1:11:30 / 1:37:02

  1. 00:38

    Bismillahirrahmanirrahim Fâ aridh ân men tevellâha ân zikrinâ ve lem yurîd illâ l-hayâte-l-dunyâ. İlâ âkirillâhi s-sadâku vellâhu'l-azîm. Allahümme enfe'anâ bil-Kur'ânil-azîm. Ve barik lena fî velhamdülillâhi Rabbil-âlemîn. Estagfirullahil-hayyi'l-qayyûm. Hasdantukum bil-hayyi'l-qayyûm. İllâ zilâ ve mu'te ebedâ.

  2. 01:07

    Ve defâtu ankumus-sû eblâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm. Öncelerimizin hüccetü'l-İslâm, bir talebesinin suallerine cevaplar hakkında devam ediyordu. Bize mutlaka bunda faydalar vardır. Ekseri tabi talebe-hocayla alakalı meselelerde, bundan sonrasında, ondan sonra müridle şeyh arasında olan ilişkilerde fayda verebilir.

  3. 01:47

    Çok ilimler vardır. İnşâAllah, Rabbim güzel anlayıp, anlatmak, istifade etmek… ve Allah'ımıza kavuşma yolunda, seyrisülük, manevi yolculukta olsun, zahiri ilimlerde, ulemadan istifade hususlarında olsun, bu Risaledeki ilimleri bizlere rehber eylesin. Ve yolumuzu, zor bir yol, uzun bir yol, çünkü Mevla'nın rızasını kazanma yolculuğu büyük bir iştir.

  4. 02:23

    Hele Mevla'yı bulma, Mevla'ya kavuşma tarikatta, seyrisülükte, tasavvufta, o çok daha büyük bir iştir. Bunların hepsinin müşterileri var. Talipleri var. Kimisi cennet ister, kimisi Mevla ister, kimisi belasını ister. Herkes bir şey istiyor. Herkes de istediğine kavuşmak için bir yoldan gidiyor. Yolculuksuz olmaz.

  5. 02:55

    Güzergah takip edilecek yani. E şimdi yeni yollar aramaya ne hacet var? Ankara'ya giden otoban var mesela. Ben şimdi Bolu'nun dağlarından vurayım, bakalım Ankara'ya nasıl giderim demek sıkıntılı bir şey. Çünkü eşkıyalar saldırır sana. Ayı mayı da kalmadı pek eskiden, ayılar da saldırırdı da. Aslan kaplan iş kalmadı.

  6. 03:23

    Ama tehlikeli hayvanlar var, daha tehlikeli insanlar var, zararlar var. E sen şimdi bu kadar millet buradan her gün yüz binlerce araç gidiyor, geliyor. Değil mi? E sen şimdi yeni bir yol peşine düşüp dağdan bayırdan aşmanın bir haceti var mı? Yok. İşte Allah-u Teala'ya kavuşanlar tasavvuf yoluyla bir yoldan gitmişler, ulaşmışlar.

  7. 03:52

    Dünya kadar Evliyaullah yetişmiş. Yani sırf İmam Masum Hazretleri, İmam Rabbani Hazretleri'nin mahtumu ve halifesi, 70 bin, 100 bin, İmam Rabbani Hazretleri hakkında mesela 70 bin Evliya'nın serdarı pürnaz diyor İsmet Babamız. Yani İmam Masum Hazretleri de 100 bin veli yetiştirdiğini söylüyor. Yani ham adam, ham yani, bir şeyden haberi yok.

  8. 04:21

    Bu adama seyrisülük yani manevi yolculuk yaptırılarak, bunun konakları var, durakları var, güzergahları var, ona göre dersleri var, zikirleri var, riyazatları var. Bizim Nakş-ı Tarık'ın da aşırı bir açlık, susuzluk, uykusuzluk çok teklif edilmez ama bizde de dengeli olmak, orta gitmek teklif edilir.

  9. 04:45

    O orta gitmek de az yemekten daha zordur. Yani orta gitmek, hiç uyumamaktan, hiç yememekten daha zordur. Çünkü yiyip de dengeyi korumak. Kişi, seyr-i sülûk'u bitirtmiş, velî yapmış. Yüz bin velî ne demek ya? İşte İmam Masum Hazretleri bu yolculukta onlara refakat etmiş, delil olmuş, rehber olmuş, yol göstermiş.

  10. 05:14

    Şimdi bu yollar bugüne kadar gelmiş çıkmış. Veya ilimde medreseler, bu medreselerden okuyanlar hoca oluyor. Bakıyorsun işte ilâhiyatlardan şuradan buradan, imam-ı katiplerden okuyor, okuyor fakat bir müdekkik bir âlim yetişmiyor. Bir çoğunluğu da el-Hüsnet'ten itikadından, Allah muhafaza, ayrılma tehlikesi var değil mi?

  11. 05:38

    Bu okullara giderlerse, yanlış da eğitim var, mutezile çok sarmış, dahabilik sarmış. Hayri Kırbaşoğlu diye mesela, milli görüşçülerin baş adamıydı o evvelki bir takımlarının. Her milli görüşçüyüm diyene aldanmayın, çok sahtekârlar var milli görüşçülerin içinde. Onlar bir ara çok tuttular o Hayri Kırbaşoğlu'nu falan.

  12. 06:03

    O da onları mı tutuyordu, niye diyordu? Geçen gün şeyde diyor ki, utanmadan da söylüyor, mutezileye göre diyor, mukallidin imanı muteber değildir. Yani o görüşteyim diyor. Böyle olur mu ya diyor cahillikle, kimsenin bir şeyden haberi yok, bunlar nasıl Müslüman olacak? Herkese gavur diyor. Siz şimdi nesiniz?

  13. 06:23

    Siz mukallid değil misiniz? Ben de mukallidim, ben müctehid miyim? Müctehid olmadın mı ne oldun? Mukallid oldun. Mukallidin imanı muteber midir? He? Ya biz Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'i sahabe gördüler, sahabe-i kiram şey mi okudu? Felsefe mi okudu? Usulü fıkıh mı okudu? Usulü hadis mi okudu?

  14. 06:47

    Yani sahabe-i kiram, Saniye Hatun Efendisi gördüler, ne buyurduysa yaptılar. Şunu okuyun, onu okudular. Şunu zikredin, onu zikrettiler. Taklit yani, taklit. Bunlar diyor imanı muteber değildir. Mukallidin imanı muteber değil deyince, kendisi de tahil. Olmak üzere memlekette Müslüman yok. Ama adam alenen, işte geçen haber Türk'teydi,

  15. 07:10

    bir de Mustafa Öztürk var, o da biliyorsunuz İhsan Şener Hoca Efendi'nin reddiye yaptığı, o da onunla uğraşıyor. Herkes biriyle uğraşacak, başka çare yok. O da Kur'an, Tevrat'tan Arapça'ya çevrilmiş diyor. Kur'an'dakilerin çoğusu diyor, temsilidir diyor. O da profesör, o da profesör. Böyle konuşuyorlar.

  16. 07:34

    Bunlar davet ediliyor. E profesör unvanı olunca ilahiyatta falan, FETÖ'cü de olmazsan, şu anda FETÖ'cü olmazsan, bir de ilahiyatta falan profesör olsan, bayağı bir hoca oldun yani. Adam çıkmış demez mi ki mukallidin imanı mutezileye göre? İyi ki de mutezileye göre dedi ya. Ben size mutezileyi demesem, siz de mutezile ne diyeceksiniz?

  17. 07:58

    Sabah kahvaltısında mı yeniliyor, akşam kahvaltısında mı? Mutezile ne diyeceksiniz? İyi ki size anlatıyorum bir şeyler. Ondan dolayı, yine siz dinlemeyin onları ha, sakın dinlemeyin öyle. Dinleyin demedik şimdi. Ama bak, mutezileyi anladınız şimdi. Mutezileye göre muteber değildir. Ehl-i Sünnet'e göre?

  18. 08:19

    Kaside-i Emalide, Bedül-i Emalide, Ehl-i Sünnet'in metnidir o. Ve iman-ül mukallid-i zü'itibârin, bihenva'iddelâ iliken nisâlin. Mukallidin imanı muteberdir. Hem de ne gibi diyor? Bidat ehline, Ehl-i Sünnet dışı fırkalara, yani onların itikadlarına böyle efendim hedef alacak, tam on ikiden vuracak oklar gibi, kuvvetli oklar gibi delillerle diyor.

  19. 08:46

    Yani o kadar ayette, hadiste delillimiz var ki diyor. Sen nasıl dersin ki herkes müştehid olması gerekiyor, çok araştırman gerekiyor. İşte Allah'ı bulurken, Yani anamız öğretti, Sıbyan Mektebi'nde mi öğrendiniz, nerede öğrendiyseniz, hâlâ o imanla gitmiyor muyuz? E tamam. Ne yapacağız? Allah'ı yeniden keşfedeceğiz.

  20. 09:10

    Nasıl keşfedeceğiz? Ay'a bakacağız, göğe bakacağız, güneşe bakacağız. O arada da biraz acaba ama acaba gavur olacağız herhalde. Ondan sonra, aa buldum tamam. Ulan ne buldun sen zaten? Bu yollardan geçilmiş diyorum sana. Bu yollar yürülmüş, aşınmış diyorum sana. Bu yollar çıkmış, Allah'ı bulmuş diyorum sana.

  21. 09:29

    Ehl-i sünnet uleması hakikati bulmuş diyorum. İmam-ı Rabbani böyle buyuruyor, bütün ulema evliya böyle buyuruyor. Tarikat diyorsan, Allah'ı bulmak diyorsan, seyri sülük diyorsan, çıkan yollar belli. Buradan adam yetişmiş, bunca evveliği yetişmiş. İlim diyorsan, aa medreseler. Ehl-i sünnet medreseleri.

  22. 09:46

    Doğu usulü, batı usulü neyse. Batı derken Karadeniz'i kastediyorum. Ha Avrupa Birliği'nin medreseleri yok herhalde. Ha şimdi, medrese usulü okumaktan hoca yetişir. Ama orada da okuyan hepsi hoca olmaz. E tabi hepsi hoca olmaz yani, mübarek adam. Her tohum mahsul verir mi yani? Bunun firesi de var. Olsun, yine orada düzgün itikada sahip olur en azından.

  23. 10:10

    Medreseden çıkan adamdan Allah'ın izniyle ehl-i bidat çıkmaz. Büyük allame olmak herkese mahsus değildir. Ama yol bu. Şimdi onun için İmam Gazâl Hazretleri bazı tabi nasihatler yapıyor. Bu talebe de ilim ehli. Onun için ona yaptığı nasihatler de bazı kere de bu da bizi ne alakadar eder? Dediğiniz konular oluyor.

  24. 10:33

    Ben de onun için konuyu size bize yani indirmeye çalışıyorum. Ta ki biz ne anlayalım, ne istifade edelim, bundan bizim dersten faydamız nedir? Bunu anlatmaya çalışıyorum. Onun için biraz ders uzun gitti yani. Bitiremedik. Ama yanaştık bitirmeye.

  25. 10:49

    Şimdi belki sekiz nasihate haftaya geliriz, bilmiyorum. Haftayaki ders çok önemli. Çünkü zilhidçeden iki gün evvel oluyor. Yani zilhidçenin biri cuma mı? He? Olmuyor. Bayram ne gün, söyle bana. He? Pazartesi ise pazar, arefe. Cumartesi, terviye. Anladın mı? Terviye. Yani cumayı cumartesiye bağlayan bir gece sonrası.

  26. 11:25

    Ha! Bir gece sonrası oluyor. Yani biz burada zaten cuma gecesi hepsinden üstün, o ayrı bir şey. Cuma gecesini yapıyoruz haftaya inşâAllah. Ertesi gecesi zilhidçenin ilk gecesi. Ama ne acayip geceler. Sabahına Allah yemin ediyor Kur'an'da. Celle cevel fecri. Zilhidçenin ilk gecesini sabahına diye de manav veren var.

  27. 11:45

    İbrahim aleyhisselam da o gün doğmuş. Onun için haftayaki ders de önemlidir. Çünkü zilhidçenin çok ibadetleri var. Çok vazife var. Çok zikirleri var, çok duaları var. E ben şimdi söyleyeceğim ki onu sonra bir dahaki perşembeye bıraksan yedi gün geçti zaten. Kalmış üç gün. Büyük bir karı kaçırmış oluruz.

  28. 12:04

    Geceleri Kadir gecesi gibi. Ondan eftal günler yok. Hac ayı yani zilhidçe Hac ayı. Haram ay. On ikinci ay. Hicri yılımızın son ayı. Bu itibarla haftayaki ders çok önemlidir inşâAllah. Yani aklınızı kaçırın da dersi kaçırmayın. Aklınızı kaçırın, dersi kaçırın. Mesela aklını kaçırırsan niye kaçırdın? Sormazlar.

  29. 12:26

    Akıllıysan sorarlar. Çünkü neden? Karı kaçırdın ya. Böyle bir geceler senede on gece bu. Kur'an-ı Kerim'de yemin edilen on gecedir inşâAllah bir izahlar yapacağız. Faziletlerine bahsederiz inşâAllahurrahman. Şimdi eyyüel velet diyor. Ey oğul sen bana sorular sor. Demek artık ne sorular burada hepsine cevap vermiyor.

  30. 12:50

    Vermediği için biz soruyu da duymuş olmuyoruz. Bazı soruları duyamadık şimdi. Şimdi buraya kadar cevaplar verdim sana diyor. Tevekkülü sordun, ihlası sordun, riyayı sordun. Geçen derslerden beri hep sorduklarını beyan etti. geri kalan من مسائلك Senin sorduğun diyor meselelerden geri kalan yani cevap istediğin şeyler iki kısımdır diyor.

  31. 13:18

    Bunlardan bazı haa, bazısı مَسْتُورٌ yazılmıştır Benim kitaplarımda yazılmış. Yani diyor İmam-ı Gazali Hazretleri ben diyor çok kitaplar yazdım diyor efendim sen diyor onları ara oralarda ara. Yani benim yazdığım kitaplarda ara diyor. Mesela efendim en meşhur eserini hatırlıyorsunuz, biliyorsunuz.

  32. 13:52

    Dünyada İhya gibi bir kitap daha yok. Bütün kaynakları doğru, bütün ilimleri doğru. Ondan sonra Kısadır fakat çok ilim var onda da. Sonra Arapça Kimya-i Saadeti Farsça yazmıştır. Bunlar Arapça olan. Onlar da tercüme edilmiş tabii şimdi Türkçe'ye. Benim diyor kitaplarımda diyor ee bu ilimleri bulabilirsin diyor yani.

  33. 14:20

    Her şeyi ben sana bir daha yazacak vaktim de yok. İşte efendim imkanım da yok. Çünkü sığmaz yani mektuplarla bu ilimlerin hepsini. Nasıl bitsin? Kitaplar yazdım diyor. Ben de size onu söylüyorum yani. Ben de bu konuda kitap yazıyorum.

  34. 14:38

    Şimdi uğraşıyorum. Kur'an-ı Kerim'de geçen bütün dualar sırları, faziletleri, şunu okunacak, onu okunacak kıssaları mesela şimdi onunla uğraşıyorum. İki cilt halinde bitiyor inşallah. Yakın yani bitiyor. Şimdi bir cilt çıksa öbür cilt çıkmasa siz diyorsunuz iki ne zaman çıkacak? Yirmi sene sonra mı?

  35. 14:57

    Onun için iki cildi biz çıkaracağız inşallah. bir çıkaracağız inşâAllah. İkinciyi bir çıkaracağız. Şimdi buna uğraşıyordum. Ondan sonra tabi dolu ikinciyi yapacağım kitaplarım duruyor falan. E şimdi her şeyi biz sohbette anlatamayız yani. Size ne diyoruz? Kitaplarımızı havale ediyoruz. Mahmud Gazali Hazretleri buyurduğu gibi ben diyor musannefat yazdım diyor.

  36. 15:18

    eliflerime bak diyor. Aradığın ilimleri orada bulursun diyor. Şimdi bana sorulan veyahut da şu derdim var, şu işim var, ne yapayım, ne okuyayım falan bunların birçoğu benim kitaplarımda yazılmıştır. İnsan el-üsned alimlerin eserlerinden istifade etmesi lazım. Ve bazı suallerin de var. Yani bana mektupta yazmışsın, elletî ketebteha ketebte sen yazdın ha onları.

  37. 15:46

    Efendim bunların diyor bunlara cevap vermek yani ve kitâbetüha ve kitâbetü bazıha bazı sorularını yazıyla, mektupla sana cevabını yazmam harâmın, haramdır diyor. Niye haramdır diyor? Çünkü sen tasavvufun yani ince ilimlerinden bana soruyorsun. Sen buna ehil değilsin. Ehil olmayana ben bu ilmi açamam.

  38. 16:18

    Ehlini bulursan anlat buyuruluyor hadîs-i şerifte. Ehil olmayana eee layık olmadığı ilmi öğreten ne gibidir diyor? Kemukallidil cevahiril khanâzîr. Pırlantaları domuzlara takan gibidir diyor. Değil mi? Hadîs-i şerifte de var bu. Ehli olmayan adama bir konuyu açarsan en kıymetli şeyi gittin kınzıra taktın.

  39. 16:47

    Yani adam kafir adama tasavvuf mu anlatılır? Ta adam iman etmemiş mesela. E burada da bu zahiri ilimle uğraşan bir molla. Ta tasavvufa yeni girmişsin. Ben diyor sana bunun cevabını yazmam haramdır. Çünkü senin kafan karışır, makamına gelmemişsin. Gelmeden onu ben sana açıklayamam diyor. Çünkü bunlar vicdaniyattandır.

  40. 17:07

    Vicdaniyat ne demek? İç buluşunla kendini hissedeceksin. Zevkidir yani tatmalıktır. Konuşmalık değildir. Tadarsan men zâka'a'raf. Tadan anlar ve menle mezuklem yâ arif. Tatmayan ne anlar? Ben sana nasıl anladım hiç tatmadığım bir şeyi? Tatmayla anlaşılan bir şeyi iki saat izah etsem sabaha kadar baklavayı anlatacağına bir dilim baklava koy ağzına adamın.

  41. 17:33

    Hiç anlatmaya gerek kalır mı? Teferruata lüzum yok der adam. Varsa biraz daha ver der yani. Onun için sen burada ehli olmayana sırrı ifşa caiz değildir. Peki ehli olduktan sonra veyahut sen bu makama geldikten sonra o zamanda benim yazmama acet var mı? Yok. Niye zaten sen anladın onu. Anladın sonunu ben de konuşayım sana bir daha.

  42. 17:58

    Anladın mı şimdi? Hapishaneye ilk girdim de 2000 senesinde işte orada Ömer ağabeyi vardı. Öldü mü kaldı mı bilmiyorum. Zillota okumuş idi. Çok da hocalığı da var. Sonra tabi hocalığı bırakmış yani. Başka işlere girmiş. Karışık işlere. Ondan sonra kitaplarını, birkaç kitaplarını da getirdi bana hapisten çıkınca.

  43. 18:25

    Ben de nasıl okuyayım kitapları? Bin tane kafamda iş var. Bunları verdi bana. Birkaç kitabı da vardı. Âlim adamıdı. Şems-ül Mârif diye bir kitap var benim kaynaklarımdan. Ahmet-i Buni Hazretleri. Havas ilminde evliyanın reisi yani. Şems-ül Mârifler çok meşhurdur.

  44. 18:42

    Şimdi Türkçe'ye tercüme etmişler. Aman ağa! O tercümelerden bir iş yaparsınız, hepiniz ya cinlenirsiniz ya büyülenirsiniz yani. Çoluk çocuk karışırsınız yani. Sakın o tercüme kitabı o kadar yanlış var ki. Siyah, beyaz yazmış yani. Ben baktım tercümelere. Küllün yanlış. O Şems-ül Mârif Havas kitaplardı.

  45. 19:01

    Onlar öyle icazetsiz, şeysiz. Bir de yani yanlış tercüme olursa tam çarpılırsın yani. Efendim, öyle derdi o. Bir konu geçerdi falan. Derdi, Şems-ül, yani tabi âlimlerin sözünü söylerdi o. Şems-ül Mârif, Lâ yârifu a'illel ârif. Şems-ül Mârif, yani marifetler güneşi, kitabı rizbe. Şems-ül Mârif'i ancak kim anlar derdi?

  46. 19:27

    Allah'ı bilen arifler anlar. Peşine de derdi ki, Vel ârifu lâ ihtâcü ileyh. Ama Allah'ı bilip arif olduktan sonra da zaten kitaba ihtiyaç kalmaz derdi. Yani daha Şems-ül Mârif'ten şunu mu yapayım, bunu mu okuyayım, ne hacet var? Direkt Mevla'yla artık devamlı Mevla'ya muracaat makamında geliyor. Anladın?

  47. 19:47

    Yani diyor, ulaşana kadar ulaşmadan ben sana yazsam haram olur. Ulaştıktan sonra yazsam yine israf olur. Çünkü artık sen anladın diyor. Ne güzel söyledi ona. işte şu zikirler, tarikat dersi, salavat. Baya bir şeyler bilmiyor musunuz? Siz de bir şeyler biliyorsunuz da. Sen bildiklerinle amel et. Bildiklerini de yapmıyorsun ki diyor.

  48. 20:40

    Yani bu kadar bildiğinin hepsini yapıyor musun? Şimdi ne arıyorsun? Bilmediklerinin peşine düştün. Sen bildiklerinle amel edersen, bilmediklerin sana inkişaf edecekler diyor. Bunun ayet-i kerimeden de delili var mı? Var Estaizübillah. Vettekullah. Burada yazmıyor ama. Allah'tan sakının, haramlardan sakının.

  49. 21:03

    Ve yuallimukumullah. Allah size bilmediklerinizi öğretecek. Bu medreselere gitmeyin, hocadan okumayın, sohbet falan dinlemeyin anlamına gelmiyor. Zaten onları dinlemezsen bir şey bilmiyorsun ki o zaman neyle amel edeceksin? Bildiğinle amel et denirken, bildiğin nereden? E bildiğinde okuduğun kitaptan, dinlediğin vaazdan.

  50. 21:25

    O zaman ne oldu? Evvela ilim, okumak, dinlemek. Sonra amel, yani bildiklerini yapmak. Bildiklerini yaptığın zaman ne olacak? Bilmediklerin açılacak. Önüne daha büyük sahalar çıkacak. Siz Allah'tan sakının, haramlardan kaçının. Allah size hakkı öğretecek. Başka ayet-i kerimesi Estaizübillah. Ey iman etmiş kullar!

  51. 21:52

    Haramlardan sakınırsanız, Allah'ın yasaklarından kaçarsanız. Size ne yapacak Allah? Furkan verecek. Furkan ne demek? Hakkı batıldan ayıracak ilim. Yani bu doğru mu, yanlış mı? İyi mi, kötü mü? Sen bunun tabi ki helal haram belli. Ama öyle meseleler yeniden çıkıyor ki, zuhur ediyor ki, bu yüzden karar veremiyorsun.

  52. 22:17

    İşte haramlardan sakınırsan, hemen Allah sana ilham ediyor. Bu da ilham meselesidir. Onun için burada iş nereye geliyor? Takvaya dayanıyor. Bildiğinle amel etmeye dayanıyor. Kale Resulullahi sallallahu aleyhi ve sellem. Evet, bu hususta hadis-i şerif var mıdır? Vardır. Yani şeriat ilimlerinden, sünnet ilimlerinden, ondan sonra zühd ilimlerinden bildiğinle amel et.

  53. 22:44

    Şeriat ilimleri demin dediğim. Farz vacip, sünnet müstahap. Bu haram, bu mekruh. Bunları öğreniyorsunuz, duyuyorsunuz. Bunlardan kaçınmak, şeriat ilimleri. Sonra ahlak ilimleri. Yani şeriat ilimlerini yapmak biraz daha kolay. Ahlak ilimleri daha zor. Mesela ahlakla ilgili biz birkaç sohbette konuşuyoruz.

  54. 23:03

    Çin tutmamak. Mesela sinirlenmemek. Siz de diyorsunuz ki sinirlenmemek elde değil. Ben de diyorum ki elde. Ben niye sinirlenmiyorum? Sinirlenmemek elde. Öyle bir şey yok. Yani şimdi sen bildiğinle amel etmeden daha bilmediğini ne arıyorsun diyor. Sana sinirlenme cenneti vaat ediyor hadis-i şerifte sallallahu aleyhi ve sellem.

  55. 23:31

    E sen devamlı sinirleniyorsun herkese. Yan baktı, dışarı attı, içeri girdi, hanım yemeğin tuzunu kaçırdı, dibini yaktı. E bunlar olmaz. Ortaksın veya bir iştesin veya patronsun, işçiye sinirleniyorsun. E biraz müsamahalı ol kardeşim. Ne bağırıyorsun, çağırıyorsun herkesi, kalbini kırıyorsun. Anladın mı?

  56. 23:52

    Ahlak ilimleri de var bu işin içinde. Sadece şeriat ilimleri yok ki. Ahlak da şeriatın içinde bir bölüm. Çok önemli. Çin tutmamak. Yani sen ne yapıyorsun? Bir mevzu çıkıyor. 20 sene sonra, 30 sene sonra diyorsun ki bu adam bana 10 sene evvel benim için böyle demişti. Yahu senin çıfıt çarşısı mısın, çöplük müsün sen?

  57. 24:14

    He? Çöp. Yani kalbini ne yapmışsın? O adamın 10 sene evvel, 50 sene evvel senin hakkında dediklerini doldurmuşsun. Ya hadi doldur. Ama doldur boşalt mübarek adam. Sen doldurduğun orada kalmış. Bu kadar la ilahe illallah dedin. O la ilahe ne işe yarıyordu? La ilahe illallah'tan gayrı her şeyi süpür dediler sana.

  58. 24:39

    İllallah ancak Allah kalsın dediler. E sende Allah'tan gayrı her şey var be kardeşim. Sehri sülükü bitirdim. Kaçıncı derstesin tarikatta? Ben bitireli 20 sene oldu. Hikaye. Bitirmiş köye. Surette ve zahirde. ahlaka bak sıfır. Ona buna saldırıyor. Ne yapayım ben senin tarikat dersini bitirmeni ya? Tarikat neye lazımdı?

  59. 25:04

    İslâm'ın ahlakını yaşamaya lazımdı. Öyle mi? Yani mesele bu. Ahlak ilimleri bildiğin gibi değil. Ya Tarikat-i Muhammediye'den onu da okumak lazım. oku tabii yani. Okutmak lazım, ders yapmak lazım. İmam Bilgi Vazifesi'nin tabii şerhleri var ya, Khadim Hazretleri, ona da şerh yazdı. Konya'daki Khadim Hazretleri.

  60. 25:26

    Kamil ağabey orada şimdi, bizim Kamil ağabey khadimlidir de khadimli adam da çok bulamazsın. Kamiler dolusu olursa, khadimli bir kişi. Konya'nın khadim kazası var, ha! Şirazları iyidir, sizi ilgilendiren kısmı bu. Orada İmam Khadim Hazretleri, Evliyaullah'ın reislerinden, Nakşime Şaykı'ndan. Anladın mı?

  61. 25:47

    O zat e, yatıyor. İşte bana da kabrinin resimlerini atmış dün. Şimdi de orada da baktım resimlerine, Allah Allah, ben de ziyaret etmek çok istiyorum. Tarikat-i Muhammediye kitabına da şehr yazdı. Eyyüel Vele'de de şehr yazdı. Hep bu konularda çok Khadim Hazretleri'nin, tabii şehrsiz kitap anlaşılmaz.

  62. 26:07

    İmam Gazali gibi insanların sözlerine izah getiren diğer ulema'dan istifade ediyoruz. Biz kendi kafamıza da mana veremeyiz. Onun için buyuruyor ki burada şeriat ilimlerinden ne biliyorsun, amel ettin mi? Ahlak ilimleri sinirlenme, kin tutma. 50 sene evvelki konuyu açıyorsun ya. Ne kindar adamsın. Kindar adam tasavvufta ilerleyebilir mi?

  63. 26:33

    Ondan sonra efendim alışverişte musamaha ile olmak. Adam borcunu ödeyemedi, biraz ona ne yapacaksın? Geciktirme verebilirsin yani. 10 gün daha, 1 ay daha, 2 ay daha faizle değil. Borcunu geciktirirse Allah rızası ile niyet edersin cennete girersin yani. Sen 3 gün evvel kapıya dayanıyorsun. Ondan sonra efendim adama hakaret ediyorsun alacağını alamadın diye.

  64. 27:05

    E tabi o da ödemesi lazım, evvelce hazırlaması lazım, verdiği günde şaşmaması lazım, ona emirler başka. Sen şimdilik alacaklı taraftaysan burada seninle bahsediyoruz yani. Alacaklı olarak senin nasıl davranman gerekiyor? Kur'an-ı Kerim sana Adam darlığa düşmüş, sıkıntıya düşmüş, ödeyemiyor. Ya elin genişleyene kadar teğredin be!

  65. 27:34

    Dedin birkaç ay, 3-5 ay. Bu cennete girmeye vesiledir. Adamın hiçbir ameli yoktu, ahirete çıktı, her günahı da var. Sırf cennete bundan girdi. Melekler de şaşırdı. Ya Rabbi bu da nasıl cennete giriyor diye. Mevla buyurdu ki bu borç verirdi faizsiz, karzasen. Sonra adam gelirdi, derdikiler benim işte ödeme gücüm yok şu an, beni teğret.

  66. 27:59

    Vademi uzat. Herkesi böyle teğret derdi. Kimine de veremiyorsan kalsın, helal olsun derdi. Bu adam bu amelle cennete girdi yani. Şimdi öbür taraftan bakıyoruz, sabaha kadar teheccüd kılanlardan cehenneme gidenler oluyor hadis-i şeriflere göre.

  67. 28:20

    Milleti hakir görüyor, kendi üstün görüyor, falan filan. Bunlar da böyle sakallı cübbelilerde çok bulunur diyelim yani bu haller. Çünkü insanları biraz hor görebiliyor. Yani ben üstünüm, şuyum, buyum. Ya bu üstünlükler takva iledir ama takva da kalptedir. Takva buradadır. Yani ne demek sen hangi haramlardan sakınıyorsun?

  68. 28:45

    Yani görüntüde tamamsın ama kinin var, nefretin var, hasedin var, kıskançlığın var, acübün var, kendini beğenme gibi bunlar dünya kadar hastalık var. Bunun hastanesi yok yani. O kadar hastalık var ki kalp hastalıkları, buna kalp afetleri dönüyor. Afet, afatü'l-kalp, kalbin afetleri, kulağın afetleri, gözünün afetleri, bunlarla ilgili hastane yok.

  69. 29:03

    Afet. Yani bunlarla ilgili hasta olmayan yok. Olmayan yok, olmayan yok. Bütün Türkiye hastane yapsan dolar. Herkes afete düşmüş. Ve lakin müdavi yok. Tedavici yok. Var Mahmut Efendi Hazretleri gibi zatlar, mürşitler var. Ama az. Hasta çok. Yani bu vaziyette doktor yetişmez bu afetlere yahu. Ama esas afet ne?

  70. 29:39

    Esas afet, milletin bunların afet olduğundan haberi yok. Esas afet bu şimdi. Ne oldu? Zelzele vurdu, deprem vurdu her yer, afet, felaket diyoruz. 50 bin kişi öldü, 100 bin kişi öldü falan filan. E imanlıysa, namazla abdestliyse şehittir. Depremde ölen şehittir. Yine orada bir tehlike yok. Esas afetin tehlikesi nerede?

  71. 30:02

    Tehlike burada. Kalbin çift çarşısı. Bu kalpte Allah'a nasıl çıkacaksın? Hiçbir kötü huyunu izale etmemişsin yani. Tedavine de bakmıyorsun. Bu konuda onun için sohbetleri hızlandırmamız lazım. Kalp afetlerimiz çok bizim. Ondan sonra zühtle ilgili ilimler. Züdd ne demek?

  72. 30:22

    Dünyaya karşı soğukluk, işte efendim israftan kaçmak, az yemek, az içmek, az uyumak, az konuşmak, az görüşmek, yani fuzuli masraflar yapmamak, dünyaya meyletmemek, Züht ne demek? Dünyaya karşı soğukluk, az görüşmek, yani yapmamak, dünyaya meyletmemek, araban zarurettir, arabandır, sağlam olsun, yolculuk yapıyorsun, canındır, malındır, zekatını veriyorsun, kurbanını kesiyorsun.

  73. 30:47

    Ayrı dava, bir araba aldın, iyi araba aldın veya bir eve oturdun. Bunlar ayrı bir şey. Ama bir de şimdi bunun nesi var? Kalbin zühtü var. Yani esas mühim olan kalbin zühtüdür. Çünkü neden? Bazı kere adam kulübede oturuyor ama zahid değil. Niye zahid değil? Çünkü bulamadığından kulübede oturuyor. Bulsa hamuduyla götürecek.

  74. 31:12

    Soğanın kabuğunu da beraber yiyecek yani. E şimdi ben zahidim numaraları. E param yokken ben de zahidim yani. Mecburen. Ne yapayım şimdi? Onun için varken dengeleme, engelleme, israfları bırakma, dünyanın meylini kesme, ama bizde bu karılar, bu çocuklar varken bizim zahid olmamız hemen hemen mümkün değildir.

  75. 31:41

    Onun için Allah'ım Ya Rabbi önce bizim karılarımızı zahide eyle Ya Rabbi. Zahidattan eyle Ya Rabbi. Kalplerine dünyaya karşı soğukluk ver Ya Rabbi. Amin. Ulan ne amin dediniz be maşallah. Size de yarıyor çünkü. Karı zahide olmayınca devamlı sizin kese aşınıyor yani. Para kalmadı daha kardeşim her gün alışverişi ya bu ne ya?

  76. 32:03

    Hele bir oturun evinizde be kardeşim ya. Oturmazlar. Aman Ya Rabbela. Nasıl bir şeydirler, nasıl bir millettirler bu kadın milleti ya? Her gün alışveriş var desen her gün çıkar parayı ver. Ya yorgun değil misin? Yatalak olsa namazı kaçıracak halde olsa alışveriş var parayı da ver birden canlanır. Ulan ne oldu sen hasta değil miydin?

  77. 32:27

    Şimdi bir iyilik buldum diyor kendimle. Tabi yani. Bunlara parayı vereceksin, arabayı da alacaksın. Hadi git alışverişe. Ya ne çıkıyorsun bu kadar alışverişe kardeşim? Kocanız getirsin nedir elmam lazım, armut mu lazım? Ne yapacaksın? Dolaplarında yer kalmamış elbiseden hiç elbisem yok diyor. Hepsi aynı mı ya?

  78. 32:52

    Allah Allah. Yer kalmamış ayakkabıya, yer kalmamış. Velakin böyle ne yapacağız? Cihad, cihad, cihad. En büyük cihad efendim evdeki cihad. Anladın mı? Cihad ne demek? Mücadele. Nasihat edeceksin. Dövmek, bağırmak, sövmek yok. Nasihat edeceksin. Anladın mı? Böyle şey yapacaksınız. Size bir tiyotaha vereyim.

  79. 33:27

    Bir tane vermedim ki bir tane vereyim. Birinciyi vereyim yani. O da şudur. Para kazanıyorsanız kazandığınız parayı belli etmeyin. Söylemeyin her şeyi ya. Hemen geliyorsun hanım. Ne var canım? Yüz bin liralık bir iş yaptık. Çok kar oldu falan. Ya bu bunu şimdi koydu kafaya da taktı bunu bir taraftan ya.

  80. 33:49

    İki gün geçecek. E kocanızı çekemez. Efendim ne var? Hani o elli bin lira kazanmıştın ya. He ondan bize ne kadar düşüyor? Veyahut da benim çanta alacağım, araba alacağım, ayakkabı alacağım, elbise alacağım. Hele elbise işi bitmez. Aman ya Rabbim. La havle vela kuvvete illa billah. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımlar bir tane elbiseleri yok, bişeyleri yok.

  81. 34:14

    Dediler ya Resulallah çok kumaşlar geliyor, çok kaliteli şeyler geliyor. Kanimet mallarına falan. Bize bir şey. Yani versem falan. Uuu.. Dünya koptu. Ayetler nazil oldu yahu. çağır onları. İnkuddünne türrinne l-hayate d-dünya ve ziyneteha. Siz dünyalık mı istiyorsunuz? Dünyanın süslerini mi istiyorsunuz?

  82. 34:37

    Yaldızlık bilmem neler. Fetealeynü'v-mette'ü'künne ve üsredü'l-hükünne Gelin size diyor kumaşlarınızı vereyim. Ama yollarınızı da salıvereyim, boşayayım, git. Habibim böyle söyleniyor yahu. Kur'an bu. Ve inkuddünne türrinne l-hayate d-dünya gün cünnetü ridne Allâh'a ve Rasûlü'h. Veddâru'l-âkhiratı feinne Allâh'a.

  83. 34:58

    E'iddel-l-muhsinâti minkunne. Eceru'l-azîmâ. Yok, Allah'a istiyorsanız, ahireti istiyorsanız, sizin gibi muhsine kadınlara, iamel sahibi kadınlara, Allah'a büyük hecirler hazırlasın. Efendim, sonra Allah zemşart. Beni mi, ahireti Allah, Rasûl'ünün ahireti mi? elbise, kumaş mı istiyorsunuz? Bütün annelerimiz dediler bu iş buraya nereden geldi yahu?

  84. 35:20

    Biz dedik ki bu kadar mal mülk geliyor bütün sahabeye dağıtılıyor Bize de bir kumaş. Biz bir şey demedik ki ya Resûlallah dediler, Ya Resulallah dediler, bu iş buraya nereden geldi? Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buydu Mevlâ'dan geldi, âyet geldi yani benden bir şey gelmedi. Hepsi dediler, biz seni tercih ediyoruz dediler, ne lazım kumaş yahu dediler.

  85. 35:39

    Annelerimiz, değil mi? Bir tane dünyayı tercih eden oldu mu? Nerede annelerimiz, nerede? Şimdi, Âişe annemize, Abdülaziz Zübeyir halife olmuştu, Mekke bütün ondan soruluyor, bütün beldeler. O da teyzesi. Âişe anamızın yeğeni yani. Esma validemizin oğlu, torunu. Ondan sonra ona bayağı hediye gönderiyorlardı.

  86. 36:08

    Bin dinar falan, ne demek? Çuvalla para. Âişe anamızın evi iki metre ya, para sığmıyor yani. Getirmişler arabaya, ne yapıyorsunuz bunu dedi ya? Secde etmeye yer kalmamış, çuvallan paraları getirmişler. Fakirlere dağıt, dağıt, dağıt, akşama hep oruç tutardı Âişe annemiz. Hepsini dağıtmış. İftarlık yemeği yok.

  87. 36:29

    Trilyon, katır trilyon dağıtmış bir günde. İftarlık yok. Cariyesi hizmet eden de dedi ki, ya dedi, biz zeytin, peynir pişip biraz et alırdık dedi ya. Bütün paralar da bitti dedi, şimdi ne olacak? Dedi ona ki, iftarlığımı getir. O da dedi ki, ne var da ne getireyim? Getirdi bir zeytinyağı işte, kuru ekmeği, batırıyor zeytinyağı.

  88. 36:49

    E dedi, Âişe annemiz sormuyor ona. Razı oluyor yani, ne getirdiyse tamamıyor. Cariye dedi ki, yani bu kadar da parayı dağıttın dedi, bir ufak da bir şey etseydik, kendimize bir şey ayırsaydık dedi. Söyleseydin bir kuruş, bir kuruşluk bir şey alırdık dedi. Hatırlatmadın, şimdi ne konuşuyorsun dedi. Tamam dağıttık dedi hepsini.

  89. 37:10

    Böyle akşama iftarlıkları yok. Gündüz halife gönderiyor dünya kadar parayı, dağıtıyorlardı. He? Bizim hanımlara böyle bir şey gelse, sen de desen ki bunun kırkta biri değil, dört binde biri, ne der? Ya sen, işin mi bitti senin ya, ne karıştırıyorsun? Bu bize gelmiş ya. Allah bize göndermiş, ne dağıtıyorsun millete?

  90. 37:39

    Yani biz de çok iyi huylu değiliz yani, hanımlara kabahat buluyoruz da biz çok mu cömertiz? Bizde de var Bazılarımızda hanımları çok bonkör, öyle de var. Öyle de var. Allah hepimize zühd nasip eylesin. İnfak nasip eylesin. Cimrilikten muhafaza eylesin. E şimdi evladım diyor, sen bu bildiklerinle ne amel ettin de diyor, bilmediklerini bana sırları aç diyorsun.

  91. 38:07

    Ben sana ne sırrını açayım? Sen bu işleri, şerat ahkamını, ahlak ahkamını, zühd ilimlerini tatbik et, bildiğin kadar, bildiğin kadar. Sana bilmediklerini Allah açacak diyor. Ne buyurdu Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem? Men alime men amile bima alime ve resulullah ilmem alem yani. Her kim bildikleriyle amel ederse Allah-u Teala ona ne yapar?

  92. 38:41

    Bilmediklerinin ilmini miras gibi nasip eder. Yani sen bir şey çalışmadan baban öldü, kaldı sana bütün paralar. E senin burada bir emeğin var mı? Yok, miras yedi derler. Onun için kolay bitirir parayı. Kendi kazanmamış. İşte Mevla da sana o kadar kolay ilim öğretir. Bir de baktın ki neler öğrenmişsin.

  93. 38:58

    Niye? E bildiğinle amel ettiğin için bilmediklerini ilave eder. Şimdi bizim derdimiz bu. Evladım diyor, evet, aceleye lüzum yok diyor. Yani sen amel etmeye devam et, acele etmekten sakın diyor. Ey elvelet, ey oğul diyor. Badelya'nın bugünden sonra, yani şimdi ben sana bu mektubu yazdım, sen de bana kitabı, mektup yazma diyor.

  94. 39:36

    Bugünden sonra diyor, la tes'elni, bana sorma diyor. Ma o şeyleri ki eşkele, müşkil geldi aleyke sana. Yani işte zorlandın manevi bir makamda, bir halde, bir şeyde. İlla sorarsan, bilisanil cenan, kalp diliyle sor. Kalp dili ne? Yani ne dediniz? Rabıta. Ne güzel bildiniz ya. Maşallah size. İlahiyatçılar falan bir şey bildiği yok ha böyle ha.

  95. 40:03

    Profesör olmuş, rabıta desem böyle bakar. Yani manevi irtibat, rabıta, raptan geliyor. Rapt, raptiye. Böyle çakıyorsun. Rabdiye, oraya işletiyorsun onu içine. Rabdiye de oradan geliyor, Arapça. Rabıta, irtibattan geliyor, yani bağlantı kuruyorsun. Nasıl bağlantı kuruyorsun? Kalp diliyle, yani rabıta üzere.

  96. 40:26

    E şimdi sen de bana diyorsun ki, hocaefendi rabıta nedir? Ya mübarek adam demedi mi sana ki Mübarek adam, demedi mi sana ki bazı şeyleri.. bazı şeyleri anlatmak haramdır? Sen de benim kocaman rabıta kitabı yazmışsın. Git kitabımı oku. Beş yüz sayfa kitap yazdın. Beş dakikada nasıl anlatayım? Ha git yaz, rabıta.

  97. 40:42

    Manevi irtibat ile bana danış diyor. Ondan sonra acele etme. Çünkü ben sana bir şey yazarsam yazarım diyor. Seni bakarım ki bir yere kadar gelmişsin, bir makama ulaşmışsın, münasip görürsem yazarım. Değilse daha bir şey sorma. Ve Mevlânâ Ebu Deste'adu Billah Hucurat Suresinde

  98. 41:15

    Geldiler Efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bir şeyler istemek için bedevilerden yani bedevi derken çölden geldiler. Bedevi lafını kullanmak istemiyorum sahabe hakkında. Ama tabi ilim sahibi değildiler yani. Medine hayatında, şehir hayatında da değildiler. Onun için Ya Muhammed falan böyle bir şeyler Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ismen biraz hitaplar yaptılar yani.

  99. 41:40

    Çık bize gel işte bekliyoruz falan evin dışından bunlar oldu yani. Tabi bu da ayetler inmesine bize Rabbimizin edep öğretmesine vesile oldu. Bu ayetler de bu sebeple nazil oldu. Değil mi? Birbirinize Ahmet, Mehmet bağırır gibi benim peygamberime öyle sesli sesli seslenmeyin ispiyle. Hiç farkında olmazsınız.

  100. 42:06

    Bütün sevaplarınız silinir diyor. Ondan sonra Ebubekir Sıddıklı Hazreti Ömer Efendimiz Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kaç kere sorardı ne diyorsunuz, ne diyorsunuz? Sesli konuşmazdılar. Edebeli ayet, bu ayet-i kerime bunu öğretti. Sonra O odaların arkasına geldiler, sana seslendiler ya Habibim Çoğunun aklı kesmez.

  101. 42:38

    Çoğu anlamıyorlar senin makamını. Senin makamını bilmediklerinden işte böyle biraz sesli şeyler çağır bağır yaptılar. Eğer onlar sabretseydiler Sen çıkıncaya kadar bekleseydiler nasıl olsa sen namaza çıkacaktın, bir iş için çıkacaktın. Zaten ekseri cami şerifte duruyordu. İnsanlarla ilgileniyordu. Elbette onlar için bu daha hayırlı olurdu.

  102. 43:07

    Bilmediler, anlamadılar, ben affettim diyor. Affurrahimim diyor. Ama bu tabii geri kalan bütün ümmete kıyamete kadar bir talim ve terbiye öğretiyor. Yani bu sadece de ne diyeyim sana Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mahsus değil. Mürşid de buna giriyor, alimler de talebelerine nispetle buna giriyor.

  103. 43:29

    Çünkü insan istifade ettiği, maddi, manevi fayda gördüğü kişilere karşı tazim ve hürmetle memurdur yani. Saygısızlık insanı mahrum eder. E tabii ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gayet tesabit. Ama diğer meşayıha hürmet hadis tesabit. Beccilül meşayh. Meşayhı yani yaşlılar manasına da geliyor ama esas manası tasavvuf büyükleri demektir.

  104. 43:57

    Bunlara tazim ve hürmet edin. Femen lem yü beccilü fe leysem min. Hürmet etmeyen benden değildir diyor. Onun için diyor ki sen diyor yani bir şey daha sorma ben anlarım. Ben yazarsam sana bir şey, sabredersen daha hayırlı olur senin için. Lazım geleni ben sana yazdım. Vakbel kabul et nasihatel hadri aleyhisselam.

  105. 44:19

    Hadir aleyhisselamı yani siz Hızır diyorsunuz. Baksana diyor. Hine kale ne zamanki dedi. Ne bu Musa aleyhisselamla meselesi. Fatih efendi belki bilir. O arşivde var mı? Avrupa'da bir ders yapmıştım. Yani bu Hızır aleyhisselamla Musa aleyhisselam 2-3 saatlik bir sohbet idi. Belki görüntüsü yoksa. Yani sohbet ses kaydı da olsa var mı?

  106. 44:46

    Yoksa o dersi çünkü bir daha yapmak icap edebilir. Ama yaptım orada ama dinlediniz mi onu siz? Tamam, yani radyodan. E tamam. Uzun mu? Öyle mi? Uzun mu sohbet? Maşallah. Yani belki de o ders yani, kümü var. Hımm. Yani Hızır Aleyhisselam'la müsaitsem yolun yolculuğunu anlatıyoruz. Anladın mı? Tefsir, tamam.

  107. 45:16

    Şimdi, buradaki dersi dinlemişsiniz. Yani bunu bulabiliyorsunuz. Demek ki arkadaşlar Demek ki arkadaşlar yeniden koysunlar, insanlar dinletsinler mesela. O nasihatı kabul et. Çünkü neden? Üç mesele oldu. Musa Aleyhisselâm'a baştan Kadir Aleyhisselâm işte rastladı, işte onun başı nasıl, sebebi nasıl, neden oldu.

  108. 45:36

    Uzun kıssadır. Ama en nihayetinde dedi ki ben arkadaşlık seninle yapmakla Rabbim bana emretti. Senden manevi ledün ilimlerinden öğreneceğim. Peki öğreneceksen dedi sana bir şartım var. Nedir o felâtes eline alan şey? Sakın bana bir şeyin neden olduğunu, niçin olduğunu sorma. Ama niye? Gittim duvarı kırdım.

  109. 45:55

    Niye kırdın? Sorma. Gittim çocuğun kafasını kopardım. Ne diyorsun sen ya? Musa Aleyhisselâm hemen ne yapar? O da der ki o zaman ayrılalım, tamam. Mecbur musun? Musa Aleyhisselâm diyor ki mecburum Mevla gönderdi. Mevla gönderdiyse şart. Bir şey sorma. Hattâ ühd-i zeleke minu zikra ben beyanını başlatana kadar açıklamayı ben yapana kadar

  110. 46:24

    bunu ben niye yaptım, sana şimdiki anlatayım diye konuya girene kadar sen bana bu ne biçim iş deme. Niye yaptın deme. Şartımı kabul ettin mi dedi? Kabul ettim dedi. Çünkü Mevla emretmiş, onunla yolculuk yapacak. Ama şarta riayet edebildi mi? Edemedi. Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem ne buyurdu?

  111. 46:44

    Ey gidi Musa, Rahim Allah ve Rahim Musa. Allah Musa kardeşime rahmet etsin. Ey gidi Musa kardeşim dedi biraz daha sabredebilseydin ne taze ilimler daha Kadir Aleyhisselâm'dan ne ledün hikmetleri çıkacaktı. Üç tane hikmet çıktı. Birincisi de geminin tahtasını kopartma meselesi. İkincisi de çocuğun kafasını kopartma meselesi.

  112. 47:04

    Üçüncüsü de duvarı düzeltme meselesi. Dinlemeyenler meraklandınız değil mi? He. O sohbeti verin şimdi yani yakında verin. Millet ilanı şu gün diye dinlesinler. Burada mesele nedir? En nihayetinde itiraz etti. Hani dedi sözleşmiştik. Tamam estağfurullah dedi. Ondan sonra bir daha bir olay oldu. Çocuğun kafasını koparttı.

  113. 47:31

    Sen ne yapıyorsun ya? Falan şeratama aykırı yaptın, şöyle yaptın biraz. Ya biz ne konuşmuştuk dedi. Mecbur musun ya benimle gezmeye? E dedi mecburum. E mecbursan sus dedi daha şart koşuyorum sana. E dedi Musa Hüseyin dayanamıyor. Hızır Aleyhisselam da onun dayanamamasını anlıyor. Makul karşılıyor. Dedi ya Musa sana bir ilim vermiş şeratın zahiriyle ilgili.

  114. 47:53

    Bana da bir ilim vermiş hikmetlerin sır perdesinin arkasıyla ilgili. Sen de doğru ilimdesin. Ama sen buna dayanamazsın. Çünkü neden? Zahire vuruyorsun. Bu çocuk burada oynuyor. Bu çocuğun kafası kopartıldı mı günahsız çocuk. Dört mezhepte de haram. Yüz dört kitapta da haram değil mi? E bu ne oldu şimdi?

  115. 48:19

    Ama şimdi Mevla buyurursa ki Hadır Aleyhisselam'a ilmile dünden bu çocuk büyüyünce büyük gavur olacak. Sonra ana babasının gavurluğa zorlayacak. Ana babası da çok mübarek biri. Şimdi bu ana babasının bundan kurtulması için sen bunu git öldür. Sen bunu öldürürsen bu çocuk gavur olmadan öleceği için çocuk cennete gidecek.

  116. 48:43

    Ana babasını da gavur etmediği için ana babasının da amelleri iptal olmayacak. Onlar da Müslüman cennete gidecek. Sonra ben bunun anasına babasına bir kız çocuğu vereceğim. Bu kız çocuğundan da on iki tane peygamber doğacak.

  117. 48:57

    Şimdi bu sırları bildiği zaman Hızır Aleyhisselam'a Allah da emrederse bu iş kolay gelir. Ama Musa Aleyhisselam'a bu sırrı açmadığı için Musa Aleyhisselam kalkıyor oturuyor. Haklı Musa Aleyhisselam. Onun için yani diyor üçüncü de artık duvarı düzeltme meselesi. duvarı düzeltme meselesi, dedi ki Dedi ki ha zâfirâku beynime beynik hacafir beynime beynik

  118. 49:19

    ayrıldık gitti dedi, bu son olsun dedi. Musa Hüseyin anladığı Musa Aleyhisselam anladı işi hemen. işe hemen, üçüncü dedi, Üçüncü de de ben özür diliyorum falan, devam etsek. Daha devam Daha devam edemeyiz dedi. edemeyiz dedi. Ama dedi Ama dedi şimdi sana

  119. 49:31

    şimdi sana ben ben bunları niye yaptım? bunları niye yaptım, Rabbim bana ne Rabbim bana ne bildirdi, vahyetti? bildi Ledün ilminden ne verdi? Yani Hızır Aleyhisselam'ın peygamber olmadığı ihtilaflıysa da yani ekseri ulemaya göre peygamberlerdendir. Çünkü efendim Nuh Aleyhisselam'ın neslindendir. Esselam'ın neslindendir, babası padişahlardan idi.

  120. 49:55

    Bu kadar gizli ilmin vahye dayanması, tabi ilham da haktır, keramet de haktır, ilham da haktır ama böyle derin ilimler, yani bir çocuğu git öldür denecek kadar önemli meselelerde de vahye dayanması. yapması icap eder. Çünkü düşünüyor musun? Hiçbir veliye böyle bir ilham gelse, o ilhamla veli bunu yapabilir mi?

  121. 50:18

    He? Yapamaz. Yani bir veliye bu keşfettirilse, gösterilse, ana babasının başına bela olacak diye, hiçbir velinin ilham geldi bana diye, rüya gördüm diye, kalkıp bunu yapması... caiz midir? Değildir. Ama İbrahim a.s. rüyasında oğlu İsmail'i kestiğini görünce yatırdı kesmeye değil mi? Niye yatırdı kesmeye?

  122. 50:39

    Çünkü peygamber olduğu için rüyası bile ne oluyor peygamberin? Rûh-i El-Enbiya vahyün vahyi olduğundan Kur'an'da, Saffât Sûresi'nde bu zikrediliyor, rüya olduğu da zikrediliyor. Hadiste de değil, direkt Kur'an'da metninde geçiyor. Hal böyle olunca Hızır a.s.'ın peygamberlerden olma şeyi çok ağır basıyor yani.

  123. 50:57

    Çünkü çok ciddi bilgiler var yani. Bu acayip bir şey. Musa a.s. dayanamadı, görsene yani. Onun için diyor, evladım sen diyor Hızır'ın nasihatini kabul et. Yani demek istiyor, biz de Evliyaullah'tanız demek istiyor İmam Gazali. Bir şeyler yaparız, bir şeyler ederiz. Senin aklın ermez. Yani bir şey yazarım sana, bu ne biçim iş dersin?

  124. 51:20

    Hepten kayar gidersin, itiraz etmene gerek yok. Bana da bunları söyletme diyor. Velâ teste acil, acele etme yavrum diyor, acele etme. Şimdi bizim arkadaşlar da bu yeni dönenler çok aceleci oluyor. Daha dün her naneyi yiyorken ceviz kırıyorken, fındık kırıyorken e şimdi sakalı bırakıyor, cübbeye giriyor, biraz da tarikata giriyor.

  125. 51:44

    Ben böylelerle çok haşır neşir oldum, yolculuklar yaptım, ömrüm bunlarla geçti. Kimisi rahmetli oldu tabii. Allah kabullen, nûr etsin. Sonları da iyi oldu. Kimisi Medine'de öldü, kimisi orada. Mübarek Efendi'nin adamları hep iyi gittiler. Ama ya şimdi bakıyorsun hemen adama soruyorsun, sarığın niye yok?

  126. 52:02

    Sakalın niye kısa? Öbüne sen ne biçim sakalın yok ya? Ya mübarek bir sene evvel senin yatmadığın yok. Bu adam yine şimdilik namaz namaz kılıyor. Sakal da bırakır inşâAllah, nasihat ederiz ama hareket tarzlarında falan, tarikat dersinde oram yanmaya başladı diyor. Arkamdan ateş geliyor. Bir iki metre havalandım, ne olduğum belli değil.

  127. 52:23

    Bir daha bir indim aşağı diyor falan. Ben mesela havalandım, bir santim bile havalandığım yok yani. Yere çakılmış duruyorum ama adam havalandı, hakikaten havalanıyor böyle. Bak olur yani zikrin harareti vardır yani. Hararet, sıcaklık, şudur budur. Nidalar da gelebilir. İşte şeytani mi, rahmani mi? Bunu şeriat fark eder.

  128. 52:42

    İlim lazım olur. E ben âlim değilim. Âlim değilse mutlaka bir Efendi Hazretleri vekillerinden birine veya o da üst bizatı havale eder. Her vekilim diyen de o sorunu, müşkülü çözemeyebilir. Dolayısıyla o da daha bir üstüne havale eder. Efendi Hazretleri ile görüşemiyorsan o zaman onun vekilleri vardır.

  129. 53:01

    Ona göre sıra, tertip vardır, kıdem vardır. Bunlara riayet edilir. Bu şekilde bir müşkül çözülür. Ve lakin mevzu olmuyor ki Yarın inşâAllah saat 19, akşam 7 mi bu? Saat 19'da akşam Lale Gül'de verilecek o sohbet inşâAllah-u Rahman. Yani o mevzuyu uzunca dinleyin.

  130. 53:19

    Şimdi ben size hep kitaplarımla değil, sohbetleri de sohbetlere havale edeceğiz. Başka çare kalmadı. Biraz da dinleyin eskileri. Hep aynı şeyleri konuşursak yeni şeyler konuşmaya vakit kalmaz. Biz şimdi dersleri bitirelim. Sakın acele etme evladım diyor. Yani bu acelecilik iyi değil. Hatta Teflüka ulaşana kadar evanev vakti zamanı vardır.

  131. 53:42

    İşler vakitlerine bağlanmıştır. Fakat insanın huyunda ne vardır? Acelecilik vardır. Allah-u Teala ne buyuruyor? Allah Allah ayet bu yahu. İnsan nereden yaratıldı? Mesela size sorsam insan nereden yaratıldı? Topraktan. Veyahut biz nereden yaratıldık? Anne babamızın suyundan. En nihayetinde nutfe diyor.

  132. 54:05

    Kur'an-ı Kerim Adem babamız için türap diyor, topraktan bizim için nutfe diyor. Bir damla sudan diyor. E şimdi insan nereden yaratıldı? Ayetlerde de ne geçiyor bir ayette de? İnsan aceleden yaratıldı diyor. Yani Mevla ben aceleyle yarattım demek istemiyor. Aceleden yaratıldı ne demek? İnsanın ham maddesinde, hamurunda acelecilik var.

  133. 54:30

    Bu da çok tehlike götürüyor değil mi? Bu acele her yerde iyi değil. Ancak birkaç yer. Bu luayrenin evlendirilmesi, cenazenin tecid-ü tekfini, defni, he? Borcun vakti geldiğinde ödeme vakti hemen ödenmesi, misafir eve geldi, geldi, dur yemeği pişiriyorum diyene kadar adamın canı çıktı. Hemen önüne bir şeyler koymak meselesi.

  134. 54:57

    Bütün bunlar sünnette var. Ama bu altı yerdir. Bu altının dışında acele mezmumdur. Kınanmıştır şeratımızda. Geri kalan işlerde, yani birden hoca oluyor. birden hoca olunmaz. Birden evliya olayım. Meratip var, basamaklar vardır. Öyle mi değil mi? Yani birden olduğun zaman zaten bunu kaldıramazsın da zaten.

  135. 55:22

    Mevla sana acıdığı için sıraya koymuştur. Çocuğun da büyüme evreleri gibi yani. Ona uygun gıdalarla beslenir. Hemen de ağzına büyüsün diye et met börek tıkanmaz. Çocuk boğulur. Ona göre gıdasını da süt olarak belirlemiştir. Ondan sonra büyüdüğüne göre, yaşına göre yemekleri değişir. E burada da zikri de ona göre değişiyor.

  136. 55:50

    İlim ona göre değişiyor. Okuduğu kitaplar, yani zahiri ilimde de olsun, maneviyatta da olsun, hep basamaklar vardır. Ve terağhuv, vaktine ulaşana kadar acele etme ki yükşef leke sana efendim, liyen keşife leke de var, bu daha kolay oldu. Liyen keşife açılsın leke sana, yani aradığın ilimler ondan sonra sana keşfedilsin ve terağhuv sende onu alenen görebilesin.

  137. 56:20

    Çünkü istiacal, acelecilik uğursuzluk getirir. Müsteacil mahrumdur. Yani men iste acele şey'e alimler buyurmuşlar, kable evani, vakti gelmeden bir şeyi acele isteyen rukıbe bihirmani, ondan mahrum edilmekle cezalandırılır. Acele etmeseydi kavuşacaktı, acelecilikten mahrum edilir, bitti. Hiç daha kazanamaz.

  138. 56:44

    Onun için bunlara dikkat edilecek. Ne buyuruyor Mevlâ Teâlâ es-Sencebü'l-Lâh? Se-urîkum âyâti felâ tes-tancilûn. Yakında size ayetlerimi göstereceğim, acele etmeyin. Şimdi bu bir gâvurlara tehdittir, bir bakıma manası. Ey dinsiz kitapsızlar, yakında kıyamet geliyor, ölümünüz geliyor, melekleri göreceksiniz zaten, bu gırtlağınızı sıkacaklar.

  139. 57:06

    Ayetlerimi göstereceğim, belanızı acele istemeyin. Hani kâfirler diyorlardı ya, varsa gelsin, varsa gelsin. Acele etmeyin ya, yakında belanızı göstereceğim. Ebu Cehil mi kaldı, Firavun mu kaldı, Karun mu kaldı, Şeddat mı kaldı? Hepsi belasını gördü. Bugünün Karunlarına da, Firavunlarına da misliyle Rabbim muamele etsin.

  140. 57:26

    Amin. Bir de bunun manası şudur. Yani ya Rabbi bana tefekkür edeceğim ayetler göster, işte maneviyatımı aç, keşfimi aç, zuhuratlar göreyim, le dün ilminden nasipler alayım falan filan. Ne buyuruyor ona? Ayetlerimi size yakında göstereceğim. Sen madem heveslisin, madem talebesin, madem bu yolda gayretlisin, ben isteyeneye veririm Allah buyuruyor.

  141. 57:50

    Ama sıradan gidin, acele istemeyin. Bu da çok önemlidir talebeler bakımından. Yani ve tarikat dersi yapanlar açısından bu mevzu önemlidir. Vakti gelmeden bir şey sorma. Veteyakkan sen şunu yakinen bil ki Sen diyor ulaşmak istediğin yere ancak yürümekle ulaşırsın. Burası da İmam Gazali bu, burayı da şerhette dur.

  142. 58:26

    Şunu bil ki evladım diyor, bir şeye ulaşmak için, hani vakti gelmeden isteme, ama istemedenken de ne yap? Otur aşağıya. Bildiğinle amel ederek yola yürümeye devam et diyor. Allah'a giden yolların nihayeti yoktur. Ama sen ulaşacağın zaman yürümeden ulaşamazsın. Her yürüyen ulaşamaz ama yürümeyende de hiç ulaşma şansı yoktur.

  143. 58:53

    Yine ulaşanlar kimlerden olmuştur? Hareket edip yürüyenlerden olmuştur. Şimdi bu yürümenin manası nedir? Haa burada bir manada tasavvufidir. Tasavvufi, yani İmam Gazali sözüne de ayet gibi kaç tane mana vereceksin. Bu yürümekten ne anlıyorlar? Mesela Hadimi Hazretleri burada tasavvuf yolundaki manevi şer-i sürüklü anlıyor.

  144. 59:16

    Abdurrahman el-Rumi Hazretleri mesela başka şerhde o da gezinmek, ilim tahsili için veya mürşid aramak için veya evliyaullah'ı ziyaret için dolaş diyor dünyayı. O da onu söylüyor. Ya ikisi de uygun mudur? Uygundur. Ama bulduktan sonra da kapı kapı gezmeye lüzum yok. Mürşidini buldun, onu da sebat edeceksin.

  145. 59:37

    Ama ararken, arayış içinde olanlar da arasınlar. Allah muhafaza Fetö gibi birini mehdi zanneder, mescid zanneder. Ondan sonra helak olur gider. Helak ne dinleri kalmış, ne dinleri kalmaz. Bu ne rezilliktir ya? Yani, onun için bulmak önemli, aramak önemli, araştırmak önemli, mürşitsiz iş olur mu yani?

  146. 1:00:34

    Adamlar anlamamıştır, akıllarını vermişler kiraya. Ben ne diyeyim ama, yürümeden ulaşamazsın. Yürümek manevi yolculukta olur. Mesela, nefsin sana verdiği vesveselerden, ondan sonra, ona avaik-ı, alaik-ı nefsaniye deniyor. Yani nefisle ilgili şeyler, düşünceler, istekler, şehvetler, hırslar, tamahlar, kazanmalar, istek yani, istek bazında.

  147. 1:01:01

    Bunlar adamı meşgul ediyor. Sonra cismani avaik. Cismani yani bedenle ilgili, fiziksel, yani şehvetin her türlüsü var. Bir mal hırsı var. E bir efendim itibar, rütbe, bürokraside ilerleme gibi olaylar var. E bir de bedeninin istekleri var. Kadın erkeğe, erkeğin kadına meyilleri var. Temayüller var. Bunların hepsi tabi engel.

  148. 1:01:25

    Burada helaldan, helalıyla yetinmek ve haramdan uzak durmak icap ediyor. Bunların hepsi yolculuk. Nasıl yolculuk? Yani, işte senelerdir ömrümüz, buluverdiğimizden bugüne kadar hepimiz bir yolculuktayız. Bu yolculukta bazen, yıkılıp, bazen yıkılıyoruz, bazen düşüyoruz. Ama yine Allah bizi kaldırıyor.

  149. 1:01:48

    Kurban olduğum elimizden tutuyor. Yine bize istiğfar nasip ediyor. Yeniden günahlarımızı affediyor kurban olduğum. Yeniden toparlanıyoruz. Biraz daha güçleniyoruz bazen. Sonra nefis bir daha başka yerden bir saldırıyla geliyor. Şeytan geliyor, nefis geliyor içten dıştan. Ondan sonra bunlar nefsin istekleri insanı kuşatmış vaziyette.

  150. 1:02:09

    Yemek isteği, su isteği. Ya tabii bunları karşılayacaksın. Karşılayacaksın ama yani bunların tabii öyle bir dengesini kurmak lazım ki çok acıkırsan yani kendini hepten aç bırakırsan bu da sıkıntı. Bu sefer Allah dediğinde işin gücün yemek olur. Bir kere Allah'ı düşünmezsin susamışken. Bu sefer ne olacak?

  151. 1:02:32

    Orada da dengeyi kaçırmayacaksın. Aşırı yemek, aşırı içmek. Onlardan da hırs doğuyor, şehvet doğuyor. Efendim eşinle iktifa helal olunlar. Orada dengeyi muhafaza. Onun da hakkı var, onun hakkını vereceksin. E sen de gözün dışarıdan gönüllülük haramdan sakınmak için ona göre tabii ihtiyacını gidereceksin.

  152. 1:02:52

    O da yemek, içmek gibi bir hacettir ve zarurettir. Bunların hepsi de eğer iyi niyetle yapılırsa da hepsi de ibadettir aynı zamanda. Çünkü ibadette kuvvettir. Bunları böyle yaparsan, bu yolculuğu yaparsan diyor, efendim maksadına ulaşırsın. E bir de gezmek lazım. Yani ortalığı da gezmenin de faydası var.

  153. 1:03:15

    Orada da destek alıyor. Mevla buyuruyor ki yeryüzünde niye gezinmiyorlar da bakmıyorlar? Mesela burada kafirleri kınıyor. Yani kafirleri niye kınıyor? Ebu Ceiller'e diyor ki ey Ebu Ceiller benim bu peygamberim gelmiş size kalktınız, inkar ediyorsunuz. Ondan harp ediyorsunuz. Halbuki gezip dolaşsanız neleri göreceksiniz?

  154. 1:03:36

    Eee Lut kavminin harabelerini göreceksiniz. Tabii şimdi bin dört yüz sene geçmiş. O zaman o harabeler daha meydandaydı. Şimdi eserleri daha azaldı. Bin dört yüz sene ne demek? E gidersiniz orada Yemen'de Sebe kavminin barajın patlamasıyla helak olduğu dünyanın en büyük cennetleri bağ bahçesinde. Orayı göreceksiniz.

  155. 1:03:56

    Çünkü Mekke'nin yakınlarında bunlar. Orada hicir beldelerinde şimdiki Tebuk tarafı yani. Orada Semud kavmi Salih Aleyhisselam'ın devesinin çıktığı kayağı göreceksiniz. Orada Salih Aleyhisselam kavminin bütün yıkıntılarını, enkazını göreceksiniz. Öyle mi? Dünyanın en dip yerindeki Lut gölünü göreceksiniz yani.

  156. 1:04:17

    Altı tane şehir orada batmış gitmiş. Denizden bile dört yüz metre dibinde. Dünyanın en düşük yeri. E bunları göreceksiniz. Yani ne demek istiyor? Bu kadar gezinseniz, görseniz o zaman ne olmaz? Kâfir olmazsınız yani. Gezmenin bu faydaları var. İbret alırsınız, tefekkür edersiniz. Vay anasını bunlar belayı bulmuş.

  157. 1:04:37

    Bir de bak peygamber varmış ya. Sade bize gelmemiş. Gezersen diyor billahi diyor Allah'a yemin ederim evladım. İntesir eğer gezersen desersen teral'e acayip, çok acayip şeyler göreceksin. ter-alâ cem'in İbarelere sığmayan, hakikaten insanın ben de böyle oturup okudum, okuttum, dinledim, konuştum ama seyrü seferlerimdeki Evliyaullah kabirleri,

  158. 1:05:02

    peygamberlerin kabirlerini ziyaret için dünyanın birçok yerine gittim. Bazı kere üç günde üç bin kilometre yapmışım. Yani o kadar dolaştım, uçakla, karadan vs. dağ, bayır, çayır, ne peygamberlere gittim, ne çoğunun da resmi falan yok, evvelce gittiklerimde resim mesim telefonlar o zaman çekmiyordu. Yani çoğunda da kayıt da yok elimde.

  159. 1:05:24

    Bu kadar şeyde hakikaten çok ilginç şeylerle karşılaştım. Hikmetli ilimlerle buldum, efendim çok meczup insanlar gördüm, cezbel insanlar gördüm, kabir başında yani seni bekliyorum diyeni gördüm, kabri bulamadığımda adam hiç Lübnan'ın ortasında, neredeyse Yusuf'un ebani kabri, çıkıyordum, ümidi kestim, dolan dolan.

  160. 1:05:45

    Şimdi gezerseniz yani seyr-ü sefer. Anladın mı? İşte gidiyorsun Bukhara meşayihini ziyarete, silsilemizi ziyaretler. Değil mi İmam-ı Rabbân hazretleri, Hindistan, orada ne veliler, ne fukaralar, ben de gidemediğim yerlere gideceğim inşâAllah. Bazılarına gidememiştim. Efendi Hazretleri'ne gittiğimizde.

  161. 1:06:04

    İnşâAllah yine niyet ettim gideceğim. E şimdi bu seyirde, yolculuklarda Allah için olursa, niyet güzel olursa çok acayip şeyler görürsün evladım. Fikirli menzil. Her durakta, her konakladığın yerde Allah sana kapılarını açacak diyor. O sırada dualar kabul oluyor. Gurbette olmazsa, yolculukta dua reddolmuyor.

  162. 1:06:23

    İnsan mesela, ben birkaç duamı Tombuz Fas'a gittiğimde, Merakeş'te, Ebu'l-Abbas Sebti Hazretleri'nde niyetler ettim mesela. O arada dualarım 4-5 tanesi peş peşe çıktı. Yani 8 tane niyet ettim çünkü özellikle çocuğu olmayanlar mesela. Bende çocuk fazlalığı var da yani çocuğu olmayanlar için Merakeş'te Ebu'l-Abbas Sebti Hazretleri.

  163. 1:06:45

    Yani gidersin, orada onun kasası var, sandığı. Bütün oranın fakirleri, Merakeş'in o sandıktan geçiniyor hâlâ. Yani o kadar büyük veli. Şu anda bile bütün fakirler sandığı var. Kral bile yani o sandıktan harcatmayı takip ediyor, devlet yani. O kadar büyük bir veliydi. Mesela git de gör bakayım. Ondan sonra çocuğum olmuyor.

  164. 1:07:05

    Yani Allah için niyet ediyorsun, sevabını o zatın ruhuna hediye ediyorsun. Ya Rabbi diyorsun, ben burada bu sandığa bir sadaka bırakıyorum, fakirler için. Sen hayrımı kabul et, sevabını Ebu'l-Abbas Sebti Hazretleri'nin ruhuna ihtiyaç diyorum, vasıl eyle. Ondan sonra diyorsun, şu iş hacetimi gör Allah'ım diyorsun.

  165. 1:07:26

    Yani ben 8 hacetle gittim, yani bir sene belki oldu olmadı, bir buçuk sene belki oldu olmadı. Yani 5-6 tane peş peşe çıktı. Ve zor işlerdi benim için. Zor işlerdi. Ayrıca demek ki seyri seferde, hele Evliyaullah'ın ziyaretlerinde, ehyan ve anvâte, dirileri de olur, ölüleri de olur. Onların ölüleri de dirilerinden daha makbul mübarekleri.

  166. 1:07:49

    Değil mi? Onun için gezersen her konakta çok acayip işler rastlayacaksın. ''Öbzül rûheke'' Evladım diyor, ben sana söylüyorum. Bu yolda adam olmak istiyorsan canını feda edeceksin diyor. Ruhunu diyor, cömertçe ortalığa halı gibi sereceksin diyor. Herkes etsin geçsin hesabı. Tevazu göstereceksin. Malından, canından geçeceksin.

  167. 1:08:14

    Çünkü ruh esasen arşın nurundan yaratıldığı için ruhun esas vasfı Allah Teala'nın celâlini ve cemâlini ve esmasını ve sıfatını, nurlarını müşahede, görür gibi olma, görmek yok. Görür gibi olma, mutalağa da o nurların seyreder efendim, murakabe dönüyor bunun da adına. Bu murakabelerde istihrak, yani zaten tarikat dersinin sonunda da yazar.

  168. 1:08:39

    Mahrum, istihrak olup kalacaktır. Yani eriyip gideceksin. isimlerinin sıfatlarını, işte hangi makamda, mertebede dersin, hangi seviyeye geldiyse Allah'ın akrabiyet, en yakın olmasının sırrı mı? Ma'iyyet, Allah'la beraberlik sırrı mı? Değil mi? Hakkatül Kabe, Kabe'nin hakikati mi? Hakkatül Kur'an, Kur'an'ın hakikati mi?

  169. 1:08:59

    Hangi makamdaysa dersin yani o murakabelerde kendini eriteceksin yani, kendinden eser bırakmayacaksın. E şimdi bu tarikatı, bu seyri sürü, bu şekil yapmış bir adam ondan sonra kalkıp sinirlenir mi? He? Dersi bitirdikten sonra hemen sağına bakıp adama ne biçim adamsın lan der mi? Diyorsa bu dersi gece geçmiş yani.

  170. 1:09:26

    Gece geçmiş. Haberi yok. Bu tasavvufun Allah yolunun, yolculuğunun temeli ve esası Ruhunu, canını bile cömertçe feda edebilmek. Burada karıdan, paradan, maldan, mükteni bırak candan, dakiği geçeceksin. Bu yol öyle kolay mı? Efendim, kemâ kâle zünnûn-i mısriyyû. Zünnûn-i mısriyyû, büyük velî. Ta 1200 sene evvel yaşamış.

  171. 1:09:59

    Evliyanın reislerinden, Rahimullah, Teâlâ, Ziyâ-ı Hadîn. Mısır'da, Kahire'de ziyaret ettim kabrini. Belki de iki kere, üç kere ziyaret ettim. Ondan sonra başka yerlerde de rivayet çıktı. Orada da tabi bütün velilerin bir şeyi var, o da yapmışlardı. Talebelerinden, Liyâhedîn-i telâvüz ettiği, talebelerinden birine dedi ki Mübârek, İnkaderti alâ bezlî ruhve teâlâ,

  172. 1:10:21

    bana dedi, mürit olacaksın veyahut da işte benle arkadaş. O zaman onlar, ben şeyhim, sen müritsin, şey yok onlarda. Evliyaullah öyle bir şey yapmaz. Sen dedi, benimle arkadaşlık istiyorsun yani. Benle arkadaş olmaya gücün yetecekse, sen, orada şartım var, aynı Hızır Aleyhisselâm meselesi. Arkadaşlıktaki şartım nedir?

  173. 1:10:40

    Yeri gelince, canından bile geçebilecek misin Allah için bu yolda? Bunu yapabileceksen fethane gel. Ve illa, yok ben canımdan geçemem, malımdan geçemem, karımdan geçemem, paramdan geçemem. Ne olacak? Tarikat dersi alacağım. Ne olacak? Arşa çıkacağım. Sufiye'nin, yani bazı tasavvufçuların dediği, batıl sözleriyle beni de meşgul etme, kendini de meşgul etme.

  174. 1:11:05

    Yani ana caddeden ayrılıp da yanlarda dolu şube var. Ana caddeden ayrıldıktan sonra bin tane mesele çıkar. Ben de ana caddeden gidiyorum. Allah'ın yolunda her şeyimi feda etmişim. Arkadaş olacaksan, bu yolda gücün varsa gel. Eyvel velet. Evet. Bu ruhunu burada tabii verme meselesi, ilginç bir iş. Yeri gelir, canın da lazım olur.

  175. 1:11:30

    Değil mi? Yeri gelir. Ama zaten bir adam uykusunu feda etmesi, yemeğini feda etmesi, az yemek, az içmek, az uyumak, az konuşmak, az görüşmek züht. Tasavvufun aslı züht. Dünyaya temayül göstermemek, bu kadar dünyanın yaldızları içerisinde, etrafındaki insanların bu kadar seni meşgul etmeleri, çoluk çocuğunun vesairenin bu arada yani bir insanın kalbini mevla ile meşgul edip

  176. 1:11:58

    bunlara takılmaması meselesi hakikaten can feda etmek yerindedir yani. Canını feda etmek ancak bu olsa gerektir. Çünkü insan canı gidiyor derler ya. Bir şeyi görüyor, canı gidiyor yani. ben de şuraya gitsem, ben de buraya gelsem. Ama kendini, nefsini zapt etmek, ruhunu hizaya getirmek, bu manevi yolda yürümek çok önemlidir, bu işin temelidir.

  177. 1:12:22

    Onun için evladım diyor, sen de diyor eğer ki yok ben keşfe kavuşayım, kabirlerle konuşayım, keşfim açılsın, mezardakine ne var ne yok diye sorayım, mezardaki de bana sizin evde hırsız var desin. Yani bunlar olur, olmaz demiyorum. Keşif, ben keşfi reddetmiyorum. Ama bu keşifler ucuz işler. Yani tarikatın hakikatini bilenler için, Efendi Hazretleri'nin beyanları ve cile.

  178. 1:12:52

    İşte arş açılsın göreyim, levh-i mağbuzda müşahede edeyim, yarın başıma ne gelecek bileyim veya gideyim işte Eyüp Sultan Hazretleri ile bir görüşeyim. Bunlar oluyor, bunların başına gelenler var. Bana hiç öyle bir şey nasip olmadı. Ama olmadı diye de olanları da reddedemem. Çünkü Efendi Hazretleri'nden duydum ben bunları.

  179. 1:13:12

    O zattan duymasam da inanmam. Ama var, tabi kitaplarımızda da var. Velakin ne diyor İsmet Garibullah Hazretleri? Yani kabirlerdeki ölülerle ruhlarıyla görüşmeler, konuşmalar bunlar için efendim bunlar keşfi süflü diyor. Yani düşük işler, düşük keşifler. E ben ne yapayım? Büyük keşif ne o zaman? Büyük keşif ne?

  180. 1:13:34

    Amerika'yı keşfetmek değil herhalde. Fena ile bekadır keşfi ulvi diyor. Evladım kendini kaybedecek kadar, nefsinden geçecek kadar efendim Allah'ın zikrinden başka bir şey kalpten geçirmeyecek kadar kalbini Mevla'ya bağlayıp da elin işte, gönlün işte meselesi. Hem kazanacaksın, hem harcayacaksın, yiyeceksin, içeceksin.

  181. 1:13:56

    Helalinden evleneceksin, çoluk çocuğun da olacak. Sana demediler dağa çıktı evliya. Dağda evliyalık kolaydır. Şehirde evliyalık zordur. O zaman sen bütün bunları efendim şeratın mubahları çerçevesinde her türlü helal dairesinde kalacaksın ama haddi aşmayacaksın, sınırı geçmeyeceksin, mubahları da çok azaltacaksın.

  182. 1:14:19

    Hemen hemen sıfıra indireceksin mubahları, fazla mubahları. Fazla mubah, fazla yemek işte. Fazla mubah, fazla konuşmak. E kıymet edersen haram. Ama ben ne anlatıyorum? İşte bizim köyde eskiden bir inek vardı. Başta da anlatma. İki saat o ineği anlatıyorsun kardeşim. Ben yalan konuşmuyorum ki. Ya doğru konuşuyorsun ama ne fayda var bu inekten ya?

  183. 1:14:40

    Sizin lahanalardan, mısırdan bana ne kardeşim? Ne oldu? 10 dakika gitti. 10 dakikada evliya olurduk ya. ama fazla anlatma kardeşim e şimdi zaten konuşan kalmadı, herkesten de bir cep telefonu oturuyorlar, herkes telefonuna bakıyor kimse kimse suratına baktı, yok ondan sonra aa biz gidelim ulan niye geldiniz de niye gidiyorsun?

  184. 1:15:33

    neyse, konuşmalar azaldı biraz ama ve lakin biz diyor yani sen diyor ruhunu feda etmek meselesi işte bu istikamet ölçüde gitmek, düz gitmek ana caddeden gitmek orada haramdan sakınmaktan öte işler var burada fazla mubah bile göze batar fazla mubahları da azaltmak hep ilimle meşgul olmak icap ediyor öyle mi değil mi?

  185. 1:15:58

    yani Mahm-ı Şafii tıraş olurken radıyallahu anh berber dedi ki efendim biraz zikrinizi durdurun da dudağınızı kesilecek kesilsin dedi Allah'ın zikrinden gaflet etmektense dedi zikirsiz mi duracağım dedi yani şimdi bu hareket koca müctehid bu tabi aynı zamanda dört kutuptan biriydi İmam Şafii kendi döneminde Ektab-ı Erbağ'dan biriydi demek ki yani bunlar nasıl müctehid oldu?

  186. 1:16:23

    senin, benim gibi bu kadar konuşursa, yerse, içerse adam müctehid olur mu? akıllı bile kalmaz ya kafayı sıyırttık zaten bu memlekette ortalıkta olaydan geçilmiyor bir gün bir darbe oluyor, bir gün bir bilmem ne oluyor bir gün tav çıkıyor, bir gün öküz çıkıyor bir gün inek çıkıyor yani memlekette tehlike dolu yani insanlar dengeyi kaçırdı ya

  187. 1:16:43

    ne bir iş yapabiliyorsun, ne bir ekonomiyi ayarlayabiliyorsun ne bir mal alsan, ulan satabilir miyim? yarın ne olacak belli değil, perişan ya ehl-i sünnetten uzaklaşmak yüzünden ecdadımızın mübarek yolunu terk etmenin belası olarak

  188. 1:16:58

    şimdi kurtulamıyorsun Avrupa'dan kurtulsan Rusya'ya muhtaçsın Rusya'dan kurtulsan Amerika'ya muhtaçsın halbuki sen ancak Allah'a muhtaçsın ama bu millet hala Allah'a dönüş yapmıyor tövbe etmedi bu millet camiler doluyor mu? sabah namazlarında cemaat var mı? bitti hiçbir felah beklemeyin hiçbir hayır beklemeyin camiler cemaatle dolmadıkça, farzlar yerine getirilmedikçe

  189. 1:17:25

    hiçbir şey beklemeyin bayramdan bayrama cemaatle dolan camilerle bu milleti Allah kurtar mı kardeşim? kurtarmaz nereye döneceğiz, nasıl düzelteceğiz? ancak Kur'an'a, sünnete döneceğiz bir de can fedası lazım herkes evliya olamaz herkes ulema da olamaz kimisi de yardımcı olur kimisi destek olur, kimisi dinleyici olur, kimisi izleyici olur

  190. 1:17:47

    hadis-i şeriflerde bu maddelere de yer verilmiştir herkes helak olmaz yani alim değilsen sâmi ol dinleyin, sohbet dinle sohbet de dinlemiyorsun kardeşim ondan sonra televizyon seyrediyorsun, adam diyor ki bilmem ne muhteciliğe göre mukallidin, imanı muhteber dilepten senin de gavursun sana denemek istiyor falan e sen burada ehl-i sünnet alimleri dinlemeden

  191. 1:18:09

    kitaplarını okumadan zaten yolunu bulamazsın zaten bu önce ilimsiz hiçbir şey olmaz ondan sonra bildiğin kadar amel hemen öğrendiğini devreye sokmak ondan sonra Mevla açacak diyor yollarınızı açacak diyor İmam-ı Gazâlî Hazretleri inşâAllah Rabbim buyurduklarıyla amele muvaffak eyleye hem manevi yolda seyr-i sülük denen yola girip o yolda yürümek menzilleri, makamları

  192. 1:18:34

    müşahede eder geçmek Rabbimize vasıl olana kadar Allah'ım ölmeden mutlaka kendisiyle vasıl eylesin amin zahiri meselelerde de ilim tahsili için çünkü orada diyor ki yani burada Hızır aleyhisselamla Musa aleyhisselamın olayındaki ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerden çıkan nasihatlerde burada Evliyaullah diyor, demişler ki burada ne var diyor bir takım faydalar var, mesela

  193. 1:19:01

    3 tane fayda söylüyor ne çıkıyor burada? insan ne kadar alim olsa kendini beğenmeyecek çünkü Musa aleyhisselam en alim kim dediler? benim dediği için Mevla buyurdu senden alimi var o da Hızır kulumdur, hadi git onu ara bakayım Musa aleyhisselam ne kadar sıkıntıya düştü Hızır aleyhisselamı bulana kadar burada ne demek istiyor?

  194. 1:19:23

    İnsan ne kadar alim olsa kendini beğenmeyecek, benden alim yok demeyecek buyuruyor Rabbimiz ki her alimden daha üstün alimi var taa nereye kadar? en üstün alim Allah-u Teala ikinci mesele diyor ilim tahsilinde rihlet müstehaptır yani gidilecek Musa aleyhisselam gibi ülül azim peygamber, hem de kitap sahibi sahibi.

  195. 1:19:45

    Hem de en büyük peygamberler, ilk beşe giriyor Musa as. O bile ne yaptı? hem de en İlim öğrenmek için yolculuk yaptı mı? İki denizin birleştiği yere kadar yürüdü mü? Hem de ne kadar uzaktı o zaman onun için? Demek ilim ne olmaz? Bir yolculuk yapmadan elde edilmez. Ben işte baktım buralarda bir şey olacağım yok.

  196. 1:20:04

    Şimdi de bir şey olamadım. Ama kalktım Rize'ye gittim, 12 yaşımda. Çünkü burada kararı verme meselesi. İlim için hicret lazım, gurbet lazım. Kimse anasının babasının koynunda da bir yere varamıyor yani. Ondan sonra talebe ilim öğrenmek isteyen zorluklara ne yapacak? Ondan sonra Sabredecek. Musa aleyhisselâm sabretti, etti, etti, dayanamadı sonunda ama

  197. 1:20:27

    o kadar yol gitti ki açlıktan canları çıktı yani. Ve o kadar peşine gitti. Ondan sonra tabii manevi ilimleri öğrendi. O kadar lazım idi demek Mevla, o kadar nasip etti. Zorluklara sabredecek. Sonra ne var burada bir de? Yine meseledir. Ulemaya itiraz etmeyecek de demiyor da, etmeyi geciktirecek. Ne demek geciktirecek?

  198. 1:20:52

    Sırrı çıkana kadar belki bir hikmeti vardır diye o zattan, alimden, zattan bir bilgi gelene kadar ne yapmayacak? Hemen itiraz etmeyecek. Yani acele itiraz da sıkıntı verir. Çünkü madem bu senin üstadındır, madem bundan ilim alıyorsun, bunun bir yaptığında bir yanlışlık gibi görüyorsan hemen itiraz edilmez.

  199. 1:21:16

    Ne olur? Beklenir. O zat bir açıklama yapar, zamanı gelir. Bazen on sene, yirmi sene sonra bile bazı zatların işte bak o günkü şey buydu diye önüne koyduğu olmuştur. Yani kalbindeki şüphe ancak on sene, yirmi sene sonra zahir olmuştur. Ama bunlar imtihandırlar. Bizim için esas şeriatın zahiridir. Allah'tan ki Efendi Hazretlerimiz bize hiç böyle

  200. 1:21:43

    şeriata zahiren, muhalif görünen bir şey ne yaptı? Ne yaptırdı, ne teşvik etti? Yani biz de hiçbir zaman şunu demedik. Vardır bir hikmeti ama biz anlamadık acaba neydi diye. Hiç demedik. Neden? Mübarek hep Kur'an ve sünnet üzere gittiği için diğer velilerden de bir farkı olabilir. Hiç insanların kafasını karıştıracak bir halle ben karşılaşmadım.

  201. 1:22:08

    Karşılaşmadım çünkü hep açıktı yani ortadaydı yaptıkları, hikmeti ortadaydı yani. Gecikmeli bir durum olmadı. İtirazı geciktirme durumu bile olmaz. Hiç itiraz da nasip olmadı. Çünkü itiraz edilecek bir şey yok. Anladınız mı? Ama bazı Evliyaullah da böyle Hızır Aleyhisselam'ın usulüyle imtihanlar da olabilir yani.

  202. 1:22:28

    Bunu da olmaz demiyor. Ama Allah'ımıza hamd ediyoruz ki bize böyle bir şey nasip etti Elhamdülillah. Rabbimiz fazl-ı keremiyle dünyada himmetlerinden ahirette şefaatlerinden mahrum eylemeye. Amin. Şimdi şehitlerimiz Allah Allah! Ne zaman bu kadar şehit var? Ya Rabbel Alemin! Askerlerimiz 17 şehit. Polislerden 4 tane şehit ya!

  203. 1:22:56

    İşte o Hoca Efendi öyle diyor, Fethullah Ayte Hoca. Soyadları Ayte. Şeyh Halid Efendi Hazretleri'nin oğludur o. Şeyh Halid Efendi'yi ben tanıyorum çocukken. Efendi Hazretleri çok severdi onu. Hatta Ankara'ya cenazene gitti. Yani oradan Bitlis'e, Ohin'e gidecekti. Çok kar vardı dediler. Efendi Hazretleri sen gelme dediler.

  204. 1:23:16

    Zor ikna ettiler. Oraya da gidecekti. Çok sevdiği bir şeyh idi Şeyh Halid Efendi. Heybetli bir öyle şey. Mübarek veli. Ben de biraz ondan bir şeyler okudum yani. Geliyordu bir Hoca Efendi, hemen kitabı alıp giderdim bir şeyler bana öğretsin diye. Bu Hoca Efendi'nin oradaki medreselerin sahibi çok meşhurdur yani.

  205. 1:23:33

    Ohin medreseleri, Ohin. Yani diyor, bizim gençliğimizi diyor ateist yaptılar. Ya bu kadar şehit işte bunu PKK diyorsun. Bunlar, bu çoluk çocuğu diyor 20-30 senedir bu terörü buraya bela ettiler. Bu terörün yüzünden tabi medreseye gelen de az. Geri kalan çoluk çocuk dinsiz kitapsız oluyor. Ateist olunca da ne oldu?

  206. 1:23:54

    Geliyor askeri vuruyor, polisi vuruyor. Allah korkusu yok. Helal bilmez, haram bilmez. Öbürü de zaten FETÖ'de ayrı bir şey. Namaz kılıyor, abdest alıyor, karısı kapatıyor. O da vur dediğimi vuruyor, milletin kanına giriyor, canına giriyor. Yani Allah istikametten ayırmasın. Değişik bir şey yani. Hakkı bulmak zor yahu.

  207. 1:24:15

    Allah ayırmasın bulduktan sonra. Onun için tabi bir an evvel doğudaki medreselerin ihyası, canlandırılması ve gençliğin yeniden ilimle meşgul olması, yoğurulması en azından her sokağa birkaç hoca düşse adam o sokaktaki mahalleyi şey eder, şimdi bazen bir ilçede bir hoca yok ya. Yani cami imamından bahsetmiyorum.

  208. 1:24:37

    Cami imamı ne yapsın ya? Adam ayağına gideceksin ya, kapı kapı dolaşacaksın Nuh Aleyhisselam gibi de. Orası Nuh Aleyhisselam'ın beldeleri de. şehri Nuh diyorsun, Cizre. Nuh aleyhisselam Cizre'de yatıyor, gittim ziyaret ettim. E şimdi öyle mübarek yerler, Cüdü Dağı, orada Kur'an'da geçen dağ, yani o topraklarda bu cehalet, bu rezalet nasıl oluyor?

  209. 1:24:56

    O İsrail'in, Yahudi'nin projesi tabi orada uykulanmaya çalışılıyor. Ancak bu ilimle, sohbetle, alim yetiştirerek izale olur. Bir an evvel inşallah yeniden canlanacaklar. Ve bu FETÖ'nün bitmesiyle bir an evvel nasip olursa işte operasyon gücü de işte operasyon gücü de ordunun arttı biraz. ordunun arttı biraz.

  210. 1:25:15

    Doğudaki PKK'da azdı ama e tabii inşallah bitmesi e tabi inşâAllah bitmesi yaklaştığından azmıştır. Yani çünkü neden? Artık cami avlusunda da yaşıyor, her yere yaşıyorlar. Bunların Allah sonunu getirecek. Ve lakin içeriden destekçileri vardı. Albaydan, yarbaydan, dolu destekçiler.

  211. 1:25:31

    Şimdi onlara Allah gideriyor. Onlar gidince inşâAllah askerde, poliste bu Fetö kalmazsa inşâAllah tamamı biterse PKK'da kalmayacak inşâAllah. Yani oralarda yeniden eski tekkeler doluydu, medreseler doluydu. Yine de en büyük medreseler oradadır, doğruyu konuşalım. Tedrisat en çok doğudadır şu anda da.

  212. 1:25:50

    İlim seviyesinin yüksekliği bakımından. Kalite çok yüksek orada ilimde. Hakikaten iyi okuyorlar, okutuyorlar ama adamlar da korucularla, şeylerle yani saldırıya karşı zordur bile. 40 tane korucu var diyor köyde. Sen onları muhafaza eyle ya Rabbel Âmin. Medreseleri muhafaza eyle ya Rabbel Âmin. O askerlerimiz de tabi oralarında bekçisi olarak şehid oluyorlar.

  213. 1:26:13

    Bunlar da keyfine şehid olmuyor. Vatan için şehid oluyor. Şimdi o medreselerde okunan bütün ilimden bunlara ortak mıdırlar, sevabı gider mi bu şehidlere? E bunlar olmasa orada canlarını vermeseler eşkıya gelecek hepsini kesecek, doğuracak. Ne talebe bırakır, ne hoca bırakır. Adam namaz kılarken tarar.

  214. 1:26:31

    PKK gavuru efendim adam namaz abdest mi anlar yahu? Yani Yahudi camide tarar seni. Yahudi ermenin hiç farkı yok bunların. Onun için yani bu askerin ne kadar önemi var, ne büyük iş görüyor bu şehitler ya. Bütün o medrese, o din, o İslam orada kalıyorsa ki kalacak kıyamete kadar doğuda, Kürtlerde daha fazladır yani din şuuru

  215. 1:26:53

    amelde oranı da fazladır hakikaten, öyledir ben biliyorum. Onun için ama işte bir nesli perişan ettiler. Şimdi yeniden aslına rücu edecek inşallah. Bu askerlerimizi de bundan hissedar eyle ya Rabbel Âmin. Talha, Musa Talha Salçuk Ender Fatih Yılmaz Ömer Bozkurt Orhan Ünsal Adem Özen Mikail Taşçı Bülent Demirkaya Yavuz Gökhan Şahin Murat Turmaz Özkan Bilgiç Onur Alkan

  216. 1:27:21

    Uğur Kartal Mustafa Eser Kerim Üye Mesut Demir Pehlül Oruk Hüseyin Kaval Bacak Şehitlerimiz askerlerden Muhammed Acar Ömer Sönmez Seracettin Kılınç Selvet Şimşek polislerden şehitlerimiz Ya Rabbi kabirlerini nur eyle. Ya Rabbi derecelerini âli eyle. Ya Rabbi ilk damla kanlarıyla affeyle, mağfiret eyle.

  217. 1:27:45

    Bir günahtan eser bırakma ya Rabbim. Hepimiz kuluz, günahsız duramayız ama şehitlerin ilk damlasına mağfiret vaat ettin. Vaadini tahkik eyle ya Rabbim. Yerde bıraktıkları ailelere sabr-ı cemiyle, cicicille hayırlı uzun ömürlerle madem onlar şehit oldular kıyamete kadar nesillerinden kafir, münafık yaratma ya Rabbim.

  218. 1:28:04

    Hep zürriyetlerini hayırlı eyle ya Rabbim. Hepsini cennette birlikte cem eyle ya Rabbim. Allah'ın vatanımızı iç savaştan, dış savaştan muhafaza eyle. Allah'ın bu şehitlerimizin Ya Rabbi hürmetine, kanları hürmetine bu kanları durdur ya Rabbim. Haram aydayız, zülkade ayındayız. 3 haram aydayız. Bu haram aylar hürmetine, haram aylar bitmeden Ya Rabbi Muharrem-i Şerif bitmeden

  219. 1:28:26

    bu 3 haram ay bitmeden Sen canlarımızı, kanlarımızı bu PKK gavurlarına, bu fethelere Ya Rabbi bu dilsiz kitapların hepsini haram eyle bizi ya Rabbim. Bizi korumana al ya Rabbim. Vatanımızı, milletimizi, bütün kardeşlerimizi hepimizi himayenle, vikayenle ya Rabbim. Bu şerlerden, eşyanı senden hafıza eyle ya Rabbim.

  220. 1:28:47

    Şehitlerimizin ruhları için buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühu La ilahe illallah Muhammedun Resulullah Fikulli lemhetin ve nefesin Adedemâ vise'hu ilmullah Allah, Allah, Allah Celle Celaluhu Ya Rabbi bu zikirlerden hastane cümlesi batı mahşer sabahına kadar kabirlerinde nur olarak baki kalacak şekilde bu şühedanın

  221. 1:29:19

    kuburuna idkhal eyle ya Rabbim. Ruhlerini ferahnâk eyle ya Rabbim. Ya Rabbi hasenatlarını ziyade eyle ya Rabbim. Seyyatlarını mahve eyle ya Rabbim. Mahşerde yardım eyle ya Rabbim. Rabbimizin sancağı altında cem eyle ya Rabbim. Amin Allah'ım amin. Ya Rabb'el alemin. Diğer kardeşlerimizden Ali Dilek, İsmail Çınar, Hamza, Nuri Hakan, Muhammed Yemal,

  222. 1:29:43

    Uceyin Nihat, Murat Şükrü, hasenatlarımız Murat, Şükrü, Hasan, Sabri, Ekrem, Şefik, Şerif, Zeynep, Gülsüm, Seher, Kamer Benim de annemin dayısı Vefat etti Yaşar dayımız Tabi 90 yaşlarına varıdı Ben gidip ziyaret etmiştim O da Namazında, abdestinde zikir üzere Sünnetle etbeci üzere yaşadı. Ona da ya Rabbi, hepsine birlikte rahmet eyle ya Rabbi.

  223. 1:30:08

    Kabirle nur eyle ya Rabbi. zaten uzun yaşayanlara çok müjdelerim var 90 yaşlı görenlere, ondan evvelki yaşlara erenlere. Senin müjdelerin haktır ya Rabbi. Biz ümidi sana bağlayacağız. biz ümidi sana bağladık, o müjdelerinle muamele eyle Ya Rabbi, günahlarını, seyyahlarını mahveyle, hasenata tebdil eyle

  224. 1:30:25

    Allah'ım kabirlerinde Ya Rabbi Sen fazlül kerem, istirahatlerini yevmen fevmen müjde edeyle Allah mahşere çıksın Ya Rabbi, sırattan şimşek gibi geçmelerini ve mizanda sevap taraflarına ağır gelmesini ve Ya Rabbi, Habibi'nin elinden içmelerini, havuz köylerinden içmelerini ve cennata aliyatına hesapsız, azarsız girmelerini müyesser eyle Ya Rabbi kolay eyle Ya Rabbel Alemin

  225. 1:30:48

    ruhlar için buyurun Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü La ilahe illallah Muhammedun Resulullah Fikulli lemhatin ve nefesin adedemâ mese'ahum ilmullah Allah, Allah, Allah Celle Celaluhu Ya Rabbel Alemin bu zikirlerimizi fazlül kerem ile kabul eyleyip hasıl olan cübesi ve vaatı bu isimleri zikredilen meyit ve meytelerin

  226. 1:31:21

    ve yaşar daimzarı ruh için ehdiye eyledik vasıl eyle Ya Rabbim Amin, Allah'ım inna enselükel cenne ve ne'auzübüke minel nar alâ seyyidinâ Muhammedin Nebiyyil Ümmî el-Habîbil Âli'l-Kadri el-Azîmil Câhî ve alâ alihi ve sahbihi Amin Şey de söyleyecektim unuttum size yeni dergiye çıktı dergiye sahip çıkmanızı ve tabi çok ilimler yazıldı Zülhice'nin dersleridir haftaya inşâAllah

  227. 1:33:00

    ve tabii inşâAllah Zülhice'nin zikirleri Zülhice'nin zikirleri, namazları, ibadetlerini mücakere ederiz. Ondan sonra amel ederiz inşâAllah. Başyazımda Haydarbaş'ın reddiyelerini yazarken okuyorsunuz değil mi inşâAllah? reddiyelerde çok meseleler var. Mesela buradan diyor, Ebu Bekir radıyallâhu anh'a biat eden tüm sahabeyi kâfir sayarken biz reddiye yapmadan nasıl durabiliriz?

  228. 1:33:29

    Eğer ki diyor, sahabenin aleyhine konuşanlar olduğu zaman bunu birisi duyarsa, bildiği ilmini gizlerse Allah'ın meleklerin lanetlerini Allah'ın meleklerin lanetleri üzerine olsun diyor hadis-i şerif üzerine olsun diyor hadis-i şerif. Onun için biz duramayız. Bu bu lanetten kurtulmak için lanetten kurtulmak için yazıyorum.

  229. 1:33:43

    Burada da çok güzel yazıyorum burada da çok güzel ilimler çıktı ilimler Hazreti Sıddık Efendimiz'e biatla ilgili mevzular yazıldı bunları okursunuz inşâAllahurrahman mesela diyor ki Ebu Bekir'e biat edenler falan diyor Peygamber bunlara cehennemlik dedi mürtet oldular diyor burada Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem benden sonra mürtetler olacak buyurdu mu buyurdu

  230. 1:34:08

    peki bunlardan kimi kastetti? Haşa Ömer radıyallâhu anh mürtet olur mu? E bu öyle söylüyor ama bunu reddiye yaparken biz de hadisleri anlatmış oluyoruz şerhlerden yazılar bakıyoruz kaç gece uyumuyorum 3-4 sayfalık şu yazı iç çünkü kaynaklara bakıyorum kitaplara bakıyorum ben kafada roman yazmıyorum onun için bu ilimler size ulaştırılıyor bu adamlar sahabeye söverken

  231. 1:34:31

    biz cevap vermezsek Allah'ın lanetinden kurtulamayız Hazreti Sıddık'ın şefaatini istiyorsanız sahabenin şefaatini istiyorsanız mutlaka sahaben müdafasına destek olun destek olur. Okuyun, okutun inşâAllah. Bir de en sonda, bu da çok önemli, yeni bulduk bunu da, Caferi Sadık, radıyallâhu anh'tan, Seyyid Maliki Hazretleri yazıyor.

  232. 1:34:53

    Cinler, insana musallat oluyor. Bazı hanımlar tabii hastanede okuyamıyorlar, onlara musallat oluyor. Veyahut da talebelere oluyor. Bundan şikayet... çok oluyor. Cinleri başından uzaklaştırmak, bir de büyüleri iptal. Üzerine sihir varsa yoksa iptal. Bunun için bir dua Hazreti Cafer-i Sadık İmamımız tavsiye etmiş.

  233. 1:35:14

    Fakat haftalık haftalık, haftada bir kere okusan haftada bir kere okusan bir haftalık garantisi var. Bu duanın diyor bundan dolayı haftada bir okunmasının kâfi gelmesi bir kolaylık oluyor. O kadar ayet ve hadis var ki içinde derginin 94, 95 ve 96. sayfalerinde Arapçalarında yazdık, meallerinde, manalarında tercüme ettik ama öyle bir şey ki hem kendimi koruyorum diyor

  234. 1:35:43

    hem de bu kitabı yazıyı taşıyanı vahid-i kahhar olan Allah ile Celle Celaluhu gece olacak, gündüz olacak, yere girecek, yerden çıkacak, gökten inecek, göğe çıkacak bütün eşrarın şerrinde sığındırma vardır. Ehl-i Beytin imamıdır, bizim silsilemizin pirimizdir, şeyhimizdir Hazreti Cafer Radıyallahu Teala.

  235. 1:36:04

    Bundan dolayı bu dua çok önemlidir. Üzerinde taşımak isteyenlere de dergi ile hediye ediliyor. Derginin yanında üzerinde taşımak isteyenlere de hediye edilmiştir. Bu duayı haftada bir okumağa gayret edelim. Maddi manevi şerler yağıyor üzerimize Mayıs yağmuru gibi. Allah'a sığınmaktan başka bir çare yoktur.

  236. 1:36:24

    Hazreti Cafer'in de Allah'ın ona öğrettiği bu zikirler ne kadar sihir varsa iptal ediyor, bir de kötü cinler uzaklaşıyor. Yanına gelemiyor, yaklaşamıyor. Allah cümlemizi ayetlerinin mübarek kelimelerinin hıfzıyla muhafaza eylesin. Amin. Sübhane Rabbika Rabbil İzzeti Amma Yasufun. Ve selamün aleyl mürselin velhamdülillahi Rabbil alemin.

  237. 1:36:44

    Başta Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ehli beytinin ve sahabesinin silsileyi meşayıhımızın, babamızın Hüsmet, babamızın Halimullah Efendimiz. Ve bugün isimleri zikredilen şehit asker polislerimizin ve meyit ve meytelerin Eşar daiminde beraber ervahine vasıl olmak üzere. El Fatiha!