12:36 / 2:03:12Şu an 12:36 / 2:03:12
Transkript
322 satır
- 00:18
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Es-salâtu ve es-selâmu alâ seyyidil murselîn Muhammedin ve alâ âlin ve sahbihî ecmaîn. Kıymetli kardeşlerimiz, sevenlerimiz
- 00:39
eyyuhel velet dersinden İmam Gazâlî Hazretleri'nin nasihatlerinden devam edeceğiz. Tabi sade onun metinde buyurduklarıyla kalmıyoruz. Kalırsak da biraz nakus oluyor. Onun için Khâdimî Hazretleri'nin şerhinden Şeyh Rûmî Hazretleri'nin şerhinden önümüzde olan şerhlerden de bakıp istifade ediyorum. Size bazı ilimler naklediyorum.
- 01:06
Nakletmeye çalışıyorum. Bu mübarek zatların nasihatlerinin günü geçmez. Vakti geçmez. Her daim geçerliliğini korur. Çünkü sonsuz hayatla ahiretle ilgili nasihatler ediyorlar. Dünyanın haberleri geçer ve bugün çok mühim olan bir konu, bir saat sonra gündemden düşer. Bütün milletin bir ay konuştuğu bir mesele, bir de bakarsın şimdi, hiç kimse hatırlamaz.
- 01:37
Onun için boşuna meşgul eder insanı bu dünyanın haberleri, ahvali. İnsanın çok az vakti var, ömrü var. Bu sermayeyi çok iyi kullanmak durumundadır. Yani altınla, gümüşle en kıymetli mülceyi kullanmak zorundadır. En kıymetli mücevherlerle vakit çatına alınmaz. Onun için vakti Allah'ın taatinde harcamak lazımdır.
- 02:10
Ne diyor büyükler? Birinci zehep isimdir, altın mağazasındadır. İkinci zehep fiildir, zehebe gitti mağazasındadır. Yani sonlarında cezimle durduğun zaman denk geliyor. Vakit altından daha pahalıdır, kıymetlidir. Sen onu Allah'ın taatinin uğrunda harcamazsan boşuna geçip gider. boşuna gelmez. Bir daha da dönüşü yok.
- 02:42
Telafisi yok. Şimdi bu akşam diziyi kaçırsan ne zararı var? Çok da kar var, kurtulursun çoğu günahtan. Maçı kaçırsan ne zararı var? Açık oturumu dinlemesen ne zararı var? reklamlar. Bunları kaçırdın diyelim. Takip ettiğin bir şeyler vardı. Hiçbir zararı yok. Belki de çoğunda da yalan, yanlış, günah şeyler de dinleyebilir ve tehliken vardır.
- 03:06
dinleyebilme tehlikem vardı. Kurtuldun. Kurtuldun. Ama işte akşam namazı geçti, eyvah, 80 sene azap. Yatsı namazını kılamadın veya kıldın. kılamadın veya kıldın, cemaati kaçırdın. Cemaatsiz kıldın. Ne kadar zararı var. E zikirlerin vardı yapamadın.
- 03:22
Şimdi bu mübarek gecede, Cuma gecesindeyiz. Resûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem ne sûreler okurdu, ne zikirler yapardı. Yatmadan önce ne dualar okurdu. kitabının ikinci cildini yazayım derken birinci ciltteki tabi zamanında görmediğimiz, sonradan gördüğümüz bazı dualar çıktı falan. bazı dualar çıktı falan.
- 03:46
Şaşırıp Şaşırıp kalıyoruz. 700-800 sayfaya gitti, gitti. Sırf birinci sırf birinci cilt. Şu anda 413 sayfa. Yani o kadar ilave oldu, 300 sayfalık hemen ilave oldu. mükemmelenin ilave oldu. Mecbure. E ondan sonra ikinci cilde hazırlıyoruz. Bakıyorum sallallahu aleyhi ve sellem ne kadar dualar ediyor, ne kadar zikirler ediyor.
- 04:03
Hiç Mevlasız bir vakti yok, zikirsiz bir anı yok, bir saniyesi yok. Hiç gaflet yok, Mevla'dan habersizlik yok. Devamlı ahireti düşünüyor. her hali zikir olmuş yani. E şimdi bir de bizim durumumuza bak. Çoğu namaz kılmıyor, kılan cemaatle kılmıyor, cemaatle kılmıyor. Cemaatle kılsa cemaatle kılsa huzur, huşûlu kılmıyor, huzur, huşûlu kılmıyor.
- 04:26
Hak ve havzere tamamlamıyor. Tadil erken akvâ üzere tamamlanmıyor, tâdil erken tamamlanmıyor, tamamlamıyor. Bir namazımız bir namazımız kaldı derdi Efendimiz. kaldı derdi Efendi Hazretleri. Bir namazımız yani dolu amelleri Doğulu amelleri bıraktık, çoğunu beceremiyoruz, bir namazımız var, bari bir namazımızı doğru kılalım.
- 04:39
Fakat, işte dünya insanı boyalıyor, boyalıyor, kandırıyor, aldatıyor ve neticede ebedi kusurana sürükleyecek yani, ebedi zarar. Dünyanın işlerinin telafisi var. Bir insan çok zengin olsa, iflas etse, sonra yeniden zengin olabilir. Olanları da gördüm. Dükkanları kapandı, battı, gitti. Sonra yeniden açanları gördüm.
- 05:06
Çünkü bak, fırsat verirsem öyle, dünyanın işleri telafi olur yani. Hiçbirisi işte bu bitti gitti diye ümitsizliğe sebep olmayabilir. Her şeyin tamiri var, telafisi var. Ecel gelmediyse her hastalığın devası var. Bir şey var. Ama kabre bir girdiğin zaman artık bunun düzelmesi, şansı kalmadı. Kaza namazını mı kılacağım?
- 05:33
Efendim, müsaade edin bana Allah'ı zikredeceğim. Allah. Ya Rabbi beni, Kale Rabbir Ci'un. Ayet var. Fe idâ câhalûmul mevt. Onlardan birine ölüm gelip çattığı zaman, Kale Rabbir Ci'un. Ya Rabbi döndür beni ne olur, geri döndür beni, biraz daha pay ver bana. E ne yapacaksın? La'allî amelû sâlihân fî mâ telâktu.
- 06:00
E dünyada çok sâlih ameller terk ettim. Zikirsiz vakitler geçirdim. İbadetlerimi, vazifelerimi himal ettim. Hatta farzları, vacipleri terk ettim. E şimdi ben ne yüzle geleceğim sana? Ölürken bunu söylüyor yahu. Ne manası var? Bu bıraktığım şeylerde acaba bir telafi yapabilir miyim? Biraz döndür sen beni.
- 06:22
Çünkü artık ölüm geldiği zaman dünyadan da irtibatı kesiliyor. Onun için yeniden pay verirse Mevla, geri döndürecek onu hayata demektir. Kella! Mevla buyuruyor. Asla! Şimdi hepimizin başına bu gece gelebilir bu iş. Bu gece gelebilir. Bir saat sonra, yarım saat sonra gelebilir. Gence bakmıyor, yaşlıya bakmıyor, sağlama bakmıyor.
- 06:46
Hiç kimseye bakmıyor bu ölüm meselesi. Yani herkesin başına bu kella, yok öyle bir şey denebilir. E ne olacak? İşte ümidin orada kesildi işte bak. Ama dünyada her hususta insan bir telafi, tedarik görebilir. Ama şimdi hayır daha sana nefes vermiyoruz dendiği vakitte Allah'ın ortağı mı var ki haşa buradan olmadı gidip oturup bu tarafa müracaat edelim.
- 07:10
İnnâ kelimetun huve gâiluhâ. Bir laf konuşuyor ama Mevla buyuruyor. Kendi konuşuyor, kendi dinliyor. Biz hiç, meleklerimiz hiç ona itibar etmeyiz. Neden? Hayatında Allah dememiş yani. Vazifelerini yapmamış, şimdi müsaade istiyor. Niye müsaade? Oyalanmış, boyalanmış. Tamalarla, tavlalarla, satraçlarla, oyunlarla, iskambil kağıtlarıyla bilmem neler.
- 07:35
Ömür geçirilir mi ya? Bu kadar vazifem var, bir şeyden haberim yok. Ve min ve râim ber zekûl. Artık o Mevla buyuruyor. Eceli geldi. Dünya ile ahiret arasında bir geçit âlemi var. Köprü vazifesi görüyor, ona kabir âlemi denir. Tam dünyadan değil, tam ahiretten değil. Çünkü beden dünyada olduğu için tam ahiretten olmuyor.
- 08:00
Ama ruh dünyadan çıktığı için dünyada da olmuyor. İkisinin arasında orta bir şey oluyor. Artık berzek âleminde kalacak. İlâ yevm-i müba'ithûn. İnsanların diriltileceği güne kadar orada bekleyecek. Kabri ya cennet bahçelerinden bir bahçe olacak, ya cehennem çukurlarından bir çukur olacak. Bu tabi ruhani bir azaptır.
- 08:26
Ama ondan sonra vakit gelince mahşere, suğura üfürülecek, mahşere kalkılacak. Fe izâne fıkhı fısûr. Suğura üfürüldüğü vakitte, yani işte şimdi binlerce senedir insanlar mezardadır. E bizim tabi dünyanın sonuna yaklaşmıyoruz. Belki böyle bin sene, iki bin sene mezarda kalacak durum kalmadı. Çünkü bu iki bininci yılın içinde Hz.
- 08:48
Mehdi gelir, İsa'yı selam nüzûl eder buyuruyor İmam-ı Rabbâ Hazretleri. Dolayısıyla bu ikinci bini geçmeyeceği anlaşılıyor bu işlerin. İkinci bine de işte beş yüz küçük sene bir şey kaldı. Belki binlerce sene yatmayız ama işte kaç yüz sene yatarız kabirde belli değil. Velâkin illa suğura üfürüldüğü vakitte işte yedi bin sene evvel ölen de kalkacak,
- 09:14
taze ölen de kalkacak, hepsi kalkacak. Fela'nsâ bebeynum yevmeydin. O gün aralarında soy-sop ilişkisi kalmayacak. Ağa'nın oğluydum, paşanın yeğeniydim. Bilmem reisi cumhuruşusuydum, reis-ül füzer ağanın, yükeli ağanın, sadrazamın işte kısmıydım. Sadrazam kendini kurtaramıyor ki. Sultan kendini kurtaramıyor, padişah kendini kurtaramıyor.
- 09:38
Sene kim takar? Soy-sop bağı kalmaz. Ama Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in soyu tabi Ehl-i Beyt olmak şeyinde. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in özelliği var. Allah Ehl-i Beyt'e bağışlasın cümlemizi. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in torunları o başka. Onlar da onun yolundan gittilerse tabi.
- 09:57
Kullu sebebim ve nesibim. Yenkato yevmel kıyamet illa sebebi ve nesebi buyurdu Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Yenkato yenkato. Bütün soy bağları ve bütün ilgi ve alakalar ve ilişkiler kıyamet günü mahşerde kopacak. Ancak benimle ilişkisi olan sevgi bağı, ümmetlik bağı, salavat-ı şerife çok okumak, Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve aleyhi ve sellem,
- 10:21
ve benim soyumdan gelme yani Ehl-i Beyt'ten olma bunlardan fayda olur buyuruyor. Yani bu kesilmeyecek. Gerçi korkutmak için kızı Hz. Fatıma annem bize de buyurdu. Ya Fatıma işleri nefseki ey Fatıma canını cehennemden satın almaya bak. Yani azaptan azat ettirmeye bak. Neyle azaptan azat ettirecek? Bir şey söyleyeyim size mesela.
- 10:52
Vardı Allah'ın kitabında ama peki de okumadınız. Okusanız da amel etmediniz. Amel de çok zor, çok zor da değil, çok kolay de değil. Menkara gulüvallahet elfe merredin fe gadiştera nefsev minem ya'b. Efendi Hazretleri bu hadis-i şerifi çok okurdu. Ali Adem Efendi babadan naklederdi. Yani kim bin kere gulüvallahet okusa canını cehennemden satın almıştır.
- 11:17
Onun için Nakşihat mihacikanında işte on ilanda yüzer kere taşlar dağıtılıyor ya, on ilanda yüzer kereden bin olmuş oluyor. Bir adam tek başına onu okuması çok vakit alır, sevap hepsine dağılıyor diye. İşte müjdedir tabii hadm-i şerifler. Onun için tarikat dersi gibi, vazife gibi değil ama o da tarikat ehlinin, tasavvuf ehlinin sünnetidir buyurduk hadm-i şerifte.
- 11:43
Hadm-i şerifin esası neyi teşkil ediyor? Bin ikhlas. Ama tek başına da okursan okunur yani çok da bilmiyorum okumanıza bağlı. Ben biraz yavaş okuyorum belki ama harfleri doğru çıkarayım diye. Gulüvallahet çok kolay etmiş Mevla. Öbürü ayetler gibi değil. Yani şey yok, met yok, uzatma yok, çekme yok, iki elif yok, dört elif yok.
- 12:07
Yani o şey kolaylık oluyor. Mevla İkhlas Suresi. Çok sevdi çünkü. Bin kere okuduğu vakit namazın içinde tabii Fatiha'dan sonra Besmele okunmuyor Hanefi mezhebinde yani. Okursan da namaza zarar yok, okursan da belki de daha iyi olur. Hani Fatiha bittikten sonra başlayacaksın inna ataynaya. Hani Besmele okuyabilirsin, fıkıhta mani yok ama gerekmiyor yani.
- 12:36
Baştaki avucu Besmele yetiyor ona ama namazın dışında okuyacağın zaman ikhlas gibi sure mesela elli ikhlas okuyacaksın, yüz ikhlas veya işte inna enzelna on kere, beş kere. Her kere başında avucu Besmele çekmek şart, aralarda da Besmele çekmek lazımdır. Aralarda Besmele, namazda aralarda Besmele. Bazı namazlar on ikhlasla kılınıyor, aralarda Besmele şartı yok.
- 13:00
Ama namazın dışında olursa çekmek icap eder. Çünkü Şafii mezhebine göre surenin kendinden ayet sayılır. Hanefi'de sureleri ayırmak için müstakildir, surenin ayeti değil. Fakat bu ihtilaftan kurtulmak için ne lüzumu var? Ne lüzumu var? Her birinde Besmele çekmek daha faziletli olur. Bin kere Kuluya Allah adı okusan, yani bir kaç saat belki sürebilir.
- 13:26
Yani Kuluya Allah adı bir satır desen, sayfaları da on beş, on dört, on beş satır bir sayfada var desen, yani on, on beş tanesini diyelim bir dakikada okursun. Anladın mı? Bir dakikada okursun. Bini bulacağız. Yani en yavaş okusan bin dakika desen. Yani bin dakika tutmaz. Yok. Bir sayfayı bir dakika tutsak, bir sayfayı da on beş tane hesap etsek,
- 13:57
yani yüz elli dakikamı ne ediyor belki? Bu da normalde bir buçuk saat, iki saat. Ne var? Mevzu ne? E canını cehennemden satın alacaksın ya. Kim bin kere Kuluya Allah adı okursa muhakkak canını ateşten kurtardı bu. Halader Efendi babamız da bu hadisi yazdı Kur'an'ın kenarında. Efendim, sonra Efendimiz Hazretleri derdi ki,
- 14:23
e peki biz o zaman bir kere okuduk, canımızı cehennemden satın aldık, sonra bir daha okumağa gerek kalmadı artık, nasıl olsa cehennemden kurtulduk. Yok derdi. Çünkü neden? Sen rahat durmazsın, illa günah yaparsın. Bir de bakarsın ki canını bir daha cehenneme satmışsın derdi. Nasıl cehenneme satmışsın?
- 14:42
E işte bir nihilat okudun, tamam canını cehennemden kurtardın, sonra gittin bir gıybet, bir dedikodu, bir iftiraya karıştın, bir muhabbet takara makara, yine gittin cehennemlik oldun. Onun için devamlı zikretmek lazım yani. Hani inşallah ölümümüz de...
- 14:58
İhlas-ı şerifi okumuşken, bir namazın akabinde temizlenmişken, bir istiğfar yapmışken, bir Ehl-i Sünnet ilim meclisinde, bir sohbet meclisinde bulunup af olmuşken, hani peşi sıra ölümü nasip olursa, kurtu artık inşallah. Bin ihlas okuyan ateşten canını satın aldı, buyuruyor. Yani onun için Fatıma annemize diyor, ey Fatıma canını satın al.
- 15:25
Sen benim kızımsın, parçamsın. Fatıma benim parçamdır, onun için beni üzmüş olur. En çok sevdiği parçasıdır, kızıdır. Ona özel bir şey vardı, bağlılığı vardı. özel bir şey vardı, bağlılığı vardı, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz. O da tabi ona göre cennet kadınlarının efendisi olacak. Fatıma annemiz.
- 15:52
Ona bile ne buyuruyor? Sen canını cehennemden satın almaya bak. Yani ihlas oku. Yani teheccüd kıl. Yani zikret. Neden? E babam peygamber diye yatmaz. Allah'tan azap gelirse ben senden bir şey savuşturamam. Halbuki savuşturamaz olur mu? Büyük günah işleyen ümmete bile şefaat edecekler. Kızına niye edemezsin?
- 16:15
Ama yani onu teşvik etmek için öyle söylüyor. Veya ne diyelim? Yani bana güvenme. İşine bak. Allah ile aranı hoş tut. Zikirsiz kalma, gafletle yatma. Hep zikir. Dua kitabını getirmiş burada da bu kitap 300 sayfa artıyor şu anda inşallah. Yeni baskısını hazırlayacağız. Hadis-i şerif suyu tutacağımız vakitte almış.
- 16:41
Gümüşhanebi Hazretleri Ramazul Hadis'te almış. işin sayfası, şimdilik tamam mı? Sayfalar hepsi değişti. Bu baskı böyle. Hadis-i şerifi. Burada tabii daha ne zikirler, ne ibadetler. Geliyor, baba diyor işte ellerim diyor değirmende şey etmekten, un, buğday öğütmekten veyahut da işte işte ekmek yapacak neyse o zaman arpa arpa olabilir, buğdaydan yoğudu yani ulaşmıyordu onlara.
- 17:10
Elim şöyle oldu, zayıfım, hastayım, bir tane bir hizmetçi yok mu bana birisi hizmet etse? Ben zikirle meşgul oluyorum, çok ibadet yapıyorum. Yani bana yardım etseler falan. Ne buyurdu? idâ teyyidu mâ muzâci akvâ siz yatağınıza geldiğiniz zaman 33 kere Sübhanellâh okuyun 33 kere Elhamdülillah okuyun 34 kere Allah-u Ekber söyleyin fedâlikumâ hayırullekum âmin hâdime
- 17:39
hizmetçiye hizmetçiye ne işiniz var uyumadan evvel bu zikirler yapın size daha hayırlı olur kabul ettik dediler, tamam. E şimdi bize böyle biri bir şey istese, yekmek istese, yemek istese veyahut neyse, bir isteği için gelse bana, ben de ona desem ki böyle bir zikir öğretsem, belki benden çekinip veya utanıp da bana bir şey demez ama içinden neler geçirir.
- 18:03
Ben ne diyorum, bu ne diyor. Ben ne istiyorum? Bu ne anlatıyor ya? Kafası sulanmış, herhalde alzheimer olmuş bu kocan. Böyle der yani adam. Ama Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hep zikir öyle diyor. Çünkü zikir öyle bir şey ki, hizmetçiyi de getirir, helal parayı da getirir, hayırlı eş de getirir.
- 18:24
Bütün iyilik... kapısı, anahtarı, zikiri. Bütün belaların, musibetlerin, felaketlerin dellalı bekçisi, gaflet. Allah'ı unuttun mu, başına bela gelecek. Çare yok yani. Mevla'yı devamlı hatırlamak için devamlı sohbet lazım. Devamlı. İlme teşvik eden, âyet-i hadis okunan ilim meclislerinde iştirak lazım.
- 18:51
Gelmek gitmek zor oluyor. İnşâAllah biz yarın yolcuyuz Diyarbakır, Habeşistan'a. Benim de biraz hiç, bu aralar ayarım kalmadı yani. Hiç uyuyamaz hale geldim. Kalp çarpıntılarım arttı. Ne oldu bilmiyorum. Tanınınca oluyor böyle bir şey. Tabii Allah muhafaza ama neden oldu bilmiyorum. Şeye de fırsat bulup şey edip gidemedim.
- 19:11
Tansiyon ayarsızlıkları başladı. Hiç yükselmezdi. Bir şey var yine. Bir yerlerde bir arıza oluyor. İşte üç günde yolculuğumuz var. Üç dört gün. İki gecede hep yolda kalacağız. Yani hep yoldayız. peki bir yerde durabiliriz. Vaktimiz de yok. Hazreti Necih Haşin, Allah'ın büyük zat, Hazreti Kur'an'da duaları, faziletleri zikredilen zat,
- 19:35
onun yanında yirmi küsur sahabeden zat var, yatıyorlar. Hazreti Neci Aşin orada bizim Ahmet Yesevi derneğimiz iki kat bir medrese yaptı. Ona vefah. Hazreti Neci Aşin'e vefahlı olmak lazım. İslam'ın ili hicretini o barındırdı muhacirlerini. Hazreti Necih Haşin orada bizim Ahmet Yesevi...
- 19:51
İşte onu açacağız inşallah. Dualar edeceğiz. Siz de bizi duadan unutmayın. Yolculuğumuz kolay gelsin. Allah'ımız kolay gelsin, dualarımız orada kabul olsun. Biz de sizi hiç unutmayacağız. İnşâAllah bütün cemaatimiz, Allah için sevenlerimiz, Allah için dinleyenlerimiz, biz manevi şirketiz biliyorsunuz.
- 20:09
Çok büyük manevi bir şirketteyiz. Allah herkesi tanıyor. Şirketimizin üyelerinin sayısını ancak Allah bilir. E çünkü dünya neresinden adam dinliyor Allah için? ben O'nu ne tanırım? Ama Mevla tanır. Bu manevi hissedarlıktır. Biz dualara katıyoruz çünkü. Allah için sohbet dinleyenler, hepsi bu dualara giren.
- 20:26
giren. Orada inşâAllah uzun uzun Orada inşallah uzun uzun oturacağım, nasipse çok dua yapacağım. Kabrine nur yağdığı görülüyor. Kitaplarda öyle yazıyor. Bizde o göz belki yok ama e tabi nur yağma, onun kabrine yağmayacak da kime kabrine yağacak? Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in muhacirlerin sahabesini barındırdı, etti İslâm'a çok.
- 20:44
Ta Medine'ye icret edene kadar sahabeden bazıları yanda kaldılar. Yani Mekke dönemi bitene kadar. İnşâAllah ondan sonra dualar yapacağız. Haftaya da inşâAllah ben döneyim geleyim yine ben mescitte canım hep böyle istiyor. Dernekte yani cemaatle birlikte toplaşmak nasip olur inşâAllah Rahman. Sohbet devam eder ama mühim olan tabi bedenlerin de bir araya gelmesine, içtimağında
- 21:14
cemaatin fazlalığında, kalabalıklığında Allah'ın sevgisi var. Ne kadar cemaat çok olsa Allah'a o kadar sevgili olur. Hadis-i Şerif'tir. Onun için Kabe'de topluyor milyonları, Arafat'ta topluyor milyonları, buyurmuyor ki herkes evinden yapsın. Cemaatin toplaşması lazım. Ama memleketteki sorunları görüyorsunuz.
- 21:36
Bir güvensizlik hasıl oldu, hasıl ettiler yani burada. Çok sıkıntı vermek istediler. Yani verdiler de. Çünkü bu zamana kadar bu kadar sıkıntı insanlarda yoktu yani. Çok büyük memleketi karıştırmak için planları, projeleri var. Ama Mevla'ya yalvaracağız, çok dua edeceğiz. Allah'ımıza ibadet kulluk sözü vereceğiz, sözümüzü tazeleyeceğiz.
- 22:00
Medreselerde talebeler okutacağımıza, yavrularımızı Kur'an'la sünnet ehl-i sünnet üzere yetiştireceğimize, hanım kardeşler çarşafı muhafaza edeceklerine. Yani bunlarla belalar kalkıyor. Bunlarla belalar kalkıyor. Çünkü efendim içki içenin, kumar oynayan zinadenin hürmetine memleket durmaz. Ama hürmeti yok ki Allah'ın dediği.
- 22:20
Zikreden, ibadet eden talebeler medresede gece teheccüde kalkmış. Gecenin dördünde, beşinde efendim koca adamlar derin uykularda onlar kalkmış dua ederlerse, Mevla bunu reddeder mi yani? Bu memleket bunların hürmetine yaşıyor. Onun için onları yaşatalım ki biz de yaşayacağız. Sohbetleri devam ettirelim.
- 22:40
Sohbet dinlemeye gayret edelim. Mevla görüyor. Gecenin bir vakti insanlar, çok insanlar öyle rastladım diyorlar bana. Ya biz uyumadan mutlaka bir sohbet dinleriz. Hem rahat uyuyoruz, hem huzurumuz geliyor. Yani çokları bu uyumadan bir sohbet dinlemeyi adet etmişler yani. Bu iyi bir şey. Ben her zaman canlı yayında olmam ki.
- 23:00
Ama bu internette kolaylık oldu yani. Facebooklar, siteler. Hizmet için, kullanan için çok faydası var. Milleti teşvik etmek lazım. Mevla'dan haberdar etmek lazım. Ahiret öyle bir gün, anan baban seni kurtaramaz. Oğlun kızın senden kaçar. Soy sop kalmaz. Vela tesaluhun. Birbirine soru da soramazlar Mevla buyuruyor.
- 23:24
Yani dünyada en sevdiğin insan, yani işte aşık oldun, hanımını çok sevdin yani. Evlendiniz. Meşhur şekilde diyelim. Sonra öldünüz, mahşere kalktınız. Binlerce sene görüşmemişsiniz. Öyle yaşıyor. Hadem Hocamla hava halinde biz yedi bir senedir görüşmüyorlar. Bedenler aleminde kastediyorum yani. Ruhlar tabi beraber olur.
- 23:46
Peki, mahşerde görüştüğü zaman, tabi o peygamberlik makamı müstesna olabilir ama ilk dönemde peygamberler de nefsi nefsi beni kurtar ya Rabbi kimse istemem diyecektir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in dışında hiçbir peygamber ilk başta ümmetimi isterim diyemeyecek yani. Böyle bir telaş var. E şimdi sen en sevdiğin annen.
- 24:06
Canın ciğerin. Bir gün iki gün görmese delirir. Gurbette olsan ne kadar üzülür. Hele ki böyle birkaç sene hasret kalsan sonra buluşsan ne yapar sana ya? Ne yapar? Senden gelen mektubu koyduğuna koyup da yatıyor. Efendim, bir elbisenin gömleğini gidiyor, alıyor da kokluyor. Nice anneler değil mi? Çocuklar askerde olan var, gurbette olan var.
- 24:30
İşe çalışan var. Anneler, hele ki askerlerimizin efendim durumlarıyla ilgili meraklar da artıyor. Devamlı şehit haberleri geldiği için anneler babalar ne kadar tedirgin vaziyetteler. E kavuşsalar kavuştukları zaman ne kadar sarılıyorlar değil mi? Seviniyorlar değil mi? Ama yarın ahirete çıktıkları vakit adam en sevdiği annesini görüyor.
- 24:55
Annesi yavrusunu görse nasılsın diyemeyecek. O da ona yahu yıllardır, belki kaç bin yıldır görüşemeyen var, çocuğuyla. E bu kadar senedir görmedik birbirini, nasılsın, ne haldesin benden sonra, neler geldi başına? Soramayacak diyor Kur'an-ı Kerim. Niye? Derdi var. Acaba hesabımı nasıl veririm? Günahım mı fazla geldi?
- 25:20
Sevabım mı hafif düştü? Mizanda hangi tarafı, kefenin ne tarafı ağır basacak, sıratı geçebilecek miyim? Cehenneme düşersem ne olacağım? Kim beni kurtarabilir? E bu derde düşen adam, çocuğuna nasılsın, iyi misin, nasıl? diyecek. Onun için Mevla buyuruyor ki, ölüm geldiği zaman beni geri döndür demenin faydası yoktur.
- 25:47
Ben size ömür verdim, sıhhat verdim, afiyet verdim. Ha bin sene yaşamışsın, ha üç sene yaşamışsın. İslam üzere yaşadıktan sonra ben sana ne kadar ömür verdimse o kadar hesap sorarım. Niye bin sene namaz kılmadın demem ki. Çünkü sen yirmi yaşında öldünse, seni buluğudan sonrası, on iki yaşını buluğa saysak, sekiz senelik sorarım.
- 26:10
Öbürü sekiz yüz sene yaşamışsa, ona yedi yüz seksen beş sene sorarım. Ben kimseye demem ki, sen niye bana bir trilyon rekat kılmadın? O da der ki, Ya Rabbim benim sıhhatim, vaktim belli. Ben kaç sene yaşadım, kırk yaşında öldüm. Elli yaşında öldüm. Mevla buyuruyor, tamam. Senin niyetin kıyamete kadar yaşasaydın hep namaz ve zikir idi.
- 26:33
Ben sana o kadar ömür verdim. Onun için sana sonsuz cenneti veriyorum. Niye? Ya amelin rekatı belli. Niye cennet sonsuz? Ama niyeti belli. Niyeti nedir? Ben şimdi hani o niyetteyim. Kıyamete kadar dört yüz sene ömrüm olsa, hep namaz kılacağım. O niyete göre veriyor yani. Kâvura da niyetine göre. Madem son nefeste kâfir öldü, demek ki kıyamete kadar yaşasa iman etmeyecekti.
- 26:58
O kesinleşiyor. Onun için, ebedi azap. Atam ebedi kâvurluk yapmadı ki. Elli sene, yüz sene kâvurluk yaptı. Niye ebedi azap olsun? Ama niyet, innemel ahmal bil niyat. Bütün ameller niyetlere göredir. Onun için biz hep niyet ediyoruz. E, ölene kadar sohbet yapacağız, dinleyeceğiz, kitap okuyacağız, okutacağız, ilme teşvik edeceğiz, zikre teşvik edeceğiz.
- 27:22
E, cemaatimizin işte bu yolda faziletli amellerden kazanmaları için, ahiretlerini kazanmaları için sohbet yapacağız. Benim niyetim o mesele. E, kırk senedir de tatbikatım bu yönde zaten. Bir kırk daha istiyorsam böyle giderim inşallah. Çünkü niyetim bu. Onun için herkes bir defa niyetini iyi tutsun.
- 27:44
Ya Rabbi ömrüm kısa, vakitlerim dar. Dünya işim de var, görevlerim de var, memuriyetleri olan var. E, bunların arasında da işte namazımı kılıyorum, zikirimi yapıyorum, ibadetimi. Sen azımı çoğa say, kurban olduğum niyetimi bağışla. Böyle dua edecek. O zaman ahirete çıktığı vakitte rahat eder. Ur patlasın, çal oynasın.
- 28:06
Bugün hangi titiz var, hangi şirin var. O kanaldan buna zıpla, bundan ona atla. Gaflet üzere yat. Zikirsiz yat. Hiç Allah aklına gelmeden uyu. Leş gibi kalkarsın. Öbürü kuş gibi kalkar. Sekiz yaşında, yüz yaşında adam efendim birkaç saat uykuyla zımba gibi teçhüde kalkar. Sen gencecik adamsın, sapasağlam olman lazım.
- 28:31
Sekiz saat uyusun, yine yetmiyor. Ondan sonra işte okul mokul olmasa, memuriyet olmasa zaten sabah namazı hak getire, okul işe yetişecek. Maaş var çünkü, maaşını keserler. Onun için kalkıyor. Leş gibi kalkıyor. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem öyle buyurdu. Zikirsiz yattığı vakit esbaha hıbiten nefsi kes lan.
- 28:50
Tembel, üşenik. Ruhu pis ve habis. Şeytan kulağına işedi buyuruyor. Bukhari hadisi yahu. Bâleş şeytanı büyüsün. Adam da hiç hayır yok. İşe gidecek de, çay içecek de, kahve içecek de, zaten öğlen oldu, mesai bitti. Adam yarım günde zor açılıyor zaten. Böyle buzlu çözülmüş gibi, böyle buzlu gibi. Konuşacak mecali yok.
- 29:20
Çünkü zikirsiz yattığı, sabah namazına kalkmadığı. Hele teheccüd namazına kalksaydı sabahı sağlam olurdu. Çünkü hadis-i şerif öyle buyuruyor. Salatüllehil gece namazı marzatü'l-rab. Rabbi razı eder. Ve şifa ül bedene, bedene şifa olur. Teheccüde devam edenler, vücutları sıhhatli oluyor. Yüzleri de nurlu oluyor.
- 29:43
Öbürü kırk tane putra sürüyor, bilmem ne sürüyor, suratı parlamıyor. Öbürü teheccüde kalkıyorsa, sabah vakitinde pırıl pırıl. Diyorlar, git bakımımı yaptırsın. Onun için, biz Mevla ile aramızda iyi tutmak zorundayız. Çünkü ahiret onun. Dünya da onun. E dünyada bitti bitiyor. E şimdi bu faturayı da bize ahirette soracak.
- 30:05
Hem dünyadaki nimetlerine şükretmiş olsak, hem bu bir taraftan ahireti kazanmış oluyoruz. Sonsuz hayatın sermayesi bu sohbet. İlim meclisine oturmak, hadis dinlemek, sonra namaz kılmak, bu gece cuma gecesi bir teheccüde kalksanız mesela, bir üç yüz salavat okusanız. Hadi bin kul valla okuyamaz. Elli ihlas okusan elli sene günahı olur.
- 30:25
Hadis-i şerif var. Şimdi bu dualarımda yine tadilat niye yaptım? Şundan. Yanlış bir şey yok ama, şey ihlasla ilgili hadisler bir on sayfa geride, bir yirmi sayfayla. Yani tertip şeyi var. Ben yirmi beş sene evvel tabi bu kadar melekem yoktu. Bu kadar yanımda adam da yoktu. Bilgisayar yoktu o zaman bir şey yoktu.
- 30:45
O vakit öyle tabi kitapları bastık. E şimdi kolaylık oldu. Onun için mesela ihlasla ilgili on ihlastan başlıyorsun. On iki ihlas okuyan, yüz ihlas okuyan, sabah namazından sonra okuyan, yatmadan okuyan, hepsi hakkında ayrı hadis var. Onları bir araya getiriyorum. Tertip meselesi. Anladın mı? Yani birinci citte de tertip yapıyoruz.
- 31:05
Ama üç yüz sayfakata da yeni ilim koyduk. İkiyi de inşallah hazırladığımız zaman ikisini bir şey edeceğiz yani. Çünkü şimdi tek tek ayrı ayrı kafa karışmasın. İkisi bir takım olarak inşallah. Burada yani hazineler var, hazineler. Hazineler. Ahirette zengin olmak meselesi. Bir de kolaylıklar var yani.
- 31:29
Şimdi mesela burada karşı sayfada hadis-i şerife baktık, gördüm işte hani. İki yüz seksen dörtte onu açtı getirdiler bana. Ben de açın demedim. Cüveyri annemiz, Efendimiz hanımlarından radıyallahu teâlâ. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem teheccüde kalktı gece. O da teheccüde kalktı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sabaha kadar ibadet etti.
- 31:49
Ondan sonra ezan okundu. Bilal abeşi radıyallahu aleyhi ve sellem ezan okuyunca camiye çıktı. Sünneti evde kılardı. Sünneti evde kılmak kuvvetli sünnet. Rızıkta bereket için çok fayda eder. Ondan sonra sünneti evde kıldı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zaten hücre-i saadetler, mescidin dibinde.
- 32:05
Oradan çıkınca odasından mescide çıkıyor. Mescide çıktı. Sonra mescitte, yani tabi yine de güneşe bir saat, bir buçuk saat kala. Sonra namazı kıldırıyor. Çok uzun kılarlardı. Namaz bitti. Güneş doğmasını bekler. Yerinden ayrılmaz. Güneş doğana kadar, diyelim yarım saat, kırk dakika. Kıpırdamaz. İmam olduğu için mi kıble döner mi cemaat?
- 32:29
Yüzüne ama. O arada rüya gören var mı sorar. Fatvalar tabir eder. Fetva soran, fatvasını verir. Hasta okumak için gelse onu okur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Yeni gece ayetler indiyse, vahiy geldiyse yeni gece, o ayetleri okur, öğretir. Bu gece vahiy geldi. Zaten sabah namazında okurdu. Gece gelen vahiyler sabah namazında okurdu.
- 32:51
Sahabe-i kiram şaşırırlardı. Yeni ayetler duyuyorlardı. Kur'an-ı Kerim'den o ayetler o zamanki de olmayan. Çünkü vahiy devam ediyordu ya. Ondan sonra işra bekledi. En az yarım saat falan. Güneş doğduktan sonra 20 dakika. Sonra işrak namazı kılar. Sonra bazı kere bekler yine. Gelen giden olur, heyetler gelir falan.
- 33:12
Kuşluğa kalır. Kuşluk namazı kıldı. Onun namazına sorma ya. Bir kuşluk namazı bir saat sürüyor. Yarım saat sürüyor. Bir rekat 15-20 dakika bazen. Teheccüde hiç sorma. Teheccüde bir namazını hesap ettik. Okuduğu sayfalara göre. Duaların kitabının ikinci cildinde herhalde onu da yazdım. Yani Bakara suresi, Ali İmran suresi, Nisa suresi, Maide suresi, Enam suresi.
- 33:46
Bunlar iki rekatta okuyor. Bir de bizim gibi hızlı okumaz. Tertil üzere okur. Bir de nerede rahmet ayeti gelse dua diyor. Nerede azap ayeti gelse Allah'a sunuyor. Ondan sonra zaten bunları topladık. Hemen hemen 600 Yani 120 sayfa kadar. 120 sayfa demek şu anda en hızlı ben okusam bir buçuk dakikada okuyorum.
- 34:10
Hani en hızlı hafız, ağzı kalıp gibi diyelim bir dakikadan aşağı düşmez. Sırf kıraat 120 dakikadır, iki saat. Sırf kıraat. En hızlı okuyan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Mümkün değil onu bir saatte okusun. Tertil üzere okuduğu için. Esas şaşırma Esas şaşırta ne? Rükua eğildi diyor. Rükuda da diyor.
- 34:32
Ayakta durduğu kadar şu an Rabb'e lazım dedi. Başka sesbihler yaptı. Bu ne demek yani? Bir saat ayakta dursa, bir saat rükuda. Secdeye eğildi, secdede de diyor. Kıyamda durduğu kadar. Sesbih yaptı. Yani o namazı hesap ettik, yani tabi gecelerin uzun zamanına göre, yani 5-6 saat sürdü. Yani tabi geceleri uzun zamanla göre.
- 34:50
Bu teheccüd namazı, adamın ne beli dayanır, ne dizi dayanır. Ne dizi dayanır, ne kolu dayanır secdede. Hiçbir şey dayanmaz. Biz zaten böyle biraz imam-ı muzallatı sahabelerinde hepten kolları yatırıyoruz yani. Halbuki dikine tutmak lazım. Ya üç kere Sübhanehu ve Teala diyeceğiz, onda bile kolları yatırıyoruz.
- 35:10
Bak, bak, bak. Üç kere Sübhanehu ve Teala'da adam kol yatırır mı? Kelp gibi, hadis-i şerif söylüyor, sakın kelp gibi, kollarınızı yere şey etmeyin, namazdasınız, dik tutun buyuruyor böyle. Ondan sonra açın kendinizi, biraz ileri doğru secde edin. Aradan küçük bir buzağı, şey buzağı dedim ya buzağı fazla olur.
- 35:32
Buzağının küçüğü de bir. Oğlak, oğlak. Ya kuzu. Küçük bir kuzu oğlak soksalar geçebilir. Fıkıhta öyle söylüyor. Geçebilmesi lazım. Anladın mı? Bizden karınca zor geçer. Kadınlar gibi. Hani kadınlar tesettüre rahat için sıkıştırılır. Bizim erkekler de öyle. Bir secde yapıyor. Kolu ile burasının arasında boşluk yok.
- 35:55
Halbuki öne doğru. Yapması lazım. Aradan diyorum sana işte oğlak geçecek kadar mesafe olması lazım. Bir de ondan sonra ellerini de böyle kaldırması lazım. Şimdi bu vaziyet olduğu zaman boşuna ne çekiyorlar? Şınav mı ne? Bilmem ne. Ya ne millet var ya bu. Fuzuli bu spor hareketleri yapacağına. Kıla bu namazı.
- 36:14
Ha böyle bir namaz kıl. Beş yüz tane Sübhanehu ve Teâlâ de bakayım secdede. Eller daha böyle. Üçüncü de tak yatırıyor aşağı. Neden? Küçüm yok. Pilim bitti. Ya Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem sabaha bir saat secdede o vaziyet duruyor. Sen nasıl adamsın? Üç tane diyemiyorsun ya. Ya bizde sünnete ittiba, fıkha ittiba hiç kalmamış.
- 36:43
Kılıyorum Allah kabul etsin. Kendime göre kılıyorum. Böyle olur mu? Sallallahu Aleyhi Vesellem sabaha kadar kılıyordu. Dua ediyordu, zikrediyordu, ağlıyordu, sızlıyordu. Ümmetimi isterim ya Rabbi diye bizi düşünüyordu. Böylece efendim gecelerini böyle geçiriyordu. E bizim nerede böyle bir gecemiz? Kadir Gecesi'ne de bir kere Kadir Gecesi'ne de
- 37:06
böyle bu kadar ibadet yapmıyoruz ya. Onun her gecesi böyleydi. E geçmişi geleceği bağışlanmış. Masum, günahsız, cennet kesin. Ne durum var? Yani onun için bunları düşündüğümüz zaman biraz ümitsizlik hasıl oluyor yani. Yatacak yerimiz yok oluyor yani. Ama yine de çok bize acıdığı için Bil Mu'minine Raufur Rahim.
- 37:30
İnananlara esirgen, acır. Mevla buyuruyor. Şefaat edecek. Bile dün mektubatta okuduk. Şefaati de öyle küçük günahlara yapmayacağım diyor. Küçük günahlar zaten affolur. Şefaati ile elkebairi min ümmet. Ne kadar büyük günahkar varsa ümmetimden eristet olmak kaydıyla tabii insanlar itikadı düzgün oluyor.
- 37:50
Amelleri, günahlar var. Ben başta olmak üzere. Tabii sagair olur, kebair olur. Herkesin de sagairi, kebairi kendine göre değişir. Çünkü adamın makamı yüksekse, ilmi çoksa onun ufak bir şeyini de Mevla büyük yazabilir yani. Niye sen şimdi bilenle bilmeyeni bir tutmam buyuruyor. Bu bakımdan ama buyuruyor ki benim diyor şefaatim ümmetimde ne kadar büyük günahkar varsa
- 38:14
ben onlara yardım edeceğim. Ellerinden tutacağım. Onun için biz de biraz yardımcı olalım yani. Sahabe-i Kiram'dan birisi ne buyuruyor? Ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem nalinleri duruyordu kenarda. Bak mescitten çıkacak. Hemen nalinlerini yetiştirdim. Bir rivayette de abdest suyu. Kaza hacetten sonra abdest suyu, hemen suyu getirdim, abdest suyu getirdim.
- 38:42
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem böyle şeylere çok teşekkür ederdi. Çok dua ederdi kendisine böyle. Kendi işini kendi yapardı da böyle ufak tefek hizmetleri geçenlere dua ederdi. Bazı kere de onlara isteklerini sorardı. O zata ismini şimdi tam hatırıma gelmedi. Buyurdu ki ona madem sen bana bir iyiliğin geçti ben de sana bir iyilik edeyim.
- 39:10
Nasıl iyilik edeyim sana? Sen mi açtın yani? İstediğin bir şey varsa dua edeyim. Duası zaten bıçak. Asla tekalübeden. Biz bir asır yaşa dedi. Yüz sene yaşarız. Allah Allah. Burasına alnının saçına elini sürdü. Sallallahu aleyhi ve sellem bir dua etti. Hiç orası beyazlamadı. Yüz yaşına geldi hala beyazlamadı.
- 39:38
Öyle duruyor. Kokusu gitmezdi. Ondan sonra o zat da dedi ki cennette komşuluğunu isterim. Dedi ki benim komşuluğum şimdi yüksek bir Yüksek bir makam, peygamberlerin civarında. Bir defa da yani, iste ne istersen dua edeyim buyurdu ya, duası da istediği de olmayacak da bir şey değil. Yani bir insan peygamber olmasa da peygamberlere komşu olur.
- 40:10
Hani ben de peygamber olayım diye istese, dua, amin denecek dua değil. Ama cennetteki komşuluk amin denebilir. O zaman buyurdu ki, tamam ben sana dua edeceğim cennette Allah seni bana Allah seni bana komşu edecek. Ama e inni bi kestir ati sucûd. Sen de çok namaz kıl, e-inni bükesrati sucud. Sen de çok namaz kıl, çok secde yap, çok
- 40:28
çok secde yap, çok nafile namaz kıl da bana yardım et. Bak bana yardım et. Say hadis bu. Yani ne buyurmak istiyor? Yani benim duamla Allah seni cennette bana komşu eder ama sen de bana yardım et. Yani bu duamın kabul olması için yardımı nasıl yapacak? Gidip bir yere dilekçe verilmez. Yani bürokrasiye gidip de muracaat et demiyor.
- 40:51
Çok secde yap. Mevla'nın huzurunda secdede bulun ki o secdeler seni bana komşu edecek. Nafile namazlar. Millet, ben bu kadar nafile namaz söylüyorum bakıyorum ilahiyatçılar şunlar bunlar. Bu hadis uydurma. Bu hadisin aslı yok bilmem. Kendileri uydurma halbuki. Kendileri uydurma. Ben kaynak veriyorum bu hadis şurada geçiyor diye.
- 41:16
Peki sen uydurma derken kaynak verebiliyor musun? Yok, kaynak işkembeyi kübra'dan atıyorsun. E peki hangi kitapta yazdığı gibi uydurma? Yazmıyor. E Benkit kitapta yazıyor. Hem de birkaç yüz senelik kaynaklar. Benim okuduğum hadis-i şerifler. Hep Evliyaullah'ın kitaplarını. İmam Gazihani Abdülkadir Geylani.
- 41:38
İmam Suyuti'nin eserlerini de geçiyorum. Hiç kaynaksız bir şey yazılabilir mi? Tembellik var. İstemiyorlar şey. İbadet istemiyor. Şimdi bu sefer bakıyorum ki başkası yapıyor ben yapamıyorum. Onu da kıskanıyor. Kıskanınca Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam öyle derdi. Ben senin gibi olamazsam seni benim gibi ederim.
- 41:56
Bu acayip bir laf. E sen de benim gibi ol. Yok ben senin gibi olamazsam seni benim gibi ederim. Aynı şeytan mantığı. Bunların çoğunda şeytan mantığı var. Çünkü şeytan ben de tevbe edeyim. Efendim Allah'a yalvarırım Adem Aleyhisselam kabrine secde etse yine kurtulacaktı. E Adem Aleyhisselam vefat etse de git kabrine secde et.
- 42:16
Yani Mevla ona emretti ya. Adem Aleyhisselam kıble yani tabi. Kıble olarak ona secde etmek yoksa ona tapmak değil Aşa'ya Adem Aleyhisselam'a ibadet olunmaz. Peki E bu millet cennete gidiyor şeytan kıskanıyor. E sen de gidebilirsin. Tevbe kapısı kapanmamış. Fakat kıskançlık, kibir, gurur tevbe etmiyor.
- 42:36
Bu sefer ne yapıyor? E bu millet niye namaz kılıyor cennete gidiyor ya? Ben senin gibi olamazsam seni benim gibi ederim. İnsanlara işte bu ilahiyatçılara falan çoğunu konuşturuyor tabi. Fikir babaları odur. Bu hadise uydurma de. E bu rivayeti cerhet. Ondan sonra sünnete itibar lüzum yok. Kur'an bize yeter falan böyle böyle.
- 42:56
Bu laflarla şimdi bak milleti ne hale getirmeye çalışıyorlar. Hem de din adına konuşuyorlar. Şeytanın şeyleri, elçileri. Kötü alimler şeytanın elçileridir. İyi alimler peygamberlerin varisleridir. E çünkü iyi kötü nasıl anlayacağız? E seni dünyaya davet ediyorsa diyor kötüdür. Seni ahirete davet ediyorsa iyidir.
- 43:18
Bugün tefsirde yazdık. Fahru Razi Hazretleri'nden yazdık yani. Fahru Razi öyle beyan etti. Çünkü eğer seni diyor ibadete, tahta, dünyadan soğukluğa, ahirete, temayüle teşvik ediliyorsa o amel salihtir. O iyi iş. O sohbeti sohbet, o hocayı hoca. Ama baktın ki diyor sohbet muhabbet dışı yapıştırma. Bakıyorsun dünyayı daha sevmeye başladın.
- 43:40
İbadetten soğumaya başladın. O hadis uydurma, bu namaz mevzu, bilmem ne, o namazı kılma, bu orucu tutma. Ya millete bir gün daha fazla bir nafile bir şey Allah'a secde edecek adam daha. Secdeye mani oluyor ya. E şimdi hal böyle olunca efendim buyuruyor ki eğer seni dünyalığa davet ediyor, ahiretten yani ahiretin amellerine teşvik etmiyor.
- 44:04
O amel batıldır. O konuşma da fuzulidir. Hatta zararlıdır. Konferans bilmem ne. Konferans adı altında milleti zehirlemek. Başka bir şey yok. Bazılarını söylüyorum yani. Elbet iyi işler yapan hocalar da var. Allah sayılarını arttırsın. Amin. Ama biz bak yarın ölürken ben salih amel işleyeceğim işleyemedim ya beni geri döndürün demenin ne manası var işte.
- 44:31
Al sana fırsatlar Mevla verdi. Canını cehennemden satan almak imkanı verdi. Bir de kolaylık var işte. Cüveyriye annemize anlatıyorum. Gece teheccüdden başladı oturdu tespih çekiyor. Kaç saat efendim 5-6 saat kaldı yani kuşlukta dön. Kuşlukta döndü baktı ki O vakti ki hâlâ Cüveyriye annemiz orada, aynı yerde oturur, 5-6 saat.
- 44:52
hala Cüveyriye annemde. Nerede şimdi? Böyle kadın mı bulursun? Adam da bulamazsın ki kadın da bulasın. 5-6 saat zikir etti, oturdu. 5 dakikada, 5 tane hareket yaparlar ya, bir yerde durabilir mi? Zaten şimdi haberler internetten çıktı. Sabah namazını kıtsa hemen eline şey alacak. bakalım en son haber ne yazıyor?
- 45:21
Ne yazıyor? Yalan yazıyor. Gitti bizim hakkımızda, Resûlullah'ın saçı şerifini, suyunu satıyoruz, Ahmet Hakan'ın yalan haberini aldı gitti. Kitli Fizik Bankı burada. Ne bakıyorsun en sona böyle, yalan yazıyor mesela. Yok, yahu namaz bitti, biraz zikret, biraz tesbih oku, biraz işrak bekle falan.
- 45:38
Yok, hemen ellerinde şeyler, namazdan evvel internete, telefonu koyuyor buraya, namaz bitince hemen telefon alıyor. Milletin hayatı, şey oldu ya, internet oldu. Bak annemize, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e nasip olmak kolay mı ya? Bütün ümmetin annesi oldu onlar. 6-5-6 saat devamlı zikir. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem de geldi buyurdu ona,
- 46:04
mazildi, fi meclisiki, sen bu oturduğun yerden hiç kalkmadın he, buyurdu ona. Ya çok yorulmuşsun dedi sen. Ne kadar zikrettin böyle sen. Ne kadar gultübade gittin. 4 kelime at, 3 kere at. Ben senden sonra gittim ya mescide dedi. 4 tane kelimeyi 3 kere söyledim. Yani buyurmak istiyor ki, bazı kere öyle kısa zikirler var, saatlerce zikre denk gelir.
- 46:35
İşte onları da öğretiyor bize. Neden? Ömrümüz kısa ya. Eski ümmet gibi 500-600 sene zikir yapamayız ki biz. Ömrümüz kısa. Senden sonra 4 kelimeyi 3 kere söyledim. Yani senin 6 saatlik zikrinden benimkiler tartıya gelse hepsini tartar. Çünkü neden? Ne dedim? Sen 6 saat Sübhânallâhü Behamd'i okudun. Ama ben bir kere Sübhânallâhü Behamd'i dedim, peşine dedim ki adede kalkıyım.
- 47:08
Ya Rabbi sana tesbih olsun, hamd olsun. Şimdi Sübhânallâhü Behamd'i bir daha. 100, 200, 300, 500, 1000'e kadar hadis-i şerifte var. Yani sabah okuyun buyuruyor. Ama en az 100 kere denizin köpükleri kadar günah olsa affettirilir. Sahih Müslüm hadisinde geçer. Çok önemlidir Sübhânallâhü Behamd. Peki sen 6 saatte bunu sen kaç bin tane okudun diyelim.
- 47:34
Peki ben ne yaptım? Bir kere Sübhânallâhü Behamd'i dedim. Yok. 4 kelimeyi 3 kere söyledim diyor. Yani 3 kere oluyor da. Mesela bir kere söyledim. Sübhânallâhü Behamd. Allah'ı tenzih ederim noksan sıfatlardan. Allah'ıma hamd edin. Peki ne kadar tesbih olsun? Peşine dedim ki adede kalkıyım. Yarattıklarının sayısınca olsun.
- 47:54
Sen bunu demediğin için her biri tek tek sayılıyor. 3, 4, 5. Bende ne oldu? Allah'ın yarattıklarının sayısı kaç tane? Allah'tan gayri kimse bilemez. Sırf denizdeki balıkların türlerini kimse bilemez. Kum taneleri de Allah'ın yarattığı. Kum tanelerini kim saymış dünyada? Kaç tane kum tanesi var? Yani dünyanın ne makinesi kalır, ne bilgisayarı kalır.
- 48:18
Şimdi ben Allah'a tesbih olsun, hamd olsun dedim. Ama peşine dedim ki Ya Rabbi bu tesbih ve hamd ne kadar olsun? Senin yarattıklarının sayısınca olsun. Ne yazıldı bana otomatikman bir kere de? Bilmiyoruz ki ne yazıldı. Katır trilyon teşvik eksik kalır. Allah'ın ne kadar mahlukatı var yani. Ve rıdvanefsi, yine bu tesbih ve hamd nasıl olsun?
- 48:40
Senin zatını razı edecek kadar çok olsun. Ve zined-i arşi, bu tesbih ve hamd ne kadar olsun? Arşının tarta dolduracak kadar olsun. Arş ne kadar? Yedi kaç göklerin üstünde yedi kaç gökleri yerleri kaplamış arş. Kürsü bile gökleri yerleri kapladı diyor Ahatel Kürsi'de. Arş kürsünün de üstünde. O neyle dolar?
- 49:05
Gökler yerler, bilye kadar kalıyor. Arşın yanında ne bilyesi bu? Zerre kalmaz yani. Ne gezegenler var, dünya onların yanında küçücük kalıyor. Görmüyor musunuz? Düşünün arş hepsinin fevkinde. Arşının tartısı kadar olsun. Mevla'da buyuruyor ki, sen nasıl dersen ben öyle yazıyorum. O Bismillahirrahmanirrahim deyip böyle bunu okuduğun zaman ne oluyor?
- 49:30
Arşı dolduruyor. E siz nerede, siz bugüne kadar yapıyor musunuz? Ben yapmaya çalışıyorum. Neden? E beleşi seviyorum. Kaç bin tane subhanallah var. Nasıl diyeceğim? Sabah namazında tefsir geliyor ondan sonra öbürü çıkıyor ondan sonra. Hoca Efendi'ni ziyarete gittim. Hüsam-ı Rufa Hazretleri'ne gittim.
- 49:51
ziyaretlerine gittim. Şam ulema başkanı, sonra Şeyh Seyyid Sabri Öztürk'ün adına gittim. Oraya gidiyorum, buraya gidiyorum, ziyaret ediyorum Evliyaullah'ın hastaları. Mesela kendime göre bir şeyler, işlerim var. Yoldayız da okuyorum bir şeyler ama. Arşı dolduracak kadar, nasıl çıvar var ben bir tek tek çekeyim.
- 50:11
Ama öğretti sana Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Ve midâde kelimâti. Bir de buyuruyor ki, âyetlerinin, kelimelerinin mürekkebi kadar olsun. Mürekkeb ne kadar? Velevennî mâ filâzûn Velevenne mâ filâzun şer-i şerraten eklemûn velbahruyâ muddû min bâd. şerîzâzatîn eklemûn velbahruyû muddûmîn ba'd. Sebe'etü'l-hürin mâ nefîdet kelimâtullah.
- 50:27
Sebûhâti vebhîrîn mânefîn. Yeryüzünde bulunan bütün ağaçlar, kalemler olsa, kaç tane ağaç var? Şu Beykoz'daki ağacı sayamazsın. Nerede İstanbul, nerede Türkiye, nerede Dünya? Bir ormandaki ağaç. Peki bu ağaçların hepsi kalem olsa, ağaçtan kalem, hepsi tahtadan. Sonra, yedi deniz, yani yedi tane okyanus, onların yetmezse, bir o kadar da yardıma takviye, bir yedi okyanus daha,
- 51:03
hepsi de mürekkeb olsa, bunlarla Allah'ın ilimleri yazılmaya kalkılsa, Allah'ın kelimeleri, malumatı tükenmez. Kalemler de biter, mürekkepler de biter, Allah'ın ilimleri biter mi? Şimdi bu Sübhanallahü Aleyhim ne kadar olsun? Kelimelerinin mürekkebi kadar olsun. Bunu Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğretmesek, kendi kafamızdan ne yaparsak,
- 51:25
bu kadar sevap kazandırır, bu kazandırır, fetva veremeyiz buna. Çünkü adam elli bin kere Sübhanallahü Aleyhi ve Sellem'i çekecek, ben bir tane Adet-i Kalki'yi okuyacağım, onu elli bin kere geçeceğim yani. Bu hadiste buyurulmazsa kafadan olmaz. Hem de bu hadisler sahittir. Yani Ahmet Muhammed'e var vesaire, birçok kaynakta geçer bu hadis-i şerifler.
- 51:44
Tam kaynağını da buradan bakalım. Bukhari, El-Edebü'l-Müfret. Bu hadis-i şerif Bukhari'dedir. Yaz Bukhari, Sahül-Bukhari kitabı meşhurdur. Bir de El-Edebü'l-Müfret diye tek çitlik bir eser var. İmam Bukhari'nin birkaç eseri var tabii. İlmi olmayan insanlar böyle cahil cahil. Hepsini bir zanneder. El-Edebü'l-Müfret çok önemlidir.
- 52:06
Zikir ve amellerin faziletleri hakkında. Şeyh Zekeriya Efendi Hazretleri Medine'deki Havs, hiç elinden düşürmez. Her yemek yerinin peşinden ondan bir iki hadis okunacak. Okunmadan millet kalkamaz. El-Edebü'l-Müfret. Yani İslam'ın adabından bahsediyor tabii. İşte selam verme adabı, içeri girme adabı, zikir adabı vesaire.
- 52:27
İmam Bukhari oradan hakletmiş. Anladın mı? Sen ben ayrıldığımdan beri yanından burada mısın hep? E buradayım. Ne yapıyorsun? Zikrediyorum. Önüne de hurma çekirdekleri koymuş. Hani tesbih bidat diyor vahabiler. Ha gitsinler işlerine ya. Nerede bidat? Efendimizin hanımı hurma taneleriyle böyle böyle kenara diziyordu.
- 52:52
Sayı için. E şimdi o çekirdekleri ipe dizsen, oldu sana tesbih zaten hurma çekirdekleri, tesbihler satıyor mu? Bu ne farkı var bundan? Sayı için koydu oraya. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem gördü. Ne sayıyorsun ya Allah bilmiyor mu sayısını? Saymanın ne gereği var buyurmadı ki. O amelini takdir etti.
- 53:13
Önüne de hurma çekirdekleri koymuştu. E buraya da Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, on iki bin istiğfar ederdi günde. Ne günahı vardı sanki mübareğin ya. On iki bin istiğfar ederdi, ipe düğümler atmıştı. O düğümlerle çekerdi. Yani şimdiki tesbihler olsa aynı bizim gibi çekeceklerdi. E sen bu kaç saattir burada zikir ediyorsun?
- 53:34
Evet. Ona buyurdu ki, bak ben sana bir kolaylık öğreteyim. Ben senin ardından mescide çıktım. Dört kelimeyi, Sübhanallahü ve Hamdühü, Adedekalgihü, Ve Rıza Nefsihü, Ve Zinete Arşihü, Ve Müdade Kelimehati. Sübhanallahü ve Hamdühü baştaki zikir. Peşinde dört tane şey var. Allah'a tesbih ederim, hamd ederim ona.
- 53:57
Bir, mahlukatının sayısını. İki, zatını razı edecek kadar. Üç, arşını tartısınca, dolduracak kadar. Dört, kelimelerinin mürekkebi kadar. Olsun. Ne oldu bu şimdi? Ne gökler alır bunun sevabını, ne yerler alır bunun sevabını, ne kalemler yazabilir. Allah'ın kelimelerini yazamıyor da, bu da Allah'ın kelimeleri kadar olsun, mürekkebi kadar olsun.
- 54:20
Bunu kaç kere söyledi? Dört kelimeyi kaç kere söyledi? Üç. Bunu var ya, bir dakika tutmaz. Peki de yarım dakika tutmaz. Şimdi bunu her sabah okumayan adam, hani sabah akşama bıraktık, günde bir kere okumayan adam ne kaçırıyor? Aklını kaçırsın daha iyi. Ne kaçırıyor biliyor musun? Şu anda sana deseler ki, şu dört kelimeyi, üç kere söyledi, yani yarım dakika tutmaz.
- 54:46
Ne olacak? Bunu kayda al, WhatsApp'tan bize yolla. Allah'tan bize yolla. Ne vereceğiz? Samimi söylüyorum, yarım kilo kıyma deseler, her kere, otuz kere söyleyeyim ya, ne var? Belki kaydı almamıştır, bir üç daha söyleyeyim. Whatsapp'tan yollayacak ya, Sinep'ten, Minep'ten. Çünkü, ben ne bileyim, söylediğimi söylemek.
- 55:10
Kaydı al, bana yolla. Ne olacak? Mesela bir şirket. Bunu yollayana efendim, iki tane kemik. Yağlı kemik yani. çoluk çocuğun kemiği kuvvetlenir. Samimi söylüyorum, taş attığında kolun mu yoruldu? Yani bunu söylemek bedava nasıl olsa yani, ne olacak? Kemik suyuna çorba yaparım yani. Öyle beş yüz lira, bin lira demiyorum ya.
- 55:37
Beş yüz lira, bin lira vereceğini bilse, herif sabaha kadar zikreder. Kayda da alır, otomatoya bağlar. ortaya bağlar. Bizim millet onun da bir hilesini bulur gelsin de neyse, zikretmiş gibi gösterir, gelse de neyse. Zikretmiş gibi gösterir. Zikretmeden de zikretmeden de para almaya kalkar, para almaya kalkar.
- 55:50
O da ayrı deva. O da ayrı o da ayrı dava. deva. Velakin Lakin, yani samimi yani, samimi söylüyorum, söylüyorum, hani hadis-i şerifte buyuruyorlar, Hadis-i Şerif'te buyuruyor, lev yâ lev ve hadû. Onların birisi bilseydi ki,
- 56:10
Yani iki tane ok verseler ona, o zaman ok çok kıymetli ya. Yahut, biraz böyle yağlı bir kemik falan verecekler onlara bilse, yatsının cemaatine gelirdi. Şimdi bu camilerin kapılarına desen ki, yatsının cemaatine veya sabahın cemaatine gelenlere efendim, yarım kilo kıyma, bir kilo et, dolar ya, yer bulamaz.
- 56:44
Dolar çıkarırlar kapıda. Ben evvel geldim, sen evvel geldin. Kardeşim sen sonradan geldiğinde sıraya giriyorsun. Şimdi et bitecek, biz ayazda kalacağız. Yani, bir kilo ete, iki tane yağlı kemiğe değmiyor. Bu milletin nezdinde. Sabahın cemaati, yatsının cemaati. Veya şu zikir. Ya söylüyorum işte ya. Şu sevapları gördünüz.
- 57:08
Kâinatın Efendisi buyuruyor ki, 6 saatlik zikrine karşı ben bu 4 kelimeyi 3 kere söyledim, 3 kere tarttı ama, adama şimdi bunu desen, adama desen ki, efendim, 1 lira vereceğim, 3 kere tekrarına 1 lira desen, az bir şey mi ya? 3, 3, 3, 3, 1 lira, 1 lira, 1 lira. Nerede bulacak günde? Adamın günlüğü 20-30 liraya gelmiyor ki zaten çoğunun.
- 57:30
Sırf evinde oturup, keyfine bakıp, bunu zikrederek, efendim günde 20-30 liraya bile, 50 kere okur. Halbuki, bütün dünyayı versen, içindekileri versen, arşı doldurabilir mi? Allah'ın kelimelerinin mürekkebine denk gelebilir mi? Allah'ın mahlukatının adedince, 18 bin alem var, bunların hepsi Allah'ın yarattıkları, kimse bilmiyor çoğunu.
- 57:54
Onların sayısı kadar Sübhanallahu ve Behamdü yazılacak defterine, mizanda. Sen cennette padişah olursun ya. Hadi buyur cennete. Ağzını bıçağa kaçma. Sabah namazını kılsa bile zor, böyle. Ya on kere, ne kadar zor geliyor nefse ya. Hele uykuluysa sabah. Ya bu kadar müjde var, dört köle azadet, yüz hasene yazılıyor, yüz günahı siliniyor, yüz derecesi yükseltiriyor,
- 58:22
o gün bütün akşama kadar korumaya, Allah taraftan alınıyor, şirk dışında ne günah yapsa o günah onun sevabını bozamıyor, sayıyor, sayıyor, sayıyor. O kadar hadis gördüm ki Oğuz Usta yani. Kaç tarihten. E şimdi adam, akşamı, sabahı kılmıyor ki zaten. Bunu söylesin on kere. Ne kadar yazık oluyor. Neler kaçırdığını bilse bu millet, Ebu Ali Tekrak Hazretleri
- 58:50
onun için, mana aleminde görürler vefattan sonra. Efendi Hazretleri, dünyadan neyi özlediniz yani, hasret olduğunuz bir şey var mı? Evladım leş dünyanın nesine hasret olayım dedi. Ancak bir şeyi çok yani yapmak isterdim, heves ediyordum. Nedir o? Dünyaya tekrar gelsem de, hiç eve meve çoluğa çocuğa, dükkana uğramasam, ne yapsam, gitsem bu milletin kapılarını çalsam.
- 59:15
Dekkak çok kapı vuran demektir. Gitsem adamın kapısını vursam, adam da kalksa baksa, gecenin dörtünde, kalk teheccüde, beşte, şimdi teheccüde, altıda bile oluyor. Kolaylık oldu. E vursam kapıya, ne oldu ya, ne var? Yangın mı çıktı? Tumandı, zehirlenecek miyiz? Kaçalım mı? Zevzele mi olacak? Yok ya, kapısını vursam, adamı da uyandırsam, neyi kaçırdığının farkında
- 59:42
mısın desem, geçsem öbür kapıya. Ama işte o da der ki bu sefer, bu hoca delirmiş herhalde, gecenin bir vakti Gecenin bir vakti gelmiş, neyi kaçırdığının farkında mısın? gelmiş. Ama ahiretten geliyor. Orada gördün müjdeleri. E seni de burada boşuna yattığınız, kaçırdığını görüyor. E seni uyandırmak istiyor Allah'ın veliler işte daha.
- 1:00:02
Ne yapabiliriz yani? Kapı kapı milletin kapısına gidemeyiz. Zaten kovarlar bizi çoğu kapılardan. Ne rahatsız ediyorsun bizi derler. Ama neyi kaçırdığınızın farkında mısınız yani? Sırf şu zikri günde bir kere okumayan, bütün dünya ve içindekiler onun olmak, ne dünya ve içindekiler canım işte, arşın tartısınca diyorum sana, anlatsana lafı.
- 1:00:24
Bütün dünya içindekiler onun olmak. Bütün dünya içindekilerin kaç bin katı, kaç milyar, trilyar katı. Bu kadar kar edecekken, bunu okumayınca ne oldu? Bu karı kaybetti. İşte neyi kaçırdığının farkında mısın? Halbuki bu kelimeyi söylediğinde sana beş on kuruş vereceklerini bilseydin, birkaç kilo meyve sebze vereceklerini düşünseydin, sen bunu kaçırmazdın.
- 1:00:47
Ama ya ahirete inanmıyorsun? Yani yok zaten boşuna biz de burada zikir yapmayalım. Ya Resulullah'a inanmıyorsun? Resulullah böyle buyuruyorum, ahirete çıkacak mı bunlar canım, kim kime ya falan. İmanında sıkıntı var. Yani inanıp da bunu okumayanın mantığı mı almıyor? Çünkü dünya karına bakıyorum, eğer bu adam bunda bu kar var olduğunu bilip de bu kardan geri kalır.
- 1:01:10
Sedye ile gelir. Yani büyük paralarsa hele, ben de giderim. Bak böyle iki kilo şeye gelmem. Doğru konuşayım şimdi. Böyle kemik suyunu et falan o kadar param var, kemik memik alıyorum. Ama büyük bir paraları olsa böyle milyon efendim TL diyelim, gavur laflarını konuşmayalım, Tayyip Bey'i kızdırmayalım şimdi.
- 1:01:33
Ondan sonra TL olarak yani, şu kadar trilyon TL falan çok büyük bir rakam olursa ben dediğiniz yere gelirim yani. Hakikaten yani. Yaylaya da yayağına da çıkabilirim. E ne olacak? Abi bir kere çıkacağız ama voli'yi vuracağız yani. Tabii sana inanıyorsam tabii ki. İnanmıyorsam. Şuradan şuraya kıpırdamam yani.
- 1:01:57
Neden herif zaten beni kandırıyor. E şimdi Allah'ın kandırma ihtimali var mı? Haşa. Resulullah sözümü aldatır mı? Haşa. Allah sözümü uzatır mı? Haşa. Hadisler sahi mi sahi? Evet. E bu kadar müjde var, niye almıyorsun abi? O zaman sen ahirete inanmıyorsun. Çünkü neden? Dünyada böyle bir şeye inansaydın, durur muydun geri?
- 1:02:15
Durmazdın. Mizanda sevap mı ağır geçecek, günah mı ağır basacak, kalbin boğazına çıkacak, öldü öleceksin, nefesin kesilecek. O kadar heyecan yaşamaya 50 bin sene ne gerek var? Stoklasana şunları. Mizan sağ taraf şaha kalksın, sol taraf dibe vursun. Ama sen hazırlık yapmıyorsun. Neyle güveniyorsun hazırlık yapmıyorsun?
- 1:02:37
Ahirette neyle zengin çıkacaksın? Mizan neyle dolduracaksın? Parayla. Mal geçmez, soy sop geçmez, kimse hal hatır etmez, nasılsın iyi misin anan sormaz, baban kaçar. Ayetler böyle söylüyor. Ancak zikir kurtarır, ancak ibadet, ancak salih amel. İlim, amel, ihlas. Yoksa bu işin sonu iflas. Ama ahiretin iflası dünyanın iflasından benzemez.
- 1:03:07
Oradan adam iflas etse yine bir ekmek verir, darla ziye yatar. Değil mi? Kimsesizler sahip çıkar, kimsesizler kurumunu alırlar, bir şey olur yani. Yolda böyle donacak diyorlar, bütün belediye alıyor, gidiyor insanlar, ölmesinler, öyle değil mi? Burası dünyada olur böyle şeyler, ahirette. Kimsenin tarafına bakar ya, cennete geliyor musun dersen ha?
- 1:03:30
Onun için. İşimize bakalım. Bu gündemler bizi meşgul etmesin, bunlar suni gündemler. Milleti meşgul etmek için haberler, reklamlar, efendim ne diyeyim sana, açık oturumlar vesaire, fuzul işler. Bir çoğu ne dünyaya yarar, ne ahirete yarar. Sırf geyik, gevezelik, başka bir şey yok. Mala yani. Ama insana öyle bir zararı var ki, işte bu zikri okuyacağın vakti alıyor gidiyor.
- 1:03:56
Orada kaç rekat namaz kılardın, bin ihlas okurdun, canlı cehennemden satın alırdın, o Sübhanallâhu ve Rahmetullâhu ve Lâ İlâhe İllâllâh ve Allahu Ekber, aman ya Rabbim. Her sabah yüz kere. Ne hadis-i şerifler yazdık ya. Bunun sayfasını sorarsanız, belki okumak isteyen merak eden olur. 285'te, yani şu andaki elinizdeki baskı, yani son baskı.
- 1:04:18
285'te bu dört kelime, üç kere meselesi. Öbür Sübhanallâhu ve Rahmetullâhu'ya bir sevaplar söylüyor. Ümmühani validemiz geldi. Son geç müslümanım, hani Miracıoğlu'nun evinden çıktı ya, çıkartıldı Ümmühani validemiz. Ebu Talib'in kızı. Yani, Hazreti Ali Efendimiz'in kız kardeşi oldu, değil mi? O zaman müslüman değildi o.
- 1:04:41
Efendimiz onun evinde kalıyordu ya, yatsı yıkıldı da uzandı, Mirac'a çıkartıldı, onun evinden. Ama onun evi şimdiki Kabe'deki tavaf alanında. Rukn-i Yemani Nizam. Rukn-i Yemânî nizâsından giderken oraya rastlıyordu. Miracı oradan çıkarttırdı. Mekke fethine kadar Müslüman olmamıştı. Adı Fâhite'dir, Fâhite.
- 1:04:59
Sonra Ümmühanî Validemiz de geldi, dedi ya Resûlullah, ben artık ağırlandım dedi, yani şişmanladım, yaşlandım, vücudum da şey olmuyor. fazla rekatlı namazlara falan gücüm kalmadı yani. Nafile kılmak istiyorum da yani. Vücudum şey olmuyor. Sen bana bir şeyler öğret. Allah bana çok fayda versin. Kolay olsun yerimde oturduğum yerden kazanayım.
- 1:05:24
İşte İslamiyet böyle kolay ya. Farzlar ayrı bir şey, farzlar yapılacak. Ona işte onu oku. Sen yüz kere Sübhanallah desen, Efendim şu kadar, yüz kere Elhamdülillah desen, Allah yoluna bin tane eğerli at vermişten daha eftel. Cihada. Allah yüz tane atı yani Allah yoluna vermek demek, yani cennetin bütün kapılarını açmak demek yani.
- 1:05:46
Hz. Osman ameli yani. Tebük Muharebesi'nde yaptı. E çok da para ister. Yüz tane at neredesin? Şimdi bile yüz tane at neredesin? Eğerli. Efendim işte yüz tane deve kurban ederim. İşte Allah-u Ekber'de yüz kere yüz deve kurban etmekten eftel. Yüz deve nereden? Paran mı yeter kurban edeceksin, fakire dağıtacaksın?
- 1:06:05
Daha sevap. Yani Mevla bu İslamiyet'i kolay etti. Ahirete gitmemizi kolay etti. Ahirette cennete gitmemiz için imkanları seferber etti. Ortada duruyor, alan yok bakan yok. İşte sohbet dinlemezsen ahirete göreceksin o zararı. Kafanı vuracak, kayağı arayacaksın. Bunları dediler de biz o zaman film seyrediyorduk diyeceksin.
- 1:06:29
Şimdi ne olacak? Ebedi hayat. Hadi malzeme nerede? Nasıl yaşayacaksın burada? Dünyanın yemesine, içmesine inanıyorsun. Ekmeğine, efendim, üzümüne inanıyorsun. Öyle ya. Yemeden nasıl yaşayacaksın? Kalori lazım, karbonhidrat lazım, et lazım, şu lazım, bu lazım. Yatak lazım, yorgan lazım. Bunlar dünya, birkaç senelik hayatta hepsi lazım.
- 1:06:50
Ahirette ne yapacaksın? Ahiretin malzemeleri, cennetin köşkleri, sarayları, ağaçları. Her zikirden geliyor kazanılır. Nerede senin hezikir? Ne diyeyim ya Rabbel alemin, ne diyeyim? Şimdi buyurur ki İmam Gazan Hazretleri, evladım vaaz olmaktan sakın, memur olmaktan sakın. Yani meşhur olmak tehlikelidir.
- 1:07:17
Ancak mecbur vazife üstüne kaldı, yaparsın. Değilse vaaz etmenin sıkıntıları var. Bundan dolayı onları dört maddede beyan etti. Eğer illa da vaaz edeceksen, insanlara nasihat etme makamında oturacaksan dört şeyden sakın, dört şeyi de yap.
- 1:07:34
Şimdi geçen üç dört derste sakınılması gereken dört şeyleri sıraladık. Yapmacık konuşma, edebiyata kaçma, milleti etkilemek için cümleler, şiirler, bilmem neler sergileme, bunlar bidattır. Ondan sonra efendim, işte reisleriyle falan çok haşır neşir olma, içli olma, onlardan çok hediye mediye kabul etme, sonra taviz verdirmek isterler, sana fetva çıkartmak isterler.
- 1:08:00
Yani eski dönemlerde birçok alimin başına gelen tehlikeler. Onlar nasihat etti. Ve emmeler vaatülleh. Şimdi sana dört şey söyleyeyim. Yembeğiyle ki senin için uygun olur, gerekli olur, entef aleha. Bunları yapman lazım. Evet. Yapman lazım olan şeyler nelerdir? El evvel birincisi enteca'le muamele teke ma'Allahü teâlâ.
- 1:08:25
Allah ile muamelen, yani muamele demek iş görmek. Benim şimdi seninle muamelem ne demek? Konuşmam, görüşmem, sofraya oturmamız, yememiz, içmemiz, yolculuğa gittik, geldik falan, seninle işlerin var. Bak insanların insanlarla işleri oluyor. Peki Allah ile hepimizin işimiz var. Celle Celaluhu bize şahittir.
- 1:08:46
O zaman senin Allah ile muamele nasıl olması lazım? Bi hayzü lev amele biha abdüke. Bir tane senin kölen olsa, kulun, yani kulun kölen olayım ben derler. E şimdi kölelik zamanda değiliz ama tabii kölenin Efendisi'ne itaatı farz. Biliyorsunuz yoksa cennete de giremez. Çünkü bu İslamiyet'in bazı emirleri var.
- 1:09:08
Bunlardan biri de budur. Efendisi'ne itaat edecek. Tabii o da cenneti kazanıyor. Efendisi'ne de tabi İslamiyet emrediyor. Yediğinden yedireceksin. İçtiğinden içeceksin. Giydiğinden giydireceksin. Ayrı dava. Efendi de ben ayin paşayım diye ona da eziyet yapamaz. Zulüm yapamaz. Aynı ondan eşit. Çünkü Allah indi de belki o Efendisi'nden eftal.
- 1:09:28
Nice köleler, cariyeler Evliyaullah'ın reisleri oldu. Bütün menakıb kitaplarında köle cariyelerin makamları zikrediliyor. O zamanın kralları yani hiç anılmıyor, mededilmiyor. O zamanda gibi cariye medediliyor. Bir hizmetçi durumunda ama Allah indi de eftal. Çünkü Allah indi de zikirle eftal olur. böyle haseble itibar kazanamaz.
- 1:09:51
İnnâ ekramakum ümdellâhi etkâkum. Ne kadar çok haramdan sakınsanız, o kadar Allah'ın dinde keremli, şerefli olursunuz, buyuruyor. Şimdi seni Allah ile muamele nasıl olacak? Senin bir kölen olsa, mesela bir serbere, her bakımdan sana bağlı, ne dersen yapmak zorunda. bir iş yap, ne yaparsa, terzâbihâ, sen o işlere razı olursun min o kişiden,
- 1:10:13
ve lâ zekû tarlanmaz hâtırûke, hâtırın kırılmaz aleyhî ona karşı, hatırın kırılmaz, aleyh ona karşı. ve lâ terzâbihâ, sen ona kızmazsın mesela. Şimdi, otur dedim mi kalkarsa, kalk dedim mi oturursa, su getir dedim mi yemek getirirse, yemek getir dedim mi gelip üstüne dökerse, tamam mı, git şu adama şunu götür dedi, gidip başkasına verirse, emaneti götürse,
- 1:10:39
yolda parayı yerse, falan falan say da say. Ayşe anamızın bir cariyesi öldü de, çünkü ağladı dedi, üzüldü dedi, keşke şu cariyem yasasaydı. Yahu dediler, sen bundan neler çekiyordun, sen azıcık kurtuldun, şükretsene ya. E dedi ama, o beni Allah'ın âyetiyle amel ettiriyordu. Çünkü Mevla ne buyurdu? Fesuphanallah, görmezden gel.
- 1:11:00
E adam sana yanlış yapacak ki, görmezden geleceksin da. Adam sana devamlı iyilik yapıyor, güzellik yapıyor, neyi görmezden geleceğim yani? E şimdi yanlış yapanı görmezden gel. O zaman buyurdu ki, Ayşe annemiz, ya bu o kadar ters, inatçı bir şey değil ki. Otur desem kalkardım, kalk desem otururdum. Ama beni bu âyetle amel ettiriyordu.
- 1:11:20
Şimdi sen cariye çok bulursun. Çok bulurum. Herkes Hazreti Ayşe'ye hizmet etmek ister, annemiz. Ama bulurum ama böylesini bulamam. Neden? Dediğimi yapar. Dediğimi yaparsa da, benim âyetle amel etmem devreye girmiyor. Dediğimi yapmayacak ki, ne mantık var ya bu annelerimizde ya? Bizdeki mantığın tam tersi.
- 1:11:40
Farkında mısın? Ben bundan hiç memnun değilim. Niye? Hiç dediğimi yapmıyor. Halbuki tam tersi onlarda. Dediğimi yapmıyor, âyetle amel ediyorum, ben de görmezden geliyorum. Cık. Farklı çalışıyor kafalarımız. Ahiret kafası ile dünya kafası bağdaşamaz yani. Ama şimdi genel manada konuşuyor İmam Gazali Hazretleri.
- 1:11:59
Bir hizmetçim var. Yanına almışsın. Çalışıyoruz seninle beraber. Yardımcı oluyor arkadaş. Tabii orada o dönem için köle manası geçebiliyor. Şimdi bizim dönemimizde bu konu değil. Ama herkes kendi yanında bir yardımcı alıyor. Parası olan, işi olan yardımcı alıyor yanına. İşçi alıyor yanında işte.
- 1:12:17
Şimdi bu, ne yaparsa sen buna kızmazsın, razı olursun, hatırın kırılmaz. Ne yaparsa? Lafını dinlerse değil mi? Peki lafını dinlemeyip hep tersini yaparsa seni kızdırır mı? Kızdırır. Hatırın kırılır. Rızanı alamaz. O zaman. Sen kendi yardımcından, hizmetçinden kendin için nelerden razıysan Halbuki o senin hizmetçin veya kölen veya yardımcın kulun değil ki.
- 1:12:53
Velev ki kölelik döneminde de olsa kölen. Ne kölen? Hakikatta kimin kölesi? Allah'ın kulu. Allah-u Teala dünyanın nizamı, düzeni bozulmasın diye sen ona yardım et buyurmuş. Peki sen mecazi manadaki kölenden, senin dediğini yapmadığı zaman razı olmuyorsan o zaman felaketle rızayız Allah-u Teala. Sen de Allah'ın buyurduğunu yapmıyorsan bu durumu hoş karşılamaman lazım.
- 1:13:20
Neden? E benim de Mevlam var, efendim var. Kurban olduğum yaratan Allah'ım var. Ben bu köleyi, yardımcıyı ben yaratmadım. Ama Allah beni yarattı, hepimizi yarattı. Peki ben bunun benim sözümü dinlemediği zaman kızıyorum da. Peki ben Allah'ımın nasıl emrettiği şeyi yapmıyorum? Ve ve seyyidükel hakikiyyu Halbuki o hakiki seyyiddir.
- 1:13:37
Yani senin gerçek Mevlan velin yaratıcın odur. Sahibin odur. Öbürü mecazidir. İşveren işçi ilişkisi, yardımcı efendim işte, ev sahibi ilişkisi. Bunlar mecazi şeylerdir. Kimse kimseye yaratmamış ki yani. Ama hakikatte Allah seni, bir fiil yaratan Allah. Yaşatan, yediren, içiren şu anda bütün nefeslerini o aldırıyor, ver diyor.
- 1:14:02
Bir tamarını tıkarsa felç oldun, gittin, lal olmuş. İstihadde bir anda öldürebilir. E bu kadar senin bütün iplerin onun elinde ya. E hal böyleyken sen nasıl Allah'a karşı böyle hareketler çekiyorsun? Ezan okunuyor, namaza geldin ha. Hadi cemaate gitmedin, evde kıl. Yatarım aşağı. Onda kalkacağım bugün.
- 1:14:20
Güneş doğuyor, bana ne? Sana ne? Namaz yok, abdest yok, oruç yok, zekatı hesap etmez. Kim karışıyor benim malıma ya? Kazanırken beraber miydik falan? Ya kardeşim Allah yarattı, verdi sana bu rızkı. Sen bunu 40'ta 1000'e vermek zorundasın. Adam hiçbir denileni yapmıyor ya. Hacca gidecek, gitmez. Zikret etmez.
- 1:14:41
Efendim harama bakma bakar, sineğa yapma yapar. Tam tersi. E şimdi Mevla sana kızmaz mı? evliya sana kızmaz mı diyor. Peki senin yandaki bir hizmet edenin senin lafının tersini yaparsa sen kızıyor musun? Kızıyorsun halbuki onu sen yaratmadın. Peki senin yaratana karşı sen bu kadar dikine gider misin?
- 1:14:58
Gidilir mi? Hiçbir emir tutmayacaksın, yasaktan kaçmayacaksın. Sonra da beni cennete koy Ya Rabbel Alemin. Nerede var öyle bir şey ya? Cık, cık, cık, vay, vay, vay, ves-sâni. Ondan sonra buyuruyor. İkinci olarak ben sana bir nasihat edeyim. O da insanlara nasıl davranacaksın? Onu öyle yap ki kendin için ne istiyorsan minhum onlar tarafından yapılmasın.
- 1:15:34
Sen suratına asıl bakılmasını istiyor musun? Sen de kimseye suratına asık bakma. Sen bir adamda bir şey istedin yapılmasını istiyorsun. Onda sen bir şey istedin. Sen de ona yap. Anladın mı? Muhtaç kaldın yardım istiyorsun. Verilmesini istiyorsun. Çoluk çocuğuna ekmek götüreceğiz. Birisi de muhtaç kaldı sana geldi.
- 1:15:55
Sen de ona ver. Yani sana millet nasıl davransın istiyorsun? Terbiyeli olsun, edebli olsun, hürmetli etsin. Şerefin muhafazası, insanlar için haysiyetini rencide etmesin. Söğüp saymasın değil mi? Nasılsınız efendim desin. Öyle bir yere gidiyorsun. İnsanlardan bir tavır bekliyorsun yani. Bakarsan ki seni adam yere koymadılar.
- 1:16:14
Meczubun biri, derviş, gariban falan hareket çektirir sana falan. E sen bunu kendin için yapılmasını istemezsin. O zaman kendine de kelene bunu yapma diyor. Ticarette aynı. Borç verdin. Adam ödeyemedi. Geldi dedi. Biraz vadeyi uzatabilir misin Hacı abi? Sen dedi. Ya bir aylığına konuşmuştuk kardeşim.
- 1:16:32
Amma da elin ağır. Bilmem ne. Çabuk getir. Anlamam. Ya kardeşim sen de böyle bir sıkıntı olsa gitsen. 3-5 gün teyhir ve müsaade istersen. Sana bu müsaade verilsin ister misin? İstersin. İstemezsin. Sen de onu yap. Gidiyorsun, adamdan kız istiyorsun. Adam bağırıyor, çağırıyor, bilmem ne. Tamam. Namazlıysan, abdestliysen, el sünneti itikadlıysan, çok fakir dememek lazım.
- 1:16:55
Ahlakı güzelse kızlarınızı verin buyur Hacı Şerif de. Müslümanlara, ahlakı güzel olanlara. Fakirlik mühim değil. İn yekûnû fukarâ. Yuhni'mullâhu min fazleli. Evlendirin bekârları ayette buyuruyor. Fakirseler Allah'ı zengin edecek. Onun için Hazreti Ömer Efendim, sahabe öyle diyorlardı. Bir adam fakirim diye evlenmiyorsa ondan akılsız adam yok.
- 1:17:16
Çünkü diyor, ayette diyor ki fakirseniz evlenin zengin edeceğim. Bu adam zengin olmanın yolunu bilmiyor. Çünkü zengin olmanın yolu evlilikten geçer. Allah-u Teala buyuruyor, evlenin rızkınızı göndereceğim. Ya bakıyorsun en zengin adam, 2 tane çocuğu yok. Katır trilyonlar aç kalacağım diye korkuyor. Ekonomi bozuldu diyor.
- 1:17:34
Dolar yükseldi diyor. Bakıyorsun gariban 8 tane çocuğu var. Yani soğan yetmez evde. Fakat o zenginin çocuğu şey olmuş veya kendisi, tüberküloz. Fakirinki de kolesterolü yükseldi. Abi ona soğan yese yarıyor, buna et yese yaramıyor. Onun kolesterolü yükseliyor. Sanki yağlı yemiş. Allah bereketini vermiş garibana.
- 1:18:04
Öbür zengine bakıyorsun, verem olmuş. Ulan bu kadar et, putun içinde niye verem oldu? İşte Allah vereme derse adamı kasap dükkanında da vereme der. Bu ayrı bir şey. Altın vagonunda da adama ellerini yedirtir, açlıktan öldürür. Altın yenmez ki, çiftlik aldın ne olacak. Hapsetti Allah seni. Onun için insan yani seni kızın istediler fakir makir deyip vermemesi yetmemek lazım.
- 1:18:31
Araban var mı? Evin var mı? Şirin var mı? Namazın var mı? Abdestin var mı? Şahitlerin var mı? Seni kim tanıyor? Camide kim görmüş? Ahlakına bakıyorsun. Maalesef Müslümanların da çoğu şu anda öyle fakire makire kız vermiyor kendi zenginse. Bir de tutturmuş dengi dengine. Ulan o mu demek dengi dengine?
- 1:18:49
Dengi dengine o demek değil ki. Dengi dengine 60 yaşında gelir adam, 18 yaşında kız ister. E bu dengine olmaz. Dengine de, fakir değil diye dengi değil olamayacak. Hadi. Yani şimdi, senin için ne yapılmasını istersin? Sen bu kızı sevdin istedin gittin falan. Şartla rahatsın. Verilmesini istersin daha.
- 1:19:11
Senelerce bu usta bekleyenler var ne eziyet çekenler ama istiyorlar bir kız almak. Adam vermiyor. E peki, sen sana verilsin istiyorsan, sen de gerçek kızını istesinler. Dünürlüğe geldiler. Veya borç istediler. Veya neyse insan insana muhtaç. Komşu komşunun tuzuna muhtaç. E sen ne yapmasını istiyorsan kendine, diyor, millete öyle muamele yap.
- 1:19:33
Hemen kendini onun yerine koy. Ben bu durumda olsaydım, şimdi bana nasıl yapılsın, davranılsın isterdim. La yubilu hadikum haddehü hübbellehü ma yubilu nefsi. Kendi için için sevdiğini, Müslüman kardeşi için sevdiğini, kendisi için sevdiğini,
- 1:20:14
Kendim için ne istiyorsam, sair nas için onlar istemedikçe, ne olamaz? Bir insanın, bir kulun imanı kemal bulmaz. Bu hadisleri bukur. Tabii burada hadimi hazretleri buyurur ki, sadece, yani burada genel manada, ahlakın tamamı buna girer. Mesela kardeşlik, yumuşak davranış. Mesela bir, sen birinden bir şey isteme veya neyse, bir hususta görüşmeye gitsen,
- 1:20:48
istersin ki sana yumuşak davranılsın. O zaman sert davranmayacaksın. Bu işi düşmüş adamın sana. Ya terbiyeli ol, kibar ol, işini göremezsen de, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e ne buyuruyor? Fakir gelir bir şey ister, sende de o anda bir şey yoktur, veremezsin. O zaman فَقُلْ لَهُمْ قَوْلٌ مَيْسُورًا Çok yumuşak konuş.
- 1:21:09
Şu vakitte gelirsin, belki yanımda bir şey olur, şu anda yanımda bir şey yok, kusuruma bakma, özür dilerim. Ondan sonra inşallah dua edeceğim sana, bana da Allah bir şeyler gönderir, ben seni haber ederim. Böyle konuş diyor. E tamam, ben senin hacetini göremiyorsam, kabahat davranmam mı gerekiyor? Ondan sonra diyor, tevazu, alçak gönüllülük.
- 1:21:31
Sen istiyorsun, insanlar sana nasıl davransın? Tevazulu davransın. Kibirli davrananı sever misin? Sevmezsin. Gittin bir yerde, bir işin düştü, müdürün var veyahut amirin veya memurun, neyse herkes çalışıyorduğu yerde, insanlarla muamele hatımızda, muhataplıklarımız oluyor. E adam sana böyle burnundan kıl aldırmazsa, havadan böyle, üstten bakarsa,
- 1:21:54
seni ezmeye çalışırsa, insanlar içinde seni üzerse, hoş bir şey mi derim? O zaman sen de, senin yanında gelen, sana işi düşen, sen de tevazulu ol kardeşim. Ne kaybedersin? O zaman kötülükleri affetmek. Şimdi mesela sen bir adama bir yanlış yaptın, adam da güçlü bir adam, seni benzetecek güce sahip. E sen orada ne istersin?
- 1:22:15
Ya biz ettik bir yanlış, sen etme bir şey. Bana, beni affet. E o zaman senin de, bir adamın sana işi düşüyor, yanlış, kusur küsur, olur mu? Beşeriz birbirine. O zaman affet kardeşim. Allah'ın, Allah sizi affetsin istemiyor musunuz buyuruyor. Ki Hazreti Ebubekir Efendimiz yemin etmişti, sahabeden Mıstah isimli bir zat, baya bir şeyler oldu yani.
- 1:22:40
Haşihanemiz hakkında bir iftira yaptı münafıklar. Hazreti Mıstah da, Hazreti Ebubekir Efendimiz yediriyor, çürüyor, yani fakir onun masrafını, o görüyordu. Orada bir mecliste laflar, sözler oldu. Mıstah Hazretleri de, mübarek yani gülebildi. Lafa karışmadı bir şey, iftiraya karışmadı, hiçbir şey karışmadı.
- 1:22:58
Ya sessiz kaldı, böyle bir gülebildi falan. Sonra Hazreti Ebubekir'e bu haber geldi. Hazreti Sıddık Efendimiz ne kadar merhametli olduğu halde, insanız tabii ki. Bir de şimdi hem kızının namusuyla ilgili de bir konu. E sen burada sessiz kalıyorsun veyahut da, yani öyle düşünmemiştim belki. Ama hani bir de benim ekmeğimi yiyorsun hesabında olunca,
- 1:23:17
insan hepten ağrına gidiyor yani. Çünkü bir köpek kadar olmak lazım derler. Değil mi? Eve hırsız uğursuzu uğratmaz, en azından havlar. Niye? Yalını bu kapıda yiyor diye. E sen de insansan, yani nimetlendiğin kapıyı da korumak lazım. İnsanın şerefini, haysiyetini muhafaza etmek lazım. Ama insanlar maalesef etmezler.
- 1:23:40
O zat tarafından, sahabeden yani, muhacir. Yani böyle bir gülmeye şey olmuş yani artık. Belki gayri ihtiyar insan istemeden de bazı bir şey, adamın mimine güler hareketine bir şey gülmüş yani. Hazreti Sıddık'a da haber gitti, o da çok üzüldü. Zaten böyle meclisler kuruyorlar, fitne çıkarttılar, Medine'yi kaynattılar.
- 1:23:59
O da buyurdu ki, vallahi bir daha ben buna bir iyilik yapmam. Ama hemen ayet geldi. Nur Suresi'nin ayeti olacak. Yani, hem zenginlik sahibisin ey Ebu Bekir, hem de fazilet sahibisin Allah'ın dinde. Senin gibilere yakışmaz. Fakir muhacirlere bir daha bir şey vermeyeceğim diye yemin etmen uygun değil.
- 1:24:32
Ne olacak? Boz yeminini kefaret ver, sen infaka devam et. Ama Ya Rabbi bu böyle şey etti. Ve'l-yâfû ve'l-yasfâhu. Affetsinler, safhetsinler. Görmezden gelin, görmezden gelin. Şimdi iftiraya kadar. Şimdi iftiraya karışmamış bir fiil. Helâ tuhibbûnen yaghfirûn Allâhu lekum. E, Allah sizi bağışlasın istemiyor musunuz?
- 1:24:51
Allah sizi bağışlasın istemiyor musunuz? Ebu Bekir Sıddık'a söylüyor. E, bu pek sırtlıka söylüyor. Ne günahlar, cennetten müjdelenmiş. Allah'ın sizi bağışlamasını istemiyor musunuz? Yani... Yani, karıştırırsam işi Mevla buyuruyor, herkesle bir şey çıkarırım. O zaman ne olacak? Sen iyilik sahibisin ve zenginlik sahibisin.
- 1:25:09
Allah seni affetsin istiyorsan sen de kulları affet. Buhari Kerim Efendi Hazretleri Sıddık zaten. Kendisi hakkında ayet geldiğine bayılıyor zaten. Esas o öbür türlü o. Hemen yemine kefaret verdi. İnfaka devam. Onlar ahitlerle öyle amel ederler. Bizim gibi değil ki. Ayet de gelse, hadis de gelse, evime peygamber de gelse diyor.
- 1:25:29
Ben bu adamı affetmem. Bizim Karadeniz'de de çok böyle inatçı insanlar vardır. Samimi söylüyorum ya. Adam Efendi Hazretleri'ni kırmıştır yani. Yani efendi gidiyor ki barıştırayım. Hoca ben sen karışma bu işe. Ya hoca efendi gelmiş evine yani. Peygamber varisi bir zat gelmiş. Yok canım peygamber gelse adam şey etmez.
- 1:25:50
Ya bir şey. Tabi sahabedeki iman nerede bizde yani. Onun için ayıpları setretmek. Yani kusuru örtmek mesela. Senin kusurun yok mu abi? Var. Kusursuz musun onu söyle? Değil. Peki kusurun örtülsün, gizlensin, gizli kalsın ister misin? İstersin. Ayıbını açıyorsun. Bir de ayıbı da olsa. Ayıp uyduruyor bir de.
- 1:26:15
Bir de iftira. Olmayanı da deme bari kardeşim. Olanı bile kapatman lazım. Sen olmayanı konuşuyorsun. Şimdi diyorum. Evladım diyor bu bazı nasihat hocalık işleri zordur. Yani hakkını vereceksin diyor. Meşhur olursan insanlar sana hocam der sohbete gelir falan ama sonra da Allah'ın hesabını sorar diyor.
- 1:26:35
Böyle ahlakın muhammedi olacak. Sallallahu aleyhi ve sellem. Avamil'de miydi neydi herhalde? Avamil'de çok eski okuduk, okuttuk. Unuttuk derler ya. Yani İmam Birgiva Hazretleri'nin şeyinde. O tabi saf, naif şeyleri, kalitelerini anlatıyor da. Ama o misallerini verirken maneviyatlı bir şey verirdi. Efendimiz Hazretleri okurdu bunu yani.
- 1:26:59
Yenbegilil alimi en yekune muhammediyen hulukuh. Bir alime yakışan odur ki ahlakı ne olacak? Muhammedi olacak. Ne demek? Madem hocasın, madem peygamber var sizin, ayet hadis biliyorsun ahlakın Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem'in ahlakına uyacak. O ayıpları örterdi. O affederdi. O görmezden gelirdi.
- 1:27:19
O kendisine yapılan hakaretleri bağışlardı. Ama Allah'ın hakkını bağışlayamaz. O onun elinde değil. Allah-u Teala buyursa 80 sopa vur. İftiratına 80 sopa var emir de onu vurur. Çünkü neden? Mahkeme şerata göre yapılır. Cezayı verecek. O ayrı bir şey. O kendi hakkı değil. Devlet yönetiyor orada Allah-u Teala.
- 1:27:39
Bu iftirattan 80 sopa mesela. Onu bağışlayamaz tabii ki. Çünkü ayetle sabit şey. Kendine yapılanı bağışlıyordu. İşte onları anlatıyoruz yani. Şifa-i Şerif dersi bundan bahsediyoruz bu hafta. İnsanlarla güzel geçinme babındayız. Salı günleri Şifa-i Şerif'i salıya aldık. Fast'ın yarısını okuduk. İnşallah ben gideyim geleyim salıya yetişiyorum.
- 1:28:01
Şifa-i Şerif dersim var. İnşallah pazartesi de sabah erken geleceğiz. İnşallah tergibü terip dersinde de akşam yaparım inşallah. Yani sizin dersinizi eksik etmek istemiyorum. Öleceğim gideceğim yakındır. Yani biraz bir şeyler size bırakayım yani. Ayet-i Hadis bırakayım size. Onun için ben de vazifeli hissediyorum kendimi madem benim de işim bu.
- 1:28:23
Millete fayda yapamıyorum. Herkese sadaka verecek kadar malım yok. Ama ilim sadakasından sadaka edebilirim bir şey biliyorsam. Siz de bildiğiniz insanlara paylaşın o zaman. Bu imkanınız var yani. Sonra eziyeti terk etmek. Sözlü eziyet yapmayacaksın. Fiili eziyet yapmayacaksın. zaten hakaret. Sövmek, bağırmak, çağırmak.
- 1:28:47
Fiili tokat atmak, itmek, kakmak. Ondan sonra komşuluktasan fiili şeyler çok oluyor. Adama yolunu kapamak. Bilmem duman altı bırakmak. Bilmem bir şeyler yapıp efendim dumanlarını komşunun evine taciz etmek. İnsanlar komşularından da böyle gıcık olduklarına neler yapıyorlar ya. Adama evini sattırıyor komşuya.
- 1:29:09
Ev alma, komşu al diyorlar ya. Devamlı eziyete, patırtı, adam belki bırak gitsin ya. Bu ne kadar kul hakkına riayetsiz adam. Lanet etmemek. Beddua etmemek. Sebbetmemek. Sövmemek, hakaret etmemek. Dedikodu etmemek. Laf taşımamak, kin tutmamak. Ama adam bana böyle bir yanlış yaptı. Ya yaptıysa yaptı kardeşim.
- 1:29:35
Önümüzde ahiret var. Cehennemi gördüğü zaman, ateş gürlediği zaman ne kinin kalacak ne nefretin kalacak. Adını unutacaksın ya. Maalesef şimdiden bu işleri Mevla seviyor. Kullar birbirini affetsin istiyor yani. Kin tutmamak, haset. Bu ne büyük bir şey bu kıskançlık ya. Âdem a.s'ın kıskançlığından yirmi bin sene meleklere vazgeç eden azazil iblis oldu ya.
- 1:30:00
Şu kıskançlığı görüyor musun? Kabil, Âdem a.s'ın oğlu. İlk insanın ilk oğlu ya. Habil kardeşini kıskanmaktan katil oldu, kafir oldu sonra. İlk kafir kabil oldu ya. Ta cennetten yeni gelmiş baban ya. Cennetten yeniymişsin dünyada. O babanın ilk oğlusun, koca Âdem a.s'ın ya. Nasıl sen katil olursun, kafir olursun?
- 1:30:23
Bütün dünya sizin, ya zaten iki kardeşsiniz. Dünyada kimse yok yani. Neyi paylaşamıyorsunuz arkadaş ya? Neyi paylaşamıyorsun? İşte o kızı ben istedim de o aldı da ben alacaktım da. Bir kız meselesinden yani bu. İnsanlığın tarihi zaten bu kadın meselesinden başlar. Sonuna kadar da herhalde bu kadınlarla erkekler meselesi birbirine fitne ve imtihan olmağa devam edecektir yani.
- 1:30:46
Devam edecektir. Bakıyorsun her işin taşın altında falan. Değil mi? Reyna katilini yakaladılar yine üç karı çıktı oradan. Mutlaka çıkar bu kadın ya. Bu kadın işi çıkacak yani. Neymiş? IŞİD ona hediye mi etmiş? Ne etmiş? Bilmem ne etmiş. Efendim Allah dünyalarını ahiretlerini harap etsin. Allah Teala geberseler kabirlerini ateş doldursun.
- 1:31:09
Müslümanlara ne zulüm ne eziyet ediyorlar. Bu Daeş dedik, IŞİD dedik. Bunların ne olduğu belli değil tabii. Arkası ne olduğu da arkasıyla uluslararasıdır da. Ondan sonra beni öldürmeyin. Ulan sen bütün milleti öldürüyorsun. Beni öldürmeyin diyorsun. Şu lafa bak şimdi. Seninki can milletin patlıcan mı yani?
- 1:31:27
Ondan sonra niye öldürüyorsun? Kafirmiş onlar. Ulan nereden biliyorsun kafir? Adam içki de içse kafir olmaz. Zina da içse kafir olmaz. Yılbaşı da kutlasa kafir olmaz. Günahını bilirse. Günahtır şeyden sonra tevbe edebilir. Tevbe kapısı açık. Sen günahkara kafir diyorsun. Günahsız mı var memlekette? Günah işlemekte adam kafir olur mu?
- 1:31:48
Nereden biliyorsun kafir? Sen ne yapıyorsun? Kaç karıyla alem? Müslümana da bak. Hizaya gel. Cahil bir şey ya. Yani başkasına hemen kafir demek. Hemen eziyet etmek. Şudu budur. Kendine geldiği zaman herkesten iyilik bekliyor. Ya kardeşim sen ne muamele yapıyorsun ki ne muamele bekliyorsun? Yani başkalarıyla tutumun davranışında neler seni sevindirecekse
- 1:32:18
sen de aynı şekilde başkalarına davran ki imanın kamil olsun ve Allah Teala'nın manevi civarında makamın yakın olsun. Mevla mekandan münezzeh. Hazreti Ali Efendimiz'in radıyallahu anh sözüyle bitireyim. Biz de hem yorgunuz hem gece dersler var. Sabah dersi tefsir var. Yarın yolcuyum inşallah. Bu kadar yine yaptım elhamdülillah.
- 1:32:43
Ben dersi daha da uzun gidecektim de. Hazreti Ali Efendimiz'in şu sözü bu dersin hitabında tabi altınla yazılacak bir söz. Hepimize hikmetli bir söz olarak kalsın. Zaten bir kısmını biliyorsunuz bir kısmını yeni duyacaksınız. Bu bir tane baş tarafı meşhur. Tuğbali meşşegalü aybu ani uyubin nas. Bu yani manayı verince duymuş olduğunuzu düşünüyor.
- 1:33:16
Kendi aybını görmek, insanların aybını görmekten kendisini meşgul edip alıkoyanlara müjdeler olsun. Bu meşhur bir şey yani duydunuz. Yani bir adam kendi aybını görmekten başkasının aybını görmeye fırsat bulamayacak. Yani bu Hadis-i Şerif'i de Efendimiz Hazretleri okurdu. Hayrun nas meşşegalü aybu ani uyubin nas diye okurdu.
- 1:33:36
İnsanların en hayırlısı kendi aybınla uğraşmaktan milletin aybını göremez. Adama desler ki efendim senin komşun bugün cemaata gelmedi. Yahut da öbürünün karısı açık geziyor falan. Ya valla ben görmedim. Ne kimsenin karısını gördüm. Ne adamın cemaata mı gelmiş görmemiş. Ben zaten camiye giriyorum. Huzur üzere bakıyorum.
- 1:33:54
Sağdakini var, soldakini var. Bizimkiler arkadakini görüyor. Hem de nerede? Namazın içinde. Nerede? Secdede. Hep öyle bir yapıyor. Arkada kim var bakıyor. Cübbede giymediği için arkası açık ya. Serbest. Yatmış aşağı. Yahu kardeşim. Evliyaullah 40 sene camiye gidiyor. Yanında kim olduğunu tanımıyor. Sen kalkıyorsun efendim arkadakini görüyorsun ya.
- 1:34:18
Şimdi böyle müfettiş gibi. Sanki devlet onu tayin etmiş. Rapor verecek. Herkesin ne yaptığına, ne yediğine, ne içtiğine, ne giydiğine. Erken mi geldi, geç mi çıktı bilmem ne. Veyahut ayıbı var, kusuru var. Ayıpsız kim var? Ama sen, senin aybın var mı? Var. Şunun da şu kusu var, bu su var. Sen ne diyeceksin?
- 1:34:40
Vallahi kendi ayıplarımı saymaktan, aramaktan, bulmaktan... Aramaktan, bulmaktan, vaktim mi kaldı ki ben adamın nesi var, nesi yok bakayım? Bu çok önemli. Şimdi bu, burası tabi çok önemli. Bu zamana çok uygun. Ben de baksana, bununla amel ediyorum. Kaldığım evde çıkmıyorum daha. Yani şeye, sohbete bile giremiyoruz.
- 1:35:04
Neden? Zaman meselesi. Şeyh Muhammed Zekeriyel Bukhari Hazretleri Medine'deki, kaddesallâhü aşîrûh, böyle derdi yani. Büyük veliydi. Hâzez zemân. Bilmiyorum, Lale Gül'de veriyorlar mı ya? Onun duasını verin dedim, yaptırdım onlara sesinden. Resimleri birkaç, hiç resim çektirmezdi de birkaç resim buldum onlara.
- 1:35:23
Bilmiyorum, Lale Gül'de ne yapıyor ha? Bana haber edin. Yani onlar berekettir, bereket. Şeyh Zekeriyel Efendi kendi sesinden, Seyyid Mahaliki Hazretleri. Bunları arada verin demiştim. Bilmiyorum ne yaptıklarına. Öyle derdi. Hâzez zemân. Zemânü sükût ve mülâzeme el-büyût ve'l-kût hattâ lâ temût derdi.
- 1:35:44
Bu hangi zamana geldik biliyor musunuz derdi. Sessiz olmak lazım. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem öyle buyurdu. Hazreti Muazzef Efendi emsik aleyke lisânek. Dilini tut. Ben işte hiç tutamıyorum dilimi ya. Ama ne yapayım? Hayır konuşuyorum abi. Kulli hakkav illâ fîskût. Ya hakkı söyle ya sükût et.
- 1:36:04
Ama Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bana konuş dedi. Es-sâkidu anlâk şeytânne hırs. Hakkı söylemeyen dilsiz şeytandır. Olma öyle dedi. Korkma dedi bana. Onun için ben reddiyeler yaparım. Satranç haramsa haram. Bitti. Dün gece yine bakıyorum Maliki kitaplarında. Maliki mezhebi dedi. Lâ yecûz. Caiz değil diyor.
- 1:36:22
Bütün kitaplar lâ yecûz. Ben fıkha bakarım ya. Benim Diyanet İşleri'nin sitesiyle din sabit olmaz ki. Ondan sonra kitapta doğru yazıyor. Meğer CHP'li Mebus bunu teklif vermiş. CHP'li Mebus'u demiş ki satranç haram mı değil mi? Bunlar İlmâli'de doğru yazıyor ama CHP'li sorunca işte işte. Onlar CHP'liye sana serbest demişler yani.
- 1:36:45
Benim anladığım kadarıyla. Sen ne yaparsan yap demişler. Hani hasta gidiyor işte. Ne yiyeyim ne mi yiyeyim doktor bey. Doktor da diyor ne yersen ye diyor yani. Onu adlenmiş o iş. Diyanet de demiş ki sen demiş. Efendim caiz demiş yani. Caiz de dememiş yani. Birkaç şart koşmuş oraya da. Ahmet Hakan'a malzeme düşmüş yani.
- 1:37:04
Benle uğraşacaklar ya. Reytikleri düşen benle uğraşıyorum. Şimdi bana emir ver yani. Konuştu buyuruldu bana. Ben ondan konuşuyorum ama hala yani dedikodu, huzuri, gıybet, iftihar bunları konuşmuyorum. Konuşmama çalışıyorum yani. Sadece vaktim de kalmıyor. Ya ders yazdırıyorum ya kitap yazdırıyorum ya.
- 1:37:23
Okuyorum ya okutuyorum ya sohbet yapıyorum. E bu sefer dedikodu yapmaya vaktim kalmıyor. E kendini meşgul edeceksin abi. Ben de sizin gibi avara gezmeye kalkarsam bende de çene çok. Bu sefer gıybete düşerim. Yalana düşerim. Meşgul edeceğim kendimi ki bak şimdi vaktim yok. Bir şeyler seyredebilirdim açık oturup.
- 1:37:44
Ne faydası var bana? Ha şimdi vaaz edeyim derken e meşgul oldum işte. Hayırla meşgul oldum. E sen de öyle yap. Sen de dinlerken meşgul ol. Ne gereği var? Günah sokacaksın canını. Şimdi bu zaman ne zamandır derdi büyüklerimiz Evliyaullah? Sessiz ol. Ondan sonra evden çıkma. Bir de ölmeyecek kadar yemek buldun mu tamam bitti.
- 1:38:08
Biz ölecek kadar yiyoruz yani. Ölmeyecek kadar. Zaman budur. Bak Hazreti Ali Efendi ne buyurmuş? Müjdeler olsun o kişiye ki evinden çıkmalı. Ancak namazın cemaatine çıkacaksın. Cemaatine de çıkarken ya çok erken gideceksin şadırvana gelmeden. Oturacaksın kıbleye dönük. Çünkü onlar ezanı beklerler. Ezana kadar şadırvan muhabbeti yaparlar.
- 1:38:34
Sonra girerler. Çok kaçırıyorlar zayiat. Bir Sübhanallahü ve Beyhamd'i okusa neler kazanacaktır. Cumalara çıkacaksın. Cemaata gideceksin. Cemaata karış işine karışma demiş. Ondan sonra namazını kıldın hemen. Ya biraz uzun oturacaksın. Millet dağılsın gitsin şadırvandan. Dedikodu bana yaptırmasınlar.
- 1:38:54
Nasılsın iyi misin demesinler. Ya da sünneti içsen tabii kaçırmazsın. Direkt farzı kıldın. Doğru evine gidersin. Onlar sünnet kılarken sen doğru evine gidersin. Hemen dünya kelamı konuşmadan seccadeye. Nafileler evde ta faziletlidir. Sünnetini evinde kılarsın. Tesbihini çekersin falan filan. Ama hoca ben yola çıkarsam biri beni konuşturur.
- 1:39:15
Evde de unuturum tesbih namazı falan. O zaman camiden bitirmeden çıkma. Ama evinde dur. Ne demek evinde dur? Fitneye karışma demek. Müjdeler olsun o kimseye ki. Ahir zamanda, özellikle ahir zamanda tabii ama o zaman Hazreti Ali Efendimiz daha o zaman söyledi. Hazreti Ali Efendimiz zamanında da az fitne çıkmadı.
- 1:39:39
Sahabeyi savaşa soktular ya. Şehit edilir edilmez kapı kırıldı artık. O kapıyı kimse yamayamaz ya. Hazreti Ömer Efendimiz şehit edilince fitne kapısı açıldı zaten. Hazreti Osman dönem çok çalkalantı geçti. Evinde durana, vekelekutehu, azığını yiyene, azığını ne demek? Yettiği kadar. Sana Mevlana verdi zaruret müktaharı.
- 1:40:08
Belini ayakta tutacak kadar. Namazını, farzını kılacak kadar. İbadetlerini yapacak kadar. Var mı yeme? Var tarzı. Ne efendim milletin etini, butunu düşünüp de o şunu yiyor, o yağlı yiyor, o tavlı yiyor, onu yiyin, bunu yiyin. Şüpheye gir, faize gir, rüşvete gir, yalana gir. Ne gereği var kardeşim? Azın icisin helalından.
- 1:40:26
Veştehalebi taati, ibadetinle meşgul olacaksın. Şimdi nedir Resulullah Efendimiz yatmadan neler okurdu? Aç kitabı. Yatmadan okunacak. Hemen onları oku. Sureler var. Secde Suresi, Tebareke Suresi, bu gece Duhan Suresi. Cuma gecesi okuyana yetmiş bin melek sabaha kadar istiğfar eder. Ondan sonra, benim daha vaktim var hoca ben.
- 1:40:44
Daha mı vaktim var? Veştehalebi okuyacaksın. Daha mı vaktim var? Zümer Suresi, Sünnet. Efendim sahabe okuduklarına baksana kaç yüz ediyor. Dünya kadar sana gel iş bulma kurumuna, ben sana iş vereyim. Bende dolu iş var. Kıyamete kadar yaşasam işim var şu an benim. Bir dakika boşluğum yok. Kıyamete kadar yaşasam.
- 1:41:04
Okuda kitabım var, okuda mevzu var, okuda ilim var. Ben yani yetiştiremiyorum ki ha. Gelmişim elli yaşına yetmiş tane kitap zor çıkarttım. Tabi Efendimiz'in emriyle yazdığımız tefsirlerse onlar da tutarsa elhamdülillah. Yani Allah çok nasip etti elhamdülillah. Tabi çoğuna o da nasip olmaz. On bin, on üç bin sayfa tefsir de var.
- 1:41:23
Burada benim kitaplarım da on bin sayfayı geçiyor. Elhamdülillah. Ama yani çok daha yapabilirdim. Ben şimdi buna yetinmemem lazım. Millete bir eser bırakmak makamında. Yani itaatle meşgul ol. İbadetle meşgul ol. Hocaysan, senin nafile namazlardan faziletli amelden daha değil, ilimle uğraşmanın da faziletli.
- 1:41:44
Çünkü ne ümmet için çalışman lazım. Sen de ilmin olduğu için sen millete fayda ver. İlmi olmayan zaten fakir. Cahilde demeyeyim, işte ilmi az diyeyim. Çünkü Müslüman cahil olmaz. İlla bir şeyler, ilmi, hali, itikat bilir. İlmi az olan yani ibadete çok ağırlık verebilir. Ama şimdi ilmin varsa talebe okut.
- 1:42:05
Hoca yetiştir. Kitap yaz. Vaaz et. Adam bir şey bilmiyor, git onun kapısına ziyaret edip anlat. Çünkü ilmin var yani. Onun nafilesi ondan, anladın mı? Şu zenginin biri gelmiş. Efendi Hazretleri demiş, işte teheccüdü kaç kılayım demiş. Demiş, evladım zengin misin, fakir misin demiş. Elhamdülillah, durumum iyi demiş, zenginim demiş.
- 1:42:29
Bırak teheccüdü fakirler kılsın da demiş. Sen demiş, şu kesenin ağzını aç. Kaç para vereyim, niye sormuyorsun evladım demiş. Yani zaten fakirin bir teheccüdü var, onu da sen kıl. Orucu da nafile sen tut. Tamam tutsun, zengin de kılsın. Ben ona bir şey demiyorum. Ama para, fakir sadaka veremiyor. Zekat vermiyor yani.
- 1:42:50
Fakir o ibadeti yapamıyor. Bu ibadeti ancak sen yapabiliyorsun. Sen de bana soruyorsun ki, rekatı kaça çıkarayım. Evladım parayı çıkar demiş, artır demiş yani. Şimdi bunu kitaplarda da gördüm. Nafile yapma anlamına gelmiyor. Ama hocaysan ilimle nafile yap. Anladın mı? İlmin yok, şeyin yok. O zaman ibadete daha fazla alık ver.
- 1:43:13
O başka. İtaatle meşgul olana, günahlarına ağlayana, kendini Allah'ın yolunda meşgul edene, insanlar da ondan rahatta kalana. Yani, elhamdülillah ya şu adamdan bir sıkıntı çekmiyoruz. Niye? Önüne bakıyor, ne karımıza bakıyor, ne kızımıza bakıyor. Oradan dünya kelamı konuşuyor. Ne gıybetimizi yapıyor, ne dedikodumuzu yapıyor, ne iftira atıyor.
- 1:43:41
Ondan sonra camiye gidiyor. Camiden eve, evden camiye geliyor. Kimseye de bir sıkıntı vermiyor. Bağırmıyor, çağırmıyor, kırmıyor, vurmuyor. İşte, müjdeler olsun. Evinde durana, helalinden azığını yene, ibadetiyle meşgul olana, günahları için ağlayana, kendini Allah yolunda meşgul edip, insanları kendinden rahata çıkarana, müjdeler olsun.
- 1:44:07
Ya bu sıfatlar bize de uyabilir. Yapabileceğimiz şeyler. Çok meraklı olmayalım. Her tarafta ne oluyor, ne bitiyor, bilmem ne, karıştırmayalım. Çok konuşmayalım. Konuşulan meclislerde çok oturmayalım. Ancak ilimle konuşuluyorsa bulunalım. Vakit dar. Ömür bitti. Çoğumuzun yaşadığımız kadar ömrü yok zaten.
- 1:44:28
O bakımdan iki nasihatta kaldım. Şimdi dördü yapacaktım. Ama o kadar kalalım. İnşallah Efendim, üçüncü ve dördüncü... Üçüncü ve dördüncü nasihatlerini... Ey oğul, ey oğul öyle nasihat ediyor yani. Çok da şeyle... Ben tabii arada biraz tezzinat yapıyorum. Yani şehlerden, kafamdan bir şey bilmem. Şehlerden size ilimler aktarıyorum inşallah.
- 1:44:54
Üçüncü nasihatte haftaya nasip olursa dinleriz. İnşallah mescitte oluruz. Siz de takip edin. Ben çarşamba akşamı size şey yapacağım, anladınız mı? Çarşamba akşamı bildireceğim. Efendim, istihara yapıyorum. İstihara göre ben çarşamba akşamı haber ederim size. Derneğe geliyor muyuz yoksa televizyonda mı yapacağız?
- 1:45:16
Onu haber ederim. Çarşambalara bakın. Bu ara biraz görüyorsunuz süreç sıkıntılı. Böyle idare edelim yani. Bazı rüyalarda gördüğümüz oluyor. Bazı istiharelerde yaptığım oluyor. Ona göre hareket edeceğim inşallah. Ama elhamdülillah şu televizyon vasıtasıyla... Çok dua edin. Allah Teala bu nimetten mahrum etmesin ümmetimizi.
- 1:45:34
Bu sohbetleri her yere ulaştırsın Rabbimiz. Sizi de bizi de Allah hizmetinden ayırmasın. Dinine hadim eylesin. Amin. Şimdi bir iki efendim ilanım olacak çok kısaca. Yani şehitlerimiz var zaten onları okuyacağım. Askerlerimiz gelmiş beni ziyarete gelmişler. Efendim sohbeti de dinlediler. Bize de feyiz bereket getirdiler.
- 1:45:53
Şu anda askerde görevli olan kardeşlerimiz. Yani normal asker. Bize ağa paşa gelmez. Merak etmeyin yani öylesine. Zannetmeyin şimdi subay mı geldi, binbaşı mı geldi, yarbay mı geldi. Normal senin benim çocuğum işte hepimiz asker. Efendim birinci duyurumuz Seyyid İbrahim Ahzâi Hazretleri. Bir aylardır yoktu.
- 1:46:12
Mekke Medine'deydi. İşte Ahzâ'daydı. Orada da dersleri var. Tabii çok tekkeleri var. Şimdi İstanbul'a elhamdülillah geldiler. Sünnet-i Nesâî dersi yapacak. Sünnet-i Nesâî hadis yapıyor. Tabii Arapça yapıyor yani. İlmi olmayan, Arapça bilmeyen çok anlayamasa da yine de berekettir. Bir Evliyaullah'ın, bir seyyidin
- 1:46:34
bir hadis okunan mecliste bulunmak mutlaka affolmadan kalkmaz yani. O ders başlıyor. Fakat mübarek biz onu Fatih'e yerleştirelim istedik. Hatta evde tutmak için araştırdım. Ettik şey ettik. Bu arada şeydeydi, Medine'de miydi, Ahzâ'daydı.
- 1:46:50
Şimdi kalsın dedi. E sonradan şimdi de tabii o zaman o evde kaçtı. Bulmuştuk ona göre rahat bir şey. Çünkü çıkamıyor ayakları kastan. E şimdi de tabii uzakta, Kayabaşı tarafında o. O bakımdan, ama ilim için millet Fizan'a gitti. Çin'de olsa gidin buyuruyor. Allah dostunu ziyaret için, ilim için, Allah yolunda bir kardeşini ziyaret için çok sayı hadisler var yani.
- 1:47:17
O bakımdan Kayabaşı ne yani, Kayaşehir ne yani? Yakın. Millet Bağdat'tan Arafat'a geldi bir hadis için. Din budur. Hoca Efendi Hazretleri 23 Ocak'ta derse başlıyor. Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe günleri ders olacak. Öğle namazından sonra olacak. Hemen öğle namazı. Yani müsait olanlar, talebe-i uluyum.
- 1:47:44
Duyuruyorum ben. Kayaşehir 14. bölgede Gazi Süleyman Paşa Camii varmış. Orada dersler başlayacak. Fatih'te tabii hoca talebe çok ya bizim Fatih'te. Fatih'ten kazılmak isteyenlere 12.30'da Atikali Camii vardır. Kara Gümrü'ye giderken bizim Fatih'te Fevzi Paşa'nın dışında yani. Dört yol ağzından sağa Edirnekapı'ya giderken Atikali Camii var.
- 1:48:08
Atikali Camii yani cadde üstünde. Saat 12.30'da servis kalkacak. Hani herkes yolu bulamaz, yeri bulamaz, vasıta bulamaz. 12.30'da Atikali Camii'den servis kalkacak. Sebep olanlardan Allah razı olsun. Hayır sahipleri demek var işte. Belediye de bazı bu işlere yardım ediyor. İlme çalışanlara, hizmet edenlere.
- 1:48:28
Seyyid Hazretleri'nin dersleri başlayacak. Bilgi için 0538 506 1210. Tekrar ediyorum. Ben derse geleceğim işte nasıl geleyim, ne yapayım, neredesiniz diye sormak isteyenler bilgi almak için. 0538 506 1210 numarasından. Ben ilme teşvikçiyim. Bir hadis dinlemek için, bir ayet dinlemek için, bir Allah dostunu görmek için her tarafa, uzağa da gidilir yani, değer yani.
- 1:48:58
Ahirette büyük kârları vardır. Bu mübarek zat, bir şeyden para istemiyor, pul istemiyor, ders okutmak için geliyor. Hadis okuyor, hadis dinliyor. Çok büyük istifade olur. İnşallah, Allah'a emanet olun. Ben size duyurdum. Keşke ben de bir gün gidebilsem. Belki de giderim bakalım. Ondan sonra ikinci duyurum.
- 1:49:18
Ahmet Yesevi Derneği'niz yani, Allah mübarek etsin, vazifelerinde başarılı etsin. Şeşre Habeşistan'da Hazreti Necaşi'ye vefa projesinde iki katlı medrese yaptı. Orada ne güzel talebeler mollalar var. Şimdi biz oradan size resim atacağız inşallah. Bizim siteden resimleri paylaşırız yani. Hem kabir şerifinin, oradaki efendim belki videoda çekilebilirse çekeriz.
- 1:49:39
E talebeler var orada inşallah. Halep'ten, Ahmet Esevin Derneği, Halep'ten getirilip İdlib'e yerleştirilen mültecilere ve Türkmen Dağı'ndan Güveççi Kampı'na gelen, Güveççi diye bir kamp var yani ben tabii gezmedim oraları. Aileye beş tırlık yardım malzemesini ulaştırdı elhamdülillah.
- 1:49:59
Allah hepinizin hayırlarınızı kabul etsin ve daha nice yardımlar götürmeye, muhacirlere yardım etmeye muvaffak eylesin. Amin. Sonra Suriye'nin Hırbıtelcoz, yani Hırbetülcoz gibi, Hırbetülcoz da olabilir. Bu tabi şeyde İngilizce yazılışları, ben telaffuzda zorluyorum Arapçası, Hırbetülcoz. Bu bölgede 40 bin adet ekmek üretimi yapan...
- 1:50:22
fırını hizmete soktu, elhamdülillah 40 bin adet günlüktür bu, efendim, üretime fırını hizmete soktu, ona göre çuval çuval işte efendim insanlar yardım etmek isteyenler bir çuval un benden olsun veya şu kadar tabii birçok yangınları biz Ahmet Esevin Derneği'niz Kızılay'la birlikte hareket ediyoruz, daha şeffaf oluyor, daha resmi oluyor.
- 1:50:42
gayri resmi işler sıkıntı olabiliyor. Bu bakımdan bu hususta bilgi almak isteyen, yani hangi hizmet var, nerede kuyu açılıyor, nerede fırın ekmek dağıtılıyor, nerede efendim medrese açılıyor, Mesela yani hizmetleri takip bakımından Ahmet Esevi Derneği sitesi var. Ben tabii tam şeyleri bilmiyorum bu nokta komları şey çok bilmiyorum.
- 1:50:54
mesela yani, Ahmet Esevit Derneği sitesi var. Ahmet Esevi diye geçiyor. Derneği lafı da var mı? Ahmet Esevi Der. Ahmet Esevi Der nokta kom demek. Oradan inşallah takip edin. Bizim siteye de arkadaşlar açsınlar. Madem hizmettir, fakire fukaraya bir ekmek paylaşılıyor diyor, insanlara da bu bilgiler ulaşsın.
- 1:51:13
siteye de arkadaşları açsınlar. Madem hizmettir, fakire, fukaraya bir ekmek paylaşır ediyor. İnsanlara da bu bilgiler ulaşsın. İnsanlar da hayır sahipleri de merak edenler olur. Yerine gidip görmek isteyen olur. Vesaire, her şey şeffaf olarak Allah-u Teala derneğin çalışmalarında nazardan muhafaza eylesin ve daha nice hizmetleri görmek...
- 1:51:33
onlara da nasip eylesin. Beni de bu teşvikten ayırmasın. Ben hayra delalet eden, hayra yapan gibidir. Benim gücüm yok. Sahaya inemiyorum, oralara gidemiyorum. Hastayım, evde zor inip çıkamıyorum ama elhamdülillah teşvik yapıyorum. Allah için sizlere de duyurmuş oluyorum.
- 1:51:58
Bir de dedim size, onu tekrar öne geçireceğiz. Bizim sohbetler parçalanıyor. Küçük küçük o parçalarla yeni videolar atılıyor. Fakat bizim YouTube adresimize üye olmayanlara o bilgi gitmiyor. Çünkü Facebook'un böyle bir çalışma sistemi yok. Yani yeni bir video eklendi veya bir ilan var, Hoca Efendi bir şey duyurdu.
- 1:52:16
Bunu Facebook yapmaz. Yani Facebook'tan kimseye bildirim gitmiyor. Onun için YouTube'a üye olunması icap ediyor. O da aynı adres midir? Adı ne onun? Arayasanız bulursunuz. Cübbeli Ahmet Hoca'nın YouTube adresi, resmi YouTube adresimizde. Oraya üyeliklerinizi artırın dedik. İnşallah yani 80 bin, 100 bin nedir ya?
- 1:52:36
1 milyona ulaşmak lazım. Affedersiniz kıçını açalım. 1 milyon, 2 milyon takipçisi var. Biz burada bu kadar ayet-i hadis okuyoruz. Sen efendim şimdi böyle bizi bu kadar ayet-i hadisi, ilmi değersiz yaparsan Allah da adama değer vermez. Çünkü bu videolar hepsi ayet-i hadis. Yani biz kendimize bir reklam yapıp da bir şey satmak için Facebook'un şunu kullanmıyoruz ki.
- 1:52:58
YouTube'u da kullanmıyoruz. Reklam bile alıp da yani kendimiz sitemize, şunumuza, buyumuza bir kuruş bir şey reklam bile sokmuyoruz hiç içine. Ha YouTube kendi tabii sistemi var, o ayrı bir şey. Ama biz kendi sitelerimizi görüyorsunuz. Yani o kadar titizlik yapıyoruz. E bundan dolayı bir kuruş kimseden isteyen yok.
- 1:53:15
Ama Allah aşkına yapılan bir sohbetle ulaşsın yani. E çünkü bazı duanın günü geçiyor. Namazın bir tarifi oluyor. 2 gün sonra onun günü geçiyor. E sen duanda bildirimi alamıyorsun. Kaçırıyorsun o sene o faziletli ameli mesela. E şimdi önümüze 3 aylar geliyor. İşte bunlar atacağız yani mesela şu günün orucun fazileti var.
- 1:53:33
Yarın tutan işte şu rekatı kılın. Bunlar iyi şeyler. Salih amele davet edeceğiz. Onun için YouTube'a üye olmanız Allah için rica diyoruz. Bütün insanlar da üye yaparsınız inşallah. Bundan karımız ne olur? Tebliğimiz fazla olur. İnsanlar hayır duyarlar. Siz de bu sevaba ortak olursunuz. Kaç kişiye ulaştırırsanız YouTube kanalımıza abone olmanızı istiyorlar.
- 1:53:54
Arkadaşlar bu hizmeti yapan kardeşlerimiz. 3 tane asker şehidimiz var. Kıdevli Başçavuş Mustafa Özdin, Jandarma Uzman Çavuş Samet Kaya ve Uzman Çavuş Veysel Şirin kardeşlerimiz. Efendim tabii ki vatan hizmetinde kafirlerin, zındıkların, teröristlerin, eşkıyanın pusularıyla, ateşleriyle şehit oluyorlar.
- 1:54:22
Büyük makam kazanıyorlar. Şehide deseler dünyayı bir daha gönderir. Dünyadan ne istersin? Beni bir daha dünyaya gönderir. Ama beni işte evime gideyim, hanımımı çocuğumu göreyim diye değil. Tekrar orada şehit olduğum yerde bir daha şehit olayım hemen döneyim. O kadar müjde mükafat görüyor ki. mükâfat görüyor ki yani.
- 1:54:39
Ahiret sonsuzdur, dünya zaten bitecek. Ama tabii üzülmemek elde değil. Allah ailelerine sabr-ı cemil, ecr-i cezil ihsan eylesin. Kazaya kadere rızalar ihsan eylesin. Allah'ın hükmüne itirazlardan muhafaza eylesin. En mühim mesele yani geride kalanların itiraza düşüp helak olmayan itikad tehlikesi. Çünkü kaderdir, ecel şaşmaz yani.
- 1:55:01
Ama tabii ki tedbirler alınacak, tabii ki onları muhafaza edilmek için devlet, hükümet de çırpınıyor edilmek için devlet, hükümet de çırpınıyor. Şey diyor ama çare yok yani. şey ediyor ama çare yok yani. Çünkü bunlar çok kalleş adamlar. Çünkü bunlar çok kalleş adamlar. Karşı karşıya çavaşmıyorlar. Hep pusu Karşı karşıya çavaşmıyorlar, hep pusu kuruyorlar.
- 1:55:12
kuruyorlar. Onun için Allah şeriflerinden muhafaza eylesin. Askerimizi, polisimizi, Rabbimize emanet eyleriz. Altı tane polisimiz şehit var. Yine burada bir şeyin başına koymuşlar dediler. Ne bileyim moloz mu varmış, ne varmış. Polisleri koymuşlar orada çalınmasın diye. Onları mı bekleyin diye koymuşlar.
- 1:55:30
Orada gelmişler. Ben bu FETÖ'nün şeylerinden çok şüpheleniyorum hala. Çünkü askeriyede de varlar. Görmüyorsunuz Kayseri'deki askerlerin şiayet olmasında. Askeriyenin içinden de göze alınanlar oldu. Göze alınanlar oldu ya. Gözaltına alınanlar oldu. E polise de şimdi ne bileyim. E polise orada yani ihbar gelir.
- 1:55:49
O ihbarı değerlendirmez. Gidiyor ona. Olur orada amirden memurdan biri. Kendi de şurada durun. Öbürlerine der ki bunlar orada hazır keklik gibi duruyorlar. Git onları bombala. Yapar yani bu hainler. Hala emniyet askeriyenin içi tam temizlenememiş. Her gün haberlerde atlıyor. Doksan dört gözaltı askeriyeden bilmem altmış dört gözaltı emniyetten her gün devam ediyor ya.
- 1:56:10
Görmüyor musunuz siz? Onun için çok oyun dönüyor memleketimiz üzerinde. Polislerimiz de Mahmut Ava, Şenali Ocak, Ali Sevim, Kadir Miraç, Özcan, Furkan Demir, İbrahim Karahaslan şehitlerimiz. Yarabbi karı karı rahmet eyle. Kabirle nur eyle. Derecelerini âli eyle. Kulus kusursuz durmayız. İlk damla kanlarıyla affedip mağfiret eyleyip.
- 1:56:32
Seyyatlarını mahveleyip hasenata tebdil eyle. Ve Allah'ın kul haklarını da sen sahiplerini razı etmeye kadirsin. Sevaplarla razı edersin. Onlara helalliklerini verdirirsin. Bu şehit olmalarının bereketine yani senin haklarından da kul haklarından da onları azat eyle ya Rabbel alemin. Bütün şehitlerimiz de bu dualara ilahak eyle.
- 1:56:54
Amin. Ruhlar için buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü. La ilahe illallah Muhammedun Resulullah. Fikulli lem haddimi ve nefesin. Adedemâ mese'ahum ve ilmullah. Allah Allah Allah Celle Celaluhu. Ya Rabbi hediyelerimizi ka'del kabûl minna. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e ihsal eyledikten sonra
- 1:57:20
bu şüheden ervahını hediye eyle, vasıl eyle. Mahşere kadar, mahşer sabahına kadar bu şehadetlerin nuruyla kabirlerini pür nur eyle ya Rabbel alemin. Bir daha da ya Rabbi bu teröristlere fırsat verme. Ellerini kurut ya Rabbi. Bütün güçlerini imha eyle ya Rabbi. Gizli yani hücrelerini teşhir eyle ya Rabbi.
- 1:57:37
FETÖ'nün, DPK'nın ya Rabbi. YPG'nin ya Rabbi. Ne kadar terör örgütleri varsa. DAEŞ'in ya Rabbi. Hepsini, bu milletin ihbar etmesini nasip eyle ya Rabbi. Etrafındakileri uyanık eyle ya Rabbi. Halkımızı şuurlu eyle ya Rabbi. Mesuliyet hissiyle ihbar etmelerini nasip eyle ya Rabbi. Bir an evvel memleketimize huzur, şükür, sekinet, emniyet ihsan eyle ya Rabbi.
- 1:58:01
Amin. Hattat Ahmet Zeki Yavaş, kardeşim benim çok sevdiğim. Ta Yunanistan'da 25 senelik cemaata gelir. İyi de hattattır. Kıymetli kardeşimiz yani hakikaten. Tam ehli sünnet. Dertli böyle itikatta ehli sünnet, ehli sünnet. Başka bir şey bilmez yani. E onun annesi Emine Yavaş hanımefendi. Hacıannemiz 80 küsur yaşında tabii.
- 1:58:23
Kazanmıştı elhamdülillah. Salih insanlar yetiştirmişler. Namazda, abdestte ehli sünnet çocuklar yetiştirmişler bunlar. Af olurlar tabii. Hele ki 80'ye geçince zaten annelerimiz. Rize'den. Emine annemizi. Ya Rabbi sen çok gırgır gırgır rahmet eyle. Kabrini nur eyle. Seyyahatini mahveyle. Hasanata tebdil eyle.
- 1:58:43
Kabrin istirahatini yevmen feyemen müjdad eyle. Ahmet Zeki Hoca'ya da, diğer ailesine de sabrı cemil, ecri cezil, hayırlı uzun ömürlerle, salih ameller ihsan eyle. Amin. Diğer cemaatlarımızdan Nihat, Recep, Kadir, Murat, Mustafa, Yalçın, Kazım, Tahsin, Dursun, Ali, Halil, Cemal, Mehmet, Hasan, Emin, Hacı Efendi, Ahmet, Ferhat, Yusuf.
- 1:59:03
Hanım kardeşlerimizden Meryem, Süreyye, Semiha, Kamer, Aysel, Hafife, Seher, Rukiye. Bu meyit ve meyiteleri de affeyle, mağfiret eyle. Dualarımızı onlara ishal eyle. Kabirlerine dağlar gibi rahmetler ithal eyle. Muharrem Cuma gecesi hürmetine azabı olan varsa defur afüzal eyle. Allah'ım sen fazl-ü kereminle ya Rabbel alemin.
- 1:59:25
Mahşerde de, sıratta da, mizanda da, Habibin ümmeti olmaları, Müslüman isimlerine, Ya Rab salih amellerine bağışla. Ya Rabbel alemin ve ya Hayru'l Nasirin. Ruhları için buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah. ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu La ilahe ill'Allah Muhammedun Resulullah fi kulli lemhatin ve nefesin ededemâ se'afu ilmullah Allah Allah Allah Celle Celaluhu
- 1:59:57
vasıl eyle Ya Rabbi. Sen fazl-i keremli bize de arkamızdan böyle okunmak nasip eyle. Unutulmaktan muhafaza eyle Ya Rabbi. Hediyeler, peş peşe hediyeler çocuklarımızdan, Peş peşe hediyeler, çocuklarımızdan, talebelerimizden, cemaatlerimizden bizlere de vasıl eyle. Ya Rabbi sen fazlı keremine ya Rabbi.
- 2:00:11
Kabir'i unutmaktan, ahireti ölümü unutmaktan, gafletten cümlemizi muhafaza eyle. Ya Rabbi'l-alemin. Amin. Sübhane Rabbi'l-Aliyyi'l-Aliyyi'l-Aliyyi'l-Vâbil. Elhamdülillahi Rabb'il-alemin. Es-salâtu ves-selâm. Alâ seyyidil-murselîne Muhammedin ve a'leyhi ve a'leyhi ve sahbihî ecma'în.
- 2:01:17
Allahumme mâ guvvayte lenâ min guvvâfece alâ âkıbete ve reşede. Allahumme rabbene âtenâ emredunke rahmete ve eyyilenâ min emrine reşede. Allahumme rabbene âtemem lenâ nuranâ ve ghfirlenâ. İnneke alâ kulli şeyin kadîr. Sallallahu teâlâ alâ seyyidina Muhammedun ve alâ alihi ve sahbihi ve selleme. Teslimen.
- 2:01:34
Kafirûnâ min hamdü lillâhi rabbil alemin. Rabbul Alemin. Amin. Amin. Dualarınızı bekliyorum. Arkamızdan dua edin. Kolay olsun. Çünkü üç gün yolculuk var, sırf yol, yani uzak. Sırf yol. Yani uzak. Aktarmalar var. Dualarınız bereketli. Kolayca gidelim, gelelim. Allah, Hazreti Neciasi huzurunda makbul dualar bize nasip eylesin.
- 2:01:52
Sizi de unutmamak nasip eylesin. Allah'ın bütün sevdiklerimizle beraber, cemaatimiz, ehl-i sünnet kardeşlerimiz, Efendi Hazretlerimiz ve bütün ehl-i sünnet cemaatlerle birlikte ya Rabbi, hepsi hakkında, İslâm yurtlarının salâhı, felâhı hakkında hayırlı makbul dualar nasip eyle ya Rabbi, kolay gidip gelmek nasip eyle ya Rabbi,
- 2:02:11
Dualarımızın kabul eserini dönmeden hasıl eyle yarabbi. Sen fazla keremine, gafletten muhafaza eyle. Sen fazl-ı keremine gafletten muhafaza eyle, ya Rabbel alemin ve ya hayran nasirun. Ya Rabbel alemin ve ya hayran nasirin. Ve hayırla kavuşmayı, pazartesi günü terkip dersine de yetişmeyi nasip eyle.
- 2:02:23
Diğer derslerimizi de yarabbi ara vermeden, sıhhatle, afiyetle Müslümanlara bu ilimleri tebliğ etmeye bizi muvaffak eyle. Hasetçilerin şerrinden muhafaza eyle. Gözlerden, nazarlardan muhafaza eyle. Papazların büyülerinden muhafaza eyle.
- 2:02:38
Allah'ım iç ve dış düşmanları şerrinden emin eyleyerek, dinine hizmet vazifesine bizleri de, bu dinleyen kardeşlerimizi de hepimizi muhafaza eyle, muvaffak eyle. Amin. Buyurun. Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin Nebi'l-Ümmi, el Habibi'l-Ali'l-Qadri, el Azim'il-Cahi ve ala Ali'l-Sahbi. Dualarımızı kabul için, hayırlı muratlarımızı husul için buyurun.


