42:26 / 42:34

  1. 00:01

    Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Mektubat-ı Şerife'den ikinci cid, 58. mektuptan kaldığımız yerden devam ediyoruz. Geriye dersleri dinlemeyenler, yani biraz irtibat kopuklu olabilir. Onun için bu dersler bir bütün haldedir. Herhalde bilmiyorum 23 mü oldu? Bayağı bir sayı oldu yani.

  2. 00:23

    20'yi geçti de tam saysın bilmiyorum. İşte Evliyaullah'ın tasarrufu mudur? Başlık yaptılar. Son derslerin tümü bu başlık altında değerlendirilebilir. Bu mektuplar Enhe ve Es-Sünnet İtikadı'nda. Enhe ve Es-Sünnet İtikadı'nda müştehit olan İmam-ı Rabbani, Kudüs-i Esur Hazretlerimiz. İtikatta müştehit az var.

  3. 00:48

    Fıkıhta müştehit çok var. İtikatta müştehit az var. İşte mesela İmam Maturidi, İmam Eşari diyorsun. İmam-ı Rabbani de Maturidi ile Eşari arasında hakemlik yapacak derecede Allah-u Teala tarafından ilme, ilhama mazar kılınmış Veli Zişan bin yılın müceddili. Zaten bin yıllık müceddilik bir tek ona nasip oldu.

  4. 01:15

    Üçüncü bin yıl olmayacağı için dünyanın ömründe. Efendimiz'in beyanları bu da, hakikatte bu zaten, bin yıllık müceddit bir tek İmâm-ı Rabbânî Hazretlerine nasip olacak. Çünkü kıyamete gidiyoruz zaten daha beş yüz elli küsur sene var. Bu beş yüz elli küsur sene içinde de Hz. Mehdi'nin zuhuru,

  5. 01:38

    Deccal'ın kurucu ve sel büyük alametlerin gerçekleşeceği yani İmâm-ı Rabbânî Hazretleri tarafından açıkça beyan edilmiş. Bizim de itikadımız bu yöndedir. Çünkü dünyanın zaten bin seneye daha, üçüncü bin seneye tahammülü olacağı gözükmüyor. O alametler gün be gün yaklaşıyor. Hadis-i şeriflerde buyruğulan Eşrad, Zahad, Kıyamet alametleri sürekli takip ediyor.

  6. 02:11

    Artık işte beni İsrail kaşınıyor. Ondan sonra Avrupa, Amerika'nın durumları ortada. Daha da bu bin yılın bitmesine beş yüz elli sene küsuru da var. Dolayısıyla zaten dananın kuyruğu bu şeyde. Yani kıyamet kopacak demesek de çünkü kıyamet, İsa as'ın da vefatından sonra bir zaman geçecek. Sonra güneş batıdan doğacak.

  7. 02:38

    Güneş batıdan doğduktan yüz yirmi sene sonra kıyamet kopacak, hadis-i şerifte bildirildiğine göre. Kıyamet kopmasıyla ilgili bir tarih veremesek de İsa as'ın nüzûlü tabi Hazreti Mehdi'nin zuhurundan sonra olacağı kesin. Hadis-i şerifler sabit, sahih, mütevatir. İnkar eden el-Sünnet'ten çıkar. Hatta dinden de çıkar İsa as'ın nüzûlünü inkar edenler.

  8. 03:01

    Bu veriler muvacezle konuşuyoruz. Bu verilere göre İmam-ı Rabbani Hazretlerinden sonra bir bin yıl müceddili yok. Onun için böyle bir makam ümmette tek kişiye nasip olmuş. İhtikatta mevcut. İhtikatta müştehit. Bize onun beyanları bağlar. Zaten kendisi maturididir ama maturidinin de bir tık üstüdür.

  9. 03:24

    Şu bakımdan bazen maturidî akidesinin bazı görüşlerine de şerh getiriyor, izah getiriyor, tahsil getiriyor. Tercih yapıyor. Tercih yapmak kolay mıdır? Erbabı tercih eden akidede tercih yapabilmek çok acayip bir şey. Büyük bir makam yani. O da bu zat'a nasip edilmiş. Efsane buyrulmuştur. Onun için tabi İsmail'e azgınlarıyla aramızda mektup var.

  10. 03:54

    Mektubat farıktır, fasıldır ama adamlar ne mektubattan haberleri var, ne efendim Risale-i Kudüs'e de haberleri var, ne Risale-i Halide'ye de haberleri var. Tarikat-ı Aliyye'nin bütün temel taşlarını yerlerden oynattılar. Reşat-ı Şerife'den, Nefahat-ül Kudüs, yani tarikatımızın müstakil eserleri bunlar.

  11. 04:22

    Özellikle bizim ihvanın okunması tavsiye edilen, hatta diğer kitapların okunması tavsiye edilmeyen özel kitaplar bunlar. Bunların hepsi bizim dediklerimizin tasdikidir, müeyyididir. Onun için velilerin tasarrufu var mıdır, vefatlarından sonra yönetim var mıdır, inşâAllah bu mektubu bitirdikten sonra sizlere buradaydı dedim, işte kenara kaldırdım şimdi.

  12. 04:45

    Hald-i Bağdâdî Hazretleri'nin rabıtâ risâlesinde, benim de rabıtâ risâlemde var, alfabetik virüsü var, arkada masadır da var yani, bibliografya mı ne diyorsunuz, orada da geçer yani. El-Hamevî maddesine bakılırsa, o mübarek âlim, yani Mevlânâ Halid'den herhalde 150 sene evvel kadar yaşamış, bizim tarikatımızın son ismi Halidiyedir.

  13. 05:13

    Mevlânâ Halid-ül Cenâiz Hazretleri ona, onun kitabını atıf yapıyor ve Evliyâullâh'ın ölülerle diriler feyiz vermekte eşittir. Bu eli sünnetin, yani eli tasavvufun kâidesidir. Feyiz vermekte, feyiz vermek ne demek? Rûhen, mânen, terbiye etmektir. E ne söylüyor Hasan Efendi'nin torunu, Abdülhalik? Kabirden terbiye yok diyor.

  14. 05:43

    Halbuki bütün tasavvuf kaynakları, diriler ve ölüler feyiz vermekte eşittir. Hatta ölülerin kılıcının kınından çıkması gibi, Mükeffendi Hazretleri'nin tabiri vs. Akşemsedi Hazretleri'nin, birçok ulema meşale daha fazla etkisizleri var, tesirleri var.

  15. 06:01

    Bu arada bizim yönetimden maksadımız, Tayyip Bey'in yerine geçip de Türkiye'yi yönetiyor da bilmem kanunlara o imza atıyor demek değil ki. Bizim burada yönetimden maksadımız manevi terbiyedir. Manevi terbiyeyi kim yapıyor? Rûhaniyet, Rûh yapıyor. Rûh'un yaptığı bir manevi terbiyeyi, Rûh da bedenden çıkmakla ölmüyor ki.

  16. 06:22

    Beden ölüyor, ölen bedendir. Rûh ölmüyor. Rûh'un ölmediği bu kadar ayet hadiste sabitken, Ehl-i Sünnet'in tasavvuf eyleni demiyorum. Ehl-i Sünnet âlimlerinin ittifakla görüşüyor. Rûh ölmüyor. Peki Peygamberlik Rasûlullah'ın hangi nesinin sıfatı? Bedeninin sıfatı mı? Tabi hem bedenin hem rûhun ama asaleten hangi varlığının sıfatı?

  17. 06:52

    Rûh'unun. Velilik bir zatın, bir Allah dostunun bedeninin sıfatı mı? Rûh'unun sıfatı mı? Rûh'unun sıfatı. Esas insanın rûhtur derdi Efendimiz. Esas insanın rûh'sa sıfatlar rûha ait. Rûh da ölmüyorsa sıfatlar devam ediyor. Sıfatlar devam ederken feyiz niye veremezsin, terbiye niye yapamazsın?

  18. 07:11

    Yani Efendimiz Hazretleri 10 sene, 15 sene hele ki son 3-4 sene Beykoz'daki hane-i saadetlerinde murakaba hali üzere devamlı Mevla'yla meşgul, Hacı Annemizin buyurduğu gibi insanlardan ülfeti kesti. Çok muazzam bir tabir. Çok beğeniyordum bu tabiri yani hala da tabii tasdik ediyorum. İnsanlardan ülfeti kesti.

  19. 07:31

    Tamamen Mevla'ya müteveccüh oldu yani son seneler. Sorulana bile cevap vermiyordu. Veremiyordu demiyoruz. İşine geldi mi veriyordu. Ama insanlardan iltifatı kesti de. Ülfeti yani böyle nasılsın iyi misin onlar geçti yani. Tamamen Mevla'ya müteveccüh oldu. Peki o zaman da rabıta ona devam etmiyor muydu?

  20. 07:51

    Ediyordu. E şimdi ne farkı var? Bana devam edecek de buyurmasaydı biz bunu uyduramazdık. Ama yerime bir şey bırakmadım. Kalifeniz var mı? Yok yok buyurunca. Rabıta da bana devam edecek buyurunca biz de vasiyet üzerine devam ediyoruz. Bizim burada bir anormalliğimiz yok. Ama kabirden yönetim derken devlet yönetimine bahsetmedik ki biz.

  21. 08:14

    Ruhun terbiyesi yetiştirmesi. İfaz'a da, ifaz'a feyiz vermek demek. Dirilerle ölüler eşidir. Bunu Mevlana Halid'in de nakli bu yönde. Naklettiği kitapta da nefahatül kurbi vel ittisal yakınlık ve ilişki esintileri kitabın isminin tercümesi. Tabi bu kadar basit bir tercümeyle o ismin muhtevasını tam anlatmış olamıyorum ama

  22. 08:45

    yani nefahatül kurbi vel ittisal ye ispatil kerameti ve tesarrufi lil evliya bandel intikal. Uzun bir ismi var. Yani intikal dünyadan ahirete intikalinden sonra ki ruh berzak aleminde diri, diriliği devam ediyor. Evliya Allah'ın Allah dostlarının kerametlerinin ve tesarruflarının devam ettiğini ispatına dair yakınlık ve irtibat ve ilişki esintileri.

  23. 09:17

    Kitabın ismine bak hizaya gel. Bu kitabı tercüme edeceğim size. Yani ne diyorsun? Ders yapacağım. Bu mektuptan sonra o kitabı tercüme edeceğim. Çünkü milletin itikadını vehhabileştirdiler, selefileştirdiler. İsmail Hanım hocaları da o hale düştü.

  24. 09:35

    Şimdi burada zemin kayması var. İşte meşhur profesör Ekrem Buğra Hocaefendi geçen ki bir yazısında tarikatlar selefileşiyor tehlikesine işaret etti. Ve çok doğru bir tespittir. Konya, Anya her taraf raydan çıkmış vaziyette. Onun için İsmail'e raydan çıkarsa Konya rayda kalır mı ya? Bu durumda o kitabı da sıraya koydum.

  25. 10:03

    Şimdi çok uzun bir eser değil ama çok ilmi bir eser. Düşün ki bizim tarikatımızın yani başbuğu Mevlana Halid, Halidiyye'nin reisi, kurucusu. Tabi o da Nakşibendiyenin, Müceddidiyenin feraidir ama tarikat ismi olarak Osmanlı'da vesaire de, Siciller'de, Tesciller'de Halidiyye Tarikatı diye geçiyor.

  26. 10:27

    Alaaddin Efendi Hazretleri'ne istiklal mahkemelerinde sorulan suallerde onun zabıtları toplandı. Bir kitap halinde bende de var. O soru cevap zabıtlarında çoğu kayıp da olabilir ama elimizde mevcut olan da hangi tarikattensin diye. Ki o zaman en tehlikeli zamanlar işte o şeyler. Üç Ali var, Kelali, Melali bilmem ne, Kılıçali.

  27. 10:48

    En tehlikeli adamlar herkesin kellesini uçuruyor. Tabi Alaaddin Efendi Hazretleri ruhsatla amel etmediğine hem azametle amel ettiği için hangi tarikattan sonra ben tarikattan alakam yok falan deyip takıya yapmıyor. Halidiyye Tarikatı'ndan diyor. Bakın cevap verirken Nakşibendiye, Müceddidiye demiyor.

  28. 11:04

    Ama Halidiyye demek aynı zamanda Müceddidiye'nin ve Nakşibendiye'nin kolu olduğu için onları da tazamun ediyor. Ediyor ama cevap tek soru, tek cevap. Halidiyye Tarikatı'ndan diyor. Ve kıyamete kadar bu isimle anılacak ve ahirette bu isme şefaat nasip olacak diye Efendi Hazretlerimizden tefaatle dinledik.

  29. 11:23

    O Mevlana Halid'den bahsediyoruz. Şam-ı Şerif'ten Medfun Kaddesi Allah'a şükür. İşte o kaynak veriyor. El-Hamevi diyor. Şafii ulemasından İmam Hamevi, Nefahatül Kurbü ve İttisal isimli eserinde. Mevlana Halid de şafiydi bu arada yani. Mezzeb-i fıkıhta şafiydi. Dolayısıyla Nefahatül Kurbü ve İttisal isimli eserinde ölüyle dirinin terbiye etmesi, feyiz vermesi,

  30. 11:57

    terbiye etmesi, feyiz vermek terbiye, feyiz vermesi, terbiye etmesi, maneni büyütmesi yani maneni yetiştirmesi eşittir diyor. Tabii ölülerin tercih sebepleri de var Halid Ağa. Ama şu anda tercihe lüzum yok. Çünkü ortada şeyh yok. Çünkü Muhammed Efendi dedi yerime halife ve şeyh bırakmadım. Vekillerimle bu yol yürüyecek ve rabıta bana devam edecek buyurduğu için

  31. 12:19

    zaten burada tercih konusu da yok. Çünkü tercih ne zaman olur? İki tane olursa arasında tercih olur. Burada bırakmadım dedikten sonra burada bir seçim, manevi bir intikam, bir seçim olmamış. Manevi bir seçim olmayınca insanların, cemaatin başına emir seçebilirler, vekillerin emri seçebilirler, başkan seçebilirler, cemiyetler falan.

  32. 12:44

    Ama asla cemaat, cemiyet, heyet, hiçbir heyet başına rabıtalı bir şey seçemez. Yani bu mümkün değil. Ne gibi? İnsanların toplanıp başına bir sen de bizim peygamberimiz ol diyor, peygamber seçmesi nasıl? Allah seçmeden peygamber olmuyorsa, Allah ve Mustafa'yı bilen melek, Resulü'yü bilen nas, meleklerden insanların Rasulü'yü seçiyoruz.

  33. 13:09

    Tarikatta da muaniyet, yani elden ele gelmesi lazım. Elden ele gelen, Ali Adem Efendi'den elden ele gelen, Mahmud Efendi Hazretleri'nde durdu. Ondan el verip de sen benim yerime halifesin demeyince, senin bütün dünya toplanıp bu adam şeyhtir dese, o kimden el alacak? Mahmud Efendi Hazretleri'ne el alması lazım.

  34. 13:32

    Muaniyet bu tarikatta esas. Esas el alması lazım. El verecek, yetkiye sahibi olan, ben kimseye el vermedim diyor. E bu noktada, ama benden devam edecek, ruhani tasarruf, rabıta demek ruhani tasarruf, benden devam edecek diyor. Daha senin kaşınmana gerek yok. Ama adamlar para toplamak için bir şey uydurdular.

  35. 13:59

    Para toplamak için, tek gayeleri para toplamak ve milleti kendilerine bağlamak ve holdikleşmek ve belli bir kişileri yarın bir gün rabıtalı şeyh yapabilmek için yatak hazırlamak, döşeme yapmak. Allah şerlerine muhafaza etsin. Onun için bizi bağlayan Mevlana Halid'in beyanlarıdır, Mahmud Efendi Hazretleri'nin mektubat beyanlarıdır.

  36. 14:23

    Ölülerden meded, istimdat edilir mi? Tasarrufları var mı? Şimdi o konularda sıra oraya geldi yani. Buyuruyor ki, Emine Hazretleri kabili bu kabildendir. Gerideki anlatılanları, öbür dersleri dinlemezsin. bir kabili bu kabildendir. öbür dersleri dinlemezsiniz.

  37. 14:38

    Şimdi ben aynı dersi bir daha yaparsam ileri gidemem. Onun için bu kabildendir ne? Mâ oşegi nukile nakledildi diyor. Ambâz-ı evliyâ illâ teâlâ. Allah'ın velilerinin bir kısmından bazılarından nakiller geldi bize. Ne diyemeyenler oğlum onlar? Yahdurûne, hazır bulunuyorlar. Nerelerde? Fî emkinete. Böylelerde fî emkinetin, mekanın cemidir, mekanlarda.

  38. 15:01

    Öyle mekanlar müteaddiletin, adetten geliyor yani, birkaç farklı mekanda. Birkaç farklı mekanda bulunur, ben şimdi buradayım, bir saat sonra kalkarım, Hacı Mahmut Hüdda'nın camisine yatsın ama ya sabah namazına giderim veya sabah namazına gidip sonra giderim, birkaç mekanda ben de bulunurum yani evliya olmağa da çok lüzum yok ama bu öyle değil.

  39. 15:26

    Fî sâatin vâhid edin. Tek bir saat, aynı anda. Buradaki saat 60 dakika değil. Aynı anda. Yani aynı anda buradayım. Aynı anda Mekke'deyim. Şeklinde. Bende bu keramet yok. Ama bazı veliler aynı anda farklı mekânlarda bulunabiliyorlar. Ben bunun size çok örneklerini anlattım. E İmam Rabbi Hazretleri bunu kabul ediyor mu?

  40. 15:51

    Ediyor. Ve bir de bunun manası nedir? İzanı nedir? Onu da izanı yapacaksınız. Oralarda biz izanı yapamamış olabiliriz. Ama vakıaları anlattık size. Şeyh Müferric-i Demâmî Hazretleri hem Arafat'ta hem Mısır'daki Kâire'de tekkesinde aynı anda görülmesinden Hatib-i Şirbîn Hazretleri'nin 40 mescitte aynı cuma hutbe okuyup imamlık yapmasından

  41. 16:14

    Somuncu Baba Hazretleri'nin o Ulu Camii'nin ilk açılış hutbesini okuduktan sonra Yıldırım Beyazı Zamanı'nda her kapıdan aynı anda çıkmasından vs. Dünya'a kadar bunun örnekleri var. Göynük'teki Debbâ Dede Hazretleri'nin sabah namazını hep Mekke'de kılmasından Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri'nin bu yola intisap etmesi, tasavvuftan evvel zahiri ilimle meşgul iken, Bursa katısı iken

  42. 16:40

    Kürkler içinde, ihtişam içindeyken kendisine sorulan bir fetvayı çözemeyip ondan sonra Eskici Mehmet Dede Hazretleri'ne Üstad Efendi Hazretleri'nin sıkıntısı olan birini karısına talak vermiş, hacca gidemezsem diye boş ol demiş, ondan sonra o sıkıntıyı çözmüyor. Bunlar bildiğiniz şeyler. Eskici Mehmet Dede Hazretleri'ne göndermesi bu Uludağ'a, Bursa'ya Uludağ'a çıkarken

  43. 17:07

    solda Medfun Kabri Şerifi mübarek. Ondan sonra Eskici Mehmet Dede Hazretleri'nin onu Tayyi Zaman ile Tayyi Mekan ile Millet o zaman Bursa'dan iki ayda kafile gidiyor. Yani kaç yüz, dört yüz seneden evvelki dönem. Osmanlı Sultanahmet dönemleri yani. Esen Efendi oradan hemen haccı bitirip gelmesinden Ondan sonra Aziz Mehmet Dede Hazretleri bu nasıl olur, olamaz.

  44. 17:36

    Şahidin kim, delinin kim? Kafile geliyor Mekke'den, biz bunu gördük beraberdik Arafat'tan, Münevvere'den. Vakfı yaptık, şeytan taşladık. Bu sefer nikahın vaki olduğuna, talahın vakı olmadığına hükmetmek durumunda kaldı kadı. Ama bu işin bir sırrı olması lazım dedi ya. Çünkü dünyanın en büyük alimi olsaydı o zamandaki en büyük ulema adamı biriydi

  45. 17:59

    Aziz Mahmud Uludağ Ali Üsküdar Hazretleri. Ama çözeme de çıkamadığı için de zahiriydi ve çıkılamıyor. Sonra anladı burada tasavvuf var, bu Eskici Mehmet Dede'ye kim tavsiye ediyor? Üftihade Efendi Hazretleri. Ondan sonra gitti ona intisap etti. İşte ciğer satacaksın, kürkü mürkü çıkaracaksın, nefsini ezeceksin vs.

  46. 18:19

    vs. Bak Aziz Mahmud Uludağ'ı oldu. Kabri Şerifi, ziyaretgah. Hiç boş kalmıyor. Padişahların kabrine giden yok. Padişah-ı alem olmak bir gurur kavga imiş. Bir veliye bende olmak cümleden ela imiş. Bunu da herhalde kanun İstanbul söyledi, Padişahlar bir söyledi. Yani ben alemin padişahıyım ama kuru kavga kalabalık diyor yani.

  47. 18:49

    Vurdun, kırdın, harp şu bu, ondan sonra öldün gittin. Ama bir Allah dostuna mürit olsan, kul olsan, köle olsan, kul derken Allah'ın kulu manasında değil, kul köle manasında yani. Ona bağlansan, hizmet etsen, hepsinden üstünmüş diyor. İşte görülüyor. Evliya Allah'ın kabirleri tasavvufları devam ettiği için kabirleri boş kalmıyor.

  48. 19:13

    Ama ağası, paşası, sultanları, kimse giden yok. Ne yapacak yani? Hz. Fatih, Hz. Yavuz gibi, yani hakikaten mübarek veliler, 1. Abdülhamid, 2. Abdülhamid bunlar veliler de, tamam bunlara zaten veli diye gidilirse gidiliyor. Ben gittiysem ziyaretlerine bunların veli diye gittim. Allah dostluğundan inandığım için gittim yani.

  49. 19:37

    Padişah olduğum için gitmedim yani. Dolayısıyla Evliya Allah'ın aynı anda birçok mekanda, farklı mekanlarda bulundukları naklediliyor. Bunu inkar edeni tımarhane kabul etmez. Çünkü o kadar mütevatir demek yani. Mütevatir demek yani yalanda birleşmeleri düşünülemeyecek kadar birçok kişiyi görmüş bunlar.

  50. 20:02

    Bütün kaynaklarda işte İmam Suyuti, el-Mu'telî isimlerinde, fî tetâvrul velî orada, bütün Meşayih, hepsini, Abdülghaffar Kûsri el-Vahîd, fî sülûkü el-Tevhîd, bunlar tasavvufun ana kaynakları yani. Ki İmam Suyuti demek, zaten gençteki bütün İmam Şârânî, bunlar hepsi bunu anlatıyor, bütün bu evliyanın menakıbı.

  51. 20:26

    Bir değil, iki değil, bin, bin desen bin değil. O kadar velîler gelmiş geçmiş yani. Şimdi bunlar veya o vâkıa oluyor, anım onlardan, ümûrun, işler, mütebahînetin birbirinden farklı işler, yani şöyle bir şey, orada görünüyor, görünüyor da silüet halinde durmuyor. Yani görünüyor, ben burada belki adam vehmediyor, hayal ediyor, burada görüyorum diye düşünüyor,

  52. 20:54

    halüsinasyon görüyorum, öyle değil, değil. Yahzûrûna hazır bulunuyor diyor. İbareye dikkatli mana vereceksin. Görünüyor dersen yanlış olur. Hazır bulunuyor demek, bil fiil orada oturuyor. Oturuyor da ne oluyor? Öyle silüet gibi seyret, geç, öyle değil. Veya kavmînûn, ümûrun, işler vâkıa oluyor. Mütebahînetin, yani belli bir standartı yok, farklı farklı şeyler.

  53. 21:21

    İcabında adama hasayı okuyor, elini sürüyor, şifa buluyor. İcabında ona hırkasını hediye ediyor. Hakikaten fiziki bir hırka alıyor. Yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Kaste-i Bürce sahibinin hırkasını verdiği gibi, uyandığı hırka var ama bu rüyadan bahsetmiyoruz. Bu ebten yakaz zaten, uyanıklıktan bahsediyoruz.

  54. 21:41

    Farklı farklı işler oluyor. Orada geliyor, sana yardım ediyor. Veyahut ne bileyim, başına bir bela gelmiş, düşmüşsün bir kuyuya, o seni oradan çıkarıyor. Böyle, böyle şeyler, farklı farklı işler oluyor. Vuku buluyor. Vuku ne demek? Gerçekleşiyor demek Türkçesi. Hayal mi konuşuyoruz, anlatıyoruz burada?

  55. 22:04

    Ve hâvnâ eyzâ. Peki burada nasıl oluyor? Adamın bir tane bedeni var. Bir tane de ruhu var. Herkesin, Allah'ın bir tane ruhu, bir tane bedeni var. Mâ cehâlellâhu l-zulûm min kalbeyni fî cefri. Allah kimsenin içinde, göğsünde, kalbinde iki tane kalp yaratmamış. Bir kalbi var, bir nefsi var, bir bedeni var, bir cesedi var, bir cismi var, bir de ruhu var.

  56. 22:31

    Kimsenin ruhu da iki değil. Peki tamam, cisim de bir tane. Anasından doğduğun cesedin işte bu cismin ölene kadar, toprağın altına gelene kadar bu cisim tek. Peki bu adam nasıl aynı anda kaç yerde görüküyor? Abdükalgelâ Hazretleri, kesin kerametlerine şimdi çıkacak manzumeler kitabımda da kaynağını yazdım.

  57. 22:54

    Yedi müridini aynı gece iftarda memnun ediyor. Hepsi de geliyor Efendimiz'e teşekkür ediyor. Sonra birbirine bakıyorlar. Ya dün gece bendeydi o diyor, bendeydi o diyor, bendeydi. Talak veriyorlar mesela. Arafat'ta görmediğimse karım boş olsun. Öbürü diyor aynı gün Mısır'da değilse kahvede, tekkesinde karım boş olsun.

  58. 23:17

    Sonra fıkıhçı âlimlere gidiyorlar. Bunun keramet olduğunu ve böyle şeylerin vaki olduğunu, dolayısıyla kimsenin karısının boş olmadığını. Halbuki oradaysa burada değil, buradaysa orada değil olması lazım. Ama öyle değil işte, fıkıhta fetva veren ulema talak vaki olmadığına ve hepsinin hanımının nikahında kaldığına hükmetti.

  59. 23:38

    İmam Suyuti döneminde, daha önceki dönemlerde. İbn-i Tekir-i Gülayk döneminde vesaire. Büyük şafi fıkıhıdır. İşte bunlar, vehâvunâ, işte burada da geriki derste de bunu anlattı. Mesela geriki ders neydi? Daha fiziken, anasının karnından doğmadan Hz. Ali Efendimiz'in, 150-200 sene evvel, Selman-ı Fârisi, onun yaşı çok yaşlı olduğu için,

  60. 24:06

    Selman-ı Fârisi radıyallâhu anh gençlik döneminde Hz. Ali Efendimiz onu aslandan kurtarıyor. Hz. Ali Efendimiz, o Hz. Selman'ı aslandan kurtardığı dönemde, belki babasının değil, dedesinin sulbüne bile düşmemiştir 50 sene evvel. Anladın mı? Peki bunlar nasıl oldu diyor. Geçen ders bunu anlattı. Onu iyi dinleyin.

  61. 24:32

    Çünkü neden? Ruh beden yaratılmadan kaç bin sene evvel yaratılmış. Yani ruhlar bedenlerden 4 bin sene evvel yaratılmış. E dolayısıyla senin benim ruhum da aynı. O Hz. Ali'ye mahsus bir şey değil. Ruhlar bedenlerden 4 bin sene evvel yaratılmış. Onların yiyeceği erzak ve rızıklar da ondan 4 bin sene evvel yaratılmış.

  62. 24:56

    Yani şey olarak, takdir olarak, hamd olsun. Dolayısıyla bunlar sabit gerçekler. Eyza diyor yani. Vehaune burada da eyza, geri ki derste olduğu gibi. Ne demek? Daha fiziken yaratılmadan evvel o nasıl gelip de aslandan fiziki bir şekilde geliyor ve aslanın kafasını vuruyor, aslanın kafasını uçuruyor. Hz.

  63. 25:17

    Selman derede mahsur kalmış, aslanın elbiselerinin üzerine oturmuş orada, çıplak kalmış orada. Kurtuluyor. Ondan sonra çıkıyor, nasıl hediye vereceğim diye, gül zamanıymış, bir demet gül topluyor oradan derenin kenarından Hz. Ali Efendimiz'e ikram ediyor. Hz. Ali Efendimiz o hadise, daha o zaman Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem doğmamış.

  64. 25:40

    Bunları yani mektuba söyle. Hz. Ali'den diyor, bazı evliyadan diyor, daha fiziken dünyada var olmadan evvel ne acayip işler yaptıkları nakledildi diyor. Bunlar uydurmadır, batıldır, hurafedir, haşa demiyor. Ya ne diyor? Onların ruhaniyetinin gücünden dolayı ruh var ya bedenden evvel. İşte öldükten sonra da bedenden sonra da ruh devam ediyor.

  65. 26:08

    Ama bedenden evvelki hali, yani fiziki bedende anasının karnındaki cenine, haline ruh girmeden evvelki ruh, ruhun ruhaniyeti şeyi, o belli bir sınır var yani dört bin sene evvel vesaire. Ama bedene girdikten sonra, sonra ölümle o bedenden ayrıldıktan sonra ruh ondan sonra ya cennet ya cehennem oradan artık müebbet oluyor.

  66. 26:35

    Yani ebedileşiyor. Allah'ın zatından başka her şeye ilaki olacaktır. Bu ayetten dolayı bir anlığına cennet, cehennem, melekler, felekler, her şey dahil bir yok olma, bir anlık. Bu söz konusu. Ama o bir anlık. Yani böyle bir rivayette var. Yani inanmayan kafir olur derecesinde bir akidet terettüp etmiyor bunu ama böyle bir rivayette var.

  67. 27:00

    Ama burada farkı nedir ruhun Mevla'dan? Oradaki nefis ruh manasındadır. Ruhunu bilen Rabbini bilir. Ama fark nedir? Allah-u Teala ezelidir, ruh ezeli değildir. Ama ebedilikte yaratıldıktan sonra devam ediyor. ruh ezelidir, ruh ezeli değildir.

  68. 27:18

    Çünkü ya Cehennem, ya Cehennem. O zaman Hâlid-i Nebî, ya Beda. Bütün Kur'an, âyet, hadis, Cennet de Cehennem'de, müşrikler Cehennem'de, müminler Cehennem'de. Ebedi ve sonsuza kadar. Katır trilyon sene kalacak da sonra yok olacak. cennet, cehennem desen kâfir olursun derdi Efendi Hazretleri. Milyon sene desen kâfir olursun.

  69. 27:37

    Milyonun sayısı var, sınırı var der. Bir defa yaratıldıktan sonra daha yok olmuyor ruh. Beden bir dönem için çürüyor ediyor. Kimse de çürümüyor da, çoğu çürüyor falan. Ondan sonra beden de yeniden teşekkül ediyor. Ruh aynı geliyor, aynı bedenle gülüyor. Mahşere çıkarken. Ruhla beden birlikte çıkıyor.

  70. 27:55

    Ruhlar bedenlerle çiftleştirildiği zaman, yani sonra üfürüldüğünde kıyamet koptuğu vakitte. Bunlar, işte şimdi demek ki ruh, ruhun bir fiziki bedene girmeden önceki geçmişi var ama o sınırlı çünkü ezeli değil. Dört beş sene evvel adı var. Ama o dönemde, işte yüz elli sene evvel, iki yüz sene evvel fiziki dünya gelmeden, Hz.

  71. 28:18

    Ali Efendimiz'in ruhaniyeti güçlü olduğundan, bir alemi misalden bir suret ve şekle bürünüyor. Ve gidip Selman Hazretleri'ni kurtarıyor. Yani kurtarıyor derken, burada silüet şeklinde bir görünme, görüntü yok. Kılıç elinde, çekiyor kılıcı, zırh sırtında. Geçen hafta anlattık detayıyla. Açıyor, vuruyor, aslanın kafası.

  72. 28:37

    Hadi defol git de Selman Hazretleri'ni kurtarıyor. E şimdi burada, burada da eza, burada şimdi nedir? Ruh fiziki bedene girmiş. Hatib-i Şirvin Hazretleri yaşıyorken. Veyahut başka bir veli, Somuncu Baba yaşıyor. Ama yedi kapıdan aynı anda nasıl aynı anda görüntü çıkıyor? Kırk camide, minberde nasıl hutbe okuyor aynı anda?

  73. 29:01

    İşte burada da eza, onların latifeleri. Latifeleri geçen iki ders evvel veya üç ders evvel uzun uzun anlattım. Yani ruhun basamakları. Kalp var, ruh var, sır var, hafi var, ahva var. Bunların fiziki bedende bölgeleri var. Onlara biraz anlattım. Latife, yani böyle elle tutulmayan, gözle görülmeyen, alemi şahadette görülmeyen, yani şu andaki görülemeyen

  74. 29:31

    insanın, ruhunun mertebeleri var. Bu latifeler bazı Allah dostlarında çok güçlü olduğu için müteşekkil edin, şekilleniyor. Ne ile? Bir eşkâlin farklı şekillerle. Öyle şekiller mütebahin edin. Birbirinden ayırt edilebilir. Yani hep aynı şekilde. Cebrail Aleyhisselâm'ın ruhaniyeti çok güçlü olduğundan kendi asıl yaratılışı, altı yüz kanadı var, o bozulmadığı halde

  75. 30:04

    Tehyetül Kelbi, genç bir delikanlıcık, filiz gibi çok yakışıklı bir Arap, sahabeden Arap olan Tehyetül Kelbi Hazretleri'nin suretinde Rasûlullah Aleyhisselâm'a geliyor. Ama orada geldiğinde vahiy getiriyor, bütün işlerini yapıyor, tebliğlerini yapıyor. Ama altı yüz kanadıyla da arştaki Cebrail Aleyhisselâm aslı duruyor.

  76. 30:23

    Ruhaniyetinin gücünden dolayı o ruhaniyet şekillenebiliyor. Geçen derste onu dedi, cinler bile şekil değiştiriyor, kılıktan kılığa girebiliyor, Allah ona o güç vermiş. Evliya niye vermesin? Sonra ve mütecessidetun, cesede bürünüyor, yani fiziki bedene bürünüyor. Neyle bir essadin? Cesetler. Ceset dediğin şu şey yani, Türkçe'de ceset ölüye ceset deniyor.

  77. 30:47

    Arapça'da ceset ölü diri fark etmez. Cisim, elle tutup gözle görülene ceset deniyor yani. Özellikle insanlar hakkında. Öyle cesetden muhtelif edin. Farklı yani, birbirinden başka öyle standart, hepsi bu şekle girmesi lazım, hepsi bu kılıkta görünmesi lazım, ister yılan kılığına giriyor, cin mesela ister siyah köpek yerinin kılığına giriyor, şeytan mesela.

  78. 31:10

    Bunlar hadis-i şeriflerde var. İşte Evliyaullah'ın da ruhaniyetleri güçlü olduğu için fiziki bedene girmeden evvel de tasarrufları bu alemde vakı olmuştur. Onu geçen derste izah etti. Onların ruhaniyetlerinin latifeleri, işte sır latifesi vs. manevi, ruhun manevi basamaklarını teşkil eden o lataif farklı şekillere bürünebiliyor ve farklı bünyelerde, cisimlerde,

  79. 31:48

    cesetlerle bürünebiliyor. İnkar ediyor mu bak. İnkar etmiyor, ispat ediyor, bir de delillendiriyor. Ve kezâlke yine böyle halümen o kimsenin durumu ki o, mutevattunun vatan tutmuş, yani yerleşmiş, nerede? Filhindi. Hindistan'da, minel ezzeti, azizlerden. Azizler demek, büyük veliler demek. Velen ve hırut çıkmamış min vatanî vatanından.

  80. 32:18

    Mesela Hindistan'da, Yunan Abbasleri gibi veliler. Ondan evvel, ondan sonra. Serhend'de duruyor, Delhi'de duruyor, diyelim. Feci ay sonra geliyor cemaatün bir cemaat, min Mekke'de. Mekke'den el-Muazzameti, tazime şayan olan Mekke-i Mükerreme'den. Ve galû, diyorlar ki ona, ra'eynâ biz gördük eşşeyh el-fülâniyye, felence şeyh efendi işte, Muhammed Bâkı Bîlâ Hazretleri'nin.

  81. 32:43

    Yok işte, İmam Rabbi Hazretleri falan. Nerede? Fî haram-i Mekke'de. Mekke'nin hareminde yani, harem-i şerifte. El-Mükerreme'de. İkram-ı mazar olmuş, şerefli Mekke'de. Hareminde gördük, diyorlar. Bunu derken, müşirîne işaret ediyorlar, yani gösteriyorlar. İlaze-i Elkeş şahsı. Belli bir şahsı, kimden?

  82. 33:03

    Minel ezzeti. Allah dostlarından, azizlerden, velilerden, yüce zatlardan birini de gösteriyorlar. Biz bu zaten, Mekke'nin hareminde gördük, görüştük, diyorlar. Sonra diyorlar ki hani böyle, siluet gibi geldi geçti, görür gibi olduk, bir acaba da kaldık demiyorlar. Ve Cenâb-ı Hak cereyan etti. Bizimle ve beyne-i onların arasında keyte ve keyte, şöyle şöyle olaylar cereyan etti.

  83. 33:26

    İşte biz ona fetva sorduk, o bize cevap verdi. Veyahut da bize vakfetvası yaptırdı, veya şöyle tavaf da beraberdik. Yedi şah beraber tavaf ettik. Falan filancı. Vekâlet sonra diyor cemaatin ukrağı. Başka bir cemaat geliyor. Aynı şahsıdan bahsediyor, bir veliden mesela. Nerede? Rum diyarında. İşte yok Erzurum'da, yok Anadolu'da vesaire.

  84. 33:49

    Gördük diyor. Ve rahu, yine görüyor. O zatı, aynı şahsı. Taifet'in bir cemaat, Taifet cemaatinde, ukrağı diğer bir cemaatta. Bir Bağdade. Falan saat, aynı saatte olması mühim. Farklı saatlerde olursa, yani zaten, belki fiziki olarak da gelme gitme. Tabi o zamanda bu kadar da fiziki imkanı yok. fiziki imkanı yok, uçak yok, bir şey yok da Uçak yok.

  85. 34:15

    o kadar kısa zamanlarda gelip gidemez ama mesele aynı zamanda yani Arafa Günü ikindiden sonra o dev'i Arafat'ta gördüm O adı diyor Arafat'ta gördüm. o dev'i Erzurum'da gördüm Böyle şeyler oluyor. Küllüzalike, İmam Efendimiz diyor, böyle şeyler olmaz demiyor. Bunu anlatanları dinlemeyin, bunları uyduruyor demiyor.

  86. 34:40

    Küllüzalike, bütün bunlar oluyor. Bunlar nedir? İzahı nedir? Teşekkülü letaifi lealike şeyhi. O Şeyh Efendi Hazretleri'nin, latifelerinin, yani ruh ve kalbine ait. mertebelerinin, ruha ait o basamakların, o elle tutulmayan gözlerin, bir var gözümüzü görüyor, göz, kulak, el, ayak, bilmem ne.

  87. 35:05

    Bir bu var, bu bedene ait, bir de ruha ait, aynı böyle ruhun da iş gördüğü latifeler var. beden nasıl ki gözle görüyor, kulaklaşıyor, ellen tutuyor, yâretten yürüyor. Ruhunda böyle latifeler var. İş gördüğü bazı özelliklere sahip, manevi manevi, efendim, hassasiyet alanları var, bölgeleri var. hassasiyet Yani onların da yeri de var.

  88. 35:33

    onlar bir yere de hulül etmez yani o mesela kalp, sol göğsün iki parmak aşağısında sınav veriyor şekil, çam kozalağı şeklinde yumruk kadar herkesin kalbi mesela böyle çok büyük bir şey değil mesela o ama o merkezde bir de fırıldak gibi dönen bir anda bütün dünyayı dolaşan anında başına gelmeyecekler aklına gelen bir yapı var o etle sınırlı değil o dünyayla bile sınırlı değil

  89. 36:09

    o arşa bile gidiyor o kalp ama fiziki yeri olarak bölgesini göster dersen sol göğsün iki parmak altında bir et parçası onun sembolik temsili sır latifesi onun dört parmak üstünlüğü işte hafif sağ göğsün iki parmak altında efendim sır hafif ahfa, ahfa işte diyelim göbeği şeyden çenenin altından göbeğe kadar ki şu bölgede bu bölgeler tamam da bu bölgeleri açsan

  90. 36:37

    benim bypass yaparken açtılar yani iman tahtasını göğsümüzü yardılar değil mi kalbi çıkartıyorlar bilmem neler ettiler de malları değiştirdiler yani yirmi sene evvelden orada doktorlar ahfayı mı gördü sır latifesini mi gördü yani latife zaten görülmedi ama onların bedende de temsil edildiği bölgeler olabilir nefsine atıklar burada mesela anladın mı dolayısıyla

  91. 37:05

    ruhun bu latifeleri ruh güçlüyse ruh neyle güçleniyor takva ile iman, amel-i salih, zikir riyazat öbür türlü devamlı ye, iç, yat, aşağı bilmem ne nefsin ne istediğini o zaman nefis güçlenir ruh mağlup olur ama ruh galip gelirse nefis düşer ve dolayısıyla evliyaullahın keşfi açılıyor maneviyeler açılıyor çakra diyorlar şimdi işte o latifelere çakra mı diyorlar ne diyorlar işte

  92. 37:35

    o latifelerin farklı şekillerde görünmesi yani her bir latifesi ruhaniyetin güçlü olduğundan dolayı maneviyatın yüksek olduğundan dolayı Allah-u Teala burada devrede burada devrede Allah'ın yaratması olmadan kimsede bir güç yok. Allah-u Teala onun ruhaniyetine güç verdiği için o gücüyle o gücüyle nasıl ki Azrâil Aleyhisselâm nasıl ki Hazreti Ali Aleyhisselam

  93. 37:58

    aynı anda, aynı dakikada, aynı saniyede binlerce kişinin canını ona görünüp alıyor halbuki Hazreti Ali Aleyhisselam tek bir melek Allah-u Teala o meleğe verdiği gücü veliler meleklerden üstün dolayısıyla bir veliye veremez mi diyor cinlere verdiği gücü bir Allah dostuna veremez mi diyor geçen derslerde işte o dostuna veriyor onun da ruhaniyetinin latifeleri

  94. 38:25

    ruhaniyetin kavi ve güçlü olduğundan alemi misaldeki bir surete bürünüp aynı anda kırk yerde görünme kerameti gösterebiliyor ve oralarda da iş yapıyor mu iş yapıyor tabi hayal görünmüyor nurani bir şey rüzgar gibi geldi geçti yapmıyor hutbe okuyor sonra gidiyor orda cuma namazı kıldırıyor bunların hepsi yaşanmış işte İmamoğlu bunları tasdik ediyor ve tasdik ederken de

  95. 38:57

    akıl almayan yönleri olursa diye izah ediyor izah getiriyor onun ruhunun latifeleri teşekkür ediyor daha fiziki bedene girmeden evvelki ruhu bile gidip yüz elli sene evvel Selman Farsi Hazretleri'nin ruhu kurtarıyorsa bu adam zaten ruhu bedeninde şu an ama bu sen şimdi bana dersen ki bu diriler hakkındadır İmamoğlu Hazretleri burda ölülerden bahsetmiyor sen öyle zannet bu

  96. 39:27

    önümüzdeki derste de o konu anlatacak lakin olmuyor lise elkeşeyh o şeyh efendi vukufiyeti haberi bile olmuyor bazen bazen alazi teşekkülat bu şekillenmeye efendi hazretleri gidiyor polisin askerin mermisi bitmiş pkk ile şey yaparken çatışırken ona mermisini dolduruyor termüsünüzü dolduruyor, şey diyor, oradan arıyor senelerce, bu zat kimdi geldi bana yetişti imdadıma,

  97. 39:58

    beni öldüreceklerdi. O sırada geliyor caminin ortasında, efendim siz oydunuz diyor. E kimse orada bir şey anlamıyor, yanındakiler bir şey anlamaz. Efendimiz Hazretleri de ona sen kimsin, neyden bahsediyorsun demiyor. Ne diyor? Ha sen o muydun diye.

  98. 40:13

    Hacı Bilal odaya giriyor, bu ne hale fenasen diyor, bastonu tutmuş, böyle yatmış, mevzi almış falan, küçücük odada, minarenin altında. E ne diyor, Seçenistan'la meşgul oluyorduk diyor. Onun ittila var yani, ona vakıf oluyor. Bazen de bir velinin ruhaniyeti, aleme misalden şekle bulunup, gidiyor birinin işini çözüyor, imdadına yetişiyor vs.

  99. 40:37

    haberi de olmayabilir. Çünkü o ruhaniyetinin gücü, o himmet istiyor. Ve ne yazan onun için, O veli diyor, Mesela o cemaatler geldi ya, biri diyor ben Rum diyarında gördüm, birisi diyor ben Bağdat'ta gördüm, birisi diyor ben Mekke hareminde gördüm. Bazen o zat onlara cevap verirken ne diyor?

  100. 41:07

    Sizin bu dediğiniz, anlattıklarınız töhmet. Töhmet yük demektir yani. İftiradır aleyha bana diyor. Çünkü ene benle mehrut, çıkmadım minel beyt. Ben evimden çıkmadım evladım. Siz beni nerelerde gördüğünüzden bahsediyorsunuz diyor. Bana töhmet atmayın diyor. Mesela. Vele mevra ben görmedim haram ve mekke'de.

  101. 41:26

    Hicab'da Mekke haremini görmedim. Veyahut bu sene görmedim. Veyahut hiç görmedim. İmam-ı Rabb'in hazretleri hiç görmedi mesela. Kabe geldi ona ziyarete. Hacca gidemedi. Rum diyarını tanımıyorum. Ve Bağdat'ta hiç gitmedim. Bağdat'ı bilmiyorum. Ben bilmiyorum. Siz kimsiniz bana? Nereden geldiniz? Töhmet yüklediniz.

  102. 41:48

    İftira atıyorsunuz diyor. Bazı kere velilerin bazısı hatırlıyor. Tamam diyor. Sen miydin diyor. Bazı veliler de Mevla onlara bildirmeden ruhaniyetlerine tasarruf vermiş. Ruhaniyetleri işi görüyor, bitiriyor. Ondan sonra adamların yardımına koşturuyor. İmdadına yetiştiriyor. Farklı farklı işler, hukuk buluyor.

  103. 42:07

    İmam-ı Rabb'in hazretlerinin beyanı ve çile. Mevzu bunlar ibaret. Bunda anlamacık ne var? Peki burada dirilerde bu haller oluyor. Ölülerde de oluyor mu? Demin ne dedik? Feyiz vermekte, iş yönetmekte, ölülerde de eşittir. İmam-ı Rabb'in hazretleri, Haldi Bağdat'ın, İmam-ı Muhammed ve bütün ulemanın ittifakı var.

  104. 42:26

    Ama önümüzdeki derste inşallah ölülerle ilgili tasarruflara da misaller verilecektir. Ve sallallahu aleyhi ve sellem.