19:51 / 57:39

  1. 00:00

    Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi ve salatu ve selamu aleyhi ve seyyidina Rasûlillahi ve aleyhi ve sahbihi. Ecmain, kıymetli dinleyicilerimiz, takipçilerimiz, bu programda inşâAllahurrahman size Kur'an ehli kıymetli büyüğümüz, hocamız, benim de hocam, talim, tecvid, kıraat hususunda, çocukluğumda ağzımı düzelten, bende çok emeği olan

  2. 00:33

    bir hocamı takdim edeceğim, tanıtacağım. Ekseri, tabi cemaat içinde hocamı tanırlar ama diğer insanlar da tanısınlar, ilim ehlinden, Kur'an ehlinden istifade etsinler. Aynı zamanda kumrulu kız medreselerinin, Efendi Hazretlerimizin en çok önem verdiği kız medreselerimizin baş müderisesi Fatma Temür Hocaannemizin, Allah selamet versin, hizmetlerini daim etsin,

  3. 01:04

    nazardan şerden muhafaza etsin, kıymetli Efendi Hazretlerimizin yolunun en büyük müdafiası, Hocaannemizin de kıymetli eşi ve Mahmut Efendi Hazretlerimizin talebelerinden, özel talebelerinden, ilk talebelerinden, ve Ali Haydar Efendi Hazretlerimizi görmekle şeref olmuş, yani birçok sıfatı, unvanı olan Kadir Temir Hocamızı misafir ediyoruz Haydar'da.

  4. 01:30

    Hocam hoş sefa geldin. Allah razı olsun, teşekkür ederim. Allah'ım size hayırlı uzun ömür, saati ve afiyet ve daha nice hizmetler nasip etsin. Afiyetle daha nice hizmetler nasip etsin. Hocam hiç durmuyor, Efendimiz'in yolunu muhafaza hususunda. Ne zaman telefon ediyorum, şimdiki Antep'teyiz, Urfa'dayız, Bandırma'dayız.

  5. 01:49

    Yani hiçbir telefonda, İstanbul'da evlerinde durmuyorlar. Yaşları benden tabi baya fazla olmasına rağmen. hem o cennemiz hem... Hocaannemiz, hem kıymetli Hocam, bu yolda Cihad, emr-i bül maruf, ney-i amkâr, Efendi'nin rabıtası, yolunun, tarikatın, şeriatın muhafazası, tabi çok medreselere binlerce,

  6. 02:10

    on binlerce talebe yetiştirdiler, yani hakikaten gıpta ediyoruz, hepimiz maşâAllah diyelim, maşâAllah, lakum. Kuvvete illa billah. Allah hizmetlerini daim ve kaim eylesin. Kıymetli hocam, sizin Afyonlu olduğunuzu biliyorum zaten. Afyon'dan kaç yaşında İstanbul'a ilim için, okumak için mi geldiniz, nasıl geldiniz?

  7. 02:33

    Ve ilk hangi hocalara ulaştınız? Oradan bizi bilgilendirirseniz çok feyizleneceğiz inşâAllah. Ben ilkokulu kendi köyümüzde, yani İsmail Köyü'nde bitirdim. Ondan sonra köyümüzün imamı rahmetli oldu şimdi. Talat Hoca Efendi vardı. Yine benim talim hocam İsmail Efendi'nin talebesiydi o. Onu da hafızlık yapmış, onu da hafız olmuş.

  8. 03:06

    Keçikbacak İsmail Efendi meşhur, Kur'an. Evet, onu da Kur'an okuduk evvela. Kur'an okuduktan sonra tabii öğrendikten sonra... Köyümüzde bizim cemiyetimiz oldu. Cemiyetimizde Afyon'un büyük alimlerinden dört mezhebe fetva veren Cemal Hoca Efendi vardı. Onlar geldiler. Maşallah, güzel oldu, dualar edildi.

  9. 03:40

    Ondan sonra tabii biz devamlı camiye gidiyoruz. Hocamız ezanları bana okutturuyor falan. Afyon'un ileri gelenlerinden... Şerafettin Geneloğlu vardı. Şimdi Zeki abinin şeyi, amcası. O babama dedi ki, Kadir'i İstanbul'a götürelim, orada okutalım dedi falan. Babam da olur dedi. Sene kaç hocam? Sene 1958.

  10. 04:24

    Babamın daha fazla adama da ihtiyacı var çünkü köylülük. Babam köyün ileri gelen varlıklı adamlarındandı ve tamam dedi babam, biraz annem razı olmadı bu çocuk dedi, orada ne yapar, kimsesi yok falan filan ama annemi de razı etti. falan. Ama annemi de rahatsız etti. Babamla beraber beni getirdiler İstanbul'a.

  11. 04:57

    İstanbul'da bir Hacı Osman Efendi, Hacı Osman Akosman'ın Ahmet Efendi vardı, onun tanıdığıymış yani. Onunla beraber kursları gezdirdiler. O zaman İsmail Ağa'nın medreseleri var biliyorsunuz caminin içinde. Taş medreseleri. Eşref Bey zamanında. 4 ay okuduktan sonra izine çıktık biz, Ramazan geldi, Ramazan'da tatil oldu.

  12. 05:34

    Tabi tekrar biz Afyon'a gittik, orada derken Efendi'nin kardeşi İsmail Hoca ile karşılaştık. Afyon'da. Meğerse o da mukabele okumaya gelmiş, Otpazarı Camii'nde mukabele okuyordu. Ramazan'larda geliyorlardı. Geliyorlardı, Ramazan'dan sonra. Sen o arada Hocam Efendi'yi orada camide falan gördün mü? Yok o zamanda.

  13. 06:03

    O 4 ay Eşref Bey zamanında görmedin mi? Görüyordum, görüyordum. Her zaman gelip elini öpüyordum falan. Çok şey yapıyordum. Yaşınız o zaman kaçtı Hocam? Efendim? Yaşın kaçtı Hocam 58'lerde? 13-14 yaşlarında. Ondan sonra Efendi'nin elini öpüyordum. Hatta onun mihrab okuyuşu çok güzeldi. Onu çok dinliyordum.

  14. 06:27

    Ondan sonra İsmail Hoca seni bizim tarafa alalım dedi. Olur. Ama Eşref Bey çok direndi o işte. Vermek istemedi falan. Eşref Bey'in orada ne eğitimi vardı Hocam? Eşref Bey kendisi Babamın da dostuydu, arkadaşıydı. Öyle mi? Sonra Fatih Koleji'ni kurdu. Ben de orada bir sene okudum. O zaman tanıyorum onu.

  15. 06:59

    İyi bir insandı. Şeye bağlıydı. Bu İskender Paşa'ya bağlıydı. Kendisinin işi efendim ambarı vardı Sirkici'de. Buradan yaya gider, yaya gelir. Tek başına yaşardı yani o. Evli falan da değildi. Talebelere hizmet ediyordu. Ondan sonra İsmail Hoca beni tarafına aldı tabii. Başladık biz onu da okumaya. O zaman nerede kalıyorsun?

  16. 07:33

    O zaman İsmail Ağa'nın iki tane odası vardı. Bir Hatmi Şerif Odası, bir de arkada ufak bir oda vardı. Şimdiki olan yerler hep bahçeydi. Bahçeydi. Ben de yetiştim. Efendinin de şöyle böyle 8-10 kadar talebesi vardı. İbrahim Hoca falan. Denizli İbrahim Efendi. İbrahim Efendi vardı. Hep gelirlerdi. İmam-ı Azam vardı.

  17. 08:01

    Nur Efendi. Onlar Kudür'ü okuyorlardı. Efendinin kardeşinden. İsmail Hoca'dan. İkindiden sonra. Efendi de gelip dinliyordu onu. Biz Efendi'nin oğlu Ahmet Efendi'yle beraber biz emsileden başladık. O zaman en ufak bizdik yani. Ondan sonra tabii Senin hocam doğumun? 1944. Ahmet Hoca'dan yaşlarsın sen.

  18. 08:33

    Tabii. Ondan sonra tabii her gün böyle devam ettik. Sonra emsile bina maksut evamil efendim Tek İsmail Hoca mı okutuyor? İsmail Hoca okutuyordu. Sadece okutuyordu. Ama şeyede Ama büyüklere de kudûr dersi okutuyordu, yani ilmi çok güzel bir ilmi vardı. büyüklere de Kudür dersi okutuyordu. Güzel ilmi vardı.

  19. 09:07

    Ondan sonra tabii eğitiler oldu. Ondan sonra tabi itilal oldu, 60 itilal oldu. 60 eğitiler oldu. Efendi orada talebeleri tutamaz hale geldi. Çünkü çok sıkı yönetim. İki kişi yani caddede gezemiyordu yan yana o kadar sıkıydı yani. E tabii biz de memlekete gitmek mecburiyetindeyiz. Herkes hazırlanıyor.

  20. 09:35

    Ben de hazırlanıyordum. Gel de bana dedi Efendi Hazretleri ne yapıyorsun? Dedim işte hazırlık yapıyoruz. Döneceğiz memlekete. Sen dedi kal dedi. Sen küçüksün. Sana bir şey olmaz. Sen kal dedi. Sen gitme. Biz öyle kaldık. Öyle kaldık işte. Kesikbacık Efendi'yi o arada siz O arada siz hangi senelerde talim, kıraat aldınız?

  21. 10:03

    Bundan sonra, daha sonra aldım. Ha o daha sonra, tamam. Daha sonra aldım ben. O arada, Ali Erdal Efendi babamızı gördünüz. Gördüm, tabii, gördüm. Gidiyor, gittim ben elini öptüm. Efendiyle mi gittiniz? Efendiyle gittim. O efendi bizi Miraç günleri gönderdi. birbirleri ona, başka onu pek farza ziyaret etmek yaşlı oldu.

  22. 10:24

    İmkanı yoktu. Evet. Elini öptün. Elini öptüm. Hatta benim buralarımın su az da değil yine. Elini öptüm, hatta benim buralarımı su aldı da eliyle falan. Kaddesallâhu aleyhi ve sellem. E bereket. E ondan sonra. Allah Allah. Hatta oğulları geldi. Şerif Ağabey, Halid Ağabey. Ondan sonra. Bahattin Ağabey.

  23. 10:46

    Bahattin Ağabey'e aşırı okutturdu falan. En sonunda dedi, evlatlarım ben sizi dedi Allah'a emanet ettim dedi. Hiç unutmuyorum. Allah Allah. Sen hocam Efendi Baba'dan Allah'a emanet misin yani? Hiç. Büyük bir ibadiyarlık ya. Elhamdülillah. Ondan sonra. Nasıl hocam böyle gür sakallı? Ben korktum yani elini öpmeye giderken ellerim falan titredim yani.

  24. 11:12

    Çok. O kadar heybetliydi Efendi Baba. Allah Allah. Hatta mesela o yaştayken gözlük kullanmıyordu. Haa. 150 mumluk bir şeyi vardı. Elinde tutuyor. Lambayı. Ondan sonra kitabı oradan okuyordu yani. Allah Allah. Böyle yani. Hala kitap bakıyordu yani. Hala kitap bakıyordu ondan sonra. Kim vefatına bir sene kalmış.

  25. 11:32

    Hiç. Cemaat çoğu oldu tabii tekkenin içinde. Dediler ki ondan sonra bu bina çöker bu kadar yük taşımaz. Boşaltalım yani orayı. Çok kolabo oldu çünkü. Ne oluyor dedi. Biliyorsunuz kulakları Efendi Baba'nın az duyuyor. Az duyuyor. Dediler böyle böyle. Olmaz dedi oturun aşağıya bir şey olmaz falan. Allah Allah.

  26. 11:58

    Kaddes Allah'a şükür. Öyleyse kandillerde falan birkaç kere gittin. Tabii gittik tabii canım. Çok büyük bir şey. Şimdi bizim gibiler için bulunmaz bir şey sizin bu fırsat. Allah vermiş size. İnşallah. Elhamdülillah. Efendi Hazretleri günde iki defa giderdi Efendi Baba'ya. Biz sabahleyin saat 10'a kadar camide tarikat dersini yapardı.

  27. 12:25

    Ondan sonra giderdi ziyarete. Bir de ikindiden sonra giderdi. İkinden sonra giderdi. Günde iki defa giderdi. Manen işte gel diyormuş devamlı ki. İşte vakti az kaldı diyormuş yetiştireyim diyormuş. Ondan sonra hatta şunu dermiş büyüklerden işitirdik tabii biz. Tabii o zamanda. O zamanda büyükler vardı.

  28. 12:50

    İhvanlar vardı her biri bambaşkaydı onun ihvanları. Yani böyle bir şeyh efendi gibiydi yani hepsi yani o kadar. Allah Allah. Ondan sonra keşke dermiş evladım bana bir 10 sene evvel gelseydin bana. Kavuşabilseydik. Kavuşabilseydin falan dermiş yani böyle. Ve çok tatlı günler geçti tabii. Sonra Efendi Hazretleri bilfiil okuttu mu size?

  29. 13:19

    Efendi dediler. Efendi Hazretlerinden bizi okuduk. Biz de okuduk şu şeyi okuduk. Meydani okuttu bize. Allah Allah. Meydanın son zamanına kadar hemen hemen geldik. Esas o meydanın okunması da Sülali'yi tahir eden bir Mehmet Efendi vardı. Mersinli Mehmet Efendi. Efendi babanın ihvanıymış bu. Sonra Efendi Baba vefat ettikten sonra Efendi Hazretlerine geldi.

  30. 13:51

    Baktım ben ilmi çok şey. Dedim bize okutur musun? Hoca bulmak da zor. Efendinin işi çok. Bir oraya gidiyor bir oraya gidiyor. Efendim gittiği yerler. Bir bandırmaya gidiyor. Bir Karacabey'e gidiyor. Bir Bursa'ya gidiyor. Haydi Eskişehir'e gidiyor. Hep ihvanları dolaşıyor toparlamak için. Tabi Efendi Baba'dan sonra.

  31. 14:15

    Ondan sonra tabi dedi okuturum ama dedi siz bana gelirseniz dedi. Evi de Aksaray'daydı. Ahmet Efendi bir de Hüseyin Hoca Efendi Hüseyin Ay. Hüseyin Ay rahmetullah. İkimiz ona gittik talebe olduk. Bizi okuttu. Efendi de ondan sonra ben askere gittim. Askerden dönüşte köydeydim. Efendi Hüseyin Hocayla bana haber yolladı.

  32. 14:45

    Çabuk gelsin biz ders başladık diye. Şimdi geldi Hüseyin Hoca ya babam da artık yeter gitme falan demeye başladı. Okudun diyor. Yeter artık bu kadar. Ondan sonra, velhasıl Hüseyin Hoca çok üzerinde durdu, sonra babam dedi, ya buna borcun mu var oğlum dedi, yani çok konuşuyordun falan, yok dedim babam, e niye, dedim hocam böyle diyormuş, e öyleyse git oğlum dedi, ne yapalım dedi babam, ondan sonra.

  33. 15:16

    Baban da Efendi Hazretleri seni gördü tabii sonra. Efendi babayı gördü mü acaba? Göremedi, efendiyi gördü. Sonra geldiniz, meydani mi devam ediyor? Sonra geldik, meydanı başlamış Efendi Hazretleri. Meydanı başlamış Efendi Hazretleri oradan. O zatın şeyinden. Evet, ondan sonra. O meydanı sonuna hemen...

  34. 15:33

    O meydanı bitimine kadar devam ettik. Allah Allah. Bitiminde Efendi Baba demiş ki size şey yeter. Mültegâ. Mültegâ yeter demiş. Ondan sonra Mültegâ'ya döndü. Mültegâ'ya döndü Efendi Hazretleri. Allah Allah. Evet öyle oldu. Sonra Efendi Baba'nın vefatından sonra Efendi'nin yanında kaldınız. Kaldım ben oradan kaldım.

  35. 16:00

    Ondan sonra her gün biz Efendi babayı ziyarete gidiyoruz. Kabiristan'a. Vefattan, definden sonra. Ahmet'i bir tarafına alıyor, beni bir tarafına alıyor Efendi Hazretleri. Hem de o zaman yaya gidiyoruz yani haraba falan yok. Aşağıdan doğru mu tramandan? Tramandan değil de Beyci'yi Zungur'dan Nurettin Tekkesi'ye.

  36. 16:25

    Tekkesin oradan. Ondan sonra Edirne kapıya çıkıyoruz. Kara gömlükten çıkıyoruz. Ondan sonra Kabiristan'a varıyoruz. Her gün böyle Nurettin Tekkesi'ne geldiği zaman Fatih'e okuyor Efendi Hazretleri. Giderken de bize Efendim hep soru soruyor. Nasara ne kelime? Fiil-i mazı. Hangi baptan gelir? Birinci baptan gelir.

  37. 16:46

    Amil mi olur? Mamil mi olur? Böyle hem soruyor hem elinde de tespih. Bize de diyor ki sağa sola bakmayın. Ayaklarınızı mucağına bakın. O iyi alışmış ama biz yine İnsan ayaklarınıza başlayınca da yürüyemiyor. Başını dönüyor. Önünüze bakın. Ayaklarınızı mucağına bakın. Ondan sonra öyle Kabiristan'a varıyoruz.

  38. 17:11

    Orada Yasin okuyor. Yasin okuduktan sonra biraz mürakabiyat alıyor Efendi Hazretleri. Ondan sonra tekrar yaya olarak aynı yoldan geliyoruz. Efendi Hazretleri bazen de ihvanlığa geliyor. Onlara mektubat falan okuyayım derken genç kaldığı zamanda da o eski Zekeriya vardı siz onu biliyorsunuz. Manifatracı.

  39. 17:36

    Şoför de o zaman. Sonra Nalburluk da yaptı kumruluğunun orada. Onun arabasını alıp gidiyorduk böyle. Velhasıl uzun bir dümede belki iki seneden daha fazla böyle her gün gittik. Her gün? Her gün. Allah Allah. Ondan sonra bir gün Efendi Hazretlerine dedim ya yani Efendi Hazretleri dedim yani biz Yasin okusak İsmaila'dan Efendi Babanın ruhuna gelmez mi dedim.

  40. 18:05

    Gelir dedi. Dedim niye her gün gelip gitmiyoruz. Oradan okusak yani anlaşıldı mı? Evet. Dedi ki Efendi Hazretleri Efendi Babam bana dedi ki benim etrafımdan ayrılmayın. Ben öldükten sonra da okutacağım sizi. Ben onun için geliyorum dedi. Hiç unutmuyorum ben bunu. Allah Allah. Ben bunu kendim bizzat ağzından duydum yani.

  41. 18:34

    Allah Allah. Anlaşıldı mı? Aynı böyle. Ya. Ondan sonra. Ve bunu kürsüden de Efendi Hazretleri çok zaman söyledi. Şohbetlerde de kaydı var. Söyledi yani. Kürsüden de söyledi. Söylerdi evet. Ve böyle iki iki buçuk sene devamlı gittik geldik yani. Allah Allah. Belki daha fazla yani şeyini bilmiyorum. En az iki sene olduğu kesin.

  42. 18:57

    Kesin bir defa iki sene olduğu kesin. Her gün hocam ya. Her gün gidip geliyoruz. Allah Allah. Kar var kış var ya. Hiçbir şey yani kar olmuş. Hem de yaya gidiyoruz yani. Araba falan hani git gel. Arabada yok o zaman. Hiç kimse de yok. Hiç kimse de yok. Sonradan bizim kayınpederin Hasan Çelik'in arabası oldu falan filan da ondan sonra.

  43. 19:20

    Evet hem birkaç araba sonradan geldi birkaç. Öyle oldu. Sonra hatta o Zekeriya'da ihvan oldu sonra falan. He o zaman ihvan değildi he. Değildi. Onun babasının şeyi vardı. Muhallebicisi vardı daha şeyde ben çocuktum orada zerde yiyordum. Lokantası falan vardı. Lokantası vardı. Şeyin Kovacı dedenin orada.

  44. 19:41

    Evet evet. Orada vardı rahmetli olduğun babası da. Çok yani böyle güzel ihvanlar güzel insanlar vardı. Çok canım böyle cana yakın. Hatta efendim bir zamanlar Üsküdar'da O da Ahmet Vanlı ihvanlara orada sohbet ediyordu, sonra onun okul meselesi olunca o bıraktı o işi, Efendi biraz ona darıldı ondan sonra, bana dedi ki, ihvanlara git sen orada sohbet et.

  45. 19:58

    Ahmet gidiyordum. Orada şoförler vardı. Kocam Ahmet Efendi. Kocam Ahmet Efendi, Efendi Baba'nın ihvanları. Büyük onlar. He, büyük onlar. Hep ondan sonra. Hadd-i Şerif'te kapılarda duran. Ferhat abi vardı. O da şoför. Evet, biliyorum. Hep şoförlerdi onlar. O da şoför, hep şoförler. Acı Cevdet vardı. Eyüp Efendi vardı, Eyüp Amca.

  46. 20:39

    Hep vardı. Ekmekçi vardı. Bir ekmek fırını falan vardı onun. Onlar vardı. Bana Efendi Hazretleri şey yapıyordu. Mektubattan okuduyordu. Okuyordu. Risale-i Kudsiye'den de. İşte orada Hadd-i Şerif yaptırdım. Bir gittik. Sohbet ettiriyor. O zaman çok iyiymiş Efendi Baba. Sonra okul işleri resmiyete girmiş.

  47. 21:08

    Ondan sonra şey yaptı. Ondan sonra. Velhasıl öyle devam edildi. Yani öyle. Efendi Hazretleri hiç bırakmadı Hadd-i Şerifleri. hiçbir zaman bırakmadı. İtilaldı hatta. Beni kapıya nöbetçi bırakırdı. Derdi ki ortalıyız beraber. Sen kapıda bekle. Böyle polis molis gelirken kapıya vuruver böyle. Cüzler koltuklarının altında.

  48. 21:40

    Hatim yapıyoruz. Allah Allah. Şu Hadd-i Şerifi tarikat sayıyorlar. Mevkufat. Mevkufat kitabı okuyormuşum gibi. Senin Mevkufat kitabı elinde. Mevkufat da mültakanın Osmanlıcası yani. Arkadaşları tanımıyorlar. Efendi Hazretleri 15 günde veya 1 ayda bir de Aliyektah Efendi'ye ziyarete giderdi. Fatih Müftüsü.

  49. 22:08

    O Efendi Baba'nın ihvanıydı biliyorsunuz. İhvanı ve çok hizmetinde bulunmuş. Mektubat Arapçası olarak bir tek de okula vardı o zaman. Kimsede yoktu. Osmanlıcası vardı. Osmanlıcası biliyorsunuz Arapçasından daha zor. Anlamadığı yerleri gidip oradan Aliyektah Efendi'ye soruyor. Mektubata bakardı yani.

  50. 22:34

    Ondaki Arapçadan çözmek için. Aliyektah Efendi baktı bu iş olmayacaktı. Bunları bari sana satayım dedi falan. Olur dedi Efendi Hazretleri. Ne vereceğiz buna? 500 lira vereceksin. Ama 500 lira çok büyük para. Efendi'nin maaşı 70 lira 80 lira. En son da rahmetli Haspıcı'ya dedi ki Haspıcı dedi böyle böyle bir mektubat var.

  51. 23:06

    Bunları almamız lazım. Beraber ortak alalım. İhvana hizmet edelim. O da tamam dedi. Beraber aldılar mektubatı. İlk defa Arapça oldu. Ondan sonra Süleyman Efendiler bin takım bastırdılar. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri. Ondan sonra onlar hepsine emir verdi. Herkes dedi mektubatı okuyan da okumayan dedi Efendi Hazretleri.

  52. 23:36

    Herkes dedi alsın onu. Tabi kitap bulunsun yani elimizde. O şeyleri hepsini biz aldık. İhvan aldı. İhvanı aldı yani. Ondan sonra da zaten genişledi. Herkes bastı. Böyle bir durum oldu. Allah Allah. Sonra bu kız medreseleri mi kurmanız hocam? Hani evlenmeniz. Kız medreseleri senin tabi emriyle. Ben geldim tabi.

  53. 24:04

    Şimdi tabi o zaman beni bir gün çağırdı. Hocamın kayınpederi de Allah şifa afiyet versin. Biz geçen ziyaret edip resim paylaşmıştık. Hasan Çelik abimiz Efendi Hazretleri hakkında şiir yazdı, kitap yazdı. O videoları da var. En çok ona güler. En çok mutlu olur, neşeli olur. Ben de çok arabasında sefer yapmışım.

  54. 24:30

    Hasan Çelik Fatma Hocamızın da babası. Hocamın da kayınpederi. Buraya geldik şimdi bakalım. Efendi nasıl buyurdu? Ramazan geldi tabi. İkinci o zaman. Bizim kayınpederler Ramazan'da teravih kıldırmak için hoca istemişler. Efendiden. Sene kaç hocam? 50 68 veya 69 68-69 evet nereye istemişler hocam? onlar o zaman nerede oturuyor?

  55. 25:08

    Pankaltında benim babamla arkadaşım onlar Yusuf Çelik de vardı ben babanın bekarlığını bilirim yani Ezan okurdu babam, sesi İsmaila'dan Fatih Camii'ne gelirdi, o kadar gür sesi vardı babamın. Gür sesi varmış, öyle diyorlar, Balat'tan duyulmuş diyorlar. Öyle diyorlar. Balattan duyulmuş diyorlar. Ezan okurdu değil mi hocam?

  56. 25:28

    Ezan okurdu. Çok. Ezan okurdu. O zaman Yusuf Şelif'le arkadaşmış, babam biraz geç evlendi zaten. O pankaltında dükkanları vardı. Ben de gitmiştim oraya. Oraya imam istemişler. Dükkanın bir katını boşalttılar. Tamam. Orada cemaat ondan sonra. O zaman beni efendi oraya gönderdi. Sen git dedi. Zaten ağzı düzgün de benim o zaman yani Hoca Efendi'den okuduğum için.

  57. 25:58

    Kesikbacak'tan okumanı da anlatacaktın daha. Onu da anlatacaksın. Evet. Senin ağzın hocam kalıptı ya. Hala da öyle de. Nasıl okuyordun hocam kalıptı ya? Harfleri, mahraçları. Hoca Efendi şey yaptı. Allah razı olsun ondan. Kesikbacak İsmail Efendi. Niye Kesikbacak denmiş hocam? Hocam o Galatasaray ortaokuluna gidiyormuş o.

  58. 26:23

    Tramvay vurmuş onu giderek şey yaparken. Ayaklarını kesildikten sonra. Babası da devlette yüksek bir memurmuş. Ama ne olduğunu bilmiyorum ben tabi. Anlatıyorlar. Demiş ki bundan başka bir şey olmaz. Artık buna böyle bir Kumrul Mescidi yanında böyle nişancıyla oranın arasında bir büfe açmış. Orada artık elinden satış yapıyor.

  59. 26:49

    Satış yapıyor. Engelli. Ondan sonra ama onun dayısı da Ahmet Şükrefendi. Efendim o kura Kumrul Mescidi'de okuturmuş o. Her gün talebeler gelip gidiyor. Demiş ki kendi kendine ya acaba dayım beni de okutur mu? 22 yaşından sonra. Engelli olduktan sonra. Gitmiş dayısına. Dayı demiş beni de okutur musun?

  60. 27:22

    Evladım niye okutmayayım demiş seni. Ben millet oku diyorum. Gel. Efendim Hocaefendi ondan talim tecibit. Ondan sonra aşere takrib tayibe bitirmiş. Ondan sonra Hatta Hacı Aşk Mehmet Efendi de o zaman okuyormuş ama. Mehmet Kutlu Efendi Hazretleri'nin hocası. O da Kesikbaçak Efendi'den tamamlanmış. Evet.

  61. 27:53

    Ondan sonra tabi Hocaefendi bitirmiş ama Hocaefendi vefat etmiş Ahmet Şükrefendi. Hacı Aşk Mehmet Efendi dördüncüzde falanmış aşereden. Demiş ki ben demiş sende okuyacağım demiş. İsmail Efendi'ye. Sen bitirdin bu ilmi O da demiş ki ben seni okutamam. Sen git demiş. Sultan Selim Camii İmamı Hamdi Efendi.

  62. 28:26

    O da kurrağıymış. Varnalı. Hamdi Efendi. Meşhur. O da demiş ki sen varken ben kimseye gitmem. Hocamın çünkü büyük talebesi sensin. İsrar edince bir şartla seni okuturum demiş. Ben bu ilmi dayımdan nasıl aldıysam sana o şekilde vereceğim. Ama sen bana hiçbir şey sormayacaksın. Kabul etmişler. Ondan sonra da Hoca Aşık Kutlu'da dünyayı okuttu.

  63. 28:58

    Hatta Afyon'a götürmüş onu. Keşikbıçak Efendi Afyonlu muydu? Afyonlu değildir. Yunanistan'dan gelmiş. Sonra Afyon'da mı durdu? Afyon'da 8 sene orada kaldı. 8 senede 3500 hafız yetiştirmiş. Ondan sonra da tekrar İstanbul'a döndü. Onun da hadisesi şöyle. O bir talebe yetiştirmiş. Mehmet Eren isminde. Afyon'da bu Mehmet Eren Hoca Efendi kurs açmış.

  64. 29:37

    Kurs açınca tabi orada baya faaliyet göstermiş. O zaman oranın ahalisi de demiş ki ileri gelenleri Hoca Efendi sen askere gidiyorsun bu kurs kapanmasın. Sen kendin gibi birisini birisini koy da buraya, hiç olmazsa bu devam etsin. koy da kurs aç. O da demiş ki, benim gibi bir adam yok. Ama demiş, İstanbul'da hocam var, eğer onu getirirseniz buraya, olur demiş.

  65. 30:09

    Onlar da, üç kişi mi, artık iki kişi mi, o da. Trene biniyorlar, geliyorlar buraya. O zaman vesayet tren, başka bir şey yok. Geliyorlar, Hocaefendi'yi buluyorlar. Hocaefendi'ye söylüyorlar, diyor, yahu ben yarın bir adamım, diyor. Anlaşıldı mı? Diyorlar ki, hocam, bütün maaşın, her türlü ihtiyacın bize ait.

  66. 30:37

    Evin, kiran, her şey, biz ödeyeceğiz. Yeter ki sen bizimle gel. Hoca Efendi diyor ki, bana yarına kadar bir müsaade edin de ben konuşayım yani. İstişare yapıyor. Ertesi gün, nasıl, istişare yapıyor, karar veriyor Hoca Efendi. Burada da bir hikmet var diyor. Hoca Efendi'nin bütün eşyasını yüklüyorlar buradan, afyona gidiyorlar.

  67. 31:02

    Afyonda, Hoca Efendi başlıyor, sekiz sene kalıyor, sekiz senede üç bin beş yüz hafız yetiştiriyor. Dünyayı doldurdu yani. Anlaşıldı mı? Bütün afyonun camileri onun talebesi, köyleri onun talebesiydi. Hep, bütün o zaman. Bütün her tarafa yayıldı. Kimle okudun? Efendim, kesik bacak, İsmail Efendi, tamam, geç, hemen, yola bak.

  68. 31:30

    Çünkü çok düzgün okutuyor. Bizim zamanımızda da öyleydi yani. Kimle okuyorsun sen? Kimle okudun? Efendim, işte İsmail Efendi'ne git, ondan bir yazı al da gel, onu da oku. O da hiç nereye kadar kayıtlıdır. Benden ve duha'ya kadar okumuştur. İlerisini demez Hoca Efendi. Allah Allah. Ne disiplin, ne disiplin.

  69. 31:53

    O zaman hocam, Karadeniz'de falan kıraat mıraat yokmuş. Efendi Hazretleri diyor ki, testegı'yı şu ne mi, testegı'yı şu ne mi, ihtilaf çıkıyordu diyor. Yani, of mof diyoruz ya, of çay kara falan. Kıraat yokmuş. Efendi Hazretleri diyor ki, işte Aşık Kutlu Efendi gelmese, burada hocalar sinne şeyi ayıramıyor.

  70. 32:12

    Hafızlık yaptırıyorlar, galet. Galet tabii. Galet yaptırıyorlar, anamızla babamızla yapıyoruz, galet. Yani Aşık Kutlu da bak, İstanbul'dan kesik bacaktan alıyor. Ben ziyaretine gittim Aşık Kutlu Hoca Efendi'nin, kayınpederimle gittik ona. Bana dedi. Çıparıksa'dan. Dedim ben kıldıramam, seferiyim. Kendisi kıldırdı, namazdan sonra bana aşırı oku dedi.

  71. 32:40

    Okudum aşırı, kalktı geldi, sen dedi hocam da okudun değil mi dedi bana. Nasıl anlıyor, patent patent aynı. Hocam ağız kalıp gibi ya. Allah Allah. Allah'a rağmen aldı götürdü, elimizden tuttuk, odasına götürdü. Bizden epey muhabbet etti falan. Bütün Karadeniz'i o düzeltmiş ağzını. Ya, ya. İşte bir kesik bacak efendinin emeklerine ne kadar her yere gitti yani.

  72. 33:08

    Onun da hocalar esas Ahmet Şükrü Efendi'ymiş. Ahmet Şükrü Efendi'ymiş, şeyinde kesik bacak dayısıymış. Evet, şeyde Fatih Camii'nin kabiristanında mektupta yazıyor zaten Ahmet Şükrü Efendi diye. Allah Allah, hepimizde hakkı var o zaman. Biz ona özel okumamız lazım hocam, senin bizde hakkın var. Hep okuyoruz onları.

  73. 33:27

    He hocam ya. Kesik bacak efendinin şöyle bir sözü var mı hocam? Ben tren kazası geçirmesem ben bu yola hafız olmazdım. Şöyle o şey, talebelerden dediler ki, hocam keşke senin ayakların da yani olsaydı falan. Konuşman öyle dedi. Eğer benim ayaklarım olsaydı, benim arkadaşlarım hep kötü itikatları oldu.

  74. 33:53

    Anlaşıldı mı? Allah benim ayaklarımı aldı ki, bana Kur'an'ı nasip etti. Allah Allah, olan da hayır varın en açık örneği. Öyle buyuruyormuş. Siz kaç sene okudunuz hocam? İstanbul'dan nerede okudunuz? Siz Afyon'da mı okudunuz hocam burada? Dülgerzade camisi vardı. Ergül İsmaila'dan gidiyordum ben oraya.

  75. 34:14

    Oraya. Hatta ben Aşere falan da başladım. Üçüncüz müydü? Dördüncüze kadar geldim. O zaman işte artık orada bıraktık yani. Aşere'de okudunuz. He. Kesik bacak efendinin kendine. Tabii. Hatta bana birkaç defa haber gönderdi. Niye gelmiyorsun? Tamamlamanı istedi. Evet, tamam. İşte artık öyle oldu yani. O kaçta vefat etti?

  76. 34:46

    Yetmiş bir miydi? Herhalde oralardaydı. Kadrişehide mi? Mehmet Akif'in orada, şehitlikin karşı taraftaydı. Karşı tarafta, sakız ağacı değil, karşı tarafta, orada değil mi Kabre-i Şerif'e? Evet, yani orada gösteriyorlar, o meşhur herkes gidip, şiayet ediyor, talebeler ediyor. Orada sorarsan hemen gösteriyorlar.

  77. 35:07

    Sonra hocam şeye geldik, Hasan Ağabey'in şeyine, sizi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in teravih-i imam gönderdi. O konudan buraya girdik. Teravih kıldırdım. Hep Yusuf Çelik de, Niyazi Çelik de, kayınpeder de çok memnun oldular. ondan sonra kayınpeder de çok memnun oldular. Ertesi sene yine şey yaptılar, istediler ondan sonra.

  78. 35:33

    Bir gün Efendi Hazretleri beni çağırdı. Dedi ki, ben dedi Hasan Efendinin kızıyla seninle evlendirmek istiyorum dedi. Anlaşıldı mı? Babamlar da işte o arada efendime söyleyeyim işte bizim akrabalardan birisine şey yapıyorlarmış falan. Köyde istiyorlar. Böyle, dedim böyle böyle var, bir durum var dedim ondan sonra.

  79. 36:02

    O zaman dedi köy olsun dedi bana. Efendi Hazretlerinden ayrıldım, yine şeye gidiyorum, pangaltına gidiyorum oraya namaz kıldırmaya. Çünkü her günde Sabahalin Hatmi Şerif'e geleceksin dedi bunu Efendi Hazretleri. Oradan Sabahalin Hatmi Şerif'e yetişiyorum orada. Sabah namazını kıldırıyorum, oradan bir arabaya atlıyorum.

  80. 36:24

    Saraçhane'ye kadar, Saraçhane'den de oraya yürüyorum yani. Allah Allah! Efendim size ne kadar sizi özel ilgilenmiş o çağda? He ondan sonra. Hatta bir şey daha anlatacağım ben onu. Şimdi bir gün ayrıldım Efendi Hazretlerinden. Darüşşafıka Caddesi'nden Fatih Camii'ne giriyorum. Oradan Saraçhane'ye oradan da binip gidiyoruz yani.

  81. 36:53

    Aynı şekilde o Fatih Camii'nin kemerine geldik. Avlusuna girecek yer var ya. Ayaklarım gitmiyor ileriye doğru. İsmail Ağa'ya doğru dönüyorum, yürüyorum doğru doğru. Allah Allah! Tekrar dönüyorum, yine ayaklarım gitmiyor. Başka tarafa gitmiyor. Gitmiyor yani gideceğim yere gitmiyor. Ama İsmail Ağa tarafına dönünce ayaklarım açılıyor.

  82. 37:20

    Allah Allah! Bu ne? Üç kere tekrarladım bunu. Dedim herhalde bir şey var gideyim İsmail Ağa'ya ne yapayım. Meğerse Efendi Hazretleri beni arıyormuş. Kadir nerede? Kadir nerede? Çep telefonu yok bir şey yok. Manevi kitledi seni. İsmail Ağa'nın kapısından girdim avlusuna. Efendi Hazretleri de takınyaları giymiş.

  83. 37:45

    Cadüvenlerden caminin iniyor abdest almaya. Bana ya Kadir sen neredesin dedi. Ondan sonra kerametini bellettin. Halbuki keramet onun. Allah Allah! Arıyorken geldin dedi yani. Dedi o köy olmasın dedi. Allah Allah! Bu tarafı olsun dedi bana. Hadi şimdi git dedi bana. Bak nasıl çözdü. Allah Allah! Evliya Allah!

  84. 38:11

    Ondan sonra öyle gittim. Sonra babanlar kabul etti. Babam zaten... Efendiye itiraz etmedi. Ondan sonra... Öyle oldu o. Ondan sonra dün Hoca Anne'mizle evlendiniz. Ondan sonra dedi şimdi evlenme yok dedi bana. 3 sene daha okuyacaksın bana dedi. Öyle okuduk ondan sonra. Allah Allah! Bir gün dedi Efendi Hazretleri bir vazife alsan iyi olur dedi bana.

  85. 38:44

    O zamana kadar hiç vazife falan düşünmüyorduk. Yani okuyalım da. Evet. Ondan sonra Zeytinburnu'na girdik imtihana. Sonra o imtihanı Fatih Bütül'üne aldık. Görevde aldık. Ondan sonra da evlendik yani. He. O ilk şeyiniz Kumbulu mu Hocam? Hocam, yok, ilk şeyimiz şey, Tatlıkuyu Camii vardır, Şehr-i Emin'de.

  86. 39:04

    Yok. İlk şeyimiz şey... Tatlı Kuyu Camii vardır. Ora oldu, bir buçuk sene orada yaptım. Ora oldu. 1,5 sene orada yaptım. Tamam. Ondan sonra Kumru'da... İyi, iyi, direk İstanbul'da aldınız vazife. Aldık, evet, o zaman iyi. O zaman iyi. İyi de bir not aldığım için verdiler yani o zaman. Oradan Tatlı Kuyu Camii'den Tatlı Kuyu Camii'den Kumbulu'ya geldik.

  87. 39:33

    Kumbulu'da da emekli oldun Hocam. Kaç sene Hocam Kumbulu'da? Kumbulu'da 38,5 sene. 38,5 sene. 1,5 senede orada kaldım. Vazifeyi tamamladınız. 65'den mi emekli oldun Hocam? 65'den. 65'den daha fazla gittim ben. 65'de tamam. 65 haddinden, 65 haddine indirdiler oradan. Yaş 65 haddinde. Hatta Efendimiz Hazretleri bizim Uludağ'daki eve geldiği zaman da hizmet edemiyordum.

  88. 40:04

    Efendim Uludağ'da hocam da kalıyordu, biz de gidiyorduk, ziyaret ediyorduk Efendimiz Hazretleri'ne. Hocam da 15 gün, 20 gün kalıyordu. O'nun evinde işte ondan sonra hatta ben efendiye dedim ki emekli olayım dedi emekli olma dedi. Bir daha söyledim yine olma dedi. Üçüncüsünde de dedi ki İkincisinde de dedi ki sen dedi emekli olma, seni emekli etsinler dedi.

  89. 40:28

    İşte yani sonuna kadar bekle. Sonuna kadar bekledik 65'te emekli olduk. Emekli oldunuz. Ben de hocamdan işte o aralarda ben de işte 9-10 yaşlarımda Kumrulu'ya biz taşındık, Çarşamba'dan. Kumrulu Mescidi'ye taşındık. Hocam da talim okutuyordu. Biraz talebeler de vardı yani. Çok. Oluyordu. Orada biz hocamdan çok istifade ettik.

  90. 40:52

    Ondan sonra kız medreselerinin başlaması nasıl oldu hocam? Bizim kız medreselerinin başlaması biliyorsun caminin bitişinde bir arsa vardı. Ben o inşaatta da çalışmışım yani. Ben çocukken suluyorduk buluyorduk. İnşaat yapılıyordu. 80 öncesi miydi? Darbeden önce miydi? Sonra mıydı? 1979-1980 Rize'ye gittim.

  91. 41:17

    Ama ben tabi Rize'ye gitmeden Kumrulu'ya geldim. Çünkü ben 9-10-11 12-13 yaşlar oralarda siz inşaat yaptınız. 1977'de. Ben tam oradayım işte. İnşaata gece giriyorduk falan. İnşaata suluyorduk falan. Öyle büyük bir kız medresesi hiç yok o zaman. Yoktu o zaman. Öyle bir medrese yok. Yoktu. Ondan sonra tabi o arsanın kimin olduğu belli değildi.

  92. 41:52

    İstanbul büyük yangın geçirmiş. O zamandan kalmış yani sahibi meçhul yani. Gittim vakıflara oradan aradım. Arşivlerden aradım. Hiçbir yerden bir şey bulamadım. Yok diyorlar. Öyle bir şey yok. Caminin dibi bir gün geldiler müteahhitlerden iki kişi. Dediler ki biz buraya inşaat yapacağız. Size imam müezzin olmak üzere birer daire şahsınıza vereceksiniz.

  93. 42:27

    Ama bizim şeyimize karışmayacaksınız. Yaptığımız için müdahale etmeyeceksiniz. Dedim ya olur mu biz burayı Kur'an kursu yapacağız. Artı beni bir telaş aldı. Karşımızda da istifalını yapan müteahhitler vardı. Onlarla aramız iyiydi. Gittim durumu anlattım. Dedim ya bana yardımcı olun. Size bu belediyeler gelip gidiyor.

  94. 42:53

    Hiç olmazsa bu belediyelere mani olun. Ben de bu kursu yapayım. Tamam dedi. Çakılı da bize ait dedi onlar. Ben hemen gittim. Bir dozer buldum. Vurdum dozere. Ondan sonra belediyeler geldi. Onlar mani oldular. Hatırlıyorum öyle bir mücadele. Velhasıl 8 ayda her şeyini bitirdim. Talebeyi koyduk oraya.

  95. 43:22

    Çok hızlı yapıldı hocam. Ben iyi biliyorum. Devamlı takip ediyorduk bitsin diye. Elhamdülillah. Bunu da zengin zamanıydı, bilmiyorum yardım etti mi etmedi mi babamın, ben tabi hatırlamam babamın ne yaptığını. Ben tabii hatırlamam. O bana kaloriferini yaptırdı. Kaloriferini yaptık. Ha, şimdilik hatırladım.

  96. 43:37

    Kaloriferi değil mi? Gittim, Yusuf ağabey dedim, böyle böyle dedim ondan sonra. Gittim. Yusuf abi böyle böyle dedim. Tamam dediniz, Kadir Hoca dedi, sen dedi, yap dedi, parası bize aittir. Tamam dedi. Kadir Hoca sen yap dedi. Parası bize ait dedi. O zaman da kaloriferi... Kalorifer iyiydi. Her evde yok kalorifer.

  97. 43:56

    Süper bir medrese yaptın ya. O bina orada bir numaraydı. Sonra işte artık onu vakıflara geçirdik falan. O binayı vakıflara mal ettik. O gün bugün devam ediyoruz. Bütün merkez oldu. Yani yüzler değil elimizden binler geçti. Bin değil mi? Ben zaten bilerek söyledim. Binlerce yani on binleri geçmiştir de hoca olarak da binlerce hoca yetiştirdiniz.

  98. 44:26

    O gün bugün işte hoca hanımla devam ediyoruz. Elhamdülillah. Allah sana davet edermesin. Efendinin yolunu muhafaza etsin hocam. Bu yaşta yani yaşınız sağlığınız iyi de yani biz tabii sizden 20 yaş 25 yaş şeyle döküldük yani. Siz Elhamdülillah ama Efendi'nin himmeti sizin gayretiniz Elhamdülillah. Elhamdülillah yani bugün.

  99. 44:50

    Şimdi Hocam Efendi Hazretlerimizin Ben de devamlı beyan ediyorum, siz de bunu şahitlerisiniz. Ben kimseye şeyhlik bırakmadım, halifem yoktur. Vekillerimle yürüyecek buyurdu bizi hastanede. Sizin bu hususta kayınpederinizden de şahitliğiniz var, birçok şahitliğiniz var. Sizin bu husustaki bir şey söyleyeceğiniz nedir?

  100. 45:10

    Duyduk bunu kulağımızdan. Bunu duyduk daha, daha ilerisine bir şey demeye gerek yok ki. Bunu duyduktan sonra daha ben kim gelirse gelsin, daha ne diyeceğim ki yani. Efendim dedi ki ben, efendimi yerime kimseyi bırakmadım, herkes efendim vekildir. Efendim dedi ki ben yerime kimseyi bırakmadım. Herkes vekildir.

  101. 45:29

    Vekildir dedi. Evet. Bunu duyduk yani kendilerine. Vekillerle devam etsinler buyurdu. Anlaşıldı. Bu kesin bir hakikaten. Daha kayınpeder bir de ziyarete gitmiş. Evet. Ondan sonra tabii gittiğinde demiş ki bak Hasan demiş, şahit ol demiş. Ben demiş, kimseyi demiş, şeyh bırakmadım demiş, herkes vekil.

  102. 45:53

    Anlaşıldı. E daha başka niye? Hasan ağam, canımızın sesi var. Anlaşıldı. Kaydı var. Hatta demiş ben kimseye vazife vermedim. Bir de ben hasta oldum diye herkes bir şeylere soyundu buyurmuş. Ya. Ben hasta olunca hastaneye düşünce herkes bir şeyler karıştırıyor demiş. Yani. Elhamdülillah biz Efendi Hazretlerimizle devam ediyoruz.

  103. 46:13

    İşte ama bütün bereketler Efendi'ye devam edenlerde de talebeleriniz her gittiğiniz yerde doluyordu. Çok geçen hafta dolmuş taşmış yerler. Bütün her taraf. Elhamdülillah. Hocaannemizin sohbetleri, hizmetleri devam ediyor. Devam ediyor işte böyle. Bu işte böyle. Allah size hayırlı uğurlu olsun. Allah hayırlı, uzun ömür versin.

  104. 46:34

    Sizi hocam yorduk, rahatsız ettik ama çok ilim aldık, çok hatırat oldu, çok bilgi oldu. Size hocam yorduk, rahatsız ettik ama çok ilim aldık, çok hatırat oldu. Estağfurullah. Biz bir şey yaptığımız yok. Hepsi bunlar Efendimiz'in hizmetleri, başka bir şey diyemeyiz. Efendimiz Hazretleri'nin himmeti başka bir şey diyemeyiz.

  105. 46:47

    Bu hizmetler hep onun. Gece durmadı, gündüz durmadı. Biz şahidiz, ya anlaşıldı mı? Hatta bizim bir zaman kursu şikayet ettiler. Ondan sonra geldi polisler falan filan. Sonra Fahri abi rahmetli gitti, öğrendi, geldi işin hakikatini. Yarın dedi kursu basacaklar. Ne yapalım ondan sonra? Efendi'ye gidelim dedi.

  106. 47:15

    Gittik Efendi'ye. Gece yarısı saat bir buçuk. Ya. Gittik zile bastık. Ses yok. Bir daha bastık. Yine ses yok. Dedi bir daha basalım ya cevap vermezse dönelim dedi Fahri Abi. Evet. Bir daha bastık. Hemen Efendi şeyi açtı otomatiğine. Buyurun dedi. Gelin dedi ondan sonra. Dedi kusura bakmayın. Kusura bakmayın dedi.

  107. 47:38

    Ben hacet namazı kılıyordum kurslar için dedi. Allah Allah. Ya hacet namazı kılıyordum. Ne keramet ya. Hacet ondan sonra. Allah Allah. Açamadım dedi kapıyı dedi. Hacet namazı kılıyordum dedi. Allah Allah. Ondan sonra. Anlattık durumu. Siz şöyle şöyle yapın dedi. Biz de aynısını yaptık elhamdülillah.

  108. 47:58

    O şeyde atlatıldı yani. Anlaşıldı mı? Tabi ya. Çok sıkıntılı günler geçti. Bir İbrahim Efendi'yi Denizli'de aldılar işte hocam 40 gün. 40 gün evine gitmedi. Bir kadın hocayı alıyorlardı hocam. O çıkana kadar evine gitmiyordu hocam. Bu kadar emek bu kadar. Ne diyorsun ya. Sen zaten hocam çok daha evveline şahit olmuşsun yani.

  109. 48:20

    Yanında kalmışsın. Yani hiç uykusu yoktu. Hiç. Bir ihvan için Fizan'a gidiyordum. Ne diyorsun ya. Tek tek kapılarını geziyor. Asker iken geldi bana. Efendi Hazretleri. Ya. Asker iken ben orada. Neredeydin hocam? Ankara Etlik'teydim ben. Sığıyana dapolarda. Ben de imamdım yani. Efendi Hazretleri o sene hacca gidiyordu.

  110. 48:48

    Ama şeyden bineceklerdi Ankara'dan. Nasıl olduysa bir hafta tehir edildi. Ondan sonra Efendi Hazretleri benim adresimi nereden buldu? Hiç ben. O zaman irtibat yok hocam. Telefon yokmuş ondan sonra. Bir de baktım şoför Zekeriya o. Eski Zekeriya. Onun ömrü yetmez ona. Birisi vardı ama unuttum ben kimdi o.

  111. 49:17

    Ondan sonra onu gönderiyor bana. Ondan sonra Kadir gelsin diye. Bana dediler ziyaretçin var. Allah Allah. Kim olacak dedim. Acaba babamlardan birisi mi geldi acaba o falan. Gittim baktım onunla. Dediler ki Efendi Hazretleri Ankara otelinde seni bekliyor. Allah Allah. Hemen gittim. Zaten komutan da Allah razı olsun beni şey yapardı.

  112. 49:42

    Yani imam olduğum için. Evet. Tamam inşallah. Hemen bana bir izin kağıdı yazdı. Gittim gördüm. Ondan sonra. Ondan sonra bir hafta orada kaldı. Her gün gidiyordum ama davet ettim Efendi Hazretlerini. Dedi sana bir zarar olur mu benim gelmem dedi falan. Yok dedim olmaz. İyi dedim. Ertesi gün topladım bütün eraatı, oradaki subayları.

  113. 50:11

    Allah Allah Orada subayların bir tanesi dedi ki Yahu dedi bu dedi bizim bu bildiğimiz hocalardan değil dedi bu başka bir hoca dedi Allah Allah. Herkes anlıyordu. Ta nizamiye kadar efendinin arkasından geldiler, yolcu ettiler. Allah Allah. Ne keramete, ne vefalılık. Hocam adam bunu çok arardı, sahip çıkardı ama kendini paramparça parçaladı böyle şu hizmetlerin oturması için.

  114. 50:43

    Şimdi gel sen bu kadar hizmeti üzerine dağıtmak için işte böyle faaliyetler yapıyorlar. Evliyanın kabirden tasarrufu yokmuş, öldükten sonra işi bitmiş falan. Bu lafları bir müslüman der mi? Sultan Selim Hazretleri o çölde yürürken efendimiz önde yürüyor ben nasıl atıma bineyim bunu. Hiç mi duymadılar?

  115. 51:05

    Ya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem geliyor çölde önüne ya. Ben nasıl atıma binerim dedi, Resulullah önümde gidiyor dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Sen nasıl dersin ki ölmüş diye işi bitmiş dersin aşağıya. İşte böyle. O zaman Peygamber Efendimiz'e niye gidiyoruz ondan? Neye medet?

  116. 51:23

    Hizmet istiyoruz, şefaat istiyoruz. İstiklal Savaşı'nda Çanakkale'yi herkes anlatıyor ki Efendimiz geldiğini. Bu vehhabilik başka bir şey değil mi hocam? Vehhabilik şeyi maalesef. Bu yeni nesilde bu selefilik vehhabilik aşılanıyor. Allah kurtarsın ihvanı. Siz dua buyurun, himmet buyurun da inşallah.

  117. 51:44

    Hocaannemizle beraber hayırlı uzun ömürler, çok yıllar yaşayasınız da. Ama bayağı toparladınız yani Anadolu'yu, her tarafı. Gidiyoruz işte. Yani kadın cemaat çok tabi. Kadınlar da çok. Hocam yani kadınlar doğru konuşuyorum 4-5 misli fazla. Fazla fazla. Her taraf doluyor taşıyor. Hep hocaannemiz de şuur veriyor.

  118. 52:06

    Efendimiz seni anlatıyor, şuur veriyor. Ben sizi aradım ya birkaç kere. Çok bayağı toparlandı yani. Gittiniz çok yere gidiyorsunuz. Durmuyorsunuz da. Durmuyoruz yani gidiyoruz. Hocam yazın biraz şey yapın ya. Yazın biraz sıcakta dinlenin. Gerçi Bursa'da gideriz. Bizi rahat bırakmıyorlar ki mecburen gidiyoruz.

  119. 52:27

    Ondan bir şey yok. Her yerden talebe şey var. Şimdi gitmesek olmuyor. Talebemiz yalvarıyor, yakarıyor, ağlıyor, uluyor. Telefonda hadi gidelim onun da gönlünü yapalım diyoruz. Onun düğünü münasebetiyle sohbet. Bir de o düğün dernek çok sohbete vesile oluyor. Bir vilayete gidiyorsun kaç bin kişi toplanıyor.

  120. 52:49

    Mesele düğün bahane yani. Ondan sonra öyle hep elhamdülillah gidiyoruz. Biz kimsenin bir şeyinde değiliz. Herkesin yolu belli oldu zaten. Herkes evet. Saflar ayrıldı. Ne yaparsa yapsın herkes. Herkesin aklı var, fikri var. Helak olan bile bile helak olacak. Hayat bulan bile bile hayat bulacak. Ne yapalım hocam biz de.

  121. 53:14

    Ama sizden büyük kuvvet alıyoruz. Efendim hazretlerinden ben ders almışım. Ondan başka ben başka kimseden şey yapamam. Hatta birkaç defa cesaret ettim. Ben bunu efendiye sağlığında söyleyecektim yani. Ama dedim belki aklına bir şey gelir efendi hazretlerinin. Anlaşıldı mı? Efendi bıraksaydı bile biz efendiye devam edecektik.

  122. 53:37

    Derde kaldı ki bırakmadı yani. Bıraksaydı ben yine. Efendiye devam edecektik. Sen gidecekmişsin. Ne yapayım arkadaş gideceksen git. Ama zaten bırakmadığın açık beyanı var. Daha bunun üzerine söz konuşan. Efendi hazretleri büyük insan. Birisinde haçtayız. Benim odam ayrı, efendinin odası ayrı. Orada bir mahzunluk geldi bana.

  123. 54:07

    Ya buraya geliyoruz. Boş boş dönüyoruz. Sanki haç yapıyoruz, ömre yapıyoruz. Herkes bir şey yapıyor. Sanki böyle bir mahzuniyet olur ya. Bir de kapı çalındı. Baktım bizim arkadaşlardan birisi. Dedi efendi hazretleri seni çağırıyor. Hemen cübbemi giydim sarığımı tattım. Kapıdan girdim. Efendi şöyle bir baktı.

  124. 54:35

    Molla Kadir dedi aynı böyle. Bir insan dedi anasının babasının evine gidince dedi. Sevinir mi üzülür mü dedi. Allah Allah şu keramete bak. Dedim sevinir. Dedi sen niye üzülüyorsun dedi. Burası dedi babamızın, anamızın evinden daha şey dedi, esas yerimiz burası dedi bize. Hadi şimdi git dedi bana. Hadi yanımda birisi olsa da benim.

  125. 55:02

    Sizin düşünceniz o. Anlaşıldı mı? Düşüncelere vakıf oluyor. Canım yani insanın ne bileyim bunu inkar eden adamlara daha başka ne diyeyim, yani ben bunu kendim yaşadım arkadaş ya. Bu büyük insan, bu ne derse başımın üzerinde. E tabi ya. E tabi ya, hak onun, hak onun. Hak onun. Anlaşıldı mı? Bizi de boş bırakmadın, vekillerin var.

  126. 55:26

    Benden öğrendiğinizi anlatın bu kadar. Rabıta zaten Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın ruhaniyeti, tasarruf aynıdır, ruhaniyet ölüdür fark etmez. Şah-ı Nakşibend Hazretleri'ne rabıta yapıyoruz. 700 sene olmuş. Tabi ya. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e 1400 kişi yazmış. İsmet Baba'nın hiç Risale-i Kursiyesini okumuyorlar mı bunlar?

  127. 55:45

    Ya ben anlamıyorum hocam ya. Orada üveysi demiyor mu? Benim tarikatım üveysi demiyor mu? Diyor. Sen İsmet Baba'dan daha mı büyüksün? Ondan sonra istihane cümleden var. Bütün silsilelerden yardım istediyor. Hususan Resulullah'a yalvar diyor. Eşini bunları bunlar. Şirk sayacak hale geldi bu. Yani bu tam bir veabiliğe gidiyor.

  128. 56:07

    Allah'a şahitsin hocam, Allah'a şahitsin. Döndürsün. Çok teşekkür ediyoruz. Allah sen razı olsun. Hayırlı uzun ömürler başımızda daim etsin. Bereketimiz olarak kaim etsin. Sağ olun, var olun. Siz de izleyenler bu şeyi dinleyelim, dinletelim. İnşallah hocamızın bu beyanları çok büyük hatırat var. Efendim seni çok büyük duymadığımız, benim de ilk duyduğum.

  129. 56:29

    Kaç tane ilk duyduğum mesele oldu yani. Bu bir ilimdir, bir berekettir. Salihler anıldığı zaman rahmet yardıyor. Süfyan-ı Münevvere Hazretleri hadis hükmünde bir söz. Bakın bu kadar kurradan, ulemadan, meşayıktan, özellikle Efendi Hazretlerimizden bahsedildi. Burada dinleyenlere de çok rahmet, bereket olur.

  130. 56:50

    Allah Teala dinlenilen her yerde, her ocakta bu büyüklerin, ismi geçen zatların rahmetlerini, feyizlerini, bereketlerini inzal eylesin. Hepimizi hakkıyla istifade edenlerden eylesin. Buna şimdi dinleyerek vakit verenler, Allah için bir Kur'an ehli kıymetli büyük hocamızın,

  131. 57:09

    yine kendisini yetiştiren hocafendi ve hocafendiler ve Yüce Şeyhimiz Muhammed Efendi Hazretlerimiz hakkındaki hatıratı konuşuldu bu. Allah'ın ordularından bir ordudur diyor. Salihlerin menkıbeleri, yaşanmış olayları Allah'ın ordularından bir ordudur. Ne demek? Kalpleri destekler, huzur getirir, bunalımları, hüzünleri giderir. İnşallah Allah hepimize bu istifadeyi nasip eylesin. Amin.