1:46:43 / 2:52:21

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu teala ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecma'in. Euzubillahimineşşeytanirracim. Rabbim Allah'a emanet ol. Bismillahirrahmanirrahim. Ve lâ tezgûlû limen yuguttelû fî sebîlillâhi emvâd. Bel-ehyâ ve melâkin lâ teş'ûrûn.

  2. 00:36

    Sadakallâhu'l-azîm. Allahümme enfâne âlâ Kur'ân-ı'l-azîm. Ve bâriklenâ fî zikir. versimizi feyizli, mütemmel ve mübarek eylesin. İnşâAllah haftaya Rabbim Haydar Merkezi'nde birlikte cemaatle namaz kılarak eskisi gibi sohbet yapabilmeyi bizlere nasip ve müessel eylesin. Çerepem düştü elhamdülillah. Tabi ciğerlerimdeki şeyler tedavide biraz kortozan tedavileri devam ettiği için

  3. 01:45

    biraz nekahat gibi bir şey oluyor tabi. Ciğer biraz kolay toparlanmıyor. Ama elhamdülillah korona zaten geçti. O da hep negatif çıktı. Şu anda derslerime çalışıyorum. Tefsire çalışıyorum. Efendimizin sohbetlerini bitirdim. Her işimi arkadaşlarla beraber yapıyoruz. Tuhaflarınız bereketiyle hizmetlerimize devam ediyoruz.

  4. 02:11

    Bu arada biliyorsunuz Youtube kanalımızı değiştirdik. Belhamet Hoca Efendi Efendi eklemek zorunda kaldık mecburen aynı isim değişmesin diye. O kanaldan şu anda size ulaşıyoruz. Gazze'ye desteklerimizden dolayı maalesef mağdur edildik. Edileceğimiz anlaşılıyor. Bundan dolayı tedbiren bu kanala geçtik.

  5. 02:35

    Şimdi herkes birbirini haberdar etsin. Burada dinleyenler, diğer ulaşmak isteyip ulaşamayanlar olabilir. Bu yeni linkten birbirinize, madem siz ulaştınız, beni dinleyebiliyorsunuz. Ulaşanlar, ulaşamayanlara, diğer gruplara hemen link budur. Hoca burada başladı sohbete diye birbirinize Allah rızası için, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hakkında anlatacağım.

  6. 02:55

    Sırf Resûlullah'ın hâtır-ı bahşi için, O'nun sevgisi, muhabbeti, aşkı için, bu ilimlerin insanlara ulaşması için hemen şu anda tüm gruplarda yeni link budur. Buradan hoca canlı yöne başlamıştır diye Allah rızası için ilan edelim. Ben sonunda tekrar bu konuya temas edeceğim.

  7. 03:15

    Şimdi önce vefatları şey yapalım, çünkü sonunda sohbetini hani duayla kapatalım, burada rahatız, mesciddeki gibi çok telaş olmuyor, önümüzü görüyoruz en niyatinde. Vefatlar da bizi tabii mahzun eden Müslüman kardeşlerimizden vefatlar oluyor.

  8. 03:36

    Cemali Ulaş, Adem Ulaş Hoca Efendi, biliyorsunuz Şura-i Mücaddeliye'de 10 tane hoca efendi kardeşimiz var, kimisi ağabeyimiz, kimisi kardeşimiz. Onlar hizmet ediyorlar, efendilerin yolunu muhafaza ettikleri gibi Allah onları muhafaza eylesin. Bunlardan biri Adem Ulaş Hoca Efendi.

  9. 03:54

    Kardeşimiz, tabii onun bizden yaşı küçüktür, te kıymetli bir efendim, hoca efendi, hizmet ediyor, onun ağabeyisi, iki yaş, bir buçuk yaş, iki yaş büyük, Cumali ağabeyisi, tabii o da benden küçüktür bir de, Ecel kadere bakıyor, yaşa başa bakmıyor, vefat etti, o da bir cenazeye gitti, bu cenazeye gidenler çok cenaze olurlar, cenaze yolunda kaza geçirenler, kaç defa ben böyle cenazeye giderken cenaze olanları gördüm yani.

  10. 04:30

    O da en azize cenazeye gitti, orada cenazede kalk krizi geçirdi. Sonra o da vadetti, efendim, ihvana çok bağlı, efendisine çok bağlı gitmiş, Hane-i Saadet'i ziyaret etmişler daha yakın zaman evvel. Ondan sonra Efendimiz'in ortamını koklamışlar, yatağını, eserlerini. Ondan sonra, tabi ihvana hizmette, yardımda, iman hizmette, o vakitte ve sahnede hakikaten fedakâr bir kardeşimiz

  11. 05:03

    vefat etti. Allah rahmet eylesin, kabrin nuru eylesin, derecesine hâl eylesin. Ben de tam hastaneden yeni çıktığım gündü yani, işte ya da bir gün sonraydı ben de cenazeye maalesef katılamadım. Dualardan eksik etmedik. Allah rahmet eylesin, kabrin nuru eylesin, derecesine hâl eylesin. Eşi yani sadece duası şuymuş, Ya Rabbi, Efendi Hazretleri'ne ilahkı eyle, Efendi'ye ilahkı

  12. 05:27

    eyle, Efendi'ye karşılasın onu, Efendi karşılasın onu, yani Efendi Hazretleri'ni sevenler, Efendi'ye intisap eden, muhabbetle bağlananların işi başka. Orada bir tabi muhabbet var, bir istinatkâh var, bir dayanak var, bir manevi bir şey var, şöyle ölümüze dirimize. Allah dostları bizim en yakın tanıdığımız Mahmud Efendi Kudret Sultan Hazretleri, mürşidimiz, şeyhimiz var.

  13. 05:48

    Sahtekârlar, şeyh tutanlar. Başın çağrısına baksın yani. Bizim kulbumuz sağlam, urve-i vıska. Kopmaz bir kulpa tutunmuşuz müceddidimize. E onun için yani kadınımız, erkeğimiz, çoluk çocuğumuzu bu şuurda yetiştirmeye çalışıyoruz. Onu da Allah eşine de, çocuklarına da sabr-ı cemil, ecr-i cezîl, ve âmâl-ı sâlihât ile hayırlı uzun ömür yehsân eyleyip, Efendi Hazretlerimiz'in

  14. 06:15

    yolunu muhafaza eyleyeceği yaşamalarını ve cennette babalarıyla eşiyle cem olmalarını Efendi Hazretlerimiz'in ve dostlarımızın, silsile-i meşâhımızın vesilesiyle asr-ı lillâhi s-salâmu aleyhi ve sellem, sancağı şerefine ulaşmalarını müyesser eylesin. Âmin. Allahumme âmin, Allahumme âmin. Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ aleyhi ve sellem.

  15. 06:36

    Üzülüyoruz. Yani bizden biri vüfat etti. Ehl-i sünnetten biri vüfat etti. Namaz ehli, Kur'an ehlici gidince vüfat etti falan bir boşluk oluyor. Tabi âlim olmasa da normal bir müslümanın da namaz kıldığı yerlere ağlıyor, secde ettiği yerlere ağlıyor, gökler yerlere ağlıyor. Çünkü namazla, abdestli normal bir müslüman.

  16. 06:56

    Yani âlim olmasa da, evliya olmasa da, yani tabi namaz çok mühim. Namazsız abdest size kim ağlar ya? Namazlı, abdestli müslümanların tabi dünyada çok olumlu etkileri var. Yaşamalarının faydası var. Dua diyorlar. Beş vakit Rabbine gafilliği okuyorlar. Bütün günlere dua diyorlar müslümanlar. Yani Allah hayırlı uzun ömür versin, gecinden versin diyoruz ama tabi ki ecele çare yok.

  17. 07:25

    Hocam ben de diyor ki, ben diyor geçen gün diyor, Şura'nın hocafenleri gelmişler. Düşünüyorum diyor, kardeşler arasında ya dedim, hocam sen de nereden böyle düşündün? Düşünüyorum diyor, yani birimizi Allah alsa yani hangimizi alır? Nasıl ben düşündüm diyor işte Allah en sevdiğini alır. İşte içimizden en çok kimi sever?

  18. 07:46

    Cumali abimi sever. Bir ilip bir şeyler düşündüm diyor. Adam sapasa Allah'ım gel. Ya mübarek dedim hocam dedim. Hadisi biliyorum da, bela konuşmaya bağlıdır. Konuşma, konuşursa ne olur? Şimdi dedim senin bu başına gelenle şimdi bela düşünmeye bağlıdığına dönecek dedim bu iş. Bu sefer dedim düşünce alanı çok daha tehlikeli bir alan.

  19. 08:09

    Çünkü ağzına biraz sahip çıkarsın da kalbine, beynine sahip çıkamazsın. Pat diye bir şey geliyor. Nereden geldi bu diyene kadar. Yani bu da bir tehlike arz ediyor yani. Başhoca Efendi'ye de, ailesine de Cumali Efendi'nin ailesine de sabrı cemile, hayırlı uzun ömür, çok hizmet İslamiyet'e nasip etsin.

  20. 08:30

    Duamız Efendi Hasan'a bağışlasın dostlarını. Çünkü neden? Sevgi. Ne alakası var? Sevgi, intisap, muhabbet eftel-i amale. Amellerin en faziletlisi. Ondan üstüne bak bu kadar ameli salih var. Binlerce binlerce faziletli amel yazdık, okuduk, anlatıyoruz. Ama diyor ki bak, sahih hadis, amellerin en üstünü, el-hubbu fillah.

  21. 08:54

    Allah için Allah dostlarını sevmek. Onun için şimdi bakıyorsun, ameller yaya kalabiliyor ama o sevgi öne geçiyor. Ne buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem? Kıyamette İbrahim Efendi hocamız, üstadımız çok okuyor bunu. Her gün okunması lazım. Birisi geldi dedi, metes saati ya Rasulallah kıyamet ne zaman kopacak?

  22. 09:15

    Sahih hadiste. Buyurdu, ma'adettela. Sen ne hazırladığında soruyorsun yani. Haşin'i kopacak desem hazır mısın? Ama adam ne güzel cevap. Sahabeden zat yani. Tabi orada hangi zat olduğunu, sahabeden belki şehirlerde geçebilir. Yani hadisin metninde geçmiyorum. Raculen diye geçiyorum. Dedi, ma'adettela min kethiri salatin vela savmin vela sadaka velakini hıbbullahı rasule.

  23. 09:43

    ve lâkin hıbbullâhu rasûlâh Yani nâfile o. Yani nafile o. Tabi farzlar borcun. O farzları zaten sahabeden hangisi farzı eksik eder maaşı. Çok namaz, çok oruç, çok sadaka hazırlayamadım. hazırlayamadım. Yani ne demek? Nâfileyi kastediyor yani. Nafileyi kastediyor yani. Farzlar zaten belli bu. Belli bu.

  24. 10:00

    Herkesin yapması gereken, onu konuşmuyoruz. belli bu. Herkesin yapması gerekir. Onu konuşmuyoruz. Yani nafileden çok bir şeyler hazırlayamadık. Yani nafileden çok bir şeyler hazırlayamadım. Velâkinni lâkinbelhubbullâhu. Allah'ı çok seviyorum, Rasûlü'nü çok seviyorum. Allah'ı çok seviyorum, Rasûl'ü çok seviyorum.

  25. 10:12

    Bak Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de, ya sen de yatmışsın aşağıya, nafileleri çok yapmadım diyorsun. Demek ki yan gelip biraz... İslamiyet'te farzlar, 7 yaşında çocuğun yapacağı kadar kolay şeyler. Çünkü o farzı yapmadın mı? Cehenneme gidiyorsun. Onun için Allah farzları kolay etti, kısa etti, az etti.

  26. 10:33

    E sen yani, Allah Rasûlü'nü seviyorsan hiç uyumaman lazım, yememen lazım, devamlı zikir var. hiç uyumaman lazım, yememen lazım. Devamlı zikir var. Öyle demedi bak. Öyle demedi bak. Adamı ümitsiz etmedi yani. Adamı ümitsiz etmedi yani. Hatta ne buyurdu? Ente mâ menâbete. Sen sevdiğinle berabersin.

  27. 10:51

    Şimdi, işte bu sevginin getirdiği yere bak. Ne dedi? E ne dedi? Hazreti Enes Padişah'ın, işte ondan ibadet diye hatırlıyorum. Hep bunlar Bukhari'de falan, Kütüb-ü Sitte'de, Sünan'da yani. E bu şimdi okuyacağım Bukhari'de. dedi, ya Resûlullah dediler, kendi aralarında konuşuyorlardı, elmeru yuhibbul kavme velemmâ ilhakbîn.

  28. 11:18

    Bir adam bir topluluğu seviyor ama Amel Bakamı'nda ulaşması kabil değil. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Ne buyurdu Sallallahu Aleyhi ve Sellem? Elmer'u me'a men hebbe. Hurşid Efendi'nin devamlı okuduğu. O biraz üy-i ayn okudu. O biraz ü'yü ayn okudu. Elmer'u yapardı. Bir şeyler yapardı. Ümmiydi de.

  29. 11:37

    Ama... Aman. Bir ayetim var, bir hadisim var. Bütün hocalar istiğfar ederdi. Onun feyzi her yeri kaplardı. O feyzi, onun feyzi. Çünkü neden? Kişi sevdiğiyle beraberdir. Bu hadis. Şimdi Hz. Neslihan Kral diyorlar. Biz Müslüman olma nimetinden sonra... Yani Müslüman olduk. Tabii bütün nimetler Müslüman olmaya bağlı.

  30. 11:58

    Müslüman olmayan hiçbir nimeti yok. Buyuruyor. Biz Müslüman olduktan sonra... Bu kadar ayet, müjdeci ayetler geldi. Bu kadar müjdeci hadis-i şerifler var. 10 binlerce, 100 binlerce müjdeci ayet-i hadis var yani. Hadis-i şerifler tabii çok sayı bakımından. Bu kadar sevineceğimiz... Mesela şunu yapana şu müjde var.

  31. 12:19

    Şunu yapsan işte cennete giriyorsun. Şöyle falan. Müjde çok. Amel eden yok. Amel edene müjde çok. Ama diyor... Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu kadar müjde verdiği hadisler arasında... ...kişi sevdiğiyle beraber olacak hadisine sevindiğimiz kadar... ...hiçbir müjde bizi sevindirmedi. Halbuki öbürü...

  32. 12:44

    O gün ölürsen cennetliksin, yemin ediyor, söz falan. Ne kadar büyük müjde yani. Kısacık bir şey mi? Seyyidül İstibar okuyorsun, o gün ölürsen cennetliksin falan. Müjde çok. Ama diyorum, bunu... Buna sevindiğimiz kadar... Neden? Çünkü biz diyor, Ebu Bek Sıddık'ı seviyoruz. Hazreti Ömer'i seviyoruz. Onlar da Ebu Bek Sıddık'ı, Hazreti Ömer'i önlerinde örnek olarak almışlar.

  33. 13:06

    Şimdi biz nasıl diyoruz? Biz Efendi Hasan'ı seviyoruz. Ali Adem Efendi Baba'yı seviyoruz. İmam-ı Rabbani'yi seviyoruz. Şah-ı Nakşibendi'yi seviyoruz. Biz Abdülkadir Geylani'yi seviyoruz. Hah. İşte onlar da... Diyor ki... Resulullah Sahasen'e ulaşılmaz. Nebilerin Efendisi. Ama onlar da sahabeden oldukları için kendi aralarında...

  34. 13:25

    Ama... Nümune imtisal olarak örnek... Biz de Ebu Bek Sıddık'ı, Ömer'i seviyoruz. Ama bizim amelimiz diyor. Hazreti Enes İbni Malik diyor. Enes İbni Malik'e bütün dünyanın evliyası yetişemez. Ama Hazreti Enes diyor ki biz Ebu Bekir'le Ömer'e yetişemiyoruz. Ama diyor madem ki kişi sevdiğiyle beraber olacak buyuruldu.

  35. 13:45

    Biz de Ebu Bekir'le Ömer'i sevdiğimiz için onlarla beraber olacağız. Onlar da Resulullah'tan ayrılmaz. Ve böylece İslam'a girdikten sonra... Yani Müslüman olduktan sonra en büyük sevincimiz bu hadise oldu diyor. Bak sahabe nasıl anlıyor işi. İşte o nereden geldi iş? O en büyük müjdeyi ne getiriyor? Sevgi.

  36. 14:07

    Sevgi, samimiyet ister. O ayrı bir şey. Münafıklıkla, tatiyeyle, ikiyüzlülükle... Hem düşmanımı sev hem bilmem ne. Hem dostunu hem düşmanımı karıştırır. O olmaz. Ama amel bakımından insanlar... Tabi ki alimler kadar, veliler kadar, salihler kadar... İbadete dayanamazlar yani. Direnemezler. Bu belli bir şey yani.

  37. 14:27

    Sen efendim sen hiç amele... Kim dayanabilirdi? İki milyar Müslüman. İstediğini getir. Efendim sen ameline kim dayanabilirdi yani? Biz bunu yaşadık yanda yani. Mümkünatı yok. Onun için ama sevgiyle yetişiyorsun. Amelle yetişemiyorsun.

  38. 14:48

    Şimdi Cumali kardeşimiz hakkında konuşuyoruz meseleyi. Yani Efendi Hazretleri Yâ Rabbi Sefâni Sen'in İlâhe İlâhe İlâhe İlâhe Efendim sen ilahi kelime... Efendim karşılasın yarabbim. Efendimiz, Efendi karşılasın, Yâ Rabbi Efendi karşılasın. Ya Rabbi, Efendim karşılasın. Niye bu şeye giriyorlar? Eşi ölmüş, çoluk çocuğu babasız kalmış.

  39. 15:06

    Başka şeylere ağlaması lazım. Başka şeylere konuşması lazım. Hicabında herkesin, ailenin, kendisine göre alacağı, vereceği, geleni, gideni, bilmem nesi var. Sıkıntılar var çünkü. Şimdi bir de çocuk bırakmış, çocuk bırakılınca daha zor oluyor kadın işin tabi, eşsizlik. Ama bak, efendi karşılasın onu, efendi karşılasın.

  40. 15:27

    Şimdi bir insan, eşi ölmüş, ani ölüm. Beklenen bir ölüm değil. Ani, pat diye telefon geliyor, cenazede öldü diyor. Cenazeye gönderdik adamı diyor, cenaze oldu diyor. Bak, ani ölüm. Ani ölüm çok büyük sorun yapar. Beklenen ölümler, biraz daha insanlar az panik olur. Beklenildi, kanser sarmıştı. Doktor zaten 2-3 ay ya var ya yok demişti falan.

  41. 15:52

    Doktor bir şey bilmez ama yani beklenen başkadır, beklenmeyen başkadır. Beklenmeyenler de bazı kere beklenmeyen bir şeyi duyduğu zaman o da kalp krizi geçiren var. Bir anda beklenmedik bir şey olduğu zaman o da ölüyor. Öyle de heyecanlı ölümler oluyor. Çünkü neden? Nasıl öldü diyor ya. Ya nasıl öldü öldü diyor işte ya.

  42. 16:15

    Şimdi bir insan böyle ani bir şeyde Efendi ağzına yakarsan işte Efendi. Efendi sevgisi ne demek anlıyor musun? Niçin? Allah ve Resulü için. Niçin o Efendi? Resulullah'ın sünnetini dirilttiği için. O 100 senelik asırda müceddit İslamiyeti bize yeniden taze bir şekliyle sunduğu için bidatlarla öldürülmüş ve sünnetin eseri bile kalmamış bir dünyada yeniden o sünneti parlattı

  43. 16:42

    ve bize İslamiyeti asr-ı saadetin tazeliğiyle geldi buyurun dedi. Şimdi onun yolu bozulmaya uğraşmış. Onlar Efendi sevgisinden ne anlar? Ama bak burada hacı hanım kardeşimiz dünya kadar söylenecek söz varken sahne Efendi karşılasın. Bizim saadet mutluluğumuz bu. İşte o ne alakası var Cumali abinin Efendiyle?

  44. 17:08

    E ders almış. Zabıta yapmış. Yapıyor. Seni vefat etmiş. Efendi onu boş bırakır mı? Evliya Allah'a intisap ne demek? Senin intisap ettiğin zat seni ölürken gelip nasıl Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem geldi de şeytana karşı imanı muhafazada faydası olması gerekiyor. Mahşerde elinden tutup şefaatte faydası olması gerekiyor.

  45. 17:34

    Mürşid bu bir şey. Böyle bir faydaları umulmayan adama rabıta yapmanın ne anlamı var? Başına bela almaktan başka. Adamın da yükünü başına almaktan başka. Bir şey yok. Ölüsünde de ona sığınıyor. Dirisinde de ona sığınıyor. Hayatında nasıl sığınıyorsun? Vefatından sonra da o zaten vefat etmiş ama bak benim eşim şimdi vefat etmiş ama o karşılarsa o cehenneme gitmemesine sebep olur

  46. 18:02

    ve ona şefaat eder diyor. Allah yetki vermiş dostlarına. Şefaat hakkı vermiş kardeşim. Ama burada da ne lazım? Bir irtibat lazım. İrtibat irtibat zaten. Rabıta zaten rabatadan geliyor. Rabıta rabıttan geliyor. Rabıt bağlamak, irtibat da aynı kötü. İftihar bağımı geliyor. Rabıtası, irtibatı, raptı, zaptı.

  47. 18:22

    İşte o bağlantı kurmak. sevgi bağlantısıdır. Onun için o sevgi varsa sende Mahmut Efendi Hazretleri bir kere elini öpmemiş olsam bile yani öpememiş olsam bile dünyada hiç ziyaretine gidememiş olsam bile ki şimdi niceleri ah bir kere göremeseydik diye yanıyorlar yakılıyorlar. Şu anda ama nasip olmamış.

  48. 18:42

    Milyonlarca insan cenazesinden sonra seviyorlarsa, yine yolunu koruyorlarsa, rabıtasını muhafaza ediyorlarsa, öğrettiği zikirleri, dersleri yapıyorlarsa hiç dünyada görüşmüş olmasalar da ruhlar alemi devam ediyor. Ve ahiret zaten ruhlara hitap ediyor. Mahşere zaten bedenle ruhların çıkıldığı zaman mahşerde işler değişecek.

  49. 19:04

    Onun için sevgiyi koruyabilirsek imanımızı da kurtarırız. Mahşer azabından kurtuluruz, mahşer sıkıntılarından kurtuluruz. Şefaatta erişir. Şu anaştıklarımızın yolu büyük yol. Elimle bu müritlerimi yerine yerleştirmeden cennet nimetlerinden faydalanmayacağım diye Allah'a söz vermiş pazarlık yapmış. Bana cemalini göstermedikçe bir de bana intisap eden

  50. 19:28

    işte intisap intisap da ipini koparan nasıl intisap edecek yani? Ders almış ama şimdi ipini koparmış herif yani. Herif ipini koparmış. Efendi Hazretleri ne kahretti diyor. Ölmüş gitmiş. Allah'tan bağlı olmuş zaten. Bunun tarikatı mı olur ya? İşte o sevgi bağını koruyabilirsek Mahmut Efendi Hazretleri gibi bir müceddirimiz tabii onun da büyükleri bu sevgi bizi dünyada

  51. 19:54

    ahirette abat eder. Sevgi eksilirse eksilirse iş kötüye gider. Sevgi artıyorsa, amelimizde kusur olsa da sevgimizi kurtarır. Sevgi azalır. İmam-ı Rabbani bunu ölçü veriyor. Sevgi azalırsa, ibadet çoğalsa da, ilim çoğalsa da zahiren emn-i aruf bazıları fena ooo metesede taşmışlar bir şeylere bula talebe Sevgi artıyor mu?

  52. 20:21

    Sevgiye bak. Senin Allah dostlarına sevgin ve ilgin, irtibatın kuvvetleniyorsa, artıyorsa, amelde kusur olsa telafi olur. Ama amellerin mükemmel, sevgide soğukluk var. O zaman tehlikedesin diyor. Amel seni kurtaramaz, sevgi seni kurtarır. Sevgi tek başına kurtarır, ama amel tek başına kurtaramaz. Niceleri ameli bozukken, sırf Allah sevgisine bağışladı.

  53. 20:50

    O dostumu sevdiğin için, o dostumun hürmetine, o dostumun şefaatine bağışladığın buyurduğu var. Ama Allah dostlarını sevmeyen adam, mermerden beter. Allah dostlarının eline düşerse, kaya olsan, mermer olsan, adamı cevher yapar. Efendimiz derdi, yapar. Çünkü neden? Gönül ehli.

  54. 21:20

    Sen sakra olsan, kaya olsan, mermer olsan, gönül ehlinin eline düşersen, cevher yapar seni. Yani ne adamlara bakıyorsun adamın? Bir memleket irşad ediyordu ya, efendisinin adamı. Adamın bir hilmeti yok, bir şeysi de yok. Kırk hoca bir laf anlatamıyor. O adam orada ihlasıyla, efendisinin bir adamı orada bakıyorsun, adamı yola getirmiş.

  55. 21:42

    Gönül ehline gönül vermiş. Onun için tabi bu ölümler, ani ölümler, bunlar ibretlik şeyler falan, hep neyi hatırlatıyor? Hep efendi sevgisi. Yani o şey çok etkiledi beni. Yahu cenazede ani ölüm haberi alıp da efendi karşılasın, başka bir şey istemiyorum. Dayanak arıyorsan, Allah dostlarından daha büyük bir dayanak olamaz.

  56. 22:09

    Başta peygamberler, sonra evliya Allah, sonra şehitler. Alimlerden maksat velilerdir, normal alimler değil. Bu itibarla, Cumali efendi de size vaaz etmiş oldu. Bu kadar konuşmayı da onun sebebiyle yaptığımız için, o zaman ahirette Habibineccar gibi öldükten sonra da vaaz etti. Ölüsü de vaaz etti, dirisi de vaaz etti buyuruyorum.

  57. 22:35

    Çünkü onun sebebiyle bu konular konuşuldu. Bu da bir teşvik oldu yani. Sevgiyi sağlam tutalım. İnşallah mutlaka bir gün öleceğiz. Ama o sevgiyle ölürsek dostların şefaatine ereceğiz. Sevgiyi yitirip Allah'a mazlum düşmanların sevgisi bizde belirmeye başlarsa, dostların sevgisi eksilmeye başlarsa, biz ekside, huslandayız.

  58. 23:01

    Allah muhafaza bulsun. Amin ya Rabbel alemin ve ya hayran nasirin ve ya hayran fatih. Sonra Eyüp Çelik diye bir yine kardeşimiz, efendi hazretlerimiz sakal duasını yapmış. İzmit tarafından diye anladım. Sakal duasını Efenseli yapmış. Efenseli dua etmiş. Allah sana hayırlı evlatlar versin demiş ona. Yani sağlığında şey yani o adam da sakin daha çocukları yokmuş.

  59. 23:31

    Allah sana hayırlı evlatlar vermiş. O da kızlarının hepsini medreselere vermiş. Üç tane bile kızı var. Kızları hafız olmuş, hoca olmuş neyse yani bu yola gelmişler. Efenseli'nin duası yerini bulmuş. Tabii hastalıklarla bir ömür geçirmiş. Hasta ölen şehit ölür. Sırrını Allah mazar eylesin. Eyüp Çelik efendiye de rahmet eylesin.

  60. 23:52

    Kabrine nur eylesin. Derecesini hale eylesin. Amin. Bizim yanımızdaki koruma müdürümüz Mustafa Aras kardeşimizin onda amca oğlu Cengiz Aras beyefendi rahmetli oldu. O da cenazeye gitti geldi. O da 50 yaşında. Yani işte bak yaşlar hemen hemen ortalama 50-60 yok. Yani şu anda benim iki tanesi en az biliyorum.

  61. 24:19

    50'li yaşlar. İşte ölüm böyle. Bu ümmetin ömrü 60-70 arasında. 70'i geçen çok az çıkar. Yani hadis-i şerifin mucizesi devam ediyor ortalama işte. 60'a bile erenmeden çoğu gidiyor yani. Onun için aldanmamak lazım. Ahireti gözlemek lazım. Bir vakit namaz kazaya koymamak lazım. Allah'tan gafil olmamak lazım.

  62. 24:41

    Aniden geliyor yani. Birden geliyor. Birden kriz geliyor işte. Birden kalbine bir şey. Pat gidiyorsun. Kelime-i şehadet nasıl bulmak? Çok büyük iş ya. bulmak? Yani ölüm hastalarında özellikle Yani kul Allah'a çok uğur. Muhtazar Risalesi hazırladım, hazırlıyordum da işte, doldururum rivayetleri, doldururum.

  63. 25:04

    Bu sefer onu çıkartamadık yani. Halbuki ben bütün hastanelere, herkese hediye götürsün. Bütün hastalara bugün okunmuş, kek götürmüşler, bilmem ne haberlerde, şimdi kalkmış bir tanesi, sendikacı, işte efendim, bu Sağlık Bakanlığı bilmem ne yapmış, ya Sağlık Bakanlığı'nın bakanlığının ne alakası var? Adamın biri okumuş çekte gitmiş o odalara girmiş dağıtmış.

  64. 25:24

    Bakanlığın ne haberi var çekten ya? Bakanlığın ne haberi var kekten ya? Ondan sonra bunu getirip bakanlık seviyesinde mevzu yapsınlar. o sendika başkanı bir kadın çıkmış. Bunlar hurafe, uydurma, okunmuş kek yok bilmem ne alakası var okunmuş kek. Kekin zaten üstü şeyli, zilatinli ya. Okusa da içine girmemiş ya.

  65. 25:47

    O okunmuş kek değil sen rahat ol ya. Okunmuş makunmuş yok ya. Okunmamış ye ya. Allah'ım yarabbim yani şimdi haberlerin konusuna bak bu akşam ya. Yani değişik değişik şeyler öyle de olmaz yani. Okumuşu okumuşu. Hastanede doktorların, hemşerilerin şeyine giriyor bir insan. Mesuliyetine giriyor. Sen orada bir şeyler dağıtmakla olmaz bu kardeşim.

  66. 26:11

    Bu sokak değil ki isteyen alsın, isteyen almasın. Adam orada hasta yatıyor yani. Hasta odalarına girip bir şeyler dağıtmak falan bunlar. Yani ben kanuna göre illa ki serbest değildir. Ben dine göre de söylüyorum. Bunlar şaibe uyandırır. Adamın başına bir şey gelir senden sonra. Vay bu bir şey verdi milleti zehirledi.

  67. 26:31

    Sen de gidersin içeri. Yani saçma sapan işlere bir lüzum yoktur. Gidersin dua ediyorsan hasta ziyan ettin. Geçmiş olsun kardeşim Allah şifanı versin. Üfleme bile yapmayın çünkü bazısı rahatsız olur. Bazı insan adam herkes Müslüman değil ki. Herkes ayet-i kerime söylüyor. Ben gideyim bütün millete bir üfleyeyim.

  68. 26:52

    Ne üflüyorsun lan bana der. Kalkar sinirlenir yani. Böyle şeyler yapmayalım. Yani böyle Allah rızasını iş yaparken Allah'ı da kızdırırız, şeytanı da güldürürüz. Maskaralığında bir lüzum yok. İzinsiz mizinsiz böyle seni bir adam çağırıp da ya bana bir oku bana bir dua et demedikten sonra gidip ona gel seni bir okuyayım sana bir dua edeyim.

  69. 27:13

    Bunlar sünnette üflemek var. Ben ona bir şey demiyorum. Adam razı mı memnun mu istiyor mu istemiyor mu bunlar ayrı bir konu yani. Ben güncele girmeden duramıyorum. Bir haber seyrediyorum 40 tane mevzu çıkıyor. Ama önemli şeyler söylüyorum. Sosyal şeyler, istimai şeylerle temas ediyorum. Yani ben iyi niyetle yapıyorum diye hastanelere, hastalara, şuna buna

  70. 27:35

    böyle ikram yapılmaz yani. Çünkü ona göre onun ilacı var mı bilmem nesi var. Belki şunu yeme demişler adama yani. Ondan dolayı nereden geldik burada şimdi. Muhtazar risalesi hazırlıyorum. Muhtazar demek ölmek üzere olan.

  71. 27:50

    Şimdi benim başıma geçen geldiği için yani ilk olarak biraz pabuç pahalı oldu yani bu sefer. Şimdi aniden gitme durumu var. Aniden gidiyorsun yani birkaç dakika bekleme birkaç dakika çok büyük iş birkaç dakika da Yasin'i vursun yani. Birkaç dakika nerede verirler sana yani. Kelime-i Şehadet'e zor diyemezsin.

  72. 28:09

    Onun için mesela ani ölümle bugün yine hatta bir şey gördüm bak dedi şimdi bunu unuttum dedim halbuki öbürlerini unutmadım yani. Bir dua var beşli onu bir dergide yazmışım çok eski ben bunu yazdım mı diye bir sohbette yine söyledim hastanede yaptığım sohbette sonra arkadaşım biri kimse bana atmış dergide bak yapmışsın diye.

  73. 28:29

    Yani yazılmış da dergide kimin ezberinde beş kelime var o beş kelimeyi okuduğunda onu okuduğun sene bile ölsen affoluyorsun. O ayda ölürsen tabii ne kadar yakına gelirsen okudun. Bir de tam ölmek üzereyken okursan var ya Mahmut Eren dediği gibi 12'den isabet ediyorum diyor ondan sonra öbür öbür okuda diyor onu da kurşunu bulamıyorlar diyor.

  74. 28:55

    O da diyor içinden geçeni onun içinden geçmiş diyor kurşun da kaybolmuş diyor yani. yani tam onu sen son dakika ölümüne yakın diyebilirsen tabi kelime-i şehadet yerine geçer mi? Anladın mı? tabii Kelime-i Şehadet yerine geçer mi? Geçmez olur mu? O da la ilahe illallah başlıyor zaten. Zaten hadis-i şerifte Menkane ahiru kelami la ilahe illallah dehalel cenne

  75. 29:15

    Şimdi şunu da konuşalım. biraz ölüme hazırlanalım antrenmanla olalım Mesela birden sıkıştın ölüm şeyi var eşhedülüğü mü söylesek la ilahe illallah mı söylesek? Bak eşhedü derken de gidebilirsin. En de diyerken gidebilirsin. La ilahe illallah derken gidebilirsin. Bak şimdi dikkat et Mesela Şibli Hazretleri Evliyaullah'tan birisi vefatına yakın der ama dediler efendim

  76. 29:47

    hadis-i şerifte la ilahe illallah yavrum dedi la ilahede kalırsan da illallah diyemeden de gidebilirsin dedi yani. Ama sorun yok dedi yani. Hu da hiç olmazsa sorun yok dedi. Şimdi ayrı bir şeyler konuşuyoruz. Hû, Hû ile hayvan, kamu hayvan-ı eş şerif, eş şerefli müridim, evladım diyor. Bütün canlılar Hû ile yaşıyor.

  77. 30:12

    Hû, Lillâhi, Lâm'ı kaldırırsan, Allâh'u, birinci emziği kaldırırsan, ondan sonra Allâh'u, emziği kaldırırsan, Lillâhi, birinci Lâm'ı kaldırırsan, Leh'u, Hû. Yani Allâh'u de, kaç tane Allâh'ın ismi var? Yani bir Allâh diyorsun ya, orada Allâh'ın kaç tane ismi var? Bak, Allâh diyorsun, emziği kaldırsan, Allâh'u, Lâ ilâhe illâhe vel hayruku ayyuhum, Allâh'u.

  78. 30:47

    Emziği kaldırsan, Lillâhi kalıyor, Lillâhi mâ fî sebâhü ve mâ fî râzı, yine Lillâhi oldu şimdi. Ondan sonra birinci Lâm'ı kaldırırsan, Leh'u mâ fî sebâhü ve mâ fî râzı, Leh'u kaldı şimdi. Lâm'ı da kaldırırsan, Hû kaldı şimdi. Hû vel hayru la ilâhe illâhu. Geçersen Hû'e, durursan İllâh'u. Anladın mı?

  79. 31:09

    Bak, bir Allâh'u de, Allâh'ın dört ismi var. Allâh'ın bu kadar isimleri var, binlerce, onbinlerce, kendi bildiği, kimsenin bilmediği gizli isimleri var, peygamberler öğrettikleri var, öğretmedikleri de var, Evsteizler'de, Ziyan-ı Mıghayb'e öndeki, gayb biliminde kendine tahsis etmiş, kimseye öğretmemiş isimleri de var, Sayâdîs'e geçiyor, yani öyle isimler olduğu geçiyor,

  80. 31:32

    o isimleri öğretmediği geçiyor yani. Ama, hangi isimde bir harfi falan kaldırıyorsun, mânâ bozuluyor. Ama Allâh öyle bir isim ki, Celle Celâlühü, bak dört tane harfta, üç tane harfi kaldırıyorsun, hepsi de dördü de Allâh'ın ismi, öz ismiyle. Buraya dikkat edin. Nasıl? Lafza-i Celâ zikri. Tarikat-ı Aliyye'de ilk derslerden zaten, Tevhid'den evvel Lafza-i Celâ zikri.

  81. 31:57

    Ama şimdi, ani bir, ölüm durumu var, yetiştirebiliyorsan, Lâ ilâhe illallah. Yani, eşhedü dense, vaktin genişse eşhedü. Ben bayağı bir güzel bir şey, bayağı bir eşhedüler söyledim yani. Ama, vaktin genişliğiyse, Lâ ilâhe illallah. Daha vaktin darsa, Allah Allah Allah Allah. Hu Hu Hu Hu, gidersin. Ama işte, Allah'tan habersiz geçen, zikri ağzını gönlünü alıştırmamış,

  82. 32:30

    gafil adam, o panikte, Allah demek aklına gelir mi? Gelmez işte. Onun için zikre alışması lazım. Ne buyuruyor? Efendi Hazretleri buyurdu bunu, Molla Camii Hazretlerinden naklederdi yani. Bir insan, işte Kur'an'ı hafız olsan, ilimleri bitirse yutmuş falan, hatta 104 kitap, tabir olarak 104 kitap geçiyor da, şu anda bizim öbürlerini ezberleyecek halimiz yok.

  83. 32:57

    Mükellef olduğumuz bir Kur'an var. Yani, 104 kitabı ezbere bilse, ölümün paniğinde, bütün ilimler kafasından siliniyor. O noktada hafız, alimle, cahil, hiç farkı yok, sıfır. Kafa boşalıyor çünkü, panik. Ruh bedenden çıkıyor, bir daha gelmemek üzere çıkıyor. Mahşere kadar bir daha gelmemek üzere çıkıyor.

  84. 33:17

    O ne demek? Efendi Hazretleri öyle buyurdu. Başımıza henüz gelmiş değil. Şimdi onun başına geldi mübarek, Hep Mevla'sıyla beraber. Henüz başımıza gelmiş değil. Birisi öldü mü öyle derdi. Nasıl, nasıl iş acaba? Pek de tefekküre sevk ederdi bizi yani. Nasıl olacak acaba? İşte orada, sen devamlı Mevla'yla beraber olana sorun yok.

  85. 33:45

    Devamlı murakaba üzere, zikir üzere olanda zaten irtibat kopmuyor. Ama böylesi abi, namazdan namazdan, abdestten abdeste falan Allah diyen, öbürü zaten adam namaz da kılmıyor ya. Allah'la hiç alakası yok. Namaz kılanların bile kolay değil kelime-i şehadet okuyup ölmesi. Kaç tane namaz kılan son kelime-i tevhid okuyabilmiş?

  86. 34:05

    Kaç tane say? Bu kadar namaz kılan var. Hacı benim annem kelime-i şehadet okudu, bağırdı, ondan sonra düştü. Bak, dillere destan oluyor. Çünkü neden? Herkese nasip olmadığından o kelime-i şehadet son dakika söyleyip hemen ölmek meselesi, haber konusu oluyor yani. İnsanlar Allah Allah maşallah diyor.

  87. 34:26

    Her namaz kılan namazı buluyor derdik. Olmuyor demek ki. Son sözü la ilahe illallah olsa, Bak, son sözü. İtibar sona. Ve son sözü. Onun için eşhedülü vakit genişseydi de. Ama oradaki hadiste eşhedülü söylemiyor. Son sözü la ilahe illallah olursa. Yani bir insan eşhedü ve la ilahe illallahı

  88. 34:54

    La ilahe illallahu eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu demekle Müslüman olduğu gibi sadece la ilahe illallahu Muhammedun Resulullah demekle de Müslüman olur. şöyle söylüyor. Yani bir kafir Müslüman olmak için dil ile ikrar, kalp ile tasdik noktasında. Kalp ile tasdik ancak Allah göre tabii münafık da olabilir, takiyede yapabilir.

  89. 35:13

    O ayrı bir şey. Onu Mevla hükmediyor. Ama biz onun Müslüman olduğuna hükmetmemiz için dil ile ikrarını duymamız gerekiyor. O dil ile ikrarda kelime-i şehadet ile kelime-i tevhidin farkı var mı? Yok. Adam la ilahe illallah Muhammedun Resulullah dese yani o inanıyor inanmıyor. O kalbi Mevla'ya ait. Ama biz zahiri hüküm vermemize göre ben Müslüman oldum.

  90. 35:35

    Kur'an'a işte ya İslam şartlarına, iman şartlarına hepsine inandım dese dil ile ikrar şartı aranır. Dil ile ikrarda da sadece kelime-i tevhid söylese fıkha göre, itikada göre, ehl-i sünnete göre Müslüman sayılır. Zahiri ahkamda Müslüman hükümü işler. Yani sen la ilahe illallah dedin olmadı mı? Bir de eşhedü en la ilahe illallah de demeyi zorlamanın bir anlamı yok.

  91. 35:59

    Yani eşhedülü ile eşhedüsüz iman etme bakımından, zikretme bakımından, son nefeste cennete girme, müjdesi bakımı, günahı kazandırma bakımından bunlar yeterli midir? Yeterlidir. İkisi ama. Ama sade Allah dese, sade Allah demekle onun Müslüman olduğunu ikrar saymayız. Ulema saymaz. Çünkü neden? Çünkü Allah da müptela söylediğinin haberi yok yani.

  92. 36:26

    Allah devamı ne yani? Allah'ın devamını söylemedin. Onun için Allah'tan başka ilah yok. O manayı ifade etmen gerekiyor. Sade Allah, Allah'tan başka ilah yok anlamına gelmiyor. Ama bir adam zaten Müslümansa, o adam Allah Allah Allah dese o zikir sayılır. Ama yeni Müslüman olan adam sade Allah dese onun Müslüman olduğuna şerhat hüküm vermiyor.

  93. 36:49

    Bunlar önemli. Yani hatta Allahu Ekber de yetmeyebilir. Çünkü Allah her şeyden büyük. Allahu Ekber, orada Allah'tan başka ibadete layık yok, ilah yok, mefhumunun ikrarı gerekiyor. Yani gördüğüm, hatırladığım kitaplardan, hatırladığım kadarıyla arada bu da bir ilimdir. Önemli bir ilimdir bu da. Ondan sonra Muhtazar Risalesi dediğim, işte onu kısaca yapabilsem.

  94. 37:14

    Ben onu dedim ki hayır sahipleri gitsinler. Bütün hastanelerde işte keke oradan girdik, anladın mı şimdi? Keke nereden geldim deyince oradan geldik. Adam gitmiş kek dağıtıyor. Ben de millete diyecektim ki, ya adam zaten entübe olmuş, kek yiyecek hali mi var? Orada adam nefes alamıyor baktım ya. Ondan sonra tabii entübenin yanına da sokmazlar da.

  95. 37:34

    İşte böyle ağzı burnu her yeri kapatılmış şeyle, cihazlarla. Kitap dağıtılsa, ama onu ben bir de küçük bir şey, yani kitap biraz hacimli bir kitap yapacağım. Kitaplarında bir de hediye, üç dört sayfalık bir şey. Ölmek üzere olan şunları okursam mutlaka imanla ölür ve mutlaka günah söylür. Üç dört tane bir şey ya, bir iki sayfalık.

  96. 37:57

    Onu da hediye gibi, mesela hastaneleri ziyarete giden falan. Ondan sonra dağıtsın biri. E şimdi orada yine sendika çıkıp herhalde, bilmem, bir şey demez herhalde bilmiyorum. Yemek yok, içmek yok. Ama onu da der bunlar. Adama ne Allah de diyorsun der ya. Onu da der bunlar. Peynir dinsiz imansızlar var memlekette.

  97. 38:21

    Yani adama hastayı ziyaret edene, ya işte la ilahe illallah de desen, ne diyorsun lan la ilahe illallah der. Bunlar ebuci zihniyeti ya. Öyleleri var yani, öyleleri var maalesef. Ayrı bir şey ama hakikaten dağıtılmak. Yapılacak en büyük iyilik, hepimize lazım. Biz ölecek, hastalara dağıtırsak hasta ölür ölmez belli değil.

  98. 38:45

    Ama ekseniyetle olmuş armut dibine düşüyor yani. O bakımdan mezun nesidir, yeridir dağıtılsa, birine nasip olsa, işte Allah da kime nasip edecek işte onu. Mesela bir insan ölüm hastalığında, la ilahe illallah de subhaneke, inni kuntum minaz zalimin dese, bir kere bile dese ama öleceği hastalıkta. Ondan sonra iyileşti, o fırsat kaçtı.

  99. 39:17

    Öleceği hastalıkta. Adam zaten hasta olmadan öldü. E ben ona ne yapayım yani. Hasta olmadan ölmek tehlikeli bir şey. Mevtül fücriyeti, nimetül salihin, velikmetül talihin. Çünkü ani ölümler, iyilere nimet, kötülere azap. Çünkü kötü, Çünkü kötü, fasiyet etmesi gereken şeyler var, emanetler var, haklar var, borçları var.

  100. 39:36

    vasiyet etmesi gereken şeyler var, Pat diye gitti, battı gitti, arkası yandı. Kabirde rehin kaldı yani, borçlu. Ondan sonra, Şeyh İbrahim Ahsen Hazretleri anlattılar, rahmetullah. rahmetullâhi ve kabrullâhi olsun, derecesi âl olsun, meselâ. Son bir iki ay diyorlar, halbuki bir şey de yoktu yani.

  101. 40:00

    Zahiren bir ayağından, ayağından bir düştü, bütün bir şey de yoktu ama ayak adamı zahiren öldürücü bir şey değil. Son iki aydır diyorlar, gelenin gidenin her tarafın borcunu kapattı. Asayi, Arabistan'ı, Suudi Arabistan'ı... kudu, şarkı, garbı, her taraftan, kimden, ne işi varsa işlerini bitirir. Bu sefer diyor, milletin borcunu ödemeye başla.

  102. 40:20

    Kim geliyormuş, borcun var mı diyormuş, var, al şu kadar. Var, al şuradan. Bütün milletin de diyor, talebelerin, şeylerin, işte onun müritleri de var. Hepsinin de borcunu kapattı diyorlar ya, adam sıfır borç. E şey Evliyaullah'a tabi, Evliyaullah'a malum oluyor, normalde ölüm hastalığı da değildi yani.

  103. 40:37

    Onun için ani ölürse borçlu gider, ani ölürse vasiyet etmesi gereken şey vasiyetsiz gider. E tövbe etmeden ölür. Günahlarının tövbe kapısı açık şimdi. E etmeden ölür. İş kalır ahirete, kabire, mahşere, cehenneme kadar gider. Yani mahşerde bile paklanmasa cehennemde yanacak. Onun için bizim gibilere ani ölüm iyi bir şey değil.

  104. 41:07

    Yani ölümünü bilse, vasiyetlerini yapsa, borçlarını ödese daha bir nimet olur bile. Efend-i Hazreti gibi zatlar, Evliyaullah, hiçbir açığı kaçığı yok. Yani o ani olsan olur, hasta olsan olur, hasta olmasan olur, hazır o. Ama biz hazır değiliz. Onun için Mevla öleceğimizi önceden bildirsin, haberdar etsin, vasiyetlerimizi yaptırsın, borçlarımızı ödettirsin.

  105. 41:39

    Arkamıza bırakacağımız önemli şeyler varsa onları ehline teslim etmeyi nasip eylesin. Ve kalp huzuruyla iman selametine müessel eylesin. Onun için mesela ani ölmezse bu dediklerimi yapabilir. İşte o kitapçık lazım. Herkesin cebinde o kitapçık lazım. Kafasında kalmaz.

  106. 42:05

    Bunu biliyorsunuz. Hasta oldun, ani bir şey oldun, bunu hemen yap. Çünkü ya ölürsen? Bu kesinlikle günahsız ölür. Zaten kelime-i şehadet, kelime-i tevhid, onu biliyorsunuz, son kelimesi, kelime-i tevhid, o ayrı bir şey. Buna ilavetenleri konuşuyorum. La ilahe illa anteşübhaneke inni yeküntü minazı zalimin çok güçlü.

  107. 42:27

    İkinci güçlük kuluvallahet. Eğer bir gün mâ min abdin yemûtu fe yemrazu fe yekruhu fî şemârazı kuluvallahet Bir adam hasta olursa ve o hastalığında da iyileşmeden ölürse, bazı insan 6-7 ay, bir sene, kaç sene hasta yatıyor. İyileşmeden de ölüyor. Böyle çok var uzun hastalıklar. Öyle ki kısa, öyle ki uzun.

  108. 42:53

    O hastalığında kuluvallahet okuduysa mutlaka gün ahirete af olarak gider. Bazı hadis-i şeriflerde şehit olarak gider. Bunlar çok önemli. Çok önemli de işte Allah'tan gafil adamın ani ölüm gelip çatınca aklına gelir mi? Zikir ehli olsaydı gelirdi. Sabah akşam üç ihlas okusaydı, yatarken çıkarsa hep ihlas aklına gelirdi.

  109. 43:17

    Bu öbür beşli çok önemli bir şey. Yani o iyileşirse, günahsız iyileşir, ölürse şehit. Kesin. Ölüm hastalığında bunu okusaydı, beş kelime diyor. Bunda da çok rivayetler var. Ben baktım o arkadaş dergiyi atmış kaç sene evvel. Beş altı sene evvel en az. Kim attı da şimdi unutuyorum. Oradakinden sonra çift dikiş olsun.

  110. 43:41

    O lafız da yeter mi? Yeter. Taberani falan kaynakları sağlam. Ama sonra ben çok kitap gördüğüm için çok hadis. İhtiyatlı olsun diye en ufak bir rivayeti de katıyorum. Son haliyle de yaptım. Herhalde dergide yazmadım. O da bir kitap ama hazırlamışımdır ve hiç basılmamıştır. Beş kelime. La ilahe illallah ve ahdehu ve allahu ekber.

  111. 44:06

    Bir. İki. La ilahe illallah ve ahdehu ve la şerike leh. Üç. La ilahe illallah ve leül mülkü ve leül hamd. Dört. La ilahe illallah ve la havle ve la kuvvete illa billah. Beş kelime bu. Yani şöyle ihtilaf var. Bu en mükemmeli. Bundan evvel yazdıklarımda Mesela birinde La ilahe illallah ve ahdehu ve allahu ekber.

  112. 44:35

    Birinde la ilahe illallah ve leül mülkü ve leül hamd. Madem ki Günahsız ölmek, şehit ölmek Ben ağzıma alıştırıyorum. arasını yapıyorum. Ama aslında her gün yapmam lazım. Hasta olduğumda nasip oldu, yaptım. Hasta olduğumda aklıma geldi. Nasip olduğunu yaptım. Ama arayı açmamak lazım. Bunu okuduğu sene ölürse yine hafıf olarak olur.

  113. 44:58

    Bu seneden başlamış. Yani orada biraz şüpheli olun. Ay kesin. İllâ yemûtu fî âmihî Baksın o Beddua Hoca orada bize yetiştirebilir. Fî şe'eri tamam, o kesin. kudû ayın içinde ölürse affolunur. Bak işte, adama bir ay içinde bile nasip olmaz. Allah nasip etmeyeceğini etmez. Edeceğine de adama gelir, adam okumaz okumaz, son dakika nasip eder.

  114. 45:26

    Allah da bir adama gazap ederse, buğz ederse, Allah'tan bir adama gazap edersen, buğz edersen Allah'ı kızdırmayalım derler. Mevla'yı kızdırırsan, yandın sana. Ezber edebilirsin. Son senfeste seni bir meşgul eder, bir unutturur. Hadi git. Öbürü de okumaz okumaz gelir. Son senfeste okur işte. İyi niyet asla kaybetmez.

  115. 45:46

    İyi niyet. Müslümanlar hakkında iyi düşünmek, dostlarını sevmek, evliya Allah'a aşırı muhabbet. Bu asla kaybetmeyecek bir sermayedir. Bunun üzerine öbürleri eklenir. Bu sermaye olmazsa, öbürleri işte Allah unutturur. Seyyidül istibar okuduğun gün sen okudun da, sabah okumadan ölürsün işte. Kuşlukta ölürsün işte.

  116. 46:07

    40 sene silah taşırsın, lazım olmaz. Bir gün silahsız çıkarsın, hırsız çıkar karşına derdi. Yani 50 sene, 60 sene zikredip, zikirsiz ölenler var. Gafil yaşayıp, zikir nasip olup ölenler var. Son nefesine yakın toparlayanlar var. Ve bu nadir olur. Çünkü ekseriyette su tesisi su yolunda kırılır. Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz.

  117. 46:28

    Bu nadir olur. Nadir olur ama, doktorun bizim hanıma dediği gibi. Risk ne kadar dedi, yüzde bir dedi. İyi o zaman dedi. Dünyada yüzde üç dedi. Bizde yüzde bir dedi. Baypasta ölüm riski dedi. İyi o zaman dedi. Ama dedi, yüzde bir sana çatarsa yüzde yüz olur dedi. Doktor bey ne demek istiyorsunuz dedi yahu.

  118. 46:52

    E doktor bey de kaba çıktı yani. Kaba bir adam yani. Şimdi kadın orada aniden kocası, baypasta yatıyor, sapasağlam girmiş, bayfasa yatıyor, sapasağlam girmiş, yat aşağı mezbahaya döndü. Yani zenci numara. Yani zencinin orada. Yüzde bir diyorsun, tamam, tamam, tamam, Allah şifa versin, git yani işine.

  119. 47:08

    Gidip ne söylüyorsun kadına? Ama o yüzde bir sana vurursa yüzde yüz olur dedi yani. E şimdi ben de onu demek istiyorum. Tamam mı? Yüz senedir zikir yapıyorum, herhalde imansız ölmem. Vallahi yüzde bir. Ama sana çatarsa da yüzde yüz olur yani. Ben sana onu söylüyorum. En bozuk adam, bu zikirle gitmez yani.

  120. 47:28

    Gitmez ama işte. Bir de sonuna yakın biri gelir. Adam bir iyilik yapmıştır. Bir fakire, bir müslümanın iyiliğini istemiştir. Allah'ı sevindirmiştir. Mevla onu sevmiştir bir işinden. Ömrü boy fahişelik yapan kadın, köpeğe su içirdiğinden, günahsız öldü be. Bunları da düşünmek lazım. İslam öyle. Ceffel kalem 2-2-2-4 her zaman etmiyor.

  121. 47:54

    2 kere 2 aslında 4 ediyor. Ama sen orada adamın zahiri ameline bakıyorsun, kalbini bilmiyorsun. Mevla kalbini bildiğine göre ona muamele yapıyor. Onun için biz niyetlerimizi düzeltelim. Allah'ımızı sevelim. Allah'ımıza, dostlarına sevilelim. O zaman, bu dediklerimi nasip olur, okursun. Bunların hepsi, bir ölecek insanın, bir kulübe Allah adı okuması,

  122. 48:20

    bir La ilahe illallah'ın tesbihani okuması, bir demin dediğim 5 kelime okuması, 2-3 dakika sürmez. Ama, dedirtirler mi? Hatırlatırlar mı? Söyletirler mi? Şimdi buna kitlenmemiz lazım. Ani bir şeyde ben, hemen ne diyeceğim? Şunları bir ezberleyin, peş peşe. Mesela bunları peş peşe yapsanız, ben size şimdi fikir geldi aklıma.

  123. 48:45

    Bu dediklerimi peş peşe yapsanız, 2-3 dakika sürer. Bunu bir mutat zikir yapsanız, 5 vakit namazdan sonra, o hemen sıralı kafanıza gelir artık. Veyahut günde bir, zaten hadis-i şerifte diyor, ben sene dediği hatırlıyorum da, ay kesin, o 5 kelimeyi okuduğu ayda ölse, günahsızdır. E şimdi bu Allah adı, Resulü sallallahu aleyhi ve sellem vahiydir.

  124. 49:10

    Tabi hadisler bunu, Allah veriyor bu sözü, peygamber efendimiz kafadan bunu söylemez, haşa. E tamam da, bu neye göre, yani bu adam şimdi, ay 29 çekti, 30 çekti. Adam ayın birinci günü bunu söyledi. 20 gün her günahı yaptı. Bir daha da bunu söyleyemeden öldü. E şimdi ayın içinde öldü. E bu hadis-i şerife göre bu nasıl oluyor?

  125. 49:33

    İşte öyle değil işte. Nasıl öyle? Sana bir ay içinde bunu okuyup da, ona o ay içinde ölmek nasipse, günahsız ölecek buyurulduysa, o ay içinde ölecek adama, o zikir nasip edildiyse, demek ona tevbe de nasip edilecek. nasip edilecek veya o ay günah nasip edilmeyecek. Onu bilen Allah o sözü veriyor. Sen bu ilmi kolay kolay şerhte de bulamazsın yani.

  126. 50:02

    Benim kafam şerh kafasıdır, haşiye kafasıdır. Ama meleke meselesidir. Onu da nokta atışı, git şimdi şamileye gir, bu dediğimi bu şekilde bulamazsın. Allah Resûlü bunu neye göre söz veriyor? Allah'a göre söz veriyor, hadis vaydır. Allah adına nasıl söz verecek, günahsız ölürsün diye?

  127. 50:19

    Şimdi bak, hadis-i şerifin kaynakları, Tirmizi, İbn-i Mace, Nesai, Nesai'nin iki kitabı var, Amelü'l-Yenvi'de ayrı, İbn-i Hibban, Ebu Ya'la, Hadis-i Şü'rti Aleyhi'l-Müttakî, onları zaten bu kadar kaynaklı hadiseye inanmayacak mısın şimdi? Tirmizi bir defa ya, ben sana nereden okuyorum? Ha, onun için diyor ki, işte bunları, işte benimki Cem.

  128. 50:52

    Burada, Hoca Efendi'nin bana gönderdiği, benim kitaplarımın birinde şu anda basılmamış, hazırlanmış bir kitabım. Hala basılmamış. O kitabımdan birinden çıktı, aldı, gönderdi. Lakin ben bunu yaptığım zaman işte o rivayetleri topladım. Başka bir yerlerde onları toplayacağım burada. Ama bunu da yapsa, sahiye kurtarıyor.

  129. 51:15

    İşte, Bu beş. Şimdi bunu söylediği zaman, Allah-u Teala tasdik ediyor. Benden başka ilah yok, doğru söyledin diyor. Tek Allah var diyor. Evet tek benim diyor, doğru söyledin. Ortağı yok diyor. Orada en büyük benim diyor, orada Ekber var.

  130. 51:49

    Allah-u Teala cevap veriyor. Adam söylüyor, Mevla söylüyor. Adam söylüyor, Mevla söylüyor. Direkt. Şu anda bütün dünya bunu okusun, Allah-u Teala hepsine aynı anda cevap verir. Mevla'yı meşgul etmez, başka bir şey. Benden başka ilah yok diyor. Mülk bana aittir. Tamam doğru söyledin diyor. İlah ancak benim diyor.

  131. 52:13

    Havli kuvvet, güç kuvvet, benim yardımım olmadan olmaz diyor. Şimdi. Hadis-i Şerif'in mevzusuna bak. Hastalığında bunu bir kere bile söyleyebilirse. Sümme mate sonra da ölürse. O hastalıkta ölürse. Cehennem ateşi onu yiyemez diyor. Bitti. Öbür Hadis-i Şerif'inde Hocam bir de şey var, onu da bul gönder.

  132. 52:47

    Senede söylerse, ayda söylerse. Şehrin ay kesimi var. Bir de oraya o türlü rivayette var. Bir de ona baksın hocam. Kim bu kelimeleri hastayken söylerse Allah onu cehennem ateşine haram kılar diyor. Bitti. Cehennemi yakamaz. Haram. Ölüm hastalığında bir kere söyleyecek. Beş kelimeyi bir kere söyleyecek.

  133. 53:08

    Yani bunu toparlayalım. Önümüzdeki dergide bir daha benim son şeyiyle yapalım. Bu dergi baskıya gitti de buna yetişmez. Yani Ekim baskıya gitti. Kasım'a söz verelim. Son bütün rivayetlerini cem edelim. Bütün rivayetlerini birlikte yapalım. Muhtacızlar kitabı çıkana kadar kaç kişi ölür. Onun için ölmeden evvel yetiştirelim.

  134. 53:32

    İşimize bakalım. Hadis-i Şerifler kaynaklarıyla beraber burada duruyor. Şimdi onun için bir şey daha var. Bunu nasıl unuttum dedim. Yani bu son hastalığımda. Bunu unuttum dedim sonradan. Mutazarda o da var. Kitapta notların var dolu bilgisayarda. Ona bakarsak onu da görürüz. Bunlara aslında bir insan birlik hareket etse.

  135. 53:56

    Üç dördünü peş peşe söylese. Başlasa bir audü besmele, bir gulüballah okusa. Sonra la ilahe illallah de. Sonra bu beş kelimeyi la ilahe illallah okusa. Mesela o ona ne olmuş olur? Peş peşe okuduğu için beyin ne yapıyor? Peş peşe okuduklarını unutmuyor. Onu okurken peşini o da hatırına geliyor. Hafızlık yapar gibi.

  136. 54:16

    Ama ara ara okuduklarını birbirinin ardına peşine getiremez. Anladın mı? Peşini mesela sabah akşam okudukların var. Seyyidül İstihbar'ı okuduktan sonra Bismillahirrahmanirrahim'i devamlı okursan, onu okuduktan sonra aklın başka yere gitse bile dilin Bismillahirrahmanirrahim'e gidiyor. Çünkü neden? Hafızlık yapar gibi.

  137. 54:34

    Hep onları birlikte okuduğun için onun peşini onu okuyor. Hafızlık yapar gibi de bir bakıma şöyle iyi değil. Onda da huzur ve huşu olmuyor. Kafan başka yere gitse de ağzın onu ezbercilikten okuyor. O da sıkıntı çıkarımı çıkarır. Ezbercilik yani. yani bu gibi yerlerde insan manasını düşünmesi lazım. Yani biraz da insan Allah'ı zikrettiğinin farkında olması lazım.

  138. 54:58

    Öbür türlü de papağandan farkı kalmaz. Ama zikrin yine de faydası olur mu? Yine de faydası olur zikrin. Ama kalbin ne manadır? Yani Mevla'yla huzur üzere... okursa. Onun için yine biz dille peş peşe okuyarak onları bir araya getirelim, ondan sonra da kalpte huzuru temin etmeye Ondan sonra da kalpte huzuru temin etmeye gayret edelim.

  139. 55:20

    gayret edelim. Ve böylece bir cenaze ilanı yaparken üç cenaze ilanından üç tane ayrı sohbet çıkacak kadar mevzu çıktı. Doğru mudur? Doğrudur. Konuştuklarımız yerinde midir? Yerindedir. Önemli midir? Çok önemlidir. Hepimizin her an başımıza gelecek ve bir dakika sonra garantimiz olmayan her an başımıza gelecek bir şeyleri konuştuk.

  140. 55:45

    Belki de bugüne kadar yaptığım sohbetlerde en önemlisini konuştum. Çünkü en önemli şey hayatımızın son nefesidir. İtibar sonadır. Ve bütün amellerimiz o sona göre ya kabul edilecektir ya reddedilecektir. Bütün ilimlerimizi toplasan iş sonuna bakacaktır. Onun için sonunda da neyle kurtarınızı konuştum.

  141. 56:05

    Dolayısıyla çok önemli bir şeyler konuşturdum Mevla'ya. Bu itibarla Cengiz Aras kardeşimizin de kanser hastalığında Allah onun günahlarına kefaret eylesin. Allah memmate meri zammate şehidin hasta ölen şehit ölür sırrı namazlar eylesin. Rabbim tebareke ve tealâ ahirette kabir azabından da şimdi muhafaza eylesin.

  142. 56:30

    Her bir geçmişlerimizde bu dualara ilhak eylesin. Kabir istirahatlerini imanlarına bağışlasın, müjdat eylesin. Amin Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi vesellim. Ruhlar için buyurun okuyalım. Hediyelerimizi bizden kabul eyle. Ruhlarına vasıl eyle. Ruhaniyetten cuma gecesinde kaberdar eyle.

  143. 57:14

    Azabı olanlara vasıl eyle. Nimetlerini ziyade eyle. Ailelerine sabrı cezire eyle. İhsan eyle. Amin. Muhammedin ve ala alihi vesellim. Şimdi bir ilanda hemen derse gireyim. Lalegül dergisi bir yıllık abone kampanyası yapmış. Güzel yapmış. Doğru yapmış. Yanında 300 adet e-kitap, e-dergi. Benim basılı kitabım 110 kadar var.

  144. 57:44

    Efendi Hazretlerimizin de bayağı tabi basılı kitapları var. Hepsi onun zaten bizim kitabımız var. Hepsi onun. 300 adet e-kitap, e-dergi aboneliği de hediye ediyorlar. Bu e'ler de iyi çalışıyor şu an. Eskisi gibi değil. Hediye eder ama girersin çalışmaz. Hediyen elinde kalır. Bu öyle değil. Ahıska şu anda biz denedik ettik.

  145. 58:06

    Son kürsüden de tatbikatlı şey yaptım. E-kitap ve e-dergi de çok başarılı siteyi kurdu. Ve site çökmeyecek şekilde her türlü size kolaylık sağlayacak şekilde Ahıska siteyi kurmuş. 300 adet e-kitap, e-dergi aboneliği hediye ediyor. O kitaplara da parasız girip okuyabiliyorsun dergilerini, kitaplarını.

  146. 58:29

    Ki burada bütün Efendi Hazretlerinin de çoğu kitabı var burada. Çünkü 300 olması için kitap sayısının çok olması lazım. Mahmut Efendi Hazretlerimizin bu fakirin tüm kitapları e-kitapta var. Sokakta, dışarıda, cep telefonda bile verdi. Sokakta, dışarıda, cep telefonda her yerde okuyabilecek sistemi kurdular.

  147. 58:48

    Ahıska şu anda bu sistemi kurmuş. Ben arkadaşları anlamıyorum ben denettirdim. Dediler sistem oturmuş tabii. Yani Allah'ın izniyle boş dönmezsiniz. Okuyabiliyorsunuz 0216 alan kodu ile 479 7979. 0216 işte bizim bu Asya yakasının kodu, anahtarı 479 7979 herkesin kafasına kaldı. Buradan irtibat kurarsınız ahiskayayinevi.com Onlar işte birlikte yazılıyor falan.

  148. 59:24

    Siz dahi biliyorsunuz kardeşlerimiz. İnşallahurrahman. Şimdi bunu da aldık. Ondan sonra önemli bir meselemiz daha var. Haftaya inşallah sohbette buluşuruz. Benim de şu ciğerlerim tam düzelir inşallah. Hayırlı haberlerle buluşuruz. Büyük Yesevi Aşevi projemiz var biliyorsunuz. Sizinle beraber İsmail Ağa talebelerin yemeklerini geçen sene, geçen eğitim...

  149. 59:49

    Geçen eğitim döneminde medreselerini kesince binlerce talebe, biz zaten 8 bin İstanbul'da veriyorduk. 2000'de Bursa'da 10 bin talebeye yemedik. Senelerdir bu veriliyor. Hani ilk başta herhalde az başladı ama çok sene oldu yani bu. Son senelerde biz 10 bin veriyorduk zaten. Bu arada tabi İsmail Aleyh ile bu şeyler, sahte şeyh olayları çıkınca medreseleri kestiler.

  150. 1:00:15

    Efendi Hazretlerine bağlı olan, rabıtasını devam ettiren bütün medreselere biz derse yemek vermiyoruz. Efendiye rabıta yapana yemek vermiyoruz dediler. Fiilen yani, laf sen bunu demeye lüzum yok. Fiiliyat bunu yaptılar. Çünkü neye göre o standardı belirlediler? Efendiye devam ediyorsa standardı buna göre bağladılar.

  151. 1:00:33

    Yoksa neye göre ayırım yaptılar? Kimi keseceğim, kimi kesmeyeceğim? Baktılar efendiye mi bağlı, sahte şeyhe mi bağlı? Baktılar efendiye bağlıysa kestiler. Bu net yani iki kere iki, dördü konuşuyorum şu an. Bundan dolayı biz bir aşevi yapmak zorunda kaldık. Çünkü biz zaten kiradaydık. Bir de gece vardiyesi koyduk.

  152. 1:00:49

    Bu sefer yemeğin kalitesi düşüyor. E zaten sekiz bin gece vardiyesi. Sen bunu yirmi bine nasıl çıkartacaksın? Bu zaman gece vardiyesi kalmadı mı? Yirmi dört saatte vakit kalmıyor. Çünkü yerden dolayı. Bu noktada zaten şeye girdi. Turduğumuz yerde kentsel dönüşüme de girdi ahiretten. Hepsi üst üste geldi yani.

  153. 1:01:08

    Bu sefer sizinle beraber bir arsa alalım dedik. O arsa alındı. İşte altmış sekiz milyon kadar. Allah razı olsun. Özelden yardım derneğe gönderenler. Özel derken tabi yine imamlara gönderenler. Hani yardım gecesi telefon, televizyona bağlanmayanları kastediyorum. Birçokları o şekilde yardımlar yaptılar derneğe.

  154. 1:01:29

    Bir kısımları da siz zaten canlı yayında izlediniz. Bilmiyorum hatırlamıyorum. Yirmi üç, yirmi dört milyon mu da bir canlı yayında sanki bir toplandığını hatırlıyorum şu an. Ondan sonucu Kovacı Dede oldu falan. Birkaç tane şey olunca kafamda tam net kalmayabilir. Ve böylece yirmi dört milyon kadar oluyor.

  155. 1:01:46

    Ondan sonra gelenlerden gidenlerden arsala alındı. Projeler uzun sürdü. Çünkü dipte biraz temel meselesini sağlama oturtmak için. Bir kısmı sert çıktı, bir kısmı yumuşak çıktı falan biliyorsunuz. Onun dengelemesi, mengelemesi, haff fiyatı vesairesi, su çıkmasın bilmem nesi. Bir de aşağı doğru inince şeyde büyüyor.

  156. 1:02:10

    Herhalde anladığım kadarıyla, hatırladığım kadarıyla on bin metre inşaat. On bin metre aşevi. Bura Afat Dağ kredisi yaptı Hayderi. Yine hacette belki elli altmış bin, yetmiş bine kadar, yani Allah muhafaza tabi deprem, afetler de muhafaza bulsun. Ama normalde bile rahatlıkla otuz bin talebeye yemek verebilecek.

  157. 1:02:34

    Tabi ihtiyaca göre, şu anda tabi kaç binlerce muracaat bekliyor. Yeni eğitim dönemi de açıldı. Prosedürler de tabi sanayi bakanlığına gitti, oraya gitti, buraya gitti. Çünkü orası özel bir site. Normal belediyeden izin alarak yapılamıyor. Hakikaten nezih bir sitede yapılıyor bu. Yani her bakımdan temiz olacak, her bakımdan güvenilir.

  158. 1:02:58

    O bakımdan bütün üç köprüye birden, o bağlantı noktası, her tarafa yemekler bir anda ulaştırılabilecek, yolda tıkanmayacak. E şimdi daracık yolda aş evin var, araba girmiyor, araba yol tıkanmış, adam yemeği alacak, yemek soğudu orada, adam oraya ulaşamıyor. Çünkü neden? İstanbul trafiği, artık şehir içi böyle.

  159. 1:03:19

    Onun için şehir dışında ulaşımı kolay olan yerden yapıldığı için böyle oldu yani. Şu anda hafif ziyaretler başladı, alındı benim bildiğim kadarıyla. E şimdi bakıyorum, buradan okuyorum şimdi. Muhterem kardeşlerimize yazmışlar. 7 ay kadar önce 2 Şubat pazar gecesi Hayder'in yapacağı yes evi, aş evi arsa alımı için bir bağış gecesi düzenlemiş, aş evi arsasını satın almıştık.

  160. 1:03:47

    Bunu beraberce şahit olduk. Sonrasında proje ruhsat işlemleri beklenenden uzun sürdü. Bak ben daha kağıdı okumadan, çünkü devamlı süreçlerle, her saniye bütün beynim bu işlerle uğraştığım için her şeyi ezberimde yani. Ama kağıda bakmamıştım ben.

  161. 1:04:02

    Şimdi kağıdı yeni okuyorum. Beklenenden uzun sürdü ancak elhamdülillah, arsa özeli hafriyat ve fore kazık çalışmaları tamamlandı. Fore neyse işte ben onları çok anlamıyorum. Kazık, kazığı anlıyorum. Kazık çalışmaları tamamlanmış. Hafriyat da anlıyorum. Hafire yafiru kazmak demek. Kazma da tamamlanmış.

  162. 1:04:22

    Büyük yes evi, aş evi inşallah. Temel atma töreni, artık gün sayılıyor. Şimdi temel atmaya biz de inşallah çağıracaklar. Tabii ki katılacağız, dualar yapacağız. Sizler de buyursunuz, bekleriz. Şimdi Haydar'ın Hadımköy'de 2300 metrekare arsa üzerinde 30 bin kişi kapasite. Bak bunu da toplantılardan kafamda kaç aydır kalandan konuştum.

  163. 1:04:47

    Yani ben 30 bini de şu anda görüyorum. O da tutturduk. Neyse kafa sağlam, kafa sağlam. Elhamdülillah, maşâAllahü teâlâ. 30 bin kişi kapasite, günlük 20 bin kişilik üretim hedefi. Üretim hedefi 20 bin, genel kapasite 30 bin. Hinacette afat durumlarında, Allah muhafaza, her tarafı çalıştıracaksın. O zaman millet açlıktan, artık orada yağına tuzuna da çok bakılmıyor.

  164. 1:05:14

    Bir yemek ulaştırmak için. Allah o belalara, tabi İstanbul'un uzun afatlara maruz bırakmasın. Amin. Şimdi 30 bin kişi kapasite, günlük 20 bin, üretim hedefiyle planlanan, büyük ihtiyaç sahibine, yüzlerce Kur'an kursuna, 10 binlerce ilim talebesine yemek ulaştıracak. Allah'ın izniyle ulaştıracak. Burası, buraya kadar geldi.

  165. 1:05:36

    Şimdi temele geldik. O temelden sonra kolay çıkar. Sizin yardımınız eksik olmaz. Allah'ın izniyle. Ayrıca afat ile koordinasyon çerçevesinde, afet durumlarında da hizmet verecek. Zaten afat da herkesi akredite yapmıyor. Her derneğe de istediğin gibi yemek, kek dağıtan gibi gitmiş hastaneye. Öyle değil yani.

  166. 1:05:57

    Afat da sen şimdi ben yemeğim var, önüne gelene dağıtayım. Öyle bir şey olur mu? O yemekten millet zehirlense mesulü kim olacak yani? Dolayısıyla afat diye bir şey var, bir devlet diye bir şey var. Onlar da izin vermeden de önüne gelen her dakikada sokakta kazan kaynatıp şey eden de öyle de değil yani bu iş.

  167. 1:06:14

    Onun için burada bir akredite olayı da var. Yani resmi izin de var. O bakımdan bu afatla koordinasyonlu çalışmanın da önemi var. Yani insanların güvenmesi de bakımından. O da seni akredite yaparken, o da bir şeyleri inceleyip de seni akredite yapıyor. Sokaktan gelene gelsen akredite yapayım, sana tabela vereyim demiyordu herhalde devlet.

  168. 1:06:37

    Onlar hep ne? Güveni test ediyor, temin ediyor. Bu projeye destek olmak için bir metrekare kaba inşaat bedeli 10.000 TL. Yani 10.000 TL veren o aşevinden o bütün on binlerce talebeye onlarca yüzlerce sene inşallah biz ölüp gideriz tabii. Ama devam edecek bu hizmet. Bunlar vakıf hizmeti, dernek hizmeti.

  169. 1:07:01

    Yürüyecek Allah'ın izniyle. İnsanlarla kaim değil yani. Allah'ın yolu yürür. Bu bir metrekaresinin kaba inşaat bedeli 10.000 TL yollayabilirsiniz. Ya da aşevi yazıp, işte aşevi de S yok herhalde o şeyler. Aşevi yazıp 72-53'e bir SMS.

  170. 1:07:25

    Özel bilgi almak istiyorum. Ben şu kadar işte metre, küp, beton vereceğim. Şunu yapacağım, bunu yapacağım. Ben derneğin yetkilileriyle görüşmek istiyorum. Bilgi almak istiyorum. Ona göre resmi iş yapacağım. Veyahut da kendim yerinde görmek istiyorum. İncelemek istiyorum projenizi. Diyenleriniz olur inşallah.

  171. 1:07:44

    Onlar varsalar 0212 Avrupa alan koduyla 923 1923 arasınlar. Ben hizmetsinizim. 10.000'lerce talebe daha kaliteli, daha güzel yemek beklerken ben burada bunu izah ve ilan etmek mecburiyetindeyim. Vazifeliyim. Bu talebenin ekmeği, yemeğini Allah bize sorar. Kaç tane medrese sıcak yemeğimiz yok dedi ya.

  172. 1:08:10

    Sıcak yemeğimiz yok, sıcak yemek gelmiyor dedi. İsmail'i kestikten sonra. Ne demek yani talebe sıcak bir şey yiyecekler. Devamlı peynir, zeytin, peynir, zeytin. Nereye kadar? Onun için bir sıcak yemek, bir etli yemek, bir yağlı yemek bir şey lazım. Kardeşim bu çocuk da hafızlık yapıyor, Kur'an okuyor.

  173. 1:08:27

    Yani din düşmanları nerelerde, ne yurtlarda, ne lükslerde eğitim verirlerken Allah'ın dininin düşmanları dünyanın her tarafında. Yani Allah'ın Kur'an'ını okuyan hafızlık yapan gecenin ikisi de 3 dakika sana bana dua eder. Bir güzel yemek yemesin mi ya? Allah rızası için. Bu usta çok üzerine duracağım.

  174. 1:08:46

    Tabi de herhalde bir yardım bağışlayacağız soracak. Temel atma bir hallolsun. Ondan sonra görüşmelerimiz devam eder. İnşaAllah-u Rahman. Bu da bitti. Onları da aldık. Evet şimdi benim dediğim bütün rivayetleri hocaefendi buldu. Bulur Allah'ın izniyle. Hatip tarihi Bağdat'ta çıkmış. Nesai'nin Es-Sünnel-i Kübra'da çıkmış.

  175. 1:09:10

    İmam-ı Cezeri'nin Hüsnü'l-Ahsı'nda çıkmış. Bu rivayet uzunluğuyla beraber. Onun için onu bir daha dallandırmayacağım. Cehenneme girmez meselesini kesinleştirdim. Okudum. Buradaki müjdesi şu demin dediğim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Reyhan radıyallahu anh parmaklarıyla sayıyor. Benim yaptığım gibi okuyor.

  176. 1:09:32

    Bir böyle yapıyor. Sonra böyle iki yapıyor. Sonra üç yapıyor. Böyle beşi saydı. Bu beş çok önemli. Men ka'levun ne? Kim bu beş zikri söylerse. Hepsinin başı neyle başlıyor? La ilahe illallah ile başlıyor. Biraz birbirine çok benzediği için. Çok benzediği için. Karıştırıyorum ama ben de herhâlde okudunuz.

  177. 1:09:50

    Ben elhamdülillah orada şüphelenmiyorum artık. Orada müteşabiatım kalktı yani. Onu okuyorum. Fiyevmin bir gün içinde okursa, evleyletin yahut bir gece içinde okursa, bir de günle geceyi de ayırdı şimdi. Çünkü gün ayrı gece yani. Ve-i seyyidul istiğfarlar da sabah okursa akşama kadar, akşama okursa sabah.

  178. 1:10:10

    Ama şurası sizi acayip kurtarır. Ama Allah nasip etmedi. Neyle etmeyecek? Ev, şehrin bir ay içinde. Senede şüphelendim dedim. Hoca efendi şu anda seneyi bulamamış. Ben bir sene şeyi de gördüm gibi ama öyle. Kafadan iş olmaz. Kitap konuşacaklar. Burada lafız geldi. Bir ay neyine yetmiyor ya? Şu beş kelimeyi bir ayda kaç kere oku ya?

  179. 1:10:33

    Her gün bir kere oku ya. Ama nasıl bir müjde ki okuduğu ay içinde sümme mâ temin zelkelyem, okuduğu gün ölürse. Ev tilgeli yahut okuduğu gece ölürse, bu biraz zor bunu tutturmak. İnsan biraz unutuyor, biraz başa ağrıyor. Bir hastaneye gidiyor falan. O günün virdini unutuyor ya. Ama ev zâlikeş şehri.

  180. 1:10:57

    Ya da okuduğu ay içinde ölebilirse, uğfiraleüzenbü'l-günâhı mağfiret olunur, günahsız gider diyor. Bir aylık müjde de öyle benim hatırladığım pek hadislerde yok yani. Bir günlük bir gecelik çok var ama, o ay içinde okuduğu aya denk gelirse ölümü, ölümü okuduğu aya denk gelirse, okuduğun ondan sonra kendini öldür demediğimize göre haşa, intihar edecek halimiz yok.

  181. 1:11:27

    Ulan bu ay okudu musun kafana? Öyle yapamayacağımıza göre okuduğun aya ölümün denk gelmesi için ne yapmak lazım? Her ay en azından bir kere okumak lazım. Bence her gün her gece okumak lazım. Evet, bunu aslında neyse günahkarlılara da formül öğretmemek lazım ya. Karpuz kabuğu da, sokmamak lazım kafaya.

  182. 1:11:54

    Ama anladınız mı bilmiyorum. Zekiler bir şey anladı burada. burada. Ne anladılar da onda ben biliyorum ne anladığımı da, Allah size de şuur, idrak nasip eylesin. nasip eylesin. Amin. Amin. Şimdi geldik. Verdiğimiz sözü kısaca mânâ veriyorum. İbarelere başlıyorum. Ders buradan başlıyor. Bundan sonraki bir ders, iki ders de bundan devam edecek.

  183. 1:12:22

    Onlar cem olacak. O zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in büyüklüğü dahi anlaşılacak. Sonra Evliyaullah'ın tasarrufu öldükten sonraki yetkilerine gelecek. Konu böyle. Dersler devam edecek. Bu meseleler bunlara temas edilecek.

  184. 1:12:40

    Şimdi araya hiçbir şey girmeme söz veriyorum. İnşallah. Diyelim. Bismillahirrahmanirrahim. İmam-ı Süyuti, Hatimeddin Muhaddis'in hadis alimlerinin son halkası sayılır. Ondan sonra onun kadar büyük hadis alimi dünyaya gelmemiş. Daha da gelmez. Ondan evvel çok gelmiş geçmiş. Bukhari'ler şuna bak. İbn-i Hacer, Askalani, İbn-i Hacer.

  185. 1:13:06

    Sonraki Süyuti'de Şeyhülislam diyor ona. Ama İmam-ı Süyuti'den sonra İmam-ı Süyuti ayarında bir muhaddis daha gelmemiş. Buna kalıbımızı basarız. Gerisinde ondan çok büyükler var. Ama ondan sonra onun gibi gelmemiş. Onun için ona Hatimeddin Muhaddis'in hadis alimlerinin Hatimeddin demek sonu demek. Mesela İbn-i Abidin.

  186. 1:13:30

    İki yüz sene evvel Haldi Bağdat Hazretleri'nin müridi. İmam-ı Süyuti beş yüz küsür sene. İbn-i Abidin'e ne diyorlar? Hatimetül fukaha. Hanefi fıkıhçılarının bence hepsinin. Bence dört mezhepinde. Sonuncusu. Ne demek sonuncusu? İki yüz elli senedir bu dünyaya İbn-i Abidin gibi bir fıkıh alimi Hanefi'de olsun, diğer mezhepte olsun.

  187. 1:13:56

    Gelmemiş. Bundan sonra İbn-i Abidin gibi bir fıkıhçı gelir mi? Gelmez. Neyseydi iki yüz elli senedir gelirdi. Her gelen gün geçenden beter olacağına göre hadis-i şerifte hafızalar zaten azalmış. Ezberler zaten azalmış. İçtihatlar, kıyas kabiliyetleri dumura uğramış. Teknoloji artıyor. Bilgisayarlar teknoloji artıyor.

  188. 1:14:19

    Arttıkça beynin gücü, beynin kavrama gücü, anlayış gücü, ezber gücü azalıyor. Ve şu anda bakıyorsun, evvelce bir milyon hadisi senediyle, istihadeyle ezbere biliyor. Ahmet İbni Hanbel diyorsun. Şu anda bilgisayar teknoloji her şey Şamili'de. Kelime yazıyorsunuz, hepsi çıkıyor. Ama yüz bin hadisi istihadeyle, senediyle okuyan biri gelsin imtihan edelim.

  189. 1:14:42

    Biz de Şamili'ye bakarak ederiz. O kolay. İmtihan etmek kolay. Şu anda tarikat silsilesinde otuz altı efendi. Yani silsilelerin ortalama otuzlarda. Seneddeki insanların uzun yaşayıp kısa yaşamasına göre sayı değişebilecek. Ne kadar değişecek? Üç beş tane muammer olur, o da aşk. Kaç tanesi yüz otuz yaşında?

  190. 1:15:31

    Ölecek yani. O zaman arada o yirmi küsur, otuz, yirmi beş, otuz hadinin de senden ona kadar isnadını bilmen lazım muhaddis olman için. Hepsinin ayağı yerden kesildi işte. Onun için İmam Sûreti dediğin zaman, Hatimetül Muhaddisin. Muhaddis diyorsun o zaman. Ne demek? Senediyle isnadıyla en az yüz bin hadisi bütün isnatlarıyla bilecek.

  191. 1:15:54

    Yani altmış bine indiren de var. Ama onu altı yüz bine limitine de çıkaran da var. Ortalaması altmış bindesi. Nerede altmış bin senedine isnad edebilecek? Yani altmış binin senedinin isnadında ne vardır biliyor musun? Ortalama otuzlanda altmış bini çarp şu anda yaşayan bir insan için. Otuzlanda altmış bini çarp.

  192. 1:16:13

    O kadar isim var orada. E o kadar isim birbirinden farklı değil. Farklı değil ama sırası farklı. Senin için yine müşkilat çıkarıyor. Peki altmış bin ravide ravilerin aynı olduğunu hesap etsek? Ravilerin, müşterek raviler olduğunu hesap etsek? Yüz bin isnatlı hadisin, sana uzanan silsilesinde otuz senetten, otuz isimle sen ilk raviye sahabeye ulaştığını düşün sen.

  193. 1:16:40

    Yüz binden otuzu çarparsın. Anladın mı sen? Ortalama şu kadar isim. Tabii ki o kadar farklı isim yok. Çünkü bu senette olanlardan üç beşi orada da var. Orada olanın yirmisi belki burada da denk gelecek. Ama orada hangisi hangisinden önce, onda hangisi hangisinden sonra. O sonralık öncelik var ya, isimler kafanda kalsa, bundan önce miydi, burada sonra mı?

  194. 1:17:11

    Çünkü birinde o ondan duymuş, öbüründe o ondan duymuş. Bu sefer bir bakıyorsun, bunda senden bir sonraki, öbüründe ondan öncekine geliyor. Hadi bakalım. Muhaddes olamadan müştehit olma. Müştehit bunun kaç katı fazla? Kafa lazım. Muhaddes olamıyor. Olamaz. İmam Bukhari'ye ne yaptılar? Bir imtihan edelim.

  195. 1:17:37

    İmam Bukhari ayarında. Bağdat'a geldi, oraya geldi, buraya geldi. Dünyayı kuruyor. Bukhari gelmiş. Kimmiş bu Bukhari ya? Bütün dünya Bukhari'yi konuşuyor kardeşim ya. Falan. Otur bakalım dedi. Bütün hadislerin, senedini, isnadını, kattılar birbirine karıştırdılar. Nasıl karıştırdılar? O hiçbir şeye baktığı yok.

  196. 1:17:58

    O ben bundan aldım dediğini, o onun üstüne koyuyor. Üstten öbürünün aldığının, getiriyor, bunun altına koyuyor. Zincir karıştı. Çözülmeyecek hale gelmiş. Arap saçı derler. Çözülmeyecek hale getirdiler isnadları, hadisleri. Bir şey ettiler. Okuyun bakalım diyor. Okuyorlar şimdi. Yok başına, o han falan, o han falan, o han falan.

  197. 1:18:24

    Sanki böyle Bukhari'nin metnini okuyormuş gibi. Herkes çar çar çar çar. Bütün muhaddisler okumaya başladı. Dur. Burada bu önce, burada bu sonra. Burada sen bunu yaz. Bütün senedi isnadı aslına döndürdü bir anda. Dediler ya. İsmini, vasfını hak etmiş. Boşuna imam. Hiçbir şöhret haksız olmaz. Hak yoldaysa tabii.

  198. 1:18:52

    Şarkıcı, türkücüsü o. Çalar bir şarkıyı, yutturur, tutturur. O aynı şey. Hak yoldaysa, hiçbir şöhret asla istikaksız olmaz. Çünkü bu millet de manyak değil. Bu ümmette cahil bir ümmettir. Benim ümmetim en hayırlı ümmettir. Dolayısıyla, İmam-ı Süyuti'ye Hatimet-ül Muhaddis'in, muhaddislerin sonu dendiyse bu vasfı hak etmiştir.

  199. 1:19:21

    İbn-i Abidin'e Hatimet-ül Fukaha dendiyse bu vasfı hak etmiştir. İmam-ı Alusi'ye Hatimet-ül Müfessir'in dendiyse bu vasfı hak etmiştir. Çünkü son 250, onlar 250 senelik dönem. Hakikaten bir daha misli gelmedi. Gelse bir eserini görürdük. Hep eski alimlerde onlardan çok büyükleri var. Ama onlardan sonra onlar gibisi de gelmedi.

  200. 1:19:45

    Allah şefaatlerine... Şimdi İmam-ı Sultîn, El-Hâvî-l-Fetâvâ diye bir kitap var. Yüzlerce, binlerce kitap var. Küçük Risaleleri çok. Benim çocukluğumdan beri bu El-Hâvî-l-Fetâvâ, yani ben zaten 10-15 yaşlarında okuyordum bunları, 12-13 yaşlarında. El-Hâvî elimden düşmez. Çok da kerametli bir kitaptır yani.

  201. 1:20:08

    Evde kocaman kütüphaneler var. Bir kere daha anlatmışım. O zaman çok eski yani, 35 seneden fazla. 40'a yakındır yani, en az 35'te. Ona kesin biliyorum. İsmi lazım değil, şu anda da hayatta. Çok meşhur bir hocaefendi. Maalesef, ehl-i sünnet ama. Yani ehl-i sünnet, güzel alim yani, ben de hürmet ederim yani kendisine.

  202. 1:20:29

    Fakat, Aliülkarî'ye takılmış, işte ona buna takılmış. Halbuki Aliülkarî dönmüş, bu hale dönmemiş. Ondan sonra ne bileyim, ama bazı bu fıkıh eklerini yanlış anlamışlar. Efendimiz'in anne babası şu idi, bu idi mesela. Ya arkadaşım, geldiler. Hikmet Efendi Hazretleri, işte Efendimiz'in şeyh olarak,

  203. 1:20:48

    şeyhlerdendir dediği, meşayihtandır dediği, tasdik ettiği bizzat Hikmet Efendi Hazretleri. Efendiden bizzat duymuşum. Hikmet Efendi Hazretleri var. Onun bayağı bir alimlerle, bir heyet. Bana çok gelir giderlerdi. Bazı Efendimiz'e de teşrif ederdi. Geldiler. Ağabey, ayaktayız. Buyurun, sedirlere oturtacağım onları.

  204. 1:21:09

    Derken, ne onlar, yolda mı tartışmışlar, arabada mı bir şey olmuş? Resulullah'ın sana söylediği anne babası meselesi var ya, ben bu son çıkarttığım kitap, İhya-ül Valideyin, onun da kıymetini bilmediniz. Yine neyse, en fazla onu okumuşsunuz. Hemen hemen. Ondaki ilimleri bir yerde bulamazsınız. Resulullah özel şefaat eder.

  205. 1:21:26

    O anne babası meselesi çok önemli. Bunlar merdivenlerden çıktılar. O zaman durduğum yerde asansör de yok. Üst kattayım, dubleks. Tartışmaya içeri kadar, yani tartışmayla girdiler. Yoksa oturup da bir mevzu başlamadık. Yeni geldiler şimdi. Nasılsınız, iyi misiniz demedik. Biri birine bir şey konuşuyor, biri birine bir şey konuşuyor.

  206. 1:21:52

    Ben de anlamak zorundayım. Benim de o zaman böyle, yani 30-40 sene evvel de bu kadar tetep bu adım. Şimdi Şamil'e yok zaten. Şimdi bir kelimeden 100 tane hadisi birden buluyoruz. Şam bir şey yok. Ama ellimle de ki alıyorum, bakıyorum, indiriyorum, kaldırıyorum. Çok kitap çalışmam var yine. Hep ellen yazıyorum.

  207. 1:22:08

    O Ruhu Cülkan'ın başlarına hep ellen yazdım. Taktilodan evvel ellen yazdım yani. İlk birinci ciddi. Ondan sonra... Ben dedi, İmam-ı Azamcıyım dedi şimdi. Bu hoca efendi. Bilmiyorum ismini kaçırttım mı, evvelce bilmiyorum. Sohbet. Ben İmam-ı Azamcıyım. Ne oluyor dedim ya bunlar şimdi. Ben de ev sahibiyim.

  208. 1:22:30

    Tabii ki buyurun buyurun. O tutmaya çalışıyor. Ben İmam-ı Azamcıyım dedi. Ne oluyor? Yahu dedi Hikmet Efendi Hazretleri. Sami Efendi Hazretleri buyurdu ki Allah sadefini alır da, incisini alır da sadefini zayi eder mi? Yani Efendimiz Hazretleri'nin incisi, anne babası onun sadefi. Efendim. Çünkü ol sadeften oldu, ol dürdanesi diyor ya işte Mevlid'in başında.

  209. 1:22:57

    O zaman böyle hemen ay gecesi işte, isnen gecesi işte. Ol sadeften oldu, ol dürdanesi. Dür inci demek. Tane, Türkçe'de tane demek. Sadef, incinin yetiştiği kutusu denizin içinde. Sedef de oradan da geliyor. Onun içindeki şeyden sedef yapılacak. Sedef Arapçası sadef, sattı. Allah diyor incisini alıp da sadefini zayi eder mi?

  210. 1:23:24

    Hikmet Efendi de Sami Efendi'den bunu aktarıyor. Ben anladım ki anne babasının kurtulma meselesi. Bu da diyor ki İmam-ı Azam'a göre kurtuldu. Halbuki İmam-ı Azam'a göre kurtulduğu kesin. Çünkü zaten fetvete ile İmam-ı Azam'a göre, orada şeriatın hükümlerini şart koşmuyor İmam-ı Azam fetvete ile. Çünkü ne?

  211. 1:23:42

    Rasul ulaşmamış. Şeriatın hükümlerine de namaz kılıyor muydu, kılmıyor muydu sorulmaz ki. Rasul gelmemiş. Fıkıh Ekber'deki bir şey, onun hakkında bir daha bir mekale yazacağız yani. Mevlüt Adağan'da da o konu var. Onları sırayla yapacağım hepsini. Hazırlamışım, bitirmişim de. Senelerini bekliyorum. Ondan sonra konuşuyorlar.

  212. 1:24:05

    Ya dedim şimdi ben bir cevap vereyim ama konuyla ilgili bilgim yok. Öyle bir konu duymamışım. Anne babası cennet gibi, anne babasına kim konuşur? İlim lazım şimdi. Çok büyük bir alim yani. Şu anda da meşhur bir alim yani. Türkiye'deki sayılı fıkıhçılardan. Ben de 25 yaşlarındayım. Pat diye bir şey konuşacağım da.

  213. 1:24:31

    Delil konuşmam lazım. Hikmet Efendi yaşlı zat. Şeyh Efendi ona hürmet ediyor. Ulan tabii o konuşuyor falan ama. Şimdi bak. Kütüphanenin, o eski kütüphanede belki resmi vardır. Kahverengiydi o zaman kütüphane. Kahverengi. Dolu kitap var yine. En az bir on bin, yirmi bin var. Şu anda elli bin falan belki var ama o zaman da en az on, on beş bin kitabım var.

  214. 1:24:52

    Çünkü büyüktü salonumuz. Ya arkadaş, her taraf önleri sedir. Gittim, bir sedirin üstüne çıkıyorum şimdi bak. İlahi sevki, ilahi. Bir sedirin üstüne çıktım. Şimdi sedirin üstüne çıkmadan üst kapı açacağım. Sedirin üstüne oturulan yere bastım. Üstten açtım. Baktım, elhavi var. Yani İmam Suyuti'nin elhavili fethi var.

  215. 1:25:22

    Fetvaları havi diyor ama fetva derken işte anne babasından ilgili de fetva. Ona da fetva diyor. Cennet hakkında sorsan ona da fetva diyor. Ruhla ilgili bir şey sorsan ona da fetva diyor. Fetva demek görüş bildirmesi manasında geliyor burada. Hani normal bildiğimiz fıkıh, abdest, taharet pası gibi değil.

  216. 1:25:39

    Elhavi'yi şimdi çektim. Elhavi iki cilt. İki cilt kendi içinde birer cilt. O baskı, baskıları çok. Diyelim dört cilt. Şimdi ben bir kitap çekiyorum. Ya orada dakika geçmedi. Çıkan kitap elhavi görüyorum. Elhavi'yi çekiyorum. Elhavi'yi çekiyorum. Konu hangi ciltte? Burada bu konu var mı? Onu da bilmiyorum.

  217. 1:26:09

    Varsa hangi ciltte? Onu da bilmiyorum. Cildi bulsan da sayfayı bulmak kolay mı? 400 meşhur sayfada aradığını bulmak. Vallahil azim billahil kerim. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in vahşi hatıra. Cevap vereceğim ya anne babası için. Bak o zamandan o kafamda 40 senelik iş. Kitabı çektim, cildi çektim.

  218. 1:26:29

    Şöyle bak. Açtım bir mevzu arıyorum. Yani üstte, kitapların üstünde bazen mevzu da yazar. Babın adı. Tak mesalikül hunefa fi valide il mustafa. Hanif itikadında olanların Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'in anne babası hakkındaki görüşleri. Aradığım sayfa kurtuluşun delilleri. Dedim hoca efendi buyurun hocam.

  219. 1:27:00

    Bak İmam-ı Suyuti El-Havi'de ne demiş falan ibare okuyorum. Tabi ibareden okuduğumda sorunum yok. Ama yerini bulmak meselesi, kitabı bilmek meselesi. Tedefatım yok. Tak okudum okudum. Mevzu öyle kumandır. Hoca efendi tam ikna olmadı ben İmam-ı Azamcıyım diyor. Ya tamam da İmam-ı Azam'ın ne dediğini bilmiyorsun mübarek adam.

  220. 1:27:20

    Vesaire. İmam-ı Suyuti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile 75 kere uyanıkken görüşmüş. Anne babasının kurtuluşuna dair 6 tane eser yazmış. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem benim de hemen hemen 2 oldu. İşte 2, 3, 3, 4 hazır. Ben de bir 6 yapacağım inşallah yaparım. Cilt olarak 6 cilt yapacağım inşallah.

  221. 1:27:40

    İmam-ı Suyuti'nin de şefaatine ererim. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem anne babası benim için çok önemli. Hepimizin anne babasına önemli de. Onun anne babasına ne kadar hizmet edersek onların mümin oldukları, cennet oldukları, istikamet edildiklerini ispatsa dediğine ne kadar delilse. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem çok memnun oluyor bu anne babasının işine girenlere.

  222. 1:28:00

    Acayip şefaat ediyor. Ben bunu gördüm. Belki de bu canımı kurtardım. Yine İhya'l Valide'yle kurtardım. Belki de de değil yani. Onun için bu özel bir şeydir. İhya'l Valide'nin kitabını mutlaka alın okuyun okutun dağıtın. İmam-ı Suyuti'yi bu hususa önem verdiği için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem alenen geliyor.

  223. 1:28:21

    Ders yapalım diyor. İmam-ı Suyuti'yi Camül Sakır yazmış, Camül Kebir yazmış. Tabi onun da dolu var. Hadis kitaplarda dolu var da. Hadis dolu zaten. Hadis de yazmıştır. Efendimiz en çok itibar ettiğimiz Ruhul Furkan'da. Ondan okutuyordu bize. Dolayısıyla Dürülmensur tefsiri yazmış. Neler yazmış neler yazmış.

  224. 1:28:49

    Bu yazdığı şeylerde belki on binlerce hadis yazmış. Sadece Camülü Hadis'te otuz bin rakamından fazla var. Sadece Camülü Hadis'te yani. Çok büyük muhaddesi. Fakat bazı senet ve isnat işlerinde. Şurada burada. Halimler iftirafe düşmüş. Teka böyle demiş. İbn-i Hacer böyle demiş. İşte Irak'ı şöyle demiş.

  225. 1:29:12

    Muhaddislerde böyle şeyler oluyor. Biri sahip diyor, biri zayıf diyor. Bayağı illetlendiriyorlar olayları. Orada karar veremediği bazı hadis-i şerifler kalmış. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizzat ona oturduğu, hadis yazdığı yerde Resulullah Efendimiz bedeniyle zaten. Dersimizin konusu da o.

  226. 1:29:35

    Efendimiz kabrinden çıkıyor mu? Bedeniyle kimisiyle geliyor, görüşemiyor. Görüşüyor mu? Buna Eri Sünnet'in itikadı bu usta nedir? Buna inanabilirsiniz. Ve gelmiş. 75 kere. Ama Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le olan şeyler de tabii zaman mefhumu, şimdiki gibi saat kaç, yatsıya kaç dakika kaldı Resulullah'ın soracağı kadar, yok Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem.

  227. 1:29:57

    Yani orada manevi tayyi zaman olduğu için, zaman içinde zaman bereketi, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in bedeniyle gelmiş. Zaman içinde zaman kerameti ve Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hakkında mucize, süt hakkında kerameti tecelli ettiği için, İmam Süt Hazretleri diyor ki, aklıma takılan bütün hadisleri, ya Resulallah sen bunu buyurdun mu, buyurmadın mı?

  228. 1:30:21

    İlk kaynaktan artık, o zaman Bukhari'ye lüzum kalmıyor. Müslüme lüzum kalmıyor. Senede isnadı hacet kalmıyor. Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e ben bunu buyurdum diyor, ben buyurmadım diyor. Bütün hadis müşkillerimi çözdüm diyor. E şimdi bu manada, evvelki muhaddislerden İmam Süt'ünün bu makamında, başka birinde de bir rivayet belki olanlar varsa da biz görmemişsek de,

  229. 1:30:46

    böyle de bir belirgin bir şey de yok yani. Soruyorum diyor direkt. Ha bazı hadisi anlayan bazı meşayih, o hadis okunurken Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in sözü ise oradan nur çıkıyor, nur çıktığı zaman şey yapıyor, orada bir kelime de nur çıkmıyor, bu kelimeyi kattın diyor falan böyle, Abdülaziz Debbag var mesela, mağribin fasın en büyük meşayıhından.

  230. 1:31:09

    Abdülaziz Debbag, o da ümmi yani, muhaddis değil bir şey değil. Ama keşiften o da şey diyor mesela. Bunları biliyoruz yani, bunlar kitaplarda görüyoruz. Ama İmam Süt'e gelmiş, bizzat 75 celse ne demek biliyor musun? Bir celsede bütün hadisleri bile, çünkü zamanın bereketi var, mucizeli bir zaman o. Onun için.

  231. 1:31:32

    Hatta adamın biri geldi, çok yalvardı, onu da sevdiği bir adam hatırını kıramadı, dedi ki ne olur padişaha gidelim, bir işi düşmüş, çok sıkıntısı varmış hükümette neyse, o zamanki yönetimde padişah, İmam Süt'e de çok itibarı var. Sen gelsen benim, bu işimi görsen, şefaat-i hasene, aracılık yapmak da çok sevap biliyorsunuz.

  232. 1:31:49

    Hatta Medine'nin mescidinde itikafı bozdu, İbn-i Abbas Hazretleri adamın işini görmek için çıktı gitti, dediler itikafı bozuldu. Yahu dedi bir Müslümanın işini görmek, mescid-i nebevi de kaç sene itikafta neftadır, hadis var dedi yani. Ben de bir Müslümanın işini görmeye çıktım. Dedi ne olur benim işimi görmeye gelir misin?

  233. 1:32:06

    dedi falan. İmam Süt dedi ki vallahi ben de çok sevap, ben muhtacım, seni de çok seviyorum ama dedi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemle dedi, görüşmelerim devam ediyor, ara ara görüşüyorum dedi yani. Ben dedi padişahın yanına, hükümetin başkanı neyse, padişahla bir kere görüşeceğim, Resulullah daha bana gelmez dedi.

  234. 1:32:23

    Sallallahu aleyhi ve sellem kesin gelmez dedi yani. Ben de dedi burada bütün ümmetin hadislerini tahsis ediyorum, hadis müracaatı yapıyorum. Şimdi burada bu kadar ümmetin menfaatı kesilecek dedi yani. Senin işini göreceğiz ama dedi. Bu ne kadar kendine emin ki, yani koca imam, kendi kitabında, kendi kitabında yazıyor bunu, başkası anlatmıyor.

  235. 1:32:45

    Yahu ne kadar emin ki gördüğünden, zaten Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemle uyanıkken görüşene evli. Ya çok efendim seni de görüştürmüyoruz. Hastanede geldi, uyanıkken geldi, efendim sallallahu aleyhi ve sellem. O başka. Ama yetmiş beş kere ve ilmi ders, hadis dersi yani. Kimle olan? Onun için İmam-ı Süyuti'nin buyurdukları hocettir, delildir.

  236. 1:33:07

    İmam-ı Süyuti normal bir sıradan alim değildir. İmam-ı Süyuti hangi ilmin dalına girsen, o ilimde eser yazmıştır ve şaheser yazmıştır. Bu şu anda hangi ilimle uğraşsa, hiçbir ilim dalına gider İmam-ı Süyuti'den. Dini ilimlerinde, lügat ilimlerinde, eser ilimlerinde, beyan ilimlerinde, her ilim İmam-ı Süyuti'den kimseye ihtiyaçsız kalamaz.

  237. 1:33:30

    Herkesin işi onun bir kitabına düşer yani. Rabbim şefaatinden aile eylesin. Şimdi, ben El-Hâvî'l-İlfetevâna kitabının sayfalarını söylüyorum. Baştan başlıyorum. İkinci ciltten aldım diye. Hatırlıyorum. İkinci cilt, 317-319 arası. Yani Şamile'deki sayfalar. Matbu kitapta da sayfalar. İkinci ciltin 317.

  238. 1:34:01

    sayfası. Şamile'den girsen herhalde bu sayfada tutuyor. Şimdi oradan aldım, çıktı yaptım. Sarı kağıda çıktı yapıyorum, bolt yapıyorum. Gözüm görmüyor ya, sol gözüm hiç. Sağda bulanık. Ondan dolayı böyle kağıtlara almış. Almak zorunda kalıyorum. Büyütüyorum harfleri. 317-319 arasını tercüme edeceğiz.

  239. 1:34:21

    Bugünce bu akşama yetişin. İnatabilirse yetişir. Teheccüdü yetiştiririz. Sabah namazı ilk vakitte kılarsınız inşallah. Resulullah'ı tanıyacağız. Ondan sonra Evliya Allah'ın kerametine onu kıyas edeceğiz. Ondan sonra geleceğiz. Efendimiz'in tasarrufu var mıymış yok muymuş. Ondan sonra bakacağız. İsmaila'daki bazılarında akıl var mıymış yok muymuş.

  240. 1:34:42

    Akıl var mıymış yok muymuş. İlim var mıymış yok muymuş. O zaman da oraya kadar geleceğiz. Ama o birkaç haftalar sürer. Altyapısını yapmadan pat diye giremeyiz. Okuyoruz. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Talebeliğe niyet eder. Ben de ibare okuyayım. İbareyi mana vermeye, ders yapmaya niyet ediyorum.

  241. 1:35:01

    Allah zihin açıklığı versin hepinize. Ve lâ yemtenû rûhû yetuzâtiş şerîfeti bi-cesedî ve rûhî. Resulullah'ın zatı şahanesini, zatının ruhunu. Zat deyince beden ve ruhtan müteşekkittir. Zat deyince hani böyle büyük zat manasında konuşmuyorum.

  242. 1:35:25

    Şimdi bana zaten ben sana dedim ki zat. Senin zatın demek. Hani Evliya manasında konuşmuyoruz şimdi zat ayrı bir şey. Zat bir şeyin kendisinden zat derler. Senin zatın demek, bütünün demektir. Bütünün iki şeyden müteşekkit. Birisi beden, birisi ruhtur. Ruh görülmüyor, beden görülüyor. Ruhun eserleri bedenindeki hareketlerle.

  243. 1:35:45

    Şu anda konuşmam ruhun diri olduğumu, canlı olduğumu gösteriyor. Konuşamam. Böyle olsaydım ruhun bedende olmasaydı konuşamazdım. Sen de işitemezdin. Dolayısıyla zat beden ve ruhun beraberidir. Şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in zatını görmek mümkün müdür diyor. Sahabe gördü. E sahabe gördü de ruhunu mu gördü?

  244. 1:36:09

    Ruhunu görmedi. Sahabe de neyi görerek sahabe oldu? Fiziken bedenini görerek. Tabi bedeninde ne vardı? Hadis söylüyordu, namaz kıldırıyordu, geziyordu. O tabi ruhu da bedeninde olduğu için ruhunun eserleriyle bedenini de alenen gördüler. Temas da ettiler. Peki şimdi bizim hakkımızdakine gelince.

  245. 1:36:32

    Şimdi bizim Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bedeni şu anda ortada gözükmüyor. Gözükmediği için ruhunu zaten biz görecek, ruhaniyetliyle görüşecek makam sahibi Evliyaullah var. Bizde o da yok. Sen şimdi kendinden bahsetme. Şu anda Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şerata göre konuşuyor.

  246. 1:36:55

    Ehl-i sünnete göre konuşuyor. Akaide göre konuşuyor. Şu anda biz tasavvufun derinliklerinden bahsetmiyoruz. Şu anda ehl-i sünnetin inanılması gereken itikadından konuşuyoruz. Şu anda itikad derslerine başladık. Şu anda menkıbe ve keramet dersinde değiliz. Deliller ayet hadisten gidecek çünkü. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hem bedeniyle, bedeni ne demek?

  247. 1:37:16

    Fiziki demek. Fiziki ne demek? Eline tutuyorsun da. Ve ruhu hem de ruhuyla görmek ehl-i sünnete göre mümkün müdür, değil midir? Mevzu başladık. İmam-ı sünnet. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hem bedenini hem ruhunu görmek mümteni değildir. Yani herkes göremezse de muhal değildir. Yani görenler vardır ve görülmesi mümkün müdür?

  248. 1:37:48

    Mümkündür. Sende vuku olmayabilir. Sen siftah yapmamış olabilirsin. Karşıki dükkan götürdü. Sen orada sinek avlıyorsun. Karşıki dükkan götürdü malı. Sen de diyorsun siftah var mı? Valla siftah yok. Ama adam siftah yaptı. Ne siftahsı? Kaçıncıyı götürdü? Onun için senin dükkan kazanmadı diye hiç kimse kazanmadı deme.

  249. 1:38:13

    Tamam mı? Sen şirketi kapatınca herkes kapattı zannetme. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hem bedeniyle hem ruhuyla görmek mümkün müymüş değil miymiş? Al sana ehl-i sünnetin en büyük imamlarından. Vela emtenu. Asla imkansız değil. Yani mümkündür.

  250. 1:38:31

    Şimdi bunun delilleri. Tak tak tak deliller. Buradan nereye geleceğiz? Bismillahirrahmanirrahim'deki bazı akılsız, hoca geçinenlerin ehl-i sünnet itikadını bile bilmeyecek kadar, ibareten bile bir mana çıkaramayacak kadar cahil olduklarının izahına ve ispatına getireceğiz. Ama bu arada Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i tanımış olacağız.

  251. 1:38:51

    Sonra ruhlarla ilgili çok önemli ilimler alacağız. Sonra tenasuhu ervah. Ruhların reenkarnasyonla bunun ne farkı var onu anlayacağız. İmam-ı Rabbani demek. 4-5 kitaba geçeceğiz. Elhami'yi bitireceğiz. Oradan şeye geçeceğiz. Tarifu ehl-i islam vel iman. Şebi'enne Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem.

  252. 1:39:11

    La ehlûbün zemânu vel âmikâr imam. Hamevi'nin, işte Nurettin Halebi'nin Siyer sahibinin kitabına geçeceğiz. Ondan sonra bir mektubu okuyacağız. Güzel bir ilmi, ders olacak. Ama işte ben dandana kuşu gibi oradan oraya atlamamam gerekiyor. Onun için bütün ilanları önden yapıyorum. Ondan sonra kalan sahalar bizimdir.

  253. 1:39:33

    Ya ben dinledim bir buçuk saat. El-Fatiha. Sen git ağabey, hacı ağabey. Kalan gelsin. Biz devam ederiz. Ve zel geleni o sahada. Çünkü bir. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem özellikle diğer bütün peygamberler, velileri şu anda katmadan, çünkü hadiste peygamberler geçtiği için, sadece peygamberleri ele asak bile, ehyâ-ın, hepsi diri diller.

  254. 1:39:58

    Şimdi bu diri dilleri daha adam anlamamış. ve lâ tekeul u'lumâ yukselu fîse billâhi ammât. Sohbetin başında o ayeti okuarak başladım. Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bel-ehya, asıl diriler onlar. E peki bedeniyle, ruhuyla bedeni birbirinden ayrılmış. Toprakta, beden toprakta. Peki buna ne manada diri diyor?

  255. 1:40:20

    Ruh diri dese... Şimdi bak, kafayı çalsın. Şehitlerin ruhu diri dese, serseri de, ben derim sana serseri misin? Niye? Ebu Cehil'in de ruhu diri. Azap çekiyor. Ruh ölmüyor ki. Şimdi bak ne kadar cahiller. Geliyor Bedir'de kalip kuyusunun çukuruna. Biz Rabbimizin vaadine hak bulduk. Allah bizim Bedir'de galip.

  256. 1:40:51

    Siz de hak buldunuz mu diyor. Çıtıyor. Hazreti Ömer o zaman anlamıyor. Çünkü neden? Efendimizden öğrendiler de anladılar herkes. Ruhsuz cesetlerle nasıl konuşuyorsun? Ne buyuruyor? Sen yanımdasın ne kadar duydun? Ebu Cehil kuyunun dibinde senden daha çok duydu diyor. Ama cevap veremez. Çünkü neden? Peki bedeni gebermiş o leş duymuyor ki.

  257. 1:41:19

    Çünkü ruh ölmediği için ruh duruyor. Ruh ölseydi o zaman imam niye telkin veriyor? İmam yukarıdan manyak mı? Bu cenaze imamları manyak mı? Salak mı? Haşa. Estağfurullah. Tenzih ederim hepsini. Adam gülüyor. Kul la ilahe illallah deyip duruyor orada. Ölüye. E adam ölmüş. Mermere kul la ilahe illallah diyor.

  258. 1:41:40

    Adama ne derler? Ulan sen tımarhane misin? En akıllılar cenaze imamları. Her dakika adam gömüyor. E bir de ona telkin veriyor. O da kendisi de dert çıkartması lazım. Burada ne lazım? La ilahe illallah lazım. E şimdi sen ölüye selam veriyor. Efendi Hazretleri yapıyordu bunu. Bütün hocalar yapıyor. İşte ya fulan ibni fulan.

  259. 1:42:07

    Ey felan oğlu felan. Melekler şimdi gelecek. Geldikleri zaman. Rabbinin yardımıyla korkma diyor. Kime konuşuyoruz abi? Mermere mi? Dinleyen kim? Ha. Korkma diyor. Aşağıdan da ölünün biri öyle demiş. Kendi sen korkma demiş. Hele burayı bir gör demiş. Ha. Ben nereden duydum onun öyle dediğini? Kitaplarda.

  260. 1:42:32

    Sonradan mana aleminde görüyorlar ya. Sualin cevabı nasıl geçti? Ya diyor imam yukarıdan korkma diyor. Bir de geldi aşağıya gördü demiş. Oradan anlıyorum da ondan söyleyeyim yani. Şakayı bırak. Şimdi. Kuran diyor ki şehitlere ölü demeyin diyor. Belahiya asıl diriler onlardır.

  261. 1:42:50

    Şimdi bana sen anlat o zaman. Ruhu bedeninden ayrıldı mı bu şehidin? Ayrıldı. Bedeni toprakta gömüldü mü? Gömüldü. Bunun diriliği ne manada? Bana anlat diyorum şimdiki adama. Adam da bana diyor ki şehitler ölmez vatan bölünmez diyor. E tamam anladık. Peki bununla öbür ölünün ne farkı var? Buna Allah makam vermiş nimet vermiş.

  262. 1:43:11

    Bunun ruhu ölmez dersen. Şehitler ölmez başka. Ruhu ölmez başka. Ruhu ölmez dediğin zaman kimsenin ruhu ölmüyor. Ama şehitler ölmez dediğin zaman onun Allah ruhuna bedenine verdiği gezme, gitme, gelme, yeme, içme nimeti de veriyor. Anladın mı şimdi? Fark bu. Öbür ayette diyor ki diri diriler rızık veriliyor onlara diyor.

  263. 1:43:41

    Şimdi kabir ya cennet bahçesi ya cehennem çukuru. Herkes hakkında. Ama o ayette niye yuruzakun diyor? Bunda bir de rızık koyuyor. Rızık ne demek? Neyse ne. Rızık zevklenmek nimet demek. Rızık nimet demek. Bunun nimeti ne? Cennete gitmeden evvel nimet mi var? Kim kabirde karpuz yiyor? Ama onun ruhu yiyor.

  264. 1:44:05

    Zevki ruh almıyor mu? Şimdi ben yerken de yemeği zevki beden mi alıyor ruh mu alıyor? Ruh alıyor çünkü eğer ruh çıksa ruh çıksaydı ben ölü olsaydım ağzıma en tatlı şeyi koysaydı ağzım tat alır mı? Çünkü tadı alan ruhtur. Sen ne kadar cahil adammışsın ya. Ölü demeyin diridirler diyor. Ne manada diridirler diyorum adama?

  265. 1:44:29

    İşte onların ruhu ölmedi. Ebu Cehil'in ruhu da ölmedi o zaman. Ruhun ölmemesi Müslümana mahsus bir şey de değil. Bırak Evriya'yı. Ruhun ölmemesi, kafirin de ruhu diri. Çünkü neden? Cehennem azabı, kabir cehennem çukuru nasıl olacak? Kabir cehennem çukuru olsa ne olacak? Ruhu öldüyse, acıyı çeken ruh.

  266. 1:44:48

    O zaman acı çekmiyor ki. O zaman kabir azabı boşa düşüyor. Kabir azabı varsa, ruh diri de var. Çünkü neden? Fiziki olarak bedenin zaten çürümüş. Kabir azabı onun neresine ne girecek? O zaman ne oldu? E bu acı için kabir azabıydı buna. İnim inim iniyor, bas bas bağırıyor. E neresi bağırıyor? Esas insan ruhtur diyorum sana.

  267. 1:45:09

    Şu anda ben ölsem ağzımda dilim var. Bir anda ben ölsem, ağzımda dilim var, dilim bağırabiliyor mu? Yandım Allah diye bağıran ruhtur. Dil onun aletidir. Çünkü neden? Acıyı hisseden ruhtur. Ruh yoksa acıyı da hissetmez, zevki de hissetmez. O zaman kabir azabı düşüyor. Bak ehl-i sünnetin bütün maddeleri tek tek düşüyor.

  268. 1:45:31

    Eğer ruh öldü dersen, ruhun ölmediğini, Fahrur Raziler, İmam-ı Haram Encüveyniler, bütün ehl-i sünnet uleması ittifakla imamlar beyan etmişler. Efendi Hazretlerinin, bizim anladığımız dilden konuşursak, ruhtan kıl bile kopmaz. Aslında ruhun kılı yok. Ruhta kıl tüyü olmaz. Ama anlaman için söylüyor. Yani şuradan bir kıl çekilsin ya, ruhtan kıl bile kopmaz.

  269. 1:45:54

    Aynı ruh duruyor. Bitti. İşte o zaman şehidin diri olmasının farkı neymiş? Ruhunun ölmediği anlamında değilmiş. Çünkü ruh, herkesin ruhu yaşıyor. Bedeniyle çiftleşip mahşere çıkana kadar ruh, ya cennet bahçesinde ya cennet çukurunda emanete alındır. Ya iliğindedir ya siçindedir. O zaman şehidin bir farkı olması lazım değil mi?

  270. 1:46:20

    Onları ölü demek. Sokağın mezardaki senin baban ölmüş. Senin baban hakkında ayet mi var? Babana ölü deme. Baban diridir. Ayet mi var? Ama baban şehidse ayet var. Peki ona niye o özellik verilmiş? Ona diri niye denmiş? Herkesin ruhu diriyse ona niye diri de ölü demek yasak ediliyor? Öbürünün ruhu diri ama ona ölü demek serbest.

  271. 1:46:43

    Ama şehide ölü demek yasak. Belâ tekûlû diyor. Demeyin diyor. Yasak. E niye buna öbürüne ölü diyebiliyoruz? Niye? Ruh bedenden ayrılmış. Ruh diri ama bedeni ölü. Ama buna ölü demeyin diyor. E niye buna diri? Belâhiyâ. Esas diriler bunlar. Niye diri bu şimdi bunun diriliği? Onun diriliği şu. Onun ruhuna öbürlerinin ruhuna verilmeyen bir farklılık verilmiş.

  272. 1:47:11

    Öbürünün ruhu cennette cehennemde hâli üzere duruyor. Durum stabil. Ama bu şehidse bunun ruhuna kabrinden çıkıp Allah'ın yaratacağı bir beden bir şekle onu bir bedene bir kalıba sokulup gelip harbe katılabiliyor. Mesela Kıbrıs Muharebesi. Efendi Hazretleri ömrü Kıbrıs Muharebesini anlatmakla geçti. Pilot arkada birini görüyor.

  273. 1:47:45

    Beyaz sakallı bilmem ne dedi. Ya nereden geldi bu buraya? Biz havada tek başımayız. Bombarduman uşağı. Ben felan kabirde yatıyorum. Evladım Vesel Karahani'nin solundan ikinci mezar dedi. Efendim senelerce dinledim yani. Sohbetlerde de var. Ondan sonra kurtulunca ziyaretime gelince. Ne olacak? Ver haritayı.

  274. 1:48:05

    Sana yanlış liste vermişler. Benim dediğim yerleri atacaksın. O atacak yerler olsaydı gavurlar işte karıştırmışlar işleri. Ondan sonra oradan karavanaya gidecektik. Atıyor aşağıdan kuleden veya neyse şey yapıyor. Tam isabet. Halbuki dediği yer değil. O zatın dediği yer tam isabet oldu. Bunun gibi niceler yaşandı.

  275. 1:48:23

    Birçok orada Çanakkale Savaşı'nda Rasulullah S.A.V. birçok velinin bedeniyle göründüğü var. Çanakkale'nin destanında neler anlatılıyor kayıtlara geçmiş. Şimdi demek ki şehitler diridir. Ölü demeyin. İzah et. E çünkü ruhu ölme. E ruhu Ebu Cehil'in de duruyor azap çekiyor. O zaman buna farklı bir şey yüklemek lazım.

  276. 1:48:46

    E onun da hadislerde delilleri var mı? Çünkü ne diyor? Şehitlerin ruhları yeşil kuşların havsalesi. Kuş dediği ne biliyor musun? Boink boink diyor ya Trump'tan. Trump'tan pazarlık yapacaklar. Boink alacaklar. Boink ne yani? Şehitlerin ruhları yeşil kuşların havsalesi. Kuş ne demek? Kursak demek. Kuşun şurasına kuş zaten küçücük.

  277. 1:49:23

    Kursağa ne kadar olacak? E ama ruhta mekan yok ki. Yani en ufak yere de sığar. Çünkü ruh mekansız. Latif varlık, kesif varlık değil. Onun için orada diyor cennet ırkı. Orada diyor, cennet ırmaklarında istediğine dolaşıyor, istediğini yiyor, istediğini içiyor diyor.

  278. 1:49:44

    Şimdi öbürlerinin ruhlarını ırmakla ne işi var? Ama şehitler için ne diyor? Yurzakun, rızık veriliyor bak, ırmaktan içiyor diyor. İşte rızık. Yani fiziki rızık var. Çünkü ruh yemez içmez. Ruha su lazım değil ki. Yemek, içmek, uyku, bilmem bütün bu istirahatler ruh uyumuyor ki. Nasıl uyumuyor? Ulan nasıl uyuyor?

  279. 1:50:07

    Ruh uyusa rüya görmesin. Neden uyuyunca ruh zaten gezinmeye başlıyor. Aslında ruh şimdi de geziniyor. Ama sen ruhun nerelerde dolaştığından haberin yok. Uyuyunca, bu sefer bir uyanıyorsun, ulan şuradan geldim, şuradan gittim, şuradan gittim. Ne bilet lazım, ne tezkere lazım. Çünkü neden? Ruh uyumuyor ki.

  280. 1:50:26

    Yemiyor, içmiyor. Allah-u Teala ruha kendi sıfatlarından vermiş suretlerini. Onun için ne diyor? Ruh has, nis, dumas. Ruh vardır, yok gibi görülüyor. Kayyum alem, has, nis, dumas. Alemi yöneten Allah var, yok gibi görülüyor. Var, gösteremiyorsun.

  281. 1:50:48

    Kimse ruhunu gösteremiyor. Birden dalıyorsun, gidiyorsun, çıktığını kimse görmüyor. Birden uyanıyorsun, girdiğini kimse görmüyor. Rüzgar bile esmiyor. Ulan nereden giriyor, nereden çıkıyor? Bir saniye evvel konuşulanı duymuyor, bir saniye sonra pira pası görüyor. Sen daha ruhunu çözülmemişsin. Nereden bahsediyorsun?

  282. 1:51:06

    Bir defa ruhu çözmeden ne peygamberlik müessesesini çözebilirsin. Hiçbir şey çözemezsin. Bir defa sen ruhta sıfırdın, noktada kalmışsın. E ben de bir şey bilmiyorum. Kulir ruh min emri Rabbi. Ruh Rabbimin manevi emrindendir. Kün emriyle olmuş. Fiziki bir yansıması yoktur. Onun için, ve mağuti tüminel ilmi.

  283. 1:51:28

    İlla kalila, size çok az ilim verildi diyor Kur'an. Ruhunuzu bilecek kadar ilim vermedin. Efendimiz'e böyle buyuruyor, sahabeye bile böyle buyuruyor. E ben onun yanında, onların zerrenin, zerrenin, zerrenin, zerrenin... Fahru Razilerin, Taftazanilerin, İmam-ı Harameyyen'in, ben ruhla ilgili ne konuşabilirim?

  284. 1:51:43

    Ama onların yazdıklarından anladığım kadarıyla. Birer bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Tamam, ikinci satırdayım. Ben burada ikinci satırda neler konuşuyorum? Senin bunlarınla hiçbirinde haberin var mı? E yok. O zaman konuşmaya hiç hakkın yok, kusura bakma. İlmin yok, konuşmaya hiç hakkın yok, kusura bakma.

  285. 1:52:01

    Burası koca karı denemeleri yer içi değil. Efendimiz'in ruh hakkında hüküm veriyorsun. Efendi kabirden birine görünebilir mi diye hüküm veriyorsun. Efendi tasarruf edebilir mi, ona rabıta yapabilir mi diye hüküm veriyorsun. Çarşaflı, siyerci, nuriye misin bilmem neyi, kağıthaneli, şişhaneli bilmem, efendim, nuri misin?

  286. 1:52:21

    Neysen nesin ya. Bir ilmin yok. Size ruh hakkında az ilim verildi diyor. Efendimiz'e az ilim verildi diyor. Sahabeye ondan az, ondan az, ondan az. Gelmişiz dünyanın sonuna, azın, azın, aynaz. E benim iki dakika konuştuğumu anlayabildim mi bilmiyorum. Ben bu hususta daha iki gün, beş gün konuşulacak kadar önümde malzemem var.

  287. 1:52:41

    E sen bunları bilmeden Efendimiz'in ruhu girebilir mi? Öbürünün ruhu oradan çıkabilir mi? Ya senin haddin mi bu sen? Ne ilmin var? Seviyesiz, cahil insanlarsınız. Yazıklar olsun. Biz yine Resulullah Efendimiz'den başlıyoruz konuya. Aslında Efendimiz'den başlamamız lazımdı. Çünkü o anlaşıldıktan sonra öbürleri haydi haydi zaten peygamber daha çok anlaşılacak.

  288. 1:53:01

    Ama kitapların ibarelerinden gittiğimiz için ibareden doğru, Efendimiz'in Rasulü'nden aşağı doğru iniyoruz. Şimdi bedeniyle ve ruhuyla vefatından sonra görmemiz mümkün mü diyor? Mümkün diyor. Kesin. Zaten bütün derslerin son fezlekesi buraya çıkacak. Başı sonu aynı gelecek. Mümkün. Peki niye mümkün?

  289. 1:53:24

    Çünkü diyor, Efendimiz Rasulü'nün diğer peygamberi ah yahu diri diriler diyor. Şimdi dikkat burada kaldık. Peki şehitler de ölü demeyin diri diriler. Peki diri diriler. Peki bunların diriliğiyle diğer herkesin ruhu diri dedim ya oraya dikkat et. Kafir olsun Müslüman olsun. Ölmüşlerin hepsinin ruhu şu anda diridir.

  290. 1:53:48

    Hiçbir ruh ölmedi. Peki ondan sonra ya cennet ya cehennem ölecek mi? Ölmeyecek. Ruha ölümsüzlük verilmiş. Ancak şurada bir çözümsüzlük yani demeyeyim orayı tam şey olamadık. O da zaten yani maturid eşaride de iş farklı. Yani eşari fetret devrine cennete gidecek diyor. Maturid icabında cehenneme gidecek diyor.

  291. 1:54:21

    Orada da iki yer belli olduğu için orada da bir sonsuzluk ölümsüzlük durum var. Ancak İmam Rabbi Hazretleri'nin ortada bir görüşü var ya. Fetreteli toprak olacak. İşte o toprak olanın ruhunu olacak. Orada bir ince çok kitaplarda ince yerlere rastladım. Ama ona karar verme aşamasında değil. tarvelme aşamasında değilim.

  292. 1:54:39

    Çünkü İmâm-ı Rabbânzâre orada Maturid-i Yeşâri'den de çıkıyor. Hepsinin üstünde bir görüş sergiliyor. Efendimiz Hazretleri de burada İmâm-ı Rabbânî haklıdır. Ve buyurduğu için ben orada Maturid-i şöyle dedi, Yeşâri böyle dedi. O konuya girmeme bir lüzum yok. Bunlar dünya kadar şerh-i mevâkıflar, makasıtlar, şerh-i makasıtlar, bütün bunlar bunları inceliyor.

  293. 1:55:00

    İlm-i kelamın en derin konusu bu ruh meseleleri. Erva hakkındaki mesele. Metalib-i âliye. Fahru Râzî'nin Metalib-i âliye diye bir kitabı var Fahru Râzî'nin. İbn-i Hacer'in Metalib-i âliyesi değil. O hadis. Öbür Metalib-i âliye de kimsenin haberi bile yok. Sekiz cid el-Metalib ile Fahru Râzî'nin. Bütün bunları konuşuyorlar.

  294. 1:55:20

    Seyyid-i Şerîf-i Cürcânîler, bunlar bunlar, bu daftazânîler. Bunlardaki bunlardaki ilim, anlayamayamazsın sen. Ayakların kesilir hiç. Konuştuklarından, yazdıklarından bir şey anlayamaz. Şu andaki hâlim geçirenden bir şey anlayamaz. Bu ruhla ilgili konularda özellikle.

  295. 1:55:37

    Şimdi geldiğimiz noktada Peygamberler diyor, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Peygamberler diridirler diyor. Şimdi onların diriliğinin bir farkı olmalı değil mi? Niye? E şehitler diridirler. O zaman Ebu Cehil de gâvurların da ruhları diridirler. Peki o zaman şehitlere bu dirilik özellikle niye hak edildi?

  296. 1:55:55

    Neydi mesela? Ruhlarına, bedenine girip, şekle bürünüp, gözükme, farklara katılma, cihat yapma izni verilmiş şehitlere mahsus. Fark çıktı mı şimdi? Fark çıktı. Senin anana benim babama benziyor muymuş? Benzemiyormuş. O da ölü, o da ölü. O da Müslüman ölüsü. O da cennetlik olabilir. Allah cennetlik etsin.

  297. 1:56:19

    Anam cennettedir inşâAllah, Hüsn-ü Zâlim'dir. Cennette, tamam cennette. Nimetlenebiliyor, tamam nimetlenebiliyor. Ama annem öldü diyebilirim. Ama şehit olsa öldü diyemiyorum. Yani hastaydı, şehitti. O yatak şehidi ayrı. Mağaraka şehidi, harf şehidi farklı hükümleri de var. Orada da iftiraf var. Bu rızık işi tebareke okuyandan dolayı şehit olan

  298. 1:56:42

    vesair faziletli amellere vaad edilen şehit olanlara da o rızık işi, ölü demeyin işi geçerli mi değil mi? Orada da ulema'da iftiraf var. Ekseri ulema diyor ki o harf şehidine mahsus. Bunlara fazilet bakımından mahşerde mertebe, aynı mertebeler verilecek ama şu anda ruhlarına o özellik verilmemiştir diyor mesela.

  299. 1:57:03

    Bunların hepsini tek tek Dünya Göbeği kitapta gördüm. Arasak yerlerini buluruz. Şehitlerle ilgili ayrı kitap yazdım. Kaç tane hazırladım da çıkaramadım. Şimdi burada peygamberler diridir. E tamam o zaman niye? Ruhları diri ölmedi. Hiçbir insanın ruhu ölmüyorsa fark ne? Hemenki cümle, dikkat! Rüddet ileyhim ervahuhum ruhları onlara geri iade edildi.

  300. 1:57:34

    Zorlanınızı teriyevuruz. Benim annem de mübarek kadın olabilir. Senin nenen de Evliya Allah'tan koca karı olabilir. Veyahut başka bir veli, hakikaten Allah dostu dünya kadar şu anda da yaşayanlar var. Dolu tanıdığımız, öldü. Her cenazelerine gittik. Biz defnettiğimiz veliler var. Dolu. Hürsef Efendisi dolu.

  301. 1:57:53

    Hakiki veliydiler yani. Fakat onlara ruhları geri döndürüldü diyebilir miyiz? Şu an için değil miyiz? Ama peygamberler de kesin. Rüddet ileyhim ervahuhum ruhları geri döndürüldü diyor. Neden sonra? Bade mâ kubizû önce bedeninden alındı ruh, vefat ettirildi. Adam konuşuyor. İnneke meyyitun ve innev meyyitun.

  302. 1:58:20

    Ve ağabeyin kafasına ağabeyim sen de öleceksin, onlar da ölecekler. Resulullah öldü, sen nasıl yaşıyorsun diyorsun. Aman serseri! Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhu şerifi bedeninden alındı mı alınmadı mı konusuna gelince, bu ayetin hükmünün masadaki olarak, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhu şerifi bedeninden vefat ederken alındı mı alındı?

  303. 1:58:44

    Alındı. Alındığı zaman, ağabeyim sen vefat edeceksin ayetinin manası takip etti mi? Etti. Peki sonra ne oldu Hacı Ağabey? Sonra, onlara ölü demeyin, velahya asıl diriler onlardır, ayeti geldi mi? Yani bu ayet onun hakkında uygulandı mı? Şehidin hakkında uygulanan bir şey. Peygamberler şehitlerden aşağı mı?

  304. 1:59:07

    Kesinlikle yukarı. Ayete lüzum yok. Biz ehl-i sünnetiz. Hadiste bize göre hoccettir ve delildir. İtikatta da hüküm ifade eder, fıkıhta da hüküm ifade eder. Biz Halis Aydemir zihniyeti değiliz. Sahih hadiste olsa hüküm ifade etmez. O zaman sen sünneti inkar ettin. Zaten kitap sünneti inkar eden dinsizdir.

  305. 1:59:30

    Biz onu konuşmuyoruz. Bize hadis bağlar sahihse. Hüküm bakımından. Faziletli amelde zayıfta bağlı. O hadis-i şerifte ne diyor? Daha da ne hadisler gelecek şimdi. Bir Müslüman bana selam versin diyor. Allah ruhumu bana zaten iade etmişti. illa ve kad raddallâhu, o rivayet çok önemli. Onu anlamıyorlar.

  306. 2:00:03

    İlla raddallâhu sahihte geçtiği için Sahite geçtiği için bir Müslüman bana selam versin. Allah ruhumu bana geri verir. bir müslüman bana selam verse, Allah ruhumu bana geri verir, ben de ona aleyküm selam derim diyor. Sorsalar anlamıyor. Sorsalar anlatamazdık. Ama şimdiki anladık çünkü kitaplara çok bakıyorum.

  307. 2:00:16

    Orada diyor, oranın diğer rivayetinde Hadislerin rivayetleri, tarikleri çok önemli. Bir vav manayı değiştiriyor. Allah zaten bana ruhumu iade etmiş olduğu için ben hepsini duyuyorum, selamına cevap veriyorum. Öbür türlü dersen mana ne çıkıyor biliyor musun? Bir Müslüman bana selam verirse mutlaka Allah bana ruhumu geri verir.

  308. 2:00:39

    Çünkü ben ona dilimle cevabını vereceğim. Ruh zaten ona aleyküm selam diyemez mi? Dikkat edin. Çok ince bir şeyler konuşuyoruz. Ruh zaten aleyküm selam diyemez mi? Esas insan ruhtur. Der ama niye ruhumu Allah bana geri iade eder diyor. Çünkü fiziken sesimle aleyküm selam diyeceğim. Çünkü ruhun iadesine lazım.

  309. 2:01:02

    Fiziken denmeyecekse. Onun için ruhumu geri verir diyor. Bu sefer adam ne mana veriyor? O da arkadaş. Herkes tarikat dersi çekse en azından yüz kere. Ulan yüz kere Resulullah'ın ruhu girdi çıktı, girdi çıktı. Ama haşa. Allah ruhumu geri verdi. Aleyküm selam. Ya öyle değil. Selamun aleyküm Resulullah.

  310. 2:01:25

    Bir daha ruh geldi, bir daha aleyküm selam. Bir daha ruh gitti, bir daha geldi aleyküm selam. Ulan ben burada tarikat dersi yaparken yüz binlerce insan dünyada es salatu ves selam çekiyor. Şu anda dünyada, Ravza-i Mutahara'da oturanın Mekke'yi, Medine'yi, bütün dünyada iki milyar Müslüman var. Bunun melekleri sayma, cinleri sayma.

  311. 2:01:44

    Bunların hiç dünyada es salatu ves selamu aleyke arzu ettehiyyatü lillah tabiile es selamu aleyke eyyü ennebiyyü. Kur'an-ı Kerim'de her namaz kılan her tahiyyatta es selamu aleyke eyyü ennebiyyü. E o zaman her seferinde ruh giriyor. Bir daha geri çıkıyor. Ulan ne zaman girecek çıkacak? Her saniye selamı devam ediyor dünyada.

  312. 2:02:06

    Sen şimdi bu hadisi anlamış mısın? Ne anlamışsın? Hiçbir şey anlamamışsın. Hadisi ben anladım. Ne zaman anladım? Evliyaullah'ın şeyhlerine baka baka baka baka her şeyi gördüm. Her şeyi görmedim. Bu anlattıklarımın hepsini gördüm. Uyduramadığıma göre. Bir de uydurma kabiliyetim sıfırın altında. Uyduramam hiç.

  313. 2:02:28

    Yani bir şey söyleyemem, kıyas da yapamıyorum. Yani fıkıhçı da onun için olamıyorum. Kıyas kabiliyetim de yok. Ama iyi bir şey. Allah muhafaza. Bir şeyi kıyas edersin kendi kafana göre. Onun için hocanın biri öyle dedi. Ben dedi fetvayı kitaba bakmadan veriyorum. Sonra kitaba bakıyorum dedi. Ondan sonra o da mübarek çok mübarek.

  314. 2:02:48

    Allah rahmet etsin. Ama dedi benim dediğim gibi çıkıyor dedi. Ama orada işte Hüseyin Avni Hoca da oradan. Hoca efendi öyle iş yapılır mı dedi. Ondan sonra azim hatalar olabilir. Yani işte önce fetva vereyim. Kıyasdan sonra kitaba bakıyorum. Olur mu? Maazallah adam aldı gitti o fetvayı. Sen onu bir daha bulamazsan ne olacak.

  315. 2:03:10

    Allah'tan kıyas kabiliyetim hiç çalışmıyor ya. Anlayış kabiliyetim var. Zekam var. Anlayışım çok iyi. Muhakemem iyi ama onu ona kıyas edeyim. Neyi niye kıyas edeyim? Ayet varsa konuş. Hadis varsa konuş. Neyi niye kıyas edeyim? Kıyas edeyim. Müştehitler yapsın. Ben fıkıh dili müştehit değilim. Ne diyor?

  316. 2:03:32

    Hangi Müslüman bana selam verirse Allah zaten benim ruhumu bana geri iade ettiği için ruhum devamlı tetikte. Herkesi işitiyor görüyor. Onun için herkesin selamını da fiziken, dilimle, lisanımla veriyorum. Zaten iade etmişti ya diyor. Burayı doğru anlayacaksın. Çünkü öbür türlü ruhun girmesi çıkması demek Zaten iade etmişti ya diyor.

  317. 2:03:54

    Burayı doğru anlayacaksın. Yani bedenden çıkıyor bu. Çünkü öbür türlü ruhun girmesi çıkması demek, ne olursa olsun bir sıkıntı demek. Girdiği yerde yine bedeni. Bir şey çıkıyor. Yani bedenden çıkıyor bu. Girdiği yerde yine bedeni. Dolayısıyla her Esselamu Aleyke diyene, her selam verene ruh gelip gidiyor çıkıyor manası hadise vermek.

  318. 2:04:12

    Ne kadar yanlış olur. Vakıa muhalif. Şimdi peygamberlere diyor ruhları geri verilmiş. İmam Süyüdü söylüyor. Neden söylüyor? Vefat ettikten sonra. Şimdi sen bana martıval okuma. Bana ayet oku. Ne ayet okuyorsun? Resulullah ölmüş diyor bana. Ve abi kafasıyla ayet okuyor. Ruh-u bedeninden ayrıldı manasında öldüğünü reddetmiyorum ki.

  319. 2:04:41

    Bedeni, Ruh-u şerifinden, bedeni şerifinden, cesedi şerifinden, Ruh-u şerifi vefat ettiği anda, Rebûl-evvelin 12'si, pazartesi gününde, hicretin 10. senesinde, Ruh-u şerifi, bedeni şerifinden, hücre-i saadette, Ayşe annemizin odasında, nokta dışı, yeri, zamanı, sahabeyi, hepsini söyledim. Ruh-u şerifi, bedeni şerifi ayrıldı mı?

  320. 2:05:09

    Ayrıldı. Peki ayrı kaldı mı? İşte orayı bilmiyorsun. Ecel-i menfilat. Ayrı kalmadı. Bir rivayet 40 gün, bir rivayet 2 gün kaldı. Ondan sonra ruh bedene tekrar girdi mi? Girdi. Bunu biliyor muydunuz bugüne kadar? İddia ettim size geçen pazartesi. Resulullah'ın sana zamanında hiç bilmediğiniz şeyler konuşacağım.

  321. 2:05:34

    Ve bundan sonra Resulullah'a imanınız ve peygamber inancınız farklı olacak dedim. Dünyanız değişecek, ahiretiniz de değişecek. Çünkü burada imanında değişiklik ve nur bakımından artış olunca, Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'in rabıtası bakımından devamlı yanımda hazır ve nazır, o itikada gelince sevgin artacak, sevgin artacak, heybeti artacak,

  322. 2:05:54

    o da senin son nefeste zaten geliyor, ümmetini kurtarıyor, iblisten imanı kurtaracak, kabirde zaten onu soracaklar, gösterecekler, bunu tanıyor musun? E o zaman sen ne yapıyorsun? Zaten başladığın serüveni cennette, komşuluğuna kadar gideceksin inşallah. Ama sen şimdi bugün bu dersleri dinlemezsen ilmin olmaz ha.

  323. 2:06:12

    Eceli ben filan, siyerci bilmem ne, bilmem neci bilmem ne, şişaneli, topaneli, kağıtanelilerle iş olur mu kardeşim? Din var burada, din var burada, ilim var burada, ilim var. Sen ne konuşuyorsun? Ruhu geri döndürüldü diyor. Neden sonra? Alındıktan sonra. Bütün peygamberler öyle. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'de daha özel haller var, bunları madde madde konuşacağım.

  324. 2:06:36

    Bir, İnneke meyyitunu bana okuma. Habibim sen öleceksin. Doğrudur, Allah doğrusu. Sadakallah. Allah doğrusu. Sadakallahu lazim. Vefat ettirdi mi Resulünü? Vefat ettirdi. Ruhunu bedeninize aldı mı? Aldı. İnneke meyyitun tehakkuk etti mi? Tehakkuk etti. Tamam mısın Hocam? Tamamsın. Sonra ne oldu? Ruhu geri döndürüldü mü?

  325. 2:07:00

    Farkı var. Hiç kimsenin ruhu ölmüyor ama herkesin ruhu da geri bedenine, kabrine döndürülüyor mu? Döndürülmüyor. E senin anandan, benim babamdan farkı böyle çıktı işte. Peygamberlerde bu özellik var. Ruhu bedenine geri döndürülüyor mu? Gönderiliyor. İki, ve üzüne izin veriliyor. Leumonlara,

  326. 2:07:23

    şimdi senin, bizim geçmişlerimize bu izin veriliyor mu? Ne izni veriliyor? Bilhuruci, çıkış izni veriliyor. Fi min kuburim. Kabirden çıkma izni veriliyor. Şimdi kabirden çıkma izni, ruha verilme diye bir şey var mı? Ruh kabre girer çıkar, kimse görür mü?

  327. 2:07:45

    Şimdi Münker Nekir'in sualine cevabı beden mi veriyor, ruh mu veriyor? Soruyorum, el-i sünnetsin, itikad. Ruh bedeniyle beraber ne yapıyor? Çıktıktan sonra cenazesini kimin yıkadığını yanında duruyor, seyrediyor. Hemen cenaze yıkanırken yıkanmanın yanında ruh durur. Sahih. Ruh seyrediyor. Cenazesini kimin yıkadı?

  328. 2:08:13

    Soğuk su mu döktü? Sıcak su mu döktü? Terbiyesizlik mi yaptı? Orasını burasını, patır pütür mü etti? Hürmetli mi davrandı? Hepsini görüyor. Ondan sonra kim omzunda taşıdı? Kim musallada geldi, cenazesinde bulundu? Kim ondan sonra yıkanırken muhteselde geldi? Kim musallada geldi? Kim kıldırdı? Kaç kişi cenazeye kim katıldı, kim mezara geldi, kim define gelmedi?

  329. 2:08:37

    Geldi, geldi, geldi. Şey var ya, tabut. Veyahut sedye, işte Mekke'de tabutun üstü bile kapalı değil, sallaya sallaya götürüyorlar. Orada onu seddinin kenarında ruh duruyor. Ruha geniş bir yer lazım mı? 150 kiloluk adamın ruhu 150 gram gelmez. Dolayısıyla o seddinin hemen kenarında, en yakınında bedenin ruhu orada duruyor.

  330. 2:09:02

    Ondan sonra bedeni gömdüler, tahtalar üstüne, tuğlar üstüne, toprakları kapattılar. Onun üzerine betonlar da şimdi bir de betonlar da geldi, eskisi gibi değil ki şimdi kaç kat üstüne koyuyorlar. Koydular, kapandılar. Ceset altta. Ruh nerede? Tık, iniyor. Bu herkes için geçerli. Peygamberi, Evliya'ya mahsul.

  331. 2:09:25

    Bu hepimizde böyle olacak. İniyor. Niye iniyor? E mübarek Münker Nekir gelecek, Rabbüke sorgu sual yapacak. Sorgu sual bedeni olmaz ki, beden küçük. Cevap vermeye mükellef ruh. Esas insan ruhtur. Bak, Efendi Hazretleri'nin şeyine de dikkat edin. O kelimeler, bütün anahtar kelimeler orada. Esas insan ruhtur.

  332. 2:09:44

    Beden iskelettir, kütüktür. Eğer ruh, beden insan olsaydı, öldükten sonra onu evde saklarlardı. İnsan duruyor çünkü. Ama insan durmadığı için onu gömdüler. Ama esas insan ruhtur. O duruyor, kıl kopmaz diye. Oraya niye giriyor? Bu sefer beline kadar Ruh geliyor. Ağzından Rabbüke'ye cevap vermesi için.

  333. 2:10:07

    Meleklerin sorgu suali fiziki midir? Fizikidir. Melekleri ölen bu gözüyle, bu kafasının gözüyle görecek mi? Bu kafasının gözüyle görecek. Peki ruh girmezse bu kafasının gözü görür mü? Görmez. O kafasının gözü görseydi, zaten gömmeden evvel böyle böyle yapardın, görüyorsa gömmezdin. Öldüğüne göre görmüyor.

  334. 2:10:28

    Görmediğine göre öldü. Ama aşağıda meleği kim görecek? Bu göz. Ben Rabbüke diyecek, Rabbiyallah, Rabbim Allah. Rabbiyallah'ı kim diyecek? Bu dil. Bu dilin Rabbiyallah demesi için, öldükten sonra bunu diyor. O zaman her ölü dirilmesi lazım. Hayır. Özel ruh onun bedeninde soruları anlayacak ve cevap verecek kadar temas ediyor ruh.

  335. 2:10:53

    Sınırlı temas var. O sınırlı temas senin münker ne kere sual verebildin mi, veremedin miyi gösteriyor. O sınırlı temas bittikten sonra ruh çekiliyor. Yani sen diyorsun ki, ulan zaten belime kadar ruh girecekse bir kafa atarım, çıkarım zannediyorsun. Sen öyle manyak olmasaydın Efendi Hazretleri, sen böyle konuşur muydun dedi.

  336. 2:11:14

    Başına bu işler gelir miydi derdi. Sen şimdi zerre kadar kafan çalışsa bu lafı konuşur musun? Zerre kadar imanı olan bu lafı konuşur mu? Seni hortlatacak mılar, ayağı mı fırlatacaklar? Senin aklın çalışıp ne kadar, ne gibi diyeyim sana misal vereyim, misal vereyim. Şarj, elektrikler hepsi gitti, hiçbir yer çalışmıyor anlıyor musun?

  337. 2:11:37

    Sende jeneratör var. Jeneratörün ne kadar? Jeneratör mü yani? Adam diyor ki, bin tane ışık var. Jeneratör tuvalete girecek kadar. İki lamba çalıştırır. Çünkü neden? Üç lambalık. Evlada senin soruları anlayıp cevabını dilinden söyleyeceğin kadar jeneratör. Yani jeryanlar kesildi, ruh gitti. Bir bağlantı, hafif bir irtibat, hani böyle fiziki.

  338. 2:12:05

    Bir anda şey geliyor ya, elektrik geldiği anda, öbür taraf felç. Bu taraf atmıyor. Onun gibi. Kafanı çalıştır. İşte ruh oraya kadar geliyor. Ruh orada, kabirde, ölünün yanına giriyor mu? Giriyor. Cevabını veren ruh. Veremeyen de ruh.

  339. 2:12:30

    Ya cennet bahçesi, ondan sonra ya cehennem çukuru, ruhu da gönderiyor. Ya Siccin'deki hapishaneye gidiyor, Yedigat'ın evinde şeytanların kararganı. Ya da Aile'indeki Müslüman Sahibi göklerdeki yerine gidiyor. Sur var ya, sura üfürüyor. O surda delikler var. Ne kadar delikler var?

  340. 2:12:52

    Surda delik, odalar var odalar. Nasıl böyle şimdi şeylerde mesela kasalar var, şeyler var, böyle önemli şeyleri, bölmeler var, bölmelere koyuyorlar, böyle bilmem ne. İşte surda da öyle bölmeler var. Sayısı ne kadar? Mahlukatın ruhları kadar. Herkesin ruhu müstakildir. Reenkarnasyon şirktir. Onun için kimsenin ruhu kimsenin bedenine girmez.

  341. 2:13:17

    Ruh tektir. Her bedenin ruhu tektir. Mesul olan tek ruhtur. Tek ruhtur, tek bedendir. Bir ruh kırk bedenden mesul olmaz. Dolayısıyla onları anlatacağız. Daha ne ilimler ne ilimler. Bu dersi devam ettirebilirsek çok ilimler olur ama ben camiye gelirsem bu iş karışır. Ben buradan konuşursam ders yapabilirim.

  342. 2:13:34

    Ondan sonra senin otobüs kaçtı, öbürünün metro kaçtı. Ben öyle bu ilimlere girilmez. Bu ilime girdin mi sonunu bekleyeceksin. Ruhlar kadar delikler var. İşte orada bazı rivayetlere göre kafirlerin şeyleri de olsa onlar da orada azap olsa da o da kendi bölmesine gidiyor. O ruhlar orada duruyor. Ruhlardan bazısı izinlidir, istediği zaman gezebiliyor.

  343. 2:13:56

    Bazısı izinsizdir, gezemiyor. Borçlu ölenler gezemiyor, konuşamıyor. Borçsuz ölenler konuşabiliyor, gezemiyor. Bazı özel kişilere gezme izni veriliyor. Bazılarına evine, parkına gidip ziyaret izni veriliyor. Bazılarına işte evliya Allah'sa, o da her evliya değil, o da bedenine de girip gözükme izni veriliyor.

  344. 2:14:14

    Bazılarına evliya da ruhuna izin veriliyor, bedenine izin verilmiyor. İşte sura üfürüldüğü zaman bedenlerle ve ise nüfus, yüzü, vücet. Ruhlar bedenlerle çiftleştirilecek ayeti bunu anlatıyor. Çünkü beden toprakta çürüyor ama 40 gün kala iki sur arasında meni gibi gökten yağmur yağıyor, insan suyu. insan suyu, senin belinden gelen su, yine Allah aynı sudan yaratıyor.

  345. 2:14:38

    Bütün suları her tarafa, toprağın iliğine kadar işletiyor, aynı insan sularından, aynı bedenlerimizi kaç kilo yattıysak aşağı, o kadar kilo yapıyor, birleştiriyor, kabire ilk taze konduğun andaki gibi böyle duruyorsun. Kaç bin sene sonra böyle duruyorsun, o anda ruhunu bekliyor. İşte ruh sura üfürülmek ne demek?

  346. 2:14:57

    Üfürünce zaman ne oluyor? Deliklerdeki, bölmelerdeki ruhlar arı kovanlarından çıkar gibi huuuu, bütün ruhlar çıkıyor. İşte o ruhlar ne oluyor? Her ruh kendi hangi bedenden çıktıysa o bedene giriyor, girdiği anda bedenle ruh birleşiyor, mahşere kalkıyor, aynı şu andaki fiziki, beden-ruh birlikteliği ile beraber hesaba, kitaba başlıyor.

  347. 2:15:20

    Ya cennet ya cennet. Onun için ruhun ölmüyor dediğimin mevzusunu anladınız mı? Peki, sen şimdi bana bir soru daha sorabilirsin, kafan çalışsa çoktan sorardın. Belki aklına gelmedi, kartuş kabuğu bir tane daha sokayım. Kullu şey'in halikun illa hücum. Her şey yok olacak, Allah'ın zatı kalacak. Bu ayete göre ruhların ölmemesiyle bu çelişiyor mu, çelişmiyor mu diyorum.

  348. 2:15:42

    Bu ayetle de çelişmiyor. Çünkü neden? Çünkü bir an için Cebrail aleyhisselam dahil, bütün melekler dahil, her şey cennet cenebe bir an için yok oluyor. O bir anlık yok olmak, işte limenil mülkü'l ömrü illa el vaadil kahhar sorusunun cevabını gerektiriyor. Ve bir anlık helak, her şey helak olacak ayetinin sırrını tahakkuk etmesini gerçekleştiriyor.

  349. 2:16:11

    Bu da böyle bir şey. Ayrıca, sen o zaman demiş oluyorsun ki ruhlar ebedidir. Evet ebedidir demiş oluyorum. Peki Allah'tan başka ebedi var deyince sen şirk olmuyor mu? Olmuyor efendim. Çünkü cennet de ebedidir, cehennem de ebedidir. Cennet ehli de ebedidir, cehennem ehli de ebedidir. Sen cennet, cehennem ebedi değil desen kafir oluyorsun.

  350. 2:16:36

    Efendimiz Hazretleri derdi ki cennet, cehennem iki katır katır katır katır trilyar senedir dese kafir olur. Çünkü o sayıların sonu var, cennetin, cehennemin sonu yok. Son olmayana ne derler? Ebedi derler. Peki Allah'tan başka ebediler var mıymış? Varmış efendim. Ama Allah'tan başka ezeli var mı? Yoktur efendim.

  351. 2:16:53

    Şimdi senin Allah'a ortak olmaman nereden dolayı geliyor? Ruhlar ebedidir. Ama ruhlar ezeli değildir. Çünkü ezelde yoktular. Allah onları sunu ile onları olvar eyledi, birliğine cümle ikrar eyledi demiş. Kün var oluyordu. Her şey Allah'ın var ol emriyle var olmuş. Dolayısıyla Allah'tan başka ezeli yok.

  352. 2:17:22

    Bazı ebediler var ama ezeli ve ebedi birleşmiyor. Allah'a mahsul olan ezeli ve ebedilik. Ebediliği de Allah Celle Celaluhu bir şey yarattıktan sonra buyuruyor ki seni bundan sonra sonsuza kadar yok etmeyeceğim. O kararı da Allah verdiği için onu ebedi Allah yapmış oluyor. Dolayısıyla Allah'tan başka ebediliği kendinden olan bir varlık yok.

  353. 2:17:48

    Çünkü diğer ebediler, ruhlar ebedi, cennet ehli, cehennem ehli ebedi. Ama o ebedilerin ebediliği Allah vermiş. Ama Allah'a ebediliği kimse vermemiş. Allah'ın ezeliliği ve ebediliği kendinden. Diğerlerinde ebediler bazı var. Ama onların ebediliği kendinden değil. Allah ebedi buyurduğu için ebedi olabiliyor.

  354. 2:18:10

    Yoksa mahvolur, ol de ve man derdi. Çok öyle beytler okurdu yani. Ol dediği bir kere var olduğu cihan, olma derse mahvolur, ol de ve man derdi. Ebedi, tamam yok ol dedi mi? Ebedi de yok oluyor. Ama sen Allah'ın birisisin sen yok ol diyebiliyor musun? Onun için ezeli ve ebediliği Allah'a mahsus bu manada.

  355. 2:18:36

    Ama sonsuz varlıklar var mı? Cennetin sonu var mı? E tamam. Şimdi onun için burada bu soruları maksus soruyorum. Bu sorular sizin çoğunuzun aklına şu anda gelmiyor. Sonra şeytan bu dersleri dinleyenlere vesveseler verebilir. Birileri onların kafasını karıştırabilir. Burası ehl-i sünnete muhalif, burası şerata muhalif diyen cahiller çıkabilir.

  356. 2:19:03

    Onun için her sorunun cevabını o mevzunun içinde veriyor. Ki netleşsin. Dolayısıyla ruhların ölmediği ehl-i sünnete göre sabit mi? Sabit. Bu duruma göre ruhlara ebedi denebiliyor mu? Denebiliyor. Allah onlara ebedi yapmış. Anladınız mı? Anladık.

  357. 2:19:25

    Şimdi onun için peygamberlerin ruhlarının farkı, şehitlerin ruhlarının farkı. Şimdi peygamberlerden gidiyoruz. Onlar diridirler. E herkesin ruhu ölmedi diri, farkı şu, öbürünün ruhu berzak alemin, o mahşerden onun ruhu bedenine geri döndürülecek. Mahşere kadar yatacak orada. Ama peygamberse, peygamberin ruhu mahşere kadar orada, kabrinin içinde, bedeni orada kilitli kalmaz.

  358. 2:19:51

    Niye? وَاُذُنَا لَهُمْ بِالْخُرُجِ مِنْ كُبُورِهِمْ Onlara kabirinden çıkma izni veriliyor. Neden? Ruh geri döndürüldü. Öbürünün ruhu geri döndürülmedi ki. Surda gitti, kendi deliğindeki bölmesinde durdu. Ya cennet bahçesi, ya canım çukurunda, ya azap çekiyor, ya nimet görüyor. Ama onun ruhu ne yaptı?

  359. 2:20:08

    Onun ruhu kendi bedene girdi. E bedene girince kabirde bedenin ne işi var? Yani kabirde ruhun ne işi var? Kabir bir metre, iki metre eni boyu. Ruh niye gitsin kabire? Kabirde ne işi var? Zaten cennette gezebiliyor, bedene niye giriyor? Kabire niye giriyor? Kabire fiziki bedene girmek için giriyor. Yoksa zaten ruhu cennette.

  360. 2:20:28

    Gelip iki metre yere niye giriyor? Fiziki ilişkiyi kurmak için giriyor bedenle. Kabirden çıkma izni veriliyor. Peygamberlerin nesine veriliyor? Ruhuna değil. Ya ruhu zaten kabirde değil ki. Kabirde değil ki ruhu. Kabirden çıkmak kiminle alakalıdır? Fiziki cesetle alakalıdır. Ya bunu anlamıyorsun mu sen?

  361. 2:20:52

    Dahası, dikkat et. Çıktı çıktı ne yaptı? Hava aldı geldi. Öyle değil ya haşa. Ve tasarrufi yönetim yapıyor. Tasarruf ne demek? Tasarruf yetkisi. Zaten Türkçedeki yanlışlardan biri. Hacer'le Söğüt taşına döndü. Tasarruf zaten yetki demek. Tasarruf yetkisi mi olur? Türkçede ve Arapçada yan yana geliyor.

  362. 2:21:14

    Yetki veriyor. Nerede? Fil melekuti. Melekutta. Melekut nere? Bizim görmediğimiz alemler. Yedi kat gökler, kürsi, arş, levh-i mahfuz, kalem-i ala, cennet-i ala, firdevs-i ala. Bunlar hepsi mevcut şu an. Cennet yaratılmış şu an. Melekut, görünmeyen taraf. Ve gezerken Nuri İbrahim'e melekut etse mağbat ve laf.

  363. 2:21:40

    İbrahim'e göklerin yerlerin melekutunu gösteriyorduk diyor. Yani ne demek? Herkesin görmediği taraftan mı? İşte melekut. Şimdi o peygamberin ruhlarına melekutta tasarruf ediyor. Öyle melekut. Hüce melekut. Allah yukarıdan aşağıdan münezzeh. Ama arş yukarıda. Gökler yukarıda. Ya hoca işte ben de sana bir şey demiyorum ki.

  364. 2:22:01

    Efendimiz Aleyhisselam göklerde tasarrufu meleklerle görüşüyor. Cennette devam ediyor. Sen diyorsun ki bizim eve geldi. Mübarek bizim eve geldi. Ben görüştüm demiyorum aşağı. Ama Efendi Hazretleri hastanede geldi diyorum yani. Ayık ayık görüştü böyle. Dediler Efendimiz Aleyhisselam ne yapıyordunuz? Ya komadan kalktı oturdu dikildi.

  365. 2:22:22

    Böyle yapıyor böyle yapıyor. Salavat okuyor salavat okuyor. Böyle yapıyorum şenli de. Hastanenin reklam olmasının adını söylemeyelim. Ondan sonra. Bir zaman geçti. Ne o Efendimiz Aleyhisselam ne yapıyordunuz böyle? Dedi Resulullah Aleyhisselam. Ziyaretime geldi. İbni Mesud Hazretleri de yanında. E kendi ağzıyla söyledi bunu.

  366. 2:22:44

    Rüyada söylemedi ki sen ne konuşuyorsun? E sen diyorsun. Ya tamam da işte ulvi melekutta falan ruhlar gezebilir. Hadi bakalım. Alttaki alemde de bu dünyada şu anda senin evin benim evim dahil her yerde peygamberlerin ruhları bedeniyle gelebilir. Görebilir misin diyor. İşte görmekte muhal ve imkansız değil.

  367. 2:23:11

    Ehli sünnete göre görmek mümkün. E şimdi İmam Suyuti Resulullah'a sen benim evime geldi. Hadis dersi yaptık. 75 kere meclis kurdum diyorsa ehli sünnete muharif bir şey söylemiyor. Ve onu tasdik etmekte mümkün. Ama öne gelen sahte gelen şeyh oldum diye. Resulullah'la görüştüm dün gece falan. Hadi git aşağı dersin.

  368. 2:23:30

    O ayrı bir şey. Dün gece cennetteydim dedi. Adam dedi eşek cennetindeydin herhalde demiş yani. Ona ben karışmam böyle. Sahte şeyhler eşek cennetinde kendini görebilir. Ben onu konuşmuyorum. Ama bir İmam Suyuti bunu diyor. Çünkü neden? Ehli sünnete göre mümkün. E mümkün. Vuku var mı? Var. İşte İmam Suyuti'de vuku var.

  369. 2:23:47

    Vuku var mı? Var. İşte Efendi Hazretleri'ne geldi. Efendimiz Hazretleri vefat etmiş diyorsun. Efendimiz Hazretleri'nin bedeniyle geldi fiziken. Efendi Hazretleri'nin ruhunu mu gördüm dedi. Resulullah geldi diyor. İbni Mesud yanında diyor. E bunun gibi kitaplar dolu zaten. Yani Abdülkadir gelen Şah-ı Nakşibend nerede?

  370. 2:24:04

    An meselesi bunlar her dakika. Bunlar keşfi açık zatlar için. Mesele o değil. Şimdi tabii sabaha kadar gider. Ben daha dört sayfayı bitiririm dedim. Yarım sayfayı bitireceğim, bırakacağım. Delilimiz çok güzel. Bu hususta deliller çok peş peşe gelecek. Fakat İmam-ı Beyhakî'yi telif etti. İmam-ı Beyhakî kim?

  371. 2:24:28

    En büyük muhaddislerden ya. Sünnenin kübralar sahibi. Cüz'en, müstakil risale. Cüz' risale demek. Fî hayât-i lembiâ. Peygamberlerin yaşantısı hakkında. Hangi yaşantısı hakkında? Dünyada yaşadıklarını mı anlattı? Değil. Peygamberlerin kabir aleminde, berzer aleminde ruhlarının diri olup neler yaptıkları hakkında müstakil bir risale yaz.

  372. 2:24:54

    O risale bizde var. Kitabın adı Hayât-i lembiâ. Onu da tercüme ederiz. Bu dersler çok çok aldırır. Vekâle fî delâl-i nübüvvet. Ayrıca Delâl-i nübüvvet diye, bütün İslam aleminin en meşhur mucizeler kitabı. 7-8 cil kitabı. Baskıya göre değişir. Nübüvvetin delilleri kitabı var. İmam-ı Beyhakî'nin. En büyük kaynağımız.

  373. 2:25:14

    Her dakika kaynak verdiğimiz kitap. Bütün alimlerin yani. Dünya çapı. Orada kitapta diyor. El-enbiyâ-u peygamberler ehyâ-un diridirler. E deminki dirilerden ne farkı var? İnde rabbîm. Rabblerin ezdinde. Tamam. Peki nasıl dirilirler? Ayette şehitler hakkında olan peygamberler hakkında ayette yok.

  374. 2:25:37

    Şimdi dikkat edin. Ama ayetle hadis, itikad, hüküm ifade etmek bakımından Kur'an ve sünnet aynı mı? Aynı. Onun için örneği verirken kimi verecek örnek? Ayetten vermesi için. Ayette nasıl gidiyor? Şehitlere ölü demeyin. Asıl diriler onlardır. Bir de maddi ve fiziki rızıkları geliyor.

  375. 2:25:59

    Şimdi maddi ve fiziki rızık ruhun işi değil bedenin işi. Ayette rızık da dediği için. Rızık da bedenin işi olduğu için. Şehidin ruhunun o zaman fiziki rızkı da var. Bu ayetten çıkıyor mu? Kesin çıkıyor. Delâl-ün nübüvveti diyor ki peygamberler diridirler. Rabblerin ezdinde diridirler. Ayette açıkça bu ifade peygamberler hakkında olmadığı için.

  376. 2:26:20

    Ne gibi diye misal veriyor? Şehitler hakkında ne var? İki ayet var. Biri Bekara'da, biri Ali İmran'da var. Bekara'da ölü demeyi yasaklıyor. Ali İmran'da ölü düşünmeyi yasaklıyor. Onları ölü olarak düşünmeyin, sakın düşünmeyin yasaktır diyor. Orada da düşünmeyi de yasaklıyor. Ölü değil diyor. Orada da bile rızık söylüyor.

  377. 2:26:58

    Allah'ın verdiği lütuflara ferahlanıyor. Zaten sayâdiste ırmaklarda gezdikleri, yedikleri, içtikleri. Kuşların hafızası ne demek? İşte çok büyük saray gibi kuş. İçinde rahat rahat. Cennette ırmaktan ırmağa dolaşıyor. Allah Allah. Onun için bugün okudum, dün okudum. Şaşırdım, şok oldum. Annesi de salihattan, evliyalardan.

  378. 2:27:23

    Çocuğu da çok büyük velilerden biri olmuş. Ondan sonra devamlı zikir ibadet, zikir ibadet. Evliyalardan biri de hizmet etmiş, hizmet etmiş. Hatta o zatın adı da neydi ya? Abdülhadim Zeyd. Radıyallahu anh. Çok büyük velidir. Ruhi ben çok özledim. Evliyanın en büyüklerinden Abdülhadim Zeyd. Çok hizmet etmiş bir müridi ona.

  379. 2:27:41

    Gençmiş de ya. Ondan sonra ölmüş sahrada. Nerede? Ölmüş. Şeyde dua yapmış ona, cennetlik olsun falan. Hizmeti geçti bize diye. Koca Abdülhadim Zeyd eliyle gömmüş. Gömdüm diyor. Ondan sonra kabrinde dua ettim biraz. Çölde kaldı yani. Gidiyorum. Allah Allah. Bir de baktım diyor. Bir kartallar geldiler.

  380. 2:28:10

    Mezarın üstüne eştiler, eştiler, eştiler. Benim kazdıklarımı. Zaten o da hani kaç kişiyle değil. Tek başına. Kazdılar diyor. Ondan sonra diyor çıkarttılar onu. Cesedini. Bir şey de yapamıyorum. Doldu oraya karga. Kuşlar, büyük kuşlar. Bütün cesedini paramparça ettiler. Hepsi bir parçaya aldı gittiler.

  381. 2:28:30

    Ya Rabbel alemin. Bu kadar imanlı itikadlı zikire bize mürit oldu. Abdülhadim Zeyd ne demek biliyor musun? Ayna-i Marzuya'nın kocası. Çok anlatır Ayna-i Marzuya. Bütün tefsirler Abdülhadim Zeyd'e anlatıyor. Evliyanın en büyüklerinden. Çok büyük. Abdülkadir Geylani'lerden falan. Çok eski. En eski bir evliyadan.

  382. 2:28:50

    Ya dedim diyor. Ya Rabbi bu kadar da dua ettik. Dedim diyor ya. Kabrinde bile şey ettim. Kuşlar geldi parçaya. Ya vardır dedim bir sırı dedim. Ondan sonra işte memlekete döndüm. Annesini buldum. Ona vermiş onu işte hizmet etsin sana diye. Dedim ya böyle böyle oldu. Çocuğum vefat etti. O zaman kadınlar itikadlı falan.

  383. 2:29:16

    İşte efendim siz dua buyurun. Efendi Hazretleri. Ya ben dua ettim şey ettim. İşte ha canım. Yani böyle bir iş başıma geldi. Diyeyim mi demeyim mi? Kadın görmemiş üzülmez. Görmeyen bilmez. Bilmeyen üzülmez yani. Ama yani bir sır var. Sırrı çözmek için diyor. Kadını üzmek için değil. Sırrı çözmek için.

  384. 2:29:37

    Sen bununla ilgili bir ameli neydi yani? Benim bildiğim güzel ihlaslı bir şeydi. Bir ameli var mıydı? Farklı bir şey ya. O kadar kuş niye gelsin ya? Gidip mezardan çıkarıp parçaladılar. Hepsi yuttu onu. Atmadılar. Hepsi yuttu bir parçasını gittiler. Allah Allah. Anası dedi ki diyor, Ya bu dua derdi.

  385. 2:30:03

    Derdi ki Ya Rabbi bana böyle ölüp gömülmeyi nasip etme. Bana gurbette ölmeyi, şehit olmayı nasip et. Şehitlerin gittiği gibi yeşil kuşların havsalelerinde cennette dolaşmayı nasip et. Ya Rabbel Alemin dedim diyor. Böyle de dua kimseden duymadım bu zamana kadar. O da geldi beni mi buldu dedim diyor ya.

  386. 2:30:24

    Adamı gömdük perişan olduk diyor. Bak bak bak. Beni şehitler gibi kuşların havsalelerinde dolaştırdı. Ya bedeni bile kalmadı şeyde ya. Bu bir makam meselesidir. Peygamberlerde kesin, şehitlerde kesin. Diğerlerinde de bazı velilerle nasip olur. Dolayısıyla bunların ruhlarının muamelesi farklı. Herkesin ruhu ölmüyordur ama bunların ruhunda farklı muameleler var.

  387. 2:30:49

    Bunlar da yemek devreye giriyor, içmek devreye giriyor, rızık devreye giriyor, eşlerine münasebet devreye giriyor. Çünkü oradan rızık diyor kitap. Çünkü zevk. Zevkin çeşitleri var. Dünyada hangi zevkler var? Yine zevk var. Esas insan ruhsa, zevki alan da ruhsa, o ruh o zevki alıyor. Mevzu bu ama ecelü menfilâzı olanlar bize itiraz ettiler.

  388. 2:31:11

    Çünkü neden? Hızlı konuşunca ilim yok. Ama şimdi benim bu konuşmamın üzerine bir şey konuşabilir miyim? Gelsin konuşsun. Çünkü neden? E ben hayattan azizden buraya kadar geldim şimdi. Delâilü'l-Nübüve'den geldim şimdi. İmam Bey'e gidiyorum. Peygamberler diridirler. Peki bu hususta hadis var mı? Var işte, okudum hadis işte.

  389. 2:31:30

    El-Enbiyâ ehyâun fî kubûrîm yusallûn ve yahudcûn. Peygamberler diridirler, kabirlerinde namaz kılıyorlar. Bunu bezzarri vaat ediyor, bütün kaynaklar da sahihte geçiyor. Bu hadis sahih diyor, bütün muadisler. Peygamberler diridirler, kabirlerinde ne yapıyorlarmış? Namaz kılıyorlar. Ve yahudcûn hacca gidiyorlar.

  390. 2:31:52

    Hac kabirde yapılabilir mi? Hadî namaz kabirinde bir yer açtı Mevla sana. Millet görmüyor, mânen, zahiren, fiziken kalktın, ayağa kıldın. E haç, Arafat'a çıkmadan haç olur mu? Hayat-ı Harrânî kabirinde namaz kılıyor. Şâb-ı Tülbünânî kabirinde namaz kılıyor. Haccı nasıl yapacak ağabey? Hac ruhla yapılacak bir şey değil ki.

  391. 2:32:13

    Hac fiziki bir ibadettir. Arafet günü Arafat'ta vakfede bulunman gerekiyor. Mânen bulunmaktan haccın olmaz ki. Dolayısıyla Hacca var say hadiste. Öbür hadis zaten yine geliyor. Musa aleyhisselam'a 6. Kasım'a da görüştü işte. 5 vakit namaz, 50 vakitten 5 vakit indirmesi. Bukhari Müslim. Ama yine aynı Bukhari'de Müslüm say hadiste ne diyor?

  392. 2:32:38

    Mirac'a giderken Mescid-i Aksa Raitu Musa Merartu bi kabri Musa Musa'nın kabrine uğradın. Kabir demeseydi diyecektin ki dışarıda oturuyordu. Musa'nın kabrine uğradın. Kırmızı kum tepelerinin yanında. Biz de gittik orayı Kudüs'te. Kırmızı kum tepecikleri var. Acayip kumdan dağlar. Onun yakınındaydı. Kabirinde namaz kılıyordu.

  393. 2:33:06

    Adam diyor ki ya ruhaniyet kılar. Ayakta kılıyordu. Şimdi ayakta olmak ve oturmak neyin özelliği? Bedenin fiziğin özelliği. Ruh ayakta olmaz. Ruh oturmaz, ruh uzanmaz. Ruh bedenin sıfatlandığı nitelemelerle rastlanmaz. Ruh manevidir, latiftir. Ele tutulmaz, göze görünmez. Ruh ayakta şimdi oturdu ruh.

  394. 2:33:35

    Senin bedenin oturur. Ruh oturmuyor. Ruh bedenini oturtuyor. Ruh ona izin vermese devreye girmese beden oturamaz, kalkamaz. Ama ruh kendi oturmuyor. Kaldırıyor, oturtuyor. Göktaş'ın dediği gibi yatırı kaldırıyorum dedi bunları dedi. Ruh yatırı kaldırıyor. Ama kendi yatıp kalkmıyor. Anladın mı? Sobasta onu çeker.

  395. 2:33:59

    Yatırı kaldıracağım sizi de. Ondan sonra obligatiyle. Ruh yatırı kaldırır. Ama ruh yatmaz kalkmaz. Şimdi sen bunları anlaman gerekiyor. Bunları anlamadan İslamiyet'ten dinden, imandan bir haberin olmaz. ahiretler hiç haberin olmaz, yani kâfir olursun. Bunların birine itiraz edersin. Dinden de çıkarsın yani.

  396. 2:34:18

    Çünkü âyet, hadis var, bu kadar ruh hakkında, kabir hakkında, Çünkü ayet, hadis var bu kadar. berzah hakkında. E bunların hepsi boşa gider. O zaman Ebu Cehil cevap veremez ama işitiyor diyor. Ama işitiyor diyor. O zaman Ebu Cehil işitiyor. O zaman Ebu Cehil işitiyor, hadisini inkar edersin. Öldü dersin, öldü, ölü işitmez dersin.

  397. 2:34:33

    E sahih bu kadar hadisini inkâr edersin. Kabirde sorgu sual var, azap var. Ondan sonra bu kadar sahih hadis, kabir azabı. E ruh öldü dersen, kabirde azap yok demiş olursun. Niye? Çünkü işkenceyi, ceset çekmiyor ki. Niye o zaman narkosu veriyorlar, baypas yapıyorlar, bütün göğsümü çıkarttılar, kalbimi çıkarttılar, beni yirmi sene evvel baypas yaptılar.

  398. 2:34:56

    Çıt, duydun mu? Duymadım. Niye? E narkosla ruhu gönderdiler. Ruhu göndermeselerdi, bas bas bağırırdım. Acıyı duyan ruh, nasıl sana efendim lokal anestezi yapıyor, hiçbir yerim duymuyor. Bir iğnelikçi şey var. Neden? O bölgeden ruh gidiyor. Bak onun için ne diyorum sana? Demin ne dedim? Bölgesel temas dedim.

  399. 2:35:20

    Jeneratör birkaç lambayı çalıştırsa dedim. Bak bunlar senin zihnine yaklaştırmak için söyledim. Ne gibi? Sen geliyorsun, buradan bir işlem yapacak, burnundan verip bütün becenini yapmıyor, burayı donduruyor. Ruh buradan çekiliyor. Buradan ruh çekilince batırıyor, iğneyi duymuyor. İşte orada da Münkernekir'e cevap verecek bölümde ruh geliyor.

  400. 2:35:41

    Sadece o bölüme geliyor. Sen de manyak gibi ayaklandırım da kalkarım, bir kafa mezardan çıkarım diyorsun. Serseri. Orada bölgesel cevap verme mekanizması kadar ruh lazım. Nasıl ki bölgesel gidiyor, bölgesel de geliyor. Anladın mı? İlim bu. Kafan çalıştır.

  401. 2:36:01

    Şimdi Şehitler gibi dirilirleniyor. Vekâle fî kitâbel-i itikâd. İmam Beyhakî, Eylü Sünnet imamlarının en büyüklerindendir. Ebu'l-Hasene Eş'ari. Zaten Eylü Sünnet'in en büyük kesimi. Arap aleminde hepsi Eş'ari olduğu için, üç mezhep de Eş'ari olduğu için, yani Arap aleminde, İslam aleminin merkezlerinde maturidilik çok yayılmamıştır.

  402. 2:36:25

    Maverağın Nehri, Orta Asya vs. Osmanlı coğrafyası falan. Osmanlı coğrafyasında da kısmen Eş'ari çoktur. Çünkü Şafii uleması da çoktu Osmanlı ulemasında. Bundan dolayı yani Ebu'l-Hasene Eş'ari'nin Eş'ari denildiğinde, zaten Vahabiler Eş'ari'yi tekfir eder, Eş'ari'ye çatıp dururlar. Sonra maturidi de sonradan katmaya başladılar.

  403. 2:36:46

    Esas dertleri Eş'ari'dir. Çünkü Bağdat merkezde olduğu için Mutezile'nin çıkışı vs. Eylübidat'ın 72 fırkanın türemeleri, Bağdat merkezde olduğu için, Kufe merkezde olduğu için Ebu'l-Hasene Eş'ari'dir. Maturid köyü Semerkant. Semerkant nere, Bağdat nere? O zaman Semerkant nere? Bu kadar Bağdat kadar merkezlere ilk 200'de, ilk 300'de bu kadar merkezi değil.

  404. 2:37:09

    Çünkü orada Mekke-Medine bütün Mekke-Medine'den dünya haç, ömre dediğin zaman bütün ulemanın buluşma yeri Mekke-Medine. İmam-ı Azam 55 kere haça giriyor. Çünkü herkes Mekke-Medine'de buluşuyor ulema. Haçta, ömrede. E Mekke-Medine'nin etkilenmesi de Semerkant nere, Bağdat nere yani? Dolayısıyla Şam. Bu merkezler.

  405. 2:37:27

    Ebu'l-Hasene Eş'ari'nin çıkısı burada olduğu için Ebu'l-Hasene Eş'ari Ehl-i Sünnet'in bayraktarlığını yaptı. İmam-ı Maturid'dir. Ona keza hiç şüphemiz yok. Ama meşhurlukta Eş'ari tarafı Arap aleminde ilmi çevrelerde biraz daha fazladır. Bunu inkar edemeyiz. Ama bu hangisinin emeği, bununki daha fazla anlamına gelmez.

  406. 2:37:47

    Velakin İmam-ı Beyhakî olmasa Ebu'l-Hasene Eş'ari'nin itikadlarının konuları kitaplarda yerini bulamayacak. Ebu'l-Hasene Eş'ari çok hizmet etti, yaptı ama o da baştan Mutezile'den okuyordu. Onun hocası da Vasıl ibn-i Atâmî'di neydi? Mutezile imamlarıydı. Ebu'l-Hasene Eş'ari uyandı. Onlara reddiye yaptı.

  407. 2:38:09

    Ehl-i Sünnet imamı oldu. Allah ona çok büyük bir fazilet, meziyet verdi. Velakin sonradan işte vefat etti. Hatta vefat edene kadar ki tartışmalar devam etti. Hâlâ Vehhabiler diyorlar ki Ebu'l-Hasene Eş'ari sonunda yine döndü, möndü. Hâlâ Ebu'l-Hasene Eş'ari'ye iftiralar var. Onun için Tebîn-i Kezîb-i Müfterî diye iftiracıların yalanını ortaya çıkartmazsa dediğinde

  408. 2:38:32

    Ehl-i Sünnet uleması Eş'ariler İmam-ı Eş'ari'ye yapılan iftiraları da temizlemek için bir daha kitaplar yazmak zorunda kaldı. Onun için İmam-ı Beyhakî deyip geçmeyin. İmam-ı Beyhakî sadece mucizeler, delalübbe kitabı yazmadı. Bak İmam-ı Beyhakî o dönemde en itikad ta itikad isminde kitaplar yazılmaya başlamadığı dönemler kitabın adında el-itikad diye bir şey yok.

  409. 2:38:55

    İmam-ı Azam'ın kitabı el-fıkh-ul-ekber, itikad diye anlamıyorsun oradan yani. El-itikad diye iman esaslarına dair kitapları ilk yazan müelliflerden biridir. Ve Ehl-i Sünnet'i tedvin eden meseleleri meydana çıkaran ve bu hususta Eş'ari'nin görüşlerini, Eş'ari demek Ehl-i Sünnet demek o görüşlerin madde madde itikad kitabında

  410. 2:39:16

    Ondan sonra Hayat-ül Enbiya, peygamberler ölmediği, diri olduklarını ispatlamak müstakil kitap yazıyor. Bunlar o zamanda bu günleri görmenin ve bu sapıklıkların çıkacağını anlamanın öngörüleridir. Buna çok büyük hizmet etmişler. Telail-ül Nübüvvet'e de peygamberlerin diri olduğunu söylüyor. Bak şimdi, dikkat!

  411. 2:39:40

    İmam-ı Beylik-i Ehl-i Sünnet imamlarından mıdır? Kesin! Müttefakun Aleyh. Zabiler bile kabul eder. Kimse İmam-ı Beylik-i Ehl-i Sünnet'e tartışması yok. Ve İmam-ı Beylik-i Eşari İmam-ı Ehl-i Sünnet İmamı, İmamı'dır. İtikad diye bak, mevize değil, mucize, keramet kitabı değil. Kitabın adı Ehl-i Sünnet İtikadı.

  412. 2:39:58

    Kitabın adı El-İ'tikad. Bu kitabın metnini okuyor şimdi. Kim okuyor? İmam-ı Sünnet'ten devam ediyor. El-Enbiya, peygamberler, Bademâ Kubizû, ruhları bedenlerinden alınıp, vefat ettirildikten sonra, rüddet geri döndürüldü. İtikad bu, Ehl-i Sünnet İtikadı bu. İleyhim onlara, ervağım ruhlarım. Geri döndürülünce ne oldu?

  413. 2:40:25

    Sövmeh ya. Onlar diridirler. Öbürünün ruhu da ölmedi. Bunun ruhunun diriliğinin farkı ne? Ruhu geri döndürüldü. Nereye geri döndürülüyor? Bedene. Bedene niye döndürülüyor? Fiziki görünsün diye, fiziki konuşabilsin diye, fiziki harbe katılabilsin diye, İmam-ı Suyuti'ye gelip hadisleri öğretebilsin diye, fiziken gelip bilmem ne hastanesinde, Efendi Hazretleri'ne okusun diye,

  414. 2:40:55

    şifa için geçmiş olsuna gelsin diye. Anladın mı? Anladın. Ne anladın? Hala diyor ki, anladık yel değirmeni ama suyu nereden geliyor? Ulan sen, yel değirmeni olduğunu anladınsa, hala suyu sorulur mu? Ne anladın? İyi gidin kağıt haneli. Ha bu dersleri iyi dinle. Ne anladın? Dur, bunun fezlekesi var kaç dert sonra.

  415. 2:41:23

    O fezlekede görüşeceğiz. Şimdi, İnde Rabbim, Rabblerin ezdiğinde peygamberler kim gibiymiş? Keşşühedâ. Şehitler gibidir. Şimdi, niye şehitlere benzetiyor? Peygamber niye şehite benzesin? Halbuki, müşebbeh, müşebbehün bihten daha hafif kalmalı. Bir meselede teşbihde, bir benzetmede müşebbehün biht, yani kendisine benzetilen, ne olur?

  416. 2:41:51

    Daha güçlü olur. Benzetilen, kendisine benzetilenden, teşbih mantıklı ve makul ve sahih olur. Mesela Mahmut Eren bir teşbih yaptı geçen. Ne dedi? Mus'ab İbn-i Umeyr dedi, radıyallahu anh dedi, benim gibi yakışıklıymış dedi. Nasıl bir vecişebe oldu? Yani ben ondan daha yakışıklıyım. Mus'ab İbn-i Umeyr benzese benzese ancak bana benzeyebilir.

  417. 2:42:19

    Vecişebe ne? Güzellik. Müşebbeh kim? Mus'ab İbn-i Umeyr. Müşebbehün biht kim? Mahmut Eren. Arap'ın, Acem'in dünyada misli görülmemiş bir güzellik sahibi, Mekke, Medine'nin karısı kızı ayağa kalkmış Mus'ab İbn-i Umeyr'in güzelliğine, dünyada Yusuf Aleyhisselam misali, Mahmut Eren'e benziyormuş.

  418. 2:42:41

    Şimdi dolayısıyla bu ses kaydıyla ben konuşmuyorum ya, yanlış anlamayın biz. Misal veriyorum. Müşebbeh benzetilen. Müşebbehün biht kendisine benzetilen. Vecişebe benzeme noktası. Müşebbeh benzetilen Mus'ab İbn-i Umeyr. Müşebbehün biht Mahmut Eren. Vecişebe cemal ve güzellik. Bunlar istihare, kinaye bilmem ne, beyan, mani, bedi okuyanlar biraz bir şeyler anlarlar.

  419. 2:43:07

    Şimdi gelelim. Müşebbeh benzetilen peygamberler. Kendilerine benzetilenler şehitler. Vecişebe benzeme noktası ne? Peygamber niye şehide benziyor abi ya? Peygamber şeyde, fiziki manada diri ve rızık, fiziki manada yeme, içme, zevklenme, nimetlenme babında, peygamberler şehitler gibidir diyor.

  420. 2:43:40

    Şimdi burada esas et. Bu teşbihi maklup oldu. Tersine dönmüş bir vecişebe oldu. Bunun aslına gidersen ne demesini mantıklı bulur insanlar dinlerken anlar. Şehitler ve peygamberler gibi şu mertebede ortaklıkları vardır. Ama burada İbeyhakı Yusuf bütün ulema ne diyor? İmam Suyuti ne diyor? Peygamberler diridirler.

  421. 2:44:06

    Rableri nezdinde kim gibidirler? Şehitler gibidirler. Niye şehitlere benzetiyor? Demin anlattım, anladın mı dedim, anladım dedim. Ne anladım dedim, bak şimdikini anlatamıyorsun. Niçin şehitler diyor biliyor musun? Millet ayete mi daha çok inanır, hadise mi daha çok inanır? Ayete daha çok inanır. Aslında ayetle hadise inanma arasında hiç farkı yok.

  422. 2:44:28

    Arasında hiç fark olmaması lazım. Tam ehl-i sünnet olsaydı, ayetle hadis arasında hiç fark gözetmemesi lazım. Hadise, ayetten biraz daha aşağı derecede inansa, bir acıya bağım var dese, ehl-i sünnetten çıkar esensen. Ama normal olarak konuşursak, bir adama ayet okursan mı daha kolay susturabiliyorsun, hadis okursan mı daha kolay susturabiliyorsun?

  423. 2:44:50

    Ayet okursan daha kolay susturabileceksin. E zındığı gavuru, 104 kitap okursan susturamıyorsun. Gavurun çaresi yok. Mezhepsize çare yok. Onu konuşmuyoruz. Şehitlerin ölmediği, bir de rızık, fiziki manada rızıklandırıldığı ve nimetlerinin devam ettiği, nimetlerinin devam etmesi için fizik lazım. Fiziğin, çünkü beden olmadan zevk, tat almaz.

  424. 2:45:14

    Zevki, tadı fiziki manada rızkının gelmesi için, öbür türlü, evliya Allah'ın ruhu da cennette ise onun ruhu da nimetteniyor. Ferahnâk oluyor cennet parçasında. Ama o rızık tabiri fiziki bir rızıktır. Niye? Öbür evliyanın, ruhani nimetlenmesinden farklı. Burada bir de rızık var. Bu rızık demek ki fizikidir.

  425. 2:45:35

    O zaman bu fizik ise beden lazım. Beden lazım da demek, şehidin ruhu bedenine geri döndürülüyor. Onun ruhunun diriliği farklı bir boyut kazanıyor, bedenine girebiliyor. O zaman bu mevzuyu anladın mı? Anladın. gel beru şimdi. Peygamberler hakkında, peygamberler diri diriler, kabirlerinde namaz kılıyorlar, haç yapıyorlar.

  426. 2:45:55

    Musa aleyhisselam hakkında, miraca çıkmadan, Mescid-i Eksaiye'ye götürülürken, çünkü miraca sahradan, kayadan çıktı. O arada burağa bindirildi, götürülürken, Kesib-i Ahmer'in yanında, Musa'nın mezarına uğradı. Kabrinde namaz kılıyordu. Namaz kılıyor dese yine anlamayacaklar. Ayak tayt ediyor. Ayak tayt edince, ayak neyin özelliğidir?

  427. 2:46:15

    Ruhun özelliği değildir. Kıyamda durmak bedenin özelliğidir. Buradan da anlaşıyor. Demek ki mezarında fiziki kılıyor. O zaman, hadisin geride, peygamberler diri diriler. Şimdi diri dirilerden, ruhani dirilik falan, onun ruhunun fazla tasarrufu var, çıkabilir. Fiziki manada bedenle teması var mı? Bedene geri döndürülmüş mü?

  428. 2:46:37

    O nereden çıkıyor? Bir demin hadis okudum. Allah ruhumu geri döndürüp selamlara cevap veriyorum da. Sahih hadis. Bir de bu hadistenin diyor, Musa ayakta kılıyordu diyor. Ayakta kılıyorsa, ruhu geri döndürülmese ayağa kalkamaz. Çünkü ayağa kalkmak, ruhun işi değil, bedenin fiziğidir. Anladın mı? Onun için, bu manadaki dirilikte,

  429. 2:47:01

    ruhun geri döndürülüp bedeniyle temas halinde ve bedeniyle görünebilir, gezebilir, kabrinden çıkabilme izni var. Ve çıkar. Bu manada, ifade, ayette bulunduğu için. Hadiste de sarı ifade var, ayette de sarı ifade var. Ya ifadeler açık, müteşabiat değil. Naslar muhkem. Yani lügat manasıyla, istila manası tutuyor.

  430. 2:47:25

    Müteşabi olmadığına göre hüküm ifade eder. Ve mana verilebilir. Biz de bu manayı verdiğimiz için, onun için diyor ki, ayette şehitler hakkında buyrulan, hadistede peygamberler hakkında buyrulduğu için, mevzu aynıdır, hayatları eşittir diyor. Bunu da anlatabildim mi? İnşallah, anlayan, bilmişsinizdir.

  431. 2:47:49

    Şimdi, Kâlel mütekellimun, ondan sonra Kâlel Üstaz, Ebu Mansur Abdülkair bin Tahir-i Bağdadi. Abdülkair-i Bağdadi ne demek biliyor musunuz? Üstaz, Eylül Sünnet'in imamı. Eylül Sünnet Akai kitabı yazmış. O da Kâlel mütekellimun el muhakkıkun. İlmi kelamda tahkik etti, bütün ülemane dedi. Ders burada kaldı.

  432. 2:48:11

    Bu dersi madde madde yapacağız. Buradan sonra, işte 4-5 satır var, onları güzel anlatacağız. Fezlekelerini bağlayacağız. Sizleri de Allah'ın rahmetine ısmarlayacağız. Dinleyin, anlayın, iman tazeleyin, nurunuzu artırın, Resulullah'ı tanıyın, peygamberleri tanıyın, ruhu tanıyın. İmanınızın tadına varın.

  433. 2:48:33

    İmanınızın helavetine erin inşallah, bu sohbetleri dinlediğiniz için. Haftaya sohbeti kaçırmayın. Şimdiki aklıma göre, tabii talihlerim şimdilik iyi ama, şimdiki aklıma inşallah akşam ezanında, Hay derler Allah bizi, hayırla cebelleriz.

  434. 2:48:48

    Şimdi sizden Allah rızası için, Resulullah'ın aşkı vakti için, şu sohbetten ümmet tebliği için, Gazze'yi müdafaa ettiğimiz için, maalesef tabii detayları özelde söyleyeceğim sizlere, yayında şu anda detaylara girmiyorum. Dolayısıyla, Gazze meselesi açık desteğimizden dolayı, YouTube kanalımıza kısıtlamalar geldi.

  435. 2:49:11

    Önümüzdeki süreç daha da kısıtlamalara doğru gidildiği anlaşıldığından dolayı, bizi yeni kanalı açmaya mecburiyetle bıraktı. Binlerce, on binlerce sohbet, ilim, zayi olmasın. Ve bu istediğinize ulaşıyorsunuz, derslere ulaşıyorsunuz. Bu nimetten mahrum olmayalım diye, arada bir... bir günlük bile, üç günlük bile boşluk olmasın.

  436. 2:49:31

    Onun için geçişimizi selametle Allah-u Teâlâ temin eylesin diye yeni kanal kuruldu. Sohbetlerimizi kaçırmamak isteyenler, millete ulaştırmak isteyenler, Cübbeli Ahmet Hoca Efendi, o da Cübbeli Ahmet Hoca'ydı. Efendiyi mecburen, ben hiç efendiliğim yok ama mecbur olduk. Başka isim de bulamıyoruz. Yeni isim koyacak, hiç bulamayacaksınız diye.

  437. 2:50:17

    Yenilikten dinleyenler, Allah Rasulü'nün aşkı için, bu tebliğ herkese ulaşsın için, madem onlar bize böyle yapıyorlar, biz daha fazla insana ulaşmak için üyelikleri, abonelikleri artıracağız. Zaten bedava. Bu linki bütün tanıdığınız gruplara, her yere paylaşın. Hocanın sohbetlerinin linki bu olmuştur.

  438. 2:50:37

    Buna mutlaka üye olun, sohbetleri kaçırmayın diye. Sohbetlerin başlıklarında bundan sonra Cahmedya diye bir sitede kurulmuştu. 24 saat sohbet veriyor. Hangi sohbete denk gelirsen ama devamlı sohbet. O kanal yan yapıyor. Sırf sohbet. O bitiyor, o başlıyor, o bitiyor, o başlıyor. Arada başka bir şey yok.

  439. 2:50:57

    Televizyon, radyo gibi değil yani. Sırf sohbet. Adı Cahmedya idi. Onun da bizim sohbet içeriği, mesela bu sohbetten dünya kadar başlık çıkar. Çalkala çalkala, dünya kadar yayık olur mesele. O başlıklar altında adam aradığını bulması için kesitler yapıyoruz, başlık atıyoruz. Onları da bu sohbeti canlı yaptığın siteden değil, Cahmedya'dan yapalım dediler.

  440. 2:51:19

    İki kanal bir anda büyüsün. Allah Teala bundan sonra zarar zevalden muhafaza eylesin. Amin. Ya Rabbi, amin diyen, dualarımıza amin diyen, bu sohbeti dinleyenin. Cümlesinin Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhaniyetinin onlardan razı olması için. Ve ruhu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şahit olması için. Ve şefaatçi olması için. Fatiha.