11:07 / 57:31

  1. 00:23

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin.

  2. 00:30

    Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatühü. Muhammedin ve aleyhi ve sahibihi ecma'in. Kıymetli dinleyenlerimiz bu mübarek gecenin suhurunda sizlerle bizleri cemeden Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun. Bizler sizi daima ahiretten korkutuyoruz. Ahiretten haberler veriyoruz. Ne büyük bir gün olduğundan bahsediyoruz.

  3. 01:22

    Böylece birbirimize Allah için yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çünkü Rabbimiz ne buyuruyor? Estaizu billah ve teâvenû alel birri ve tekvâ İyilikte ve tekvâda yardım edin birbirinize. Takva haramlardan sakınmak demek. Haramlardan sakınmanız için birbirinize yardım edin. E bu neyle olur? İşte vaaz ile olur, nasihat ile olur.

  4. 01:57

    Şimdi biz size namaz kılmamanın azaplarını, cehennemin sıfatlarını, şefaat yemenin, yalan demenin günahlarını, veballerini, kötü akıbetlerini anlatmamız niye yarıyor? Belki birinizin korkası gelir, sakınası gelir, bu haramları terk edesi gelir. Biz de bundan kazanırız. Çünkü bu ad-ı kerime ile amel etmiş oluruz.

  5. 02:24

    Sizin birbirinize mesaj atmanız, telefon açmanız, sohbet başladı diye uyarmanız ne anlama geliyor? İyilikte yardımlaşın, hayırda yardımlaşın, takvada yardımlaşın. Ve lâ teâvenû alel-ismu l-udvân. Ne yapmayın? Günahta yardımlaşmayın.

  6. 02:49

    Düşmanlıkta, zulümde yardımlaşmayın. Bir adam birine zalimlik yapıyor, zulüm ediyor. Siz onu zulmüne destek olmayın. Zulmüne yardım etmeyin. İyiliğine yardım edin. Biz de onun için bu sohbetlerde sizlere ahiretten cennetten, cehennemden işte Allah-u Teala'nın azabından, gazabından birçok konular aktarıyoruz.

  7. 03:15

    Bunların sebebi Gayesi nedir? Bunların anlamı nedir? Niye biz sizi korkutup da keyif mi alacağız? Yani sizin korkmanız, efendim moralinizin bozulması veya keyfinizin kaçmasından ben ne kar edeceğim yani? Ama önümüzde tehlikeli geçitler varken, ben de bunu bilirken size bunu haber vermediğim zaman bu hainlik olur.

  8. 03:41

    Hem bildiğim ilimlere bu ilimlere, âyet ve hadislere hıyanet olur. Vazife ihmal olur. Ahirette bundan bana büyük bir vebal olur, mesuliyet olur. Ben onun için bunları konuşuyorum. Bu gecelerde, bu mübarek gecelerde ahiretten bahsetmemiz tabii ki bizim için çok faydalı olacaktır. Önümüzde ölüm var zaten.

  9. 04:07

    Ölümü görüyoruz. Gözümüzle görüyoruz. Ama ondan sonrasından bir nişan yok. Kabir, mahşer, sırat, mizan. Bunlarla ilgili birçok âyet-i kerime ve hadis-i şerif var. Bunların ahvalini bilmiyoruz. Keyfiyetini bilmiyoruz. Zaten keyfiyeti çok karıştırmak iyi değil diyor âlimler. Mesela kabir azabına inanırız diyor.

  10. 04:33

    Keyfiyeti iyi değil. Keyfiyetini karıştırmayız. Ne demek keyfiyeti? İşte nasıl olacak bedene mi, ruha mı, işte ikisine birden mi, yok işte beden hissedecek mi, yani kabirde işte yılan akrep görünecek mi, görünmeyecek mi, işte efendim azap nasıl hissedilecek falan, bu bizi çok alakadar etmiyor. Çünkü neden?

  11. 04:53

    Biz inanmakla mükellefiz. Kabir azabına iman edeceğiz. Keyfiyetini şual etmeyeceğiz. Keyfiyetini Allah'tır. Âlâ'yı havale edeceğiz. O bize haber verdi. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem haber verdi. Onun haberleri haktır ve gerçektir. Bunda tehallüf, yani geri kalmak söz konusu değildir.

  12. 05:16

    Şimdi, Âişe Radıyallâhu Anha, validemiz diyor ki, bir kere dedim ki ya Resûlullah, el tedkurûne ekaribekum yevmel kıyâme, kıyamet günü siz yakınlarınızı, işte hababınızı hatırlayacak mısınız? el yedkurul habîbu habîbehu'da var bir rivayet. Bir kişi sevdiğini kıyamet günü hatırlayabilecek mi? Mahşerde yani.

  13. 05:52

    Buyurdu Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, evet hatırlayacağız, birbirimizi arayıp soracağız. Bu bizim için çok büyük bir müjdedir. Hatırlanmak. Hepimizi tanıyor Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Kıyamete kadar gelecek ümmetlerin bana gösterildiği buyuruyor. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Hepimizin adını babamızın adıyla ve suretinin şeklini biliyor Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem.

  14. 06:23

    Amma buyurdu, emmâ ince telâzed mevâdâ felâ. Üç yerde birbirini hatırlayamayacağınız. Çok dehşet olacak, çok şiddet olacak. Orada herkes efendim birbirini unutacak. Buralar nerelerdir? İndel mîzân, hattâ ya'leme in mâ yehiffe ve in mâ yezkul. Birincisi, amellerin tartıldığı Allah'ın terazisi, mizanı haktır.

  15. 06:53

    Bu mizanda artık insan peygamber olsa, yani en büyük âlim olsa, veli olsa buyuruyor. Esasen bu hadis-i şerifte siz hatırlayacak mısınız diye sordu. Fakat tabi cevap, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem paniklemez, telaşa düşmez. Onun için mizanda terazinin başında durup ümmetinin amellerinin, sevap tarafının, yani hayır kefesinin ağır gelmesi için şefaat edeceği kesindir.

  16. 07:29

    Ama genel manada insanlar dostlarını arayamazlar. Çünkü neden? Acaba kendi terazisindeki sağ taraf, yani sevap tarafı hafif mi gelecek, ağır mı gelecek? Bunu anlayana kadar, hafif gelirse, sevap tarafı, ve emmâ men hafvet mevâzînuhu, birkaç yerde var Kur'an-ı Kerim'de. Femmûhâviyye, mizanda sevap tarafında tartılanları, hafif gelenlerin, anası, barınağı, sığınağı, cehennemleri.

  17. 08:03

    Ve mâ dirâke mâhiyye, ne biliyorsun ki o haviye neresidir? Nârunhâmiye, kızgın ateştir. E sevap tarafı bir adamın hafif gelirse, cehenneme yuvarlanacak. O adam bu sevabını teftiş etmeden, tespit etmeden, nereye gideceğini kesinleştirmeden, seni nasıl düşünsün ya? Oğlum ne yaptı, kızım ne yaptı, karım ne yaptı, kocam ne yaptı?

  18. 08:31

    İnsan kendi derde düşmüşken önce can sonra canan demişler. Kendi canını kurtaramadan seni nasıl düşünecek adam? Onun için mizanda biz birbirini hatırlayamayız. Sonra Sonra amel defterleri uçuşacak. Böyle havadan uçuşacak. Sağa mı düşecek, sola mı düşecek? Bu bilinmeyecek. Bunu bilinmediği vakitte, insanların hepsi telaşa düşecek ve can boğazlarına gelecek.

  19. 09:19

    Acaba benim defterim ne tarafıma düşecek? Uçuşuyor çünkü. Uçan şey tam kestiremezsin, sağına mı düşer, soluna mı? Veya sırtından altına mı? Tam kestiremediğin için büyük bir telaş olacak. Çünkü sahife amel defteri sağ elinden verilen kurtulacak. Birçok ayet-i kerime de var.

  20. 09:52

    Feshâb-ül meymeneti mâ sahâb-ül meymenet. Sağ tarafından defterini alanlar. Onlar ne güzel hamileler. Onlar ne güzel haldedir. Bilir misin? Habibim buyuruyor. Feshâb-ül meymeneti mâ sahâb-ül meymenet. Defterini soldan alanlar ne kötü haldedir. Bilir misin? Buyuruyor. Yani sağdan almak cennete girmenin en büyük alametidir.

  21. 10:19

    Ve işaretidir ve bişaretidir. Soldan almak demek cehenneme gideceksin demek yahu. Adam da bunu anlayacak zaten. Kendisine defterin ne tarafına düşecek. Şimdi sahifeler uçuşacak. Uçuşurken herkes böyle bakıyor. O da üstünden aşağıya düşüyor. Ya sağ omzunun tarafına düşüyor ya soluna. Rabbim cümlemizi ashab-ı yeminden eylesin.

  22. 10:43

    Defteri amalini sağ elinden alanlardan eylesin. Sol elinden almaktan, sırtının arkasından almaktan. Muhafaza eylesin. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed ve alâ alihi ve sahbihi ve sellim. Şimdi sahifeler uçuşurken de insanlar dostlarını hatırlayamayacak. Eşini dostunu arayıp soramayacak. Çünkü kendi derdi başına aşıyor yani.

  23. 11:07

    Ayet-i Kerime'de de buyuruyor. Kıyamet gününde kişi kardeşinden kaçacak. Annesinden kaçacak, eşinden kaçacak. En çok sevdiği oğullarından kaçacak. Oğlum olmadı diye karıyı boşamaya kalkıyor. Bizim Karadenizliler çok uşakçıdır. Kaç tane kız olsa çocuktan saymaz. İlla erkek doğuramayan kadına hor bakarlar yani.

  24. 11:40

    Ne yanlış işler, cahiliyet adetleri de neyse. Eşinlik oğulların ne olacaksa kurtaramadı işte. Ebu Lebe ne malı fayda verdi ne de kazandığı çocukları. 10 tane oğlu vardı. Bütün meclislerinde şahitlik ederlerdi. Yani gözde itibarlı adamlardı. Ne yaptı oğulları ona fayda verebildi mi? Veremedi. Velid İbni Mugire'ye veremedi.

  25. 12:16

    Ben ona her yerde şahitlik yapacak oğullar vermiştim. Bütün nimetlerini döşemiştim. Önüne arkasına sermiştim. Ama o benim peygamberimi inkar ettim evla buyuruyor. Ben de onu helak ettim diyor Velid İbni Mugire için. Oğullar nerede kurtaracak seni? Malım fayda edemedi bana saltanatım itibarım tükendi gitti diyor.

  26. 12:42

    Sol elinden defterini alan. Ne kadar pişman perişan. Keşke ölümden sonra dirilmek olmayaydı da Penev'den itip gideydim. Hesabım okunmayaydı diyor. Dediği ile oluyor mu? Mevla huzuruna çıkarıyor hesaba çekiyor. Onun için defterler uçuşurken Amel defteri nereye düşecek? Hangi tarafıma düşecek diye insan bir telaş edecek ki Yani bunun sonu sola düşse defter

  27. 13:18

    Bu ne hapse düşmeye benzer. Ne efendim kanser olmaya benzer. Ne dükkanlarının mallarının yanmasına benzer. Ne bütün karı çocuklarının ölmesine benzer. Hiçbir şeye benzemez. Bunların hepsinin telafisi var. Çünkü bunlar zaten dünyadır. Ölüp bilecek gidecekti hepsi. Ama sol elinden verildiği zaman defter Bu cehenneme düşmekle sonuçlanır.

  28. 13:44

    Bu cehenneme düşmek dünyadaki işlere benzemez. Hafisten çıkarsın. Haf çıkar. Temiz edersin. Mahkeme ters döner. Ceza alacakken beraat alırsın. Dünyanın işlerini görüyorsunuz. Hiç sebat yok dünyada. Fani olduğu için hep böyle. Değişken. Dünyanın haberleri, halleri. Fakirken zengin oluyor. Zenginken fakir oluyor.

  29. 14:07

    Hasta bakıyorsun iyileşti. Sabah sağlam adam öldü. Yani onun için dünyada teğayyurat, tebettülat çok olur. Yani ümidi kesmezsin. Kurtulurum dersin yani. Ama sol elinden defterini aldın. Ne ümidin kalacak daha? Cehenneme girdikten sonra? Kim seni kurtarabilir Allah'ın? Yardım olmadıktan sonra? Şefaat izni vermedikten sonra?

  30. 14:31

    Peygamberler de kurtaramaz. Veliler, alimler kurtaramaz. Oğlun kızın evliya olsa kurtaramaz. Çünkü izin ancak Mevla'dan çıkacak. E sen bozuk amellerle yaşadınsa o zaman yandın. İşte üç yerde dostlar dostlarını unutacak. Birisi mizanda ameller tartılırken. İkincisi sayfalar, amel defterleri uçuşurken.

  31. 15:03

    Sağına mı verilecek, soluna mı düşürülecek? Burada hatırlayamaz. Çünkü neden? Aklı başında değil. Düşünecek hali yok. Adam eşin dostunu ne buyuruyor? Oğullarından bile kaçacak diyor. Neden? Likulli minum yevmeydin. Onlardan her biri için o gün ne var? Şe'nül. Mühim bir iş var. Yuhnihi. Onu meşgul ediyor.

  32. 15:27

    Yani öyle bir başında önemli iş var. Ne önemli iş? Bundan önemli iş var mı? Ya cehenneme girecek ya cennete gidecek. Bir insanın bundan daha önemli hangi sorunu olabilir? Onu düşünsün. Yani cehenneme gitme tehlikesi olan oğlunun hatırını soramaz ya. Onu düşün. Orası ahiret. Önümüzde böyle günler var.

  33. 15:53

    Hepimizin başına gelecek. Bu bizim çok keyfimizi kaçırmalı. Çok ibadete bizi düşkün kılmalı. Haramlardan bizi acayip engellemeli. Çünkü onların faturası orada çıkacak. Şu andaki bugünlerin, gecelerin, bunda yaşananların ödemesi yapılacak. Hesabı verilecek orada. Orada yeni bir sorgu sual, yeni bir mükellefiyet, sorumluluk, namaz, oruç yok ki orada.

  34. 16:17

    Hepsi burada. Mübarek adam. Açığın var mı? Kaçığın var mı? Kaza borcun var mı? Kul hakkın var mı? Günahlarından tevbe etmediğin var mı? Bu kadar mühim konuları halletmemiş. Sen ne keyfine kaçıyorsun ya? Hangi efendim boş vaktini bulduğunda oynuyorsun, gülüyorsun, diyorsun, yiyorsun, içiyorsun? Anlaşılacak iş değil.

  35. 16:47

    Bu da çok önemli bir konudur. Kıyamet gününde üç durumda insanlar birbirini, eşini, dostunu, en sevdiklerini unutacak. Üçüncüsü de cehennemden bir gerdan çıkacak, bir boyun. Bu cehennemden çıkacak boyun demek, yani şimdi şey gibi düşünün onu, vinç, şey gibi. Böyle çıkıyor, diyelim, suyun içinden veyahut ateşin içinden veyahut neyse.

  36. 17:16

    Böyle bir şey çıkıyor, boyun gibi yani. Kaç bin senelik mesafe, o cehennemin dibi zaten bulunmaz. Oradan bir boyun gibi bir şey çıkıyor böyle. Akıllı bir şey, kafa gibi bir şey çıkıyor. Bu çok sahih hadislerde geçiyor. O konuşuyor, dile geliyor. Diyor ki ben üç kişiyi yakalamakla görevlendirildim. Yani mahşerde hesap başlamadan evvel ben bu üçünü ayıklayacağım diyor.

  37. 17:43

    Önce ben bunları alacağım diyor. Bunlar benim hakkım, istihkakım diyor. Üç kişiye müekkel kılındım. Dediği vakitte, acaba ben o üç kişiden miyim diye herkesin aklı başından gidecek, kimse eşini dostunu arayıp sormayacak. Kimdir bu üç kişi?

  38. 18:09

    Allah ile beraber kim başka ilaha yalvardıysa, Allah ile birlikte kim, yani ona şirk koşup da putlara taptıysa veya hangi putu, hangi insanı, cini Allah'a şerif ortak ettiyse, onu ben tutup alacağım diyor böyle. Allah'a ortak koşanları alıyor. Kafasından alıyor. alıyor. Hiç onu mahşerden kimse kurtaramaz.

  39. 18:38

    O cehenneme çekilmesinden, cehennemin elinden kimse alamaz. Ve yukulli cebbarin anid, ben her cebbar, zorba, inatçıları cehenneme Ben, cehenneme almakla görevlendirildim. çekerim. Şimdi burada, yine bu kafirler hakkındaki bir sıfat,

  40. 19:05

    hesap gününe inanmayanlara uygun bir sıfat ama, Müslümanlardan da, inandım diyenlerden de cebbar ve anit kimseler var. Bunlar kendilerini şimdiden hesaba çeksinler de, bu sıfatlardan kurtulmaya baksınlar. Yoksa, yani mahşerde ilk cehenneme gidecekler bunlar. Cehennemden bir boyun çıkıyor ve onları kapıp alacak.

  41. 19:29

    Bu ne demek? Cebbar, zorba demek. Zorba şu demek, insanlara zorla iş yaptırır. Hoşnutluk aramaz. Rıza aramaz, sormaz. Zalim yani. Zorba zalim. Çok dikkat etmek lazım. Yani insanlara haksızlık yapmaktan, zulüm yapmaktan, işkence yapmaktan, eziyet vermekten çok sakınmak lazım. Kıyamet gününde, yani en evvel bu zulüm hesaba çekilecek.

  42. 19:57

    Zalimler. zalimler, efendim, kahredilecek. Aynet inatçılar demek. İnatçı ne demek? Allah'a karşı direniş içinde. Namaz kılmamaya direnir, oruç tutmamaya direnir, Mevla'nın azabına dayanabilecekmiş gibi direnç gösteriyor. haramlara devam eden, Rabbimiz'in emirlerini terk eden, farzlarını, vaciplerini terk eden adam inatçıdır Allah'a karşı.

  43. 20:24

    Ayak sürüyor, sürtüyor. Direniyor yani. Kime direniyorsun sen ya? Seni yediren, içiren, yaşatan, canın onun elindesin, bir anda seni felç eder, bir anda senin nefesin keser, seni öldürür ya, sen kime direniyorsun? Ama var böyle insanlar, Allah'a karşı Celle Celaluhu, direniş içinde. Kullara karşı zorbalık yapıyor, Allah'a karşı direniş yapıyor.

  44. 20:49

    İşte bunları alacağım diyor. Hesap gününe inanmayan, ahiret var hesap verilecek, bu güne inanmayan herkesi alacağım diyor. İşte o boyun cehennemden çıktığı vakit, böyle uzun bir finç gibi, nasıl ki böyle kepçe alıyor ya, bir yerin üstüne gidiyor, tak orayı kapıyor. Bu da öyle geliyor, o boyun çıkıyor, finç gibi ondan sonra geliyor.

  45. 21:20

    Mahşerden ayıklıyor adamlarını. Yani kendisine uygun olan adamları ayıklayacak. İşte o zaman herkesin aklı başından çıkacak. Acaba ben de bunlardan mıyım diye düşünürken, ne eşini düşünecek, ne dostunu düşünecek. Yer miyede olur? Yani bu boyun, o finç kafası gibi olan, o boyun cehennemden çıkacak, bu saydığı üç kişiyi bulacak, onların üzerine yumulacak,

  46. 21:58

    onları cehennemin karanlık dehlizlerine yuvarlayacak. Hiç senin temyiz avukat, ifadeyi döndürme, yeni mesele, eski mesele, yok hiç öyle bir şey. Hiç çeviremezsin bu işi, bitti. Gelip seni yakalıyor, alıyor, dibine atıyor. Vebi cehenneme cistrun edekumine şiari ve haddumine seyfi. Cehennemin üstünde bir köprüsü var.

  47. 22:30

    Kıldan daha incedir, kılıçtan daha keskindir. Sen de zannediyorsun ki bu laf koca karı palavrasıdır. Sahih Hadis'te, Sahih Müslim'de de geçiyor. Kıldan ince, kılıçtan keskin. Bir köprüden biz nasıl geçeceğiz Allah yardım etmezse. Aman yarabbim. ''Aleyke l-alîbu hesegün'' Onun üzerinde, sırat köprüsünün üzerinde ve yanlarında çengeller var ve dikenler var.

  48. 23:00

    Çengeller asılıyor seni aşağı çekiyor. Dikenler ayaklarına batıyor. Ve seni rahatsız ediyor, taciz ediyor. Yani cehenneme düşürmek için. Orada tehlike çok. Ama ''Ve'n-nâsû yemurruûne aleyhi kel berkıl gâtıfî'' İnsanlar üzerinden geçiyor. Nasıl geçiyor? Çakan şimşek gibi. Bazı insanlar, şimşek nasıl böyle bir anda çakar kaybolur.

  49. 23:33

    Sıratı bir var bir yok. Bir de baktın geçti cennete gitti. Onun için hocalar çok dua ederler. Yani sıratı geçerken berkıl gâtıf gibi. Ne demek? Gözleri, ışığını kapan, çarpıp kaybolan, şimşek gibi hızlı hızlı. Bazıları hızlı geçiyor. Kimisi kasırganın rüzgarı gibi, yel gibi. O şimşekten biraz daha şey beklemeli.

  50. 24:10

    Şimdi, bu şekilde geçenler var. Hatta cehennem onların nurundan sönecek hale geliyor. ''Cüz-yâ mü'min fe gâdâtfâ nûrû kelebi'' Ey mümin çabuk geç üstümden senin nurun alevimi söndürecek diye. İman nurunun kuvvetinden. Onlar çabuk geçiriliyor. Fena cin. Müslim. Kimisi üsellemde olur. Kurtuluyor. Kurtuluyor ama nasıl kurtuluyor sırattan?

  51. 24:40

    Cennet tarafına geçiyor. Yara bere almadan. Selametle. Yani düşmeden, tökezlenmeden. Çünkü bir düşerse çengelin birine asılıyor. Boğaz köprüsünden aşağı asılan gibi. Ne kadar tehlike. Yine Boğaz köprüsü altında su var. altında su var. Bunun altı cehennem. Boğaz köprüsünden düşüp ölmeyen de var. Ama burada hiç kurtuluşun yok.

  52. 25:05

    Altı cehennem. Şimdi kimisi selametle kurtuluyor. Bu ne demek? Hiç sıratta şimşek gibi geçerse ona bir bela vurmaz. Ama dur şu müsellem. Kimisi de kurtuluyor, kurtuluyor ama bir yara bera alıyor. İşte namazlarda kazalar var ise, oruçlarda takva yok ise, zekâtlarda eksik var ise, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in sünnet-i şerifinde

  53. 25:31

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnet-i seniyyesine ittiba yok ise tam hakkıyla Yani imanı var. İşte namaz, oruç, had, sekat falan ama Yarım yamalak işler var. Zaten kılmayan nerede sıratı geçecek arkadaş ya? Kılanlar geçemiyordu. Sen kılmayanı ne soruyorsun bana ben söyleyeyim sana, ne söyleyeyim sana?

  54. 25:50

    Namaz kılmayan Anlı sezdiye var mı yani? Korkarım Müslüman muamelesi yapmazlar ahirette korkarım. O kadar hadis-i şerif gördüm ki bu hususta. Onun için ama kılıyor işte Adile erkanına rehat etmez, yarım yamalak işler onların da çok tehlikesi var. Ama işte bazı günahlara düşmüş, bazı ibadetleri eksik etmiş falan.

  55. 26:14

    Bu da yara ile kurtuluyor. Yine kurtuluyor. Sırattan geçiyor cennete gülüyor. Ve mekbubun fin nâri alâveciyi bazıları da ne yapıyor? Yüzünün üstüne tökezlenerek cehenneme yuvarlanıyor, sırattan aşağı cennete geçemiyor. Ya. Onun için dünyada ehl-i sünnet itikadı üzere ilmi hâli üzere, ilim üzere amel edenler ve ikhlas ile Allah için işler yapanlar selametle kurtulurlar.

  56. 26:55

    Ne kadar eksik yedik yaparsa yine yara belâ olsa da yine kurtarırlar. Ama her kim ehl-i sünnet itikadını koruyamazsa beş vakit namaz, oruç, hac, zekat gibi İslam'ın şartlarını yerine getiremezse, getirmezse bu da yüzünün üstüne cehenneme tökezlenip atılacak. Yani bunun kaçarı kurtarı yok. Kimse de onu kurtaramaz.

  57. 27:20

    Sırattan aşağı yuvarlanacak. Bu öyle bir tehlikeli geçittir ki takvâdan başka bir şey buradan adamı geçiremez. Ne buyuruyor Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Kâne alâ Rabbike hâkmen mâ buyyâ ve inninkum illâ vâriduha, Meryem Suresinde sizden cehenneme uğramayan kalmayacak. Rabbin kesin söz verdi, karar verdi, bunu üstlendi.

  58. 27:44

    Mutlaka yapacak. E peki cehenneme peygamberler de mi? Tabii. E cehennemde ne işleri var? E sırat cehennemin üstünde, sıratı geçmeden cennete gidemiyor. Onun için herkes uğrayacak. Sümmenun eccille ziynette kav. Haramlardan sakınanları kurtaracağız. Ve ne deruz zâlimîne fî yâ cisiyyâ. Zalimler, evvela şirk koşanlar, sonra namazı, oruç gibi farzları, vacipleri terk edenler.

  59. 28:14

    Haramlar işleyenler. Bunlar takvâdan uzak zâlimlerdir. Onları da orada dizüstü çökerteceğiz, yüzüstü süründüreceğiz. Oradan cehenneme yuvarlayacağız. Böyle bir âkıbet olduktan sonra dünyada ağ olsan ne olur? Sarayda kalsan ne olur? En zengin sen olsan ne olur? En yakışıklı, en güzel olsan ne olur? En sağlıklı insan olsan ne olur?

  60. 28:41

    Sonu bitiyor hepsi, gideceğin yer bu ateş. Ahiret birimizi alalım. Kendi canımızı koruyalım. Çoluk çocuğumuzu kurtaralım. Ahiret geldi geliyor. Hepimiz ölmek üzereyiz. Ölüm nerede gelecek bilmeyiz. Onun için daima hazırlıklı olalım.

  61. 28:57

    Şimdi bir kısa ara veriyoruz. Ondan sonra inşâAllah diğer bazı rivâyetleri okuyacağım. Mahşerle ilgili Allah Teâlâ cümlemize ibret almayı, ders almayı, öğüt almayı, takvâ üzere hareket edip haramlardan sakınmayı göster eylesin. Amin. Allah'ım salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ aleyhi sellem.

  62. 30:52

    Çünkü herkes doğruyu konuşacak. Zoru görünce nasıl yalan konuşacak? Mevla'nın huzurunda yalan nasıl konuşacak? Hâfiz batir râfi'â. Kimisini alçak edecek, kimisini yüksek edecek. Dünyada haksız yere yücelmiş, yükselmiş adamları tepetastak aşağı alacak, bakacaksın beş paralık itibarı yok Allah'ın dinde, rezil olmuş.

  63. 31:16

    Dünyada efendim düşük vaziyette fakir, hakir, zelil, derviş, gariban ama Allah'ın dinde değeri var. Onları yüksek edecek. Bakacaksın dünyadaki fukara orada olmuş mülük, krallardan, egniyâ. E çünkü kıyamet haksızlıkları ortadan kaldıracak. Önümüzde böyle bir gün var.

  64. 31:39

    Bunu çok okumamız, dinlememiz ve o güne hazırlanmamız için çok ayet, hadis duymamız lazım, rivayetler dinlememiz lazım. Sohbetsiz nereye gidelim biz? Vaz olmadan kim yolunu bulmuş? Mevla vaz et buyuruyor. Vaz nasihat imanlılara mutlaka fayda verecek. İşte imansız Allah hidayet yaratsın biz ne yapalım?

  65. 32:07

    Zikra. Kim Allah'ı görmeden korkarsa, Kur'an'a tabi olursa, Habibim sen ancak onu uyarırsın. Öbürlerine vaz etmeyeceğim, edersin ama fayda etmez diyor. Senin uyarıların ancak Allah'tan korkana etki yapar. Biz burada konuşuyoruz. İmanı olanlar ne yapacağız yahu diyor. Kaza namazlarımız da var. Nasıl bitiremedik, birden ölürsek nasıl hesap vereceğiz?

  66. 32:36

    Zekat borcumuz var, zekatımızı tam hesaplamıyoruz. İşte efendim, kimisi işte ben zina yaptım, ara sıraya düştüm, şimdi ara sıraya yine düşüyorum. Veya öbürü diyor ben ara sıraya iki tek atıyorum falan. Başlıyor, hesap düşünmeye başlıyor. Neden? İmanı olduğu için. İmanı olmayan adam, Hakkı Devrim gibi.

  67. 32:57

    Ne dedi benim için? İyi ki konuşturdular bunu tek etekte de. Nelere inandıklarını bunların anladık. E nelere inandıklarımı şimdi gözünde gördün işte ahirette. Neye inandım ben? Allah'ın buyurduklarına inandım. Ben mi uyduruyorum cennet var, cehennem var? E inanmadığında kurtuldun mu oradan? Gittin ahirette işte şimdi, ne olacak?

  68. 33:20

    E adam işte benim ayet hadisi anlatıyorum. Adam etkilenmiyor, etkilenmediği gibi bir de alay ediyor, bir de dalga geçiyor. Çünkü Allah'tan korkmayan adama vaaz fayda eder mi? Etmez. Habibim sen ancak kimi uyarırsın? Yani senin uyarmaların kime fayda verir? Allah'ı görmeden inananlara, korkanlara fayda verir.

  69. 33:39

    Sen ne konuşuyorsun? Şimdi, Hz. Ömer radıyallahu anh Efendimiz gibi büyük bir zat, kendisine vaaz edilmesini istiyordu. Yani Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in halifesi, Hz. Sıddık'ın halifesi, Lev kâne bâdi nebîn le kâne umer, benden sonra peygamber olsa Ömer olurdu buyurulan zat, yani, kendi vaaz edecek yerde vaaz dinlemek istiyordu.

  70. 34:12

    Bir gün mescide girdi, Kâbul Ehbar radıyallahu anh, Tevrat ulemasından, tâbiûin tabakasından, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i göremedi. Yani, Müslüman olarak göremedi. Yetişemedi yani, Efendimiz vefat etmişti o geldiğinde Medine'ye. Onun için sahabeden olamadı. Sonra sahabe-i kiram onu, bağırlarına bastılar.

  71. 34:38

    Hz. Ömer Efendimiz de hep yanında dolaştırırdı. Bir gün mescide gidip baktı ki, Hz. Kâb insanlara vaaz ediyor. Hz. Ömer dedi ki, radıyallahu anh, Kavvizna ya Kâbul Ehbar. Ey bütün âlimlerin reisi Kâb, korkut bizi biraz, korkut dedi. Hz. Ömer ki yamalı cübbe giyen, canı istediği bir şeyi Allah'tan korkusuna helal olduğu halde, muba olduğu halde yemekten bile kaçınan,

  72. 35:12

    Allah'ın korkusuna ağlayan, titreyen bir zat. Azab âyetini duyduğu zaman, birinin okuduğunu duyduğu zaman, atın üzerinden gayr-i ihtiyarı düşen, eklemleri kopan, mafsalları kesilen, sırf azab âyetini duyduğu, İşte Tûr'a yemin ederim, Kitab'a yemin ederim. Beyt-i Mamur'a yemin ederim. Açılmış deriye yazılan Kitab'a yemin ederim.

  73. 35:39

    Yükseltilmiş çatıya, tavana, göklere yemin ederim. Kıyamet günü kızdırılmış denize yemin ederim. Tüm denizler kızdırılacak, altından cehennem açılacak. İnnâ adâbe rabbike levâkı. Bunca yemin olsun ki, şüphesiz senin Rabbinin azabı elbette vâkı olacaktır. Mâ lehum min de'afiha. Kimse onu savuşturamayacaktır.

  74. 36:02

    Bu âyeti birisi okuyordu, hani cüz okurken, mukabele okurken veya işte Kur'an'dan âyet okuyorken. Hazreti Ömer Efendimiz bunu duyduğu vakitte, hiçbir şey yok, sapasağlam insan, küt düştü attan aşağı. O kolay bir şey değil. Bir iki metre boyuyla, uzun boylu insan, iriyar insan, bir attan düşmek ne demek?

  75. 36:23

    Bir de gayri ihtiyari düşüyorsun. Hiç sakınma yok. Eklemleri kesildi yani. Bayıldı, düştü. Evine sedyeyle götürdüler. Üç gün insanlar onu ziyarete gittiler. Neden? Allah'ın azabı mutlaka olacak âyetini duyduğu için. Bu kadar Allah'tan korkan insan olur mu? Yine Hazreti Kâbe ne diyor? Bizi korkut biraz, korkut.

  76. 36:47

    Şimdi bizi, biz de müjdeleyici cennetten biraz bahset hoca. Efendim müjdelerden bahset. Yahu biz müjdeye layık bir adam mıyız ya? Hangi müjdeler bize uygun geliyor? Onun için esas korkutulmaya layık olanlar biziz. Esas bizim korkutucu vaazlar dinlememiz lazım. Bizim de konuşmamız lazım. Ama insanlar hoşuna gitmiyor.

  77. 37:16

    Cenneti anlat. Korkalım, korkutulalım ki. Bari cehennemden kurtulalım da ahirette son gülen iyi güler. Gülmeyi oraya bırakalım yani. Burada bu keyfi kaçıralım. Bak bizi korkut dedi, korkut. Dedi ki, Ey Ömer! Vallahi Allah'ın öyle melekleri var. Allah onları yarattığı günden beri kıyamda ayakta durmuşlar.

  78. 37:48

    Daha binlerce senedir. Tabii dünya yaratılmadan o melekler yaratılmışlar. Dünya yaratılalı kaç bin sene oldu. Onlar dünyadan kaç bin sene evvel yaratmışlar. Hiç dedi kıyamda duruyorlar, bellerini eğmemişler. Yani rüku'a bile gitmemişler. Hep kıyamda zikrediyorlar. Namazın kıyamında.

  79. 38:12

    Bazı melekleri var. Dünya yaratılmadan önce Allah onları yarattığı günden beri secdeye kapanmışlar. Suğura üfürülene kadar başlarını kaldırmayacaklar. Allah Allah! Daha suğura üfürülmedi. Bundan sonra yarınki derste inşallah sahur dersini kaçırmayın. Suğura üç kere üfürülecek. O suğura üfürülen üfürülmeler arasında kaç sene geçecek.

  80. 38:40

    İnsanlar suğura üfürüldüğünde nasıl dirilecek, nasıl diriltilecek, neler olacak neler olacak. O rivayet uzun biraz bu geceye sığmaz. Yarın gece başından ondan başlayacağım inşallah. Bitirmek nasip olacak inşallah. Yani çok mühim bir ders. Mutlaka dinleyin inşallah. İşte suğura üfürülmesini anlatacağım yani.

  81. 39:01

    Suğura üfürülene kadar başlarını kaldırmayacaklar. Kıyamet günü. hep birlikte diyecekler. Seni tesbih ederiz, seni tenzih ederiz, sana hamd ederiz. Biz sana hakkıyla ibadet edemedik. Ve hakkı ma enbeğileke en tuğbede. ve ve hakkı mâ enbeğiylekeen tövbede Sen ne kadar ibadet olunmaya layıksın. tövbede.

  82. 39:34

    Sen ne kadar ibadet Ne büyük ibadetler, ne kadar fazla ibadet olunmaya layıksın. Ama biz sana hakkıyla gerektiği şekilde ibadet edemedik. Kim diyor bunu? Daha dünya yaratılmadan binlerce sene evvel yaratılmış melekler kıyama durmuşlar. sura üfürülünceye kadar bellerini bükmüyorlar. Rüka bile eğilmek yok.

  83. 39:58

    Onlar da zaten yemek yok, içmek yok, uyumak yok, evlenmek yok, erkeklik yok, dişilik yok. Allah onları yarattığı günden beri secdeye kapanmışlar. Sura üfürülene kadar secdeden başlarını kaldırmıyorlar. Kıyamet günü olduğu zaman, daha ne kadar, binlerce sene... onlar hep secdede dağı. Kıyamet günü olunca başlarını kaldıracaklar, diyecekler, Ya Rabbi sen hakkıyla ibadet edemedik.

  84. 40:20

    Şimdi bizim ibadetlerimizi bir hesap yapalım, kıyas yapalım. Bir teravih kılıyoruz, o da bize uzun geliyor, zor geliyor falan. Yani, yirmi beş dakika bir şey. Hani bazıları yirmi dakikada bile kılıyorlar. Hepten on, on beş dakikada kılan var, o maskaralık, Allah'ın azabına çarpılmak. Öyle teravih olmaz, o cehennemlik olur o adam.

  85. 40:44

    Tatil erken yok. Yani, yirmi beş dakika falan en asgari, sırf teravih, yirmi rekat için konuşuyorum. Yatsı bitir, dahil değil buna. E şimdi, yani bunun en fazla kılsan bir saat. Hatimle kıldın falan, işte neyse iki cücük, iki saat. Kaç saat verdi Allah sana? Yirmi dört saat. Bunda uyuduğun namazdan fazla geliyor.

  86. 41:12

    Yediğin içtiğini katarsan kat kat fazla geliyor. Bir de dünya işlerine çalıştığın, kazandığın, harcadığın. Bir de fuzuli konuştuklarını bilmem ne bilmem. Topladığın zaman dört saat ibadet çıkmaz. Yirmi saat kendine çalışıyorsun. Yine de bu ibadetten yoruluyorsun, üşeniyorsun. Dört saat ibadet kimse çıkar, o da ayrı bir dava da.

  87. 41:36

    Ondan sonra bir de kılmayanlara bakıyorsun, secde etmeyenlere falan bakıyorsun. Oho! Bunlar varken biz kesin cennetliyiz. Niye? Hiç kılmıyorlar da onun için. E ne biliyoruz sen kesin cennetliksin? Allah'ın senin adına özel sözü mü var? Peki, melekler diyorlar binlerce sene secdeden kalkmışlar, hiç başka bir iş yapmamışlar.

  88. 42:00

    Diyorlar biz sana hakkıyla ibadet edemedik. Sen nasıl diyorsun ki ben cennete hak ettim? Sen nasıl diyorsun ki benim kadar ibadet kimse yapmıyor ya bu zamanda? Sen ne konuşuyorsun sen? Kafayı mı yedin ya? Sen ibadetini ne görüyorsun ya? Seni Allah yediriyor, içiriyor, yaşatıyor, nefes aldırıyor. Bütün Allah'ın imkanlarıyla Allah'a secde ediyorsun.

  89. 42:19

    Bir de ondan sonra secde ettiğini de çok görüyorsun. Bizim ibadetlerimiz hiç Allah'a layık değil yahu. Celle Celaluhu. Canım, yedi kudretinde olan Allah'a yemin ederim. Cehennem kıyamet günü öyle bir yaklaşacak ki. İnne cehenneme le tukarrabu yevmü'l kav. Leha zefiru ve şeyh. Bir bağıracak, bir çağıracak, bir naralar atacak.

  90. 42:41

    Merkep sesleri gibi. Anırmalar. Ama çok bet bir ses, çok çirkin bir ses, çok dehşet verici bir ses. Hattâ idâ denet ve karubet. Zeferat zefraten. Mahşerde cehennem getirilecek. Vecihi eyevveydin bi cehenneme. Ayette de var. Cehennem o gün getirilecek. Yedi bin yuları var. Her yularından, yani tutacak şeyi.

  91. 43:04

    Her yularından yetmiş bin melek. Efendim tutuyor. Yani çok büyük bir sayı çıkıyor burada. Dört milyar dokuz yüz milyon mu ne çıkıyor. Bu kadar melek, efendim cehennemi getirecekler. Bir meleğin dünyayı alt üst edecek kadar kuvveti var. Cehennemi zapt edecek kadar kuvveti yok. Hepsinin birden cehennemi zapt edemiyorlar.

  92. 43:29

    Yevme-i niyetle dekkar ol insan. O zaman insan düşünmeye başlayacak. Ya burada düşünüp taşınıp, amel edip kazanacak yerde cehennem gürlemeye başladı, düşünmeye başladı bizimki. E neye yaradı bu şimdi ya? Ne teravih kılabilirsin? Ne oruç tutabilirsin? Ne Allah diyebilirsin? Bitti ne abdest alabilirsin?

  93. 43:48

    Ne kuşlanabilirsin? Sen ne hesabın peşindesin? Ne zaman cehennem insanlara, mahşerdeki halka yaklaşacak, bir gürültü koparacak. Ama nasıl bir gürültü? Dünyada öyle bir ses kimse duymamış. Zaten şu anda o ses buradan duyulsa, herkesin ödü yarılır, bir anda ölür, herkes düşer. 7 milyar insan bir tane sağ kalmaz.

  94. 44:10

    Cehennemin sesi gelmiyor ki buraya. İşte ahet-i kerimede de söylüyor. Tekadü temeyyezü minel gayz. Öfkesinden yani kafirlere, münafıklara karşı, sinirinden az kalsın çatlayacak. Ondan sonra böyle gürlüyor. O zaman o cehennem gürlediği zaman, Efendimiz Hazretleri gürleme derdi. O tabiri çok kullanırdı.

  95. 44:48

    Cehennem gürlediği zaman, ne bir peygamber kalacak, ne bir sütlük kalacak. Ne bir sıddık kalacak, ne bir şehid kalacak. Hepsi dizlerinin üstüne çömelecek, yüzlerinin üstüne secdeye kapanacak. Her nebi ve sıddık hatta şehid. Ya Rabbilâhe s-sevkû illâ nefsî. Ya Rabbi hiç kimseyi istemiyorum. Anam, babam, karım, kocam, çoluğum, çocuğum, sevdiğim, eşim, kimseyi istemiyorum.

  96. 45:15

    Ancak kendimi istiyorum. Hattâ insâ İbrahim ve İsmâile ve İshâk. İbrahim, oğlu İsmâil'i unutacak. Oğlu İshâk'ı unutacak. Fekul yâ Rabbe ne ghalîlük ya İbrahim. Diyecek, ya Rabbi, ben senin dostun İbrahim'inim. Ben senin ghalîlinim, ben senin dostunum. Bana rahmet et, bana acı. Cehenneme, atma beni cehenneme, ben senin dostunum.

  97. 45:38

    Ya benim oğlum da var İsmâil. Efendim, Zebihullah. E İshâk da var. Ondan sonra, bütün peygamberler onun oğlu, zürriyetleri, torunları. Beni İsrail. Ya Rabbi, ben senin dostunum. Ben başka kimseyi tanımıyorum, unuttum. Beni kurtar. Böyle bir gün var işte ya. Birinci bölümde de okudum. Herkes işine düşecek.

  98. 46:00

    Hz. Kâf dedi, ey Umer İbn-i Hattâb. Eğer o gün senin için yetmiş peygamber kadar amel olsa, amel defterinde, Sen Hz. Ömer'sin, sahabenin en ileri gelenlerindensin. Ama diyelim ki, sen yetmiş peygamber kadar, salih amel işledin. Yetmiş peygamber kadar amelin var. Yine de o günün dehşetini gördüğün zaman, hiç kurtulamayacağını düşüneceksin.

  99. 46:30

    Diyeceksin ki, ben kurtulamayacağım. Artık kesinleşti. Yetmiş peygamber kadar ameli olan, kurtulamayacağını düşünecekse o günün dehşetinden, senin benim ne peygamber, ne sıddık, ne şehid, ne veli, hangi veli kadar amelimiz var ya? Biz nasıl kurtulacağımızı düşünebiliyoruz? Hz. Kâbe bu vaazı yaptığı vakitte, bütün insanlar ağlamaya başladı.

  100. 46:53

    Ama nasıl ağladılar? Artık ağlamaktan yarıldılar yani. Kafalarını kaldıramıyorlar. Hz. Ömer Efendimiz, baktı ki bu durumu gördü. Ne etkilenen adamdılar ya. Ne tesirli insanlardı bu sahabe, tabiin. Bir vaaz edersin, hepsi bayılır, ayılırdı ya. Hz. Ömer Efendimiz dedi ki, Ya Kâbe Beşşirne. Ey Kâbe dedi, biraz da müjde ver.

  101. 47:18

    Millet dedi, ölecek ağlamaktan. Dedi ki, Ebşiru. Sevinin, sevinin dedi. Müjde tarafı da var. Fe inne lillâhi teâlâ, selâte miyetin ve selâte aşarate şeriatin. Allah Teâlâ'nın 313 tane şeriatı var. Yani şeriatında 313 tane sâlih amel var. Sâlih ameller belki binlercedir. Ama özellikle 313 tane var.

  102. 47:52

    Şimdi bu 313 sayısı zaten şifreli bir sayıda. Bedirel'in sayısı, Dalut'un ordusunun sayısı. Bu 313 şeriat, yani şöyle anlayın. Diyelim ki sadaka. Diyelim ki bir tanesi sadaka. Bir tanesi zekat. Bir tanesi fitre. Bir tanesi oruç. Bir tanesi umre. Bir tanesi işte tavaf. Neyse böyle sayı 313 çıkıyor. Çıkar yani.

  103. 48:18

    313'ten de fazla çıkar. Çok çıkar. Şeriatın sâlih amelleri. Allah'ın 313 tane hükmü var. Bir insan ikhlas kelimesi, kelime-i tevhid. Yani la ilahe illallah, Muhammedun Resulullah. İman kelimesi. Bu ikhlas kelimesiyle beraber bir insanda bu 313 amelden bir tanesiyle bile ahirete gelse cennete girdi. Herhalde bir tanesiyle gidebiliriz yani.

  104. 48:44

    Ya ne bir tanesi hocam? Ne bir tanesi hoca? Ben 313 bile yaptığım vardır. Yaptığım vardır ama hepsini deldin deştin. Anlamıyorsun ya. umre yaptık, haç yaptık. ümre yaptık, haç yaptık, Kur'an okuyoruz, zikrediyoruz, Tesbih çeşitleri, salavat çeşitleri. Ne 313? Ne 313? Belki ben bile kaç bin tane bir şeyler yapmışımdır.

  105. 49:05

    Farklı amel. Ama koruyamıyoruz. Onunla gelirse diyor, şimdi burayı anlamıyor herhalde. Adam diyor, biriyle gelen kurtuluyorsa diyor, ben haydi haydi cennetliyim. Yahu getirebilmek mahşere. Mahşere getirmek ne demek? İşte torbayı deldirmeden, efendim malı çaldırmadan. E şimdi gıybet. Gitti bu sevap buraya.

  106. 49:27

    Yaptın ama gitti bu adama. Kul hakkına gitti. Bir iftira attın adama. Aldı o sevabı o gitti. O senin, getiremiyorsun ki ahirete mübarek. Zaten bizde amel yapmama sorunu yok. Ameli koruyamama tehlikemiz var bizim. Biz deldiriyoruz torbayı. Alıyorsun bir çuval, eve gidene kadar delik, döküle döküle. Eve geldin, yani ahirete geldin.

  107. 49:50

    Baktın ki torbada bir şey kalmadı. Bu torbada pişe kalma. E ne pişireceğiz? Yolda dağıttın. Kul haklarına dağıtıyorsun. Erbabı hukuka dağıtıyorsun. Zulmettiklerine dağıtıyorsun. Öyle ya şimdi onlar sevabından alacaklar. Ne vereceksin adama? Kul hakkı var. Yani biriyle gelebilse diyor. Yani bir insan...

  108. 50:11

    bari bir şeyi de deldirmeden götürebilse, mutlaka cennete girer diyor. Onun için şimdi ben bu hususta dualarım kitabında bir iki amel var. Yani mesela ahitname var. Sayfasını şimdi diyemeyeceğim ise. O ahitname sabah akşam okunuyor. Beş vakit de okunsa daha iyidir ama en az sabah Allah'ın mufatırası sevmâvâd diye başlıyor.

  109. 50:41

    Mesela onda bir özellik var diyor ki, bu kelimeyi okuduğu zaman bu mühürlenir diyor. Bu mühürlenir. Kimseye dokundurulmaz diyor. Kıyamet günü gelip, hattâ yuâfâ biâ sahibu yevvel kıyâme. Kıyamet günü gelip, sahibi Allah'la yaptığı bu sözleşmeyi kavuşuncaya kadar hiçbir şey onu bozduramaz.

  110. 51:00

    Şimdi burada bir şey var. Bazı ameller var. Kul hakları, kul hakları ondan alamıyor. Burası çok önemli. Bunlar ben dualarım kitabında mesela o mühürlü ameller meselesi var. Sübhanallâhu aleyhi ve aleyhi ve sellem. Sabah işte güneş doğmadan yüz kere, özellikle sünnetle farz arasında. Mesela orada ne diyor?

  111. 51:21

    E bu diyor mühürlenir diyor. Arşa asılır diyor. Sahibini bulana kadar bozulmaz diyor. Bu demektir ki kul hakları kapsamına girmiyor. Yani şöyle, adam alacaklarını diğer amellerden alabiliyor. Buna dokundurulmuyor. Çünkü neden? Hepten adam gümbürtü cehenneme gidecek çünkü. Bazı şeyleri Mevla saklıyor.

  112. 51:42

    Bu hadis-i şeriflerdeki sır buymuş meğer. Ben de bunu zamanla anladım yani. Mesela işte sabah akşam dünya kelam konuşmadan namaz vaziyetini, ayağını, halini bozmadan okursan diyor mesela o adam diyor ne günah işlerse işlesin Allah'a ortak koşmadığı sürece yani dinden çıkıp mürted olmadığı müddetçe o günah, hiçbir günah diyor bu sevabı bozduramaz.

  113. 52:11

    Bak hiçbir günah diyor. Gavur olmadı mı? Olmadı. O on lalaha tevla şerik gelen sevabı kalıyor ona. Yani bu çok önemli. Onun için dualarım kitabında çok hazineler var. İnsan özellikle bu amelleri arttırması lazım ki çünkü bizim deldirmememiz çok söz konusu değil. Biz baya bir dağıtacağımız var. Öyle anlaşılıyor.

  114. 52:30

    Hesap kitap kabaracak liste. Dır dır dır konuşuyorsun. Bunun hepsi bir yere gidiyor yani. Hak doğuyor adamın. Onun için biriyle gelebilse yani ahirete kadar koruyabilse demektir. İman zaten onsuz hiçbir şey olmaz. İhlas kelimesiyle beraber yani el-sünnet itikadı şart bir amel getirebilse yine Allah onu cennete koyacak.

  115. 52:54

    Demek ki işte muhafaza edelim. Bir şeyler yapıyoruz. Muhafaza edelim. Bir de bu mühürlü ameller işte ahitname dualarım kitabında var cep dualarıma da koyduk o. Sabahtan sonra okunuyor. Ondan sonra tesbihler var. Bazı zikirler var. Sahibi ona kavuşuncaya kadar arşa asılır kalır diyor.

  116. 53:12

    Şimdi daha iyi anlaşılıyor. Yani ona dokunulmayacak. Bu da ne demektir? Kul hakları da adam dese ki ver bu ameli de Mevla bu diyecek. Ya bunu da verirsem sana adam hepten cehenneme mi gitsin? O sefer Mevla onun hakkını başka taraftan razı edecek. Diyecek o zaman sana cennette ilave köşk vereyim. Şu kadar nimet vereyim sen buna helal et diyecek.

  117. 53:33

    Mevla amellerinden haricen onu razı edecek. O ameli bırakıyor işte. İşte böyle amelleri çoğaltmak lazım. Bir derste onları toparlayalım. Yani millete anlatalım hangi ameller mühürlenip de sahibini bulana kadar bekliyor. Onun için Hz. Ömer dedi sahabeden, tabiinden zatlar vardı. Dedi ki siz Allah'ın Allah'ın azabı çok ama rahmetinin özünü, hakikatini bilseydiniz

  118. 54:04

    biraz gevşeklik ederdiniz. O kadar acıyacak ki madem biz kurtarırız denederdiniz gevşeklik ederdiniz biraz. Onun için yine Mevla tam acıyacağının hakikatini tam anlatmıyorsa. Neden ki? Amelleri terk etmeyesiniz diye. Onun için biz salih amellerle şu Ramazan-ı Şerif, şu sahur bulunacak bir şey mi? Şu seher vakti.

  119. 54:26

    Bunda istiğfar edenler yüzde yüz affoluyorlar. Var mı bir şey isteyen? Var mı tevbe eden? Tevbeler kabul oluyor. Ramazan-ı Şerif'in faziletli saatler. Bismillahirrahmanirrahim. Binden fazla yazılıyor. Bir rekat, yetmiş rekat yazılıyor. Her amele katlama gelmiş. Mübarek on geceler, şu mübarek gece, yirmi beşinci gece, tek gecesi önümüzde işte anlatacağız.

  120. 54:47

    İşte yirmi yedinci gecesi var yirmi dokuzuncu gecesi var. Bayram gecesi bayram gecesi var, ne faziletler, yeni dergide de yazdık dolu, ne dualar, ne zikirler, şu bayram gecesi, önümüzdeki hafta işte hepsi, bu hafta içinde, yani sonsuz ahireti kazanabilir bir adam bu hafta içinde. Kadir gecesi zaten binaenaleyh, bayram gecesi, ibadet, kalbi ölmüyor, imanı söylüyor.

  121. 55:10

    müjdesini alıyor. Bayram sabahı bazı zikirler yazdım. Temmuz dergisine çünkü bayram Temmuz'da ya. Temmuz dergisine yazdım yani. Ben size hepsini nasıl anlatayım mübarek adam? Bir dergiyi açıp bakıp da başınızın çaresine bakan yok. Şu duayı yapayım bu sabah diyen yok ya. Varsa da çok az, yapmayın kendinize acıyın biraz.

  122. 55:32

    Bak önümüzde böyle tehlikeli günler var, salih amelsiz oraya gidilmez, sırat geçilmez, zikir, zikir, zikir, dua başka bir çaresi yok. Allah'a yalvaracağız, günahlardan sakınacağız, yakında kıyameti göreceksin diyor. Ömründen zayi ettiklerine pişman olacaksın diyor. Ölür ölmez kıyametin kopmuş olacak.

  123. 55:51

    Ondan sonra daha bir Allah diyemezsin. Nerede bu sene ne kadar adam gönderdik ahirete gömdük. Ne tanışlarımız ne bildiklerimiz ne insanlar gitti. Hadi gelsinler 27. gece bir daha bulabilirlermiş. Fuzuli konuşmaya bir kelimemize vaktimiz yok ya. Kazanalım ahireti bu mübarek vakitlerde Allah Teala.

  124. 56:11

    En büyük duamız Ya Rabbi şu mübarek Ramazan-ı Şerif'te Kadir Gecesi'ne muvaffakata muvaffak eyle. Mutlaka Kadir Gecesi'ne salih ameller nasip eyle. Hayırlı kaza kaderler takdir eyle. Kadir Gecesi'ni mübarek on geceleri bayram gecesini gafletle geçirmekten muhafaza eyle. Bayramımızı dostlarının bayramına ilhak eyle.

  125. 56:31

    Allah'ım cennetini, cemalini kazanarak, cehennemden azad olarak, ferahatlar olarak, günahlarımız affolarak bayrama çıkmayı ve hakiki bayram yapmayı bize nasip-i müessere. Amin. Dersleri kaçırmayın. Yarın gece sura üfürülmesi ve kıyamete kalkışla ilgili çok uzun bir rivayet. İnşallah becerebilirim. Birkaç sayfalık rivayet ama bir derse toparlamaya çalışacağım.

  126. 56:55

    Belki biraz 5-10 dakika evvel başlarım veya ileri atarız dersi. Yarınki sahuru kaçırmayın inşallah. İftardan önce de konuşulacak. Yarın zaten cuma gecesidir. Sohbetleri millete duyurun. Artık ne kaparsak kar. Bundan sonra hiç zayi edecek vaktimiz yok. Bu insanlar da gaflet içinde. Mutlaka bunları da uyar al.

  127. 57:15

    Bak ölüm nerede gelecek belli değil. Ne gencine bakıyor, ne sağlama bakıyor. Bir anda ölüyorsun gidiyorsun. Bir anda ahirettesin yahu. sonunda ahirettesin yahu. Hiç dönme imkanı kalmadı bir daha. Yapmayalım. Böyle bir fırsat bir daha öyle girmez. Allah Teala kıymetini bilenlerden eylesin.Amin!