38:23 / 1:02:22

  1. 00:00

    Ve en abdüke ve en alâ ahdike ve mu'addike mestadâce âvüzüke Müşerri mâ sanâtu ebûleke bine'ummetüke aleyhi ve ebûleke bizemmi Fâ khfirli fînnehu lâ yekhfiru z-zunûbe illâh. Sübhânallâhi ve bi-hamdü lilâ kuvvete illâ billâh Mâ şâ' Allahü teâlâ ve mâ lemme şâ' lemme kudr. Âlem ve enne Allâhü teâlâ alâ küllişin kudiru ve enne Allâhü teâlâ Kad ehâta bi-küllişe'in a'ilmâ.

  2. 00:32

    Bismillahirrahmanirrahim. Estağfirullah. Ve ettekullâhellezî tesâelûnebî ve'l-erham. İnne Allâhe kâne aleykum rağibâ. Sadakallâhu'l-azîm. Allâhümme enfâniyâ bil-kur'ânil-azîm. Ve bârikle nâfiyye velhamdülillâhi rabbil-âlemîn. Estağfirullahel hayyel-gıyûm. Kıymetli takipçilerimiz, hastanede bulunduğum bu mübarek cuma gecesinde

  3. 01:00

    sizlerle yine bir canlı yayında buluşma fırsatını veren Allah'ımıza sonsuz hamdü senalar ederiz. Genel durumu elhamdülillah iyiye gidiyor. Cerebe düşüyor. İşte zatüre tedavi ediliyor ciğerdeki. Ciğerdeki durum tedavi ediliyor. Allah razı olsun doktorlarımıza, ilgilenenlerden Rabbim aciz şifamızı takdir eyleyip sizlerle fiziki olarak Hayder'de sohbet meclisimizde cem eylesin.

  4. 01:35

    Anlaşılıyor ki önümüzdeki haftada yine hastanede olmasam da haneden yaparım. Çünkü bu ciğer meselesidir, nefes teneffüs biliyorsunuz kalabalıklara girmemek biraz önem harcediyor. Ondan dolayı iki hafta böyle anlaşmıştık sizinle. Ben de Şifa-i Şerif Pazartesi, Şifa-i Şerif dersime de devam edeceğim. Çarşamba Mektubat-ı Şerife de devam edeceğim, Perşembelere de devam edeceğiz.

  5. 02:01

    Şimdi, tabi çok uzun da konuşmamız yani rahatsızlığı tetikleyebilir ciğer vakıfından, nefes vakıfından. Onun için Kebâel Günahlar serisine başlamıştık. Bunlardan Salâ-i Rahîm'e gelmiştim. Yani tertiple biraz ileri geri oldu. Salâ-i Rahîm'e başlayamadım. Salâ-i Rahîm'in terki hususunda Ayet-i Kerimeler ve Ayet-i Şerifler okuyacağım, başlayacağım.

  6. 02:32

    Herhalde bu en az bir daha Perşembe'de süre, evde olunca biraz daha uzun. Evde olunca biraz daha uzun yapabiliyorum. Belki iki derste bitiririm. En fazla üç derste, inşâAllah bunu bitirebilirim. Şimdi, Allah'ımızın bize yasak ettiği, haram ettiği şeyler, günahlar ikiye ayrılıyor. Kebâir ve sahâir. Sahâir küçük günahlar, kebâir büyük günahlar.

  7. 02:58

    Tabi, Allah'a karşı isyan olmak bakımından küçüğü büyüğü yok. Hepsi büyüktür. Ama, Allah-u Teâlâ, sizi yasak ettiğim şeylerin, küçükleri var, büyükleri var. Büyüklerinden sakınırsanız, küçüklerinden ben zaten, namazla, abdestle, ömreyle, haçla falan, hastalıklarla, kefaretler oluyor biliyorsunuz, hastalıklar, günahlar döküyor.

  8. 03:29

    Kusûbetlerle, belâlarla vs. sizi temizlerim. Ve sizi çok kıymetli bir girilecek yer olan cennete girdiririm, buyuruyor. Ama büyüklerden sakınma şartı koyuyor. Beş vakit namaz aralarını, ömre ömre arasını, cuma cuma arasını, ramazan ramazan arasını, bunlar günlük, haftalık, aylık, yıllık kefaretler ve temizlikler.

  9. 03:53

    Bu hadisleri çok okudum size yani. Kirizgâh olarak, beyan edilir ki İzzeştünü ve Tilkebâir, büyük günahlardan sakınılmak kaydıyla diyor. Onun için, demek ki cuma haftalık temizliyor, ramazan yıllık temizliyor, işte ömre belki ve haç arası ömürlük temizliyor, beş vakit namaz zaten günlük temizliyor ama büyük günahlardan sakınma kaydını koyuyor.

  10. 04:19

    Buradan ne anlaşılıyor? Büyük günahlarda özel tevbe lazım. Öbür küçük günahlarda özel tevbe yapmasa da namaz kıldı, öbür namaz arasında günah yaptı, abdestini aldı veya neyse, işte öğlen ile ikindi arasında, ikindiyi kılınca, ikindi arasında yaptığı günah.

  11. 04:33

    İkindi arasında yaptığı günahlar, özel, müstakil, yani günahını hatırlayarak, ismini sayarak, söyleyerek, şu günahından tevbe edemez, estağfurullah demese de af oluyor, demese de af oluyor, beş vakit namaz. Ama büyük günah ise, işte bu bir seri, bunlar namazsızlık, işte beş vakit namazın terkidir, işte yaptık, içkidir, ana baba ehsandır, faizdir, işte zinadır,

  12. 05:00

    divatadır, işte lezbiyenli geçecek falan. Şimdi tam aklımda olmuyor, bazı dersler 9-10 sohbet sürdü, namaz uzun sürdü, en az 9. Ondan sonra bazı dersler 3'te bitti, 2'de bitti. Bu bir seri olarak, şu anda tamam bilmem arkadaşlar, bizim siteye giriyorsunuz YouTube'da, Büyük Günahlar dersleri serisi, burada kıyamet alametleri var, itikad dersleri var, böyle şey.

  13. 05:26

    Buradan devam ediyoruz. Şimdi geldik Sıla-i Rahim terkine, Sıla-i Rahim meselesi. Allah-u Teala buyuruyor, şimdi birkaç ayet-i kerime okuyacağız, ondan sonra hadis-i şeriflerden başlayacağız. Önce Sıla-i Rahim, kelimesinin kökenin üzerinde duralım. Lukat manası, eştilan manası, yani dindeki tabirinin ne anlama geldiği.

  14. 05:47

    Lukat manası demek, sözlükçede Sıla eklemek demektir, vasıldan geliyor, vasıla yasılı, vasılen, vasıleten, tabi Türkçede farklı şey oluyor, hasret, gurbet, işte memleketine çektiği hasret Sıla, hani mana yine bir yerden yaklaşıyor. Çünkü gurbette olursa anasını özlüyor, babasını özlüyor, eşin çocuğunu, akrabasını özlüyor, oradan da Sıla denebiliyor ama kökeni

  15. 06:14

    bu manada değil yani. Sıla eklemek mastardır yani. Sıla-i Rahim, rahmi eklemek. Şimdi, eklemek ne maksat? Aramak, sormak, ziyaret etmek, işte iyilik yapmak, infak etmek, dardaşlığa, imdadına yetişmek, felan. Rahim ne? Rahim, bunu anlatmadan şimdi Ayet-i Hadis'e gidelim, Sıla-i Rahim, Sıla-i Rahim, Sıla-i Rahim, adam kürsüde çıktı, Fatiha Müslü'ne,

  16. 06:44

    vaaz efendinin biri, zikrullah devam edelim, zikrullah şöyle, zikrullah böyle, felan. Tabi millet çok cahil yani. Bir tanesi çıktı, hocam ben de bu zikrullah diyorsun, sabah kahvaltısı da mı yeniyor, akşam yemeğinde mi yeniyor, dedi yani.

  17. 06:57

    Şimdi onun için toplumumuz maalesef kültür seviyesi, dini kültür seviyesi çok aşağıda. Onun için dini terimleri hiç bilmiyorlar. Bilenler de kulaktan dolma, aktarım yapıyorlar ve ona kelime kökenini sorsan, zaten lukat mahası veremediği gibi, istilağını sorsan, yani ne anlama geliyor, karşılığı nedir?

  18. 07:20

    Ona da cevap veremeyecek seviyedeler, maalesef. Yani işte bir soru cevap yapılsa, bu daha net meydana çıkar. Hem de namaz kılanlarda, peş vakit namaz kılan cami cemaatinde, cemaat de kılanlarda bile yapılsa, oran çok düşük olacaktır, maalesef. Rahim rahmetten geliyor. Rahmet, merhamet, acımak, Türkçesi acımaktan geliyor.

  19. 07:47

    Rahimin cevabı erham. Rahimler oluyor. Rahim, anne rahimi olarak Türkçede kullanılıyor. Burada anne rahimiyle alakası var mı? Var. Tam merkezinde anne rahimi var. Sıla-i Rahim meselesi. Şimdi, yani akraba ilişkileri. Fakat akraba ilişkilerinde babadan da akrabalık oluyor, anneden de oluyor vs. Ancak, bunu da rahim öne geçiyor.

  20. 08:23

    Anne rahimi bu işte zirve. Akrabalık zaten anne rahiminden tereddüt ediyor ve teşekkür ediyor. Şimdi benim akrabalarıma geldiğimiz zaman. Sıla-i Rahim olan. Annem zaten beni doğuran. Babam zaten onun suyuyum. Onun suyu annemin rahmine dökülünce ben oldum. Dolayısıyla babaanne asıl ögeler, onlarsız tabi mucizeler müstesna.

  21. 08:57

    İsa as'ın babası olması, Adem as'ın babası olması müstesna. Bunun dışında anası babası Mevla Teala insanlar açısından konuşursak olursak Ademoğulları olarak kimseyi yaratmamış. Sebepler alemindeyiz. Bu sebebe bağlamış. Burada anne rahimi çok önemli arz ediyor. Çünkü tabi merhamet oradan fazla geliyor ki annenin hakkı 3, babanın hakkı 1 meselesi.

  22. 09:29

    Çocuğu meydana gelmesinden babanın çok yani sulbünden o suyun akışına vesile olması dışında doğana kadar hani ondan sonraki bakımı, yemesi, içmesi, masrafı, şoförsüzlüğü tabi baba ekseriyetle geçim derdi babanın üstünde şerata göre öyle olması lazım. Tabi şimdi karıştı ortalık herkes geçim derdi. Babaya yüklüyor onu şerat.

  23. 09:54

    Orada hakkı çok. Ama ağrı çekmesi, acı çekmesi, ağırlaması işte ne bileyim kendi fiziki özelliklerinin değişmesi yani anneşim 9 ay 10 gün ortalama bir süreçte Kur'an-ı Kerim'in tabiriyle hamelettumu vehnen alâ vehnin anası onu zafiyet üzerine zafiyet çekerek yani devamlı gücü düşüyor, devamlı gücü düşüyor.

  24. 10:22

    Yani son 9 ay ona gelene kadar o çocuğun yükü artıyor yani en kilogram fiziki olarak hem tabi ona göre kan emiyor ondan. Onun da tabi çocuk da onun kanıyla besleniyor, canından can çekiyor. Dolayısıyla anne burada fiziki zahmet çekiyor. Tabi biz erkek olduğumuz için, burada yaşamadığımız için melle ve zükle meharif tatmayan bilmez.

  25. 10:48

    Onun için de Mevla Teala ona 3 hak vermiş. Cennet annelerinin ayaklarına atlandı buymuş babalar hakkında mesela ona göre. Baban elvali diyor satı ebba bir cennet, cennetin kapılarının tam ortanca kapısı babadan geçer diyor mesela. Anne baba hakkı çok büyük. Oku gulvaldeyn, ana babaya isyan ve karşı gelmek bundan dolayı yani meşru isteklerine itiraz etmek veya

  26. 11:14

    üf demek tabi Kur'an-ı Kerim'in tabiriyle. Onlara üf, yuh, efendim, vah, mah bir şey deme. Dediklerini yap hani meşru ise, gayri meşru ise yine güzel konuş, tatlıya bağlı terbiyesizlik yapma ama hani gayri meşru işte yapılmamalı hani. Zinaya zorluyorsa, kızına açılmasını istiyorsa, oğluna namaz kılma diyorsa tabi bunlar dinlenecek talepler, istekler değil.

  27. 11:41

    Yaratana isyana gelirse hiç, hiçbir yaratılana itaat edilmez. Anan baban da Allah'ın mahlukudur en nihayetinde. Seni anan baban yaratmadı, seni Allah'ın yarattı. Anan baban yaratmaya vesile oldu. Onun için en büyük hak Allah'tan sonra ondan hakkı oluyor. Tabi Peygamber hakkı vs. onlar müstesna. Manevi hakları demiyoruz, zahiri hakta bahsedersek.

  28. 12:03

    Ama onda bir sınır var. Burada dolayısıyla annenin rahminde yaratılan çocuğun o vesileyle akrabaları oluşuyor. Bu akrabalık bağı nereden başlıyor? Şimdi diyelim benim iki tane kız kardeşim var. Hakikatte de öyle. Erkek kardeşim yok mesela.

  29. 12:29

    Şimdi o benim, benim onların veyahut onların benim, ben abileriyim yani en büyüklerim benim. İşte orada büyük küçük şeyi etik olarak, ahlakı olarak da aranabilir bir şey ama birbirini aramak, sormak lazım. En nihayetinde o benim, benden yedi yaş küçük diye hastaneye düşmüş veyahut işte ben ne bileyim aç kalmış, açık kalmış vs.

  30. 12:53

    Ben ona el uzatmayacak mıyım kardeşim yani? Şimdi burada sınay rahim oluştu. Nereden oluştu? Çünkü aynı annenin rahminde bulunduk. İkizim yok benim hani biz bazı çocuklarımız. Benim çocuğumda ikiz var ama ben ikiz değilim. Dolayısıyla aynı anda aynı rahimde buluşma şartı yok. O zaman sadece ikizler akrabalar.

  31. 13:15

    Buradaki mesele aynı rahimden geçmek. On sene evvel ben o rahimde bulunmuşum dokuz ay. O benden beş sene sonra kız kardeşim bulunmuş. Ondan sonra öbür kız kardeşim veya erkek kardeşi, oğlanın erkeği bulunmuş. Bu ne yaptı? Bir rahim yaptı. Burada şimdi biz senin annenin rahminden dolayı gelenler. Bu senin kardeşlerinle alakalıdır.

  32. 13:39

    Akrabaların teallukatı. Teallukat ne demek? Tealluk alakadan geliyor. Alaka ilgi yani. Oradan uzanmaya başlıyor. Alaka kuruyor. E bu sefer kardeşimin oğlu. Kız kardeşimin oğluysa ben onun işte efendim dayısı oluyorum. Ondan sonra amcası oluyorum. Erkek kardeşimin oğlunun amcası oluyorum. Kız kardeşimin dayısı oluyorum.

  33. 14:07

    Hadi bakalım yine rahimden bizim onun annesiyle onların annesiyle veya babasıyla aynı annenin rahminden geçmiş olmamızın getirdiği ilişki ağı, ilgi bağı ne yapıyor? Yeğenler çıktı. Kardeşimin, kız kardeşimin çocukları. Erkek kardeşimin çocukları. Yani işte benim yeğenlerim. Onların dayısı, amcası oluyorum.

  34. 14:35

    Kadın olması halinde bunun. Onun işte annesinin kardeşiyse şeyse birinin kızının oğlunun annesinin kardeşiyse teyzesi oluyor. Şey efendim babasının kardeşiyse orada halası oluyor. Oradan da bir bağ gitti. Tabi buradaki şeyler ne oluyor? Tabii burada şeyler ne oluyor? Bir teyzeyle, bir halayla, bir amcayla, bir dayıyla, bir dayıyla, tabi amcaoğlu,

  35. 15:06

    tabi amcaoğlu, halaoğlu, dayı kızı, teyze kızının akrabalık seviyesi akrabalık seviyesi bir değil. İslamiyet burada da mesafe koyuyor. Ne diyor âyet-i kerimde Es-Selamu Aleykum? Vel cari zil kurba vel caril cülubi İşte ondan sonra Vel caril cülubi, akrabaları söylüyor. Akrabaları söylerken de, komşuysa yakın komşu, uzak komşu, yakın akraba, uzak akraba olarak nitelendiriyor.

  36. 15:40

    Anne babayı zaten akrabadan saymıyor. Valideyn diye, ebeveyn diye bir mefhum var. Anne baba, o doğurucu. Valid doğuran demek zaten. Ve validin ve maveret Kur'an. İşte doğurana da, doğurduğuna da yemin ederim buydu. Valide doğuran kadın demek. Yani eski, annenin eski ismi hem Arapça hem Osmanlıca'da valide denir.

  37. 16:06

    Valideyn, anne baba. Ebeveyn, eb baba. Orada anne, eb kelimesini talip edersen ebeveyn Validen kelimeyi türetirsen ikili olacağı için onlar birbirinden ayrılmaz. Anne babası, babaannesi doğuramıyor. Dolayısıyla valideyin, ebeveyn tabirleri gelişiyor. Buna, bu sıla-i rahime girmiyor. Niye sıla-i rahime girmiyor?

  38. 16:33

    Sıla-i rahiminin üstünde bir olay. Çünkü sıla-i rahim akraba için. Anne babaya akraba denir mi yani? Şey olarak da, şu anda da bu annene, bu da benim yakın akrabam desen millet bilir yani. Dolayısıyla anne baba soy ağacı, şecere, o tamam. Onun dışındaki hepsi akrabaya giriyor. Teyze de giriyor, hala da giriyor, dayı da giriyor.

  39. 16:55

    Ama şimdi bir teyzeyle, teyzenin oğlunun senin üzerindeki hakkı veya senin onunla irtibat kurman, arayıp sorman gereken hakta kademe var mı? Tabi var. Çünkü hadis-i şerifte, el haletü ümmün. Teyze annedir diyor. Öbü'l abdü şerifte, el hamdü validün. Amca babadır diyor. Yani baba yerindedir. Baba mesabesindedir.

  40. 17:22

    Amburracülüsün vebi. Başka bir hadis-i şerifte bunlar. Bir adamın amcası babasının yarısıdır diyor. Bazı hadis-i şerifte direk babasıdır diyor. Ama bir amcanın, bir teyzenin falanın direk anne veya baba mesabesinde olması şerata göre İslam mefhumunda böyle bir hüküm yok. Ama hadis-i şerif onların anne babadan sonra en yakın kimseler olduğunu ifade etmek için

  41. 17:55

    bu tabirleri buyurmuş. Yani önem verin, dikkat edin. Babanız yerine koyun. Anneniz gibi teyzenizi belleyin. Ona hürmet edin, tazminizi eksik etmeyin. İlginizi, alakanızı kesmeyin. Manasında, önemine binaen buyuruyor. Dolayısıyla şimdi tabi teyzenin lafını dinlememekle annenin lafını dinlememek bir olur mu?

  42. 18:21

    E tabi olmaz. Çünkü ayet ve hadislerde nas var ki feler tegüllehümâ filan annene babana üf bile deme. Sen şimdi teyzene, anana üf be amma da sıktım bilmem ne demenin günahı kebair günaha da giriyor, büyük günaha da giriyor yani ana babaya. Yani maalesef çoluk çocuğun şu anda o terbiyesizlik önlerinde.

  43. 18:49

    Çok kötü örnekler olduğu için internet artık çocukları diyelim bunlara bu döneminkiler çok terbiyesiz konuşmalar oluyor. Tabi analar babalar hakkını helal etmezse affetmezseler yandılar da tabi anne baba da çok merhametli olduğu için aman desin boşver ya işte filan diyor. Olayı yumuşatıyor. Yumuşatıyor ama ben mesela annem vefat etmiş rahmetullahi aleyhi

  44. 19:13

    bir kere sesimi yükseltmemişim. Babam hala şu hemen hemen 95-94 yaşlarında Allah uzun ömür en mühim iman selameti versin hepimize yani bir ses yükseltmemişiz. Ha ne olaylar yaşanmış ne olaylar öyle de olaylar dönemler geçirmişiz ki neler izahı yakın tanıyanlar olayların bazı şahitleri biraz bizim olaylar genel olduğu için benim her şeyim ekranlarda da paylaşıldığı için

  45. 19:49

    bilen çoktur. Ama Allah beni mesela bir babama anneme bir öfbe dedirtmedi. Çok da olaylar oldu yani hakikaten. Normal bir yaşam tarzı da sürmedik yani. Başka etkenler sebebiyle, arızalar çok oldu, girdi. Başka etkenler sebebiyle yaşanan olaylar oldu.

  46. 20:11

    Şimdi ben, annem benden razı olarak öldü. Ben de elhamdülillah o bakımdan kafam rahat, annem benden ahirette hakikaten yani ya Rabbi bunu hesap sor, cehenneme at demez yani. Şimdi babamın da diyeceğim, ben razıyım diyor. Hakkım helal olsun evladım diyor. Ben zaten üf demedim hiçbir şey. Bir itiraz etmedim.

  47. 20:32

    Yani bazı zor şeyler yaşansa da ne dedilerse yapmaya çalıştım. Bu maddi sıkıntılara sebep olduğu, manevi bunalımlara sebep olduğu ailevi sıkıntılara sebep olabilir. Bunlar her şey olabilir. Ama biz şunu düstur edindik. Ananın babanın sözünü dinle. Bütün malından seni çıkarsalar da feda et git. Bu düstur.

  48. 20:57

    Bugün bunu pek kimse dinlemez. Anacığım, babacığım, canım cicim ama iş paraya geldi mi, bilmem ne geldi mi, şunu bana ver dediği zaman şunu yap bilmem ne, masraf şeyine. Herkes hesabına bakar. Ondan sonra herkesin kendine göre karısı var, çocuğu var. Ondan sonra zaten evlendikten sonra anne baba işi biraz yarı yarı yaptıktan fazla değişir.

  49. 21:17

    Hanımın lafı öne geçer falan. Ana baba isteğiyle hanımın istekleri çatışır falan. Ana baba İhsan konularında bunları çok detaylı konuştuk. Kebay Münal'la da ana baba İhsan'ın yaptığımı hatırlıyorum. O derslerde ne ilimler var? Ne ilimler var? Onları dinleyin.

  50. 21:34

    Şimdi demek ki bir teyzeye öf demekle, tamam teyze annedir, amca babadır hadis-i şerifleri var ama ulema buyurmuşlar ki teyzeye öf demenin yani teyzeye öf demekle mekruh olabilir. Yani o şekilde konuşmamak icap eder. Duruma göre tabii. Terbiyesiz konuşursan, kalbini kırarsan, şu bu günah. Ama yani kardeşler de oluyor.

  51. 21:56

    Yani teyze sen de falan. Neyse böyle bir kaçırttım falan. Şimdi bu anaya olsa, bu babaya olsa günahı büyük. Teyzeye olsa o kadar da değildir. İşte burada mertebe var. Peki bu teyzenin oğluna olursa onu demek istiyorum ben. Sıla-i Rahim. Rahimden gittik. Ananın rahminde birleşenlerden gittik şimdi. Ondan sonra bir teyzenin oğluna, teyzenin kızına.

  52. 22:23

    Tabii insan kibar olmalı, nazik olmalı. Güzel ahlak sahibi olmalı. Kimseye öf, tüf bilmem ne bağırıp çağırmamalı. Kalp kırmamalı. Aynı dava. Yani ortamlardayız. Oluyor. Hayat bu. Şu anda da zaten maddi bunalımlar vesaireler insanların ahlakını bozdu biraz. Biraz insanları gerdi yani. Biraz ağızlar da bozuldu yani.

  53. 22:45

    Huylar bozulunca zaten ağızlar da bozuluyor. Bunlar da kalp kırıcı oluyor. Tabii günahlara sebebiyet veriyor ya. Günahlar, dille yapılan günahlar çok arttı. Çok arttı. Onun için burada İslamiyet bir mertebe koymuş, bir kademe kıdem belirlemiş. Anne baba akraba dışında soy ağacı ondan sonra teyze, hala, amca, dayı itibariyle başlıyormuş.

  54. 23:17

    Oradan onun oğlu onun kızı gidiyor. Bu senin bir de şimdi kendinle ilgili olanlar da kendin ve kardeşlerinle ilgili olanlar senin annenin benim annemin rahminde benim kardeşlerimle olan ilişki. Benim yeğenlerim, bana dayı diyenler, erkek kardeşliğim olmadığı için amca diyenim yok. Bana dayı diyen veya sana amca diyen, öbüne hala diyen, öbüne teyze diyenler, hepsi

  55. 23:52

    benim annemin rahminde birleştiği için kardeşlik hukukundan bu gelişiyor. Bir de şimdi benim amcam var, yani bana amca diyenler var diyenler var, dayı diyen var. Bir de benim amca veya dayı diyen var. Bir de benim amca dediğim, dayı dediğim, hala dediğim, teyze dediğim büyüklerim var. Burada yine rahim devreye giriyor.

  56. 24:12

    Çünkü ne bir bakımdan Çünkü ne bakımdan rahim devreye giriyor? Benim teyzem ve dayım dediklerim annemin de işte erkek kardeşi oldu. Onlar da iki kardeşler. Onun için benim de dayım da yok. Annemin dayısına, büyük dayılarımıza, annemin dayılarına dayı diyorduk. Diyelim annemin erkek kardeşi var. Ben ona dayı diyorum.

  57. 24:37

    Bir kız kardeşi zaten var. Bugün konuştu, geçmiş olsun aradı teyzem. Bir de ona da teyze diyorum. Bunun rahimle ne alakası var? Bunda şu rahimin şu alakası var. O beni doğuran yani benim rahim Senin rahminde oluştuğum, Allah'ın beni O'nun rahminde oluşturduğu, yarattığı, işte yaşattığı, O'nun rahminden dünyaya çıkarttığı annen var ya, işte o annemin de bir annesi var.

  58. 25:15

    O annenin de rahmi var. Şimdi nasıl benim kardeşlerimle olan sılayrahim ilişkim, aynı annenin rahminde biz yetiştiğimizden olduysa, benim teyzem ve dayımla olan sılayrahim bağım da, annemin annesinin rahminde, annemle teyzem ve dayım, o rahimde yetiştikleri için, benim annemin rahminden değil, annemin annesinin rahminden, teyze ve dayıyla benim rahmim oluşuyor, bağım kuruluyor.

  59. 25:55

    Bu sefer ben onlarla da ilgilenmem. Onları da arayıp sormam. Onların da fakir mi, muhtaç mı, aç mı, açık mı diye ilgilenmem. Bayramıdır, seyranıdır, vesairedir, örfe göre, adete göre de değişiyor. Hal hatır etmem. Farz oluyor. Ondan sonra, işte bana amca diyen, bana veyahut da kız kardeşime hala diyen, aynı annenin rahminde birleştiğimizde oluyorduysa,

  60. 26:30

    bu sefer benim amca dediğim, hala dediğim, büyüklerim var. Hakikatleri var. Vefat edenlere Allah rahmet eylesin, sağ olanları var. Şimdi hepinizin geçmişlerine Allah rahmet eylesin. Bu durumda ne var? Bu durumda ben, benim amcam ve ondan sonra halamımın annemin annesinin rahmiyle hiç ilgisi yok. Ama yine bir rahimle ilgisi var.

  61. 27:04

    Yani bir anne döl yatağı rahim, döl yatağı demek. Bir anne rahmi olmadan hiçbir noktadan akraba oluşmuyor. Amcam ve halamdaki mevzu ne? Benim doğmama Allah'ımızın vesile ettiği suyun, meni denen nutfenin, o bir damlacık suyun babamın sulbünden annemin rahmine dökülmese, annemin rahminde bu, benim annem Meryem Valide dedi ki, haşa, mucizeyle beni doğursun.

  62. 27:38

    Dolayısıyla her annenin rahminde Allah'ın yarattığı çocuk için, Mevla sebep olarak bir erkeğin, onun eşi ise tabi ki meşru bir şey. Eşi değilse gayri meşrular da doğuruyorlar. Allah muhafaza bulsun. Eşi olarak biz tabi baz alıyoruz. Nikahları anamlarımızın, babalarımızın meşru olduğu için bizim de nesebimiz sahih elhamdülillah.

  63. 28:00

    Veled-i zinadıyız elhamdülillah hiçbirimiz. Yani hiçbirimiz derken, toplulukta veled-i zinalar da çok ama elhamdülillah biz en azından bildiğimiz kişiler, birbirimizi biliyoruz, değiliz. Nesebimiz sahih çünkü anamız babamızın nikahı sahih. Dolayısıyla babanın,

  64. 28:21

    benim babam var yani. O babamız suyundanım ben. İşte erkek çift olarak yaratıyor, diş olarak falan. Atılgan bir nutfeden, atılgalı olan yani babanın sulbünden, bel kemiğinden sökülüyor. Annen hamle düşüyor. Şimdi bu sudan dolayı benim, baba zaten akrabalıktan öte dedik. Baba soy ağacım benim.

  65. 28:47

    Şimdi benim, peki. Birisi benim sılayrayım yapmam gereken, aramam, sormam gereken, ilgi alakalanmam gereken, işte açsa açıksa yedirip içirmem gereken, bayramıydı, seyranıydı, hal hatır etmem gereken, farz olan biri var. Amca diyorum ben buna. Kadınsa buna ben hala diyorum. Ben buna niye amca hala diyorum?

  66. 29:10

    Benim neyim oluyor? Yani nereden bu hukuk gelişti? Niçin farz? Benim bunları aramam, niçin farz? Yine rahimden. Yani bir döl yatağı devreye giriyor. O döl yatağı ne? Babamın annesinin döl yatağı. Çünkü benim amcamla halam, babamın annesi, babam annesinin, kendi annesinin döl yatağında yetiştiği gibi aynı döl yatağında kardeşleri yetişmiş.

  67. 29:40

    Bunu erkekseler, benim amcam oluyor. Babamın annesine gittik şimdi bak. Benim annem değil. Babamın annesine gittik. Dolayısıyla orada da amca ve hala yani en yakın akraba dedik ya, teyze, dayı, hala, amca. Anne babadan sonra en yakın bunlar ya. Bu en yakınların hepsi nereden geçti geldi? Rahimden geçti geldi.

  68. 30:08

    Bir rahimden geçti. Teyzeyle dayısa annemin annesinin rahimden, kardeşlerimse efendim yeğenlerimse benim annemin rahimden, teyze dayısa annemin annesinin rahimden, amca halaysa babamın annesinin rahimden. Yani bütün yollar rahime çıkıyor. Bilmiyorum anlatabildim mi? Böyle de bir iza şekli kimse yapmış mıdır bu konuda?

  69. 30:35

    Onu da bilmiyorum. Şimdi bunu anlatmadan rahimi eklemek, sıla-i rahim yapmak farzdır fazla. İşte adamın dediği gibi, kalkar der ki onlara zikrullah, bu sıla-i rahim sabah kahvaltısı tamı yeniliyor, akşam yemeğindeki menü müdür diyecek yani. Çünkü neden? Toplum bunu anlatıyor. Ha biraz tabii genel İslam'dan haberi olan, bir akrabayı aramak, sormak diye bir cevap verebilir.

  70. 30:58

    Verebilir ama bunlarda öncelik kimlerdedir? Bunun hükmü, farziyeti nedir? Arayıp sormanın esası, aslı nedir? Bir de bunun örfle, adetle irtibatı var mıdır? Bir gelenek göreneği var mıdır? Bunu kesmenin, bunu yapmamanın günaha vebali nedir? Maddi imkanı olup yapmamak, bir de olmayıp yapmayan mazur mudur?

  71. 31:27

    Ondan sonra işte anne baba, teyze, dayı falan, teyze kızı, hala kızı, amca oğlu, dayı uşağı, bunların aralığındaki benim gözetmem gereken şeydeki fark ve münasebet nedir? Vesaire vesaire. Bir de meşru istekler meselesi. Gayrimeşru istekler meselesi var. Bunların karşılanması bakımından, tabi gayrimeşru da hiçbir zaman izin yok onu anlıyorsunuz ama, vesaire vesaire.

  72. 32:03

    Burada çok ilimler konuşacağız. Herhalde bu üç dersten aşağı bitmez. Ben şimdi ayet-i kerimeler bozsa, üç dört ayet-i kerime okuyacağım. Hadis-i şeriflerden de bazı hadis-i şeriflerden, Bukhari bismillah hadis-i şeriflerinden falan, başlayacağım. Bugün de bir hastane ortamındayım. Tedavi sürecindeyim.

  73. 32:30

    Ona kadar biraz da 25 dakikamız falan var. Bir saat kadar yapayım. Kale Teala, Allah-u Tebareke Teala, Nebudu Kur'an-ı Azimuşşan'da Nisa suresinde, ilk ayet. Ya eyyuhel nasuttegû rabbekum lezî halegakum min nefsim ve ahıdetim ve halegam inâ zevceh vebethseminu ve arciâlen kesîramu nisâ İşte evrimi çökerten, işte Adem Hasan'ın babası var diyen,

  74. 32:57

    İslamoğlu zihniyetini tekfir eden ayet. Ey insanlar, o Rabbinizden sakının, o Rabbinize karşı gelmekten, isyan etmekten, haramlarına düşmekten sakının ki, o sizi tek bir candan yarattı. Tek bir can dedi Adem Aleyhisselam. Eşini de ondan parça aldı yarattı. İşte sol kaburga kemiğinden parça aldı diyor.

  75. 33:19

    Min, parça demek. Bunlar, ayet bu. Ondan sonra vebethemin ve ahı, o ikisinden döşedi. Ya ki yani ricalen kesîramu nisâ. Ya şaşırıyorum ben. 8,5-9 milyar insan. Bu kadar nüfus, bu kadar Afrikası, kıtalar. Nasıl olmuşlar mı? Bu kadar da ölmüşler, bu kadar da uğurlu afetler olmuşlar. Milyonlar bir anda ölmüşler.

  76. 33:43

    Bazı vebalarda, salgınlarda Yine bu kadar insan. Doğuruyor, doğuruyor, doğuruyor, doğuruyor. Ortalık insandan geçilmiyor ya. Hepsini diyor Adem ile Havva'dan yaydı diyor. Bu ikisinin dışında bir yerden şu anda dünyada insan var diyen Stalin gibi kafir oldu. Bitti o, imansız. Hacı hoca da olsa, profesör de olsa ilahiyatta o dersin.

  77. 34:09

    Evrim teorisi Kur'an'a mani. Ne alakası var? Taban tabana zıt ya. Direkt topraktan yarattım diyor küm feykün. Küm feykün niye diyor o zaman? Topraktan insana geçtim diyor. Öbür türlü küm feyküne ne lüzum var? Zaten evrim varsa zamanla insan oldu der canım. Küm feykün nerede kullanılır? Küm feykün anında oluşma.

  78. 34:29

    Haleke ve müttirâbı Adem'in topraktan iskeletini yaptı. Sonra ona dedi ki küm, insan ol. Canlan, eti yok, kanı yok, hiçbir şey yok. Feykün hemen insan oluyor. Bunu bütün düğün sohbetlerinde birçok düğüne davet ediyorlar falan. Bu konuyu çok istiyorum. Yani yakınlarda birkaç kardeşlerim. Bu Allah'tan sakının diyor.

  79. 34:49

    Ondan sonra diyor ki O'nun yüzü suyu hürmetine, işte hatırı için, rızası için, birbirinizden sıkıntıya düştüğünüzde, istekte bulunduğunuz o Allah var ya diyor tekrar. O Allah'tan sakın işte diyor. Yani ne demek? Şey, zerre kadar imanı olan, işte birbirimize Allah için bir şey oldu, işimiz düşüyor falan.

  80. 35:11

    Allah rızası için, Allah için, Allah hatırı için. Yani ben öyle bir Allah'ım ki diyor, Müslümanlar, bana inananlar, kimin kime işi düşse hep beni devreye sokarsınız. O zaman beni hiçbir zaman devreden çıkartmayın. Sadece işiniz düştüğünüzde Allah Allah demeyin. Madem her şeyi ben yaratıyorum, benimle yürüyor, ancak bana döndürüleceksiniz.

  81. 35:36

    Benden korkun diyor. Yani beni hesaba katın diyor. Benim şeratım var, benim Kur'an'ım var, benim emirlerim var, benim yasaklarım, helallarım var, haramlarım var, dostlarım var, düşmanlarım var. Beni hesaba katacaksın. Kendi keyfine göre yaşamadın diyor. Peşine de diyor ki,

  82. 36:00

    Şimdi rahimlerin neyinden sakınacağız? Rahim benim, beni doğuran annemin rahmi. Babamı doğuran babaannemin rahmi. Anamı doğuran anneannemin rahmi. Bunun neyinden sakınacağım abi? Rahim canlı bomba değil ki yani. İşte. Orada mahsuf var, muzaffar, tefsir olmasa, müfessir olmasa ne yapacaksın? Yani rahimleri koparmaktan, akraba bağlarının ilişkilerini kesip atmaktan

  83. 36:30

    ve birbirinizi arayıp sormayıp vefasızlık ve hainlik yapmaktan sakının diyor. Çünkü Allah sizin üzerinizde daima gözcü olarak vardır. Ve bütün amellerinize şahittir. İyi kötü ne yapıyorsanız Mevla görüyor diyor. Onun için anana yaptığın hainliği, babana yaptığın vefasızlığı, teyzene yaptığın terbiyesizliği, halan aç kalmış ona bir ekmek götürmedinse

  84. 36:57

    veyahut aramış Allah rızası için yavrum, yeğenim, bilmem ne, borca düştüm, harca düştüm, kafamı aşındırıyorlar. Sen de durumu mu müsait Hacı Ağabey? Yani yabancıya sadaka verirken, yabancıya zekat verirken akrabağında muhtaç varsa bu mantık mıdır yani? Bak bu hususta öyle hadis-i şerifleri okuyacağım öbür hafta olabilir.

  85. 37:20

    Şok olacaksınız yani. Akrabayı arayıp sormayıp veyahut akrabası muhtaç iken yabancıya verenin durumunun İslam'da olmadığını göreceksiniz yani. Tabii şimdi hadis-i şerife girmeyince kafadan da bir şey söylemeyeyim. Hadis-i şerife mana verirken detaylı izah olsun. İzah yarım kalırsa, yani izah yapamadığın konuya girersen biraz yarım canlı kalıyor

  86. 37:44

    ve bazılarının yanlış anlamalarına sebebiyet verebilir. Bu ayet bir sıla-i rahim ile ilgili ayet-i kerimelerden. Yine Allah-u Teala buyuruyor. Bu ayetler, Muhammed Sûre-i Celle'si var Kur'an-ı Kerim'de. Bir ismi de kıtaldır. Yani Kur'an-ı Kerim'de bazı surelerin birkaç ismi var. Onun için bu surenin iki ismi var.

  87. 38:23

    Biz Muhammed Sûre'si olarak diyebiliriz. Burada iki ayet-i kerime var. 22-23. ayetler olabilir. Bu ayet-i kerimeyi Bu ayet-i kerimeleri okudum zaten siz ezberden. işte okudum zaten ezberden. felaseytüm Siz, ola ki siz Mevlam buyuruyor kullarına, yani Müslümanlara hitap ediyor. ola ki siz Mevlamız'ın kullarına yani Müslümanlara hitap ediyorum.

  88. 38:43

    intemelleytüm Yetki alırsanız, işte ne bileyim seçimle, şu anda seçimle gelirsen, şu anda seçimle gelirsen prezide başkanım belediye başkanı olursun, milletvekili olursun, bakan olursun, başvekili olursun falan. Veyahut eski dönem için konuşursak, kral olursun, melik olursun, vezir olursun, sadrazam olursun, ona göre bir sistem var.

  89. 39:09

    Yani bir yönetimde bir kadroya gelirseniz, ola ki siz yakın olursunuz entüfsidü fesat çıkartmaya fil arzı yer yüzünden diyor. Yani bunu sahabe-i kiram döneminden itibaren, sahabe-i kiram döneminden itibaren tabi bunlar başladı. Sahabe-i kiram günahsız değildiler, masum değildiler, peygamberlerden başka masum yok ama

  90. 39:40

    helal haramı gözettiler, adaletli davrandılar, İslam'ı yaşattılar, yaşattılar, bize de ulaştırdılar, Allah şefaatine dahil eyledi, sahabe azar rahatı müstesna bir asr-ı saadet. Ama tabi ondan hemen sonra tabi, tebe-i tahammül edildi.

  91. 39:53

    Şimdi, ona bakarsan, Yezid bile, tabaka bakımından bakarsan, tabiin sayılır. Çünkü sahabeden birini gören, yani sahabeden birini gören tabiin. Tamam şimdi, o da babasını gördü. Kaç tane de babasının yanında? Tabi babası Hazreti Muhammed Radıyallâhu anh. Babası hakkında hiçbir şeyimiz yok. Çok faziletli, çok kıymetli büyüğümüz.

  92. 40:14

    Dört halifeden sonra çok İslam'a hizmetleri geçmiş büyüğümüz. Tabi Hazreti Muhammed Efendimiz'in topluluğuna yetişemez Radıyallâhu anh. Asla onu konuşmuyoruz. Ama diğer sahabeler içinde, müçtehit makamında, fıkıh makamında dinimize çok hizmetleri olan, bizzat Kıbrıs'ın fethini bile o yaptı, Kıbrıs'ın fethi vs.

  93. 40:33

    Birçok fetihler, Roma'yı çok etti işte vs. Hizmetleri dinimize büyük. Allah şefaatine rağmetsin onun da. Ama tabi bir oğlu Yezid'e geçer geçmez, Yezid'e geçer geçmez, Hazreti Muhammed'in Radıyallâhu anh, tabi zamanında Yezid gençken, ordu komutanlıkları yaptığı, İstanbul'a gelen ilk ordu, Ebu Eyyub el-Ensari'nin geldiği ordunun komutanı.

  94. 41:02

    Ki o orduda Hazreti Hasan vardı, Hazreti Hüseyin vardı, Abdullah bin Abbas vardı. Çok büyük marka isimler var. Ebu Eyyub el-Ensari, Eyüp Sultan dediğiniz, Ebu Eyyub el-Ensari Hazretleri'nin şehit olduğu İstanbul kuşatmasında, muhazarasında. Kağıthanede serdiler çatırları. Orada birçok sahabe vardı. Ama komutan olarak komutan Yezid'di.

  95. 41:22

    O zaman namazda kılıyordu, kıldırıyordu. Namazları komutanına kıldırıyordu, bütün vazifelerini yapıyordu. Sahabe-i kiram da onun arkasında kılıyordu. Koca Ebu Eyyub el-Ensari 80 yaşında onun komutasında geldi ve cenaze namazını Yezid kıldırmıştır. Çünkü o zamanki Yezid babası sahaydı. Hazreti Muaviye radıyallahu anh sahaydı.

  96. 41:45

    O da devlet yönetimi onun elinde değildi. Devlet yönetimi elinde olmadığı için, Hazreti Muaviye radıyallahu anh kontrolünde olduğu için doğru düzgün bir çocuktu. Çok da başarılı harpler yaptı. Cihatlar yaptı. Ama, şimdi bu ayette bir misal vereceksek. Sahabe döneminden başladığı, sahabenin yaşadığı dönemden.

  97. 42:05

    Sahabede başladı demiyorum. Bak laflarıma çok dikkat edin. Ben özenle kelimelerimi seçiyorum. Sahabe döneminde diyorum. Çünkü sahabe döneminde dünya kadar 10 binlerce, 100 binlerce tabi'in, tebe-i tabi'in başladı. Dolayısıyla sahabe döneminde çocukları oldu. Onların çocukları oldu. Sahabenin çoğu torunlarını görmedi miler?

  98. 42:24

    Dolayısıyla onlar tabi sahabe değil ki. Onlar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i görmemişler. Hal böyle olduğu için burada, bu aşamada bir Yezid çıktı mesela. Bu kafa çıktı. Bu kafa ne yaptı? Pahalıya patladı. Çünkü yönetim ona geçti. Babası da anlamadı. Vela tayin etti. Çünkü başarılıydı. Ya Rabbi benden sonra benim gösterdiğim yolda giderse vazifesini tamamlattır.

  99. 42:59

    Eğer benim yolumu bozarsa yani Kur'an'ı, sünneti, ehl-i sünneti bozarsa da buna bir başarı benden sonra verme. Bozarsa da işini ebter kıl. Kestir attır. Beddua dedi yani. İki şıklı yaptı. Hakikaten o da Hazreti Muhammed'in beddua tarafına çarpıldı. Çünkü kerbela olayları oldu. Hasan Efendimiz'de sıkıntılar yaşandı.

  100. 43:24

    Hazreti Hüseyin Efendimiz'in şehadetine direkt emir vermese de onun adamları yaptı. Sebebiyet verdi. Dolayısıyla bak yönetimi aldığınız zaman yeryüzünde fesat çıkarırsın. Şimdi bozgunculuk. Adam uslu adam. Hiçbir bozukluğu yok. Herkes memnun, şudu budur. Adam bir yönetimin başına geliyor. Hadi bakalım.

  101. 43:52

    Mühürü aldığı zaman eline imza yetkisini aldığı zaman babamı tanımam diyor ya. Başladı fesat çıkartmak. İşte görüyorsunuz her taraf. Başladı fesat çıkartmak. İşte görüyorsunuz her taraf. Rüşvet, rüşvet, rüşvet, rüşvet, itikar. Yani arkadaş memlekette polisin canı çıktı operasyon yapmaktan ya. Polisin canı çıktı ya.

  102. 44:16

    Her dakika bir operasyon mecburiyeti var. Çünkü acayip bir yolsuzluk var ya. Mühürü aldı mı bozgunculuk. Milletin hakkını yemeye başlıyor. Adam hakkını vermiyor. Hakkını veririm ama bana de şuradan gör. Şu adama git şunu ver. Ondan sonra gel benden tapunu al. Gel benden imarını al, iskanını al. Ya arkadaş bu zaten vatandaşın hakkı.

  103. 44:37

    Sen kendi maaşını almıyor musun? Bu senin vazifen. Yapsana işini yani. Yok. Şimdi bu fırsatı buldum bir daha bulamayabilirim. İşte yeryüzünde fesat çıkarırsınız. Çıkaracaksınız diyor Mevla. Ve tukattı'u kesik koparacaksınız. Koparacaksınız neyi? Erhâmekum. Rahimlerinizi. Yani akraba ilişkilerinizi ve bağlarınızı.

  104. 44:58

    Ananın tarafından mı? Babanın tarafından mı? Kendi ananın tarafından mı? Ananın anası tarafından mı? Fark etmez. Kardeşini de atıyorsun işten. Babanı da tanımıyorsun. Amcanı, teyzeni, halanı, dayanı hiç adam yere koymuyorsun. Ben bir belediye başkanı oldum. Milletvekili bilmem ne oldum. Ben ağa oldum, vezir oldum, paşa oldum, padişah oldum.

  105. 45:25

    Ondan sonra sen kimsin? Akrabayı arayıp sormayı keseceksiniz. İşte ülaikellezine böyle yapanlar var ya diyor lehanehumullah. Allah onlara lanet etmiş. Yani burada yeryüzünde fesat çıkaranlar genel manada melun ve lanetlenmiş. Lanetlenmiş demek Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmış. Allah'ın rahmetinin yeri neresi?

  106. 45:47

    Cennet. Yüzleri ak olanlar mahşere çıkınca Allah'ın rahmetinin içine girecekler. Yani cennet. Onlar orada ebedi kalacaklar, çıkmayacaklar. E şimdi rahmetten uzaklaşan ne oluyor? Cennete giremez. Allah onları lanet etmiş, rahmetinden tart etmiş, kovmuş. Yani cehennemlik yapmış. Burası çok önemli. Onları sağır etmiştir.

  107. 46:14

    Kalp kulaklarını kastediyor. Kafa kulakları çok iyi diyor. Kalp kulaklarını sağır etmiş. Kendi menfaatine leyle olan ayet okuyorsun dinlemiyor. Hadis okuyorsun duymuyor. En etkileyici vaazları bile krali almıyor. Çünkü kalp kulağını sağır etmiş. Kör etmiş. O da kalp gözlerini kör etmiş. Kafa gözü benden iyi görüyor.

  108. 46:40

    Benim zaten bir gözüm gitti, öbür gözüm yarım görüyor. Kafa gözü benden iyi görüyor ama efendim hakkı batıldan ayıramıyor. Dostu düşmandan seçemiyor. Anasını babasını en yakınlarına hürmet etmesi farz olan kimselerin hakkına rahat etmiyor. Çünkü bunlar lanetlenmiş. Kalp gözü, kalp kulağı sağır olmuş.

  109. 47:03

    Ondan sonra artık bodoslama cehenneme gidiyor. Ve bir insan kendini kendi eliyle cehenneme atıyor. Kendine verdiği zararı dünyanın gavuru toplaşsa veremez. Bir insanın ana babasına isyan etmesi, bir insanın halasını, teyzesini muhtaç iken gözetmemesi, kendi elinde de imkanlar varken onlara karşı kibirlenmesi, onlarınla görüşmeyi kesmesi,

  110. 47:29

    hele bir de zenginleşince, hele bir de spor topta çıkınca, bilmem ne olunca, veyahut da bir yere gelince hemen akraba ile içkiyi keserler. Ha, işte bu Allah'ın lanetini celbediyor. Ondan sonra da kör ediyor, sağır ediyor. Yani ne demek? Ondan sonra zaten o kendi menfaatini de göremiyor. Ebedi cehenneme kendini namzat edecek işler yapıyor.

  111. 47:51

    Bir de bundan gurur duyuyor. Bir de buna iftihar ediyor. Çok doğru yoldayım. Çok doğru yapıyorum. Bu zamanda akrabam akraba olmuş. Yanına yaklaştırmayacaksın kardeşim. Bunlardan zarar gelir. Gelmemişler, bilmem ne, paralar yok. İki de bir benden gelecek, şunu isteyecek, bunu isteyecek. Başımı ağrıtacak falan.

  112. 48:06

    Başladı bir hareketlere, artistliğe başladı yani. İşte Allah onlara lanet etmiş. Kör etmiş, sağır etmiş diyor. O kör ettiği, sağır ettiği için de bir yanlış yoldayım diye fren de yapamıyor. Bir tövbe edelim. Arkadaş biz akrabamızı ezdik geçtik ama yani biz de ceviz kabuğundan çıkmadık. Bizim de bir anamız, babamız var, teyzemiz, halamız var ya.

  113. 48:26

    Biraz ağ olduk, paşa olduk diye biraz da gidelim onların hallatını soralım. İşte bunu dedirtmiyor. Çünkü neden? Göz kör olur, kulak sağır olsa hakkı görmezse, hakkı duymazsa nasıl çalışacak kafa? Duyuyorları, kapanan, bir şey göremediği gibi. Aklının, kalbinin üzerine perde çekilen, kalbine mühür vurulan diyelim Kur'an tabiriyle.

  114. 48:53

    Tabi Allah, ala gulubim kalplerine damga bastım buyurduğu zaman damgalı yani, mühürlü. O da hiçbir hakikati göremiyor. Anca menfaat materyalist, kendi menfaatı doğrultusunda. Anasını keser, babasını doğrar, menfaati için. İşte millet o hale geldi. En yakın akrabasına neler yapıyor değil mi? Bu ayet-i kerimeler, Sılai Rahim hakkında çok büyük önem arz eden ayet-i kerimelerdir.

  115. 49:26

    Şimdi Yezid ne yaptı? İşte diyelim şey geldi, bak hemen demek istiyorum, sahabe döneminden bile başladı diyorum yani, onu demek istiyorum. Yönetim ele alınca fesat çıkarttı, onu astı, bunu kesti en nihayetinde. Zaten Hz. Muhammed'in de duası babasının bedduası da tuttuğu için, 34 yaşında mı ne? Geberdi gitti yani.

  116. 49:48

    Tamam şimdi kafir midir, değil midir, lanet okunur okumaz. El-Sünnet âlimleri ihtilaf olduğu için lanet konusuna, tekfir konusuna girmiyorum. Ama İmam Rabbani'nin beyanı ve çile, onun yaptığı bozuk işleri Frenk gavuru yapmadı diyor. Yani kafir demiyor ama Frenk gavuru yapmadı diyor. Buradan da lafı anlamak lazım.

  117. 50:06

    Tabii burada şimdi bazı çelişkiler var yani. Kadir Müsroğlu, rahmetli abimiz, o onu biraz müdafaa eden konuşmalar var. Bize göre yanlış, mektubata göre yanlış, İmam Rabbani'ye göre yanlış, Yezid'in tutulacak tarafı. Hz. Muhammed'in, radıyallahu anh başımızın taciri, büyük sahibi, o ayrı bir mesele. Ama Yezid sahabeden değil, Yezid'den bir mesele.

  118. 50:25

    Bunları ayırmak lazım. Ama adam ne yaptı şimdi? İşte Hz. Hüseyin'e, ehl-i beyte ne zulümler, ne eziyetler yaptı. Şimdi bunu toptan inkar edemeyiz. Bazıları Yezid'e de iftira olabilir. Bazıları kraldan beter kralcılar, Yezid'e hoş görünmek için yapmıştır. Yezid'in kızdığı da var. Bin Ziya'da kızdığı, İbn Ziya'da.

  119. 50:43

    Biz sana öldürme dedik. Bir at al dedik, sen gittin, beni şimdi aleme rüsva ettin, kıyamete kadar bana beddua etseydin, o da İbn Ziya'da tabi cezasını kesti falan. Mesele ayrı, mesele ayrı ama ondan yüz buldular. Yani bu tamam bir gerçek var. E şimdi sen Hz. Hüseyin senin neyin? Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'in torunu.

  120. 51:04

    Hz. Muhammed'in kız kardeşi Ümmü Habibi annemiz kim? Ümmü Habibi annemiz, Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'in eşlerinden, ailelerinden birinin ismi şerifi Ümmü Habibi. Ümmü Habibi kim? Ebu Süfyan'ın kızı. Ebu Süfyan kim? Radıyallahu anh, o da sahabeden oldu, döndü. Hz. Muhammed'in babası. Yani Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem, Hz.

  121. 51:28

    Muhammed'in Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'in nesi? Kayınbiraderi. Ve'z ve'cü'v-me'cüv. Rasulullah'ın eşleri sizin neyiniz? Özbeöz annenizden ileri, analarınız. Yani şimdi Yezid orada, Ümmü Habibi annemizin, Hz. Muhammed'in kardeşi olması sebebiyle, yani babasının kardeşi halası. E Hz. Hüseyin kim?

  122. 51:54

    Ümmü Habibi annemizin eşi, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'in torunu. Burada ne var? Burada rahim var. Burada akraba bağı var. Haşimoğulları, Kureyşoğulları vesaire, yani Kureyş'te vesaire, yani kabile bağları konuşmuyorum. Özel bağlar var. İslam'dan da ileri, Müslüman din kardeşliğinden de ileri bağlar var.

  123. 52:14

    Aile bağı var. Dolayısıyla, şimdi sen geliyorsun, ehli beyte bu kadar eziyet görüyorsun. Neden? İşte yönetim ele alıyorsun, onlarda da bir potansiyel görüyorsun. Vay beni devriler, milletin onları tutar, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'in torunu diye. Ben Hazreti Muaviye'nin oğluyum ama orada Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'in torunu var.

  124. 52:36

    Rasulullah'ın torunu varken beni tutmaz. Burada bir kıyam olur, ayaklam olur, kıskanma vesaire de. Neyse, şimdi ne yaptı? İşte bu ayete çarpıldı. Akraba bağlarını koparttı mı koparttı. Fesat çıkarttı mı çıkarttı yani. Ama biz burada ne alacağız üstümüze? Kendimize ne alacağız kendimize? Allah bize bir zenginlik verdi, imkan verdi, para verdi.

  125. 53:01

    Bir mertebe verdi hükümette, devlette, bilmem ne, memuriyette vesaire de herkes. Kendine göre bir işi var. Sen o imkanlardan meşru nispette akrabanı yararlandırmakla mükellefsen. Gayri meşru demiyorum. Haksız yere akrabanı şunu ver, bunu ver demiyorum. Ama sen orada ne yaptın? Ona göre maaşın arttı.

  126. 53:25

    Öyle mi değil mi şimdi? Maaşın 30 liraydı, ev kirana yetmiyordu. Geldin bir yere maaşın 150 bin lira oldu yani. E sen şimdi bu 150 bin liradan, e akrabamda da fakir var mı, aş var mı, açık var mı, teyzem, halam nasıl acaba? Bunu demek istiyorum. Yoksa sen memur oldun, bütün akrabanı da çiftlik, işe al, devletin malı deniz, yem yiyen domuz dersen

  127. 53:50

    o zaman ben de yiyen domuz derim devletin malını yani. Onu konuşmuyoruz. Senin imkanların artıyor ya, makam, mevki, vesair, zenginlik veyahut da maddi, ticarette kar ettin birden, Allah-u Teala önünü açtı veya sen bir şekilde zengin oldun. Olmuyor mu? Allah kardeşi kardeş yaratmış, rızkını ayrı yaratmış.

  128. 54:19

    kardeşim biri 20 bin lirayı zorluyor, kardeşim biri oho milyonlar, günde milyonlar kazanıyor, kaybediyor. Dolayısıyla bugün bunlar yaşanmıyor mu? Yaşanıyor. O zaman Allah sana bir imkan verdiyse ya makam, mevki bakımından veya maddi, zenginlik bakımından illaki her zenginlerin çoğu memur mu? Değil. Memurların çoğu da zengin de olamaz.

  129. 54:41

    Doğru memurluk yaparsa, doğru memurluk, rüşvet, müşvet katıştırmazsa zengin de olamaz yani maaşa talimat. Ama bu nedir? Allah sana bir imkan verdiyse Bir imkan verdiyse, önce akrabanı gözet demektir. O imkandan yararlandır. Gayrimeşru yararlandırma, rüşvet, bilmem ne, adam kayırma, liyakatsiz, ehliyetsiz atama, bunlar haram, küllün.

  130. 55:03

    Onu konuşmuyorum. E şimdi sen ne yapıyorsun? Sen diyorsun ki, arkadaş telefon numaramı hemen değiştireyim. Kimse bana ulaşamaz. Çünkü neden? Ben şimdi bir yere geldim. Onun bir isteği olur, bunun bir bilmem nesi olur. Onu da turafıya at. Benim biraz durumum değişti. Ben şimdi arabamı değiştireceğim.

  131. 55:20

    Evimi değiştireceğim, bilmem ne. Evet zaten bizim mahallede, bizimle beraber, fena. E şimdi adam bakacak, aa bu bizim mahalleden taşındı. Arabanı yolda görecek, bilmem ne. Ooo 3 milyonluk araba, 5 milyonluk araba var. Evet şey yoktu. Ondan sonra ne yapacak? E tabii ki zengin olanlar da birileri bir şeyler isteyecek.

  132. 55:40

    Yani akrabadan, uzaklardan bile geliyor istiyor. Yabancı yetikat, yabancı istiyor yani. İsteyecek ağabey. İsteyecek. İnnallâhi ve minel yârasenâ. Allah kuluna verdiği nimetin eserini kulunun üzerinde görmek ister. Zenginsen de, sen de biraz zengin olduğuna göre giyineceksin.

  133. 55:58

    Şimdi öyle bir hacı amcalar vardı. Gelirlerdi, Hurşit Efendi rahmetli, çok güzel bir şey giyiniyor. Zengin de değildi. Ama infak ederdi kendi bütçesine göre. Bodrum'da oturuyordu, iki göz odada oturuyordu. Ama temiz giyinir, şey yapar.

  134. 56:12

    Şimdi bazı zenginler var, 40 tane adamın dairesi var. Hurşit Efendi bir dairesi vardı, iki göz Bodrum'un dibindeydi. Yediriyordu, içiriyordu bizi biz çocukluk falan. Fakirlere iftar veriyordu, bir şeyler yapıyordu. Kendine göre anı buna bir kazan kaynattırıyordu yani.

  135. 56:25

    Şimdi öbür türlü bir hacı amcalar vardı orada. Geliyordu camide biz çocukluğumuzdan. Cemaat içine geçtiği için. 40 tane dairesi var zeytinburnuda falan. Adam geliyor, ya arkadaş bir şey giyinmiş falan. Yani sadaka vereceğin gelir. Sadaka vereceğin gelir, tipten. Bir defa tipten, niye giyinmiyor?

  136. 56:43

    Yani çok güzel giyin, lüks giyin, bilmem ne kumaşının metresi bin dolar olsun demedik. Ama yani bir çekidir. Niye? Pecmurde kılık kıyafetten giyiniyorum. Halbuki Allah diyor ki, kuluma verdiğim nimetin eserini üzerinde görmek isterim. Bunu niye yapmıyor? Çünkü biri gelip zengin tipli görmesin. Benden bir şey istemiyor.

  137. 57:03

    Hurşit Efendi onları bilirdi, tanıdı. Yahu derdi, o tabii yaşlı olduğu için herkesten biraz da ismilerini de hitap ederdi. Hasan Efendi, Hüseyin Efendi falan. Ne derdi ya? Kölen sana sadaka vermeye kalkacak derdi. Halbuki hepsini bunların katlarsın, yedirirsin, içirirsin derdi. Biraz tipine şekline dek, biraz da güzel giy de biri de gelsin bir yardım istesin derdi.

  138. 57:25

    Bir laf sokardı yani. Bu bir zihniyet meselesi. Kimse benden bir şey istemesin tavrına takındığın zaman, bazısı tabii onun için arabasını da değiştirmez. Bazısı onun için evini de değiştirmez. Bazısı da evi, arabayı değiştirir. Ulan para var, yiyemiyoruz ya. Kuzen baktı, teyzen bir şey diyecek, halam bir şey diyecek.

  139. 57:48

    Köylü kafası zihniyeti. Bu sefer, ulan parayı niye şey ettik, yiyemiyoruz. O zaman tamam, o zaman mahalleyi değiştir. Telefonu değiştir. Bazısı, affedersiniz hanımı da değiştiriyor tabii parayı bulunca falan. Ondan sonra işte Allah da kör ediyor, sual ediyor. Laneti boyluyor. Çünkü yine de akraban bana ulaşamasın.

  140. 58:10

    Kimse benden bir şey isteyemesin. bir şey isteyemezsin. Ben de vermek zorunda kalmayayım. Ben de bunlarla uğraşmayayım. Ben şimdi bir seviyeye çıktım. Ben beyaz Türk oldum. Bunlar kaldı esmer Türk, siyah Türk. Ben şeye girdim. Şerh sosyeteye girdim. Bir anda Bir anda, dağdaki çobanlardan koyun gütmek kadar iyi bir meslek yok.

  141. 58:37

    Bütün peygamberler çobanlık yapmıştır. Onu demiyorum. Yani dağdan çarıksız gelen, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyuruyor, kıyamet alameti. Dağdaki çobanlar şehre inecekler, binalarda gökdelen yarışında kaç kat, senin gökdelen kaç kat, benim gökdelen yarış yapacaklar. Kıyamete yakın olacaklar.

  142. 58:55

    Hepsi vaki olmuş, aynı ile meydana gelmiş. Dolayısıyla bu zihniyet ne yapıyor? Fakir fakir gördüğü en yakın akrabasından dahi kendini kenara çekip, onlardan ayrı bir sınıf oluşturuyor. Ve böylece de Allah'ın lanetine çarpılıyor. Çünkü akrabasını aramıyor, sormuyor. Yani vakit doldu. Ayet kelimelerden de bazı ayetler kaldı.

  143. 59:20

    Vakit doldu derken, bana hastaneden vakit doldu demiyorlar ama, ona göre nefes, ona göre ilaçlar, antibiyotikler var vs. Allah hepinizden razı olsun. Sıla-i Rahm'i yerine getiren bahtiyarlara ilhak eylesin. Ve Sıla-i Rahm'i kesip lanete çarpılanlardan olmaktan muhafaza eylesin. Amin.

  144. 59:43

    Şimdi dua kabul saatimiz var. Her cuma günü İstanbul vaktiyle akşam namazında bir saat kala. 18-13 Ben yine hastanede oluyorum. hastanede oluyorum, yani Allah'a aleyhüm, Cuma'ya çıkamam ama ben dua kabusatı, dua bana da lazım, evrad-ı ba'ye okuyorum biliyorsunuz, veyahut da işte zikirler okuyorum, zikirler okuyorum, sohbet yapmıyoruz.

  145. 59:59

    Siz de amin diyorsunuz, dünyanın neresinden. 18-13 itibariyle ben burada hastane yatağımdan yapacağım dua kabusatı yapacağım. makam-ı saatindeki okumalarımızı, bir saatlik okumalarımız var. Ker suresi vs. videolarımızı okuyacağız. Lale Güldürgü, Lale Gül efendim, YouTube kanalımızdan canlı yayınlanıyor.

  146. 1:00:16

    kütüp kanalımızdan canlı yayınlanıyor. O bizim devam ettiğimiz şeyimiz. O bizim devam ettiğimiz şeyimiz, onu da bırakmayacağız. Onu da bırakmayacağız. İnşâAllah siz bize, biz de dua edeceğiz. Allah Teâlâ şifalar, devalar, ihsan etsin. Amin. Sübhane Rabbiyel âlil âlel ve amin. Lâ ilahe illâhe ve sellem.

  147. 1:00:31

    Muhammedin ve alâ alihi ve sellem. Ya Arhamme r-Rahim. günahlarını mağfiret eyle. Boyunlarını cehennemden azade eyle. Ne hayırlı muratlar varsa ikram eyle. Şerlerden emin eyle. Ya Rabbi gaziye yardım eyle. Ya Rabbi Filistin'e yardım eyle. Ya Rabbi. Ya Rabbi gaziye halkı artık sürünmeye gidiyorlar. Ama o arada zulüm arşa dayandı.

  148. 1:00:54

    Ve Metânasullah, Allah'ın yardımı ne zaman gelecek, nerede kaldı diye Müslümanlar bas bas bağırıyorlar. Elâ enne nesallâhi garîb. Âgâh olun. Allah'ın yardımı çok yakında gelecek. Müjdesine sırrı namazı har eyle ya Rabbi. Bir an önce bu beladan ümmeti kurtar ya Rabbi. Ya Rabbi İslam alemine birliktirlik.

  149. 1:01:14

    Hükümetimize, devletimize. Ya Rabbi İslam aleminin başını çekmesini gazilerin yardım hususunda ve devlet bahçeli büyüğümüzün de bugün de dediği gibi mutlaka durdurulacak. Mutlaka Kudüs düşürülmeyecek. Tayyip Bey'imizin de buyurduğu gibi bizim İsrail'in bu yayılmacılığını durduracak gücümüz var. Ya Rabbi.

  150. 1:01:37

    Ya Rabbi. Bu sözleri boşa çıkartma ya Rabbi. Boşa çıkartma ya Rabbi. Bir an önce bütün Müslüman vatandaşları, Müslüman olan ülkelerin, Müslüman devlet başkanlarının bir arada toplaşması, yeniden gazi kurtarma mücadelesine girmelerini, o günleri görmeyi bize de göster. Ya Rabbena nasip eyle. Amin. Allahümme salli ve sellim ve barik alâ seyyidina Muhammedin

  151. 1:02:03

    Nebiyyil Ümmiyyil Habibil Âlil ve Kadiril Azimil Cahil ve alâ alihi ve sahbihi ve sellim. Amin. Ya Rabbena. Gazze'nin, Filistin'in kurtuluşu için, İslam ülkelerinin, devletlerinin, milletlerinin birleşmesi için, devletimizin, hükümetimizin bu işte çok muvaffak olması, muhafaza olması için. El Fatiha.