10:47 / 57:07Şu an 10:47 / 57:07
Transkript
140 satır
- 00:31
Sizlere vaad ettiğimiz üzere Cennet ile ilgili sohbetlere devam etmekteyiz. Rabbim cenneti ehil eylesin, yaygı eylesin, azabından gazabından cümlemizi muhafaza eylesin. Amin. Tabi ki cennet bir yandan ucuz, bir yandan kolay, öbür cihetten pahası biçilmez, pahalı ve ulaşılması zor bir yer. ancak Allah'ın kolay ettiklerine kolay gelir. İmam-ı Rabbânâ Hazretleri çok söyler.
- 01:06
İnnehu yesîrun alâ me yessarâullâhu teâlâ. Bu işler Allah kime kolay ettiyse şüphesiz onlara kolay gelir. Ama Allah-u Teala herkese kolay etmez. Kolaylık isteyenlere kolay eder. İstemek meselesidir. Ramazan-ı Şerif tam istemenin mahallidir. Ayları, günleri, geceleri. Yani ayın tümü demek istiyorum. Duanın mahallidir.
- 01:32
Sâlihullâhi filâ-ihîb Ramazan'da Allah Teâlâ'dan bir şey isteyen boş dönmez. Ve kusura ana uğramaz buyuruluyor hadis-i şerifte. Onun için istemesini bilmek lazım. Mevla bazı şeyler beyan ediyor. Tabi Kur'an-ı Kerim'de İste'idü billâhi fe emmâ men âtâ vet-tegâh Khayra verecek.
- 01:57
Zekatını verecek, fitresini verecek, sadakasını verecek, sonra haramlardan sakınacak, kebair günahlardan, elinden geldiği kadar. O sadaka ve hüsnâ, tabi en öncesini en sonra söylüyor. Hüsnâ'yı tasdik edecek. Hüsnâ en güzel şey demektir. Cennetin bir adı da hüsnâdır. Yani ahirete, cennete şüphesiz inanacak.
- 02:33
Zaten iman vermekten de önce gelir. Vermekten de önce gelir, takvâdan da önce gelir. Zaten inanmayanın ne verdiği muteberdir, ne efendim haramlardan sakınması muteberdir. Hiçbir şey kabul edilmez Allah'ın dinde. Evvela iman gelir. Hüsnâ'yı tasdik edecek. fesenü yessirû lil yusrâ şüphesiz bu kişiyi yusra da cennetin adıdır yine en kolay yer demektir, en rahat yer demektir
- 03:05
en kolay yere yani en çok rahatlık olan, kolaylık olan yer cennettir oraya biz onu kolayca ileteceksin. yani amellerini kolay getireceğiz. Namaz kolay gelecek, oruç kolay gelecek, ibadet, zikir, sizin çoğunuz öylesiniz. İbadete doymuyorsunuz. Ama öbür adama iki rekat namaz kıl desen, dağları taşları taşıttın bana da iki rekat kıldırın, kıl demeyin der.
- 03:33
Çünkü Allah zor etti. Bunun tersine düşündüğümüz zaman, estaizu billâhi ve emmâ men bekh ilâ vesteghne ve kezzebe bil husne fesen yessiruhu lil-isrâ. Estaizu billah, ve emmâ men bekh ilâ vestaghnâ ve kezzebe bil husnâ fesen yessiruhû lil'usrâ Tam tersinden gidiyor. Kim cimrilik ederse, vermenin zıttı.
- 03:54
Ondan sonra Bundan sonra, vettegâ, haramlardan sakınmanın zıttı, vestegnâ, yani kendini Allah'a ihtiyaçsız zannediyor. Ben işte, âim, paşâim, sarı cizm el-memed, hürriyet ve istiklâl var. Kimseye bir şey danışmam. Müstegnî yani. Vaaz dinlemez, nasihat kabul etmez, kitap okumaz, yani benim bildiğim bana yeter havalarında.
- 04:22
Bir de tabi, husnâî yani en güzel yer olan cenneti inkâr ediyor. Şimdi cenneti inkâr ediyor. Mesela bir adam dese ki cesetler dirilmeyecek, bu cennet, cehennem ruhlarla ilgilidir, bu adam kâfir olur. Çünkü Kur'an-ı Kerim, birçok âyet-i kerimesinde, وَاِنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ diyor.
- 04:53
Kabirdekileri Allah diriltecek. Ruh kabirde değil ki. Kabirde beden. O zaman mezardakilerini diriltecek. Diriltilmesini beyan ediyor. Sonra görmüyor musunuz? Biz onun kemiklerini toplayamayacağımızı mı sanıyor insan? E kemikler neyle iş? Ne iş? Ruhla alakalı değil, kemik bedenle alakalı. Biz onun parmak uçlarını bile yeniden düzenlemeye, yaratmaya, diriltmeye kâdiriz ki.
- 05:26
Herkesin parmak ucunun izleri bile farklı. Parmak izi, bu kadar milyarlarca insanın farklı. E bunu yapan Allah ne yapamaz? Ya birçok ahad kerimede, Ebu Cehil ne dedi? Yasin-i Şerif'in son sayfasında. İnsan görmedi mi ki biz onu bir damla sudan yarattık? Bir damla suyun da zerresinden, o insandan çıkan su Belki bin çocuğa yeter.
- 05:59
Onda kaç bin hücre var? Bir tanesi tutuyor da bir çocuk oluyor. Bazı ikisi üçü dördü tutsa üçe dördüz oluyor. Yediz doğuran bile var. Yani o azıcık suyun da zerresinden yarattık. Bir de o kalkmış bizimle aşikar mücadele ediyor. Yani bizimle tartışıyor. İşte Ebu Cehil, Übeybini, Halef. Bunlar meşhur gavurlar.
- 06:24
Bunlar tartıştılar. Bize misal vermeye kalkıyor. Kendi nasıl yaratılmış? Bir damla sudan onu unutmuş. Gelmiş bizim peygamberimize sallallahu aleyhi ve sellem eline de almış mezarlıktan ufalan bir kemik. Diyor Ebu diyor çürümüş bak dağılıyor un ufak olmuş kemik. Ölünün kemiğini aldım değdirdim sana diyor.
- 06:53
Bunları kim diriltecek? Habibim şöyle ki ilk baştan yoktan kim yarattıysa o diriltecek. Her türlü yaratmayı en iyi bilen yaratılmışları en iyi bilen odur. E şimdi bu adam Ebu Cehil'e desen ki ruhlar dirilecek ruhlara devam edecek bu. Alem, ahiret Ebu Cehil inkar etmez ki onu. Ruhlar deyince her şey kolay oluyor.
- 07:22
Ama çürümüş kemiğin diriltilmesinden bahsedince hadi be git işine o kadar da olur mu? Yani çok dediler. İşlerinden bir uyarıcı geldi ahiret var dedi onlara buna çok şaştılar kaldılar. Kafirler dediler ne ilginç bir şey ya. Hiç de böyle bir şey duymadım. Ne ilginç saydılar Biz ölüp de toprak olduğumuz zaman mı diriltileceğiz?
- 07:56
Bu çok uzak bir dönüş. Yani yeniden kemiklerin dirilmesine çok uzak. İhtimal bile hemen hemen vermiyorlar. Biz yer onların nerelerini yedi, toprak onların nerelerini eksiltti biz onu muhakkak bildik Allah buyuruyor. Yani kaç kilo kondoru ya 120 kilo 120 kilo kaldıracağız. E 120 kilodan eser kalmadı.
- 08:22
Bütün toprak yedi. Yer zaten adı yer. Yediği için yer demişler. Toprağı. E yedi seni, bitirdi seni. Sen öyle zannet. Kuyruk sokumundaki hücre çürümüyor. Ve onun üzerine diğer vücut bina ediliyor ve adama kalk dendiği zaman kalkacak biiznillah. Onun için kim diyor cenneti tekzip ederse, kim cimrilik ederse sonra kendini Allah peygambere, alimlere falan muhtaç zannetmez
- 08:57
ben kendim yaparım bilirim falan havalarına girerse bir de en güzel yer olan cenneti yalanlarsa. E şimdi cenneti yalanlayınca deyince sen zannediyorsun ki ilahiyat profesörlerinin, docentlerinin birçok konuşmacılar hep cennet cennet dedikleri vakitte sen de zannediyorsun ki bunlar da inanıyorlar. Halbuki cesetlerin dirilmeyeceğini söylüyorlar.
- 09:19
İbn-i Sina gibi Farabi gibi filozof akıllı bunlar bedenlerin diriltilmeyeceğini söylüyorlar. Onun için İmam-ı Gazali bunlara kafir dediğin İmam-ı Rabbani Hazretleri de beyan ediyor mektubu altında. Cesetler dirilmeyecek desen kafir olur.
- 09:36
Şimdi bunlar varsa dünya yoksa dünya diyorlar. Ve cenneti inkar ediyorlar. Şimdi cenneti inkar etmek cennet yok demek değil. Sen zannediyorsun ki cennet yok demekle oluyor. Cennet yok demek yetti yani. Cennet yok diyen zaten kafir. Onu hiç konuşmuyoruz da. Cennet var ama ruha var. yani beden dirilmeyecek demektir.
- 10:02
Bunu diyen kafirdir. Kıpkızıl kafirdir. İstediği kadar tefsir hocası, profesör olsun. Çünkü ruh zaten ölmüyor ki neyi dirilecek? Sonra cennet ruhadır. Bu ne demek? Cesetler dirilmeyecek. E bütün Kur'an-ı Kerim kafirlere karşı kemiklerden derilerden un ufak olmuş, çürümüş bedenin huzurlarından bahsediyor.
- 10:26
Yani daha birçok ayet okuyabilirim. Sırf o 18 ayette Sırf on sekiz ayette hatırladım Katar'ı ile. hatırladım kadarıyla Ve gali ve idâ künnâ turâmen Ve gâlu i'dâ künnâ turâven bazıları öyle var, bazıları da öyle var. Efendim, eyni alem muhracûn var. Eyni alem ebu uysûn var. Yani biz toprak olunca çürüyünce, dağılınca, un ufak olunca mı diriltileceğiz?
- 10:47
Kabirden çıkartılacağız. Zaten kâfirlerin şaştığı bu taraf. Ya. Onun için, o Sabahatü Merdenen bir kadın vardı. Onun programına çıkardı Yaşar Nuri. Ben de hapisteyken seyrediyordum. Her kim ne diyorlar bakalım. Soru geldi, mesaj mı ne geldi. Dedi ki bu işte ölüler dirilecek mi? Hocam falan, o da ona acılık, yalakalık yapıyor.
- 11:17
Hüsnü Efendi, ha ha gibi de gülüyor arada, patlatıyor falan. Dedi, böyle bir soru var. Yahu aklım, fikrim şaşırdım kaldım. Hani olur, tamam, inkarcıları tanıyorum. Ben bu kadar inkar edeceğini, Kur'an okumuş adam. Bir de ben Kur'ancıyım. Kur'an çok önemli, Kur'an'a bakalım. İşleri güçleri Kur'an-ı İslam'ı, Kur'an falan falan.
- 11:42
Yahu bunlar Kur'an'a imanı olsa. Hadi hadisleri zaten toptan inkar etmişler. Kur'an'a imanı olan adam der mi bunu? Dedi ki, git dedi mezara bak bakalım ne göreceksin. Kemik dedi, bir şey yok dedi, hiçbir şey yok dedi. O mu dirilecek dedi? Aaa Stalin demez. Firavun demez. Bu lafı bir profesör hem de din profesörü.
- 12:03
Bunlar bunları dedi ya. Bu milletin imanı çalmak için. Ne mücadele verdi bunlar ya. Milleti kafir etmek için. Bir insan inansa ki kabirdeki kemikler dirilmeyecek, kafir olur. Bize ne öğretildi? Öldükten sonra diriltilmek haktır. Ruh zaten ölmüyor ki, onunla ne alakası var? Bu bedenin ruhla birleşmesidir.
- 12:30
Ruhlar, nefisler yani ruhlar çiftleştirildiği zaman. E peki ruh neyle çiftleştiriliyor? Bedeni yeniden kaldırılıyor ayağa, ruh yeniden bedenin içine sokuluyor, kalkın deniliyor. Yani ruhun bir şey çiftleşeceği yok ki. Bedenle çiftleşiyor. Nasıl ki şimdi ben hem bedenim hem ruhum. Şu anda benim bedenim var ama ruhum gitse yani mesela uykuda gider, bir de ölünce gider.
- 12:53
Yani sen mesela şimdi uyusam ben burada, sizin önünüzde öyle bir ağır uyku bastırsa olabiliyor da. Böyle giderim burada. Konuşurken giderim. Siz böyle bakarsınız. Ya canlı yayındayım, millet beni seyrediyor falan. Ruh olsa onları düşünür. Ruh uykuyla gittiği vakitte onları kimse hesap edemez ki. Beden iskelettir.
- 13:12
O neyi hesap edecek? Onun için şimdi ikisi bir diye ben böyle konuşabiliyorum. İşte o zaman Mevlana buyuruyor öldükten sonra ruhlar çiftleştirilecek. Yani birleştirilecek. Neyle? Bedeniyle. Yeniden içine sokulacak yani. Ölümle çıktı içinden. Uykuda da çıkıyor ama o devamlı irtibat halinde. Uykuda tam çıkmıyor.
- 13:32
Geriye dönüşü varsa, eceli gelmediyse, ölümün vakti gelmediyse irtibat halindedir. Yine kalp çalışıyor, damarlar çalışıyor, vücudun sıcaklığı korunuyor. Bir bitkisel hayat gibi bir şey de olsa canlılık var orada. Ama ölümse ölümde canlılık iş kalmaz. Kas katı kesilir. Zaten o sırada çürümeye başlar.
- 13:53
Ne kadar uyuşsa çürümeye başlamaz. Adam elli saati uyuşsa çürümeye başlamaz. Hem de en sıcakta da bile uyuşsa çürümez. Ama sen ruh çıktıktan sonra sıcağı koy elli saat değil, beş saatte kokar. Sıcağı çevirdiği zaman ceset. E sen nasıl inkar ediyorsun? Onun için Mevlana buyuruyor, bu işler benim kolay ettiklerime kolay gelir.
- 14:15
Ama ben kime kolay ederim? Bak, Allah yolunda fakirlere verecek, haramlardan sakınacak, cenneti de görür gibi cennete inanacak, ahirete inanacak. Ölümden sonra dirilmek var, inanacak. Ondan sonra sırat, mizan, mahşer, ahirette görülecek haller.
- 14:45
Ne söylediyse ve hakkun, ki haktır ve gerçektir. Zerre kadar acaba diyen, şüphe eden kafirdir ve zındıktır ve mürtettir. Zerre kadar şüphe eden. Bütün hadis-i şeriflerde beyan ediyor. Yeter ki hadis-i şeriflerde, itikadi konularda inceleyip sık dokuruz. Fıkıhta da öyle, hadislerin kaynakları bakımında.
- 15:07
Çünkü İmâm-ı Ahmed İbn-i Hanbel öyle buyurdu. Çünkü fıkıhta amel edeceksin. Helal mı haram mı bu meselesi var. Kaynaklara iyi bakmak gerekir. Bir de itikadi meseleler. İsa aleyhisselâm sağ mıdır, ölmüş mü? Bu itikada taalluk edebilir. Onun için hadislere bakacaksan, İsa ölmedi. Göklere kaldırıldı. Kur'an'da beyan ediyor.
- 15:27
Buna böyle inanacaksın. Yok oksijen yok, yok hava yok. Nasıl yaşıyor orada? İki bin senedir durulur mu? İşte bu kafir eder adamı. Çünkü mütevatir hadistir. İsa aleyhisselâmın ahir zamanda ineceği. Sıratın olduğu mütevatir hadistir. Mizan kurulacağı ayetle sabittir. Yani neler neler. Ama adamlar hepsini tevil ediyor, yuvarlıyor bir tarafa.
- 15:52
Efendim, öyle bildiğiniz terazi yok. İşte efendim, Allah sana bir kıymet biçecek, değer biçecek. Zaten adam cesetlerin dirilmeyeceğini söylüyor. Ta bu adama sırat mizan, sıratla mizan ruhla ilgili değil ki. Terazide ruh mu tartılacak? Ruh mu tartılacak? Ameller şekle sokulacak, ameller tartılacak. Sırattan ruh mu geçecek?
- 16:17
Bedenle birlikte ya geçecek ya düşecek. Yani bedensiz ruh ahirette hesapta yok. O zaman azapları da onların, kafirlerin, münafıkların hep ruha olacaksa. Kur'an-ı Kerim niye etlerden derilerden bahsediyor cehennemde? Ruhun derisi mi olur? Etleri, derileri piştiği zaman başka derilerle değiştireceğiz diyor.
- 16:42
Azabı devam etsin, azabı tatsınlar için. Sürekli tatmaları devam etsin. E derinin ruhla ne alakası var? Bu kadar ayet okuyorsunuz, hafız olmuşsunuz, ilahiyatı bitiriyorsunuz. Gavur olmak için mi okudunuz bu ilahiyatı? Deriler dirilmeyecek, cesetler kalkmayacak. Onun için Mevla buyuruyor. Her kim cenneti, ahireti inkar ederse,
- 17:05
velev ki bedenlerle ilgili değil, ruhlarla ilgilidir dese de inkardır. Onu anlatmaya çalışıyorum. Ben cennete, cehenneme inanıyorum, ahirete inanıyorum. Bunlar iş değil. Bir de Ahmet Hulusi mi ne var? Bir reddiye yaptım ona, hapishane mektupları mı basıyoruz? Birinci cilde hazırlanıyor şu an. Çok ilim var hapishane mektuplarında.
- 17:26
Ben okumakla bitiremedim. Bunlar ne zaman yazmışlık. Hapishaneden gönderiyordum ya. Okuyordu işte Mustafa Öztürk Hoca. İşte onlar kitap oluyor. Orada reddiyelerim var. Bu Hulusi'ye de var da. Herkesin cenneti de dünyada, cehennemi de dünyada. Laf bu. Bunlar felsefe lafıdır. Bunlar mantık yorumudur. Bunların vahiyle alakası yoktur.
- 17:49
Ve bu kafada olanlar Müslüman olamazlar. Yani cennet de burada, cehennem de burada. Ya ne demek? Dirilmek yok. Sen ağzından baklayı çıkartsana. Niye o yana bu yana kıvırıyorsun? Tabi millet senin gavur olduğunu anlamasın diye. Millete cennet, cehennem var gibi konuşuyorsun. Ondan sonra da lafın ilerisinde o da burada, o da burada.
- 18:10
Ya ne demek? Hepsi burada, ahiret yok. Ya biz manyak mıyız? Yani. Anlıyoruz da senin ne konuştuğunu ya. Sen inkar ediyorsun ahireti. Onun için kim cenneti, ahireti inkar ederse ruhadır muhadır palavra uçlar. Hem bedene hem ruha ikisi beraber. Fesenü yessiruhu lil usra. İşte onu da en çetin, en zor yaşanacak yer neresi?
- 18:38
Alemler içerisinde en zor yaşanacak yer neresi? Cehennem. İşte biz onu da oraya kolayca ileteceğiz. Onu o yola kolay edeceğiz, o yolu ona. Ne demek? İç mi içmek kolayına gelecek, zina etmek kolayına gelecek. Yani zevk vermesi başka. Böyle kolaylaştırılıyor ona. Haramlar, günahlar adamın önüne açılıyor, seriliyor böyle.
- 19:02
O da dalıyor botozlama. Anla ki cehennem için hazırlanıyor. Ama alametleri neymiş, ne başlıyor? Ahireti inkar, kendini bir şey zannedip vaaz dinlememek, ayet hadise uymamak, bir de cimrilik. Üç tane alamet sayılıyor burada. Onun için, şimdi duydum bugün, ünlüler münlüler varmış işte, ünlüler çok. Soyadı ünlüler değil ya.
- 19:30
Normal ünlüler varmış, artist martist bilmem ne bozuntuları da var ya çok. Bunlar göğe Ramazan'a hürmet edenler var. Zaten hiç Ramazan'a inanmayan dolu zındık var, onları konuşmuyoruz. Tiyatrocu, sinemacı, dizici, mizici, gezici. en son sana çok inanmayan var. O çok inanmayan var. Ne ahiret, ne kabir, ne mahşer, hiçbir şey kabul etmez onlar.
- 19:52
Bunları konuşmuyoruz. Cenneti, ahireti anlattığım zaman Fatiha-l-Tayliye'ye ilk zamanlar yani tabi 5-6 sene oldu Ne cennetten neler anlattım, sıralı âyetler şunlar bunlar İşte Ertesi gün müydü? Birkaç gün sonra baktım Hakkı Devrim o zaman yazı yazıyordu hangi gazetede bilmiyorum Yani Radikal'de miydi bir yerdeydi Cumhuriyet mi olabilir?
- 20:22
Orada yazı yazıyor Yazısında ne yazdı biliyor musunuz? İyi ki bu adamı çıkarttılar da konuşturdular da Biz de bunların ne saçma sapan şeylere inandığını anladık Müslüman'ın lafı bu olabilir Bir adam ben âyet-i hadis okuyorum taramalı gibi takatak takatak okuyorum Taramalı gibi hem âyetin metnini okuyorum hem maalini yapıyorum.
- 20:47
Burada hepsi âyet olmak üzere Adam diyor ki bunların ne parlavralara inandığını biz de anlamış olduk Bizim konuştuklarımıza akıl ötesi kabul ediyor E şimdi ahirete gittin Var mıymış yok muymuş? Abi cevap verebilse şöyle bir sözcük hastesine bir röportaj yapsa Hakkı Devrim
- 21:07
şimdi neler yazar acaba? Çok merak ediyorum Gazetede çok satar ha tarajı da çok artar ama nerede gitsinler mezarına bakalım konuşur mu? Efendim Ahiret olsaydı milletin kafası kırılır da yarılır da çıkar gelirdi anlatırdılar. Dirilmek olsaydı Efendi Hazretleri öyle der. Ne kafalar yarılıyor kırılıyor ama orada kalıyor İmtihan olsun diye.
- 21:33
Mevla müşahede etmiyor Bir daha dünyaya gelmelerine. Gelselerdi neler söyleyeceklerdi neler Biz hak üzere değilmişiz batıldaymışız Ahiret hakmış, cennet cehennem hakmış Bize yerimiz gösterilince biz gördük Önümüzde ebedi ahirete doğru gidiyoruz Mahşere kaldırılma sürecini bekliyoruz Ey insanlar siz bizim gibi inkar etmeyin Vaaz nasihat dinleyin, ayet hadis dinleyin
- 22:00
Kur'an'a sünnete tabi olun, Rabbinize tabi olun Neler diyecekler ama Geçti o fırsat Onun için Şimdi ne derim Onlara Allah cehenneme gitmeyi kolay ettiği kimselerin sıfatlarını sayarken haramdan sakınmaz işte Ondan sonra Şimdi bazı ünlüler Oruç tutuyorlar veyahut da Ramazana saygı İyi bir şey. Fakat Ramazana saygı adı altında Diyorlarmış ki içkiyi Ramazanda içersen çok günah
- 22:31
Bir senelik geriye dönüp bütün sevapların silinir Ve bir daha sene Ramazana kadar Allah ve melekleri İçki içenlere lanet eder. Ramazanda Yani Ramazanda tabi günahların cezalarında da Belalarında da artış var Şimdi bunlar ne yapıyorlarmış biliyorsun. Bunlar esrar içiyormuşlar Yeni bir parti çıkmış. Böyle ünlüler parti kuruyormuşlar şimdi Parti değil, siyasi parti değil.
- 22:54
Gruplar yapıyormuşlar Diyorlarmış ki aman içki içerseniz mahvoluruz Ramazan ne yapalım esrar çekelim. Diyormuşlar Esrarı içki gibi kabul etmiyor. Bu diyorlarmışlar Mekruh, hafif diyorlarmış. Bunlara hangi hoca Fetva verdi, hangi dangalak hoca acaba onu bilmiyorum Çok dangalak bulunur tabi ki. İçkiye bile fetva veriyordular adamdan Değil mi?
- 23:14
Yaşar Nuri demedi mi ki 10 bardağa kadar 10 kase falan içilir. Sarhoş olana kadar takılabilirsin Zaten sarhoş olacağını kendi ayarlıyor 3'te mi olacak, 33'te mi olacak. Bir de baktın zaten sarhoş oldu Devam et gitsin. Kimisi de bir bardakta da sarhoş olamıyor Adam diyor ki 10 bardağa kadar fetva var E şimdi bunlara mı sordular?
- 23:34
Kime sordular? Ya arkadaş ben içki, uyuşturucu, kumar yazdım En son çıkan kitabımda. Orada kaynaklarına bakabilirsiniz En son bölüm, yani yok 5 bölümse 4. bölüm En son bölüm içkiden, kumardan, uyuşturucudan kurtulmak için okunacaklar, yazılacaklar idi Son bölüm ona ayırdım Ondan evvelki bölümde uyuşturucu ve tehlikeleri ve fetvaları ve hükümlerini yazdım
- 23:58
Bütün kaynakları İbnül Cevzi Hazretleri Büyük müfessir, muhaddis, fakir, Allameycan Bu zat diyor ki Kebair hakkında, büyük günahlar hakkında yazdığı kitabında diyor ki Mukaddirat deniyor uyuşturucuya Uyuşturucunun günahı şaraptan büyüktür Elhamdülillah Rabbil Alemin Nehd-i inatü hükmü Allah'a subhanehu ve aleyhi ve sellem Bu da bir şahittir, lafımın doğruluğunu
- 24:25
Hapşırdığın zaman bir haberi verirken o doğruluğuna şahit İki kere hapşırırsan iki şahit yerine geçer Hadis-i Şerif'tir Uyuşturucunun diyor günahı, vebali, cezası İçkiden, şaraptan büyüktür Çünkü neden diyor Esas tehlike şurada Zaten Hadis-i Şerif'te kesin sabittir Zannedersin Ebû Davud hadisidir Sahite geçer Nehâ Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem
- 24:46
Hâ külli müşkirin ve müfettirin Kâinatın Efendisi her sarhoş edici maddeyi Ve bir de gevşeten Bu gevşetme yapanları da yasakladı Bunlar da haramdır Böyle tam gevşetiyoruz, bütün civatalar, balatalar, hepsi dökülüyor. Adamın sonra bakıyorsun ne konuştuğu belli değil. A'sı buradan geliyor, B'si buradan çıkıyor.
- 25:04
Adam dağıldı gitti kap ortası. Şu gevşetici haplar, bonzailer, uyuşturucular, bunların hepsi sarhoş eden neyse bunlar aynıdır. Zaten sarhoş ediyor, sarhoştan beter ediyor. Bunlar haramdır. Hadis-i şerifle sabittir. Ondan sonra, İbn-i Cevzi Hazretleri buyuruyor ki, bunlar şaraptan daha tehlikelidir. Neden diyor?
- 25:27
Çünkü diyor, bunları helal sayarlar, şarap gibi değil derler. Bak ne zaman, bugün de olacakları, belki 900 sene evvelken kitap bu. Diyor ki orada, onlar derler ki, ya bu şarap gibi değil, içki içmiyoruz ya, derler, efendim iki duman çekerler, bir hap atarlar, bunlar Efendim iki duman çekerler, bir hap atarlar.
- 25:44
Bunlar şarap içmekten beter olmaların tehlikesi nedir? Şarap içse günaha girer, kafir olmaz. Haram olduğunu bildikçe. Ama buna helal derler. İşte mekruhta helal demek yani. Bu hafif mafif. Hafif görüp de helal kabul ettikleri için kafir olurlar diyor. Ya şarap içmeyeyim de efendim Ramazan'da büyük günahmış oradan kurtulayım derken gitti gavur olacak.
- 26:09
Niye gavur olacak? E diyor ki baksana bu haram değil diyor. Bu diye mekruh düşük diyor. Eğer uyuşturuculara bir insan haram değil derse kafir olur. Çünkü sahih hadislerle hüküm sabittir ki gevşeklik veren, akıl gideren bütün uyuşturucu maddelerin hepsi şarap gibidir. Bu sabit. O zaman yani sen yağmurdan kaçarken doluya tutulacaksın.
- 26:34
Mevla'da buyuruyor ki kim haramlardan sakınmaz ben de onu en çetin olan cehenneme kolayca götürürüm. Ne demek? Cehenneme onu sevk ederim bir de kolay getiririm onu. Ya bu mekruh bundan bir şey olmaz falan filan öyle gelir ona. Aman birbirini uyaralım. Hoca dedi ki içki içmeyin Ramazan'da. E uyuşturucu içebilirsiniz mi dedi hoca.
- 26:58
Sakın böyle şeylere fetvalara mantıksız akılsız işlere uymayın. Siz de biliyorsunuz ki aklı başına insansınız ki aklı baştan alan her şey haramdır. Onun için şimdi cenneti anlatalım derken, tabi cennetten kolayca ne ile gidilir konuşmuş olduk. Bir de cehenneme kolayca nasıl gidilir Allah muhafaza onu konuşmuş olduk.
- 27:19
İkinci bölümde inşaAllah cennetle ilgili diğer kitaptan bazı rivayetler zikredeceğim. Birbirinizi haberdar edelim. Allah'a emanet ederiz. alâ seyyidinâ rasûlillâh ve alâ aliyyul sahbih Şimdi, cennetten bahsedeceğiz tabi Rabbimiz'in rıza mahallidir ve sevdiği yurttur, razı olduğu yurttur, oraya girenlerden de razı olduğu yurttur
- 28:28
Evet, tabi ki cennet için, cenneti kazanmak için bazı şartlar vardır. Bunları yerine getirmek icap eder. Bu gece ben yine şartlarından değil de cennetle ilgili birkaç rivayete itimam edeceğim. Ondan sonra yarın gece inşaAllah. Allah'ım Celle Celaluhu fırsat verirsen yarın gecenin sahurunda on tane madde sayacağız.
- 28:56
Yani cennete girmek için lazım gelen veyahut da işte cennete girmeyi kolaylaştırmak için Allah'ımızın rızasını bize kazandırması için on tane vasıf ve sıfat. Bakayım on mu beş mi? Beş diyor. Ben de zam yapmışım. Demek ki beş şeye riayet edilecek. Tabi o beş şeyin altında beş yüz şey çıkacak ama ana başlıklar altında beş madde sayılacak inşallah.
- 29:27
Rabbim beyan etmeyi sizlere zikretmeyi nakletmeyi müesser eylesin. Amin. Evet hadis-i şeriflerde buyuruluyor. Allah-u Teala cennete kullarını girdirdiği zaman meleklerine buyurur ki benim dostlarımı yedirin. Cennete acıkmak yok. Acıkmaktan yemek yok. Çünkü acıkmak zahmettir. E sıkıntı verir. O acıklığı hissedersin.
- 29:55
hissedersin açlığı, o bir sıkıntıdır. Cennette öyle bir hisler olmaz. Ama lezzet babından, lezzeti artırmak için dostlarımı yedirin buyurur. Bunun üzerine fe yute'a bi'elvân ilâ tu'meti fe yicidûne li'l-lükmeti lezzeten ghayra lukran. Onlara, efendim, öyle tabaklar, çeşitler, işte... renk, renk, rengarenk yemekler getirir ki
- 30:18
her bir lokma da diğerinde bulamayacakları, bulamadıkları lezzeti bulurlar. Şimdi cennetin yiyecekleri inkar edilemez. Şimdi E peki o zaman madem ruha olsaydı cennet E peki o zaman madem ruhi olsaydı cennet, ruh yer mi? ruh yer mi? Ruh yemez. Ruhun lokmayla mokmayla ne işi var? E demek işte cennet bedenle birlikte olan ruhadır.
- 30:43
Bedensiz ruha efendim böyle bir mükafat diye bir şey yok. Çünkü onlar dünyada ikisi birlikte itaat ettiler. Onun için cenneti ikisi birlikte hak ettiler. Veya azabı, cehennemi ikisi birlikte hak ettiler. Adam içki içmekten, zina etmekten ne yaptı? Bedeni de nasibine aldı. Onun için beden de yanacak.
- 31:07
Bu sabittir kesinlikle konuşmanın gereği yok ama işte inkar edenler oluyor. Sonra yemekleri biter, Allah-u Teala buyuruyor, kullarımı suvarın yani içinin cennet şaraplarından işte sularından, sütlerinden, balınmaktan falan. Feyyüte beşribetin feycidunel külli şerbetin lezzeti bi hilafel hukura. Dünyaya benzer mi ahiret ya?
- 31:29
Buranın şurupları, şerbetleri şekeri çıkarıyor, tansiyonu çıkarıyor, kolesterolü yükseltiyor, bilmem ne. Dolu arıza yani. İçmesen daha selamet, kurtuluyorsun. Mevla'yı kullar içsin diye tabii yaratan var. Bir yandan da imtihan etti işte. Öyle sırf lezzet yok dünyada. Her lezzetin içi karışık ve bulaşıktır.
- 31:51
Mutlaka elemle ve kederle. Keder zaten bulanıklık demek. Türkçe'de sıkıntıya keder derler. İnsanın hayatını tekdir ediyor Mevla. Ne demek? Bulandırıyor. Yani sana sırf lezzet dünyada tattırmam. Bu sefer dünyayı cennete çevirmeye çalışırsın. Ya dünya bu kadar sıkıntılı olduğu halde yine cennete çevirmeye çalışıyoruz.
- 32:10
Yani ebedi kalacak gibi yatırım yapıyoruz. Bir de hiç hastalığı olmasa, mide bulanmasa, efendim hazımsızlık olmasa, benim bu yemeklerden şekerim çıkmasa, neler içeceğim? Neler yiyeceğim? Ama işte öyle duruyorum. Yani azdan yetiniyorum tabii. Hep aklımda kalıyor. Ama yiyemiyorum şimdi. O hastalık korkutuyor beni.
- 32:36
Ondan sonra hani biri demiş ya, yemek için yaşamıyorum, yaşamak için yiyorum. Onun için de az yemem lazım. Çünkü çok yatsam yaşayamayacağım. Hesabı böyle yapıyoruz. E şimdi Allah bu kadar nimetler sermiş önümüze, bir yandan da yedirmiyor bizi. E çünkü neden? Seni hayatını bulandırıyor yani. Dünyada safi lezzet, halis karışıksız bir lezzet tatma diye.
- 32:59
Çünkü neden? Hepten cenneti hiç istemezsin bu sefer. Varsa yoksa dünya zannedersin. Yine bile öyleyiz ya. Yani Yani, cennete gidelim ama hemen gitmeyelim. Şimdi hemen gitmeyelim, bu sene kalsın. Dünyada çok sıkıntı çekiyorsun, ağrın var, sancın var, hastalığın var. Bitsin bu dertler işte, iğneler, mineler, hastalıklar, sancılar.
- 33:19
Bitsin bu dertler işte. İğneler, mineler, Çok da üzüntü geliyor, sıkıntı geliyor. Bir tokada bela var başına. Eee? Bütün kadar bela var başına. Eee? E bir an önce cennete gidelim. Ya biraz daha duralım. Çünkü ahirete yakini imanı zayıf yani. Şüphesiz inanan insan yakin bir makamdır. İmanın âlâ zirvesidir, makamıdır.
- 33:41
Yakini dereceye gelende böyle işler olur mu ya? Dünyada biraz daha kalalım, biraz daha yiyelim, biraz daha yiyelim. Bu maksat değil ki, gaye değil ki. Evliyalardan biri işte tuzla ot, otları kesiyormuş. Yeşil otlara tuz ekiyormuş onlara. Tuzu da fazlalığından yani mübarek. Tuz da keyfini yani otu ölmemek için.
- 34:04
Tuz da o kadar da keyif olsun. olsun. Ekmek yok, bir şey yok. Birisi gelmiş demiş, ee efendi demiş sen puluna mı bununla mı iktifa ediyorsun? ittifa ediyorsun? Yani hiç ekmek bir şey yemiyor musun? Hiç çorba yok, yemek yok, et yok, but yok. Hiçbir şey yok. Sadece yeşillik var. E demiş, ben demiş cennete girmek için E demiş cennete girmek için yaşıyorum.
- 34:22
yaşıyorum. Cennete girmek için yiyorum. yediğim kadarıyla namazda ayağa durabileyim, kıyamda belimi doğrultabileyim, falan işte oruç tutabileyim. Öbür türlü intihar olur, açlık grevi gibi. Onun için demiş ben cennete girmek için gereken ibadetleri yapmak için yiyorum. Sen demiş halabekçiliği için, mezbeleye çıkmak için yiyorsun.
- 34:44
Çünkü yediklerin senin namaz kıldırmaktan fazla geliyor. Hatta namazda uykunu getiriyor. Hatta ayakta duramayacak hale geliyorsun. Bir iftar yapıyorsun. Teravihde belini doğrultamıyorsun. Siz lezzetleri, keyifleri dünyada tükettiniz denir sonra diyor Hazreti Ömer Efendimiz. Sahabeye Hazreti Cihabir'in keyfini kaçırdı, moralini bozdu.
- 35:32
Yani kasaptan et almış bir kilo, iki kilo. O onun için bile, niye aldın diyor bu eti diyor. Ya mübarek Hazreti Ömer Efendimiz. Adam helalından et almış. Şimdi bizim için ne kadar normal bir şey değil mi? Yani kimse bir şey soramaz, karıştırmaz. Ne soruyorsun ya, sana ne demiş. Efendim. Ama o soruyor Hazreti Ömer bu müfettiş gibi radıyallahu anh.
- 35:54
Sahabenin iyiliğini istiyor. O da diyor ki canımız istedi et istedi ya. Ooo daha büyük bir kabahat. E külle veşte eti fişte haytum. Ha siz demek diyor canınız ne istiyorsa alıyorsunuz öyle mi? Bizde nasıl? Bizde canımızın istediği değil, canımızın isteyeceklerini de alıyoruz. Markete çıkıyor, manava gidiyor falan.
- 36:15
Yarın karpuz isterse canım diyor, karpuz da alalım. Şimdi kavun istiyor musun? İstemiyorum. Belki üç gün sonra kavun isterim. Kavun da bulunsun. La havle vela kuvve. Haram mı değil, mekruh mu değil. Muba mı muba. Ama işte cennet taliplileri, gerçek, yakinen inananları böyle değil. Hareketler bu değil yani.
- 36:38
Yakini iman bunu iktiza etmiyor. Ben ne diyeyim işte. Bak işte. Suvarın kulları bu. Bir şarap, şaraplar yani şerbet demiş. Şarap içecek demek Arapçada. O sizin bildiğiniz sarhoşluk veren hamur. Adı Arapçada. İçecekler getiriyor. Her bir şerbette bir lezzet buluyorlar. Diğerinde o lezzet yok. 70 çeşit, 700 çeşit, 7000 çeşit, 70.000 çeşit.
- 37:06
Bazı rivayetlerde Hacı Şerif'de 70.000'i de gördüm yani. 70.000. Her birinin lezzeti farklı. Onun için Yahudilerden birisi Resulullah Efendimiz'e geldi. Ehl-i Kitaptan. Ekseri Ehl-i Kitaptan Yahudiler Medine'nin yakınındaydılar. Onlar çok gelip giderler. Soruştururlardı. İslam'ı çok karıştırırlardı, araştırırlardı.
- 37:31
Tevrat'ta yazılanlara uyuyor mu, uymuyor mu. Tevrat'ın bir kısmını tarif etmişler. Efendimiz'in sıfatlarıyla ilgili bölümleri tarif etmişler. İşlerine gelmeyenlere dokunmamışlar yani. İşte cennetin sıfatı dünyaya taalluk etmiyor. Onun için oralar tarif edilmemiş. Anladınız mı? Mesela kıyamet alametleri veyahut da mahşerde şunlar olacak falan.
- 37:53
Bunları tarif etmiyorlar. Niye? Çünkü buralar dünya siyasetine, yönetimine taalluk etmiyor. Onlara ilgilenmiyorlar. Onun için Demirel niye rahatsız oluyordu? 260 aleti değiştirmek lazım. Ama hangi aletler? Cennet. Cehennem. İstediğin kadar oku. Nasıl olsa inanan inanıyor, inanmayan geri gidiyor. Kısas dokunuyor.
- 38:13
Çünkü apoyu beslemek istiyorlar. Apoyu asmak istemiyorlar. Onun için kısası kaldırdılar. Onun için hırsızın kolunu kesmeyi kaldırdılar. Çünkü bütün memleket hırsız. Adam işte hırsızın kolunu keserse kardeşinden tut, yeğeninden çık, bütün sülalenin kolunu mu kessin? İsrailoğullarının yaptıkları gibi.
- 38:35
Kralların çocukları zina ederse rejim mi olsun? En iyisi aleti değiştirelim. Çünkü onlara dünyada zarar verenlerle uğraşıyorlar. Kıyamet, mahşer, sırat, mizan, hoca diyor anlat da dinlet diyor yani. Bana öyle dedi hanbaşı hapiste. İsrailoğullarının aleyhine olan aletleri okuma dedi. Geri kalan ne okursan oku.
- 38:54
Biz senin önünü açacağız. Her türlü ilerlemeyi maddi manevi sağlayacağız. Seni dedi, bak hapislerde sürünüyorsun yazık değil mi sana dedi. Bana bu teklifle geldiler. 2000'de. 3 ayda yanımda durdu artık beni incelemek için. Aynı yere attılar bizi yan yana yattık. Burada mesela adam Yahudi'ye dokunan aletleri okuma diyor.
- 39:17
Demiyor ki cenneti okuma. Demiyor ki cehennemi okuma. Çünkü öyle. Cennet, cehennem. İnanan inansın inanmayan. Yani onlara dokunan neresi? İsrailoğullarının yaptığı peygamberlere yaptıkları hainliklerle ilgili aletler. Bunları okuma diyor. E şimdi onun için o zaman tehrife uğrayan kısımlardan değildi bu cennetle ilgili sıfatlar.
- 39:39
Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip imtihan için sorarlar. İşte cennet ehlinin ilk yemeği ne olacaksa dedim ya balık av yarıdır falan. Bütün bunlar sahih hadislerde de geçer. Bazı ayet-i kerimelerin sebebin üzülünü de teşkil ediyor. Geldi dedi ki, dedi ki, Ebel Kasim, etezum enne ehl-i cenneti yekulûn ve işrabûn Senin iddian nedir?
- 39:59
Cennet ehliyi yiyecek, içecek mi? Yani cennette yemek, içmek var mı? dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu, ne'am vellezî nefsî bi-yedihî bu deri midede geçiyor İbn-i Ebî Şeybe, Musa Neftali, İbn-i Mübârek Ez-Zühd isimleri sende alıyor, birçok kaynağı var, hadis-i şerifin.
- 40:17
Cennet ehli Muhammed'in vellezî nefsî Muhammed'in bi-yedihî sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem benim canım yedi kudretinde olan Allah'a yemin ederim İnne ehaldühüm lehûtâ kuvvete miyeti raculün filekli ve şurdu vel cibâ Yemek, içmek ve cinsi münasipet bakımında cennet ehline ne verilecek? Yüz erkek kuvveti verilecek.
- 40:39
Yüz erkek, dünyada yüz erkeğin Yüz erkek ne kadar yer? Yüz kişilik. Bir adam yüz kişilik yemek yiyebilecek, yüz kişilik meşrubat içebilecek. Efendim, artık yüz eşiyle diyelim bir gecede Veyahut da gece yok, cennette gece gündüz yok mefhum olarak. İşte bir gecelik vakitte diyelim, süre itibariyle Yüz tane eşi olsa onunla cimâ edebilecek veya bir eşiyle yüz kere cimâ edebilecek.
- 41:06
Nerede var dünyada böyle bir kuvvet? Böyle bir hap, böyle bir ilaç. Olsa zaten hemen zenginler o hapları alırlardı. Ama yok. İştahını açsa yüz kişilik yemek yiyebilir mi? Hadi iştahını açtı, ondan sonra iki, üç kişilik, beş kişilik, on kişilik patlayacak, geberecek, gidecek. Çünkü o kadar yenilmiyor.
- 41:27
Yani iştahı açılsa bile Yemeğe kuvveti kalmaz. Midede yer yok. Ama cennette Bu vardır. O zaman bu ehl-i kitaptan olan kişi dedi Feynelediye kulü veşrob ve kullu hâce vel cennetü tayyibe leysefi yâden Aynı şimdiki gâvurlar nasıl böyle antika şeyler soruyorlar, o da öyle soruyor. Peki dedi cennet tertemizdir.
- 41:52
Kabul ediyor muyuz? Müşterek miyiz? Tamam, ittifaklıyız. Peki cennette eziyet veren bir şey var mı? Yok. Peki sen diyorsun yiyecek içecek, hem de yüz adam kadar. Peki yiyenin ihtiyacı olur mu? Dünyayı kıyas ediyor. Olur. Büyük abdest, küçük abdest. Bu nereden çıkacak? Yedin, yedin, yedin bu. İthalat var, ihracat yok.
- 42:11
Nereye gidecek bu? Dedi. Kâinat nefesine buyuruyor. Hâcetu âlim âragûnû ve kerîhil miskiyî. Onların yediklerinin, içtiklerinin dışarı çıkması, Mevla isterse içinde öğütür onu, yok eder, buhar eder, tuman eder, bir de bakarsın, bu kadar yemişsin yemişsin, ağzından nefesten bir buhar çıksa, Mevla hepsini izah eder, yeniden acıkırsın, yani cenneti acıkmak
- 42:36
Yani cennete acıkmak yok da, yeniden yiyecek kuvvete gelirsin. Ama yine de Mevla ne yapıyor? Güzel koku ihtiyaçları var ya, hoş kokuyu severler. Cennet eli tertemiz. Şimdi dünyada mesela o kadar koku ihtiyacımız var. Hakikilerini de çok zor buluyoruz. Çoğunda hırlık uç karıştırmışlar. Udun hakkısı, miskin hakkısı falan.
- 42:58
50 tane mal geliyor, 1 tane hakkı zor geliyor. Hakikisi de çok pahalı geliyor. E şimdi koku ihtiyacımız da var. Vaktimiz olsa her tarafa, devamlı sürüneceğiz her tarafımıza. Sünnette de var sürünsek de. Pahalıları da kıyamıyoruz. Her dakika nasıl süreceğiz? Haa işte diyor, yediklerinin, içtiklerinin çıkışı neyle olacak?
- 43:18
Bir ter çıkacak. Ama dünyadaki ter bak adamı rahatsız ediyor. Bizim klima zaten bozuk. Adam durup dururken klimanın önünde terliyorum. Başkası da donacak. E şimdi bu ter bana ne verdi? Sıkıntı verdi, eziyet. Dünyadaki bütün terler eziyet verir. Gömleğini yapıştırır. Fanilerini yapıştırır üzerine. Biraz soğutur.
- 43:39
Biraz soğuma başlar. Bu sefer yel girer. Bu sefer kuluncu olursun. O terlemenin soğumanın var ya adamı, bütün o kireçlemeler, mireçlemeler oradan çıkıyor. Ondan sonra bas bas bağırıyor. Dolayısıyla dünyadaki ter eziyet vericidir, hastalık yapıcıdır, sıkıntıdır. Ama cennette bütün yedikleri ter halinde çıkıyor.
- 44:00
O ter de mis kokusu olarak, hakiki mis köhember kokusu olarak vücuduna yayılıyor. Hem koku ihtiyacı böyle karşılanmış oluyor. Bir koku dışarıdan sürmeye hacet kalmıyor. Hem de o ter ona eziyet ve sıkıntı vermiyor. Yani cennetin sıfatı hakkında bazı cidler yazılmış. O kadar hadis-i şerif ve rivayet var.
- 44:22
Cidler, kitap yazılmıştır. Yani birkaç rivayette biz bunu bitiremeyiz. Yemeği bitirdikleri zaman, Allah-u Teala buyuruyor. Rabbiniz benim. Söz verdim cennete girdireceğimize. Sözümü tuttum. Şimdi ne istiyorsanız isteyin benden vereceğim. Dünyadayken vel cennete diyorduk. Rıdake vel cenne. Cennetini, rızanı, rızanı, cennetini.
- 44:46
Şimdi orası cennet. İsteyin vereceğim. İsteyin vereceğim. Ne istiyorlar? Rızanı isteriz ya Rabbim, iki veya üç kere. Çünkü Cennet'e girdi zaten, daha ne isteyecek? Rızanı helal et bize yani, bizden razı ol, bizden memnun ol, zaten razı olmadığın Cennet'e ne işi var ama olsun onlar istiyorlar, çünkü rızasını duymak istiyorlar.
- 45:09
Öyle olunca sevinecekler. Mevla buyuracak, el-radîtu ankum ve ledeyyi el-mezîd. Razı oldum sizden, kesinlikle memnunum bir daha da Lâ isgatuhu aleykum ve bâdiu ebeden. Buhari hadisi kursi ile geçer. Artık ebediyen size kızmayacağım, onu bir derste şerrettim. Yani, insan ne kadar velî de olsa, acaba Allah'ı kızdırır mıyım diye korku içindedir dünyada.
- 45:33
Ancak orada Mevla buyurunca ki daha ebedi kızmayacağım, rahatlar. Onun için dünyada güvence yok, emniyet yok, korkuyu bırakmak yok. Peki, ben size daha fazlasını da vereceğim. Razı oldum, tamam. Onlar da sevinecekler, bayram edecekler. Peki, daha fazlası ne olur? Elli ve mülkü l-mülkün bi kerâmetin âzâme min delike külli.
- 45:55
Fe yekşifu l-hicâb, fe nzurûne ileyhim âşâ Allah. Mevla Teâlâ birden perdeyi açacak. Şimdi bu perdeyi doğru anlamak lazım. Hiçbir perde Allah'ı perdeleyemez. Mevla sonsuzdur, nihayetsizdir. E perde nedir? Hangi perde? Mahlûk, hangi yaratılan perde Allah'ı, Halik Teâlâ'yı perdeleyebilir? Hâşâ. Kim perdelidir?
- 46:20
Kullar perdelidir. Yani kulların Mevla'nın cemâlini görmelerine engel var önlerinde. Yani nefsâni perdeler, şehevâni perdeler, o zamana kadar. Mevla o anda o perdeyi onların görmesine engel olan mânileri izah edecek. Bir kaldıracak, gözleri açılacak. Mevla Teâlâ'nın cemâline bakacaklar. Ne kadar bakacaklar?
- 46:41
Dilediği kadar. Mevla ne kadar müsaade ederse. Fe hırrûne lehusûcceden, hemen secdeye kapanacaklar. Fe yescudûn, fe hırrûne lehusûcceden, maşâAllah. Allah'ın dilediği bir müddet geçecek. O kadar secdede kalacaklar. Thumme kulluhum irfa'û rûsakum. Leşâzâ mevzâ ibadetir. Mevla buyuracak, başlarınızı secdeden kaldırın.
- 47:01
Secdeleri dünyada yaptınız. Bura ibadet yeri değil. Mükellefiyet kalktı sizden. Bura lezzet yeridir. Siz namazlarınızı kıldınız, sünnetlerinizi kıldınız, teravihlerinizi kıldınız. İhyâ ettiniz, gecelerinizi günlerinizi nafilelerle, secdelerle, rükûmüllerle abad ettiniz. Bura ibadet yeri değil.
- 47:23
Şimdi başınızı kaldırın. Fe ensevnî kulle nîmetin kânû. Cennetteki bütün nimetlerini, köşklerini, saraylarını, gılmandan, hizmetçilerini, eşlerini öyle güzel olmuş ki eşleri. Cennette yani anlatılmaz yani anlatılmaz. Yüzüne bakıyor eşinin. Kendi yüzünü onun yüzünde görüyor. Göğsüne bakıyor yüzünü görüyor.
- 47:45
Öyle şeffaftır. Hadis-i şerif Bukhari'de de var. Akıl biraz tasavvur edemiyor. Hayal gücü zorlanıyor burada. Yani etinin arkasındaki içindeki iliği gözüküyor. Şimdi dünyada böyle ilik falan gözükse biraz insana sıkıntı verir. Damarı mamarı gözükse insan istemez. Ama şimdi cennet orası. O kadar güzellik ve şeffaflık var ki.
- 48:11
Tabi orada kan var mı? Kanla mı yaşıyorsun? İşte o mesele var. Dünyada kan irin mirin insan görmek istemiyor. Ama orada diyor güzellikten dolayı diyor dizlerinin ilikleri görünecek dışarıdan diyor. Bu Bukhari'dir. Yani cenneti tasavvur edemeyiz. Hani bizim adımız nedir? Görmemişler. Biz görmemişiz cenneti.
- 48:35
Onun için görmemişe laf anlatılmaz yani. Göstereceksin o zaman anlayacak. İnşallah cennete gireriz görürüz de. Yani dünyadaki leşler yani bize bu kadar güzel geliyorsa ya ahirette herhalde dünya gözüyle o güzellikleri gören burada tahammül edemez. Her şeyin bir tahammül sınırı var ölür. Dünyada o güzelliği görse dayanamaz ölür diyor.
- 48:57
Yani cennetin namelerini duysa burada ölür diyor. Birçok adet şerifler var. Tahammül insanın kalbi aklı beyni neyse buna dayanamaz. Onun için eşi de ona bakıyor göğsüne yüzünü görüyor göğsünü görüyor, cebinde iyiliğini görüyor, yani yüzünü görüyor. Sanki bütün vücut ayna şeffaf. O da onun aynası gibi olmuş.
- 49:20
Böyle güzellikler var yani, Allah Allah. Hiç eziyet yok. Hiç sıkıntı yok. Ama bu kadar nimetin hepsi unutuldu gitti. Neden? Mevlanın cemalini gördükleri anda hepsi mütelaşi oldu. Bütün nimetlerden daha sevgili onlara ne gelecek? Mevlanın cemaline bakmak. Bir an görmek bütün cennetler ve içindekilerin hepsinden daha lezzetli gelecek.
- 49:45
Fakat tabii ki Mevlanın cemalini görmek devamlı olmaz. düşünsün meyazcağın köşklerine, saraylarına dönecekler. Buradan da anlaşılıyor ki herkes kendi köşkünde, sarayında görmeyecek. Yine cuma günü toplanmak gibi, bayram günü cemaat nasıl bir araya geliyor? O vakitlere denk gelen, cennette gün gece yok.
- 50:08
Ama dünyadaki cumanın saatine denk gelen. dünyadaki bayramın saatine muvaffakat edilir. Mevla'nın ilminde bunlar malumdur. Hangi vakte denk geliyor? O vakitte cennet ehli toplanacak. Çünkü ne diyor? Sonra dönecekler evlerine. Evlerine. Buradan anlaşılıyor ki, ne yapıyor? Hepsi ziyaret için Mevla'nın cemalini, bir yere toplanıyor.
- 50:30
İstima var cennette, toplanma var. Burada görüyorlar, sonra geri dönüyorlar. Geri döndükleri vakit, Feteh-i curihü min tehdi arş alâ tillim min miskin ebiyat. Tam dönüş yolunda, beyaz miskten bir tepe var. Beyaz miskin, bize kokusunu ver de, beyaz misk kokusu falan var bende biraz. Kim bilir, kim yasalın neresinden?
- 50:52
Kaç tane karışıktır yani, hakikisi. Bunlar bendekine biraz hakike benziyor ama, beyaz miskten bir tepe var, tepe. Burada şu kadarını bulamıyoruz. Koca dağ beyaz miskten. Beyaz misktenki tepenin, üzerine arşın altından bir rüzgar esecek, o tepenin üstüne, o rüzgar vuracak, fe yünse rüzel alâ rûsim. Sonra alacak kaldıracak, o dağın tepenin,
- 51:17
miskten oluşan tepenin tübünü kaldıracak, bu Mevla'nın cemalini ziyaretten evlerine, köşklerine dönenlerin kafasına saçacak. Her tarafları misk olacak. Hakiki misk. Ve nevâs-ı huyûlim. Oho, bir şey daha çıktı. Atlarının perçemelerine de saçılacak. Demek bunlar attı gidiyor. Cennette at var mı? Var. Hadis-i şerifte var zaten, ben unuttum.
- 51:45
Hadis-i şerifte var, cennette at var, cennette deve var, bazıları atı çok seviyorlar ya, hobileri var, bilmem neleri. Dünyada at yarışına, it yarışına bulaşmasınlar, kumara mumara karışmasınlar, cennette çok güzel atlar olacak onlar. O at yarışı orada yaparlar. Burada kumara düşmesinler. Atlarının perçemelerine, o misk tepesi saçılacak.
- 52:06
Kendi kafalarına saçılacak. Ailelerine, eşlerine, hurilerine döndükleri zaman, onlar diyecekler, ya, onlar da bir güzellik görecekler. Yani, bıraktık biz sizi diyecekler, bıraktığımızdan daha güzel bulduk. Siz değiştiniz, daha güzelleştiniz. Eşleri de onlara diyecekler.
- 52:26
Siz de döndünüz ama hiç benzemiyorsunuz eski haline. Eşleri de onlara diyecekler. Siz de döndünüz ama hiç benzemiyorsunuz eski haline. Eşleri de onlara diyecekler. Çünkü Mevla'nın cemalini görmekten nur vurdu onlara. O nur öyle bir nur ki, yani devam etse bunlar onlara bakamayacak hale gelirler. işte eve dönene kadar falan, o nur, o andaki nur İşte eve dönene kadar falan o nur,
- 52:50
o andaki nur biraz zayıflıyor. biraz zayıflıyor, fakat tabii halleri çok daha güzel oluyor. Diyecekler biz sizi daha güzel bulduk, onlar diyecekler biz sizi daha güzel bulduk. Cennet böyle bir yer, gençlik artıyor, Gençlik artıyor, güzellik tazeleniyor. İhtiyarlıktan eser yok. Ölmek yok, eziyet yok.
- 53:06
Sıkıntı veren bir şey yok. Böyle bir mahal. Cennette ne istiyorlarsa hepsi onların için var. Ama bizim katımızda daha ziyadesi var. Ziyade nedir? İhsan üzere olan. İhsan demek, öyle namaz, oruç, accagat, teraviden ziyade üstü bir makam. Allah'ı görüyormuşsuncasına huşu ve huzur üzere namaz kılmak, teravi kılmak, oruç tutmak, umre yapmak.
- 53:40
Allah'ı görüyormuşçasına. Bir adamı görsen, saydığın bir adamı görsen ne kadar edepleniyorsun. Mevla'nın huzurunda ondan sonra sala parti geziniyorsun. Ama Allah'ı göremiyorsa da görüyor, Allah onu görüyor bilmesidir. O zaman tertibi fazla olur, düzenli olur, huzur üzere olur, huşu üzere olur ve işte bu ihsan makamına erişenler için ne var?
- 54:05
El Hüsna. Birinci bölümde dedim. Hüsna cennetin bir adıdır. En güzel yer, cennete yakışan bir isim. En güzel şey. Cennet var. Daha ve ziyade. Bir de fazlası var. Mezitle ziyade den geliyor. Yani fazlası ne acaba? Burada müfessirler çok mana vermişler. Biz tefsirde yazdık yani 15-20 rivayette var manalar.
- 54:25
Ama Resulullah'ın manasından öte olmaz. Yani orada durabiliriz. Hadis-i şerifte ne buyuruyor? Hüsna cennete girmektir. Ziyade de Mevlanın, Rab Teala'nın cemalini görmektir. Rabbim cümlemize bu sahurlar, seherler hürmetine, bu saatlerde istiğfar edenler hürmetine.
- 54:50
mübarek gecelerde, günlerde affettiği, beraat verdiği, mağfiret ettiği, azad ettiği, kullarına ilhak eylesin ve cennetiyle, cemaliyle, rıba-i şerifeyle, liba-i şerifeyle ve vuslatıyla cümlemizi mesrûr eylesin. Amin diyen dinlensin. Allah Teâlâ yediklerinizi şifa yapsın, dertlerinize deva yapsın, vücutlarınıza sıhhat yapsın, kuvvet yapsın.
- 55:16
kuvvet yapsın, akşam iftara kadar size yetecek, sizi kuvvetli tutacak, Akşam iftara kadar size yetecek, sizi kuvvetli tutacak ibadetlerinizi yapsın. ibadetlerinizi yapmaya, hayırlı, helal kazançlarınıza muvaffak olmaya yetecek derecede Rabbim kifayetli yapsın. Allah Teala oruçlarımızı takva ile tamamlamayı,
- 55:33
ihsan sıfatına ermeyi, muhsin kullardan olmayı cümlemize müyesser eylesin. Amin. Cimrilikten muhafaza eyle ya Rabbi. Müstahni görmekten kendimizi ihtiyaçsız saymaktan muhafaza eyle ya Rabbi. Ahirete görü gibi inanmak ihsan eyleyip, acabalardan, şüphelerden beri eyleyip, ya Rabbi yüsraya müyesser eyle bizi ya Rabbi.
- 55:55
Yüsra ki en çetin yer cehennemdir. Hiç yaşanılacak durulacak yer değil. Oraya yaklaştıracak inançlardan, amellerden bizi muhafaza eyle. Oranın işlerini bize kolay etme ya Rabbi. Yol açma ya Rabbi, kapı açma ya Rabbi. Sen orada engeller çıkar bize ya Rabbi. Cehenneme engeller çıkar bize ya Rabbi. Rızan üzere cennetine ya Rabbi.
- 56:16
İbadetleri kolay getirerek, zevkli getirerek, lezzet vererek, ibadet lezzetini cümlemize ihsan eyle ya Rabbi. Zikrine ve şükrüne ve sana güzel ibadet etmeye karşı bize yardım eyle ya Rabbi. Amin. Çoluk çocuklarımızı da, sevdiklerimizi de, ehli sünnet kardeşlerimizi de bu dualara ilhak eyle. Sohbetlere devam şebat, istikamet nasip eyleyip, bütün insanlara duyurmayı tebliğ etmeyi
- 56:40
ve duyurulanların da hidayet bulmalarını nasip eyle, bizleri de vesile eyle ya Rabbel Alemin. Kullarının kulaklarını, gözlerini, gönüllerini, kalplerini bu sohbetlere tevcih eyle ya Rabbi. Batıl konuşanları dinletme ya Rabbi. Ehli sünnet dışı konuşanları kulaklarına, dinletme ya Rabbi. Ehl-i sünnet dışı konuşanları kulaklarına bu cemaatin, bu müslümanları nasip etme ya Rabbi.
- 56:59
Amin. Sallallahu teala ala seyyidina Muhammed. Ve ala alihi ve sahbihi ve selleme teslimen küthiran. Velhamdülillahi Rabbil alemin. Amin
Benzer sohbetler
1:04:09İftar Sohbetleri 2026 - 24. Bölüm 19 Mart 202619 Mart 2026 · 65 dkRamazan Sohbetleri · 19 Mart 2026
1:06:14İftar Sohbetleri 2026 - 23. Bölüm 18 Mart 202618 Mart 2026 · 67 dkRamazan Sohbetleri · 18 Mart 2026
44:45İftar Sohbetleri 2026 - 22. Bölüm 17 Mart 202617 Mart 2026 · 45 dkRamazan Sohbetleri · 17 Mart 2026


