03:30 / 1:31:15

  1. 00:01

    Bizleri ömrümüzü geçirmeye muvaffak eylediği için Yüce Zat'a sonsuz hamd-ü senalar ederiz. Niceleri yaşıyor ama imansız yaşıyor, Müslüman değil. Niceleri yaşıyor Müslümandır fakat ehl-i sünnet itikadında değil, pitat fırkalarında cehennemi boylayacak inançlardalar. Niceleri Müslüman, ehl-i sünnet fakat namaz yok, abdest yok.

  2. 00:37

    Allah'a zikretmiyor, Allah'a şükür etmiyor. Allah'tan bahsetmiyor. Allah'tan bahsedilen meclislere gitmiyor, dinlemiyor. Celle Celaluhu, Celle Şanuhu. Niceleri imanlı, namazlı, abdestli, ehl-i sünnet, onda sağlık saati yok. Hastanelerde inin minin mininiyor. Cemaate gidemiyor, sohbete gelemiyor. Yani ne anlatayım?

  3. 01:07

    Onun için niceleri de vüfat ediyor. Her gün tanıdığımız, tanımadığımız yüzlerce, binlerce kişi. Rahmet-i Rahman'a kavuşuyor. Bu da tabi ömür meselesi, ecel meselesi Mevla. Herkese aynı imkanları vermez, aynı ömrü vermez, aynı saati vermez, aynı rızkı vermez, aynı sağlığı vermez, aynı aklı, aynı zekayı vermez.

  4. 01:42

    Kurban oldu. Dilediğine dilediğini gönderir. Bunun için en büyük nimet dünyadan da, ahiretten de nasibini alabilmektir. Kur'an-ı Azimuşşan'a ne buyuruyor? dünyada insanın nasibi var, yemesi, içmesi meşru surette, evlenmesi, doğması, doğurması vesaire vesair, mubah zevklerden, lezzetlerden yararlanması, helândan kazanması, harcaması.

  5. 02:24

    Bunları da unutma diyor. Ama ve lâ tebghi'l-fesâde fil arzul. Yeryüzünde fesat, Yeryüzünde fesat, bozgunculuk çıkmasını arama. İnsanların arasını açmayı hedefleme. Yani, ve ahzinke muhsenallâhu leyk. Allah sana nasıl güzellikler etti, sen de Allah'ın kulluğuna ihsan eyle. İyilikte bulun, buyuruyor. İşte onun için, şu kalan ömrümüzde ne kadar daha âyet-i hadis okuyabileceğiz?

  6. 03:06

    Ne kadar daha tefsir, hadis, fıkıh dinleyebileceğiz? Kitap yazabileceğiz? Sizlere sohbet yapabileceğiz? Ona bakıyoruz. Sizler de yararlanma istifadeye bakıyorsunuz. Allah'ın ki tarafı için de mübarek eylesin. Bizlerden hoşnu ifadeler, sizlerden hoşnu istifadeler müyesser eylesin. Amin.

  7. 03:31

    Şimdi iki cenaze ilanımız var. Birisi Enes Yelekin. Bu Behçet hastasıymış. Ben de Behçet hastasıymışım tabi de. Kan kusarak vefat etmiş hanımı. Hoca hanım kardeşimiz kan kusarak da vefat etmiş de. Vefat etmiş de şehitliğine. Şehit olduğuna bir alamet, delalet eder. Çünkü mâ temerrizzan, fukat mâ teşehiten, hasta olarak ölen, şehit olarak ölmüştür.

  8. 04:12

    Allah müjdesine nail eylesin, dâhil eylesin, ruhun şad eylesin, kabrin nuru eylesin. Seyahatları mahve eylesin. Eşi hanım hoca kardeşimize de sabrı cemil, ecr-i azim ihsan eyleyip, hayırlı uzun ömürle, saati afiyetle, İslam'a hizmetlerini dâhil eylesin. Hizmetlerini daim ve makbul eylesin. Âmin. Yine, şimdi haber aldım yani, daha birkaç dakika evvel, derse başlamadan,

  9. 04:45

    Hilmi Demir Hoca Efendi, vefat etti. Yani, dinimize, vatanımıza çok hizmetleri geçmişti. Özellikle selefilerle ilgili. Konularda bize çok destek olmuştu. Selefi Vahhabi, IŞİD, DAEŞ, terör örgütlerinin üyeleriyle çok mücadele ediyordu. Harma akademilerinde vs. yani üniversitelerde de bu konularda uzman olarak ders veriyordu.

  10. 05:24

    Birden işte Pıhtıhattin Sere, birkaç haftadır dualarda ediyoruz ama, acele fayda yok. Allah Teala'ya keder, dide alesin. Sabz-ı Cemil'e cilciz ile ihsan edesin. Mahdumuna, eşine vs. yakınlarına. Rabbim, sabırlarından dolayı, çok ecirler, sevaplar ihsan edesin. Tabi, ölen ölüyor, gidiyor. Kalan da burada, sabretmezse, Allah'tan bilmezse.

  11. 05:58

    İnne alillâhu ve inne alî râciûn. Biz Allah'ın mülküyüz, Allah'a aitiz. Bizi yaratan ancak Allah, biz ancak O'na döneceğiz. Tabi, esas gerçek, dünyada tek bir gerçek var. O da ölümdür. Dünyadaki her şey, tabi mesul edici. Hayaller, rüyalar, ama mesul edici tabi. Normal rüyada insan mesul olmuyor yaptıklarında da.

  12. 06:22

    Adama tokat attın, birine kurşun attın, bir günahı yok. Rüyada çünkü. Ama dünya öyle değil. Hem mesul ediyor, hem sorumluluk yükletiyor, hem de rüyadan daha süratli geldi geçiyor. Böyle bir alemdeyiz. Bu alemde, hakiket denen bir şey var mıdır? Elbette vardır. O da nedir? Ölüm. Herkesin yüzleşeceği, kimsenin kaçamayacağı.

  13. 06:54

    Füllü nefsin dergatü'l mevt. Her ruh ölümün tadını tatacak, bedeninden ayrılacak. Sümme ileyna turcamun. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz. Hesaba çekileceksiniz. Bakalım ne cevap vereceksiniz, buyuruyor. Yine böylece, fe izâ câ eceluhum. Ecelleri geldiği vakitte, lâ istekhrûne se'aten. Bir an bile geri kalamazlar.

  14. 07:24

    ve lâ istektibûn. Vaktinden önce de ahirete gidemezler. Hakikat bu. Gerçek mi ama biz? Oyalanıyoruz, boyalanıyoruz. İşte, çoluk, çocuk, kendimiz çocukluk, gençlik, sonra evlenmek, doğmak doğurmak, şimdi torunlara karıştık falan, kimisi tabi. Evlenmekte evlenemeden ölüyor, torunu da görmeden ölüyor, çocuk da görmeden ölüyor falan.

  15. 07:55

    Böyle yazıldı. Yazılan bozulmaz. Onun için hükmete rağm ol de buyurmuşlar. Allah'ımız şer yapmaz. Ne varsa hayır yapar. Ama bizim bilmediğimiz sırlar var. Hikmet perdeleri var. Aralarını açamadık. Aralayıp arkaya bakamadık, göremedik. Onun için işlerin hikmetlerini, sırlı taraflarını, manevi inceliklerini bilemeyiz.

  16. 08:36

    Olanda, olana razı geliyoruz. Allah'ımızdan razıyız. Allah'ım da bizlerden razı olsun. Allah'ım Celle Celaluhu bu meyitlerden, Hilmi Demir Hoca Efendi'den ve diğer Enes İrekin kardeşimizden ve cemaatlerimizden bize isimleri ulaşmış, ulaşamamış. Bu son iki haftadır, yüz yüze sohbet olmadığı dönemde, vefat edenlerden, kadın erkek, Allah için sevenlerden,

  17. 09:10

    Allah için tanıştıklarımızdan ve müminin-i müminattan, cümlesinin geçmişlerine, hasaten isimleri zikredilen meyitlere hediye olmak üzere buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlü. Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah fî kulli ilâ muhaccim ve nefis. Adede mâ ves'ahu ilmullah.

  18. 09:41

    Allah, Allah, Allah. Celle Şanikü ve Celle Celaluhu. Ve amennu âlikü ve lâ ilâhı hıyrkü Ya Rabbena âlemîn. Hediyelerimizi bizden kabul eyle, ruhaneye vasıl eyle, ruhaniyetlerini kaberdar eyle. Ya Rabbi, Ya Rabbi. Habibin sallallahu aleyhi ve sellem karşılamasını nasip eyle. Karşılamasını nasip eyle, suallere cevaplarına muktedir eyle, münkerine gire ahsen sûreti irsâle eyle.

  19. 10:08

    Vahşere çıkanda Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Rabbi, Habibin sallallahu aleyhi ve sellem'i haşreyle, cem'ayle, kurban olduğum sana Allah'ım. Ecirlerini zayi eyleme Ya Rabbi, imanları vardır. Müslüman olduklarına şahitlik ederiz Ya Rabbi. Sen ecirleri zayi etmezsin. İnnâ lâ nudu'yu. Ecrâ ve nehsene amelâ. Güzel amelleri vardır, namazları vardır.

  20. 10:33

    Bunların ecrini biz zayi etmeyiz buyuruyorsun Ya Rabbi. Ne kadar da günahları varsa da. Senin rahmetini geçemez Ya Rabbi, Senin rahmetin. Büyük olamaz Ya Rabbi. Senin rahmetin hepsinden büyüktür Ya Rabbi. Lütfeyle, keremeyle. Amin, amin. Bir diğer ilanımız, Sivas'tan Ömer Faruk Müderrisoğlu Hocaefendi kardeşimiz var.

  21. 11:01

    Bu Hocaefendi ilimle uğraşır. Medresesi var, talebeleri var, hayırlı hizmetleri var. Şimdi 30 Temmuz, 2026 Perşembe günü. 30 Temmuz yani önümüzdeki Perşembe saat 11. 11 ile 13 arası. 11 sabah 11 yani. 13 öğlen 1 oluyor işte. 11'de başlamak üzere Sivas'ta ben de davet ettim. Sivas'ta ben de davet ettim.

  22. 11:32

    Sivas'ta ben de davet ettim. Çok benim manilerim var. İşte zaten akşam da sohbetim var vs. Manilerimden dolayı özür beyan ettim. Hocaefendiye inşallah bitimin de hitabında gitmek, açılışında bulunmak. Allah nasip eylesin cümlemize Sivas'ta olanlar ve civarında olanlar ve oralara yakın olanlar iştirak etsinler.

  23. 12:07

    Çok önemli bir temel atma merasimi gerçekleşecek. Siyer-i Nebi külliyesi. Siyer biliyorsunuz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem siretleri, yaşantıları. Zaten kendileri ne buyurur? Alemlere rahmet olan. Üsve-i Hesene. En güzel örnek ve nümune. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin nurunun hırgatından.

  24. 12:34

    Yani nurunun yaratılması. Nurların ilki biliyorsunuz. Onun nurudur. Ruhların ilki onun ruhudur. Rafik-i Alaya, Yüce Mevla'ya irtihaline kadar her halini ve sahabe-i kiram ile yaşadığı her anı. Siyer-i Nebi ve Siret-i Nebi temel başları altında tüm detaylarıyla en üst seviye sunumlarla neslimizin idrakine ulaştırmak.

  25. 12:56

    Gençlerimiz, çoluk çocuklarımız bunları öğrensin diye önemli bir ilmi müessese kuruluyor. 30 ayrı yapıdan oluşuyor. Ben onu sitemde koyarken paylaşırım. Bir iki resmi daha var. Ben tabi şu anda yansıtamıyorum size. 30 ayrı yapıdan oluşuyor. Bu işin birinci etapı temel atması. Siyer-i Nebi Külliyesi, kıymetli Necmeddin Bilal Erdoğan Beyefendinin, diğer devlet erkanının,

  26. 13:30

    ve İslam dünyasında birçok alimlerin teşrifleriyle gerçekleşecek birinci etap temel atma törenine iştirak için sizleri davet ediyorlar. Ben de davet ediyorum. Ben de bu işin sahibi olarak. Yani bu ümmetin sahip çıkması gereken büyük bir külliye, büyük bir hizmet. Allah nasip eylesin, nazardan şerrini muhafaza eylesin, itmamına kavuştursun ve bizleri de açılışında buluştursun.

  27. 14:01

    Amin. Bu külliye saat 11'de açılış. Kur'an-ı Kerim tilavetleri, selamlama konuşmaları, Siyer-i Nebi Külliyesi temel atma merasimi. Dua ile kapanacak. Siyer-i Nebi Külliyesi inşaat alanı. Burası da inşaat alanı, Sivas. Sivas'ta 0541-770-6619. Bu herhalde telefon numarası diye anlıyorum. Oradan da bilgi alınabilir.

  28. 14:37

    Biz de paylaşırız inşaallah. Yani bugün şu anda paylaşamayız. Yarın falan. Veyahut da birkaç gün kala paylaşırız. Sizlerden gitmek istenenler, katılmak istenenler. Hep çok alimler bulunacak. Kur'an-ı Kerim okunacak. Öyle bir hayırlı bir müessese. Cemaatte rahmet var. Ayrılıkta azap var. İmkanı, fırsatı olanlar.

  29. 14:58

    Müslümanların buluştuğu, birleştiği yerlerde böyle bir ilim meclisinin kurulduğu ve böyle bir ilim külliyesinin temeline atıldığı bir alanda buluşmakta çok faydalar maddi, manevi mülaza edilmektedir. İnşaAllah Rabbim tamamına erdirsin. Bütün hayırlı işlerimizde bizlere yardım eylesin. Bizleri hayırlara anahtar eylesin, şerlere kilit eylesin.

  30. 15:29

    Amin diyen dillerini arz-ı cahimden azad eylesin. Amin. Şimdi, yine Solay-ı Rahîm ile ilgili dersleri yapıyordum. Bu derslerden bazı hadis-i şerifler okudum. Bazı hadis-i şerifler okuyacağım. Kalan bazı hadis-i şerifleri. Herhalde önümüzdeki derste de bitirebilirim inşaAllah-u Rahman.

  31. 15:54

    Sizlere de bunu bir eser olarak, Sıla-i Rahîm ile ilgili dersleri bir eser olarak, kalıcı bir eser olarak bırakırız. Bundan sonra gelen ümmet, bu sohbetleri dinleyenler, akrabayı arayıp sormanın. akrabayı arayıp sormanın, en yakın akrabayı, orta akrabayı, uzak akrabayı arayıp sormanın, kollamanın, ikramda bulunmanın, yedirmenin, içirmenin vesaire bütün hayırlarına inşaAllah nail olurlar.

  32. 16:28

    Şimdi yine bir hadis-i şerifte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor. Bu hadis-i şerif İmam Zehebi, El Kebair isimli eserinde naklediyor. İbn-i Hacer-i Eytemi, Büyük Muaddis-i Şafii, İbn-i Hacer-i Eytemi Hazretleri'nin Ezze ve Aciz kitabında beyan ediyor. Buyuruyor Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem.

  33. 17:06

    Kimin zayıf akrabaları varsa, zayıf deyince yani adam zayıf olur, sağlıklı olur. Buradaki zayıflıktan maksat güçsüz, aciz, maddi imkanları dar veyahut ezik, ne bileyim sen, mağlup, yenik, hakkı yeniliyor vesaire. Böyle akrabası olanlar çoktur aramızda, içimizde. Eğer onlara iyilik, güzellik yapmazsa, kendi maddi imkanları varken, el verirken onlara ikramda, ihsanda bulunmazsa,

  34. 17:50

    sadakalarını, zekatlarını başkalarına verirse, burada başlı başlı yeni bir mevzu çıktı şimdi. Müslümanlar, tabi İslam'ın beş yardır zekat, sadaka zaten zekatla da sınırlı değil, her daim veriliyor. Senede bir hesap, kitaba lücum kalmıyor, sadaka ayrı bir şey. İnsanlara maddi manevi, bütün belaların kalkmasına, hastalıkların çıkmasına, her şeyin başı sadaka.

  35. 18:19

    Bunlar, tabi ben size geçen derste hatırlıyorsanız, söyledim ki, Hz. Kur'an'da mesela birçok ayet-i kerime, tabi şimdi hepsini sayamam ama bir tanesinde mesela, malı sevdiği halde alacağının, yongası demişler, paradaki, kasadaki parayı ne zorluklarla kazanır?

  36. 18:42

    Şimdi biraz kolay kazanmaya başladılar, borsalar, korsalar, onların harcamasını da bilmezler, zaten bir anda da batarlar, onu demiyorum. Şimdi biraz kolay kazanmaya başladılar, borsalar, korsalar, bilmem ne onlar. Harcamasını da bilmezler, zaten bir anda da batarlar, onu demiyorum. Ama helalinden emekte, alın teriyle kazanmak, hele ki bu zamanda çok zor.

  37. 19:03

    alın teriyle kazanmak, hele ki bu zamanda çok zor bir şey. Bu parayı bir de kazandıktan sonra, bunu kırk tabi zekat olarak ihraç etmek, çıkartmak, sadaka olarak tasarladıkta bulunmak, infak etmek, bunlar yani neslin en sevmediği ibadet diyelim, namaz bedava, oruç bedava, haç zaten ömrüde bir kere, o da zaten şartlara haiz isen falan,

  38. 19:38

    tabi bu zekat her sene geliyor, sadakanın senesi de yok, yani ihtiyaca göre muhtaç, dilenen, fakir, miskin, dul, yetim, komşu, aç, yani sadaka daim olan bir şey. Dolayısıyla şimdi bunu, Şimdi bunu, yani kendin kazanıp ne zahmetlerle, ne çile kazanıp karşındaki adama vermek nefse çok ağır gelir. Onun için ne buyuruyor?

  39. 20:11

    Yani La yufikû abdunnefakaten haddâ yefükke an lahyei sefane şeytânen diye hatırlıyorum bir hadis-i şerifte. Yani bir adam yetmiş şeytanın iki çenesinin yani şeytan da çenesi, yani bizim gibi şeytanlar, cinler, iblisler, hani bizim gibi ağzı, burnu, çenesi, belki aynı surette illa ki değiliz. Onlar ateş meşrebinden yaratılmış biz.

  40. 20:39

    Sağlı toprak ateşteniz ama onlar hepten şeydir elle tutulmuyor, gözü görünmüyor. Lakin onlarda bir cismi var, sureti var, göreni var, görüşeni var yani. Yani burada sen anla diye söylüyor. Bir insanın ağzına bir lokmayı atmış ve çok da sevdiği bir şey, lezzet aldığı bir şey, onu da kaptırmak istemiyor.

  41. 21:03

    Ağzını da açıp da senin almanı istemiyor. Yani ağzını kilitlemiş, çenesini sıkmış vaziyette. Böyle yetmiş tane çene, yani bir taneyi açıyorsun, bir daha peşine geleni açacaksın, bir daha peşine geleceğini açacaksın. Hadis-i şerif böyle buyuruyor. Yetmiş şeytanın iki çenesini açıp aralamadan tamam mı, bir insan bir ufak olsun, büyük olsun yani bir sadaka infak edemez.

  42. 21:36

    Yani bir sadaka, bir hayır, bir yardım yapana kadar yetmiş şeytanın iki çenesini, bir de şeytan çenesini, ki şeytanların, cinlerin bizden çok daha fazla güçlü olduğu sayetler, hadisler sabit yani. Onların gücünü de düşün, o yetmiş şeytanın çenesini, iki çenesini birbirinden ayıracağında içinden çıkaracağın bir sadakada vereceğin şey bende akrep var derler.

  43. 22:04

    Yani eline sokamıyor. Veya sokarsa da küçüğünü arıyor, bozuğunu arıyor işte falan. Parayı kaptırmayalım. Halbuki verdiği ahiret hesabına geçiyor. Esas onun akı amel defterine kayıt oluyor. Buradaki işte birkaç gün içinde ya yiyecek, ya bitecek, ya tükenecek, ya sel alacak, ya hırsız çalacak. Başına ne gelecek belli değil buradaki paraların yani.

  44. 22:27

    İşte görüyorsunuz her gün yakalananlar, bilmem neler. Dünyada da yiyemiyorlar paralarını yani. Ahbaplar, çavuşlar, işte efendim dolandırıcılar, sahtekarlar, ondan sonra belediyede vurgun, sorgun yapanlar bütün işte İstanbul Belediyesi görüyor. Milyon dolarlar, hatta milyar dolarlardan bahsediliyor. Milyar dolarlar.

  45. 22:47

    E ne oldu şimdi? Kitap sahnede yat aşağı. Yani dünyada da yemiyor. Kim bilir işte ne kadar ömürleri kalmış herkesin onu da bilmiyoruz. Yani dünyada da rezillik, ahirette de rüsvarlık ve azap, haram, şu bu. Yani tabii haramdan kazanan versen olur Allah-u Teala. Ancak temizi kabul eder. Allah çok mübarektir, çok hayır sahibidir, bereketlerinin bütün yaratanıdır.

  46. 23:18

    Bereketlerin bütün yaratanıdır. Celle Celaluhu. Onun için ona Allah'ımıza arzulmaz yani. Her şey noksanlıktan münezzeh. Onun için Allah-u Teala tertemiz olanları kabul eder. Yani sen fakire verdin, soksata verdin, sekat verdin nereden kazandın, nereye verdin? Milletten gasp ettin, kamu malına efendim ihaleye fesat karıştırdın.

  47. 23:47

    Bütün milletin vergisiyle efendim, iskisiyle, su parasıyla işte efendim elektrik parasıyla toplanan şeyleri sen ne yaptın? Onun için mühim olan helalinden kazanmak, helalinden karşılamak. Bir de bir mesele daha çıktı şimdi, Buhari-i Şerif'e göre. Diyelim ki helalinden kazanmış, namaz, abdest güzel yerinde, Müslüman.

  48. 24:19

    Zekat da veriyor, sadaka da veriyor. Fakat akrabası yoksul ve muhtaç. Akrabasına vermiyor, yabancılara veriyor. Bu da ayrı bir mesele yani. Bizim Müslümanlarda da bu da var yani. İşte bak ne diyor, bak ben size geçen derste dedim, bu akraba yetimden, yıldırdan evvel gelir, akrabanın fakiri. İşte okuduğum ahad kelimesinde Bakara Suresi olacak.

  49. 24:44

    Vâ telmâle, işte Mevla meth ediyor. Bu Mevla'nın müttakımı işte takvâ sahipleri, sadık kullar, dürüst kullar, samimi Müslümanlar falan işte meth ediyor peşinde de yani uzun bir âyet-i kerime, yarım sayfalık bir âyet-i kerime. orada sıfatlarını sayıyor yani. Orada malı verir diyor. Allah-u Ekber'i çok sevdiği halde, yani oradan geldik oraya.

  50. 25:08

    İnsanda çok mal düşkünlüğü var tabi, yani vermek çok zor geliyor ama öyle olduğu halde içini acıtarak, yani... Nefsine muhalefet ederek, tabi yetmiş şeytan bir anda nefis var, nefis yetmiş şeytandan pis, yani daha kötü, kötülüğü emrediyor, vermemeliyiz. 70 şeytan bir anda nefis var, nefis 70 şeytandan pis,

  51. 25:32

    vermemeyi emrediyor, cimriliği emrediyor, iyilik yapmamayı emrediyor, sen kazanıp millete mi yedireceksin, enayi misin, manyak mısın diyor. Böyle yani, herkeste böyle bir nefis var. O da konuşuyor içeriden, şeytan dışarıdan, nefis dışarıdan falan, buna rağmen veriyor malı. İşte kime veriyor? Bak birinci madde, zevil kurbağa, kurbağa karabet yani,

  52. 25:56

    karabet, akriba da oradan geliyor, Arapça'sı da akriba, karibin cebi, karip yakını demek, akriba, yakınları demek, Türkçe'de akraba olmuş, yakınları, yani yakınları demek, soybağı olan, annesi, nicelerinin annesi muhtaç, nicelerinin babası muhtaç, kendi villada oturuyor, her türlü imkanlar var, anne babası, efendim, odun, kömürle, kaç yaşlarında, kaç alttan gaz

  53. 26:28

    taşıyor, kömür taşıyor, odun taşıyor. Böyle aileler çok. Yani Allah bana vermiş işte, benim kardeşlerim de var, biraz da onlar baksın, bilmem ne, yan var efendim, sana Allah mal vermiş, mülk vermiş, yazlığın var, kışlığın var, annen baban, ahmet için de bari bir kaloriferlik bir daireye geçir. Ahir ömürlerinde, yaşlı çağlarında kalorifersiz soba yakmak

  54. 26:56

    şimdi kolay bir şey değil, artık herkes kaloriferli yağmıştı. Yani soba yakmak zor geliyor eskiden, herkes soba yakıyordu. Ondan sonra, yok, yani bırak akrabayı, anne babasına bakmayan var çok. Sonra dayındır teyzen, ya dayı, teyze, hala, amca zaten şu anda bayağı uzak kaldı. İnsanlar bu internet çağında anne babadan koptu.

  55. 27:22

    Kardeş kardeşten koptu. Sıla-i Rahim ilişkileri, akraba ilişkileri koptu. Ve fesat çıktı. Bozgunculuk yaşanıyor. Yedi kat yabancılarından insanlar yardım görüyor. En yakınından eziyet, cefa görüyor, çekiyor. Allah'ımızın bağışlayacağı, yani bağışlaması mümkün. Tabi Allah bütün günahlarını da tevbe edeni mağfiret eder ama Allah-u Teala bunları yani

  56. 27:56

    tevbetsiz mağfiret etmeyeceğini peyan ediyor. Ve azapla tehdit ediyor. İşte geçen derslerde okunan ayetlerde lanet var diyor. Bunlar rahmetimden uzak ettim diyor. Gözlerini kör ettim, kulaklarımı kansar ettim, kalplerini öldürdüm buyuruyor. Laf anlamayacak hale getirdim bunları, dumura uğrattım buyuruyor yani.

  57. 28:20

    Geçen dersinde hülasası buydu. Onun için bir insan namaz, abdest, onve, hac, maddi durumları iyi, işler tıkırında, hacı abi, tuzun kuru, tamam da akraba ne durumda? Bir de sen sadaka veriyorsun, tamam. Burada en yakın akrabası aç, bir yerle aç, faturasını ödeyemiyor. Hicabında elektriği kesilmiş, hicabında soğukta kalmış, doğal gazı kesilmiş.

  58. 28:48

    Veyahut da önüne bir parça bir et, bir yumurta bir şey alamayacak halde fakirler var. Bu durumda, bu da ne yapıyor sadakasını? O yana veriyor, bu yana veriyor, cami yaptırıyor, çeşme yaptırıyor, yok. Uzak, yani akrabası olmayan manasında. Velev ki mahallesinde yakın olsun. Ama akrabası değil. Öte yandan akraba var.

  59. 29:18

    Bak, malı kime verecek diyor? Akrabasının fakirlerine, akrabasının zenginlerine demedik. Akrabasının fakirlerine tabii ki. Sonra vel yetema yetimlere diyor. Sonra vel mesakin yoksullara diyor, fakirlere diyor. Sonra vebnessevil yolda kalmışlar ha. Hicabında evvelce çok oluyordu, şimdi biraz o kadar olmadı.

  60. 29:44

    İmkanlar arttı, yollar hızlandı. Bir ayda gidiyor, iki ayda gidiyor, bilmem ne. Parayı çaldırıyor, çıptırıyor, deveyi kaçırıyor, merkebi kaçırıyor, bilmem ne, kalıyor yolda. Şimdiki gibi de değil ki. şimdi de kalıyor, pasaportu kaybediyor, parasını çaldırıyor, kurbet diye hakkında böyle şeyler. Yine de olur ama eskiden çok oluyordu.

  61. 30:03

    Ondan sonra diyor yolda kalmışlara, ondan sonra vesailiğine, muhtaç olup isteyenlere, dilenenlere, vefir, rikab, köle, azat olmak için. Efendisi para koymuş ona, şu kadar para getir falan, o da çalışıyor, çabalıyor da, o zamana kadar o parayı derleyecek, toplayacak falan da işte. Yani şimdi köle yok da, bu tabii Şeriat Devletleri, İslâm Devletleri döneminde,

  62. 30:32

    1400 senedir, yani ta bu 150 seneye kadar olan bir şey. Çünkü cihat var olunca, kafirlerle halk ve cihat. Şimdi artık kafirler bizi maalesef esir etmiş. 52 İslâm Devleti'nden bahsedilecek halk kalmamış. Gazze o durumda, ta 200 milyon Arap'ın ortasında, 2 milyon Yahudi'ye karşı, bir bu kadar Arap, Müslüman, Türk, yani 2 milyar, yani 200 milyon Arap varsa,

  63. 31:03

    2 milyarda Müslüman var yani bunun içinde, Arap'ı, Türk'ü, Kürt'ü dahil. Maalesef, yani şu anda nerede cihat, nerede bir şey, bir şey kalmamış. Gavurlar bizi mahvetmiş. Müslümanlar helal koymuş yani, cihatı terk etmişler, Allah yolunda mücadeleyi terk etmişler. Kafirleri esir olmuş durumdayız maalesef.

  64. 31:22

    Allah kurtarsın tabii. Onun için kölelik şeriat devletlerinde, İslâm düzeninde, harp esiri manasında bu tabii. Hadde ancak oluyor, yoksa sen bir adamı tuttun buraya, sen benim kölemsin diye bağladın falan, öyle bir şey İslâm'da yok tabii de. Harp esiri olarak gelişiyor bu iş. Ondan sonra tabii onların da İslâm azat olması için, hürriyetine kavuşması için teşvikler de bulunuyor.

  65. 31:48

    Birçok had cezalarında, işte kazayla adam öldürmekle vesaire de, bir köle azadı falan, bazı fidyelerde, bazı amelleri yapamayanlar için, ceza olarak, karşılık olarak, köle azadı iş ediyor. İşte o azad olmaksak köleler de yardım isterlerse mesela, onlara da zekat verilebiliyor. Zekat sadaka verilebiliyor yani.

  66. 32:12

    Çünkü özgürlüğüne kavuşacak. Bunlara mallarını seve seve verenler, ve malı sevdikleri halde, mala düşkün oldukları halde, icabında kendi de açığı var, kaçığı var, ama yine de duruma göre acil yardıma yetişenler. Çünkü öylesi var ki senin, sen de muhtarsın belki yarınki ekmeğin yok ama, bugün bir ekmeğin var, adam açlıktan ölüyor yani.

  67. 32:43

    E tabi bu ekmeği yarılıyorsun, icabında yarılıyorsun, yarısını da ona veriyorsun yani. Ama ben yarısını yarına ayıracaktım, benim yarın da ekmeğim yok. Tam da yarın alır, rızkın cedit, yanının ceditlemiş, yeni güne yeni tutsun. O tamam ama şimdi burada bu adam açlıktan ölüyor, misafir gelmiş, perişan.

  68. 33:02

    Anladın mı şimdi? Onun için bu şartlarda, mal verenleri methediyor Kur'an. Ama bunun en başında kime verenler? Maddesinin birinci maddesi, akrabanın fakirleri. Onun için işte bu hadis-i şerif bize çok önemli bir tembihatta bulunuyor, yani uyarı yapıyor. Akraban varsa, fakirse, güçsüzse, zayıfsa, sen de imkanın var da onlara iyilik yapmazsan,

  69. 33:37

    zaten zekat vermiyor, sadaka vermiyor, zekat vermeyenlerin durumu Kur'an-ı Kerim'de, yardım yapmayanların durumu. Ondan sonra, birçok ayet-i kerimede, azab-ı şedid ile, vaid ve tehditler var. Onların, ateşten, malları ateşten kızdırılacak, işte, cehennem ateşinde altınlar, gümüşler, veya nesi varsa onları kızdıracağım, Alınlarına dağlayacağım.

  70. 34:10

    Dağlamak işte, böyle basıyor, ateşi basıyor alnına. Sonra yanlarına, buralarına basacağım. Sırtlarına, arkalarına çevireceğim. Ateşten, yani mallarını onlara, dağlama yapacağım. Ateş dağlaması yapacağım. İşte kendiniz için, stok ettiğiniz, hazine olarak, gömdüğünüz, gömü yaptığınız, kasaya koyduğunuz, keseye koyduğunuz, yani zekatını vermediğiniz mallarınız bunlardı.

  71. 34:43

    Kötü günde lazım olur diye, stokladığınız ve zekatını çıkartmadığınız, zekatını çıkarttıysan, kenarda, köşede, gömüde de dursa, stok sayılmaz. Ama zekatını vermediysen, açıkta da dursa, açıkta da dursa stop sayılır. İşte bunların tadını tadın bakalım. Kötü günde lazım olur diyorsun. En kötü gün neresi?

  72. 35:02

    Ölüm anı, en kötü gün kabir, en kötü gün mahşer, en kötü gün cehennem. Tamam mı? Sen burada kaç gün daha yaşayacağın belli değil. Paraları stok ediyorsun, zekat vermiyorsun, sadaka vermiyorsun. Ondan sonra En kötü günde de Allah sana ateş olarak geri döndürür. Bir de tadına bak bakalım buyuruyor.

  73. 35:19

    Onun için mutlaka cömert, ihsankâr, ikramkâr fakir fukara arayıp soran olmak lazım. kömert, ihsankar, ikramkar olmak lazım. Ama burada dikkat edilecek Ama burada dikkat edilecek husus. bir husus. Önce akrabanda Önce akrabanda fakir fukara var. fakir fukara var, zayıf suafa, garip kuraba var. Eğer onları atlıyorsan, onları aşıp da ve yasrufu sadakatehu ila ghayrim

  74. 35:42

    sadakasını başkalarına döndürürsen, veriyorsa lem yekbelillahu sadakatehu Allah onun diğerlerine ya öbürlerine uzaklarına, velev ki fakirlere, velev ki muhtaçlara, yetimlere, miskinlere olsun. Verdiği sadakaları kabul etmez diyor. E ben de yerine verdim. Yanlış adamlara vermedim. Ben de içkiciye, kumarcıya, fuhuşçuya vermedim.

  75. 36:05

    Ben de muhtaçlara verdim. Açlara, açıklara verdim. Yetimlere, tullara verdim. Anladım da önce akrabandan, akrabanın yoksullarından başlamalıydın. Çünkü sana Kur'an'da ayette sıra koymuş. Kur'an'ın hiçbir kelimesi boşuna değil. Hiçbir ayetin, hiçbir cümleyi, cellesi boşuna değil. Sana niye önce akrabayı söyledi?

  76. 36:30

    Kur'an-ı Kerim niye bu kadar akraba ilişkisinde sulay-ı rahime önem verdi? Sulay-ı rahim akraba aramak için. Kuru kuru ya Resulallah. Nasılsın, iyi misin? Hala iyi misin? İyiyim. Sağ ol. Gözlerinden öperim, ellerinden öperim halacığım. Kapat git. Kadın aşık mı, aşık mı? İhtiyacın var mı? Yapabileceğim sizin için bir şey var mı?

  77. 36:50

    Ya yavrum, faturaları ödeyemedik. Elektrimiz kesilecek. Belki diyecek. Belki kirayı ödeyemedik. Mal sahibi zam yaptı. Borçlu kaldık. Bakkala borcumuz var. İşte efendim, kasaba borcumuz var. Kasaba zaten giremiyor ki borcu olsun neyse. Ondan sonra yani pahalık var. Böyle bir durumda ne yapıyorsun sen?

  78. 37:16

    Nasılsın, iyi misin? Hayırlı günler, iyi işler. Ondan sonra kapatıyorsun. Elinden öperim, gözünden öperim. gözümden öperim. Mübarek adam. Hiç Hiç hal hatır etmiyor. hal hatır etme. Hal hatır. Hal hatır. Hal hatır sormak. E zaten benim de korktuğum o diyor. Niye? Niye? E çünkü adam E çünkü adama selam, kelam.

  79. 37:38

    selam kelam. Selam kelamdan Selam, kelamdan sonra ne olacak? sonra ne olacak? Yavrum Yavrum, benim şu benim şu ihtiyacım var. Mevzusu açılacak. Mevzu açılmadan lafı ağzına tıkayın. Hadi teyze görüşürüz benimle. Tak, kapatayım. Çünkü neden bir şey ister benden? Ya işte böyle. Ya bekle ki istesin. Hatta istemeden sen sor.

  80. 38:00

    Sen ilgilen. Var mı bir sıkıntı? Var mı ya böyle? Nerede? E senin de Allah durumuna göre. Ben şimdi onu ne kadar ile mükellefsiz, ne kadar ile değilsin onları anlatacağım önümüzdeki derslerde. Yani belki bir sonraki derste anlatırım. Belki ondan bir sonraki de olabilir. Yani bu konuyu işliyorum. Ve lâ yanzurullâhü leyyuhimil kıyâme.

  81. 38:22

    Kim fakir akrabasını atlayıp başkalarına yardım yaparsa, yakın akrabasının muhtaçlarını aramazsa, sormazsa, kıyamet günü Allah ona rahmet nazarıyla bakmayacak. Ve diğerlerine verdiği sadakaları da kabul etmeyecek. Onun için bilmiyorum. Senede 3-5 kere ömreler, haçlar her sene falan bir zenginlerde bir acayip bir Müslüman zenginlerde bilhassa böyle bir gösteriş, bir bilmem ne

  82. 38:52

    bir şova döndürdüler yani artık. Yardımları, kampanyaları, şunları, bunları, gösterişler, riyalar falan. Onda geç. Ama akrabasını arayıp sormuyorsa bir de zaten diğerlerine yaptığı kabul görmeyecek. Onun için mutlaka ha benim kendim muhtacım, durumum müsait değil, ne arasam sorsam bir ikram yapamam, bir hediye veremem falan.

  83. 39:22

    O zaman sılû arhâmekum ve lev bisselâm evet. İşte bu İbn-i Mübarek Abdullah İbn-i Mübarek Büyük Muhaddis. İmam Vekiya, İmam Hennad, bunlar çok büyük, çok eski Muhaddisler bunlar. Yani bin seneden fazla bunlar. Bin sene, bin iki yüz elli sene evvelki büyük Muhaddisler. Bunların Eczüh isimli kitapları var bunların, müstakil yazmışlar.

  84. 39:55

    İbn-i Mubarak el-Birrûh Sıletübak İyilik yapmak ve sıla rahim yapmak, müstakil kitap yapmış Abdülhamid Mübarek Hazretleri. O kitapta da bu hadis geçiyor. Şimdi okuduğum. Rahimlerinizi vasledin. Akraba ilişkilerinizi kesmeyin. Ekli tutun. İrtibatlı olun. Yani maddi türkümüm yok, suyum yok, bir şey yapamıyorum yani.

  85. 40:23

    Ben de ondan bedelim falan. Velev bisselam. Bir telefonla, bir mektupla. Şu anda artık biraz mektup teori geçti yani. Ama icabında tabi hapse giriyor, bir şey oluyor, bir yakının bir şeyin. Hepimizin başına geldi. Hem de defaatle geldi yani. O zaman mektubun da çok önemi oluyor. Telefonla görüşemiyorsun falan.

  86. 40:47

    Yerine göre yani ulaşabilme vasıtaları kullanarak mutlaka sıla-i rahim yapın. Buyuruyor. Şimdi onun için burada birçok hadis-i şerifler var. Ama sıla-i rahimin faziletine delaat eden ve teşvik eden tekitli, tekitli demek çok kuvvetli hadis-i şerifler var. Bunlardan bazılarını okuyalım inşallah. Bir tanesi Bukhari Müslim hadis-i şerifi.

  87. 41:33

    Ebu Ureyla R.A.'nın ravisidir. Çok önemli bir hadis-i şerifi. Üç madde var bu hadis-i şerifte. İyiliklerinin temelini teşkil ediyor. Hatırladığım kadarıyla benim kırk hadis kitabım var. Yazdığım kitaplar içinde iddia ipçe değil ama en yani faydalar içinde toplanmış. Hani bir kitap yazıyorum bir konuda tabi onun içinde yüzlerce binlerce konu var tabi.

  88. 42:05

    Ama bir konusu belli falan. Bu kırk hadis öyle değil. Kırk hadisin birisi kader hakkında bir hadis komşuya ikram hakkında bir hadis reklam hakkında bir hadis sılayan hakkında olduğu için kırk tane hadisin hem de kütüb-i sitte imamları altı imamın ittifak ettiği. Özelliği bu. Hani kırk hadis kaç tane kırk hadis?

  89. 42:23

    Binlerce kırk hadis yapabilirsin. Çünkü hadis-i şerifler çok var. Ama burada seçilmesinin önemi konular farklı. Aynı konuda kırk hadisin mesela. Kız çocuklarını büyütmenin fazileti hakkında da yazdım. O sırf kız çocuklarını büyütmenin fazileti. Çocuklarına Ahmet Muhammed ismi takmanın faziletleri kırk hadis.

  90. 42:41

    Konu o. Bu öyle değil. Bunda konu farklı. Yani dolayısıyla burada bu hadis-i şerifinde olduğunu hatırlıyorum. Ama şu anda kaçıncı hadis olarak aldığımı bilmiyorum. O kadar ilim var ki onda. Şimdi şeyde olsaydım, kendim evde falan olsaydım, kendi yerimde kırk hadis-i şeriften onu buldururdum yani. Orada çok ilim yazdım.

  91. 43:05

    Yani. Ama siz kırk hadis olanlar biliriz de bulursunuz onu. Şimdi burada üç tane mesele var. Birincisi okuduğum üzere Allah'a ve ahiret gününe iman eden yani Müslüman olan bir insan Allah var. Ona Resul gönderdi. Bize İslam, Şeriat, Kur'an, Kitap gönderdi. Sonra ölüm var, ahiret var. Kabirlerden dirilmek vel ba'si ba'dir senin imanın var mı buna mı var.

  92. 43:33

    O zaman misafirine ikram etsin diyor. Ha Müslüman değilse diyor Allah'a ahirete inanmıyorsa ne yaparsa yapsın diyor. Çünkü sonu cehennem olduğu için. Ama diyor Allah'a ahirete iman olan misafir geldi ikram etsin. Hemen bir ihtiyacı var mı sorsun. Evde ne varsa, işte efendim bekle de kuzu keseyim bile bazen geç olur.

  93. 43:57

    Çünkü nüzül diye bir şey var. Misafir gelir gelmez ilk önüne hazırdan bir şey koymak lazım. Bilmiyorsun yollardan gel, bekle aç aç susun. Hemen bir su, hemen bir peynir, zeytin ne varsa bir şey koy. Ondan sonra daha güzel yemeğin varsa yapacaksan edeceksen anneli tutulmaz yap. Ama hoş karşıla, yüzün asık olmasın, hoş uğurla.

  94. 44:25

    Yani insan bazı kere hakikaten yani gidiyorsun misafire bırakıp bakıyorsun yani biri de seni alıp götürüyor falan. Onlar da yanlış şeyler tabi. Şimdi davetsiz yere de gitmemek lazım. Tavulcusunun acı durumuna da düşmemek lazım ama yani bir şey diyeyim. Bakıyorsun ev sahibi çok mutlu değil yani. Böyle şeylerle de karşılaşıyorsun.

  95. 44:47

    Yani onun yüzünden, halinden mevsut olmadı yani. Allah ahirete iman eder. Adam gelmiş artık yani. Gelmiş, misafirine ikram etsin. Hatta misafirliğinde bir hakkı bu. Orada yazdım yani, üç gün. Üç gün, üç geceye kadar misafirlik var. Ondan sonra tabii de üç günden sonrasında misafirlik olmaz. Üç günden sonrasında da adama misafirlik etmeyen de günahkar olmaz.

  96. 45:18

    Yani misafirine ikram etmemiş olmaz. El zıyafetü selasetü eyyem diyor. Sahih hadiste, misafirlik üç gündür. Bunu da sınırlamış ama Bayburtun dediği gibi, yarın kalsaydım dedi, o yemek verecek miydin? Verecektim, onu da bugün getir dedi. Öbür gün kalsaydım yemek verecek miydin? E verecektim dedi, üç gün en azından vereceğiz misafir, onu da bugün getir dedi şimdi.

  97. 45:42

    Öyle de değil yani. Üç gün kalıyorsan, üç gün seni yedirir, içirir. Ama sen şimdi, ben şimdi gidiyorum, ama sen üç günlüğü bir anda getir falan, böyle hareketler. Zaten İslam ahlakına uymayan şeyler de. Ama İslamiyet, misafire ikramı, Allah'a ve ahirete imanın bir vazifesi, bir güzelliği olarak emrediyor.

  98. 46:07

    İkinci cümle-i nebeviyye, sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş, men kâne yu'minu billâhi vel yemlâhî fel yasîl rahimehû. Kim Allah'a ve dirileceği güne, ahiret gününe maşere çıkacağına hesap, kitap, mizan, sırat olduğuna inanıyorsa, yani Müslüman değilse ne yaparsan yap. Ama Müslümansan, akrabasını arasın, sorsun, en yakın akrabadan, anne babadan, kardeşlerden,

  99. 46:37

    amca, işte halat dayı teyze, başlamak üzere. Açığa doğru, uzağa doğru ve ondan sonra ne yapsın? Arasın, sorsun, ilgilensin, ihsanda, ikramda bulursun. Çünkü bu Allah'a ve ahirete inananın üzerine boyuna borç. Allah Teala'nın farzı bu. Üçüncü cümle-i nebeviyede de çok yine önemli bir tembihat var. Bu tabii en beceremediğimiz.

  100. 47:11

    Diğerlerinde hani misafir geliyor, bir ikram yapıyoruz, ne bileyim ben akrabayı falan ben ararım biraz, arayıp soran biriyim. E falan, şey yapacağım. En beceremediğimiz bir şey. men kâne yu'minu billâhi vel yemlâhî fel yasîl rahimehû. Hayran evliyası bu.

  101. 47:27

    Kim Allah'a ve ahirete, yani öleceğine, dirileceğine ve Allah'ın huzurunda hesaba çekileceğine iman ediyorsa, bu Müslüman demek. Ya hayır konuşsun, ya sükût etsin. Yani boş bile konuşmasın demektir bu. Çünkü boş konuşmak hayırlı bir şey konuşmak değil, boş. Ama tabii bir de bunun boşunun dışında, boşta başa baş gelir, ne kâr ne zarar.

  102. 47:56

    Huzuru konuşuyor yani. E işte, memlekette yaylaya çıkmıştım da, yaylada bilmem, çakal gördüm de, çakalın kuyruğu da bilmem, anlatıyor yani işte. Eğer olmayan bir şey konuşuyorsa yalan konuşuyor. Olan bir şey konuşuyorsa boş konuşuyor. Şu anda senin gördüğün çakaldan, domuzdan bizim bir faydamız yok yani.

  103. 48:22

    Burada bir lüzumlu bir şey konuşalım. Birbirimize ilim verelim, bir şey öğütleyelim, istişare verelim. Yani ne bileyim ben, yararlı olalım, yararlı. Ömürler dakikalarla, nefeslerle sınırlı ve sayılı. Şuradan başladığımız zaman buraya ne kadar vakit geçtiyse, gitti o bir daha gelmez. Onun için ya hayır konuşsun, ya sükût etsin.

  104. 48:50

    Zaten, min husni islamil merih iştigaluhu, ne buyuruyor? Min husni islamil merih iştigaluhu, bu ne yani? İnsanın güzel Müslüman olduğunun alameti, dünyasına, ahiretine yarayan şeylerle uğraşmasıdır. Bunun tersi, alametun razı illa ete ala anil abdi, Allah bir kulunu seviyor mu sevmiyor mu, bunu nereden anlarsın?

  105. 49:19

    Allah ile görüşen komşu yok. Vahiy kesildi. İstigaluhu bi malaya, baktık adam konuştuğu boş. Bir işler yapıyor, boş. Ne dünyaya yarıyor, ne ahirete yarıyor, ne komşuya yarıyor, ne çoluk çocuka yarıyor, hiç. Fuzul işler. Oturmuş, bir şey seyrediyor, bir şey oynuyor. Efendim, ne bileyim ben ya, peki bulmaca çözmek bile bazı kere kafayı çalıştırır.

  106. 49:47

    Belki aklına yarar yani. Hepten bomboş işler var yani. İşte o zaman anla ki Allah o konuyu sevmiyor. Anladın mı? Bir insan Müslüman, herkes Müslümanım dedi. Müslümanım diye ne de gavursun diyecek halimiz yok. Ama güzel Müslüman mısın değil misin? Bunun da bir alamet-i farikası var. O da nedir? Lüzumsuz işleri terk etmesi.

  107. 50:16

    Onun için bak, Hadis-i Şerif'e dikkat et. Haram konuşmasın, günah konuşmasın demiyor. Ya hayır konuşsun, ya sükût etsin. Ya sussun. Dolayısıyla, yani konuşmamak da ibadet sayılmış biliyor musun? Hatta bazı alimler Eftel-i İbadet-i Sampi, peki Hadis-i Şerif de olabilir bu, görmüş de olabilirim şu anda tabii.

  108. 50:40

    İbadetlerin en üstünü diyor sükût durmak. Çünkü en azından konuşmayarak gıybetten kurtuluyorsun. Yalandan kurtuluyorsun. Laf taşımaktan kurtuluyorsun. Dedikodudan kurtuluyorsun. Bir de iftiradan kurtuluyorsun. Bunların hepsi neyle yapılıyor? Dillen yapılıyor. Onun için Müslüman, Allah ahirete inanan, akrabasını arayıp soracak, boş laflar konuşmayacak, dilini tutacak ve

  109. 51:10

    misafirine ikram edecek. Yine bu bakta bir Hadis-i Şerif'te de, felükrim caruh, o da çok önemli. Orada komşu halklar hakkında da çok rivayetler yazdım diye hatırlıyorum Kıyık Hadis'te. Orada da, yani Allah'a ve ahirete iman eden Müslüman, felükrim caruh, komşusuna değer versin. Komşusuna eziyet etmesin.

  110. 51:35

    Adamın alamayacağı, pişiremeyeceği bir şey pişirip, kazanının dumanıyla, tencerenin dumanından, balık kokusu gibi, et kokusu gibi bir şeyler komşusuna giderse, ona ikram etsin. Benim ona ikram edecek kadar bir durumum yok. O zaman o kokuları ne yapmasın? Hissettirmeyecek duruma dikkat etsin. İslamiyet bu kadar, bu kadar hassas.

  111. 52:12

    Burada bulunduğun evden, dört taraftan kırk hane komşuluk sayıyor. Kırk hane. Bu ne demek? Eşinin zaten bir apartmanda var kırk hane. Siteyi konuşmuyorum. Site zaten olmuş ilçe gibi. Siteler olmuş ilçe gibi. Yani blok, blok, blok. Onu konuşmuyorum. Bir adamın oturduğu bir blokta, düşün yani, kırk hane olan var.

  112. 52:42

    Daha fazla olan var. Bunlar hep komşuluk diye bir şey var. Ama nerede? Bu şehir hayatında, ne diyorsunuz, büyük şehirlerde bilhassa, İslamiyet'i yaşamak, bir yandan kolaylaştıran sebepler var, bir yandan uzaklaştıran ve zorlaştıran nedenler var. İnsan nerede olursa olsun, ne hal üzere olursa olsun, hangi şehirde olursa olsun, böyle kutuplarda, böyle dünyanın her yerinde,

  113. 53:17

    hangi gavur diyarında olsun fark etmez. Müslüman her yerde Müslümandır. Müslüman her yerde İslam ahlakını yaşatmalıdır. Ve bu nebevi vasiyetlere uygun yaşamalıdır. Şartlarım müsaade. Müsaade olduğu kadar. Ya da şartları olduracaksın. Hacı abi, oluşturacaksın. Bulunduğu şartlarda yemek içmek olmasa, ölmeyi göze alıyor musun açlıktan?

  114. 53:48

    Almıyorsun. Ne yapıyorsun? Ölmeyi bir şekil bir temin edip, şartları olduruyorsun. Orada bulamam diyorsan, buradan kavurma mavurma, ondan sonra ne diyorsun adına? Peyniri meyniri vakumlama, alıyorsun yanında götürüyorsun. Adam uzaya çıkıyor, bir ay bilmem ne orada kalıyor, astronottan bilmem ne bilmem ne.

  115. 54:14

    O da ona göre, kendine göre, oranın buraya göre şartları çok farklı. Adamın ayağı yere basamıyor yani. şartları ona göre hazırlıyor da gidiyor. Onun için sen şimdi, komşum bozuk, muhitim bozuk, çevrem kötü, ondan sonra İslam'ın bütün emir ve yasaklarını hiçe sayarak, şartlar böyle gelişti, efendim elden bir şey gelmiyor falan, böyle bir şey yok.

  116. 54:42

    En zor şartlarda Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve sahabe-i kiram, önümüzde örneklerimiz çok, ulema, evliya. ama evliya, en yakın, en büyük örneğimiz Muhammed Efendimiz Sûresi Suresi Hazretleri'nimiz, ömrümüz geçti yani, ne yollar, ne yolculuklar, ne zahmetler, ne çileler, bunların hepsini de yaşadık yani, haçlar, umre, birçok, böyle bolluk yoktu, 80'lerde falan.

  117. 55:10

    Şimdi, Hikm-i Sünnet'i terk ediyor muydu? Bütün hakları yerine getiriyordu. yerine getiriyordu, Allah'ın haklarını, kulların haklarını, arkadaşlık haklarını. Müslüman budur. Yoksa bahane çok. Ben şimdi sitede oturuyorum, bilmem ne, komşuyum, karşı kapıda kim oturuyor, belli değil, bilmem, bana ne? Belki orada biri aç.

  118. 55:37

    Mesela yani, insan sağına, soluna mukayyet olacak. Ve lakin burada en mühim mesele, hakikaten tabii, kiracı değişiyor, ikide bir, bilmem ne, o da bir acayip bir şey. Karşı tarafta cinayet oluyor da, ondan sonra haberler falan, komşuların o zaman haberi oluyor yani. Orada terörist mi, daire tutmuş, bilmem ne.

  119. 56:05

    Böyle yani, mega kentin durumu bu. Ama akraba dediğin zaman, bir insan, hadi misafirlik kalmadı, hadi komşuluk kalmadı. Misal yani. Bunları da sürdürmemiz lazım. Sürdürmeye de çalışıyorum ben. Ama bunları da geç, ama insan akrabası yok olur mu yani? Akraba ile ilişki kesilir mi? Akraba unutulur mu? Akraba kaybolur mu yahu?

  120. 56:38

    Teyzem nereye kaybolacak şimdi halam ya? Anladın mı? Her şeye bir şey buldun yani. Şartlar, şutlar. E tamam da akrabanı aramak kadar kolay bir şey var mı? Durumunda varsa ikram edeceksin. Evet. Yine Bukhari Müslim'de, bu hadis-i şerif de çok önemlidir. Efendim, Bukhari 5986 rakamı ile rivayet ediyor.

  121. 57:03

    Müslim-i şerifte 2557 rakamı ile hadis-i şerifte, Enes İbni Malik Rıdvan'da rivayet ediliyor. Sen istiyorsan ki rızkıma Allah genişlik versin. İstiyor musun? Herkes rızkına genişlik istiyor. Ne kadar zengin o kadar rızkına genişlik istiyor. Bu zenginler zaten paradan doymuyor. Milyon doları olan milyar dolarım yok diye sızlanıyor ya.

  122. 57:30

    Katı olan yatım yok diye eksiklik hissediyor. Öbürü, benim villa sitenin içinde, yalıda değilim. Şimdi ben nasıl yalıda bir villa alırım diye şey ediyor. Bunun sonu yok ya, bu ne biçim bir şey. İşte zengin birine sormuşlar, zikir çekiyor musun falan. Bu zenginler acayip zikir çeker bazıları. Bazıları farzla bazıları kılmaz yine zikir çeker.

  123. 58:00

    Niye zikir çekiyor biliyor musun? Bu da YouTube'da var. Zikir çekiyor musun? Çekiyorum diyor. En fazla hangi zikri çekiyorsun? Ya Razzak'ı ya Fettah diyor. Yahu diyor adam zaten milyon dolarlarınız var. Yani hala Razzak mı çekiyorsun? Tabii çekerim diyor arkadaş diyor. İhtiyacım daha fazlalaşıyor diyor.

  124. 58:22

    Gari bana orada iki cid kitap yazdık. Bir cid kitap yazdık fakirlik, zenginlik sebepleri. Okuyan kaç kişi? İki cid kitap yazdım ayrıyeten zenginlik sebepleri. Kolt rengiyle, altın rengiyle de bastırdım da. Belki biraz rengine takılırlar diye falan. Yahu ayet, hadis, namaz, zikir, ibadet. Allah de parayı bul.

  125. 58:43

    Adam onu okumuyor. Okumuyor. Okusa da amel etmiyor. Anladın mı? Ya Allah'ım kavruluyorum diyor. Ama zengin? Daha nasıl zengin olabilirim? Bana desen ki şöyle bir dua var okuyan zengin oluyor. En fazla zenginler okur ha. Acayip bir şey ya. Tamahkarlık. Onun için ne demiş? Yani. Zellemen tamah. Azzemen kana.

  126. 59:14

    Kanaat eden aziz oldu. Tamahkarlık eden zelil oldu. Yani. Tamah çünkü istek büt mü? En zengin adam bile bakıyorsun bir şey peşine düşüyor. Kendini rezil ediyor yani. Alçaltıyor yani. Çünkü neden? Tamahkar. Bir kanaatkar olsa Allah'ın ebedi. Bu çalışmayın demek değil. Kazanmayın demek değil. Allah'tan rızık istemeyin demek değil.

  127. 59:39

    Ben zaten isteyin diye cidden dolusu kitap yazdım. Veselüllâmin fazlî. Fazlından, kereminden, rızkından Allah'tan isteyin diyor. Ama Allah'tan isteyin derken seyrederken sebeplere de tefessür etmek lazım, bir işe girmek lazım, çalışmak lazım, sebebi nedir? gayret etmek lazım. Tamam. Ama insan evvela Mevla Teala'nın verdiği nimetleri, rızıkları şükrünü ifade edecek.

  128. 1:00:09

    akrabayı arayıp soracaksın, ayran yapacaksın. Sen rızkının genişletilmesini istiyorsan diyor, geçimim geniş olsun, gönlüm geniş olsun, bolluk yaşayayım, çoluk çocuğuma bol bol amat alayabileyim, istediklerini verebileyim alabileyim, istediklerini verebileyim istiyorsan, istiyorsan, ve yûnse elev fî eserî.

  129. 1:00:25

    ecelinde tehhir, geciktirme olsun. Yani, tabi ecel geldi bilir, geri yapmaz, âyet okuduk. Ama dua kaderi geri çevirir, sadaka, belayı def eder, ömrü ancak iyilik yapmak, sıla-i rahme yapmak, anne babadan hayır dua almak, yakın akrabadan, özellikle zirahimin mahremlerinden hayır dua almak, ömrü uzatır, diyor.

  130. 1:00:57

    Bu sayı hadisi, tabi ömrünü bereketlendirir, öbürü 100 sene yaşar hayırını görmez, sen 50 senede efendim 150 senelik iş yaparsın, ayrı dava. Ömrüne bereket gelir, rızkına bereket gelir. E şimdi adam, 100 milyon geliri var, geçinemiyorum, diyor. Öbürüne asgari ücret, 20 bin lirayla geçinen var. İlginç bir şey yani.

  131. 1:01:19

    Bereket de ayrı bir şey. Bereketsizlik hayırsızlık ayrı bir şey. Onun için, kimdi istiyorsa ki rızkım bol edilsin ve ecelim tehhir edilsin, yani, hayırlı uzun ömürle yaşayayım, felyesil rahimehu akrabasını, rızkilerini canlı tutsun, irtibatlı olsun ve sıla-i rahim yapsın. Bak, sıla-i rahim yapmak...

  132. 1:01:49

    Arıyorum teyzemi, halamı, her seferinde bir şey istiyorlar, 10 bin ona ver, 5 bin ona ver. Ya tamam da kaç katı gelecek? Kaç katını getirdiğini biliyor musun? Anne babanı razı etmenin birkaç duası 10 lira masraf ediyorsun, buzdolabı bozuldu, bilmem ne oldu, masrafını versen. Onlar emekli insanlar veya emekli gelirleri yok.

  133. 1:02:11

    Ne olacak? Bir dua alırsın, dünyanda mamur olur, ahirette mamur olur. Onun için, sadaka vermek gibi görünür, hayır yapmak, benden bir şeyler çıkıyor gibi görünür, aslında almaktır. Zekat, sadaka çıkarmak, eksilmek gibi görünür, halbuki artıştır. Ama faiz almak gibi görünür, 10 verdim, 15 aldım, anladın mı?

  134. 1:02:45

    100 verdim, 150 aldım gibi görünür ama hastane masraflarında karının kolu kırılır, oğlunun kafası kırılır, araban kaza yapar, bilmem ne, bilmem ne, 150'nin ana parası da gider. Onun için, insanlar indiğinde faizcilik, tefecilik yapıp da paraları artırmaya, helal haram demeden, paraları yığmaya çalışanlar, şunu bilsinler ki, ne buyuruyor, ahette öyle buyuruyor.

  135. 1:03:19

    Bunlar artış gibi görünüyor ama Allah'ın dinde artmıyor, Allah'ın dinde eksiliyor. O da bereketsizlik ve hayırsızlık olarak senin üstüne çıkıyor. Üzerinde eseri zuhur ediyor, çıkıyor, şuna geliyor, hastalık, düşün, kimin malını gasp ettin, kimin kamu malına hıyanet ettin, kimden tefecilik ettin, borç verdin, fazla aldın, onu düşün.

  136. 1:03:53

    Ama, Zekat sadaka verseydin, Allah rızasını niyet ederek, fakir fukaraya vererek, anladın mı? Onlar kat kat artıranlar. Esas kat kat artıran, repoyu, depoyu, faizi, borsayı katlayanlar değil, zekatı, sadakayı, özellikle akrabasına, sulay rahime, fakire, fukara vererek, katlayanlar onlardır. Dünyada da bereketini görecekler, ahirette de sonsuza kadar

  137. 1:04:27

    yiyecekler de bitiremeyecekler. Ama, insanların mallarına, faizli muamele yaptın, ondan sonra oradan, bir verdin, iki aldın, üç aldın, sen de seviniyorsun, katladın. Ne katladın? Azabı katladın, belayı katladın. katladın, fela-i erbû endallâh, Allah nezdinde onda artış yok. Artış mı arıyorsun? Çıkaracaksın, vereceksin zekatın, sadıkın.

  138. 1:04:57

    Bak görürsün ummadığın yerden ne rızıklar gelecek. Hem vereceksin hem de özellikle en yakın fakirlerine, muhtaçlarına, akrabana vereceksin. Bunu yap. Bak nasıl mutlu, mesut yaşayacaksın. Belasız, kazasız yaşayacaksın. Sen de çoluk çocuğun torunlarından mürüvvet göreceksin, göz aydınlığı göreceksin. Çünkü neden?

  139. 1:05:19

    Allah'a itaat ya. Ne buyurursa onu yap kardeşim. Kur'an ne söylüyor, âyet-i hadis ne söylüyor senin iyiliğin için. Bu kadar âyetlerimmiş, hadis-i şerifler. Bu çok. Yani bu usta hadis-i şerifler çoktur. Bundan dolayı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu usta yani saletürrahim mehabbetün fil ehli akraba teallukatı ziyaret etmek buyuruyor.

  140. 1:05:46

    Efendim bir hadis-i şerifte yine temizliğe geçiyor. Mehabbetün fil ehli insan eşinin akrabasına da yardım edebilir. Eş, kayınvaliden, kayınpederin. Hani annen baban kadar tehditli değil ama yine de muhtaç salar. Yani yine hanımın da senin. Çocukların var, eşin yani. Dünya ahiret birleşmişsiniz. Ondan sonra aile içinde muhabbete sebep olur.

  141. 1:06:12

    Mesraatün fil mal. Mal da servete, zenginliğin artmasına sebep olur. Mensaetün fil ezer. Ömürde ziyadelik ve artış ve bereketi ve rahmete vesile olur. Hep bunlar. Yani cimri, ne diyeyim sana akrabasını aramayan, sormayanlar, onlara hayır ve ikram yapmayanlar bunlar, sevilmezler. El-bekîl, cimri adam beidun minallâh, Allah'tan uzak.

  142. 1:06:42

    Beidun minallâh, insanlardan uzak. Cimriyi oğlu, kızı, karısı da sevmez. Yani karısı bile de cimri der, benim kocam der. Bir şey vermiyor bana. Ondan sonra. Karîbun, beidun minel cennetten uzak. Karîbun il-nar, cehenneme çok yakın. İşte bu. Ama es-sehiyyu, çömert olsa, ikramcı olsa, etrafına sadakalar verse, akrabasını arayıp sorsa, karîbun minallâh,

  143. 1:07:16

    Allah'a yakın, karîbun minel nâs, insanlara yakın, aile sever, herkes sever, yardım seven adam, herkes sever. Karîbun ilel cennet, cennete yakın, beidun minel nâs, cehennemden uzak olur. Bu kadar basit. Yani ama konuşması basit geliyor, yapması zor geliyor. Nefse, ne bileyim ben, Allah'ın farzları, vacipleri, Habibi'nin sünnetleri, nefsine çok zor geliyor.

  144. 1:07:44

    Bu ne? Şeriat, nefsi kılâfına vaz olmuştur. Evladım derdi, Ali Adem Efendi, Güzes Hazretleri, Mahmud Efendi Hazretlerimize. Yani şeriat, canın istemediği şeyleri emrediyor. Canın istese zaten, ooo çok güzel, baklava yiyerek cennete girer. Bir dilim baklava yiyen cennete girecek yani. Bir şey yok. Anladın mı?

  145. 1:08:08

    Milletten para alanlar demiyor, verenler diyor. Akrabasını arayıp soranlar diyor. Söz verdiklerinde sözünde duranlar diyor. Zoru gördüklerinde sebat eden, sabredenler diyor. Er meydanından kaçmayan yiğitler El meydanından kaçmayan yiğitler diyor. Böyle âyet anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor. Anladın mı?

  146. 1:08:32

    Niceleri menfaat için sözü bozuyor, ahde vefasızlık ediyor. Ahde vefasızlık ediyor. Niceleri menfaat, dünya Niceleri menfaat, dünya menfaat. menfaat, beş kuruşluk kar için. Yaa en yakınını satıyor. Söz verdiği sözü bozuyor. Ondan sonra bunlar böyle. Allah cümlemizi bu hallere düşmekten muhafaza eylesin.

  147. 1:08:52

    Yine bir hadis-i şerifte efendim Hadis-i şerifin rahmetine Ali ibn-i Ebu Talip tadı yanahtan da rivayet ediliyor. Buyuruyor. Kim ömrünün uzatılmasını istiyorsa rızkının genişletmesi istiyorsa işte burası en önemlisi. Kötü ölümden kurtulmak. Kötü ölüm ondan def edilsin, uzak edilsin istiyorsa Kötü ölüm.

  148. 1:09:27

    Ya ne ölümler var arkadaş ya. Bir haberleri dinle. Bir bak. Eskiden gazetelerde çıkıyordu böyle çok haber. Şimdi de gazetemezse okuyan da kalma. Efendim Youtube'lardan bilmem nelerden haber kanallarında. Ya arkadaş aklın mantığın durur. O kadar acayip kötü kötü ölümler var. Parçalananlar, doğrananlar, ne bileyim, eli kolu bağlananlar,

  149. 1:09:53

    tuzsak edilenler, konteynerlara kesilip doğranıp dağıtılanlar, Allah Allah, tecavüze uğrayıp öldürülenler, yani ne kötü ölümler var yahu, ne kötü ölümler, Allah cümlemizden uzak etsin. İşte ne buyuruyor, ölümün kötü olsun istemiyorsan, sonun akıbetin hayır olsun istiyorsan, feryettekillâhe vel yasallâhibe, haramlardan sakın, Allah'ın haram ettiği yasaklardan uzak dur,

  150. 1:10:23

    akrabana iyi bak, yakın akrabanı ara sor, sıla-i rahimde bulun diyor. Burada en büyük mesele kötü ölüm, yani tabi diğerleri de çok önemli olmakla beraber, yani insan hakikaten korkuyor. Bu birçok hadis-i şeriflerde, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de yine Tevrat kitabından bu hadis-i şerifini aktarmış, Bezzar'dan, Hakim'den,

  151. 1:10:51

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ümmiydi, okuma yazma bilmez idi, ama Allah-u Teala ona Kur'an'ı vahyetti, ve diğer kitaplardan da vahyettikleri var. Onları ne yolla vahyetti? Hadis-i şerif olarak vahyetti. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor, bunu hakim sayı olarak rivayet ediyor bu hadis-i şerife.

  152. 1:11:08

    7279 rakamında, Veklubun fit Tevrat, Tevrat Allah'ın kitabı. Şimdi değiştirilmiş, Tevrat muharef. Şimdikiyle amel edilmez. Ama Allah'tan inen Tevrat'ta ne yazıyor diyor? Mene habben yüzdâde fî umri ve fî rizgin feleselâm.

  153. 1:11:23

    Şimdi biz Tevrat'tan, İncil'den bir şey alamayız. Caiz değil, nakledemeyiz. Ancak, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurduysa, ondan sonra Kur'an-ı Kerim'de de bazı ayetlerde Tevrat'ta yazılan hükümler yazılıyor, Veketemne âleyhim fî annen nefse min nefse vel âne bil âni gibi. Ayette varsa, hadiste varsa, tabi yine ayetten hadisten alan ulemanın beyanları müstesna.

  154. 1:11:45

    Kim ömrünün ziyadeleşmesini ve rızkının artırılmasını istiyorsa, Sıla-i Rahim yapsın. Yine Ebu Ya'la'nın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Ebu Ya'la büyük muhaddistir. 4104 rakam muhaddiste Enes İbni Malik radıyallahu anh'tan rivayet ediliyor. Buyuruyor, innes sadekate, işte burada birleşti. Yardım yapmak, sadaka vermek ve Sıla-i Rahim, bir de Sıla-i Rahim.

  155. 1:12:12

    Şimdi, hem akrabanı arayıp sorarsan, Selamun aleyküm, aleyküm selam, hala hatırlıyorsun, nasılsın, iyi misin falan, Sıla-i Rahim. Bir de ihtiyacın var dedi falan, durum tespit ettin, bir de sadaka verdin. İkisi birleşti işte. Bu, bunun yanı çok bereket. Sadakayla Sıla-i Rahim'de birleşirse, Allah gör bak senin ömrüne ne kadar uzatma verecek.

  156. 1:12:39

    Ne kadar hayatına bereket verecek. Kötü ölümü bunlar sebebiyle, sadaka, hayır yapmak, fakir fukaraya sadaka vermek, yani parçalanacakken, tamam mı efendim, kaza belaya maruz bırakılacakken, akla hesaba gelmeyen bela çeşitleri var. Düşünmek düşünemiyorsun, bir de bakıyorsun haberlerimiz var. Allah Allah, bu da nasıl bir bela ya?

  157. 1:13:10

    Bu nasıl bir ölüm şekli? İlginç. Tabi imansız ölmek bir de o hepten ayrı bir şey. Kafir ölmek, münafık ölmek, tevbetsiz ölmek, borçlu ölmek, bilmem ne. Ne belalar var, önümüzde bir ölüm var yani. Hayatta tek hakikat var, o da ölümdür dedim baştan. Ölüm, önümüzde ölüm var. İşte kötü ölmekten, akıbeti kötü olmaktan, bela bulmaktan, kurtulmak için sadaka, sılayra.

  158. 1:13:40

    Hem akrabayı araya soracak hem de onlara sadaka verecek veya başkalarına verecek. Diyelim ki akraban zengin, akraban da muhtaç yok. Sadakayı o zaman fakirlere verirsin, sılayra da akrabana yaparsın. Allah da seni kötü ölmekten kurtaracak. Ve yetfâ bîmel mekrûhe vel mehzûre.

  159. 1:13:58

    Şimdi sadece kötü ölmek, kötü ölmek işin sonu. Dünyanın finali. Burada daha önemli bir müjde var. Bir de senin yaşayacağın bir hayat var. Önümüzde kaç senelik ecelimiz ne zaman gelene kadar da hayat var. Bu hayat içerisinde sakındığımız nice şeyler var. Olmasını istemediğimiz, mekruh denilen, mekruh yani tabii bir de fıkıhta var, mekruh falan o değil.

  160. 1:14:24

    Mekruh yani istenmedik şeyler. Mesela ben şimdi neyi istemem? Elden ayaktan düşmeyi hiç istemem. Abdest ihtiyacımı kendim görmek isterim. Çoluğumdan, çocuğumdan, karımdan bile yardım almak istemem. Yani bu hale düşmeden ölmek isterim. Altını bezleyecek hale gelmeden veyahut birileri senden yük sünür, işte benim insan eti ağır yani.

  161. 1:14:50

    Kaç senedir yatalaklar var, yatanlar var, düşmüş karısının, kocasının eline vesaire. Zor! İstenmedik şeyler, fakir olmak, muhtaç kalmak, çocuğum bir şey isteyecek, ben alamayacağım. Torunum bir şey söyleyecek, yapamayacağım mesela. Bunları istemem yani, maçuk olur.

  162. 1:15:09

    Onun için sadece kötü ölümden değil, sadaka verirsen, bir de slayram yaparsan, istenmedik hiçbir şey başına gelmez. Yani diyorum ya Mutlu Mesut, ölene kadar huzur içerisinde isteklerin meydana gelerek, muratların hasıl olarak yaşamak meselesi var. Ya sonunda iyi öldüm, şehit oldum veyahut da neyse Allah dostlarına ilhak oldum falan, güzel.

  163. 1:15:38

    Anladım ama yaşarken de çok muhtaç, perişan, insanların yardımına muhtaç, öyle de duruma düşmek isterim. Hep veren elde olmak isterim, veren elde olmak isterim, alan elde olmak istemem. Yani zor istemek, yüzünün suyunu döküyorsun. Allah için istiyoruz tabii, yardımcılar istiyoruz, aş evidir, şudur, gazzedir, bunlar ayrı bir şey.

  164. 1:16:04

    Ama şahsi ihtiyaçlar için, insanlara yalvarmak için, bu duruma, ama olmayınca ne yapacaksın? Eşin için, çocukların için, icabında. Bunlar başa gelmesin yani. Bunlar başa gelmesin. İstenmedik şeyler olmasın. Çocuğun asi olmasın. Kızın baş açık gezmesin. Bunlar da istenmedik şeyler. Ben istenmeyeyim mi oğlum, kızım, torunum namazsız olsun?

  165. 1:16:33

    Hiç olmasın, daha iyi namazsız olacağına yani, hiç olmasın. E şimdi çünkü onun da cehenneme gireceğini düşünmek veyahut harap işlerini düşünmek, o da bana yük. O da bana baba mesuliyeti. Onun için hayatı boyunca mahzurlardan, sakıncalı şeylerden, istenmedik olaylardan kurtulmak isteyen,

  166. 1:16:57

    akrabayı sılay rahim yapsın, çok arasın sorsun ve sadakayı ziyadesiyle efendim, durumuna göre vermeye çalışsın. Yine bir hadis-i şerif okuyalım. Ebu Ya'la rivayet ediyor. Kas'am kabilesinden bir zat sahabe-i kiramdan geldi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e sualler sordu. Ebu Ya'la'nın müsnedi var.

  167. 1:17:28

    Ebu Ya'la büyük muhaddis. Orada 6839 rakamı ile kayıt edilmiş muhaddis-i şerifte. Efendim diyor ki, ben diyor bir peygamber çıktığını duydum diyor Kas'am kabilesinden. Geldim diyor. Medine dönemi olduğu anlaşılıyor. Eshabından bir cemaat içinde oturmuş. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına geldim.

  168. 1:17:53

    Allah'ın Resulü elçisi olduğunu iddia eden, söyleyen zat sen misin dedim diyor. Yani şimdi adam yeni gelmiş yani. Sahabeden değil, yeni Müslüman olacak. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem'e, evet benim diyor. Ben Allah'ın Resulüyüm dedi diyor. Kudriya Resulü Allah. Bak hemen adam iman etmek niyetiyle gelmiş, iyi niyetle gelmiş.

  169. 1:18:16

    İtiraz için gelmemiş. Ey Allah'ın Resulü dedim diyor. Çünkü orada cemaat vardı diyor. Hanginizsiniz dedim diyor. Tabii efendim sallallahu aleyhi ve sellem'i tanıdı yani orada. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem'i tanımamak mümkün mü yani hiç kimseye benzemez. E tabii onun için sen misin dedim diyor.

  170. 1:18:33

    Benim dedim. Eyü'l amâle habbû lillah. Allah en çok hangi ameli sever dedim diyor. Yani bu kadar amel var. Yüzlerce, binlerce faziletli amel var yani. İbadet var, taat var, zikir var. Kâle'l imânu billah. Önce bir defa Allah'a doğru iman edeceksin. Allah'a iman etmek ve meleklere imanla, içinde kitaplara iman, Resullere iman, ahirete iman, dirilmeye iman.

  171. 1:18:55

    Amen. Tüm esasları ya. Bunlar birbirinden ayrılmaz. Ben Allah'a inandım, Peygamber'e inanmadım. Öyle iman mı olur? Ve Allah'a inandım, buyurduğuna inanmadım. Ben sana inandım, dediklerine inkar ettim. E ben sana dediklerine inkar edeceğim, sana iman etmiş olmuyorum ki. Allah'ın bütün buyurduklarına inanmak bunun içine giriyor yani.

  172. 1:19:15

    İman. Ama tabii amel girmiyor buna. Çünkü bir insan hiçbir abdest almadan, namaz kılmadan, gusül etmeden bile beyninde, aklında, kalbinde imanı edebilir. İnanabilir yani. Amel, hareket ister, icraat ister, bilmem ne, kalktın, oturdun, hapse saldın, taharet aldın. Bunlar ayrı şeyler. İmanda bunlar yok.

  173. 1:19:37

    İman beyinde biter. Dille ikrar da tabii buna gerek yok. Çünkü dilsiz değilsin, bir şey değilsin. O zaman oku buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü Resûlü. Tamam. Peki dedim diyor. Ondan sonra ya Resûlallah, sonra ne gelir? Sümme sılayetul rahîm.

  174. 1:19:58

    Bak. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Sonra sılayi rahîm gelir. Bak. Sordum diyor. Say hadis Ebu Ya'lam. Büyük muhaddis, müsteddinde geçiyor bazen. Allah'ın en sevdiği nedir? İman. Sonra nedir? Sılayi rahîm. Akrabanı, ana babadan itibaren en yakınlarından uzağına doğru aramak, sormak. Bir ihtiyaçları varmış diye elden gelince şekilde görmek.

  175. 1:20:28

    Kultu ya Resûlallah. Eyü'l âmâle ebhazû lillâh. Peki Allah'ın en kızdığı, hiç sevmediği amel nedir? Buyurdu. El-işrâkü billâh. Allah'a ortak koşulmasını. Yani ortak koşulması deyince puta tapmak, Yahudi, Hristiyan olmak gibi anlamayın. Bir adam Müslümanım derken de Allah'a ortak koşabilir. Ne gibi? E Kur'an'daki biatı inkar eder.

  176. 1:20:54

    Hadis-i şeriflerin tümlerini inkar eder. Öldükten sonra dirilmeyi inkar eder. Melek yok der, cin yok der. Yani sen şimdi Allah'a inanıyorum desen de Allah'ın buyurduklarını, Habibinin duyurduklarını inkar ettiğin zaman o iman bozuluyor. Allah'a ortak koşmuş olur. Yani insanı dinden çıkaran şeyler. Diyelim buna.

  177. 1:21:14

    Kultu ya Resûlallah. Ondan sonra ne gelir? Yani gavur olmak, müşrik olmak, mürted olmak, dinsiz olmak. Allah'ın en sevmediği şey. Ondan sonra ne gelir? Bak düşün. Yani tabi burada birçok hadis-i şerif bu konuda vardır ama yani zina demedi, içki demedi, faiz demedi. Mesela bu hadiste de böyle. Bu yönünü ele almış yani.

  178. 1:21:40

    Katıyatürrahim, akrabanın ilişkisini kesmek, ana babanı, tıraşı, amcanı, halam, dayın, teyzeni arayıp sormamak. Bak şirkten sonra bunu getirdi burada da. İşte büyük günahlar serisindeyiz. Şimdi bakıyorsun bir hadiste yedi günahtan sakının. Bir hadiste dokuz günahtan. Bunlar hep büyük günahların tertipleri, tasnifleri.

  179. 1:22:05

    Bak bu hadis-i şerifte de şirkten sonra ikincisi sıla-i rahimi kesmek geliyor. Kult ya Resûlallah, sünmeme. Sonra nedir ya Resûlallah diyor. Üçüncüyü sordu bu diyor. Allah Allah. İyiliklerde iki şey sordu. Birincisi iman, ikincisi sıla-i rahim. Kötüyü sorarken üçüncüyü de sor. Ne buyurdu? Galisim vel emru bil münkeri ve neyi al maruf?

  180. 1:22:30

    İyiliği emredip kötülükten ne edeceğiz? Namaz kılmayana namaz kılmayı tavsiye edeceğiz. Oruç tutmayana orucu anlatacağız. Tesettürü olmayan kadına, kıza başını örtmesini veya neyse başını örtmek yetmez. Başını örtüyor, altını açıyor. Ondan sonra bütün cümle bedeni kadına öğrettirir, örtülmesini tavsiye edeceğiz.

  181. 1:22:50

    Şimdi hal böyleyken adam ne yapıyor? Şeriatın reddettiği şeyi emrediyor, iç içeceksin diyor. Başını açacaksın diyor. Burada namaz yasak diyor. Bu sefer ne yapıyor? Marufu emretmiyor, münkeri emrediyor. Tam tersine ne yapıyor? Marufu nehye ediyor. Maruf ne? Namazı yasaklıyor, orucu yasaklıyor, sarığı yasaklıyor, cübbeyi yasaklıyor.

  182. 1:23:18

    Kadınların tesettürünü yasaklıyor, böyle çok. Memleketler var, milletler var, iş yerleri var, patronlar var, amirler var, böyle çok. Allah'ın yasağını emrediyor. Allah'ın emrini yasak ediyor. İşte bu da diyor, kafir olmak, ondan sonra akraba ile ilişkiyi kesmek, ondan sonra da Allah'ın yasaklarını emretmek, emirlerini yasak etmek.

  183. 1:23:45

    Öyle yerler var, namazı yasak etmiş. Mescid açtırmıyor. Maalesef, benim babamın zamandaki askeriyede mesela, şimdi tabi öyle değil elhamdülillah, paşalar, komutanlar, bunların hepsi İslam'a saygılı, duyuyorum bir şeyler var, mescidler açılmış, garnizonlar da şurada burada falan bunlar sevindirici şeyler.

  184. 1:24:12

    Adam diyor, bize diyor, tabi babamın askerlikleri ne zaman işte, hangi yıllarda yani, 90'ı geçti şu an ona göre hesap etmek lazım da, yani oruç tutan var mı diyor, sen de zannediyorsun ki oruç tutan varsa ona kolay iş vereyim de, sahurluk vereyim. Oruç tutan varsa henüz oruçları ona veriyormuş. Yani öyle bir hane çattı yani.

  185. 1:24:35

    Tabi ki askeriyeyi genel manada komutanlarımızı tenzih ederim. Ama bazı da böyle bir amir çatıyor, bir yerde bir… bir yerde bir komutan oluyor, amir oluyor, bilmem ne oluyor, biri… Allah'ın emrini yasak ediyor, yasağını emrediyor ya. Onun için bu da şirkten sonra, akraba ile ilişkiyi kesmekten sonra en büyük günah bu.

  186. 1:24:59

    Onun için ne yapacağız? İyiliği emredeceğiz, kötülüklerini edeceğiz, Allah'ın emirlerini yayacağız. Bu sohbetler onun için yapılıyor. Ama tabi bu burada yapılıyor. Ama kürsüden inildiği zaman, sohbet bittiği zaman bunu hayata geçirmek. Mühim olan bunu çevrende tatbik etmek. Gelene gidene, sen namaz kılıyor musun evladım?

  187. 1:25:19

    İşte neyse… Bu hem de Arif'in sonu yok. Yani sonu yok derken, her türlü iyilemede namaz kılıyor, takke yok başına. Ya başına bir takke tak. Kafanı kapat, mekruh olmasın. Mesele mesele. Yani her teferruat var. Kadına tesettür tavsiye ediyorsun, bilmem ne. Ondan sonra biri gıybet ediyor, baş ölümüne izin veriyor falan.

  188. 1:25:43

    Ya burada adam yok, onun hakkında konuşmayalım lütfen. Şimdi adam burada değil, yüzü olsaydı konuşuyorsaydın, konuşurdun. Falan mesela o gıybeti orada durdurmak mesela. Değil mi şimdi? Münker bir şey, baş ölümüne iftira diyor. Ya kardeşim sen şahidin var mı? Delilin var mı? Gözünle gördün mü? Yok. Kulağınla işittin mi?

  189. 1:26:02

    Yok. E tamam da şimdi adamın hakkında iftira yapıyorsun. Delil getir falan. Yani bunlar maalesef, konuşurken güzel konuşuyoruz. Ama yaşarken hayatta, yani gelenler, gidenler, ortamlarda bu iyiliği emretmek, kötülükten nehy etme vazifesini maalesef kimisi utanma belası, kimisi kim ne der, kimisi neyle karşılaşırım belli değil.

  190. 1:26:29

    Yok bana ne cevap verir. Yahu sana ne cevap verirse verse. Sen kibar, nazik, höt hüt yapmadan, vamman demeden Allah rızası için, ben sana Allah için söylüyorum. Bizi yaratan Allah var. Ölüm var, kabir var, ahiret var. Sen namazlarımızı kılalım işte. Namaz vakti geldi, biz şimdi namaza kalkıyoruz. Sen de buyur gel falan.

  191. 1:26:52

    Ya siz giderseniz gidin kardeşim, benim oturakta becerim falan. O kendi bilir ya. Sen ona Allah için bir şey anlatır mısın? Ben neyle karşılaşırım? Bana ne der? En fazla ne diyecek yani? En fazla ne diyecek? Kes sesini diyecek, kapa çeneni diyecek. En terbiyesizine çattığımızı düşün. Ne var? Sen Allah için vazifeni yaptın.

  192. 1:27:15

    Bela gelse sana vurmaz. Onu alır gider. Ama sen şimdi, şerefsizlikler var, adam anasını aramıyor, öbürü babasıyla küs, öbürü halasıyla, teyzesiyle dargın. Sen bunu biliyorsun, aile içinde, akraba arasında falan. Oturuyorsun. Ya kardeşim yani bak, ömrüne bereket gelir, rızkına bereket gelir. Sen böyle yaparsan duaların reddolur.

  193. 1:27:39

    Allah lanet eder. Yavrum etme, gitme. Veyahut da neyse işte, yaşı büyükse, küçükse adamına göre hitap edeceksin. Ama, ya ben karıştırmayayım şimdi, efendim, kim kiminle kavgalıysa, dargınsak önemli. Aralığına girelim şimdi. Ben kötü olurum, bilmem ne. Ben onma dayıyım, onma dayıyım. Ya tamam ama bu adama da Allah için, ya bak teyzendir, halandır.

  194. 1:28:01

    Bayram selam aramıyorsun ya. Bu büyük bir lanete sebep olur. Çoluğuna, çocukuna, rızkına kadar etki eder. Kardeşim, Allah rızası için akrabamızı arayalım, soralım birbirimize. Falan bilmem ne. Sulh olalım, barışalım, affedelim, affettirelim. İyiliği emredelim. Kötülükten ne edelim? Yani bu dünya kimseye kalmaz kardeşim ya.

  195. 1:28:21

    Öleceğiz, ölmek üzereyiz. Hepimiz ölmek üzereyiz. Dünyada ne var? Ya merhum var, ya merhum adayı var. Başka bir şey yok yani. Herkes merhum adayı. Onun için, bu kadar ayet hadis okuyoruz. Allah Teala ibret almayı, ders çıkarmayı, amel edebilmeyi, hayata geçirebilmeyi, tatbik edebilmeyi nasibe ve müyesser eyle.

  196. 1:28:45

    Amin amin. Kurban olduğum sana Allah'ım. Ya Rabbim. Ölene kadar sılay rahim ilişkilerini düzeltmemizi nasip eyle. Kul haklarından helallik almamızı nasip eyle. Borçlar üzerimizde varken ödemek nasip eyle. Emanetler üzerimizde var, teslim etmek nasip eyle. nasip eyle. Ölmeden evvel bizi tertemiz eyle.

  197. 1:29:30

    Kul haklarından helal eyle. Senin haklarını halas eyle. Senin haklarını ve hakkını muvaffak eyle. Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Rabbi, lanetlere uğramaktan muhafaza eyle. Ya Rabbi, Ya Rabbi yakınlarımızdan, yakınlarımızdan, uzak akrabamızdan, fakir Fakir, fukaradan, üzerimizde hakkı kalan bırakma Ya Rabbi, hepsine ulaşmak, arayıp sorabilmek nasip eyle.

  198. 1:29:43

    fakir... Vakitlerimize bereketler, ömürlerimize bereketler, rızıklarımıza bereketler ihsan eyle. Ya Rabbi ya hastalara, acil şifa, dertlere, deva, borçlulara edalar ikram eyle. Ya Rabbi ne müşkül olanlar varsa hallu asani. Sıkıntılarımızı feraha tebdil eyle, günahlarımızı sevaba tebdil eyle. Ya gecemizi günümüzü mübarek eyle, amin diyen dillerine harca hem de nasip.

  199. 1:30:13

    Gazze'ye yardım eyle, Filistin'e yardım eyle, Doğu Türkistan'a bayanlara yardım eyle. Çadırlardan kurtulup temelli ikamet kahvalarına yerleşmelerini eman ve güven içerisinde nasip eyle. Aileleriyle buluşamayanlar, yıllardır hapishanelerde esir kamplarında Ya Rabbi, toplama kamplarında olan

  200. 1:30:31

    ehli sünnet müslümanları bir an önce halas eyleyip, ana babalarıyla, yavrularıyla, buluştur cemeyle Ya Rabbi. Ya Rabbi bize bu kadar nimetler verdin, şükrünü muvaffak eyle, nankörlükten muhafaza eyle. Kurban olduğum sana Allah'ım, insanlar ne belalar, dertler içinde. Biz bu kadar nimet içindeyiz, şükrümüzü ilham eyle, rezil olmaktan muhafaza eyle.

  201. 1:30:49

    Şükürsüzlük yüzünden helak eyleme bizi. Ya Rabbel alemin ve ya hayran. Fakir fukaraya da yetişmek nasip eyle. Darda kalmıştan imdadına bizi vesile et. Ya Rabbel alemin ve ya hayran nasirin ve ya hayran Fatiha. Ve sallallahu teala ala seyyidina mevlana Muhammedin ve ala alihi ve sellem. Selleme teslimen kesirem, elhamdülillahi Rabbim. Ve Allah'ımızın kabulü için, hayırlı muratlarımızın husulü için el Fatiha.