35:24 / 46:04

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Sallallahu aleyhi ve sellem. Muhammedin ve aleyhi ve sahbihi ecma'in. Bu gece biraz toplantılarımız var, hocaefendilerle vs. Çok uzatamayacağım. Ve Kur'an dualarının ikinci yılının firisti var. Onu bitirmem lazım yarına kadar. Tavsiyeleri var. Ancak çok önemli bir dersleri inşallah Allah

  2. 00:29

    bana hüsn-i ifade isterdi, hüsn-i istifade nasip eylesin. Amin. Burada ne anlatıyoruz? Ruhların birkaç surete bürünüp değişik, farklı şekillerde görünmelerini anlatıyoruz. Bu konuda İmam Suudi Hazretleri'nin el-mu'telifi teaddüdü sueril veli isimlerinden ibareler okuyarak ders takip ediyoruz. Geldiğimiz noktada İmam Suudi şöyle buyuruyor.

  3. 01:09

    Ve lemmen teyidu fil kitâbi ilâhune vekaftu alâ kitâmil-allâmu alâ dîn-i kunevîr şârihül-hâvî. Bu konuları yazdım. Bu konuları yazarken diyor, yazdığım bu noktaya geldiğim zaman allâmu alâ dîn-i kunevîr'in kitabına vakıf oldum diyor. Semmâhû bu kitaba isim vermiş. el-ilâm bi-ilmâmil-ervâh ba'de-lmevt mehallel-essem.

  4. 01:36

    Kitabı bak, ismine bak, izaha gel. Zaten bütün ismi, bütün manayı veriyor içinde. Ne demek istiyor? el-ilâm bildirmek, bi-ilmâmil-ervâh ruhların konduğunu, ba'de-lmevt ölümden sonra nereye konuyor? mehallel-essem cisimlerin yerine. Yani, öyle ruhlar var ki, hayattayken nasıl bedeniyle her türlü işi yapıyorduysa, o ruhlar ölümden sonra cismin yerinde aynı işi görüyor.

  5. 02:10

    Yani tasarruf devam ediyor meselesini. Kitabın adı bu zaten. Allame Konevi diyor, o Konevi kim yani? Konevi hakkında şöyle diyor. Ecellu men yu'tem edu aleyhi fizâlik. Bu meşhur Sadruddin Konevi Konya'da yatan değil. Bu Mısır'da yatıyor. Bu çok büyük bir alim. Bu konularda diyor, itikad, ilmi, kelam, ehl-i sünnet, itikad.

  6. 02:36

    İtikad dersi yapıyoruz diyoruz. Adam diyor ki, ya bunun itikadla ne alakası var? Sen tasavvufun en derin meselelerine girmişsin, çıkamıyorsun, bilmem ne. Öyle bir şey yok. Ben sana dedim, bu ders esasen itikada taalluk ediyor. Çünkü ruhla ilgili, ruhun tasavvufuyla ilgili, ölümünden sonra evliyanın iş görmesine ilgili vs.

  7. 02:57

    vs. bunlara nasıl inanacağız? tasarrufu ile ilgili, ölümünden sonra Evliya'nın iş görmesine ilgili vs. vs. Bunlara nasıl inanacağız? İnanacak mıyız, inanmayacak mıyız? Adam diyor ki, inansan reenkarnasyoncu olursun, öbürüne inansan gâvur olursun. Bilmem ne, siyerci Nuri'ye çıkmış, böyle konuşuyor. Kağıthane-i Muhittin çıkmış, bilmem, millete gâvur diyor.

  8. 03:12

    Buna inanan âlimlere... Evliyaullah'ın hepsine kâfir diyor adam. diyor adam. Bunlar İsmail Ağa'nın baş adamı şu an ya. Ne kadar itikadlar bozuldu mesela. E şimdi bak, Koca Allame Konevî ne diyor? Kitabın adını koymuş. Ruh diyor, ölümden sonra diyor, cismi yerine geçer diyor, aynı işleri görür diyor.

  9. 03:31

    Kitabın adı bu ya. Sen zaten kitabın adından hizaya girmişsin. Kimdir Allame Konevi? Alauddin Konevi bu. Bu ilmi kelamda ve bu tasavvufta itimat edilecek, görüşlerine güvenecek adamların en büyüğüdür diyor. Tabiri görüyor musunuz? Tabiri görüyor musun? İmam Söğüt'ü söylüyor bunu. Normal vatandaş söylemiyor.

  10. 03:54

    Nasıl söylemiyorum? imam da söylemiyor. Ve innehu imamun fil fıkhı min emmeti şafiye. Bir defa fıkıhta imamdır diyor. Şafii mezhebinin büyüklerindendir diyor. İmamun fi ilmül kelam. İlm-i kelamda imamdır diyor. İlm-i kelam ne? İtikad. Onun neden ilm-i kelam dendiği itikad ilimleri ne? Onu anlattım bir derste.

  11. 04:14

    Hatta yakında anlattım. İlm-i kelamda imamdır diyor. Vel mâkûl. Akliyatta, yani akli ilimlerde, mantıkta vs. de, orada da imamdır diyor. Neyse. Olmadı müminler o kimselerden. Geltebüsü aleyhil muhâlâ bil mümkinât. bilmümkünât.

  12. 04:35

    Şimdi bazı şeyleri muhal tabi, Allah-u Teala'nın kudreti muhalefet taalluk etmez. Yani kendisinin ortağını yaratmak gibi haşa. Konuşulacak şey değil, zaten muhal bir şey. Olmayacak bir şey, kudret niye taalluk etmez? Mümkün demek düşünülmesi, olması Allah'ın kudretine taalluk edeceği şey. Allah'ın kudreti zaten mümkünâtın hepsine taalluk edilmez.

  13. 05:00

    Şimdi diyor, Alaaddin Konevi diyor, eli sünnete göre, mümkün olanla muhal olan veyahut akla göre, mantığa göre, imkansız olanla imkan dahilinde olanı karıştıracak adamlardan değil diyor. Lafa dikkat edeceksin önce. Onun için diyor, bu kaideleri diyor, takrir ettik, alem-i misal meselesi.

  14. 05:28

    Bu alem-i misal, Gartaz Ağa bundan razı oldu, Vestahsen Ağa bunu çok beğendi, İmam Rabbani Hazretleri de bunu çok beğeniyor. Efendi Hazretlerimiz çok beyan ederdi bu alem-i misal. Gördüğümüz rüyalar alem-i misaldendir. Alem-i misal kabul etmeyince birçok ayet, hadise anlamak boşa düşer, müşkilata giriyor, zorlaşıyor.

  15. 05:49

    Onun için tasavvuf ehli bunu takrir etti ama ilm-i kelam ehli de bunu tasvip etti. Yani Alaaddin Konevi aynı zamanda ilm-i kelamın imamıdır diyor. Ve fıkhın da imamıdır diyor. O da bunu beğendi, kabul etti diyor. Ve Kharraci Ali el-Ehadi de buna dayanarak birçok hadisleri tahrif etti. Yani izahat, şerh etti.

  16. 06:12

    Kur'an-ı Kerim'den de bunun temeli, Meryem Suresinde Cebrail Aleyhisselam'ın genç delikanlı, filiz gibi delikanlı derdi Efendi Hazretleri. Suretine girmesi. E delikanlı olur mu Cebrail Aleyhisselam erkek değil, dişi değil yani. Onun suretine görünmesi. Bu da diyor Kur'an'dan delil olarak. İşte şimdi okuyacağız kelamını da görüyorsun diyor.

  17. 06:38

    Bunlar Allah'ın kudretinde mümkünattandır. Ve Allah-u Teala'nın yaptığı şeylerdendir. Yapması düşünülen şeylerdendir. Bunlar da hiç uzak görülecek. Aklım almıyor, mantığım almıyor. El-i Sünnet'e muhaliftir. Yok. Ne alakası var ya reenkarnasyonla. Kaç kere izah ediyoruz. Sonra da imam-ı Rabbimiz tam izah edecek.

  18. 06:58

    Bu derslerin bitiminde. Ramazan-ı Şerif'e kadar inşallah yetiştirebiliriz. Belki bir daha gideriz. Biraz daha önüm açık olur. Şimdi hocalar, toplantılar. Çok perişan. Bütün düzenimiz şey yani. Onun için. Belki bir otururuz. Bir celsede üç saat konuşuruz falan. Ramazandan evvel bitse de iyi olacak yani.

  19. 07:16

    O inşallah. Belki bir önümüzde bilmiyorum. İki çarşamba mı kaldı? Ne kadar çarşamba kaldı? Ramazan-ı Şerif'te çarşamba, Ramazan. Son şey. Herhalde ilk teravi de çarşamba yani. Herhalde iki kaldı. Bundan sonra bir kaldı. Ondan sonraki gecede teravi var yani. O gecede ders olmaz. Herhalde bir tane kaldı.

  20. 07:36

    Bakalım Allah Kerim. Bundan sonra diyor. Bu ilimleri öyle bir anlatacağım ki diyor. Alaaddin Konevi Hazretleri'nin kitabından. Bak şimdi. İmam Suudi bunu nakletmeseydi. Bu ilimleri biz bulamayız. Çünkü neden? Bu kitabı bulamadık. Bulabilen varsa bize haber versin. Çünkü matbaalarda olsa hemen buluyoruz.

  21. 08:00

    Mahdutlarda, yazmalarda bayağı araştırıyoruz falan. Aradığım kadarıyla bulamadım. Ama yeniden bizim hoca efendilere, Ubed Hoca'ya özellikle rica edeceğiz bakalım. Bir dünya kütüphanelerini tarasınlar yani. Çünkü mefkut kitapların çok ayıp yani. Esin İmam Suudi o kitabı görmüş. Daha bundan 500 sene evvel yani.

  22. 08:24

    Tabi bu zatın yazdığı çok. 700-800 sene evvel o kitabı da. Ondan sonra bu ilimleri diyor. Size buradan nakledeceğim diyor. Bundan sonra inanmayan diyor. İlimsizlikten değil, delilin yetersiz, kifayetsizliğinden değil diyor. Ancak halis inatçılığından, zındıklığından demek istiyor yani. Ona hidayet yaratan ancak Allah'tır.

  23. 09:02

    Biz onları inandırmakla mükellef değiliz. Ama Müslümanların itikadını bozuyorlar. Şimdi Musa as. Mirac Cenezi kabrine görüştü. Bu çok önemli Padişah'ım. Buhari'de geçiyorum, Müslim'de geçiyorum. Zaten kaynaklar çok. Ondan sonra Buhari'de rakam 349'da geçiyorum. Müslim'de rakam 162'de geçiyorum. Ayrıca şey kabrinde namaz kıldığı Müslim'de geçiyor.

  24. 09:39

    Rakam 2376 rakamında geçiyor. Burada tabi çok anlattık bunu. Geçmiş derslerinden ben onun ki 13 ders oldu bu konu, 13 ders oldu. Onların hepsini bir geriden beri şey yapan ruhu anlar, nefsi anlar. Baya bir ölüme biraz mana verir. Başlar tasavvuftan bir şeyler anlamaya başlar. Baya bir kilit dersler.

  25. 09:58

    Yani anahtar. Kapının kilidini açacak anahtarlar veriyorum ben size. Ben size balık tutmayı öğretiyorum. Balık versen bir gün veririm, iki gün veririm. Ben ölüp gideceğim. Ben size şifreleri veriyorum. Bu ilmi alan adam ondan sonra öne açık olur. Çünkü bunu hiçbir hoca anlatmaz. Anlatacak ilmi de yok.

  26. 10:14

    Arapça'dan ibariye okuyacak, mana verecek ilmi de yok. İlmi olanın da anlatma kabiliyeti yok. Kimse, çoğu da yaşlananlar zaten şu anda hitabette kalmamış, konuşamıyor yani. Birkaç alimler, yaşlı zatlar var 90-100 yaşlarında. Onlar kaldı yani. Başka da birkaç kişi kalmadı. Memlekette hiçbir şey kalmadı.

  27. 10:33

    Adam kalmadı yani. Ancak inkar. O yok, bu yok, şu yok. Böyle bir el-i sünnet olabilir mi ya? Yüzlerce, binlerce, on binlerce cilt kitap niye yazdılar o zaman? O yok, bu yok diye kitap mı yazdılar? O zaman bir kitap yazardı, şunların hiçbiri yok derdi. El-Fatiha kitabı kapatırdık ya. Hepsi var. Var'ı ispat etmek lazım.

  28. 10:53

    Var'ı anlamak lazım. Mevcudu idrak etmek lazım. Yoksa aklına anlayamadı veyahut anladı, işine gelmedi. Para toplamak için sahte şeyh fikri uçup şu fikri uyduracak. Sahte şeyh uydurması için bunları okumaması lazım. Çünkü bunları okuduğu zaman, Mahmud Efendi kabirden tasarrufu devam ediyor ve istediklerine görünüyor veya istediğine bir iş emrediyor.

  29. 11:20

    Bu şimdi onun işine gelmez. Çünkü adam minareye kılıf hazırlamaya uğraşıyor, biz de kalkıyoruz kılıfı yırtıyoruz yani. Kılıfı yakıyoruz. Adam kalıyor sap gibi ortada. Onun için şapa oturuyor. Şimdi 6. Kasım'da Musa A.S'ı kabir şerifinde gördü mü? Nasıl gördü? Ayaktan namaz kılıyor. Say hadis, müslüm hadis, inkar eden zındık olur yani.

  30. 11:46

    Ondan sonra 6. Kasım'da da Miraç gecesi gördü mü? Gördü. Peki namaz 50 vakitten 5 vakite inerken Musa A.S'la Rabbim arasında, Rabbim arasında aşağı, Rabbim Mevla'ya müracaat ettiği makamı Mahmud arasında. Yani Musa A.S'a iniyor, 6'dan 5'e inecek, 4'e inecek, Miraç'tan Mekke'ye dönecek. Oradan Mescid-i Aksa'ya inecek, orada Mescid-i Aksa'dan tekrar Mekke-i Mükerreme'ye dönecek.

  31. 12:15

    O noktada Musa A.S. diyor, dön Rabbine müracaat et diyor. Bak Rabbine müracaat ediyor. Çünkü müracaat makamı var, oradan ilerisinde Cebrail A.S. bile o makama yaklaşamıyor. Makam Mahmud'da, arşın yanında orası. Oraya gidiyor secde yapıyor. Secde yapınca Mevla'da iste ne istersen buyuruyor. İşte öyle 5, 5, 5, 5, işte yani kaç kere geldi yani dolayısıyla.

  32. 12:40

    Şimdi burada Kale Alaaddin Konevi Hazretleri başka bir şey konuşuyor. Bunu biz 30-40 sene, 50 sene ben sohbet yapıyorum, Miraç sohbeti yapıyorum. Bu başka bir yönden bakacak şimdi işe. Bak bugüne kadar anlattık, dinlediniz, hiç bu konuyu konuştuğunuzu anlamadınız. Çünkü neden? Bunların ilmi kelam sahibi, akli nakli ilimlerde imam.

  33. 13:05

    Bunların anladığına, senin benim anladığım bir ayetten bir hadisten bir miydi? Herkes aynı manayı anlasa zaten müştehid olur. İmam Azam olur yani. İmam Azam'ın anladığı, Ebu Yusuf'un anladığı manayı anlasan zaten sen de müştehid olursun. Mezhebe girmeye lüzum yok o zaman. Ama kimse anlamadığı şeyleri anlamak onlara nasip olmuş.

  34. 13:26

    Diyor ki bazen yahtercan ile tevfik beyne olma. Şimdi bu ikisinin arasını diyor tevfik etmek lazım. Tevfik demek uyumlu hale getirmek lazım, muvaffakattan geliyor. Çünkü neden? Adam şimdi diyor ki, ya kabirdeydi, ayakta namaz kılıyordu. Sonra Mescid-i Aksa'da imamın arkasına durdu. Sonra 6. Kasım'a da yani 3, aynı gece 3 kere, 3'ün dede farklı yerde.

  35. 13:55

    Farklı yer derken birbiriyle çok alakasız. Kabri ile Mescid-i Aksa arasında onlarca kilometre var. Yani çok uzun, belki değil kesin bir ahambella orası ama 30-40-50 kilometre var. Ben ziyaret ettim ikisinde ama şu an kilometre hesap edemem. 30-40 kesin var. Ondan sonra Mescid-i Aksa ile 6. Kasım'a arasına,

  36. 14:24

    her Kasım'a arası 500 senelik mesafe en hızlı vasıtaya gitsen gidemezsin. Şimdi bunu birleştirelim diyor. Şöyle demek, şöyle bir izah şekli Ehl-i Sünnet'e göre uygundur diyor. Cahiz meselesi, cahizdir değildir onu fıkıhta insanlar anlıyor. Cahiz midir değil midir. Buradaki cahizlik münasiptir, uygundur.

  37. 14:51

    Ehl-i Sünnet'e muvaffık düşer yani. İltifatîn milâ kubûrîn bil külliye velertifâti halûk beynâ beynûn bi delîl istihbâb ziyâretiyâ fî âmet levkâd. Bir defa. Vefat etmiş, genel Müslümanlardan bahsediyoruz. Şu anda evliya olmasını şad koşmuyoruz. Ben de ölsem, sen de ölsen Müslümanız. Sıradan Müslümanız biz.

  38. 15:17

    Bu Müslümanların ölülerinin kabirlerinden tamamen bil külliye demek, bütünüyle ilişkilerini, kestiklerini düşünmek Ehl-i Sünnet'e göre cahiz değil diyor. İlişkisini kesti kabrinden diyemezsin diyor. Velertifâti halûk beynân. Ruhuyla bedeni arasında itibat ve talip ve ilgi ve ilişki kalktı, ortadan tamamen bitti, öldü diye bunu da denemek cahiz değil diyor.

  39. 15:43

    Bunu evliya diye demiyor ha, normal vatandaşa da söylüyor. Onun da iltibatı devam ediyor diyor. E niye diyor? E şimdi diyor, tabi Cuma gecesi, Cuma günü özellikle kuvvetli müstahap ama, kabir ziyareti nedir? Sünnettir. Aynı zamanda müstahaptır. Ama her müstahap aynı zamanda sünnet değildir. Anladın mı?

  40. 16:11

    Her farz aynı zamanda sünnettir. Çünkü farzları Efendimiz de yaptı. Ama her sünnet aynı zamanda farz değildir. Bunlar kaidelerimiz. Şimdi, amme ev katı demek, sıradan vakitlerde, pazartede, sal, çarşamba, perşembe, gece, gündüz, bilmem ne. Kabir ziyaretine izin var mı? Var diyor. Müstahap mıdır? Müstahaptır diyor.

  41. 16:31

    Cuma günü daha müstahap. Aynı dava. Fazileti bakımından. Ama herhangi bir vakitte bir kabire gidip ölmüş biri, normal vatandaş, Müslüman. Zaten Müslüman olmayan kabrine gidip ziyaret etmek haramdır. Müslüman ölmeyenleri. Ama sen adam Müslüman biliyorsun, adam gavur ölmüş, dinliyorsun. Onu Mevla bileceği için sen onunla mesul olmayabilirsin.

  42. 16:56

    Ondan sonra, peki kabir ziyareti niye müstahap? Kabirin üstünde mermer var. Kabir taşı var. En fazla bu. Bir hatta evliya olsa sarığı var. Örtüsü var. Sandugası var falan. Burada zaten sandugalı oğlana demiyor ki bunu. İstediğin ölüyü git ziyaret et. Her zaman müstahap diyor. Peki niye müstahap olsun?

  43. 17:24

    Tahtaya, keresteye, mermere. Ne hevesimiz var? Bu neden oluyor? Ruhla beden arasında, yani kabirde yatan ceset arasında hiç kesilmeyen. Buraya dikkat. Bazı zamanlarda değil. Hiç kesilmeyen, istimrarla devam eden bir alaka var. Alaka ne demek? Türkçe'nin bir ilişki, yani irtibat.

  44. 17:58

    Onun için, efendim, ölülerin ruhlarının bedenleriyle hususi bir ihtisası var. Yani çok seçkin bir ilişki var. Tabii zahiren, fiziken bu görülemeyebiliyor. Ama ayet ve hadiseye inanacağız ya, galiba iman şartımız var ya, zaten o zaman cennete de inanma. Cennete de inanma, Allah'a da inanma. Meleği de görmüyoruz, cini de görmüyoruz.

  45. 18:28

    O zaman git öyle. Adam ne diyor? Kabir suali cevabı diyor. Kaset koyarlar, şey çekerler, ne çekerler? Hocaların hocası denen, işte efendim, bir tahtı elinin başı, öyle diyor. Milleti güldürmeyelim hadisleri kendimize diyor, bu hadisleri okumayalım diyor. Bunda iman var mı şimdi? Sahih hadislerde bu kadar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, gelir melek gelir, onu oturturlar,

  46. 18:57

    cevap veremezse buyuruyor. Şimdi bu kafayla İslam olur mu? Zaten adam görmediğime inanmıyor mu? Görmediğine inanmayan zaten kafir. Orada da ruh bedenle, kabirindeki beden ile ve cesediyle alakası var diyor. Vallahi alem bir keyfiyeti, zelgel, ihtisas. Bak burada el-Hüsned alimleri böyle konuşuyor. Ama bu seçkinliğin, bu irtibatın, bu ilişkinin, çünkü kabirde bedeni çürüyen var,

  47. 19:24

    çürünmeyen var, tabi Evliyaullah'ın bazıları çürünmüyor. Evliyaullah'ın da ekseriyeti çürüyor. Dolayısıyla çürümesi evliya değil anlamına gelmiyor. Bir de zaten geri kalan sıradan insanlar hepsi çürüyor. İşte Medine mezarlığında,

  48. 19:42

    şimdi daha yeni bir arkadaş geldi. Oradaki Medine mezarlığında çalışan bir işçi var. Güvenilir de, salih bir zatmış yani, mübarek bir zatmış. Medine'de de çalışmak herkese nasip olmaz. Ondan sonra Cennetül Beköy'de, öyle diyor. Ya diyor, bir kabre diyor, taze ölü koyuyoruz diyor. Taze ölü diyor. Kısa bir zaman sonra diyor, açıyoruz diyor.

  49. 20:07

    Ondan sonra devamlı üzerine gömüyorlar ya. Kısa bir zaman sonra açıyoruz diyor. Hiç eser yok. Yani kemiğin zerresi yok. Çünkü Medine'de günahkarlar ölürse de, bozuk adamlar, fasıklar, Medine'den taşınıyorlar. Cesetleri de naklediliyor. Orada eser yok diyor. Öbürüne bakıyoruz diyor, erimiş kemikleri kalmış, onu kenara topluyoruz diyor.

  50. 20:32

    Öbürünü açıyoruz diyor, tap taze duruyor. Bir sene geçiyor, bir daha açıyoruz, tap taze duruyor. Bunları gözümüzle görüyoruz diyor yani. Medine mezarlığında çok oluyor diyor bu işler. Zaten Medine mezarlığı meselesinden ziyade orada tabi çok orada tabii çok açıldığı için görülme çok oluyor. Bizim oralarda mezar açılmadığı için bu konular geçmiyor.

  51. 20:57

    Yani ruha bedenin, mesela dediğim beden çürüdü, onun hücre, bir hücresi var, kuyruk sokumu, o çürümüyor ya say hadise. Hatta gavurlar yeni buldular bu fişin daha. Dolayısıyla o hücreyle de olsa irtibatı var. Zaten azabı da çekerse o hücreden hissediyor, yani cesedin hissetmesi meselesi. Ve nimette de olsa o hücreden de zevk alıyor.

  52. 21:23

    Çünkü o fiziksel bir hücre olduğu için fiziksel. Ondan dolayı. Ama ruhun bedenle, çürümemiş bedenle veya yarıya çürümüş veya işte o sadece o hücresi kalmış. Ona nasıl teallukat olur, nasıl ilgi ve ilişki kurar? Bunu ancak Allah bilir diyor. Yani her şeyi bilmemiz gerekmiyor. Bazı şeylere de hikmetini sormadan buna soruluyor ya diye itiraz etmeden ne yapmamız lazım?

  53. 21:58

    İman bilgayıp yapmamız lazım. Gayba iman etmezsen zaten kafir olsun. Ve gezer ki, gubûr-i şehr-i mü'minîn. Diğer mü'minler şeyde diyor peygamberler ve velilerde çok özel sürekli hiç kesilmeyen, bitmeyen, tükenmeyen bir irtibat var diyor. Ruhlarıyla bedenle razı. Diğer genel mü'minler hakkında da beynâ ve nervâhim, onların arasında da ruhlarıyla bedenle arasında nisbetün,

  54. 22:34

    bir nisbet, münasebet yani ilişki var. Kâsatun, o da özel, müstemiratun, o da devam ediyor diyor. Ama diyor peygamberlerle velilerin içindeki irtibat ve ilişki kadar değil. Çünkü onlardan irtibat ve ilişki o şimdi başka bir bedene giriyor, başka bir bedende görünüyor, harbe katılıyor, orduları bozguna uğratıyor, neler yapıyor, neler yapıyor.

  55. 22:55

    Normal mü'minde ruhunda o güç yok. Fe yârifû nebîhâ men yezûrû kubûrûn. İşte o ilgi ve ilişki, alaka var ya ruhla beden arasında. Ruh arşta olsa beden dünyada, yerin dibinde bir anda ruh oradan oraya geliyor. Çünkü melekler gibi bir hızlılık kesmetmiş, sürat intikalde sürat hâli kazanmış. Onun için kabirlerini ziyaret edenleri tanıyorlar mı?

  56. 23:23

    Tanıyorlar diyor. E bu zaten sahih hadis. Yoksa beden iskelet olmuş, çürümüş veya çürümemiş. Beden zaten iskelet. Beden kabirini ziyaret edenleri nasıl tanıyacak? Zaten beden onu tanıyacak olsa da gömmezdik. Anamı niye gömmeyeyim, dururdu bizim evde. Zaten beni tanıyorsa niye gömmeyeyim? Niye gömdük?

  57. 23:47

    E beden odun. Hakaret için söylemiyorum maşallah Müslümanların bedeni şeriflerine. Ama yani Efendi Hazretleri öyle derdi için söylüyorum yani. Tahta gibi. Şimdi tahta seni ziyaret edeni anlar mı yani? E peki sen niye gidiyorsun onunkide bir ananın, babanın kabrine? Evliyanın kabrine, evli sultanın şuraya buraya?

  58. 24:10

    E çünkü tanıyor da onun için. E tanımaz. Ve yaruddûne selam. E selamlara cevap veriyorlar. Ala meyusselimu aleyhim selam verenlere ve aleykümselam diyorlar. E bunu nereden çıkarttın? E dülle aleykavliyü aleyhissalatü vesselam Efendimizin hadis-i şerif var. İbn-i Abdülber, Büyük Muhaddis ve Fakrit-i Malik-i Medine, El-İstezgâresi Müzeslerinde

  59. 24:32

    bu hadis-i şerifin senedinin, isnadının sayı olduğunu söylüyor. Çok büyük bir müştehid, fakirlerdendir yani İbn-i Abdülber. İmam Temman Febahide Hatip Tarih-i Bağdat'ta İbn-i Asakir tarih etmezken ki İbn-i Abdülber'in tarikinde istihara sahiptir diyor. Bu hadis-i şerifte ne buyuruyor? ma min ahadiyye mürüb bi gabur ehli-l mümin Bir insan, mümin kardeşinin kardeşinin kabrini

  60. 24:58

    ziyaret edersek yani Arif Üfüd-dünya dünyada onu tanıyorduysa yani dünyada tanıştığımız bir adam adamın evliya olması şartı yok. Mümin, normal Müslüman. Zaten normal Müslüman olursa kabrine ziyarete de gitmek yasak, selam vermek de haram. Onun için Müslüman. olma kaidi var. Fe yücellimu aleyhi, selam verildiği zaman, assalamu aleyke işte ya Ahmet

  61. 25:22

    İbni Mahmud, yahut ey felan oğlu felan, assalamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. İbni Mahmud, yahut ey felan oğlu filan, Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü. İlla mutlaka Arafehu, o ölü onu tanır. E ölünü nesi tanıyacak işte? Cesedi tanımaz, ruhu tanır. E niye? Ruh geldi bedene, irtibatlı ya, tamamlı irtibat var ya, onun için tanıdı.

  62. 25:43

    Oradan es-selame, selamuna cevap verir. Ve aleykümselamu ve rahmetullahi. Bu sahih, isnadı sahih olan, bir adı İbni Abdilber, isnad sahittir diyor. Sahih hadis, iman edilmesi gerekir. Hükümü de ifade eder. Sahih hadis olduğu için.

  63. 26:02

    Şimdi, ondan sonra ne diyoruz? Kema varade bil hadis, hadis sahih hadis. Bu sahih hadisin kaynağı Ahmet İbn Hanbel, 7993 rakamında, Müslüm 39 rakamıyla, Ebu Davud 3237 rakamıyla, Nesai 150 rakamıyla, bu hadis-i şerifi kaynaklarda rakamlar verilmiş hadislere. Bunları, o imamlar koymadı mı bunu? Sonradan şu anda yapanlar, baskılarda, güzel oldu yani.

  64. 26:29

    Birbirinden rakamla, herkesin, eskisi alimler gibi milletin ezberinde değil ki, hadisleri rakamla buluyoruz. Onun için o hadise, ne buyuruyor? Kabire gittiğiniz zaman selam verin. Nasıl selam verin? Selamun aleykum dara kavmin mü'minin. Bu çok sahih bir hadis işte. Bütün bu kaynaklar onun kaynaklarıydı.

  65. 26:51

    Ey mü'minler, topluluğunun yurdu, mezarlıksa, tekse, daha selam verin falan olur falan. Ama tabi mezarlığa gittiğiniz zaman, mezarlığa orada yüzlerce binlerce ölü var. Hepsine birden selam verin. E sen buna geldin ziyaret edeyim, bu seni tanıyor. Öbürlerine nasıl selam veriyorsun? Öbürlerinin yanına bile gitmiyorsun.

  66. 27:10

    Mezarlıkta binlerce kabir var. Ben onların yanına gitmiyorum ki. Kapıdan giriyorum. Selamun aleykum dara kavmin mü'minin. Hepsinin yanına gitmek vakit yetmez. Peki bu neye delalet ediyor? Yedüllü delalet ediyor. Ala şuurim. Şuurları yerinde olduğuna delalet ediyor. Yani anlıyorlar. Bir selam. E selamı anlıyorlar.

  67. 27:33

    Ya ben size ilk derste de söylüyorum. Hüceyli Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hitap etti. Kuyunun dibine, kalip çukuruna attı onları. Ondan sonra kuyunun başına geldi. Cehennem kuyusunun yani. Bedir'de kuyuya attı onları. Kuyunun başına geldi, konuştu onlarla. E kafirde boğulursa Müslümanlığı nasıl olmaz?

  68. 27:52

    Demek ki selamı anlıyorlar. Ve enne eshabel kubur. Demek ki buradan, bu sahih hadislerden ne anlaşılıyor? Kabir ehli, ruhlarıyla kendi cesetleri arasında, ihtisasın, hasun, özel bir ilişki var. Başka yerde bulunmayan, yani, diğer hiçbir yerde görülmeyecek bir alaka. Ceset orada, beden ceset olmuş yatıyor.

  69. 28:21

    Ruh artık, nerede işte merkez makamına göre. Ondan sonra, hatta siz Çin'de, yerin dibinde şeytanlar napsanız, Ebu Cehil'in ruhu illiğinde olacak hali yok. Ama konuştular, ne anlıyor? Benim konuştuğumu siz bile onlardan iyi duymuyorsunuz, diyor.

  70. 28:45

    Ama onlar cevap veremezlerdi. Niye cevap veremezler, diyor? E çünkü Ebu Cehil onlar. Kafir cevap verme izni yok. Rehin kalmış. Şirkinden dolayı. Ama öbürlerine cevap veremezler demiyor. Efendim, sallallahu aleyhi ve sellem'e sahabe gidiyor, selam veriyor, dua ediyor. İşte Bedevi gidiyor, selam veriyor.

  71. 29:04

    İşte ya, benim için istiğfar et, diyor. Kabirden ses geliyor. Emir Sultan Bukhari, diyor, selamünaleyküm ya ceddi, diyor. Ve aleykümselam ya velid, ses geliyor. Ahmet Rufazları gidiyor, elinizi öpebilir miyim, diyor. Kabirden eli çıkıyor, öpüyor. O cevap veremezler dediği kafirler hakkında. Sen kalkıp da Mahmut Efendi'ye de cevap veremezsin.

  72. 29:26

    Bir gün Ali Adil Efendi cevap veremez dediğinde o zaman, e zaten onu Ebu Cehil'le müsabi tuttun. O zaman ne farkı kaldı onun ibadetinin, tadının, müceddidinin, müjdeidliğinin? Allah ona hiç mi ikram yapmayacak? Kavrular mı eşit tutacak onu? Vehhabi'den de beter. Vehhabi zaten her şeyi inkar ettiği için, adam zaten toptan pazar, el üstünden çıkmış yani.

  73. 29:50

    Bunlar kafasına sarık, suratına büttamsız kalıp, utanmıyor terbiyesiz herifler. Utanmıyor, rezil. Bu lafları konuşuyorlar. Evliyaullah'ın ruhları için. Sen Evliyaullah'ın ruhlarının ağzını açacak adam mısın? Bak ne diyor. O Kaddekbarani Şeyh bana diyor, Şeyh Fakhruddin Osayfir et-Tebrizi Hazretleri haber verdi diyor.

  74. 30:14

    Kim söylüyor bunu? Fıkıhta imam, ilmi kelamda imam, mantıkta imam, makulatta imam, ondan sonra itikat meselelerinde itimat edilecek alimlerin en büyüğü diyor. Kim söylüyor bunu? İmam Süyuti söylüyor. Kim için söylüyor? Alaaddin Konevi için söylüyor. Şu anda Alaaddin Konevi'nin kitabından devam ediyoruz derse.

  75. 30:43

    Yani Süyuti oradan almış. Allah'tan o kitap kayıp, oradan bu bölümü almasa, bu kadar ilimden mahrum olacağız. Allah bildirdi diyor. Kim diyor bunu? Konevi Hazretleri diyor. Fakhruddin Tebrizi bana dedi ki diyor, Fakhruddin Tebrizi de onun itibar ettiği bir şeyh. Onun döneminde yaşamış. O da dedi ki diyor, Şeyh Tacuddin Tebrizi Hazretleri.

  76. 31:11

    Bak hangi asırdan bahsediyor. 674'te doğmuş, 724'te vefat etmiş. Yani imam Süyuti'den de bu denilen zatlar 200 seneye yakın. Çünkü İmam Süyuti 911'li vefat. Bunun vefatı 724'lü yani. 190 sene falan evvel vefat etti. Yaşadıklarını konuşmuyoruz. Bir de yaşadığı kaç sene yaşadığı hali daha var. Tacuddin-i Erdebili Hazretleri.

  77. 31:39

    Tebriz'de yaşamış. Allame, Müfti, Şeyhülislam, Mütekellim. Mütekellim ne demek? Mütekellim, el-islet itikadının alimi. Es-Şafi, Es-Sufi. Bir de tasavvuf elinden, meşayihtan olduğu için Sufi diyor. Evet bu mübarek zat, ohoo! Ne kadar büyük bir zat biliyor musun? Bu, o deminki Fahreddin Tebrizi'nin şeyhi olandan bahsediyorum.

  78. 32:10

    Tacuddin Tebrizi. Fahreddin Tebrizi İmam Alaaddin Konevi Hazretleri ne anlatmış? Ne anlatmış? Benim şeyhim Tacuddin Tebrizi Hazretleri öldüğü zaman diyor. Kimmiş şeyhi? İşte anlatıyorum. Şeyhi Eylül Sünnet ulema aslan. Kutmuş irazilerden kitaplar camiülüsül okumuş vs. birçok alimden okumuş.

  79. 32:36

    Şimdi diyor benim şeyhim vefat ettiği zaman diyor kânet tüşkilü aleyhi mesail bazı meseleler kitaplarda okurken ilmi kelamın derin meseleleri tasavvufun en ince meseleleri filan müşkilat çıkıyor. Yani anlayamadığım yerler oluyor. Bizde de oluyor. Bir yere geliyorsun yani ibareten şuradan buradan manadan ne demek istedi bu zat şimdi?

  80. 32:58

    Tam anlayamıyorsun yani. Bazı alimler kısa konuşur. Bazı alimler rumuzlu, işaretli konuşur. Bazı alim zaten ehli olanı anlasın ehli olmayanı anlamasın diye öyle yapar, kasıttı. Ondan sonra şimdi meseleyi çözemiyorum diyor. Zahiri ilimden bir mesele yani usulü fıkıhtan tefsirden, hadisten bir mesele müşkil.

  81. 33:23

    Uzun uzun düşünüyorum diyor. Kim diyor bunu? Fahruddin Tebriz'e anlatıyor. Kime anlatıyor? Alaaddin Konevi'ye. Bize kim naklediyor? Alaaddin Konevi'ye. Ondan kimi naklediyor? İmam Söğüt'e. Düşün, düşün, düşün. Çözemiyorum. E Şeyh'i sağ olsaydı gidecekti ona soracaktı hemen çözecekti. E Şeyh'im de şimdik vefat etti.

  82. 33:43

    Sağlığında da bu mesele önüme gelmedi. Şimdik de başıma geldi. Ne yapacağım? Bunun üzerine diyor ve yebzülü bezle diyor yani harcıyor elmeci son gayretine kadar fihalle meseleyi çözmek için kafayı çatlatıyor yani. Beynini yoruyor, yoruyor, yoruyor. Mevzu hallolmuyor. Bizim Rasulü Hocaya iki kere oldu usulü fıkıhtan.

  83. 34:07

    Çözemedi, çözemedi, çözemedi. Çözemedi. Beyni patlatacak. Rüyada ona artık öğrettiler ama kimin öğrettiğini söylemedi veya o da unuttu. Dedi senin mevzunun çözümü bura. Ondan sonra kalktı geldi derse dedi tık, tık, tık, tık. Rüya alemi, alemi misal işte. Böyle bir şey. Onun için Pusat da beynini çok zorluyor halli için halli çözülmüyor kendisine.

  84. 34:39

    Hiçbir şey çözülmüyor. Zerre kadar bir şey açılmadı. Mevzu kapalı kaldı yani. E önemli bir mesele. Ben bunu çözmem lazım. Alim adam meseleyi çözene kadar bunu araştırması gerekiyor. E bu da insanı sıkar yani. Onun için Kale diyor Şeyhim bak, Fahruddin Tebrizi Hazretleri. Feküntü ben de diyor, dedim ki gideyim, gider.

  85. 35:02

    Feküntü ben oldum, ati, gidiyorum. Nereye? Kabre Şeyhi, Şeyh Taceddin Tebrizi Hazretlerinin, o kutputun işi razilerden okumuş yani o Tebrizi. Onun mezara gittim, gitmeye başladım diyor. E Mahmud Efendi Hazretleri iki senenin için gitti. Ali Adem Efendi Hazretleri ne buyurdu? Kabrimin başlarını bırakmayın, sizi oradan okutacağım.

  86. 35:24

    Bak iki sene devam ediyor. Bak, delili var mıymış? Koca Fahruddin Tebrizi ki Alaaddin Konevi gibi ilmi kelamdaki en büyük alim bile ona Şeyh diyor. O da diyor ki ben de Şeyhimin mezarına gidiyordum diyor. Taceddin'in, Tebrizi'nin. Vertebet çeviriyor, ona yöneliyordum diyor. Yöneliyordum da tarikat eylemeden diyor, rabıta yapıyordum diyor.

  87. 35:49

    Bir rabıta yapıyordum diyor ve Ecrus'a oturuyordum. Yöneliyorum ne demek yani? Yöneliyorum işte onun yüzüne doğru dönüyorum o yetmez. O bedenin yönelişi. Bir de ne yapacaksın? Gözlerini kapatacaksın. O zatı Allah-u Teala'nın feyizlerinin yağdığı aynası kabul edeceksin. Hayatında gibi oturuyor karşımda diye düşüneceksin ve ona muracaat edeceksin.

  88. 36:12

    Taktaktaktak. Cevaplar geliyor. Muhammed Efendi Hazretleri Şah-ı Nakşibendi Hazretleri'nin kabrine gidiyorduk. Ebu Ebeveyn Hazretleri'nin kabrine gidiyorduk. Sorular soruyordu. Teveccüh ediyordu, rabıta ediyordu. Tamam. Kabrinden kalkıyorduk, arabaya biniyorduk. Şöyle buyurdu, şöyle buyurdu, şöyle buyurdu, şöyle buyurdu.

  89. 36:28

    Taktaktaktak. Bütün meseleleri çözüyordu. He bende o kabiliyet var mı? Yok. Ebu Ebeveyn Hazretleri'nden ben bunu defa atla. Kabirden kalkar kalkmaz şöyle buyurdu, şöyle buyurdu, şöyle buyurdu. Hatice Annemize gidiyordu Mekke'de. Kalkıyordu. Hatice Annemiz şöyle buyurdu, şöyle buyurdu. Çarşaflar şöyle yapsın.

  90. 36:46

    İbn-i Ömer'e gidiyorduk. Radıyallahu anh. İbn-i Ömer'den diyordu ki ondan sonra tefsire, Ruhul Furkan tefsirine çok dikkat edin. Ruhul Furkan çok önemli. Onu yazın, bitirin. Sana diyor bak Ruhul Furkan şimdi şey yaptı, emretti diyor. Hazret-i Osman'a gidiyorduk sabah namazından sonra. Osman'ın adıyı atan kadar.

  91. 37:02

    Diyorduk ki Ruhul Furkan çok önemli. Tefsiri yazsın, çok iyi yazın diyor. Bak Ruhul Furkan 20. yüzyıl çıktı şimdi onu almayan. Yazık. O kadar ilimden mahrum olacak. Bütün sahabe, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem emretti bize diyor. Efendimiz Hazretleri birinci yıldın başında, Efendi yazdı bunu.

  92. 37:17

    Diyorlarmış işte beşinci yıldan sonra Efendimiz Hazretleri hasta olduğu da şuydu da buydu da. Ya konuşmasındık mı sınırsız ya. Efendimiz Hazretleri'nin hepsini okuduk diyor. Efendimiz Hazretleri birinci yılda vardı. Birinci yılda var mıydı Efendimiz Hazretleri? Vardı. Birinci yılda kendi yazdı orayı.

  93. 37:33

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zuhur etti. Hemen bir tesiriye başlayın buyurdu. E tamam. Beş yılda Efendi vardı. Beş yıldın, birinci yıldın ilk sayfasında bunu söylüyor. E inanmayan. Beşe de inanmıyor demek. Koca koca hoca geçinenler ne sapık çıktılar ya. Ondan sonra adam böyle inkar ediyor.

  94. 37:53

    E Efendimiz Hazretleri Osman'dan kaç ki? Hazreti Osman'dan buyurdu. Tefsire, ruhsuzluğuna devam edin. Bana bu. Bana söylüyor. Tefsirin muhatabı benim. Hazreti Ömer'den geldi. Ben bir sefere buraya gitmemiştim. Efendimiz Hazretleri yani yasaktım, kaçaklıydım burada. Üç sene falan yurt dışı hesabımı aradı iki hapis arasında.

  95. 38:13

    Efendimiz Hazretleri gitti geldi. Dedi ki Hazreti Ömer'e selam var dedi. Ben şok oldum. Ahmet'e söyleyin dersi olsun buyurdu. E şimdi bunları biz hep yaşadık ya. Sen Mahmut Efendi Hazretlerinin tarikatındanım diyeceksin. Ekmeğini yiyeceksin. Efendinin adıyla da paraları cukka toplayacaksın. Holdikleşeceksin.

  96. 38:32

    Ondan sonra işine gelen gayri meşru, meşru fark etmez. Her tarafta harcayacaksın, yiyeceksin, içeceksin. Milletlere ikide bir kebap partileri vereceksin. Dünya fani kebap bakı diyeceksin. Halbuki biz kebap bakı demiyoruz. Biz Allah bakı, ahiret bakı diyoruz. Ondan sonra Ondan sonra geleceksin bana bana martıval okuyacaksın.

  97. 38:53

    Ya git ya. Serserimsin mesela. Burada ilim okunuyor, ilim. Efendimiz Hazretlerinin yaşadıklarını anlatıyorum. Sen Efendimiz Hazretlerinin yanında mıydın? Donsuz geziyordun o vakit. Bütün kabirlerden kalkıyorduk. Şöyle, şöyle, şöyle. Şu yapılacak, bu yapılacak. Şunu buyuruldu, bunu buyuruldu. Bak ne diyor?

  98. 39:17

    İşte en büyük eristet alimleri bunlar. Şeyhimin kabrine gidiyordum diyor. Tacettin Hazretlerine teveccüh ediyordum, rabıta yapıyordum diyor. Yanında oturuyordum diyor. Hayatında, önünde nasıl oturuyordum derste veya tarikat dersinde yanına gidiyordum 60 şerifte vs. Nasıl oturuyorsam aynı oturuyorum diyor.

  99. 39:41

    Yani edebe riayet lazım. Ondan sonra düşünüyorum. O müşkilat olan çözemediğim konuları düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum. O mübarek velinin berekatı ile anında görüntü. Hepsi çözülüyor, tak, tak, tak, tak. Şunun izahı bu, bunun şerhi bu, bunun şey. Ya arkadaş, ya sen orada bir kafayı toparladın filan bilmem ne, ondan kafan yerine geldi.

  100. 40:15

    Şimdi o anda başka zamanda çakmadı, o anda çaktı bilmem ne. Çaktı ama diyor. Denedim diyor. Bak. Hayır ama bir değil, iki değil, üç değil, beş değil. Defaatle denedim diyor. Başka yere gidin. O zaman git yaylada sakin, sessiz. Orada belki çözersin. Nah çözersin. Bir şey çözemiyorum diyor. Ondan sonra gidiyorum diyor.

  101. 40:41

    İrmağın başına. Güzel su sesleri, şu sesleri, bu sesleri. Bir şey çözülmüyor. Başka yerde çözülmüyor diyor. Şeyhimin kabrine gidiyorum, teveccühü ve rabıtaya oturuyorum. Bütün sorular çözülüyor. Ben mi söylüyorum şimdi bunu? O zaman size göre İmam-ı Suyuti de mi müşrik oldu? Fahreddin Tebriziler, Tacirdin Tebriziler, Alaaddin Koneviler, herkes müşrik oldu.

  102. 41:09

    Mümin oldu. İmansız ölür bunlar. Ben size söyleyeyim. Evliyaullah'ın bu işlerine itiraz edenler bunlara iman nasip olmaz. Son nefeste. Kafir oldular şu anda demiyorum ama imanlı ölmek zorlaşır. Bizim ilmimizi, tasavvufu inkar edenler diyor. Ne buyuruyor? Arap şeyballer ikinci cidde çıkacak, şiirlerin ikinci ciddine.

  103. 41:37

    Arap şeyballerde de bu var. Yoksa da arkadaşlara hatırlatalım onu. Öyle buyuruyor. Bizim bu tasavvuf yolumuzun ilimlerinden yüz çevirip itiraz edenler dini imanı hakkında tehlikededir diyor. Bu şahnaşların sözüdür. Bu şahane açıdan sözlüdür. Bu ilimler hepsi onların ilimleri. Dolayısıyla,

  104. 42:08

    şimdi bugün de idare eder baya bir şeyler anlattım ama bu âlemin misaline bir girdiğimiz zaman daha çıkamayız. çıkamayız derken şu anda çıkamayız yani bir dahakinde gireriz çıkarız Allah'ın izniyle şimdi alem-i misal diye bir alem var, alem alem-i ecsam var bu cisimler alemi şu andaki işte elimi sallıyorum sen beni görüyorsun kulağınla duyuyorsun falan pat, gül, ses çıktı bak

  105. 42:39

    alem-i eczam, bir alem-i ervah var, ruhlar alemi, o şu anda bizim için görülemiyor. Tabi Evliya Allah görüyor, melekleri de görüyor zaten o ruhu niye görmesin he? Bizim gibiler için görülmüyor. Çünkü bir de keramet yok. O ancak ya mucize ya keramet lazım. Bu ikisinin arasında orta bir alem var. Bu, önümüzdeki dersi kaçırmayın.

  106. 43:01

    Önümüzdeki derste bu konu işlenecek. Bu konuyu bugün ben laflarla, aralarla derslerini geçirdim ama kaynağıyla güzel Alaeddin Konevi Hazretleri'nin, İmam Suudi'nin naklini dinleyeceğiz. Ve ben hatta sayfalar gitti, 7x8 sayfalar. Allah Allah dedim, Alaeddin Konevi'nin beyanları nerede bitti acaba Suudi Hazretleri'nin?

  107. 43:19

    devam ediyor. Bir de baktım, ooo kaç sayfa sonra İmam Sûreti diyor ki, harfe harfine kelimesini değiştirmeden aynen naklettim. İki de yapmıştım. İşte orada bir âlem misali. Âleme misal ne demek? Öyle bir acayip bir âlem ki, cisim âleminden Cisim âlemi kesif varlıklar, yani elle tutuluyor, gözle görülüyor.

  108. 43:43

    Kesif demek, kesafet yani eni var, boyu var, gramı var, tonajı var, kilosu var, bilmem nesi var yani, kesif. Ruhlar âlemi de latif. Orada da hiç gram yok, gramaj yok. Anladın mı sen? Bu ortada bir âlem-i eczan var. Âlem misal var. Misal âlemi. Bu misal âleminde her şeyin misali var. Benzerleri var. Ama bu da mevcut bir âlem mi?

  109. 44:14

    Diyorlar mevcut bir âlem. Bunu öyle hadislerden delillendirecek ki aklınız... duracak. Bu âlem-i misalde de aynı yaşanıyor olaylar. Aynı olaylar yaşanıyor. Rüya bu âlem-i misalden bir kısım. Bu âlem-i misal cisimler âleminden daha latif. Cisim âlemi gibi görünüyorsa herkes görür. aleminden daha latif ama ruhlar alemi kadar latif değil, ondan da bir tık daha kesif.

  110. 44:46

    Ortada bir âlem. Bu âlemi anlamadan birçok âyet ve hadisi anlamanız mümkün değil. Tasavvuf ehli, bunu tasavvuf ehlinin büyükleri tabii çok muhittin arabiler vesaire onlardan ve belki de hakim-i tirmidziler vesaireler muhittin ibni arabiler yani altı yüz diyor ona bakana kadar dünya kadar Cüneyt Bağdader, Beyazıt Bestami, vesaire bütün tasavvuf ehli bu alemden bahsediyor.

  111. 45:12

    İşte bu âlemi ilmi kelamcılardan, ehl-i sünnet olanlar da kabul etmiş. Bu ötesine bilmem neyi boşver. 72 fırkattan bizim işimiz yok. Ehl-i sünnet uleması da, zahiri âlimler de bunu kabul etmiş. Çünkü diyor ki tasavvuf ehlinin bu çözümü bizi rahatlattı diyor. Yoksa birçok âyet-i hadisinin izahı yok. Çünkü diyor ki tasavvuf eylenin bu çözümü bizi rahatlattı diyor.

  112. 45:28

    Yoksa birçok âyet, hadis-i şerif, Onun için önümüzdeki ders çok önemlidir. Bu dersi kaçırmayın diyorum. Herhalde zaten Ramazan-ı Şerif'ten evveldeki son ders. Âlemin misal konusunu en azından bitiririz Allah'ın izniyle. Girdik mi çıkarız ama 2 saat, 3 saat. İnazab indiririz, eşya sağlam bağlarız, dışarı çıkarız.

  113. 45:48

    Bakarız eşeğin ipi sağlam değilse kuvvetli bağlarız. Allah'ın izniyle inşallah, maşallah, la kuvvete illa billah. Bu ilimleri sizle paylaşırız. Ve sallallahu aleyhi ve sellem.