1:18:36 / 1:30:14

  1. 00:39

    ve la havle ve la kuvvete illâ billâhi l-aliyyi l-azîm. Burada mübarek gecede vesaire var. vakitlerde, sohbetlerde, ilim meclislerinde ve zikir meclislerinde bulunmak fazilet bakımından anlatıyoruz. dinletiyoruz ama tabi buraya özel bir manevi bereket olduğu birçok kardeşimiz Birçok kardeşimiz rüyalarında gördüler.

  2. 01:21

    Bundan sonra buranın işte mahallemde merkez olduğu olacağı, bundan sonra Müslümanların toplandığı, kadın cemaatlerin, hoca efendilerin yani sohbetleriyle zaten mamur olduğu ortadadır. Efendimiz'in bizi buraya koyduğu, burayı bırakma buyurduğu zaten bilinmektedir. Bu arada bizim komşularımızdan bu mahallenin bir arkadaş, Levent Sarıgöz adında bu mahallede oturuyor.

  3. 01:55

    Türkiye'nin Belediye Ocağı'nın Perşembe sohbetlerinin yapıldığı sokakta oturan biri, bir de aracın var diyor, tabi buralarda araba park sorunu çok olduğundan insanlar zahmet çekiyorlar. Bir de sohbet gecesi bazı geceler daha da kalabalık olduğundan o zaman park sorunu artıyor. Dolayısıyla diyor 2-3 ay kadar oldu, bir sohbet çıkışı,

  4. 02:16

    cemaat dağılırken, güvenlikler yolu kapatmış falan. Ben de diyor yani işte yer mi bulamadım veyahut da yol tıkandı diye, dedim sanki buraya peygamber geldi ya, sanki Cübbeli Ahmet Hoca peygamber diye tepki göstermiştim diyor. Ondan sonra sonra rüyamda Mahmud Efendi Hazretleri'ni gördüm diyor. Fakat bunun benim için bir ikaz olduğunu o anda anlayamadım diyor.

  5. 02:47

    Yani Efendi Hazretleri niye geliyor? Yani sakin ol demeye geliyor. Sakin ol bir şey yok yani. Orada ilim var, ibadet var, taat var. İlerleyen haftalarda yine bir sohbet günü diyor, yol kesilmiş, tıkanmış işte falan. Kızdım diyor yine diyor. Yine aynı ifadeleri kullandım. Ne var ya burada bilmem ne? Bu hadisenin ardından diyor.

  6. 03:15

    Bu defa rüyamda görüyorum. Cübbeli işte Ahmet Hoca'nın sohbet verdiği yere Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile Mahmud Efendi Hazretleri teşrif ettiğini, geldiklerini gözümle gördüm diyor yani rüyada tabi. Rüyada müşahede ettim diyor. Sonra anladım ki bunlar bana büyük bir ihtarmış. Bu cemaate dil uzatılmaması gerekiyormuş dediğimi diyor.

  7. 03:40

    Onun için helallik istiyor benden yani biz zaten helal ettik tabi şey ettik. Kendisiyle telefonda görüşüyorum. Ses kaydı attım, helal ettim. Allah gösteriyor. Demek Mevla sevdiklerimiz var. Sevdiklerine, inat, murad ettiklerine doğruyu gösteriyor. Ama adam sövecekse, sayacaksa, zaten Müslümanlara zıtsa, hocalara, ilim meclislerine, sofilere falan tez atsa, Mevla ona

  8. 04:14

    ikaz göstermiyor. Herkese ikaz göstermezler. Herkes ikaz edilse imtihan kalmaz. Onun için yani buraya Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sakal-ı şerifi burada. Yukarıda bir tane daha sakal-ı şerifi var. Ondan sonra bu kadar Allah dostları, velilerin ismi şerifleri var, zikri şerifleri var. Sühâd-ı semâniyeti var, silsile-i âliyeyi var vs.

  9. 04:43

    Turgâliye'nin meşâhitleri var. Bu kadar namazlar kılınıyor, ibadet yapılıyor, zikirler yapılıyor. Baştan kurulduğu günden beri sıralı mübarek çok namaz nasip oldu buraya. İbadet nasip oluyor, Kur'an-ı Tilâvet'te nasip oluyor, itikâflar nasip oluyor. Anlardaki senedir.

  10. 05:02

    Elhamdülillah, onun için ilim meclislerinin kıymetini bilmek lazım ve Allah yolunda adım atmak lazım bu yola gelmek. Allah için adım atmak, günahlara kefaret, derecelere terfi ve rifat ve hasenatı, sevapları mizanda ziyadeleştirmek bakımından yapılacak. Bu zamanda, bu ahir zamanın günlerinin en faziletli amellerden biridir.

  11. 05:32

    Zaten ilim her şeyin bidatidir ve her şeyin nihayetidir. Çünkü ilim olmadan ne bir işe başlayabilirsin, ne bir işi doğru, sağlıklı bitirebilirsin. Evvela ilim. Birçok cahil sofilik yaptı, çok ibadet yaptı fakat şeytanın maskarası oldu yani. Sohbet dinlemezsen, ilim almazsan, selefisi kandırır, şiisi kandırır, vehhabisi kandırır, reformisti kandırır, mezhepsizi kandırır.

  12. 06:01

    Yani çok kişiler bize kanca atar, biz de zaten cahil olursak, boş kapı olursak ne koyarsan o dolar. Bundan kurtulmanın tek çaresi sohbet, sohbet, sohbet. Tarikatü ma sohbetes, bizim tarikatımız, yolumuz, Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nin kelamıdır. Farsça, sohbetler ibarettir. Sohbet ne demek? Birliktelik.

  13. 06:25

    Bu iki türlü oluyor. Ya cismi beraberlik, bir aynı cemaatta, cemiyette beraber oluyorsun, Allah dostlarıyla, velilerle, ulemayla, ihvan kardeşlerinle, halk-i şerifte vesaire, ibadetlere, zikirde, namazda beraber oluyorsun, ya da yanlarında değilsen rabıta tarikiyle, mürşidinle,

  14. 06:48

    birliktelik kuruyorsun, kendini onun yanında farz ediyorsun, hesap ediyorsun ve böylece bu düşünceyle külahlardan sakınmaya çalışıyorsun. Edepsizlik yapmaktan, hayasızlıktan kurtulmaya çalışıyorsun çünkü mürşidim yanımda olsa, şimdi beni görse, ben bir şey yapamam. Mevla herkesi görüyor, her şeyi görüyor.

  15. 07:11

    Ama sen Mevla'nın görmesinden sakınmadan günaşlıyorsun. Ama bir veliyullah, bir salih bir zat orada yanında olsa, ondan çekiniyorsun. E demek o neye vesile oluyor o düşünce? Allah-u Teala'dan daha ziyade korkmaya vesile oluyor. Her şeyin vesilelerin, maksatlar, hükmü vardır. Bir şey bir şeye aracıysa, orada seni nereye ulaştırıyorsa o ulaştırdığı hükmü alır.

  16. 07:39

    Rabuta vesiledir. Esas mesele Allah-u Teala'nın rızasına kavuşmak ve Allah-u Teala'dan haya etmek, utanmak ve manevi yolda ilerleyerek Allah-u Teala'ya vasıl olmak. Hatta fiillerden geçiyorsun, Allah-u Teala'nın fiillerini görmüyorsun artık, oradan geçiyorsun isimlerinden, sıfatlarından, yani ne diyorsan sıfattan zata gel hakka gidelim.

  17. 08:11

    Çünkü fiillerde takılınca, bir de bana şöyle iyilik yaptı veya bana şöyle hastalık verdi, o noktada takılıyorsun kalıyorsun. İyilik veren, iyilik bulan, Allah bana iyilik verdi de demiyor, ben hak ettim diyor. Ondan sonra Allah iyilik verdi, elhamdülillah, Ya Rabb'e şükür diyor, ama benim de şu kadar gayretim var diyor falan.

  18. 08:34

    Yine sokuyor nefsini devreye. Hastalık bulan, kötülük bulan, bela bulan, musibet bulan, ya bu kadar da namaz kılıyorsun, ibadet yapıyorsun. Kâvurlar dümdüz, ne kadar rahat, hep bir belalar beni buluyor arkadaş bu, Allah da bana niye böyle yapıyor diye düşünmeye başlıyor. İşte fiillere takılınca, anladın mı?

  19. 08:52

    Sonra ismi şeriflere takılırsan, yine ismi şeriflerde, gafur isminden, rahim ismi, münaim ismi, muftıl ismi falan. Ama bir tarafta da müntekın ismi, cebbar ismi, kahhar ismi, orada da yine işine gelende mevsut oluyorsun, ferahlanıyorsun.

  20. 09:17

    Öbür ismi tecelli ettiği zaman Mevla Teala, diğer ismi şerifler tecelli ettiği zaman biraz munkabuz oluyorsun, tutuluyorsun, niye böyle oldu diye sıkılmaya başlıyorsun. Halbuki fiillerden, isimlerden, sıfatlardan geçip Zat'a gelsen, o Zat, bu benim Rabbim. Beni yaratan, yaşatan, yediren, çiren, yine o sıfatları da mülaza etmeyeceksin.

  21. 09:46

    Ya, benim en sevdiğim Allah'ım, en sevdiğim. Şimdi bakıyorsun, Leyla Mecnun'a aşık oluyor, Mecnun ona bir azap yapsa. Azap yapsa, bir sıkıntı verse, hoş safa geldi diyor ya. Niye? Sevdiğimden geldi diyor. Mecnun diyor ki, Leyla diyor, bu aşk uğrunda ölmemi istiyorsa, ben ona kavuşmak istemiyorum, onun istediğini istiyorum diyor.

  22. 10:23

    O ölmemi istiyorsa, ben de ölmemi istiyorum diyor. Onun istediği hoş geldi, başıma safa geldi. E şimdi kadına olan aşkta, onun ezası, cefası, cilvesi, işvesi, iyiliği, kötülüğü mülaza edilmiyor. Onu zatı için sevdiğinden dolayı, benim ölümümü de istese, zevk alırım diyor. E sen şimdi Allah'ı zatı için sevmediğin zaman, sıfatları ve isimleri ve fiillerine takıldığın zaman,

  23. 10:52

    işine gelende memnun oluyorsun. Ama işine gelmeyen bir şey başına geldiğinde de, bu da niye böyle oldu diye dilinden söylemesen bile, kimisi de dilinden de söylüyor. Ama bir kısmımızda içimizden böyle olmasaydı, böyle olmamalıydı falan filan geçiriyoruz ya. Halbuki Allah'ı zatı için sevsen, o benim sevgimi hak ediyor.

  24. 11:16

    O, hakiki varlık o. Ondan başka varlık yok, benim her şeyim ona ait. Ha, onu zatı için sevdiğin zaman, ondan sonra hoştur bana senden gelen, ya huncagül, kahrında hoş, lütfunda hoş, anladın mı sen? Gelse celalinden cefa veya cemalinden vefa, ikisi de gönle safa, narında hoş, nurunda hoş. Ama bu İbrahim Hakkı Erzurumi

  25. 11:52

    marifetullah'ta zirveye ulaşmış, ekmele ehlullah'tandır diyor. İsmet Garibullah Güzesur Hazretleri onun için. Ama o makamdan konuşuyor. Sende bende öyle makam, aynı mı? Hılat gelse, büyük bir makam gelse, itibar gelse, acayip paralar gelse, bütün millet peşimize kapımıza amade olsa falan, onunla

  26. 12:18

    işinin bozulması, çoluğunun bir şey olması, bunlar bize eşit geliyor mu? E gelmiyorsa, demek ki sen Allah'ın zatından sebep değil, sıfatları ve isimleri ve fiillerine takılmakla seviyorsun. Hepimiz Allah'ımızı seviyoruz. Sevmiyorum diyen kafir olur. Ama bu sevginin bir de nedir? Halaveti var, zevki var, tadına ermek var.

  27. 12:44

    İmam Rabbi Hazretleri buyuruyor, ben belalara sabredin diyeceğim ama onu bile demek istemiyorum. Çünkü neden? Sabırda yine bir nevi zorla katlanma ve tahammül başa gelen çekilir hesabı var. Esas benim diyor size teşvik edeceğim, ulaşmanızı isteyeceğim makam, zevk alma makamıdır. Zevk alma bizde var mı?

  28. 13:08

    Bizde zevk almanın ne alakası var? Para gelirse zevk alıyoruz. Değil mi? Sağlık, sıhhat olursa zevk alıyoruz. Doktordan iyi haber gelirse zevk alıyoruz. Çoluk çocuğumuzla güzel şeyler görürse zevk alıyoruz. Ama tersine şeyler yaşadığın zaman sabredeceksin. Allah'a itiraz edemiyoruz. Müslümanız itiraz etsen kafir olursun falan dille itiraz edemiyoruz.

  29. 13:32

    Ama kalpten neler geçiyor. Bir de bundan zevk alacaksın. Tat alacaksın, tat. Acıdan, ağrıdan, sancıdan, beladan, fakir olmaktan, rezil olmaktan tat alacaksın, tat. Bu ne kadar yüksek makam? İşte bu Allah'ı zatı için sevenlerin makamıdır. Ama öbür türlü esmaye, sıfata, fiile, efalete takılırsan işte o ne olur?

  30. 13:56

    Cennet için ibadet eden, cehennemden kurtulmak için ve haramdan sakınana döner. E bu da tabii ki sevap kazandırır mı kazandırır, azaptan kurtarır mı kurtarır. Çünkü sen Müslümansın ve haramdan sakın. Ama benim Allah'ım bunu hak etmiyor. Benim Allah'ımın yüce zatına karşı ben hayâ ederim. Diye günah yapmamak başka bir şey.

  31. 14:21

    Ama işte bu günahı yaparsam 80 sene cehennemde yanarım, şuradan, sırattan cehenneme düşerim diye o korkuyla, o korkuyla haramdan sakınmak makamıyla benim Allah'ımın zatı, Paki Şübhane'si münezzeh hiç beni yaratmış ben bir kul olarak onun razı olmadığı bir şeyde görünmemem lazım. Bu hiçle sakınmak başka, ondan da öte makamlar var tabii, ondan da öte makamlar var.

  32. 14:50

    Fâbi Ertuğrul Ademiyye radıyallâhu anh'a validemizin buyurduğu gibi cehennemden kurtulmak için ibadet ediyorsam sana cehennemden çıkarmayacağım. Cehennemden çıkarma beni. Cennette köşk saray almak için ibadet ediyorsan cennete koyma beni. Bana seni gerek seni, ben sana sen olduğun için, zatını sevdiğim için ibadet ediyorum diyor.

  33. 15:13

    Şimdi bunlar yüksek makamlar, her ağzın kaşığı değil bunlar. Ama hepten de konuşmamak olmaz. Böyle makamlar olduğunu da konuşup bilmek lazım. E hiç olmazsa tarikatın gayesi, vesileyle maksadı karıştırmamak lazım. Maksadımız Allah'ın zatının muhabbeti ve rızasıdır. Ama buna ne vesile oluyor? Mürşid vesile oluyor, rabıta vesile oluyor, murakaba vesile oluyor,

  34. 15:39

    salih ameller vesile oluyor. Tamam o vesileler de maksatlar hükmündedir. Çünkü neden? Sen onsuz oraya ulaşamıyorsun da ondan. Vesileye tazim etmeyen, ümmet etmeyen, kıymet bilmeyenin efendim maksada ulaşması zor olur. Ulaşsa da çabuk kaybeder. Aradan vesile çıkarılmaz. Aracıyı çıkarttın mı bir iş görürsün, iki iş görürsün, üçüncü de işlerin kesat olur.

  35. 16:04

    Aracıyı çıkartmayacaksın devreye. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem devre dışı bırakılan bir maaş. Resulullah'a maaşı var diyor adam ya. Peygamberden de kurtulmak lazım diyor. Peygamberden kurtulmadan Allah'a ulaşamazsın diyor. Şu lafa bak. Bir tutam sakalından cübbesinden utanmadan böyle laf konuşuyor.

  36. 16:25

    Hoca adam, usulü fıkıhçı geçiriyor. Ne hale geldik ya, ne cahillerin eline kalktık. E şimdi buna kadar alim olursa olsun bu lafı konuşan da ilimden nasip var mı? Tarikattan, şeriattan hisse var mı? E yok işte adam. Vesile aradan çıkarılabilir mi? Onun için efendim kardeşlerimiz bu vesileler bizi Rabbimize kavuşturacak inşallah.

  37. 16:53

    Rızasına eriştirecek inşallah. Cennette buluşturacak inşallah. Cemalini ziyarete kavuşturacak inşallah. Vesileler, ilim meclisleri, alimler, vaizler, fetva veren fakihler, bize seyr-i sürük yaptıran mürşidimiz, şeyhimiz, kaddes-i alâsır-ı hazretleri gibi zatlar bunlar böyle. Ama ne yapmayalım? Kendi kafamıza takılmayalım.

  38. 17:21

    Kendi başımıza kalmayalım. Mutlaka cemaattan hem itikad bakımından ve sünnet cemaatından hem amel bakımından cemaattan ilim meclislerinden, zikir meclislerinden, sohbetlerden geri kalmayalım. Çünkü bu vesileler bizi yegane maksadımıza nail kılacaktır. İnşallah-u Rahman. Allah ölmeden muradına erenlerden eylesin.

  39. 17:44

    Vuslatına nail olanlardan eylesin. Yani Zünnûn-i Mısri Hazretleri tam vefat ediyor. Evliyaullah'ın en büyüklerinden herkes duymuştur Zünnûn-i Mısri'yi. Radıyallahu Teala o kadar meşhurdur. Sözleri, ilimleri derindir. Kitaplarda çoktur. Herkesin anlayacağı dilden de bazı şey sözleri herkesin anlayacağı şekilde değildir.

  40. 18:06

    Ama velilerin en büyüklerindendir bu yolda en büyük çileleri çekmiş. En kadim, en önceki velilerdendir. Evet. Fettesallâhu s-sallâhu aleyhi ve sellem. Vefat ediyor vefat, can çekişiyor, can. Yani orada herkes sekeilme, şahadet tevkin edecek veya kelime-i tevhid tevkin ediyorsun falan. Herkes vazifesini yapar.

  41. 18:29

    Ama Evliyaullah'ın hali sana buna benzer mi ya? İşte o arada dediler Efendi Hazretleri bir şey istiyor musunuz yani canınız bir şey çekiyor falan. Tam vefat ediyor. Dedi ki bir saniye vefat etmeden bir saniye önce Allah'ı tam bir tanımak istiyorum dedi yani. Adamın Arif'in zikri neyse fikri odur. Bütün hayatını Allah'ı tanımaya adamış.

  42. 19:02

    adamış. Tanımak, tanımak. Tanımanın Arapça karşılığı ne? Marifetullah. Marifetullah, Allah'ı tanımak. Bir saniye önce de olsa tanımadan ölmemek istiyorum diyor. Bir saniye Halbuki onun tanıdığı kadar, şu anda dünyada... Zünnül Mısri bu. Ama yine doymuyor. Ve ne kadar tanısan tevki var yani. Mevla'yı hakkıyla tanımak bir kula müessel olmaz.

  43. 19:34

    İdrak yok. Cennette bile ruhiyet var, görmek var. İdrak ihata kavramak yok. Ama öyle söylüyor. Ebu'l-Farız Sultanu'l-Aşık İbn'ül-Farız büyük şair aşıkların sultanı Muhyiddin Harbi Hazretleri de bütün evliyalar ona değer verir. Ve abiler ona kafir diyorlar. ona kâfir diyorlar mesela. Ne yapabilirim? Çoğu insana, müttirâna ben de kâfir diyorlar, haşa.

  44. 20:02

    O, işte öyle söylüyor. Yani tam vefat edecek bize olsa cennetler, köşkler, saraylar, huriler her şey açılmış, önüne saçılmış. Manzara seyrede seyrede gideceği yeri göre göre gidecek. Sana bana olsa nasıl olur durum? Vallahi çok iyi olur ya! Öyle bir ölmek, yani ben hemen ölmeden razıyım, böyle bir görüntüyle.

  45. 20:25

    yani öyle gideceksem öyle, azapsız hesapsız oh! Tamam. Bizim için hemen hemen, Tamam. en büyük gaye Ama İbn-ül Farız'da, İbn-ül Farız'ı bozdu bu iş. İstemedi yani. Niye istemedi? E çünkü ben diyor ömrüm, hayatım, yâ Rabbi seni tanımaya, cemalini görmeye, görene kadar hiçbir nimetten zevklenmemeye adadım.

  46. 20:51

    Ben senin zâtını istiyorum. E sen bana ne gösteriyorsun? Huri, ilman, köşk, villan, on sonra saray. Ne diyor? Cevkâne menzile, inkânet menzileti filhubbi indekumu mâ kadraeytü fekad zayyâte. Ya adam okurken kelime-i şehadet getirecek mi diye bakıyorsun, adam yine şiir okuyor. Ama nasıl bir şiir okuyor?

  47. 21:15

    Allah diyor ki yâ Rabbi diyor, benim diyor senin yine mertebem var mıydı diye, vardı diye biliyordum ama diyor, ben daha yüksek bekliyordum diyor. Eğer benim mertebem bu gördüklerim cennet, huri felansa ben günlerimi zayi etmişim. Ben seni bulmak için yaptım, ben bunları bulmak için yapmadım. Ölürken adamın cem çekişirken konuştukları laflara bak.

  48. 21:40

    Hizaya gel. Sen ben olsa ohoo bir nur parlasın şöyle ufacık falan, oh iyi gidiyoruz. Nur geldi, ışık göründü tünelin çıkışında. Bize yeter. Bizim çünkü himmetimiz süfli, hedefimiz küçük. Hedefimiz küçük. Bize yeter. Bizim çünkü

  49. 22:03

    Yani hedefi köşk saray, huri gülmen olanın hedefi küçüktür. Yani hedefi köşk saray, huri gülmen oğlanın Hedefi büyük olan Mevla'nın rızasından aşağı. cemalinin müşahedesinden, ziyaretinden aşağı, rüyetullah, likâullah, pusulatullah'tan aşağı kurtarmaz yani. Değil mi şimdi? Ama adamlar böyle. Ben böyle beklemiyordum dedi ya, ya Rabbi dedi ya.

  50. 22:29

    Onun üzerine Allah-u Teala öz zatı Pak-ı Sübhanez'den bir tecelli yaptı İbn-i Farza. O tecelliyle nura gark olup dünyada pek görülmesi kimseye mümkün olmayan bir tecelliyle vefat etti. Çünkü adam o tecelliyi istiyor. Mühimete takılan sıfata takılır. Tamam mı? İkramlara takılan fiillere takılır. Lazım olan hanenin sahibidir, bilmeyenler hanenin talibidir.

  51. 22:59

    Yani tasavvufun maksadı bu. Ama bu maksada ulaşmak için de neler lazım? Vesileler lazım. Ama o vesilelere de takılıp maksattan da geri kalmamak lazım. Öyle mi? E şimdi rabıta bir vesile. öyle bir yere geldin. Artık murakabeyle de Mevla Teala'nın nuru seni istila etti. Allah-u Teala'dan başka hiçbir şey görmez oldun.

  52. 23:30

    Düşünemez oldun. Sevemez oldun, ilgilenemez oldun. E aranan maksat buydu işte. Taye buydu. E sen yine rabıta yapar mısın, murakabe yapar mısın? Murakabe zaten Mevla'yla alakalıdır. Rabıta da Mevla'yla alakalıdır. Ama Mevla'yı aynasından, Mürşid-i Kamil'in aynasından Mevla'ya muracattır. Araya bir aracı koyuyor.

  53. 23:57

    E dersler biter. Ama şimdi sen Mahmud Efendi Kutsesur Hazretlerimiz Alaideh Refah'ın babamızla rabıta yapıyor muyuz? Rabıta yaparak Mevla'ya kavuştu. Ama son zamanlarında yani o rabıta onun maksadını erdikten sonra yine rabıta az bir şey yapsa bile ama yine de Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri'nin elinde tesbih.

  54. 24:19

    Efendi Hazretleri hiç elinden tesbih düşmüyordu. Halbuki tesbih adet için, sayı için. Hakiki zikir bilakeştir maallah. O şekilsizdir. Öyle dille, tesbihle, sayıyla sınırlanamaz. Onlar vesilelerdir. Ama Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri'nin baktıkları elinde tesbih Seyyidü'l-Tayfe, Allah'tan sonra Efendisi, Ariflerin Padişahı görende biraz şey yaptı, yadırgadı yani.

  55. 24:47

    Hala sayımayı şey yani aşmış olması lazım. Hemen onun anladı. Dedi ki evladım Biz bununla vasıl olduk, vesileyi terk etmeyiz. biz bununla Vesileler terk edilmez. Ama maksada ulaşanla ulaşmayanın vesileye sarılması da bir olmanalı. Çünkü maksadına ulaşmadan evvel vesileler kaçınılmaz. Ama sen Allah'a ulaştın diye Resûlullah'ı devreden çıkarabilir misin?

  56. 25:19

    E çıkarsın İbni Sina'ya dönersin. İbni Sina'yı rüyada, zuhuratta gördü Evliyaullah'tan bir zat. Ruhul Bertefsir'inde de gördü. Bütün kitaplarda, Efendimiz Hazretleri'ni çok dinledim ben bunu. Çok kitapta da gördüm. İşte ya Resûlullah, Fahru Râzî nasıldır? İmam-ı Gazâlî nasıldır? Böyle hepsini sordu.

  57. 25:43

    Ya. Bunları medet etti. Fahru Râzî de biraz herhalde, bilmem öyle, zahiri ilimlere çok şey var. Ama İslâm'a çok bir hizmeti var tabii, zahiri ilimlerde de. Muhyiddin İbn-i Arabî Hazretleri de ona bir mektup yazdı. Biraz maneviyata yönel işte şu durumudur ya. Fahru Râzî bize göre hepimizde maneviyattadır.

  58. 26:05

    Ayrı bir dava da. Onların makamına göre ya. İbni Sina'nın hakkında ne buyursun? diye sorunca ne buyurdu? O beni aradan çıkararak, vasıtasız Allah'a kavuşmak istedi. Takunyamın ucuyla, pabucumun ucuyla ağzını yırttım. Yırttım, onu yoldan alıkoydum buyurdu. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Bu bütün kitaplarda geçen bir zuhurattır, haktır.

  59. 26:33

    Niye? Felsefeyle, akılla, mantıkla, tevhille, yorumla, bana göre, sana göreyle Allah'a vasıf olamaz. Mevla'yı arayan vesileler varsalar komşu. Rabıta, akrep vesile yarını görmeye esaret azizliği zararı. En yakın vesile. Allah-u Teala'yı göremiyorsun ama O'nun nurlarını parlattığı tecellikâhı olan bir zatı gördüğün için O'nu hayal hazinelerinde tam önüne getirip

  60. 27:05

    O'nun aynasından Mevla'nın nurlarını seyrediyorsun. Bu seni ne yapıyor? Şirkten kurtarıyor. Çünkü neden? Öbür türlü Allah'a şekil vermeye kalkarsan, düşüneyim dersen, hindi gibi Allah-u Teala'ya bir şekil istaat edersen kafir olursun. Onun için Allah-u Teala'nın nurlarının parladığı bir mürşidi kamilin aynasını gözetsen mirat-ı kamilden ve mirat-ı ekmelden o şahı

  61. 27:35

    sen Allah'a o yüce padişahı gözetmek istiyorsan kamil de bile yetmez. Ekmel en mükemmel bir velinin aynasından gözet. Tamam mı? Çünkü neden? O ayne Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem aynasına tutulmuş. Direkt nurları Mevla'dan al. Onun için ne buyuruyor? Ainedir bu alem. Her şey Allah'ın sıfatlarını, eserlerini, fiillerini göstergesidir.

  62. 28:04

    Allah olmasa bunlar olur mu? Ainedir. Aine, ayna demek. Ainedir bu alem. Niye? Her şey Hak ile kaim. Hak Teala olmasa hiçbir şey olmayacak demek. Her şey Allah'ın varlığının birliğininle göstergesidir. Ayna neye yarıyor? Göstergeye. Ama mirat-ı Muhammed'den sallallahu aleyhi ve sellem Mevla görünür der.

  63. 28:26

    Öbür aynalardan Mevla görünmüyor. Ancak Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem aynasında. İşte o aynadan onlar, Efendi Hazretleri, Alaeddin Efendi Baba, Beyazıt Meslamı, Şah-ı Nakşibend, Resulullah'ı aradan çıkarttılar mı? Haşa. Hep onun aynasından feyz aldılar. İşte bu böyle geliyor. Dolayısıyla vesilelerin maksatlar kadar değeri vardır.

  64. 28:54

    Çünkü gayeye ancak onunla ulaşabilirsin. Onu devreden çıkarttığın anda zaten Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem devreden çıkartınca mürted oluyorsun, kafir oluyorsun. Ama bunu bir de manevi taraftan devreye sokma meselesi vardır. İşte bunlar çok önemli, bilinmesi gereken şeylerdir. Ama Allah tadına erdirsin.

  65. 29:16

    Tadını tattırsın, zevkine, irfanına sahip eylesin. Vicdanına, vicdan, vicdan içindeki buluş. Yani millet içinde onu merhametli olmak, vicdan, vicdanlığa, tamam vicdansalım yani merhametle eşdeğer zannediyorlar. Değil. Merhamet ayrı bir sıfattır. Acımak ayrı bir sıfattır. Katı kalplilik ayrı bir kötü sıfattır.

  66. 29:40

    Merhametsizlik falan, vicdan. Vicdanın asas manası Arapçadan tercümesi ne? İçinde gayri ihtiyariyi bulmak. Hissetmek. İçinde bulmak yani. Kendi içinde bulmak. İnsan zaten her şeyi içine koyar. Zaten her şeyi içine konmuş. Ama seyr-i sürgün tamamlamadan kendine gelemiyor yani. Sonra bakıyorsun, ruh kendine geliyor.

  67. 30:04

    Ruh kendine gelince nereye geliyor? Arşa geliyor. Çünkü ruhun mayası nereden alınmış? Arştan. Ama ruh gelmiş bedene girmiş, beden de burada toprağa bulaşmış. Yemek, içmek, demek, gülmek, evlenmek, doğmak, doğurmak, helal, haram, karmakarışık. Ruhu da karıştırmış yani. Ruh arşın nurundan pek eseri kalmamış.

  68. 30:26

    Ama kim zikrini, fikrini, rabıtasını, mürakibesini, ibadetini yapıyor, haramlardan sakınıyor, işte o ruhunu geldiği arştan, indiği arştan geri dönmesi için oraya seyr-i sürük dediğimiz bir yola sokuyor. Tarikat yol demek. Şeriat yol demek. Bütün bu yollar Allah'ın rızasını kazandırıyor. Ama bu neyle oluyor?

  69. 30:55

    Ruhunu geri geldiği arşın yoluna sokmak. Çünkü o nurlandıkça, nurlandıkça, nurlandıkça bedenin karanlıkları, cismaniyetin karanlıkları, haramlardan da sakındığı için sadece bir yemek, içmek, zaruret miktarı, uyumak, dünya kelamı, koşmak filan geri kalan hiçbir günahı harama bulaşmamak, fuzuli, mubahlardan da sakınmak O zaman nur ne oluyor?

  70. 31:20

    Tekamül ede, ede, ede arşa, arştaki aslına varıyor. Gaye bu. Gaye, ruhu geldiği yere geri döndürmek. İşte o zaman ruh bedenden ayrıldığı zaman zaten direkt nereye gidiyor? Âlâ iyiliğine gidiyor, arşa gidiyor. Ama herkesin ruhu arşa gidemiyor. Herkesin ruhu arştan geldi ama herkesin ruhu dönerken arşa dönemez.

  71. 31:50

    Çünkü neden? Nefse takılıp, cisme takılıp, haramlara bulaşıp, kendini karanlıklara gömerse nefsini kötü huylarından tezkiye edip arındırırsan ruhunu parlatmış olur, nurlandırmış olur, arşa döndürmüş olur. İşte o felah buldu Allah buyuruyor. Kim nefsini bataklığa gömerse günah bataklıklarına, karanlıklara ruh da ona tabi olduğu için, bedenle beraber olduğu için

  72. 32:23

    çünkü beden günahlara girdi mi ruh da o günahlara bulaşmış oluyor. Çünkü esas insan ruhtur, beden onun aletidir. Beden ruhsuz iş yapamaz. Ruhu olmadan beden içki içemez, kumarı oynayamaz, zina edemez. Çünkü bedenin ruhu lazım. Bütün enerji nereden geliyor? geliyor, ruhtan geliyor. E bu sefer E bu sefer o beden pisliklere bulaşınca o beden pisliklere bulaşınca ne yaparsa

  73. 32:43

    ne yaparsa kendini karanlıklara, günahlara gömerse diyor fakat fakat habevendessâ, o o nefsini gömen, günahlara gömen kusuruna uğratacak. Çünkü neden? Ruhunu da kusuruna uğradı diyor. Çünkü neden? Ruhunu da taktı peşine, taktı peşine, ruhu da ruhu da esfer-i safirine çekti aşağı, ondan sonra ölür ölmez ruh arştan geldi ama arşa çıkamıyor.

  74. 33:04

    Nereye gidecek? Sik yine yedi kalplerin dibine, şeytanların mahpushanesine. Bunları iyi anlamak lazım. Bunları iyi bilmek lazım. Yani bütün olay şu anda harpteyiz, cihattayız efendim ve en büyük cihat, küçük cihattan en büyük cihata döndük buyurduğu sallallahu aleyhi ve sellem'in halbuki Tebuk Muharebesi'nden dönüyor, en zor şartlarda bin kilometrelik yollara gitmiş geliyor

  75. 33:36

    veyahut Uhud Muharebesi'nde ne çileler çekti Bedir Muharebesi'nde ne kadar yorulduğu uğraştı ama onlara ne diyor? Küçük cihad diyor. Küçük cihat diyor. Vac'ânâ minel cihâdil esghari ilel cihâdil ekberi. En küçük cihattan döndük diyor Medine, Medine'de harp yokmuş yok Ama diyor şu anda en büyük cihada döndük diyor.

  76. 33:58

    diyorlar. Ya Resûlullah yeni bir Diyorlar ya Resulallah yeni bir harbe mi gidiyoruz, daha büyükleri mi var anlamadılar. Anlamadılar dediler ya Resulallah Anlamadılar, dediler, ya Resûlullah, daha büyük bir harp patlayacak herhalde, dediler, Resûlullah bildiriyor önceden. Daha büyük bir harp patlayacak herhalde dediler Resulallah bildiriyor önceden.

  77. 34:11

    Sallallahu aleyhi ve sellem Sallâllâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem. Ne buyurdu? Ne buyurdu? Mücahede-i Zülabdî, hevâhû, Hevâhu Kulun kendi nefsinin arzularıyla harp edip nefsini kötü isteklerinden men etmesi hatta fuzuli mubahları bile hatta fuzû, fazla uyku, fazla yemek, fazla içmek, fazla konuşmak fazla fuzuli fazlalardan da geri tutmak lazım.

  78. 34:34

    lazım. Huzuzi Huzuz-i nefsi terk et nefsi terk et. Ver hukuk ver hukuki hak ve resul ol ki diye işte ilerisini getirebilir miyim bilmiyorum. Efendimiz Hazretleri çok uğurdu. Yine bu da İbrahim Hakkı Hazretleri'nden marifetnamede nefsin hazlarını huzuz-i nefsi, haz demek böyle keyifleri, zevkleri onları terk et.

  79. 34:54

    Ver hukuki hukuki, haklarını ver. Hakkını ver ne demek? Yedireceksin, içireceksin, giydireceksin. Niye? İnsanın bedeninin de cesedinin de nesi var? Hakkı var. Yemesi lazım, içmesi lazım, uyuması lazım, yoksa hiçbir iş yapamaz. Haklarını ver. Ama hazlarını verme. Haz ne? Keyif, keyif, keyif. O kadar keyfinin yerinde değiliz.

  80. 35:19

    Keyif cennette. İnşâAllah gidebilirsek cennette ki. Hak perestol. Hakka tap. Hak Teâlâ'ya tap. Hakka tapan nefsin isteklerine salıvermez. önce mubahtan başlar, mubahtlar da aşırıya kaçarsa oradan mekruhlara, mekruhlardan haramlara doğru gider. Açtıkça açılır.

  81. 35:52

    Nefis yeni doğan bebeğe benzer. Bırakırsan emer, emer, emer, emer. Üç senede emdirsene ver, dört senede emdirsene ver. Bazıları kesilmek istemiyor çocuk. çocuk. Hep meme arıyor. Ama kesersen biraz zorlanır, eder, ağlar, bağlar, işte ağzına İşte ağzına ballı balı, emzik verirler, şunu verirler, bunu verirler, oyala boyala derken sonunda unutur, sonunda unutur, kesilir.

  82. 36:17

    kesilir. Ama vermeye devam edersen devam eder gider. Beş yaşında, altı yaşında anasını eme ama bırakırsan emer. Onun için nefis bebeğe benzer. Koy verirsen, süt emmeye dalar. Kesersen kesilir. Bu kadar basit. Ama sen dersen ben ona isteklerini vereceğim, sonra da ona istediklerimi yaptıracağım. Öyle diyenlerin hiçbiri muvaffak olamadı.

  83. 36:52

    Hep kesenler bir noktaya geldiğinde o zevkleri, hazları, şehvetleri, kesenler kurtuldu. Onun acılığına sabredenler kurtuldu. Yoksa canın istediğini verin, ondan sonra kadın namaremlere baktır, baktır, baktır, ondan sonra ben zina yapmam. Ama o kadar namareme bırakarsan, freni tutturamazsın yani. Onu oradan keseceksin.

  84. 37:19

    Suyu başından kesmedikten sonra o gelecek yani. Onun için nefisin hevası ve kötü istekleri, arzuları, gayrimeşru istekleri, fazla mubahlar da buna dahildir. Fazla mubahlar insanı ne yapar? Keyfe, zevke düşürür. Birçok ibadetinden, ahiret karından, zevkinden geri bırakır. Burada imtihandayız. Birkaç günümüz kaldı.

  85. 37:46

    Yolcuyuz, gidiyoruz. Yaşadığımız kadar çoğumuzu yaşamayacağız. Ölüm kapımızda, başımızda konu emrini bekliyor aleyhisselam. Bir Evliyaullah'ın ölümlerini, hini ihtizarlarını vesairelerini okudum bu sabah. Bayağı bir, kırk elli sayfa vardı. Çizerek işaretledim falan. Ondan sonra, Hüsn-i Hatife kitabında oradan bir iki şey alalım dedim de.

  86. 38:08

    Ne işler, ne işler, ne haller, ne sıfatlar, ne vasıflar, adamlar nasıl bir şey ya! Ruzbari Hazretleri, işte efendim Mimşat Dinevri Hazretleri, şu Hazretleri, bu Hazretleri, bunlar nasıl adam ya! Sipariş üzerine ölüyorlar ya! Allah Allah! Adamlar, derviş geliyormuş. Geldi diyor derviş diyor. Sofi diyor, geldi diyor.

  87. 38:38

    Ya buralarda temiz bir ölecek yer var mı? demiş. Aynen böyle bak! Kaç tane kaynak var, rivayet var. İmam Zebidi İteafü Saadetil Müttakinde, İhya Ülümün Şerinde, İmamı Murtaza doldurmuş. Hep o kaynaktan bir şeyler yazacağım, bakalım. Yani, ya anlatacağım, ya yazacağım. Anlatmak kolay. Yazmak daha zor.

  88. 39:02

    İmlası, bilmem nesi, kaynağı, şu, bu, çok uğraştırıyor. Yani onun için fazla kitap çıkaramıyorsun. Fazla sohbet çıkarıyorum da fazla kitap çıkaramıyorum. Yani, şu ilmi olması lazım. Kaynak vereceksin. Geldi diyordu gidiyor. Buralarda temiz bir, ölmek için güzel bir temiz yer var mı? Bizim ney, ne dememize benzedi?

  89. 39:23

    Ya buralarda çay içecek, böyle güzel temiz, ağaç altı bir yer var mı? Piknik yapacak. Biz bunu soruyoruz. Adam ya işte, buralarda temiz ölecek bir yer var mı? Yok. Biz de dedik ki diyor, bak şurada bir dere var, git onun yanına, temizdir, güzel yapmış. Tamam Allah razı olsun, teşekkür ederim. Biz de dedik, Allah Allah, bu ne konuşuyor ya?

  90. 39:44

    konuşuyor ya. Bitti diyor. Abdest aldı güzel. Iki Bitti diyor. Abdest aldı, güzel. İki rekat namaz rekat namaz kıldı. Yattı vefat etti diyor. Böyle. Senin Böyle! Senin benim senin benim akıbetim hayrola? benim Durumumuz belli değil. Adam dakikasına kadar söylüyor, dört gün sonra diyor, şu diyor, bu diyor, kalkın şiddet diyor, melekler geldi diyor, konuşmayın sus,

  91. 40:08

    melekler geldi diyor, burada ziyaretime diyor. Ondan sonra, neler neler neler, Abdülkadir Gelazen'in o vefatı ne acayip, öbür büyük velilerin, bunlar nasıl bir şey ya? Çünkü onlar Allah'ı zatı için sevdiler. Allah'a Allah olduğu için sevdiler. O bizim sevgimizi hak ediyor, biz sadece onu sevmeliyiz diye sevdiler.

  92. 40:33

    Allah da onlara imtiyaz tanıdı. Farklı gaybî ilimler verdi. Farklı kerametler verdi. Hayatları da bizimle bir değil, ölümleri de bizim gibi değil. Çünkü sen yaptığın amele bak, ona göre konuş. Nebû l-Estağfirullâhim haşıbellezîneşşerahûs-seyyihâd ennece'âlemu kellezîne âmenû ve amelûs-sâlihâd sevâen mehyâv ve memâtûb sâ emâ yehkumûn Kötü kötü ameller işleyenler,

  93. 41:04

    haramlar, günahlar işleyenler, zannediyorlar mı ki hayatlarını iman ve ameli sâlih ve zikir ve ibadet ve ilim meclislerinde hayırla geçirenlerle beraber onlar gibi olacaklar. Dirillikleri de, hayatları da onlar gibi olacak. Ölümleri de onlar gibi olacak. Eşit olacak, müsâbe olacak. Ne kötü hükmediyorlar, ne yanlış karar düşünme düşünüyorlar.

  94. 41:28

    Hiç öyle yapar mıyım Allah'ım? Ya dostuyla düşmanına aynı muamele yapar mı? Ama dostlarına bazı kere dünyada imtihan olsun için fakirlik verir mi? Verir. İşte Abdullah bin Mübarek radıyallahu teâlâ vefat ederken çok fakir zor şartlar altında çok imkansızlıklar içinde vefat işte müritlerinden, talebelerinden olacak veya kızı kızı da olabilir, ehl-i beytten

  95. 42:04

    birisi dedi ki baba dedi aslında büyük tüccardı hem çok para kazanırdı hep cihada harcardı, infaka harcardı, talebeye harcardı İslam'daki bütün üstün sıfatlar tabiinden, tebe-i tabiinden, evliyadan hangisinde toplanmış deseler birinde o var, o yok, birinde o yok, o var hepsi Abdullah bin Mübarek ile toplanmış.

  96. 42:28

    Çünkü mesela bir tanesi evli değil, çoluk çocuk derdi çekmiyor, karı derdi yok. Bir tanesi çok mübarek, çok büyük evliya harbe gitmemiş, gazaya çıkmamış. diyorlar ki İslam'daki bütün faziletli amelleri topladık baktık, hepsi Abdullah bin Mübarek'te var, radıyallahu teâlâ. O da İmam-ı Azam Efendimiz'in talebesi.

  97. 42:54

    Ebu Hanife radıyallahu anh. Vefat ediyor, yahu perişan halde. Dediler ki efendim yani çok imkanlar içinde yaşadınız da ölürken ki bu yani imkansızlıklarınız, fakirliğiniz hakikaten çok şey oldu ya, üzücü oldu gibi bir tabir kullandım. Buyur dedi, evladım ben çok memnunum. Niye? Ben öyle dua ettim dedi.

  98. 43:20

    Çünkü her şeyi dağıtmış. Dedi ki ben Allah'a dedim ki ya Rabbi sultanlar gibi yaşat, fakirler gibi öldür. Sultanlar gibi yaşadım, hep İslam'a harcadım. Ama ben fakir ölmek isterim. İşte onun için ama biz ya biz bu adamların, bu velilerin anlayışıyla taban tabana kafamız ters çalışıyor. Bizde şeriat aklı, ahiret aklı az çalışıyor.

  99. 43:49

    Hiç çalışmıyor desem kafir olmak lazım. Kafirde olmadığımız için çalışıyor. Ama çok az çalışıyor. Allah ahiret aklımızı keskin eylesin. Aklül me'aşı kasirun nazarı, aklül me'ade hadidül basar. Dünya aklı kısa görüşlüdür, duvarın arkası görmez. Ahiret aklı keskin görüşlüdür, sonsuza kadar görür. Onun için İmam-ı Rabbana Hazretleri hep ne buyuruyor?

  100. 44:16

    Ahiret aklını kazandıracak ameller yapın. Bu da nedir? Ölümü hatırlamak, ilim meclislerinde bulunmak, zikir meclislerinde bulunmak, Mevla'nın zikriyle meşgul olmak, dünyacı insanlarla konuşup görüşmemek, arkadaşlık etmemek. Çünkü dünyadan bahseden insanların muhabbetleri seni ne yapar? Dünyaya meylettirir.

  101. 44:43

    Arkadaş bu işte çok önemli. Adamla oturuyorsun bir kere Allah'tan, Rasulullah'tan, hadisten, ahiretten, cennetten bir şey konuşmuyor. Devamlı yeni çıkan araba, yeni çıkan bilmem ne, internetteki bilmem ne, efendim, alacak, verecek, yiyecek, giyecek, devamlı dünya yahu, devamlı dünya. Adamın muhabbeti.

  102. 45:06

    Onlarla uzak duracaksın diyor. Ahireti konuşan adamlarla yakın olacaksın diyor. Eyyüb cülese anel hayr. Oturacağımız arkadaşların meclisinde bulunacağımız kimselerin en hayırlısı kimdir yahu Resûlullah'ın? Men zekkârakum billâhi rûhiyetuh. Gördüğün zaman Allah'ı hatırlayacaksın. Namazı hatırlayacaksın.

  103. 45:28

    İbadet hatırlayacaksın adamı gördüğün zaman. Ve zâdefiyen minkum mantukû. Konuştuğu zaman adam senin ilmini artıracak. Sana ilim verecek. İlmine ilim katacak. Ve raghabekum fil-ahiret amelû. Amellerine baktığın zaman ahirete teşvik edecek. Kabirde, mahşerde, sıra mizanda lazım olan amellere teşvik olacaksın.

  104. 45:48

    Bakacaksın adamın ameline. Ulan ben bunun yanında hiçbir şey değilim, hiçbir şey yapmıyorum. Ben ölmeyecek miyim? Bu adam bu kadar tatva sahibi benden fazla amel ediyor. Benim hiçbir sermayem yok. Ahirete nasıl çıkacağım? İnsana burucunu düşündürecek yani. Ama sen öyle adamları dinliyorsun internette programlarını dinliyorsun, internette konuşmalarını, videolarını izliyorsun

  105. 46:16

    veyahut da oturuyorsun kahvede, evde, kıraathanede, şurada burada kafede oturuyorsun. Öyle adamlar oturuyorsun. Gördüğün zaman şeytanı hatırlatıyor. Konuştuğun zaman cehaletini artırıyor. Yaptıklarına baktığın zaman seni dünyaya teşvik ediyor. Ulan bu adamın ne güzel yiyor, ne güzel içiyor. Biz hiç yiyemiyoruz, içemiyoruz.

  106. 46:37

    Başlıyorsun hayıflanma. Bu sefer üzülmeye başlıyorsun. Onun o su var, bunun bu su var. Hele kadınlar bundan daha çok etkileniyor. Bir de kadınlar kendi aralarında da grupları var. Öbürü takmış takıştırmış bilezikleri, zümrütler, bir şeyler boğazına, küpesine, bilmem nesine. Hadi bunun yok. Bir de o da ballandıra ballandıra şunu şu kadar aldım, bunu bu kadar aldım.

  107. 47:01

    Hadi bakalım akşam kocasına Allah sabırlık versin. Ondan sonra diyor ki aman sen de adam mısın diyor ya. Niye diyor ya arkadaş adam karısına neler almış ya. Sen bize bir şey almadın diyor. Geçen birisi Filipinli ile mi evlenmiş? Filipinli Müslümansa evlenilir, yoksa Filipinliler, Milipinliler onlar biliyorsunuz şeyler kimisi Budist, Budist, ekserisi Budist.

  108. 47:30

    Budistler müşriktir, ehli kitap sayılmaz. Budist olduğu için Filipinliyle, Zilipinliyle öyle müşrikle evlenilmez, müşrikeyle yani kadınla, olursa müşrike. Müşrikeyle evlenilmez yani ya Hristiyan'da bir müsaade var diyorsun da tabii öbürleri hepten dinsizlerle evlenilmiyor da orada da kız alıyorsun, kız veremiyorsun.

  109. 47:52

    Ehli kitap adına kız alıyorsun, kız veremiyorsun. Ama öbüründen kız da alamıyorsun. Filipinliyle evlenmiş de meyil parasını tutturamamış, eski karıyı da boşamış. Şimdi eski karıya diyormuş ki işte bana arabanı sat bana ver bilmem ne. İşte aralarında parayı bölüşemiyorlar, ayrılmışlar da taksimattan bilmem ne.

  110. 48:11

    Ne olacak? Mehir vermiş ya. Yani 999 gram altın Filipinli'ye mehir vereceğim diyor. Ulan dedim desene bu Türklerin karıları keçi fiyatına gitti ya. Peleş mi olur ya? Ben kimsenin ırkını hakir gördüğümden konuşmuyorum. 999 gram altın ne alıyorsun ya? Ne alıyorsun yani? Böyle mehir mi olur? Neymiş bu?

  111. 48:39

    Haa ama işte şimdi onu duyduğu zaman bu taraf hararetleniyor yani, hareketleniyor. Gördüğü zaman süs eşyası, takı, araba, saat bilmem ne, işleri, güçleri, çanta, saat, küpe, bilezik onu nasıl var bunun nasıl var ya Rabb'el alemin. Ya Rabb'u bizim hanımlarımızı, kızlarımızı, gelinlerimizi çocuklarımızı, torunlarımızı dünyaya karşı soğuk eyle ya Rabb'i.

  112. 49:10

    Bizi de soğuk eyle ya Rabb'i. En başta bize zülf nasip eyle ya Rabb'i. Dünyadan buz gibi soğut bizi ya Rabb'i. Ahirete döndür kalplerimizi ya Rabb'i. Ahirete çevir bizi ya Rabb'i. Amin. Allahumme salli ala seyyidina Muhammed ve ala alihi ve sellim. Yani bu dünyacılık adamı dinden imandan eder ya. Eder ya.

  113. 49:32

    Namaz kıvanı bile pat, küt, hacca gidiyorlar o zenginler. Hiç akıllar inip buradan. Cep telefonu elinde olursa internetlere, YouTube'lara, bilmem nelere, WhatsApp'lara bakarsan Arafat'tan ne anlayacaksın ya? Devamlı dünya, devamlı dünya. Hele bir sıyrıl biraz ya. Bırak. Haberler duymuyorsun. Ne oluyor?

  114. 50:00

    Ben hiç haber falan dinleyemiyorum. Vaktim de yok. Hiçbir şey dinleyemiyorum. Ne olacak yani? Ne kaybediyorum? Ama o kadar kitap okuyorum ki. O kadar kitap, yüzlerce kitap elimden geçti. Bir haftada, iki haftada. Yüzlerce. Ama ilmim artıyor. İnşallah Rabbim amelimi de artırsın. Sizin de ilminizi, amelinizi, ihlasınızı artırsın.

  115. 50:24

    Beni de size bağışlasın. Ama ihlassız olmaz. Amelsiz ilimsiz, amel olmaz. Hepsi yine dönüyor, dönüyor, dolaşıyor, ilim, ilim, ilim. İlimsiz amel olmaz. Hepsi yine gülüyor, dönüyor, dolaşıyor. İlim, ilim, ilim. Çünkü ilim varsa ham madde var. Ham madde varsa isteyen bir şeyler isteyen bir şeyler yapabilir.

  116. 50:45

    yapabilir. Ama şimdi amel yapacağım, ihlas kazanacağım derken ham madde ham madde hiç yoksa ilim. hiç yoksa ilim. Neyle amel, neyle ihlas yani? Ne ile amel, ne ile ihlas yani? Yine ilmi olan amel ve ihlasa dönme ihtimali kuvvetli. Ama ilimsiz amel ve ihlas kimseye yaramaz yani. Çünkü neden? İhlasın ne olduğunu da anlayamaz ki.

  117. 51:05

    O da ilim ister. İhlas hakkında bir kitap yazacağım. Dünya kadar deliller topladım, ilimler topladım. İhlas, zaten bütün alimler ihlasın ne olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bütün evliyalıların derdi ihlas nedir yani? Herkesin öyle bir tarifleri var ki kendilerine göre denemişler, yaşamışlar, tecrübe etmişler ve hangi delikten nefsin şeytanın girdiğini gözetlemişler,

  118. 51:36

    tespit etmişler. Onların tespitlerinden hazıra konuyoruz, bedavaya yararlanıyoruz. İlim bu. E sen o mücadeleyi, o riyazatları verebilir misin yani? O kadar aç kalmak, o kadar susuz kalmak sen ne diyorsun ya? Artık hadi gelin hazretleri diyor ki Hızır aleyhisselam geldi, selamun aleyküm ve aleykümselam.

  119. 51:57

    Ne oldu? Sana şurada oturtuyorum. Buradan kalkmayacaksın ben gelene kadar. Başka hiçbir iş de yapmayacaksın. Yani ibadetini yapsa, hade ibadet yapacaklar. Ulan benim anam var, babam var. İşim var, eşim var. O zaman da evli değildi tabi. Geç evlendi. Çünkü o şeyler, sülükünü bitirmeden evlenmedi. Ondan sonra ama evlendikten sonra da dünyayı çocukla doldurdu yani.

  120. 52:22

    Bütün çocuklar, torunlar 49 tane bile çocuğu vardı. Radıyallahu Teala Hazretlerimizin. Ondan sonra ya diyor geliyor diyor senede bir bakıyor tamam tamam burada mısın? Dur dur. 3 sene aynı yerde durdum ibadet yaptım diyor. Ya 3 sene! Sen bunlara dayanabiliyor musun? He? Nasıl dayanacaksın ya? Otları yedim diyor, yedim diyor.

  121. 52:48

    Efendim bir gün su içmiyorum, 3 gün yemek yemiyorum. Onu yapmıyorum. İbadet, ibadet, ibadet. 25 sene çöllerde dolaştım diyor. 25 sene! Sırf Allah ile beraber ibadet, ibadet, ibadet. Canım onu istiyor vermiyorum. Nefsim bunu istiyor vermiyorum. Sen bunları becerebilir misin? Onu bile şeytan kandırmaya kalktı.

  122. 53:14

    Ondan sonra diyor bir baktım diyor gökte diyor bir arş kuruldu. Ondan sonra bir nurlar parladı. Bütün alemler falan biz olsak ulan 25 senedir çile çekiyoruz ama canlı yayın görüntü açıldı. E sen öyle zannettin. Bir nida geldi diyor. Allah-u Teala imtihan işte. Bir nida geldi gök yeri inledi diyor. Ya Abdülkadir ben senden razıyım, ben seni seviyorum.

  123. 53:48

    Tamam. Ama peşinden ne geldi diyor? Ben sana başkalarına yasak ettiklerimi sana serbest ettim. Deyince İkze yâ le'in vay mel'un defol dedim diyor. Birden aydınlıklar karanlığa tebettür etti diyor. Ya dedi ki iblis, meğer iblise Allah öyle bir imtihan şeyi vermiş ki bütün ufku kaplamış. Cebrail Aleyhisselam'ın kapladığı gibi ufku kaplamış.

  124. 54:19

    İzin veriyor Mevla. Arşı kurmuş koca bir taht gökleri kaplamış. Bir nur var bir nidalar biz olsak üf! Defol dedim diyor. Dedi ki diyor ya Abdülkadir dedi diyor ilmin olmasaydı şimdi seni kandırmıştım ama şeriatı çok iyi bildiğin için benim şerrimden vesvesemden kurtuldun dedi diyor. Ya ama işte cahilin sofrusuna bu ayrı sofrusuna bu iş hasıl olsa atlar

  125. 54:54

    onlara bütün haramlar bana helal et Allah'tan nidâ geldi de kardeşim sen ne konuşursun işte onun için bu yolun başı ilim sonu yine ilim cennette bile ulemaya, âlime ihtiyaç var. Cennette bile, bak cennettesin ya. Cennette ya Müslümanlara hepimiz inşallah gireriz. Girdik Girdik herkes cennette, yine âlime ihtiyaç var.

  126. 55:19

    herkes cennette. Yine alime ihtiyaç var. Niye ihtiyaç var? Neye ihtiyaç var? Allahuteala ey kulum şunu mu istersin, bunu mu istersin diye soruyor. Cennette devamlı hani ikramlar var. Yine âlimlere soracaklar, onu mu isteyelim, bunu mu isteyelim diye. Orada bile ulemaya sorulacak sorular çıkacak. Ha tabi haram, mekruh var anlamında konuşmuyorum.

  127. 55:43

    Ama terzih yaparken neye göre yapayım? Onun için siz elhamdülillah ilme talipsiniz. Ayet-i Hadis meclislerine râhipsiniz. Onun için bu yola geliyorsunuz. O bu yola geldiğiniz bu yola Allah Celle Celâluhu Rasûlü'nü de gönderiyor sallallahu aleyhi ve sellem. Dostlarının ruhaniyetlerini de gönderiyor. Ervah-ı Tayyibeyi de gönderiyor.

  128. 56:07

    Onlar da hazır bulunuyorlar. Melekler zaten var. etrafını kuşatıyorlar, bütün melekleri birbirine davet ediyorlar, çağırıyorlar, dua ediyorlar. Bu ilim meclisleri için. Bukhari Müslüman Hadis'i kaç kere okuduk ömrümüz? Bunu okumakla geçti size. Allah kıymetini bilenlerden eylesin. Amin.

  129. 56:31

    Şimdi diğer ilanları yapamadık. Daha ilan yapıyoruz ha. İlan mı yaptık, sohbeti mi bitirdik? Sohbeti bitirdik. Dua kabul saati 19.40'da bir saat kala inşallah efendim. Benim raporum daha çıktı, çıktı raporum ama tam net değil yani profesör ölçüm yapacağım dedi. Daha da bize dönmedi, bilgi de vermedi.

  130. 56:57

    Onun için oradan tam bir net yani bir operasyon gerektiren durum var mı? Yok, bu kesinleşmedi. Onu merak edenlere onu söyleyelim. Dualarınıza devam edin. Allah acil şifalar ihsan eylesin. Ama kritik bir darlık olduğu sabittir ve lakin ölçümü mühimdir. Ölçüme göre müdahale ediyorlar yani. Ona göre o ayrı bir şey.

  131. 57:17

    19.40'da da inşallah dua kabul saatine Allah Kehf Suresini okumaya, Hizbul Bahri Şerif okumaya, Esma İdrisi'yi okumaya vesaire evradı eskarla dualarda bulunmaya ve kabulüne muvaffakata Rabbim muvaffak eylesin. Amin. 6 Haziran Cumartesi akşam ezanında biz Bursa'da olacağız inşallah. Tabii sohbetin canlı yayından başlamaları 21.15'e gidiyor.

  132. 57:43

    Çünkü akşam namazını zaten Ebabinleri kıldığı zaman 21.15'te anca sohbete başlarız inşallah. Yaz sezanına kadar. Şu anda bana diyorlar uzatıyorsun. Şu anda ben uzatmıyorum. Yaz sezanını bekliyorum. Çünkü akşam yazarız camide itikafa girdik. Şeyini orada sevabını, faziletini anlattım da koydular mı o sohbette acaba?

  133. 58:03

    Hünerli Hoca'nınkini? He? Salı günkü sohbeti koydular da çok muazzam bir sohbet oldu. Çok ilmi bir sohbet oldu yani. Onu canlı vermiyor şey. Lale Gül'de başka programlar var diye Lale Gül vermiyor işte falan. Onu biz YouTube'dan canlı veriyoruz. Orada da biraz kablolar, mablolar sıkıntı var. Buralar gibi değil.

  134. 58:22

    Onun için biraz kesinlikler olmuş oluyor bir şeyler. Ham haliyle, güzel hali yani ana kayıtı alıp sitemize YouTube'a Cübbeli Ahmet Hoca Hoca şeyine koyuyoruz. O sohbeti dinleyin. Salı günü acayip bir ilim var. Çok çarşaf hakkında, tesettür hakkında, kadınların yüzünü göstermesi hakkında vesaire vesaire neler neler konuşuyor.

  135. 58:41

    Çok ilim var o salı gününde. Orada bunu da anlattım. Bu konulardan da biraz bahsettim. Elhamdülillah. Onun ne, nereden geldim oraya? Akşam yatsı arası, camide itikafın fazileti hakkında hadisi eskiden okumuştum size, bu ara okuyamadım. Onun için yatsı namazını kılmadan, farzı kılmadan çıkmamak lazım ki.

  136. 59:02

    Durup oturup oturup 3-5 dakika içinde, 10 dakika içinde o kadar büyük sefer ama şey ezan vakti gelmeden de yatsıya duracak halimiz yok. Onun için vaktini bekliyoruz. Şimdi kaç dakika var burada normal vaktine? Bu şu an gitti mi? 9 dakika varmış, tamam. Yani ben sizi uzatmayacağım inşallah çünkü geceler çok kısa.

  137. 59:27

    Gecelerin kısalığına ama yatsıyı da cemaatle kılmadan sohbet bırakamıyoruz. Saat 21.15'te de Cumartesi günü Bursa'da vakıf küllesinde olacak, hanımlara yer var. Orada Lale Gül Televizyon, radyo canlı veriyor o sohbeti. Ondan sonra kardeşlerimiz Sıla-i Rahim hakkında 3 tane hadis-i şerif okuyacağım. Bu derse, bu tarafı buraya...

  138. 59:49

    derse burayı ilâk ederler inşâAllah. Üç tane hadis-i şerif. Daha ne hadis-i şerifler okuyacağım. Bugün neler buldum, neler? Bu hususta dört beş kitabı bir şey yaptım, taradım. Sıla-i Rahîn bahsini. Burada dersleri bitiremedik biliyorsunuz, araya atlayacağız. Bir dahaki haftada Muharrem şey, orucu giriyor.

  139. 1:00:06

    Ondan sonra aşurenin amelleri. Bir iki hafta daha şey oluyor. Ondan sonra biraz daha önümüz açık, üç dört ay. Kebâr günahlar dersini hızlandıracağız. İnşâAllahurrahman. İbn-i Abbas, R.A.'nın maada rivadetlen, hadis-i şerifte Nebi S.A.V. Efendimiz buyuruyor, R.A. Allah-u Teala rahime, rahim dediğimiz şey yine alem-i misalden.

  140. 1:00:34

    Rahim dediğin senin benim annemin karnında şekil aldığım, cenin hali aldığım, ruh üflenip işte canlandığım karargah, anne rahimi. Bu etten, işte efendim neyse hangi hücrelerden mürekkep bir uzuv, rahim denen bir uzuv var.

  141. 1:00:55

    Şimdi, Allah-u Teala buyuruyor ki, rahime hitap ediyor. Ama bu tabii alem-i misalde onun maneviyatına, yani rahimin rahimi temsil eden ana rahimlerin, herkesin annesinin karnını, rahmini, Allah-u Teala, ben seni yarattım diye değil, ben seni yedi kudretimle yarattım, buyuruyor. Halbuki zahirde nasıl yaratılıyor?

  142. 1:01:27

    Her annede, her kızda, kız çocuğu, bebek de, o da başka bir annenin Yani ama Mevla-i Teala bak, kadının, uzuvlarından efendim erkekler rahim olmaz, kadının uzuvlarından bir tek rahime buyuruyor ki, seni vasıtasız yarattım diyor. Seni yedi kudretimle yarattım. Yani bu ne demektir? Vasıtasız. Bu ne içindir?

  143. 1:01:57

    Teşrif için, yani şeref vermek istiyor. Mesela Adem Aleyhisselam'ı yarattım diyor, Adem'in hamurunu yoğurdum diyor. Halbuki Mevla, bizim bildiğimiz gibi yoğurmak, hareket, bunlardan münezzet. Bir yedi erbayla sabah, kırk sabah Adem'in hamurunu, yedi kudretimle yoğurdum diyor. Yani ne demek? Adem'e çok şeref verdim, melekleri de karıştırmadım, ben özel yarattım.

  144. 1:02:23

    Anladın mı? Şeref verdiğini anlatıyor. Mesela cennette tuğba ağacı var. Cennette bu kadar ağaç var, meleklere diktiriyor ama tuğba ağacını ben kendim diktim Allah buyuruyor. Bu ne demektir? Mevla senin gibi kazma kürek kazıp da dikmiyor, etmiyor. Ama vasıtasız yarattım diyor. Anladın mı? Ha! Rahmet diyor ki ben seni vasıtası yarattım.

  145. 1:02:51

    Teşekkürle ki min ismi ismimden sana isim yardım çıkarttım. Rahim Allah'ın ismi ne? Rahman Rahim Bir ye koyduğun zaman rahim oluyor. Ana rahminin adı ne? Rahim. Bir ye'si eksik. Ye koyduğumda ne oluyor? Rahim, Allah'ın ismi oluyor. Kendi isminin kökü nereden geliyor? Rahmet maddesinde. O rahmet mastarından sana isim taktım diyor.

  146. 1:03:23

    Kendi ismimden sana isim seçtim diyor. Yani acımak. Çünkü o rahim kendisinde doğanlara, orada büyüyenlere, yetişenlere birbirine acıması, araması, sorması için ona rahim merhametten yani anamın evladı diyor. Musa Harun Aleyhisselam'a daldığı zaman yani sıktı ya seni Samiri Buzak meselesinde ne diyor?

  147. 1:03:50

    Harun Aleyhisselam Musa Aleyhisselam'a ya Musa demiyor. Yebne ümme, annemin oğlu diyor. Anamın oğlu. La tefus bile yedi, sakalımı bırak diyor ya, çekiştirme beni diyor. Anamın oğlu diyor. Çünkü rahimi hatırlatıyor. Anladın mı? Aynı rahimde büyüdük diyor. Onun için ve karrobdü mekâneki minni senin şerefini, mekânını kendi zâtıma yakın ettim.

  148. 1:04:14

    Allah'ım mesafeden münezzeh ama sana o kadar değer verdim ki ismini ismimden ayarladım. Mekânını, makamını da benim nezdimde yüksek ettim, çok yakın ettim diyor. Onun için ve izzetî ve celâlî ve irtifâ-i mekânî izzim celâlim hakkı için, şerefim, ululuğum bahşi için makamımın irtifâ-ı yüceliği zâtımın yüceliği hakkı için, yemin ederim la sılenne men vasalek

  149. 1:04:43

    kim akraba ilişkilerini geliştirerek arayıp sorarak yakınlarını sılayrem yaparsa onu bütün isteklerine ulaştıracağım vela ettâ neven katâ ki seni kesip koparan yani sende doğan birbirine akraba olanların ilişkisini kesenlerin bende isteklerine ulaşmaktan onları keseceğim Allah buyuruyor. Yollarını vuracağım diyor.

  150. 1:05:09

    Umduklarına kavuşturmayacağım buyuruyor. Ve sümme lâ erbâ hattâ terbâ ey rahim sen razı olmadan ben razı olmayacağım diyor. Sılayrahim'in önemini anlıyor musun şimdi? Sen razı olmadan ben razı olmayacağım diyor. Yani ne demek? Teyzem razı olmayınca halan razı olmayınca en başta anan razı olmayınca babam, babaannen, deden razı olmayınca anneannen razı olmayınca

  151. 1:05:45

    ama sen onları razı etmek için günahlara düşmek düşmen gerekmiyor. Meşru istekleri en azından bir aramak sormak bir bayram seyran bir ziyaret, gidemedin bir mektup veya şimdi telefon çıktı eee? Onun için sen razı olmadan ben razı olmayacağım. Burası çok önemli. Bunun hakkında çok daha hadis-i şerifler ve faziletler gelecek.

  152. 1:06:11

    Efendim ikinci bir hadis-i şerifte buyuruyor. Cafer İbn-i Muhammed radıyallahu anh zaten Cafer-i Sadık Efendimiz'den o da dedesinden, babasından dedesinden Enne Rasûlâllah sallallahu aleyhi ve sellem Kale buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem zaten Efendimiz'in torunu yani Ahmet İbn-i Halim, Muhammed'in müşterisinde Ebu Neam'da da var.

  153. 1:06:35

    Cennetin kokusu bin senelik mesafeden duyuluyor. Kabrinden kalktığı zaman bin senede gidilecek yoldan Cennetin kokusu geliyor. Cennet öyle güzel kokulu bir yer. Ama akraba ilişkisinin sılay rahimi kesenler o kokuyu bulamayacak buyuruyor.

  154. 1:06:49

    Şimdi bu birkaç ders sonra size bir ders yapacağım. Şamalı böyle. O derste bu akrabada birincilik hakkı kimin? İkincilik hakkı kimin? Üçüncülük hakkı kimin? Amca, hala dahil mi? Teyze, dayı dahil mi? Kuzenler dahil mi? Hangisi dahil? Hangisi hariç? Hangisi daha önemli? Bunu para yardımı yapmakla mı oluyor?

  155. 1:07:12

    Parasını, yardımı kesersen durumun ne oluyor? Veya imkanın yoksa sen sılay rahim nasıl yapabilirsin? Vesaire vesaire bu konularda ulemadan kitaplardan bir şeyler topluyorum. Bunu kimse anlatmıyor. Sılay rahim deyip herkes geçiyor. Ama bunun boyutu nedir? Efendim, mesuliyeti nedir? Bu sadece parayla mı olur?

  156. 1:07:37

    Mektup bunun neresindedir? Telefon etmekle bu hasıl olur mu? Ziyaret ne kadar zamanda bir ziyaret şartı var? Ne kadar zaman gidemezsen ne olur? Hangisini terk etsen fasık olursun? Hangisini terk etmesen günahkar olmazsın? Bunları bir anlatmam gerekiyor. Bu hususta bir ilim yapacağım. İnşallah size birkaç haftaya toparlanır.

  157. 1:08:02

    İnşallah o Rahman. Evet. An-Abdurrahman İbni Hüceyrate R.A. Efendimiz'den Merfûb-i Ad-i Şerif'te kâle buyurdu. Mensâme neherol Kim bütün gündüzleri bayram günü hariç her gün oruç tutsa ve kâmeleyle bütün geceleri teheccüd ve sabaha kadar kıyam ile geçirse gündüzleri sıyam ile geçse ve katâ rahimuh ama sılay rahimi kesse akrabasını arayıp sormasa

  158. 1:08:35

    Sîkâ yevme'l-kıyâ bilen nâre hâlâ ütî kıyamet gününde yüzünün üstüne yürütülecek yüzünün üstüne sürüklenerek, çekilerek cehenneme sevk edilecek. Sabaha kadar namazı akşama kadar oruçların hiçbiri onu kurtaramaz diyorsa, sılay rahimi keserse. Bunun da önemini anlamak için bu Ad-i Şerif'te çok önemli.

  159. 1:08:58

    Şimdi yine değişik bir Ad-i Şerif var bu konuda. Enes İbni Malik radıyallâhu anh, Semi'utu Rasûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu işittim diyorum. Bu da ayrı bir yönden ele alıyor. Lâ tüzevvücû benâ tegüm. Kızlarınızı evlendirmeyin. Velâ hevâ tegüm. Kız kardeşlerinizi evlendirmeyin.

  160. 1:09:22

    Velâ ammâ tegüm. Halalarınızı evlendirmeyin. Velâ hâlâ tegüm. Teyzelerinizi evlendirmeyin. Kimlerle? Min fâsıkın. Namazsız, abdestsiz, içkici, kumarcı, fâsıklarla kesinlikle evlendirmeyin. Beş vakit namazı vaktinde kılmayanın fâsık olduğuna vallâhi billâhi yemin ederim okuduğum bütün kitaplar hakkı için.

  161. 1:09:47

    Onun için beş vakit namazı vaktinde kılmayan, kazaya bırakan da fâsıktır. Kazaya bırakıp kılsa bile fâsıktır. Kazaya bırakmayı âdet ettiyse. Ha bir kere onu mazereti konuşmuyoruz. Uyuyakaldı, bilmem neydi, unuttu, bunları konuşmuyoruz. Kastet. Kızınızı, kardeşinizi, bacınızı fâsıklarla evlendirmeyin.

  162. 1:10:22

    Sözü geçtiği halde yakınlarından birini namazsız, abdestsiz, büyük günahları, kebal günahları alenen, işleyen ve devam eden, tevbe etmeyen fâsıklarla evlendirirse akrabalık ilişkiyle sılay rahimini kafadan kesmiş olur. Kafadan kopartmış olur. Çünkü neden? Çünkü doku uyuşmazlığı olacak. O çocuğunu da kendi gibi yetiştirecek.

  163. 1:10:50

    Ondan sonra onun çocuğu da ne yapmayacak? Anam çarşaflı, dedem sakallı, bilmem ne. Bütün sılay rahim ne olacak? Dolayısıyla fâsık adamın yüzünden fâsıkla evlendirirsen, o fâsıktan çocuk yapacak. O çocuklar senin dedesisin, dayısısın, halasısın, sana hürmet etmeyecek veya seni hakir görecek, İslamiyeti beğenmeyecek.

  164. 1:11:16

    Baştan fâsıkla evlendiren kafadan sılay rahimi kesti zaten. Akrabalık ilişkisini boz. Allah muhafaza. Tabi bazen elde olmayan haller oluyor. Kız kaçıyor veya seni dinlemiyor. Hele şu zamanda 18 yaşını geçtikten sonra değil mi? Özgür iradesiyle davulcu buluyor, zurnacı buluyor. Ondan sonra her türlü dinsiz, imansız, mezhepsiz, soysuzları buluyor.

  165. 1:11:49

    Allah bizi böyle imtihanlara tabi etmesin. Kızlarımızı, yavrularımızı, yakınlarımızı, akrabamızı fâsıklarla evlendirmekten muhafaza eylesin. Fâsıklarla evlendirmeye mecbur etmesin. Fâsıklarla evlendirmeye rıza gösterttirmesin. Allah'ım hep salihlerle karşılaştırsın. Allah'ım torunlarımızı da salihlerle karşılaştırsın.

  166. 1:12:13

    Salih hatayla hak eylesin. Salih kimselerle evlenmelerini, biz ölsek de gitsek de Allah'ımıza mübarek cuma gecesi, haram ayda, zürriçe-i şerife'de Allah'ımıza emanet ediyoruz. Şu ilim meclisi, zikir meclisi hürmetine Allah için geldiler bu kardeşler. Amin diyenleri boş çevirme ya Rabbim. Biz öleceğiz, gideceğiz, gözümüzü arkada bıraktırma ya Rabbim.

  167. 1:12:35

    Yavrularımızı fâsıklara nasip etme ya Rabbim. Salihlerden mahrum etme ya Rabbim. Salih insanları nişanlanmaya gönder ya Rabbim. Nikah için gönder ya Rabbim. Maddi manevi dara düşürme ya Rabbim. Amin. Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sellem. Bu da efendim, Sıla-i Rahim dersinden de en az dört tane hadis okudum.

  168. 1:13:00

    Elhamdülillah. Amin. Sübhane Rabbiyel aleyhi ve alel ve amin. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sellem. Amin. Şimdi burada bir de şey vardı, o mektup vardı. Bakın çok kısa bir şey söylüyorum. Manevi bir zuhurat oldu. Es-Şeyh, Es-Seyyid, Kutbut Tarikatül Kadri'ye olan Hayrı Baba Hazretleri,

  169. 1:13:27

    Seyyid Şeyh Mustafa Hayrı Baba Hazretleri bir icazetname vermiş. Bazı halifelerine icazetname yazmış. Osmanlıca yazmış bu zat. Kadri Meşayihından, Seyyidlerden, Elazığ'da bir şeyhi var, onun halifesi. Bu da vefat etmiş de birçok seneler evvel de. Bir icazetnamesi geldi bana. Bunu kürsüden okusun, bana da çok duasın diye, zuhuratta buyurmuş bir hocaefendiye,

  170. 1:13:53

    bana da cemaatle duasına, kürsüden de bunu okusun demiş. Ben ona manevi destek için bunu gönderdim demiş. Onun için ben şu anda okuyorum, kısaca öderim. Rabıta konusunda sizlere derim ki, Cenab-ı Hak bütün peygamberlerine ve evliyasına ayrı ayrı mucize ve keramet ve burhan ihsan ettiği gibi bu abd-i acizine, hayırisine de şunları ihsan etmiş olup

  171. 1:14:15

    böyle amel etmenizi tavsiye ve nasihat ederim. Kendi ihvanına söylüyor yani. O zamandaki ihvanına söylüyor. Beni görenler ve görmeyenler teveccüh ve rabıtalarını bize yapacaklar. Beni görenler ve görmeyenler. Şimdi Efendi Hazretleri'ni görmeyenler kime yapacak konusu var ya, bakın Evliyaullah'tan bu hususta nice mektuplar, risaleler var.

  172. 1:14:37

    Mevlana Halid de öyle yaptırdı. Kabrimi ziyaret edenler sebebi mağfiret olacaklar. Kabrimde vesair bulunan sudan içenler. Hayatımdan daha keskin olarak imdatlarına yetişme imkanını bulacaklar. Ben olan imdadına hayatımdan daha keskin. Efendimiz Hazretleri ne buyurdu? Ahmet güzel kardeşimize, ağabeyimize.

  173. 1:15:09

    Ahmet dedi, kılıç kınında mı daha çok keser, çıkınca mı daha çok keser? O da çıkınca kınında kesmez ki der. İşte biz de öyleyiz evladım. Kınımızdan çıkınca Edirnekapı'dan size daha çok yardım edecek, imdat edecekler. Ondan sonra, evlatlarım sakın aldanıp da başka şeyhlere gitmeyin. O kendi ihvanına diyor.

  174. 1:15:31

    Yani bana rabıtaya devam edin. Ben size şeyh halife bırakmadım, şeyh bırakmadımsa bana rabıtaya devam edin demiş Ozan. Yani Efendi Hazretleri şimdi yaptığı da bundan başka bir şey değil. Gidenler olursa asla izin vermiyorum. Feyiz almalarına müsaadem yoktur. Çünkü Mevlam onlara rahmet nazarıyla nazar etmez.

  175. 1:15:54

    Rabbim Zülcelal vel Kemal Hazretleri bu kadim-ül fukarasına ila nihaye tasarruf hakkı ihsan buyurmuştur. Tabi bu zat seyittir, Kadir Meşagı'ndan vesaire. E şimdi bunu Efendi Hazretlerine ihsan buyurmasında yadırganacak ne var? İla nihaye ne demek? Vasire çıkana kadar benim ruhaniyetime tasarruf, feyiz verme yetkisi vermiştir.

  176. 1:16:19

    Bu hususta tereddüt edenler güçleri yetiyorsa doğrudan Rasûl-i Ekrem Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e müracaat edip ondan öğrensinler diyor. Güçlerin yetiyorsa Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le görüşebiliyorsan git ona sor diyor. Ama bana bildirilen bu. Benim halifelerime ve nakiplerime hürmet bana hürmettir.

  177. 1:16:40

    Onlara ihanet bana ihanettir. Onlar Allah Celle Cehâdına, Tarikat-ı Aleyhi, işte silsilenin büyükleri adına gayret sarf ediyorlar. Şimdi Efendi Hazretlerinin kabutasını muhafaza eden vekillerine de hürmet, Efendi Hazretlerimize hürmet sayılır. Buna şüphe var mı? Vekillerimle bu yol yürüyecek buyurmuş.

  178. 1:16:58

    Halife bırakmamış ama vekili, Efendi Hazretlerine vekiller buyurmuş. Nakiplerim diyor yani seçtiklerim, halka bizi tanıtmaya vazifeleri var mı? Bizim işimiz ne? Ne yapıyoruz? Zamanın imamı ve müceddili Efendi Hazretlerimizi tanıtıyoruz. Vazifeleri var. Çünkü asıl olan bildirmektir. Bilemedikleri hallerde bizden yardım talebinde bulunacaklar.

  179. 1:17:21

    Nasıl oluyor? Rabıtayla işte efendim yardım istiyor. Başta gelen vazifeler bunlardır. Ehemmiyet ve gerekli gayreti göstereceklerdir. Tereddüt ettikleri şeyleri rabıta yoluyla bize muracaat ederek öğreneceklerdir. Rabıta yoluyla öğreneceklerdir. Bizden sonra tarikat-i aleyh-i kadriye-i halisiyye-i hayriye olarak halka öğütülecektir.

  180. 1:17:43

    Ve selamü aleyh ve tebalü veda, selamü ideate tabi olanlar üzerine olsun. Şimdi vekillerinde nakip diyor o, nakip seçtikleri yani. Nakiplerine, vekillerine şunları tavsiye etmiştir. Vasiyet var, benim verdiğim icazetler diyor, hilafetler diyor, sıhhat ve geçerlilik şartıyla mukayyededir. Mukayyededir demek kayıtlıdır, müstakil şeyhlik değildir ve rabıta izni yoktur diyor.

  181. 1:18:13

    Şimdi diyor ehl-i sünnet itikadında sebat edilmesi. Eğer ehl-i sünnet itikadından çıkarsa o ne vekilin vekilliği kalır, ve kimsenin bu bir alimin ilmi kalmadı. Asla kendilerine ne kimsenin, bir alimin ilmi kalır. Asla kendilerine rabıta yaptırmamaları, rabıta yaptırmamalar. Asla kendilerine rabıta yapmamaları ve vekillerin kendi nefislerini yok bilerek yalnız geçmiş

  182. 1:18:36

    meşayih namına yani silsilenin büyükleri adına vekalet yani silsilenin büyükleri adına vekalet etmeleri esas şart olarak zikredilmiş. etmeleri Kendini bir şeyden, fasulyeden nimet saymayacak. Millet sana nimet sayacak, hürmet edecek ama sen kendini ne yapmayacaksın? Vekilim diye asıl yerine koymayacaksın.

  183. 1:18:54

    Bunları şart koşuyor diyor. Bu şartlardan taviz verilmesi halinde, altı tane vekil ismini yazmış, bırakmış. Eğer diyor birisi bunlardan taviz verirse, onda halifelik unvanı olsa bile, hilafet unvanı kişiyi kurtaramaz. Yani vekil de olsa, halife de geçinse, bu şartlardan bak kendine rabıta yaptırırsa, kendini kurtaramaz.

  184. 1:19:25

    Hatta, Allah muhafaza buyursun, imansız gitme tehlikesine düşebileceğini icazet namesinde açıkça beyan etmiştir. Şimdi burada Eşşehit Eşşeyh Mustafa Hayri Baba Hazretleri'nin icazet namesi burada yazıyor. Orada ismini lazım değil, bu halifelerinden... birisi öldü. Fakat ne yaptı? Ne yaptı? Başta şartlardan hangisini bozdu?

  185. 1:19:56

    Rabıtayı bozdu. Rabıtayı kendine çevirdi. Rabıtayı kendine çevirdikten sonra ne oldu? Ehl-i sünnet itikadından çıktı, şia itikadına girdi. Ve sahabeye sövmeye başladı. Ben bunu kulaklarımla duydum, gözlerimle gördüm. Ve sonunda da koronada öldü gitti. Ama imanını kurtardık. Bak ne diyor? Şarttan taviz veren imansız gitme tehlikesine diyor.

  186. 1:20:29

    Arta Halifesinden beşi sadık kalmış, bir tanesi rabıtayı kendine çevirdi, sonra biz onu bilmiyoruz bu icazetnameyi, biz bunu bilmiyoruz. Ama adamın ehl-i sünnet olduktan sonra 80 yılında ben Resul Hoca'yla gittiydim ziyaretine Trabzon'da. Adamın ehl-i sünnet olduktan sonra, ehl-i sünnetin başlarında mıydı?

  187. 1:20:52

    Sonra ne oldu? Ebu Bekir ile Ömer şöyle demeye başladı. Sahabe dinden çıktı, mürted oldu demeye başladı. Efendim şiane diyor, beş tane sahabe dışında hepsi dinden çıktı diye. Bütün sahabeye kafir dedi. Ve kabeye kafir diyen kendi kafir oldu, öldü gitti. Ama iş nereden başlıyor? Şeyh'inin vasiyetini ve icazetindeki şartları tutmayan vekiller, işte ne olmaz?

  188. 1:21:22

    Vekil de olsa, halife de olsa ondan bu nimet soyulur, sonunda da imansız ölür, gider diyor. Seyyid Mustafa Hayri Baba Hazretleri. Onun için tehlike büyük, biz sizi Allah için uyardık ve uyarıyoruz. Allah Mustafa Hayri Baba Hazretlerine rahmet eyle. Kabrin nuru eyle, derecesini âli eyle. Geçmiş meşayıhını Abdülkadir Gelen Hazretlerimize özellikle ilhap eyle.

  189. 1:21:46

    Şefaatlerini bizlere de ihsan eyle. Amin. Saadat-ı kiramın himmetlerinden azami derecede müstefit ve müstefiz eyle. Amin, amin. Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ alihi ve sellim. Şimdi Ebu Bekir sifilde demiş ki, ben demiş, efendim işte yurt dışındayım. Gelince demiş, şübbelinin ezeyanlarına bir cevap vereceğim, diyorlar.

  190. 1:22:09

    Kabirden yönetimi ehl-i sünnete muhalif dedi. Ben de ona bir cevaplar verdim. Ama bizim burada kabirden yönetim dediğimiz yanlış anlaşılıyor. Yanlış anlaşılmasın. Kabirden yönetimin manası demek, ruh kabirle sınırlı mıdır? Ruh kabirde durmuyor ki. Ziyaretçi gelirse kabrine dönüyor, selamını alıyor, ondan görüşüyor manen.

  191. 1:22:32

    Ama ruhun yeri kabrinin içi değil ki. Ruh ya âlâ illiğindedir, ya esveli sâfilindedir, ya siccindedir. Adamına göre. Ruh arştadır. Şehitlerin ruhları nerededir, diyor hadis-i şerif. Yeşil kuşların havsalelerindedir. Cennetin ırmaklarında gezerler, sahih hadis. Dolayısıyla ruh kabirde değil. Kabirden yönetim de anlaşılmıyor.

  192. 1:22:51

    Ben şundan söylüyorum onu. Ali Adem Efendi Baba dedi ki, kabrimin başını bırakmayın. Çünkü siz ziyarete geldiğinizde ben de size feyiz vereceğim. Kabirden terbiye var mı? Var. Ölüler, diriler feyiz vermekte müşterektir. Ancak buradaki esas mesele, bunların itirazı değil. Ruhların tasarrufu. Ruhlar ölüyor mu?

  193. 1:23:08

    Ölmüyor. Peki ruhlara Allah tasarruf vermiş mi? İşte Kazım Bey Zavallı Farru Razi bütün tefsirleri buldum. Bugün yine inceledim. Haşiyelerinden de topladım. Orada Allah, kamil velilerin ruhlarına yemin ediyor. İşlerin yönetimini, onları çünkü ruhlarını meleklere ilak ediyor. Zaten göklerin yerlerinin işlerini kimler yönetiyor?

  194. 1:23:30

    Melekler Mevla Teala kimin vasıtasıyla, eliyle yönettiriyor? Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail. Can almalı işlerini kim yönetiyor? Allah Teala, Azrail Aleyhisselam'ı yönetiyor. Harpleri, yerleri, selleri kiminle yönetiyor? Cebrail Aleyhisselam'la. Yağanları, bitenleri, mahsurların işlerini kiminle yönetiyor?

  195. 1:23:50

    Mikail Aleyhisselam'la. Zaten melaike-i kirama yemin ettiği birçok ayet var. Onlara iş yaptırdı. Velilerin ruhları meleklerden aşağı mı? Kamil velilerin ruhları meleklere iltihap ediyor. Bedenden çıkınca. Onlara da yönetim veriyor. Hem de ne yönetimler veriyor? Tefsirler yazıyor. Onların hepsini hem bir kitapta toplayacağım.

  196. 1:24:10

    Hem de bir bakalım, sifiri dinleyelim ne söyleyecek. Onu söylediklerinden sonra ona cevap vereceğimiz bir video çekeceğim. O videoda da bütün bunları, delilleriyle açıklayacağım. Yani bizim kabirden yönetim dediğimiz kimseyi ne yapmasın? Yanlış manalara sevk etmesin. Biz bundan neyi kastediyoruz? Vefat eden velinin ruhunun, tasarrufunun devam ettiğinden bahsediyoruz.

  197. 1:24:34

    Yoksa kabir, ruh kabirde hapis değil ki. Ruh her yerde gezebiliyor. Allah ona izin verirse. Bazı ruhlar zindana atıyor, rehin oluyor ameliyle. ameliyle, kötü ameliyle, borçlu diye vs. Allah renk almaktan muhafaza eylesin. Ama dostların ruhlarına ne veriyor? Serbest gezme hakkı veriyor. Onun için onlara bir de iş yapma, iş görme hakkı veriyor.

  198. 1:24:57

    Esas insan ruhtur, tasarruh ruha aittir, beden onun aletidir. İş gören şimdi de beden değildir ki, uykuda ne iş görüyor? Öldüğü zaman niye iş göremiyor? Beden duruyor. Esas insan ruhtur, ruh devam ediyor. Kabirden yönetimden kastımız nedir? Ruhun tasarrufunun devamıdır. Eğer Sifil veya Abdülhalid bunlar ruhun tasarrufunu inkar ediyorlarsa

  199. 1:25:20

    ehl-i sünnetin, ehl-i tasavvufun görüşlerine taban tabana zıttırlar bütün evliyaullah ve ulema ruhun tasarrufunun devam ettiğini beyan ediyor. Tabii ki her velinin gücü bir değil, her velinin makamı bir değil, kamili var, mükemmili var, mükemmeli var. Burada tabii mükemmel olursa mükemmel olur. Yani kendi kemalatı bitirmişse başkasını da kemale erdirir.

  200. 1:25:45

    Onun için Gazi Beyzavi ve Haşerleri, Şehzade vesaire bütün Molla Gürani, hepsine baktım bugün. Hepsi diyor ki ruh bedenden ayrıldıktan sonra kamil velinin ruhu ise o zaman diğer müritleri, dervişleri tekmil eder, kemale erdirir. Yaşayanları yaşayanları kemale erdirir, yetiştirir, mükemmel olur diyor.

  201. 1:26:08

    Anladın mı? Benim dediğim bu tefsirlerde yazanlarda ibaret. Bunun kılavuna beyanlar ehl-i sünnete de, ehl-i tasavvufa da muhalefettir. Ebu Bekir Sifil hakkında ne demişim? Onu paylaştım. Şu anda paylaştım, benim sitemden dinleyin dinletin, ulaştırın her tarafa ki benim ne dediğim doğru anlaşılsın. Yoksa ben kabirden yönetim diye bütün ölüler kabirden dünyayı yönetiyor

  202. 1:26:31

    veyahut da Efendi Hazretleri Tayyip Erdoğan'ın yerine imzalar atıyor demedim yani. Ben müritlerinin müritlerine feyiz verme, rabıtalarına cevap verme ve onları mânen seyretçilikte kemale erdirme. Bunu bahsediyorum ben. Beni dinleyenler bunu anlamıyor mu? He? Anlıyor, o zaman kabirden yönetmeler bunu çevirip de efendim bütün ölüler kabirden dünyayı yönetiyor ha

  203. 1:26:58

    çevirerek, bana hücum edip bana şarlatan demek, hezeyan demek, bilmem ne demek insafsızlıktır en azından vicdansızlıktır. Allah ıslah eylesin. O ne dediğimi burada demedim. Bir mektupat dersi herhalde. O derste ne dediklerimi de şimdi paylaştım, başlığa çektim, onu da dinlersiniz. Ondan sonra cevapları beraber hazırlarız, veririz inşallah.

  204. 1:27:24

    Kadınlardan vefat edenlerden, Melek, Sadem, Şaziye, Asiye, Gülistan, Ayşe, Şehri, Gülsen, Nazife, Zahra, Fatıma, Huriye, Gülsüm, Güleser, Kâfir, Şükriye, Pınar, Zekiye, Saadet, Sahure, Çiğdem, Hatice, Meyitelere Rabbim rahmet eyle, azapları varsa raf eyle, kabirlerinde istirahat nasip eyle. Erkeklerden Ali, Hasan, Hamza, Adnan, Vedat, Zekeriyye, İdris, Cemal, Osman, Mehmet,

  205. 1:27:50

    İsmail, Huysal, Naim, Şaban, Ramazan, Nurettin, Engin, Şamil, Dursun, Mümin, Kenan, Naci, Ahmet, Nizam, Güzel, Niyazi, Hüseyin, Recep, Ya Rabbim yiğitlere rahmet eyle, azapları varsa raf eyle, isimleri burada okunmak nasip oldu, azaplarını kaldır Ya Rabbena. Zerre kadar imanları varsa bahşla Ya Rabbena.

  206. 1:28:11

    Affeyle, mağfiret eyle, lütfeyle, kerem eyle. Ahiret kardeşlerimizden Bursa'da Eşref Efendi kardeşimiz bizim ahiret kardeşliğini kabul etmişti. Salihlerden, takva sahibi bizzat idi. Sıvastan Ramazan Efendi hocamızla işte zuhuratlarla oluyor bu işler. Onunla da ahiret kardeşi olmuştuk. Son zamanlarda çok hastalık çektik.

  207. 1:28:29

    Hastalıklarını kefaret eyle, derecelerini âle eyle, makamını Ya Rabbena alemin dostlarının makamına ilhak eyle, bize de şefaatlerini nasip eyle. Salih, ibadet ehli bir zat idi Ya Rabbi bize de onlardan sonra sapmaktan, kaymaktan, yoldan ayrılmaktan muhafaza eyleyip ahirette, cennette, ahiret kardeşlerimizle, dostlarımla Yüce Şeyhimiz, Pirimiz, Efendi Hakk'larımız

  208. 1:28:54

    vesile-i Süleyman Şah'ımızla haşru ceme ile Ya Rabbena alemin her bir ellerinin ervahine vasıl olmak için buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü. La ilahe illallah Muhammedun Resulullah fi kulli lem'hetin ve nefesin adedemâ ve sihâhı ilmullah Allah, Allah, Allah Celle Şan

  209. 1:29:21

    Celle Celaluhu Ya Rabbena alemin hediyelerimizi kabul eyle, ervahine vasıl eyle, ruhaniyetlerini haberdar eyle. Amin Allahümme Salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin Nebi-l-Ummi el-Habibi-l-Ali-l-Qadri el-Azim-il-Cahi ve ala alihi ve sahbihi Amin Amin Amin Ve hürmet Tâhâ ve Yasin Sübhane Rabbika Rabbil Hüzzeti amma safûne ve selamün alel mürselîne velhamdülillah

  210. 1:29:50

    Rabbil Alemin İsimleri zikredilen, meyit ve meyit edilen ervah için Gazze Şühedâsı'nın ervah için Silsile-i Meşâhımızın Vesâir-i Turkâliye'nin meşâhı ve mütesiplerin ervah için Khususen Hayr-i Baba Hazretleri'nin ruhu için Ve Muhammed Efendi Kutsesur Hazretlerimiz Pirimiz, Müceddedimizin ruh-i şerifi için Ve bu cemaatten âmin diyenlerin geçitlen ervah için El Fatiha