülüyor yani? Tedarik nerede görülüyor? Burada, şu saatlerde. Çünkü şu saatler bizim şu anda elimizde. şu anda elimizde, bir dakika sonrası elimizde mi belli değil.

  113. 49:56

    Onun için bir dakika sonraya, bir gün sonraya, bir ay sonraya, bir yıl sonraya işi teğhir edenler, tövbeyi geciktirenler veyahut namaz kazalarına hâlâ başlamayanlar veya işçiye kumar hazine hâlâ tam dönüş yapmayanlar, işte zekâtlarının hesabını tam yapmayanlar veyahut hacca sonra giderim diyor, farz olmuş falan, böyle işleri geciktirenler helak olmuş.

  114. 50:19

    Neden? Allah seni mi bekleyecek haşa? Birden ölüm gelecek zaten, beraat gecesi, yazılanlar yazıldı, bozulanlar bozuldu, ehli melâkeye isimler teslim edildi, şimdik biz bilmiyoruz, bu sene ölecekler arasında, bir daha sene beraata çıkmadan ölecekler arasında bizim adımız var mıdır, yok mu? Ne kadar bilgisiz adamız ya!

  115. 50:50

    Dünyanın en büyük âlimi olsan ne zaman öleceğini bilmiyorsun. Ne zaman öleceğini bilmemek kadar cehalet var mı ya? Hiçbir plan yapamıyorsun. Çünkü herkes öleceği vakti ise ona göre plan yapar. Öyle değil mi? Tövbeyi ona göre ayarlar, helallaşmaları ona göre ayarlar, ödeşmeleri ona göre ayarlar, ahirete tertemiz çıkmaya göre son, ölmeden evvel de güzel bir video çektirir falan.

  116. 51:20

    Değil mi? Ben gidiyorum arkadaşlar aleykümselam falan, iki dakika kaldı, ondan sonra bir zikir, bir salavat falan, vay anasını adam ne güzel öldü ya falan. Öyle olmuyor işte. Öyle olmuyor, armut gibi yakalanıyorsun. Düşüyorsun aşağı pat diye. Ondan sonra bir de baktığın adam gitti fut diye. E ne oldu?

  117. 51:43

    Ne halde gitti? Nasıl yaşarsanız öyle öleceksiniz. Ömer Ceylani Hazretleri ömrünü ilme adadı, Kur'an'a adadı, hizmete adadı. Bütün çocukluğundan beri babası Hamit Hazretlerinden okudu, Şehit Alevilerden okudu, Emin Kütbilerden, alimlerden Mekke'de okudu, Yemen'de okudu, bütün dünyaya ilim, ilim, ilim, tevazu, efendim, insar, yani bütün üstün sıfatları toplamış Şehit Hazretleri.

  118. 52:21

    Uçakta, Uman'da dersler yaptı, Yemen'de dersler yaptı, Mısır'da dersler okuttu, Uman'a geldi, Uman'da dersler okuttu, Endonezya'ya giderken uçakta Azrail Aleyhisselam geldi, hadi gidiyoruz. E tamam hazır. Adam hazır. Adamda günah yok. Adam sıralı zikir, ibadet, devamlı ayet, hadis, devamlı ayet, hadis.

  119. 52:48

    Günah yapma, vakti yok. Vakit bulamamış yani, günah yapma, adam vakit bulamamış. Nasıl günah yapacak? Ha, işte o zaman, tabii ki yine Allah yolunda, ilim yolunda, dine davet yolunda, emribül marif yolunda, orada yüz binlerce insana İslam'ı anlatıyor. Fıkıh anlatıyor, helal haramı anlatıyordu. Her sene gidiyordu mesela.

  120. 53:16

    E ne olacak şimdi? Aynı vazifede gidiyor. İşte bu nedir? Allah yolunda ölen şehittir, hadis-i şerifine. O girmeyecek de kim girecek ya? Allah yolu. Allah yolu nedir Allah yolu? Allah'ın dininin, ilminin tebliğ yolu. Emribül marif, neyanikar yolu. Helal-i haramı anlatıyordu, ne kadar ayet-i hadis okuyordu, neler anlatıyordu millete.

  121. 53:38

    Bize de ne kadar tembihler de bulundu mesela. En büyük mesele yani şu anda üzerinde durduklarından birisi neydi mesela? Bu miladi takvime itibar etmeyin. Sizin dininizin, imanınızın takvimi, hicri takvim. Sizin ramazanınız, kurbanınız, haccınız, umreniz, zekatınız, nisabınız, itletiniz, müddetiniz, her şey neye göre?

  122. 54:01

    Gökteki Ay'a göre. Siz buna miladi takvime göre, yok sene başı, yok sene sonu, yok bilmem nesi, bunlara itibar etmeyin. Çünkü Allah size gökteki hilalleri, vakit tayinleri için, haccın vakti için, ibadetlerin vakti için gökteki hilalleri tayin etti. Mesela bu konuyu, o ayeti okuyana kadar biz de bu konu üzerine ben çok dururdum.

  123. 54:24

    Evvelden de dururdum ama mesela Yani ayeti okuduk, tefsirini yaptık, mealini yazdık. Ama işte o, onu söyleyene kadar bak vakit ve vakitlerinizi tespit ve tayin için, işte şuna kadar kaldı, buna kadar geçti, şuna zaman, bu ne zaman, hepsi gökteki Ay'a göre. Yani Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zülkade, Zülce.

  124. 54:50

    maalesef hiçbiriniz hemen hemen bu aylara göre hareket etmiyorsunuz. Şimdi size bir ajanda yapacağım inşallah. O ajanda olacak 355 gün. Çünkü neden? Muharrem'in birinden başlayacağım. Muharrem'in biri nereye denk geliyorsa beni alakadar etmez. Muharrem 1 yanına şey yazacağım yani bu sene Muharrem 1 diyelim ki o cami 3'üne çattı.

  125. 55:19

    Ama ben neyi esas alacağım? Muharrem 1 Hicri yılbaşı esası alacağım. En sonra ne yapacağım? Ajanda bitti, zülhidce 30. O sene kaç çekiyorsa tabii. Ya 29 ya 30 olur. Gökteki ay 28 de çekmez, 31 de çekmez. Dolayısıyla zülhidce son ay nedir? Zülhidce. 1 Muharrem sene başı 30 zülhidce sene bitti. Bu ajanda da ne yapacağım işte?

  126. 55:56

    İşte o günlerde ne orucu varsa, ne namazı varsa, ne duası varsa, ne zikri varsa o sayfalara yazacağım. Olur mu güzel? Her sene onu artık başımızın ucunda tutacağız. Çünkü şeye göre değişiyor sizin ocak şubatlara göre değişiyor. Muharremler değişmiyor ama siz tabi ocak şubat gittiğiniz için kaybedeceksiniz yine.

  127. 56:20

    İşi kaybetmemek için her sene basarız. Her sene bir kere basarız inşallah. Şeyi uyarlarız yani. Öbürünü uyarlarız ona. Nilâdi'yi neye uyarlarız? Hicri'ye uyarlarız yani. Mesela bu meselede Ömer Ceylan Hazretleri çok ilimler verdi bize tabii sohbetlerinde. Lakin bu konunun üzerine çok durdu ve ben bundan çok istifade ettim mesela.

  128. 56:45

    Size de bunu yerleştireceğim inşallah. Evet. Fakirlere bedava olarak da zenginlerden de onun parasını toplayarak yani. Öbür türlü bedava, bedava da, matbaada bedava basmıyor yani. O bakımdan fakirlere bedava yaparız inşallah. Zenginler ederiz. Bak bunlar amel edecek. Siz zaten para var amel yok. Adamda da amel var para yok.

  129. 57:18

    E madem verin adam her günün orucunu zikrini yapsın. Ondan sonra sevabı da sana gelsin. O kaç kitaba bedel olacak? İnşallah hazırlayabilirim. Bu sene muhareme yetişmez. Çünkü 3 ay kaldı. 3-4 ay kaldı bu sene yetişmez. Bir daha sene muhareme inşallah. Bu seneye 3-4 aya ben onu yetiştirmem mümkün değil.

  130. 57:42

    Çünkü 355 tane sayfanın hepsinin özel amellerini yani çoğunu biliyorum ama bulacağım yani yapacağım size. Pazartesi gününün namazı, pazartesi gecesinin namazı, hafta gününün namazı, hafta gecesinin namazı hepsini yapacağım inşallah. İnşallah. Amel etmek isteyenlere iş çok. Tembele iş söylesen akıl öğretir sana.

  131. 58:05

    Valla der ki sana ya o kadar ne yoruluyorsunuz bilmem ne. Allah'a gafur rahimdir falan. Amel etmek istemiyor. Tembel. Evet Allah dedi ki rüyada gören. Ebu'l-Hasani Bağdadi Darimi Hazretleri. Dedi ki ya bana bir amel söyle. Sen ahirete gittin işi de kurtardın gözüküyor. Durumun iyi gibi. Durumun iyi dedi yani.

  132. 58:31

    Durumun iyisiydi ben ne yapacağım dedi ya. Bir amel söyle cennete gireyim dedi. Dedi ki bin rekat namaz kıl her rekatta bin kulüb Allah'ı oku dedi. O zaten namaz bitmeden ölüp cennete gider yani. Bin kere bin ne dedi. Bir milyon kulüb Allah. Canını cehennemden fidyesini ödemiş oluyor. Dedi ki bin rekat namaz kıl dedi.

  133. 58:59

    Her rekatta bin kulüb Allah'ı okudu. Adam da rüyada ama tabii kafası da başında yani. Rüya deyince de rüyada hepten adam zıvanadan çıkmıyor ki. Dedi ki laudhu guzâlike. Yapamam dedi ya. Bir şey söyle de yapayım dedi ya. O da dedi ki salli alâ Muhammedin nebî sallallahu aleyhi ve sellem. O zaman her gece Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem bin kere salavat okudu.

  134. 59:26

    Bunu yaparım dedi. En kısası zaten var. Onun için İmam Danimi Hazretleri dedi ki ben bu rüyayı gördükten sonra bu zuhurattan sonra her gece bin salavat okuyorum dedi. Yani o tabii o rüyayla amel ettiğini beyan etti mübarek. Anladın mı? Yine, Evliyaullah'tan, ulema'dan, nakillerden birine ne buyurur?

  135. 59:57

    Meşayih'tan biri, Ebu Hafs-ı Kâhidi Hazretlerini görüyor, vefatından sonra. Ebu Hafs-ı Kâhidi meşhurdur, kitaplarda çok geçer. Seyyid, büyük seyyidlerden, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den. Dediği ona, mâ fu'alallâhu. Allah sana ne muamele yaptı? Bu kitabı yazsak var ya, bu mâ fu'alallâhu gibi bin tane var.

  136. 1:00:19

    Tabii, ben o kadar topladım ki, belki bini bulur. Rakam koyacak yani, mâ fu'alallâhu bir kere görenler, Allah sana öyle şeyler çıkıyor ki, öyle şeyler çıkıyor ki, oradan bir tane tüyü alsan var ya, kurtardın gitti. Dedi, rahimen-i yeme-i ghefer-i aliyye, ethalen-i cennete bana rahmet etti, mağfiret etti.

  137. 1:00:39

    Beni cennetine ithal etti. Dedi neyle? Dedi neyle, ben sana söyleyeyim. Dedi ki, len mâ bu kıftü beyni Allah'ın huzurunda hesaba durdu mu? Bak, daha mahşer kurulmadan evvel, ölür ölmez, adamın ne mal olduğu meydana çıkıyor yani. Meleklere emretti. Dedi ki, günahlarını hesap edin. Bir de Mustafa'ma salavatlarını hesap edin.

  138. 1:01:07

    Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ alihi ve sellim, dedi. Baktılar, baktılar, dedi, salavatlarım günahlarımdan fazla çıktı, dedi. Ya şimdi şunu bile becerebilsek, ya sırf salavatlarımız günahlarımızdan fazla olsa yine kurtaracağız ya. Mevla celle ve alâ onlara buyurdu ki, hasbuküm ya melâketi, lâ tuhâsebû.

  139. 1:01:34

    Daha incelemeyin. Ey meleklerim, bu hesap size yeter. Ondan sonra ne var ne yok, onu bana söylemenize lüzum yok, dedi. Ben zaten hepsini biliyorum, Allah buyuruyor. Alın onu cennetime götürün diye. Salavatları fazla geldi. Elli artı biri bulmak lazım diyorum sana. Yani bir tane fazla demiyor burada da, fazla gelecek yani.

  140. 1:02:02

    Anladın mı? Ondan sonra, ya salihlerden biri, Evliyaullah'tan bizzat, mana aleminde çok çirkin bir suret gördü. Yani çok, nefret ettirici bir şey. Dedi, sen nesin dedi ya, sen nereden çıktın? Dedi, ben senin çirkin amellerinim, dedi. Hepimizin günahlarımız var ya, o günahlarımız ahirette şekle bürünecek, çok pis bir surette gelecek, hatta sırtımıza binecek,

  141. 1:02:35

    elli bin sene mahşerde kiminin sırtında günahları yük olarak, ağırlık olarak üstüne binecek yani. Çok çirkin surette. Sen kimsin, dedi. Ben çirkin amellerimim, dedi. Senden kurtuluş nasıl olacak, dedi. Bak bu Evliyaullah ne hesaplar peşinde ya. Bu çirkin amelin varsa, dedi, senden kurtuluş nasıl olacak?

  142. 1:02:58

    Sen bana musallat olacaksın, bu kafayla gidersek, ölünce, dirilince çirkin ameller çıktı önümüze, bindi sırtımıza yani. E zaten kendini taşıyamıyorsun mahşerde, bir de o ağır yükleri. Ne buyuruyor Kur'an-ı Kerim'de? Kur'an'dan, zikirden, salih amelden, yüz çeviren kıyamet günü ağır yük yüklenecek. Kafir ise ebedi kalacak o yükün altında.

  143. 1:03:28

    Müslümansa günaha kadar. Kıyamet günü yük olarak ne kadar kötü yükleri var? E buradan işte şunu diyorum yani, bagajı boşalt. Ahirete temiz git, hafif çık. Öbür türlü bu günah yükleriyle tevbe etmeden, affettiremeden ahirete gittiğin zaman ne oldu? Bagajın yüklü. Sırtına yükleyecekler. Bak dünyada gösterdiler ona.

  144. 1:04:02

    Dedi sen ne biçim bir şeysin. O şimdi anlamıyorum. İnsan şimdi kötü amelinin o suretlenmeyince, önünde şekillenmeyince, pis kokmayınca, şimdi mesela bir leş koksa, pis koksa, bırakacak o işi. Şimdi bir karı ile zina etmeye başladın. Karıdan leş gibi kokular gelmeye başladı. Ne yapar ona? Kalkar çıkar gider.

  145. 1:04:24

    Niye? Keyfi kaçar. Ama o da zinadan evvel parfüm sıkıyor. O da parfüm sıkıyor. Ortada da pis koku da yok. Oh! Zinaya devam ediyor. Halbuki orada Allah-u Teala o karının veyahut o adamın hakiki suretini kabirdeki, mahşerdeki, sipsiyah suretini, leş olan suretini gösterse, onu birbirine, yapabilir mi zina?

  146. 1:04:51

    Yapamaz. Birbirinden kaçar. Kaç kişi öyle zinadan kurtuldu? Evliyaullah'tan. Kadın musallat oldu. Bağırırım dedi. O zamanlar Bağdat'ta, şurada, burada, kadının biri çıksa sokağa falan diyor, evinden çıkıyor. Ondan sonra okunacağım, hastayım diye geliyor, fetva soracağım diye geliyor. Alimler, Evliyaullah, kadınlar musallat oldular.

  147. 1:05:15

    Bazıları. O zat da dedi ki, dur, dur, geliyorum, hazırlanıyorum dedi. O da dedi ki, ulan tamam, bu da benim kapataymış dedi. Zaten bozuk adammış dedi. O da gitti tuvalette işte abdest yaptı. Bütün pisliklerin üzerine sürdü, mürdü. Sonra kadının yanına bir geldi. Çıktı gitti, kurtuldu yani. Kaç tane zat bu pislik sürerek üstüne zinadan kurtuldu?

  148. 1:05:38

    O pislikleri Allah o zina yaparken gösterse, günah yaparken pis kokular çıksa, durulamayacak gibi. Hemen adam anlayacak, ulan vay be, sen şimdi bu amellene ahirete gidersen, tevbetsiz, istifarsız, af olmamış. Bu kokunun içinde kalacaksın ebedi. Hiç durulacak bir şey mi? Ben bandırma cezaevinde diyorum.

  149. 1:06:03

    Ağustos sıcağında tavuk derilerinin, tavuk pisliklerinin kokusunun yanında kaldım on ay. Tabii on ay da tabii yaz birkaç ay oldu. Ama yazın o birkaç aydır o kokudan, dedim ya Rabbi keşke dedim yatarım bir kaç ay daha uzasa bu koku olmasaydı. Bak görüyor musun? Kaç ay daha hapis yatmayı isterdim, keşke koku temiz olsaydı.

  150. 1:06:27

    O öyle pis koku oluyor. Onun için o pis suret göründüğü vakitte insan Allah'a kaçar. Dedi ben senin çirkin amellerinim. Beni mi tanımıyorsun dedi. Günahları yapıyorken biliyordun dedi, keyif alıyordun dedi. E senden nasıl kurtulacağım dedi ya? Ben senden ahirete gitmek istemiyorum. Günahlarımla ahirete çıkmak istemiyorum ya.

  151. 1:06:56

    Ben cennete gitmek istiyorum. Nasıl kurtulacağım dedi. Bak Allah-u Teala ona o zata öğretiyor şimdi, duyuruyor. Amelini surete büründürdü ona görüyor musun? O da dedi ki bir kez surat-ı salat-ı alel Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem. Resulullah'a çok salavat okursan dedi, ancak seni salavat kurtarır dedi.

  152. 1:07:22

    Salavat-ı şerifenin sahibi Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve selleme. İşte mevzular bundan ibaret. Evliyaullah'ın salihlerinden Şeyh Ebu'l-Hasan İbni Ahmet İbni'l-Kevvaz el-Bistami kattesallahu sirruhu. Anlatıyor, diyor ki ya Rabbim bir kere Allah'a dua ettim. Dedim ki Ebu Salih el-Müezzin, bizim camimizde müezzin Ebu Salih isminde bir zat var.

  153. 1:07:52

    Vefat etti. Dedim ki ya Rabbi bunu bana göster, ahiretten haber soracağım. Dua etti. Mevla'da gösterdi. Baktım ki durumu çok iyi. Heyeti şekli şemali düzgün. Dedim ya Basani akbirni amma indekum. Yanınızdaki haberlerden bize biraz bilgi verir misin dedim. Biz ahiretten cahiliz. Ancak tabi cahil derken ahadisler var.

  154. 1:08:16

    Tabi ahadisler olmasa hiçbir şey bilmiyoruz da. Dedi, ya Ebu'l-Hasan dedi bana diyor. Kuntu minel halikin lev la salati ala rasulillahi sallallahu teala aleyhi ve sellem. Benim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e çok salavat okumam olmasaydı ben helak olmuştum. Müezzinlik, imamlık bir şey kurtarmıyor ya.

  155. 1:08:42

    Helak olmuştum dedi. Salavat-ı Şerife ile kurtuldum. Peki Allah-u Teala görebildiniz mi? Allah-u Teala ile kavuşabildiniz mi? Dedim, sordum diyor. Hey ha! Nerede ya? Daha tabi ki mahşer kurulacak cennete, hakiki cennete girilecek falan. Hey ha! Çok da azıcık bir rızası, azıcık bir tecellisi gelse razıyız dedi ya.

  156. 1:09:08

    Nerededir ruhiyet? Ondan sonra diyor, bir ağlamaya başladım diyor. O vaziyette uyanmışım diyor. İşte misal alemi, özellikle önümüzdeki salı, dersini kaçırmayın. Salı diyorum, çarşamba dersinde. Mektubat yerine şeyden okuyorum ya, İmam Suudi'nin Muhteli Risalesi'nden. Orada alem-i misal hakkında çok önemli ilimler anlatılacak.

  157. 1:09:40

    Alem-i misal diye bir alem var. Bunu da ilan edelim. Cesetler alemi burası. Ruhlar alemi bir de var. Bunun ortasında bir alem-i misal var. Evliyaullah bunu ispat etmiş, kabul etmiş. Birçok âyet-i hadise anlamak için o alem-i misali anlamak lazım geliyor. Dolayısıyla işte o hususta ve ruhların tasarrufunu da tabii anlamak için onu anlamak icap ediyor.

  158. 1:10:04

    Onların şekle bürünmelerini anlamak için, kırk yerde göründükleri veyahut vefatından sonra geliyor seninle görüşüyorsa falan. İşte bütün bunları anlamak için alem-i misali anlamak icap ediyor. Bu alem hakkında önemli bir ders var. Zaten Ramazan-ı Şerif'e ondan sonraki çarşamba yetişmiyor. Ondan sonraki çarşamba fetih namazı var, teravih var.

  159. 1:10:24

    Onun için bir çarşamba kaldı mektubat dersinden. Önümüzdeki çarşambayı Youtube'dan, işte neyse Lara Gül'den dinlemeyi yahut da sonra da dinleseniz. Ama o dersi kaçırmayın. Alem-i misali anlamanız lazım. Onu anlamadan tasavvufu ve ruhlar alemiyle ilgili konuları anlatamayız size. Öbür konuları anlamak ona bağlı.

  160. 1:10:43

    İnşaAllah-u Rahman. Şimdi size... Yok onu demiyorum hocam, uzunu var. Allahümme salli aleyhi ve sellem. Ben onu görmedim. Rüya mı gördüm ya arabada? Sonra bulamıyorum şimdi ya. Yok kağıttaki kısa zaten. Onu demiyorum. Ben size Haldi Bağdat'den dualar kitabında da var benim. Ben ona rastlanıyorum, bakıyorum bakıyorum.

  161. 1:11:09

    Ben anlamıyorum ya. Kürsü'ye çıktım, o sayfa kayboldu. Arabada sayfaları buluyorum, Kürsü'de sayfalar kayboldu. Şeytanın işi yok yani. Şeytanın da burada ne işi var diyorsun ama işte var yani. Burada çok işi var. Esas işi burada yani. Bize unutturmak istiyor. Yuhşâ Aleyhisselâm'ı unutturdu da balık.

  162. 1:11:29

    Ölü balık canlandı. Abi hayattan üzerine su damladı, balık canlandı. Pişmiş balık denize fırladı. Musa Aleyhisselâm da diyor ki, balık denize fırladığı zaman bana söyle. O onun çömeziydi, yanında hizmet ediyordu. Musa Aleyhisselâm'a da gidiyorlar, gidiyorlar, gidiyorlar. Yahu balığa orada su damlıyor.

  163. 1:11:49

    Balık canlanıyor, pişmiş balık. Yanlarında şeyde, efendim, tepsiye yanlarında taşıyorlar. Ondan sonra sepete koymuşlar. Pişirmişler, sepete koymuşlar. Yolda yiyecekler. E Allah-u Teâlâ diyor ya Rabbi, Hızır Aleyhisselâm ile nasıl buluşacağız? E Mevla da buyuruyor ki, pişmiş balık nerede denize atlarsa, pişmiş balık nerede denize atlarsa, o zaman orada buluşacaksınız.

  164. 1:12:19

    Öbür türlü bütün dünyayı mı gezeyim, nerede bulacağım diyor. Alamet lazım, alamet bu diyor. E Yuşa Açalım'a diyor ki, yavrum diyor, evladım diyor, bak diyor, bunu diyor, çok dikkat edelim diyor bu meseleye diyor. Yürüyoruz, yürüyoruz, yürüyoruz, yürüyoruz.

  165. 1:12:43

    Bu yolculuğumuzda çok yorgunluk çıktı. Musa Aleyhisselâm, yorulmak nedir bilmez ya. Hayatında yorulmak nedir bilmez. O da kuvveti var. Ben diyor, çok yoruldum ya bu sefer, niye yoruldum? E niye yoruldu? Çünkü balık denize atladığı yeri geçene kadar yorulmadı. Ne zaman balık, ağabey hayat o sudan içen, mahşere kadar yaşıyor, yani son zamana kadar yaşıyor.

  166. 1:13:10

    Hayat suyu. Onu Hızır Aleyhisselâm buldu mesela, Zülkarneyn bulamadı. Parayla olsaydı Zülkarneyn bulurdu. Ama o hayat suyundan orada bir damla damladı balığa, balık fırladı denize. Bunu Kur'an'da anlatıyor. Ker Suresi ne anlatıyor, anladın mı? Musa Aleyhisselâm diyor, Allah Allah, çok yorulduk ya diyor.

  167. 1:13:35

    Şu yemeği getir de yiyelim bari diyor. Ondan sonra, aa diyor, ben sana demeyi unuttum. Ulan neyi unuttun? E diyor ki, balık denize gitti ya. Ulan ne zaman? Geride diyor ya, yapma ya. Ulan bu unutulur mu diyor ya? Zaten orada Hızır Aleyhisselâm bulacağız, sen ne diyorsun? Dedi tam geri geri gidelim şimdi diyor.

  168. 1:14:01

    Tam izimizde gidelim. Aman, hiç izimizi sapıtmayalım. Çünkü biz oradan ileri geldik ya, mecbur orayı geri bulmamız için. E nasıl bulacağız şimdi? Geri git, geri git, geri git, geri git, kayanın yanında. Hızır Aleyhisselâm bir şeye bürünmüş, şalı çekmiş üstüne, böyle kayanın dibinde biri oturuyor. O mudur, değil midir, kimdir, nedir yani?

  169. 1:14:26

    Zaten ıssız sessiz geldi. Ama Allah-u Teala da ne yapmış? Balığın denize daldığı, girdiği yeri uyuk olarak bırakmış. Orası da suna olmamış, su kapanmamış. Su kapanmadığı için baktılar, aa, balık buradan girmiş. Tamam. Bir baktılar, kaya var. Baktılar kaya var, bir de baktılar şala bürünmüş adam oturuyor dediler, bu değilse başkası değil.

  170. 1:14:54

    Kesin bu dediler, anladın mı? Yûşâ aleyhisselâm'a diyor ki, sen diyor niye bana söylemiyorsun? Pişmiş balık, denize atlayıp da insan buna söylemez mi? Yûşâ aleyhisselâm ne diyor? Bu şeytana Allah ne kadar yetki vermiş. Bir Yûşâ aleyhisselâm gibi, o zaman peygamber olmamıştı ama alihlerden bir zat, Mûsâ aleyhisselâm'ın sahabesiydi.

  171. 1:15:18

    Sonra peygamber oldu tabi, Mûsâ aleyhisselâm'dan sonra, vefatından sonra peygamber oldu Yûşâ aleyhisselâm. Onun zamanında peygamber değildi. Efendi çömezi derdi, çömezi demek delikanlı yani, yanında yardım ediyordu onun işlerine. Taşıyordu eşyalarını falan, anladın mı? Diyor ki, bana diyor bunu hatırlamayı şeytan unutturdu.

  172. 1:15:37

    Allah! Koca Yûşâ aleyhisselâm Kur'an'da ne diyor? Balığın denize fırladığını hatırlamayı bana kim unutturdu diyor? Şeytan unutturdu. Demek ki yani esas şeytan bir şey yaratabilir mi? Haşa! Yaratamaz. Ama Allah onu ne yapıyor? Sebep ediyor. Ama unutturmak için ona fırsat vermiş mi? Vermiş. Anladın mı?

  173. 1:16:03

    Nasıl ki Evliyaullah, imdat, medet ya gafs-ı ceylani diyene himmet ediyor mu? Ediyor. Kendi yaratabilir mi? Yaratamaz. Allah yaratıyor. Ama o zata keramet vermiş, onun hürmetine yaratıyor. Anladın mı şimdi? Yani şeytan bile bak unutturabiliyor. şeytan bile bak unutturabiliyor. Eyyubi aleyhisselam'a neler etti?

  174. 1:16:26

    Bütün çocuklarını öldürdü, evini devirdi ya. Eyyubi aleyhisselâm'a neler etti? Ennî mes-senî yeş-şeytânu bi-nusb-i mâcem. Kur'an, âyet. Eyyubi aleyhisselam diyor ki şeytan bana çok yorgunluk verdi, bir de çok azap dokundurdu diyor. Kur'an ayet. Eyyubi aleyhisselâm diyor ki,

  175. 1:16:40

    E şeytan mı yaratıyor? Haşa. Allah yaratıyor ama şeytanı musallat ediyor, izin veriyor işte. E şeytana o kadar yetki veren Allah, peygamberlerine, evliyaya yetki vermez mi ya? E şeytana verecek, her türlü fırsatı, karşılığında peygamberlere, velilere, sıddıklara, şehitlere hiçbir yetki vermeyecek. O zaman ne olur?

  176. 1:17:00

    Ortalık şeytanlara kalır ya. İşte Allah dostlarda ne yapıyor? Şeytanları def ediyor. Şeytan bana yorgunluk dokundurdu diyor. Gitti, Allah-u Teala dedi ki, bu Eyyubi'ye dedi, ne kadar dedi şey verdin ya, bağ verdin, bostan verdin, bütün dünya onu koyunlarıyla, keçileriyle, develeriyle dolmuş ya. Mevla da buyuruyor ki, o beni çok zikrediyor.

  177. 1:17:34

    E zikreder tabii dedi ya, bu kadar bollukta ben de zikrederim dedi. İblis ya, biraz dedi sıkıntı şey versen dedi, zikir mikir yapmaz dedi bu ya. Allah Allah. E Mevla buyurdu ki, ben biliyorum o yapar zikir. E dedi o zaman bir imtihan edelim onu. E edelim dedi. E bana fırsat ver dedi. Mevla da tamam git ne yapıyorsan yap dedi.

  178. 1:17:57

    Gitti Eyyubi Aleyhisselam, bedenine bir hastalık vurdurdu, ondan sonra çocukları, avları vardı, ahırları vardı, ahırlarını yıktı, bütün hayvanlarını öldürdü. Ondan sonra kaç tane, 8-10 tane çocuğu vardı. Bütün oğullarını, kızlarının hepsini öldürdü. Evi yıktı üzerlerine, enkaz altında kaldılar. Neler de neler, Kur'an duaları 2.

  179. 1:18:18

    cidde neler yazdık. E yani şimdi bunlar, imtihan. Ama Eyyubi Aleyhisselam zikri bıraktı mı? Her yeri lime lime döktü. Dedi ki ya Rabbi, dilimi, sadece dilime bela verme ki zikredeceğim de. Mevla da diline hiç bela vermedi. Sadece zikir. 7 sene inim inim inim. Öyle bir hastalık dünyada kimse çekmedi.

  180. 1:18:49

    İnnehu ceznehu sabira. Biz onu çok sabırlı bulduk. Ne güzel kuldur. İşte bak. E İblis'e Mevla buydu ki, ne oldu? Hani ne oldu? Zikri bıraktı mı? Şükrü bıraktı mı? Namazı bıraktı mı? Ya. Onun için o nimetleri hak ediyor. Dünyada da ahirette. Ondan sonra Mevla bir soğuk su çıkarttı. Vur ayağını yere dedi.

  181. 1:19:17

    Bir vurdu ayağını yere. Bir su fışkırdı. Soğuk sudan. Bundan iç dedi içti. Bütün içindeki hastalıklar iyileşti. Bir de yıkan dedi. Soğuk suyla bir husul abdesti aldı. Bütün derisindeki hastalıklar da yıkandı. Sabah sağlam oldu. Hanımı da gitmiş yemek arıyor, ekmek arıyor. Zavallı rahime annemiz. Ondan sonra bir geldi.

  182. 1:19:36

    Çadırda bunu arıyor. Halbuki Eyyubi Aleyhisselam orada oturuyor. Ama gençleşmiş ya. Ya bu nereye gitti dedi ya. Biraz gittik ekmek alma. yalnız bırakmasaydık keşke, hastaydı zaten, Hepten yalnız bırakmasaydık. mahvoldu dedi herhalde, kayboldu mu, ne oldu, biri mi aldı, kaçtı. Eyüp nerede diyor falan diyor.

  183. 1:19:54

    E benim diyor, nasıl, sen değilsin diyor. Benim ya diyor. Allah Allah, ne oldu diyor, benden sonra? E senden sonra diyor, ne oldu diyor. Allah bir sürü işi kattı, işi bitti. edildi. Sabah sağlam. Ondan sonra Allah çocuklarını da diriltti. Bir o kadar da daha çocuk verdi kaç yaşında? Yüz yetmiş yaşından sonra.

  184. 1:20:16

    Ailesini geri verdim. Çocuklarını Ailesini geri verdim, çocuklarını geri verdim. geri verdim. Bir katını da fazla verdim. Rahmeten minnâ Ben acıdığım için. Halis akıl sahiplerine vaaz olsun. Onun için şeytan unutturur, musallat olur, cin çarpar, şeytan içine girer. Millet neler çekiyor yahu. Ne belada insanlar var, kabusat, hep dua diyoruz onlara.

  185. 1:20:41

    Onun için Mevla şeytana fırsat verdi ama sana da ondan kurtulmak için euzu verdi, besmele verdi, kelime-i şehadet, kelime-i tevhid, zikir verdi, salavat-ı şerife verdi. E sen de Allah'ın kalesine gir. Kaleye girmiyorsun, ortalıkta silahsız, zırhsız, tedbirsiz, minfersiz sokakta dolaşıyorsun.

  186. 1:21:07

    E o zaman tabii ki seni haklarlar birisi, kafana sıkar, birisi bacağına sıkar, düşmanların var. Değil mi? E Allah da sana kale vermiş. Ya Rabbi bu şeytanı niye saldın? E şeytanı saldım da sana da ondan sığınacak kale verdim. Nedir o kale? Zikrullah. Zikirden başka hiçbir şey şeytanla kurtaramaz. Salavat-ı şerife zikir midir?

  187. 1:21:33

    Zikirlerin en fazileti. Salavat-ı şerife de hem Allah adını anıyorsun, hem Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem adını anıyorsun, hem ona dua ediyorsun. Yani kaç türlü fazilet içinde cem oluyor. Halde Bağdadi Hazretlerimizin bir salavatı var. Bu salavatı ben çok 30 sene evvel, 35 sene evvel yazmıştım.

  188. 1:21:57

    Dualarımda da. Fakat bunda Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki, Bana salavat okurken ehl-i beytimi ayırmayın. Biz onun için ne diyoruz? Al ne demek al? Ehl-i beyt demek. Ama orada bazen işte bazı ifadelerde umum olursa eşleri gülüyor. Ama eşlerinin özellikle anılması ve zürriyetinin,

  189. 1:22:25

    yani Hazreti Hasan Hüseyin'den gelen seyyidlerin ayrıyetten anılmasını da Sallallahu Aleyhi ve Sellem özellikle seviyor. İstiyor. Onun için buyuruyor ki, Yarın ahirette sevaplarda en fazla ölçekle tartılmak isteyen, yani sevabını en bol almak isteyen, bize salavat okurken ehl-i beytimize eşlerimi de katsın.

  190. 1:22:47

    Bizim de annelerimiz oluyorlar. Ezvac-ı tarahat ümmetimizin eşlerimi de katsın, zürriyetimi de katsın. Öyle yaparsa diyor, herkes hesabını kesildiği zaman, sevabını alırken, ona en büyük ölçekle ölçecekler. Hani buğday alıyorsun, hurma alıyorsun, anadımı güdüyorsun, Beytülmal'dan veya şeyden ölçekle ölçüyorlar, veriyorlar.

  191. 1:23:10

    Ama ona bir ölçek veriyorsa, öbürüne iki ölçek veriyor ya. Mesela adamına göre. Sevap ölçekleriyle, en fazla ölçekle sevap verilsin istiyorsa, eşlerimi de katsın, zürriyetimi de katsın. Onun için Haldi Bağdadi Şeyhimiz, Pirimiz, Kaddesi Allahü Zerruh Hazretlerimiz, beş vakit namazdan sonra bu salavat okunsun buyuruyor.

  192. 1:23:33

    Ama beş yapamadan artık, en azından günde bir kere bu salavatsız geçirmeyin. Ama Şaban ayındayız. Beş vakit okusanız çok kazansınız. Bu salavatın içinde, sevaplarını saymakla bitiremeyecek kadar fazilet var. Bir defa Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e salavat var. Sonra Ehl-i Beyt'ine salavat var.

  193. 1:23:51

    Sonra sahabesine salavat var. Sonra eşlerine salavat var. Sonra İbrahim Aleyhisselam'a salavat var. Sonra İbrahim Aleyhisselam'dan evvel, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zürriyetine salavat var. Yani şu andaki seyyidlere kadar geliyor. Ondan sonra İbrahim Aleyhisselam'a salavat var. Onun Ehl-i Beyt'ine salavat var.

  194. 1:24:10

    Ondan sonra diğer Nebilere, diğer Rasullere, onların Ehl-i Beytlerine, onların ailelerine salavat var. Onların geçmiş 224 bin peygamberin sahabelerine salavat var. Ondan sonra Allah'a itaat eden cümle müminin müminata zikir ve ibadet ehli hepsine salavat var. Selam da var. Bereket duaları da var. Hepsini içine toplayan bir salavat şerifeyi,

  195. 1:24:36

    Halid-i Bağdadi Zül Cenan Kaddesi Allah'a sonra o şeyhimiz cev etmiştir. İşte bu salavat şerife. Şu anda öbür kitaplarımdaki sayfasını bilmiyorsunuz. sayfasını bilmiyorum. Elimdeki bu kitapta düğümleri çözecek kıymetli salavat altmış altıncı risalemiz. Yüz onuncu risale basılıyor elhamdülillah. Allah işte üç yüzü onu da göstersin inşallah.

  196. 1:24:57

    Beş yüz ona da ulaştırsın inşallah. Allah kadir kurban ol. Altmış altıncı risalede sayfe kırk beş. Kırk beş, kırk altıda Arapçası bitiyor. Öyle bir salavat ki Allah'ı zikredenler zikrettikçe Allah'tan gafil olanlar gaflet ettikçe yani bildiğin gibi bir şey değil. Gök elinin, yer elinin hepsine Cebrail aleyhisselam'a, Mikâil

  197. 1:25:23

    aleyhisselam'a kadar bütün meleklere kadar salavat gidiyor. Bütün meleklere. Yani buradan Azrail aleyhisselam'a bile salavat gidiyor. Onun için bütün meleklerle de aramız hoş olur inşallah. Onlar da bize şefaat ederler. Manasını da anlamak istiyorsanız kırk altı kırk yedide manası var. Ve Şeyh Muhammed Esat Zahipzade Hazretleri, İbrahim Fasih

  198. 1:25:46

    Bağdadi Hazretleri, bunlar Haldi Bağdadi Hazretleri'nin müritleri, halifeleri, vekilleri. O diyorlar Haldi Bağdadi Hazretlerimiz her farz namazdan sonra bu salavat şerifin okunmasını emrederdi. Çünkü burada çok büyük bir tertip var. Bu tertibin faziletini işte burada okuyun. Kırk beşte, kırk altıda salavat var.

  199. 1:26:09

    Allahu Tebarika ve Teala cümlemize gece gündüz okumayı nasip eylesin. Beş vakit okumayı müessere eylesin. Günde bir kereden aşağıya düşmekten muhafaza eylesin. Allah'ım bu salavat serifelerle yaşayıp ölmek. Ahir kelamlarımızda kelime-i tevhid, Kur'an-ı Mevcid salavat şerifiyle çene kabulmak cümlemize nasip ve müyesser eyleye.

  200. 1:26:32

    Amin. Cemaatlerden döne Raziye, Ticen, Gülümsel, Ümmühan, Mukaddes, Gülpaşa, Sümeyye, Güler, Nesli Çiçek, Nur Sultan, Güzel Şerife, Zehram, Eytelere rahmet eyle yarabbim. Azapları var saraf eyle yarabbim. Bir daha yade eyleme yarabbim. Erkeklerden Ercan, Ali, Selim, Mesut, Sabri, Şaban, Duran, Doğan, Adnan, Furkan, Hasan,

  201. 1:26:55

    İsmail, Osman, İbrahim, Hamdi, Şevket, Metin, Behrem, Öztürk, Tamer istiyorum hepsini soyaddan da okuyalım. Ama vakitler yetmiyor. Allah'ım sen soyadlarını da biliyorsun. Amellerini de biliyorsun. Kabirdeki hallerini de biliyorsun. Azapları varsa şu cemaatlerde okunmak ürmetle isimlerin geçmesi ilim meclislerinde isimleri geçmesi ürmet.

  202. 1:27:18

    Azaplarını def eyle, ref eyle, izah eyle, rahmet eyle, lütf eyle. Erva için buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühu. La ilahe illallah Muhammedun Resulullah. Fikul ile muhatim ve nefesin. Allah, Allah, Allah. Celle şan. Celle celaluhu ya Rabbel alemin hediyelerimizi bizden kabul eyle.

  203. 1:27:48

    Ervahine vasıl eyle. Ruhaniyeti haberdar eyle. Cümlesini erva için, cümle geçtiklerimizin erva için. Başta Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Eylül Beyt'in sahabesinin, Fesli Süleyman Şah'ımızın, Efendimiz babamızın, Mahmudul Hufu Kaddese inşallah saadetlerimiz olmak üzere cümle geçtiklerimiz ervahi tayyibeler için el Fatiha.