07:08 / 58:41Şu an 07:08 / 58:41
Transkript
146 satır
- 00:19
Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdulillahi Rabbil Alemin Es salatu es selamu ala seyyidil murseline Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecma'in Kıymetli dinleyenlerimiz Ramazan şerifin 24.
- 00:39
gününün iftarına hazırlanmak üzereyiz. Çünkü mübarek gece, bugünkü mübarek gün, ne rahmetler yağdı, dolular yağdı, yani Allah-u Teala'nın nimetleri, sonsuz ve sayısız Rabbimizin tasarrufları, kudreti, kudretin eserleri, rahmetin eserleri, yeryüzünü ihya etmekte, kuyularımızı doldurmakta, barajlarımızı doldurmakta, Mevla'nın melekleri müşakkarı olmuşlar.
- 01:13
Biz yaşayalım diye, önümüzde içmeye bir su bulalım diye, kudretmeye, abdest almaya, evvel su bulalım diye Mevla Teala meleklerini vazifelendirmiş, çalıştırıyor. Yağmur olmasa ne olur? Bu kadar insan, milyonlarca insan. Rüzgar olmasa ne olur? Üç gün rüzgar kesişle bütün dünyadan, bütün dünya leş olur, kokar buyuruluyor.
- 01:43
Hadis-i şerif yani rivayetlerde, Üç gün rüzgarı kesiliyor. Hiç rüzgar yok ama. Mevla rüzgarı, hazinelerinden o rüzgarları gönderiyor. O rüzgarlar ne? Gönderiyor. O rüzgarlar nereden geliyor zannediyorsun? Bizim oraya esiyor. Nereden esiyor sizin oraya? Biz de burada rüzgarlı bahçedeyiz, burada rüzgarlı bahçe ama Mevla rüzgar verirse rüzgarlı bahçe olur.
- 02:10
Mevla yaratmazsa adı rüzgarlı olur, kendi havasız kalır. Ne kadar acıyor bize, ne kadar lütfediyor bize, merhamet ediyor bize. Yediriyor, içiriyor bizi, yedi milyar insan. Bazı insanlar aç kalıyor ama o Allah'ın rızık vermemesinden değil, sebepler alemindeyiz. İnsanlara ulaştıramamaktan yine biz mesul oluyoruz.
- 02:34
Burada tokluktan ölenler var, bir yerde açlıktan ölenler var. Bir yerde açlıktan ölenler varsa Mevla onun rızkını yaratmadığından değil ama işte insanlar hayır yapacak, hasenat yapacak, oralara ulaştıracak, yapmıyorlar. Gavurlar zaten sömürdü bıraktılar. İşte Müslümanlar da ulaşamazlarsa Allah sorar, o ayrı bir şey.
- 03:15
nasıl hareketler ediyor, bakıyorsun, sen uyuyorsun, uyanıyorsun, bir şeyden haberin yok, Mevla senin yemen için, içmen için, nefes alman için, hayat bulman için, yaşaman için, gereken bütün sebepleri Mevla yaratıyor göklerde ne varsa, yerlerde ne varsa, hepsini kendi tarafından sizin için müsakkar etti, yani emrinize amade kıldı.
- 03:43
Düşünsenize melekler, hep bizimle uğraşıyorlar melekler, çünkü meleklerin kendileriyle ilgili dertleri yok. İmkanları yok, mükellef değiller, mesul değiller. Resûl değiller. Onun için bulutları sevk etmekten, yağmurları yağdırmaktan, kuyuları doldurmaktan, işte yerin altında ne sarmışlar var, ne toprağın altında ne göller var, ne dereler var, ne ırmaklar var.
- 04:10
Onlar öyle olmasa o kadar şelaleler nereden akıyor? bu kadar sular kuyulardan nasıl çıkıyor? Hep yerin altı. Mevlâbu'l-veskennâ fil-ard benzellâ mines semâi mâ enbikadâr. Biz gökten suyu ölçüyle indirdik. ve'nzelnâ mines semâ-i mâ-en bi-kadâr Ölçüsüz indirecek, hepiniz boğulursunuz. Biz ona ayar verdik Mevla buyuruyor.
- 04:26
Ölçüsüz indirsek hepiniz boğulursunuz. Miktarı bellidir. Her şeyi miktar ile yapıyoruz, ölçü ile yapıyoruz Mevla buyuruyor. Astaidhu billah ve in min şey'in illa a'indana khazainu. Hazineleri bizim katımızda, ilmimizde olmayan hiçbir şey yok. Bu dağlarında hazineleri, sebzelerin, meyvelerin, suların, havaların, her şeyin hazineleri bizde diyor.
- 04:57
Ve mâ nunezziluhû illâ bi kaderin mâ lûm. Biz suyu ancak malum bir ölçü ile indiriyoruz. Malum yani bilinen demek. Yani yağmurları malum ölçü ile indiriyoruz. Tufan senesi müstesna. O'nu Mevla buyuruyor, saldım diyor, gökten yerden sular birleşti. Sular birbirine kavuştu, karıştı. takdir olunmuş bir iş vardı yine, insanlar batırılacak.
- 05:25
Gemiye binmeyen bütün halk helak edilecekti, kader buydu. Kader buydu. Kafirlerden temizlenmesi için dünyanın. O vakit benim indimde ölçü yine bellidir. O vakit, Fakat meleklere bildirilmedi. Fakat meleklere bildirmedim diyor. Tufandaki kaç damla damladı Nuh tufanında, melekler bilemedi. Ama her sene beraat gecesinden beraat gecesine senelik kaç damla damlayacak,
- 05:50
nereye ne kadar damlayacak, bunların hepsinin dosyası, nüshası Mikâil aleyhisselama teslim ediliyor. Emtar ve erzak yani yağmurlar ve rızıklarla ilgili görev Mikâil aleyhisselam'dadır. Dosyada ona teslim edilmiş oluyor. Onun için şimdi bu sabah işraktan sonra biraz yatalım dedik. Ne kadar yağdı ya. Anlıyorum ki yağmur sesi değil, dolu sesleri vuruyor tabi.
- 06:18
Yattığım yerin üstüne epey de sürdü gibi bilmiyorum. Alıyorum, ayılıyorum, dayıyorum. Gece uyuyamadığımızdan. Ama kurban olduğum dedim Allah'ım benim. Biz uyuruz, sen uyumazsın. Biz kendimizden haberimiz yok. Kuyunun suyu mu bittiği, paraşın suyu mu bittiği, insanlar ne yiyecek, ne içecek, kendimizden haberimiz yok.
- 06:46
Aç kalacağız, susuz kalacağız, helak olacağız. Elimizden bir şey gelmez. Güçsüz, rezil bir adamız ya. Kurban olduğum sana dedim. Biz uyurken yine, yürütüyorsun işlerini, yürütüyorsun bulutlarını, yağdırıyorsun yağmurlarını, yaratıyorsun rızıklarını. Kurban olduğum sana Allah'ım. Biz kafasına taş yağmaklık milletiz, adamlarız.
- 07:08
Esasen taş yağmayı helak ediyoruz. Ama işte oruç tutanlar hürmetine, namaz kılanlar hürmetine Allah'ın gece teheccüdde rükû, secde yapan kulları, dostları olmasaydı yaylımda otlayan günahsız hayvanlar, koyunlar, keçiler, inekler olmasaydı
- 07:36
emzikte bebeler var. Günahsız onlar. Günahsız çocuklar olmasaydı bu yağmur yağdırdığı gibi sizin başınıza belayı böyle yağdıracaktı. Hadis-i Şerif'te buyuruluyor. Siz çoktan azabı hak ettiniz insanlar. Görmüyor musunuz? Ne belalar, ne günahlar, ne ırsiyanlar, ne mahsetler. Ama Mevla acıyor işte. Namaz kılan, oruç tutan, yani bir vahide ne buyuruyor?
- 08:10
Ya Musa, Ramazan orucu tutanlardan üç kişi bulursan onlardan ayrılma. Bir memlekette, bir beldede Ramazan orucu tutan üç kişi varsa ben oraya azab etmem. Toptan azabı kastediyor. Yoksa parakende azap, insanlara, şahıslara işte kafasına birinin bir şey düşüyor, öbürü işte belaya maruz kalıyor falan. Bunlar ayrı bir şey.
- 08:43
Ama ümmetin yani genelliği kastederek bunun azabı istisal deniyor, kökünü kokarma azabı. Yani oradan ne nesil kalıyor ne zürriyet kalıyor. Allah nesillerini kurutuyor meselesi. Öyle bir azap yapmam diyor bir memlekete. Eğer orada Ramazan orucu tutan üç kişi varsa. Onun için şimdi elhamdülillah çoğu insanlar tutmayan da çok varmış ama yine de elhamdülillah tutan da çok var.
- 09:10
Çok tutan var. Hem uzun gün olmasına rağmen hem sıcak gün olmasına rağmen insanlar işte çalışmasına rağmen bazıları fırınlarda çalışmasına rağmen tutuyorlar. Mevla onların orucuyla serinde yatanın kibri olmaz tabi. Ama onlara Mevla itibar ediyor. Üç kişi bile olsa diyor o beldeyi kurtarır diyor Mevla.
- 09:28
Allah Allah. Onun için tabi biz rahmeti hak ediyoruz anlamında konuşmuyorum. Ama içimizde Allah dostları var, salih kullar var, hayırlı insanlar var. Onların bereketiyle yaşıyoruz diyorum yani. Yoksa o kadar da günah var ki İstanbul'da Ankara'da, İzmir'de Türkiye'yi değil dünyayı batıracak batırmaya yetecek kadar efendim zinalar var, içkiler var, Ramazan günü
- 09:56
her türlü günaha devam edenler var. Hiç Ramazan'a hürmet etmiyor. Ramazan'a hürmet etmeyenler de var. Onlardan da bir tanesinin uğursuzluğu yüzünden dünya batabilir. Ama işte Mevla dengeliyor. Vel evlâ defrullâhi nâsebâ zonbibâz. Nefes ettiler. İnsanların kiminin şerrini kiminin gayrıyla Allah def etmeseydi, elbette yeryüzü çoktan şimdi fesada vuramıştı.
- 10:19
Onun için ne buyuruyor Sallâllâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem? İnnallâhi yedfe'ul azâb ân ümmetî bimen yusallîhâ men lâ yusallîhâ ve bimen yusallîhâ men lâ yusallîhâ ve bimen yahuc âmen lâ yahuc ve bimen yuzekki âmen lâ yuzekki Bak işte herkes zekatını doğru hesap etmiyor. Zekatını doğru vermiyor. E o zekat vermemekten ne belalar gelir.
- 10:41
Ne azaplar, ne bulaşıcı hastalıklar. Zina yüzünden işte eskiden fren giderlerdi. Sonra AIDS çıktı. Yani zina yüzünden mikrop saçılmış dünyaya yahu. Ta Afrika'nın mikrobu gidiyor Avrupa'ya geçiyor işte. Şimdi bu zamanda her taraf uçak. Herkes oradan oraya, oradan oraya. Öksüren, aksıran her taraf. Sebepler alemindeyiz Mevla.
- 11:04
Bazı hastalıklara bulaşma yaratır. E işte bütün milleti bulaştırdılar. Kimisi zina ettiği yok adamın. Berberden, tıraştan geçiyor. Yok ciletten geçiyor. Yok bir yerden geçiyor adam da. Temizliğe rahat edemiyor işte orada. Titizlik yapmayınca ne bilsin insanlar? Ölümcülük hastalıklar. Ölenler de oldu.
- 11:24
Hiçbir zinası da yok. Tabi ona azabı değildir. O rahmettir. Şehit olur Müslüman adam. Böyle suçsuz yere bulaştıysa ona o ayrı bir şey. Ama yani bu belalar toptan gelmemesi ve bir memleketin toptan helak edilmemesi benim ümmetimden Allah-u Teala azabı savuşturuyor. Uzak ediyor, def ediyor. Neyle? Namaz kılan hürmetine kılmayanlardan kaldırıyor.
- 11:52
Şimdi bu teravihler camilerde kılınıyor. Bu teravihlerle ne belalar kalkıyor acaba? Haberimiz yok yani. Bak Ramazan'da iki üç tane deprem oldu. Hep ufak ölçekli oldu. Bu bir yedi ve üstü birden vurup kırsaydı bunun fay hattını İstanbul mu kalırdı? Bak. Hep Ramazan'da oruç tutanlar, teravihler, ibadetler falan.
- 12:14
Ne yaptı Mevla? Görüyorsunuz işte. E böyle ufak ufak kırdı bence. Böyle anladım ki bu iki üç defa bu fay hatlarının küçük kırılmaları büyük bir gaz birikimini azar azar çıkartmaya delalet ediyor. Bize böyle dua derdik. 28 Şubattan evvel de ki 99 depremde de öyle dua derdik. Azar azar çıkart birden kırma bizi.
- 12:36
Ama bu niye Ramazan'da? Bu Ramazan'da büyük bir bela kalktı bana geldi bu iş. İçime Mevla öyle getirdi. Mevla bu Ramazan hürmetine dedim. Ufak ufak birkaç kırdı. Gazı oradan hani boşalttı. Büyük bir kırma olmayacak inşallah diye. Yani üçlü tefavül yaptım. Güzele yordum, gayra yordum. İyiye yordum. Niye kötüye yorayım ki?
- 13:00
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem güzel yormayı severdi. Kötüye yormayı sevmezdi. Sallallahu aleyhi ve sellem. Namaz kılanlar hürmetine kılmayanlardan. Oruç tutanlar hürmetine tutmayanlardan. E gencecik çocuklar falan. Tutuyorlar. Mevla bunlara acır ya. Bazı bulu ermemişler de tutuyorlar tabii.
- 13:20
On yaşta, on bir yaşta tutar çocuk. Ne olacak? E yani onlara da acır Mevla. Bir de ağır işlerde, sıcak işlerde, zor işlerde çalışan işçiler var. Bunların da tutması çok yani Mevla'nın nazar itibarındadır. Mevla bunlara çok acır. Senin benim gibi değil yani. Klimanın altında değil adam yani. Güneşin alnında çalışıyor adam ya.
- 13:42
E bunlar tutuyorlar. Burada tutmayan var. Onlardan ahirette azap kalkmaz. Onlar ahirette belasını bulur. Ama dünyada o yine hayatın devam etmesi için, toptan bir azap gelmemesi için, tutmayanların uğursuzluğu herkese sirat etmemesi için yine o tutana Mevla nazar rahmetle inayet buyurur. Ondur vetene de hadi bunlar da yaşasın.
- 14:04
Bak hadis-i şerif bu. Zekat verenler, güzel hesap edenler var, verenler var. Maşallah ne cömert insanlar var ya. Bizim nefsimizde çok cimrilik huyu var Allah'a muhafaza. Ben bakıyorum bazı Müslümanlar çok cömert. Zekatın kaç misli de sadaka veriyor adam ya. Kaç misli sadaka veriyor ya. Gizli gizli hayır yapanlar var.
- 14:26
Onlar Allah Teala onlara çok itibar ediyor. Hiç atları yok ortalıkta. Kendilerini göstermeden gönderiyorlar insanlara. Ne hayırlar gönderiyorlar. Yardımlar yapan zenginler var, Müslümanlar var. Zekat verenler hürmetine vermeyenlerden bela kaldırıyor. Hacca gidenler hürmetine gitmeyenlerden kaldırıyor.
- 14:44
Bu hadis-i şeriftir. Yani devamında şöyle hatırlıyorum. Velev. Velev işte ma'u alel ma'si işte. Yani eğer ki bu ibadetleri terk etmeye etmeye veyahut da işte bu farzları terk etmeye hepsi ittifak edip birleşseydiler, yani hiç namaz kılan kalmasaydı, hiç oruç tutan kalmasaydı, hiç zekat veren olmasaydı, hiç hacca giden bulunmasaydı, ma'an zara'un la ta'rfe ta'in.
- 15:12
Allah göz açıp kapayacak kadar bir zaman bile onlara göz açtırmaz. Bir bela gönderir, hepten toptanının kökünü kazıyacak buyuruyor. Yani şu anda bu hayatta yaşıyorsa, bak yine yağmurlarımız yağıyor, rüzgarlarımız esiyor, dünyanın nizamı, intizamı devam ediyor, çoluk çocuğumuz var, işte torunlarımız olur diye bekliyoruz,
- 15:33
işte çoluğu, torunları olanlar da var, torunlar torunlarını göre. yaşıyoruz elhamdülillah. Biz de neslimiz adına endişe de ediyoruz tabi eskiye göre bereketler azalıyor, nimetler azalıyor. Yani denizler kirlendi, her taraf kirlendi, temiz su bulunamama başladı vs. Tabi bizim çocukluğumuza göre 30-40 senede çok şey değişti.
- 15:54
Şu anda o imkanlar nerede? gözeler bile çoğu kapandı. Eskiden çıkan o gözeler, sular, satılan sular, şimdi biz piyasada soruyoruz, o gözeler daha akmıyor, deniyor. Karakulak vardı bu Beykoz'da. Ne kadar muazzam bir suydu, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam çok severdi. Bize getirirlerdi onu da. Gözeler vardı, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam hep sorardı.
- 16:17
gider, ziyaret eder bazı kere gözelere. Bir kere derdi orada, Ali Adem Efendi babadan kalma bir ihvanımız vardı. Adını unuttuk, İriyar-ı Mübarek. Biz çok severdik onu da. Unutuyorum işte ben dedim, hafıza bir şey oldu. Onların başında görevliydi, Efendimizler hep sorardı ona, akıyor mu gözeler, 12 göze var.
- 16:36
Dedi, işte 4 tanesi kesildi. O, onların başında görevliydi. Efendiler hep sorardı ona, akıyor mu gözeler? On iki göze var. Hemen Efendimizler giderdi, dua ederdi, okurdu falan. Sonra uzat derdi, bütün gözeler fırışkırdı yine. Efendimizlerin duasından sonra böyle, Efendimizler çok takip ederdi o işleri.
- 16:48
Yağmur işlerini de çok takip ederdi. Barajlar doldu mu, kaç santim indi, bunu tabii ihvandan çoğu bu konuyu hatırlar. Her pazar dua ederdi yağmur duaları, her pazartesi yağdı. Ya diyorum Allah Allah, bu pazartesi emin endekslenmiş bu yağmur işi. Neden ama? Pazar dua yapar, pazarteste kadın sohbeti vardı.
- 17:07
Pazarteste kadın sohbeti ne yapar? İşte mutlaka yağar ama, Allah Allah. İstanbul susuz kalacak, ne tehlikeler oldu o zamanlar. Dualarla Yuşa tepesine çıkıldı, dualar edildi falan filan. Mevla bizim rızkımızı keser mi yani? Kesmez, yarattığına bakar. Bir kere dedim, pek uza geldik, o zaman içinde sohbet ederdi pazar günleri.
- 17:31
Bu köprü yok tabii, ikinci köprü yok o zaman. Birinci köprüden de herkes oraya bindiriyor, tabii sahil tıkanıyor, kana arabası gibi gidiyorsun. Üstten iniş yok. Şimdi Kalaçık'tan inersin aşağı, o vakit Beylerpeyinden dönüyorsun. Çok zorlandık, bazen bir iki saat yolda kaldığımız oluyordu. Pazar ya bir de, sahil içinde.
- 17:54
Yazın millet çok geziyor. Ondan sonra cam gibi hava hiçbir şey yok dediler Efendimiz. Kuru da ortalık bir yağmur doğası. Bir dua etti, yani biz camiye girerken yanıyor ortalık ama hava cam gibi demek bir tane bulut yok. Biz çıkana kadar, öyle çok uzun da yapmazdı sohbeti orada. Bir saat falan, bir buçuk saat en fazla.
- 18:20
Biz bir çıktık baktık ki yağmur yağmaya başladı. Hiç bulut yoktu, bir şey yoktu. Dedim Efendimiz, Mevla sizi kırmıyor, bu kadar Allah'ın nazlı kulusunuz, hatırlı kulusunuz. Bir de dua etsenize, şu şerat gelse dedim. Dedi durdu böyle, dedi ki Ahmet, Yağmurda hayvanların da nasibi var, bebeklerin de nasibi var, günahsızların da nasibi var.
- 18:46
Onlar da bu sefer ot kalmayacak, hayvan da ölecek. Böceklere bile su lazım. Dedi günahsızların nasibi olduğu için yağmur işinde bu iş tutuyor dedi. Öbüründe dedim tutmaz mı sizi Mevla kırmaz dedim. Tamam bir şeratı göre yaşasak dedim, şu memleket düzelse dedim. Ahmet dedi, bu millet şerat istemiyor dedi.
- 19:09
Çoğu dedi Müslüman geçinenler şerat istemiyor dedi. Karları çarşaf giysin istemiyor dedi. Herkes istiyor dedi, canı ekşili istiyor. Yine böyle idare edelim, layıklık maklık aradan her türlü günah da serbest olsun. Canı ekşili istiyor dedi bu millet. Mevla istemeden şeratı zorla vermez dedi. Halk isteyecek dedi.
- 19:31
Öbürü dedi rızık işidir, herkes yiyecek içecek dedi. Hayvanların da nasibi var, o tutar dedi. Burada dedi bu millete İslam'ı anlatmamız lazım. Bu millet dedi İslamiyet istemiyor. Şimdi referandum olsa şerat kanunlarını, Kuran'ın kanunlarını ister misiniz? Bu milletin çoğu referandumda elliyi geçmek mümkün değil.
- 19:51
Belki onda falan bir iki yüz kalırız. %10'da belki ona da gideriz. Ona da gider miyiz bilmiyorum. Çünkü istemiyorlar öyle kadın erkek ayrılsın. Bizim Müslümanlar bile istiyorlar karı. Bizim hacının hocanın, efendim hacı adam, sakallı adam, sekreteri karı. Bu ne akılsızlık ya! Ya el âlemin karısının kızını yanında niye çalıştırıyorsun?
- 20:17
E çok acıyorum işte, aç kalmışım. Sadaka ver, para bağlı o zaman aylık, madem zenginsin sekreter alacak kadar, hayır yap kadına, gönder para, ne lüzum var kadın erkeklerin içinde senin telefonlarına bakacak ya, 104 kitapta yeri yok ya bu sekreter tutmanın, kadınlar ayrı yerde çalışır, hiç erkek girmez Kadınlar ayrı yerde çalışır, hiç erkek girmez oraya, onu tamam.
- 20:37
Ama kadın erkek aynı ortamda memurluk da yapması caiz değil, amirlik de yapması caiz değil, patronluk da yapması caiz değil. Erkeklerle muhataplık var ya. Hangi kitapta yerini buldunuz? Peygamberimiz hanımlarına, sallallahu aleyhi ve sellem, sahabeye söylüyor. Hadis olsa kaynak sorarsınız. Ayete de mi kaynak soracaksınız?
- 21:04
Kur'an'da diyor ki bir şey sorup isteyeceğiniz zaman, bırak öyle oturmak, konuşmak, görüşmek. Bir şey soracağınız zaman, perde arkasından sorun. Görmeyin birbirinizi diyor ya! Sen her gün 8 saat, aynı odada, aynı ortamda ona bakacak, ona bakacak. Yapmayın bunu, bu kitapta yok. Kur'an'da bunun yeri yok.
- 21:24
Ondan sonra bela geliyor. E gelir arkadaş. Haramları, helalları saymıyorsunuz. İnananlara söyle gözlerini yumsunlar diyor. Kadınlara bakmasınlar. Nasıl aynı ortamda olacaksa bakmayacaksın ya? Bir dakika değil ki, iki dakika değil ki bu. Her gün! Bu çok alışkanlık haline geliyor, bu çok kötü bir şey oluyor.
- 21:47
Gözlerini korurlarsa namuslarını da korurlar diyor. Kur'an söylüyor. Kadın da erkeğe bakmasın diyor. Evvelce okuduğum, Ahzab Suresi'ne ait. Bu Nur Suresi'ne ait. Kadın, inanan kadınlara söyle Habibim. Ya bu yani 1400 sene evvel geldi, bitti mi bu Kur'an ya? Bu Kur'an kime geldi ya? Bu Ramazan'da geldi ya.
- 22:15
Kadir Gecesi'nde nazil oldu. Bu haftanın içerisinde nazil oldu. Ekseri rivayetlere göre bu aradadır yani. Bu son on gecelerde, bu hafta içinde. Bu Hz. Kur'an ne söylüyor bize be arkadaş ya? Mukabele dinliyorsun, hatim okuyorsun. Yok Ramazan'da hatim yetiştiriyorum diyorsun. Hatim duası yap Hoca Efendi diyorsun.
- 22:33
Kur'an'da ne anladın sen ya? Ne anladın? Yine yanında kadın sekreter var. Efendi Hazretleri, kadın erkek bir arada çalıştıran adamları duyduğu zaman yine göle gittiğini bilirim, bilmem nereye, dünyanın ucu olsa giderdi, vaaz ederdi. O zaman sırf kadınları ayırın. Kadınlarla kadınlar muhatap olsun. En fazla o da.
- 22:57
Bir erkek girdi mi bu kadınların içine yok ustabaşı, yok aşçıbaşı asla caiz değildi. Onun için yalvarırdı ona rızkına haram katıştırma, rızkının bereketini kaçırtmak. Nasıl ki faiz alma, kredi alma, haramlara girme diye nasıl vaaz ederdiyse, Efendi Hazretleri'yle kapı kapı gezdik yahu. Üsküdar'da valide yatıktaydı, namazdan çıkardık giderdik bir adama
- 23:21
bankadan müdür olmuş işte ayrılsın diye. Böyle tek tek bu Efendi Hazretleri bu millete vaaz ederdi ya. Ne oldu o işler ya? Bizim vakfa yardım et de. Hizmete yardım et de. İster karı çalıştır, ister kuru çalıştır. İster bankadan kredi al. Fakat yok ki bu kredinin parasıyla talebeye yedirirsen bu talebe azar.
- 23:45
Adam geldi Efendi Hazretleri'ne mürit olayım diye büyük fabrikatörler o zaman iki ortak idiler, sonra onlar ayrıldılar birbirinden. Efendi Hazretleri dedi ki evvela sizin yardımlarınızı kabul edemem dedi talebeye. Niye? Sizde kredi işleriniz var buradan rızkınız karışık dedi. Kredi işlerini, banka işlerini hepten bırakacaksınız, tövbe edeceksiniz.
- 24:07
İkinci şart hiç kadın çalıştırmayacaksınız. Halbuki dokuma tezgah işi tam da kadın işiydi. O zaman sırf kadınlarla ilgili amiri memuru kadın olsun. Erkek girmeyecek. O kişiler de Allah rahmet etsin, kabirleri nur olsun çok iyi de hizmet etti ikisi de yani. Maddi manevi destek oldular sonra. Bu kişiler Efendi Hazretleri'nin sözünü dinlediler.
- 24:34
Tabi bir zaman alır geçiş süreci birden de bıçak gibi olmuyor bu ticaret. İki tarafında rızkı öyle bol oldu ki ortakların. Parayı koyacak yerde bulamadılar. Vermekte bile bitiremediler. Müşteriler kuyruğa giriyordu. 3 ay evvel peşin para yatırıyordu bunlara. Millet sinek avlıyordu. Efendi Hazretleri dua etti onlara.
- 24:54
Siz kredi bıraktınız, kadın iş çalıştırmadığınız için size dua ettim. için size dua ettim dedi. E burada şimdi helal belli haram belli arkadaşlar. Ve o zaman dedi tamam sizin paranız aklanmışsa gidin kurslara, talebeye yardım edebilirsiniz. Ama ondan evvel karışık işi, ben karışık parayı alıp bu sizin paranızdan yiyen talebe kudurur dedi, azar dedi.
- 25:16
günaha girer dedi. Çünkü ne gibi ağabey? Benzin gibi. Su karışık, bilmem ne karışık, karışık benzin aldığın zaman araba tekler. Demek ki böyle yapıp duruyor. Ne oluyoruz ya? Ne oluyoruz ya? Ne sallanıyoruz Ne sallanıyoruz bu arabada? bu arabada? Hemen derler ki Hemen derler ki, ulan ulan benzin istasyondan benzin aldık ya şimdi, he benzin karışık dedi.
- 25:37
Ben böyle rastladım arabada da, şoför öyle dedi bana. Dedi ki benzin karışık hocam dedi. Niye? Ulan bu dakikaya kadar niye olmadı da buradan benzin alır almaz burası istop etti. Araba gidiyor ama tekliyor bir de böyle bizi zıplatıyor. Bu işin de gıda, gıda, rızık. Sen şimdi iftar ediyorsan. Ne buyuruyordu şerifte?
- 26:04
Bir adam haram bir yiyecekle iftar ettiyse cehennemden azat olmaz buyuruyor. Şarapla iftar ettiyse diyor. Allah Allah. Demek ki şarapla iftar eden varmış. Olabiliyor. Şarap, domuz eti domuz eti. Faiz parasıyla alınan pastırma ondan aşağı mıdır? Sen de illa diyorsun ki şarapla kim iftar eder hoca efendim?
- 26:28
Adam zaten akşama kadar oruç tutmuş. Akşama kadar oruç tutmuş ama akşam çoluğuna, çocuğuna yedirdiği rızkın parası haram. Rüşvet almış. Adamın tapuda işini yapacak. Adamın normal işini yapmıyor. İlla rüşvet almadan adamın işini geciktiriyor. Bu adamın hakkı bu. Memursun. Sen yapacaksın bunu. İlla bizi de gör.
- 26:48
Bize de bir çay, bize de bir çorba derken rüşvet bu. Almış oradan pide almış o parayla. Getirmiş çoluğuna, çocuğuna. Bu pide haram. Ha şarap ha domuz ha bu pide. Niye? Adamın meşru işini görmedin. Oradan hediye numaralarıyla bilmem ne rüşvet aldın. Onun hediyesi mi olur? Adam sana kendinden verse hediye olur.
- 27:12
Sen adama söz yapıyorsun. Böyle bu işler çabuk yürümüyor işte. Böyle biraz bizi de görmen lazım diyorsun adama. Adam da çıkarıyor veriyor bir şey. Bu gönül hoşnutluğu olur mu bunda? Böyle hediye mi olur? Adamın yapman gereken şey. Zaten devletten maaş alıyorsun o işi yapmak için. Bir de ilave adamdan bahşiş alıyorsun.
- 27:36
Bu nedir? Adam gönlünden kopsun versin. Tamam. E bak şarapta iftar edenler oruç açanlar af olmaz buyuruyor. İftar sofrasında azat olmaz. Cehennemden beraatını almaz buyuruyor. Oruç tutsa da. E sen de şaraptan kim iftar eder? Şaraptan bedel. Bu rüşvet paraları, faiz paraları, haram paraları. Hey gidi millet.
- 28:00
Onun için Rabbim bize acıyor. Rızık işlerimize eksik etmiyor. Ama haram da rızıktır. Ve innes suhte rizkum misli hüllin ve in yek rehme kâli küllü kâli. Emal-i kastesinde akaide el-şünet meddinde ne buyuruyor? Helal da rızıktır. Haram da rızıktır. Yani Allah Teala onu da yiyor. Yediğin her şey rızıktır.
- 28:24
Helal yiyorsan rızkın helal, haram yiyorsan rızkın haram. Peki Allah bana niye haram rızık gönderdi? E sen kendine haram kazandın. Allah sana zorla engellemez ki imtihan olmaz o zaman. Yani işte mutezile burada haram rızık değildir diyor. Uydurup kaydırıyorlar bir şey. El-i sünnete göre haram da rızıktır.
- 28:45
Neden? E boğazından geçtiğine göre Allah sana bunu rızık olarak vermiş. Ama burada ne var? Azap var. Niye azap var? E niye haram yoldan temin ettin rızkını? Helal yollar mı bitti? Meşru yollar mı bitti? Bu kadar insan helalinden yedi içti. Aşk kalmadı. Bak Rabbim yağmurları yağdırıyor, bulutları gönderiyor, mahsurlarımızı bitiriyor.
- 29:06
Marketlere mallarımızı taşıyor. Oradan bakkallara, şimdi pek bakkal kalmadı ama oradan kapıcılar, mabucular önümüze şimdi gaiflara yakın sofralar serilmiş. Bu kadar nimetlere garp etmiş bizi kurban olduğum. Göğü yeri içindekileri emrinize amade kıldım diyor. Neden? E biraz Allah deyin diye, zikredin diye.
- 29:27
Melekleri sizin işlerinize koştum Allah buyuruyor. Melekler. Şimdi bu tarafında bu bölümde tabi meleklerin bulutları yürütmesinden tut bir ekmek önüne gelene kadar 160 olabilir. Görevliden geçiyor. Yani bunun tabi ilk başta bulutları sevk eden melekten başlıyor da en son artık pişiren, kotaran kişilere kadar.
- 29:55
160 bin, 360 bin, neyse ki çok unutuyorum eski kitaplarda gördüğüm şeyleri. Yani diyeyim sana yüz küsur, yüzlerce vasıta var onun ekmek olması için. Onun tohumundan, sulu yanından, toprağından, gübre getireninden, götüreninden bu kadar aracı devreye giriyor da sana o somun geliyor. pehlivanı gibi yükleniyorsun ekmeğe, sıcak sıcak pideye yükleniyorsun.
- 30:19
Hiç düşünüyor musun ki burada maksat ne, Mevla benden ne istiyor? Bir besmele çekmeyi aklımıza getirmeden, bir iftar sofrasında bir dua bile yapmadan, bir kelime-i şehadet, bir istiğfar okumadan Allah'ımıza hamd etmeden kalkıyoruz, ismini zikretmeden başlıyoruz, bir oburluk, bir açgözlülük, açlıktan öleceğizmiş gibi vuvv bir hareketler.
- 30:41
Yarabbel alemine. Ya sen uyuyorsun, o senin rızkını bulutları gönderiyor yağmurlarının yağdırır. Sen haberin mi var bir şeyden ya? Ne korkuyorsun aç kalacağımı? Faiz almasan ölecek misin? Rişvet yemesen ölecek misin? Kadın çalıştırmasan ölecek misin? Sekreter çalıştırmasan işin mi bozulacak, müşterilerin mi kaçacak?
- 30:58
İlle telefonları bir kadın sesi mi açması lazım? Yoksa bizim müşteriler gelmez, bizim bu kadın seslerinden müşterilerimiz arttı. Bu ne? Affedersiniz, Allah'a inanmamazlıktır. Güvenmemezliktir, tevekkülsüzlüktür. Sen Allah'a haram yapıyorsun da, rızk veriyorsan da helal yaptığın vakit rızkını mı kesecek?
- 31:18
Ve men yettekü lillâhi ceâlihu mâ kur'âne. Kim haramlardan sakınırsa Allah ona her dardan, her zordan çıkış kapısı açacak. Haramdan sakınmak, kadının suratına bakıyorsun, başı açık, bacağı açık, kapalı da olsa caiz değil. Aynı ortamlarda bir kadınla nasıl durursun kaç saat çalışıyorsun aynı yerde? Eee?
- 31:39
Sen bu haramdan sakınırsan, Mevla buyuruyor ki sana ben zorluktan, darluktan çıkış kapısı açacağım. İşte işimden oldum. Ol, başka iş verirsen Allah. Harama girme. Ne lüzum var? Faizli bankada çalışıyorsun, hoca sen oturmuşsun oradan, kolay kolay konuşuyorsun. Ben burada iş bulamıyorum başka. Yapma. Haramdan sakınana söz veriyorum diyor, darluktan çıkış kapısı yaratacağım.
- 32:09
Hiç ummadığı yerden de rızkını göndereceğim. Biraz imtihan olur, biraz bir işsiz kalırsın, biraz bir sıkıntı çekersin ama bu da imtihanıdır tamam mı Mevla? Cenneti nasıl kazanacaksın da mübarek adam? Öbür türlü haramdan üç bin lira maaş alıyorsun, başka bir iş teklif geldi, beş bin lira hem de helal iş.
- 32:28
E ona nenem de gider. Çünkü hazır iş var hem de beş bin. Onu demedik sana. Biz ne diyoruz sana? Daha işin ne olacağı belli olmadan böyle bir müpemmlik var, bir ne olacağı belli değil. İşte o ne olacağı belli değil de iman ortaya çıkıyor. Benim Allah'ım buyurduysa ki Kur'an'ımda ben ona haramdan sakınana çıkış kapısını açacağım, ummadığı yerden rızkını göndereceğim.
- 32:53
Ben Allah'a inandım, bittim. Bakalım. Kim Allah'a güvenirse Allah ona yeter diyor. Bak devam ediyor. Yetmiyor muyum sana diyor, kulum diyor. E sen diyorsun hasbunallahu nevvel vekil. Ne demek o? Allah yeter. E nasıl yeter diyorsun hâlâ bu işi de bırakırsak aç kaldık diye korkuyorsun. Yani imtihan büyük.
- 33:14
Allah tuttuğu işe ulaşır. Bak ey kulum diyor, beni hiçbir şey aciz bırakamaz. Rızkını göndereceğim dedimse şüphelenme diyor. Allah her şeye bir miktar bir ölçü tayin etmiştir. İşte nasıl suları ölçüyle indiriyorum, veskennafil yerleştiriyorum haznelere, sarnıçlara işte hepsini ölçüyle yapıyorum. Buyurduğu gibi.
- 33:40
Ama o sularınızı yok etmeye de kadirleriz ha. Bir de bakarsınız su yok bir şey yok. Kuyular çekilmiş, barajlar bitmiş. Kurursunuz Allah buyuruyor. Onun için bana güvenin, bana itimat edin. Yağdıran, yediren, içiren, yaradan. Benim Mevla buyuruyor. Ama her şeye bir ölçü tayin etmişim. Belki biraz işsiz kalırsın, belki biraz hanımın laf eder sana.
- 34:02
Yahu hazır işini bıraktın, bu kocaya uydun, şimdiki de işsiz kaldın, ne yiyeceğiz, ne içeceğiz falan. Çok imtihanlar var. Ama güven Allah'a sen işsiz koymayacaksın. Çünkü ne haramdan sakındığın için. Çok önemli bu iş. Şimdi meleklerin bizim için duaları, bizim için istiğfarları ve meleklerin hem rızkımızla ilgili işlerde devreye girmeleri, yağmurlarda, bulutlarda, mahsullerde
- 34:27
hem de manevi taraftan Ramazan-ı Şerif'te affolmamız için istiğfarları falan bir ara veriyoruz. İkinci bölümde de yine Mevla'nın melekleri bizim kârımız için nasıl musakkar kıldığına dair rivayetlerden birkaç tane okuyacağız inşaAllahurrahman.
- 34:54
İntro Bismillahirrahmanirrahim Meleklerde gökler, yerler, arası her yer meleklerle doludur. Allah Teala'nın çok orduları var. Ve mâ yâlemu cunûde rabbike illâhû Rabbinin ne kadar orduları var meleklerden kimse bilemez ancak O bilir buyuruyor. Onun için, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Miraç gecesi sordu Cebrail aleyhisselam'a, yahut Bedir günü de oldu böyle bir şey.
- 36:18
Bu Hayzum isimli ata binmiş bir melek işte saldırdı. Veyahut da bazı melekler göründü, zuur etti falan. Cebrail aleyhisselam dedi ki, mâ külle ehl-i semâ arifû. Resulullah Efendimiz de, ben gökteki meleklerin hepsini tanımıyorum ki dedi sana. Sen bana soruyorsun ama hepsini tanımıyorum. Tanımadığım melekler de var.
- 36:41
Onun için Cebrail aleyhisselam'ın bile bilmediği Allah'ın nice orduları var. Nice alemleri var. Mevla'nın Rabbul Alemin diyor. Alemlerin Rabbi diyor. Alemin demiyorsun, alemlerin diyorsun bak dikkat et. On sekiz bin alem var. Dünya bunların içinde bir alem sadece. On sekiz değil, on sekiz bin. Bu kadar her yer meleklerle dolu.
- 37:05
Bu melekler Mevla Teala'ya yalvarıyorlar, dua diyorlar. Mevla ne vazife verdiyse yapıyorlar. Emrolundukları şeye isyan etmezler. İnsanlar cinler gibi aksilik etmezler. Ne buyuruyorsa yaparlar buyuruyor. Şimdi burada bir rivayette, alimlerimiz Zühret-ül Riyaz isimli eserde geçiyor bu rivayet. Allah-u Teala dört yüzü olan bir melek halketti.
- 37:32
Yani dört tane yüzü var. Bizim nasıl bir tane yüzümüz var? O meleğin dört tane böyle yüzü var. Fakat tabii o melekler öyle büyük varlıklar ki tabii Allah-u Teala. Onlarda bir de şu da var, yer kaplamıyorlar. Nurdan oldukları için yani icabında buraya sığıyor, icabında göklere yerlere sığmıyor. Şekle girme, istediği suretle teşekkül etme, şekillenme gücü var.
- 38:01
Bundan dolayı bir asli hilkati fıtratı var. Yani Cebrail Aleyhisselam'ın asli yaratılışı altı yüz kanat. Bir kanadı doğu batıya aşacak kadar büyük, altı yüz kanadı var. Bu onun asli yaratılışıdır. Ama Cebrail Aleyhisselam bir de baktı mı buraya girebilir. Yine altı yüz kanat var, bir kanat göğü yere sığmıyor.
- 38:21
Altı yüz kanatla buraya nasıl giriyor? Şekil değişikliğiyle. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i Dihye-i Türkel bir suretinde sahabede görürdü bazı. Dihye isimli Arapların en yakışıklısı bir zat vardı. Onun suretinde gelirdi. Onun için melekler farklı suretlere girme kabiliyetine sahip. Allah Teala onlara o kuvveti vermiş.
- 38:43
Bu yüzden burada söylenilenler tabii ki haktır ve gerçektir. Meleklerin işte Kadir gecesi inecekler. Melekler hepsi iner, Cebrail de iner. Nasıl sığacak dünyaya bu kadar melekler? Bir tanesi bu kadar büyükse. Bazı öyle melekler var. Arş onların boynunda, arşı taşıyorlar. Dört tane melek omuzlarında arş.
- 39:14
Arş gökleri yerleri kaplamış düşünsene. Arş omuzlarında, ayakları yedi kad yerin tohumunda. Yani merkezinde ayakları dizlerine geliyor. E şimdi bunlar nasıl Kadir gecesi inebilir, nasıl sığacak buraya? İşte nurani varlıklardır. Bizim gibi kesif değiller. Yani yoğunlukları yok. Yer işgal etmez bir metre.
- 39:40
Biz de adam hesabı yapacağız. Kaç metreye kaç kişi sığdırabiliriz buraya? Kaç sandalye var ona göre tabak koyuyoruz, ona göre adam geliyor. E şimdi orada bir sandalye eksik olsa, bir adam fazla olsa kaldı ortada mesela. Kaldı ortada mesela, meleklerde öyle bir şey yok. Latif varlıklardır. Onun için bazı kere de kesif şekle girerler ama.
- 40:03
Yani kanadını alenen görürsün, böyle değersen, bakarsın o kanadı var. E kanadı ne kadar? Doğuyu batıyı kaptıracak kadar. O zaman da o kesif haline, dediği şekle giriyor ya, o şekle girdiği zaman da o zaman ölçüm yapabilirsin. Yani kanadı ne kadar? Dünyanın işte doğusu ile batısı arası kadar. Bu ayrı bir şey.
- 40:25
Şimdi bir melek yaratmış, kurban olduğum dört tane yüzü var. Beynel veci vel veci arbatü alef am. Bir yüzüyle öbür yüzün arasında dört bin senelik mesafe var. İşte burada bir yüz var, şu tarafa bakan bir yüz var, şu tarafa bakan bir yüz var, arkasına bakan bir yüz var diyelim. Bu aradaki mesafe, bu yüzle, bu yüz buranın arasındaki mesafe.
- 40:50
E biz de yani nereden bakacaksın? Bir santim, iki santim etmez. Şura. Dört çiçek kafamızda belirlesek, işte ön, arka, sağ, sol. Kaç santim hepsi zaten? Burada var dört bin senelik yani yol. Dört bin senelik mesafe var. Bilemezsiniz diyor, benden başkası ordularımı bilemez diyor. E sen daha ne konuşuyorsun?
- 41:17
Evet, ama Mevla bildirirse bilir bile. Biliriz, bildirdiği kadar biliriz. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'e bildirdi bunları. Onun için bu ilayetçilerin işleri, yanlış yanlış görüşleri var. O bayraktar bayrak mı ser diyor. Kıyamet alametlerini Peygamber bilemez. Ya nasıl bilemez? Çünkü diyor, Allah diyor, gidiyor.
- 41:41
Sana soruyorlar, sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. İşte Rabbim ilmi kıyamet ne zaman kopacak ancak Allah bilir. Vaktini, saatini ancak o açabilir, açıklayabilir. Bu ayetleri okuyor, milleti saptırıyor. Halbuki öbür ayeti okumuyor. İşte bunlar, bu Mehmet okuyan, adları okuyan ama bunlar okumayan.
- 42:07
Ayetleri okumuyor, ayetleri gizliyor. Çünkü öbür ayette ne diyor? Fakat kıyametin alametleri var, alametleri de bir kısmı da gelmiştir diyor. Yani Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem döneminin başlamasıyla zaten kıyamet alametleri de başlamış. Efendimiz'in gönderilişi de artık son peygamber olduğu için kıyameti bir alamet.
- 42:27
Ama kıyametin alametleri var diyor. O sırada, yeryüzünde bazı ayetler var ki Rabb'i geliyor. Öbür ayette diyor, Rabb'inin bazı ayetleri gelince artık yani batıdan doğunca güneş inanana imanı fayda vermeyecek. Çünkü artık güneş batıdan doğdu. Anlaşıldı ki hadisler hakmış. İslam hakmış. Kimse inanmazdı güneş batıdan doğacağına.
- 42:50
Ama biz inanıyorduk hadislere. Ama görünce inandı, görünce imanı fayda vermez diyor. Bak bazı ayetleri. Demek kıyamet kopmasına da 120 sene var, güneş batıdan doğduğu zaman. 120 sene evvel bile alametler tek tek beliriyor. Kur'an'la söylüyorum öbürleri hadisi zaten okurum. Ama Kur'an'daki ayetler bile bazı ayetler.
- 43:10
Rabb'inin bazı ayetleri çıkacak diyor. Daha kıyamete kaç sene var? E sen diyorsun ki kıyamet alametlerini peygamber bilemez. Allah bildirmeden bilemez tamam. Peki Allah buyuruyor ki sen biliyormuşsun gibi nasıl sana soruyorlar işte kimse bilemez. O ne diyor Mevla orada? Dakikasını. O an var ya o an.
- 43:31
Şu gün, şu saat işte 2020'nin ne diyeyim sana şimdi? Gidelim ileri de şimdi 2000 derken Hicri 2000'i konuşuyorum. Şimdi 1437'deyiz. Yani 2000 ne kadar? Bu 1000 senede geçti diyelim Hicri'den yani. Öbür hesapta herhalde 2500'lere falan gidiyor. 2500-600'lere gidiyor. Miladi'de. Hicri'yi konuştum ben demin.
- 44:00
Yani 2002'nin, 2020'nin Hicri'de şu gün, şu saat, şu dakika patladı. Bunu bilemezsin diyor. Onu da vefat etmeden evvel bildirdi. Fakat insanlara söylemesine izin vermedi. Hiç kimseye bildirmedi sallallahu aleyhi ve sellem. Hiç kimseye. Fakat Mevla'nın bilemezsin dediği hangileri? Hangisi? Dakikası. Bak la yücelliya li vaktiha diyor.
- 44:30
Vakti geldiğinde ancak o onu patlatacak diyor. Vakti geldiğinde. Alamet ne demek? Alamet vakti gelmeden yüzlerce sene evvel çıkmaya başlayan belirtiler demek. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hepsine haber verdi. IŞİD'e haber vermedi mi? Okumadı mı ben size IŞİD'le ilgilensin? Hepsi çıkmadı mı?
- 44:49
Ondan sonra. Binaların çoğalacağını, zinaların çoğalacağını çoğalacağını, zinaların çoğalacağını, çobanların gelip şehirde bina yarışına gireceğini, ondan sonra işte ana babaya ihsan olacağını, hadis-i şeriflerde neler kaç saatlik, otuz kırk saatlik sohbetim var sırf bu hususta. İşte efendim küçük alametler, sonra orta alametler, sonra büyük alametler.
- 45:09
Şu anda büyük alametler çıkmadı. Daha başlamadık. O on alamettir. Bir başladı mı çorap söküğü gibi birbirinin ardına gelecek. Deccal çıkmadı, Dehab-ı Betülal çıkmadı, Yecüc-Mecüc çıkmadı, Hazret-i Mehdi çıkmadı. Bunlar önemli. Bunlar önemli büyük alametler. Ama yani size şimdi yanlış yanlış vaaz ediyorlar.
- 45:33
Diyor ki peygamber kıyamet alametlerini bilemez. Yahu nasıl bilemez? Mevla bildirirse bilir. İlla men-i r-tazam-i r-rasûl, Cinn Sûresi'n-i âyetinde ve lâ yuzvurûn alâ gayb-i yahedâ. Kayıpların başında kıyamet ilmi gelir. Ben kaybımı kimseye öğretmem diyor. Ancak seçtiğim Rasûl'lere bildiririm diyor.
- 45:51
Bu alet ne olacak? İşte Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bu hususta haberdar edilmiştir. Yani şimdi bu ne diyor? İnsaf edin diyor. Sen insaf et be! Yahu diyor peygambere diyor, sen bilemezsin derken diyor peygamber nasıl bu kadar hadîs-i şerîftir? O spikerde hemen orada işte onun için diyor uydurmuşlar diyor.
- 46:11
Ulan ne uydurmuş? Bukari Müslim'de uydurma rivayet mi var? Hep kıyamet alametleri fiten bahsi var. Eşraat-ı saad var, kıyamet alametleri bahsi var. Aldanmayın bunlara. Pro okumuş cahiller bunlar. Ondan sonra şimdi burada da oradan şuradan geldim.
- 46:29
Şimdi diyoruz ya Rabbinin ordularını ancak o bilir. Ayete mana verdik. Şimdi diyoruz ki bir melek yarattı. Dört tane yüzü var. Her iki yüzünün arasında dört bin senelik mesafe var. Şimdi adam da bana diyor ki muzip ya! Hani kimse bilemezdi diyorsun, sonra da yüzünü tarif ediyorsun. Ya mübarek adam! Kimse bilemez Rabbinden başka ne demek?
- 46:53
Bildirmediği daniceler var. Bildirmeden bilemez demek. Daha bunu anlamayacak çocuk anlar bunu ya! Allah bildirmeden bilemez. Peki hepsini bildirdi mi? Hepsini bildirmedi. Çünkü Âyet-ül kürsi İlminden ilmi sonsuz. Hiçbir şeyi kuşatamazlar. Kavrayamazlar. Ancak onun dilediği kadarını. E o dilediği kadarını ne demek?
- 47:23
Ben bütün peygamberlerime her şeyi bildirdim. Onlar da size her şeyi bildirdi diye bir ayet yok ki. Dilediği kadarını açar diyor. Burada da hadis-i şeriflerde, rivayetlerde geldiği için demek bildirilen kısımdaki. Biz de size anlatabiliyoruz. Rüyada görmedim dün gece ben bunu.
- 47:39
Şimdi bu dört tane yüzünden bir yüzüyle Allah'a secde eder. Arşta. Arşın altında bu melek. Secde eder. Bir yüzüyle arşa bakar. Arşa bakmak ibadettir. Kabe'ye bakmak ibadet. Arşa nereden bakacağız? Arşa bakacak gözümüz mü var yüzümüz mü var? Ama Kabe'ye bakabiliyoruz ne nimettir ya.
- 48:06
Şimdi bir de canlı yayınlarla Kabe 24 saat yayın var ya. Allah Allah. E kolaylık oldu şimdi. Bir yüzüyle Kabe'ye bakmak, Mekke'de durup Kabe'ye bakmak, başka yerlerde çatlarcasına ibadet etmekten eftaldir. Sırf bakmak. Şimdi bu melek bir yüzüyle secde yapar, bir yüzüyle arşa bakar, arşa bakınca da der ki Ya Rabbi ghfir verham lisa-i mi ramazane min ümmeti Muhammed
- 48:34
sallallahu teala. Ya Rabbi ümmeti Muhammed'den Ramazan orucu tutanları affeyle, mağfiret eyle ve onlara merhametinle muamele eyle. Arşa bakarken bu duayı yapar. O meleğin duası asla reddolmaz. Çünkü günahsız. Ama Ramazan orucu tutanları duasında tahsis ediyor. Özellikle onlar için dua ediyor. Sizlerin affınız, mağfiretiniz ve Allah'ın size merhamet etmesi için.
- 49:01
Üçüncü yüzüyle cennete bakar, cennete der ki tuğbali vendehelek Sana girenlere müjdeler olsun. Allah'ım o müjdeleri cümlemizi nail eylesin. Şu mübarek, nazik ve hassas dakikalarda. ve rabian zurubi ila cehennem Dördüncü yüzüyle cehenneme bakar, veynulli vendehelek Vay sana girenlerin haline helak oldu gittiler.
- 49:23
Sana girenlere helak olsun. Allah cümlemizi cehenneme girmekten muhafaza buyursun. Şu saatte zikirlerimizi yapalım. Ramazanda hasreti çok yapın. Evet. İkisiyle Rabbiniz razı edeceksiniz. İkisi de sizin zaruri ihtiyacınızdır. Bu ikisi şehadet ve istiğfardır. Diğer ikisi cennet isteyip cehennemden sığınmaktır.
- 49:48
Şu meleklerin duasını aldığımız istiğfarlarına mazhar olun. sıfırlarına mazhar olduğumuz şu mübarek Ramazan-ı Şerif'in iftar saatlerinde mutlaka dergin Haziran sayısının 89. sayfasının ilk satırlarındaki şehadetleri okuyalım, duaları okuyalım, zikirleri okuyalım, buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü abdühû ve resûlüh.
- 50:12
estagfirullâhellezî lâ ilâhe illâhü vel hayyel kayyûme ve tübü ileyh Estağfirullah allezî lâ ilâhe illallah Allahümme inni es'elukel cenneh ve'auzübike minen nâr. Bir yandan meleklere affımız için duacı ediyor, bir yandan bize bu duaları öğretiyor, öğretenler sebepler halk ediyor. Bize böyle lütuflar, Rabbim ikramlar yapıyor.
- 50:35
Evet, Allah Teala bir melek halketti, yarısı karanlıktan, yarısı nurdan. Bir melek halketti, yarısı ateşten, yarısı kardan. Bir melek halketti, yarısı altından, yarısı kılıçtan. Bir melek halketti, yarısı rüzgardan, yarısı topraktan. Allah Allah. Rabbinin ordularını ancak kendi bilir. Bunlar hepsi Muhammed ümmetinin sallallahu aleyhi ve sellem.
- 51:01
Günahkarları adına namına ağlayıp duruyorlar. Allah'ı mahvet diye yalvarıyorlar. Allah Teala buyuruyor ki, o melekler bu kulların ne kadar günah işlediklerini biliyorlar. Kendileri günahsız duruyorlar. Kulların günahlarını görünce de onlardan biraz soğumaları lazım. Bunlar nasıl bu Allah'a ihsan ediyorlar, nasıl günah işliyorlar?
- 51:22
Ama bile bile yine de ağlıyorlar, yani üzülüyorlar. Diyorlar, Ya Rabbi, bunlar bu günahlarla cehennemlik olurlar ama sen bunlara Ramazan verdin. Ramazan'ın bereketiyle bunları affetmez misin? Mevla buyuruyor, sadaktüm. Rahmetiylehum fi Ramazan kullehum min ghamse marraat. Doğru söylediniz.
- 51:45
Ben senenin ayları içerisinde, özellikle Ramazan-ı Şerif'te kullarıma öyle rahmet edeceğim ki, her gün beş kere onlara merhamet buyuracağım. Beş kere acıdığımda mutlaka onlar günahlarından kurtulacaklar, cehennemden azat olacaklar. Benim anladığım yine bu beş kere, beş vakit namaz vaktidir. Öyle geldi içime.
- 52:09
Çünkü beş kere niye buyuruluyor? E şimdi bir adam Ramazan'da oruç tutsa, namaz kılmasa, bu adam rahmetten nasibini alamaz işte. Çünkü beş kere rahmetim var diyor. Beş kere beş vakittedir. Bu da beş vakit namazda tecelli ediyor. Hem oruç ağzına, bir de beş vakit namazı kılan bir Müslüman mutlaka Ramazan'da affolur.
- 52:28
Ramazan-ı Şerif'te günahsız çıkar ve Allah Teala meleklerin sağlamalarına cevap veriyor. Çünkü melekler, Mevla buyuruyor ki arşı taşıyanlar ve arşın etrafında tavaf edip dönen melekler, Allah'ı tesbih edip hamd ederler, Sübhan Allah'ı ve Hamdi'yi derler. Allah'ı gerçekten, yakinen şüphesiz görüyorlar çünkü.
- 52:57
Allah'ı görmeseler de arşı görüyorlar, bütün alametleri görüyorlar. Yakinen iman ederler. ve iman etmiş Müslümanlar için onların günahlarının affı için de istiğfar ederler. Rabbana vescihete kulleşe rahmete ve aile. Ey Rabbimiz, rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe eden kullarını affeyle. Ramazan Tevbe Ayı'dır.
- 53:20
Her sahurda seherde elmin teâbin var mı tevbeden kabul edeyim Allah soruyor. Var mı tevbe eden kabul edeyim Allah soruyor. Şu mübarek iftar anında yüzde yüz müstecap makbul bir duanız vardır. Bu duanızı günahlardan tevbe nasip olmasına kullanın bu akşam. Bu duanızı günahlardan tevbe nasip olmalı. Bir daha eski günahlarıma düşürme beni ya Rabbi, nasip etme bana diye.
- 53:36
Nasıl tevbe edeyim? Nasuh tevbe edin. Meleklerin istiğfarına nail olursunuz. Ya Rabbi tevbe edenleri affeyle. Vettebe'û sebi'leke, Senin yoluna uyanlara. Herkes Müslümanım diyor. Ehli sünnet olmayanlar Allah'ın yoluna uymuyor. Kur'an'a sünnete uymayanlar, Nefisleri uydurmuş bu şeyler. Efendim kendi kendine yok kader yok, Allah'ın ilim sıfatı yok.
- 53:58
Onlara meleklerin istiğfarına etmezler onlar. Hangi istiğfara nail olacak? Allah'ın buyurduğunu inkar ediyor. Kader inkar ediyor adam, İslamoğlu. E görmüyor musunuz da amentü inkar edeni bana mı soruyorsunuz? Melekler af istiyor. Ya Rabbi tevbe eden, senin yoluna ittibar eden kullarını affeyle. Onlar cehennem azabından vikaya eyle, muhafaza eyle.
- 54:22
Ya Rabbi onlara söz verdiğin, Ramazan tutarlarsa, teravih kılarlar, beş vakit namaz kılarlar, zekat, fitre verirler. Sen de onlara vadettin, cennete girdireceğim sizi. Ya Rabbi söz verdiğin cennete girdir onları diyor melekler.
- 54:40
Ya Rabbi babalarından, eşlerinden, çocuklarından da, hepsini değil. Kaderde ne yok? Herkesin cennetlik olması diye bir şey yok. Neden? Çünkü Allah'ın ilmi ezelisinde ne yok? ne yok? Herkesin cennet ameli işleyeceğine dair bir malumat yok. Çünkü olsa bilirdi. Demek herkes cennet yoluna gitmeyecek. Mevla onu bildiği için takdir bu yönde cereyan etti.
- 55:01
Onun için hep İbrahim Aleyhisselâm dua ediyor. Ben de çok üzülüyorum bu işe ama ne yapacağım? Rabbü'l-Câhennîm'i kıyması salâti. Ya Rabbenin namazı hakkı yok. kılan bir dostun yap. Ve min zürriyeti, zürriyetimden de. Diyemiyor ki zürriyetimin tümünü. Zürriyetimin tümü de şeydi, Zürriyetimin tümünü deseydi ya bu Yahudiler onun zürriyeti, İbrahim Aleyhisselâm zürriyetinden.
- 55:22
Hepsi Müslüman namazla, abdestli olurlardı işte. Diyemedi. Diyemedi. Min koydu oraya. Çünkü Mevla ona öyle buyurdu. He? Kâle inni câhilûke linâsi imâmâ. Ben seni insanlara önder tayin ettim ya İbrahim. Kâlememin zürriyeti. Ya Rabbi zürriyetimden de imamlar tayin et. Kâle lânâ luhattis zâlimî. E İbrahim senin zürriyetinin hepsi sâlih olmayacak.
- 55:46
Kimi sâlih olacak, kimi zâlim olacak. Benim emanetim zâlimlere ulaşmayacak. Onun için İbrahim Aleyhisselâm duasında ne diyor? Zürriyetimden de namaz kılanlar yap. Mevla da tamam o olur buyuruyor. Şimdi onun için melekler de bizim için dua ediyor. Ramazan orucu kutanlara, iftar bekleyen siz kardeşlerimize.
- 56:06
Bu dualar ne diyor? Babalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden sâlih olanları da cennetlere girder. Onun için sâlih olmayanlar kendileri bu duadan kendilerini çıkartmış oluyorlar. Sâlih olmak için, ehl-i sünnete göre iman. Bir namaza oruç atacak, ne var yahu? İnneke entelâzîz bilâkîm. Ulu ve kavil sensin, hikmet sahibi ancak sensin.
- 56:33
Ey Allah'ım sen yaparsın, vaadine huluf etmezsin. Melekler böyle dua ediyorlar. Bunu da Kur'an'da bize zikrediyor böyle. Ve kıymus seyyâd. Ya Rabbi sen onları kötülüklerden koru. Hem ahiretin, mahşerin, cehennemin, hem dünyadaki kötü işlerden, belalardan muhafaza et. Yani burada meleklerin bu duası var ya, dünyamıza da talik oluyor.
- 56:55
Sadece efendim, bizim ahiretimiz için değil bu dua. Dünyada da bu kadar kötülük başımıza yağıyor. Ya Rabbi onları kötülüklerden koru. Ve men tekis seyyâd yevmed-i fekad rahimteh. Hele ki ahiret gününde kötülüklerden korusan, ona tam acımış olduğunu göstermiş olursun. Çünkü dünyada öyle de biter, böyle de iter.
- 57:17
Ama ahiret artık telafisi olmayan bir gündür. Allah kimi orada kötülükten koruduysa, demek ona rahmet ettiği kesinleşmiş olur. Ve de'alike vel fevzul af. Bu en büyük kurtuluştur. Ne caddır ne ailiyettir. Onun için kardeşlerimiz, yok zelzeleden kurtuldum, yok saldırıdan kurtuldum, şudur budur. Dünyada 40 bin türlü kurtulan var.
- 57:40
Ameliyattan çıktım, kurtuldum. Kanserden kurtuldum. Allah mübarek etsin. Ama şunu bil ki cehennemden kurtulamadıktan sonra hiçbir şeyden kurtulamadın. Hiçbir beladan kurtulamadın. Onun için cehennemden kurtulmak için, şu mübarek Ramazan Şerif'te, şu mübarek saatlerde. Bu gece 25. gece. Bu gece tek gece.
- 58:04
Hem on gecelerin tek geceleri de arayın bu Kadir Gecesi'ni buyurulan gece. Teravihinizi terk etmeyin. Onu da bakayım hemen diyebilirsem. Çok kısa söyleyeyim. 25. gece teravih kılana Allah Azze ve Celle en güzel surette gönderir. Onu cennetlerle, bir tükenmeyecek nimetlerle müjdeler. Ve bu gece teravihini kılana Allah kabir azabı göstermez.
- 58:28
Kabir azabını ondan kaldırır. Cümlemizi kılmaya, huzur huşuyu temin etmeye ve bu müjdeleri erişmeye nail erisin. Şu iftar saatlerinde boyunlarınızı cehennemden azat eylesin. Bizi de size bağışlasın. Amin
Benzer sohbetler
1:04:09İftar Sohbetleri 2026 - 24. Bölüm 19 Mart 202619 Mart 2026 · 65 dkRamazan Sohbetleri · 19 Mart 2026
1:06:14İftar Sohbetleri 2026 - 23. Bölüm 18 Mart 202618 Mart 2026 · 67 dkRamazan Sohbetleri · 18 Mart 2026
44:45İftar Sohbetleri 2026 - 22. Bölüm 17 Mart 202617 Mart 2026 · 45 dkRamazan Sohbetleri · 17 Mart 2026


