02:29 / 47:29Şu an 02:29 / 47:29
Transkript
99 satır
- 00:18
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin, assalâtu vesselâm, alâ seyyidil murselîn, Muhammedin ve alâ âli ve sahbihi ecma'în. Kıymetli kardeşlerimiz, bu mübarek Ramazan şerif gercesinde sizlerle bizleri Rabbim tekrar beraber etti. Sahurda size tabi bazı konulardan, farklı konulardan sohbet yapalım dedik.
- 01:01
Fakat tabi kabir meselesini de söz verdik. Kabirle ilgili, ahiretle ilgili. Bazı rivayetleri nakledeceğimiz zaman ne olur, amel-i salihe karşı hevesimiz artar, şevkimiz ilerler ve bizler teravih kılarken yorulmayız, oruç tutarken bunalmayız. Ne deriz? Önümüzde ahiret var, kabir var, orada şiddetler var, azaplar var.
- 01:39
Bu ibadetlerle ve salih amellerle orada rahat edeceğiz diye düşünürüz. Bu mülahazayla. Bir de, yani işte, millet yiyor, içiyor. Ne oruç tutuyor, ne teravih kılıyor, ne namaz kılıyor. Evet, önüne geleni yiyor, içiyor. Biz de aynı dünyadayız. Biz niye bu kadar sıkıntı çekiyoruz? Kimi nefis vesvese verir, şeytan vesvese verir.
- 02:04
O zaman işte o nefsi şeytana karşı... Elimizde, aklımızda hüccet olur. Yani ne demek hüccet olur? Ona deriz, cevap veririz. Şimdi böyle dünyada yiyor, içiyorlar diye herkes ahirette dehşit mi olacak? Ahirette hepsi eşit mi olacak? İşte Evliya Allah öyle buyuruyor. Siz kabirlerin, bütün kabirlerin efendim aynı boyda olduğuna bakmayın.
- 02:29
İşte mermerse mermer, geri kalan topraksa toprak, hepsi seviyeli. Hepsi aynı seviyede. Siz ne bakıyorsunuz aynı seviyede diyor. İçinde ne kadar farklılıklar var. Kimininki cennet bahçesi olmuş, kimininki cehennem çukuru olmuş. E sen böyle bir tehlikeye doğru gidiyorsun.
- 02:49
Burada dünyadaki salih amellerin, çektiğin zahmetlerin ve sıkıntıların sana ne kadar ahirette kolaylık verecek, rahatlık verecek, sen bunu o zaman anlayacaksın. Onun için nefse şeytana öyle dersin. Bu işler boşuna değil. Ben enayi miyim? Boşuna açlıksız kalayım, gece uykusuz kalayım, keyiflerimi kaçırayım, filmleri, dizileri, maçları kaçırayım.
- 03:18
Böyle teravih uzun sürüyor yani. Dolayısıyla epey bir insanın sevdiği işlerden onu geri bırakır. Ama ahiret var dediğin zaman, ölüm var, kabir var, ahiret var dediğin zaman yani zerre kadar imanı olan bitirir. Bu itibarla bizde bu konuda tabi uzun hadis-i şerifler var, çok hadis-i şerifler var. Lakin ben size bazılarını rivayet edebileceğim.
- 03:49
Abdullah ibn-i Amr radıyallahu teala'nın mağdadan rivayet ediliyor. Bu hadis-i şerif Bezzar'da rivayet ediliyor. İbn-i Ebu Dünya'nın Ehval-i Kubur diye kitabı var. Onda da bu hadis-i şerif zikrediliyor. Size müjde var, müminsiniz, salih amel sahibisiniz, namaz, oruç sahibisiniz. İmanlık işi kabre konduğu zaman, kabre ona yetmiş arşın genişletilir.
- 04:19
Yani yetmiş arşın sağdan, soldan, baştan, ayaktan. Yani eni yetmiş arşın, uzunluğu da yetmiş arşın. İşte diyor mesela, dört yetten genişletilir. Üzerine reyhanlar saçılır. Dünyada da ölüyü şey ederken, tahnit ederler. Yani böyle kafur, hoş kokulu şeyler. Biraz da değişik bir kokudur tabi. Ölümü hatırlatıyor o koku.
- 04:49
Aslında güzel kokudur ama ben bir yerde böyle rastladığım zaman hemen cenazeyi hatırlıyorum. Cenazeyi kıyanlar veya orada bulunanlar da onu fark ederler. Onu dünyadan ayırırken de, çünkü Allah-u Teala söz verdi, toprak dedik ya Rabbi benden parça alıyorsun, sonra o ne olacak benim parçamın, durumu Mevla buyurdu ki sana söz veriyorum senden alınan parçadan yarattan insanlar tekrar öldükten sonra sana döndüreceğim.
- 07:49
Amma velakin ters çevirdiğin zaman, ve innel kafira yudayyeku aleyhi kabruh. Kafire gelince onun kabri daraltıptan bu kafir, elhamdülillah kafir aramızda bizi dinleyenlerde yok gibi diyelim. Belki nadirattan bir kafir de ne diyor bakalım diye merak edip dinler ama bizi dinleyenlerin ekserisi Müslümandır ve mümindir.
- 08:18
Kafirlere yapılan bela muameleler çok fenadır. İmanı olan insan ne kadar imanını kurtarsa, ne kadar günahı olsa da kafirlere özel muamelelere tabi tutulmaz. Mesela cehenneme girse bile ona buka takılmaz, tasma takılmaz cehenneme girse bile. Yerde yüzüsü sürütülmez. Bunlar imanının şerefine binandır.
- 08:42
Burada da kabri mezara girerse yudayyeku aleyhi kabruh. Müslümansa kabri böyle daraltılmıyor demek. Kafirin kabri çok sıkıştırılır. Yani kemikleri birbirine geçer. Kaburgaları içine gömülür. O kadar sıkıştırılır. Öldü zaten, hepten sıkıştırsan ne olur. Yahu öyle olur mu? Onun ruhu ondan azap duyuyor.
- 09:10
Bedeni ölmüş duyuyor ama ruh ayrılmaktan dolayı. Mevla ruhuyla bedene irtibat veriyor yine. O acıyı ruhu çekiyor. Beden yoksa ölünün kemiği. E ölünün kemiğini kırmak, dirinin kemiğini kırmak gibidir diyor hadis-i şerif. Kesru azm-ul meyd. Kekesri azm-ul hayy. Ölünün kemiğini vurursan, ne olacak ölmüş zaten diyemezsin.
- 09:33
Çünkü dirinin kemiğini kırmak gibi, vurmak gibi günahı var. Çünkü eziyet çekiyor o. Ruhu onu hissediyor. Mevla hissettirmek istediği zaman. Ve yursela aleyhiyyat. İşte kafir ölmekten sakınıyoruz. Bütün bu namazlar, oruçlar, bütün bu ibadetler, bütün bu zikirler, mukabeleler, işte rabıtalar, mürakibeler, ne dersen de.
- 09:59
Hepsine için son nefeste imanı kurtarmak için. Hüsn-ü katime. Güzel son. E zaten imanı kurtaramayan adam, evvelce kıldığı, tuttuğu namaz, oruç, hepsi boşa gitti. Ona yılanlar musallat edilir. Kafir olarak ölen, kafir yaşayan mühim değil. Müslüman ölürse kurtarır sonunda. Ama Müslüman yaşamak da önemli değil.
- 10:29
Neden? Önemli ama Müslüman ölmek daha önemli. Yoksa imansız öldü, Bersrisa gibi, Velhamid-i Bağura gibi, evliya olsa, ismi azamı bilse, kerameti her sene yazar. Sonunda kafir öldü. Âyetle sabit bunlar. Kıssaları tabi Kur'an-ı Kerim'de zikredilmiyorsa da, tafsilat, tefsirler de zikrediliyor. E biz bunlardan, bunlar gibi, bunlar bizden daha âlim idiler, daha âbid idiler.
- 10:59
220 sene ibadeti var Bersrisa'nın. Göz açıp kapayacak kadar Allah'a isyan etmemiş. Bu adam ne oldu da işte, efendim, kafir ölüyor? Onun için yani kafirler hakkındaki tehditlerden bana ne anlatıyorsun? Ben kafir miyim, gavur muyum? Diyemezsin. Mutlaka kafir olarak ölebilirim. Mevla'yı kızdırırsın bir şey, bir günah sebebiyle de olabilir.
- 11:26
Son nefeste imanı çeker alır. Aldıkları var yani. Niye bana böyle yapsın? Yahu niye bana böyle yapsın? Bârek adam sen de günah yapma, hadi yaptın tevbe et. Hünâd etme, ısrar etme. Tevbe kapısı açık, Allah'a karşı gelme. En fazla da bu kibir. Kendini beğenme meselesinden alıyor imanını.
- 11:49
Yani diğer günahlardan çok bu büyüklük taslamak gibi günahlar yani son nefeste imansız gitmeye sebebiyet veren bazı şeyler var. İnsanları hakir görmek, büyüklük taslamak, iftihar falan. Hiç iyi şeyler değil. Mevla'yı gazap ettiriyor. kemze lehne gılbuhti Develerin gerdanları kadar. Develerin boynları var ya, benim boynumdan da büyüktür tabii devenin boynu.
- 12:26
Büyük. O kadar python mı diyorsunuz, ne diyorsunuz yani öyle yılanlar, enli yani kalın yılanlar. fetehkul lehlehmehu Girerler bütün etini yerler. Yani sen zannetme ki, Efendim, bu azap ruhadır, bedene bir şey yok. Beden de nasibini alır. Gelir cesedin etini yerler. Kemiğin üzerinde et bırakmazlar. Bütün kemiğini yerler, et bırakmazlar.
- 12:58
Şimdi, bu Abdülhamid ibn-i Mahmud el-Me'uli radıyallahu anh tabiinden anlatıyor mesela diyor ki, Bir kere İbni Abbas'ın radıyallahu anh'a yanında oturuyordum. İbni Abbas'ı gördüğüne göre tabiinden. Bir cemaat bir topluluk geldi, dediler ki biz haç yolculuğuna çıktık. Ben de dinliyorum diyor bu zaten.
- 13:27
Bir de arkadaşımız vardı yanımızda. Nihayet bir yere geldik. Bu arkadaşımız öldü. Eceli geldi. Biz de işte ne yapacağız? Yani o zamanlarda şimdiki gibi köyüne, memleketine geri götürüp döndürene kadar adam kokar yani. Mecbur öldüğü yerde gömüyorlardı. Biz de dedi definicine hazırlandık. Gittik bir kabir kazdık, lahit kazdık.
- 13:56
Baktık simsiyah bir yılan. Kazdığımız yerde çıktı. Bıraktık. Dedik ki yani burada demek ki bir yılan çıktı yani. Sonra biraz başka bir tarafa gittik biraz daha. Orada bir tane kabir kazdık. Baktık bir yılan ki kabri doldurmuş, lahdi doldurmuş. O lahit meyilli olan kısım. Önünde doğru eğerler orayı. Hani oraya doğru şey yaparlar ki.
- 14:24
Yüzü kıbleye dönük olsun diye. Arkasına biraz destek yaparlar. Önünü meyilli alta doğru yatırırlar. Oraya lahit deniyor. Lahdi doldurmuş. Dedik bırak ya, böyle mezara bu adamı, arkadaşımızı nasıl gömeceğiz? Ondan sonra üçüncü bir mezar kazdık. Baktık yine bir siyah yılan. Lahdi doldurmuş. Biz diyor ne yapacağımızı şaşırdık.
- 14:52
Bıraktık, sana geldik. İbn-i Abbas radıyallahu teâlâ anıma buyurdu ki, o gördüğünüz siyah yılan onun amelidir. Dünyada hangi ameli işliyorduysa, o günahının tezahürü, surete bürünmüş hali, şekle girmiş, yılana dönmüş, o onu bekliyor. Siz dedi, bütün dünyayı kazsanız, her kazdığınız mezarda o yılanı bulacaksınız.
- 15:20
Allah size bir ayet göstermek istemiş, ibret göstermek istemiş. Herkese göstermez bunu. Fakat size gösteriyor, bize işittiriyor. İbn-i Abbas hazretleri buyurmuş. Onun için gidin, İntalıku fethulû fî bazâ. Gidin o kazdığınız üç mezardan birine gömün. E yılan varsa o ne yapacaksın? Ameli bu. İçkiciler hakkında da, İçki kitabında buna benzer rivayetler var.
- 15:47
Çok acayip rivayetler var o içki ve uyuşturucunun, insanın başını açacağı belalarla ilgili, son çıkarttığım kitapta. Öyle kısalar var. İlginç hadiseler var. Allah Allah. Mezarlıklarda neler gömmüşler, hem de çok eski zatlar yani. Bin senelik, bin küsur senelik zaten şu anda epey kayboldu bu işler. Hepten kayba bırakıldık yani.
- 16:16
Evvelce daha gözüküyordu bu alametler de. Anasını, ikindi vaktinde, Anasını dövmüş, yani sarhoş. O da demiş ne zamana kadar içeceksin? Bırak bu içkiyi falan deyince anasını ateşe mi attı, ne etti bir tane sarhoş? İşte o sonra, öldükten sonra işte o mezarlıkta, bütün mahallede bunu biliyorlar. Orada çok kaynaklarını da vermişim.
- 16:43
Her ikindi vakti mezarlıktan kalkıyor. Yanıyorum, bağırıyor böyle tutuşmuş bir yerden düşüyor. Alenen gözümüzle gördük diyorlar. Biz de anlamadık bu nasıl bir mezarlık, burada böyle işler dönüyor falan. Hani hortlak mortlak derler şimdiki millet. Gittiler ondan sonra, yaşlı bir kadın oradan geçiyordu, bir yerde oturuyorlardı.
- 17:02
O yanda oturanlara sordular, bu kabirde böyle bir şey mi? Dedi her ikindi vakti, anasını ateşe attığı vakit öyle yanarak çıkar. Ama bir görünür düşer aşağı. İşte dediler şu kadının oğluydu, bu kadın annesidir. Ne kıymetli eserler de var bilseniz. Eski büyük meşayıhın alimler kitaplarında var bunlar.
- 17:21
Öyle kolay mı yani? Ananı yak, babanı döv, öbürünü masum insanı öldür. İçki iç, zina yap. Burası dünya. Sarı çizmeli Mehmet Ağay'ım. Hiç mi hesap sorulmayacak? Ahirette yoksa? Sarı çizmeli Mehmet Ağay'ım. Hiç mi hesap sorulmayacak? Ahirette yok zannediyorsun. O zaman ölme. Pehlivansan ölme. Sözünün eriysen gömülme.
- 17:53
Yok ölmeden olmaz, mecbur öleceğiz. E sen mecbur öleceksin. Sen istiyor musun ölmeyi? İstemiyorsun. Kim mecbur ediyor seni? Sen senin elindeysen ölmezsin. E Allah mecbur edemen ölmüş. O Allah azabı da mecbur edecek seni. Dirilmeye de mecbur edecek seni. Sen kendi keyfine şeyine kazanman, zaten ahireti kazanmamışım, öldüm, bittim gittim, hiç kalkmayayım, dirilmeyeyim istersen.
- 18:19
Ama öyle bir hesap var mı? Dünya'ya kendi isteğin diye mi geldin? Sipariş mi verdin? Bir de baktın kendini burada buldun. E ölmeme gücün var mı? Yok. O zaman dirilmeme de gücün yok. Çünkü sana sormuyorlar ki. Bu kadar bir mantığın yok mu senin ya? Usturanın ağzına sürülecek kadar aklın yok mu senin ya?
- 18:38
Sen kulsun, kul. Sen ağa değilsin. Helal belli, haram belli. İstediğini yapamazsın, istediğini yiyemezsin, istediğin yerde gezemezsin. Allah'ın şeriatı var, Kur'an'ı var. Buna uyacaksın be adam ya. Ondan sonra kabirde de azap çekersin. Mahşerde de azap çekersin. Cehennemde de azap çekersin. Ne gereği var?
- 19:02
Senin bu azaptan kendini kurtaracak gücün var mı? Yok. Siz benim vaatlerimi yerine getirmemden beni aciz bırakamazsınız Allah buyuruyor. ben buyurduklarımı yapacağım. İşte size ders ve ibret. Onun için İbn-i Abbas Hazretleri dedi ki, gidin siz dedi onun ailesini bulun, bir amelini sorun, onlara da durumu söyleyin.
- 19:32
Bu adamın başına böyle bir iş gel. Kaç mezar açtık. Hep yılan çıktı. Hatta yine o içki, son çıkan içki ve uyuşturucuya kitapta öyle rivadeler var ki, tabiinden bir zat yine Şam'a geldim diyor, Şam'da bir cenaze vardı, katıldığım, işte misafir olduğum mahallede diyor. Cenazeyi yıkamaya kalktık, bir de açtık şeyini daha bekletirken yani geceden, bir yılan dolanmış göğsüne.
- 20:03
Yani hiç o yılanla onu yıkamak yıkayamayız yani. Yılana dedim ki diyor, tabi büyük veli, orada var ya isimlerinin hepsi aklıma kalmıyor. Yılana dedim ki diyor, yahu sen de işini yapıyorsun, biliyorum Allah seni musallat etmiş buna ama biz de işimizi yapacağız. Günahı vardırsa da Müslüman biliyoruz yani, biz de defin işlemlerini yapacağız, bize biraz müsaade et.
- 20:24
Yılan diyor, çekildi bütün millet görüyor, kenarda böyle durdu bekliyor diyor, yıkayın bakalım diye. Yıkadık diyor, daha kefenledik, kefenler kefenlemez geldi, tekrar dolandı. Biz diyor hiç bir şey yapamadık ve o yılanla gömdük diyor. Ancak bir yıkamamıza izin ver dedik diyor. İnsanların amelleri herkese göstermezler ama başa gelecek bu.
- 20:49
Burada büyük bir belalardan bahsediyoruz. Yılan, ne kadar korkanlar var yılandan. Şeye bile bakamaz, televizyonda yılan çıksa böyle yapıyor. Nasıl o yılanla dolanıp yatacaksın? Namazı nasıl kaçırıyorsun? Bir vakit namaz kaçırıyorsun. Neler, ne belalar bekliyorsun acaba? Ne hadis-i şerifler var, sabahı kaçırana, öğleni kılmayana, ikili kılmayana,
- 21:15
namaz kılmayanların başına gelecek belalar, kitabımda yazdık da yazdık. Ondan sonra bu zat, Abdülhamid bin Mahmud Hazretleri, biz diyor onu diyor gömdük diyor, ondan sonra döndük diyor, o arkadaşın bazı eşyaları vardı diyor, yani yol arkadaşıydık ya tabii ölünce adam, eşyaları kaldı. Götürdük eşyalarını da hanımına teslim ettik.
- 21:41
Dedi ki kocan öldü, ondan sonra biz onu gömdük. Fakat durum bu, bu, bu. İbn-i Abbas dedi ya anlatın ona, kavmine, ehline. Hanımla dedi ki ya ne ameli vardı, İbn-i Abbas Hazretlerine gittik, bir şey anlamadık. O da buyurdu ki bize on amelidir. Bütün dünyayı kazsanız onu orada bulacaksınız. Onun için kazdığınız mezarlardan birine gömün.
- 22:03
On ameli ona, yani ameli yılana dönüştü. Şekle büründü yani. Hanım da dedi gülüyor, bu benim kocam buğday satardı. Fakat işte sattığı mallardan eksiklik yapardı biraz. Ondan sonra millete toptan satarken kileyle, ondan sonra oradan bir miktar ayırırdı. Her gün böyle diyor kendi özel şeyine yani ambarına.
- 22:33
Oradan bir gündük, işte bir günlük yiyecek kadar bilmem ne aşırma yapardı yani. Oradan nasıl olsa belli olmaz. Adam toptan alıyor, kaç kile alıyor. Oradan işte ne alacak bir kileden, kim anlar falan hesabıyla. Hem satardı diyor, sattığı malın içinden de diyor ayırırdı bir tarafa. Yani hainlik yapar.
- 22:55
İnnallah la yuhibbul haini. Allah hainleri sevmez. Yani kabir azabının en büyük sebeplerinden biri de neymiş? Kıyanet. Kıyanet ne demek? Hainlik. Allah muhafaza. La teghûnullâhu r-rasûle ve teghûnû emânâtikum ve entüm tealemûn. Ey iman etmiş kullar. Allah'a hainlik yapmayın. Yani emirlerini kırarsan, Rasûlüne hainlik yapmayın.
- 23:24
Sünnetini terk edersen, ehl-i sünnetten ayrılırsan. Bir de insanların size emanetleri var. Emanetlerinize hainlik yapmayın. Ya adama bu malı sattım aldım yaptım da, adamın emaneti bu artık. Buradan bir şey ayrılır mı ya? İşte kabirde buldum belayı. Onun için kabir azabının esbabı çok. Mesela yine mühim rivayetlerden birisi var.
- 23:51
Hadis-i şerifte biliyorsunuz ben size devamlı söylediğim bir hadis-i şerifte. İki kabire yuhazzebani bu ikisi azap ediliyor buyurdu. Söylesem size çok da büyük bir şey zannetmezsiniz azap sebebini. Bir tanesi ne yapmazdı? İdrardan sakınmazdı. Yani sıçratırdı üzerine. Tarete riayet etmez. Ondan kabir azabı çekiyor.
- 24:16
Bu Bukhari'dedir. Diğeri dedikodu gösterirdi, laf taşırdı. İşte onun için belasını bul. Şimdi ikisi de kabir azabındadır. Buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem. İkisinin üzerine bir şey yeşilliği kırdı. Yarısını buna dikti, yarısını buna dikti. Üzerinde yeşillik olunca zikrediyor. O zikredenin bereketine umarım Allah azaplarını hafifletir ama kuruyana kadar.
- 24:40
Yani onlar Müslüman. Çünkü kafir olsa azabı hafifletilmez. Demek bunlar Müslüman. Zaten kafir idrarı sıçratmış, sıçratmamış ne olacak? Kafir zaten idrarla banyo yapar. Yavur. Ama Müslüman yapınca bu taharete, riayetsizliği belasını buluyor, azabını buluyor. Öbürü dedikodu. Bu laf taşımak belasından.
- 25:00
Yani kabir azabının nesi var? Esbabı var. Ve sebepleri var. Bu sebeplerden ne yapmak lazım? Sakınmak lazım ki işte... Onun için Resulullah Efendimiz burada bir kısa ara verilecek. Değil mi? Efendim, o aradan sonra yine devam edeceğiz. Kainatın Efendisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu hadisi şerifi, İdrardan sakının.
- 25:24
Kendinizi çok uzak durun. Sıçratmayın üzerinize. Kabir azabının toptanı idrar parçalarının, zerreciklerinin insanın elbisesine ve üzerine sıçramasındandır. Yine Evliyaullah buyuruyorlar ki, kabir azabından kurtulmak isteyen dört şeye devam etsin. Dört şeyden de uzak olsun. Devam etmesi gereken dört vazife.
- 25:58
Namazları muhafaza. Beş vakit namaz kazaya bırakmayacak. Vakti vakti. Ves sadaka sadaka hayri hasenat yapacak ve kiratul Kur'an. Kur'an-ı Kerim okuyacak. Tam da Ramazan Kur'an ayındayız. Kabir azabından kurtulacak. Vekez ve tesbih çok sübhanAllah diyecek. Tesbihe devam edecek. Bu kabri aydınlatır. Bunlar tuzuyul kabri ve tuvessiuh.
- 26:22
Kabri geniş eder. Sakınması gereken dört şey felkezi. Bu yalan. yalancının kabirde ışığı yok, azabı bol, vel hıyânetu, hainlik, emanete hainlik, vazifeye hainlik, sırlara hainlik, Vel hıyanetu. adam sana sır veriyor, gidiyorsun yayıyorsun. Hainlik çok geniş bir mefhum. Bundan tabi uzun bir sohbet ister.
- 26:45
Hainlik konusu. Vennemimetu. Laf taşımak. O şöyle dedi. Bu böyle oradan duy. Buraya götür. Buradan al. Oraya getir. Mahalleyi birbirine kat. Milleti harp ettir. Böyle insanlar var. Velbevlü bir de idrar. İdrarın üzerine sıçraması neticesinde taharete riayet etmemek. Bunlardan da sakınırsa kabir azabından kurtulur.
- 27:08
Şimdi bir kısa ara veriliyor. Hemen birlikte olacağız. Ondan sonra sohbete devam edeceğiz inşallah. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillah. Esselamu aleyküm ve rahmetullah. Resulullah. Ve aleyh ve sahbih. Şimdi, bu mübarek gece Efendi Hazretlerimizle ziyaret ettik. Efendi Hazretlerimizden dua istedik.
- 28:19
İnşâAllah buyurdu. Onun İnşâAllah buyurması bize büyük müjde oldu. Hoca Efendiler vardı, Rasûl Hoca Efendi, Tali Hoca Efendi, Mustafa Hüsnü Şimşek Hoca Efendi. Daha bir çok şimdilik bazısı da aklıma da gelmeyebilir. Efendim, oradan geldik. Sonra Gözlükli Ahmet Ağabey mübarek. Bizler teravih burada kıldık.
- 28:42
Bizim mescit var burada, evin altında. O mescitte de teravih de kıldık beraber falan. Şekerim de düştü biraz. Onun için, bu gece Ahmet Yesevi'yle ilgili, bu projemizle ilgili yayını başlayacağımız İnşâAllah. O ustada konuşmalar oldu, onu da tekrarı verecekmiş. Bu ölüm, kabirle ilgili rivayetler bu gece bitecek gibi değil ama, bizim ekthirû zikrâhâdimillezzâti.
- 29:12
Lezzetleri kıran, kırıp geçiren ölümü çok hatırlayın. Zikrul mevt-i ibadet. Ölümü hatırlamak ibadettir. Hadis-i şerif. Ölümü düşünmek bile ibadet yahu. Onun için, bir de ibadete kolaylık veriyor. Haramlardan sakınmaya kolaylık veriyor. Ölümü düşününce insan, yapacağı bir haramdan uzaklaşıyor. İmanı varsa kuvvetli.
- 29:42
Zayıf da olsa kuvvetleşiyor, ölümü düşünmekle. Onun için ben size bu gece, yarın gecede inşâAllah sehurde, şimdi siz dersiniz ki dinlemeyelim bu hocayı, yarın da ölü kabirden bahsedecek. Bizi hepten cenazeye çevirecek. Demeyin, siz dinleyin. İnlemek istemiyorsanız dinleyin. Kim dünyada kabri düşünmez, ölümü düşünmez, mahşer-i kabre girdiğinde kabri cehennem çukuru bulur.
- 30:15
Bak, Ebu'l-Leys Semerkandî Hazretleri ne buyuruyor? fe-en beğîlil âkili en yüksirâ zikral kabri kabri en yedhuleh. Akıllı mısın? He, sen de eğer akıl varsa, kabre girmeden önce kabri çok düşün. Ve çok hatırla. Süfyanî Tevri'-i Rahmiullah buyuruyor ki, menekse razikral kabri, kim kabri çok hatırlarsa, kabir konusunu çok yaparsa, ölüm konusunu çok yaparsa,
- 30:47
işte ben size onu yapıyorum şimdi. Yarın da sahurda kaçırmayalım. Bir kabre girecek, bakacak, hep kabir düşündü, kabirden korktu. Dualar kitabında da var, cep kitabında da var. Günde yirmi beş kere okunuyor. Ya Rabbi, ölümüme de bereket ver, ölümümden sonrasını da mübarek eyle. İşte ölümümden sonrası kabir.
- 31:13
Bu duayı yirmi beş kere yapan, şehitlerle haşroluyor mahşerde ya. Kurtubî zikrediyor bunu, Ettezkira isimli eserinde. Ölüm hakkında şerhusudur ve ahvalil mevtel kubur. İmam Suyuti Hazretleri, müstakil kitap yazdı. İmam Kurtubî Hazretleri, Ettezkira diye müstakil kitap yazdı. Bazısı birkaç çift kitaplar yazıldı.
- 31:37
Kolay mı öyle ahiret meseleleri? Ölüm ve sonrası şaka mıdır? Oyuncak mıdır? Bütün Kur'an, hadis-i şerifler, ayetler onlardan bahsediyor. Boşuna mı bahsediyor? Hey gidi insanlar! Kim ölümden gafil olursa, kim ölümü düşünmezse, kabri düşünmezse, hani kabri derken nerede gömüleceğim falan değil.
- 32:05
Tabii ki Müslümanların, salih insanların yakınında defnedilmek iyidir, istemek uygundur. Bundan dolayı kabir de alınabilir, belediye satıyor. Hazırlanabilir ama şimdi şehir içinde, İstanbul'da velilerin, salihlerin, sahabenin yakınlarında zor tabii. Artık zor oldu, pahalı çok. Ama insan yine de velilerin, salihlerin yakınında, civarında gömülmeyi istemesi sünnette var.
- 32:35
Hazreti Ömer Efendimiz o sıra Peygamberlerin sünnetinde de var. Musa aleyhisselam ne dedi? Eceli gelince dedi. Ya Rabbi, Mescid-i Eksa'yı fethedemedi bu İsrailoğulları'nın mızıkçılığı yüzünden. Sonra Yuşa aleyhisselama kaldı fethi. Harun aleyhisselam abisi zaten bir sene evvel vefat etti. Tihde, sahrada, çölde defnetti.
- 32:57
Sonra kendisi de vefatını anlayınca peygamberlere bildirilir. Dedi ya Rabbi, Mescid-i Eksa'ya bir taş atılacak kadar yaklaştır da yakınında öleyim, orada gömüleyim. Yani mukaddes yerlere yakın gömülmenin bereketi sayadis bu. Yani Musa aleyhisselamın bu talebinden anlaşılıyor. Sonra Hazreti Ömer Efendimiz onun sünneti benim sünnetim buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem.
- 33:20
Ayşe anamıza haber yolladı ya tam ölmek üzere çünkü yaralı kaldı. Birkaç gün o yaralı kaldı sonra vefat etti. Hemen şehit olmadı. Mihrap'ta yaralandığında. Sonra dedi ki Abdullah'a gönderdi oğlunu. Yani İbni Ömer diye meşhur olan zatı. Dedi ki git ona söyle ki bana onun odasında Resulullah Efendimiz gömülü olduğu için ondan izin almak lazım.
- 33:44
Bana müsaade eder mi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile arkadaşım Ebubekir'in? Yanında defne olunabilir miyim? İzin verirse ne âlâ. Vermezse beni Müslümanların mezarlığına defnedersiniz. Tam ölmek üzere o kadar heyecanlı bekliyor ki. Ayşe annemizden geldi döndü haber getirdi. Oğlu Abdullah İbni Ömer radıyallahu teâlâ anhumâ dedi ki
- 34:10
Annemiz diyor ki ben orayı kendim için saklamıştım. Çünkü benim odamdır kimsenin hakkı değil. Ben oraya kendimi ayırmıştım. Fakat Ömer'i kendime tercih ederim. O yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in halifesidir. Onun çok sevgilisidir. Ben daki mezarlığına gideyim. O yani benim sağlığımda ölürse tamam.
- 34:38
İşte Hazreti Ömer'e o haberi getirince Ömer radıyallahu aleyhi ve sellem dedi ki bundan daha sevindirici büyük bir müjde olamaz. Ben bu haberi bekliyorum. Şimdi rahat ölebilirim. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Bekir'in yanına gömülmek istedi. Halbuki Bekir'in mezarlığı da birkaç metre ileride.
- 34:55
Peki 100-200 yok. Ama büyüklerin, salihlerin, eftel olanların yanına gömülmek. Koca Hazreti Ömer. O başka yerde olsa biz hep onun yanına gömülmek isteriz mesela. Ama o da Resûlullah'ın yanına gömülmek ister. Sallâllâhu aleyhi ve sellem. Buradan anlaşılıyor ki, Sallallahu aleyhi ve sellem. insan mezar hazırlığı yapabilir, yer alabilir.
- 35:19
Efendi Hazretleri bana Ahmet yakınımda mezar al. Oradan tefsir okursun bana dediği gibi. Rüyamda demedi hoş bunu. Kulağıma dedi. E bunda fazilet vardır. Allah sonra nasip etti bir mezar tabii. Nereye gömüleceğimiz belli olmasa da büyüklerin sözünde manevi işaret var. Ben öyle anlıyorum ki oraya nasip olacak.
- 35:37
Yani benim Hâl böyle olunca, mezardan gafil olan, yani kabri hatırlamayan, kabri hatırlamayan demek esasen kendine mezar almadığı anasta değil, ölümü ve kabri ve ötesini hiç düşünecek bir şey değil. kabri hatırlamayan demek esasen kendine mezar almadığı anı hasta değil. Ölümü ve kabri ve ötesini hiç düşünmüyor.
- 35:54
Dünyanın eğlenceleriyle aklı başından gitmiştir. Bu da kabre girdiği zaman bir de bakacak. Kabrini cehennem çukurlarından bir çukur olarak bulacak. Neden? Hiç kabri düşünmediği için. Onun için ben size hatırlatıyorum. Bu dersler vesilesiyle ki. Ne yapalım? Tedarikli olalım. Hazırlıklı olalım. Kabre inince de orayı cennet bahçelerinden bir ravza olarak bulalım.
- 36:20
Yoksa Allah muhafaza işte. Bir de baksın ateş dolmuş, bir de baksın yılan dolmuş, akrep dolmuş. Kim kurtarabilir seni ya? Kabirde ruh geri geliyor. Sual cevap meseleleri var. Onları başka derslerde uzun uzun anlatmışım. Şimdi burada bugün yeni şeyler konuşmak lazım. Hz. Ali Efendimiz karramallahu teala ve ceh.
- 36:47
Onun rivat ettiği bir hutbede, konuşmasında bulunuyor. Ya ibadallahil mevtel mevt feleyse minu fevt. Ey Allah'ın kulları ölümü düşünün, ölümü düşünün. Kaçacağınız bir yeriniz yoktur. Hepinizin başına gelecek. Hazırlıklıyım, hadi gelsin deseniz yakalar sizi. Yani vakti gelince alır sizi. Kaçsanız, hazırlıksızım ya ben şimdi kaçayım deseniz ulaşır size.
- 37:26
Alın saçlarınızla, perçemlerinizle ölüm bağlanmıştır. Buranızdan tutulmuşsunuz. Efendimiz Hazretleri buyurduğu gibi. Yaratıldın, yakayı ele verdin. Yani buradan yakalandın şimdi. Mevla seni tarafa çeker. Kurtulmaya bakın. Yani nereden kurtulacaksın? Ölümden demiyor. Ölüm kötü ölmekten kurtulmaya bakın.
- 37:51
Kabir azabından kurtulmaya bakın. Peşinizde çok süratle gelen, atlı koşandan daha hızlı gelen bir talibiniz var. O da kabirdir. Size doğru koşuyor. Ve sizi arıyor. Kabir dediğiniz yere öyle birkaç metrelik toprak zannetmeyin. Ya cennet bahçesi olacak, ya cehennem çukuru olacak.
- 38:27
Mezarlıkların yanından. Geliyorsunuz, geçiyorsunuz. Halbuki o kabirler size her gün üç kere sesleniyor. Özellikle şu Edirnekapı'da metrolar falan var, duraklar, hep mezarlıkların yanında. Efendi Baba'nın önünde var, işte karşı tarafı şehitlik, babaannemin de yattığı taraf. Bu taraf Alaaddin Efendi Baba'nın önünde.
- 38:52
tarafı, hep mezarların arası. Bu taraf mezar, o taraf mezar. Eee oralarda da indi bindiler var. Oralarda da indi bindiler var, yani insanlar, biz de arabayla geçerken okuyoruz falan da, Yani insanlar biz de arabayla geçerken okuyoruz falan da bakıyorum bakıyorum milletler tabii orada iniyorlar, biniyorlar, oturuyorlar, kara içenler var.
- 39:06
Efendim, affedersiniz, sevgilisiyle konuşanlar var, pek karısıyla muhabbet eder, tipli değiller çünkü. Herkesin bir şekli var yani. Çünkü bizim millet karısıyla muhabbet etmez ki, bu zaten bizim karı, eldek yeklik der. Onun için böyle, affedersiniz, nikahsız işlere, ondan sonra böyle pis işlere, Allah muhafaza, heves ederler.
- 39:30
Nâuzübillah, Allah muhafaza buyursun. Yahu diyorum, mezarlığın yanındalar, hiç ölümü bir kere aklına getirmez. Orada da beklerler treni, neyse metroyu, arkası mezarlık yahu, hemen bir iki metre. Ya burada ne oluyor, kim yatıyor, bu adamın durumu ne, ben de yatacağım ha buraya, hazırlık yapayım. Yok, bir şey yok.
- 39:50
Ne buyuruyor Hz. Ali Efendimiz, her gün üç kere bu mezarlar size nida ederler. İlginç de bir rüya idi. Şimdi vakit kalmadı. O mübarek zattan bu rivayeti duydum. Toprak, bastığınız, çiğnediğiniz toprak her gün yetmiş kere size nida eder. Ya beni Adem'e, Ey Ademoğulları! Kulağınıza küpe olsun. Bunu ya da kasete çekin, şey atın.
- 40:45
Ne onun adı? Telefonunuzun şeyleri var ya, uyarı şeyleri, alarmlar. Ondan sonra bazıları benim sesimden bir şeyler koyuyorlar oraya. Bunu koyun şimdi. Ey Ademoğulları! Canınızın çektiğini yiyin, için. Fevallâ ilâ külenne lihumek ve şuhumek. Vallahi ben sizin etlerinizde yiyeceğim, yağlarınızda yiyeceğim.
- 41:07
toprak her gün yetmiş kere bunu sesleniyor. Ey gafil! İşte kulağın duymuyor. Kalbin duyacak, iman kulağı duyacak, kalbin kulağı duyacak. Kafanın kulağı duysa zaten iştahın kaçar. Zaten ya da panikten ölürsün, kriz de geçirebilirsin. Kafa kulağına duyurtmuyor. Kalp kulağının duyması için. iman lazım, ve itikad lazım, ve ikhlas lazım.
- 41:31
Toprak öyle söylüyor. Bu rivadette ne buyurdu Hazreti Ali Efendimiz? Bu rivayette ne buyurdu Hazreti Ali Efendimiz? Üç kere sesleniyor. Ene beytül zulmeti ve ene beytül vahşeti Ene beytül fulmeti ve ene beytül vahşeti ve ene beytül türab ve ene beytül din. ve ene beytül turab ve ene beytül didan. Ben bunu çocukluğumda ilk vaazlara başladım.
- 41:47
11-12 yaşlarımda okurdum. Allah selamet versin. Şakir Hoca'nın vaazlarındandı bu. Onlar Emre Arif'e gezerdiler, Efendimiz'in oğlu Abdullah Hoca'yla beni de gezdirirdiler. Ben daha 10 yaşlarındaydım. Oradan ezberlemiştim. Bunu ben sonra 11-12 yaşlarında vaazlarda çok bunu söylerdim. Yani şimdi yine aklıma geldi 30-40 sene sonra.
- 42:09
Aklıma değil önüme geldi. Ne diyor? Toprak nida diyor. Kabirler sesleniyor. Ben karanlık eviyim. Ben ıssızlık, sessizlik, yalnızlık eviyim. Ben toprak eviyim. Ben kurtların, yılanların, çıyanların eviyim. Hadi bakalım şimdi. İştahı kalanın, iştahı kaçsın. Bu kabri düşüneceğiz. Bu nidaları duyacağız.
- 42:36
Kafa kulağının duymasına ne acet var? Hz. Ali Efendimiz yalan mı söyleyecek haşa? Onlar, Resûlullah'tan işittiler bu ilimleri, sallallâhu aleyhi ve sellem. Rızıvanullâhi ve alimuhâlin. Buyurdu ki, siz kabirde bitmeyecek iş, kabirde bitmeyeceksiniz, elâ ve inne ve râzı elkelleyyehum yevmene şeddemize elkelleyyehum.
- 42:57
Kabirden sonra daha şiddetli gün var. O nedir? Mahşer günü, kıyamet günü. yevmen yeşîbu fî saghîr ve yüzkeru fîl kebîr. Küçük bebeklerin bir anda kıyamet kopma sakasıyla, gürültüsüyle bebekken gömülenin saçı sakalı çıkmış, bembeyaz ağarmış vaziyette mezardan çıktığı gün. Yaşlıların sarhoş olduğu gün.
- 43:23
ve tezheli kulli murzâd ammâ rızâd. Emziren her emziklinin emzirdiğini yere düşürdüğü, gaflet edip elinden düşürdüğü gün. ve tezheli kulli murzâd ammâ rızâd. Her hamile erkeğin, kadının, ineğin, işte devenin neyse, bütün hayvanlar, gebe yüklü ne kadar mahlukat varsa, hepsinin anlamadan, fark etmeden doğurduğu gün.
- 43:44
ve tezheli kulli murzâd ammâ rızâd. Herkesi sarhoş göreceksin. İçki içip sarhoş değiller ama Allah'ın azabının şiddetinden bütün insanlara vuracak. Onun için kabirle de bitmiyor. Ötesinde daha şiddetlisi var. ve tezheli kulli murzâd ammâ rızâd. Peki mahşerle de bitmiyor. 50 bin sene geçti. Ne azaplar, ne hararetler, ne sıcaklıklar, ne uykusuzluklar, ne susuzluklar.
- 44:14
Güneş taban boyu yaklaştı anlatıp duruyoruz. Bitti mi? Ondan sonra bari cennete gitsen de bir rahat etsen. Ama sen namaz yok, abdest yok, haramlar diz boyu. Çiçeğin yeri neresi? Ateş. Harrua şedid. Harareti çok şiddetli. 40 dereceye 50 dereceye tanımıyorsun. 500, 500 bin. Kaç bin şiddet ne? Dibi çok uzak.
- 44:38
Üstten atılıyor bir kafir. 70 sene gidiyor, dibini bulamıyor. 70 sene inişte. Ne kadar süratle iniyor? Dibine gelmiyor. Huliyyuhâ hadîd. Takıları demirden. Yani böyle mızraklar. Vemâvâsadîd. Suları irinden, kusmuktan, leşten, cerahatten. Leyselillâhi feyyârahme. Allah'ın onda hiç rahmeti yok. Cehennemde Allah'ın zerre merhameti yoktur.
- 45:04
Yerden de helak olmuştur. Böyle bir vaaz yaptı Müslümanlar. Bir ağlamaya başladı. Artık millet ağlamaktan kırılıyor. Öldü ölecekler. Cennetten herkesin sonu bu değil. Tabi ki mahşerin ötesinde bir gün var. Orada cennet var. Arzu es-semâvâd vel arz ümitletlil muttakîn. Eni göklerle yerler kadar. Bir adama verilecek cennet.
- 45:28
60 bu dünya kadar. Kime hazırlandı? Haramdan sakınan. Oruçlarını takvâ ile tamamlayan. Oruç duyurken şarkı türkü dinlemeyen. Kıymet dedikodu iftira yapmayan. Orucunu muhafaza eden kalkanını deldirmeyen. Sakınanlar için hazırlandı. Buyuruyor. Ve buradaki duasıyla bitirelim.
- 45:55
Allah cümlemizi şu sahurlarda sahallerde. Yok mu bir şey isteyen vereyim? Buyurduğu şu nida saatlerinde. Kurban olduğum Allah'a. Bütün sahabeden tabiinden evliyadan gelen. Bu dua ile bu derslerin sonunda. Sizlere de bizlerinde evine ocağına gelsin. Bu dua hepimize isabet etsin. Allah bizi azabı elimden muhafaza etsin.
- 46:19
Allah bizi de cümlemizde nimetler yurdu. Cennette iskan eylesin. İkametimizi neim cennetleri olmasını nasip eylesin. Amin. Bu dersleri dinleyenler. Uzaktan yakından dinleyenler. İnsanlara bildirenler. Yarın iftardan evvel milleti uyaranlar. Yarın gece sahurda tekrar sohbet var. Kabir ölüm ahiret mahşerden bahsediliyor.
- 46:45
Arkadaşlar nereye gidiyoruz bu gaflet içerisine diye birbirini uyaranların. Dünya ahirette ne hayırlı muratları varsa şu saat ürmetine ihsan eylesin. Amin.
Benzer sohbetler
1:04:09İftar Sohbetleri 2026 - 24. Bölüm 19 Mart 202619 Mart 2026 · 65 dkRamazan Sohbetleri · 19 Mart 2026
1:06:14İftar Sohbetleri 2026 - 23. Bölüm 18 Mart 202618 Mart 2026 · 67 dkRamazan Sohbetleri · 18 Mart 2026
44:45İftar Sohbetleri 2026 - 22. Bölüm 17 Mart 202617 Mart 2026 · 45 dkRamazan Sohbetleri · 17 Mart 2026


