21:48 / 59:32

  1. 00:12

    Bismillahirrahmanirrahim, elhamdülillah, salatü selamu aleyhi ve seyyidina Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. İmam Rabbimiz Hazretlerimizin mektubatından, ikinci cid, 58. mektupta kaldığımız dersten devam ediyoruz. İlk haftalardır bu mektuptan ders yapıyoruz. Tam da İsmail Han'ın Genel Sekreteri, Abdullah Kılıç vasıtasıyla sitesinde konuşma yaptırdığı, açıklama yaptığı,

  2. 00:39

    evliya öldükten sonra yardım edemezler, onlardan himmet istenmez, onlara yardım eder diyenler, Ehl-i Sünnet'ten çıkmıştır. Ehl-i Sünnet'e muhalefet dediği bu İsmail Han'ın söyleyeceği kimsenin aklına gelmezdi. İsmail Ağa'nın söyleyeceği kimsenin aklına gelmezdi. Tabi bu zamana kadar Muhyiddin söyledi, Muhyiddin'i bağlar,

  3. 01:03

    Nuriye söyledi, Nuriye'yi bağlar, vesaire gibi yaklaşımlar oluyordu. Ama şu anda İsmail Ağa'ya bağlı olanlar hiç görmüyorlar mı, duymuyorlar mı? duymuyorlar mı, dünyada yaşamıyorlar mı? Efendim, İsmail Ağa'nın Bu açıklamada işte Evliyaullah öldükten sonra, kabire girdikten sonra yardım edemezler. hikmet edemezler.

  4. 01:39

    Bunu diyen Ehl-i Sünnet'ten muhaliftir, çıkmıştır diye. Benim adımı da vermeye cesaret edemiyorlar tabii. Ben onların adını kabak gibi veriyorum. Onlar bir isim veremiyorlar acaba. Cesaret yok, bir şey yok. Biz hakaret etmiyoruz, bir şey yapmıyoruz ama bu söz Ama bu söz onların onların sitesinden. sitesinden sadır oldu, yayınlandı.

  5. 01:57

    yayınlandı. Tam da İmam Abdullah Hazretleri'nin kerameti, Mahmud Efendi Hazretleri'nin kerameti olacak ki bizim de, belki de bilmiyorum ben bu mektuba başlayalım yani işte üç sayfa, uzun sayfa bunlar, üç sayfa, üç buçuk sayfa olmuş herhalde altı sohbet olmuştur en az, en az beş, altı sohbet olmuş. Tam dersimiz geldi bu hafta.

  6. 02:17

    Sırayla gidiyoruz. İsteyen, takip etsin geriden, ibareleri, kelimeleri bulur. Ben bir şekilde kendime yani burayı bulayım da burayı konuşayım demedim. burayı konuşayım demedim. Dersimiz geldi, Dersimiz geldi, Evliyaullah'tan himmet istemek, ölülerden ve dirilerden istemenin ölülerden ve dirilerden istemenin rizahına.

  7. 02:35

    İmam Rabbi Hazretleri Hz. Ali Hazretleri seni bağlamıyorsa, Hald-i Bağdadi Hazretleri seni bağlamıyorsa, Mahmud Efendi Hazretleri, Ali Adi Hazretleri'nin kelamları seni bağlamıyorsa, artık onun tarikatla, tasavvufla alakası kalmamıştır. Bu, Vehhabilik olmuştur, Vehhabiliğe dönme olmuştur. Ben zaten bunu haftalardır, bu Vehhabiliğe doğru gidiyor.

  8. 03:00

    Dediğim, gösterdiğim noktada da ilerliyorlar, maalesef. Keşke, görüşlerim doğru çıkmasa, keşke öngörülerim boşa gitse, de bunlar Vehhabi olmasa, keşke ama keşkeler olmuyor işte. İşte bende yani perşembenin geleceği çarşambadan belliydi yani, dolayısıyla bu göz göre göre geldi ve şimdi Bismillah, resmiçtesinde size bunu açıkladı Hüseyin Abdullah Kılıcı'nın el-i sünnet'te muhaliftir bu görüş.

  9. 03:36

    böyle sürede muhaliftir bu görüş. Evliya öldükten sonra kabirden himmet edemez, yardım edemez yani. Kabirden derken, ruh kabir dediği ki, kabirden yönetim çıkartılıyor. Yahu kabirden yönetim lafının manası, ruhun, evliyanın ruhunun yardım edeceği, himmet edeceği konusudur. Bunun daha izahı ne var? Yani Dün Kadir Hocamızla, Kadir Temir Hocamızla bir röportaj yaptım.

  10. 04:02

    Ben yaptırdım yani, moderatörlüğünü ben yaptım. Efendim, işte Perşembe yayınlanacak bizim sitemizde, lalegülede falan. Yani Mahmud Efendi Hazretleri'yle 62 yıl önce Ali Adem Efendi Hazretlerimizin vefattan sonra iki sene, iki buçuk sene kabrine gittiklerini Ali Adem Efendi Hazretleri'nin benim kabrimi bırakmayın, ben sizi orada okutacağım buyurduğum için.

  11. 04:24

    Mahmud Efendi Hazretleri'nin kulaklarıyla duyan 80 küsur yaşında hocamız hayatta aklı başında neler anlattı mesela, ne kıssalar. Yani ne yaşanmışlıklar anlattı. İşte onu da Perşembe günü dinlersiniz. Bu kadar insan yalan söylüyor da sen hiçbir kaynak ve delil vermeden ehl-i sünnete muhalefttir diyorsun.

  12. 04:43

    Cilt ve sayfa vereceksin. Şu alim söyledi, cilt sayfa vereceksin. Bak ben şimdi mektubattan okuyacağım, ondan sonra Risale-i Kudse'den okuyacağım, Risale-i Kudse'den okuyacağım. Ondan sonra Efendimiz'in sohbetinden okuyacağım. Ondan sonra diğer kitaplardan, Ali-i Kâriye'nin Üzzet-ül Hâtır'dan, Şattufi'nin Behçet-ül Esad'dan birçok, sekiz, on tane kaynaktan

  13. 05:03

    sana delil getireceğim. Ben bu kadar delil getireceğim cilt sayfa vererek, kitabın ibaresini okuyarak konuşuyorum. Sen çıkıyorsun, diyorsun ki Evliya öldükten sonra işim bitmiştir. Kimseye bir yardım-ümmet edemez. Bu görüş Ehl-i Sünnet'ten muhabbet edilmez. O zaman da duvara dayanarak konuşuyorsun, sen ya da sandalyeye, yastığa dayanarak konuşuyorsun.

  14. 05:25

    Ben burada ciltler dolusu kitaplara dayanarak konuşuyorum. Şimdi aramızdaki fark bu. Sen tarikatı bozdun, tasavvuftan çıktın ve ağabeylerden alıntı yapıyorsun. Kaynak ver. Öldükten sonra, bak benim konuştuğuma dikkat et ve cevap ver. Ey İsmail Ağa, bana cevap ver. Bir de fezlekete konuşacağım bunu. Yani delillerimi getireceğim, delillerimden sonra son bir soru soracağım.

  15. 05:49

    Ve aleykümselam ve rahmetullah. Benim son sorum. Baştan da soruyorum, sonunda da aynı şeyi soracağım. Ey İsmail Ağa. Evliya öldükten sonra, onlardan himmet istenir mi? Yardım istenir mi? Bu Evliya Sünnet'e uygun mudur, değil midir? Bu hususta itikadınız, görüşünüz, tasavvuf inancınız nedir? Soru bu.

  16. 06:14

    Benim soru sorma hakkım yok mu? Kimseye hakaret etmiyorum. Soru soruyorum ya. Cevap. Konuşmayı biliyorsun, konuşturuyorsun orada adamı. Ben şimdi kaç tane delil vereceğim, Evliya öldükten sonra yardım eder. Yardım eder, himmet eder. Adamın elinden tutar, imdat diyene yetişir. Ben burada kaç tane delil vereceğim şimdi?

  17. 06:39

    E peki ben bu kadar kaynaktan, cidden, sayfadan kitap vereceğim. Sen kalkıyorsun Evliya Sünnet'e muhaliftir. E tamam da kaynak ver. Tasavvuf kitaplarından, Evliya Sünnet kitaplarından kaynak ver. İbn-i Teymiye, İbn-i Kayyim bile bozuk adam oldukları halde. Ruhların tasavvufunun yönetimini kabul ediyor.

  18. 06:57

    İbn-i Kayyim bile ruh kitabında, Ebu Bekri Sıddık'ın ruhu gibi külli ruhlar, büyük ruhlar yani Allah'a çok yakın olan manevi ruhlar, orduları bozguna uğradır. Savaşa girer, orduyu bozguna uğradır. Düşmanları kırar geçirir diyor, ruhtan. Ya İbn-i Kayyim'den de mi aşağı düştünüz? İbn-i Teymiye'den de mi bozuk oldunuz ya?

  19. 07:19

    Ben anlayamadım. E İsmail Ağa nereye gidiyorsun? Silkelen, bir toparlan. Efendi Hazretleri'nin yoluna dön, Risale-i Kursiye'ye dön, Risale-i Halide'ye dön, mektubata dön ya. Sen diyorsun ki Evliya öldükten sonra yardım edemez diyorsun. Ehl-i Sünnet'e muhalif diyorsun ya. Bunu nasıl dersin Ehl-i Sünnet'e muhalif?

  20. 07:38

    İmam-ı Rabban Ehl-i Sünnet'e muhalif, Fahru Razi Ehl-i Sünnet'e muhalif, Kazım Beyzavi Ehl-i Sünnet'e muhalif, Şehzade Ehl-i Sünnet'e muhalif, İsam Ehl-i Sünnet'e muhalif, Şihab Hafacı Ehl-i Sünnet'e muhalif, Zındık diyor böyle diyenlere ya. Şihab, bunların hepsinin bahanelerini okuyacağım. Şu anda bu derste değil.

  21. 07:55

    Ebu Bekir Sifir'in bir cevabını bekliyorum. 10 üzerine de onları hazırladım. 8-10 tane kitaptan cid sayfa hazırım. Şu anda başka cidler, sayfalar hazırladım. Ben ilimle konuşuyorum kardeşim. Koltuğa dayanarak konuşmuyorum. Ayet-i Hadise dayanarak konuşuyorum. 24 mü 25 sohbet oldu ya. Burada ortalama bir saatten fazlası ki, ortalaması bir buçuk saat eder.

  22. 08:18

    Burada 50 saat, 60 saat konu konuşulmuş. Ben bu kadar ilim konuşuyorum. Sen orada 5 dakikada Ehl-i Sünnet'e muhaliftir, çek aşağı, kapat. Böyle bir milleti yani İsmaila'ya bağlı olanlar, bu kadar bölge başkanı, vekil, temsilci, hoca var. Bunların hiçbiri Efendi Hazretleri'yle biz böyle duymadık. Efendi Hazretleri'yle duyduğumuzun aksine bir beyanı oluyor.

  23. 08:40

    Bu Abdullah Kılıç ne demek istiyor? Siz bunun sitenizde niye? İsmaila'nın resmiyeti konuşuyorsunuz. Biz de burada perişan olduk diyen yok. Veyahut da bir ihvan da gidip bunlara hesap soran yok. Bu nasıl bir sessizlik? ölü toprağa üstüne serpilmişlik? Bu nasıl bir ruhsuzluk, ruhaniyetsizlik? rabıtasızlık, feyizsizlik?

  24. 09:01

    Nispet kesilmiş ya. Musluk kesilmiş yani. Feyiz kesilince, nispet kesilince, sen işte ağaçta dalga mı yeşil yani? Kestiğin zaman biraz yeşilliği kalır. Şimdi İsmail o dönemi yaşıyor. Yani biraz daha yeşil gibi görünüyor. Millet biraz daha bunlardır. Tarikattansa bu mübarek adamlar zannediyor falan. Orada da hocalar var, halimler var zannediyor.

  25. 09:22

    Çünkü dal daha yeni koptu şeyden. Ağaçtan yeni koptu. Yeşillik biraz kalır. Ama ne oldu? Şimdi bak bizim bahçede bir dal koptu. Şimdi düşmedi, kırılmadı. Yarısı koptu. Şeyler, yeşil şeyleri efendim dalları kurumaya başladı. Ağaca bağlı olanların hepsi yeşil duruyor. E şimdi o yarım kırıldı. Yarım kırıldı ama işte yarıyen nispet kesildi.

  26. 09:52

    Bak şimdi yarım kırılsa bile kuruma başladı. E şimdi bunlar da tam kırılma oldu. Şu anda. Çünkü El-Hüsnü'ne de muhalefet ediyor. diyor İsmet Baba'nın sözüne, şimdi ben onların hepsini okuyacağım, Bismillah, başlıyorum. Mektubatı mâna verip, ondan sonra delillerini söyleyeceğim. Ve keza İmam-ı Rabbânâzı'nı konuşuyor şimdi, ben konuşmuyorum.

  27. 10:10

    Yine böylece, Erbâb-ül Hâcâd. Hâcât sahipleri. Hâcât ne demek? İsteği var, dileği var, sıkışması falan. Yestemîd-dûne. Medet istiyorlar. Medet ne demek? Medet, imdat. İmdat ne demek? Türkçeleşmiş. Kelime Aslânâpçı. Yestemîd-dûne, yardım istiyorlar. Kimden? Minel-i İzzeti. Büyük velilerden. İzzet, azizince.

  28. 10:35

    Ulular demek. Şimdi dikkat. Kimlerden yardım istiyorlar, imdat istiyorlar? Dua istiyorlar. Yani sen şimdi dersin ki, ya evliyadan dua istenir. Bu ehl-i sünnette muharif değil. Biz böyle bir şey demedik. Ama bak ne diyor? El-ehyâî dirilerinden vel-emvâti ölülerinden. Evliyanın ölülerinden medet ve yardım istiyorlar diyor.

  29. 10:59

    Bu şirktir. Yeryüzünde de muhaliftir. Yuh, çüş. Mahlupani böyle mi diyor? Böyle bir şey değil mi ya? Hibret istiyorlar diyor. Nerede? Fil-mehâb-i fi. Korktukları zamanlarda. Denizde fırtına çıktığı zaman ekseri oluyor. Vel-mehâliki. Tehlikeli yerlerde. Helaktan geliyor. Helak tehlikede, helekeden geliyor gerçi de.

  30. 11:20

    Ondan sonra efendim tehlikeli yerlerde helak olacaklarını düşündükleri denizde fırtına çıktığı büyük bir kasırga olduğu, çölde aslan kaplan saldırdığı bunlar tehlikeli yerler. Korkulan yerler. Mehâb-ı haften geliyor. Korkulu yerler. İsmi mekânın cemisi. Mehv-i vef'in şeysi. Peki

  31. 11:47

    şimdi yardım istiyorlar. Bak bunu şimdi normalce anlatıyor. Ve yaravine sonra görüyorlar. Enne su'ara hâvle âl-i izzeti o azizlerin, velilerin, Abdülkadir Geylani Hazretleri'ne çok oluyor. Şah-ı Nakşibend Hazretleri'ne de oluyor. İmâm-ı Rabbani'de oluyor. Onların suretleri, yani şekilleri kat muhakkak hazarat hazır oldu, geldi.

  32. 12:10

    Halbuki Abdülkadir Geylani kabrinde kaç yüz sene olmuş öleli. Şah-ı Nakşibend Hazretleri kabrinde yedi yüz sene küsur olmuş vefat edeli. İmâm-ı Rabbani'de dört yüz sene olmuş. Ama bakıyorsun ki onlar geldi. Ve defa tef etti. Kavuşturdu onlardan elbeliyyette. O belayı tef etti. Fırtına dindi. Veyahut onu sıkıntısından kurtardı.

  33. 12:37

    Ondan sonra efendim şerife ahiyyânen bazı zaman yekûn oluyor, li hâvle âl-i izzeti bu ulu kişilerin, evliyanın ittilahın hukufiyeti oluyor. Ala zâlike bu yaptığı şey. Yani orada bir fiil, bir sûre şekliyle hazır olup onlardan o belayı def ettiğini biliyor. Ve ahiyyânen bazen de kendisi bilmiyor. Allah-u Teala onu vasıtasıyla iş yapıyor.

  34. 13:07

    Ama ona sorsan benim bir haberim yok, hatırlamıyorum diyor. Bazen de hatırlıyor. Çünkü neden? Burada onun ruhuna iş yaptırılıyor. Allah-u Teala onun ruhuna iş yaptırıyor. Ne gibi? Cebrail Aleyhisselam'a harpleri yönettirdiği gibi. Mikâel Aleyhisselam'a yağmurları, bitkileri yönettirdiği gibi. Azrail Aleyhisselam'a ruhları kapsatma, öldürme, vefat ettirmeyi yönettirdiği gibi.

  35. 13:32

    Bunları Allah-u Teala bizatihi yapmıyor. Melekler vasıtasıyla yapıyor. Onun için fen-i müddebbirât-ı evrâ işleri yaratmakta, yönetmekte yaratan ancak benim. Ama sebepler tayin ettiğim zaman işleri yönetenler var. Onlar da evliyanın ruhları, kamilüvenin ruhları ve bir manada melekler, bir manada evliyanın ruhları meleklere iltihak ediyor vs.

  36. 13:58

    Bunların hepsini Fahru Râzî ve Beyzâvi tefsirinde metninde kendi, yorum değil, yorum değil, kendi metinlerinde büyük müfessirler ve Ehl-i Sünnet'in imamları Fahru Râzî, Ehl-i Sünnet'in en büyük imamı ya. Bütün felsefeyi çökertmiş. Bid'at ehlini bitirmiş adam Fahru Râzî ya. O mu Ehl-i Sünnet'e muhalef olacak?

  37. 14:17

    Bunların hepsini ebedi sifir konuşursa cevaben ben de delillerimi konuşturacağım yani. Onun için şimdi iman-ı abdânzere burada bir mısra'a, ayn demek mısra'a kelimesinin aynıdır. feellena veleküm şey siva nisebi, nispetin cevabı. feellena bizim için var mıdır? Bu farsça bir beytten olabilir. Bunu tabii taribeden Arapça çevirmiş olabilir.

  38. 14:42

    Ekseri böyle oluyor. Mektubatın beytlerinin aslı farsça da. İyi ki Arapça'ya çevirmiş tabi o zaten. Murad-ı Minzelevi Hazretleri. Yoksa biz çok zor anlardık. feellena bizim için var mıdır? veleküm sizin için de var mıdır? Şeyh'in bir şey. Burada da bir manuban Siva nisebi, nispetlerin harici.

  39. 15:00

    Nispet demek rabıta yapıp tarikat-ı aliyye'de mürşid-i kamile bağlanıp, gönlünü bağlayıp oradan bir nispet almak. tevazü yapıyor. Nispet, intisap. İntisap hani felancı felan şeyhe intisap etti. Ne demek? Nispet aldı. Nispetin bir manası, tarikat dersi bir manası. Aradaki münasebet yani. Münasebet de Arapça.

  40. 15:19

    O da oradan geliyor kök olarak. Aramızda nispetlerden başka, bizimle sizin için nispetlerden başka yani bizim evliyaullah'a bağlanmamızdan, Allah dostlarına intisap etmekten, Allah dostlarının tasarrufuna itikad etmekten başka neyimiz var diyor. Yani elde avuçta bir şey varsa, Allah'ın huzurunda göstereceğimiz bir amel varsa amellerin en fazlası.

  41. 15:43

    Allah için sevmek, Allah için bağlanmak, Allah için intisap etmek, Allah için evliya'ya itikad etmek. Nispetten başka bizim, intisaptan başka neyimiz var diyor. Şimdi İmam Rabbani bunu farkındaysanız kabul ederek anlatıyor ve ondan sonra da bir izah getiriyor.

  42. 16:01

    Ve hâzâ işte bu, yani evliyadan himmet istendiği zaman, medet ya Abdelkadir Geylani dediğin zaman, medet ya Şah-ı Nakşibend dediğin zaman, medet ya İmam Rabbani dediğin zaman, anladın mı sen? Bu imdat istendiği zaman onların bizzat gelip yardım ettikleri görülmüştür diyor. Bu vardır diyor yani, bu olmuştur diyor, oluyor diyor.

  43. 16:29

    Peki bunun izahı nedir diyor. Ve hâzâ hizâ, bu da teşekkülü latâ-i fihâ-ul âl-i izzetî. Bu ulu kişilerin latifelerinin şekle bürünmesidir. Latifeleri anlattık geçen dersleri, dinlemeyen bu dersi de ilk baştan birden anlayamaz latifeleri. Ruhun masamakları var, kalp var, sır var, hafî var, ahvâ var, nefs-i nâtıka var, işte neyse.

  44. 16:50

    Bu latifeler ruh için iş gören, nasıl ki beden, göz var, el var, ayak var, kulak var, bunlarla iş görüyor. Ruh da bu latifelerle iş görüyor, kalp latifesiyle, ruh latifesiyle. Yani kalbin de, ruhun da iş gördüğü hem bedende belli bir yeri ve yöresi, bölgesi olan hem de manevi ciheti olan, o manevi tarafı elle görünmüyor, elle tutulmuyor, gözü görünmüyor.

  45. 17:19

    Kalbi, bypassta yarıyorlar, kalbi elliyorlar, çıkarıyorlar, damarını açıyorlar, takıyorlar, bize de yaptılar. O kalbin, efendim, çam kozalığa gibi yumruk kadar bir et parçası, o görülüyor, görülebiliyor. Ama o kalbin bir de manevi tarafı var. İstediği anda istediği şeyi düşünen veya kendi elinde olmayıp birden aklına bir şeyler gelen,

  46. 17:41

    efendim kalbiyle bir anda Mekke'de, bir anda Tekke'de, bir anda dünyanın neresine gidebilen, kalp fırıldak, kalp zaten dönmekten geliyor, tekallükten geliyor. E şimdi o kalbi göremezsin. Ama onun bedende fiziken irtibat kurduğu yer neresidir? Efendim sol göğsün iki parmak altında bulunan o et parçacıdır.

  47. 18:02

    O görünür, o zahiri kalp. Bir de onun hakkatı, kalbin hakkatı var. Sır latifesinin hakkatı var, insanın sırrı var, hafisi var, gizlisi var, daha gizli, daha gehfası var, daha güzel. Bunların hepsinin bölgenin yerlerini anlattım bir derste geçenlerde.

  48. 18:18

    Şimdi bu büyüklerinde senin benim latifelerim, körelmiş, kalp dünya sevgisiyle, şehvetlerle, meşru, gayrimeşru isteklerle, yemek, içmek, demek, gülmek, oradan kalp tıkanıyor. Sırrı, hafiye, ahbaplar, latifeleri çalışmıyor. Yani çakra diyorlar şimdi, çakra. Çakralar kapalı bizde. Zaten haset kalmıyor.

  49. 18:41

    İnce anlayış kalmıyor. Dolayısıyla ama bu Allah dostlarının, Mahmut Efendi Hazretleriyle senin benim kalbim, sırrım, hafiye, ahbaplarım, latifem bir mi yani? Bir İmam-ı Rabbani'nin latifeleriyle, ruhunun meratibiyle, benim ruhumun mertebeleri bir mi yani? İşte onun için beni çağırsa adam, meded, imdad, ey cübbeli bilmem ne, bilmem ne, havasını alır yani.

  50. 19:07

    Yine de ben yetişemem ki. Benim ruhumun, kalbimin makamı, o şekilde manen şekle bürünüp gidip adama yardım etme makamında değilim ki ben. Boşuna kürek sallar yani. Boğulur gider. Ama sen şimdi bir İmam-ı Rabbani, bir Şah-ı Nakşibend, bir Abdülkadir Genel, bir Mahmud-u Lofi Hazretleri. Bunlar bir midir Alâeddin Efendi?

  51. 19:31

    E şimdi, bunlar farklı şeyler. Çünkü bu büyüklerin latifeleri şekle girer diyor. Ama bak senin benim demiyor. Şekle girer ne demek? Aynı böyle, burada yanında oturduğun gibi gelir sana yardım eder. Bazı et teşekkülü, bu şekle bürünme yekûn olur. Ahiyanen bazen fi âlem-i şehadet. Görünen âlemde olur.

  52. 19:54

    Yani aynı etiyle, kemiğiyle. Elini tutsan tutabilecek şekilde, yani elini tutsan ellediğinde, dokunduğunda tutabileceğin şekilde şehadet âlemi, yani görünen bu âlemde gelir görünür diyor. Dünyanın neresinde, sen okyanusun ortasındasın, o Bağdat'ta, Bukhara'da yani, gelir görünür diyor. Ondan sonra vahiyanen bazen de olur, fi âlem-i misâli, misal âleminde olur diyor.

  53. 20:21

    Misal âleminde ne demek? Dedik size işte, görünen âlemle, görünmeyen âlemin arasında orta bir âlem var, o misal âlemde her şey orada sembolize edilmiştir. O âlem, bu görünen âlemden, bu görünen âlem diyelim dünya açısından konuşsak 7000 senelik ömrü varsa, o ondan kaç 7000, kaç 7000 evvel o âlem yaratılmıştır.

  54. 20:45

    O âlemde, Hazreti Ali Efendimiz yaratılacak olan suretiyle o âlemde kaç bin sene evvel o suretiyle iş görüyor. Selman-ı Farsi kurtardığını kaç yüz sene evvel daha doğmadan Hazreti Ali Efendimiz, Selman-ı Farsi kurtarıyor. Hazreti Ali daha doğmadan ne garip işler yaptığını geçen mektuplarda İmam-ı Rabbani kendisi tasdik ederek nakletti ve izah getirdi.

  55. 21:08

    Asla reddetmedi. İşte o âlemin misaldir. Bazen de misal âleminde olur bu teşekkül. Teşekkül demek şimdi teşkilatlanma manasına geliyor Türkçede, öyle değil. Teşekkül şekle bürünüp, ruhun şekle bürünüp görünmesi. Ama bu reenkarnasyon değil, onunla onun hiç alakası yok. Anladın mı? O anda görünüyor, gidiyor.

  56. 21:27

    Ondan sonra o göründüğü şey kayboluyor. Onların dediği reenkarnasyon ne? Onların dediği yeni doğan anasının karnındaki çocuğa giriyor, ölene kadar ondan yaşıyor, onun ruhu oluyor. Yeni ruh verilmiyor, eski ölmüşün ruhu onun ruhu oluyor. Bu reenkarnasyonla bunun ne alakası var?

  57. 21:48

    Evliyaullah'ın ruhu, latifeleri kuvvetli olduğundan, ruhaniyeti güçlü olduğundan, külli olduğundan, tasarruf verildiğinden, işte efendim bir şişekle bürünmüş vaziyette geliyor, oradan efendim aslanı def ediyor. Veyahut senin başına bir verene var, kuyuya düştün bas bas bağırıyorsun, elinden tutuyor, kuyudan çekiyor.

  58. 22:07

    Bunların hepsi olmuş. Dünya kadar misaller var. Şimdi bazılarını söyleyeceğim. Mesela bin tane insan. Şimdi misal alemiyle şehadet aleminin farkı ne biliyor musun? Şehadet aleminde İmam-ı Rabbı Abdülkadir Geylani, Şah-ı Nakşibend açıkça geliyor. Yani dünya hayatında olduğu gibi bir şekle bürünüyor. Kabirden bedeni çıkıp gelmiyor.

  59. 22:28

    Bunları kaç kere anlattık. Ruhu çok kuvvetli olduğundan ve tasarruf sahibi olduğundan, ruh dünyadaki bedeninin şekline bürünüp gelebiliyor. İmam-ı Rabbı Hazretleri kaç kere ne söyledi? Cinler bile şekilden şekile girebiliyor, yılan şekline, köpek şekline giriyor da, Allah evliyasının kamil olanlarına şekle bürünme gücünü veremez mi dedi.

  60. 22:48

    Bu İmam-ı Rabbı'nın itikadı. İsmaila senin itikadın İmam-ı Rabbı'nın itikadı değil. Eşekle bürünerek gelirse şehadet alemi oluyor. Rüyada gelip seni kurtarırsa o zaman misal aleminde oluyor. Çünkü onda elle tutulan bir şey yok. Mesela bin kişi yaravine görüyorlar. Ennebiye sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i fil men'ami rüyada görüyor.

  61. 23:11

    Fileyletin vaadi. Bir gecede bin kişi rüyada Resulullah'ı gören yok mudur? İki milyar Müslüman var. Kaç kişi Resulullah Efendimiz'i gördüğümüzü anlatıyor. Hicabında bir gecede bin kişi gördü. Görebilir, bin de görür, on bin de görür. Ne olacak kaç milyar Müslüman içinde? Görebilir. Bir suretin suretle görüyor.

  62. 23:30

    Muhtelif edin. Bazen de farklı suretlerde görünebiliyor. Bazısı diyor siyah sakallı gördü. Bazısı diyor sakalında biraz beyazlık vardı. Bazısı diyor başında işte sarığı vardı. Bazısı diyor takkesi vardı. Mesela yani. Sonra ve estefidüne faydalanıyorlar. Yani ilim alıyorlar, bir şey soru soruyorlar, cevap alıyorlar, şefaat istiyorlar, himmet istiyorlar.

  63. 23:55

    Yani. İmam-ı Busri Hazretleri kasideyi bürdeye yazdığında felç olmuş, namaza çıkamıyordu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i methettiğinde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bizzat şekle bürünmüş haliyle geldi. Çünkü neden? Hırkasını hediye etti. Bürde hırka demek. Kasidenin adı bürdeden gelir.

  64. 24:10

    Hırka o. Hırkasını hediye etti. Eliyle sürdü, sıvazladı. Kalktı felci belen geçmiş, sabah namazına cemaate çıktı. Bütün mahalleli şaşırdı kaldı. Bu cemaate gelemez. Mefruc adam nasıl geldi? Yürüdü geldi yani. Çünkü orada alem-i şehadette geldi yani. Hırkaçın göverdiği zaman, bir eşya verildiği zaman, bir koku geldiği zaman, ortalığı sardığı zaman.

  65. 24:34

    E bunlara şehadet var. Öbür türlü rüyanın kokusu çıkmaz yani. Ama her halükarda istifade ediyorlar. Eşyaya bir takım şeylerden faydalanıyorlar, ilim alıyor. Veyahut hastalığına şifa buluyor. Maddi, manevi, dünyevi, ukravi. İşte bütün bunlar oluyor diyor iman-ı Allah. Bunlara inanmak en üstüne de muhalif olsa İmam-ı Rabbânî bunları kabul ederek anlatır mı yahu?

  66. 25:02

    İmam-ı Rabbânî itikadda müçtehid. Abdullah Kılıç ne zaman müçtehid oldu yahu? Muhittin ne zaman müçtehid oldu? İmam-ı Rabbânî itikadda müçtehid. Bunlar oluyor diyor. Kullu bunların hepsi teşekkülü sıfatihi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in üstün sıfatlarının şekle bürünmesidir.

  67. 25:21

    Ve letafi sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in kalbi, ruhs, sirkafi, ahval, latifelerinin şekle bürünmesidir. Ve kezâlike böylece el-müridiyyune müridler. Müridiyyune yahu bu benim baskı yanlış. Müridiyyune müridler. Yestefidiyyune faydalanıyorlar. Min suveri şuyuhi. Şeyhlerinin suretlerinden. Bak diri olan şeyhlerinden demiyor.

  68. 25:44

    Suretleri. Suretleri hangi suretleri? El-misaliyyeti. Alem-i misaldeki suretlerinden. Şimdi Muhammed Efendimiz'in ruhu şerifi alem-i misalde surete bürünebilir. İmam-ı Rabbânî'nin bütün meşayıhı görünebilir. Bak meşayıhın misali suretlerinden diyor. Burada diri olmakla bir alakası yok. Sen bana ne konuşuyorsun?

  69. 26:06

    Ben bundan fazla ne konuşuyorum da sen ne konuşuyorsun? Misali ne demek? Alem-i misaldeki suretlerinden faydalanırlar mı? Eşya. Birtakım şeyler. Birçok şeylerinde fayda görürler. İlim alırlar. Şefaat alırlar. Himmet isterler. Yardım görürler. Dikkat. Ve yuhillûne çözerler el-müşkilâti. Onların müşkil ve sıkıntılı işlerini çözerler.

  70. 26:30

    Yani sadece feyiz almak, feyiz vermek değil. Benim evliyanın ruhları öldükten sonra tasarruf sahibidir. Yönetilirlerden maksadım. İşte İmam-ı Rabbânzâ'nın bu deliğidir. Şimdi Ebu Bekir Sifil Hoca bana cevap verecekse, kabirden Mahmud Efendi devleti yönetiyor, partileri yönetiyor, dernekleri, vakıfları gelip imzasını atıyor, vali beyle o görüşüyor, demedim ben.

  71. 26:57

    Benim böyle demediğimi Ebu Bekir Sifil bal gibi anladı. Sözümün başı var, sonu var. Onları ya dinlemedi, ya dinledi. Kısa bir tweetle tabii müşkilat çıkarttı. Ben ona şunu soruyorum. E Ebu Bekir Hoca, senin bu kadar ilmin var, bu kadar tasarrufa da itikadın olduğunu düşünüyorum. Burada İmam-ı Rabbânzâ'nın mektubunu okuyorum.

  72. 27:18

    Evliyaullah öldükten sonra onlardan himmet istenir mi? Onların ruhları Allah'ın tabii yaratmasıyla bunu demeye ne lüzum var? Bunu yani tımarhanede miyiz ya? Birbirimiz deli miyiz? Mecnun muyuz? Akıllı başında adamlarız. Allah'ın yaratmasıyla ve Allah'ın izniyle Evliyaullah'ın müritlerini, müşkillerini alem-i misalden suretle şekle bürülüp çözdüklerini kabul ediyor musun,

  73. 27:41

    etmiyor musun? Sen bana bunu konuş. Kabirden yönetimi çevirdiniz, efendim dünyadaki bütün devlet işlerine kadar onlar çözüyor demişim gibi bir karşılık veriyorsunuz ya. Bunu bile bile yapıyorsunuz ve kasıtlı yapıyorsunuz. Yapmayın Allah rızası için. Müslümanları fitneye düşürmeyin. Tasavvuf ehlinin size bir sevgisi muhabbeti var.

  74. 28:01

    Onu da beş paralık şeye çevirmeyin. Yazıktır, günahtır. Bu itibarı, bu ilmi, bu şeyi kolay bulmadınız. Şimdi bir dakikada kaybetmeyin. Müslümanların bütün sevgisi nefrete döndürmeyin. Bunlar Vehhabi itikadıdır ya. Bunlar Vehhabi itikadı, Mahmut Efendi Hazretleri şimdi söyleyecek. Mahmut Efendi size şimdi söyleyecek.

  75. 28:18

    Vehhabi itikadı olduğunu söyleyecek. Ruh kabirle sınırlı değil ki yahu. Ruhun tasarrufu var. Evliya öldükten sonra ruhları iş görür mü, iş görmez mi? Allah'ın izniyle yardım edebilir mi, edemez mi? Misali suretlerinden diyor. Fiziki değil. Alemin misalinde şeyhle bürünüp şeyhleriyle müritler görüşür.

  76. 28:40

    Müveyyuhillunel müşkilati. Müşkillerini çözerler diyor. Al sana İmam-ı Rabbani ya. E sen İmam-ı Rabbaniyle seni fren yaptırmıyorsa, durdurmuyorsa, cübbeliğe olan buğzunuz ve nefretiniz ve kininiz efendim sizi bunları da inkara sevk ediyorsa benim yapacak bir şeyim yoktur. Herkesi Allah'a havale ederim, Meşayih'e havale ederim.

  77. 29:02

    Efendimiz öyle der. Bu gibi işleri Meşayih'e havale ederiz evladım. Onlar müşkillerini çözerler buyurdu. Şimdi ben size yine bir delil okuyorum. Abdülkadir Geylani, Küsesur Hazretlerimizin kendi kelamlarından, kendi divanından Efendi Hazretleri bunu kime okudu? Aziz Bayındır'a okudu ya. Aziz Bayındır'a aynı ağız oldu şimdi.

  78. 29:26

    Belki Ebubekir Hoca açıklama yapar. Ben onun maksadının bu olduğunu anlamadım. Kabirden her şeyleri onlar yönetiyor dediyse yanlış dedim. Ama böyle ruh öldükten sonra tasarrufu imdadı olabilir. Bunda terslik yoktur derse Hoca Efendi zaten bir cevap vereceğim dedi. Ama benim bu konuşmama cevap versin.

  79. 29:48

    Kendisini Allah rızası için tanıyanlar, sevenler bugünkü bu konuşmamı dinletsinler. Maksadını bir insana anlatma fırsatı vermeden. ve ahiret, namaz, dua, zikir, ahiret, namaz, dua, zikir, ahiret, namaz, dua, zikir, şey demedim, yok, Erbibakır Hoca'ya şirk millet demedi de

  80. 30:18

    el üstede muhalif dedi, tamam da el üstede muhalif ben öyle bir tatmıyım yani, biz ona hiç öyle bir şey dedik mi bugüne kadar? el üstede muhalif dedi. E tamam da el üstede muhalif ben öyle bir tat mıyım yani? Biz onaycı öyle bir şey dedik mi bu? Bir insan bir insanın görüşünün ne olduğunu anlamadan ona cevap bile veremez.

  81. 30:29

    Önce bir dinleyeyim anlayayım der yani, onun da öyle yapacağını düşünüyorum, tabii ki. Şimdi Artuk Ali Gena Hazretleri'nin divanında, birçok divanları var, birçok kitaplarında, Mahmut Efendi Hazretleri bunu bizzat okudu kulaklarımla vallahi billahi duydum. Nerede? Aziz Bayındır'la toplanılmıştı işte o zaman, onların çoğu vefat etti şimdi.

  82. 30:53

    Hızır Efendi vardı, Bayram Efendi vardı, Samet Ali Abdullah Efendi vardı falan bir şey, hepsi vefat etti yani. Şimdi ben yani efendilerimizden sonra da ben kaldım şimdilik yaşıyorum, yani onun için bunu okuduğu kesin. Ne diyor? Tevessel bina fi kulli hevlim ve şiddet. Her zora düştüğünde, zara düştüğünde bizi vesile yap.

  83. 31:16

    Allah'tan bizim hürmetimizi iste. Meded ya Abdülkadir Gena. Bu ne demektir? Ya Rabbi Abdülkadir Genani'ye verdiğin tasarruf hürmeti ne demektir? Ama onu kısa konuşuyor, meded ya Abdülkadir diyor. İmam-ı Remli'ye sormuşlar bunu. Büyük Şafii Fakih, Büyük Şafii Fakih, İbn-i Hacer'in de hocası yani Koca İbn-i Hacer Eytemi'nin.

  84. 31:37

    Söylüyor, Allah peygamberlere mucize vermiş, evliyaya keramet vermiş. Ruhlar ölmez, uzaktan da olsa sen ona da nimet istediğin zaman Allah Teala o dostunun hatırı için seni kurtarır. Yaratan yine Allah, Allah'tan başka yaratan var diyen kafir olur. Onu kim söylüyor? Bizi aracı yap diyor. Bak sana yardım ederim diyor.

  85. 32:00

    E sen şimdi bize aracı yap diyor. Aracı yap deyince Allah'ın izniyle demektir. Şimdi Abdülkadir Genani ben sana yardım ederim deyince kafirim oldu ya. Haşa ve kelle. Yani o demektir ki sen bana aracı yap. Allah bana o tasarrufu vermiş diyor. Sana açık çek veriyor. Himmetimle diyor, bütün işlerde yardım ederim diyor.

  86. 32:18

    Ben müritlerimin korktuğu şeylerden onları korurum diyor. Her şerden, fitneden kurtarırım diyor. Bekçilik yaparım diyor. Müridi işte, Efendi Hazretleri bunu okudu. Burası yok, onun gerisi bu. MÜRİDİ İZE MÂ KÂNE ŞARKAN VE MAĞRIBEN İZE MÂ SÂRA Fİ EY-İ BELDEDİ Benim müridim şarkta olsun, kartta olsun, doğuda olsun, batıda olsun.

  87. 32:48

    Hangi beldede yolculuk yaparsa, okyanusta, denizde, çölde ben ona yardım ederim diyor. Bu hayatıyla bir şey değil ki. Ondan sonra hayatı olsa ne olacak? Kendisi Bağdat'ta. Sen EY-İ BELDEDE olsan hangi şehirde yardım edelim diyor. Tamam mı? Ey bu efendim şiiri okuyan, benim bu şiirimi okuyan diyor. Söyle korkma fe inneke mahrulsün.

  88. 33:15

    Be aynil inayeti, inayet nazarıyla korunmuşsun diyor. Bu da efendim Abdülkadir Geylani Hazretlerimizin, Muhammed Efendi Hazretleri'nin bizzat kabul ederek naklettiği. E doğrudur. İmam Rabbani Hazretleri mektubatla ne diyor? Abdülkadir Geylani'ye büyük tasarruf verilmiştir diyor. Makamı çok güzeldir diyor.

  89. 33:35

    12 imandan sonra 13 olarak arada başka bir veli görünmüyor diyor. Bu İmam Rabbani söylüyor. Şah-ı Nakşibend, Abdülkadir Geylani'nin bu beytini. Eskilerin güneşleri battı ama bizim güneşimiz yüce burçta, ufukta ebedi batmayacak. Yani kıyamete kadar tasarrufum devam edecektir diyor. Ve bu sözünde haklıdır diyor.

  90. 34:02

    Yani bunu yapıyor diyor. Bunu ben daha sana ne diyeceğim ya. Şimdi gel. Yine Abdülkadir Geylani Hazretleri'ne tevessül edilerek kılınacak hacet namazı. Ondan sonra ziyaretine giren, gelen bir evliya. Bakın İmam-ı Erbil'i, Hafız-ı Kadir'i, Meşayih'tan nakiller. Bu da kaynaklarını yazmışım. Ondan sonra Mısır'da bir tüccar.

  91. 34:25

    Abdülkadir Geylani Hazretleri'ne çok itikat etmiş. Vası satır olarak işte tarikata gireyim, direkt onun elinden alayım. Tamam Mısır'dan kalkmış, o zamanki imkanlar da çok zor. Şimdiki gibi bir bilet alıp gidemiyorsun. Huzuruna girmiş, işte kabri şerife gelmiş. Bizzat onun eline tarikata girmek. Fakat çeşitli engeller ferman.

  92. 34:47

    Kırk sene, kırk sene bu şeyi gerçekleştirememiş yani. Anladın mı? Huzuruna gidip de bizzat ders alayım demiş. karar sağlayayım demiş. O zaman bu karar genel asırda hayatta. Fakat maniler çıkmışlar. Şimdi bile bir insan bir karar veriyor. Uçakla bile gidemiyorsun icabında. Manin çıkıyor. Sonra yolu Bağdat'a varmış, gitmiş.

  93. 35:06

    Tahsı Azam Hazretleri'nin ahirete intikal etkileştirilince öyle bir üzülmüş, öyle bir üzülmüş. ölmek istemeyecek kadar yani ölümü aratacak kadar hüzün gelmiş. Sonra kabr-i şerif'i ziyaret etmiş, ziyaret edebilen takımımız Kavs-ı Azam Hazretleri Sonra kabri şerifi ziyaret etmiş. Ziyaret edemeyen takılmış.

  94. 35:24

    Gavsa Hazretleri Merkad-ı Mübarekinden zahir olup, Merkad-i Mübarekinden zahir olup kabri şerifinden görünüp, işte şimdi o bedeni oradan toprakla alıp çıkmamak ısa gelmek için alem-i misal dediğine onu anlattık aylardır. Ruhunun şekle bürünme şeyi var. Alem-i misaldeki suretlerinden istifade ederler diyor.

  95. 35:44

    İşte iman Rabbine müşkilini çözerler diyor müritlerin diyor. Demin okuduk. Abdülkadir Gazi zuhur edip onun elini tutmuş, ona inabe vermiş, inabe tarikat dersi mağazasında geliyor, inabe vermiş ve müritliğe kabul etmiş. Ondan sonra o zat 300 kişiyi irşat etmiş ve 300 veli bu Mısırlı tacirin yolundan da 300 tane veli yetişmiş.

  96. 36:11

    Bak vefatından 40 sene sonra müridine zahir olup tarikat dersi vermiş. Bunun işte efendim Abdülkadir Erbili'nin kitabında Menkıbe rakamı 21, sayfa 30-31, Ziya Abdülkadir'in sayfası 35 burada kaynakları zikrediliyor. Yine bakın Aliülkari büyük muhaddis. Herkes bilir Aliülkari'yi. Aliülkari, İmam Yafi'i çok büyük veli.

  97. 36:40

    Aliülkari'den de 200-300 sene evvel yaşanmış. İmam Yafi çok büyük bir alim. İmam Şatnufi. Bakın ne diyor? Bütün bunlar İmam Aliülkari'ye ayrı. Şeyh Ebu'l-Hasan Ali el-Khabbaz Kudüsesur'u şöyledir. Şeyh Ebu'l-Kasım Ömer el-Bezasusur'u diyor. Seyyid Şeyh Muhittin Abdülkadir. Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin bir adı da Muhittin.

  98. 37:03

    Muhittin Abdülkadir el-Ceylani Hazretleri'nden bizzat kulaklarımla işittim. Senediyle, isnadıyla. Kim bir sıkıntıya düşüp benden yardım isterse, Vakit saat yok. Öldükten sonra, öldükten önce yok. Ondan o bela açılır. Hangi zora düşse, ismimle benden himmet istese, o bela açılır. Kim bir ihtiyacında Allah'a beni aracı yapsa,

  99. 37:38

    Abdülkadir Geylani hürmetine dese, kuluya da aracı ediyor. İsteği görülür. Kim iki rekat namaz kılsa, her rekatta Fatiha'dan sonra, on bir kuluyu Allah okusa, sonra salat selam ettikten sonra, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e, teşevhütle salat selam edecek, teşevhütten sonra selam verecek, selamdan sonra da on bir kere daha salavat okuyacak.

  100. 38:00

    Hani Allah'ın bu salli barikleri bittikten sonra, selam verecek iki rekat namazdan, her rekatta on bir kuluyu Allah okuyacak. Ondan sonra, on bir kere de salavat-ı şerif okuyacak. Sonra Irak tarafına, ihtiyaçlar katmaya on bir adım atacak. Bağdat, Irak. Abdülkadir Geylani Irak'ta yatıyor. Ahmet Rufayi'den de böyle bir tevessül var, o da Irak tarafına.

  101. 38:23

    On bir adım atacak. Irak tarafı ne taraf şimdi, bizim kıbleden? Kıbleye dönüyoruz ya, kıbleye döndüğümüz zaman İstanbul'a göre, yirmi bir, işte yirmi, yirmi beş derecelik bir açıyla, kıblenin soluna. Yani şimdi bizim kıble böyle şu anda, benim böyle. Yani Irak ciheti demek, bu tarafa on bir adım atacak.

  102. 38:43

    Yani öyle bir yerde kalacaksın ki, on bir adım atarken duvara toslamayacaksın yani. Bir duvara kadar bir on bir adım atma payın olacak demektir bu da. Ve etkuru ismi, sonra benim adımı anarsa, ve etkuru hacetim, benim isteğim şudur, sıkıntım var derse, fe inna tuğzâ biiznillâhi teâle. Allah'ın izniyle, Allah'ın yaratmasıyla, bu hacetim görülür.

  103. 39:03

    Onun o isteği görülecek diyor. Kim diyor bunu? Abdülkadir-i Geylazer'in kendisinin söylediğini, kulağıyla işiten meşayih naklediyor. Sonra da bir beyt var. Bak, şimdi söylüyor bunu. Sen benim yardımcımken, ey veliyullah, bana dünyada kimse zulmedebilir mi? diyor. Bir beyt var, o beyt de burada. Bu kitap yakında çıkacak, kaynaklarıyla beraber, Manzumeler kitabı daha çıkmadı.

  104. 39:42

    Burada kaynaklar söylüyorum. Aliülkari, büyük muhaddis bunu naklediyor ya. ya. Ondan sonra Şatnufi, Behçetül Esrafi, Şatnufi çok büyük alim. Ta 644'lerde doğmuş yani. Artık artık gelenden 100 sene sonra düşün. Hal yukarı diyelim, 300-400 sene sonra. Bu Şatnufi ona en yakın. Behçetül Esrafi, Madirlen var, sayfa 197.

  105. 40:10

    Abdülhamid Esrafi dedi, Yâ Fîhî, hülasatun mefâli. ahir, sayfa 166-167, Cafer el-Kettani, Selvetül Enfas, Muhammed Mihyat Tadifi, Kale-i Edü'l Cevair, Fî Menâkıb Şeyh Abdülkadir, Muhammed İbn-i Zikra, Şerhun Nasihatil Kâfiye, Kalâdül Cevair, Fîmenâküf Şeyh Abdülkadir, Muhammed İbni Zikra, Şerhun Nasihatil Kâfiye, Ondan sonra İbni Zerrukun Şerhi, Muhammed Sadık Eş-Şihâbî,

  106. 40:32

    Abdülkadir Erbilî, Ziyâtün El-Kâdirî. Ya sen ne diyorsun ya? Aynı bu namazı Ali Adem Efendi Hazretleri'nin el kitaplarından, Fettul Melik İlmecid, Mücerrabat, Ali Adem Efendi'nin el notları var musafının kenarında. Bu kitaptan notlar veriyor. Orada zikrediyor. Bu beytleri diyor, 84 kere tekrar ederse Allah bütün sıkıntılarını açar diyor.

  107. 40:51

    Yani sen bana yardım ediyorsun. Ben dünyada zulme uğratılır mıyım? Beytlerini diyor. Sen bana yardım ediyorsun. Sen benim nasihrimsin, yardımcımsın diyor. Evliya'ya diyorum bunu. Niye? Allah ona tasarruf verdiğine inandığı için. O zat da bunu kapı açtığı için bana tasarrufım devam ediyor. Bana müracaat edilmiş dediği için.

  108. 41:11

    E bu Aliül Kahri müşrik oldu. Abdullah Kılıç'a göre, İsmaila'ya göre. Aliül Kahri Ehl-i Sünnet'e muhalif. Şatlufi muhalif. Yafi'i muhalif. Kettani muhalif. Herkes Ehl-i Sünnet'ten çıktı. Bir bunlar Ehl-i Sünnet. Bunlara kaldı. Nehuzu billahi teala minşuruh. Enfusina müseyyata amalina.

  109. 41:30

    Şimdi bak bakalım. Al da sana bağlar mı bağlamaz mı? Nereni bağlar onu bilmiyorum. Allah efendim, hayırla bağlasın. Ne diyor Risale-i Kudsiye? Bu Risale-i Kudsiye'nin beytleri. Tamam mı? Sayfa 91-92 tane okuyorum. Cenab-ı Pir-i Şah-ı Nakşibendi, Valid-i Şeyh Güler Şeyh-i Bülendi, İderdi-i Rabıta-ı Olser Bülendi, Abdülhalika Allah Efendi, Güzel Fehmi Teman Hakk'a gidelim,

  110. 42:00

    Cemali-i Bâkemale seyredelim. Şah-ı Nakşibend diyor, kendisinden evvel ölmüş, iki yüz sene belki var en az, Abdülhalik Gucduvani'ye rabıta yapıyordu diyor. Hani ölüye rabıta olmazdı? Hani ölüden iş geçmişi bir şey olmazdı? Aslında İsmet Garibullah Büyükşehir Efendi, tarikatımızın kaynak eseri, Mektubat-ı Şerife, Risale-i Kudsiye, Risale-i Halide, Reşat-ı Şerife,

  111. 42:22

    Nefahat-ı Şerife. Beş kitabı okuyun buyurdular. İsmet Garibullah bizim silsilemizin Büyükşehir Efendi, Mekke'den tarikatı İstanbul'a getiren şeyhimiz. Mahmut Efendi Hazretleri'nin hayatının her sabah, her gün, her sohbetten önce Risale-i Kudsiye ile başladığını biliyorsunuz. Peki, hemen Talipolu Bakka'ya gidelim.

  112. 42:41

    Ne buyuruyor? Ondan sonra, Cenab-ı Cafer'e Tayfur Kibistami, iderdiği rabıta görmeden ani, alurdu daima feyz-i ruhani, ider terbiye ervah anlaş ani, gelimdad isteyüp Hakk'a gidelim, cemalim hakema seyderim. şeyleri. Eee, Tayfur, Beyazıd-i Bestami'nin ismi Tayfur'dur. Tayfur güzel isim, takılabilir. Tayfur, Beyazıt-ı Bestami'nin ismi Tayfur'dur.

  113. 43:05

    Beyazıd-i Bestami Hazretleri ne? Efendim, Beyazıd-i Bestami Hazretleri Cafer-i Sadık'a rabıta ediyordu. Beyazıt-ı Bestami Hazretleri'ne, Görmüş müydü? Görmeden anı. Onu görmeden ediyordu. Çünkü aralarında baya bir sene var. Görmüş müydü? Görmeden ani. aralarında bayağı bir sene var. Cafer-i Sadık Cafer-i Sadık evvel vefat etmiş.

  114. 43:20

    Beyazıt-ı Bestami'yi görmeden rabıta yaptı. Devamlı ruhani feyizler alıyordu. Çünkü, ider terbiye ervah, ruhlar terbiye eder diyor. Ey Abdülhalik, Hasan Efendi'nin torunu, nasıl diyorsun ki, efendi kabirden terbiye yoktur. Kabirden terbiye yok. Ruhtan terbiye var. Kabire sıkışmayalım. Efendi'nin ruhu kabire niye sıkışsın?

  115. 43:42

    Ruhlar kabirde oğlum. Hayli inde. Biz öyle istiyorsan ediyoruz. Dolayısıyla ruhlar terbiye eder. Anlasana şanı diyor. İşi anla. Şan demek işi anla. Bir şey anlamamışsın ki. Gel imdat iste diyor. Bak görmeden, etmeden, ölmüş zattan medet iste diyor. Tamam mı sen şimdi kardeşim?

  116. 44:00

    Şimdi, oradan geldik. Diyor ki, işte rabıtanın özelliklerini anlıyor, anlatıyor. Özellikle şeyhinden, yani ders aldığı şeyhinden, işte Muhammed Efendi Hazretleri şu anda rabıta bir tek ona yapılabiliyor. Ondan himmet iste diyor. Dikkat! Velakin isti'ane cümleden var. Kamu pirandan iste feyzu en var.

  117. 44:28

    Hususa ol Rasulullah'a yalvar. Ana feyz in ikazide eya yar. Hemen imdad ederler hakka gidelim. Anladın mı? Hikmet Efendi Rahmetullah'ın dediği gibi. Anladın mı? Ne anladın? Kamu piran. Piran ne demek? Pirler, şeyh efendi silsileyi kastediyor. kastediyor, silsile dışındakileri kastetmiyor. Kamû pirandan, yani bütün pir efendilerimizden, kamû bütün demek,

  118. 45:00

    iste, iste diyor, feyiz, iste, nurlar iste. İsmet Baba bunu dediği zaman, yani iki yüz sene evvel, iki yüz elli sene evvel, geçmiş pirlerimiz kaç sene evvel vefat etmiş, Şah-ı Nakşibend olmuş, yedi yüz sene, Beyazıt-ı Bestami olmuş, bin iki yüz sene, bilme Abdülkalık-ı Cüvâni olmuş, efendim sekiz yüz, dokuz yüz sene, bunlar ölü değil mi?

  119. 45:20

    İste diyor, iste. Feyz-u Envâr, feyiz ve nurlar iste diyor. İstihane ne demek? Yardım istemek. Bütün silsilede bulunan meşayihden, Rab'b-ı Tevfik, yardım iste diyor, yardım. Sen şimdi kabirden yönetim, yönetim, geç o işlere. Ölmüş evliyadan yardım istenir mi, istenmez mi? İsmail Ağa'ya bunu soruyorum ya, bir soruluk hakkım var.

  120. 45:47

    Ölmüş evliyadan yardım istenir mi, istenmez mi? Bunu soruyorum, bu kadar basit ya, sen geç öbürlerine. Benim sorum bu. Benim lafımın manasının maksadı da bu. İstihane, yardım istemek cümleden var. Hepsinden yardım istenir diyor. Husurza olur Rasûlullah'a yalvar. Özellikle Allah'ın Rasûlü'ne yalvar. Yalvar.

  121. 46:07

    Kime yalvarılır? Ancak Allah'a yalvarılır. Zannediyorsun. yaratmak bakımından. Aracı olsun diye Yaratmak için ancak Allah'a yalvarılır. Aracı olup devreye girsin, O'nun hürmetine işim görülsün diye aracılara da yalvarılır. Bak, İsmet Garibullah şimdi müşrik mi oldu? El-İsmet'e çıktı mı? Bak Rasûlullah'a yalvar diyor.

  122. 46:38

    Rasûlullah vefat etmiş, 1400 küsur sene olmuş. İstihane, yardım iste diyor. Bütün feyiz iste, nur iste diyor. Kaç yüz sene ölmüş şehitleri piran diyor. Sana feyiz inikâsı ile ey ayar, ey yardım dostum diyor. Feyizler sana yansıma yoluyla onların ruhlarından gelir diyor. E bizim yönetmen kastımız nedir?

  123. 46:57

    Müşkillerini çözerler, darına yetişirler. Bak, dikkat et. Hemen imdad ederler Hakk'a gidelim. İmdad ne demek? Yardım. Ya İsmet Garibullah Hazretleri'ni siz hiç mi okumadınız, siz Risale-i Küses'i? Neredeki yaşıyorsunuz ya? Tarikattan, tasavvuftan ne haberiniz var? O da oturmuşsunuz, yok bakım başkanı, yok Ahmet Hoca, yok Mehmet Hoca.

  124. 47:17

    Ya siz Risale-i Küses'i, siz tarikattan bir şey bilmiyorsunuz. Hepsinden yardım iste diyor. Hepsi yardım ederler, feyiz verirler, nur verirler. İmdad eder. İmdad ne demek? Yardım eder. Kim imdad edecek? Rasûlullah Efendimiz. E kaç sene oldu vefat edecek? Kim imdad edecek? Bütün piran. E bütün piran imdad eder, yardım eder diyor.

  125. 47:36

    Ben bundan başka ne diyorum? Evliyaullah'a yardım eder diyorum. Feyiz verir diyorum. Himmet eder diyorum. Ruhların tasarrufu devam eder diyorum. Bütün konuşmalarım bunu söylüyorum, ben başka bir şey söylemem. Al sana Risale-i Küses, 92 sayfa, beyt rakamı da tam yani o da beytler sonradan rakamlanmış tabii.

  126. 47:55

    Risale-i Küsen'in kendine beyt rakamı yok tabii. Efendim Risale-i Küsen'in beyti okumuştur. Metnini okuyorum zaten, bu arada da metnini okuduktan sonra sana da ne anlatayım? Şimdi bak, burada Sıraç kitabı kime ait? İsmail'e yayınlarına ait. İsmail'e bak, Sıraç. Burada yazıyorum. Efendim Sıraç, bu Akıskaymış.

  127. 48:16

    Aynı bu kitaptan Sıraç'ta da yayınlanmış. Şimdi Sıraç yayın evinin de yayınladığı sohbetler var. Bu sohbetlerin 9. cildinin 77. sayfasını okuyorum. Mahmut Efendi Hazretleri'nin kitabı bu. Benim, benim değil, bir şey değil, benim kitabım değil bu. Bu Mahmut Efendi Hazretleri'nin kendi kitabı. Mübarek konuştuğundan yazılmış, hepsi tasdik etmiş, şey etmiş.

  128. 48:40

    E Sıraç'ta basmış, herkes basmış, sohbetler kitabı. 9. cil okuyorum. Ali Ader Efendi Hazretleri'nin oğlu Halit abiyi de mezara koyduk. Yani Halit Gürbüz'le, benim de çok dostum, yanımda, ömrüm onun yanında geçti. Çocukluğum. Kayıp mı oldu diyor? Yok mu oldu diyor? Yok mu oldu? Hayır. Yok olur mu? Ruh ölmüyor dedi ki ya şimdi.

  129. 49:07

    Peki. Halit abi daha önceden vefat etmiş olan hanımı için derdi ki Şükife Hanım gelip beni gece kaldırıyor. Şükife annemiz çok nurlu. Delali, Hayra, Devradı, Hayatı, Ömrü onlarla geçmiş. Ben de çocuktum, gidiyordum yanına. Ülkerlerin teyzesi. Şükife çiçek demek Farsça. Şükife. O annemiz vefat etmişti.

  130. 49:32

    Halit abiden önce vefat, birkaç sene önce vefat etmişti. Bak efendi anlatıyor şimdi bunu, ben anlatmıyorum. Halit abi daha önceden vefat etmiş olan hanımı için derdi ki Şükife hanım gelip beni gece kaldırıyor. Tehcüde kaldırıyor. Benimle konuşuyor. Rüyada demiyor, rüyada demiyor. Rüyadan nasıl kaldıracak?

  131. 49:51

    Şükife hanım gelip beni gece kaldırıyor. Çünkü o çok ibadetliydi. Yani 24 saat sıralı okuyordu yani. Şükife hanım gelip beni gece kaldırıyor, benimle konuşuyor. İnsan ölünce yok olmuş olsa gelip kaldırır mı, seslenir mi? Sesleniyor, ses duyuluyor. Adam uykudan kalkıyor daha. Ses gelmese kalkabilir mi?

  132. 50:14

    Seslenir mi? Yani yok oldu bilmeyelim. Ölenleri yok oldu bilmeyelim. İnsan ölünce bedenini teşkil eden bu su, hava, toprak, ateş latifeleri, yerdeki su, hava, toprak, ateşe karışır. Yani bedeni çürürse tabii, çürümese değil de, çürürse bütün unsurlar, ana asırlar da su, hava, toprak, ateşten yaratılınmış, toprakta da onlar var, onlara karışır.

  133. 50:39

    Ruhlar da dünyadaki durumuna göre ama ruhlar ya illiğine gider ya sıçığına gider. Ben sana anlatıyordum. Bugün hoca efendilerden biri kitabı açtım diyor bu konuda diyor. Efendim senin sohbetlerini açtım bu sayfa geldi diyor. Bana da bunu, Allah Allah efendi nasıl okutuyor ya, nasıl gönderiyor ya. İşe bak şimdi.

  134. 50:59

    Açtığın sayfada bu kadar sayfa var, bu kitap 500-600 sayfa ya. Bir cilt, iki cilt yani. Veyahut da on cilt. Bu kaçıncı cilt? Bakayım da burada. Bu birinci cilt, bu başka. Şimdi bu birinci cilt Risale-i Kudsiye-i Şerif. Bu sohbetler kitabı değil, yanlış söyledim. Risale-i Kudsiye-i Şerif ve İzahı. Mahmud Hüsnü Osmanoğlu Efendi Hazretleri Risale-i Kudsiye'yi şer etmiş.

  135. 51:23

    Burada birinci cilt, o iki cilt hatırlıyorum. Bunda benim de hazırlanmasına emeğim var. Birinci cilt 77. sayfasında. Ya Rabbi bizim imanlarımızı, amellerimizi muhafaza eyle, ahirette yüzümüzü hak eyle, bizi Rıza-i Şerif'e eriştir diye bu dersi bitirmiş. Yani Şüküfe Hanım'ın geldiğini, seslendiğini, konuştuğunu, uyandırdığını, Halit abiye göründüğünü.

  136. 51:49

    Çünkü hangi ruhlar arasında münasebet varsa, eş olmak nasibiyle de vesaire de, onlar birbirine bu şekilde ilgilenmeler artıyor. Şirk ile mürşidi arasında da böyle bir nispet ve intisap olduğu için orada da bu haller, haydi haydi devam eder. Şüküfe anne geliyor, sesleniyor, uyandırıyor, kaldırıyor, konuşuyor da geceleri.

  137. 52:07

    Yani bu onun mürşidi ne yapmaz? Düşün, bunu Mahmud Efendi Hazretleri inanmış mı buna? İnanmış. Bunu kitaba yazdırmış mı? Yazdırmış. Bana ne anlatıyorsun? Vehhabiler bile size gülüyor ya. Ya tasavvuf zaten cübbelinin anlattığıdır diyor ya. E biz kabul etmiyoruz ama diyor. Hatta şirk ile de itham ediyorlar tasavvuf elini.

  138. 52:28

    Tasavvuf elinin hepsini, deccal diyorlar. Ama adam diyor ki bütün kitaplar bunu anlatıyor diyor. İsmail Ağa şimdi yeni mi akıllandı? Ne yapmaya çalışıyor? İsmail Ağa yeni yeni sünnete dönüyor diyor. Çünkü ne demek istiyor? İsmail Ağa yeni yeni sünnetten çıkıyor demek istiyor. Başka bir izahı yok.

  139. 52:43

    Şimdi bak. Yine Efendi Hazretleri'nin bir de sohbetler kitabı var. Şu anda şeyde bile satılıyordur. Sirac-ı İsmail'in yayın evinde de mutlaka. Dokuzuncu cilt, 282. sayfa, 258. sohbet. Şimdi sohbetler rakamlanmış. 258. sohbet. Cilt olarak dokuzuncu cilt, sayfa olarak 282. sayfa.

  140. 53:08

    Şimdi Mahmut Efendi Hazretleri konuşuyor. Bu sohbetlerinde anlatıyor bunu. Veliler dahi kabirlerinde diri diriler. Bak peygamberler diri dirilere bak şimdi. İnnallâhu azze ve celle harrama alel arz es sâdel enbiya. Ebu Davud'da geçiyor bu hadisleri. 1047 rakamında. Allah peygamberlerin cesetlerini çürütmeyi, yemeyi toprağa haram etti.

  141. 53:32

    Bu sahih hadis. Şimdi Efendi Hazretleri devam ediyor. Bunu hadise okumuş. Veliler dahi kabirlerinde diri diriler. Bir defasından Münibüsçü Mehmet Efendi, ben de tanıdım. Çok mübarek eski ihvan. Bandırmaya gittik diyor. Efendi babamız Şeyh Ali Rıza Bey Hazretleri orada yatıyor. Kabri şerifini ziyaret ettik.

  142. 53:52

    Orada hatmacı okuyoruz. Ehli bilir. Manada teşrif buyurdu. Yani şereflendirdi meclisimizi. Ve Mehmet Efendi'ye zuhur etti, göründü. İşte de alemin misal görünmesi. Mehmet Efendi'ye zuhur etti, göründü. Dedi ki ben burada değilim. Yani başka yerlere gitmiş ruhu demek ki tasarruf yapıyor. Siz geldiniz diye geldim.

  143. 54:13

    Yani çünkü ben ne dedim sana kabirle bağlı kalmaz. Ruh kabirle şey yok. Ziyaretçi gelince gelir. Ziyaretçi gelince selam verince ona aleyküm selam demek için, dinlemek için, ünsiyet kurmak için. Bunlar sahih hadislerde vesairede hepsi var. Kim tanıdığı biri gelirse ünsiyet kurar kabrinde. Selam verince selamını alır, cevap verir.

  144. 54:33

    E nasıl oluyor o zaman? İşi bittiyse nasıl çözerse cevap veriyor. Ve yaruttu aleyhisselam ibni kesir tefsirinde de selama cevap veriyor. Ölü normal müslümandan bahsediyoruz. Evliya olması şartı da yok. Ben anama gittiğimde selam verirse cevap veriyor. Beni tanımıyor mu annem? Dünyada tanıyorsun diyor.

  145. 54:48

    Orada da cevap verir diyor. Şimdi bunlar ruhlar sağlığındaki gibi iş görüyorlar. Dikkat! Bunlar yani Ali Rıza Efendi, Bezzaz Hazretlerimiz zaten efendim seni Ali Adem Efendi'ye kim teslim etti? Rüya aleminde hiç Ali Adem Efendi, Mahmut Efendi tanımıyor. Mahmut Efendi, Ali Adem Efendi haberi yok. Of'tan gelmiş, bandırmaya direkt askere gitmiş.

  146. 55:10

    İstanbul'a bile gelmemiş. O arada yani bunlar sağlıklarındaki gibi iş görüyorlar. Kendilerini ziyarete gelenleri biliyorlar. Efendi babam ile ikinci kere görüştüğümüzde bana demişti ki yani o ilk görüştü askerken bir sonra bir daha ikinci görüşte kırk kırk beş sene evvel vefat eden şeyhim yani Arza Bezzaz Hazretleri sağlığındaki gibi geldi.

  147. 55:36

    Bu efendinin kendi anlatımı ve Ali Rıza Efendi'nin Ali Adem Efendi anlatıyor. Bunların bir sünnetten çıktı İsmail Ağa'ya göre. Abdullah Kılıç'ın, İsmail Ağa'nın sekreteri ya. İsmail Ağa sitesinde konulmasaydı bu. Ben derdim ki Abdullah Kılıç'ın görüşü. Onun zaten görüşlerini biliyoruz. Reformist bilmem ne.

  148. 55:54

    Ama şimdi sen İsmail Ağa sitesinde bu sözü koydu. Konuştu. Kırk sene kırk beş sene evvel vefat eden şeyhim sağlığındaki gibi geldi. Senin elinden tuttu bu bizimdir. Al bunu dedi ve seni bana verdi. Ta ne zaman ahirete giden? Ali Rıza Efendi Hazretleri'nin ruhu geliyor. Geliyor diyor. Geliyor. Ruhu geliyor diyor.

  149. 56:19

    Ben ne diyorum? Mezarlık taşı geliyor demiyorum herhalde. Ruhu geliyor. Ve ben burada değildim. Siz geldiniz diye geldim diyor. Peki orada değilse nerededir ruh? Alemi meleküttedir. Meleküt manevi alemde. Öbürü sohbette de melekut gözle elle gözle görülmeyen alem yani melekler alemi melekütte alemi.

  150. 56:44

    Alem meleküttedir. İnsan sadece cesetten mi ibaret? Yani insan dediğimi beden ve ruhtan ibaret. Ama ölüm ruha değil bedenedir. Gömülen bedendir ruh değil. Kabirde sıkışan bedendir ruh değil. Onun için dikkat et, dikkat et. Eee eğer insan sadece cesetten ibaret olsaydı, Resulü Efendimiz el kabri ma'ravdatu bi'l-al cenni evi mehfurat mehfuratı niran kabir ya

  151. 57:12

    cennet bahçelerinden bir bahçedir ya cehennem çukurlarından bir çukur. Tirmizi 2460 rakamlı adı şerif buyurur muydu diyor. Eğer ruh olmasaydı kabir ya cennet bahçesi ya cehennem çukuru buydu. Allah dostlarının kabrine gidince ne diyoruz? Ya Rabbi bu zaten zat ürmedir. Beni affet isteğimi ver. Işimizi görecek olan efendim ancak Allahuteala yaratır ama evliya

  152. 57:36

    Allah'a himmet ederler buyuruyor. Hulasa Efendi Hazretleri sonunda ne buyuruyor? Lakin vehhabiler bunu bilmez. Lakin vehhabiler bunu bilmez. Ne oldu şimdi? Öldükten sonra evliyanın gitti. Yardım edemezler, feyiz veremezler, terbiye edemezler, yönetemezler diyen İsmail ha ne oldu şimdi? Ben demiyorum Mahmut Efendi buyuruyor.

  153. 58:03

    Lakin vehhabiler bunu bilmezler. Demek o görüşte olanlar onun vehhabi olduğunu Mahmut Efendi Hazretleri kendi sohbetlerinde cildini verdim, sayfasını verdim. Daha ne anlatacağım ya? İbn-i Kemal Paşa'nın Yavuz Selim giderken çölde padişah indi yayan gidiyor çölde bütün ordu yayan indi perişan zaten yorgun argın dediler padişah söyleseniz de Şeyhul İslam'ı nasıl geçer İbn-i Kemal

  154. 58:27

    Paşa Hazretleri? Atabilse de şeyine biz de binsek ya yorulduk. E geldi dedi şey Yavuz Sultan Selim dedi ya Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem önümde gelmiş yürüyor dedi ben nasıl atabileceğim dedi Rasulullah yürürken dedi ya. Siz bunları hiç duymadınız mı ya? İsmet Baba Rasulullah'a yalvar diyor, evliyadan yardım iste diyor.

  155. 58:48

    Ben de sana soruyorum. Ey İsmail Ağa ölmüş evliyadan himmet ve yardım bak yardım istihane havundan geliyor havun yardım yardım istemek ehl-i sünnete size göre uygun mudur değil midir? İnancınızı anlamak istiyorum şu anda benden sonra köprünün altından çok sular geçti yani onun için sizin inancınızı lütfen açıklayın açıklamazsanız aynı Vehhabiler

  156. 59:14

    gibi sizin de inancınız ölmüş evliyanın işi bitmiş ruhu da hiçbir şey yardım edemez feyiz de veremez ise Vehhabiler'den hiç farkınız yoktur. Allah ıslah etsin idare etsin demekten başka çare yoktur. O sallallahu aleyhi ve sellem Muhammedin ve alihi ve sahbihi ve selleme