49:05 / 1:42:10

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve aleyhi ve sahbihi ecma'in. Bu dersleri tarihe kayıt olarak düşüyoruz. Biz öleceğiz, gideceğiz. Bu ilimler kalacak. Ve herkes bunlardan müstefit olacak, faydalanacak. Yani sohbetlerin çok önemi var. Tesir Allah'tan, hidayet Allah'tan bugün.

  2. 00:32

    Rize için bir konsolosluğa gitmiştim yani. Biraz da orta yaşlı, yani yaşlıya yakın bir hanım, açık yani, başı falan da açık tamamen. Böyle, çok kişi geliyor tabii, resim çektirmeyen yanıma çok gelen oluyor da, o arkamdan doğru hocam hocam falan, buyurun dedim, ya dedi ben, sizden çok istifade ettim.

  3. 01:06

    Ben de, maşallah dedim, sohbetleri dinleyin, Allah istifade etsin bizim falan. Beni de şeye çağırmışlar, imzaya çağırdılar yani, vaktim yok böyle emn-i arif yapma da, hemen gitmem gerekiyor. Zekür çünkü böyle yoluştuk, geldi peşime. Biz dedi, ben dedi faizde çok param vardı dedi. Yani çok demedi de, faizde param vardı dedi bankalarda dedi.

  4. 01:29

    Onların hepsini dondurdum dedi, oradan aldırdım dedi, oradan dedi işte finans katılımı hani faiz olmayan şeylere yatırdım dedi. Sonra namaza başladım dedi, eşim namaza başladı, biz senden çok faydalandık dedi falan. Yani şaşırıyorum, kalıyorum. Buradan bakıyoruz, derslerin takibinde çok bir şey anlaşılmıyor tabi yani, özellikle bu dersler.

  5. 01:54

    Öbür dersler biraz altı bin, yedi bin oluyor, Kadir Geceleri. Kadir Geceleri, on dört bin, yirmi bin, otuz bin olduğu da oldu da. Tabi televizyon, radyon hesabı bilinmez, onu bilmiyorum tabi, her eve giriyor tabi. Falan, diğer yayın organlar da var. Yani nasıl şey etmiş, oradan faizi bırakmış, namaza başlamışsa, inşallah tesettüre de girmesi nasip olur.

  6. 02:21

    Ama normalde bu dersler, işte mektubat, şifa içeriği falan çok şey gözükmüyor. Yani aşırı bir talep patlaması gözükmüyor, diğerlerine göre. Diğerlerinin zirvesi bizim şeye yetişemiyor. Bizim şeye yetişemiyor ama nisbi göreceli, lakin bizim anlattığımız ilimlere göre ve verdiğimiz faydalı bilgilere göre yani bu takip çok az, çok az.

  7. 02:48

    Bu kadar insana mı lazım bu kadar ilim? Yani başka hocaların çoğu bunları zaten konuşmuyor, anlatmıyor. Akaid mektupları, ne haberi var adamın, itikad mektupları, efendim işte ne bileyim, kavacülü akaid falan bir şeyden haberi yok. Hocaların bir şeyden haberi yok. Nerede kaldı cahillerin?

  8. 03:06

    Onun için insanlar nereden ilim olacağını biliyor, seçiyor, seçicidirler ama tebliğ etmekte çok fayda var. Ekte çok fayda var. Bak nice insanlar namaza başlıyor, haramdan kurtuluyor, işte günahlardan kurtuluyorlar. Ben bugün açık örnek.

  9. 03:24

    Şimdi onun için bu dersleri biz eser bırakmak üzere yapıyoruz yani. Kitap yazmak zor. Şimdi Kur'an-ı Doğal'ın ikinci cildini hazırlıyorum birazdan. Firiste çalışacağım yine. Bitirdim onu. İkinci cildi bitirdim çünkü bitiremedim tabii. Kolay şeyler değil. On sene olmuş. Birinci cild çıkalı. Ne ilimler ne ilimler.

  10. 03:45

    Kur'an'da ne dualar var. Kimsenin haberi yok. Bir de niçin okunur? Mesela bu dua ne zaman okunur? Süs eşyası aldığın zaman buna okunur diyor. İşte göğe baktığın zaman bu dua... Göğe baktığın zaman bu dua okunur diyor. İşte Rabbana mâ khalaqtâ adâ bâtılâ. Sübhâneke fıkhne âdâ billâhi. Yıldızlara bakınca bu dua okunur diyor.

  11. 04:02

    İşte efendim ne bilir? Rabbana lâ tüzzekkulû benâ. Bu kadar senede bildiğimiz bir şey. Ama onu bilmiyorduk mesela. Bid'at ehlini gördüğün zaman diyor Rabbana lâ tüzzekkulû benâ. Hiç daha benim siftahım yok. Yeni şey ettim yani. Tercüme edince... Halis Aydemir'i gördüğün zaman Rabbana lâ tüzzekkulû benâ.

  12. 04:21

    Mehmet okuyanı gördün. Yeni şey okuyanı gördüğün zaman Rabbenâ lâ tuzûkulû benâ bâdeize deyten. Aman ya Rabbi, kalplerimizi kaydırma. Adamlar ne hale gelmiş ya. Hafız adamlar, muhaddis adamlar, hoca adamlar, dinden çıkmış. Ayet inkâr ediyor, hadis inkâr ediyor, sahih hadis inkâr ediyor. Vuhâl-i Zayi Demir, Allah, Allah, Allah.

  13. 04:40

    Sahih hadislerde diyor, çok işe yaramayan şeyler bazı var. Hadise sahih diyor. E bari de ki bana göre sahih değil. Sahih ise Resûlullah bunu buyurdu demek. Kendi de hadisçiye İbn-i Hükman'ı takviye etmiş, İbn-i Hükman'ın sahini. Sahih hadislerde de diyor, işe yaramayan şeyler var. adamı kızıl kâfir eder.

  14. 05:03

    Ne demek biliyor musun? Şu demek, sahih demek, Resûlullah bunu buyurdu demek. Yani sahih hadis dediğine göre buyurdu diyor. Sahih hadiste de diyor, ha sahih olmayan hadiste demiyor. Bak, sahih hadiste işe yaramayan şeyler var. Kendi ses kaydıyor. Atayım isterseniz göstereyim size. Bu adam, yâ Rabbel âlemin yâ.

  15. 05:24

    İşte bunları görmüş. Rabbel âlâ. Neler yazdık, neler yazdık. Bu Kur'an duaların ikinci yıldığında. Ruhul Furkan çıktı elhamdülillah. Onu da yarın ilan edeceğiz. Ahıska yayınlarından. Ruhul Furkan 20. yılda. Ne muhteşem eser oldu yahu. Ondan sonra. 600 sayfa kadar. Onun sayfalar çok uzun. Normal kitap olsa 1200 sayfa eder.

  16. 05:45

    Yani normal risale boyunda. Ondan istifade edin. Ondan sonra işte Kur'an duaları çıkar inşâAllah. İki haftaya, Ramazan'dan evvel çıkar inşâAllah. Çalışıyorum. Sizin için çalışıyorum, çabalıyorum. Arada kaçamak bir çorba içiyorum. Bilmem ne içiyorum. Biraz bir saat uyuyorum kalkıyorum. Yarım saat uyuyorum kalkıyorum.

  17. 06:05

    Ne yapayım? Ne yapayım? Öleceğim gideceğim. Eşek ölür semeri demiş. Adam ölür eseri demiş. Ben de bu derslerle kaim olacağım inşâAllah. Arkamdan çok okursunuz inşâAllah. Kabrimi ziyaret edersiniz inşâAllah. Ben size emek ediyorum. Ve boşuna emek etmiyorum. Fakat bu emeklerin karşılığında bana dua eden, benim günahlarım için istiğfar eden, benim cennete gitmem için,

  18. 06:29

    azaptan kurtulmam için duacı olan, zürriyetlerimden de gelir inşâAllah ama zürriyetim olmasa da. Ben zürriyetlerimden çok, tonumlarımdan, çocuklarımdan çok ben cemaatime beni Allah için sevenlere, beni Allah için dinleyenlere kendime emanet ediyorum. Çünkü ilim hakkı büyüktür. Bir harf öğretenin. Kölese ölümü buyurmuş Hazreti Ali Efendimiz.

  19. 06:49

    Bu kadar ilim istifademiz var birbirimizden. Birbirimizi unutmayalım inşâAllah. Şimdi, Mektubat-ı Şerife'ye biraz ara verdim. O arada, tabi çaylar girdi. Şeylerin, ruhların tasarrufu, Evliyaullah'ın kaç yerde görünmesi, bu konuları toparlayıp bitiremedim. İlim ufaklığı, yani kimisi yarım saat, kimisi bir buçuk saat, belki bilmiyorum iki saat var.

  20. 07:18

    Dersler, 12 ders olmuş. Bugüne kadar bu konuda başlık altında. Çok önemli bir konu. İçinde dolu ruhla ilgili, kabirle ilgili, arçla ilgili. Yani, ruhun arça çıkması vs. Evliyaullah'ın tasarrufu ile ilgili daha da çok konuşulacak şey var. Bilmiyorum Ramazan-ı Şerife kadar yetiştirebilir miyim? En sonunda da Mektubat'tan bir mektupla bunu bağlayacağım.

  21. 07:42

    Çünkü burada Evliyaullah aynı anda Arafat'ta görüyor. Aynı anda Mısır'da görünüyor. Aynı anda İstanbul'da görünüyor. Bu nasıl oluyor? Tek bir kişi 3 yerde nasıl görünüyor? 40 yerde nasıl görünüyor? Somac Baba Hazretleri ulu camiler kapısından aynı anda nasıl çıktı? Ondan sonra her kapıdan elini nasıl öptüler?

  22. 08:06

    Ondan sonra Hatib-i Şirmin Hazretleri Mısır'da 40 tane camide Cuma kıldırdı. Cemaat'ta görükmüyor. Cumayı Bilfil kıldırıyor. Aynı gibi yüzlerce binlerce tabi menkıbe var Evliyaullah'ın kesin. Mesela ben şu anda hangi kitabı okuyorum? İmam Suudi Hazretleri'nin muteber eserinden okuyorum size. El-Mu'keli kitabın adı.

  23. 08:30

    El-Mu'keli fi ta'addüddi suveri'l-veli İmam Suudi Hazretleri Evliyaullah'ın reislerinden muhaddislerinin de hatimesi son noktası yani. Onun tabi El-Müncelisi'de var. El-Mu'keli var. Bunlar çok önemli eserler yani. Zımdında da var.

  24. 08:52

    Şimdi tabi 25 yıl mecmu resali çıktı basıldı. Bu arada da 32. Risale yani o yeni çıkan 20-30 yıllık şeyde külliyatta 32. Risalenin adı El-Mu'keli fi ta'addüddi suveri'l-veli Evliyaullah'ın suretlerinin tekerrür etmesi, birkaç yerde görünmesi vefatlarından sonra tasarrufun devam etmesi, vefatından sonra görünmesi yakasadan uyanırken görüşülmesi

  25. 09:20

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile zaten çok vesaire. Bunları konuşuyordum. Dersimi takip edenler bilecekler. Şimdi kaldığımız yerden sizinle ilgili yani sizi çok ilgilendirenlere tercüme ediyordum. Ettim. Dileklerin alemi kaplaması işte ışığın efendim kendi içinde bulunduğu evden başka yerlere ulaşması bir merkezden fitilin ateşlenmesi ve lambanın yanması

  26. 09:58

    ama ışığın birçok yere birçok yere ulaşması vs. ulaşması. Bunlardan baya bir şeyler konuştum. Geçen, yani son kalan, bu konuda son kalan, geçen perşembeyi konuşmuyorum. Birkaç perşembeler evvel yani. Çünkü biz 3 aylar girdi, girelim. Regaib kandil, Miraç kandil falan kandiller, peş peşe şey yapamadık.

  27. 10:16

    Bu konuya dönemedik. Hatırlayacaksınız beni. takip edenler hatırlayacaklar. Şimdi bu da çok büyük bir ilim yani. Sonra diyor İmam Sûreti İmam Sulti Hazretleri, Hazretleri Şeyh Tacuddin İbni Hatayla'nın tercümesini gördüm diyor. Şeyh Tacuddin İbni Hataylan tercümesine gördüm diyor. Bazı talebeleri toplamış, onun menkıbeleri hakkında.

  28. 10:37

    İbni Hatayla İskenderidir. Yani çok büyük veli biliyor, Hikem-i Hataya sahibi. Ebu'l-Hasen Şazeli Hazretleri'nin halifesinin halifesi yani. Onun talebesi Şemsuddin İbni Daniyal Kudres-i Süruh Hazretleri. O da onu toplamış. Orada birçok şeyler nakletmiş. İbni Hatayla İskender Hazretleri'nin Hikem-i Hatayası Haldi Bağdadi Hazretleri de ondan nakıl yapıyor.

  29. 11:06

    Bütün meşayih ondan nakıl yapıyor. Yani Allah'ın vahyinden sonra gelen evliyaya en büyük ilhamlardan biri yani. Birincisi desek yeri var, Hikem-i Hataya'dır yani. Az kalsın Kur'an olacaktı ne demek? Allah vahitseydi Kur'an olacaktı da evliyanın kalbine ilham etti yani. Onun için çok önemli. O kitabın sahibi İbni Hatayla İskender Hazretleri.

  30. 11:35

    Biliyorsunuz İbni Humam, Hanefi fıkhında Feth-ül Kadir diye en muteber bir eser var. İbni Humam öyle muktedir bir fıkıh alimiydi ki Sivaslı, Sivasi. Ondan sonra Mısır'da tabii yaşadı vefat etti. Hizmetlerini orada gördü. Hanefi ile Şafii'yi cem edecekti. Yani Hanefi mezhebi ile Şafii mezhebini birleştirecek ilme sahibi olan şu anda da dünyada öyle bir adam yok da.

  31. 12:02

    O zaman sonra yani ya Resulullah'ı gördü sallallahu aleyhi ve sellem. Şimdi tam şey yapmayayım. Rüyasında dedi yapma bu işi dedi. Mezheplerin yani ihtilafında rahmet var. Başı sıkışan öbür mezhebi taklit edebiliyor zarurette falan. O kadar muktedir alim yani İbni Humam. İbni Humam bir gün Kur'an okuyarak İbni Hatayla İskenderi'nin kabrine gitti.

  32. 12:25

    Karafe'de Mısır'da Karafe'de ben de ziyaret ettim elhamdülillah. Karşısında İbni Ebi Cemre var. O nasıl bir acayip. Bütün evliyamı şayh orada. O hazirede yani. Bir caminin içinde İbni Hatayla Hazretleri'nin kabri şerifinde. İbni Humam hayattayken yani tabi. İbni Hatayla önce vefat etmiş. İbni Humam da okuya okuya gelmiş.

  33. 12:51

    Biraz da ses de okuyor zaten. Kimsede yok. Kıraat yapıyor da. Ruhuna ihtiyaç edecek yani. İbni Hatayla Hazretleri'nin kabrinde geldiği sırada okutuğu şey. Hud Suresi olacak. Estaizu Billah. Onlar okumuş. Şakilere gelince yani. Eşkıya, bedbaht ise cehennemliler. Ayet-i Kerime'yi sırala okuyor o. Cüz'ünü okuyor.

  34. 13:21

    Virdini okuyor yani. Derken. Kabrinizden ses gel. Bizim aramızda şakil olmaz. Allah Allah. Sağa baktı kimse yok. Şok oldu yani. Ondan sonra dedi ki. Bu ne büyük bir Veli-i Zişan. Ne büyük tasarruf sahibi kabrinden. Kur'an'a cevap veriyor. Sesli. İbni Humam gördü bunu. İbni Humam. Sen ne konuşuyorsun?

  35. 13:54

    Kağıtaneli, şişaneli. İsmail Han'ın ehli bidat hocaları. Bidat o ehli olmuşlar. Her şeyi inkar ediyorlar. Kabirden tasarruf olmaz. Kabirden konuşulmaz. Kabirden ses çıkmaz. Kabirden görünmez. Sen ne diyorsun ya? Bütün tasarrufu inkar ediyorsun sen. İsmail Han şu anda tamamen tasarruf yoldan çıktı. Tamamen.

  36. 14:16

    Ve bir yola girdi. Siyasi şeyde, ticari şeyde FETÖ'cülerle irtibatlar çok var arka planda. FETÖ'cü zenginler oraya çok ilgileniyor şu anda. Çok yardım ediyorlar. Bir yandan FETÖ'cü zenginler akını var. Bir yandan da Vehhabilerle kırıştırma var. Allah ıslah etsin. Durumlar hiç iyi değil. Onun için.

  37. 14:38

    Şimdi. Böyle deyince İbni Humam Hazretleri yanındaki işte talebelerin müritleri onda var. Vasiyet etti. Dedi ki bu öyle büyük bir veliydi inşallah. Biz biliyorduk bunu zaten ama kabirinden böyle bir cevap verdi bana. Onun için ben öldüğüm zaman dedi beni onun ayağının altına defnedin. defnedin.

  38. 14:59

    Hakikaten şimdi merdivenle çıkıyoruz İbn-i Ata'ilal, İskenderi Kudüs-i Şura'dan ziyaret ettik. Oradan aşağı indik, hemen merdivenin dibinde altta küçücük bir oda var. Odanın kapısını açtık. Meşhur Kemal, Kemaluddin İbn-i Hümam Hazretleri orada. ayağında yatıyor. Çünkü neden? İşte bu zatlar böyle yani.

  39. 15:23

    Allah dostları ölmez, belâh yağar. Asıl diriler onlardır. Rabbler rızıklarını gönderiyor. Sen uyanıkken, ayıkken ayakta uyuyorsun. Onlar ölmüş diyorsun. Halbuki onlar dirilerdir ve cevap veriyorlar. İşte bu İbn-i Atâillâh'ın İskenderi Hazretleri'nin çok menkıbeleri var. Onun bir talebesi, yani Şemsüddin İbn-i Danyal Hazretleri bunu naklediyor.

  40. 15:57

    Diyor ki, İbn-i Atâillâh'ın bir müridi bana anlattı diyor. Bunu imam şuurduyu zikrediyor yani. Kitaplardan kaynaklarıyla zikrediyor. Bir sene hacca gittim diyor bu İbn-i Atâillâh'ın müridi. Tavaf yaparken baktım. Tabi o zamanlar şimdiki gibi şey değil yani. Herkes uçakla, beş saatte, üç saatte, iki saatte Mısır'dan, Türkiye'den hacca gidemez.

  41. 16:23

    Bir insan hacca gitmesi için kafileye katılması lazım. Ondan evvel kafileler zaten Mısır'dan çıkan, İstanbul'dan çıkan, Bursa'dan çıkan. Kafile zaten kim var kim yok belli yani. Şimdiki gibi önüne gelen. Şimdi internetten vize alıyor, atlıyor, uçağa gidiyor. Turizmlere de ihtiyaç kalmamış şu an. O zaman öyle değil ki herkes birbirini biliyor.

  42. 16:43

    Bu hacca gitti mi bu sene gitmedi mi? Hacca gitmek kolay bir şey. Hele ki bir memlekette herkes birbirini tanıyan bir memleket. Herkes biliyor. İbn-i Atâillâh İskender'in o sene hacca giden kafilelerle hacca gitmedi yani. Bu zat da diyor ki, ben diyor, baktım tavafta, İzrâ-yü't-şeyh-i Yatov, İbn-i Atâillâh Hazretleri tavaf yapıyor.

  43. 17:04

    Ferhat Dönüş Selim Ali, selam vermek istedim diyor. Fakat tavafta biliyorsun dünya kelamı konuşmak mekruhtur. Dünya kelamı değil, selam, dünya kelamı değil. Evliyaullah zaten dünya kelamı konuşmaz ama yani meşgul etmeyeyim dedim diyor. Dedim ki, tavafla meşgul dur şimdi, tavafı bitirsin yaklaşırım dedim diyor.

  44. 17:31

    Neyse tavafı bitirdi diyor. Makam-ı İbrahim'in arkasına geçti. İşte tavaf namazı kıldı iki rekat. Oradan Safa kapısından, tabi şimdi kapılar falan kalmıyor. Eskiden kapıların yerleri belliydi. Şimdi tabi haremin içinde kaldı her yer ya. Oradan Safa tarafına yani Safa tepesine, Sa için, Safa'dan başlanıyor.

  45. 17:58

    O kapıdan çıktı diyor. Sonra oradan sahi yaptı. Daha göremedim diyor. Ben de oradan gideyim de bir selam vereyim dedim. Bir selam veremeden kaybettim diyor. Sonra Arafat günü oldu diyor. Mevkıf vakfı yapılan yer. Baktım diyor Arafat vakfısında İbn-i Atâ ile İskender. Kaddes Allahü Teala.

  46. 18:28

    Dedim gideyim bir selam vereyim, bir duasını alayım falan. Sonra dedim o duayla meşgulsün. Arafat vakfısında dünya kelamı zaten konuşmaz. Onun için bitirsin vakfı duasını. O zaman yanaşırım dedim. Tekrar kaybettim diyor.

  47. 18:46

    Görüyorsun. Adamlar aynı anda Mısır'da, aynı anda Kâbe'de, aynı anda Arafat'ta. Bunlar böyle yani. Sonra diyor falan baktım. Hacc-i Selduani Şeyh haçtan gelince diyor, dönünce diyor Mısır'a geldi. İskenderiye'de. İskenderiyedir aslı İskenderiyeli ama yani tabi oraya da nereden gelmiş ayrı bir mesele.

  48. 19:14

    Ama Kahire'de yani. Kabri Şerif'i Kahire'de olduğuna göre son dönemleri Kahire'de durmuş. Geldim diyor Mısır'a. İşte yani memlekete döndüm. Dedim Şeyh Efendi işte müritleri var ya, arkadaşları var. Dedim Şeyh Efendi Hazretleri nasıldır, hali iyi midir falan. Dediler çok hoştur durumu.

  49. 19:40

    Dedim ki bu şehirden hiç çıktı mı yahut bir yolculuğa çıktı mı işte neyse Kahire'den bulunduğu beldeden çıktı mı fakat dediler hiç çıkmadı. Hep burada vakfede Arafe günü vakfe doğaları. vakfe dualarını, yani tabi hacılar vakfedeyken bizim de o gün zikirle meşgul olmamız Arafa günü en faziletli orucu bir senelik geçmiş günahlara kefaret yani çok önemli, ibadet günü

  50. 20:16

    hep buradaydı dedik diyor dediler diyor feci cüreti, tamam diyor ben de bir ziyaretine gideyim gittim diyor, fesselamü teâle, selamün aleyküm, aleyküm selam ben daha bir şey demedim tabi ben tavafta kesin gördüm diyor Arafat Vakfesi'nde gördüm diyor ama ben bir şey demedim yekten bana diyor sordu ki menra etefî sefratike hâzî minel ricali bu yolculuğun da ricalden

  51. 20:49

    rical tabi, ricalü lâ tülihim, ticâretu ve lâ beyhûnû en zikrillâh da var alışveriş ve ticaret onları zikredemeyen erkekler, er kullar Allah'ın pehlivan kulları derdi Efendi Hazretleri, er kulları yani o arada da olabilir, yoksa normal erkeklerden de olabilir erlerden, erkeklerden bu yolculuğun da kimi gördün dedi dedi bana ben dedim ya seyyidî râikûke

  52. 21:19

    ey seyyidim yani seyyidim efendim, Efendi Hazretleri diyoruz ya biz de işte ey benim efendim dedim diyor, sizi gördüm diyor baktı böyle diyor, fe tebesseme tebessüm etti demedi yalan konuşma, demedi ben yoktum orada demedi sen hayal görmüşsün, ne yaptı? tebessüm etti, tebessüm nedir? sükût, ikrar peşine ne dedi ama, bu söz çok önemli

  53. 21:45

    bu sözü anlamazsanız hiçbir şey anlayamazsınız Erracülülkebiru, büyük adam büyük adam ne demek yani, boyu iki metre, kilosu yüz kırk okka o mu oluyor yani? ruhu büyük, ruhaniyeti külliye Necip Fazıl'ın şeyhi Abdülhakim Arbasi Hazretleri, kadisesi Allah'ın sonunda rapor tarihçisi var orada tarif ediyor, ben kendi rapor tarihçisine onu yazdım

  54. 22:15

    ne buyuruyor orada, ruhu külli, ruhu külli demek ruhu arşa ulaşmış, bütünleşmiş yani zaten ruh nereden alındı, ham maddesi mayası ruhun mebdeyi yani mayası baştan alındığı nokta Allah onu yaratırken, ham maddesi nereden aldı, arşın nurundan aldı işte bütün seyri sülük tarikat dersleri, vazifeleri, zikirler, ibadetler,

  55. 22:43

    seni nereye götürmeye çalışıyor, letaiflerini, geldikleri yere kalp, ruh, sirk, hafif, yakfa, o letaif, yükseldikçe yükseldikçe işte asıllarına ulaşması lazım yani o tabi gölgenin gölgesi, gölgenin gölgenin kase, onun yansıması falan ama onlardan her zikrettikçe, her fikrettikçe, her rabıta, her murakabe

  56. 23:03

    haramlardan sakındıkça, emirleri tuttukça, seyri sülükün maksadı nedir yani? o letifeler, o manevi basamaklar, yani efeansları basamak derdiği ruhun basamakları, kalbin basamakları var bunlar geldikleri yere, arşa geri ulaşırsa işte mutmeinne oluyor, işte razıya oluyor, merzıya oluyor, kamil oluyor mükemmele oluyor mesela

  57. 23:28

    o zaman nefis de ruha tabi olduğu için, ruhun boyasıyla, kalbin boyasıyla boyandığı için o nefis de daha artık emmarelikten çıkıyor, kötü bir şey emredemiyor nefis namaz ister mi, oruç ister mi? işte efeansların nefsinin, yani ruhunu konuşmuyoruz, herkesin ruhu ibadet ister ama ruh ölü olursa, ruh bir şey isteyemez çünkü neden?

  58. 23:51

    Nefsi besledin, ruhu öldürdün ruhun gıdasını eğdi, zikir, ibadet, namaz yok, abdest yok, oruç yok, hiçbir şey yok ruh öldü, ölü bir şey daha bir şey ister mi? öldükten sonra adam pilav ister mi? onun gibi yani, ruhu ölmüş

  59. 24:04

    şimdi bu insanların çoğunun ruhu, benim canım namaz istemiyor, oruç istemiyor, zikir istemiyor e neden? Ruhu ölmüş, öldürmüş, aç bırakmış öldürdükten sonra ölü ruhtan çıt çıkar mı? ama nefsi ne istiyor? Devamlı yemek istiyor, içmek istiyor, bakmak istiyor, gezmek istiyor, konuşmak istiyor ohoo, neden?

  60. 24:22

    Nefsi tımarlamış yani, beslemiş onun için ruh da arşa ulaşırsa zaten o zaman kalp ve ruh nefse galip geliyor nefis mağlup olunca teslim oluyor teslim olunca hayırdan başka bir şey emretmiyor yani bu sefer nefis de başlıyor ruh gibi, kalp gibi namaz isteme, oruç isteme, zikir isteme, anladın mı? ha o ne?

  61. 24:47

    Mahmut Efe Nazırı gibi zaten, bizim tanıdıklarımızdan misal verecek olursam yani onların nefsine hiçbir şey söylemiyor nefsine hiç kötülük emretmiyor Kötülük emretmiyor. Bizim nefsimiz ne kadar kötülük istiyor? Onların nefsi hiç istemiyor. E niye? E ruh arşa olasmış. Kalp, galip gelmiş nefse. Onun için Rajul-ül-kebir demek, şimdi İbn-i Atâ'ilâ İskenderi Hazretleri

  62. 25:13

    diyor ki, yolculuğunda kimseyi gördün mü diyor. O da diyor ki, sizi gördüm Efendi Hazretleri diyor. O da diyor, o da külüyor. Diyor, Rajul-ül-kebir, evlat, hani ben buradan zahiren bedenimle fiziken çıkmadım. Yani sen hacca gittin gelene kadar ben bu şehirdeydim, Mısır'daydım, Kahire'deydim, neredeysem.

  63. 25:36

    Ama büyük adam, yani demiyor ben, ama bir adam büyük olursa diyor, büyüklük nerede? Orayı doğru anlayacaksın. Ruhu büyük, ruhu külli. Ne demek? Ruh arşın nuruyla bütünleşmiş. Yani ruhun letaifi, kalbin letaifi arşa ulaşmış. Yani ulaşabileceğin noktaya. Arşa ulaşınca asıl geldiği nokta arşın nurundan yaratıldığı için kendi aslına vasıl olmuş yani.

  64. 26:06

    Hal böyle olunca onun ruhaniyeti külli oluyor. Külli olduğu zaman senin benim ruhum nefse tabi olmuş, işte nefis onu ezmiş, işte ruh da günahlar istemeye başlamış, ruh günah istemiyor, arşın nurundan yaratmış. Ama nefse tabi oluyor. Çünkü sen onu aç bırakırsan, nefsi iyi bakarsan, nefis ne yapar? Kalpten gibi, ondan sonra şişer, kabarır, kibirlenir,

  65. 26:42

    her pisliğin fesadı, ifsadı ister. İşte o, o zaman ruh mağlup duruma düşer. Kalp de mağlup O zaman o adamın ruhaniyeti pısırık olur, cılız olur, hiçbir gücü yok. Ama adam büyük olursa ne demek? Arşa varırsa adam büyük olur, ruhu külli olur. Ruh külli olursa yemle ülkevne. Buraya dikkat et. Bütün cihanı doldurur diyor.

  66. 27:09

    Şimdi biz size ne anlatıyorduk geriden beri? Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhaniyeti o kadar büyük ki ya onu anlatma anlayacağımız zaman evliyanın ruhaniyeti bu kadar büyük olursa, ya Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem enbiyanın en faziletlisi, Resullulah'ın efdali seyyidül evvelin vel ahirin yani.

  67. 27:27

    Onun ruhunu kıyas et. Bir adam büyük olursa diyor, yani ruhu külli olursa diyor yani Allah'a vasıl olursa, arşa vasıl olsa, Mevla'ya vasıl olursa o diyor, cihanı doldurur onun ruhu. E cihanı doldurunca ne oluyor? Mekke'de cihanın parçası, Arafat'ta bu dünyanın parçası. Cihanı doldurur ne demek? Bütün dünyayı doldurur.

  68. 27:52

    Her yerde görünebilir. Çünkü ruh çok büyük. Ruh büyük olunca, adam büyük olunca kevni dolur. Kevn ne demek? Kainat demek. Kevni mekan. Bütün mekanları doldurur diyor. Onun için buyurur. Lev du'ye'l kutbu min Ben burada Hacerin demişim ama ben Cuhrin diye gördüm. O daha sağlıklı bence. Kutup diyor, yani Allah dostlarının büyüklerine kutup deniyor.

  69. 28:31

    Kutup yani değirmenin işte o şey var, değirmenin kutbu diyor. Kutbu raha deniyor esas değirmenin kutbu. O üstünde böyle bir şey mekanizmayı işlemesi için yani üstten onu tutuyor. Ondan sonra alttaki bütün şeyler onun üstten bağlamasıyla birbirine rapt oluyor falan yani anladın mı sen? Bazı şeyleri kuruyorsun ya, 3-5 şey birbirine bağlıyorsun.

  70. 28:58

    O onu çekiyor, onu sürütüyor, onu getiriyor, oradan götürüyor, suyu çekiyor falan. Değirmen. O tepesinde de işte onların birbirine bağlayan şeyi var. Kutbesi gibi. Evliyanın kutbu ne demek? İşte onları yöneten, başbuğu, tasarruf sahibi, diğer bütün veliler ona tabi olurlar. Böyle kutuplar var. Ektap cemisi kutuplar diye geliyor.

  71. 29:25

    Gavs tek bir tane. Gavs kutupların da en büyüğü. Ama Kutbul Ektap var. Kutbul Ektap bütün kutupların da kutubu. Kutup, yüzlerce binlerce belki on binlerce evliyanın reisi kutup. Sonra o kutbunda kutbu var, ona Kutbul Ektap deniyor. Bütün kutupların en büyüğü. Bazı meşayihe göre Kutbul Ektap ile Gavs aynı.

  72. 29:51

    Çünkü Gavs da tek. Bazı meşayihde diyor ki Gavs apayrı bir şey. Onun altı üstü yok. Altı üstü yok. O tek ama en son merhalede, sıkışılanda medet, imdat, tevessülat, istihasat yapılıyor, yapılıyor, yapılıyor, hiçbirinin duası kabul olmayınca Gavs devreye girer. Onu da Rûz ve Han baklî olacak Meşâh-ı Büyüklerindendir.

  73. 30:25

    Meşrabu'l-Ervah diye bir kitabı var. Herhalde ondan alıntı yaptım şeyde, rabıta kitabında. Meşrabu'l-Ervah, ruhların meşrebi yani, meşreb içeceği, kitabın adına bak hizaya gel. Orada çok ilim var. İşte o kitapta diyor ki, bütün veliler Allah'a yalvarırsa, bir bela kalkması için kalkmazlar, en son devreye gafs girer diyor.

  74. 30:47

    Gafs dua ettiği anda kabul olur diyor. İşte Mahmud Efendi Hazretlerimiz o gafsiyet makamındaydı. Çok görmüşüz biz bunu yani. Dünya ayağa kalkıyor falan, hiçbir şey olmuyor. Bir dua ettiği anda oluyordu yani. İşte, böyle bir zat.

  75. 31:00

    Şimdi, arracul tebiru, büyük adamlar yani bunlar. Büyük adam olduğu zaman, yem lev kevne, cihanı dolduruyor. Lev dün al kut, bu kutup makamında olan Evliya'nın reisi olan Mahmut Efendi Hazretleri'nin Evliya'nın reisi olduğunda şüphe var mı? Bu ülkeden 342 alim geldi yani. Ve bütün dünyanın en büyük alimleri, çoğu da yaşlıydı çok, 100 yaşındakiler, 100 yaşında geldi ya,

  76. 31:30

    Pakistan'da büyük muhaddisler, 100 yaşında zat geldi oraya ya. Sonra onlar birkaç sene içinde çoğu da vefat etti. Cenab-ı Mevla Hazretleri'nin hafzesinde müceddit ilan edildi merasimde işte hepsi de müceddit diye kabul ettiler. Yüzyılda böyle bir zat gelmemiş. Daha da elli küsür sene onun mücedditliği, bütün...

  77. 31:58

    Bütün feyizler, kutup olsa, gavs olsa şu an, hepsinin feyizi mücedditten geliyor diyor İmam-ı Rabbânî Hazretleri. Müceddet olduğunu İsmail Hâlâ da kabul ediyor. Bütün feyizler ondan geldiğini kabul ediyor. Ondan sonra diyor ki kabirden feyiz veremez diyor. Onun için biz sahte bir şey uydurduk, para toplamamız lazım diyor.

  78. 32:13

    Adamlar ne halde sabıttı ya. Durum bu. Halbuki, bak, İbn-i Atâ'ilâ İskender Hazretleri kendinden bahsediyor, esasen, ben demiyor. Kimi gördün dedi bu yolculuğunda? Dedi sizi gördüm mü ben? Nasıl gördüm? O haçta gitti, o haçtan, o tekkesinden çıkmadı. Nasıl görecek? Haçta, Arafat'ta, Ta'af'ta. Evladım dedi.

  79. 32:37

    Büyük adam. olursa yani ruhaniyeti büyük olursa kevn-i mekanı doldurur. Lev du'el kutbin cuhrin birçok şey var ya yani küçücük bir hayvanın yuvası böyle ufacık bir delik açar ya yani en küçük hayvana kös sebeb var, bilmem ne var, toprakta böyle onların yani bakmaktan da fark edilmez yani o kadar küçük böyle girdiği çıktığı yer var ona Cuhur derler Anladın mı?

  80. 33:09

    Allah'ın dostu diyor kutup olursa yani velilerin reisi makamına gelirse diyor onu diyor o daracık küçücük yani ne demek istiyor böyle alene çıkıp da medet ya Abdelkadir-i Ceylani böyle alenen ortalıkta bağırmaya lüzum yok. yani böyle alenen ortalıkta bağırmaya lüzum yok. En ufak, bak ormanların, dağın, bayırın, efendim bu kadar orman var, bu kadar ağaç,

  81. 33:35

    kovuklar var, efendim bu kadar toprakta ne kadar yuvalar var, küçük küçük yuvalar hayvanların değil mi? O en küçük yuvadan ya Seyyidi filan, ya Abdülkadir Gelen, ya Şah-ı Nakşibendir, ya İmam-ı Rabbani, ya Mahmud-u Lofi. Kutupçuk'u en ufak bir küçük yerden çağrılsa diyor, elbette icabet eder, o davet edenin davetini kabul eder.

  82. 34:05

    davetine icabet eder, onun isteğini yerine getirir diyor. Makamı kutupsa yani demek ne dedi şimdi İbn-i Atayla ben dedi kutupluk makamı kutbaniyet deniyor ona ben kutupluk makamındayım yani onun için ruhaniyet çok büyük olduğu için ben demedi kimi gördün dedi sizi gördüm efendim dedi şaşırma demek istedi evladım dedi adam büyük olursa ruhu büyük olursa kevni mekanı doldurur kutbu ufacık yuvadan çağırsa hayvanın

  83. 34:37

    böceğin yuvasından çağırsan kutup cevap verirdi. E şimdi işte alemi doldurduk e sen şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden bahsediyoruz bütün kevni mekanı doldurmuş zaman ve mekan ondan hali değil diyor adam olur mu öyle de şey diyor yahu İbn-i Atayla Yahu İbn-i Atâ'ilâ İskenderî'nin bu sözü bütün kitaplarda geçiyor.

  84. 34:59

    Aha sana İmâm-ı Sûyûtî naklediyor. İmâm-ı Sûyûtî seni bağlamıyorsa, zebaniler bağlasın yahu. Sana Hatimet-ül Muhaddisîn, Evliyân-ı Rezîl Muhaddisler'in hatimesi. Bu kadar Allâh'ı meydan, İmâm-ı Sûyûtîler, Nûr-üddîn Halebîler, İbn-i Atâ'ilâ İskenderîler, Nevr-i Ebû'l Hazîn-i Şâzerîler, Şâh-ı Nakşibendler, İmâm-ı Rabbânî, bunlar yetmiyorsa sana cehennem yeter yahu.

  85. 35:25

    Bana ne yahu? Ben seni inandırmak zorundayım. Ama ben bir hayale inanmıyorum. Ben boş şeylere tutunmuyorum. Ben dosdoğru kaynaklardan sana okuyorum. Sen bana nereden okuyorsun? İşkembe-i Kübra'dan başıboş atıyorsun. Öyle de olur mu? Böyle de olur mu? Niye? Benim aklıma göre olmaz. E senin aklın hoş çektiği ki.

  86. 35:51

    Kitap, sünnet, icma, kıyas. Edîle-i Şerî'ye dörttür. Senin aklın bu dört delilde yok ki. Evliyaullah'ın bu beyanları birçok hadis-i şeriflere dayanıyor. Belâhiye âyette Rabbimizin âyete dayanıyor. Onlar diridirler. Rabbilerin kalplerine rızıklar gönderiyor. Şehitler hakkında bu müjde var. Diri oldukları.

  87. 36:13

    Tasarruflar devam ettiği. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Cafer'in tayyarı görülüyor. Vefatından sonra. İki tane kanatla Şini buradan geçti, uçtu diyor yanından. Medine'de Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem oturuyor. Cafer'in tayyarı, tayyarı uçan demek zaten. İki kolu kesildiği için Mu'ti Muharebesi'nde Hazreti Cafer'in Radıyallâhu Teâlâ en önden Şini geçti diyor.

  88. 36:36

    O harplere katıldıklarını söylüyor bu kadar ulema, bu kadar evliya. Ulan nerede ölmüş ya? Sen, sen ayakta ölüsün ya. Onlar mezarda diri ya. Onun için alemi doldurur muymuş? E doldururmuş. Yani beden diriyken ruh çıkıp gezebilir. Meselemiz bu. E şimdi beden diri, beden diriyken, Bedenin diri olması için ruhun bedende olması lazım.

  89. 37:09

    E peki ruh bedendeyken, bedende Kahire'deyken, İskenderiye'deyken İbn-i Atalya İskenderi Hazretleri'nin Arafat'ta, Kabe'de görülmesinin manasının eşini. İşte bunun gibi yüzlerce, binlerce, on binlerce, yüz binlerce evliya Allah'tan merakı var. Bu konu çok var. Kaç yerde görüldükleri. Ebtal'e niye ebtal dendi?

  90. 37:33

    Bedelden geliyor. Bedel ne demek? Bedel yeri ne demek? Bedelini verelim derler, bedel. İşte kendi gidiyor bir yere, bedeline, yerine oraya tekkede katmış herif yaptıracak, sohbet yapacak. Başka birini bırakıyor. Ama sureti aynı. Çünkü neden? Ruh külli. Erracülü'l-kebir, adam büyük olursa diyor. Kutup olursa diyor.

  91. 37:57

    Evliyanın reisi makamında geri söylüyor. E ruh külli olursa alemi doldurur diyor. Alemi doldurduğu zaman istediği yerde, istediği surette görünüyor. Kendi bedeninin, fiziki bedeniyle ruhu bir yerde ama ruhunun çok farklı bedenlerde görünmesi istediği kadar kaç yani. Mevzu buradan çıkıyor. Peki, beden diriyken ruh çıkarsa olur mu?

  92. 38:23

    Ruh çıkarsa beden ölür. Ruh çıkar demedik ki. Ruh çıkarsa da beden ölmez. Nereden uyduruyorsun? Allâhu ve teveffen füzehne mevtihâ. Allah ruhları bir ölüm zamanında alır. Bir daha geri göndermez, mahşere kadar. Velletî lem tevut fîrme lem Eceli gelmemişlerinde ruhunu uykusunda alır diyor. Uykuda sen ölüyor musun?

  93. 38:47

    Ölmüyorsun. E ruh çıkıyor mu? Çıkıyor diyor, Kur'an'ın ruhunu alırım diyor. E şimdi yani uyku zamanında herkes vefat ediyor. Vefat kelimesi Arapçadır, Türkçeleşmiş. Manası nedir? Kabuz demektir. Yani almak, teveffa yani yakbuzu alır. Velletî lem tevut ölmemiş olanların ruhunu alır diyor. Yani kabzeden teveffaya bağlı.

  94. 39:13

    Atı fağıyla gidiyor oraya. Nerede alır diyor? Uykularında alır diyor. Peki o zaman ruh bedeninden uykuda çıkıyor mu? E çıkıyor, çıkmıyor desen kafir olursun. Ayet var, Zümer Suresi. 42. ayet. Ölümüne hükmettiklerini yanında tutuyor, bir daha bedenine göndermiyor. Adam uykuda öldü diyorlar. Uykuda ölmeyecekse muayyen eceli gelene kadar her ne zaman uyusa alıyor, uyanırken

  95. 39:49

    gönderiyor, uyandırıyor. Diğerlerini geri gönderiyor diyor. Yine Enam Suresinin 60. ad kerimesine ve veled yeteveffâkum billeyli O Allah öyle bir Allah'tır ki geceliğin sizi vefat ettiriyor diyor. İbare yeteveffâkum. Vefat ettiriyor diyor. Buradaki vefat ölüm manası mıdır? Değildir. Ya nedir? Ruhunu alıyor ama bedenidir.

  96. 40:13

    Bedenidir iken ruh çıkıyor mu? Çıkıyor. Ruh çıkarsa beden yaşamaz. Yani safsatasına göre beden yaşamaz, fiziki bir faaliyet yapamaz. Bilmem ne, bilmem ne. Uyur gezer nasıl kalkıyor oraya geziyor? Kaç kilometre yol gidiyor? Halbuki uyuduğuna göre ruh yok. Yani gel de çık içinden. Demek ki ruh bedenden ve cesetten çıktığı halde bedende hayat kalabilir mi?

  97. 40:45

    Kalabilir. Dirilik kalabilir mi? Kalabilir. Can diyorsun, bilmem ne diyorsun. Patlıcan ne? Can ne? Beni alakadar etmez. Ruh çıkıyor ama beden diri oluyor mu? Oluyor. Daha ne konuşuyorsun? Ben de sana bunu anlatmaya çalışıyorum. Ruh çıktı, vefat etti ama bedende Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor selam verenlerin cevabını veririm.

  98. 41:06

    Aleyküm selam derim diyor. Her dakika selam veren var. Dünyanın bütün ruhu her tarafında Müslüman var. Melekleri saymıyorum. Sırf Müslümanları saysak milyonlarca Müslüman, milyarlarca. Herkes selam veriyor. Her zaman salavat okuyor. Her dakika ezan okunuyor. Dünyanın her yerinde farklı saatlerde, farklı dakikalerde.

  99. 41:29

    Herkes beş vakit namaz. Oradaki namazın vakti başlıyor. Tahiyyat okuyor. Herkes namaz kılıyor. Nafile namaz kılıyor. Milyonlarca, milyarlarca Müslüman. Ondan sonra devamlı esselamu aleyke ennebi ve salatu esselamu aleyke ya Resulallah diyor. Bu mübarek Şaban-ı Şerif ayındayız. Salavat-ı Şerif ayındayız yani.

  100. 41:49

    Salavat-ı Şerif ayında farz olundu. Sallallahu teala aleyhi ve sellem. Eee? Ne konuşuyorsun sen? İşte durum bu. Demek ki ruh cesetten çıkıyor. Fethesi, ruhan-ı şefaat Allah. Allah'ın dilediği her yerde dolaşıyor. Uyku vaktinde vefat ettiriliyor. Ruhu cesedinden çıkıyor. Fethesi, ruhan-ı şefaat Allah.

  101. 42:16

    Allah'ın dilediği yerlerde geziyor, dolaşıyor. Ama cesede yine ölü denmiyor. Cesede diri deniyor. Ölümle sıfatlanmıyor. Demek ki ruh çıksa da cesette hayat kalıyor. Mevla'yı saça kaldırıyor. Ama vefat ettirici zaman yani uyku manasında değil de ölüm manasında vefat ettirici zaman alıyor. O zaman can da kalmıyor.

  102. 42:41

    İstediğini yapıyor. Ondan sonra Kümar adıyallahu anh bu ayetin tefsirinde buyuruyor hangi gece yani uyuyanlar hakkında tabi geceleri ekseriyetli insanlar gece uyudukları için illa vallahu yakutul ervah kulli Allah öyle uyuyanların hepsinin ruhunu kapsatıyor alıyor. Uyuyorsa zaten öbür türlü uyuyamıyorum diye bas bas bağırıyor.

  103. 43:09

    Menötenin içiyor bilmem ne içiyor dönüyor sağa sola uyuyamıyorum diyor. Zaten uyuduysa ruhu gitti demek. Zaten ruhu cesedindeyse uyuyamıyor işte. Uyuyamayınca da rahatsız oluyor. Her ruha soruyor sahibin gündüz ne yaptı? Allah Allah meleklere ayrı şahit tutuyor kendisi ayrı soruyor kurban olayım. sonra ölüm meleğini a.s.

  104. 43:34

    çağırıyor. Bütün canlılar hakkında bu geçerli. Yani özellikle insanlar. Cinler de buna dahil olur. Bu kadar insanın hesabı görüyor. Bu sahne müslümanlardan bahsetmiyor ki. Yani bu da şu anda dünyada 8-9 milyar insan var yani. Sonra ölüm meleğini çağırıyor. Zazıhan Hazretleri şunu şunu diyor. Canını al diyor.

  105. 44:01

    Ruhunu al diyor. Yani bunları gönderme diyor bir daha. Zaten onu göndermese o zaten uykuda alınmış oluyor. Öbürlerini gönder diyor. Onu gönderiyor ondan sonra. Vaktine kadar yaşasın sonra. Herkes uykuda ölmüyor. Çoğu insan uykuda ölmüyor. Uyanık ölüyor. Onun için her gece neler oluyor neler. Kimsenin kimseden haberi yok.

  106. 44:31

    Bu itibarla BHK Şuabu'l-İman'da bunu zikrediyor bu hadis-i şerifi. Ondan sonra Abdullah İbni Mübarek'in Ez-Zühd isimli eseri var. Bunlar çok muteber şeyler. Ondan sonra Abdullah İbni Amr İbni Haz Allah'ın anımı sahabe-i kiramdan, İbni Ömer'den de var. Bu hususta çok rivayetler var. Buyuruyor ki, innelâ râhe yûnracu biâ fî menâme aleyhis-semâ.

  107. 45:05

    Ruhlar uykuda yükseltiliyor ve arşın yanında secde yapmazları emrolunuyor. Müslümanların ruhları, tabi ki Müslümanların yanında secde nerede yapacak? fe menkâne tâ irân. Abdestli uyuduysa secde edendeler. Arşın yanında secde yapabiliyor. ve menkâne lellehis-semâ. Abdestli uyuduysa secde edebâidemneler.

  108. 45:25

    Arştan uzakta secde yapıyor. Ebû Derdâru'ndan Allah'ın rivayetinde, abdestli değil de cünübse, cünübse hiç secde yapmasına izin verilmiyor. Abdestsizse arştan uzak yerde secde yapıyor. Abdestli ise arşın yanında secde yapıyor. Ve böylece rüya aleminde, efendim ruhlar aleminde neler oluyor, neler oluyor?

  109. 45:54

    İşte Huzeymer azâbından, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i rüyada gördüm diyor. Alnına secde yapıyorum. Sonra sabah namazından sonra da rüya göreniniz var mı? Tabir edeyim diye sordu. Bu sahih hadistir yani. Nesâide geçiyor, Muhammed-i Muhammed'de dolu tarihten geliyor. Ali Adem Efendi babamı çok anlattı bu hadiseyi.

  110. 46:16

    Ondan sonra soruyor. O da diyor, ya Rasûlullah ben bir rüya gördüm, bunu nasıl anlatayım falan, anlat diyor. Diyor ben sizin alnınıza secde yapıyordum diyor. Alnınızın üzerine. E tamam diyor, gel diyor rüyada gördüğünü tatbik et diyor, yapalım diyor. Ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle yatıyor.

  111. 46:40

    O da başından taraf geliyor. Çünkü üzerinden doğru, üzerine çıkamaz. Arkasından geliyor, alnına secde yapıyor. Burada secdeyi kime yapmış oluyor? Allah'a yapıyor. Ama Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in alnı ne olmuş oluyor? Hüseyin radıyallahu anh Efendimiz'e seccade olmuş oluyor. Sen şimdi halının üzerine, hasırın üzerine, seccadenin üzerine secde yaptığın zaman

  112. 47:04

    ben seccadeye secde yapıyorum desen kâfir olsun. Kâbe'ye dönüyoruz, namaz kılıyoruz. Kâbe'ye secde yapıyorum desen yine kâfir olsun. Kâbenin Rabbine secde yapıyorum. Ama halının üzerinde yapıyorsun, hasırın üzerinde yapıyorsun. Ayının postunu bile tabaklarsan külli yâbîn dübük efeket tavra hadisine göre tabaklanan her deri domuz hariç

  113. 47:24

    gâvurdan dost olmaz, domuzdan post olmaz o demek. Tabaklasan da 40 posta seccade yapamazsın. Domuzun derisine namaz kılınmaz yani. Ama ayının postunda bile tabaklansa namaz olur mu olur. E peki tamam ayının postunda secde Allah'a secde yapsan caiz oluyor da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in alnından daha temiz teşcihatı var mı?

  114. 47:47

    dedi. Hala tereffende asla. Ne kadar bu tasavvuf çok acayip güzel ilim. Hep ayet haricden konuşuyorum bak. Dedi ki ya Resulullah senin gönlünü alnına secde ediyorum dedi. Resulullah buyurdu gel yap o zaman buyurdu. Sonra ne buyurdu? Rüyada ruh ruha kavuşur. Çünkü ruhlar alemi var. Uykuda ohoo 40 sene görmediğin, 80 sene evvel ölmüş.

  115. 48:14

    Ne 80'i ya? 2000 sene evvel, 5000 sene evvel ölmüş. Adam Adem Aleyhisselam'ı rüyasında görüyor. Nuh Aleyhisselam'ı görüyor. Ruh ruha kavuşur buyurdu. Onun için sahipleri birbirini hiç görmemiş. Fiziki manada bedenleri hiç görüşmemiş. Ama ruh ruha kavuşur. Onun için şu anda dünyada yaşayanlardan olsun, evvelce vefat edenlerden olsun onların ruhları ölmediğine göre

  116. 48:43

    ehl-i sünnet itikadına göre ruhlar ölmüyor. Ruhlar ölmediğine göre yetki de, etki de, tasarruf da hayat eseri de ruhta olduğuna göre şu anda beden mi konuşuyor, görüyor, işitiyor, hareket yapıyor? Şu anda bu sohbeti beden mi yapıyor? Şu anda uyusam hiç konuşamam. Halbuki ölmüş bile değilim yani uykuda.

  117. 49:05

    Ama yine de konuşamam, bu sohbeti yapamam. Çünkü bir anda ağır bir uyku bastırsa adam canlı yayında uyur. Canlı yayında ölüyor da, uyumaz mı ya? Ölüyor adam canlı yayında. Küt yıkılıyor. Onun için esas insan ruhtur. Konuşan, görüşen, çalışan ruhtur. Ruh ruha kavuşur diyor. E biz de sana diyoruz ki Muhammed Efendi Hazretleri'nin ruhaniyeti büyük bir ruhaniyettir.

  118. 49:31

    Müceddit olduğunuzu da kabul ediyorsunuz. 100 sene feyizlerin ondan geldiğini mektubat yazıyor. Madem mücedditse mücedditten geldiğini mektubat yazıyor. Sen de müceddit onu kabul ediyorsan feyizler zaten ondan geliyor. Rabıta bana devam edecek dedi. Behtiye kadar görünüyor benden bu tasarruf dedi. E tamam da daha ne kaldı?

  119. 49:51

    Sahte şeyh uydurma ne lüzum kaldı? Para, para toplayamıyorlar. Allah ısrar etsin bu uydurukçulara. Onun için kardeşlerimiz bütün bu hadisler ve eserler yani bu tabi gerekir sohbetler var. 12 tane olmuş bu 13 olacak. Bütün burada dolu hadis okundu, dolu eser okundu. Eser demek hadise de eser deniyor.

  120. 50:17

    Her eser hadis değildir ama her hadis aynı zamanda eserdir, aynı zamanda haberdir, aynı zamanda ribaattir. Ama her ribaattir, her haber, her eser hadis değildir, o ayrı bir şey. Bütün bu hadis ve eser. Ne çıkarttık buradan şimdi? Ceset diri, beden ölmemişken ruh bedenden uykuda çıkıyor mu çıkmıyor mu?

  121. 50:42

    Çıkmıyor. Peki her tarafı geziyor mu gezmiyor mu? Geziyor. Rüyada 40 sene uyanıkken düşünmediğin şeyler rüyana giriyor mu girmiyor mu? Aleme müsade. Neler neler neler. Ve bazı kere sana ne haberler, ölmüş birileri sana şurada şunu koydum, git al oradan ağacın altına gömdüm, çıkart oradan bilmem.

  122. 51:02

    Birçok şeylere, tabiplere, hakimlere, efendim şunu şunla karıştır, ilaç olacak şuna, şu otu pişir bilmem ne, şu melem yap şurasına, dolu yüzlerce binlerce eserler okudum ve birçoğunda bu tıptan vesaireden, tecrübeli ilimlerden, birçoğu rüyalarda tabi onlar çok merak etmişler, heves etmişler ya da Allah'a dua etmiş veyahut kafayı ona takmış, Allah da göstermiş.

  123. 51:33

    Demek ki ruh bedenden çıkıyor ama beden ölmüyor. Bu sabit oldu. Peki bedenden hariç olan ruh, ruhlar halinde geziyor, arşa gidiyor, aha hadis var, kaç tane hadis-i şerif varsa kaynaktan söyleyeyim, zühtler, takrişten söyleyeyim, hakim müstedrekler, hepsinde var. Ruh arşa gidiyor, secde ediyor, edemiyor vesaire, ondan sonra kimse engelleniyor, kimse engellenmiyor.

  124. 52:05

    Arş nereye ya? Uykudan arşa gidiyor, arş nereye? Birinci kat sema beş yüz sene en hızlı giden vasıtayla. Her kat arası beş yüz sene sahih hadis, Tirmizi'de de var. Beş yüz sene ne demek? Şu andaki beden ve fiziken gitmeye kalksan, en süratli vasıta, neyse ışık hızı şu anda herhalde en fazla süratli onu buldular, onunla bile beş yüz senede gidersin birinci kata.

  125. 52:31

    Bunun yedi kat araları, üç bin beş yüz oran ediyor, oradan ohoo felek, sekizinci felek var, dokuzuncu felek var, sekizinci felek, kürsi var, dokuzuncu felek, arş var, ondan sonra göklerin üstünde sekiz cennetler var, o cennetlerin üstünde kürsi var, onun üstünde arş var, vesaire vesaire. Arş son cisim.

  126. 53:00

    Buradan arşa şu anda ne bileyim yani şu andaki hesabına göre oradan ileri çünkü gök araları, gök katmanlarının tabakalarının araları beş yüz sene onu biliyorum. Sahih hadiste var ama ondan sonrakine de tam bir şey diyemem. Yani kaç bin seneler, hicablar var, perdeler var, efendim, yetmiş bin hicab var, her bir hicab,

  127. 53:25

    gızıkıllı hicab, gamsı müyeti amdirul beyanda, beş yüz senelik mesafede, o tabii Allah-u Teala ile, Mevla mekandan münezzeh zaten, arştan sonra mekan bitiyor. Cismiyetten, cismaniyetten çıkıyor. Alem-i imkan bitiyor yani. Arş alem-i imkana dahil, mahluk yaratıldığı için.

  128. 53:44

    Ondan ötesi alem-i vücup, alem-i vücup ötesi diye bir şey yok, oradan ilerisi yukarı, sağa, sağa, sağa, solu diye bir şey yok, kalmıyor zaten. Mekan kalmıyor. Dolayısıyla bunları bildiğin zaman ruh buradan uyur uyumaz, şu anda gidiyor, gittiği anda saniyelerle ifade edilir yani. Ruh arşa çıkıyor. E sen ruhun kabiliyetlerinden haberin var mı?

  129. 54:07

    Allah ruha ne tasarruf, ne güç vermiş haberin var mı? Yeter ki senin ruhun, nasıl bir ruh? Arşın nurundan alınan halini, nuraniyetini korumuş mu, korumamış mı? Nefse tabi olmuşsa, bedene tabi olmuşsa, cesede tabi olmuşsa, bulaşmış, batmış, gitmiş.

  130. 54:28

    Ama letaiflerini çalıştırdıysa basamaklarını zikirle, fikirle, rabıtayla, murakabeyle, seyri sülükle, arşın fevkine kadar, yahu arşın fevkinden bahsediliyor yahu. Arşın altından da bahsedilmiyor. Arşın fevkinden üstten bahsediliyor ya. Ruhani miraç deniyor buna. Bunu yaptığı zaman adam büyük adam oluyor.

  131. 54:50

    İşte o zaman kevnü mekanı cihanı dolduruyor. İşte o zaman nereden çağırırsan icabet ediyor. Efendim, ya Abdülkadir Geylani, meded ya sahibel imdad dediğin zaman, lebbeyk ya müridî diyor. E bunu Mahmut Efendi Kudüs'ünün hazretleri okudu bunu. Arapça şiirler ondan, ne dedim, şiirler kitabında yazdım, neler yazdım orada.

  132. 55:11

    Müridî enemeste gâselim, gısvelev kânefîm, benim ve ben. Karada olsun, denizde olsun. Nerede dersen ben ölü olayım, diri olayım diyor. Nerede meded istese, imdad dese, yardım istese, müridime yardım ederim diyor. Bu Abdülkadir Geylani Hazretleri divanında kendi yazıyor. Enel-i müridî hafizun. Demurâ diye işte, ben müridimin muradlarına muhafızıyım diyor.

  133. 55:35

    Nerede? Karada, denizde diyor. Bunu Aziz Bayındır münkirine okudu Efendi Hazretleri. Orada tabii çoğu öldü orada o mecliste olanlardan hemen hemen. Şimdi kim kaldı bilmiyorum. Bir ben kaldım gibi bir durum var yani. Bir de Büyük Bayram Hoca belki kaldı da, o da tabii şimdi kafasına kadar yerinde. Azamir mi olmuş ne olmuş belli değil yani.

  134. 56:01

    Rabıta'yı bozarsan olacaksın tabii azamir olursun da. Hasan Efendi'ye rabıta edersen azamir olursun. Bir sahte şeyh'e rabıta yaparsan cinlerin seni yoldan çıkarsın falan tabii. Ondan sonra işte yani oradakilerin hepsi vefat etti şu an. Hatırladığım kadarıyla Hızır Efendi vardı, Büyük Bayram Efendi vardı, Sâmi Hazretleri Abdullah Efendi vardı da ne bileyim işte.

  135. 56:25

    Efendi Hazretleri, Ahmet Vanlı Hoca hepsi vefat etti. Efendi Hazretleri bunu bizzat okudu orada. Abdülkadir Geylani Hazretleri böyle bunu da itikad ederek okudu. Sen ne konuşuyorsun kağıtaneli şişaneli. Ondan sonra İsmail Ağa'nın bidat ehli vehhabileri. İsmail Ağa'nın hocaları, vehhabi hocalar. Hepsi vehhabi olmuş.

  136. 56:49

    Tasarruf inkar ediyor kabirden ölmüştür ya. Evliyaullah ya. Senin dediğin fiziki manada ölmek, ruhun ölmesi mi demek? Ali Adem Efendi Hazretleri kabrinin başını bırakmayın. Ben okutacağım size buyurdu. İki sene Mahmut Efendi Hazretleri her gün. Ondan sonra her cuma giderdik. İki sene ben o zamana yetişmedim.

  137. 57:11

    Çünkü 60'dan sonra. Kadir Temir Hoca orada. Allah selamet versin benim de hocam Kadir Uzun Hoca versin. Kadir Temir Hoca beraber gidiyorduk diyor. Onun tabii yaşı benden fazla. O belki de 80'e dayanmış belki de fazla. Eee? Nasıl inkar ediyorsun ruhun? Tasarrufun? Daha geçen kaynağıyla gördüm yani. Dün gördüm.

  138. 57:35

    Abdülkebir Kettane Hazretleri. Çok büyük hanımefendi. Mağrib Seadatından. Onun kitabı yani. Kitabın adına bak. Ondan sonra ne bileyim Hizaya geldi. Bunlar hiç bir kitap bilmez bunlar. Kevn cihan demek. Gizlisi. Cihanın saklısı. Gizlisi ki Muhammed Mustafa'nın ruhu. Sallallahu aleyhi ve sellem ruhaniyeti.

  139. 58:01

    Bütün alemleri kaplamış doldurmuş. Zamanı mekanı doldurmuş. Hakkı ile tabi olan varislerinden. Bazı kümmeli meşayihe. Kamil meşayihe. Vefattan sonra da olsa ruhaniyetleri. Rajülükebir buyurduğu gibi ruhaniyeti külliye olduğu için. Alemi doldurur. Bu kadar basit. Bunu anlamayacak bir şey yok. İşte orada kitapta kaynağı ile zikrediyor.

  140. 58:21

    Ne kaynaklar var orada yani. Hızır aleyhisselam. Her sabah Ebu Hanifar Allah'ın imamı azam efendimizin. Derslerine geliyordu. Fıkıh derslerine. Tabi sen onu tanımaz biliyorsun. Kadir aleyhisselam, imam-ı azam tanır. O imam-ı azamın büyüklüğüne baktı. Ebu Hanifar'ın buradan ne büyük olduğuna baktı. Kadir aleyhisselam bile müştehitlerden kimin dersine gidiyor?

  141. 58:45

    Ebu Hanifar'ın. E şimdi bunu kabul etmek lazım. Halbuki kettaniler malikidir benim bildiğim. Belki de mesele. Ama Ebu Hanifar'ın dersine gidiyor bak. Zivaati zikrediyor. Zivaati katıp karıştıramaz ki. Ondan sonra dersleri yarım kalıyor. Çünkü Ebu Hanifar Allah'ın vefat ediyor. Kadir aleyhisselam, bunu kaynağıyla göstereyim size yani.

  142. 59:07

    Kitaplarda var. Kaç kitapta gördüm. Kadir aleyhisselam, bu menakıbı Ebu Hanifar, imam-ı azam menkıbelerinde geçiyor. Yani menakıbını yazan eski büyük alimler yazıyor bunu. Kadir aleyhisselam Allah-u Teala'ya müracaat ediyor. Ya Rabbi fıkıh dersim yani. Hanefi mezhebindeki fıkıh. Fıkıh dersim. Yani çünkü ledün ilmi var Mevlana'da.

  143. 59:29

    Ama bir de emek etmek lazım. Emeksiz yemek olmaz zaten Efendi Hazretleri. Yani Hızır aleyhisselam olsan, ledün ilmiye sahip olsan, yine bir de emek lazım. O da ibadet. Hızır aleyhisselam'da aldığı ibadet merhava. İbadetin en faziletlisi ilim tahsili. E Hızır aleyhisselam ilim tahsilinden mahrum mu olacak?

  144. 59:47

    Ondan sonra müracaat ediyor. Allah-u Teala Ben Ebu Hanife'ye tasarruf verdim, izin veriyorum. O sana dersini okutacak. Ve Hızır aleyhisselam Ebu Hanife'nin, yani İmam-ı Azam R.A. Bağdat'taki kabri şerifinden işte ne kadar bilmiyorum kaç sene, fıkıh derslerini oradan itmam ediyor, tamamlıyor. Arkadaşlar beni dinliyorlarsa,

  145. 1:00:16

    onlar da bazı kendi kafalarına belki de çay içiyorlar yani, çorba içiyorlar. Orada benim kitabımı bulurlarsa getirsinler. Kaynağından hemen göstereyim. Ben de şipşak yani. Gece gündüz kitaptayım. Kaynaklarım açık. Orada yanımda kağıtlar koydum arasına. Sağımdaki en üste duran o şu anda. 3-5 tane sıra var.

  146. 1:00:35

    Sağım solum hep dolu da. Kaç yerde böyle sağım solum dolu da. Tefsir yazdırdım her daire. Yukarıda yatak odam daire, orada daire. Orada sağımda hemen en üste arasında kağıtlar koydum. Getirirsen ki efendim, o değil o değil kitap diyorum sana sen sayfa getiriyorsun. Kitap diyorum. Kitabın içine sayfa getiriyorum.

  147. 1:00:53

    İlk sağımda en üste duruyor. En sıfır sağımda. Ondan sonra. Ya orada söylüyor. Yani efendim inşallah işaret koymuşum tabii. Hızır A.S. şeyini. Bak kağıtlarımı görüyor musun? Kaç yer? Ha öyle. Öyle bir şey yok. Ben sizin gibi borsa korsa işleriyle uğraşmıyorum. Bak Resulullah Efendimiz'le edilletül içtima bineviyyaka zaten

  148. 1:01:21

    Efendimiz'le uyanıkken evliyanın içtima ettiği bunları okumak lazım. Nasıl evliyalığa buluştular? Efendimiz A.S. ile beraber. Ondan sonra Efendimiz A.S.'ın ruhaniyetinin külliyatı bütün alemlere taalluk ettiği. Burada bakayım Hızır A.S. bulabilecek miyim? Kaç yere işaret koydum ama. Kitabın başına da bazı kere not yazıyorum.

  149. 1:01:53

    Efendim. Allah-u Teala'nın mahlukatının acayiplikleri, meleklerin Efendimiz A.S. içtimaları. Ondan sonra. Gözüm de böyle. Şu anda bana. Buralarda. Bulacağım size inşallah. İmam-ı Azam Efendimiz'in Radıyallahu Teala'nın. O da tabii kaynak veriyor. Benim esas meselem Abdülkebir Kettani Hazretleri'nin bu kitabından ziyade onun da ilk kaynakları var.

  150. 1:02:34

    Yani hiç kimse kendi kafasından bir şey uyduramaz. Ne yapacak? Efendim. Evliya'nın. Bak burada mesela birçok konu var. Evliya'nın istimrar-ı tasrif-i evliya. Bade Mevti'nin vefatlarından sonra. Bunlara hep ders yapmak lazım. Ölümden sonra Evliya'nın tasarrufunun istimrarı. İstimrar, devam etmesi demek.

  151. 1:03:11

    Min turuk imdad-ı şeyh müridine öldükten sonra nasıl imdat eder? Bunları anlatıyor. Mesela 288 diyor. Şimdi onu bulacağım. 288'de de Hızır Aleyhisselam'ın meselesini zikrediyor. Bu kitap. Bu kitabın çok büyük veli. Ebu'l-Feyz, Muhammed İbni Abdülkebir, Kettani, Heseni. Hazreti Hasan Efendi'nin torunlarından.

  152. 1:03:40

    Bu Kettani ailesinin çok büyükleri bu. Khabiyetül Kevn. Alemin sırrı. Muhammed Mustafa'ya sarılmalıyım. Ariflerin ilimleri, Muhiddin-i Arba'zın ilimleri. Bu tabi Arapça tercümesi edilmemiş. Bunu tercüme etmeye ben de çok cesaret etmem de. Bazı yerleri çok ince derin ilimlere giriyor. Bak Latifetün ve Ucubetün diyor.

  153. 1:04:04

    El-Hızır Aleyhisselam. Hayatında da, ölümünden sonra da Hızır Aleyhisselam, Ebu Hanife'den ilim alırdı diyor. Bak o da İbni Cevzi'yle. İbni Cevzi kim biliyor musun? En büyük müfessirlerden, muhattislerden. Uydurma rivayetlerinin kitaplarını yazmış. Hiç uydurma rivayet kendi alır mı yani? İbni Cevzi'den naklediyor.

  154. 1:04:28

    İbni Cevziye ile karıştırmayın. Cevziye başka, Cevziye başka, Cevzi'yi başka. Cevzi, Ehl-i Sünnet ulemasının büyüklerinden. Hanbeli ulemasından, müfessir, muhattis. Ebu Hanife'nin ders meclisine katıldı. Fil fıkıh, fıkıh derslerine. Fî kulli yevmin her gün, vakte, sobi, sabah vaktinde, yeteallemmi min ilm-i şeriati.

  155. 1:04:56

    Ben ledün ilmini biliyorum ama şeriat ilminden de, fıkıhtan da senden öğreneceğim demiş. İmam-ı Azam'ı seçmiş. Felemma mâte Ebu Hanife, Ebu Hanife radıyallâhu anh, İmam-ı Azam vefat etti. Şimdi Mahmud Efendi kabrinden okutabiliyorum. Ali Adem Efendi Hazretleri dedi ki, ben ölünce kabrimin başını bırakmayın.

  156. 1:05:16

    Ben sizi mezarımdan okutacağım. Bunu Kadir Temir Hoca Efendi orada hayatta sağ. Mahmud Efendi Hazretlerine iki sene her sabah her gün gittik diyor. Dedim ki Efendi Hazretleri, kar var, kış var, soğuk var. O zaman böyle müritler yok, arabalar yok, bir şey yok. Yayan gidiyorlar. Dramandan aşağıdan, Karagümrük'ten şeyden aşağı, dramandan, Edirnekapı'ya çıkılıyor zaten yokuştan.

  157. 1:05:44

    Dramandan indiğimde oradan Edirnekapı'ya çıkıyor. Edirnekapı çıktıktan sonra Kabr-i Şerif, yakın Sakız ağaç mazarlığında. İki sene, fasulatsız. O da diyor, biz çocuğuz diyor. Dedim Efendi Hazretleri, bu Yasin'i diyor, camiden okusak da hediye göndersek ulaşmıyor mu ruhuna? O da uyanık tabii. Dediği gibi ulaşır, ulaşmaz olur mu evladım?

  158. 1:06:08

    Ulaşır dedi diyor. E peki niye bu kadar gidiyoruz her gün? Evladım o bizi orada okutuyor diyor. Hah, mesela bu. Muhammed Efendi Hayatı Kitabı Akıskaya Yayınları'ndan tavsiye ederim. Ne kerametleri, ne şeyleri, bütün röportajlar orada. İki cilt, Muhammed Efendi Hayatı, işte anılar, anıları işte neyse tam ismini diyemeyebilirim.

  159. 1:06:30

    İki cilt Akıskaya Yayınları, hemen alın. Hemen sipariş verin Akıskaya Yayınları'ndan. Çok önemli. Tanıyın, müceddini, asrın müceddini tanımadan cahiliyet ölümüyle ölür. Zamanının imamını bilmeden, mahtebelen, bi'anif, imamın zemani, if'in mahtebelen cahiliye. Zamanının imamını, müceddini tanımadan ölen cahiliyet ölümüyle ölür.

  160. 1:06:51

    E biz onun davasını gülüyoruz. Sen ne davası gülüyorsun? Para toplayamam, sahte şey çıkarıyorsun. Ne Muhammed Efendi ölmüş, işi bitmiş. Senin işin bitmiş ayakta gezerken be. Serseri misin nesin ya. Ne serseri olsam bir şey değil. Bunlardan da dalalette kimse görmedim. Kafalarında sarık, üzerlerinde cübbe, içleri eşkıya.

  161. 1:07:12

    Kuzu kostüme giymiş kurtlar diyor hadis-i şerif. Aynı bunları tarif ediyorum. Herkese zarar veriyor, hainlik yapıyorlar. Her yol var. Tipleri de sakallı sarık. Bu ismi hala, cemaat. Bu hale geldi. Bunlardan uzak duracaksın. Mahmud Efendi Hazretleri'nin Şura Müceddidi'ye, Mahmud Efendi Hazretleri'nin yolu devam ediyor.

  162. 1:07:35

    Tasarrufları devam ediyor. Ali Adem Efendi buyurdu, ben de ne varsa Mahmud'uma verdim. E o iki sene okuttu da Mahmud Efendi Hazretleri. Ali Adem Efendi Hazretleri müceddit değildi ki dönemine göre müceddit olma. Hadise göre yüzyılın başında da olmadığı için mücedditlik nasip olmadı. E mücedditlik benden sonra Mahmud'umdan şeriat canlanacak buyurdu.

  163. 1:07:57

    Müceddit olacak buyurmadı ama, yani peki de buyurmuştur ben duymadım. Ama bunu duydum. Efendi Hazretlerimizden. Benden sonra Mahmud'umdan şeriat canlanacak. Ona tabi olun buyurdu. E peki. Allah ona müceddilik nasip etti. Kutup olsan, gavs olsan şu anda bile feyiz ondan geliyor. Çünkü müceddit, yüz sene yaşamıyor.

  164. 1:08:19

    Yüzün başında hayatta bulunuyor. Mücedditin sırı bu. Ömer İbni Abdülaziz yüzün başında iki sene yaşadı. Ama o yüzün müceddidi oydu. Ondan sonra doksan sekiz senenin müceddidi. Anladın mı? İmam Gazali herhalde bilmiyorum tam hatırladığım kadarıyla. Beş yüz beş. Yani altıncı asrın müceddidi oluyor. Ama beş sene oradan yaşamış.

  165. 1:08:40

    Anladın mı? Beş sene oradan yaşaması yetiyor. Çünkü bütün şeriatı yeniden parlatıyor. Ki Mahmud Efendi Hazretleri asrın başından kırk üç sene yaşadı yani. Bin dört yüz kırk üçte bu vardı. Kırk üç yaşadı yani. Halde bu Zülcenani Hazretleri asrın başından, on üçüncü asrın başından kırk iki sene yaşadı yani.

  166. 1:08:58

    Bin iki yüz kırk iki yani. Dolayısıyla onlarda da ama o yüzün tamamı istersen iki sene bile yaşasın. Bir sene bile yaşasın. Bak Ömer İbni Abdülaziz iki sene yaşadı. Yüz iki de vefat etti. Ondan sonra doksan sekiz sene müceddit o. Öyle her asırda bir tane geliyor. Sen bu insanı mı efendim işi bitti diyorsun, öldü diyorsun, gitti diyorsun, bilmem ne diyorsun.

  167. 1:09:23

    Bizi de reenkarnasyoncu ilan ediyorsun. Bu kadar kitaba ne diyorsun o zaman? Efendim. Hızır Aleyhisselam. Ebu Hanife ölünce se'elel hadru rabbev en yaruddeyla bi hanifete ru'avu fi kabrihi hattâ ütimmelü u'lûme şeriat. Hızır Aleyhisselam Allah'a dua diyor. Diyor ki Ya Rabbi Ebu Hanife kabrinde ruhunu yad et.

  168. 1:09:50

    E kelimeleri okuyorum ya. Tercümeyi yanlış yapıyorsan sen konuş. Şeriat ilimlerini benim için tamamlasın. Ben ilimlerimi bitirmek istiyorum diyor. Vekâniyeti külliyen vaktı subhalâdeti indel kabri Her sabah adeti üzere Adeti üzere ne demek? Ebu Hanife hayattayken Mescitte ders okuturken gittiği gibi İndel kabri Ebu Hanife'nin kabrine gidiyor.

  169. 1:10:17

    Yesme'u minu yesme'u işitiyor. O kabirden okuyor. Konuşuyor. Yesme'u hazıra sem duyuyor. Minu ondan mes'âilel fıkhı ve şeriatı ba'de mevtî. Ebu Hanife'nin ölümünden sonra fıkhı ve şeriat meselelerini işitiyor. Aleyhisselam bana bunu dedi işte. Ben okutacağım seni kabrimden. Kabrimi bırakmayın. Mahmud Efendi seni okuttu.

  170. 1:10:41

    Sen ben bir şey anlamıyorsak Sen bir şey mi anlamadın haşa? E şimdi Mahmud Efendi Hazretleri'nin de alanı alıyor. E zaten rabıta feyiz ölüden diriden gelir. Risale-i Kursa tasavvufun kaidesi o. Ölü diri fark etmez ki rabıtada. Feyizin gelmesi var mı? E biz de feyiz oradan devam ediyor diyoruz. Bundan başka ne dedik de?

  171. 1:11:00

    Afaroz edildik yani. Onun için Bunlar çok çok çok önemli meseleler. Burada teliller var. Tamam mı kardeşlerim? Ne diyor? Ondan sonra Ehl-i Sünnet vel Cemaat Fıkıhçılar, usulcüler, muhaddisler dediler Evliyanın elinde keramet zuhur eder. Bu keramet diriden de zuhur eder. Ölüden de zuhur eder. Ölmesi bu hususta bir şey değiştirmez.

  172. 1:11:40

    Çünkü ruh ölmez. Ruh bedenden çıkar. Beden ölür. Ama ruh ölmez. Anladın mı? Onun için sen diyor, mürit sadıksa diyor Davud ibni Mahila öyle diyor tabakatta Ondan sonra İmam Şa'rani de bundan çok bahsediyor. Müridi sadık Ariflerin meclisine geldiği zaman o sadece kulağıyla duymaz diyor. Altı ciheti kulak olur.

  173. 1:12:16

    Altı cihetten işitir diyor. Yani onun için sen kafanın kulağıyla diri adam konuşurken duymuyorsun. Duysan anlamıyorsun. Anlasan amel edemiyorsun. Ama o mezara geliyor ve uzaktan ruhaniyete rabıta yoluyla teveccüh ediyor. Sen ayakta yayan kalıyorsun. İyi gidin kardeşlerim. Neyi anlatacağız? Yani o kadar kitap ve ilim önümüzde var ki Resulullah uyanıkken içtimalar

  174. 1:12:50

    Evliyaullah ile uyanıkken vefatlarından çok sonra bedenen, fiziken içtimalar bütün bunlar neyi anlatıyor? Demek ki ruh bedenden çıksa da beden ölmemiş, bir kalıyor. Mesela bunun en örneği nedir? Bunun örneği uykudur işte. Senin benim her gece başımıza gelen haldir. Onun için Evliyaullah ile normal, avam, sıradan Müslüman veya fark etmez herhangi bir insan

  175. 1:13:20

    uyuyan her insan, her insan uyuyor zaten. Peki onlara uykuda hasıl olan hal dikkat! Buraya dikkat işte. Mevzunun mühekki burası. Şurayı anlamayan kadar dunduna ahmak kimse daha ben görmedim. Şimdi sen rüya görüyor musun? Görüyorsun. Peki Allah'ın ayetiyle sabit mi ki senin ruhun uykuda cesedinden, bedeninden çıkıyor mu?

  176. 1:13:56

    Çıkıyor. Ruhun geziniyor, dolaşıyor mu? Rüya görmüyor musun? Nerelere gitmiyor musun? Ruh gidiyor oralara. Ruh geziyor. İnsanlarla görüşüyor, ölülerle görüşüyor, dirilerle konuşuyor, ediyor. Neler neler neler Neler neler neler, cidden doksuz kitap yazar adamın rüyalarına. cidden dolusu kitap yazan adamın rüyalarına.

  177. 1:14:11

    Ondan sonra onların hepsi ruh görüyor. Beden yerinde yatıyor. Peki ruh bedenden çıktığı halde beden diri olarak uyuyor mu orada? Uyuyor. Bu hal, Müslüman Bu hal, gavur, münafık, zındık herkese hasıl oluyor mu? E tabi gavur da rüya görüyor. Gavurun da uykudan ruh çıkıyor. E tabi arşa çıkmıyor başka daha.

  178. 1:14:34

    Peki bu hal herkeste var mı? Her gece var mı? Hatta gündüz bile ne zaman yatsa var mı? Her uykuda olana var mı? Var. İşte diyor evliyanın farkı, onlara Allah keramet olarak bunu verdi. olsun. O keramette nedir? Sana uykuda hasıl olan hal, yani bedenin diriyken ruhun çıkıyor ya uykuda, onların da diyor, uyanıkken,

  179. 1:14:59

    uyanıkken bedenleri yerinde duruyor, fiziki konuşuyor, cevap veriyor, uyanıkken ruhları külli olduğu için, âlemi doldurduğu için, çok yerde görünme kabiliyetine sahip olduğu için, bu bedende de ruh var, buradaki ne iş görüyor? Yirmi yerde de ruh, aynı ruh, bir sûrete bürünüyor,

  180. 1:15:18

    o büründüğü sûretle konuşuyor, görüşüyor, anlatıyor, fetva sonra cevap veriyor, tavaf yapıyor, vakfa yapıyor. Senin ruhun, bedenin orada yatarken, kavak gibi uzanmışken, bedenin diri oluyor da, evliyanın da kerameti olmayacak mı? Sende benden şahsık olmayacak mı? Onun da kerameti, Allah'a keramet, ikram demek, Allah ona ikram ediyor, niye?

  181. 1:15:51

    Gece gündüz Allah'a zikrediyor, ibadet ediyor, haramlara bulaşmıyor, namer görmüyor, boş konuşmuyor, uykusunu feda ediyor, yemeğini suyunu feda ediyor, aç suçlu oluyor, biz Muhammed Efendi Hazretleri'ni görmedik mi ya? Beş dakika uyur, beş dakika, altıncı dakikada kızıyor, beni niye uyandırmadınız diye.

  182. 1:16:09

    Zaten sen uyandırmasan kendi kalkıyor. İşimiz var diyor burada diyor. Beş dakika uyumalarla ömrünü feda etti bu ümmete, bu millete, bu şeratı tecdid etti, bu sünneti ihya etti. Parlattı her şeyi. Biz bunu yaşadık yanda elli sene. Tabii ki ona verecek keramet. Niye? O Allah için cismi, canı, malı, müddetini feda etti ya Allah'a ya, kurban etti kendini ya.

  183. 1:16:33

    Şu din canlansın diye ya, şu yüz binlerce, milyonlarca Kur'an okuyanın, namaz kılanın, çarşaf giyenin, medresenin hepsinin vesilesi ya. Ölmüş, şeratı bir daha canlandırdı ya. İlmi canlandırdı şeratı, sünneti, hepsini ihya etti, tarikatı ihya etti. Müceddet oldu. E şimdi o tabii büyük bir keramet. Ona ikram ediyor.

  184. 1:16:56

    E şimdi böyle velilere ikram var. Ne ikramı var? İşte İbn-i Atta'il Ali İskenderi gibi, Abdülkadir Geylani gibi, Şah-ı Nakşibend Hazretleri, İmam-ı Rabban. E bunlar tabii ki o Kabe'ye gidemiyor. Kabe geliyor İmam-ı Rabbaniye, Kabe geldi ya. E şimdi dolayısıyla sen kendin gibi mi zannediyorsun herkesi ya?

  185. 1:17:14

    Milleti nasıl bilirsin demiş, kendin gibi demiş. Sen kendin, diriyken bir faydan yok millete. Ölüyken ne faydan olacak? Ondan sonra. Allah'ın dostlarına ikram ettiği için sana uykuda hasıl olan o ruhunun istediği yere, istediği anda gezini, o kadar uzak yerlere bir anda bilet almakla, bilmem neyle, arşa gidiyor ya bir anda.

  186. 1:17:39

    E işte ruha o kabiliyet zaten verilmiş. Uykuda herkesin ruhuna verilmiş. İşte uykuda herkesin ruhuna verilen o kabiliyet kerameten ve ikramen Evliyaullah'a uyanıkken de verilmiş. Uyanıkken de verilince ne oluyor? İşte efendim beden bir yerde, ruh kırk yerde. Bedenin olduğu yerde de ruh yine var, kırk yerde de var.

  187. 1:18:04

    İşte ne dedik sana? Cebrail aleyhisselam Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e geliyor, Dünyetül Kelbi insan suretinde geliyor. Bir surette geldi, kuş suretinde geliyor. Anladın mı sen? E şimdi, e Dünyetül Kelbi bir insan. Orada aynı mecliste denk gelse bakacaklar iki tane mi Dünyetül Kelbi var, biri Cibril aleyhisselam olduğunu fark edemeyecekler.

  188. 1:18:25

    Sahabe tabi anlayacak hemen, birisi Cibril ama hangisi acaba? Aynı anda denk gelmeyince Dünyetül Kelbi zannediyorlar gelmiş, konuşuyor Rasulullah'la. E Dünyetül Kelbi'nin suretine geliyor. Halbuki Cebrail aleyhisselam erkek değil, dişi değil, melekler zükûretten, üniversitten münezzeh. E peki şimdi Cebrail aleyhisselam Dünyetül Kelbi'nin suretinde, Dünyetül Kelbi ne olacak?

  189. 1:18:47

    En fazla iki metre bile değildir. Yani boylar, boslar belli en azından. Ne kadar uzun olsa yani. Hasbi Ömer efendimiz iki metreydi diye rivayet ediliyor falan. Yani en uzunlarından o da. Dolayısıyla. Normal bir insan. E Cebrail aleyhisselam'ın asli hilketinin sureti nasıl? Altı yüz tane kanadı var. Bir kanadı nasıl doğuyu geçiyor, bir kanadı batıyı aşıyor.

  190. 1:19:08

    İki kanadı dünya sığmıyor. Ufuklara sığmıyor, göklerin kenarlarına sığmıyor. Peki Cebrail aleyhisselam Dünyetül Kelbi suretine girdiği zaman asıl yaratıldığı sureti nereye gitti? Asıl yaratıldığı sureti arşta duruyor. Altı yüz kanadıyla, o bütün alemleri kaplamış büyüklüğüyle duruyor. Bu ayakları Zümrüt'ten, Yakut'tan işte kanatları şöyle.

  191. 1:19:31

    Bütün tarif edilen hadisler de rivayetler de. Hepsiyle duruyor. Ama Dünyetül Kelbi'ye gelirken ne oluyor? Cebrail aleyhisselam zaten ruhul emil. Adı ruh zaten. Melekler zaten ruhani varlıklarda. E orada Dünyetül Kelbi suretinde görünürken suretinde görünürken, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i getirirken, asıl suretiyle de arşta duruyor.

  192. 1:19:50

    Çünkü öbür türlü, buraya o suret bozulup, o bünye, binye, Arapçası binye, bozulup o bina, o yapı, insan suretine, bir buçuk metrelik, iki metrelik bir insan suretine girdiği zaman, O kanat, o ayakları, o gövdesi, o âlemleri kaplayan cism-i hikmeti, asr-ı suretinden bahsediliyor. hikmeti, asli suretinden bahsediliyor.

  193. 1:20:16

    Uleye cinayetim diyor Kur'an, kanatları var diyor Kur'an, meleklerin diyor. E kanat yok bir şey yok, normal adam geldi buraya. Peki bu, bu surete girdiği zaman, ruhaniyet o suretede giriyor, aynı anda kırk surete giriyor. Azrâil Aleyhisselâm, kaç kişinin canını aynı anda alıyor? Aynı saniyede nasıl yetişiyor her yere?

  194. 1:20:37

    Birisi Fizan'da, Libya'nın çölünde, birisi bilmem Kanada'nın bilmem neresinde, okyanusun adasında. Aynı anda alabiliyor. Alıyor yüzlerce, binlerce, on binlerce insana bir atom bombası atıyor, bir milyon bir anda ölüyor. Hepsini o alıyor. O almıyor desen kafir olsun. Yete vefâkü melek ülmet, ölüm meleği alır diyor Kur'an.

  195. 1:20:59

    Aynı anda nasıl geliyor? E ruhaniyetinin külliyetinden işte. Ruhaniyet külli olduğu zaman, birçok bedende, fizikende görünür. Ve işlem yapabilir mi? Yapar. Çünkü işlemi yapan ruhtur. Şimdi anladın mı? E meleklerin meselesini anlarsan, evliya melekten aşağı mı? Evliyanın, meleklerin evliyasından, insanların evliyası üçgündür.

  196. 1:21:26

    Meleklerin Rasullerinden, Cebrail, Mikâil, İsrafil'den, insanların Rasulleri, Nuh Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hepsine üçgündür. Meleğe verdiği şeyi, hatta iblise verdiği, bir anda doğudan batıya geçiyor iblis, ne şeyler yapıyor, ne o kabazlıklar yapıyor.

  197. 1:21:47

    Bir anda, doğudan bir anda batıya geliyor. Kaç yerde kaç kişiyle uğraşıyor. Allah, iblise bile verdiği bir şeyi, keramete ve ikramen, evliya Allah'a verdi dediğimiz zaman, renk arnavusuncu mu oluyor? Zındık. Zındık-ı Ekber. Vahhabi sizi gidiyor, vahhabiler sizi gidiyor. Ruhtan, ruhaniyetten, tasavvuftan ne haberiniz var?

  198. 1:22:10

    Hele suratlarınıza bakın ya. Gündüz gören gece feneri zanneder ya. Öyle bir acayip bir şey ya. Onun için, gündüz feneri gibi. Gündüz feneri diye bir laf var. Yani niye? Sipsiye olduğu zaman suratın, gündüz diyeyim de gemiler çatmasın diye. Geceliğin feneri, ışık koyuyorlar. Yani kaya var orada da çatmasın diye.

  199. 1:22:34

    Bir de gündüz feneri var. Bunlar gündüz feneri gibi. Yani gündüzün ışığında bunlar bir yere çatmamak için o kadar siyahlar ki yani. Alameti farika yani. Zın, zenadikada bunlar alameti farika yani. Efendi Hazretleri'nin işi bitmişe çevirmek için, yeni şeyh uydurabilmek için bütün tasavvufun kavaydını külliyen inkar ettiler.

  200. 1:22:57

    E biz inkar etmiyoruz. Nedim Hoca, Recep Hoca bilmem ben inkar etmiyorum, İbrahim Sardar bilmem ne. Etmiyorsan, o kağıthaneli, şişhaneli muittini durduracaksın. Çıkacaksın, bu bizi temsil etmiyor, bu tarikatın bütün kaidelerini inkar etti ve ağabey olmuş. Bizim bununla bir alakası yok, biz bundan teberri ettik diyeceksin.

  201. 1:23:16

    Teberri etmediğiniz sürece o İsmail Ağa tabelası altında durarsanız o da orada baş hoca geçiniyor, gazetecilerle o görüştürülüyor. Demek ki hepiniz aynı kafadasınız. Ben orada durur muydum şimdi böyle konuşan adam? Ya derdim ki bu heriften teberri edeceksiniz ya da benim sizinle ilişkim kesilir. Ben böyleydim.

  202. 1:23:34

    Onlar biliyorlar beni. Gel bakalım orada bu hakikatleri inkar eden bir adam benim zamanımda dursun bakayım. Kürsüye çıksın bakayım. Hadi çıkarabilirler miydi? Ondan sonra ben ne yapıyordum o zaman? Tabi Efendi Hazretleri hayatta iken zaten kolaydı, Efendi Hazretleri'ne gidiyordum, hemen işi bitiriyordum.

  203. 1:23:50

    Ama Efendi Hazretleri olmasaydı ise de Efendi Hazretleri'nin son Beykoz'da olduğu dönemlerde de, ben orada olduğum dönemlerde de böyle yanlış konuşanlar benim zamanımda orada durabilir miydi? Hüsnü Kılıçdar oraya girebilir miydi? Efendi Hazretleri'nin yedi kere şeytan dediği adamlar baş köşede bütün toplantılarla bulunabilir miydi?

  204. 1:24:08

    İncil kuşların medreselerine sokulabilir miydi? Biz haber alsaydık o zamanlarda. Ya Mahmut Eren'in rezillikleri bitmez tükenmez ya, bitmez tükenmez. Bunlar böyle hiçbir ilimleri yok, atış serbest. İçine gelen böyle konuşuyor, içine gelen böyle konuşuyor. Ya tasavvufun kavaiti var. Bu kavait ehl-i sünnet ve cemaat üzerine münakittir.

  205. 1:24:31

    İlm-i nazer mukayyedun bi kitab ve sünnetidir. Cineyb Aga'da bu işin kurucusu Seyyidül Taife. Bizim bu ilmimiz kitap ve sünnetle mukayyettir diyor. Bütün ayet ve hadislerden delil getiriyor. Koca İmam Suyuti, koca... Koca Nuruddin Halebi, Koca İmam Müstehan-ı Mikul, hangisini anlatayım? Yüzlerce, binlerce kitap gördüm ben bu hususta.

  206. 1:24:53

    Şimdi, başkalarına uykuda hasıl olan ruhani gezinti, görüntüler, füsuvatlar, zuhuratlar, halbuki beden, ruh bedenden çıkmış ama beden diri. Evliyaullah'ın farkı, onların ruhu uyanık kendilerini. Bu kadar basit. Ne kadar kolay bir ibare ya. Ve leysezde elke bi be'îdiz, şebe'i mine'l küşufat. Bu diyoruz, hiç uzak görülecek bir şey değil, bunu anlamayacak ne var ya?

  207. 1:25:27

    Fe innel halke yükse fülon fülon. Uykuda sahil insanlar, Evliyaullah'ın ne resulü var? Hepsine keşif yapılıyor. Gökleri görüyor, arşı gören var, Kabe'ye gidiyor, işte ne bileyim cenneti gören var, rüyasında görüyor, normal Müslüman da görüyor. Kafirler bile ne rüyalar görüyor. E görüyor. Bunlara mera'î deniyor.

  208. 1:25:48

    Mera'î, görülen şey demektir. Mera'îden cemide olabilir. Biz ne anlatıyoruz sana diyor? Evliyaya da bu durum, uyanıkken hasıl oluyor. Onun için ruhu nereleri geziyor, görüyor, gidiyor, görüyor. Rüyada bazı bir şeyler görüyor. Sadık rüyalarda öyle. Hiç onun mit keşfetmemiş daha. İstihbarat bilmiyor öyle bir şey.

  209. 1:26:12

    İstihbaratın her yerde zaten her şeyden haberi olsa, o zaman Allah'tan farkı kalmaz haşa. Mitin ne ilmi var Allah'ın ilminin yanında ya? Dünya kadar ne olaylar oluyor? Evlerde, ocaklarda, köşelerde, bucaklarda. Mitin ne haberi var yani? Mit ayakta uyuyor bazı şeylerde de. Dolayısıyla Allah'ın ilmi nere, mitin ilmi nere?

  210. 1:26:29

    Ruhaniyetin ilmi nere? E şimdi, öyle şeyler rüyada görüyor. Ondan sonra diyor, böyle böyle oldu diyor. Böyle böyle gördüm diyor. Hakikaten çıkıyor. Veyahut olmuş bir şeyleri görüyor. Ondan sonra haber veriyor. Ya diyorlar, yok boşver sen. Senin rüyan boş, bilmem ne. Aynısı çıkıyor, sonra olmuş. E çünkü Allah gösteriyor onu.

  211. 1:26:50

    Meleklere gösterttiriyor. İşte Evliyaullah'a da bu durum, uyanıkken hasıl oluyor. Herkesin uykuda ruhuna, ruhu dolaştırılıyor ve neler gösteriliyor, görüştürülüyor vs. vs. Bunu kimse uzak görüyor mu? Uzak görmüyor. Nasıl olsa rüya diyor, aslı yok diyor. E ne aslı yok ya? Ne kadar aslı olan rüyalar var.

  212. 1:27:17

    Senin rüyalarının aslı yoksa, sen abdestsiz yatıyorsan, sen cenabet yatıyorsan, ondan sonra bilmem ne namazsız yatsı yıkılmadan yatıyorsan, sabaha kalkmıyorsan bilmem ne, senin rüyanda bir şey hasıl olmuyor diye, bütün milleti niye öyle kendin gibi zannediyorsun? İnsanlar neler görüyor, nelerle görüşüyor.

  213. 1:27:38

    Anlatılamayacak kadar rüyalar görülüyor. Elhamdülillah. Felem tez dedil evliya, evliyanın bir fazlalığı olmayacak mı? Olacak. Allah dostunu düşmanıyla bir tutar mı? Düşmanla da rüyada ruhandan neler gezdiriyor, gösteriyor. Mesela. Diğer normal insan oradan avamdansa da gösteriyor. Peki evliyada fazlalık var dediysek, çok bir şey demedik ki.

  214. 1:28:09

    Nasıl ki onun ruhu uykuda çıktığı zaman bedeniyle kayıtlanmıyor, bedeninin durduğu yerde, bedeninin alanında ve sahasındaki görüntülerle, seslerle, onları işitmeyle, onları görmeyle, onlara dokunmayla kayıtlanmıyor. Ruh orada kayıttan, kayıt bağ demek. Bağlarından, kuyudattan özgürlüğüne kavuşuyor, mutlak oluyor, itlak sahibi oluyor, kayıtsızlık sahibi oluyor

  215. 1:28:38

    ve Allah Teala da ona müsaade ettiği zaman, hele ki abdestli yattıysa, abdestli uyuduysa falan, kusurlu abdestli uyuduysa falan, hele ki zikir üzere uyuduysa, tesbihat çekti, kelimeyi çevirdi falan, zikir üzere uyuduysa, onun ruhu bütün melekutta geziyor. Alem melekutta dolaşıyor, neler görüyor, kimlerle görüşüyor.

  216. 1:29:01

    İşte biz de diyoruz ki, nasıl ki uykuda ruh bedenden çıkıyor ama beden yine diri mi? Diri. Peki o ruh serbest mi? Serbest. İstediği taraflara Mevlam dolaştırıyor, geri getiriyor. Bu hal evliyaya uyanıkken hasıl oluyor. Yani uyanıkken durduğu yerde ruhu o kadar bir bütün ki, arşa ulaşmış ki, o ruh bu bedende, şu anda burada konuşuyor,

  217. 1:29:28

    aynı anda Mekke'de de görünebilir, Tekke'de de görünebilir, Mısır'da da görünebilir, kaç yerde de sohbet edebilir vs. İşte Hatib-i Şirmin Hazretleri'nin 40 Cuma yerde, Cuma'da hutbe okuması, bu Somucub Hazretleri'nin Ulu Camii'nin kaç kapısı? Ulu Camii'nin kaç kapısından bir anda çıkması, bu, İbn-i Atâ'lâ İskenderi'nin hem Arafat'ta hem Mısır'da aynı anda bulunması, bu.

  218. 1:29:52

    Bu iş ruhaniyet işi. E bunu anlamayacak ne var? Bundan dolayı yani bunlar Allah'ın kudretinde mümkün mü? Mümkün. Allah ruha bu gücü uykuda olanların ruhuna bu gücü vermiş mi? Vermiş. Evliyanı da uyanıkken ki ruhuna bu gücü vermiş. Bu kadar. Meleklere bu gücü vermiş mi? Vermiş. İşte insan kılığında geliyor, asıl sureti duruyor arşta.

  219. 1:30:20

    E peki bir evliyaya kerameten bunu verse? Çok mu? Müstenker mi, uzak görülecek bir şey mi, muhal görülecek bir şey mi Allah'ın kudretine? Nerede kaldı ki Allah'ın kudretine? Muhal olmayan her şeye tealluk eder, o ayrı bir şey. Ve hâlâ bir şeyin kadir. Ama Allah'ın kudreti buna tealluk ediyor mu, etmiyor mu?

  220. 1:30:41

    Etmez olur mu? Peygamberler de etti, Evliyaullah da etti, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhaniyetini etti, velilerin birçoğuna etti, harplere katılıyorlar, tasarrufları devam ediyor, bürütlene yardım ediyorlar, denizin ortası okyanusun gemiden adamı kurtarıyor, gemiyi kurtarıyor. Hakikaten bunlar yüz değil, bin değil, milyonlarca bu hususta menakıb var.

  221. 1:31:05

    Mütevatir, yalanda birleşmeleri düşünülemeyecek kadar uleman evliyanın kitapları var. Evliya Allah'ın vefatlarından sonra tasarrufların devam ettiğine dair. Sen bunu dersen diyor, şirk olur diyor. E sen bütün uleman evliyayı müşrik yap o zaman ya. Nasıl şirk oluyor ya? Allah'tan başka yaratan var dersen şirk olur.

  222. 1:31:25

    Onun ruhunu öldürmeyen Allah. Zaten Ebu Cehil'in ruhu da yaşıyor dedik şu anda, eski dersleri dinle. E çünkü Ebu Cihil'in ruhu yaşamıyorsa kabir azabı da işkence çekmez ki. Beden ölüyor ruh ayrılınca. Azap ruha yapılıyor. E kabir ya cennet bahçesi ya cehennem çukuru hadisinde. E cennet bahçesi, cennet bahçesinin bedeninin ne işi var cennetten?

  223. 1:31:52

    Yiyemez, içemez. Zaten işkelet olmuş, çürümüş. E kabir ya cennet bahçesi onun ruhu nimetleniyor. Veya cehennem çukuru diyor. Hufra tümün hufra niran diyor. Kur'an-ı Kerim'de firavun ve hanedana sabah akşam cehennemin eşiğine götürüyorum, işkence ediyorum, döndürüyorum diyor. Say hadislerde zikrediyor.

  224. 1:32:12

    Firavun ve hanedanı, efendim işte faiz yiyenleri çiğniyorlar, geçiyorlar diyor. Faiz yiyenler onların altında kalıyor diyor. Say hadis. E bütün bunlar ölmüş, gebermiş, gitmişler. E ruh ölse bunlar azap çekmez ki. Ruh olmadığı zaman bir yerin acımaz ki. O zaman, işte efendi kardeşlerim, bu arada ruhun ölmediğini anladığın zaman, ruhun bedenden çıktığı zaman,

  225. 1:32:42

    bedenin hala diri kaldığı zaman, ruh da rüyada gezdiğini anladığın zaman, Allah ruha öyle bir güç verebilir ki, kaç yerde ayrı bedenlere girip gözükebilir ama aynı ruh, tek ruh. Ha bunun reenkarnasyonla alakası var mı? Zerre kadar alakası yok. Çünkü neden? Reenkarnasyon dedikleri, o ruh, yeni bir anasından doğan ruhsuz bir bedenin dirilmesi ve onda ebedi

  226. 1:33:09

    ölene kadar yaşaması için girilen denilen reenkarnasyon. Bu aradaki bedenler, o bedenler surete konuşmayı yapıyor, görüşmeyi yapıyor, müritlerin nasihatı yapıyor, Arafat'a bakmasını yapıyor, sonra aslı bedenine döndüğü için, o beden kayboluyor. Yani yok oluyor. O bir kullanımlık, anladın mı? O zaten, anne babanın suyundan yaratılmış bir beden değil.

  227. 1:33:35

    O Allah-u Teala ona keramet olarak, fiziki bir bedene ruhu başka yerde başka şekilde büründürmesi. Bu bir keramet. Bunların farkını daha çok anlatacağız. Yani bu, mektubattan bu konunun özetlendiği mektupta, inşallah, bunun tenasık olmadığı, reenkarnasyonla alakası olmadığı, çünkü orada, ruhun, yeni bir bedene, ruhsuz bir bedene girip, anasından doğmuş bir çocuğun,

  228. 1:34:08

    çocuk anasının karnında 120 günlükken ona giriyor diyorlar. O çocuğun ruhu oluyor. O çocuk onunla yetişiyor, büyüyor. Ölene kadar o ruh. Sonra, o ruh ondan çıkıyor. Yeni bir bebek, anasının karnındayken, o bir daha dünyaya o bebekle geliyor. Onun ruhu oluyor. Reenkarnasyonla bu dediğimizin ne alakası var?

  229. 1:34:29

    Cebrail aleyhisselam arşta duruyor 600 kanadıyla, Allah onu diyet-ülkelbi suretine koymuş burada. O diyet-ülkelbi suretinde, Cebrail aleyhisselam o suretten çıktıktan sonra, ikinci bir diyet-ülkelbi dünyada gezmiyor ki. Asıl hayatta olan sahabeden diyet-ülkelbi geziyor. O suret kayboluyor. Yok o suret bir kullanımlık, iki kullanımlık, neyse.

  230. 1:34:52

    Anlattığınız mı bilmiyorum. Anlamadıysanız yatağınızı ayrı serin. Anladıysanız beri gelin, anlamadıysanız geri gidin. Ne yaparsanız da yapın. Ben doğruları, hakikatleri, ruh âleminin sırlarını, tasavvufun kavaidini söylemek ve anlatmakla mükellefim. O anlamayacak, bu dinlemeyecek diye ben Evliyaullah'ın tasavvufunu inkar ettiremem.

  231. 1:35:16

    Benim hayatım boyunca, ben hayattaysam, aklım başımdaysa, dilim konuştukça Allah dostlarının tasavvuflarını, vefatlarından sonraki iş görmelerini müdafaa edeceğim. Ve bunu inkar edenlerle harp edeceğim ve bunu inkar edenlerden nefret edeceğim. Ben bunu Allah için, Resulullah için, sallallahu aleyhi ve sellem ve dostlarının hatırı için bu mücadeleyi veriyorum.

  232. 1:35:40

    Herkes beni yalnız terk etse de mühim değil. Hak her zaman, el-hak kıyâlü üstte çıkar. Ve lâ yu'lâli hakkın üstüne çıkılmaz. Sayıyla, parayla, tabelayla, hükümetle, bakanlarla, takanlarla, şundan aramayı, bundan bilmem neyi mi, oradan işimi gördürüyorum, buradan biliyorum. Burası dünya. Bir de bunun ahireti var.

  233. 1:36:03

    Sen batılı, sen köpük gibisin. Benim için hükümsüzsün. Ben hak üzereyim, buna iman etmişim. Benim hakaidim, bu büyüklerin hakaidi. İşte onun için hak devamlı âli gelir, galip olur. Vallâhu hâl mü'alâ emris, merak etmeyin, Allah işine galiptir. Siz sohbetlere devam edin. Bu derslerden bir üç beş ders daha var.

  234. 1:36:27

    Artık Ramazan kadar yetiştirebilirim mi, yetiştiremem mi bilmiyorum. Ama bunun hakkını vermem lazım. Güzel detaylı anlatıyorum inşallah. Daha da kaç yüz sayfa, ben hepsini size anlatmadım. Sadece çok anlayabileceğiniz, o çok anlayacağınız dediğim yerleri bile zor anlıyorsunuz. Nerede kaldı, öbürlerini konuşsak hepten raydan çıkabilirsiniz.

  235. 1:36:52

    Yani kafanızdan tuman çıkar veya motoru yakarsınız falan. Ona da korkuyorum. Ama anlatabileceğime güvendiğim, ben bunu izah edebilirim diye güvendiğim kadarıyla anlatacağım. İnşallah. Bu özetin özeti yani. Bu ders, hülasanın hülasasıdır. Daha dünya kadar da kitap var bu konuda.

  236. 1:37:12

    Sonra Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'le Evliya Allah'ın uyanıkken buluşması bu konulara girilebilir. Zaten bu konunun bağlanacağı yer neresi? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den zaman ve mekan hali kalmaz. Ruhu o kadar büyük, bütün alemleri, arş dahil her yeri kaplamış. Her yerde hazır ve nazır ruhaniyeti Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem.

  237. 1:37:30

    Oraya bağlanacak zaten. Evliya Allah'ın da kamillerinde Resulullah'a ittiba bereketiyle, keramet tarihiyle, Resulullah'taki mucize, Evliya'da keramet tarihiyle ona tabi olanlara da ondan nasip veriliyor makamı nispetinde. Mahmut Efendi Hazretleri konumuz olarak tabi ki bu makamdan en büyük hisseyi tebeniyet tarihiyle,

  238. 1:37:51

    veraset tarihiyle Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkıyla ittiba ettiği için. E zaten müceddit diyorsun, müceddit kaç tane var? Müceddit on dört tane. Yani Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ilk yüzü sayma. E ondan sonra kaç tane asır var?

  239. 1:38:04

    Şimdi on beşinci asır Efendimiz Hazretleri diyor. On dört tane müceddit var. Yani bin dört yüz küsur senedir, bin dört yüz kırk yedi değil, onun üzerine de hicreti de koy yani, o takvim hicretin şeyi, nübüvvetten sonra değil, takvim nübüvvetten sonra koyarsam bin dört yüz elli yedi oluyor yani. On senede hicretten öncesi var ya, Mekke dönemi.

  240. 1:38:27

    Yani bin dört yüz elli yedi sene, bin dört yüz elli yedi senedir on dört müceddit gelmiş. Müçtehit çok. Müçtehit demiyorum, müceddit. On dört müceddit gelmiş. Anladın mı? Birinci asır sayılmıyor. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in asrı saadet sayılmıyor. Çünkü onda Efendimiz var başında, sahabet dönemi.

  241. 1:38:46

    Ondan sonra ikinci asır yani, yüzün başındaki, yani yüz ikide, Ömer İbni Abdülaziz, iki yüzün müceddidi anladın mı? Öyle gidiyor. İmam Gazali işte, altıncı asrın diyelim. Böyle mücedditler gidiyor. Ve geldiğimiz noktada on beşinci asrın müceddidi. Dolayısıyla çünkü önden geliyor ya, asır. Asrın başında oluyor, on beşinci asrındayız biz şimdi.

  242. 1:39:12

    Anladın mı? Bin beş yüzden sonra on altıncı asrın başı olacak. Yani bin beş yüze zaten biz herhalde kavuşamayız. Ama Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müceddidi devam ediyor. Dolayısıyla Şeyhli Hazreti Mehdi'ye kadar devam ediyor. Rabut Hazreti Mehdi'ye kadar devam ediyor. Bunlar olası şeyler mi?

  243. 1:39:26

    Evet, olası şeyler. Kitaplarda var mı? Bunun örnekleri çok. Meşayih'ta böyle şeyler zuhur etmiş mi? Zuhur etmiş. Onlardan biri yani. E zaten on dört ne demek kardeşim? Yani bin dört yüz elli yedi senedir İslam geleli, on dört tane yüzlük müceddit var, bir tane de binlik müceddit var. Bir tane de binlik var.

  244. 1:39:42

    Binlik bir tane var, İmam-ı Rabbani müceddidi, Elfisani ikinci bin. Zaten üçüncü bin yok, dünyanın üçüncü bini yok. Onun için İmam-ı Rabbani tek binin müceddidi. İmam-ı Rabbani binin müceddidi. Geri kalan yüzün müceddidi, on dört tane var. Bu on dört taneden birini Mahmud Efendi Hazretleri olarak kabul ediyor,

  245. 1:39:59

    ondan sonra da diyor ki öldü gitti, işi bitti, tasarrufu devam etmiyor diyor. Ya akla ziyan ya, akla ziyan. Demek ki bunlar Efendi Hazretlerimizi hiç böyle müceddit olarak falan hiç kabul etmemişler. İsmaila caminin imamı zannetmişler, emekli olduktan sonra da işini bitirmişler. Zaten bitirdiler, sonra on beş yirmi sene hiç itibarda etmediler.

  246. 1:40:19

    Efendi Hazretleri zaten onlara itibar etmedi, bir kere de gitmedi yani. Dolayısıyla şu anda da halleri zuhur etti. Allah Tebarek ve Teala bizleri tasavvuf ehlinin ehl-i sünnet itikadından, bak dikkat et. Ehl-i sünnet itikadına bir şey daha ekledim şimdi. Ben eklemedim. Çünkü bir de meşayihde şöyle bir şey var.

  247. 1:40:40

    Tasarruf, tasavvuf ehlinin ehl-i sünnet itikadı diye de bir şey var. Umumi ehl-i sünnet itikadı milleti kurtarır mı kurtarır. Cehennemden kurtarır mı kurtarır. Cennete girmesine vesile olur mu olur. Ama bir de tasavvuf ehlinin ehl-i sünnet itikadı var. Bu ne? Bu Cüneydi Bağdadilerin, Seri Sakatilerin, Pişrafilerin, Marufülkerhilerin,

  248. 1:41:02

    Abdülkadir Geylenlerin, Ahmetler Rıfaillerin, Ebu'l-Hasan Şazellerin, Şah-ı Nakşibendlerin, İmam Rabbani'lerin, tamam mı sen, işte İsmet Garipullah Büyükşehir Efendilerin onların itikadı. Ali Ader Efendilerin, Mahmut Efendi Hazretlerimizin, meşayihımızın, işte milyonlarca meşayih-i kiramın ehl-i sünnet itikadı var.

  249. 1:41:22

    Şu anda biz umumi ehl-i sünnet itikadını anlattık, çok anlattık yine de anlatırız. Ama bir de tasavvuf ehlinin ehl-i sünnet itikadının dersini veriyoruz şu an. Bunun kitaplarından okuyoruz. İşte bunları anlamadan ehl-i tasavvufun, Sufiye'nin, Sufiye Hazaratının ehl-i sünnet itikadından bir haberin olmaz.

  250. 1:41:41

    Kağıthaneli Muittin'e dönersin veya Siyerci Nuriye'ye dönersin veya bilmem neci Asuman'a dönersin. Bunlar böyle ruhsuz cemaatat varlıklar olursun. Ruhaniyetten haberin olmaz. Allah bizi bu ruhani ilimlerden azami derecede müstefid ve müstefiyyuz eylesin. Amin. Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve alihi ve sahbihi ve sellem.