07:24 / 56:25

  1. 00:20

    Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin, Es salatu es selam

  2. 00:39

    Kıymetli dinleyenlerimiz! Ramazan-ı Şerif'in faziletlerinden, bereketlerinden, rahmetlerinden, nurlarından, mağfiretlerinden yararlanmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki günler çok azalmıştır. Bu mübarek gün işte 21. gecenin günü 21. günü bitiriyoruz ve biz de size Ramazan-ı Şerif'le ilgili, faziletlerle ilgili bazı hususlarda, beyanlarda bulunmak istiyoruz.

  3. 01:13

    Hadis-i şeriflerden, rivayetlerden size Ramazan-ı Şerif'in ne büyük bir ay olduğu ne kadar istifade etmemiz gerektiği ve çıkmadan, şurada az bir şey kaldı, çıkmadan evvel işte telafi etmek, tedarik etmek, artık hele ki Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in hayatı boyunca, yani Ramazan-ı Şerif farz edildikten sonraki hayatını kastediyorum tabi, Ramazan-ı Şerif.

  4. 01:18

    ve bundan Ramazan-ı Şerif, Medine döneminde farz kılınmıştır. Hayatı boyunca dediğim, yani vefatına kadarki dönemde, İyotikâfta geçirdiği, Mescid-i Nebevî'den çıkmadığı, Kadir Gecesini aradığı, ibadetlerini çoğalttığı, hiç bir gecede, hiç bir günde ibadet etmediği kadar ibadeti fazlalaştırdığı,

  5. 02:04

    zaten hayatı ibadetle geçiyordu ama tabi bu son on gecelerde, on günlerdeki faziletleri elde etmek için sallallahu aleyhi ve sellem ne kadar ibadete haris idi, ne kadar zikre düşkün idi, ne kadar namaza zaten Gözümün nuru namaz, gözümün aydınlığı namaza konuldu. Yani bir insan en fazla neyine kıymet verir?

  6. 02:31

    Gözünün aydınlığına kıymet verir. Yani gözün ışığı ne demek? Gözün görmesi ne demek? İnsan görmediğini bir farz ettiğin vakitte bütün dünyan karardı. Hiçbir şeyden bir şey anlamazsın yani. Hiçbir zevk alamayacak hale gelirsin. Görme nimeti kadar büyük nimet var mı? İşte benim diyor, bedenimdeki vücudun yönetim noktası baş.

  7. 02:58

    Beyin başta, bütün kulak başta, ağız başta, göz başta, hepsi başta. Fakat bunların içerisinde de en mühim senecek, en çok önemsenecek şey nedir? Gözün nurudur yani. Gözün aydınlığı, gözün ışığıdır. İşte bu namaza konmuştur diyor. Ben namazda, benim için namaz diyor, gözümün görmesi kadar önemlidir diyor, sallallahu aleyhi ve sellem.

  8. 03:25

    Daha da fazla önemlidir. Onun için, bugünlerin önemi, faziletleri ve ihyası bakımından, efendim, bazı faziletler seyne zikredeceğim. Bazı salih amellere de teşvik edeceğim. Evvela, 21. gün olması hasebiyle, yani 3. 10'a girdik. Bugünlerin zikri nedir? Ya mu'ti karikab. 100 kere bu zikri okuyoruz. Bu son 9 gün işte kaldı, 29 çektiğine göre.

  9. 04:03

    Efendim, bu 9 günün tamamında, ya mu'ti karikab. Ey boyunları cehennemden azat eden Allah demektir. Çünkü buyurdu, sallallahu aleyhi ve sellem, ve ahirû itkum minen nâr, sonu cehennemden azattır. Bu mevsim, cehennemden azat olma ve beraat alma mevsimidir. İnşâAllah ilk bölümde rahmete nâil olmuşuzdur.

  10. 04:29

    Yani günahların affına. Şimdiki üçüncü bölümde de cehennemden beraatımızı almamız nâil olur. Beraatımızı almamız nasip olsun. Bunun için biraz gayret lazım. Yani zikri artırmak lazım. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem en fazla zikrini bu mübarek günlerde yapardı. En fazla namazını bu mübarek gecelerde kılardı.

  11. 04:47

    Onun için mutlaka, efendim, ibadetlerinizi artırın. Ya mu'ti ar-ri'gâbe, yani ey boyunları cehennemden azat eden ismi şerifiyle. Efendim sıfat-ı şerifesiyle, bunlar Mevlamız'ın sıfatlarındandır. Mevlamız'ın sonsuz sıfatları var. Yani ef'al sıfatları yani. Ef'al sıfatlarında daire geniştir. Çünkü bütün işleri yapan O'dur, bütün işleri yaratan O'dur.

  12. 05:23

    Onun için her birinden bir isim alır. Yani isim denmez de ona, özel isim manasına denmez de, alem gibi değil, sıfat alır. Anladın mı? Boyunları cehennemden azat eden. Bak aldı bir sıfat. İşte günahları mahvur ededen, işte sağlık veren. Ama şimdi biz sana verdiklerini toplasak, senin üzerinde ve yaptığı işlemler bakımından binlerce, milyonlarca sıfatı çıkar.

  13. 05:48

    Sırf sana yaptıkları. E bu kadar mahlukata yaptıkları var. Ef'al-i ilahiye yani. Mevlamız'ın fiilleri. Dolu. Şimdi biz ondan hangi fiilinin tecellisini isteyeceğiz? Boyunlarımızı cehennemden azat etme fiilinin, fiilini bizim hakkımızda işletmesini isteyeceğiz. Yani tecelli ettirmesini. Bu zikrin anlamı budur.

  14. 06:12

    En az yüz kere. Estağfirullah demek lazım yüz kere. Sübhanallah ve bi hamdiye okumak lazım yüz kere. La ilahe illallah. Tabi tarikat dersin yoksa en az yüz kere. Tarikat dersi olansa da beş bin kere demesi gerekiyor. Beş bin kere. En azından yüz kere bir kelime-i tevhid zikri. O sırada şehadeti çok yapın, istiğfarı çok yapın, cenneti çok isteyin, cehennemden çok sığının.

  15. 06:39

    Derginin 89. sayfasının başında o dördü bir arada. Yani dört emir bir arada bir zikirle işlenebiliyor. O da büyük bir kolaylık oluyor. Artık ezberlediniz herhalde. Ramazan'ın sonuna geliyor. Bu vazifeleri artırmak lazım. Çünkü bir mevsimdir. Mevsiminde çoğu gitti, azı kaldı. Büyük karlar dağıtılıyor, saçılıyor.

  16. 07:02

    Büyük bereketler yağdırılıyor. Şimdi bu arada bir insan mahrum olmaması lazım, gaflet etmemesi lazım. Hadi on gün, yirmi gün ne ettin ettin, yine gaflet ettin. Teravihleri kaytardın, kaçırdın. Beş vakit namazı aman ona hiç müsaade ve müsamaha yok. Onu konuşmak bile istemiyorum. Bir vakit namazı kaçmasını ağzıma almak istemiyorum yani.

  17. 07:24

    Bizi dinleyenlerden bir kişi de böyle bir durum olmuştur diye düşünmek bile istemiyorum yani. Onu hiç konuşmuyorum. Ama belki teravihler de kaytardınız, kaçırdınız, bir şeyler ettiniz. Misafirler gittin diyor, misafir geldi falan. Düzümsüz düzümsüz bahaneler neyse. Olmuşsa, şimdi bu son on gecelerde, hele dün gece yirmi birinci geceydi, hem tek geceydi.

  18. 07:46

    Ya bu son gecelerde kaçıranlar aklını kaçırsın dahi, kimse tımarhaneye yatsın yani. Yahu senede on tane gece bu ya. Ve lealini aşır, on gecelere yemin ederim. Ayet kerimesindeki bir manaya göre yani. Bir manası da, Ramazan'ın son on gecesine yemin ederim. Diye tefsir eden müfessirler de vardır. Mevlana yemin ettiği gecelerdendir.

  19. 08:13

    Her halükarda Allah'ın kasem ettiği, tazim ettiği, değer verdiği gecelerdendir. Ona zaten şüphe yok. Çünkü Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in cami-i şeriften çıkmadığı geceler sadece bu geceler yani. Senenin içerisinde, Kainatın Efendisi kadar ibadete düşkün, onun kadar zamanını iyi kullanan, onun kadar faziletleri bilen kimse olamaz.

  20. 08:38

    E peki o hangi gecelerde camide yattı? Sadece bu on gecede. Buradan sen anlatsana ki, bunlardan büyük gece yok da. İtikad bile anlatıyor bu işi yani. Çünkü neden? Hiçbir şey kaçırmayayım. Yani işte eve gidersin gelirsin, yine arada bir laf olur, bir söz olur. O bir şey der, bu bir şey. Hep camide durmuş ki, hiç zikirden gaflet etmeyeyim.

  21. 09:01

    Ne mutlu itikad yapabilen kardeşlerimize, cami-i şeriflerde. Bunların sayısı çok azdır. Belki de azaldıkça da azalıyordur yani. Artıyor mu azalıyor mu onu da şeyini bilmiyorum. Belki Diyanet, müsaade alınıyor ya Diyanetten, bilmiyorum izin veriyorlar mı. Biraz veriyorlar gibi de duydum son zamanlarda yani.

  22. 09:23

    Bir ara vermediler 28 Şubat sürecinde falan. Bir ara verilmiyordu camilerde. Sünnet-i müekkede, çok kuvvetli sünnet yani. Terk ettiriliyordu. İmam müezzin ne yapsın, o da memur yani. Müştülük izin vermezse imam müezzin veremez ki. Ondan sonra, mesuliyetli de iş. Adam itikafa diye kalınca gider saati çalar.

  23. 09:43

    Ondan sonra halıyı çalar yani. Bu da mesuliyetli bir iş. İmam müezzin de nasıl girsin o işin altına. Hasılı, tabii şimdi verildiğine dair haber alıyorum ama, inşallah artar, inşallah teşvik edilir. Diyanet mesela böyle bir... Mesela böyle bir hutbe okutabilirdi. Geçen cuma hutbesinde bu konu hiç geçmedi.

  24. 10:06

    Hiç geçmedi yani. Halbuki geçen cuma okunacaktı ki, artık yani dün girilmeliydi yani akşam mezanından evvel dün girilmeliydi. Mesela ancak cuma hutbesinde bu. Veyahut bir hafta evvelinden hazırlık için hadi bir hafta evvel okunabilir. Ne kadar sahih hadis-i şerifler var, ne kadar kuvvetli sünnet, sünnet-i müekkede.

  25. 10:25

    Mahallede bir kişi girse, hepsinin adına o sünneti kurtarmış oluyor. Bir de müekkede, bir de kifaye. Kifaye yani. Ne demek? Birinin yapmasıyla öbüründen düşmüş oluyor. Mesela bir mahallede ki camide hiç kimse itikafa girmedi, o kuvvetli sünnet. Teravi gibi sünnet. Yani teravi nasıl kuvvetli sünnet de itikaf öyle bir şey.

  26. 10:46

    Sen şimdi bir kişi, iki kişi kurtardı bütün mahallenin namusunu, şeyini, şerefini. Ama şimdi hiç kimse girmeyince bir mahallede, ne bir mahallesi ya. Bir ilçede belki de bazı ilçeler var, bir tane giren yoktur. İlçede yoktur yani. Ne kadar şey. Acınacak bir durum sünnetlerin terk edilmesi bakımından, öldürülmesi bakımından.

  27. 11:09

    Şimdi hiç kimse girmeyince ne oldu? Bütün mahalleli veya bütün ilçeli hepsi o sünneti terk etmiş oldu. İki kişiye halbuki deselerdi ki, biz sizin iftarlığınızı, sahurunuzu getiririz. Siz camiden çıkmayın, ibadet edin. Hani adamın belki çoluğu çocuğu yok getirecek. Hani evinde yemeği olur da adam çıkamıyor.

  28. 11:33

    Birisi de ona iftarlık, sahurluk getirmezse, o da çıkamazsa, geleni de olmazsa bu sünnet terk edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalınacak. Onun için birisi dese ki, evvelce vardı böyle adamlar. Ohoo, biz Rize'de pazarda, Tütüncüler Köyü'nde o vakit 79'da, 80'de bir itikaf, bir keresinde de Hurşt Efendi vardı Allah rahmet eylesin, o da itikafta vardı.

  29. 12:02

    Yahu köyde köyde, Rize'de belki de itikafa giren yok ilde. Biz pazarın 12 kilometre Tağköyü'nde 40 kişi mi, 50 kişi mi itikafa girdik. Şu bolluğa bak ya, medresenin bereketi. Yahu bir yemek geliyordu köylüden, samimi söylüyorum ondan mı şeker hastası olduk o da belli değil. Yani mahfile giremiyorduk.

  30. 12:29

    Dolu mahfil vardı, büyük bir mahfil vardı, üst kata mahfil deniyor. Mahfile bir geliyorduk, tepçiden, börekten, baklavadan, köylü Rize baklavaları da çok hoş olur. Böyle bakıyorduk, ulan nereye ayağımızı basacağız, tepçilere basmayalım diye zor yürüyorduk. Millet böyle ikram, oranın milleti çok ikramcıdır.

  31. 12:50

    Hocalara şeyler çok ikram ederler millete ya, müslümanlara, halka. Bunları yaşıyorduk yani. Şimdi Tütüncüler Köyü'nde kaç kişi itikafa giriyordur acaba? İlerliyor muyuz, geriliyor muyuz? Yani müslümanlar çok arttı, şu arttı, bu arttı. Cicili bicili başörtülüler çok arttı. Zipli mipli başörtülüler çok arttı.

  32. 13:14

    Siz müslümanlığın artışını onlara mı bağlıyorsunuz? Camide itikaf yapanın sayısı arttı mı? O zaman İslam arttı ilerledi. Ehl-i sünnet alim yetişti mi? Hatipler arttı mı, vaizler arttı mı, ehl-i sünneti konuşanlar arttı mı? Hiç artmadı. Otuz kırk sene evvelki hocalar kadar ehl-i sünneti anlatan hoca var mı şimdi?

  33. 13:38

    Çok azaldı. Üç kişi, beş kişi doğru dürüst konuşan var. Sayıla parmakla sayacak kadar. Geri kalan hepsi bir şey karıştırıyor işin içine. Ehl-i sünneti düzgün anlatmıyor, taviz veriyor, bilmiyor. Ya da doğru biliyor, doğruyu konuşamıyor. Yani doğru inanmıyor demiyorum. Ama doğruyu konuşmuyor, konuşamıyor.

  34. 13:58

    O ne der, bu ne der, Şii ne der, Vehhabi ne der? PKK ne der? Onu bile düşünen hoca var ya. Tabii bu memlekette bu kadar on, on beş vilayet PKK'dan kurtarmak için uğraşıyor devletimiz, hükümetimiz. Bak, nice insanlar bunlara terörist diyemiyor, eşkıya diyemiyor. Yani böyle bir zorlu bir zamandayız. IŞİD'in aleyhine konuşamıyor.

  35. 14:21

    Selefiyenin aleyhine konuşamıyor. Durum bu. Onun için esasen ben ilerleme görmüyorum yani. Gerileme görüyorum. Bilimde gerileme var. Şuurda gerileme var, vaaz nasihat gerileme var. Sünnetlere ittibada gerileme var. Neden? Yani insanlar biraz birbirine yardımcı olmalı. Ve teâvenu alel birri ve tekva.

  36. 14:45

    Tekvada, iyilikte birbirine yardım edin. Yani adam itikafa girecek. Sen de de ki iftarlığını ben getiririm, sağlığını ben getiririm. İki kişi veya bir adam sahiplense onu, adamcağız, belki çoluk çocuğu ilgilenmiyor. Bunları ben mi anlatacağım? Bunu diyanet teşvik etseydi daha iyi değil miydi? Bir hafta, iki hafta, yani bütün Türkiye çapında demek istiyorum.

  37. 15:32

    Bunun şu kadar fazileti var. Bir gün Allah için itikafa giren, Allah cehennem ile arasında üç kandek açar, her bir kandek göklü yer arasından daha uzak olur. Bu kadar hadis-i şerif var. Yani ne kadar müjdeler var. Ondan sonra yetmedi mi sana sünnetin müekkede olması? En kuvvetli sünnet olması. Sonra Kim on gün itikaf yaparsa, Hacceteyni ve Umreteyni öyle hatırlıyorum yani.

  38. 15:56

    Yakında bakamadım. İki hac, iki umre sevabı var. On gün itikafta. İki tane makbul hac. Hac çok zor yani. Ama 18-19 sene de gidemiyorum. Gözüm de kesmiyor. Çok çağırıyorlar ama gidemem yani. Hastayım da. Hac kolay bir şey midir yani? Gidenler bilirler. E sen iki tane makbul hac, iki tane umre. Bizim gibilere artık umre bile zorlaştı.

  39. 16:23

    Bir umreye gittik üç ay nefesimizi alamadık. Bir hasta oldum kalkamadım üç ay. E gözüm korktu. Yani zor işler bunlar. Kolay işler değilsin. Gençsiniz, sağlıklısınız size kolay gibi gelebilir. İnsanların çoğu iki hac, iki umre nerede yapacak? Bir daha kalan ömründe. E bak sen on gün itikaf, camide oturuyorsun, Kur'an'ın mukabeleni okuyorsun, mukabele dinliyorsun,

  40. 16:45

    namazlarını kılıyorsun işte. Bir de gıybet dedikodu iftira yapmazsan. Bizim millet camide de durmuyor ki arkadaş. Camide de durdur. Bizim millet Kabe'de de durmaz. Ben onun için Kabe'de giderim, hep böyle Türklerin olmadığı yerlere giderim. Bakarım Arap, Acem, Yemen falan onların arasına giderim.

  41. 17:06

    Şimdi iki Türk oldum orada, Ya bütün Arap'ı, Acem'i, Maleziye, Endonezya'lısı, bütün dünya orada. Bir tane yan yana konuşanını göremezsin. 70 küsur millet var orada. Kimse yanındakinden muhatap olmaz. Ya muhatap, muhatap diyorsunuz, o da çok yanlış bir şey, ona da uyuz oluyorum. Muhatap olmaz. Ondan sonra ya tespit çeker, ya Kabe'ye bakar, ya Kur'an okur, ya uyur.

  42. 17:39

    Neyse uysun. Bizimkiler nasıl dır dır, öndekine yetişir, arkadakine yetişir, köyde şu olmuş, İstanbul'da bu olmuş, şurada bu olmuş, şu şöyle yapmış, bu böyle gitmiş, siyasetten, ticaretten. Her şeyi konuşuyorlar Kabe'de ya. Nefret ediyorum ya. Böyle bakıyorum, bizimkilerin yoğunlukta olmadığı yere gidiyorum.

  43. 18:02

    Çünkü diyorum ki o nasıl? Araplar da bir şey konuşsa, Arapların da ne dediğini anlıyorum, o da beni rahatsız eder dünya konuşsalar. Ama konuşmuyor insanlar. Gidin bakın. Bir cıvıklık var ki bizde yani. Ciddiyet bırakmamışlar ki millette, ibadet ciddiyeti diye bir şey yok. Cuma hükmesinde telefonu açıyor ya.

  44. 18:23

    Cuma hükmesinde telefonuna cevap veriyor adam ya. Geliyorum diyor, müşteriyi tut diyor, bilmem ne diyor. Yani böyle bir durumdayız. İnsanlara ikaz edilmiyor. Şimdiki hutbelerde imamlar dua yapıyor, bütün millet amin diye bağırıyor. Hepsinin hutbesi gitti. Cuması gitti. Efendi Hazretleri'nin ömrü hayatı hutbede bunu demekle geçti.

  45. 18:44

    Ya burada benim dua etme hakkım var derdi. Ve yüzde yüz dua kabul hakkımız var. Hutbe saati kabul saatidir. Bak şimdi ben bir dua edeceğim, sizin yüzünüzden edemiyorum derdi. Amin demeyeceksiniz. Kalbinizden geçireceksiniz. Dilinizden amin demeyeceksiniz derdi. Ben derim, ben konuşma hakkım var, hatibim derdi.

  46. 19:05

    Ya her hafta bunu söylemekten Efendi Hazretleri. Orası Fatih'in çarşamba göbeği tabii, her hafta da değişik cemaat geliyordu demek ki. Şu işte anlardı belki. Bismillahirrahmanirrahim'dekilerin de hepsi bir şey anlıyor değil yani tabii ki. Bismillahirrahmanirrahim diye adam hepsi alim mi şimdi? Efendi Hazretleri bir dua derdi, yine amin diyen çıkardı.

  47. 19:24

    Hiç sinirlenirdi yine hutbe. Ulan yine amin, ulan demezdi de neyse. Yine amin dediniz görüyor musun derdi. Her hafta efendi bu işte, artık dedi ki dua etmiyorum. Böyle dua derdi, ondan sonra kelimeleri çevirmeye başladı. Cem evladına niyaz ederiz veyahut işte Rabbim böyle yapsın falan yani böyle şey duaları yapmazdı yani.

  48. 19:48

    Affeyle demezdi mesela. Amin hemen patlatıyorlar. Ya hutbeniz bozuldu. Şimdi diyanet otomatiğe bağlamış imamları... Yani bir daha haftada burada amin denecek dua lazım. Şaşırttık kaldık, ben zaten hiç dua etmem hutbede, hiç. Yani senelerce okuduk biz de hutbe. Çünkü adamın cuması gidiyor ya. Öbür dualardan haberleri yok zaten, Milleti bir şey anlatıyor.

  49. 20:42

    Türkçe dua hiç etmemek lazım. Çünkü bunlar amin demeden duramaz. Millette şuur yok. Bunları ben mi tanzim edeceğim ya? Bu kadar heyetleriniz var. Bu kadar kurullarınız var, kurumlarınız var, vakıflarınız var, kuruluşlarınız var. Yüz binlerce personeliniz var. Türkiye'deki dört bakanlığa eşit bütçeniz var.

  50. 21:02

    Dört bakanlıktan fazla bütçeniz var. Ya mübarek oturun da bu milletin dini imanı nasıl kurtulur? Değeri sünnet nasıl kurtulur? Efendim bu millete iman nasıl anlatılır? Cuması bozulmaması için ne anlatılır? İtikaf sünneti müekkede nasıl canlandırılır? La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim.

  51. 21:20

    Merak etmeyin bana Diyanet İşleri Başkanlığı teklif etseniz asla kabul etmem. Öyle bir şeyim yok ya. Seçimle de gelsem kabul etmem. Bana ne işim mi bitti? Ama ben akıl vermekle mükellefim. Madem aklım biraz var, bana yetiyor biraz da artıyor herhalde. Ben de sana anlatacağım arkadaş yani. Sen de dinleyeceksin.

  52. 21:40

    Yanlış söylüyorsam yanlış söylüyorsun diyeceksin. Delil getireceksin. Doğru söylüyorsam buradan bir fikir alalım, istifade edelim diyeceksin. İslam budur ya. Sen benden alimli olabilirsin, kültürlü olabilirsin. Yüksek makam mevki sahibi olabilirsin. Elde olan beyde olmaz. Bana da bu akıllar verilmiş.

  53. 21:58

    Ne yapalım şimdi? Doğruyu konuşmayacağız mı? İşte itikaf teşvik edilse, insanlar işte böyle sistemlendirilse bir cami diye bir şey. Cami, cemaat. Yani imam, müezzin. Memurat ölmüş. İmam cemaatini, mahallenin bütün cemaatini bilendir ya. Kimin hasta olduğunu, kimin usta olduğunu bilendir. İmam demek, kim o sene itikafa girecek bilendir.

  54. 22:25

    İtikafa giremeyen insanları demek hasta olmuş gidip ziyaret edendir, arayandır, sorandır. Bu kadar cami imamları vazifesini yapsa bu memleket bu hale gelir mi? Bu kadar uyuşturucu olur mu? Bu kadar terörist olur mu? Bu kadar eşkıya olur mu? Memleket, adım atsan eşkıya terörist oldu. Vatan haini doldu.

  55. 22:43

    Uyuşturucu doldu. Mafya doldu. Bu nereye gidiyoruz? E cami sen gelirse cemaat kıldırırım. E gelirse cemaat kıldırım olur mu? Millete bir şey anlat da bir itikaf anlat, bir fazilet anlat, bir Ramazan anlat, bir sevap anlat. Çoğu yer zaten bağlamış merkezi sisteme zaten. İmam vaaz da etmiyor hiç. Eskiden imamlar bir şeyler hazırlardı kitaplardan.

  56. 23:05

    Bizim gençlik merkezi sistem yokken. E şimdi nasıl olsa bir camiden yapılıyor. Öbürü imamlar. Hiçbiri bir ayet, bir hadis bile kitaba bakmıyor. Çünkü adam diyor ki zaten merkezi sistem ben ne yapayım. Zaten inaten her kulübe Allah Allah kıldırıyorum diyor. Böyle mi olması lazım ya? İnsanları teşvik etsene.

  57. 23:21

    İmamların mevzilerini teşvik etsene. Herkes iki hadis okuyacak her namazdan sonra, ikinden sonra veyahut öyle. Her gün Ramazan yahu şimdi gelenlere iki hadis okuyun. Günün önemine binaen gecenin faziletini anlatın. Teravihden bir fazilet söyleyin. Var mı bunlar arkadaşlar? Yok. Ben de gidiyorum camilere hoş.

  58. 23:39

    Durumu görüyorum. Bu iyiye gitmez. Koca itikaf sünneti çok geçiştirilmiş bir durumda. Hiç yani ben işte bizim şeylerden belki cemaatlerden, bilenlerden, bizim anlattıklarımızdan. Efendi Hazretleri cemaatinden vesaire. Bazı tarikat mensuplarından. Çok en deri nadirattan yani. Hiller, ilçeler, camiler.

  59. 24:00

    Bomboş. Yazık değil mi koca sünneti müekkede terk etmesi. Hiç terk etmediği için sünneti müekkede oluyor. Mesela ikindinin evvelki sünneti, sünneti gayri müekkede. Bazen ara sıra kılmadığı olurdu ikindinin ilk sünnetini. Onun için gayri müekkede oluyor. Ama mesela öğlenin ilk sünneti müekkede. Ne demek?

  60. 24:20

    Hiç terk etmemiş. Öğlenin son sünneti müekkede. Sabahın sünneti, zaten son sünneti yok. müekketlerin en kuvvetlisi. Yolculukta bile terk etmemiş. Mesela. Akşamın son sünneti müekkede. Yatsının ilk sünneti gayri müekkede. Ara sıra terk etmiş. Yatsının son sünneti, müekkede. Hiç terk etmemiş. Anladın mı?

  61. 24:44

    İtikaf, müekkede. Ne demek? Hiç terk etmemiş. Teravih, müekkede. Ne demek? Hiç terk etmemiş. Müekkedelerde ne var? Müekkedelerde azap yok ama, Yok ama gayri müekkedelerde sevabı kaçırırsın. Azap da yok, azar da yok. Müekkedelerde azap yok, çünkü vacip değil, farz değil. Azap yok ama azar var. Azar, ithab demek.

  62. 25:13

    Azar ne demek? Ey benim kulum, sen nasıl bunu terk ettin? Evliyaullah, ulemamız buyuruyorlar ki, Mevla bir kuluna sen bunu niye yaptın diyeceğine diyor, beni cehenneme atsın, kaç sene yaksın tercih ederim. Yeter ki Allah'ımın azarını işitmeyeyim diyor yani. Çünkü Mevla'nın azarı diyor, azaptan beter yakar diyor.

  63. 25:34

    İnsan perişan olur çünkü. Yüce Mevla sana azar ediyor ya. Hitap ediyor sana, azar hitabı. Onun için müekkedelerinde kifaye meselesi. Şimdi teravihinin kifayesi yok. Teravihde efendim, hepimiz kılacağız. Ama işte itikafta bir kifayelik var. Bu bir kolaylıktır. Nedir kifayelik? İşte bir mahalledeki camide birkaç kişi kalsa, bir kişi kalsa mahalleliği kurtarıyor azardan.

  64. 26:07

    Ya bu ne demektir? Mahalleli ona yardımcı da olsun. Bir kişiyi aralarından ayarlasınlar. Bu on günlüğü konuşuyorum, öyle bir gecelik değil. Öyle herkes bir gecelik, üç saatlik kalıyor. Onu demiyoruz bu. Bu on gecelik, on günlük olanı konuşuyoruz müekkede. Öyle bir saatlik, iki saatlik de olur, sevaba alırsın ama o sünneti müekkede yerine gelmez.

  65. 26:31

    işte yirminin günü güneş batmadan girilendir. Ondan sonra da bayram gecesi güneş battıktan sonra çıkılandır. Müekkede budur. Güneş batmadan Yirminin akşamı batmadan girecek. Ondan sonra da yirmi dokuz çekiyorsa yirmi dokuz, otuz çekiyorsa otuz. Onda da güneş battıktan sonra bitiyor çünkü o gece artık ramazandan değil.

  66. 26:59

    Şevval'in gecesi. Bayrama geçiyor o zaman çıkabilir. Ama ha iftarını evde de yapabilir o gece. Çünkü güneş battı ya akşamı kılar çıkar. Yasiye yine cemaata döner, o gece teravih yok zaten. Cemaatı kaçırmasın, ayrı dava. Sünneti müekkede budur. E şimdi bunların efendim fıkıhlarda çok uzun yerleri var.

  67. 27:21

    Bizim Ramazan-ı Şerif kitabımızda izah var. Orada malumat var. Ne kadar faydalı bir hadis-i şerifler var, faziletler var, anlatılıyor. İşte buradan esas geleceğim nokta neresi? Bu geceler ne kadar önemli, bu günler ne kadar önemli bu son on gece on gün ki kainatın Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem vefat edene kadar efendim yani herhalde sekiz Ramazan diye hatırlıyorum.

  68. 27:49

    Yani Ramazan-ı Şerif Medine dönemi on senedir toplam zaten. Medine dönemi ilk bir iki senede Ramazan-ı Şerif'in farz olmasından evvel itikaf da olmaz. Çünkü itikaf Ramazan'la beraber başlamıştır. Bu itibarla vefat edene kadar Ramazan-ı Şerif farz edildikten sonra vefat edene kadar hiç terk etmediği bir sünnet.

  69. 28:12

    Demek bu geceler bu günlerde ne büyük bir gece var. O da Kadir Gecesidir. Men hürüme hayra afakati hürüm. Onun hayrından, bereketinden mahrum olan bütün hayırları kaçırmış olur. Onun için bir insan bir senenin bütün karını, hayrını, bereketini kaçırmamak için bu gecelerde, bu günlerde mutlaka efendim dikkat etmeli, gayret etmeli ve böylece

  70. 28:36

    efendim mutlaka Kadir Gecesine muvafakat etmeli ve onda hayır dualara efendim nail olmalı, hayır dualar yapabilmeli ve kabul saatlerine denk gelebilmeli, meleklerle musafaha edebilmeli. Bunun için sohbetleri kaçırmayın. Sohbetleri çok iyi dinleyin, iftar, sahur sohbetten birbirinizi haberdar edin. Hangi kelimede iddiatiniz var belli değil.

  71. 29:00

    Hangi sohbette sizi Kadir Gecesine bir hayra, bir salih amele irşat edecek Mevla? Bizi Mevla konuşturuyor. Ben de başka bir şey hesap ediyorum, hiç ona o konuya giremeden başka bir konudan çıkıyorum. Benim hesaplı konuşan biri değilim. Çünkü bizi de Mevla konuşturuyor. Herkesi Mevla konuşturuyor ama biz burada size Allah Rasulü'nün

  72. 29:19

    haberlerini, rivayetlerini, ayetlerini, hadislerini anlatmak için, oturduğumuz için bize Mevla Teala size neler duyurtmak istiyorsa onları konuşturuyor. Biz de efendim kahvenin köşesinde oturup da dırdır konuşan biri değiliz. Biz de ayetten, hadisten konuşan biriyiz. O bakımdan çok nasibiniz var. Allah azami derecede hissenizi azim eylesin.

  73. 29:40

    Amin. Bir ara veriyoruz, birkaç dakika sonra yeniden devam edeceğiz. Önemli birkaç rivayet arz edeceğim inşaAllahurrahman. Dün akşam biz camideydik. Meğer dün akşam da olmuş. Dün akşam dokuzda. Dokuz küsurlarda falan. Allah'tan camideydik işte. Gitseydik camide gidecektik. Çok iyi yere rastlamışık. Efendim.

  74. 32:30

    Tabi şiddeti ufak. Üç falan bir şey ama. Yani. Akşam dokuzda dedi bana arkadaş. Ben bizim camide fark etmedim yani. Bir gece evvel de dedim size ki. Bak deprem olabilir dedi. Yani burada. Cumayı cumartesiye bağlayan gecenin sahurunda. Geriye dönün. Kayıtlar meydanda. Ha ben. Evliya değilim. Keşfim açık değil.

  75. 33:00

    Gaybı da bilmem ama. Yani. Dedim ki. Gecelerin tabiatında eman yok. Hayyamın dediği gibi. Ne demek güvence yok? Her an her şey olabilir. Sabaha saat çıkacağından kimse garantide değil demek. Gecelerin tabiatı her şeyin bir tabiatı var. Gecenin tabiatında diyor. Güvence vermek yoktur diyor. Her zaman tetikte ol diyor yani.

  76. 33:26

    Aniden gelebiliyorsun. Mevla buyuruyor. Gece uyurken azabımızın gelmeyeceğini nereden garantilediler? Bu ayettir. Ha. Gece geçti o zaman gündüz rahatız artık. Daha bir şey olmaz. Kuşluk vakti oynaşırlarken. Çarşıda pazarda yaparlarken. Azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular? Diyor. Dolayısıyla hiçbir dakikada eman diye bir şey yok.

  77. 33:56

    Burası dünya. O vaazı oradan yapıyordum. Dünyada istediğin kadar imkanların geniş olsa da. Her an her şey olabilir. Bir anda bittin dedim. Marmara depreminde neydi adam? 50 tane 60 tane dairesi olan. Apartmanı olan. 200-300 dairesi olan adam var. Sabaha fakir çıktı. Gölcük bölgesinde. Sabaha sıfır ve gidiyordu.

  78. 34:24

    Karavanada sıraya girmişti. Adam katır trilyonluk adam ama aç kalmıştı. Çalık çocuğu ölmüştü. Adam orada belediyenin veya neyse Müslümanların kurduğu bir kazan kaynattığı kazandan sıraya girmişti dilenci gibi. Bunları yaşadık biz. Gözümüzle gördük. Onun için sen neyine güveniyorsun yani? Burası dünya.

  79. 34:46

    Sen ahiretini kazanmaya bak. Her an hazırlıklı ol. Tetikte ol. Ondan sonra bak işte. Sabahında e şimdi insan bir tane uyuyorken uyanıyor. Ramazan'da uyandığı zaman bazı kere işte ses oluyor, sesten uyanıyor. Bazı kere deprem oluyor, bir sallıyor, depremde uyanıyor. Tabi ben dün gece dua ettim, 21. gece Kadir Gecesi olma rivayeti vardı.

  80. 35:12

    Cemaatle değil yani biz Gece namazını kıldık cemaatle. Dün geceki dört dakikadır nafileyi cemaatle kıldık. Ondan sonra bir dua ettim. Yani çekimlerle, kayıtlarda olmayan bir duadır. kayıtlarda olmayan bir duadır. Orada onu istedim. Yani Ya Rabbi, buradan da şuna sevindim. Çünkü yediden fazla bir deprem oldu.

  81. 35:29

    Çünkü yediden fazla bir deprem olma telgesi var. Yediden fazla bir deprem hem de böyle Eminönü'ne, şuraya buraya, Fatihye falan on altı kilometre. Yani orada, taa Gölcük'te olan buradan ne diyeyim sana Beylikdüzü tarafını yıktı geçirdi. İnsanlar öldü. Bin kişi küsurda belki de İstanbul'da öldü o depremde.

  82. 35:52

    Yüzlerce kişi öldü yani. Toplam İstanbul'un civarında bin kişi öldü. E şimdi taa oradan buraya böyle oldu. Burasını düşün on altı kilometre. Allah muhafaza ne Fatih Camii kalır, ne Yeni Camii kalır, ne Beyazıt kalır. Bir şey kalmaz yani. Çünkü o Yenikapı bir şeye oralara Yenikapı'ya, Ceytinbuna falan on altı kilometre.

  83. 36:14

    Bu çok yakın. Allah muhafaza. Acayip dua etmemiz lazım. Çok yalvarmamız lazım. On dört secdeleri yaptırtmış o zaman. Yine o zaman deprem olmadan ben on dört secdeler yaptım. Yedi ay evvel. Kaç kere topladım cemaate on dört secde yaptım. Hiç depremin adı da yoktu. O zaman araştıran da yoktu hiç. Birisi görmüştü.

  84. 36:33

    Keşfi açıktı. Bana söylemişti. Ben onun keşfine itimat ettim. Ondan sonra deprem olunca zaten şaşırdı kaldılar. Millet ondan çok dönüş yaptı. Dediler bu koca evliyam. Ya ben evliya değilim diyorum sana. Ama Mevla haber gönderiyor. Birisi bir şey görüyor, birisi bir şey görüyor. Ben sizin gibi herkese hurafeci demem ki ben Müslümanlara inanırım.

  85. 36:50

    Ona göre tedbir alalım. Ne var on dört secde yapsak? Ne var dua etsek? Ne zararımız var? Olmadıysa zaten kardayız. Ya olsa? Ya biz tedbirli olacağız. Daha ihtiyatlı olacağız. En büyük tedbir duadır. Ben gidip fay hattını şimdi bütün devletin bütçesi yetmez fay hattını düzeltmeye. Hadi düzeltsin. Bütün bütçeyi versin Amerika'ya.

  86. 37:11

    İstediği kadar borçlanalım. Japonya'ya borçlanalım. Düzeltsin şu fay hattını düzeltsin. Kırılmasın bu. Hadi bakalım. Parayla olacak iş mi? Bu Allah'ın kudretine bağlı. Bu da ancak duayla durur diyorum sana da. Bu Ramazan şerifte dualar yüzde yüz kabul. Mübarek Kadir gecesini aramak üzere aradığımız gecelerdeyiz.

  87. 37:29

    Sen bundan nasıl zikretmezsin? Dua etmezsen. Ondan sonra efendim birden gelir. Şimdi şey biraz seviniyorum. Hani böyle üç nokta üç dört nokta dört üç falan. Hem de üç kere oldu bir günde. Bundan sevindiğim şu. Yani bu ara gazlar çıkarsa o zaman birikme azalıyor. Birikme azalırsa benim şey ben evvelce duamda şu.

  88. 37:54

    Ya Rabbi sen bu gazı ara ara çıkart. Ufak ufak hasarsız hasar vermeden millet arasına bir uyansın ha böyle. Bir sallanınca ben derdim ya bir sallantıda bir saf artıyor sabah namazları. O ufak sarsıntılarla hem kimseye ufak hasar verme kurban olduğum hem gazı böyle çıkar birden çıkarıp da bizi yıkma Allah'ım derdim.

  89. 38:16

    Böyle dualarım var. Şimdi aynı duayı tekrar edelim. Yani bu az az olması biraz beni sevindiriyor. Çünkü neden? Kimsenin burnu kanamadan inşallah kimsenin eve ocağının taşı tuğlası dökülmeden e inşallah bu gaz birikimi boşalmaya başlar. Çünkü bu birden kırılırsa yediden fazla olur diyorlar. Yani araştırmacılar bunu konuşuyor.

  90. 38:39

    Ben bir şey bilmiyorum. Onun için Allah Teala Hazretlerinden çok yalvarırım dua edelim. Dünyada evimizi ocağımızı yıkma. Bizi evsiz ocaksız bırakma. Biz bu evimizde ocağımızda ibadet ediyoruz. Namaz kılıyoruz. Teheccüd kılıyoruz. E hanımlarımız evde namazlarını kılıyor. Biz cemaatlere gidiyoruz. Camilerimizde kılıyoruz.

  91. 38:58

    Ve böylece evimiz, ocağımız, mahallemiz, camimiz her şeyimiz senin ibadetin için ya Rabbi. İbadet edeceğiz. Millete vaaz edeceğiz. Davet edeceğiz. Sohbetleri her gece ulaştıracağız. Her gece mesaj atacağız. Telefon edeceğiz. İyilik emredeceğiz. Kötülükten ne edeceğiz? Çünkü yoksa toptan bela gelecek.

  92. 39:16

    Milleti haberdar etmezsen sohbet var, ayet var, hadis var. Bu millet cahil kalırsa siz deneme lazım derseniz azap toptanınıza gelecek. Bu kesin. Sadece içki içen, kumar oynayan, namaz kılmayan, teravih kılmayan, azap gelse sadece bunlara gelmez. Ya bunları seyreden, bana ne diyen, neme lazım diyenlere de vuracak diyor.

  93. 39:44

    O zaman mesaj atarsın. O zaman telefon açarsın. O zaman dersin ki bak şu kanalda, Lale Gül'de iftara bir saat kala, işte gece bir içerek Gece bir içeri, gece bir sohbet var. gelir, sonra bir saat kala. Ahiret, cennet, cehennem, dünya neler anlatılıyor. Dinle kardeşim Allah için dersin. O vaazı ona sen yapmış olursun.

  94. 40:02

    Milleti mutlaka vaaz edeceksiniz. Ya vaaz edeceksiniz, ya vaaz edenlere yardım edeceksiniz, destek çıkacaksınız. Milleti o vaazlara delalet edeceksiniz. Vaktini, saatini onlara devamlı bildirip onların da dinlemesini temin edeceksiniz. Radyo var, arabadan da dinleniyor. Her yerde sohbet var ya, şimdi kolaylık oldu.

  95. 40:24

    İnternet var. İstediği zaman istediği vaazı açabiliyor. E sen millete niye göstermiyorsun, niye öğretmiyorsun bari kadar? Millet uyuşturucu baronları, bütün milleti uyuşturucuya ulaşmışlar yasak olduğu halde. Bu kadar yasak olan kumarlarda bu kadar insanlar gizli gizli toplanıyorlar, kumar oynatıyorlar, oynuyorlar.

  96. 40:45

    Herkes bu kadar yasak işte birbirine ulaşıyor, adam buluyor, çevre ediliyor. Milleti çoluğu çocuğu zehirliyor. Sen bu serbest alenen bas bas bağırıyoruz, açıkça konuşuyoruz. Eskiden ne yasaklar gördük biz ya? Var oğlu var, sen bir insana şunu dinle bile demiyorsun. E bu bela gelir yani. Ve ben namaz kılıyorum diye de seni de es geçmez.

  97. 41:16

    Çünkü o fitneden korkun ki sadece şirk koşanlara, günah işleyenlere vurmaz diyor. Ya vaaz etmeyenlere de, vaaz edip de insanları o vaazlara ulaştırmayanlara da vuracak diyor Allah. Bilin ki öyle Allah çok merhametlidir falan, bize bir şey yapmaz, namaz kılıyoruz demeyin. Bilin ki Allah azabında çok şiddetlidir aynı zamanda, ocağınızı yakarım diyor.

  98. 41:43

    Onun için dikkat edeceğiz, bu vaazlara önem vereceğiz. Bu sohbetler başka bir şeye benzemez, bu keyfi bir şey değil. Bu sohbetleri dinlemek yemek programı değil bu. İstersen izle, istersen izleme. Bu bilmem yarışma programı değil. Manyak manyak yarışmalar, karı erkek karışık kuruşuk. Bunlar zaten caiz de değil onları izlemek.

  99. 42:03

    Başları açık, bacakları açık, her tarafları açık, karı kız karışık. Bunlar caiz de değil zaten. Mubah bile olsa bir yemek programı mubah. Diyelim bir erkek aşçı yemek anlattı. İzlemek zorunda değilsin. Bunlar keyfi şeylerdir. Mubahlar keyfidir zaten. Caiz olmayan zaten günah. Caiz olmayan günah. Caiz olmayanı hiç seyredemezsin.

  100. 42:24

    Caiz olanı da ister seyret ister seyretme, belgesel. Seyretmeyebilirsin. Meşru bir yarışma var. Bilgi yarışması bilmem ne, kumar değil. Mecbur değilsin, dinleme. Ama bizim bu sohbetler ister dinle ister dinleme kabilinden şeyler değil. Mecbursun. Ahireti istiyorsan, cenneti istiyorsan, yarın mezara gireceksen helali haramı bilmek zorundasın.

  101. 42:52

    Emir-i yasağı bilmek zorundasın. Ehl-i sünnet inancını bilmek zorundasın. Değilse cehenneme gitmek zorundasın. Beni de hiç alakadar etmiyor. Beni ancak vaaz etmekle mükellefim. Kapı kapı gezecek kuvvetim gücüm kalmadı. Sen de ne yapacaksın? Bütün milleti uyaracaksın. E ben hoca değilim. O zaman farzı kifaye.

  102. 43:12

    Hocanın biri yaptı. E sen hoca değilsin, senden düştü. Ne şartla düşer senden? O adam bu hocanın sohbetinin kanalını bilmiyor. Daha hala Lale Gül TV'nin kurulduğunu bilmeyen halk var. Çok var. Yani şu anda bizi izleyen de çok var. Ona hiç şüphem yok. Yani ilk ondayız, ilk neredeyiz bilmiyorum. Ona şüphe yok.

  103. 43:35

    Birçok kanalda olmadığımız halde yani, yayın organında olmadığımız halde, yine en çok izlenenlerdeniz. Buna şüphem yok. Allah razı olsun sizlerin destekleriyle, dualarıyla, bereketleriyle. Ama, şimdi birçok insan da daha böyle bir kanal olduğunu duymamış. Adam diyor ki ben internetlerden seni takip ediyorum.

  104. 43:55

    Ya diyorum devamlı televizyon var, canlı canlı konuşuyor. Yapma ya diyor. Kimse bana bir şey demedi. O yanındaki de diyor ona ki, e sen bilmiyor musun? O da ona diyor ki, e niye demedin? Ben bunları yaşıyorum. Havaalanlarında, yoldayız diye yaşıyorum. Uydurmuyorum yani, yaşıyorum. Yani bir insana bile, şu lale gül çıktı, burada devamlı sohbetler var, diyemediniz mi be?

  105. 44:17

    Yanınızdaki arkadaşınıza diyemediniz mi? Yazık günah. 20 gündür burada 40 tane sohbet oldu. Yani sırf yani yeni sohbet oldu, yepyeni sohbet oldu. Bu insanlara yazık değil. Niye acımıyorsunuz? Allah da size acısın. Ne olur insanlara vaaz edin. Bu kadar hadis-i şerif rivayetler var. Bursa orada yine anlatacağız ahiretten.

  106. 44:37

    Cennete girmek için neler yapmak lazım, o konuşulacak. İşte dünden kaldı, yarım kalan dersi yapacağız, devam edeceğiz. Ne ilimler var ya. Allah istifade nasip eylesin. Şimdi Ramazan'da bir insan uyandığı zaman, nereden geldik, nerelerde? Hadisin başına başlayamadık.

  107. 44:52

    Bir yandan bir yana dönerken, Yamazan'da şimdi geceler çok uyumuyor, gündüz de uyuyorsun tabi, sabah namazdan sonra, işraktan sonra, ben de işraktan sonra biraz uzanmıştım, o deprem olmasından sonra, yani işrak vaktinde geçmişti, işraktan sonra, efendim, bizden deprem oldu mesela şimdi, e tabi ki olabilir, uyumuyoruz.

  108. 45:12

    uyuyoruz diye günahkâr değiliz ki meşru zamanda uyuyoruz yani gayri meşru namazı kaçırmadık o zaman. Kerat zamanı değil yani uyku zamanıydı. e uyduk, ama Mevla ne yapar? Sen eğer ki namazını kılmışsan, zikrini yapmışsan, tesbihlerini yapmışsan, öyle de yatmışsan, orada ölsen bile, yine şehit olursun, göçük altında ölen şehit olur, ama neden?

  109. 45:34

    E namazını kıldın diye, sence sabah namazını kılmadan yatmışsan, sonra da öğlende 10'da 11'de depremde ölmüşsen, e ben şimdi sana, sabah namazını kılmayan adama, yani kasıtlı kılmayandan bahsediyorum, uyuyakaldı, mazur olabilir, e şimdi ben namazsıza da kolaydan şehit nasıl diyeyim yani, namaz bu ya, en büyük farz,

  110. 45:59

    adam Müslüman mı değil mi diye mezhepler arası tartışma var yani, ben şimdi şehit demek de kolay iş değildir arkadaşlar, onun için hep tetikte, hiçbir namaz kaçırmadan, uyku geldi uyursun ne yapacaksın, oruçlu insanlar uyumadan da hiç oruç tutamazlar, nasıl tutacaklar ya 17 saat oruç, hiç uyumadan, uyusunlar ama namazlarını hem de cemaatle kılsınlar,

  111. 46:23

    erkekler çok oruçlu, kadınların rahatı yerinde, evde çekiliyor, en köşeye kılıyor, cemaat şartı da yok, bu kadınlar var ya, diyorlar ki bu İslamiyet bize biraz yan mı bakıyor acaba, ne yan bakıyor be, esas size düz bakıyor, erkekler daha sıkıntıda, erkeklerin çok mesuliyetleri var, kadınların mesuliyeti az, Allah çok acıyor kadınlara ya, kurban olayım,

  112. 46:44

    cemaat mecburiyeti yok yani, cemaat mecburiyeti ne demek, erkeklerin ocakları yanıyor bu cemaatsiz kılmaktan, neler çekecekler o cemaatsiz kılanlar, öyle namaz kılmakta da kurtulamıyorsun, biliyor musun sen, ondan sonra, yandan yana sağdan sola dönerken Allah'ı zikrederse, işte Allah'ı zikretmek lazım, dilinizi Allah şeyine alıştırır, bir uyandın sağa dönüyorsun,

  113. 47:06

    La ilahe illallah deyin dönüyorsun, sola döndün uykudan ayandan, La havle ve la kuvvete illallah, nasıl durumunuz uyku arasında, hezeyanlar, savuranlar, uykuda konuşanlar, sövenler, sayanlar, hiç uykuda dönerken sağına soluna Allah diyenler duymadım işte, şu Faruk Sola Hacı Efendi gibi, birkaç kişilerden rivayet geldi ki, 15 dakikada bir şehadet getiriyormuş uykunun arasında,

  114. 47:28

    biz nerede ya, ya, sağa sola dönerken zikrederse, melek ona der ki, Kumbarakellâhu fîkurrahimmekellâh, Allah sana rahmet ile muamele etsin, yanımızda da melek duruyor biliyor musun, kalk Allah, hayır bereket versin, kalkacak çünkü,

  115. 47:46

    şimdi kimisi affedersin, çişe kalkıyor, ondan sonra yeniden geliyor yatıyor, arada Nebi Allah der, Nebi La ilahe illallah der, yani, ve hatta teheccüd kaçıyor, sabah namazı geçiyor, hiç alakası yok, yeniden bu dozluğuma yatar, hiçbir şey duymaz, eğer diyor, namaz niyetiyle kalkarsa, yatak dua eder, yattığı yatak, yattığın yatak zikrediyor, e dua ediyor,

  116. 48:12

    Allâhumme hattâ lehu'l-furûşel merfuâ, Ya Rabbi cennette yüksek döşekler ona nasip eyle, yatağın dua ediyor, yüksek döşekler ne mi, Kur'an-ı Kerim'de geçiyor, ve furuşim merfuâ, yüksek döşek, o döşek ne biliyor musun, 500 senelik mesafe kadar yüksekte, bütün her tarafı altınlarla bezenmiş, Gâşiye Suresinin tefsirinde bu geçiyor, ne hadis-i şerifler, rivayetler var,

  117. 48:37

    o cennet döşeklerinin faziletleri hakkında tabi o, onların altınları, yakutları, zümrütleri, o cennetin döşekleri, elbisesini giyiyor, işte entari giyiyoruz, cübbe giyiyoruz, neyse şallar giyiyoruz, inşâAllah pantol mantol giymiyorsunuzdur, elbisesini giyiyor, elbise dua ediyor, Allâhumme hattâ hüllelel cennet, Ya Rabbuna cennet hülleleri nasip et, cennet hüllelerini anlattık,

  118. 49:00

    bir günde bir saatte 70 renge giriyor, sündüsten, istepraktan, ince ipek, ne cennet, atlasları, ona nasip et, ayakkabısını görün, nâlinini, terliğimizi giyiyoruz, terlik dua ediyor, Allah Allah, hiç ben bunu düşünmedim bugüne kadar, terliklere de iyi bakmak lazım, Allâhumme sebbid kademe-i âlâ sırat, Ya Rabbi ayaklarını sıratta sabit eyle, cehenneme düşürme diyor,

  119. 49:22

    bu Ramazan'a mahsus ama, her gece böyle şeyler yok, bak Ramazan'da birkaç gecemiz kaldı, birkaç günümüz kaldı, hep niyet, niyet, ilim, şuur, şuursuz olan niyetsiz olur, niyetsiz olan sevapsız kalır, sen bunları bilmen lazım, ve idâ telâvülen inâ, işte bardağı aldı eline, sahur yapacak, su içecek, işte çay içecek, yedû lehu, Allâhümme eskimin etbâ bil cennet,

  120. 49:50

    Ya Rabbi cennet küplerinden kutlar, küplerinden, kulplu bardaklarından içir onu yâ Rabbi. Su dua diyor. Yâ Rabbi günahlardan, hatalardan arındır onu, tertemiz eyle onu. Su, nasıl ki dünyada senin kirini, pasını temizliyor. Ahirette de dua diyor. Yâ Rabbi bunu günahlardan temizle. İki rekat olsun teheccüd kılın.

  121. 50:21

    Bukhari hadis-i şerifinde. Siz de diyorsun ki hocaefendi, yatsı dedin, kıldık. Teravi kılanıza da geçmişi affoldu dedin. Teravi de kıldık. E cemaatle kılın dedik, gittik camide de kıldık. Sen şimdi diyorsun ki evde de kalk, iki rekat da teheccüd kıl. Ya bu kadar da olmaz. Yani mübarek bir şey mi dedik?

  122. 50:39

    On iki rekat kılıyor adam, bir iki saat kılıyor. Sallallahu aleyhi ve sellem üç saat, dört saat kılıyordu. Yani iki rekat olsun kıl. Niye hadis-i şerif buyuruyor ki, namazınızın bir kısmını da evinize ayırın. Evlerinizi mezarlığa çevirmeyin. Nafile namaz içinde kılınmayan ev mezarlık gibidir. Haraptır, sessizdir, ıssızdır.

  123. 51:02

    Onun için iki rekat, mesela sahurdan evvel abdest aldın. Ya hoca efendi şimdi nasıl abdest alayım? Sahuru yiyeceğim, zaten karnım karışacak. Yine abdest tazele. Canımız çıktı abdest tazelemekten. Vücudumuz çekti ya sudan. Suda kaldık ya senin yüzünden. Ya arkadaş ne yapalım? Abdest alırsın. İstersen sahurun sonuna doğru, on dakika kadar bitirirsin sahuru.

  124. 51:24

    O vakit abdest al, yetiştir. İstersen sahurdan evvel olsun, iki rekat kıl. Sen şimdi biliyorsun ki sahuru rahat yemek istiyorsun. Ondan sonra ezandan sonra da bir beş on dakika oturuyorsun, dinleniyorsun. Tabi taharetin var, istincağın var, istibrağın var bunlar. O arada teheccüd kaçar. Kaçmaması için sen bence önce kalktığında, çok zor olacak biliyorum.

  125. 51:43

    Ama iki rekat. Gündüz bin rekat kılmaktan hayırlı oluyor o gecenin iki rekatı. Tamam teravih ile kıyam oldu. Yani hadis-i şerife göre kıyam teravihtir. Ama iki rekatta teheccüd kılarsa, ev dua eder. Ya Rabbi bunun kabrini nur eyle. Kabrini geniş eyle. Gözünün bakabildiği yeri görüp görebildiği kadar geniş eyle.

  126. 52:13

    Rahmetini ziyade eyle. Yani senin kabrindeki nur için, genişlik için dua alman lazım. Orada dua alıyorsun. İşte Ramazan'da en nihayet yatıp kalktıktan sonra, şu işlemleri yaptıktan sonra, iki rekatta namaz kıldıktan sonra Mevla sana bir kabul hakkı daha veriyor. Nasıl her iftarda müstecap dua var.

  127. 52:36

    Şimdi bak birkaç dakikanız kalmış. Yüzde yüz kabul olunan bir duanız var. Biz dün gece kullandık. Cemaate de kullandırdım. Hepimizi birden Kadir gecesine bu sene mutlaka denk getireceğiz diye bir amin dediler. Ben de oruçluların hürmetine arada kaynayacağım. Onların duasını aldım. Yani ben de o duaya ortağım.

  128. 52:53

    Cemaatle ettik. Şimdi siz bir dua hakkınız var. Her iftarda var. Gece de teheccüd kılarsanız Ramazan'da, Mevla rahmetiyle nazar eder. İki rekat kılsa bile, selam verdiği zaman. Kulum, dua etmek senden, kabul etmek benden. İstemek senden, vermek benden. Af istemek senden, af etmek benden. Tertemiz oldun gitti.

  129. 53:23

    Yani bir sahurda, seherde de Allah'ın huzurunda şöyle bir ayakta, bir kıyamda dikilirse diyor. Bu müjdeyi alıyor. Tabi ki namazın her tarafı duam ayetidir esasen. Ayakta kılarken de tabi dua ayetleri var. Rabbena Atena bir ayettir. Bir ayet değil. Memnunum en yakun. Başlarsam bir ayettir de.

  130. 53:47

    Neyse bazı ayetler, Rabbena Atena, Mevam Atena gibi sırf dua olan ayetler de var Kur'an'da. Ben şimdi Kur'an duaları diye bir kitap çıkarıyorum zaten. Hazırlıyorum size. Onlardan bakmanız daha kolay olacak. Kur'an'dan manasını direkt anlayamıyorsunuz. Yani bazı dua ayetlerini de ezberlersiniz. Bir satır, bir buçuk, sırf dua.

  131. 54:05

    Rabbena gfirli velival diye tek ayettir mesela. Böyle bir şeyleri ezberlersiniz. Teheccüde kılarken, hem de ayaktayken de dua yapmış olursunuz. Hem zamm-i sure yerine geçer. Ne güzel işler var ya. Hem kısa hem kolay. Hem de dua ayetleri. Değil mi?

  132. 54:21

    Şimdi ayetlerin de kendi aralarında faziletler var yani. E şimdi tabii ki Firavun'a beddua eden ayetle Allah'a metheden ayette bir değil. Hepsi ayet değil mi? Hepsi ayet. Hepsi vahiy, hepsi Kur'an. Ama şimdi Firavun'a lanet okuyan ayette her harfine on sevap var. Bu genel Kur'an'a vaat edilen müjdedir.

  133. 54:46

    Men kara harfen minel Kur'an. Felehu men kara eliflehami. Felehu bi kulli. elif, la, müfellehu bi kulli harfil ee aşfı hasene bir harf okusa Kur'andan ona hasene alır ona o firavun hakkındaki âyeti de okusan aynı hepsi aynı Kur'an'ın hepsi Allah ama hulü Allah okursan ne oluyor üç kere okursan bir katim izâ zülcile Kur'an'ın dörtte birine muadim

  134. 55:10

    Efendim, gulyâl kâfirûn, işte efendim, dörtte birine muadil, elâ kuvvette kâsûr, bin âyete muadil. Ne oldu şimdi? işte onun için İşte onun için âyetlerin aralarında sevap bakımından fark var demek istiyorum. Vahiy olmak bakımından fark yok. ama sevap bakımından fark var Ama sevap… onun için yani dua âyetlerinden bir şeyler ezberlerseniz, o kitabı yakında çıkaracağım

  135. 55:34

    inşâAllah, o dua ee, size ee, ailenize, nezvacına, zürriyatına eşler, eşimize zürriyetimize, değil mi? rabbihabli milledünke zürriyeten tayyibe innegese miuddua bir satır bak, çocuğu olmayanlar için ne kadar münasip veya çocuğu olanların, çocuklarının hayırlı olması için zürriyeti tayyibe nasip et bana tabi bu Yahya Selam'ın duası, Ceket Yahya Selam'ın duası olabilir

  136. 56:00

    bunlar ayrı şeyler ama Kur'an âyeti olduğu için biz onları namazda okuyabiliyoruz hem sure yerine geçiyor yani, kıraat yerine geçiyor tilavet yerine geçiyor hem dua oluyor, hem ayakta Ramazan'da teheccüde şöyle bir zürriyetle kıldığını düşün falan çok güzel olur arkadaşlar çok şuur verir bize ameli salihe gayret edelim Allah Teala fazl-ı keremiyle kabule karin eylesin amin