38:15 / 56:13

  1. 00:18

    Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin, Vessalatü Vesselamu alâ Seyyidil Murselîn Muhammedin ve alâ alîhî ve sahbihî ecma'în. Elhamdülillahi Rabbil Alemin ve salatü ve selam alâ seyyidil murselîn Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn

  2. 00:39

    Bu akşam Beyaz TV'ye sohbete çıkacağım için birazdan inşaAllah kısa bir sohbet yapalım ve eyyuhel velet dersimizden devam edelim. Ondan sonra bütün insanları saat 23.11'de Beyaz TV'de katılacağım programı dinlemeye, sual-cevaplardan faydalanmaya teşvik edelim, iyiliği emredelim, kötülükten nehy edelim, davet edelim, tebliğ edelim.

  3. 01:10

    Beladan kurtulmaya çalışalım. Bela yağıyor, Mayıs yağmuru gibi, ancak iyiliği emredenler kurtulamıyor. Ancak vazifesini yapanlar kurtulabilir. Kur'anlar kurtulabilir. Evet, şimdi sohbetin başında şehitleri okuyoruz. Bugün 3 tane şehid şehidimizin ismi gelmiş. Onların ruh şeriflerine bir hediyemizi yapalım.

  4. 01:32

    Uzman Çavuş Hasan Karadavut, Uzman Erbaş Muhammed Bozarslan ve Er Mehmet Ünal herhalde şeyde de oldu, Tunceli'de de oldu şehidimiz. Ondan sonra Fırat Kalkan'da da oldu ama yurt içinde de oldu bu hafta 2 tane şehidimiz. Onların bize tabi bana ulaştırdıkları kadar ben haberlere şey takip edemedim. Yani bana ulaşan kadarıyla şehitlerimizin ruhuna bir kelime-i şehadet buyurun.

  5. 02:04

    Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühû. Lâ ilâhe illallah Muhammedun Rasûlullah. Fî kulli lemhetin ve nefesin âdede mâ vese'hû. İlmullah. Allah, Allah, Allah. Ya Rab şehadetlerimizi tevhid kelimelerinden, zikirlerinden fazl-ı kerem ile kabul buyurduktan sonra

  6. 02:29

    hâsıl olan cümlet-i übât, evvelen bizzat Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in ruh-i şerifine, 2. bu celsede isimlerini okuduğumuz bu 3 şehidimiz. Kıymetli şehitlerimizin, askerlerimizin, bundan evvel Fırat Kalkan'da şehit olan bütün askerimizin ve yine bugünlerde, yakın tarihlerde şehit olan cümle polislerimizin, şehademizin ve kâsaten bu 3 şehidimizin ervâhına hediye eyledik, şu saatte vâsıl eyle, kabirlerine nur eyle, tereccüllerini âli eyle, ailelerine sabr-ı cemîl, ecr-i cezîl, ihsân eyleyip onları da bunların

  7. 03:06

    şehâdet-i ürmetine, yolundan ayırma, dünya ahiret, sıkıntı çektirme, cennette cem eyle ya Rabbena âlemin. Bu şehitlerimiz ne seyyâdları varsa hasenâta tebdil eyle. İlk damlakanlarıyla tertemiz eyle ya Rabbena âlemin. Allahumme âmin. Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ve sellim.

  8. 03:23

    Şimdi, İmam Gazâlî Hazretleri'nin Eyyuhel velet'teki dersimizi işte bir an evvel bitirelim de, diğer derslere Perşembe geceleri takip etmek istiyorum inşâAllah. Hatta yani Efendimiz'in usulü üzere de bir şey de niyet ettim inşâAllah tutar. Yani Perşembe sohbetlerinde bir ana ders yapayım.

  9. 03:47

    Dersin peşine işte Efendimiz Efendimiz'in Hadîs-i Şerif okurduğu, tergibü tergibü Hadîs-i Şeriflerini de oraya alayım. Birkaç Hadîs-i Şerif okuyayım. Oradan da efendim Mektub-u Hadîs-i Şerif'i okuyayım. Böylece niyet ettim de inşâAllah işte Perşembe biraz uzun olsa da yani bir günde toparlayalım. Çünkü aksi takdirde bütün diğer kitap çalışmalarım, derslerim kalıyor.

  10. 04:12

    Tefsirde başladık. Onun için öyle de bir şey düşündüm. Dua buyurun. Allah vakitlerimize bereketler ihsan eylesin. Amin. Şimdi İmam Gazâlî Hazretleri buyuruyor ki Dört tane haslet faz etmeden, hocaefendiler, iyiliği emreden, kötülükten ne yeden, bu zamanda çok faz edecek adam da kalmadı, onun için yani insanlara âyet, hadis okuyanlara da hoca diyorlar veyahut da sakallı gördüğüne bile hoca diyorlar bu zamanda.

  11. 04:53

    Onun için yani tabi ki cahilce konuşmak olmaz, bir şeyler ilim tahsil etmek lazım ama ben güzel okuyayım, çok hoca olayım da öyle vaaz ederim de dersen efendim ölüm ansızın gelir, bir kişiye de faydan olmaz. Bir kişinin de hidayetine vesile olamazsın. Onun için doğru bildiklerinden duyduklarından Efendimiz de öyle buyurdu.

  12. 05:12

    Ama düzgün anlayın, iyi anlayın derdi ama bunu benim anlattıklarımı anlatın derdi yani. Size hoca diyeceklerse desinler yani. Çünkü neden? Bildiğinin alimisin. Burada vaaz, tabi o zamanlar herkes hoca, herkes alim, herkes müftü İmam Gazali dönemi yani. Onun için tabi özel vaaz etmek isteyenlere de kendisine bu usta soru soranlara da bazı bilgiler öğretiyor,

  13. 05:42

    nasihatler yapıyordu. İki hasletten sakın buyurdu. Vaaz işini seçme ama mecbur olsan ortada vaaz eden kalmazsa mecbur farz-ı kifaye, iyiliği emretmek, kötülük deney etmek hepimizin görevi. İki hasletten sakın, birincisi çok edebiyatlı konuşmak, böyle cümleler kurup, lafları uzatıp da yani milleti yormak uygun olmaz.

  14. 06:12

    Bir de tesir bozulur, fayda azalır, ihlas kaçar, yani edebiyata arifse yok cümlelerimin sonu denk gelsin, yok kelimelerim düzgün olsun falan. Böyle zor ve edebi cümlelerle tekelluf yaparak yapmacık konuşmalardan işte efendim ağzını şişirterek, tutaklarını bir şey yaparak böyle değişik değişik konuşma dersi bile alıyorlar yani.

  15. 06:35

    Ne dersi olacak? Allah ne verdiyse bildiğinden konuşacaksın. Onu nehyetmiş idi. Şimdi ikinci nehyetliğine kalmıştık. Vel haslatu l-saniyetu. İkinci haslet, yani sakınman gereken sohbet yapan, konuşma yapanlar, siz de çevrelerinizde sohbet yaptığınızı ben biliyorum yani, bizi dinleyenler çevrelerine bayağı bir şey anlatacak seviyeye geliyorlar çünkü

  16. 07:00

    bir yerde bir şey anlatan yok yani. Anlatanlar da kıssadan ise bir Ramazan'da beş kere Hz. Ali'nin şehadeti, üç kere Hz. Hüseyin'in şehadeti yani böyle olmaz ki adam itikadını bilmiyor, ehl-i sünnet imanı bilmiyor, bozuk hocalar çıkmış ehl-i sünnet dışı kaderi inkar ettiriyorlar, onlara bir cevap vermiyor, ahiret var, cennet var, cehennem var işte,

  17. 07:21

    namaz kılanmış ki içmeyelim, kumar oynamayalım, yani bu konulara girilmiyor. E şimdi insanlar Hz. Ali Efendimiz şehit oldu, tamam başımızın tacı, gönlümüzün ilacı ama şimdi bir Ramazan'da beş kere de aynı kıssadan Hüseyin, yani Kerbela hadisesini elli kere bunları anlatmakla bir yere varamayız ki bize kabirde bunlar sormayacaklar.

  18. 07:40

    Onlar bizim büyüklerimiz, ehl-i beytimizin imamları, başımızın tacı ama bize namaz, abdest soracak, itikad soracak, ehl-i sünnet soracak. Vaktimiz az, insanların ömrü kısa, belki adam bir kere denk geliyor seni dinleme, belki yarın ölecek, belki bu gece ölecek. Yani çünkü bu televizyonlarda bize kaç kişinin ne kadar izlediğini bilemiyoruz ki.

  19. 07:58

    Cami de olsa üç, beş, yüz kişi, bin kişi biliyoruz. Ama yani onun için fırsat, ganimet, çok önemli şeyler konuşmak lazım. Yani adamın imanını kurtarmak lazım. Yani bu gece ölse sabahına bir cevap verecek bir şeyleri öğretmek lazım. Onun için ben de biraz dersi o bakımdan hocalara, talebelere, vaizlere yönelik değil de biraz perşembe derslerini daha yani itikadi konulara,

  20. 08:28

    iman esaslarıyla ilgili konulardan bir ders başlamak istiyorum. Sonra da kebair büyük günahlara gireceğim de. Ama şimdi itikad üzerine bir ders de yapmadık yani. E şimdi bu ders çok önemli. Millet, efendim etkilenir, etkilenmez veya beğenir, beğenmez. Ya kardeşim biz milleti güldürmek için, ağlatmak için uğraşmayalım.

  21. 08:49

    Bak ne buyurdu İmam-ı Gazali Hazretleri? İki hasletten sakın. Birincisi tekelluf, zorakî, yapmacık şeylerle efendim milleti etkilemeye çalışmak suretiyle ihlası bozma. Birinci bununla sakın diyor. Şimdi ikinci hasleti söylüyor. Vel haslatu sâni, ikinci hasletten sakınacağın en lâ tekûne olmasın himmetüke.

  22. 09:10

    Senin azmin yani gâyen fî vâzike, yaptığın nasihatlerinde en yenfura efendim insanların en yenfura'l-kâlgu halkın toplanması yani neferah, çıktı demek, gitti demek. Halk toplansın diye senin bir gâyen ve azmin, niyetin, insanlar kalabalık toplansın. Tabi burada yen'ara da var. Yen'ara'l-kâlgu halkın bağırıp çağırması.

  23. 09:59

    diye de var. Yani çok etkilensinler de, feryat etsinler, hani şey yaparlar ya, Allah falan, bağırırlar falan. Yenara olursa mana, sayha nara atmaları, kaleyana getirip, cezbeye getireyim adamları falan. Bu olmamalı. Bir de yen sûre var. E tabi yenfura felevlâneferâ minkulli firkatinde de anlaşılıyor.

  24. 10:23

    Yani insanların gelip toplanması olmasın. Nerede? Fî meclisike. Senin sohbet meclisine insanlar kalabalık gelsin. Üç bin kişi geldi, beş bin kişi geldi, on bin kişi geldi falan. Yani fazla insan gelmesini istiyor. senin çok düzgün adam olduğuna delalet etmiyor. Senin konuştukların senin içindeki itikadını dışa vuruyor.

  25. 10:44

    Sen doğru adam ol, doğru konuş, insanlara faydalı ol. Belki iki kişi gelmesin. Çünkü sen de kurtarırsın, onlar da kurtarır. Ama bir türlü kimse kurtaramaz yani. Mesele iflastır, samimiyettir bir de. Düzgün konuşmak, doğruyu anlatmaktır yani. Yanlışa yönlendirdikten sonra kalabalık olsan ne olur? Allah'ın hikmeti de insanlar da eli bir tattığında cemaatlerine çok gitmiyor.

  26. 11:08

    Mevla da bir bereketlerini almış yani. Bakıyorsun ne ne ağa babaları bilmem ne elli kişi yüz kişi sandalyelerde bir şey var. Yani bu da büyük bir nimet tabi. Allah-u Teala kalplere ilham ediyor. Türkiye'ye halkı Müslümanları da kıymetli insanlar, ihlaslı insanlar yani hakikaten eli sünete bağlı, Osmanlı ecdadımızın akidesine bağlı, sahabenin

  27. 11:32

    bir tat eli çıkıp bir şeyler söylediği zaman yok alın yası yok dese, kader yok dese İslamoğlu mesela millet itibar etmiyor yani. Öbürü Mehmet okuyunca kabir azabı yok falan. Hiç itibar etmiyor millet. Aziz Bayındır diyor Allah bilmez falan. Tövbe estağfurullah. Yani profesör unvanları da olsa kimse itibar etmiyor.

  28. 11:52

    Yine benim gibi diplomasız toplamasız adama gelen çok oluyor. Yani onlara göre yani. Çünkü Allah kalplerine insanları ilham ediyor. Bu doğru konuşuyor, bu düzgün konuşuyor, bu hak söylüyor diye. İnsanlar ondan elhamdülillah insanlarımız daha bozulmuş değil yani. İnsanların genel manada cumhur bozulmuş değil.

  29. 12:12

    Amel bakımından herkesimizin günahı olabilir ama itikadi yönden genel manada bir bozukluk yok. Eli sünete bağlıyız elhamdülillah. Onun için ama derdimiz ne olmamalı? Derdimiz insandan toplansın cemaata çok gelsin olmamalı. Ev yahut da yuzhiru açıklasınlar el vecde. Vecde hala açıklasınlar. İşte vecde yani esasen iç buluşu derdi efendisi.

  30. 12:37

    Kalbe manevi haller geliyor. Efendim manevi sırlar ve tecelliler oluyor. Onların nuru kalbe vurunca uzuvlara taşıyor. Ondan sonra adam işte başını sallıyor böyle veyahut da böyle yan yana yana bele sallanıyor veyahut da efendim hop hop şeyler yapıyor falan. Bu tabi kalbe gelen tecellinin tesirinin dışı etkisi.

  31. 13:00

    Eğer hakikiyse yani kendinden geçmişte Allah'tan gelen bir nur sebebiyle gayri ihtiyarı yapıyorsa mazurdu. Biz ona gösteriş yapıyor bilmem ne diye insanları da tam kalamayalım yani şimdi. O ayrı bir şey. Ama bizim derdimiz ne olmasın? Ben vaaz edeyim şey edeyim millet vecde gelsin, cezmeye gelsin. Allah bağıranlar çağıranlar olsun.

  32. 13:22

    Bu adamı vaaz edeni helak eder diyor. Maalesef tabi. Veya şu kuğu parçalasınlar yıpratsınlar esliyabe elbiselerini falan. Tabi bu İmam Gazali dönemi. Çünkü İmam Gazali döneminde öyle hocalar vardı ki her vaazda 3-5 cenaze çıkıyordu. Kabir, mahşer, ölüm öyle bir anlatıyordu ki

  33. 13:40

    şimdi nerede istediğin kadar edebiyat yap ne konuşan ağlayabiliyor ne dinleyen ağlayabiliyor bazı çok etkilenip gözüne bir damla yaş kalan edecek öyle elbisesini yıpratacak falan. Hele bayılacak. Nerede bayılacak? Hele ölecek. Nerede? Tabi bunlar hep tesirin azalmasının eserleridir. O da ayrı bir şey.

  34. 14:00

    Ölen de o gösteriş için ölmüyor yani. Adam hakikaten ölüyor yani. E şimdi adam hakikaten öldükten sonra bu da rüya yapıyor mu diyeceğiz yani. E nasıl ölüyor bu adam? Ama hocanın vaazının etkisi tamam da işte ne öyle hoca kalmış demek ne de öyle cemaat kalmış demek yani. Çünkü Ruhul Beyhan tefsirinde diyor ya kadının biri o zaman bir alim varmış

  35. 14:20

    bir sohbette 3 cenaze, 5 cenaze ya. Artık ne yazıyor? Cenaze işleri kapıda bekleyecek yani. Mutlaka cenaze çıkıyor. Adam nasıl ahireti anlatıyorsa Allah Allah. O kadın da çocuğu da çok etkilenen bir çocukmuş mübarek. Durup dururken zaten vecde geliyormuş, cezbeye geliyormuş. Evladım diyormuş anası bak hakkımı helal etmem diyormuş hocanın vaazına gitme.

  36. 14:42

    Çünkü zaten normal adamlar ölüyor. Bu çocuk zaten ilk kelimede ölür. Kadıncağız böyle nasihat ediyormuş. Ondan sonra çocuk da anasına habersiz izinsiz öyle çok heves etmiş vaaz dinleyeyim diye gitmiş. Efendim, hocaefendi vaaza bir başlamış. rivaza bir başlamış, bir tesir, bir ek ki çocuk vefat etmeyin.

  37. 15:06

    Ondan sonra annesine haber ver. Eyvah! Ben bu oğlana dedim, bunun öleceğini biliyorum. Ya bunlar tefsirde yazıyor, Rûlbend'e ya. Ondan sonra, tabi kadın ya çok ah etmiş, varmış ama ne yapsın? Allah yolunda vaazda öldü. Elbiselerini parçalamaktan bahsediyor. Adam canını veriyordu ya. O dönem öyleydi, onun için anlatıyor.

  38. 15:27

    Şimdi sen de diyorsun, İmâm-ı Gazâlî'de ne demek istiyor ya? Kim elbisesini parçalayacak falan? Kim elbisesini parçalayacak? Adamın arabası çalınca elbisesini parçalar. Sevdiğine bir şey olsa elbisesini parçalar. Şimdi, ahiret var, cennet, cehennem var, vaaz var. Kim elbisesini parçalayacak adam ya?

  39. 15:43

    Adam çay içerken, hatta sigarayı içerken ne diyor bu diyor ya? Öyle dinliyor yani programları. Etkilenmediği bir şey yok. Kadıncağız da bir gün pazarda bakmış ki o hocayı yakalama. Zaten içinde de şey var ya ona karşı. Hemen gelmiş hocaefendinin yanına, şiir okumuş. O zamanın kadınları da şimdiki mühtülerden alimler.

  40. 16:05

    Kadın. Etehdin nâse velâ tehtedî. Elâ inne zâlike lâ yenfa'u. Fe yâ hecere şehde hattâ meta. Tüsinnul hedîde velâ tektav. Ne demiş hocaya? Hoca anlamış. Ya sen ne zamana kadar insanlara hidayet edeceksin de kendine hidayet bulmayacaksın hocaefendi demiş. Agâh ol kafanı çalıştırır. Senin bu vaazların sana fayda vermiyor.

  41. 16:27

    Herkese fayda veriyor mu? Sana fayda vermiyor. Ey bilevi taşı diyor. Bıçakları bilevleyen taş var ya. Dönerdi böyle ya ona bıçağı sürerler. Ey bilevi taşı. Ne zamana kadar demirleri keskinleştireceksin, bıçakları bileyeceksin de kendin kesmeyeceksin. Bıçağı ona sür diyorsun, bıçak cilet gibi kesiyor.

  42. 16:48

    Ondan sonra taşı sürüyorsun ekmeği falan kesmiyor. Ama her şeyi kestiriyor, kendi kesmiyor. Yani bu kadar millet... Ne demek istedi o hanım? Demek istedi ki senin madem bu kadar anlattıkların etkileyici bir şeyler, bu kadar her gün cenaze çıkıyor, sen niye ölmüyorsun bir kere? Zaten bir kere ölünür yani ayrı dava.

  43. 17:07

    Vaazlar da biter ama sen niye ölmüyorsun ya? Sen niye ağlamıyorsun? Dedi. Ama işte o zaman hocaları da öyle hocaydı. Hocada düştü, binara attı, bayıldı vefat etti. Şimdi ne olsa, kadının biri gelse bana bilmem ne, senin vaazında benim çocuğum işte çok etkilendi, ağladı, sızladı, morali bozuldu, bilmem ne dese ben de giderim derim.

  44. 17:29

    Hadi git işine ya bana ne. Çocuğunu göndermeseydin, dinlemeseydin, dinlediyse de etkilenmişse maşallah derim, konuyu kapatırım. Ben de ağlamaya başlamam yani. Çünkü o zamanın hocaları da öyleydi. Şimdi İmam-ı Gazali bazı hocaları beğenmiyor ama İmam-ı Gazali'nin beğenmediği hocalardan ah şimdi bulsak bir tane ya.

  45. 17:48

    O tabii tasavvufa, tarikata çok zühterabet etmeyen zahiri alimlere tabii şey yapıyorlar, meşayih çatıyor biraz. Ama o meşayihin çattığı adamlar da şeriat alimleri yani. Şimdi şeriat alimi de kalmadı ya. İki reyting için, iki bilmem kuruş maaş fazla için program başına bilmem ne, istediğin tabize alırsın ya.

  46. 18:12

    İstediğin konuları konuşturursun, doğruları söylemez. Durun bakayım, nerede hoca kaldı? Zaten bir dahaki haslette dersimizin devamı da haftaya, perşembe inşallah. Orada yöneticilerle, bürokrasiyle, bilmem neyle çok ilişkin olmasın diye şimdi o nasihatlere de girecek. Nasihatlere de girecek çünkü bürokrasiyle şey olsan, o diyecek ki

  47. 18:39

    bunu konuşma, o diyecek bunu söyleme, o diyecek şuna dikkat et, buna dikkat et falan. Bu sefer haktan uzaklaşmışsın yani. Bu da çok önemli, hadis-i şerifler var bu hususta. Onlar da beyan edilecek. En son sora. Liyukale denilsin için, ni'mel meclisü hâde. Bu ne güzel sohbet meclisi, bu ne biçim hoca ya, ne konuştu, ne edebiyat bilmem ne.

  48. 18:57

    Yanımdaki adam kaleyana geldi, öbürü elbisesini yırttı ya falan filan. Ne kadar meşhur olur öyle bir hoca olsa, millet akın akın giderler. Ama gaye o mudur yani? Gaye amel etmek, iklas. Onun için sakın sakın diyor böyle şeyler. Yani gayri ihtiyari, sen Allah için düzgün konuşurken adam cezbeye geldiği bazen oluyor.

  49. 19:17

    Bizim sohbette de bir Allah bağıran olur, bir şey oluyor. Ama ben onu bağırttırmak için özel bir gayret sarf etmiyorum yani. Ama bir insana bir feyiz gelebilir yani. Ona da gösteriş yapıyorsun denmemesi lazım. Numara yapıyorsun denmemesi lazım. Bu ne güzel meclis. Densin için yapılmaması mühim olan.

  50. 19:35

    Diyen ne külle, çünkü bütün bunlar meylunlid dünyaya, dünyaya meyletmektir. Yani çünkü neden? Dünyaya meyletsinler, beğensinler, methetsinler, övsünler, sevsinler. Ondan sonra ne olacak? Hocaefendi bir yemek gelmişsin, meşhur olursun. Meşhur olunca da herkes davete çağırır, yemeğe çağırır, hediye getirir falan.

  51. 19:52

    Yani illa bu işlerin sonu dünyalığa döner diyor. Dünyalığa meyle döner diyor. Allah'a meyle döner diyor yani. Sen Allah için bile yapsan yani, hareketlerine dikkat edeceksin. Sonra, cemaati de bu. Şimdi ben, mesela Hacı Bozan diye şey var değil mi? Börekçi miydi neydi he?

  52. 20:10

    Şimdi mesela ben bazı İsmaila'da bizim bazı Hacı abilere Hoca Bozan diye bir lakab takmıştım bir zamanlar. Onlar bilmiyor, patenti de onlar hayır yani ben patentini almam. Marka olarak da tescilli etsinler. Hoca bozan yani. Yani şimdiki adam iki tane davet edecek, iki tane yemeyecek, tamam bu hoca efendi,

  53. 20:27

    Yani şimdi adamı ikide bir davet etse, ikide bir yemeyeceksin, tamam bu hoca efendi ben iyi geçineyim falan, tamam da yani, hoca, ümmetin hocası olması lazım. hocan Herkese eşit mesafede olması lazım. İnsanlara doğru yuvarlanması lazım. Yani hocanın da bu kadar vakti de olmaması lazım. Her dakika her davete giderek de yani sırf yemek için, şu için, bu için bunlarla mıyım diye.

  54. 20:49

    Ümmetin hizmetini, umumun hizmetini, özelin hizmetine tercih etmesi lazım yani. Oho, beni şimdi çağıranlara baksan, bir dakika evde duramam. Bir dakika ha. Ölene kadar bir dakika duramam. Oradan uyur, oradan uyur. O kadar sevenim vardır. Çağıranım vardır. Ama baş edemem ki kardeşim. Bir de benim ilmim var, dersim var.

  55. 21:12

    Ben sabahlara kadar kitap çalışıyorum. Yani sen şimdi, sana özelde nasılsın, iyi misin, yapayım derken ben şimdi ümmetin hizmetini bırakamam ya. Hocalar biraz genele açılmaları lazım. Ve ve tevelle diyor, bu işler doğar binel gaflet. Gafletten doğuyor yani. Çünkü insan Allah'ını bilse, ahiretini bilse, ölüm var, kabül var.

  56. 21:31

    Bana hoca hacı demeyecekler. Ahirette bana hesap soracaklar. Hocanın, bilenin hesabı daha zor olur. E bunları düşünen bir insan da yapmaz. Yapmacık hareketlere girmez, özel konuşmalar seçmez. Yok efendim, ben milleti nasıl etkilerim hesabı yapmaz yani. Ama gaflet ederse, ah, yok diksiyon dersi, yok bilmem dersi.

  57. 21:54

    Şuram şöyle olsun, buram böyle dursun. Şunu takayım, bugün bu rengi giyeyim. Bunlar yapmacık şeyler. E ben doğal olarak bir şey veriyorlar. Giyiyorum, ben bir şey demiyorum ama. Ben bir kere gidip şunu alayım, şunu yapayım. Şunu konuşayım, şu kelimelere özenleşeyim. Şu şiiri güzel okuyayım, ezberleyeyim ben böyle.

  58. 22:10

    Bunlar da gafletten doğar diyor. Zaten de etkili olmuyor. Kabak gibi sırıtıyor. Ve bakıyorsun cemaate bir tesir de görünmüyor. Bazı kimselerin konuşma şekilleri öyle de. Olmuyor. Aslında gereken nedir? İnsanları çağıracaksın. Davet edeceksin. Dünyadan alacaksın. Ahirete döndüreceksin. Diyeceksin ki bu dünya fanidir, boştur.

  59. 22:44

    Görmüyor musunuz bizden gençleri öldü. Zenginleri öldü. Bize mi kalacak? Sabah okudum yine. Veysel Karahane Hazretleri. Nasihat et bana dedi. Bir kere görüştüler. Bana müsaade et de yanına geleyim ben de seni. Sen Veysel Karahane'sin, çok büyük Evliya Rasulullah seni methetti. Hazreti Ömer bile seni aradı.

  60. 23:06

    Yani bana müsaade et. Yok dedim benim meşguliyetlerim var. Kimse yanımda arkadaş olup da uğraşamam dedi. Ben ibadetle meşgul oluyorum. Ve daha görüşemeyiz dedi. Hadi Allah'a emanet et. Ama biraz vaaz etti onu. İşaret ettim kitabına. Ya sen o vaazları bir yapmak lazım ya. Nuh Nebiullah 950 sene. Peygamberlik yaptı.

  61. 23:29

    Nuh Nebiullah öldü. Baban Adem öldü. Annen Havva öldü. Sevgilin Rasulullah öldü. Herkes vefat etti. Dünya bitti. Nasıl anlatıyor Veysel Karahane Hazretleri? Tabiinden 8 kişi de Zühd ve Takva zirve yapmıştır. Zühd tabiinde 8 kişiye toplanmıştır. Onların biri de Herem İbni Hayyan'dır. Ama ona bile nasıl Veysel Karahane vaaz ediyor?

  62. 23:57

    Çünkü vaazın esası ne olması lazım? Dünyadan soğutmak olması lazım. Hangi meclis arkadaşlarımız daha hayırlıdır? Kimlerle oturalım kalkalım? Kimlerle sohbet arkadaşlık yapalım? Kimin vaazının nasihatını dinleyelim? Ya Rasulallah dediler. Rapıta kitabımda var kaynakları da. Ne buyurdu?

  63. 24:23

    Kimi görünce Allah'ı hatırlıyorsanız, ahireti hatırlıyorsanız, kimin konuşmasında ilminiz artıyorsa, kimin meclisinde dünyadan soğuyorsanız, ahirete yöneliyorsanız o sohbetleri dinleyin. O kişilerle arkadaş olun buyurdu. Öbür türlü adamla oturuyorsun kalkıyorsun o aldı verdi, marka bilmem ne, şu çıktı, bu yeni çıktı, şöyle oldu, böyle gitti.

  64. 24:48

    E fayda yok bu adamda. Seni de ifsat edecek, gaflete sevk edecek. Kimi görünce Allah'ı ahirete hatırlıyorsun? ahirete atılıyorsun. Sohbetin gayesi bu olmalı. İnsanları dünyadan alacaksın. Ahirete döndüreceksin. Efendim, dünyanın zararlarını anlatacaksın. Geçirdiğimiz, kaçırdığımız ibadetlerin vakitlerini, hasret ve nedametlere, ne kadar büyük

  65. 25:11

    pişmanlıklara sebep olacağını anlatacaksın. Bizim sohbetlerde bu konular geçer arada. Ne kısaca söyleyeyim mi? Mahmûd Abbas'ın bir mektubundan ezbere bildiğim, yani Katarîla, ne buyuruyor Kaddas Allâhü Teâlâ soru? yani ne buyurur Kaddeş Allah'a soru? Zaman neyse zamanı, zamanı gafleti. Leyse zemânel Ondan sonra bu zaman gafletle yaşamak zamanı değil.

  66. 25:35

    Vel cemaatul amel. Amel zamanı, ibadet zamanı. İnnel istirahatellez. Ha, neyse vaktel istirahati. El vaktu leyse vaktel istirahati. El vaktu leyse dinlenme zamanda değiliz. İnnel istirahatellez. Ya temeratul amel. Dünyada amel edeceğiz, onun semeresi neticesi ahirette istirahat edeceğiz. Ama o ahiret önümüzdedir.

  67. 25:57

    Hemen gelecek, bir anda insan ölecek. Ondan sonra fuzul işlerle meşgul olmak. Mektubattan bir şeyler söyleyeyim sana, dünyadan uzaklaştırmak için. Yani insan ekeceği vakitte istirahat edeyim derse, hasat zamanı ne biçer? Herkes mahsur alır, bir senelik geçimini kazanır. Fındığını, çayını. O ne olur?

  68. 26:24

    Anca pişmanlık biçer. Sonra gidip dilenci olur. Hadi dünyada yine dilenci olur, akrabasını biri bir şey verir, bilmem ne. Ahirette kimden dileneceksin? Onun için ekme zamanında, çalışma zamanında, yatarsan aşağı, ziraatını zahedersin, ürününü, meyveni engellersin. Kendi elinle engellersin. Ayağına değil, kafana sıkarsın yani.

  69. 26:45

    Yapmayın, etmeyin, gitmeyin diyor. Bir dakikanızı bile boşa harcamayın diyor. Ömür sermayeniz, vaktiniz her dakika kılıç gibi kesiliyor. Kılıç kesmesinden hızlı kesiyor ya tık tık tıkları saatlerin. Bazı bu konular içermeli. Dünyadan uzaklaştırmalı. Ahiretin faydaları. Ahirete teşvik. Ebedi hayat, diz boyu nimet, sonsuz cennet.

  70. 27:13

    Mevlanca mani görmek, rızasına ermek, sevdiklerine içtima etmek, buluşmak, hastalık yok, ölmek yok, baş ağrısı yok, diş ağrısı yok, üzülmek yok, yaşlanmak yok, çirkinleşmek yok, üzücü söz duymak yok ya. Boş kelam yok ya. Tamamı, uyku bile yok. Fuzuli zevkine mani olmasın diye. Cennetin tamamı zevk ya kardeşim.

  71. 27:37

    İki günlük rübbe şerbeti, seantin evratı, hazenin tabiyle. Bir yılbaşı kutlayacağım, yok bir Noel kutlayacağım diye. Bir dansöz seyredeceğim diye. Beş paralık şehvet için, iki kuruşluk lezzet için. Yok zina yapacaksın. Yani zina nedir? Yapıyorsun, yapıyorsun. Doruk noktası bir dakika bile tutmuyor yani.

  72. 27:53

    Zirveye geldiği, zevkin zirveye geldiği yarım dakika, yarım saniye, bir saniye, iki saniye, yarım dakika tutmayan bir zevk için yetmiş bin sene yan. Bilmem, kafir öl, cehennemden çıkma veya Müslüman da ölsen bin sene azap çek. Ne gereği var? Sıratta tevkif ye. Cehennem aşağıda gürlüyor, çengeller aşağı suluyor.

  73. 28:15

    Bir dakika o panik heyecana dayanamazsın dünyada olsa ya. Onun için vaazın konusu ne olmalı? Ve minel masiyeti, insanları masiyetten çevirmek ile taahat, ibadetlere çevireceksin. İçkini anlatacaksın, kumarın bozukluğunu anlatacaksın, zinanın beterliğini anlatacaksın. Kayya kuyusunu anlatacaksın. Bütün cehennemde yananların, irinleri, kuşlukları, leşleri, cerahatlerin

  74. 28:39

    toplandığı en dibe Meryem suresinde namazı zayi edenler kılsa bile, vaktini kaçırsa, kazaya bırakanlar bile kayya çukurunu boylayacak diyor ya. Cehennem, cehennem oradan sığınıyor. Cehennemin diğer bölgeleri kayyadan sığınıyor Allah'a ya. Oraya atacağım diyor namazını zayi eden. Kılıp da tadil-i erkansız kılan.

  75. 29:01

    Bir tadil-i erkan risalesi yazdık, müstakil risale. Allah ona göre bir amel etti yani. Kılsan da kurtaramazsın tadil-i erkansız. Çünkü namaz kılmadılar demiyor, zayi ettiler diyor. Canların çiçeklerine uydular, namazlarını zayi ettiler. Kayya, kay kuyusunu boylayacaklar. E bunu da ne anlatacaksın yani namazsızlığın içerleri.

  76. 29:27

    Furkan suresinin ahadinde adam öldürenler, zina yapanlar, kuyusuna kavuşacaklar diyor. Kat kat azapları katlanacak. Bunları okuyacaksın millete. Bu ayetleri bir adam gidip de IŞİD'e katılır mı? PKK'ya katılır mı? Gidip milleti öldürür mü? Bomba patlatır mı? Canlı bomba olur mu? Yani ebedi ahirete gidiyorum.

  77. 29:53

    Millete ilim vermiyorlar ki. Nasihat etmiyorlar ki. Milletin çoluğu çocuğu. Bu üniversitelerden çıkıyor. Bak, Ottü'nün bir meşhur Ottü'deki meşhur zeki, bilmem ne talebe gitmiş IŞİD'de şimdi. Geçen haberlerde ondan bahsediyorlar. Yani adam Ottü mezunu, Ottü bilmem ne. Apone! Apone siyasal mezunu yani.

  78. 30:15

    Efendim, Hızlı olan, milleti betonlara gömen adamların başları neydi o şeyin bilmem. Ne? Siyasal mezunu yani. Onun için bu millet ancak vaazla, nasihatla yola gelir. Bu millet ancak ayet-i hadisle yola gelir. İmam Gazâlî Hazretleri'nin buyurduğu şekilde, üstübüzere sohbetlerle bu millet etkilenir. Bu milletin mayası bundan yoğrulmuş ya.

  79. 30:39

    Sen buna böyle okulla, şunla, bunla diplomayla, toplamayla, internetle, Google'la bu milleti düzeltemezsiniz. Onun için doğruyu anlatan hocalar bulacaksın. Bu hocalara teşvik vereceksin. Teşvik derken para vereceksin demiyorum. Bu kadar kanallar var. Ben kendi kanalımda zor konuşuyorum. Ama sen şimdi bu kadar kanallarda, bu sohbetler

  80. 31:03

    PKK'nın aleyhine olan şeyleri, geçen en son haberde niye çattım? Ulan bu kadar ilim konuşuyoruz, bu kadar düzgün konuşuyoruz, ayet-i hadis konuşuyoruz, milleti IŞİD'den, PKK'dan, şunla, bunla kurtarma, bir kişiyi günahtan kurtarma şey diyoruz. Sen gidiyorsun Ahmet Hakan'ın uydurmasını, yok su satmış, bilmem ne satmış, iftira, mahkemeye verdim zaten.

  81. 31:21

    Yani iftirasını en son habere taşıyorsun, bilmem ne. Memleketin derdi bitmiş, işi bitmiş. Ya sen nasıl Müslümanım diyorsun? Bir insanın hidayeti için şurada şu kadar konuşma yapılıyor, beş dakikada sen paylaş, bir insanın hidayetine sebep olur. Yok! Kendi namaz kılsan ne olur yani? Kendi namaz kılsan ne olur?

  82. 31:39

    Sitenin durumuna bak yani. Fesada çalışıyorsun, ıslaha çalışmıyorsun. İftirayı yayıyorsun, hidayeti yaymıyorsun. Allah, ya alemül müfside minel muslih. Allah kim kötü niyetle çalışıyor, kim iyi niyetle. Allah biliyor. Ben muslihim, ıslaha çalışıyorum. Benim sohbetlerimle binlercesi ışıda gitmedi, katılmadı ya.

  83. 31:58

    Nice insan PKK'dan, şunla, bunla sıyırıldı, kurtuldu ya. Ben Allah için iddia edebilirim. Belki on binler, yüz binler belki iddia edebilirim. Namaza başlamıştır bu kadar otuz senelik, kırk senelik sohbet sürecimde benim ya. İçkiyi bırakmıştır, kumarı bırakmıştır. Nice hanımlar, kadınlar, aileler kurtuldu.

  84. 32:15

    Ne dualar ettiler bana kocamız sarhoş geliyordu ya diye. Sen sohbet ne düzeldi. Nice kızlar kapandı, babaları teşekkür ediyor, dua ediyor ya. E sohbet böyle olması lazım. İnsanları masiyetlerden, günahlardan engellemek için korkutmak lazım. Korkutucu ayetleri, hadisleri okumak lazım. Bir şey uydurmak lazım değil.

  85. 32:38

    Ama zaten ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler beyan ediyor. E bu ayetleri, hadisleri okumadan millete Oho şöyle cennetteksiniz, böyle nimetliksiniz. Olmaz. İla taat, taatlere teşvik edeceksin. Ebedi azaptan kurtarmaya çalışacaksın. Kuvve enfüse kuvve iliküm. Ne ara? Önce kendini, sonra ailenizi ateşten koruyun.

  86. 33:00

    Çoluğun, çocuğunu, ondan sonra konu komşunu, sonra sohbet yapabiliyorsan genel halkı ve kudü'n-nes vel hicab insanlarla, taşlarla tutuşturacağım cehennemi diyor. Kibrit taşları çok yanıyor, hiç sönmüyor. E kömür taşı, kömürün taş olduğunu düşün ya. Kibrit de o hepten çakan, kibritin ucuna koydular ya.

  87. 33:18

    Onun taşını düşün, nasıl yakar yani. O taşlarla insanları beraber diyor. Malzeme yapacağım, çıra gibi de insanlarla tutuşturacağım diyor. Bu Kur'an ya. Alâ melâketun hilâzun şiddet Sert tabiatlı, şiddetli. Görüldüğünde ödün kopacak melekler var diyor. Allah'ın emrettiğine karşı gelmezler. Atın dedim, atarlardır.

  88. 33:43

    Ne emrolunuyorsa yaparlardır. Yetmiş bin kişilik bir ümmeti tek eliyle böyle cehenneme atıyor. Zebanilerden bir tanesi için söylüyor. Tek başına, omzunda da ateşten dağ var. Bir de peşlerine de ateşten dağ at. Uludağ kadar dağ omzunda taşıyamıyor. Melek bunlar ya. Aleyat-i şerife açar, on dokuz melek görevlendirdim diyor.

  89. 34:07

    E kafirler ne dediler o zaman? Yahu dediler, bir tane pehlivan vardı. On meleği sen aklarsın. Geri kalanı da biz aklarız. On dokuz melekse işimiz kolay dediler. Mâ cân lâ sahâben lâ rillâ velâke. Mevla cevap verdi. On dokuz dedim diye dişinize, gözünüze kestirdiniz herhalde. Ama ben on dokuz adam demedim.

  90. 34:25

    Güreşçi pehlivan demedim. On dokuz melek dedim diyor. Bir melek yedi kat yerlerin dibinden söküp göğe kaldırıp ters çevirecek kuvvete sahiptir. Onun için yetmiş bin kişi bir kere de atıyor yani. Sen şimdi bu kadar ayetler, hadisler uydurmaya bir şey lüzum yok. Zaten ayetleri okuduysan anca milleti okkala mokkala, yağla yıkama böyle olmaz.

  91. 34:50

    Nasıl bir adamı günahtan alıkoyacağız o zaman? Nasıl korkutacağız? Bu millet korkmadan içkiyi bırakır mı? azabı duymadan içkiyi bırakır mı? İmanı olsa da bırakmaz. Azabı duymadan zinadan geri durur mu? E durmaz. Ve minel hırsı ile zühti. Hırstan tamahtan, dünya tamahkarlığından millet. Bizim bütün milletin bizim bütün millet için dünya dünya yığmak.

  92. 35:12

    yığmak, Zühte çevireceksin dünyayı soğuklaştıracaksın. zühte çevireceksin. Dünyaya soğuk olalım, dünyaya serin olalım. Ondan sonra Allah. Allah Teâlâ Tevrat'ta ki vahyini İmam Se'âlibî zikrediyor. Allah Teala Tevrat'taki vahyini İmam Şeâlibî zikrediyor. Allah Teâlâ dünya ne vahyetti? Bu meşhurdur. Ya dünyâ uhtumî men kademani ves takdimî men kademâk

  93. 35:29

    Ey dünya sana hizmet edene, edeni hizmetçi al. edene hizmetçi al. İşte öyle ırgat gibi çalıştırıyor. Dünyanın adamlarını görürsün. Sabahın yedi altısında, yedisinde. Herkes yollarda köprü tıkanıyor sabahın yedisinde. Halbuki daha güneşe bir buçuk saat var. Çünkü dünya içinde herkes bir numara. Sabah namazında yol tıkanır mı?

  94. 35:51

    Camide bir saat cemaat olur mu? Kim geliyor? Dünya diyor, sana hizmet edeni kendine hizmetçi al, çalıştırır ırgat gibi. Ama bana hizmet edene de sen hizmet et diyor. hizmet etmiyor. Onun için hırsa bir lüzum yok. Efendim, El mâlu yefnâ vel bedenu yeblâ. Tevrat'ta da ne ayetler tabii var. Mallar tükenecek, bedenler çürüyecek.

  95. 36:18

    çürüyecek. Ve lâ imâlu tuhsar vel zînûn. ameller yazılıyor, günahlar unutulmuyor. Allah mülkten uğraşayım derken faiz, kuş, rüşvet Onun için mallar mülkten uğraşayım derken faiz, fuhuş, rüşvet. Ha tamam, helalinden rızkını kazan, bu ibadettir. Farzları yerine getirmek şartıyla tabii. Yoksa namazı kaçır, işe git.

  96. 36:38

    Olmaz, farz namazda müsaade yok. Ama sen ne yapıyorsun? Dünyacılık yaparak ahiret terk edilir mi? Dünyaya biraz soğuk ol. Ondan sonra efendim dünyacı olsan ne olur ya zaten Allah'ın takdiri kadar, kısmeti kadar. Yazdığı kadar gelecek yani. Yazmadığı zaten olmayacak. Zühd ne demek? Allah'tan seni meşgul eden her şeyi terk etmek.

  97. 37:08

    İbrahim Eddem Hazretleri'ne sordular. Zühd dediği üç arttır. Z'si ziyneti, süslenmeyi. Hâs-ı hevâi nefsin arzularını, dalı da dünyayı terk etme. Tabii zühdün üç kısmı var. E bir adam haramlardan sakınıyorsa, elhamdülillah ben mesela büyük günah ve haramlardan sakınan bir tipteyim. Haramlardan sakınıyorsa

  98. 37:29

    bu zühdün ilk basamağını adımına atar ama bu havan benim gibi sıradan Müslümanların. Onu bile sıradan Müslümanların da çoğu da yapamıyor tabii. Haramlarda da sakınır. Ha ikinci zühdün mertebesi dünyadan çoğundan da sakınıp, helalın da çoğundan sakınıp. Ben şimdi helalden sakınmam kusura bakma. Ama zühdün ikinci daha üst mertebesi helalın da fazlasından sakınıp ne yapmak?

  99. 37:56

    Az bir şeyle kanaat. O mertebeye daha gelemedik tabii. Bu da ikinci mertebesidir. Zühdün üçüncü bu havas, seçkin kulların zühdüdür. Ben nerede seçkin olacağım ki? Üçüncü mertebesi nedir? Allah-u Teala'dan gayrı her şeyi terk edip gönlünden çıkartmak. Ehasul havas. Seçilmişlerin seçilmişleri bu tabii.

  100. 38:15

    Ona zaten bilmiyorum ölmeden ulaşabilir miyim? Hedef olarak bile belirleyemedim daha. Ama ikinci basamak belki biraz azaltıyorum. Yemeği azalttım, işte elbiseyi azaltıyorum, işte almayı azaltıyorum. Efendim kendime göre ben de bir şeylerle zühde doğru ikinci basamağı şey etmek için azla kanaat şeyine yavaş yavaş gayret edeceğim ya.

  101. 38:39

    Az yemek, az içmek, az uyumak, az konuşmak, az görüşmek biraz böyle. Çünkü ömür bitiyor. Onun için sen diyor sohbeti yaparken dünyanın kötülüklerini anlat, insanlara efendim hırslı olmayın. Zaten yazılan bozulmaz, yazılan rızkınız gelecek. Tamam ben çalışmadan gelmez. Ben sana zaten çalışman da ibadet helal hızlık için diyorum.

  102. 39:00

    Ama hırs ne yaptırıyor adama? Hırs helalden atlatıyor, harama çıkarttırıyor. Çünkü neden? Kredi almadan şu işim olmaz, şunu almadan bu malım olmaz, şunu satmadan bu mülküm olmaz. E sen bu sene nasıl krediye giriyorsun, faize giriyorsun, yalan konuşuyorsun, rüşvet yapıyorsun, insanların hakkını yiyorsun.

  103. 39:18

    Niçin? E daha zengin olayım için. Bunu yapma. Evet. İmam Şafii Rahimullah buyuruyor. Ha ve minel buhli. Cimrilikten insanları uzaklaştır. De ki efendim cimri olmayın, sıkıcı olmayın, tutmayın. Cimrilikten uzak, nereye iletsek ha? Cömertliğe insanları davet et. Efendim bak dünyanın malı mülkü sana fayda etmez.

  104. 39:48

    Ahiret hesabına buradan mal çıkar. Fakir var, muhtaç var. Halep fakirleri. İdlib'de şurada burada. Hidlip'te, şurada, burada, bu soğukta, çadırsız, şunsuz, bu ne haldeler. Çoluk çocuk, fakirler, muhtaçlar, ekmeği olmayanlar var. Böyle sen çok sıkıcı, tutumlu olayım derken cimri oluyorsun. Allah için ver cekat ver, sadaka ver, fitre ver.

  105. 40:09

    Anladın mı? Mâm-ı Şâfiî öyle buyurdu. El-harîsu mahrûmun. Dünyayı tamah edip cimrilik eden mahrum olur. Gelecek olan rızkı da kesilir. Ver rızkı maksûmun. Rızık zaten ezelde. Nahnuka semnâ sırrında. Biz taksim ettik ayetinin buyurduğu noktada ezelde bölünmüştür. Vel buhlümez mûmun. Cimrilik kınanmıştır.

  106. 40:31

    Allah sevmez, Resûlullah sevmez. Cimrilik eden cennetten uzak, kullardan uzak, Allah'tan uzak, cehenneme yakındır. Vel hasûdu mahmûmun. İnsanları kıskanarak, onun şuyu var, bunun buyu var, benim niye yok, hasetle, fesatla uğraşan, mahmumdur, kederlidir. Bütün dünya adamın olsa, kıskançlığı varsa hâlâ dertlidir.

  107. 40:52

    Devamlı bakarsın morali bozuk. Ya ağabey sen katır trilyonluksun, niye moralin bozuk? Ya şu şirket bizi geçti. Allah Allah. Ya milletin yemeği ekmeği yok yani, ölüyor açlıktan. Sen burada tokluktan öleceksin zaten. Efendim, kolesterolun bilmem yağlı yemekten çıkmış nereye. Hâlâ damarların tıkanmış. Ondan sonra hâlâ diyorsun ya yiyeceğin kaç lokma kardeşim?

  108. 41:15

    Bu hırsın, tamağın, bu hasetin, fesatın, kıskançlığın sonu nereye varacak? Cehenneme varacak, nereye varacak? Bu konuları konuşacaksın, evet. Ve minel hururi ile'l takvâ. İnsanları aldanmaktan, haramlara düşmekten, günahlara düşmekten uzaklaştıracaksın. Nereye yönelteceksin? Efendim, takvâya yönelteceksin.

  109. 41:41

    Evet. Takvâ, ne demek takvâ? Velâkıbetü'l-müttakîn. Güzel sonlar, güzel neticeler, ancak takvâ sahipleri için. Haramları bırak, şüphelerden de sakınacaksın. Çünkü belki harama yol açar diye. Belki sakıncalıdır diye, şüphelilerden bile sakınmadıkça, hakkıyla haramlardan, sakınanlardan, müttakilerden olma derecesine bir kul ulaşamaz buyuruyor.

  110. 42:10

    Sallallahu Teala'yı Aleyhi ve Sellem. Ne kadar haramdan fazla sakınırsanız, o kadar Allah'ın dinde şereflisiniz, Allah'a buyuruyor. Benim dostlarım ancak haramlardan sakınanlardır. Haram işleyenden hiçbiri evliya olamaz, veli olamaz, Allah'a dost olamaz, ayet buyuruyor. E vaazlar bu meallerde olmalı diyor.

  111. 42:31

    Bu konular işlenmeli diyor. Onlara ahireti sevdirmelisin. Ahiretin hakikatini bildirmelisin. Sonsuz nimetlerini, günahsız şaraplarını, akıl almayan şuruplarını, sütürmeklerini, balılmaklarını, ebedi Mevla'nın cemal-i müşahdeleri, Onlara dünyadan nefret ettirmelisin, soğutmalısın. Efendim, dünyayı onların gözünde menfur kılmalısın.

  112. 42:59

    Değil mi? Onlara ibadet ilimleri, ilmi, hal bilgileri, fıkıh bilgileri, namaz şöyle kılınan, abdest bölünen, gusle dikkat edelim, şunu yapalım, bunu yapalım. Dünyadan yüz çevirme, ahirete yönelme ilimlerini anlatmalısın. Yaa. Çünkü لَنَّ الْغَالِبَةِ İnsanların kuyularında ekseriyet, vaaza gelen, sohbet dinleyen veya televizyondan dinleyen

  113. 43:25

    insanların, ta o zaman söylüyor bunu yahu, 900 sene evvel. İnsanların tabiatlarındaki galibi olan huy, Temayül. Nereden anlayayım? Şeratın ana caddesinden, bizim millet diyor, tayinmanı bu kadar, 900 sene evvel söylüyor, hele şimdikileri görsün.

  114. 43:42

    Şimdi zaten herkes dersten gidiyor. Yani, bunların tabiatlarındaki durum diyor, şeratın caddesinden kaymak, ayrılmak. Çalışmak, fîmâ o şeylere ki, Allah razı olmaz diyor o şeylere. Allah'ın razı olmadığı işlere gayret eder halk diyor. Hep böyle haramlara kafaları çalışır, günahlara çalışır. Ondan sonra, ekseriyet böyledir diyor.

  115. 44:10

    Şimdi de ekseriyet böyle, şimdi hemen hemen, Mekseriyet böyle, şimdi hemen hemen kümüne yakını böyle. hemen hemen, Çok az kaldı dünyaya meyletmeyen yani. Vel-isti'sârû. E, Onlar zelleyi sever diyor, ayağım kaysar ister diyor. Efendim, Bil-ahlâkın ve diyeti. E, Kötü ahlak, çirkin huylar, hırstır, tamadır, hasettir, fesattır, o onu baz alır, o onu… kötü ahlak,

  116. 44:39

    efendim şu şöyle yaptı, bu böyle yaptı, gıybet, dedikodu, iftira, birbirini çekememek, birbirini gözden düşünmeye çalışmak, onun şusu var, bunun busu var, o olmasın, bende olsun falan. Böyle basit, kötü, alçak ahlak ile Kendileri de kaymak, insanların da ayağını kaydırmak isterler. kendini... Onun için sen ne yapacaksın?

  117. 45:03

    İnsanların vaaz-ı sohbetini, yani kalplerini, اَلْرُّهُبَةِ Korku sal. Korku sal çünkü bu millet müjdelenmeyi hak eden millet değil, diyor. Onları korkut. Onları sakındır. Ama o şeylerden ki, Önlerinde karşılaşacaklar. Ne tehlikeler var önlerinde? Ne tehlikeli geçitler var? Son nefeste imansız ölme tehlikesinden başlayan bir süreçte, efendim, başlarına neler gelecek?

  118. 45:34

    Ölüm meleği nasıl gelecek? Kabirde ne haller gelecek? Geçen derste anlattık. Kıyamette başlarına neler gelecek? Elli bin sene güneş tavan boyu yaklaşmış. Halde nasıl hesap cevap verecekler? Cehenneme girerlerse nasıl dayanacaklar? Tabii, ben çok sohbettim de bu konulara giriyor. Zaten geçenlerde bayağı bir ölüm, kıyamet ve kabir üzerine konuştum.

  119. 45:53

    Hal böyle olunca, ve leallâ sıfâti bâtınîm Belki bu vaazları yaparsan, içlerinin huyları tetegayyaru değişebilir. ve muamelete zâhirîm O da dışa yansır. Belki dıştan görünüşlerindeki konuşmaları, oturmaları, kalkmaları, yaşamaları, giyinmeleri, kuşanmaları tetebeddeli değişebilir. tebeddeli, değişebilir, öbür türlü Öbür türlü hiç bunlar şerata uymak istemez.

  120. 46:13

    bunlar şerata uymak istemez insanın İnsanın tabiatı nefs-i emmare kötülüğü emreder, diyor. Ve tezahheru el hırsa ve raghbete fit ta'eti. Belki o zaman Belki o zaman ibadete heves ederler, ibadete heves ederler, namaz kılmak namaz kılmak isterler, oruç tutmak isterler. İstiyorlar hakikaten ya. Bunlar hakikaten ya, sohbetlerde bir teşvik yapıyorum.

  121. 46:29

    Yani nafile namazlara bayılıyorlar ya. Farzı kılıyorlar, sünnetleri kılıyorlar, beşe beş katıyorlar. Daha namaz yok mu diyorlar. Ayların namazlarını yazıyorum, haftaların namazlarını yazıyorum. İstiyorlar millet ya. Recep orucunu soruyorlar, şu gün oruç tutalım mı? Ben diyorum yok daha fazla tutsam olmaz mı?

  122. 46:45

    Ya tutun diyorum. Çünkü insana vaaz edersen, ahireti, cenneti anlatırsan insanlar ibadete heveslenir. Ama Ebu Bekir Sivil gibi boğulsan, öyle sünnet geçiniyor, hocayım geçiniyor adam. Adam kalkıyor, diyor ki ferahat namazı, rekaib namazı kılacağınıza zina etseniz daha iyi. Vahdet Gazetesi'ne yazdı bunu.

  123. 47:04

    Haram yapmak diyor, rekaib gecesi namaz kılmaktan eftaldir, diyor. Tövbe estağfurullah. Rekaib namazını yani, diyor. Genelde rekaib namazı, yatsı namazını demiyor. Rekaib namazı kılmak. Ya şimdi böyle hocalık olur mu? Böyle vaazlık olur mu? Bu adamdan sohbeti dinlenir mi? Bunun yazısı okunur mu yani?

  124. 47:22

    Şimdi, İmam-ı Gazali ne diyor? İbadete de zaten İmam-ı Gazali onu iyi adalakta diyor, o da vaazlı. O da zaten diyor ki, İmam-ı Gazali hadis bilmez, zayıftır diyor hadiste, diyor. İmam-ı Gazali'ye böyle diyor adam. Halbuki ne buyuruyor mübarek? Ya bu milleti dünyadan soğutmak için, konuşacaksanız, yazacaksanız, vaaz edecekseniz, ne olur diyor, Allah için de vaaz edin, diyor.

  125. 47:42

    Dünyadan soğutun, diyor. İbadete teşvik edin. Belki onlar ibadete hares olur. Dünya hırsını bırakır, ibadete döner, diyor. Anil masiye. Anil olunca, günahtan dönüşe heveslenirler, diyor. Günahtan dönüşme, dönme temayülü gösterirler. E ben bunu denedim. Binlerce sohbetimde, otuz, kırk senedir konuşmalarımız, ahirete, ibadete teşvik, ahirete teşvik, dünyadan soğutmak,

  126. 48:10

    ebedi azapları anlatmak, bu sohbetler neticesinde binlerce, on binlerce insan namaza başladı, ibadete döndü. Tasavvufa girdi, zikir yapıyor şu an. Ama neden? E konuşma öyle yönlendiriyorum. E sen adama kalkar dersin ki, nafile namaz kılma, şu namaz yok, bu namaz yok, Recep orucu yok, Şaban orucu yok, o hadis zayıf, bu hadis yok.

  127. 48:32

    E böyle konuşursan vaaz olur mu ya? Sakın bunları dinlemeyin, diyor. Vaz-ı nasihat yolu ancak budur. Hüccetül İslam İmamı Gazali. O konuşuyor. Bir adamın vaazını, nasihatını dinleyecekseniz, bunları yapıyorsa, ibadete teşvik ediyorsa, nafile ibadetleri. Onu dinleyin, diyor. Hangi vaaz nasihat, böyle olmuyorsa, Öyle vaazlar, şu namazı kılmayın, bu orucu tutmayın, o hadis zayıf.

  128. 49:03

    Bizim marifetçiler gibi, hadis uyduruyor cübbeli. Hangi hadis uyduruyor? Şu gün şu namazı kılın. Ben hadis uydurur muyum? İmam Abdülkadir Geylani söylüyor, İmam Safur'u söylüyor, İmam Şahrani söylüyor. Ben kaynaklar veriyorum. Ha yok, adamlar, adamlar, Efendimiz'in yanında durmuşlar, millete namaz kılmayın, bu hadislere göre ibadet yapmayın diyor.

  129. 49:24

    İşte böyle olmayan bütün konuşmalar, alâ men kâle, konuşanların da başını yakacak, vebal olacak. Ve semiha dinleyenlerin de başına vebal olacak. Ben onun için diyorum ki Ebubezir Sifiri okumayın, dinlemeyin. Ebu Bedri Sifili okumayın, dinlemeyin. Demeye başladım. Demiyordum. Demeye niye başladım? Bak, yani, hadis-i şerifte geçen bir namazı kılmayın,

  130. 49:44

    haram işlemek daha evvendir deyince, bu vaaz dinlenmez. Çünkü İmam Gazali ne diyor? Konuşana da vebal, dinleyene de vebal. Ben diyorum sana marifeti... Diyorum sana marifetin sitesine girmeyin, sakın girmeyin. Çünkü neden? Adamlar artık hadisleri inkar etmeye başladı, efendiye iftira etmeye başladı.

  131. 49:57

    E dinlemeyin diyorum sana. Belkıyla hatta denilmiştir ki innehu böyle vâzû nasîatlar ghûlun. Ghûl nedir? Erkek şeytan, dişi şeytan. Yalnız kaldığında kara koncula derler, karabasat. Ghûlün karşılığı Türkçe'de karabasat. Ghûldür diyor, ghûl demek ve şeytanın. Şeytandır diyor böyle vâzû nasîat yapıp da.

  132. 50:16

    Böyle konuşma yapanlar. Yezzebu bilhâl halkı insanlara alır götürür. Anit-Tarik esas Ehl-i Sünnet caddesinden İmam Gazâlîlerin yolundan, Abdülkadde Geylânîlerin yolundan, İmam Rabbânî'nin yolundan ayırır. Ve ihlikûm onları helâk eder. Fe yecibu aleyhim insanlara ne gerekir? Önüne geleni dinleyin. Buna ne diyor bir bakayım.

  133. 50:35

    İnternette gireyim. En yefirru kaçmaları farzdır, vaciptir diyor. Minhû Böyle vâzılardan, böyle konuşmacılardan, böyle laf açanlardan, insanları efendim ibadetten uzaklaştıranlardan, nâfile ibadetlerden uzaklaştıranlardan ne yapmak lazım? Efendim insanların kaçması lazım ve birbirini de kaçırtması lazım.

  134. 51:00

    Burada kalalım. Çünkü diyor le enne mâ yufsidû hâzel kâilû böyle nasihat yapacağım diye, vaaz yapacağım diye çıkıp insanlara din adına konuşanların bozdukları min dînîm dinleri adına insanların itikadını, dinini, ibadetini bozduklarına lâ isrâ tevbe bimistîş şeytânû şeytan bile güç yetiremez bunu yapmağı.

  135. 51:20

    Çünkü neden şeytan gidip de site açıp, marifet sitesi gibi site açıp cübbeli hadis uyduruyor diyemez ki. Şeytan bunu yapmadı. Fetö bile yapmadı yani bu kadar. Hiç onuza iftira yaptı, kumpas kurdu. Hadis uyduruyor kumpasını kurmadı ya. Ama belki arkada yine fetö vardır o yaptırıyordur onu da bilmiyorum yani.

  136. 51:38

    Böylesine şeytan güç yetiremez diyor. Onun için yani şimdi şeytan çıkıp kürsüde veya internette diyebilir mi ki regaib namazı kılmayın? Haram işleyin daha iyi. Şeytan diyemez ya. Ama Ebubekir Şifil dedi bunu. Fahdet Gazetesi'nin yazıntısı var. Bu namazı kılacağına diyor. Ya Allah'a namaz kılan adama sen millete namazı açlayacağına ibadet yapın, zikredin, alnınızı secdeye koyun

  137. 52:01

    diyeceğine sen nasıl dersin ki günah yapmak bundan efendi? Günah yapanlar, haram işleyenler bunlardan iyidir. İbare böyle yani. Onun için vaaz herkesin işi değil, nasihat herkesin işi değil. Her hocanın sohbeti dinlenmez, kitabı okunmaz. Eğli sünnet itikadında da görünse üslubuna bakacaksın. Usulüne bakacaksın.

  138. 52:24

    Konuşma şekline bakacaksın. Bu insanları dünyaya mı çekiyor, ahirete mi çekiyor? İbadete mi teşvik ediyor? Fitneye, iftiraya, dedikoduya mı teşvik ediyor? Hades uyduruyor, iftiralarına mı teşvik ediyor? Onun için Allah onları da bizi de hayırlı işler eylesin, hidayette daim eylesin. Ama bu işler çok önemlidir.

  139. 52:46

    Bundan dolayı burada kalalım. Ama inşallah önümüzdeki derste bu konuyu daha da biraz açacağım. Çünkü şehirlerde bazı mevzular anlatılmış idi, onları anlatamadım. Onlara da temas etmek suretiyle İmam Gazali Hazretlerimizin nasihatlerinden inşallah çok fayda göreceğiz.

  140. 53:06

    Şimdi kardeşlerim, ben tabi Beyaz Cive'ye gideceğim için bu kadarla iktifa ediyorum. Yeni dergimiz çıktı. Dergiden bir dua öğreteyim, sayfa 95, yeni dergi de bu. Yani ne demek? Ocak sayısının dergisinde. Hastalar, ne kadar ağır hasta olursanız ol, kanseri de Allah'a yedebilir. Ama hadis-i şerifle amel edin.

  141. 53:24

    Hazreti Osman Efendimiz rivayet ediyor. Taberani kitabı duasından aldım. Taberani rivayet. Hazreti Osman Efendimiz diyor ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ben hasta oldum ağır hasta. Rasulullah yanıma geldi. Dedi ki Bismillah Eüzüke billahil ehedü s-somedillezi Remyelideulem ve uledüulem ve kulleuküvena min şerri ma tecidü.

  142. 53:42

    Yedi kere bu duayı bana okudu diyor. Ne zamanki kalkmak istedi yanımdan, Hazreti Osman'a damadını ziyarete gitmiş yani Rasulullah Efendimiz. Dedi ki Ya Osman teavvez be ya fe ma teavvezte bi gayrim minâ. Ey Osman, bu duayla hastalıktan, hastalığın şerrinden Allah'a sığın. Sen bundan daha hayırlı, hastalıktan şifa için, hastalıktan Allah'a sığınmak için,

  143. 54:05

    bundan daha hayırlı hiçbir zikirle, hiçbir ismi şerifle, hiçbir dua ile Allah'a sığınmadın ve sığınamazsın. Bu duayı da ilk yazıyorum. Hiçbir kitabımda yok. Türkçelerde zaten ne dua yazıyorlar, ne teşvik yapıyorlar ibadete, zikre insanları böyle. Bu dergimizin 95'in sayfasında çok hasta olan var, çok da üzülüyorum.

  144. 54:26

    Gençlerden de var, ağır kanserlerden de var. Bu 95'inci sayfedeki Hazreti Osman Efendimiz'e, Rasulullah Efendimiz'in öğrettiği, yedi kere okuyacaksın, hastanın yanına gideceksin, kim sevdiklerinden işte neyse Müslümanların hastalarını ziyaret edeceksin, yedi kere okuyacaksın. Şu hadise bak ya. Ey Osman,

  145. 54:44

    hastalıktan Allah'a sığınmak için bundan daha hayırlı bir dua ile sığınmadın ve sığınamazsın. Ben de size onun için bunu da öğrendim, ben de öğrendim. Bunu da öğrendim, ben de öğrendim daha yeni. Kitapları karıştırırken öğreniyorum. İnşâAllah yedi kere okunacak. Doksan beşinci sayfasının sonunda ikinci oğlu şeyli fakat son satırda zaten duanın okunuşu yazılıyor.

  146. 55:04

    Kaynaklarında doksan altıya geçiyor. Böylece amel edin, dergiyi alın, okuyun, okutun, istifade edin, bütün insanlara yayın. Başında zaten neler yazdım, neler yazdım. İmam Masum Hazretleri, Evliyaullah'ın faziletleri vs. kerametleri, silsilemizin erleri hakkında. Yani, Allah'ın ordulardan bir ordudur salihlerin menkıbeleri.

  147. 55:24

    Maddi manevi kuvvetlenirsiniz, güçlenirsiniz, dünya ahiret saadete erersiniz. Bu dergi böyle bir hidayetlere, saadetlere vesile oluyor. Allah Teala sizlere de çok istifade etmeyi nasip eylesin. Amin. O sallallahu aleyhi ve sellem, Muhammedin ve aleyhi ve sellem. Hep beraber salatımızı cuma gecenini okuyoruz.

  148. 55:43

    Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin Nebiyyil Ümmiyy el Habibil Ali'l Kadri el Azimil Cahi ve ala alihi ve sahbih Sübhane Rabbika Rabbil İzzeti Amma Asrafuna ve Selamün Aleyhil Mürselin Elhamdülillah Rabbil Alemin, Resulullahı sallallahu aleyhi ve sellemin ehli beytin sahabesinin, silsilemin, şahımızın, efendimizin, babamızın

  149. 56:06

    ve Allah'ın tayyibelerine özellikle bugün isimlerini andığımız asker şehitlerimizin, polis şehitlerimizin Ervahiciler, Fatiha.