1:29:13 / 2:01:11

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu teala alâ seyyidina Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecma'in. Mektuba-ı Şerife'den, ikinci, 58. mektuptan devam ediyoruz. Alem-i Misal ile ilgili, velilerin ruhlarının tarafıyla ilgili, yönetimiyle ilgili konulardan bahsediyoruz. Burada bazıları bunu evliyanın

  2. 00:40

    Kaddesallâhü asrâ arûm, aynı anda birkaç yerde görünmeleri ve işte, hatta fiziken dünyada olmadan, hayata kavuşmadan evvel ruhlarının bazı işler gördükleri veya vefatlarından sonra kimilerine uyanıkken gözüktükleri vs. konuları birileri tenâsuh ile karıştırdı. Yani siyerci Nuriye gibi, kağıt haneci gibi

  3. 01:18

    İsmail Han'ın hocaları da, çoğu da Vehhâbi olmuş şu an, tabi bu kafada, dolayısıyla yoldan çıkan, ters giden Laz gibi, Avrupa'da, otobandan ters girmiş, herkes karşıdan geliyor, orada da radyodan açmış, radyo anons ediyor, oralarda biraz daha tabi trafik işleri daha şey, anons ediyorlar ki ama dikkat edin birisi ters girmiş, çarpışmayın.

  4. 01:56

    Laz da diyor ki, Laz da diyor ki, ne birisi diyor ya, hepsi ters girmiş diyor. Halbuki kendi ters girmiş yani. Şimdi, Hasan Efendi'nin torunu, Abdülhalik ne diyor? Efendi Hazretleri'nin yolu bozuluyor diyor, itikad bozuluyor. El-Hüsned itikadı çok büyük darbe aldı diyor. Niye darbe aldı? Efendi Hazretleri'nin tasarrufu devam ediyor, rabıtası devam edecek dediğim için.

  5. 02:20

    Onu kast ediyor. Kabirden yönetim yok dedi ya, kabirden tasarruf yok dedi falan, e şimdi kendi bozmuş olup, vahhabi olmuş. Milleti nasıl bilirsin, kendim gibi demiş ya, şimdi diyor ki Efendi Hazretleri'nin el-Hüsned itikadı çiziyor. Hüsned itikadı çizgisi bozuluyor diyor. Kim bozuyor?

  6. 02:41

    Medreseye İncil sokup, Kur'an'la İncil mukayesesi yapan Mahmud Eren, onların başadamı, enişteleri, ondan sonra Şeyh olsa ne zararı var yani, Şeyh olmaktan ne eksiği var diyordu Mahmud Eren için. Adam İncil'i sokmuş şeye, Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, Hazreti Ömer Efendimiz'in elinde Tevrat'tan bir sayfa gördü.

  7. 03:05

    Tevrat'tan bir sayfa, Yahudiler, o zaman Medine'de Yahudiler var, medreseleri var falan. Ondan sonra, o da bir yazılı bir şey almış, Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem bir gazap etti, bir gazap etti. Nasıl kızdı? Sen bir sayfasına, Efendimiz böyle yapıyorsa, emü tehevkûn entümke mâ tehevveketil, Yahudi ve Nesâren.

  8. 03:26

    Yahudi Hristiyanlar sapıttı. Siz de mi sapıtmak istiyorsunuz? Sizin Tevrat'a, İncil'e bakmakla ne işiniz var? Buyurdu. Ondan sonra, Âişe annemiz, birisi bir hediye getirdi, bunu meşhur Hanbeli âlimi İbn-i Müflih var, çok büyük, bir şaheseri var, misli yazılmamış yani, Türkçe'ye tercüme edilmemiştir herhalde.

  9. 03:56

    Şeriatın edepleri, her edebi söylüyor orada. Türkçe'ye tercüme edilmedi. Yeme içme edebinden, hasta ziyareti edebinden, fetva verme edebinden, soru sorma edebinden, vaaz dinleme edebinden, bildiğin gibi bir şey değil. Kitabın adı zaten, Adâb-ı Şerâie. Büyük Hanbeli, İbn-i Müflih yani. İşte onu da gördüm, kaynağını da söylüyor yani.

  10. 04:23

    Âişe annemize, radıyallâhu anh, birisi bir hediye getirdi. Sonra Âişe annemiz duyuyor ki, o adam Tevrat, İncil okuyormuş. Ya Müslüman adam. Tâbîn yani, sahabe olmasa da Tâbîn, çünkü Hazreti Âişe dönemi olduğuna göre her taraf sahabe de olur zaten. Tâbîn dönemi yani. Onun, Tevrat, İncil kitaplarına da baktığını haber alınca, hediyesini geriye adetti yani.

  11. 04:53

    Dedi ki, bu hediyeyi geri verdim. Ben öyle adamın hediyesini kabul etmem dedi yani. Şimdi sen, medreseye ince sok, ondan sonra, Evliya Allah'ın kabirden tasarruf terbiyesini inkar et. Fahrurrazileri, beyzâvileri reddet. Femcudebbül âtemrâ, bedenlerinden çıktıktan sonra işleri yöneten ruhlara yemin ederim Allah'a buyurduğunu.

  12. 05:19

    Fahrurrazi ve beyzâvi böyle mana veriyorlar tefsirlerinde. Şimdi birkaç mana veriyorlar. Bir mana da budur diyor. Bu mana ehl-i sünnete muhalif olsa ehl-i sünnet dışına adamı çıkartsa, beyzâvi ile fahrurrazi bunu reddetmeden, inkar etmeden makbul manalar içinde atleder mi? Huybubekir Sifil de öyle kalkmış.

  13. 05:42

    Kabirden yönetim işi ehl-i sünnete muhaliftir yani. Ya bana fırsat kalmıyor zaten. Birileri doğudan falan alimler şey yapmışlar. Güya Kevsericidirler yani. Kevseriden ne anlamışlar acaba? Muhammed Zahide-i Kevseri. Rahimullahü Teala. Yani mücedditlerden sayılan büyük bir zattır. Ali Adem Efendi babamıza çok itibar ettiği bir alim.

  14. 06:06

    Osmanlı dönemidir. Sonra Mısır'a işte bu zındık kafirlerin yüzünden Mısır'a hicret etmişti. Orada vefat etti. Kabris-i Şerif'inde ziyaret nasip oldu bana Kahire'de. Bir özel yerde yani. İmam Kevseri ya. Gümüşhanevi tarikatı yani Mevlana Halid'in yolu Halidiye tarikatında Gümüşhanevi kolları geliyor.

  15. 06:28

    Babası da Hüseyin Efendi olacak. O da Ahmet Ziyadü'n-Gümüşhanevi Hazretleri'nin hulefasından yani. Çok büyük bir allame. Müceddit sayılıyor ya. İbn-i Teymiye'nin ipini pazara çıkarttı. İbn-i Kayyum'un pazarı. Herkesi. Ne reddiyeler yaptı ya.

  16. 06:49

    Şimdi bütün insanlar şu anda yeni gelen nesil ehli sünnet kalmaları için hep onun ilimlerinden, kitaplarından istifade ediyorlar, ettiler. Bütün hepsi yani Hüseyin Efendi hocalardan sonra yani. Yenisi, eskisi Tevseli'den sonrası hepsi ona muhtaç yani. İrham-ül Merit diye bir ismi var. Silsile-i Meşayih hakkında, tasavvuf hakkında İrham da yani burnunu yere sürtmek demek.

  17. 07:19

    Merit de inatçı. İnatçı hainlerin burnunu yere sürtmek. Tam da doğru isim vermiş. Evliyan tasarrufunu inkar edip kabirden yönetim ehli sünnette muhaliftir. Sen ehli sünnetten Kazım Beyzavi'den iyi mi biliyorsun? Ondan sonra Fahrur Razi'den daha mı ehli sünnetsin? Senin ne ilmin var ya? Senin ne ilmin var?

  18. 07:39

    Fahrur Razi'nin yanında, Beyzavi'nin yanında senin esamen okunur mu ya? İmam-ı Rabbani'nin yanında seninle konuşabilirsin. Aşin İmam-ı Rabbani'nin yanında. Bunları bahsediyor. Önümüzdeki derste de bahsedecek. Hepsini bir derste konuşamıyoruz mu yani? Mektup uzun mektup. Öldükten sonraki medetleri, imdatları, yardıma gelmeleri, ikazeleri, müritlerin

  19. 07:58

    istimdatları, istikazeleri hepsini söyledik. Bir dahaki derste de onlar var. Bunların hepsi haktır diyor. Yönetim dediğin zaman geldi hükümeti Cumhurbaşkanı'nın yerine imza mı atıyor dedik? Zaten bu rabıtayla ruhaniyet terbiye ediyor. Ruhani terbiye de ruhu velilerin, kafirlerin bile ruhları ölmüyor.

  20. 08:19

    Velilerin ruhu ölüyor mu? Kafirler sıçrında, Evliyaullah sıttıklar aleyhinde. Şehitlere bile böyle asıl diriler onlardır. Ölü demeyi yasaklıyor. Peki veliler şehitten aşağı mı? Aşağı olur mu? Yukarıda. Velilerin hepsi sıttıktır. Peygamberlerden sonra sıttıklar gelir. Veliler tabi hele ki Mürşid-i Kamiller, hele mücedditler kesinlikle sıttık.

  21. 08:42

    Ondan sonra şehitler gelir. Şehit zaten normal vatandaş. Allah rızası için harbe gidiyor. Vatanı, milleti, namusunu muhafaza için. Müslümanlar yağmalanmasın, Müslümanları işgal etmesinler diye. Normal bir Müslüman. Namazını abdestine diyelim ama normal. İlmi yok, bir şey yok. Belki takvalı tam yok. Evliya denilecek bir hali yok yani şehit olmadan evvel.

  22. 09:05

    Ama Allah yolda öldürüldüğü için şehit oluyor. O şehit hakkında velahiyyam, asıl diriler onlardır. Sakın ölü demeyin diyor. Ölü demeyi yasaklıyor. Diğer Ali İmran Suresi Ali İmran Suresi'nde onları ölüler zannetmeyin. Düşünmek bile yasak. Ölü olduğunu düşünmek bile yasak. Velahiyyamun ayn da rabbim yurzakun.

  23. 09:31

    Rızıkları veriliyor, yiyorlar, içiyorlar. Fiziki manada diğer cennet bahçesinde olan ölülerden farklı rızıkları da gönderiliyor. Bunu şehitler hakkında söylüyor. Emine nebiyyine ve sıttigine ve şühe dayi ve salih. Peygamberlerden sonra sıttıklar geliyor, sonra şehitler geliyor. Şehitler de boğulursa, Mahmut Efendi Hazretleri'nin sıttık olduğuna kim şüphe edebilir?

  24. 09:55

    Sıttık ne demek? Özü sözü doğru, türüs, takva, haram, tasarruf. Takva, haramdan sakınan veli, sıttık sen. Ne yani? Şehit, veli olmayan normal vatandaş da şehit oluyor. Şehit olmak nasip olursa, tabii Allah rızası için harbe gittiyse, gösterişe kaçmadıysa, efendim, vs. bazı şartlar var. Normal vatandaş şehit oluyor.

  25. 10:18

    Allah Teala ona ölü demeyin. Dili gibi tasarrufu devam ediyor diyor şehitlerin. Harplere katılıyorlar, geliyorlar. Ruhaniyetle. İlla ki bu Bedir şehidi, Uhud şehidi olması lazım değil ki de. Kur'an-ı Kerim'de öyle bir kayıt yok. Ve şu eder şehitler. Ama şehitlerden geride ne var? Sıttıklar var. Ondan beri de Nebiler var.

  26. 10:40

    Yani sıttık, Evliyaullah sıttık. Onlar sıttık değilse kim sıttık kaldı dünyada o zaman? Yani öbürü sıttıktan sonra sıttık yok mu? Eee, şehit hakkında bulunan şeyin daha kuvvetlisi Nebiler hakkında, sıttıklar hakkında yok mu? Elbette var. Tasarrufları devam ediyor. Yönetim, tasarruf kelimesiyle yönetim kelimesi aynı şey.

  27. 11:05

    Bütün Enbiya kitaplarında, tasavvuf elli itikadlarında, hepsinde tasarruf geçiyor. Eee, Türkçe karşılığı yönetim. Eee, ayette ne geçiyor? Salihlerin, sıttıkların, velilerin ruhları bedenlerinden ayrılması hakkında. Yani, vennâ zâdikâr gâvennâ şubâtineşlâ vessâbihâ csebhâ fessâbikâ csebhâ İşte bu yeminler de ona göre manalandırılıyor.

  28. 11:31

    Beyzâvî'de de var, Fakhrâz'da da var. Ruhlar aleminde yüzüyorlar, işte birbirine yarış ediyorlar, geçiyorlar falan, işte neler anlatıyor. Getiriyor, son yeminde atıf ediliyor, kaseme atıftır yani. Kasem fâsı olmaz, felmüdebrâbba cefâya kasem demedik. Ama atıfedir geride, vennâ zâdikâsemdir. Bu işleri yöneten ruhlara yemin ederim buyuruyor.

  29. 11:58

    İşleri yöneten, burada melekler manası da var. İşleri yöneten, eee, efendim, rüzgârlar, rızkârlar, bazı şeyler orada verilmiş. Herhalde en az 3-4 man. Bu bir manası bunu. Felervâhil, kudsiyetil âliyet diyor. Mukaddes yüce ruhlar, işleri yönetenler diyor. Mevla istediğiyle işi yönetir. İsterse Cebrail aleyhisselam, isterse Tâbîl aleyhisselam,

  30. 12:27

    isterse Abdülkadir Geylânî ile, isterse Ahmet Rufa ile. İstediğiyle yönetir. Yaratan ancak Allah olduktan sonra. Ölüyle dirinin ruhunun ne farkı var? Ruh güçlüyse, tasarruf sahibiyse, zaten şehitler hakkında buyrulandan, daha yüksek mertebede olduğu zaman sıddık olduğu için, zaten tabi, dili, hükmünde ölü bile diyemezsin.

  31. 12:47

    Ölü olduğunu bile düşünemezsin. Nehyediliyor. E şimdi, şehit ediyor onu. Muhammed Zahidü'l-Kevserî Hazretleri buyuruyor. İrhamu'l-Merid'de var. Velilerin vefatlarından sonra tasarrufları devam ediyor. Aynı güçleri ruhlarına intikal ettiği için. Zaten güç ruhtaydı, bedende bir güç yok. Ruh bedenden çıkınca beden olur.

  32. 13:12

    Otur, iskelet alırsın, gömersin. Ruhunun tasarrufu, gücü aynen devam ediyor diyor. Bunu İbn-i Kayyum kitabı ruhta söylüyor ki, İbn-i Kayyum Vahabilerin önderlerindendir. Yani Vahabi denmez ona tabi. O eski de İbn-i Teymiye'nin başadamı. O bile bunu kabul ediyor. Bunlar, yani İbn-i Teymiye'den de, İbn-i Kayyum'dan da aşağı düştüler.

  33. 13:34

    Daha geri gittiler. Bir ruh diyor, Ebu Bek Sıttık'ın ruhu gibi güçlüyse diyor, Sadece Ebu Bek Sıttık'ın ruhu demiyor, Bir ruhta diyor, o kuvvet varsa diyor yani tasarruf, Velilerden, Sıttıklardan olduğu için. Ve bir, Tek başına bir orduyu bozguna uğratabiliyor. Şekle bürünüyor, geliyor. Orduyu bozguna uğratıyor.

  34. 13:58

    Sen ne konuşuyorsun? Abdülkale'ye düşmüş. Efendi Hazretleri'nin ehl-i sünnet itikadı, Tehlikeye girdi arkadaşlar. Efendi Hazretleri sana mı ehl-i sünnet dedi, Bana mı ehl-i sünnet? Bir de benim için dedi, Tam ehl-i sünnet. Tam. Kelimeye dikkat et. Bunun kaç tane şahidi var? Ehl-i sünnette bu kadar hizmeti Nasip olmuş adamın, Ehl-i sünnet itikadını bozması, bozdurması,

  35. 14:26

    Tahayyül edilebilir mi? Ama sen şimdi yoldan çıkıp da Terse gidersen, Bu sefer bütün gelenlere, Ne biri dedi ya? Hepsi terse girmiş dedi. İşte bu kafaya gidersin. Ondan sonra, Ebu Efsufil gibi de Adam buluşan yanına, Konyalı, Anyalı bir şeyler daha var. Yok şirk, Yok bilmem ne. Sizin tarikattan ne haberiniz var?

  36. 14:58

    Ehl-i Sünnet'ten ne alakanız var, ne haberiniz var? Tarikattan bırak. Bunun şirkle ne alakası var? Ha Zahid-ül Kevser'i söylüyor, aynı yönetim şeyini. Ruhaniyetin gücü devam eder, intikal eder diyor. Alemberzaktan işleri görür diyor. Ehl-i Sünnet'in itikadını kurtarmış, müceddit sayılan Zahid-ül Kevser'i bunu söylüyor.

  37. 15:18

    Ya ona ne hacet var? Zahid-ül Kevser'e ne kadar önce? İmam-ı Rabban söylüyor, vesaire söylüyor. Yönetim deyince aldı kağıdı kalem eline, ondan sonra bütün devleti, milleti o yönetiyor. Bunu mu dedik biz? Konumuz Rabıta. Rabıta tasarım. Ruhaniyetin terbiye etme yetkisi, manevi hali var mı? Yok mu? Yoksa Cafer Sadık nasıl Ebu Ezzel Bistami'yi kabrinden yetiştirdi?

  38. 15:42

    Yoksa Ebu Ezzel Bistami kendisinden yüz küsur sene sonra doğan Ebu'l-Hasene Karkani'yi nasıl yetiştirdi, şeyh yaptı? Birbirini hiç görmediler mi? Nakçıcı Tarikatı'nın sekiz esas kaidesini ve usulünü Muhammed Mahmud Hüseyin Haşmer Kutsesur Hazretlerimiz zahiri şeyhi olan Seyyid Emir Küler'den almadı ki.

  39. 16:11

    Kimden aldı? Abdülhalik Hücumani'den aldı. Abdülhalik Hücumani ne kadar? Mezarlıkta geldi, önüne çıktı. Zuhur etti. Hacı Eken Meşayihi'yle beraber. Hacı Arif Zivegeri, Mahmud Encik İrfahı Nebi. Hepsi o yanındaydılar. Şah-ı Nakşibend Hazretleri onları görmemiş. Zaman bakımından yetişmemiş. Ona sekiz kaideyi Tarikat-i Nakşibend diye beyan etti.

  40. 16:39

    Ondan sonra Nazarberk'a demiş de vesaire maddeler var. Ondan sonra iki yüz sene belki var aralarında aşağı yukarı. Abdülhalik Hücumani Hazretleri kabristana geldi. Tarikat talim ediyor. Kaideler koyuyor. Esasları belirliyor. Şah-ı Nakşibend Hazretleri'ne vasiyet ediyor bu esaslar üzerine yürüyeceksin.

  41. 17:08

    Nakşibend Tarikatı'nı üveyseydir Tarikat-i Nakşibend dediği budur. Bu yönetim değil mi? O zamana kadar tarikatta kurulmamış kaideleri iki yüz sene evvel vefat etmiş Hücumani Hazretleri Şah-ı Nakşibend'de beyan ediyor ve Nakşibend Hazretleri o yolu üzere yürüyor. Nakşibend Tarikatı oradan çıktı. O kaideler üzerine mebnidir yani.

  42. 17:33

    Bu yönetim dediğimiz biz, sen ne anlıyorsun yönetim dediğimden? Gidip kuzu pişirecek de sana gelecek ağzına mı sokacak zannediyorsun? Dolayısıyla mütebbirâ demirâ işleri yöneten kutsal ruhlar diyor. Onlar ehl-i sünneti bilmiyor. Beyzâviler, fahr-ı râzîler beyaz pestamiler, ebrâs-ı zekâr, gâniler Şah-ı Nakşibendler bilmiyor.

  43. 18:00

    Ondan sonra ölüden ilim alıyorlar, icazet alıyorlar, şengoluyorlar kabirden. Sen kalkıyorsun kabirden yönetim lafı ehl-i sünnete muhaliftir. Senin itikadın ehl-i sünnete muhaliftir. Ne cihayet adamsın. Bütün ehl-i sünnet kitapları dolmuştur. Ruh ölmediği, bütün ehl-i sünnette kaynak bu. Ölmediği, e ölmediyse ne iş yapacak ya?

  44. 18:28

    Bir iş yapacak da ya cehennemde zıbaracak, ya cennette nimetlenecek. Ama tabi cennette nimetlenecek. Normal Müslüman, takva sahibi cennette nimetlenir. Ama bu şehidse harplere katılmaya devam ediyor. Bu sıttıksa, veliyse, müritlerini terbiyeye devam ediyor. Himmet isteyenlere imdat ediyor. Abdülkadir Geli Hazretleri'nin himmet isteyenlere şu anda imdat ettiği,

  45. 18:50

    birçok şeyden kurtardığı, Hayat-ı Haramiyye'nin bütün ehl-i kitaplarda yazıyor. Erbâ tümnel evriyâ et tesarafûne fî kubûrim kelâhyâ. Dört veli kabrinde diri gibi tasarafa devam ediyor. Şimdi o dört veli, özel ismi bildirilmiş. Yani aşereyi mübeşşereye cennete girdiği müjdelenmiş on sahibi. E cennete girdiği on sahibi mi müjdelenmiş?

  46. 19:11

    Hadiste ismi zikredildiği için on. Yoksa küllemâdallâhu l-usnâdiyyû Kur'an. Allah sahabenin hepsine cenneti vaad etmiş. Yani dört veli diri gibi tasaraf ediyor. Bu demek değil ki beşinci bir veli yok. Onların özel isimleri ittifakla zikredilmiş diyor. Bak Rukeyli Menbeci, Hayat-ı Harrani, Abdülkadir Geylani, Maruf-ül Kerhî, Kaddesallâhu aleyhi ve sellem, kelâhyâ.

  47. 19:34

    Diri neyse yönetim devam ediyor. Bunu neresi ehl-i sünnette muhalefet? Tasarruf kitabı. Sen o zaman bütün tasarrufu verirsen de muhalefet. De çık git kurtul. İbn-i Tevmiye demiyor bunu ya. Bunlar nereden türemişler? Bu kadar cahil olduklarını hiç bilmiyordum tabii. Abdülkadir zaten bilmiyor. Onu biliyordum da.

  48. 19:58

    O hoca olmuş. Nasıl diyorsun ki kabirden yönetim? Kabirden yönetimden sen niye bahsediyorsun? Meclise gelip de kanunları mı çıkartmayı söyledik biz? Kabirden yönetim dediğin ne? Abdülkadir Gucduvani'nin şeyini inkar edebilir misin? Bu yönetim değil de nedir? Tarikat kurduruyor, 8 tane esas üzerine 700-800 senedir o tarikat devam ediyor.

  49. 20:21

    Bu yönetim değil de nedir? Ondan sonra? İmanen yetiştiriyor Ebu Yezid el-Bistami Hazretleri'ni. Cafer Sadık radıyallahu anh silsileden, akşi silsilesine en büyük mürşid yapıyor. Onu görmemiş. Ebu Hazret'in karganı 100 sene evvel ölmüş. Her gün kabrine gide gide. Ebu Yezid el-Bistami Kaddasi Hazretleri oradan yetişiyor ve dünyanın en büyük şeyh oluyor.

  50. 20:49

    Bu terbiye olmasa, yönetim olmasa onu nasıl yetiştirecek de? O nasıl mürşid olacak? Ebu'l Hasan Kargani'nin mürşidliğine. Kim ihtilaf edebilir? İmam-ı Gazali'nin şeyhinin şeyhi. İmam-ı Gazali'nin şeyhi Ebu Halif Harmedi. O kimden irsiz Ebu'l Hasan Kargani? O kimden Besbestan'da? Gördün mü görmedin mi?

  51. 21:12

    100 sene evvel küsuru da var vefat etmiş. Nasıl oluyor bu? Bunları nasıl inkar ederse? Bu bana uymaz. Diri bir mürşid lazım bilmem ne öyle diyorsan. Sahtekar dolu git bul. Hakiki de hiç yok demiyorum. Ama sahtekar dolu var. Onu biliyorum. Git bul bana ne? Ama sen benim itikadıma, Eli Sünnet'e muhalif diyemezsin.

  52. 21:37

    Çünkü benim itikadım değil bu. Bütün evliyanın, sıttıkların, salihlerin itikadı böyle yazıyor. Ruhların tasarrufu hakkında. Bunun hakkında muhtemelen kitap yazacağım. Bütün delilleriyle tasarruf, yönetim demek. Kabirden yönetim, Eli Sünnet'e muhalif. Yani ben cahil olduklarını biraz biliyordum. Tetebbüatları çok zayıf onu biliyorum.

  53. 22:00

    Ama bu kadar da bilmiyordum. Yani onun için kendimizi kurtaralım. Bunlar dinlenecek hali kalmadı. Dinlenecek hali kalmadı. Kalkmış diyor. Efendimiz Hazretleri'nin Eli Sünnet itikadı tehlike altındadır arkadaşlar. Siz bozmadıktan sonra tehlike altında olmaz. Bozan sizsiniz. Ramitayı da bozdunuz. Eli Sünnet itikadını da bozdunuz.

  54. 22:27

    Medreselerin İncil'i de soktunuz. Kafirlere acıyalım ya Hristiyan acıya. Efendim acıyalım lafını da siz dediniz. Hamdülillah laflar bunlar. E sizin baş tacınız. Baş tacınız işte ona tabirsiniz. Onun ne lafları var öyle. Adam ona neler söyledi. Merhametli olalım biraz. Allah cehennemi atacağım diyor.

  55. 22:50

    Ben mi merhamet edeceğim Allah'ın merhamet etmediğine. Bu lafları söyledi millete. Ondan sonra yazık yazık yazık. Ne hale geldi. Eyvah ki garip oldu şeriat-i Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Ki kaldı bu misilli ulemanın elinde. Ali Adan Efendi Hazretleri çok okudu bunu. Hafız, alim geçen adamların eline kaldı.

  56. 23:17

    Bu gibi ama. Hepsi değil. Bu gibi. Bu gibi eline kaldı. Eyvah şeriat, tarikat, hakikat, marifet. Garip kaldı. Ehli de çok kalmadı. E bu mektupları bu dersleri. Kaç kişi dinliyor? Dinleyenden kaç kişi anlıyor? Ama anlamak lazım. Daha hiç bilmeyen olur. Kaz demiş. Ördekliye kazlığa razı olmamak lazım.

  57. 23:40

    Biraz da bir şeyler dinlemek, öğrenmek lazım. Şimdi İmam-ı Rabbani soruyor. Diyor ki fe inkı ile eğer denilecek olursa. Kad nukı ile muhakkak nakledildi. Kimden? An emir-i müminin. Ali-in keramallahu tevbe. Müminlerin emri Hazreti Ali Efendimiz. Bizden nakledildi. Ta ve bazı evliya ile. Eczan. Yine böylece diğer bazı velilerden.

  58. 24:01

    Gayrihi ondan başka Hazreti Ali'den başka. Hazreti Ali de evliyadan sayılıyor. Çünkü peygamber olmayanlar sıttık da olsalar evliyadır. Dolayısıyla her sıttık aynı zamanda velidir. Her sahabi aynı zamanda velidir. Ama her veli sahabi değildir. Her veli sıttık yani makamına göredir ama ekseri evliyaullahın ekseri sıttıktır.

  59. 24:33

    Dolayısıyla Hazreti Ali sahabenin tabakasının tümü evliyaullah tabakasıdır. Çünkü enbiya evliya. Peygamber mi veli mi dediğin zaman sahabe peygamber olmadığına göre velilerden sayılıyor. Onun için Hazreti Ali'nin dışındaki bazı evliyadan da diyor nakledildi diyor. Ne nakledildi? Birisi bana bunu sorarsa diyor ben ona şöyle cevap veririm.

  60. 24:56

    Biri bunu sorarsa ben böyle bir şey yoktur deyip kesip atmam diyor. Ona izah ederim diyor. Şimdi bunlara sorsan yok öyle bir şey. Kaynağını görmedik. Senin gördüğün görmediğinin zekatı olmaz. Evet ne nakledildi? En nehu şüphesi şan. Yani önem verilmesi gereken husus şudur ki Hazreti Ali Efendimiz'den vesaire bazı evliyadan vuku buldu, meydana geldi.

  61. 25:25

    Ne bazı amalin, bazı ameller. Öyle ameller, garibetin, garip. Garip demek eşine benzerine rastlanmamış işler yapmışlar. Ta vefalin, fiiller. Amel, ameller, işler. Vefal, fiiller, işler. O daha ne? Acibetin, acip teacübe şaya. Çok hayret veren, insanı şaşkın bırakan işler. Vuku bulmuş. Olur evliya Allah'ın kerameti aktır.

  62. 25:53

    El-i sureti kaidesidir, itikadıdır falan. Ama bu biraz farklı. Niçin? Kable vücudi var olmalarından önce. Hani şimdi var oldular, yaşadılar, vefat ettiler. Ruhlarının tasarrufu devam ediyor. O çok. Ama bir de var ki fiziken var olmadan önce ruhu iş görmüş, keramet göstermiş. Nasıl bir varlık? El-unsuriyye.

  63. 26:17

    Unsuriyye yani işte hava, su, toprak, ateş unsurlarından, maddeden yani. Fiziki maddelerden müteşekkül olan şu varlığımız, vücut dediği yani var olmamızdan var. Ondan önce yani. Hazreti Ali fiziken, anasının da doğmadan evvel, veyahut bazı başka evliya Allah da var diyor. Onlardan vuku bulmuş. Ne kadar önce?

  64. 26:45

    Var olmadan bir kuruunil. Asırlar önce. Öyle asırlar önce tahvil etti. Uzun asırlar. Yani böyle doğmasına yakın, anasının karnındayken değil. Üç sene, beş sene, on sene, yirmi seneden de fazla. Asırlar. Çünkü Selman-ı Farisi'nin yaşadığı hadisede, o zaten Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında 200-250 yaşlarında.

  65. 27:10

    Bazı rivayetlerde 400 yaşında vefat ettiği de var. Ama ittifaklı 250 yaşında, o kesin. Vefatı mesela, ittifaklı olan. Öbür türlü 300-400 rivayetlerde de var. Dolayısıyla Hazreti Ali Efendimiz kaç yaşındaydı ki? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem 40 yaşındayken yani. Hazreti Ali Efendimiz 7 yaşında falan Müslüman oldu.

  66. 27:33

    Müslüman olur derken İslam şeyde geldi. Kur'an vahyedildi. Kur'an şeriatı geldi. Hazreti Ali Efendimiz çocukken, daha ergenliğe ulaşmamıştı yani. Buluğa ermeden Müslüman oldu. İslam kabul etti. Erkeklerden, kadınlardan, çocuklardan Hazreti Ali Efendimiz diye böyle sayılıyor ilk Müslüman. Dolayısıyla Hazreti Selman'ın başına bu hadise geldiğinde,

  67. 28:14

    işte aslan saldırmış ona, suya kaçmış, sudayken falan. Hazreti Ali Efendimiz doğmasına 100 sene, 150 sene var. Bir Kur'an'ın asırlar önce, mütatavil edin uzun zaman geçiyor. Nerede vuku bulmuş bu? Rüyada değil. Misal aleminde de değil. Fi alemi şehadeti. Alemi şehadet demek gözle görülen, elle tutulan bu alemde.

  68. 28:44

    Ha şimdi ben burada nasıl tutuyorum bak kapağını açtım mı indiririm. Alemi şehadetsin. Rüyadayken. Bu alemde vuku bulmuş. Bazı acayip garayip işler. Şimdi fekeyfi o zaman nasıl yasakhu? Sahi olacak, doğru kabul edilecek, zalike. Hazreti Ali Efendimiz'in vs. bazı evliyanın kendileri fiziken yaratılmadan önce ruhlarıyla tasarrufta bulunmaları, yönetim yapmaları, iş görmeleri.

  69. 29:15

    Nasıl sahi kabul edilecek? Tenasuhu tecviz etmek istesin. Tecviz onu caiz görmeden, o zaman diyor ki böyle bir şey olduğuna göre Hazreti Ali daha buradaki bedeninde yaratılmamış. Demek onun ruhu evvelden yaratılmıştı. Herkesin ruhu. Ruhlar bedenlerden 4000 sene evvel yaratılmış. Veya neyse işte yani evvel yaratıldı kesin.

  70. 29:41

    O zaman Hazreti Ali'nin demek ruhu bu anasından doğduğu işte efendim Ebu Talib'in oğlu ya efendim sallallahu aleyhi ve sellem amcasının oğlu. Ebu Talib'in hanımından efendim sallallahu aleyhi ve sellem çok iyi bakan yengesinden doğmadan 100 sene, 150 sene, 200 sene evvel demek Hazreti Ali'nin ruhu başka bir bedene girmişti.

  71. 30:12

    O bedende yaşıyordu. O bedende yaşadığı için orada o işleri görüyordu. Sonra o bedenden ölünce buradaki işte Ebu Talib'in hanımından olan Ali'nin radıyallahu anh'ın bedenine girdi. Yani ruh o bedenden işi bitti geldi bu bedene bir daha girdi. Bunu mümkün demezsen yani reenkarnasyonu kabul etmezsen

  72. 30:39

    Hazreti Ali doğmadan 150 sene evvel, 200 sene evvel nasıl Selman-ı Farisi'yi kurtarmış aslandan. Şimdi onu kısaca anlatacağım. Demek ki reenkarnasyon haktır diyor adamın biri. Lafları iyi dinleyelim. Bizim kabul ettiğimiz bir şey değil. Ama şurası kabulümüz. Hazreti Ali'nin ruhaniyeti fiziken yaratılmadan bedenine girmeden evvel ruhaniyeti yaratılmış.

  73. 31:08

    Fiziki bedeniyle yaratılmadan yani bedenine girip iş görmeden evvel yüzlerce sene evvel keramet göstermiş mi göstermiş. Tasarrufta bulunmuş mu bulunmuş. Tedbir ve yönetimi yapmış mı yapmış. Bu sahih midir? Sahittir. Nereden anlıyoruz?

  74. 31:22

    Şimdi adam soru soruyor ki sen buna nasıl sahih diyorsun? Madem öyle reenkarnasyon var diyor. İmam-ı Rabban Hazretleri de bu. Ben şöyle cevap veririm. Şimdi burada iki türlü cevap var. Hatta üç türlü. Ya diyeceksin ki böyle şeyler hiç farkı olmamış. Bunun aslı astarı yoktur. Bu hurafedir, uydurmadır.

  75. 31:47

    Diyeceksin. Konu temelden çöker. Sual aslından sakıt olur. İkinci cevabı verirken ya da diyeceksin ki bu orada reenkarnasyon var. Reenkarnasyonu ben kabul ediyorum diyeceksin. Haşa. O da insanın kafiri. İşte ikinci bir cevap. Reenkarnasyonu kabul edenlerin cevabı. Üçüncü bir cevap var. Bu olaylar vaki olmuştur, yaşanmıştır.

  76. 32:12

    Hazreti Ali Efendimiz bedeniyle yaratılmadan evvel fiziki bedeni yaratılmadan evvel böyle tasarruflar yapmıştır. Diğer bazı Evliyaullah'ta yapmıştır. Öldükten sonra konuşmuyoruz. Öldükten sonra ittifakla var. Bu daha fiziken yaratılmadan. Bunlar vardır. Sahi midir? Sahi değil. Nasıl sahi olacak diyor.

  77. 32:33

    Bak İmamoğlu Hazretleri cevap verirken demiyor ki bunlar sahih rivayet değil. Bunlar uydurmadır. Böyle bir şey olmamış. Vaki olmamış. Onu demiyor. Reenkarnasyon da yok diyor. E peki o zaman gel izah et bana. Bu nasıl olmuş? İşte ona cevap veriyor şimdi.

  78. 32:56

    Bu acayip işlerin meydana gelmesi. Garip fiillerin eşsiz eşe-emsal görülmemiş işlerin südür demek meydana gelmesi. Şimdi meydana gelmesi neyle oldu diyor. Demek meydana gelmiş mi? Gelmiş. Bu rivayetler sahi mi? Sahi. Kabul ediyor. Ama bu tenasukla ilgili değil. Reenkarnasyonla alakası yok bunun diyor.

  79. 33:20

    Ya nedir? Bu ancak bu işlerin suduru ve sudura gidiyor. Nereden meydana geliyor? Bu Evliyaullah'ın, büyük velilerin ruhlarından meydana geliyor. Ya ruhlarından yani ruhunun gücüyle o işi yapıyor. E tamam ruhundan meydana geliyor ama ruhunun fiziki bir bedeni yok. Ama atlı gelmiş, kılıcı çekti, aslanın kafasını koparttı, attı bir tarafa, Selman Faris'e çık, kurtuldu.

  80. 33:55

    Yani fiziki alemde yaşanmış Selman Faris'i. Aslan esir almış, sudan çıkamıyor, korkutan, yiyecek onu. Bu fiziki alemde olmuş, yaşanmış. Hazreti Selman Medine'de Hazreti Ali'yle buluşmadan, görüşmeden kaç yüz sene evvel. E fiziki alemde olmuş ama Hazreti Ali'nin ruhu var tamam, bedenlerinden evvel yaratılmış onu kabul etsek.

  81. 34:20

    Ama bedenine girmemiş. Daha yani fiziki manada dünyada anasından doğma zamanı gelmemiş. Yani bunu sen rüya aleminde değil ki bu. Rüya aleminde ruhlar zaten dirilirken rüyada, yaratılmadan evvel adamın ruhunu gördüm, şekle bürünmüş. Bu rüyadır, bunu herkes kabul edebilir. Ama şehadet aleminde bu gelmiş, fiziki manada kılıcı çekmiş, aslanı kesmiş.

  82. 34:50

    E İbni Arabi Hazretleri diyor ki bunlar sahiptir, böyle şeyler olmuştur. Olmuş ama bunun sücürü diyor, Hazreti Ali radıyallâhu anh'ın bedeniyle birleşen, yani kendi bedeniyle fiziki manada yaratıldıktan sonraki ruhunda değil, bu ruhu mücerred eden, bedenden soyutlanmış, daha bedenine girmemiş olan ruhtan geliyor.

  83. 35:13

    İnne mâ ve minervâi hâvle ale kâbiri. Bu büyüklerin ruhlandan meydana gelmiş. Peki nasıl olmuş, fizikiye nasıl olmuş o zaman? Sârat, onların ruhları olmuş, mütecessit eden, cesede bürünmüş. Yani ruh, normal manada annesinin karnında 120 günlük olduğu zaman, Hazreti Ali Efendimiz'in fiziki bedenine girme döneminden çok evvel ruhu var mıydı?

  84. 35:40

    Vardı. Bizde bedenimizle yaratılmadan ruhlarımız vardı. Elâ vacirû l-mücellezir. Ruhlar toplu ordular halinde geziyorlar diyor. Sahip Bukhara Hadisi. Ruhlar aleminde tanışanlar, görüşenler dünyada birbirini gördüğü zaman ülfet bulur. Yani sanki 40 yıllık dostummuş gibi adamı yeni görüyorum, babana kadar sevdim falan canım.

  85. 36:05

    Ruhlar aleminde beraberdiniz ondan. Sahip Bukhara Hadisi. Ruhlar aleminde birbirine zıt gittiyse, ters gittiyse, burada da gör adamı, ilk görmüş. Adam da ona bir şey yapmamış. Hatta hürmet ediyor, hürmet ediyor ama hiç sevemedim şu adamı ya. Ben bu adama karşı bir soğuk tutup içime bir şey geldi. E neden?

  86. 36:25

    Ruhlar aleminde sevemememiş. Burada da itiraf ediyor. E bu Hadis Bukhari'di. Ruhlar toplu ordular halinde geziyorlardı. Dolayısıyla şimdi onun o ruhlardan istediğine Mevla bedene bürünme izi veriyor. Mevla Efendimiz de fiziki manada bedeniyle birleşmeden, yüzlerce sene evvel Hazreti Selman Efendimiz'e,

  87. 36:57

    ki o zaman Kur'an şeriatı Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelmemiş de, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'de doğmamış. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hazreti Selman buluştuğu kaç yaşında? Medine'ye ilk geldiği seneyi bile tutsan 53-54 yaşından aşağı değil. Hicret zaten 53 yaşında hukuk.

  88. 37:18

    Yani Hazreti Selman o zaman 200 yaşlarındaydı. En azı o da rivayetlerin, en azı 200 yaşındaydı. İttifak dışı, vefatı 250. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sonra da yaşadığı için, yani orada da belki bir 30-40 sene var. 200 küsur yaşındaydı. E demek ki, bu büyüklerin ruhlarına Allah Teala tasarruf ve yönetim vermiş,

  89. 37:41

    daha onlar fiziki manada bedenlerine girmeden evvel cesede bürünmüşler. Mütecessil eden, cesede bürünmüş. Neyle? Bilet saati. Fiziki beden gibi bir bedene bürünmüş. O zaman görülüyor işte. Alem-i Şehadet'te görünüyor, geliyor. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu anda uyanırken görüşenler nasıl aynı?

  90. 38:04

    Görüşüyorlar, hadis öğreniyor, ders söylüyor, soru soruyor, cevap alıyor. Evet, cesedine bürünmüş vaziyette intikal etti ruh. Neyle beraber? Bimeşşiyetillâhi teâlâ, Allah Teala'nın iradesiyle, dilemesiyle ve kudretini taalluk ettirmesiyle, yaratmasıyla. Anladın mı? Ve maşallah o cesede bürünen, yani fiziki bir bedene bürünen ruh,

  91. 38:34

    halbuki asıl bedeni daha kaç sene, yüz sene sonra yaratılacak. Asıl bedeni daha yok ortada. Ve maşallah, mübaşeret etmiş yani, bir fiil, teşebbüs etmiş, iş yapmış. Neleri yapmış? El-ef'ale, fiilleri. Acayip acayip işler yapmış işte. Aslanı kesmiş, öbürünü asmış, öbürünü kurtarmış. Acayip işler yapmış.

  92. 39:00

    Ruh yapıyor. Ama fiziki manada, alemi şehadette eseri var mı? Ortada çıkmış, çıkmış. Çünkü Allah ona bir şekle bürünme, fiziki bir şekle bürünme izni vermiş. şekle bürünme, fiziki bir şekle bürünme, izni vermiş, bir meş'iyet illa. Ama o ruh, Bimeşşiyetillâhi.

  93. 39:18

    Hz. Ali Efendimiz'in bedeni annesinin rahm-i şerifinde, rahminde yaratılmadan, yaratılmış olan başka bir anasının karnından doğmuş olan başka bir bedene girip de o bedenle o işi yapmış değil. Hazreti Ali Efendimiz, Selman Farsi'yi yüzlerce sene evvel, Hazreti Han Efendimiz, Selman Farsi yüzlerce sene evvel, Hazreti Ali doğmadan yüzlerce sene evvel

  94. 39:42

    Hazreti Ali doğmadan yüzlerce sene evvel aslandan kurtarmış. Bu nasıl olacak diyor, reenkarnasyon olmadan. Sahih diyordu İmam-ı Rabbani. Reenkarnasyonla da alakası yok diyor. yok diyor. Çünkü neden? O işi ruhu yaptı onun diyor. Ama o ruh, o dönemde yaşayan birinin bedenine girip, anasının karnına girip, onun bedeninde yaşarken, yaşarken yapmadı o işi diyor.

  95. 40:05

    Başka bir bedenle alakası yok. Allah'ın âlem-i misalde yarattığı bir ceset, bir cisimmin dünyada... fiziken görünmesi. Ne gibi? Cebrail Aleyhisselam'ın Meryem Validemiz'i karşısına Filiz gibi bir delikanlı şeklinde, genç şeklinde çıkması. Halbuki Halbuki, Hazreti Cibril'in gençlikle de alakası yok, Hazreti Cibril'in erkeklikle de alakası yok.

  96. 40:25

    yok, Hazreti Cibril'in Ama Kur'an'da, Fetemeslelelâbeşanaseviyyâ, diyor. Halbuki o zaman, Cebrail aleyhisselam, altı yüz kanadıyla duruyor mu? Duruyor. Nerede duruyor? Arş'ta. E, Meryem validemiz nerede? El-Halil kentine doğru gitmiş, Kudüs'ün doğusuna doğru gitmiş, çocuk, İsa as'lamı doğurmak için.

  97. 40:52

    Oradan uzaklaşmış, çünkü kocası yok. Hiç evlenmediği için, şimdi ben bu çocuğu nasıl izah edeceğim yani evlenmeden, nasıl çocuğun olduğunu diyecekler. Onun için onların yanında doğurmamak için, Ben-i İsrail'den gitmiş. Ondan sonra, Mekânen şarkı yani, doğu tarafına, Meryem Suresi bunu anlatıyor, tasdilatlı bir şekilde.

  98. 41:12

    Efe arselnâ leâ rûhânâ. Biz ona ruhumuzu gönderdik. Cebrail aleyhisselam'a ruh diyor. Çünkü ne ruhu, ne mit? İstediği şekilde bulunabiliyor. Meleklerin hepsi de var bu. O da Fetih mesele, Leâ ve Şerâf sebebiyat. E, Meryem validemiz oğlun melek olduğunu nasıl anlayacak? Kâleddîn yâhudîn ve rahmânivin keykûdde tefîkîn.

  99. 41:31

    Allah'tan korkan biriysen, Rahman'a sığınırım senden. Sakın dokunma bana, ben bir erkek gelip bana değmemişken. Hinnemâne resûlullah. Ben senin Rabbin'in elçisiyim diyor. Peki, Bil-fi, esas altı yüz kanadıyla, iki kanadı var ki, birini açsa doğuyu geçiyor, birini açsa başını, batıyı aşıyor. Sadece Kadir Gecesi'nde o iki kanadı açıyor.

  100. 41:51

    Beyhakî hadisinde vesaire, hadis-i hayâ hadisinde, kaynaklarda geçiyor. Bu altı yüz kanat nereye girmiş de bir metre, iki metrelik, işte ne olacak yani, en fazla bir, iki metre olsun. Bir insan suretinde, genç delikanlı suretinde, küçüklüğün ne? İşte bizim ruhumuz diyor. Ruh, ruhun, yani diriltme sıfatı.

  101. 42:15

    Ruh, Allah'ın ruhu olmaz. Allah'ın ruhu, bedeni. Allah hakkında ruh beden konuşmuyoruz. Oradaki ruh, ihya sıfatı Allah-u Teala. İhya sıfatını azad-ı cibriyle vermiş. Yani, o zaman, istediği zaman verir, istediği zaman onunla iş görür. O, şekle büründü diyor. Asıl şekli duruyor ama, ruhu çok güçlü olduğundan, o ruh, hem asli altı yüz kanatlı,

  102. 42:44

    fiziki cismini yönetiyor, hem aynı zamanda, ee, Meryem Validemize, çocuk hibe etmek için, işte yakasından böyle, hüff diye üfledi, karnından istersen mahsul oldu. Kur'an'ın beyanı bu. Buna inanmayan zaten en büyük gavur olur. Stalin gibi gavur olur. Ben anlatmıyorum, ayetlerle anlatıyorum. E bak, fiziki manada iş gördü mü?

  103. 43:07

    Gördü. Üflüyor mu? Üflüyor. O üflemesinden, İsa Aleyhisselam, anasının karnında meydana geliyor mu? Asıl oluyor. Ama o, delikanlı şeklinde gelen, Cebrail Aleyhisselam'ın asıl sureti değil. Şekilden şekle girebiliyor. Ama asıl sureti altı yüz kanatıyla, o ruh orada da, onun içinde de duruyor, onu da yönetiyor.

  104. 43:31

    Ama ruh güçlü olduğundan kaç bedeni, aynı anda yönetiyor. Dolayısıyla burada da, Hazreti Ali Efendimizin, ruhu çok kavi, kuvvetli, evliyanın reislerinden olduğu için, hulafa, haşin, ne yapsak, faziletleri saymakla bitmez. O Hazreti Ali Efendimiz, kerremullahü ve cevv, daha yaratılmadan, fiziki manada ruhu yaratılmış da, bedeni yaratılmadan,

  105. 43:56

    yüzlerce sene evvel, Allah-u Teala'nın meşiyetiyle, iradesiyle, dilemesiyle, kudretiyle, takdiriyle, alem-i misalden bir şekle bürünüyor. Ama o alem-i misalde kalmıyor, alem-i şahadete de fiziken geliyor, ve seninle farzı kurtarıyor. Mevzu bu.

  106. 44:16

    Şimdi İmam Efendimizin Hazretleri diyor ki, bu iş sahih midir? Sahittir diyor. Hazreti Ali böyle bir şey yapmış, bazı başka, Hazreti Ali'den başka bazı evliyaullah da yapmış diyor, daha yaratılmadan evvel. Ruhu yaratılmış da, bedeniyle yaratılmadan evvel, bazı evliya sadece Hazreti Ali'ye mahsustur ki diyor, evliyaullah da var diyor.

  107. 44:37

    Peki yapıyorlar mı böyle işleri? Yapıyorlar diyor. Acayip garip diyor, misli görülmemiş diyor. Tasarrufları var diyor. E tamam bedeni unsuru fiziken dünyaya gelmemiş. Anasının karnına bile düşmemiş. Anası, anası, anasının karnına bırak, anası, anasının karnına düşmemiş. Peki anneannesi anasının karnına kendi anasının karnına düşmemiş.

  108. 44:58

    Anladın mı? Ta o zaman Ebu Talib bile yok. Yani Hazreti Ali'nin babası da yok. Dünyada. Ebu Talib'in babası ne? Abdülmuttalip bile yok. Fizikerdi. Hazreti Ali... kalkmış gelmiş Selim Han Farsi'yi çölde kurtarıyor. E bunlar oldu mu diyor? Oldu diyor. Sayın mı diyor? Tabi say diyor. Ama bunlar olduysa reenkarnasyonsuz olur mu diyor?

  109. 45:23

    Bal gibi olur diyor. Niye? Çünkü diyor, Çünkü diyor, onun ruhu onun ruhu bir şekle bürünüyor. İş görürken. Şekle bürünüyor. Başka birinin bedenine girmiyor ki. Reenkarnasyon nedir? Başka bir bedene anasının karnında meydana gelen 120 günlük 9 aylık doğan bir bedene girmektir reenkarnasyon. Burada bedene girme yok ki.

  110. 45:47

    Ruh şekle bürünüyor. Şimdi ruhun şekle bürünmesiyle başka bir fiziki bedene girmesinin ne kadar farkı var? Dağlar kadar farkı var. Bunun ne alakası var? Her bedenin özel ruhu var. O beden için yaratılmış. Bunu çözemezsen Evliyaullah'ın kerametini çözemezsin. Alemin misali çözemezsen. Alemin şehadeti de çözemezsin.

  111. 46:13

    Ruhların tasarrufu, yönetimi çözemezsin. Bak burada şimdi Evliyaullah'ın tasarrufu O zaten ittifaklı konu. Şimdi biz daha acayip bir konuşuyoruz. O da nedir? Fiziki manada annesinin karnına düşmeden ve 9 aylık olup annesinden doğmadan evvel onun ruhu ne işler yapıyordu. Biz şu anda onu konuşuyoruz. Daha mürşidi kamiller kendileri dünyaya gelmeden müritlerini ruhlar aleminde

  112. 46:45

    terbiyeye başlamış. Demin Buhari hadisi okuyorum sana. Ordular toplu halde ruhlar aleminde geziyorlar. Tanışanlar burada kaynaşıyor. Orada tanışmayanlar burada zıtlaşıyor diyor. İşler zaten ruhlar aleminde çözülmüş bitmiş. Dolayısıyla benim mürit olacağım veyahut onun beni terbiye buyuracağı, benim işte ne kadar kabiliyetim var ne kadar alabileceğim, alıcım ne kadar

  113. 47:09

    vericim ne kadar bilmem ne bilmem ne bu zaten ruhlar aleminin işi. Çözülmüş. Sen şimdi doğmuş, yaşamış, yetişmiş 100 sene irşat yapmış müceddet olmuş, her faaliyetini yapmış, bedeni şerifi kabri şerifinde ruhu zaten alayiliğinde tam tasarruf. O zaman zaten işleri yöneten bedenden çıkan ruhlar diye ayette geçiyor.

  114. 47:33

    Biz sana daha bedenine girmeden evvel ki ruhunun yönettiklerinden bahsediyoruz. Sen daha bu yönetime takıldın. Sen dünyadan haberin yok, alemi ervahtan haberin yok, alemi esaddan haberin yok alemi misaldan haberin yok. Demek tasarruftan bunların zerre kadar bir şey bilip duruyor. Bunlar mektubat okumuş.

  115. 47:52

    Bunlar bu mektupları herhalde okumamışlardır. Okutursa da kim okuttu bunları ya? Bunları okutan hocaları sorgulamak lazım. Gel şu mektubu bana bir anlat hocaefendi. Mektubat okuyor herkes. Kusura bakmasın kimse mektubat okuyor. Mektubat böyle okunur. Buraya mana ver geç. Kimle anladı? İhvan zaten 60 ayetten çıkmış 3'ten beri teheccüde kalmış.

  116. 48:13

    Uyuyor. Bunlar da mektubat okudu. Mektubat sevap kazanmak için okunulan bir kitap değil. İlim kazanılmak için okunacak bir kitap. İlim meclisinde sevap kazanırsın. İlim meclisi bin rekat namazdan anlamadı. Ama mektubatın ibaresinin Farsçasını, Urducasını, Arapçasını okuduktan sonra hediye ettim sevabını diye bir şey yok yani.

  117. 48:33

    Bu Kur'an değil. Sadece Kur'an-ı Kerim'i okursak sevabını hediye edersin. Mektubatı okuyan adam anlayacak, anlatacak. Bunu anlayıp anlamadıktan sonra vazifem yerine gelsin. Efendi Hazretleri'nin emri var. Her gün biraz mektubat okuyun. Okumuş olduk işte. Okumuş olmak için okunmaz. Yazık ümmete. Milletin itikadını perişan ettiniz.

  118. 48:58

    50 senedir, 60 senedir mektubat okuyanlar, okutanlar doğru anlatsalar, Ebu Abdülhalikler şu anda bu hale düşer miydi? Hiçbir şey anlamamışlar. Onun için şimdi İmam Rapazleri buyuruyor. Bu işler sudur etti mi? Hazreti Ali'den. Etti diyor. Diğer bazı evliyadan da etti diyor. Daha yaratılmamış. Yaratılmasın diyor.

  119. 49:23

    Ruhu yaratılmış diyor. Ama diyor bu ruhun işidir. O acayip işleri, çok zor işleri, güçlü işleri yapıyor ama ruh yapıyor. Ama fiziki görülüyor. Ruh gözükmez. Ama ruha, şekle bürünme Mevla izni veriyor. Şekle bürünme izni verince, müşekkel vaziyette geliyor, aynı fiziki yapıyor. Ama buraya dikkat. O ruh o işi yapıyor ama şekle bürünerek yapıyor ama la yapmıyor min ecsâdin

  120. 49:57

    cesetler uchara başka fiziki manada yaratılmış anasından doğmuş başka cesetlere girerek yapmıyor. Öyle cesetler ki teallegat, alaka kurasun ervahum ruhlar biha o cesetlerle. Ruh dünyada başka bir bedene ve cesede ait bir fiziki yaratılmış anasından doğmuş başka bir bedene girip o bedeni kullanarak o işi yapmıyor.

  121. 50:27

    Ya ne yapıyor? Ruh hiçbir bedene girmeden o işi yapıyor. Nasıl oluyor? Ruh'a Allah şekle bürünme. Görünmeyene görünme imkanı verdiği gibi işte görünmeyene melek. Şu anda burası melek dolu. Görünmüyor. Şu anda burası cin dolu. E kesin. Yani diyor inatsan yere düşmezsin. Melek kesin. E sağımda solumda yazıcı melek var.

  122. 50:58

    Vallahi var billahi var. Ha şimdi burası melekler var. Görünmüyor. Mevla izin verirse görünür mü? E görünür. O kadar basit. Görünmesi için başka birinin bedenine girmesi şartı yok ki. Şu anda görünmezlik tarafında. Ruh'a Allah görünmez yapmış. İstediği zaman görünür yapabilir mi? E yapabilir. Bu Allah için muhal olan bir şey değil ki.

  123. 51:20

    Bu Allah'ın ortağından bahsediyoruz aşağıda. Olmaz öyle şey diyorsun. Ne cahil adamsın ya. Başka bir cesede ruh taalluk edip, onunla ilgi ilişki kurup, başka bir fiziki bedene girip yapmadı onu. Çünkü neden? Kendi bedeni daha yaratılmamış ki. Ya ruhuna Allah bimeşiyetillah şekle bürünme izni verdi. O şekle büründüğü şekil bir ananın babanın suyu değil.

  124. 51:49

    Büründüğü şekil dokuz aylık değil. Doğmuş doğurmuş değil. Allah Allah. Ya bunu anlatamıyoruz zaten. Ama kolay iş değil. Çok ilim ister. Kalktılar bize Efendi Hazretleri. Ya zaten görünüyor bazılarına dediğimiz için şirk, şirk değil. Öbürü Konevi, şirk olmuş Konya'da. Öbürü şirk olmuş Anya'da. Öbürü şirk olmuş bilmem nerede.

  125. 52:18

    Bunlar şirk dedi ya. Halbuki İmam Efendi Hazretleri'nin konuştuğu bu. Sen hangi tarikattansın? Nakşibendi, Halidiye. Lan ne Halidiye çarpsın sizi, Nakşibendi'ye çarpsın sizi, Müceddi diye çarpsın sizi. Yamulun gidin be. Sizin ne alakanız var tarikatla? Kalkıyorsun diyorsun ki bu şirk. Ne şirk? Evliyaullah'ın ruhuna Allah güç verip de şekle bürünüp görünemez.

  126. 52:43

    E Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yetmiş beş kere İmam Suyuti'ye hadis öğretti. Kaç yüz sene sonra vefatından? Nasıl fiziken geldi? Ebul Abbas Mürsi nasıl dedi? Şu elimle Rasulullah'a musafahat sallallahu aleyhi ve sellem. Efendimiz'in vefatından altı yüz sene sonra. Şu elimle musafahattim diyor.

  127. 53:01

    Fiziki bir an görmesem Müslüman saymam kendimi diyen meşayih var. Her dakika görüşüyorlar. Dünya kadar. Halife İbn-i Hüsrev Halife diye bir zat var. Bir gecede yirmi yedi kere görüşmüş. Sonra böyle haya etmiş falan. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki ya Halife millet bizi görmek için hasretinden ölüyor.

  128. 53:27

    Sen de bizden mi usandın? Demiş ya Rasulullah haya ediyorum yani ben. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem geliyor. Ne yapacak? Efendisine geldi hastanede işte. Kendileri anlatıyordu o. Takışlar tukuşlar. Kendileri anlattı. Şu anda bu rabıtayı bozduran. Bunu kendilerinden dinledik. Böyle böyle yaptı diyor.

  129. 53:49

    Konuk böyle yapıyor diyor. Salavat getiriyor diyor. Devamlı diyor. Ne oluyor ya? Kaldırın beni demiş. Yatıyordu o. E bu Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem geldi. İbn-i Mesud'la beraber beni ziyaret etti. İşte şimdi bunu sen soruyorsun. Sen bu zat zaten yalancıysa, sahtekarsa o zaman bıraksaydın bunu.

  130. 54:11

    Bir değişme olur deseydin. Tarikattan çıksaydın gitseydin defolsaydın. Bizim de yakamızdan seni silkeleyip kurtulurduk. Sizin gibi bilmem nelerden kenelerden yapıştırdınız tarikata yahu. Böyle bir şey olmaz deseydiniz. O zaman oldu da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem nasıl geldi hastaneye? Efendi Hazretleri oturdu.

  131. 54:33

    Nasıl geldi? Peki bu Rasulullah'a mahsus bir şey değil ki. Ehl-i sünnet itikadı var. Peygamberlere mucize olarak vakı olan her şey evliya da keramet olarak vakı olur. Demek Efendi Hazretleri de birine gidip hastaneye gelebilir. Allah Allah bunu anlamışlık ne var? Efendi Hazretleri burada evinde duruyorken

  132. 54:50

    Sudan'daki Beşir denen, işte o zamanın hükümet başkanı, Cumhurbaşkanı'nın kardeşini gittik hastanede iyi etti mi? Etti. Adam karşısına himmet istemiş. Efendi Hazretleri yine ameliyatına gidiyor. Adam görüyor. E iyileşti kalktı geldi. Bütün dünyayı arıyor. Bu zat kim? O zaman da internette de hani bu kadar Efendi Hazretleri peki yok.

  133. 55:13

    Hafizeden önceydi herhalde. Sonunda adam kalktı geldi. Çavuş başında Hane-i Saadet'e geldi adam. Cumhurbaşkanı'nın kardeşi yani. Burada bu Şefik Hoca'da herkes bunun şahitleriydi. O zat sizdiniz diyor. E polis geldi cephede. PKK öldürecek kurşunu bitmiş. E ona şarjör taktı. Şarjörüne kurşun şey etti.

  134. 55:33

    Efendi Hazretleri doldurdu. Adam seneler sonra çıktı geldi. Esmala'nın ortasından. Caminin. Efendim beni siz kurtardınız. O sizdiniz diyor. Şimdi Efendi Hazretleri sen kimsin demiyor. O sen miydin diyor. E bunları biz anlatmıyor muyduk kardeşim? E bunları anlatmıyor muyduk? Bunun ruhu ölmedi ki. Bunun ruhun tasarrufu devam ediyor.

  135. 55:57

    Bunu Zahidülkez'de bütün er-i sünnet söylüyor. E anlatıyordu Efendi Hazretleri. bilmedi ki. Kıbrıs Habibi'ne gelen Vessel Karahanen'in yanından sonra. Bunun ruhun tasarrufu devam ediyor. Zahidülkez'de bütün er-i sünnet söylüyor. E anlatıyordu Efendi Hazretleri. Kıbrıs Habibi'ne gelen Vessel Karahanen'in yanından sonra.

  136. 56:08

    Anlatıyor defasıyla Kıbrıs'a bir de gelen Vessel Karahanli'nin yanından soldan ikinci kabirde yatıyorum diyor. E geldi orada. Yönetim nasıl olacak abi? Senin eline vermişler neyse şuraları bombalayacaksın. Hepsi karavana. Bırak o listeyi dedi. Benim dediğim yeri atacaksın dedi. E bunu televizyonda, Youtube'da bunun videoları var.

  137. 56:27

    Pilotlar anlatıyor. Birden sakallı bey Pelir uçağa beraber binmedi ki. Uçakta kimse yok. Sen benim dediğim yeri at diyor. Tam isabet. Demek ki öbür tarafı karavanaya gidecekti. Efendim siz kimsiniz? E gelirsin görüşürüz diyor. Ve Vessel Karahanen'in kabrinden soldan ikinci pazardayım diyor. Kim olduğunu da açıklamışlar mı?

  138. 56:49

    E siz geçen anlattım. Samsun Ladik Tekin'e. Adam geliyor her sene kaç tane kurban kesiyor oradan. Şimdi tabi o da belki de öldü. Albay. Kıbrıs Habibi'nde beni buzat kurtardı. Ben ona sordum diyor ayrılırken. Dedi diyor ben diyor Ahmet Rufay'ın torunuyum. Rufay derler Ladik'te gel bana diyor. Adam her sene geliyordu Ladik'te.

  139. 57:09

    E canlı videosunu paylaştım size. Anlatan o adamı gören adamı. Benim yanımda anlattı kabir şerifte. Bahçede. Ya bunları inkar etmek için manyak olmak lazım. Zehre kadar aklı olan bu nedir? Ha ya da Müslüman olmamak lazım. Ya gavurlar bile böyle acayip işler olduğunu ama tabi mana veremiyorlar. Mana veremiyorlar ama bu ne biçim iş diyor.

  140. 57:31

    E peki sen de mana veremezsen bu işlere gavurdan ne farkın kaldı? Sen ruha inanmıyor musun? Ruhun tasarrufuna Allah'ın ruha tasarrufa inanmıyor musun? Ruhların ölmediğine inanmıyor musun? O zaman sana göre kabir azabı da yok. Çünkü ruh öldüyse kabir azabından ne anlar? Acıyı çeken ruh. Cennet bahçesi.

  141. 57:50

    Niye kime cennet bahçesi? Beden iskelet kükük. Cennet bahçesi olmak için nimetlenmek lazım. Nimetlenen ruh. Yani İslamiyet'in tümünü sökertiyor bu. Bunların itikadı. Efendi Hazretleri'nin ehl-i sünnet itikadı tehlike altında arkadaşlar. Çıkmış Hasan Efendi'nin torunu böyle konuşuyor. Kimden tehlike altında acaba?

  142. 58:10

    Ben bunları anlatmasam milleti ne hale getireceksiniz? Soyup soğana çevireceksiniz. İtikadlarını ehl-i sünnetten ayıracaksınız. Vehhabi yapacaksınız acaba? Yaptınız zaten. Şu anda tamamen Vehhabi ağzıyla konuşuluyor. Kabirden terbiye yok diyor. Efendi Hazretleri'nin ömrü hayatı bundan geçti. Kabirde hafızlığını tamamlatanlar, kabirde ilmini tamamlatanlar, kabirde

  143. 58:33

    alimlerin, velilerin, hafızların ruhlarının tasarrufunu geldiği Bunları anlatıyor. Ne yönetimler? E gidiyordu kabirlerle görüşüyordu. Oradan onun işte onun dedesi falan hocanın dedesi bana dedi ki ona da bir vekillik ver. Geliyordu onu çağırıyordu. Diyordu ki dedenle görüştüm. Deden sana vekillik vermemi söyledi.

  144. 58:55

    Ona vekillik verdi mesela. Böyle neler? Her kabirlerden görüşüyordu. Görüştü bütün kabirlerden sonra onun için hatırlıyor. E o zaman işte onun dedesi Oğuz'un dedesi, o da Meşayih'tan bizzat yani, Ofun, Gorgoros köyünde. O kabirden Efendi Hazretleri söylüyor Efendimiz Hazretleri söylüyor, şöyle yap, şöyle yap, şöyle yap.

  145. 59:15

    Efendimiz Hazretleri geliyor, aynı talimatları uyguluyor. Efendi Hazretleri geliyor, aynı talimatlar uyguluyor. O veliyi dinliyor. Ya neler biz yaşadık! Yanında dolaştık. Neler yaşadık? Hepsiyle de amel ediyordu. O diyor nane iç. Ayşamları. Senelerce nane içti. O kabri şeriften diyor ona. Cuma'dan yeşil giyin.

  146. 59:38

    Senelerce yeşil giyindi. Öbür kabri şeriften diyor entari giyin. Şalvarı giyme. Cuma'da. Şalvarın üstüne entari giyiyordu. E şimdi bunları her kabirden kalkıyorduk. kalkıyorduk. Nelerde neler. Hatice annemizden bir kalkıyorduk, uff, çarşaflılara şöyle buyuruldu. Senelerce sohbette bunu anlatıyordu. Ya siz hangi tarikatlarsınız ya?

  147. 1:00:03

    Yani, İbni Ömer'den kalkıyorduk, tefsir, ruhul fırkan hakkında şöyle şöyle olacak, şu şöyle yapılacak, bu böyle olacak. Oradan kalkıyorduk, işte 21-22 Kulu Allah okunursa kalpler yumuşayacak, emr-i muhafız yapılacak. tesir edecek, her gece yazmak. Bütün sohbetleri tara, zuhuratlara, zuhurat dediğin kabirden Bütün sohbetleri tara, zuhuratlar, zuhurat dediğin kabirden söyleniyor.

  148. 1:00:20

    söyleniyor. Bunların hepsi kabir ziyaretlerinde söylendi. E bu kabir ziyaretlerindeki zatların tasarrufu zaten Efendi'yi şeyhine bulunan, şeyhini onun ayağına gönderen kabir. Hazreti Abdülaziz 40 sene evvel ölmüş. Ali Adem Efendi'ye geliyor diyor, bandırmada bir asker var, gel emanetini teslim al diyor.

  149. 1:00:41

    Yani, of nereye, bandırmada nereye, çarşamba nereye? Efendi Hazretleri nereden bulacak çarşamba da Ali Adem Efendi? Zaten Ali Adem Efendi gizli o zamanlar, kimseye ziyaret yasak, kimse görüştürülmüyor. Şimdiki gibi dünyanın en büyük şeyhi Kutbul Aktab diye ilan mı yapılmış Ali Adem Efendi? Gizli zaten.

  150. 1:00:59

    Hapislerde ömrü geçmiş, gizlenmiş. Geliyor oradan onun şeyhi bulduruyor. Yani, sizin şeyhiniz, ama şeyhinizse tabii şu anda onun müridliğinden çıktınız, o da sizin şeyhinizi terk etti tabii. Sizin şeyhiniz kabirden yönetimle şeyhiyle buluşturulmuş ve silsileye konmuş. Bir insan babasını reddeder mi?

  151. 1:01:23

    Bir insan dedesini söver mi? Yani insanın başkasına söver, ağzı bozuktur anladık. Bir insan atalarına da sövüyorsa bunlardan daha haysiyetsiz kimse var mıdır? E sizin tarikatınızın gelişi bu. Şimdi ben diyorum ki efendim senin tasarrufu devam ediyor, müşrik oldun. Benim bu laflarıma Vahabi bile dinlese kafadan müşrik demez.

  152. 1:01:48

    Bir inceleyeyim der. Kafadan demez yani. Dur bakalım der ya. Sen otomatiğe bağlamışsın. Öyle bir şey yok. Şimdi burada reenkarnasyonla bunun ne alakası var? Burada ne oldu şimdi? Halbuki diyor ve tenasuhu, peki reenkarnasyon tenasuhu nedir? Tenasuhu ve o. Sanki biz dedik ki efendi hazretleri yeni doğan bir bebeğin içine girdi, o bebekten çıktı yaşı.

  153. 1:02:18

    Yani onu demesen reenkarnasyon denebilir. Halbuki Allah onun ruhuna şekle girme gücü vermiş. Cebrail Aleyhisselam'a delikanlı şekline girme gücü vermiş. Halbuki Cebrail Aleyhisselam delikanlı şekline nasıl girecek? Altı yüz kanadı hangi delikanlının içine sığacak? O da duruyor, o da duruyor. İstediği zaman istediği şekle giriyor.

  154. 1:02:39

    Zaten iman yapmasını diyor. Ruhun ilgi kurmasıdır. Bak sana Kadayıf'ın telleri dedim. Birkaç sohbettir Kadayıf'ın telleri. Kadayıf'ın telleri gibi sana anlatacağım. İman-ı Rabbana anlatıyor. Reenkarnasyon nedir diyor. Hu ve o, tealluku ruhun, bir ruhun ilgi kurması. İlişki kurması. Neden evvel? Kable tealluku bi'azel beden.

  155. 1:03:07

    Bu bedenle ilgi kurması lazım. Ben şimdi altmış üç sene evvel anamın karnında bir fiziki beden teşekkül etti. Yüz yirmi günlükken ruh hücrenme evresine geldim. Sen de ne zaman işte o evreye geldiyse herkes geldi o evreye de dünyada doğmadan. O arada ruh, Allah-u Teala herkese müstakil bir ruh yaratmış.

  156. 1:03:26

    O ruh da geldi. Ondan sonra melekler işte say hadisi, bukârat, kütüb-ü sitte hadisi. Yani işte yazalım, ne yazalım ya Rabbi. Rızkını yazın, ecelini yazın, şakı mıdır, sahip midir. O ruh üstlenirken bu işlemler de bitti. Aslında hepimizin cennetlik mi, cehennemlik miyiz, ecelimiz ne zaman, hepsi bunların da o anda zaten.

  157. 1:03:45

    O ruh bedene ilgi kurarken, girerken bu işler bitti zaten. Yani bu bukârat hadisi. Benim de kırk hadis kitabımın ilk hadisi. O kitapta öyle ilimler var, öyle ilimler var. Burada kader de oradan çıkıyor. Kader hakkındaki birçok mevzu da o hadisin şerrinde yazdım. Kırk hadis kitabımın ilk hadisi bu hadis.

  158. 1:04:05

    Ruhun bedene girmesi, yüz yirmi günlük evresinde. Şimdi, benim ruhum, şu anda ben ruh ve bedenden müteşekkirim. Hayatta olduğum için konuşuyorum. Konuşabildiğime göre ruh da benim bedenimde, bedenimde olmasa konuşamam. Canlanamam, hareket yapamam. Yarına beklemezler, götürüp gömerler.

  159. 1:04:23

    Şimdi benim ruhum, benim bedenimle ilgi kurmadan evvel, ne yapmış? Olsa bir bedenin, başka bir bedenin, ahıra, farklı bir bedene, öyle ki mübahinin, mübahin demek taban tabana zıttı. Öyle ki mübâyinin, mübâyin demek taban tabana zırt Hiç alakası yok bu bedenle. Şu anda benim gördüğüm cübbelâmet. hiç alakası olmayan başka bir bedenle

  160. 1:04:48

    Bu bedenime benim girmeden evvel benim ruhum, aynı ruhum, bu bedenime girmeden evvel anamın karnındayken başka bir bedenle ilişki kursa, tamam mı, öyle bir beden gibi mugayirin, kaç tane söylüyor, akhara diyor, başka diyor, mubayinin farklı diyor, Muhayirin, bak kaç tane kelime kullanıyor orada, bunları boşuna kullanmıyor.

  161. 1:05:12

    Yani tamamen taban tabana aykırı. Neye liâzel bedeni? Bu bedenle hiç alakası yok. Tapatıldı. Yani tamamen taban tabana aykırı. Neye? Liyazel bedeni. Bu bedenle hiç alakası yok. Olmayan, başka bir fiziki yaşayan bir bedenle alaka kursaydı, tamam mı, o zaman reenkarnasyondu. Olmuyor.

  162. 1:05:29

    Bunu kabul etseydik biz ve böyle bir şey oldu deseydik, Hazreti Ali'nin ruhu Selman-ı Farisi'yi kurtardığı zaman, kendi Ebu Talip'ten olan annesinin fiziki yaratılıştığı ana rahmindeki babası Ebu Talip'in suyu olarak teşekkül eden o fiziki bedenine girmeden, 153 sene evvel başka bir bedene birinin bedenine girdi deseydik, reenkarnasyonu kabul etmiş olurduk, dinden çıkardık.

  163. 1:06:02

    Ama feyda tecessededi ruhu, şurayı anladım, her şeyi anlıyorsun. Ruh şekle girerse, binefsihi, kendi başına bedensiz, işte işi çözen cümle burası, ruh görünmeyen bir şey. Peki, vefat etmişsin ruhu, şu anda şekle bürünse ki bu mümkün ve vaki, vuku da buluyor, veya daha fiziki bedenine girmeden, dünyaya çıkmadan evvel, yine ruhu var ya, ruh evvel yaratılmış,

  164. 1:06:39

    o ruhlar aleminde bir şekle bürünse ki Allah'ın meşiyetiyle bunlar mümkün ve vaki olmuş oluyor, o zaman keyfeyekûnü, bu nasıl olacak, sen buna nasıl reenkarnasyon diyebilirsin? Niye? Ruh, bir bedene ihtiyacı yok orada. Bedensiz, kendi şekle bürünüyor. Yani meleğin, şu anda görünmeyen meleğin görünmesi gibi, birine girmesine lüzum yok ki görünmesi için.

  165. 1:07:07

    Şu anda görünmeyen cinin, yani cin yılan şekle giriyor. Hadislerde de geçiyor, rivayetlerde de geçiyor. Yılan şekline bürünüyor. Anladın mı sen? Şimdi o şekle bürününce, o bir yılanın içine girmiyor. Burayı ayırt etmek lazım. Cin, yılan şeklinde görünüyor. Siyah köpek şeytandır, bu radı şerifte.

  166. 1:07:38

    Şimdi siyah köpek şeytandır, şeytan siyah köpeğe giriyor demiyor. Şeytan siyah köpek şeklinde dolanır. Burayı da anlamadığın zaman yanlış anıyorsun. O zaman bütün köpekleri öldürelim dersin. Şeytanları bulduk dersin yani. Bunlarla alakası yok.

  167. 1:07:56

    Şimdi adam mesela yılan öldürdü diye, e cinler mahkemeye çıkarttı, kaptı götürdüler. Bu sahih rivayetler. Efendisi de çok anlatırdı bunu. Sen bunu öldürdün dedi, ben bunu öldürmedim diyor. E bir de bakıyor cenaze, ya cenaze, kocaman cenaze var. E ben diyor yılan öldürürüm. İnce bir yılan, küçük bir şey.

  168. 1:08:14

    Yılan bu kadar tabutluk cenaze mi olur? Ama diyor bunun aslı buydu. Orada yılan şekli gibi. E tamam da ben ne bileyim onun olduğunu diyor falan. Neyse hadisle falan şeyler falan. Onlar da Müslüman diye hadisi kabul ettiler. Neyse mahkemede zor kurtardı canını. Niye yani yılan şekline girmeseydi o zaman.

  169. 1:08:31

    Çünkü yılanı öldürün diye hadis var. Ben onu o hadisle amel için öldürürüm. Ben onun için olduğunu bilsem öldürmezdim dedi falan. E bu önemli bir mesele. Şimdi diyor ki, ruhun kendisi şekle bürülüp görünebiliyorsa, bunun başka bedene girmek çıkmakla ne alakası var? O başka beden yaratıldığı zaman ölene kadar duruyor.

  170. 1:08:55

    Ama bunun büründüğü şekil, o görünmezliğe büründüğü zaman tekrar, o şekil yok oluyor, kayboluyor. Ama öbürü beden ortadan kaybolmaz. Çünkü bir bedene girse, o beden yaşadıkça yaşayacak. Ama ruh şekle girerse, görünür, bir anda da kaybolur. Şimdiki evliyalardan bazıları, bir anda görünür, bir anda kaybolur.

  171. 1:09:18

    Yusuf Emed Hani Hazretleri öyle. Bütün meşayih naklediyor. Yusuf Emed Hani Hazretleri. Biri gelmiş Bağdat'a dediler diyorlar. Abdülkadir Geylani bile gitti talebeyken. Biri gelmiş dediler Bağdat'a. dediler Bağdat'a. Kasmış dediler. O zaman İstihbarat Hanemizi Yusuf Emed Hani Hazretleri. ezilseler bize.

  172. 1:09:41

    Ya Kaddese Allahü Teala. Nasıl oluyormuş dediler. Otururken bir anda yok oluyormuş. Sonra sen Sonra sen otururken bir anda geliyormuş dediler. Ona Bruce kumun diyor, iletici mektuplarda onları anlatacak. Bruce bir anda görünüyor, kumun bir anda gizliniyor böyle. Hakikaten gittik diyorlar. Allah Allah.

  173. 1:10:00

    Oturdu sohbet ettik. Bir anda yok. Durduk biraz, biz biraz sohbet ettik. Bir anda geldi. Ama öyle gidip gelmiyor. Orada görünüyor, görünmüyor. Yani orada görünüyor istediği zaman, İşte ruha da mevla görünme izni verdiği zaman ruh görünüyor. Şekle bürünüp, anladın mı? Yüksekle bürülüp, anladın mı? Bedene ihtiyacı yok.

  174. 1:10:23

    Allah'ın alemi misalde dünya kadar beden sureti var. Suret, suret. Cennette de anlattık ya, cennette bir çarşı var, oradan suret satılıyor. Adam kendi bu haliyle, fiziğiyle, kabirden çıkmışız, bedenimizden, ruhumuz bedenimize girmiş, çıkmışız, bir de nüfuzu züvice sırrına mazar olmuşuz, ruhlar bedenine çiftleşmiş, maalesef inşallah cennete hakikaten cennete girmişsiniz.

  175. 1:10:50

    Fakat şeklini beğeniyorsun, daha yani ben daha güzel bir, yakışıklı bir surete gireyim istiyorsun. Gidiyorsun orada suretler çarşısı var. Cennette bu. Hadis. Tabi suret satın alıyorsun. Giriyorsun o şekle, geliyorsun eve, hanım diyor ki ulan namahrem geldi sokmayın. Cennette de namahremlik var. Herkesin bahçesi kendine, köşkü sarayı kendine, öyle oğlun karısının yanına,

  176. 1:11:21

    oğlu erkeğinin yanına gidemez. Millet diyor ki sokmayın bunu diyor. Huriler muriler telaşa giriyor. Niye? E bu bizle alakası yok, biz bunun değiliz ki, biz buna ait değiliz diyor. Sonra mesele anlaşılıyor. Yok yok ben oyum diyor, suret satın aldım diyor. Satın aldım derken parayla değil, istediği şekle bürünme.

  177. 1:11:40

    Bürünen çarşı var. İşte bu. Anladın mı? Şekil değiştirme, şekil. Ama ruhun bedene ihtiyacı yok. Buralarda bedene ihtiyaç var. Ama ruhlar aleminde ruhun bedene ihtiyacı yok. Ama Allah o ruha şekle bürünme izni verir vermez. Onu Allah'ın bileceği iş. Bir meşriyeti, Allah'ın iradesi, kudret, tealluk edene izin veriyor.

  178. 1:12:02

    Cebrail aleyhisselam devamlı veriyor şekillere, meleklere devamlı veriyor. E cinlere de veriyor. İnsana niye vermesin? Evliya Allah'a niye vermesin? Şimdi elâ terâ sen görmüyor musun diyor, ennel cinne cinner. Hadi bakalım iman etme Hazretleri, nasıl girdik onu ya. Yete şekkeli, şekle bürünüyor bir eşkâlin.

  179. 1:12:23

    Eşkâl Türkçeleşmiş artık, şekilden şekile, muhtelif etin. Birbirinden çok farklı şekillere görün. Ve ete cesedü, cisme bürünüyor. Fiziki tutuyorsun, cisme bürünüyor. Bir esâdin, cesetler mütebâyin etin. Birbirinden çok farklı ceset. E işte zekâta musallat oldu, hurmaları aşırmaya geldi şeytan. İblis, Ebu Reyre radıyallâhu anh, bir gün Ebu Reyre yakaladı, bir gün

  180. 1:12:47

    Ebu Eyyübelen Sari yakaladı. Zekâtı beklerken hurmaları. E cin geldi geceye. Ebu Sayyâdîs Buhârî. Mesela orada diyor, elini tuttum diyor, baktım eli acayip böyle şey gibi, kirpi gibi. Bak şimdi, el var, fizik var, tutuyor. Gözüyle görüyor, eliyle tutuyor. Yakaladım diyor. Efendim sallallâhu aleyhi ve sellem caminin duvarına

  181. 1:13:13

    bağlayacaktım, sabah çocuklara maskara yapacaktım diyor ya. Süleyman Aleyhisselâm'ın bu sözünü hatırladım, başkasına nasip etme bu cinlere musakkar etme diye. Süleyman kardeşimin kavlinden dolayı diyor, saldım diyor. Yoksa cini, ifriti diyor, bağlayacaktım diyor. E Medine'nin bütün e şimdi bak, görünmez normalde.

  182. 1:13:34

    Ama sallallâhu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, sabahleyin bütün hepiniz görecektiniz. Direğe bağlayacaktım diyor. E onun için cinler şekillere giriyor. Ondan sonra, ve yakavvâkı oluyor anhum onlardan, fîhâzel hâli, bu şekle büründükleri zaman, âmâlün işler acîbetün, çok acayip işler yapıyorlar, münâsibetün, uygun düşen, litilgel eşkâli, o hangi şekle girdiyse, dâ vel-eçsâdi,

  183. 1:14:02

    hani hangi şekle büründüyse, hangi cesede girdiyse, hangi şekle mi girdiyse, ısırıyor. Normalde fiziken cin gelip beni ısırmaz. Ama şekle girince ısırıyor. Isırdığı zaman acıyor mu, acıyor. Yaa, etkisi var mıymış? Varmış. E yılan suretine giriyor. Yılan o suretine girirse sana sokarsa, sokuyor mu, sokuyor.

  184. 1:14:24

    Seni zehirleyebiliyor mu, zehirleyebiliyor. Yani sadece hikaye olsun diye girmiyor. O şekle, büründüğü şeklin yaptığı işleri de yapıyor. Bak şimdi. E tamam, velâ tenâsukâ. Reenkarnasyon yok ki fî buddha aslâ. Burada diyor, reenkarnasyon neresine bunun? Cin şekle giriyor dediğin zaman, sen bana reenkarnasyoncu musun demiyorsun.

  185. 1:14:46

    sonucu musun demiyorsun. E peki Evliyaullah şekle bürünürse ruhu dediğim zaman niye diyorsun? Vela hulûle. Burada hulûl var mı? Hulûl, girmek. Yani cinin, yılanın içine girmesi, köpeğin içine girmesi, şeytanın böyle bir girdi çıktı yok gidiyor. Cin kendisi istediği şekle bürünüyor Mevla ona. Cinlere o gücü vermiş.

  186. 1:15:10

    İşte dostlarına da keramet olarak herkese vermiyor ama Evliyaullah'a da keramet olan cinlere zaten vermiş. Orada kerametle alakası yok. Onların yaratılışına o izni vermiş. Meleklerin fıtratına o izni vermiş. İnsana o izni vermemiş. Ama harikulade bir olay olarak keramet tarikiyle Evliya'ya vermiş. Bunun anlamı çıktı mı?

  187. 1:15:34

    Zaten cinlerde beda var. Bu iş. Yani sen bunu neresi anlamıyorsun? Feyzâkâne olduğuna göre fil cinli cinlerde bi'ikdârillâhi teâlâ, Allah'ın güç vermesiyle kudretü teşekkülü, şekle bürünme gücü bak cinde o kudret var. Yani cin özel Evliya'daki keramet gibi Mevla'ya dua ile izinle değil. Cinde Mevla ona eee ham madde olarak vermiş yani.

  188. 1:16:03

    İstediğin zaman yap demiş yani. İstediğin zaman bir şekle bürün demiş. Mevla e tabi durdurursa durdurur. Ama normalde cinlerin her zaman yapabildiği bir şey. Cinlerde güç var, kudret var. Tabi neyle var bu kudret? Bi'ikdârillâhi teâlâ. Allah'ın o gücü vermesiyle var tabi. Bunu konuşmanın ne anlamı var?

  189. 1:16:23

    Bi'müslümanız. Allah vermeden yaratmadan kime ne var kimde ne olabilir? Allah'ın verdiği güçle cinlerde var mı? Var. Ne var mı? Bunu da burada itikad dersin bu işle. Onu da öğreniyorsun şimdi. Var mı? Bunun var olduğuna inanabilir miyim? İnanamaz mıyım? El-Hüsnete uygun mudur? Değil midir? İmam-ı Hazreti buyuruyor bunu.

  190. 1:16:40

    Kudret-ü teşekkülü, şekle bürünme gücü var cinlerde. Neyle? Bil-eşkâl. Farklı değişik şekiller, yılanından, köpeğinden, kedisinden, istediği şekle bürünme gücü var. Cinlerde bu var mıymış? Varmış. Bak bunu da anlamış olduk. Allah vermiş mi cinlere bunu diyor? Vermiş. Peki verdiyse, peki daha ne varsa vebukû-lâ mâlil garibeti.

  191. 1:17:07

    Garip garip işler yapma vaki olması varsa minûm cinlerin kimsenin gücünün yetmiyor. Cinlerde bir güç var. Sen ne diyorsun? Belkıs'ın tahtını Sebe Kraliçesinin tahtını Yemen'den, Kudüs'e en kısa zamanda kim getirir dediği zaman ifrit ne dedi? Kur'an'da bu. Kâle ifritu minel cinne enâti kebîkabu lentekum Öyle bir şey, bir de sırçadan, camdan köşk şu anda bile

  192. 1:17:42

    camdan bir şey gönderirken kırk defa kırılıyor. O da ne kadar etrafına muhafazalar sarıldığı halde. Yemenlere, Kudüslere ifrit dedi ki cin, cinlerin de tabakaları var seçi çeşit o ifrit çok azkın. Süleyman Aleyhisselam'a dedi ki sen şimdi oturuyorsun ya bir dakikada kalkarsın da, bir dakika ne sürmesin, birkaç saniyede yatağın kalkar oturduğu yerde.

  193. 1:18:11

    Sen oradan kalkmadan yani kalkmak derken yani oturduğun anda kalkmak istesen kalkmadan ben sana getiririm dedi. Ne kadar camdan köşk, sırçadan hem de ne kadar büyük köşk dağ gibi, o nasıl getirecek ya? Ve inne âleyle kav yunebîm, ben çok güçlüyüm dedi eminim, güvenilirim, her işi yaparım. Süleyman Aleyhisselam dedi ki ben kalkana kadar çok vakit geçer dedi.

  194. 1:18:35

    Biraz daha kısa zamanda getireni arıyorum dedi. O zaman Asaf Ali Berkay Hazretleri İsm-i Azam okudu dedi ki anında getirdi görüntüleri. Ama bak cinlerin gücünü söylüyor. Mesela Süleyman Aleyhisselam'a ne yapıyorlardı? Ya amelûne lû mâ şiâ min mehârib mihraplar ve temasıyla heykeller o zaman o ümmette heykel serbestti.

  195. 1:18:55

    Ve cifânikel cevân cevâbi ve kudûr-i râsiyât, büyük kazanlar ne gibi kazanlar? Ohoo! Ucu bucağı yok bir tarafından öbür tarafını kazanın göremiyorsun. Öyle bir mermerler çöküyorlardı, getiriyorlardı. Denizlerin dibinden sütunlar veya kayalardan öyle bir sütunlar getiriyorlardı. Amele göndersen, işçi göndersen aylarca onu yontup, kazıp getirip nerede taşıyacaklar?

  196. 1:19:23

    Ne öküz taşıma yeter ne adamın gücü yeter. Cinler en zor işleri yapıyorlardı. Halbuki kendileri de görünmeyen, nardan, ateşten yani fiziki bedenleri de böyle iri yarı olmayan varlıklar. Varlıklar, ama şimdi bizim gibi 140 koku adamlardan, 260 kilo kaldıranlardan 260 bin tanesini toplasan, o cinin getirdiği şeyi onu yapıp getiremiyor.

  197. 1:20:00

    Denizin dibine gidip kaç bin metre, okyanusun dibi kaç bin metre, dibinde... çıkarıyor, bir şey getiriyor. Süleyman Hazretleri, bunlar Kur'an'da söylüyor. Ne zor işler yapıyorlardı. İşte cinlere diyor, E işte cinlere diyor Allah, Allah, madem ki madem ki istediği şekle bürünme ve çok eşsiz kimsenin yapamayacağı işleri yapmıyor.

  198. 1:20:23

    Peki bu cünü cinlere verdiyse, keyfe-i kûnû, nasıl olacak? İrta-ü tilkel kudreti, Allah'ın böyle bir güç vermesi, kimeli, ervah-i kümmeli, kâmil velilerin, buraya dikkat, mürşit olmak da yetmez, kâmil, mükemmel, kâmil velilerin, Hazreti Ali gibi sahabeler de aynı zamanda velidir dedim dersin başında, onu karıştırmayın.

  199. 1:20:45

    Çünkü sahabe, peygamber olmadığına göre sınıf olarak veli sınıfı oluyor. Kâmil velilerin, Hazreti Ali gibi işte Selman Farsi gibi, Abdülkadir Geylani gibi, Hayati Arhani gibi, işte İmam-ı Rabbani, Şah-ı Nakşibend, Bukhari gibi, kâmil velilerin ruhlarına Allah'ın bu misilli bir güç vermesi, nasıl olur?

  200. 1:21:06

    mehalle teaccübin, şaşma mahalli, cinlerin bu kadar iş yaptığını kendin anlatıyorsun, istediği şekilde bürünebildiğini söylüyorsun, ondan sonra o gücü, Allah Evliya'ya da verdi böyle bir güç dediğim zaman şaşırıyorsun. Ya cine zaten bedava vermiş, standarda bağlamış cinleri. E kâmil velileri keramet tarifiyle vermesine niye şaşırıyorsun diyor.

  201. 1:21:32

    Bu niye teacüb mahalli olacak? ve melhacetü, ihtiyaç, ne ihtiyaç var? Ruh kendi iş görür. Ne diyor? Kitab-ı Ruh Tablikayı, Ebubey Sıddık'ın ruhu gibi güçlü ruhlar, bir orduyu, ruhun kendisi bozguna uğratır diyor. Bak ruh, fiziki ordularla demiyor, ruh, tek başına bir ruh, bir orduyu bozguna uğratabilir.

  202. 1:22:01

    100.000'i, 200.000'i yere serer. Ruh serer. Şimdi dolayısıyla, bunlar ayet ve hadislere baktığın zaman, ruhun, Allah Teala'nın yaratmasıyla, vermesiyle, tabi cinlere verdiği gibi bir güç vermesiyle, tasarrufu olduğu sabit. E sen dersen ki, ruh iş görmesi için, mutlaka bir bedene ihtiyacı var. O zaman sen Allah'a demiş oluyorsun ki, sen ruhu da yarattın, bedeni de yarattın ama,

  203. 1:22:27

    ruha bedensiz iş görme yaratamazsın. Demiş oluyorsun. bir şekle bürünmeden, veya bir bedene girmeden, hiçbir iş yapamaz demiş oluyorsun. E sen Allah'ın kudretini sınırlıyorsun. Esas müşrik kim şimdi? Bana reenkarnasyondan, şirkten bahsediyorsun. Evliyaullah'ın Allah, ruhuna tasarruf vermiş, dilediği zaman görünür, istediğiyle görüşür.

  204. 1:22:54

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, yaka zaten görüşenler hakkında ciltler dolusu kitaplar var, kütüphanemde. Bu Resulullah'a mahsus değil ki. Evliyaullah'ta görünüyordu, görüşüyordu. Hala der efendi, müşrik haşa. Ne buyurdu? Kırk sene evvel vefat etmiş şeyhim. Ali Zabezaz der. Tekkenin arka kapısı var.

  205. 1:23:14

    Bir ön kapısı var, sizin bildiğiniz. Bir de arka duvarda kapı var. Arka kapıdan çıktı, Yavuz Selim Camii'ne açılıyor arka kapı. Yavuz Selim Camii'ne namaza gidiyordum diyor. Kırk sene evvel vefat etmiş şeyhim, canlı olarak geldi diyor. Önüme dik geldi. Azza Bezza Hazretleri. İşte sordu. Evladım, Belkıs, neyle kurtuldu?

  206. 1:23:46

    Böyle bir soru sordu. Ben cevap veremedim. Süleyman Aleyhisselam'ın tarikatına girdi. Evladım demiş. Ve eslemtüm âsüleymâne lillâhi rabbil alemin demeden kurtulamadı demiş. Süleyman'la beraber teslimiyet tarikatına girdi. Bak şimdi. Ya diyor, rüya değil değil. Ayakta gidiyorum diyor Yavuz Selim Camii'ne.

  207. 1:24:11

    Yokuştan diyor çıktı. Geldi diyor kırk sene evvelki şeyhim diyor. E ne var? Ne var? Yani bunda anlamayacak ne var? Geliyorsun beni şirkle itham ediyorsun. Öbürünü şey yapıyorum. Efendim senin ehli sünnet yolunu bozuyormuşum ben. Ne efendisinin yolu bu? Benim bu anlattıklarımı anlatıyordu hep.

  208. 1:24:31

    Şimdi onun için burada reenkarnasyon denilebilmek için ne lazım? Başka bir anasının karnında yetişen bir beden lazım. Bizim konuştuğumuz konuların hiçbirinde bedene ihtiyacı yok. bedene ihtiyaç yok. Çünkü ruh bedensiz vaziyette, ruh kendi bir şekle bürünüp, cinin bir şekle bürünüp görünmesi gibi, ruh da bir şekle bürünüp sana görünebiliyor.

  209. 1:24:57

    Peki tesiri var mı, tesir olmaz mı? Aynı seninle musafa ediyorsa, elini tutuyor, alnından öpüyor, sana hadis öğretiyor, ilim veriyor, aynı. Aynı, çünkü esas insan kim derdi Efendimiz'e? Ruh derdi. E ruh ölüyor mu? Ölmüyor. Ruh ölmüyorsa, esas insanda ruhsa, burada bedenin ne ihtiyaç var? Beden zaten kütük olmasa evde saklardık.

  210. 1:25:08

    Çünkü esas insan kim der defa seni? Ruh der. Çürümese, herkes sevdiğini yanında saklardı yani. E demek ki beden, çürümeye mahkum bir odun, bir kütük olduğu için toprağa gömüldü. Bedende bir fazilet meziyet yoktu ki, zaten bedende bir yönetim yoktu ki, bütün yönetimi tasarrufu ruh yapıyordu zaten. Ama beden onun aletiydi.

  211. 1:25:41

    Şimdi o aletten çıktı ama ruhun sıfatları sönmedi. Enerjisi bitmedi. Aynı gücü duruyor Mahmut Efendi Hazretleri. O gücü neyle kullanabiliyor şu anda da? İstediği zaman şekle bürünerek. Yani yine fiziki bir şey lazım ama beden lazım değil. Kabirdeki kendi bedeni de lazım değil. Başka birinin bedeni de lazım değil.

  212. 1:26:02

    Çünkü neden? Ruh velilerde tasarruf sahibi, kamil, mükemmil. Bak, kamillerin ruhlarına diyor İmam-ı Rabbani, önüne gelen ölmüşlerin ruhlarına demiyor. Buraya dikkat edeceksin. Kamil, her veli de değil. Her veli kamil değil ki. Ne kadar nakıs veliler var, nakıs şeyhler de var. Şeyh ama nakıs. Kamil velilerin ruhlarına Allah bu gücü verdi dediğim zaman ne şaşırıyorsun diyor.

  213. 1:26:30

    Yani ne demek? Ruh kendi bedenine ihtiyacı yok. Görünebiliyor. Ruh görünebiliyor. Yani meleğin şu anda varlığı, yemin ediyorum vallahi var, görünmüyor. Görülebilir mi? Allah izin verirse görür. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem görüyordu. Sahabe-i Ekrem'de görüyordu da ama tabi o dihye türkelbi şekline giriyordu Cebrail aleyhisselam.

  214. 1:26:57

    Halbuki o dihye türkelbi kendisi başka bir yerde. Medine'de bile değil icabında dihye türkelbi. Ama geliyordu dihye şekline. Sahabe'de dihye geldi diyorlardı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki gelin çağırın da bakayım, göreyim bakalım. Bakıyorlar da yerinde yerler yaşıyor. Dihye olsa bulurdun.

  215. 1:27:17

    Ama Cebrail aleyhisselamın altı yüz kanadıyla asıl sureti durmuyor mu? Duruyor. Ama ruhu güçlü olduğu için. Bak, bir ruh yüzlerce şekle aynı anda farklı yerde görünerek bürünebilir. Ruh güçlüyse, ruh güçlüyse. Ne diyorlar şimdi onu?

  216. 1:27:38

    Şimdi homolog mu diyor? Bir şeyden bahsediyorlar. Görüntü yapıyor yanında ışınlama gibi. Aynı anda kaç yerde aynı ışınlamayı yapıyor mesela. Ya sen şu anda teknolojide adamın yanında gösterebiliyorsun. Adam burada aynı anda kaç kişinin yanında da gösterebiliyorsun görüntüyü. Veriyorsun yanına yani. Bakıyorsun aha bunun yanında duruyor zannetiyorsun.

  217. 1:28:01

    Benim gibi saf olsan da oraya gitmiş zannedeceğim. Sen bunu şu anda teknolojiyle bir şeyi, kişiyi kırk yerde aynı anda gösteriyorsun. Yapmayla, çıkartmayla, toplamayla. Beni alakadar etmez. Bu tabii bizim dediğimiz gibi bir şey değil. Çünkü orada göründüğü yerlerde iş yapamaz. Şu andaki teknoloji daha oraya ulaşamadı.

  218. 1:28:31

    Ama bizim dediğimiz bir ruh güçlüyse hiçbir fiziki bedene ihtiyacı olmadan Allah'ın iktidarıyla, güç vermesiyle, meşriyeti ve iradesiyle kırk yerde, dört yüz yerde aynı anda, aynı anda şekle bürünmüş vaziyette görünüp orada iş görür mü? Görür. Şeyh Muhammed Hazretleri bunların misallerini verecek.

  219. 1:28:55

    Şimdi önümüzdeki mektup yani tabii ben çok uzun gidemiyorum. İzah istiyor. Onun için önümüzdeki mektubu, ondan sonraki mektubu. Yani aynı mektuptayız da önümüzdeki ders diyelim. Önümüzdeki dersler bunların misallerini verecek. Abdülkadir Genel Hazretleri'ne yedi kişi aynı anda geldi. Allah razı olsun efendim bizi kırmadınız, iftarımıza teşrif ettiniz.

  220. 1:29:13

    Öbürü diyor ki ne zaman geldi size? Diyor ki dün gece. E dün gece bendeydi diyor. Öbürü diyor dün gece bendeydi. Yedi işte yemin ediyor ya. Abdülkadir Genel Hazretleri de sağ ol evladım Allah razı olsun. Yedisine gitmiş. Aynı gece aynı anda. E orada iş yaptı mı yaptı. Yemek yedi, iftar etti. O beden.

  221. 1:29:38

    Ceset şekle giriyor. Alemi misalde suret çok. yok ama kendi dünyadaki olduğu yani suretiyle ne büründüğü zaman o zaman herkes o bende zannediyordu iddia ediyor yemin ediyor ama mesela başka bir velinin suretine de bürünebilir başka velinin suretine bürünse o zaman diyemez ki sen gelen dün bendeydi. Çünkü neden?

  222. 1:30:05

    O velinin suretine girer ama, şekline bürünür ama, o zaman o adam anlamaz. Anladın? Anladın? Kırk camide hutbe okudu. Bak kırk camide Hatib-i Şirminiç, büyük veli Mısır'da, Hatib-i Şirmini Hazretleri, Esra Cümbür tefsiri var bizde, yazıyoruz ondan. Bak, kırk camide, Hatı, Mişir, Biriç,

  223. 1:30:23

    Kırk camide hutbe okudu, cuma kıldılar. O çıkıyor ki ne hutbe okudu ya Hatib-i Şirmini Hazretleri, o diyor bizde okudu ya, o diyor bizde okudu diyor. Bu sefer işler karıştı. Dediler ki bunlar hangisinin cuması sahih, hangisinin cuması batıl dediler. E ulemaya gittiler mahkeme, şey kadılar dediler ki hepsinin cuması sahih.

  224. 1:30:42

    E çünkü esas insan ruhtur. O ruh şekle bürünerek geliyor. Mesele orada ruh var mıydı? Vardı. Ruhsuz şekil görünemez. Anladın mı? Anladın mı? Ruhsuz şekil, kendisi bir şekil, kendi kendine bir şekil çıkamaz ortaya. İlla ruh bir şekle bürünüyor. Anladın mı? Sade suret olsaydı namazı batır olurdu.

  225. 1:31:06

    Öbürü Arafatta diye yemin ediyor, bir de talak veriyor, vallahi diyor Müferricide Mamini Hazretleri diyor, Arafattaydı, bizlendi diyor. Öbürü de diyor vallahi tekkeden çıkmadı, İtikafa girdi, Zülhikçe'de diyor, hiç tekkeden çıkmadı. Direkt Kahire'den Mısır'ı bırak, tekkeden çıkmadı diyor yahu. O da yemin ediyor karın boş olsun diye.

  226. 1:31:27

    Bak o zaman mahkemeye gidiliyor. Kimler var yani? Üff. Bu en büyük alimlerin zamanı, Sübkiler midir, İbni Dekikiler midir, işte ne bileyim, dünya kadar kazı, kuzatlar var. Fıkıhta zirve. İmam Sültür naklediyor bunu, düşün İmam Sültür'ün döneminden evvel. Ulema dediler ki, senin de nikahın devam ediyor, senin de nikahın devam ediyor.

  227. 1:31:51

    Ama o Arafattaysa, buradaki o değil, buradaysa, Arafattaki o değil, o zaman birincisinin karısı boş olması lazım. Çünkü talak verdi. Ama ne diyor, ruhunun kuvveti olduğundan, peki sen Dehyetül Kelbi suretinde gelene Cibril değil diyebilir misin? Cibril. Ama Asıl 600 suretiyle Arş'ta aynı Cibril duruyor.

  228. 1:32:16

    Peki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Cibril'i gördüm diyor. Cibril geldi bunu buyurdu diyor. E Cibril ne surette geldi Efendimiz'e? Dehyet suretine geldi. Değişik değişik suretlerde geliyordu. Peki Dehyet suretinde gelene, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Dehyet geldi demiyor ki, Cibril geldi diyor.

  229. 1:32:37

    Peki vahiy getirdiği zaman sahih mi? E sahih getiriyor. Ama farklı farklı suretlerde görülüyor, bürülüyor, getiriyor. Ama Asıl 600 kanadı ile Aslı nerede? Arş'ta. Peki sen o zaman madem Aslı sureti 600 kanadı ile Arş'ta, burada Dehyet suretine geldi, o zaman buna Cibril denmez diyor musun? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem o zaman yalan mı konuşuyor aşağı?

  230. 1:33:01

    Cibril geldi. Cibril sana selam söylüyor diyor. Aşağıhanemize diyor, Cibril burada şimdi gel sana selam söylüyor diyor. Cibril, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem görüyor. Ama 600 kanadı ile görmüyor ki. Bir surete bürünmüş geldi. Ama Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Cibril geldi diyor. Burada da Cibril kaç yerde aynı anda?

  231. 1:33:23

    Ama hepsi de Cibril ise, 40 yerde de kıldıran Katib-i Şirbinidir. 2 yerde de Arafat'ta müferrici de Maminidir. Çünkü neden? Mesele ruhtur. Allah onun ruhuna o gücü verdiği zaman, o ruh birkaç yerde aynı anda bulunabiliyor. Ama fiziki görülmesi için de bir şekle bürünüyor. Ama ruhun gücünden dolayı ruh.

  232. 1:33:45

    Ya Azrail aleyhisselam, aynı anda dünyanın kaç yerinde, saniyesinde yüzlerce, binlerce, milyonlarca, bir atom bombasından milyonlarca insanın canını alıyor. Burada bunu Azrail aleyhisselam almadı dersen kafir olursun. Ölüm meleği alıyor diyor Kuran. Aynı anda nasıl alıyor ona? Hepsine de görünüyor. Azrail aleyhisselam alırken görünüyor.

  233. 1:34:08

    Kafirler bile melekleri görüyor diyor Kuran. Ölüm meleğini görüyor diyor, melekleri görüyor diyor. Ahiretten pencere perde açıldı derdi Efendimiz aleyhisselam. Melekler görünüyor o zaman. Peki aynı anda dünyanın her yerinde, işte Azrail aleyhisselama verilen ruh, öyle kuvvetli bir ruh ki, o ruh fizikende şekle bürünüp, milyonlarca insana aynı anda görünüp canını alabiliyor.

  234. 1:34:35

    Yönetim var mı? Yönetim olmaz mı? Canını alıyor adamın. Daha nasıl yönetim olacak? Yani birinde var da öbünde yok değil. Ruh, aynı ruh. bu ruhun gücü, ama ruhun gücü denmez, yanlış anlaşılmaz, Allah'ın ruha verdiği güç, cine verdiği güce şaşmıyorsun, anladın mı sen? Onu demiş Evliyaullah, tayyi mekanla bir anda doğudan batıya geçmiş.

  235. 1:35:02

    köylükten Tebbât-ı Hazretleri Mekke'ye gidiyor, sabah namazı kapının önünde kılıyor. Ondan sonra, ha böyle de şey diyor, lazım. Böyle de şey olur mu? Var, neden böyle şey olur mu diyor. Peki iblis, iblis sahih hadislerde geçiyor, bir anda doğudan batıya gidebiliyor, şu anda. Peki sen Allah'ın iblise verdiği şeyi bir peygamberine, bir velisine vermesini niye yatırgıyorsun?

  236. 1:35:31

    Niye yatırgıyorsun yani? Dolayısıyla cinlerde dedin mi, iblis dedin mi ona inanıyorlar, evliyada da böyle güç verdiği Allah dediği zaman olur mu da böyle şey diyor. Ya sen o zaman iblise takıl abi, iblise takıl, iblis çok şarttan galiba dolanıyor, kan damarlarının içinde geziyor sahih hadis, iblisi kabul et abi sen, iblise iman et, iblis tarikatı kur, sahte şey iblislik yapsın,

  237. 1:35:59

    ondan sonra hepiniz gümbürdü, iblisiyet tarikatı, bak çok güzel bir isim de buldum, iblisiyet tarikatı. Tasarrufu inkar eden, evliyanın tasarrufunu inkar edenler iblisiyet tarikatına mensuptur. Neden? İblis'te her dolap var, ona inanıyorsun, evliyaya dedin mi inanmıyorsun. İmam Rabbi bazıları diyor, cinlerin gücü var deyince inanıyorsun, buna niye şaşırıyorsun?

  238. 1:36:23

    Bedensiz olmazmış, canlı şeyh olmadan olmaz diyor. Yani aynı şey için, bedensiz olmaz, İmam Rabbi bazıları diyor, bedene ne hacet var? Allah kamillerin ruhlarına bu gücü veremez mi? Şeyi de anlatacaktım, anlatamadım yani. Bir dahaki şeyde anlatırız onu da mevzuda geçti yani. Aslında ders bu ders. Selman'ın Farisi Hazretleri radıyallahu anh oturuyor Medine-i Münevvere'de,

  239. 1:36:51

    Hazreti Ali Efendimiz de bir tavanının, satıhın üzerindeler serin zamanda, o da ona bir hurmanın çekirdeğini mi ne atıyor? Hurmanı yemiş de çekirdeğini atıyor. Hazreti Ali Efendimiz biraz mizahçıydı, şakacıydı. Diyor ki Selman'ın Farisi'ne,

  240. 1:37:09

    belki o zaman 200 yaşında, yani Hazreti Ali Efendimiz kaç yaşında yani? Olsun 30-40 bin mi? Yani 30-40 bile değildir. Çünkü 7 yaşında şey olsa, peygamberlik verirse Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem 7 yaşında, onun üzerine koy işte yani. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine icretinde bile çok genç.

  241. 1:37:29

    Dolayısıyla Mekke dönemi 13 sene yani, üstüne 13 koyuyor. Olsun zaten 20 oluyor. Medine'ye geldiğinde 20'li yaşlar. Ondan sonra, ya diyor bana niye şaka yapıyorsun, ben diyor yaşlıyım diyor, ben uğraşmada demiyor da yani falan. Böyle diyor. O zaman da Hazreti Ali Efendimiz de diyor ki, bunu İmam Kuşeyri'nin nakillerinde geçiyor.

  242. 1:37:50

    Bak İmam Rabbi Hazretleri, Hazreti Ali'nin ruhunun garip işler yaptığı, daha bedenine, ruh bedenine girmeden önceyi kabul etti. Bunlar vardır dedi ve bunların tenasukla, reenkarnasyonla alakası yoktur dedi. Çünkü onun ruhu şekle girdi, bir bedensiz, bedene ihtiyacı yok dedi. Onu anlattı işte. Ondan sonra Yaşurman'ın çekirdeklerini atınca diyor,

  243. 1:38:12

    ya Ali benimle mizah yapıyorsun, ben de Şeyhünkebir çok yaşlıyım, Hades Hüsnü'nün yaşı çok genç dedi. Dedi ya Selman, kendini yaşlı zannediyorsun, beni de küçük yaşlı zannediyorsun. Sen dedi, unuttun mu dedi, aslandan seni kim kurtardı dedi. Deyince Selman Hazretleri Roldo Yolluhan panikledi.

  244. 1:38:34

    Dedi ki, sen dedi böyle bir şey yaşadığımı nereden biliyorsun, bir söyle bak anlat bakayım sen. Neyi kast ediyorsun yani? Hangi günü, hangi olayı kast ediyorsun? Deyince Hazreti Ali Efendimiz buyurdu ki, sen suyun ortasında duruyordun, aslandan kaçmıştın. O zaman açtın ellerini, dua ettin, Hazreti Selman anasından doğmuş fiziki.

  245. 1:39:01

    Dua ettin, Allah'tan seni kurtarmasını istedin, duan kabul edildi. Ben de o sahradan geçiyordum. Alemin misaldeki ruhların tasarrufu şimdi. Ben de o sahradan geçiyordum. Zırhını omuzunun üzerine atmış bir atlı geldi ya sana, o atlı bendim diyor. Elimde de kılıç vardı, kılıcı kınımdan çektim, aslana bir darbe indirdim, aslanı ikiye böldüm.

  246. 1:39:30

    Seni de kurtardım diyor. diyor. Hazreti Selman diyor ki, Allah Allah, bunun diyor bir başka alameti var mı diyor, Hazreti Hz. Allah Efendimiz de kolunun içinden bir gül çıkarıyor, o taze gül, taptaze gül. el-Habibin'de. İşte bu da diyor, şeyden kurtulduktan sonra diyor, bir gül demeti topladım, bana hediye ettiğin o güllerdendir diyor.

  247. 1:39:57

    Bana gül hediye etmiştin diyor, kurtuldum diye diyor. Orada gül zamanıymış. Bahçede güller varmış o şey, derenin kenarında. O güllerden biri deyince, tamam diyor. Şaşkınlığı daha da artıyor. Ondan sonra, bu kıssayı bu şekilde anlatırlarken, Hz. Selman'a soruyorlarmış, bu yayılıyor, bu nasıl oldu, bu Hz.

  248. 1:40:20

    Ali daha doğmamıştı, o zaman şudur budur, Hz. Selman anlatıyor. Diyor ki, ben diyor, işte İncil okuyordum, biliyorsunuz o kıssası var. Nasara taifesindendim ama hak olan, hak olan İncil'in rahiplerini bulmuştu. Sonra diyor, bütün dinleri terk ettim, Allah'ın hak dinine döndüm, babam, anam mecusiydi.

  249. 1:40:43

    Sonra babamdan gizliyordum, babam bunu öğrenince beni öldürmek istedi. Sonra annem araya girdi, öldüremezsin dedi, annem beni kurtardı diyor. Ondan sonra ben de kaçtım, babam bana çok zor işler yaptırıyordu. Bunlar meşhur kıssası, Hz. Selman Efendimiz'in. Sonra diyorum, bir gün işte dedim, kaçayım gideyim ya bu mecusilerin elinden.

  250. 1:41:03

    Kaçarken şeyde, bir çölde, yattım uyuyorum, o arada ihtilam olmuşum diyor, gusül icap etti. Uyanınca orada bir göze var, yani gözenin etrafı da tabii sulak bir şey olmuş, göl gibi ama pınar şey çıkıyor. Onun içinde gidip elbiselerimi çıkardım, suya girdim gusül alacağım, kenardan bir aslan çıktı geldi.

  251. 1:41:31

    Ondan sonra elbiselerimin üstüne oturdu, çıkamıyorsun, çıksan çıplaksın. Ondan sonra korktum, yalvar, yakar, Allah'a yalvarıyorum bu aslandan beni kurtar, ben senin yoluna çıktım, ben senin dinin için kaçtım diyorum. Ondan sonra bir atlı çıktı geldi, ondan sonra bir kılıç vurdu aslana, on ikiye böldü, ben de sudan çıktım.

  252. 1:41:54

    Ondan sonra onun eğerinin, işte atının eğerlerinin üzengilerini öpmeye başladım yani, sen beni kurtardın diye, öpüyordum onu diyor. Mevsimde ilkbahardı, her taraf sahra gül dolu, reyhanlarla dolu, güllerle dolu, hemen diyor gittim, bir demet gül topladım. Ne yapabilirim, bir şeyim yok, ne vereceğim?

  253. 1:42:21

    Bir demet gül topladım diyor, onu hediye etmiştim diyor, şimdi bana diyor, bunları hatırlatıyor. Ben bu başıma geleni kimseye anlatmadım, yüzlerce yıl geçti, yüzlerce yıl geçti, ben daha çocuktum diyor. Gelmiş o zaman iki yüz yaşına, Şeyh Muhammed Efendi ne buyuruyor?

  254. 1:42:40

    Uzun asırlar önce Hazreti Ali'nin ruhaniyeti, garip işler yapmış, emsali görülmemiş, işte yardımlar, kurtarmalar bunlar doğru mudur? Doğrudur diyor. Bunlar çünkü onun ruhunun gücünden diyor, ruhu şekle bürünmüş diyor, ta doğmadan fiziki bedeni yok ortada.

  255. 1:43:03

    İşte onun için, şimdi İmam-ı Rabbi Hazretleri Hazreti Ali'nin Selman-ı Farisi'yi kurtarması diye mevzu yapmıyor ama bana birisi soru soruyor diyor. Diyor ki, Hazreti Ali'nin bedeni unsuru meydana gelmeden evvel, yüzlerce yıl evvel acayip işler yaptığı naklediliyor.

  256. 1:43:28

    Demek İran Karnosyan var ki, bu kendi Ebu Talib'in hanımına, kendi annesinin bedenine girmeden evvel, bedenindeki cenin halinin şeyine, ruh girmeden evvel başka bedenlerde dolaşıyormuş diyor. İmam-ı Rabbi Hazretleri de diyor ki, bu kıssa sahittir, yani Hazreti Ali'nin doğmadan evvel, anasından doğmadan evvel çok acayip işler yaptığı sahittir diyor.

  257. 1:43:54

    Bu ruhunun gücüdür ama o ruha beden lazım değil, kamillerin ruhlarına beden lazım değil diyor. O bedene ihtiyaç duymaksızın, ruhuna Allah şekle bürünme izni verir ve bütün efahli, garibe kerametler, en büyük işler yapar diyor. Bunu bedene ihtiyaç duydurmaya ne hacet var ve bedensiz ruh iş göremez demenin ne manası var diyor.

  258. 1:44:23

    Allah Teala kamil velilerin ruhlarına kablel vefat, badel vefat. Şimdi bura daha dünyaya gelmeden evvel ki ruhun tasarrufunu anlatıyor. Önümüzdeki derslerde de Evliyaullah'ın kaç yerde görünmesi konusu. Yine böylece Evliyaullah'tan ölüsünden dirisinden, yani sade diri demiyorum ama, ölüsünden dirisinden, daha doğmamışı himmet ediyor, doğmamışı.

  259. 1:44:51

    Evliya'nın daha doğmamışının ruhu himmet edip kurtarıyor Hazreti Ali'yi kurtardığı gibi. Hazreti Ali Selim'in anfası kurtardığı gibi. Düşün, vefatından sonra haydi haydi zaten yaşamış, geçmiş, ruh zaten alem-i ervahta, güçlenmiş. Bir de bedeninden beraber dünya kadar ibadet yapmış, ne makamlar atlatmış, tecelliyat, terakkiyat.

  260. 1:45:14

    Çünkü o bedene bağlı ya, bedenle de yolculuğunu bitirmiş, kılıç kınından da çıkmış, ruh bu sefer bedenden de ayrılmış, jilet gibi her tarafı kesiyor. Bunu anlamayacak ne var? Onun için onlar da himmet istiyorlar, o nasıl yetişiyor? Kaç yerde aynı anda nasıl görünüyor? Hiç arada mesafe birisi duyması mümkün değil.

  261. 1:45:36

    Nasıl onun imdadına kavuşuyor? İşte bunların hepsinin ruhun tasarruflarından olduğunu ve asla bunun reenkarnasyonla alakası olmadığını beyan ediyor. Ama derin bir mektup, yani başından o 100.000 Adem meselesi alem-i misal meselesi bilmem neler, 3-4 ders, yani gireyim girmeyeyim. Fakat mesele de bir bütün, bir bütün.

  262. 1:46:00

    Dolayısıyla bak Hz. Ali Efendimiz ne diyor şimdi? Burayı anlamsın, geriye anlamadan anlayamazsın. Sen diyor orada hani aslan senin elbiselerine oturmuş, sen orada duruyorken, ben de o sahradan geçiyordum diyor. Halbuki daha doğmadan kaç yüz sene evvel. Ben o sahradan geçiyordum diyor, ne onun adı? Atımla beraber diyor.

  263. 1:46:23

    Elimde de kılıç vardı diyor. Zırhımı da omuzumun üstüne atmıştım diyor. Bak tamamen teşekkül yani. İşte bunu nereden anlayacaksın? Tavafta Muhittin Arabi Hazretleri'nin yanına gelen zat ne dedi? Muhittin Arabi Hazretleri, bir bak tavafta acayip acayip adamlar var. Bunlar buralı olsa tanırız, başka yerden olsa hiçbir tipi benzemiyor.

  264. 1:46:47

    Herhalde alem-i misalden dedim diyor. E sen dedim ne? Kimsiniz, nesiniz? Geldi diyor, bir tanesi geldi yanıma diyor. Ben senin dedenim dedi diyor. Hangi dedemsin, kaç sene evvelki yani? Dedemin, dedesinin, dedesinin ne yani? Sesiyle de neseple nereye gidiyor? Dedi ki diyor, ben senin efendim kırk bin sene evvel yaşamışım.

  265. 1:47:14

    Kırk bin sene evvelki dedenim. Ya nasıl olur dedim diyor. Adem Aleyhisselam yaratılalı yedi bin sene olmadı. Benim dedem nasıl kırk bin sene evvel olacak, Adem Aleyhisselam'dan evvel mi olacak dedim diyor. Sen öyle zannet dedi, evladım dedi diyor. Sen hangi Adem'den bahsediyorsun diyor. Fiziki bu dünyadaki Adem'in yedi bin senelik evresinden bahsediyorsun.

  266. 1:47:39

    Ondan evvel ne kadar Ademler geçti, hepsinin devresi yedi bin, yedi bin, yedi bin geri gitti diyor. Anladım ki bunlar Alem-i Misaldendir diyor. Demek ki ruhların bedenlere girmeden, bu fiziki bedenler yaratılmadan evvel ruhlar aleminde, Alem-i Misal diye Allah bir alem yarattı, bir misal, semboller.

  267. 1:48:03

    Yani şu anda dünyada fiziken mevcut olan her şeyin orada farklı bir sureti var. Ondan önce yaratılmış. Alem-i Misal, Alem-i Şehadet'te. Bu alemin adı Alem-i Şehadet. Görünen elle, tutulan gözle görünen. Onunki Alem-i Misal, Alem-i Misal'i Mevla istediği zaman gösteriyor. Oradaki, işte o zaman hadis de meydana çıkıyor.

  268. 1:48:25

    Mesela Allah yüz bin Adem yarattı hadisini. İmam Abdullah Hazretleri böyle bir hadis yok, uydurmadır demiyor. Bu İddin Arabi naklediyor bu hadisi. Zaten kendisi Muhaddis İddin Arabi. E yüz bin Adem olayı nasıl söyleyeceğiz? İmam Abdullah Hazretleri diyor ki, Şeyh-i Ekber'in dediği doğrudur. O dedeleri Alem-i Misaldendir diyor.

  269. 1:48:44

    Çünkü neden? Alem-i Misal, bu alem yaratılmadan yüz binlerce sene evvel yaratılmış. O alemde de Mevla Teala, ilmi ezelisinde yaratacağını bildiklerini, hepsini misal aleminde önce yaratmış. Misal aleminde, Efendimiz Hazretleri derdi anlamazdık. Seni önce yarattı, sonra seni seyretti, tercihlerini gördü.

  270. 1:49:08

    Ne yaptın, ne yapmadın, hepsini orada yaptın. Mevla da senin yaptığını sana yazdı. E ben anamın kanunda değilim, nerede yaptım diyorsun işte. Hah! Mevla misal aleminde zaten hepsini yarattı. Hangi bedene girecek? Vakti gelince o ruhu bedene gönderecek. Ama ruhlar aleminde, misal alemi iç içe. Rüya görürken de ruh nerede görüyor onu?

  271. 1:49:34

    Misal aleminde görüyor. Rüyada da sana bir birçok şey neyle anlatılıyor? Sembollerle. Sembollerle, misallerle anlatılıyor. Sonra bir de bakıyorsun süt şuymuş ondan sonra bilmem ne çıktı. Tabirin sonra başına gelince de anlıyorsun. Ulan bu buymuş. İşte misal aleminde onun sureti o. E dolayısıyla Allah yüz bin Adem yarattı.

  272. 1:49:56

    İmam-ı Rabbani bu hadisi reddetmiyor. Ama bu yüz bin Adem'den fiziki şu bedenlerimizin babası olan, fiziki bedenlerimizin babası olan bir Adem var, o da bu dünyaya, cennette yaratılıp bu dünyaya indirilen Havva aleyhisselam aleyhisselam cima derek çocukların nesli şu ana kadar yürüyen. Ondan başka bu alem şehadette başka Adem yok.

  273. 1:50:22

    Ama bu Adem'den evvelki Ademler, Adem aleyhisselamın ruhaniyetinin gücünden dolayı, bu Allah-u Teala'nın işte yedi bin sene evvel yarattığı, bu dünya gönderdiği, cennette yarattığı Adem aleyhisselamın ruhaniyeti o kadar güçlü ki ruhlar aleminde. Her yedi bin senede bir bir Adem zuhur etmiş orada. O Adem'den de nesiller, tevalütler, tenasüller, doğmalar, doğurmalar,

  274. 1:50:46

    burada ne oluyorsa, burada olanın hepsi misal aleminde önceden olmuş. Dolayısıyla yüz bin Adem var diyor. Mesela o mektubun birinci, ilk dersi, ikinci dersi, üçüncü dersi bunu anlattı. Bunları birleştirdiğin zaman, onu anladığın zaman bunu da anlıyorsun. Hazreti Ali doğmadan iki yüz sene evvel diyor ki, aslan seni korkuturken ben de o sahradan geçiyordum.

  275. 1:51:13

    Nerede geçiyordun? Daha doğmamışsın. Doğmadan iki yüz sene evvel oradan geçebilir mi? Geçebilir. Çünkü alemin misalde Hazreti Ali'nin ruhu çok güçlü olduğundan, ruhuna, o daha doğmadan evvel ruhuna, nasıl ki Adem Aleyhisselam fiziki yaratılmadan evvel ki Ademler var, Hazreti Ali'nin de doğmadan evvel ruhaniyeti güçlü olduğu için şekle girme müsaadesi almış Mevla'dan,

  276. 1:51:41

    ata binmiş, gidiyor. Selman-ı Farise'ye uğruyor. Selman-ı Farise'ye dua etmiş, duası kabul olmuş. Mevla da ona bu kerameti, bu mucizeyi, Resulullah'ın mucizesi oluyor tabi burada aynı zamanda. Hazreti Ali de onun halifesi olduğuna göre. Resulullah'ın mucizesini göstermek üzere Selman-ı Farise'ye bunu yaşatmış.

  277. 1:51:59

    Niye? Sonunda Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sahabesinden olacak diye. Orada tanısın, tanıdığı zaman imanın kuvveti, nuru artsın. Allah Allah desin. Çünkü neden? İşte bu Resulullah budur. Ona iman eden budur. Hazreti Ali'nin ruhaniyeti sen. O doğmadan iki yüz sene evvel seni kurtarmış. Hazreti Selman'ı kurtarmış.

  278. 1:52:20

    İşte bu nedir? Alemin misaldeki ruhunun gücünden dolayı Allah'ın izniyle ruhunun şekle bürünüp. Zaten ruhu, Selman-ı Farise'nin o zamanda iki yüz sene evvel Hazreti Ali'nin ruhu yok muydu? Yani Hazreti Ali Efendimiz fiziken doğmadan iki yüz sene evvel, dört yüz sene evvel onun ruhu misal aleminde yaratılmış değil miydi?

  279. 1:52:41

    Ruhu zaten yaratılmıştı. Ama misal aleminden bir şekle bürününce de Selman-ı Farise zaten yaşıyordu o zaman. Yaşayana işini gördü, kurtardı onu. Çünkü ruhların bedenlerden çok evvel yaratıldığına da iman lazım. Yani tabi ki ruh da mahluktur. Arş da mahluktur. Lev-i Mahfuz da mahluktur. Her şey yaratılmıştır.

  280. 1:53:05

    Her şeyin başı vardır, başlangıcı vardır. Bir tek kadim ezeli ancak Allah-u Teala ve sıfatlarıdır. Ama ruhlar bedenlerden evvel yaratıldığına göre, gerçek insanda ruh olduğuna göre, doğmadan evvel de ruh vardır. Doğan bedendir. Ruh doğmuyor ki. Ruh kün ol emriyle birden oluyor. Ruhta şey yok, fiziki temaslar, kan, revan, doğumlar, ebeler, öyle bir şey yok ruhta.

  281. 1:53:34

    Ruhlara Mevla kün. Ruh hakkından evvel buyuruyor. Kulir ruhu min emri Rabbi. Habibim söyledi, ruhu bilecek kadar size ilim verilmedi. Ruh Rabbimin kün emriyle var olmuştur. Alem-i emirdendir. Alem-i kalpten değil. Sonra toprak, ateş unsuru yok. E sen şimdi ruhu anlamadan Mevla'yı anlamaya kalkıyorsun ya.

  282. 1:53:56

    Daha kendi ruhunu tanımıyorsun. Anladın mı? Onun için ruh alem-i emirdendir. Onun bedene ihtiyacı yok. Bedenin iş görmesi için ona ihtiyacı var. Onun için doğan ana karnında teşekkül eden bedendir. Ruh değil. Ruhundan binlerce sene evvel var. O zaman esas insan ruh, bütün işleri gören ruh, o geldi mi beden canlanıyor, o gitti mi beden küçük oluyor, ölüyor.

  283. 1:54:26

    O zaman tasarruf ve yönetim kime ait? ruh ve yönetim kime ait? Bedene mi, ruha mı? Karar ver ya. Bedeni sen niye gömüyorsun? Beden eysen niye gömüyorsun? Beden duruyor. Şuraya ne kadar sakla? Çürüyor, ne kadar saklar? Tefe tefe kullan. Ama bir şeyime yaramıyor, gidiyor artık. Ne konuşuyor, ne gülüyor.

  284. 1:54:42

    Bir de koklayacak, evim batacak. Ha! Tasarruf ruhun mu? Ruhun. Peki ruh bedenlerden ve yaratılmış, yaratılmış. O zaman Hazreti Ali 200 sene evvel Hazreti Ali'nin ruhu, Selman-ı Fâsih'i kurtarır. Çünkü neden? İş gören ruh ya. Anlamayacak ne var. Peki, vefatı... medet etmiş bir veli, Abdülkadir Geylani olmuş, 900 sene medet ya Abdülkadir diyorsun, denenmiş, direkt geliyor

  285. 1:55:08

    Bismillahirrahmanirrahim. Ya İmam-ı Rabban diyorsun, ortalık açılıyor. E şimdi sen, ya kapsıyorsun Şah-ı Nakşibendi Hazretleri'ne E şimdi sen, ya kapsıyorsun şu an akşama ne yapacaksın? müracaat ediyorsun, yetişiyor. E bunlar görülmüş, yaşanmış, tecrübeye sabit, benim başıma gelmiş. Birçok insanın da yaşadığı olaylar vardır.

  286. 1:55:24

    E tamam, e onun öleli yedi yüz yüz sene olmuş, öbürünün öleli dokuz yüz sene olmuş. E tamam da, esas insan kimdi? Ruhtu. Yönetim tasarruf kime aitti? Ruha aitti. Peki ruhu öldü mü? E ruhu öldü dersen kâfir olursun. Çüküreden, bütün hayat muhadislerinde ruhun ölmediği anlaşılıyor. Azap, nimet, kabir, hepsi ruha.

  287. 1:55:46

    Şual, cevap, ruhu ölsek münker ne işin var? Kime ne soracak? Cevabı veren ruhtur. Dolayısıyla, ruh önce yaratıldıysa, beden doğmadan evvel de o ruhun iş görmesi yadırgalamaz. Esas insan ruhsa ve ruh ölmediğine göre, ehl-i sünnetin cumhuruna göre, bedenden ayrılarak bedenin vefatı, bak bedenin vefatı, ruhun vefatı yok.

  288. 1:56:18

    Buraya dikkat et, ruh vefat etmiyor. Ruh vefat ediyor dersen, İslam'ın bütün temelleri, münker, negir, sual, cevap, kabir, azap, hepsi çöküyor. Ayetler çöküyor. Şu anda firavun ve hanedanı sabah akşam cehenneme götürülüyor diyor. Kur'an söylüyor. Firavun ve hanedanının kemiği mi kaldı? Kim götürülüyor?

  289. 1:56:40

    Enna arıyo razûlâ le yâ hudube vâşiye. Ayet, sabah akşam firavun ve hanedanı cehenneme götürülüyor, götürülüyor diyor. Yani ruh cehenneme gösteriliyor, geri çıkıyor. Esas insan ruh. Ruh öldü dersen, kafir olursun. Yani ehl-i sünnetten çıkarsın. E ruh ölmediyse, tasarruf ve yönetim kime ait? Ruha ise, beden vefat etmesiyle, ruh bedenden ayrılınca vefat eden beden.

  290. 1:57:10

    Beden vefat ettiğine göre, ruhun tasarrufu devam ediyor dememden daha normal ne olabilir? İş yapmaya devam ediyor dememden daha doğal ne olabilir? E Ebu Bedir Sibel, kalktın diyorsun ki kabirden yönetim ehl-i sünnete muhaliftir. Bu lafı zerre kadar ilmi olan bir insan, ehl-i sünnet olan bir insan söyler mi?

  291. 1:57:33

    Kübbeli'den nefretin seni ehl-i sünnetten çıkmaya zorlamasın. Bir kavmi olan buzunuz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Beni sevmeyebilirsin, benden nefret de edebilirsin, ehl-i sünnetten de çıkmazsın. Ama sen, kabirden yönetimi inkar edersen, fel müddebbiratı emra ayetine çatarsın. Şehitlere ölü demeyin, asıl dile onlardır'a çatarsın.

  292. 1:57:58

    Birçok ayet ve hadise çatarsın. Yani çarpışırsan, bu çarpışma da son nefeste adamda iman bırakmamla tehlikesine sokar. Ben sana söyleyeyim, beni sevmek, sevmemek, sövmek seni bileceğin iş. Ama Allah'ın ayetlerini, Habib'in hadislerini, ruhun yönetimini, ruhun tasarrufunu, kamil velilerin ruhlarına verilen bu yetkiyi asla inkar edemez bir ehl-i sünnet mensubu.

  293. 1:58:24

    Onun için tevbeye davet ediyorum, sözünü tahsiyeye davet ediyorum, yanlış anlaşıldım, kısa bir tweet attım, bu tweetten bu anlaşılmazdı, gelin arkadaşlar izah edeyim dersin, gökyüzünü temizlersin. Yok temizlemedin, bu laf, bak bu zamana kadar vekaip namazını inkar ettin, ehl-i sünnetten çıkmış demedin.

  294. 1:58:46

    Bilmem ne kadar şeyleri inkar ettin meşayihın, hiçbirinde de bir şey demedin. Ama sen şimdi kalkıp, Mahmud Efendi Hazretlerine zaten, kıskançlığından dolayı, sana soruyorlar, diyorlar ki Mahmud Efendi'ye bağlanalım mı, intisap edelim mi? Sen ne diyorsun? Mahmud Efendi şu anda cemaatini yönetemiyor, orada çok bozuk adamlar var, onun için Mahmud Efendi'yi tavsiye etmiyorum,

  295. 1:59:06

    Altınoluk Cemaatini tavsiye ediyorum diyorsun. Mahmud Efendi daha hayattayken o mübarek Veli-i Zişan'ın cenazesine 3 milyon, 5 milyon toplan o yüce Veli-i Zişan hakkında, Mahmud Efendi cemaatini yönetemiyor, diyen adamsın. Tabii ki kabirden yönetime itiraz edersin. Yani, sağken yönetemiyor dediğin adamın ölüsü yönetiyor zaten diyemezsin.

  296. 1:59:26

    Ama ben sana Mahmud Efendi'nin kabirden yönetimine iman etmenden bahsetmiyorum. Ehl-i Sünnet'e göre müşahhas bir Veli'nin velayetini bile inkar etsen, senin bileceğin iş, ben bunun Veli olduğunu kabul etmiyorum dersen, dersen, kâfir de olmazsın, el üstünetten de çıkmazsın. Ama o zatın ıhışmına uğrasın Mevla, o zatı çok sevdiği için sana gazap eder, son nefesin ne olur?

  297. 1:59:46

    O beni alakadar etmez. Ama şunu bil ki, genel manada evliyanın kerametini, ruhların ölmediğini ve ruhların tasarrufunun kâmil velilerin, kümmeli evliyanın, ervağının tasarrufunu inkar edersen bal gibi ehl-i sünnetten çıkarsın. bal gibi ehli sünnetten Benim bütün okuduğum kitaplar, ki senden bin kat fazla da tetebbüatım vardı, bak burada beş bin on bin kitap not olarak okumuşum.

  298. 2:00:13

    Beş bin on bin, yani elli bin kitap var da beş bin on bini bütün hepsini not olarak okumuşum. Dolayısıyla şimdi öyle profesör olsan ne yazar? Burada ilim konuşuyor, burada ehl-i sünnetin kaynakları konuşuyor. Ben sana Mahmut Efendi'nin kabirden yönetimini inanmazsan ehl-i sünnetten çıkarsın demiyorum.

  299. 2:00:31

    Ama Evliyaullah'ın tasarrufu haktır. Ruhlar ölmez. Kamil velilerin ruhlarını Allah yönetim vermiştir. Fel müddebbirat emrada da Fahru Razi Beyzavi'nin inandığına ben de inanıyorum. Dolayısıyla sen inanmıyorsan, senin bileceğin iş, Allah istahatsin, idaret etsin demekten başka yapacak bir şeyimiz kalmamıştır.

  300. 2:00:49

    ilâhat etsin demekten başka yapacak bir şeyimiz kalmamıştır. Vesselam, doğru kelam. müşerref eylesin, müstefid eylesin, ve sallâllâhu alâ seyyidina Muhammed ve âlihi ve rasûlihîn. ve sahbihi vesellemâ.