1:42:10 / 1:46:58

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Rabb'i âmdü bi-kâ, men emâ zâti-şeyâtîn, ve âmdü bi-kâ, Rabb'e-l-Yâ Huzûrûn. Bismillahirrahmanirrahîm. Vekâna fe-zzalûllâhi aleyke azîmâ, sadakallâhu-l-azîm. Allâh'ım enfâ-nâme-l-Kur'ân-ı-l-azîm. Ve bâriknâna fîhâ, elhamdülillâhi Rabbil-âlemîn. Estağfirullah. Allâh'a-l-hayyi'l-qayyûm.

  2. 00:57

    Hassantukum bil hayyi'l-qayyûmil-lezîlâ mutemedâ. Defanetü a'nni ve a'nkumu s-sûre velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm. Rabbimiz Tebâreke'l-teâlâ, İmam-ı Rabbânî Kudsesi Rûh-i Şâmî Hazretlerimizin huzurunda, Seyyidina Mevlana Muhammed Mâsûmü'l-Urve Türeskâ Radıyallâhu Anh'ın huzurunda, Muhammed Seyfü'l-Tinîn Ebu'l-Berekât-ı Ahmet Kudsesi Rûh

  3. 01:25

    Hazretlerimizin huzurunda, Muhammed Bâkıbillâh Kudsesi Rûh Hazretlerimizin huzurunda, Seyyidin Nur Muhammed Bedânî Kaddesallâhü Sirrâhû Ve Habîbullah Cân Cânâl-Mazhar Kaddesallâhü Sirrâhû Hazretlerimizin huzurunda, Yapmış olduğumuz bütün duaları Kabûle Kerîn eylesin. din eylesin, en yakın zamanda icabet eserini izhar eylesin.

  4. 02:03

    Allah şahidimizdir ki, Celle Celaluhu her yerde size özel bu cemaat olarak, sohbetlere devam eden cemaat olarak, haydere gelen cemaat olarak da, hâssaten, zaten dua isteyen genel cemaatlerimiz arasında, Allah sizi, hepinizi biliyor. İsimlerinizi, hallerinizi, niyetlerinizi, hacetlerinizi biliyor. Tek tek, uzun uzun dua ettik.

  5. 02:35

    Dünya ahiretlerinizi mamur eylesin. Hacetleriniz, çocuklarınız, torunlarınız, kıyamete kadar, zürriyetlerinize kadar ettik. Ve çok kabul eseri zuhur eden mübeşşirat ile, müjdeci feyizler ile karşılaştık. Elhamdülillahi Rabbil Alemin.

  6. 03:15

    Birçok hocaefendi, en son Habibullah Cân-ı Cânân Mazar hazretleri, Abdülhamid Televî hazretleri yan yana, Efendimiz oradan, Adem Ulaş hocaefendi, Şura'dan, kalbimden niyet ettim diyor, bu üzerlerindeki örtüleri alabilirsek kabulumuz kesinleşmiştir diye. Fakat hiç de öyle bir ihtimal de yok. Orası da garip bir yer, başka örtü de yok, üzerine koyacak falan.

  7. 03:39

    Bana da bir şey demedi. İçinden geçirmiş yani. En sona ayrılıyoruz, benim içime geldi bu sefer. Orada Enes Efendi var, Ebû Said Fârûk hazretlerinin torunlarından, Seyfuddin Ebu'l-Berakat hazretlerinin, Yâni Mâ'nâb hazretlerinin torunlarından. O tekkede vazife yapıyor. Babalarından icazetli, tarikat icazetli Şeyh Enes Efendi.

  8. 04:02

    Mübarek bir zat yani. Evvelce de tanıyordum onu. İşte en son dakika yani. Artık ayrılırken, hocaefendiler de rahatsız olsun, işte millet kapıda bekliyor, yolda bekliyor. Söyledim, fakat işte yedeği de yok örtülü yere falan. Neyse, Allah Teâlâ lütfetti, nasip etti. İki kabir örtüsüne verince bu sefer Adem Hoca şok oldu yani.

  9. 04:23

    Allah Allah dedi, içimden geçirdim ama dedi, mübarek sende riskli bir şey içinden geçirmişsin yani. Örtüyü alasak kabul olduğumuza delayet, alamasak yandık mı yani, nasıl olur? Yani benim aklıma gelmese yandık mı yani? E tabi işte Allah onun içine geçiriyor, benim ağzıma getiriyor, dilime getiriyor ve örtüleri aldık elhamdülillah.

  10. 04:43

    Bütün kafir-i şerif örtülerini de aldık inşaAllah sizlere de, burada zaten yukarılarda her yerde arz edeceğiz, seyredeceğiz inşaAllah-u Rahman. Yani kabul etsene dair çok zuhuratler, çok mübeşşirat. Kardeşlerimiz gördüler, elhamdülillah Rabbil alemin, ben iki hafta evvel, iki üç hafta evvel bir rüya gördüm, burada evde yatarken, seher vaktiydi, üçte, dörtte kalktım, o saatlerde de hiç uyumam, çok hasta oldum, bir erken yattım, yani erken yattığım hiç vakit değil, biraz erken yatmıştım, kalktım.

  11. 05:29

    Ondan sonra baktım, rüyamda yani tabii çok şeyler, az görüyorum ama bir vadi dolusu kaplan, ama küçük kaplan, ama küçük küçük şöyle kaplanlar ama o Afrika'nın şeyi gibi ağaçsız yerleri var ya, ağaçlar az. Ondan sonra her durum kaplan.

  12. 05:51

    İlginç, Ordu'ya da da sonra Efendimiz Hazretleri'ne beraberdim de, zaten tabii güçtür, kuvvettir vesaireler vesaireler kaplan, birkaç hafta oldu yani. Sonra Muhammed Masum Hazretleri'ne gittik, İmam Rabbi Hazretleri'ne sonra gitmiştik cemaatle beraber, sonra ikinci gün tekrar gittik, bu sefer onlara dedim siz kahvaltıya gidin, milleti gönderdim kahvaltıya, ben bir daha gittim İmam Masum Hazretleri'ne, çünkü cemaat kalabalık olunca dualar falan, tam özel müracaatlar yapamıyorum, özel müracaatlar da biraz çok kalabalığa

  13. 06:30

    uymuyor. Ondan dolayıdır ki elhamdülillah dua kapıları açıldı, kabul kapıları açıldı, bir saat kadar kaldım en azından. Ondan sonra kabul eserini hissettim. Yanımda bir arkadaş var, Selahaddin Efendi kardeşimiz, onu biraz keşfe açıktı, eskiden beri. Hiçbir alakası yok. Ben dualarımı yaptım, dedim tamam.

  14. 06:57

    Biz dilekçeleri verdik, arzuları verdik. geldi, arzuları imzalattırdık. İmam Efendi Hazretleri'ne de arzular imzalandı, tamamdır. Dedi ki ya dedi, sen dua ederken dedi, İmam Masum Hazretleri'nin kabrine dedi, küçük bir kaplan çıktı dedi. İmam Asım Hazretleri'ne

  15. 07:15

    Şimdi o bir şey bilmiyor, ben arkadaşlara anlatmıştım, hanıma da anlatmıştım, hala hanımdan şahit olmaz, erkeklere anlatacak hali yok kadının da. O Bedroca şahit, öbürü şahit, bu kaplan meselesini ben anlatmıştım. Ya arkadaş, iki hafta oldu bu küçük kaplan, başka hayvan değil kaplan, bir de küçük. Dedi ki küçük bir kaplan çıktı dedi, dedim tamam.

  16. 07:44

    Çünkü neden, o küçük kaplanlar hepsi büyüyecek, şu anda büyüyorlar onlar, o dualarla büyüyecek. Şimdi niye çok kaplan var, her kabir-i şerifte, ayrı peygamberlerin kabirlerinde, her kabir-i şeriflerde, Buhara'dan beri Meşayih'e arzual veriyoruz.

  17. 08:04

    Efendi Hazretleri'nin yolu muhafazası, rabıtayı bozanların ıslahı, ıslaha mukadder olmayanların kahrı, mağlubiyetini görmemiz ve bunların tarumar olması ve Efendimiz Hazretleri'nin yolunun derli toplu Hazreti Mehdi'ye ulaşması.

  18. 08:22

    Bütün küçük kaplanlar toplaştı, İmam Asum Hazretleri'nden kaplan çıktı geldi. Şimdi o arkadaş şimdi bir şeyden haberi yok. Başka şeyler de görüyor da, arkadaş ben zaten bu kaplan rüyasına takılmışım iki haftadır. Küçük kaplan kabirden çıktı geldi, tamam. Doğalar yerini buldu. Küçük kaplanlar büyüyor, kuvvet artıyor, güçlenme artıyor ve kaplan ne yapar büyüyünce?

  19. 08:51

    Büyüyen kaplanlar sonra ne yapar? Ne yapar? Yolu bozanları ne yapar? Allah onların yerinde olmaktan bizi muhafaza eylesin. Çok durum net. Durum net. Kaç kişi kabul olunduğumuzu Efendi Hazretlerimizin tepçiren kaç kişi gördü? Kadınlar, erkekler, öyle mübarek ihvanlar, hep derslerini güzel yapıyorlar, hepsi tarikat ehli.

  20. 09:18

    Efendi Hazretleri'nin adamları. Doğalar yerini bulmuştur. Saatli bomba kurulmuştur. Vaktini bekliyor. Siz bekleyin, biz de bekliyoruz diyor Kur'an. Feterabbasu innâ mâ kumtarabbisu. Siz de bekleyin bakalım. Beklesiniz cübbeli keperecek de siz kurtulacaksınız. Siz bekleyin, biz de sizinle bekliyoruz.

  21. 09:48

    İnşallah biz tevbenizi bekliyoruz. Hidayetinizi bekliyoruz. Salahınızı bekliyoruz. Ama şeref niyet edenlerin Allah şerefine kifayet eylesin. Ama ikinci sabah iman etme anında bir müracaatımız var. Bir murâcaat oldu, öyle bir murâcaat, bitti o iş, bitti. Yine İmam Asmaz denen de o sabah, hiç şüpheniz olmasın, zerre kadar.

  22. 10:13

    Oradan giderken, başım dönerek, gözüm ağrıyarak, sancılar içerisinde, hiç ziyaretlerde oturamayacağım diye, önden de insanlara söyledim, benim de, dua bir şey beklemeyin yani, ben kendim yaparım ama, bütün hocaefendilere vazifeleri dağıtacağız, benim durumum hiç iyi değil, ve doktorlar son gün bana gidemezsin dediler.

  23. 10:36

    Dedim İmam-ı Rabbân hazretlerine sığındım. İmam-ı Rabbân seni ben izah etmez dedim, gittim orada sapasağlam. Ne gözümün ağrısı kaldı, ne başımın dönmesi kaldı, ne kalbimin çarpması kaldı. Geldik buraya yine hasta olduk arkadaşım. Allah Allah, tansiyon çıktı. La havle ve la kuvvete illa billah. Evliyaullah'ın himmetini inkar edenler helak olur.

  24. 10:58

    Tasarrufların hikayelerine helak olur. Müceddili Elbisani, en büyük İmam-ı Rabbâni. Mahbûb-u Subhâni. Kabrinin üzerinde öyle yazıyor. Mahbûb-u Subhâni. Allah'ın en sevdiği kullarını. Gavs-ı Samadânî. Allah'ın en büyük gavsıdır. Kutb-u Kayyûm-u Cihânî. Bütün alemleri ayakta tutan Kayyûm. Kayyûm-u Evvel İmam-ı Rabbân.

  25. 11:24

    Kayyûm-u Sâlih İmam-ı Muhammed. Mâsum-u Ürettir Ruska. Orada bir de torunlarında da çok önemli zatlar var. Kayyûm-u Muhammed Sıddık Hazretleri. İmam-ı Muhammed Hazretleri'nin oğlu Kayyûm-u Sâlih. Kayyûm-u Rabî Hüccetullah. İmam-ı Muhammed Hazretleri'nin torunu. Orada o sülalede, yani İmam-ı Rabbân Hazretleri'nin şeyinde kayyûmluk verilmiş.

  26. 11:49

    Kayyûm demek, yani Allah-u Teâlâ bizzat bütün alemleri yönetme tasarrufu verirse o kayyûm oluyor. Kayyîm de deniyor, kayyûm da deniyor. Anladın mı? Allah-u Teâlâ bazı sıfatlarından tasarrufları bazı kullarına verir. Ve o kullarıyla yönetir. Nasıl meleklere buyurur? Fel-müddebbirâ tevrâ. İşleri yöneten meleklere yemin ederim Allah'a buyurur.

  27. 12:13

    E işleri yöneten ancak Allah. Ama meleklere ne vermiş? Yönetim sıfatı vermiş. Müddebbirât, tedbir, yönetmek. Tasarruf da aynı şey. Arapça'da karşılıklı. Tasarruf, yönetmek. Tedbir de yönetmek. Tedbir Türkçe'de farklı manada. Tedbir aldı, yani önlemini aldı manasına. Arapça'da tedbir ne demek? Yönetmek demek.

  28. 12:33

    Müddebbir kime diyorlar? Müddebbir yönetene diyorlar. Mutasarruf kime diyorlar? Mutasarruf, tasarruf sahibi, yetkili. Kayyîm de aynı şeyi söylüyorlar. Anladın mı? Kayyîm, mutasarruf, müddebbir. Bunlar manaları, lukat manaları aynı. Tasavvufta istilahları da aynı manaya geliyor. Biz Allah-u Teâlâ'nın onlara yönetim hakkı verdiğine, tasarruftan devam ettiğine itikad etmişiz.

  29. 12:58

    Onun için de inancımıza göre Allah bize muamele ediyor. Ve dostlarından çok feyiz ve bereketler aldırıyor. Ve o feyizlerle, bereketlerle bizi size döndürdü. Döndürüyor, kavuşturuyor. Ve dualarımızın eserini en yakın zamanda izhar edeceğine itikad ediyoruz ve üst tuzan ediyoruz. Ve zaten mesela orada ettiğim bazı dualar bugün bir iki tanesi çıktı hemen.

  30. 13:23

    Bugün çıktı bir tanesi. Çok önemli bir meseleydi. Çok sıkıntılı bir meseleydi. Bugün oldu. Ertesi gün. Biz bunlara inanıyoruz, inandığımız için buluyoruz. İnanmayanlar da belasını buluyor. İnananlar da rahmetini buluyor, bereketini buluyor. Allah size razı olsun. Bu üst tuzan ve itikad ile sohbetlere devam ettiğiniz için İmam-ı Rabbânî Hazretleri Meşayihımız şefaatçiniz olsun.

  31. 13:50

    Şimdi dolayısıyla Hindistan'da kabir-i şerif ziyaretlerinde orada internetler çok çekmiyor. Ulaşımlar, telefonlar çalışmadı çok yerde. Özellikle Serent bölgesinde. Onun için paylaşımlar çok yapılamadı. Resimler belki paylaşılmıştır bazı kere. Hindistan kabir-i şerif ziyaretinde yapılan dualar, sabah namazından sonra, hadm-i şeriften sonra okunan Mettubat-i Şerife,

  32. 14:15

    Risale-i Kursiye dersleri, Hoca Efendiler okusun. Ahmet'in Vanlıoğlu Hoca Efendi bir gün okuduğu, Yelkenci Hoca Efendi bir gün okuduğu. Diğer bütün Hoca Efendiler, kabir-i şeriflerde hatim duaları, ziyaret dualarını yaptılar. Her gün ben de sonlarında konuşmalarım bazen oldu. Benim de bazı dualarım oldu.

  33. 14:37

    Her gün biner tane olmak üzere, cuma gününden itibaren sizlerle paylaşılacak. Yeni YouTube hesabımız var Hacı Belhamed Hoca Efendi. Yeni YouTube hesabına zaten ulaştınız herhalde oraya. Yeni YouTube hesabına üye olmayı da ihmal etmeyin. O hesaptan cuma gününden sonra, her gün bir kabir-i şerif silsilemizden biliyorsunuz orada, burada yedi silsilemiz var.

  34. 15:02

    Fakat Habibullah Cancan Mazhar Hazretlerimizle Abdullah Tehlebi Hazretlerimiz yan yana oldukları için ikisi bir ziyaret, gerçi ben ikisini ayrı ayrı ziyaret ettim, ikisini ayrı ayrı yâsîn-i şerifler yaptım ama onlar çekilemedi çünkü ben biraz abdest falan ihtiyaçlarım oldu. Ben abdest tazelerken Hoca Efendiler de bir yere yetişeceklerdi.

  35. 15:24

    O gecede uçak var, kalabalık cemaatine bir yere daha gitmeleri lazım çarşı-pazar işlerine. Ben çarşı-pazara gitmem, ben kabir-i şerifte oturdum. Dolayısıyla bazı tabii halktan da yüz elli kişi var, çarşı-pazar işine bir gidiyor falan. Onlara dedim ki siz hani insanları bekletmeyelim, ben de abdest alacağım, namaz kılacağım falan, bir yarım saat gecikmiş olduk.

  36. 15:45

    Ondan sonra Hoca Efendilerin bir kısmı benimle kaldı zaten. Biz tekrar yaptık ama onun çekimi olmayabilir. Ama Hoca Efendilerle yapılan duanın çekimi var. Bir de peygamberler, dokuz peygamberi zişan, İmam-ı Rabbı Hazretleri kabirlerini keşfetti. Nurlar yağıyor dedi, buralarda peygamber yatıyor dedi.

  37. 16:02

    İmam-ı Rabbı Hazretleri'nin keşfettiği kabir-i şeriflerde çok feyiz var. Orada da acayip dualar kabul olduğunu herkes gördü. O kabir-i şeriflerde de dua olmak üzere tabii sekiz tane en az ziyaret var. Ama ikisini bir sersek yine yedi oluyor. Dolayısıyla bunların hepsi bir gün olsa, yedi gün içinde bunlar size paylaşılacak.

  38. 16:26

    Her dualarda ne dedik? Bundan sonra amin diyecekleri de, gelmek isteyip gelemeyenleri de, imkanı olsaydı şimdi mutlaka burada olacakları da, aynen bu dualara ilhak eyle. Amin. Burada amin demekten olmaz. Orada dedik. İzlerken amin diyeceksin. Kabir-i şerifte yaptık duayı. Sonradan bu dualara amin diyenleri dedik.

  39. 16:53

    Ona amin dersen, orada yapılan bütün dualara kattık. Anladın mı? Anladın. Ve devamı yok. Orada yapılan amin diyeceksin. Mübarek, şimdi burada da her dakika amin dersen olur da, oradaki ne diyeceksin? Çünkü ne diyor? Sonradan bu dualara amin diyecekleri de. Kelimeler çok önemli. Sen Mevla'ya nasıl muraca edersen, Mevla dilekçeyi öyle kabul eder.

  40. 17:20

    Ona göre hareket edeceksin. İslamiyet'te öyle laf gelişi işler yok. Bir şey söylendiği zaman o söze göre. Allah-u Teala bize muamele eder. Asla bizi zayi etmez. Bu şeyleri takip edin. İnşaAllah-u Rahman. Sonra, dua kabul saati yarın 16.45 itibariyle başlayacağız her cuma. İstanbul akşam namazında bir saat kala İstanbul saatini baz alıyoruz.

  41. 17:44

    16.45. Dualarımızın Mevla'ya kabul eder. Çoook icabet eseri görülüyor. Elhamdülillah Mevla zahmetmez. 6 Aralık Cumartesi, yani bu Cumartesi saat 20.30'da Haydert'te Bursa Vakıf Külliyesi'ne Bursa'daki sohbet olacak. İnşaAllah her taraftan iştirak etsinler. Yakınca civardan iller, ilçeler, otobüsler tutmaya başladılar.

  42. 18:06

    Müribüs tutmaya başladılar. Allah yoluna, Emru Arif'e ayet okunacak. Hadis okunan ilim meclislerine gelmek isteyenlere otobüs, müribüs tutan. Onlara yolculuk parasını veren. Onlara yardım eden, bir kişiyi getiren. Allah dünya ahiretini mamur eylesin. Allah ki canını aziz eylesin. Ne sıkıntısı varsa ferece feraha tebdil eylesin.

  43. 18:27

    Bursa ve civardaki iller kardeşler. Herkes seferber olsun. Allah için bir araya gelenler ziyade olsun. Cemaat ne kadar kalabalık olsa rahmet o kadar bol olur. Amirler o kadar kabul olur. İnşaAllah-u Rahman 6 Aralık bu Cumartesi 20.30'da. Bursa Vakıf Külliyesi'de inşaAllah. Rabbim cem eylesin. Amin. Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi selim.

  44. 18:51

    Şimdi yine şu ilanı da yapalım. Haydar, Yesevi, Aşevi kapasitesi arttığı için Aşevi'mizde son bir haftalık stokumuz kalmış. Bir haftalık stok kalmış ne demek? Et stoku. Bugüne kadar hiçbir hale gelmemişti. Stok kapasite arttırılıyor. Çok yere yemek veriliyor. Tabi bu İsmail Han'da. Bütün milletin yemeklerini çeşmişler.

  45. 19:18

    İşte bir tane Beylikdüzü tarafında bir kadın hoca kursu bir şeymiş. Yemek mi bulamamış bir şey mi olmuş bilmem ne. Bunlara müracaat etmiş. Demişler ki sen demişler kursunun adına demişler. Sahte şeyin karısının adını koyarsan demişler. Veririz demişler.

  46. 19:35

    Şimdi o da sahte şeyin karısının adını koymuş. Şimdi paraları yağdırmışlar. Ondan sonra bolluk var. Kim efendi de devam ediyor. Yemeğini kesiyorlar. Durum bu. Her yerden haber yağıyordu. Onun için tabi burada yük başımıza bindi. Aşevi'de bir an evvel bitecek inşallah. Otuz bin yemek yedim artık hiçbir talebe aç kalmaz.

  47. 19:57

    Çok yağlı, lezzetli yemek yiyecekler inşallah. Burada et, süt, oğul bir haftalık kalmış. Atak kurbanı, akrike kurbanı, şükür kurbanı Haydar aracılığına kestirip Aşevi'nin et ihtiyacına katkıda bulunabilirsiniz demişler. Bu çok önemli. Bir haftalık et kaldı. Bu talebe et yemesin mi? Zaten gece yarıları kalkıyorlar, az uyuyorlar.

  48. 20:17

    Sizin gibi, sizin çocuklarınız gibi, herkesin evindeki gibi bolluk bir şey yok. Medreselerde Allah için ilim tahsin ediyorlar. Efendi Hazretleri'nin yolunu koruyorlar. Efendi'nin gözü bebeği onlar. Efendi Hazretleri'nin göz bebeği o medrese talebeleri. Onun için kurban bağışlarınızı yapabilirsiniz diyor.

  49. 20:36

    www.ahmedyesevi.org.tr'den bilgi alınabilir. 0212 hattıyla 923 1923 telefonundan da bilgi alınabilir. Vekalet verilebilir. Buradaki sorun nereden çıktı biliyor musunuz? Pahalılıktan dolayı millet Atak, Şükür, Afrika vesaire kurbanı Afrika'ya yolluyor. Mevzu buradan çıkıyor. Herkes Afrika'ya yolladığı için Türkiye'de pek kesen az kaldı.

  50. 21:11

    Çok azaldığı için bu et stokları bu zamana kadar bittiğine hiç ilan ettik mi biz size? Hiç daha ben bu seneye kadar böyle bir ilan yapmadım. Bu sene böyle oldu. Çünkü neden? Pahalılıktan dolayı mesela burada birisi büyük baş bedeli 13.000 TL imiş. Bir küçük baş bedeli 18.000 TL. Allah Allah küçük baş daha şey.

  51. 21:37

    Daha pahalı he. Küçük baş daha pahalı 18.000 TL. Büyük başta hisse oluyor. 7 hisse oluyor. 13.000 TL'den bir şey yapalım yani. Ben bir hisse gireyim yani 13.000 TL'den. Şey yapalım haydere ödeyelim. Büyük baştan bir hisse gireyim. İnşallah. Hadi bir tane şey yapalım. 6 kişi daha bulalım hadi bir. Efendi Hazretlerimizin ruhu şerifini.

  52. 22:05

    Efendi Hazretlerimizin medresesi için. Efendi Hazretlerimizin ruhuna hediye etmek üzere. Efendim yaz oradan. Tamam ben anlamam ha bak. Kaçmayın sonra ha. 7'yi bulduk mu? Tamam benle beraber 6 daha. Efendi Hazretlerimizin ruhu şerifini. İnşallah hemen bir talebelere et göndeririz. İnşallah o rağmen. 13.000 TL'de benden alın.

  53. 22:33

    İnşallah. Bu önemli bir duyurumuzdur. Meşayihımızın ruhlarına hep niyet edebilirsiniz. Silsile-i Meşayihımızın. Bu medreseler Allah diyen yavrular hürmetine yağmurlarımız yağıyor. Bitkilerimiz yetişiyor. Ve biz nefes alıyoruz. Yoksa Efendi Hazretleri buyurdu. Bu medreselerdeki talebeler gece teheccüde kalkmasalar.

  54. 22:52

    Ve dua yapmasalar. Etrafımız ateş çemberi. Mayıs yağmuru gibi bela yağacak üzerimize. Bu medreselerin hürmetine yiyorsunuz içiyorsunuz. Ve evinizde rahat yatıyorsunuz. Çoluğunuz çocuğunuzun namusunu hırsını koruyorsunuz. Her taraf yağmasanın böreğe gitti. Bütün devletler battı. Bak Türkiye'ye bir şey gelmiyorsa.

  55. 23:11

    Bu medreseler Efendi Hazretlerimizin medreseleri. Tam şeraat tarikat üzere. Tam şeraat. Teheccüd kazası yok. Nerede var böyle medrese ya? Onun için Efendi Hazretleri'nin rabıtasını muhafaza edenler çok önemli. Bak. Efendi'nin rabıtasının önemi hakkında. Siz anlamıyorsunuz bu işleri de, 14 Mayıs 1992, Pazartesi gününde, Efendi Hazretlerimiz hocalar sohbeti yapıyor.

  56. 23:31

    14 Mayıs 1992 O zaman biliyorsunuz Kendisi sohbet yaptığı günler. 92 senesi bundan. Yani 25 sene falan evvel. Yeni baskı sohbetler El yazma sohbetler de var. Yeni baskı çıkan 4. cildi çıktı ya. Kimin evinde bu kitap varsa Sanki evinde Efendi Hazretleri Efendi Hazretleri var konuşuyor. Şuradan Efendi Hazretleri'nin Sağlığında yanında sohbetlerinden İstifade edemedik demeyin.

  57. 24:13

    Aynı feyiz aynı bereket. Her gün 5-10 dakika okuyun. Efendi Hazretleri yanınızda evinizde bahsediyor. 4. cildi çıktı. 3 cilde evvelce çıkmış. Son derece sizin anlayacağınız dilek. anlayacağınız dilek çok emek edilmiş. Dördüncü cildi eee 4. cildi. ASKA yayınlarından özellikle temin edin. Burada da dükkan Ağustos yayınlarından özellikle Temin edin.

  58. 24:33

    köşede açmışlar. Kapılarda da size arz ediyorlar bu sohbetleri. Üçüncü cildinin sayfa üç yüz seksen dörtte üçüncü cilt bu baskıyı söylüyorum. Çünkü birkaç el yazma da var ya. Üçüncü cil sayfı 384'te buyuruyor. Rabıtanızı bozmadıkça sizi yenemezler. Efendimiz'in sözüne bak. Kaç sene evvel? 90 olsa, 20-25, yani 30 seneden fazla değil mi?

  59. 25:04

    93-34 sene evvel. Dikkat! Bundan büyük keramet mi arıyorsun sen? O zaman Efendimiz'den başka rabıta yapılan biri var mı? Kimden bahsediyor o zaman? Yok, kimden bahsediyor yani? Rabıtanızı bozmadıkça sizi yenemezler. Peki kime söylüyor bunu? Kendi ihvanına söylüyor. Kendi ihvanında Efendi'den başkasına rabıta yapan var mı?

  60. 25:31

    Yok, Şah-ı Nakşibend Hazretleri. Zaten Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, başka yok. Onlar zaten Efendimiz Hazretleri'nin şeytleri. Şu keramete bak, şu söze bak ya! Rabıtanızı bozmadıkça sizi yenemezler. Rabıtanızı bozunca sizi bozarlar.

  61. 25:50

    Şimdi o zaman Efendi Hazretleri rabıtayı size bıraktırınca demiyor bak. Bak dikkat et! Vehhabileşirsiniz, yoldan çıkarsınız, ehl-i sünneti bırakırsanız demiyor. Dikkat! Rabıta kime yapılıyor? Sadece kendisine yapılıyor. Rabıtanızı bozunca bozunca ne demek ya? Bak, Vehhabi olursun zaten Şah-ı Nakşibendi de bırakırsın.

  62. 26:17

    Hani ihvanlıktan Vahabiliğe dönen birkaç tane çatlak çıktı. Ben tanıdığım. Birkaç tane çatlak çıktı. E tamam da o zaten Vehhabi olduğu zaman Resulullah'a da rabıtayı bıraktı. Sallallahu aleyhi ve sellem. Şah-ı Nakşibendi de rabıta yapıyor. Vehhabi rabıta yapar mı?

  63. 26:36

    Şimdi burada kime söylüyor bunu? İhvana söylüyor. İhvan sadece kime rabıta yapıyor? Bak, ehl-i sünneti bırakırsanız demiyor. Şeriatı, tarikatı bırakırsanız demiyor. Bak, dikkat et! Kelimeye bak, kelimeye! Efendine keramet arıyorsun. Her sene evvel sana daha ne diyecek ya? Aha sohbetler orada. Efendi hayattayken yazıldı onlar.

  64. 26:56

    Rabıtanızı bozmadıkça sizi yenemezler. Rabıtanızı bozunca sizi bozarlar. Rabıta kaledir. Rabıta neymiş? Kaledir. Sen Mahmut Efendi'nin müridiysen bu söz seni bağlar mı? Bağlar. Kaledir. İşte herifler kendi kalelerine gol attılar. Kendi kalelerini elleriyle yıktılar.

  65. 27:18

    Şimdi kendi kalelerini yıktıkları kalenin içinde şaşkın ve bocalamış vaziyette ne yapacaklarını efendim, şaşırmış halde böyle her türlü bozukluğa artık evliyaullah'ın tasarrufunu inkar, kabirden görüşmeyi inkar, evliyaullah'ın bedenlerinin cisme bürünüp temessül edip çıktığına dair bütün ayetleri, hadisleri inkar bütün bozulmalar başladı mı?

  66. 27:49

    Bitti o iş. Allah ıslah edeceğini eder. Kurban olduğum. O bize kalmış iş değil. Biz duamızı yaparız. Onun için 3.cil 384. sayfada bundan büyük bir şey olabilir mi? Şimdi, İbrahim Efendi Sellem oğlu hocamız Allah hayırlı, uzun ömürlü, sıhhate afiyetle başımızda bereketimizi ipikal etsin. İşte İbrahim Efendi hocamız işte Hasan Efendi baştan şey kabul etmiş de

  67. 28:12

    sonradan dönmüş de bilmem neydi böyle bir şeyler uyduruyorlar. İbrahim Efendi hocamız hakkında Şimdi bakın bu akşam şimdi bir video koydurdum şey bizim YouTube sitemizde buradan çıktıktan sonra da izleyebilirsiniz İbrahim Efendi hocamız Hasan Efendi vefat etmeden 6 ay 20 gün kadar önce yani 7 ay kadar diyelim 6 ay Hasan Efendi sağa 6 ay 23 gününe önce bir konuşma yapıyor

  68. 28:46

    başında yeşil sarık var o konuşmada diyor ki Hasan Efendi canımız ciğerimiz bizim ağabeyimiz ne diyor Hasan Efendi şeyh olmadığını ağabeyimiz demekle şeyh olmadığını zaten açıkça ağabeyimiz diyor ondan sonra ne diyor diyor ki rabıta Hasan Efendi rabıta yapılmayı kabul etmiyor çünkü şeyh değil şeyh olmadığını en iyi Hasan Efendi biliyor onun için de rabıta yapılmasını kabul

  69. 29:26

    etmiyor bunu İbrahim Efendi söylüyor yani rabıta kendine yaptırmadığını söylüyor ve peşinden İbrahim Efendi hocamız daha Hasan Efendi sağa 6 ay ölmeden ne diyor Hazreti Mehdi'ye kadar Mahmut Efendi Hazretlerine yapılacaktır diyor ve bunu kendi sesiyle beyan ediyor hala İbrahim Efendi hocamıza efendim baştan kabul etti de sonradan döndü de diye İbrahim Efendi

  70. 29:52

    hocamız gibi namuslu dürüst Efendi Hazretlerimizin Efendi babamın ciğer paresi, benim ciğer parem, Allah'ın marzî kulu, makbul kulu ben sana Allah'ın çok makam vereceğini biliyordum ama bu kadar düşünememiştim diye Efendi Hazretlerimizin, onların kendi bastığı kitaplarında bile Efendi Hazretlerimizin el yazısında Medd-ü Sena'ya mazar olmuş

  71. 30:12

    İbrahim Efendi hocamıza iftirayı bıraksınlar bu büyüklerin Evliyaullah'ın hakkına girmesinler zaten helak olacakları bin tane sebepleri var üzerine bir de bunu eklemesinler yani bu video paylaşılmıştır, bunu da izleyip izletebilirsiniz İnşaAllahurrahman Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim bu itibarla kardeşlerimiz Nuruddin Alevi Hazretlerinin kitabından 17.

  72. 30:47

    sahfeye geldim kitabın adı neydi? Tarifü'l-İslam ve'l-İman İslam ve'l-İman ehline yani biz Müslümanlara tanıtıyor neyi tanıtıyor? Ben de Muhammed'en sallallahu aleyhi ve sellem la yehlubünün zemanı ve la mekan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden hiçbir zaman ve mekan boş kalmaz her zaman ve mekanda Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bedeniyle

  73. 31:10

    ve ruhuyla, ruhuyla olduğunu kabul eden çok ama bu zat diyor ki aynı zamanda bedeniyle de alemleri kaplamış diyor şimdi bunları bayağı ders yaptık onları da bir sırada topladım herhalde topluyorlar arkadaşlar dinlemek isteyenler sadece o konu mesela ben buraya kadar ilanlar yaptım konuşmalar yaptım bunu çıkarıyoruz ana dersten çıkartmıyoruz haftanın sohbetinde kalıyor ama

  74. 31:35

    konuyla ilgili derste çıkarıyoruz birleştiriyoruz öyle daha güzel oluyor o konuyu dinlemek isteyen başka bir konu karıştırmadan o konudan satmadan sırf onun hakkında malumat alabiliyor feynkâle kâilun eğer birisi derse ki helfâlihâ biâzâ fî ufkûs semâil fazlî nûrun kablekum emmû veşşeyûn tekûlûnû minende enfusikum ey Nurettin Alevi diyor derseniz bana

  75. 32:06

    şimdi sizin fazilet semanızın ufkunda sizden önce böyle bir nur doğmuş muydu? yoksa bunu kendiliğinizden ilk olarak siz mi söylüyorsunuz? yani ne söylüyor benim erisine de göre itikadım nedir diyor Nurettin Alevi kattesallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bütün âlemleri zamanlar, mekanlar, mahalleler arş, levh-i mahfuz, kürsi, kalem kara, deniz, düz, tepe, berzak, kabil

  76. 32:35

    ne kadar âlem varsa kevn-i âlâ, kevn-i esfel üst mekanlar, alt mekanlar arşa kadar son cisim arş arştan aşağı Allah'ın yarattığı ne kadar cisim, mekan ve zaman varsa âlem-i vücut müstesna Mevlânâ'nın âlem-i müstesna o zaten onda zaman mekan yok bütün âlemler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bedeni şerif ile ve ruhu şerif ile dolmuş diyor

  77. 32:59

    şimdi eğer diyor birisi çıkıp bana derse ki sizden önce bunu konuşan oldu mu? yoksa bunu ilk olarak siz mi söylüyorsunuz âlemler arasında ve keyfe yutesavveru hâzel hâl bu hâl nasıl düşünebilirim? ve keyfe yasahu en yahille ev en yahulle cismin vâhidun fî cemîl mehâlli bir cismin Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tek bir insan tek bir cismin şerifin

  78. 33:26

    bütün mahallerde ve mekanlarda ve yerlerde ve her zaman diliminde aynı anda bulunması nasıl sahih olur? ben bunu anlayamadım diyor derseniz böyle bir soru sorarsanız kulnâ biz de cevap deriz ki el cevabu inşâAllahü teâlâ inşâAllah şimdi sana cevap veriyorum dinle bayram hoca gibi beni bağırttırma rahmetullahi aleyhi ve kabri nur olsun dinle derdi böyle sinirini bozardılar zaten

  79. 33:58

    buna çok sinir bozucu adamlar vardı İsmaila'da o zamanda da o zaten onlara bindiriyordu böyle enne men kedebe Haled Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bir koca Nurettin Halebi bütün ulema evliya kendisinden sonra gelen 400 sene onun kitaplarından almışlar diyor ki kim Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme iftira yaparsa onun adına onun söylemediği bir şey uydurursa

  80. 34:26

    veya onun kabul etmediği bir makam ona isnat ederse Allah'a sığınırız ki böyle bir duruma düşmekten o kişi asad de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şefaatinden mahrumiyeti ve berekatından tecelliyatından engellenmeyi hak etmiştir bir defa ben şunun idrak ve şuurundayım ki bu konuda kendi kafama bir şey çıkarırsam dine

  81. 34:54

    sokarsam Resûlullah hakkında konuşursam sallallahu aleyhi ve sellem ben kovulanlardan olurum ben bunun bilincindeyim diyor ve menehtesefî emri-şerîh mâ leysemînû fevaraddûn sokağa kim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ruhu hakkında, bedeni hakkında, makamı hakkında, tesarrufu hakkında, yönetimi hakkında vesairesinde bir bid'at çıkarıp da yeni bir fikir ortaya atarsa fevaraddûn

  82. 35:20

    fevve raddün, o onun görüşü o onun görüşü merdittir, reddedilmiştir diyor. merdöttür, reddedilmiştir, diyor. fe ma zikernâ fi yâzel mutti'â innemâ ve bimü fîz-i fâiz-il ilhâm benim buradaki davam ve delilim, delilin davam, ispatlı davam, ilhamları akıtan Allah-u Teala'nın Feyyaz Teala'nın müfiz, müfiz feyiz veren Allah'ımızın ilhamıyladır.

  83. 35:47

    İlhamıyladır, ilham da Bunu zaten hadis-i şerif, meleğin de ilhamı var, şeytanın da vesvesesi var diyor. Dolayısıyla her Müslüman hakkında da bu geçerliyse de, büyük alimlerin, büyük velilerin ilhamları tabi senin benim kalbime gelenlere benzemez. benzemez, benzemez. Ama meleklerin Allah tarafından mümin kullara lenmesi vardır.

  84. 36:14

    Lenme ne demek? Kalbine ilka ve bırak. lemme ne demek? Kalbine ilka ve bırakma. Nasıl şeytan ne vesveseler veriyorsa, onun karşılığında da Allah'ın ilhamı haktır. Nasıl şeytan nefes veseler veriyorsa, onun karşılığında Eğer Allah'ın ilhamı, meleğin ilhamı olmasa da, şeytan bu sefer saltanatını kurar, bizi maskaraya çevirir.

  85. 36:30

    Dinden imandan çıkarır. Allah korunmasa, meleklerin ilhamı gelmese. Onun için duraklama yapamaz. Bu söyleyeceğim sözlerin, delillerin doğruluğu hakkında inşallah, Allah dilemesin. Allah'ın dilemesini sağlasın. işte ehadün, hiçbir kimse duraklayamaz. Yani tereddütçü kabul eder. Ama kimlerden ise Efham ehlindense.

  86. 36:59

    Efham, fehmince bilir. Efham, fehmin cevidir. Fehim, anlayış demektir. İsmail ağacılar gibi, evham ehlindense, evham. Evham ehlindense, duraklar acaba der, ne oluyoruz der, nereden çıktı der. Ama efham ehlindense, feyli, efham, fehmi ve anlayışı olan, İslam şuuru anlayışı olanlardansa, ehmi ve anlayışı olan, İslâm şuuru anlayışı olanlardansa durmak, duramaz.

  87. 37:23

    Tamam mı? Tamam mı? İlle şâzen nâdir min ehlil evham Bak onu ben de ileriyi görmeden söylüyorum. Evham ehlinin de hepsi değil. Evhamlılardan şaz ve nadir birkaç kişi bir acaba diyebilir. Ama efham ehlindense, fehim ve zekası varsa, daha evet, daha ve eshâbil îhâmil vel ibham İham, aklını karıştırma adamları bir de ibham, yani kafasında hiçbir şey net değil.

  88. 37:52

    Mübhem ehli. Mübhem ne demek? Onun doğruluğunu nereden bileyim? Bunun hak olduğuna nasıl inanayım? Vesveseli adamlar mevzudan müstesnadır. Onları adam yerine bu konuda koymuyoruz. Peşine bir beyt söylüyor. Eğer gündüzde, gündüz apaydın, güneş parlamış, onun da delile ihtiyacı varsa gündüz olduğuna dair, o zaman senin aklında zaten hiçbir şeyin doğruluğu net değil.

  89. 38:29

    Bir adam güneşin varlığına, gündüzün ortasında, güneş göğün ortasındayken, güneş var diye bana bir delil göster diyorsa, zaten onun kafasında artık hiçbir şeyin varlığı yok. O zaman sen var mısın diyeceksin ona. O da ben de yok olabilirim herhalde, belki de ben de yokum der. Konu kapanır yani. Anladın mı?

  90. 38:53

    Gündüz delile muhtaçsa, güneş parladığı zaman her şeyin varlığını gösteriyor. Karanlıkta hadi ispat edemiyorsun, koca dağlar kapanmış, ışık yok, bir şey yok, şurada dağ var görmüyorum kardeşim falan. E gündüz var, güneş havada her yeri gösteriyor, hala dağ orada. Dağ var mı, taş var mı, eşek var mı, inek var mı diye konuşuyor.

  91. 39:15

    E o zaman sana göre hiçbir şey sahip değil ki. Senin hiçbir doğrun yok yani. Bir, sen bizi ilgilendirmiyorsun. Ve ne diyor şair, yine bir şiirde okuyor. Eğer sen gözünle hilali görmediysen, ama adamlar gelmiş diyor ki, biz gözümüzle gördük diyor.

  92. 39:40

    Şimdi İslamiyet ne diyor? Bir kişi, Hanbeli mezhebinde biraz, Hanefi mezhebinde biraz daha kalabalık cemaat lazım. Çıkar derlerse ki, İşte Ramazan'ın birinci gecesi midir, değil midir? Oruç yarın başlayacak mı, başlamayacak mı? Teravih başlayacak mı, başlamayacak mı? Ay gözetleniyor. Gördünüz mü oruca başlayın, gördünüz mü orucu bozun, bayram yapın.

  93. 40:08

    Yani Şevval'i görünce bayram yapın. Ramazan-ı İlahi'ni görünce oruca başlayın, diyor. Ruhiyet-i İlahi meselesi. E şimdi adam geliyor, ben gözümle gördüm, diyor. E o zaman Osmanlı'da olsun vesaire de olsun şeriat mahkemesi hakimler hüküm verecekler. Neye göre? Adam şahitliğine göre. Adama bakıyor, namaz kılıyor, muhabbet alıyor.

  94. 40:30

    Neyse işte fasık mıdır, değil midir? Biraz öyle şahitlerde şartlar aranıyor. Doğru dürüst bir müslümansa, gördüm diyenlerin şahitliğiyle Ramazan başlıyor mu, başlamıyor mu? O zaman herkes kendi görmeden başlamasın derse, üçüncü gece anca gözüken yerler var. E o zaman ne olacak? Üç gün Ramazan gitti.

  95. 40:53

    Bayram da kaydı. Oruç da gitti. Bütün hesaplar alt üst oldu. Onun için sen Hilali göremedinse, gözünde bozukluk olabilir. Durduğun yer yanlış olabilir. Baktığın açı yanlış olabilir. Senin ora puslu olabilir. Güzel gecesi senin orada bulut olabilir. Öyle mi değil mi şimdi? Eee? Gözüyle görenler varsa, İslamiyette sana diyor ki, sen göremedinse de,

  96. 41:22

    gözleriyle görenlere teslim olup, Ramazan başladıysa müslümanların cemaatiyle sen de başla diyor. O zaman, Evliyaullah ve ulema bile, İmam Suyutiler, İmam Kurtubiler, İmam Cüveniler, İmam Gazaliler, anladın mı sen, İmam Şahraniler, Abdülkadir Geylaniler, Şah-ı Nakşibendler, İmam-ı Rabbani'ler, Kaddes Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in,

  97. 41:47

    ervahın, Evliyaullah ruhlarının, tasarruflarının devam ettiğini, bütün delillerle beyan ediyorum. E bu kadar delille buna inananlar var ise, ben bunu göremiyorum. Ben Mahmud Efendi Hazretleriyle uyanıkken kabirden görüşemedim. Veya Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidiyorum, selam veriyorum, ediyorum ama, oradan bana bir sesini duymuyorum.

  98. 42:08

    Veya cism-i şerifi, bedeni şerifiyle bugüne kadar uyanıkken göremedim. Ben de göremedim. Ama görenler olduğunu kabul ediyorum. Çünkü bu kadar ulema, evliya, görüşenler olduğunu beyan ediyor. Yüzlerce, binlerce, on binlerce tasavvuf kitabı, bütün kaynaklar bunları zikrediyor. İmam Suyuti bunu özellikle risale yazmış.

  99. 42:38

    Daha birçok alimler, Rasulullah'ın yaka zaten uyanıkken görenler, görüşenler hakkında risale yazmış. Yüzlerce, binlerce evliyaullah şahitlik ediyor. Şu elimle musafa ettim diyor. Bir an görmesem Müslüman saymam kendimi. Mürted sayarım diyor. Resulullah'la uyanıkken öyle görüşme makamındayım ki diyor, bir an gözümden kaybetsem kendimi Müslüman sınıfından saymam diyor.

  100. 43:12

    Hizbulbahri yazan. Şimdi bu evliya yalan söylüyor. Sen mi doğru konuşuyorsun? Hilali görmedinse, görenlere teslim olacaksın kardeşim. Zındıklığın ne lüzumu var? Tarikatım diye geçineceksin. Evliyaullah'ın görüşmelerini reddedeceksin. Bu ne tarikatı ya? Böyle şeriat bile olmaz. Zerre kadar imanı olan Ebu'l-Hasen Şazeli'ye yalancı der mi ya?

  101. 43:42

    Ebu'l-Hasen Abbasi Mürsiye yalancı der mi ya? Abdülkadir Geylani diyor, Resulullah geldi diyor. Sallallahu aleyhi ve sellem, çabuk kalk dedi diyor, vaaz edeceksin. Medreseleri yeni bitirdim diyor. Ben diyor, Ceylan'dan geldim diyor. Acem diyarından geldim diyor. Bağdat'ta bir Arapça konuşan alimler var o zaman.

  102. 44:02

    Şunlar bunlar, Bağdat yıkılıyor. Dünyanın en büyük alimleri Bağdat'ta. Fusaha-ül Arap. Arap'ın en düzgün konuşanları. Ya Resulallah dedim diyor, ey benim ceddim Resulullah diyor. Sallallahu aleyhi ve sellem diyor, ben Fusaha-i Bağdat'a, Bağdat'ın en fasih, Arapça'yı en iyi konuşanlara, ben nasıl çıkıp vaaz edeceğim dedim diyor.

  103. 44:22

    Aç ağzını dedi diyor, bir tükürdü mübarek ağzıma diyor, çabuk emrediyorum sana vaaz edeceksin dedi diyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem geldi diyor. E sen şimdi bana gelmedi, ben görmedim, böyle şeyler olur mu? Ölmüş gitmişler, gitmişler. Bilmem ne konuşuyorsun. Bunu tarikat ehliyim diyen bir insan der mi ya?

  104. 44:44

    Madem öyle Vahabi ol, ol, açıkça ben Vahabiyim de, Selefiyim de, bilmem ne, çık git. Milleti Milleti tarikat ehliyim, bilmem ne diye bir de tarikat dersi veriyorsun, bir de istihara yapıyorsun. Ulan tarikat dersi değiştiriyorsun. Ulan ne tarikat dersi, sizin tarikatınız kalmadı ki zaten. Neyi değiştiriyorsun?

  105. 45:06

    Şimdi Sözlere bak. Bir kişinin bir konuda ilmi varsa o konuda ilmi olmayanlara karşı o kişi nedir? Hüccettir. Şimdi benim bu usta tetepatım var mı? Var. Binlerce kitap elimden, tasavvuf kitabına binlerce bak. Yüzlerce demiyorum. Binlerce tasavvuf kitabını okumuş biriyim ben. Bütün delilleriyle. Sen kaç kitap okudun ya?

  106. 45:36

    Bu konuda benim bilgim var mı? Var. Bilen bu konuda bilgisi olmayana karşı hüccettir. Delil kabul edilir. Çünkü neden? Senin araştırman yok. Hiçbir şeyde bir kaynak veremiyorsun. Ben dünya kadar Arapça ibarebe kaynak okuyorum. Sen çıkıyorsun böyle bir şey Adem aleyhisselamdan beri görülmemiş. Ulan Adem aleyhisselamdan beri böyle bir şey görülmemiş.

  107. 46:00

    En büyük reddiyesi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Miraç gecesi Musa aleyhisselamın kabrinde ayakta namaz kılarken görüştük. Sonra da Mescid-i Aksa'da, Sarf'ta buluştuk. Sonra da 6. Kart Sema'da görüştük. Bir gecede 3 kere ayrı ayrı yerde Musa aleyhisselamla fiziken görüştük. Bunu Bukhari'ye baksan görürsün.

  108. 46:18

    Müslüme baksan görürsün. Sen böyle bir şey Adem aleyhisselamdan beri gerçekleşmedi derken Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Miraç gecesi görüştüğünü de mi reddediyorsun? Ayeti de mi inkar ediyorsun? Secde suresinin ayetinde Musa aleyhisselam'a biz Tevrat kitabını verdik aleyhisselam diyor. Habibim onunla kavuşacaksın, görüşeceksin, buluşacaksın.

  109. 46:42

    Sakın şüphelenme, alenen görüşmeye yakında buluşacağında hiç şüphen olmasın diyor. Ve Allah'ın bu vaadi çıktı mı? Miraç gecesi 3 defa görüştü mü? Fiziken görüştü mü? Görüşmezse Musa aleyhisselam nasıl ayakta namaz kılacak? Ruh ayakta namaz mı kılar? Ruh ayakta durur mu? Ruh zaten bir bedene girmeden gözükmez ki.

  110. 47:07

    Dolayısıyla ayeti de mi inkar ediyorsun? Ne ayet bile yok, ne hadis? Adem aleyhisselam'dan beri böyle bir şey görülmedi. Böyle bir ilim olur mu ya? Kaynak? Görülmedi. Kaynak? Ben görüldü diyorum kaynak. Al Buhari, al Müslüm, al Dünya kitabı, ayet, hadis, hepsini söylüyorum. Al burada kitap, tarifu el-İslam, al orada Elhamilil Fetava, al orada El Mutelifi, Tatavvuril Veli,

  111. 47:36

    al orada Tenvirül Halek, Tenvirül Halek, Fî Rûhiyetil Nebiyyü Vel Melek. Sabaha kadar kitap ismi severim ya. Hepsinin ibadelerini biliyorum ezbere. Mevzuları biliyorum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yakası zaten görüşenler o yine büyük bir zat, Müstehan-ı Mimidi neydi? Büyük Veli, onların hep kitaplarını okumak lazım size.

  112. 47:56

    Şimdi Ve men feyni hüccetu aleyha millem yefem. Anlayan anlamayana karşı hüccettir. Sen bu konularda anladığın işin var mı? Yok, anlaşıyorsa anlayan hüccet sayılır. Anlamayan hüccet sayılmaz ki. Bir şey okumamışsın, bir delilin yok. Ve men hafıza hüccetini aleyha millem yefem. Bir adamın hafızası yerinde, bir adam da unutka.

  113. 48:19

    Şimdi bunlardan hangisinin sözüne güvenilir? Kimin hafızası yerindeyse, o kişi nedir? Hafızası yerinde olmayana karşı hüccettir. Bir toplantıda şurada burada böyle ne diyoruz bazen? Ya benim hafızam beni yanıltabilir, ben bazı şeyleri hatırlamıyorum. Sen daha iyi hatırlıyorsun. Diyoruz birbirimize öyle konuşmuyor muyuz?

  114. 48:39

    Ne demek ki? Sen şimdi hafızan kadar konuş, ilmin kadar konuş, fehmin kadar konuş, idrakin kadar konuş, tetebbuatın kadar konuş ya. Yine de biz şunu diyoruz. Ayrılırsak kötü ayrılmayalım diyor. Ama hiçbir sözü de delilsiz konuşmayalım diyor. Hiçbir söz delilsiz sayılmaz. Bizim bu davamızda sahih delillerimiz var.

  115. 49:15

    Ayetten, hadisten, vahiyden, nakil yoluyla geliyor. Burhanlarımız, hüccetlerimiz var. Var olan, açıktaki deliller kesinlik ifade ediyor. Evet, mana veriyoruz. Sahih avalilerimiz. Avali demek yüksek senetle. Hem sahih hadis, hem de hadisin senden Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e kadar giden senetle.

  116. 49:51

    Giden senet ve istat zinciri Âli. Âli ne demek? En üst tabakada yüksekten bağlanıyor. Bağlantıyı nereden kuruyor? Yüksekten kuruyor. Bir var ki, senin seviyende olanlardan alırsın. Ben ondan duydum, o ondan duydu. Böyle senin seviyende gidersin. Oradan yukarı doğru gidersin. Bir de var ki, sen mesela Mahmud Efendi Hazretlerinden o ala-i der-i efendiden giderse,

  117. 50:11

    senet yukarıya doğru, yüksekten doğru gider. Bizim de diyor, sahih avalilerimiz var. Avali demek yüksek istatlarımız var. Mesela Nurettin Alevi Hazretlerinin, diyelim Bukhari'den icazeti varsa, var. Diyelim Müslüm'den, sahih kitaplarından, hadis kitaplarından, hepsinden istatları var. Alimler hep istatlı çalışır, senetli.

  118. 50:31

    Ama o istatlarda, senetlerde mesela, bizim şimdi İmam Bukhari'ye bir şey ulaşana kadar, benim de var. Yani Bukhari'ye istadım. Diyelim Şeyh İbrahim Asayi'den var, diyelim Ömer Ceylani'den var, diyelim Şeyh Muhammed Alevi İbni Malik Hazretleri'nden var. Elimde yazılı icazetler de var. Bunlar bir senet ve istattır.

  119. 50:53

    Evet. Ama şimdi Nurettin Alevi bundan 400, 450 sene evvel. Onun gerideki istatı, bizim çok sahih istatlarımız var diyor. Ve diyor, bunlar çok tercih edilmiş sabit müsnetler var. Bu müsnetler diyor, bütün huffaz, huffaz dediği hadis hafızlarını kazıyor. Bütün hadis hafızlarının nezdinde bu hadisler sabittir diyor.

  120. 51:14

    Ve mana ve lafız bilen, ne kadar ilim ehli varsa onlar da bu hadisleri bilmektedir diyor. Nedir bu hadis mesela? Minennehu sallallahu aleyhi ve sellem. Isra. Isra gecesi. Isra ne demek? Mirac gecesi. Ra'a eha Musa aleyhisselam. Kardeşi Musa aleyhisselam'ı gördü mü? Gördü. Nerede? Kaimen nasıl gördü?

  121. 51:34

    Kaimen ayakta. Nasıl gördü? Yusalli fi kabri. Kabrinde namaz kılarken gördü mü? Gördü. Bu ayet gibi hadislerde sabit mi? Bir. Oradan mescid-i Efsa'ya geldi mi? Önünde bir baktı. Musa aleyhisselam orada da gördü mü? Musa aleyhisselam Resulullah'ın cemaatine cemaat olarak Efendimiz'in imamlığına uydu, tabi olup namaz kıldı mı arkasında?

  122. 52:06

    Kıldı. Efendimiz peygamberlere imam olarak ona uydu mu? Uydu. Sonra oradan ayrıldılar mı birbirinden? Ayrıldılar. İki rivayet var diyor. Dört veya diğer diyor. Diğer rivayet daha kuvvetli. Altıncı kat sema oldu. Peki sema tabakalarında altıncı kat sema da diyor buldu mu onu diyor? Buldu diyor. Birincide Adem aleyhisselam'ı buldu.

  123. 52:39

    İsa aleyhisselam'ın ikinci İsa aleyhisselam ile Yahya aleyhisselam. Üçte Yusuf aleyhisselam ve İdris aleyhisselam. Dördüncüde İdris aleyhisselam ve Harun fil Hamise. Beşincide Harun aleyhisselam ve Musa aleyhisselam. Altıncıda Musa aleyhisselam ve İbrahim aleyhisselam. Yedincide Beytil Mamur'un hizasında

  124. 53:03

    İki rivayet var. Dört ve altı. Musa aleyhisselam'ı ikisinde de görmüş olabilir. İki rivayeti cem etmek daha uygundur diyor. Ama Musa aleyhisselam ile namazın elli vakitten beş vakitte indirilmesinde gittiği geldiği meseleler altıncı kat semada olmuş. Peki Musa aleyhisselam aynı gece hem kabrinde ayakta kılıyorken, hem Beyt-i Maktis'te ayakta cemaata

  125. 53:29

    uyuyorken, hem dördüncü katta hem altıncı katta ayrı ayrı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile uzun uzun görüşmeleri oldu mu? Peki Musa aleyhisselam düğün eylemiyle Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bir rütbe. Rütbede Musa aleyhisselam mı üstün, Efendimiz mi üstün? Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem üstün.

  126. 53:45

    Efe nebiyyüne o zaman bizim peygamberimiz için dersek bi kevnî mevcûden fî kulli mekân. Her mekanda mevcut olabilir. Ve kevnî mevcûden fî kabrîn. Kabri aynı zamanda kabrinde bulunabilir. Aynı zamanda gökte de olabilir. Şimdi Musa aleyhisselam kabrinde miydi? Kabrinde. Sonra Beyt-i Maktüs yerde miydi?

  127. 54:05

    Yeryüzünde Mescid-i Aksa'da. Sonra gökyüzünde dörtte altıda bulunuyor muydu? Bulunuyordu. Makamı orada. Bedeniyle görünüyor mu? Görünüyor. Konuşuyor mu? Görüşüyor mu? Görüşüyor. İşler çözüyor mu? Elli vakitten beş vakitte indirmeye kim vesile oldu? Musa aleyhisselam. Vefat etmişten bir fayda gelmezdi.

  128. 54:32

    Vefat etmişte bir tasarruf olmazdı. Bir işe karışamazdı. Elli vakitten beş vakitte inmesini kim sağladı? Bizim ümmet hakkında en mühim olay bu değil mi? Peki onu kaç bin sene evvel vefat etmiş bir peygamber çözmedi mi? Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem size ne buyuruyor?

  129. 54:50

    Musa aleyhisselam'a çok salavat okuyun çünkü sizi en çok o düşündü ve sizin iyiliğinizi en çok o istedi diyor. Size için Musa ne güzel şefaatçi oldu. Yüz binlerce peygamberlerle görüştüm ama diyor, Musa size çok şefaatçi oldu, sizi çok düşündü diyor. Ben İsrail'e çok uğraştım, senin ümmetin elli vakti kılamaz.

  130. 55:14

    Ne olur Allah'tan tahfif istedin. Şimdi bundan büyük tasarruf olur mu ya? Adam diyor ki öldükten sonra diyor, öyle diyor selam verirsin aleyküm selam der ama diyor bir işe karışamaz diyor. Ulan bundan büyük iş var mı? Elli vakitten beşe indi. Bundan büyük iş var mı? Allah'ın en büyük farzı beşe indi.

  131. 55:37

    Hepimiz kıyamete kadar ondan yararlanıyoruz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki Musa aleyhisselam sizin çok işinize yaradı, çok fayda verdi size diyor. Eee? Ya Rabbel alemin ya. E şimdi o zaman diyor, Resulullah hakkında bunu düşünürsek Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şu bu anda ümmetine faydası olamaz mı?

  132. 56:00

    Yardım ümmeti yok mu? Dardakine yetişmiyor mu? Çanakkale'ye katılmıyor mu? Harplere girmiyor mu? Gavurları bozguna uğratmıyor mu? Peki o zaman senin bunları Resulullah hakkında düşünmen nedir? Ecider o. Daha yakışır, daha haklıdır, daha uygundur, evla. Daha evladır. Ki ke vücudi Musa fissemâi râbbi.

  133. 56:26

    Musa aleyhisselam dördüncü katta gözüküyor, altıncı katta görüşüyor. Mâ enne nebiyyene Muhammedâ sallallahu aleyhi ve sellem fâ-râkabetil makdis. Halbuki mescidi eksada bıraktı. Eğer beden orada kalmakla sabit olsaydı buraya gelemezdi. Onu kabrinde bıraktı, ayakta namaz kılıyordu. Oradan beraber yola çıkmadılar ki o orada namaza devam ediyordu.

  134. 56:53

    Eğer bedeni orada kalmak zorunda kalsaydı çıkamasaydı mescidi eksada görünebilir miydi? Mescidi eksada sınırlı kalsaydı dördüncü katsamağda görünebilir miydi? Dördüncü katsamağda makamı muayyen olsaydı altıncıda buluşabilir miydi? O zaman diyor burada mâ enne nebiyyene Muhammedâ fâ-râkabetil makdis.

  135. 57:22

    Yahtasanebiyyüne bimcilâhekevnebiyyü ammûsâfângaydi. O zaman sen derdin ki bu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e mahsus sadece Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kabrinden çıkabiliyor başka peygamberler çıkamıyor. Burada Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e mahsusluk da yok. Diğer peygamberler de kabirlerinden bedenleriyle ayrılıyorlar

  136. 57:46

    haç yapıyorlar, her sene haça geliyor kabrinde nasıl haç yapacak? Arafat'ta nasıl çıkacak kabirde? Haç yapıyor, hadis söylüyor, yüheye hüccun haç yapıyor her sene peygamberler haçta Arafat'ta vakfedeler. Dolayısıyla yani bunu sadece Efendimiz'e mahsus bir şey değil. Kabrinden çıkıp farklı yerlerde görünmesi.

  137. 58:08

    Ama bütün alemlerin kaplamak Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e mahsus. Anladın mı? Yoksa diğer peygamberlerde de ne var? Kabirlerinden çıkıp başka yerlerde hem bir bedeni kabirde duruyor çünkü o toprak onunla şereflenmiş oranın bereketi olarak o peygamberin kabrinin bereketi olarak bedeni kabrinde bir tane duruyor Ruhu diğer başka farklı bir beden değil.

  138. 58:35

    Ruhunun kendisi bunu İmam-ı Rabbani Hazretleri çok güzel izah ediyor. Haftaya giderse İmam-ı Rabbani Hazretlerimizin mektubatından bu konuyu efendim ikinci cilt yüz ve yüzüme elli sekizinci mektup ikinci cilt elli sekizinci mektup yüz ve yüz birinci sayfelerden mektubat okuyacağım burada. Bu konudaki renkarnosyanla tenasuhla bunun farkını

  139. 59:05

    ve Evliyaullah'ın birçok yerde görünmesi peygamberler üst mertebe Evliyaullah'ta da var bu hal. Evliyaullah'ta olduğunun da ispatını ve izahını mektubattan İmam-ı Rabbani Hazretleri nasıl bu görüşleri aynen teyit ve takviye ettiğini haftaya yetişir. Bu akşam yetişmez. İnşaAllahurrahman bunu anlatacağım.

  140. 59:25

    Şimdi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Miraç gecesi öyle bir yere çıktı ki hiçbir mukarrab melek olsun, nursel nebi zişan olsun Efendimiz'in Miraç gecesi sallallahu aleyhi ve sellem çıktığı makamlardan bir adım atmaya bile atmaya bile Cebrail aleyhisselam dâhil, Musa aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam dâhil

  141. 59:54

    hiçbir meleğin, hiçbir peygamberin gücünün yetmediği makamlara çıktı. Bir defa orada Efendimizin huzursuyeti var. O sallallahu aleyhi ve sellemle Mevlânâ'nın cemalini görmek hiç kimseye nasip olmamış. Cebrail aleyhisselam ne dedi? Levde nevtü ümmü letellâhtarabdû. Parmak ucu kadar ileri gitsem, yanarım.

  142. 1:00:13

    Buradan ileri sen davetlisin. O zaman, Velizâlege tehellefe rayusul melâkedi cibrîlûk, Ve lizâlike tehellefe rayusul melaiketi cibrilu unde sidredil münter. inde sidretil münteha. Meleklerin reisi peygamberi kim idi? Cebrâle. Cebrail aleyhisselam. Nerede geri kaldı? Sidretül münteha makamında bir kavliyi muhteçken delil aldı.

  143. 1:00:32

    Bir kavli şu ayetten ve mâ minnâ illâ lehu makamun mağlûh. Meleklerin her birimizin makamı malumdur, bilinen makam var, o makamı aşamayız. Bu ayeti okudu, ben daha gelemem dedi. Onun için Ve tehellefe İbrahim bunları anlatmışım. O miras dersinde değiliz şimdi. Ve tehellefe İbrahim aleyhisselam fissemâi sâbe.

  144. 1:00:56

    İbrahim aleyhisselam 7. kat semada geri kaldı. Ve tehellefe musâ fissemâi râbe ev-i sânese ilâ ghecâlik. Musa aleyhisselam bazı rivayetlerde 4. katta, diğer rivayetlerde 6. katta geri kaldı. En son yükseldiği makam 6. Musa aleyhisselamın son söylenen yeri 6. İbrahim aleyhisselam 7. Kesin, onda ittifak var.

  145. 1:01:20

    Şimdi Musa aleyhisselam aynı anda, aynı gecede, aynı vakitte, 3 yerde bedeniyle hazır olduğuna göre demek ki bedeni kabrinde kalmakla sınırlanmış değil. Bu kesinleşti. Ve minel edinletin nakliyet eyzâ alâ zâlke es-sârihât-ı sâhihât-ı. Sarih, açık, sahih delil, nakli delillerden birisi daha var. Ma oda seleknâhu, biz o yola sülük ettik, min evzâhil mes'âlih-i

  146. 1:01:49

    gidilen yolların en açık ve en net olan bir delil daha söyleyeceğim diyor. Ve ve mâ sebete indenâ fî avâlîne sâhihât-ı. Yine sahih, âli âli senetlerle hadisin aslına ulaşan ve mes'âni dîne sâbit edirracîhât-ı tercih edilmiş, sabit, müştetler, hadis müştetleri işte Ahmet ve Hanbel'de olabilir, vesaire müştetler olabilir.

  147. 1:02:13

    kemâm-ı sehâb-ı zül'ande imâm-ı leymeddil-hâfızıl-imâmil-bukhâriyye ve gayri imamların imamı hafız hadis hafızı İmam Bukhari ve ondan gayrı sahih Müslim'de de var. Bukhari ve Müslim'de de var. Artık onlarda da olanı kabul etmeyen zaten defolsun gitsin. Ve oda nedir? Bu sahih hadiste ne anlatıyor? ennel melekeyni münker netir melekleri kabre gömüldüğü zaman insana geliyorlar.

  148. 1:02:44

    yakûlânî söylüyorlar lil-makbûri kabre yatan meyite mâ tegûlü sen ne söylüyorsun fîhâzerracülî işte şu adam hakkında münker nekir sorgu sualine başladığı zaman men rabbi kevmen nebiyyü kevmâ dini kevmâ kitâbı kevmâ kübleti kevmâ nikvâni kevmâ nehâbâ tüket soru cevap başladığı zaman diyorlar ki işte şu adam hakkında ne söylüyorsun burada hâzâ diyor hâzâ hâzâ ne demek

  149. 1:03:17

    hâzâ işte şu demek anladın mı adama laf anlatamıyor Fevzi Başak haçta Arap'a laf anlatacak tabi yarı Arapça yarı Türkçe Tarzanca konuştuğu için öyle diyor hâzâ deyrûmsâ diyor of lügatıyla hâzâ deyrûmsâ anladın mı hâzâ ne demekmiş hâzâ o da bakıyor Arap'ta bakıyor böyle ne diyor hâzâ deyrûmsâ diyor deyrûmsâdan ne anlayacak hâzâ ne demek hâzâ işte bu vesmül işareti

  150. 1:03:57

    ismi işaret var ya lâ yuşârubihi hâzâ kelimesiyle işaret yapılmaz illa ancak Arapçada kullanılımı neye göredir lihâzırin orada bulunan içindir burada bulunmayan bir adam hakkında konuşursan hüve o hâzâ dediğin zaman ne demektir işte bu orada olmayan adam için hâzâ denmez Arapça bilenler için

  151. 1:04:28

    şimdi melekler ne diyorlar hâzâ işte bu hüvel astu fî hakati mâneâu hâzânın manasının gerçeğinde asıl olan neymiş orada bulunana hâzâ denir tamam mı Bazı alimler demişler ki, zihninde tutarsın, zihninde hazır olan bir şey, işte o dersin, sen kafandakine mevzuyu döndürürsün, felâ. Felâsebî-i leylevînâ.

  152. 1:04:59

    Burada onun yolu yok. Burada O'nun yolu yok. Niyel ye'nâne kûlûlû. Biz ona deriz ki, Biz O'na deriz ki, mellez-i teâlet tecevüz. Tecevüz mecazdan geliyor. Burada mecaza gitmeye biziz. Burada mecaza gitmeye bizi götürecek ne var? Vel-odû l-anil hakîkati. Hakikatten döneceğiz, ila zalike mecaza döneceğiz.

  153. 1:05:11

    Hakikattan döneceğiz. İlâ zâlike mecaza döneceğiz. Ne gereği var? Çünkü neden? Ayet ve hadislerde, Âyet ve hadislerde, ehl-i sünnetin ehl-i sünnetin, müfessirlerin, muhaddislerin kaidesini söylüyorum size şu an. Ayet ve hadislerde, hakiki mana murad edilmek, mümkün iken, mecaza döndürmeye, şeratın başka kaideleri muvaceyesinde zaruret yok ise,

  154. 1:05:45

    hakikati bırakıp mecaza dönmek caiz değildir. Hakiki manayı bırakıp tevile kaçmak, yorum yapmak caiz değildir. Hatta o zaman mecaz ve kinaye ve istihare ve hakikat dışı manalar vermek, nasıl ayet ve hadisin delilini tahriftir ve değiştirmektir? Şirke kadar yol var. Ne anladığınızı bilmiyorum.

  155. 1:06:17

    Eski sohbetlerden benim derslerimi dinleyenlerin baya bir müktesebatı ve altyapısı ilmi olduğu için bunu anlarlar. Ama yeni dinleyenler anlamaya bilirler. Misal vereyim mi? Güzel olur mu? Misal kafaya yaklaştırır. Şimdi, Kur'an-ı Kerim'de diyor ki, ondan sonra, Musa aleyhisselam, Ey Musa diyor, asanı denize vur.

  156. 1:06:51

    Şimdi burada, Musa aleyhisselamın sopayı suyun üstüne, denizin üstüne şooop diye vurması mümkün mü? Mümkün. Peşine diyor ki, fen felaga, infilak etti diyor. İnfilak Türkçeleşmiş artık. Deniz diyor, yarıldı diyor. Fekane küllü firkin, deniz parçalara ayrıldı diyor. İşte 12 oldu ya. Suyun her bir parçası diyor, Kettav dil azim, büyük dağ gibi diyor, dondu kaldı diyor.

  157. 1:07:28

    İsrailoğlu'nu da oradan, denizden karşıya geçirdik diyor. Oradan firavun geldi, denizin ortasında, su üzerine çıldı. Ayetin lügat manası, hakikat manası bu mu? Bu. Adam şimdi diyor ki, böyle şey nasıl olur? Muhammed Esed. İşte, siyerci geçinen, Mehmet Emin Yıldırım. Ondan sonra, İslamoğlu zihniyeti.

  158. 1:07:54

    Bunlar ne diyorlar? Buraya nasıl mana veriyor? Ya diyor, orada diyor, Medcezir olayı oldu diyor. Su çekildi diyor biraz diyor. Ya su Medcezir olsa, 50 metre, 100 metre. Beni İsrail. Şimdi öbür ayete bak. Ayete bak. Sen diyor, ümmetine denizde yol aç diyor. Bak denizde yol aç. Adam diyor, Medcezir. Lan Medcezir'de deniz kuruyor mu?

  159. 1:08:18

    Sular kuruyor mu? Medcezir'de bir insan, bu yakadan öbürü yakaya kuru geçebilir mi? Peki ayette diyor ki, kuru bir yol aç diyor. Denizde kuru O anda deniz yarılıyor, denizin dibindeki toprak çıkıyor, güneş vuruyor, kurutuyor. Muhammed'in ayakları ıslanmadan denizi geçiyor. Ayet bunu söylüyor. Yolun kuru olduğunu söylüyor.

  160. 1:08:46

    Medcezir'de yol kurur mu ya? Şimdi adam Allah'ın kudretine acizlik isnat ediyor. Hem Allah ve bu alakası şeyin kadir diyor, hem de benim aklıma yatmaz diyor. Ondan sonra bunu neyle yorum yapıyor? Medcezir ile tevli diyor. Bu yorum.

  161. 1:09:04

    Şimdi bu ayetin hakiki manasının lügatlarına göre denizdeki yolun kuru olduğu, değnekle suya vurduğu, suların yarıldığı, dağ gibi kenarda durduğu, hepsinin lügat manasını, a'atin manasını, mealini vurduğumuz zaman, Allah'ın yapamayacağı bir şey mi bunlar? O zaman, sen burada kalkıp da hakiki mana verebilirken, bu medcezir olayıdır dersen, Allah

  162. 1:09:36

    diyor ki, ay yarıldı diyor Kur'an'da. Sen ay yarılma, ay yarılmaz ya, ay yarılır mı? Öyle bir olay olamaz. Gökte öyle ayın yarılması diye bir olay yaşanmaz. O nedir? İşte efendim, kıyamette yarılacak. Ya kıyamette yarılmasıyla ne alakası var? Kıyamette yarıldığı zaman kafirler peygambere büyücü diyemezler ki zaten o zaman gebermiş, dirilmişler.

  163. 1:10:00

    Peşinden diyor ki, mucizeyi gördüler yine de büyü dediler diyor. E şimdi görülen mucizede ay yarıldı diyor. ay yarılmadı, yarılacak diyor. Ya âyetin manası yarıldı. Peşinde de diyor ki gördüler yine de büyü dediler diyor. E E şimdi bunun mahşerde ayın yarıldığı zaman kimsenin peygamberimizi inkar edip de büyücü demeye vakti mi kalmış zaten?

  164. 1:10:21

    zaten? Hepsi cehennemi görmüş. Şimdi buradaki bazı âyetleri, hadisleri ne yapıyor? Hakiki manası verilebileceği halde yok aklım ermez, yok millet inanmaz, yok millet ne der diye yorumluyor. Cevir yapıyor, mecaza. Nereye hamlediyor? Mecaza hamlediyor. Kinayedir, mecazdır. Bunu demek istemedi. Aslında şunu demek istedi, bunu böyle söyledi felan.

  165. 1:10:55

    Eğri sünnete göre âyet ve hadisin hakiki manası murat edilmesine bir mani yok ise mani nereden olabilir? Yine başka bir âyet hadisten olabilir. Başka bir âyet hadisle nas yoksa, mani yoksa o zaman hakiki manayı vermek şarttır. Mecaza kaçtığın zaman bütün âyet ve hadisleri mecaza çevirirsin. Hiçbirini o zaman hakikate almazsın, din ortadan kalkar.

  166. 1:11:26

    Öyle mi şimdi? Efendim sallallahu aleyhi ve sellem gidiyor kabrin başına hak buldunuz mu, belanızı buldunuz mu diye bu cehille kabirden soruyor. Sen ne diyorsun ki? İşte Efendim sallallahu aleyhi ve sellem onu işte orada onlardan intikam aldı ve onların helakını gördüğü için sevincinden gitti öyle bir konuşma yaptı.

  167. 1:11:47

    Yoksa ne Ebu Cehil'in duyduğu var ne de cevap verdiği var. Ama hadis-i şerif sana diyor ki siz bile onlardan iyi duymuyorsunuz. Onlar sizden iyi beni duyuyorlar diyor. Sen bu hadisi kalkıyorsun işte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kabrin başına gitmiş moral motivasyon işte sahabeye karşı felan böyle bir konuşma yaptı diyor.

  168. 1:12:08

    Yoksa diyor Ebu Cehil'in bir şey duyduğu yok diyor. Ama duyuyor diyor. Hep ne yapıyorlar? Akıl almaz diye tevil yapıyorlar, mecaz hamlediyorlar. Her şeyi mecaz hamlediyorlar. Anladın mı? İşte bu dini yıkan noktadır. Hadis-i şeriflerde, ayetlerde yaptığı en büyük hata budur. Peki bir ayetin veya hadisin hakiki manasını veremediğimiz nokta olur mu?

  169. 1:12:37

    Olur. Ne zaman olur? Başka bir ayet ve hadis ona o manayı vermeyi yasaklarsa olur. O zaman tevil yapmak kaçınılmaz. Nasıl misal? Rahman Teala arşa istiva etti diyor. Lügat manasında istila manası var, hüküm manası var, galibiyet manası var ama oturdu manası da var.

  170. 1:13:03

    Şimdi Vehhabiler kalkıyor buraya Allah arşın üstüne oturdu diyor haşa. E şimdi Ehl-i Sünnet ne diyor? Ehl-i Sünnet diyor ki istevanın oturdu manası varsa da başka manaları da var. Sen buraya oturdu manası veremezsin diyor. Niye veremem diyor? Çünkü burada hakiki mana, lügat manası murad edilmiyor. Ne var burada?

  171. 1:13:25

    Tevil lazımdır. Tevil nedir? İstevla. Allah ona istila etti. Hükmü altına aldı. Arşı ve ferşi alemleri yönetiyor Allah diyor. Peki diyor ki ne mani var benim bunu vermeme? Şimdi Musa a.s'ın denize vurmasının, denizin yarılmasının, kupkuru yoldan geçmelerine başka ayette hadiste ona zıt düşen bir şey var mı?

  172. 1:13:48

    O zaman onu hakikat kabul etmek zorundasın. Ayın yarıldığına, yarılmadığına dair başka ayette hadiste bir şey var mı? O zaman o yarıldığının mana vermen lazım. Ama istevaya oturdu manası veremezsin. Niye veremezsin? diyor. Öbür ayet-i kerimede Allah'ın benzeri misli bir şey yoktur. Allah'a yarattıklarına benzeten kafir olur diyor.

  173. 1:14:11

    O zaman oturdu gibi, yok yüz gibi, el gibi, ayak gibi, parmak gibi bazı müteşabi sıfatlar var. Bu sıfatlardan maksat nedir o zaman? İşte diyor. Sen şimdi tutuşuyorsun burada, anlaşma yapıyorsun. Bir de üstüne üçüncü el geliyor, iki elin üstüne koyuyor, benim elimde sizin elinizin üstünde diyor. Bu insan olursa mümkündür.

  174. 1:14:37

    Ama Allah-u Teala bu rögisi Habibimle el ele tutuşup biatleştiğiniz zaman Allah'ın yedi kudreti onların elinin üstündedir diyor. Sen burada Allah'a bizim elimiz gibi el var dersen ne olur? El var dersen ne olursun? Kafir olursun, çıkarsın. O zaman o yedullah'taki yedi ne diye tarif edeceksin? Allah'ın kudreti, Allah'ın yardımı, Allah'ın desteği diye tevil edersin.

  175. 1:14:58

    Çünkü neden? Allah'ın bizim gibi elimiz parmağı, yüzü olmadığına dair âyetler var, hadisler var. Allah'a kullarından birini benzeten kafir olur. O zaman hakiki mana, yani lügattaki yed, el demektir. El manası veremezsin Allah hakkında. Anladın mı? Onu Arapça ile de, Farsça ile de, Türkçe ile de çeviremezsin.

  176. 1:15:21

    Ya yed kelimesinin kendini kullanacaksın, yedullah diyeceksin, tercüme caiz değil. Ya da ne diyeceksin? Allah'ın kudreti diyeceksin, tecellisi diyeceksin, rahmeti diyeceksin. Ya nüzûr-i Rabbine, Rabbimiz diyor her gece diyor, nüzûr eder diyor. Allah bizim gibi iner çıkar mı? E haşa! Dersen ki benim gibi yukarıdan aşağı iner, kafir olursun.

  177. 1:15:45

    O zaman bu nedir? Bu şudur, Rabbimizin tecellisi yağar. Her gece teheccüdse, her vaktinde tecellisi, nidaları gelir. Ama öbür hadiste de ne diyor? Ama sen bu tevhili yaparken de kafana göre yapamazsın. Niye yapamazsın? Başka ayet hadiste de o tevhile müsait delil lazım. Mesela bir ayette diyor ki, ve cea Rabbike Rabbin gelince diyor.

  178. 1:16:07

    Bizim gibi gelmekten gitmekten mi nöze aşağı? Ama öbür ayette ne diyor? Cea emrur Rabbike, Rabbinin emri gelince diyor. İşte oradan alıyorsun, buraya yapıştırıyorsun. Diyorsun ki, başka ayette emri gelince buyurdu. Burada da Mevla gelmekten gitmekten münezzehtir, emri gelince demektir. Anladın mı? Ha!

  179. 1:16:25

    Ama hangi ayet ve hadis, hangi mucize? Kur'an'da dolu. Yüz sene ölü kaldı, o Zeynel Aleyhisselam işte merkebi dirildi, o Zeynel Aleyhisselam bir şey aldı, vesaire. Adam hemen bunu tevhil ediyor. Bu diyor, gerçekten olmuş bir şey değil. Ulan olmasına ne mani var? Yüz sene sonra Allah eşeği diriltemez mi?

  180. 1:16:49

    Adamı diriltemez mi? Kaç bin sene sonra ölüleri diriltmeyecek mi mahşerde? E yüz sene ölü bıraktı da diriltir. Bak edeyim ben, Esed, Yahudi'den dönme Muhammed Esed'in maali, işte İslam oğlu, bütün maalelerinde. Bu diyor, temsilidir. Ne demek temsili? Temsili yani, sembolik. Aslında böyle bir şey olmamış.

  181. 1:17:12

    İşte bu adamı kafir eder. Çünkü neden? Burada Allah'ın yüz sene sonra ölüyü diriltmesine mana vermeye mani bir şey var mı? Bu ayetin hakiki manasında mecazat çevirmeye, sembolik demeye, temsili demeye bir zaruret, bir ihtiyaç var mı? Yok. O zaman sen onu inkar ettin. Çünkü manasını reddediyorsun. Böyle olmadı diyorsun, sembolik diyorsun.

  182. 1:17:35

    Hiçbir ayet ve hadislerdeki mucizelerin hiçbirinde sembolik denemez. Sembolik denen onu inkar etmiş olur. Ancak nerede hakiki mana veremezsin? Allah-u Teala'nın sıfatları hakkında lügat manası verdiğin zaman kullara benzetme manası çıkarsa o manayı veremezsin. Onun dışında ne buyurulduysa gökyere indi dese Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ay yarıldı, ay yarıldı, tamam.

  183. 1:18:00

    Allah yaramaz mı? Anladınız mı? Yani bunu şimdi izah etmeden geçemezsiniz. Şimdi geldik. Kabre inen kişiye ne buyuruyor? Mâ tegûlû fî hazerracûlî. Hazaneye konmuş Arapçada. İşte şu. İşte şu kime işaret? Orada bulunana. Her mezara girene. Mâ tegûlû fî hazerracûlî. İşte şu adam hakkında görüşün nedir diye melekler soracak mı, sormayacak mı?

  184. 1:18:31

    O zaman fevece ve en yekûnü hazıran. Demek ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kesinlikle hazır bulunuyor. Neyle? Bir cesedi şerif. Bedeni şerifiyle. Çünkü Resulullah Efendimizin ruhunu mu gösterecek sana Münkernekir? Resulullah Efendimiz aynı fiziki bedeniyle orada bulunuyor. Bilâ kelam. Bunda hiçbir tartışma yok diyor.

  185. 1:18:53

    Peki her ölenin gönlüne, bugün kaç kişi öldü? Bugün kaç yüz bin kişi, binlerce, on binlerce, dünyada ne kadar insan öldü? Bu gece ilk gecesi, kaç kişinin ilk gecesi? Zaten girer girmez mezara Münkernekir geldiği zamanda. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem orada aynı anda kaç tane mezara bir anda gömülüyor?

  186. 1:19:13

    Hepsinde hazır mıdır? İşte bu kişi hakkında ne dersin? Eee? Ve bi bazı menkulat bazı nakillerde geçiyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bırak diyor. Evliyaullah bile geliyor diyor. Enne malikiyen, maliki mezhebinden bir adam mahte öldü. Fesu'ile fil kabri kabirde sorgu sual başladı. Adam da maliki mezhebindenmiş ama bu söylediği kaç yüz sene evvel.

  187. 1:19:46

    Fırtet, cahil cevap. Cevap da zora girdi. Adam cevapta cevabı karıştırdı. Allah ya Rabbi yardım eyle ya Rabbi. Ya Rabbi ilk gecemizde mübarek eyle. Ya Rabbi ilk günümüzde ya Rabbim kernekir geldiğinde ya Rabbi. Ya Rabbi yardımcılarımızı ziyade eyle ya Rabbi. Bu inandığımız evliyaullah, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize destek gir eyle ya Rabbi.

  188. 1:20:10

    Elimizden tuttur ya Rabbim. Ya. Her takım insanları imamlarıyla davet edeceğiz. İmam işte imam biz Hanefi'yiz. İmam Malik gelirse İmam Azam gelemez mi yani? O ne kadar kuvvetlidir. Cevap veremedi diyor. Tam diyor o yeni ölmüş cevap veremiyor. Onun yan mezarında mezar komşusu var. Varmış. Mezar komşusu diyor ki al senin mezhebinin sahibi Malik İbni Enes.

  189. 1:20:48

    İmam Malik'in babasının adı Enes. Malik İbni Enes Hazretleri senin başında duruyor. Yüce İbanki senin yerine cevabı veriyor dedi. Yani ona cevap öğretiyor, cevap veriyor. Şimdi o da diyor Nurettin Halepi Hazretleri de ııı Şafii mezhebinden imam Şafii diyor. O da diyor o çok kuvvetli kutup dört kutuptan biri evliyalar reisi diyor.

  190. 1:21:20

    O da herkesten daha layıkmış. O da diyor yani cevap da yardım edebilir. Onun için yani diyor eee Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin gelmesi hazır olmasına şaşıranlar için söylüyor. Şaşıranlar için söylüyor. Ve İmamı Malik'in bile geldiği, İmamı Azam'ımızın geldiği. Ya Efendi Hazretleri kaç kere hafızlığını bitiremeden ölenler hadis var hadis.

  191. 1:21:44

    Arapça ilmine başlamış, icazet alamadan ölenler eğer gevşeklik etmediyseler hakikaten derslerine sadık kaldıysalar ve zevklerini, keyifleri terk edip Allah için ilme çalışırken öldüyseler Allah Teala en büyük hafızların, en büyük karilerin, fakihlerin, alimlerin ruhlarını mezarda ona gönderiyor. Mezarında ona hafızlığını bitirttiriyorlar, ilmini bitirttiriyorlar,

  192. 1:22:09

    kabirden kalkarken mahşere hafızlar ve fakinkler arasında aşık oluyor. Bu hususta hadis-i şerif bile var. Yani mezardaki bu kabir alemindeki bu desteklemeler, öğretilmeler devam ediyor. Şimdi Yine efe minel belanil kat'iyeti diyor. Eee kat'i delillerden biri Bütün alemler Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in nurundan yaratılmış, ilk yaratılan onun nuru, ilk

  193. 1:22:43

    yaratılan onun ruhu olduğunda görüş ayrılığına varan var mıdır? Yoktur. Herkes biliyor ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ilk yaratılmış onun nurudur, ilk yaratılan onun ruhudur. O zaman Bütün alemler ondan yaratıldıysa acaba diyor bedenin bir cüz'ü ruhtan bedenin bir parçası ruhsuz kalırsa ruhtan hali kalır mı?

  194. 1:23:12

    Yaşadığı müddetçe. Ne zaman ruhtan hali kalırsa o beden ölmüştür. Madem ki beden hayattaysa mutlaka her cüz'ünde ruhu sirayeti ve nüfuzu vardır. Madem Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bütün alemlerin ruhudur. Ruhların ruhudur ve ilk yaratılmış ruhtur ve ilk yaratılmış nurdur. Bütün nurlar ondan, bütün ruhlar ondan alınmış.

  195. 1:23:34

    O zaman Üstteki alemlerin ruhu o. Alttaki alemlerin ruhu o. O zaman hiçbir parçanın bu alemler yaşıyorsa gökler yerler duruyorsa hepsinin mayası aslı ruhu Resulullah ise sallallahu aleyhi ve sellem alemin hiçbir parçasının onun ceset-i şerifinden ve ruhu zekiyesinden boş kalmamasını itikad etmek kabul eder.

  196. 1:24:15

    Bu en büyük delillerden biri. Evliyaullah'tan bir cemaat aynı bu şekilde inanıyorlar ve bu ııı zuhuratlara ııı kail olmuşlar ve bunları müşahit olmuşlar. Mesela. İmam Suyuti ve diğer alimler zikredilen kitapta kitaplarda anlatıyorlar. Ennel Arif Ebel Abbas el-Tanciyye Tanca, Mağrip ııı Moroko şehirlerinden Tanca'lı Ebul Abbas hazretleri.

  197. 1:24:52

    Allah dostlarından büyük Arif'i billah. Kale zebdu ile lüslah Ahmed el-Rifay. O zaman Ahmet Rufa hazretleri sağ. Bağdat'a yakın yani birkaç yüz kilometre var. Onun tekkesine gittim. Rüysellik eniyip bana sülük yaptırsın. Tarikata soksun beni. Allah'a kavuştursun beni diye. Kim var kim var dediler. Ahmet Rufa hazretleri var gittim diyor.

  198. 1:25:15

    Fekaleli Ahmet Rufa hazretleri bana tarikat dersi vermeden evvel dedi ki, Hel arafta Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i tanıdığında mı geldin? Ben dedim ne diyeyim şimdi koca Ahmet Rufa'yı yani ben Rasulullah'ı tanıdım desem bir delil ister bir şey olur, rezil oluruz yani.

  199. 1:25:35

    Dedim durdum. Dedi İzzebü'l-Şeyh Abdurrahim el-Kınavi. Senin Şeyh'in ben değilim de yani nasibim bende değil. Senin Şeyh'in Mısır'da Abdurrahim Kınavi hazretleri. Ben de onu ziyaret çok istedim. Şu ana kadar edemedim. Mısır'da bir şehirde. O da mağrib velilerinden esasen seyyidlerden mağribden geçme Mısır'a.

  200. 1:25:57

    Mısır'a çok geçmişlerdir. İmam Buseri de mağrib asıllı. O da İskenderiye'de hep Mısır'a geçmişlerdir. Ebu'l-Hasan Şiazeli de oradan. Ebu'l-Habaz Mürsiye'den. Hep mağrib tarafından, Endülüs tarafından Mısır'a geçmiş ulema evliya. Abdurrahim Kınavi'ye git. Lü'arif ve Gebi'yi sana önce Rasulullah tanıtsın.

  201. 1:26:16

    Sallallahu aleyhi ve sellem. Ondan sonra senin tarikatta seyri sülük yapman, manevi yolda yürümen sıhhatli olur. O zaman düzgün olur dedi. Kahnefez-i Ebtüli'yi. Bağdat nere, Kına nere, Mısır bunlar çok. Şimdi uçaklarla, otobüslerle canımız çıkıyor. Oraya gittim diyor. Fekaleli'yi, selamun aleyküm ve aleyküm selam.

  202. 1:26:40

    Onlara pek bir şey anlatmaya lüzum yok evliya Allah'ı biliyorsun, hemen söylerler. İzev ila Beyt-i Maktis. Dedi ki diyor, Mescid-i Eksa'ya git. Baya yol buralar ya. Niye? Lü'yükşe yükşefleke hanzalik. Senin keşfin, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i tanıman için keşfin Mescid-i Eksa'da açılacak.

  203. 1:27:02

    Felemmacidu Beyt-i Maktis. Mescid-i Eksa'ya geldim. Beyt-i Maktis'e girer girmez, keşefallahan basar. Allah diyor, gözümü açtı. Bir şey de yaptı. Arada da pek şunu okudum, şunu zikrettim, şunu yaptım demiyor yani. Laf dinliyor, laf. Bir keşfimi açtı. Ferayetü'n-nebi sallallahu aleyhi ve sellem. Mele's-semavati vel erda vel arşe vel kürsiye.

  204. 1:27:26

    Baktım Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Gökleri doldurmuş, yerleri doldurmuş, arşı görüyorum. Arşı doldurmuş, kürsüyü doldurmuş. Ve mele's-sahirul ektari vel ekvâni. Bütün alemlerin ufuklarını, kenarlarını, köşelerini, cihanın bir zerresi kalmamış. Her şeyi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem doldurmuş.

  205. 1:27:42

    Ondan sonra bir de Abdurrahim Kınabe'ye dönüyor. Rasulullah gördü mü diyor, gördüm diyor. Tanıdın mı diyor, tanıdım diyor. Tamam şimdi gel diyor. İmam Süyuti bunu El-Havi isimli eserinde İmam Süyuti naklediyor. Ve minel perâin halâ zâlik. Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in her yerde görüldüğü ve her yerde hazır ve nazır olduğunun delillerindendir.

  206. 1:28:04

    Enne ghalibel evliyâ vel arifîn kânû yeştemûn, ghalibem seyyidil murselîn. Evliyanın, arifi, billâhların ekseriyeti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile buluşuyorlardı. Yaka zaten uyanıkken. Ve menâmen rüyada çok. Ama uyanıkken de görüşüyorlar. İşte uyanıkken görüşenler, herkes aynı anda kaç yerde görüşüyor?

  207. 1:28:23

    Uyanıkken görüşmemek. Kâne'l-arifu billâhi teâle'l-halîfeti ibn-i Mûsâ. Halife İbn-i Mûsâ radıyallâhu anh hazretleri. Allah'ı bilenlerden büyük velî. Ketîr al-istimâibî. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile çok buluşuyordu. Uyanık. Ve istemâbî fî leyyetin vâhideh sebâşara merra. Bir gecede on yedi kere Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile meclise oturdu.

  208. 1:28:45

    Bir gecede on yedi kere sohbete oturdu. Ve kâne'l-arifu billâhi teâle'l-halîfeti ibn-i Mûsâ. Bu çok meşhur kitaplarda. Bütün suyutiye alıyor, hepsi alıyor. Ya halife, la temellemine. Ey halife dedi. Adı halife. Ey halife, bizden bıkma. Bıktın mı benden dedi. Aman ya Resûlallah. Fekat mâ tekesirû minel evliyâbi hasretirû yedinâ.

  209. 1:29:08

    Sana nasip olan bu devlet herkese nasip olmuş değil. Evliyanın çoğu bizi bir kere görmeden hasretimizle öldüler dedi. Ama sana diyor bak bu kadar nasip oldu. Bazı velilere bu şekil nasip oluyor. Dolayısıyla şimdi biz niye görmüyoruz? Abi burada melekler var mı? Burada cinler var mı? Biz niye görmüyoruz?

  210. 1:29:33

    niye görünüyoruz? Kultü ben derim ki diyor Nurettin Alebazleri fe kâne'l-hâsılu enne'l-hecâb minkabelnâ. Burada özeti şudur. Allah'ın emriyle Şudur, aramızda perde var. Görmemize mani var. Ama o perde Rasûlullah tarafından konulmuş değil. O perde bizim nefsimizin günahlarımız tarafından. Bimû cebî mesâvînâ.

  211. 1:29:58

    Hepimizin kendimize göre Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i görmemize mani olacak günahlarımız, kötü hallerimiz, düşüklüklerimiz, noksanlıklarımız, keyfe düşkünlüklerimiz var. Öyle mi? Efendimiz tarafından perde yok. Perde kim tarafından geliyor? Bizim tarafımızdan geliyor. Mesela sahabe-i kiramdan kim idi meşhur sahabe?

  212. 1:30:20

    İmrân ibn-i Husayn. Radıyallâhu Teâlâ. Dağlama yapana kadar diyor, efendim meleklerle görüşüyordum. Ondan sonra efendim melekler bana daha görünmez oldu diyor. Allah Allah. İmrân ibn-i Husayn. Radıyallâhu Teâlâ. Rabbim şefaatine nâil eylesin. Onun ismi okunduğu zaman şeylerde, kabir-i şeriflerde de onun ismi okunuyor.

  213. 1:30:43

    Evliyaullah ziyaretlerinde onun hürmetine de işleniyor. Keyf yaptırdı da meleklerle görüşüyordu ya. Sonra yarası, ağrısı çok oldu. İşte ameliyat gibi işte o zaman dağlamak deniyor. Yaranın üzerine şey basıyorlar, ateşten dağlama yapıyorlar. Ondan sonra o şey, yani yara sönüyor. Artık oradaki sinirler ölüyor herhalde.

  214. 1:31:07

    İşte sinirler öldüğü zaman ağrıyı hissetmiyorsun yani. Ama ağrıya dayansa, yani dağlama yapmasa daha iyi. Ama caiz tabii yapar. Melekler devamlı geliyorlar evine, ocağına. Açıkça geliyorlar. Selamun aleyküm, selamun aleyküm. Böyle hep muhabbet. Sonra melekler gelmedi. Daha melekleri görmez oldu. Niye işte bir ağrısı oldu.

  215. 1:31:27

    Yarası var, dayanamadı. Oraya keyf bastı. Dağlama yaptı. Yara, ağrı kesildi. Melekler ona çok sabrettiği için geliyorlardı. Anladın mı? Çok sabrettiği için gözüküyorlardı ona. Meleklerin görünmesine de çok teselli buluyordu. Meleklerle görüşünce ağrıyı sanki unutuyordu. Fakat bu sefer yarayı geçirdi, melekler görünmüyor.

  216. 1:31:48

    Anladın mı şimdi? Demek ki bir şey yapıyorsun, illa günah olması da şart değil. Herkese görünmüyorlar. Çoğu insana görünmüyorlar. Ama perde senin tarafından geliyor yani. Anladın mı? Şimdi, uykuya yattığın zaman, gözünü kapattığın zaman, Allah nasip ederse görüyorsun. Onun için, eğer diyor, sen uyumadan evvel, uyanıkken de nefsini öldürürsen, tamam mı?

  217. 1:32:26

    Nefsini kötü isteklerinden men edersen, Mahmut Efendi Hazretlerimiz gibi, devamlı huzur üzere, zikir üzere bulunsan, o zaman Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile arasında perde kalmaz. Uykuda da kalmaz, uyanıkken de kalmaz. Ebu'l Hasen'in şahsiliği niye, radıyallahu anh diyor, bir an bile gözümde, hep önümde diyor.

  218. 1:32:44

    Çünkü neden? Nefiste işi yok. Nefiste işini bitirince, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem görünüyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zaten hazır. Burada. Mesele sen perdeyi kaldır. Görmeye bir mani yok. Onun için diyor, Şeyhimiz diyor, Şeyh Nuruddin Eşşevni. Nuruddin Eşşevni Hazretleri, çok büyük veli, İmam Şahrani'nin şeyhidir.

  219. 1:33:06

    Abdülvahap Şahrani, Şeyhi çok oluyor. Yüzlerce şeyhleri var ama, Şevni onun yanında yatıyor. Kabrine gittim ben ziyarete, orada Yestemu aleyfil mehya bil ezeriye gazeten. Ezher'de, Mısır'da Ezher Camii Şerifi var. Ezher Camisi çok eski cami. Hüseyin Efendimiz'in baş şerifi de orada. Ezher'deki camide diyor, uyanıkken görüşürdü diyor.

  220. 1:33:32

    Uyanıkken. Şimdi diyor, onun buluştuğunun alameti nedir? Orada bir yeri vardı diyor. Ne zaman cami-i şerifte oraya geldiği zaman, anlarlar ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile buluşuyor. Bir bakarsın gecenin sonunda gelir oraya. Bir bakarsın yarısında gelir. Yatsıdan sonra kıraatler başlar.

  221. 1:33:58

    Zaman gelir. Sabaha kadar ayakta durur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile görüştüğü için oturmaz. Sabaha kadar ayakta durur. Herkes anlar ki orada ayakta durduğu zaman sabaha kadar Resulullah ile görüşüyor. Yoksa niye ayakta dursun? Oturur dersini yapar.

  222. 1:34:22

    Gece gündüz bir kapı var diyor. Orada da halveti var. Kimseyi almaz yanına. Orada da görüşür diyor. İskenderiye'ye gidenler Mısır'da mutlaka denizin kenarında büyük mescidin içinde Ebu'l-Hasan Şahzâle Hazretleri'nin halifesidir. Aynı zamanda İbn-i Atâ'ilâ'l-İskenderî, Hikem-i Atâ'iyye, Hald-i Bağdat Hazretleri, bütün ulema evliya Hikem-i Atâ'iyye'den almışlar.

  223. 1:34:55

    İbn-i Atâ'ilâ'l-İskenderî, evliya olan reisi, kabrinden Kur'an okuyor. Hatta meşhur İbn-i Hüman var, Hanefi fıkıhçılarından, Sivaslı, Ebu'l-Hüman Hazretleri, Fethül Kadir'i yazan, O da bir gün diyor, Kur'an okuyor, okuyor, geldim. İbn-i Atâ'ilâ'l-İskenderî Hazretleri'nin kabrine geldim.

  224. 1:35:12

    Tam o arada diyor, bir yeri yanlış okumuşum diyor, kabri şeriften beni düzeltti diyor, bir ses geldi diyor, küt aşağı düştüm diyor. Ondan sonra da ayıldı, vasiyet etti dedi, beni bu zatın kabrinin altına gömeceksiniz. Şu anda hemen altında kapı var, İbn-i Atâ'ilâ'l-İskenderî Hazretleri'nden merdivenden iniyorsun, alttaki kapıyı açıyorsun, koca İbn-i Hüman onun altında yatıyor.

  225. 1:35:33

    İşte İbn-i Atâ'ilâ'l-İskenderî, Hikem-i Atâ'ya sahibi. Dünyada böyle bir tasavvuf kitabı yok. Bütün tasavvuf kitapları Hikem'den alır. Hikem-i Atâ'yı, Allah ona ilham etmiş, anladın mı? Az kalsın Kur'an, yani Kur'an'dan sonra gelenlerden. Çünkü Kur'an-ı Kerim vahiy, bu da Evliyaullah'a ilham, tarikiyle yazdırılmış.

  226. 1:35:53

    Onun şeyhi kim? İşte Ebu'l-Abbas'ın mürsi. Onun şeyhi kim? Ebu'l-Hasen'in Şahzeli. Bu Ebu'l-Abbas Mürsi Hazretleri diyor, Bunu Ebu'l-Hasen Şahzeli'yi de isnatlı gördüm. Bir göz açıp kapayıncaya kadar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i görmekle arama perde konursa, Kendimi Müslümanlardan saymam diyor.

  227. 1:36:20

    Yani bir göz açıp kapayana kadar aramıza perde girmiyor. Bu nasıl bir murakaba makam? Adam zaten devamlı Mevla ile beraber olduğunu düşündüğü için, devamlı murakabe olursa, o adam zaten nasıl günah işleyecek? Nasıl nefsiyle boş kalacak? Dolayısıyla Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile haydi haydi olur.

  228. 1:36:38

    Çünkü Allah ile beraberliği devam eden insan, tabii ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile de devamı olur. Çünkü neden? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mevla'dan ayrılır mı? Zaten o Mevla ile devamlı murakabe halinde. Bir an Allah'ı unutmuyor. Evliyaullah, Mahmud Efendi Hazretlerimizin makamı neydi yani?

  229. 1:36:56

    Bir an, gülerken, konuşurken, yerken, uyurken, devamlı murakabe üzeriydi. E bunu görüyorduk. Evet, şimdi onun için, Yani diyorum, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile uyanıkken görüşen velilerin haberleri sayılamayacak kadar çoktur. Adet adet tespit edilemeyecek kadar meşhurdur. Hepsini alamayacağımıza göre bu kadar lan, yetindik diyor.

  230. 1:37:28

    Burada İmam Suyuti'nin kitabında, bu hususta daha başka ilimler var. Gözün aydın olsun, ona müracaat et diyor. Orada mesele bunlara inanmaktır diyor. Yine buyuruyor, bu hususta delillerimiz var. Bu delillerden biri, Buradan isterseniz kalalım. Çünkü birkaç yerde aynı anda görünmesi, Kazı-i Bulban Hazretleri'nin 7 surette bir anda görünmesi ve durduğu yerde 7 surete bölünmesi,

  231. 1:38:05

    aynı anda kendisinden 7 tane olması, mahkemeyi şaşırttı, şeriat katısı kafayı yiyecek hale geldi. Ondan sonra Evliyaullah'ın kerametine inandılar. Bu oradaki deliller var. Ve bu deliller muhacesinde Evliyaullah'ın birkaç yerde aynı anda görünmeleri meselesi var. İşte bunları okuduğumuz zaman, oradan da bunun reenkarnasyonla alakası olmadığı, tenasukla alakası olmadığı

  232. 1:38:35

    ve bunun Evliyaullah'ta nasıl takip ettiği, ruhun sıfatları, ruhun kuvveti, Allah'ın ruha verdiği güç ve bunun cisimle münasebeti hususunda İmam-ı Rabb'in hazretlerinin mektubatından bu konuda son noktayı koyarız. İnşâAllahurrahman ehl-i sünnete göre itikadlarımızı tam düzgün vaziyete alırız inşâAllah.

  233. 1:38:57

    Allah bizi saptırmak isteyenlerin şerlerinden muhafaza eylesin. Amin. Kardeşlerimiz, dergi size arz edildi. Özellikle Receb-i Şerif geliyor. İlk on gününü buradan çıkıyor. Bu ayın dergisinde çok, Receb kitabında da yazılmadık, Receb-i Şerif'le ilgili namazlar, ibadetler, faziletler var. Bir an evvel derginizi temin ediniz.

  234. 1:39:23

    Önümüzdeki iki hafta sonra Receb-i Şerif girdiğinde de Allah Celle Celaluhu sıhhat, afiyet, kuvvetle kavuştursun ve bütün ibadetlerini, namazlarını, zikirlerini, oruçlarını tutmaya, kılmaya muvaffak eylesin. Onun için dergi size önem arz ediyor. Bir de Receb-i Şerif Risalesi zaten... Zaten mevsimi gelmiş, Receb-i Şerif Risalesi şimdiden alın, okuyun, edin.

  235. 1:39:46

    Ama bu risalede yazamadığımız bazı yeni gördüğümüz namazlar, zikirler, ibadetler de dergide yazılmıştır. Allah Teâlâ şimdiden beynimizi, fikrimizi üç aylara hazırlığa, Receb-i Şerif ayı, Allah'ın ayını karşılamaya ve Allah'ın ayının ilk gecesini, Rekâb gecesini, 10. gecesini, 15. gecesini, 27. gecesini ihyaya, kilitlenmeye, şu anda bizi o şuura malik eylesin.

  236. 1:40:13

    Ve Allah'ın ayını bekleyenlerden eylesin. Ve Allah'ın ayına kavuşanlardan ve Allah'ın rahmetine o ayda kavuşanlardan eylesin. Amin. Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve âlihi ve sellim. Eşimin, hanımefendinin amcası Musa Arabul Amcamız vefat etti, 80 küsur yaşlarında. Allah taksiratını affeylesin, seyyahatını mahveylesin, azaptan muhafaza eylesin.

  237. 1:40:42

    Namaz ehli, abdest ehliydi. Bizi Allah için severdi, sohbetleri dinlerdi. Ve efendim, tabi alimleri sever, Allah dostlarını sever, o sevgilerine biz şahidiz yani. Allah dostlarını, Kur'an ehlini, Ehl-i Sünnet'i sevmek çok hayırlı bir alamettir. Hele bir de namazla beraber, namazla abdestle, 80 yaşında müjdeleri vardır.

  238. 1:41:03

    Allah günahlarını affedeceğine dair. Allah Teala lütfu keremiyle muamele eylesin. Kabrini nur eylesin. Ailesine sabrı cemil, hacı hanım yengemize ve çocuklarına sabrı cemil, ecri cezil, hayırlı uzun ömürler, salih amellerle, Ehl-i Sünnet itikadını bozmadan, namazdan, Kur'an'dan ayrılmadan yaşamayı nasip eylesin.

  239. 1:41:23

    Ta ki cennette cümlemizi cem eylesin. Amin. Vefat edenlerden, Molla Sare, Rukiye, Raziye, Kerimhan, Kadice, Fatıma, Hayriye, Dürdane, Tülay, Kıymet, Pervin, İsmahan, meyiteleri Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Ya Rabbi azatları olan varsa şu saatte refeyle. Madem bu kadar cemaat, amin diyorlar, hürmetlerine izah eyle.

  240. 1:41:46

    Ya Rabbel alemin. Cemaatlerimizden, kardeşlerimizden, bize ulaşanlardan, ulaşamayanlardan, her birerleri belki sohbete gelmemiş ama gelenler tanıyor. Yarın ahirette sorulacak derdi Efendi Hazretlerimiz. Bir kulunu hesaba çekecek, huzura çekecek. Bir alimi tanıdın mı? O da diyecek ki tanımadım. Tanıdım dese seni ona bağışladım buyuracak.

  241. 1:42:10

    Fakat tanımadım diyecek. Tanımadım deyince Allah-u Teala yine de onu affetmek murad edince o zaman o kişiye ilham edecek. Söyleyecek ki Ya Rabbi dedim ben bir alim tanımadım, sohbetine gitmedim ama bir arkadaşım vardı, o onlardan bahsederdi, o giderdi. Hadi o seni ona bağışladım diye. Kendi gitmeyen, tanımayanı tanıyanın tanıdığından affettiğini

  242. 1:42:33

    Mahmud Efendi Hazretlerimizden kulağımla duydum. Kulağımla duydum ve kitapta da sonra yerini gördüm. Allah bir kulunu affetmek isterse bir bahane yaratır. Ama bu bahanelerin en büyüğü de ilim ehline tazim. Allah dostları, zikir ehli, ilim meclisi, ayet-i hadis okuduğu sohbetlere iştiraktır. Bunun bereketini kabirde çok göreceğiz, mahşerde çok göreceğiz.

  243. 1:42:56

    Efendi Hazretlerimizin hep sohbetlerinde bulunduğumuzdan yüzümüz ak olacak inşallah. Onun için buraya tabii isimleri yazılmak ve bize kadar ulaşmak ve cemaatle okunmak, ruhlarına ediyor olunmak boş işler değillerdir. Onun için Allah Teala hepsine rahmet eylesin. Madem isimleri bize kadar ulaştı, tanımasak da tanışmasak da sohbete gelmemiş olsalar da

  244. 1:43:18

    yine de sizin tanışlarınız oldukları için buraya isimleri gelmekle bir hak tereddüt ediyor. Allah Teala bu hakkı ifaya bizleri muvaffak eylesin. Tomay, Aziz, Mehmet, Tahir, Necati, Mustafa, Muhittin, Zeki, Ertan, Ali, Nihat, Sami, Güzel, Niyazi kardeşlerimizle Allah Celle Celaluhu gırgır gırgır rahmetleriyle, engin rahmetleriyle, rahmetli vasiyasıyla muamele eylesin.

  245. 1:43:42

    Ervah için buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah Ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu La ilahe illallah Muhammedun Resulullah Fikulli lem'ate ve nefesin adedem Ves'ahu ilmullah, Allah, Allah, Allah, Celle Celaluhu Celle Celaluhu ve amenevaluhu ve la ilahe illallah Ya Rabbel Alemin, Allahümme salli ve sellim ve barik

  246. 1:44:40

    Allahümme nâ seyluka l-cennete ve mâ qarrabe ileyâ min qawline ve amel ne'auzübika minel nâre ve mâ qarrabe ileyâ min qawline ve amel Allahümme nâ seyluka min khayru ma'aseyleke min nebiyyüke Muhammedun sallallahu teâlâ ve neslih ne'auzübika min şerife mustahâdeke min nebiyyüke Muhammedun sallallahu teâlâ ve neslih ve entel mustahâne ve aleyke elbelâgh

  247. 1:45:00

    ve la havle ve la kuvvete illâ billâhi l-aliyyil-azîm. Allahümme nâ selûke minel-kheyri kulli âcili ve âcili Allahümme nâ se'lukel minel kheyr-i kullihi ve a'cilihi ve a'cilihi ve a'limnâ mine ve mâ lemnâ'lem ve âlim nâ mine ve mâ lemnâ alem. Ne'ûzübüke minel-şerri kulli âcili ve âcili. Allahümme mâ gadaytelenâ min gaddâ ve fec'alâ akıbete ve reşedâ

  248. 1:45:18

    Allahümme Rabbenâ atenâ min lezzüke rahmeten ve heyyi ilenâ min emrinâ reşedâ Allahümme Rabbenâ etmem lenâ nuranâ ve gafilenâ enneke alâ kul şeyin kadîr Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed el-Habîb el-mehbûb şâfi'l-u'l-ilâ el-mufarici'l-kurûb ve alâ alîhü's-sellim adedemâ Es'â ve ilmullah yâ rabbel âlemîn Allahümme men kâdenâ fekidhû ve men arâze binâsû enfâksumhû

  249. 1:46:39

    ve men âdânâ fe'ntekrim minhû ve men begâ aleynâ fehuz ehzâzîzim muktedir ve sallallahu teâlâ alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ alîhü's-sâmih Salli ve teslimen kesîren velhamdülillâhi rabbil âlemîn Biniyeti'l-kabûl el-Fâtiha