08:15 / 55:54Şu an 08:15 / 55:54
Transkript
136 satır
- 00:19
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve salatu ve selam alâ seyyidil murselîn Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecma'in Kıymetli kardeşlerimiz Bu mübarek Ramazan-ı Şerif
- 00:47
bitmek üzere birkaç gecemiz kaldı, kalmadı. Geçen senefer size söz verdik, sûre ufurulmayla ilgili rivayetlerden okuyacağız dedik. Fakat şimdi inşallah okuyabilmek nasip olursa Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ bizlere ahiretle ilgili ne bilgiler verdi, Habibini gönderdi Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem O bize Bu hususta neler buyurdu?
- 01:20
Onları size beyan etmeye çalışacağım. Önümüzde böyle günler var, tehlikeli geçitler var. Bu tehlikeli geçitlere maruz kalmadan evvel tedbir almamız için iman etmemiz lazım. Salih amel işlemek lazım. Cehenneme dayanılacak bir durum yok. Ahirette azaba düşerse insan Allah muhafaza etsin. Hakikaten durum feci olur.
- 01:47
Yani bu ümmetten cehenneme girecek olanlar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i de üzecekler. E tabi dostlarının müminleri... efendim ailelerini, çoluk çocuklarını üzecekler. Mevla hak etmeyeni cehenneme atmaz. Fakat insanlar belalarını arıyorlar. Mevla'nın rızasını aramıyorlar. Mevla'nın rızası Ramazan-ı Şerif'te, Kur'an-ı Kerim'de gizli.
- 02:18
Bu sohbetlerde, bu derslerde anlatılan salih amellerde gizli. İnsan bunlara karşı gevşeklik ederek, ibadetlere karşı çekingenlik ederek, yani günahlara karşı atılganlık ederek, kendi başını bu belaya sokuyor maalesef. Yani yarın cehennemde anlatılanlar, o yılanlar, çıyanlar, akrepler, ateşler, yani bin türlü eziyetler, işkenceler, rezillikler, insan bunları hesap ettiği vakitte yani namaz bundan daha kolay değil mi?
- 02:53
Oruç bundan daha kolay değil mi yani? Teravih bundan daha kolay değil mi? Yani şurada bir yangın çıksa nasıl kaçarsın ya? Nasıl kaçarsın ya? Uyuyacak halin mi kalır yani? Yok uykun var, yok işin var, yok neyin var yani? Şurada bir yangın çıksa seni, hayatını felç eder seni. Hangi programın kalır bir ateş olsa?
- 03:13
Kaçarsın. Ya bu cehennem diyor bunu. Cehennem diyor bunu Mevla Hanım. Böyle bir ateş var buyuruyor. Bizi kandıracak değil haşa. Çocuk korkutuyor gibi de boşuna korkutacak değil haşa. O zaman tedbirimizi almamız gerekmez mi yani? Bu tedbirsizlik nedir? Onun için inşâAllah bu gece sûre ufurulmakla ilgili bazı rivayetler anlatalım.
- 03:39
İnşâAllah nasip olsa bir sahurumuz daha var. Yarınki gecede. İnşâAllah bakalım onda da Rabbim nasip ederse belki azaptan, cehennemden bazı şeyler anlatmaya çalışırım. İşte vakitlerimiz elverdiği kadar insanlara faydalı olmaya, insanları azaptan korkutmaya yani çıkmışlar şimdi işte Habertürk'te, şurada, tartışmalar, bir şeyler, bir şeyler.
- 04:08
Yani din adına, Kur'an adına, mezhep adına konuşturdukları adamlar, canersel saman çıkartmışlar, adam zaten kaç bin sene evvel maymunduk diyor ya. Yani bu adamları din adına konuşturma konuk olarak alıyorlar. E bu adam ayetten, hadisten bir haberi yok, bir ayeti düzgün okuyamaz, mana veremez, hadis-i şerifleri bilmez.
- 04:29
Bu insan nasıl din adına konuşur? İşte insanları bunlara mahkum ettiler. İlahiyatçı işte, ilahiyata da düzgün âlim insanlar var ama onların da çoğu programlara çıkmaz. Efendim, yok doçent, yok yardımcı doçent, böyle din-i mümin-i İslâm hakkında ilmi olmadan, işte mezhepler nereden çıktı, yok akılcılık, yok felsefe.
- 05:00
Allah milleti Ramazan günü meşgul ediyorlar, bu tarafta ahiret var, azap var, millet her gün sel gibi gidiyor ahirete, ölüm var, kabir var, bu adamlara ne lazım, bunları anlatmak lazım, kaza namazları varsa bir an evvel borcunu ödesin, zekattan borcu varsa hesabını yapsın, işte efendim içki, kumar, faiz, buğuş, haramlara müptelâ ise tevbe yapsın falan, nerede, milletin zaten
- 05:27
din adına bir bilgisi yok, o olanı da karıştıracak, karıştırıyorlar. Ondan sonra şu var mı, bu var mı, hadis var mı, mezhep var mı, tarikat var mı? Ya bunlar var olmaz mı? 1400 senedir bize kadar gelmiş, şimdi siz mi ananızın akıllı uşağı çıktığınızda bunları inkar ediyorsunuz?
- 05:47
Bin dört yüz senedir gelen yola mı, izlenen yola mı bakacağız, yoksa sen diyorsun ki ben buradan bir yol açtım, buradan gidin. Yahu senin yolunda ben deneme tahtası mıyım? Benim bir tane ömrüm, hayatım var. Geldi geçiyor, bitti bitiyor. Yani şu anda bir an evvel, her an ölebilecek bir durumdayım. Ben seni dinlemekle fuzulinim.
- 06:07
nasıl meşgul olayım? Ondan sonra senin vesveselerinle, senin aktardığın şüphelerle kafamı, kalbimi doldurayım. Ondan sonra var mıydı, yok muydu, bir evham. Ondan sonra kıldığın namazla da acaba boşuna mı kılıyoruz? Tuttuğun oruç, acaba boşuna mi aç kaldık? Milleti şüpheye sokmak. İşleri, güçleri şüpheye sokmak.
- 06:26
Dinde şüphe olmaz. olmaz, ittifaklıdır ya. Namaz vardır, kazası vardır, kılmayana azabı vardır. Bunlarla şüphe olur mu ya sen? Nasıl şüpheleniyorsun burada ya? Hadisler haktır, kıyamet alametleri vardır, cehennem vardır. Bu ilahiyatçılar cehennem falan hepsi burada diyor ya, ahirete dirilmeye inanmıyor adam.
- 06:49
Öldü gitti yaşayanlar. Ne diyor adam git mezara bak diyor, kemik kanı ne ufalanmış, dirilir mi dedi ya bunu kulaklarımla duydum. Yani dirilmeyi inkar ediyor, Mustaçlamoğlu kaderi inkar ediyor, halın yası Allah bilmiyor, yazmıyor diyor.
- 07:05
Kulaklarımla duydum ya, Mehmet Okuyan işte mucizeleri inkar ediyor, Allah işte ölmüş kuş, dört kuşu İbrahim Aleyhisselam dağlara bölmüş, yok öyle bir şey diyor ya. Ayeti inkar ediyor, kulağımla duydum. Aziz Bayındır kulaklarımızla duyduk internette. Çünkü Allah bilmez diyor yahu. Yarın ne olacak, sen kiminle evleneceksin?
- 07:24
Yani bu adamlar ve bunların uzantıları tabi. Öbür uzantıları da işte. Adam 11 ay televizyonda zaten, adada kızlar, erkekler karışık, dolaşık yarışma yaptırıyor. 11 ay ahlakı bozuyor, Ramazan'da da imanı bozuyor. Konukları bütün işte İslamoğlu, Mehmet Okuyan, bayraktar bayraklı falan filan. Ya yapmayın, bu milletin dinine, imanıyla oynamayı bırakın ya.
- 07:52
Kendi aranızda konuşacaksanız, felsefe, hendese yaparsanız yapın, ne yapıyorsanız yapın ya. Bu millet bir ayeti, hadis dinlemek istiyor, o zaman ne hale gelip olacak? Başka yapacak bir çağrış yok. Doğru kanala girecek. Nasıl? İnternetten alışveriş yapıyor. Nasıl? Bu parayı kaptırır mı? Kaptıran da var ama bizim milletin çoğu uyanık.
- 08:15
Köydeki nene benden akıllı. Paraya geldiği zaman. Tabi, oradan kızına mesela kendi internete giremez, girer bir şey alacaklar, bir şey ısmarlayacaklar, kızına böyle akıl verir. kızı giremez. Sakın dolandırılmayalım ha, dikkatli ol der, nene der bunu. Ben öyle neneler biliyorum, benden akıllılar. Ne nasihatler ettiler bana da.
- 08:36
E şimdi bu millet dünya içinde bu kadar akıllı. Diyorum ya hıyar alırken seçenler, karpuz alırken seçmece kesenler, kestirenler. Dinlerken adamı hem de din meselesi, iman meselesi, bakalım ne konuşuyor diyor. Ya bunun bakalımı yok. Ahiretten şüpheye sokar seni ya. sura üzülücek mi? sur var mı? ya bunun fıkası sur, daha Kur'an bu adam dedi sur neymiş?
- 09:02
yok öyle bir şey bunu ilahiyatçılar söylüyor cehennemde bu azapların yılan var, akrep var adam hiç bölüşür. Ya bırakın korkutmasınlar sizi diyor. Yahu neyi korkutuyor Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem? Ya neyi korkutuyor Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem? Sana yalan uydurur mu haşa? Kur'an-ı Kerim söylüyor cehennemin azaplarını.
- 09:22
Derilerini bahsediyor, pişmesinden bahsediyor, düşmesinden bahsediyor, yeniden deri verileceğin bahsediyor. Ya bunlar ayet kardeşim, hafızım diyorsun ya. İman yok adamda, hafız olsa ne olur? Adam, vel bazı maddel mökte, inancı yok. Ölümden sonra dirilmeye inanmıyor, Allah'ın kaderine inanmıyor, hiçbir şeyine inanmıyor.
- 09:42
Millete bunları dinletiyor. Yazıklar olsun. Çıkart oraya Cevat Akşit, çıkart oraya bilmem şu hoca, dolu hoca var. Adam sana anlatsın ahiret, nefkayi soğur, sura üfürme. Hoca efendilerin hepsi hak üzere konuşuyorlar yani. Hak üzere konuşuyorlar. Bilen miyim? Lillâhi l-isnâd, insanlar vardır. Bunları bulacakları yerde, kanallarda çoğaldı, o diyor ki adam çağırıyorum,
- 10:05
gelmiyor, o gelmiyor, bu gelmiyor, o gelmiyor, bu gelmiyorsa, git yemek programı yap daha iyi. Bari adamın dünyasına yarar. Böyle batıl konuşanları çıkartıp milletin aklını bozacağına, dört tanesi yanlış konuşuyor. Ondan sonra ya din hususunda çatışma ve tartışma olabilir mi? Din tartışmaya açık değil.
- 10:24
Din tartışmaya açık değil. Din ittifaklı bir konudur. Şimdi, Şimdi, efendim, siyasette tartışma olur. Memleket yönetiminde tartışma olur. tartışma olur. Partinin içinde tartışma çıkar. İşte kongre yapıyorlar, yapamıyorlar, bir şeyler çıktı. Çıkarısının iki tarafı tartışma olur. Hükümet doğru yürütüyor mu, yürütmüyor mu, o bir şey der, öbürü bir şey der.
- 10:47
Tartışma olur, muhalefet var. Bunların hepsini anlarım. Ama şimdi Kur'an hakkında tartışma. Adı bu ya, Bunu dinlemek zaten insanı kafir eder. Çünkü diyor ki, hadis-i şerif, İnne mirâen fil kur'âni küfrûn. İnne linde yücâdilûne fî âyâtillah. Allah'ın ayetleri hakkında tartışma açanlar. Hadi bakalım ayet.
- 11:13
Min bâdime s-sücîbe lehüccetuhum dâ hıfzatun inde rabbihim ve alîm hıfzamun. Yani Kur'an'a millet iman etmiş, insanlar Allah'ın davetine icabet etmiş, yolunu bulmuş, millet İslam üzerine giderken Allah'ın ayetleri hakkında mücadele başlatıyorlar. Bunların delilleri, konuştukları iddiaları, davaları Rableri katında zahildir ve batıldır ve çürüktür diyor.
- 11:39
Allah'ın ayetleri tartışmaya açılmaz. Var mıydı, yok muydu? Bu nasıl iş? Ahiret var mı? Cehennem var mı? Nasıl tartışıyorsun bunu? Kur'an'da beyan edilen bir şey ya. alîm hıfzamun adâbu şedid Allah'ın gazabı onların başına yayılıyor. Onlara çok şiddetli azaplar var diyor Kur'an. Allah'ın ayetleri hakkında, Kur'an hakkında felsefeli yorumlarla yaklaşıyor.
- 12:03
Olur mu? Hadis-i şerif ne mânâ verdi? Sahabe ne tefsir etti? Sen bunlara böyle mânâ vereceksin. Sur nedir? Sur'a üfürülmesi nasıl oluyor? Hemen onu tevil, yorum, bilmem ne. İsrafil Aleyhisselam vazifesi yok. Elinde, ağzında sur yok. Kıyamete yakın sur'a üfürülmeyecek. İnsanlar dirilmeyecek. Bunu konuşuyorlar adamlar.
- 12:24
İnne mirâen filkur'âni küfrûn. Ne buyuruyor burada? Kur'an hakkında ki bazı tartışmalar vardır ki küfürdür, insanı kâfir eder diyor. Şimdi, İmam Ebu Hanifel, İmam Şafii'nin veya Ahmet İbni Anbel'in veya mezheb için İmam Muhammed ile İmam Ebu Yusuf'un bir ayetten çıkarttığı mânâdaki tartışma hakkı bulmak için isabet etmek için içtihattır.
- 12:51
Bunda isabet eden iki ecir alır. Sahih Hadis'te sahiptir. Hata eden bir görüşte bir ecir alır. Nasıl ki bir yerde kıbleyi bulmak için insanlar kafa yorarlar. Kıblename yok, bir şey yok falan filan. Yoldayız, durduk. Kıble ne taraf? Biri oradan delil getirir, biri buradan delil getirir. Ona göre efendim, o derse ki benim görüşüme göre bu taraf o tarafa dururlar.
- 13:17
Öbürü derse ki ben senin bu görüşü kabul etmiyorum ben şimdi oraya nasıl yöneleyim? O çünkü ona göre işte güneşin doğduğundan, battığından, sağından, solundan bir kıble bulmanın usulleri var. Gece olursa yıldızlardan filan. Ama tabi bunları da bilenler kullanabiliyor bu delilleri. Efendim, Nebeş-i Rahmetli Kaptan Yıldızları tanıyordu adam.
- 13:37
Riva'da kaldık bir sene tefsir yazıyorduk orada. Efendimiz Hazretleri ile beraber bir yıldızdan birinin evinde kaldık bayağı bir 20 gün, bir ay. E gece bir kararıyordu ışık yok, bir şey yok. E şimdi bilmiyorum oralarda tabi yollar açıldı oralardan şimdi. Tabi çok Önce tabi çok karanlık, gece karanlık oldu yıldızlar, bir de bir kaptan ağabey, Allah Allah.
- 13:55
Kaptan abi, Allah Allah Yer, benim bizim Fatih'i tanıdığımdan daha iyi tanıyor göktekileri. Şu şöyle, şu altı tane, şu beş tane, şu, kaptan adam çünkü. beşte, şu. Kaptan adam çünkü. Uluslararası kaptandı, rahmetli Abdullah Efendi. Rahmetli Abdullah Efendi. E şimdi kabrin E şimdi kabrin nur olsun. nur olsun.
- 14:10
Oradan, bu adam dese ki kıble bu taraf, ben şimdi öbür taraf diyebilir miyim? Çünkü gök ilmim yok, yıldız ilmim yok, astronomi ilmim yok. Yani bilmediğim konuda ben tartışmaya girmem. Dese kıble bu taraf, ben dedim o taraf tamam. Ama şimdi öbürü de derse ki bende de böyle bir bilgi var, bana göre de şu taraf.
- 14:29
E şimdi orada bir içtihat olur. İçtihatta ne olur? Bir adam, görüşünü iyice yoğunlaştırıp kıbleye yanlış da durup kılsa, fıkıhta diyor ki namazı iade etmesi gerekir mi? Sonra anlaşıldı ki kıble başka taraf. İadesi gerekmez. Niye? Çünkü o aklını fikrini yoğunlaştırdı, yordu, bir kanaata vardı. Yani rastgele durmadı.
- 14:55
Bir şey yaptı orada, araştırma yaptı yani. Onun için iade etmiyor. Saçına değersen bozulmaz diyor. Tırnağına değersen bozulmaz diyor. Tenine değersen bozulur diyor. Ama kızına dokunursan, annene dokunursan bozulmaz diyor. Hanımına dokunursan zaten yabancı kadınlara hiç caiz değil de. Yani hanımına dokunsan abdest bozulur diyor.
- 15:42
Ebu Hanifer o zaman da diyor ki bu lâ meslûmin nicâdan, burada kadınlarla efendim cimâden ilişki diyor, bu mes kelimesi dokunmak, bu dokunmak temas diyor. Temas işte dokunma meseli Türkçe değişmiş artık. Arapça kelime mes Türkçe de kullanılmıyor da temas kullanılıyor. Bu temas işte eşiyle temas etmesi şeyi cinsel ilişki olarak anlaşılmaktadır.
- 16:08
Hanımına dokunduğunda niye yani kusur abdesti alsın diyor. Bu ayetten mesela burada ihtilaf çıkıyor. İmam Şafii diyor ki mesela hanımına dokunduğu zaman kusur abdesti değil de namaz abdesti gerekir diyor. Yani abdesti bozuldu diyorum abdestten. Kılamaz kıldıramaz diyor İmam Şafii. İmam-ı Azam da diyor ki hanımına dokunsa da efendim abdestlidir imam da olur.
- 16:34
Kendine de namaz abdesti yeter, başkasına da yeter diyor. Burada lâ meslûm kelimesini anlamak meselesi. Yani İmam-ı Azam efendimizin burada anladığı nedir? Cinsel ilişki yaparsa o zaman kusur gerekir diyor. İmam-ı Azam kusur gerekir zaten abdesti bırak büyük abdest de gitti diyor. İmam Şafii de diyor ki yok diyor burada diyor dokunduğu zaman efendim kendine
- 17:00
derisi hanımının normal abdest gitti diyor. İmam-ı Azam da diyor ki bu ondan bahsetmiyor, normal abdesti gitmedi diyor. Tabi burada hadîs-i şerifler var. Ayetin manasını anlarken hadîs-i şeriften tefsir alman lazım. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in fiiliyatından ve tatbikatından orada da bir hadîs-i şerifte âşe anamız buyuruyor ki
- 17:20
işte Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem eşlerinden bazısına dokunduk da yani eline değdiği halde efendim sonradan hiç abdest tazelemeden geçip camiye millete imam olmuştur diyor. Bu İmam-ı Azam'ın delilini güçlendiriyor. Demek ki abdest bozulsaydı Rasûlullah bunu yapmazdı sallallahu aleyhi ve sellem.
- 17:40
İmam Şafii de diyor ki işte bir kere bir hanımına eli değdiğinden sonra gitmiş abdest almıştır diyor yani namaz kıldırmadan evvel. O da bu delili götürüyor. İmam-ı Azam da diyor ki ya sen orada onu biliyorsun ama o arada hanımına dokunduğundan abdest almış değildir. Belki nurun âlâ nur olsun diye almıştır veya abdesti başka nedenle bozulmuştur diyor.
- 18:00
Başka nedenle abdesti bozulmuş olabilir sen onu bilemezsin işi buraya bağlamışsın diyor. Bunlar hakkı bulmak için yapılan tartışmalardır. Hakkı bulmak için. Buna içtihat deniyor. Bunu kim yapar? Ehli yapar. Sahabe içinden istimbat kabiliyeti, içtihat kabiliyeti olanlar, sahabenin de hepsi müçtehit değil, fakih değil.
- 18:31
İçtihat kabiliyeti olanlar bu müşkülleri çözerler diyor. Yani siz ilim eline sorun diyor. Ayet diyor bunu ilim eline sorun. Madem sen müçtehit kadar ilmin yok ona sorun diyor. Eh burada sorun yok. Ama Kur'an hakkında bazı tartışmalar var ki o insanı dinden eder diyor.
- 18:50
Şimdi bunların televizyonlardaki yaptıkları kafir ediyor. Çünkü neden? Bu hadis var mı yok muyu tartışıyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sözleri bağlayıcı mıdır değil midir'i tartışıyor. Ya ne demek yani bu? Peygamber'e itaat eden Allah'a itaat etti. Daha neyiz yahu?
- 19:12
Şimdi bunların tartıştığı konular dirilmek var mıdır? Yahu dirilmek hakkında hiçbir müçtehit ihtilaf edemez ki. Nas var kesin. Bütün Kur'an dirilmekten bahsediyor. Burada içtihata girmez ki bu. Neyi araştırıp da çözümleyeceksin? Zaten Mevla bildirmiş dirilteceğim diye. Bunlar onu tartışıyor. Cennet cehennem var mı tartışıyor.
- 19:36
Miraca Peygamberimiz göklere çıktı mı tartışıyor. Ayetlerle sabit bir şey. Bu tartışılır mı? Tartışma ne gibi konularda olur? Bu mesele abdesi bozar mı bozmaz mı? Fıkhi meselelerde olur. Bunlar inanç konularında tartışıyor. İmam Hazretleri dört mezhebin müçtehitleri bu kadar fukaha ulemadan ulemadan Allah Teala geleceği bilir mi bilmez mi?
- 20:01
Böyle bir konuda tartışma olur mu? Ya zaten Allah her şeyi valla büküldü şeyin her şeyi bildiğini söylüyor. Bu ihtilafa mahal değil ki. Onun için bunların âyetlerle yaptıkları tartışmalar insanı kafir eden tartışmalar. Anladın mı? adam diyor, ve mâ tebîmûs muhemmem fil kubûr sen diyor kabirdekileri işittiremezsin bu ayeti okuyor, bu ayete mânâ vererekten
- 20:24
bu ayete mana vererekten diyor ki, kabir azabı yoktur. diyor ki kabir azâbı yoktur kabirdekiler bir şey duymaz diyor ya ne alâkası var Kabirdekileri işittiremezsin ne demek? Ben duyurmazsam, ben Mevla buyuruyor, onun da duyma sıfatını yaratmazsam, onun ruhunu orada hazır etmezsem, yani onun ruhuna senin söylediğini ulaştırmazsam duyuramazsın.
- 20:52
Ama ben ulaştırırsam, duyarsın, duyurursun. Bunun kabir azabının olmamasıyla ne alakası var? Kabirdekiler duymaz. Nasıl duymaz kabirdekiler? E hadis-i şerifte var, siz onlar kadar duyamazsınız. Benim dediklerim Ebu Cehil'den iyi, siz bile duymuyorsunuz diyor. Cevap veremezler diyor. Bu Bukhari'dir. En sahih kaynakta geçiyor.
- 21:18
Sen şimdi ayeti burada, burada hiçbir alim, hiçbir müştehit kabir azabı yoktur dedi mi? Demedi. Bu ayetten öyle bir mana çıkarttı mı? Çıkartmadı. Çünkü bu ayetteki bir mana nedir? Esas mana nedir? Geriden beri gelen mana nedir? Yani kabir ehli nasıl ki cevap veremezler, kafirler de mezarda gibi kalpleri ölmüştür, onlara ne kadar vaaz etsen sana kabul ettim,
- 21:48
inandım, iman ettim diye cevap veremezler. İcabet edemezler. Yani onlar sana cevap veremezler. Nasıl kabirdeki cevap veremez? Ebu Cehil'e de istediğin kadar vaaz et, öyle bir kalbi tam kalıbı mühürlenmiş ki o asla ne yapamaz? İman ettim diyemeyecektir. Bunu anlatıyor bu ayet. Çünkü gerisinden körle gören bir olmaz, karanlıklarla nur bir olmaz, gölgeyle sıcaklık bir olmaz,
- 22:13
ölülerle diriler bir olmaz. Yani kafirlere ölüler diyor. Zaten Kur'an-ı Kerim birçok yerde kafirlerden ölüler diye bahsediyor. Hz. Hamza için diyor ki o ölüydü, yani kafirdi, sonra onu biz dirittik. Bu karanlıklarda kalmış Ebu Cehil gibi olur mu? Ölüyken onu dirittik diyor. Hz. Hamza ölü değildi ki.
- 22:40
Kafirlere ölü diyor Mevla. Oradaki ölüyü anladığın zaman ölülerle diriler bir olmaz. bir olmaz, çünkü diriler cevap verir, ölüler cevap veremez. Ölüler duymaz demiyor bak. Anlatamıyorsun işte. Âyet-i kerîme, mâ sevelâhi yâ ulelem bâ. Ayete doğru mu? Dirilerle ölüler bir olmaz. Ne demek? Diriler cevap verir, ölüler cevap vermez.
- 22:57
Ne demek? Kalbi diri olan Müslüman, davet yaparsın, tebliğ yaparsın, hemen kapatırsın. hemen kabul eder, icabet eder, cevap verir, amennâ der, kabul eder. Ama kalbi ölü olan kafir, damgalı mühürlüyse Ebu Cehil gibi ne anlatırsan anlat, bütün delilleri önüne getirsen kabul etmez, inandım diyemez. Çünkü neden?
- 23:19
Ölü hükmündedir, ölü cevap veremedik, o da cevap veremez. Ayet bunu anlatıyor. Adam geliyor bu ayeti ihtilafa sokuyor, tartışmaya sokuyor ve kabirdekilere azap yok, Mehmet okuyan bunu yapıyor şimdi. Bu felsefe yapıyor. Çünkü bu ayeti en iyi anlayan Rasulullah'tır sallallahu aleyhi ve sellem. Ayeti en iyi bilenler sahabe-i kiramdır.
- 23:39
Onlar bu ayette kabir azabı yok diye bir mana çıkartmadılar. Aksine var diye çıkarttılar. Sen bunu nasıl çıkarıyorsun? Bunların Kur'an hakkında yaptıkları tartışmalar insanı kafir eder. Niye kafir eder? Hakkı bulmak için değil, itikadi konularda yapıyorlar. Ama Kur'an'daki konuları fıkhı meselelerinde müştehitler helalı haramı anlamak için bir içtihat yapıyorlar,
- 24:05
bu insanı hidayete erdirir. Hangi dört mezhepten, hangisine tabi olsan hak üzeresin. Yeter ki birbirine çorba edip, katıp karıştırma. O mezhebin üzerinde yoğunlaş, artık ona uy. Çünkü o imamı Allah'la arana vesile koymuşsun. Vırt zırt oradan oraya şerit değiştirilmez. Zaruret olur. Tavafta kadın eli değiyor, adamın abdesti bozulursa şafiinin,
- 24:30
gidecek bir daha, gelene kadar bir daha, bir daha kadın eli değse kıyamete kadar tavafı bitiremez. İzdiham var. Hele ki farz tavafta bayram günü, kurbanda. O zaman şafiye diyor ki burada zaruret vardır. Bir kadına elin değme falan bir tehlike olsa da bir daha çık, bir daha girme tavafa. Hanefiye niyet et.
- 24:48
Zaruret. Adam üç dakikalıkla boşamış. İşte ondan sonra Hanefiye göre nikahı gitmiş. Şafiye göre bunu yenileme şeyi var mı? Bunun usulü var, şeyi var, senin önceki kıydığın nikahın şartları, şutları var. Veli var mıydı, yok muydu? Nikahı hangi sığayla kıldın? Tez vücut tenkiyle mi kıldın? Aldım kabul ettimle mi kıydın?
- 25:07
Falan filan. Bu teferruata giresin. O zaman Hanefi'de diyor ki kaç tane çocuğu var veya kaç senelik yuvası var. Yuvasını bozmamak için Şafii mezhebinde kurtarı tarafı varsa bir yeni nikahla Şafii'ye göre kıysın. Hanefi'de bu nikah bittiği halde. Bunlar nedir? Bunlar fıkıh meselelerinde şerit değiştirmek zaruretle mukayyettir.
- 25:26
Adamın yuvasını yıkılması gibi bittiği halde. Adamın yuvasını yıkılması gibi bir tehlike. Tavafı bozulup bir daha hanımı var, çocuğu var. bir daha İşte tavafı grupla yapıyorlar. Gruptan ayrıldı mı kaybediyor. Kabe'de kayboluyor adam. Bir daha nereye gidecek? Abdest yerleri biliyorsunuz, kaç kilometre.
- 25:42
Yani burada zaruret var. Şafii için. Eli değse. Bunlar fıkıh. İhtilaf ümmeti rahmeti. Ümmetimin ihtilafı mazhar rahmettir. Çünkü neden? Burada bir sıkıntı gelir, öbür mezepte bir kolaylık bulur. O mezebe göre kurtarır. Anladın mı? Bu Allah acıdığı için. Çünkü onların hepsi ayet-i hadise dayandığı için.
- 26:03
Ama bunların ihtilafı nedir? Habertuş'a çıkmış tartışıyorlar. Neyi tartışıyorlar? Kur'an'da efendim mezep var mı, mezepler hak mı, mezepler nereden çıktı? E şimdi mezepsiz bir din. Ne demek yani? Meali aç, kafana göre takıl. Kur'an'da ne zekatı kırkta bir bulabilirsin ne yatsının farzını dörtte kat bulabilirsin.
- 26:27
Yani milleti Kur'an'a havale etmeleri ne manaya geliyor? Herkes aradığını Kur'an'dan bulsun. Yani din diye bir şey kalmasın. Çünkü öbürü diyecek o zaman yatsıyı niye dört kılıyoruz ya? Kur'an'da yok. Öbürü diyecek ki niye ben kırkta bir veriyorum arkadaş? Zekat verin diyor. Ben kırkta efendim bir niye vereyim?
- 26:45
Kırkta sıfır nokta on verin. Kırkta yarım verin. Benim param niye iki bin lira, üç bin lira geliyor? Bin beş yüz veririm, bin veririm. Kafama göre takılırım. Allah demedi ki kırkta bir. Yani millete mezep yok. Yani ne demek? Kur'an'a bak. Namaz ister kıl, ister kılma kılarsan kafana göre takıl. Kaç zekat?
- 27:06
Yani o zaman teravih, sekiz zekat ihtilafına girmiyor bu iş. Her tarafta öğlenin farzı da ihtilafa girecek. Ayette yok ya. Dini değiştirmenin ve İslam'ı yozlaştırmanın ve Kur'an'dan milleti ayırmanın tek yolu hadis yok, mezep yok. Kaldı elimde Kur'an, Kur'an'dan da kimse mana çıkaramaz. Kıldığımız bu namaz şeklinin sırasını bile Kur'an'da bulamaz.
- 27:32
Kıyam mı önce? Kıraat kıyamda mı, rükûda mı? Kıraat var. Kıraat rükûda mı yapılıyor? Anladın mı? Kıyamda mı yapılıyor? Buna ait yok. Ver ki o rükû edin diyor. Rükûda ne kadar kalacaksın? Bu yok. Ne okuyacaksın Subhan'ın Rabbine lazım, ne okuyacaksın? Bir şey yok. İstersen hindi gibi düşün kalk. Rükûda bir şey okuyun demiyor.
- 27:56
Peki bunun tekbirle mi başlıyor? Bu nasıl başlıyor? Selamla bittiği bile Kur'an'da yok. E nasıl çıkacağım ben bu namazdan? Girdim namaza. Nasıl çıkacağız? Kaldık içinde. İhrama girmiş gibi. İhram tekbiri zaten adı. İftihar tekbirinin bir adı, ihram tekbir. Çünkü konuşmayı haram ediyorsun kendine, yemeği haram ediyorsun, içmeyi haram ediyorsun.
- 28:16
Allah'u Ekber namaza durmak ne demek niyetlenmek? İhram işte. Yani nasıl ihramda tırnak kesmeyi yasak ediyorsun kendine? İhrama girmeden tırnağını kesebiliyordun. Tüyünü kopartabiliyordun. Açlık ihrama girdi, yasak ettin bazı şeyleri. İhrama girdi, tekbir aldın. Allah'u Ekber. Konuşmak yasak oldu. Yemek yasak oldu, içmek yasak oldu.
- 28:36
Hepsini ihram etti. E nasıl çıkacağız biz bundan? Kur'an'da yok bu. Selam verip de çıkılıyor. Yani mezhepleri tartışıyorlar. Görüyor musun? Mezhepleri tartışmak ne demek? Dinin temel itikadını tartışmak. Fıkhının aslını tartışmak. Hiç müçtehitlerde, öğlenin farzı dörtte katta hiç ihtilaf eden bir mezhep var mı?
- 29:00
Mekke'ye gidiyorsun, Hanbeli'yi izliyorlar. Vehhabilerde bile namazlar belli. Bunlar da kafana göre takıldı. Çünkü neden? Kur'an'a bakıyorsun. Yani ne Vehhabi'den de beter oluyor, Şii'den de beter oluyor. Bunlar, 72 fırkadan, 72'sinde de yeri yok bunların. Yani 72'si sapıktır ama, 72'de bile, yani öğlenin dörtte katında ihtilaf eden yoktur.
- 29:23
Ama bunlar, farzları da ihtilafa sokuyorlar. Her şeye ihtilaf ediyorlar. Onun için Kur'an hakkındaki bu tartışmalar, küfürdür buyuruyor Hatiş-i Şerif. Allah'ın ahatleri hakkında, batılla mücadele ediyorlar. Müçtehitler neyle tartışma yapıyor? Hakla. Ne demek hakla? Ayetle, hadisle, açarak, delil getirerek tartışma yapıyor.
- 29:48
Bunlar neyle tartışma yapıyor? İsa aleyhisselam yaşamıyor, gökte değil. Delili ne diyorsun? Hiçbir ayet-i hadis yok. Ben âyet-i kerîme okuyorum, yaş yok. Ben ayet-i hadis... Adamın delili ne? Atmosferde oksijen yok. Batılla mücadele ediyor. Yani delili vahye dayanmıyor. Delili akla, mantığa, felsefeye dayanıyor.
- 30:10
Ne diyor? Oksijen yoksa insan yaşayamaz. Bu ne demek? Allah her şeye kadir değil. Allah oksijensiz adamı yaşatamaz demek. Mucizeleri inkara gülüyor. Yani sen burada neye göre konuşuyorsun ya? Bu hadis, uydurma, haşa, hadislere inanılmaz, haşa, ee? Bir Kur'an kaldı. Kur'an'da ne yapıyorsun?
- 30:32
Kur'an'da da olan âyetlere de tevil yapıyorsun, tahrif yapıyorsun, yanlış manav veriyorsun. İnsanları helak ediyorlar. Şimdi bunların birine sorsanız, sûr nedir? Diyebilir misin sen? Diyemezsin. Sûra üfürülmek nedir? Ölmek nedir? Dirilmek nedir? Çünkü hadislere bakmadığın zaman âyetlerde de tam tefsirini bulamazsın.
- 30:52
Bu sefer ne oldun? Kendi kafasına, kendi kafasına kalanlar ancak helak olurlar. Allah cümlemizi haktan, ehli haktan, el-sünnet vel-cemaatten, doğru kanallardan, doğru vaizlerden, sohbetlerden mahrum eylemesin. Amin. Bu milleti muhafaza etsin.
- 32:21
İsrafil aleyhisselama onu ağzına koydu. Gözünü de arşa dikti. Arşta üfle emri bekliyor. Arşta ne zaman yazacak ki, üfle. O İsrafil aleyhisselama, onunla görevli olan melektir. O kadar büyük bir melek ki o. Sûru ağzına koymak ne demek biliyor musun? Sen bir boruyu ağzına koysan gibi. çok hafif gelir.
- 32:49
Ama demirdense falan, tuştansa falan, 50 kilo, 100 kilo, 200 kiloysa falan sana çok ağır gelir. Hatta kaldıramayabilirsin. Bir de kaldırırsan ne kadar tutacaksın? Biraz kaldırsan, küt indirmen gerekir. Ama İsrafil aleyhisselama o kadar büyük bir melek ki, göklerden yerlerden büyük olan sur, onun ağzındadır.
- 33:11
Ve gökler yerler yaratıldıktan sonra yaratılan sur, hâlâ onun ağzındadır. Kaç bin senedir. Tabi o meleğin kuvvetini gösteriyor. Ağzına koymuştur, gözünü de arşa dikmiştir. Onun için bir hadis-i şerife ne buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem? Keyfe en'am ve sahibu sûri. Yentezru metâi umer. Yani ben nasıl zevkleneyim, keyifleneyim?
- 33:35
Ben nasıl mutlu olayım? Surun sahibi olan melek, gözünü arşa dikmiş, üflediği emir bekliyor. Her an üflenebilir, kıyamet kopabilir. Ben şimdi nasıl keyif yapayım? Hadis-i şerifinde buyurulduğu üzere. Emir bekliyor. O emir işte, o emir bütün ölüleri ayağa kaldıracak. Sur'a üflenmek suretiyle. O büyük emir.
- 34:01
Kultu ben dedim ya Rasulallah ve mas suru. Sur nedir? Bunu İbn-i Kesir efendi El-Bidâvînâ'da almış, Beyhekî el-Bahâüddînüşûr'da almış, İmam Suyûtu el-Bidûrûs Sâfirâ'da almış. Birçok alimler, hadisçiler bu hadis-i şerifi rivayet etmişler ve kaynak vermişlerdir. Sur nedir?
- 34:25
Şimdi burada yoruma mahal var mı? Yani bir şey sorulup da cevabı buyurulduktan sonra artık senin aklın, fikrin o kadar büyük olur muymuş da, meleğin ağzında durur muymuş da, o melek o kadar nasıl büyük oluyormuş da, ya bunlar senin felsefen, senin ahmaklığın, hamakatin, Allah'ın kudretine karşı inkârın ve mucizeleri reddetmen demek.
- 34:53
Mevla'ya ve ve alâ kuruşen kadim Kur'an-ı Kerim, Şeyh-i Kadir, her şeye kâdir diyoruz. Ondan sonra bu kadar büyük melek nasıl yaratıyor? dediğin anda, zaten kâfir oluyorsun. Ya Mevla, yaratmadan biz yaratmasına kâdir diyoruz. Ama o bildiriyorsa ki ben böyle birini yarattım, o zaman yarattığına inanıyoruz.
- 35:09
Yaratmadan evvel sorulsa, yaratabilir, her şeye kâdir diyoruz. Sen buradan ne karıştırıyorsun? Sûr nedir? Karnın boynuzdur. Boynuz ne demek? Borazan gibi bir şey. Borazanlar var ya, böyle çalıyorlar. Ama bu nasıl bir şey? Min nûrin. Min nûrin. Nurdandır.
- 35:29
Şimdi nurdandır. Ama nurdan olması, onun büyüklüğüne mani değildir. Nurdan olduğu halde, çok büyük olduğunun beyanı hakkında. Ne buyuruyor? Kur'an-ı Kerim, âyet, sûre, hadis-i şerif, Allah, Resûlullah, Efendimiz, İslâm, iman, tevhid, akaid, fıkıh, tefsir, siyer, sahabe, namaz, dua, zikir Nasıl bir şeydir?
- 35:49
Tekrar sordu. Çok büyüktür. Onda daireler var, yani odalar var. Hatta bazı rivayetlerde diyor ki, ruhların sayısı kadar delikler var. Yani o deliklerine, odalarına giriyor bütün ruhlar. Ruh çıktığı zaman bedeninden, ruh gidiyor surdaki dairesine. Tabi onun bir dairesi diyor, gökle yer arası kadar. Büyüklüğü gökle yerin eni kadar.
- 36:29
Gökle yerin çapı kadar yani bir dairesi. Burada ruhların adedince daireler var. Ruhlar artık, insanların ruhları, cinlerin de ruhları var. Meleklerin de canları var. Ona can veren unsur, Mevla yaratmış ona. Hayat veren unsur. Her birinin ruhu var. E melekler de ölecek. Bizden sonra ölecekler, bizden önce dirilecekler.
- 36:54
Bunları beyan ediyor. Şimdi sura kaç kere üfürülür? Sura üç kere üfürülür. Bu hadis-i şerifte buyuruyor. Bazı hadislerde iki kere üfürülür, buyuruluyor. Fakat bu üç kere üfürülür buyuran, birincisi Estaizübillâhi ve nüfûka fî sûri fefezzi'â men fî semâvâti ve men fîl-altı Yani sura üfürüldüğü zaman, gökte, yerde kim varsa
- 37:22
fefezzi'â men fî semâvâti ve men fîl-altı illâ men şâ'Allah Bu Nemr Suresi'ne geçiyor. Allah'ın diledikleri müstesna. Gökte, yerde ne kadar canlı varsa, tabii biz o zaman canlı olmayız herhalde. O zaman canlı olanları konuşuyor yani. Yoksa biz kıyameti görecek kadar da yaşayacağımıza benzemiyor ama galiba Allah bilir ama durum genelde budur.
- 37:47
Gökte, yerde kim varsa canlı olarak, hepsi paniklediliyor. Bu, hepsinin bir bunalıma girmesi, o sesle, o gümbürtüyle, o gürültüyle bu birinci üfleyişte bu beyan ediliyor. Ama bu çok şey değil. Yani bu birinci üfleyiş, ölme ve dirilme ile alakalı değil. Esas iki nefha vardır. Biri öldüren, diğeri dirilten.
- 38:12
Ölmek o zamandaki canlılara taalluk eder. Dirilmek hepimize taalluk edecek. Çünkü biz ölüysek de dirilme nefhasıyla kalkacağız ayağa. Onun için Ebû Resû'l-Billâh Velif'ha fîs-sûr, fesâ'iqa men fîs-semâvâtumu men fîl-alâh. Sûra üfürüldü. Üfürülecek de buyurmuyor. Olmuş bitmiş Allah'ın işleri hep. Çünkü kesin olacak ki.
- 38:34
Engel çıkacak yok. Üfürüldü. Üfürüldü, gökte yerde ne kadar canlı varsa bayıldı, düştü. Yani o öldü demektir. Canları çıktı. Ancak diyor, Allah'ın diledikleri müstesna. Bu arada Cibril, Mikâil, İsrafil, Azrâil, Hamele-i Arş, Arşu taşıyan melekler, şehitlerin ruhları gibi hayatları devam edenler var.
- 39:02
Onlar istisna ediliyor. Allah'ın diledikleri müstesna. Şimdi, Allah Teâlâ, İsrafil Aleyhisselam'a birinci kere üfürmeyi emrettiği zaman, efendim, yeryüzü sallanıyor. O işte Hac Sûresi'nde anlatılıyor. Her emzikteki, efendim, kucağında emzirirken yavrusunu veya at olur, hayvan olur, emzirirken onu unutacak, terk edecek veya ondan kaçacak, elindeyse düşürecek.
- 39:38
Sonra hamile, gebe olan insan veya işte hayvan, yüklü yani kim varsa, hangi canlı varsa, hiç anlamadan çünkü şimdi dünyada olsa sezeryenler, ameliyatlar, bilmem neler, normal doğum yapan kalmadı, bas bas bağırır yaparsa da. Yani o kadar zor bir şey, o kıyametin şiddetinden doğumunu yapacak, doğurduğunu anlamayacak.
- 39:59
Öyle bir panik var, efendim. Efendim, bu âyet-i kerimeler bunu beyan ediyor. Baksan herkesi sarhoş görürsün. Halbuki şarap içmiş sarhoş değiller. Lakin Allah'ın azabı çok şiddetlidir, akılları başlarından gitmiş. Bu vaziyette, efendim, şeytanlar uçuşuyor, kaçışıyor, işte küçük çocuk, o sarsıntıya küçücük bir bebek, efendim, maruz kaldığında kıyamet zelzelesi,
- 40:30
Kıyamet sarsıntısı büyük bir şeydir. Yani onu gördüğünüz zaman insanlar kendini unutacak, çocuğunu, bebeğini unutacak, küçük çocuk yaşlı olacak. Yani beşikteki çocuk bir de baksın saçı beyazlamış. Panikten yani. Öyle bir gün. Sonra Allah'ın dilediği kadar bekleyecekler. Sonra Allah-u Teala es-Selam'a emredecek.
- 40:57
Bu bir paniklemedir böyle baygın vaziyette kalmak, birinci soru. sonra ikinciye üflenecek. İkinciye üflendiği zaman, efendim, hepsi ölecek. Sonra ikinciye üfürlenecek. İkinciye üfürlendiği zaman, efendim, hepsi ölecek. İşte demin okuduğum âette tesâika, nefkat-ü sâk deniyor buna. İşte demin okuduğum ayette Nefkat-ül fezâ, panikletme üfleyişi.
- 41:15
Nefkat-ü sâk, öldürme üfürüşü. Öldürüm, öldürme üfürüşü. Burada, bu arada ne vardır? Meleklerin de ölümü var. Allah-u Teala Azrâil Aleyhisselam'a soracak. Kullarımdan kim kaldı? Azrâil Aleyhisselâm diyecek. Mevla biliyor, bilmediği için sormaz. Mevla böyle şahitliği, ispatlığı işlerini yapar. Hep böyle sorar.
- 41:43
O da der, O da der, Ya Rabben teheyüllehâ temud. Bir tek diri sensin, ölmeyeceksin. Vekey cibrilû mikâilu ve israfilû hameletû arşi kevbekî tûne. Cibril kaldı. Mikail kaldı. İsrafil kaldı. sura üfleyecek, son üflemeyi de yapacak. Ondan sonra arşını taşıyanlar kaldı. Ondan sonra arşini taşıyanlar... Dört melek.
- 42:02
Bir de ben kaldım. Allah-u Teala buyuracak ki, ölüm meleğine onların da ruhlarını kabzet. Bazı rivayetlerde Hazreti Aleyhisselam alacak. Cebrail Aleyhisselam'ın da canını. Bazı rivayetlerde Allah-u Teala buyuracak. liyamut cebriyilu ve mikâil. Cibril de ölsün. Cebril de ölsün, Mikail de ölsün, İsrafil de ölsün, Arşı taşıyan melekler de ölsün.
- 42:25
Böyle buyurduğu zaman altı yüz kanadıyla koca Cebrail Aleyhisselam altı yüz kat cennetle cehennemin arasında yıkılacak. Allah! Gökler yerlerden büyük. tam büyük Altı yüz kanadıyla yani. On sekiz bin alem ezilir be onun altında ya. Hazreti Cibril de ölecek. küllü şeyin hâlikün illâ veci'eh Küllü men aleyha falan.
- 42:49
küllü men aleyhâ falan buraya girmez Yerin üstündeki her şey fani dersin. Göktekilere girmez. Ama كُلُّ شَيْءٍ okuttuğun zaman küllü şeyini okuzduğun zaman her şey varlık namına ne mevcutsa hâlikûn ölecek. İlla ve ceh. illa ve cehzâtı kalacak Zatı kalacak. Bu sefer soracak. ya melekel mevt men bekel mekalk Ey ölüm meleği mahlukatımdan kim kal diyecek ölmeyecek tek diri sensin.
- 43:19
Zayıf kulun âciz hâle ben kaldım. Bak yaptık ya zayıf melekül mevt Ölüm meleği Ya melekel mevt, sen benim kelamımı işitmedin mi? Her canlı, sen de canlısın. Her canlı Her canlı ölümü tatacak. Ve ente halkum min halk. Sen de benim canlıları, yarattığım canlılardan bir halksın. Kalek tükeli mağarayta.
- 43:45
Seni de gördüğün vazifeler için yaratmıştım. Femüt, çabuk öl diyecek. Feyemud, azrâ-lâ selâmda, o da yıkılacak. Acra a.s'da o da yıkılacak. Hiç kimse kalmadı. Bir rivayet ona diyecek ki kendi canını kendin al. Cennetle cehennemin arasına gelecek. Kendi canını kendisi çekecek, alacak. Bazı rivayetlerde diyor Acra a.s öyle bir narayla bağıracak ki
- 44:11
onun sesini yani ölüm acısındaki sesini insanlar hayatta olsaydılar da duysaydılar onun bağırmasından hepsi ölürdüler. Yani Acra a.s'da ne hikmetse bu şekil gürültüyle ölüyor. Bizim insanlar sessiz sedasız mut gidiyor gibi görünüyor. Yani ruh neler görüyor ve temaşa ediyor ve can nasıl çıkıyor ve ne azaplar oluyor.
- 44:39
Bağırmaya gücü yok. Bağırmak güç ister. Yani o gücü bulamadığından bir de gayba iş kalsın diye. Çünkü Allah-u Teala onu duyuttursa yanındakiler de dayanamaz ölüyorlar. Hadis-i şerifte ne buyuruyor? Cenaze tabuta konduğu zaman, insanlar O'nun boyunlarına taşıdığı zaman, İyi bir adamdıysa ki, kadındıysa, namazla, abdestle, ehl-i sünnettense,
- 45:12
Çabuk götürün beni, çabuk götürün beni. Cenneti gördüm, beni geciktiriyorsunuz, yavaş hareket etmeyin diyor. Bu leş dünyada bir dakika daha fazla durdurmayın beni diyor. Eğer kötüyse, fâsık, kafir, münafık, Allah'ın azabına çarpılmış, cehennemlik olduğunu görüyor, ölmüş çünkü. Canı çıktı ya tabutta.
- 45:36
Diyor ki vay bu cenazenin haline, kendi kendine hayıflanıyor. Bunu nereye götürüyorsunuz diyor. Yani beni azaba, çabuk mu götürüyorsunuz, geciktirin ağırdan alın diyor. O cenazenin tabuttaki bağırmasını, iyiyse de cenneti çabuk götürün diye, kötüyse de götürmeyin diye, nereye götürüyorsunuz diye, bağırmasını insan dışındaki her şey duyuyor.
- 46:06
Bak orada at var, duyuyor. Köpek var yolda cenazenin yanıklarında, yoldan köpek var. Köpek duyuyor. Orada eşek olsa duyuyor. Ondan sonra ağaç duyuyor. Ağaçlar falan duyuyor. Zaten Bukhara hadisinde var, müezzin ezan okunsa ağaçlar hepsi şahitlik edecek. İnsan duymuyor. İşte burada gayba inanma meselesi var.
- 46:28
Çünkü öyle bağırtılık istese herkes, o zaman adam diyecek ki ulan bu yanlış yoldaydı, demek ki bu kadar bağırttırdılar. Şimdi bir de aksine hayatı herifin, İslam'a hakaretle, ayetleri tarifle, zındıklıkla geçmiş, çocuğu diyor ki, çok huzur üzere öldü diyor. Ben bu hadisleri bilmesem Eceba diyeceğim.
- 46:52
Bir Eceba koyayım derdi bizim. Erzincanlı nenemiz vardı da öyle derdi. Dinlerdi, dinlerdi adamı. Sen de dersin ki ikna oldu bana, tam inandım. Adama anlattım. Nenemiz öyle derdi. Durdu durdu. Eceba diyorum derdi. Senin bütün anlattığını iptal ederdi yani.
- 47:11
Şimdi ben de bir Eceba. Hadisi bilmesem ulan bu herif her şeyi inkar etti de, milleti saptırdı. Nasıl böyle huzurlu gitti? Kaç çarşaf yırttı, kaç tane kefen yırttı da, Mevla sana duyurtmadı. Hadis-i Şerif sana anlatıyor. İmtihan hikmetine binaen, insanın ölürken ki bağırtısı duyurtulmaz diyor. Tabuttaki cenaze bile bas bas bağırır diyor.
- 47:40
İyi ise sevincinden, kötü ise azabından bağırır. Herkes, her şey, herkes değil, kes akıllıya derler, her şey, ağaç, kuş, hayvan duyar da, illa l-insan, insan duyamaz. Çünkü insan duysa, o bağırtıyı o da düşer, bayılır, ölür diyor. Bu sefer cenaze ortada kalır. Adam tabutu taşıyor, cenaze bir bağırdı, küt bunlar da gitti.
- 48:04
Cenazeyi kim taşıyacak? Onun için Mevla imtihan olsun diye, bu sesleri kısık yapıyor. Ayarını kısmış. Adam bağırıyor da, sen duymuyorsun işte. Mesele bu. Onun için biz bu hadisleri bilmesek ne olacağız? Yani Hz. Aleyhisselam da böyle, yani ölümün acılığı, zorluğu, ve Hz. Aleyhisselam diyor ki, yani ben ölümün bu kadar zor olduğunu, kendi canını kendi alınca,
- 48:31
o zamana kadar ölüm tatmamış, kaç bin senedir yaşıyor Hz. Aleyhisselam. Bu kadar zor olduğunu bilsin, müminlerin canını alırken biraz daha, biraz daha şefkatli olurdum, bu ne zormuş diyor. Ama o da ölüyor en nihayetinde. Hiçbir kimse kalmıyor. Alemlerde kim var? Kim var? Evet. Kânellâhü'l-mülküm, Kânev va vele mikum yâ Hûşeyy.
- 48:54
ezelde Allah vardı, Onunla beraber hiçbir şey yoktu. Arş yoktu, fers yoktu, gök yoktu, melek yoktu, felek yoktu, hiçbir şey yoktu. İnsan yoktu, cin yoktu, hiçbir şey yoktu. Sadece Allah vardı. O noktada kim kalıyor tekrar? Mevla kalıyor. O zaman Mevla soruyor. Eynel-müluk, krallar nerede? Padişahlar nerede?
- 49:15
Firavunlar nerede? Nemrutlar nerede? Başbakanlar nerede? Ağalar nerede? Eynel-müluk, kralların oğulları, şehzadeler nerede? Veliatlar nerede? Soruyor. Eynel-cebâbira, zorbalar, azgınlar, zalimler nerede? Eynel-ebne'ül-cebâbira, onların oğulları nerede, yakınları nerede? Eynel-lezîne kânû yekulûne rizgî ve ya'budûne gheyrî.
- 49:42
Benim rızkımı yiyip de benden başkasına tapan kafirler nerede? Herkes Allah'ın rızkını yiyor, çoğusu Allah'a kulluk etmiyor, haça tapıyor, puta tapıyor, efendim işte, insana tapıyor, inaya tapıyor, maymuna tapıyor, tapıyor bir şeyler, nefsine tapıyor. Sonra Mevla Nebu soruyor, limenil mülkü'l yevm. Bugün mülk kime aittir?
- 50:11
Bizim Karadeniz'de, ne antika insanlar. Yarım karış için birbirini vururlar. Bizim sınıra geçti, sen oraya geçtin, ben buraya geçtim. Bir kavga, o onu vurdu, bu ondan vurdu, bir kan davası yüz sene gider. Yarım metre için birbirini vurdular, görüyor musun? Yazıklar olsun. Bir dönüm için değer mi? Yüz dönüm için değer mi?
- 50:32
Değmez. Mülk kimin soruyor Allah'tan? Ya neyi kapışamıyoruz? Yiyoruz işte Allah'ın rızkını, Allah'a ibadet edelim de kardeşim ya. Yani bir metre için arsa davaları, tapu işlemleri, mahkemelikler, o ben babasıydım, o diyor bu benim babamın oğlu değildi. E adamın 40 sene sonra kemiğinden dene, ateste falan.
- 50:54
Ne alacaksın ya? Mübarek benim babam dinliyor zaten. O da arsalar, mübarek 85 yaşına geldi. O da göreledeki arsalara uğraşıyor mübarek. Ya işte amcaoğulları almış işgal etmiş falan. E ne yapalım, helal edelim gitsin. Ama o da şimdi mahkemeye vermiş. Adam da hakkını arıyor babamdan, ne yapsın ama işte.
- 51:17
Fındıklık mı kalacak yahu? Limen el mülkün yahu. İnşallah kazanır davayı. Bu arada ben tabii kazanmasın demiyorum, kafa alsın tabii. Belki bize de bir dönüm bir yer kaldı. Ama değmiyor, yani neye değmiyor? Kavgaya, gürültüye, husumete, yani akraba arasında ilişkileri kesmeye. Yani insanlar selamı kesiyor.
- 51:41
Aynı köyde arsa işinden yarım metreden adam 40 sene konuşmuyor ya. Bizim Trabzon, Rize böyledir yani. Kirasında aşağı kalmaz tabii ki. Hep dava böyle. Benim arsaya geçti, benim tarlaya geçti. Yayladaki meseleler. O onun evine gitti, o onun yaylasına gitti. Bugün mülk kime aittir Allah soruyor. Bir kişi yok ki, bana ait diyen zaten yok.
- 52:07
Allah sana ait diyecek adam da kalmamış. Çünkü canlı yok. O zaman cevabı yine Mevla veriyor. Lillahil Vahidil Bahar. Ölümle kulları kahreden. Kahr demek, ezici güç kullanmak demektir. Kahhar sıfatı. Kahharın en büyük tecellisi nerede oluyor? Adamı öldürüyor ya, deviriyor aşağıya. Kim olursa ne olur, ağasını, paşasını deviriyor aşağıya.
- 52:36
Ölümle kulları kahreden. Kulları kahreden melekleri de, hepsini. Tek olanı alır. Teklik orada zaten çıkıyor. Şimdi de tek de, biz de kendimizi bir şey zannediyoruz ki bende varım hesabına. Sen var mısın? Sen şu anda da yoksun. Şu anda da seni yok eder de onun için. Sana biraz ipini uzun salmış işte.
- 52:56
Biraz müsaade vermiş, sen de zannediyorsun bende varım. Yazıklar olsun. Allah'ın vahid olduğunu, kahhar olduğunu bilmeyenlere. Onun için, ulema adam birisi yani, vefatından sonra görüldü de, dediler sen neyle işte kurtuldun ahirette falan. Zannettiler ki çok ilimler yazmış, kitaplar yazmış, ciltler dolusu çok, Allame-i Cihan falan.
- 53:20
Yok dedi, ben dedi bir cenaze gördüğüm zaman bir dua vardı, onu okuyordum. O dua çok önemlidir. Sübhanel hayyiledil amud. Hiç ölmeyeni Allah'a tesbih ederim. Cenaze gördün, cenaze arabası gördün, hemen hiç ölmeyecek, diriyi tesbih ederim, cenaze ederim. Bir de ne var? Danyal Aleyhisselam'ın kabrinden duyuldu bu.
- 53:40
Dualarım kitabında var, sayfasını işte bulun. Sonlara doğru ben hatırlıyorum. Orada ne buyuruyor? Sübhanel nedi. Teazzeze bil beka ve kahral ibade bil mevt olacak. Bunu bir kere okuyana bu tesbih, gökler yerler dolusu sevaplar sayıyor orada. Buradaki manada nedir? Danyal Aleyhisselam'ın kabrinden geldi bu ziyaret edene.
- 54:05
Sonsuz kalıcı olmakla beka ile aziz olan zatı ve kulları ölümle kahreden Allah'ı tesbih ederiz. Onun için Rabbim, tabi ki el yevme tüccari kulli nefsin bimâ kesebet bugün her canlı tekrar dirilecek ve dünyada kazanmış olduğunun karşılığını görecek. lâ zulmel yevm bugün hiç zulüm ve haksızlık olmayacak.
- 54:28
innallâhı seriyeül hesâb Allah hesabı çok çabuk görecek. Buyuruluyor. Bütün kulları dünya saatlerinden 6 saatte hesabını bitirecek. İstese 1 saniyede bile tutmazdı ama çok acele etmemeyi kullarına hep talip eder. Teennil hareket eder. 6 saat içerisinde hesap bitecek.
- 54:47
Şimdi bu safhadan sonra işte yarınki derse kalsın. Yarınki derse kalsın. O da ne demek? Şöyle her şey öldü ya şimdi, burada kaldık. Şimdi bundan sonra neler olacak? Dirilme safhası başlayacak. Melek de yok şu anda. Kaldığımız noktada Allah'tan gayri hayat sahibi yok. Hakiki hayat sahibi her zaman o da.
- 55:08
Mecazen hayat sahibi bizler varken melekler de mecazen hayat sahibi. Hakiki hayat sahibi ancak Allah. Ama nasıl dirilecek? İşte bunlar, melekler nasıl diriltilecek? Ondan sonra neler olacak? Neler olacak? İnşallah yarınki derse Allah nasip eder bana da sağlık, sıhhat verir bana da kuvvet versin. Ben bunu anlatabilirim.
- 55:30
Rabbim Tebarike ve Teala cümlemize o günlerde yardım eylesin. İman selametiyle ölüp mahşerede iman ile Kur'an ile haşrolmayı namazın, Kur'an'ın, Ramazan'ın şefaatlerine nail olmayı o mübarek arasatta cümlemize nasip müesser eylesin. Amin.
Benzer sohbetler
1:04:09İftar Sohbetleri 2026 - 24. Bölüm 19 Mart 202619 Mart 2026 · 65 dkRamazan Sohbetleri · 19 Mart 2026
1:06:14İftar Sohbetleri 2026 - 23. Bölüm 18 Mart 202618 Mart 2026 · 67 dkRamazan Sohbetleri · 18 Mart 2026
44:45İftar Sohbetleri 2026 - 22. Bölüm 17 Mart 202617 Mart 2026 · 45 dkRamazan Sohbetleri · 17 Mart 2026


