Evliyânın Hayatta ve Ölümünden Sonraki Tasarrufu (18) 25. Bölüm 17 Haziran 2026
17 Haziran 2026 · 77 dk
1:14:30 / 1:16:53Şu an 1:14:30 / 1:16:53
Açıklama
Âlem-i Misâl ile ilgili Dünyada Zuhûr Eden Kıssalara Örnekler - 7
Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in kabrinde diri olduğu, beden-i şerîfi ile kabrinden çıkarak âlemde tasarrufta bulunduğu ve uyanık hâlde olan bâzı velîlere göründüğünün Ehl-i Sünnete göre îzâhı ve delîlleri
Evliyânın Hayatta ve Ölümünden Sonraki Tasarrufu (18. Bölüm)
Evliyânın Hayatta ve Ölümünden Sonraki Tasarrufu (18) 25. Bölüm 17 Haziran 2026
Video bölümleri
- 08:21Kümûn ve Bürûz Hâlinin Tasavvuftaki Karşılığı Nedir? Reenkarnasyon (Tenâsüh) İle Ne Farkı Vardır?
- 10:31Her Velî Mürşid-i Kâmil Değildir Ama Her Mürşid-i Kâmil Aynı Zamânda Velîdir
- 13:36Kümûn ve Bürûz Hâlinin Tasavvuftaki Karşılığı Nedir? Reenkarnasyon (Tenâsüh) İle Ne Farkı Vardır?
- 21:43"Allâh Arştadır/Göktedir" Diyen Bir Adamın Tarîkat Şeyhi Olduğu Bir
- 25:26Kümûn ve Bürûz Hâlinin Tasavvuftaki Karşılığı Nedir? Reenkarnasyon (Tenâsüh) İle Ne Farkı Vardır?
- 30:54Allâh-u Teâlâ'nın Zâtı Hiçbir Şeye Hulûl Etmez, Hulûl ve İttihâd Görüşü İnsanı Dinden Çıkarır!
- 37:12Kümûn ve Bürûz Hâlinin Tasavvuftaki Karşılığı Nedir? Reenkarnasyon (Tenâsüh) İle Ne Farkı Vardır?
Transkript
185 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin ve sallallahu teala ala seyyidil mursalina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Kıymetli kardeşlerimiz İmam Rabbani Hazretlerimizin mektubatından, ikinci cildin 58. mektubundan derslerimiz devam ediyor. Dolayısıyla bu derslerde biz size Evliyaullah'ın farklı şekillere bölüp
- 00:39
görünmesi, Evliyaullah'tan himmet isteyenlere, yardım isteyenlere, ölmüş velilerden de himmet isteyenlere Evliyaullah'ın imdadına yetişmesi vs. konularda İmam Rabbani Hazretlerimizin görüşlerini anlattık. Bu arada esas gayemiz neydi? Birileri Vehhâbileşmiş İsmailâki ruhundan bazıları bunu reenkarnasyon olarak nitelediler ve şirke kadar küfre kadar bizi itham ettiler.
- 01:11
Tabi bunların cehaletinden, ilmi olmamasından kaynaklanıyor dedik ama iş o kadar basit. Basit değil. Çünkü geçen genel sekreter, Abdullah Kılıç İsmail Han, genel sekreterin resmi sitesine Evliyalı öldükten sonra kerametli tasarrufu yönetimi yoktur dedi ve tam bir Vehhabilik savunması yaptı. Bu kendi sitelerinde şu anda duruyor.
- 01:36
Bu konuşmayı çekmediler. Hatta soru sorduk, Evliyalı öldükten sonra keramet devam ediyor mu, etmiyor mu, itikadınız nedir? Daha âlâ bir cevap da vermediler. O arada Ebu Bekir Sifir bir şeyler açıkladı. Bir 30-32 dakika bir şeyler. Onun da cevapları zaten hazırlanıyor. Kat katıyla, fazlasıyla verilecek.
- 01:57
Onu ilan edeceğim. Şimdi Hüseyin Avni Hoca Efendi güzel cevaplar hazırladı. Evvela o yayınlayacak. Bekliyorum o arada. Şimdi bizim burada yani bu mektuptan 58. mektuptaki son dersimiz olacak. Önceki hafta zaten aşure gecesi. Yani çarşambaya, perşembeye bağlayan gece aşura gecesi. Hem perşembe aylarca sohbete cemaat geliyor kadın, erkek.
- 02:22
Yani hem çarşamba, hem perşembe. Hiçbir şey gelemez. Yani biz cuma gecelerini bozmayalım diye karar aldık. Geçen hafta bir öyle sohbetten sonra aşağı indikten sonra bir çarşamba yaparız falan dedim ama sonra düşündüm. Ama oradan çarşamba pazarından yollar çok tıkalı oluyor. Yani insanlar zaten araba park sorunu var, bir de hepten pazardan dolayı girse çıkamıyor.
- 02:45
Pazarda geç 8-9'a kadar anca toparlanıyorlar falan. Hem millete sıkıntıya sokmayalım, hem de perşembe-cuma bağlayan geceyi sohbetini bozmayalım diye yine önümüzdeki hafta biz çarşamba akşamı, perşembeye bağlayan mektubat dersimizde aşura gecesinin hıyaniyetiyle bir sohbet yapacağız. Bu itibarla zaten ondan sonra bir ara verilecek birkaç ay ben de kitap çalışmalarım,
- 03:12
tefsire ağırlık vereceğim, Ruhlu Furkan'a ağırlık vereceğim, efendilerimizin sohbetleri... Sohbetleri beşinci cilt, altıncı cilt, onlara ağırlık vereceğim inşâAllah. Bu arada benim Esma-i Şerife manzumeleri baskıya hazırlıyorum.
- 03:25
Şimdi onun firistiyle ve tahsihatıyla uğraşıyorum. Yani hemen hemen üç yüz elli sayfa kadar oldu. Onun neşri var. Mevlid-i Şerif geliyor, yirmi dört Ağustos olacak herhalde. Mevlid-i Şerif için özel bir kitap, salavat-ı şerifeler hazırladım. Onu baskıya verilecek falan baya bir çalışmalarımız var. O bakımdan her gece sohbet her gün bir yerde.
- 03:48
Tabi bu da bizim kitap çalışmalarımızı engelliyor ama sohbetsiz de duramıyoruz. Ondan dolayıdır ki. Çok güzel dersler hazırladım. Yani sıfıra cevap verdikten sonraki dersler, önümüzdeki mektubat, bu mektuptan alacağımız kısım mektup bitmese de bizi ilgilendiren kısım, milletin anlayacağı kısım burada nihayetleneceği için bu ders, bu manada itikat mektupları bitti demiyorum.
- 04:17
Bu mektuptan, ikincici, elli sekizinci mektuptan yararlanacağımız, anlatmak istediğimiz kısım burada. Zaten direk itikat konusuna girmiyor ama tabi ki reenkarnasyon denince bu da bir itikatla alakalı bir şeydir. Evliya Allah'ın temessülünü, teşekkülünü, suretlere bürünmesini, ölmüş velinin
- 04:33
ruhaniyetinin surete bürünüp görünmesini filan inkar etmek bu tabi erişimiyet itikadına taban tabana zıt düşüyor. Zaten Hızır Aleyhisselam'ın devamlı göründüğü mütevatir olmuş, müttefakun aleyh olmuş bütün insanlar, ulema, evliya bunu kabul etmiş. Kimi Arap Hazretlerine göre Hızır Aleyhisselam'ın da ruhaniyetine Allah güç vermiş.
- 05:00
Ruhaniyeti şekle bürünüp her yerde herkese aynı anda görünüyor, görüşüyor. Yani bunun görüşüldüğüne herkes ittifak etmiş. Ama iman-ı abbasleri bunu beyan ederken, yani Hızır Aleyhisselam'ın da ruhlar aleminde olduğunu ve ruhaniyetinin şekle büründüğünün itikadını bize yazdırıyor. Baha el-Sünnet'in birçok uleması da bedeniyle hayattadır, daha ölüm tatmamış diyor.
- 05:23
Ama iman-ı abbasleri kendisiyle görüştüğünü… Efendim, arkadaşlar orada kağıtlarda var, mektubat üzerine yazmıştım. Benim oturduğum, ders çalıştığım koltuğun yanında. Oradan bir bakarsanız hani çiz sayfa da verebilirim. O itibarı için mektubun aklıma kalmadığı rakamı. Yani zaten iman-ı abba hazretlerimizin Hızır Aleyhisselam'la kendisi bizzat görüştüm diyor.
- 05:50
Ve bu görüşme neticesinde yani o mektubu da haftaya da okunabilir. Ne yaşanmışsa mektubat derslerinde bir bölüm olmuş olur. Onu da okurum haftaya inşallah. Çok ilginç yani. İlyas Aleyhisselam'la geldiler diyor, görüştük diyor, bazı sorular sordum diyor, cevaplar aldım diyor. O mektup da çok önemli yani.
- 06:08
Bunlar hep itikada da bir yönden giriyor. Bu itibarla kardeşler, şimdi kaldığımız yerde vel kümûnü vel burûzu, kümün buruz meselesi var. Şimdi kümün kemüne, Arapça'da fiil olarak kemüne, gizlendi demek. Beraze, açı açık demek. Ve berazû lillâhi vâ dilkâr, Kur'an'da da fiil olarak berazû de geçiyor. Dolayısıyla kümün, kâmin mesela, kâmin gizli demek.
- 06:37
Bâriz açık demek. Bâriz Türkçede de kullanılıyor. Bâriz ortada falan açık diye. Şimdi kümün buruz meselesinden evvel şu izahları kısaca tasavvuf istilahlarından toparladım. Onları şimdi anlatayım. Onları hazırlamadan ibareleri okursam kafanız, idrakiniz zorlaşır. İdrakiniz zorlaşabilir. Bunlar değil.
- 07:03
Bunlar daha dünya kadar hazırladım. Oralar dosya doldu size. Yeni sezonda Eylül'de çok acayip bilimler konuşacağım. Bunlar değil. Onu oraya koydum, tefsirde mi kaldım bilmiyorum. Ben nihayet haftaya o mektubu yapacağım. Bunları buluruz şimdi. Çıktı aldık biz. Haftaya da mektubattan güzel bir kıssa biraz aşure gecesinin ihyası için dua yaparız.
- 07:25
Zikirler yaparız. Biraz da o mektupta yine mektubat dersimizin son sezonu işte tatil öncesi son dersi olacak haftaya. Çarşamba akşamı. Kaçırmayalım inşallah. Yine saat 21.30 diyelim. Şimdi akşam biraz ileri gitti. Bir de akşam namazından sonra aşure gecesi biraz evvabim falan kılsan. Yani buçuktan evvel derse başlayamayız.
- 07:52
Haftaya da 21.30 olsun yani inşallah. Efendim kardeşlerim şimdi size bir ilimler vereceğim. Ben biliyorsunuz öyle bu Eylül Sünneti muhaliftir. Öbürü müşriktir. Öbürü kafir oldu. Ağzıyla bilmem konyalı ağzıyla konuşmuyorum. Ben her şeyim ilmi, kaynak, cilt, sayfa. Evet.
- 08:17
Şimdi onun için Mesela kümün gizlilik hali. Ama bunun tasavvuftaki istilahı yani terim olarak karşılığı ne? Karşılığı senin dünya hayatında velilerin ruhaniyetlerinde nurlar var gizli. Bir de bu nurların açığa çıkması. Yani kümün nurların kendinde depolanması gibi gizlenmesi gibi ki Efendi Hazretleri anlatırdı teveccühde alın alına dayanarak oluyor.
- 08:51
Feyiz deposu yani Allah-u Teala'nın nurlarının yağdığı yer. Nefs-i nâtıka olarak iki kaşın arası, şura. Şu merkez Evliyaullah'ta feyizlerin, nurların biriktiği yer. Depolandığı yer. Yani onun için teveccühde alın alına oluyor. Allah-u Teala'dan ona yansıyan feyizler, nurlar. Niye yansıyor feyizler, nurlar?
- 09:16
Bana da niye depolanma olmuyor da onda kümün hali oluyor, bende olmuyor mesela? E çünkü arada günah işliyorsun, arada gıybet ediyorsun, arada bir hahahahi, kakara kikiri falan. Huzur halin bozuluyor yani. Hani büyük bir haram, kebari günah işlemesen bile huzur halin bozuluyor. Huzur halin bozulunca yani işte dünya kelamı bile fuzuli kelam.
- 09:39
Yani haram değil, günah değil ama Malayani İbri Hazreti Şerif'te kişinin güzel Müslüman olduğunu en büyük alametlerden biri. Dünyasına, ahiretine yaramayan işleri terk etmesidir. Ama maalesef bugün namazda abdestli olan bizlerden birçoğumuz malayani fuzuli konuşmalar, görüşmeler oluyor. Bunlar tabii feyzi kaçırıyor.
- 10:01
Bir feyiz depoladıysan da depoyu bitiriyor yani, şarjı yiyor yani. Şimdi o kümün hali feyizlerin, nurların ruhaniyette depolanma ve gizlenme halidir. Şimdi onun için önce bunu anlatalım, kümün halinin üzerinde duralım. Sonra, yani kümünü doğru anlamazsan, bu ruzu, bu nerede açığa açık ölüyor, nerede inekas yapıyor, nerede yansıma yapıyor, nerede patlama yapıyor?
- 10:27
E bu nurlar nerede parlama yapıyor diyelim. Şimdi bir veli mürşidi kamil olursa tabii şimdi, her veli mürşidi kamil değildir. Her mürşidi kamil aynı zamanda velidir. Çünkü mürşidi kamil demek başkasını irşat edecek makama gelmiş. Haydi haydi kendi veli olması lazım. Ama her veli mürşidi kamil değildir.
- 10:47
Şimdi Hasan Efendi hocamız rahmetullahi aleyhi, biz veli diyebilir miyiz? Diyebiliriz. Efendi Hazretleri de buyurduğu üzere, bu zamanın büyüklerindendir. Veli deriz. Ama şimdi mürşidi kamil denecek bir durumu var mıydı? Olmadığı ortada. Olmadığı yaşandı, görüldü. 20 ayda yaşananlar ortada.
- 11:05
E dolayısıyla, zaten ben mürşidi kamilim demedi, ben şeyhim demedi, bana rabıta olmaz dedi, rabıta Muhammed Efendi Hazretleri'ne devam edecek dedi. İsmail Aleyh kendi sesine bunları yayınladı ki değişen hiçbir şey yok, eskisi gibi her şey devam edecek dedi. Buyurdukları böyle ama oğlu atlaklı çıktı, iftira etti.
- 11:23
Bal gibi de rabıtaya kendine yaptırdı, izin verdi diye iftira etti. Aynı kürsüden Salih Topçu, İsmail Aleyh İmamı çıktı dedi ki buna izin vermedi. Aynı soruyu soran Mehmet Tal Hoca çıktı dedi ki, ses kaydı da var, sordum. Yeni olanlar bariz hepsi olmaz dedi. Ben şimdi onun dediğine iftira atamam dedi.
- 11:43
Aynı şeyi İhsan Şen Hoca'nın babası Kamil Şen Hoca hocamızın sorduğunu söylediyse ses kaydı var. Ellerini kaldırdı, bütün böyle çok tepki verdi. Asla olmaz dedi. Dolayısıyla yani oğlu babasına iftira eden yakın zamanda böyle bir iftira yeni gördük yani. Diyelim ki Hasan Efendi velidir. Buna bir şey diyen var mı yani?
- 12:04
Ama şimdi Mürşid-i Kamil dersen Hasan Efendi'ye de yazık, iftira etmiş olursun. Bir de Hasan Efendi'nin kabul etmediği bir şeyi ona istat etmiş olursun yani. Şimdi uydurmanın da bir manası yok. Onun için veliler çoktur, Mürşid-i Kamiller azdır. Şu anda azın azın azın azı. Hiç bulunmaz kibriti ahmer olmuş yani.
- 12:25
Şimdi bir veli eğer Mürşid-i Kamil ise diyor, hayattayken ruhaniyetin beden kafesiyle sınırlı. Bak burada bir beden kafesi var. Benim ruhum bu beden kafesiyle şu anda sınırlı. Şimdi ilahi feyizler geliyor, sırlar geliyor, nurlar geliyor ama kalbine geliyor, letaifine geliyor. Velilerin, Mürşid-i Kamillerden bahsediyoruz.
- 12:47
Kendimden bahsetmiyorum haşa. Ondan sonra bu kümün hali gizli bir potansiyel halinde bu nurlar yoğunlaşıyor. Şimdi Mürşid-i Kamil olmasa aldığı feyiz nur kendinde. Uzne Tevliyası, emri bin maruf yapmaz, neyi alim-i mükerrede icabında bulunmaz, irşad yapmaz, karşı tarafa bir feyiz yansıtamaz, kendisine rabıta yapılma istikakı yok,
- 13:12
teveccüh yapma yetkisi yok, yetkisi yok derken kabiliyeti yok. Ondan sonra şimdi sipsiyah, suratı sipsiyah adama teveccüh yetkilisi diye uydurdular yani. Bu kadar bir şey uydurulabilir mi ya? Adam bir daha suratına bakacak mı ki? Adam karanlığını mı yansıtacak? Teveccüh yaptığı adamı da mı kararsın yani?
- 13:33
Allah Allah. Bunlara karşılaştık. Şimdi vefatından sonra ne olur bu? Şimdi kümün halini anladık mı? Mürşid-i Kamil olan veli Allah-u Teala hayattayken yani ruh beden kafesiyle mahsur iken ve sınır mahdud iken ve sınırlı iken yağdırdığı feyizler, nurlar, kabiliyetler depolandı şimdi diyelim kümün hali.
- 13:59
Şimdi bu zat vefat etti. O zaman ruhu bedenin bağlarından, ilçelerinden kurtuluyor. Tamamen mücerred bir hale geliyor. Mücerred derken yani tam uydurukçası, tam Türkçesi dediği uydurukçası soyutlanmış yani uydurukça biraz ama neyse Türkçe olarak soyutlanıyor. Mücerred bir ruhaniyet kalıyor. Çünkü beden toprağa karışıyor.
- 14:25
Ruh ölmüyor. Bu zaten Fahrur Razi'nin vs. bütün İmam Cüveyni'nin. Bütün ehl-i sünnet uleması ittifakıyla, Çünkü ölüm bedenin, ruhun bedenden ayrılmasıdır. Zaten ölümün acısını kim tadıyor? Ölümün acısını kim tadıyor? Acıyı ve zevki tatan kim? Hadi, beden ve ruhu. Ruh, bakın, Bakın, hiçbir şey demeye lüzum yok.
- 15:02
Bütün cenazelerin üstünde yazan, yeşil örtüde yazan âyetlerinin, küllü nefsin, her ruh, oradaki nefis, her can, canlı diyorlar yani. Canlı derken her ruh yani, nefis. Arapça'da hep nefis, ruh mağaza kullanılıyor. Allâhu ve tevfe'l-enfise ayne mevte'a. Ölüm zamanı nefislere Allah vefat ettirir diyor, nefise vefat ettirir derken, ruh işte.
- 15:21
Nefisle ruh kelimesi çoğu yerde birlikte kullanılıyor. Ancak nefsi emmare dersen, yani kötülüğü emreden nefis, nefsin yanına bir sıfat koyarsan, nefsi emmare, levvame, mülheme, razıye, merziye, kâmile, mükemmile, mükemmele, nefsin yanına bir şey koyarsan o ayrı. Nefsin meratibini anlatıyor. Ama mutlak nefis dediğin zaman âyette, hadisenin birçoğunda hep ruh manası kastedilir.
- 15:47
Onun için küllü nefsin her ruh, ve'al katul mevt, ölümü tadıcıdır. Şimdi, ruh bedenden ayrılırken, acıyı ruh tadıyor. Bak, ze'ay katul mevt, herkesin bildiği bir tabiri, zevkten geliyor. Yani Arapça ze'kaya zevk o, tatlı tadar, zevken tatmak. Zevk diyorsun, tatmak.
- 16:09
Şimdi burada bazen acı da tadılır. Acı tadılır, yani hissetme boğazına. Tat alma hissetme. Şimdi mesela senin dilinde tat alma, zevk var. Bu zevk illa tatlıyı fark etmediği ki, biberi koyduğun zaman onda da acının tadını alıyor. Anladın mı? Acı tatlıdır anlamında konuşmuyoruz. Acının da bir tadı var, onun dili anlıyor.
- 16:35
Yanıyor ağzı da, öyle yapıyor bana çabuk soğuk ayran getirin, yandım Allah bağırıyor. Acı bibere rastlayınca. Dolayısıyla tatlı da tadılır, acı da tadılır. Ama şimdi burada tadan beden midir, ruh mudur? Ayette baksana şimdi. Körü nefsine her ruh zekat, ölümü tadıcıdır. Çünkü neden? Ruh bedenden sonra kaldığı için, ölmediği için ölüm acısının devam ediyor onda.
- 17:03
O acı onda geçmiyor. Hatta bin sene evvel vefat etmiş, işte efendim, yani bin sene kaç bir sene evvel, İsa Aleyhisselam'ın dirittiği ölülerden bahsediliyor. Nuh Aleyhisselam'ın oğlu Sam Aleyhisselam'ı dirittiğinden, bütün kitaplarda, kaynaklarda, İsa Aleyhisselam'ın dirittiği ölüler, Allah'ın öldürdükten sonra dünyadayken dirittiği ölüler, kitabı yazdım en son.
- 17:30
Orada bütün kaynaklarla bunlar var mesela. Belki bu dediğim şu anda yok ama, yani diriltilen ölülere soruluyor. Mesela diyor ki, ben ölelim, bin sene oldu. Bin sene diriltilmiş, İsa Aleyhisselam'ın ölüleri dirittiği Kur'an'da ayetle sabit. Ve huyil mevta, biznillah Allah'ın izniyle ölüleri diriliyorum diyor.
- 17:48
Şimdi bu ayet, dolayısıyla, işte ona soruyor, ölümü nasıl buldun falan, diyor ben işte ölelim, bin sene oldu veya iki bin sene oldu, beş bin sene oldu diyor. Ve, halen ölümün acısını, yani kaç bin sene evvel ölürken, ruh bedenimden çıkarken, hissettiğim acıyı hala içimde hissediyorum diyor. E şimdi beden öldü gitti, toprağa karıştı belki de, çürüdü gitti.
- 18:16
Ama her ruh ölümü tadıcıdır diyor. Zaten bu ayet neye delalet ediyor? Ar-ruhu yebka, ba'de mevtil bedeni. Beden öldükten sonra ruh kalıyor. Çünkü kalmasa, tadamaz. Bedeninle ruh ayrılırken, ruh da ölse, tadan kim, tadılan ne? Tadan ruh bak, kaç bin sene oldu diyor, hala ölümün acısını hissediyorum diyor.
- 18:41
Çünkü hisseden kim? Ruh. Esas insan ruh. Beden iskelet. Kesiyorsun, doğuruyorsun, bir şey anlamıyor. Narkozu verdiğin zaman, veyahut da, işte sebepler alemindeyiz, o sebeple ruh çıkıyor. Yani ruh ayrılmanın bir sebebi var. Allah-u Teala her şeyi sebeplere bağlamış. Narkozuna göre, eğer narkozu tam hesaplı veremezsem, ruhun irtibatı tam kesilmiyor.
- 19:05
Tam kesilmeyince benim başıma geldi bir kere, elimi ameliyat ediyorlardı, dakikasını ayarlayamamışlar. Ayılsam ayılamıyorum, adama elim acıyor diyemiyorum ama, acayip içim oyuldu yani. Burayı da dikiyorlar, ediyorlar buramdaki şeyi, ameliyat ettiler buradan o zaman. Efendim, ben böyle bir acı görmedim.
- 19:24
Ama ayılamıyorum ki yani, acı hissediyorum. Halbuki mesela narkozu ayarlı verseydiler, ben o acıyı hiç hissetmeyecektim. Baypas oldum, göğsümün yardılar, kalbini çıkartıp, damarları değiştiler, göğsümün ortadan yardılar, bütün baypaslar evvelce, öyle yapıyordu, şimdi bilmiyorum, biraz daha yeni sistemler çıkmış.
- 19:42
Ben 20 sene evvel baypas olduğumda, hissetmedim ki. Ayıldıktan sonraki işte sızı olur, acı olur, onlar ayrı bir şey. 5-6 saat ameliyat sürmüş, hiçbir acı hissetmedim. Ama narkozu yeterince vermeselerdi, orada da oyun boyun boyun boyulurdu. Dolayısıyla ruh varken acıyı duyar, ruh çıkarsa acıyı duymaz.
- 20:06
Mevla'da buyuruyor ki, küllü nefsin her ruh, ölümü tatacaktır. E şimdi dolayısıyla, tatması için ne yapması lazım? Kalması lazım ki, ölmemesi lazım ki, acı hissetsin. Acı hissediyor diyor, ölümü tadıyor diyor. Yani ne demek? Acılığı var. Miraretul mevt diye bir şey var. Onun için, burada veli vefat ettiği zaman, ne oluyor?
- 20:37
Ruh bedenlerden kurtuluyor, mücerred ruhaniyete dönüşüyor. Bu durumda, hayattayken içinde saklı olan, yani kümün hali, kümün, kendi içinde saklı olan, o istersen adına enerjide ben feyiz diyorum, nur diyorum, sen de ne diyorsan, o ilahi nurlar ve tasarruf gücü, tasarruf yönetme gücü daha da keskinleşir.
- 21:04
Bunu bütün evliya bunda müttefik. Bütün ibadelerini, kitaplarını, her şeylerini tek tek okuyacağım. Aylar sürecek dersler hazırladım. Ama sizin de hem itikadınız düzenecek, hem bu konuda çok ilminiz ziyadeleşecek yani. Bunu Türkçe kitapta bile, Abdülhakim Hüseyin Hazretleri yakında açıklayacağım, Menzil Şeyhlerinin dedesi, Büyük Veli.
- 21:27
Anladın mı? Türkçe, Semerkand diyenler açmış. Aynı benim de anlattıklarımı anlatıyor orada. Onları paylaşacağım yakında yani, sayfalarıyla, şeyle. Bunları söylüyorum. Yani bütün ulema evliya arasında ittifak var bu konuda.
- 21:43
Şimdi bir tek vahabiler bunlara itiraz ediyor. İsmail Ağa da itiraz ediyorsa, Anyalı itiraz ediyorsa, Konyalı itiraz ediyorsa, kimin ne olduğu vahabiliğinden belli. Adam zaten bugün çıkmış, Allah göktedir, arştadır diyor. Allah arştadır, göktedir diyen adamın tarikat şeyhi olduğu bir zamandayız. Ekrem Buğra Hoca'nın tespiti ne kadar yerinde?
- 22:04
Tarikatlar vahabileşiyor, selefileşiyor. E biz bunu bas bas bağırıyoruz. Devlet, hükümet sorunu bu. Suriçi sorunu bu. Bunların hepsi incelemeye aldıklarını düşünüyorum. Çünkü bu suriçi sorunu. Bu tarikat tipi altında, sarık çüppe kisvesi altında selefileşirsen, yandı gülüm keten helva. O zaman zaten ne yapmış oluyor?
- 22:31
Selefiyken, vahabilken, kediden, efendim, kediyi fareye saldırttırıyor, fareyi kediye yutturuyor. Ama şimdi selefi kalkıp, ben tarikat şeyhiyim, ben de Nakşibendiyim, Halidiyim, felanın oğluyum, felanın torunuyum dediği zaman, hem de tarikat kisvesi altında, işte Hasan Efendi torunu Abdülhalin dediği gibi, kabirden terbiye müebbibi, tasarruf yok, ölmüş diyor.
- 22:57
Ama kendi seslerinden. Ama kılık şanlı var, cübbe sakat. Şimdi kafa ve abi kafası olmuş, şekil tarikat şeklinde. Esas tehlike burada. Çünkü ne zaman? O zaman fareden kedi yapmış oluyorsun. Turgut abinin yaptığı gibi. Farenin birini yakaladım dedi. Edirne'de çiftliği vardı, elli dönüm Efendi Hazretleri giderdi.
- 23:17
Gitmişti yani oraya. Oradan anlatıyordu Efendi Hazretleri, güle güle kırıldı ya. Fareden kedi yaptım dedi. Nasıl yapıyorsun fareyi kedi dedi ya? E şimdi bir fare yakaladım dedi. Tam ölmek üzereyken başka fare yakaladım, ondan parça attım ona. Ölmeyeyim diye fare yedi, fare yedi, fare yedi. Kaytan gibi şişti.
- 23:38
Fare yemeğe alıştı. Ondan sonra bir saldım çiftliğe. Bir tane fare bırakmadı. Çünkü neden? Kedi olsa fareler kaçıyor. Ama fareden kedi yaparsan, fareler bu bizden zannediyor. Kaçmıyor, ondan sonra fareleri yiyor. Şimdi, tarikat dediğin, vehhabiliğin baş düşmanı, vehhabilik zehirinin, panzehir Osmanlı'yı bitiren, İbni Abdülvahab zihniyetinin, Osmanlı Devleti Ali'ye çökerten,
- 24:05
Haremeyni Muhterem Hekim Medine'yi elimizden çıkartan, on binlerce alimi evliyaya kesip, karılarını ganimet diye cariye alan, o vahhabi zihniyetinin, en büyük özelliği, kabirden himmet istenmez, evliyana tevessül edilmez, velilerin kabirde işitemez, duyamaz, tasarrufları bitmiştir. Vahhabinin zaten en belirgin özelliği bu.
- 24:29
E şimdi bunu hepsi kapmış. Şirk de demeye başladılar. Tüy diktiler şimdi. Genel Sekreter açıklama yaptı. Hoppala, çok güzel. E ne oldu şimdi? Ekrem Burak Hoca dahil, bütün her yer, Şimşirgin Hoca, her yer tespit ediyor. Vahabilenme tehlikesi var. Ya bu tehlike devlet sorunu bu. Surisi sorunu bu. Çünkü neden?
- 24:53
E tarikat adı altında olduğu için, millet de Vahabi, Selefi düşünmediğinden, Selefi'yi düşünmediğinden onu bu tarikattır diye yaklaşıyor. Tarikat diye yaklaşınca o da efendim benden kaçmıyor diye onu yiyor. Mevzu bu. Öbür türlü ben Selefi'yim, Vahabi'yim dese halis bayıncı o. Ebu Hanzala'ya İsmailer cemaatinden kadın erkeklikse gitmez.
- 25:14
Ama şimdi ne oldu? Abdullah Kılıç bunu konuştuğu zaman, tarikat şeyhim diye geçinen adam bunu konuştuğu zaman, eh millete, vehabili tarikat diye yutacak. Mevzu bu. Onun için, bak ne diyor, İlahi nurlar tasarruf daha keskinir. Tamam. Tamam, şimdi kümün ne? Evliyaullah'ın sağlığında Allah'tan gelen feyizler, nurlar ruhaniyetinde gizlendi, depolandı.
- 25:41
Sonra bunun açığa çıkması. Bu ne zaman açığa çıkıyor? Sağlığında müritlere feyiz veriyor, bir fiil teveccüh ediyor vs. vs. çıkıyor. Ama esas bunun buruzu yani esas patlaması, parlaması, çıkışı o veli vefat ettikten sonra oluyor. onun ruhaniyeti daha güçleştiği için ve cismani alakadar başı ağrımaz dışı ağrımaz abdesti bozulmaz, uykusu gelmez ruhun bir şeysi olmaz ki.
- 26:07
O bedenle ilgili sorunlar da onlardan kurtuldu. Kılığından çıkan kılıç kim biliyor? Abdülhakim Hüseyin Hazretleri de aynı şeyi söylüyor. Kılıç kılığından çıkmıştır. İbni Kemal Paşa'nın da beyanıydı, onu söylüyor. E şimdi bunların hepsini paylaşacağız tabii. Önümüzdeki siteyi takip edin. Bizim siteye üye olun, abone olun, Bunların hepsini takip edin.
- 26:24
Bildirim gelsin size, bildirimler gelsin. Yahudi kapattı bizim kanalı biliyorsunuz. Onun için yeni kurulanlara takip edin. Kaybetmeyin, ilimleri kaçırmayın. Ondan sonra şimdi buruz ne demek? Bir mürit vefat etmiş bir velinin ruhaniyetine yöneldiği zaman tabii hayattakine de olur da bizim şimdi tartışma konusu vefat etmiş hakkında olduğu için onu konuşuyor.
- 26:46
Hayattaki bir Mahmut Efendisi hayattayken bu olmuyor muydu? Oluyordu. Veyahut Muhammed Bâkı Efendi Abdülbâkir Efendi Hazretleri hayattayken veyahut Mehmet Saad Efendi Hazretleri hayattayken, Sami Efendi Hazretleri hayattayken bunlar olmuyor muydu? Oluyordu. Ama şimdi onlar yine ruhaniyetleri devam ediyor mu?
- 27:03
Etmez olur mu? Abdülhakim Hüseyin Hazretleri'nin feyiz vermesi bitti mi? Abdülbâkir Hazretleri'nin bitti mi? Ali Adem Efendi Hazretleri'nin bitti mi? Süleyman Hilmi Tunan Hazretleri'ninki bitti mi? Mehmet Saad Hazretleri'nin bitti mi? Kümüşhan Efe Hazretleri'nin haldi bağdadi bitti mi? Nasıl oluyor?
- 27:20
O zaman nasıl haldi bağdadi vefat ettikten sonra rabıtayı bana yapacaksınız diyebilir. Verici yoksa alıcı ne yapsın? Demek verici var. Bundan dolayı vefat etmiş velinin ruhaniyetine yöneldiği zaman yani ruhaniyete yönelmek ne yolla oluyor? Tarikatta kaideler bilinen rabıta yoluyla oluyor. İşte o gizli, o velinin ruhaniyetinde gizli olan feyizler, nurlar
- 27:43
müridin kalbine yansıyor. Bu hayattayken de oluyor. Yani hayattayken de rabıta yapılsın. Vefattan sonra da aynı şey. Çünkü burada tartışma reenkarnasyon olduğu için vefattan sonrayı öne çıkarıyoruz. Çünkü neden? Hayattayken de böyle bir reenkarnasyon düşünen olmuyor. Ama şimdi vefat ettiğin deyince siyerci Nuriye kalkıyor, kağıthaneli şişhaneli Muhittin kalkıyor,
- 28:05
reenkarnasyon şık diyor. E çünkü adamların ilmi yok, kadınların ilmi yok. Milleti kandırıyor. Milleti zannediyor. Kalkmışlar yaşam mamama bir süre kitap ibaret gösteriyor. Ondan sonra zannediyor. Hocam hiç bu anlattıklarımdan az yere kadar bilgisi yok.
- 28:20
Şimdi bunları güzel anlıyoruz. Velinin ruhaniyetinden gelen feyiz, müridin zikirle temizlenmiş kalbinde rabıta yoluyla in'ikas etme yansıdığı zaman bu açığa çıkıyor, buruz oluyor. Bunun alametleri ne oluyor? O rabıta yapan müridle bir huzur geliyor, zikir aşkı geliyor, ibadetlerde sualet kolaylık geliyor, ağlama isteği geliyor, manevi genişlik geliyor,
- 28:47
tasavvufta buna bast hali deniyor, kabz hali, tutukluk bast hali, manevi genişlik geliyor. Yani o velide saklı olan haller müridde zahir ve görünür belirgin hale geliyor. Küm'ün velide gizlenen nurlar, buruz ona rabıta yapan, müridde açığa çıkan nurlar ve haller.
- 29:09
Şimdi onun için üvesilik, mesela İmam Rabbani Hazretleri buyuruyor, Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nin ruhaniyetinden ve efendim, diğer bazı, Ebu Bekri Sıddık Radıyallahu anh Efendimizin ruhaniyetlerinden çok feyiz aldım diyor. İmam Rabbani Hazretleri, yani binin başında, Ebu Bekri Sıddık Radıyallahu anh'den, bin sene sonra, Şah-ı Nakşibendi Hazretleri'mizden en az 300 sene,
- 29:45
belki küsurda var, sonra gelmiş. Çok feyiz aldığını beyan ediyor mesela. Şimdi vefat eden velinin ruhaniyeti, mürid için ilahi ayna görevi görüyor. Veli'nin ruhundaki kemalat, olgunluklar, maneviyatlar, nurlar, sırlar, müridin istidad-ı kabiliyeti nispetinde. İstidad-ı nispetinde ne demek? Kabiliyeti oranında.
- 30:06
Çünkü senin alıcın ne kadarsa o kadar alırsın. Denizde su mu bitmiş? Okyanusta ikinci su mu bitmiş? kova su almakla ne eksilir? Ama sen kovayla gidersen kovayla alırsın, Ama sen kovayla gidersen kovayla alırsın, kepçeyle gidersen kepçeyle alsın, bardakla gidersen bardakla alırsın, tankerle gidersen tankerle alırsın.
- 30:20
kepçeyle gidersen kepçeyle alırsın. Müridin kabiliyeti nispetinde kalbinde zuhur ve buruz ediyor o nurlar, o feyzler. Şimdi dolayısıyla müridin kalbinde beliren, buruz eden nurlar ve sırlar o Veli'nin nesi değil, kendi zatı, ruhu kalkıp onun içine girmiyor. Ruhun onun bedeninin içine girmesi söz konusu değil, giren karnın sorulacak.
- 30:53
Ondan sonra Allah'ın zatı haşa ne mürşid-i kamile hulul eder, bunu evvelki sohbetlerde söyledik. Allah-u Teala hululden, ittihaddan, birleşmekten, ondan sonra bir şeye nüfuz etmekten, içine girmekten veya başka bir şeyin kendisine nüfuz etmesinden münezzet. Hulul, ittihad görüşü insanı müşrik eder, dinden çıkar.
- 31:13
Ama Allah-u Teala'nın feyizleri, nurları, tecellileri olduğunu, Senin Rabbin dağ tecelli etti diyor Musa as. Kur'an'da. Dağ taşa tecelli eden Allah, mürşid-i kamilin kalbine tecelli etmez mi? Kalbün mümini beytullah, müminin kalbi Allah'ın evidir diyor. Risale-i Kudseydi İsmet Garibullah Hazretleri.
- 31:34
Bu usta hadis-i şerifler de var. İnne lillâhi evâniyeb. İbadi, kullar ismi Allah'ın kalpleri var diyor. Ebu İnebi El-Khawelani Hazretleri. Sahih kaynakta geçiyor yani. İsnat'ta hadis. Bunlar kalplerdir diyor. Kalpler Allah'ın feyizlerinin, nurlarının kaplarıdır diyor. Allah mı girdi onun içine? Haşa.
- 31:56
Bunu kim dedi ki? Ama Mümin kulumun kalbi beni alır buyuruyor. Nasıl alacak Mevla'yı? Haşa. Mevla mekânda münezzeh. Çünkü Allah mekansız. Kalp de la mekaniyet. Mekansızlık üzerine yaratılmış. Sol göğsünün iki parmak altındaki çam kozalağı şeklindeki avuç kadar etten bahsetmiyoruz. O tabi ki elle tutulan, göze görülen santim mi bilmem nesi mesafesi ölçülebilen bir şey.
- 32:30
Ama onun hakikati bir kalp var. Ne buyuruyor? Arş ve mafiya Arş ve içindekiler kürsü. Düşün, en büyük cisim gökleri yerleri mi kaplamış? Kürsü gökleri yerleri kaplamış diyor ayet. Ama İmam-ı Rabbani Hazretleri ve Evliyaullah'ın mektubatlarında ne diyorlar? Arş, içindekiler bütün hepsi. Arş ve mafiya fi kalbil arifi billah fi zaviyeti kalbil arifi billah hatta.
- 33:03
Değil mi? Allah'ı tanıyan kalbi o kadar genişlemiştir ki manevi mekansızlaştırmıştır ki arşı koysan kalbin bir köşesine diyor. O kalpten bahsettiğin şu kadar yumruk kadar etme yani. Hakiki kalp hakikatül kalp işte onun köşesine bile konsa hissetmez diyor. Çünkü neden? Mevlasını bulmuş yani. Cismani alemden soyutlanmış.
- 33:26
Ha bedeni var. Ama kalbini masivadan temizlemiş. Onun için burada vahdeti vücut yanılgısına düşünmemek lazım. Allah'ın varlığıyla o velinin varlığı birleşiyor diyen kafir olur. zatı o velinin içine girdi diyen müşrik olur. Bunları konuşmuyoruz. Burada o müritte yansıyan, büruz eden, açığa çıkan şey nedir?
- 33:53
Veli'nin ruhaniyeti vasıtasıyla ilahi sıfatların ve nurların gölgesinin yansımasının, zilalinin in'ikasıdır. Ruhudur. Veli'nin ruhaniyeti burada ayna görevi görüyor. Vesile görevi görüyor. Yansıtıcı bir ayna vazifesi görüyor. Yoksa Vatikan'ın papazları gibi efendim Allah baba ol kutsal ruh haşa ondan sonra papa'nın içine girişini onların itikadında şu anda papa'yı kim
- 34:25
yapıyorlarsa, papa papazların seçimiyle geliyor. Allah'ın işi bitti haşa, senin seçtiğinin içine niye girsin haşa. Bir de Allah'ta seçmemiş, sen seçmişsin yani. Dolayısıyla bir papaz itikadıyla bir Vatikan itikadı gibi Allah onun içine hulul etti gibi bir mana evliya olan kelamından çıkarılabilir mi?
- 34:47
Hangisindik bunu konuşabilir? Hulul ve ittihat, bazı tasavvuf ehli geçinen Kufeyli geçinen sapıkların, hululi diye bir fırka var. Allah benim içime girdi, şeyhimin içine girdi, bilmem ne. Nasıl girecek, çıkacak Allah-u Teala. Mekandan münezzeh girmeyeceğin, çıkmaktan münezzeh. Ama bak, yerlerim göklerim almaz beni, mümin kulumun kalbi alır beni diyor.
- 35:11
Bunu Ahmet bin Hanbel Zühd'ünde de olacak. Çok sayı kaynakları var. Mü'min kulun kalbi beni alır, ne demek yani? Benim ona yansıttığım feyzi, nuru alır. nuru alır. Çünkü neden? Kalp mekansızlıkla mekaniyet üzere yaratılmıştır.
- 35:26
Şimdi kalp mesela öyle bir camiyetli, toplayıcı vasfı var ki burada oturduğu anda Mekke'ye de gidebiliyor, Medine'ye gidebiliyor, icabında letaiflerini yükselttiği zaman arşa çıkabiliyor. Arş demek yani. Ama kalp burada oturduğu koltuğa sınırlı kalmaz ki. Odaya sınırlı kalmaz ki. Sen de burada oturur yan yana, o arada dünya kadar başka bir şey düşünüyor.
- 35:59
Başka biri gidiyor, başka işler çözüyor kafasında, beyninin önüne, sen de onunla bakıyorsun burada duruyor. Rabiatül Addeviye annemiz öyle demiyor mu? Efendim Hazretleri bunu kaç kere duydum. Kalbimde konuştuğum, görüştüğüm saatte sensin Ya Rabbi diyor ama bedenimde oturmak istiyor. Yani işte bir kadın geldi misafir, ona da mubahattim, serbest ettim, oturuyor diyor yani.
- 36:19
kalbimde konuştuğum, görüştüğüm sadece sensin ya Rabbi diyor Gönlüm yani ama bedenimde oturmak isteyen işte bir kadın geldi misafir, mü'min, ona da elim işte, gönlüm eşte demiş. Kalbi mekana sınırlayabilir misin? mübahettim, serbest ettim, oturuyor diyor yani. Gönlüm, yani elim işte, gönlüm este demiş.
- 36:34
Kalbi mekana sınırlayabilir misin? Mekansız olan kalpten bahsediyor Mevla kalpten bahsediyor Mevla bu hadis-i kursi ile, mümin kulumun kalbi alır beni. bu hadisi kutsiyle. Yani ne demek o? Kalp mekansızlık üzerine yaratıldığında. Mekan olsa almaz. Gökyarı almıyor da. Mevla mekansız, şundan münezzeh çünkü gökyarı yokken Allah vardır.
- 36:55
Onlar hepsini sonradan yarattı yani. Ona nasıl mekan olabilir? Onun için bu birleşme girme, çıkma, nüfuz, sereyan, sereyan işleme. Bunlar sapık fırkaların görüşleridir. Bunlar şirktir. Şimdi burada İmamoğlu Hazretleri bunu sana anlatacak yani.
- 37:18
Şimdi bu altyapıyı yapmadan ben şimdi mektubatı tercüme etsem işte diğer mektubatı okuyun hocalara dönerim. Benim öbür hocalardan farkım varsa farkım bu işte. Amcaca konuşuyorum. Efendimiz babamızın, Efendimiz Hazretleri'nin buyurduğu gibi halk dili konuşuyorum, seviyeye indiriyorum. Seviyeye indirmezsen adamı çıkartamıyorsun ki.
- 37:37
Sen ineceksin mecbur. Şimdi velinin ruhaniyeti müride yansaması kümün buruz ilişkisi. Mevzu bu şimdi. Tasavvufta buna feyiz akışı deniyor. Yoksa ruh başka bedene geçmiyor. Sadece feyiz, nur, sen dersen enerji, elektrik, ne diyorsan bilmem ne sana göre, bana göre feyiz ve nur. O yansıyor müride. O olan velinin ruhunda, letafirlerinde ilahi nurlar, gizli potansiyel halinde
- 38:06
bulunuyor. Mürid rabıta yapınca velinin ruhu müridin kalbine aynı oluyor. Bunlara aynı kabir ziyaretine gittiğinde o veliyle, bunların hepsine ders yapacağım. Fahru Razi'nin El-Matalibü'l-Aliyesinden. Güzel, aynı böyle anlatıyor. İbn-i Şeyhul İslâm'ın kelamı, hepsi böyle. Efendim. İşte bu noktada velinin ruhu müridin kalbine aynı oluyor.
- 38:29
Velideki gizli nurlar, Allah'tan gelen feyizler, dağ tecelli eden, taşa tecelli eden, Allah devamlı kendini zikreden, bütün haramları, şehvetleri, istekleri terk eden, Allah için uykusunu, istirahatını, keyfini terk etmiş, senelerce sıralı ibadet yapıyor, hiç günah işlememiş. Biz zaten nur yağdırmaz mıyız?
- 38:51
Velinin tarifi bu zaten. O, müridin kalbinde açığa çıkıyor. Bunun farkı var. Yani bunun reenkarnasyonla ne alakası var? Farkı var demeye lüzum yok. Ne alakası var demek lazım. Çünkü velinin ruhu, kendi berzak alemindeki bedenini terk edip, müridin bedenine geçmiyor. Oradan sadece ruhun feyzi, nuru, yansıtması, ışığı, boyası, sınbat Allah, işte Allah'ın boyası diyor mesela.
- 39:20
Allah geldi kimseye boya sürmüyor. Ama ona feyiz vermesi, İslam'a hidayet etmesi Allah'ın boyası diyor Kur'an ona mesela. O boyayla boyalı, insıba deniyor buna. Bu in'ikasta oluyor, yansımayla oluyor mesela. Feyiz meselesinde yansımayla oluyor. Mesela, güneş, cam, uygun bir yerdeyse, camdan güneş, yani perde yoksa, mani yoksa, engelli yoksa, güneş vuruyor.
- 39:47
Burada da bir ayna var. Güneş o aynaya vuruyor. Anladın mı? Ama güneş yerinde mi? yerinde. Peki odaya giren, aynada gözüken ne? Güneşin, ışığının, nurunun, enerjisinin feyzini ki ayna bile bir zaman sonra ısınıyor. Tabii ki yansıma böyle bir şey. Aynadan aynaya, aynadan aynaya, bilmem neredeki, şu anda.
- 40:13
gündüz olan yerdeki güneşi aynaları güzel konumlandırabilirsen buraya bile vurdurabilirsin şu an. Gece oldu halbuki. Konumlandırabilirsen güneşin olduğu bir yerden şu anda ona göre. ona göre güneş var şimdi, dünyanın her yeri şu anda kararmadı ki. Güneş var şimdi dünyanın her yerinde. Mesela işte bunu Efendimiz çok anlattı Rabı Tayyib'de mesela.
- 40:36
Demek ki veli, Allah dostu kabrinde yatıyor. Ama onun ruhu kabirde sınırlı mı değil. Ruh öldü mü ölmedi. Ehli Sünnet ittifaklı bunda. E ruhdan o velilik nuru kabiliyetleri soyulup alındı mı? Nasıl alınacak ya? Veli olanda, peygamber olanda esas insanda ruhtur. Peygamber ölünce peygamberliği bitiyor mu?
- 40:59
Veli'ninki niye bitsin? Kemalat ruhaniyettedir. E o ruhaniyet teki feyizler nurlar onu güneş gibi kabul et. O velinin ruhaniyetini güneş. Müriden onun tesir etmesi, feyiz vermesi, kabirden terbiye, terbiye onun yetiştirmesi. İşte dün yaptım hali kabirden terbiye yok. E tam da bunu inkar ediyor işte.
- 41:23
Onun onu yetiştirmesi ne gibidir? Şeyh oradan kalktı, kabirden bedeniyle kalktı, geldi senin evine alnına alnına dayadı teveccüh etti. Bunu diyen manyak mı var? Bunu diyen manyak yok. Beden kabirde duruyor dedik bütün şeylerimizde. Ruhaniyeti kavi olunca şekle bürünüp temessül, o temessül ayrı bir şey.
- 41:45
Onu eski mektuplardaki yani birkaç hafta evvel derslerde Onu da imanet manasını anlattı. Alemin misalinden temessül etmesini. Ayetten de delili var Meryem Suresi'nde. Fetemessellalâhu veş'alâne seviyyâ. Menzil Şeyh'i Başşeyh Abdülhakîm Hüseyin Hazretleri aynı bunu anlatıyor. Temessülü ayetler söylüyor.
- 42:05
E şimdi dolayısıyla veliyi güneş gibi kabul et, müridi yetiştirmesini, manen feyiz vermesini de onun ruhaniyetinden ona rabıta yaptığı için feyiz yansıtması, nur yansıtması gibi kabul et. E güneş yerinde durduğu gibi o velinin bedeni de kabrinde duruyor. Peki odaya giren ne? Güneş gelip odaya girer mi ya?
- 42:29
Güneş dünyaya gelse dünya erir zaten. Odaya giren güneşin ışınları, nurları feyizdir. Müride gelen, terbiye eden de Allah-u Teâlâ'dan o mürşidi kâmile gelen nurların müride yansımaları. Niye önüne gelene yansımıyor? E alıcı yoksa verici ne yapsın? Rabıta yapan da alıcı var. Himmet istiyor, Mevla'dan da o veli zişanı onun mürebbi olması niyaz ediyor.
- 42:59
Rabıta da bazı arzu haller de var, dilden değil kalpten. Tarikat dersi anlatırken efendim sen bana öyle anlat. Bir başkasına başka mı anlatmış yani? Tut elimden, beni bırakma, Mevla'nın sana yansıttığı nurlardan bize de yansıtın, himmet buyurun, böyle böyle şeyler var kalbi, muracaatler var. Bunlar nerede yaşıyorlar bunlar?
- 43:23
Şu an Şah-ı Nakşibend Hazretleri'ne herkes böyle rabıta yapıyor. Sıra Efendi Hazretleri'ne geldiği zaman şirk oldu. E ne derler adama ya? Bir şey demezler yani. Vahabi derler. O kadar basit. Şimdi, dolayısıyla reenkarnasyonda ne var? O ruh geliyor, yeni doğan çocuğun bedenini ana karnında 120 günlük olduğunda onu yönetmek için, doğan çocuğu büyütmek için, yaşatmak için geliyor.
- 43:51
Reenkarnasyonda bu. Burada bunun ne alakası var? Küm'ün Ali, feyiz birikimi var, nurlar var o zatın ruhaniyetinde. Buruz Ali, ona rabıta yapıyor. Muracaatta bulunan zata yine Allah'ın yaranı, her şeyi Allah yaratıyor. Yaratan ancak Allah. Allah'tan başka bir şey yaratan var. Desen kafir olsun. O Veli'ye onurları veren yaratan da Allah.
- 44:17
Onu, yansıtma gücünü tasarruf veren de Allah. Verdiğine belli. Verdiğine belli. Fel müddebbiratı emraçları yönetenler diyor. Bunları Ebu Bekir Sifil'e vereceğimiz cevapta bütün kaynaklarıyla ibarelerini okuyacağız. Herkes dinleyecek yani. Tabii biraz kısa kesmemiz lazım. O şimdi 5-6 saat sürerse millet sadede gelelim der yani.
- 44:40
Onu biraz kısaltmam lazım. Ama ondan sonra onun derslerini yapacağım. Onun cevabı 6 ay, 1 sene bitmez. Çünkü neden? 20 tane, 30 tane şu anda kitap topladım. Eski 400 sene, 500 sene, 600 sene kitaplar bunlar. Hepsinin size ilim vereceğim. Allah'ın hepsinin size ilim vereceğim. Siz bir ruhla ilgili bir şey bilmiyorsunuz ki.
- 44:56
Maalesef bilseydiniz şu anda İsmail Ağa'ya tepkiler yağardı ve bütün millet bırakırdı. Ama adam bir şey zannetmiyor. Fareden kedi olunca kimse kaçmıyor. Dolayısıyla mesela Hızır Aleyhisselâm'ın durumu. Şimdi Hızır Aleyhisselâm asırlardır farklı yerlerde, farklı suretlerde görünüyor. Dilenci suretinde görünüyor, yaşlı bir şeysinde görünüyor, gariban, hasta suretinde görünüyor.
- 45:27
Birine acil imdat yapıp, şeye bile, bilmiyorum Sağlık Bakanlığı'nda da öyle mi yani? Ambulastana bile Hızır Acil taktılar ya, düşün ya. Hızır taktılar ambulasta ya. Niye? Çünkü ambulastan evvel yetişiyordu onun için. Şimdi, tarih boyunca bunu anlamayan bunu reenkarnasyon diyor. Arapçası tenasuh. Bunun ne alakası var İmam Rabbi Hazretleri?
- 45:56
Kümudla bu ruzu açıklıyor. İmam Rabbi Hazretlerine göre Hızır Aleyhisselam vefat etmiş, ruhaniyeti anında şekle bürünüp her yerde dolaşıyor. İmam Rabbi'ye ben böyle cevap aldım, kendisinden buyuruyor. Mesela darda kalanlara yardım etmesi, Allah'ın izniyle, her şey Allah'ın izniyle ya. Müslüman Allah'ın izniyle demese bile Allah'ın izniyle demektir.
- 46:24
Allah'ın izniyle olmadan kimse bir şey yaratamaz bunu. Her konuşmada bunu söylemek lazım değil ki. Müslümanız zaten, Müslüman olan Allah'tan izinsiz kimse bir şey yaratır değil mi? Allah Allah. Onun için ruha verilen tam yetki, et kemikten bir insan suretine bürünüyor. Bu bruz yani bu da zuhur temessülü de bu noktada oraya gülüyor.
- 46:49
Onun için bu ruhun anasının karnında yeni teşekkül eden cenin halindeki henüz canlanmamış yeni bir bedende doğup büyümesi için olsa, onu dese tenası olan karnı sonuldu. Burada sıfırdan yeni bir bebek meydana gelmiyor ki. Ruh geçici olarak maddeleşiyor, şekle bürünüyor. Ama ruh zaten diri olan ruh. Kaç surette bir anda görülebilir.
- 47:19
O ruhun gücü. Hacı Ali Hasan'ın bir anda yüz kişinin, bin kişinin canını hepsine görünerek alması gibi. Aynı anda nasıl o görülüyor hepsine? Meleğe verdiğini velisine de verir diyor. Bunu geçen mektuplarda okuduk. Onun için Ehl-i Sünnet'e göre, İslam'a göre ölen insanın ruhu dünyaya yeniden sıfırdan bir bebeğin içine girerek geri dönmez.
- 47:48
Bunu diyen reenkarnasyoncudur. Bunun en büyük karşıtı benim. Yıllar evvel bunlar doğmadan evvel donsuz geziyorken reenkarnasyona reddiye yapıyordum. 20-30 seneler evvel. Dolayısıyla kıyamete kadar kalacağı berzak alemine çekilir.
- 48:10
Diriltilecekleri güne kadar. Yoksa yeniden sıfırdan bir bebeğin içine girerek onun gelmesi düşünemez. Beden ruhun elbisesi. Şimdi burada reenkarnasyon da ne diyor? Ruh kemale ermek için, olgunlaşması için. O bir beden öldü gitti. Onun için o ruh başka bir sıfırdan bebeğin bedeniyle dünya geliyor. Veya insana giriyor.
- 48:40
Veya hayvanın içine giriyor. Veya bitkinin içine girdiğini bile söylüyorlar reenkarnasyoncular. Bu İslam'a, Kur'an'a, Sünnet'e taban tabana zıt bir inanç. Ama İmam Abdullah Efendi ne buyuruyor? Her beden kendi ruhuna özel olarak yaratılmış bir elbisedir. Ne diyor Kur'an? Hünneli ba'sülle güvencülli ba'sülle.
- 49:04
Karı kocalıkta bile birbirinizin elbisesisiniz. Yani sen onu koruyorsun, o seni kolluyor. Bir manada beden şu ve konuşan şu anda el hareketi yapan ve gördüğünüz beden. Bu ruhun elbisesi. Ama şu anda içimde ruh olmasa hiçbir şey konuşamam. Çünkü esas insan ruh. Ama elbise lazım. Senin beni duyabilmen için.
- 49:26
Ruhun sesini duyamazsın. Onun için kıyamette diriliş, yani haşrı cismani. O da her ruh kendi orijinal bedeniyle olacak. Ve yine nüfuzsuz olmayacak. Hangi toprağa karıştın? Kuyruk sokumunu çürümediği zaten sahih hadise sabit de. Orada 100 kilo yatırıldıysan oraya aynı o 100 kilo kalkacak. 50 kiloysan 50 kilo.
- 49:56
bunu 40 defa anlattık. Ruh, surudaki deliklerinden her ruh çıkacak. Hiçbiri, işte İbrahim Aleyhisselâm'ın kestiği 4 kuşun meselesi de olduğu gibi, her kuş kendi başına gelecek, eklenecek. Her ruh kendi orijinal bedenine, her ruhun kesinlikle orijinal bedeni ana karnında teşekkül eden bedeni bir tane.
- 50:20
O bedeninde ruh bir tane. Mevzu bu. Ama bedenden ayrıldıktan sonra ruh, misal aleminde şekle bürünüp farklı suretlerde, farklı yerlerde, hatta aynı anda görünebilir. Ama o suretler, kalıcı suretler değil. O iş bitiyor, o gibi o suret kayboluyor, gidiyor. Renkarnasyonda ne var? Yeni doğacak bir çocuğun ruhu yok, o ruh geliyor, ona giriyor, onu da ölene kadar o ruh yaşatıyor.
- 50:49
Bu sefer ne oluyor? Evvelce namaz kılan, oruç tutan adamın bedeninde olan ruh, aynı ruh gelirse bu sefer içkiçi, şarapçının bedeninde bilmem ne, kimin hesabı kime sorulacak? Böyle bir şey olabilir mi renkarnasyonla? Bunun ne alakası var? Onun için ruhların beden beden gezmesi, aynı ruhun farklı bedenlerde, bedenlere, ceninlere hayat vermesi, ahiret hesabını, inancını,
- 51:21
işte ne dedim sana, kimin hesabını kime soracağım? Yok öyle. Bunları güzel anlayacaksın. O zaman benim dediğimi biraz daha anlarsın. Onun için seyri-şürük yapan, tarikatta efendim, manevi yolda ilerleyen, fenâ-fi-şeyh tabi bir de şeyhinde kendini eritme yok olma bir şeysi var, fenâ-fi-llâh falan makamları var bunlar, ince işler.
- 51:47
O makama geldiğinde mürşidin ruhaniyetinin nurları kalbine o kadar yoğun büruz ediyor yani nurlar o kadar yansıma yapıyor ki derviş, o derviş kendini, hatta efendim seyri rabıtayı tarif ederken, ölüm rabıtasında da var, işte ben öldüm,
- 52:07
şimdi beni kabre koydular, kabirde biraz müsaade istedim, o müsaadeden sonra biraz müsaade verdiler, ben de şu anda tarikat dersimi zikrimi yapıyorum, o müsaadeyle falan, e sen öldün, peki burada oturan kim? Anladın mı? Mürşidin benim yerimde oturmuşlukta diyor, bir rabıtanın bir şekilde, bu telebbüsî rabıta derler buna, telebbüsî, libasa bürünme şeklinde.
- 52:29
Yani bunlar bir tasavvur, bunlar bir düşünce ama düşüncenin etkisinin insanda ne kadar olduğu inkar edilebilecek bir şey mi? İnsan bir şeyi düşünerek, hayal ederek, affedersin, hiçbir hareket yapmadan hamamcı oluyor. Hiçbir hareket, fiziki yapmadan, sırf düşünceyle, düşüncenin ne kadar etkili olduğunu anlayabiliyor musun?
- 52:52
İşte aynı düşünceyi sen, bir Allah'ın aynası kabul ettiğin, nurlarını yansıttığı bir zat olarak itikad ettiğin, zatın feyizlerinin, nurlarının sana yansıması olarak düşündüğün zaman, buna telebbüsî rabıta derler. O zaman, sen kabirde kömüldün, dünyaya izin istedin, burada kim rabıta şey ediyor, zikir yapıyor?
- 53:12
Şeyhin benim yerim, yani kendinin yerinde ayna rabıtası var, mevt rabıtası var, ölüm rabıtası var. Bunları ben rabıtayı, kitabını yazdım 500 sayfaya. Sen bana ne anlatıyorsun? Ehl-i sünnet itikadını bana mı anlatıyorsun? Tereciye tere satıyorsun. E sen ehl-i sünnetten çıktın zaten, bana ne anlatıyorsun?
- 53:32
Vahabileştin, evliyanın kerameti ölümüyle bitti diyor. Terbiye edemez diyor, e terbiye nasıl edemiyor? Onun için, şimdi burada, bir müridin, mürşidiyle kurduğu irtibat ve rabıta oranında, nispetinde, ondan feyizler ve nurlar alarak, alarak, efendim, onun nurlarının kendisinde yansımasıyla yetişmesi, manevi seyretçilikte ilerlemesi ve kalbi tasfiyesi, nefsi tezkiyesi hallerine,
- 54:07
o şeyh efendinin sıfatlarının yani nurlarının yansımalarının onda zuhur etmesi, açığa çıkması, büruz etmesi, efendim, onun şeyhinin boyasıyla boyanması, insıbagı, in'ikasi manasına geliyor. Şimdi bunları anladıktan sonra, gel mektubatı sana anlatayım,
- 54:29
şimdi mektubu anlayacaksın. Yoksa lügat manası verirse öbür mektubatı okuyan hocalar gibi hiçbir farkımız kalmaz. Vel kümûnü, kümûn, neydi şimdi? Şeyh Efendi'de gizlenen nurlar. Vel bürûzü, sonra onun başka bir müridinde, halifesinde, vekilinde açığa çıkması. Ellezâni, bu ikisi nukilâ bu iki nakledildiler an bazı meşayih meşayihin hepsi böyle ifadeler
- 54:56
kullanmadı ama bazı evliyaullah bu ifadeleri kullandı diyor ama birileri de bunu reenkarnasyon tenâsuh diye yaftaladılar halbuki lâ mesâse temas yok alaka yok lehumâ bu kümûn buruz işlerinin neyle bittenâsuhî reenkarnasyonla ne alakası var diyor bunu niye inne teallukar rûhî rûhun ilgi kurması bil bedeni seani ikinci bir bedenle fit tenâsuhî reenkarnasyonda
- 55:28
rûh ikinci bir bedenle kendi bedeninden ayrılmış, kendi bedeni ölmüş toprağa gitmiş, rûh duruyor ya o rûh ikinci bir bedenle alaka kuruyor reenkarnasyonla ama o alaka niçin innemâ ve ancak o lisübûtil hayâti o yeni bedende hayat yok canlılık yok, cenin hâlinde rûh verilmemiş ona, cansız anas karnında 120 güne kadar canı yok ki kıpırdaşamaz, rûh yok işte reenkarnasyonda o
- 55:56
birinden ayrılan rûhun ikinci bedenle ilişki kurması onu diriltmek için yani ona can verecek reenkarnasyon bu ve leicle husûlil hissi hisler gelsin diye vel hareketi, canlanma gelsin diye lizâ elkel bedeni o bedene yani cenin hâline gelmiş işte 120 günlüğe yanaşmış, 120 günlük olmuş reenkarnasyonda efendim aynı rûh ikinci bedene tealluk ediyor ama niçin tealluk ediyor?
- 56:28
onu canlandırmak için, his ve hareket getirmek için ondan sonra o ölene kadar da onun rûhu olmak için, bu tabi ki dinden imandan uzak islâma zıt bir görüş ama vefil buruzi ya Allah'ın vefat etmiş velilerin, nurlarının feyizlerinin bir müridinde rabıtasını beceren açığa çıkması ise leysâ olmadı teallukun nefsi, burada rûhun, nefis kullanıyor bak burada
- 57:02
demin rûh dedi, burada nefis aynı şey işte anlatıyorum sana nefis rûh demek o zaman orada rûhun tealluku bir bedenine akara diğer bedenle ilişki kurdu kurdu ama niçin kurdu o beden zaten diriydi onun kendine has özel bir rûhu vardı o zaten anasından doğmuş idi yaşıyordu, mürid olmuş fikir yapıyor adam hayatta e peki o velinin rûhu diğer bir bedenle alâka kuruyor ama
- 57:28
liyecne usûlin gharâzı o bu gayenin hasıl olması için ne hangi gayenin hasıl olması için ha liyecne usûl gharâzı gayenin hasıl olması için ilişki kurmuyor yani o cansız da ona can vermek, his ve hareketini yerine getirmek için kurmuyor ki çünkü neden o zaten canlı canın değil ki peki burada maksat ne, niye alâka kuruyor adam onu da râbuta yapıyor feyz istiyor, himmet istiyor
- 57:58
onunla muhabbeti var sevgisi var, en faziletli amel Allah için sevmek, o da Allah için seviyor Allah için sevenler arasında ilişki oluyor rûhlar arasında ilişki var rûhlar âleminde rûhlar birbirini tanıdı diyor, kaynaştı diyor orada kaynaşanlar, burada birbirini seviyor orada kaynaşmayan birbirini buhârî hadis-i el-ervâcunûnü mücennededir hiç birbirini görmeden diyor
- 58:20
bir yol günlük mesafeden kaç günlük yoldan rûhlar birbirinin kokusunu alır, rûhlar birbiriyle buluşur diyor rûhlar âleminde, alem-i ervahta görüştür diyor adamlar şimdi fiziken buluşuyor, adam diyor Allah Allah, çok içim kaynadı sana rûhlar âleminde görüşmekten o işte bunlar hep buhâride vesaire hadisler var
- 58:44
kimse arkadaşı görmemiş bir günlük bir gecelik yoldan, yani şimdi uçakla bir gün bir gece de dünyada gidilmeyecek yer yok, en uzak yere 8-10 saat 15 saatte gidiyorsun, bir gün bir gece kaç saat, 24 saat 24 saatte uçakla gidecek yer mı var dünyada e şimdi, yani birbirini hiç görmemişler diyor iki rûh birbirini bulur diyor bir gün bir gece arada bedenlerin mesafe var, alaka yok
- 59:21
alaka yok. Ama ama ve mâ râha l-luminûn sahibuhu iki minhumâ sahibuhu. hiçbiri birbirini de dünya gözüyle görmemiş ama rûhlar buluşuyor Ama ruhlar buluşuyor. Bunlar hep sahip kaynaklarda geçiyor. E onun için burada belîl maksûdu minâ zetteallukî evliyalar dünyanın ruhunun vefatından sonra müridinin ruhuyla, bedeniyle ilgi kurmasının maksadı ne?
- 59:48
huve husûlul kemâlât kemalat, olgunluklar, manevi kemalat, terbiye, terbiye ne demek? Büyütmek demek. Arapça kelime, terbiyenin manası. Riba da oradan geliyor. Fazla paradan büyüyor o para. Verdiğin paradan fazlasını alıyor senden. Bors veriyor sana 100 lira alıyor, 150 lira. Riba alıyor. Riba, yani Rabbeve.
- 1:00:09
Rabbeve maddesi, artış, büyüme, yetişme, ee lizanikel beden, o bedende mükemmellikler hasıl olsun. Eee? O bedende Hem ruhunda hem bedeninde açığa çıkacak eseri bedeninde görünecek şekilde ona feyiz veriyor. Daha nedir maksat ve usulü? O müridin ulaşması ile derecelere ulaşması için. Yani yüksek derecelere çıksın diye ona manevi bir destek veriyor.
- 1:00:47
Aynı vazifesi görüyor. Yaratan ancak Allah. Bak şimdi başka bir mesele daha çıkıyor. Cin bir adamın içine girip onun şahsında konuşur mu seslenir mi? Ben geçen sohbetlerden birinde bunu dedik. Bazıları yadırgadılar. Adamın kendi sesi belli, konuşması belli. Cin içine girmiş, farklı farklı sesler çıkarıyor.
- 1:01:08
O adam normalde o cin içine girmese o sesi çıkaramaz. Bunları biz rastladık. Çok rastlayan da vardır yani. Bak şimdi ne diyor? Bu imam-ı Rabbani itikadda müjdeydi. Kema enne cinniyen Mesela bir cin bizatihallika bir ferdin bir insanla ilişki kursan min efradil insan insan fertlerinden herhangi bir fert dediğin tek kişi yani ve beraber buruz etse, ruh görünse
- 1:01:38
ses çıkarsa, fi şahsi onun şahsının içinde buna inanmak insanı kafir eder falan demiyor. Böyle bir şey olsa mesela diyor ki oluyor demek istiyor. Onu misal veriyor bu işi anlatmak için. Neyse değildir. O cinnin adamın içine kaçması, musallat olması onun içinden konuşması falan bu ilişki değildir. Canlılık gelsin diye o insana hayat gelsin, ölüydü de dirilsin diye
- 1:02:11
çünkü adamın kendisi zaten hayyün adam zaten diri ve hassasün, zaten hisleri çalışıyor eli ayağı gözü kulağı çalışıyor ve müteharrikün, zaten hareket yapıyor o ilişki gelip bulunmadan, cin onun içine girmeden musallat olmadan evvel adam zaten canlıydı, elini kolunu kıpırdatıyordu. Peki şimdi cinin onun içine girmesiyle ne oluyor?
- 1:02:37
O şey ki meydana çıkıyor insan ferdinde cinin içine girmesi onunla ilişki kurmasından cinlenen adamda ne meydana geliyor? O cinin sıfatları ve hareketleri ve duruşları konuşmaları hızlanması, gücü mevzu mudur? Yani normal adam yürüyemiyor, cin içine girmiş, atlet gibi koşuyor adamı camide, İsmail Adam ben çocukken, zincirlerle bağladılar, herkese saldırıyordu
- 1:03:22
cin suresi talebeler toplanıp hocalar okuyacak diye getirmişler hasta diye, Efendi Hazretleri o zaman bunları yaşadım camide devamlı getiriyorlardı cinliler o cin suresi okunuyor, Kuluhi'ye ondan sonra gece adam zincirleri koparttı gitmiş, taaa neresi orası Zeytinburnu'nun önlerinde işte denizin olduğu yer, yeni kapı mı orada denize atlamış denizin ortasına balıkçıların ağasına
- 1:03:54
takılmış, onu bir daha aldı getirdiler babası gelmiş çocuk nerede diyor zincirleri kırmış, normalde onu zincirler kıramaz ki içine cin girince kuvvet geliyor, kuvvet gelince zinciri kırıyor yani cinin bir adamın içine girmesi, o adam ölüydü de diriltmek için değil ki cinin hareketleri, çünkü cinlerin hareketleriyle senin benim hareketim bir mi onlar uçar kaçar bir anda
- 1:04:18
oraya gidebilmem çok güç var onlarda Kur'an-ı Kerim onların güçlerini söylüyor Süleyman Aleyhisselam'a yaptıkları işleri hiçbir insan yapamaz yani o kadar güçleri var halbuki etten kemikten de değil ateşten yaratılmış varlıklar ama Allah onlara öyle kuvvet vermiş işte o insanla ilişki kurduğu zaman içine girdiği zaman musallat deniyor buna musallat olduğu zaman ama her musallat
- 1:04:47
içine girmez, dıştan da musallat olur bunun vesvese verilmez, sıkıntıya boğar. vesvese vermez Ama içine girdiği zaman, adam hareket ediyor, konuşması yok. Bunu yüzlerce, binlerce yaşayan var dünyada şu an. Hızlılığı artıyor, gücü artıyor. Ulan kimsenin yapamayacağı bir şeyi alıyor, kaldırıyor. Ulan bu adam daha fazla iki kilo kaldıramıyordu ya.
- 1:05:03
İşte içine giren şeyin kuvveti. Yani bu arada Bunda da bir reenkarnasyon bir durum söz konusu değil. Neden? Çünkü o cinin içine girdiği, ilişki kurduğu beden diriydi. Reenkarnasyon ne zaman olur? Diri olmayan, yani yeni teşekkül etmiş, cinin halindeki bir beden canlansın diye. eski bir ruh gelip onun içine girdiğini söyleyen varsa o reenkarnasyoncudur.
- 1:05:33
Zındıktır. Onu söyle. Bunlar başka şeyler. Evliyanın ruhaniyetinin feyiz vermesi, müridin içinde zuhur etmesi, nurların, nurların. Güneş eve girmedi ki, ışığını girdi. Onun için kardeşler bazı evliya böyle yapıyor. Bazı evliya. İmam Rabbi bazıları diyor ki, meşayıh, yani halleri tam istikamet üzere olan, onlar da meşayıh, böyle haller yapıyorlar.
- 1:06:08
Ama yani kendisini kast ediyor, kendisi gibi bizim silsile gibi zatlar. La tefevvehüne. Ağızlarını açmazlar. Bi'ibâratil kümûni vel burûzi. Hani böyle bendeki feyizleri sende göstereceğim, senin şahsında seni kendime döndüreyim falan. Bu ibareleri pek konuşmazlar. Velâ yermûnebî. Bununla atmazlar. En lâkısîne.
- 1:06:29
Lâkısları fil belâ-i belâ içine vel fitnet-i fitnen içine atmazlar. Çünkü adam lâkıs etek, eksik etek. Anlamayacak, edecek, reenkarnasyon karıştıracak. Ama diyor, bunu bazı meşayıh kullanıyor bu usulü ve bunda da reenkarnasyon yok diyor. Bak, yok diyor. Ama diyor, bizim yolumuz, silsilemizde diyor, lâ hâcede ihtiyaç yok, önde el fakir.
- 1:06:52
Bu fakir diyor kendine. Hilel kümûni vel burûzi asla. Yani ben kendi içimdeki şeyleri sana yansıtayım, senin bedeninin içine onurlar girerek sende şekle çıksın. Yani dışına vursun falan. Bu hareketleri yapmaya bizde ihtiyaç yok diyor bana göre. Niye? Niye seni dinlesin? Ben bilakis, bak sana anlatayım diyor, lev erâde istese kâmilun, kâmil ne demek?
- 1:07:18
Bizim kâmil ağabey değil herhalde bizim hacı kâmil. Kâmil demek, mürşid-i kâmil. Anladın mı? Bak, kâmilun diyor, normal veli yapamaz. Kâmil bir mürşid, Mahmud Efendi Hazretleri gibi, Hald-i Bağdadi Hazretleri gibi, İmam-ı Rabbani Hazretleri gibi, tamam mı? Ne istese en yurabbiye terbiye etmek, nâkısan, nâkıs olan, feyizleri eksik olmuş, feri sürügü tamamlayamamış, yolda kalmış,
- 1:07:44
bir müridi terbiye etmek, terbiye büyütmek yani, mânen büyütmek, olgunlaştırmak, kemâlât ile mücehhez eylemek. İsterse, yenbeg'i gerekir, en yec'ale yapması. Ne ile? Bi-ikdârillâhi teâlâ. Allah'ın güç vermesiyle. Bak buraya dikkat, Allah güç vermeden kimse bir şey yapamaz. Kâmil de, mükemmil de yapamaz.
- 1:08:08
Ama Allah'ın verdiği güçte ki, mürşid-i kâmillere bunu veriyor, bu güçle yapacak, sıfat-i sıfatlarını, kendinde olan sıfatlar. Öyle sıfatlar ki, el-kâmilete, olgun, mükemmel, huzuru kalp, nefsin tezkiye hâli, kalbin tasfiye hâli, tevamlu mevla ile beraberlik hâli, gafletten uzaklık hâli, mâlâ-yâri'den uzaklık hâli, onlar müşri-i kâmillerde zaten,
- 1:08:37
bu olmazsa olmaz sıfatlar onların. O kâmil sıfatlarını ne yapacak? Münâkiseden yansıtacak, müridine, öyle mürid ki en nakısı, maneviyata eksik olan müridine onu yansıtacak. Bunu Allah'ın iktârıyla, güç vermesiyle zaten yapar diyor. Ve en yec'ale yapacak, zâlikel in'ikâse, o yansımasını, sabiten, onu böyle gel geç bırakmayacak,
- 1:09:04
bir vurdu geçti, kaptı geçti yapmayacak, sabit yapacak. Ve müstakil olan, istikrarlı ve arda arda yönelişlerle, yansımalarla, nasıl ki lazer yapıyorsun bilmem ne, bu da aynı şimdi, feyizleri, nurları sabit ve istikrarlı bir şekilde müridine yansıtırsa, rabıta yapan müridine, li yuhrice çıkartır, el müriden nakısa,
- 1:09:31
maneviyatı noksan olan müridini, minel nakse, eksiklikten ilel kemale, olgunluğa ve mükemmille çıkartır, ve yemi ile ve yumi ile onu meylettirir, yumi ile, imal eden olsun, yani meylettirir demek döndürür, minel sıfatir rezileti, kendisinde bulunan şehvet, arasında bulunan şehvet, hırs, kibir, gurur, ucub, haset, fesat bu rezil sıfatlardan onu döndürecek, ile sıfat-il hamîdeti
- 1:09:57
övülen, beğenilen, faziletli, züd, takva, zikir, fikir, mürâkabe, müşâhede falan, hallerine onu döndürecek, çıkaracak, kurtaracak. Ama min gayre yekûne fil beyni. Arada olmasına lüzum yok. Kümûnu ve burûzûn. Asla kümûnu ve burûzûn lüzum yok. Burada fark ne? Fark şu. Orada müridin, mürşidin, o şeyh efendinin ruhaniyetinin nurlarının bedenin içine girmesi şeklinde
- 1:10:33
müridin bedeninin içinde bir işlem yapılması, yani cinnin musallatlığında nasıl içerde bir operasyon var, burada da müridi terbiye edeyim derken içinde bir operasyon yapması buna lüzum yok ki diyor. Neden? Sende zaten o kamil sıfatlar var, mürşidi kamilsen ne yaparsın diyor, yansıtırsın diyor. İçinde operasyona lüzum yok.
- 1:10:57
Fark bu. Biz diyor, bizim tarikatımız diyor, rabıta yoluyla bunu ne yaparız? İstediğimiz müridimize noksan müritleri böyle terbiye ederiz ve Allah'ın verdiği güçle kamil sıfatları ona yansıtırız ama bunu sabit ve istikrarlı yaparız, vur geç yapmayız. Böylece o da efendim içine efendim cin girdi, efendim şu girdi, bu girdi gibi evliya girdi falan demesine lüzum kalmaz.
- 1:11:31
Çünkü neden? Ama onda da reenkarnasyon yok diyor, dikkat et. Niye reenkarnasyon yok? O adam zaten diriydi. Reenkarnasyon hayat vermek için, his ve hareket vermek için ölüye girdiği zaman ona reenkarnasyon derler. Burada böyle bir şey yok. Diri olan bir insanın içine cin girip de onda hareketler yaptırıyor mu?
- 1:11:50
Yaptırıyor. Evliyaullah da ona o şekilde manevi hallerle yetiştirir ama bazı meşayih yapar ama bunu konuşmanın yapmanın bir lüzumu yok. Neden? Adamın içine ne uğraşalım diyor. Adamın zaten kalbi bize dönmüş. Rabutası bize yönelmiş. Mevla'ya muracaat etmiş. Biz de kamil sıfatlarımızdan in'ikas tarihiyle, yansıtma yoluyla ona efendim feyiz göndeririz.
- 1:12:16
O yani aynasını aynaya tutacak. Şimdi ne dedim? Dünyanın bir yerinde güneş olan yerden aynalar birbirine tekabül etse, karşı karşıya gitse gecenin yarısına geliyoruz. Buraya bile güneşin ışığı gelir. Ama ne zaman ayna aynaya karşı tutulursa, burada da kalp kalbe yönelirse, Evliyaullah'ın ruhaniyetlerine teveccüh edilip yönelirse,
- 1:12:41
onun Allah'tan gelen nurlarından sana yansım olur. Ama ne zaman kalbini kalbine tutarsan, sen şimdi bu tarafa bakarsan, dünyalık bir adam, onu bunu düşünürsen, bu tarafta verici var, sende alıcı yok. Ama ne zaman tekabül olur, aynayı aynaya tutarlar, o zaman o nurlardan sana da yansıma olur. Bu noktada efendim ne lazım gelmez, ne inkarnasyon lazım belli de bir şey.
- 1:13:10
Ama bir veli, bir cinliğinin birinin içine girdiği zaman da onda acayip hareketler, kuvvetler belirttiği gibi müridine bu şekilde bir muamele yapsa, bu da ve inkarnasyon değil. Çünkü neden? O müridi hayatta zaten, onu diriltmek için girmedi ki. Maneye yetiştirmek için girdi. Ama diyor, bizim tarikatta istikametli, daha istikametli ahvali olan meşayih,
- 1:13:36
zaten o işler, operasyonel işler elbette ki, yansıma tarikiyle bile terbiye ediyoruz diyor. Yeter ki ruhaniyetine müteveccüh olsun. Biz ne anlatıyoruz? Rabıta devam edersen, ruhaniyet zaten hayatta, feyizlerin, nurların merkezi olduğuna itikad ediyorsan, mürşid-i kamil olarak intisap ettiysen, etmeyene biz bir şey anlatmıyoruz ki.
- 1:14:00
Ama bu konuları sen kalkıp da bizi şirkle itham edersen, reinkarnasyonculukla iftira atarsan, bu kadar ilmi de gizleyemeyiz. Bu ilimleri sizden paylaşmazsak, yarın bir gün sizi hepten berbat edecekler. Ve ne yapacaklar? Maazallah tam bir selefi vahabiye döndürecekler. Zaten adım adım oraya doğru gidiyor.
- 1:14:30
Hiç bilmeyen olur, kaz demiş. Ördeklerin lüzumu yok, kazlığın lüzumu yok. Ne yapalım? İlim sahibi olalım. Nereden olacağız? E bu dersleri dinleyelim, sohbet dersleri dinleyelim. İnşallahurrahman. Böylece çok büyük bir ilim daha. Kazanmış olduk. Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ, fazl-ü keremiyle cümlemize, meşayihımızın
- 1:14:55
himmetleriyle, evliyaların tasarruflarıyla, kalbi, ruhani, rabıtalarımızın ziyadeleşmesiyle, maddi, manevi, her sahada, kemalatı, gayrı bu tenayiyeye nailiyeti nasip ve müesser eylesin. Amin. Bu gece üçüncü gecedir. Muharrem ayının üçüncü gecesi çok önemlidir. Zekeriya aleyhisselam çocuğu olmuyordu, Yahya aleyhisselam 80 yaşında, 100 yaşında, karısı da kısır idi.
- 1:15:21
Yahya aleyhisselam Allah ona lütfetti, duası kabul ettiği için, peygamberlerin dualarının kabul olduğu günler, geceler çok önemli, saatler çok önemli. Bu gece ibadetle meşgul olalım, ihya edelim, gaflet etmeyelim. Bugün ilim meclisi zaten büyük bir ihyadan sayılıyor. 13. senede 10 gece var.
- 1:15:38
Bu 10 gecelerde ibadetle geçirilen Allah Teala günahlarını mağfiret ediyor, sabahına azat ediyor. Çok müjdeleri var. O 10 gecenin Dillar-ı Gül dergisinde bunların kaynakları var, beyanları var. O 10 geceden biri de Muharrem-i Şerif'in üçüncü gecesi, biri de 10. Gece, aşure gecesi de önümüze geliyor.
- 1:15:58
İşte haftaya, çarşambaya, perşembeye bağlayan gece, bu sohbet gecesi de aşure gecesinde buluşmak üzere Allah Teala. Onda da ilim meclisi kuracağız. Aşure gecesi kim ibadetle ihya ederse Allah da onu dilediği kadar abat eder diyor. Onun için aşure gecesinin ilmi, ibadeti çok önemli. Haftaya bu gece burada ben derste olacağız yine.
- 1:16:22
Hem Mektubat'tan Hızırasya'mı konusunu okuruz, hem de aşure gecesi hakkında birkaç fazilet anlatırız. Yani tabi perşembe anlatacağım, bütün faziletleri bu perşembe anlatacağım. Buraya o son geceye bırakamayız ama yine bir dualar yaparız inşallah. Aşure gecesi peygamberlerin yaptıkları dualardan yaparız, amin dersiniz.
- 1:16:41
Hepinizin aşure gecesinde şimdiden Allah hayırla, sıhhatle kavuştursun, ihya sıra muvaffak eylesin. Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellem.
Benzer sohbetler
Evliyânın Hayatta ve Ölümünden Sonraki Tasarrufu (19) 26. Bölüm 24 Haziran 202624 Haziran 2026Allâh Dostlarının Ruhânî Tasarrufu · 24 Haziran 2026
59:32Evliyânın Hayatta ve Ölümünden Sonraki Tasarrufu (17) 24. Bölüm 10 Haziran 202610 Haziran 2026 · 60 dkAllâh Dostlarının Ruhânî Tasarrufu · 10 Haziran 2026
42:34Evliyânın Hayatta ve Ölümünden Sonraki Tasarrufu (16) 23. Bölüm 3 Haziran 20263 Haziran 2026 · 43 dkAllâh Dostlarının Ruhânî Tasarrufu · 3 Haziran 2026


