1:29:30 / 1:41:05

  1. 01:05

    Kıymetli kardeşlerimiz, vefat eden kıymetli ağabeylerimiz var, büyüklerimiz var. Onların ruhunu okuyarak başlayalım.

  2. 01:16

    Ahmet, Remzi, Önder, Hocaefendi. Doksan küsur yaşlarındaydı. Kara Gümrük Merkez Camii İmamı, eskiden Niksar müftülüğü de yapmış, Efendi Hazretlerimizin arkadaşlarından, yani yaşı tabi Hicri'de doksan beş falan ediyor. Efendi Hazretlerimizin sevdiği kimselerden biz de tanışırdık kendisiyle. Kara Gümrük zamanında, sohbetler ettiğimiz zamanda Hocaefendimiz vefat etti.

  3. 01:46

    Allah Teâlâ kabrin nuru eylesin, derecesini âli eylesin. Efendi Hazretlerimizin dostlarına, hafız efendilere, âlimlere ilhak eylesin. Nurlu bir insandı, mübarek bir insandı. Allah Teâlâ ahirette yolculuğunu mütemmel ve mübarek eylesin. Amin.

  4. 02:04

    Yani bunlar tabi kıymetli insanlar, hafızlar, âlimler, 90 yaşını geçmişler, geçmişleri, gelecekleri, günahları affolunmuş, müjdelerini almışlar. Allah şefaatlerine de nail eylesin. Amin. Yine hafız, Halit Baran kardeşimiz, bu da hafız-ı kelam, bizim sohbetlerimize gelen giden, Halayetne abimiz var, Selahattin Efendi'de yakın arkadaşı, devamlı gelir gider.

  5. 02:31

    Veli Efendi Hocamızın da sevdiği kişilerden, onun da kayınbiraderiydi, ona da çok ağır... Çok ağır hastalıklar çekti, kanserden çok ağırlar, sancılar çekti, o da vefat etti dün. arılar, sancılar çekti. O da vefat etti dün. Allah'ın ruhunu şahadet eylesin, kabrin nur eylesin. Allah'ın ruhunu şehadet eylesin, kabrin nuru eylesin.

  6. 02:46

    Çektiği ağrıları, sancıları... Çektiği arıları, sancıları ven mâ te merîz ven mâ te şehîden hasta ölen şehid ölmüştür. Hadis-i şerifinin sırrı namazları olarak şehitler cümlesine kayıt eylesin. Hadis-i şerifinin sıra namazları olarak şehitler cümlesine kayde eylesin. Her gün ellerini hafız. Her birerlerine hafız, namık, kemal.

  7. 03:01

    Nurat, bu da mübarek benim eski cemaatim buradan. Eski şeyde ben, şimdiki vaatlerin yerinde senelerce namaz kıldırdım. Beş vakit namazda bulunuyordum, özellikle sabah namazları hatimle kılıyorduk falan. O zamanlar hep bizim yanımızdaydı, onda yaşı vardı, benden yaşlıdır yani, fırıncı olarak da geçerdi, Hafız Namık Efendi de, Allah Teâlâ ruhunu şahit eylesin,

  8. 03:27

    kabrini nur eylesin, bu mübarek ilim meclislerine devam ederdi, sohbetlere devam ederdi, cemaat ehliydi, Rabbim taksiratlarını affeylesin, seyyahatlarını mahveylesin, hasenata tebdil eylesin, bu yolda âlimlerle, hocaefendilerle hasbihâl etmeleri, haşr-neşr olmaları müjdesine, el-mer'u mâ münahabbe, kişi sevdiğine beraber olacak, hadis-i şerifinin

  9. 03:58

    dünyada, ahirette, kabir aleminde, berzakta, dünyada madem bunu yaptı, berzakta, kabir aleminde de dostlarıyla, hafızlarla, âlimlerle, ahirette de dostlarıyla haşr-ı cem eylesin, her birerlerinin ailelerine sabr-ı cemil, ecr-ü cezil ve âmal, sâlihât ve hayırlı uzun ömürler ihsan eylesin. Amin. Ruhları için buyurun.

  10. 04:33

    La ilahe illallah, Muhammedun Resûlullah, fî kulli lem hıytem ve nefesin, adede mâ vesi'ahu u'ilmullah, Allah, Allah, Allah, Celle Şeâlike ve Celle Celâlike ve amme nevâlike, ya Rabbel âlemîn. Hediyelerimizi bizden kabul eyleyin, berbâhane vasıl eyle, rûhâniyetlerini haberdar eyle ve bizlerden kendinize ilham edin.

  11. 05:00

    Ellerini hoşnud ve razı eyle. Amin. Şimdi şeyden söyleyeceğiz, 18.30'da diyor değil mi kabut saatine? 18.30'da yarın doğal kabut saatine Kehf Sûresi'ni okuyoruz. Yani Kehf Sûresi acayip bir şey. Hakkında çok hadis-i şerifler var. Cuma gününde okunması hakkında. Cuma gecesinde de var. Hatta bazı hadisler var.

  12. 05:23

    Cuma gecesi ayrı okunuyor, Cuma günü ayrı okunuyor. Esasına bakarsan, hadis-i şeriflerin gece ayrı okunuyor, gündüz ayrı okunuyor. Ama biz hani sadece gündüz canlı yayında okumak suretiyle sizlere bu hayrı ulaştırıyoruz. Canlı yayın olmak hasebiyle, kabut saatine denk gelmesi hasebiyle bir haftalık, üç günde ziyadesiyle beraber buyuruyor, on gün oluyor.

  13. 05:49

    Büyük bir koruma, muhafaza, ondan sonra hastalıklardan, tümörlerden özellikle koruma ve tepesinden tırnağına nur olur buyuruyor. Bütün marazları, illetleri, içerisindeki zulümat, karanlıklar, şek, şüphe, nur olur. Tepeden tırnağına nur olunca artık vesvese, şek, şüphe, bunalım, onlar kalmaz. Çünkü nur geldiği zaman,

  14. 06:16

    اَنْ نُورُوا اِذَا دَخَلَ فِي الْقَلْبِ اِنْ شَرَحَةًۜ diyor hadis-i şerif. Kalbe nur girdiği zaman kalp münşerih olur. Münşerih ne demek? Açılır, genişler, vüs'at kazanır. İnşirah neye bağlı? Nurun girmesine bağlı. اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَوْ عَلَى نُورٍ مِنْ رَبِّهِ diyor Kur'an.

  15. 06:39

    Zümer suresinde olacak. Allah bir adamın gönlünü göğsünü İslam'a şerh ederse, İslam'ı kabullenmeye ve yaşamak için genişletirse, mutmeyin yaparsa ve razı yaparsa artık o Rabbinden bir nur üzeredir, buyuruyor. Onun için feveylulil gâse kulûbûm min zikrillâh. Onun için

  16. 06:59

    Allah'ın zikrinden uzak oldukları için Kur'an okumazlar, dinlemezler, ilim meclisine katılmazlar, cemaate, namaza gitmezler. Allah'a zikrinden uzak oldukları için cemaate namaza gitmezler, kalpleri katılaşmış. Vay onların haline buyuruyor. Çünkü zikirden uzak kalmış. Onun için sizler zaten cemaatlerle namazlara devam ettiğinize hüsnü zannediyorum ekseriyetiniz bakımından.

  17. 07:21

    ettiğiniz bakımından ve böylece Ve böylece Kehf Sûresi'nde okumakla, dinlemekle her cuma gününde ne oluyor? ne oluyor? Men karâ sûretel kehfî ulte nûran min kademihî min râsihî lâ kademihî Kehf Sûresi'ni okuyan, dinleyenle okuyan müşterek.

  18. 07:39

    Şimdi çoğunuz kendiniz okusanız. hata yapacaksınız. Harfleri çıkartmayı tam bilme tam bilmeyen var. Hani hadi birkaç sureyi namazda kılacak kadar diyelim talim, tecvid düzelttin. Ama şimdi Ker suresi on sayfa kadar ve küsuratı da var. Bir surey celledir. Bunu şimdi oku desek yani içinizden herhangi birinize bilmiyorum, hafız olmayan belki bazı hafızlar bile yanlış okuyor da

  19. 08:07

    dolayısıyla oku bakalım desek, bir dinlesek bir sayfada kaç yanlış çıkar? Yani ben buna eminim yani. Ben buna eminim çünkü Efendi Hazretleri'nin zamanında bile 40 sene evvel, 50 sene evvel İhsan Efendi Hocamız bu ihvan-ı kiram, yaşlı başlı adamlar, sarıklı, cübbeli görsel nefsi evliya konumunda hakikaten de veli de olabilirler yani manen ama işte zahiri ilimleri olmadığı için

  20. 08:32

    bunları bir halaka kuralım. Hoca Efendiler sabah namazı 60 şerife geliyor işte Mustafa Efendi, Hasan Efendi vs. işte herkes 10 kişi, 10 kişi öbürü Mustafa Efendi Kılıç talim tecrübü hocası zaten işte onlar Hoca Efendiler, İhsan Efendi bir halakaya oturdu yani Efendi Hazretleri de oturdu bir halakaya diye hatırlıyorum o zaman ben de oradaydım yani.

  21. 08:54

    Maalesef birkaç kişi dışında inna ataynâ ve kulûvallah'tan bile, Fatiha'dan bile geçemediler. Ben bunu yaşadım yani. Onun için ben sizin çoğunuzun Kur'an-ı Kerim'i yüzünden okurken talim tecrübü üzere okuyabildiğinizi düşünmüyorum. Ve bu düşüncemde de maalesef haklıyım. Ha bu böyle olmalı mıydı? Olmamalıydı.

  22. 09:22

    Çünkü insan Kur'an'a önem vermeliydi mutlaka çalışsa bile akşam yatsa araları gidip bir işte ne bileyim imam müezzin diyoruz da imam da yanlış okuyor. Yani öyle imamların arkasında namaza rastladım namazı iade ettik. Mustafa Kılıç Hoca Efendimiz benim de hafızlık hocam, talim tecrüb hocam rahmetullahi aleyh, kabrın olsun.

  23. 09:43

    Hocamız birçok şeyde hatta İsmailer Daması'nda bile kıldığı bazı namazları misafirler geldiği zaman kıldırdıkları namazları iade ederdi. Siz en meşhur hafız diye adam meşhur diye hafız diyorsunuz. Mustafa Kılıç Hoca Efendi şurada şu hatayı yaptı derdi namazı. yaptı derdi, namazı iade ederdi arka odada.

  24. 10:02

    Dolayısıyla bu işler ciddi işlerdir. Ve lâ hızû bittecvîdi hadmun lâzimun ve men lem yücevvidil kur'âne âsimuş liennehu bil ilâhü enzelâ Yani, bu, İmam Cesedi'nin olacak. Efendi Hazretleri çok okurdu bunu. Efendim, ve hâkezâ, işte, minhû ileynâ vasalâ diye hatırlıyorum. Tevhidle okumak farzdır, vaciptir, lazımdır.

  25. 10:29

    Kur'ân-ı Tevhid okuyan günahkârdır. Çünkü Allah'tan bize böyle indirildi. Bize Resûlullah'tan böyle ulaştı. Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem. Onun için, en azından namaz kıldığınız sûrelerin talim, tevhid üzere doğru okunup okunmadığını en azından, bi innâ e'ağlaynâ bi gulhüallâhu ehadî, en azından şu iki sûreye ağzı düzgün, fe'mi muhsin

  26. 10:57

    sahibi birinden, yani senin bununla namaz olur denecek bir onay almanız lazım. Onun için, normal imam-müezzin de diyemiyorum. Çünkü şu anda camilerde bazı imam-müezzinler var, hakikaten okuduklarıyla namaz olmayacak kadar yanlış harfler okuyorlar. Ben buna denk geliyorum. Bundan dolayı, şimdi iki sûresini siz okuyun, şu sûresini okuyun derken, kendin okuyabilmen eftâl olandır.

  27. 11:23

    Ama yanlış yunuş okuyup da günaha gireceğine dinlemek ben size onu anlatmaya çalışıyorum. Şimdi sihir için bu hafta toplanacağız herhalde. Yazmadınız, onu da ilanda da yok. He? Bu hafta değil mi? Bu cumartesi değil. Tamam, ondan sonra toplanacağız. Tamam, Bekara Sûresi okunacak. E şimdi Bekara Sûresi elli sayfa yani.

  28. 11:52

    Bekara Sûresi'ni bir adam okusa talim, tecrübet bilmeden ne olacak yani? Büyüğü bozmak bir yana dursun, kendi hepten cinlenir yani. Yanlış okuduğu için şeytanlar musallat olur. Yani dolayısıyla dinlemek, dinlemenin önemi yani. Dinlemenin önemi. Çünkü ne buyuruyor hadis-i şerifte? dinleyenle okuyan sevapta ortaktır.

  29. 12:18

    İmam Fatiha okuyor. İmam Fâtıha okuyor, sesli okuduğu Sesli okuduğu zaman, sesli okuduğu zaman zaman, sesli okuduğu zaman, Hanefi mezhebinde özellikle. Biz okuyor muyuz? He? Ama ne buyuruyor? La salâte illâ bi' Fâtiha'tir kitap. Fâtiha okunmadan namaz olmaz diyor. Ama imam Fâtiha okudu.

  30. 12:34

    Şimdi ben okumadım akşamda. Siz okudunuz mu Fâtiha? Farz namazı okudunuz mu? Niye? Hanefisiniz de onun için. E tamam da koca Hanefi mezhebi, İmam-ı Azam yanlış mı buyurdu şimdi? Haşa! E o zaman, yine Fâtiha'sız namaz olmaz. Ama öbür hadisi oku. Femen İktedâ bî mâ min fıkrâtü'l-imâm levkırâ İmama uyarsa, imamın okuduğu onun için de okuma sayılır.

  31. 13:09

    Şimdi bak, Fâtiha'sız namaz olmaz ama imama uyduğun zaman Fâtiha'yı okumuyorsun. Niye okumuyorsun? İmamın okumaz, sen okumazsın. Dinliyorsun ya. E şimdi nasıl oldu? Kehf Suresini okudun ha dinledin. Dinleyenle okuyanın farkı yok. Müjdelerin hepsine dahil olur. Ama kendi bir şeyde okusaydı da, bu da ayrı bir müjdeydi.

  32. 13:33

    Ve lakin yanlış okuyacağına yanlış okuyacağına dinlemek bu sefer okumaktan eftâl oluyor. Çünkü neden? E kendi okumasında sıkıntı var. Ha bundan dolayı şimdi bi'inneâ ta'inâ bi'kulüvallâh bi'inneâ zennâi falan yaparsın da Koca Kehf Suresini nasıl yani talim tecvidi kendin kaidelerini bilmedikten sonra birinin ağzında düzeltmeye kalkarsan öyle çok zor düzeltirsin

  33. 14:00

    o kadar uzun sureyi. Bundan dolayıdır ki biz sizi buluşmaya, cem olmaya uzaklarda da olsak bedenler bakımından canlı yayınlar vasıtası ile aynı anda dinlemeye teşvik ediyoruz. Çünkü Kehf Suresindeki tepesinden, başından ayağına kadar nur olur.

  34. 14:24

    Şimdi nur olunca ne olur? Tependen tırnağına olunca kalp de içinde mi? İçinde. Peki nur kalbe girdiği zaman kalp ne olur diyor Hadis-i Şerif? Genişler. Bunalımları geçer. İbadete karşı hevesi artar ve sıkıntılarından kurtulur diyor. Yani bu Kehf Suresi sadece hastalık için değil ki. Muhafaza, koruma, Deccal çıksa bir şey yapamaz diyor.

  35. 14:48

    Düşün ki Deccal dünyayı kavuracak. Ama Kehf Suresi Cuma günü okumuşsa dinlemişse o hafta Deccal çıksa Deccal ona zarar veremez. Deccal zarar Deccal bu yahu. Âdem aleyhisselam'da kıyamete kadar bütün peygamberler deccaldan sığındı. Ümmetini sığındırdı. Ondan daha büyük fitne yoktur buyuruyorsa âyet-i şerifte.

  36. 15:11

    Sallâllâhu aleyhi ve sellem. Demek ki Kehf Sûresi'ni Allah bize her hafta okumayı, dinlemeyi nasip eylesin. Ölene kadar nasip eylesin. Vefat edeceğimiz haftada nasip eylesin. Tâ ki şeytan gelip imanımızı son nefeste çalamasın ve bizi bu yoldan ayramasın. Böylece dualar ediyoruz. Yarınki saat, akşam ezanına 45 dakika kalarak inecek o.

  37. 15:41

    Mecburen o akşam ezanına bağlı. Çünkü akşam ezanıyla cuma çıkıyor. Bizim bu sohbet gibi değil. Yani istediğimiz saate ayarlayamayız o zaman. O çünkü akşam ezanından evvel bitmesi lazım. Bundan dolayı şu anda 18.30 kurtarıyor. Önümüzdeki haftaki sohbette yani dışarıdan dinleyenler için 20'ye alacağız.

  38. 16:03

    Artık ezanlar geri geldi akşam. Şimdi 20.15'ten 20'ye alacağız. Yani akşam 8'de sohbet başlayacak. Yani uzaktan dinleyenler için. Tekrarını her zaman dinleyebilir. Ama biz tabii burada akşam namazında gelebilenler gelir. Akşam namazında cemaatle kılsak eftâl olur tabii. Zaten cemaatle kılıyoruz da. Kalabalık cemaatle kılsak.

  39. 16:27

    Çuma gecesi çünkü. Çok daha eftâl olur. Allah cuma gecesi cemaattan bizi mahrum etmesin. İlim meclislerinden, zikir meclislerinden uzak bırakmasın. Amin. Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim. Amin. Ondan sonra tabii 1-2 hafta, 3 hafta sonra ezan daha da inecek. 7.30'a alalım mı, almayalım mı ya?

  40. 16:50

    Karar verelim. Yani sohbeti 7.30'a kadar indirebiliriz. Ama oradan geri gidilmez. Çünkü hiç kimse gelemez. Ama 8'de kalsın mı? Ne dersiniz buna? 20'de, 8'de kalsın mı? He? 8'de kalsın değil mi? Tamam, 8'de kaldı. İnşallah öyle 8'de devam eder. Hatta yatsı bile evvela gelirse, yatsıyı bile kılıp da sohbet bile 8'de başlayabiliyordu bir zaman.

  41. 17:20

    Öyle dönemde gelecek inşallah. Önümüzdeki aylarda. Sohbeti 20'ye sabit ediyoruz. Bu saatten sonra, önümüzdeki hafta itibariyle. Ama şey değişmiyor. Şifa-i Şerif'le mektubat değişmiyor. O 21.15, onlar devam edecek inşallah. Buradaki sohbeti 20 olarak sabitliyoruz. İnşallahurrahman. Kardeşlerim.

  42. 17:42

    Şimdi sizi de 20'ye sabitlersem, 1.5 saat sohbet yapıp, işte inşallah 21.30'da sohbeti bitirip, yatsıyı da kılıp da 10'da sizin de çıkmanızı düşünüyorum, planlıyorum. Allah sözümüze durmayı nasip etsin. Çünkü uzaktan gelemiyorlar. Gelenler zorluk çekmesinler. Sohbeti çok uzun yapmamaya çalışacağım. İnşallahurrahman.

  43. 18:08

    Yani bu aralar biraz daha dikkat ediyorum. Şimdi, Büyük Günahlar Şeyhini, Rabbul Evvel Ayı'nı uğurladık. Rabbul Ahir'e girdik. Rabbul Ahir, Cemaziyel Evvel, Cemaziyel Ahir, ne geldi? Recebu Şehrullahil Haram. 3 ay kaldı 3 aylara. 3 aydan bile düştü 1-2 gün. Recebu Ayı'na Allah bizi hayırlı, aşağıdan ayına, Ramazan Şerif'e kavuştursun.

  44. 18:43

    Amin. Rabbul Evvel'e de önümüzdeki sene tekrar, Muhammed Mustafa'mızı, sallallahu aleyhi ve sellem, medet etmek, anmak, mevlidler okumak, okutmak için, bir dahaki seneye de kavuşmayı nasip eylesin. Amin, amin, amin. Bu arada Büyük Günahlar 3 ayda, bu dersleri tabi Recebu Şerifler girince biraz, günlerin, gecelerin, ibadetleri falan da mecburen giriyor.

  45. 19:09

    İnsanları teşvik hakkında, insan geçen sene söylediğini kimin aklında kalır? Dün söylediğini adam unutuyor. Yani insanları oruca, namaza teşvik ediyoruz. Ama bu 3 ay, güzel bir seri dersler yaparak, Büyük Günahlardan bayağı bir maddeler okuyacağım. İnşallah-u Rahman.

  46. 19:28

    Şimdi, Sıla-i Rahim'i bayağı anlattım. Üzerinde çok durdum. Önemli miydi? Önemliydi. Hakkında müstakil ciddilerce kitap yazılmış bir konuydu. Biz yine tabi hakkını verdik mi veremedik diyelim ama, epey bir ayet hadis, epey bir ayet hadis okudum. Şu anda, bir iki eserden daha size ilimler vereceğim. Bu hususta ve bu konuyu kapatacağım.

  47. 19:55

    Haftaya bakacağım, sırasına göre yeni konular. Yeni konulara gireceğim. İnşâAllâhu r-Rahmân. Şimdi, İmam Birgivi Hazretleri, Muhammed adı herhalde, Muhammed herhalde adını şey, Birgivi diye meşhur biliyorsunuz. Onun eserlerinde, en mühim, Tarikat-ül Muhammediye, Tarikat-ül Muhammediye diye bir kitabı vardır.

  48. 20:20

    O kitapta çok ilimler konuşmuş. Yani ben bu büyük günahları bitirirsem, yani Allah da bana ömür verirse, Tarikat-ül Muhammediye'yi ders olarak okumak istiyorum. Çünkü Ali Adem Efendi babamız, kattesallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki, Tarikat-ül Muhammediye kitabı tepesinden tırnağına ihtiyaçtır evladım.

  49. 20:39

    Takvayı bir anlatıyor, bir anlatıyor, bir anlatıyor. İşte bu sabah onları inceledim. Yani zaten evvelden biliyorum da, şerhler geldi, yeni şerhler geldi. İbni Allah'ın şerri basılmış. Sabah o geldi. Dolayısıyla mesela, güzel ahlakı toplamış, diyelim 78 maddede, kötü ahlakı toplamış 60 maddede, dilin afetleri bilmem kaç madde, gözün afetleri, elin afetleri,

  50. 21:06

    ayağın afetleri, kalbin afetleri, o kalbin afetleri var ya, haset, ucup, kibir, uf, riyâ, kalbin afeti ne demek? kalbin musibeti belası yani. Münkeratül kulûb. Kalpte olmaması gereken şeyler, hepsi de bizde mevcut yani. O hepsi de bizde mevcut yani. Bunların madde madde madde madde mübarek. Nasıl yazmış?

  51. 21:29

    Güzel de şerhler var. Hadimi Hazretleri duydunuz herhalde. Güzel de şeyler var. Büyük Hadimi Evliyaullah'ın reislerinden Konya Hadim'de Konya Hadimi'de. kabrini ziyaret etmek nasip oldu. O mübarek zat ona güzel şerh yapmış. İbni Allâh'ın çok büyük Mekkeli alim, 400 sene evvel yaşamış. İbni Allâh'ın, İmam Nablusi'yi zaten tanıyorsunuz.

  52. 21:47

    Abdülhani Nablusi Hazretleri bir şerh yapmış. Daha çok alimler yapmış, bize ulaşan. Bu şerhlerle ders götürmek lazım. Evvela kitaba, Kur'an'a, sünnete sarılmak, ehl-i sünnet itikadından başlamış. Çünkü neden? Kalbin en mühim meselesi nedir? Evvela bid'atlardan, şirkten ve büyük şirkten kurtulması. Sonra küçük şirk, riyâ.

  53. 22:12

    Riyâdan kurtulması, ihlas kazanması. Kitabın tümünü topladığın zaman haramlarına sakınmaya giriyor. Yani takva nedir diyorsan bu kitabı bitirmen lazım. Okuman lazım. Sonra işte ayağın afetleri, yürümek, nerelere yürümek, ne niyette yürümek. afetlere yürümek, nerelere yürümek, ne niyette yürümek Allah Allah.

  54. 22:30

    Allah Allah! Sonra bedenin, Sonra bedenin, bütün bedenin afetleri. bütün bedenin afetleri. Bildiğin gibi değil. Yani yarısı güneşte, yarısı gölgede oturmak bile bedenin afetlerinden. oturmak bile bedenin afetlerinden. Çünkü Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle yerde tam şeytan oturur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle yerde tam şeyhlik

  55. 22:47

    Sen de oraya oturduğunda çarpılırsın. Yarısı gölgede, yarısı güneşte olmayacak. Ya tam güneşte, ya tam gölgede. Ama güneşte oturmak zaten, kasıtlı uzun oturmak nehyedilmiş. Yani güneşlenmek için oturmak nehyedilmiş. Ama zaten giderken gelirken güneş yüzüne vurdu, eline vurdu. Onlar hali bir şey. Anladın mı?

  56. 23:10

    Bu itibarla o eserden de, Sıla-i Rahim ile ilgili bir bahis gördüm sabah bakarken. Dedim bari hitabım misk olsun. Tarikat-ı Muhammediye'den, onun şerifi Berikay-ı Mahmudiye, Hatim Hazretlerinin, sonra İbrahim Hazretlerinin. Bunları okuyacağım şimdi kısaca. Bugün de bu dersi yapıyorum. Ve haftaya yeni bir ders ile inşallah buluşmayı Rabbim müessel eylesin.

  57. 23:35

    Amin. Şimdi buyuruyor ki, Tarikat-ı Muhammediye'nin metni var burada. Metnini okuyorum şimdi. İhalem, şunu bil ki diyor İmam-ı Birgimi Hazretleri. Muhammed değil mi adı? Muhammed Birgimi Hazretleri. Ona da çok kere gideceğim, yoldan döndüm, araba şey oldu, uçak şey oldu. Elhamdülillah gittim geçenlerde biliyorsunuz.

  58. 23:59

    Elhamdülillah çok feyizli bir kabri şerifti, çok etkilendim. Mübarek veliyullah. Ama Efendimiz babamıza buyurdu, Tarikat-ı Muhammediye kitabı tepeden tırnağa ihlastır evladım. Ama yapraklarıyla şifa niyetine yeseniz, gram zerre ihlas kazanamazsınız. İlla ihlası kazanmanız için amel etmeniz lazım. Yani şeriat, tarikat, hakikate ulaşmanız lazım.

  59. 24:21

    Onun için. Ama tabi ilim olmadan da amel olması mümkün değil. Konuyu bilmiyorsun ki ne yapacaksın yani. Önce yine iş ilme dönüyor. Sonra o bildiğinle amele dönüyor. Sonra o yaptığını da Allah için yaparak gösterişten vesaire, ıvazdan, garazdan, maksatlardan arındırmak. O da ihlası temin ediyor. Mevla bunları bize ölmeden becerttirsin.

  60. 24:43

    Ama işin başı yine nereye dayanıyor? Bu ilim meclislerine, bu sohbetlere dayanıyor. Çünkü ilimsiz bunların hiçbirine yol bulmak mümkün değil. Bilmediği bir şeyi nasıl yapacak? Onun için amel ve ihlas ilimdir. ve ihlas, ilimsiz olmaz yani. Şeriatın üç tane cüz'ü var. Rüknü var. Efendimiz Hazretlerimiz, Efendimiz babamızdan nakden öyle buyurdu.

  61. 25:10

    Yani bu şeriat sofrası neyin üzerine kurulmuş? Üç saç ayağı üzerine. Mesela sofra koyuyorlardı eskiden, Efendimiz Hazretleri'nin sofrası da öyleydi. Böyle üç saç ayağı var ki sofra dengelenip, dengeyi bozup da biri elini denetilmemeli, çorbalar dökülmesin. Hatta üçlü olunca, o onu dengeliyor, üçlü. İşte o üç nedir?

  62. 25:39

    Birincisi ilimdir. Kitaplardan okuyarak, hocalardan dinleyerek hasıl olur. İkincisi ameldir. Bu bildiğini yapmakla müyesser olur. Üçüncü ihlastır. İhlas da seyr-i sülük, tasavvuf yoluyla, rabıta-mürakabe ve zikir yoluyla bir müşrik-i kâmilin riyasetinde, sefaretinde hasıl olur. Dolayısıyla bu üçünden biri eksik olunca şeriat sofrası düzgün durmaz.

  63. 26:20

    Bir tarafa yamulur, dökülür. Onun için ama ihlas tarafı, işte Tarikat-i Muhammediye kitabı tepesinden tırnağına ihlastır evladım derdi. Ama derdi, illa amel etmeden tarikat derslerini, vazifelerini, zikirlerini yapmadan, haramlardan sakınmadan takvareat etmezsen o kitabı yapraklarıyla şifa niyetine yesen, yutsan bir şey hasıl olmaz derdi.

  64. 26:45

    Ama iş nereye dönüyor? Birincisi ilim. Şimdi başlayacağız, vazifelerimizi yapmaya çalışacağız. İnşallah şu büyük günahları da toparlarız birkaç seneye inşallah. Birkaç sene sürer tabii. Artık o uzunlar bitti. Yani ana-babaya isyan, içki, kumar, kumarı yaptık mı? Zina, efendim, bunlar çok büyük günahlar.

  65. 27:09

    İnsanı öldürmek, bunları yaptık. Sihiri de yaptık sanki. Sihir, bunları yaptık. Bunlar önemliydi. Ondan sonrakilerde belki daha az konuşulabilir ve dolayısıyla madde madde bu konular işlenir. Ondan sonra Tarikat-ı Muhammediye'den takvanın esasını ve haramlardan sakınmanın yollarını okuruz inşallah. O da bizi amele, ihlasa teşvik eder inşallah.

  66. 27:36

    Niyetim böyle. Allah niyetime göre bana muamele eylesin. Sizler de niyet edin, bu derslere devam edeceğiz öğlene kadar. Allah sizi Celle Celaluhu elden ayaktan düşürmesin. Kimselere muhtaç etmesin. Rabbim sizi gördüğünüzden geri etmesin. Maddi manevi imkanlarınızı ziyade eylesin, noksan etmesin. Allah bu yolda her cuma geceleri derslerde, meclislerde cem olmaya bizleri

  67. 28:03

    muvaffak eylesin. Amin. Allah'ımız salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi esselam. Bana dua ettiğim zaman aminler cılız çıkıyor, sizi de ettiğim zaman aminler acayip patlıyor yani. Ne hikmettir bu? İşte herkes kendi de oradan bir nasibi olunca teşvik oluyor. Bu teşvik iyi bir şeydir ha.

  68. 28:27

    İyi bir şeydir. Çünkü ben size dua etmesem olur mu ya? Ben size dua etsem işim rast gelir mi ya? Sabah sizin için Hizb-i İmamın Efendimi okudum sizin niyetinize. Vallahi okudum billahi okudum ya. Hem canıma, malıma, ehlime, çocuklarıma ve ashabi, arkadaşlarım deyince kimi niyet ettim? Buraya sohbete gelen, bu sizi niyet ettim.

  69. 28:52

    Ne belalardan kurtarıyor, ne belalardan kurtarıyor. Sizi niyet ederek okuyorum. Onun için inşallah bu fedakarlık ister. Yani işten çıkıyorsun, geliyorsun, yarın iş günü yani fedakarlık ister. Eve gidip çay içeyim, çorba içeyim, her akşam gidiyorsun mübarek. Cuma gecesi de biraz ibadete ayır. Efendim.

  70. 29:18

    Ondan sonra üç tane bir sandviç yersin, bir şey yersin bilmem ne miden tutar yahu. Ne olacak? Yani mühim olan cemaati kaçırmayalım. Cemaat namazı, cuma gecesi, ihya edelim, ilim meclisine oturalım. Bin rekattan eftel bir ilim meclisi yahu. Nasıl bin rekat alacağız? Gece yetmez. Onun için bu dönüşü işte geç kaldım, metro bulamadım, bilmem ne.

  71. 29:46

    Şimdi yani nefis devamlı vesveseyi, vesveseyi ısrar ettirir adama. Mesele ne? Ya insan biraz bu yarın, ahirette karşına çıkacak. Çıkacak. İlim ehli olduğuna, ilim meclisinde bulunduğuna dair bu meclisler, bu mübarek Cuma geceleri, Cuma günleri ve şahidin ve meşrut diyor Kur'an, şahitlik yapacak ya. E sen şimdi evde televizyondan izlersin, radyodan dinlersin, ilim alırsın.

  72. 30:09

    İlim alırsın ama buraya gelmenin sevabını alamazsın. Çünkü neden? Burada adım atıyorsun yani. Burada zikir meclisinde bulunma hakkındaki bütün rivayetlerde, efendim, Allah için bir araya gelmek var yani. Şimdi sen evde çay içerken, ben burada ağzım kurumuşken nasıl birleşeceğiz yani? Ha ilim alır mısın?

  73. 30:31

    Alırsın. Ama bu meclisin ehli olmak Allah için adım atmaya bağlıdır. Maalesef bu fedakarlıklar günümüzde çok azalmıştır. Azalmıştır. Azaldıkça da azalıyor. Ama Allah size zarar zeval vermesin. Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sellim.

  74. 30:55

    Şimdi el mevahibül fethiye ala tarikat-ı muhammediye. Tarikat-ı muhammediye metindir. Arada şerhlerden de okuyacağım. O şerhin adı da İbni Alen Hazretleri'nin el mevahibül fethiye. Yeni çıktı. Bilmiyorum artık geldi mi kitapçılara, mollalara çok lazım. Buyurur ki İmam Bilgimi Hazretleri metin olarak.

  75. 31:17

    Enne kat arrahim, akraba ile ilişkiyi kesmek, yani sıla-i rahimi kesmek haramun. Tabii zaten büyük günahlardan bahsediyoruz. O da diyor ki büyük bir haramdır diyor. Dolayısıyla ve vasla demek ki rahimi eklemek annenin rahminden dolayı yakınların olan teyzen, dayın değil mi? Babaannenin rahiminden dolayı yakının olan işte efendim amcaların, halaların yani hep rahimden gidiyor.

  76. 31:54

    Veyahut işte efendim senin annenin rahiminden dolayı olan erkek kardeşlerin, kız kardeşlerin hep rahim vesilesiyle akrabalık oluşuyor. Bu yüzden bunu eklemek vaciptir. Yani vaciptir. Vacip farz manasında da kullanılıyor zaten. Bir şey haramsa, bir şeyi sıla-i rahimi kesmek haramsa, sıla-i rahimi yapmakta ne olur?

  77. 32:22

    Haramın tersi en azından vaciptir. Vacip de burada farz anlamındadır. Mesela vitri vacip diyorsun ama kılmadığın zaman, kaçırdığın zaman kazası lazım. Zaten vacibin manası amel bakımından farzdır. Peki sıla-i rahimin manası nedir? Yani anlattım çok ama burada güzel bir özet yapmış. Yani ben akrabamı vasfetmek, bağları güçlü tutmak, eklemek istiyorum, kopartmamak istiyorum.

  78. 32:58

    Ben burada ne yapmam gerekiyor? Bunun manası diyor, Yani şu, benim akrabalarım var diye bir defa kafasından çıkartmayacak. Bir defa bu konuyu hiç unutmayacak. İrtibatı kestiği, terk ettiği, selamı sabaha kestiği kişilerle onları bir tutmayacak. Bir defa aklında olacak. Birinci mana. Sonra, O sılayı vasfetmek için akrabasını arayıp soracak.

  79. 33:38

    Şimdi bu arayıp soracaktaki mesele neyle? Bir ziyareti. Ziyaret etmek suretiyle. Şimdi ziyaret deyince, Efendim ne oluyor? Gitmek gelmek. Yani ayaklarınla gidip babanı ziyaret edeceksin. Annenle ziyaret edeceksin. Teyzeni ziyaret edeceksin. Halanı ziyaret edeceksin. Tamam mı? Bu, en önemlisi yani en güzeli bu.

  80. 34:11

    E bu noktada, Gücü yettiği nispette de bir hediye. Bir hediye götürülecek. Paran varsa, Durumuna göre verirsin bin lira, iki bin lira, üç bin lira. Durumun çok zengini verirsin elli bin lira, yüz bin lira. Veyahut ne bileyim sen elma götürürsün, armut götürürsün. Bir hediye. Bu, normal Müslümanların birbirine hediye vermesi de sünnettir.

  81. 34:43

    Ama tabi burada, Sılayı rahimi güçlendirmenin yöntemlerinden biri olarak hediye vermeyi söylüyor. Alimlerimiz. Sonra vel-i'aneti, yardım edilerek. Yardım ne usta? Bir işi düştü. Bir ihtiyacı oldu. Mesela evi taşıyor, evini taşıyor, yardımcısı yok. Eşyaları taşıması ona zor geliyor tek başına. Koltuktur, kanepedir, fırındır, buzdolabıdır.

  82. 35:19

    Bir kisine, ikisine zor taşıyorlar. E sen akraba olarak, gidip bir fiil, bir yedi, elinle yardım etsen taşınmasına, arabaya eşyanın konmasına, sonra yeni eve dizilmesine mesela. Bu çok iyi bir şeydir diyor. Böyle yardımlar Sılayı rahimin en iyi tatbik yöntemleridir diyor yani. Elinle yardım etmek, kazaya maaşla.

  83. 35:44

    Evil kavli, yahut sözlü yardım et der. Herkes eliyle Bir fiil bizzat yardım edemeyebilir. O da hasta olabilir. Beli ağrıyor olabilir. O da yaşlı olabilir. Sen de yürüyemeyebilirsin veya yük taşıyamayabilirsin. Mesela yani, veyahut vakit bulamazsın. Veyahut mesafeler çok uzak. Onun işi düştüğü anda sen oradan gidemezsin.

  84. 36:06

    İşten ayrılamıyorsun, izin alamıyorsun. Durumun olmayabilir. Mesela, o zaman sözlü yardımlar da icabında makbule geçer. Bu da nedir diyor mesela, min-i salih mazlum edin la hakibil yarfâ. Mesela, birisi ona haksızlık etti. Komşusu ona zulüm yaptı. Sonra o da, onu bir hakime, mahkemeye şikayet etti. Orada şahitlik yapmak.

  85. 36:35

    Yani bu benim amcam, halam, dayım neyse. Haklıdır yani. Bu burada eziyete uğradı diye. Şahitlik yaparak. Veyahut, bir sıkıntısı var. İşvereniyle, amiriyle vesairesiyle. Senin de orada nasıl geçiyorsa, hatırın geçiyorsa, gidip oraya gidip oraya bir şefaat deniyor buna. bir şefaat deniyor buna, aracılık yani aracılık, iyi aracılık.

  86. 37:04

    Bu zaten genel manada Bu zaten genel manada Müslümanların birbirinin işini görmeye aracı olması zaten çok sevap. Müslümanların birbirini işini görmeye aracı olması zaten çok sevap. En faziletli amellerden biridir En faziletli amellerden biridir bir Müslümanın. Ben kaz'a hac'e tevhidim Müslüm. Kaz'a Allah'a hac'e tevhidim kıyamet günü.

  87. 37:16

    Müslümanın işini gören, kıyamet günü Allah da bütün isteklerini verecek diyor. Hatta, birisi geldi işte İbn-i Abbas Hazretlerinden, ya felan adama bir işim düştü, o seni dinler. Şu ihtiyacımı görsek ona gitsen de, benimle beraber gelsen de falan dedi. İbn-i Abbas Hazretleri, Ramazan'da sünnet-i müekkede kuvvetli itikafa girmişti.

  88. 37:40

    Yani, itikaftan çıktı, yani itikafa bozdu demeyelim, belki niyet etmiştir önceden, hani mühim bir şey için. İtikaftan çıktı, gitti o adamın işini gördü, geri evine gitmeden tabii, yeniden itikafa mescidedir. Dediler, İbn-i Abbas, Ramazan'ın sonunu kuvvetli sünnet-i müekkede itikafa, O'nun kuvvetli sünneti müekkede itikâf, yani sen nereye çıktın, geldin?

  89. 38:02

    Dedi ki, ben Resulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellem işittim. Men se'âli hâcet-i ehî fî fehuve hayru'l-yevmîn-i itikâfî fî mescid-i yâre aşrâsînîn Bir Müslüman'ın hayırlı bir işini görmek için, gayret etmek, çaba sarf etmek, işte gitmek, veya şu anda telefon etmekte de bazı işler görülüyor. başarılı olabilirsiniz.

  90. 38:24

    Bunu yapmak, benim mescidimde, Medine mescidinde, 10 sene sıralı camiden çıkmadan itikaf ibadet yapmaktan daha hayırlıdır. Ben onun için de diyelim itikaftayım, hem arada da bir Müslüman'ın işini gördüm. Yani sen 10 günlük itikafın sevabını aldın, ben arada 10 senelik itikaftan daha fazla aradan bir de bunu yaptım.

  91. 38:48

    Anladınız mı? Onun için Müslüman'ın işini görmek. Hele bu senin annen veya baban, amcan, dayın, halan, teyzen ise, veya daha uzak akraba da olabilir, yakınlığına nispetle, ecrin ne olur? Azimken azam olur. Büyükken daha büyük olur. Evet. Onun için veyahut bir sıkıntısı var, bir şeyi çözemiyor. Ona çıkış yolunu öğretmek, onu doğru yapmaya irşad etmek, ona nasihat etmek,

  92. 39:26

    medet olmak, yardımcı olmak. Bu zaten her Müslüman'a yapılsa çok eftelanveldir ama akrabaya yapıldığı zaman bu, aynı zamanda ne olmuş oluyor? Sılah-ı Rahim vazifesini ifasından sayılıyor. Bunları beyan etmiş. Tabii diyor bu,

  93. 39:53

    yani Sıla-i Rahm yapanla Sıla-i Rahm, kendisine Sıla-i Rahm yapılanın Yani Sılah-ı Rahim yapanlar hallerine göre de bu işler değişir. Yani çünkü senin gücün ne kadar? Yani sana da Allah gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemeyeceğine göre e şimdi kaymakamı ara, benim şu işimi düzelsin falan, tamam da ben şimdi kaymakamı ulaşacak telefonum yok veya takvim makamım böyle açmaz.

  94. 40:16

    Yani benim orada bir dahlim olacak gücüm yok. Gücüm varsa eksik etmemem lazım. Ama gücüm yoksa da Allah da bana niye sen bunun bu işini görmedin diye de mesul etmez. mesul etmez. Çünkü neden? Bu senin imkanına, elindeki imkana göredir. Ama sen dersen ki

  95. 40:36

    şimdi ben ne diyorsunuz ona bir laf var ya şeyimi kullanmayayım, kredimi kullandırmayayım. Çünkü neden? Yarın benim bir işim düşer, şimdi halam için bu krediyi kullanırsam yarın o adama ben bir daha bir şey diyemem, onun için ben halamın işini görmeyeyim dersen bu sıkıntılı bir süreçtir. Neden? Senin yarın işin düşecek mi düşmeyecek mi bir defa meçhuldür.

  96. 41:02

    Böyle bir şey şu anda senin bir sıkıntın yok. Sen bir sıkıntın olursa adama yüzüm olsun diye vehmederek mevhum bir olaydan yola çıkarak orada mevcut bir sıkıntıyı çözmüyorsan, kredimi kendime saklayayım diyorsan bu da İslam'a uygun bir şey değildir. Mevla senin imkanın var mı, yok mu? İmkanını kullanıyor musun, kullanmıyor musun?

  97. 41:26

    Gücün kadar mı kullanıyorsun? Ne kadarını eksik ediyorsun? Bunları Mevla bilmiyor. Onun için İslamiyet insanların geneli, özellikle Müslümanlar, özellikle ne bileyim yol arkadaşların, ömrü hacı arkadaşların, ders arkadaşların ondan sonra vesaire vesaire komşular, komşu hakları bunların en kuvvetlisi ne oluyor?

  98. 41:50

    Akraba hakları. Yakınlarım bunlar senin. E bunlarla ne yapman lazım? İlgilenmen lazım geliyor. Evet. Şimdi ya ben Sıla-i Rahim yapmak istiyorum ama bir şekilde nasıl kurtarırım? Çünkü Sıla-i Rahim'i terk edersen kaç ders başına gelecek lanetleri, belaları, bereketsizlikleri, hayırsızlıkları kaç ders okudum ben sohbetlerdeyse.

  99. 42:16

    Kimi de burada ders yaptık, kimi yaz günlerinde gittiğimiz yerlerden canlı yayın yaptık. Bunları anlattım, kaç hadis okudum. Şimdi ben bu belalardan kurtulmak istiyorum. Ve Sıla-i Rahim yapmanın bereketlerine nail olmak istiyorum. O zaman ne yapalım? Bunun en azından bana bir yol söyle. İmam Birgimi Hazretleri diyor ki bunun en azından et teslimi, bir defa

  100. 42:38

    gördüğün zaman bir selam vermek. Şimdi başladı. Selama sen başlayacaksın ama. Çünkü selamı veren mi daha fazla sevap alır, alan mı daha fazla sevap? Mesela bir soru soruyorlar. Ne diyorlar? Hangi sünnet, hangi farzdan daha sevaptır? Kimsenin aklı ermiyor. Sünnet farzdan daha sevap olur mu? Olur işte.

  101. 43:04

    Çünkü neden? Selam vermek sünnet, selam almak farz. Hangisi daha sevap? Vermek daha sevap. İşte burada da böyle bir değişik hal var. Yani diyelim işte 100 dereceyse başlatana 90 mesela. Şimdi hadis-i şerifte var da belki rakamları yanlış söylemeyeyim. Diye başlıyordu. Başlayana. Sonra eğer yanındaysa veya şimdi görüntülü aranıyor veya telefonla aranıyor.

  102. 43:35

    O zamanlar bu imkanlar yoktu. Hemen selamı falan sen vereceksin. Selamun aleyküm. Rahmetullah amcacığım. Ve merakatuhu dayıcığım. Hem selam. Selam lan. Bunu en azından çünkü selamı da kesersen ne oluyor? Küstürmeye dönüyor. Küstürmeye döndüğün zaman zaten 3 günden fazla Müslüman'a küstürmek en büyük haram.

  103. 43:58

    E bir de akrabanla olursa o zaman hepten çuvalladın. Peki görüş vermedin. Yani telefon veya sesli veya görüntülü veya bir mecliste bulunmak veya evine gidip ziyaret ederken falan. Bu durumlar olmadı. O zaman ne yapacaksın? Ev irsalü selam. Selam göndereceksin diyor. Eski durumlarda tabii şimdiki gibi telefon imkanı da olmadığı için.

  104. 44:28

    Kiminle mâ insan. Bir insanla beraber diyelim ki halan köyde. Giden birine ne diyeceksin? Halama çok selam söyle. Ellerinden öperim. Duasını beklerim. Bir şey ihtiyacı var mı falan. Böyle bir selam göndermek. Bu da bu hususta ikinci bir basamak. Evil mektup.

  105. 44:52

    Yahut mektup yazacaksın, tabi şu anda mesaj yazıyorlar falan, dolayısıyla ama imkanlar ne kadar genişlese de o zamanın imkanlarıyla aynı kıyaslama yapılabilir. O zamanki mektupsa, şimdiki telefonla araması var. mesaj atması var ama telefonla aramak mümkün iken mesaj atmak da büyüklerimiz için özellikle ayıp bir şeydir.

  106. 45:18

    Ayıp bir şeydir. Ayıp denen de bir şey var. Onun için hem şu anda telefon imkanı var. Ama mektup göndererek de veyahut hapiste adam bizim başımıza geldi yani kaç sene yani telefon imkanında yok ki. Ya bu zamanda bile niceleri sesli selam da veremez. Ziyaretçi gelirse onlangi selam gönderebilir ama yine mektup, mesela hapishanelerde en çok çalışan iş nedir?

  107. 45:48

    Mektuptur. Dolayısıyla yani İslamiyet'in hükümlerinin hiçbir zamanı geçmez. Her zaman ona göre bir hüküm vardır. Mektup göndermek de bu arada uzaktakini için sılay rahim sayılır. Şimdi bunun bir süresi var mıdır? Mesela bunları konuşmamıştık. Yani haftada bir,

  108. 46:16

    bayramdan bayrama gibi bir şey var mıdır? İmam Birgib Hazretleri diyor ki vela tevkite burada bir vakit söz konusu değildir. Yani İslamiyet vakit olarak cumayı geçirdiğin zaman anneni babanı aramadın, bir cuma geçti, haram. Böyle bir şey, İslamiyet bir vakit koymamış. Bu da önemli bir husustur. Muayyen vakit yani ne gibi?

  109. 46:41

    Her gün gibi, haftada bir, cuma günü gibi veya ayda bir gibi bir tevkit vakitlendirme yoktur. Bel, bilakis, medaru alel imkan, alel urfel ade. Örf ve adete göre. Şimdi bizim milletimizin de bir örfü adeti var. Yani bir insan, anasını babasını hadi bir hafta çok işi çıktı, şu oldu, bu oldu, arayamadı, soramadı.

  110. 47:07

    Bir ay geçti, anasını babasını arayamadı, soramadı. Bizim örfümüzde bu biraz anne baba için ayıp kaçar yani. Öyle mi? Ama şimdi hala teyze, amca, dayı buna benzemez. Bir ana baba başkadır yani. Dolayısıyla onları da diyelim, 3 ay, 4 ay geçti veyahut da 2 bayramda aramadı. Veyahut hastalandı, ameliyat oldu, aramadı.

  111. 47:36

    Geçmiş olsun, aramadı. Bu durumlarda da, mesela 2 bayram geçti, insan halasını, teyzesini vs. aramadıysa bizim örfümüze göre de ne karşılanır? Çok ayıp, yani nasıl bir iştir insan halasını, teyzesini, bir sene geçmiş, 2 bayram geçmiş aramamış yani. İşte o zaman bu sıla arayımı terk etti sayılır. Ama diyelim ki, amca, dayı gibi, hala gibi yakınlarımızı bayramlarda bile arasak

  112. 48:08

    mesela çok arasan daha sevap. Ama bayramlarda bile arasak örfümüze göre halasını, teyzesini arıyor denir mi? Denir. Bir de mesela hastalık oldu, zaten ararsın. Bir durum oldu, geçmiş olsun dersin. Yakını öldü, onun bir yakını öldü taziye için aranır. Baş sağlığı, başınız sağ olsun Allah izninizle azim etsin.

  113. 48:35

    Gidilebilirse gidilir, gidilemezse yine bir taziye yapılır falan. Örf bunlardır değil mi? Örf bunlardır. Ama anne baba da bunu diyemiyorum. Çünkü sen anne babasını bayramdan bayramı aramak da biraz cefadır yani. Vefasızlık olur yani. Örfe göre bakılacak olursa. Ben böyle anlıyorum, siz bilmiyorum başka bir şey anlıyorsanız konuşun.

  114. 48:55

    Burada diyor, bazı alimler diyor, İbni Hallan Hazretleri, bu zamandaki bazı alimler demişler işte 3 senede 3 senede bir arasa sılay rahimi kesmiş sayılmaz. Sılay rahimi yapmış sayılır. O kadar da değil diyor yani. Ne desin artık? Çüş mü desin? Yuh mu desin yani? Benim gibi ağzı bozuk değil ki yani. Ben şimdi bazı kere yuh olsun diyorum yani.

  115. 49:23

    Şimdi İbni Hallan da ne demiş yani. Bazı bu zamanki çoluk çocuk diyor yani. Onlara da çoluk çocuk, alim de demiyordu. Doğru mana veren. Bu zamanın çoluk çocuğu Çoluk çocuk da çoluk çocuğun böyle bir hüküm vermeye zaten hakkı yok ki. Demek ki bazı alim geçinen çoluk çocuklar var yani. Üç sene ile bu iş takdir edilmiştir.

  116. 49:42

    Üçü geçirirsen ya arkadaş üç sene ananı babanı aramasan üç sene içinde arasan kurtarır mı ya? kurtarmaz. Amcana, teyzene, halana kurtarır mı 3 sene ya? Kurtarmaz. Kurtarmaz abi ya. Ayıp denen bir şey var ya. Değil mi? Ben onun için ne dedim? Yani bir bayramıdır, seyranıdır, hasta ziyaretidir, hastalığıdır, cenaze olur, taziyesidir.

  117. 50:08

    Bunları zaten toparladığın zaman vesilelerle bu örfe göre arıyor, soruyor denir. Ama o kadar uzatılmaz yani. Orada İslâmiyet kaideyi şöyle kuyuruyor, diyor ki Belmedârû alel-imkân ve âdemil harac minel cânibey bunu da herhalde İmam-ı Nablusi Hazretleri bunu anlatıyor. Yani diyor İslâmiyet şuna bakar mümkün olduğu kadar gücünün yettiği kadar, bir de iki tarafı da zora sokmadan

  118. 50:46

    yani İslâmiyet biliyorsunuz ve mâ ce'âle aleykum fitnîni min haracun, diyor Kur'an. Allah, İslâm dinde size çok büyük zorluklar çıkartmaz. Yani şu İslâm'ın farzlarını, vaciplerine baksan yedi yaşta çocuğun yapacağı kadar kolay ya. Size zorluk çıkartmaz. Onun için bakarsın sıkışmadan, sıkılmadan, bunalıma girmeden sıkıntıya düşmeden, gücünün yettiği nispette arayıp sorarsın.

  119. 51:13

    Bu da ne olur? Seni, Sıla-i Rahîm'i terk etmek günahından, haramından, vebalinden kurtar. Allah'ın izniyle. Celle Celâluh. Bunu da beyan ediyorum. Peki bu şimdi, bunu ben geçen derslerde işte Şam'a da söyledim ya bir Şam'a, işte zîrâhim min mahrem mahrem rahim sahibi diye bir şey yaptım.

  120. 51:40

    Şimdi burada tabi İmam-ı Birgîvâ Hazretleri vs. bazı ulema diyor ki ve yecibu li kulli zîrâhim min mahremin Her rahim-i mahrem sahibinin Sıla-i Rahîm yapmak farzdır, vaciptir. Mesela burada anne baba zaten başta geliyor, ondan sonra hemen altta hala, teyze, dayı, amca geliyor. Onun altında hemen kız kardeşlerimiz, erkek kardeşlerimiz geliyor.

  121. 52:08

    Bunlar. Fakat buna biraz temas etmiştim. Ama burada güzel bir açılım yapmış. Diyor ki ve yecibu li kulli zîrâhim min mahremin Rahim-i mahrem olmayan akrabaya Sıla-i Rahîm yapmak vacip midir, değil midir? İhtilaf var diyor. Bunun örneği nedir? Amca kızı, hala kızı, teyze kızı, dayı kızı veya oğlu gibi kuzenler.

  122. 52:37

    Kuzen mi deniyor onlara? Bu durumda ne olur? Bunu bir dakika onu yaptık. Hani bunlara Sıla-i Rahîm yapmak vacip değil çıkıyor buradan. Neye göre çıkıyor? ve yedüllü alâ ademî vücûbihî yani kuzen gibi yakınlara işte aynı bu hükümler müvâciyesinde arayıp sormak vs. vs. Bunun vacip olmadığına ne delalet eder?

  123. 53:07

    Cevâz-ül nikâh. Onlarla evlenmenin caiz olması delalet eder. Çünkü neden? Zirahim-i mahrem ne demek? Birini erkek, öbürünü kadın kabul etsen nikâhı caiz olmazsa bu mahrem oluyor. Anladın mı? Sen erkeksin, öbürü teyzen. Evlenebilir misin? Yok. Mahremin. Bu nasıl Sıla-i Rahîm yapmak? Ne oldu? Farz. Ananızla konuşmaya lüzum yok.

  124. 53:38

    E diyelim ki kızdan bahsedelim. Orada amcası var. Burada da bir kız var. Bir kadın var. Orada biri erkek, biri dişi. Bunlar evlenebilir mi? Amcasıyla? Dayısıyla? Evlenemez. O zaman ne oldu? Bunun Sıla-i Rahîm yapması farz. Daha netleşti değil mi şimdi? Çünkü neden? Teyze kızıyla evlenebilir misin? Evlenirsin.

  125. 54:06

    Dayı kızıyla evlenirsin. Hala kızıyla evlenirsin. Amca kızıyla evlenirsin. O zaman evlenebildiğine göre demek ki yakın bir mahremin akraban değil. O zaman da farzlıktan, vaciplikten çıkıyor diyor. Yani Hanefi mezhebinde. İmam Bir Gibi Hanefidir zaten. Mevzu bu. Bunu söylüyor. Ondan sonra, yani birini erkek kabul etsen, öbürünü dişi kabul etsen, birbirini haramsalar,

  126. 54:35

    evlenemiyorsalar, orada Sıla-i Rahîm vacip. Evlenebiliyorsalar, yakın akraba, yani yakın derken işte amcanın kızı. Yakın sayılır. Ama evlenebiliyor musun onunla? Evlenebildiğine göre oradan kaydeyi kaideyi sana diyor, balık tutmayı öğretiyorum diyor, balık vermiyorum diyor, balık tutmayı öğretiyorum sana diyor, kaide veriyorum sana diyor.

  127. 54:59

    Anladınız mı? İnşâAllah anladınız. Bu da önemli bir veri. Ancak, tabii Berikay-ı Mahmudiyye'de bu da Tarikat-ı Muhammediyen-i Şerif. Bunu kim yapmış? İmam-ı Hadimi Hazretleri. Çok büyük. Onu da adı Muhammed diye biliyorum. Muhammed el-Hadimi. Hadim, Konya'nın gazasıdır. Bu, mübarek zat, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le, tayyi mekan ile hadimden, geceleri

  128. 55:34

    Ravza-i Mutâra'da biliyorsunuz, ders, kitap elinde, bir anda Ravza-i Mutâra'ya gidip, ders okuyup, dönen sabah namazına. Teheccüd'de ders okuyor, Ravza'da Rasûlullah Efendimiz'le görüşüyor. Değil mi? Bunu kaç kere şahit oldu? Kim? Beşir Ağa. Beşir Ağa. Harem ağası. Harem ağası derken, Ravza-i Mutâra'nın bekçisi.

  129. 55:56

    Ama çok büyük alimler tabii. Zaten Ravza-i Mutâra'nın o zamanki bekçileri, en büyük alim orada bekçilik hizmeti yapıyor. Mesela Utbi. Utbi'nin İmam-ı Şafii'nin şeyhi, Ravza-i Mutâra'nın süpürge hizmetçisi. Kurban olalım, hepimiz Ravza-i Mutâra'ya Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, Allah sahibine selam eylesin.

  130. 56:16

    Amin. Bu itibarla, Beşir Ağa nerede yatıyor? Ebu Ayyub el-Ensar hazretlerinden mezarlık tarafına değil de çarşı tarafına çıkarken, hemen sahada. En büyük mezar. Yani Ebu Ayyub el-Ensar'dan sonra orada ne kadar ağalar, paşalar, sadrazamlar, şunlar bunlar var. Ama hepsinden büyük mezarı, rahat yeri kime vermişler?

  131. 56:42

    Beşir Ağa'ya vermişler. Çünkü neden? Çok iflaslıydı. Ravza-i Mutâra'ya çok hizmet etti. İşte o, Ravza-i Mutâra'yı beklerken, gece teheccüd zamanında bakıyor ki biri geliyor, Ravza-i Mutâra'nın kapısı açılıyor, içeride kalıyor bir saat, iki saat, çıkıyor. Ondan sonra da camide, cemaatte, sabah namazında mescid-i nebevi de yok.

  132. 57:08

    Her gece geliyor, ders ne yapıyorsa, kitap tutuğunda giriyor, çıkıyor. Bu nasıl iş dedi ya? Medineli olsa tanırdık dedi. Uzaktan gelse kalması lazım. Hemen dönemez. Bu şimdi her gece geliyor, nereden gidiyor? Camide de hiç görünmüyor. Bir gün çıkarken kollayacağım dedi. Kolladı, bir yakaladı. Allah aşkına sen kimsin dedi.

  133. 57:30

    İs misin, cin misin dedi. O da mecbur oldu dedi ya, benim bu sırrımı kimseye söyleme dedi. Ben dedi Konya'da Muhammed Kadimi'yim dedi. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem ile geliyorum, dersimi okuyorum. Ondan sonra Bukhari Şerif'ten vesaire işte hadislerden olacak herhalde. Dersleri yapıyorum, gidiyorum dedi.

  134. 57:51

    Ama dedi bunu kimseye söyleme dedi. Onun için sonra bunu tabi padişahlar duydu bu şeyi. Beşra'da, İstanbul'a da geldikten sonra falan. Kadimi Hazretlerine çok, çok tazim ettiler ama o şeyi kabul etmedi. İstanbul'a yerleşmesini istediler, buralarda çok büyük medreseler, tekkeler teklif ettiler. Yok dedi ben köyümde okutuyorum bayağı da.

  135. 58:12

    Taleben var dedi. Ondan sonra orada hizmetini devam etti dedi. Allah şefaatine nail eylesin. Onun çok risaleleri var. Çok istifade ediyoruz onun ilimlerinden. Hem de Nakşibendi Tarikatı'ndan. İbni Allam da Nakşibendi Tarikatı'ndan. Hikmeti İlahi. Kadimi Hazretleri de Nakşibendi Tarikatı'ndan. Ama onlar Mevlana Halid'den evvel oldukları için.

  136. 58:35

    Yani Halid'i kolundan değiller. Ama ikisinde de benim bildiğim, yani Kadimi'yi kesin biliyorum. İmam Rabbani'ye, o silsile İmam Rabbani'ye gidiyor da. İbni Allam belki daha yukarı gidebilir. Şimdi burada Kadimi Hazretleri diyor ki,

  137. 58:56

    şimdi amca kızına, dayı kızına yani uzak akrabaya, kuzenlere sılayrahim yapmak vacip değildir. Deyince, müstehap da değildir anlamına gelmiyor. Bunu da yanlış anlamayın diyor. Yani buradan birisi çıkıp da aman amca oğlunu, teyze kızını hiç aramayalım, ölürse ölsün. Yani biz sana vacip değil deyince, caiz değil demedik yani.

  138. 59:20

    Yardım etmek yedi kat yabancıya bile müstehap. Bir işini görmek. Anladın mı? Ama tabii ki teyzenin kızıyla halvet yapamazsın. Senin mahremin olmadığı için efendim, yabancı bir kadın muamelesi yapacaksın. Tesettüre riayet, halvet olmamak bakımından. O ayrı bir şey. Halan, halanın kızıyla halan bir mi?

  139. 59:46

    Halanla tek başına bir odada oturursun. Ama halanın kızıyla Kızıyla tek başına odada oturamazsın mesela. tek başına oturamazsın. Değil mi? Halan çarşafsız da senin yanında durabilir. Ama halanın kızı açık vaziyette veyahut da normal dışarıda gezdiği haliyle senin yanında durmamalı. Tabii şimdi çünkü dışarıda gezdiklerinde bayağı açık saçık geziyorlar.

  140. 1:00:07

    Allah muhafaza tabii. Onun için burada nef'ül vücup kastediliyor diyor. Yani ne demek nef'ül vücup? Vacip değil dedik ama feyn-neslihbâv sılatil ebâid minel akribâ Akrabanın uzak akrabaya da sıla-i rehm yapmanın müstehab olduğu bir menzilli mücmeali. müstehab olduğu bir menzile mücmeali. Zaten bu da ittifaklıdır.

  141. 1:00:26

    Çünkü başlarken, yardımlara başlarken, zekat dağıtmaya başlarken, en yakından, en uzağa doğru gidilirken, şimdi amcanın kızı, halanın oğlu dardayken, zekata muhtaç ve sıkıntıdayken yedi kat yabancı mı tercih edilmeli? Uzak da olsa akraba mı tercih edilmeli? Yine akraba tercih edilmeli. Çünkü yakından uzağa doğru gidiyor.

  142. 1:00:50

    Ama öbür adam senin hiçbir şeyin olmuyor yabancı yani. Ama burada senin akrabanın da muhtaç varken, onu kollamak önce gelir. Bu da önemli bir husustur diyor. Onun için, ne buyuruyor? Burada müstehaplık vardır. Bunun müstehap oluşunu gözden kaçırmayalım ve onlara yapılacak. Yalnız burada şöyle de bir şey var.

  143. 1:01:20

    Şafii mezhebi herhalde bu görüştedir. Hanefi dediğim bu ama Şafii'de fark var. Mesela İmam-ı Nablusi, o da Hanefidir. Nakşibendi'dir. İmam-ı Rabbani'yi de savunur. İmam-ı Nablusi. Onun da kitabında da, Tarikat-i Muhammediye şerhi bu da. Yani İmam-ı Birgivi'nin şerhlerini yapmışlar hepsi. İmam-ı Birgivi'nin ne kadar önemli ki kitabı.

  144. 1:01:45

    Bu kadar alim şerh yapmış. Yapmak lüzumu hissetmiş. Çünkü bütün din içinde, Tarikat-i Muhammediye kitabının bütün din içinde hepsini toplamıştı. Nasıl maddelemiş, nasıl fikir üretmiş. Yani hayran kalmış bütün ulema kitaba. Ali-ül Kari, koca Ali-ül Kari'yi methediyor. İmam-ı Münevvi'yi methediyor. Bütün ulema diyor lan bu nasıl bir kitap.

  145. 1:02:13

    Yani onun için önem veriyorum ona da. Şimdi İmam-ı Nablusi de diyor ki, İmam-ı Nebevi Müslim şerhinde dedi ki diyor, İmam-ı Nebevi Şafii mezhebinin en büyük fakih ve müşriklerinden. Mezhep içinde. Şafiide de kesin değil. Ama diyor bir kavil var bizim mezhepte de diyor.

  146. 1:02:40

    Bu arada mahrem ve diğerleri de eşit olur. Akrabadan yakını ile uzağa da fark etmez. Tabi en yakın olandan başlar. Ama diğer akraba da sıla-i rahim yapılmaya elverişlidir. Hatta onlara da sıla-i rahim yapmak vacip olduğunu bir görüşte böyle var diyor. Bizim mezhebimizde müstehaptır. Müstehap zaten yabancıya da arayıp sorsan müstehaptır.

  147. 1:03:08

    Ama bu tabi daha kuvvetli müstehaptır. Akrabalık bağı var. Onun için. Hatta şimdi Nablusi diyor ki, bu görüş daha doğru olsa gerektir diyor. Çünkü mesela Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki, Seteftehune, Mısra. Yakında Mısır'ı fethedeceksiniz. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında Mısır fethedilmedi.

  148. 1:03:34

    Şimdiki Mısır, Kahire o bölgeler. Ama adı yine Mısır'dı. Zaten Kur'an'da da Yusuf Aleyhisselam zamanında da adı Mısır'dı. Anladın mı? Ne diyor Kur'an? Üdhulü Mısra inşallahü aminîn. Mısır şehir demektir. Ama normal İstanbul'a da Mısır denir. Ama o zaman herhangi bir şehir olur. Mesela dediler ki bize bakla, soğan.

  149. 1:04:01

    Beni İsrail çölde 40 sene bıldırcın, kudret helvasından bezdiler. Her gün cennetten geliyor. Bıldırcın yesek, kudret helvası yese her gün aynı yemek bezdi. Ne dediler? Soğan yok mu yahu, sarımsak yok mu, mercimek yok mu? Kur'an'da meşhur. O zaman ne dedi Musa Aleyhisselam'a Mevla ne vahyetti? Onlara söyle ki üdhulü Mısran.

  150. 1:04:26

    Şehirlerden birine inin. Mısran bak temvilli. fe inne lekum ma zeytun. İstediğiniz şeylere soğan, sarımsak, mercimek. Şehirlerde ekenler, biçenler çarşıya getirir alırsınız. Orası herhangi bir şehir. Ama Yusuf Suresi'de Yusuf Aleyhisselam babasına Öbekisi, babası, annesi geldiler ya, son toplantıları, şimdi.

  151. 1:04:50

    son toplantıkları şeyde O zaman, o zaman üdhulu misra bak orada temvin yok Çünkü neden? O bölgenin özel ismi Mısır. herhangi bir şehir değil Mısır'a girin inşallah Allah'ın dilemesi Âminin, güvendesiniz. Artık size açlık, susuzluk, tehlike yok. Uçaktan indim, Mısır'a çok gittim, Kâire'ye, kabir ziyaretlerine.

  152. 1:05:16

    En az üçü hatırlıyorum. Belki dört var. Bölge bölgede gittim, bari. Sina bölgesine bir kere gittim. O zaman Kâire tarafına gelmedim. O bölgedeki ziyaretleri yaptım. Uçaktan inince, Mısır Havaalanı'na, öleyi, karşıma ilk oya geldi. Hemen, uçaklardan inenlerin işte, güvenlik kontrol noktasına giderken ki, merdivenden ineceği merdivenin karşısına, bu ayeti yazmışlar.

  153. 1:05:46

    Kafaları çalışmış. Üdhulü Mısra inşallah, Âminin. Güven içinde, inşallah Mısra girin. Çok hoşuma gitti ayeti görünce. Ulan dedim, çok yerine oturmuş dedim ya. Onun için Allah, o mübarek orada yatan velileri, İmam Şafii orada, bütün alimlerimiz orada, kitap kaynaklarımızın çoğu orada. Allah şefaatlerine nail eylesin.

  154. 1:06:12

    Ziyaretlerine müyesser eylesin. Orada öyle buyuruyor. Yani, şehiri fethedeceksiniz değil, şu andaki şeyin, İslam'daki, zamandaki ismi de Mısır, anlıyor musunuz? Mısır'ı fethedeceksiniz, buyurdu. Oranın halkına iyi davranın, onlarla iyi geçinin, onların işlerini görün, onlara iyilik yapın, Mısırlılara diyor.

  155. 1:06:38

    Hadis-i şerif sahih. Niye? Çünkü, benimle onların arasında zimmet var, güvence var ve rahim var. Ne demek rahim var? Çünkü Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in cariyesi Mâriye Validemiz. Çünkü Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in cariyesi, Mariye Validemiz, Mâriye Validemiz nereliydi? Kıptıydı.

  156. 1:07:06

    Mâriyetül Kıptıya. Kıptıya ırkından olduğu için Mâriye Validemiz, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in ondan çocuğu doğdu. Mariyetül Kıptıya. Kırkından olduğu için, Mariye Validemiz, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in İbrahim Aleyhisselam, iki yaşında, vefat etti biliyorsunuz. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki, benim eşim, yani

  157. 1:07:22

    Mülkiyeminle tabii, nikahla değil de, Mülkiyemin cariyeli yoluyla, eşim Mariye, Mısırlıdır. Onlarla, onun için benim akrabalığım var. Onlardan çocuğum olmuş. Onlarla iyi iyi davranın, onlara hayır yapın. E şimdi diyor ki alimler, yani, bir yerden evlendiğin zaman, o evlendiğin hanımının ahalisine, akrabasına bile böyle buyuruluyorsa, hepten halanın kızı, amcanın oğlu,

  158. 1:07:56

    çok daha yakındır. Anladın mı? Onlar da buradan çıkıyorlar. Dolayısıyla insan gücü nüspetinde hayırlarını eksik etmemelidir. Şimdi bir şey daha var. Hürmet var, hak var. Peki, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi oradan, bir daha gelelim. Esasını unuttuk. İşin büyüğünü unuttuk. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en büyük annelerinden, Hacer Validemiz nereli?

  159. 1:08:29

    Kıpti. E İbrahim Aleyhisselam'a cariye hediye ettiler. Hacer Validemiz'i, Mısır Kralı, o firavun, o zamanki kral, hainlik etti, etti. Sonra batacağını anladı. Ondan sonra durun, durun dedi. Beni batırma dedi falan. Kurtulmak için İbrahim Aleyhisselam'ın bedduasından ah etmesin bana da helak olurum diye korktu.

  160. 1:08:49

    En sonunda ne yaptı? Cariye hediye etti. O cariye de kim idi? Sahne Validemiz dışarıda duruyordu zaten kendi hanımı. Oradan da Hacer Validemiz'i aldı. Peki Hacer Validemiz'den kim doğdu? İsmail Aleyhisselam. Kabe'nin içinde yatıyor, onun altında yatıyor Hacer Anamız. E o zaman Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in annesi de nereli?

  161. 1:09:12

    Hacer Validemiz büyük anne, büyük büyük annesi. O da Kıptılardan, Mısırlı. Onlarla akrabalığımız var. Onlara hayır yapın, iyilik gözetin diyor. Bundan da anlaşılıyor ki bir insan annesinin geldiği köy diyelim benim annem nereli? Samsun, Çarşambalı. Araplı köyü, şimdiki adı işte değişiyor, kitabı ne oldu bilmiyorum.

  162. 1:09:39

    Şimdi benim annem, şimdi o köylülerle bile ne oldu? Çünkü benim annem oralı. Şimdi babam göreleli, annem Samsun, Çarşambalı, misal. Bir insan annesinin köyüne, köylüsüne de bir işi düşerse, onlar bir şey ister, bir şey olur, elinden geldiği kadar yardım etse, o tabi 7 kat yabancıdan daha makbule geçer.

  163. 1:10:01

    Çünkü niçin? Annenle akrabalıkları var. Öyle midir? Öyledir, İslam böyledir. Bunlar mühim şeyler. Ondan sonra ulema buyurmuşlar, burada yine bir hadis-i şerif var, bu hadis-i şerif de çok sahittir. Bak, mahremiyet yok, akrabalık da yok. Ama buyurur ki, yapılacak iyiliklerin en makbule geçen, en faziletli iyilik, bir adam babasının dostlarına, bak babasını demiyor,

  164. 1:10:49

    babasını sevenleri, babasının sevdiklerini, babasının dostlarını arayıp sorması kadar büyük bir iyilik İslam'da yoktur, diyor. Ne oldu şimdi? Baba dostu diye bir laf var, değil mi? Şimdi benim de oluyor, babamın dolu dostları var, tabii yaş itibariyle çoğu da vefat etmiş falan ama bir kısmı daha çok hastadır, yaşlıdırlar.

  165. 1:11:16

    Babamın dostu gençlerden az var. Ama mesela ananın dostu demiyor. Çünkü neden? Ananın dostu olsa kadınlar olur. Bak şimdi orada kadınlarla senin ilişkini tercih etmediği için ne buyuruyor? Erkeğe söylendiği zaman bu, kadına söylendiği zaman ananın dostları. Ona da babanın dostu uymaz. Çünkü ne olursa olsun erkektir.

  166. 1:11:39

    Öyle mi? Lafı doğru anla. Şimdi babamın sevdiği, babamı seven bir adam bana işi düşse ben ona yabancı muamelesi yapmam. Hakikaten de yapmam. Niye yapmam? Çünkü babamın dostuydu. Şimdi bir işi düştü, bir işini göreyim. Ben zaten yedi kat yabancının elimden gelse işini görmeye uğraşırım ama baba dostu olursa, çünkü hadis-i şerif ne buyuruyor?

  167. 1:12:03

    En büyük iyilik babanın dostlarını vast etmek. Sıla tabirini kullanıyor. Dikkat et. Onlara iyilik etmek demiyor, en yasıl ediyor. Yani sıla-i rahim gibi. Halbuki babanın dostları, babanın akrabası değil, bir şeysi değil. Dostu, köylüsü bile değil icabında dolu dostları oluyor. Bunlara mahremlik var mı?

  168. 1:12:23

    Yok. Mahremlik olmadığı halde onlara bile rahim denmez ona. Sıla yapmak denir. Akrabada sıla-i rahim denir. Akraba olmayan da yine sıla denir. Sadece sıla çünkü rahim yok arada. Anladınız mı? Bu delil de neyi kuvvetlendiriyor? Yani uzak akrabayı ne bileyim arayıp sormak etmek vacip diyenlerin de delilini kuvvetlendiriyor.

  169. 1:12:50

    Ama biz de şunu diyoruz, vacip değilse de mahrem olmayanlar vacip değilse de müstehaplıkları çok daha yabancılara göre, diğerlerine göre çok daha evleviyetle, akrabiyetle tehkitli müstehaptır. Bunu demek zorundayız çünkü bir fark var yani. Zaten amcanın oğlunun başına bir şey gelse, halanın kızının başına bir şey gelse

  170. 1:13:17

    o noktada en nihayet senin mahremin olan amcan halan üzülüyor. Dolayısıyla onun bir işini görüp ona bir yardımcı olmak en çok kimi sevindiriyor? Amcanın halanı, teyzenin dayını sevindiriyor. O zaten mahremin sıla-i rahim yapman lazım. E onun çocuklarıyla ilgili yaptığın iyilikte en nihayet mahremin olan, en yakın akraban olan yakınlarını da memnun ediyor.

  171. 1:13:40

    Dua alıyorsun. Oğlunun kızının bir sıkıntısını giderdiğin zaman teyzen, halan sana dua etmeyecek mi? Allah senden razı olsun dese yetmez mi? Sıla-i rahimin. O noktadan da çünkü onlara iyilik, dolayısıyla mahrem olan akrabana iyilik oluyor. Çünkü kızı oğlu o da onun ciğer parası. Bunları da arz ediyorum.

  172. 1:14:08

    Bundan dolayı Kazı İlyas Hazretleri, Şifa-i Şerif sahibi, İmam-ı Neblusi'yi naklediyor. Buyurdu ki ve ecmeu bütün alimler ittifak etti. İcma demek görüş birliğine vardılar. İyilik yapılmakta en ileri sıla-i rahim, iyilik, ihsan, ikram. En kuvvetli kimdir? Anne, babadır. Anne babadan öne kimse geçemez.

  173. 1:14:37

    Mimmen sıbahı mı? Diğerlerinden. Sonra orayandan sonra dedeler. Dede ve neneler. Çünkü anne babadan sonra ne gelir? E anneni babanı doğuran var. Bu seni doğurdu diye en kuvvetli oldu. E ondan sonra ne gelir? E onları doğuran gelir. Dede ve neneler. Şu anda zaten dede ve nene hesaptan çıktı. Hiç arayan soran kalmadı.

  174. 1:15:06

    Dede ve neneyi arayan soran kalmadı. Allah muhafaza. Ne büyük sıla-i rahimsizlik. Ne belalar bu yüzden geliyor. Ne büyük bereketsizlikler. Ondan sonra dedeler, neneler geliyor. Ondan sonra en kuvvetli bak anne baba. Sonra dede nene, sonra kardeş. İnsanın kendi erkek kardeşi ve kız kardeşi. Çünkü aynı rahimde yetiştin.

  175. 1:15:30

    Aynı ananın rahiminde yetiştin daha. Ondan daha yakın rahim mi var? Aynı ana. Bunu beyan ediyor. Sonra buyuruyor, yani sana en yakın en yakın yani kardeşten de sonra en yakın oradan amcalar, dayılar, halalar, teyzeler. Ondan sonra onların çocukları böyle bu sıralama gidiyor. Onun için iyilik yapacağın zaman Hanefi uleması ve sahibimiz buyurdular, iyilikte en öne kimi

  176. 1:16:02

    yakacaksın? Önce anne. Anneye ne buyurdu? Üç kere, babaya bir kere. Mene hakkun nasibi sohbeti ya Resulallah. İyilik yapmama, yakınlık yapmama en çok kim hak ediyor? Kale ümmüke. Annem buyurdu. Sümmeme sonra kim? Ümmüke. Annem buyurdu. Sümmeme sonra kim? Ümmüke annem buyurdu. Sümmeme sonra kim? Ebuke.

  177. 1:16:24

    Baban geldi. Anan hakkı üç derler, bu hadisten çıkıyor. Yani öyle koca karı lafı değil. Onun için bu işlerde en evvel annene ikram yapılmalı. Sonra babaya, sonra kendi çocuklarına. Çünkü kendi çocukların çünkü senin eline bakıyor. Kendi çocukların senin eline bakıyor. Burada da ayrı bir durum var. Çünkü deden nenen senin eline bakmayabilir.

  178. 1:16:49

    Çünkü senin çocuklarına senden başka bakan yok. Ama dedenin nenenin dolu çocukları var. Amcaların var, onlara bakanlar olabilir. Ama senin çocuğuna senden başka bakan olmaz. Onun için sümmel evlat geliyor. Önce anne geliyor. İkram yapılırken işlerini görmek. Sonra baba geliyor, sonra evlat geliyor, sonra ecdat geliyor.

  179. 1:17:10

    Dedeler. Sümmel ceddat, sonra neneler geliyor. Sümmel ihvaz, sonra erkek kardeşler. Velahıval kırk kardeşler geliyor. Sümme sahirul ma'rim, sonra diğer ma'rimler. Amcalar, halalar geliyor. Teyzeler, dayılar geliyor. En yakın öne geliyor. Yani en yakından sonra ona daha yakın, ona daha yakın. Yani bu sırayı gözetmek lazım.

  180. 1:17:39

    Onlara daha yakın olanlar geliyor. Sonra efendim mahrem olmayan akrabalar geliyor. Mahrem olmayan akrabalar, amca oğlu, amca kızı, evlat, dayıların, teyzelerin çocukları geliyor. Sonra sümme bil musaharet, dünürlük. Dünürlük meselesi var bir de. Evleniyorsun. Allah Teala bir sudan yarattığı insanı ondan sonra büyütüyor, erkek yapıyor, kadın yapıyor, evlendiriyor.

  181. 1:18:12

    Evlendirdikten sonra bir sudan ne soylar, ne nesepler, ne sıhriyetler, ne dünürlükler, ne irtibatlar, ne akrabalıklar çıkıyor. Bir sudan, bir ananı babanın suyundan oluşan bir yaratılan bir çocuğun ne kadar daldan, budaktan, dallana dallana akrabalıklar ilerliyor. İşte burada da musaharet geliyor. Anladın mı sen?

  182. 1:18:39

    E tabii eşinin annesi babası bu da önemli. Çünkü eşin anne babası perişan olursa senin de imkanın varken onlara bir yardımcı olmazsan kaynanana kayınpederine eşine de bu iş vurur mu? Vurur. Eşin bundan sıkıntı duyar mı? Duyar. O sıkıntı sonra sana da yansır mı? Yansır. Hem ne yansır? Hem ne yansır? Senin anandan beter yansır.

  183. 1:19:04

    Anladın mı? Sonra yangın çıkar. Evde, ocakta, yatakta yangın çıkar. Onun için kafanı çalıştır ama sırayı gözet. Karının anasını kendi anana teklim etme. Hanımını dinleyeceğim diye ananı babanı üzme. O zaman da elak olursun karı da yakalamaz seni. Ona da dikkat et. Bu kulluk kadar zor bir iş yok. Allah'ın kulluğu kadar

  184. 1:19:35

    ubudiyet mükellefiyetleri kulluk aleminin farzları, vacipleri, sünnet, müstehableri, hedefleri, haramları, mekruhları, müfsitleri bunlar yani yani insan olmak kadar zor bir şey yok. Hayvan olmak ne güzelmiş. Olamıyorsun ki artık. Hayvana ne soracaklar? Bir şey sormayacaklar ki. Ancak işte başka hayvana zulmettiyse hayvanı kendi arzına koyarlar.

  185. 1:20:03

    O kadar. Amcanın, kızının efendim aç kaldı, emek vermedin demeyecekler. Onun için ne diyor? Süfyan sevri de olabilir. O büyüklerden biri yani. Onu diyor. Ben diyor, peygamberlere imrenmiyorum. Meleklere imrenmiyorum. Evliyaya imrenmiyorum. Ona imrenmiyorum, buna imrenmiyorum. Ya mübarek adam, sen hepsinden daha mı büyüksün de kimseye imrenmiyorsun?

  186. 1:20:36

    Niye? Çünkü onlar da yaratılmış mahluklardır diyor. Her birinin de ahirette ona göre kendi mesuliyetlerine göre hesabı kitabı var diyor. Ya kime imreniyorum? Ben hiç yaratılmamış olanlara imreniyorum diyor. Keşke ben de yaratılmasaydım diyor ya. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. Bu mahşerde ümmetimin hali ne olacak?

  187. 1:21:00

    O kadar derde girdi ki keşke ben yaratılmasaydım dedi yani. Ya leytarabbe muhammedin lem yehduk muhammeden beni de yaratmasaydı dedi ya. E seni yaratmasa alemleri yaratmayacak. Sallallahu aleyhi ve sellem. Ebu Beris Sıddık öyle buyurdu yani. Keşke bir müslümanın göğsündeki kıl olsaydım da hiç olmazsa hesabım olmaz.

  188. 1:21:25

    Buna benzer çok rivanda. Koç olsaydım, kesselerdi, yeselerdi bari bir müslümana kalori olurdum, kuvvet olurdum dedi ya. Şimdi benim halim ne olacak dedi yani. Onun için biz bu kadar rahat nasıl yaşıyoruz? Peygamberler korktular, ötleri koptu. Peygamberler, sekiz bin peygamber zuhuratta görüldü. Sekiz bin peygamber dediler ki biz imansız ölmekten korkuyoruz.

  189. 1:21:54

    Dediler ki siz Allah'ın peygamberisiniz, masumsunuz. İmansız ölme, tehlikeniz yok. Ama Belamı İbn-i Bavra dediler, İsm-i Azam'ı biliyordu, en büyük veliydi. Bak imansız öldü ama peygamber de o yok. Ama biz yine korkuyu elden bırakamayız dediler. Onun için son nefesimiz meçhul, imanla ölebileceğimiz şey.

  190. 1:22:14

    Ama şimdi zulüm yaparsan, haksızlık yaparsan, büyük günahlar işlersen, haramlara takılıp bulaşırsan, sıla-i rahmi kesersen, ah alırsan, beddua alırsan, yani tabii ki imansız ölme riski çok artıyor. Hüsnü Hatem'e kitabını zaten hazırladım ettim de işte altından çıkamıyorum. Hangi kitaba çalışacağım ben de şaşırdım.

  191. 1:22:32

    Vakitlerim yetmiyor ama o kitapta bunların çoğunu yazdım, bu dediklerim. Onun için biz mükellef ve mesul tutulmuş insanlarız. Sarı silmeli Mehmet Ağa gibi gezemeyiz. Kafamıza buyruk iş yapamayız. Canım şunu istiyor, canım buna yardım etmek istiyor, buna yardım etmeyeceğim. Bu şeyle, bu beyle, halasıyla kavgalı var, dayısıyla konuşmayan var,

  192. 1:22:57

    anasıyla dargın var ya, babasıyla düşman olan var ya. Ya senin bu lüksün yok. Bu seni doğurmuş. Kafir doğursa sen ona üfleyemezsin. Anan baban iyi geçineceksin. Dolayısıyla, ama şimdi bakıyorum Müslümanlar özellikle İslam'ı bildiklerini ve yaşadıklarını düşünen birçok Müslümanda bile bu İslam ahlakını göremiyorum.

  193. 1:23:25

    En yakın akrabalarıyla selamı kelamı kesmişler. Şaşırıyorum ya, ne yapıyorsun ya? Teyzesiyle görüşmeye nasihat ediyorum. Bizim akrabada da var. Ya bu senin teyzen. Bu senin halan. O bana şöyle yaptı, o bana böyle yaptı. Senin böyle bir hakkın lüksün yok. O senin halan. Görüşmek mecburiyeti nesin? Mahremin.

  194. 1:23:51

    Sen erkek olsaydın ondan evlenemezdin yani. Ne demek? En yakın mahremin ya. İşte ondan sonra, başım beladan kurtulmuyor. Öbürü geliyor, kocamla aram iyi değil. Belki geliyor paramız battı. Öbürü geliyor, bilmem neremden hastalık çıktı. E ne olacaktı?

  195. 1:24:17

    Allah akrabayı arayıp sormayanlar, lanet etti. Kulaklarını sağır etti, gözlerini kör etti. Ayetinin lanetine çarpıldın. Hele bir de zenginleştin, milletle irtibatı da kestinse, buldun belayı ondan sonra. Ertesi gün sıfır battın. Ama şimdi sen böyle yaparsan, kötü günde seni de kimse kabul çalmaz. Yani muhteremler, bu iş önemli diye...

  196. 1:24:44

    önemli diye ben size Allah için doğruları anlatmaya çalışıyorum. Evet Burada yine söylüyor, dünürlük de önemli, kayınpeder, kayınvalide de önemli. Ona göre sonra komşu geliyor. Komşu hakkı zaten Allah Allah, ma zâle cibrîlû yûsînî bil câri hattâ zanentu ennehu seyverrisû. Cebrail aleyhisselâm geldi gitti komşu hakları, geldi gitti komşu hakları.

  197. 1:25:13

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Yahudi komşuları vardı vesaire onlara bile kurbandan bir et gönderiyordu, bir şey yapıyordu. Komşu, komşu, komşu. Komşu haklarını bana tavsiye etti. Hatta zannettim ki bir de gelecek diyecek ki birisi öldüğü zaman komşusunun mirastan payı var. Ya o kadar bu komşuyu öne geçirdi ki diyor.

  198. 1:25:35

    Cebrail aleyhisselâm kafasına mı geliyor buyruk yani haşa. Mevla gönderiyor. Ya zannettim ki diyor tabi öyle olmadı, İslam'da komşunun mirastan payı yok. Ama zannettim ki diyor bu gidişle herhalde gelecek limahi komşunun mirastanda payı var buyurulacak yani. O derece vasiyet oldu diyor. Tavsiye oldu buyuruluyor.

  199. 1:25:59

    O sıra yakın komşu, uzak komşu kırk eve kadar komşu vel cârizil kurba, vel câril cünübî bak yakınlık sahibi komşu, hem komşu hem akrabaysa çift dikiş. Mahremse üç dikiş. Vel câril cünübî uzak komşu akraba olmayan komşu. Ama komşu. O sahibi bence hep yanındaki arkadaşın. hani akraba olmayan komşu. Ama komşu.

  200. 1:26:28

    Ömre arkadaşın, hac arkadaşın, asker arkadaşın, ders arkadaşın, vesaire arkadaş. ders arkadaşın vesaire vesaire arkadaş. Beraber yol yürümüşsün. Bunca hukuk var, bunca hukuk var. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem bir baston yapışı, asa için bir ormana girdiklerinde kestiler. İşte efendim asalar kettiler.

  201. 1:26:51

    Yamuk olanı kendi aldı. Düzgün olan asayı arkadaşına verdi. Sahabeye verdi. Niye dedi bu benim arkadaşım. Bu bunu daha çok hak ediyor dedi yani. Düzgün olanı ona verdi mesela. Arkadaş hakkı, bu şey de değil, akraba değil, arkadaş. Allah için beraber olmuşuz, sohbet hukukumuz var.

  202. 1:27:10

    Şimdi burada geliyoruz, gidiyoruz, aynı saptan namaz kılıyoruz vesaire birbirini tanıyoruz, tanımıyoruz. Tabii tanısak daha iyi olur. Onun için tabii akrabalık ayrı bir şey. Mesela senin Ankara'da akraban olsa burada da akraba olmayan bir komşun olsa yapacağın bir iyilikte uzaktaki akrabayı mı tercih edeceksin?

  203. 1:27:34

    Yakındaki komşuyu mu? Uzakta da olsa akrabayı. Zekatında, fitrende vesaire muhtaçsa. Akraba, uzakta da olsa akraba tercih ediliyor. Buna göre efendim meseleler İslamiyet'te mülahaza ediliyor. Mevzu budur. Bunu yaparsan bunları yaparsan mümkün mertebe, gücün yettiği kadar yaparsan İslamiyet sana zorluk çıkartmak istemiyor.

  204. 1:28:09

    Allah sizin yüklerinizi hafifletmek istiyor. İnsan zayıf yaratılmış diye Allah bunu yarattığı konunu seni beni bilmez mi? Hepimiz zayıfız. Gücümüz her şeye yetmiyor. O zaman gücün nispetinde, bunun iyi niyetini görürse salih kimseler olursanız, iyi niyetli olursanız, herkesin iyiliğini isterseniz, gücünüz yettiği kadar yardımsever olursanız

  205. 1:28:35

    tabi eksiğiniz, gediğiniz, hatanız, günahınız olar. Ama Allah kendisine hakkıyla yönelen evvabin işte, evvabin namazı diyor. Akşamdan sonra kılanlara evvabin deniyor. Ama tabi sade evvabin namazı kılarak evvabin olmuyor. Çünkü sen 6 rekat veya 20 rekat evvabin kılıyorsun. Ondan sonra gidiyorsun, ananı üflüyorsun, babana sesini yükseltiyorsun,

  206. 1:28:56

    amcanı daraltıyorsun, bilmem ne bilmem ne. Öyle evvabin olmaz ki. Evvabin Allah'a hakkıyla yönelen demektir. Bu akşamdan sonra kılınan namaz, kuşluk namazına da evvabin adı var hadislerde. Kuşluk namazı kılanlar, akşam namazından sonra nafile kılanlar, bunlar evvabin oluyor. İsra suresinde

  207. 1:29:18

    Ne demek o? Kendisine hakkıyla yönelen kullara gafura. Elbet günahları olacak kimse peygamber değil. Yani peygamber olmayanlar hakkında konuşuyorum. Onları Allah mağfiret edecektir. Neden? Niyetleri iyi. Niyet bozuk olursa iyi amel de fayda etmez. Niyet düzgün olursa yanlış kusur küsur affedilir. İnsan iyi niyetli olacak.

  208. 1:29:38

    Elimde imkan olsa hepsinin işlerini göreydim. Öbür türlü ulan benim elime Dünya kadar mal gelirse bu teyzeme zırnık koklatmam. dünya ve Bu teyzem anneme şöyle etti. Sana ne? Teyzenle annenin arasındaki işe sen girme. Anne hukuku başkadır, teyze hukuku başkadır. Sen annenle teyzen arasına, amcanla babanın arasındaki işlere aldanıp da amcana, halana dayanıp da tavır koyamazsın.

  209. 1:30:04

    Bunu koyduğun zaman sen iyi niyetli değilsin. Sen iyi niyetli olsa ananı babanı da üzmeden onların da ayrı selamı kelamı kesmemek lazım. Çünkü neden? Ortada ayrı bir hukuk var. orada da ayrı bir hukuk var ama sen ne yapıyorsun? bahane arıyorsun, onlarla ilişkiyi kesme veyahut da zengin olduğu zaman aramayan sormayalım, çünkü hepsinin ihtiyacı var, fakir fukara, o sonra

  210. 1:30:25

    benden bir şey ister, e varsa paran istesinler, Allah o parayı sana niye verdi? millet bir şey istesin diye verdi parayı ne yapacaksın o zaman? mezara mı şey edeceksin, kasa açacaksın he? bankada kasaya altını koyuyorsun, mezara da bir kasa yaptır bari e gitmiyor da ne yapacaksın parayı? o sonra akraban beni aramasın öbürü benimle görüşmesin, telefonunu engelleyeyim

  211. 1:30:49

    kimse bir şey istemesin, e sen ne yiyeceksin, ne içeceksin? zıkkım yiyeceksin o zaman, ateş yiyeceksin neden? e zekatını vermezsen, fitresini vermezsen, kurbanını dağıtmazsan nasıl olacak? bereketin kaçacak ne buyuruyor İmam Dahak Hazretleri? Rahat Suresinin 39. ayeti çok okuruz, özellikle Berat Gecesinin duasında geçiyor, Allah levh-i mağfuzdan dilediğini siler

  212. 1:31:15

    kaderlerden, kazalardan buyuruyor, işte İmam Dahak onu hadis hükmündedir bu, merfuat hükmündedir, kafadan söylenecek bir şey değil bir adam akrabasını arar, sorar, ziyaret eder, iyi niyetle davranır Vekletmek ve fî umrî selât-i tünyâ. revv-i mağfuzda yazıyor ki Revv-i mâfûzâ yazıyor ki ölmesine üç gün kaldı.

  213. 1:31:36

    ölmesine 3 gün kaldı Ölmesine üç gün kaldı, ömründen üç gün kaldı. ömründen 3 gün kaldı Fezîl-ul âfî umrî selât-i insenâ. Allah Teala buyuruyor, akrabasını Allah Teâlâ buyuruyor, akrabasını aradı, sordu, dua aldı, 30 sene ilave yaptı otuz sene ilave yaptı. işte burada kitap İmam Nablus Hazretleri, bu sahih rivayet bir adamın anasını aramaz, babasını sorar, halasını, teyzesini

  214. 1:31:59

    akraba yakın, uzak herkese ilişkiyi keser, öyle köşeyi döndüm, kimseyi boşver 30 sene daha yaşayacak ömrü yazılmış revv-i mağfuzda, ama Allah Teala buyuruyor, 3 güne düşürün, 3 gün sonra gebersin gitsin bu işler böyle yani şirat-ül islam çok büyük bir kaynaktır, orada da bu hadis geçer, onur, yapmak ömrü artırır, bereketini artırır ondan sonra İbnül Kemal'in

  215. 1:32:37

    Hadis-ül Erbay'ın 40 hadisi var meşhur Şeyhül İslam İbni Kemal Paşa 40 hadis toplamış, mesela o hadislerden birinde ne buyuruyor, fakirlere yardım, sadaka vermek, bir de akrabayı arayıp sorup, evleri, ocakları mamur ederler ömürleri ziyade ederler sadaka yok, sulayrahim yok, evin ocağın harap olur, viran olur, herkes hasta olur, hastanelerden çıkamazsın ömrün bereketsiz olur,

  216. 1:33:11

    kısa olur, yapma Allah'ı dinle, Resulünü dinle Celle Celaluhu Sallallahu Teala aleyhi ve sellem, evet ama buradaki müşkilat, ecel ileri geri yapmayacağına göre Kur'an'da da buyurulduğuna göre bu nasıl artıyor, eksiliyor? Bunu kaç kere cevaplandırdım. Ama yine burada İmam Nablusi Şerhul Meşarik'ten naklediyor.

  217. 1:33:41

    Eceli muallak var. Eceli muallak nedir? Allah-u Teala meleklere göstermiş, levh-i mavuza yazmıştır. Yoksa Allah'ın ilminde senin sadaka verip vermeyeceğin bilindiği için değişmiyor. Çünkü biliyor vereceğim mi, vermeyeceğim mi? Ama melek biliyor mu, vereceğim mi, vermeyeceğim mi? Bilmiyor. Levh-i mavuz kendisi ne bilecek?

  218. 1:34:03

    Mevla oraya muallak yazdı. Anladın mı? Bunun 3 günü kaldı, bunun 30 senesi kaldı. Yazı böyle. Melek bunu görür. Melek Allah'ın ilmine vakıf değil. Bildirmediği sürece kimse bilemez. Ama ne zaman ki sen sadakasını öğrenmemişsin zaten Allah'ın ilminde o vardı yapacağın. Ama onu onlar bilmiyor. Bu sefer ne yapıyor?

  219. 1:34:24

    O yazıyı sildiriyor. 3 günü 30 gün seneye çıkarıyor. Mevzu budur. Burada ne vardır? Bereket vardır. Rızıkta bereket vardır. Ardından güzel anılmak nimeti vardır. Sanki hayattaymışsın gibi şimdi İmam-ı Rabbani hayatı devam ediyor. Şah-ı Nakşibend devam ediyor. Hayatından daha fazla anılıyor şu an.

  220. 1:34:47

    Dünyanın her yerinde, bu kadar ulema, evliya, Mahmud Efendi Hazretleri hayatından çok daha fazla, kürsüde sohbet yaptığından çok daha fazla anılıyor şu anda. Çünkü neden? Onlar İslâm'ı yaşattılar, yaşattılar. Allah da Sena'yı Cemil bıraktı onlara, güzel yâd ediliyorlar. İşte bereket budur. Tamam mı?

  221. 1:35:08

    Öbürü 500 sene yaşamış, adını anan yok yani. Beş para etmez herif. Bir şeye yaramamış kimseye. Faydası olmamış yani. Zengin olsa ne fayda? Burada az ömürde Allah ona çok amel sevabı verir, o manada var. Ama bu ilmi kelamın derin meselelerindendir. Hatta bazı yansısına göre müteşabeata da giriyor. Fakat bizim burada anlayacağımız nedir?

  222. 1:35:35

    Sahih olan hadis şudur. La yezidül umre illel birru. Ömrü artıran bir şey varsa, Tirmizi hadisi sahih. Bir tek odur. Nedir o? İyilik yapmak. Anana, babana, akrabana, sonra fakirlere. İyilik yapmaktan başka. Ömrü bir şey artıramaz. Ama demek ki bu artırıyor. Bir de ne vardır? Vela yaruttul kaza illet duha.

  223. 1:36:05

    Kazayı da kaderi de duadan başka bir şey geri çeviremez. Zikir dua, zikir dua. Bela iniyor, yolda kapar havada. O bela ne yapamaz? Sana gelemez. Şimdi onun için bazı kıssalar da vardı. Onları da okuyacaktım ama vakit kalmadı. Onda çok önemli. Bunu da haftaya nasıl okusam iyi olacak. Yani şu bakımdan, kadere rıza.

  224. 1:36:30

    Kazaya rıza. Bu belalar bana niye geliyor? Ben sıla-i rahim yapıyorum. Sen diyorsun ki bela kalkacak. Fakir fukaraya sadaka çıkarıyorum. Benim yine başımda bela var. O zaman başka bir hikmet var. Ya dereceni yükseltme var. Ya geriden gelen başka bir hatalarına temizlik var. Yani Mevla yine sana iyilik yapıyor.

  225. 1:36:56

    Ahirete hesabı bırakmamak için. Burada da ince bir kadere rıza hakkında bir iki kıssa var. İmam-ı Suyuti naklediyor. Teşkilül erken kitabında. Onları da haftaya bir söylersem. Hepimizin bir acabası olan. Yani imanda şüphe manasında değil de. Yani ne bileyim en bozuk adamın tıkırı yerinde. Ben bu kadar iyilik yapıyorum.

  226. 1:37:18

    Bana niye böyle oluyor gibi düşünenlere de bir faydalı ilim, hikmetli bilgi sağlayacak. İnşallah. Onları da okuruz. Bu kaldı hocam. Bu kaldı. İnşallah-u Rahman. Efendim. Ver cenazeler varsa söyleyelim. Ahmet Allan. Evet. İbni Allan'ın adı da Ahmet Allan'mış. Şeyin. Amca. Bunun amcası mı o? E tamam. Yani onlar da şeyden geliyor.

  227. 1:37:44

    İmam-ı Rabban Hazretlerinin halifesi Taciuddin Zekeriya Hazretleri. Bir milyon müridi var. Mekke-Medine'ye bütün tarikata o götürdü. Onun müritlerinden. İbni Allan Hazretleri amcası. O da Allan oluyor zaten. Bunların ailesi Allan ailesi olarak geçiyor. Tabi bunlar kimine de İbni Allan oluyor. Allah şefaatlerine nail eylesin.

  228. 1:38:06

    Vefatlardan Belhanım, Gülnur, Yadigar, Elmaz, Şükriye, Şengül, Gülizar, Fidayetülay, Hatice, Türkan, Beyza, Hülya, Esma, Emine, Hatice, Kadriye, Meyitelere rahmet eyle ya Rabbi. Affeyle ya Rabbi. Razı gel ya Rabbi. Azap etme ya Rabbi. Erkeklerden Mehmet, Muharrem, Kemal, Kamil, Asım, Adnan, Süleyman, Cahit, Uğur, Abdullah, Bilal, Abdülbaki, Durmuş, Mustafa, Hasan.

  229. 1:38:30

    İsimleri bize ulaştı. Halleri sana malum, yerleri sana malum. Azabı olan varsa defolgaf eyle ya Rabbi. Lütfü kerem eyle ya Rabbi. Zerre kadar imanı olanları bağışla, mağfiret eyle ya Rabbi. Erva için buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlü. La ilahe illallah, Muhammedun Resûlullah.

  230. 1:38:56

    Fikulli lemhetin ve nefesin adede ma ves'ahuhu ilmullah. Allah Allah Celle şanüke ve celle celalüke ve amme nevalüke. Ve la ilahe hayruke ya Rabbel alemin. Hediyelerimizi kabul eyle, vasıl eyle, irvanı haberdar eyle ya Rabbi. Bizlere de arkamızdan böyle okunmak hediyeler gönderilenlerden eyle ya Rabbi.

  231. 1:39:19

    Ya Rabbel alemin Gazze'ye yardım eyle. Mayanmar'a yardım eyle. Filistin'e yardım eyle. Doğu Türkistan'a yardım eyle. Yemen'deki eli sünnete yardım eyle. Suudi Arabistan'daki ya Rabbi bu bombaları defura fizale eyle. Hanemeyni muhteremeyni muhafaza eyle. Bu İran şiasının, husilerin, şiaların bunlar birbiriyle destek oluyorlar.

  232. 1:39:40

    Bütün İslam alemini ateşe verecek ateşe verecekler. Bunların şerrinden ehli sünneti emin eyle ya Rabbi. Ya Rabbel alemin ve ya hayran nasirin ve ya hayran el-Fatiha'nin kamplarda esir olanları aileleriyle cem eyle ya Rabbi. Hapishanelerdekilerini halas eyle ya Rabbi. Açlarını doyur ya Rabbi. Çıplaklarını giyindir ya Rabbi.

  233. 1:40:00

    Hastalığını acil şifa ver ya Rabbi. Dertlilerin hemlerini, gamlarını tefrik eyle ya Rabbi. Bütün mahzun gönülleri tefrik eyle ya Rabbi. Şerahlara garg eyle ya Rabbi. Ya Rabbel alemin ve ya hayran nasirin. Türkiye İslam alemine lider eyle ya Rabbi. Güçlü eyle ya Rabbi. Bütün Müslümanların darına yetişmelerini nasip eyle ya Rabbi.

  234. 1:40:21

    Yöneticilerimizin sazlı keremine ya Rabbi. Hayırlı kararlar almalarını nasip eyle. Yanlış kararlara imza atmaktan muhafaza eyle. Yanlarında iyi danışmanları yakın eyle. Kötü danışmanları uzak eyle. Nefislerinin şerrinden onları da bizler de muhafaza eyle. Onlara da bizler de üstümüzü, istikametimizi ilham eyle.

  235. 1:40:40

    İstikametimizi ilham eyle ya Rabbi. Amin amin. Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin Nebiyyil Ümmi. El Habibil Alil Kadri. El Azimil Cahi. Ve ala alihi ve sahbih. Amin amin amin.