21:03 / 1:20:16

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu teala ala seyyidil murselin Muhammedin ve ala âlihîn ve sahbihîn ecma'în. Kıymetli takipçilerimiz, Mektub-u Âd-i Şerife'den ikinci ildin 58. mektubundan devam ediyoruz. Bu mektub-u şerifte çok tasavvufî hakikatler ve ilimler ve esbiyet itikadına da şu anda önümüzdeki ders taalluk edecek.

  2. 00:37

    Bunları gereği dinlemeden anlamak kabil değil. Onun için bir önceki dersler, yani en az iki ders dinlenmesi gerekiyor. Buna göre İmam Rabbani Füsesi Huzur Hazretleri'nin beyanı ve çile, mektub yazdığı zaman ona soru soruyor, o da cevap yazıyor. Muhyiddin-i İbni Arabi Hazretleri'nin tavaf ederken tanımadığı bazı zatlar gördü ve o zatlara soruyor.

  3. 01:18

    O zatlara, tam birinin yanına gelerek, işte onlar, biz sizden yıllar önce bu beyti taaf etmiştik, diye beyt okuduğunu duyuyor. Sonra bunlar kimler acaba? Pek bilindik insanlar değil, bu zamanın insanlarına da benzemiyorlar diye düşünüyor. O arada biri yanına geliyor, ben senin dedelerin derim diyor.

  4. 01:54

    O da İbni Arabi Hazretleri'ne kadar önce dedelerimdensin deyince, işte kırk bin seneden fazla diyor evvel, İbni Arabi Hazretleri de diyor ki doğal olarak daha Adem Aleyhisselam'ın yaratılmasından yedi bin sene geçmedi, kırk bin sene evvelki dedem nasıl olabilirsin diyor, o zatta yani sen hangi Adem'den bahsediyorsun?

  5. 02:27

    Sen son evredeki, devredeki, bu son yedi bindeki Adem'den bahsediyorsun. Ondan evvel ne cehennem olur? Ondan evvel ne cehennem olur? Her yedi binde bir üç tane Adem'ler var diyor. O zaman İbn-i Arabi Hazretleri de, yani Allah yüz bin Adem yarattı hadis-i şerifini mülaza derek, demek ki bunlar misal aleminde, bu dünyanın yaratıldığı fiziki alemde

  6. 03:00

    olan pek bir tane Adem Aleyhisselam var, hepimizin babası, onun da işte yaratılmasından yedi bin sene tamamlanmak üzere tabii şimdi İbn-i Arabi Hazretlerinden de bu tarafa sekiz yüz dokuz yüz sene geçti, işte o yedi bin tamamlanmak üzere, ama misal aleminde ki her şeyin bir suretinin, şekle bürünmüş halinin bulunduğu bir alem o, onu bayağı anlattık.

  7. 03:38

    Ahiret aleminden de değil, şu anda gördüğümüz şehadet elle tutulup gözleginin aleminden de değil, öyle bir alem var ortada ve gördüğümüz rüyaların hepsi o misal aleminde görüyoruz. Görüyoruz, şu anda da devam eden bir alem, bu meseleyi İmam-ı Rabbânî Hazretleri'ne soruyor. Mektubu yazdı Hâce Muhammed Takî Hazretleri, İmam-ı Rabbânî Hazretleri de buna cevap veriyor.

  8. 04:16

    İbn-i Arabî Hazretleri'nin bu görüşünü de burada teyit ediyor. Şehadet aleminde, yani dünyanın yaratılması netcesinde şu anda yaşadığımız alemin başında Ebu'l-Beşer olarak Ebu'l-Beşer olarak, Beşer'in babası sade tek Âdem Aleyhisselâm var. Ben bu işi çok inceledim diyor. Zahiren, batıren, derin derin tefekkür ettim.

  9. 04:44

    Teammuk'tan bahsediyor, yani derinlemesine düşündüm. Ve Âdem Aleyhisselâm'dan evvel yaratılan Âdemler misal aleminde yaratılmışlar. Ve misal aleminde vefat etmişler. Yani onların her birinin evresi, devresi geçmiş. O misal alemi itibariyle kırk bin sene ve gerisinden konuşabilmek, mevzu açabilmek mümkün misal alem itibariyle.

  10. 05:17

    Ama görünen alem itibariyle bizim babamız Âdem Aleyhisselâm'dan evvel bir Âdem'in geçmiş olması, Kur'an-ı Sünnet'e zaten muhalif ve Ehl-i Sünnet'e göre de düşünülmesi mümkün değil, caiz değil şeklinde beyanlarda bulundu. Tabi bu arada baya ilmi, hakikatler, tasavvufi gerçekler sizlerle paylaşıldı evvelki bir iki derste.

  11. 05:45

    Evet ki bir iki derste. Şimdi buyuruyor ki vellezîne o kimseler ki fî kulûbîn onların kalplerinde var marazun bir nevi hastalık yani bir nevi kalp hastalığı dediği ehl-i sünnet itikadından çıkış hatta dinden, hatta dinden çıkış Yani bu kalp hastalığı burada fiziki hastalık değil, itikad bozukluğu olanlar, yefemûne anlıyorlar.

  12. 06:13

    Minâzî-l-hikâyeti bu anlatılan kıssadan, yani İbn-i Arabi bazen tavafta karşılaştığı olaydan, ne anlıyorlar? Tenâsukhan, bir nevi tenâsuk anlıyorlar. Yani tenâsuk ne demek? Sanki bir ruh kendi bedeninden çıkıp ayrıldıktan sonra yeni yaratılan, şu anda yaratılma devam ediyor, insanlar doğuyor, doğuruyor, yeni yaratılan bir bedene giriyor.

  13. 06:45

    Sonra o bedende yaşıyor, yaşıyor, yaşıyor, bütün sorumluluklar, her şey yine üstleniyor, yükleniyor şu andaki bizim yaşantımız gibi. Sonra o bedende ölüyor, sonra aynı ruh bir zaman içinde yeni bir bebek anasının rahminde yaratılınca, 120 günlük olduğunda onun bedenine aynı ruh giriyor, yani onun ruhu oluyor.

  14. 07:12

    onun ruhu oluyor. Yani bir ruh çok bedende ama hangi bedenlerden bahsediyoruz? Babasının, anasının rahminde, sulbünde, rahminde teşekkül eden, şekle bürünen ve eceline kadar, işte bu dünyaya gelip eceline kadar yaşayan başka bir bedene giriyor. Aynı ruh üç, beş, on. binlerce bedene gire çıkıyor, gire çıkıyor falan.

  15. 07:36

    Buna reenkarnasyon da diyorlar. Şimdi bu bizim anlattığımız kıssada diyor, İmam-ı Rabbani Hazretleri reenkarnasyonla hiçbir alakası yok diyor. Ama kalbinde hastalık olan zındıklar, Bunun reenkarnasyon olduğunu düşünüyorlar ve onun doğruluğunu savunuyorlar, diyor. Ve hekadüne yaklaşıyorlar, ne yapmaya yakuluğuna der olma.

  16. 08:03

    Ne diyorlar buradan giderek? Bu kıdemli alemin kıdemine kail oluyorlar. Çünkü bu laf onları oraya götürüyor. Kıdem ne demek? Hani Türkçe'de söylenir mi? Askerde falan kıdem bir başçavuş falan. Kıdem, önceki yani, evveli, bir önceki. Yani bu ona göre kıdemli demek, bu ondan eski demek. Buradaki kasıt, âlemin kıdemini...

  17. 08:30

    Allah-u Teala âyet bir sıfat. Allah-u Teala'nın sıfatı sübütüyesinde ne buyuruyor? Vücut kıdem. Allah-u Teala'nın bir vücut kendi başına, kendi zatıyla var olmak, varlığında hiç kimseye muhtaç olmamak. Bu sadece Allah'a mahsus. Allah'tan gayrı her şeyin yaratılışı Allah tarafından olduğu için bir noktadan Mevla kün buyurduğunda fey kün o var olduğu için gerisinde yokluk geçmiş.

  18. 08:41

    Vekâ vehtâniyet, muhâlefetü l-havâdîs. Ancak Allah-u Teala'nın geçmişinde hiç yokluk yok çünkü varlığı kendinden. İkinci sıfatı ne demek? Kıdem. Kıdem ne demek? Evveli olmamak. Yani ne demek? Başı yok. Buna ezeli de deniyor. Bunun anlamı nedir? Ne kadar geri gidersen git, işte yedi bin sene evvel gidiyorsun, dünyanın yaratılışı.

  19. 09:25

    Ondan evvele gidiyorsun, diyelim, ne kadar gidiyorsun, binlerce sene gidiyorsun. ondan binlerce sene evvel gitsin, meleklerin yaratılışı, ondan binlerce binlerce, on binlerce, yüz binlerce gidiyorsun, işte arşın yaratılışı falan filan, gidiyorsun. Ama bunların hepsi mahluk, yaratılmış şeyler. Yaratıldığı anda varlığı başlıyor.

  20. 09:44

    Ondan evvel yokluk geçirmiş. Ama Allah-u Teala hakkında bir tek bunu söyleyemiyorum. ve ezeli. Yani ne kadar geri gidersen git, zaman biter, mekan biter, güneş, ay, güneş, bütün sistemler Bütün sistemler zaten, zaman bu sistemin, gök sistemiyle, feleklerle oluşmuş, bizim hakkımızda geçerli olan bir şey, yaratılmışlar hakkında geçerli olan bir şey.

  21. 10:10

    Yaratan hakkında zaman geçmez. Velâicne âl-i zemân, gök mü vardı, güneş mi vardı, ay mı vardı, felekler mi vardı, melekler mi vardı? E bunun hakkında sen neye göre zaman tespiti yapacaksın? Celle Celâluhu. İşte o, Allah'a mahzun bir şey. Allah'tan başka kadim var, ezeli var. Yani varlığının başı ve başlangıcı olmayan mahluklar da var.

  22. 10:32

    Zaten tezada düşüyorsun. Mahluksa, bu ya yaratan var, ya yaratılan var. Yaratan bir tane, yaratılan çok. Ezeli olan, kadim olan, evveli olmayan, başlangıcı olmayan, bir tek yaratan. Efendim, sen çıkartan kalabalıkları yaratan. Efendim, Dolayısıyla, birisi derse ki, Allah'tan başka kadim var, göklerin evveli yok, yerlerin evveli yok,

  23. 11:05

    veyahut ruhların evveli yok, veyahut işte arşın evveli yok, veyahut cennet yani. Bunların hepsi sonradan yaratılmış şeyler. Tabii ki dünyadan, göklerden, yerlerden evvel yaratılmışlar. Ama olan şeyler var. Ama o, yaratılanlar arasında öncelik, sonralık. Ama hepsinin başladığı, yaratıldığı an var. Ondan gerisi yokluk.

  24. 11:28

    Geçirmiş her şey. Mahluksa bu. Çünkü yaratılmış ne demek? Yoktan var edilmiş demek. Yok olduğu zaman geçmiş. Şimdi bazıları çıkmışlar, tabii alemin kıdeminden bahsediyorlar. Yani ne demek? İşte şimdi burada kırk bin sene evvel ki dedenim, işte yüz bin Adem yaratıldı, ondan evvel, ondan evvel. Ya o misal alemi, fiziki bu alem değil, bir.

  25. 11:52

    Nerede kaldı ki? Misal alemi de yaratılmış bir alem. Misal alemi de yaratıldığına göre onun da başı ve başlangıcı var. Tabii ki bu fiziki alemden, çok yıllar, yüz bin, bir milyon, bir milyar, katır, trilyon falan bunlar, geriye doğru gittiğin zaman Allah'ın ezeli olan, kadim olan, başı ve başlangıcı olmayan varlığına nispetle bunlar hepsi sonradan yaratıldığı için

  26. 12:20

    şu andaki bu dünyadan ne kadar evvel yaratılmış olsalar da hepsinin evvelinde yokluk geçmiş. Ama sen alem kadimdir, yani Allah var, Allah'ın varlığı ile beraber bu gökler, yerler, bu alem de Allah'ın varlığı ile vardı. Ya Allah'ın varlığı ile var olan bir tek sıfatlarıdır. Sıfatları da zattan ayrılmaz.

  27. 12:41

    Allah varsa, varken ilmi de vardı, işitmesi de vardı, görmesi de vardı, iradesi de vardı, kudreti de vardı, kelam sıfatı da vardı, tekvin, icat sıfatı da vardı. Ama hiçbir şey daha yaratmamış. Yaratmasın, o sıfat onda vardı. Sıfat zattan ayrılmaz. Sıfatı zattan ayırdığın zaman, o zat sıfatsız kalır.

  28. 13:00

    Sıfatsız kaldığı zaman, Allah'ın ilmi yok dediği zaman, bunun karşılığı cahil demiş olursun. Haşa, işitmesi yok dediği zaman sağır demiş olursun, görmesi yok dediği zaman kör demiş olursun. Anladın mı? Onun için Allah'ın zatından ancak sıfatları ayrılmaz. Ama bu alem, gök, yer, arş, kürsü, Rasulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem ruhu, ruhaniyeti.

  29. 13:24

    Aklı ilk yaratılan akıl. Nuru ilk yaratılan nur. Ama yaratılan diyorsun. Yani yaratılmış. Dolayısıyla onlar da kadim değil. Mevla çok sevdi muhabbetiyle. Küm buyurdu, Habibimin nuru ol buyurdu, bir nur yarattı. O sonra bütün alemleri o nurdan yarattı. Ama tamam da o nurda mahluk yaratılmış. Onun için Allah ile birlikte zatın sıfatları dışında

  30. 13:47

    hiçbir kadimden, ezeliden bahsedemeyiz. Ama sen şimdi kalkıp İbn-i Arabi Hazretleri'nin bu kıssasından yola çıkarak işte kırk bin sene evvelki dedenim. Yani misal aleminde. Ama bak İbn-i Arabi Hazretleri de doğru söylüyor. Sana İbn-i Arabi Hazretleri onu teyit ediyor. Diyor ki bu alemin misal. E tabi ki alemin misal de kırk binde geçmiştir.

  31. 14:09

    Belki daha gerisine kadar geçmiştir. Hakkında ait hadis olmayınca yani sürenin beyanı hakkında ben burada şu kadar geçmiştir diyemem. Ama İbn-i Arabi Hazretleri'nin o dedesinin ben kırk bin sene evvel yaşamış dedenim demesinden bir kırk bin geçtiyse anlaşılıyor. E Allah yüz bin adem yarattı. Hadis-i şerifini İmam-ı Rabbani Hazretleri reddetmiyor.

  32. 14:33

    Yani Fütuhat-ı Mekke'de geçen o hadisi böyle bir hadisin aslı yoktur. Bunu da nereden çıkarttınız? İbn-i Arabi uydurmuş. Haşa. Bunu demiyor ki. Bu kadar izahı niye çalışıyor? Öbür türlü dersin ki bunun aslı yok. Zaten konu kapanmıştır. El cevap ve selamün aleyküm ve selam. Mektubu bitirir. E demek ki bu kabul ediliyor.

  33. 14:53

    Ama bunun yedi bin yedi bin devreleri var. Desek ki öyle de geçti geri kimin mektubu. Geçti geri kimin mektubu. Yedi binden şeyi çarpsan, yüz bini çarpsan, benim şu anda kafam o kadar hesap bile yapamaz. Yedi binden yüz bini çarpsan, o kadar sene çıksa, tabii ki, yani yedi yüz bini de geçer, işte milyon da geçer, ne kadar geçiyorsa.

  34. 15:18

    O zamanlarda hep âlemin misali Mevla yaratmış, veli yaratmıştı. Ama yaratmıştı da onun gerisinde o yine yoktu. Âlem-i Şehadet'in nasıl gibi başı var başlangıcı var, göklerin yerlerinin yaratılışından bahsediyor Kur'an. Fîsit-i teyyâm altı vakitte diyor işte falan. Bütün Kur'an anlatıyor onu. O yaratılışı, dağları, şeyleri, iki günde dağları vesaire de işte gökleri.

  35. 15:41

    Bunları Fussilet Suresi'ne tafsili var bazı surelerde. Âlemin misalinde Allah-u Teala yoktan yarattı. Ve bu şehadet âlemi, görünen âlem olmadan evvel burada yaşanacaklarının hepsi âlemin misalinde yaşandı. Dolayısıyla onu sen milyon senede desen, milyar senede desen o yine geriye gittiğinde bir yerden başladı.

  36. 16:04

    Mevla'nın yaratmasından, düğmeye basmasından, küm feykün, küm buyurmasından feykün olmuş, mevcut olmuş. Dolayısıyla onun da ondan gerisi nedir? Yokluk. Ama sen bu kıssadan yola çıkarak diyorsun ki o zaman ruhlar ezelidir. Allah'la beraber hep, Allah ne zaman vardıysa hep ruhlar vardı. Ruhlar varken hep bu âlem vardı.

  37. 16:30

    Ama şu andaki fiziki mahiyetine bürünmüş değilse de işte tuman hâlindeydi, buhar hâlindeydi. Gökler işte ayette de söylüyor ya tuman hâlindeydi, buhar hâlindeydi. Şunun aslı şuydu, gökler baştan bitecekti, sonra biz onu fefete kralıma yardık vs. vs. Bunların efendim hepsinin şu andaki şekliyle kadim değil, ezeli değil ama hamd madde itibariyle,

  38. 17:02

    yani göklerin, yerlerin ve bütün bu yaratılmışların hepsinin ham maddeleri Allah'ın varlığıyla beraber hep vardı. Yani ezeliydi, onların da evveli yoktu yani onlar da yokluk geçirmemiş. E bunu diyen kâfir olur. İbn-i Teymiye'de de bu fikir var. Nev'i nev'i ne demek? Orası sizi şaşırtmasın.

  39. 17:27

    Şimdi hiç kimse bu koltuk burada ezelden ebede kadar duruyor diyemez. Onu diyene manyak olduğunu diyeni de, diyeni de tımarhaneye götürürler. Yani bunu değerlendirmeye senin vaktin mi füzülü var da sen bunu manyak olduğunu konuşuyorsun? Demek ki sen de boş işlerin müdürlüğü yapıyorsun yani. Çünkü neden?

  40. 17:50

    E bu koltuk burada ezelinde. 20-30 sene evvel bir bina yoktu zaten. İçinde koltuk daha var. Dolayısıyla kimse ne demiyor? Bu gök, bu yer, bu Ubeykoz, bu Görele Mahallesi, Halit Caddesi ezelden beri vardı. Kimse bir şey demiyor. Onu diyen yok. Ama bu göklerin yerlerin yaratılmadan evvel ham maddesi ezeliydi diyor.

  41. 18:15

    Ama Allah-u Teala ne buyuruyor? Halik o gün var olan her şeyi ben yarattım diyor. E yaratmak demek yoktan var etmek demek. Bediyan-ı Semavat falan. Bediyan diyor mesela. Halik başka, Bari başka, Bediyan başka. Bunların Allah isimleri ne? Halik mutlak yaratan mı? Bediyan eşi olmadan yaratan. Yani bunun bir benzeri yoktu.

  42. 18:40

    Yoktan var etti demek mesela. Anladın mı? Bari kusursuz yaratan. Yani bir Esma-ı Hüsna'dan. Yani Esma-ı Hüsna dediğimiz de bizim ezberlettiğimiz çocuklara 99 isimden ibaret değil. 99 Esma-ı Hüsna'dan. En meşhur rivayetlerden biri. Ama Mevla-ı Teala'mızın yüzlerce binlerce ismi şerifleri var. Hepsi Esma-ı Hüsna.

  43. 19:02

    Dolayısıyla ayet-i kerimede Felillal Esma-ül Hüsna. Yani en güzel isimler Allah'a aittir diyor. Ayette 99 geçmiyor. Ama Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem 99'u bir hadis şerifinde sayıyor. Ama diğer birçok hadis şerifinde o 99'da olmayan isimleri de sayıyor. Dolayısıyla Mevla'mızın her yarattığı şeyden aldığı bir isim olur.

  44. 19:23

    Bir sıfat vardır. O mahlukatın yarattığı şeylerin çokluğu ve teaddülü ve tekessürü itibariyle tabi Esma ve sıfatlarında da çoğalma olur. Ama bunların hepsi en nihayetinde nereye raci olur? Yani yarattıkları ile ilgili aldığı isimler ve sıfatların hepsi tekvin sıfatına. Tekvin icat etmek, yoktan var etmek, varlık sahasına çıkartmak.

  45. 19:50

    Çünkü ham maddesi Adem, yoklu. Bunlar diyorlar ki bu yaratılan her şeyin bir ham maddesi itibariyle… Ama duman halidir, ama gaz halidir, ama nur halidir, ama kimyevidir, ama fiziksel değildir, nuranidir, ruhanidir, ama Allah'ın varlığıyla, yani Allah olan bir mayadan, hamurdan yaptı bunları. Ama Ehl-i Sünnet'e göre, Müslümanlara göre, İslâm'a göre nedir?

  46. 20:20

    Allah Teâlâ hiçbir mayadan, hamurdan, çamurdan, mevcut olan şeyden yarattı. Adem Aleyhisselam çamurdan yarattı. Ama çamuru da yoktan yarattı. Sen dersen ki Adem Aleyhisselam çamurdan yarattı ama Adem Aleyhisselam'ın yarattığı çamurun evvelce ham maddesi vardı, Allah'la beraber duruyordu. İşte burada kafir olursun.

  47. 20:40

    Çünkü Mevla buyuruyor ki, mevcut olan her şeyi sonradan yaratmıyor. Ben yaratmışım, evveli yoktu onu, yokluktan yaratmışım. Yani bir ham maddeye ayrılıyorsan o yokluk. Ondan ben vücuda çıkarıyorum, varlık sahasına çıkarıyorum, icat ediyorum diyor. Ama sen mevcudatın fiziki manada Allah'la birlikte varlığı vardır.

  48. 21:03

    Nasıl konuşursun bunu? Hiçbir mevcut onunla birlikte yoktu. Bu sahih Bukhari hadisenin. Hazreti Han Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam buna ilaveten, ki onun beyanı da sünnette esastır. Yani aslına bakarsan şu anda da Allah-u Teala ezelde olduğu sıfat üzeredir. Yani ezeldeki sıfatı nedir?

  49. 21:36

    Allah'ın varlığına ortak olacak hiçbir varlık var olmakta bile müşterek olacak hiçbir varlık yoktur. Sadece Allah var. Zatı sıfatları beraber. Birbirinden ayrılmaz. Şu anda da o hal üzeredir diyor. Çünkü neden şu anda da o hal üzeredir? Bu yaratılanların hepsi ondan sonra hadistir, muhtestir, sonradan yaratılmıştır, fanidir, zahildir, yok olacaktır, yok olmağa mahkumdur.

  50. 22:03

    Yine kimin varlığı devam edecek bakı olan bir tek Allah'tır. Celle Celaluhu. Onun için sen şimdi 40 bin sene evvelki dedenin kıssasından veya 100 bin Adem yaratıldığı hadis-i şeriflerinden yola çıkarak demek ki Allah ile beraber başka varlıklar da ezelden beri vardı ama bu şekliyle değildi de sonra Allah onları istediği şekilde soktu.

  51. 22:32

    Yani o zaman Allah-u Teala bir maddeden yarattıklarının hepsini bir maddeden yaratmış. Demek ki o maddenin aslında heyyûlâ diyorlar, suret diyorlar, neyse bilmem ne. Onun ham maddesi de efendim Allah istediği zaman istediği şekilde sokabildiğine müsait vaziyette Allah ile beraber hep vardı. E bunu diyen kafir olur.

  52. 22:52

    Çünkü Allah ile beraber hiçbir şey yoktu ezelde. Her şeysi olan yaratıldı. Bir şeylerin ham maddeleri var. Göğün yerin işte dumandan. Allah göğü yaratmaya yöneldiği vakit gök duman halindeydi. Ama o duman ezeliydi ki o da sonradan yaratılandan, yaratılandan, yaratılandan şekle durmuş. Sudan, işte ilk yarattığı varlık nedir?

  53. 23:17

    Sudur. Hadis-i Şerifi de var. Allah ilk yarattığı suyu yarattı. Ondan sonra ki arşu alel ma, arş suyun üzerindeydi. Bunların hep ayette var. Arş yarattı. Dünya, gökler, yerlerde yok. Su vardı. İşte ondan sonra sudan muharlaşma oldu. Ondan duman oldu. Ondan gökleri yarattı. Bunlar Kur'an-ı Kerim'e zıt şeyler değil.

  54. 23:40

    Kur'an-ı Kerim'in beyanlarına muvafık düşen nizah şekilleridir. Ama bunların hiçbiri demek değildir ki bunların hepsinin aslında bir madde Allah'ın varlığı ile birlikte hep vardı. Haşa ve kella. Allah'ın varlığı ile hiçbir varlık yoktu. Ezelde. Hepsini murat ettiği vakitte yarattı, halketti. Ondan onu, ondan onu, ondan onu.

  55. 24:02

    Efendim istediği şekilde, netice itibariyle şu andaki haline çevirdi, yarattı. O da ayrı bir yaratma. Çünkü sen dumanı, buharı, efendim şimdiki buhar nedir, duman nedir yani? Her tarafı delik deşiktir. Uçak içinden geçiyor yani. Ama gök öyle midir? Göğün tabakatı var. Tabaka. O dumanı işte yedi kat tabakaları halinde yarattım diyor.

  56. 24:35

    O tabakaları da işte efendim kimi şundan kimi bundan hepsi bir maddeden. Ve onlarda bak bakalım yarık çatlak var mı diyor. Sen duman hakkında bunu konuşabilir misin? Dumanın yarığı çatlağın mevzubahis mi olur? Yani. Dolayısıyla Mevla Teala istediği şekle göğü, yeri, âlemleri, melekleri soktu, yarattı.

  57. 25:01

    Onlardan evvel yarattıkları var. Hepsi toplandığı zaman nereye varıyor? İşte Abdurrazzak meşhur muhaddes Bukhari'nin şeyhi Abdurrazzak hazretlerine vaad et. Evvela ve ahiretullah nurun ebüke ya Câbir. Ya Resulallah senin aslın, hılkatin neydi diye soran Hazreti Câbir Efendimiz'e verdiği cevabını da mevlüt derslerinde, mevlüt gecelerinde çok okuruz bu hadis-i şerifi.

  58. 25:25

    Muciz hayat, benim o siyer kitabım dediğim onda da metni kaynaklara tercümesini yapmışım. Hepsinin aslında Resulullah'ın nuruna dönüyor. Bütün yaratıklar. Efendimiz'de o nurda Kuni Habibi Muhammed'e bir nur yaratıyor ve ona benim en sevdiğim kul olacak Muhammed ol diyor. O nurun, Resulullah'ın nuru.

  59. 25:52

    O da yaratılmış. Var iken ol, yok idi insü melek. Ne insan var, ne melek var, ne ciham var, hiçbir şey yoktu. Allah var iken sonu ile bunlar ol var eyledi. Birliğine cümle ikrar eyledi. Hepsinin sonradan yaratılıyor. İşte har şu, fer şu. Hem nuh felek, yani dokuz felek. Dokuz dediği yedi kat gök tabakatı.

  60. 26:18

    Ondan sonra nuh, farsça da dokuz demek. Sekizincisi kürsi, Allah'ın kürsisi. Kur'an'da geçiyor. Dokuzuncusu arş. Bunların hepsi felek, yörüngelerinde dönüyorlar. Arş son cisim. Bütün cisimler onun altında. Cennetin, tavanın, vaatin. Bunların hiçbiri yoktu. Hepsini sunur, yani yaratma sıfatıyla. Saniyur.

  61. 26:46

    Eski sanat sahibi, yaratma sahibi. Bir ismi de saniyur. Sırf yaratmasıyla ilgili en az dört tane söyledik şu anda burada. Ondan sonra, Mucit de aslında Allah'ın ismi sıfatları. Mucit, vücuda getiren. Yani yoktan var eden.

  62. 27:04

    Şimdi bizimkiler, işte efendim bir projeyi bulan. Bir motor keşfeden. Yok efendim işte İHA'yı, SİHA'yı, şunu bunu vesairesini planlayan, çizen, eden, bulan. Hatta tıpta bir ilaç, bir şeyin bir şeye yaradığını. Zaten o ona yarıyordu yani. Sen onu yeni buldun yani. Yoksa Allah onu yaratırken zaten o ottan, o bitkiden şuna şifa var, sen buldun.

  63. 27:29

    Adama hemen Mucit diyorlar. Yani Mucit olur mu? Mucit demek, o yokken onu varlık sahasına çıkaran demek. Bu çok tehlikeli bir şey. İcat etti lafı çok tehlikeli bir şey. Çünkü neden yoktan var ettim ağzına geliyor. Ha bilerek söylese kafir olur. O manayı kast etse kafir olur. Çünkü şu anda hangi deha olsa, hangi zeka sahibi olsa, ne bulursa bulsun,

  64. 27:52

    hep Allah'ın yarattığı şeylerden onu buluyor. Kendi yoktan bir şey var etmiş değil. Bir tane ahmet de yaratamaz. Onun için şimdi birileri bu 100 bin Adem hadisinden, işte ben senin 40 bin sene evvelki dedenim Alem-i Müsal'deki, Alem-i Müsal'de yaratılan alemlerden bir alem yani, onun da gerisinde yokluk var.

  65. 28:12

    Ama sen bunu dersen ki, işte bak, bu bizim dediğimize geliyor. Alem'in evveli yoktur diyorlar. Ve inkarunel kıyametel kübra. O en büyük kıyamet. Ha bir de var küçük kıyamet hepimiz, öğlenin kıyameti kopmuş, o ayrı bir dava. Bu en büyük kıyamet kopacak, gökler yerleşti, güneş, ay, yıldız. Bütün sistem çökecek.

  66. 28:34

    Yani yok olacak. E sen şimdi, ben onun için heriflere karşı geliyorum. Mars'ta hayat var mı? Merih'te su var mı? E sen bundan uğraşıyorsun. Niye uğraşıyorsun? Şu anda uğraş ilimdir, bilimdir. Ben bir şey demiyorum. Oraya uydu gönderiyorsun. Oradan dünyaya işte faydalı, faydasız, zararlı. Gavurlar da kötüye kullanıyor işte.

  67. 28:59

    E Türkiye iyiye kullanabilir mesela. Uzaya adam gönderir veyahut da oraya uydu yerleştirir falan. Orada vatana millete hepsi faydalı şeyler uydudan olur. Yani devlete de yarar. Takibat bakımında mesela beka sorunu var. E bunlar için ben bir şey demedim ki. Ama sen dersen ki dünya kıyamet koptuğu zaman, biz buradan hemen füzelerle veyahut ona göre sistemi kuracağız.

  68. 29:25

    Artık Mars'a, Merih'e, Zürih'e, Zühre'ye. Zürih İsviçre'de de, Zühre gökte. Yani gezegenlerden biri. Oralara ondan sonra efendim adam taşıyacağız milyon dolara. Fakir fukara burada kalsın. Onun başına kıyamet kopsun. Zenginler de gitsin oradan. Canlı yayında aa dünya nasıl kıyamet kopuyor diye canlı yayın seyretsin.

  69. 29:47

    Çayını içsin, kahvesini içsin. E sen Allah'ın manyak kulu. Yani senden manyağını daha yaratmamıştır herhalde. Çünkü neden? Allah Kur'an'da güneş sisteminin dürülmesinden bahsediyor, bütün yıldızların dökülmesinden bahsediyor.

  70. 30:05

    Dolayısıyla, beyaz bulutla yedinci kat göğün patlamasından, onun altının üstüne düşmesinden, birbirinin üstüne düşmesinden, bütün göklerin açılmasından, gök diye bir şey kalmadı. E şimdi sen zaten dediğin Meri, Mars, Kars, Kars burada da, Mars, bunların hepsi o yedi kat semanın sisteminin içinde. E sistemin tamamı çökerse cennet, cehennem duruyor.

  71. 30:32

    O zaman cennet yedi kat göklerin üstünde, arşın altında. E cehennem yedi kat yerlerin altında, açılınca üstü cennet kalıyor, altı cehennem kalıyor. Zaten cennet, cehennem yeni yaratılmayacak, onlar zaten yaratılmış vaziyet. Şu anda orta kalkınca üst taraf yedi kat, yedi kat gök yok, yedi kat gök kıyamette bitecek.

  72. 30:53

    Üstü sekiz cennet, tabakaatı, derekaatı, aşağısı yedi cehennem, ondan sonra derekaatı, orta kalkınca üstü cennet, altı cehennem. Hayat devam ediyor. Kullar da topraktan kalkacak, tam kıyamet koparken herkes dirilecek. Ne oldu? Yer başka yer. Yerler başka yere döndürülecek, gökler başka yere döndürülecek.

  73. 31:23

    Maşer arazisine geçiş, oradan da intikaller ya cennete ya cehenneme. Mevzu bu. Dolayısıyla kıyamet, büyük kıyamet koptuğu zaman bunun içinde şu anda hayat var mı diye araştırdıkları ve yok su var şuna rastlandı bu bulundu diye konuştukları bütün gezegenler o sistemin içinde, yok olacak sistemin içinde gezegenler bilhassa da.

  74. 31:56

    Hatta sen nasıl kıyametten kurtulacağını zannediyorsun? Bunu bu lafı konuşanlara diyorum dünyanın en cahil insanları. Bunlar ne okumuşlar? Neden bahsediyorlar ya? Yoksa ben uzay ilimleriyle uğraşılmasın, uzaya gidilmesin, aya çıkılmasın. İstersen güneşe de çık da bakalım yaklaşabiliyor musun yani? Mesele değil ki çıkabiliyorsan oraya da çık.

  75. 32:20

    Haram bu dedik. Ama sen dersen ki dünyanın kıyameti koparken ben Mars'ta istirahat edeceğim dersen o zaman kafir olursun. Mevzu bu. Ve bazı melahid dediği, mülhidin cemi, mülhid zındık. Lahitten geliyor. Kabirde ölü gülmezken kıble duvarına doğru böyle eğim yapılıyor. Çünkü sırtı oraya yaslanacak ya.

  76. 32:45

    Yani sırt üstü düşüp de yüzü kıbleden dönmesin. Çünkü böyle yatarsa yüzü kıbleye gelmemiş olur. Nasıl yatması lazım? Kıbleye doğru böyle yatması lazım. Onun için bir eğim yapılıyor. Lahid yapmak. Bir de ilhad var. Mülhid denir. Bu da zındık manasına. O da nedir? Meyil yapıyor. Nereden?

  77. 33:08

    O da yoldan çıkıyor. O mülhidler, yani bazı zındıklar var. Ellezine onlar ki celese oturmuşlar. Şeyhlik, sahtekarlık yani. Sahte şeyhlik çok var şu anda biliyorsunuz. Sahte şeyhlerden uğraşıp duruyoruz. Sahte şeyhlik postuna oturmuşlar. Mesnedine, dayanağına oturmuşlar. Ama neyle oturmuşlar? Bilbatılı.

  78. 33:36

    Batılı yollarla. Yani işte şimdi bizim başımıza geldi. Biliyorsunuz. Ne yollarla olduğunu. Bir damat, iki oğlan. Bir tane de topçu popçu. İşi bitirdiler yani. Böyle şeyler oluyor. E şimdi diyor, bak İmam-ı Rabban zannediyor. 450 sene evvel belki bunu söylüyor.

  79. 34:01

    Şimdi batılı yollarla şeyhlik postuna oturmuş bazı zındıklar var. Ama ben şimdi bunlarda bu görüştedir demiyorum. Yanlış anlamayın. Batılı yollarla şeyhlik postuna oturmuş bazı zındıklar var mı? Var. Ama hepsi aynı şeyi söylüyor mu? Söylemiyor. Zaten hepsi aynı şeyi söylüyor deseydi hepsi derdi. Bazı diyor.

  80. 34:19

    Şimdi bazıları da reenkarnasyoncudur diyor. Yani batılı yollarla şeyhlik postunu işgal etmiş. Sahtekarlar var mı? Çok. Ama bunların hepsinin itikadı aynı mıdır değil. Biri ona inanıyor, öbürü ona inanmıyor. Bilmem ne. Bunlardan bazısı var. Şu andakilerden bahsetmiyoruz yani. Ancak oradaki müştereklikleri batılı yollarla şeyhlik postuna oturmalarında müşterekler.

  81. 34:45

    Ama öbür diğer yönlerin kiminde var kiminde yok. Bu konuda yok tabi ki. Bu konuda kimse ittihar edemez. Ne yapıyorlar? Yahkumu ne? Karar veriyorlar. Cevaz-ı tenâsukî. Yani bir ruhun bedeninden ayrıldıktan sonra vefat ettikten sonra ana karnında yeni yaratılan yeni bir bedene girerek 120 günlükken, bu sefer o ölene kadar onunla yaşayarak, o öldükten sonra yine ondan çıkarak sonra tekrar dünya gelecek yeni bir anasının karnında teşekkül etmiş bir cenninin 120 günlük ruhu üflenme evresinde yine o girerek

  82. 35:25

    yine o da eceline kadar yaşarken onunla yaşayıp, içki içiyorsa, kumar oynuyorsa, zina ediyorsa, her pisliği yapması, böyle bir şeye mümkün olduğuna hüküm verebiliyorlar. Ve on bu ne? Onlar ittihar diyorlar ki enne nefse, buradaki nefis ruh manasınadır, nefis kelimesinin Kur'an'da sünnette birçok manaları vardır.

  83. 35:53

    Ruh manasında olduğu yani mesela Allah-u Tevfe-l Enfüşe Ayne Mevke, ölüm vakti geldiğinde nefisleri Allah vefat ettirir diyor. Nefisleri burada ruhtur. Çünkü ölüm neyle gerçekleşiyor? Ruhun bedenden ayrılmasıyla. Çünkü nefisleri alır diyor. Nefisini alır derken adam yaşıyor da adamın nefsini, şehvetini almıyor.

  84. 36:11

    Adamın ruhunu alıyor. Canını aldı der işte canının ruhu. Orada canla ruh da aynı şey değil. Çünkü can dediğim bitkisel hayatta var olan. Yani o da bir orta bir şey. Nefis kötülüğü emreden, şehveti körükleyen ayrı bir varlık. Ama ruha da nefis kelimesi Kur'an'da sünnette kullanılıyor. Burada da öyle diyor.

  85. 36:41

    Bu manaya gelmiş. Ruh malem tebluğu ulaşmadığı sürece diyorlar. Ne hatte kemal ya mükemmellik sınırına. La butte kaçınılmaz, la onun için. Neden minette kallubi? Dönüp dolaşmasın. Nerede fil ebtani? Farklı bedenlerde dolaşır diyor. Ama buradaki farklı bedenlerde ne gösteriyor? Aşağıdaki mektubun devamı bir daha giderse daha iyi anlaşılacak.

  86. 37:08

    Farklı bedenler dediği yeni yaratılacak anne karnında, cenin halindekinin bedeninde. Sonra o ölene kadar onunla beraber. Daha başka yere gitmiyor. O öldükten sonra yeni doğan başka birine giriyor. Ruh olarak giriyor. Yine onunla eceline kadar onunla beraber. Fark burada. Ve kul ne diyorlar? İnna şübesi ruh.

  87. 37:32

    İzâ belegat ulaştığı zaman hattel kemal. Sonra ondan ona, ondan ona, ondan ona. Mükemmellik evresine vardığı zaman. Fakat feragat o zaman boş kalır. Neden minette kallubi? Dönüp dolaşmaktan, girip çıkmaktan fil ebtani bedenlerin içerisine. Bel hattâ minette hallukı, ilişki kurmaktan. Neyle fil ebtani?

  88. 37:52

    Bedenlerle ilişki kurmak. İçine girip kalmayı bırak. İlişki kurmaktan bile farih olur. Onun işi biter. Mükemmeliyete ulaşmış. Artık rahat eder diyor. Ama bu mantıkla dirilme de yok. Anladın mı? Hangi bedenden hangi ruh ayrıldıysa o ruh o bedene girecek. Benim ruhum vefat ettiğim zaman, benim bedenimden ayrıldığı zaman ondan sonra gidip başka bir yeni doğacak çocuğa girer.

  89. 38:24

    Onunla birlikte eceline kadar yaşar dese kafir olur. Bu tenasuh mu, reenkarnasyon mu? Bunun ne alakası var? Onlar diyorlar ki bu evde şeyh olmuşlar diyor. Mülhac zındık şeyhler var diyor. Ruhun yaratılmasından gaye neymiş? Mükemmeline, olgunluğa erişmesiymiş. Onun mükemmeliyeti vaki olduğu zaman maksat aslı olur.

  90. 38:53

    Ruh zaten bunun için yaratılmıştı. Gayesine kavuştu, elde etti. Ondan sonra dursun kenarda dağ. Ama o çünkü 40 tane, 80 tane, 100 tane, 1000 tane, 1500 tane bedene girdi. Ve o bedende onun eceli gelene kadar onunla yaşadığı onun ruhu oldu. Yani bir ruh kaç bedenin ruhu oldu? Bir ruhun alem-i misalde farklı şekillerde görünmesi, ama ruh bir, farklı, bir de her anasından doğan,

  91. 39:26

    fiziki manada yaşayan, eceline kadar yaşayanın ruhu olması. Farklı bir şey. Çünkü o zaman neye göre nereden sorulacak? Birinin içine girmiş, o adam namaz kılmış, oruç tutmuş, hacca gitmiş, bir sekat vermiş, evliya almış. Sonra birinin içine girmiş, o içki içmiş, kumarhanesini atmış, fuhuş yapmış, eşkıya almış.

  92. 39:50

    Aynı ruh ondan sonra... Ondan sonra bunlarla nasıl muhatap olacak? Bu sefer ne diyor? Fiziki manada bedenin, bedenle birleşip dirilme de yok diyor. Dirilme de yok. Zaten bütün ruhlar mükemmeliyete eriyorlar. E, erene kadar da ondan ona, ondan ona, ondan ona dolaşıyorlar. Ne zaman kemalini buluyor? İşte bir Allah dostu, bir mübarek zatın bilmem ne içinde diyelim.

  93. 40:20

    Allah'ın sevdiği, razı olduğu veyahut da neyse bir hale erişince konu kapanıyor. Ondan sonra dirilmek ne lazım? Adamlar bunu diyor. Bunu diyen tabii ki kafir olur. Vâzel kavlü diyor İmam-ı Rabbani, bu görüş sarihun, küfrün, kafirliktir. Sarihun, net kafirliktir. Çok açık seçik kafirliktir. Ve inkârun, inkar etmek ne?

  94. 40:45

    Ala masebete, sabit olan hakikatleri. Mineddini, dinde, din adına sabit olan gerçekler var. Neyle sabit olmuş bunlar? Büttevatür. Ayetlerle, hadislerle, büttevatür hadislerle, sahih hadislerle sabit olmuş. Bunların hepsini inkâr var. Çünkü neden? Allah-u Teala 120 günlük olduğu zaman Her cenini farklı bir yaratışla inşa ettim buyururken ona müstakil bir ruh verdim diyor.

  95. 41:18

    Her bedene müstakil bir ruh var. Bir ruh kırk bedende yaşayıp eceliyle ölmez. Bir ruh bir bedende yaşar, bir bedenden ayrılmakla o beden ölür, ruh ölmez. Ama bedeni bellidir. Ve dirileceği zaman da, sura üfürüdüğü zaman, surdaki deliklerinden, bütün ruhların sayısıyla delik var. O deliğinden çıkar, hangi bedenden ayrıldıysa o bedene girer.

  96. 41:45

    İşte İbrahim Aleyhisselam'ın dört kuşu parçalanması kıssasında Kur'an-ı Kerim'de bakara suresinde anlatıldığı vecile. Dört kuşun kafaları ayrı ayrı dururken, bedenleri birbirine karıştırılmış fiziki manada. Dört tane ayrı dağın üzerine, dört parçaya bölünmüş, hamur halinde yoğrulmuş. Her bir dağda her birinden parça var.

  97. 42:10

    Ama her bir parçası, evvela dördü kendi aralarında, mesela horozunki bir dağda birleşiyor, tavus kuşununki bir dağda birleşiyor, şununki bu dağda, karganınki bir dağda değil. Bu dördünün kendi maddeleri ve cüzleri ve parçaları bir yerde tamamen kafasından koparıldığı andaki gibi, bütün halinle birleştikten sonra geliyor, horozunki kendi başına giriyor, canlanıyor,

  98. 42:41

    tavus kuşununki kendi kafasına monteleniyor. İbrahim Aleyhisselam'ıma gösterilen mucizeleri, Kur'an bunu anlatıyor. Her dağa bir parça koyuluyor ama her dağda da hepsinden parça var. Ama önce o parçalar birleşiyor. Dolayısıyla toprakta çürümüş bedenlerin parçaları birleştiği zaman kafasının bedeli aynı.

  99. 43:03

    Yeni gömüldüğündeki fiziki haliyle, 130 kilo içinde 130 kilo haliyle. Ama ruh yok. İşte surdan üfürüldüğü zaman o delikten çıkan ruh geliyor, kendi bedenin içine giriyor. Onun için her ruhun bedeni müstakil. Her bedenin de ruhu müstakil. Ama sen dersen ki bir ruh 40 bedende iş görmüş. Yani yaratılan, anasının karnından yaratılan.

  100. 43:27

    Ama birinde namaz kılmış, birinde iş geçmiş yani. Hani hem namaz kılmış hem iş geçen adamlar da var, onu kastetmiyorum. Yani biri takva üzere yaşayan bedeniyle ruh bir işi. Bu olabilir mi? O zaman ahirette kime ne hesap sorulacak? Fe innehu, çünkü şan. Dikkat edilmesi gereken husus nedir? İzebel ebed.

  101. 43:51

    Efendim, ulaştığı zaman küllün nüfus, bütün ruhlar madem ki ulaşıyor, hattel kemali, mükemmellik derecesine fil ahiri, ahir, neticede yani. İşin sonunda bütün ruhlar kemale eriyor. Ruhların hepsi mükemmeldir, sonunda kemale eriyor. Bazı tecrübeler geçiriyor, bazı şeyleri atlatıyor, atlatıyor. Sonunda mükemmel olur.

  102. 44:12

    E o zaman ruhu, hep bütün ruhlar mükemmelse, hiç kimse cehenneme girmeyecek. Limen kimin için olacak tekvünü var olmuş oluyor? Cehennem. Peki cehenneme kim girecek o zaman? Vemen kim yekûn olacak muhaseben? Cehennemde azap var diye bu kadar ayet hadis var. E kime azap olacak sonunda hepsi mükemmeliyete eriyorsa?

  103. 44:41

    Mevla ruhu arşın nurundan yaratmış. Ruhların hepsi esasen Allah'a iman etmiş, ikrar etmiş. Kalübelâ'da sensin. Artık bedeniyle mezc oluyor, aynı renge bürünüyor. Dolayısıyla beden, şehvet, nefis onu esir alıyor. Ruh da ne oluyor? Arştan getirdiği nuraniyeti, ruhaniyeti kaybediyor.

  104. 45:17

    Kaybettikten sonra kafir oluyor, münafık oluyor, fasık oluyor, asi oluyor, cebbar oluyor, zalim oluyor, zorba oluyor. E kaybetmeyenler de nebi oluyor, sıddık oluyor, şehit oluyor, veli oluyor, salih oluyor. Dolayısıyla onun için adam cehennemde yanarken sade beden mi yanacak? Beden yanacaksa o zaman ölünün cesedini atacaksın cehenneme demiş oluyorsun.

  105. 45:42

    Çünkü dirilmez ki. Ruhsuz beden dirilmez ki. O zaman azap çekmez. Verirsin narkozu, can çıkar, ondan sonra ruh çıkar, ondan sonra kesersin, doğrarsın, adam bir şey anlamaz, ameliyat bitti kalmışsın. Ne yaptınız siz bana ya? Onu canlı canlı yapmayın bas bas bağırıyor. Çünkü neden? Ruh içinde gel, acı çekiyor bas bas bağırıyor.

  106. 46:02

    Ruh çıktıktan sonra acı çekmiyor. O zaman ruhların hepsi kemal derecesine ulaştığı zaman cehenneme girse ne olacak? Azap yok çünkü cehenneme o zaman işkeletten mi girecek? Böyle bir saçmalık olabilir mi diyorum. Onların bu görüşü, bazı şerh geçinen zındıkların, cehennemi de reddetmektir. Ahirette azabı da reddetmek sayılır.

  107. 46:30

    Cesetlerin dirileceğini de inkar etmektir. O zaman kalmadı ki nefsin ruh için. Bizi amiyim onların yanlış anlayışına göre. Böyle bozuk kafada gidersen bu itikadla ona bakarsan ruhun kalmamış, ihtiyacın. O zaman ruhun ihtiyacı kalmamış. Neye? İlel cesedi. Fiziksel cesede ruhun ihtiyacı kalmamış dersen.

  108. 46:52

    Ellezî öyle ceset gibi o aletle sebep oluyor, like mâlâ teâ. O ruhun, nefsin ruhun mükemmel olmasının aleti cesettir. O zaman nefis için, ruh için bedene ihtiyaç kalmayınca, hattâ tuşlara niye haşrolursun? Ruhun cesede ihtiyacı kalmadı ki ceset haşrolsun bile. Mahşere çıksın yani. Bu sefer onu da o kafayla gidersen ona da ihtiyaç kalmıyor.

  109. 47:27

    Halbuki ruh oruç tutamaz. Oruç tutması için bedene, Allah-u Teala'nın onu, efendim, hangi bedeni onunla dirilttiyse o bedenle işte ergenliğe erişecek memle, işte imsaktan iftira kadar aç duracak. Aç duracak olan bedendir. Ruh yemek yemiyor ki zaten. Ruhun gıdası nurani'dir. Ruhani'dir. Yani nasıl olacak kemalatı elde etmesi için?

  110. 47:59

    Beden onun aletidir diyor. Niye beden onun aletidir? E uyuyacak, uyanacak. Ruh uyumuyor ki beden uyuyor. Ruh ayrılıyor. Can kalıyor, ruh çıkıyor, uyku oluyor. Can hem ruh çıkarsa ölüm oluyor. Ondan sonra sabah namazına kalkacak, teheccüdü kaçırmayacak. Ondan sonra ruhun abdesti bozulmaz, guslü bozulmaz ki.

  111. 48:21

    Bütün İslam'ın teklifleri, mükellefiyetleri, mesuliyetleri yüklediği sorumluluklar bedenle alakalı. İşte o beden o vazifeleri yaparsa o ceset ve beden ne oluyor? Ruhun mükellefmesi için alet ve vesile oluyor. Veya o ruhun nuraniyetini kaybedip helak olması için, kafir olması için, inkar etmesi için E şimdi nefis diyorsun, nefis.

  112. 48:47

    Emmare var, kötülüğe emredeni var. Ondan sonra levvame var, müleme var, razıya var, merzıya var, kamile var, mükemmile var, mükemmele var. Ama bu ruh bu basamakları, bu mertebeleri neye göre kazanıyor? Emmare hep kötülüğe emrediyor. E bu neye göre? Bedenin ve cesedin yani bedenin yaptığı amellere göre bu halleri alıyor.

  113. 49:13

    O teheccüde devamlı kalkıyor. Öbürü namerime hiç bakmıyor. Öbürü harama uşkur çözmüyor. Öbürü malın zekatını dağıtıyor bilmem ne. Hep bunlar bedenle ilgili işte. E o beden onun aletleri, aleti yani bedenin uzuvları onun aletleri. Ne için? Ya ruhun kemalata erdiriyor. Ya da ruhu yani ya alailiğinde arşın nurundan alındığı yere geri çıkarıyor.

  114. 49:36

    Ya da esfel-i safilin. Esfel-i safilin o işte. Sonra alçakların alçağına indirdik. Aslında ruh asıl itibariyle alındığı bayası ham maddesi arşın nurundan. E kafirlerin ruhu da öyle. Ama o bedene girdikten sonra, onun inkarından sonra, o bedenin işlediği haramlardan ve günahlardan sonra o nuraniyet gidiyor, yeni karanlıklar oluyor, ondan sonra biz onu geri çevirdik, alçakların en dibine diyor.

  115. 50:05

    Şimdi Mahmud Efendi Hazretleri ruhuyla, Ebubekir Sıddık Radıyallâhu anh ruhuyla, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ruhuyla, yani senin, benim veyahut hiç kıyas edilmez aşağıda, yani veyahut da bir başka dinsiz kafirin bunafisi, hepimizde ruh var, müstakil. Ama bir mi? Kimisi esfel-i safilini boylamış, kimisi alâliyene yükselmiş yani.

  116. 50:25

    Ama bu, bu kazanımları ruhun neyle oluyor? Hep bedenle. Onun için mutlaka bir kere bedene giriyor, eceline kadar o bedenle yaşıyor, oradan ya kemalat kazanıyor ya ifsadat kazanıyor. Ruh bedenden çıkınca da yerini boyluyor. Tamam ruh ölmüyor ama yerine gidiyor. Tamam mı?

  117. 50:49

    Ya cennet bahçesi ya cehennem çukuru. Ama bu da ne için? Bu da ruh için. Yani kabir diyor. Çünkü kabir fiziksel olarak onun irtibatlı olduğu ceset ve beden kabirde olduğu için onu söylüyor. Ama cennet bahçesi veya cehennem çukuru kime, kime göre? O ölünün ruhunun durumuna göre. Kemalat kazanmış kabir-i cennet bahçesi, ruhu da cennette.

  118. 51:17

    Kemalatını kaybettiyse, kaybettirdiyse bedeniyle, cesediyle yaşarken, yaşadığı hayat zamanında haramlar işlediyse, inkar ettiyse, müşrik olduysa, kafir olduysa. O ruh zulmani ve karanlık hale geldiği için kabir-i cehennem çukuru oluyor. Ruhun da yeri, efendim ruh ölmüyor ama siccinde muhazzap oluyor.

  119. 51:37

    Yani azap var. Kabir azabı diye bir şey var. El-Sünnet'e göre ayet var, hadis var, bu kadar. Bu neye? Ne için bu da? Ruh için. Çünkü ruhsuz ceset bir şey fark etmez. Ne nimetten zevk alır, ne azaptan acı çeker. Bundan dolayı, bu grubun inançları, muvaffikun, tıp atıp uygun düşünülüyor. Filozofların, felsefecilerin inancına uyuyor.

  120. 52:07

    Feyniyon çünkü onlar hünkirûne haşrâ-l-etsâd. Felsefeciler de diyor bu cesetler haşrolmayacak. Ya yaşayan nurlular bile bu kafayla hayatta bile var. Ne diyorlar? Kemik çürümüş diyor bunu, nasıl dirilecek? E bunu da Nebucu'yla Rasulullah'a saklarsak. E peki o zaman, cennet yok, cehennem, bu kadar ayet var.

  121. 52:26

    O zaman kim nereye girecek? O diyor o ruhani ya, ruhu acı çekecek vicdanen. Öbürünün ruhu mutlu olacak bilmem ne. Ama ceset beden kabirde çürümüş gitmiş, daha dirilmeyecek diyor. Bu zaten insan kafir ediyor. Felsefeciler de cesetler, bu bedenler dirilmeyecek diyor. Sevabı söylüyorlar, var. Azap da var mı?

  122. 52:52

    Var. E çünkü kimsenin yaptığı yanına kar kalmaması lazım. Allah'a adil, mutlaktır. Tamam ama diyor, ikisi de ruha diyor. Beden bir kere işini bitirdi gitti diyor, daha dirilmeyecek diyor. Onun ruhu ya muazzam olacak diyor, ya vicdanı rahat edecek, ya vicdanı rahatsız olacak bilmem ne. Konuştukları laflara bak.

  123. 53:10

    Bel daha doğrusu itikadum, bu şeyh geçinen zındıkların bazılarının itikadları, es ve daha kötüdür. Min itikadil, felasefet. Felsefecilerden filozoflardan daha da kötüdür. Çünkü neden? Filozoflar tenâsukûr-i hankarnâsûn'u kabul etmiyorlar. Felsefeciler bunu kabul etmiyorlar. Yani o zamanın felsefecilerinden bahsediyor.

  124. 53:32

    Şimdiki felsefeciler şunlar bunlar kabul eden varsa, o başka bir şey. İmân-ı abhâsen'in buyurduğu. O daha eskileri söyler yani. Eflâtunları, aristoları bilmem neleri. Tenâsukûr-i hankarnâsûn'u kabul etmiyor. Her bedenin ruhu müstakil kendine aittir. Ama çıktıktan sonra bir daha bedenine geri dönmeyecek.

  125. 53:52

    Azap varsa ruhuna, sevap varsa ruhuna diyor. Ama bir ruh bir kere bir bedene girer, onunla cehenneme kadar yaşar diyor. Mesela. Ondan çık ona göre, ondan çık. Onu demiyor. Ve yaruttûne, reddediyorlar. Kavlemen, o kimselerin sözlerinin yakûlü hükmediyor bir. Hankarnâsûn var, tenâsuk var diyenlerin sözünü reddediyorlar.

  126. 54:11

    Ve yusbitûne, tespit ediyorlar. Neyi? El azâbe, azap var diyorlar, ispat ediyorlar. Ama, el rûhâniye. Ruha var diyorlar yani. Beden fiziki manada bir de mezardan çürüldüğü yerden girmeyecek. O da kâfir, o da kâfir. Vehâüleyh. Peki bunlar ne yapıyor bu şeyh geçinen zındıklar? Yusbitûne, tespit ediyorlar.

  127. 54:30

    Ettenâsûhâ. Bunlar diyorlar ki yok. Allah Teâlâ mesela yüzlerce, binlerce beden yaratıyor. Binlerce bedeni anasının karnında 120 günlükken bir ruhla yönetiyor. Yani o ruh, ama o ruh, o beden yaşarken başkasına giremiyor, çıkamıyor. O eceliyle ölüyor. O ruh çıkıyor, aynı ruh duruyor.

  128. 54:53

    Ondan sonra diğer bir kalıpta, efendim, ama anasından doğan ve eceline kadar yaşayanın içinde ondan ayrılmadan aynı öbürünün ruhu yerine geçiyor. Bunlar bunu söylüyorlar. İşte bu, kafir ediyor. Dolayısıyla inkâr ediyorlar. Ahiret azabının ruhani de yok diyor. Ruhani var desen yine kafir olursun. Hem bedene hem ruha var.

  129. 55:19

    Çünkü ruhlar bedenleriyle çiftleştirilecek diyor Kur'an. Fiziki manada beden ceset mahsere çekecek diyor Kur'an. Onun için Kur'an parmak ucundan bahsediyor. Kemiklerini diriteceğiz diyor. E kemik, ruhun kemiği parmak ucu mu var? Dolayısıyla o cesetlerin haşrını söylüyor Kur'an. Felsefeciler, cesetler haşrolmayacak dediği için o ayetleri inkârdan kafir oluyor.

  130. 55:43

    Bu öbür şey için anzındıklar. Bunlar ahiret azabını toptan inkâr ediyor. Çünkü neden? Her ruh en nihayetinde ondan ona, ondan ona, ondan ona kemalata eriyor. Neticede bütün ruhlar mükemmel oluyor. Mükemmel olursa, Allah'ın razı olduğu şekilde kavuşturulursa hiçbirine azap yok. O zaman zaten otomatikman bedenlerin, cesetlerin dirilmesini inkâr etmiş oluyor.

  131. 56:08

    Çünkü kimseye azap olmayacağını görüyor. Her ruh mükemmeliyete erene kadar dolaşması lazım. Ondan ona, ondan ona diyor. Bu da ayrı bir zırva. Peki felsefeciler diyorlar ki azap ruha var, bedene yok. Dirilmek de bundan dolayı yok diyor. Peki bu sapık şeyhler? Ne göre? Onlara azap ne? Hiç azap yok mu?

  132. 56:32

    Bu kadar yanlış iş yapan var, şu var, ben var, Allah aşkına falan. Var diyor. O azap dünyada var. Allah dünyada adam belasını verir. Ağrı çektirir. Ne varsa dünyada var. Sonunda zaten her ruhun mükemmeliyeti eriyor. Çünkü neden? Bunun bedeninde ermese de, bundan çıktıktan sonra başka bir yaratılan bir bedene gireceği için Oho!

  133. 56:54

    Devamlı tekallüp. Dönüyor dolaşıyor, dönüyor dolaşıyor. Onların içinde bir tane düzgün bir adam da bedenin şeyinde kemalatı kesmediyor diyor. Onun için dünyada çektiği, yanlış yaptıklarının dünyada azabını çeker. Ondan sonra onu da kemale ermesi için aç kalır, susuz kalır, riyazat yapar, yemez, içmez, oruç tutar, bilmem ne eder diyor.

  134. 57:19

    O azabı da var diyorlarsa, ondan için diyorlar. Çünkü ruh diyor mükemmel, nurani. Fakat bir de nefis var diyor. Nefis de kötülüğü emreden emmare. Devamlı kötülük istiyor diyor. O nefsi aklamak paklamak için, kötü huylarından arındırmak için orada da aç susuz kalarak, uykusuz kalarak, riyazatlar yaparak, bilmem ne zorluklara, çetinliklere katlanarak orada da o azabını çeker bitirir diyor.

  135. 57:48

    Nasıl olsa ruh diyor oradan oraya, oradan oraya. Ruh ölmüyor. Bu Ehli Sünnet'e göre de böyle ruh ölmüyor. Çünkü azab da ruh ha, nimetler o. Ruh ölmediği tamam. Ama her bedenin ruhu kendine müstakil olarak bedeninden ayrılıyor. Kıyamet günü mahşere, sura üfürülene kadar da o ruh o bedene girerek o fiziki manadaki kabirde yatan bedenine çürümemiş olsa bile

  136. 58:16

    o bedene girip çıkmasından bahsedilmiyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hakkında da bahsedilmiyor. Evliya hakkında da bahsedilmiyor. Peki benim 18-19'da da 20'yi geçti. 40-50 saate ulaştı. Evliya olan ruhlarının farklı suretlere bürünmesi, görünmesi, vefatlarından sonra da Abdülkadir Gelen gelip ümmet etmesi, Muhammed abdülaziz birine zuhur etmesi gibi şeyler oluyor.

  137. 58:38

    Bunlar Ehli Sünnet'e muhalif değildir. Tasavvufta var mıdır? Vardır. E peki bunun bununla ne alakası var? Bunun bununla alakası yoktur. Çünkü ruh güçlü olunca, işte onu bir dahaki önümüze giderse onu anlatıyor. Evliyaullah'ın birkaç sene görünmesidir, vesairedir. Hatta fiziki manada yaratılmadan evvel, kaç yüz sene evvel ruhunun iş görmesi.

  138. 59:00

    Çünkü ruhlar önce yaratıldı. Ruh vardı çünkü. Bedenden dört yüz sene evvel, kaç yüz sene evvel. Onları önümüzdeki mektupta, aynı mektuptayız da. İkinci cildin 58. mektubu. Onu önümüze giderse anlatacağız. İnşallahurrahman. O başka, bu başka. Fark nerede? Farkı ben bugüne kadar anlattığımdan en az şu son üç dersen, hepiniz anlamanız lazım.

  139. 59:23

    O işler alemin misalde oluyor. Alemin misalde olunca, anladın mı sen? Ruh da kuvvetli olunca, Cebrail Aleyhisselam'ın altı yüz kanadıyla arşta dururken, Tehiyetül Kelbi'nin insan şekline girip, dünyada Efendimiz'e vahiy getirmesinin sahabeye görünmesi gibi. Halbuki Cebrail Aleyhisselam altı yüz kanadı olan asıl sureti, küçülüp küçülüp de dihyenin içine girmiş değil.

  140. 59:49

    Aslı sureti... Aslı sureti arşta duruyor. Ama ruhaniyeti çok güçlü olduğundan sonra, adı ruhul emin yani, ruhların ruhu. O istediğin güvencil sureti neden bürünebiliyor? Ruhu. Ama onun da bir bedeni var mı? Fiziki manada Cebrail Aleyhisselam var. Kanatları var diyor Kur'an. Ruhun kanadı olmaz ki. Fiziki olursa kanat olur.

  141. 1:00:12

    Dolayısıyla görünen kanatları var diyor. Ne yaptı şeyi? Lut kavminin şeylerini, kafirlerin zıntıklarına bir kanadını böyle şey yaptı, hepsi kör oldu. Çünkü orada fiziki temas var. Zaten İbrahim Aleyhisselam'a geldiklerinde, sahabe varlığında çocuk müjdelemenin geldiklerinde, Lut kavmini batıracağız dediklerinde de ne şekline geldiler?

  142. 1:00:38

    Genç filiz gibi delikanlı vardı Efendimiz'e. Hemen meleğin sureti o değil ki. Aslı sureti meleğin delikanlı şekli, erkek, genç erkek şeklinde değil ki. Ruhu güçlü olduğundan meleklerin istediği vakit istediği surete bürünebiliyor. Evliyaullah'ta da bu durum olabiliyor. Ruhu güçlü olduğu için vefattan sonra da alemi misaldeki bir şekle bürünüp

  143. 1:00:59

    o surette sana bana şu anda dünyada yaşayan birine görünebiliyor, konuşabiliyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yakın zaten uyanıkken görüşme Evliyaullah arasında müttefakun hale. Uyanıkken görüşenler var şu anda. Ama Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bedeni şerifi tabi çürümekten münezzeh peygamberler, Ravza-i Mut'ara'da bedeni şerifi duruyor mu şu an?

  144. 1:01:19

    Duruyor. Ama bedeni şerifi orada dururken aynı bedeniyle bir başkasına gelip şu anda musafa yapıyor. Ebu'l-Abbas Mürsiye musafa yaptı benden diyor. İmam Sureti yetmiş beş kere hadisleri incelettim. Rasulullah'a direkt sordum, görüştük diyor. Uyanık diyor. Açıkçası neden? Bu oradaki bedeninin ruhunun bedenine girip, bedeninin de çıkıp İstanbul'a gelmesi gerekmiyor.

  145. 1:01:41

    Ruhu çok güçlü olduğu zaman alemin misalinin suretlerinde bir şekle bürünüp Cebrail Aleyhisselam'ın filiz gibi delikanlı şeklinde Meryem annemize görünmesi gibi Meryem validemizde ne diyor? Allah'a sığınırım ya bana erkek eli değmemiş falan. Ya hiç anlamam diyor. Ben Rabbinin Rasulü'nüm, etsizim diyor.

  146. 1:01:58

    Ben erkeklik merkeklik yok bende diyor. Sana bir şey yapacak değilim diyor. E Kur'an söylüyor bunları hep. Feteme selelâ meşalaseviyâ Surete bürünmek başka bir ruhun bir bedene girip eceline kadar onunla yaşayıp o öldükten sonra başka bir çocuğa girip onunla eceline kadar yaşayıp reenkarnasyon bu. Kağıthaneli Muhittin, Şişhaneli bilmem ne, Siyerci Nuriye'mişsiniz.

  147. 1:02:23

    Siz reenkarnasyon ilminiz yok. Beyniniz kıt yani. Sen bu Evliyaullah'ın Abdülkadir Geylani şimdi birine görünmüş. Ahmet Rufasya'nın zuhur etmiş. Kitaplarımız ehl-i sünnet bundan dolu. Sen bunun reenkarnasyonla ne alakası var? anasından doğan cenine yeniden girip yeniden onunla ölümüne kadar yaşamaktan bahsediyor bir ruhun kıt bedenler.

  148. 1:02:49

    Fiziki manada ananın karnındaki bedene girmesinden bahseden reenkarnasyon. Bu öyle değil ki görülüyor onun işini görüyor, ona konuşuyor, tebliğlerini yapıyor ondan sonra o misal aleminden şekle bürünen o suret kayboluyor, gidiyor. Onun devamı yok ki. Bu öyle değil ki. Bu öbürü yüz sene yaşarsa yüz sene de bundan yaşıyor.

  149. 1:03:10

    Onun başka ruhu yok. Yani bunu bundan karıştıracak kadar cehalet alamızda rezalet derdi Ali Adem Efendi babamız. Yani ama ya bir insan bilmez bilmediğini bilir buna cehli besit yani müfrettir, tekil bir cehalet. Ama bir insan bilmez bilmediğini de bilmez. Buna göre cehli mürekkep. Ne demek mürekkep?

  150. 1:03:36

    Katmerli. Ya madem bilmiyorsun cehaletin şifası sormaktır, öğrenmektir. Fes elühele zikrin gültübü la teale mün. Otuz kırk saati geçti. Sırf bu konuları işliyorum. Evliyaullah'ın ruhlarının tasarrufu ölümünden sonra devam ediyor falan. E nasıl oluyor? Fiziki manada gören görüşen var. E var. Abdullah Gelen geliyor.

  151. 1:04:01

    Yani Efendi Hazretleri'nden kırk kere dinlemedik mi? Kıbrıs Harbi'ndeki efendim pilotlar milottan anlatıyor. Youtube'da var ya. Televizyonlarda çıktı ya. Uçağa geldiğinde işte haritayı bırak sen benim dediğim yere at diyorum. O da tek başına pilot ne yapsın? Birden uçakta olmayan biri zuhur etti yani.

  152. 1:04:20

    Sonra dediği yere atıyor. Tam isabet aşağıdan cevaplar geliyor. Çünkü yanlış şey vermişler ona. Ajanlar. Ondan sonra ne diyor? Efendim siz kimsiniz? Nereden geldiniz efendim? Evladım ben diyor Veysel Karahan Hazretleri'nin soldan ikinci mezarda yatıyorum diyor. Kurtulunca gelirsin beni de bir ziyaret edersin diyor yani.

  153. 1:04:38

    E şimdi bu bir şekle bürümüş. Pilota harita öğreterek Kıbrıs Harbi'nin serini değiştirmiş. Yani bunun git orada Latik var, Samsun'da Latik var. Samsun'da Latik var, Latik kazası var. Bir Konya'da Latik var, bir de Samsun'da Latik var. Git Samsun'daki Latik'e, Ahmet Rufayi Hazretleri'nin birkaç sonraki en büyük torunlarından, ona da Ahmet Rufayi Kemir diye tabelalar var orada.

  154. 1:05:02

    Git orada. Ben video çektim, adam anlatıyor orada. Albay, asker buraya geliyor. Her sene gelir diyor iki tane, üç tane inek kesip kurban. Ama birkaç senedir gelmiyor, herhalde ölmüştür diyor. Kıbrıs Harbi'nden beri her sene geldi diyor. Niye? E Kıbrıs Harbi'nde Pusat beni kurtardı, sonra kimsin dedim, git diyor.

  155. 1:05:22

    Samsun Latik'te gelirsin, Ahmet Rufayi diye sorarsın evladım demiş. E şimdi bunun bedeni kabrinden çıktı demiyoruz ki biz. Ruhaniyeti güçlü olduğu için ruhlar zaten ölmüyor. Kafirlerin ruhu da ölmüyor. Çünkü ölse kabir azabında acı çekmez. Ruh ölmüyor. E ruh ölmediğine göre, Ebu Cehil bile sizden iyi duyuyor diyor Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem.

  156. 1:05:43

    Ama cevap veremiyor diyor, Bedir kuyusunda. Buhari hadisi, ruhlar ölmediğine göre, ruh ölseydi, Ebu Cehil'in ruhu ölseydi, Bedir'de Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlar işitiyorlar demezdi. Ruh ölseydi kimi şiçecek? Kuyunun üstünden Efendimiz ne oldu diyor, cehennemin boylarıdır mı diyor. Fe elve ceddi mağvayde rabbü fakra.

  157. 1:06:05

    Rabbinizin vaadine hak bulduğundur. Hazreti Ömer bile o zaman da meseleyi anlamamış. Yani daha yeni yeni bu konulara giriliyor. Hicretin ikinci senesi Bedir. Yani Hazreti Ömer, ya Resulallah nasıl konuşuyorsun ki bunlarla? Duvara mı konuşuyorsun yani? Kuyunun üstündeki kayaya mı konuşuyorsun? Keyfe tükelim.

  158. 1:06:23

    Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Kulüke man tüm ve esmâlimâ kulûbun. Ya Ömer sen bile beni daha iyi duymuyorsun, onlar daha iyi duyuyor. Velâkin yumlâ yucîbun. Cevap vereyim. Ebu Cehil'in bile ruhu diriyse ama esirdir, hadistedir, ruhu gezemez. Ama Evliyaullah'ın ruhu, Kur'an-ı Kerim, fel-müdebbirat-ı emrah işleri yöneten kutsal ruh var diyor.

  159. 1:06:37

    Ama Evliya Allah'ın ruhu, Ahalık beyzâbî tefsiri, ahlâk-ı râzî tefsiri, kutsal ruhlara tasarruf verilmiş diyor. Ve biz bunları, biz mi uydurduk? Ama ben bu adama ruhuna tasarruf verildiğini kabul etmiyorum dersen, bir Evliya için bilmem ne, ben de sana kafir oldun, dinden çıktın demem ki. Ama sen, böyle bir şey yok.

  160. 1:07:07

    Ama müşakkaslaştırmıyorum. Sen benim şeyhimin tasarrufu olduğunu kabul etmeyebilirsen, ben de sana ehl-i sünnetten çıktın, bir şey demiyorum. Ama ruhlara Allah'ın verdiği bir tasarruf, dilediği kutsal ruhlara tasarruf verdiğine dair ayetlerden, hadislerden, deliller var mı? E var. E şaşırıyorum, Beyzavi kafir mi oldu?

  161. 1:07:28

    Fahru Razi kafir mi oldu? Ruhlar diyor, bedenlerinden çıkar diyor. Ondan sonra, Ruhlar diyor, alemler var, yüzerler diyor, gezerler diyor. Ondan sonra bedenlerinden çıkarlar diyor. O, maneviyatı yüksekse diyor, tamamen feza, yani ruhani alem, bunun tabii bin katı. Ana karnı nasıl ki bu aleme göre, ne kadar dar.

  162. 1:07:54

    Ama ana karnında dokuz ay rahat rahat durduk. Şimdi de dünyada duruyoruz, ruhlar alemine göre, berzak alemine göre. Burası da ana karnı gibi dar. Ama karnından çıkmadan oranın darlığını anlamadık. Şimdi diyoruz ki, ben burada nasıl durmuşum dokuz ay. E şimdi dünyadan da ruh bedenine çıkınca, alem ve ervahta, kutsal ruhların arasına inşallah ile ittihak edebilirsek,

  163. 1:08:14

    Allah ile ittihak edebilirsek, o zaman da dünyaya bakacağız, ulan bu dünya ana karnından darmış, biz burada nasıl durduk diyeceğiz. Bu olmadı yani. Ruhlar alem böyle bir şey. Bu olmadık yani. Ves-sehabi hadis-seba. Sebahat yüzmek demek. Sabahat yüzmek demek. Sabahat değil, sabahat kadın adı. Sabahat sesinle.

  164. 1:08:31

    Sibahat. Sehabi hadis. فَسَبْحَةٍ سَبْحَةٍ diyor. sebha diyor. Ruhlar aleminde yüzen ruhlar diyor. Fessâbıkâsâ, birbirlerine yarış yapıyorlar diyor. Orada da manevi şeyleri var. Orada da manevi şey yapıyorlar. Kel-müdebbirâ temra, işleri yönetleniyor. Ondan sonra bütün işleri yönetiyor. İşleri yönetleniyor.

  165. 1:08:45

    Yaratan Allah. Ama yönetmeyi icabında Cebrail aleyhisselâm'a veriyor, meleğe veriyor. Mika aleyhisselam'a yağmurlarla ilgili yönetimi vermiş. Cebrail aleyhisselam'a zelzelelerle, işte mesela harplerle ilgili yönetimi vermiş. Yaratan ancak Allah olduktan sonra. Yani bir Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhu, Cebrail aleyhisselam'ın ruhundan aşağı mıdır aşağı?

  166. 1:09:09

    Melek'ten üstün. Beşerin velileri, meleklerin velilerinden üstün. Beşerin nebileri, rasulleri, meleklerin rasullerinden üstün. E, rüslet-i kadesi bu değil mi? E, meleklere bu yönetim verilmiş de, yaratmak mı verilmiş aşağı? Yaratmaktan bahseden müşrik olur. Ama yönetmekten bahseden Allah-u Teala dilediğini dilediğiyle yönettirir.

  167. 1:09:30

    Ve bunu yaptığını da Kur'an-ı Kerim'de birçok ayette de beyan ediyor. Bir ayette canlıları ben alırım diyor, bir ayette yeteve faküm melek önünde ölüm meleği alır diyor. Bir ayette yeteve lezgeferun meleke, melekler alır diyor. Hangisine inanacağız? Hepsine inanacağız. Çünkü neden? Kezat yok Kur'an'da, senin kafanda.

  168. 1:09:47

    Kur'an'da senin kafanda tezat var. Canları ben alırım diyor, ölümü ben yaratırım demek istiyor. Canları Azrail alır diyor, Aleyhisselam ölüm meleği diyor, Azrail Kur'an'da geçmiyor Aleyhisselam. Azrail alır diyor niye? O sebep olarak son operasyonu boğazdan o çekiyor. Melekler alır diyor, parmak uçlarından yukarı kadar

  169. 1:10:07

    melekler alıyorlar, Boğaz'da Azrâil Aleyhisselâm teslim alıyor. Dolayısıyla herkes bu işe teveffî, ruhun kabzı meselesinde iştirakleri var. Ama yaratan ancak Allah. Ölümü yaratsa, Ölümü yarası halekel mevte vel hayâte. halefel mevtevel hayâte. Ölümü yaratmasa, Ölümü yaratması Azrâil Aleyhisselâm çeksin de dursun.

  170. 1:10:21

    Ezra'yı aleyhisselam çeksin de dursun. Adam ölmez. Adam ölmez. Allah orada ölümü yarattığı anda alabiliyor. Allah orada ölümü yaratmaz. E bunları hiçbir şey anlamadan dahi hiç bilmeyen olur kaz dedi ya. Bu ne olacak kardeşim? Ördek misiniz, kaz mısınız? Yani ne nesilisiniz? İnsansınız, biraz da mürekkep yalamışsınız,

  171. 1:10:41

    bir de mektubat bilmem ne okumaya kalkıyorsunuz benim karşımda. Yani lütfen, mektubat böyle okunur. Mektubat şey değil. Ondan sonra üfleme kitabı değil. Mektubat okuyup anlama kitabı. İtikad kitabı. El-İsnet-i İtikad'da müştehit İmam-ı Rabbani. Sen ney neyle karışıyorsun Elma Yarmut'un bilmem nesi? Evliyaullah'ın tasarrufunu, bazı şeylere görünmesinin müritlerine

  172. 1:11:05

    reenkarnasyonla karıştırdığın zaman bütün evliyaya kafir demiş olursun. Reenkarnasyona inanan kafir olur. Onunla bunun ne alakası var? Ama daha zurnanın zırt dediği yere gelmedik. Yani buraya kadar mukaddime bunlar. Şimdi İmam-ı Rabbani soruyu açıyor. Bazı evliya diyor, acayip garayip işler yapıyorlar.

  173. 1:11:27

    Daha yaratılmadan kaç yüz sene evvel fiziki bedeni yokken yapıyorlar diyor. Selman-ı Farisi, Hazreti Ali meseleleri vesaire. Bazı evliya öldükten sonra kırk yerde görünüyor. Bazı evliya canlıyken kırk yerde görünüyor. Yani Somuncu Baba her kapıdan çıktı millet elini öpüyordu. Yani Ulu Camii'nin açılışında Yıldırım Beyazıt hutbeye onu okuyacaktı.

  174. 1:11:51

    Emir Sultan okuyacaktı. Emir Sultan dedi benden büyük evliya var senin bir şeyden haberin yok. Kim o ya dedi. Bursa'dayız da haberimiz yok dedi. Neyse hutbeye çıkınca anlarsın dedi yani. Somuncu Baba Hazretleri, Hamiduddin Veliyullah. Dolayısıyla bütün dünya bunlarla dolu. Hatib-i Şirmin Hazretleri, Kırk Mescid'de cuma kıldırdı.

  175. 1:12:09

    Hatib-i Şirmini Hazretleri. Kırk mescitte cuma kıldırdı. Ondan sonra, her camiden çıkan, bizde ne hutbe okudu ya diyor. Kim okudu? Hatib-i Şirmin. Ulan bizdeydi mi Hatib-i Şirmin? Kim okudu? Hatib-i Şirmini. Ulan bizdeydi Hatib-i Şirmini. O diyor bizdeydi diyor kardeşim. Birbirine girdiler. Abdülkarikene Hazretleri.

  176. 1:12:26

    Yedi kişi iftara çağırdı aynı akşam. Yedisi de iftar etti falan. Ondan sonra o geldi Efendi Hazretleri. Çok teşekkür ederiz. Hanemizi şereflendir. Öbürü de geldi. Ulan sana ne gün geldi diyor. Dün diyor. Ulan dün bendeydi diyor. E nedir? Şaşılacak ne var? Ruhaniyeti güçlü olduğu zaman bir tane asıl fiziki bedeni, öbür altı tanesi alemi müsalliden surete bürünüyor.

  177. 1:12:46

    Dolayısıyla müşkilat yok. Yahu adam diyor ben Arafat'ta gördüm. Vallahi yemin ediyor. Müferric-i Demamini Hazretleri. Mısır'ın en büyük meşayıhından. O da diyor İmam Suyut'u bu el-Mu'telif-i Tıtavru'l-Veli. Şeyleri şekilden şekilden girmez. Müştak-ı Risale yazmış. Koca İmam Suyut'u. Abdullah Farkus'u el-Vahid ve Sülük'ü el-İd-Devid.

  178. 1:13:08

    E kitap hatmettim iki ciddi. Sizin yüzünüzden ben de mal sahibi oluyorum yani. İlim sahibi oluyorum bu işleri anlayayım derken. Yani onun müridi geliyor. İşte haçtan geliyor. Diğer ihvan arkadaşları diyor. Şeyh Efendi Hazretleri nasıl sağlığı sağlığı. Çok iyi elhamdülillah diyor falan. Neredeydi diyor.

  179. 1:13:27

    Tekkedeydi Arafat'ta diyor. Siz vakfı yaparken biz de burada dua yaptık, zikir yaptık diyor. Sülükçe'nin on gecelerin günleri geliyor. İşte önümüzde pazar, pazartesi falan. On geceler geliyor falan. Biz hep ibadetle, itikafla meşgul olduk diyor. Ya ne alakası var diyor. Arafat'ta gördüm diyor ben. Ya tekkeden çıkmadı diyor.

  180. 1:13:44

    İtikaftayız diyor ya. Evine bile gitmedi diyor. Arafat'ta yok diyor. O diyor vallahi bile eğer Arafat'ta haçta gelmediyse karın boş olsun diyor. Hadi bakalım. Ne lüzum var da bu laflara işte. Bu laflar maalesef milletin ağzından. Karıdan mı bıkmış ne herkes böyle. Gidebilir karın boş olsun diye. Yemini vallahi'den çıkarıyor, tala veriyor.

  181. 1:14:05

    Hani daha kuvvetli oluyor diye. İnansın diye yani. Öbürü de vallahi buradaydı diyor. O da karın boş olsun diyor. E şimdi o zaman tabi. Müferri Cüdde Mahmud Hazretleri gülüyor. İkisine de gülüyor yani. Çünkü Evliyaullah Keramet'e aktar ama. E tabi burada fıkaç iş dönüyor. Kadriye şeriat mahkemesine çıkacak şimdi.

  182. 1:14:24

    Karılar gitti mi gitmedi mi? Aziz Mahmud Hüdda'nın meselesi ne oldu? Eskici Mehmet Efendi meselesi ne? Kadın eve almadı kocasını. Üç günde Nazarçı'ya gitti. Bursa'dan giden kafile iki ayda gidiyor geliyor. Sen nereden geldin diyor. Ya gittim geldim diyor. Arafat'ta yaptım. Çaydan taşladım. İşimi bitirdim geldim diyor.

  183. 1:14:42

    Neyse yani. Aziz Mahmud Hüdda Bursa Kadınlığı'nı niye bıraktı? Ulan biz bu kadar okuduk okuduk. Biz bu kadar okuduk okuduk, Allame-i Cihan olduk ama bir eskici Mehmet dede, adamı ışınladı buradan dayı mekan, hacca gönderdi getirip karının nikahını kurdardı. Anladım da diyorum, ulan ben bu kadar âlimim, bende niye bu öneri yok?

  184. 1:14:58

    Olmaz kardeşim, elde olan cepte olmaz, cepte olan meyde olmaz. Bunlar hepsi yaşanmış olaylar. Koca Aziz Mahmud Hüseyin Havuç'ta evliyanın reisi olmuş. Ama kadı olsaydı kimse onu anar mıydı 400 senedir? Dünya kadar kadı geçmiş memlekette. Osmanlı'da yüzlerce, binlerce, yüzbinlerce âlim yetişmiş. Hiçbirinin adı yok.

  185. 1:15:17

    Niyaz Mahmud Hüseyin Havuç. E işte bu tasavvuf, manevi yola girince ruhaniyet güçlenir. Ama eskici Mehmet dedenin kerametiyle anladı ki bizim okuduğumuz ilmin ötesinde manevi bir ilim var. Onu anlayınca geçti o yıl. Ama o zaman öyle kolay değil. Kürkle, kaftanla, koca sarıkla, Halep müftüsü gibi gezerekten hareketler olmaz.

  186. 1:15:40

    Dedi ki öyle. Ciğer satacaksın dedi. Çarşıda dedi. Koca kadı böyle Kürkleri şeyle. Osmanlı'da bu kadıların Kürkleri var. Ya Kürk'ü mü yedirdin? O âlim Kürkleri onlar. Özel kıyafetler yani. Resmi makamları da gösteriyor. Sarığına göre, cübbesine göre makamını anlıyorsun. Yani bu kadı kazır, kuzat mıdır, kazı asker midir nedir yani?

  187. 1:16:03

    Osmanlı'da. Meratip var. Meratibe göre de eşkâl var. Ama o nefsi ezip de, o ciğer satıp da bütün millet ulan bu delirmiş kadılık makamını bırakmış, ciğer satıyor. Meryem Hanım yapmadı mı? Nedir? Onu dedirtmeleri lazım. Orada senin nefsinin ezilmesi lazım. Ezildiği zaman Haldi Bağdadi Hazretleri Nakşi Tarikatı'nın son silsilesini kıyamete kadar aldı götürüyor yani.

  188. 1:16:29

    Niye? İşte o da 7 ay, 8, 9 ay hala temizletti yani. Dünyanın en büyük allamesi de Abdullah Dehlevi Hazretleri Şimdi ben bir şey konuşmayayım, manevi bir şeye çarpılmayayım ama zahiri ilimde Mevlana Halid hepsinden üstün gelir. Çünkü Zülcenahin iki kanatı var. Ama Abdullah Dehlevi'ye gönderildi manen yetti oradan 9 ay hala temizledi kardeşim.

  189. 1:16:55

    Hala temizledi, nefsini eziyor. Ondan sonra manevi meratib açılıyor. Öbür türlü ben alimim, şimdi muhafızım, hocayım öyle bir şey yok. Niye biz bir yere varamadık? Zahirde kaldık. Cevizin yeşil kabuğun yemekle tat duyulmaz. Zahir ile ey fakih Kur'an'ı arzularsın demiş. Niyaz-ı Mısır Hazretleri. O zaman cevizin kabuğunun dışında bir de yeşili var.

  190. 1:17:19

    Biz kahverengiyi görüyoruz kabuğu. Onun üstünde de ilk yetişirken bir de yeşili var. Ama bu acı gibi. Cevizin içinde güzel tatlı cevizler var ama sen yeşil kabuğu yedikçe bu çok acıymış diyorsun atıyorsun. Halbuki özü lübbü içinde. Onun için gel sen bu cahilliği bir kenara bırak Fes elühele zikri inkültü billahü teâlâ bilmiyorsanız zikir eline ilim eline sorun a'et ile amel et

  191. 1:17:45

    bu saatten sonra da dinden çıkma tarikattan çıktınız bari şerahattan da çıkıp hep de mürtet olmayın tarikat mürteti oldunuz. Tabi tarikatta bidat çıkartmak şerefli. Tarikat bidatı kafir demek değil. Ama şimdi şerahat bidatına işi döndürdünüz bu sefer bütün evliyanın tasarruflarını inkara kaktınız. Vahabiler gibi öldü işi bittiye döndünüz.

  192. 1:18:08

    Ve vahabilere sevindirecek beyanlarda buluyorsunuz. Bütün selefi siteler bugün Muhittin'i destekliyor. Neden? Çünkü ha şimdi müslüman oldunuz bizim dediğimize geldiniz diyor. E sonunuz bu olmamalıydı. Şalvanıza yazık, çübbenize yazık sarığınıza sarığınıza. O sarığı efendim her şeyi efendimden öğrenmişsiniz Efendinin resmine tahammül edemiyorsunuz, ismine tahammül edemiyorsunuz.

  193. 1:18:32

    Ayıptır, yazıktır ya. Kendinize gelin, tevbe edin. Yol yakınken dönmek kolay olsun inşallah. Ve evliyanın tasarrufuna iman edin. Ve itikad edin. Bu ehl-i sünnetin kaideleriyle çelişmez. Aksine birbirini teyit ve destekler mahiyettedir. Bütün evliya Allah'ta zuhur etmiştir vefatlarından sonra. Vefatlarında yaşanmadan.

  194. 1:18:56

    Hatta imam-ı Rabbani Önümüzdeki ders neyi anlatacak? Fiziki manada dünyaya gelmeden evvel ruhunun iş gördüğünü anlatıyor. Ruh bedenden ayrıldığı vefattan sonrayı değil. Bunun daha acayibini anlatıyor. Ne demek daha acayibi? Hazreti Ali Efendimiz doğmadan yüzyen evvel, yüz elli sene evvel Selman-ı Farşi'yi kurtarmış aslandan.

  195. 1:19:18

    Yani bunun kıssasını anlatacağım. Önümüzdeki ders çok ilginç bir kıssası da var. İmam-ı Rabbani Hazretleri bunu böyle Katayif'in telleri derdi Erbakan Hoca'ya Onlarla çok dalga geçiyorlardı. Onlara mübarek aslında o şunu anlatıyordu. Katayif'in telleri tek tek bir var bir Katayif hamur edersen o Katayif'in telleri ayrılmaz.

  196. 1:19:36

    Bir de var güzel kızartırsan işte üstü kızardı altı kızardı demişti o işte o böyle tam kızartırsan yani kemale erdiren bir şey olursa olgunlaşma Katayif'in tellerinin ne demek yani tel tel hepsini ayrı bir yere koyarsın ayrı bir yere koyarsın yani birbirine karıştırmadan hakkı anlarsın.

  197. 1:19:53

    Önümüzdeki mektubu da dersi de dinlersin inşallah Allah Teala dostlarının anlayışına muvafık fehimler anlayışlar zekalar cümlemize müyesser eylesin amin. fehimler, anlayışlar, zekâlar cümlemize müyesser eylesin. Amin. Ve sallallahu alâ seyyidina Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ve selleme.