30:39 / 55:46

  1. 00:19

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve bereketuhu. Ramazan-ı Şerif'in mübarek günü. gününde 22. gün bitiyor.

  2. 00:41

    Bu gece 23. gecedir. Bu mübarek gece 10 gecelerin tek gecelerindedir. Bu yöntibarla teravih namazına çok önem vermek lazım. Teravihi asla terk etmemek lazım evvelki gecelerde. ara sıra gevşeklik edilsey, edildiyse de edilmemeli ama işte edildiyse de bu son on gecede asla gaflete mahal yoktur. mahalli yoktur.

  3. 01:09

    Ve teravih terk etmeye mecal yoktur. Çok faziletli gecelerdeyiz. Kadir gecesinin aranması. aranması emrolunan gecelerdeyiz. Bunun için inşâAllah kıymetini bilenlerden oluruz. Hayrından, bereketinden mahrum kalmayız. Çünkü Ramazan-ı Şerif'teki bütün maksat Kadir Gecesine ulaşmaktır. Onun için her gece Kadir Gecesi olur ihtimaliyle amel edilmek icap eder.

  4. 01:46

    Ruhi Bey'in tefsirinde diyor ki Ruhi Beyan Tefsiri'nde diyor ki, son on gecelerde, yani teklerinde yani teklerinde de demiyor, son on gecelerin her birinde diyor. Kadir Gecesi'nin ihya niyetiyle iki rekat kılmak uygun olur diyor. Bu yani teravih haricinde kast ediyor. İşte kalkamam, kalkarsam kılamam, imza kadar abdest alıp kılamam diye düşünenler

  5. 02:12

    yatmadan da kılabilirler yani teravihten sonra, bitirden sonra yani. Teravih ile vitr'i ayırmamak lazım birbirinden. Sonra, vitr'den sonra kılabilirler. İki rekaat. orada inna azzalna okusunlar diyor. Orada in-nâ zennâ okusunlar diyor. Yani bir inna azzalna, Yani bir in-nâ zennâ. efendim, üç kulüallahet diye.

  6. 02:36

    yani her rekatta, iki rekat en az diyor, en az istersen on kıl ama her rekatta diyor, birinne enzellâh, üçkulullâh adle, kılarlarsa diyor, Kadir gecesini zaten son on gecelerdedir diyor yani en kuvvetli görüşler, son on gecelerden kaçmaz. Onun için son on gecelerden kaçmaz. her birinde bu niyetle kılmaları uygundur diye hatırlıyorum.

  7. 03:01

    Şimdi ben Ramazan-ı Şerif ile ilgili bazı faziletlerden yine kısaca... Efendim, bu arada da Geceler işte bitiyor, bitmek üzere. Açmışken şeyi söyleyeyim. Bu mübarek gecenin teravihini söyleyeyim. Efendim, 23. gece, Ramazan-ı Şerif'in 23. gecesi, yani bu gece,

  8. 03:42

    Sanki diyor, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin ümmetlerinden ne kadar esir düşmüş olan varsa, yani tabi bu, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den, diyelim kıyamete kadar ki genel manaya ihtiva ediyorum. Şimdi bile düşünürseniz, Doğu Türkistanlı Müslümanlardan niceleri, Çin gavrunun elinde esirdir.

  9. 04:09

    Şu anda yani, binlerce var. Özbekistan'dan tut, Tacekistan'dan çık. Dünyanın her yerinde ehl-i sünnet Müslümanlardan esir olanlar var. Mısır'da görmüyor musunuz? Mürsiler vs. yüzlerce insan var. Mürsiler vesaireler. Yüzlerce insan esir yani. İdam bekliyorlar. Ne kadar zor işleri var. O sırada en mühim tabi İsrail hapishanelerinde Filistinli Müslümanlardan ne kadar esir var?

  10. 04:39

    Yani ben son duyduğum rakamlar 10 bin felandı. Yani tabi bir zaman oldu bu benim şeyim ama ne biçim Yahudi salar mı adamı yani? 10 bin kadar Müslüman, bir de böyle bizim yattığımız hapishaneler oralara göre saray. Yani biz de çile çektik ama bizim hapishanelerde oralara göre saray. 10 kişi, 20 kişi birbirinin üstüne bindiriyorlar.

  11. 05:04

    Oturma yeri yok, kalkma yeri yok, yatma yeri yok. Yemek yok, bir şey yok, işkence var, eziyet var. Yani çok zor işler var. Allah yardımcılar olsun. Bu gecenin teravihini kılan insanlara, efendim, bütün esirleri sanki satın almış parasıyla. Yani bu Müslüman bir köleyi satın almak, azat etmek ne kadar büyük iştir biliyor musunuz?

  12. 05:35

    Hazreti Bilal-i Radıyallahu anh satın alıp azat etti. Hazreti Sıddık Efendimiz onun için ne büyük mükafata nail oldu. Ve ondan sebep hakkında ayetler nazil oldu yani. O en takva olan kul. Hazreti Ebubekir için söyleniyor. En takva. Ondan takvası bu ümmette yok işte bu ayette. O ki malını veriyor temizlenmek için.

  13. 06:03

    Yani işte Hazreti Bilal'i azat etmek için, efendim, sahibinden, Hümeyye'nin mi kölesiydi herhalde? Hümeyye'nin kölesiydi hatırlıyorum. Hümeyye gavurunun. İşte para istedi o yani. Madem öyle çok eziyet ediyordu, işkence ediyordu. Hazreti Bilal çöllere yatırıyordu, kızgın çöllere. Zaten o çöle ayağını değsen o kuma bağırırsın.

  14. 06:31

    Ben rastlamışım. Eskiden Kabe'de bu taşlar yokken, 81 senesinde böyle şimdikiler güneşten serinleyen taşlar koymuşlar. O vakit o taşlar yoktu. Bir ayağım değdi fırladım şeye, öbür tarafa. Yani o taşlara değmeyeyim diye. Böyle taş kızmıştı yani. Düşün kum çok daha fena kızar. E kumun üstüne yatırıyor, bir de üzerine kayalar koyuyor.

  15. 07:00

    Kaya koyuyor, zaten nefes alamıyor. Bir de yanıyor, güneş zaten başına vuruyor, gölge yok, bir şey yok. Böyle bir azap olur mu ya? Hazreti Bilal dininden döndürmek için. Allah bir derdi. Hazreti Sıddık dayanamadı. Bayağı bir para istedi Hümeyye. Yani ki vermez on diye. Habeşli bir köleye değmez o kadar para.

  16. 07:24

    O işlere bakıyorlar. O kölenin verimliliğine, ticaret yapıyor mu, para getiriyor mu ağasına veya çok güçlü mü? O işlere bakıyorlar. Bilal'de bu durumlar yok falan. Yani onlar kapitalist mantıkla yaklaştıkları için Ebu Bekir'e bu işine gelmez. Niye alacak bunu hesap ettiği? Ondan sonra da fiyatı da çok yüksek tuttu da köye ki almasın onu diye.

  17. 07:49

    Hazreti Sıddık da verdi parayı bir hamlede. Sonra dedi Radıyallahu anh, onun on mislinde istese verecektim dedi. Yani gavur yine çok zarar etti. Hazreti Sıddık o tabii onu demez, ne istersen vereyim demedi ona da pazarlık ettiler işte. Ne istediyse verdi yani. Ama dedi onun katına çıksa verecektim. Çünkü Hazreti Bilal'i kurtarmak için.

  18. 08:15

    Esir kurtarmak ne demek ya? Bir de paranla satın alıyorsun. Hazreti Ebu Bekir'in yanında onun karşılığında alacağı bir dünyalık nimet yoktu. Yani Hazreti Bilal'i niye aldı demek istiyor. Gücünden yararlanmak için almadı. Zaten azat etti onu köle olarak. Hani ondan köleyi satın alıyorsun, geçiyor senin mülkiyetine.

  19. 08:43

    O onu tutmadı ki kendi mülkünde. Zaten azat etti. Hürriyetine kavuşturdu. Yani ondan hiçbir beklentisi yoktu. Onu azat etmek o kadar para veriyor. O zamanın yani her zaman için paranın değeri var. O kadar parayı veriyor. Hiçbir beklentisi de yok. Yani ne işine koşacak onu, ne ticarete gönderecek onu, ne yük taşıtacak ona.

  20. 09:08

    Hiç karşılığında alacağı bir dünyalık nimet beklemiyor. Ancak o en yüce Rabbinin, yani Allah Teala'nın rızasını aramak için yapıyor diyor. Yani Kur'an-ı Kerim'de bir Efendimiz hakkında var. Rabbin sana yakında ahirette ne istiyorsan vereceksen yeter Allah'ım razı oldum diyene kadar. Memnun olana kadar sana zaten ümmetinden bir tane cehennemde bırakmayacak işte.

  21. 09:44

    Ya Rabbim madem beni razı edene kadar vereceksin, söz verdin. Ben de ümmetimden bir ateşte yandıkça razıyım demeyeceğim. Bir Habibimi razı edeceğim ayeti var. Yakında o Ebu Bekir, Ebu Bekir, benim vereceğim mükafatlarda razı olacak diye. Bir de Hazreti Sıddık hakkında var. Bu şialar, Hazreti Sıddık'ı sevmeyen adamlar, ne bedbaht adamlar.

  22. 10:09

    Görüyor musun? Dergide yazdık. Neler yazdık dergiyi okuyun. Hazreti Sıddık gasp etmiş de, halife değilmiş de. Hz. Halil'e karşı gelmişler, kâfir olmuşlar. Allah'ın âyetlerini inkar ediyor bu adam ya. Bu âyetin Ebubefşitlik hakkında indiği bütün tefsirler de ittifaklıdır ya. Hz. Bilal'i aldığı için, azat ettiği için.

  23. 10:32

    Bundan dolayı, esir almak, yani bir Müslüman gavurun eline düşmüş. Ha bir Müslüman bir suç işler, adamı yaralar, bıçaklayar, hapse düşer. O esir gibi değil. Onu konuşmuyoruz, o zaten suçludur. Ona hapis cezası verilmiştir, onu konuşmuyoruz. Burada adamın hiçbir suçu yok. Sırf Müslüman olduğu için esir düşmüş.

  24. 10:57

    Gavurlar onu kaçırmışlar, çalmışlar. Evet. Yani suçsuz yere esir düşen bir insanı, işte fidye deniyor ona. Fidye verilip, para verilip, mal verilip karşılığında neyse, değerli bir şey istiyor senden. Bunu verip de, satın alıp da efendim, kurtarırsan, azat ediyorsun bir de. Hem alıyorsun, o sırası kendin köle olarak çalıştırmıyorsun.

  25. 11:26

    Azat ediyorsun. Azat ederse, ne kadar sevabı var? Bir tane esiri demiyoruz burada. Bir esirin, o esirin her huzura mukabil, onun her huzuru cehennemden azat oluyor. Bu gecenin teravihini kılan, efendim, bütün ümmetteki ne kadar esir varsa, şu anda sırf şu anı düşünecek, on binlerce esir var. Daha Çin'den Gazze'ye kadar, efendim, Müslüman kardeşlerimiz,

  26. 11:56

    sırf Müslüman oldukları için yani, başka günahları da yok. Esir düşmüşler. Onun için onları azat etmek ne kadar sevapsa, ve bir de onların hepsini kurtarmak için fidye veriyorsun parayla. Bu ne kadar faziletliyse, bu gecenin teravihinde o kadar sevap kazanır. Bir de Allah ona celle celaluhu, cennette köşk yapacak.

  27. 12:16

    Köşke değil, medine'de şehir yapacak, şehir. İstanbul onun yanında hala etmez. Bütün İstanbul'un saraylarıyla, maraylarıyla tümünü orada, zaten hala yok ahirette de, çöplüğü olmaz, çöplük de yok ahirette. Yani İstanbul'u pusatılığa çıkarsan, ahirette kim alır ya? İstanbul'da ölüm var, kaza var, bela var, zelzele var,

  28. 12:47

    Her türlü böyle musibet var ya, İstanbul'u kim alır? Ebedi ahiretin tuğlasını değişmez adam. İstanbul'u versen tuğlayı vermez. Cennette ona şehir var, şehir. Her tarafı zümrütten, yakuttan. Her tarafı köşk sarayıyla dolu. Her tarafı altın gümüş. Tuğlaları altın gümüş yani. Sıvaları miskten. Toprakları zaferandan, safrandan.

  29. 13:11

    Ne diyeyim sana işte, geçen derslerde anlatmaya çalıştık. Onun için ne olacak 20 rekat teravih? Yani bu imamlar da hızlı hızlı kıldırıyorlarmış çoğu. Yani pat küt kılıyorlar. Rükûlerde üç subahane Rabbiyel Azim denemiyorsa, secdede üç subahane Rabbiyel Ala denemezse, bu neye yaradı bu teravih? Bunu Mevla kabul etmez arkadaşlar.

  30. 13:32

    Bu böyle Allah'ın dini oyuncak değil yani. Böyle hareketler yapılır mı ya? Kaymakamın önünde, komiserin önünde bir şey, böyle pat küt hareketler yapsan ne der sana ya? İnsanlar ne der sana ya? Ne muamele yapar sana? Deli der ya. Bir namaz kılıyorsun pat küt bunu. Yapmamak lazım. İki rekat da bir selam verilirsin.

  31. 13:55

    Ondan sonra sure okunur veya en az üç ayet okunur. Rükû, secdelerde subahane Rabbiyel Azim, subahane Rabbiyel Ala, üçerken en az, en az. Adam bir tane oraya denk getiremiyorum diyor ya. Birini giderken, birini gelirken diyor. Yani imamın hızlılığından. Bazı cemaatin kendi de hızlı şeyi var tabii. Yanlışlar var ama.

  32. 14:15

    İmamlar hızlı kıldırıyorlar. Bundan da mesul olacaklar ahirette. Sevabı bırak, azap da çekebilirler. Yani hiç kılmasandan daha büyük azap olur ha. Çünkü hiç kılmasan, efendim sünnet-i müekkededir, azar olur, azar. Ama kılıp da tadili erkanı bozarsan azap olur. E niye bu farz değil ki? Farz değil ama namaza durunca farz etti.

  33. 14:37

    Anladın mı? Sünnet bir namaza niyet edip durdun mu, bozarsan vacip oldu sana. Bir daha kılacaksın onu da. O namazı kılmak, işrak namazını kılmak sünnet idi. Müstehab idi. Ama durdun da, durduktan sonra bozarsan vacip oldu. Mecbur kılacaksın. Yeniden abdestin mi bozuldu, ne oldunsa. İşte... Veyahut yangın çıktı, bilmem ne, kaçtın.

  34. 14:58

    Yani bozdun. yani bozdun. O namaz vacip oldu sana. Yani bunu anlatamıyoruz adama. Namaz sünnet olabilir. Namazın sünnet de olsa durduktan sonra içinde farzı var. Farzı var, vacibi var, anladın mı? Bu sefer ne oldu? Tehdit ederken en azından vaciptir. Ve bazı imamlara göre farzdır. tâdil erkân, özel risale yazmışım buna belki, 160 sayfa mıdır, kaç sayfa

  35. 15:23

    öyle maddeler var onda, tâdil erkânsız kılan adama kıyamet günü, la yukhal lekumul ümmeti. kıyamet günü, lâ yukâlleke min ümmetî, yevvel kıyâme Korkmuyor musun be adam? Böyle namaz kılınır mı buyurdu, sallallahu aleyhi ve sellem. Böyle okularak ölsen yani, hani düzeltmeden, tevbe etmeden, kaza etmeden, ölsen kıyamet günü sana benim ümmetimden demeyecekler.

  36. 15:42

    E ne diyecekler sana? Kimin ümmetisin o zaman? Gittin cehenneme. Hatta bir hadis-i şerifler, mektubat da çok be, bunu hadis-i şerifler alır. Ema tegâbü lemmitte'alâde lemmitte'alâ gayri milleti muhammedin, sallallahu aleyhi ve sellem. Korkmuyor musun be adam? Sen böyle namaz kılarken ölsen, yani o namazda ölsen demek istemiyor.

  37. 16:03

    Yani bu namaz, namazı bu şekilde kılarak, düzeltmeden, tahsiye etmeden, telafi etmeden, öyle ya, sonra öğrendin, vaazda duydun, hemen açılıp tehadül erken kitabını okuman gerekiyor. Farz. Şu anda çünkü farzı öğrenmek farz, vacibi öğrenmek vacip. Ben sana keyfi gidip de roman yazmıyorum ki yani. Tehadül erken namazda vacip, farz diyen de var İmam-ı Rabbani buyuruyor.

  38. 16:25

    Farzsa, vacipse bunu senin acilen öğrenmen lazım. Çünkü sen namazda buna rahat ediyor musun, etmiyor musun? Bir de kaç maddesi var? Ne kadarını ediyorsun, ne kadarını etmiyorsun? Hele imam. E ben uydum imama. Orada biraz kurtarıyorsun işte. Çünkü imama uyan, artık imam doğru kılarsa kendi de kazandı, cemaat de kazandı.

  39. 16:47

    yusallûne lekum feynesâbû felekum velekum veynekhtavu felekum ve aleyh. Bukhari hadisinde imamlar size namaz kıldırıyorlar. Düzgün kıldırırsalar, kendi evde kazandı, siz de kazandınız. Yanlış kıldırırsalar, onlar kaybetti, siz yine kazandınız. Çünkü sen hani cemaata gittin. Ama bile bile deyip jedd-i imamın arkasına gidilmez.

  40. 17:05

    Bile bile de efendim sakalsız imamın arkasına sıralı gidilmez. O zaman sen, hatta sakalı kısa olanın da arkasına gidilmez. Çünkü sakalı bir tutamdan az olsa kendi kıldığı namaz da mekruhtur diyor. İmametin imamlığı da mekruhtur diyor. Onun için sen sakalı bir tutam imam da pek yok diyanette hiç. Çok az.

  41. 17:28

    Ne olacak bu milletin hali? Ben bilmiyorum ki işte. Kravatı mecbur ediyorlar, sakalı mecbur etmiyorlar. Hatta bir tutam olursa kes biraz diyorlar. Bazı müftüler var öyle kaşınan. Allah istahsın, hidayet etsin. Ne yapacağız? Biz doğruyu söyleyeceğiz, doğruyu yapacağız. Sakal bir tutamdan aşağı olanı bile, bırak sakalsızı bir tutamdan aşağı olanı bile tercih etmemek lazım.

  42. 17:55

    Ama yakında başka cami yok veyahut da sen gitme imkanın yok, o zaman cemaati terk etme. Hatta sakalsız da olsa git kıl arkasından. Çünkü bu sefer cemaatsiz kalırsın. Cemaatsiz kılmaktansa kerahatla kılmak tercih edilir. Çünkü cemaatsiz kılmak çok büyük bir vebal. Cemaatle namaz risalesini okusa insan ömrü boyunca bir tane daha cemaatsiz namaz kılmamak için canını feda eder.

  43. 18:20

    O kadar tehlikeleri var cemaatsiz kalmanın, kılmanın. Cemaatle namaz kitap yazılır, koca 300 küsur sayfa ya. Mübarek insanlar, benim size yazdığım kitapların hiçbirisi keyfine değil. İster oku ister okuma diye bir şey yok. Mecbur okuyacaksın ya. Mecbur amel edeceksin. Cemaatle namaz üzerine ben Türkçe'de kitap görmedim.

  44. 18:41

    Yani şu anda ben yaptığım zaman bilmiyorum şimdiden bir şeyler çıkarttılar mı. Benim kitaplarımdan da çalıyorlar, ediyorlar biraz. İntihar yapıyorlar şimdi. Çarşamba'da bir borsa oluşmuş, piyasa oluşmuş. Adını da vermiyorlar, aldığı kitabı kaynağını da vermiyorlar. Alıyorlar benim kitaplarımdan, ediyorlar.

  45. 18:56

    E bu hırsızlıktır. Hırsızlık haramdır. Yani sakalın var, cübben var. Hırsızlık niye yapıyorsun? Ya dersin ki hocanın şu kitabından aldım. E onu demedin mi? Hırsızlık oluyor. Biz bir kaynaktan alıyoruz, hemen onu veriyoruz kaynağına. Böyle kaynaksız iş olmaz. Yani kul hakkı çok, Allah hakkı çok. Bu millet pat, küt namaz kılmakla kurtaracağını sanıyor.

  46. 19:23

    Öyle kolay değil bu işler. Şimdi onun için insan takva imam aramalı. Haramlardan sakınan imam aramalı. Sünnet seneye ittiba etmiş bir imam aramalı. Yani çok güzel olur. Halife nebiyyin. Takva bir imamın ardında kılan sanki bir peygamberin arkasında kılmış gibidir. E bu çok önemli. Hacı Dursun Efendi Hazretleri dermiş.

  47. 19:50

    Mahmut Efendi Hazretleri için, yani Efendi Hazretlerimiz için bu, yani Ali Adil Efendi Baba'dan da naklediliyor ama ben Hacı Dursun Efendi Hazretleri için Ben Hacı Dursun Efendi'den daha çok kuvvetli, yani biliyorum bunu. Yani Mahmud'un arkasında kılan, efendim, İmam-ı Azam'ın arkasında kılmış gibidir.

  48. 20:06

    E şimdi nerede kaldı Mahmud Efendi gibi imam? Nerede kaldı arkadaşlar? Ya, vardır belki yani. Onun makamında olmasa da işte. yok demeyeyim ama çok azaldı yani, çok. İmam demek ne demek ya? Kolay mı insanlarla Allah'ın arasında sefir olmak, elçi olmak ya? Onun için işte imamı da seçmeli, ona göre bir teravihe gitmeli, sabah namazında da cemaatle kılarsak.

  49. 20:33

    Sabah namazında da cemaat yakılarsa, bütün gece ihya olur. Hem bu tek geceler, zaten tek geceler, biri geçti, dörtü kaldı. Zaten onun da, birisi zaten 27. gece. Yani az kalıyor önümüzde. İnşallah bir an evvel kazanacağız. Kazanmak zorundayız. Kazanmazsak, kazanmazsak yandık. Yanmamak için mutlaka efendim, vazifemizi yapacağız.

  50. 21:01

    Şimdi, Allah Teala bize bu mübarek geceleri niye verdi? Ramazan-ı Şerif'i niye verdi? Bu vaziyetleri niye beyan etti, niye bildirdi? İstifade edelim diye, bizi teşvik etmek için. Rabbim bizi heveslendirmek istiyor. Bu işe yönlendirmek istiyor. Mevla bizim azaba düşmemizi istemiyor. Biraz şükredin kullarım.

  51. 21:24

    İmanınızı Ehli Sünnet'e göre düzeltin. Şükredin. İşte namazlarınızı kılın, teravihlerinizi kılın. Bu Ramazan-ı Şerif'i verdim size. Ebedi kurtulmanız için. Öyle ya. Niye verdi bize? Bak elimizden, gözümüzün önünde geldi gidiyor. Görüyor musun? Razı edebildik mi onu? Acaba hoşnut edebildik mi onu? Bizden şefaatçi mi olacak, şikayetçi mi olacak?

  52. 21:47

    Biliyor muyuz? Ne gayret ettik acaba? Bari şu kalan günlerde zikre devam edelim. İbadeti artıralım. Neydi? Milletten uzak durmaktan başka çare yok. Bu millet adamı çok günaha sokuyor. İnsanlarla görüşüp de, insanlarla karışıp da, konuşup da, ne diyeyim, günaha düşmeyen adam peygambere yakın bir mertebededir.

  53. 22:14

    Peygamber diyemem. Bir adam insanlarla hem görüşüyor hem de günaha düşmüyor. Bizim Efendi Hazretleri öyleydi. Peygamberin mertebesine yakın bir adamdır. Yoksa bizim gibiler, bu milletle karışanlar, görüşenler günahtan kurtaramazlar. Biraz arkadaşları, bu dünya kelamı konuşanları azaltmak lazım. Bunlarla arkadaşlığı, dostluğu kesmek lazım.

  54. 22:38

    Devamlı sinema atarlar, Whatsapp atarlar. Devamlı mesaj atıyorlar. Teravinin arasında 50 tane mesaj geliyor adama. Ya bu adamın aklında teravi kalır mı ya? İkide bir bakıyor telefona ne olmuş ne olmamış. O da oradan mesaj yazıyor. Ondan sonra hemen imama yetişmeye çalışıyor. Rekata yetişene kadar. Ya ne yapıyorsun?

  55. 22:58

    Ya ocağı mı düştü? Pişe mi yandı? Ne oldu yani? Ne cevap veriyorsun? Namaz arasında biraz ciddi ol. Mevla'nın huzurunda biraz ciddi ol. Mübarek Ramazan-ı Şerif'tesin. Yani geceler bitti bitecek. Ne oluyor ya bu adamın? Ne istiyor senden ya? Fuzuli fuzuli havadisler, haberler. Yalan dolan çoğu ya. Milletin aklını fikrini bulandırdı.

  56. 23:24

    Sohbetlere kulak verin arkadaşlar. Bizim sohbetlerimiz size iki cihan saadeti temin etmeye kefildir. Çünkü biz âyet, hadis okuyoruz. Âyetler ve hadisler size iki cihan saadetini kazandırmaya üstlenmiştir yani. Ayetler ve hadisler size iki cihan saadetini Ne arıyorsun başka yerde ya? Dünyadan zaruri işlerini gör.

  57. 23:42

    Geri kalan sohbet dinle, dinlet. İnsanlara vaaz et, nasihat et. Ben o edemiyorum. İşte adresi öğret. Böylece kazanalım. Allah bize bu mevsimi verdi. E şimdi biz birbirini uyarmak zorundayız. Allah-u Teala Musa aleyhisselama vahiylerinden birinde buyurdu ki

  58. 24:08

    Dedim size geçen bir derste de Allah-u Teala bizim ümmetle alakalı konularda bir çoğunu Musa aleyhisselamla paylaşmıştır. Onun için Musa aleyhisselam da bu ümmete çok imrenmiştir yani. Ümmeti de imrenmiştir. Tabi şimdiki Musa aleyhisselamın hakiki ümmeti yok şu an. Dinin nesh olduğu bir de bunlar zaten tarif ettiler kitabını.

  59. 24:32

    Din nesh olmadan evvel tarif ettiler. İşlerine gelmedi. Beni İsrail milleti. Ama Mevla-ı Teala onun için Beni İsrail bu ümmeti çok kıskanırlar. Hadis-i şerifte Yahudiler çok hasetçi ve kıskanç bir millet toplumdur. Ve sizin cemaatle namaz kılmanızı işte imamın arkasında topluca amin demenizi ve saflarda saflarda, saf, cemaatte saf.

  60. 24:59

    Onlar da bu saf düzeni falan hiç nasip olmadı onlara. Hâlâ o ağlama duvana giderler, bir şeyler ederler. O da kitaplarında olan bir şey değil de, uydurma. Fakat yani hiç saf diye bir şey onlara nasip etmedi Allah. Şimdi bunlar tabi bütün televizyondan, uydurtan, her yerden. Canlı yayın başladı tabi herkes, her dakika Kabe'yi görebilir.

  61. 25:19

    Yani bir Kabe-i Muhazama'da 2 milyon, 3 milyon kişinin kıldığı Kadir gecesi 3 milyon kılar. Bayram sabahı 2-3 milyon olur. Katim gecesi de oluyor. Şimdi düşün ki Yahudiler ne kadar çatlıyorlar. Hani bizim camilerde de cemaat, bizim camilerde de saflar oluyor ama

  62. 25:38

    şimdi bu kadar değil. Şimdi bir de Kabe'de acayip bir şey, her taraftan saf oluyor, o da ilginç. Biz şimdi bir taraftan kıbleye yöneliyoruz. Kabe'de dört taraftan kıble olduğu için ne acayip bir manzara ya. Üç milyon kişiyi aynı anda, aynı imama uyup, saf olmuşlar. Bütün böyle saflar uydudan beri gözüküyor böyle cami, her taraf saf.

  63. 26:04

    İşte onun için Rasulullah buyuruyor, Yahudiler çok hasetçi millettir, dayanamıyorlar diyor. En çok kıskandıkları üç şey ne? Onun için o üç şeyi bozmak için ellerinden geleni yaparlar. Milyar dolarlar harcadılar, harcıyorlar. Üç şey, birincisi cemaatle namaz kılmanızdaki saf. Saf yapıyorsunuz ya diyor, o üç milyon, beş milyon aynı safta, aynı safta derken aynı imama uymuş.

  64. 26:31

    Yahudi buna dayanabilir mi ulan diyorlar. Bizde hiç böyle kimse toplanmaz, bir araya gelemeyiz. Bizim ibadetlerimizde böyle cemaat yok, bizde böyle saf yok. Anladın? Onlar toplanıyorlar, işte havrada, mavrada, yirmi kişi, otuz kişi. Bir de hepsi yaşlı falan. Ondan sonra, hepsi bir telden çalıyor. O bir şey okuyor, bu başka bir şey okuyor.

  65. 26:53

    Değil mi? Böyle biri okuyacak, öbürü dinleyecek. Nerede? Bizde imamın okuması, cemaatin dinlemesi ne kadar önemli bir mesele. Kur'an okununca hemen dinleyin diyor ayet. İmam okuyor, sen okuma da. Ondan sonra dayansın diyor, şükür dedin. İkinci çok kıskanıyorlar neyi? Amin meselesini. Hele ki o Mekke'de falan da tabii onlar üç mezepte, Şafi, Hanbeli, Maliki sesli amin diyorlar.

  66. 27:21

    Biz Hanefi'de sesli demiyoruz. Ama bizim Hanefiler de aşka geliyor orada. Bakıyor ki bütün millet patlatmış burada, amin bak. Ulan sen Hanefisin mübarek adam, ne bağırıyorsun? İşte coşuyorlar öyle, coşmamak lazım. Çok coşmak iyi değildir. Sen Hanefisin mübarek adam, sen aminin içinden diyeceksin. Yani sesini kulağın duyacak.

  67. 27:39

    Yanındakileri duyuracak kadar bağırmayacaksın. Oraya gidince Hanbeli mi oluyor bizimkilerde, ne oluyor belli değil. Neyse ama o üç mezep de hoşumuza gidiyor tabii, o da haktır. Dört mezep hak. O üç mezepin amin demesi de, biz diyemiyoruz ama hoşumuza da gidiyor yani. Çünkü yıkılıyor ortalık, amin. Yahudiler çatlıyor.

  68. 27:58

    Bu amin meselesinde çok uyuz oluyorlar. Sesli ya bütün saflar. Üçüncüsü de diyor, raddisselam. En çok üç şeyde sizi kıskandılar. Bu üç şeyden daha faziletlisinde değil. O üç şeyin biri de selama cevap vermişlerdi. Esselamu aleyküm ve aleykümselam. Bir defa rahmetullahi ve berekatuhu falan. Çatlar gavurlar bu meseleyi.

  69. 28:24

    Adam selamun aleyküm azmedemiyor. Yerli Yahudi zaten hiç. Onun için selamı bize bozdurmak için ne yaptılar? Günaydın, tünaydın, sen kaydın derdi efendisleri. Denizin dibinde kumları saydın derdi. Böyle kafiyeler getirirdi efendislerin öyle işleri vardı. Yani günaydın, gün karanlık. Sana ne günaydın.

  70. 28:46

    Ya Allah'ın selamı duasını yapsana sen ya. Ama Yahudi çıkarttı bunları. Eskiden selam vermek çok ayıptı, abestti. Gericilik ve yobazlık iltica alametiydi. Kimse selam veremezdi. Şimdi bu hükümet geldikten sonra da şimdi selam vermekte, ilerlemek üçünde memurlar falan şimdi hep selamun aleyküm demeye başladılar.

  71. 29:06

    Çünkü neden? Bizi de kendilerinden zannetsinler de. Numaradan namazda kılanlar var, karıyı da kapatan var. Karıya diyor ki kapan yoksa diyor terfi edemeyiz. Bir de tenzili rütbe olur. Karı da kapanıyor zavallı, hiç kapanacak hali yoktu. Yani Allah için iş yapmayan da çok var. Ortalık karıştı tabii ama.

  72. 29:25

    Yani elhamdülillah yine şimdiki selam vermek kolay oldu, güzel oldu. Eskiden selamun aleyküm de zaten bir yeğeni suratına bakıyordu, hiç. Aleyküm selam demediği gibi bir de suç işlemiş oluyordun ya. Resmi dairelere gitsen. Elhamdülillah. Yine biraz bir iyilikler var. Onun için İsrailoğulları bizi hiç çekemezler.

  73. 29:45

    Çünkü Mevla Musa Aleyhisselam bizim ümmetin mertebelerini anlattığı için, Tevrat'ta vahiylerde, onlar ta o zamandan kalma bizim ümmet onlardan eftel olacak diye çatlayıp durdular. Binlerce senelik bir nefret bu. Daha bizim ümmet gelmeden bizim ümmete taktılar ya bunlar. E şimdi zaten yahu dicirit atıyor.

  74. 30:05

    Bütün ekonomi elinde, medya sektörü elinde. Her yalanı haber yaptırıyor, bir anda heli sünnet bir adamı itibarsızlaştırıyor. Bir anda en sapık, en bozuk adam. Şurada baktın, en ileri geçmiş, hoca diye onu lanse ettiriyor. Bunlar hep Yahudi'nin medyasının, lobilerinin elinden oluyor. E bunlar böyle bir şeyler.

  75. 30:26

    Dikkat etmek lazım. Onun için buyurdu ki ya Musa ben ahir zamanda gelecek Muhammed'in ümmetlerine beni ahir zamanda gelecek Muhammed'in sallallahu aleyhi ve sellem iki nur verdim. Niçin? Onlara iki karanlık zarar veremesin için.

  76. 30:39

    Şimdi bu nur neymiş? İki karanlık neymiş? İki nur neymiş? Biraz zarar vereceğiz. Hemen peşine bu rivayeti okuyacağız inşaAllahurrahman. çok edeceğiz inşâAllah ve Rahmân. Mevla buyuruyor nuru Ramazan ve nuru Kur'an. Biri Ramazan ayı verdim onlara. Eski ümmetlerde Ramazan ayı yoktu bizim gibi. Bu Ramazan'ın nurudur.

  77. 32:08

    Biri de Kur'an vereceğim onlara indireceğim. Kur'an nuru verdim onlara. Bu iki nur onları iki karanlıktan kurtaracak. Ramazanlıktan kurtaracak. Yani şu Ramazan niye verildi bizeden geldik yani buralara. Ramazan-ı Şerif kazanmak için verildi bize. Kabrimizde nur olsun. Mahşere çıkınca nur lazım. Mahşerde Ramazan-ı Şerif gelip şefaat edecek ilk sohbetlerde

  78. 32:33

    beyan etmiştim buna dair rivayetler. Ramazan-ı Şerif'in Allah katındaki mertebesini anlatmıştım. Şimdi işte münafıklar nursuz kalacak. Müslümanların nuru devam edecek. Ramazan'a hürmet eden tazim eden, oruç tutan, teravih kılanların nuru sönmeyecek. Münafıklara biraz nur verilecek. Onlara istihza muamelesi yapılacak.

  79. 33:02

    Sonra ya Allah'ı aldatmış kendilerine Allah'ı aldatıyoruz sandılar ya Müslümanlara inandık dediler. Kalplerinde inkarı gizlediler. Öylece Müslümanları kandırdılar. Millet de onları Müslüman zannetti. Dolu ajan var. Ama ahirette Mevla ne yapacak? Biraz nur verecek. Biz yutturduk herhalde, tutturduk herhalde.

  80. 33:26

    Dünyadaki gibi bizi de Müslüman sandılar. Burada zannedecekler. Sonra nurları bir sönecek. Eyvah! Biraz da nura alıştığı için insan baştan karanlığa kalsa kendine göre bir hesap yapar. Baştan ışık yanarken birden nursuz kalsa bunun durumu çok vahim olur. Biraz bize bakın nurumuzdan istifade edelim diyecekler.

  81. 33:48

    Müslümanlara yalvaracaklar. Müslümanların sol tarafına düşecekler bunlar. Müslümanların nuru önlerinden koşacak kendilerinden önce. Bir de sağlarında. Buyurmuyor ki sollarında. Çünkü solda münafıklar kaldığı için o tarafta nur verilmiyor Müslümana da. Neden? Münafık yararlanmasın diye. Önleriyle sağları nurlu olacak diyor.

  82. 34:14

    Bu sefer onlarda diyecekler. Biraz da bize bakın. Düz önüne bakıyor ya. Şöyle biraz baksa sola. Onların nurundan yolunu görebilirler. Bunu isteyecekler. O zaman Müslümanlar ne diyecekler? İnşaAllah onlardan oluruz. Siz geriye dönün. Ötenize dönün. Gerinize dönün. Dünyaya dönün de orada nur arayın. Biz Ramazan'da bulduk nuru.

  83. 34:44

    Kur'an'da bulduk nuru. E sen Ramazan'da teravih kılmadın, cemaatle namaz kılmadın, farzları kaçırttın, haramlara devam ettin, Ramazan'a hürmet etmedin. Nur'u biz buradan almadık ki, nur'u oradan getirdik. Dönün geri o zaman, oradan nur arayın. fadduri bebeynuhum bi sûril lehu bâb Tamam onlar öyle bize bakında nurunuzdan istifade edelim derken, aralarına bir sûr çekilecek.

  84. 35:17

    bâ'tunû fî rahme ve zâhirû minkıbelî l-azâb İç tarafı Müslümanların tarafında rahmet dolacak, dış tarafı sûr'un arka tarafı azapla kaynayacak, yanacaklar hepsi birden. Cehenneme dolacaklar. Onun için, yani tabi münafıklardan değiliz, imanımız var. Yani inkârı gizlemiyoruz içimizde, bir şüphemiz de yok Elhamdülillah, İslâm'dan, Kur'an'dan.

  85. 35:40

    Ama bizim de gevşekliğimiz var, sıkıntımız buradadır. Yani fazla nur almamız lazım, fazla nur alamıyoruz. Onun için yarın ahirette kimisinin nuru diyor, mahşerde, hadis-i şerifte diyor, kimisinin nuru, gözün alabildiği kadar önünden koşacak. Kimisi bir aylık yolu aydınlatacak, kimisi bir senelik, kimisi bir aylık, kimisi bir haftalık, kimisi bir günlük, mesafe mesafe.

  86. 36:04

    Önündeki nur. Kimisi işte bir saatlik, bir saatlik yola yani ancak nuru gidiyor. Tabi bunlar hep nereden geliyor? Amellerinin eksikliğinden. Amel eksildikçe nur eksiliyor. Yani çünkü iman atmaz eksilmez. Biz maturidiye göre imanın nuru artar eksilir. İmanın nuru da amele göre artar eksilir. Çünkü herkes aynı şeylere inanıyor.

  87. 36:30

    Zaten bir eksik inansa kafir olur, amentü bir eksik inansa kafir olur. Yani iman ettiği şeyler mü'minin bir bakımından artmaz eksilmez. Ancak nurunun artıp eksilmesi nereden ölçülür? Amelinden ölçülür. Şimdi taravih kılanla kılmayan nuru bir mi? Hatimle kılanla hatimsiz kılanın nuru bir mi şimdi? Peki Ramazan'da ömrü yapmayanın nuru bir mi şimdi?

  88. 36:55

    Hepsi ayrı bir şey bunlar. Ameller çok önemli. Biz imanımızda şüphemiz yok ama amellerimizde eksikliğimiz var bizim, gevşekliğimiz var. Nurumuz çok eksik kalıyor. Buradan istediğin kadar alabilme imkanı var. Sana kota koymamışlar ki. Yani şu kadar namaz kılabilirsin günde, yirmi rekatı geçme. Ona göre verecek sevap bütçemiz yok.

  89. 37:20

    Var mı böyle bir şey? Ya cennetteki makamlar ona göre. Herkes otuz rekat kılarsa buna yetiştiremez Allah, haşa. Ne olacak o zaman? Yirmiden fazla kılmayın. Var mı böyle bir şey? Sen bin rekat kılsan, sana efendim niye bu kadar fazla kıldın, diyen var mı? Ya ben sana bu kadar sevap veremem diyen var mı?

  90. 37:39

    Fe vellâhe illâ ye'mellullâhi ttehde mellû. Bukhari hadisi, siz yorulmadan, ibadet etmekten yorulmadıkça Allah sevap vermekten üşenmez. Buhari hadisi, siz yorulmadan, Çünkü Allah'ta hazineler çok, Celle Celaluhu. Dünyada olsa herkese limit koyuyor, kota koyuyor. Yok adam ben daha çalışacağım, daha fazla mesai.

  91. 37:56

    Daha fazla mesai ne diyor adam? Bende para yok diyor bu kadar. Şu kadar mesai yapacaksın. Fabrikada bile mesailin saati senin keyfine göre değil. Adam diyor on sekiz saat çalışacağım, adam diyor yok on saat. Çünkü diyor ben o kadar mesaiyi parayla başlatamam diyor patron. Çünkü patron fukarada onun için.

  92. 38:13

    Herkesin limiti var. Dünya burası, her şey sınırlı. Ahiret nihayetsiz. Sen bu nurdan niye fazla almıyorsun? Sonra ahirette milletten nur dileniyorsun. Sen de bana da dön biraz bak da senin ışığından yolumu bulayım. Bu ayıp değil mi? Dünyada sana bu kadar imkan verilmiş. Kıl ha bildiğine kıl. Zikrede bildiğine et.

  93. 38:37

    Üç günde hatim ediyorum. Elini kolunu tutan bu var. Üçten az da olmaz. Bazıları sekiz saat, on saatte hatim etmişler ediyorlar. Sünnete uygun değil. Lâ efgâhul Kur'ân ve karâfî ekallem miselâs. Üçten az da hatim yapan Kur'an'ı anlamamıştır diyor. Yani zaten hiçbir kanun yanında kalmamış ama. Yani onu iyi saymıyor sallallahu aleyhi ve sellem.

  94. 39:00

    Lakin tabi İmam-ı Azam iki rekat da hatmetmiş. Hz. Osman bir rekat da hatmetmiş. Böyle rivayetler var. Bunlar manevidir. Tayyiz zamandır falan. Bunları kabul ederiz. Biz bunları reddetmeyiz, inkâr etmeyiz. Ama en azı yani bir hatim yapmak isteyeni anlamak için en azı üç gündür mesela. Nerede üç günde hatim yapacak ya?

  95. 39:23

    Günde on cüz. Yapsa bir adam. Mevla der mi buna niye yapıyorsun yani? Üç günde bir hatim yapıyor. Hayatı boyunca. Hayatı boyunca oruç tutan insanlar var bayramlar hariç. E buna senden sevabım kalmadı ya. Ama da şey yaptın. Fazla sevap hak ettin sen. Kimse demez. Melekler imrenir sana. Onun için Allah'ın nuru çok.

  96. 39:47

    Ameli çok. Salih ameller çok. Zikirlerin çeşitleri çok. İbadetler nihayetsiz. Biz aciz kullarız yani. Ama yapabildiğini de zorla birazdan bu harekattan ya. Biraz artır yani. Gevşeklik etme ya. Filmlere doymuyorsun, maçlara doymuyorsun. 360 tane bölümü olan diziyi Arda Arkası'na kaçırmıyorsun. Adam Dürgü'yü hepsini bir kerede verseler uyumam yemem.

  97. 40:13

    Uyumam, içmem, seyrederim. Yani kendine göre bir dizilere takılıyor ya millet. Böyle yani. Adam 50 dizi peş peş olsa uyumam, seyrederim diyen insanlar var. Sen hemen niye yoruluyorsun barak adam? Bir teravih kılma, hoşlanıyorsun ya. Biter ağabey kılmağa hoşlanıyorsun ya. Bu nedir? 20 rekat bir şey değil.

  98. 40:27

    Bu nedir yirmi rekat? Millet bir gecede katmettiler. Yani bir gecede katmeden şimdi tabii şey sığmaz. Şu anda yatsının vakti girdikten sonra imsakata sığmaz o çünkü. En şey okusan 8 saattir. 8 saati bir de bunun rekatı var, tayyatı var. Fatihazvara falan yani 8 buçuk 9 saat şu anda yok geceye yok 8 buçuk saat.

  99. 40:52

    Onu konuşmuyorum. Ama öyle uzun geceler oluyor. Yani önümüzde kışın geceler çok uzuyor. O zaman mesela bir gecede katim sığdıranlar oldu ya. Adamlar bir gecede katim yapıyor. Bizim millet bir cüce dayanamıyor. Bırak bir cüce 3 ayet okusan dayanamıyor ya. Biz yani ahirette imanımızda nur bakımından zayıflık var.

  100. 41:17

    İmanımız eksilmez ama nurumuz az. Neden? Amelimiz az. Bu işte teşviğin çok tabii tesiri var. Ben ahir zaman ümmetine iki nur verdim. Nedir o iki nur ya Rabbi dedi Musa aleyhisselam. Ramazanın nuru ya Kur'anın nuru. Nasıl birbirine de şeyler iç içeler. Ramazan'da indirildi Kur'an-ı Kerim. Ve en çok Kur'an ne zaman okunuyor?

  101. 41:42

    Bütün dünya çapında konuşursak Müslümanlar olarak Kur'an en çok Ramazan'da okunuyor. Çünkü Ramazan'da Kur'an birbirinden ayrılmaz. Bu iki nuru ben ahir zaman ümmetine verdim. Düşün onları iki karanlıktan kurtarsın düşün. İki karanlık nedir ya Rabbi? Musa aleyhisselam soruyor her şeyi soruyor soruyor.

  102. 42:11

    Musa aleyhisselama gelen vahiyler de bizim hakkımızda çok ilim var ya. Bizim ümmet hakkında. Mevlana vurdu zulmetül kabri ve zulmetü yevmil kıyameti. Bir mezarda çok karanlık var. Dehşet bir şey ya. Mezardan daha korkunç bir şey oldu. Yani Hazreti Osman Efendimiz mezarın başına durduğu zaman sakalları ıslanana kadar ağlardı.

  103. 42:35

    Ya derdiler sen cennetle müjdelenmişsin. Ya bu kabir öyle bir şeydir ki derdi. En korkunç yer bu kabirdir. Burayı atlattın ilerisi iyi gelir. Burada sıkıntıya düştün ilerisi daha kötü gelir. İlk konak burasıdır herhalde. Hakikaten acayip bir şey ya. Tabi ruh mezarda kalmıyor ama ruh da ya cennete ya cehenneme gidiyor.

  104. 42:57

    E beden de ruhla yine de hepten irtibatsız değil yani. Kabir azabı hak çünkü kabir azabı. Bedene de dokunuyor. Vücuda da dokunuyor yani. Ruha gelirken bedeni de onunla irtibatlıdır. Kemikleri birbirine geçer diyor. Ruhun kemiği olmaz ki. Hadis-i şerifte diyor. Kaburgaları birbirine girer. E bunlar hep kabirin sıkıştırması.

  105. 43:20

    Ruh sıkışmaz ki. Ruh manevi bir şeydir. Hep bunlar bedenle ilgili konulardır kabirde. Cesettir, iskelettir, geçti gitti yok öyle bir şey. Yani ruh kabirde kalmıyor ama ruhun bedeniyle irtibatı var. O irtibattan dolayı azabı bedene de sirat ediyor. Onun için kabirde karanlık var. Karanlık zaten gözüm görmüyor ki.

  106. 43:43

    Karanlık olsa ne olur? Aydınlık olsa ne olur? Yani ben zaten ölmüşüm. Öldükten sonra karanlığın bana ne zararı var? Öyle niye diyorsunuz? Ha şimdi rüyada beden yatakta yatıyor. Belki de ışıklı yerde yatıyor. Adam pencereler açık, perdeler açık. Uyuyor adam uyuyor. Orada rüya görüyor. Etrafı aydın. Ama rüyasında onu karanlık bir yere sokuyorlar.

  107. 44:10

    O karanlıktan darlanıyor mu? Darlanıyor. Sıkışık bir yere sokuyorlar rüyasında. Darlanıyor. Hatta o rüyada gördüğü karanlıktan ve darlıktan terliyor. Ve bunalıyor. O kadar sıkışıyor ki. Boğazını da sıkarlar bazı adamın uykuda falan. Karakonculuğa gelir bir şey bir gelir. Ondan sonra bir de bakıyor. Bir bağırıyor karısı orada.

  108. 44:32

    Ne oluyor ya diyor. Kan ter içinde. Alnını siliyor. Mosmor olmuş kalpten gidecek. Ne oldu sana ya diyor. Uçurumlardan attılar. Kuyulara soktular. Boğazını sıktılar. İyi ki rüyaymış diyor. Oh diyor. Ne oldu hani? Beden aydınlıktaydı, beden aydınlıktaydı. Sıkışan kim? Boğazlanan kim? Karanlıktan darlanan kim?

  109. 45:04

    Ruh. Rüya gören kim? Ruh. Beden rüya görmez ki. Beden nerede rüya görecek? Adam uyuyor zaten, önüne geliyor. getir, paraları görmez ki, getir hepine parayı göster, başka zaman olsa atlar, uykudayken gözüne getireceksin, görmez, çünkü gözü açıkta uyuyanlar var.

  110. 45:21

    gözü açıkta olsa görmez, çünkü gören ruhtur, göz değil, uykuda ruh gider, ruh gidince göz görmez, ama ne tarafa açılıyor bu sefer? Bu sefer misal alemine açılıyor, alemin misalinde de adamı işte sıkıntıya sokuyorlar, karanlığa sokuyorlar, e sen şimdi diyorsun ki, kabirin karanlığından bana ne?

  111. 45:42

    Zaten gözüm görmüyor ki, aydınlık olsa neye zarar, karanlık olsa neye zarar diyorsun, öyle diyorsun ama ruh ölmedi ya, nasıl ki uykuda gidiyor, orada neler çekiyor, ya zevkleniyor, keyifleniyor, ya da efendim ruhun zevk, keyif hepsi ruha aittir, sıkıntılar da ruha aittir, esas bedenin bundan çektiği bir şey yok, beden yük taşıyor bir tek.

  112. 46:06

    taşıyor bir tek. Esas mesela öyle zevkler var rüyada insanın tattığı zevkler. O zevklerle insan ihtilam olabiliyor. Normalde uyanıkken bile düşünerek, bakarak, ederek ihtilam olamıyor. Rüyada ihtilam oluyor adam. kontrol kendinden. Çünkü neden? Beden, kontrol bedende değil. Bu işi anlayabiliyor musunuz?

  113. 46:31

    Zevk de doruk yapıyor. Öbür rüyalarda da acı ve ızdırap da doruk yapıyor, zirveye çıkıyor. Bu ruhadır. E sen o zaman bunu inkar edebilir misin? Böyle bir şey yok diye. Kendin yaşıyorsun hayatında. Kabrin karanlığı yok. Nerede kabrin karanlığı yok? Ruhav karanlık, ruhu karanlığa sokuluyor. O, ne diyorsunuz onlara?

  114. 46:56

    Efendim, tünellere, efendim, girdaplara, neyse işte. Hiç, zifiri karanlık. bir yerden iğne ucu kadar ışık gelmiyor, hava da gelmiyor, boğuluyorsun, boğuluyorsun. Ondan sonra işte uykudan artık seni uyandıracak kadar bedenini rahatsız ediyor ve bedeni kaldırıyor havaya yani. Oooo diye bağırttırıyor seni.

  115. 47:21

    Bak bedenini bağırttırıyor. Halbuki bedenden dışarıdaydı bu iş. Anladın mı? Onun için sen öyle kabirde karanlık yok, kabir azabı yok diyenler halt etmişler. Kabir azabı yok diyen adam hiç hayatta rüya da görmemiş demek ya. Yani Mehmet okuyan, herhalde bu adamın psikoloğa görülmesi lazım, herhalde hiç rüya falan görmüyor.

  116. 47:42

    Ya rüya gören adam ruha nimet var veya azap varı nasıl inkar eder ya? Ondan sonra bunlar zaten ahirette inkâr ediyor yaşayan Nuri demiyor muydu? Bunlar aynı kafa işte. Cennette burada, cehennemde burada. Kemikler dirilir mi? Bunlar aynı kafa zaten yani. Onun için adam ahiretin de azabını kabul etmediği için kabirini niye kabul edecek?

  117. 48:01

    Tabi cehennemi inkâr eden kabir azabını mı kabul edecek? Ama biz kabir azabını kabul ediyoruz, korkuyoruz. Kabirde büyük zifiri karanlıkla karşılaşmak tehlikemiz var. Bir de kıyamet gününün karanlığı. İki nur verdim, Ramazan nuru, Kur'an nuru. Niçin? İki karanlıktan kurtulsunlar için. Nedir o iki karanlık?

  118. 48:26

    karanlığı, kıyamet günü karanlığı. Kıyamet günü fî yevmikâne mikdâru khamsîn elfeselâh. Cennette karanlık olmaz. Ama cennete girmeden evvelki merhalelerde karanlıklar var. Çok büyük sıcaklar var. Güneş var. Güneşin tavan boyu yaklaşması var.

  119. 48:46

    Tabi, bir yandan diyorsun ki hemen aklınıza gelebilir, bir diyorsun ki güneş tavan boyu yaklaşacak, insanlar tergölüne bak, doğrudur, hadis-i şeriftir, sahiptir ve buhâridir. Bir yandan diyorsun ki kıyamette karanlık var, yani güneş olan yerde karanlık olur mu falan filan, felsefe yapan çok.

  120. 49:06

    Yani bu soruların cevabı İbn-i Abbas Hazretleri tarafından, diğer sahabe-i kiram ve ulemalar tarafından şöyle verilmiştir. Kıyamet günü mevâkıftır. Yani kıyamette bir hal üzere sebat yoktur. Mesela bazı ayetlerde la yukellimumullâh, Allah onlara konuşmaz buyurur. işte Allah onlara elemâ dileykum yâ beni Âdem, ey Âdemoğulları demedim mi selle âteâmü'l-hüseyd bâni

  121. 49:33

    şeytana tapmasaydınız ya konuştuğu gözükür. Sen burada çelişki var zannedersin. Senin kafanda çelişki var. İlim yok çünkü. Kıyamet günü merhale merhaledir. Elli bin senedir durak duraktır. Bir yer gelir orada Mevla bunlara azar eder. Bir yer gelir orada bunlara Rabbim azap eder. bir yer gelir karanlık musallat eder, bir yer gelir güneşi musallat eder.

  122. 49:57

    Anladın? Bulan hepsi mahşerde 50 bin senelik süreçte yaşanacak hadiselerdir. Hepsi haktır ve gerçektir. Arada da tezat ve tenakuz da yoktur. Çünkü Kur'an-ı Kerim âyetlerine... Hadis-i şerif Kur'an'a uyuyor mu, uymuyor mu? Bir de bunu çıkartmışlar şimdi. Hadis-i şerif olur da Kur'an'a uymaz mı ya sende?

  123. 50:17

    Hadis-i şerifse zaten Kur'an'dan farklı olamaz ki. Allah'ın vahyi bir. Hadis-i şerifse zaten. Uydurmaysa konuşmuyoruz, ona hadis denmez. Hadis ise çelişmez. Şimdi, o zaman sen diyorsun ki bu hadis sahihte geçiyor ama Kur'an'a uymuyor. Halt etmişsin sen, kafan çalışmıyor. Kur'an'a onu uydurmak için şerh lazım.

  124. 50:36

    Sen ne manası var anlamadan konuşuyorsun. O zaman hadisi hepten bıraktın diyelim. Senin kafandan gidiyoruz. Ayetleri ne yapacağız? Ayetlerin birinde diyor ki, Kıyamet günü Allah gavurlarla konuşmayacak. Öbür ayette de gavurlarla konuşacağını söylüyor.

  125. 50:59

    Ey kafirler özür dilemeyin benden diyor. Hadi konuştu. Bana özür dilemeyin diyor. Ne mazereti uyduruyorsunuz diyor. Bu da ayet, bu da ayet. Hani konuşmayacaktı? E sen onun için hadisleri karıştırayım derken sen Kur'an'ı da karıştırdın zaten. Sen de içinden çıkamıyorsun ben farkındayım da. Onun için ilim lazım.

  126. 51:19

    Ayet, ayetle çelişmez. Hadis, ayetle çelişmez. Hadis, hadisle çelişmez. Yeter ki sen izahını yapan ulemanın beyanlarından istifade et. Yani ilmin olsun, kitap bak. Bir şey bakmıyorsun kendi kendine uyduruyorsun. Onun için mahşerde karanlık olacak bir dönem gelecek. Güneşin de tavan boyu yaklaşıp yaktığı bir dönem gelecek.

  127. 51:43

    Tabii ki güneşin her zaman güneş başlarında değil. Bir zaman gelecek güneş başlarında. Bir zaman gelecek efendim işte zifiri karanlık. İşte baksana bakın bize ışığın yolumuzu görelim. Güneşin anında bakın bize ışığımız yok derler mi? Onun için her türlü azap çeşidi tattırılacak. Kıyamet gününde de karanlıklar olacak.

  128. 52:10

    Çok zifiri karanlıklar insanlar. Yolunu göremeyecek Allah muhafaza çok. Karanlık da çok zor bir şey ya. Bildiğiniz gibi değil ya. Bir başının döneminde böyle sersem olur kalırsın. Böyle mi gideyim böyle mi gideyim? Yolunu bulamamak kadar kötü bir şey yok. İşte hem kabir karanlığından hem mahşer karanlığından kurtulmak istiyorsan

  129. 52:29

    al da sana efendim Ramazan-ı Şerif'in nuru geldi ve geçiyor. Mübarek on geceler Kadir Gecesi 27. gece önümüzde çok büyük geceler bu gece 23. gece. Aklı başında olan bu nurlardan istifade eder. Nurlar saçılıyor dağıtılıyor Allah-u Teala affetmeye bahane arıyor. Adam hala oyalanıyor boyalanıyor. Yani iftardan sonra bir gevşemeler bir haller hareketler zor.

  130. 52:59

    Yine burada bir hadis-i şerif. Allah'ın bir meleği var. Başı arşın altında. Ayakları yedi kat yerlerin tohumunda yani dibinde. Onun iki kanadı var. Bir kanadı doğudadır bir kanadı batıda. İki kanadının biri kırmızı Yakut'tan öbür kanadı yeşil Zeberced'den. Ne melekler yaratmış aman ya Rabbim.

  131. 53:19

    Yani şu anda var ya canlılar alemi bilmem ne daha görmediğimiz alemler 18 bin alem birkaç alem bile görmüş değiliz. Şu bir melek alemleri kaplar. Baksana iki kanadı doğu batıyı kaplıyor. Bunu hangi kamera ihat edecek? Bunu hangi yayın organı canlıyan yapabilir bunu görebilir? Gösterebilir bize. Bu ne büyük bir kudret eseridir.

  132. 53:42

    Ne melekler yaratmış. Biz de görmemişiz onları hiç. Ama inanıyoruz. Her Ramazan gecesini iddia eder. Hel min teâibin fe yuteâbu aleyh. Tevbe eden var mı tevbesi kabul edilsin. Hel min müstakfirin fe yuhfan aleyh. Af isteyen var mı günahları bağışlansın. Hel min tâlibi hâcedin fe yus'afe bihâcedi. Bir muradı bir isteği Allah'tan bir hıy.

  133. 54:04

    Ya Rabbi takva istiyorum. Ya Rabbi haramları bırakmak istiyorum. Ya Rabbi şu alışkanlıklarım var. Kötü alışkanlıklarım. Ne olur beni vazgeçir. Ramazandan sonra beni o günahlara döndürme. Bir daha bana nasip etme. Ya Rabbi ölmeyi nasip et de bu günahları nasip etme falan. Bir dua. Seherlerde sehullerde şu iftar saatlerinde yüzde yüz kabul edilmiş bir duanız var.

  134. 54:26

    Her iftara vaktinizde. Gece Teheccüd'de zaten kabul saatleri var. Allah Teala dualar kabul ediyor. Ve melekler nida ediyor. Bir haceti olanı Allah'tan istesin. Ramazan-ı Şerif geldi gidiyor. Allah muradını verecek. Ama adam Allah'tan haberdar değil, âkiat değil, uyanık değil, şuurlu değil. O kafayı şey etmiş işte iftara.

  135. 54:49

    İftarda da yiyince. Teravih yakılıyor, yakılmıyor. Teravih de kılarsa da hiç huzur üzere değil, hiç Mevla'dan haberi yok. Hangi gecelerdeyiz, ne büyük faziletlerimiz var falan filan. Maalesef. bize şuurlar ihsan eyle. Bu mübarek iftar saatlerinde kabul olunan dualar ümmetine huzur ver, huşu ver. Seni görüyormuşçasına ibadet etme Kuşçasına ibadet etme şuurunu ihsan eyle.

  136. 55:18

    şuurunu ihsan eyle. Yâ Rabbi senin bizi gördüğünü her daim bilme Ya Rabbi senin bizi gördüğünü her daim bilme şuurunu ihsan eyle. şuurunu ihsan eyle. Ve şu mübarek aydan af olmadan Ve şu mübarek aydan af olmadan çıkartma bizi Ya Rabbi. Şu iftarda boynlarımızı cehennemden azat eyle, beraatlerimizi ihsan eyle.

  137. 55:32

    Amin Allah'ım Kadir gecesinde mutlaka ibadetle, dua ile, zikirle kavuşmayı nasip eyle, ihya etmeyi nasip eyle. Bu sene Kadir gecesinden gafletle çıkmaktan, beraat almadan çıkmaktan cümlemizi muhafaza eyle. Amin.