09:45 / 1:40:16

  1. 01:18

    Ve bârekten âfîküm velhamdülillâhi rabbil âlemine Estağfirullahil hayyel gayyûm Hassantukum bil hayyil gayyûm illa zilâhı ve tevhidîn Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve aliyyul selîm Buralarda bugüne kadar sohbet yapmak nasip olmamıştı. Kirasunda bir yaptık ama o da bir kere Ordu da hiç nasip olmadı.

  2. 01:43

    Kendi memleketimiz olduğu halde buralar ihmal edildi. Yani tabii her şeyinde bir kaderi var. İnşâAllah bundan sonra Allah'ımız daha sık gelmeyi, ilim meclislerinde cem olmayı, Müslüman kardeşlerimizle, ehl-i sünnet kardeşlerimizle haçbehal etmeyi nasip müesser eylesin. Amin. Cemiyetimizi mübarek eylesin.

  3. 02:12

    Allah için attığınız adımlara kadın, erkek hepinizin haç, umre sevapları bahşeyleyip her bir adımlarınıza bir hasene kaydeylesin, bir seyyiğe bahveylesin, cennete bir derece terfi eylemek nasip eylesin. Amin. Bunlar hadis-i şeriflerde geçen müjdelerdir. Çünkü Allah için adım atanlar bu yolda.

  4. 02:36

    Bu yolda vakit verenler, saat verenler, masraf edenler ve bir ilim meclisine gitmek için harekete geçenler, gayret edenler, hele ki böyle pazar günü, tatil gündüzde, çoluk çocuğunuzla sağda solda kezip yemek içmek var iken uzaktan yakından birçok vilayetlerden, ilçelerden geldiniz.

  5. 03:05

    Mevla sizin bu amelinizi görüyor ve buna şahitlik ediyor ve melekler de şahitlik ediyor ve mekanlar da şahitlik ediyor. Mekanlar da şahitlik ediyor ve zamanlar da şahitlik ediyor ve kullar da birbirine şahitlik ediyoruz elhamdülillah. Ahirette de bu şahitlik bize sorulacaktır.

  6. 03:25

    Ve birbirimizin Kur'an-ı Sünnet eğer Sünnet yolunda âyet-i hadis okunan ilim meclislerinde birleştiğimize dair birbirine de şahitlik edeceğiz. Allah'a şahitlik edeceğiz. Allah şahitliklerimizi hakkımızda kabul eyleyip, bizi birbirimize hayırlı şefaatçi eylesin. İnne li gülü mü'minin şefaate yevvel kıyamet.

  7. 03:47

    Kıyamet günde her müminin bir şefaat hakkı olacaktır. Zaten şahitlik bizim ümmetin hususiyetleridir. Khususiyetlerindendir. Estağfirullâhu ve kezâleke ceâlnâkum ümmetem ve sultanım Litekûru şühede alel nâsi Biz sizi çok hayırlı ve adaletli ve istikametli bir ümmet kıldık. İçin insanlara şahit olacaksınız.

  8. 04:10

    Niçin? İnsanlara şahit olacaksınız, onun için. O Rasûl-i Zişan Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem de size şahitlik yapacak, buyuruyor. Onun için Nuh Aleyhisselam'ın ümmetini çağırdığı vakit, Efendimiz Hazretleri biz çok okurdu bunu, Kaddesallâhü Aleyhi ve Sellem o sohbetlerinde. Yüce Dua, Kavm-i Nuhin, Yevmel Kıyamet.

  9. 04:33

    Kıyamet, fe yugâlu lehum hel belleghekum nuhum. Kıyamet günü Nuh Aleyhisselam'ın kavmi mahşerde hesaba çağrılacak. Onların yüzünden dünya tufan oldu. 950 sene ne inatçılık, ne gavurluk yaptılar. Onlara sorulacak, geldi mi, uyarıcı geldi mi? Hel câküm nezîr. Onlar diyecekler ki, ma cânâ min nezîr. Bize hiç uyarıcı, korkutan bir şey,

  10. 05:14

    bu ahirete çıkacağımızdan haber veren birisi gelmedi. Nasıl gelmedi ya? Mevla Nuh Aleyhisselam'ı çağıracak. Nuh Aleyhisselam titriye titriye gelecek. Peygamberler çok korkarlar. Sen hel belleghte kavmeke, kavmine tebliğde bulundun mu? Doğruyu anlattın mı, hakkı beyan ettin mi diyecek. Belleghtu diyecek Nuh Aleyhisselam.

  11. 05:43

    Ben tebliğimi yaptım ya Rabbi diyecek. Ki, yani bu işte 950 sene peygamberlik yaptığı, Kur'an'da geçen peygamberlik suresi en uzun olarak, hani şey bilmiyoruz, Mevla bildirmediyse onu bilmiyoruz. Şuayb Aleyhisselam'dan fazla uzun yaşadığını, bazı rivayetler bazı peygamberler hakkında olabilir. Çünkü Mevla öyle buyuruyor.

  12. 06:20

    Bazı Rasüllerin kıssalarını anlattık, bazı Rasülleri sana Kur'an'da anlatmadık. Ondan dolayı tabii, hakkında nas olmayan bir şeyde iddia etmemek lazım ama, Kur'an-ı Kerim'de bildiğimiz kadarıyla, en uzun süreli nübüvvet vazifesini yapan, Nuh Aleyhisselam geliyor.

  13. 06:45

    50 sene müstesna, 1000 sene kavminin içerisine kaldı. Yani bu da 950 seneye tekabül ediyor. 40 yaşından peygamber olduğunu hesabına çıkarsan, kavminin tufanda boğulmasından sonra da, bir 250 sene kadar yaşama rivayetleri de vardır. Dolayısıyla yani 1250 sene, 1400 küsur sene diyen de var ama, Ruhul Beyn tefsirinde şimdi, 20.

  14. 07:10

    cilde Ruhul Furkan, Efendimiz Hazretleri'nin tefsirine devam ediyoruz. Yani orada Hud Suresi'ne geldik. Hud Suresinde Nuh Aleyhisselam'ı çok anlatıyor. Tufan'ı anlatıyor, kemiğe binmeleri, gemiye kimlerin bindiğini, neler neler. Ruhul Furkan tefsiri, evinizde ocağınızda bulunsun, bütün kütüphanelerinizde.

  15. 07:35

    Bunun misli yazılmamıştır, Efendimiz Hazretleri buyurdu. 20. cilde şimdi çalıştığımız cilt, inşallah birkaç aylar sonra çıkacak. O cilde, bu Nuh Aleyhisselam'ın Tufan ile ilgili öyle şeyler, belki de 150 sayfa bu konu geliyor. Kur'an-ı Kerim'den 2,5-3 sayfa da, tefsirde çok sürdü. Okursunuz inşallah.

  16. 07:57

    Allah bizi bitirmeye, sizi de okumaya muvaffak eylesin. Amin. Dolayısıyla, yani umrü, ihtilaflı olmakla beraber, bin seneden fazla yani. Sırf kavminin içinde kaldığı süre. 950 sene. Ve, neler çekti neler çekti işte. Nuh der, peygamber demez diye bir laf var Türkçede. Yani bu çok meşhur bir laf. Bu neyi anlatıyor?

  17. 08:29

    Çünkü insanlar onu öyle tekzip ettiler, ikar ettiler. Adam alıyordu çocuğu, çocuğunu getiriyor. Bak ben ölürüm kalırım diyor. Sana baba vasiyeti diyor. Bu delinin biridir diyor. Sakın buna uyarsan diyor. Saptırır seni diyor. Çocuğuna vasiyet ediyor diyor. O geberiyor gidiyor. Böylece, hiç peygamber demiyorlar.

  18. 08:54

    Ve iman etmediler. Ondan sonra çocuğun biri geliyor. İşte babasının sırtında. İşte babası taşıyor. Baba beni indir diyor. Ne yapacaksın diyor. Yerden taş alacağım diyor. Alıyor taşı Nuh'a selam. Ta kafasına yarıyor. Ve öyle çoluğu çocuğu, Nuh'a selama saldırıyorlar. Ondan sonra, yarıların altında eziyorlardı.

  19. 09:14

    Bırakıyorlardı. Artık öldü daha şey yapamaz. Kalkıp bize bir daha ayet okuyamaz. Kelime-i Tevhid telkin edemez. Putlara takıyorlar. Süva diye putları var. Yahus, Yahuk, Nesir. Böyle putlara isim takmışlar falan. Ondan sonra, yine Nuh'a selam yaralarını sarıyor. Kalkıyor. Yine minibin diyor. Kalkıyor eve geliyor.

  20. 09:45

    Evdeki hanım da imansız. Bir de onunla uğraşıyor. Yani iki hanımı olduğu rivayeti ağırda basıyor. Bir hanımı Müslüman, bir hanımı kafireydi. Ondan sonra, yine kapıya Menâel bab. Kim o kapıda, kim var? O yine söylüyor. Ene nûh, kullâ ilâhe illallah, tüfleh. Ben nûh nebiyim, Allah'tan başka ilâh yok diye tevhid oku, felâha ereceksin.

  21. 10:18

    Yahu sen ölmedin mi? Ne zaman kalktın geldin, yaralarını sardın yahu. Yeniden pataküte pataküte bir daha toplanıyorlar, kaldırıyorlar, dağ çıkarıyorlar, dövüyorlar, ediyorlar. Dokuz yüz elli sene. Şimdi biz burada gelmişiz Bulancık'a. Ondan evvel geldik Hacı Mustafa ağabey'e. Hollanda'dan o, ben çok sever, geldi buraya sırf.

  22. 10:40

    Bir çay içtik onlarla. Neyse ne? Efendi Hazretleri öyle buyurdu. Yani bizi şimdi yediriyorlar, içiriyorlar, ikram yapıyorlar, hürmet yapıyorlar diyordu. Peygamberler dayak yiyordu, biz yemek yiyoruz. Ondan sonra yoruldum, ettim, uykum geldi, hastayım, ustayım diye bir de bahane ediyoruz yahu. Bu millet kapı kapı gezilip evlerine gidilip sohbet edilmeyi hak ediyor.

  23. 11:07

    Ama vakitler yetmiyor. Çok hoca lazım. Her hoca bir vazifesini yapsa bütün millete ulaşırız. Ama şimdi elhamdülillah yine tabii çok bozukluk var, namazsızlık çok var, abdestsizlik çok var, faiz oranı çok yüksek, faiz iptilası var buralarda, haremlik selamlariyat yok, kadın erkek karışma görüşme var, tokalaşma var.

  24. 11:34

    Yani maalesef Karadeniz'de bu sorunlar, haramlar, günahlar her yerde olduğu gibi buralarda da var yani. Bunlar inkar edilemez ama yine de bir Allah Peygamber dediği zaman, bir ayet, hadis okuduğu zaman dinleyen cemaat de buluyorsun. Bir müşterisi bu işin, müşterisi demek talibi demek. Biz sizden para istemiyoruz ve istemiyoruz.

  25. 11:57

    Biz Allah için geldik buraya. Ama bu işin talibi müşterisi de var. Bunu da inkar edemeyiz. Onun için bunlar şimdi hizmeti hak ediyor. Bu sohbetlerin yapılması, tebliğin ulaştırılması, tebliğden başka bir çare yok. Yani Nuh Aleyhisselam'ın 950 senelik tebliğ döneminde bir rivayet 8, bir rivayet 80 kişi iman ettirebilmiş.

  26. 12:24

    En fazla rivayet 80'den yukarı yok. Bu 80'de zaten 3 tane oğlu var, bir tane oğlu da Kenan, o da kemiğe binmemedi, iman etmedi yani. Tağa çıkacağım dedi, orada beni kurtarır dedi sudan. Allah'ın acıdıklarından başka kimse bugün kurtaramaz dedi. Allah da ancak bu kemiğe binenlere acıyor. Onun için iman et Müslümanım dediyse de o bir oğlu da dinlemedi.

  27. 13:01

    Dolayısıyla işte hanımına laf atamıyorsun icabında, oğluna kızına laf geçiremezsin. Hidayet Allah'ın yaratmasıyla oluyor yani. En akıllı adam bakıyorsun çuvallıyor. En aptal dediğin adam, en ahmak dediğin adam, tam başındaki koca karı nene Allah'ı buluyor, hakkı buluyor, cennete gidiyor. En akıllı dediğin filozof, profesör bilmem ne cehenneme gidiyor.

  28. 13:33

    Akıllı olacak iş değil, parayla olacak iş değil. Yani hidayeti buldurmuyor. Onun için Nuh Aleyhisselam'ın kıssası büyük ibret. Efendimiz çok anlatırdı onun için. Şimdi bak soruyor Nuh Aleyhisselam'ın ümmetine, sizin uyarıcı geldi mi diyor, adamlar Allah'ın huzurunda yalan konuşmaya utanmıyor. Yani hani hep Allah'ın huzurundayız ama şimdi hani Mevla bize hesaba çekmemiş şu anda.

  29. 14:01

    Muhatap almadığı için Mevla bizi görüyorsa da yani işte çok etkilenmiyoruz yani. Ama şimdi Mevla huzurunda hesaba çekilecek, o başka. Dediler bize hiç nezir gelmedi. E nereden o? Gelsin bakalım buraya. Ey dostlar bunlara tebliğ ettim mi etmedim mi? Etmez olur muyum ya Rabbim? Peki. Dedi bak Nuh Aleyhisselam size tebliğ ettiğini söylüyor, siz tebliğ etmediğini söylüyorsun.

  30. 14:30

    Yok dediler tebliğ etmedi bize. Yalandan sorsa ya tutarsa. Çünkü doğruyu konuşsa cehenneme gitmenin efendim şahitliğini yapmış oluyor. Allah elçi gönderdi, sen onu dinemedin. Bunun üzerine Nuh Aleyhisselam'a Mevla soruyor ki Mevla bilmez mi de işte Mevla'nın böyle şahitlik ister. Şahitlik işine Mevla çok önem veriyor.

  31. 15:02

    Mahşerde bile şahitlerle iş yapacak. Hani şimdi burada şahitler, nikah kıyarsın, şahit lazım. Akit yaparsın, alışveriş yaparsın, şahit yazışırsın, imzalaşırsın falan. sünnet falan, sünnette de var. Hani şahitler önemlidir. Mahkemeler şahitlerle çalışıyor. Ama ahirette şahit ne lazım? Ve kefâbillah şeyde, şahit olarak Allah yeter.

  32. 15:30

    Ve kefâbillah şehide. E kimseye de hesap vermez, kimse de ona itiraz edemez. Ya Rabbi sen nereden biliyorsun diyecek hali mi var? Mahşerde Allah'a kim bunu diyebilir? Fakat Mevlamız yine bu şahitlik işine çok önem veriyor.

  33. 15:49

    Şimdi Nuh Aleyhisselam'a şahit mi lazım? Nuh Aleyhisselam'a diyor ki, senin şahidin kim? Yani ümmetine tebliğ ettiğine dair, sana kim şahitlik edecek? Men yeşhedü leke. Ya Nuh, sana kim şahitlik edecek ki? Bu ümmetine Allah'ın dinini, diyanetini anlattığına dair. Nuh Aleyhisselam da diyor ki, ümmeti Muhammed'in sallallahu aleyhi ve sellem.

  34. 16:19

    Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmeti bizi söylüyor. Biz onun ümmetiyiz elhamdülillah. Allah ümmetliğine layık eylesin. Ümmetliğinde daim eylesin. Ümmeti olarak kaim eylesin. Ümmeti olarak ölmeyi nasip eylesin. Ümmeti olarak haşr eylesin. Amin. Allah'ın sallallahu aleyhi ve sellem Muhammed'in sallallahu aleyhi ve sellem.

  35. 16:43

    İyi. Sizin amin sesiniz hiç gül. Sizin ses, Karadeniz'in sesi hiç gül. Bazı yerlere gül diyorum, ölü gibi gül. Bir amin diyecekler ağzının çeyreğine yahu. Ya mübarek bir amin de yahu. Allah Allah. Güzel. Aminleriniz hoştur ha. Ondan elhamdülillah. Ondan sonra, efendim bir de bazen dikkat ediyorum. Bana dua dersem, başka birilerine dua dersem aminler zayıf çıkıyor.

  36. 17:14

    Millete dua dersem oturanlara amin kuvveti çıkıyor. O da çok dikkatimi çeker yani. Kendine döndümüş, neyse dua amin denecek duaysa amin diyeriz. E sana kim şahitlik edecek diyor. Ey nur diyor. Ya Rabbi ümmeti Muhammed diyor sallallahu aleyhi ve sellem.

  37. 17:38

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yok yani oradaki şeyde. O da ilginç bir şey. İlgimi çeker yani. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem çağrılmıyor. Biz çağrılıyoruz, bizim ümmet çağrılıyor. Ondan sonra artık orada da heyetler halinde midir, ümmetin ileri gelen hafızları, alimleri olabilir falan ama hadis-i şerifte ümmet diyor.

  38. 18:07

    Bizim ümmet geliyor, Mevla Teala soruyor, bu Nuh kulumuz ben tebliğ ettim diyor. Bunun kavmi tebliğ etmedi diyor. Nuh kulumuz sizi şahit olarak gösterdi. Ben de sizi çağırdım. Siz onun tebliğ yaptığına dair şahitlik eder misiniz diyor. Biz de Ümmet-i Muhammed olarak sallallahu aleyhi ve sellem

  39. 18:39

    Allah'ın emanetini yerine getirdi. Kullarına tebliğatını yaptı. Biz de buna şahitlik ederiz. Deyince Nuh kavmi itiraz ediyor. Ya Rabbi bunlar dünyanın sonunda geldi, biz dünyanın başında yaşadık. Bunlarla aramızda binlerce yıl var. Bunlar bizim nereden görmüşler? Şahit demek görgü tanığı demek. Bizi nereden görmüşler şahitlik edecek?

  40. 19:05

    Bunun üzerine Allah-u Teala buyuruyor ki, bakın böyle bir itiraz vaki oldu. Siz bu şahitliğinize bir de delil getirmeniz lazım. Nereden gördünüz, nereden duydunuz, neye dayanarak söylüyorsunuz bu şahitlik yapıyorsunuz? Biz de diyeceğiz ki, kolay. Ya Rabbi sen bize bir Kur'an indirdin. Ahir zaman ümmetine en büyük kitabını, Hz.

  41. 19:34

    Kur'an'ı inzal ettin. O Kur'an'da Nuh aleyhisselamın tebliğ yaptığına dair ayetler indirdin. Çok. İşte Hud suresi. Müteşabihattan birkaç yerde olduğu için. Ondan sonra En-Nuh sûresi var. Bir buçuk sayfa sûre. Biz Nuh'u kavmine gönderdik. O da onlara dedi ki, çok can yakıcı azaplar gelmeden önce, biz de aynı durumdayız şimdi, hepimize can yakıcı azaplar gelebilir.

  42. 20:33

    Ölmekle bu iş başlar. Kimine ölmeden de başlar. Gelmeden önce kavmini uyar. Namaz kılmayan kalmasın, oruç tutmayan kalmasın, faiz yiyen kalmasın, haram yiyen kalmasın. E ölüm geliyor. Ne zaman temizleyeceksin bu işleri? Kaza namazların varsa hemen onları telafi et. Hemen size can yakıcı azap gelmeden önce kavmini uyar.

  43. 21:02

    Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de aynı öyle yapmadı mı? Aynı öyle yaptı. Şimdi bütün veliler, âlimler, vaizler bu şekilde uyarıda bulunmuyor mu? E bulunmuyor. Hele ki şimdi internetlerde çıkmış ki, herkes herkesin cebinde, elinde her istediğine ulaşıyor. Her konuyu oradan buluyor. Bunun üzerine dediler ki Ya Rabbi sen bize indirdiğin Kur'an'da

  44. 21:35

    Nuh Aleyhisselam'ın ümmetine tebliğ yaptığını, onların tekzip ettiğini, inkar ettiğini, yalanladığını ve sonra tufan olduğunu, azap ettiğini onlara bildirdin. Biz de senin kelamına inandığımız için ona dayanarak şahitlik yapıyoruz. Dediler. Bunun üzerine, e şimdi dünyada Kur'an'ı inkar edersin, başına bir şey gelmezdi, rahatım zannedersin.

  45. 22:06

    Ama Allah'ın huzurunda, mahşerde Allah'ın kitabını, Allah'ın kelamını inkar edebilir misin? Mevla'da buyuracak, yakayı ele verdiniz. Ama bizim ümmet şahit olarak getirildi. Bu bizim ümmete bir fazilet olarak, Kur'an-ı Kerim'de adaletli olduğumuz, dürüst olduğumuz, Küntüb-i Hayr'a ümmetin Uhrıceddin Nas'da buna temas ediyor.

  46. 22:34

    İnsanların menfaatı ve yararlanması için dünyaya çıkarılan bunca ümmet geçmiş. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ne buyuruyor? Entüm tetevfevne seb'ine ümmeten. Entüm hayruha indallah ve ekramuha. Sizden evvel yetmiş ümmeti öldürdünüz. Yani sizden evvel yetmiş tane ümmet geçti. Peygamberlerin ümmetlerine yetmiş tane.

  47. 23:04

    Tabi yetmişten fazla gibi görünüyor ama, işin özeti yetmişe toplanıyor demek istiyor. Ne manada? Mesela Musa'ya selamdan sonra gelen peygamberler, işte Tevrat şeriatı üzere devam ettikleri için, onları tek ümmet saysan, Tevrat ümmeti, İncil ümmeti, Zebur ümmeti, diğer suhuf olan peygamberler var, diğer peygamberler var, resuller var.

  48. 23:26

    Ama bazı resuller, geçmiş resulün şeriatına devam ettiği için, yeni bir vahiy, yeni bir kitap gelmedi ondan sonra. Ondan dolayı yetmiş ümmet diyor, sizden evvel geçirdiniz. Ama bunlar için de Allah katında, en hayırlısı, en keremlisi, en şereflisi sizsiniz. Bu şerefinizi neye borçlusunuz? Siz ne manada en hayırlı oldunuz?

  49. 23:55

    İnsanların yararı için dünyaya çıkarılan, Te'murûne bil marûfî. Bismillahirrahmanirrahim ve bârekten âfîk. Elhamdülillâhi Rabbil alemin. Estağfirullahil hayyil kayyûm. Hassantukum bil hayyil kayyûm. İllâ nîlâ ve tevhîd. Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve aleyhi selîm. Buralarda bugüne kadar sohbet yapmak nasip olmamıştı.

  50. 25:37

    Kirasunda bir yaptık ama ama o da bir kere orduda hiç nasip olmadı. Kendi memleketimiz olduğu halde buralar ihmal edildi. Yani tabi her şeyin de bir kaderi var. İnşâAllah bundan sonra Allah'ımız daha sık gelmeyi, ilim meclislerinde cem olmayı, İnşaAllah bundan sonra Allah razı olsun. daha sık gelmeyi ilim meclislerine

  51. 26:05

    Müslüman kardeşlerimizle, Ehl-i Sünnet kardeşlerimizle haçbehal etmeyi nasip müesser eylesin. Cemiyetimizi mübarek eylesin. Allah için attığınız adımlara kadın, erkek hepinizin haç, umre sevapları bahşeyleyip, her bir adımlarınıza bir hasene kaydı eylesin, bir seyyiye bahve eylesin, cennete bir derece terfi eylemek nasip eylesin.

  52. 26:29

    Amin. Bunlar hadis-i şeriflerde geçen müjdelerdir. Çünkü Allah için adım atanlar, bu yolda vakit verenler, saat verenler, masraf edenler ve bir ilim meclisine gitmek için harekete geçenler, gayret edenler, hele ki böyle pazar günü, tatil gününüzde, çoluk çocuğunuzla sağda solda kezip yemek içmek var iken, uzaktan yakından birçok vilayetlerden, ilçelerden geldiniz.

  53. 27:07

    Mevla sizin bu amelinizi görüyor ve buna şahitlik ediyor. Ve melekler de şahitlik ediyor. Ve mekanlar da şahitlik ediyor. Ve kullar da birbirine şahitlik ediyoruz elhamdülillah. Ahirette de bu şahitlik bize sorulacaktır. Ve birbirimizin Kur'an-ı Sünnet eğer Sünnet yolunda ayet-i hadise okunan Ve birbirimizin Kur'an-ı Kerim'i.

  54. 27:33

    ilim meclislerinde birleştiğimize dair birbirine de şahitlik edeceğiz. Allah şahitliklerimizi hakkımızda kabul eyleyip, bizi birbirimize hayırlı şefaatçi eylesin. Kıyamet gününde her müminin bir şefaat hakkı olacaktır. Zaten şahitlik bizim ümmetin hususiyetlerindendir. Biz sizi çok hayırlı ve adaletli ve istikametli bir ümmet kıldık.

  55. 28:11

    İçin insanlara şahit olacaksınız, onun için. O Resulü Zişan Sallallahu Aleyhi Vesellem de size şahitlik yapacak, buyuruyor. Onun için Nuh Aleyhisselam'ın ümmetini çağırdığı vakit, Efendimiz Hazretleri biz çok okurdu bunu. Kaddes Sallallahu Aleyhi Vesellem o sohbetlerinde.

  56. 28:42

    Kıyamet günü Nuh Aleyhisselam'ın kavmi bahşerde hesaba çağırılacak. Onların yüzünden dünya tufan oldu. 950 sene ne inatçılık ne gavurluk yaptılar. Onlara sorulacak, size nezir geldi mi, uyarıcı geldi mi? Onlar diyecekler ki, bize hiç uyarıcı, korkutan bir şey, bu ahirete çıkacağımızdan haber veren birisi gelmedi.

  57. 29:19

    Nasıl gelmedi ya? Mevla Nuh Aleyhisselam'ı çağıracak. Nuh Aleyhisselam titreye titreye gelecek, peygamberler çok korkarlar. Sen her bellekte kavme kavmine tebliğde bulundun mu? Doğruyu anlattın mı, hakkı beyan ettin mi diyecek. Bellekte diyecek Nuh Aleyhisselam, ben tebliğimi yaptım ya Rabbi diyecek.

  58. 29:47

    Ki yani bu işte 950 sene peygamberlik yaptığı bir, Geçen peygamberlik süresi en uzun olarak hani, şey bilmiyoruz, Mevla bildirmediyse onu bilmiyoruz. Şuayb aleyhisselam'dan fazla uzun yaşadığına bazı rivayetler bazı peygamberler hakkında olabilir. Çünkü Mevla öyle buyuruyor, Resûl'en katkasasna Resûl'en katkasasna aleyküm ve kabülü Resûl'en lemle hususum aleyk

  59. 30:21

    bazı Resûl'lerin kıssalarını anlattık. Bazı Resûl'leri sana Kur'an'da anlatmadık. Ondan dolayı tabi hakkında nas olmayan bir şeyde iddia etmemek lazım ama Kur'an-ı Kerim'de bildiğimiz kadarıyla en uzun süreli nübüvvet vazifesi yapan Nuh aleyhisselam geliyor. felevize fî kavmî elfes senetim illâ hafsine âmen.

  60. 30:47

    50 sene müstesna 1000 sene kavminin içerisine kaldı. Yani bu da 950 seneye tekabül ediyor. 40 yaşından peygamber olduğunu hesabına çıkarsan kavminin tufanda boğulmasından sonra da bir 250 sene kadar yaşama rivayetleri de vardır. Dolayısıyla yani 1250 sene, 1400 küsur sene diyen de var ama Ruhul Beyn tefsirinde şimdi 20.

  61. 31:13

    cilde Ruhul Furkan Efendimiz Hazretleri'nin tefsirine devam ediyoruz yani orada Hud Suresi'ne geldik. Hud Suresi'nde Nuh aleyhisselam'ı çok anlatıyor. Tufan'ı anlatıyor. Kemiğe binmeleri, gemiye kimlerin bindiğini neler neler. Ruhul Furkan tefsiri evinizde, ocağınızda bulunsun. Bütün kütüphanelerinizde bunun misli yazılmamıştır Efendimiz Hazretleri buyurdu.

  62. 31:40

    20. cilde şimdi çalıştığımız cilt inşallah birkaç aylar sonra çıkacak. O cilde bu Nuh aleyhisselam'ın Tufan'la ilgili öyle şeyler peki de 150 sayfa bu konu geliyor. Kur'an-ı Kerim'den iki buçuk üç sayfa da tefsirde çok sürdü. Okursunuz inşallah. Allah bizi bitirmeye, sizi de okumaya muvaffak eylesin.

  63. 32:03

    Dolayısıyla yani ömrü irtilaflı olmakla beraber bin seneden fazla yani. Sırf kavminin içinde kaldığı süre. 957 sene. Ve neler çekti neler çekti işte. Nuh der peygamber demez diye bir laf var Türkçe'de. Nuh der peygamber demez. Yani bu çok meşhur bir laf. Bu neyi anlatıyor? Çünkü insanlar onu öyle tekzip ettiler, ikar ettiler.

  64. 32:35

    Adam alıyordu çocuğu, çocuğunu getiriyor. Bak ben ölürüm kalırım diyor. Sana baba vasiyeti diyor. Bu delinin biridir diyor. Sakın buna uyarsan diyor. Saptırır seni diyor. Çocuğuna vasiyet ediyor diyor. Böylece hiç peygamber demiyorlar. Ve iman etmediler. Ondan sonra çocuğun biri geliyor. İşte babasının sırtında işte babası taşıyor.

  65. 33:03

    Baba beni indir diyor. Ne yapacaksın diyor. Yerden taş alacağım diyor. Alıyor taşı Nuh'a selam. Tak kafasına yarıyor. Ve öyle çoluğu çocuğu Nuh'a selama saldırıyorlar. Ondan sonra kayaların altında eziyorlardı, bırakıyorlardı. Artık öldü, daha şey yapamaz. Kalkıp bize bir daha ayet okuyamaz. Kelime-i Tevhid telkin edemez.

  66. 33:28

    Putlara tapıyorlar. Süva diye putları var. Yahus, Yahuk, Nesir. Böyle putlara takmışlar falan. Ondan sonra yine Nuh'a selam yaralarını sarıyor. Kalkıyor, inim inim iniyor, kalkıyor eve geliyor. Evdeki hanım da imansız. Bir de onunla uğraşıyor. Yani iki hanımı olduğu rivayeti ağırda basıyor. Bir hanımı Müslüman, bir hanımı kafireydi.

  67. 33:59

    Ondan sonra Mena'l-bab Kim o kapıda, kim var? O yine söylüyor. Ene Nuh, kullâ ilâhe illallah, tüfle. Ben Nuh Nebi'yim, Allah'tan başka ilah yok diye Tevhid oku, felaha ereceksin. Yahu sen ölmedin mi yine? Zaman kalktın geldin, yaralarını sardın ya. Yeniden pataküte pataküte bir daha toplanıyorlar, kaldırıyorlar, dağa çıkarıyorlar, dövüyorlar, ediyorlar.

  68. 34:32

    950 sene. Şimdi biz burada gelmişiz Bulancı'ya. Ondan evvel geldik Hacı Mustafa Ağabey'e. Hollanda'dan o beni çok sever, geldi buraya sırf. Bir çay içtik onlarla, neyse ne. Efendi Hazretleri öyle buyurdu. Yani bizi şimdi yediriyorlar, içiriyorlar, ikram yapıyorlar, hürmet yapıyorlar diyordu. Peygamberler dayak yiyordu, biz yemek yiyoruz.

  69. 34:56

    Ondan sonra, yoruldum, ettim, uygun geldik, hastayım, ustayım diye, bir de bahane ediyoruz ya. Bu millet, kapı kapı gezilip, evlerine gidilip, sohbet edilmeyi hak ediyor. Ama vakitler yetmiyor. Çok hoca lazım. Her hoca bir vazifesini yapsa, bütün... millete ulaşırız. Ama şimdi elhamdülillah yine tabi çok bozukluk var, namazsızlık

  70. 35:23

    çok var, abdestsizlik çok var, faiz oranı çok yüksek. Faiz iptilası var buralarda. Haremlik selamlariyat yok, kadın erkek Haremlik selamlar yahut yok. karışma, görüşme var, tokalaşma var. Yani, maalesef Karadeniz'de bu sorunlar, haramlar, günahlar her yerde de olduğu gibi, buralarda da var yani. Bunlar inkar edilemez.

  71. 35:44

    Ama, yine de, bir Allah, Peygamber dediğin zaman, bir âyet, hadis okuduğun zaman, dinleyen cemaat de buluyorsun. Bir müşterisi bu işin, müşterisi demek, talibi demek. Biz sizden para istemiyoruz, ne istemiyoruz, biz Allah için geldik buraya. Ama, bu işin talibi, müşterisi de var. Bunu da inkar edemeyiz.

  72. 36:06

    Onun için, bunlar şimdi hizmeti hak ediyor. Bu sohbetlerin yapılması, tebliğin ulaştırılması, tebliğden başka bir çare yok. Yani, Nuh Aleyhisselam'ın 950 senelik tebliğ döneminde bir rivayet 8, bir rivayet 80 kişi iman ettirebilmiş. En fazla rivayet 80'den yukarı yok. Bu 80'de zaten 3 tane oğlu var.

  73. 36:33

    Bir tane oğlu da Kenan, o da kemiğe binemedi, iman etmedi yani. Sâv ilâ cebeli yâsubun ibn elmâ. Dağa çıkacağım dedi, orada beni kurtarır dedi, sudan. Oğlum dedi, Lâ asumeliyem ve min emri illâ ilâ benrahîm. Allah'ın acıdıklarından başka kimse bugün kurtaramaz dedi. Allah da ancak bu kemiğe binenlere acıyor.

  74. 36:58

    Onun için iman et Müslümanım dediyse de o bir oğlu da dinemedi. Dolayısıyla, işte hanımına laf anlatamıyorsun, icabında oğluna, kızına laf geçiremezsin. Hidayet Allah'ın yaratmasıyla oluyor yani. En akıllı adam bakıyorsun, çuvallıyor. En aptal dediğin adam, en ahmak dediğin adam, tam başındaki koca karı, nene, Allah'ı buluyor, hakkı buluyor, cennete gidiyor.

  75. 37:28

    En akıllı dediğin filozof, profesör, bilmem ne, cehenneme gidiyor. Akıllı olacak iş değil. Parayla olacak iş değil. Yani, hidayeti buldurmuyor. Onun için Nuh Aleyhisselam'ın Efendi Hazretlerimiz çok anlatırdı onun için. Şimdi bak soruyor Nuh Aleyhisselam'ın ümmetine, sizin uyarıcı geldi mi diyor, adamlar Allah'ın huzurunda yalan konuşmaya utanmıyor.

  76. 37:57

    Yani hani hep Allah'ın huzurundayız ama şimdi hani Mevla bize hesaba çekmemiş şu anda. Muhatap almadığı için biz de Mevla bizi görüyorsa da yani işte çok etkilenmiyoruz yani. Ama şimdi Mevla huzurunda hesaba çekilecek, o başka. Dediler bize hiç nezir gelmedi. E nereden o? Gelsin bakalım buraya. Tebliğ ettim mi etmedim.

  77. 38:22

    Etmez olur muyum ya Rabbim? Peki. Dedi bak Nuh Aleyhisselam size tebliğ ettiğini söylüyor, siz tebliğ etmediğini söylüyorsun. Yok dediler, tebliğ etmedi bize. Yalan nasıl olsa, ya tutarsa. Çünkü doğruyu konuşsa cehenneme gitmenin şahitliğini yapmış oluyor. Allah elçi gönderdi, sen onu dinemedin. Bunun üzerine Nuh Aleyhisselam'a Mevla soruyor ki Mevla

  78. 38:55

    bilmez mi de işte Mevla böyle şahitlik ister. Şahitlik işine Mevla çok önem veriyor. Mahşerde bile şahitlerle iş yapacak. Hani şimdi burada şahitler nikah kıyarsın şahit lazım. Akıt yaparsın, alışveriş yaparsın, şahit yazışırsın, imzalaşırsın falan. Senet falan, sünnette de var. Hani şahitler önemlidir.

  79. 39:24

    Mahkemeler şahitlerle çalışıyor. Ama ahirette şahit ne lazım? Ve kefâbillah şehide. Şahit olarak Allah yeter. E kimseye de hesap vermez. Kimse de ona itiraz edemez. Ya Rabbi sen nereden biliyorsun diyecek hali mi var? Mahşerde Allah'a kim bunu diyebilir? Fakat Mevlamız yine bu şahitlik işine çok önem veriyor.

  80. 39:53

    Şahit mi lazım? Nuh Aleyhisselam'a diyor ki, senin şahidin kim? Yani ümmetine tebliğ ettiğine dair sana kim şahitlik edecek? Ya Nuh, sana kim şahitlik edecek ki, bu ümmetine Allah'ın dinini, diyanetini anlattığına dair? Nuh Aleyhisselam da diyor ki, ümmet-i Muhammed'in sallallahu aleyhi ve sellem, Allah'ın sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmeti bizi söylüyor.

  81. 40:26

    Biz onun ümmetiyiz, elhamdülillah. Allah ümmetliğine layık eylesin. Ümmetliğinde daim eylesin. Ümmeti olarak kaim eylesin. Ümmeti olarak ölmeyi nasip eylesin. Ümmeti olarak haçt eylesin. Amin. Allah'ın sallallahu aleyhi ve sellem, Muhammed'in ve aleyhi ve sellem, iyi. Sizin amin sesiniz içki. Sizin ses, Karadeniz'in sesi içki.

  82. 40:51

    Bazı yerlere gidiyorum, ölü gibi, bir amin diyecekler ağzının çeyreğine yahu. Ya mübarek bir amin de yahu. Allah Allah. Güzel. Aminleriniz hoştur ha. Ondan elhamdülillah. Ondan sonra, efendim, bir de bazen dikkat ediyorum, bana dua dersem, başka birilerine dua dersem, aminler zayıf çıkıyor. Millete dua dersem, oturanlara amin kuvvetli çıkıyor.

  83. 41:20

    Dikkatimi çeker yani. Kendine döndürmüş, neyse, dua, amin denecek duaysa, amin deriz. E sana kim şahitlik edecek diyor. Ey nur diyor. Ya Rabbi, ümmeti Muhammed diyor, sallallahu aleyhi ve sellem. Getirin ümmeti Muhammed'i diyor, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, yok yani oradaki şeyde. O da ilginç bir şey.

  84. 41:45

    İlgimi çeker yani. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, çağrılmıyor. Biz çağrılıyoruz, bizim ümmet Ondan sonra, artık orada da heyetler halinde midir, ümmetin ileri gelen hafızları, alimleri olabilir falan ama, hadis-i şerifte ümmet diyor.

  85. 42:09

    Bizim ümmet geliyor, Mevla Teala soruyor, bu Nuh kulumuz, ben tebliğ ettim diyor, bunun kavmi tebliğ etmedi diyor. Nuh kulumuz, sizi şahit olarak gösterdi. Ben de sizi çağırdım. Siz onun tebliğ yaptığına dair şahitlik eder misiniz diyor. Biz de ümmeti Muhammed olarak sallallahu aleyhi ve sellem,

  86. 42:39

    Allah'ın emanetini yerine getirdi, kullarına tebliğatını yaptı, biz de buna şahitlik ederiz. Deyince, Nuh kavmi itiraz ediyor. Diyor ki, Ya Rabbi, bunlar dünyanın sonunda geldi, biz dünyanın başında yaşadık. Bunlarla aramızda binlerce yıl var. Bunlar bizim nereden görmüşler? Şahit demek, görgü tanığı demek.

  87. 43:03

    Bizi nereden görmüşler şahitlik edecek? Bunun üzerine Allah-u Teala buyuruyor ki, bakın böyle bir itiraz vaki oldu. Siz bu şahitliğinize bir de delil getirmeniz lazım. Nereden gördünüz? Nereden duydunuz? Neye dayanarak söylüyorsunuz bu şahitlik yapıyorsunuz bu işe? Biz de diyeceğiz ki, kolay, Ya Rabbi, Sen bize bir Kur'an indirdin.

  88. 43:31

    Ahir zaman ümmetine en büyük kitabını, Hazreti Kur'an'ı inzal etti. O Kur'an'da Nuh Aleyhisselam'ın tebliğ yaptığına dair ayetler indirdin. Çok. İşte Hud Suresi'de Ondan sonra, Nuh Suresi var. Bir buçuk sayfa sure. Biz Nuh'u kavmine gönderdik. O da onlara dedi ki, çok can yakıcı azaplar gelmeden önce, biz de aynı durumdayız

  89. 44:31

    şimdi. Hepimize can yakıcı azaplar gelebilir. Ölmekle bu iş başlar. Kimine ölmeden de başlar. Gelmeden önce kavmini uyar. Namaz kılmayan kalmasın. Oruç tutmayan kalmasın. Faiz yiyen kalmasın. Haram yiyen kalmasın. Ölüm geliyor. Ne zaman temizleyeceksin bu işleri? kaza namazların varsa hemen onları telafi et.

  90. 44:56

    Evet, size can yakıcı azap gelmeden önce kavmini uyar. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de aynı öyle yapmadı mı? Aynı öyle yaptı. Şimdi bütün veliler, âlimler, vaizler bu şekilde uyarıda bulunmuyor mu? E bulunmuyor. Hele ki şimdi internetlerde çıkmış ki herkes herkesin cebinde elinde her istediğine ulaşıyor.

  91. 45:25

    Her konuyu oradan buluyor. Bunun üzerine dediler ki Ya Rabbi sen bize indirdiğin Kur'an'da Nuh Aleyhisselam'ın ümmetine tebliğ yaptığını, onların tekzip ettiğini inkar ettiğini, yalanladığını ve sonra tufan olduğunu azap ettiğini onlara bildirdin. Biz de senin kelamına inandığımız için ona dayanarak şahitlik yapıyoruz.

  92. 45:58

    Dediler. Bunun üzerine e şimdi dünyada Kur'an'ı inkar edersin, başına bir şey gelmezdi rahatım zannedersin. Ama Allah'ın huzurunda mahşerde Allah'ın kitabını, Allah'ın kelamını inkar edebilir misin? Mevla'da buyuracak yakayı ele verdiniz. Ama bizim ümmet şahit olarak getirildi. Bu bizim ümmete bir fazilet olarak Kur'an-ı Kerim'de adaletli olduğumuz, dürüst olduğumuz

  93. 46:30

    Küntüm Hayra ümmetin buna temas ediyor. İnsanların menfaatı ve yararlanması için dünyaya çıkarılan bunca ümmet geçmiş. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ne buyuruyor? Sizden evvel yetmiş ümmeti öldürdünüz. Yani sizden evvel yetmiş tane ümmet geçti. Peygamberlerin ümmetlerine yetmiş tane. Tabii yetmişten fazla gibi görünüyor ama işin özeti yetmişe toplanıyor demek istiyor.

  94. 47:12

    Çünkü ne manada? Mesela Musa'ya selamdan sonra gelen peygamberler işte Tevrat şeriatı üzere devam ettikleri için onları tek ümmet saysan, Tevrat ümmeti, İncil ümmeti, Zebur ümmeti, diğer Suhuf olan peygamberler var, diğer peygamberler var, Resuller var ama bazı Resuller geçmiş Resulün şeriatına devam ettiği için yeni bir vahiy, yeni bir kitap gelmedi ondan sonra.

  95. 47:36

    Ondan dolayı yetmiş yetmiş ümmet diyor. Sizden evvel geçirdiniz. Ama bunlar için de Allah katında en hayırlısı, en keremsiz, en şereflisi sizsiniz. Bu şerefinizi neye borçlusunuz? Siz ne manada en hayırlı oldunuz? İnsanların yararı için dünyaya çıkarılan Te'murûne bi'l-marûfî Allah'ın maruf kıldığı şeriatın meşru kabul ettiği helalları, o zaman Allah'ın emirleri

  96. 48:10

    namaz, oruç, hac, zekat vesair, sılay, rahim, fakir fukara yedirmek çok. İslam'ın emirleri de çok. Faziletli amelleri daha da çok. Bunları emrediyorsunuz. Ve tenevnân-ı münkerî Allah'ın reddettiği şeriatın gayri meşru saydığı zina, livata, erkek erkeğe ilişki, lezbiyenlik, kadın kadına, ondan sonra faiz, yalan, haram, gıybet, rüşvet, iftira

  97. 48:46

    vesair vesair ne kadar Allah'ın reddettiği iş varsa bunlardan milleti alıkoymaya çalışıyorsunuz, alıkoyuyorsunuz. Ve tü'minûne billâh Allah'a da gerçek manada iman ediyorsunuz. Onun için sizin kadar hayırlı bir ümmet ben daha yaratmadım Allah'a buyuruyor. E şimdi bizim hayriyet sıfatımız, Allah indiki şerefimiz, faziletimiz, Kur'an ehli olmak, eşraf ümmeti

  98. 49:12

    hameletül Kur'an ve sahibül leyl, ümmetimin en şereflileri, Kur'an'ı yüklenen hafız efendiler, alimler, fıkıhçılar, tefsir ehli, bir de gece teheccüde devam eden müminler bunlar tabi eşraf. Pulancağın eşrafı var. Kirasunun eşrafı derler. Ne demek? Gözde güzide aileler var. İşte Secereli, Mecereli biraz da tabi bunlar zengin mengin

  99. 49:39

    olurlarsa falan millet de zenginliğe itibar ettiği için şimdi tabi ya kürküm ya dünyasındayız. Ama ahirette eşraf olmak, ahirette eşraf olmak için Kur'an ehli olmak lazım. Zikir ehli olmak lazım. Gece hesapları olmak lazım. Herkes uyurken uyanmak lazım. Allah diye ağlamak lazım. Senin farkın ne? Pulancak'ta kaç binlerce kişi var.

  100. 50:08

    Hepsi teheccüde uyuyor. Sabah namazına kalkmıyor. Sabah namazının cemaatine kaç kişi çıkıyor camilerde? Kaç kişi var? İstanbul'da bile camiler boş. E o zaman orada kim kalkarsa, kim cemaate gider Allah için adım atar? Camiyi açık tutar? E Mevla da neye bakar? Onlara bakar. Öbür türlü fındık ağası kim?

  101. 50:38

    Bal ağası kim? Kirasun'un fındık ağası, Aluçla'nın bal ağası, bilmem nerenin ne ağası? Bana ne? Ağasından, paşasından. Bu surette ne fayda var? Ki fayda? Haa. İzâ erâdellâhu en yu'azzibek kavmen. Allah bir kavme belayı göndermek ve büyük bir azap yapmak istediği zaman diyelim ki bir kariyeye, bir beldeye Allah muhafaza isim vererek hedef göstermek gibi olmasın hani?

  102. 51:14

    Şom ağızlılık yapmayalım. Ama gördüğümüz üzere bir bakıyorsun yel geliyor, bir bakıyorsun yangın geliyor ve afatlar geçen seneler her taraf yandı ya. Yazın. Bu taraflarda pek olmadı biraz ama memleketin birçok yeri perişan oldu. Allah bir şekilde bir azap etmek istediği zaman ne yapar? Nezarallâhu ilâ ummâril mesâcidi.

  103. 51:52

    Mescitleri mamur edenler var mı diye bakar. Mescit ne demek? Cami işte camiler. Secde ettiğimiz yerler. Allah Teala nereye bakmaz? Ağanın köşküne, sarayına öbürünün bilmem çiftliğine, çaylığına fındıklığına bakmaz. Nereye bakar? Mescitlerin ummar ummar amirler. Mescitleri mamur eden. Mamur eden ne demek?

  104. 52:24

    Tamirden gelir. Tamir onarmak, bakmak işte güzel yapmak. Ama mesele o mu? Yani şimdi gelirken bir camiye kıldık. Karadeniz milleti camileri meraklıdır. Cami çok yaparlar. Özellikle Trabzon, Zize tarafları da cami çok yaparlar yani. Bir köyde bazen iki cami, üç cami bir de bazen birbirine girerler. O onun camisine gitmez, o onun camisine gitmez.

  105. 52:57

    Yukarı mahalle camisi, aşağı mahalle camisi. Bu cami ihtilafları da çoktur. Bu da yanlış bir şey tabi de. Camiler gerçekten bakımlı. Şurada özellikle tabi sahilin etrafı cami dolu. Her taraf cami dolu. Giriyorsun, bakıyorsun halılar temiz. Güzel süpürülmüş. Bir pislik teke yok. Güzel. Allah'ın evine de bu yakışır.

  106. 53:28

    Ama cemaat var mı? Beş vakit namazın cemaatine camiye gelen kaç kişi? Mevla şimdi camilerin bakımlı mı değil mi diye camilere bakar demiyor. Camilerin bakımını yapanlara bakar diyor. Şimdi bu camilerin bakımını yapmakta da bir fiziki manada temizleme var. Bir de cemaatle namaz kılma anlamında.

  107. 54:00

    Şimdi sahabe-i kiram zamanında öyle şimdiki gibi, bizimki gibi çok bir bakım, çok bir efendim jilet gibi halılar, her taraf kaymak gibi falan böyle bir durum pek yok. Ama ne var? Camide cemaat var. İbadet var. Zikir var. İlim var. Ders var.

  108. 54:24

    Şimdi bir namazı kılıyor, hemen çıkıyor. Zaten hiç ders, mers, ilim hiçbir şey kalmamış. Namaza da kaç kişi geliyor? Zaten beş vakit namazından yüzde beşe düşmüş. Cemaatle kılan sıfır nokta beşe düşmüş. Şu vaziyete rezilliğe bak ya. Birkaç tane ihtiyar kaldı. Allah bir kavme belayı vermek istediği zaman camileri camileri mamur edip etmediklerine bakar.

  109. 54:53

    Ne manada mamur ettiklerine? Cemaatle namaz kılıyorlar mı, kılmıyorlar mı? Camilerde Allah'ı zikrediyorlar mı, etmiyorlar mı? İşrak bekliyorlar mı, beklemiyorlar mı? Bunlara bakar. Mamurluk böyle olur. Eğer bakarsa ki mescidlerde ibadet eden var. Fes'arâf Allah'ın münâzatı o camilere devam edenler hürmetine toptanından belayı çevirir.

  110. 55:20

    Eğer hiç kimse yoksa toptanı birden helake hak eder. Evinde kılsa da kurtaramaz. Çünkü camiyi mamur etmek lazım. Bir kısım mamur ederse öbürlerinin de onun belalarını bunların hürmetine kaldırır. Onun için ne kadar da az olsa cami cemaatleri, Kur'an ehli, hafızlık yapanlar, medrese okuyanlar, okutanlar bunlar farz-ı kifaye işlerdir ama bu farz-ı kifayeler yapılmayınca

  111. 55:59

    farz-ı ayinler ortadan kalkıyor. Çünkü neden? Herkesin ehl-i sünnete göre inanması, itikadını tahsis etmesi farz. Abdest, kusul farz. Beş vakit namaz farz. Bu namazın ilmihali var. İçinde dışında şartları var. Teadil erkanı var. Bu namaz farzsa, bu farza tealluk eder. Dünya kadar farz vacip var. Sünnet-i Mustafa'da saymıyorum yani saymasak bile, ne kadar içinde dışında

  112. 56:25

    şart var, rükun var. E şimdi birileri bunu okumazsa, okutmazsa, talebeye öğretmese, camilerde cemaate anlatmasa, o milletin hepsine bunlar farz-ı ayin. Burada ben farz-ı kifaye, başkası yapsa benden düşer. Ama şimdi kimse yapmadıysa cenaze ortada kalır. Cenaze ortada kalınca Allah hepsine azap eder.

  113. 56:50

    Çünkü neden? E niye bu cenazeyi defnetmediniz? Şimdi cenaze ortada kaldığı bir zamanlardayız. Camilerde imamlar var, müezzinler var vs. Şimdi bir cemaatin talimiyle, tecvidiyle, ilmihali biliyor musun? Her üstüne itikadın düzgün mü? Kim uğraşıyor? Kıl beşi kurtar başı demiş. Ondan sonra ezanını okuyor, kavmetini götürüyor.

  114. 57:17

    Yetişen yetişti. Namaz bitti. Yahu orada bir mihraptan dön, bir ayet oku, bir hadis oku. E ben Arapça bilmiyorum. O zaman aç bir Ehl-i Sünnet alimin kitabından. Mahmut Efendi Hazretlerimizin tefsiri var. Fuhur Furkan'da dolu hadis var. Aç oradan. Ya sohbetleri var. Mesela yani Ömer Nasuhi Bilmen Hazretleri'nin bir şeyinden onun biraz daha anlaşılması zor olabilir.

  115. 57:42

    Eski dille Osmanlıca konuşuyor ekser. Ondan sonra aç, bir şey oku yahu. Bir emri bir maruf yap. Biz en hayırlı ümmet seçildik. Niçin? İyiliği emredersiniz, kötülükten neyi edersiniz? Millete bir faiz hakkında bir şey oku. Bunun haramiyeti hakkında bir şey oku. Faiz kazanmak gibi görünür. Allah onun bereketini mahvedecek.

  116. 58:08

    Sadaka zekat çıktığı için para vermek gibi görülür. Şeytan seni korkutur. Der ki fakir olacaksın. Parayı veriyorsun. Ama Allah da buyuruyor verilmiş sadakat. Sadaka zekat eksiltme gibi görünür. Ben onu artıracağım. Faiz bir verdin, on aldın. Almak kazanmak gibi görünür. Ben onu mahvedeceğim.

  117. 58:33

    Şimdi böyle bir Allah var, Kur'an var ya. Sen de Müslümanım diyen bir adamsın. Buradan bir kazanırsın. Helalinden zekatını verirsin, sadakanı verirsin. Bela da gelmez. Hastalık da gelmez. Çoluk çocuğuna afet musibet de çökmez. Paranla mutlu mesut kanaatinden yaşarsın. Herkes padişah olacak değil. Ama öbür türlü bire on, bire yüz katlama katlama koyarsın faizi, alırsın paraları.

  118. 59:07

    Ondan sonra oğlunun bacağı kırılır, hanımının kafası kırılır. Senin bilmem nere ne, bilmem ne olur. Arabant gaza yapar. Ondan sonra hastanelerde sürüm sürüm sürünürsün. Ondan sonra bir hastalık çıkar, ilacı Türkiye'de de yok. Amerika'dan ilaç bekle, Avrupa'dan ilaç gözle. On bin dolar, yirmi bin dolar bak ne hastalıklar çıkıyor icabında.

  119. 59:34

    Kaç milyon lira ilaç parası lazım geliyor. İşte ilanlar, duyurular yapılıyor millet. Çocuklar engelli oluyor vesaire. Allah bela veriyor. Ne işin var senin faizle, haramla? Rüşvetle ne işin var? Eğer diyor, ve izâ salletum fî bîtikum kemâ üsalli hazel mütekallifu fî beyti, bak şu adam geri kalmış, evinde kılıyor diyor, sallallahu aleyhi ve sellem.

  120. 1:00:29

    İbni Mesud radıyallahu anh rivayet ediyor, eğer bu adam gibi siz de evinizde kılarsanız diyor, bak kılmayandan bahsetmiyor. Kılmayanın, iyi Rab'tan mahal yok, kılmayanın dinde yeri yok. Namaz kılmayan İslam'da yeri yok. Bir yere girmiyor, hiçbir hadise girmiyor namaz kılmaya. Kılarsa da cemaatsiz kılarsa, zarureti yokken evde kılsa, geri kalsa, lebbaleltum,

  121. 1:00:58

    letaraktum sünnetene bîkum, peygamberinizin en büyük sünnetini terk etmiş olursunuz, ve letaraktum sünnetene bîkum, lebbaleltum, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sünnetini terk ettiğiniz zaman elbette yoldan çıkarsınız.

  122. 1:01:10

    Şimdi bu milletin yani İslam aleminin genel sorunu bu. Sadece Türk milleti, Kürt milletinden bahsetmiyoruz. Müslümanım diyenlerden bahsediyoruz. Cemaatle namaz çok zayıf. Bazı Arap ülkelerinde bizden bayağı fazla. Körfez ülkelerinde falan cemaatle namaz oranı yüksek.

  123. 1:01:34

    Şimdi doğruyu konuşun. Orada da Vehhabilik şubu sıkıntıları var ama halkta da illa bütün halkta Vehhabi değil. O da ayrı bir dava. Yönetimlerde olabilir. E şimdi siz en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten ne edersiniz? Bu millete sen artık kapı kapı mı dolaşacaksın veya gelene işte efendim bir mecliste oturduğun zaman mı

  124. 1:02:00

    herkes bildiği kadarıyla bir şeyler anlarsa en hayırlılığımız devam eder. Ama şimdi ne melazımcılık baş gösterdi bana dokunmayan bir yaşasın. Doğruyu söylemiyor. Onun kalbi kırılır. O gücenir. Ya sen de gidip de kaba konuşma. Terbiyesiz konuşma. Hürmetli konuş. Alttan al. Affedersiniz, özür dileriz.

  125. 1:02:30

    Müsaade eder misiniz? Birkaç kelam edelim. Allah için dertleşelim falan. Ortaya konuş. Sen de ne bozuk adamsın ya zındık mısın nesin diye. Adamı hedef alma kardeş. Ama ortaya konuş. Doğru konuş, hakkı konuş. Şu millet nasıl bu camileri dolduracak tekrar? Şu millet ne zamandır çocukları medreseye verecek?

  126. 1:02:58

    Kur'an ehli olacak. Ahiret şerefini keşfedecek. Hakiki şeref ahiret. Bu dünya gidiyor. E bir de bütün günler şahit, geceler ameller. Birbirimizde de şahitliklerimiz var. E nasıl şahitlik edeceğiz? Mekke'de gördükse Tekke'de gördükse şahitlik edeceğiz. Namazda görürsek, cemaatta görürsek şahitlik edeceğiz.

  127. 1:03:29

    Bir adamın beş vakit namaz cemaatine arada firavusa bilaniyse hasta olsa olur. Namaza devam ettiğini görürseniz o adamın müslüman olduğuna şahitlik ediniz. İmanına şahitlik ediniz. Hiç camide, cemaatta görmediği bir adama dünyada, ahirette biz nasıl şahitlik edeceğiz? Onun için okuduğumuz ayet kerimesinde Rabbimiz Kaf Sûresinde buyuruyor.

  128. 1:04:01

    Vecaet geldi. Yani mutlaka gelecek demektir. Kur'an-ı Kerim'de öyle tabirler var ki kesin olacağından dolayı mazi sırasıyla kullanılıyor. Aslında daha kıyamet kopmadı. Kimse de mahşere çıkmadı şu an. Herkes berzak aleminde. Biz daha ölmedik. Herkes ölecekti ki kıyamet kopsun. Dünyada bir kişi kalırken kıyamet kopmaz ki.

  129. 1:04:25

    Zaten gökler, yerler dağılacak. O zaman bir tane canlı kalmayacak. Ondan sonra yeniden dirilme var. Ama Allah-u Teala ne buyuruyor? Vecaet geldi. Yani ne demek? Kesinlikle gelecek. Bu o kadar kesin ki gelmiş bilin. Şu anda siz şurada oturduğunuza emin misiniz? Ben karşınızda konuştuğuma şahit misiniz?

  130. 1:04:53

    Ve şu anda birinizin bu acaba rüya mıdır? Hayal midir? Böyle bir şey var mıdır? Ben halüsinasyon mu görüyorum diyen var mıdır? Yoktur. Şurada geldik, işte ne kadar oldu bilmiyorum. Bir, yarım saattir bir şeyler konuşuyoruz. Ezan ne kadar var? Ezan kaçta? Beş buçuk. On yedi otuz mu ezan burada? Otuz sekiz.

  131. 1:05:20

    Otuz sekiz, tamam. Ezan'a kadar bir şeyler daha anlatırım size. E şimdi, şu kadar dakikadır bizim burada konuştuğumuzda şüphe eden var mıdır? Yoktur. Aklı başındaysa. Bu nasıl, burada geldik, oturduk, şu kadar dakika geçti. Aynı böyle, mahşerde bu şekilde Allah buyuruyor ki geldi. Geldi diyor. Çünkü neden?

  132. 1:05:50

    Her gelen yakındır. Çünkü önündeki bir şey, devamlı sana doğru ne yapıyor? Yaklaşıyor. Ama geçirdiğin bir şey, mesela şundan bir dakika evveli, devamlı bizden artık ne yapacak? Uzaklaşacak. Bir dakika evvel diyoruz, sonra bir saat evvel, sonra bir gün evvel, bir hafta evvel, bir ay evvel, bir sene evvel, on sene evvel, yirmi sene evvel, yüz sene evvel,

  133. 1:06:19

    aha şimdi binlerce sene evvel şöyle oldu diye tarih bunları yazıyor. Ve herkesle konuşuyor. Kur'an-ı Kerim zaten bize en güvenilir kaynak olarak Nuh Aleyhisselam'ı bize beş bin sene evvel, altı bin sene evvel Adem Aleyhisselam'ı bile anlatıyor. Bak, bir dakika evvel mi bize daha yakın, bir saat sonrası mı bize daha yakın, bir sene sonrası daha yakın.

  134. 1:06:51

    Neden? O gelecek devamlı yakınlaşacak, bu geçmiş devamlı uzaklaşacak. Onun için gerçeği arıyorsan, gerçek önümüzde tek hakikat var. Ha, bu saatten sonra kaç sene yaşar mıyız, yaşamaz mıyız, hasta mı oluruz, alzheimer mi oluruz, elden ayaktan düşer miyiz, düşmez miyiz, çoluk çocuk evlenir mi, torun görür müyüz, kaç sene daha yaşarız, dünya ne olur,

  135. 1:07:26

    bulanacak ne olur, görene ne olur, Allah bilir. Biz şimdi kendi işimize bakalım. Ölenin kıyameti kopmuştur. Bugün bulanacakta görev eden birisi öldüyse, onun için gökten, yerden ne haber var? Artık onun havalar sıcak mı, soğuk mu, ne moranı kaç, fındıklar oldu mu, don mu vurdu, mahsuller ne kadar, hükümet fındık fiyatının kaç lira açıkladığı, onun o işle daha ne alakası var.

  136. 1:08:07

    Kim ki öldü, kıyameti koptu. Onun için gök, yer söküldü. Umumi kıyamet ayrı bir şey. O bütün alemleri bir anda çökertecek. Allah gökleri yerleri sökecek. Onu konuşmuyoruz. Ama ölenin kıyameti koptu. Sen şimdi önüne baksan, bir hakikat arıyorsan, bundan sonra bir gerçek, en büyük hakikat ve gerçek, hayatımda ne olabilir, önümde ne var dersen, ben sana diyorum.

  137. 1:08:39

    Benim ve senin ve hepimizin önümüzde en hakiki gerçek bir şey var. O da kesinlikle ölüm gelecek. Kesinlikle ölüm var. Onun dışında, yaşar mıyım, yaşamaz mıyım, doğurur musun, çocuğun doğurur mu, bilmem ne, havalardan, sulardan bahsedecek olursak, bunların hiçbir hakkında kesin bir veri yok. Kaybı bilmiyoruz.

  138. 1:09:07

    Ve bunlara biz yetişir miyiz, yetişemez miyiz? Kıyamet kopmadıkça dünya yaşar. Ama sen yaşamadıktan sonra, dünyadan ilişki kopar. Onun için senin önünde bir gerçek var. O da ölüm gerçeği. Bu gerçeğe sen ne yapman gerekiyor? Ram olman gerekiyor. Buna bağlı yaşaman gerekiyor. Bu hakikati göz önünde bulundurarak, bu ölüm geldiğinde, benim halim nice olacak?

  139. 1:09:40

    Bana iman nasip olacak mı? Ya kafir ölürsen imanını kurtaramazsan? Bak, dün işte Lâ ilâhe illallah Bağış Gecesi'ndeydik. Birkaç maddesini söyleyebiliriz. Hani vakitler orada da kısıtlıydı. Başka maksatlar çünkü program yapılıyordu. Ne buyuruyor? Aklımda kalan kadar, beş maddeydi belki de.

  140. 1:10:11

    Kim zekatını kısarsa, zekatı engellerse, Allah onun malından korumayı engeller. Allah onun malından sigortayı kaldırır. Sen istediğin kadar bilmem ne sigorta şirketine, en yüksek rakamlarla, bedellerle malını, arsanı, tarlanı, arabanı sigortalattırabilirsin. Ama zekatını eksik verdin, Allah'ın hıfzı koruması sigortası senden kalktı.

  141. 1:10:36

    Kalktıktan sonra, ne olacak? Malı sigortalamış, çok büyük rakamlar vardır, milyon dolarlar var, milyar dolarlık sigortalarda vardır dünyada tabii ki. Ona göre insanların malları var, büyük zenginler var. Sigortalıyor. E tamam da, canını kim sigortalayacak? Malı sigortalamış, kapı gibi sigorta kaydı var.

  142. 1:11:04

    Kapı gibi. Büyük bir anlaşma. Kafasına bir saksı düştü, beyin kanamaz, adam gitti. Adam gitti, mal sigortalanmış. Ben gittikten sonra malı da kabire zaten götüremiyorum. Artık o çoluk çocuğa yararsa, yaramazsa, prosedür neyse onu bilmiyorum. Ama Allah senin malından sigortayı aldıktan sonra, sen neyin güvencesini bahsediyorsun?

  143. 1:11:35

    Men mene as sadaka, mene Allah'a minel afiye. Kim sadaka vermez, hayır hasenat yapmaz, fakir fukara doyurmaz, Allah ondan afiyeti engeller. Afiyet ne demek? Belasızlık. Allah afiyeti kaldırdığı zaman ne olur? Mayıs yağmur gibi bela yar başına, çoluğuna, çocuğuna. Başım beladan kurtulmuyor ya, e bir hayır yap, bir fakiri yedir, bir şey yap, bir muhtaça elbise al.

  144. 1:12:02

    Yok. Oradan bir iki tane olabilir, hatırlayamayabilirim şimdi. Zorlamayayım kafamı. Men terakez salate, mene Allah'u anu kavle la ilahe illallah inden nezi'i. İşte. Beş vakit namazını vakti vaktinde kılmayan, kişi namazı terk edenden de, Allah canını söküp alırken, ruhunu bedeninden söküp çekerken, kelime-i tevhid okumasını nasip etmeyecek diyor.

  145. 1:12:36

    Ona da la ilahe illallah dedirtmeyecek diyor. E şimdi, men kâne âhiru kelâmi la ilahe illallah, son sözü kelime-i tevhid nasip olsa, dehalel cennet, cennete direkt girer diyor. Benim bütün dünyadaki umudum, beklentim, son nefeste kelime-i şehadet okuyabilmem. Kelime-i tevhid okuyabilmem. Allah deyip ölebilmem.

  146. 1:13:04

    Ben bunun için bebekliğimden, çocukluğumdan beri sürünüyorum. Ama getirdik, getirdik, getirdik işi, son nefese yaklaştık ve son nefese geldik, Allah muhafaza, zikirsiz, kuransız, gafletle haramda, günahta ölürsek, bundan büyük bir zarar, bundan büyük bir kusran ne olabilir?

  147. 1:13:29

    Şimdi bütün herkesin kafasını takması gereken yer, hayatta tek gerçek var, o da ölüm. Onun dışındakiler ya var ya yok. var. Ben şimdi oradan İstanbul'a, bu akşam uçağımız var inşallah nasıl olsa döneceğim, inşallah döneceğim. Ama vallahi ben İstanbul'a sağ salim döneceğim diye yemin edebilir miyim? Sen edebilir misin evine döneceğine?

  148. 1:14:02

    Peki evine döneceğine yemin edemiyorsun. Ben İstanbul'a döneceğime yemin edemiyorum, hepimiz vallahi billahi öleceğimize yemin ediyoruz. Peki hangisi daha gerçek o zaman? Ölüm daha gerçek, onu anlatmaya çalışıyorum. Peki ölüm daha gerçekse ve her an gelebilir ve geldikten sonra kaza namazlarım var, onları kaza edecektim.

  149. 1:14:26

    Zekat borcum var. Epey seneler hesabımı, kitabımı eksik ettim. Ne yapacağım? Bizim size verdiğimiz rızıklardan verin fakire, fukaraya, medreselere, infak edin hayrata. Sizin birinize ölüm gelip çatmadan evvel Bak, Allah ne buyuruyor? Sonra Ya ben daha yaşıyorum, parasız kalırım Ondan sonra ölüm de alsın gelsin Sen de kabirde hop hop hoplatsınlar Sekat vermediğin malları da

  150. 1:15:09

    Yılan ejderha yapıp boynuna dolasınlar Seyutavvekûne mâ behlûbî yevmel kıyâmeti diyor Kur'an Cimrilik yapıp zekatlarını vermedikleri malları Boğazlarına yılan olup dolanacak diyor Kur'an Buradan çoluğa çocuğa bıraktın Çoluk çocuğuna desen ki babanın Bırak zekatını kırkta birini Devir diye, iskat diye bir şey var Onu da kaldırdılar, yani millet şahil şimdi Devir, iskat parası

  151. 1:15:37

    Adam Tahtakale'de kırk tane dükkan bıraktı Öbürü Zeytinburnu'da kırk tane daire bıraktı Çocuklarına hocalar dedi ki Ya baban ilk gecesi mezarda Iskatı salat var İşte namazında eksik olur, orucunda eksik olur Hayvan hakkı var, insan hakkı var Hani iskat yapılıyor, o bir muameledir yani

  152. 1:16:02

    Şimdi onu size anlatma vaktim yok Devir denir buna Ondan sonra İmam-ı Azam Efendimiz'e göre Faydası umulur buyurulduğu için yapıyoruz Efendi Hazretlerimiz çok önem verirdi bu işe E şimdi Kırk daire bıraktı ya Ne kadar tuttu bir hesap etti işte neyse Adamın yaşına göre Buludan on iki sene çıkıyorsun Erkeklerde Ondan sonra kaç sene yaşamış hepsini hesap ediyorsun

  153. 1:16:30

    Beş vakit namaz, her namaza bir fitre Fidye miktarı şey yapıyorsun E tabi her namaza bir fidye Her oruca falan O para çok tutuyor Çok zengin olana bir şey değil ama Normal insan yapamaz diye Onu kabul tepki yapıyorlar İşte fakirlerin Efendim o kabul ediyor, bir daha o geri alıyor Ona bir daha veriyor Böylece bir rakam çıkartıyorlar O rakam Efendim Fakirlerin eline geçerek

  154. 1:16:59

    Sonra onlardan geri dönerek Devir oluyor, devir zaten dönmek demek Döndürmek demek Bu devir işlemini Mevla Bey'le Fazlı Kerim'le kabul ediyor Çünkü her vakitte bir namaz fidyesi parası olsa Para çok tutar hemen hemen şuradakilerin Hiçbiri babasının, dedesinin, nenesinin Devrini yapacak bir para bulamaz o noktada Onun için kolaylık olsun

  155. 1:17:21

    Ama yine de 20-30 bin lira şu andaki şeyle bile Ortalama 60 yaşında yaşayan 20-30 lira belki çıkıyor Bilmiyorum şu andaki şey Fidye de arttı çünkü Ona göre bir muamele yapıyor Yahu adam 40 daire bıraktı Tahtakale'den 40 dükkan bıraktı Çocukları Yani o zamanın değerinde bilmiyorum 1 milyon muydu, 2 milyon muydu bir şeydi de O da zaten devirsiz miktar Devir yapınca o da düşecek

  156. 1:17:47

    Yani birkaç yüz bine 50 bin, 100 bine düşecek Vermeyiz dedi biz Kılsaydı dedi namazını Namazını kılsaydı dedi Orucunu tutsaydı dedi Ölüm hak miras alan helal Ben parayı yemeğe bakarım dedi Yahu baban azaba düşebilir Kabirde ilk gecesi sorgu suali var Bir sadaka çıkart yani Sadaka devir demek O para sadakayı fakire verecek yani Vermem dedi Kaç tane böyle

  157. 1:18:20

    İnsanlar, aileler rastladım En sevdikleri anasının, babasının Ciğer paresinin peşinden sadaka vermedi yahu Seninki beni kimi verecek Diyelim verdi Yahu sen elinle hayrını yapsana Sen dizin tutarken namazını kılsana Kaza borçlarını ödesene Oruç borçlarını tutsana Fe egule Ölüm gelip çattığı zaman başlayacak deme Rabbil evla karteni ilacen garip

  158. 1:18:56

    Ey benim Rabbim yakın bir ecele kadar beni biraz geciktirir misin? biraz geciktirir misin? Bir de pazarlık yapıyor. Ya hazreti aleyhisselamla pazarlık olur mu? Ne yapacaksın? Altmış Yahu Hz.A.S ile pazarlık olur mu? 60 sene yaşadın sene yaşadın, yetmiş sene. Ha ben altmış üç yaşında oldum. Ben 63 yaşında oldum İçimizde ben seksen yaşında da olanlar da var.

  159. 1:19:15

    Bu kadar sene İçimizde 80 yaşında olanlar da var Bu kadar sene yaşadın yaşadın. Bu hesabı düzlemedin. Kaza borçlarını bitirmedin Kul haklarından helallik almadın Emanetleri ehline vermedin Vasiyetlerini yapmadın Bekledin, bekledin, bekledin Belki biraz daha yaşarım diye Seni mi kıyamete kadar bekleyecekler?

  160. 1:19:35

    Ölümde mektup vermeden gelir Mektup var Mektuba mektup Benim eski videolarımda sakalımda beyaz yok Aha şimdi hislerim dağılıyor isminin dağlarına döndü. E ne olacak şimdi? Mektup. Cübbeli ne zaman ölecek? Azrâil Aleyhisselâm'dan mektup, telgraf mı gelecek? Ha mektup. Görmüyor musun sakalının beyazını ya?

  161. 1:20:00

    Ondan sonra kimi de siyaha boyuyor yani numaradan falan. Yahu siyahı boyasan ne olur? Altı beyaz yahu. Gitti daha. Bitti, bitti. Uzatmaları oynamıyoruz. Bir de bu laf çıktı şimdi. Bu diyor uzatmaları oynuyor. Uzatmaları oynuyor. Ulan uzatmalar diye bir şey olur mu? Ecel geldi, cihane baş ağrısı. Bana ne demiş.

  162. 1:20:21

    Ecel bu. Ecel bu. İnne ecelellâhî idâ câ'elâ yuhkhar. Nuh Aleyhisselam'ın vaazında. Bu Nuh Aleyhisselam'dan gidiyor hikmetiyle. Nuh Aleyhisselam'ın vaazında bu iş geçiyor. Bak dedi. Yapmayın, etmeyin, Allah'a ibadet edin, kulluk edin, haramlardan sakının, Rabbinize itaat edin. Yağfirlakum min zülubikum.

  163. 1:20:44

    Günahlarınızı affedecek. Ve yuhkırkümü'l eceli müsemmâ. Ecelinize kadar sizi mutlu, mesut yaşatacak. Bela da vermeyecek. İman ederseniz, takvâ, riad ederseniz. İnne ecelellâhî. Ama Allah'ın eceli idâ câ'elâ geldiği zaman, la yuhkharû. Asla geciktirilmez. Ömrüne bereket verilir. Bazı sâlih amellerde uzatma, uzun şey, o ayrı bir şey.

  164. 1:21:09

    Ama normal bir insanda, Allah-u Teala özel bir muamele yapmadığında, uzatma olur mu? Köy açtı, hastalığı atlatmış da, bilmem neyi atlatmış. Kaderinde zaten atlatacaktı. Zaten eceli gelmemişti, yaşayacaktı yani. Lev kuntum câ'lemûn. Ah, bunu bilseydiniz. Hiç ibadetlerinizi geciktirir miydiniz? Ama şimdi, hep teğhır, teğhır.

  165. 1:21:34

    Helekel müsevvûfûn. Sevfeciler helak oldu. Yakında, yakında. Ne yakında? Yemek yakında değil. Yemek peşin. Uyku peşin. İşe gitmek peşin. Maaş peşin. Her şey peşin. İbadete geldi mi, yakında yaparız. Yakında tevbe ederiz. Yakında düzeliriz. Yakında. Seni mi bekleyecekler? Ya gulûne sevfe netûb. Tevbeyi teğhir edenler, tevbesiz öldüler.

  166. 1:22:04

    Namazı terk edenler, imansız öldüler. Birçok namazsız, imansız öldüler. Beş vakit namazı terk edip de imanını kurtaran, parmakla ne parmağına, binlerde bir ya çıkar ya çıkmaz. Ben açıkça söylüyorum. Bu kadar kitap okudum ve namaz hususunda zaten, özellikle tetebbüatım var, 6-7 tane kitap yazmışım. En az bin sayfadan fazla namaz hakkında kitap yazmışım.

  167. 1:22:30

    Bin beş yüz iki bin sayfada kitap yazmışım. Sırf namaz ilmihanı zaten, imansız ölmeyen yedi yüz sayfa. Altı tane daha kitap yazmışım. Namaz. Gördüğüm bu kadar ayet, hadisten yola çıkarak söylüyorum. Namazı ihmal eden, farzları, özellikle farzları terk edenin imanlı ölmesi çok zor. Kafir olarak ölür.

  168. 1:22:55

    Ne hucu bilirler. Musallaha getirirler. Nasıl bilirsiniz, iyi biliriz. Oradan da Müslüman mezarlığına gömerler. Millet de zanneder ki, imanını kurtarmış. Kolay mı ya? Kolay mı? Bu kadar evliya, ulema ağlamışlar, sızlamışlar. Son nefeste imanlı ölmek için Allah'a yalvarmışlar. Ve peygamberler, veliler Allah'a yalvarmışlar.

  169. 1:23:20

    Sen, ben, bu kadar günahlarla imamızı kurtaracağız. İşte namaz, düzgün olsa, geri kalanlarında müsamaha var. Onun için, Kabirde ilk sorgu şu an, namaz. Abdest, taharet. Şimdi, konuşuyor Mehmet okuyan. Samsun şey, esas Samsunlu değil o, Trabzonlu da. Ondan sonra, Samsunlu da, üniversitede hocalık yapıyor.

  170. 1:24:01

    Konuşuyor diyor ki, kabir azabı yok, kabirde sorgu yok, kabirde hesap yok. Niye? Mahşerde hesap var, hesaptan evvel ceza olmaz. Felsefe yapıyor. Halbuki hafız adamsın. O da biliyor o ayetleri. Haa. Ayet, hadise bir baksa. Ondan sonra, ne buyuruyor ayet-i kerimede? Hadiste, ayette açıkça söylüyor.

  171. 1:24:32

    Melekler kafirlerin canlarını alırken, bir suratına, bir makatına, bir önüne bir arkasına dön geri, vurup duracaklar diyor. Ayet söylüyor. Âyet söylüyor, melekler canlarını alırken vuracaklar. E canlarını alırken hesap yapıldı mı? Ya sen bu âyeti inkar ettiğinin farkında değil misin? Kabirde bu kadar âyet var, hadis var.

  172. 1:25:00

    Kabirde ilk hesaba çekilecek namaz. E daha bahşere çıkmadık. Ya bahşere çıkmadın ama ilk sorgu sual ve kabir azabı, hak İstenziyumine'l-bevl, idrardan sakının üzerinize sıçratmayın, elbisenize sıçratmayın. Siz namaz ehlisiniz, sonra o elbiseyle namaz kılacaksın. İdra sıçrattın üzerine o zaman yıkaman lazım.

  173. 1:25:25

    Yıkamadan tonunu çekip giyersin. Ondan sonra namazın olmaz. Fe innâ ammeti hazâbil kabrimi'l-mü'minîn. Kabir azabının çok sebebi var. Ama ekseri sebebi, kabir azabına düzgün uçar olanların toptanının sebebi, müsebbibi idrar. Çünkü bu abdese taalluk ediyor. Taharetten başlıyor. Namaz nerede kabul oluyor?

  174. 1:25:50

    Daha halâdan başlıyor. Sen halâda işi tahareti, sünnete göre almadıysan hadesten taharet, necasetten taharet. Namazın dışındaki şartlar. Çocukken Sıbyan Mektebi'nde bunu öğretiyorlar ama işte manasını bilmeyince papağan gibi ezbere konuşursun. Onun için bir manevi necaset var. Abdestsizlik, kusursuzluk.

  175. 1:26:14

    Üzerinde bir pislik yok. Ama abdestsiz olman, necis olman demek. Namaza göre temiz değilsin. Ama Kur'an okumaya göre temizsin. Ama Kur'an'ı ellemeye göre temiz değilsin. Ama kusursuzsen, cünüpsen Kur'an'ı okumana da izin yok. Abdestsizsen okumaya izin var, tutmana izin yok. Cünüpsen, tutmana da izin yok, okumana da izin yok.

  176. 1:26:43

    Ama vücuduna baktığın zaman her tarafın kaymak gibi. Tertemiz. Ama abdestin olmadığı için manevi necaset var. Kustun olmasaydı, tümden. Büyük abdest lazım. Buna normal namaz abdesti diyoruz, ona kusur abdesti diyoruz. Ondan sonra bir de necasetten taharet. Hades deyince, hades manevi pislik. Abdestsizlik, kusursuzluk.

  177. 1:27:08

    Ama necaset, manevi pislik. İdrar sıçladı çünkü. Anladın mı? Donuna, gaita bulaştı. Bunlara dikkat edeceksin kardeşim. Kabirde hesap yokmuş da maaşlara kadar hesap yok. Nerede hesap yok? Nerede azap yok? İnim inim iniyorlar kabirlerde. İnim inim iniyorlar. Duyan duyuyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem duyuyordu.

  178. 1:27:30

    Yuhazzebani buyurdu, iki tane mezarın yanından geçiyordu. Dedi ki, bunlara azap oluyor. Ve ma yuhazzebani fi kebirin. Ama çok da büyük bir günah sayılacak bir şeyden dolayı azap olmuyorlar. Düşünürsünüz. Çünkü hani, içki, kumar, faiz, fuhuş falan bilmem ne, öyle de bir şey görünmüyor. Zannedersin. Biri idrardan sakınmazdı, üstüne sıçratırdı.

  179. 1:27:59

    Bulaşığını yıkamazdı. Öbürü de dedikodu, laf taşırdı. Onun dediğini ona, onun dediğini ona. Milleti soktu birbirine yani. Ne günahlara sebebiyet verir. Bu dedikoduda laf taşımak. Bu ikisidir buyurdu. Azap oluyor. Sahabe-i Kiram'la beraber geçerlerken, bütün kabirlerini görüyordu. Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.

  180. 1:28:23

    Kabirde yananları, yatanları, yananları, hepsini görüyordu. Ondan sonra bir kabirin başından bakıyordu. Azap oluyorlar buyurdu. Çok üzüldü. Ondan sonra ağladı. Sonra gittiler Sahabe-i Kiram'la beraber. Tekrar dönerlerken, o kabrin başına geldi, güldü. Dediler ya Resulullah, geçerken ağladınız,

  181. 1:28:47

    şimdi niye güldünüz? Dedi, şimdi baktım azabı kalkmış. Ama öbür hadiste kendisi yeşillik kopardı. İki tane yeşillik dikti. Bu yeşillikler Allah'a zikrediyor. Bunlar Allah'a tesbih ettikçe bunların azabı hafifleşir buyurdu. Bu hadis Bukhari'dir. Diğer hadis şerifte de buyurdu ki, baktım nimet içindedir.

  182. 1:29:11

    Sonra sordum, ya Rabbi bu giderken azaptaydı, dönerken niye rahat etti? Tabi imanı kurtarmış. İmanı kurtaramasa rahatlık söz konusu değil. Bir kabirin kanından biri geçmiş, bir inna enzellâh suresi okumuş. İnna enzellâh suresinin sevabını o ölüye hediye etmiş. Allah da o hediyeyle azabını kaldırmış.

  183. 1:29:35

    Kabirdekilere hediye yapılır. Onların ruhuna Kur'an okunur, Yasin okunur, sadaka verilir, kuyu açtırılır. Kuyu açtırılır, su hayrı yapılır, yemek dağıtılır. Onlara sevap ulaşır mı? Ulaşır. Bu ehl-i sünnetin itikadında kesin metindir bu. Bunda şüphe yok, biz vahhabi değiliz. Onun için şimdi biz önümüzde kabir var, ölüm var, tek gerçek ölüm.

  184. 1:30:04

    Buna nasıl hazırlanacağız, imanımızı nasıl kurtaracağız? Bunun derdine düşüp, keyifleri, zevkleri terk edip, başımızın derdine yanmamız lazım ya. Aha bak, Rıbi İbni Hiraş, Radıyallâhu anh. Bir kardeşi var, Rabi İbni Hiraş. Onlar iki kardeşler. Ölümünden sonra konuşan zat. O usta kitap yazdım da, şimdi onu tavsiye ediyorum yollarda.

  185. 1:30:31

    Baskıya vereceğim inşallah. Allah'ın dünyada dirilttiği ölüler bahsinde. Orada mukadramundan, yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem görebilirdi ama mekan itibariyle buluşamadılar. Ama Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hayattayken Müslüman oldu. Ona mukadram deniyor. Mukadram, mukadramun. Mukadram, eğer Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den sonraki dönemde geldiyse,

  186. 1:30:56

    ona tabi'in deniyor. Mukadram ve tabi'nin farkı nedir? Mukadram, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hayattayken yaşamış. Ama tabi'in, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hayattayken yaşamamış. Bu fark var. Mukadramundan yani. İşte öyle diyor. Kardeşi anlatıyor. Diyor ki, bu benim kardeşim diyor, Rıbi İbni Hiraş, Radıyallâhu anh.

  187. 1:31:20

    Yemin etti diyor. Allah'a yemin etti diyor. Ben nereye gideceğimi, cennete mi gideceğim, cehenneme mi gideceğimi anlamadan evvel yemin olsun dedi diyor, gülmeyeceğim. Ve hayatı bu. Dişlerim görünmeyecek. Yani dişlerim, dudaklar açılıp dişlerim gevşemeyecek yani. Yemin etmiş. Niye? Nereye gideceğimi bilmiyorum demiş.

  188. 1:31:50

    Yazın en sıcak günlerde nafile oruç tutarmış, gece sabahlara kadar teheccüd kılarmış. Yine de demiş ki, ben gülmeyi hak etmiyorum. Çünkü ben nereye gideceğimi bilmiyorum. Onun için gülmek bana haram olsun demiş. Ve hiç gülmemiş. Hiç gülmemiş. Bütün tanıdıkları eşi, çoğu. Bir kere dişleri böyle görünmemiş.

  189. 1:32:22

    Hani gülmek üzere görünmemiş. Ama sonra, sahabe-i kiramdan, tabinden anlatıyorlar. İbadetler, beyhakî de geçiyor, misal kaynaklar da geçiyor. Ne zaman diyor, musallaha koyduk, onu yıkıyoruz. Bir gülmeye başladı diyor. Ulan ölü güler mi? Bir güldü diyor, dişleri bir çıktı diyor. Ben öyle, yani gülen ölüler gördüm.

  190. 1:32:52

    Canlandı demiyorum. Ama son nefeste, demek ki Azrâil Aleyhisselam Allah'ın selamı ile geldi. geldi. Es-selam, yukluke es-selam. Selam olan Allah sana selam söylüyor. İnneallâhe ve yukluke ve yuveşşurke bil cenne. Seni cennetle müjde ediyor. Diye, aczâ-lâ selâm, Allah'ın selamını getiriyor. O zaman

  191. 1:33:21

    O, Allah'ın selamını, kelamını duyunca, bir de Cebrail aleyhisselam sağ kanadını açıyor, Sağ kanadında da cennet manzaralarını gösteriyor. İşte gideceğin yer burası dediği zaman, o cenneti gördüğü zaman, çabuk götürün beni, çabuk götürün beni, ölmek istiyor. O zaman da yüzü gülüyor. Yüzü güldüğü zaman dişleri de çıkıyor, sırıtıyor.

  192. 1:33:45

    Ben bu şekilde, böyle dişleri çıkmış, alenen gülüp dişleri çıkmış ölüler gördüm. Allah bizi de onlara ilhak eylesin. Gördüm. Demek ki o müjdeyi alana kadar gülmemeye yemin etmiş İbn-i Hiraş Hazretleri. Ama teneşire koyduk, yıkamaya başladık diyor. Biz yıkayana kadar sürekli tebessüm ettik. Sürekli. Çünkü neden?

  193. 1:34:20

    İşte sen Allah'ın korkusundan gülmezsen, Allah da sana iki canında korku tattırmaz. Şimdi hadis-i şerifte ne buyuruyor? Laecmâ velâbdî emneyn ve halfeyn. Ben kuluma iki güvenceyle, iki korkuyu bir arada tattırmam. feyzâ hâfenî fî d-dünyâ dünyada benden korkarsa korkarsa, Kur'an'a, sünnete uygun yaşarsa, helala harama helala harama riad ederse

  194. 1:34:50

    riayet ederse, haramlardan sakınırsa, ölüm var, ahiret var, Allah var, hesap var. Elli bin sene mahşer var. Ben elli bin sene mahşer var, ben dayanamam dayanamam. Ben zayıf adamım. Sinek ısınmasına dayanamıyorum. kıymık batmasına dayanamıyorum Kıyımlık batmak ben nasıl yanacağım cehennemde diye korkarsa Allah'ını sayarsa ben de onu ahirette korkutmayacağım Allah buyuruyor ama

  195. 1:35:20

    dünyada emin olursa bana bir şey olmaz derse ben efendim Müslümanım, şeyim miyim Allah azap etmez falan bir şeyler veya kafir zındıkları konuşmuyoruz helallar, haramları gözetmez haramdan sakınmaz Allah affeder, şudur, budur, gevşek gevşek işler dünyada benden korkmazsa ahirette de onu korkuturum Allah buyuruyor ve korkutacak ve azap hak kabir, mahşer, sırat, mizah

  196. 1:35:52

    hepsi birbirinden beter olur öbürü daha kötü olur bir sonra gelen daha kötü olur onun için şu anda ölüme hazırlanmaktan başka bizim yapmamız gereken daha önemli hiçbir şey yok bir tek zaruret miktarı çoluk çocuğun nafakası, helal geçim temini zaruret kadar uyumak zaruret kadar yemek, içmek çoluk çocuğuna bir nasılsın, iyi misin tabii ki bir hasbihal hanımının hakkı var

  197. 1:36:22

    çoluğun çocuğunun hakkı var, komşunun hakkı var hakları, hukukları yahut da sonra bizim film seyretmeye dizi seyretmeye haberler, reklamlar, açık oturumlara saatlerce internetlerde selfie midir, servi midir kezinmeye, bulaşmaya ne vaktimiz var ya kaza namazım var mı diyorum var diyor ne zaman kılmayı düşünüyorsun diyorum ya işte diyor bazen gülüyorum günde bir günlük kılıyorum

  198. 1:36:56

    sen kaç senelik kazan 20 senelik kazası var günde bir taneden bir günlükten 20 senede biter Allah'ın sana 20 senede pay vereceğine emin misin şimdi kaza namazı borcu olan bir adamın zaruretinden başka hiçbir mubahlara bile mubah ya, mubah ne demek mubah yani açık oturum var karı kız yok adamlar konuşuyor dünyanın haberlerinde Kıbrıs'ta ne olmuş, şurda ne olmuş, burda ne olmuş

  199. 1:37:38

    gazeteden ne olmuş dünyanın haberlerinden Trap ne yapmış işte Ukrayna harbi durdurabilecek mi bilmem neler cehennemin dibinde ne olmuş böyle bakıyorsun şimdi buna haram denir mi denmez ne yapıyorsun çekirdek çitliyorum kuru yemiş altın namazın olmasaydı ben bu yaptığına haram diyemem bir şey rahatsızlık yoksa namaz kaçmadı bir şey kaçmadıysa kadın erkek karışık oturmuyorsan

  200. 1:38:12

    izlediğinde kadın yoksa bir şey yoksa ama senin kaza borcun var mı diyorum adama var diyor e senin bu kaza borcunu ödemeden evvel bu borcun senin Allah'a borcun senin bu borcunu ödemeden evvel senin mubah bile olsa fuzuli mubah yani senin bir enteresi etmiyor zaruret yok burada işe gitmesen işten atılırsın maaşın kesilir maaşın kesilirse hanıma çoluk çocuğa

  201. 1:38:44

    ekmek yemek getiremezsin o işe gitmek zorundasın çünkü orada zaruret var orada helal rızık var orada kul hakkı var onu konuşmuyorum ama oturmuşsun film seyrediyorsun ben 2 günlük kılıyorum 3 günlük kılıyorum ama seninki ölüm ansızın gelse borcun kalacak ha Mevla ne zaman bağışlar geri kalan bütün vakitlerini kazasını ödemeye harcar o arada da eceli gelir de

  202. 1:39:14

    yetişmez yetiştiremez Mevla buyurur ki bu kulun bu işi ciddiye aldı nasuh tövbesiyle bana döndü tövbesinden sonra da fire vermedi elinden geldiği mesai oturma secdeme harcadı Mevla bunu bilirse görürse sen yaparsan görür görür. O zaman geri kalanı silebilir. Fazl-ı keremiyle. fazl-ı kerem ile O vakit rahmet kılağı ol padişah.

  203. 1:39:39

    Ol kerim, ol rahim, ol ilah. ol akım rahmet kılâ ol padişah Ama senin, Allah her gün görüyor ki, saatlerce dır dır dır, gır gır gır, boş konuşma, mala yani, fuzuli, dizi, ondan sonra internetten kasetler, bilmem neler seyrediyorsun. Boş boş işler. Çoluk çocuk mahvoldu ya. O arada ilim gidiyor, amel vakti kaçıyor, devri sünnet itikadını bile tahsil edemiyor, hiçbir şey yok.

  204. 1:40:10

    E şimdi Mevla senin, geri kalan kazanı, ecelin geldiyse senin bekleyecek.