28:45 / 2:29:24

  1. 00:00

    Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillâh İllezi hedânâ lihâzâ. Vemâ künnâ nehtediyel evlân hedânullâh. Vemâ tevfîkî mu'ad sâmi illâ billâhi. Vekat câet rûsûlu Rabbinâ bilhâk. Sallû alâ rûsûlunâ Muhammed. Sallû alâ tabîbü kulûbunâ Muhammed. Sallâ alâ seyyidunâ Muhammed. Sallû alâ şübhî uydulûbunâ Muhammed.

  2. 00:27

    Euzubillahimineşşeytanirracim. Euzubillahimineşşeytanirracim. Sebbetullahü'l-lezîn âmenû bil-qavl-i'l-seâbet fi'l-hayâti'l-dunyâ ve fi'l-âkirâh. Ve yuddillullâhu'l-zâlimîne ve yef'alullâhu mâ yeşâ. Sadakallâhu'l-azîm. Allahümme enfe'annâ bil-Kur'ân-ı'l-azîm'e barik lennâ fîhî. Velhamdülillâhi Rabbil-âlemîne istaghfirullâhi l-hayyi'l-qayyûm.

  3. 01:00

    Hassantukum bil-hayyi'l-qayyûm illâ zîlâ mûc ebedâ. Ve defâtu ânkumus-sû-ev lâ havle velâ kuvvete illâ bilâ il-aliyyul-azîm. Allah-u Teala verdiği fırsatları ganimet bilen vakitlerini, dakikalarını Allah'a taahhüt ve hizmet yolunda geçiren bahtiyar kullarına ilhak eylesin. Amin. Cümlemize bu yolda devam, sebat, istikamet, azim, gayret, ciddiyet

  4. 01:32

    ve şevk ve iştiyaklar nasip eylesin. Amin. Usanmaktan, gevşemekten muhafaza eylesin. Amin ya Rabbi. Ben yani kırk sene evvel hangi istek ve arzu üzereysem bu sohbet ve cemaat işinde şimdi aynı istek üzereyim ve daha da artmış durumdayım elhamdülillah. Siz nasılsınız bilmiyorum. Geldiğinize göre aynısınız ama çoğu gelemeyenler aynı değil.

  5. 01:57

    çoğu E kimisi yaşlandılar, kimisi hastalar. Ben de tabi genç başladığım için çok insanlar ahirete gidiyorlar bu arada. Efendim kardeşlerimiz, arkadaşlarımızdan bizi de mahzun ediyorlar ama tabi ki yolculuk devam ediyor. Allah Teala bizlere de iman selametiyle çene kapamak nasip eylesin. İnşallah işte demin toplantı yaptık biraz ondan geciktik.

  6. 02:28

    Aşağı imariyle ilgili inşallah. Size bunun kaç katı yerler nasip olacak inşallah. Kaç katı abdestler, temiz abdestler. Temiz abdest yerleri. Efendim insanların önüne çıkmadan, sokakta rahatsızlık vermeden avlu bile çıkacak inşallah. Yani siz biraz tüttürmeden de duramayanlar var aralar. Tüttürüyorlar adamlar.

  7. 02:50

    Ne yapacak? Bacasız sanayi olmuyor tabii ki. Ama Allah bıraktırsın tüttürenlere de ama yani oluyor bazı gece uzuyor. Gece kalacağız, tesbih namazı kılacağız. İnşallah kandil geceleri itikaf yapacağız. Ama işte yer sorun yani insanları rahatsız ediyoruz diye ben de çok duramıyorum burada yani. O bakımdan rahat olursak inşallah çok hizmet yapacağız.

  8. 03:15

    önümüzdeki günlerde açıklamalar yapılır size, onun toplantılarını yaptık. İşler yolunda elhamdülillah. Yani burada bir büyük bir merkez olacak inşallah. Allah hepinizden razı olsun. Şimdi Cübbeli Hoca'yı dinle. Etiketiyle Twitter'daymışık. Dinleyicilerden rica ediyoruz, rica etmiyoruz. Allah rızası için emrediyoruz.

  9. 03:39

    Ne ricası ya? Para mı istiyoruz? Rica etmiyoruz, emrediyoruz. Müslümanlar Allah için herkes Twitter resmi sayfadan atılan Twitter'ı RT mi yapacak, RT mi yapacak? Ne diyor ona RT mi? efendim yapıp paylaşın diyor. Neymiş etiketimiz? Cübbeli hocayı dinle, her hafta bir şey bulacağız inşâAllah. Cübbeli hocayı dinle, dinlemezsen yanarsın yani.

  10. 04:05

    Cübbeli hoca da kendini dinlesin. O da amel ederse yaşar, amel etmezse yanar. Herkes haddini bilecek. Konuşan Mevla, vaiz Mevla'dan âyet, hadis ortada. Naslar değişmez. Onun için bu bir defa Twitter şeyiniz yoksa eğer bu işlerde merağınız varsa yani ben mesela benim yok, ben beceremiyorum. Becerebiliyorsa sırf bu hizmetlerin tebliğin artması için Açın.

  11. 04:34

    Açın, bu hizmete katılın. Yok hazırınızda varsa zaten bizim resmi adresimizden efendim Cübbel Hoca'nın etiketini paylaşın. açın. Bunu söylüyoruz. Ondan sonra Şehit Kaymakamımız Fatih, Safi Türk Şehidimize rahmetler, niyaz ederek başlayalım. Allah Teâlâ kabrin nuru eylesin. Derecesini âli eylesin. Ne kadar temiz, düzgün bir ailenin yavrusu babası Asım Efendi, Hoca Efendi,

  12. 05:18

    Efendi Hazretlerimize bağlı bir mübarek zat efendim. Zaten belli, ben belki tanıyorum. Eski ben Adapazarı'na çok gidiyordum tabii. O zaman her ay iki kere gidiyordum da. Arifiye bölgesi. Onlar hep gelirlerdi. Belki mutlaka buluştuklarımız vardır ama tabii çıkaramıyorum. Ama hemen sakalından hemen anladım.

  13. 05:41

    Haberlerde görü görmez, değil mi? Sakal, sima belli ki Efendi Hazretlerimizin efendim adamlarından olduğu anlaşılıyor. Yani insanlar yani Efendi Hazretlerimizin derken mesele ehli sünnet kimliğinde. Bir de zahiren de sünnete ittiba var.

  14. 06:01

    Şimdi itikadı düzgün olur, kılığı, tipi uygun olmaz. Tam ehli sünnet kılığında mübarek zat. Tabii bu şehitlik de herkese nasip olmuyor. Şehit babası olmak da herkese nasip olmuyor. Yani ben inanıyorum Doğu'da veyahut da neyse buralarda da oluyor da Allah muhafaza buyursun ama kaderdir işte şehitlik Mevla nasip ediyor.

  15. 06:26

    Bazı kullarına askerlerden ve polislerden. Hakikaten bakıyorum da yani haberlerden gördüğüm kadarıyla, anladığım kadarıyla hep ehli sünnet itikadına mensup insanlar ve aileler rastlıyor. Bu denk mi geliyor? Denk gelmiyor. Çünkü şehitlik mübarek bir makam ve mertebe Allah Teâlâ herkese reva görmüyor.

  16. 06:50

    Onun için dostlarına nasip ediyor. Allah Teâlâ hepsine bugüne kadar bu vatan için mücadele verirken cihat ederken şehit olan asker polislerimize ve görevlilerimize işte kaymakam efendiye, hasaten Muhammed Fatih Efendi kardeşimize garkay garik rahmetler eyleye, kabirlerini nur eyleye, derecelerini âli eyleye, seyyatlarını mahve eyleye, hasenata tebdil eyleye,

  17. 07:25

    geride bıraktıkları ailelerine sabr-ı cemil, cezasız, feryatsız, rıza üzere teslimiyet içerisinde güzel sabırlar ve ecr-i cezil, azim, büyük ecrler, tevaplar, mükafatlar sabırları sahasında ve rızaları mukabilinde ve yavrularına da, zürriyetlerine de kıyamete kadar devam ettikçe ocaklarını Allah Teâlâ Kur'an sünnet merkezinde, el-sünnet itikadıyla müşerref eyleye.

  18. 07:54

    Amin ve cennette sevdikleriyle cem aileye amin. Ruhu için kaymakam Muhammed Fatih Efendi kardeşimizin eee aziz ruhuna hediye olmak üzere buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü La ilahe illallah Muhammedun Resulullah fikulli lemhetin ve nefesin adedemâ se'ehu ilmullah Allah Allah Celle Celaluhu Ya Rab hediyelerimizi vasıl eyle.

  19. 08:35

    Mahşer sabahına kadar kabrinde bu nurları ipka eyle. Kabir şiddetlerinden, dehşetlerinden muhafaza eyle. Ya Rabbel Alemin ve Ya Hayrol Nasirin ve Ya Hayrol Fatihin. Amin. Bundan sonra bu hafta yine Hafız İsmail Efendi hocamız İsmail Ahmetoğlu Hoca Efendi vefat etti. O mübarek 80'i geçmişti herhal. Ben bilmiyorum belki de 90'da vardır.

  20. 09:04

    He? 90'da geçmiş olabilir. Çok mübarek bir zat idi, veliydi. Salih idi, veliydi. Şimdi sağlığında niye demedin diyorsunuz? Hani gidelim bulalım onu. E şimdi sağlığında desek adamı da meşgul edersiniz. Siz evliyayı da bozarsınız he? Ben doğruyu konuşurum yani. Onun için bazı Allah dostları gizli kalır.

  21. 09:30

    Efendi Hazretlerinin yetiştirdiği adamlarda çok veliler vardır. Bunların çoğu da gizlidir. Böyle ortada olup, önde olup, vitrinde olanlar benim gibilerden dikkatli olun yani. Sakının yani. Doğru dediğini alın, amel edin. Yaptıklarını idare edin işte böyle. Allah affetsin diye dua edeyim. Vitrindekiler çok salih zatlar, çok vitrinde olmuyorlar.

  22. 09:57

    Biz de mecburen artık vitrinden kalkamıyoruz. Koydular bizi oraya, bırakmıyorlar bizi. Artık çaremiz Allah'a kalmış. Bizim için istiğfar edin. Ama mecburuz, vazifedir. Ben de artık burada kendimi de harcıyorsak da harcıyoruz. Ümmet kurtulsun meselesi. Kendimizi de zayi ettik, epey ettik yani. Maddi manevi ettik yani.

  23. 10:17

    Ne yapalım artık? Dönüşü olmayan bir yol. mecburuz, bir şeyler anlatacağız yani. Ama veliler, salihler, gizli.. yani İsmail Efendi hocamız, şimdi hadis-i şerifte öyle buyuruyor. Allah'ın öyle dostları var, kaybolsalar aranmazlar.

  24. 10:34

    Şimdi ben kaybolsam arayanım çok olur. Niye? E kim kavga edecek milletle daha, patır kütür? Gürültü kesildi yani diyecek, ulan bu gürültü niye kesildi? Ha kiminiz diyorsunuz Hakk'ın sesi, kiminiz diyorsunuz nefsin sesi, hepiniz bir şey konuşuyorsunuz. Mevla bilir benim niçin konuştuğumu da, hesabımı oraya Mevla verecek.

  25. 10:55

    Ama şimdi ben kaybolsam bir, bir sessizlik olur. Niye sessizlik oldu dersiniz değil mi? Çünkü gürültüye alıştınız biliyor musun? Sizi şimdi köye götürsek iki gün duramazsın. Niye? Şehrin gürültüsü, zurna, mırna lazım. Korna çalmıyor falan. Huzursuz olursunuz yani. Ama şimdi İsmail Efendi vefat etti, kimse cemaatten arayan soran olur mu?

  26. 11:16

    İsmail Efendi nerede falan? Olmaz. Çünkü öyle dostlar var ki diyor, kaybolsalar aranmazlar. İsteseler verilmezler. Kız isteseler bile geri çevrilirler. Fakir hakir görülebilirler. Yani İsmail Efendi hocamıza bunun kaybolsa aranmaz tarafı tutuyor tabi de. Hepsine bir sıfat tutabilir. Böyle dostlar var.

  27. 11:40

    İşte o mübareklerden biridir diye ben hüsnü zannediyorum. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem öyle buyurdu. Yani kimse hakkında kesin cennetlik, veli-i salih hükmü veremeyiz. Ancak ne diyebiliriz? Sünnet-i seniyye-i sahihaya göre ahzibu hakeza. Ben öyle düşünüyorum, zannediyorum. Ve lâ uzekke âlellâhe de.

  28. 12:03

    Allah'a karşı kimseyi temize çıkaramam. Yani Allah'a diyemem ki, Ya Rabbi bu çok mübarek kul ha, bunu ona göre muamele et. Allah ga'illâmul huyûb'dür. Celle celâluh. Onun için ben kimseyi Allah'a karşı tezkiye yapamam ama ben böyle düşünüyorum. Ya Rabbi hüsnü zandığıma göre muamele eyle. Dersiniz. Birbirinizden sevdiğiniz kimseler hakkında.

  29. 12:26

    Çünkü öbür türlü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yani çocuk vefat etti cennetlik diye. Âişe annemiz Rusfûru minâ safiril cenne ya cennet güvercinlerinden bir güvercin gitti. Deyince, Ey Âişe sen de ne fuzuli konuşuyorsun dedi. Yani ne biliyorsun cennet güvercini falan, hemen hüküm vermedi. Allah Allah.

  30. 12:50

    Şimdi bu hadis hakkında şârihler çok detaya girmişler. E diyorlar, nasıl oldu çocuk zaten günahsızdır, niye böyle buyurdu? Fakat bazı şârihler, ulema diyorlar ki, muhaddisler, diyorlar ki, yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem o zaman çocukların cennete gideceği bir vahiy edilmemişti. Çünkü vahiyler, zamanın içerisinde geldi.

  31. 13:11

    Vahiy edilmediğinden orada hükmü kesinleştirme demek istedi. Çünkü çocuk günahsızdır. Ama sonraki hadis-i şeriflerde tabii günahsız oldukları, cennet ehli oldukları, hatta müşriklerin çocukları bile buluğa ermeden ölürlerse müşriklerin tıfilleri, buluğa ermemiş ölenleri cennet ehlinin kademesidir. Yani cennette hizmetçi olsa, cennette hizmetçilik, dünyada krallıktan üstündür.

  32. 13:45

    Ben tercih ederim şahsen de beni kim edecek öyle? Ondan sonra hiç olmazsa garantisi var. Fakat tabii o sonra vahiy edilmiştir sallallahu aleyhi ve sellem. Ama yani garanti konuşmaların iyi olmadığına delalet ediyor bu hadis-i şerif ve daha da önemli bir hadis-i şerif var. O da sahabe-i kiramdan bir zat vefat etti.

  33. 14:09

    Hatta harpte şehit olduğunu hatırlıyorum yani şeyden. Hadis-i şerifi öyle hatırladım. Yani harpte şehit oldu. Yine diğer arkadaşları mubarek olsun şehadeti, cennet ona asan olsun dediler. Sallallahu aleyhi ve sellem hemen müdahale et.

  34. 14:38

    Birkaç kere söylemişim bu hadis-i şerifi size. Yani ne biliyorsunuz hemen cennetlik oldu mübarek olsun. Belki de dünyasını ahiretine yaramayan boş laflar konuştu. Yani adam harpte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ordusunda bundan öte bir şey var mı ya? Peygamberin ordusu onun kadar üstün olamaz, Hiçbir peygamberin ordusu sahabesi de üstün olamaz.

  35. 15:03

    Orada şehit oldu zahiren. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem de şehit olmadı, buyurmadı. Hani mesela kuzman meselesi gibi değil. Kuzman'da ne buyurdu? Ben onu cehennemde görüyorum, buyurdu veya işte efendim, bir kadife parçası, ganimet malından aşırmış, o tutuşuyor üzerinde, buyurdu. Bir iki durum var, onlar münafık çıktı.

  36. 15:25

    Onları kastetmiyorum yani burada. Bu ayrı bir konu. Burada buyurduğu şudur ki Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, yani kesin hüküm vermeyin, ola ki mâlâ yani bir şey konuşmuştur. Şimdi bizim mâlâ yani konuşmayanımız var mı? He? İlla vardır, Evliyaullah vardır dünyada da ben ya normal ortalama bir müslümanlar konuşuyorum ben, benim de aralarında olduğumuz.

  37. 15:52

    Yani mâlâ yani konuşmayanımız var mı? Yok. Bu şehit olmayı bile engelleyecek bir durummuş, görüyor musun? Ne biliyorsun, buyurdu. Ma yüdriyke, sana ne bildirdi şehittir? Ha şehit değil, buyurmadı ama. Yani orada ne yapıyor? Böyle herkes Allah adına kalkıp ahkam kesmesin meselesi. Belki de fuzuli bir laf etti ya da bir vermesi gereken bir

  38. 16:22

    kayırda, infakta, hasenede veya sadakada veya bakması gereken bir anne babası veya yakını sılay rahimle ilgili vs. vermesi gereken bir yerde efendim ne yaptı? Cimrilik yapmış olabilir. O cimrilik de ne yapar? Onun şehadetini engelleyebilir. O düşün, belki böyle şeyler olmuştur, hani kesin hüküm vermeyin, buyurdu.

  39. 16:47

    Bu itibarla yani kimse hakkında kesin konuşmuyorum ama İsmail Hoca Efendi hakikaten benim gördüğüm çok sene beraber oldu. Efendi Hazretleri'nin her pazar sabahı, Khatm-i Şerif namazdan evvel olurdu. Çünkü Aşr-ı Şerif okunacak. Başka zaman yani namazdan sonra olsa da pazar sabahları önce olurdu. Çünkü peşine Aşr-ı Şerif okunurdu.

  40. 17:11

    Aşr-ı Şerif'i illa ona okuturdu. Yani dünya kadar hafız gelse misafir, kurrağa gelir, efendinin orası kalır mı? Efendi varken kaynıyordu. E bir de çok misafir gelirdi pazar sabahları. Cumartesten gelirlerdi, gece kalırlardı. Dünyanın her tarafından. Fakat illa ki pazar sabahı, Khatm-i Şerif'ten sonra bir Aşr-ı Şerif oku dendiği zaman, yani hafıza normalde işte bizim

  41. 17:36

    taşları dağıtan Arif Efendi olsun, Rahmetullahi Aleyh, onun da kabri nuru olsun, mübarek bir zattı taşları dağıtan. Veyahut da işte ondan sonra kim taş dağıtıyorsa işte birine bakardı böyle, mesela hafızlardan veya biri ona işaret ederdi, bu hafızdır, misafir gelmiş falan, o da ona derdi ki Aşr oku.

  42. 17:55

    Rastgele biri okurdu. Ama pazar sabahı olursa, çünkü pazar sabahının okunan Aşr-ı neyin şeyini teşkil ediyor? Efendi Hazretlerimizin pazar sabahı cemaata yapacağı sohbeti teşkil ediyor. Çünkü Efendi Hazretleri ders orada önceden tertip etmezdi. Okunan Aşr-ı Şerif'i Mevla münasip gördü cemaata. Onun için oradan mana verirdi.

  43. 18:14

    Tabii oradan çok tafsilata girerdi. Ayrı dava bir ayetten bin ayete geçerdi. Ama Aşr-ı Şerif ana tema dersin sohbeti o Aşr-ı Şerif'ten yapılacak. Onun için pazar sabahı kimseye ne yapmazdılar? Taşçılar. Taş derken ellere dağıtılıyor ya, taş diyoruz ona ama esasen şey, lüle taşı şeyden. Taş ama bak lüle taşı, yine taş oldu yani de lüle taşı bilir misiniz?

  44. 18:42

    Eskişehir'i bilir misiniz Eskişehir'i? He? Ha Eskişehir'de lüle taşı diye bir bembeyaz taş çıkar. Böyle çok hafiftir, o kadar hafif, kuş gibi. Anladın mı? Kat-ı Şerif'ten evvel onlar dağıtır, sayıyı muhafaza için. Şimdi bu salat-ı tefriciye ile salat-ı tüncina'yı yazdım. Bitirdim, baskıya verdim elhamdülillah.

  45. 19:04

    Mevlid'de adam var ya, Rebûl Evel geldi adam için. Onu kavuşturabildim. Yine 190 sayfa oldu. Tefriciye ile tüncina, çok yanlış okuyorsunuz. Sayıları hayat etmiyorsunuz, adabını bilmiyorsunuz. Ondan sonra tefriciye okuduk, tutmadı. Tüncina okuduk, düzelmedi. Milletin gözü açılmış. Öbürü kanserden iyileşmiş.

  46. 19:24

    Geçmiş kitaplarda efendim İzmir-Yunan işgalinden tefriciye ile kurtulmuş. Meşayih yazıyor, kaynak verdim. Millet de zannediyor ki, bilmem kim kurtardı. Ne bilmem kim kurtardı? Tefriciye ile kurtuldu. Anladın mı sen? Şimdi kardeşim say yer ya ayet. Edepler, usul, adab, tefriciye ile tüncina da çok havas var.

  47. 19:51

    Yani onları bir anam şeyim vardı, iskeletim vardı, üstüne bina yaptım. Bastım inşâAllah bundan sonra Allah bundan sonra tefriciye ateş gibidir. Yangını yaktın, anında tefriciye okundu, o işin olmaması mümkündü. E daha demek ki Suriye'nin kurtulmasına bir tefriciye tutturamamışız yani. Kimse kusura bakmasın.

  48. 20:10

    Bu kadar mübarek insan var diyoruz ama bu Suriye'de ne oldu böyle hâlâ düzelmiyor? Irak öyle, sünnet bitti bitiyor yahu. Şahı mahvetti. Bir tefriciyeyi doğru dürüst yapamadık. İnşâAllah yapacağız. Ama evvela ilim. İlim, ilim. Yani usul, adab بِتَضْيِعِهِمُ الْعُصُولُ diyor. Allah kusura bakmasın. Vesaire usul tıkıççılar.

  49. 20:40

    Yani insanlar isteklerine kavuşmaktan mahrum oluyorlarsa niçin mahrum oluyorlar? Usul ve adabına riayeti zayi' ettikleri için. Tefriciye.. Herkes meşhur, kurslarda hemen dağıtırlar falan filan. 10 ben alayım, 50 ben alayım, 100 ben alayım falan filan. 4444 tamamlandı hesabı. Ama iş olmadı. Halbuki ateş gibi olması lazımdı.

  50. 21:05

    Edebe rahatsızlık var, huzursuzluk var, ihlassızlık var, manayı düşünmemek var, varoğlu var. Gaflet var, bir şey var yani. Onun için az kimselerle hani biz 40 kişiyiz, birbirini biliriz hesabı kişilerle yapılabilirse bir şey ateş gibi sirat eder. Salat-ı Tefriciye'nin bir adı da Salat-ı Nariye'dir. Nar ateş demek.

  51. 21:26

    Niye nariye? Evliyalılar yapıyorlarmış, ihvana bölüştürüyorlarmış. Ateş gibi anında bitiyormuş o iş. Niye bizim iş biz bitmiyor ya? Yani ilime de bakmıyoruz ha, işi biraz adete döktük yani. Olmaz. Şimdi o 60 şerif taşları dediğimi anladın? Sayıya riayet için yani. 500 kere Vahavle-i Şerif okunacak her ilanda 100 kere oluyor ya.

  52. 21:51

    E şimdi 101 olsa sayının sırrı kaçtı. 99 kalsa anahtarın dişi eksik oldu, kapıyı açmaz. Onları hep yazdım. Kaynaklarıyla yazdım. O işte 60 şerif taşları o sayıya riayet için dağıtılıyor. Bir tane Hacı Efendi gelmişti, yaşlılardan. E ne yaptılar öyle? Efendinin yanına o da oturuyor. Mübarek o da onu şey zannetmiş.

  53. 22:15

    Ne zannetmişti? Beyaz ya. Bademmiş, şeker zaten. Attı ağzına. Mübarek adam, ben sana dedim ne yaptın yahu? Efendi anlamadı ona, bir baktı. Ağzına bir şeyler yapıyor. Ondan sonra, bak işte böyle şeker gibi de mübarek zikir aletleri. Onun için hürmet edilecek. İşte okunurken yüksekte tutulacak. Okunmazken elin aşağıda olabilir.

  54. 22:37

    Tesbih de öyle. Çekilmezken elin aşağıda olabilir. Ama çekilirken mutlaka göğüs rızasına, kalp rızasına veya işte göbekten yukarı en azından ha. Ona riayet edilecek falan filan. İşte onun için o taşları dağıtan, derken yanlış anlamayın ne taşı, ne oluyor falan diye. Milletin kafasına atmıyoruz taşları.

  55. 22:58

    Zikir yani şey, lüle taşı deniyor ona. Çok hafif, kuş gibi bir taştır o. Kuş gibi. Böyle elinde var mı yok mu anlamaz. Ama adı taş yani, lüle taşı da. Onun için 60 şerif taşı diyoruz ona. Efendim, o kadar hafız gelse diyelim 60 şerif bitti. Taşlar toplanır geri. Taşlar toplanır, yani işte aşırı okur.

  56. 23:18

    Pazar sabahı felancaya aşırı oku diye bazı kere cemaat kalabalık olur. Bağırırdı. Arif Efendi şeyden yani, sesli bağırırdı ki adam duysun da okusun diye yani. Ama pazar sabahı hiç sese lüzum var mı? Yok, kim okur? Mutlaka İsmail Efendi okur. Çünkü öbür hafızların bildikleri bir yer var. Veyahut üç yer var veya beş yer var.

  57. 23:43

    Hani insan içinde okuyacağı zaman kendine güvendiği yerler, anlıyor musun? Adam hafız da olsa her yerden aşıra giremez. Girer de çıkamaz yani, öyle de durumlar olabilir. Bu sefer ne yapar? Belirli aşırıları vardır hafızların. Hatta biz böyle çocukken tabii çok matraklığı da severiz yani. Beş sene evvel gelir, beş sene sonra gelir aynı aşırı okur.

  58. 24:04

    Biz onu da unutmazdık yani. Mübarek adam bir aşırı daha ilave etmemiş derdik yani. Onun için sabit okur. Efendi Hazretleri de ne ister? Sabit bildiği bir yerden okumasın. Neden? Bu cemaate Mevla nereyi vaaz ettirmek istiyor? Nereyi münasip gördü? O çıksın meydana. Onun için İsmail Efendi'ye ne yapar?

  59. 24:25

    daha o aşırı oku denene kadar hiçbir şey düşünmez. Bu da zor iş ha. Her hafızın yapacağı iş değil. O anda bir yerden okur ama Kur'an her yerine denk gelir yani. Ama o anda aklına gelecek. Biraz evvel hesap yapmayacak nereye okuyayım diye. Mevzu oradan çıkıyor. Onun için Rahmetullahi Aleyh öyle meşhur olmuş idi.

  60. 24:49

    Tevk-i Cihafer Camisi'nde imam oldu. İşte başka yerden geldi oraya tayin herhalde. Çok eski zaman, 80'li yıllar ama ben hatırladım Trakya tarafından. hatırladım, Trakya tarafındaydı zannetersem. Oralardan geldi oraya, Tevk-i Ciğafer'de zaten ancak tamir edilmişti cami. İsmet Baba'nın tam karşısıdır.

  61. 25:07

    İsmet Baba Hazretlerimizin tekkenin tam karşısındaki caminin adı Tevk-i Ciğafer Camii Şerifi'dir. Haziresinde çok bir ulema evliya yatıyor derdi Efendimiz. Efendi Baba Hazretleri, yani Fatiha okumadan, yediye yapılmadan geçilmesin. Orada imam oldu. Sonra biz Recep hocalarla, Recep Hoca, Ömer Hoca, işte Mehmet Hoca, onlar o cemaatle biz İsmail Ağa'da ders okurduk.

  62. 25:31

    Efendi Hazretleri'nin emriyle. Sonra bazı sıkıntılar oldu falan. Tevk-i Ciğâfer'e indik. Onlar da medreseyi oraya taşıdılar. Çınaraltı'ndan evvel. Dediğim seksenler yani. Sonra Çınaraltı'na geçti medrese de. Tevk-i Ciğâfer'de biz bayağı kaldık yani. Ders okuduk, okuttuk. İtikaf yaptık. Gecelerce yattık.

  63. 25:56

    Onlar bayağı kaldılar. Recep Hoca Efendi kardeşlerimiz. Şimdi de hizmet ediyorlar. Allah hizmetlerini meşgul eylesin. Yani bizim şimdi Şalvalı, Cübbeli de medreseler de çoktur. Lakin bazıları Efendi Hazretleri'nin usulüne biraz katarlar. Bazıları da eksiltebilirler. Bazıları da siville gidip resim de çektirebilirler.

  64. 26:24

    Bazı medreselerin hocaları veya medreseler. Şimdi ben bunlardan endişeleniyorum. E çünkü bir adam kalkıp rekaib namazı kılacağına haram işle daha iyi derse bunun ehl-i sünnet olsa neye yarar? Bunu ehl-i bidat söylemez. Yani ehl-i sünnet bir adamsan ama öyle bir iş yapıyorsun ki ehl-i bidat yapmaz. E şimdi bununla teşriki mesai yapan Şalvalı, Cübbeli talebeler, mollalar,

  65. 26:53

    hocaların sorunu vardır. Ne sorunu vardır? Hadislere itikad sorunu vardır. Hadislere itikad sorunu nedir? Efendi Hazretlerimize göre Ruh-u Beyan'da ne varsa, Hunye'de ne varsa, Mektubat'ta ne varsa, Risale-i Kudse'de ne varsa bunlarınki çoğunun kaynaklarını yani çoğunun demeyeyim, bazılarını diyeyim, bazılarının kaynaklarını bulamayabilirsin sahilerde.

  66. 27:16

    Ama Efendi Hazretlerimize itikadı nedir? Meşayih hadis diyorsa hadistir. Onlar mutlaka Resulullah Efendimiz'den almışlardır. Belki de görüşmüşlerdir uyanıkken. Bizi alakadar etmez. Biz çünkü Gazali'ye güveniriz, Geylani'ye güveniriz. Bu itikadı ne yapar bu iş? Sıkıntıya sokmaya başlar. Yani Efendi Hazretlerine bağlı olup da itikadı bu noktada bozulursa

  67. 27:39

    yarın bundan bereket kalır mı? Kalmaz. Çünkü Efendi Hazretlerinin usulü Efendi'nin itikadına göre devam edenlerde bereket hasıl olur. Ve bereket devam eder. Bu itikadı değiştirenlerden bereket kalkar. Hele bir de Efendi Hazretlerine tazim etmeyen makamını ikrar etmeyen, mücedditliğini vs. İman şartı değil, ben bir şey demiyorum.

  68. 28:02

    Ama madem ihvanız, biz bu itikattayız. Bu itikatta olmayanlardan da ne yapmamız lazım? İcitinab etmemiz lazım. Neden? Muhabbetimize ehil değillerdir. İkide bir ne yaparlar? Arıza çıkarırlar. Öyle mi şimdi? Nurettin Hoca'yla biraz görüştük, ettik, dedik ki ehl-i sünnet, üst kimlik meselesi dedik falan.

  69. 28:24

    Aa, bir de baktık, İslamoğlu'na gitmiş. Yani arızalar oluyor yani. Şimdi biz burada Efendi'ye bağlı bir bir Recep Hoca gibi, bir Ömer Hoca gibi, Mehmet Hoca gibi anlayabiliyor muyum? Yani bizim bizim fakirle birlikte okumuşuz, müzakere etmişiz, ömrümüz öyle geçmiş. E şimdi onlara ben Allah'ın izniyle kefil olurum.

  70. 28:45

    Neden? Talebe giderse o talebede hadise inanmama diye bir sorun yaşanmaz. Bak kefil olur. Medreseye vereceksin, talebeye vereceksin. Ama şimdi onlar, Efendi Hazretleri'nin şeyini muhafaza ederler. Efendimiz'in şeyini muhafaza ederler. Sadece onlar mı? E sade onlar mı? Değil. Değil. Onlardan okuyan, okuyandan okuyan, okuyandan okuyan binlerce binlerce elhamdülillah dünyaya

  71. 29:04

    yayıldılar o kanat. Efendi Hazretleri beni orada Efendimiz dedi, beni orada otur dedi, buraya otur dedi, buraya okut dedi. okut dedi. Efendi emriyle, her şey Efendi emriyle. Konuş Efendi emriyle, otur Efendi emriyle, yaz Efendi emriyle. Okut Efendi emriyle. Yedi, sekiz yaştan beri kontrol içerisinde.

  72. 29:20

    E yani laf dinleme meselesi. Bereket itaattadır. Teslimiyettedir. Kendi kafasına daha iyi işler yapabilir, görünür ama bereketi kaçar. Ben şimdi diplomalara gitseydim okullara, bu bereket asla olmayacaktı. Efendi Hazretleri'nin sözü var. E ondan sonra Saadettin Hoca'dan okuyayım dedim. Okuduğun yeter dedi.

  73. 29:41

    Laf dinledik. Biz de ilim heveslisiydik ama belki bereketimiz kaçacaktı, ne olduğumuz belli değil. Okuduğun yeter dedi. Yani bazı yere de ilimdir diye de her yere de gönderiyor muydu? Göndermiyordu. Bu adam iyi hali mi? Bu adam iyi âlim, ehl-i sünnet, hoca, hacı falan. Çünkü neden? Ne diyorsunuz ona?

  74. 30:01

    Doku uyuşmazlığı, meşrep meselesi, ehl-i sünnet olabilir. Anladın mı? Zaten Hanefi, Şafii hep ehl-i sünnettir, o ayrılmaz. Mâcüz-i türî de, eşarî de ayrılmaz. Orada ihtilaf söylemiyorum. Ama doku uyuşmazlıkları oluyor. Onun için Efendi Hazretleri'nin usulünde devam edecek adam talebe çocuğu vereceği zaman da medreseyi de seçecek yani, öyle mi şimdi?

  75. 30:25

    Biz onlarla işte orada senelerce okuduk caminin içinde. Oradan sonra Tevk-i Câfer'e indik. Onlar zaten hoca oldular. Ondan sonra onlar çınar altına geçmişlerdi. Sonra yine geldiler. Yine Fatih de var, işte İsmail Han yanında varlar. Allah talebelerini, bütün bütün medreselerimizi, Efendi Hazretleri'nin usulü üzere devam etmeye muvaffak eylesin.

  76. 30:45

    Amin. Onlara da özel dua diyorum. E çünkü biliyorum ki Efendi Hazretleri şunu okuturdu, onu okuturlar. İlla ve bir şey kendi kafalarından katmazlar. Usulü bozmamak lazım değil mi? Demin ne dedik? Vusulden mahrum olanlar, usulü zayi ettiklerinden mahrum oldular. Efendi Hazretleri'nin neyi eksik? Haşa kella hafızlığında eksiklik var mı?

  77. 31:09

    Taliminde var mı? Kıraatında var mı? Arapçasında var mı? Tefsirinde var mı? Hadisinde var mı? Fıkhında var mı? Usulü fıkhında var mı? Tasavvufunda var mı? Yok. Niye biz buna şimdi ilave işler çıkaracağız? Niye onun inandıklarından eksik inanacağız? Niye onun okumadıklarından fazla bir şeyler talebeye okutacağız?

  78. 31:29

    Araştırmanın sonu yok. Efendi onu engellemedi. Ben de kırk tane kitap okuyorum Efendi Hazretleri, bana izin veriyordu ama tasavvuf usulündeki kitaplar sınırlıdır. Ama ayet, hadis, tefsir dolu, hepsine bakardık. Efendi Hazretleri zamanında daha otuz tefsir, yirmi tefsir, kırk tefsir açıyorduk yani değil mi?

  79. 31:47

    Beraber okunuyordu yani yazarken hepsinden istifade ediliyordu. Bunlar ayrı şeyler. Ama talebe yetişirken mayası düzgün olmalı, kafası karıştırılmamalı. Çok da meraklılık iyi değil. Yani İsmail Hoca bende orada da küçücük bir evi vardı, bir kat. Bir kat derken böyle hepten yere yakın böyle kulübe gibi.

  80. 32:11

    Orada senelerce kalır, sıralı ibadet eder, zikreder. Ondan sonra.. Sonra ben Ramazan'da hep Ümrelere giderdim evvelki seneler. Bu ara biraz birkaç sene nasip olmadım. İnşâAllah bu sene nasip olur. Sizi bırakamıyorum, sohbet yapayım size diye bu televizyon da kuruldu, başıma şey oldu ya. Diyorum televizyon var diye bir hizmet edeyim falan desin.

  81. 32:31

    Geçen seneyi hoş ezberlediğiniz yok, geçen seneyi dinlersiniz bu seneyine. Ben ne yapayım bir gideyim olmazsa. Ondan sonra efendim Ramazan'da giderim Ümre'ye şimdi. Bayramada kalırdım bazı kere, son on günlerde ekseri giderdim falan. Yahu izdihamlar Safa'da, Merve'de her yer izdiham zaten. Her sene bir bakarım İsmail Hoca oradan geliyor.

  82. 32:55

    Tek başına. Grubu yok. Arkadaşları yok. İşte dedim ya salihler, veliler sevmez gürültüleri. İki arkadaş dır dır dır Kabe'de bile dedikodu yani, hakikaten öyle. E keşke becerebilsek yalnız durmayı da işte ben biraz özürlü gibi bir adamım tabii. İlk muhtaç durumlarım var, hallerim oluyor. Ama da becerebilen ne âlâ tabii.

  83. 33:21

    Yahu mübarek adam ya. Hacca gidersin orada bir de bakarsın Arafat'ta geziniyor. Oraya gidersin orada, yaşlı da o zaman da yaşlı yani tabii. Benden belki 30 yaş fazla, 40 yaş fazla belki. Hiç ibadeti bırakmaz. Her Ramazan ya. Yani öyle görürdüm onu. Bazı kere görüşmek bile görüşemezsin kalabalıktan şeyden.

  84. 33:42

    Ya da dünya kelamı konuşmaz. Ciddi insanlar, salihler böyle gidiyorlar. Arkaya işte böcüğün gibi buraya işte böcüğün gibi şeyler, çöp çöpler, samanlar kalıyor. Hadis-i şerif öyle buyuruyor. Salihler, cemaat cemaat gidiyorlar. Salihler

  85. 34:02

    E ama Ama ne yapalım? Biz salihlerden olamadık zaten. Salihleri seviyoruz. Allah şefaatlerine nail eylesin. Hocamıza rahmet eylesin. Kabrinize nur eylesin. Gelemedim cenazesine. Öğlen namazı olunca zor oluyor. Geceleri uyanmıyorum. Sabahtan sonra derslerim oluyor. Öğlen namazı saatinde külçe gibi oluyorum.

  86. 34:21

    Ağır hasta oldum. Oluyorum işte benim. Yani niye gelmedi, niye etmedi diye düşünenler oluyor. Bak bugün biraz uyuyayım dedim öğlende. Yani bir iki saat uyuyayım dedim. Kuvvet olsun hani size sohbette falan. Uykuda az da yani ölüyordum. Kırka düşmüş haberim yok. Makinede şey olmuş. Ne onun adı? Ölçen makinesi, devamlı ölçen makinesi şey bitmiş.

  87. 34:44

    Ne diyoruz sonra işte? Sensör demişim. Sensörü bitmiş. Allah Allah! Uyandım öyle bir baktım. Bir ölçeyim dedim. Baktım esas öbürü elden ölçen dese kırk. kırk. Ulan bu nasıl kırk oluyor? Ben yaşıyorum kırkla. Dedim sohbet muhabbet yapamam bu akşam herhalde gidemem. Telefon edeyim de ben dedim yani. Yatıyorum aşağıya diyeyim dedim.

  88. 35:07

    Sonra hanım dedi sen şimdi iyileşirsin merak etme. Biraz şekerli bir şey verdi bana. Sen dedi akşam yine bağırırsın. çağrısı sen dedim, merak etme dedim ona. Yahu dedim, hiç ümidim yok, nefes alamıyorum dedim ya. Elhamdülillah geldim yine. Bir toplantı da varmış, onu da unutmuşum. Bir de toplantı çıktı, bu sefer erkenden kalkmaya çalışıyor, edyeklik gibi.

  89. 35:29

    Nefes alamıyorum. O vaziyet, kalktım geldim, ne yapayım? Aşağıda bir yer yapılsa, ev mi yapılıyor bana? Tapusu benim üzerimde mi? Kendi çoluk çocuğum mu oturtacağım oraya? Yani neyse, toplantı niye? Size sohbet yeri olsun, temiz abdest alın, rahat edelim, hizmet olsun. Benim ne derdim var? Yani ben bir şey, burada yer olsa bana ne?

  90. 35:49

    Benim malım değil, mülküm değil. Ben resmiyette hiçbir şeyim de yok yani. Ama hizmeti birlikte yürüteceğiz inşâAllah. E Allah ömür verirse, insanların ideatine vesile olur. Geçen sefer internetten birkaç arkadaşlar şimdi dediler ha, bu aklı bana onlar verdi şimdi. Size bir etiket belirleyelim, her hafta konuşalım hocam falan dediler.

  91. 36:09

    Çok uyanıklar çıktı falan. Geldiler 5-10 kişi. Daha da artıracağız o işi. Yani onlar bir altyapı kursun, bir heyet şey edelim de. E, dedim falan, fikir versinler falan. Baktım ne uyanıklar çıktı falan. Yaa. O dedi ki senle ideat buldum. O dedi senle ideat buldum. Öbürü dedi senle ideat buldum. İnsan seviniyor.

  92. 36:32

    E ben şimdi 40 tane fabrikam olsa ne olurdu? Babamın fabrikaları batmasaydı da, on misli artsaydı da ne kârdaydım? Fazla mı yiyecektim bir lokma? Ne olacak? Ama bir kişi diyor ki senle ideat buldum. O kadar seviniyorum ki, Ya Rabbi bunlara bağışlarsın diyorum. Kurban olduğum Allah'ım. Birine bağışlansam kurtarırım ahirette.

  93. 36:53

    Namaza başlayanlar, hanımı kapananlar. Hep gençler böyle. Hep seninle namaza başladık. Bu yolu öğrendik. Tarikata girmişler. Cübbe şalvar giymişler, var. Hanımlar çarşaf giymiş. Geçen bir hanım gelmiş çarşaflı. Bizim eve bir vesileyle. Bir de hanım da tanımıyorum falan dedi, etmiyorum dedi. Sonra komşusu gelirmiş.

  94. 37:15

    Demiş ya bu açık dışıydı buydu falan. Allah Allah. Maşallah demiş. Falan şey yapmış. Nereden demiş sen böyle birden ideat buldun falan? Demiş senin kocandan demiş. Ya bir sohbet dinledim demiş, açıklıktan çarşafa geçmiş. Ortası yok yani, başörtü yok. Çıplaklıktan çarşafa geçtim demiş kadın ya. Bu hafta oldu yani.

  95. 37:35

    Ya ne insanlar dünyanın her yerinde hidayet Allah yaratıyor, Efendi Hazretleri vesiledir. Bütün hepimizin vesilemiz odur mübarek. Kendimizde bir şey yok. Benden ne çıkar? Fitne çıkar, şer çıkar. Fesat çıkar. Öyle nefsim itibariyle düşündüğümüz zaman bizden hayır, kemal, hüsün, cemal beklenmez. Nefsimiz şerlerin yuvasıdır.

  96. 37:59

    Allah dostlarının hürmetine. Onlara kavuşturdu, onları sevdirdi, onları tanıttı. Biz şimdi ne diyelim? Nimetlerimize şükredelim, vesilelerimize tazim ve hürmet edelim değil mi? Allah tarafımızdan hayırla mükafatlandırsın. Hayırla uzun ömürle muammer eylesin. Bütün sıkıntılarından halas eylesin. Muratlarını tahkik eylesin.

  97. 38:22

    Dünya ahirette başımızda daim eylesin, eksik etmesin. Amin. Onun için yani hidayet nereden geliyor? O mübareğin irşadından hakikaten bu kapının büyüklüğünden yani öyle salihler, öyle veliler var ki ya işte mesela o kaymakam babası ne mübarek adamsın. Kimse tanımıyor değil mi mesela? Yani ne kadar belli değil mi?

  98. 38:43

    Tasavvufun ağırlığı, feyiz, bereket insanların simalarına yansımış değil mi? Ne ağır insanlar yani. Ne sabırlı, ne tahammüllü, rıza üzere. Yani Allah'ın böyle çok dostları var. Bizim de tanımadıklarımız da çok var. Allah Teala sevgilerini, muhabbetlerini kalplerimize ilka eylesin. Amin. İsmail hocamızın da bu vesileyle

  99. 39:06

    Rabbim gark ayı gark rahmet eyleye, kabrin nur eyleye, derecesini âli eyleye. Efendim o kadar tarikat dersleri, zikirler bu kadar ibadetler ne kadar? Bir ömüre bir ibadetle geçmiş insanlar. Ya Rabbi çok hayırlarını göster Ya Rabbi. Kabrin deniz ve yoldaşı eyle Ya Rabbi. Ruh için buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü La ilahe illallah

  100. 39:36

    Muhammedun Resulullah fî kulli lem haddin ve nefesin adedemâ ves'ahu ilmullah Allah, Allah, Allah Celle Celaluhu. Ya Rabbi bu şehadetleri, bu tevhidleri hocamızın kabrine ihtiyar eyle, vasıl eyle. Rûhâniyetini haberdar eyle. Ruhaniyeti.. Sen sâlih amellerini kendisine enis ve yoldaş eyle. Bizleri de oradan unutmamasını, dua etmesini nasip eyle.

  101. 40:03

    Allah'ım âmin. Ailesine sabr-ı cemîl, ecr-i cezîl, hayırlı uzun ömürlerle, sâlih amelleri ihsân eyle. Ya Rabb'el âlemîn. Allah'ım salli alâ seyyidina Muhammed'in ve alâ aliyyul-sâlihul bîn-i selîm. Şimdi eyyuhel velet'ten bu hafta eski şehirden geldiler. Alperenler Ocakları'nın başkanlarından. Ondan sonra Ahmet Efendi'ydi herhalde o.

  102. 40:29

    E o eski şehir il başkanı herhalde. Çok mübarek adam. Çok nükteden adam. Yahu dedim sen gel televizyonda bir şey yap, program yap. Milleti kırarsın geçirirsin. Mübarek adam çok. Yahu dedi şu eyyuhel velet'i bir bitiremedik dedi ya. Dedi mübarek çok doğru söylüyorsun da biz de keyfimizden bağırmıyoruz, derdimizden bağırıyoruz dedim yani.

  103. 40:49

    Ya anlıyorum dedi. Takip etmediği bir mesele yok. Hangi sohbetin neresinde ne geçmiş? Mektubat-ı Şerife'de, Tergibü Terib'de, Şifa-i Şerif'te yahu haftada belki 6-7 saat konuşma oluyor. Yahu her kelimenin hemen peşini söylüyor ya. Maşallah zekasına da şey ettim. Yahu dedi eyyuhel velet bitmedi yahu.

  104. 41:11

    Dedim çok doğru söyledin bana da dedim teşvik oldu bu söylediğin. İnşâAllah dedim bırak hızlandıracağım dedim. Beni dedi perşembe akşamı dedi kimse aramaz dedi. Biliyorlar ki sohbet var dedi. Asla dedi perşembe saat, sohbet saati bir kişi telefon etmez, çalmaz dedi telefonu. Ben sohbette kitlenmişimdir dedi.

  105. 41:30

    Ondan sonra da izlerim dedi, tekrarlarını izlerim dedi falan. Yani maşallah insan görünceki ehli var, ehline ulaşıyor. Nadanlar var, naehiller de var ama anlamaz, dinlemez. Dinlese de güler geçer. Ama mesela Salih Tuna bile şey çıktı. Sıkı bir takipçi çıktı değil mi? Ben diyor radyoyu açıyorum diyor, hep diyor Lale Gül efem dinliyorum diyor.

  106. 41:57

    Ondan sonra çocuklar diyorlar ya baba demin dinledin, bir daha niye dinliyorsun? E demek ki akıl sahipleri, yazar çizer kişileri de ee etkileyecek konuşmalar oluyor burada yani. Çoluk çocuk muhabbeti değil bu. Öbür türlü olsa yani o da bir yazar çizer adam, altyapısı, kültürü de var İslami manada da.

  107. 42:19

    Malumatı diyelim. Şeyini bilmiyorum, tam itikadını ben bilmiyorum. Değil mi? Biz de ona parantez içinde k.s diyelim değil mi? Evet. Ondan sonra yazıyor, ediyor. Yani ama hoşuma gitti. Ya diyor herifin biri dedi ki diyor işte diyor Peygamberden, vahiy Peygamberden geliyormuş Cebrail'e dedi. Bu şirktir, bu müşriktir, bu gavurdu falan filan.

  108. 42:41

    Yahu dedim ki diyor, ya ben de dinledim kardeşim. O onu demiyor ki Peygamber'in makamı Cebrail'den üstündür. Allah'tan daha evvel onun ruhaniyeti ilk yaratılmış, o telekli ediyor falan. Hoşuma gitti yani. Onu anlamış. Maşallah. Mesela benim için bana hakaret etmiş, gülmüş, alay etmiş de tarhana olsun çorba demiş, inşallah bir tarhana yapıp çağırırız.

  109. 43:05

    Her şeyi söylesin. Yeter ki derdimi anlasın. Vehhabi kafasıyla yaklaşmasın. Her şeye şirk, müşrik demesin. Değil mi? Yani hoşuma gitti yazısı. Hatta bana okutmak istemediler falan, sinirlenirim, bir şey edeyim. Yahu ne sinirleneceğim? Ben, benle dalga geçenlere bayılırım. Zevk alırım. Ama savunduğum değerlere yani itikadi konulara falan onlara kader inkar etmesin,

  110. 43:36

    meşayıh inkar etmesin, hadis inkar etmesin, anlamaya çalışsın, şahsıma onu desin, bunu demesin. Hiç zerre kadar etkilenmem. Bak adam yani üç yazı yazmış, değişik değişik konularda yazmış. Onlar hiç efendim beni alakadar etmiyor. Üzmüyor yani, hatta da sevindim, memnun oldum, neşem de yerine geldi. Dedim ne güzel yazmış ya adam dedim.

  111. 43:58

    Hiç olmazsa dedim şu davayı anlamış yani. O şirkle itham edildiğimiz konulardan biri o. İnternetlerde. Ama tabi bazı da bile bile yalan konuşan var, bile bile yanlış konuşan var. Emine Şenlikoğlu çıkmış bir televizyon kanalına şimdi. Biz de suç duyurusu yapmak zorunda kalıyoruz, bazı şeyler açıklamış falan neyse.

  112. 44:21

    Yani üç bin tane adamı var diyor, öl dedikleri anda ölür diyor. Nerede bu üç bin tane? Ben niye öl diyeceğim adama bir defa? Hangi ayetten sonra adama öl demek ya? Ben Allah'ım mıyım, Rasûlüm müyüm aşağı nasıl insanı öl derim ya? Bir. Üç bin adam nereden uydurdular bunu şimdi? Böyle bir hezeyan olur mu ya?

  113. 44:46

    Ama bu kasıtlı yaptırılıyor. Bunu birileri ona ne yapıyor? Konuşturuyor. Hapishanede onu bana gönderenler.. Onu bana gönderenler gibi. Orada açıklamalar yapmış, ben de şaşırdım. Ankara'dan bir savcı aradı demiş. Ağzıyla bir de bayağı anlatmış yani. Savcı dedi ki demiş, şunu itiraf etsin, çıksın. Ondan sonra demiş, hakim beni ile görüştüm.

  114. 45:08

    E sen açık görüşe nasıl girdin? Avukat değilsin. E demiş, ben becerikliyim. Bayağı bir şeyler anlatmış hani, ben biliyorum bizim avukat kardeşimizi detaylı dinlemiş de ben vaktim olmadı. Yandan bir tek dinledim falan. Hadislerine inkar eder, say hadislerine inkar eder. Kertenkele meselesini gündeme götürüyor, bilmem ne.

  115. 45:28

    Yahu sahih müslüm ya. Kur'an'dan sonra en sağlam kaynak Bukhari, sonra sahih müslüm. Ha ben kertenkele öldürebilir miyim? Öldüremem. E yüz cevap var tek vuruş, iki vuruşta elliye düşse yine öldüremem. Ben kertenkeleye taş atabilir miyim? Beceremem. Yani huyum başka benim. Ama ya bu hadis var mı sahitte?

  116. 45:49

    Sahih müslüm yahu. Müslüm'de olan bir hadis, onun hakkında Bukhari müslüm. Kur'an'ı bile şey etti ya. Üç talağı dedi, verdi mi adam? Nasıl boş oluyor karı dedi. Üç talakla boş mu olmuş? Ne demek dedi adamın ağzında bu iş? Ya âyet et talâkum erraten. Talak iki keredir. Ondan sonra ya tutar.. fe-imsâkum bimârûfîn ev tesrîhüm bi-ihsânîn Bakara Sûresi.

  117. 46:13

    Sonra ya tutarsın ya salarsın yani üçüncüyle. Alt tarafa entallakâ bir daha talak verirse felâ tehellullâhu daha gitti. Boş oldu, helal olmaz ona diyor. E bu Bekara Sûresi âyeti çıkıp televizyona diyorsun ki üç talak adamın ağzına verilmiş, ne biçim din böyle bir şey yok. E bu âyet yahu kardeşim bunu sen söyledin yani.

  118. 46:34

    Ondan sonra benden niye uğraşıyorsun? Ben seninle uğraşmıyorum. Ama kim âyetleri inkar ederse kim hadis-i şerifleri inkar ederse ben ona cevap veririm. Hakaret etmem. Sövüp saymam. Asla. Ama şimdi iş gelmiş nereye? Üç bin tane adam mı var? Öl dedikleri zaman ölürler. Kuyruklu yalan. Benim kimsem yok.

  119. 47:02

    Allah'ım var Celle Celaluhu. Bu cemaatte ha burada bile yani sohbet yapıyoruz ediyoruz üç bin kişi yok ki. Sohbete gelmiyor bile adam yani. Nereden öl desen ölecek. Adam cemaate gelmiyor ya üç bin kişi. Ne uyduruyorsunuz ya? Bir kişi bile öl desem ölecek adamım yok. Niye adam yok? Çünkü öl demeye adam yetiştirmedik ki biz.

  120. 47:27

    Yaşa demeye adam yetiştirdik. İhya etmek için adam yetiştiriyoruz. Vur kır insanı itirir, kaybettirir. Kılıç yağda adam öldürttürür, itittirir. Vaaz-ı nasihat iyiliği emretmek kötülükten ne etmek? Bütün derdimiz bu değil mi? İnsanları çekelim, insanları idarete bulduralım, namaza başlatalım. E biz kendimizi tanıtalım da beni tanısın, bana gelsin, ziyaret etsin,

  121. 47:53

    üye olsun, para versin. Bilmem ne böyle bir şey senelerdir biz yapmadık ki. Her şeylerimiz bedava, sitelerimiz bedava. Üyeliğimiz yok, bilmem nemiz yok. Teşkilatımız hiç yok. Ben derim El-Fatiha deyince bizi cemaatte alır. Bazısı da El-Fatiha demeden ayağa kalkıyor zaten. E birazdan olacağı gibi. Tabii.

  122. 48:16

    Benden evvel kalkıyor adam zaten. Halbuki kalkmaması lazım edeb-i riayetten. Ama kalkar. Bu da neyi gösteriyor? Benim böyle teşkilatlı iki bin, üç bin adamım olmadığını gösteriyor. E gel sen burada bir hareketlere baksan herkes bir şekil müşekkel vaziyette. Su içer, işaret yapar, efendim kalkar, gider, girer, çıkar.

  123. 48:38

    Bu da neyi gösteriyor? Doğallığı gösteriyor yani. Burada şey mi yetiştiriyoruz ya? Tövbe estağfurullah. Yani bu lafı sen televizyonda söylüyorsun. Böyle inanmadığı bir şey insan nasıl konuşur? Konuşuyorlar işte. Onun için biz ilimle uğraşıyoruz, ayet-i hadisle uğraşıyoruz. Anladın mı? Onun gibi filmle uğraşmıyoruz.

  124. 49:01

    Hemen dedim işte İran'ın yaptığı filme gideceğim şimdi dedi. İzlediniz mi diyor. İzlemedim ama hemen izleyeceğim, hemen izleyeceğim falan filan. Dünya kadar yalan yanlış şeyler. E işte Hz. Ali Efendimiz niye yok diyor. Hz. Ali doğmamıştı ki zaten. Ulan Hz. Ali doğmamıştı. Hz. Ebu Bekir Efendimiz Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le iki yaş arası var.

  125. 49:20

    Hayatının her safhasında Ebu Bekir var. Diyelim ki iki yaş arası olsa on yaşa tekabül eder. Hiçbir karede Ebu Bekir'siz Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem filmini yapıyorsun. Tam bir şia efendim şeyi, operasyonu yani. E millet deli mi yahu? Hemen işte onu izleyeceğim, hemen izlemeye gideceğim. Onun için biz ilimle uğraşıyoruz.

  126. 49:42

    Filmle uğraşmıyoruz kardeşim. Biz diyoruz ilmi siyerden alın, kitaptan alın. Ne manasız manasız ajanların bilmem dünya çapında, uluslararası.. mevzular bunlar yani. Görmüyor musun İran? DAEŞ'i kurduran da İran, Amerika'yla beraber kurdurmuş. IŞİD'i yani DAEŞ'i kurduran İran. E o bahaneyle ne yaptı Ehl-i Sünnet'i?

  127. 50:03

    Kırdırdı, perişan etti. Bunlar sünni dedi. Sünni bahanesiyle normal, el işlevi tutmayan, iş yapmayan, halkı mahvetti, milyonları muhacir etti, insanların hırzına tecavüz ettiler. Neler neler! E bunlar görmüyor muyuz ortada yani, hâlâ ne yani sen? Efendim. Onun için biz ilmimizle, amel için, ihlas kazanmak niyetiyle sohbetleri dinlemeye devam edelim.

  128. 50:33

    Ondan sonra hidayet Mevla'dandır, yaratılacak Allah-u Teala'dır. Bakarsın Mevla çok daha hidayetler yarattı. İnsanların hidayetine bizi vesile kılar. Ama tabii sapıtan olur. Yani sapıtan olmaz diyemeyiz. Ayrılan olur, terk eden olur ama yola gelen, yoldan çıkandan fazladır. Yani bizim cemaat açısından konuşuyorum.

  129. 50:55

    Yola gelen, yoldan çıkandan.. Yani Efendimiz Efendimiz'le ne dedi, ders aldıktan sonra ayrılan olmadı mı? Oldu. Ama milyonlar sebat etmiştir, hani Efendimiz Efendimiz'in 60-70 senelik meşrikat hayatında milyonlar sebat etmiştir. 3-5 de ayrılan gördüm. Ama bu Efendimiz Efendimiz'in noksanlığına delalet etmez haşa.

  130. 51:14

    Çünkü adamın kendisi kaşınır, canı ekşili ister, ayrıldı yani. Başka tarikata giden oluyor veyahut da namaz abdesi bırakan oluyor. E çarşaflıyken şimdi filmde oynayan var. Benim tanıdığım. Yani benim başıma bir işler açtılar ya CHK olaylarında falan. Çarşaflı karısı, senelerce bizim hanımın arkadaşı.

  131. 51:35

    E şimdi filmde oynuyor çıplak. Ne yapacağız? Yani orada o zaman ajan mıydılar, değil miydiler onu bilmiyorum ama oluyor böyle şeyler, oldu yani. Ama bu bir olur, iki olur, üç olur falan anlıyor musun? Ama yola gelen ve yolda sebaat eden, hidayete erdikten sonra kaymayanlar fazladır. Allah bizi o çoklardan eylesin.

  132. 51:57

    Sebaat etmeyen, şüphelere düşen ağızlardan etmesin. Amin. Şimdi buyurdu ki Hüccetü'l-İslam Mahmud Gazali Hazretleri sen eğer vaaz etme işiyle müptela olursan e siz de diyorsunuz ki bunu sen kendin oku. Biz vaaz değiliz. Fakat hepiniz çevrenizde bu cemaatlere gelip gittiğiniz bilindiği için muhatap oluyorsunuz.

  133. 52:22

    Sen hocaya gidiyorsun, hocayı çok dinliyorsun. Şu mesele ne oldu, bu nedir, bu ne değildir? Sorular soruluyor size. Ben biliyorum yani senelerdir bu insanların huyu böyle. E sizin de konuşma adabında bir de niyet meselesinde efendim dikkat etmeniz gereken hususlar var. Ben vaaz ediyorum diyelim, kendime vaaz etmekten acizim ama şekil olarak böyle görüntüdeyim.

  134. 52:46

    E sen de vaaz ediyorsun yani aşağıda. Yani ben burada biraz yarım metre, beyler yukarıya oturmuş olabilirim. Sen de aşağıda insanlarla muhatapsın. O zaman dikkat edeceğimiz sakınmamız gereken iki haslet var. Buyuruyor ki ve nibkülite eğer müptela kılınırsan bihâzel ameli bu vaaz etme işine ihteriz sakınmalısın yani sakın.

  135. 53:15

    Nereden sakın? anil haslateyni iki hasletten sakın. Burada kaldık. Değil mi? He? Ben öyle hatırlıyorum. elûlâ birinci haslet entehterize sakınasın ve bunun gerisi vardı. Ayrı. entesen sakınasın. Neden? mine tekellüfi efendim zorlanmaktan ne hususta? filkelâm konuşma hususunda tekellüf. Tekellüf yani zorlanmaktan ziyade yapmacık yapmacık konuşmalar.

  136. 53:53

    Şimdi onu bir mana vereyim. O tekellüfte nedir diyor? Yani zoraki konuşmalar demek istiyor. bil'ibârat ibarelerle ibareler yani derin ıstılahlar yani işte tasavvuf eyleği arasında deyimler, tabirler işte efendim bir konuşma yapıyorsun ki kimse bir şey anlamıyor. Yani zaten niye yapıyorsun o konuşmayı?

  137. 54:32

    Anlamasınlar diye yapıyorsun. Anlamayınca ne olacak? Sen onların gözünde büyüyeceksin. Niye? Yani adam ne makamlara gelmiş ya? Bir saattir konuşuyor, bir şey anlamadık olacak. Zaten mesele ne? Esas mesele seviyen.. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in miracı en yüksek olan Nebi Hicrişat bir bedevi geldiği zaman onu anlayacağı dilde konuşuyor mu?

  138. 55:03

    He? Ama istese öyle konuşur ki Ebu Bekri Sıttık bile anlayamaz, değil mi? İstese Ebu Bekri Sıttık'ın anlayamayacağı istilahları konuşabilir, nübüvvet istilahlarını. Ama halka konuştuğu zaman en edna bir zat, bedivden, çölden gelen bir zat bile, hiç medeniyet, yani şehir hayatını bilmeyen, külkürünü bilmeyen bir zat bile anlayabiliyor bu Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem.

  139. 55:33

    Anlayabiliyordu. Onun için hadisler bize ulaştı. Yani tabi bazı zor hadis-i şerifler var, ayrı dava. Şerhisler. Derin istilahlarla konuşmayacaksan, yani şimdi mesela vel işaret, altta biraz daha izahat geliyor. İşaretlerle, işaret rumuz, yani rumuz tükçeleşmiş remz ediyor, yani ima, ima yollarıyla. Mesela şimdi efendim bir konuşma yapıyor, konuşma yaparken

  140. 56:06

    millete bir şey anlatacak. İşte efendim insanlara bir şey işaret ediyor. Adam manasını anlayamıyor. Diyor ki acaba bu bundan neyi kastetti? Şimdi o lafın beş tane manası var. Kırk yere gidebilir. Maksadı nedir? Bunu anlaştırmıyor. İşari manalarla konuşuyor. Ondan sonra ben de yani tasavvufi tefsirler var elimde, istilahlar var elimde.

  141. 56:35

    Şimdi bunlarla ben de ders yapabilirim ve saatlerce konuşabilirim. Ve konuştuğumdan da bir şey anlayamayabilirsiniz ha. Var yani, öyle kitaplarım da var. Ama şimdi bu maksat mıdır? Derdimiz nedir? Kur'an'ı, sünneti öğrenip amel edip ahireti kazanmak. E şimdi burada biz kimse birbirimize hava atmak için ben tasavvufta ileriyim, işte benim sizi hiç anlamadığınız ilimlerim var.

  142. 57:00

    Bu iyi bir şey değil. Bunlardan sakın diyor. Vel zat tâammâti. Tâammât Tamat yani batıl kelimeler. Tasavvuf ehline ait bazı batıl bazı batıl kelimeler. Bu e batıl, bazıları batıl diyor şerhlerde. Bazıları batıl demiyor da diyor ki gizli. Mesela Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri ne diyor? Bizim kitaplarımıza bakmak haramdır diyor.

  143. 57:32

    E niye yazdın mübarek o zaman bu kitabı diyorsun? O da senin gibileri imtihan etmek için diyor. E sen imtihan müessesesisin diyor. Diyorsun. O da diyor Mevla da beni bu işe koydu diyor. Ben de kafamdan iş yapmıyorum diyor. Onun için çok insanlar zaten mesele nereden belli oluyor? Muhyiddin İbn Arabi'den.

  144. 57:54

    İbn Arabi'ye veli derse zaten kendisi de yarım evli oluyor. Muhyiddin Arabi'ye kafir derse haşa İbn-i Teymiye gibi zaten yoldan çıktığı kesinlikle anlaşılıyor. Çünkü neden? Niyeti iyi değil, onun bu kadar ibadet eden bir zatı, bu kadar Allah dostu olan bir zatın sırlarından bu kadar ilmi olduğu halde bir şey anlamaya çalışmamış.

  145. 58:17

    Direkt kafir diyorsa demek niyet iyi değil. Yani aklını oraya yormamış. O ne demek istediğini anlamaya çalışmamış. Şeyh-i Ekber, en büyük şeyh diye tasavvuf eli arasına geçiyor. Tarikatının adı Ekberiyye Tarikatı. İbn Arabi Hazretleri'nin tarikatı, Ekberiyye. Büyük bir tarikat, tasavvuf eli. Yani Osmanlı'nın hemen hemen hepsi Ekberiyye Tarikatı'ndan idi.

  146. 58:44

    Etkilenmiştiler. Diyelim celvetiydi, İbn Arabi Ekoğlu'ndan etkilenmiş. Etkilemediği bir yer yok. E İmam-ı Rabbân Hazretleri'nden sonra İmam-ı Rabbân'dan gerisi de etkilenmiş. Mesela Hace Muhammed Pârisâ Şah-ı Nakşibend Hazretleri ki Allah'ın beni yaratmasının gayesi Hace Pârisâ'yı yetiştirmekti diyor.

  147. 59:06

    Hace Pârisâ, Evliyaullah'ın reislerinden ama İbn Arabi etkisindedir. Yani burada İmam-ı Rabbâni'den sonra bir İmam-ı Rabbân Hazretleri bu sefer çok yönelmiş. Mektubat, çok mektuplar yazmış. Farkındaysanız okuyoruz. Hep mektuplarda ikide bir. İbn Arabi'ye bir işaret. Bu hususta Şeyh Efendi hata etmiştir veya bu hususta uymamıştır.

  148. 59:29

    Keşfinde hata var burada. Bu derste vardı yine. Bu son mektubatta vardı bu hafta. Dün değil miydi dün? E dün okuduk daha. Dün de derste vardı. Hiç mektubat sifte yok herhalde sizde. Hiç lazım değildi mi mektubat? İtikad mektupları hem de yani. Ne meraksız adamsınız! Ya hoca bir seferçe mevcut zaten uzun konuşuyorsun.

  149. 59:53

    Bir hafta yetiyor bize diyorsunuz tabi de. O ayrı bir konuşuyoruz. Burada ayrı konuşuyoruz. Orada ders var. Hakiki ders var yani ha. Ciddi manada ders var. Adam kitabı eline alıp ibareyi oradan sökebilir, uğraşabilir yani. Ondan sonra efendim, bu tasavvuf elinin arasında gizli istilahlar var, tabirler var, deyimler var.

  150. 1:00:20

    Kendilerinin anlayacağı dilde onu konuşuyorlar. İşte diyor Hakkı ne diyor efendim? Ta yünevvel. Taayyün-ü evvel. İlk taayyün. nedir anlamıyorsun? Halbuki hakkat-i muhammediye diyor. Veyahut nur-u evvel diyor, akl-ı evvel diyor. E sen şimdi orada onların hepsi esasen Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in ilk yaratıldığı nura gidiyor ama

  151. 1:00:46

    o tabirden o manayı lügata baksan bulamıyorsun. Lügat onu çözmüyor. Fena fillah diyor. Nedir şimdi fena fillah? He? Onu biraz fazla duydunuz herhalde ama fena fillah çok derin bir tabir yani. Beş saat konuşsan çıkamazsın içinden. Bekâbillah. Nedir bekâbillah? Fena fillah, bekâbillah diyor. Vasl-ı uryân diyor.

  152. 1:01:15

    Yani bunlar önemli şeyler. Ama bunları yani genel halka vaaz ederken konuşarak tekellüfe girmek, işi zora sokmak, yapmacık laflar etmekten sakınmak lazım. Ondan sonra vel-ebyâti beytler yani şiir, vel-eş'âr-i şiirler efendim beyt iki mısrası olana beyt deniyor. Şiirin aruz ehli, aruz yani bu edebiyat, şiir ilmine aruz ilmi deniyor.

  153. 1:01:48

    Vez-in kafiye meseleleri. Orada efendim iki mısra olursa ona beyt deniyor. Tabi daha uzunlar olsa şiir oluyor o. Bunlardan sakınmak lazım diyor. Ama Efendi Hazretleri şiir okurdu. Kendi şiir söylemezdi. Biz ona şiir öğretmedik diyor Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Zaten şiir söylemek ona yakışmaz.

  154. 1:02:17

    Eğer şiiri güzel becerebilseydi Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem ne diyecekti müşrikler? Zaten güzel şair idi, zaten dediler. Kur'an'a da şiir dediler, Efendimiz'e de şair dediler. Ayet. Yoksa onlar bu bir şairdir, nasıl olsa birkaç zaman sonra yaşlanır, ölür, biz de kurtuluruz diye bekliyoruz mu diyorlar.

  155. 1:02:41

    Yani şair olduğunu dedikleri Kur'an-ı Kerim'de söylüyor. Ama Kur'an-ı Kerim şiir değil. Sana şiir öğretmedik, şiir söylemek sana gerekmez ve yakışmaz. Onun için ama başkasının şiirini naklederdi Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Bazı şiirler, Lebid'in sözü gibi, Bukhari'de de var. Şiirler nakleder, Beytler nakledebilir.

  156. 1:03:04

    Ama kendi onu söylemek için ne yapmaz? Kafiye tutturayım, vezni denk getireyim, sonlarını uydurayım diye cümleleri böyle ee, kurmak üzere beynini oraya yoğunlaştırıp da millete öyle vaaz edeyim derse bu İslam'a uygun değil diyor. Konuşmalarda çok edebiyata ne yapmamak lazımmış? Girmemek lazımmış, orta yollu gideceksin.

  157. 1:03:33

    Çünkü Allah-u Teâlâ yübhızu kızar, buğz eder. Kimlere? الْمُتَكَلِّف۪ينَ Mütekelliflere. Ne demek mütekellif? Zoraki, yapmacık ee, şekilde her işte. Elbisede öyle, konuşmakta öyle, misafir ağırlamakta öyle, zoraki ve yapmacık şekilde. Külfetten geliyor. Mütekellif kelimesi Külfette meşakkat, zahmetten geliyor.

  158. 1:04:01

    Yük yani, ilave bir yük. Ben şimdi ne gelirse ağzıma konuşan bir adamım, öyle mi? Hayır, anlatamam ne gelirse derken, sövüp saymıyoruz herhalde ya. Yahu yani bir hesap yapıyor muyum? Bir program yapıyor muyum yani? Şu kelimeyi kullanayım, şurada şunu kaldırayım, şunu koyarsam, şununla sonu denk gelir, hecesi uyar, vezni çıkar.

  159. 1:04:22

    Böyle bir şey var mı derdimiz yani? Yok. Ama ben şimdi burada şiir ve beyt gibi konuşayım, işte şöyle bir edebiyat yapayım falan dediğim zaman, mecaz yapayım, istihara yapayım, kinaya yapayım, edebiyat kaidelerine göre hareket yapayım dediğim zaman ne oluyorum? Zora giriyorum yani. Çünkü düşünmem lazım, taşınmam lazım, kaşınmam lazım.

  160. 1:04:45

    Ondan sonra sana bir şeyler konuşmam lazım. Allah-u Teala ne buyuruyor Habibine? Sallallahu Teala'nin selamu aleyhi ve sellem. Kul mâ selukumu aleyhim. Ne diyor? Âyet. Habibim söyle ki ben sizden tebliğ karşılığı, ecir, ücret istemiyorum. Para istemiyorum. Ve mâne minel mütekellifîn. Ben zoraki iş yapanlara yapmacık iş yapanlardan değilim.

  161. 1:05:11

    Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem yasaklanmış. Zaten onda uhu yokmuş yani. De ki ben bunlardan değilim. O zaman bizim de olmamamız lazım. Madem sünnete ittiba Ne buyuruyor Sallâllâhü Teâle Aleyhi ve Sellem? ene ve etkiyâ ümmet-i burâa ümine'l-tekelluf bazı rivayetlerde ene beri ümine'l-tekelluf ve sâlih-i ümmetî diye de geçer ben yapmacık işlerden zoraki işlerden beri

  162. 1:05:44

    uzam yani hiçbir işte ne yapmam? efendim böyle külfete girmem Allah ne verdiyse anladın mı? yemekte de öyle Allah ne verdiyse e şimdi bizim hanımlar falan şu evde evde, bazıları külfete giriyor çok. Niye? Beş çeşit yapayım, şunu yapayım, beş de şu poğaça yapayım, iki de şu keki yapayım, onu yapayım, bunu yapayım.

  163. 1:06:04

    iki de şu İşte kime yapacak? İşte evde kocasına karşı da çok yemek yapacak. evde kocasına karşı da çok yemek.. misafire Misafire, misafire bile yasak. Nerede kaldı ki kocana veyahut da çocuğuna? çocuğuna? zorakileri öyle düşünmek.. insan hazırda ne olur? bir şey yaparsın Allah ne verdiyse yersin, gidersin ama her işte böyle elbise işte şunu şuna uydurayım

  164. 1:06:29

    şunu şu renke uydurayım anladın mı? şu kafamda şu olsun, ayağımda bu olsun yani ne rast gelirse alsın giyersin, gidersin tabii ki yazın kışlık giymezsin, kışın yazlık giymezsin giymezsin. O kadar enayi değilsin herhalde ama yani böyle hesap, kitap işleri vaktimiz yok, vaktimiz yok. ama yani

  165. 1:06:50

    E sen diyorsun bana hocam sen çok şık giyiniyorsun. Ben hiç şık giyinmem esasen. Zorlan. Kavga çıkar yani. Kırk kere kavga ederim ben. zor lan ya onu ütülüyorsun, ütüleme yahut bunu ne yapıyorsun, şey veriyorsun üstünü çıkar, ya niye çıkarayım arkadaş? e kirlenmiş, neyi kirlenmiş? kirlenme yok, bir şey yok e kavga çıkıyor, bir şey oluyor yani sen

  166. 1:07:13

    veriyorlar, ne veriyorlarsa giyiniyorum o ayrı bir şey ama kendim hesabımı, kitabımı ona göre yapmam, ne gelirse onu giyerim bırak diyorum Mahmut Hoca'ya kaç kere sarık dursun kafama o illa diyor ki bu sarığı takalım takıyor bir sarık bana yani tamam, güzellik de iyidir insanlara hoş görünmek vs. İslam'ın süsünü göstermek ayrı bir şey hudu ziynetekum endekulü mescik

  167. 1:07:36

    her namazgâhta namaz kılarken ziynetiniz süsünüzü takınız bu tamam ama o zaman insanlar görmediği yerde de teheccüd kılarken o zaman çok güzel akpak tertemiz giyini öyle mi? teheccüdü neyle kılıyorsun? pijamayla e ne oldu şimdi? ne oldu şimdi o zaman? sen millete süsleniyorsun e Allah'ın süslenmeye ne ihtiyacı var?

  168. 1:07:58

    e Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem fallâha hakkum en yüce zeyyenele madem bir misafirin gelse süsleniyorsun ha şurada düğmenin biri açık mesela ne kadar kızıyorlar bana evden şimdi telefon bile ediyor ara sıra diyor ki söyleyin hocaya düğmesini kapat burası açık olacak ne olacak? avret geri değil ki kardeşim ben de nefes alıyorum boğulacak mıyım yani şimdi?

  169. 1:08:18

    ama birisi geldiği zaman hele ki Peki, kaymakamsa falan, ali ise hepten, boğazını sıkacaksın az daha, kıran tuvalet falan filan, oo bakansa falan, uf uf uf uf. fali ise hepten Ne bu? Peki namaz kılarken, Allah'ın huzuruna çıkarken böyle disiplin yapıyor musun? Tertip alıyor musun? almıyorsun o zaman ne?

  170. 1:08:43

    yani hadis-i şerif diyor ki e Allah'ın buna ihtiyacın var ya haşa ve kella ama hadis-i şerif buyuruyor ki gelen bir misafirine süsleniyorsun, temizleniyorsan süslenil, kendisi için süslenilmeyi en çok hak eden ancak Allah'tır Celle Celaluhu o zaman namazını kılarken de cübbesiz kılma değil mi? yani mesela ben enteharı da kılıyorum bazı kere yanlış cübbe giymek lazım

  171. 1:09:05

    efendim hastaneye dedi yahu dedi bir kere dedi hayatımda dedi cübbesiz namaz kıldım bir kere şalvarı var, bol kabir namazı kılıyorum nasıl olsa oturarak kılıyorum dedi evde eski buradaki evi küçüktü böyle minare gibi bir ev Ali Adem Efendi babamız yaptırmış o zaman üst katta küçücüktü biz o zaman giderdik evinde odalar böyle sallanır yıkılacak zannedersin bir yerden geçerken

  172. 1:09:32

    orada oturdu otuz, kırk sene, elli sene mübarek efendim senin usulü bu efendi dünyaya zerre kadar meyletmemiş zerre kadar ondan sonra yahu dedi nasıl olsa kabir namazı oturarak kılınıyor dedi cübbeyi almaya üşendim dedi yani tabi şalvarı var, şalvarlarını da kılıyorum. Abdullah Hoca var, Allah selamet versin, benim de hocam.

  173. 1:09:53

    Defansız en küçük oğul, Abdullah Hoca'mız. Mübarek, Allah dünya ahiret selametini ihsan etsin. Maddi manevi sıkıntılarından halas etsin. Amin. Abdullah Hoca'mız, efendim torunu var ya, Muhammed Fatih Hoca işte, onun babası. yani. O pek görükmez o da. Diyorum ki evliya görükmez, eşkıya ortalıkta gezer.

  174. 1:10:12

    Abdullah Hoca mübarek işte. O da küçükmüş, çocukmuş yani. O da diyor kapıdan geldi diyor bak, aa hocaya bak hocaya, çüppesiz namaz kılıyor demiş. Dedim diyor, vay anasını, yakalandım. dedim diyor vay anasını yakalandık dedim ya evde gece kabir namazı kılıyoruz oturarak kimse yok, şalvar lan kıldık dedi ya bizim uşak geldi deyip öyle dedi kapıdan, küçükmüş mevla konuşturuyor

  175. 1:10:40

    çocuktan o haberi onun için çüppe ziynet entarinde olsa şalvarın bol da olsa sen hepten öyle bir dar pantolon görüyorsun ki pijamadan beter hiç olmazsa pijama biraz daha bol o sizin dar pantolonlarla namaz kılınır mı ya bir de milletin önüne geçiyorsun arkanda saf var vah vah vah nasıl bu namazlar olacak her taraf meydanda şekiller meydanda daracık sıkıştırılmış vaziyette

  176. 1:11:14

    bacağınıza zor giriyor böyle çekiyorsunuz bazınız böyle çeke çeke sokuyorlar soba borusu gibi derdi efendi hazretleri yapmayın böyle biraz bol giyinin kardeşim hadi şalvar büyük şalvar yavuz selim şalvarı giyemiyorsan yani ağın biraz bol olsun avret yerlerin rahat olsun ondan sonra çocukların çok olsun çünkü sıkıştırıyorsun sıkıştırdıkça genetiğin kesiliyor genetiğin bozuluyor

  177. 1:11:44

    erkekliğin azalıyor bunu tıpta söylüyor o bölgede öyle sıkıştırılmaya gelmez Allah Allah yani insanları bu gavurlar mahvetmek için bu modaları çıkarttılar bizim millet de Fransız İngiliz modasına çok merak bol yaptırın ya ne olacak

  178. 1:12:04

    şimdi bizde de tabi ortası yok aslında çarşambada bir sektör daha kurabilirler şalvar tolon sektörü yani ne yapacaksın ya bu adam büyük şalvar giymiyor dar pantolon var orta bir şey de piyasada yok kendi özel diktirmeye de çıkarsa da biraz pahalı oluyor böyle bir standartla bağlasınlar şunu avret yeri biraz bol olarak ağı olsun biraz hafif ağı olsun bizde bunu moda yapalım

  179. 1:12:34

    var zaten onları giyin o zaman ne var da giymiyorsunuz bana fikir uydurtuyorsunuz ha burada yapın öyle bağırık adam yani her işte hadis-i şerifte özellikle söz meselesi hadi konumuz ne buyuruyor Ebu Davud'da bu usta bab açmış konuşurken sözleri özenle seçen kelimeler nasıl bazı öyle var şeyler hep öyle oluyor ne onların adı ilahiyatlar falan şeylerinde ne yapıyorlar

  180. 1:13:12

    öyle şeyler hazırlıyorlar sempozyumlar veya aralarda böyle programlar hazırlıyorlar profesörler çıkıyor seminerler oluyor doçentler çıkıyor beyefendiler zaten hiç kağıda bakmadan da konuşamıyorlar ve konuşurlarken hep dediği gibi eee falan ama lafları da özenle seçiyorlar işte kelimeler ona göre hazırlanmış bakıyorsun böyle Allah Allah ne demek istiyor acaba diyorsun

  181. 1:13:38

    ha şimdi Mevla bunları sevmiyor ne buyuruyor Ebu Davud'da hadis-i şerifte sallallahu aleyhi ve sellem innallah azze ve celle yubihuzul beligabinerrical erkekler içinde çok belagatle fesahatle konuşmaya çalışan kendiliğinden konuşan müstesna Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem fesahatta belagatta zirveydi ama hiçbir zaman bir kelimeyi seçerek konuşmazdı

  182. 1:14:04

    vahiyle konuşur zaten o başka ama elledi ye tekallelü bilisani tekallülel bekarati bilisani nasıl ki sığır diyor diliyle otları yerken böyle aranıyor akıllı sığırsa tabi tam öküzse o ne gelirse yer ama akıllı hayvan bile ne yapıyor otlar içinde ayırım yapıyor gelenle seçip de yiyor işte ineğen diyor diliyle otları ayırdığı gibi adam olup da laflar içinde sözleri ayıranlar

  183. 1:14:40

    yani ben bu kelimeyi mi kullanayım ulan sen onu düşünene kadar zaten eee dediği gibi mevzu bitti yani yani millet seni dinliyor burada, Allah ne verdiyse iyi niyetle, ihlasla millete bir şey anlatacaksan anlat yani. Sen burada şimdi o kelimeyin yerini onu mu kullanayım diye düşünürsen şerit kopar. İkincisi, tabi onları önceden yazıyorlar.

  184. 1:15:03

    Çünkü orada konuşurken onları seçemez. Seçemediği için önceden ne yapıyorlar konuşacaklarını? Yazıyorlar ki ondan sonra da orada çok edebiyat geçiyor, edebi cümleler geçiyor, falan filan. İşte bunları Mevla Teala sevmez buyuruyor hadis-i şerifte. Çünkü bunun sebebi nedir diyor. Mevzu nereden çıkıyor?

  185. 1:15:25

    Niye sevmiyor ya? Adam güzel konuşuyor. Edebiyatlı konuşsa ne zararı var? Burada mesele şuradan geliyor, burada tabi din işinde olursa, vaaz işinde olursa özellikle ama adamın dersi zaten şiirse, yani çocuklara edebiyat dersi veriyorsa, vezin kafiye aruz tutturacaksa, o ayrı bir şeyden bahsediyoruz.

  186. 1:15:46

    Ama sen topluma vaaz ediyorsan, nasihat ediyorsan veya da biri sana bir şey konuşuyor, soruyor konuşuyorsan, anlayacağı dilde hitap edersin. Allah öğrettiklerini anlatırsın. Ama eğer kelimeleri seçeyim diye düşünüyorsan, senin bu düşünmeye payın var mı? Yok. Sen bu payı buluyorsan, bu fırsatı buluyorsan kendine, demek sende ne var?

  187. 1:16:06

    Gösteriş var. Çünkü Allah adamı olsaydın o anda Mevla'nın öğrettiklerinden o kişiyi namaza başlatmak için, değil mi? İçkiyi bıraktırmak için veya faizden vazgeçmek, neyse, konu neyse, gündem neyse, Allah için bir şey anlatacağın zaman senin burada şu kelimenin yerine şu kelamı konuşayım diye düşünme payın olmamalı.

  188. 1:16:27

    Eğer bu şeyde ayrım yapacak kadar kendine sahipsen, mukayyetsen, demek sende ne var? Riya baisi ve sahiki var. Ondan sonra fesahat izhar edeyim, düzgün konuşma göstereyim. Sonra beraat deniyor bunlara. Arapça'da yani edebiyat demektir. Bunla ne olayım? Mümtaz olayım. Ne demek mümtaz? Herkes desin ki ne biçim konuşuyor.

  189. 1:16:53

    Ne güzel konuşuyor. Adamdaki cümleler ne okkalı. Yani bazı böyle insanlar var hakikaten ama özellikle yapıyorlar bunu, seçici kelimeler kullanarak yapıyorlar. Bunların hepsi şeratta mezmumdur, kınanmıştır ve reddedilmiştir. Ne buyuruyor Sallâllâhü Teâlâ Aleyhisselam? Elâ âgâhulun yani bu Sahih Müslim'de de alıyor, burada diğer kaynaklara da veriyor.

  190. 1:17:23

    Âgâhulun yani dikkat edin. Heleke helak oldu. Kimler helak oldu? El-mütenaffı'un. Konuşurken, kelamları seçerken son derece derin gidenler çok edebiyatlı konuşmak için dibine inenler helak oldular. Maksatlarına eremezler, insanlara bir şey anlatamazlar, insanlara da tesir ve etki sağlayamazlar. Çünkü bir insan Allah'ın zikrinden gafil olursa, Mevlasını unutursa,

  191. 1:17:57

    ahireti düşünmezse, ihlas taşımazsa ancak bu adam yani şu kelimenin yerine şunu seçeyim, bunu konuşmayayım, şunu konuşayım diye beğenileyim diye düşünebilir. Ama Allah adamları beğenilme derdi olmaz. Cümleler devrik idi, kopuk idi, sonları vezinsiz idi. Bize ne bundan? Kimse de onu ne yapmaz? Efendim ya bu adam hakikaten Allah adamı

  192. 1:18:24

    içinden geldiği gibi Allah için konuşuyor der. Öbürleri helak olur. Ne demek helak olur? Çünkü ahireti düşünmez. Mahşeri düşünmez, cehennemi düşünmez, Mevla'yı zikretmez. O zaman ne hesap eder? Ben şimdi bu millete bir konuşma yapacağım. Evet. Burada nasıl kendimi beğendirebilirim? Nasıl sevdirebilirim?

  193. 1:18:46

    Hangi kelimeler, hangi cümleler? Yaklaşık fıkra anlatacak veya şunu yapacak. Her şeyi seçer, hazırlık yapar. Bunu da Mevla sevmiyor bu işleri. Onun için sen yavrum diyor, vaaz edeceksen, insanlara bir hitabet yapacaksan, bir konuşma yapacaksan Allah'tan iste, Mevla'nın açtığıyla, fetv-i fütuhatıyla gelenlerden anlat.

  194. 1:19:08

    Çünkü ve'l-mütekellif, tekellüf yapan kimse, Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem nehy edildik buyuruyor, kimdir? El-mütecavüzü aşandır, anilhad, sınırı aşandır. Allah Teâlâ tekellüfü yasaklamış, her işle yasaklamış. Yani demin dedim, Selman Radıyallâhu anh'a misafir geldi. Evine misafir geldi. İşte ne varsa, yemeğinin hayırlısı, hazırda ne varsa odur.

  195. 1:19:40

    İşte önüne bir şey çıkarttı, koydu. Ama tabii insan şunu da düşünüyor, yahu ben sana haber verdim kaç saat evvel ben sana veya kaç gün evvel geleceğimi ne demektir bu? bir şeyler hazırla demektir e şimdi Hazret-i Selman da radıyallâhu anh bulduğunu koymuş bir şey de hazırlamamış adam da herhalde bir acaba mı dedi falan

  196. 1:20:05

    Hani bazı da şöyle oluyor, adam diyor şimdi önümüze koyduğumuz zeytin peynir, biz de buna dayanırız, arkada börek gelir, tavuk gelir, bu sefer burada tıkanırız. Onun için yavaş yavaş az bir şey yiyor, böyle bekliyor falan. Sen de o zaman ne diyeceksin? ye ye diyeceksin arkası yufka diyeceksin yani çünkü adamı da beklentiye sokmayın bazı da böyle saatlerce adam

  197. 1:20:30

    bekleyen var ya bir şey gelecek diye herif de geleni koymuş zaten o da diyor Allah Allah daha fazla beklentiye girmiştim ben kokular geliyordu meğer yan komşudan geliyormuş mesela kardeşim tamam getirecek adam da ne varsa birden koysun arkadaş bazı yerlerde de var yemeğin ortasında tatlı geliyor Konya'da mı?

  198. 1:20:54

    bir yerde öyle çorba bakla sonra iki çeşit üç çeşit normal yemek bitti daha tatlı da geliyor sen artık ne diyorsun? tamam diyorsun koy veriyorsun tatlıyı ondan sonra yemek başlıyor su börekleri tepçiler geliyor Allah Allah yani bazı da böyle memleketler olabilir yani tekellüfe zoraki işlere lüzum yok baştan dersin şunlar şunlar var veya dersin al hepsi burada ne yapacaksın?

  199. 1:21:29

    Hazreti Selman da dedi ki levle enne nühine ani tekellüfe tekellefne aleküm Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zoraki işlere girmekten yanında olmayan evinde olmayan bir şey borç almak veya çarşıya git pazardan al yani o an için kendini zahmete sok yani burada olanla da insan doyar biz dedi zora girmekten zoraki işler yapmaktan yasaklanmasaydık

  200. 1:21:59

    iyi bir zoraki bir ziyafet yani mükellef bir sofra diyorsunuz o da buradan geliyor külfet denir Türkçede kullanılıyor bu mükellef yani külfetli adam zahmete girmiş canı çıkmış sofrayı hazırlayana kadar belki de borca da girmiş ben dedi size iyi bir hazırlık yapacaktım ama hadis şerifte nehyolunduğumuz için dedi bulduğunuzu yiyin dedi yani ne kadar normal sahabe ne kadar dürüst

  201. 1:22:28

    efendim ne kadar doğal tabii insanlar değil mi? bizde olsa çok ayıp değil mi bu laf denir mi? rezil oluruz Allah'a karşı rezil olmaktan utanmıyoruz Resulullah karşı mahcup olmaktan utanmıyoruz bizim varsa yoksak o Ahmet ne dedi Mehmet ne dedi komşu ne dedi bizim derdimiz insanlar olduğu için mahcup olurum utanırım diye zahmete giriyoruz o hadis şerifle amel etti

  202. 1:22:58

    hiç de utanmadı değil mi? niye utanacak? yani peki misafir için hazırlanmak caiz değil mi? ya caiz olmaz mı Resulullah misafirinize ikram edin buyurdu Allah'a ve ahiret gününe inanan misafirine ikram etsin müslümansan ikram et gavur musun ya Alman usulü bir çay ısmarlıyorsun parasını sen ver diyorsun müslümansan ikram et diyor o ayrı bir şey sana hazırlanma dedik mi?

  203. 1:23:30

    ama gücü yetmeyen zahmetlere borç alarak veya çoluk çocuğun nefakası yani çoluk çocuğun bir ihtiyacı olan bir şeyi sen buraya saçıp sarman bir lütuf yok o da yer doyar var yani bunu söylüyor sallallahu teala aleyhi ve sellem Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e diyor Ebu Sadi Kudri hazretleri bir yemek yaptım sahabeyle beraber geldiler yemeği önlerine koydum

  204. 1:23:56

    birisi dedi ki ben oruçluyum sahabeden Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu kardeşiniz sizi yemeğe çağırmış bir de tekellüfe girmiş zahmete girmiş külfetli bir de sofra kurmuş yani o zamanın külfeti tabi bizimkinin şimdi binde bir etmez de bizde en fakirimizde bile sahabeden fazla yemek var yani zahmete de girmiş e şimdi sizin biriniz kalkmış oruçluyum diyorsunuz

  205. 1:24:28

    ne demek istedi nafile orucu ev sahibinin memnuniyeti için ne yaparsın açarsın sonra oruç sana vacip olur vacip olduğu için başka gün tutarsın ama kendisi bunları yapmayın buyurmuş ama tekellüf sahibi sınırı aşar. Bu da nedir? Yedüllü delalet eder, alâ harâbil bâtın o adamın kalbinin, içinin harap olduğuna delalet eder.

  206. 1:25:23

    Lafları çok edebiyatlıysa, ve zinniyse böyle acayip kelimeler bularak bazıları var öyle. Siz anlıyorsunuz onları. Anlatabiliyor muyum? Anlattınız işte, anlatabiliyorum. Mübarek adamlar. Şimdi adam kelimelerde oynuyor. Bütün işleri, güçleri adamların ne? Lügat. Lügat kullanmak. Arapçayı da lügatla gidiyor.

  207. 1:25:55

    Adam tefsiri, hadisi, şerhi, muhaddisi, şarihi, fekihi bırakmış. Fekih, usûli bunlar yok. Adam nereden gidiyor? Kelimenin lügatından. İşleri, güçleri, lisan ve lügat. Hemen o kelimenin her konuda girerseniz hemen o kelimenin lügatına iniyor. Lügatına indiğin zaman zaten din elden gidiyor. Çünkü bir lügat var, bir de ıstılah var.

  208. 1:26:20

    Lügat ne, ıstılah ne? Lügat sözlük. Istilah ne? Kullanım. Istılah ne? Kullanım. Mesela diyorsunuz. Salat. Salat, akîmus salâte, Kur'an dolmuş. Salatı. İkam edersin. Salat ne? Sözlük, aç, dua. Sözlük. Aç. Dua. Yalvarış, yakarış. Ateş, yanmama hasta var. Sözlük anlamında 3-5 şey çıkar. Fakat bizim kıldığımız iftithat tekbiriyle başlayan, öncesinde gusül şartı olan,

  209. 1:26:56

    abdest şartı olan, iftithat tekbiriyle başlayıp Esselamu Aleyküm diye teslim ile biten kıyam, kıraat, rükû, sücüdden ibaret olan altısı dışında, altısı içinde şartları olan mahut bilinen bir namaz diye bir şey var. Namaz, Farsça bir kelime. Arapçası salat. Türkçesi henüz bulunmuş değil. Yok. Tek kelimeyle yok.

  210. 1:27:23

    Bak iki saatte anlatıyorum namazın ne olduğunu. Tek kelimeyle Türkçe karşılığı yok. Çünkü Fars uleması, İmam-ı Azam Efendimiz mesele, Fars. Yani onlar daha evvel Müslüman oldu ya Türklerden, İran'ın fethiyle, Irak'ın fethiyle, oradan doğru geldi. Oruç Farsça, abdest Farsça, bütün il mahallerimizdeki kelimelerimizin birçoğu Farsça.

  211. 1:27:47

    Tabi onlar da hizmet etmişler. Onun için lisanları Osmanlı'da da Farsça ağırlıktaydı yani. Osmanlı Devleti'nde demek istiyorum. İlk zaman Farsça, Arapça, Farsça çoktu. Sonradan Türkçe şeye girdi. Devlet yazılımlarında bile Fatih dönemindeki fermanlar Arapça yazılıyor. Sonraki padişahlar döneminde Osmanlı'da, orada da ağırlık Farsça tabi içine kelimeler geçiyor.

  212. 1:28:10

    Şimdi salat, lugat ve sözlük de dua. Ama şimdi lugata girdiğin zaman da dinden çıkarsın dediğim ne? Allah Teala buyuruyor, salat-ı ikame edin. Salat-ı ikame edin. Yani ayakta tutun, dik tutun, hakkıyla yerine getirin, ifade edin manalarında. E salat ne şimdi? Bu bize farz olduğu anlaşılıyor, emir var.

  213. 1:28:31

    Peki salat ne? İşte burada lugata indiğin zaman, lugattan gittiğin zaman dua yeterli oluyor. Ama bunun başında ne gusül gerekir, ne abdest gerekir, ne tekbiri var, ne selamı var. Herhangi bir dua. Öyle mi? İstilah ne? Kullanım. Ne demek? Şeriat dilinde. Allah'ın gönderdiği vahyinde, şeriatın istilahında, kullanımında salat dediğin zaman ne anlaşılıyor?

  214. 1:28:58

    Namaz, hangi namaz? Deminden beri kaç dakikada anlatabildiğim, anlatmaya çalıştığım fiiller mecmuası. Bir fiil değil. Rükü ayrı rükün, secde ayrı rükün, kıyam ayrı rükün, kıraat ayrı rükün. Bunların birleşiminden hasıl oluyor. Peki bunu sen lugattan bunu çıkarabilir misin? Nereye bakacaksın? Sallu kema araytumunu salli.

  215. 1:29:20

    Bana bakın nasıl salatta bulunuyorum, salat emrini nasıl yerine getiriyorum, yani nasıl namaz kılıyorum? Bana bakın, beni görün, benim gibi kılacaksınız diyor. İşte istilah nereden oluşuyor? Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem'in kavli ve fiili takriratından ve tatbikatından. Hem diliyle anlatıyor, hadislerde tek tek rükünleri beyan etmiş, bir de tatbik etmiş, kıldırmış.

  216. 1:29:43

    kıldırmış, geçmiş öne ve kılmış, beni görün, bana bakın, diyor. Hac. Nedir hac? Arapçadır. Lügatı nedir sözlük? Kast. Hacca kasa de. Hac. Ben sana hac ettim dese bir adam sana, seni kast ettim, seni aradım, sana niyet değil. geldim demektir, haccettim. Hacc, kasıt demektir. Bir şeye azmetmek demektir.

  217. 1:30:09

    Kast etmek demektir. Lukatı budur. Ama sen şimdi bu sözlükle Ama sen şimdi bu sözlükle beraber beraber, tamam burada da sözlük tamam, burada da sözlük manası yine var. manası yine var. Nasıl var? Nasıl var? E salatın içinde dua var mı? E var, Fatiha dua değil mi? Fatihasız namaz oluyor mu? O zaman duasız hiçbir namaz yok.

  218. 1:30:26

    Velev ki sen ettehiyyatü ile bitirsen salli barik duasını okumaz, Rabbena tenâlar hep dua. O duaları da hiçbirini okumadığını farz edelim. Fatihasız zaten namaz olmuyor. E Fatiha zaten duanın özü. Onun için içinde dua var mı? Var, ama duadan ibaret mi? Değil. Hac, kast etmek. Lügatı illa ki o sözlük manası bir yerden ona irtibatlı.

  219. 1:30:51

    Hac yapan adamda bir kasıt var mı? Kasıt nedir? Niyet. Nereye niyet etti gitmeye? E Kabe'ye. Çayrova'da hac yapılmıyor. O zaman ne oldu? Hacda özel bir kasıt ve maksat var. Öyle mi değil mi şimdi? Gittik dağa çıktık, yaylaya çıktık, hadi burada bir hac yapalım denir mi? Demek ki bir yere kasıtlı gidilecek.

  220. 1:31:12

    Özel bir yere. Kasıtlar. Ama bu sözlükten sen Arafat'ta vakfeyi çıkarabilir misin? İhram girmeyi çıkarabilir misin? Tırnak kesmenin yasaklığı çıkar mı burada? Nereden çıkacak bunlar? Kudû annî menâsikekum. Bana bakın, beni görün. Veda haccını yaptırıyorum size. Tatbikatlı bir şekilde hac nüsüklerini, hac ibadetlerinin özel adı nüsüktür.

  221. 1:31:37

    Hac ibadetlerinin yapıldığı özel yerlerin adı menâsiktir. Mensek de ibadettir ama mensek, nüsük, bunlar hacla ilgililer. Bir de kurban. İnne salâti ve nüsuki namazım kurbanım diyor o ayette. Allah'a aittir. Ve mahyaven mâti lillâhu billâhi mineş-şeytanirracîm. Onun için sözlükle takıldığın zaman her kelimenin sözlüğüne ineyim dediğin anda işte neye dönüyor?

  222. 1:32:03

    Bildiğimiz namazı kılmak şart değil. Dua edersen de yeter. Beş lazım değil, üç olsa olur. Veya kıyam kral, abdest kusur ne lazım? Allah senin niyetini bilmiyor mu kardeşim? Ki inşâAllah Rabbine yalvar demiş. Ne olacak yani? Olur mu yani ki inşâAllah Rabbine yalvar? Abdest kusur lazım. Namaz için. Ama namazın dışında zikredemez misin?

  223. 1:32:29

    Edersin. Abdestsiz dua edemez misin? Edersin, kusursuz da edersin canım. Ayrı bir şey. Ama eğer salatsa bu burada şartlar var. O zaman sözlük manası içinde mündemiştir. Ama asla o fiil sözlükten ibaret değildir. İşte bu lügatlara inenler, bu derinlemesine lügatı araştıranlar, bunlar özellikle bunların konuşmalarına dikkat ederseniz söz salatası, laf salatasında

  224. 1:33:00

    özenle kelimeleri seçerler. O inen işte otları seçmesi gibi ve burada da bütün milleti nereye yönlendirirler? İstilahlardan, şeriatın örfünden, ayet-hadisten çıkıp, çekip, alıp nereye? Ya bunun lügatı bu. Bu buradan geliyora giderler. Bu noktaya getirdikleri zaman işi zaten milleti dinden imandan ederler.

  225. 1:33:23

    E çünkü kardeşim salat duadır, istediğin gibi yapılır. Öyle millete şart koşmasınlar. Ne dedi İhsan Eli Açık? Kazası yok, cezası yok. Ne yaparsanız yapın dedi adam kulağımla, duyuyorum. İlahi Açık geçine. Öbürü zekat. Zekat nedir? Lügat manası nedir sözlük? Temizlik. Zekatın kelime karşılığı, git sözlüğe temizliktir.

  226. 1:33:46

    E adam diyor ki ya abdestim aldım, yıkandım, sabunlandım, keselendim. E o da zekat işte tertemiz oldum. Ama şimdi malının zekatı var, temizliği nasıl olacak? E peki bunun kırkta bir olduğunu bu sözlükten çıkarabilir misin? Yani mal temizlenecek. Bu mal neyle temizlenecek? Kırkta birini fakir fukaraya hakkını çıkartmakla temizlenecek.

  227. 1:34:08

    Ama sen bu temizlikte bu kırkta bir olacak, koyundan şu kadar, deveden bu kadar, gümüşten, altından var mı, paradan var mı, borcun var mı, alacağın hesabı nasıl oluyor, nisabına kadar hangisinin sözlükten çıkacak? Onun için sözlükle bu dine girenler lügatlara bakarak ıslahları çözmeye kalkanlar ve insanları sözlüklere çekerek ya şeyhe ne lüzum var, mürşide ne lüzum var,

  228. 1:34:38

    vaizeli hatibe, hocaya ne lüzum var? Aç bir sözlük, mealler ortada, aç bir meal mealler ortaya.. bütün dini kendin anla kardeşim diyenler milleti dinden imandan edenlerdir koca imam-ı suyuti müçtehidim diyememiş bir özel mesele de müçtehidim demiş sübkiler bütün halimler itiraz etmiş sen o konuda da müçtehid değilsin Hadi şunları, şunları anlat bakalım.

  229. 1:35:04

    Koca Suyuti takılmış kalmış, 500 cid kitap yazan adam. İmam-ı Şahraniler, İmam-ı Şeraksiler, İmam-ı Şeraksiyi hapse atıldı, hapiste 30 cid Mefsut'u yazdı bir tane kaynağa bakmadan kaynak yok hapis yav 30 cid şu anda bizim kütüphanelerimizde Hanefi fıkhının ana temeli Mefsut kitabını hafızasından yazdı yav çıktı bir tane baktı kaynaklarda itiraz yok bu adamlar

  230. 1:35:33

    biz İmam-ı Azam'a tabiyiz İmam-ı Ebû Yusuf'a tabiyiz çünkü müçtehid değil müçtehid değil fakir şu devirde fakih bile kalmadı belki mütefekkih fıkha çalışan zor bulursun fakih bile kalmadı müçtehid hiç yok 300 seneden sonra 200'den 300'den sonra İmam-ı Şafii'den sonra bir tane müçtehid yok en son İmam-ı Şafii'dir yani o dönemden sonra yaygısının döşeğini topladı ihtiyat yok

  231. 1:36:06

    çünkü zaman onu getiriyor yani o dönemin hafızası, zekası vesairesi gele gele devamlı eksilmeye gidiyoruz işte artışa mı gidiyoruz yani? 100 cid, 500 cid, 1000 cid kitapları ezbere biliyorlar müçtehid olamıyor e sen adama diyorsun ki aşk lügatı sözlüğü Arapça'da ne manaya geliyorsa ayeti hadise takıldığın gibi mana versene milleti gavur ettiler bu ustada bir

  232. 1:36:35

    ders yapmak icap ediyor bir de mezheplerin lüzumu mezheplere tabi olmayanların dinden çıkacakları ve içtihadın ne demek olduğu müçtehidlerin kimler olduğu şartları bunlar hakkında bir hakikat Risale yazmak icap ediyor Yusuf-u Nebâne Hazretlerinin müçtehid Risalesi var o Risale'de ne ilimler yazmış ayağın yerden kesilir ya o İmam Şahrani'yi bir dinlesen Evliyaullah Reislerinden

  233. 1:37:05

    okuduğu kitapların listesini söylüyor bir bakıyorsun Suyut'u Dürr-ül-Mensur daha ben bu yaşa gelmişim işte tefsirle gittiğimiz yerlere kadar okuduk yani hem Tevbe Suresi'ne gelmişim yani onlar da bizden 500 sene yaşamamışlar İmam Şahrani'nin yaşında ortalama kaç olacak? Dürr-ül-Mensur'u 3 kere okudum işte şunu 5 kere okudum şu kitabı 15 kere okudum söylediği kitaplar 30 yıl

  234. 1:37:31

    ya bir sayıyor, bir sayıyor, bir sayıyor bir tane tefsir sayıyor adını orada gördüm fiyasada yok, yazması da yok herhalde kütüphanelerde bulamadım bu diyor okuduğum tefsirlerin en büyüğüdür 100 cid diyor cidlerin her biri de çok kalın diyor bunu da diyor bilmem kaç kere okudum hepsini sayıyor bir de bir kere okuduğunu da unutmak yok bir kere okuduğunu unutmak yok

  235. 1:37:53

    fıkıh, usulü fıkıh sağ altına uf uf uf ha bu cami dolar ha burası dolar yani bunlar işte okuyu ezberlemiş ha arada da kıldığı teheccüdler iştahlar, kuşluklar, yaptıkları zikirler hatimler, delaleler bir sayıyorsun, bakıyorsun vakit, saat mefhumu ortadan kalkıyor her şey duruyor bunların ameli durmuyor, nasıl oluyor?

  236. 1:38:21

    bereket başka bir şey Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem 23 senelik nübüvvetinde alemleri nura gark etti gitti bizim hemen hemen hepimiz 23 sene buraya erdikten sonra 23 sene çoğumuz hayat geçirdik ne 23'ü be 40-50 sene bile yaşayan var buluğun üstünde şu anda şurada ne faaliyetimiz oldu? ne hayrımız var vatana memleketine müslüman aileli sünnetine yani

  237. 1:38:44

    ömrümüzde bereket yok ya bereket yok koca İmam Şahrani ben müçtehid değilim diyor nasıl müçtehid o, müçtehidi sen ona müçtehid desen Allah muhafaza iftiradan seni mahkemeye verir iftiradan mahkemeye verir ya ya sen bana nasıl der böyle iftira atıyorsun he ben nasıl müçtehid olabilirim neredeyim âmâ-ı azamlar şafiiler der ya onun için haddimizi bileceğiz ya

  238. 1:39:10

    konuşan da haddini bilecek atmayacak ben şunları biliyorum hareketleri çekmeyecek böyle gamız gumuzlu rumuzlu kelimeler kullanarak falan insanlara ben 3 seviye diyeyim işte anlamadığın şeyler biliyorum falan ne biliyorsun kardeşim ya yani tasavvuf desen lügatla ilim olmaz efendimiz dedi Vehhabilere 13'ün kızarken ne söylerdi bunlar lügat hocası

  239. 1:39:34

    ne demek lügat hocası işte bak aynı kafayı öbürlerinde tezahür ediyor efendimizin bu sözünü de yıllar yılı zor anladık ha bir kelime söyledi ama ne diyor acaba dedik yani. Karşılaştıkça hadiselerle, e şimdi geldik İslamoğlu olayında da yine geldik, Lügat hocalığında sıkıntı çıktı. Sözlük hocası. Yani bu nerede kullanılmış?

  240. 1:39:55

    Nasıl kullanılmış? Resûlullah S.A.V. nasıl tatbik etmiş? Hiç bunlara bakılmıyor. Kitap sünnet, devleti.. işi bırakılıyor, lügattan anlam yükleniyor. Nasıl oluyor bu? Yani Rahman Arş'a istiva etti. Er-Rahman aleyh Arş-ı istiva. Rahman Arş'a istiva etti. Müteşabihattandır. Benim İman-ı İslâm ilmi aliminin başında çok muazzam izah edildi bu konu.

  241. 1:40:19

    Detaylarıyla müteşabihat konusuna uzun yer verdim. Yani 120 sayfalık bir yerde bayağı yer verdim ona. İtikat bölümünü konuşuyorum. İstiva etti. Ne diyor şimdi Vehhabiler? Arş'a oturdu diyor. Al bakalım işte lügat. Halbuki istiva'nın lügatına, sözlüğüne baktığın zaman dört tane daha manası var. İstiva, istila etti manası da var.

  242. 1:40:45

    diyor şair. Bişir, Irak'a istila etti diyor. Kansız, savaşsız geldi tahta oturdu diyor. Ama istila etti diyor. Çünkü Irak'ın üstüne oturamaz ki. Anladın mı şimdi? Burada ben sandalyeye otururum ama Irak'ın üstüne oturamam yani. O zaman Irak'a ne yapabilirim? Hükmüm altına alırsam istivadır. İstiladır.

  243. 1:41:08

    Allah'ın da kahır ve galibiyeti ve kudret ve tasarrufunun arş ve altındaki bütün mahlukata hükümran olmasından kast ediliyor. isteva İstiva. e ne var orada başka? Tamam oturdu manası da var. ama istila etti manası da var yöneldi manası da var sümme stevâ iles semâ semâya istiva ediliyor Semaya istiva etti diyor.

  244. 1:41:27

    o ayette ne manası var? Göğü yaratmayı kastetti, yöneldi. iradesini oraya yönetti demektir istevâ ilâ ile İla ile kullanıldığı zaman. Her harficere göre de mana değişiyor, önündeki gelene göre. E sen burada oturduyu nereden çıkarttın efendim? E şimdi bu lugat orada bakıyor lugatı da bilmiyor. Beş lugattan birini seçmiş.

  245. 1:41:47

    Tercih bilâ mureccî. Neden bunu seçtin de öbürünü seçmedin? Oturdu diyorsun. Peki sen şimdi burada Kur'an'a baksaydın bunun oturdu manası da olmadığını anlar mıydın? Neden? şey وَهُوَ السَّمِعُ الْبَصِرِ diyor. Öbür ayete baktığın zaman Allah'ın benzeri, misli, mümasili, müşâbi hiçbir şey yok. Peki o zaman, oturduğu zaman bizle oturmasında benzemiş oluyor mu?

  246. 1:42:17

    Bütün mahlukat oturuyor. O oturmadan duramıyor yani. Peki Allah Teâlâ niye oturmaya muhtaç olsun? Gelelim. Peki خَالِقُ كُلِّ شَيْءِ Her şeyi kim yarattı? Ne demek o? Her şey yoktu demek değil mi? Peki arş da yok muydu önceden? E yoktu. Arş yokken nereye oturuyordu? Hâşâ ve kellâ. E sen diyorsun ki arşı sonradan yarattı, sonra diyorsun ki arşa oturdu kalkamadı.

  247. 1:42:42

    Hâşâ ve kellâ. Yani lugatla gidilmez. Efendimiz de ne diyordu? Bunlar lugat hocası. Ne demek işte anladın mı şimdi? Bir kelimeyi görüyor orada Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hadis-i şerifinde buyuruyor işte efendim şirkten ne diyor? Veyahut işte kabir ziyaretini yasakladım.

  248. 1:43:03

    Şimdi gidin kabirleri ziyaret edin. Size ölümü hatırlatır. Bu sefer geliyor kabir ziyaretinde. Fatih'i okuyorsun, okuyamazsın diyor. Niye diyor? E Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kabir ziyaretini serbest ettiyse diyor ahireti düşüneceksin diyor. Ölümü düşüneceksin dedi diyor. Sadece onu düşüneceksin diyor.

  249. 1:43:26

    İyi hindi gibi düşüneceğim, çıkacağım. Ölü de benden bir hediye bekliyor kardeşim. Halbuki öbür hadiste ne diyor? Dirilerin ölülere hediyesi ulaşır diyor. İstiğfar edilir diyor. Onlar için hediyeler gönderilir diyor. Dua edilir diyor. Yer ehlin duasından kabire eline rahmetler dağlar gibi itikab. مِنَ الرَّحْمَةِ buyuruyor.

  250. 1:43:52

    E şimdi öbür hadisleri görmeden düşünmeden sadece diyor ahireti düşünebilirsin. O kadar. Fatiha. Hediye mi? Hediye bir şey yok diyor. Hediye gider mi? Gitmez diyor. Ya bu kadar hadisleri var. Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyuruyor. Gider. Anam öldü diyor. Sahabe sahih hadis. Ne yapacağım? Bir hayır yapsam onun ruhuna ne yapayım diyor?

  251. 1:44:14

    Su hayır yap. Kuyu kaz diyor. Su aç diyor. Ananın ruhuna gitsin diyor. E şimdi sen burada sahih hadis var. Kuyu kazsa, millet içse, anasının ruhuna nereden gidecek? Onun sevabı gittiğine göre Fatiha'nın da gider. Bunu anlamayacak ne var? Kıyas. Kıyası fukaha. Mesela şeriatın delilleri kaç? Dört. Kur'an yeter mi?

  252. 1:44:40

    Yeterli değil ki. Dedi ki Kur'an-ı Şerh'den ne? Kur'an-ı şerhedir. Sünnet. Peki hadis-i şerif'te her mevzu kıyamete kadar bulunamayabilir. İcma. Âlimler, icma ettiler. Âyette, hadiste yoksa? E kıyas-ı fukaha. Bir şey, bir şeye ne yaptılar? Kıyas ettiler. Peki kıyas ve içtihat Kur'an'da var mı? Var. İhtilaflı meseleyi peygamberime havale etseler diyor.

  253. 1:45:09

    Bak orada bıraksaydı sünnette kalacaktı iş. İçlerindeki âlimlere havale etseydiler. Ne oldu? İcma-i ümmet. Ümmet derken ulemanın icmağı tabii ki. Bütün bakkallar, dernekleri toplansa, üzerine bir de zercevatçılar, şirketleri toplansa. Değil mi? He? Bütün Türkiye'deki ne diyorsunuz onlara? Hobiler, mobiler, kobiler, bir şeyleri ha.

  254. 1:45:35

    Hepsi toplansa bir şey helal veya haram olduğuna karar verebilirler mi? İlmi yok. Ha, icma-i ümmetten maksat, ümmetin alimlerinin ittifakıdır. Rastgele ümmetin ittifakı değildir. Aha ne diyor ayet? İçlerindeki emir sahipleri, yani âlimlere havale etseydiler. O meseleyi çözerlerdi. Kim çözerdi? İstimbat sahipleri.

  255. 1:45:57

    İstimbat ne demek? Derin kuyudan su çıkarabilmek. Sözlük anlamı. Ama ıstılaha manası ne? İçtihad edip, son derece ayetteki, hadisteki ilmini zorlayıp, gayret ederekten o meselenin fetvasını çıkaranlar bilirdi diyor. Şimdi burada zaten fes'elü ehle zikri inküntü bilâ teâlemin. Siz bir fıkhı bilmiyorsanız zikir eline, elim eline sorun.

  256. 1:46:18

    Orada da ulemaya bizi sormaya havale ediyor. Öyleyse burada kitaptan sonra sünnet. Kitap nerede? Zelke'l kitâbü lâ raybe fîhü dellil muttakîn. Zaten Kur'ân-ı İdâet'in rehberi anayasadır. E bu sünnet nerede? E'te'ul rasûl, Rasûl'e itaat edin. Ve mâ te'akümul rasûl fe huzûr. Rasûlümle verdiği sağlık. Ve mâ ne'akmâne fentehu.

  257. 1:46:40

    Ne yasak etti, vazgeçildi. E sünneti havale ediyor. E ayet bizi nereye havale ediyor? E Rasûlullah'a gidemedin. Hadiste bulamadın. Kendine soramadın. Ül'ül emre gidin alimlere, istimbat sahibi, istihdat sahipleri bilecek diyor. Ona da öğretecek diyor. Zikir eline sorun. Bize havale ediyor. Kıyas. E fentehu rûyâu'l-lefsâr.

  258. 1:47:01

    Ey basiret sahipleri ibret alın. İbret ne demek? İbret, lugattan gidiyorum yine. İbret geçiş demek. Ubur geçmek demek Arapça'da, ubur. E ibret ne demek geçmek? Burada bir hadise yaşanıyor, sen buradan ibret alıyorsun. Ne demek ibret alıyorsun? Buradan başka bir yere geçiyorsun. Nereye geçiyorsun? Ya yarın buradan ders çıkarayım.

  259. 1:47:22

    Böyle bir şey yine olursa ben buna ne tedbir alayım'a geçiyorsun. Misline, mümasiline kıyas ediyorsun. Kıyas. Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem sahih hadis ne? Ne buyuruyor Hazreti Muazzam? Diyor, sen diyor gidiyorsun Yemen'e, vali gönderiyorum seni. Ne ile hükmedeceksin? Allah'ın kitabıyla. Âyette yer bulamazsan Resûl'ünün sünnetiyle.

  260. 1:47:43

    Rasûlünün sünnetiyle, yani hadislerden senden öğrendiklerimle. Benim sünnetimde hadislerden öğrendiklerimle. Benim sünnetimde hadiste delil bulamazsan hadiste delil bulamazsan, birisi gelip başına bir iş gelip senden hüküm sorarsa ne yapacaksın? Eçte-i dura iyi. Görüşümü zorlarım diyor, bildiğim âyet ve hadislere kıyas yaparım diyor.

  261. 1:47:57

    Bildiğim ayet ve hadislere kıyas yaparım diyor. Elhamdülillâh, lezze ve fekâ, Resûlâ, Resûl. Resûlünün elçisini muvaffak eden Allah'a hamd olsun. İyi ki ben ne yaparsanız yapın ben bilmiyorum derim. derim demedin diyor. demedin diyor. Hiç cahat İstihad ederim o hükmü çözerim dedin diyor. Allah'a hamd ediyorum ki seni muvaffak etti diyor.

  262. 1:48:16

    Bak doğruyu buldu. İstihad ederim dedi de sahih hadis bu. Hep Kütüb-i Sitte hadisleri bunlar yahu. Ondan sonra adam geliyor diyor ki benim annem öldü diyor. Bu da sahih Kütüb-i Sitte'de. Benim annem öldü diyor veyahut babam işte annem diye hatırlıyorum. Evet. Borç bıraktı diyor. Ben diyor efendim ha annem hacca gidecekti.

  263. 1:48:39

    Hacca gitmedi. Ondan sonra ben onun yerine hacca gitsem olur mu diyor. Hac kitabımda kaynağı var. Yani bedel gibi, yerine gibi veyahut vefat etmiş. Vasiyet etmişse zaten şey oluyor da mecbur oluyor. Vasiyet etmemişse de sen yine yaparsan çok iyilik olur tabii. Hac farz olmuş gitmemiş, ölmüş vasiyet etse

  264. 1:49:00

    parasından falan bir şey ayırırsa sana sen mecbur olursun zaten o sana vasiyeti var. Vasiyet etmediyse de gitmekte çok fayda olur yine. Ama o vasiyet etmedi ama ondan o hac düşer mi? Veyahut ahirette azabından kurtulur mu meselesi? Faydası umulur, sen git. Diyor ki ya Resulallah diyor ben onun bedeline yerine hacca etsem ödeyebilir miyim diyor.

  265. 1:49:21

    Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ona orada bir kıyas öğretiyor. Kıyas-ı Fuka'nın en büyük delili bu hadistir. Diyor ki Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem anan öldü, birine borcu olsaydı sen götürseydin deseydin ki anamın borcunu ödemek üzere şu parayı getirdim sana deseydi o borç düşer miydi anandan? alacaklı kul hakkı sahibi ödendi parada mevzu kapanır mıydı diyor?

  266. 1:49:46

    Kapanır diyor. O zaman fehakkullâhe hakku en yukdâ Allah'ın hakkı ödenilmeye daha layıktır diyor. Madem haç Allah'ın hakkıdır, sen de gidip onun yerine haçını yaparsan diyor, düşer diyor. Burada sana ne yaptı? Haç, başkasının yerine haç yaparsan ondan düşer mi? Bedel haççı meselesinde tabi zaruretler var, şeyler var, yoksa zengin, sağlıklı gitmiyor, onu demiyoruz.

  267. 1:50:06

    tabii zaruretler var, şeyler var. Şimdi bunun yaptığı bedel haçından, bundan bu haç vazifesi düşer mi meselesi? Sana ne yaptı? Kıyas yaptı. Ne kıyas yaptı sana? E insana borcun olsaydı, ödeseydin düşer miydi diyor. O zaman bu da düşer diyor. Yani kıyas yapıyor. Tabii ki O'na vahiyle bildiriliyor. Ayrı dava.

  268. 1:50:28

    Ama müctehidlere de yol gösteriyor. Bu şekil kıyas yapın. Haa.. O halde şerat ortada. Şeratın ıstılahları ortada. Bu din yerleşmiş. Daha bundan sonra edebiyatla, lügatla, sözlükle, efendim, meallerle, bilmem nelerle birisi kalkıp da kendine göre bir mezhep, bir din çıkaramaz yani. O inanacak şey değil.

  269. 1:50:56

    Allah dinle oynamaya çalışanları, şerlerinden bizi muhafaza eylesin. Konuşmalarını dinlemekten uzak eylesin. Onlara meyil etmekten muhafaza eylesin. Edebiyatlarına, cümlelerine, laf salatalarına aldanmaktan bu ümmeti muhafaza eylesin. Allah bu milletin kalplerine onlara karşı ikrah ilka eylesin. Allah'ım neredeyse nüsnet hakkı anlatan varsa kalpleri oraya cezb eylesin.

  270. 1:51:19

    Orayı dinlemelerini, amel etmelerini müyesser eyle ya Rabbim. Amin. Allahumme salli aleyhi ve sellem. Seyyidina Muhammedin ve alaihi s-salatu ve sellem. Demek ki zoraki konuşmalar, yapmacık cümleler, kelimeler, lügat ve sözlük üzerinde durmalar insanın batınının harap olduğuna ve kalbinin ve gafletil kalp, kalbinin Allah'tan habersiz olduğuna delalet eder.

  271. 1:51:41

    Çünkü Allah'ını bilen, zikir üzere olan insan ne yapmaz? Böyle özel cümleler kurayım, özel kelimeler kullanayım, milleti cezbedeyim, celbedeyim, çekeyim diye uğraşmaz. Kendini tekellüfe, külfete sokmaz. Bağzında konuşmanın, hitabetin, neyse usulü budur. Bundan sakınmalısın diyor. Ve mânet tezgiri.

  272. 1:52:05

    Şimdi burada tezgirin manası nedir? Tezgir ne demek? İşte ayet-i kerimede vezekkir, öğüt ver. Vaz et, nasihat et, her türlü gelir. fe-inne zikrâ. Çünkü vaaz-u nasihat, öğüt vermek temfe-ül mü'minin, inananlara mutlaka fayda verecektir, mutlaka.

  273. 1:52:25

    Şimdi bu bir dahaki derste inşâAllah ben ileriye gidecektim niyetim ama gidemedim. İleriki derste yani burada şimdi vaaz eden adamın maksadı ne olmalı? Ne anlatmalı? Konu ne olmalı? Konu. İşte konu çok önemli, o konuları bize verecek. Sizler de, ben de.

  274. 1:52:45

    Şimdi ben şimdi her hafta konuştuğum için, haftada üç beş kere konuştuğum için farklı konular, farklı derslere girmek durumunda kalıyorum. Ama mesela bir yerde bir kere konuşacak olsam veyahut o kişilerle bir kere rastlaşmış olsam benim konuşma şeklim farklıdır. Çünkü evvelce televizyon yoktu. Radyo yoktu, bir şey yoktu.

  275. 1:53:10

    Haftada bazı kere on yere, yirmi yere gidiyorduk. Gündüz de vardı, birkaç yere gittiğimiz oluyordu. Kadın vaazı, erkek vaazı falan filan. O zaman tabii aynı konulardan bahsedebiliyorduk. Çünkü neden? İnsanlar yorulmuyor. Çünkü oradakini o dinlememiş, oradakini o dinlememiş oluyordu. Ama şimdi aynı şeyleri her seferinde konuşursan bıkma, usanma veyahut da ben bunları biliyorum

  276. 1:53:31

    hareketleri başlar. Onun için dersler yapıyoruz. Bu dersler muhtat. Bundan sonra da işte kebal-i günahlar, böyle seri seri dersler yapılacak. İnşaAllah. Zaten mektubat bitmez. Tarık bu tarık, biz biteriz, onlar bitmez. Orada önümüzde bayağı mevzular var. Ve lakin esas tezgir, öğüt vermek, nasihat yapmanın manası nedir?

  277. 1:53:51

    Yani sen bir adamla hayatında bir kere karşılaşmışsın. Diyelim bir evde veya 5-10 kişiye seni çağırmışlar, konuş demişler, neyse. Burada en mühim mesele ki benim çocukluğumdan beri üslubumuzu o şekilde bize öğrettiler. Büyüklerimizden. Yani Allah Teala bizi yaratması, yaşatması, nimetleriyle kuşatması.

  278. 1:54:14

    Buradan geçiş yapılacak. İşte biz bizim elimizde değiliz. O geçişte yani zorluklar, münkernekir, sırat, mizan veyahut da cehennemdeki azaplar falan filan. İmanlılar için konuşuyorum. İmanı olmayana tabii direktman Allah'ın varlığı konusunu işlemek lazım. Ama Allah'ın varlığını bilip de şerata inanmıyorsa o zaman o Allah bizi başıboş mu bıraktı yani?

  279. 1:54:38

    Kurban olduğum, madem Allah'a inanıyor, Madem Allah'a inanıyorsun, peygamber göndermiş, kitap indirmiş, oraya inandırıp çekmek lazım. Ha ben Müslümanım, Kur'an'a da inanıyorum ama şeriat neymiş? Böyle de dolu şuursuz bir toplumdayız. Bu sefer oradan e işte âyetlerle Allah'ın şeriatı demek, hükümleri demektir.

  280. 1:54:53

    Kur'an'a inanıyorsun, nasıl içindekine inanmıyorsun? O zaman oraya geçiş lazım. tasvih üzerinde durulacak. Ama insanı yola getiren, işte namaza başlatan, içkiyi bıraktıran, zinadan uzaklaştıran, düşündüğümüz düşündüğümüz zaman hidayetine vesile olunacak en mühim konular en mühim konular ahiret, ahiret, ahiret, ahiret.

  281. 1:55:14

    Çünkü şu anda dünyadasın, bir an sonra Evine gitmeden ahirete gidebilirsin. Evine gitmeden, arabana binmeden ahirete gidebilirsin. Bak burada sohbetten adam çıktı, gitti arabasına şurada. O duvar yıkıldı Darüşşafakan'ın, adam caz şehit oldu. Göçük altında kalan şehit, buradan abdestli gitti sohbetten bir cemaatimiz mesela.

  282. 1:55:33

    Evine gitmeden ahirete gidebiliyorsun. Bu kadar yakınsa o zaman insan artık yahu edebiyata lüzum var mı? Boş söze lüzum var mı? Şiir okumanın manası kaldı mı? Seminer, sempozun bilmem ne, bilmem ne. Yani bir anda ahirete gideceğim zaten. O zaman ne lazım? En mühimlerinden başlayarak bir an evvel tevbe, bir an evvel, şimdi geçen ııı

  283. 1:56:01

    Cuma'da bir imam, misafir imamıdı herhalde benim gittiğim camilerde. Kutbenin mevzusu değildi belki de. O çünkü ilave yaptı bir şeyler. Yani dedi adama dedi hoşuma gitti. Sonra tanışamadık, ben erken çıktım. Diyorsunuz ki dedi adam geldi ben Müslüman olacağım dedi Hristiyan, Yahudi veyahut neyse. E sen de ona dersen ki dedi git gusül al da gel.

  284. 1:56:22

    Yani kelime-i şehadet okutacağım diye. Yahu dedi adam zaten kelime-i şehadet okuyup Müslüman olmadan evvel gusül farz değil dedi ona. Sen dedi o arada hemen Allah peygamberi falan anlatıp kısaca bir kelime-i şehadet tabi manayı da bilmesi lazım. Öbür türlü manayı bilmeden papağan olur. Ha sen hemen bir izah ile bir kelime-i şehadet ikrarı söyletir.

  285. 1:56:46

    Ondan sonra ilk tertübeden farz dedi gidersin gusül al dersin. Ama dedi sen dedi diyorsun ki adama git gusül al da gel. O arada adam gitti etti gusül alana kadar yolda öldüyse dedi adamın gavur ölmesine sebep oldun. Hoşuma gitti bak Hoca Efendi'nin sözü, kim değilse. Ben hoşuma giden her şeyi alırım.

  286. 1:57:09

    Adını bileceğim, adını da derdim. Adını bilsem adını da derdim. Adamı reklam etmekten de Adamı reklam etmekten de çekinmem kimseye yani. çekinmem kimseyi yani. Beğendim yani. Ha yani Yani dakikalık işler, anlık işler, saniyelik işler, adam o anda ölebilir. adam o anda ölebilir. Adam kafir mi ölsün yani?

  287. 1:57:21

    Git gusül al bilmem ne diyene kadar. Evvela Müslüman olsun dedi. Sonra kusur eder dedi zaten. Çünkü Müslüman olması için gusül şartı yok dedi yani. Ha burayı düşündüğümüz zaman el ehem fel ehem. En mühim ne? Sen kalkıyorsun adamda namaz yok, abdest yok, şeratı bilmez, helal arama inanmaz. Bir şey bilmiyor.

  288. 1:57:42

    Adamla muhabbete giriyorsun bir vesileyle oturuyorsunuz, ediyorsunuz, konuşuyorsunuz dağdan taştan. Hadi dedikodum hâlâ yani onları boş ver. Din adına konuya giriyorsunuz. Efendim akik taşı sünnet mi? Parmağındaki akik mi, zümrüt mü? Efendim akik sola mı takılacak, sağa mı? E en küçük parmağı, ben bunları küçümsemiyorum.

  289. 1:58:06

    Sol ele takılacak. En küçük parmağa takılacak. Sünnettir, akik taş değil, hadis-i şeriftir falan filan. Bunları küçümsediğimden konuşmuyorum. Ama size bakıyorum çünkü sizin internet geyiklerinize de bakıyorum. Mesajlaşma muhabbetlerinize de bakıyorum. Her türlü şey geliyor bana. O kadar fuzuliyattasınız ki ne dininize ne dünyanıza ne akıza, tamam.

  290. 1:58:29

    O adamla ilgisi yok o konunun. Daha o adam, Elif dememiş ki itikadı el-i sünnete göre sahip değil. Sen ondan regaib namazını konuşuyorsun ya. Yani nafileyi konuşuyorsun ya. Adam oradan ağacı, kökünü kesiyor. Sen buradan yaprağın üzerindeki tozla uğraşıyorsun. Yani onun için ee ilk karşılaşmalar insanlarla her dakika buluşamayabiliriz.

  291. 1:58:53

    Çoğunuz bazı insanları bir daha görmeyeceksiniz. Bir kere görebilirsiniz. Rastlaşabilirsiniz. Kısa bir şey çıkaralım. Bilmiyorum ben de böyle bir şey şey edeyim. Hani onu ezberleyelim. Yani ilk konuşmada nelerdensin yani ilk? Benim sohbetlerimde bunlar geçebilir ama kafada kalmaz. Şöyle bir, ne gibi?

  292. 1:59:14

    Küçük bir şey hazırlayalım. Küçük risale, efendim sen iman-ı İslam risalesi gibi. Çok küçük yani bir şey, kafanızda ezberleyeceğiniz şekilde. Yani insana nereden girersin, nereden çıkarsın? Ondan sonra adres vermek zorundasın. Ayaküstü o bir saat, iki saat muhabbette nereden? Bütün hepsini anlatacaksın.

  293. 1:59:32

    Ama başlayacak konular adam en azından diyecek ki benim noksanım, eksiğim var. öleceğim. Bu konudan girdiğin zaman artık kaskat olsa, taş olsa, kaya olsa, ya bütün sevdiğim, tanıdığım, bildiğim herkes ölüyor. Hakikaten adam doğru söylüyor yani. Hoca olmanın da lüzumu yok. Adam doğru söylüyor. Ölümden kurtulamayacağımıza göre

  294. 2:00:19

    ya burada ben ölüp biterim biterim derse zaten kafirdir. Konu kapanmıştır. O zaman müslüman etmeye uğraşacağız. Ama adam dirilmeye inanıyorsa, ölümün de kaçınılmazlığını bildiği noktada bu adam mutlaka etkilenir arkadaş, mutlaka. Cerreka'da imanı varsa ölümü dediğin anda etkilenmeyen olamaz yani müslüman.

  295. 2:00:41

    O noktaya gitmek lazım. Bazı oradan başlatarak işte diyor böyle yapmacık, düzmece laflardan uzak dur. İnsanlara Allah aşkına bir şeyler anlatmaya bak. Anlatır kendine maksadın ne olsun? Mevzun ne olsun? Birinci konu hangi mevzuları seç? Onu anlatıyor haftaya. Nasip olsa devam ederiz. Öbür hafta yani derse de senin de bu anlatmaktan kastın ne olsun?

  296. 2:01:06

    Yani ben bu adama niye konuşuyorum? Bir de kendini toparla. Konuşmanın gayen ne? Beğenilmek mi istiyorsun? Hidayetini mi sebep olmak istiyorsun? Delalet etmek istiyorsun? Falan filan. Bunları beyan ediyor. Daha biz sekizde kaçtayız yani? Sekizin ikisinde miyiz? İkinci de nelerden sakınman lazım? Oradan geldik.

  297. 2:01:29

    Sakınmanın içinde sakınmak çıktı. Öylece madde madde gidiliyor ama Allah Teala istifade nasip eylesin. Lütfü eylesin, kerem eylesin. Amin. Zafer ayında yaratacağı belalardan cümlemizi uzak eylesin, muhafaza eylesin. Şimdi haftaya onu söylerim. Son çarşamba gecesi bu değil, bir daha. Orada ne amel edeceğiz?

  298. 2:01:52

    Namazlarımız var, zikirlerimiz var, ibadetlerimiz var. Onlarla amel ederiz. İnşaAllahur Rahman. Şimdi bu dergidense kısaca başlıklarını söylüyorum. Bak dergi geldi, geçiyor. Yeni dergi hazırlanıyor. Siz de bir şey okudunuz mu, okumadınız mı? Ben bunu bilmiyorum. Haydarbaş'la uğraşırken şu mevzuya geldi ama çok önemli.

  299. 2:02:14

    Hazreti Ali Efendimiz'in kelamları var burada. Ben bunları buldum kaynaklarıyla ama acayip uzun. Sahife beşte. Dörtten başlıyor, beşte. Bunu bu zamana kadar hiçbir kitapta yazmadım. Pek yazanı o konuşanı da duymadım. Doğru söyleyeyim, duymadım. Okudunuz mu bilmiyorum.

  300. 2:02:35

    Şimdi evvela şunu okuyacaksınız. Hazreti Ali Efendimiz'e sordular. En yakın adamları sordular. Küfe'de. Dediler ki Rasulullah'ın sana bir vasiyeti var mı? Sallallahu aleyhi ve sellem sen de korktun belki Ebu Bekir Ömer dönemi çıkamadın ortaya. Gizlediğin bir şeyler var mı? Sana bir veliahtlık vasiyeti var mı?

  301. 2:02:57

    Hazreti Ali Efendimiz de diyor ki bana bu hususta bir vasiyeti yok diyor. Zaten diyor bana bir vasiyeti olsa ne yaparım? Canımı verme pahasına da olsa o vasiyeti yerine getiririm. Nefis için değil diyor, Allah için mecburum diyor. Fakat orada acayip şeyler anlatıyor. Ben de burada diyorum ki Hazreti Ali Efendimiz bunu bildirmişken

  302. 2:03:21

    Haydarbaş gibilerin dedikleri Acem palavralarından öteye geçemez. Şimdi orada yalnız ilginç rivayetler var, onları okuyun. Bilgili olun, bilgili olmazsanız Şii'nin biri sizi susturur. Kaynağınız olsun, Acem palavralarına karşı cevabınızı bilin. Burada bu yazıyor. Ama şeyde söylüyor, farkında mısın? Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer dedi, Hazreti Osman'a gelince ne diyor?

  303. 2:03:46

    Dikkatli okursanız ince bir şey var yani. Ya herhalde diyor beni şey yaparlar. İçimden geçti diyor çünkü diyor hem amcasının oğluyum, hem kıdemim var, sahabiyetim var, lahiyetim var falan filan. Sonra baktım diyor, işte Abdurrahman ne yapmıydı? Şura'da altı kişiden biri dedi ki diyor herkes şeye uyacak mı?

  304. 2:04:06

    Burada çıkan karara uyacak. Söz mü? Söz verdik diyor. Bir de baktım Osman'ı seçtiriyor. Radıyallahu anh bu sefer baktım diyor söz verdik daha, sözden sonra. Yani oradan anlaşılıyor ki Hazreti Ebu Bekir'le Ömer'e kendini asla denk görmemiş. Hazreti Osman Efendimiz'e denk görmüş ama denkliği de var. söz ağızdan çıktı diyor, bağlandım diyor.

  305. 2:04:30

    Bağlandıktan sonra da ne yaptım diyor, o ne dediyse ona itaat ettim, biat ettim, ondan sonra da harbe git gittim. git gittim, maaş aldım diyor memur yani devletten, Beytülmal'dan. Şimdi Hazreti Ali Efendimiz neydi? Hazreti Ebubekir Ömer Efendimiz döneminde bile kadıydı. İslam Devleti'nin hakimiydi. Yani fıkıhta ileri ya ilimde, fetvalar ona soruluyordu.

  306. 2:04:53

    Oradan dolayı da maaş da alıyordu yani. mal bütçesine. Anladınız mı? Bak ne kadar mesele var. Biliyor muydunuz bunu? Yani okuyun, okuyun bak. Canımız çıkıyor, yazıyoruz. Hiçbir şey okumadan ay geçiyor, kenara koyuyorsunuz. Bunu okuyun. Bunu okuyun. Ondan sonra Mustafa Süleyman Hikmet Hoca yazmış. Ondan sonra Cübbeli Hoca'ya reddiye yapan kişi

  307. 2:05:15

    Gazali'lere, Geylani'lere iftira etmiş olur. Doğru mu? Mustafa Süleyman Hikmet Hoca eline sağlık. Ondan sonra efendim, Hasan Kutoğlu hoca kardeş ne yazdı, okudunuz mu bilmiyorum. Halil Kavras isminde bir zat var. Efendi Hazretleri'nin asker arkadaşı. Onu bulmuş bir vasıtayla. O asker arkadaşında efendim askerlik anılarını yazmış.

  308. 2:05:46

    O zatın resmi de var hayatta, Allah selamet versin. Ben görüşemedim, inşâAllah görüşürüm. Efendi Hazretleri daha o zaman işte 52, 52 mi 53? He? Askerlikte, kaç yazmış oraya? He yani. Efendi babayı zaten 52'de tanımıştı da tabi asker dönemiydi o zaman. O arada İsmail Ağa'yı yaptırıyordu, Ali Haydar Efendi babamız.

  309. 2:06:08

    İşte askerlik biçiminde de oraya imam şey etti. Orada çok muazzam bilgiler var. Efendi Hazretleri'yle ilgili. Hakikaten ne diyor? Sübhaneke'yi kaç ayda mı geçtim diyor. Okudunuz mu hiç? Ayın kaçı? 10 ayında. Ne bekliyorsunuz okuma? Yeni dergin çıkmasını mı bekliyorsunuz? Ya ayın 17'si olmuş. Çocuk orada emek etti, yazdı.

  310. 2:06:32

    Efendi Hazretleri'nin bu kadar hakkı var diyorsunuz. Bir Efendi'yle ilgili bir şey çıkıyor. Onu bile okumuyorsunuz ya. Hattı var el yazısıyla. Ya mübarek askerde adama kıraat dersi vermiş. Hatt dersi vermiş, hatt! Biz şu anda ortalıktayız, özgür, hür bireyler olarak. Ne hattı ya? Sübhaneke'yi okumabilen yok ya.

  311. 2:06:56

    Kim kime Sübhaneke'yi okutur ya? Efendi Hazretleri ne meraklı insanmış ya. Ne gayretli insanmış. Askerdeki arkadaşına her ilmi öğretmiş. Adam da medresede değil ya. O anıları okuyun bence. Çok önemli askerlik anıları. Bayağı da birkaç sayfa var yani. Çok ilim çıkıyor orada. Efendi Hazretleri'nin ne incelikleri çıkıyor.

  312. 2:07:17

    Kadınların kabir ziyareti yapması. Meşru değil. Ömer Faruk Hoca yazmış. Sayfa 22'de. Haremlik, selamlık, eşlerin kol kola yürümesi. Kol kola yürüyor musunuz hanımınızla? Çok ayıp! Milletin içinde, kol kola. Ya sen desene ki sevgilisiyle yürüyor herif. Ben karımla niye yürümeyim diyorsun tabii ki. Ama kötü misal, emsal sui misal, emsal olmaz.

  313. 2:07:48

    Adam zina etse, sen zina mı içersin? Ya bunun bununla ne alakası var? Ya ne alakası var? Ben onu söylemiyorum. Öf var, ah et var. Tamam mı? Kol kola insanlar içinde kol kola yürümemek lazım. Haram mı? Değil. Fakat burada fetva nedir? Haremlik, selamlık meselelerinin önemi dinimiz açısından eşlerin kol kola yürümesiyle ilgili meseleler.

  314. 2:08:13

    Bunları okuyun. Bu sayfa 30'da. Fatiha Sultan'ın oğulları ve amansız mücadele. Burayı da tabii el-Sünnet olarak Osmanlı'yı seven biri olarak Profesör Ahmet Şimşikil Hoca'mızın kaleminden alınmış. Tarihi de bilmenizde fayda var. Sonra birileri ise yalan tarihi yutturabilirler. Ecdadınıza da hakaret ettirebilirler.

  315. 2:08:37

    Mevzuları bilmenizde fayda var. Sonra Hüseyin Avni Hoca bir reddiye yazmış. Reddiyecilerin başıdır yani. İslamoğlu demiş ki İslam devleti lazım değil, insan devleti lazım. Bu sözleri Hüseyin Avni Hoca reddiye yazmış. Ellerine sağlık olsun değil mi? Sayfa 56'da demiş. Yaratılış kâyesi Murat Soydan Hoca Mesnevi'den dersler yazıyor.

  316. 2:09:10

    Farsça Hacı Efendi Hazretleri'nin sevdiği adam. 62. sayfada çok Farsça beytler yazıyor. Altına da Türkçelerini yazıyor. Belki bir Farsça beyt ezberlersiniz. Ezberlersiniz, onu sonra da bir yerde de okursunuz falan bir havada atabilirsiniz. Tabi ya adam da zaten ulan herif Farsçayı da yutmuş falan filan.

  317. 2:09:30

    Bak mesela bir şey okuyalım şimdi. Ne diyor orada? Ezbet peşiman. man, mişevi, Allah, kuy'an-ı mişevi, andem turâ mu'keçet, tâvâ rehânet mer turâ demiş. Allah Allah.. Manasında vermiş. Ya yaptığın kötülükten pişman oluyor da hemen Allah diyenlerden oluyorsun ya işte o an seni Allah kendine çıkıyor ta ki seni o beladan, masivadan kurtarsın diye.

  318. 2:09:56

    Yani pişman olduğun anda Allah seni cezbeyle çekmiş olur diyor. Yani Mesnevi'den yazıyor vesaire, ilimlerden yazıyor, falan filan. Değil mi? Hocam yani Mesnevi'den esintiler ama çok beyt alıyor ha, acayip. Çok ilim var ha. Ben çok severim, bayılırım. Efendimiz de seni çok severdi. Farsçaları, beytleri, Rûh-i Beyan'daki eçenleri, Mesnevi'ye.

  319. 2:10:18

    Çok da ezbere bilirdi. Burada da bir ilan yapayım. Ayasofya, inşâAllah müzelikten kurtulur, zaten bize göre bize göre müze değil de. Ayasofya'nın mescit kısmı var, biliyor musunuz? O mescit kısmında pazar akşamları, akşam ile yatsı namazı arasında Ayasofya'nın mescit kısmında Murat Soydan Hoca Efendi Mesnevi dersleri veriyor.

  320. 2:10:45

    Ama sohbetvari yani, çok şey anlayabilirsiniz. Hem Ayasofya mamur olur. Yolunuz düşerse uğrayın inşâAllah. Pazar günü akşam yatsı, bir de Mesnevi Hane Camisi var burada. Neresi o? Bak, İsmet Baba Hazretleri sağda inerken karşısı Tevk-i Cihafer, tam sol. Hemen biraz alta indiğin zaman Mesnevi Hane Camisi var, orada Meşayih'tan zatlar yatıyor.

  321. 2:11:11

    Mesnevi Hane, kim? Murat Efendi Hazretleri. Fendi hatları şerh etmiş, büyük velilerden derdi hâlâ derlerdi baba. O zat yatıyor. O Mesnevi Hane Camisi'nde de çarşamba günü akşam yatsı yatsı namazından sonra, çarşamba günü yatsıdan sonra Murat Hoca'nın dersleri varmış. Bunu da duyurmuş olalım. Uygun mudur?

  322. 2:11:33

    He? Biz neyi anlatıyoruz, neye delalet ediyoruz? Biz Allah için size ilim varsa, ders varsa, zikir varsa onlardan istifade edesiniz. Efendi Hazretleri'nin burada 16. sayfada gençlik resmini de koymuş. Hiçbir yerde bulunmayan güzel bir resmi şerifi. Tamam mı? Çok ilim var burada, çok. Onları da okursunuz.

  323. 2:12:00

    Ondan sonra arıların yetenekleri şaşırtmaya devam ediyoruz. Volkan Hoca yazmış, çok ilimler yazmış arılar hakkında. Allah'ın âyetlerindendir. İstifade edenlerden olursunuz. İnşâAllahurrahman. Bir de ben sana yazdım. Hafıza için dualar yazdım. Buradan sonuncu olarak İbn-i Mes'ud Radıyallâhu anh'tan rivayet edilen bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki Men haşiyen yensel Kur'an

  324. 2:12:32

    ba'de hıfzı vel ilme ba'de dersi. Kur'an'ın bir suresini ve surelerini ve tümünü ezberledikten sonra unutmaktan kim korkarsa veya bir ilim dersi yaptı, müzakere etti, ders bitti, o ilmi unutmaktan korkarsa fe'l yakra şu duayı okusun. Hangi sure okudunuz? Unutmamak için. Ezberlediniz, unutmamak için.

  325. 2:12:56

    Bir de ders dinlediniz hocadan, Allahumme nevvir bil kitâbi besari ve şrahbi sadri. Burada manası da var. Ya Rabbi gözümü senin kitabınla Kur'an ile gözümü nurlandır. Gönlümü aç şerheyle. Bedenimi onunla istimaleyle. Lisanımı onunla itlak eyle, yan çöz. Kalbimi onunla takviye eyle. Anlayışımı onunla güçlü eyle, süratli eyle.

  326. 2:13:25

    Azmimi, kararlılığımı onunla kuvvetli eyle. Sibihavlike ve kuvvetike. Bunların hepsini neyle yap? Senin kuvvetinle yap. Senin imkanınla yap. Çünkü Ya arhamen rahimin, ey acıyanların en merhametlisi, senin yardımın olmadan hiçbir şeye gücümüz yetmez. Vav diyemeyiz. Elif diyemeyiz. Hep o öğretecek. Unutmaktan muhafaza eylesin.

  327. 2:13:49

    Bu duayı da size efendim yazmışız 96 son sayfada talebeler, medrese talebeleri siz de amel edersiniz. Bir de burada bir beytler var. Bunu Seyyid Muhammed Alevi Maliki Hazretleri Yemen uleması meşayıhı istimal ederlerdi bu beytleri. Derslere başlarken bir de Kur'an ezberleme, hafızlık yani veya sure ezberlemeye başlarken bu beytleri çok okurlardı.

  328. 2:14:15

    Bu beytleri okumaya kim devam ederse her duyduğunu ezberler. Ezberlediği şey kulağında yerleşir, ebediyen unutmaz. Buna Evliyaullah'a ilham edilmiş. ''Kelamun kadimun'' Böyle başlarlar onlar. Ve onlar da öyle bir okuyorlar ki.. Yemen şivedleriyle birbirine bir karmakarışık ediyorlar. Dinlerken de anlayamıyorsun ne okuyorlar.

  329. 2:14:42

    Sonra kitapta görünce biraz daha.. Yani daha bir şeyli okuyorlar yani. Kendilerine göre bir makamları var. ''Tenezzeha an kavlin ve fiilin ve niyetin'' Burada öyle diyor. ''Kelamun kadim'' ki.. Dinlemekten usanılmaz. Ne kimsenin sözüne benzer, ne işine benzer, ne niyetine benzer. ''Bihi eştefî min kulli daim ve nuruhu'' Her derdime şifayı o Kur'an'dan arıyorum.

  330. 2:15:09

    ''Onun nuru delilün kalbinde cehli ve hayrati'' Nerede şaşırdım? Ne yapacağımı bilemedim. Ne cahili oldum bilemedim. O anda Kur'an'ın rehberliğine sığınıyorum. Allah'ın kelamı bana delil ve rehber oluyor. ''Feyarabbi mette'ni bişirri hurufi'' Ya Rabbi, Kur'an-ı Kerim'in harflerinin sırrı hürmetine harfleri, Kur'an-ı Kerim'in ne kadar harfleri varsa tabi hadis-i şerifte geçiyor.

  331. 2:15:39

    Ama bazı kere nasih mensuh itibariyle de değişiyor sayı. Harflerinin sırrı itibariyle beni faydalandır. Kur'an-ı Kerim ile beni faydalandır, menfaatlendir. ''Ve nevvir bihi kalbi ise ve sem'i ve mukleti'' Kalbimi de, kulağımı da, gözümün bebeğini de onunla nurlandır, tenvir eyledim. Amin. Bu beytler kısa.

  332. 2:16:01

    Üç yani mısra. Ama Evliyaullah bunu kitaplarında zikrediyorlar. İmam Değrebi Hazretleri, Alader Efendi babamızın kaynaklarındandır. Mücerrabat, Kur'an'ı kenarına alır o kitaptan. O zat da zikrediyor, uleva da zikrediyor. Yani hafızlık yapan talebeler bunu okumuyorlar ya. Hiç duymadım. Yani Arabistan'da var bizim ehl-i sünnet medreselerinde.

  333. 2:16:25

    Bizde de olsun inşaAllah. ''Kelamun kadimun la yumellu sema'uhu, tenezzehan kavlin ve fi'lin ve niyeti'' Allah Allah. ''Bihi eştefi min kulli daim ve nuruhu, delilun kalbi inde cehli ve hayrati. Feyarabbi metti'ni bi sirri hurufi, ve nevvir bihi kalbi ve sem'i ve mukleti'' Ben de şimdi ezberledim ha.

  334. 2:16:49

    Ezbere bilmiyorum. Ya maşallah deyin. Daha zaten gide gide fişe kalmadı zaten. Okuduğum kalırdı. Eskiden hep bir şayfa kalırdı kafama. Arapça bir şayfa kalırdı. Şimdi o kadar kafam kalmadı. İki satır, üç satır idare ediyoruz. Allah size de bize de Kur'an-ı Kerim'in harflerinin sırrı bereketiyle, okuduğun ayet-i kerime ile hadis-i şeriflerin nurları berekatıyla,

  335. 2:17:12

    mübarek cuma gecesi hürmetine faydalı ilimler nasip eyle. Amel-i ihlas nasip eyle. Maddi manevi iflastan muhafaza eyle. Ya Rabbi salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ala seyyidina Muhammedin. Hakkı seyyidina Muhammedin ve ala seyyidina Muhammedin. Bu kardeşlerimize dinleyenler, bütün dinleyenlerle beraber cennetini cemalin nasip eyle.

  336. 2:17:32

    Rızanı helal eyle. Azabından, gadabından muhafaza eyle. Allah'ım ateşe yaklaştıracak inançlardan, amellerden, huylardan, aklaktan beri eyle. Allah'ım cennetine yaklaştıracak itikatla, amelle müşerref eyle. Allah'ım Habibin sallallahu aleyhi ve sellem bütün istediklerini istedik nasip eyle. Habibin sallallahu aleyhi ve sellem'in sığındıklarından sana sığındık sen muhafaza eyle.

  337. 2:17:57

    Ya Rabbi sen fazl-ü kereminle vatanımızı, İslam vatanlarını, iç savaştan, dış savaştan muhafaza eyle. Ekonomiyi bozulmaktan muhafaza eyle. İnsanları bu dolar, euro yüzünden borçlananları zora düşmekten muhafaza eyle. Bunların yeniden istikrarlı hale gelmesini nasip eyle. Ya Rabbi bu PKK'ya sen belalarını indirmeye başladın, tamam eyle ya Rabbi.

  338. 2:18:20

    Bitirene kadar tamam eyle ya Rabbi. Süleyman Soylu Bakanımız Mart'a Nisan'a kadar oralarda yatacağım, kalkacağım, eve bile dönmeyeceğim bu işi bitirene kadar dedi. Senin izninle, senin havlu kuvvetinle yardım eyle ya Rabbi. Mansur Muzaffer eyle ya Rabbi. Ve başladı işte operasyonlar, kayyumlar, atambalar.

  339. 2:18:39

    Ne güzel söyledi. Bir tane PKK'nın adını bile anamayacak dedi kimse. O hale getireceğiz dedi. Ya Rabbi o gülleri görmek nasip eyle. Neydi ya? Televizyonlara çıkarıyorlardı bu adamları, bu eşkıyalar, bu teröristleri. Ahmet Hakan gitar çaldırıyordu şimdi. Hadi şimdi çaldırsın bakalım, gitarın sapı ne olacak şimdi?

  340. 2:19:00

    Ya sen vatan haini misiniz arkadaş? Bu PKK'cıları, bu teröristleri bütün televizyonlarda o mason kanallarında cayır cayır öne çıkarttılar değil mi? Barajı açsın diye yırtsındılar, parçalandılar barajı açtırmak için. Ya Rabbi kurban olduğum, sen bize acıdın. Sen bölünmekten bizi muhafaza edeceksin. Biz öyle üsluzan eyledik.

  341. 2:19:22

    Geçen beraat gecesi dualar eyledik. İşler elhamdülillah ehl-i sünnete uygun gidiyor. Bugün Tayyip Bey konuştu. Pakistan'da. E dedi dinler arası diyalog olur mu ya? Bu nasıl iş dedi? İş dedi. E diyanet demedi bu lafı bugüne kadar hâlâ yani. Bak Tayyip Bey bunu söyledi. Dinler arası diyalog nasıl olacak?

  342. 2:19:40

    Bu FETÖ'nün şeyini mesela. E biz bunu senelerdir söyledik, söyledik, söyledik. En nihayet Allah söyletti elhamdülillah. E şimdi bu diyanete de kayyum atansa diyorum ben. Nasıl olacak acaba? Yani.. Bürokrasi daha doğru konuşuyor. Bakanlar, hükümet yetkilileri daha doğru konuşuyor. Diyanetten bir bilgi gelmiyor Müslümanlığa ya.

  343. 2:20:02

    Ya bu dinler arası diyalog şirktir, işgal projesidir dedik. Yani neler ettiler bize? Hiçbir yerde bize sözü, izin, sohbet izni bile vermiyorlar. Vermediler o zamandan beri. Dinler arası diyaloğa bir tane çatmadılar yahu senelerce. Bak şimdi elhamdülillah hükümet, devlet uyandı. Elhamdülillah. Biraz geç oluyor bazen ama Allah'ta kurban olduğum biz bir şey değiliz ama

  344. 2:20:26

    doğruları söylemekte önce olduk. Önce söyledik. Bu iyi bir şey. Allah bize nasip etti. Elhamdülillah. Herkes anladı diyalog şirktir. Diyalog olur mu? Anlaşıldı. E biraz zor oldu, şöyle pahalı oldu. Bize de pahalıya patladı ama elhamdülillah iyi yere gidiyoruz. Biraz maddi zararlar olsa da işte ekonomi bozuluyor oluyor, şöyle oluyor ama ne yapacağız?

  345. 2:20:54

    Mecbur bu PKK ile savaşması lazım. Mecbur bu Efe Avrupa Birliği ile bozuşması lazım. Bunlarla bozuşmazsan Allah'la bozuşursun. Bu Avrupa Birliği sizi alacağız diyerekten ne gavurluklar dayattılar, bize dayatıyorlar. Mecburuz bunları iptal etmeye değil mi? E şimdi hükümetler es çekiyor. Ya Rabbi Avrupa Birliği'ni zelil eyle ya Rabbi.

  346. 2:21:18

    Darmadağın eyle ya Rabbi. Türkiye'yi kuvvetli eyle ya Rabbi. İslam alemine lider ülke eyle ya Rabbi. Basınımızdaki yöneticileri sen fazlülkerimle hayırlayır, şahit eyle. İstikametle müşerref eyle. Kendilerine doğru bilgiler aktaran hayırlı müsteşarlar nasip eyle. Hayra teşvik eden, şerden men eden hayırlı istişarecilerle müşerref eyle.

  347. 2:21:45

    Onları yanıtmaya, yanlışa sevk etmeye çalışanları yanlarından uzak eyle. Bertaraf eyle. Teşhir eyle. Bu FETÖ belasını tarumar eyle. Bitir götür ya Rabbi, eserini bir dakika bırakmayıp izale eyle. PKK, PYD, YPG neyse bunların Suriye'deki, Irak'taki, İran'daki ne kadar uzantıları varsa kahrumah bu perişan eyle.

  348. 2:22:10

    Elebaşlarını yakalamak acil nasip eyle. Bütün belediyeleri, bütün yetkilerini ellerinden aldır ya Rabbel Alâ. Ve bu hususta da milletimize metanetler, sabırlar, istikametler nasip eyle. Doğu Güneydoğu'daki Müslüman ehl-i sünnet Kürt kardeşlerimize yardım eyle. Nusretinle tehdit eyle.

  349. 2:22:28

    Bu belayı başlarından bir an evvel kaldırıp onları hürriyet, emniyet içerisinde eskisinden ziyade maddi manevi kalkınmakla müşerref eyle. Ya Rabbi İslam vatanlarını da bölünmekten muhafaza eyle. Allah'ım sen fazla görevimle Doğu Türkistan'dan Filistin'e, Yemen'e kadar nerede ehl-i sünnet zulme uğruyorsa mazlumları aziz eyle.

  350. 2:22:48

    Mazlumları halas eyle. Zalimleri kahru perişan eyle. Allah'ım Mısır'da kardeşlerimizi hapishanelerden halas eyle. Bu Şiilere ya Rabbi bu hilali tamamlatma ya Rabbi. Bunları, bu istedikleri ehl-i sünnet ülkeleri karıştırma, fitneye bulaştırma ya Rabbi faaliyetlerini iftah eyle. Başlarının derdine düşür bunları ya Rabbi.

  351. 2:23:09

    Irak'ta da, Musul'da, Kerkük'te, her yerde ya Rabbi bu Şianın ehl-i sünnet vatanlarına girmesinden muhafaza eyle. Kardeşlerimizi en yakın zamanda hem Daeş'in, hem IŞİD'in, PKK'nın hem Şianın şerrinden halas eyle. Hürriyet, emniyet içerisinde İslam'ı yaşayacağız, söz veriyoruz. Bizi bu sözde durmaya muvaffak eyle.

  352. 2:23:29

    Ve Türkiye'deki istikrar ile diğer İslam aleminin ülkelere de bu istikrarı nasip eyle. Maddi manevi birlik nasip eyle. Kur'an sünnette cem eyle. Ehl-i sünnette ittihat nasip eyle. Sen fazl-ı keremine ya Rabbel alemin dünyamızı da ahiretimize mamur eyle. Gönüllerimizi mesrur eyle. Günahlarımızı mağfiret eyle.

  353. 2:23:50

    Koyunlarımızı cehennemden şu saatte azat eyle. Cuma gecesinin günün adabına adabına layık bir şekilde yaşamak nasip eyle. Faziletlerine nail eyle, zikirlerine, ibadetlerine muvaffak eyle. Kolaylıklar ihsan eyle. Gece namazlarında, ibadetlerimizde, derslerimizde bol boş vakit, bereketli vakitlerle merzuk eyle.

  354. 2:24:12

    Ya Rab, ömrümüzün çoğunu yaşadık ekseriyetimiz itibariyle. Fakat bereketsizlik oldu. Bundan sonra kalan ömrümüze bari hayırlı işler yapmak, hayırlı eserler bırakmak, arkamızdan hayırla iade edilmek, insanların hidayetine vesile olarak arkamızdan da manen yaşamakla bizi merzuk eyle Ya Rab. Manen ihya eyle Ya Rab.

  355. 2:24:32

    Amin diyen dillerine arzu, hemden âzâde eyle. Amin diyenler? Amin amin, bi hurmeti Allah'a, he ve yâsin. Amin. Bu ilan ne zaman olacak? 11 Aralık ne zaman? Ha biz yani Mevlid kandili daha var. Bu biraz erken olmuş ama yine de söylüyorum. Ahmet Nesevi Derneğimiz 11 Aralık akşamı Mevlid-i Şerif gecesi vesilesiyle Halkalı Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi'nde programımız var.

  356. 2:25:05

    Beyefendiler davetlidir demişler ama bilmiyorum ben. Olmasa hanımefendiler de bakalım diyorum. Ama duruma göre son ilanımızı yaparız. Mevlid-i Şerif'i orada hiyat edeceğiz inşallah. Sizlere Mevlid-i Şerif okunur, Salavat-ı Şerifeler okunur, Kandili Şerif'te orada olacağımızı duyuruyoruz. Evet. Beytullah Sarı Fazıl Doğruöz Şehit askerlerimiz Şehit polis yok yazmışlar.

  357. 2:25:34

    Sevindik değil mi? Şehit polis yok elhamdülillah. Evet. İki tane şehit askerimiz var. Allah'ım tamamen bir an evvel emniyeti bütün vatan satında temin eyleyip kurban olduğum bir Müslüman asker polis kanı akmaktan muhafaza eyle. Şehitlerimizin ruhu için Beytullah Sarı ile Fazıl Doğruöz kardeşlerimizin ruhu için.

  358. 2:25:57

    Buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlü. Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah. Fî kulli lem haddin ve nefesin. Adedemâ ve si'ahum ilmullah. Allah, Allah, Allah. Hediyelerimizi vasıl eyle. Ailelerine çok sabırlar, rızalar, teslimiyetler ihsan eyleyin. Yavruları varsa hepsini dinine hadim eyleyip

  359. 2:26:29

    cennette sevdikleriyle cem eyle ya Rabbel alemin. Amin. Cemal, Mecit, Yakup, Hasan, Ahmet, Mehmet, İsmail, Mustafa, Ali, Veli, Cuma, Kurşid, Abdülkadir, İbrahim, Yusuf, Zübeyir, Hacı, Zürbe, Yasemin, Yıldız, Melahat, Mahi, Aynur, Hafize, Zeliha, Güllü, Yeter, Necmiye, Şüküfe, Zeynep, Fatıma, Gülsüm meyit ve meytelerin ervahı için buyurun.

  360. 2:26:52

    Eşhedü en la ilahe illallah Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü La ilahe illallah Muhammedun Resulullah Fikulli lem hıddin ve nefesin Adede ma yusihahü ilmullah Allah, Allah, Allah Celle Celaluhu Hediyelerimizi vasıl eyle. Fazlı kereminle kurban olduğum sana Allah'ım. Bak, tweet atmışlar Türkiye gündeminde burada birinci yazdınız.

  361. 2:27:27

    Neye göre uydurduyor musunuz? La bunlar üç diyor. Birinci sıradaymışız diyor. Böyle çalışırsanız Allah her eve sokacak. Allah hidayetini her kalbe ilka edecek. Sizi vesile eylesin. İşlerinizi rast getirsin. Hayırlı muradlarınıza nail eylesin. Bol boş vakitlerle müşerref eyleyip dinine, hizmette hepimizi istihmal eylesin.

  362. 2:27:49

    Allah'ım rızkımıza kefil oldun. Bizi uğraştırma ya Rabbim. Hayırlı helal rızıklarımızı gönder. Bizi bu hizmetle meşgul eyle ya. Amin. Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin Nebi'yi'l-Ummi el-Habibi'l-Ali'l-Qadri el-Azim'il-Cahi ve ala alihi ve sahbihi dualarınızı kabul için, hayırlı muradlarımızın husuli için,

  363. 2:28:24

    bütün dinleyenlerin hidayetine vesile olması için kainatın Efendisi'ne sallallahu aleyhi ve sellem arz edilmek üzere buyurun. Es-salatu ves-selam aleyke ya Resulallah es-salatu ves-selam aleyke ya Habiballah es-salatu ves-selam aleyke ya Seyyidel Evvelin vel Ahirin Sübhane Rabbika Rabbil İzzeti amma yasifun ve selamün alel mürselin velhamdülillahi Rabbil Alemin

  364. 2:28:56

    Başta Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in sahabe-i kiramın, ehli beytinin ve etbaının ve silsile-i meşayihımızın ve İsmet babamızın, Efendi babamızın Şeyhülislam İsmail Efendi vesaire Şeyhülislam'ın, Hazreti Fatih'in, Yavuz'un ve Selat'in, Ali Osman'ın ve bu celsede isimleri geçen şehit askerlerimizin ve meyit ve meytelerin ve bizim geçmişlerimizden cümlesin ervahı için El Fatiha