40:50 / 1:34:35

  1. 00:00

    Ve zihzûl-hâkîm. İnnad-dînâ aynad-dâllâhâ-l-islâm. Ve neş'edu ve neş'edu Allahü beyim. Ve esteğdi'ullâhi hâdiye-i şerife. Ve hey'ad-dînâ aynad-dînâ. Aynad-dâllâhâ-l-islâm. Ulûl-âhumme mâlikel-mülke. Te'util-mülke men teşâ. Ve te'nzi'ul-mülke min men teşâ. Ve te'izzu men teşâ.

  2. 01:48

    Muhammed ve alâ aleyhi s-salâmu aleyhi ve şefiatu l-nûbunâ Rabbimiz gecemizi ilim meclisinde, zikir meclisinde, hayırlı amellerle, sâlih amellerle keçiren dostlarının meclislerine ilhâk eylesin, makbul eylesin. Hac-cumre sevapları gelenlere adımlarına ikram eylesin. Seyyâdlarını mahve eyleyip, hasenâta tebdil eylesin.

  3. 02:22

    Allah'ın dostlarına dünya ahiret komşu eylesin. Kardeşlerimiz, Allah için geldiğine Eskişehir'den iki otobüs gelmişler, ve bizim Pamukova'dan iki otobüs gelmişler, maşâAllah. Allah ziyade eylesin. Bütün kadın erkek cemaatlerimizin eczini azim eylesin. Önümüzdeki sohbet 6 Aralık Cumartesi'ne denk geliyor, saat 20.30'da.

  4. 02:52

    Biz şöyle sabitleyelim, burası uzak yollardan geldikleri için, 8'de yatsı namazı, ben de kavuştum işte, son iki rekata kavuştum. Daha da kavuşuruz da yani bir yerden geldik, orada da bir toplantıya gittik, bazı şey için, hizmetler için. Dolayısıyla 20'de yani 8'de yatsı namazına durulsun, 20.30'da sohbet başlasın.

  5. 03:15

    Çünkü yarın iş günü değil, insanlar da uzaklardan gelenler var, anca yarım gün işi olanlar da çıksa yetişsin. İnşâAllah-u Rahman, 6 Aralık Cumartesi, Allah Celle Celaluhu, manileri izah eylesin, yardımcılar ziyade eylesin, hayırlı uğurlu ömürlerle muammer eylesin, sıhhat ve afiyet bahşeylesin, ilim yoluna, zikir yoluna, emr-i bi'l-mârûf için cem eylesin.

  6. 03:38

    Amin. Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi ve sellem. Bu zaten ayın ilk cumartesisi olarak biliniyor, bu sefer demek 6'ya gelmiştir kardeşlerimiz. Bir âyet-i kerime okudum, ona da manalar vereceğim. Ondan evvel, Allah'ımızın ismi şeriflerindense, Lâle Gül dergisinde çok ilimler, faziletler,

  7. 04:06

    Efendi Hazretlerimizin sohbetleri, hikmetli sözleri, diğer hoca efendilerin ilimleri yazılıyor. Ahıskadan bu temin ediliyor. İsteyen E dergiden, E dergiden girebiliyor, okuyabiliyor. İsteyen abone olup gelebiliyor. İsteyen işte kendi gidip nereden bulacaksa alıyor, buluyor.

  8. 04:25

    Şimdi, burada Allah'ımızın esvâ-i hüsnâ manzumelerinden İmam Dimyatî Hazretlerinin… Dimyatî Hazretlerinin manzumesinden Bâkî ve Vârif İzm-i Şeriflerinin faziletlerinde bir beyt-i şerif okuyorum, böyle başlıyorum. faziletlerinde bir beyat-i şerif okuyorum. Velillâhe ilâ esmâ-ul hüsnâ fen'ûhü bihâ En güzel isimler Allah'a aittir.

  9. 04:56

    O isimlerle Allah'a yalvarın. Hep esmâ-ül hüsnâdan duanın başında okumak lazım. Manzumeler de Evliyaullah'a ilham edilmiş. Her beytte iki ismi şerif var. Bu beytte Bâkı ile Varis ismi şerifi var. Ne buyuruyor? Vebkıl hüdâ. Aslında o veebkıydı. İbkâdan geliyor Bâkı kılmak. Ama Vezin, şiir vezininden dolayı Aruz'da vezin bozulmasın diye öyle şiirin farklılıkları var.

  10. 05:35

    Vebkı diyor. Aslında veebkıydı. Veebkı, Bâkı kıl. El-hüdâ Hidayeti. Nerede? Fil kalbi. O kalp yani. Benim kalbimde demiş. Ya Rabbi diyor. Ya Bâkıyen. Bak şimdi. Bâkı isminle yapılan duada neyi almış? Ey Bâkıy. Sonu olmayan, zeval bulmayan. Ezelî vebedî olan. Bâkıy ne demek? Her şey fânî. Allah Bâkıy.

  11. 06:06

    Kullu men aleyhâ fânîn. Yerin üzerindeki her şey, on sekiz bin âlem yok olacak. Vebkâ vechû Rabbike zülcelâl ve l-ikram. Celâl ve ikram sahibi Rabbinin vecih zâtı Bâkı kalacak. Onun için Allah'tan başka Bâkı yok. Ey diyor, Bâkı olan Allah'ımız. Sen hidayeti benim kalbimde Bâkı kıl. Allah'ın Bâkı isminden yola çıkarsa bizim de son nefesimize kadar bir imtihanımız var.

  12. 06:41

    İmanımız tehlikede. Son nefese kadar bu imanı götürebilir miyiz? Kelime-i şehadetle ölebilir miyiz? Hidayette kalabilir miyiz? Bunun kimsenin garantisi yok. Onun için bütün evliyâullah, Ali Adem Efendi'nin babamız gibi Kûtb-ül Ekrâb-ı Gâvsü'l-Evdâd Hazretleri bile gelenden gidenden bu dedenin hüsn-ü kâtimesinin sonunda imanla ölebilmesi için dua edin diye dua istiyordu.

  13. 07:13

    Bizim de en mühim meselemiz bu. Burası da kitap da yazdım. İki cidde bitti. Fakat işte biraz işlerim var. Dolu iş var. Kaç kitaba yetişeceğim diye. O kaldı biraz. O çok önemli hüsn-ü kâtime meselesi. Onun için bak Mustafa Hoca'ya bir şey diyecekler. Hoca Efendi'nin kardeşimizin sizin de hemşehriniz kayınpederi Adem Efendi ifade etti.

  14. 07:37

    Bir ay sekeratta kaldı. Hiç konuşma yok. Ne gelene bir şey tanıyor, ne bir şey. Gözü kapalı. Duruyor. Mustafa Hoca'nın işte yanına gitti. Son ayıldı. Vefatına yakın ayıldı. Bak ne dedi? Efendi Hazretleri'nin yolunu bırakmayın. Efendi Hazretleri'ne görüştüm dedi. Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nin levhasını gösterdi.

  15. 08:01

    Bu levhayı bırakmayın. Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nin ismi evinizde bulunsun dedi. Ondan sonra bir daha daldı gitti. Bir daha ayıldı. Allah-u Teala beni affetti dedi. Ondan sonra kerimesi Hoca Hanım kelime-i tevhid telkin etti. O da buyurun. La İlahe İll'Allah Muhammedun Resulullah dedi vefat etti. Ya Rabbi bize de öyle ölmek nasip et.

  16. 08:27

    Ya Rabbi buraya senin rızan için geldiler. Tatil gecelerini ilim zikir yolunda geçirdiler. Masraf ettiler. Vakit harcadılar. Kadın erkek geldiler. Buradan bir tane imansız ölecek çıkartma yavrum. Bedbaht bırakma yavrum. Mahrum ayırma yavrum. Hepimiz iman selametiyle kelime-i tevhidi tatlı tatlı okuyarak ölmek nasip eyle.

  17. 08:50

    Ya Rabbi biz bir şey istemiyoruz. İman selameti istiyoruz. Ne olur bize nutfeyle yavrum. Onun için vebbil hüdâ fil kalbi yâ bâkîen fekûn li'ilmin nuhâ yâ vâritellî muvassılâ Burada baki ismi şerifinden ne istedi var? İmanın bekasını hidayetin ve doğru yolda isabetin ve Allah'ın yolunda ehl-i sünnet yolunda devam, sebat ve istikametin bekasını iste.

  18. 09:26

    En büyük istek budur. Bundan büyük isteyecek dua yok. Fekûn sen ol ya Rabbi li'ilmin nuhâ ahiret aklı veren Nuhâ akıl demek. İlmin nuhâ akıl ilmi. Hangi ilim muteber akılda? Dünya ilmi, ahiret ilmi. Dünya ilmi ne kadar faydası var? Ahiret ilmi ne kadar faydası var? Dünya ilmi kaç sene sana faydası olur?

  19. 09:52

    O da dünyada bile olmuyor. Nice profesörler işsiz. Bütün mektep mezunları kalvalar, herkes onlardan iş istiyor. Çıraklık, kalvalık bilenlerin peşinde millet geziyor, ustaların. çıraklar çıraklık, kalbalık bilenlerin peşinde millet geziyor, ustaların, diplomalılar işsiz, profesörler işsiz, doçentler işsiz.

  20. 10:17

    Çünkü dünya ilmi dünyada bile bazen yaramaz. Zaten maaş alamıyor, maaş yok, işsiz. Dünya ilmine on sene, yirmi sene çalıştı. Halbuki bir sene, iki sene ahiret ilmine çalışsaydı, dünyada da aç kalmazdı, ahirete de kurtarmıştı. Ama bu millet diploma, toplama bu işin peşine gittiler. Sonra işsiz, açsız kaldılar.

  21. 10:48

    Biz demiyoruz ki, mühendis olma, doktor olma, mimar olma, fizikçi olma, matematikçi olma, biz öyle bir şey demedik. Demedik ama ahireti ihmal ederek, Kur'an sünnetten habersiz, ilmi halini bilmiyorsun. Ehl-i sünnet itikadından haberin yok, Allah'ın isimlerini sayamazsın. Allah'ın sıfatlarını bilmezsin.

  22. 11:14

    Bir ehl-i sünnet itikadı risalem var, en kısası o. Ondan aşağısı kurtulamaz, ondan evvel nikah olmaz. Onu bilmeyene, cevap veremeyene kız verilmez, kız alınmaz. Bu ehl-i sünnet itikadı en kısası. Yani ilk risalelerimde soru-cevap, soru-cevap, Allah'ın sıfatları vs. İşte sırat, mizan, ahiret, ölüm, cennette.

  23. 11:36

    Ya onu bilmeyen adama kız verir mi ya? İmanı yok. Ondan sonra namaz, abdest vs. E bunları bilmeyenler kız verecek. Yani zaruri, zaruri itikad ve ilmi hal. Zaruri. Ondan sonra senin ondan torunun olacak. Ondan, o adamın çocuğundan ne hayır gelecek? Veyahut öyle bir gelin alınır mı ki? Ehl-i sünnet itikadından sorulara cevap veremiyor.

  24. 12:04

    İlmi hal bilmez. Bu gelin alınır mı ya? Eve, ocağa sokulur mu ya? İnsan yatağına, koyuna sokulur mu ya? Namazsızdan? Ya, milletin çoğu çocuğun namazı ve abdesti olacak. Onlardan da çocuklar oluyor, torunlarımız oluyor. Vah, vah, vah, ne bela geldi başımıza. Torunlarımız oluyor ya. Allah Kerim, bazı kere diriden ölüyü çıkarır.

  25. 12:28

    Ölüden diriyi çıkarır. Ve yukarıcül hayye minel meyyit. Ve yukarıcül meyyite minel hayyi. Nuh a.s'dan kafir oğlan çıkarttı. Cenab-ı Hak. Değil mi? Onun için, Ebu Cehil'den, sahabenin en büyüklerinden, İkrimer a.s'ın çıkarttı. Velid İbn-i Muhire, dünyanın en büyük gavuru. Ondan büyük gavuru yok. Kur'an'da kaç ayette onun aleyhine indi?

  26. 12:59

    E ondan, Halid İbn-i Velid a.s'ın, Allah'ın kılıcını çıkarttı yani. Onun için tabii bazen, Allah'ımız acıyor, lütfediyor. Dedelerin, babaannelerin, anneannelerin duası da reddolmuyor yani. Bakıyorsun, çocuğun bozuk oluyor. Veyahut gelinin bozuk olmuş falan. Hasbelkader seni dinlemiyorlar ki. Sen ne de sormadan, istiharesiz, işrişaresiz.

  27. 13:23

    Evleniyorlar şimdi yani. O bakımdan, ama biz yine duayı bırakmıyoruz. Bir de bakıyorsun, oğlun düzelmeden, torunun bakıyorsun, hafız olun. İnşallah Allah evlatlarımızı, kızlarımızı, erkeklerimizi, salihin salihata ilhak eylesin. Hayırla ıslah eylesin. Terbiyeden aciz kaldık, Allah'a havale eyledik. Rabbim terbiye eylesin.

  28. 13:48

    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve alihi ve sellim. Onun için, bir dünya ilmi var, bir de ahiret ilmi var. Ahiret ilmini kazanana, Allah dünyalık malı da tekeffür ediyor. Geçimini de tekeffür ediyor. Dünya ilmini kazanana, geçimini üstlenmiyor. Her rızkı Allah'a, herkesin rızkını verir, o ayrı bir dava.

  29. 14:13

    Ama bollukta yaşamak için, bolluk istiyorsun. Eğer Allah'ın dininin ilmini Allah için, gösteriş için değil, hoca desinler, beğensinler, elimi öpsünler, sohbetime gelsinler, para versinler, hediye versinler, o zaman cehennemin dibinde yerini hazırla. Kim Allah için Allah'ın ilmini talep ederse, Hiç ummadığı yerden Allah rızkına kefil.

  30. 14:47

    Biz bunu yaşadık. Babamın fabrikaları vardı, Türkiye'nin en zenginlerinden biri. Babamın fabrikaları battı, bizim ilmimiz batmadı. Açtı, açıktı. Ben de, bunun örneği bende. ama ben o işlere gitmedim işlerin başına da durmadım, o da batırdı adamcağız haa ama Mevla bizi rızıksız bırakmadı çünkü neden biz çocukluğumuzdan bu ilmi seçtik

  31. 15:15

    biz Allah'ın dininin ilmini seçtik, Allah'ın tefeki Onun için men erâde d-dünyâ fe'aleyh bil'ilim, Onun için, mene râde d-dünyâ ve aleyhi bil âlim, dünyalık menfaat isteyen, helalından, ahiret ilmine çalışsın. Kur'an ilmine, tefsir, hadis ilmine çalışsın. Ve mene râde l-âhirete ve aleyhi bil âlim, cennet, cemâlullah isteyen, o zaten mecbur ahiret ilminden yolu geçiyor.

  32. 15:39

    O da ahiret ilmine çalışsın. Ve mene râde mâ mâ, ben ikisini birsen istiyorum. Ben de istiyorum ikisini birden. O da Allah'ın ilmine çalışsın. Onun için, ahiret ilmini tercih edenler, dünyalığı zaten cep tekeklik yani. Ama dünyaya çalışanlar, bazı kere, çoğu kere dünyayı da elde edemiyorlar. Ahiret ilmine de vakit ayırmadığı için, ahiretini de kaybediyorlar.

  33. 16:08

    İşte bu, büyük bir kusrandır. Dünya zaten fâni de çıktı çıkacak, dünyanın en zengini de ölüyor. 50-60 sene için ahiret terk edilir mi? Ahiretten habersiz yaşanır mı? Ehl-i Sünnet itikadı okunmadan, tahsiye edilmeden, ilm-i hal bilgileri okunmadan, kaç yaşına geldiniz ya? Yaşayanlarınız bir kadar daha yaşamayacak mı?

  34. 16:33

    Onun için, ne buyuruyorum? Akl-ül maaşî, kasîr-ül nazarî, akl-ül maâdî, hadîd-ül basaretî. İmam-ı Rabbânî Kudsesi Rûh-i Seâmî Hazretleri. Bir dünya kafası çalışır, bir de ahiret aklı var. Dünya aklı, duvarın ötesine geçmez. Yarın ne olacak, bilmez. Bir dakika sonra dinlenen haberi yok. Kendi içini bile bilmez.

  35. 17:00

    Şu anda içinde ne hastalığı var? Tümör olmuş, kanser olmuş haberi yok. Kaç ay sonra çıkıyor. Dünya aklı, görüşü kısa, aklı kıt. Ama akl-ül maâdî, ahiret kafası çalışırsa, hadîd-ül basaretî. Gözü keskin. Ahiret ne demek ya? Ben şimdi okuduğum âyet-i kerimeler ve âyet-i şerifler ve âlimlerin beyanları, tefsirler, hadisler, fıkıhlar, akaidler, tasavvuflar, binlerce kitap okudum.

  36. 17:32

    Baştan sona, binlerce, on binlercesi başlıklarını, her şeyi elimden geçmiş. On binlerce kitap. Binlercesini baştan sona okudum. Şimdi benim aklım çok keskin. Ben bundan sonra ölürken melekler nasıl gelecek, onları biliyorum. Ne cevaplar, ses soraları, münker ne ki, onları biliyorum. Kabirde neler olacak, biliyorum.

  37. 18:01

    Cennette, cehennemde neler olacak, biliyorum. Sonsuza kadar neler olacak, biliyorum. Niye? Âyet, hadis okudum çünkü. Ahiret aklı. Ahiret ilmi, gözü keskin. Orada duvarda takılmaz, direkte kalmaz. O sonsuzu görüyor. Çünkü neden? Onun okuduğu ilim, Allah'ın ilmi, Allah'ın vahyi, ona sonsuz ufuk açmış.

  38. 18:25

    Öbürleri? Aha! En fazla bize bir senelik takvim bilmem ne. Güneş tutulacak şu gün. Ay tutulması var bilmem ne, bilmem ne. Bir senelik hesap. Yani sen, güneş tutulmasını bilsen ne olur, bilmesen ne olur. Ay tutulması. Daha depremi bilemiyorlar. Teknoloji bu kadar ilerledi. Öküzler anlıyor. Köpekler bağırıyor.

  39. 18:53

    Bir dakika evvel farelerin, sıçanların, affedersin, refleksleri, sinyalleri çalışıyor. Teknoloji dünyanın zirvesine çıktı. Gavurlar göğe aya çıktı. O bir tane de Ermeni bilmem ne var, bir karı. O da demiş ki aya maya hiç çıkmadık, yalan konuşuyorlar dedi. Şimdilik Amerika karıştı. Ondan sonra aya da çıktıklarına ben zaten inanmıyordum.

  40. 19:19

    Mesele neyse o kendileri desin, kendileri bulsun, birbiriyle uğraşsınlar. Yani aya çıkana kadar depremi bir dakika evvel söylesene. Balıkesir durmuyor. Balıkesir salla da salla, salla da salla, gemiye döndü ya. Ne oldu bu Balıkesir'e ya? Allah Allah. Oradan İstanbul'da sallıyor. Balıkesir bize sallıyor şimdi.

  41. 19:47

    Artçısı, üstçüsü. Allah Allah. Ya bir dakika evvel deprem olacak diyemiyorlar ya. Ondan sonra diyor aya çıktın. Ben ne yapayım sen aya çıktın ya? Burada ben ölüyorum. Enkaz altında ölüyorum. Orada gazze açlıktan ölüyor. Bir insana bir yemek veremedikten sonra nereden aya çıktın? Ha, onun için bunların teknolojileri, fenleri, bilmem neleri, hepsi geçici.

  42. 20:17

    şeyler. Zaten Hazreti Mehdi gelende ne top patlayacak, ne tüfek çalışacak. Bütün teknolojiler bitecek. Zaten kendi kendilerini Şimdi kendi kendilerini şu anda da bitiriyorlar. Neyle çalışıyorlar? Çalıştıkları şeyler, petrolleri bitiriyorlar. Ondan şu kadar kaldı, bundan bu kadar kaldı, bundan bu kadar kaldı.

  43. 20:37

    Ondan sonra malzemeler bitiyor. Allah zaten bir anda işte top ettirir, o ayrı dava. Ama hammadde de bitiyor yani. E onlara sorsan, dünya sonsuza kadar devam edecek. Onlara sorsan, sonsuza kadar. Yahu nasıl sonsuz? Kıyamet kopacak diyor Kur'an. Gökler yerler dürülecek, sökülecek diyor Kur'an. Mevla Teala bu kadar ayet indirmiş, göklerin yerlerinin içindeki olayları beyan etmiş.

  44. 21:12

    Gökler yerler yapışık yarattım diyor. Sonra o yapışığı ayırdım diyor. Şimdi teknoloji bunu buluyor. E bin beş yüz sene evvel Mevla bunu söyledi. Big Bang büyük patlama diyor. Evi patlama diyor. Oradan onun Kur'an'dan delili var. Ve inne ale muhsinun diyor, gökler arasını genişletiyoruz diyor. Oho bin beş yüz, gökler arası genişliyor.

  45. 21:37

    Bizim hiç haberimiz yok. Burası hiç genişlemiyor, her dakika geliyorum. Bursa da genişlemiyor. Ama gökler arası genişliyor. Balon genişliyor balon. Balon genişledi, genişledi, genişledi. Pat! Şu anda dünya genişlemeye devam ediyor. Bütün bilim adamları bunu tespit ettiler. E ayet söylüyor. Ve inne ale muhsinun.

  46. 22:03

    Biz genişleticileriz diyor, gökler arasını. O cümleyi ismiye yapmış o. Neden? Teceddüt, istimrar. Devam ediyor genişleme manası var. Cümleyi fiiliye olsa çıkmıyor. E oradan genişliyor. Ve bu, bu diyor evrenin sonu var. Başladılar şimdi gavurların fizikçileri, Rus bilim adamı, bilmem nefis bilim adamı, Fransız.

  47. 22:25

    Onlar söylüyorlar. Bu gidişten bilmem, bu patlayacak diyorlar. Yani yok oluş, yok oluşa gidiyor diyorlar. Ve bir de hala sonsuzluktan bahsediyor. Öbürü hâlâ sonsuzluktan bahsediyor. Sonsuzluk var ama. Dünyanın sonsuzluğu olur mu? Hepsi fani diyor Mevla. Rabbinin vecdi baki. Ve sonra cennet, cehennem sonsuz.

  48. 22:52

    Şimdi de var mı? Var. Cennet, cehennem şu anda yaratılmış mı? Yaratılmış. Mahşerden sonra ehline kavuşacak. Onun için Mevla Teala bunları beyan etmiş. Öyle bir sistem kurmuş, öyle bir nizam kurmuş, öyle bir düzen kurmuş. Sonra bunu bozacağım diyor. Yerle bir edeceğim diyor. Paramparça edeceğim diyor.

  49. 23:17

    Göz açıp kapamak kadar kısa bir zamanda yok olacak diyor. Güneş dürülecek diyor. Güneş sistemi çökecek diyor. Yıldızlar, gezegenler, galaksideki, sahnedeki burçlar, hepsi dökülecek diyor. Tesbihin taneleri gibi diyor. Dağlar yürütülecek diyor. Dağlar kalkacak, denizler birbirine fışkırtılacak. Denizlerin altı zaten lav tabakası.

  50. 23:48

    Denizin altında ateş var diyor Adi Şerif. O ateş dışarı çıkacak. Denizler kaynatılacak diyor. Karalara kaynatılacak demeyin. Denizler kaynatılacak diyor. Çünkü denizin altında lav tabakaları var, mama var. Onlar şimdi hepsini tespit ediyorlar. Bütün bu ayet-i kerimeler bunları beyan ediyor. Allah-u Teala beyan ediyor.

  51. 24:14

    Sen Allah'ın ilmini mi geçtin, kudretini mi geçtin? Allah'ı mı aciz bırakacaksın? 50-60 sene sonra bir ayet verdi. Yok yapay zekayı buldum, şunu buldum, bunu buldum. Yapay zekadan yararlanmalar başladı. Şimdi diyorlar ki yapay zeka yüzünden millet işsiz kalacak. Öyle gözüküyor. Robotlarla yapay zeka, bir de robota bağladığın zaman

  52. 24:39

    o adam sigortayla, işçiyle, aşçıyla ne uğraşsın? Bir de sendika, bir de ondan sonra kazan kaldırma, iş makinayı durdurma, istop bilmem ne. Adam alacak oradan. bir bilgisayar, bir program, iki program, işini görünür. Allah Allah, milleti de işsiz edecekler yahu. Ama millette hak ediyor işte, bir şey var.

  53. 25:12

    Bir şey var, millette namazı doğru kılmıyor. Namazı doğru kılsın Mevla. bak yapar, seni işsiz bırakır mı öyle? Ama işte bu günahlar yüzünden e tabii teknolojiden yararlanmıyor. Yararlanalım. Ama ben yararlanmaya başladım. Geçen gün mesela o Cemil Halim diye bir adam var. Bana rica etti mi benim amirim?

  54. 25:34

    Güldürücü bir dolu. Ben adamın bitateli olduğunu ben ilan ediyorum, adam ondan sonra peydana çıkıyor. Ulan ben seni pazara çıkarttım zaten. Neyse, dedim ki şuna bir Arapça program yapayım, Arapça bir konuşma yapayım. Ben Arapça konuşabilirim, yazılabilirim. Ama biraz cümle kurmak vesaire vakitimi alır.

  55. 25:54

    Benim de vaktim çok yok. Ulan yapay zeka, yapay zeka. İlmi Şura'da hocalarla oturuyoruz, bazı mesele kitapları Arapça'ya çevirelim. Şimdi ben Türkçe'sini yazıyorum, bir de bu kitabı Arapça'ya çevirirsek güzel olmaz mı? Fena fişman, oradan Adem Hoca dedi ki, yapay zeka yapıyor dedi. Ulan neyine güveneceğiz dedim.

  56. 26:12

    Yok yok biz denedik, oluyor dedi. E tabii ki şeyi elden bırakmam. Kelime kelime kontrol ederim seni. İnanmadım ya. Dedim ya ben neler konuşacağım, o kelimeleri nasıl üretecek ya? Arapça'ya çevirecek. Benim konuşmalarımı bilmiyor musun? Taramalı gibi konuşuyorum. Kırk tane cümle var. Nasıl olacak? Dedim arkadaşa, bizim de o da şeyle uğraşıyor bizim, sosyal medya ile uğraşıyor.

  57. 26:41

    Vaktim hiç oralı olmadı. O da işsiz kalacağım diye korkmadı herhalde de. O bana çok lazım yani. O işsiz kalmaz da neyse. Yahu diyorum, hocalar dediler böyle bir şey var salı günü, çarşamba günü. Dedim ki ben bir şeyler konuşayım, bu bir Arapça'ya çevirsin, bende vaktim geçmez. Bir bakayım nasıl çeviriyor.

  58. 27:01

    Merak ettim. Kaç dakika konuştum bilmiyorum, sorsunlar arkadaşa. Reddiye yaptım. İş bedavaya gelecek artık. Reddiye yaptım. Şimdi İngilizce'ye çevirse ben anlamam. Fransızca'ya çevirse anlamam. Arapça'ya çevirirse onu iyi bir benzetirim yani, yalnız çevirirse. Ondan sonra bir Arapça'ya çevirdi abi, dört sayfa çıktı abi.

  59. 27:28

    Böyle. Dört sayfa çıktı abi. Arapça'ya çevirmiş. Şok oldum ya. Aklım, mantığım durdu ya. Ben bu kadar bu Arapça'nın dibine girmişim ya. Nasıl çevirdi? Nasıl o kelimeleri buldu ya karşılığını? Şaşırdım. Ancak ben onu tabii iskelet olarak konuştum. O aralarına ben yine kendim delillerini, ayetlerini, hadislerini koyacağım, edeceğim, bir güzel reddiye hazırlayacağım.

  60. 27:58

    Sonuçta Efendi Hazretleri'nin rabıtasını bozan sahtekarlara da Arapça bir video çekeceğim. Çünkü Arap alemi İsmail Ağa'yı hala, Efendi'nin adamı biliyor. Halbuki İsmail Ağa'dakiler, Efendi çoktan öldü, onu terk ettik diyorlar. Onun için tabii onu bir Arap alemine de yapacağım. İşim kolaylaştı benim.

  61. 28:15

    Şimdi baktım, çok iyi. Ama yapay zeka beni işsiz bırakamaz dedim. Niye dediler? Çünkü hacet namazı kıldıramaz dedim. Yine rekait namazında işiniz bana düşer. Yine hıfız namazında işiniz bana düşer. Belki Yasin Tebarek'i ezbere okur ama ondan imam olmaz yani. Öne geçecek imam yok. Yine ben işsiz kalmam da, bayağı birileri işsiz kalacak ya.

  62. 28:46

    Çok. Şimdi o Allah ki, Celle Celaluhu, ya konuşuyorsun oradan dinliyor. Nasıl bir bilgisayar programı yapmışlar, nasıl bir şey yapmışlar. Bilmem adına da gavurca bir şey diyorlar. Bilmem ne çebi miydi, bilmem ne çibi mi, çibiti, çibiti. Ne çibiti ne ya dedim. Çibitiye soracağım, çibiti. Ben de anlamıyorum.

  63. 29:09

    Çibiti ne dedim ya. Adamın amcasının oğlu zannettim. Çibiti. Yapay zeka desene dedim. Hiç olmazsa yapay zeka bir Türkçedir. Ya çibiti ne ya falan, bilmem ne neyse. Bak, yararlanılır mı? Yararlanılır. He ben güvenmem. Niye güvenmem?

  64. 29:27

    Şimdi tabi orada ne bilgi verirse şeyi, kelimeleri çevirme ayrı bir şey. Ama orada din adına ona ne koydularsa, sen oraya fetva sorsan, onu şimdi sapık bir hoca doldurduysa, o sana onu söyleyecek. Anladın mı? Din içinde fetva sorulur mu? Sorulmaz. Çünkü neden? O fetvayı nereden aldın? Ya ilahiyatçı zındığın birinden aldıysa o bilgiyi, koydularsa oraya, seni de ne yapacaksın?

  65. 29:55

    Seni de ne yapar? Saptırır. Diyanetin öyle fetvaları var, biz katılmıyoruz. Oradan bile asa resmi hesaptan. Yine yanlış var mı? Var. Onun için fetva alınmaz. Âyet, tefsir, hadis sorulmaz. Çünkü neden? Kontrol ehl-i sünnet ulemanın elinde olsa, kontrol, o zaman onun dışına o çıkamaz, ne koyarsan o dolar.

  66. 30:25

    Ama şu anda biz bunu kimin yönettiğini dünya çapında... Ama çeviri başka bir şey. Çünkü benim dediğimi çeviriyor mu çevirmiyor mu? Arapçada bildiğim için baktım doğru çevirmiş. Onu İngilizce bilen de İngilizceye çevirtirse Türkçeden o da onu anlar. Ama ben denedim. Çevirmeyi doğru yapmış. Yani dumanı doğru çıkmış.

  67. 30:48

    Dumanı doğru çıkmış. Yüzde doksan beş. Yani yüzde doksan altı yedi ayarında doğru çıkmış yani. Bu nasıl yaptı? Peki şimdi, bunu kim yaptı şimdi bu yapabilecek programını? İnsan yaptı. İnsan. Peki, hangi şeyle çalıştırıyor onu? Bilgisayar. O bilgisayarın ham maddeleri, mesela Türkiye'de öyle madenler var.

  68. 31:17

    Bor madeni vesaire bazı madenler. İşte o madenler çok önemli. Türkiye o sıralarda altıncıda falan dünyada. Çünkü o madenler, bordo belki ikinci de, diğer başka madenler var. İşte o madenler olmadan İHA'nın, SİHA'nın, uçak gemisinin, ondan sonra bilgisayarların, cep telefonlarının, teknolojik aletlerin hiçbir tarafı çalışmıyor.

  69. 31:39

    O metal şeye muhtaç. Allah'ın toprağın içinde yarattığı, Mevla'nın toprağın dibinde yarattığı ham madde çıkarıyorlar ya, işte onlarla çalışıyor o makine. Meseleyi görüyor musun şimdi? Sen peki, o yapay zekâ, o bilgisayar olmadan, program yapmadan, program bilgisayara koymadan çalıştırabiliyor musun?

  70. 32:02

    Çalıştıramıyorsun. O bilgisayarın ham maddesini Allah yaratmasın o ham maddeleri, o bilgisayar ortadan, yapay zekâ diye bir şey buradan gelip de ruh gibi konuşmuyor. Onda bir programı var, bir yere sokuyorsun, bir yere takıyorsun, bir yere çıkarıyorsun, şarj ediyorsun, makineye bağlanıyorsun, oradan alıyorsun, oradan indiriyorsun.

  71. 32:23

    Nereden geldi? Peki, sen bir yapay, bir program yapıyorsun, o programla bu kadar konuyu çözüyorsun, bütün insanları işsiz bırakacak kadar veri yapıyorsun. Peki, o yapay zekâyı kim yapıyor? Sebepler aleminde insan yapıyor. İnsan yapıyor.

  72. 32:49

    Şimdi düşünüyor musun? Allâh-u Teâlâ, خَلَقَ الْاِنْسَانُ عَلَّمُ الْبَيَانُ İnsanı yarattım diyor, konuşmayı öğrettim diyor, ona idrak verdim diyor, Kulak verdim diyor, göz verdim diyor, gönül verdim diyor, kalp verdim diyor, akıl verdim diyor, bir damla sudan yaratıyor, ana rahmindeki durum ortada,

  73. 33:21

    rahmin cidarına, duvarına yapışıyor, eline değse, insanın yaratıldığı su, efendim, yıkamak icap ediyor, elbise ne değse, yıkamak icap ediyor, öyle bir alçak diyor Kur'an, Alçak, basit bir sudan sizi halkeyledik. Bu sudan yaratılan bir insanız biz. Aslınızı biliyor musunuz Mevla buyuruyor?

  74. 33:50

    Biz onları kendi bildikleri şeyden yarattık diyor. Yani ne demek istiyor? Atılgan bir sudan, babanın bel kemiğinden, annenin göğüs kemikleri arasından çıkarak atılıyor, atılarak çıkıyor. Aynı sudan, istediğin erkek yapıyor, istediğin kişi yapıyor.

  75. 34:19

    Böyle bir Allah ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi diyor. Şimdi, şu kadar teknoloji, şunu diyor aya çıksan da, güneşe zaten çıkamazsın, güneşe çık da göreyim. Güneşe çıkmadan yolda yanar. Nasıl çıkacak güneşe ya? Onun için, bütün bu âlemleri, 18 bin âlemi yaratmış. Dünya bunlardan tek bir âlem. Tek bir tane.

  76. 34:47

    18 bin ne âlemler var yahu? Dünyadan büyük. Dünyadan kaç kat büyük âlemler var? Saman yolunda öyle gezegenler var mı? Öyle gezegenler var, Dünya'dan kaç kat büyük. Güneş, Dünya'dan yüzlerce kat büyük. Bütün bunları yarattı ya.

  77. 35:05

    Şimdi, o, efendim, yapay zekâyı yapan, nereden yaratılmış insan? Bir damla sudan. eline değse yıkanman lazım. Öyle bir sudan, insan yaptı. Anladın mı sen? Sudan beşer yaptı. Yani, beşer insan. Onu yetiştirdi, büyüttü. Sonra onu gelin yaptı, damat yaptı. Sonra dünürlükler yarattı. O onun, işte efendim, halası oldu, onun teyzesi oldu, o sılay rahim oldu.

  78. 35:55

    Sonra dünürlükten, evlilikten de başka akrabalıklar gelişti. Ondan sonra, o su. Ondan sonra o su Vekâne Rabbukâ kadîrâ. Senin Rabbin her şeye gücü yeten Allah. Celle Celaluhu. O su, şimdiki yazın anasının rahmine dökülmüş. Bu su, böyle adam olacak. Resmini gösterseler, hiç kimse bilmese bu işi de. Böyle bir şey olduğu hiç bilinmiyor.

  79. 36:23

    İlk. Allah diyelim, bizi toptan yarattı, herkesi büyük yarattı. Otuz, kırk yaş ortalaması dünyaya geldik. Kimse bilmiyor ki, böyle bir şey var. Şimdi bu millete, dense ki, Allah, sizin gibileri yaratmayacak, sudan çoğalma yoluyla, çiftleşme yoluyla, şu anda bizim çoğalma yolumuz, tevalüt ve tenâsül için, hangi yolu Allah bize helal etti, akdi nikâhla, böyle bir yol var.

  80. 36:56

    Ne der buna ilk söyleyene adam? Ben desem ki, böyle bir ayet var, hadis var. Efendim, bundan sonra böyle. Ne olacak? Sen böyle böyle işte hanımından çiftleşeceksin. Sonra ne olacak? Senin suyunu, onun suyunu birleşecek. Sonra ne olacak? O sular, e su zaten seni de görüyorsun dünyada. O sular orada. O sular ne olacak?

  81. 37:14

    Şimdi o sular, senin gibi böyle adam olacak. Hiç bunu kimse bilmese, bunu yetten söylesen, ne derler? Senin derler, tımarhanede bile yerin yok. Hiçbir tımarhane seni almaz hoca, kafayı yemişsin. Derler mi, demezler. Şimdi herkes normal olduğu için, adama desen ki, çocuk bu yoldan oluyor, adam der ki, manyak mısın?

  82. 37:37

    Tabii öyle oluyor. Bilmeyen mi var? Halbuki evvelce deseydin, salak mısın derdi. Şimdi o su, bu adam oldu. Ondan sonra bu binalar oldu. Binalar oluyor. Ondan sonra kuppeler, camiler, hanlar, hamamlar, gökdelenler, gemiler, uçaklar, tanklar, toplar,

  83. 37:58

    şimdi bir de çıktı teknolojiler, internetler, canlı yayınlar, canlı görüntüler, adam kutuplardan buraya görüntülü, anında görüntü falan. Yahu! Adamlar daha 30 sene evvel, 40 sene evvel, ilk televizyonlar işte Türkiye'ye geldiği zaman, siyah-beyaz döneminde, değil mi? Ondan sonra. Şaka şamata yapıyordular.

  84. 38:29

    Sen onu görüyorsun. O zaman canlı yayın bile yapamıyordular. Hep sonradan filmde çektikleri şeyleri, sonradan koyuyordular. Canlı yayın bile kademe kademe başladı. Ondan sonra diyorlardı ki işte bilmem ne, falan adam, televizyonda falan artist, sizi göreceksiniz falan. Yok ya, nereden göreceğiz falan.

  85. 38:49

    Ondan sonra başladı filmler falan, herkesin evinde siyah-beyaz falan, aa görmeye başladılar. Görmez olasıcalar, görülmez olasıcaları, bozuk bozuk adamları, karıları seyretmeye başladılar. Ondan sonra demeye başladılar, o da bizi görecek mi? Değil mi? Meşhur bir laf var, o da bizi görecek mi? demeye başladılar.

  86. 39:10

    O sefer millet dedi ki, ulan o seni nereden görecek, manyak mısın? demeye başladılar. Böyle gelişmedi mi? Ta benim çocukluğumda ben 7 yaşımdaydım, siyah-beyaz televizyonlar, yeni yeni çıkmışsın, İstanbul'un göbeğinde Fatih Çarşamba. Yeni yeni, bir evde anten var, bir ev, iki ev, ben 7 yaşındaydım, ben 63 yaşındaydım.

  87. 39:36

    Dolayısıyla, yani, o olmaz dediler, o oldun. Ondan sonra dedi, o da seni görecek mi? Ulan o seni nereden görecek? O film oynamışlar, çekmişler, onu bu kutunun içine koymuşlar, o kutudan sen izliyorsun, o seni nereden görecek? E şimdi birbirini görüyor muyuz? Görüntülü konuşuyor muyuz? O zaman dediler ki Evliyaullah bir anda Mekke'ye gider, bir anda Mekke'dekiyle görüşür,

  88. 40:03

    bir anda Medine'dekiyle görüşür, bir anda gelir onu duyar, oradan haberleri verir, oradaki sohbete katılır, oradan gelir, buraya aktarır falan. gidişine binmek. E şimdi adam oradan açıyor telefonu, bir saat oradan sohbet edince diyor, Mekke'de konuşulanların hepsini buradan dinliyor, oradan aktarıyor.

  89. 40:24

    Anında görüntü. Şimdi gökler, yerler, içindekiler… Şimdi yabancı zeka çıkarmışlar, çok büyük iş oldu diye düşünüyorlar, Allah'ın ilmine göre, kudretine göre. Hiçbir şey değil. Allah'ın ilmine kudret. Ama şu andaki teknolojiye göre, tabi internet çağırılması, biz 20-25 senedir bu internetten müşerref mi olduk, mülevves mi olduk belli değil, tabi de

  90. 40:50

    herkes işine gelene kullanıyor, biz hayra kullanmaya çalışıyoruz. Şu anda da bizi Amerika'dan adam izliyor mu? Şu anda Rusya'dan bizi sohbeti dinliyorlar mı? En çok da Rusya'dan dinliyorlar. En fazla Müslüman Rusya'da var. Türkiye Cumhuriyetler, Tataristanlar, hepsi orada. En fazla da o taraf dinliyor bizi.

  91. 41:12

    Şimdi şu anda benim konuştuğum, ben elimi kaldırıyorum, o anda görüyor benim elimi kaldırıyor. Yani, peki bütün bunları, şimdi deseydik ki yapay zekâ meselesi ne? Bütün dillere çeviriyor. Sen konuşuyorsun, o çeviriyor, o anlıyor. Sana soruyorsun, istediğin cevabını veriyor. Allah Allah. İlk zaman biraz veri yoktu.

  92. 41:33

    Yeni yeni veriler koyuyorlardı, başlamıştı. O zaman da birileri deniyordu benim yanımda. O zaman bazı çuvallıyordu. Diyordu ki, dediğini anlamadım. Ama anlamadım demek de bir öner. Ya anlamadığını uydursaydı? Bazı da uyduruyordu yani. Biz geçen yaz, bu yaz değil, geçen yaz kitap hazırlarken başlamıştı bu.

  93. 41:58

    Benim yanımda arkadaş şey yapıyor, orada da yazlıkta bir yerdeyim, kitaplarımı da yanıma getirmemişim. O da Arapça bilmiyor. Arapça yazdırmam lazım ona ki, ben de yazmak, bilgisayar çalışmayı bilmiyorum. Falan fişman. Birkaç bir şey dedim, sor şuna dedim. Sordu orada birkaç bir şey. Bir ikisini doğru söyledi, beşini salladı.

  94. 42:25

    Bazılarında da anlamadım dedi. Dedim iyi, anlamadığını anladıysa bu da çok önemli bir şeydir dedim. En azından bizi saptırmasın. Ama şu anda herhalde bayağı bir girdi fazlalığı var. Acayip bir şey. Okullarda çocuklar dersini yapay zekâ ile hazırlıyor, öğretmenler dersini yapay zekâ ile bir şey, herkes kullanmaya başladı, neyse.

  95. 42:51

    Peki bunu kim yaptı? İnsan. O insanı Allah nereden yarattı? Bir damla sudan. Şimdi insanın yaptığı sanatları, akılsız vermez harikuladelikleri, hele ki özellikle bu son teknoloji dönemine girdiğimiz çağda bu acayiplikleri, hayretlerle izlediğimiz, Efendi Hazretleri bile o zaman bilgisayar, biz daktilo ile başladık, Ruhu'l-Furkan tefsirini yazarken

  96. 43:23

    Hızır Efendi Hocamız Rahmetullah Aleyh yazıyordu, ben tercüme ediyordum, Hızır Efendi Hocamız eliyle yazıyordu. Ondan sonra daktiloya geçtik, Rahmetli Abdullah, kaptan ağabeyimizle, Efendi Hazretlerimiz başımızda hep. Ondan sonra apple maple çıktı, elma böyle, yarısı yenmiş, bilmem ne. Cavurlar apple yaptı, ondan sonra o apple'lar da, kocaman masak atar apple vardı.

  97. 43:47

    Çok büyük. Bizim ilk zaman, 85'leri konuşuyorum. Oradan daktilo döneminden 85'lerde geldi. Şimdi ne oldu? Cep telefonuna küçücük girdi, oradan bile program bilmem ne istediğine giriyor, istediğine çıkıyor, bütün programlara oradan ulaşabiliyor, evi kontrol ediyor, evdeki kameraları kontrol ediyor, oradan hızlı mı geliyor, kim çıktı ona bakıyor,

  98. 44:14

    oradan komut veriyor, oradan kasayı açıyor. O ne yapacak? Burada hiç alakası yok, oradan oraya. Kablo yok, bir şey yok falan filan. İzahı zor. Şu andaki teknoloji, 30-40 sene evvelki insanlar için, akıl ötesi. Ama Mevla, daha bilmediğiniz neler yaratacağım buyurmuştu. Ayette. Bak hala yaratmaya devam ediyor.

  99. 44:46

    Muttasıl icat ediyor. O zaman, şimdi bütün bu planları, programları, projeleri, bütün yani insanın yaptığı o kadar acayip işler var ki projeleri, akılsız edemiyor ya peki onları o programları, o bilgisayarları, o yapay zekâları, hepsini insan yapıyor ya peki o insanı kim yarattı? Allah-u Teala Nereden yarattı?

  100. 45:12

    bir damla sudan. Rabbul Âlemin. Rabb ne demek? Rabb terbiye de. Efendimiz Hazretleri bunu çok anlatırdı. Terbiye, büyütmek demek der. Buna şöyle buna şöyle mana verildi mana verir. En zayıf, en küçük en zayıf, en küçük halinden alıp halinden alıp, en kuvvetli, en kuvvetli, en güçlü, en mükemmel haline kadar yetiştirene terbiye edene, büyütene

  101. 45:35

    esasen büyütme manasına geliyor lügatta büyütene Rabb denir alemlerde Allah'tan başka Rabb var mıdır? bir damla sudan ne boyuta getiriyor? onun, o bir damla suyun içinde bunun beyin neresinde? akıl neresinde? kalp neresinde? sinir neresinde? damar neresinde? bir insanın içindeki damarları birbirine eklesen dünyanın etrafında kaç kere dolaşılacak kadar içinden damar çıkıyor

  102. 46:05

    kılcal damarlarına katarsan şimdi sen en zayıf halinden işte ana rahmindeki su ondan zayıf bir hal mi var? sonra en güçlü haline kuvvetli, neyse 30 yaş, 40 yaş arası falan dumanı şeyinden ne diyeyim sana rüzgarından adam devriliyor yani en güçlü çağına geldin vebbeleke eşüttehu Kur'an'da eşütte güçlü çağ diye geçer 40 yaşına yakın zamanlar o hale getiriyorsun

  103. 46:38

    ve senden öyle bir şeyler yaratıyor ki yaratan ancak Allah ama sana yaptırıyor senin elinle seni vesile ediyor senin sebebin senin aklına getiriyor senin fikrini düşürüyor sana onu düşündürüyor düşündürmese kimse böyle bir şey bu teknolojisine bundan hiç kimse aklına gelmez hep Mevla ilham ediyor Rabbin senin Rabbin arıya vahyetti şu arının bal sanatını kovanları o kovan sanatı

  104. 47:13

    o kaçlı yapıyor onu altılı mı yapıyor? hep altılı yapıyor o altılı kovan sanatında oradaki teknoloji şu anda dünya bir araya gelse sivrisinekteki mucizeyi çözemiyor sivrisineğin mucizesini arının, balın öyle hayvanlarda ne acayip hisler, bulgular yahu nasası, masası, kasası bir de ona kandilli rastlataneyi ya fareden farenin erken uyarma sistemi var dünyada şu anda da en

  105. 47:53

    yüksek teknolojideki astroloji merkezinde depremi haber veremiyor ya bir dakikaya ver zaten adam nereden evden inecek ki çabuk bir dakikada onun için mevla teala geçilemez mevla teala aşılamaz kuvvet kuvvetine kuvvetine nihayet yok sonsuza kadar bilmem ne sonsuza ya mevla sana son vermiş ecel tayin etmiş o vakit gelende işini bitirecek ondan sonra seni tekrar diriltecek

  106. 48:35

    berzak aleminde sana efendim ya cennet bahçeye cehennem çukuru ameline göre yer yapacak oradan ruhla bedeni bir daha birleştirecek ondan sonra ahireti çıkarsın ondan sonra sonsuzluk var sonsuzluktan o zaman bahset şimdi neyinden bahsediyorsun 50-60 senelik bir hayat ya var ya yok e şimdi o sonsuz o sonsuz hayatı, ahireti kazandıran ilme, Kur'an'a hayata ahireti kazandıran ilme

  107. 48:59

    Kur'an'a değer vermiyorsun 5 beş paralık dünyanın ilimlerine işte diploma alırım, maaş alırım, şunu alırım, bunu alırım. Ondan sonra da işsiz kalıyorsun. çünkü Çünkü ahiret kafasını çalıştırmadı. dünya kafasını çalıştırdı o da onu zengin edemedi şu anda insanların ekserisi fukara 8.5 kaç açık çoğu efendim 100 bin 500 bin 1 milyon diyelim 1 milyon 2 milyon ailede bütün para

  108. 49:37

    1 milyon 2 milyon kişi Yahudi Siyonist suyun başını tutmuş veya Hristiyan'da var Müslümanlardan da vardır tabi bu Araplarda özellikle falan Kürfez ülkelerinde falan bir şey yok 100 bin aile 200 bin 100.000 aile, 200.000 aile, 500.000 aile… Burada da 8,5 milyar insan… E zaten dünyayı onlar gibi yaşayamaz.

  109. 50:02

    E zaten onlar gibi yaşadığında mutlu mesut olamaz. Çünkü saadet ve selamet imandadır, Kur'an'dadır, zikirdedir. Evinde Kur'an okunuyorsa, Mülk Sûresi okunuyorsa, Secde Sûresi, Yasin-i Şerif okunuyorsa, melekler gelir, şeytanlar kaçar, eve huzur gelir, karı koca mutlu olur. Soğandan başka bir şey bulamasa da, vur kırar, bir de ekmek buldun bu soğandan, o bir şey gider.

  110. 50:31

    Ama öbürü, her şey elinde, robot gibi, hiçbir ruh yok, his yok, zevk yok, tat yok. Hele kara kara düşünüyor. Ulan senin kadar param olsa diyor, öbürü de öyle diyor, senin kadar param olsa diyor, hiç derdim olmaz. Sen öyle zannet diyor ya. diyor ya. Benim kadar dertli adam yok diyor. Ne kadar zengin o kadar başına bela var.

  111. 50:54

    Samimi söylüyor. Samimi söylüyorum. Yaşayarak söylüyorum. Birkaç evre geçirdim ben. Çok param olduğu zaman da oldu, babamın zengin zamanı, sıkıntılı zamanlarım da oldu. Şimdi orta halde gidiyoruz, Allah muhtaç etmesin. Ama çok imkanda gördüm, imkansızlıklara da kaldım. Hapishanelerde ne bu kadar, iki sene, üç sene kaldım.

  112. 51:17

    Her imkansızlığı gördüm, imkanda gördüm. Ama huzur zikirdedir. Kalp yaranacak Allah'ın zikriyle, rahata kavuşacak. Bak, o genç çocuk şimdi kendini vurdu, öldürmüş. Değil mi? Ne yapmıştı o? Suçu neydi işte? Borsa mı yaptı, ne yaptı? Bitcoin, bitcoin işlerini ben anlamadım. Ne kadar büyük paralar topladı yani.

  113. 51:49

    Sonra işte iyi niyetli miydi, kötü niyetli miydi? İşi mi bozuldu, yanlış mı yaptı? işin mi bozuldu, yanlış mı yaptı, birisi mi yanlış yaptı, onu bilmeyiz. Biri mi yanlış yaptı onu? Ama bak şimdi ne yaptı? İntihar etti. Şimdi insan... Bizim hanım dedi, bugün çay içiyoruz. Ya dedi, niye intihar etti yani?

  114. 52:10

    yahu dedi niye intihar etti yani, genç diyor. Gençtir, çıkardı. Belki borçlarını öderdi, şey ederdi, intihar etmemek lazım. Tabii intihar etmemek lazım. İntihar haram. İntihar en büyük haram. Ama hapse girdiğin zaman biz bunu kaç kere girdik çıktık yani? Kaç kere? Oradan oraya, oradan oraya. Oradan bandırmaya, oradan Bayrampaşa'ya, oradan Metlis'e.

  115. 52:35

    Kaç kere girdik çıktık yani? Bayrampaşa'ya iki kere girdim çıktım yani ayrıyeten. Şimdi girdiğin zaman bir bunalım geliyor. Kimseyle de görüştürmüyorlar. O zaman bizim zamanlar daha da 28 Şubat beni hiç görüştürmüyorlardı. Ondan sonra tek başına da bıraktılar. Yedi ay. Yedi ay, bir kişi yok. Ama bir mutlu oldum, bir mutlu oldum.

  116. 52:58

    Kurtuldum ya. Musafım var, Kur'an'ın Musaf-ı Şerif'im var. Birkaç tane kitap verdim. Tesbihim var. Ondan sonra ohoo! Dışarıda bırakmıyorlar adamı. Tarikat dersi yapayım. Mücüzümü okuyayım. Delal-i Hayrat okuyayım. Hiçbir şey yapamıyorum ya. Bir rahat ettim, bir rahat ettim. İstemiyorum bir kişi gelsin.

  117. 53:23

    Ziyaretçi geldi diyorlar. Keşke gelmesin. Niye? Bir huzur geldi Kur'an'dan, zikirden. Yemin ediyorum, vallahi billahi. Tadan bilir, tatmayan bilmez. Tatmayan bilmez. Hani bir daha hapse seni sokalım da bari ibadet yap. Tabi öyle de demiyorum. Demiyorum ama.

  118. 53:51

    Şimdi hanım dedi ki. Acıdı yani. Genç çocuk dedi ya. Niye intihar etti? Belki öderdi eder, çıkardı. Genç. Yani tabi ki yanlışlar yapmış olabilir. Allah taksiratını affetsin. Müslüman olarak ölenlerin, Müslüman olarak ölenler ne kadar da günahkar olsalar ehli sünnete göre biz lanet beddua okumayız. Allah taksiratını affetsin.

  119. 54:18

    Herkesin, hepimizin. Ayrı bir şey. Müslüman olarak öldüyse onda da bir şeyimiz yok. Ama Müslüman'ın çocuğudur, Müslüman'dır vs. Şimdi bak intihar ediyor. O kadar da kendine göre bir bütçe, para görmüş. İmkan görmüş. Ama o imkanlar birden elinden alındığı zaman sen efendim jiplerden efendim köşklerden, saraylardan

  120. 54:40

    köşklerden, saraylardan, alemlerden bir anda seni hapse atarsalar, yapayalnız da bırakırsalar sen de bundan ümidi kesersin. alemlerden sen de bundan ümidi kesersen bundan ümidi kesersen, milyarlarca para millete nasıl ödeyeceğim, daha da çıkamam. İşte o zaman, şeytan zaten işi yok, seni haram işlettirmek için, canına kıydırmak için intihar ettirir.

  121. 55:05

    Çünkü neden? Bunalıma giriyor. İşte bunalıma girmemesinin tek çaresi neydi? Elâ bi-zikrillâhi tatmeyn-nul kulûh. Hemen orada tevbe etseydi, beş vakit namaza başlasaydı, bizim burada bizim burada öğrettiğimiz şeyle var, Lâ ilâhe illâllâh zaten çalışıyor radyo şeyde. öğrettiğimiz şey de var, Lâlegülzâte, çalışıyor radyo şeyde.

  122. 55:24

    Efendim, nice hapishanedekiler, bak buraya şimdi hapishaneden bir arkadaş izin almış, yani hapishanede bazı izinli olanlar var ya, hapishane kısım kısım ya, açıkta olan var izin siyerine, buraya sohbete geldi. Şimdi adam, tadını aldığı zaman, karıma gideyim, çocuğuma gideyim, anama babama gideyim demiyor, diyelim ki iki saat izin verdi, bir sohbete gideyim geldim.

  123. 55:49

    Ne gibi? Kabirden adama izin verseler, evime barkıma gideyim demez. Nereye gideyim ben? Zikirin meclisine gideyim, biraz namaz kılayım da ahirete bir şeyler götüreyim. Ne yapayım hanımla bir saat konuşsak? Neye yarar? Ama ben bir saatte bin tane Lâ ilâhe illâllah söylerim, kaç yüz Kur'an okurum, günahlarımı affettiririm,

  124. 56:07

    sevaplarımı doldururum, bir saatte ahiretin en zengini olma imkanım var. Hadi gideriz. Ama burada iki saat seninle çay içsem ne olacak? Üçüncü saati yok. Bari cenneti kazanalım da cennette buluşursak, çoluk çocuk, ebedi sonsuz zevkleniriz. Ama şimdi, zikir şuuru yoksa, ölüm, kabir, mahşer, sen şimdi intihar ettin, kurtuldun mu?

  125. 56:33

    Dünyadaki mahkemeden kurtuldun, borçlulardan kurtuldun, alacaklıktan kurtuldun. Ahiret ne olacak şimdi? Ba'de râni abdü'l-nefsi harramtü aleyhi cennet. Kulum bana gelmekte acele etti, ben de ona cenneti haram ettim Allah'a buyuruyor. E şimdiki ahiretini cehenneme çevirirsen eğer. İyi mi oldu şimdi? Dünya öyle böyle geçecek, otuz sene hapishadan var, kırk sene hapishadan var.

  126. 56:59

    Yani birkaç senede dayanamaz. E şimdi neden? Çünkü, rahatlığa alışanlar, parayı bulanlar, kısa yoldan, kese yoldan zengin olanlar, ondan sonra da elinden imkanları birden alınanlar, birden budalıma giriyor, Allah lillah bilmediği için, namaz abdesi olmadığı için, anladın mı sen? Artık ne şekilde intihar ederse,

  127. 57:26

    bir şekilde kafasına sıkıyor, bir şey yapıyor, boğazına ip keçiriyor, kafasına sıkıyor ama hapiste kurşun murşun bulamaz da, ne yoldan intihar etti onu da bilmiyor. Şimdi bak, onun için, ancak huzur ve mutluluk ve saadet, iman, Kur'an, sünnet, ehl-i sünnet. Bu ilim meclisleri, bu zikir meclisleri, şimdi ben mesela, niye darlanmadım?

  128. 57:52

    İlk girdin bir darlanıyorsun. Bir gün, iki gün böyle, bir bunalım, bir bunalım, eyvah! Bir de benim içeri girdiğim meseleler, ne acayip meseleler. Teprem Bağzı'nda çocukların öldüğüne sevinen, kan gaster dediler ya, bütün gazeteler. Sizin çoğunuzun yaşı müsait değil. Yani o gazeteleri okuma, en azından 45 yaşına falan olacaktır, o zaman bir gazete görecek.

  129. 58:22

    Yani, 25 sene evvel konuşuyoruz. 2000'i. Hatta 98-99, o aralar. 27 sene olmuş. Bütün millet üstüne çolandır yani. Bütün dünya. Dediler ki, depremde çocuğu ölen herkes, dava açsın. Başladı birisi dava açtı, ikinci. Her zaman gazeteler geliyor bana. Bütün gazeteler beni yazıyor üç ay. Ve orada bile bakıyorum, bütün millet tazminat davası açıyor bana.

  130. 58:54

    Depremde çocuğu ölen herkes. Ulan kaç bin kişi? Akla mantığa sorsan, sen daha kurtulamazsın, o zaman idam da şey olmamış, kalkmamış, idam var. E dedim herhalde idam verirler. Yani. Hani idam bekliyorum. Ölürüm, kurtulurum dedim. O zaman idam da, en azından idamın şu güzelliği var. Ne güzelliği var? E kelime-i şehadeti rahat rahat okuyorsun.

  131. 59:22

    Son nefesin belli. Öbür türlü şimdi yaşarken kafana bir saksı düşüyor. Belki de bilmem neredesin yani. Yani nasıl öleceğimiz de belli değil. İdam bidem olunca, aa diyorsun kelime-i şehadet. Kelime-i tevhid, cüz'ünü oku. Tevbe, istiğfar, vasiyetini yap. Var mı söz sözün? Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü.

  132. 59:45

    Adnan Menderes'e yaptıkları gibi. Fatih'in uçlu zorluya falan. zorluya falan, kelime-i şehadetlerini okudular, iman selametiyle şehid oldular. Anladın mı? E şimdi nasıl olup göreceğimiz de belli. Ya dedim bari idam versenler de kurtulsak. E idam vermeseler intihar edecek halimiz yok. Bütün dünya bindi başımıza, bütün gazeteler bizi yazıyor.

  133. 1:00:20

    Şeker beş yüz ya, öleceğiz ya. Ama imanım var. Mahmut Efendi Hazretleri gibi de şeyhim var. Haber gönderiyor. İşler düzelecek diyor. Çok itibarı artacak diyor. Tersine dönecek diyor. Hiçbir zarar olmayacak, yaşayacak diyor. Mürşid-i Kamil olmadan olur mu? Ama şimdi hakikaten düşündüm. Yani imanım, Kur'an'ım, zikrim.

  134. 1:01:02

    E bir de benim şimdi ahiretim var. Burada kendimi öldürsem, ahirette cehenneme girsem, oradan kurtuluş yok. Buradan kurtuldum zannediyorsun, bu sefer cehenneme düşüyorsun. Ama ahirete inanmazsan, öldüm kurtuldum zannediyorsun. Ama ahireti bilen adam, ölmekle kurtulmuyorsun, ölmekle hesap başlıyor. O zaman Müslüman, Mevla'yı razı etmekten başka huzur yok.

  135. 1:01:31

    Ancak namazını beş vakit kılarsın, ibadetini yaparsın. Beş vakit namazı kılmayanın ruhu pis, nefsi habis. Maneviyatı sıfır, kalp kapkaranlık. Kalbini yersen baksan simsiyah çıkar. Münafıklık tehlikesi de var. Fasıklık zaten danışkası. Namaz kılmayan herkes fasıktır. Bir tane namaz kılmayandan fasık olmayan yok.

  136. 1:02:08

    En büyük günah namazın terki. Tebail günah isteyen olur, fasık. Ama şimdi tövbe etse, hemen namazlarına başlasa, kazalara da başlasa, bundan sonra bırakmayacağını Allah söz verse, ne olur? Dünya sütlüman olur. O zaman huzuru gelir, mutlu olur, ahirete güvencesi olur. Allah'ım beni azap etmez inşallah der.

  137. 1:02:36

    Allah'ın rahmetinin gazabını geçtiğini düşünür. Acımam gazabımı geçti Allah'ım. Aman barikadan bir tövbe et, ne zaman tövbe etmeyi düşünüyorsun? Ondan sonra sık kafana git. Kurtuluş mu şimdi bu? Bu işi düzeltmek elimizdeyken, şu anda oturduğun anda Allah ile irtibatı kurmak elindeyken, Estağfirullah, tübkü ve raci'atü ilallah, ve nehitü kalbi amması vallah.

  138. 1:03:06

    Demek senin elindeyken, şu anda Allah seni anadan doğmuş gibi affetme müjdesi elinde yahu. Namaz namaz aralarını siliyor, süpürüyor. Her namaz öbür namaz arasını siliyor, süpürüyor. Teh tuhrakûne tuhrakûne diyor hadis-i şerif. İki namaz arasında canınızı cehenneme satıyorsunuz, bir günahlara daldırıyorsunuz, yanıyorsunuz, yakılıyorsunuz.

  139. 1:03:29

    Yatsı namazına duruyorsunuz. Namaz yıkıyor, bir hortum sıkıyor, itfaiye hortumuna benzemez. Yangın, bitti. Hadis-i şerif bu. Say hadis. Şimdi geceden sohbetten çıktın, yine bir günah münah, bir şeyler karıştırdın işte neyse herkes bir günah. Sabah namazına kalkıyor, arada kendini yakıyor. Arada kendini yakıyor, yine canını cehenneme atıyor, satıyor.

  140. 1:04:00

    Ondan sonra sabah namazı oluyor. Sabah namazına kalkıyor, cemaate giderse ne mutlu, çok büyük fazilet. Sabah namazını cemaate, abdestini alıyor. Abdestten küçük yarıklar, yangınlar sürüyor abdestten. Ondan sonra bir namaza duruyor. Allah-u Ekber. Durduğu anda günahlarını Mevla alıyor. Namaza durmadan evvel buyuruyor.

  141. 1:04:22

    Ey benim meleklerim! Bu kulum günah yükleriyle ağırlaşmış vaziyette. Bunun yüklerini sırtından, günah yüklerini, günah yükleri çok ağırlık veriyor bize ama şeye girmiyor, gramaja girmiyor. Sen tartılıyorsun, günahsızken de yetmiş kilo, günahlıyken de yetmiş kilo. Bir tek açken, tokken fark eder. Ama günahsız bir zamanlar...

  142. 1:04:48

    bir zamandasın. Mesela tesbih namazını kıldın. Tesbih namazında geçmiş, gelecek, küçük, büyük, kasıt, hata, hepsi hafif. Tesbih namazını bitirdiğim zaman ben öyle bir kuş gibi oluyorum ki, vallahi bilmiyorum ben anlıyor muyum, siz anlamıyor musunuz, siz anlıyorsunuz, ben mi anlamıyorum? selamı veriyorum tesbih namazından.

  143. 1:05:10

    Verdiğim anda yemin ediyorum kuş gibi ol. Vallahi diyorum, anlıyorum ya, hissediyorum ya. Günah yaptığım zamanda bir ağırlaşıyorum, bir ağırlaşıyorum, bir ağırlaşıyorum. Hamtal oluyorum ya. O günahsızlık, tabi günahsız peygamberdir ama bir an için tesbih namazından sonra günahlar sıfır. Yeni bir günah yapmadan, yapana kadar.

  144. 1:05:33

    Diyelim namaz namazlarımız. Şimdi gece günahlar yapıyor, sonra sabah namazını kılarken Mevla buyuruyor ki yüklerini sırtından kaldırın. Kaldırıyorlar, hafif bir namaz kılsın. Namazda bir hafiflik oluyor, bir huzur oluyor. Hele bir de cemaatle falan. Hele bir de imamın da kıraatı, imamın da kıraatı güzelse, o da mıyım şimdi?

  145. 1:05:56

    O da mıyım? Aslında bizi çok alakadar etmemesi lazım. Yani sesi güzel olanla, sesi güzel olmayanın aslında bize bir şey değiştirmemesi lazım. Çünkü neden? Biz kimin huzurundayız? Allah-u Teala'nın huzurundayız. Biz orada imamın sesine takılırsak, Allah ile huzuru bulamamışız demektir. Allah ile huzuru bulan, Celle Celaluhu, imamın sesini bile

  146. 1:06:22

    güzel miydi, çirkin miydi fark edemez. Öyle mi? He? E tabii. Evliyaullah'tan zat, mihrabın orada namaz kılıyordu, deprem oldu, caminin yarıdan ağrısı yıkıldı. Yıkıldı ya, cami yıkıldı arkası hep. Namaz bitti gidiyor, buralara ne olmuş diyor. Aynı camideydi ya. Şurada saf huzura, şurası yıkılmış. Dedi buralara ne olmuş?

  147. 1:06:50

    E şimdi deprem olmuş, duvar yıkılıyor, haberi olmayan imamın sesini mi düşünecek? İmamın sesini mi düşünecek? Ama maalesef bizi bu işler, suyumuz dar olduğu için, makamımız düşük olduğu için bizi etkiliyor. Yani imamın sesiyle.

  148. 1:07:08

    Şimdi bir imam var, Kabe'de böyle bazı uzun da okuyorlar şu an, onlar da kısaltmış da. Ya şimdi bakıyorum, bir imam var, çoğu da hepsi de Vehhabi hemen hemen de. Ama arkadaş kiminin sesi, sesi güzel kimisi? Karka gibi ya. Bir imam var, üç sayfa okuyor. İçimden diyorum, Ya Rabbi bitirmesin diyorum ya.

  149. 1:07:33

    Beş sayfa daha okursun. Kabe'de. E neden? E benim kalbimde huzur çok, makamım yüksek değil. Sesten etkilenir şimdi. Öbürü okusa, vay anasını. Bir de Yasin'e başlarsa, yandık ya. Onun için, ama biz Allah ile irtibatı kursak, bize ne gelenden gidenden, hava sıcak mı, soğuk mu? Efendimiz öyle derdi ya.

  150. 1:07:57

    Lan ne biçim adamsınız derdi. Yani tabii kendini de tevazu için katıyordu da estağfurullah aşağı. Yani diyorum. Yahu diyorum, namazda Mevla'nın huzurunda olmak lazım. Mevla bizi görüyor. Yetmiş bin perdeyi aradan kaldırıyor. kulumla aramdan kaldırın buyuruyor ya. Yetmiş bin perde kalkmış arandan. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem o makamı Miraç'ta bulmuş.

  151. 1:08:20

    Sana burada namazda veriyorlar o makamı. Ama alan yok. Alıcı yok. Yetmiş bin perde. Mevla tarafından kalkmış ama, senin tarafından kalkmamış. Ama Mevla kaldırmış. Her birisi beş yüz senede geçiriyor. Hepsini kaldırıyor ya. Ama sen düzelt sen işini. Düzeltemiyorum. Ondan sonra, oradan derdi, bir sinek kalktı, şuradan kalktı, şuraya kondu.

  152. 1:08:46

    Namazda, sanki bir tayyare oradan oraya, bir uçak uçtu. Yani sinek, bazı kere sinek tabii uçaktan daha mıyım? Uçak gelip de bana girmiyor ama, sivrisinek olursa bana giriyor yani. Onun için, o sivrisineği namazda takip edenler var. Bana gelmesin diye. Çünkü o böyle hem namazda hem hareket. Refleks falan.

  153. 1:09:09

    Tabii, sivrisinek ya. Ya arkadaş ya, Allah'ın huzurundasın, yetmiş bin perde kalmış, iki sinek soksa ne olur ya? İmam-ı Malik Hazretleri, Hadis-i Şerif dersinde, on yedi kere akrep soktu. Renkten renge girdi, mosmor oldu. On yedi kere akrep soktu. Dersi bozmadı. Bozmadı. Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in yanında, Ravza-i Mutâra'da okudu, İmam-ı Malik Hazretleri.

  154. 1:09:38

    Ondan sonra ders bitti. Ne oldu Efendi Hazretleri? Dediler, bilmiyorum ki bir bakalım, dedi. Bütün akrep sokmuş, mosmor oldu. Dedi Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in yanındayım, onun Hadis-i Şerif'te. yanındayım, onun hadislerini okuyoruz dedi, kıpırdayamaz. Yahu namazda değil, o 17 kere akrep sokuyor, bir şey yapmıyor.

  155. 1:09:54

    Allah ile mutlu olan, huzuru bulan budur. Öbürü sivrisineyi takip ediyor önce namazda. Bana doğru mu geliyor, kime doğru gidiyor? Arkadaş, onun için Mevla buyuruyor, yüklerini kaldırın, kaldırın ulan, kuş gibi kaldırın. Kuş gibi oluyor musun? İşte, imam güzel okuyorsa, bilmem neyse, yerine göre. Hava sıcaksa, klima açıksa, üşürse huzuru kaçıyor.

  156. 1:10:22

    Isınırsa, huzuru kaçıyor. Terleyince, huzuru kaçıyor. Yahu sen Allah'ın huzurundasın, bunlar mesele mi ya? Ama biz o makama gelemedik işte. Gelemedik. Ondan sonra namaz bitiyor. Melekler soruyorlar. Ya Rabbi, yükleri buraya indirdik. Burada yükler duruyor. Ne yapalım? Mevla Teala da buyuruyor ki, yakın, yıkın, mahvedin.

  157. 1:10:48

    Benim şanıma yakışır mı ki, kulumun yüklerini kaldırdım, onu hafiflettim, sonra tekrar onu ağırlaştırmak, şanıma yakışmaz. O günahları silin gitsin diyor. Her namazda böyle. Namaz aralarında diyor, tührakûne, tührakûne, tührakûne. Yanıyorsunuz, yakılıyorsunuz, ocağınızı kendiniz yakıyorsunuz. Ne günahlar yapıyorsunuz, içki, faiz, fıkıh, kumar, gıybet, iftira vs.

  158. 1:11:14

    Herkes kendine göre günahları var. İki namaz arasında yangın evine döndürüyorsunuz. Ama bir namaza abdest alıyorsunuz, namaza duruyorsunuz. Yangını namaz yıkıyor, bir fıskiye sıkıyor. Namaz, efendim, adamı yepyeni taze, derileri bembeyaz, yani yangından çıkanın, derileri, işte efendim, siyahlaşan, dökülenin, yeniden yeni derilerle hayata kavuşması.

  159. 1:11:49

    Neyse, namazdan selam veren adam, aklı başındaysa, aklı başında Allah'taysa, Celle Celaluhu, işte o tertemiz olarak çıkıyor. Peki şimdi ben namazsıza ne diyeyim? Ha, işte namaz yoksa, huzur yok. Çünkü namazsızsa, oldu fasık. Allah fasıkla salih amel sahibini bir tutar mı? Tutmaz. Hayatları da, mematları da farklı olacak.

  160. 1:12:20

    O zaman ne yapıyorlar onlar? İşte bunalıma giriyorlar. Parası da olsa, güzelliği de olsa, şöhreti de olsa, her maddi imkanatı da olsa, asla kalp itminanını ve kalbin Allah'ın zikriyle bulduğu huzuru, hiçbir yerde, hiçbir kimse, hiçbir vesileyle bulamaz diyor Kuran. Allah yarattı senin kalbini. Ben ne bileyim?

  161. 1:12:46

    Yaratan söylüyor. Buyuruyor Celle Celaluhu. E şimdi, bu kadar alemleri yaratan, bütün insanı bir damla sudan, bu kadar kudret veren, güç veren, bu kadar işleri yaptıran, Allah Teala'dan bahsediyor. Bu ne büyük Allah ki. Sen diyorsun, bu ne büyük program, bu ne büyük bir internet sitemi, bu ne büyük bir canlı yayın işleri, bu nasıl bir şey, yapay zeka,

  162. 1:13:10

    her şeyi biliyor, her şeyi bilmem ne, bilmem ne. Biz sana anlatıyoruz, sen inanmıyordun, Allah Teala'nın ilminin sonsuz olduğunda. Bak burada bir örnek çıkıyor. Bu onun zerresinin zerresinin zerresi değil. Peki bunu kim yapıyor? İnsan. O insanı nereden yaratıyor? Bir damla sudan. Bu ne büyük Allah ki.

  163. 1:13:32

    Senin Allah'a imanın artması lazım gelirken, senin Allah'a ihtiyacını arz etmen, ve ben sana muhtacım Allah'ım, teknolojine kadar ilerlese de, ben sana daha çok muhtaç oluyorum Allah'ım, demen lazım gelirken, insan azar kudurur diyor, kendini Allah'a ihtiyaçsız zanneder. Ondan sonra ne dedi? Hocaya dedi, benim tuzum kuru, tıkırım yerin dedi.

  164. 1:13:59

    Yahu dedi, minare senin evinin üstünde. Minare yıkılsa, maazallah ama, senin evine vuracak yani. Bazı kere deprem oluyor, minare yıkılıyor. Hani dibindeyse, dibindeki evin üstüne yıkılır. Seni hiç camide görmüyorum dedi. Henüz düşünmüyorum dedi. Dedi, evlenme mi teklif ettik sana dedi. Allah'ın emri namaz dedi.

  165. 1:14:22

    Kıldın kılmadın. Azrail Aleyhisselam gelir aldığı zaman, kabirdeyiz sorulacak namaz. Sen namazsız nasıl Allah'a kalacaksın? Hocaya dedi, benim tuzum kuru, tıkırım yerin dedi. Hoca da hatta kalmaz. O da dedi ki, Balat'ın köpeklerinin de dedi, tuzu kuru tıkırı yerinde bir kemik atıyorsun, yalıyorlar ama dedi, belediye zehirleyince...

  166. 1:14:46

    zehirleyince anlıyorlar dedi. Ne demek istiyorsun yani dedi. Bir şey demek istemiyorum dedi. Azrâil Aleyhisselâm'a anlat dedi yani. Anladın mı? Bana ne anlatıyorsun yani? Ondan sonra Rabbene, Mevlâkartenâ ilâ ecelin karîb tuzu kırı olanlar, tıkır yiyen de olanlar evlerinde, çay çorba güzel, doğal gaz, elektrik, her imkânat var.

  167. 1:15:17

    Bir de teknolojide ilerledi. Dünyanın kralı sensin. Ama namaz var mı? Zikir var mı? Huzur var mı? Bütün nimetlerini belaya çevirme. Allah'ın verdiği bütün iyilikleri, aldığın verdiğin nefesleri cehennemde azabına sebep etme. bu imkânlarla Allah'ın rızasını kazan, cennetini kazan, cemalini kazan, şu millete vaaz et, şu milleti sohbete çağır,

  168. 1:15:47

    şu millete din anlat, şu millete namaz anlat ya! Kardeşim! Sonra bir anda ölüm geliyor, sapasağlam adam geliyor, bugün işte bir tane artist, o da 85 yaşında, ben 85 yaşında kim bilir yürüyebilir miyim, yaşayabilir miyim, bir şey belli değil. Öyle hızlı hızlı yürüyordu. Bir motor geldi, bugün öldü. Eski filmlerden bir artist mesela.

  169. 1:16:11

    Evet, imanlı ölenlerin Allah taksiratını affeylesin. Biz duacıyız. İmanlı ölenlerin Allah taksiratını affeylesin. Herkesin günahı olabilir. Mesele o değil. Sabah evden çıkıyorsun, yürüyüş yapacağım, veya bir nefes alayım, ormana gideyim, şudur budur. Bir şeyden haberin yok ya! Dümdüz yolda gidiyorsun.

  170. 1:16:31

    Geliyor motor, adam durakta duruyor, otobüs geliyor, giriyor durağa. Ya hiçbir şeyden haberin yok. Ölüm böyle bir şey ya! Ne zaman kazaya namazlarını kılacaksın? Seni mi bekleyecekler? Sonra ne diyeceksiniz diyor? Ves sekentüm fî mesâkin zâlemû. Ondan evvel de var. Venzirîn nâse yevmeyetîmul azâb. Habibim insanları uyar, onlara azap gelecek, ölüm gelecek.

  171. 1:17:02

    Fegûlüllezîne zâlemû. Şirk koşanlar, münafıklık yapanlar, fâsıklık yapanlar, namaz terk edenler, haram işleyenler, kebâil günaha düşenler. Ne diyecekler? Rabbenâ hırnâ ilâ celin karîb. Ya Rabbi bizi yakın bir zamana kadar geciktirir misin? Yahu 80 sene yaşadın, 90 sene veyahut neyse 40 sene.

  172. 1:17:24

    Şimdi ne kadar pay istiyorsun? Birkaç saniye, birkaç dakika ver. Verdiğin kadar ver. Karîb diyor, yakın diyor. Çünkü neden? Hani uzun istersem koparamam, belki yakın bir şeye bana pay verir. Ne yapacaksın? Nücip davet eki yönetti be Rusul. Davetine icabet edeceğim. Ezanlar okundu, gitmedim, cemaate katılmadım, namaz kılmadım, zikir yapmadım, Kur'an'ı öğrenmedim, İlm-i hâl

  173. 1:17:50

    öğrenmedim, abdest kusur bir şey öğrenmedim. Yâ Rabbenâ lim fe yâ hayran nâsirîn yâ. Yahu kaç kişiye sormuşlar diyor, kadınlar bilhassa, nerede dediler işte Sirkeci'de mi, nerede geçen gün, Yenikapı'nın orada. Yani kaç tane kadın erke sormuşlar, kusur abdestini tarif edememiş yahu. Bir de demiş, böyle şeyler öğretmediler demiş, o ne oluyor demiş yahu.

  174. 1:18:16

    Kaç kişi? Bu ne cenabet geziyorlar yahu. Ondan sonra, ver bana biraz pay, davetine icabet edeceğiz ve nettebi'r-Rusul, Rasullerine tabi olacağız. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem sana nimet olarak gönderildi. Üsve-i Hesene, güzel numune olarak gönderildi. İçmedi, içmedi, sabahlara kadar secdelerde ağladı.

  175. 1:18:39

    Ümmeti, ümmeti diye senin Mevlâ'dan istedi. Sana din getirdi. Ömrün harplerde, seriyelerde, gazalarda, özellikle kırk yaşından sonraki hayatının tamamı, efendim, senin benim için çektiği çilelerin haddi hesabı yok. Bir de ümmetin sorumluluğu onda. Cehenneme giden bir ümmeti için ne kadar üzülüyor.

  176. 1:18:59

    Şimdi sen gelmişsin, Azrâil Aleyhisselâm görünce, Rasullere tabi olacağız. Bu iş mi kardeşim ya? Hesabınızı buradan düzeltin. Şu anda düzeltin. Hele gelmişse, yakında tevbe ederim, bir sene sonra tevbe ederim. Hacca giderim, namaza başlarım. Bilmem, ömreye giderim, sakal bırakırım. Yahu yapma yahu. Geciktirme.

  177. 1:19:22

    Geciktiren hiç kimse tevbe nasip olmadan hepsi öldü. Kim şu anda tevbe etti? Allah onu kabul etti. Bu kadar basit. Tevbe kapısı açık. Efendim. Peki siz bundan evvel yemin etmiyor muydunuz? Tuzun kırıtı kırımayana demiyor muydunuz? Bize bir zeval yok, zarar yok demiyor muydunuz?

  178. 1:20:14

    benim bir tek Allah'ım var. Benim yardımcım ancak Allah'tır. Ne güzel Mevla, ne güzel yardımcıdır Allah buyuruyor. Böyle bir Mevlamız, insan gücendirir mi yahu? Beş vakit namaz, çağırıyor seni secdeye, inat ettin, secde etmiyorsun Allah'a, bir vakit namazı kaçıran fasıktır yahu. Bir vakit namazı kaçıran fasık olur.

  179. 1:20:36

    Kebair günah ehli olur. Ama tevbe ettiği anda affolur. Kazasındaki var, bu işler böyle olur. Ölüm geldi zaten, geldi. Ahiret geldi, hepimize geldi. Birkaç zaman, çok yakın zaman içinde bu cemaatın hepsi ölecek. Hepimiz, hiç canlı kalmayacak burada. Bu sizin şu anda kaç kişisiniz bilmiyorum, sizin gibi kaç tane böyle buraya sohbet dinleyenlerden, kaç katınız şu anda mezarda?

  180. 1:21:06

    Hep devri daim oldu yani. Ben beş, on, yirmi, elli kişiyi hatırlıyorum. Ama ne var? Kamil dolu oldu şu cemaatler. Elli senede, yüz senede, hepsi devri daim yani. Arkadaşlar, onun için gaflet uykusundan uyanalım. Bu işin yolu sohbet, vaaz-ı nasihat, insanlara öğüt vermek. Böylece konuşuyorum. Allah için size duyuruyorum.

  181. 1:21:33

    Siz de millete tebliğ edin, link atın, mesaj atın, sohbeti dinlettirin, sohbete davet edin. Altı Aralık'ta, inşaAllahurrahman, öyle mi? Altı Aralık'ta insanları toplayalım, daha ne ayetler, hadisler okuyalım inşaAllahurrahman.

  182. 1:21:52

    Şimdi geldik, Esma-ı Hüsna'dan başladık. İkinci ismi bitiremedim ya. Niye? Derdimiz var. Boş konuşma yok. İlmin nüha diyor. Ahiret ilmi, akıl ilmi. Eğer sende usturanın ağzına sürülecek kadar akıl varsa, ahireti tercih edersin. Çünkü dünya zaten gitti gidiyor nokta kom. Ahiret ebedi. Onun için diyor, ya Rabbi diyor, ahiret ilmi, akıl, aklın doğruyu bulması için

  183. 1:22:27

    lazım olan ilimleri, bu da nedir? Kur'an, tefsir, hadis, fıkıh, haka, tasavvuf, işte o bu sohbetlerin konusudur. Başka yerlerde yok. O ilimleri, ya Rabbi diyor, ya varisenli, ey varis olan Allah, Allah'ın bir ismi de varis. Varis ne demek? Varis, Türkçeleşmiş. Bu, bunun varisi. Yani, o öldüğü zaman mirası kime kalırsa, ona onun nesi diyorlar, varisi diyorlar.

  184. 1:22:59

    Ama Allah-u Teala ne buyuruyor Kur'an-ı Kerim'de? O diyor ki, evim acaba kime kalacak? O diyor ki, ulan biraz daha yaşayayım, düşmanıma kalmasın. O diyor, vasiyeti şuna yaptım, buna çok gıcığım, buna bırakmayalım. Herkes kendinden sonraki, yani bir kısmı da zaten kendi ölümünü hiç düşünmüyor. Ölümünü hiç düşünmediğinden miras, varis de hiç düşünmüyor.

  185. 1:23:24

    Ama bir kısmı da, varisim kim olacak, düşmanıma kalmasın, anladın mı? Ama dairen deli öyle dememiş yani. Malı cemmet, mülkü cemmet, kalırsa düşmana kalsın, dosta muhtaç olma tek demiş, yanlış söylemiş yani. Ama o da bir laf, o da bir tez. Ve lakin,

  186. 1:23:45

    şimdi bu mal kime kalacak sorunu var. E bu da zenginlerde çok önemli bir soru. Adamı sevmiyor, küçük olmuş, ama resmiyette şurada burada bir vesileyle para ona kalacak. Ya Rabb'el alemin. cehennemde o paradan sebep yan, adam burada düşmanına kalsın, o da oradan pro tuttursun. Ya Rabb'el alemin. Onun için Allah-u Teala buyuruyor ki, hepiniz varisinizi, mirasınızı düşünüyorsunuz,

  187. 1:24:16

    ama şunu bilin ki, hepinizi öldüreceğim, bütün hepinizi yerle yeksan edeceğim, topraklara karıştıracağım, dünyanın her tarafın, malınızın, mülkünüzün, okuyamadığınız, gelemediğiniz, bütün dünya, bütün alemler, pırlantalar, mücevherler, Allah ne ya? Allah ne ya? Adam şu kadar bir şey, milyon dolar ediyor ya.

  188. 1:24:40

    Hepsinin varisi ben olacağım diyor. Niye varisler bizim? Vârisler biziz. Ne demek vâris biziz? İnnâ nehnu nerisul erdâ ve men aleyhâ. Yeryüzünün küllüsünü ve üzerindeki nefsini, cümlesini. Vârisi benim, diyor. Yani ne demek? Herkesin pili bitecek, herkesi öldüreceğim, diyor. O zaman soracağım, diyor.

  189. 1:25:07

    Limenil mülkül yevm. Melekleri de öldürmüş. İki sur arasında melekler ölecek. Birinci surdan sonra ölecekler. İkinci surdan biz dirilmeden önce dirilecekler. Çünkü mahşerin işlerini yönetmek için. Mevla tek kaldığı zaman, zaten hep tek hakikatta da, limenil mülkül yevm. Bugün mülk kime ait? Hükümranlık kime ait?

  190. 1:25:36

    Bursa'yı paylaşamıyorsun. Çekirge'yi paylaşamıyorsun. Çekirge'deki bir apartmanda ne mücadeleler var. Bir yere geliyorsun, elli metre için kavga ediyorsun. Bir metre için birbirini vuruyorlar mı, vurmuyorlar mı? Vuruyorlar. Hele bizim Karadeniz'de yarım metre için adamı ne yaparlar? Oyalar ya. Ondan sonra, ya arkadaş!

  191. 1:26:01

    Ondan sonra o hapise, öbürü mezara, bu hapise, sonra onun çocukları birbirine, kan davası uzadı gitti, yüz yirmi sene devam eden kan davaları var ya, ya arkadaş! Değer mi? Yeryüzü de bana kalacak, senin ev de bana kalacak diyor. O kenara sakladığın dolar varsa, para varsa o da bana kalacak. Yastık altı, gömü var, o da bana kalacak.

  192. 1:26:26

    Elbiselerin, arabaların, zümrütlerin, yağmurların, bütün krallar. Ve ileyna yüce Allah. Herkes ancak bize dönecek. Nasıl gelecek? Çulsuz gelecek. Sünnetsiz gelecek. Çıplak ayak gelecek. Donsuz gelecek. Tühşerûne hufâten urâten hurle. Yalın ayak, başı kabak, anandan doğduğun gibi geleceksin mahşere diyor.

  193. 1:26:52

    Hiçbir şeyin yok. E şimdi de sen, ya Rabbi sen varsın, benim Allah'ım var, kimsem yok. Zaruret miktarı verdiklerinden yararlanıyorum. Mal senin, mülk senin. Şimdi o benim, bu benim. Hadi o gün cevap ver bakalım. Herkes ölüyken, limenil mülkül yevm. Bugün mülk kime ait? Bir kişi diri yok. Cebrail Aleyhisselam da ölmüş o arada.

  194. 1:27:20

    Kimse diyemiyor ki sana. Çünkü soran da o cevap verendir. Lillâhil vâhidil gahr. Bir olan, ölümle beraber herkesi kahreden, ezici gücünü herkese işleten ve herkesin işini bitiren, herkesi yok eden, kendisi baki kalan Allah. İşte o zaman Allah'ın varisliği tahkuk ediyor. Çünkü siz bize döndüreceksiniz.

  195. 1:27:48

    O arada ben sizi iki sur arasında öldüreceğim. Bir tane canlı bırakmayacağım. Peki mallarınız, mülkleriniz kime kaldı? Mirası kim? Varis kim? Varis misiniz Allah'a göre? Bize kaldı hepsi. E zaten benim ne ihtiyacım var? Ben yarattım, ben yok ettim. E şimdi onun için değmez yani. Allah'ı kızdırmaya, kazaplandırmaya gelmez yani.

  196. 1:28:12

    Razı edelim Mevlamız'ı ya. Onun razı olduğu işler, bizim de faydamıza işler. Helallara riayet etsen, haramlardan sakınsan sen kurtulursun. Haramlar hep zararlı şeyler zaten. Emirlerini tutsan sen kazanırsın dünya ahiret. Mevla kârdan, zarardan münezzehtir kardeşim ya. Kendi iyiliğini düşün. Allah'tan akıl ver ya.

  197. 1:28:32

    Bak ey varis olan Allah diyor. Beni de aklımı, ahiret aklımı çalıştıran ilme ulaştır diyor. Âmin. İşte bu ismi şerif, iki tane isim okuduk şimdi. Bir ismi baki ismi, esma üstüne doksan dokuzu sayarsan, el baki'den sonra ne geliyor? El varis diyor. El baki, el varis. Burada da baki ismine, varis ismini Dimyatî Hazretleri almış.

  198. 1:29:01

    Her kim bu beyti bin kere zikrederse, ne darı varsa, ne sıkıntısı varsa, maddi imkansız da varsa, hepsinden kurtulur. Bu beyti okuyor bin kere. Bu kadar. İki ismi şerif okumuş oluyor. Bir iş hakkında şaşıp kalırsa, almayayım mı, gideyim mi, gelmeyeyim mi? Şaşırdın kaldın. Ne yapsın bu beyti şerifi? Akşam ile yatsı arasında bin kere okursa,

  199. 1:29:36

    Allah'tan hemen ona bir ilham ve irşad geliyor ve o içteki şaşkınlığı zahir olup doğruyu buluyor. Bu Beyt-i Şerif'i okuyan kişiler rüşve nâil olur, Bu beyti şerifi okumuş. hayırlı muradına nâil olur, özellikle akşam yatsı arasında bin kere okunmasında şaşıp kalanlar, bazı kere insan bocalıyor, punalıyor, bazı olaylar oluyor, çıkamıyorsun işin içinden.

  200. 1:29:59

    Allah bir çıkış kapısı yaratması için bu ismi şerifler okunuyor. Bu 78. sahibe, Lâlegül dergisi dergi değildir, ciltler dolusu kitaba bedeldir. Bu derginin 78. sahibinde dışarıda size çıkarken de arz ediliyor. Bu arada Ağustos Yaynevi mobil uygulamayı yayına almış. Siz anlıyor musunuz mobil uygulamadan?

  201. 1:30:24

    Mobil ne demek? Cep telefonuna inmiş. Mobil uygulama, bu ne demek yani? Bunları ben okuyamıyorum. iOS ve Android telefonlardan kolayca indiriliyor, Ağustos Yaynevi kullanılabiliyor. Şimdi, burada o zaman herhalde cep telefonundan kitabı mı okuyabiliyor? Dergiyi okuyabiliyor, kitabı okuyabiliyor, arabada, yolda, izde, yanında taşımıyor, cep telefonuna indiriyor uygulamayı,

  202. 1:30:54

    oradan bu ilimlere ulaşabiliyor. Ben öyle anladım. Mobil uygulamanın açılışına özel bir kampanya yapmışlar, her siparişe özel 40 adet şerif kitabını hediye ediyormuşlar. 40 adet şerif nasıl bir kitap biliyor musun? O 40 adet şerifler içinde peki ne 40'ı, ne 80'i, ne 180'i? O kadar hadis yazdım. Ama başlıca Bukhari, Müslüm, Nesai, Ebu Davud, İbn-i Mace, Tirmizi.

  203. 1:31:18

    6 hadis imamının ittifak ettiği hadisler. 40'ında da 6 hadis imamı da ittifak etmiş. Daha ondan sahi yok. O 40 hadiste ne ilimler var? Kaderle ilgili, alın yasıyla ilgili, sahabeyle ilgili, komşu haklarıyla ilgili, misafir ikramıyla ilgili. Benim kitaplarımda en camiyetlisi o oldu. Böyle büyük, şöyle kalın.

  204. 1:31:41

    40 hadis şerif de her eve ocağa lazım. Onu da hediye ediyorlarmış. Bu mobil uygulamaya, efendim, işte demek katılanlara, uyuyanlara. Herkes istifade etsin diye. Bir de Efendi Hazretlerimizin tefsiri Ruhul Furkan. Şu anda kaç çıktı? Kaç? He? 19. Siz bir bakalım, evinizde 19 var mı? 20. çalışıyor. 20.

  205. 1:32:08

    cid geliyor inşallah. Ölmeden bitiririm inşallah. Hud Suresini yapıyoruz. 20'ye çalışıyorum. Şu an çok önemli. Efendi Hazretleri buyurdu, bu tefsirin misli yazılmamış. bu tefsiri bize Resulullah S.A.V. yazılmasını emretti. Efendi Hazretleri bize buyurdu, Ahmet bu tefsiri yaptığın amellerin en faziletlisi bulundu.

  206. 1:32:28

    Efendi Hazretlerimiz buyurdu, bunun her yazılışında, her harfi, her şey Resulullah S.A.V.'e arz ediliyor. Onun tasdikinden geçiyor. Bize de buyurdu ki buna devam edin. Biz ondan öğrendiğimiz usul üzere, onun tasarrufu ile devam ediyoruz. 19 cilt çıkmış. 20. cilt çıkmadan, bir de 1. 2. cilde yeniden tahsiye ettik, güzel, çok çalıştık.

  207. 1:32:53

    Çünkü ilk ve ikinci cilde o zamanki imkanlardan olduğu için, kaynaklar bakımından vs. Maddi imkanları olanlar, 1-2'yi yeniden alsın, öbürlerini de diğer insanlara hediye edebilirler. Bir yanlışlık yok da, çok daha güzel hazırlandı 1 ile 2, 3-4'ü de yeniden yaptık. 12'ye kadar gidecek, o eski usul olduğu için, mizampajlar, şeyler vs.

  208. 1:33:14

    onların değişiklikleri var. Şey aynı, içerik şey değil. Ama daha güzelin sonu yok, mükemmelin sonu yok. Onları o şekilde hazırlıyoruz. 19 cilt takım olarak, kampanya yapmışlar, 3.900 lira, büyük bir indirim yapmışlar. Yani şu anda şamua kağıt, kağıt, euro ile, o kadar pahalı, ahıska yayınları, indirim yapmışlar.

  209. 1:33:39

    19 cilde 3.900 lira, müracaat edenlere veriyoruz, diyorlar. Allah-u Teala, Efendi Hazretlerimiz buyurdu. Her gün, Allah bize kitap indirdi, Kur'an indirdi. O kitabında bize ne buyuruyor? En az 15 dakika, Ruhul Furkan tefsirini okuyun. Kürsüden söyledim bunu kaç kere. En az 15 dakika, Ruhul Furkan tefsirini okuyun, Allah ile konuşmaktır.

  210. 1:34:05

    Kainatı yaratan Allah sana, daha fazla vakit versen daha iyi. Çünkü Kur'an'ın tefsirinden daha büyük ilim olamaz, hadis-i şerifler de onun içinde, Kur'an'ı tefsir ediyor, hem ayet hem hadisi bir anda okumuş oluyor. Daha ne arıyorsun böyle kitap? İnşallah 2021 öyle gidecek, cüzleri Allah, hayırlı uzun ömürlerle, saadet ve afiyetlerle cümlenize cümlemize, yetişmeyi, kavuşmayı,

  211. 1:34:29

    okumayı, amel etmeyi, istifadeyi nasip ve müesser eylesin. Amin.