15:49 / 1:13:10

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Es salatu es selamu ala seyyidil mürselin Muhammedin ve ala ahali ve fahmiyye ecma'in. Evvelce yapmış olduğumuz artık 16-18 mi oldu? Bu konudaki dersler bizim külahsası olarak mektubattan İmam-ı Rabbânî Hazretlerimizin bir mektubunu okuyacağım ve burada bu konu size daha açık, vâzıf olacak.

  2. 00:46

    İnşâAllâhu r-Rahmân. Bu mektubu şerifte İkinci cildin 58. mektubu Hâce Muhammed Tekvî Hazretlerine yazılmış. O, Âlem-i Misâli tefsirini sormuş. Evvelki derslerde hep Âlem-i Misâli'den bahsettik. Yani öyle bir âlem ki, şehadet âlemi bu âlem, his ve vehîm âlem, ne diyoruz buna? Khariç âlem, yani his edilebilecek, elle dokunacak, gözle görünecek âlem.

  3. 01:39

    Bir de, efendim, manevi âlem var. Berzak, işte âhiret. Onun arasında mütevessit, orta bir âlem var. Bu âlemde olanların ve âhiret âleminde olanların hepsinin misal ve nümunesi ve örneği bir şekle bürünerek o misal âleminde temsil ediliyor. İşte çok geri gittikçesini anlamayan, bunları şimdi birden anlayamaz.

  4. 02:14

    İşte ne bileyim, ilmin sütle temsili, yani sembolize edilmesi gibi. Veyahut işte, efendim, dünyada vuku olan bazı hastalıklar var. Hastalıkların, işte efendim ne bileyim, öksürüğün, çekirgeyle temsil edilmesi, vs. bunlara baya bir misaller verdik. Bu, mesela rüya alemi, bu alemin misalinden, tamamı alemin misalinden.

  5. 02:53

    Yani alemin misalinin tamamı rüya alemi değil. Ama rüya aleminin tümü alemin misalinden. Dolayısıyla rüyada gördüğümüz birçok şey, bize bir şey anlatıyor. Ama biz onu tabir edemeyince, tabi misal aleminde neyi sembolize ettiğini bilemeyince manasını anlayamıyoruz. Dolayısıyla... İnsanın başına gelecek her şey rüyada gösterilir, diyor büyükler.

  6. 03:20

    Rüyada gösterilir ama adam onun tabirini anlamaz. Anlamayınca, efendim, korktuğu şeyin içine düşer. Halbuki tabir ilmi olsaydı, ondan tedbir alabilirdi. Olacağı çare yok, kadere çare yok ama sen o rüyanın tabirini doğru yapıp misal aleminde neyi temsil ettiğini anlayabilip onun tedbirini alacaktıysan, zaten kaderde de o...

  7. 03:54

    O, Mevla tarafından ezelde bilindiği için senin o rüya vesilesiyle o beladan kurtulacağın da bilinmiştir ve o bela sana gelmez. Ama işte her şey kader ile, lakin kader de Allah-u Teala'nın ezelî ilmi ile. Allah-u Teala'nın ezelî ilmi de, senin bu şehadet alemine çıktığın zaman,

  8. 04:33

    işte tabiri... İşte tabir ilmi öğrenecek misin, rüyalarına tabir ettirecek misin, tabirnamelere bakacak mısın, işte veyahut sen o alemin misalinde gördüğün şeyin ne olduğunu fark edebilecek misin, sonra ona göre tedbir alabilecek misin? Hepsini Mevla Teala ezelde seyretti. Ona göre kader, kaderi tespit etti.

  9. 04:56

    Yani ondan dolayı sebepler alemindeyiz. Ve sebeplere tevessül etmek İslâmiyet'te emredilmiş. Çünkü sen o sebebe başvurduğun zaman neticesine ne olacağını bilemezsin. Onu ancak ezelde Mevla bildi. Şimdi de biliyor. Ama sen bu sebebe tevessül etmezsem ne olur, edersem ne olur, neticesini bilmediğinden sebebe tevessül etmekle görevlisin yani.

  10. 05:33

    Onun için misal âlemi şu anda bizi en çok rüya âlemi ilgilendiriyor. Yani rüyalarımız misal âlemi olması hasebiyle. Ama keşfiye açık olan Evliyaullah, Allah dostları şu anda da işte Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizle yakasızlığa uyanırken görüşüyor. Veya Abdülkadir Geylani Hazretleriyle görüşen var.

  11. 06:01

    Veya Mahmud Efendi Hazretleriyle uyanırken görüşen olabilir. Bunlar o zatların âlemi misalde teşekkül etmiş, şekle bürünmüş ruhaniyetleriyle irtibattır. Yoksa bedeni şerifleri kabirlerinden çıkıyor, onlara gidiyor, görünüyor. O arada kabri bedeni şeriften boş kalıyor ki bir mâna anlaşılmadı. Geçen derslerden hatırımızda kaldığına göre anlaşılmadı.

  12. 06:45

    Çünkü ruhaniyeti güçlü olunca, kuvvetli olunca herkesinki kuvvetli değil. Normal Müslümanlarınki de kuvvetli değil. O, çok mürşidi kamiller, büyük veliler yani, nefsi kâmile, nefsi mükemmele, ruh mükemmele makamına gelirse ondan sonra mükemmil de yetmiyor, mükemmel olacak. Tabi mükemmel, ha mükemmel yetmiyor, mükemmel olacak.

  13. 07:13

    Çünkü kendi kâmil olur ama başkasını kemale erdiremez. Onun gibi, öyle olursa ruhaniyetine çok bedende tasarruf ve yönetim yetkisi verildiği için aynı anda esas bedeni kabrinde ama aynı anda Mekke'de, aynı anda Medine'de, aynı anda Tekke'de görülebiliyor. Bunları anlattık.

  14. 07:37

    Şimdi bu Hacı Muhammed Tekin Hazretleri de İmam-ı Rabbani Hazretlerine bu alem-i misal nasıl bir şeydir? diye sormuş. Aynı zamanda bazıları tenasuh yani reenkarnasyonun varlığından bahsediyor. Bunlar da sapık kimseler. Hatta İmam-ı Rabbani Hazretleri buyuruyor, bu zamanda bazı zındıklar şeyh olmuşlar diyor.

  15. 08:17

    Bak ta onun zamanında bile sahte şeyhler var, sapık şeyhler var. Onlar diyor, yani reenkarnasyon caizdir, buna inanılabilir falan demişler. İşte onlara da reddiye yapıyor. Dâ ve beyânil kümûni vel burûzî. Kümün, buruz meselelerini beyan ediyor. Kümün, gizlenmek, buruz, açığa çıkmak. İşte bazı veliler oturuyorsun burada.

  16. 08:44

    Bunların hepsi geriki derslerde. Örnekleri geçti yani. Bir anda burada kayboluyor. Demin burada aramızda oturuyordu, bir yere kalkıp çıkmadı. Kalkıp kapıdan çıkmadı, bir anda yok oldu. Veya oturuyorsun burada, gelen belli, giden belli, kapı kapalı. Birden zuhur ediyor. Halp-i Şerif'e geldi. Yani öyle derdi Hazreti Efendi hocamıza.

  17. 09:10

    Bir veliyi sordum. O şu anda hayattadır, onun için. Onun makamında az kimse var ama. Yani ismini verip de onu teşhir etmeyi de o sevmez. Onun için söylemiyorum, hala yaşıyor çünkü. Mesela ben o zaman Ozad'ı çocuktum. İsmini duyuyordum, kendimi görmemiştim.

  18. 09:46

    Hatta Kemal Efendi çok mütevazı, büyük veli falan diye bahsediyordum. Onunla çok hukukum var idi. Ümit ağabey vardı, rahmetullahi aleyh. Efendi Hazretleri'ni sevdi. Efendi Hazretleri'nin sevdiği adamlardan. İşte o da dedi yani sen diğer zatı görsen o daha da tevazul dedi falan. Bu sefer daha meraklandım.

  19. 10:10

    İşte Hızır Efendi hocamız, Hızır Efendi yani. Hocamıza ondan sual ettim. O da dedi ki, o dedi görünmeyen insanlara gözükmeyi, meşhur olmayı sevmez dedi yani. Ama dedi biz kalp-i şerifte işte Efendi Hazretleri kalp-i şerif yaptırıyor caminin ortasında. Biz kalp-i şerifte otururken dedi bir de bakarsın dedi önümde duruyor.

  20. 10:40

    İşte buruz o. Yani normalde ayağıyla gelmiş değil yani. Çünkü ön sıra saflardasın. Saflar dolu zaten. Saflar soğanın zarları gibi böyle. Yani daire şeklinde olduğu için yani oradan, arkadan gelen oraya geçse görülür yani. Öyle boşluk yer yok ki geçsin oraya. Saflar dolu sende ön saftaysa bir anda önündeki safta nasıl oluyor?

  21. 11:09

    İşte o buruz hali. Kümunda işte oturuyorsun. Burada olan bir veli zat bir anda kayboldu burada. Halbuki çıktığını kimse görmedi yani. İşte bunlar hakkında bazı ilimler vereceğim diyor. Ve ne münasip o. Zalike bunlara uygun düşen, münasip şeyler hakkındadır diyor. Onun için Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin.

  22. 11:38

    Salat ve selam ala Seyyidil Murselin ve Ali Tahirin. Hamdler alemden Rabbi Allah'a mahsustur. Salatü selam peygamber gönderilenlerin efendisine ve ak pak olan tertemiz ehli beytin üzerine olsun diyor. Kat teşerrafna. Muhakkak biz şereflendik. Bir mutalaati sahife, sahifenizi yani mektubunuzu gözden geçirmekle.

  23. 12:03

    Öyle mektub es-sadirati meydana gelmiş. Neden? Min husni neşeti. Sizin güzel yetişmenizden, neşet yani oluşumunuzdan yani terbiyeniz, manevi yoldaki yani yaşantınız çok güzel olduğundan dolayı böyle bir mektup yazabilmişsiniz. Fıtratınızın yani yaratılış kabiliyetinizin yüksekliğinden, yüceliğinden dolayı sizden sadır olmuş.

  24. 12:44

    Yani bize iltifat ettiniz diyor. O iltifatınız da hürmetiniz, taziminiz de sizin kendi husni neşetinizden, güzel terbiyeniz, aldığınız terbiyeden, yetişme tarzınızdan ve fıtratınızın yüceliğinden kaynaklanmıştır. İşte o mektubu biz gözden geçirmekle şeref yap olduk. Sellemekumullahü Teala. Allahü Teala size selamet versin diyor.

  25. 13:12

    Bir dua diyor. Hacı Muhammed Takri Hazretleri. Sonra cevap diyor. Yazdınız ya o mektupta ki Şan yani dikkat edilmesi gereken bir mesele var. O da nedir? Büyük Şeyh Muhyiddin İbn-i Arabiyi Kudüs'e sırru sırrı takdis edilsin. Yani İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin Muhyiddin İbn-i Arabiyi sevmediği, haşa sapık gördüğü haşa şeklinde beyanlar hezeyandır.

  26. 13:50

    Ve İmam-ı Rabbani Hazretleri'ne büyük iftira olur. İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin mektubatta bazı mektuplarında İbn-i Arabiyi Hazretleri'nin bazı keşfi keşifle alakalı görüşlerine itirazları var. İtirazları var. İmam Şafi'nin, İmam-ı Azam'a ondan fazla itirazı var. Ahmet İbni Hanbeli İmam-ı Azam'a Müştehitler kimse kimsenin görüşüne uymakla mükellef değil.

  27. 14:18

    O makamda olduğu zaman birbirine itiraz edebilir. Senin benim makamıma, onlar tenezzül etmezler. Bizde ne makam var? Onun için İbn-i Arabiyi Hazretleri hakkında bazı barışıyoruz, bazı savaşıyoruz. Yani görüşler çatışıyor. Manasında konuşur. Ama diğer bir mektubunda yine Şeyh Ekber dediği var. En büyük şeyh tabiri Tabiri İbn-i Arabi Hazretleri hakkında kullanılıyor.

  28. 15:02

    Ve yine diğer mektubunda şaşılacak iş diyor. Yani şaşılacak iş derken zahiren bakarsan öyle şeyler var ki hani İbn-i Arabi Hazretleri makbul bir zat olmaması gerekir zahiren baktığın zaman. İmam-ı Ama diyor benim keşfimdeki İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin keşfi yanılmaz. Yani ikinci bini müceddili. Çünkü o keşfine itimat ederek bunu söylüyor.

  29. 15:25

    İmam-ı Rabbani'nin itimat ettiği bir keşfi ben nasıl itimat etmeyeyim? Bunu o keşfin doğruluğunu tasdik mahiyetine söylüyor. Şaşılacak iş ama diyor Şeyh Hazretleri İbn-i Arabi burada da Kudüs-i Esir ruhu diyor. Bak Kudüs-i Esir ruhu kolay bir şey midir? Önüne gelene İsmaila Kudüs-i Esir ruhu, Kudüs-i Esir ruhu öyle bir şey mi var ya?

  30. 15:49

    Adamın ne sırrı var da takdis olmayacak yani? Adamın içi dışı rezalet, kin ve nefret yani. Öyle olur mu? Ama İmam-ı Rabbani bir adama Kudüs-i Esir ruhu derse o Seyfettin'in Kudüs-i Esir ruhu demesine benzemez. Muhittin Kağıthaneli'nin Kudüs-i Esir ruhu demesine benzemez yani. Bu İmam-ı Rabbani Kudüs-i Esir ruhu diyor yani.

  31. 16:12

    Herbirleri hezeyan. Dolayısıyla sırrı takdis olsun diyor. Yani onun sırrı var, manevi makamı var demek istiyor. Onun için Şeyh Efendi diyor benim keşfimde Evliyaullah arasında makbul, Allah'ın kabul ettiği zatlardan görünüyor diyor. Daha sana bana ne konuşmak ne düşer. Ama İmam-ı Rabbani Hazretleri bir konuda cevap veriyorsa, bir itiraz yapıyorsa

  32. 16:36

    tabii ki biz İmam-ı Rabbani Hazretleri tarafındayız. Çünkü neden? İtikad da müjdeittir. Bir de İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin mektuplarına, risalelerine dest tehlikesi yok. Dest yani katıp karıştırmak. İbn-i Arabi Hazretleri'nin kitaplarında İmam Şahrani de bunu söylüyor ki İbn-i Arabi'yi en iyi tanıyan, tanıtan

  33. 16:57

    ve Fütuhat-ı Mekke'yi ihtisar eden, özetini çıkaran, 3 yılda halinde basıldı. Onun hakkındaki en büyük bilgi, bütün onun ilimlerini, Şeyh-i Ekber'in ilimleri hakkında eserler yazmış olan zat İmam Şahrani. Abdülhab Şahrani Hazretleri. O da İbn-i Arabi Hazretlerinden en az 300-400 sene sonra, yani 900'lü diye hatırlıyorum, 900 küsurlu yani vefatı, en az İbn-i Arabi 600'lü.

  34. 17:38

    Dolayısıyla aralarında 400 sene var. Onun için o zamana kadar dökülen dökülmüş, sökülen sökülmüş her şey ortaya, 400 senede çıkmaz mı? O kadar alimler görüş beyan etmişler İbn-i Arabi Hazretleri'nin. Leyne olan var, aleyne olan var. İmam Şahrani büyük bir, tasavvufta büyük bir hocettir. Osmanlı onu ziyaret etti.

  35. 18:01

    Bütün haç kafirleri Mısır'dan geçerken İmam Şahrani'yi ziyarete gönderdi. Yani hayatında da vefatından sonra da çok önem verirdi. Çünkü El-Sünnet'in kalesidir. İmam Şahrani Hazretleri bu konuda, benim kendi kitaplarıma ben yaşarken bile des yapıldı, des katma karıştırma yapıldı diye beyan ediyor, itiraf ediyor.

  36. 18:30

    Kitabımın içine katılmış, Mekke'ye gönderilmiş. Mekke'deki alimler bana reddiye yazmış veyahut düşman olmuş. Bir de Mekke'ye gittim, baktım bazı alimler bana ters yapıyor. E dedim niye böyle yapıyorsunuz? E dedi senin şöyle şöyle görüşlerin var bilmem ne, Kur'an-ı Sünnet'e muhalif nerede var? Yazma şeyler çıkarıyorlar, o zaman baskı yok.

  37. 18:53

    Yazma şeyler çıkarıyorlar, bilmem ne çıkarıyorlar. Bakın adamın biri benim kitabımdan nuska kopyalamış yani hatlar yazıyor o zaman, yazarken katmış. E ben bu daftan beriyim, ben bu itikattan beriyim, sen niye göre bana düşman oluyorsun? E tamam sen kendin geldin, böyle söylüyorsan beyanın esastır. Ama bize ulaşan kitap da böyle.

  38. 19:16

    Onun için İmam Şahrani Hazretleri'nin, Fütuhatı Mekke'ye okunmak sakıncalı olabilir. İlmi ve tasavvuftaki derinliği yeterli olmayanların, İmam Şahrani Hazretleri'nin tam adı nedir bir bakarım. Belki haftaya söylerim size. İmam Şahrani Hazretleri'nin fütuhatı telhis ettiği, ihtisar ettiği ilimler, oradan zaten bize lazım olan faydalı ilimler olarak yeter ve artar.

  39. 19:48

    Bu itibarla İmam Şahrani Hazretleri hem itikatta müştehit olması, hem ikinci bin yılın müceddidi olması, hem de Ehl-i Sünnet İmamları'nın en büyüklerinden büyüğü olması hasebiyle, bir de mektuplarına, zaten çok kitap yazmış değil yani İbn-i Arabi gibi,

  40. 20:09

    mektuplarına ders ve karıştırma tehlikesi bulunmadığından, bir de onun görüşleri Ehl-i Sünnet Cumhuru'nun görüşleriyle aynı olduğundan, onu tercih ederiz İbn-i Arabi Hazretleri ile çeliştiği yerde, çatıştığı yerde. Buna şüphe yok.

  41. 20:33

    Ama birisi de çıkar derse ki İmam-ı Rabbani İbn-i Arabi'yi tümden reddediyor ve sapık haşa, batıl sayıyor derse bu İmam-ı Rabbani Hazretlerimize iftira olur. Kaç yerde Şeyh-i Ekber diyor, her yerde Kudüs-i Esir'i ruhsuz bir kere zikretmiyor. Hürmetini, tazimini asla terk etmemiş. Bunu da göz önünde bulundurarak mektubat hakkında fikir sahibi olan.

  42. 21:07

    Diyor ki, siz yazdığınız fiyahı bize gönderdiğiniz mektupta diyor, Hacı Muhammed Tekin'e söylüyor. Nakletti hadisen, bir hadis-i şerif nakletti. Fücuhat-ı Mekkiye'de yazıldığı için, fücuhat keşifler, manevi açılımlar, fetaha açtı demek zaten manasına geliyor. Mekkiye demek, Mekkiye'ye mensup. Niye Mekkiye'ye mensup diyor, çünkü Mekkiye Mükerreme'de yazmış.

  43. 21:45

    Çok da büyük bir kitap yani. Tabi baskısına göre değişir, takip yaparlarsa 17-18-20 ciltler de var. Bende kaç baskısı var da, en az 6-7 cilt. Dolayısıyla o kadar kitabı yazmış. Sonra tabi o zaman el yazma, eliyle yazıyor herkes yani, o zaman da batmağı yok. Sonra o sayfaları almış, şeyin üstüne koymuş.

  44. 22:15

    Kâbe-i Muazzama'nın üstüne nasıl çıkılıyorsa o zaman da, orada da itibarı var tabi, adamları var. Müritleri çok dünyada. Kâbe-i Muazzama'nın tavanına, şu anda var ya üstü görünüyor, oraya kağıt kağıt böyle sermiş. Ve Allah-u Teala'ya demiş ki, Ya Rabbim ben bu kitapta yanlış bir şey yazdıysam, sen bunu buradan uçur, süpür.

  45. 22:42

    Bende bulamayayım demiş yani. Mekkiye Mükerreme çok rüzgarlı, fırtınalı, yağmurlu bir yer. Esasen ben Mekkiye Mükerreme'de dolu yağdığını gördüm, yağmur yağdığını çok gördüm. Çok sert rüzgarlarını gördüm. Soğuklar gördüm. Ben çok senedir gidiyorum. 81'den beri gittim.

  46. 23:06

    Şimdi biraz tabi o soğuklar biraz azalmalar oldu. Çünkü etrafı yüksek kulelerle, tavırlarla, bilmem nelerle, zemzem bilmem neyle etrafı sarıldı. Dağlar yontuldu. Tabi o doğal yapıyı biraz şu anda değiştirmiş olabilir. Ama yine rastlayan yağmura rüzgara rastlıyor. Seller var. Resimler var 1960'da vesairede.

  47. 23:31

    Kapısına kadar, Kabe'nin kapısına kadar su var. Yürüyerek tavaf etmek mümkün değil. Zenciler falan yüzerek tavaf ediyor resimde. O resimler de bizde var orijinal. Dolayısıyla Kabe-i Muazzama bu kadar rüzgarlı, fırtınalı bir sene ne demek? Bir senede yaz da geçer, güz de geçer, kış da geçer. Bir harfine, halbuki yazma, bir sayfan üzerine mürekkeple veya neyle yazdıysan

  48. 24:07

    ona bir su değdiği anda o yazı akar. Daha okunamaz. Ki Mekke'de bir sene hiç yağmur yağmadı. Vaki değil. Şu anda da bile vaki değil. O zamanlar da ortalık açık, bütün her taraf da. Ve bir sene sonra çıkıyor, bakıyor, bir harfine zerre zeval gelmemiş. Yani Fırat-ı Mekke'nin aleyhine konuşan, ha şerata muhalif bir şey gibi görürsün, sen anlamazsın.

  49. 24:43

    Ehli olmayanların bizim kitaplarımıza bakması haramdır diyor. Bunu da İbn-i Arabi söylüyor. Ehli olmayan anlamaz. Ehli olmayan zaten orada doğru manaya çıkar. doğru manayı çıkarır. Bu itibarla aynı zamanda hadis hafızıdır. Büyük Muhaddis Acluni, Keşf-ül Hafa sahibi diye hatırlıyorum. Mesair Muhaddisler.

  50. 25:12

    Şeyh-i Ekber, Muhittin-i İbni Arabi Kudsesi Ruh Hazretleri, Hufaz'dandır diyor. Hufaz'dan demek en az 600 bin hadis, senediyle, isnadıyla, ezbere bilen. Hadis hafızlarından. Kur'an hafızı çok. Şimdi bile çok. Hadis hafızı yok. O zamanda biraz daha fazla vardı tabi. Dolayısıyla, siz diyor İmam-ı Rabbânâzleri, Muhittin-i İbni Arabi'nin Fetüat-ı Mekke'ye de

  51. 25:37

    bir hadis naklettiğini yazdınız diyor. O hadisle de ne diyor? Enne nebiyye sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, İnne Allah'a şübhesiz Allah, haleke yarattı. Mihette elfi Ademe, yüz bin Adem yarattı. Bu konuda bazılarının kafasını karıştırdık soruyorlar. Burada bir başlık icap eder yani. Bu konuyu bitirdiğimizde, Adem Aleyhisselam'dan evvel Ademler var mıydı?

  52. 26:03

    Başlık bu olabilir. Çünkü bu konu tartışılıyor. Tasavvufta bu hadis-i şerifler deli getiriyor falan. Halbuki bunun manasını çok güzelce şimdi anlayacağız. Yüz bine Adem yarattı diyor. Ve, bakın İmam-ı Rabbânâzleri aşağıda bu güzel izahlar yapacak, böyle cevaplar verecek. Hiçbirinde bu hadis uydurmadır.

  53. 26:25

    İmam-ı Rabbânâz bir uydurma hadis rivayet etmiş demiyor. Ya ne yapıyor? Sayfalarca onu izaha çalışıyor. Eğer dese ki bu uydurma bir rivayettir, uydurma bir rivayettir dese, konuyu kökten söküp atmış olur. Ama öyle yapmayıp da sayfalarca, bu mektup bir, iki, üç, dört, ondan sonra beş, altı, yedi, yani en az, evet, 156'da başlıyor, 162'de bitiyor.

  54. 27:03

    Sayfa, dolayısıyla 156'da dahil olunca yedi oluyor. Bu kadar uzun cevap niye veriyor? O zaman buna cevap vermezdi. Demek ki böyle bir konu var ama bunun bir izahı var. E İbn-i Arabi Hazretleri bunu izah etmeden yazmışsa, senin de bu ilimden nasibin yoksa, tabii ki çuvallar kalırsın.

  55. 27:37

    Ve evradı irad etti, yani İbn-i Arabi Hazretleri, hakikaten bir kıssa, ne hakkında? Fii bazı müşahedati alemin misali, misal alemi işte haftalardır, aylardır anlattığımız misal alemiyle ilgili bazı müşahedeleri hakkında, müşahede yani gördüğü şeyler. Gözüyle görüyor. Rüya değil, müşahede, gözle görmek demek.

  56. 28:06

    Şehadetten geliyor. Şehadet açık demek. Şahitlik de oradan geliyor. Âlimul gaybi ve şahadet. Gayb alemi nedir? Şey, Leven Zennâ'da geçiyor. Âlimul gaybi ve şahadet. Allah kimdir? Gaybı da, şahadeti de bilen, gayb gizli olanlar, şahadet açık olanlar. Müşahede açık. Ama alemin misalde olan bir şey, kafa gözüyle görülebiliyor mu?

  57. 28:28

    Görülebiliyor işte, sana onu anlatıyoruz ya. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'e uyanıkken görüşebiliyor. Mahmut Efendi Hazretleri'ne uyanıkken görüşen var dedik, kalktı siyerci Nuriye ile kağıt haneye. Muhittin ne dedi? Bu dedi reenkarnasyondur dedi, bunu söyleyen kâfir olur dedi, çıktı. E işte İmam Rabbi Hazretleri, İbn-i Arabi Hazretleri'ne ne demiş oluyor?

  58. 28:50

    Çünkü bak gözüyle görmüş. İbn-i Arabi Hazretleri. İmam Rabbi Hazretleri de bunu anlatırken, böyle bir şey olmaz ya, gözüyle mözüyle görmedi, o hayal görmüş, rüya görmüş demiyor. 7 sayfa meseleyi izah ediyor. Demek mesele çok ilim ister. Mesele, öyle lapdadak, ceffel kalem diyelim, yok öyle bir şey. Bu reenkarnasyona gider, bu adamı kâfir eder diyerekten,

  59. 29:18

    bu kadar ulemayı, evliyaya kâfir diyecek kadar cahil olanlara, yani reddiye bile gerek yok. Adam o kadar cahil değil, echel. Adam reenkarnasyonla, tenasuk ile alemi misaldeki zuhurları ve yakazaten görüşmeleri ruhaniyeti güçlü olan, başta Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, sonra Peygamberlerine, sonra sahabe-i kiram, sonra evliya-i izam,

  60. 29:49

    yani her veli değil tabi, ruhaniyeti çok kuvvetli olanların misal aleminde şekilden şekile girdikleri ve bunu yine maneviyatta onlara münasebeti olan ve dünyada hayatta olan kişilerin kafa gözleriyle görebildikleri bugüne kadar yaptığım derslerin yani bilmiyorum, herhalde 20 saati geçmiştir, toplasan belki 30 saat.

  61. 30:23

    Yani o derslerde zaten bütün bunlar anlatılır ama adam cahil olunca hatta ecel olunca bunu reenkarnastan da karıştırıyor. Onun için bu mektup bunlara güzel cevap verecek ama güzel anlatma hazmederek dinlemek lazım. Onun için vır vır vır vır yani hızlı hızlı gidemiyorum, kusura bakmayın.

  62. 30:44

    Şimdi alem-i misalde gözüyle gördüğü bir olayı anlatmış İbn-i Arabi Hazretleri. Siz de diyor bana gönderdiğiniz istihsarda yani cevap istediğiniz mektubunuzda bunları yazdınız diyor. Yani İbn-i Arabi Hazretleri alem-i misal ile ilgili gözüyle gördüğü bir şeyi anlatırken ne demiş o mektupta? Yani dikkatle konuşulması, dinlenmesi ve önem verilmesi gereken husus nedir?

  63. 31:19

    O cümlesi o en ne haber oluyor. Kad Zahra muhakkak zuhur etti. Tavaf vaktinde yani İbn-i Arabi Hazretleri Mekke'de çok kaldı. Kabe'yi tavaf ederken zuhur etti diyor. Zuhur etti göründü ya. Ne göründü diye yazmış fütuhatta?

  64. 31:52

    Bir topluluk yatı ufukuna tavaf yapıyorlar. Bil Beyti. O Beyti yani Beytullahı bir topluluk cemaat tavaf yapıyor. Yani İbn-i Arabi Hazretleri tavafta yani sene 500'lerin sonları veya altı. Yani bundan 900 sene falan evvel İbn-i Arabi Hazretleri Kabe'yi tavaf ederken Baktım diyor bir cemaat Kabe'yi tavaf ediyor.

  65. 32:21

    Ve yine ben La Arif'i tanımıyorum. Onları. Yani o dönemde Mekke'de olanları az çok tanıyor. Ve en şedudu inşaat ettiler. Şiir okudular yani o cemaat. Fiy esna tavafi. Tavaf esnasında Kabe'yi tavaf ettiler. Beyteyni iki beyt inşaat ettiler. İnşaat yani iki beyt şiir olarak okudular. Öyle beyt Arabiyeyni.

  66. 32:48

    Arapça yani. Oradan da yani Arapça bildikleri veya Arap oldukları illa Arap olması gerekmez ki. Ben Türk'üm ama Arapça beyt okuyabilirim. Yani Arapça iki beyt okudular. O ikinci beyti söylemiyor. Öyle iki beyt ki. Hazeynil beyteyni. O iki beytten birincisi haza şudur. Şiarun yani şiir olarak onu naklediyorum.

  67. 33:18

    Diyor. Ben tavaf ediyorum onlar tavaf ediyor. Bir de baktım beyt okudular Arapça. Başı şöyleydi. Biz tavaf yaptık. Siz de tavaf yaptığınız gibi. Siz şu anda tavaf yaptığınız gibi biz de çok tavaflar yaptık. Ne kadar sinine. Şiir şeyinden dolayı elif gelmiş. Yoksa sinine demek. Senelerce biz tavaf yaptık.

  68. 33:50

    Neyi? Bu beytullah. Turran. Hepimiz. Tümümüz birden. Elif geldi şiirin kafiyesi için. Topluca biz bu beyti senelerce sizden evvel tavaf yaptık. İbn Arabi Hazretleri anlatıyor. Hazer beyte bu beyti işitince. Hatırıma geldi ki. Bu adamlar. Şu andaki dünyada yaşayanlara benzemiyor. O zaman bunlar kim olan?

  69. 34:34

    Misal aleminde. Şekle bürünmüş. Ve tavafta açıktan görünmüş. Kişilerden. Yani bunlar bak ne kadar normal. Meşayih bunları ne kadar normal anlatıyor. Sen bunlara. Böyle olduğuna itikad ediyorsun. İbn Arabi'nin itikadı bu. Eman Rabbani de bu itikada teyit ediyor. Teyit ediyor diyor ki evet alem-i misalden diyor.

  70. 34:57

    O adamlar alem-i misaldendi diyor. Ama açıktan görünüyor mu? Görünüyorlar. Halbuki seneler evvel, çok sene evvel vefat etmişler. Yani hem de ne kadar sene evvel. İbn Arabi Hazretleri'nin yanına birisi geliyor, kulağına geliyor. Ben senin diyor, işte ondan sonra dedelerindenim diyor.

  71. 35:24

    Birisi geliyor, İbn Arabi'nin kulağına geliyor. Ben senin dedelerindenim. O da diyor sen kaç sene evvel vardın diyor. O dedesi de diyor ki, kırk bin sene evvel. İşte bu alem yoktu ama alem-i misal vardı. Anlatabiliyor muyum? Ama alem-i misal hayal değil. Onda da yaşanmalar devam ediyor. Evliyaullah alem-i misalde şu anda görünüyor işte.

  72. 35:55

    Nasıl ki kırk bin sene evvel yaşamış ruh. Ruhlar bedenlerden çok evvel yaratıldı. Yaratılmadan önce de alem-i misalde örneği var. Çünkü alem-i misal çok önce yaratıldı. Onun için, bu beyti okuduklarını duyunca cemaatle okuyorlar. Toplu okuyorlar yani. Şimdiki hacılar böyle sesli dua yapıyorlar ya grup halinde.

  73. 36:25

    Öyle okuyorlar. O zaman aklıma geldi ki bunlar misal alemler olması lazım. Hiç bu alemin adamlarına, yani Mekke'nin de gelene gidene benzemiyorlar. O anda Fenazar'a baktı. Ben öyle düşündüm. Düşünün. Hemen baktı. Benim yanıma doğru, yaklaşarak, yani benim bu hatıra demek, dilden konuşma değil. Hatıra kalpten geçmek demek.

  74. 37:01

    O anda hatırımdan geçen şeye, yani benim yanıma doğru, yaklaşarak, yani benim görüşüm neydi? Bunlar alem-i misalden olması lazım. İşte benim o görüşüme, düşünceme, yani yakın bir yaklaşım sergileyerek, yanıma doğru baktı, geldi ve dedi ki, dedelerin cümlesindeyim. Yani dedelerinin topluluğundan biriyim.

  75. 37:34

    Dedelerin cümlesindeyim. Ben de sordum, rüya değil, tahta konuşuyorlar. Ben de sordum ona, en ne o? Şübhesiz şan, yani önemli bir konu. O da nedir? Kem ne kadar mezar geçti? Senin fevk, vefat demek. Dünyadan geçip gitmenden yani. Fatih'e geçtik. Senin fevkinden ne kadar sene geçti? O bana dedi ki, eziyedür daha fazla.

  76. 38:06

    Nasıl kırk? Elfe senedir. Kur'an'da da öyle okunuyor ibaret. Kırk bin seneden daha fazla geçti. Deyince, fakültü ben dedim, yani İbn Arabi diyor, şaşkınlığımı gizleyemedim yani. Şaşıp kalarak. Ne dedim? En ne o şübhesiz şan, yani dikkat edilmesi gereken husus şudur ki,

  77. 38:52

    Adem'in yaratıcısı. Hangi Adem? Beşer'in babası. Beşer, bütün insanlık. As salatu ves selam. Beşer'in babası olan Adem Aleyhisselam'ın, cennette hamuru yoğrulduğu, Allah-u Teala onu çamurdan yarattığı, onun yaratılmasının başlangıcından, ileleane bu zamana kadar, yani 900 sene evveli söylüyor İbn Arabi.

  78. 39:23

    Ne geçmedi? Tamamlanmadı. Ta 7000 sene tamamlanmadı. Şimdi onun için, dünya kaç milyon sene evvel şu ağaç vardı, 200 milyon sene, milyar sene evvelki fosiller çıktı, 300 milyar sene evvel, dinozorun kemikleri bulundu. Ya milyar sene, milyon senede kemik mi kalır ya? Beş senede adamın kemiği kalmıyor, dinozorun kemiği kalmış ya.

  79. 39:53

    Kimi kandırıyorsunuz siz ya? Dünyanın ömrü hadis dediği 7000 sene. Dünyanın 100 milyon sene evvel, 200 milyon sene evvel, at, at, ufak at da kuşlar yesin. Atış serbest. Bak, İmâm-ı Rabbân Hazretleri de bu görüşleri reddetmeden nakledecek. Dünyanın ömrünü, yani dünyanın ömrünü konuşmuyoruz. Dünyanın ömrü Adem Aleyhisselâm'da 2000 sene evveli var.

  80. 40:18

    Adem Aleyhisselâm'ın yaratılmasının başlamasından, yani cennette yaratıldı 500 sene falan da cennette kaldı yani. Adem Aleyhisselâm'ın yaratılmasının iptidasından, başlangıcından bu ana kadar yani 9 sene evvele kadar söylüyor yani onun döneminde. Daha 7000 sene tamamlanmamış. Şu anda bile 7000 sene tamamlanmadı.

  81. 40:41

    Yani bu 1000'in sonunda tamamlanabilir. 7000 sene daha tamamlanmamış. Ondan sonra ben de şaşırdım kaldım. Bu benim dedem olsa, tamam dedem olabilir bundan 1000 sene evvel, 2000 sene evvel, 3000 sene evvel dese bunlar uygun şeyler 4000 sene evvel dese.

  82. 41:07

    Ama sen 40 bin sene diyorsun, insanların babası Adem Aleyhisselâm'ın yaratılmasından 7000 dolmamışsa nasıl 40 bin sene geriye gideceksin? Ondan sonra, diye söyledim diyor, bunu bu aklından geçen bir şey değil. O öyle deyince 40 bin seneden fazla zaman geçti diye. Ben de diyor şaşırdım kaldım. Dedim ki bu nasıl iş?

  83. 41:34

    Dedim diyor. O zaman kâlem, o dedesi olan zat yani, dedi ki diyor, hangi Adem'den tekûlü söz ediyorsun? E ben dedi mi diyor, beşerin babası Adem Aleyhisselâm. Onun yaratılışından bu yana 7000 sene tamamlanmadı. O da dedi ki, sen hangi Adem'den bahsediyorsun?

  84. 42:01

    Şüphesiz, o senin söz ettiğin beşerin babası olan, işte o Ademüllezî. O hangi Adem biliyor musun? İşte o, şu Adem'in tekentisi ki, şu Adem'in tekentisi ki o. Yaratıldı. Kaç tane 7000, 7000, 7000, 7000 var? O, bu senin yaşadığın 7000'in devrediyor. Yani 7000, 7000, 7000 devirler var. Bu senin yaşadığın 7000 devrinin başında yaratılan Adem, dedi diyor.

  85. 42:44

    Hoppala. O zaman, Gâleş Şeyh'u İbn Arabi Hazretleri dedi ki, Düştü diyor. Vak'a düştü demek, esas Arapça'da yani. Aklıma düştü yani, kalbime geldi. İşte o vakitte, o anda hemen anladım diyor. Neyi anladım? Neyi anladım? Ennel hadîsen nebeviyye. Nebil sallallahu aleyhi ve sellem'in mahsus hadis. Ellezî o hadis ki, sebaka geçti zikruhu.

  86. 43:19

    Bahsi geride geçen hadis. Hangi hadiste o? Allah 100.000 Adem verir. Evet, işte o hadis. Şimdi İbn Arabi diyor ki, ben senin dedelerindenim. Diyor, sen kaç sene evvelki dedemsin? Diyor, 40.000 seneden fazla. Ya da Beşer'in babası Adem yaratmadı, 7.000 sene de olmadı. Sen neredesin 40.000 sene evvel vardı?

  87. 43:42

    O da diyor ki, sen hangi Ademden bahsediyorsun? Senin dediğin Adem, Beşer'in babası olan şeyin 7.000 devrelerinin, evrelerinin, senin yaşadığın şu dönemdeki son 7.000'in başında yaratılan Ademden bahsediyorsun. Ben ondan evvelki Ademlerin devrelerinde yaşadım, dedi. O zaman diyor, ben de düşündüm ki, tamam.

  88. 44:14

    Bu hadis-i şerif sahiptir de, müeyyidün destekleyicidir. Liyaz-el kavli bu sözü destekleyicidir. Neden bu sözü destekleyicidir? Yani benim bu görüşüm, benim görüşüm ne? Onlar o zaman alem-i şehadetten değil, alem-i misalden. Ama hırkatleri alem-i misalde ama suretleri alem-i şehadette. Gözü göründü bana, benimle konuşuyor.

  89. 44:36

    Tabi oradaki tavaftakilerin diğerleri onları görmüyor. Yani tavafta dolu insan var. Öbürleri onları görmüyor. İbn-i Araba Hazretleri'ne göründüler. E İsa Aleyhisselam tavafta geldi. İsa Aleyhisselam zaten ölmedi. Onun vefatla ilgili şu anda daha ölmediği Ehl-i Sünnet'e göre kesin. İsa Aleyhisselam tavafta geldi, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i tavaf etti.

  90. 44:57

    Sahabe-i kiram görmedi ki İsa Aleyhisselam gökten indi, tavaf etti, bu da sahih hadislerde geçiyor. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i de tavaf etti. Onu da âlemin misalde me'lüzum yok. Zaten gökte yaşıyor ya, normal daha vefat etmediği için bedeniyle geldi yani. Âlemin misalde ruhaniyeti şekle büründü demenin manası yok.

  91. 45:17

    İsa Aleyhisselam farklı. Ha Musa Aleyhisselam olsa öyle dedi. Evvelki derslerde dinledik. Aynı anda kabrinde ayakta namaz kılıyor. Aynı anda Mescid-i Aksa'da Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in cemaat oluyor. Aynı anda 6. kat semada mülakat oluyor. Yani bazı rivayetler 4. katta da gözünüyor. Bunları anlattık.

  92. 45:39

    Eski dersleri bilmeyenler bu derse adapte olamaz. Onun için o dersleri birlikte dinlemek lazım. Hal böyle olunca demek ki diyor, ben dedim ya bunlar âlemin misaldendir. Ha tamam anlaşıldı, onlar âlemin misaldendir. Şimdi buradan ne anlaşılıyor?

  93. 45:58

    Şimdi İmân-ı Rabbân Hazretleri bu konuya cevap verecek. Ey vel mahdûmu, ey evlâd, el-mükerremu. Şerefli ve itibarlı tutulan mahdûm yani. Mahdûm, evlâdın manasına da geliyor biliyorsunuz. İnne mâ şübhesu o şekil zahra belirdi liyâz-i'l-fakîri. Bu fakir kardeşiniz için. Nerede liyâz-i'l-meseleti? Bu meselede itikadda müctehid yani.

  94. 46:32

    El-Sünnet'in dışına çıkması düşünülebilir mi İmân-ı Rabbân Hazretleri? Hadi İbn-i Arabî Hazretleri'nde des var, karıştırma var, aleyne var, tazil eden var, tekfir eden var, evliyanın sonu diyen var, en büyüğü diyen var. Yani ihtilaf var. İmân-ı Rabbân Hazretleri'nde ittifak var. Selefi ve âbiler bile kabul ediyor.

  95. 46:53

    Nurettin Yıldız bile mektubattan del getiriyor. Anlasana. Selefi ve âbiler bile bunu İmân-ı Rabbânı deyince duruyor. Dolayısıyla burada ittifak var. Çünkü neden? Zirve yani El-Sünnet'te. Şeriatın zahirden muhalif hiçbir şey yok. Bir itikadı olamaz yani. Allah-u Teala'nın inatıyla, yani beni muvaffak kılmasıyla diyor.

  96. 47:16

    Hüve o da nedir? Zuhreden şey nedir hüve o? Evadim, Âdem'in cemi yapmış yani muarrib. Bütün Âdemler, ellezîne öyle Âdemler ki mezhap geçtiler. Kabre vücudu Hazreti Âdem'e, Hazreti Âdem Aleyhisselam'ın varlığından evvel, ala nebiyyine ve aleyhissalâtu vesselâm, bizim peygamberimizin ve Âdem babamızın üzerine salâtu vesselâm olsun.

  97. 47:38

    E kânev oldu vücudum, onların varlığı, fî âlemin misâli. Âdem Aleyhisselam'dan evvelkilerin hepsi âlemin misalinde var oldular. Lâ fî âlemin şehâdeti, şehâdet âleminde var olmaktır. Şehâdet âleminde gözüküyor ama şehâdet âleminde devam etmiyor. Bir anlık gözüküyor, o ehline görünüyor, ona bir şey anlatıyor, o bir şey soruyor, o bir şey cevap veriyor, görüşüyor.

  98. 48:02

    Ondan sonra o şekilden, büründüğü şekilde soyutlanıyor, o şekil kayboluyor ortadan ve o âlemin misaldeki ruhaniyetine dönüyor. Âlemin misaldeydi, âlemin şehâdetinde değildi diyorum. Vellezî, ama bir Âdem var tek ki o vücuda yaratıldı, bulundu, fî âlemin şehâdeti. Her şu anda âlemin şehâdetinde bulunan, aynı zamanda âlemin misalinde de var.

  99. 48:28

    Önce âlemin misalinde var her şey. Ama her âlemin misalinde olan âlemin şehâdetinde yok. Anladın mı? Şu anda dünyada bulunan, görünen her şeyin âlemin misalinde bir karşılığı var. Ama âlemin misalinde öyle şeyler var ki, onlar bir kısmı tamam şu anda dünyada görünüyor değil.

  100. 48:49

    Mesela Cebrail Aleyhisselâm'ın âlemin misalinde Dehyetül Kelbi suretine sahabeden Dehyet suretine girmiş, görüntüsü şekle bürünmüş görüntüsü var. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem zamanında o şekle bürünüp geliyordu.

  101. 49:06

    Ama şimdi dünyada âlemin misalinde olan o suret, dünyada şu anda göreyim diye kalksan, şu anda Cebrail Aleyhisselâm yine Dehyet suretinde gelemez mi, görünemez mi? Onu konuşmuyorum. Ama şu anda vuku yok. Yani zaten Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem yok, vahiy getirmiyor.

  102. 49:27

    Dolayısıyla şu anda herhangi bir veliyet, Dehyet suretinde geldiğine, göründüğüne dair hamelekler şekle bürünüyor. İnsanlar çünkü normalde meleğin suretini görmeye tahammül edemez. Cebrail Aleyhisselâm'ın 600 kanatıyla nasıl tahammül edeceksin? Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Hiram ağrısına bayıldı, düştü.

  103. 49:45

    Dolayısıyla sen nasıl tahammül edeceksin? Onun için bir şekle bürünerek geliyor. Ama 600 kanatıyla olan sureti duruyor mu? Durmaz olur mu? Esas sureti 600 kanatlı, orijinali. Ama onun ruhaniyetinin gücü olduğundan, zaten adı ruh. Ruhul emmin. Geldiği yere hayat veriyor. Dolayısıyla o ruhaniyet Dünyet-ül Kerim'in şeklinde en surete bürünürken,

  104. 50:08

    600 kanadıyla olan Cebrail Aleyhisselam da arşta duruyor. Dünyet-ül Kerim'in suretinde buraya indi diye, arştaki de kayboldu. 600 kanadı nereye gitti demenin bir anlamı yok. Bunları anlattım, eve gidersen. Onun için alem-i misalde olan her şey, şu andaki alem-i şehadette yaşamıyor. Fiziki bedeni yaşamıyor.

  105. 50:29

    Ama alem-i şehadette olan her şeyin, alem-i misalde bir karşılığı sembolize eden bir sureti var mı? Veyahut sureti olmasa da, ruhaniyeti var. Manası var yani. O manayı Allah şekle büründürmek istediği zaman, o ruhaniyeti şekle büründürüyor yine. Dolayısıyla vefat etmiş bir veli, Abdülkadir Geylani gibi, İmam Rabbani gibi,

  106. 50:55

    Mürşid-i Kamil'ler, Ahmet Rufayi gibi, İbrahim Hasan Şahseli gibi, işte ne bileyim ben Mahmut Efendi Hazretleri'ne bunlardan sayıyorum, seviyesi çok yüksek, müceddite olmasa bile. Bunlar ruhaniyetleri çok güçlü. Ruhlar aleminde duruyorlar. Ruh zaten ölmüyor. Ebu Cehil'in ruhu bile ölmemiş. O ayrı bir şey.

  107. 51:14

    Ama her ruha izin verilmez. Dolayısıyla büyük velilere şeriatta, tarikatta, hakikatte, marifette tekamül etmiş, mükemmel, velayette kemale ermiş. Yani velayet demek, Allah'ın veliliği demek. Allah'ın dostu olmakla mükemmeliyete ermiş. Olanların ruhaniyetlerine bu izin veriliyor. Ama şu anda ruhaniyetleri zaten hazır ve nazır duruyor.

  108. 51:40

    Ama Mevla onu müsaade etmiyor. Ona tasarruf verdiği için istediğine görünebilir. O zaman tabii ki ruh görülmeyeceğinden bir şekilde bürünüp görünür. Ama bu demek değil ki Mahmut Efendi kabrinden çıktı, sana geldi. Kabrinde yine bedeni şerefi duruyor. Bu kadar basit. Adamlara bunu anlatamadık. E çok cahil.

  109. 51:59

    Karşındaki cahil olsa anlatır. Ecel olunca çok cahil. Anlatmak mümkün değil. Natokofa, natomermer yani. Şimdi, o da ne demek o natokofa? Onu da bilmiyorum yani. Onu da bir bakmak lazım. Sinema Anadolu bazen ne diyor? Şehadet aleminde bedeniyle bulunup ve bedeni ölene kadar, hatırladığım kadarıyla bin sene ömrü vardı.

  110. 52:27

    42'ni Davut Aleyhisselam'a verdi. Yani o da bir sahih hadis. 960 sene diyelim en az. Sahih hadiste bu var. Yani Adem Aleyhisselam en az 960 sene yaşadı. E dolayısıyla 960 sene bedeniyle hiç kaybolmadan dünyada mevcut olarak vücide mevcut oldu. Nerede ki alemi şehadetti. Görünen alem yani dünya. Dünya aleminde 960 sene mevcut olarak kalan yani.

  111. 52:51

    Tamam mı? Daha ve ne aleme nail oldu. Neye? El hilafete, halifeliğe. Nerede filan? Yeryüzünde Allah'ın halifeliğini yaptı. Ne dedi Mevla meleklere? İnni cahilun filan halife. Yeryüzünde ben bir halife yaratacağım. Benim yerime, benim adıma Yerime dememek lazım. Benim adıma demek lazım. Benim adıma emirlerimi tebliğ edecek.

  112. 53:14

    Yasaklarımı tebliğ edecek. İnsanlar arasında hüküm verecek. Haklıya haksıza ayrılacak. Yani devlet hem peygamberi hem de devlet reisi olunca Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'deki gibi mesela veya Süleyman Aleyhisselam'daki gibi, Davud Aleyhisselam'daki gibi o zaman milletin mahkemelerini de onlar görüyor.

  113. 53:31

    Hilafeti o demek esas. Manevi hilafet var, zahiri hilafet var. Bazı peygamberlerde ikisi birleşmiş. Bazı peygamberlerde manevi hilafet var. Zahiren yani millet ona tabi olmamış. Ümmeti yok. Devlet yönetmemiş. Öyle de var. Evet, velilerde de öyle de var. Öyle veli var, devlet yönetmiş. Ama velilerin çoğu devleti yönetmemiş.

  114. 53:53

    Orada manevi hilafet var. Zahiri hilafet de olur bazı kere. Hem devleti yönetir işte Hazreti Fatih Sultan Muhammed Han aleyhi rahmetullahi ve gufran gibi yani. Hicabdülhamid Han gibi, Hicabdülhamid Han gibi. Onda iki hilafet de var. Anladın mı?

  115. 54:09

    Şimdi Allah'ın halifeliği ilk olarak Adem Aleyhisselam'a verildi. İşte bu hilafete nail olan filarzı yeryüzünde ve Sara oldu. Mescudel nedir oldu haberin mensubesi? Mescudel, melaketi. Sara nakıs fil olduğu için. Meleklerin mescudu. Melekler kime seçti etti yani? Diyelim yüz bin Adem var dendi. Vesaire işte benim ben hangi Adem'den konuşuyorsun dedi falan.

  116. 54:34

    Buradaki önceki Ademler o bizim bildiğimiz bizim neslinden geldiğimiz Ademler değil. 960 sene dünyada bir fiil mevcut olan fiziken mevcut olan ve ve Allâh-u Teâlâ meleklere üstceliğiyle Adem'e, Adem'e secde edin diye Kur'an'da emir buyurduğunu bildirdiği Adem ve o Hazreti Adem'e Adem aleyhisselam'dır.

  117. 55:04

    Hangi Adem aleyhisselam'dır? Ebu'l-Beşer'i. Beşer'in babası olan Fâzıl. O sadece tek bir Adem var. Beşer'in babası olan Adem tek. Meleklerin Allah'a secde etmelerini emrettiği Adem o da aynı Adem tek. Aynı Adem. Ve Allah'ın yeryüzünde halifesi olarak yarattığını Kur'an'da bildirdiği ve meleklere bunu bildirdiği, melekler baştan hani

  118. 55:27

    Ya Rabbi niye yaratıyorsun ona ne lüzum var dedikleri hani Mevla'nı soran Adem aleyhisselama esma ilmini öğreterek meleklere meleklerin sınavı kaybettiği Adem aleyhisselam kazandığı mesele Bekara suresinin hemen üçüncü sayfasında bu konu işleniyor. O Adem tek. O da hepimizin babası. Biz fiziki manada da soy, nesep bakımından ondan gelmekteyiz.

  119. 55:54

    Öbür Ademlerin bu noktada şey yok. Ama şimdi mektup devam edecek. Şimdi ben burada bunu bitiremem ki. Hemen hemen bir saat oldu. Bu beş saat, altı saat bitmez mi? On saat sürek. Dolayısıyla buraya kadar geldik. Demek ki çok güzel ilimler var ama anlatacağız. Kafanızı çok güzel açacak, ilminizi genişletecek, artıracak ve tasavvufi vicenizi, bakış açınızı bollaştıracak yani.

  120. 56:30

    Öyle tarikattayım diye kafana sarık sarmış, sakalı uzatmış, cübbe giymiş ben tarikatçıyım diye. Halbuki sağ tekeren önde gidenin ilimden hiçbir nasibi yok. Bırakın onları siz. Siz ilme bakın burada. Burada ilim konuşuyor. İmam-ı Rabbani konuşuyor burada. Dolayısıyla İmam-ı Rabbani Hazretleri neyi kabul etti?

  121. 56:49

    O İbn-i Arabi Hazretlerinin okuduğu hadis uydurmadır demedi haşa. İbn-i Arabi uydurukçudur, uydurmuş demedi haşa. Başladı izah etme. Ve izah ederken de ne dedi ve kabul etti ki o topluluk, biz kırk bin sene evvelki dedenim senin diyen o Ademler sonra sen nasıl oluyorsun kırk bin sene evvel?

  122. 57:17

    Adem Aleyhisselam'ın yaratılması yedi bin sene evvel olmadı deyince sen hangi Adem'den bahsediyorsun? Sen bu yedi bin seneyi son senin dönemindeki son yedi bin senedeki Adem'den bahsediyorsun. Dedi ya İmam-ı Rabbani Hazretleri de diyor ki işte o son İbn-i Arabi'nin devresindeki bahsettiği yedi bin sene biz de aynı devredeyiz şu an.

  123. 57:39

    O Adem Aleyhisselam'ın devresindesiniz zaten çünkü. O Beser'in babasıdır. Peki ama ne demiyor İmam-ı Rabbani Hazretleri? Şimdi önümüzdeki mektubun devamında neler anlatacak neler anlatacak. Ne buyurmuyor? Şunu buyurmuyor. Ondan evvel hiçbir Adem yoktu. Alem-i Şehadette yoktu. Onu diyor. Alem-i Şehadette yani bu alemde fiziki dünya yoktu.

  124. 58:05

    Ama Alem-i Misal'de de böyle bir şey yoktu değil mi diyor. Ya ne diyor? İşte o Ademler diyor anladın mı? Adem babamızdan önceki bütün Ademler bu Adem babamızın ruhaniyeti çok güçlü olduğundan Adem babamız fiziken yaratılmadan evvel ruhaniyetini temsil eden Alem-i Misal'de çok Ademler geldi geçti diyor.

  125. 58:31

    Anladın mı? Alem-i Şehadetteki bu alemdeki Adem tek, babamız tek, hepsi tek. Ama Alem-i Misal bu Alem-i Şehadetten çok önce yaratıldığı için orada çok Ademler bu ama o Ademlerin hepsi müstakil Adem değil. Bu Adem Aleyhisselam'ın yaratılmasından önce onun ruhu yaratıldı ya önce ruhlar yaratıldı sonra bedenler.

  126. 58:59

    İşte Adem Aleyhisselam'ın ruhaniyetinin Alem-i Misal'de şekle bürünmüş derim. Burayı anlamazsan hiçbir şey anlamıyorsun. Yani şimdi biz evliyanın tasarrufu devam eder derken ne diyoruz? Mahmud Efendi Hazretleri bedeni kabirde ama ruhu kabirde değil. Çünkü ruh kabir hiçbir evliyanın hiçbir insanın ruhu kabirde değil.

  127. 59:23

    Ya cennete gidiyor ya cehenneme gidiyor. Anladın mı? Hiçbir insanın ruhu kabirde değil. Sen selam verirsen kabirde ziyarete gidersen o da Perşembe, Cuma bağlayan gece, Cuma günü, Cumartesi sabah ezanına kadar o zaman ruhun orada irtibatı var. Bazı saatlerde bazı böyle bayram sabahlarında Cuma ziyaret edenleri selam veriyor selamını alıyor falan.

  128. 59:45

    O da tabii ruhu rehin kalmayanlar. Borçlu ölürse rehin kalıyor. Zaten kafirler hapishanelerde onlar kim selam verecek, kim selamını alacak o geçmiş olsun. Mümin olanlar, bir de borçsuz ölenler falan rehin kalmayanlar, rehin olmayan ruhlar da genel manada ruhlar da bu var. Genel manada normal Müslümanlar da var hepsi.

  129. 1:00:04

    Ama onda şekle bürünüp ruhunun görünme, ohoo her evliyaya da olmaz. O tasarruf sahibi fel müddebbirâte emrâ işleri yöneten kutsi ruhlara yemin ederim âyetindeki ruhlardan bahsediyoruz. Ha Beyzâbî öyle mana verdi, Fahr-ı Râzî öyle mana verdi. Mukaddes ruhlar. E şimdi bunlar mukaddes ruh deyince ruh bedenden evvel de var, bedenden ayrıldıktan sonra

  130. 1:00:27

    yani bedene girmeden önce de var çünkü ananın karnında 120 günlük olduğu zaman ruh bedene giriyor. Önce beden teşekkül ediyor anne karnında 120 günlük, iskelete hasıl oluyor. Ondan sonrası meşşâne halka nahar. Sonra onu başka bir yaratışla icat ettik diyor. İşte o başka yaratış dediği ruh üflenmesi ve ondan sonra 120 günden sonra kıpırdaşma var.

  131. 1:00:46

    Ondan evvel annesi bile farkında değil, kıpırdaşmayan şeyin karnında ne var ne biçim. Yani şimdi ulturasanlar falan anlıyor belki hayzı kesiliyor, âdet görmesi kesilince de anlayabilir tabii. Âdet niye görmedim amileyim herhalde, ayrı dava. Ama o zaman ulturasanların olmadığı dönemde şurada burada 120 güne kadar kıpırdaşma yok ki.

  132. 1:01:05

    Çünkü neden? Ruh yok. Ama ruh o bedene girmeden evvel var mı? Ruh var. Bedene girmeden önce de var, kaç bin sene evvel yaratılmış. Peki ruh bedenden çıktı, beden öldü. Ruh ölmüyor ki, ölen beden. E beden öldü, toprağa gömüldü. Veyahut hamsilere yem oldu, veyahut nerede gitti gitti. Hamsiler denizde balıklar, adamı yediler, bir şey bırakmadılar, ruhunu yiyemezler ki balıklar.

  133. 1:01:34

    Öyle balığın yiyeceği ruh mu var ya, ruh salatası mı var? Dolayısıyla ruh ölmüyor. Onu zaten ilk derslerde çok muazzam izahlarla, delillerle anlattım. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in Bedir'de Ebu Ceylilerin ruhuna seslendi. Dolayısıyla onların da cevap veremediği ama işitti, işitti. Dolayısıyla ruh ölmedi ki işitti.

  134. 1:02:02

    Buhari hadisi say. E demek ki şimdi sen Mahmud Efendi gibi zatların, ruh bedenine girmeden, anne rahminde teşekkül etmeden evvel de ruhaniyetleri vardı. E şimdi vefat etti, bedenden ayrıldı. Bedenden ayrıldı, ruh diri. Zaten herkes hakkında bu geçerli. Ama o kamil velilerden, mükemmel velilerden olduğu için tasarruf devam edince ruhaniyet yine şekle bürünmüş görüyor.

  135. 1:02:28

    Dolayısıyla harplerde fiziki manada katılıyorlar. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Çanakkale Harbi'ne fiziken katıldı. Birçok evliya harplerde görülüyor. Uçakta bomba atacak pilota bir zat zuhur etti. Efendimiz seni bunu kaç kere anlattı? Ondan sonra ver bakayım nereye bomba alacaksın? Verdi haritayı çünkü birden pilotun yanında kimse yok.

  136. 1:02:55

    Bir anda o uçağa kim geldi? Anladı ki manevi bir zat. Hemen dedi bu haritayı sil. Ben sana nereye diyorsam oraya şey yap. Sana yanlış harita verilmiş. At bombayı da atıyor. Aşağıdan haber geliyor telsizden. Tam isabet. Elindeki haritayı açsan tam isabet olmayacak. Bunu Efendi Hazretleri'ne kaç kere dinledi?

  137. 1:03:13

    Ondan sonra ayrılırken de ne diyor? İşte efendim siz kimsiniz? Dedi ben Üveysel Karani'den sol taraftan ikinci mezarda yatıyorum. Yani mezarda yatıyorum diyor. Ama ruhu mezarda değil. İşte ruh şekle bürülüp gelmiş. Ama mezardaki bedeni şerifi duruyor. Bunu anlamayacak bir şey yok yani. Kayıp aleminin şahadeti alemini bilenler için,

  138. 1:03:38

    Allah'ın her şeye kadir olduğuna inananlar için bununla anlaşılmayacak bir şey yok. Ama biz hep şunu biliyoruz. Evliya'nın ruhu vefattan sonra kılıncından çıkmış kılıç gibidir. Daha çok keser, daha çok iş görür bunlar kesin. Bunu Efendi Hazretleri'ne de dinledik bütün. Akşemseddin Hazretleri'nin beytlerinde bu zaten geçiyor.

  139. 1:03:57

    Efendim bu tamam. Ama şeyi bilmiyoruz. Şimdi bu çıktı. Buradan da onu devam edeceğiz. Bedene girmeden evvel de ruh, ya dünya alemine fiziken hiç çıkmaz çünkü bedenine girmeden evvel anne rahminde ruh bedene girip de doğmadan evvel efendim şekil itibariyle görünemez. İşte onu görünemez ama annesinin karnına düşmeden yüzlerce sene evvel bir şekle bürünüp görünebilir mi?

  140. 1:04:26

    Görünebilir. Bak. Bunun misali ne? İşte mektubatta o da gelecek. Hazreti Ali Efendimiz yaratılmadan yani fiziken yaratılmadan annesinin rahmini tutuyor. Daha Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'de fiziken yaratılmadan. Çünkü Hazreti Ali Efendimiz'de Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem arasında kaç yaş var?

  141. 1:04:48

    Yüz elli sene evvel, yani Hazreti Ali Efendimiz'in doğumundan yüz elli sene evvel Selman-ı Fârisî hayatta mıydı? Hayattaydı. Selman-ı Fârisî'nin adı Allah'ın kaç yaşında? İki yüz elli yaşında, en az. Dört yüze kadar giden var da en az ittifaklı yaşı iki yüz elli. Selman-ı Fârisî'nin adı yüz yaşındayken bir çölde şehir aslanı, bir aslan ona saldırdı, az daha onu yiyecek.

  142. 1:05:20

    O arada bir zat zuhur etti, aslanı işte def etti. Teferruatına bakarım şimdi, orası gelecek mektubatta. Onun detaylarını inşallah kitaptan bulurum. Bir zat zuhur etti ve onu kurtardı. Selman-ı Fârisî daha onu göremedi, kayboldu. Kim bu, kim bu, kim bu? Yüz elli sene sonra veya nedense Medine'ye geldi.

  143. 1:05:46

    O başına gelen hadiseden yüz sene sonra, yüz kaç sene sonra Medine'ye geldi. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördü, iman etti, sahabe oldu. Ve baktı Hazreti Ali, bir görünce, bu seneler evvel seni bir aslandan kurtarmış, senin de alzheimer değilsen, aklın başındaysa ne kadar zaman geçerse geçsin.

  144. 1:06:08

    Hiç unutabilir misin seni ölümden kurtaran adamı? Hafızan yerindeyse. Selman-ı Fârisî zaten iki yüz elli yaşında senin zatı gibiydi maşallah. Eee? Hemen tanıdı bana. E sendin dedi. Yani biz evliya vefat ettikten sonra ruhaniyette şekle bunu tasarrufu devam eder, buna ehl-i sünnet inanıyoruz. İsmail abi olmuş, inanmayabilir.

  145. 1:06:33

    Biz buna inanıyoruz. Bu bütün kitaplarda var. Ama şunu bu zamana kadar bilmiyorduk veya siz bilmiyordunuz desem daha doğru olur. Fiziken yaratılmaz. Vefattan sonra tamam. Çünkü fiziken yaşadı bir müddet. Ama hiç doğmadan evvel de ruhaniyeti iş görür. E işte ne diyor? Misal aleminde o ruhaniyeti şekle bürünebiliyor.

  146. 1:06:58

    İşte bizim babamız Adem Aleyhisselam'ın ruhaniyeti çok güçlü olduğundan, camiyet sıfatına sahip olduğundan, önümüzdeki derste bunlar daha da geniş anlatılacak. Fiziki alemde yaratılmadan evvel, misal aleminde her devrede yedi bin senede bir, yedi bin senede evre, evre, evre, evre, bu evrelerin hepsinde bir Adem gelmiş.

  147. 1:07:22

    Ona bakarsan yüz bin Adem oluyor. Yüz bini yedi binle çarp, hepsinin devresi yedi bin olduğuna dair bir nas yok ama misal. Milyonlarca, milyarlarca evreler, devreler var misal aleminde. Ama şehadet aleminde daha yedi bin sene yeni tamamlandı. Ama Adem Aleyhisselam'ın ruhaniyeti çok güçlü olduğundan, yaratılmadan önce ruhaniyeti misal aleminde iş görüyor.

  148. 1:07:51

    Anladın? Burada da Hazreti Ali Efendimiz anasının rahmine düşmeden evvel, babasının sulbünde suyu bile hasıl olmadan evvel, yediklerini içtiklerinden babanın sulbünde önce hasıl oluyor ya. Evet. Eseri yok. Daha babasının yiyeceği sebze meyve dünyada yok ya. Ne yiyecek de su olacak? Babası yok. Babası dünyada yok.

  149. 1:08:18

    Değil mi? Ebu Talip, Hazreti Ali Efendimiz'in babası Ebu Talip de dünyada yok. Ebu Talip kaç sene evvelliği vardı? Hazreti Ali ne? Yüz elli sene evvel Hazreti Ali, sen bana farzı kurtarın. Çünkü neden? Usulü iki taraflı kesiyor. Yani ruhaniyet güçlü olduğu zaman fiziken yaratılmadan önceki alemin misaldeki ruhaniyeti de şekle bölünüp dünyada iş görüyor, biliyor.

  150. 1:08:42

    Hazreti Ali'nin ruhaniyeti gördüğü gibi. Aynı zamanda vefatından sonra zaten Hazreti Ali Efendimiz'in şu anda ruhaniyeti, tasarrufu en güçlü olan sahabe arasındaki en kuvvetli tasarrufa sahip olan Hazreti Ali'dir. Tamam mı? Yetiş ya Muhammed, yetiş ya Ali diyor. Şarkıda bile bunu söylüyor. Ama bunun yeri var mı?

  151. 1:09:08

    Var. Yetiş ya Abdülkadir Geylani diyorsun da Hazreti Ali Abdülkadir Geylani'den aşağım. Haşa ve kella kat kat üstün. Sahabenin en faziletlilerinden. İlk dörtte, ilk dörtte Hazreti Osman'dan bile eftel mi değil mi o bile eli sünnette bile tartışılabiliyor. Ebubekir ve Ömer tartışmasız da düşün Hazreti Ali'ne kadar üstün.

  152. 1:09:33

    E sen Abdülkadir Geylani'ye yetiş ya Abdülkadir Geylani, medet ya Abdülkadir Geylani diyorsun. Nasıl Hazreti Ali'ye demeyeceksin? Anladın mı? ya abdelkadir gelen, meded ya abdelkadir gelen. Nasıl hazreti aleyh demeyeceksin? Anladın mı? Onun için, ne demişler? Yâde aliyye mazharel acaibu teci duâun en leke fîn-nebûne

  153. 1:09:47

    Kullu hemmin ve ghammin sey'en celî bi nübüvvetike yâ Muhammede ve bi velâyetike yâ Ali, yâ Ali, yâ Ali. Bütün acayip işlerin kendisinde zuhur ettiği harikulade kerametlerin kaynağı olan Ali'ye seslendi. Sıkıştın. Ebubekir Sıddık'a da seslenemiyorsun. Onun tasarrufu daha fazladır. Ona şüphe kalsın, tövbe.

  154. 1:10:11

    Ama Hz. Ali de özellikle doğmadan yüz elli sene evvel Selman Fazi kurtarmış. Ama Hazreti Ali de özellikle doğmadan yüz elli sene veriyor. Bu kaynaklarda geçiyor. Çünkü onu diyorum başına gelen musibetlerden sana yardımcı olarak bulacaksın. Çünkü onun ruhaniyeti tasarrufu devam ediyor. Hz. Ali'nin tasarrufu devam etmez mi?

  155. 1:10:29

    Mahmud Efendi'nin devam ediyor diyoruz da Hz. Ali nasıl etmeyecek? Onun için ne kadar sıkıntı, gam, keder varsa bu beyti okuduğun zaman bütün işler çözülüyor. Ama bir kitap da yazmadı. Bütün gamlar, kederler çok yakında açılacak. Muhammed Mustafa'nın nübüvvetiyle bir de ey Ali senin velayetinle yani veliliğinle açılacak diyorum.

  156. 1:10:52

    Bu beyt bazı fikirlerde geçiyor. Tekrar edilmesi halinde. Dolayısıyla sen neden bahsediyorsun ya? Cahilliğin lüzumu yok. Bu derslerde çok ilimler var inşallah. Daha anlarsınız. Yani vefatından sonra tasarrufu ittifaklı biliniyor. Ama yaratılmadan önce bile ruhu mevcut olduğu için ruhaniyeti misal aleminde şekle bürünüp gelip aslanı kaçırtabiliyor.

  157. 1:11:18

    Etki var mı? Olmaz oğlum bundan büyük etki ne olacak? Yanında 40 kişi olsa hepsi aslandan kaçar seni yeme derler. Yanında fiziken var olanlardan ne hayır var? Çoğu işte yanımızdakinden fayda yok. Ama ruhaniyet böyle bir şey. Alem-i misal böyle bir şey. Alem-i misal hayal alemi değil. Hayal demek var olduğunu düşünüyorsun ama öyle bir şey yok.

  158. 1:11:43

    Ama alem-i misal mevcut. Mevcut. Şu anda fiziki dünyada görünen alem ile ahiret alemi, alem-i berzak ile kabir alemi ile arada. Ne demek arada? Hepten alem-i berzak gibi esersiz, isimsiz, sıfatsız işte ne ses geliyor ne şey geliyor. O alemden de değil. Hepten böyle tak ettiğin zaman sesi çıkacak. Alem-i şehadette her şey görülüyor.

  159. 1:12:13

    Bu niye ses çıktı? Elim var elimle vurdum çıktı. Bu hepten şehadet kabak gibi ortada. Bu o ikisinin ortasında alem-i misal var. Ama o ruhani alem şekle büründüğü zaman evliyanın ve enbiyanın ruhları hakkında olduğu gibi şekle bürünüp de geldiği zaman seni canavardan kurtarabilir mi? Kurtarıyor işte.

  160. 1:12:36

    Sana bir ilim getirebilir mi? Ama bunların hepsi neyle oluyor? Allah'ın yaratması ile. Mübarek adam bunu demeye ne lüzum var? Allah'ı yaratmadan bir şey olmuyor mu? Müşrik misin? Dinsiz kitapsız mısın? Her şeyi Allah yaratıyor. Burada kalalım. Böylece daha iyi anlayacaksınız. İnşallah. İmam Rabbi Hazretlerinin cevaplarına başladım.

  161. 1:12:58

    Çünkü soruda bıraksaydım fitne çıkacaktı. Onun için cevaplara başladık. Bundan devam edeceğiz. Ve sallallahu aleyhi ve sellem Muhammedin ve aleyhi ve sellem