1:05:48 / 1:28:48Şu an 1:05:48 / 1:28:48
Transkript
215 satır
- 02:00
bismillahirrahmanirrahîm. Ve mâ umerû illâ li'abdullâhi muhlisûnâ lev dîne hunefâe ve yuqîmus salâte ve yu'tuz zekâte ve zâlke dînul qayyimâ. Sadakallâhu l-azîm, Allâhümme enfe'nâ bil-Kur'ânil-azîm, ve bâriknenâ fîhî velhamdülillâhi Rabbil-âlemîn.
- 02:27
Estağfirullah al-hayyi al-qayyûm. Hassantukum bil-hayyi al-qayyûm illadhi lâ mutabazâ. Ve defa'tu ankumu sûzû eblâ havâ. Sûzû eblâ havâ ve lâ kuvvete illâ bil-lâhi l-aliyyi l-azîm. Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ, bu mübarek Şevval-i Şerif ayının cuma gecesinde cümlemizi dinimiz, dünyamız ve ahiretimiz için neler lazımsa onlarla meşgul eylesin.
- 03:15
Okuduğumuz, dinlediğimiz ilimlerden Rabbim azami derecede müstefid eylesin. Amin. Sohbetlerimizi, bütün manileri izah ederek, lûtfuyla, kelemiyle daim eylesin. Amin. Hepimizin engellerimizi izale eyleyip, Allah Teâlâ cümlemizi sahât ve afiyetle mücehhez eylesin. Ve maddi manevi imkanlarla müzeyyen eylesin.
- 03:52
Ve Allah Teâlâ bütün meşgalelerden bizi affeylesin. Bizleri âzâd eylesin. Amin. Bu ilme mâni olacak. Din hizmetine mâni olacak. İnsanların bu yola gelmesine engel olacak. Neler var ise Allah'ın cümlesinden bizleri helâs eylesin. Amin. Amin. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ve sellim.
- 04:14
Çünkü biz din için dünyaya geldik. Dinimiz için yaşıyoruz. Dinimizi öğrenmek zorundayız. Dinimizin incelikleri var, zorlukları var. Tabi kolaydır. Naddîne yusrun. Şüphesiz din kolaydır. Buna şüphe yok. Efendimiz Hazretleri derdi, yedi yaşında çocuğun yapacağı kadar kolay namaz, abdest gibi işler. Fakat bir de bunun manevi tarafı var.
- 04:55
İhlas tarafı var. İlim, amel, ihlas. Der-i mektubatında, o çok beyan eder bunu, Şeriatın üç cüz'ü var. Yani üç tane parçası var. Efendimiz Hazretleri derdi, üç saccayağı üzerine oturtulmuştur İslam sofrası. Biliyorsunuz eski sofralar yere koyardık, saccayağı, üçlük şey koyardık. Sonra üstüne sofrayı koyarsın.
- 05:28
Dinimizin düzgün durması, nizam-ı intizamı, bu üç saccayağının mevcudiyetine bağlıdır. Bunlardan birinin ihmali, zayi olması, Allah muhafaza bu sofrayı devirir. Bunlar da ilim, amel, ihlas. Efendimiz Hazretleri bu işi çok anlatırdı. İlim, bilmek demek. Bilmek neyle olur? okur, kitaplardan okuyarak, hocaların önüne diz çöküp öğrenerek, tahsil ederek olur.
- 06:08
Lâ ilme illâ bitteallum. Çalışmadan, zorlanmadan, okumadan, öğrenmeden ilim olmaz. Sen Hızır Aleyhisselam değilsin ki sana leddün ilmi verilecek. Sana yollar tayin edilmiştir. Medrese görmeden, ondan sonra kitapları, dersleri bitirmeden icazet verilmez. İcazesiz adam alim olamaz. Senedin, isnadın nerede?
- 06:44
Kimden okudun, okuyan kimden okudu? Burada bir isnat var. Ama bazıları çok mücadele eder, kafası almaz. On sene, yirmi sene medrese de kalır. Bir türlü hoca olamayan da var. Fakat çok da gayretlidirler. Hacı Dursun Efendi, rahmetullahi aleyh, Efendimiz Hazretlerimizin hocası. O mesela, ismini demeyelim şimdi.
- 07:13
Allah rahmet etsin, kabrin nur olsun. Ali Hoca vardı da. Yani ismini dedik hadi de, anlamazsınız hangi Ali, dolu Ali var. Hangi Ali neyse. O ona demiş yani, sen demiş çok. Şey demedin, bir şey çok anlayamadın ama bu kadar yani senedir bekliyorsun burada. Tahsil gördü, bütün dersleri, kitapları bitirdi ama çözemiyor işi.
- 07:37
Kafasını yani almıyor. Gerçi kurban olaydım ben onun gibilerin kafasına. Onlar çok mübarek, ibadetli sabahlara kadar, her gece Kur'an okurdu. Hiç Kur'ansız durmaz, hiç ibadetsiz kalmaz. Veliydi, ona şüphe yok da. Efendi Hazretleri çok sevdiği biriydi o. Ona icazet vermişti yani. Demişti ki, teberrüken sana bereket için vereyim.
- 08:02
O da zaten müderrislik yapmadı. Sonra bizim derslere de gelirdi. Öyle her derse katılırdı mübarek adam. Ama çok bereketli, feyizli bir insandı. Şimdi bu kalelere alışmış işte. Kale buyurdu, Kale Allahu Teala buyurdu. İşte Kale Resulullah buyurdu falan. Kale Firavun'u, Firavun buyurdu demesin mi? Bir dur daha böyle, hemen döndü geri.
- 08:27
Af kurdu, af kurdu dedi. Böyle latif işleri vardı. Ondan sonra. Şimdi, ilim okumadan olmaz. Tam adam on sene, yirmi sene okur, hoca olamaz. O da ayrı bir dava. Hak etmeyene de icazet vermemek lazım. O da bir sıkıntı. İcazetliyim, hocayım diye çıkar ortalığı, katar karıştırır yani. Birincisi ilim. İlimsiz hiç olmaz.
- 08:57
E ben şimdi medreseye gidemem. Bu saatten sonra hoca olacak halim yok. Vaktim yok. İmkanlarım müsait değil. E tabii ekseriyetiniz bu durumdasınız. Bunu da takdir ediyorum. Kimisi yeni dönüş yapmış. Adam da içkiyi yeni bırakmış. Zinadan tevbe etmiş. Veyahut namaza yeni başlamış. Adam sohbete gelmiş. Bu nasıl gidecek medreseye?
- 09:18
Yazılacak. Değil mi? Bizim medreselerde zaten ohoo! Sakalın niye kısa? Şalvarın yok, cübben yok, sarığın niye yok? Bir vururlar yumruğu adama. Bizimkiler de bir antika yani. Onu da kabul etmek lazım. Sırayla işe başlamazlar. İmandan, ehl-i sünnetten, itikattan başlamazlar. Hemen teferruattan, en uçtaki müstehaptan başlarlar.
- 09:43
Yemeğe tuzla başla diyor adama. Ya adam namaza başlamamış da yemeğe tuzla mı başlayacak sana? Mübarek adam ya! En son söylenecek şeyi en evvel söyleme ya! Böyle huylar da var bizim bazılarımızın. Neyse. Kendimizi de şeye sorgulayalım. S'ye sorguya çekeceğiz tabi. Düzelmemiz için biraz bunlar lazım. İlim.
- 10:05
Şimdi siz ne yapabilirsiniz? Yani adam bana diyor ki, Hocam, ben hangi kitaptan başlayayım? Veya ne okumaya başlayayım? Tabi ki namaza başla dedik ona. Başlıyor namaza işte birkaç sûre ezberlemiş. İşte inne ataynâ gulüvallâh. Allah doğru okusa yeter. Yeter de onu da doğru okuyamıyoruz. Evvela oradan başlatıyoruz onu.
- 10:26
Ondan sonra, e diyorum ne edeyim ben sana şimdi? Evvela itikattan ben, evvela iman, inanmak Evvela itikattan benziyor. Evvela iman, inanmak meseleleri. meseleleri, ilmin konuları yani. İlmin konuları yani. İlim bilmek, e neyi bilmek? Başta Rabbini bilmek. Allah Teâlâ'nın isimleri var, sıfatları var.
- 10:43
Ondan sonra Allah Teâlâ hakkında düşünülmesi caiz olan, kullanılması caiz olmayan tabirler var değil mi? Haşa Allah baba gibi, Allah gökte gibi işaretler var böyle Allah böyle falan ya bunlar. Bunları bilmen lazım. Şimdi evvela cahillikle Allah bulunmaz. Bilime evvela iman diyoruz. İtikad, el-füned itikad.
- 11:04
Bir itikad risalesi yazmıştım. O da müfittir, çok kısadır, küçük. Küçük bir şeydir ama müftüler bile ondan belki sınıfta kalabilir. Bazı müftüler ondan da sınıfta kalabilir. Koca Mehmet okuyan kabir azabını inkar ediyor, profesör olmuş. Ha oradaki, orada hadislerden delilleri var. Ve küçük diyorsun ama itikad risalesi deyip geçme.
- 11:25
Değil mi? Ben her zaman ne diyordum size? Kızını isteyene mutlaka o kitaptan soru cevaplı imtihan yap. O sınıfta kalana kız verilir mi? Verilmez. Çünkü imanda sınıfta kaldı. İtikad. Ama siz ona bakmıyorsunuz. Parayı buldunuz mu? Veriyorsunuz. Efendim adam uyuşturucu mu içiyor, içki mi içiyor, namaz mı kılmıyor?
- 11:48
Ya çok zengin boşver. Kız da diyormuş ki o beni alsın da kime giderse gitsin diyormuş. Millet paraya, nikahı da parayla kıyıyorlar yani. Parayla evleniyor esasen. E bundan mutluluk olur mu? 50 sünnet itikadını bilmeyen adamların nikahı sahi olur mu? Bunun çocuğunda hayır olur mu? Diyeyim de gitsin işte.
- 12:12
Her yol varken yine de işte para var diye evleniyorlar. Bizim millet şimdi böyle. Hacizlik hocası da veriyor kızını. Böyle imtihan etmeden, abdestten, namazdan sual etmeden veriyor. Allah şuurlar ihsan eylesin. Milletimiz maalesef zaten onun için. Ortalığı görüyorsunuz. Eşkıya olmuş, terörist olmuş.
- 12:34
Efendim. Tecavüzcü, gaspçı. Memleket kaynıyor yani. Bu neden oluyor? İşte nereden çıktı bu kadar veledi, zina demiş ya adam. İşte nereden çıkıyor? E içkiciye kız verirsen nikah kalır mı? İçki içene kız veren zinaya kız vermiştir diyor. E içki kitabında yazdık ne kadar mevzular. İçki içene. Selam verilmez diyor sana, sen kız veriyorsun ya.
- 13:02
Mesela talak veriyor, nikaha gidiyor. Çocukla nikahsız tabii. Onlar zannediyorlar evliyiz. E adam bu sarhoşken konuşuyor, atıyor, tutuyor. Nikaha gidiyor, haberi yok. Ondan sonra çocuk oluyor veledi, zina. Falan filan. Dert çok. İlim.
- 13:19
Şimdi sizin gibiler tabii bir itikad risalesinden başlayacak. Veya iman-ı İslam ilmi halindeki ilk bölüm. O daha tafsilatlı hazırlandı. Yani onun 120 sayfa ama itikad risalesi boyuna çevirsen onu 200-250'ye tekabül eder. O daha kat kat fazla ilim var. Yani o kadar bir şey bilmeden adam Müslüman olamaz yani.
- 13:41
Bir insan Müslüman olamaz. Çünkü oradaki şeylerin hepsi ilim okumakla olur. E şimdi siz hocadan okumanız yine lazım ama Efendi Hazretleri derdi. İlmi hal okurken de derdi. Anlamadığınız bir yer olabilir derdi. Yine bir hocaya sorun. Ama şimdi çoğunu ananızın dili, anlayacağınız dilden bir şey olsa paranteze koyuyoruz.
- 14:04
Bir şeyler ben bir kolaylıklar yapmaya çalışıyorum ama bunu da Efendi Hazretlerinden öğrendim yani. Böyle yap derdi. Millet anlamaz derdi. Yani Osmanlıca kelimeleri bile anlamıyorlar derdi. Ya işte akış bozuluyor. Cümlenin düzeni kaçıyor. Şudur budur. Kabalıkla gerek hakka gidelim derdi. Cemal-i Bâke'ye bahsedelim.
- 14:26
Olsun kabahat etsinler evladım derdi. Koy oraya sen bir kelime derdi. Anladın mı? Millet bunu anlıyor. Anlamaz yavrum oğlum derdi. Şimdiki millet gençler hiç kelimeler anlamıyorlar derdi. Öyle bizim birinci ciddi evler Ruhul Furkan'ın birincisinde böyle her kelimenin yanına bir milletin daha çok kullandığı şimdiki lisandan öyle yapardı.
- 14:50
Lazım da yapmak. Biz de yapmaya çalışıyoruz ama çok da tabii akış bozuluyor diye her yerine paramparça koyamıyoruz. Bazı kelimelerini de kelimelerinde, yani Arapça'da bazen bir kelime oluyor, iki satır parantez lazım. Bir kelime oluyor, ne lazım? İki satır parantez, iki satır, üç satır bazı şeyler. Çünkü Arapça'da tek kelimeyle birkaç sayfalık manalar çıkabiliyor.
- 15:15
O bakımdan Kur'an-ı Kerim niye Arapça? Kur'an-ı Kerim'in şu anda ifade ettiği manaları tercümelerle, meallerle tam anlatma hakkından kaç çift tefsir çıkar. Çünkü mealler yetmiyor ki ona zaten. Çünkü tercüme edilmesi, hakkıyla tercüme edilmesi, hakkıyla tercüme edilebilir mi Kur'an-ı Kerim? Edilemez.
- 15:39
Hiçbir lisanla tam anlatılabilir mi? Anlatılamaz. Biz yani, etrafında dolanıyoruz. Sadede gelelim diyoruz, işte maksat, mana budur diyoruz. Ama o kelimeden çıkan kaç türlü manayı, Türkçe'de diyorum ya, uzun uzun anlatmak icap ediyor. Onun için, Hz. Kur'an mucizdir yani. Lafsı da muciz, manası da muciz.
- 16:01
Her şeyi aciz bırakıyor. Muciz ne demek? Aciz bırakıyor, yani güçsüz kalıyorsun. Evet. Kur'an anlaşılmayacak bir kitap demek istemiyorum. Ama Arapça'nın verdiği manalardaki şeyler, halavetler, taravetler, güzellikler, tatlılıklar, tazelikler, edebiyatlar, bunların hiçbirini maalesef Kâriye okuyana yansıtamıyoruz.
- 16:26
Yansıtmamız da mümkün değil. Çeviri olduğu için. Ama Arapçayı bilen onları anlayabiliyor. Arapçayı bilen derken, böyle şey Arapçası değil yani, kebap Arapçası değil öyle. Kebap, meşvi falan, her yer dükkan. Pişmiş kebap, bilmem. Öyle bir Arapçalar var şimdi böyle. Ayaküstü yani, ne alırsın, ne satarsın.
- 16:47
Alıp satmak için, yiyip içmek için. Öyle Arapça bilen Kur'an'ı anlamaz. Ne alakası var yani? Şimdi, ilim birinci sacayadır. Sacayanın birinci cüzüdür. Okumamış öğrenilmez. Kimse rüyada alim olmaz. Onun için mutlaka okumanız gerekiyor. Bu kitaplar boşuna yazılmıyor. Efendim, bunlardaki ilimler, ehl-i sünnet alimlerin eserlerinden istifade edilebilir.
- 17:19
kitaplar okunmak suretiyle. Bir de fırsat bulununca hocalardan sorup öğrenmek suretiyle. İlmi tahsil etmiş. Abdest risalesi, abdesti anlarsın. Namaz ilmi hali, namazı anlarsın. İşte bunlar sıra. Tadil erken namazın vacibidir, farzıdır mesela. Bu konu yine namaza dahildir. İşte neyse. Bunlar, önce namaz tabii.
- 17:40
İmandan sonra abdest, gusül, taharet ve namaz. Kadınla ilgili de haiz, nifas halleri çok önemli. Çünkü onların da namaz kılıp kılmamaları o hallerini bilmelerine bağlı. Bu da yine ilmi hale giriyor. Kadınlarla ilgili ilmi halde bunlar da var. Değil mi? İlimsiz olmaz. E şimdi rastgele bir kadın namaz kılamaz.
- 18:02
Rastgele oruç tutamaz. Hangi günde tutabilir, hangi günde tutmaz? İstihaza mıdır işte? Özür kanı mıdır, haiz kanı mıdır? İstihaza olsa namaz kılabilir. Haiz olsa kılamaz. E bunların farkı nelerdir? Hangi günde fark başlıyor? Tabii ki Hanefi kendine göre, mezhebine göre ilmi halini şey edecek. Şafii'ye göre bunlarda fark var çünkü.
- 18:22
Günlerde fark. Seferi'de bile fark. Anladın mı? Biz on beş güne kadar seferi sayıyoruz. Bir yerde on beş gün ikamete niyet etmedikçe farzları iki kılıyoruz. Şafii'de beş gün. Mesela beş gece. Zaten Şafii'de ruksattır, hazimet değil. Yani Şafii'de ben yolculukta da dört kılayım desen, kıl diyor. Daha sevap diyor yani.
- 18:41
Bizde namaz olmuyor dört kılsa. Mesela böyle şeyler var. Tabii herkes kendi mezhebine sahip olsun. Dört mezhebin dörtü haktır. Hepsi de başımızın tacıdır. Bunları da ama bir adam da kendi mezhebine göre de işte ilim yani ilim bundan lazım. Ondan sonra geliyor amel. Amel, amel tatbik etmek demektir. İşlemek demektir.
- 19:09
Yapmak demektir. Kur'an-ı Kerim'de çok geçer. Kullar karşılık bulmayacak. Ancak neyin karşılığı bulacak? Neler amel ediyorlardıysa. Çok geçiyor. Yani Mesela cennete girin. İşte bu cennete babanızdan mal kalır gibi varış kılındınız. Yaptıklarınız, yapmakta olduğunuz dünyadaki ameller işte namazı bildik.
- 19:49
Bilmek ilim oldu. Kaç rekat olduğunu, abdesi nasıl alındığını, guslü nasıl aldığını, vaktin şart olduğunu, niyetin şart olduğunu bütün bunları bildik. tuttu, bunları bildik. Sonra ne yaptık? Kalktık, kıldık. Kılınca ne oldu bu şimdi? He? Amel oldu. Ramazan orucunu bildik, oruç nasıl tutulur bildik, neden bozulur bildik.
- 20:08
Ama Ramazan geldi, tuttuk, ne oldu? Amel oldu. Hac? İşte.. Farz-ı üçtür, işte ihrama girmek, işte.. Arafat'ın tavaklığına çıkmak.. işte farz tavafı, tavafı ifaza yapmak, üç tane farzı var falan. Sonra işte mekruhlar var, müfsitleri var, hacı bozan şeyler var, ceza gerektiren durumlar var, tırnak kesmektir işte, tüy koparmaktır vs.
- 20:24
işte mekruhlar var, müfsitleri var, haccı bozan şeyler var, ceza gerektiren Cinsel ilişki işte hepten, şöyle olursa haccı hepten bozar, Arafattan önce öyle olursa hepten bozar, Arafattan sonraya kalırsa işte bedene büyük deve ceza kurbanı, mesela, mesela, mesela. Haccı bozanlar, vacibi var, müstehabı var, sünnetleri var.
- 20:48
İşte terbiye günü, minaya çıkmak, sünnet terk ediliyor falan, çok üzülüyordu bu işe. Şimdi Diyanet hep Arafat'a direk çıkarıyor mesela. Yani farzları var, vacipleri var, işte şeytan taşlamak. Ne? He? Müzdelife'deki vakfe ne? Vacip. Farz değil. Farz Arafat'taki vakfe. Anladın mı? Onu kaçırdın, haç gitti.
- 21:10
Müzelife'deki vakfeyi kaçırdın, işte ceza kurbanı gerekir veyahut neyse, kaçırmamak lazım ama yani.. Müzdelife'deki vakfeyi kaçırdın, işte ceza kurbanı gerekir veya neyse, İşte farz ayrı, vacip ayrı, sünnet ayrı, müstehab ayrı, edeb ayrı, sonra haram ayrı, mekruh ayrı, müfsid ayrı.. sonra haram ayrı, mekruh ayrı, müfsidi ayrı.
- 21:25
Sonra haç kitabı yazdık kocamana, bu kadar da kitap. Benim kitaplarımda var değil mi? Böyle acayip şeyler var. Yani ilimler, dolu ilim var. Tabii ki herkesin her zaman her şey başına gelmez ama bir de birden birinin başına geldiği zaman kitabı açmak icap ediyor. Yani bildiklerinde yetmiyor insanın. Çünkü bir hadise oluyor, bir olay oluyor, ilginç bir şeyler oluyor.
- 21:47
Kimsenin aklına gelmeyen durumlar başına geliyor. Ondan sonra işte bunu iade etmek gerekir mi, ceza kurbanı gerekir mi? Herkes soruyor mesela. E sorulacak. Sormadan öğrenilmez. Şifâ-l-a'iz şüâlu cehaletin şifası sualdir. Hadis-i Şerif buyuruyor. Bilmemenin ilacı neymiş? Sormak. Sorup öğreneceğiz. Ben soruyorum hep hocalara.
- 22:13
Devamlı fıkıhçı heyete hocalara hep arar sorarım. İki günde biri, üç günde biri geçmez. Devamlı bir mevzu oluyor, bana bir şey soruyorlar. E soracağız. Değil mi? Her şeyi bilmemiz mümkün değil. Onların da fıkıhta ömrü orada geçiyor. İhtisas yapıyor adam. İhtisas ne demek? Bir işe yoğunlaşmak demek. Özel ilgi ve alaka göstermek.
- 22:34
Yirmi senesini, otuz senesini fıkha veriyor adam. E tabii ki sen bunlar gibi nasıl hazır cevap verebilirsin konuya? Onun için soracaksın. İlim, bilmek. Ama gittik açça ihrama girdik, niyetleri yaptık. İşte oradan gittik, Arafat'tan çıktı falan. Vazifeleri yaptık. Bu ne oldu şimdi? Amel oldu. Peki, şeratın birinci sacayağın birinci parçası neymiş?
- 23:00
Öğrenmek. İkinci parçası neymiş? Amel etmek. Bu her konuda, zekatla ilgili konuda onu bilmek. E ben nisaba malik değilim. E tamam, sen nisaba malik değilsen senin zekatla ilgili konuları bilmen gerekiyor mu? Gerekmiyor. Ama zekata malik olan için, zekatla ilgili ilmihali konuları bilmesi, şimdi bizim ikinci citte bu, o da çıkacak.
- 23:24
Namaz ilmihalinin ikinci cildi çıkacak ya inşâAllah. He, biri bitirdiniz mi? Birinciyi okudunuz mu hepsini? Bin beş yüzden fazla madde var. Bazı maddeler üç dört sayfa, on sayfa belki bir madde var. Hatta ara başlıklar var falan. Birinci cildi bitirmeniz lazım. Hazmederek. Çünkü birinci cild devamlı lazım.
- 23:47
Sular, taharetler, temizlikler, abdestler, kusurlar, namaz, değil mi? Namazı bozulanlar, tilavet secdesi, bayram namazı, cenaze namazı, hep namaz, namaz, namaz, namaz. Birinci cildi namazla bitti değil mi? Cenaze namazıyla bitti herhalde. Ondan sonra ki cidde mesela işte bunun orucu var, haccı var, zekatı var tabi orada da bir maddeleyerek kolay oluyor.
- 24:12
Sizin kolaylığınıza gelsin diye de maddelermiş oluyor. Gümdüz cümleler ufuzun gidince koparıyorsunuz yani. Zor oluyor kavramak. Ondan sonra mesela zekatın meselelerini bilmek, şuna zekat düşer mi? İşte borcunun hesabı, alacağın hesabı işte bindiği iki tane ikinci bir arabamız var evde falan filan filan.
- 24:37
Bunu olanlar düşünsün değil mi? Onlar bunu bilmeleri onların nedir? Farz. Çünkü neden? E nasıl yapacak? Amel nasıl olacak ilimsiz? Bunlar böyle. Her konu böyle. Nikah, evlenecek. Benim üç dört tane nikahla ilgili kitabım var değil mi? Nişanın
- 25:24
Olursa deli, ne lazım? Veli demiş. Adam deli de ha. Veli sorar mı? Ben diyor Rügam gelmiş kaç yaşına ya. Kaç yaşına gelmiş. Adam diyor ki ben diyor Allah'ın dinde diyor rikahlımsın dedim. Diyor tamam oldu bitti diyor. Sonra dedim. Bizimkiler şimdiki zina mı oldu dedim. Ya dedi diyor bana. Ya ne oldu dedim.
- 25:46
Ya Rabbel Alemin. Hiç mi bir nikah hakamı okumadın ya? Kendi kendine o zaman herkes Allah'ın dinde şahidimsin, alır karıyı götürür. Böyle şey olur mu ya? Evleneceksen nikahla ilgili hükümleri bilmen lazım mı? Bir şeyden haberin yok mübarek adam. Ondan sonra hayır halinde kadınlarla ilişkiye girersin.
- 26:10
Allah muhafaza nifas halinde. Hep haram, haram, haram. Çok büyük günahlara girersin sen. Evlenmekle ilgili hükümler var. Şimdi şeyi hazırlıyoruz tabi. Karı kocakları ve zifaf adabı. Onu yapamadık. Vaktimiz o zaman yetişmedi.
- 26:26
Şimdi onu da hazırlıyorum. Zifaf ne demek biliyor musunuz zifaf? İşte parantez açmak lazım işte. Değil mi? Şimdiki birçok genç zifafı bilir mi? Bilmez. Ha zifaf adabı. Tabi o zifaf Arapça gelmedir. Yani evlenildiğinde ilk geceye zifaf deniyor genellikle ama tabi o cimadır. İlişki, cinsi münasebet diyelim.
- 26:50
Bunun edepleri, adabı bunun. Haramı var. Mekruhu var. Sünneti var. Müstehabı var. Lan bunun sünneti ne? Bunun sünneti mi olur ya? Ulan neyin sünneti mi olur? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem niye insandan gönderildi de melekten gönderilmedi? Melek olsaydı cinsel münasebeti yapar mıydı? Yapmazdı.
- 27:09
O zaman o işteki haram, sünneti biz anlar mıydık? Anlamazdık. Ne yaptı? Annelerimiz burada beyan ettiler. Şeratta ayıp yok diyorsun. Ne demek? Bu demek işte. Onun sünnetlerini yazacağız. Anlatması zor olur. Ama yazarsak size de okuması kolay olur, bize de yazması kolay olur. Duaları var değil mi? Dolu mesele var.
- 27:31
Evlenecek adamın bunu bilmesi lazım mı? Lazım işte. Tala yazdık öyle hazırlayın. Allah bana ne kadar ömür versin kurban olduğum acaba? Yemek içmek için değil, bıktım yemekten içmekten. Yani bir şeyler yazayım size diye. Sohbet edeyim, ders yapayım diye. Ben ne yapayım bir şeyler. Ha şimdi şekerim düşük de, çok canlı konuşamıyorum farkındaysanız.
- 27:53
Bas bas bağramıyorum tabii ki. Sizin de kafanız rahat etti biraz da. Sükut et. Dinlenin biraz. Şekerim bugünden beri çıkmıyor. Onu kadar hurma yedik, su içtik, meyve suyu yok çıkmıyor. Seksen, doksan kaldı öyle. Beni can çakıştırıyor. Ama olsun ben vazifem budur. Cuma gece sohbet. Bırakamam sizi. Sedyede olsam gelirim, hastada olsam gelirim ben.
- 28:17
Allah sizden ayırmasın. Amin. Dünya ahiret. Sohbetin kıymetini bilin. Ha bak Londra'da iki sohbet yaptık. Birkaç gün kaldımış dört günde. Cuma'dan evvel. Millet susamış, hasret. Bütün Avrupa'nın her yerinden aramışlar oradaki hocaefendiyi. Fahri hocaefendiyi aramışlar. Bize de gelir mi, şu mu, bu mu?
- 28:38
Ben nasıl geleyim oradan oraya, oradan oraya? Ta beş yüz kilometre, bin kilometrelerden geldiler. Ya cumartesi gecesi. Fransa'dan, İtalya'dan kalkmış adam gelmiş. Ya. Ya diyor, sohbet diyor, bizde yok diyor bir şey diyor adamcağız. E siz burada Fatih'ten gelmiyorsunuz. E bu şimdi reva mıdır? Burada sohbet haktır, hukuktur.
- 29:03
Allah için bir araya geleceğiz ki, Allah için sohbet edeceğiz ki e bu dinimi ve İslam'ı yaşatalım. Millet de bizden görsün, örnek alsın. Hayırda imam olalım inşallah. Ondan sonra geldik, ne dedik? Amel dedik. Amel de bu şekilde, e talak, e talak boşamak, e karıyı aldın şimdi, e geçinemiyorsunuz. E kedi köpek gibi devamlı didişilmez ki.
- 29:31
Ondan huzuru kaçtı. Sende huzurun kaçtı. Bunun yolu ne? Boşanmak iyi bir şey değil. Sabretmek lazım. Ama, e yani herkes de sabredemez. Bu velilerde, velilere mahsul işler var adam. Ve şöğün dayak yiyormuş karısından mübarek zat. Hiç, çıt çıkartmıyormuş. Ondan sonra ihvanları zorladılar onu. Boşan, boşan, boşan, Efendi Hazretleri dedi, büyük de bir şey.
- 30:04
Boşattırdılar onu. Ondan sonra dedi, bütün feyzim kaçtı dedi. Benim makamımdan indirdiniz aşağı dedi yani. Ne biçim adamsınız, müritlerine darıldı. Ne uğraşıyorsunuz benimle dedi. diye. Dayağa siz mi yiyorsunuz diye. Böyle zatlar var. İdi, kitaplarda da okuyoruz. Değil mi? Tamam, geliyor Tam geliyor, Şeyh Efendi'nin kapısına işte ziyaret için
- 30:30
Efendi Hazretleri evde mi diye edebine hürmetine gelmiş, kaç? Belki de Belki de 500 kilometre, 1000 kilometre, eskiden aylarca yürüyenler var bir evliyayı görmeye. Adam gelmiş, karısı da demedi ki, şu manyağı da evliya yaptınız ya demiş. Tövbe estağfurullah demiş, adam da çarpılacağız diye korkuyor.
- 30:48
Bu ne biçim, ne konuşuyorsun sen ya demiş. Git demiş, odun toplamağa mı gitti, nereye gitti? Git, dışarıdan gelirken görürsen gör, ne yapacaksın demiş. Ondan sonra, ben demiş, bir hayrını görmedim, sen ne hayrını göreceksin demiş. Nuh Aleyhisselam'ın kafir karısı gibi. Yani o da çıkmış böyle işte yola yakın bir yere durmuş, illa ki evine gelecek mübareği görür diyene.
- 31:12
Ya bu Beyazıt Bestami Hazretleri hakkında da bu rivayet var. Ya çok büyüklerden bahsediyorum. Bir de bakmış ki, aslanın üzerine odunları yığmış, bir yılanı da almış, kamçı yapmış ona. Ondan sonra bu zaten bayılacak düşecek duruma gelmiş, korkudan. Demiş, evladım demiş, o evdeki var ya demiş, elletiyi demiş, he, işte ona sabretmekten de bu makam verildi evladım demiş.
- 31:42
Yani sabretseniz iyidir. Ama günaha girecek duruma geldiyseniz, artık günahlara, haramlara bulaşılınca da o zaman da ayrılmak da bir çözümdür. E talak meselesi var. Ama şimdi talağın da sünneti var, bidatı var. Boşamayı nasıl yaparsan sünnette uygun oluyor. Anladın mı? Mesela kadın hayız halindeyken talak verirsen,
- 32:05
boş ol dersen, bir talak verdin, boş ol dedin, bu sünnete muhaliftir. Anladın? Niye sünnete muhalif? Çünkü kadınla ilişkiye giremediğin için, eşinle, o da temiz değil, ondan dolayı o arada bir soğukluk olabilir, o soğuklukla bunu demiş olabilirsin. Belki temiz halinde olsaydı, belki telafi olurdu, aranızda ısınma olurdu.
- 32:28
Şeriat onu itibara alarak, yani hayızken verme diyor. Çünkü neden? Senin aklın, beynin başka türlü çalışabilir. Onun için temizkenki duruma bak, ona göre hareket et diyor. Bir kerede üç talak verirsen ne olur? He? Büyük bir bidat olur. Geçerli ama. Geçerli, üçü birden gider. Geçerliliği ayrı bir şey.
- 32:53
Ama sünnete muhalif mesela. E bunu bileceksin. Sen evleniyorsun, boşanıyorsun, hiçbir kitap okumadan. Nasıl oluyor? Ticaret yapıyorsun, muamelat, faizli muameleler diye bir kitap yazdım değil mi? Ben de unutuyorum kitapları artık. E faizli muameleler, sen alıyorsun, satıyorsun, ne biçim işler var orada?
- 33:16
Hepsi hakkında dolu ilim yazılmış yani. Sen nasıl ticaret yapıyorsun? Helal-i haramı bilmeden. Hangi alışveriş sahittir, hangisi batıldır, hangisi geçersizdir? Öyle mi? Bunlar yani işte ilim o tarafıdır, bilmesi. Amel, nerede lazım? O işi yaparken lazım. Tatbik ederken lazım. Fıkha uymak. Sonra ne kaldı?
- 33:45
Üçüncüsü acayan, üçüncüsü? İhlas. yaptığını sırf Allah için yapmak. Burası mesele. Şimdi biz namazla ilgili şeyleri biliyor muyuz? Bildik mi, ilmimiz var mı? Bir şeyler biliyoruz işte. İlmi, farz, vacip bir şeyler biliyoruz. Sonra kalktık akşam namazını kıldık mı? Amel de oldu. Peki üçüncüsü oldu mu?
- 34:07
Üçüncüsü neydi? İhlas. Biz bu akşam namazında ihlası becerebildik mi? Burada soru işareti var değil mi? Var. Çarpı işareti var mı bilmiyorum. Kiminde çarpı da vardır da. Çoğumuzda soru işareti var. Çünkü ihlas ince bir meslek. Onun için ne buyurdu? Ali Adem Efendi babamız, gaddese Allah'a soru. Evladım, Tarikat-i Muhammediye kitabı, İmam Bilgi ve Hazretleri'nin,
- 34:32
okutmak istediğim, yani ders yapmak istediğim bir kitap ha. Hakikaten. Baştan sona ihlastır evladım yani. Yani ihlası anlatıyor. Velakin yapraklarıyla yutsanız zerre kadar ihlas elde edemezsiniz. Ne lazım derdi ihlas için? İlla mürşidi kamil bir zata intisap, manen bağlanmak lazım. Tarikat lazım. Tasavvuf yani.
- 34:57
Bir adı tasavvuf oluyor, bir adı tarikat oluyor. Bu zikirle, işte zikri Mevla'yı hatırlamanın usulleri, üslupları, yollarını öğreniyorsun. Çünkü yolculuklar var. Nasıl ki buradan işte Ankara'ya gideceksin, Konya'ya gideceksin, burada yol lazım, güzergâh lazım, duraklar lazım, birden her zaman gidilemez.
- 35:21
Hele ki eskiden hiç gidilemez, şimdi biraz hızlı tren, hızlı tren, belki bir kere de hızlı tren, hızlı tren, peki bir kere de daha uzak yolları bahsedelim. Bu yolculuklarda hep rehber lazım. Delil lazım. Yol gösterici lazım. Yol göstericisi kim yolunu bulmuş bugüne kadar? Ondan sonra bazı kere aradığın adres şurada 100 metre, bir iki saat dolanıyorsun o yana bu yana.
- 35:43
Halbuki durduğun yere 100 metre. Bulamıyorsun. Bir bilenin bildirmesi lazım. Ondan sonra senin de bu yolda yolculuk yapman, seyri-sülük. Buna da seyri-sülük deniyor. Tarikat derslerini yaparken yani merhaleler, menziller, mesafeler kat ediyorsun, aşıyorsun. İşte gidiyorsun. Hereke'de durdun, İzmit'te durdun, Sapanca'da durdun.
- 36:04
Böyle duraklar var. Anlıyor musun? Bolu'da durdun, Kerede falan derken geldin Ankara'ya. Senin gayenin neresi? Neresiyse ona göre yola gitmen lazım. Sen efendim, gidersen evet Edirne tarafına, Ankara'yı bulabilir misin? Her yürüyüş adamı istediği yere götürür mü? Hareket etmek yetiyor mu? Uçağa binmek yetiyor mu?
- 36:31
Evvela ne? Hedefin tayini, ondan sonra o hedefe doğru ilerlemek. O hedefe doğru gidiyorsan her adımda yaklaşıyorsun. Değilse her adımda uzaklaşıyorsun. Ne diyor? Tersem neresi peki ah be ey Arabi. Betürkistan'da. Efendi Hazretleri. Ey bedevi diyor yani adama. Nereye gidiyorsun? Demiş. Adam diyor ki Kabe'ye gidiyorum.
- 36:58
Hacca. Halbuki nereye doğru gidiyormuş? Türkistan'a doğru. Yani güzergah öyle. O da ona soruyor. Diyor ki ey bedevi diyor, ey Arabi, ey zavallı cahil adam. Korkarım sen bu vaziyette Kabe'ye ulaşamazsın. Yani bizde de mevzumuz nedir? Allah'ımıza ulaşmak. Rızasına erişmek. Ulaşamaz. Niye? Çünkü tuttuğun yol, Türkistan'a çıkıyor diyor.
- 37:23
Yani her adım attıkça Kabe'ye varayım derken, her adım seni oradan uzaklaştırıyor. İşte bu ne gibi? Şimdiki ilim alayım diye İslamoğlunu dinleyenlerin, Mehmet Okuyan'ı dinleyenlerin, ehl-i sünnet dışı fırkaları dinleyip de Allah'ın rızasına erişeyim diyenlerin mevzusu neye benziyor? Her dinledikçe biraz daha Allah'ın rızasından uzaklaşıyorlar.
- 37:49
Çünkü bunların ne yumurtlayacakları belli değil. Adam bir bakıyor diyor ki peygamberin yüzü suyuna öyle istenmez. Ondan sonra geliyor, sahabe çok kaba adamlardı. Peygamber sahabeden razı değildi. Vay anasını diyor. Ondan sonra diyor, peygamber de günahkar diyor. Allah Allah diyor. He tabi hep kitabında var.
- 38:07
Şimdi bunları okuyan, bunları dinleyen adam ne olur? En sonunda Adem Aleyhisselam'ın babası var aç geldi. Aa diyor. Ama inanan ona da inanıyor biliyor musun? Tabi. Yani adamı bırakmıyorlar ki yine bırakmayan dinleyenleri var. Nasıl oluyor? İşte Allah'a erişeyim diye cahil adam dinliyor. Fakat her dinledikçe ne oluyor?
- 38:27
Şeytana yaklaşıyor, Allah'tan uzaklaşıyor. Çünkü neden? Rehberi yanlış tutmuş. Rehber tutuyorsun ya yol gösteren. Yol gösteren yanlış tutmuyorsa seni de nereye götürecek? Karga bir milletin rehberi olmuşsa onların başı pislikten kurtulmayacak. Yakında onları leşlerin arasına götürecek. Çünkü karga işi orada.
- 38:58
Leşlerle meşgul. Seni de temiz etlere, temiz rızıklara götürmesi düşünülemez. Evvela işte hocanı güzel seçeceksin. Kitabını ehl-i sünnet alimlerin kitabı mı din mi diye kontrol edip seçeceksin. Rehberinin mürşidini bulacaksın. Ehl-i sünnet bir zatı, Allah dostu neyse. Tasavvuf yoluna intisab edeceksin.
- 39:22
Ondan sonra doktoru buldun. Yetti mi? Yetmedi. Ne lazım? Verdiği perize riayet lazım. Şu kadar uyuyacaksın, şu kadar yiyeceksin, şu kadar içeceksin. Şöyle oruç tutacaksın, şöyle namaz kılacaksın. Şu kadar Allah diyeceksin. Yani doktorun ne gibi? Şu hapı yutacaksın. Şu saatte, 12 saat arayla bilmem ne, atlatma haplarını, vakitlerini.
- 39:45
Perizini güzel yap falan filan. E sen, dünyanın en büyük mürşidine bağlansan, dediğiyle amel etmedikten sonra ben Allah'a ulaşamadım. Adam biri gelmiş bana. Ya ben Efendi Hazretlerine bağlayayım şu kadar senedir, ee? Çok da mücadele veriyorum, şöyle çatlanayana kadar bir şeyler.. Hakikaten diyor, benden falan bin..
- 40:05
Ne beni yani? Beni bin kere sollayacak ibadet yapıyor. E ben diyor Allah'a ulaşamadım, şu durumudur, Efendi Hazretlerine mi bir sorun var, bende mi bir sorun var? adam bana bunu sordu yani hatta bir de mektup yazdı ben Efendi Hazretlerine götür bunu oku diye Efendi Hazretlerinin de itibar ettiği biriydi fakat ben bunu okunur mu dedim ya Efendi Hazretlerine bu okunur mu ya
- 40:27
bilmiyorum tabii şimdi ne oldu vasıl oldu mu munkatır mı oldu, onu bilmiyorum. Ama yani sen Allah'a vasıl olamıyorsan, mürşidini değiştirmeyeceksin. Kafanı değiştireceksin. Mürşidin haksa, ha mürşid şerata muhalifse, öyle mürşid olmaz, deccaldir o, bırak git. He? Adam ben peygamberim diyorsa, bana vahiy geliyor diyorsa, karılara el öptürüyorsa, değil mi?
- 40:57
E şeratsız şeratsız işler, bunu mürşid olmaz. Bunu zaten anlatıyoruz. Ama hakiki bir mürşidse eksen kabahati kendi arayacaksın. İlim okudun, öğrendin, tamam. Amel yaptın, bir şeyler. Ama geldin ihlasa takıldın. Yani Allah için yapabilmek için Allah'tan gayrı her şeyi kalpten, gönülden ne yapmak lazım?
- 41:15
Silip çıkartmak lazım. Silip çıkar gayri gönülden ta tecelli-i dehak padişah konmaz saraya hane mamur olmadan. Yani pislik yere padişah gelmez. Evvela bir temizliğini yap, Mevla'nın tecellileri gelsin. Kalp Allah'ın sarayıdır. Nurlarının mahallidir. Ama sende orayı temizlemen lazım. O zaman riyadan kurtulursun vs.
- 41:39
vs. vs. vesaire vesaire vesaire.. Şimdi Eyvel velet Ey oğul Risalesinde Birkaç derste bitireyim istiyorum. İnşaAllah ondan sonra kebair günahlara başlayacağız veya Tarikat-ı Muhammediye'ye başlarız. Yani dersler var. Önümüzde çok dersler var. Kıyamete kadar yaşasak konuşacak ilim var. Değil mi? Allah'ın ilimleri biter mi?
- 42:43
Bitmez mi? Benim ilmim tükenir. Tükenir. Benim ilmim ne? Ama ben nakıl yapıyorum zaten. Kendimi uyduran biri değilim. Onun için ilimlerim bitmez. Çünkü ayetlerin, hadislerin, Evliyaullah'ın ilimleri bitmediği için ben de naklettiğim için onları Anladın mı? Onun için bitmez. Ama Bayraktar Bayraklı gibi 17-18 cid kitap yazdım.
- 43:07
Bir tane diyor, geçmişlerden, alimlerden nakıl yapmadım. Desene ki uydurdun. E o zaman senin ilmin biter mi? Biter. Zaten içinde yazdığında da bir ilim yok. İbn-i Abbas'tan bir şey almadan, İkrime'den almadan, Mücahit'ten almadan, yani tefsir ekolünde Bunların müfessirler, başta sahabeden almadan, başta Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Fahri Kainat, Hace'yi Hace
- 43:39
Bütün mahlukatın hocası sallallahu aleyhi ve sellem E onun tefsirine bakmadan, o ayete ne mana vermiş? Kafana göre yazdın. Bu ilimden ne asıl olur? Ancak cehalet asıl olur. Buna ilim denmez ki. Çünkü neden? Aklıma geldi diyor. Ben buldum diyorsun. E millet bunları okumak zorunda mı? Allah'a, Resulüne dayanmayan ilimleri bu millet dinlemek zorunda mı yani?
- 44:02
Sen ne bulabilirsin? Evinin yolunu bulamıyorsun. Onun için biz ilimlerimizi isnatlı, senetli, mesela İmam-ı Gazali. Benim hocalarımın silsilesini de yazdıracağım hattata inşallah. Yani ilmi senetteki icazette, işte Hadimi Hazretleri geçiyor. Mesela Hadimi, bu Eyyüelvele'de şer yapmış. Hadimi Hazretleri de bizim hocalarımızdan, benim yukarıda birbirinden okuyan hocalarım.
- 44:30
İmam-ı Gazali var bizim hocalarımızda. E senet var. Eyyüelvele, ey oğul bu nasihatı kim yapıyor? Hüccetül İslam. İslam'ın delili kabul edilmiş, en büyük pir, İmam-ı Gazali Hazretleri yapıyor. Ama adam İmam-ı Gazali kabul etmiyor. E seni kim kabul ediyor? Değil mi? Uğur Dündar dün bir şeylerden bahsediyor, İslâm'dan bahsediyor.
- 44:56
İslâm'dan bahsederken diyor ki geçen de kaybettiğimiz en büyük hocamız, hocaların hocası Yaşar Nuri diyor. E şimdi Uğur Dündar'ı dinlediğin zaman adamın da bir kaynağı var. Kaynağı Yaşar Nuri işte. Durum bu. Ne yapacak adam? Doğru bir hoca dinlememiş ki. hayatında. E sen, şimdi bu adamlardan, e bu adamlar zaten İmam Gazali kimmiş, İmam Bukhari kimmiş?
- 45:20
İmam Bukhari dedi, milletin İmam Buhari dedi, milletin anasını belledi dedi. Yaşar Nuri'nin ağzından çıkan sözdür bu. Evet. Böyle müstehcen, böyle terbiyesiz. Kime sövmedi ki ya? Bütün imamlara. Ha şimdi, böyle adamlar değil mi? E şimdi bu insanları dinlersen. Ali Rıza Demircan Hazreti Ömer de dinde delil miymiş diyor.
- 45:42
Delil değil. E tamam da sen nasıl delil oluyorsun emekli imam? Mütekâik bir imamsın. Hazreti Ömer dinde delil olmuyor. İlkte diyor Bille Zeyn-i Münbadiye, Ebu Bekri ve Ömer. Benden sonra iki kişiye uyun. Ebu Bekri ile Ömer'dir diyor. Kirmizi'de hadis-i şerif var. Sana uyulacağına dair hangi kitapta bir rivayet var?
- 46:01
Uydurmadı olsa kabul edeceğim. Palavraya bile itimat edeceğim ya. Bir kitapta bir rivayet ver ya. E yok. E ben sana niye uyuyayım ya? Onun için ilim, ayete, hadise, senede, isnada dayanandır. Şeker düzelmeye başladı herhalde değil mi? Ha.
- 46:19
Şimdi vakit daraldı. Vakit neyse ha. İşimiz çok. Dolu kitap yazıyoruz, dergi yazıyoruz. Dün gece gözüme kan indi. Bütün gözüm kan oldu. Korktuk gittik doktora, yoldan döndük bir şeyler bir şeyler. O vaziyette işte göz yoruldu, şu oldu bu oldu. 5 saat 5'i 10 geceye kadar haydar başar et diye yazdım. Dün gece, dün gece.
- 46:41
Gözüm bu halde kan çanağı oldu. Ben dedim bu millete bir şey bırakayım. Neden? Ebu Bekri Sıttık Radıyallâhu anh Beni Sekrifet Sahidesinde biat nasıl oldu? Geçen bu dergide ne yazdım? Haydar başının reddiyesinde hangi konuyu yazdım bu sayıda? Temmuz sayısında ne yazdım? Yani valla hakkımı helal etmeyeceğim ha.
- 47:00
Yanarsınız mahvolursunuz ha. Rahlara kadar ben bu gözlerle çalışıyorum. Kaynak bulup yazıyorum. Kopyala yapıştır yok bende. Bütün kitaplar açılıyor, kapanıyor. Böyle geliyor, gidiyor. Kadir-i Kum meselesi. Yani Hz. Ali Efendimiz için, Efendimizin buyurduğu Kadir-i Kum. Halifelik tayini miydi, değil miydi?
- 47:20
Bunu yazdım. Delilleriyle yazdım değil mi? İspatlarıyla, delilleriyle yazdım. E okumuyorsun bir şey bilmiyorsun. Şii'nin birinin palavrasıyla yarın kandırılacaksın işte. İlim yoksa nasıl olacak? Okumuyorsunuz mübarek adam. E şimdi bir dahaki dergi ne? Ağustos mu oluyor? Ağustos'u hazırladım yani. Yazıyı dün gece hazırlamam lazım.
- 47:41
Hazırladım. Ama rüyamda da gördüm. Ebu Bekir Sıddık ve sahih sahabeyle. Yani o şeyi yaşadım rüyamda. Onların o biat olayını. Yani onlar bundan razı oluyor, memnun oluyor. Çünkü birileri kalkıp Ebu Bekir'e, Ömer'e kafir dediği zaman. Haydarbaş böyle diyor. Ali'ye biatı bozdular, karşı gelenler kafirdir.
- 48:03
Ha mürted bunlar, peygamber böyle dedi diyor. Bu adam açıkça bu Türkiye'de, bu memlekette bu propagandayı yapıyor. Hala bunu ehl-i sünnet bir hoca, şeyh, bir de Kadir-i Şeyh'i tarikatta veriyor. Ha ondan sonra mürşit arar. Bulup sana Haydarbaşı mürşit olarak, Allah muhafaza. Bir de baktın, cehennemin dibinde kalktın.
- 48:22
Ya sahabeye kafir diyen adamdan mürşit olur mu? Müslüman olmaz ya. Ama biz bunları anlatmak zorundayız. Mesela Hazreti Sıddık'a biat olayında hiç bilmediğim neler dün öğrendim. Hiç bilmediğim. Şu kitapları karıştırınca Arapça kaynakları tercüme ediyorum. Ben Türkçe kaynağa bakmam hiç. Ya bakmadım, bir Türkçe kitaptan yararlanmıyorum.
- 48:45
Arapça kaynaklarda aslına iniyorum. Ve bakıyorum, neler olmuş, neler olmuş ya. O sahabe nasıl ittifak etmişler, nasıl icma olmuş, nasıl Hazreti Ali'ye iftira adende, Hazreti Ali Efendimiz nasıl biat etmiş, gecikti diyorlar. O da palavraymış meğer. Bizi bile kandırdılar. Biz bile biraz gecikmeli biat etti diye biliyorum.
- 49:06
Ben öyle biliyorum ya bugüne kadar. Meğer değilmiş ya, hemen biat etmiş gelmiş. Bütün kaynakları çıkarttım. Yani Acem palavraları, şia uydurmaları bizim toplumada işleyecek az daha. Biz ehl-i sünneti müdafaa etmezsek bu iş sonunda olur. Onun için yazıyoruz, yazacağız. Siz okuyacaksınız inşallah. Dergiye değer verin.
- 49:28
Bak çok emek var, emek. Uydurma bir şey değil bunlar. Hep ilimle. Hazreti Sıddık razı olur. Sahabe-i Kiram razı olur. Allah Rasulü razı olur ya. Bu insanlar böyle konuşup da biz cevap vereceğiz. Milletin itikadını tahsil etmek isteyeceğiz.
- 49:46
Şimdi geldik eyyü el velet de, diyor ki diyor ki, buradan okudum tasavvuf tasavvufu sordun dedi şimdi nereye geldik? ilim, amel, iklas iklasla ilgili ne lazımmış iklas için? tasavvuf yola girip yürümek, artık orada dersler veriliyor sana ama onun yanı sıra sana sade tarikat dersi oturup zikretmek yetmiyor.
- 50:13
O zikrin senin ne yapması lazım? İstila etmesi lazım, kalbi kuşatması lazım, senin huylarına, sıfatlarına etki yapması lazım. Ne demek mesela? Yani sen şimdi iki saat tarikatın içinde... Yani sen şimdi iki saat tarikat dersi yaptın. Ondan sonra da murakabeni yaptın. Bir buçuk saat murakabe, bir saat ders falan falan, bir saat bir çeyrek tevhid sürüyor.
- 50:35
Rabıtan falan topladık, üç saat dersini yaptın. Tulum gibi feyiz, elhamdülillah. Peki kalktığında insanlara nasıl davranman lazım? Nazik, kibar, nasılsınız efendim, iyi misiniz? Değil mi? Birinin yükü var, yardım et. Aa, hemen yardım etmek değil mi? Bir şey getir, bir şey götür. Sen ne yapıyorsun? Dersi bitirdin, bir de kalktın adama birden.
- 50:59
Ondan sonra adama bağırıyorsun. Ne duruyorsun orada lan kazık gibi? Şimdi bir tarikat erbabı, tasavvuf, üç saat tarikat dersi zikir yapan adamın lan demesi, kazık demesi, bilmem ne demesi uydu mu şimdi? Demek bu zikir sana ne yapmamış? Hiç de esir etmemiş. Tasavvuf ahlaktır. Tabii ki bu ahlakı kazandıran da zikrullahtır.
- 51:23
Allah'ını bilmeyen kulu takdir eder mi? Allah'ına şükretmeyen insana da teşekkür etmez. Ayrı deva. Ama tasavvuf, iki haslettir diyor. Ben bunları okumuştum bu kısmı zannediyorum. Bunu hızlı geçeceğim. Birincisi istikamettir. Çok uzun anlattım onu. Uzun bir ders mi, iki ders mi ne anlattım? İstikamet, yani şeriat caddesinden düz gitmek, sağa sola,
- 51:48
itikatta da yana böyle satmamak, amelde de dört mezhebe fıkıhtan dışarı çıkmamak. Helal-i haram'a riayet, düzgün. Doğru yol. Evet. İhtilaf sıra atan müstakim işte. Fatiha'da Allah'ın bize istememizi emrettiği dosdoğru yola idare et. Şeriat caddesi, ehl-i sünnet vel cemaat. İtikadı ve fıkhıyla hareket ediyorsun.
- 52:08
Bu çünkü bir kanattır. Tek kanadı takmadan, zaten ikinci kanadı hiç konuşmayalım o zaman. Çünkü istikamet yoksa demin dediğim mürşit de olamaz, deccal olur. İstikamet yoksa mürit de olamaz. Değil mi? Efendim. Hain olur. Neyi mürit? Allah'ı arayan demek. Mürit arayan demek. Allah'ını arayan adam, efendim, hangi yoldan gidecek?
- 52:32
Evvela imanını düzeltecek. Ehl-i sünnete göre inanmadıktan sonra zikir yapıyor, evliya olacağım. Olamaz, eşkıya olur. Birinci istikamet, ikincisi halktan şükün diyor. Yani bunların ibarelerini okumuştum. Halktan şükünü de kısaca yani o yan battı bana, bu beğenmedi beni, şu şöyle dedi, bu böyle dedi.
- 52:53
Bunlardan etkilenmemek. Ha etkilenmemek elde değil diyorsanız ben biraz açtım, tam aşamadım ama biraz açtım. Etkilen, bak rota oluşturuldu diyor orada. Yani rota, sırahtı müstakim yani. Orada bir rota oluşturuldu diyor ya. E şimdi sen, efendim orada bir makineye onu yüklemişler, o rotadan gidersen adrese gidiyorsun yani bak.
- 53:18
Rotadan saptığın anda ters tarafa çıkarsın. Mübarek adam. Boşuna oluşturulmuyor bu rotalar. E o da sana seyri sülük yollar koymuş, menziller koymuş, duraklar koymuş. Şurada dinden, şurada yemek, şurayı içmek için, şurayı yemek için. Ama denilen yol, oradan biraz da içeri gideyim, orada ne var dersen, ayının biri seni yer yani.
- 53:42
Anladın mı? Hala, bak geçen gün yine iki kişi yuvarladı aşağıyı. Yardan aşağıya gittiler. Öldüler Allah rahmet etsin. Ha şimdi, onun için yahu düz yolda yürü git sen, yanda da biraz bakayım, meraklılık iyi değil yahu. Bir mürşit bulmuşsun, ehli sünnet bir alim bulmuşsun, orayı da karıştırayım, burayı da araştırayım derken, helak olacaksın ya, yazık sana yani.
- 54:07
Şimdi, insanlar yanlış yaptılar sana, affetmek, yani, görmeden gelmek, konuyu kapatmak, setretmek, örtmek vs. vs. Tasavvufun ikinci kanadı, bunu kazandırması lazım. Yani bu zikirlerin, bu derslerin neticesinde ne olman lazım? Sakin olman lazım. Sakin ne demek? Yani dünya yansa, samanın yanmıyor hesabı.
- 54:34
Şimdilik Efendi Hazretleri. Yani Efendi Hazretleri tasavvuf, gördün mü? Gördüm yani. Şeyh de gördüm, mürit de gördüm, mürşit de gördüm. Hasbi Hoca'nın rahmetli dediği gibi. Anladın? Ne diyor? İki şeyh, bir mürit gördüm diyor. Ali Ader Efendi'yi gördüm şeyh diyor, bir de Mahmud Efendi'yi gördüm şeyh diyor,
- 54:54
bir de mürit gördüm, Mahmud Efendi'nin Ali Ader Efendi'ye müritliğini gördüm diyor. Başka da bir şey görmedim diyor adam. Doğruyu konuşurdu, biraz mertti yani. Biraz da sertti. Dostu onun için azdı ama hakikaten öyle. E şimdi girer bir camiye ne sandın? bakar, ne soluna bakar, öyle mi? Oturur zikrini yapar.
- 55:14
Kim yan bakmış, kimi aleyhine demiş, arkadan ona hakaret edilse, hiç Efendimiz Hazretleri'nin hali tavrı değişir mi? Değil mi? hiç Efendi Hazretleri'nin hali tavrı değişir mi? Değil mi? Çünkü tarikat ona ne vermiş, zikir ona ne vermiş? Sakinlik vermiş yani. Kalbi yatışmış. Elâ bi zikrillâhi tatmainnul kulû.
- 55:31
Kalp yaranacak Allah'ın. Zikriyle yatışır. Bizim gibi böyle adama bakıp, ne bakıyorsun öyle? Oraya sağa laf atıyor. Sola beğenemedin mi diyor. Arkadan birisi hakaret etse, o kalkıp ona misliyle, iki misli hakaret ediyor. Nasıl oldu bu tasavvuf? Nasıl oldu? Hani sakin olacaktık? Muzdarip olmayacaktık yani.
- 55:54
İnsanların, Evliyaullah, en sevinçli anlarını soruyorlar. Birisi benimle çok dalga geçti, alay etti, üzerime pislik attı diyor. Ondan daha memnun olduğum bir an yok diyor. Üzerime pislik attı diyor adam diyor. En sevindiğim an o diyor. Bu nerede bizde? Maalesef.
- 56:13
Şimdi diyor, sufi kimdir? Sufi. Sufi diyorlar, sofu diyorlar ya sofu. Sufi kimdir? Yani tasavvuf ehli, gerçekliği kimdir? Şeratın zahirine göre istikamet edecek. Yani helal, haram, farz, vacip, sünnet, müstahap falan buna tam riayet ediyor. Bir de insanlarla ahlakını güzel yapıyor. Ve insanlara hilimle muamele ediyor.
- 56:35
Hilim ne hilim? Hilim yumuşak huyluluk, acele etmemek, peşin karar vermemek. Zaten acele edenin İslam'dan nasibi yoktur. Her işte batacak. Acele karar, sonu zarar demiş. Mutlaka teenni. Ve hilim. Halim, halim selim derler Türkçede. Halim selim. Selim kalbi temiz, halim de güzel ahlaklı, yumuşak huylu olacak.
- 57:06
Evet, bu adam sofidir diyor. Ve istikamet nedir? İstikamet diyor, tabii tasavvufa göre istikamet. Ben demin zahire göre söyledim. Tasavvufa göre istikamet diyor, enyevti hazza nefsi ili nefsi. Kendi nefsinin hazlarını, şehvetlerini, meyillerini, isteklerini, temayüllerini ne yapmasıdır? Allah'ın zatına kurban etmesidir diyor.
- 57:28
Ha buradaki tabii ince bir kelimeyle konuştu. Bir, iki, üç, efendim yarım satır ama ciltler dolusu kitap çıkar. İstikamet budur. Yani sana demiyorlar ki hepten aç kal yeme. Açlık orucuna gir de öl. Sana demiyorlar ki evlenme. Sana değil mi? Sana zina etme diyorlar vs. Ama bir de bunun nesi var? Hazlar var.
- 57:53
Bir hukuk var, bir huzuz var. Hukuk nedir? Haklar. Bedenin hakkı var. Yedirmezsen namazda ayakta duramazsın. Bu sefer o farz kaçar. Yani yedirme hakkı var, uyutma hakkı var. Bedenimize bakım yapacağız. Bunlar haklar. Çocuğun hakkı var. İlgilenmek lazım olur. Bunlar hukuktur. Ama bir de huzuz var. Huzuz ne?
- 58:16
Huzuz sizin seyrettiğiniz diziler. Filmler. Boş açık oturumlar. Ondan sonra okuduğunuz o fuzuli gazeteler, dergiler falan. Bunlar keyfi, keyfi. Ha, ticaret yapıyorsun da ekonomi sayfasından bir bilgi alıyorsun. Ayrı bir şey. Bunu karıştırıyor muyum? Ama sen işin gücün arka sayfayı çeviriyorsun. Maçlar ne oldu?
- 58:37
Magazine alıyorsun eline hemen. Bunlar, boş konuşmalar, malayaniler, gelmeler, gitmeler, gece oturmaları, sabaha kadar aileler arasında falan. Fuzuli vakit, israflar. Bunlar senin canının istediği şeyler. Bunları fidye vereceksin. Kurban edeceksin. Niçin? Allah'ın zatına ulaşmak için. Celle Celaluhu.
- 58:59
Hep ölçü o ne olacak? Bu benim hakkım mıdır, hazzım mıdır? Eğer nefsimin nasibiyse, lezzet alıyorsam bundan, keyfiyse yani, tabii neye göre keyfi, kime göre keyfi, o da tarife göre değişiyor. Herkesin keyfisi farklı. Adam da keyfi yaptığı, tavla oynamayı bile zaruret sayıyor. Ben tavla oynamazsam diyor, işlerim bozuluyor.
- 59:20
E şimdi bu, bununla konuşmuyoruz. Ama bir insan, neyi kendime hak olarak vermem lazımı bilir. Ne kadar uyuması lazım. Yoksa aklı çalışmıyor. O uykusunu almadım, aklı çalışmıyor ya. E bu adam şimdi o zaman namazda da kafası yerine gelmez. Esniye esniye namaz niye kılsın yani? Tabii ki uyuyacak. Bu haktır.
- 59:41
Hakkını ver. Ondan sonra, insanlarla güzel geçinmek ne? İstikameti anlattı. İstikamet neymiş? İstikamet, nefsinin, mubahlara olan, yani haramı konuşmuyoruz, haram zaten yasak. Mubahlara olan meyilleri ve temayülleri var. Mubah serbest, ama serbestin de nesi var? Dozu var, dozajı var. Bunun ayarını kaçırtmamak lazım.
- 1:00:08
Önem! Yani otursun insanlar bir nasılsınız, iyi misiniz, yarım saat çalışıyorsunuz. Beş saat oturulup da yani mahvet, ne ediyorsunuz ya? Ne bu ya? Ne bu ya? Ne gece namazı kaldı, ne teheccüd kaldı. Sabah namazına zor yetişirsin. Böyle adamdan salik olur mu? Salik, Allah yolunun yolcusu, tarikata girene salik değil.
- 1:00:28
Ne derdi Âlâ Edeb Efendi babamız? Bir adam vazifelerini, vakitlerini ayırmazsa, bölmezse salik olmaz, sefi olur evladım. Sefi, beyinsizin biri. Çünkü neden? E senin vakitlerin var. Kur'an okumaya hangi vakti ayırdın? Saat bir üçüncü, dördüncü derse kadar zikirle meşgul olmak lazım. Çok Kur'an tilavetine de ağırlık vermiyorsun.
- 1:00:48
Çünkü bebek hükmündesin. Bebeği büyüteyim diye böreği tıkarsan ağzına veya büyük bir et verirsen çocuğunu yaparsın. Boğarsın, evvela ana sütü falan sütlü şeyler, sıvı sıvı çiğneyemez, yutamaz. İlk tarikata girene de kuvvetli zikir veriliyor. Çünkü neden? Yani yumuşak gıda gibi geliyor ona. Çünkü Kur'an-ı Kerim ağır bir şey.
- 1:01:11
Yani Kur'an-ı Kerim birkaç ders sonra Kur'an-ı Kerim'i, tilavetini şey yap diyor, hızlandır diyor veya artır diyor. E sen artırıyorsun. O zaman ne yapıyorsun? Kur'an okuma için vaktim şu. İşrak namazına kadar bekleyeyim, virtlerimi okuyacağım. Tarikat dersim işte teheccüdden sonra başlayacağım. İşraka kadar veya kuşluğa kadar bitireceğim.
- 1:01:31
O ders, tarif ediliyor, özel tarifi var. Ondan sonra sen ne yapıyorsun? İşte akşamdan sonra evvabinin var, veya şu var, akşam yatsı arsı itikaf. Gece okunacaklar var, sureler var, şunlar var falan. Vakitlerinde ne yaptın? Hanımımla ne zaman ilgileneceğim? Sofrada konuşacağım, çoluk çocuk toplanacağız.
- 1:01:49
Ondan sonra işte hanımına bir saat vakit ayırıyorsun. Her gece olmasa da, bazı gecelerde efendim, onun da hakları var. Erkeğin üzerinde. Bütün bunları vaktine göre ayarlayıp da uygulayan salih olur. Yani bu adam bu yolda yürür, maksadına varır. Yoksa bu adam sefi olur. Sefi ne demek? Yani işte parayı bulup da darmadağın saçan savuran adam nasıl müflis olur sonunda?
- 1:02:19
Elinde avucunda bir şey kalmaz. Bu adam da böyle. Çünkü neden? Bir gece uyuyor, bir gün uyumuyor, öbüründe konuşuyor, öbüründe yiyor. Hiçbir şeyinin saati vakti belli değilse, zikirlerinin vakti belli değil. Çünkü bugünü yaptığı cüz okumuş bir saat, yarın yarım saat okumuş, yarın okumamış. Öbür gün okumamış.
- 1:02:38
Olmadı ki. Tesir kalmaz. İlla amellerin en faziletlisi. Az da olsa en devamlı olanı. Tesir bakımından. Bu böyle. Onun için bu çok önemli. Sonra insanlarla güzel ahlak. İnsanlarla güzel ahlak diyor, insanları kendi isteklerine zorlamayacaksın. Benim dediğim olsun, benim istediğim yapılsın. İnsanlarla geçinmek istiyorsun.
- 1:03:04
Sen kendini diyor, onların isteklerine zorlayacaksın. Ne diyeceksin? Bu böyle istiyor, böyle olsun. Ama şerata muhalif değilse. Şerata muhalifse olur mu? Olmaz. Hanım istiyor ki, kızı liseye verelim. Kız erkek karışık, okulda okusun. Hanım öyle istiyor. Peki, burada şimdi ben bunu zorlamayayım da, başkasının isteği olsun, benim isteğim olmasın denir mi?
- 1:03:30
Denmez. Kız çocuğunu nasıl vereceğiz erkeklerle okuma? Bunun kitapta yeri yok. Anladın? Bu böyle. Veyahut, yani şeratsızlığı konunun dahilinde tutmuyor. Yani, adam istiyor, Allah muhafaza, ters ilişki. Veyahut haiz halinde cimam. Mesela, sen şimdi burada senin nefsinle ilgili bir konu yok. Allah'ın şeratı çiğnenecekse, o kadın orada ne yapıyor?
- 1:03:57
İtaat etmem diyor. Ben Allah'a itaat ederim, sana itaat etmem diyor. Bu, bunun gibi. Ama her konuda yani, diğer bütün konular, mesela yol arkadaşısınız. Değil mi? Ben çok uyumluyumdur, mesela yolculuklarda, yollarda. Veyahut, odalarda kaldık, on gün, yirmi gün. Değil mi? Kırk gün kaldıklarımız var bir odada.
- 1:04:19
Hapiste kaldık, bir sene. Üç ay bir adamla kaldığımız var. O gidiyor, o geliyor ama, şimdi, ya biri diyor ki, ben bu saatte yemek yiyeyim. Sen şimdi ona uyacaksın. Anladın? Yok, bir saat sonra yiyelim demeyeceksin. Çünkü mubah bir iş. Mubah bir iş de, ne yapmayalım arkadaşımızı? E şimdi orada yol arkadaşı yok, burada bir çay içelim.
- 1:04:43
E bir şey, rahatsızlık yok, bir şey yok. Sen efendim, durmayalım, gidelim. Hadi bir tatsızlık arabanın içerisinde. Ben böyleleri de tabi rastladım. Birbiriyle kavga edenler çok oldu. Ben etmem. Yani o bakımdan duralım, duralım, yatalım, yatalım, kalkalım, kalkalım. Hiçbir arkadaşıma eziyet etmem. Etmedim.
- 1:05:04
Kimse benden eziyet görmemiştir. Ama ben insanlardan eziyet gördüm. Ayrı devam. Ama tasavvufta iddiamız, davamız, tasavvuf böyle bir şey. Öbür türlü iddiacı olma. Yani bunlar yolculukta çok belli oluyor. Buradan çıktılar haç yoluna dört kişi. İkisi sağ, ikisi öldü. Ölülerinle Allah rahmet eylesin, kabirlerin uğur olsun.
- 1:05:25
Kıymetli adamlar hepsi. Dört üdev mübarek adam. Buradan İsmailağ'dan kalktılar. Kara yoluyla, arabayla haça gidiliyor o zaman. Biz daha çocuktuk. Bağdat üzerinden falan. Bağdat'a gidiliyor, ziyaretlere gidiliyor, Şam'a geçiyorlar, bir işte böyle gidiyorlar. Ürdün falan. Yahu diyor, işlerinden bir tane hocamız anlatıyor yani.
- 1:05:48
Arkadaş diyor, yolda bir kavgaya başladık diyor. Bunlar haça gidiliyor bir de. Hangi kabir ziyaretine girdik diyor, hiçbir velinin kabrinde dördümüz bir araya gelmedik. Herkes başka bir köşeye gitti diyor. O kadar kabir gezdik diyor, bir kabirde yan yana oturmadık diyor. Hepimiz bir köşeye gittik diyor.
- 1:06:08
Yani böyle olmamalı ya. O sen dediğin olsun diye adama ya, tamam sen dediğin olsun arkadaş, çay içelim içelim ya. Çorba içelim içelim. Durmayalım, durmayalım, tamam. Yani ne ihtilaf çıkarıyorsun? Her mesele böyle yani. İnsanları kendi isteğine zorlamayacaksın. Sen kendi nefsini bu insanların meşru olan isteklerine uydurmaya çalışacaksın.
- 1:06:34
Hanımına da öyle. Çocuğuna da öyle, meşruysa istediği. Onu da diyorsun ne var ya? Bütün kavganın gürültünün sırrı buradan çıkıyor. Sonra diyor, sen bana ne sordun? Efendim, ubudiyetten sordun. Ubudiyet üç şeydir diyor. Bunu anlatıyor, bunu şerh edeceğiz. Sonra sen bana ne sordun? Tevekkülden sordun.
- 1:06:59
Sonra tevekkülü şerh ediyor. Sonra sen bana ne sordun? İhlası sordun. Sonra ihlası şerh ediyor. Riyanın nereden doğduğunu ve riyanın nasıl kaybolacağını, gösterişten nasıl kurtulacağız meselesi, en büyük belamız. Onu anlatıyor. O efendim böylece nasihatler ediyor.
- 1:07:16
Şimdi inşâAllah ben geriye birkaç aylardır bu konu yapılmıyordu. Eyyühel ve Lede başlamış oldum. Geriye bir özet yaptım, anladın? Kısa bir özetten sonra inşâAllah ubudiyet üç şeymiş. Allah'a kulluk yani tasavvufa göre Allah'a kulluk vazifesi üç şeyden ibaret. Ha öbürüne bakarsan namaz, oruç, at, zekat yani birçok vazife var.
- 1:07:41
Farz, vacip, dolu. Onu konuşmuyoruz. Şimdi burada tasavvufa göre ubudiyet. Ubudiyet ne demek? Hakiki kulluk. Zahiri kulluk nasıl? Efendim namaza inşâAllah durduğumuzda kulluk yapacağız. Namaz nedir? İbadet. İbadet ne demek? İbadet. İbadet, kulluk yapmak. Bir ibadet var, bir de ubudiyet var. Ubudiyet, yani kölelik daha has, daha özel bir kulluk.
- 1:08:14
Bu ne gibi? Şimdi aynı namazın safında duranlar aynı huzur huşu temin edebiliyorlar mı? Demiyorlar. Yanındaki adamlar, sen yan yana sen. O namazdan ne haz alıyor? Allah'ın huzurunda olduğunu mülaza ediyor. Kıyamette mahşerde elli bin sene Allah'ın huzurunda duracağı günü düşünüyor. Böyle işte kabir, mahşer, ahiret veya neyse Mevla'nın huzurunu düşünen bir adamla
- 1:08:41
şimdi efendim hanım acaba ne yaptı, çay yaptı, bu meyve var mı, çocuk geldi mi, kız gitti mi? Bu planlarla namazı kılan şu anda birisi biri, ikisi de ibadet yapıyor zahirde. Ama biri ibadette kalıyor, öbürü ubudiyete geçiyor. Çünkü Allah'ın huzurunu temin ettiği için. Öbürü nerede kalıyor? Sırf bedenin eğilmesinde, doğrulmasında yani namazın zahirinde kalıyor.
- 1:09:08
Kalmamak lazım, öyle mi? Niye namazı zahirinde kalalım yani? Kötü işçi gibi olalım değil mi? Biz Allah'ın kuluyuz, kölesiyiz. İşçiyiz, ecir gibi diyelim. Ecir işçi demek Arapça'da. Ama şimdi bir iki tane işçi var. Sen adamlara işin düşüyor, evinde, iş yerinde, şuranda, buranda çalıştırdığın iş verenlerimiz var.
- 1:09:34
Bu iş veren adama sorduğun zaman bir adamın yaptığı işten öbür adamın işine aynı tutuyor mu? Tutmuyor. Çünkü o anlıyor. Diyor ki bu diyor aynı parayı alıyor ama diyor bu diyor içinden yapıyor diyor. heves ediyor diyor, severek yapıyor diyor değil mi? bir de öbürü var, zoraki yapıyor yani mecburiyetten belki içinden yani adama hakaret bile ediyor veya dışından bile ediyor
- 1:09:59
ama işte memurum bilmem neyim amire itaat işte patrona itaat gibi mecburiyetten yapanla, bir de seve seve yapar. Ama para vermesen bile yapıyor bazı adam. İçinden geliyor, seni seviyor, sevdiği için yapıyor. Şimdi işte, obudiyet, Allah'a kulluk, ubudiyet Allah'a kulluk Allah'a sevdiği için, Allah Mevlamız, Allah Mevlamız, sahibimiz sahibimiz, yârımız, yardımcımız, Rabbimiz,
- 1:10:23
bizi yoktan yarattığı için bütün nimetlerimizin sahibi olduğu için bize cennet vermese de sevap vermese de sırf biz onu sevdiğimiz o ilah o ibadete müstahak o kulluk edilmeye layık olan tek zat o olduğu için bu şuurla namaz kılan nerede? kılalım, mecbur kılmazsak 80 sene cehenneme gireceğiz diye korkudan kılan o da var değil mi?
- 1:10:52
kimi de ondan kılıyor yani adam diyor valla diyor cenneti menneti geçtim diyor olmasa da olur diyor ne yapalım diyor dünyada cennette miyiz diyor yaşıyoruz işte diyor ama diyor cehennem tehdidi olmasa hiç kılacağım yoktu diyor doğru diyor yine de biz ona ne diyoruz? zorla hayır hayırdır sen yine kıl diyoruz çünkü canını cehennemden kurtar diyoruz adam diyor
- 1:11:17
ya cennet, mükafat, hurik, ilman, vildan çok da beni alakadar etmeyebilir yani onlardan geçebilirim diyor ama ateş aman ya rabbel alemin şimdi Tacikistan'da bir benzin şeyi patlamış bir haberlerde rastladım anaa uzaktan tabi çekmiş onu biri o ana biraz patladı böyle biz de dedik Allah Allah bir daha sonra bir daha bütün ufku ateş kaplandı bu ateşin içindeki bu cehennemin
- 1:11:46
yetmişte biri bunun içine adamı atacağım diyor Allah-u Teala öyle cehennem yok azap yok milleti korkutmayın diyenlere inanmayın kainatı yaratana inan Kuran ortadadır kılmayanı namazı kılmayanı atacağım diyor Allah-u Teala onun için sen bu ateşten korkuna kıl bu kötü bir şey demiyor ama bu ibadet bu ubudiyet olamaz gönüllülük olamaz bu rızaya dayanmıyor korkudan oluyor
- 1:12:20
öbür tarafa geliyorsun cennet köşkler saraylar ne kadar sevaplar artınca müjdeler artınca adam bakıyorsun o ibadeti yapıyor ben mesela yazıyorum şu ayın namazı şu gecenin namazı şu günün namazı yazıyorum yazıyorum cevabı mükafatı çoksa kılanın oranı çok oluyor ama bakıyorum bir namaz hazinetül eskarda geçmiş şurada geçmiş efendi babamızın kaynakları bunlar
- 1:12:45
oradan bir namaz yazıyorum diyor ki işte recebin 15'inde şu namaz kılınır kılınır diyor sevap söylemiyor ben bakıyorum görüyorum nefsimi de ortaya koyayım yani orada belli bir mükafat görülmeyince pek teşvik olmuyor yani haa bu da iyi hani cennet Allah'ın rızası cennettedir cennete girmek iyidir cennete girmek için falan ama ubudiyet başka bir şey yani onun için
- 1:13:18
Rabiatül Adevi anlayacak mısın şimdi radıyallahu anh ya Rabbi cennetin için ibadet ediyorsam sana cennete koyma beni diyor bunu sen diyebilir misin ben diyebilir miyim hiç amin denecek dua değil çünkü bir tutarsa yandık kabul olma tehlikesi var cehennemden korkuma diyor yapıyorsan bu ibadetleri cehennemden çıkarma beni diyor ama nasıl kendine güvenmiş ne makama ermiş ki bu lafı
- 1:13:46
konuşabiliyor hadi ben konuşayım konuşamıyorum ben diyor senin rızan için seni sevdiğim için sen benim Allah'ımsın efendi hazretleri çok güzel anlatırdı bu işi yani Mevla ibadete layık derdi onun için tehditler olmasa da biz onu Rabbimiz olduğu için veli nimetimiz o da ayrı bir mülaza tabii nimetler verdiği için mülazası o da bir değişik hiç nimetler vermese de değil mi
- 1:14:12
hep azap verse bela verse kaza verse musibet yağdırsa yine ibadete layık değil mi yine sevilmeye layık değil mi hey kurban oldum sana nasıl bu lafı demek kolay da işte kurban oldum sana kurban olayım sana kolay mı kurban olayım sana feda edebiliyor musun canını malını ruhunu nefsini vaktini veremiyorsun Allah'ın ilmine dinine iki dakikanı veremiyorsun
- 1:14:38
saatlerini boş işlere harcayan adam Allah'ın dinine kaç dakika ayırıyorsun malınla canınla ne cihat yapıyorsun kıyılması için bu millet cehennemden kurtulması İslam'ın yayılması için bu millet nerede bizde? Ama bu işte canını verebiliyorsan gel diyor. Ruhunu ortaya koyabiliyorsan gel diyor. Yani tasavvuf meselesi.
- 1:14:57
Tasavvuf böyle bir şey. Hakiki kulluk, kulluğun özü. İşte bu Mevla'nın muradı nerede? Karnım ağrıyor çok fena. Haa, Mevla'nın muradı burada bana acı vermekte, bana ağrı sancı vermekte. Tamam ya Rabbim, muradım senin muradındadır. Çünkü orada nefis işe karışmıyor. Ama nimette hamd ediyorsun. Ama nimette hamd ediyorsun, güzel.
- 1:15:25
Ama orada nefis de karışıyor. Neden? Lezzet alıyor nimetten. Ama ne zaman ağrı sancı geliyor, ağır musibet biniyor, o zaman nefis lezzet alabiliyor mu? Alamıyor. Orada ruh devreye giriyor. Yani girebilse işte bizim ruhlar, akıllar iptal vaziyette. Ruh hayatta olsa yani bizim ruhumuz mânen diri olsa, zikirle, tasavvufla diri olsa akılda ruhun, kalpteki bir nurdur.
- 1:15:54
Akıl nedir akıl? Aklın tarifini kim yapmış? Bugüne kadar. Ha akıl, el aklû nûrun fil kalb akıl kalpteki bir nurdur. Yani bir ışık. Yume'yzu yuferriku beynel hakkı vel bâtıl Hak ile batılın arasını ayırıyor. İşte bir yandan da akıl var mı yok mu? Ne kadar akıllı. Hak ile batılı ayırabiliyorsa doğruyu eğriden ayırabiliyorsa akıllıdır.
- 1:16:20
Geri kalan ama akıllı olamaz. Çünkü hakkı batıldan ne yapamıyor? Seçemiyor, batıla saplanmış gidiyor. Ne profesörler batılda değil mi? Ne ordinalistler inkarda değil mi, şirkte değil mi? Ne olacak şimdi? Akıllı mı olacak? Kalbinde onur var mı? Ona yolunu bulduramamış. Mevla'yı bulduramamış. Bizde de akıl ve ruh tarafı diri olsa canlı olsa yani melekeleri çalışsa o zaman
- 1:16:53
ne yapacak? Ağrıdan, sancıdan daha fazla lezzet alacak. Niye? Çünkü akıl orada seçecek. Neyi seçecek? Hak ile batılın arasını. Diyecek ki bana diyecek yemek içmek, zevk, sefa geldiğinde tamam mubah, sadâallah, hamd ettim hamd makamı ama orada nefsim de lezzet aldı, karıştı iş. Bu benim için daha iyi diyecek, tercihini yapacak.
- 1:17:15
Neden? Çünkü Ya Rabbi senin muradın buysa benim de muradım bu. Bir de burada nefis lezzet almıyor. Nefis de lezzet almadığından burada sırf Allah'ın muradı işliyor. Senin canının hiçbir isteği olmuyor. Kim ister karnı ağrısın, kim ister başı ağrısın. O zaman buna benzer fakirlik, iflas, maddi sıkıntılar vs.
- 1:17:37
neyse başına gelen burada kazaya, rıza devreye giriyor. Allah'ın her yaptığından razı olma makamı. İşte tasavvufun gayesi ne? Bu, kulluğun efendim üç vazifesine bu. Teslim, tevekkül, kazaya rıza, ihlas vs. vs. E bunlar konuşulacak şeyler ama konuşmadan hiç ulaşılmaz. Evvela konuşacağız, biz ilk basamaktayız, konuşacağız.
- 1:18:05
Anlatacağız, haftayaki derste inşâAllah tafsilat vereceğiz, ubudiyetin üç makamını konuşacağız. Sonra tevekkülü konuşacağız, değil mi? Sonra işte ihlası konuşacağız, rızayı konuşacağız. Bunları İmâm-ı Gazâlî Hazretleri konuşacak. Biz de size ne buyurduğunu anlatmaya çalışacağız. Ve böylece Allah'ın birinci basamaktan ileri amelede muvaffak eyle ya Rabbi.
- 1:18:27
Sonra ihlasa da muvaffak eyle ya Rabbi. Muklisin muklasın zümresine ilhak eyle ya Rabbi. Şeytanın tasallutu olmayacak muklas kullarına dahil eyle. Ya Rabbi ölmeden evvel mutlaka ihlasa nail eyle. Allah'ım ihlassız riyâ üzere yaşayıp ölmekten muhafaza eyle. Allah'ım ahirete müflis çıkmaktan muhafaza eyle.
- 1:18:47
Allah'ım şu cuma gecesinde hepimiz affeyle muhafaza eyle. Boyunlarımızı, sevdiklerimizi de dahil ederek cehennemden azâde eyle. Âmin diyen dilleri nârı cehenneminden azâde eyle. Âmin. ve nâudübika minel nâru ve mâ qarrabe ileyhâ min qavli mu'min. Allahümme nâ seyyidika min khayri ma seyyidika min nebiyyüka Muhammed sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem
- 1:19:18
ve nâudübika min şerri mes teâleke min nebiyyüka Muhammed sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem. Ve entel müste'âne ve aleykel velâhı ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi l-aliyyi l-azîm. Allahümme salli alâ seyyidika Muhammed ve alâ aleyhi ve sellem. ve hakkı Seyyidi Muhammed ve ailesi Seyyidi Muhammed.
- 1:19:32
Allahümme enseluke minel hayri kullihi agilihi ve agilihi ma'alimna aminu ma'alim. Ne'übdubike minel şerri kullihi Allahümme ma qadayta lena min qadda feca'le akabete ve reşeda. Allahümme Rabbana Allâhumme Rabbene âtenâ minel zülkerrahmeten ve heyyi'lenâ minemrinâ reşedâ. ati'l-muhammed ve ati'l-muhammed.
- 1:19:49
Allahümme Rabbe, etmimlenâ nuranâ ve khfirlenâ inneke alâ küllişe'l-kadîrâ. Allah, ehsine akıbetenâ filümûri küllihâ ve ecirnâ min hızri d-dünyâ ve edâbil-âkirâh. Sallallahu teâlâ alâ seyyidina Muhammed ve alâ alihi ve sahbihi ve sellem. Yâ Rabbi, bu cemaatimizi iki canda aziz eyle, dinleyenlerimizi de iki canda,
- 1:20:06
Yâ Rabbi, İslâm'ın izzetiyle aziz eyle, Kur'an'ın şerefiyle müşerref eyle, bu mübarek cuma gecinin ihyâya hepimizi ölünceye kadar muvaffak eyle, sohbetleri terk etmekten muhafaza eyle, Allah'ım yardımcılarını ziyade eyle, bütün kullarının kalplerini, gönüllerini, kulaklarını sohbetlerimize tevcih eyle, dinleyenleri mutlaka hidayet eyleyip, namaza başlat, günahları terk ettir.
- 1:20:29
Yâ Rabbelâm, bizi de bu hidayette, bu davette hizmetçi eyle Yâ Rabbim. Bize de burada bir tuz nasip eyle Yâ Rabbim. Ve kabul eyle Yâ Rabbim. Fazl-ı kereminle, Yâ Rabbelâm, çoluk çocuğumuzla, zürriyetimizi de bu sohbetlere devamın, dinlemenin, anlatmanın, davet ve tebliğin bereketiyle kıyamete kadar neslimizi de Kur'an'dan, sünnetten ayırma Yâ Rabbim.
- 1:20:50
Ehl-i sünnet dairesinde cem'a eyle Yâ Rabbelâm. Ve yâ gayr-u'l-nâsırîn ve yâ gayr-u'l-fâtihîn. Yâ Rabbim, Sen fazl-ı kereminle, Yâ Rabbim, bu iç savaştan, dış savaştan vatanımızı, İslâm vatanlarını muhafaza eyle. Bu terör azalıyor inşâAllah ama tabii azalırken de bu kadar da şehit veriyoruz. Bu tabii büyük eskiden yapılan yanlışların şimdi telafisi olmuyor ama
- 1:21:13
Allah'ım Sen fazl-ı kereminle ordumuzu, askerimizi, polisimizi muzaffer eyle. Âdâsını, âdâmızı mağlûb-u makhûr eyle. Yâ Rabbim, bu PKK yandaşlarının, arkadaşlarının, bunların arka plandaki gâvurların hepsini birden kahr-u mahv-u perişan eyle. Bütün imkanlarını iptal eyle Yâ Rabbim. Sözde komutanları var, teker teker geberiyorlar.
- 1:21:36
Hepsini tahr-u mağr eyle Yâ Rabbim. Hepsini gebert Yâ Rabbim. Başlarına bombalar yağdır Yâ Rabbim. Ocaklarına ateşler yağdır. Yâ Rabbim, bu işi durdur Yâ Rabbim. Vatanımızda sükûnetle, emniyet içerisinde Yâ Rabbim, İslâm'ı yaşamayı niyetlendik, söz verdik Sana. Biz bu dine davet edeceğiz, hizmet edeceğiz.
- 1:21:54
Vatanımızı bize bağışla, böldürme Yâ Rabbim. Veyahut hayranlığa ısınılacak vakit bulamıyorum. Ancak Şevval ayına girdik. Şevval ayında kılınacak mühim bir namaz var. Bu namaz, rütekâ namazı. Rütekâ. Ne demek? Azatlılar. Azatlılar, yani boyunları cehennemden azat olanlara nasip oluyor. Herkese nasip olmuyor.
- 1:22:19
Abdülkadir Geylani Hazretleri naklediyor bu namazı. Başka kitaplarda yok. Sadece Abdülkadir Geylani Hazretleri naklediyor. Yeter mi bize? He? İnanıyor mu biz Abdülkadir Geylani'ye? İmam Gazali'ye inanıyoruz. Elhamdülillah. Allah itikadımızı muhafaza eylesin. Evet, bu çok önemli bir namazdır. Hadis-i şerifte beyan ediliyor, tarif ediliyor.
- 1:22:41
Sekiz rekattır. Tarifini okursunuz, vakit yoktur. Sayfe 85. Dergide sayfe 85. 5 Temmuz Salı'dan başladığı Şevval ayı, bayramın birinci günü Şevval girdi. 3 Ağustos, çarşamba çıkıyor. Bu araya da kılınabilir. Hani Cuma gecesi kılsan, Cuma günü de eftaldir ama 3 Ağustos'a kadar bu namazın hadis-i şerifte beyan edilen vakti geçmiyor.
- 1:23:06
Onun için bu namazı bu tarif üzere kılarsınız. Çok büyük müjdeleri vardır. Evet. Sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz beni hak ile peygamber gönderen Allah'a yemin ederim diyor. Namazı tarif edildiği üzere kılarsa. Hiçbir hadiste bunu rastlamadım. Bu hadiste diyor ki bu namazı tarif edildiği üzere.
- 1:23:27
Yani tarif var. O tarife bakacaksın ne okunacak, işte bitirince ne okunacak, içinde ne okunacak. Yapabileceğiniz şeyler öyle çok zor bir şey değil. Bilmediğiniz sureler yok. Efendim, namazın son secdesinden başını kaldırmadan günahları bağışlanır. Ölse bir daha seneye kadar şehit olarak ölür. Ölse ama geçen sene kılmışsa.
- 1:23:50
Ben geçen sene kıldım elhamdülillah. Şimdi geldik bu sene. Kılarım inşâAllah. Daha kılamadım. Hatırladım şimdi. Kılacağız inşâAllah. Bu arada ölürse şehit olacağını kâinatın efendisi müjde ediyor. Sallâllâhu aleyhi ve sellem. Yolculuktayken kılsa yolculuğu asan olur, gidip gelmesi kolay olur. Borcu varsa borcunu ödettir Allah-u Teâlâ.
- 1:24:13
Bir isteği varsa namazdan sonra hacetini arz eder Allah-u Teâlâ'yı. Mevla'yı yerine getirir. Evet. Beni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki diyor Sallâllâhu aleyhi ve sellem. Bu namazı kılsa okuduğu her ayetin her harfine cennette mahrefe var. Dediler ya Rasûlullah mahrefe nedir? Buyurdu Sallâllâhu aleyhi ve sellem.
- 1:24:34
Cennetteki bağlar, bahçelerdir ki ağaçlarından bir ağacın altında atlı süvari yüzyıl dolaşsa ağacın gölgesini bitiremez. Okuduğu her ayetin her harfine. Cennet burada önümüze serilmiş. Ama biz yine Rabbimiz buna layık diye kılacağız. Rabbimiz bizim ibadetimize müstehak diye kılacağız. O bizim veli nimetimiz diye kılalım.
- 1:24:54
Yani cennet nimetler, müjdeler vardır. Allah Teâlâ müjdelerden de mahrum eylemesin. Çünkü mahrum olmak kötü bir şey. Ya itikadın bozuk olur, ya namazını yanlış kılarsın. Bu iyi bir şey değil. Tabii ki mahrum eylemesin. Ama Allah'ın esas hedefimizi kendi rızasını kazanmak olarak tayin ve tespit eylesin.
- 1:25:16
Bize rızasını helal eylesin, bahşeylesin. Amin, Allah'ıma amin. Allahümme salli ve sellim ve barik Ala seyyidina Muhammedin Nebiyyil Ümmi El Habibi'l-Ali'l-Kadri El Azim'il-Cahi Ve Ala Ali'l-Sahbi Amin. Şimdi biz sohbetlere yaz da olsa, güz de olsa devam edeceğiz. İnşâAllah her cuma gecesi buradayız.
- 1:25:48
Burası Fatih'te, İstanbul Fatih'te. Halit Caddes diye Fatih Camii'nin kapısından aşağı inerken bulunuyor. Ahmet Yesevi Derneği'ndeyiz. Allah Teâlâ mahşer sabahına kadar açık eylesin. Kapılarını açık eylesin. Biz ölsek de cemaatlerle doldursun, alimlerle doldursun, konuştursun. Allah zengin Allah. Dini bize bağlı değil ki.
- 1:26:11
Biz gitsek Allah dinini yaşatır Allah. Ama bu dernekte bu hizmetleri yürüt Ya Rabbel Alemin. Amin. Şimdi büyük bir proje işte aşağı inip başlatacağız. Onun için burayı aldık. Biz dersleri burada yapalım biraz. Değil mi? İnşâAllah aşağısı da orada belki yetişir kısa zamanda. Desteklerinizle inşâAllah.
- 1:26:30
4000 metre büyük bir proje. Allah nasip etsin. Asan etsin, kolay etsin. Yardımcılar, destekçiler göndersin. Müsahhar etsin. Bizi de meşgul etmeden şura bitsin. Biz de orada kütüphaneler, işte talebeler, dersler ve sohbetler devam etsin inşâAllah. Allah'ım. Zengin Allah. Bir bakarsın ummadığım bir adamı gönderir Allah Teala.
- 1:26:52
Yapar. Fazlı keremiyle. Sizleri hizmet nasip eder. Ey Suriyeli muhacirleri de Allah vatanlarına selametle dönsün. Allah Teala bir an evvel bu ateşleri söndürsün. Allah Teala. Bütün bu ateşleri tutuşturan Yahudidir. Hepsi Yahudidir. Orada Esed diyorsun, Işık diyorsun, PKK diyorsun, PYD diyorsun ya. Hepsi nedir esasen?
- 1:27:17
Yahudidir. Bunu anlamayan ahmaktır. Hepsinin arkası Büyük İsrail projesidir. Yahudi yapmaktadır. Çünkü Arz-ı Mevud ona vaat edilen Göya. Tevrat'ta uydurmuşlar, tarif etmişler Tevrat'ı. Buralar bize vaat edildi diye buraları hedef tutmuşlar. Allah Teala umduklarına ulaştırmasın. Korktuklarından kurtarmasın.
- 1:27:37
Allah Teala başlarını beladan kurtarmasın. Allah Teala Filistin'i Gazze'ye de halas eylesin. Allah Teala bütün bu planları iptal eylesin. Allah Teala ne zaman Yahudiler bir ateş yaksalar Allah onu söndürdü. Ya Rabbi her ne zaman yaksalar Allah söndürdü buyuruyorsun.
- 1:27:54
Şimdi de yaktılar, tutuşturdular İslam vatanlarını. Bu ayetin sırrını yeniden tahkik eyle Ya Rabbi. Bir an evvel söndür Ya Rabbi. Bu ateşleri durdur Ya Rabbi. Yahudi başın derdine düşür. Uğraşamasın Müslümanlarla. Allah'ım amin Ya Rabbi. Bir yandan dua edelim, bir yandan hizmet edelim. Bir yandan yardım edelim, bir yandan davet edelim.
- 1:28:16
İnsanları dine tebliğ edelim. Vazifemizi yapalım. Rabbim yakında hayırlar gösterecek ümmetimize. Allah'ım hayırları üzerimizde daim eylesin. Amin. Ve sahir meyit ve meytelerin ve bu cemaatin geçmişlerinden müminin müminat nervahı için el Fatiha


